Loneliness

168 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Gebelerde yalnızlık algısı, depresyon, doğum korkusu ve ilişkili faktörler

Amaç: Bu çalışmanın amacı; gebelerde yalnızlık algısı, depresyon, doğum korkusu ve ilişkili faktörlerin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışma analitik-kesitsel olarak Temmuz 2022-Mayıs 2023 tarihleri arasında Pamukkale Üniversitesi Sağlık Araştırma Uygulama Merkezi'nde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın evrenini bu merkeze başvuran gebeler, örneklemini ise 335 gebe oluşturmuştur (n=335). Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan Gebe Tanıtım Formu, Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği ve Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği A Versiyonu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistikler olarak yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma ve minimum-maksimum değerler verilmiştir. Sayısal verilerin normal dağılıma uygunluğu için Kolmogorov-Smirnov testi uygulanmıştır. Normal dağılım gösteren veriler student t testi, One Way Anova testi ve Pearson Korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Post hoc analizi olarak Tukey testi yapılmıştır. Bulgular: Araştırmamıza katılan gebelerin yaş ortalaması 29,9±5,19 (min:19, maks:44) olup, %39,4'ü 25-29 yaş grubundadır. Gebelerin %39,1'i lise mezunudur. Gebelerin Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği toplam puan ortalaması 31,128±20,01 olup, Sosyal Yalnızlık alt boyutundan alınan puan ortalaması 10,35±6,86, Duygusal Yalnızlık-Aile alt boyutundan 9,84±7,61 ve Duygusal Yalnızlık-Romantik alt boyutundan 10,93±7,88'dir. Gebelerin Beck Depresyon Ölçeği puan ortalaması 12,22±13,12, Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği puan ortalaması 35,29±37,01'dir. Gebelerin Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği toplam puanı ile Beck Depresyon Ölçeği toplam puanı ve Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği toplam puanı arasında pozitif yönde, yüksek düzeyde; Beck Depresyon Ölçeği toplam puanı ile Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği toplam puanı arasında pozitif yönde, çok yüksek düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır (p=0,000). Gebelerin sosyodemografik özelliklerinden ilkokul/ortaokul mezunu olanların, çalışmayanların, gelir durumunu kötü algılayanların, altı yıl ve üzerinde evlilik yılı olanların, eşi okuryazar/ilkokul/ortaokul mezunu olanların yalnızlık düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Obstetrik özelliklerinden ise gebelik haftası 37 ve üzeri olanların, gebeliği planlı olmayanların, gebelik sayısı iki, doğum sayısı ve yaşayan çocuk sayısı bir olanların, gebelikte doğuma ilişkin eğitim almayanların ve eş ile uyumu kötü/orta düzeyde olanların yalnızlık düzeylerinin yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: Çalışmamızda gebelerin sosyal ve duysal yalnızlık düzeyleri ile depresyon ve doğum korkusu düzeylerinin düşük düzeyde olduğu tespit edilmiş olup, gebelerde yalnızlık düzeyi arttıkça depresyon ve doğum korkusu düzeylerinin de arttığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Depresyon, Doğum korkusu, Gebe, Yalnızlık.

Depresif belirtilerDepresyonGebelik+2
Canan Yörükoğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların bağlanma stilleri ile yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırma evli ve boşanmış kadınların bağlanma stilleri ile yalnızlık arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Bu iki değişken, katılımcıların eğitim durumu, evlilik süresi, çalışma durumu ve gelir düzeyleri gibi sosyoekonomik değişken biçimleriyle ilişkili olarak incelenmiştir. Verilerin toplanmasında Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği ve UCLA Yalnızlık Ölçeği ile birlikte Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır, ölçekler yüz yüze uygulanmıştır. Kartopu örneklem kullanılmıştır; katılımcıların 95'ievli ve 75'i boşanmış kadınlardan oluşmaktadır, toplam 170 katılımcı ölçeklere yanıt vermiştir. Verileri analiz etmek için çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar, bağlanma stilleri ile evli ve boşanmış kadınların yalnızlık puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Kaçınan bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Güvenli bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasında da negatif bir ilişki bulunmuştur. Bulunan bir diğer olumlu ilişki ise kaygılı-kararsız bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasındadır. Sonuçlar araştırmanın amacına uygun olarak tartışılmıştır.

BağlanmaBağlanma stilleriKadınlar+3
Balkız Çelik
Toros University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimlerinde akademik başarının, internet kullanımının, bağımlılığının ve sanal ortam yalnızlık düzey ilişkilerinin belirlenmesi

Çağımız koşulları gereği internet vazgeçilemez bir hal almış ve hemen hemen herkesin bir dokunuşta ulaşabileceği düzeye gelmiştir. Fakat bu bir dokunuşta erişim kolaylığı da avantajlarının yanında dezavantajları da beraberinde getirmiştir. İşte bu dezavantajlardan biri de internet bağımlılığıdır. Sanal dünya olan bu bağımlılık en çok genç yaştaki insanları etkilemektedir. Dolayısıyla gençlerin internet kullanımına dikkat etmek gerekmektedir. Gençlerin interneti kontrolsüzce kullanması sonucunda kendi aralarında sosyal izolasyon kültürü oluşmuştur. Bu kültürün dijital yerlileri iletişim ihtiyaçlarını da internet üzerinden gidermeye başlamışlardır. Yoğun internet kullanımı ve sanal ağlardan iletişim kurma gayesi bir araya gelince çağımız gençlerini yani dijital yerlilerimiz gerçek hayattan kopmuştur. Bu sanal dünya gençler için bir kaçış kapısı gibi gözükse de tıpkı gerçek dünya da olduğu gibi burada da yalnızlık çekmektedirler. Sanal dünyadaki bu yalnızlığın çaresini yine internette arayan bireyler giderek internet bağımlısı olmaktadırlar. İnternet bağımlısı bireyler için internet bir can simidi gibi görünse de durum hiç de öyle sanıldığı gibi değildir. Artan bağımlılıkla beraber düşen akademik başarı gibi pek çok olumsuz durum gençlerin önüne geçmektedir. Ne var ki günümüz de internete erişmek o kadar kolay hale gelmiştir ki öğrenciler okullarda bile rahatlıkla internete erişim sağlayabilmektedir. Duruma bu açıdan bakıldığında internet karşısında güvende kalmak önem taşımaktadır. Yenilenen eğitim müfredatı ile birlikte her bir kazanımı kapsayacak şekilde bazı yeterlilik alanları eklenmiştir. Yenilenen fen bilimleri dersi öğretim programına da yeterlilik alanları eklenmiştir. Bunlardan biri de dijital yetkinliktir. Bu yeterlilik alanında öğrencilerin iletişim ve bilgi teknolojilerini doğru, amacına uygun ve üretken bir şekilde kullanmaları hedeflenmektedir. Öğretim programındaki dijital yetkinlik tüm fen bilimleri kazanımları için geçerli olan bir yetenek gibi görülmektedir. Öğretim programında yer alan dijital yetkinlik tıpkı bilgi ve medya okuryazarlığına benzemektedir. Yirmi birinci yüzyıl becerilerinden biri olan bu yetenek, öğrencilerden internet, sanal ağlar, iletişim kanalları gibi araçlarda bilinçli, eleştirel ve üretken bireyler olmasını beklemektedir. İnternet bağımlılığı, sanal ortam yalnızlığı gibi durumlar yetkinlik alanları ve beceriler için birer tehlike olarak gençleri beklemektedir. Bu çalışmanın hedef grubunu 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı bu kademedeki öğrencilerin internet bağımlılığını, sanal ortam yalnızlık düzeylerini, fen bilimleri dersiakademik başarılarını ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek ve fen bilimleri dersindeki internet kullanımını saptamaktır Ayrıca öğrencilerin akademik başarıları fen bilimleri karne notu belirlenmiştir. Araştırmadaki veriler İzmir'in Bornova ilçesindeki devlet okullarından İnternet Bağımlılık Ölçeği, Sanal Ortam Yalnızlığı ve fen bilgisi dersinde internet kullanım amacı bilgi formu ile toplanmıştır. Bu çalışmanın örneklemi 386 öğrenci olup tarama araştırması niteliğinde nicel bir çalışmadır. Çalışmada yüksek düzeyde internet bağımlısı olarak belirlenen öğrenci sayısı 62'dir. Araştırma sonucunda öğrencilerin akademik başarısının yüksek olduğu ve nispeten sanal yalnızlık çektiği görülmüştür. Fen bilimleri dersinde internet en çok bilgiye ulaşmak, araştırma yapmak için kullanılmaktadır. Sonuç olarak internetin kolayca erişilebilir olması sorunları da beraberinde getirmiştir. İnterneti amacına uygun kullananların dışında sorun teşkil edecek şekilde kullananlarda mevcuttur. Bundan dolayı güvenli ve amacına uygun internet kullanımı için gençleri internetin olumsuz etkileriyle baş başa bırakmamak gerekmektedir. Aksi halde öğrencilere kazandırılmak istenilen dijital yetkinlik konusunda başarısızlık kaçınılmazdır.

Akademik başarıFen bilgisiFen bilgisi dersi+7
Doğan Kahraman
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel ve takım sporlarıyla uğraşan sporcuların çeşitli değişkenlere göre yalnızlık düzeylerinin incelenmesi.

Bu çalışmanın amacı bireysel ve takım sporlarıyla uğraşan sporcuların çeşitli değişkenlere göre yalnızlık düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmaya 2016 – 2017 sezonunda aktif olarak voleybol, basketbol, hentbol, badminton, masa tenisi ve taekwando branşıyla uğraşan, uygun örnekleme yöntemiyle seçilen ve çalışmada gönüllü olarak yer alan 600 sporcu katılmıştır. Veri toplama aracı olara araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu ile 1978 yılında Russel, Peplau ve Ferguson tarafından geliştirilmiş olan ve Türkiye'de geçerlilik ve güvenirlik çalışması Demir (1989) tarafından yapılarak Türkçeye uyarlanmış olan UCLA Yalnızlık ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların kişisel bilgilerinin dağılımlarının belirlenmesi için yüzde (%) ve frekans yöntemleri; verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığının belirlenmesi için Kolmogorov-Smirnov normallik testi uygulanmış ve bunun neticesinde verilerin non-parametrik test koşullarına uygun olduğunun anlaşılmasından sonra anlamlı farklılıkların belirlenmesi için Mann-Whitney U ve Kruskall Wallis testleri uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre cinsiyet, yaş, refah düzeyi ve boş zaman sürelerinini yeterliğine göre katılımcıların yalnızlık düzeylerinde anlamlı bir farklılık ortaya çıkmazken (p>0.05), katılımcıların boş zamanlarını değerlendirme güçlüğü çekme durumları, spor branşları ve branşlarının takım sporu ya da bireysel spor olmasına göre ise anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak, aktif sporla uğraşan bireylerde boş zaman değerlendirme güçlüğü çekmenin, uğraşılan spor branşının ve uğraşılan spor branşının takım ya da bireysel spor branşı olmasının yalnızlık düzeyini etkileyen değişkenler olduğu fakat cinsiyet, yaş, refah düzeyi ve boş zaman sürelerinin yeterliklerinin aktif sporcularda yalnızlık düzeylerini etkileyen değişkenler olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yalnızlık, Spor, Bireysel Sporlar, Takım Sporları

Bireysel sporlarBireysel sporlarSpor+4
Sevgi Hancı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde yaşlı bireylerde internet kullanımının depresyon ve yalnızlık düzeyi ile ilişkisi

Pandemi sürecinde uygulanan sosyal mesafe ve izolasyon önlemleri yaşlı bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkilemiştir. Bu çalışma COVID-19 pandemi sürecinde yaşlı bireylerde internet kullanımının depresyon ve yalnızlık düzeyi ile ilişkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel çalışmaya 01.09.2021-01.06.2022 tarihleri arasında 330 geriatrik hasta alındı. Veriler; kişisel bilgi formu, Geriatrik Depresyon Ölçeği Kısa Formu-15 (GDÖ-15), Yaşlılar için Yalnızlık Ölçeğini içeren anket formuyla yüz yüze görüşme yöntemiyle toplandı. Katılımcıların yaş ortalaması 71,38±6,06 yıl olup %60,3'ü kadındı. Yaşlı bireylerin %15,8'inin yalnız yaşadığı, %10,9'unun yüz yüze görüşebileceği hiç arkadaşının olmadığı, %85,2'sinin pandemi sürecinde sosyal ilişkilerinin azaldığı bulundu. İnternet erişimli cep telefonu ve bilgisayar/tablet kullananların oranı sırasıyla %47,3 ve %6,1 idi. Bireylerin %52,4'ünün interneti hiçbir zaman kullanmadığı, %18,8'inin ara sıra, %28,8'inin ise her gün kullandığı saptandı. İnternet kullanan bireylerin %68,8'i pandemi sürecinde internet kullanımının arttığını belirtti. En fazla yapılan internet aktivitelerinin; akraba/arkadaşlarla görüntülü görüşme (%39,4) ve mesajlaşma uygulamalarıyla mesaj/ fotoğraf/video paylaşımı (%38,2) olduğu bulundu. Yaşlı bireylerin %37'sinde depresyon (GDÖ skoru>5) saptandı. Depresyon oranı hiç internet kullanmayanlarda %42,8, ara sıra internet kullananlarda %38,7 iken her gün internet kullananlarda %25,3 bulundu (p=0,017). Her gün internet kullananların yalnızlık puanı, ara sıra internet kullananlardan ve hiç internet kullanmayanlardan anlamlı derecede düşük bulundu (sırasıyla p=0,008, p<0,001). Sonuç olarak her gün internet kullanan yaşlı bireylerde kullanmayanlara göre depresyonun daha az görüldüğü ve bu kişilerin yalnızlık puanlarının daha düşük olduğu bulundu. Yaşlı bireylerin internet erişimli teknolojik cihazları uygun şekilde kullanmaları onların psikolojik sağlıklarına olumlu katkı sağlayabilir. Anahtar kelimeler: COVID-19, Pandemi, Yaşlı, Depresyon, Yalnızlık

COVID 19DepresyonPandemiler+4
Mustafa Kılıç
Gaziantep University
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

21. yüzyıl bireyinin yalnızlık ve izolasyon halinin kavramsal sorgulamasından elde edilen çıkarımların bütünsel bir çağdaş dans koreografisine dönüştürülmesi: "İzole"

"İzole" isimli bu tez çalışmasında, koreograf Tan Temel'in yaşadığı, sanatsal olarak beslendiği ve sanatsal üretimini yaptığı sosyal çevrenin koşullarını, problemlerini incelediği; bunların kendisi üzerindeki psikolojik ve fiziksel yansımalarını araştırarak özgün bir anlatımla sahneye koyduğu dans koreografisinin araştırma ve yapım aşaması anlatılmaktadır. Koreograf sıkışmışlık, hareketsizlik, yorgunluk, iletişimsizlik, özgürleşememe, özgürleşme arzusu, baskı altına alınma, zorlanma, dayatma, cinsellik, ait olma, sahiplenme, duvarlar, kapatma, kapatılma korkusu, inşa etme, yıkma, yıkım, tortu gibi kendi gözlemlerinden yola çıkarak belirlediği kavramsal motivasyonları incelemiş ve bunları dans koreografisine dönüştürmüştür. "İzole"de bahsi geçen dinamiklerden yola çıkılarak günümüz hayatına uygun bir şekilde küçük bir oda içinde yaşam döngüsünü sürdüren izole olmuş iki birey üzerinden 21. yüzyılın bireyi ve içinde bulunduğu durum sorgulanır. Bu tez çalışması yedi bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünün ardından, ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerde tezin kavramsal çerçevesini oluşturan motivasyonlar incelenmektedir. Beşinci bölümde, koreografın stüdyoda çalışma sürecini, koreografinin oluşum aşamalarını ve bölümleri anlatılmaktadır. Altıncı bölüm, mekan, ışık, kostüm, sahne tasarımı ve müzik unsurlarının hazırlık aşamasını ve bunların hareket dizinleri ile birleşme süreci anlatılmaktadır. Sonuç Bölümünde, değişen toplumsal ve sosyal yapıların, ortaya çıkardığı kaçınılmaz sonuç nedir sorusunun yanıtı; bireyin izole olması, sınırlanma, bozulan direkt iletişim ve hareketsizleşen bedenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Kavramsal sorgulamaların çerçevesinde dansçıların ve diğer sanatçıların kendi yüzleşmelerini ve iç hesaplaşmalarını içeren koreografide, bu döngünün devam ettiği/edeceği sonucuna varılır. Bu durum koreografinin hareket kalitesine, sahne tasarımına da döngüsel bir form olarak yansır. Performans, dansçıların koreografinin başında olduğu gibi daire şeklinde koşması ile bir başka başlangıca gitmek üzere sonlanır. Anahtar Kelimeler: İzolasyon, Duvar, Yalnızlık, Bloke Olma, İlişkiler

DansKoreografiModern dans+3
Tan Temel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Evde sağlık hizmeti alan ve almayan yaşlı bireylerin yaşam kalitesi, yalnızlık ve ölüm korkusu

Ülkemizdeki yaşlı nüfusunun artmasıyla beraber kişilerin kendi bakımlarını engelleyen sağlık sorunlarının ortaya çıkma hızıda artmaktadır. Kronik hastalıklar sebebiyle işlev kayıplarının yaşanması sağlığı her yönüyle etkilemekle birlikte bireyin sosyal adaptasyon durumunu da zayıflatmaktadır. Üretkenliği ve gücü azalan yaşlı birey kendini diğer insanlara göre daha yalnız ve ölüme daha yakın hisseder. Evde sağlık hizmetleri bu duygular içindeki fizyolojik ve psikolojik sıkıntı yaşayan yaşlı bireyler için hayatı biraz daha kolaylaştırmak amacıyla profesyonel sağlık hizmeti sunmaktadır. Bu araştırma evde sağlık hizmeti alan ve almayan yaşlı bireylerin yaşam kalitesi, yalnızlık ve ölüm korkusunun incelenmesi amacıyla yapıldı. Araştırma, Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesinin Evde Sağlık Hizmetleri birimine kayıtlı 266 hasta ve Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesinin poliklinik birimlerine başvuran, çalışmanın yapıldığı altı bölge içinde yaşayan ve herhangi bir yerden evde sağlık hizmeti almayan 242 birey üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, DSÖ Yaşam Kalitesi Ölçeği Yaşlı Modülü, Templerin Ölüm Kaygısı Ölçeği ile Yaşlılar İçin Yalnızlık Ölçeği kullanılarak toplandı. Analizler SPSS 27 istatistik programı ile yapıldı. Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanıldı. Tanımlayıcı testler için sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, iki bağımsız grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında "Mann-Whitney U" testi (Z-tablo değeri), normal dağılıma sahip olmayan iki nicel değişkenin ilişkilerinin incelenmesinde "Spearman" korelasyon katsayısı kullanıldı. Araştırmada; evde sağlık hizmeti alan bireylerin %60,5'i, hizmet almayan bireylerin ise %59,1'inin kadın olduğu bulundu. Evde sağlık hizmeti alma durumu yaş sınıfları, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, çocuk varlığı ve ikamet edilen yer arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki (p>0,05) olmadığı, birlikte yaşanan kişiler (χ2=14,025; p=0,003), bakıma yardımcı kişinin olması durumu (χ2=9,716; p=0,002) ve gelir düzeyi arasında (χ2=16,888; p<0,001) istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edildi. Evde sağlık hizmeti alan bireyler WHOQOL-OLD ölçeğinin tüm alt boyutlarında hizmet almayan bireylere göre daha yüksek puan aldı. Evde sağlık hizmeti alan bireylerin yaşam kalitesi almayan bireylere göre daha yüksek, yalnızlık ve ölüm kaygısı ölçeği değerleri ise evde sağlık hizmeti alan bireylerde hizmet almayanlara göre daha düşük bulundu. Evde sağlık hizmeti alma durumunun biriyle birlikte yaşayan kişilerde daha fazla (χ2=14,025; p=0,003) olduğu, bakımına yardımcı olan kişilerin ağırlıklı olarak hizmet aldığı (χ2=9,716; p=0,002), bakımında yardımcısı olmayan kişilerin ise ağırlıklı olarak hizmet almadığı, geliri giderine eşit veya geliri giderinden fazla olanların geliri giderinden az olanlara göre daha fazla hizmet aldığı (χ2=16,888; p<0,001) tespit edildi. Yaşanılan bölge, Covid-19 geçirip geçirmeme durumu ve eşiyle, çocuklarıyla, bakıcıyla, yalnız yaşama durumlarına göre evde sağlık hizmeti alan bireylerin yaşam kalitesi düzeylerinin hizmet almayanlara göre daha yüksek, yalnızlık durumlarının ve ölüm korkusunun ise daha düşük olduğu bulundu. Anahtar Kelimeler:Evde Sağlık Hizmetleri, Yaşlı, Yalnızlık, Ölüm Korkusu, Yaşam Kalitesi

Evde sağlık hizmetleriSağlık hizmetleriSağlık hizmetleri araştırmaları+5
Fatmanur Yanartaş
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yalnız yaşayan yaşlıların hayatlarındaki rekreasyonel aktivitelerin acil servise başvurma sıklığı ve depresyon seviyeleri üzerine etkisi

Çalışma 65 yaş ve üzeri yalnız yaşayan bireylerin yaşamlarında var olan rekreasyonel aktivitelerin acil servise başvurma sıklığı ve depresyon seviyeleri üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma kesitsel tanımlayıcı tipte olup örneklemini, Haziran-Eylül 2022 tarihleri arasında bir devlet hastanesi acil servis birimine başvuran 192 yalnız yaşayan yaşlı oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında, Yaşlı tanıtım ve rekreasyonel aktiviteleri belirleme formu ile geriatrik depresyon ölçeği (GDÖ) kısa form kullanılmıştır. Verilerin analizinde; sıralı lojistik regresyon, ortalama karşılaştırma testleri, korelasyon analizi uygulanmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 76.23±7.24 ve GDÖ puan ortalaması 7.51±4.47 olarak bulunmuştur. Depresyon riski %69,8 olarak bulunmuştur. Ortalama karşılaştırma testlerine göre katılımcıların yaşamlarındaki rekreasyonel faaliyetlerin (evde yapılan faaliyetler, dışarıdaki etkinliklere katılım, aile üyeleriyle görüşme, sosyal ilişkiler, mutlu eden uğraşlar ve fiziksel aktivite) GDÖ puanları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkisi bulunmuştur (p<0,05). Son 6 ayda acile başvurma sıklığı ile GDÖ arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki olduğu görülmüştür (p<0,05). Sıralı lojistik regresyon analizi sonucuna göre; ilaç sayısı, çocuk sayısı, telefon kullanımı, kanser ve acile gelme nedenleri ile son 6 ayda acile başvurma sıklığı üzerinde anlamlı etki görülmüştür (p<0,05). Sonuç olarak, yaşlılarda rekreasyon aktivitelerinin artışının depresyon seviyesi ve acil servise başvurma sıklığını azalttığı görülmüştür.

Acil servis-hastaneDepresyonHasta başvurusu+5
Nurcan Yüksekkaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessAR

"التأثيرات النفسية في شعر ابي العلاء المعري "

This research tries to bring a psychological approach to Ebu'l-Ala el-Maarri's poetry, thus making a comparative analysis between the author's life on the one hand and his poetry on the other. In this context, a framework of the author's psychological crises is presented, then the psychological effects caused by these crises will be examined, thus evaluating how effective these effects are on his literature and poetry. In this framework, the study is divided into sections, namely introduction, three chapters and conclusion. In the first part, the characteristics of psychological effects in the eyes of al-Maarri are discussed, and in the second part, the external causes of this psychological effect are mentioned. Then, the appearance forms of psychological effects are discussed in the third part. Finally, in the conclusion part, the results and suggestions obtained during the research are given. A descriptive analytical approach was followed in the research as it was suitable for the aims and requirements of the study. Examining the bad conditions that caused the psychological effects, smallpox, loss of vision, loss of mother and father can be counted the tragedies that il al-Maarri faced during his journey in search of knowledge. The crises and tragedies that the author has faced throughout his life can be considered the most important causes and motives of the psychological effects he has been exposed to. Because he had to cope with various kinds of psychological crises that emerged in different forms and progressed gradually as a result of the events and conditions to which he was exposed one after the other. The main ones are depression, isolation and loneliness and the way he looks at himself .

Omar Maad Hameed Hameed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Parçalanmış ve tam aileye sahip ergenlerin yalnızlık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; farklı liselerde öğrenim gören parçalanmış ve tam aileye sahip ergenlerin yalnızlık düzeylerinin; cinsiyet, sınıf düzeyi, akademik başarı, yakın arkadaş sayısı, arkadaşlar ve aileyle kurulan ilişkilerden memnun olma durumlarına göre farklılık gösterip göstermediğini incelemektir.Araştırmaya Adana ili Seyhan İlçesi'nde bulunan ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi liselerde okuyan, 226 parçalanmış ve 226 tam aileye sahip toplam 452 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere Russel, Peplau ve Cutrona (1980) tarafından geliştirilen ve Demir (1989) tarafından Türkçe'ye uyarlanan UCLA Yalnızlık Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu uygulanmıştır.Öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin yukarıda belirtilen değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla çift faktörlü varyans analizi tekniği kullanılmış, sonuçların anlamlı çıkması durumunda hangi gruplar arasında fark olduğunu belirlemek için Scheffe testi uygulanmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin yalnızlık düzeyleri açısından, akademik başarısı yüksek, 9'dan fazla yakın arkadaşı olan, arkadaşlarıyla ve aileleriyle kurulan ilişkilerden çok memnun olan öğrenciler lehine anlamlı bir farkın olduğu görülmüştür. Öğrencilerin yalnızlık düzeylerinde cinsiyete ve sınıf düzeyine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Yalnızlık, parçalanmış aile, ergenlik.

AileAile hayatıErgenler+7
Ayşegül Pancar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Jean-Marie gustave le Clézio'nun üç romanında yalnızlık teması

Bu tez, Jean Marie Gustave Le Clézio'nun eserlerinden üçü olan ?Tutanak, Okyanus Kokusu ve Altın Balık? romanlarında yoğun bir şekilde işlenen yalnızlık teması üzerine bir çalışmadır. Birinci bölümde, yazarın etkilendiği edebi akımlardan, edebi kimliğinden, Le Clézio'nun eklektik, evrensel, hümanist yönlerinden bahsettik. İkinci bölümde yalnızlığın çıkış noktasını bulmaya çalışırken aynı zamanda kahramanların ortak kaderlerini de incelemeye çalıştık ve yalnızlığın bir kader, bir seçim veya bir rastlantı olup olmadığı sorusunu cevapladık. Son bölümde yalnızlığın değişik durumlarını gruplandırdık: Kalabalığın içinde yalnızlık, tercih edilen yalnızlık ve yalnızlığın getirdiği özgürlük olarak üç grup altında topladık.Anahtar Sözcükler: Jean Marie Gustave Le Clézio, Okyanus Kokusu, Altın Balık, Tutanak, Yalnızlık

Fransız edebiyatıFransız romanıLe Clezio, Jean-Marie Gustave+2
Pelin Batman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütlerde duygusal zekâ, yalnızlık ve kendini doğrulama çabası arasındaki etkiler: Kendini doğrulama çabasının aracılık rolü

Bu çalışmanın amacı, örgütlerdeki çalışanların duygusal zekâları, yalnızlık algıları ve kendilerini doğrulama çabaları arasındaki etkileri analiz etmek, bu etkilerin yönlerini tespit etmek ve kendini doğrulama çabasının anlamlı bir aracılık rolüne sahip olup olmadığını belirlemektir. Bu amaçla yürütülen çalışmada veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmıştır. Kolayda örnekleme tekniği ile Yozgat ili genelinde faaliyette bulunan bir kurumda çalışan 393 kişiden veri toplanmıştır. Çalışanlardan duygusal zekâ, yalnızlık ve kendini doğrulama çabası ile alakalı ifadelere katılma seviyelerini belirtmeleri istenmiş, buna ek olarak demografik değişkenlerle ilgili sorular da sorulmuştur. Veriler istatistiksel analiz programları vasıtasıyla analiz edilmiştir. Araştırma modelini ve hipotezleri test etmeden önce güvenilirlik ve geçerlilik analizleri yapılmıştır. Ayrıca sıklık (frekans) ve normallik analizleri de gerçekleştirilmiştir. Modeldeki değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkileri incelemek için YEM analizinden faydalanılmıştır. Yol analizi "yapısal eşitlik modeli" (YEM) yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Kendini doğrulama çabasının aracılık etkisini test etmek için yapısal eşitlik modellemesi ile çoklu hiyerarşik regresyondan yararlanılmıştır. Son olarak da MANOVA analizleri yapılmıştır. YEM analizleri sonuçlarına göre duygusal zekânın yalnızlığı ve kendini doğrulama çabasını anlamlı bir şekilde etkilediği ve kendini doğrulama çabasının yalnızlığı anlamlı bir şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Duygusal zekânın yalnızlık üzerindeki etkisinde kendini doğrulama çabasının anlamlı bir aracılık rolü olduğu da görülmüştür.

Duygusal zekaYalnızlıkYapısal eşitlik modeli+2
Eşe Yıldırım
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ön ergenlerin internet bağımlılığının yalnızlık, sosyal beceriler ve bazı sosyo demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada ön ergenlerin internet bağımlılığının yalnızlık, sosyal beceriler (olumlu sosyal davranışlar, olumsuz sosyal davranışlar) ve bazı sosyo-demografik değişkenler (cinsiyet, akademik başarı, sosyo-ekonomik düzey, öğrencinin sınıf düzeyi) açısından nasıl bir ilişki gösterdiğini incelemek amaçlanmıştır. Bu araştırma ilişkisel tarama modelli betimsel bir çalışma niteliğindedir. Araştırma 6., 7. ve 8. sınıfa devam eden 1063 ortaokul öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin internet bağımlılığına ilişkin veriler Young (1996) tarafından geliştirilen Bayraktar (2001) tarafından Türkçeye uyarlama çalışması yapılan "İnternet Bağımlılık Ölçeği"; sosyal becerilerine ilişkin veriler (olumlu sosyal davranışlar, olumsuz sosyal davranışlar) Rotatory ve Hessel (1983) tarafından geliştirilen Bacanlı ve Erdoğan (2003) tarafından Türkçeye uyarlanan "Matson Çocuklarda Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği", yalnızlık düzeylerine ilişkin veriler Russel, Peplau ve Cutrona (1980) tarafından geliştirilen Demir (1989) tarafından Türkçeye uyarlanan "UCLA Yalnızlık Ölçeği" ve son olarak bazı sosyo-demografik değişkenler ve öğrencilerin internet kullanımına ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 20.0 paket programından yararlanılarak frekans ve yüzde hesapları, parametrik olmayan testlerden Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı, Mann-Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; Örneklemin %93'ü semptom göstermeyenler, %6'sı sınırlı semptom gösterenler (olası bağımlı veya risk altında olanlar) ve %1'i internet bağımlısı olarak tespit edilmiştir. İnternet kullanım amaçlarına bakıldığında öğrencilerin %78'i okulla ilgili araştırmalar yapmak, %65'i oyun oynamak, %53'ü film izlemek, %50'si sosyal paylaşım sitelerini kullanmak, %44.1'i boş zamanlarımı değerlendirmek ve %17.6'sı internet sayfaları arasında sörf yapmak amacıyla internet kullanmaktadır. Öğrenciler çoğunlukla interneti birden fazla amaç için kullanmaktadır. Ön ergenlerin internet bağımlığının, yalnızlık düzeyleriyle anlamlı bir ilişki göstermediği ancak sosyal beceri değerlendirme alt ölçekleriyle (olumlu sosyal davranışlar, olumsuz sosyal davranışlar) anlamlı bir ilişki gösterdiği bulunmuştur. Öğrencilerin internet bağımlılık puanlarıyla olumlu sosyal davranışları arasında negatif yönde anlamlı düzeyde bir ilişki; olumsuz sosyal davranışları arasında ise pozitif yönde anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ön ergenlerin internet bağımlılık puanları; cinsiyetlerine, algılanan akademik başarı düzeylerine, ailenin gelir düzeyine, sınıf düzeylerine, günlük internet kullanım süresine ve sosyal paylaşım sitelerinden herhangi birine üye olup olmama durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı olarak farklılaşmakta iken, ailesinin internet kullanımına bir sınırlama koyup koymamasına göre herhangi bir farklılaşma tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Ön Ergenler, İnternet Bağımlılığı, Yalnızlık, Sosyal Beceriler, Olumlu ve Olumsuz Sosyal Davranışlar

BağımlılıkErgenlerOlumlu sosyal davranış+7
Caner Doğrusever
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana ili Merkez ilçelerinde öğrenim gören lise öğrencilerinin internet bağımlılığı prevalansı ve bu bağımlılığın yalnızlık ve aile dinamikleri ile ilişkisi

Amaç: Önemli bir toplum sağlığı sorunu olmaya başlayan internet bağımlılığı ve riskli internet kullanımının büyük bölümünü 16-24 yaş arasındaki ergenler ve genç yetişkinler oluşturmaktadır. Çalışmamızda adolesanların internet bağımlılığı prevalansını ve bu bağımlılığın yalnızlık ve aile dinamikleri ile ilişkisini incelemeyi, lise öğrencilerinin internet kullanım örüntülerini bulmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Adana merkezde yer alan ve sistematik randomizasyonla belirlenen 15 lisedeki 1160 öğrenci örneklemi oluşturmuştur. Veriler, sosyodemografik anket, IAT internet bağımlılık testi, UCLA yalnızlık envanteri ve aile APGAR ölçeği ile toplanmıştır. Bulgular: Öğrencilerin % 43,4'ü erkektir. (n=517) Yaş ortalaması 16,2+0,9 yıldır. Öğrencilerin 56'sı (% 4,6) internet kullanmadığını belirtmiştir. Öğrencilerin % 81,6'sı normal internet kullanıcısı, % 18,4'ü problemli internet kullanıcısıdır. İnternet bağımlısı olanların oranı ise % 2,1 (25 kişi) 'dir. Öğrencilerin günlük internet kullanım süresi ortalaması 4,1±4,1 saat, haftalık internet kullanım süresi ortalaması ise 25,1±29,1 saattir. Problemli internet kullanıcısı olan öğrencilerin ortalama internet kullanım süresi haftalık 48,2±37,6 saat iken, normal kullanıcılarınki 18,5±22,2 saattir. Problemli internet kullanıcılarının kişisel bilgisayar ve cep telefonundan internete erişim oranlarının anlamlı yüksek olduğu saptanmıştır. UCLA yalnızlık ortalama puanı, problemli kullanıcılarda 42,9±11,7 iken normal kullanıcılarda 38,2±11,2 olup, fark anlamlıdır. Yalnızlığın insanları internet bağımlılığına sürüklediği ve UCLA yalnızlık skorundaki bir puanlık artışın IAT puanını 1,03 kat arttırdığı bulunmuştur. Aile fonksiyonları ile problemli internet kullanımı arasında anlamlı bir ilişki olduğu, saptanmıştır. Sonuç: Özellikle ergen ve gençlerde sık görülen problemli internet kullanımının aile disfonksiyonu ve yalnızlık ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu konuda aile hekimlerine ergen, genç ve erişkinlerin farkındalık ve eğitimleri konusunda önemli görevler düşmektedir. Anahtar Kelimeler: Adana, Aile APGAR'ı, İnternet bağımlılığı, Öğrenci, Yalnızlık

AdanaAileApgar puanı+6
Songül Günnar
Çukurova University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde yalnızlığın yordayıcısı olarak algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanmanın incelenmesi

Bu araştırmanın amacı arkadaştan algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanma değişkenlerinin ergenlerin yalnızlık düzeyini ne derecede yordadığı incelemektir. Betimsel yöntem kullanılarak yürütülen araştırmada örneklemi 2016-2017 eğitim öğretim yılında Hatay ili İskenderun ilçesindeki anadolu liselerinde okuyan 239 kız ve 191 erkek olmak üzere 430 öğrenci oluşturmuştur. Bu kullanılan veriler; Kişisel Bilgi Formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Arkadaşlık Kalitesi Ölçeği ve Arkadaşa Bağlanma Ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırma değişkenleri cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, kardeş sayısı, aile gelir düzeyi, sınıf düzeyi açısından incelenirken SPSS programı üzerinden ilişkisiz örneklemler T- testi, tek yönlü varyans analizi (One Way Anova), Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Yalnızlığın; algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanma değişkenleri tarafından ne derece yordandığı incelenirken hiyerarşik çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda arkadaştan algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanma değişkenlerinin yalnızlığı anlamlı olarak yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet, sınıf düzeyi, anne eğitim, baba eğitim, kardeş sayısı, ailenin aylık gelir düzeyi değişkenlerinin UCLA Yalnızlık Ölçeğine göre anlamlı farklılaşmadığı görülmüştür. Arkadaşlık kalitesi ve algılanan sosyal desteğin cinsiyet açısından anlamlı farklılaştığı; kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre arkadaşlarından daha fazla sosyal destek algıladıkları görülürken; sınıf düzeyi, anne eğitim seviyeleri, baba eğitim seviyeleri, kardeş sayısı, ailenin aylık gelir düzeyi değişkenlerinin anlamlı farklılaşmadığı görülmüştür. Arkadaşa bağlanma güvenli alt boyutunun kızların lehine olarak cinsiyet açısından farklılaştığı görülmüştür. Sonuçlar ergenlik, yalnızlık, sosyal destek, bağlanma ve arkadaşlık kalitesi değişkenleri kapsamında literatürdeki diğer çalışmalar da göz önünde bulundurularak tartışılmıştır.

Akrana bağlanmaAlgılanan sosyal destekArkadaşlık+7
Ayşe Nur Katmer
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı yaşlanma kavramı çerçevesinde 65 yaş üstü bireylerin sosyalizasyon ve yalnızlık durumlarına ilişkin nitel bir araştırma

Amaç: Araştırmanın amacı; 65 yaş üstü bireylerin sosyalizasyon ve yalnızlık durumlarını, sağlıklı yaşlanma kavramı çerçevesinden değerlendirmektir. Bu araştırmada, 65 yaş üstü bireylerin farklı çevresel ve sosyo-kültürel koşullar altında deneyimledikleri yalnızlık ve sosyalizasyon durumlarını derinlemesine incelemek ve bu inceleme bağlamında sağlıklı yaşlanma kavramının değişimine bakmak amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, nitel araştırma yöntemiyle tasarlanmıştır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Manisa'da yaşayan 20 yaşlı ile yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde literatür taraması sonucunda elde edilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Toplanan veriler MAXQDA nitel analiz programına aktarılarak tematik olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Sağlıklı yaşlanma kavramının belirleyicileri üzerinden yaşlıların yalnızlık ve sosyalizasyon durumlarının ele alındığı bu araştırmada, katılımcıların yaşlılık deneyimlerinin; fiziksel sağlık, bağlı oldukları sosyal çevre ve ekonomik koşullarıyla ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca eğitim durumu ve boş zaman aktiviteleri de hissedilen yalnızlık üzerinde etkilidir. Sonuçlar: Yaşlıların yalnızlıktan korunması ve sağlıklı yaşlanma anlayışıyla desteklenmesi tam bir iyilik hali açısından oldukça önemlidir. Yaşlılık döneminde yaşanan sosyal yalıtım sorunlarının doğru değerlendirilmesi ve yalnızlığın sağlıklı yaşlanma kavramının hayata geçirilerek önlenmesi profesyonel sosyal hizmet müdahaleleriyle mümkündür. Bu araştırma, planlanacak müdahalelere ışık tutması açısından büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: yaşlılık, yalnızlık, sosyal izolasyon, sağlıklı yaşlanma

Sağlıklı yaşlanmaSosyal yalnızlıkSosyalleşme+4
Melis Ecem Çıplak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin iş doyumu ve iş yaşamındaki yalnızlık düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı; Millî Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin iş doyumu ve iş yaşamındaki yalnızlık düzeylerinin incelenmesidir. Çalışmada ayrıca cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem, eğitim durumu ve okutulan sınıf düzeyi gibi çeşitli değişkenlerle iş doyumu ve iş yaşamında yalnızlık arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Kırşehir ve Erzurum il merkezlerinde bulunan toplam 415 sınıf öğretmeni üzerinde yürütülmüştür. İlişkisel tarama modelinde tasarlanmış araştırmada verilerin toplanması için Kişisel Bilgi Formu, Minnesota İş Doyum Ölçeği ve İş Yaşamında Yalnızlık Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler paket veri programına girilerek üzerinde istatistiksel işlemler yapılmıştır.Araştırma kapsamında öğretmenlerin yüksek düzey iş doyumuve içsel doyuma, orta düzey dışsal doyuma sahip oldukları tespit edilmiştir. İş doyumu ile cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem, eğitim durumu ve okutulan sınıf düzeyi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.Öğretmenlerin düşük düzey iş yaşamında yalnızlık, duygusal yoksunluk ve sosyal arkadaşlığa sahip oldukları tespit edilmiştir. İş yaşamında yalnızlık ile medeni durum, eğitim durumu ve okutulan sınıf düzeyi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.Ancak öğretmenlerin cinsiyet ve mesleki kıdemlerinin yalnızlık düzeylerini ve alt boyutlarını istatistiksel olarak etkiledikleri tespit edilmiştir. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin iş doyumu ile iş yaşamında yalnızlıkları arasında negatif yönde yüksek düzeyde ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Sınıf öğretmenliğiYalnızlıkYalnızlık düzeyleri+3
İbrahim Gafa
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde sanal bağlanmanın yordanması

Her geçen gün teknolojinin yaygınlaşmasına ve sanal ortamların kullanımının artmasına paralel olarak yeni bir ilişki biçimi olarak sanal bağlanmanın ortaya çıktığı görülmektedir. Özellikle genç yetişkinler kendini daha rahat ifade edebilme, yakın ilişkiler kurma adına sanal ortam üzerinden ilişkiler yaşamaya ve bu ilişkileri yaşamının merkezine almaya başlamıştır. Öyle ki bireyler sanal ortam üzerinden ilişki kurdukları kişi veya kişilerle iletişime geçmeyi sabırsızlıkla beklemektedir. Etkileşime geçmediklerinde ise huzursuzluk, kaygı, merak gibi duygular hissetmektedirler ve bu durum genç yetişkinlerin giderek günlük yaşamlarından uzaklaşıp sanal ortamda kurdukları etkileşimlere bağlı hale gelmelerine sebep olmaktadır. Sanal bağlanma ortaya koyduğu kişisel ve toplumsal sonuçlar açısından araştırılması ve anlaşılması önemli bir durumdur. Betimsel bir nitelik taşıyan bu araştırmada sanal bağlanmanın genç yetişkinlerde cinsiyet, bağlanma stilleri, yalnızlık, utangaçlık, psikolojik doğum sırası ve ebeveyn ilişkileri açısından ne derece yordandığı sorusuna yanıt aranmıştır. Bu amaç doğrultusunda değişkenler arası ilişkileri belirlemek amacıyla regresyon analizi yapmak için 451 öğrenciden veriler toplanmıştır. Veri toplama sürecinde öncelikle etik kurul izni alınmış ve ardından Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde öğrenim gören ve uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen öğrencilerden veriler Google Anketler aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın temel amacı neticesinde elde edilen sonuçlara göre bağlanma stili, yalnızlık, utangaçlık, psikolojik doğum sırası ve ebeveyn ilişkileri üniversite öğrencilerinde sanal bağlanmayı anlamlı bir şekilde yordarken cinsiyetin modele anlamlı bir katkı sağlamadığı görülmüştür. Sanal bağlanma ile yalnızlık, utangaçlık, korkulu bağlanma, saplantılı bağlanma ve kayıtsız bağlanma arasında pozitif yönde ve anlamlı düzeyde bir ilişki; sanal bağlanma ile ebeveyn ilişkileri ve güvenli bağlanma arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Sanal Bağlanma Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu, Utangaçlık Ölçeği ve Ebeveyn İlişkileri hakkında yorum yapabilmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan likert tipli beş soruluk bir araç kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde IBM SPSS Statistics v25.0 paket programı kullanılmış olup Adımsal Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular alan yazın ışığında daha önce bu konu ile ilgili olarak yapılmış araştırmaların bulguları ile birlikte tartışılıp yorumlanmıştır. Bu bulgular doğrultusunda geleceğe yönelik olarak sanal bağlanma kavramının anlaşılması ve tartışılması doğrultusunda psikolojik danışmanlara ve ruh sağlığı alanında çalışanlara öneriler sunulmuştur.

BağlanmaBağlanma stilleriCinsiyet+6
Hatice Şabanoğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Turgut Uyar şiirinde varoluşsal yalnızlığın dışavurumu

Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı'nda İkinci Yeni olarak adlandırılan şiir hareketinin münbit şairlerinden biri olan Turgut Uyar, varoluşsal yalnızlığın dışavurumunu çoğu zaman ilişkiler ve bir nesne üzerinden şiirlerinde anlatır. Ancak şair yalnızlığı sadece anlatmakla kalmaz aynı zamanda yalnızlık üzerine düşünür de. Yalnızlık başlı başına varoluşçu bir fenomen olması hasebiyle çalışmamızın merkezinde felsefe olmuştur. Varoluş felsefesinin önemli filozofları olan Soren Kierkegard, , Martin Heidegger, Jean Paul Sartre, ve Albert Camus odağında düşünsel okumalar yaparak yalnızlık kavramı aydınlatılmaya çalışılmıştır. Şiirleri yalnızlık yelpazesinin farklı kanatlarını oluşturan fırlatılmışlık ve düşüş, saçma, kaygı, utanç, vicdan ve ölüm üzerine düşünülmüştür. Turgut Uyar'ın bütün şiirleri Büyük Saat şiirinden mülhem Büyük Saat adlı kitapta toplanmıştır. Turgut Uyar şiirini felsefe odağında okuyarak edebiyat tarihine bir yenilik kazandırmak amaçlanmıştır.

FelsefeTürk edebiyatıUyar, Turgut+4
Yasemin Koç
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gençlerin dijital tükenmişlik düzeylerinin yordanması

Teknolojik gelişmelerin hızla devam ettiği çağımızda bireyler dijital cihazları gerek iş yaşamında gerek günlük rutinlerinde kullanmaktadır. Genç bireyler beynin uzantısı olan dijital cihazları kullanırken birçok alanda avantaj sağlamakta kimi zaman ise psikolojik olarak zorluklar yaşamaktadır. Bir yandan gelişmeleri yakından takip etmek isterken öte yandan sosyal yaşamdan izole olan genç bireyler birtakım problemlerle karşılaşabilmektedir. Gençlerin dijital tükenmişliklerinin incelendiği bu araştırmada yalnızlık, depresyon, anksiyete ve stresin dijital tükenmişliği yordama güçlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bununla birlikte demografik değişkenlerden cinsiyet, akademik başarı, çalışma durumu, günlük ortalama internet kullanım süresi, bildirim kontrol etme sıklığı ve dijital cihazları kullanım amacı açısından dijital tükenmişlik düzeyinde anlamlı bir farklılık görülüp görülmediği incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini Kayseri ve Kırşehir'de seçilen toplam 598 (368 kadın, 230 erkek) genç birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 'Dijital Tükenmişlik Ölçeği (DTÖ)', 'Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu (ULS-8)', 'Depresyon-Anksiyete-Stres Ölçeği (DASS-21)' ve araştırmacı tarafından geliştirilen 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler SPSS 26 istatistiksel yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ikili ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Dijital tükenmişlik düzeyini yordayan özelliklerin belirlenmesi amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Verilerin analizi yalnızlık, depresyon, anksiyete ve stres değişkenlerini içeren bir regresyon modeli kullanılarak yapılmıştır. Gençlerin dijital tükenmişlik düzeylerinin araştırmanın bağımsız değişkenleri olan cinsiyet, akademik başarı, çalışma durumu ve dijital cihazları kullanım amacına göre farklılık gösterip göstermediği bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü ANOVA testleri ile incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre dijital tükenmişlik ile yalnızlık arasında orta düzeyde; depresyon, anksiyete ve stres arasında yüksek düzeyde pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Yalnızlık (ULS-8) ile DASS-21 Ölçeği alt boyutlarının tamamının araştırmanın bağımlı değişkeni dijital tükenmişliği yordadığı gözlenmiştir. Yalnızlık, depresyon, anksiyete ve stresin birlikte dijital tükenmişliğin %55'ini açıkladığı tespit edilmiştir. Ayrıca genç bireylerde cinsiyet, çalışma durumu, günlük ortalama internet kullanım süresi, bildirim kontrol etme sıklığı ve dijital cihazları kullanım amacı değişkenleri ile dijital tükenmişlik düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Akademik başarı kategorilerindeki genç bireylerin dijital tükenmişlik düzeylerinde ise anlamlı bir fark bulunmamıştır.

AnksiyeteDepresyonDijital tükenme+3
İbrahim Bayam
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerin internet bağımlılık, algılanan sosyal destek, yalnızlık ve psikolojik belirti düzeyleri: Farklı yapısal modellerin denenmesi üzerine bir araştırma

Bu çalışmada, ergenlerin internet bağımlılık düzeyleri, algılanan aile sosyal desteği, yalnızlık ve psikolojik belirtileri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışma Siirt ilinde farklı lise türlerine devam eden 2047 ergenin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Ölçme aracı olarak Young İnternet Bağımlılık Ölçeği Kısa Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu ve Kısa Semptom Envanteri kullanılmıştır. Çalışmada verilerin çözümlenmesi betimsel istatistik analizleri, çok değişkenli normallik testleri ve yapısal eşitlik modellemesi yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Ayrıca modellere ilişkin dolaylı etkinin anlamlılığını test etmek için bootstrapping işlemi kullanılmıştır. Araştırmada test edilen farklı yapısal eşitlik modelleri sonrasında, psikolojik belirtilerin algılanan aile sosyal desteği ile internet bağımlılığı arasında kısmi aracı role, yalnızlık ile internet bağımlılığı arasında ise tam aracı role sahip olduğunu belirten modelin en iyi yapısal eşitlik modeli olduğu görülmüştür. Bootstrapping işlemi sonrasında da modeldeki tüm dolaylı etkilerin anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada bazı demografik değişkenlerin ergenlerin internet bağımlılığı üzerindeki etkisine de bakılmıştır. Elde edilen bulgulara göre cinsiyet değişkeni açısından erkek olmak, sosyal medya üyeliği bulunmak, algılanan akademik başarı düzeyini düşük algılamak, günlük internet kullanım süresinin yüksek olması ve internete girerken kullanılan aracın tablet olması ergenlerin internet bağımlılık düzeyleri üzerinde anlamlı etkileri olan değişkenler olarak görülmüştür.

Algılanan sosyal destekBağımlılıkErgenler+6
Caner Doğrusever
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinde dinî hayat ile kaygı ve yalnızlık arasındaki ilişki üzerine bir araştırma: Mersin örneği

Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinde dinî yaşayış ile kaygı ve yalnızlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi Mersin ilinin farklı liselerinde öğrenim gören öğrenciler arasından tesadüfî örneklem yoluyla ulaşılan 204'ü kız; 227'si erkek olmak üzere toplam 431 öğrenciden oluşmaktadır. Uygulama aşamasında anket formları kullanılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Anketi, Dinsel Yaşayış Ölçeği, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve UCLA Yalnızlık Ölçeği ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20 paket programı ile analiz edilmiştir. Aynı zamanda toplanan veriler, korelasyon tekniği, bağımsız gruplar için t Testi, tek yönlü ANOVA ve regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre kaygı ile dindarlık arasındaki ilişki, her zaman pozitif veya negatif yönde değildir. Bazı durumlarda din, kaygıyı azaltırken bazı durumlarda ise kaygıyı artırmakta ya da ona herhangi bir etkide bulunmamaktadır. Dinin kaygı üzerinde pozitif ya da negatif etkide bulunması özellikle bireyin dini nasıl algıladığı ve onu nasıl içselleştirdiği ile ilgili bir durumdur. Zira içe dönük dindarlarda dinin kaygıyı azalttığı tespit edilirken, dışa dönük dindarlarda dinin kaygıyı arttırdığı tespit edilmiştir. Benzer biçimde yalnızlık ile dindarlık arasındaki ilişkiye baktığımızda da, bazen dinin ergen yalnızlığını hafiflettiğini, bazen de onun yalnızlığına herhangi bir etki yapmadığını görmekteyiz. Ergenin içinde yetiştiği çevre, kültür veya onun dini algılayış biçimi gibi faktörler pozitif yönde ise din onun yalnızlığını hafifletmekte, bunun tersi durumunda ise din, onun yalnızlığına nötr ya da negatif yönde etkide bulunmaktadır.

DindarlıkDini hayatErgenler+5
İlyas Pür
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessEN

Awareness of the social life and loneliness of the elderly and and their evaluation in family medicine

Aim: The proportion of elderly population in the world and in our country is increasing over the years. One of the important issues on the agenda with aging is social isolation and the feeling of loneliness. Sensation of loneliness is a condition that negatively affects mental and physical health and can become an important problem in old age. Social isolation and loneliness affect quality of life, management of chronic diseases, morbidity and mortality. This effect is similar to other known risk factors such as smoking, alcohol, physical inactivity and hypertension. Psychosocial status, behaviors and cognitive levels of patients are expected to be understood in the primare care medicine. In this context, it is important for family physicians to recognize social isolation and loneliness in elderly patients. The aim of this study is to make the elderly patients aware of their social relationships and feelings of loneliness, and the awareness of the family physicians about this issue. Thus, it is aimed to create awareness about this issue in Turkey. Materials and Methods: In the current family medicine unit, which was active in the family medicine system and previously received verbal consent, it was carried out in 5 different family medicine units working for at least 6 months. The G power statistics program was used for sampling over the age of 65 years. For each family physician, 40 individuals over the age of 65 were calculated based on 80% power. Inclusion criteria for individuals over 65 years of age; The aim of the study was to have no cognitive impairment, like Alzheimer / Dementia, and no psychiatric diagnosis. A questionnaire consisting of 6 questions was developed by the researchers to measure the awareness of the elderly patients about social isolation and loneliness. A questionnaire consisting of sociodemographic data form, UCLA loneliness scale, Nottinghom social isolation subscale, and a questionnaire consisting of 5 questions which are used to measure the awareness of individuals about social isolation and loneliness are applied. Results: The loneliness level of the patients was determined to be affected by educational level (p = 0.002), economic status (p = 0.038), presence of chronic disease (p = 0.000) and disability (p = 0.023). The social relationships were also affected by the level of education (p = 0.008), the economic situation (p = 0.003) and with whom they lived (p = 0.043). The social isolation status of the patients was also affected by their visits (p = 0.000) and visits by their relatives (p = 0.000). With the scores obtained from UCLA-LS, the level of education (r = -0,207) and decreasing with the presence of chronic disease (r = -0,198) were correlated with the disability status (r = 0,208). The scores obtained from the NSP-SI decreased with the education level (r = -0,194) and the disability status (r = 0,151) was increasingly correlated. Family physicians were able to know the patients living alone (p = 0.035) and their marital status (p = 0.000). Conclusion: When the results of our study were compared with the literature, it was found out that the social isolation status was related to the education level, economic status and with whom; and loneliness was affected by education level, economic status, presence of chronic disease and disability. It was evaluated that the family physicians had a high knowledge of who their patients were living with, but in general they did not know whether they felt alone or not. In order to recognize and intervene in the loneliness and social isolation of elderly patients, more patient-numbered and long-term studies are needed.

Family practiceAwarenessSocial life+3
Özge Ceyla Üstündağ
Manisa Celal Bayar University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin iş yerinde yaşadıkları yalnızlık durumlarının incelemesi

Bu çalışma ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin iş yerinde yaşadıkları yalnızlık durumlarının çeşitli değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla yapılmıştır. Betimleyici tarama modeli kullanılan bu araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerindeki (Çukurova, Sarıçam, Seyhan, Yüreğir) tesadüfi örneklem yoluyla seçilen çeşitli okullarda görev yapmakta olan 220 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin demografik özelliklerini belirlemek amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", iş yerinde yaşadıkları yalnızlık durumlarını belirlemek amacıyla Wright, Burt ve Strongman (2006) tarafından geliştirilen, Türkçe formunun geçerlik ve güvenirlik çalışması Doğan, Çetin ve Sungur (2009) tarafından yapılan beşli likert şeklinde 16 maddededen oluşan "İş Yerinde Yalnızlık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde öğretmenlerin demografik özellikleri betimsel istatistik teknikleri ile incelenmiştir. SPSS paket program kullanılarak yapılan analizlerde, normal dağılım göstermeyen gruplar için parametrik olmayan Mann Whitney U-testi ve Kruskal Wallis H-testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin iş yerinde yaşadıkları yalnızlık durumlarının cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem, okuttukları sınıf düzeyi; televizyon, bilgisayar vb. araçlarla zaman geçirme sıklıkları, kişisel gelişim etkinliklerine zaman ayırma sıklıklarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği görülmüştür. Çocuk sahibi olma değişkenine göre sosyal arkadaşlık alt boyutunda; çocuk sahibi olmayan sınıf öğretmenlerinin daha fazla yalnızlık yaşadıkları görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin çalıştıkları okuldaki sosyal ortamdan, zümreleri ile olan ilişkilerinden, idarecileri ile olan ilişkilerinden memnuniyet düzeyleri azaldıkça daha fazla yalnızlık yaşadıkları görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin velileri ile olan ilişkilerinden memnuniyet düzeyleri sosyal arkadaşlık alt boyutunda azaldıkça yalnızlık durumlarının arttığı; öğrencileri ile olan ilişkilerinden memnuniyet düzeyleri duygusal yoksunluk alt boyutunda azaldıkça yalnızlık durumlarının arttığı görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin sınıfta problem davranışlarla karşılaşma sıklıkları ile yalnızlık durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmezken; problem davranışlarla baş edebileceklerine dair olan inançlarının azalmasıyla yalnızlık durumlarının arttığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Sınıf öğretmeni, iş yerinde yalnızlık

Sınıf öğretmenleriSınıf öğretmenliğiYalnızlık+3
Özge Metin Çapar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects