Academicians
218 theses under this subject heading
Akademisyenlerin kültürlerarası farkındalıkları ile kültürlerarası iletişimsel yeterlikleri arasındaki ilişkide çok kültürlü eğitim tutumunun aracı rolü
Bu araştırmanın temel amacı, akademisyenlerin kültürlerarası farkındalıkları ile kültürlerarası iletişimsel yeterlikleri arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide çokkültürlü eğitime yönelik tutumlarının aracı rolünü belirlemektir. Araştırmanın evreni, 2024-2025 akademik yılında üç kamu üniversitesine bağlı fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarında görev yapan akademisyenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi bu üç kamu üniversitesinden 550 akademisyenden oluşmaktadır. Örneklem basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmanın verilerini toplamak için Kültürlerarası Farkındalık Ölçeği, Kültürlerarası İletişimsel Yeterlik Ölçeği ve Çokkültürlü Eğitim Tutumu Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler, SPSS 27 programı ve aracılık analizi bu programa eklenen SPSS Makro PROCESS v4.2 ile analiz edilmiştir. Araştırmanın verileri betimsel analiz (aritmetik ortalama, standart sapma, yüzdelik vs.), parametrik fark analizleri (ANOVA, Bağımsız Örneklemler t-Testi) ve Hayes'in aracılık model tekniklerinden model 4'ü ile analiz edilmiştir. Bulgular, kültürlerarası farkındalık ve kültürlerarası iletişimsel yeterlik arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Analiz sonuçları, çokkültürlü eğitim tutumunun bu ilişkide kısmi aracılık rolü üstlendiğini göstermiştir. Araştırmanın sonuçları, akademisyenlerin kültürlerarası yetkinliklerinin geliştirilmesine yönelik çabalarda, kültürlerarası farkındalık, kültürlerarası iletişimsel yeterlik ve çokkültürlü eğitim tutumu gibi bileşenlerin bütüncül bir şekilde ele alınması gerektiğini göstermektedir.
Pandemi dönemi sağlık çalışanlarında uyku yorgunluk depresyon ve yaşam kalitesi düzeylerinin belirlenmesi
Bu çalışma pandemi döneminde sağlık çalışanlarında uyku, yorgunluk, depresyon ve yaşam kalitesi düzeylerini belirlemek ve sağlık çalışanı olmayan meslek grubuyla karşılaştırmak amacıyla planlandı. Çalışma Aralık 2021 ile Mart 2022 tarihleri arasında COVİD-19 ünitelerinde görev alan 36 sağlık çalışanı, COVİD-19 ünitelerinde yer almayan 38 sağlık çalışanları ve üniversite kadrosunda yer alan 36 akademisyen olmak üzere toplam 110 katılımcıyla gerçekleştirildi. Uyku kalitesi, Pittsburgh Uyku Kalite indeksi (PUKİ), yorgunluk Yorgunluk Etki Ölçeği, depresyon Beck Depresyon Envanteri ve yaşam kalitesi Kısa Form-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) ile değerlendirildi. İstatistiksel analizler için IBM SPSS 25.0 paket programı kullanıldı. İstatistiksel analizler sonucunda katılımcıların; %58,2'si kadın ortalama çalışma süresi 7,2 yıl, ortalama yaş 31,3 yıl ve ortalama VKİ 23,8 iken %59,1'i COVİD-19 hastalığı geçirmedi ve %88,2'sinin kronik bir hastalığı yoktur. PUKİ anketinin öznel uyku kalitesi, uyku latensi, alışılmış uyku, uyku bozukluğu uyku ilacı kullanımı ve gündüz işlev bozukluğu alt parametrelerinde anlamlı bir fark ortaya çıkmazken (p>0,05); uyku süresi alt bileşeninde anlamlı fark ortaya çıktı buradaki anlamlı farkın üniversiteden çalışmaya katılan akademisyenler ve COVİD-19 ünitelerinde görev yapmakta olan sağlık çalışanlarında ortaya çıktığı ve COVİD-19 ünitelerinde görev alan personellerin ortalama uyku süresi skoru üniversitedeki akademisyenlere göre daha fazla olduğu belirlendi (p<0,05). Yorgunluk etki ölçeği toplam skoru ve alt bileşenlerinde her üç grup arasında anlamlı düzeyde fark olmadığı (p>0,05), Beck depresyon envanteri toplam skoru ve sınıflandırmasında (p>0,05), SF-36 yaşam kalitesi ölçeğinde fiziksel rol güçlüğü, emosyonel rol güçlüğü, enerji ve ağrı alt parametrelerinde ortalama skor bulgularında istatistiksel açıdan anlamlı fark çıkmadı (p>0,05); fiziksel fonksiyon, ruhsal sağlık sosyal işlevsellik ve genel sağlık alt bileşenlerinde anlamlı bir fark bulundu ve üniversitede bulunan akademisyenlerin ortalama skoru diğer iki gruba göre daha yüksek olduğu sağlık çalışanlarının yaşam kalitesi akademisyenlere göre fiziksel fonksiyon, ruhsal sağlık sosyal işlevsellik ve genel sağlık alt parametrelerinin daha düşük olduğu görüldü (p<0,05). Sonuç olarak hem COVİD-19 ünitelerinde görev alan sağlık personelleri hem de COVİD-19 ünitelerinde görev almayan sağlık personellerinin araştırmadaki diğer çalışma grubuna göre daha yüksek derecede etkilendiği ve uyku süresi, fiziksel fonksiyon, ruhsal sağlık, sosyal işlevsellik ve genel sağlık parametrelerinde anlamlı derecede fark olduğu, pandemide sağlık çalışanları uyku, yorgunlk, depresyon ve yaşam kalitesi açısından diğer çalışma grubuna göre daha yüksek derecede etkilendiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: COVİD-19; pandemi; sağlık çalışanları; akademisyen.
Yağmacı dergilerde yayını olan akademisyenlerin yayın tercihlerinde mevcut akademik performans değerlendirme sistemlerinin etkisi
Bilimsel akademik dergiler bilimsel iletişim sürecinde üretilen çıktıların okuyucusuna ulaştırılması için belirli standartlar çerçevesinde (kapsamlı editoryal inceleme veya akran değerlendirmesi gibi) hizmet sunar. Ancak son yıllarda yağmacı olarak nitelendirilen kimi dergilerin bu süreçleri göz ardı ettikleri bilinmektedir. Bu noktada akademisyenleri yağmacı dergilerde yayın yapmaya iten sebeplerin anlaşılması önemlidir. Bu çalışmada yağmacı dergilerde yayını olan Türkiye adresli akademisyenlerin yayın tercihlerinde mevcut akademik performans değerlendirme sistemlerinin (teşvik sistemi, doçentlik sistemi veya yükselmeler gibi) etkisinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda temel hipotez "Türkiye adresli akademisyenlerin yağmacı dergilerdeki yayınlarında mevcut akademik performans değerlendirmelerinin etkisi vardır" şeklinde belirlenmiştir. Bu hipotezi test etmek amacıyla Kulczycki ve diğerlerinin çalışmasında (2021) kullanılan veriler içinden Türkiye adresli yayın yapan ve YÖK Akademik sisteminde erişilebilir durumda olan 398 yazar belirlenmiştir. Çalışma sonucunda yağmacı dergilerdeki yayınların doçentlik ve profesörlük kadrolarına yükselmelerde etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Akademisyenlerin yağmacı dergideki yayınlarından sonraki ilk bir yıl içerisinde doçent olmaları bu yayınların bilimsel alanda gelişim için değil, doçent olmak için yapıldığını düşündürmektedir. Çünkü bu yayınların %96'sının YÖK Akademik üzerinden erişilebiliyor olması ilgili yayınların akademik yükselme veya teşvik dosyalarında kullanıldığının kanıtıdır. Yağmacı dergicilik ve akademik performans değerlendirme sistemleri üzerinde akademisyenler, politika geliştiriciler ve yöneticilere konuya dair farkındalık oluşturulması ve bilimsel yayınlarda kaliteye önem verilmesi hususunda büyük görevler düşmektedir. Bu görevler yerine getirildiği ve herkesin sorumluluk alanlarının farkında olduğu bilinince yağmacı dergiler sorununa kalıcı bir çözüm bulunmuş ve akademik performanslarda kalitenin öne çıktığı anlaşılmış olacaktır.
Yükseköğretim kurumlarında akademisyenlerin örgütsel bağlılığının iş tatminine etkisi: Plato Meslek Yüksekokulu, Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu, Beykent Üniversitesi saha araştırması
Uzun yıllardan beri örgütsel bağlılık ve iş tatmini alanında çok çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Örgütsel bağlılık ve iş tatmini alanında yapılan çalışmalar çok çeşitli sektörleri kapsamaktadır. Eğitim kurumları özellikle de yükseköğretim kurumlarında yapılan örgütsel bağlılık ve iş tatmini çalışmaları, kurumlarda çalışan kişilerin bağlılık ve tatmin düzeylerini görmek açısından yararlı çalışmaları içermektedir. Ülkemizde de yükseköğretim kurumlarında çalışan akademisyenlerin bağlılık ve tatmin düzeyleri de araştırmacılar için ciddi bir çalışma alanı oluşturmaktadır. Özellikle de son yıllarda artan yükseköğretim kurumlarının sayısı da bu tür çalışmaların daha da artmasını sağlamıştır.
A comparison regarding the educational system through Dickens and Kingsley Amis
In 'Hard Times' by Charles Dickens, the Gradgrind family and their sorrowful experiences are narrated. Towards the end of the novel, the readers realize that a rational education system as a guideline to reach the ideal of 'Merry England' actually misguides the family members and turns their lives to grief. In this study, various views and examples of 'Hard Times' are provided in order to demonstrate the proposal that education solely cannot always bring people to happiness. 'Lucky Jim', an English Campus Novel written by Kingsley Amis, can present a comparison to the teaching approaches in 'Hard Times'. In the novel, the academics' cruel rivalry can be seen as influential in their moral corruption. In this academic circle, Jim Dixon, an inexperienced history lecturer, presents a free willed, relaxed character as quite contrary to the academic principles of the 'Post War England'. In this thesis, unlike disregarding of such individuality by the contemporary academics, it is stressed that Dixon can overcome the difficulties in his new working place thanks to his distinguishing characteristics, and his sincerity facilitates him in the quest for happiness. As a result of this thesis; it will be predicted that paying attention to such lively people's personalities as Dixon has can be resulted in directly or indirectly a happiness in everyone's life and as an outcome of an analysis; the reader will also be presented what sorts of education method can be effective to have a pleasant life. Keywords: Mechanization, Science, Strictness, Disregard, Alienation, Happiness, Wonder, Self-Realization, Fancy, Imagination.
Ölümle çok karşılaşan servislerde çalışan hemşirelerle meslekleri gereği ölümle karşılaşmayan kişilerde ölüm kaygısı, sürekli kaygı ve umutsuzluk düzeylerinin karşılaştırılması
Bu tez, meslekleri gereği çok fazla ölüm vakası ile karşılaşan, yetişkin yoğun bakım ve onkoloji servislerinde çalışan hemşireler ile meslekleri gereği ölüm vakası ile karşılaşmayan öğretmen, bankacı ve akademisyenlerin ölüm kaygısı, sürekli kaygı ve umutsuzluk düzeyleri, ölümle sık karşılaşma veya karşılaşmama durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla genel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırma, 100 yetişkin yoğun bakım ve 100 onkoloji hemşiresi ile 65 bankacı, 70 öğretmen ve 70 akademisyen olmak üzere toplam 405 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Thorson-Powell Ölüm Kaygısı Ölçeği (TPÖKÖ), Spielberger Sürekli Kaygı Ölçeği (SSKÖ), Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ) ve Kişisel Bilgi Formu (KBF) ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde T-Testi, Mann-Whitney U Testi, One-Way ANOVA, Kruskal-Wallis H Testi ve Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda, meslekleri gereği ölümle sık karşılaşan hemşirelerin ölüm kaygısı puanları, meslekleri gereği ölümle karşılaşmayan akademisyen, bankacı ve öğretmenlerin ölüm kaygısı puanlarından anlamlı olarak düşük olduğu saptanmıştır (p<0.05). Umutsuzluk puanları açısından ise akademisyen, bankacı ve öğretmenlerin umutsuzluk puanları hemşirelerin umutsuzluk puanlarından anlamlı derecede daha düşük olduğu görülmüştür (p<0.01). Sürekli kaygı düzeyi açısından iki grup arasında ise anlamlı bir fark saptanmamıştır. İki hemşire grubu karşılaştırıldığında, onkoloji hemşirelerin ölüm kaygısı puanları, yetişkin yoğun bakım hemşirelerinin ölüm kaygısı puanlarından anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sürekli kaygı ve umutsuzluk puanları açısından ise anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır. Eğitim değişkeninin ölüm kaygısı, sürekli kaygı ve umutsuzluk düzeylerine etkisi incelendiğinde; akademisyen, bankacı ve öğretmen grubunda ölüm kaygısı, sürekli kaygı ve umutsuzluk düzeyine bir etkisi olmadığı bulunmuştur. Hemşire grubunda eğitim değişkeninin, sadece ölüm kaygısı üzerinde etkisi olduğu saptanmıştır. Analiz sonuçlarına göre sağlık meslek lisesi hemşirelik mezunlarının ölüm kaygısı puanları, ön lisans ve lisans hemşirelik mezunlarının ölüm kaygısı puanlarından anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). Bu bulgular doğrultusunda, okul döneminde ve mesleğe başladıktan sonra, hemşirelerin ölümün getirdiği sıkıntı ve stresle baş edebilmeleri için psikolojik destek çalışmaları yapılması ve aralıklı olarak stresle baş etme eğitimlerinin düzenlenmesi; belirli aralıklar ile çalışma yerlerinde rotasyon yapılması önerilmektedir. Ölüm kaygısı, sürekli kaygı ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişki analizi sonuçlarına göre ise sürekli kaygı ve umutsuzluk düzeyleri arsında pozitif yönde orta derecede bir ilişki tespit edilmiştir (r =0.459, p<0.01). Çeşitli değişkenlerin (örn. yaş, medeni durum, mesleki deneyim/kıdem, ciddi sağlık sorunu, yakınını veya yakın arkadaşını kaybetme) ölüm kaygısı, sürekli kaygı ve umutsuzluk düzeylerine etkisi araştırılmış, istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ölüm, Kaygı, Umutsuzluk, Ölüm Kaygısı, Sürekli Kaygı,
Akademisyenlerin çevre algısı ve çevreye dini ve manevi yaklaşımları
Bu çalışmanın amacı, akademisyenlerin çevreyi nasıl algıladıkları ve çevreye yönelik dini ve manevi açıdan nasıl bir yaklaşıma sahip olduklarını analiz etmektir. Çalışma kapsamında kavram olarak çevre, çevre algısı ve çevre sorunları, sorunların kaynağındaki nedenler, olası çözüm önerileri, çevre algısı ve çevre sorunlarının dini inançla olan ilişkisi, akademide ve eğitimde çevrenin önemi, modernite ve teknolojik gelişmelerin etkisinde insan ve çevre ilişkisi ve korona virüs tecrübesi ile insan ve çevre ilişkisi akademisyenlerin görüşlerine başvurularak mukayeseli bir biçimde incelenmektedir. Bugün, fen bilimlerinin yanı sıra sosyal bilimlerde farklı açılardan araştırma konusu yapılan çevre ile ilgili hemen her gün yeni bir çalışma yapılmaktadır. Ancak literatürde çevre algısına yönelik akademisyenlerin yaklaşımlarına başvurularak yürütülen herhangi bir araştırmaya rastlanamamıştır. Mevcut çalışmada, akademisyenlerin çevreyi ve çevre sorunlarını algılayışlarında dini ve manevi değerlerin etkisi sorgulanmıştır. Sahip olunan çevre algısında dinin yegâne etken olduğu söylenememekle birlikte, dinden bağımsız bir çevre anlayışının da mümkün olamayacağı bulgusuna rastlanmıştır. Söz konusu çalışma, akademisyenlerle yapılan derinlemesine mülakatlardan elde edilen nitel verilerin yanı sıra çevre ile ilgili bugüne dek yürütülen çalışmalara ve geliştirilen teorilere dayanmaktadır. Bu açıdan araştırmanın sosyolojik bir nitelik taşıdığı ifade edilmelidir. Çalışmada çevrenin ele alınış şekli bakımından daha çok beşerî yönü üzerinde durulmuş olup toplumsal bir olgu olarak insan ve çevre ilişkisine odaklanılmıştır. Ayrıca, araştırmada fiziki çevreye yönelik değerlendirmeler yer almakla birlikte, çevrenin sosyal ve manevi yönüne de vurgu yapılmaktadır. Bu araştırmanın evrenini akademisyenler oluşturmakta olup örnekleminde ise sosyal bilimler alanı ağırlıklı olmak üzere İstanbul'da bulunan ve farklı bölümlerde görevli olan 13 akademisyen yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Akademisyenler, Çevre algısı, Çevre sorunları, Çevre ve Din, İnsan ve Çevre.
Akademisyenlerin iş yerindeki mutluluklarının eş zamanlı/paralel karma yöntemler araştırması ile incelenmesi
Eşzamanlı paralel karma yöntemler tasarımıyla yapılan bu tez çalışmasında akademisyenlerin iş yerindeki mutlulukları incelenmiştir. Araştırmanın nicel kısmından elde edilen bulgular, akademisyenlerin işteki genel mutluluk düzeyinin orta-yüksek olduğunu, birey-iş uyumunun ve iş yeri arkadaşlığının iş yeri mutluluğuna en çok katkı sunan boyutlar olduğunu göstermiştir. Araştırmanın nitel kısmından elde edilen bulgular ise, akademisyenlerin iyi sayılabilecek bir birey-iş uyumuna sahip olduklarını, takdir ve kişisel başarı duygularını deneyimlediklerini ve kendilerini geliştirme ve performanslarını gösterme fırsatlarına sahip olduklarını göstermiştir. Ayrıca akademisyenlerin mutluluklarının, yaptıkları işin anlamlı ve (topluma ve öğrencilere) faydalı olmasından, iş yerinde kişilerarası ilişkiler kurup sürdürebilmelerinden etkilenmektedir. Karma yöntem bulguları ise, nitel bulgularla nicel bulgular arasında çoğunlukla uyum olduğunu, bununla birlikte bazı bulguları genişlettiğini ve açıkladığını, bazılarının arasında da kısmen çelişkiler bulunduğunu göstermektedir.
Akademisyenlerde d tipi kişilik yapısı ile iş doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, T.C. Haliç Üniversitesi Sütlüce kampüsünde görev alan akademisyenlerde D tipi kişilik yapısı ve iş doyumu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmaya, evreni belli örneklem hesabına göre T.C. Haliç Üniversitesi Sütlüce Kampüsünde görev yapan tam zamanlı 243 akademisyen (öğretim üyesi, öğretim görevlisi, araştırma görevlisi) dahil edilmiştir. Çalışmanın örneklemini T.C. Haliç Üniversitesi Sütlüce kampüsünde görev yapan 115 akademisyen oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan her bir katılımcıya, sosyo-demografik veri formu ile beraber, D tipi kişilik ölçeği, Minesota İş Doyumu Ölçeği ve Beck Depresyon ölçekleri uygulanmıştır. İstatistiksel analizde, ilk önce D tipi kişilik yaygınlığı sayı ve yüzde olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, D tipi kişilik yapısına sahip olan ve olmayanlar iki gruba ayrılmış ve grupların depresyon ve iş doyumu ölçekleri arasında fark olup olmadığı araştırılmıştır. D tipi kişilik alt ölçek skorları (sosyal inhibisyon ve olumsuz duygulanım) ile iş doyumu arasındaki ilişki korelasyon analizi ile incelenmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda; D tipi kişilik yapısına sahip olan ve olmayanlar olarak iki gruba ayrılmış akademisyenlerin depresyon ve iş doyumu ölçekleri arasında anlamlı ilişkilerin bulunduğu istatistiksel olarak kabul edilmiştir. Çalışmada D tipi kişilik yaygınlığı % 29.4 kadar bulunmuştur. Akademisyenlerde iş doyumu azaldıkça D tipi kişilik yapısının arttığı, iş doyumu arttıkça D tipi kişilik yapısının azaldığı görülmüştür.
KKTC ve Türkiye'de çalışan akademisyenlerin iş doyumlarının kaygı düzeylerine etkisi
Bu çalışmada akademisyenlerin iş doyumlarının kaygı düzeyleri üzerindeki etkisi keşfedilmeye çalışılmış ve KKTC ve Türkiye olarak ikiye ayrılan araştırma örneklemi ele alınmıştır. Araştırma kapsamında 200'ü Türkiye'de çalışan, 191'i ise KKTC'de çalışan toplam 391 akademisyene ulaşılmış ve araştırmanın verilerinin toplanmasında İş Doyumu Ölçeği ve Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda hem KKTC hem Türkiye hem de bütün örneklem çerçevesinde iş doyumu akademisyenlerin kaygı düzeylerinin önemli bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir.
Akademisyenlerin iş tatmininin örgütsel vatandaşlık davranışına etkisi ile öz yeterliliğin aracı rolü üzerine bir araştırma
Yapılan bu tez çalışmasında, İstanbul'da faaliyet gösteren bir Vakıf Üniversitesi'nde görev yapmakta olan akademisyenlerin iş tatmin düzeylerinin örgütsel vatandaşlık davranışını etkileme düzeyleri ile sahip oldukları öz yeterlilik algısının bu ilişkideki aracı rolü test edilmektedir. Tez Çalışması 5 ayrı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, çalışmanın giriş bölümüdür. İkinci bölüm, İş Tatmininin detaylı bir şekilde anlatılmasıdır. Üçüncü bölüm, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı bölümünün detaylı bir şekilde anlatılmasıdır. Dördüncü bölüm Öz Yeterlilik kavramının anlatılmasıdır. Beşinci bölüm araştırma ve analiz bölümüdür. Araştırmada kullanılan ölçekler; Minesota İş Tatmin Ölçeği, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı Ölçeği ve Öz Yeterlilik Ölçeği'dir. Araştırmada geçerli kabul edilerek analiz edilen anket sayısı 131 dir. Anket yöntemi kullanılarak toplanan verilerin analizinde IBM SPSS 24 programı kullanılmıştır. Araştırmada akademisyenlerin iş tatmininin örgütsel vatandaşlık davranışına etkisinde öz yeterliliğinin tam aracı rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca akademisyenlerin iş tatmini, örgütsel vatandaşlık davranışı ve öz yeterliliğinin demografik bazı değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığına dair hipotezler test edilmiştir. Ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlik analizleri, açıklayıcı faktör analizi ve değişkenler arasındaki ilişki analizleri yapılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek için ise; basit ve çoklu regresyon analizi, t testi, ANOVA testi vb. kullanılmıştır.
Akademisyenlerde yaşam doyumu iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Araştırma Uşak Üniversitesi'nde görev yapan akademisyenlerde yaşam doyumu, iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin cinsiyet, yaş, medeni durum, eşin çalışıp çalışmaması, gelir, akademik unvan, kıdem, akademik birim, haftalık ders saati, sosyal hayata katılma düzeyi ve iş değiştirmeyi isteyip istememe gibi değişkenlere göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın örneklemini; 2008-2009 yılları arasında Uşak Üniversitesi'nde görev yapan toplam 170 akademisyen oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanmasında Maslach Tükenmişlik Envanteri, Yaşam Doyumu ve İş Doyumu olmak üzere üç farklı ölçek ve araştırıcı tarafından düzenlenen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Analizlerde; Betimsel İstatistiksel Teknikler, Güvenilirlik Analizi, Faktör Analizi, Bağımsız Örneklemler t-Testi, Çoklu Regresyon Analizi, Pearson Korelasyon Analizi, Scheffe Çoklu Karşılaştırma Analizi, Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır.Yaşam doyumu, iş doyumu ve tükenmişlik arasında korelasyon vardır. Yaşam doyumu ve iş doyumu arasında pozitif, tükenmişlik ve alt faktörleri duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık ile iş ve yaşam doyumu arasında negatif korelasyon söz konusudur. Akademisyenlerin yaşam doyumu, iş doyumu, tükenmişlik ve tükenmişlik alt boyutlarının cinsiyet, yaş, medeni durum, akademik unvan, mesleki kıdem, gelir, haftalık ders saati değişkenlerine göre farklılaşmadığı görülmektedir. Eşi çalışmayan akademisyenlerin duyarsızlaşma düzeyleri, eşi çalışan akademisyenlerin duyarsızlaşma düzeyinden daha fazla bulunmuştur. Enstitüde görev yapan akademik personelin kişisel başarısızlık düzeyi ve toplam tükenmişlik düzeyi fakülte ve yüksekokulda çalışanlara göre yüksek bulunmuştur. Akademisyenlerin sosyal hayata katılma düzeyi yükseldikçe duygusal tükenme düzeyleri azalmaktadır. İşini değiştirmek isteyen akademisyenlerin duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarısızlık ve toplam tükenmişlik düzeyleri, işini değiştirmek istemeyen akademisyenlerin duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarısızlık ve toplam tükenmişlik düzeyinden yüksektir. İşini değiştirmek isteyen akademisyenlerin iş ve yaşam doyumları, işini değiştirmek istemeyen akademisyenlerin iş ve yaşam doyumlarından daha düşük bulunmuştur.
Benlik saygısı ve e-katılım ilişkisi üzerine Twitter ekseninde bir araştırma
Bu araştırmada akademisyenlerin benlik saygıları ve Twitter platformunda gerçekleştirmiş oldukları siyasal katılım davranışları arasındaki ilişki ele alınmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modeli üzerine inşa edilerek 503 akademisyenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler kişisel bilgi formu ile birlikte Rosenberg'in Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) ve araştırma kapsamında inşa edilen Twitter'da Siyasal Katılım Ölçeği (TSKÖ) ile toplanarak analize tabi tutulmuştur. Bu kapsamda katılımcıların RBSÖ ve TSKÖ durumlarına yönelik ilişkileri Pearson Korelasyon Katsayısı hesaplanarak analiz edilirken, demografik faktörler ve RBSÖ/TSKÖ durumlarına yönelik farklılıklar ANOVA ve Independent Samples T Testleri ile analiz edilmiştir. Betimsel istatistikler ise Frekans Analizi gerçekleştirilerek değerlendirilmiştir. Araştırma sonunda ulaşılan bulgulara göre akademisyenlerin benlik saygıları ve Twitter'da gerçekleştirdikleri siyasal katılım durumları arasında; "siyasal ifade", "siyasal tartışmalara katılma" ve "yerel yönetime katılma" alt boyutları arasında negatif yönde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Öte yandan akademisyenlerin RBSÖ dâhilinde hayalperest olma durumlarının artması ile siyasal ifadede bulunmalarının, siyasal tartışmalara katılımlarının ve yerel yönetime katılımlarının arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına göre TSKÖ ile pozitif yönde ilişki arz eden bir diğer RBSÖ alt boyutu ise "tartışmalara katılabilme" değişkenidir. Bu bağlamda katılımcıların tartışmalara katılabilme puanlarının artmasıyla Twitter'da siyasal katılım düzeylerinin pozitif yönde arttığı tespit edilmiştir. Akademisyenlerin genel anlamda Twitter platformunda gerçekleştirdikleri siyasal katılım faaliyetlerinin oldukça düşük olduğu, politik konularda görüş belirtmekten çekindiği saptanırken benlik saygılarının, kendilik kavramı sürekliliklerinin ve "depresif duygulanım açısından" mutlu olma durumlarının oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda araştırma bulguları alanyazında yer alan eğitim faktörünün artmasıyla benlik saygısının artacağı tezi ile örtüşürken, eğitim faktörünün artması ile siyasal katılımın artacağı kanaati ile çelişmektedir. Elde edilen veriler benlik saygısı ve Twitter'da gerçekleştirilen siyasal katılım davranışının doğrudan ilişkilendirildiği bir modelde ele alınması hasebiyle literatür için önem taşımaktadır. Nitekim alan yazında yer alan ilgili çalışmalar, yalnızca sosyal medyanın siyasal katılım davranışı üzerindeki rolünü ele almaktadır, benlik saygısı kavramının sürece dâhil edilmediği görülmektedir. Bu bağlamda araştırma verileri alan yazına öncülük etmektedir. Öte yandan çalışma kapsamında geliştirilen Twitter'da Siyasal Katılım Ölçeği'nin (TSKÖ) sonraki araştırmalara ışık tutacağı varsayılmaktadır.
Geleneksel finanstan davranışsal finansa: İstanbul Gelişim Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim üyelerine yönelik bir çalışma
Araştırmada akademisyenlerde finansal yatırım kararına yönlendiren ve kararlarını şekillendiren eğilimlerinin yatırım takibi ve risk alma eğilimi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma sonucunda akademisyenlerin sosyal eğilimlere yönelik alt boyutlardan rasyonel sürü davranışı eğilimlerinin yatırım ilgisi düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda akademisyenlerin davranışsal eğilimlerinin risk alabilme eğilimi düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Buna ek olarak akademisyenlerin davranışsal eğilimlere yönelik alt boyutlardan aşina olanı tercih etme eğilimlerinin risk alabilme eğilimi düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir.
Akademisyenlerin örgütsel sinizm ve iş performanslarının incelenmesi: Spor bilimleri örneği
Araştırmada spor bilimleri alanındaki, öğretim elemanlarının örgütsel sinizm ve iş performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda Türkiye'de faaliyet gösteren vakıf ve devlet üniversitelerinde spor bilimleri alanında görev yapan 232 öğretim elemanının katılımı ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Demografik Bilgi Formu, Örgütsel Sinizm Ölçeği ve İş Performansı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada Bağımsız Örneklem T-Testi, ANOVA, Pearson Korelasyon Analizi ve Hiyerarşik Doğrusal Regresyon Analizi kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda spor bilimleri öğretim elemanlarının örgütsel sinizm düzeyinin, iş performansı düzeyleri üzerinde negatif yönde bir etkisi olduğu görülmüştür. Buna ek olarak spor bilimleri öğretim elemanlarının duygusal sinizm düzeyinin, iş performansı düzeyleri üzerinde negatif yönde etkisi olduğu görülmüştür.
Kadın akademisyenlerin akademik hayatlarında karşılaştıkları sorunlar üzerine bir araştırma; İstanbul örneği
Yüzyıllar boyunca toplumsal, kültürel ve ekonomik gelişmenin sağlanması ve insanların yetiştirilmesi için eğitim zorunlu hale gelmiştir. Kadının toplum içindeki rolü, her toplumda farklı seviyelerde gelişme göstermiştir. Geçmişte ve günümüzde eğitim kaliteli bir yaşamın önkoşulu olmuştur. Kadının gelişimi ve kişisel benliğine ulaşmasının en önemli şartı eğitim alarak çalışma hayatına dahil olmasıdır. Kadınların eğitimi ve çalışma hayatı ile ilgili akademik çalışmalar gün geçtikte çoğalmaktadır. Geçmişten günümüze kadının çalışma yaşamında yer edindiği fakat toplumun kadına yüklediği annelik, ev hanımlığı ve iş hayatı gibi çoklu rolleriyle savaştığı da acı bir gerçektir. Hem evde hem de iş yaşamında çalışan olan ve birden fazla rolü üstlenen çalışan kadınlara çalışma saatlerinde esneklik, erkeklerle eşit ücret, cinsiyetler arası eşit yaklaşım, yöneticilik ve liderlik için ortam oluşturulmalıdır. Çalışan kadınlar ve kadın akademisyenler, iş hayatlarında birçok sorunla karşılaşmaktadır. Bu çalışmanın amacı; kadınların akademik hayatta karşılaştıkları sorunları İstanbul'da bulunan üniversitelerin kadın akademisyenleriyle yapılmış olan anket ile incelemektir. Çalışmada kadın akademisyenlerin iş hayatında karşılaştıkları sorunlar anket yöntemiyle kadın akademisyenler tarafından cevaplandırılmıştır. Çalışmada uygulanan anketle kadın akademisyenlerin; toplumsal rol çokluğunun etkisi, medeni durumu, anne olmanın akademik kariyer üzerindeki etkisi, cinsiyetler arası fırsat eşitsizliği durumu ve kadınlar arası rekabet konularındaki görüşleri alınarak iş hayatıyla ilgili düşünceleri ele alınmıştır. Yapılan anket uygulaması sonucunda elde edilen veriler SPSS programıyla analiz edilerek değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın, Eğitim, Çalışma Hayatı, Akademi, Akademide Kadın
Yükseköğretimde akademik yılmazlık: Kadın akademisyenler üzerine nitel bir çalışma
Bu çalışmanın amacı kadın akademisyenlerin akademik gelişim sürecinde karşılaştıkları engelleri ve bunları aşmak için kullandıkları yılmazlık stratejilerinin incelemektir. Bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni ile yürütülmüştür. Amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiş çalışma grubu Türkiye'de bulunan üniversitelerde görev yapan kadın akademisyenlerden oluşmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme sorularının kullanıldığı araştırmada görüşme tekniği uygulanmış, veriler içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, kadın akademisyenleri akademik sürece yönlendiren unsurlar içsel ve dışsal motive edici faktörler olarak belirlenmiştir. Ayrıca, kadın akademisyenlerin akademisyen olma sürecinde ve akademik olarak yükselirken bireysel risk faktörleri, toplumsal risk faktörleri ve pandemi süreci risk faktörleri kategorilerinde zorluklar ve engellerle karşılaştıkları görülmüştür. Katılımcılar bireysel ve çevresel koruyucu faktörlerin bu zorluk ve engellerle başa çıkmada onlara yardımcı olduğunu belirtmişlerdir. Son olarak, kadın akademisyenler akademik kariyer yapacak olan kadınlara yönelik önerilerini bireysel ve mesleki açılardan değerlendirmişlerdir.
Hegemonik erkekliğin akademide yeniden inşası
Çalışma, Türkiye'de erkek akademisyenlerin hegemonik erkeklik kavramını, aldıkları eğitimle beraber nasıl yeniden inşa ettiklerini ve oğullarına nasıl aktardıklarını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırma feminist bakış açısıyla hegemonik erkeklik, patriyarka ve sosyal inşa kavramları etrafında tasarlanmıştır. Nitel yaklaşımla incelenen çalışma kapsamında, Ege Üniversitesi'nde görev yapan 15 erkek akademisyenle yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırma, eğitim seviyesinin artmasıyla erkek akademisyenlerin, toplumsal geçiş aşamalarını oğullarına ne derece aktardıkları ve babalıkları üzerinde betimsel analiz yapmayı hedeflemektedir.
Türkiye'de halk oyunları olgusuna akademik bakış: Lisansüstü tez çalışmalarının içerik analizi
"Türkiye'de Halk Oyunları Olgusuna Akademik Bakış: Lisansüstü Tez Çalışmalarının İçerik Analizi" adlı araştırma çalışmasında, 1998-2018 yılları arasında, Türk halk oyunlarını konu alan, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Ulusal Tez Merkezi Sistemi'nde (https://tez.yok.gov.tr) bulunan, daha önceden belirlenen anahtar kelimeler ile tespit edilen lisansüstü tez çalışmaları incelenmiştir. Bu araştırma çalışmasında, Türk halk oyunlarını konu alan lisansüstü tez çalışmalarının, araştırma konularına göre yönelimleri tespit edilmiştir. Bu sayede ileride yapılacak araştırma çalışmalarına yön vermek ve kolaylık sağlamak amaçlanmıştır. Bu amacın yanında, lisansüstü tez çalışmalarının tasnifini yaparak bilgi ve veri karmaşasından kurtaracağı söylenebilir. Birinci bölümde, araştırma yöntemi olan içerik analizinde kullanılacak kodların ve temaların anlamları geniş bir literatür taraması ile araştırılmış ve bu araştırma çalışmasındaki terminolojik anlamları ve amaçları aktarılmıştır. İkinci bölümde araştırma çalışmasına dahil edilen 185 adet lisansüstü tez çalışması incelenerek içerik analizi uygulaması yapılmıştır. Her tez için künyeler oluşturularak tez numarası, yazarı, yılı, tez türü, tez çalışmasının adı, tez çalışmasının yapıldığı üniversite, tez çalışmasının yapıldığı enstitü, araştırma çalışmasında belirlenen ve ilgili oldukları kodları ve temaları aktarılmıştır. Her tez çalışmasının içerikleri bölümler halinde betimlenmiştir. Üçüncü bölümde araştırma çalışmasının problemleri hakkında elde edilen veriler grafik ve tablolar şeklinde aktarılmıştır. Çıkan nitel veriler alanda yapılacak olan diğer çalışmalara kaynaklık etmesi amacıyla yorumlanmıştır.
Hemşire akademisyenlerin bilgi güvenliği farkındalık düzeylerinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Hemşire Akademisyenlerin Bilgi Güvenliği Farkındalık Düzeylerinin ve Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi Amaç: Hemşire akademisyenlerin bilgi güvenliği farkındalık düzeylerinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlandı. Yöntem: Ege Bölgesinde yer alan Hemşirelik Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Yüksekokullarında 2018-2019 öğretim yılında görev yapan hemşire akademisyenler ile yürütüldü. Evren ve örneklemini çalışmaya katılmayı kabul eden akademisyenlerin oluşturduğu kesitsel tarama modeli kullanıldı. Veriler, "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Bilgi Güvenliği Farkındalık Düzeyi Belirleme Ölçeği" kullanılarak toplandı. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde, sayı ve yüzde dağılımı, varyans analizi, Kruskal Wallis, Mann Whitney U ve t testi kullanıldı. Bulgular: Hemşire akademisyenlerin büyük çoğunluğunu 23-30 yaş grubunda olanlar (%39,6), kadınlar (%92,5), evliler (%64,2) ve geliri orta düzeyde olanlar (%81,3) oluşturmaktadır. Hemşire akademisyenlerin %62,7si 11-20 yıldır bilgisayar ve internet kullanmaktadır. %64,9'u bilgisayar eğitimi almış olup bu eğitimi lisans eğitimleri sırasında aldıklarını belirtmişlerdir (%31,3). Hemşire akademisyenlerin bilgi güvenliği farkındalık düzeyleri ile yaş, cinsiyet, medeni durum, gelir durumu ve mesleki deneyimleri arasında istatistiksel anlamda bir fark bulunmamıştır. Bilgi güvenliği farkındalık düzeyleri ile bilgisayar ve internet kullanma yılları arasında anlamlı bir fark bulunmuş ve bu farkın 20 yıl üstü bilgisayar ve internet kullanma yılına sahip olanlar lehine olduğu belirlenmiştir. Bilgi güvenliği ile ilgili bilgi düzeylerinin iyi düzeyde olduğunu düşünen akademisyenlerin bilgi güvenliği farkındalıklarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç: Hemşire akademisyenlerin bilgi güvenliği farkındalık düzeylerinin "saldırı ve tehditler alt boyutu" dışında "kişisel verilerin korunması alt boyutu"nda ve ölçek toplamında ortalama değerlerinin orijinal ölçek ortalama değerlerinden daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler; Hemşire akademisyen; bilgi güvenliği; bilgi güvenliği farkındalığı.
Türkiye'deki devlet üniversitelerinin eğitim fakültelerinde araştırma kültürü ve akademik performansın incelenmesi
Bu araştırmanın amacı eğitim fakültelerindeki yöneticilerin ve akademisyenlerin araştırma kültürünün geliştirilmesine ilişkin algılarını ve görüşlerini incelemektir. Araştırmada karma model tercih edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; Öğretim elemanlarının fakülte yönetiminin araştırma kültürüne desteğine ilişkin memnuniyet ve beklentileri orta düzeydedir. Öğretim elemanlarının cinsiyetlerine, bölümlerine, unvanlarına, ders yüklerine, yurt dışında bulunma durumlarına göre fakülte yönetiminin araştırma kültürüne desteğine ilişkin memnuniyet puanları farklılaşmaktadır. Öğretim elemanlarının cinsiyetlerine, bölümlerine, unvanlarına, ders yüklerine, yurt dışında bulunma durumlarına, kıdemlerine, kurumda çalışma sürelerine, danışmanlık yüklerine göre fakülte yönetiminin araştırma kültürüne desteğine ilişkin beklenti puanları farklılaşmaktadır. Fakülte yöneticilerinin araştırma kültürünü desteklemeyi önemseme düzeyleri yüksek, araştırma kültürüne desteklerinin akademik performansa katkı düzeyleri orta ve araştırma kültürünü desteklemede karşılaştıkları zorluk düzeyleri ortadır. Fakülte yöneticilerinin araştırma kültürünü desteklemeyi önemseme puanları cinsiyetlerine, görevlerine, kıdemlerine, kurumdaki personel sayılarına göre faklılaşmamaktadır ancak bölümlerine göre faklılaşmaktadır. Öğretim elemanları genel olarak fakülte yönetimlerinin bilimsel toplantılardan haberdar etme ve bu toplantıları destekleme konusunda yaptıkları uygulamalar etrafında yoğunlaşmıştır. Yöneticinin kişisel arası rollerden araştırmacıları destekleme ve motive etme, kararsal rollerinden bölümün itibarını artırmaya yönelik akademik atamalar yapma konularında öğretim elemanlarının fazlaca beklenti içinde oldukları görülmüştür. Fakülte yöneticileri araştırma kültürünü desteklemede karşılaştıkları en fazla zorluk olarak "maddi sorunları" dile getirmişler ve aynı zamanda araştırmacıyı geliştirme konusunda en fazla zorluk yaşanmasının sebebi olarak "maddi sorunları" vurgulamışlardır.
Yükseköğretim stratejileri ve akademisyenlik mesleğinin değişimi: Sosyal bilimler örneği
Çalışma, Humboldt tipi üniversiteden, Amerikan modeli üniversiteye geçişte, akademik emek sürecinde yaşanan değişimler sonucunda, akademisyenlerin proleterleşme eğilimi gösterip göstermediklerini sorgulamaktadır. Kapitalizmin neoliberal ideolojisi çerçevesinde, yükseköğretim metalaşırken, küresel bir yükseköğretim piyasası ortaya çıkmaktadır. Bu sürecin ülkemizdeki yansımaları, 1981 yılında YÖK'ün kuruluşu ile varlık kazanan vakıf üniversiteleri ile birlikte devlet üniversitelerinde yeni kamu yönetimi anlayışının işlerlik kazanması temelinde ortaya çıkmaktadır. Bu gelişmeler ışığında Türkiye'de akademik emek sürecinde yaşanan değişimleri, akademisyenler temelinde açıklama ve anlama çabasına yönelik olarak, İstanbul ve İzmir illerinde, A,B,C ve D tipi olarak analiz edilen 17 farklı devlet ve vakıf üniversitesinde çalışmakta olan 28 öğretim üyesi ile derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, iki temel akademik faaliyet olan ders verme ve araştırma sürecinde, bir emek potansiyeli olan emek gücünün emeğe dönüşümünde izlenilen verimlilik stratejileri temelinde örgütlenmekte olduğu görülmüştür. Akademisyenlerin, dış ve iç emek piyasası yoluyla; derslerin ve araştırma sürecinin standartlaştırılması; akademik emek sürecinde tasarım ve uygulamanın birbirinden ayrılması; performans denetimi; teknolojik denetim; akademik teşvik gibi ödül mekanizmaları ile yoluyla kontrol altına alınılmaya çalışıldığı belirlenmiştir. Bu çerçevede akademik işin artan bir şekilde güvencesizleştiği, akademik emeğin yeri doldurulabilir parçalara indirgendiği ve değersizleştiği ortaya koyulmuştur. Mesleğe girişin ALES ve yabancı dil sınavı gibi sınavlar yoluyla standartlaştırıldığı, akademik emeğin vasıflarının, Power Point, veri analiz programları gibi teknolojik gelişmelere bağımlı bir hale geldiği ve böylelikle vasıf kaybının söz konusu olduğu görülmüştür. Kontrole karşı ortaya çıkan karşı koyma örüntülerinden sendikalaşma şeklindeki örgütlü kolektif karşı koyma çabalarının başarısızlıkla sonuçlanmış olması söz konusudur. Bu temelde araştırma kapsamında akademik emeğin proleterleşme eğilimi gösterdiği belirlenmiştir.
Kendini gerçekleştiren kehanet olgusu: Akademisyenlerin çalışma ortamındaki izlenimleri üzerine nitel bir araştırma
Araştırmanın amacı, akademisyenlerin kendini gerçekleştiren kehanete ilişkin izlenimlerini detayları ile ortaya koymaktır. Araştırmanın deseni olgu bilim olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde çalışan ve kasıtlı örneklem tekniği ile seçilen akademisyenler oluşturmaktadır. Araştırmanın okuyuculara akademisyenler arasında kendini gerçekleştiren kehanetin oluşumuna dair sebep, süreç ya da sonuçlara ilişkin detayları ortaya çıkartarak katkı sağlaması amaçlanmıştır. Araştırmadaki veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanarak nitel içerik analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları sekiz tema şeklinde ortaya konulmuştur. Bulgulanan temalar arasında; performans ve sorumluluk bilinci, bireysel kapasite öz yeterlilik ve performansa dayalı liyakat, öğrenmeye açık olma ve kendini geliştirme arzusu, işsizlik ve amaç noksanlığı, nepotizm (kayırmacılık), akademisyen olma arzusu, şımarma ihtimali ve yaş yer almaktadır. En fazla bulgulanan temalar performans ve sorumluluk bilinci ile bireysel kapasite öz yeterlilik ve performansa dayalı liyakat, en az bulgulanan tema ise akademisyen olma isteğidir. Beklenti etkilerinin akademik başarılar üzerindeki etkisine ait mekanizmaya dair bütüncül ve derinlemesine bir anlayış geliştirmek nitel araştırmalar yoluyla mümkün olabilecektir. Bu bağlamda araştırma kapsamında elde edilen bulguların akademik performansını iyileştirmek adına beklenti etkilerine ilişkin müdahalelerinin etkisini en üst düzeye çıkarma amacıyla yeni yöntem ve yollar bulunmasına olanak sağlayacağı ve etkiye dair sürecin aydınlatılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
KOVID-19 pandemi döneminin sınıf öğretmeni yetiştirme sürecine yansımalarının akademisyenler ve sınıf öğretmeni adaylarının görüşlerine göre incelenmesi
Tüm dünyayı etkisi altına alan korona salgını karĢısında ülkeler öncelikle sağlık anlamında önlemler alarak vatandaĢlarını bu hastalıktan korumaya çalıĢırken, eğitim ve ekonomi de bu süreçte en çok etkilenen sektörlerin baĢında gelmektedir. Pandemi sürecinde bütün ülkeler çeĢitli önlemlerle, eğitim, sağlık ekonomik vb. faaliyetlerin aksamaması için yeni tedbirler ve uygulamalara baĢvurmuĢtur. Bu süreçte eğitim alanında tüm eğitim kademelerinde uzaktan eğitime geçilmiĢtir. Zaman zaman uzaktan eğitimle gerçekleĢtirilen programlar olsa da topyekün tüm eğitim kademelerinde uygulanması ile Türkiye'de bir ilk gerçekleĢmiĢtir. Uzaktan eğitim uygulaması ilk olması nedeniyle zaman zaman problemler yaĢansa da, pandemi sürecinde eğitim alanında ortaya çıkabilecek eğitim açığının giderilmesinde önemli bir boĢluğu doldurduğu söylenebilir. Yapılan bu çalıĢmada pandemi sürecinin sınıf öğretmeni adaylarına etkilerini ortaya koyması yönünden bu alanda yeni yeni oluĢmaya baĢlayan literatüre katkı sağlayacağı düĢünülmüĢtür. Bu kapsamda Konya ili Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet KeleĢoğlu Eğitim Fakültesinde eğitim alan sınıf öğretmen adayları ve eğitim veren akademisyenlerden çalıĢma grubu oluĢturularak nitel araĢtırma yapılmıĢtır. Bu doğrultuda yapılan araĢtırma neticesinde; sınıf öğretmeni adaylarının pandemi sürecinde aldığı uzakta eğitimin niteliği ve teknoloji kullanımı ve yeterliliğine yönelik görüĢleri incelendiğinde derslerin genel anlamda verimli geçtiği ve teknolojik materyallerin kullanım ve eriĢilebilirliğinde olumlu görüĢlerin olumsuz görüĢlere göre daha yüksek olduğu belirlenmiĢtir. Ayrıca Materyal kullanımı ve yeterlilik açısından olumsuz görüĢlerin olumlu görüĢlere göre daha yüksek olduğu belirlenmiĢtir. Sınıf öğretmeni adaylarının pandemi sürecinde aldığı uzakta eğitimin niteliğine yönelik akademisyenlerin görüĢleri incelendiğinde olumlu ve olumsuz görüĢleri birbirine yakın olduğu belirlenmiĢtir. Ancak yapılan değerlendirmeler incelendiğinde her ne kadar baĢlangıç sürecinde belirli eksiklikler yaĢansa da uzaktan eğitim sürecine yönelik eksiklikler zamanla giderilerek daha baĢarılı hale getirilmeye çalıĢılmıĢtır. Anahtar Kelimeler: Pandemi, Uzaktan Eğitim, Akademisyenler, Öğretmen Adayları