Malatya
284 theses under this subject heading
Çobandere (Malatya) bölgesinin linyit potansiyelinin uzaktan algılama bulguları
Ülkemizdeki 4B grubu maden aramalarında plansız yapılan uygulamalar nedeni ile ekonomik açıdan verimsizlik olduğu açıktır. Son yıllarda hızlı bir şekilde artan enerji maliyetleri linyit madenciliğinin daha da önemli kılmış ve mostra madenciliğinin yerini dijital ortamdaki yapılan yeni teknolojik faaliyetler ile birlikte sondajlı arama ve yeni modern uzaktan algılama teknikleri kullanılarak ön arama faaliyetlerini zaman ve ekonomik açıdan çok verimli hale getirmiştir. Uzaktan algılama tekniklerinin önemini ortaya çıkarmıştır. Sahada MTA tarafından yapılan etüt çalışmalarının değerlendirilmesi sonucunda elde edilen yeni veriler ışığında linyit içeren lokasyonlar tespit edilmiştir. İlk bakışta tek tip bir litolojik birimde çalışma yapıldığı düşünülse de farklı fasiyeslerin varlığı uydu görüntüsü analizlerinde ve sondajlarda gözlenebilmektedir. Bu fasiyes değişimleri renk, mineralojik bileşim ve özellikle farklı alterasyon seviyeleri ile ilişkilendirilebilir. Fasiyes değişimlerinin haritalanması linyit arayışı için en önemli katkılardan birisi olmuştur. Landsat 8 uydu görüntüsü analizleri ile bu haritalamalar ve linyitli lokasyonların doğrulanması mümkün olmuştur. CBS çalışmaları ile linyitli bölgelerin morfolojik özellikleri belirlenmiştir. Belirlenen lokasyonlardan 2 adet sondaj çalışması gerçekleştirilen Alibonca Formasyonundaki Çobandere üyesi içerisinde linyit bantları organik malzemeli kiltaşı ve kireçtaşları ile ardalanmalı olarak bulunur. Tatlı su fosilleri içeren organik malzemeli kireçtaşı ve marnlarla ilişkili benzer fasiyesler gölü çevreleyen bataklık çökelleri olarak yorumlanabilir. Linyit fasiyesi içerisinde bulunan damarların kalınlığı Arguvan/Çobandere mevkiinde yapılan sondajda 3.60cm – 0.02 cm arasında değişen kalınlıklarda, Arapgir /Suceyn mevkiinde ki sondajda 1.60cm- 0.05cm arasında değişen kalınlıklarda ve ortalamada kuyu başına 4 metre toplam kalınlıkta, alt ısıl değeri 1200-1500 kcal/kg ortalamasına sahip linyit damarları kesilmiştir.
TRB1 bölgesindeki üniversitelerin teknoloji ve inovasyon sistemleri ile bölgesel kalkınma odaklı vizyonu
Bilim, teknoloji ve inovasyon sistemi, Türkiye'de bilimsel araştırma sahasına olumlu yönde katkı sağlayan kuruluşlardan oluşmaktadır. Bu sistem, vizyon (hedefe uygun görünüm) odaklı bilim ve teknoloji politikalarının ortaya çıkmasında devlete önemli katkılar sağlamaktadır. Vizyon odaklı politikaların verimli bir şekilde sürdürülebilmesi için akademisyenlerin, kamunun ve özel sektörün iş birliği yapması önem arz etmektedir. Bu iş birliğini, TRB1 bölgesinde yer alan üniversitelerin teknoloji ve inovasyon sistemi içinde bölgesel kalkınma alanında uygulanan çalışmalarının etkisini yerel ve bölgesel olarak incelemek, bir ilk olarak bu tezin amacıdır. Uygulanan anket çalışması, TRB1 bölgesindeki üniversitelerde görev yapan akademik personellere uygulanmıştır. Bölgedeki üniversitelerde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde görev yapan akademik personele 17 sorudan oluşan anket formu uygulanmış ve toplam 250 kişiye ulaşılmıştır. Anket çalışması sonucu teknoloji, ekonomi, girişimcilik, üniversite ve sanayi iş birliği ile ilgili değişkenler ve akademisyenlerin özellikleri/görüşleri arasındaki ilişkiyi inceleyen hipotezler test edilmiştir. Üniversitelerde akademik personel ve öğrenciler için girişimcilik, marka ve patent faaliyetleri, bilime ve uygulamaya dönük projeler, teknoloji ve yenilikçi ürünlerini kendi bünyesinde değerlendirme işlemlerinin küreselleşme sürecinde önemli gelişme sağlayacaktır.
Malatya ilinde ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin beslenme durumları, antropometrik ölçümleri ve iş stres düzeylerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, Malatya ilinde görev yapan ilköğretim okulu öğretmenlerinin beslenme durumlarını, antropometrik ölçümlerini ve iş stres düzeylerini değerlendirmektir. Araştırmanın örneklemini Malatya ili ilköğretim okullarında görev yapan yaşları 24-64 yaş orası olan 54'ü erkek, 56'sı kadın olmak üzere 110 gönüllüöğretmen oluşturmaktadır. Öğretmenlerin genel bilgileri, beslenme durumları, besin tüketim sıklıkları ve antropometrik ölçümleri alınmıştır. Öğretmenlerin stres düzeyleri daha önce geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmış "İş Stres Ölçeği" kullanılarak ölçümlenmiştir. Stres düzeyi düşük olan öğretmen bulunamazken, %36,4'ünün orta %63,6'sının stres düzeyinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet farkı gözetmeksizin öğretmenlerin çoğunluğunun (%76.4) beslenme durumlarının iş yerindeki stresten etkilendiği, besin tüketim sıklıklarının da değişkenlik gösterdiği saptanmıştır. BKI değerlendirmelerinde erkeklerin %40.7'sinin kadınların yarısının şişmanlık öncesi aşamasında olması dikkat çekici bulunmuştur. Stres puanları ile antropometrik ölçümlerinin ilişkisinin genellikle pozitif yönde olduğu gözlenmiştir (r değeri).Sonuç olarak; stresli bir mesleği yapan öğretmenlerin beslenme durumları, iş kaynaklı çeşitli stres faktörlerinden etkilenebileceği ve antropometrik ölçümlerde artışa sebep olabileceği bu durumun hastalıkların gelişmesine sebep olabileceği görülmüştür. Okullarda sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmak ve iş stresinin önüne geçebilmek için stratejiler geliştirilmelidir. Anahtar Kelimeler:Öğretmen, Beslenme Durumu, İş Stresi, Antropometrik Ölçümler.
Yerel demokrasinin yerel bir aktörü olarak kent konseyleri: Malatya Büyükşehir Kent Konseyi örneği
Bu araştırmanın amacı Malatya Büyükşehir Kent Konseyi özelinde kent konseylerinin yerel demokrasinin yerel bir aktörü olma durumlarının incelenmesidir. Araştırmada Malatya Büyükşehir kent konseyi odak alınarak, temsiliyet açısından Malatya Büyükşehir Kent Konseyi içerisinde Yürütme Kurulu üyeleri seçilmiştir. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile 2018 yılı Ocak – Mart ayları arasında derinlemesine mülakat yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırmada kullanılan görüşme formu iki bölümden oluşmaktadır. Görüşme formunun birinci bölümünde katılımcıların, faaliyette bulundukları il, kurumdaki görevi/unvanı, kurumdaki statüsü ve görüşlerinin kapsamı bilgilerini tespit etmek amacıyla sorulmuş beş (5) soru, ikinci bölümünde ise kent konseyleri hakkındaki düşüncelerini belirlemek amacıyla da yirmi (20) soru bulunmaktadır. Araştırma sonucunda, yerel demokrasi ve yerel yönetime katılım konusunda kent konseylerinin dinamik bir yapıda olduğu, kentin sorunlarını dile getirmede etkili olduğu, kent ile ilgili sorun ve ihtiyaçların tespit edilmesi ile çözüm önerilerinin getirilmesi konusunda karar almada verimli ve işlevsel olduğu belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca, kent konseylerinin daha etkin olarak çalışabilmesi için kent yönetimi açısından almış olduğu kararların bağlayıcı nitelik taşıması, kendine ait bir bütçesinin olması ve çalışanlarını belirleyebilmesi gibi konularda da yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir.
Malatya Beşkonaklar Etnografya Müzesi'ndeki taş eserler
Malatya, eski çağlardan beri sahip olduğu coğrafi konumu nedeniyle pek çok uygarlığa ve kültüre ev sahipliği yapmış bir ilimizdir. Selçuklu ve Osmanlı Devleti döneminde stratejik bir öneme sahip olan Malatya bu dönemlerde önemli eserler vererek dönem hakkında önemli belge niteliğinde bilgiler bırakmıştır. "Malatya Etnografya Müzesindeki Taş Eserler" konulu çalışmamızda, Malatya Etnografya Müzesinde bulunan Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait taş eserler incelenmiş ve buradaki yapı kitabeleri, mezar taşı kitabeleri, yazıtlı ve yazıtsız mimari taş parçalar değerlendirmeye alınmıştır. Bu çalışmamızda, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait 10 adet mezar taşı, 11 adet yapı kitabesi, 4 adet yazıtlı mimari taş parça ve 4 adet yazıtsız taş parçaya yer verilmiştir. Yapı malzemesi olarak kalker türü kireç taşının ağırlık kazandığı, bunun yanı sıra düzgün kesme taş ve mermerin de kullanıldığı örneklere de rastlanılmıştır. Mezar tasları üzerinde cel-i sülüs yazı türü tespit edilmiştir. Süsleme olarak ise yazı, bitkisel, geometrik ve nesnel karakterli motiflere yer verilmiştir. Etnografya Müzesi'ndeki Selçuklu ve Osmanlı Dönemine ait eserler; ölçüleri, orijinal metinlerin yazılışları, transkripsiyonları, anlamları, dili, yazı türleri, formu, malzeme ve teknikleri hakkında bilgilendirmenin yanı sıra, süsleme programları ve üslup özellikleri bakımından da değerlendirilmiştir. Böylece incelediğimiz taş eserler amacına uygun şekilde en yalın haliyle incelenip bir tez konusu haline getirilerek son halini almıştır.
Çok partili dönemde Malatya'da siyasi hayat (1946-1960)
Üç kıta arasındaki ticaret ve kültür alışverişlerinin yapıldığı yolların kavşak noktasında bulunması, Malatya'nın tarihi ve kültürel önemini artırmıştır. Bu özelliği Malatya'yı tarihin her döneminde önemli kılmış ve dikkatleri hep üzerine çekmiştir. Doğal, tarihi ve kültürel bereketi ile yıllar boyunca tarih sayfalarında önemli bir yer edinen Malatya siyasi kimliğiyle de önemli bir yere sahiptir. Cumhuriyetin ilanından sonra Malatya Türkiye'nin diğer şehirlerinden farklı olmayan modernleşme süreci geçirmiştir. Bu süreçte mühim sosyal, kültürel vs. değişmeler yaşanmıştır. Türkiye'nin yaşadığı modernleşme sürecinin şehirler esas alınarak mukayeseli ortaya konulması gerekmektedir. Malatya uzun yıllar boyunca CHP yönetiminde kalmıştır. 1950, 1954 ve 1957 seçimlerinde yurt geneli hâkimiyet DP geçmişse de bu durum Malatya'da tam tersidir. Malatya'nın CHP denetiminde bulunması hiç şüphesiz İsmet İnönü faktörünün açık bir sonucudur. 3 Haziran 1946'da yapılan Belediye seçimlerinde CHP'li bir adayın kazanması DP'nin Malatya için çok fazla emek sarf etmesi gerektiğini açıkça gösteriyordu. Nitekim 1950 genel seçim sonucuna baktığımızda DP'nin tek bir aday bile çıkaramamasına karşılık CHP'nin bütün adaylarının kazanması tezimizi destekler niteliktedir. 1954 ve 1957 genel seçimlerine bakıldığında Malatya'da ki CHP üstünlüğü 1960'a kadar kendini korumuştur. DP'nin yaptığı faaliyet yurt geneli kendini göstermiş ise de bu durum Malatya'da eksik kalmıştır. DP Malatya Gençlik Kolu çalışmaları da yetersiz kalmış muhtarlık seçimleri, Belediye seçimleri ve ardından gelen 1957 seçimleri de CHP üstünlüğüyle sonuçlanmıştır. Bu üstünlük 1957 seçiminin ardından giderek azalmaya başlamış, özelliklede 1960'lara doğru CHP'nin ciddi bir oy kaybına uğradığı belirlenmiştir. Peşi sıra gelen istifalar, CHP içindeki dalgalanmalar ve özellikle CHP'li kimi şahısların partiyi kendi menfaatleri uğruna kullanmaları halkın partiye olan güvenini sarsmıştır. 1946 ile başlayan çok partili dönem 27 Mayıs 1960 darbesiyle beraber çok farklı bir boyut kazanmış ve Türkiye demokrasi ve siyaset adına yeni bir yapıyla karşı karşıya kalmıştır. Anahtar Kelimeler: Malatya, Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Çok Partili Dönem, Seçim. Sayfa Sayısı: 118 Tez Danışmanı: Doç. Dr. Mehmet PINAR
Tarım sektöründe tütün yetiştiriciliği çalışanlarında iş sağlığı ve güvenliği; Malatya ili örneği
Tarım, insanların yaşamlarının sağlıklı ve nitelikli bir şekilde devamlılığını sürdürebilmek için birçok ihtiyaçlarını karşılayan önemli bir sektör konumundadır. Ülkemizin uluslararası piyasalarda marka değeri olan en önemli tarım ürünleri arasında tütün yer almaktadır. Türkiye'de yetiştirilen oriental tütünler, dünya piyasalarında uzun yıllar gördüğü yüksek talep sayesinde "Türk Tütünü" ismiyle anılmaktadır. Tütün, fide yetiştirilmesinden hasat edilmesine ve işlenmesine kadar geçen zamanda değişik metotlarla üretilmektedir. Makineleşmenin yoğun olduğu tarımsal alanlarda verimlilik oldukça yüksektir. Ülkemizde tütün yetiştiriciliği, el emeğiyle üretilmektedir. Tütün tohumlarının ekimi, hasat edilmesi, tütünün denklenmesi ve taşınması sırasında eğilip kalkmalar ve ağır yük taşıma nedeniyle birçok kas iskelet sistemi hastalıkları görülmektedir. Bel, sırt, baş ve boyun ağrıları gibi sağlık sorunları oluşmaktadır. Tütünde bazı işlemler sırasında kullanılan aletler, tehlikeli olmakta ve kesikler açık yara şekline dönüşerek hastalıklara neden olabilmektedir. Makineleşmenin artması, yukarıda sayılan tehlikelerin bazılarını ortadan kaldırmakta fakat yeni tehlikelere neden olmaktadır. Makinalara çarpmalar, elleri, parmakları veya kolları kaptırma gibi iş kazaları yaşanabilmektedir. Tütün üretiminde kullanılan gübre ve pestisit gibi toksik kimyasallar kullanılmaktadır. Bu kimyasallar solunum, ciltten emilim ve sindirim yoluyla vücuda alınmakta, sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Tütün yetiştiriciliğinde çalışanlar fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal risklere maruz kalmaktadır. Bu tez kapsamında, ülkemiz tarım sektörü tütün yetiştiriciliğinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından maruz kaldığı riskler belirlenmiştir. Riskleri yok etmek veya kabul edilebilir seviyeye indirmek için alınabilecek korunma tedbirleri ortaya çıkartılmış, bu korunma tedbirlerinde en etkin olanı belirlenmiştir. Risk değerlendirme yöntemlerinden olan kontrol listesi yöntemiyle tütün yetiştiriciliğinde bulunan riskler belirlenip kontrol listeleri hazırlanmıştır.
Sosyolojik kuramda yapı - eylem tartışmaları çerçevesinde Türk aile yapısı ve akrabalık ilişkileri: Malatya örneği
Bu çalışma, bireylerin gündelik hayat içerisindeki düşünme, hissetme ve eylemde bulunma biçimleriyle aile ve akrabalık ilişkilerinin nasıl bağlantılı olduğunu sosyolojik kuramda yapı – eylem tartışmaları bağlamında anlamaya ve açıklamaya çalışmaktadır. Çalışmanın nihai hedefi, aile ve akrabalık ilişkilerinin bireysel eylem üzerindeki etkisini katılımcıların kendi anlam dünyaları ve bakış açılarından hareketle incelemektir. Bu amaç doğrultusunda bireysel eylem alanları olarak (i) siyasi ve ideolojik düşünce (ii) dini inanç ve ibadetler ve (iii) gündelik yaşam pratikleri olmak üzere üç alan belirlenmiştir. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntem ve teknikleri kapsamında bir saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın saha çalışması kısmı Malatya'da yapılmıştır. Çalışmamız kapsamında Malatya'yı önemli kılan unsur, şehrin hızlı bir sanayileşme ve kentleşme sürecine girmiş olması; bununla birlikte hem geleneksel değerleri hem de modern kent hayatının "kentli" yaşam biçimini bir arada barındırmasıdır. Bu sebeple çalışmanın konusu ve amacı gözetilerek nitel araştırma yöntem ve teknikleri kapsamında Malatya'nın Battalgazi ve Yeşilyurt ilçelerinde ikamet eden 24 katılımcı ile yüz yüze ve derinlemesine görüşme yapılmıştır. Sahadan elde edilen veriler üzerinde tematik analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularından hareketle, bireylerin gündelik hayat içerisindeki düşünme, hissetme ve eylemde bulunma biçimlerinin, aile ve akrabalık ilişkisi içerisindeki insanlarla olan etkileşimlerine bağlı olduğu; bireylerin eylemlerini, hayatlarındaki en önemli değerlerin başında gelen aileleri ile girmiş oldukları etkileşimler çerçevesinde karşılıklı bir şekilde inşa ettikleri; dolayısıyla bireylerin eylemlerini gerçekleştirirken hem ailelerinin beklentilerini hem de kendi istek ve arzularını dikkate aldıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmenlerin özerklik algısının ortaöğretim öğrencilerinin dönem sonu başarı puanını yordama gücü
Araştırmanın amacı, öğretmenlerin özerklik algısının ortaöğretim 11. sınıf öğrencilerinin dönem sonu başarı puanını yordama gücünün ve öğretmenlerin özerklik algısının okul türü ve alan türüne göre farklılaşma durumunun incelenmesidir. Nicel araştırma yöntemlerinden yordayıcı desen ve tarama modelinin kullanıldığı araştırmanın çalışma gruplarını, Malatya ilinin Battalgazi ve Yeşilyurt merkez ilçelerinde MEB'e bağlı ortaöğretim kurumlarının 11. sınıfında öğrenim gören 3005 öğrenci ve bu okullarda görev yapan 230 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada öğretmenlere ilişkin veriler, tez danışmanı ve araştırmacı tarafından geliştirilen Öğretmen Özerkliği Algı Ölçeği'nden elde edilmiştir. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, Cronbach Alpha güvenirlik katsayıları ve madde-toplam puan korelasyon değerlerinin hesaplanmasıyla ölçek, 11 madde ve üç faktörden (sınıfta özerklik, okulda özerklik, mesleki özerklik) oluşmuştur. Ölçeğin faktörlere göre Cronbach Alpha katsayıları 0.70-0.79 ile 0.68-0.78 arasında; madde-toplam puan korelasyon değerleri ise 0.41-0.74 ile 0.35-0.72 arasındadır. Öğrencilerin verilerini ise 2020-2021 Öğretim Yılı birinci dönem sonu başarı puanı oluşturmuştur. Çoklu regresyon analizine göre Sınıfta Özerklik, Okulda Özerklik, Mesleki Özerklik değişkenleri birlikte öğrencilerin dönem sonu başarı puanındaki değişimin %7'sini açıklamıştır. Okulda Özerklik değişkeni öğrencilerin dönem sonu başarı puanını yordarken; Sınıfta Özerklik ve Mesleki Özerklik değişkenleri yordamamıştır. Kruskall-Wallis H testi bulgularına göre öğretmenlerin Okulda Özerklik algılarında okul türüne göre anlamlı farklılık varken; Sınıfta Özerklik ve Mesleki Özerklik algılarında anlamlı farklılık yoktur. MANOVA testi bulgularına göre öğretmenlerin Sınıfta Özerklik algılarında alan türüne göre anlamlı farklılık varken; Okulda Özerklik ve Mesleki Özerklik algılarında anlamlı farklılık yoktur. Araştırma bulgularının araştırmacılara, program geliştirme uzmanlarına, politikacılara, öğretmen yetiştiren kurumlardaki eğitimcilere ve ilgili paydaşlara ışık tutması beklenmektedir.
Yeraltı kömür işletmelerinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği algılarının belirlenmesi: Malatya ili örneği
Yeraltı kömür işletmeleri, iş kazalarının sıklıkla yaşandığı bir alandır. İş sağlığı ve güvenliği önlemleri aracılığıyla yaşanan iş kazalarının büyük bir kısmını önlenebilmektedir. Bunun için çalışanların güvenlik kültürü ile iş sağlığı ve güvenliği algılarının yüksek olması gerekmektedir. Malatya ilindeki yeraltı kömür işletmelerinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği algılarını araştırmak çalışmanın temel amacı olarak belirlenmiştir. Çalışmada ulaşılan sonuçlara göre yeraltı kömür işletmelerinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği hakkında eğitimleri arttıkça iletişim de artmaktadır. Yeraltı kömür işletmelerinde çalışan bireylerin iş sağlığı ve güvenliği algısının yetersiz olduğu yönünde sonuçlar elde edilmiştir. Malatya ilindeki yeraltı kömür işletmelerinde çalışan 52 kişinin verdiği yanıtlar bu sonuçlara ulaşılması çalışmanın sınırlılıklarını meydana getirmektedir.
Cafer Höyük ve Değirmentepe Ortaçağ topluluklarının karşılaştırmalı antropolojik analizi
Anadolu coğrafyası üzerinde Fırat Nehri kıyısında ve önemli ticaret yollarına yakın konumu itibariyle Malatya, tarih boyunca farklı insan toplulukları için geçiş bölgesi olmuştur. Çeşitli topluluklar tarafından iskan edilen ve birçok istilaya uğramış olan bu coğrafyanın Ortaçağ dönemine dair veriler oldukça kısıtlıdır. Bu çalışma kapsamında, Malatya bölgesinden açığa çıkarılmış olan Cafer Höyük ve Değirmentepe yerleşim yerlerinden ele geçen ve Ortaçağ'a tarihlendirilen insan iskelet kalıntıları paledemografik, paleopatolojik ve ölü gömme uygulamalarına dair veriler ışığında incelenmiştir. Her iki toplulukta da yüksek oranda seyreden bebek ve çocuk ölümlerinin Cafer Höyük'te %44,4; Değirmentepe'de ise %39,7'ye ulaştığı belirlenmiştir. Söz konusu bu yüksek ölümlülük topluluğun doğumdaki yaşam beklentisinin 20 yıl olmasına neden olmuştur. Yaşamın ilk aylarında maksimum düzeye ulaşan ölümlülüğün, olasılıkla kötü hijyen koşulları ve buna bağlı enfeksiyonlar ile yetersiz anne ve çocuk bakımından ileri gelmiş olabileceği söylenebilmektedir. Topluluklarda çocukluk dönemi itibariyle gözlenen metabolik hastalıklar, malnütrisyona ve dolayısıyla düşük bir sosyo-ekonomik duruma işaret etmektedir. Her iki toplulukta da gündelik yaşamda ortaya çıkan düşme, çarpma gibi kazalara bağlı yaralanmalar saptanmış olup; Değirmentepe'de bunlara ek olarak topluluktaki grup-içi şiddet olgusunun varlığını gösteren perimortem travmalara rastlanmıştır. Toplulukların yaşam biçimlerine bağlı olarak eklemlerde meydana gelen dejenerasyon dikkate alındığında, kadın ve erkeklerde etkilenen bölgelerin farklılık göstermesinden hareketle geçim örüntüsüne bağlı gündelik uğraşılarda toplumsal cinsiyete dayalı rol farklılıklarının mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Cafer Höyük mezarları ve buradan ele geçen mezar eşyaları ölü gömme uygulamaları kapsamında incelenmiştir. Nekropol alanında rastlanılan iki mezar türünden basit toprak gömülere yalnızca bebek ve çocuklar gömülürken; kerpiç sanduka mezarlara erişkin bireylerin gömüldüğü gözlenmiştir. Buna bağlı olarak, toplulukta erişkin olmayan bireylere yönelik farklılaşan bir muamelenin varlığı saptanmıştır. Mezarlardan ele geçen buluntuların dağılımına bakıldığında kadın ve çocuk mezarlarında niceliği arttığı görülmektedir. Çok sayıda buluntuya rastlanılması, Cafer Höyük'teki gömü uygulamalarını Anadolu'da yer alan diğer Ortaçağ topluluklarından ayırmaktadır. Sonuç olarak, aralarında zamansal açıdan belirgin bir farklılık bulunmasına karşın Cafer Höyük ve Değirmentepe insanlarının bulundukları ekolojik çevreye adaptasyonlarının benzer olduğu söylenebilir.
Belediye yönetimine katılım ve kent konseyleri: Malatya örneği
Yaşadığımız çağda demokrasilerin vazgeçilmez unsuru haline gelen yerel yönetimlerde katılımcı yönetimin yeni bir aracı olan Kent Konseyi'nin konu edinildiği bu çalışmada; yerel katılımın geçmişten bugüne Türkiye'deki gelişimi ve gelinen noktada Kent Konseyi'nin yerel katılıma sağladığı katkı, Malatya ilindeki uygulamanın incelenmesi ile değerlendirilmeye çalışılmıştır. 90'lı yılların ikinci yarısından itibaren Türkiye'de çeşitli il ve ilçelerde başarılı bir şekilde uygulanan Yerel Gündem 21, yerel temsili demokrasinin yaşadığı temsil sorunu ve uluslararası anlaşmalara taraf olmanın gerekleri bir arada düşünüldüğünde yerel yönetimlerde katılımın arttırılması çalışmalarını hızlandırmıştır. İşte bu amaç ve bir yönü ile idarenin ıslahı, reformu, yeniden düzenlenmesi düşüncesinin sonucu olarak 2005'te yürürlüğe konulan 5393 sayılı Belediye Kanunu, katılımcı yönetimin bir aracı olan Kent Konseyi'ni yasal hale getirmiştir. Çalışmada; yerel yönetimlerin Türkiye'deki gelişimini konu alan birinci bölüm, katılımcı yönetimin temel kavramlarının tartışıldığı ve Kent Konseyi'ne giden sürecin Yerel Gündem 21 ile birlikte anlatıldığı ikinci bölümün ardından Malatya Kent Konseyi ve 13 ilçede yapılan alan araştırmasına yer verilmiştir. Mülakat yöntemi ile elde edilen veriler, mevcut ilmi birikim, güncel gelişmeler ve mevzuat göz önüne alınarak sonuç bölümünde değerlendirilmiştir.
The politics of everyday life in Malatya: Class, identity and space
This thesis offers a space-centered analysis of Kurdish question by examining the social exclusion of Kurdish migrants in Malatya, concentrating on both the political economy and everyday life. The case of Malatya is a particular story in the sense that there is a transformation of social exclusion to an inclusion story and Kurdish identity is redefined in terms of class in the everyday life. Thus, this research basically explores how class, identity and spatial relations intertwined in the everyday life by focusing on the everyday relations between Kurdish migrants and local people in Malatya. This thesis suggests the concept of social exclusion in order to define the "new poverty" and specifically the poverty of Kurdish migrants in Turkey; however, invites the reader to rethink the concept of social exclusion by adopting a critical approach to the concept. It is argued that social exclusion is not only caused by the entire exclusion of the poor from the economy but their inclusion to the labor market as low-paid workers without insurance. Social exclusion is analyzed within the theoretical framework of everyday life. The case of Malatya offers a particular incorporation story of Kurdish migrants. This thesis argues that both the embourgeouisement story and non-ghettoized characteristics of the city have ensured the transformation of social exclusion to an inclusion story. However, this is also an outcome of everyday resistance of Kurdish migrants to the social exclusion process by forming solidarity among the members of family. Therefore, this thesis claims that in order to observe those various patterns of Kurdish question, a space-centered analysis is necessary.
Demokrat Parti Döneminde Malatya'da muhalif basın: Malatya Postası ve Yeni Malatya Postası örnekleri
Malatya, tarihi dönemlerden günümüze kadar Doğu Anadolu'nun önemli bir merkezi olma özelliğini sürekli muhafaza etmiştir. Bu durum Osmanlı'dan Cumhuriyete böyle devam edegelmiştir. Bu çalışmada Malatya'nın 1952-1960 arası dönemi incelenmiştir. Bu araştırmanın temel amacı, cumhuriyet tarihinde ve çok partili hayata geçişte büyük önemi haiz Demokrat Parti'nin Malatya basınına yansımalarıdır. 1950-1960 arasında gerçekleştirilen üç seçimin sonucuna göre, iktidar partisi Demokrat Parti Malatya'da başarılı olamamıştır, hatta milletvekili dahi çıkaramamıştır. Bu durum Malatya ilindeki muhalefeti anlamlandırmak adına muhalif gazetelerin incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Çalışmaya konu olan yerel gazeteler Malatya Postası ve Yeni Malatya Postası isimli iki yerel gazetedir. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal altyapısı oluşturulmak suretiyle basının modern demokrasilerde dördüncü güç olması gerçeği üzerinde durulmaktadır. İkinci ve üçüncü bölümlerde Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeki muhalif bir hareket olarak ortaya çıkan Demokrat Parti'nin kurulması, seçim zaferleri ve on yıllık genel panoramasının yanında DP-basın ilişkilerine değinilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Demokrat Parti dönemi; yerel gazete haberleri, yorumlar, köşe yazıları, demeçler üzerinden değerlendirilmiştir. Gazetelerin sert bir muhalefet yapmasına rağmen ulusal meselelerde milli bir duruşla yayın yaptığı, basım, dizgi ve teknik düzen gibi yönlerden amatör bir düzeyde oldukları ve gazete sahip ve yazarlarının genellikle partili olmaları nedeniyle politik bir duruş sergiledikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Malatya, Demokrat Parti, Yerel Basın, Malatya Postası, Yeni Malatya Postası
Malatya yöresi ballarının palinolojik ve fizikokimyasal parametreler yönünden araştırılması
2014 ve 2015 yılları arasında Malatya ili ve ilçelerinden 23 bal örneği yöre arıcılarından satın alınmıştır. Toplanan bal örneklerinin polen ve fizikokimyasal analizleri yapılmıştır. Polen analizi sonucunda; ballarda 31 familyaya ait 84 takson bulunduğu tespit edilmiştir. 8 bal örneği unifloral, 15 bal örneği ise multifloral olarak belirlenmiştir. Bal örneklerinde dominant polene sahip taksonlar; Astragalus sp. ve Salix sp. olduğu tespit edilmiştir. Bal örneklerinde sekonder polene sahip taksonlar; Astragalus sp., Brassica sp., Centaurea sp., Coronilla sp., Hedysarum sp., Onobrychis sp., Salix sp. ve Trifolium sp. olduğu saptanmıştır. 23 bal örneğinde poleni en yaygın görülen taksonlar ise; Astragalus sp., Brassica sp., Carduus sp., Centaurea sp., Crataegus sp., Echium sp., Onobrychis sp., Paliurus sp., Prunus sp., Quercus sp., Rubus sp., Salvia sp., Salix sp., Solanum sp., Thymus sp. ve Trifolium sp. olduğu belirlenmiştir. Analiz edilen bal örneklerinde nem, asitlik, pH, brix, elektriksel iletkenlik değerleri incelendiğinde, ballarda tespit edilen değerlerin Avrupa Birliği Bal Kodeksi ve Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliğine uygun olduğu görülmüştür.
Malatya bölgesi önemli biber ekiliş alanlarında görülen virüs hastalıklarının belirlenmesi ve moleküler olarak tanılanması
Malatya ili Battalgazi ve Arapgir ilçelerinde yetiştirilen biber alanlarındaki Patates X virüsü (Potato virus X, PVX), Patates Y virüsü (Potato virus Y, PVY) ve Biber ılımlı benek virüs (Pepper mild mottle virus, PMMV)'lerinin saptanması ve moleküler teşhislerinin yapılması amacıyla 2016 ve 2017 yılllarında survey çalışmaları yürütülmüştür. Arazi çalışmalarında biberlerde virüs simptomlarına benzer kloroz, yaprak deformasyonu ve beneklenme gibi belirtiler gösteren ve göstermeyen toplam 140 biber örneğine internal kontrol primerleri kullanılarak RT-PCR testi uygulanmıştır. Yürütülen moleküler test çalışmaları sonucunda toplanan biber örneklerinde herhangi bir virüse rastlanılmamıştır. Çalışma kapsamında virüslerin moleküler yöntemler ile araştırılmasında pozitif kontrol olarak kullanılan iki PVY izolatının (PVY-1 ve 2) moleküler karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Bu izolatların genomunda sırası ile PVY-1 için 359 bp, PVY-2 için ise 398 bp uzunluğundaki nükleotid dizileri tespit edilmiştir. DNA baz dizileri ile amino asit dizileri belirlenen PVY izolatlarınınMK833915 ve MK833916 erişim numaraları ile Gen Bankasına kayıtları yapılmıştır. Gen Bankasında yürütülen nükleotid dizisi karşılaştırma çalışmalarında PVY-1 ve PVY-2 izolatlarının en çok PVYNTN ırkı ile benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Bilgisayar programı yardımı ile gerçekleştirilen filogenetik analiz çalışmaları sonucunda PVY-1 ve PVY-2 izolatlarının dünyadaki diğer izolatlar ile sırası ile %94 ve %95 oranında benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir.
Malatya ili meyve ağaçlarında şerbetçi otu cücelik ve şeftali latent mozaik viroidlerinin araştırılması ve tespit edilen izolatların moleküler karakterizasyonu
Şeftali latent mozaik viroidi (PLMVd), Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa, Asya ve Avustralya dahil olmak üzere dünya çapında şeftali ve nektarinlerde yüksek enfeksiyon oranları ile görülen bir viroid etmenidir. Malatya ilindeki bir ceviz bahçesinden alınan semptomsuz on iki ceviz bitkisine ait yaprak örneklerinden total genomik RNA, ticari bir RNA izolasyon kiti kullanılarak ekstrakte edilmiştir. PLMVd genomunu, uçtan uca çoğaltan spesifik primer çifti kullanılarak ters transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu (reverse transcriptese polymerase chain reaction, RT-PCR) yöntemi ile amplifiye edilmiştir. RT-PCR yöntemi ile test edilen 12 ceviz örneğinin 4'ünde PLMVd infeksiyonu tespit edilmiştir. Yaklaşık 0.34-kb uzunluğunda elde edilen DNA fragmentleri pGEM-T Easy vektörüne klonlanmış ve kompetan hücre Escherichia coli JM109 suşuna transforme edilmiştir. Saflaştırılan plazmidler çift yönlü olarak dizilenmiştir. Nükleotid dizisi tespit edilen PLMVd ceviz Malatya 1 (Erişim no: MN857143) ve Malatya 2 (Erişim no: MN857144) izolatlarının ülkemizde ve diğer ülkelerde şeftali, nektarin ve kirazlarda tespit edilen PLMVd izolatları %96.6-98.8 ile %97-98.8 benzerlik (Erişim no: MN857144) gösterdiği tespit edilmiştir. Yürütülen bu çalışma ile dünyada ilk kez cevizde (Juglans regia L.) PLMVd enfeksiyonları tespit edilmiş olup cevizin PLMVd için alternatif bir konakçı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu çalışma ile Malatya ilinde tespit edilen iki farklı PLMVd izolatının moleküler özellikleri de rapor edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Viroid, ceviz hastalığı, RT-PCR, yeni konak
Malatya ili armut üretim alanlarında görülen fitoplazma hastalıklarının moleküler yöntemler ile araştırılması
Malatya ili armut üretim alanlarındaki fitoplazma hastalıklarının belirlenmesi amacıyla 2020 yılında sürvey çalışmaları yürütülmüş ve Malatya ilinde armut üretimi yapılan lokasyonlardan fitoplazma etmenlerine özgü belirtiler gösteren ve göstermeyen toplam 301 adet bitkiden rastgele yaprak örnekleri alınmıştır. Toplanan numunelerden total DNA izolasyonları ticari bir kit yardımı ile gerçekleştirilmiştir. Örneklerdeki muhtemel fitoplazma etmenlerini araştırmada, R16mF2/R16mR1 ve R16F2n/R16R2 üniversal primerlerin kullanıldığı Nested-polimeraz zincir reaksiyonu (Nested PCR) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada Malatya ili armut üretim alanlarından toplanan örneklerin hiçbirinde fitoplazma etmeni saptanmamıştır.
Malatya ili kale ilçesindeki farklı ekolojik lokasyonlardaki kayısı bahçelerindeki yabancı ot türlerinin belirlenmesi
Kayısı, Malatya ilinde tarımsal üretim ve ekonomik açıdan çok büyük bir öneme sahiptir. Yabancı otlar ise diğer bitkisel yetiştiriciliklerde olduğu gibi kayısı yetiştiriciliğinde de mücadele edilen en büyük sorunlardan bir tanesidir. Malatya ili Kale ilçesinde Temmuz 2020-Haziran 2022 yılları arasında yürütülen bu çalışmada kayısı bahçelerinde sorunlara neden olan yabancı ot türlerini, bunların genel kaplama alanlarını, rastlama sıklıklarını ve gelişim dönemlerini tespit ederek kayısı yetiştiriciliği yapan çiftçilerin yabancı ot mücadelesinde doğru yöntem ve uygulama zamanını belirlemesine katkıda bulunmaktır. Bu çalışma kapsamında Malatya ili Kale ilçesinde farklı rakım ve lokasyonlarda yer alan 6 farklı kayısı bahçesinde sürvey yapılmıştır. Her kayısı bahçesine rastlantısal olarak dört adet bir m2'lik çerçeve atılarak çerçeveler içerisindeki yabancı ot türleri sayılmış ve kaplama alanları belirlenmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde 30 familyaya ait 32 tanesi monokotiledon, 74 tanesi ise dikotiledon olmak üzere toplam 106 tane yabancı ot türü tespit edilmiştir. Tespit edilen bu yabancı ot türleri arasında yoğunluk bakımından en fazla rastlananlar Ranunculus repens L., Ranunculus bulbosus L., Poa bulbosa L., Sanguisorba minor Scop., Cynodon dactylon (L.) Pers., Euphorbia rigida M.Bieb., Senecio vulgaris L., Xeranthemum cylindraceum Sm. iken yoğunluk bakımından en çok rastlananlar Bromus tectorum L., Medicago sativa L., Chenopodium album L., Cynodon dactylon (L.) Pers., Euphorbia rigida M.Bieb., Setaria viridis (L.) P.Beauv. ve Poa trivialis L. olmuştur. Benzerlik indeksleri bakımından en yüksek benzerlik oranına sahip bahçeler ise 2020-2021 yaz döneminde Bent (908 m) ve Çanakçı (1330 m) mahallerinde bulunan kayısı bahçeleri olurken, benzerlik 0,703 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca yükselti azaldıkça yabancı ot türlerinin yoğunluklarının, yükselti arttıkça ise yabancı ot türlerinin çeşitliliğinin arttığı saptanmıştır.
Anadolu Lisesi öğretmenlerinin okul kültürü algılarının incelenmesi Malatya ili Battalgazi ilçesi örneği
Bu araştırmanın amacı, Malatya ili Battalgazi ilçesindeki Anadolu Lisesi öğretmenlerinin okul kültürüne yönelik algılarının ne düzeyde olduğunu saptamaktır. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Malatya ili Battalgazi ilçesindeki Anadolu Liselerinde görev yapan 280 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise araştırma evrenini kapsayan tüm öğretmenlerden oluşmaktadır.Araştırma verileri kişisel bilgi formu ile Fırat (2007) tarafından geliştirilen okul kültürü ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Kişisel Bilgi Formu, kişisel ve mesleki bilgileri içermektedir. Okul kültürü ölçeği 4 boyuttan ve 48 sorudan oluşmaktadır.Araştırma verilerinin analizi için SPSS programından yararlanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin okul kültürüne yönelik genel algıları "katılıyorum" düzeyinde gerçekleşmiştir.En yüksek algı düzeyi "bütünleşme ve aidiyet" boyutu almıştır.Onu sırasıyla "işbirliği, destek ve güven" boyutu, "demokratik yönetim, karara katılım ve örgüt kültürü" boyutu ve "okul-çevre ilişkisi" boyutu izlemiştir.Ayrıca araştırmanın diğer sonuçlarında cinsiyet, medeni durum, eğitim durumları ve okuldaki hizmet süreleri değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamakla birlikte yaş ve mesleki kıdem değişkenlerinin anlamlı farklılaştıkları sonucuna varılmıştır.
2000-2004 yılları arası malatya ili sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırma ile 2000 -2004 yılları arasındaki 5 yıllık dönem içinde Malatya ilindeki sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın bulgularına göre Malatya nüfusunun bu yıllar arasında artış gösterdiği, genç bağımlı nüfusun yaşlılara göre, nüfus artış hızının il merkezinde, köylere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Yıllar içinde toplam canlı doğum sayısında ve sağlık personeli eşliğinde yapılan doğumlarda artış bulunmaktadır. Bebek ve 0 ? 4 yaş arası çocuk ölümlerinde azalma gözlenmektedir. Bebek ölümleri arasında en fazla ölüm hızı perinatal dönemdedir. Kentte bulaşıcı hastalıklar ve solunum yolları hastalıkları sık görülmektedir. Ölüme neden olan hastalıklar arasında ilk sıraları Beyin Damarları ve Kalp Hastalıkları almaktadır. 2002?2003 yılı Malatya ilinin sağlık ocakları ve sağlık evlerindeki personelin doluluk oranı Türkiye ortalamasının üstündedir. Sağlık kayıtları düzenli tutulmuştur. Bağışıklama ve doğum kontrolü uygulamaları yeterli düzeydedir. Genel sağlık göstergeleri Türkiye göstergelerine paralel seyretmektedir. Malatya'da koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinde niceliksel açıdan belirgin bir sorun görülmemektedir. Sık görülen hastalıklar ve ölüm nedenleri dikkate alındığında kentte çevre sağlığı ile ilgili önlemlere ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları konusundaki sağlık eğitimine öncelik verilmesinin uygun olacağı söylenebilir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Malatya, sağlık göstergeleri, sağlık hizmetleri
Malatya ve çevresinde romatizmal kalp hastalığı tanısı alan hastalarda HLA subgrupları, D8/17 ve CD19 B hücre tiplendirmesi ile romatizmal kalp hastalığı ilişkisi
Amaç: Akut romatizmal ateş, grup A streptokokların etken olduğu üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası görülen otoimmün bir hastalıktır. ARA' in kronik sekeli olan Romatizmal Kalp Hastalığı, özellikle gelişmekte olan ülkelerde önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir. Otoimmünite ile ilişkili hastalıklardaki rolü nedeni ile HLA altgrupları ile ARA ve RKH ilişkisini inceleyen pek çok çalışma yapılmıştır. Çalışmamızda RKH bulunan hastalarda HLA alt grupları ve ülkemizde daha önce çalışılmamış olan HLA grubu dışı bir B lenfosit belirteci olan D8/17 proteini ilişkisini araştırmayı amaçladık.Gereç ve yöntem: İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı ve Erişkin Kardiyoloji Anabilim Dalında RKH tanısı almış olan 35 çocuk ve 12 erişkin ile hasta grubunu, 35 sağlıklı çocuk ve 12 sağlıklı erişkin ile kontrol grubunu oluşturduk. Tüm vakalar ve kontrol grupları ekokardiyografi ile değerlendirildi, genetik analiz ile HLA tiplendirmesi yapıldı, akım sitometri yöntemi ile B lenfositlerde D8/17 proteini ekspresyonu çalışıldı.Bulgular: RKH bulunan hastalarda D8/17 eksprese eden CD19 hücre yüzdesi anlamlı yüksek olarak saptandı (p=0,013). RKH bulunan hastalar kontrol grubu ile karşılaştırıldığında HLA DRB5 (p=0,007) ve DRB1*15 (p=0,008) ekspresyonunun anlamlı ölçüde artmış, DRB4 (p=0,049) ekspresyonunun ise anlamlı ölçüde düşük olduğu saptandı.Tartışma ve Sonuç: Bulgularımız HLA Klas 2 alt grupları ile RKH arasında ilişki olduğu tezini desteklemektedir. Bulgularımız D8/17 ekspresyonu ile RKH gelişimi arasındaki ilişkiyi göstermiştir. Vaka ve kontrol sayısının artırılacağı yeni çalışmalar ile sonuçlarımızın doğrulanması gerekmektedir.Anahtar kelimeler: Romatizmal kalp hastalığı, HLA DR subgrupları, D8/17, Akım sitometri
İnönü Üniversitesi yenidoğan işitme taraması modeli geliştirilmesi
Amaç: İnönü Üniversitesi Yenidoğan İşitme Taraması modeli geliştirilmesi, uygulanan programın sonuçlarının değerlendirilmesi, saptanan işitme kaybı tanılarının belirlenmesi ve kullanılan tarama protokolunun etkinliğinin değerlendirilmesi.Metod: Ocak 2007- Ocak 2008 tarihleri arasında, yenidoğan ve yoğun bakım ünitelerinde yatan 1453 bebeğe geçici uyarılmış otoakustik emisyon ölçümü (transiet evoked otoacoustic emissions,TEOAE) ile protokolün ilk basamağını oluşturacak şekilde işitme taraması yapıldı. Refere edilen bebekler 18 aylık sürede takip edildi. Yenidoğan bebekler ilk 2-48 saat içinde test edildi. Her iki kulakta TEOAE testine yanıt alınması ?geçti? olarak değerlendirildi. İkinci basamaktaki TEOAE testi ile ?refere et? yanıtı alınan bebeklere 30 gün içinde, ABR testini de içeren tam odyolojik değerlendirme uygulandı.Bulgular: Tarama programına dahil edilen 1453 bebeğin 1395 (% 96,10)' inde ilk basamakta ?geçti? sonucu alındı. 45 bebeğin ailesi ikinci kontrole gelmedi. 604 bebekte (% 41,60) ikinci basamak tarama testinde ?refere et? sonucu alındı. Onüç bebekte (% 0,89) üçüncü basamakta ?refere et? sonucu elde edildi ve 10 bebek (% 0.69) işitme yetersizliği tanısı aldı. Üç bebekte bilateral ileri düzeyde işitme kaybı, 7 bebekte hafif ve orta düzeyde işitme kaybı saptandı. Takip sırasında ve tedavi sonrasında 3 bebek normal işitme sınırları içinde tespit edildi. Beş bebekte işitme cihazı ile amplifikasyon yapıldı. İki bebekte koklear implantasyon ameliyatı planlandı, bir bebeğe implantasyon gerçekleştirildi.Sonuç: Taranan populasyonda prematüritenin bir risk faktörü olmadığı gözlendi. Bu çalışma, her canlı yenidoğanda ve yoğun bakım ünitesinde yatan tüm bebeklerde işitmenin değerlendirilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır. Yenidoğan işitme tarama programı ile işitme kaybının erken tanısı ve 6 aydan önce tedavisi planlanmalıdır.
İlköğretim okullarında görevli öğretmenlerin okulun örgütsel güven düzeyine ilişkin algıları (Malatya ili örneği)
Ekonomik bunalımlar, soğuk savaş, terör olayları, işsizlik gibi toplumsal sorunlar, insanlarda güven kayıplarına neden olmaktadır. Bu güvensizlik durumu, bireysel ve toplumsal ilişkilere zarar vermekte ve toplumun bir parçası olan örgütlerin işleyişine de olumsuz yönde yansımaktadır.Güven; bir kişinin başka bir kişiye, özgeci tavırlar sergileyeceği, iyi niyetli olacağı, beklentilerine cevap vereceği konusundaki inancıdır. İnsan ilişkileri karşılıklı güvene dayalı olduğunda, o ilişkide anlayış, hoşgörü ve yardımseverlik görülür. Böyle bir ortamda, kişilerin enerjilerini daha olumlu işler için harcayacağı söylenebilir.Toplumsal, örgütsel ve bireysel yaşamda güven, önemi giderek artan konular arasında yer almaktadır. İnsanlarda istendik davranış değişikliği yaratmanın amaç edinildiği eğitim örgütlerinde de güven olgusu, vazgeçilmez unsurlardan biridir. Bu açıdan, birer eğitim örgütü olan okullarda örgütsel güveni sağlamanın, özelde okul çalışanları arasındaki ilişkiyi ve okulun işleyişini, genelde ise kişisel ve toplumsal yaşamı olumlu yönde etkileyeceği düşünülebilir.Bu araştırmanın amacı; ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin, çalıştıkları okullara ilişkin örgütsel güven düzeylerini belirleyerek, elde edilen sonuçlara göre, okul örgütlerinde güven arttırıcı öneriler geliştirmektir.Tarama modeline dayalı betimsel bir çalışma olan bu araştırmanın evrenini, 2008 2009 eğitim-öğretim yılında Malatya ili Merkez ilçe sınırları içinde yer alan 75 resmi ilköğretim okulunda görevli 2940 öğretmen oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise, 23 resmi ilköğretim okulunda görevli 413 öğretmeni kapsamaktadır.Araştırmada, ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin örgütsel güven algılarının ölçülmesi, bu amaçla geliştirilmiş bir ölçek aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak, Daboval ve arkadaşları (2004)'ün geliştirdiği ve Yılmaz (2005) tarafından Türkçeye uyarlanarak likert tipi derecelendirilen, ?Okullarda Örgütsel Güven Ölçeği? kullanılmıştır.Ölçeğin birinci bölümünü, araştırma kapsamına alınan ilköğretim okulu öğretmenlerinin cinsiyeti, mesleki kıdemi, mezun olduğu okulu ve branşıyla ilgili sorular oluşturmaktadır. İkinci bölümde ise, ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin örgütsel güven algılarını ölçmeye dayalı 40 soru maddesi bulunmaktadır. Ölçek; Tamamen katılıyorum (5), Çok katılıyorum (4), Orta düzeyde katılıyorum (3), Az katılıyorum (2), Hiç katılmıyorum (1) şeklinde derecelendirilmiştir.İstatistiksel analizlerde, ölçekte yer alan her bir madde için bağımlı ve bağımsız değişkenler açısından frekans dağılımları, aritmetik ortalamalar, toplam ortalama puanlar, standart sapmaları ve yüzdeler hesaplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesi için ?Varyans analizi? yapılmış; karşılaştırmalarda anlamlı farklılığın saptandığı değişkenler arasında ?Tukey b? testi uygulanmıştır.Araştırmada yanıtı aranan alt problemlerin sıralanışına göre, aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır.1.İlköğretim okullarında görevli öğretmenlerin okul örgütüne ilişkin güvenleri ?Çok? ( =3.66) düzeyindedir.2.Araştırma kapsamındaki öğretmenlerin okul örgütüne ilişkin güven düzeyleri, örgütsel güvenin alt boyutlarında anlamlı bir farklılık göstermektedir.Öğretmenlerin okul örgütüne ilişkin güvenleri, örgütsel güvenin Çalışanlara Duyarlılık alt boyutunda ?Orta? ( =3.39) düzeydedir.Yöneticiye Güven boyutunda, öğretmenler çalıştıkları okul örgütüne ?Çok? ( =3.86) düzeyinde bir güven duymaktadırlar.İlköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin, çalıştıkları okullara ilişkin güvenleri, İletişim Ortamı boyutunda ?Çok? ( = 3.85) düzeyindedir.Örgütsel güvenin Yeniliğe Açıklık alt boyutunda, öğretmenler görev yaptıkları okul örgütüne ?Orta? ( =3.40) düzeyinde bir güvene sahiptirler.Öğretmenlerin okul örgütüne ilişkin güvenleri, Çalışanlara Duyarlılık ve Yeniliğe Açıklık boyutlarında daha düşük, Yöneticiye Güven ve İletişim Ortamı boyutlarında ise daha yüksek düzeydedir.3. Cinsiyet değişkeni açısından, öğretmenlerin okul örgütüne ilişkin güvenleri, örgütsel güvenin alt boyutlarında anlamlı bir farklılık göstermektedir. Buna göre, örgütsel güvenin Yeniliğe Açıklık (kadın: = 3.58; erkek: = 3.34) ve Yöneticiye Güven (kadın: = 3.95; erkek: = 3.74) boyutlarında kadın öğretmenler, erkek öğretmenlere göre daha yüksek düzeyde bir güvene sahiptirler.4. Öğretmenlerin görev yaptıkları okul örgütüne ilişkin güven düzeyleri, branş değişkeni açısından, örgütsel güvenin alt boyutlarında anlamlı bir farklılık göstermektedir.Öğretmenlerin Çalışanlara Duyarlılık boyutundaki örgütsel güvenleri; branşı sosyal bilimler olanlarda daha düşük ( =3.21), branşı sınıf öğretmenliği olanlarda ise daha yüksek ( =3.48) düzeydedir.Yeniliğe Açıklık boyutunda, öğretmenlerin görev yaptıkları okullara ilişkin örgütsel güven düzeyleri, branşı sınıf öğretmenliği olan olanlarda daha yüksek ( =3.56), branşı Sosyal Bilimler olanlar da ise daha düşüktür ( =3.23).Öğretmenlerin İletişim Ortamı alt boyutuna ilişkin güven düzeyleri, branşı sosyal bilimler olan öğretmenlerde daha düşük ( = 3.65), diğer branştaki öğretmenlerde (sınıf öğretmenliği: =3.90; güzel sanatlar ve spor: =3.93; matematik ve fen: =3.94) ise daha yüksektir. Buna göre, İletişim Ortamı boyutunda, sosyal bilimler branşındaki öğretmenler, diğer branştaki öğretmenlere kıyasla, çalıştıkları okul örgütüne daha az güven duymaktadırlar.Boyut ayrımı yapılmaksızın, ilköğretimde görevli öğretmenlerin örgütsel güven düzeyleri, branşı sosyal bilimler olanlarda daha düşük ( =3.46), diğer branştaki öğretmenlerde (sınıf öğretmenliği: =3.74; güzel sanatlar ve spor: =3.66; matematik ve fen: =3.71) ise daha yüksektir. Buna göre, sosyal bilimler öğretmenleri, diğer branştaki öğretmenlere kıyasla, çalıştıkları okula ilişkin daha az düzeyde bir örgütsel güvene sahiptirler.5. Araştırmaya katılan öğretmenlerin görev yaptıkları okullara ilişkin güvenleri, onların mezun oldukları okul türü açısından, örgütsel güvenin alt boyutlarında anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Buna göre, öğretmenlerin örgütsel güvenleri, eğitim fakültesinden mezun olanlarda ve olmayanlarda aynı düzeydedir.6. Kıdem yılı değişkeni açısından, öğretmenlerin okul örgütüne ilişkin güven düzeyleri, örgütsel güvenin alt boyutlarında anlamlı bir farklılık oluşturmaktadır.Araştırmaya katılan öğretmenlerin Çalışanlara Duyarlılık boyutundaki örgütsel güven düzeyleri, kıdemi 6-10 yıl olanlarda daha düşük ( =3.15), kıdemi 20 yıldan fazla olanlarda ise daha yüksektir ( =3.57).Boyut ayrımı yapılmaksızın, okul örgütüne ilişkin güven düzeyleri, kıdemi 20 yıldan fazla olan öğretmenlerde daha yüksek ( =3.79), diğer kıdem yıllarındaki öğretmenlerde daha düşüktür (1 5 yıl kıdem: =3.60; 6 10 yıl kıdem: =3.55; 11 15 yıl kıdem: =3.48; 16 20 yıl kıdem: =3.73). Buna göre, kıdemi 20 yıldan fazla olan öğretmenler, diğer kıdem yıllarındaki öğretmenlere kıyasla, çalıştıkları kuruma daha çok güven duymaktadırlar.