Teacher attitude
308 theses under this subject heading
Okul öncesi öğretmenlerin kapsayıcı eğitime yönelik tutumlarının prososyal davranışları açısından incelenmesi
Bu araştırma okul öncesi öğretmenlerin kapsayıcı eğitime yönelik tutumlarının prososyal davranışlar açısından incelenmesini amaçlamıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde gerçekleşmiştir. Araştırmaya 2021-2022 eğitim öğretim yılında resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan 198 okul öncesi öğretmeni dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Kapsayıcı Eğitime İlişkin Tutum Ölçeği", "Kapsayıcı Eğitime İlişkin Özyeterlilik Algıları Ölçeği", "Kapsayıcı Eğitime Yönelik Sınıf İçi Uygulamalar Ölçeği" ve "Yetişkin Prososyallik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin normalliği test edilmiş, dağılım normalitesi sağlandığı için parametrik analizler tercih edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde Pearson koralesyon katsayısı, Hiyerarşik Regrasyon analizi, Bağımsız Grup t- Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre okul öncesi öğretmenlerin yetişkin prososyallik ölçeği puanlarıyla kapsayıcı eğitime ilişkin tutum ölçeği puanları, kapsayıcı eğitime ilişkin özyeterlik ölçeği puanları ve kapsayıcı eğitime yönelik sınıf içi uygulamalar ölçeği puanları arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Diğer bulgu sonuçlarına göre araştırmaya katılım sağlayan okul öncesi öğretmenlerin cinsiyet, medeni durum, çalıştıkları kurum, kurumdaki pozisyonuna, ailede özel gereksinimli birey olma/ma, özel eğitim sertifikası olma/ma durumu, üniversitede kaynaştırma dersi alma/ma durumu, öğretmenlerin üniversitede kapsayıcı eğitime yönelik herhangi bir ders alma/ma durumu, meslek hayatında kapsayıcı eğitime yönelik herhangi bir eğitim alma/ma durumu, kapsayıcı eğitime yönelik herhangi bir seminer alma/ma durumu, sınıfında dezavantajlı çocuk olma/ma durumu ve öğrenim durumuna göre yetişkin prososyallik ölçeği puanları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırmaya dahil olan okul öncesi öğretmenlerin kapsayıcı eğitim konusunda yapılacak odak grup görüşmesine katılma isteği olma/ma durumu ve okulun sosyoekonomik durumuna göre yetişkin prososyallik puanları arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir.
Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara karşı tutumlarının yetersizlik türleri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmada özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara karşı tutumlarının yetersizlik türleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İlişkisel araştırma modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Edirne il ve ilçelerinde resmi ve özel eğitim kurumlarında görev yapan toplam 237 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği ve Öğretmenlerin Engelli Öğrencileri Öğretmeye Yönelik Tutumları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde Pearson korelasyon katsayısı, hiyerarşik regresyon analizi ve ki-kare testi ve testleri kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre, özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli bireylere karşı tutumu artıkça, özel gereksinim türlerine karşı tutumlarının da düşük düzeyde arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin OSB ve süreğen hastalığı olan öğrenciler ile çalışma sıklığı arttıkça, özel gereksinimli bireylere karşı tutumlarının düşük düzeyde azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer özel gereksinim türlerinin ise anlamlı bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin zihinsel yetersizlik, işitme yetersizliği, duygu davranış bozukluğu, serebral palsi ve Down sendromu olan bireylerle çalışma sıklığı arttıkça, özel gereksinim türlerine karşı tutumlarının düşük düzeyde azaldığı tespit edilmiştir. Diğer özel gereksinim türlerinin anlamlı bir etkiye sahip olmadıkları görülmüştür. Bu ilişkiyi hangi düzeyde yordadığına yönelik yapılan analize göre, özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli bireye karşı tutumlarını, özel gereksinim türleriyle çalışma sıklığı ve özel gereksinim türüne karşı tutumlarıyla yaklaşık olarak dörtte bir oranında açıkladığı söylenebilir. Ayrıca öğretmenlerin özel gereksinim türleri ile çalışma sıklıkları ve tercih etme durumları arasında farklılıklar olduğu belirlenmiştir.
Öğretmen görüşlerine göre öğretmenlerin toplumdaki saygınlığının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırma; öğretmenlerin toplumdaki saygınlığını bazı değişkenler açısından incelemek ve saygınlığın hangi düzeyde olduğunu, saygınlığı etkileyen etmenlerin neler olduğunu belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel ve nitel veri toplama tekniklerinin birlikte kullanıldığı karma model kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunun örneklemini Batman ilinde görev yapan 989 öğretmen oluşturmaktadır. Nitel boyutunun çalışma grubu ise yine Batman ilinde görev yapan 40 öğretmenden oluşmuştur. Araştırmanın nicel verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Toplumdaki Saygınlığı Ölçeği" ile, nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Nicel veriler SPSS 24 paket programı kullanılarak aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, ANOVA, Tukey HSD ile analiz edilmiştir. Nitel veriler betimsel analiz yapılarak incelenmiştir. Araştırmanın hem nicel hem de nitel boyutunun sonuçlarına göre öğretmenlerin toplumdaki saygınlığı "orta" düzeydedir. Kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere göre, bekar öğretmenlerin evli öğretmenlere göre, görevde yeni olan öğretmenlerin daha deneyimli öğretmenlere göre, okul öncesi öğretmenlerinin diğer kademelerdeki öğretmenlere göre öğretmenlerin toplumdaki saygınlığına yönelik daha olumlu bir düşünceye sahip oldukları sonucu elde edilmiştir. Öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini toplumda saygın bir yerinin olması nedeniyle seçtikleri fakat toplumun öğretmene duyduğu saygının her geçen gün azaldığı sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin ekonomik imkanlarının yeterli olmadığı, öğretmenlerin toplumdaki saygınlığını olumsuz etkileyen önemli bir etkenin de öğretmenlerin ekonomik durumları ve aldıkları düşük ücret olduğu, bunun da öğretmenlerin kişisel ve sosyal yaşamı üzerinde olumsuz etkiler bıraktığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ortaokullardaki mülteci öğrencilere yönelik öğretmen ve öğrencilerin tutumlarının incelenmesi
Bu araştırma, ortaokullardaki mülteci öğrencilere yönelik öğretmen ve öğrencilerin tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde bulunan toplam 97 ortaokulda görev yapan 3645 öğretmen ve yine bu okullarda öğrenim gören 85518 ortaokul öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, basit seçkisiz random (rastgele) yöntemiyle seçilen Gaziantep ili Şahinbey ilçesindeki 27 ortaokulda görev yapan 814 öğretmen ve bu okullarda öğrenim gören 1218 öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmenler için "Mülteci Öğrenci Tutum Ölçeği" ve öğrenciler için ise "Mülteci Öğrencilere Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada, verilerin analizinde betimsel istatistik tekniklerinden frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin, ortaokullardaki mülteci öğrencilere yönelik tutumlarının "iyi düzeyde" olduğu saptanmıştır. Buna ilaveten, öğretmenlerin mülteci öğrencilere iyimser yaklaştıkları, anlayışlı oldukları, kendilerini onların yerine koyarak onları anlamaya çalıştıkları ve yaşadıklarından dolayı onlara önyargısız yaklaşarak adil davrandıkları tespit edilmiştir. Bununla birlikte, mülteci öğrencilerin dil farklılığı öğretmenler için sorun oluşturduğu, bu durum mülteci öğrencilerin sınıfa uyumlarını zorlaştırdığı ve öğretmenlerin mülteci öğrencilerin eğitiminde kendilerini yeterli görmedikleri belirlenmiştir. Araştırmaya katılan ortaokul öğrencilerinin, sınıfındaki mülteci öğrencilere yönelik tutumlarının "orta düzeyde" oldukları ancak "iyi düzeyde" olmadıkları tespit edilmiştir. Ortaokulda öğrenim gören öğrenciler, mülteci öğrencilerin Türkçe'yi öğrenmelerinden mutlu oldukları, onlara bir yabancı gibi davranmadıkları, aynı dine mensup olmanın gereği olarak onlara yardımcı oldukları, mülteci öğrencilerin derslerinde başarılı olmaları kendilerini mutlu ettiği ve onlara Türkiye'yi tanıtmaktan da memnun oldukları saptanmıştır. Buna karşın, ortaokul öğrencilerinin ileriki eğitim-öğretim hayatlarında, okulda ve okul dışı günlük hayatlarında mülteci öğrencilerle arkadaşlık etmeye çok istekli olmadıkları ve benzer şekilde sınıf içinde yapılan eğitsel etkinliklerde mülteci öğrencilerle aynı grupta yer almak istemedikleri ortaya çıkmıştır. Ortaokul öğrencilerinin, mülteci öğrencilere yönelik tutumları, araştırmada kullanılan bağımsız değişkenlerinde; cinsiyete göre anlamlı farklılıkların olduğu, sınıf düzeyine göre anlamlı farklılıkların olmadığı, sınıfında mülteci olma veya olmama durumuna göre anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir.
Öğretmenlerin örgüt iklimi algıları ile mesleki iş birliğine yönelik tutumları arasındaki ilişki
21. yüzyılın çağdaş eğitim ve okul anlayışının önemli becerileri arasında yer alan (4C; 'Critical Thinking/eleştirel düşünme', 'Collaboration/iş birliği', 'Communication/iletişim' ve 'Creativity/yaratıcılık') iş birliği, önemli bir eğitimsel süreç olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmada örgüt iklimi ile mesleki iş birliği arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ilişkisel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırmanın evreni Mardin il merkezindeki 26 ortaöğretim kurumunda görev yapmakta olan 819 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada tam sayı esasına göre evrenin hepsine ulaşılmak hedeflenmiş örnekleme yoluna gidilmemiştir. Bu kapsamda bütün öğretmenlere ulaşılmış ve analizler çalışmaya gönüllü katılan 470 öğretmenle yürütülmüştür. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, örgüt iklimi alt boyutunda okul müdürleri için açıklık düzeyinin ölçek değerlerine göre "çok yüksek" öğretmenler için ise "düşük" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre öğretmenler, okul müdürlerinin okulun iklimine yönelik pozitif katkısının çok yüksek; kendilerinin ve meslektaşlarının pozitif katkısının ise düşük düzeyde olduğunu düşünmektedirler. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenlerin, meslektaşlar arasındaki iş birliğine ilişkin tutumları oldukça yüksektir. Araştırmada elde edilen diğer sonuçlara göre meslekte yeni olan öğretmenler okul müdürlerini daha emredici bulmuştur. Erkek öğretmenler, kadın öğretmenlere göre okul müdürlerini daha kısıtlayıcı bulmaktadır.
İkinci/yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin sözel hatalarına ilişkin öğretici tercihleri ve tutumları
Bu araştırmanın amacı ikinci/ yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin sözel hatalarına ilişkin öğretici tercihleri ve tutumlarının nasıl olduğunu ortaya koymaktır. Bu noktadan hareketle çalışmada öğrenicilerin başlangıç ve orta düzeylerinde ne tür hatalar yaptıkları, öğreticilerin hangi düzeltme geri bildirimlerini tercih ettikleri ve öğrenici tepkileri incelenmiştir. Çalışmada nitel araştırma türlerinden olan gözlem ve görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın veri tabanını oluşturmak amacıyla Ankara'da bulunan Özel Mengütaş Dil Eğitim Merkezi'nden başlangıç ve orta düzey; Gazi Üniversitesi TÖMER'den (Türkçe Öğretim Merkezi) sadece orta düzeylerdeki sınıflarda gözlem yapılmış ve sınıflardan ses kaydı alınmıştır. Başlangıç ve orta düzeylerinde beşer sınıf olmak üzere toplam 10 sınıftan ses kaydı alınmıştır. Ayrıca geri bildirim tercihlerinin anlaşılması maksadıyla 8 öğreticiyle mülakat yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında, öğrenicilerin sözel iletişim süreçlerindeki hataları, Ranta ve Lyster'ın (1997) düzeltme geri bildirim stratejileri temelinde incelenmiştir. Sınıf içi gözlemler sonucunda elde edilen verilere göre öğrenicilerin başlangıç düzeyinde en çok söz dizimsel ve ses bilgisel hatalar; orta düzeyde ise söz dizimsel ve sözcüksel hatalar yaptığı gözlemlenmiştir. Sınıf içi gözlemlerde başlangıç düzeyinde en çok tercih edilen geri bildirimler açık düzeltme, söyletim ve üst dilsel geri bildirimken; orta düzeyde açık düzeltme ve yeniden biçimlendirme stratejileridir. Mülakatta verilen cevaplar incelendiğinde öğreticiler başlangıç düzeyinde açık düzeltme, yeniden biçimlendirme ve tekrar etme; orta düzeyde ise üst dilsel geri bildirim, söyletim ve açıklığa kavuşturma talebini sıklıkla kullandıklarını ifade etmiştir. Ancak öğreticiler tarafından uygulamalarda ve mülakatta tercih edilen geri bildirimlerin aralarında tutarlılık olmadığı tespit edilmiştir. Konuşma hatalarına yönelik geri bildirim verme sıklığı incelendiğinde uygun zamanda ve uygun şekilde verilen düzeltme geri bildirimlerinin öğreniciler üzerinde olumlu bir etkide bulunduğu kanısına varılmıştır. Ayrıca konuşma akıcılığını bozmamak ve öğreniciyi konuşmaya güdülemek amacıyla öğreticilerin her konuşma hatasına düzeltme geri bildirimi vermemesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Hata, yanılma, yanlış, sözel hatalar, düzeltme geri bildirimleri.
Ortaokullarda görev yapan sosyal bilgiler öğretmenlerinin araç gereç kullanımına yönelik tutumlarının incelenmesi
Bilgisayar günümüzde her alanda kullanılmaya başlanmıştır. Bu yayılışı eğitim alanına da kaymış, günümüzde de yoğun biçimde kullanılır olmuştur. Bilgisayar teknolojisinin eğitime geçişi ile birlikte eğitimin daha kalıcı olduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda, günümüzde bilgisayar teknolojisi eğitim ortamında önemli bir aktör haline gelmiş bulunmaktadır. Araştırmanın amacı, ortaokul Sosyal Bilgiler dersi öğretmenlerinin, teknolojik araç-gereç kullanımına yönelik tutumlarını belirlemektir. Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin Teknolojik Araç-Gereç Kullanımına yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla yapılan bu araştırmanın modeli, niceliksel araştırma modeli çeşitlerinden olan, "tarama modeli" ile örtüşmektedir. Bu araştırmanın evreni, 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul Avrupa yakası Esenler, Başakşehir ve Bağcılar ilçelerinde resmi ortaokullarda görev yapan Sosyal Bilgiler dersi öğretmenlerini kapsamaktadır. Örneklem ise aynı ilçelerde görev yapan öğretmenler arasında tesadüfü yöntemle seçilen 175 öğretmeni kapsamaktadır. Araştırma için literatür taraması yapılmıştır. Konu ile ilgili önceden yapılmış araştırmaların, bilgi toplama araçları incelenerek araştırma amaçlarına ilişkin, değişkenler belirlenip kişisel bilgileri içeren anket hazırlanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin teknolojik araç-gereç kullanımına yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla Sevim (2010) tarafından geliştirilen Araç-Gereç Kullanma Tutum Ölçeği ile araç gereç kullanım sıklığını belirlemek amacıyla hazırlanan anket kullanılmıştır. Yapılan inceleme sonunda aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: Öğretmenlerin büyük bölümü okullarında Model ve numuneler (gerçek eşya, olay vb.), Basılı gereçler (ders kitabı, gazete, yardımcı kitap vb.), Yazı ve gösterim tahtası, Hareketsiz görüntüler (fotoğraf, resim vb.), Soyut görseller (grafik, tablo, harita vb.), Bilgisayar, Projeksiyon, Bilgisayar laboratuvarı, Fen laboratuvarı veya malzemelerinin var olduğunu bildirmişlerdir. Öğretmenlerin teknolojik araç gereçlere yönelik tutum ölçeği ve alt faktörlerinin puan değerleri incelenmiş ve tutum ölçeği alt faktörlerinden olan "Verimlilik" puan ortalaması incelendiğinde katılımcıların "Kararsızım" düzeyinde bir tutuma sahip oldukları, çok olumlu olmadığı görülmüştür. "Sınıf yönetimi" alt faktörü incelendiğinde öğretmenlerin "Katılmıyorum" düzeyinde düşük bir tutuma sahip oldukları, "Yeterlik" alt faktörüne göre "Kesinlikle Katılıyorum" düzeyinde oldukça yüksek tutuma sahip oldukları ve "Maliyet" alt faktörüne göre ise "Kararsızım" düzeyinde, ancak olumluya doğru bir tutuma sahip olunduğu görülmüştür. Öğretmenlerin teknolojik araç- gereç kullanım tutumlarında cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, mesleki kıdem, mezun olunan okul türü ve sınıf mevcudu değişkenleri açısından anlamlı düzeyde fark bulunamamıştır. Ayrıca "Eğitiminiz Sırasında Eğitim Teknolojisi Ya Da Eğitim Araçları İle İlgili Her Hangi Bir Ders Aldınız Mı?", "Eğitim Teknolojisi Ya Da Eğitim Araçları İle İlgili Bir Hizmet İçi Eğitim Kursuna Veya Seminerine Katıldınız Mı?" "Öğrencilerin Araç-Gereçlere Bakış Açılarını Yeterli Buluyor Musunuz?" "Çalışmaya Katılan Öğretmenlerin, Derslerde Araç- Gereçleri Ne Sıklıkla Kullanıyorsunuz?" sorusuna verilen cevaba göre ANOVA testi sonucunda anlamlı fark bulunmamıştır.
İlkokul öğretmenlerinin ve yöneticilerinin zorbalığa ilişkin tutum ve davranışları: Beşiktaş örneği
Okul ortamının huzurlu ve güvenli olması öğrencilerin gelişimi için oldukça önemlidir. Okullarda yaşanabilecek olumsuz tecrübeler çocuklar üzerinde uzun ve kısa dönemde olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Okul ortamını oldukça olumsuz etkileyen ve okulda huzuru bozan davranışların başında kuşkusuz zorbalık olayları gelmektedir. Zorbalığa olabildiğince erken dönemde müdahale edilmesi öğrencilerin ilerleyen dönemlerde bu davranışlarından kaçınmasına olumlu etkide bulunacaktır.Zorbalık bugün önemli sayıda öğrenci nüfusunu etkileyen ciddi bir kişisel, eğitsel ve sosyal problem olarak kabul görmektedir. Bu bağlamda, öğretmenlerin ve yöneticilerin zorbalık olaylarına anında müdahale edebilecek yegane yetişkinler oldukları gerçeğine de göz önünde bulundursak, öğretmenlerin zorbalığa ilişkin tutumlarının ve bu vakalara verdikleri tepkilerin belirlenmesi oldukça önem kazanmaktadır. Öğretmenlerin zorbalık vakalarına müdahale ettiklerinde zorbalık olaylarının etkilerinin azaldığı ortaya çıkmaktadır. Bu özellikle zorbalıkla mücadele için oldukça önemlidir. Bu çalışmanın temel amacı ilkokul öğretmenlerin ve yöneticilerinin zorbalığa ilişkin tutumlar ve davranışlarını belirlemektir. Bunun için İstanbul, Beşiktaş ilçesindeki ilkokullarından 105 katılımcı ile görüşmeler yapılmış ve Okul Zorbalığına İlişkin Öğretmen Tutumları Ölçeği uygulanmıştır. Veriler Sosyal Bilimler için İstatistik Programı olan SPSS ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların okulda zorbalık davranışına ilişkin grupları oluşturan öğretmen ve yöneticilerin tutumları ile çeşitli demografik değişkenler arasında farklılık bulunmamıştır. Katılımcılar düşünce,davranış ve duygu toplam tutum puanları yüksek çıkmış olup katılımcıların istendik tutumlara sahip olduğu şeklinde yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Zorbalık tutumları, İlkokul, Öğretmenler, Okul yöneticileri.
Sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi öğrencilerine yönelik tutumlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi
Son yıllarda ülkemizde kaynaştırma eğitimi uygulamaları büyük önem kazanmaktadır. Başarılı bir kaynaştırma eğitiminde en önemli faktörler öğretmen ve özel gereksinimli öğrencisidir. Özel eğitim, bedensel ya da zihinsel çeşitli yetersizliklere sahip bireylerin farklı eğitim programı ve metotlarla tek başlarına hayatta kalmalarını sağlayacak yeterlilikleri kazanmalarını ilke edinen bir anlayıştır. Kaynaştırma eğitimi ise özel gereksinimli bireylerin yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte eğitim gördükleri ve etkileşim yoluyla beceri edinmelerini sağlayan, destek eğitim hizmetlerinin de sağlandığı bir özel eğitim uygulamasıdır. Kaynaştırma eğitimi uygulamalarında başarı ancak süreç içindeki anne-baba, öğretmen, okul yönetimi, rehberlik servisi, normal gelişim gösteren öğrenci ve ailelerinin üzerlerine düşen sorumluğu üstlenmelerine bağlıdır. Kaynaştırma eğitiminin yalnızca öğretmen uygulamalarından ibaret olmadığı, bir ekip işi olduğunu unutmamak gerekir. Öğretmen kuşkusuz ki tutum ve davranışlarıyla kaynaştırma eğitiminin başarısını arttıran bir etkiye sahiptir. Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi öğrencilerine yönelik tutumlarını etkileyen faktörleri belirlemek ve daha etkili bir kaynaştırma eğitimi yürütülebilmesi için öneriler geliştirebilmektir. Araştırma, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Ümraniye ilçesindeki üç resmi ilkokulda görevli 40 sınıf öğretmeninin katılımıyla yürütülmüştür. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan ve sınıf öğretmenlerinin demografik bilgilerine edinmeye yönelik kapalı uçlu sorulardan oluşan ''Öğretmen Bilgi Formu'' ile açık uçlu sorulardan oluşan ''Görüşme Soruları'' kullanılmıştır. Uygulama, gönüllü olarak araştırmaya destek veren sınıf öğretmenleri ile yüz yüze görüşme yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; okul ve sınıfın fiziki şartlarının, sınıf mevcutlarının, kaynaştırma eğitimi sürecindeki tüm ilgililerin desteğinin sınıf öğretmeninin iş yükünü hafiflettiği ve motivasyonunu arttırdığı saptanmıştır. Öğrencilerin yetersizlik türlerinin sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine yönelik tutum geliştirmelerinde etkili olduğu bir diğer araştırma sonucudur. Ayrıca, konu hakkında bilgi sahibi olan sınıf öğretmenlerinin, olmayanlara göre özel gereksinimli öğrencilere daha olumlu tutumlarla yaklaştıkları saptanmıştır. Kaynaştırma eğitimi için uygun eğitim ortamları yaratmak ve öğretmene bu süreçte yalnız olmadığını düşündürecek destek hizmetler sağlamak uygulamadaki başarıyı arttıracaktır. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma, Özel Eğitim, Gereksinim, Engel, Yetersizlik
Fen bilgisi öğretmenlerinin, öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları ile özyeterlilikleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada; Fen Bilgisi Öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarıyla özyeterlilik algıları; cinsiyet, yaş, görev yapılan okul türü, okuldaki pozisyon, mesleki görev yılı, en son mezun olunan öğretim programı değişkenleri açısından incelendi. Bu araştırmanın örneklemi İstanbul İli Başakşehir ilçesinde görev yapmakta olan toplam 103 (E:30 K:73) Fen Bilgisi öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada, "Ögretmen Özyeterlilik Ölçegi" ile "Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği" uygulandı. Araştırma sonucunda Fen Bilgisi öğretmenlerinin mesleki görev yılı, yaş, görev yapılan okul türü ve cinsiyete göre özyeterlilik inancı ve mesleki tutum anket sorularında anlamlı biçimde farklılık olduğu belirlendi. Özyeterlilik ve alt başlıklarında meslek görev yılının etkili olduğu, tutum da ise okul türünün önemli olduğu tespit edildi. Ayrıca öğretmenlerin özyeterlilik inancıyla mesleğe yönelik tutumları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir korelasyon olduğu tespit edildi.
Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin akran eğitimine ilişkin tutumları
Akran eğitimi, eğitim alanında kullanılan yeni bir kavramdır. Literatürde, akran öğretimi, akran destekli öğretim, akran yardımcılığı, akran öğrenimi gibi birçok farklı ifadeyle kullanılmaktadır. En geniş manasıyla akran eğitimi; öğretici ve öğrenen akrandan oluşan bireylerden akademik olarak ya da yaş olarak daha üst olanın diğerine öğretmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırma, akran eğitiminin okul öncesi ve ilkokul öğretmenlerinin akran eğitimine ilişkin tutumlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaca uygun olarak hazırlanan problem ve alt problemlere çözüm bulmak amacıyla betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma sürecinde nicel veri toplama araçlarından yararlanılmıştır. Öğretmenlerin akran eğitimine ilişkin tutumlarını ölçmek ve sayısal olarak açıklama amacı güden nicel araştırmanın niteliğine uygun olarak tasarlanan bu çalışmada, araştırmacı tarafından geliştirilen "Akran Eğitimi Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında geliştirilen ölçek, araştırmacı tarafından belirlenen örneklemde yer alan 270 okulöncesi ve sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde hazırlanan güvenirlik ve geçerliliği yapılarak en son şekli verilen "Akran Eğitimi Tutum Ölçeği" İstanbul ilinde bulunan Fatih ve Küçükçekmece de görev yapan okulöncesi ve sınıf öğretmenlerine uygulanmıştır. Araştırmanın evreninin Fatih ilçesindeki 338, Küçükçekmece'deki 66 okulöncesi ve sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Örneklemi ise araştırma kapsamında iki ilçeden uygun örnekleme göre seçilmiş, gönüllülük esasına bağlı kalınarak oluşturulan 404 okulöncesi ve sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Akran eğitimi tutum ölçeğinin güvenirliliği iki yolla hesaplanmıştır. Birinci yol ölçeğin Crombach alfa iç tutarlılık katsayısı hesaplanmış ölçeğin tümü için 0,889; birinci boyut için 0,931; ikinci boyut için 0,711 olarak bulunmuştur. İkinci yol olarak yarılama yöntemi kullanılarak ölçeğin güvenirliği hesaplanmış, testin Spearman Brown iki yarı test korelasyonu 0,864 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda Crombach alfa iç tutarlılık katsayısının 0,70'den ve Spearman Brown iki yarı test korelasyonunun 0,60'dan büyük olmasından dolayı Akran Eğitimi Tutum ölçeği öğretmenlerin akran eğitimine ilişkin tutumlarını ölçmek için kullanılabilecek güvenilir bir ölçme aracıdır. Bu araştırmada, araştırma grubunu oluşturan öğretmenlerin demografik özelliklerini (yaş, cinsiyet, eğitim durumu, branş, kıdem, çalıştığı kurum türü, öğretmenlik mesleğinden memnuniyeti, çalıştığı ilçe ve akran eğitimine ilişkin eğitim alma durumu) betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış sonra ölçeğin toplam puanları için, ss, SHx, değerleri çizelgeler halinde sunulmuştur. Araştırmanın bu bölümünde örneklem grubunu oluşturan öğretmenlerin Akran Eğitimi Tutum Ölçeğinden aldıkları puanların cinsiyet, branş, çalıştığı kurum türü, çalıştığı ilçe ve akran eğitimine ilişkin eğitim alma durumu değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için bağımsız t testi; yaş, eğitim durumu, kıdem ve öğretmenlik mesleğinden memnuniyeti değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA), ANOVA sonucunda gruplar arasında fark bulunduğunda, farklılığın kaynağını (hangi gruplar arasında olduğunu) belirlemek için post-hocScheffe analizine yer verilmiştir. Akran Eğitimi Tutum Ölçeği ve Alt Boyutlarına İlişkin Betimsel İstatistik sonuçlarına göre araştırmaya katılan öğretmenlerin akran eğitimine yönelik tutumlarının puan ortalaması 4,02 olarak bulunmuş, bu değerin ise yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Akran eğitimine ilişkin tutumun 1.boyutunun puan ortalaması 4,18 olarak bulunmuş olup bu değerin yüksek düzeyde olduğu görülmektedir. Tutumun 2.boyutunun puan ortalaması ise 3,41 olduğu ortaya çıkmış, bu değerin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak yapılan çalışmada öğretmenlerin akran eğitimine ilişkin tutumları, kullanım ve içerik boyutu cinsiyete göre incelendiğinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Akran eğitimi tutum puanlarının ve alt boyutlarının puanları genç öğretmenlerde daha yüksek çıkmıştır. Akran eğitimi tutum puanı, kullanım boyutu ve içerik boyutu meslek lisesi ve ön lisans mezunu öğretmenlerde daha yüksek çıkmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin tutum puanları, içerik ve kullanım alt boyutu puanları sınıf öğretmenlerinden daha yüksek çıkmıştır. Daha az kıdeme sahip öğretmenlerin tutum puanları, kullanım ve içerik boyutları daha yüksek çıkmıştır. Akran eğitimi tutum ölçeği puanları ve program içeriği alt boyutu tutum puanları, özel okulda çalışan öğretmenlerde daha yüksek çıkmıştır. Öğretmenlik mesleğinden memnun olmayan öğretmenlerin akran eğitimi tutum puanı ile kullanım boyutu meslekten memnun olan öğretmenlerden daha yüksek çıkmıştır. Akran eğitimi tutum puanı, kulanım boyutu ve içerik boyutu akran eğitimi alan öğretmenlerde yüksek çıkmıştır.
Okul öncesi öğretmenlerinin biyoçeşitliliğe ilişkin bakış açılarında öğretmenlik yaşantılarının rolü
Bu çalışmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin biyoçeşitliliğe ilişkin bakış açılarında öğretmenlik yaşantılarının rolünü araştırmaktır. Araştırmanın katılımcıları Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bir anaokulunda görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşmeler uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde nitel veri analizi kullanılarak içerik ve betimsel analiz yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin biyoçeşitliliğe ilişkin birçok kavram yanılgılarının olduğu, buna karşın biyoçeşitliliğe yönelik olumlu bakış açısına sahip odukları ortaya çıkmıştır.
Sosyal bilgiler dersinde dijital oyunlardan yararlanmaya ilişkin öğretmen tutum ve görüşleri üzerine bir inceleme
Bu araştırmanın amacı sosyal bilgiler dersinde dijital oyunlardan yararlanmaya ilişkin öğretmenlerin tutum ve görüşlerini belirlemektir. Bu araştırmanın evrenini Van ili ve ilçelerinde görev yapan sosyal bilgiler giren öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini de İpekyolu İlçe Milli Eğitim, Tuşba İlçe Milli Eğitim, Edremit İlçe Milli Eğitim, Gevaş İlçe Milli Eğitim ve Erciş İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı ortaokullarda görev yapan sosyal bilgiler ve sosyal bilgiler dersine giren sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmaya gönüllü olarak 192 öğretmen katılmıştır. Araştırmada nicel verilerin toplanmasında Dijital Oyunlardan Yararlanma Ölçeği'nden (DOYÖ), nitel verilerin toplanmasında da yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri içerik analiz yöntemiyle, nicel verileri de SPSS 21.0 paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Nicel verilerin analizi için aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklemler t testi ve tek yönlü varyans (OneWayAnova) testleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda yapılandırılmış görüşme formu ve DOYÖ kullanılarak elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin genel olarak sosyal bilgiler derslerindeki konu ve kazanımları dijital oyunlar aracılığıyla öğretme konusunda olumlu görüşlere sahip olduğu ama bu konuyla ilgili deneyimlerinin olmadığı; DOYÖ'nun alt boyutları (derste dijital oyunlardan yararlanma ile ilgili tutumlar, dijital oyunların olumsuz yönlerine yönelik tutumlar, dijital oyunların olumlu yönlerine yönelik tutumlar, dijital oyunların sınıfta öğrenmeye ve öğrencilere etkisine yönelik tutumlar) ile öğretmen yaş grupları, mesleki kıdem, öğrenim durumu ve cinsiyet gibi değişkenler açısından anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir.
Akran zorbalığına ilişkin lise öğretmenlerinin tutum ve görüşleri
Bu çalışmada, liselerde görev yapan öğretmenlerin akran zorbalığına yönelik görüşlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemi ve eşzamanlı üçgenleme deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel örneklemini 2023-2024 yılında Van ili merkez ilçelerinde görev yapan 300 lise öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışma grubunun belirlenmesinde olasılıklı örnekleme yöntemlerinden küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmanın nitel kısmı 2023-2024 eğitim öğretim yılında Van ili merkez ilçeleri liselerinde görev yapan 20 öğretmenle yürütülmüştür. Çalışma grubunun seçilmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılmıştır. "Kişisel Bilgi Formu", Yeşilyaprak ve Balanuye (2012) tarafından geliştirilen "Okul Zorbalığına İlişkin Öğretmen Tutumları Ölçeği" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ile veriler toplanmıştır. Analiz sürecinde betimsel istatistikler, T-testi, tek yönlü varyans analizi, çoklu karşılaştırma testlerinden Gabriel testi analizi gibi istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmından elde edilen veriler içerik analiziyle incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; okul zorbalığına yönelik öğretmen tutumları öğretmenlerin cinsiyetine, görev süresine, branşa göre anlamlı düzeyde farklılaşırken; yaş aralığı, öğrenim düzeyi, görev yapılan okul türü, hizmet içi eğitim alma durumlarına göre anlamlı farklılığın olmadığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenler akran zorbalığını baskı, saldırı ve rahatsız edici davranışlar kelimelerini kullanarak tanımlamaktadırlar. Akran zorbalığının sebepleri çevresel, kişisel ve ailesel faktörler olarak üç tema altında incelenmiştir. Öğretmenler zorbalıkla baş etme stratejilerinde en fazla öğrenci ile görüşme ve nedenini anlamaya çalışma, rehberlik servisiyle iş birliği yapma, zorbayı uyarma ve kurbanı destekleme stratejilerini kullanmaktadırlar. Katılımcıların son olarak akran zorbalığı önlemek için; öğrenci seminerleri düzenleme, empati etkinlikleri düzenleme ve atılganlık eğitimi verme gibi önerilerde bulunmuşlardır.
Öğretmenlerin finansal tutumlarının davranışsal finans çerçevesinde incelenmesi
Günlük yaşamda yapılan yatırımların büyük bir çoğunluğu profesyonel olmayan bireysel yatırımcılar tarafından gerçekleştirilir. Ev, arsa, araç almak gibi davranışların yanında vadeli mevduat, altın, döviz, hisse senedi, kripto para alımı gibi farklı enstrümanların da kullanıldığı yatırım portföyünde, bireysel yatırımcılar genellikle kişisel bilgi ve deneyimlerine güvenerek yatırım kararı verirler. Burada bireysel yatırımcıların göz ardı ettiği durum, yatırım kararının bilgi ve deneyim çerçevesinde yapılması gerekliliğidir. Bu gerekliliğin yerine getirilmediği durumlarda ise pişmanlık ve kayıplar kaçınılmaz hale gelir. Son yıllarda popüler bir konu haline gelen finansal okuryazarlık temelde bireysel yatırımcıların yatırım kararlarında bilinçli ve sistematik hareket etmesini amaçlamaktadır. Karar verme ya da bir konu hakkında fikir danışma gibi nedenlerle öğretmenler, toplumumuzda rol model olma özelliği göstermektedir. Bu çerçeveden bakıldığında öğretmenler de diğer kişiler gibi finansal kararlar almakta ve aldığı bu kararları gerek okulda öğrencilere gerekse toplum içerisindeki kişilere anlatmaktadır. Bu noktada mevcut bilgilerini diğer kişilere aktardığı için öğretmenlerde geliştirilebilecek bir tutum, toplumun diğer kesimlerini de etkilemektedir. Bu nedenle bu çalışmada öğretmenlerin mevcut finansal tutumları davranışsal finans çerçevesinde incelenmiş, analiz sonuçlarına göre önerilerde bulunulmuştur. Araştırmanın evrenini, Türkiye genelindeki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel kurumlarda görev yapan eğitimciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi kapsamında 517 öğretmene ait veriden yararlanılmıştır. Veriler betimsel istatistikler çapraz testler, Ki-Kare testi, t-testi, ANOVA ve Pearson Momentler Çarpımı korelasyon analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin finansal kararlarında bazı davranışsal eğilimlerin etkili olduğu görülmektedir. Bunun yanında tercih edilen finansal yatırım araçları da cinsiyete, finansal eğitim alma durumuna, meslekte çalışma süresine göre farklılıklar göstermektedir. Öğretmenlerin finansal eğitim almasının davranışsal finans eğilimlerini azaltıp rasyonel kararlar almasını sağlayacağı ve gerek kendisinin gerek çevresindeki diğer kişilerin finansal karalarını olumlu etkileyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimler: Davranışsal Finans, Finansal Tutum, Öğretmen
Örgütsel zekâ düzeyinin öğretmenlerin yenilikçi çalışma davranışları üzerindeki etkisi
Bu araştırmada, öğretmenlerin görüşlerine göre, görev yaptıkları okulların örgütsel zeka düzeylerinin ve öğretmenlerin yenilikçi çalışma davranış düzeylerinin; bu düzeylerde çeşitli değişkenler (cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, branş, mesleki kıdem, okuldaki görev süresi ve görev yaptığı okulun türü) açısından farklılaşma olup olmadığının, okulların örgütsel zekâ düzeyi ile öğretmenlerin yenilikçi çalışma davranışları arasındaki ilişki ve düzeyi ile okulların örgütsel zekâ düzeyinin öğretmenlerin yenilikçi çalışma davranışlarını yordama durumunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Ankara Sincan ilçesinde resmi ortaokul ve imam hatip ortaokullarında görevli 328 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Erçetin, Potas ve Açıkalın (2001, 2004, 2007, 2009, 2010, 2015, 2017, 2019) tarafından geliştirilen "Çok Boyutlu Örgütsel Zekâ Ölçeği" ile Dorenbosch, Engen ve Verhagen (2005) tarafından geliştirilen "Innovative Work Behavior Scale" ölçeğinin "Yenilikçi Çalışma Davranışı Ölçeği" adıyla yapılan Türkçe uyarlaması ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin görev yaptıkları okulların örgütsel zekâsının yüksek düzeyde olduğu ve öğretmen görüşlerinin cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Bununla birlikte araştırmada öğretmenlerin yenilikçi çalışma davranışlarını yüksek düzeyde sergilediği ve öğretmen görüşlerinin cinsiyet, mesleki kıdem, branş ve görev yaptıkları okulun türüne göre istatistiksel açıdan farklılaştığı görülmüştür. Araştırmanın bulguları, öğretmenlerin görev yaptıkları okulların örgütsel zekâ düzeyleri ve yenilikçi çalışma davranış düzeyleri arasında pozitif yönde ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Aynı zamanda öğretmenlerin görev yaptıkları okulların örgütsel zekâ düzeyi, öğretmenlerin yenilikçi çalışma davranışlarını yordamaktadır.
The effects of gender, type of problem, previous referral experiences and gender role attitudes on the evaluations of teachers in relation to the students' psychological problems
The current thesis aimed to look at the possible factors, which can affect the teachers' considerations, in relation to the psychological problems of children. The factors which taken into consideration were the gender of the child in the vignette who have some psychological difficulties, the type of the psychological problem that the child faced with: externalized/internalized; the gender of the responders, earlier referral experiences of responders and their gender role attitudes. Two specific vignettes that were developed by the researchers and the Gender Role Attitude Scale of Zeyneloğlu and Terzioğlu (2011) were used. The study was performed with 120 elementary and middle class teachers and school counselors in an online format. The results represent that teachers considered the externalizing problems of children as more serious and they expected to see these problems more commonly among boys. On the other hand, the internalizing problems were considered as more likely to be seen among girls and these problems could not capture the necessary attention of teachers. Also, female teachers were more likely to refer a child with externalizing problems compared to male teachers. Lastly, the teachers with more egalitarian gender role attitudes evaluated the internalizing problems of youth as more serious compared to the teachers with more traditional attitudes.
Investigating the opinions of pre-service and in-service English language teachers on inclusive education
Inclusive education (IE) is the only way to educate all students. Inclusion in all educational institutions is necessary for equality in education. Teachers, students, parents, and schools must be informed and willing to adopt IE. Policies and laws should also encourage shareholders and provide means and resources for inclusive education. Finally, as ELT involves unique strategies, resources, and tools for students with special needs, in-service and pre-service instructors' attitudes, beliefs, and expertise are crucial for inclusive education in EFL classrooms. This study examined EFL pre-service and in-service teachers' views on IE. A mixed-methods research design was utilized to perceive the perspectives of pre-service and in-service teachers on IE. Following the collection of responses from 44 participants using a 3-Likert scale questionnaire, 10 volunteers were interviewed using a semi-structured format to elicit participants' detailed perspectives. By integrating qualitative and quantitative research, the researcher aimed to gather information that would supplement the statistical data with real-world examples. The results indicated that pre-service and in-service instructors generally support IE, although some opposed including special needs pupils. Unlike pre-service teachers, some in-service instructors were hesitant to have students with special needs in their classrooms due to unfavorable attitudes and poor support from parents and management. Most participants supported inclusive education but stressed the need for faculty, administrative, and policy support, training, and instruction. This study showed that while pre-service and in-service instructors are supported in education and experience, other stakeholders should be educated and provided with policies, physical circumstances, and equipment for a better and more equitable education.
Öğretmenlerin bakım düzeylerinin tutumlarına, iyi oluş hallerine ve tükenmişliklerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, öğretmen bakımı, öğretmen tutumu, iyi oluş ve tükenmişlik düzeyleri arasında bir model geliştirmektir. Araştırmada öğretmen bakımının öğretmenlerin psikolojik ve mesleki çıktılarındaki rolü çok değişkenli bir model üzerinden incelenmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli çerçevesinde yürütülmüştür. Çalışma grubunu İstanbul ilinde görev yapan 498 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler, demografik bilgi formu, öğretmen bakım ölçeği, öğretmen tutum ölçeği, öğretmen iyi oluş hali ölçeği ve tükenmişlik envanteri–eğitici formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde öncelikle betimleyici istatistikler ve Pearson korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Ölçeklerin yapı geçerliliğini test etmek amacıyla doğrulayıcı faktör analizleri (DFA) gerçekleştirilmiştir. Ölçüm modelinin test edilmesinin ardından çoklu normallik varsayımı kontrol edilmiş; varsayımın sağlanamaması nedeniyle model analizinde DWLS (Diagonally Weighted Least Squares) kestirim yöntemi kullanılmıştır. Araştırma modelinin testinde Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) uygulanmıştır. Modelin uyum değerleri değerlendirilmiş, path diyagramı oluşturulmuş ve modelin doğrudan ve dolaylı etkileri analiz edilmiştir. Parametre kestirimlerine ek olarak modele ilişkin diğer kontrol analizleri de yapılmıştır. Tüm analizler Jamovi programı aracılığıyla yürütülmüştür. Bulgulara göre, tükenmişlik iyi oluşu negatif yüksek düzeyde yordamaktadır. Öğretmen bakımı; öğretmen tutumunu pozitif orta düzeyde, iyi oluşu pozitif düşük düzeyde ve tükenmişliği negatif yüksek düzeyde yordamaktadır. Öğretmen bakımı, dolaylı olarak yalnızca tükenmişlik aracılığıyla öğretmen tutumunu yordamaktadır. Araştırma sonuçları ilgili literatüre göre tartışılmış ve geleceğe yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Beden eğitimi öğretmenlerinin mesleki benlik saygıları ile engellilere yönelik tutumlarının karşılaştırılması (Bağcılar ilçesi örneği)
Yapılan çalışmada Beden Eğitimi Öğretmenlerinin Mesleki Benlik Saygıları ile Engellilere Yönelik Tutumlarının cinsiyet, yaş, eğitim durumu, mesleki tecrübe, bulunulan kurumda çalışma süresi, ailede engelli bireyin bulunma durumu, engellilere yönelik eğitim alma gibi değişkenlere göre karşılaştırılması hedeflenmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda araştırmanın evrenini, İstanbul ili Bağcılar ilçesinde, 2022-2023 eğitim öğretim yılında, devlet ve özel okullarında görev yapan araştırmaya katılmaya gönüllü 84'ü kadın 136'sı erkek olmak üzere 220 beden eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Bu araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden nedensel karşılaştırma modeli kullanılmıştır. Kullanılan örnekleme yöntemi ise çalışanların tamamının örnekleme girme şansının eşit ve tesadüfi olduğu, aynı zamanda araştırma sonuçlarının çabuk ve kolay bir şekilde ortaya konulmasını sağlayan basit tesadüfi örnekleme yöntemidir. Elde edilen veriler IBMM SPSS 25.0 paket programı aktarılarak analizler yapılmıştır. Normallik analizleri yapılarak non parametrik analizler uygulanmıştır. İstatistiksel analiz olarak Mann Whitney U, Kruskal Walls H ve Post-hoc analizleri uygulanmıştır. Sonuç olarak Mesleki benlik saygısı ile engellilere yönelik tutumda cinsiyet, çalışılan kurumda görev yapma süresinde ve engellilere yönelik eğitim alma değişkenlerine göre farklılaşmalar gözlemlenirken; yaşa, eğitim durumlarına, mesleki tecrübelerine ve ailede engelli birey olması değişkenlerine göre ise anlamlı farklılıklar bulunamamıştır.
Pre-service and in-service English language teachers' attitudes towards English dialects and dialect self-awareness
As the world globalized and the people on it became global citizens with cosmopolitan identities, it was realized that English that functions as a channel for communication, which is called 'lingua franca', is not expressed as a plural noun, it is not a single constitution, even though it's not expressed as a plural. It has a variety within itself in terms of its acoustical and lexical features which brought the terms 'accent' and 'dialect' into the literature. They comprise an important field to investigate with the contribution of the speakers and teachers of English. As they are the transmitter of the knowledge of language, the teachers have a great vitality on the issue because their attitudes and perspectives are transferred to the learners directly. For that reason, this study inspects the attitudes and awareness of the prospective and practitioner teachers as well as their positions on the integration of accents in ELT before they take stage of education. A semantic differential scale enriched with MGT was applied to 50 freshman students, 50 senior students from ELT and 20 in-service teachers from School of Foreign Languages at Hacettepe University, while interviews were conducted with 19 participants from the same groups. Finally, American English was found to be the most favored accent, while native accents were preferred to the non-native ones in general. Furthermore, exposure at school or via media was observed to be significant determiners of attitudes and awareness. That is probably the reason of the fact that both of them increases going from freshman students to in-service teachers.
Sınıf öğretmenlerinin STEM yaklaşımına yönelik farkındalıklarının , yeterliklerinin ve tutumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin STEM yaklaşımına yönelik farkındalık, yeterlik ve tutumlarının belirlenmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini İzmir ili Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okullarında görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde veri toplamak için uygun örnekleme yöntemi kullanılmış ve 292 sınıf öğretmenine ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "STEM Farkındalık Ölçeği" ve "İlkokul Öğretmenleri için STEM Yeterlik ve Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeklerin uygulanmasından elde edilen veriler SPSS 24.0 programı kullanılarak analizleri yapılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler (frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma), t-testi, ANOVA ve korelasyon kat sayıları hesaplanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin STEM yaklaşımına yönelik farkındalık, yeterlik ve tutum düzeylerinin mesleki kıdem, mezun olunan okul, yaş, cinsiyet değişkenlerine göre anlamlı farklılık oluşturmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Ölçeklerin alt boyutları incelendiğinde; alt boyutlarda da görev yapılan sınıf seviyesi ve yaşa göre anlamlı farklılık bulunamamıştır. Ancak mesleki kıdem ve cinsiyet değişkeninin öğretmenlerin STEM farkındalıklarına ilişkin olumsuz bakış faktöründe ve öğretmenlerin 21.yüzyıl öğrenme tutumlarında anlamlı farklılık oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Mezun olunan okul ve mesleki kıdem değişkeninin ise öğretmenlerin matematik öğretimine yönelik özyeterlik inancı ve sonuç beklentileri üzerinde anlamlı farklılıklar oluşturduğu bulunmuştur. Araştırma sonucunda öğretmenlerin STEM yaklaşımına yönelik farkındalıkları ile yeterlik ve tutumları arasındaki ilişkinin anlamlı ve zayıf olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: STEM yaklaşımı, STEM farkındalığı, STEM yeterlik ve tutum, sınıf öğretmenleri
Müzik öğretmenlerinin derslerinde teknoloji kullanma durumları, teknoloji kullanımına yönelik tutumları ve hizmet içi eğitim gereksinimleri (Van ili örneği)
Teknolojinin gün geçtikçe sürekli kendini güncellemesi ve toplumun her alanına yayılması yadsınamaz bir gerçektir. Bu kadar hızlı ilerleyen bir teknoloji de toplumun kendini güncellemesi ve gelişen teknolojiye ayak uydurmasını beklenmektedir. Toplumun çoğu alanında olduğu gibi eğitimde de teknolojiyi yakalamak ve eğitimcilerin bu yönde adım atması çağı yakalamak adına bir gereklilik olmuştur. Günümüzde farklı derslerde bilişim teknolojisine yönelik birçok çalışma bulunsa da literatür incelendiğinde müzik derslerinde teknoloji kullanımı ile ilgili yeterli çalışma bulunmadığı dikkat çekmektedir. Bu sebeple araştırma, müzik öğretmenlerinin teknolojiye yönelik yaklaşımlarını ve onların hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla tasarlanmıştır. Araştırma, müzik öğretmenlerinin teknolojiyi eğitim sürecinde ne ölçüde kullandıkları, bu konudaki tutumları ve hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını saptamayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, öğretmenlerin teknoloji kullanımına yönelik tutumları ve hizmet içi eğitim ihtiyaçları, cinsiyet, mesleki deneyim, görev yaptıkları okul türü ve eğitim durumları gibi değişkenler incelenmiştir. Bu çalışma, 2022-2023 eğitim yılında Van'da öğretmenlik yapan 70'i kadın ve 92'si erkek olmak üzere toplam (n=162) müzik öğretmeninin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak anket ve ölçek kullanılmıştır. Anket soruları Kaya (2009) tarafından "Akademik müzik eğitimi alan öğrencilerin derslerinde müzik teknolojilerinin kullanılmasına ilişkin görüşlerinin incelenmesi" başlıklı çalışması için geliştirilmiş, yarı-yapılandırılmış görüşme formunun araştırmacı tarafından pilot uygulama yapılarak uyarlanması ile elde edilmiştir. Nicel veriler için ise Öztürk (2006) tarafından geliştirilen "Eğitimde teknoloji kullanımına yönelik tutum ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların demografik bilgileri ise kişisel bilgi formu aracılığıyla toplanmıştır. Eğitimde teknoloji kullanımına ilişkin tutum ölçeği; teknolojinin öğretim süreçlerine etkisi, kendini geliştirme ve sınıf yönetiminde teknoloji kullanımı, olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Verilerin karşılaştırılmasında SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Bu ölçek üzerinden yapılan analizler, ölçeğin iç tutarlılığının "0.90" olduğunu göstermiştir. Sonuçlar, müzik öğretmenlerinin genel olarak eğitimde teknoloji kullanımına yönelik olumlu tutumlar sergilediğini göstermiştir. Bu durum, öğretmenlerin eğitimde teknoloji kullanımına yüksek seviyede pozitif bir yaklaşım sergilediklerini göstermektedir. Öğretmenlerin bu tutumu, cinsiyet ve eğitim durumlarına anlamlı farklılık göstermezken, mesleki deneyim ve görev yapılan okul türüne göre farklılıklar görülmüştür. Ayrıca araştırmada birçok değişkenin dağılımları incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, müzik öğretmenlerinin teknolojiye yönelik hizmet içi eğitim ve teknoloji kullanımı konularında daha özelleştirilmiş ve ihtiyaçlarına yönelik eğitim programlarına ihtiyaç duydukları ortaya çıkmıştır. Böylece bu doğrultuda önerilerde bulunulmuştur.
The role of informal learning in the development of teacher attitudes towards students
This study explores the development of primary school teachers' attitudes towards students in the informal learning processes. The study aims to understand the influence of certain school components that are considered to be influential in informal learning on the teachers' development of democratic attitudes towards students. The data was collected through semi-structured interviews with 20 primary school teachers who taught at different schools in Kadıköy, Istanbul during the 2013-2014 academic year. The teachers who were interviewed for the study were selected through the 'Democratic Attitude Scale' that was administered to the primary school teachers who taught fourth grade in Kadıköy during the 2012-2013 academic year. 10 teachers who ranked the highest and 10 teachers who ranked the lowest on the scale were selected for interviewing. Findings suggest that the school administration, colleagues and teachers' classroom experiences with students influence the development of democratic teacher attitudes towards students. When the school administration puts pressure on the teachers or uses reasonable or unacceptable attitudes towards students, this has an effect on teacher attitudes. Likewise, teachers adapt their own attitudes based on the attitudes of their colleagues, which they defined as positive or negative. At times this takes the form of teachers putting the advice of their colleagues into action. Teachers also develop democratic attitudes towards students based on their experiences in the classroom. This is particularly the case for the teachers who scored high on the Democratic Attitude Scale.