Disabled persons
329 theses under this subject heading
Çalışma hayatına katılımda engellilerin yaşadıkları sorunlar: Tekirdağ Süleymanpaşa örneği
Çalışmada çalışma hayatında katılımda bulunan engellilerin yaşadıkları ekonomik ve sosyal yönden sorunların ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma yaşamı kalitesi için engellilerin çalışma hayatında ve çevresindeki farklı konulardaki düşüncelerinin ortaya konulması için geliştirilmiştir. Kullanılan ölçekte devletin istihdam olanakları yaratmada katkısı engellilerin gözünde nasıl görüldüğü araştırma konusu olduğu için ölçeğe dahil edilmiştir. Aynı zamanda engellilerin aile ve çevresinin davranışlarının engelliler açısından memnuniyet düzeylerini belirlenmeye çalışılmıştır. Engellilerin çalışma sorunlarının daha net şekilde ifade edilebilmesi için engellilerin engellilik oranlarına göre değerlendirmede araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırmada ayrıca engellilik türlerine göre değerlendirme yapılmıştır. Tekirdağ'ın Süleymanpaşa ilçesinden kolayda örnekleme ile elde edilen veriler SPSS veri analiz programı ile analiz edilmiştir. Yapılan uygun analizler sonucunda ölçeğin güvenilirliği ve geçerliliği kabul edilmiştir. Ayrıca katılımcıların cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışma durumu, çalışma yılları, engellilik türü ve oranı gibi demografik değişkenlerle yapılan analizler sonucunda gruplara göre devletin engellilerin istihdamına yönelik politikaların katılımcılar açısında farklılık gösterdiği ancak aile ve çevrenin göstermiş olduğu davranışların her demografik değişken için farklı sonuçlar gösterdiği belirlenmiştir.
Engelli kadınların çalışma hayatına katılımı önündeki sorunlar: Türkiye örneği
Bu çalışmada, engelli kadınların engel durumları ve cinsiyet özelliklerine bağlı dezavantajları birlikte ele alınarak engelli kadın kavramı irdelenmiş ve Türkiye'de engelli kadınların çalışma yaşamına etkin katılımının önündeki sorunlar araştırılarak bu sorunların kaynakları tespit edilmeye çalışılmıştır. Engelli kadınların istihdamı incelenirken tarihsel süreçte ve günümüzde engellilik ve kadın kavramlarının ele alınış biçimi incelenmiştir. Engelli kadın istihdamına yönelik devletin yürüttüğü sosyal politikalar, engellilere ve kadınlara yönelik girişimcilik kursları, devlet tarafından desteklenen projeler açıklanmıştır. Ülkemizde engelli kadınların istihdamı konusunda yürütülen politikalar açıklanırken TÜİK ve İŞKUR'un araştırma verileri ile ülkemizde kamu ve özel sektörde engelli istihdamı ve kadın istihdamına yönelik yapılan araştırmalar birlikte değerlendirilmiştir. Çalışmada, ülkemizde engelli kadınların çift yönlü dezavantajlı durumlarına bağlı iş yaşamında karşılaştıkları sorunların neler olduğu ortaya koyulmuş, engel durumuna ve cinsiyete dayalı ayrımcılık, toplumsal yönüyle ele alınmıştır. Engelli kadınların çalışma hayatına katılmalarının kendilerine, ailelerine ve yaşadıkları topluma yararı ve ülke ekonomisi, refahı ve kalkınması açısından önemi üzerinde durulmuştur.
Türkiye'de engelli bireylerin spor politikalarındaki yeri
Dünya Engellilik Raporu'na göre dünya nüfusunun %15'inin engellilik yaşadığı tahmin edilmektedir. Türkiye'de ise engelli nüfusuna dair kesin bir veri bulunmamaktadır. Sayısal verilerin kesin olmamasına rağmen Türkiye Engelliler Konfederasyonu ülkemizde bulunan engelli sayısının nüfusa oranla %10'dan daha az olmadığı tahmininde bulunmuştur. Engelli bireylerin rehabilitasyonu fiziksel, psikolojik ve toplumsal açıdan incelendiğinde yapılan pek çok araştırma sporun olumlu etkilerini ortaya koymaktadır. Bu sebeple engelli bireylerin spor aracılığıyla topluma katılımları ve toplumla bütünleşmelerinin sağlanması, spor politikalarının sosyal ve kuşatıcı amaçlarına da katkı sunmaktadır. "Türkiye'de Engelli Bireylerin Spor Politikalarındaki Yeri" başlıklı bu çalışmada; spor politikaları kapsamında "herkes için spor" hedefinin, engelli bireyler için oluşturulan spor hedefleri ile uyumlu olup olmadığı ve bu uyumun nasıl tasarlandığı araştırılarak ortaya konulacaktır. Bu çerçevede spor politikalarına kaynaklık eden ilgili mevzuat ve temel stratejik belgeler üzerinde incelemeler yapılmış ve konuya ilişkin tartışmalara yer verilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda; engelli bireylere yönelik spor politikaları oluşturulurken sosyal, ekonomik ve kültürel hedeflerin yaşama geçirilmesinde yaşanan aksaklıklara ve sorun alanlarına ilişkin, hedefe uygun somutlaştırılmış çözüm önerilerine ve işlevsel mekanizmalara ihtiyaç duyulduğu ifade edilebilir.
The disabled as other in Out of My Mind by Sharon Draper
In his famous book The Order of Things, Michel Foucault explores how the western mind identifies the self and the other in a binary opposition system and examines how relationships between different groups in social structures are affected by those identifications. The disabled people, as one of those differentiated groups, are also influenced by the juxtaposition and forced into otherness in society. In this study, a comprehensive thematological approach to Sharon Draper's latest and bestseller book Out of My Mind is provided. Our research consists of two parts: the first part relies on the critical theory concerning the traditional realist novel and the Russian critic Mikhail Bakhtin's definition and explanation of the Bildungsroman in order to reveal the thematic perspectives and narrative techniques used by Sharon Draper in her novel; in the second part, the author's way of textualizing and questioning the place of the disabled people in society is discussed through the view of the experience of the protagonist Melody. For this purpose, the concept of "episteme" is introduced, including the new perspectives that Michel Foucault brought to the concept in his work "The Order of Things" (1966), particularly with regard to the theory of "the self and the other". To this, Cripistemology is prompted as a new field of Epistemology, emphasizing the inadequacy of Epistemology to define the disabled. Finally, the thesis discusses the ways in which the contemporary societies marginalise disabled groups and place them into narrow templates as a result of the unconscious bulk of knowledge and for this; Out of My Mind by Sharon Draper provides various examples.
Avrupa Birliği ve Türkiye'de engelli istihdamına yönelik iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımı
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne adaylık süreci ile birlikte birçok alanda Avrupa Birliği normlarına uyum sağlamaya dönük politikalar geliştirdiği ve ulusal mevzuatta çeşitli düzenlemeler yaptığı gözlenmektedir. Ayrıca engelli bireylerin istihdam edilebilirliğinin arttırılması ve özel politika gerektiren engelli bireylerin işyerlerinde her açıdan korunması ile iş sağlığı ve güvenliği gibi sosyal politikaya ilişkin alanlar, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde sosyal bütünleşmenin sağlanabilmesi için üzerinde durulan en önemli konular arasındadır. Bu bağlamda bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde engellilik ve engelli istihdamı ile ilgili kavramsal çerçeve, ikinci bölümde Avrupa Birliği bağlamında engelli istihdamı, üçüncü bölümde Türkiye'de engelli istihdamı ve dördüncü bölümde de engelli çalışanlara yönelik iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ele alınarak geniş bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Avrupa Birliği ve Türkiye'ye ilişkin yapılan literatür incelemesi sonucunda, işyerlerindeki uygulamalarda engelli çalışanlara yönelik birçok yanlış uygulamanın olduğu tespit edilmiştir. Buradan hareketle engelli bireylere yönelik yapılan düzenlemelerde görülen eksik noktalar vurgulanmış, yürürlükteki mevzuata ve işyerlerine uygulamaya yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışmanın engelli bireylere, engelli bireylerle çalışan işveren, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli; ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşlara yol gösterici olması ve bu alanda yapılacak akademik çalışmalara ışık tutması amaçlanmaktadır.
Disability and family in twenty-first century American drama
This dissertation analyzes John Belluso's Pyretown (2005), The Rules of Charity (2006), A Nervous Smile (2006), David Lindsay-Abaire's Good People (2011), Stephan Karam's The Humans (2015), Martyna Majok's Cost of Living (2018), Amy Herzog's Mary Jane (2018), and Lindsey Ferrentino's Amy and the Orphans (2019) and scrutinizes the ways contemporary American playwrights employ disability in relation to the myth of the flawless American family. The representation of disability on the American stage has always been a complicated one as disabled bodies were either used as metaphors or presented as freaks, victims, and villains. The plays examined in this dissertation, however, negotiate disability as a multifaceted experience. They portray family dynamics that changed in the twenty-first century while dissociating disability from stereotypical meanings. The playwrights dramatize the lived experience of disability, and they problematize ideologies that ostracize, pathologize, and oppress disabled individuals to initiate social, cultural, and political transformation in the United States. Since they criticize dehumanizing and exploitative social and political institutions using realism and the affective power of theater, these plays are referred to as the social problem plays of the twenty-first century. Each chapter exposes oppressive power relations and portrays the lived experience of disabled individuals without romanticizing or objectifying their bodies. Neoliberalism, class, problems in the healthcare and welfare systems, and the cult of normalcy are presented as the forces that put the family in a dysfunctional state whereas disability is depicted as a social, cultural, and political construction. Therefore, these plays are progressive and subversive with their truthful depictions of families with disabled members, showing that the problem is not disability but constructed normalcy, which forces families and individuals to conform to rigid definitions.
Engelli üniversite öğrencilerinin akran ilişkileri üzerine nitel bir araştırma
Üniversiteli engeli olan gençlerin gözünden arkadaşlık ilişkilerine yönelik deneyimlerini sosyal sermaye üzerinden keşfetmeyi konu edinen bu araştırmada engelli gençlerin arkadaşlık ilişkileri, engelliliği ve engelli bedene sahip olma, arkadaşlık ilişkilerinde ailenin rolü, üniversite yaşamı ve pandemide arkadaşlık ilişkileri araştırılmıştır. Üniversiteli engeli olan gençlerin üniversite ortamındaki arkadaşlık ilişkilerini sosyal sermaye üzerinden betimlemek ve anlamak amaçlanmış olup nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın amaçlı örneklemini üniversiteli (18-24 yaş aralığındaki) 12 (görme ve/veya ortopedik) engelli genç oluşturmaktadır. Katılımcılara kartopu tekniği ile ulaşılmıştır. Diğer bir ifadeyle tanışılan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan bir katılımcı diğer katılımcıya referans olmuştur. Araştırmanın veri toplama sürecinde derinlemesine görüşme tekniği kullanılmış olup görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Araştırmanın görüşmeleri pandemi döneminde alınan tedbirler -sokağa çıkma yasaklarının olması -nedeniyle görüşmeler online ortamda gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri tematik analizle değerlendirilmiştir. Araştırmada ulaşılan temalar çerçevesinde arkadaşlığın anlamına ilişkin yardımlaşma, sosyal destek, güven, benzerlik, mekanı ve duyguları paylaşmak, birliktelik ve beraberlik üzerinden açıklamışladır. Arkadaşlık ilişkilerinin başlamasında ve sürdürülmesinde mekan ve yardımlaşma, kabul edilme, birlikte zaman geçirme ve sosyal destek üzerinden değerlendirmişlerdir. Engelliliğe ve engelli olmaya ilişkin anlamlandırmalarında yetersiz/eksik, hasta olma gibi ifadelerin kullanılması ve arkadaşlık ilişkilerinde toplumda var olan olumsuz kültürel tanımlamaların devam ettiği anlamına gelebilir. Üniversiteye gitmek için aileden uzakta yaşama ya da okulda bulunulan süre aileden bağımsızlaşmanın bir adımıdır. Sosyalleşme açısından engelli gençlerin ailelerinin aileye aidiyetten çok onların arkadaşlık ilişkilerine müdahale etmeyerek ya da onların kararlarına saygı duyarak toplumsal yaşama katılımlarını desteklemektedirler. Engelli genç için üniversite ortamı engeliyle ilişkili hem olumlu hem de olumsuz yönlerini deneyimleyip olumsuz yönleriyle başa çıkabilen güçlü bireyler olmasına katkıda bulunmaktadır. Pandemide kampüs yaşamından uzak kalmak engelli gençlerin bir yandan arkadaşlarıyla uzaklaşmalarına neden olurken bir yandan da mekansal birliktelik yoksunluğu yaşamalarına neden olmaktadır.
Yerel yönetimlerle dezavantajlı grupların ilişkileri
Antik dönemlerden itibaren Engellilere bakış açısı maalesef olumsuz olmuştur. Yunan site devletlerinde Engelliler toplumdan dışlanmıştır. Dünya?da engelliler ile ilgili resmi olarak olumlu adımlar 1945 yılında Birleşmiş Milletler tarafından atılmaya başlanmıştır ve nihayet 1948 yılında imzalanan ?İnsan HaklarıEvrensel Bildirgesi?nde Engelliler yer verilmiştir ve en son 2008 yılında Türkiye tarafından da imzalanan 50 maddelik sözleşme ile yeni bir safhaya geçmiştir. Yerel Yönetimler ve Engelliler arasındaki ilişki çok eskilere dayanmaktadır. Ülkemizde Yerel Yönetimler 1839 Tanzimat Fermanı ile birlikte konuşulmaya başlanmış ve modern anlamdaki merkeziyetçilik ile birlikte eş zamanlıuygulamaya geçirilmiştir. Ülkemizde yerel yönetimler güçlü olmadığı için, genel bütçeden aldıkları paylar yeterli olmadığı için ve yetki kavramındaki karışıklıklardan dolayı engelliler arzu edilen haklara sahip olamamıştır. Ülkemizdeki bir diğer sorunda yasaların çıkarıldıktan sonra uygulanmasında eksiklikler yaşanmıştır. Uygulamadaki eksikliklerin yanında yaptırımlarda yetersiz olduğu için istenilen sonuçlar alınamamaktadır. Şehir içinde ki kaldırımlar, otobüs duraklarının ölçüsü gibi birçok temel konu bile aslında TSE (Türk StandartlarıEnstitüsü) ölçülerine uygun olarak yapılmalıdır ve bu yasalarda da belirtilmiştir fakat iiiuygulamadaki eksiklikler ve yaptırımlardaki eksikliklerden dolayı istenilen sonuçlar alınamamaktadır. Bütün olumsuzluklara rağmen ülkemizde Engellilerin toplumsal hayata katılmalarını, fiziksel çevreye ulaşabilmelerini sağlayacak birçok olumlu adım bazıbelediyelerimiz tarafından atılmaktadır.
Dezavantajlı gurupların eğitim sürecine kazandırılmasında yerel yönetimlerin katkısı
Gelişen ve değişen dünyada eğitimin önemi her geçen gün artmaktadır. İnsana yapılan yatırımın uzun vade de kalıcı bir etkisi olduğu bilinmektedir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi yetişmiş eğitimli bireylerin çokluğuna paralel olarak artmaktadır. Genellikle gelişen ve gelişmekte olan toplumlarda genele nispeten daha düşük eğitim seviyesine sahip gruplar dezavantajlılar olduğu görülmektedir. Bu bağlamda eğitimli birey sayısını artırmanın en önemli yollarından biri de dezavantajlı grupları eğitim ortamına kazandırmak olmalıdır. Bu sosyal devlet anlayışının gereğidir. Bu çalışmanın amacı, dezavantajlı grupların eğitim sürecine kazandırılmasında yerel yönetimlerin katkısını belirlemektir. Bu çalışmanın evrenini İstanbul İli Bahçelievler, Bağcılar ve Fatih ilçe belediyeleri, örneklemini ise bu belediyelerde görev yapan 150 çalışandır. Araştırma verileri "Yerel yönetimlerin dezavantajlı grupların eğitim faaliyetleri" ölçeği ve kişisel bilgi düzeyi anketi ile toplanmıştır. Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Ölçek verileri t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile değerlendirilmiştir.Yapılan analizler sonucunda cinsiyet, medeni durum ve çalışanların yaş aralıklarına göre "dezavantajlı grupların eğitim sürecine kazandırılmasında yerel yönetimlerin katkısı" algısı arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Öğrenim durumu ve mesleki kıdem ile "dezavantajlı grupların eğitim sürecine kazandırılmasında yerel yönetimlerin katkısı" algısı arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Ön lisans öğrenim düzeyinde olanların dezavantajlı grupların eğitime kazandırılmasında yerel yönetimlerin katkısı algısı en yüksek çıkmıştır. Ayrıca 11-15 yıl kıdem arasında bulunanların dezavantajlı grupların eğitime kazandırılmasında yerel yönetimlerin katkısı algısı en yüksek çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: 1.Yerel yönetimler, 2.Dezavantajlı gruplar, 3.Eğitim, 4.Sosyal etkinlik, 5.Belediyeler.
Yerel yönetimlerde engelli bireylerin kentsel yaşama uyumu: İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği
Yapılan araştırmalar, dünyanın her yerinde engellilerin çok büyük çoğunluğunun toplumun yoksul kesimlerinden geldiğini ve yoksulluk içinde yaşadıklarını göstermektedir. Bu belirleme gelişmiş ve endüstrileşmiş ülkeler için de geçerlidir. Kuşkusuz bu gerçek, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde çok daha çarpıcı ve dramatik yönleriyle yaşanmaktadır. Engelli bireylerin sorunları sadece işsizlik ve yoksullukla sınırlı değildir. Bu bireyler, eğitim alanından seyahat konusuna kadar pek çok yerde engellerle karşılaşmaktadırlar. Medeni bir toplumda sosyal adaletin sağlanabilmesi kilit rol oynamaktadır. Yerel yönetimlerin görevi, yerel topluluğun sorunlarına hizmet üretmek olduğuna göre, bu gruplara, hayatlarını kolaylaştıracak ve idame ettirebilecek ortamı sağlamakla ilgili projeler geliştirmesi ve uygulamaya koyması gerekmektedir. Bu araştırma, fiziksel engelli bireylerin kentsel yaşam içinde karşılaştıkları sorunları ve bu sorunlar karşısında yerel yönetimlerin aldığı tutumu incelemeyi amaçlamaktadır. Yerel yönetimlerin, engelliler için sunduğu hizmetler ve bu hizmetlerin yeterliliği incelenecektir. Araştırma İstanbul Büyükşehir Belediyesi kapsamında tutulacaktır.
Sosyal belediyecilik anlayışı üzerinden engellilere yönelik hizmetler: İBB Engelliler Müdürlüğü örneği
19. yüzyılda başlayan ekonomik ve sosyal yapıdaki değişiklikler, 1929 ekonomik buhranı ve özellikle de II. Dünya savaşı neticesinde ortaya çıkan toplumsal ihtiyaçların devletler tarafından karşılanması beklentisine cevap olarak 1945-1970 yılları arasında uygulanan sosyal politikalar, devletlerin 1970'li yıllarda ekonomik ve sosyal açıdan krizler yaşamasına ve sosyal devlet fonksiyonlarının işlevsiz hale gelmesine neden olmuş ve bu durum siyasal ve ekonomik açıdan dönüşümü gerekli hale getirmiştir. 1980'li yıllar itibariyle uygulanan neoliberal politikalar, küreselleşme ve bilgi ve iletişim olanakların gelişmesiyle birlikte merkezi yönetimlerin sosyal politikalar alanında hizmet sunma yönetmelerinde değişiklik yaşanmasına neden olmuş ve merkezi yönetimlerin yetki ve sorumluluklarının bir kısmı yerel yönetimlere devredilmiştir. Bu bağlamda günümüzde merkezi yönetimler savunma, sosyal güvenlik, adalet, eğitim gibi ülke genelindeki hizmetlere yönelik politikalar üretirken, halka en yakın yerel yönetim birimi olan belediyeler de imar, şehircilik, altyapı, çevre düzenleme gibi görevlerinin yanında sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde sunduğu, bilgilendirme, bilinçlendirme, sosyal ve kültürel faaliyetler, sosyal hizmetler ve yardımlar ile aktif bir rol oynamakta ve hizmeti en etkin, hızlı ve sürdürülebilir şekilde yerine getirmektedir. Bu çalışmada örnek olay yönetimi kullanılarak belediyelerin sosyal belediyecilik anlayışı üzerinden engellilere yönelik sunulan hizmetler değerlendirilecektir. Çalışmanın giriş bölümü ile birlikte ikinci bölümünde engelli ve engellilik kavramları, Dünya, Türkiye ve İstanbul'da yaşayan engellilerin niceliksel değerleri ve yasal haklarının tarihsel gelişimi; üçüncü bölümünde yerel yönetim ve sosyal belediyecilik kavramları ile sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde hizmet veren belediyelerin tarihsel gelişimi, fonksiyonları ve faaliyet alanları; dördüncü bölümünde engellilere yönelik hizmetleri değerlendirmek üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi Engelliler Müdürlüğü tarafından verilen hizmetler üzerinde çalışılmıştır. Sonuç bölümünde İBB Engelliler Müdürlüğü tarafından verilen hizmetlerin ve istatistiklerin değerlendirilmesi yapılmış ve çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Sonuç olarak İBB Engelliler Müdürlüğü'nün; mali bütçesinin, yetki ve sorumluluklarının, hizmet alanları ve çeşitliliğinin artış gösterdiği, engellilere en yakın ve hızlı hizmet vermek amacıyla İstanbul genelinde merkezler kurduğu ve sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde engellilere yönelik sunulan hizmetleri ile Türkiye ve Dünya'ya örnek model olduğu gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Engelli, Engellilik, Yerel Yönetimler, Belediye, Sosyal Belediyecilik.
İşitme engelli bireylerde görsel algı
İnsanoğlu dünyaya gözlerini açtığından itibaren öğrenmek ve uyum sağlamak için duyuları yardımıyla çevresiyle etkileşimde bulunarak algısal süreçlerde bulunur." Algılama, duyumsal bir bilgilenme olarak tanımlanırsa, beş duyu organı aracılığı ile duyma, tatma, görme, koklama, dokunma duyuları ve hissetme duygusu yardımı ile dış dünyadan bilgi edinilmesidir." (İnceoğlu, 2000, S.44). Hiç kuşkusuz Dünyayı algılama tüm duyuların etkileşimi ile gerçekleşir. Ancak görsel algılama diğer algılar içinde en etkili ve en güçlü olanıdır. Doğadaki sese dayalı iletileri alamayan işitme engellilerin, bu alandaki eksikliklerini giderme sorumluluğunu yüklenen en önemli duyu organının göz olduğuna karşı çıkmak güçtür. Çünkü," görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir." (Berger,1986) Bu tez çalışmasında duyu ve algı gelişimine ilişkin bilgiler verilerek, görsel algı kavramının öğrenmemiz üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Ayrıca işitme engeli tüm yönleriyle araştırılarak tarihsel süreç içinde günümüze kadar olan gelişimi ve işitme engellilerin eğitimi ele alınmıştır. Görsel Sanatlar eğitiminin işitme engelliler üzerindeki olumlu etkileri ve görme duyusuna hitap etmesi açısından, bu eğitimin işitme engellilere olan faydaları araştırılmıştır. Araştırma, İstanbul'da bulunan İşitme engelliler okullarına ve özel eğitim kurumlarına gidilerek Görsel Sanatlar ve İşitme engelliler öğretmenleriyle görüşmeler şeklinde ve gözlem yapılarak yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler: Görsel algı, işitme engelliler, görsel sanatlar eğitimi, işitme engellilerin iletişimi.
Türk sinemasında sakatlık temsilleri (1960-1990)
Bu tez çalışmasının amacı, 1960-1990 yılları arası Türk Sinemasındaki beden temsillerini sakatlık üzerinden ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda, "Kınalı Yapıncak", "Hayatım Sana Feda", "Zehra", "Toprak Ana", "Kambur", "Gülüşan" ve "Yorum Yok" filmleri eleştirel söylem analizi ile incelenecektir. Fiziksel olmakla birlikte toplumsal bir olgu olan bedenin sosyoloji literatüründe ciddi anlamda yerini alması 1980li yılların başında ancak gerçekleşebilmiştir. Sosyoloji, bedenin varoluşunu yok sayarcasına bireylerin sosyal, ekonomik, kültürel ilişkilerini incelemeye devam etmiştir. Oysaki beden ve toplum arasında ayrılmaz bir ilişki söz konusudur. Yüzyıllarca devam eden beden üzerindeki iktidar tahakkümü toplumda normalleştirilmiş ve kültürel olarak aktarılmaya devam etmiştir. Sinema da kültürü aktarmadaki en etkili araçlardan biri olarak sakat bireyi ayrıştırıcı, ötekileştirici bir rol oynamıştır. Sinema ile bizlere sunulan beden, toplumun yarattığı bedendir. Günümüzde devam etmekte olan sakatlığa karşı önyargı, acıma, dışlama gibi davranışların sinemada sakatlık temsilleri ile pekiştirildiği sonucuna varılmıştır. Sinema, sakat bedene yönelik olumsuz algının inşa edilmesinde etkili olmuştur.
Fiziksel engelli bireylerin aileleri ile toplumda aynı yaş grubunda bulunan ebeveynlerin bel ağrı sıklıkları arasındaki farkın değerlendirilmesi
Çalışmamızda, ülkemizde ve dünyada engelliliğe, iş kaybına ve yüksek tıbbi harcamalara neden olan bel ağrısının incelenmesi amaçlanmıştır. Engelli birey ve ailelerin ülkemizde son derece fazla olduğu aşikardır. Bu nedenle sürekli fiziksel strese maruziyet sebebiyle de engelli ebeveynlerinde bel ağrısı görülme sıklığının fazla olduğu düşünülmüştür. Bel ağrı prevelansı yüksek olduğunu düşündüğümüz engelli ebeveynleri ile aynı yaş grubunda sağlıklı çocuğa sahip ebeveynleri ağrının sıklığı, ağrının iyileşme derecesi ve hızı, bel ağrısının günlük yaşam aktiviteleri ve fonksiyonel hayattaki etkisi anket yoluyla incelenmiştir. Bunların sonucunda anlık ağrı, ağrının sıklığı, ağrıdaki iyileşme derecesi ve hızı, bel ağrısının günlük yaşam aktiviteleri ve fonksiyonel hayattaki etkisi açısından engelli çocuğa sahip ebeveynlerdeki etkilenim miktarının sağlıklı çocuğa sahip ebeveynlere oranla daha fazla olduğu bulunmuştur.
A comparative analysis of inclusive services for passengers with hidden and visible disabilities at Istanbul Airport
In an era characterized by an unprecedented surge in global air travel, the demand for services tailored to diverse passenger segments has reached new heights. Of particular significance is the increasing focus on individuals with hidden or invisible disabilities, reflecting the aviation industry's evolving commitment to accessibility. This study delves deeply into the world of passengers with both hidden and visible disabilities, conducting a meticulous examination of the services available to them on a global scale and across various airports. Employing a qualitative research methodology, we analyse the provision of special assistance at airports, conducting an exhaustive comparative assessment of passenger services. Through this rigorous investigation, our aim is to provide a detailed overview of the range of services currently accessible to passengers with hidden disabilities worldwide. Additionally, we seek to identify airports that serve as exemplars in providing services to passengers with disabilities, thereby contributing to the advancement of accessibility in air travel. To this end, we examined the provided services in major airports, Istanbul Airport (IGA), Munich Airport (MUC), Incheon International Airport (ICN), Tokyo Haneda Airport (HND), and Hamad International Airport (DOH), using MAXQDA software with content analysis method. This research contributes to a deeper understanding of the challenges and opportunities in serving passengers with disabilities, fostering inclusivity and equal access in the aviation sector.
Otel yapılarında engelli bireye yönelik çözümler
Mekân tasarımı, bireyin fiziksel, psikolojik, sosyolojik özellikleri açısından gündelik yaşamının bir parçasıdır. Tasarım, normal bir birey için bir gereklilik oluşturuyorsa, engelli birey için de eşit kullanım hakkı getirmektedir. Engelli birey de toplum içerisinde farklı olarak algılanmamalı, mekân çözümlemelerinde engeller düşünülerek tasarım yapılmalıdır. Mekân içerisindeki fonksiyonların amaç ve kullanımı, engelli bireye yönelik işlevsel olması gerekmektedir. Özellikle zihinsel, bedensel ve görme engellilerin sosyal yaşamına etki edecek tasarımlar yaşama daha kolay tutunmaları açısından önemli yer tutmaktadır. Engelli bireyin yaşam alanları tasarlanırken, tüm gereksinimine cevap veren detay çözümler, standartlar düşünülerek proje uygulamaları yapılmalıdır. Bu anlamda, engelli bireyin yaşamını kolaylaştıracak çözümlerin konut, kamu, eğitim yapılarının yanı sıra otel yapılarında da önemli bir yeri olmaktadır. Özellikle, engelli birey düşünülerek yapılmış olan otel yapısı oldukça azdır. Örneğin Türkiye'de engellilere yönelik bir tatil köyünün veya otel yapısının olmadığı dikkat çekmektedir. Bu anlamda İstanbul'daki farklı mekân tipolojileri incelenmiş, özellikle otel yapılarının engelli bireye ne derece hizmet ettiği irdelenmiştir. Araştırmalarda engelli bireyin gereksinimleri doğrultusunda ulaşılabilir, engelsiz otel tasarımlarının sayıca az olduğu ve mekânsal açıdan kullanım zorluklarının yaşandığı izlenmiştir. Bu nedenle, bu tezde engelli bireyin yaşamını kısıtlı hale getirmeyen ve ailesiyle bir arada konaklayıp, tatil yapabilecekleri otel yapılarına çözüm önerileri getirilmiştir.
Evaluation of low back pain, quality of life and functional limitation of drivers and nurses working in medical home
Evaluation of Low Back Pain, Quality of Life and Functional Limitation of Drivers and Nurses Working in Medical Home The aim of this study is to evaluate the low back pain, quality of life, and functional limitation of the drivers and nurses working in medical home. This study was carried out with 100 participants, who are 50 drivers and 50 nurses working at home health services of Istanbul Metropolitan Municipality at between January 2018 and April 2018. In order to evaluate the severity of pain at rest and activity, the Visual Anologue Scale (VAS), for the measurement of low back pain disability the Oswestry Scale, and to measure the quality of life the Short Form Quality of Life Scale (SF-36) were used. Intergroup comparisons were analyzed with Independent t-Test in this observational, descriptive and analytical study. p <0.05 was statistically significant value. The mean age ± standard deviation was 36.54 ± 7.93 years, and the height ± standard deviation was 169.00 ± 8.40 cm of the 100 participant included in study population. The resting VAS values of the participants were 2.01 ± 2.26, the activity VAS values were 3.80 ± 3.00, and the Oswestry Scale total score was 12.62 ± 13.67. There were significant differences between resting VAS and SF-36 values of drivers and nurses (p <0.05). These differences revealed that especially nurses having more severe pain problems both at rest and at activity in VAS and SF-36 values. According to the Oswestry scale, the values of the nurse group are higher and there is a significant difference. No significant difference was found between the two groups in terms of VAS values (p> 0.05). As a consequence, low back pain of the drivers and nurses working at medical home increases with the activity, it decreases the quality of life. In addition, disability related to low back pain didn't cause any problems in their daily lifes. Keywords: low back pain, disability, nurse, driver, quality of life
The managerial practices of Lebanese restaurants towards workforce with disabilities
In Lebanon, people with disabilities face numerous barriers to employment, including issues like accessibility. They are still associated with high-cost accommodations. The aim of this thesis was to explore how managers adopt to accommodate people with disabilities. This thesis investigates the reasons, challenges, and barriers these people encounter at the workplace. Semi-structured interviews were conducted with Lebanese managers. Data were then analyzed using a thematic approach. Different themes emerged and findings revealed that Lebanese restaurants perceive the positive impact of people with special needs in their workplace. However, they are skeptical of their employment since different challenges confront them, such as workplace culture, discrimination, etc. Researchers could use this study as a guide to study people with disabilities in Lebanon's hospitality industry.
Fiziksel ve zihinsel engelli çocuklara bakım verenlerin fiziksel ve psikolojik etkilenimlerinin incelenmesi
1. ÖZET Zihinsel veya fiziksel engelli bir çocuğa bakım veriyor olmak bireylerde depresif belirtiler görülmesine sebep olmakta, aynı zamanda düşük yaşam kalitesine neden olduğu da görülmektedir. Bu çalışmanın amacı engelli bir çocuğa bakım veriyor olmanın bireyleri, depresyona olan yatkınlık, fiziksel olarak yıpranmışlık ve yaşam kalitesi olmak üzere fiziksel ve psikolojik olarak nasıl etkilediğini ve bu etkilenimin fiziksel ve zihinsel engelli bakım verenlerde değişiklik gösterip göstermediğini araştırmaktı. Çalışmaya 30 bedensel engelli (BEBV), 40 zihinsel engelli (ZEBV) ve 40 sağlıklı çocuk bakım vereni (SBV) dahil edilmiş, bu bakım verenlerin demografik bilgilerini almak ve fiziksel etkilenimlerine bakmak amacıyla fiziksel değerlendirme formu, depresyon seviyesini ölçmek için Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), bakım veriyor olmanın onları nasıl etkilediğini sorgulamak için BAKAS Bakım Veren Etki Ölçeği ve yaşam kalitelerini sorgulamak amacıyla da Dünya Sağlık Örgütü Kısa Yaşam Kalitesi Değerlendirme Ölçeği (WHOQOL) kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara bakıldığında BDÖ'nün bulgularına göre ZEBV ile SBV arasında ve BEBV ile SBV arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Engelli bir bireye bakım veriyor olmak bu engelin fiziksel veya zihinsel olması fark etmeksizin depreyona yatkınlığı artırmaktadır. BAKAS'ın bulgularına göre ZEBV ile BEBV ve BEBV ile SBV grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Bedensel engelli bir çocuğa bakım veriyor olmak yaşam kalitesinin azlığına sebep olmaktadır. Fakat bedensel veya zihinsel engelli bir çocuğa bakım verme ile fiziksel etkilenim arasında bir ilişki bulunmamıştır (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Zihinsel engel, Bedensel Engel, Bakım Veren, Depresyon, Yaşam Kalitesi, Fiziksel Etkilenim
Dezavantajlı gruplar ve yerel siyaset ilişkisi: Van, Diyarbakır ve Mardin büyükşehir belediyeleri örneği üzerine bir çalışma
Dezavantajlı gruplar, sosyal risk grupları, handikaplı gruplar, marjinal gruplar kavramı; ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi işleyişe, her biri kendine özgü nedenlerden dolayı katılamayan, entegre olamayan ve sosyal imkânlardan yeterli düzeyde yararlanamayan, dolayısıyla politika ve karar yapım süreçlerine de yetersiz düzeyde katılan ya da hiç katılamayan bireyleri tanımlamaktadır. Bu çalışma dezavantajlı gruplar içerisinden kadın, engelli ve LGBTİ bireyler üzerine yoğunlaşmıştır. Kadın, engelli ve LGBTİ bireylerin toplumun dezavantajlı kesiminde sayılmasının, katılım, temsil ve eşitlik gibi demokratik imkânlardan yoksun kalmalarıyla, yakın ilişkisi vardır. Yerel yönetimlerin; kadın, engelli ve LGBTİ başta olmak üzere dezavantajlı kesimler için yeterli ve yerinde politikalar üretememesi dezavantajlı grupların kent hayatında kesişen olumsuzluklar yaşamalarına neden olmaktadır. Bu olumsuzluklar yerel yönetimlerin dezavantajlı gruplara yaklaşımından kaynaklandığı gibi; dezavantajlı grupların yerel siyasetin yönetim, karar ve politika süreçlerine yeterli düzeyde katılmamaları ile de yakından ilgilidir. Bu bağlamda dezavantajlı grupların yerel yönetim sınırları içerisindeki durumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve bunların dezavantajlı gruplara ilişkin paydaş faaliyetlerinin ne düzeyde olduğu ile ilgili veriler, araştırmanın amacı kapsamındır. Çalışma kapsamında, Van, Diyarbakır ve Mardin Büyükşehir Belediyesi'nin kadın, engelli ve LGBTİ bireylere yönelik politikalarının yanı sıra bu illerde faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları ve yerel yönetimlerden beklentileri araştırılmış olup, dezavantajlılık durumları incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Kadın, Engelli, LGBTİ, Yerel Siyaset, Dezavantajlı Grup
Ortopedik engelli bireylerin internet bağımlılığı ve teknoloji kullanımlarının incelenmesi
Geçmişten günümüze bakıldığında teknoloji sürekli gelişmektedir. Gelişen teknoloji ile birlikte insanların hayatlarına yeni teknolojiler entegre edilmektedir. Bu teknolojilerin olumlu ve olumsuz özellikleri insanların yaşamlarını etkilemektedir. Bu bağlamda teknolojiyi kimin ve ne amaçla kullandığı önemlidir. Bu tez çalışmasında ortopedik engelli bireylerin teknolojiyi ne amaçla kullandıkları araştırılmıştır. Bu tez çalışmasının öncelikli amacı ortopedik engelli bireylerin engel yüzdeleri ile teknoloji kullanımları arasındaki ilişkiyi incelemek, teknoloji kullanım profillerini betimlemektir. Bu amaçla ilk olarak ortopedik engelli bireylere internet bağımlılığı ölçeği ve kişisel bilgi formu uygulanmış, ortopedik engelli bireylerin internet bağımlılık düzeyleri belirlenmiştir. İnternet bağımlılık ölçeği sonucuna göre internet bağımlılık puanları en yüksek ve en düşük olan bireylerle yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla nitel veriler toplanmıştır. Çalışmanın örneklemini, 2017 yılı Ocak ayı-2018 yılı Aralık ayı arasında Van ilinin İpekyolu ve Tuşba ilçelerinde bulunan 200 ortopedik engelli birey oluşturmaktadır. Bu çalışmada hem nicel hem de nitel veriler toplanmıştır. 200 kişiye uygulanan internet bağımlılık ölçeği ve kişisel bilgi formu araştırmanın nicel verilerini oluşturmuştur. Nicel verilerle elde edilen sonuçlara göre internet bağımlılık puanları yüksek ve düşük olan 10'ar birey ile yarı yapılandırılmış görüşme uygulanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme araştırmanın nitel kısmını oluşturmuştur. Araştırmanın nicel verileri SPSS 22 sürümü ile analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin bilgileri kodlanarak SPSS programına kaydedilmiştir. Veriler sırasıyla temel istatiksel ölçülerle (aritmetik ortalama, frekans, yüzde) özetlenmiştir. Normal dağılım gösteren verilerin analizinde, ikili karşılaştırmalar için bağımsız örneklemler t testi, çoklu grup karşılaştırmalarında ise tek faktörlü varyans analizi (ANOVA) testi uygulanmıştır. Farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını tespiti için yapılan Scheffe testi ile çözümlenmiştir. Bulguların yorumlanmasında 0,05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Normal dağılım göstermeyen verilerin analizinde ise Kruskall Wallis H, Mann Whitney U ve iki değişken için Kay-Kare testleri uygulanmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise ise Microsoft worde aktarılmıştır. Daha sonra tema ve bu temalara ait kodlar oluşturulmuş, bunların yüzde ve frekans değerleri tablo şeklinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda ortopedik engelli bireylerin internet bağımlılık ölçümleri engel yüzdelerine, internet kullanım süresine, internet kullanım amacı, internet kullanım zaman dilimi, meslek grupları, evde oyun oynamalarına göre farklılaşmaktadır. Farklılaşmayan değişkenler ise cinsiyet, eğitim durumları, birlikte yaşadıkları kişiler, engelliliğin doğuştan veya sonradan olma durumudur. Anahtar Sözcükler İnternet Bağımlılığı, Bağımlılık, Problemli İnternet Kullanımı, Ortopedik Engelli.
İşitme engelli bireylerin kültüre dahil olmalarını mümkün kılan araç ve kurumların sosyal antropolojik analizi
Çalışmanın amacı, işitme engelli bireylerin yaşadıkları kültüre nasıl dahil oldukları, bunun için geliştirilen araçların neler olduğu ve bu araçların işlevselliğinin anlaşılmasıdır. İnsanlar sürekli iletişim halindedir. İnsanlar kültürlerini, konuşarak, dinleyerek ve bulundukları toplumla iletişime geçerek öğrenir. Bu çalışmada, işitme engelli bireylerin yaşadıkları toplumun kültürüne dahil olmaları ve kültür aktarımının devamlılığı için oluşturulmuş araç ve kurumların işlevselliği araştırılmıştır. Çalışmanın örneklem grubu Van'da yaşayan "Van İşitme Engelliler, Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Kulübü Derneği"ne üye olan işitme engelli bireyler, işitme engelli bireylerin aileleri, çevreleri ve öğretmenleridir. Araştırma, derinlemesine görüşme tekniği, katılarak gözlem tekniği kullanılarak yapılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda işitme engelli bireylerin kültüre dahil olmalarında ailenin, işaret dilinin, teknolojinin, eğitimin ve sivil toplum kuruluşlarının etkili olduğu tartışılmıştır.
Spor yapan ve yapmayan işitme engelliler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin akademik motivasyon düzeylerinin karşılaştırılması: (Van ili örneği)
Engelli kavramı; fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı, diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda, tam ve etkin bir şekilde topluma katılımı kısıtlanan, tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyleri ifade eder. Sayısız faydaları bünyesinde barındıran ve hem fiziksel hem zihinsel bakımdan bireylerin olgunlaşmasına katkı sağlayan sportif faaliyetlerin, engelli bireyler açısından ise özel bir anlamı bulunur. Bu çalışma, temel olarak; sportif faaliyetlerde bulunan ve bulunmayan işitme engelli olan ile işitme engelli olmayan öğrencilerin kaygı ve çekingenlik noktasındaki duygusal ihtiyaçlarının giderilmesinde sporun etkisinin olup olmadığını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki okularda, spor yapan ve yapmayan işitme engelliler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin akademik motivasyon düzeylerini karşılaştırmak amacıyla farklı okullarda okuyan öğrencilere anket formu uygulanmıştır. Çalışmada, Vallerand ve arkadaşları tarafından 1992 yılında Kanada'da geliştirilmiş, Türkçe uyarlanması Karagüven (2012) tarafından yapılmış Akademik Motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre: Spor yapan ve yapmayan öğrencilerin içsel motivasyon-başarı ve hareket alt boyut düzeyleri ile dışsal motivasyon, kendini ispat ve düzenleme düzeylerinde ise gelir durumlarına, boy dağılımlarına, kilo durumlarına göre anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Çalışma sonucunda sporun öğrenciler üzerinde büyük bir etkisi olduğu, sporun işitme engellilerin akademik motivasyonlarına olumlu katkılar sağladığı görülmüştür. İşitme engelli sporcuların spora katılım motivasyonlarının spor yapmayanlara göre yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın ardından farklı yaş ve engel türlerinde de yapılacak yeni çalışmaların, spora katılım ve kişileri bu yönde teşvik edecek aktivitelerin uygulanması bakımından değerli etkiler sağlayabileceği düşünülmektedir.
Engelli bireylerin siyasal tercihlerini belirleyen faktörler: Van'da engelli dernekleri üzerine bir araştırma
Bu çalışma engelli bireylerin siyasal tercihlerini belirleyen faktörleri araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma evreni olarak Van merkezde bulunan engelli derneklerinin üyeleri belirlenmiştir. Nitel araştırma metodu benimsenerek, yarı yapılandırılmış görüşme formuna dayalı bir araştırma yürütülmüştür. Çalışma kapsamında işitme, görme ve bedensel engelli bireylerden oluşan 10'u kadın toplam 30 kişi ile görüşülmüştür. Görüşmeler ana temalara ayrılarak veri analizi yapılmış olup aile, aşiret, din, STK ve engellilik gibi değişkenlerin, engelli bireylerin siyasal tercihlerine ne oranda etki ettiği değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları itibariyle, bölgenin demografik yapısından kaynaklı aile, aşiret, din gibi kurumların birer aktör olarak engelli bireyler üzerinde de farklı düzeylerde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, siyasal yaşama katılma hakkı büyük oranda engellenen bireylerin, siyasi partilere güven duymadıkları tespiti yapılmıştır. Sonuç olarak, engelli bireylerin, oy verme gibi fazla çaba gerektirmeyen siyasal etkinliğe katılım sağlama; seçilme gibi aktif çaba gerektiren siyasal etkinliklerden ise kaçınma eğilimi sergiledikleri görülmüştür.