Multiculturalism
192 theses under this subject heading
Engellilik algısının çokkültürlü bakış açısı ile değerlendirilmesi: Yunanistan Rodop ili örneği
Bu araştırmada Yunanistan'ın Rodop İlinde yaşayan engelli bireylere ilişkin engellilik algısının çokkültürlü bakış açısı ile incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji desenine göre tasarlanmıştır. Çalışma grubu kartopu örnekleme tekniğine göre seçilmiştir ve çalışma grubuna Yunanistan'da çoğunluk halk ile yüzyıllardır birlikte yaşayan Müslüman Türk Azınlık'tan seçilen engelli çocuk ebeveynleri, yakınları, öğretmenler ve din görevlilerinden oluşan 40 katılımcı dâhil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak gruplara göre oluşturulmuş farklı demografik bilgi formları ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre; çoğunluk ve azınlık katılımcıların engelli bireyler hakkındaki düşüncelerinin olumlu bakış açı yönünde olduğu tespit edilmiştir. Gruplar arasındaki farklılıklara baktığımızda çoğunluk ebeveynlerinin ve azınlık öğretmenlerinin olumsuz bakış açısına sahip olduğu görülürken; çoğunluk yakınların da ise olumlu ve olumsuz bakış açısının eşit olduğu görülmektedir. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların engelli bireyleri tıbbi model yönünde tanımladığı belirlenmiştir. Gruplar arası farklılıklar da ise azınlık aileleri genel sınıflandırma dışı tanımlama yaparken; azınlık yakınlarının, azınlık din görevlilerinin ve azınlık öğretmenlerinin ise sosyal model yönünde tanımladığı görülmüştür. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların, engelli bireylerin toplum içine katılımları hakkındaki düşüncelerinin koşulsuz katılım yönünde olduğu belirlenmiştir. Sadece çoğunluk ebeveynlerinin görüşleri önkoşullu katılım yönünde olmuştur. Çoğunluk ve azınlık katılımcılar, engelli bireylerin toplum içinde sosyal dışlanma yönünde algılandıklarını belirtmiştir. Fakat papazlar ve çoğunluk öğretmenler sosyal kabul yönünde fikir beyan etmişlerdir. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların, engelli bireylerin eğitilebileceğine veya tedavi ile iyileşebileceğine yönelik düşünceleri eğitilebilir yönünde tespit edilmiştir. Bu durum engelli çocuğa sahip çoğunluk ebeveynlerinde ve imamlarda kısmen eğitilebilir yönünde değişiklik göstermektedir. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların, engelli olmanın nedenlerine ilişkin görüşlerinin genel sınıflandırmaya yönelik nedenler olarak bilmişlerdir. Fakat engelli çocuğa sahip azınlık ebeveynleri ve papazlar engelli olmanın nedenlerini dini inanca bağlı nedenler yönünde açıklamıştır. Çoğunluk ve azınlık katılımcılar, birlikte yaşadıkları farklı etnik gruplara ait kişilerle olan etkileşimlerinin, sahip oldukları engellilik algıları üzerindeki düşüncelerini etkilememekte olduğunu bildirmişlerdir. Fakat gruplar arasında farklılıklar bulunmaktadır. Çoğunluk katılımcıların etkilenmiyor düşüncesinde hem fikirken; engelli çocuğa sahip azınlık aileleri etkileniyor, azınlık yakınlarında etkileniyor ve etkilenmiyor düşüncelerinde eşitlik olduğu ve azınlık öğretmenlerinin fikri yok şeklinde görüş bildirdiği tespit edilmiştir. Ayrıca tüm katılımcıların dinlerinin engelli bireye bakış açısını dini inanca bağlı olarak açıkladığı ve dinlerinin engelli bireyi kabullenmek yönünde olduğu tespit edilmiştir.
Öğretmenlerin çok kültürlü kişilik özellikleri ve informal iletişim
Bu çalışmanın amacı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre çok kültürlü kişilik özellikleriyle; okullarda görülen informel iletişimin düzeyini belirlemektir. Araştırma betimsel ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiş olup; ölçme aracı olarak "Öğretmenlerin Çok Kültürlü Kişilik Özellikleri ile Okullarda İnformel İletişim" ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın evreninin Siirt İl Merkezindeki resmi okullarda bulunan 2051 öğretmen oluşturmaktadır, Araştırmanın örneklemini basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen toplam 619 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler SPSS 21 ve MPlus 7 programlarında organize edilerek, frekans tabloları, uyum istatistikleri, açımlayıcı faktör analizi, geçerlik ve güvenirlik analizleri, doğrulayıcı faktör analizi, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis analizleri yapılarak tablolaştırılmış ve yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğretmenler çok kültürlü kişilik özelliklerinden kültürel empati ve açıklık becerilerini yüksek düzeyde sergilediklerine yönelik algılarının olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin çok kültürlü kişilik özelliklerinin bir boyutu olan kültürel empati becerilerini; diğer boyutlara göre daha çok kullandıklarına yönelik algılarının olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin okullarda informel iletişimin kullanılma sıklığına yönelik yüksek düzeyde algılarının olduğu görülürken; informel iletişimin olumlu sonuçları orta düzeyde olduğu, kullanılma nedenlerine yönelik algılarının yönelik algılarının ise düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir.
Akademisyenlerin kültürlerarası farkındalıkları ile kültürlerarası iletişimsel yeterlikleri arasındaki ilişkide çok kültürlü eğitim tutumunun aracı rolü
Bu araştırmanın temel amacı, akademisyenlerin kültürlerarası farkındalıkları ile kültürlerarası iletişimsel yeterlikleri arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide çokkültürlü eğitime yönelik tutumlarının aracı rolünü belirlemektir. Araştırmanın evreni, 2024-2025 akademik yılında üç kamu üniversitesine bağlı fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarında görev yapan akademisyenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi bu üç kamu üniversitesinden 550 akademisyenden oluşmaktadır. Örneklem basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmanın verilerini toplamak için Kültürlerarası Farkındalık Ölçeği, Kültürlerarası İletişimsel Yeterlik Ölçeği ve Çokkültürlü Eğitim Tutumu Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler, SPSS 27 programı ve aracılık analizi bu programa eklenen SPSS Makro PROCESS v4.2 ile analiz edilmiştir. Araştırmanın verileri betimsel analiz (aritmetik ortalama, standart sapma, yüzdelik vs.), parametrik fark analizleri (ANOVA, Bağımsız Örneklemler t-Testi) ve Hayes'in aracılık model tekniklerinden model 4'ü ile analiz edilmiştir. Bulgular, kültürlerarası farkındalık ve kültürlerarası iletişimsel yeterlik arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Analiz sonuçları, çokkültürlü eğitim tutumunun bu ilişkide kısmi aracılık rolü üstlendiğini göstermiştir. Araştırmanın sonuçları, akademisyenlerin kültürlerarası yetkinliklerinin geliştirilmesine yönelik çabalarda, kültürlerarası farkındalık, kültürlerarası iletişimsel yeterlik ve çokkültürlü eğitim tutumu gibi bileşenlerin bütüncül bir şekilde ele alınması gerektiğini göstermektedir.
Yabancı/ikinci dil olarak Türkçe öğretiminde kültürlerarası iletişim ve kültürlerarası duyarlılığın görünümleri
Bireyin kendi kültüründe doğal olarak karşılaştığı sözler ile sözel veya sözel olmayan davranışlar, başka kültürlerde farklı anlamlar taşıyabilir; farklı algılanabilir, yanlış yorumlanabilir ya da karşılığı olmayan bir kavram veya durum olarak belirebilir. Bu durum, kültürlerarası iletişimin temel dayanağıdır. Bireylerin etkin bir kültürlerarası etkileşime sahip olabilmesi için de gelişmiş kültürlerarası duyarlılığa sahip olması gerekmektedir. Bu bağlamda yabancı/ikinci dil öğretiminde öğrenicilerin ve öğreticilerin, kültürlerarası duyarlılığa sahip olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra temel öğretim kaynaklarından ders kitapları, içerik olarak öğrenicilere kültürel farklılıkları gösterici olmalı, öğrenicilerin farklı kültürel değer ve yargıları yabancılamayan, farklılıklara açık ve hoşgörülü olmalarını sağlamalıdır. Bu da dil öğretim sınıflarında kültürlerarası duyarlılık kazanımı ile olasıdır. Bu çalışmanın amacı, Türkçenin yabancı/ikinci dil olarak öğretiminde kullanılan ders kitaplarının ve uygulamaların içeriklerini kültürlerarası duyarlılık görünümleri açısından incelemek, öğrenicilerin ve öğreticilerin kültürlerarası duyarlılık ile etnikmerkezcilik düzeylerini etkileyen etmenleri saptamak ve sonuçları değerlendirerek önerilerde bulunmaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırma çoklu durum çalışması olarak planlanmıştır. Araştırmada Çukurova Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma merkezinde 2019-2020 ve 2021-2022 akademik yıllarında Türkçe öğrenim gören öğrenicilerin ve uluslararası öğrenicilere Türkçe dersi veren öğreticilerin kültürlerarası duyarlık ve etnikmerkezcilik düzeylerini etkileyen etmenler incelenmiştir. Ayrıca dil öğretiminde öğreniciler için uzun bir süre yoğun bir şekilde takip edecekleri ders materyallerinin kitaplar olduğu düşüncesinden hareketle dil öğretim merkezleri ve kurumlarında yabancı ve ikinci dil olarak Türkçe öğretimi amacıyla kullanılan "Yedi İklim Türkçe" ve "Yeni İstanbul Uluslararası Öğrenciler için Türkçe Eğitim Seti"ndeki "kültürlerarası duyarlılık" görünümleri incelenmiştir. Araştırmada nicel ve nitel veri toplama araçları olarak "Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği", "Etnikmerkezcilik Ölçeği", görüşme formları, "Yabancı/İkinci Dil Olarak Türkçe Ders Kitabı Kültürlerarası Duyarlılık İnceleme Ölçütleri" kullanılmıştır. Öğrenicilere ve öğreticilere uygulanan ölçeklerden elde edilen nicel veriler SPSS aracılığı ile analiz edilmiştir. Yabancı/İkinci dil olarak Türkçe ders kitapları ise tümevarım yöntemiyle geliştirilen ölçütler doğrultusunda doküman incelemesi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda öğrenicilerin ve öğreticilerin kültürlerarası duyarlılık ve etnikmerkezcilik düzeylerini etkileyen etmenler tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra araştırma bulguları, incelenen ders kitaplarında; öğrenicilerin hoşgörülü olmalarını, empati kurmalarını sağlayacak ve merak uyandıracak etkinlikler ile kültürel içerikler konularında öne çıkan olumlu özelliklerin yanı sıra geliştirilmesi önerilen eksikliklerin de olduğunu göstermiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulardan öğrenici ve öğreticilerin kültürlerarası duyarlılıklarının geliştirilmesine ve ders kitaplarında kültürlerarası duyarlılık görünümlerine ilişkin önerilerde bulunulmuştur.
Öğretmen adaylarında çokkültürlü ve ayrımcılık karşıtı farkındalığın geliştirilmesi: Bir model önerisi
Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarına çokkültürlü ve önyargı karşıtı farkındalık kazandırmak için uygulanan bir eğitim modelinin etkililiğini araştırmaktır. Araştırmada ön test-son test-izleme testi tek gruplu karma müdahale deseni kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından çokkültürlü ve ayrımcılık karşıtı eğitimin temel felsefesi dikkate alınarak geliştirilen; film izleme, haber analizi yapma, makale tartışması, çocuk kitaplarını inceleme gibi çeşitli öğretim stratejilerinin kullanıldığı model "müdahale" programı olarak 12 hafta boyunca ikişer saatlik oturumlar halinde uygulanmıştır. Çalışmada seçmeli olarak açılan derse gönüllü olarak katılan 21 okul öncesi öğretmen adayı yer almıştır. Çalışmanın nicel verileri, 21 okul öncesi öğretmen adayına ön test, son test ve izleme testi olarak uygulanan "Öğretmenler İçin Çokkültürlü Tutum Ölçeği", "Çokkültürlü Kişilik Ölçeği-Kısa Formu" ve araştırmacı tarafından Türkçeye uyarlanan " Çokkültürlü Farkındalık, Bilgi ve Beceri Anketi-Öğretmen Formu" ile elde edilmiştir. Uygulanan eğitim modeline ilişkin öğretmen adaylarının görüşlerini belirlemek amacıyla son test uygulamasında, modelle ilgili açık uçlu dört soru sorulmuştur. Açık uçlu sorulardan elde edilen veriler çalışmanın nitel kısmında kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmış ve etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda uygulanan eğitim modelinin öğretmen adaylarının çokkültürlü tutumları, çokkültürlü farkındalık, bilgi ve becerileri ile çokkültürlü kişilik özelliklerinden sadece esneklik alt boyutunda anlamlı bir fark yarattığı görülmüştür. Nitel kısmında katılımcıların görüşleri "modelin uygulanması", "modelin katkıları" ve "modelin geliştirilmesi" olmak üzere üç tema altında yer almıştır. Sonuç olarak uygulanan eğitim modelinin öğretmen adaylarının çokkültürlü ve önyargı karşıtı farkındalık kazandırılmasında etkili olduğu ortaya çıkmıştır.
Fen bilimleri öğretmenlerinin çokkültürlü eğitime yönelik algı ve yeterliliklerinin incelenmesi
Tüm dünyada farklı kültürlere mensup kişiler farklı gerekçelerle bir arada uyum içinde yaşamak durumundadır. Bu nedenle çokkültürlülük, eğitimin bir parçası olmaktan ziyade bütününü kapsayan bir faktör olmalıdır. Çokkültürlü eğitim günümüzde daha da önem kazanmış ve öğretmenlerin çokkültürlülüğe ilişkin farkındalık ve algılarının belirlenmesine yönelik ihtiyaç artmıştır. Bu araştırmanın amacı çokkültürlü eğitim hakkında ortaokullarda görev yapan fen bilimleri öğretmenlerinin algı ve yeterliliklerinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma karma yöntemin açıklayıcı desenine uygun olarak tasarlanmıştır ve fen bilimleri öğretmenlerinin çokkültürlü eğitime yönelik algı ve yeterliliklerinin belirlenmesi ve algı ve yeterliliklerinin arasındaki ilişkinin incelenmesi için Çokkültürlü Yeterlik Algıları Ölçeği ve Çokkültürlü Eğitim Algısı Ölçeği ile nicel veriler toplanmıştır. Toplanan nicel veriler doğrultusunda öğretmenlere görüşme soruları uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemi ulaşılabilir örnekleme yöntemidir. Nicel veriler için ölçeklerin uygulanmasından sonra öğretmenler ile görüşmeler yapılarak nitel veriler toplanmış ve daha detaylı bilgiler edinilmiştir. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler uygulanmış ve Pearson korelasyon katsayısı hesaplanarak yorumlanmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulguların çokkültürlü fen eğitimine yönelik politikaların geliştirilmesine ışık tutacağı öngörülmektedir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yaşları, cinsiyetleri, etnik kökenleri, eğitim durumları, mesleki deneyim yılları, çalışılan okul türü ile bulunduğu bölge ve çalışılan şehirler farklılık göstermektedir. Fen bilimleri öğretmenlerinin büyük bir kısmı çokkültürlü eğitim algı ve yeterliliğine sahiptir. Yaş aralığı, deneyim gibi değişkenlerde farklılıklar tespit edilmiştir. Yaş ve deneyim olarak daha büyük olan fen bilimleri öğretmenleri diğer öğretmenlere göre daha yüksek çokkültürlü eğitim algı ve yeterliliğine sahiptir. Fen bilimleri öğretmenleri ile yapılan görüşme sonuçlarına göre çokkültürlü eğitim ile ilgili bilgi ve yeterliliğe sahip oldukları tespit edilmiştir.
Postmodern durumda insan hakları
Bu çalışmada, kimliksel ve kültürel taleplere karşı insan haklarının sonu söylemlerinin gündeme gelmesine neden olan bir olgu olarak postmodern durumun, tarihsel, fikirsel ve olgusal kökenleri gösterilecek, bu kökenlerin insan hakları fikrine etkisi incelenecek ve insan haklarına dayanan taleplerle aynı anda ve aynı konuda ileri sürülen tikel taleplerin, insan haklarıyla farklı türden normları dile getirdikleri ortaya koyulacaktır. Bugün küresel olarak devletlerin meşruiyetlerini sağlamak adına kendisine dayandıkları insan hakları, sağladığı pragmatik yarardan dolayı temellendirilmeye ihtiyaç duyulmadığı fikirleriyle beraber bir boş gösteren haline gelmiş ve değerinin bilgisine gidilmeksizin her türlü tikel talep ulusal ve uluslararası metinlerde kavrama eklemlenmiştir. İnsan haklarının bilgisel temelleri gösterilerek, bugün insan haklarını reddetmek yoluyla ya da kavramın içeriğini bulanıklaştırarak dile getirilen tikel taleplerin, insan haklarına dayananlarının grup hakları içinde ileri sürülebileceği ifade edilecektir.
English language instructors' perceptions of intercultural communicative competence in a multicultural context: A suggested model
With the improvements and developments brought about by the globalization, intercultural communicative competence has been gaining more interest and importance. As in all communicative activities, language, especially the foreign language, plays an essential role in intercultural communication. Intercultural communicative competence has been recognized by Common European Framework of Reference for Languages along with foreign language teaching curricula and textbooks. In this phenomenological study, it is aimed to document and study the experiences and perceptions of instructors teaching English abroad regarding the culture and intercultural communicative competence (ICC), and the place and application of these in the foreign language education. Mixed method data collection process is used in this study; a questionnaire, a scale, semistructured interviews and focus group interviews are used to collect data from 64 participants. Descriptive statistics and thematic analysis are used to process the data through the guidance of preexisting ICC models. Analysis of the data indicates associations and concepts overlapping with preexisting models of ICC, along with new insights on components of ICC and requirements of ICC development for English language instructors working in a multicultural context. Findings reveal participants insights about possible modifications to the existing ICC models, and the essential components of training programs for ICC development.
Azerbaycan`da devlet siyaseti olarak çokkültürcülük
Çokkültürcülük, ülkede etnik ve kültürel değerlerin korunmasını ve geliştirilmesini amaçlayan bir politikadır. Çokkültürcü devlet politikasının temel amacı, ülkede yaşayan tüm toplulukların etnik-kültürel değerlerinin korunmasını, geliştirilmesini ve toplum geneline entegrasyonunu sağlamaktır. Azerbaycan Cumhuriyeti, Azerbaycan'ın topraklarında yaşayan tüm halkların, özellikle etnik azınlıkların etnik-kültürel değerlerinin korunması ve geliştirilmesini kendisinin devlet politikasının hem amacı hem de aracı olarak belirleyen bir yaklaşım sergilemektedir. Araştırmada ilk olarak bu politikanın dünya üzerindeki tanımı ve geçtiği tarihi yol incelenmiştir. Burada özellikle çokkültürcülüğün farklı kavramlar üzerinden okunması vurgulanmıştır ki, Azerbaycan Devleti bu okumayı kültür kelimesi üzerinden yapmaktadır. Daha sonraki bölümde, interdisipliner alan olan çokkültürcülüğün Azerbaycan edebiyatına, basınına, sanatına, genel anlamda kültürüne yansımalarına bakılmıştır. Bu bölümde ayrıca dönem konjöktürü göz önünde bulundurularak, 20.Yüzyıl'ın başlarında Azerbaycan`da kurulmuş olan Demokratik Cumhuriyetin siyasetinin birfiil çokkültürcü bir siyaset olmasının okuması yapılmaya çalışılmıştır. Araştırma, aynı zamanda çokkültürcülüğü esas alarak resmi düzeyde ve anayasal çerçevede etnik azınlıkların hak ve özgürlüklerinin temin edilmesi yolunda devlet tarafından atılan adımları da içermektedir. Son bölümdeyse, SSCB dağıldıktan sonra 1991 yılında bağımsızlığına tekrar kavuşan Azerbaycan Cumhuriyeti`nin geçen 28 yıl süre zarfında iç ve dış siyasetinde çokkültürcülüğün önemi araşırtırılmıştır.
Kazakistan'daki Korelilerin sosyo-kültürel yapısı
"Kazakistan'daki Korelilerin Sosyo-Kültürel Yapısı" başlığı altında hazırlanmış olan bu tezde, Kazakistan'da yaşayan Kore topluluğunun zorunlu göç tarihi ele alınarak, günümüzdeki durumu, özellikle de sosyo-kültürel yapısı irdelenmiştir. Nicel ve nitel araştırma yöntemleri kullanılarak veri toplanan bu çalışmada, Kazakistan Korelilerinin dil, din, eğitim, ekonomik durum, etnik kimlik duygusu, sosyal hayat durumu anket ve mülakat yolu ile araştırılmıştır. Kazakistan Korelilerinin kültürü, geçmişte ve günümüzde yaşadıkları coğrafya, devlet politikaları, bölgede bulunan diğer topluluklar ve bunların kültürleri ile sıkı bir etkileşim içindedir. Bu bölgedeki Koreli nüfusun azlığı, ulusal özerklik eksikliği, yüksek kentsel yerleşim oranı gibi sebeplerden dolayı ve hızlı sosyo-ekonomik gelişmeye bağlı olarak Koreliler, yoğun olarak başta Rus kültürü olmak üzere Kazak kültürüne de adapte olmuşlardır. Özellikle dil konusuna değinecek olursak, Kazakistan Korelileri anadilleri olan Koreceyi neredeyse unutmuşlardır. Din durumunun özelliklerinden biri, diğer çoğu etnik gruplar gibi bir ana din oluşturmadan halkın çeşitli dinlere dağılım göstermesidir. Eğitim ve ekonomik durumu ise aynı coğrafyada bulunan diğer milletlerden daha yüksek ve istikrarlıdır. Dil ve din durumunun aksine günlük hayatta geleneksel ritüeller ve öz kültürel unsurların bir kısmını hâlâ korudukları gözlemlenmektedir.
Hizmet öncesi İngilizce öğretmen eğitiminde çok kültürlü eğitime yönelik bir olgubilim çalışması
Bu çalışma, İngilizce öğretmen adaylarının çok kültürlü eğitime ilişkin görüşlerinin, yeterlik algılarının ve deneyimlerinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma desenlerinden biri olan olgubilim deseni ile yürütülen araştırma, Ankara ilindeki üç devlet üniversitesinin 2017-2018 bahar döneminde İngilizce öğretmenliği lisans programlarında öğrenim gören toplam 30 son sınıf İngilizce öğretmen adayının gönüllü katılımıyla gerçekleştirilmiştir. İngilizce öğretmen adaylarından oluşan çalışma grubu, ölçüt örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış bireysel görüşme formu aracılığıyla elde edilen veriler, içerik analizi ile çözümlenmiştir. Bulgularda, öğretmen adaylarının çok kültürlü eğitime ilişkin farkındalıklarının olduğu, öğrenme-öğretme sürecinde çok kültürlü eğitimin gerekliliğine inandıkları ve çok kültürlü eğitim yaklaşımına sahip öğretmenlerin belirli mesleki ve kişisel özelliklere sahip olmaları gerektiği ortaya konulmuştur. Ancak öğretmen adaylarının, öğrenme-öğretme sürecinde çok kültürlü eğitimin yansıtılmasına ilişkin olarak kendilerini yeterli hissetmedikleri tespit edilmiştir. Bu bulgular ışığında, çalışmaya katılan son sınıf İngilizce öğretmen adaylarının, hizmet öncesi eğitim sürecinde çok kültürlü eğitime ilişkin edindikleri bilgi ve becerilerin yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son sınıf İngilizce öğretmen adaylarının çok kültürlü eğitime yönelik görüşleri, yeterlik algıları ve deneyimlerine ilişkin olarak yürütülen bu çalışma ile ortaya konulan derinlemesine ve bütüncül sonuçların, Türkiye'deki öğretmen yetiştirme programlarında çok kültürlü eğitime ilişkin gelecekte yapılacak iyileştirme çalışmalarına ve ilgili paydaşlara katkı sunması beklenmektedir.
New culturalism and a critical analysis on post-colonial identity
This study primarily aimed to analyze post-colonialist seemingly polarized sides of the oppressor/oppressed from close perspectives and discussed related nested concepts with their own paradoxal conceptualizations. The first chapter of the research necessarily mentioned about the internalized areas of interior and exterior colonial discourses, additionally about their inclusive politics to see the space between what was cultural practice and what was colonial experience. The second chapter attempted to analyze schismatic tendencies based on ethnicity, race, language, social status and hybrid identities in colonial representations. The last chapter aimed to decode the colonial process focusing on sub-identities and power relations. Consequentially, it put forth the need of a new reading of identity labeled as `New-Culturalism? (my conceptualization). It doesn?t intent to legalize, label or deny the process of Western identity formation. It also doesn?t reflect a plain objectiveness; above all, it aims to be in the process of sense-making that will hopefully serve to humanity to what we are indebted.
Ortaöğretim öğretmenlerinin kültürel farklılıklara yönelik bakış açılarının çeşitli demografik değişkenlere göre incelenmesi
Bu araştırmada, İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde çalışan lise öğretmenlerinin çok kültürlü yeterlik algı düzeylerinin belirlenmesi ve çok kültürlü yeterlik algı düzeylerinin cinsiyet, kıdem, öğrenim düzeyi ve meslekî branş değişkenlerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma genel tarama modellerinden kesit alma modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, İstanbul İli Küçükçekmece ilçesindeki 9 resmi lise oluştururken, örneklemini ise bu liselerde 2013-2014 öğretim yılında görev yapan 163'ü (%60,1) kadın, 108'i (%39,9) erkek olmak üzere toplam 271 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Başbay ve Kağnıcı (2011) tarafından geliştirilen "Çok Kültürlü Yeterlik Algıları Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler, betimsel istatistik teknikleri ve ANOVA ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, lise öğretmenlerinin çok kültürlülükle ilgili farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu; beceri ve bilgi düzeylerinin ise genel olarak ortalamanın üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Lise öğretmenlerinin çok kültürlülükle ilgili farkındalık, bilgi ve beceri alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında cinsiyete, kıdeme, öğrenim durumuna göre bir fark bulunamamış; sadece mesleki branşta anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kültür, Eğitim, Öğretmen, Çok Kültürlü Eğitim, Çok Kültürlü Yeterlik Algısı
Colonization in Chinua Achebe's novels things fall apart and no longer at ease
Many novels display an intense interest in culture, traditions and the conflict between two different cultures. Colonization is a topic which is also a major concern of contemporary literary criticism and cultural history at large. The present study is concerned with the issue of Colonization in Chinua Achebe's novels Things Fall Apart (1958) and No Longer at Ease (1960). Chinua Achebe's novels are important to the emergent principle of modern African literature. His novels provide an image of an African society, represented both as a living entity and in its historic circumstance. He also provides an image of a social structure modelling the institutional foundation of the re-establishing of African meanings and values. This study is divided into five chapters. Chapter one which is the introduction examines the reasons behind writing this study and review of the literature which illustrates the approaches and arguments of scholars and authors in this area. Chapter Two has three sections. Section one is devoted to uncovering the process of colonization, and its impact. In Section Two the topic of colonialism is discussed in relation to its role in creating the idea of culture diversity. Since the issue of colonization is related to identity, Section Three is devoted to tackling this important issue. Chapter Three is dedicated to the study of Chinua Achebe's novel, Things Fall Apart. It also has three sections. Section One is dedicated to a discussion of the issue of colonization in the novel, while Section Two is concerned with the relationship between the colonized and colonizer. Section Three examines the issue of racism in the novel. Chapter Four of the study examines Achebe's novel, No Longer at Ease. As in the other chapters it is also divided into three sections. The first maps the clash between traditions in the novel. The second section studies the conflict of identities. The last section of this chapter is dedicated to dealing with self-destructive tendencies in the novel. Chapter Five concludes the thesis summing up the findings of the study, and is followed by a list of consulted.
The influence of history and culture on humanity in the light of the lord of the rings
THE INFLUENCE OF HISTORY AND CULTURE ON HUMANITY IN THE LIGHT OF THE LORD OF THE RINGS ABSTRACT The thesis discusses that the themes of history and culture have a great influence on humanity, and literature, as an area taking support from history and being a main production field of culture, is the most significant mediator to set the pace for humanity in postwar periods. As the example for this idea, John Ronald Reuel Tolkien's Middle-earth saga, The Lord of the Rings, is examined in detail in consideration of Goethean humanism, new historicism, multiculturalism and individuality. In the first part, The Fellowship of the Ring, the first novel of the saga is examined in terms of the benefits of cultural diversity, a multicultural group, and learning one's own culture. The thesis provides the reader with the idea that after World War II, peace could be brought only by studying on the theme of culture, showing tolerance to different cultures and learning to share the same world with them. In the second part, The Two Towers, the second novel of the saga is examined in terms of the importance of individuality in the multicultural group, learning about other cultures in the group and the characteristics of cultural heritage's enemy. This part investigates to what extent background information for culture played a role in building a peaceful world. In the third part, The Return of the King, the third and last novel of the saga is examined in terms of reaping the harvest of true communication in human relations, defending cultural history together and the aspects of war. The idea and impression gained are that dignifying life of the other makes one human and accepting one's mistake makes human unique. This study implies that literature gets its source from cultural history and includes people's past experiences, sufferings and lessons that they have taken from the past. By reading works of literature from the postwar periods and interpreting them on their own ways, readers have the authority to change the world by taking the works as example. Keywords: Humanism, New Historicism, Multiculturalism, Individuality, World Wars in Literature
Mediterranean Empires, mobility and multiculturalism in shakespeare's plays
This study is an exploration of multicultural exchanges in Shakespeare's plays within their Mediterranean context. It analyses the Mediterranean empires and their multiculturalism which are enabled by the mobility of people, information, and cultures in Shakespeare. The primary sources used in this thesis are Pericles, Antony and Cleopatra, Titus Andronicus, The Merchant of Venice, Othello, and The Tempest. The study argues that the mobility in the Mediterranean brings distortive and transformative impacts on individuals and societies in these six texts. It looks at how the people who frequently travel across the Mediterranean lose their identity and the empires which incorporate 'others' through territorial expansion are threatened by degeneration. This study argues that Shakespeare problematizes the mobility and multiculturalism in the Mediterranean that are analysed in his past, contemporary and future empires. Therefore, the thesis points out that Shakespeare's exploration of the dangerous intercultural exchanges in ancient and early modern Mediterranean empires functions as a historical foreshadowing for the newly emerging British Empire in his present time.
Sanatta yeni toplumsal stratejiler ve pratikler: Yeni tip kamusal sanat
Yeni tip kamusal sanat, 90'lı yıllara gelinirken, dünyanın içinde bulunduğu sosyo-politik durumlara sessiz kalamayan, bir grup aktivist sanatçının, ayrımcılıklara, adaletsizliklere karşı arayışlarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Merkezi bir konuma koydukları izleyici kavramlarının öncüsü olarak 70'li yıllar sonrasında gelişen feminist marksist grupları göstermektedirler. Sol görüşü benimseyen bu sanatın kavramları; politik, toplumsal sorunlar ve izleyicisiyle etkileşim üzerine kurulmuştur. Geçmişte örneklerini gördüğümüz öncü sanat gruplarının düştüğü konuma gelmemek için kendine sorular soran cevaplar arayan bir sanattır. Suzanne Lacy'nin Türkçe'ye daha çevrilmemiş olan kitabı Mapping The Terrain: New Genre Public Art kitabı çalışmamın temelini oluşturmaktadır. İlk olarak bu oluşumun arkasındaki politik süreçler, etkilendikleri kavramlar irdelenmeye çalışılmıştır. Ardından bu sanatın oluşumunda etkili olmuş Suzanne Lacy, Mary Jane Jacob, Suzi Gablik, Guillermo Gomez Pena, Lucy R. Lippard, Allan Kaprow gibi sanatçıların ve küratörlerin bu sanata bakış açılarını, görüşlerini, eleştirilerini ve önerilerini kapsamaktadır. Bu çalışmada aynı zamanda toplumsal tabanlı bu sanatın örnekleri sunulmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kamu, Etkileşim, Toplumsal, Farklılıklar, Yeni tip kamusal sanat, Diyalog, İzleyici, İlişkisel, Öteki, Çok kültürlülük, İşbirliği.
Çokkültürlü toplumlarda giyimin kimlik inşasındaki rolü: Osmanlı-Türk modernleşmesi
Bu çalışmada komüniteryen bir çokkültürlülük üzerine inşa edilmiş Osmanlı millet (dinsel topluluk) sisteminde giyim yasalarının dinsel topluluklar arası farkları görünür ve sürekli kılmaya yönelik uygulanışının modernleşme hareketleriyle birlikte nasıl dönüşüme maruz kaldığı analiz edilmiştir. Diğer bir ifadeyle, dinsel farklılığı görünür kılmayı hedefleyen sistemin çokkültürlülük paradigması bağlamında incelemesi yapılmış ve ardından da yurttaşların eşitliğini öngören Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecini de içeren Osmanlı-Türk modernleşmesinin farklılıkları daha az görünür hale getiren sonuçları ele alınmıştır. Dolayısıyla, Osmanlı millet sistemi ve Türk ulus-devleti arasında doğrudan giyim-kuşam merkezli kimlik, çokkültürlülük ve milliyetçilik eksenindeki karşılaştırmaların azlığı, bu çalışmaya özgünlük değeri katmaktadır. Çok geniş bir coğrafyayı ve çok sayıda topluluğu kapsayan Osmanlı Devleti'nin giyim-kuşam çeşitliliğine odaklanan çalışma, İmparatorluğun başkenti olan İstanbul'la sınırlı tutulmuştur. Bu bağlamda, İmparatorluğun hâkim unsuru konumundaki Müslümanların yanı sıra İstanbul'da yoğun bir nüfusa sahip olan Ortodoks, Ermeni ve Yahudi milletleri incelenmiştir. 18. yüzyılda III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde başlayan modernleşme hareketi ile toplumsal değişim büyük bir ivme kazanmış, modernleşmenin kılık-kıyafet üzerindeki etkisi çarpıcı biçimde kendini göstermiştir. Bu nedenle, çalışmaya konu olan dinsel toplulukların geleneksel kıyafetlerini örnekleyen görsellerin çok büyük bir bölümü, 18. ve 19. yüzyıllardan seçilmiştir. Türkiye'de kılık-kıyafetin tamamen Batılaşması ya da evrenselleşmesiyle de Batı modası ile uyum sağlanmıştır. Bunun da Osmanlı ve Türkiye toplumlarında bireylerin kimlikleri üzerinde çarpıcı etkileri olmuştur. Bu etkilerin karşılaştırmalı analizi sonucunda komüniteryen çokkültürlülüğün modernleşme süreciyle modern ulus-devlete yerini bırakmasıyla, giyimin bireylerin kimliklerinin dışavurumunda ve toplumsal imgelemede daha az etkili hale geldiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mehmet Ulusoy tiyatrosunda çokkültürlülük
Bu tez çalışmasında, Türk tiyatrosunun önemli yönetmenlerinden Mehmet Ulusoy'un tiyatrosundaki çokkültürlülük öğesi incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, hem Ulusoy'un kendisini hem de onun tiyatro anlayışında çokkültürlülük fikrinin filizlenmesini daha iyi anlayabilmek adına, ailevi kökleriyle beraber ilk ve ortaöğreniminin yanı sıra konservatuvar eğitiminden kısaca bahsedilmiştir. İkinci ve üçüncü bölümlerde, Ulusoy'da belirli bir tiyatro anlayışına yol açan çıraklık ve asistanlık dönemleriyle birlikte, birbirinden farklı yönetmenlerle oyuncu olarak çalışıp sanatsal anlamda beslenmesine değinilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde, Ulusoy'un 45 yıllık tiyatro serüveni, oyuncular, sahne tasarımcıları ve oyun yazarlarının uygulamaları ile tiyatro kuramcıları ve eleştirmenlerinin görüşleri doğrultusunda ayrıntılı olarak araştırılmıştır. Tezin son bölümünde ise çokkültürlülük kavramının üzerinde durulmak suretiyle hem dünya hem Fransız, hem de Ulusoy'un tiyatrosundaki çokkültürlülük öğeleri irdelenerek çözümlenmiştir.
Geleneksel Türk tiyatrosunda çokkültürlülük
Farklı kültürler, birbirleriyle temas etmeye başladıkları andan itibaren kültürel etkileşimin ne siyasi erke ne de coğrafi sınırlara bağlı olmadığını gözler önüne sermiştir. Farklı kültürler, birbirleriyle temas ettikleri oranda birbirilerinden etkilenmiş, bu etkiyi sanat, felsefe, edebiyat ve bilim gibi insanı ilgilendiren tüm alanlara ve her türlü üretimlerine yansıtmışlardır. Böylece kültürlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan her ürün, çokkültürlü bir yapı kazanmıştır. Bu anlamda icra edildiği toprakların ve özellikle kültürler kavşağı olan Anadolu coğrafyasının kültürel değerlerini ve farklılıklarını yansıtan Geleneksel Türk Tiyatrosu da çokkültürlü bir özellik taşımaktadır. Bu çalışmada, Geleneksel Türk Tiyatrosundaki çokkültürlülük izlerini tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışmanın sonucunda karşılaştığı kültürleri birbirleriyle kaynaştıran ve bu sayede çokkültürlü bir yapıya sahip olan Geleneksel Türk Tiyatrosunun, bu özelliğini her zaman koruduğu ve yüzyıllar ilerledikçe sınırların hükmünün azalmasıyla birlikte kültürel anlamda daha da renkli hale geldiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çokkültürlülük, Tiyatro, Geleneksel Türk Tiyatrosu.
Yerel halkın çok kültürlü kişilik özellikleri ile turizm algısı arasındaki ilişki: Diyarbakır örneği
Turizm, bir bölgenin ekonomik kalkınmasına katkı sunan önemli sektörlerdendir. Turizmin ekonomik faydasının yanı sıra sosyokültürel ve çevresel etkileri de mevcuttur. Bu etkiler olumlu ve olumsuz olabilmektedir. Bu etkilerin yerel halk tarafından algılanma düzeyi bölge turizminin gelişimi açısından önemlidir. Yerel halkın sahip olduğu ırksal dinsel, dilsel, kültürel farklılıklar ile turizmi algılama biçiminin değerlendirilmesi, yerel halkı tanıma açısından turizmin planlamasında ve bölgenin gelişmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu tez çalışmasında, Diyarbakır'daki yerel halkın çok kültürlü kişilik özelliklerine göre turizm algıları belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı yerel halkın çok kültürlü kişilik özelliklerine göre turizm algıları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda çalışma yerel halkın çok kültürlü kişilik özelliklerine göre Diyarbakır turizmine olan bakış açılarını, kültürel farklılıkların olduğu toplumdaki insanların turizmden etkilenme biçimlerini ortaya koymaktadır. Araştırmanın evrenini Diyarbakır'da ikamet eden yerel halk oluşturmaktadır. Bu çalışmada basit tesadüfi örneklem yöntemi kullanılmış ve yerel halka 500 adet anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler Statistical Program For Social Scientists (SPSS) programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, çok kültürlü kişilik özelliklerinin alt boyutlarıyla turizmin algısı arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Yine katılımcıların sosyo demografik özellikleri ile turizm algıları arasında da anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.
Çokkültürcü sosyal hizmet perspektifinden göç ve kültürel karşılaşma: Uşak'ta yaşayan Afganistan uyruklu gençler
Bu çalışma, çokkültürcü sosyal hizmet perspektifinden Afganistan uyruklu gençlerin kültürel karşılaşma noktasında yaşadıkları sorunların belirlenmesini ve ulaşılan bulguların derinlemesine incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışma, kültürel karşılaşma süreçlerini çokkültürcü sosyal hizmet perspektifinden değerlendirmesi açısından önem arz eder niteliktedir. Çalışma, nitel araştırma metodolojisi çerçevesinde, Nisan 2022 tarihinde, Uşak ilinde ikamet etmekte olan, 25 Afganistan uyruklu gence yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ulaşılan bulgular, içerik analiziyle incelenerek betimsel olarak çözümlenmiş ve daha sonra yorumlanarak aktarılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçların, genç Afganlar özelinde olmak üzere, göçmenlerin kültürel karşılaşma noktasındaki sorunlarını göz önüne sereceği ve bu sorunların çözümü hususunda hem alan uzmanlarına hem de literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Elde edilen bulgular neticesinde; Afganistan uyruklu gençlerin göç sonrası dönemde aile yapılarının büyük bir değişime uğradığı, menşei ülkede sahip oldukları geniş aile yapısının, göçten sonra çekirdek aile yapısına dönüştüğü ve aile hayatında kadının statüsünün arttığı tespit edilmiştir. Çalışma hayatı açısından, çalışma saati olarak zorlanıldığı ancak alınan ücretlerin tatmin edici bulunduğu görülmüştür. Teknoloji kullanım süresinin ve çeşitliliğinin Türkiye'nin bu konuda Afganistan'dan oldukça ileride olmasından dolayı arttığı belirlenmiştir. Dini hayat açısından Türkiye'nin Afganistan'a göre daha rahat ve özgür olarak nitelendirildiği, sosyal ve kültürel hayat açısından ise Afganistan uyruklu gençlerin arkadaş, akraba ve komşu desteğinin olmaması, dil, yer-yön bilmemeden kaynaklanan sıkıntılar nedeniyle mevcut topluma entegrasyonlarında önemli zorluklar yaşadıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Kültür, Afgan, Çokkültürcülük, Sosyal Hizmet
Toplumsal ilişkiler ve göç politikaları bağlamında sosyo-kültürel entegrasyon: Ankara'daki Suriyeli mülteciler örneği
Bu araştırma, Ankara'daki Suriyeli mülteciler ve yerel toplum üyelerinin toplumsal ilişkileri ile Türkiye'deki göç tarihi ve politikaları bağlamında sosyo-kültürel entegrasyon kavramının teori ve uygulamadaki izini sürmektedir. Son yıllarda gerçekleşen kitlesel göç hareketleri sonucunda önemli bir göç ülkesi haline gelen Türkiye'de, göç yönetimi giderek daha fazla insanı etkileyecek bir boyuta ulaşmıştır. Göç yönetiminin en önemli parçalarından birisi olan entegrasyon politikaları çok boyutlu ve çok aktörlü bir bakış açısını zorunlu kılması bağlamında hem mülteci toplulukları hem de ev sahibi toplumu doğrudan etkileyen bir süreçtir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, Suriyeli mülteciler ve yerel toplum üyelerinin toplumsal ilişkileri çerçevesinde sosyo-kültürel entegrasyon deneyimini etkileyen boyutları tartışmaya açarak, gruplar arası ilişkilerdeki çatışmaları önleyebilecek öneriler geliştirmektir. Bu araştırmada, entegrasyonun ekonomik, politik, sosyal ve kültürel boyutlardan birini dışlayan bir analiz değil, toplumsal gerçekliğin çeşitli düzeylerinin göreceli özerkliğinin bilincinde olarak, hepsinin birbirine içkinliğini kabul eden fakat projeksiyonun önüne daha çok sosyo-kültürel entegrasyon meselesini alan bir analiz yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılan araştırmada, Ankara'nın Altındağ ve Mamak ilçelerinde yaşayan 20 Suriyeli mülteci ve Altındağ, Mamak, Ümitköy ilçelerinde yaşayan 21 yerel toplum üyesi ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nitel veriler bağlamında mülteciler ve yerel toplum üyelerinin sosyo-kültürel entegrasyon deneyimleri çerçevesinde algı ve beklentileri yedi kategoride analiz edilmiştir. Öz kimlik, benzerlikler, farklılıklar, sosyal ilişkiler, kültürel ilişkiler, aidiyet duygusu ve dışlanma deneyimleri kategorilerinde ve çeşitli alt kategorilerde nitel verilerin analizi yapılmıştır. Sonuç olarak, Türkiye'de önemli bir sürekliliğe sahip olan "öteki" özneye karşı, "biz" öznesinin inşasından etkilenen yerel toplum üyeleri ile yapısal koşulların belirleyiciliği dışında kendine özgü mekanizmalara da sahip olan karmaşık bir düzlemde gelişen gündelik yaşam ilişkilerinin, Ankara'daki Suriyeli mültecilerin sosyo-kültürel entegrasyon deneyimini doğrudan etkilediği görülmüştür. Göç yönetimindeki "geçicilik" yaklaşımının yarattığı belirsizlik koşulları, gruplar arası sosyal ve kültürel temasın çoğunlukla zorunlu koşullarda gerçekleşmesi ve mültecilerin maruz kaldıkları farklı boyutlarda hissedilen dışlanma deneyimleri çerçevesinde Ankara'daki Suriyeli mültecilerin Türkiye'ye aidiyet duygusunun henüz arzulanan boyutlarda olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sosyo-kültürel Entegrasyon, Kimlik, Kültür, Aidiyet, Suriyeli Mülteciler, Yerel Toplum, Toplumsal İlişkiler, Göç Politikası.
Die integrationsproblematik und identitätserschaffung aus der perspektive des multikulturalismus. Eine politisch- und literarische debatte in den werken der autoren Serdar Somuncu und Thilo Sarrazin
The international migration therefore appears to be one of the most challenging and complex issues that governments have to deal with, especially nowadays. With the existence of different groups like foreigners, locals, citizens, immigrants and refugees, it is very difficult for countries to have a homogeneous social structure. Demands are made for coherence in migration policies, but it is not an easy goal as different values need to be reconciled, including economic, security and humanitarian. At this point, multiculturalism is one of the most important topics of discussion in contemporary political theory and it is based on the demands of ethnocultural groups for the recognition of their identity and culture. Multiculturalism is still a controversial issue for Germany and is not officially recognized by Germany. This situation leads to a deepening debate between the nature of citizenship and belonging in Germany in the context of integration. In this context, the aim of the work is to find an answer to Germany's integration problem with multiculturalism and to make a contribution to the literature with an alternative reading of existing problems. For this purpose, the methodology of the work and then the concepts of multiculturalism and identity are discussed in the first part of the work. After giving the definition of multiculturalism and its historical development, the views of Charles Taylor and Will Kymlicka, who represent the communitarian and liberal view, are included. In the second chapter, the integration in Germany was debated and the applicability of the Canadian model in Germany was mentioned, giving the appearance of multiculturalism in different countries. In the practical part of the work, the works of the authors, "Der Antitürke" Serdar Somuncus and "Deutschland schafft sich ab" Thilo Sarrazins were examined, which represent the different ideas of integration and to which the critical discourse analysis of Ruth Wodak was applied. Die internationale Migration erscheint heutzutage als eines der herausforderndsten und komplexesten Probleme, mit denen Regierungen umgehen müssen. Mit der Existenz unterschiedlicher Gruppen wie Ausländer, Einheimische, Bürger, Einwanderer, Flüchtlinge ist es für Länder sehr schwierig, eine homogene soziale Struktur zu haben. Die Anforderungen werden an die Kohärenz in der Migrationspolitik gestellt, aber es ist kein leichtes Ziel, da unterschiedliche Werte miteinander in Einklang gebracht werden müssen, einschließlich wirtschaftlicher, sicherheitsbezogener und humanitärer. An dieser Stelle ist der Multikulturalismus eines der wichtigsten Diskussionsthemen in der zeitgenössischen politischen Theorie und er basiert auf den Forderungen ethnokultureller Gruppen nach der Anerkennung ihrer Identität und Kultur. Der Multikulturalismus ist für Deutschland noch ein umstrittenes Thema und wird von Deutschland nicht offiziell anerkannt. Diese Situation führt zu einer sich vertiefenden Debatte zwischen dem Wesen der Staatsbürgerschaft und der Zugehörigkeit in Deutschland im Kontext der Integration. Das Ziel der Arbeit ist es in diesem Zusammenhang, eine Antwort auf das Integrationsproblem Deutschlands mit dem Multikulturalismus zu finden und mit einer alternativen Lesart zu bestehenden Problemen einen Beitrag zur Literatur zu leisten. Zu diesem Zweck werden im ersten Teil der Arbeit zunächst die Methodik der Arbeit und dann die Begriffe der Multikulturalismus und die Identität diskutiert. Nachdem die Definition des Multikulturalismus und seine historische Entwicklung gegeben wird, werden die Ansichten von Charles Taylor und Will Kymlicka einbezogen, die die kommunitaristische und liberale Sicht vertreten. Im zweiten Kapitel wurde die Integration in Deutschland debattiert und die Anwendbarkeit des kanadischen Modells in Deutschland erwähnt. Im praktischen Teil der Arbeit wurden die Werke der Autoren, „Der Antitürke" Serdar Somuncus und „Deutschland schafft sich ab" Thilo Sarrazins unter die Lupe genommen, die die unterschiedliche Integrationsvorstellungen vertreten und an denen die kritische Diskursanalyse von Ruth Wodak angewendet wurde.