Oils-volatile

71 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Blefarit ve şalazyon tanısı almış hastalarda demodex folliculorum ve demodex brevis görülme sıklığı ve bazı esansiyel yağların in vitro akar yaşam süresine etkileri

Demodex folliculorum ve Demodex brevis insan cildinde yaygın görülen, blefarit ve şalazyona sebep olabilen ektoparazitlerdir. Tedavisi oldukça uzun zaman alabilen oküler demodikozis için çay ağacı yağı gibi doğal ürünler kullanılmaktadır. Çalışmamızın amacı blefarit ve şalazyon tanısı alan hastaların kirpiklerinde Demodex spp., yaygınlığını belirlemek ve bazı esansiyel yağların in vitro akar yaşam süresine etkilerini araştırmaktır. Bu araştırmaya blefarit tanısı almış 330 hasta, şalazyon tanısı almış 70 hasta ve herhangi bir oküler problemi olmayan 130 gönüllü dahil edilmiştir. Hasta kirpikleri ışık mikroskobunda ×40, ×100 ve ×400'lük büyütmelerde incelenmiştir. Demodex tür tayini yapılarak, mineral yağ, çay ağacı yağı, çörek otu yağı, sarı kantaron yağı, adaçayı yağı ve kekik yağı'nın akarları öldürme süreleri kaydedilmiştir. En başarılı sonuç alınan kekik, çay ağacı ve adaçayı yağlarının GC/MS yöntemiyle etken maddeleri tespit edilmiştir. Parazit yaygınlığı blefarit (%75,5) ve şalazyon gruplarında (%70) kontrol grubuna (%16,2) kıyasla anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,001). Blefarit grubunda D. folliculorum, şalazyon grubunda ise D. brevis görülme sıklığının diğer gruplara kıyasla anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Kirpik başına düşen ortalama akar sayısının Demodex pozitif blefaritli hastalarda (p=0,001) ve şalazyonlu hastalarda (p=0,047) kontrol grubundan anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. Blefarit ve kontrol grubunda yaş ile birlikte akar pozitifliğinin arttığı tespit edilmiştir (p<0,05). Blefaritli grupta semptom varlığında akar pozitifliğinin anlamlı olduğu (p=0,0001), bireylerin eğitim düzeyi arttıkça Demodex pozitifliğinin azaldığı saptanmıştır (p=0,039). Kekik yağının akarları öldürmede en etkili yağ olduğu belirlenmiştir. Kekik yağının %1'lik konsantrasyonunun çay ağacı yağı ve adaçayı yağının %5'lik konsantrasyonlarından daha etkili öldürme süresine sahip olduğu tespit edilmiştir (p<0,0001). En önemli etken maddelerin kekik yağında karvakrol, çay ağacı yağında terpinen-4-ol ve adaçayı yağında 1,8-sineol olduğu saptanmıştır. Çalışma ulaşılan literatürler doğrultusunda şalazyonlu hastalarda Demodex spp., araştırması ve in vitro bazı esansiyel yağların akar yaşam süresi üzerine etkileri bakımından Türkiye'de ilk olma özelliği göstermektedir. Ayrıca kekik yağı ve ürünlerinin tedavide kullanılabileceği ilk kez bu çalışma ile belirtilmiştir. Anahtar kelimeler: Demodex spp., blefarit, şalazyon, esansiyel yağlar, kekik yağı

BlefaritDemodexDemodex brevis+5
Şerife Akküçük
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı ferula uçucu yağlarının kimyasal bileşimi, biyolojik aktivite, ın vıtro sitotoksisite ve genotoksisite yönünden incelenmesi

Günümüzde doğal kaynaklı ürünlere ilginin artmasıyla bilimsel alanda bu yöndeki çalışmalar da hız kazanmıştır. Uçucu yağlar, eski çağlardan günümüze kadar kullanılagelen aromatik sıvılardır. Koku, tat maddesi olarak kullanımlarının dışında farklı biyolojik aktiviteleri nedeniyle sağlık alanında da kullanımları bulunmaktadır. Ferula L. cinsi Apiaceae familyasının en önemli cinslerinden biridir. Türkiye'de 17, Asya'da 177, dünyada ise 180-185 türü bulunmaktadır. Bu çalışmada Ferula hermonis Boiss., F. brevipedicellata Peşmen ex M. Sağıroğlu & H. Duman ve F. rigidula DC. uçucu yağlarının analizleri eş zamanlı olarak GK ve GK/KS ile gerçekleştirilmiştir. F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının ana bileşikleri α-pinen (%68.9 ve %73.0, sırasıyla), β-pinen (%5.3 ve %4.0, sırasıyla) ve naftalen (%4.3 ve %8.5, sırasıyla); F. hermonis uçucu yağının ana bileşikleri ise α-pinen (%64.1), naftalen (%8.3) ve trans-verbenol (%4.8) olarak belirlenmiştir. Uçucu yağların mikrodilüsyon yöntemi ile antimikrobiyal aktiviteleri belirlenmiş, mikroorganizmalara göre değişen orta ya da zayıf derecede aktivite tespit edilmiştir. DPPH● radikali ile yapılan serbest radikal süpürücü etki tayini sonucunda uçucu yağların 0.5 mg/mL ve daha düşük konsantrasyonlarda antioksidan aktivite göstermediği saptanmıştır. Uçucu yağların sağlıklı bir hücre hattı olan NIH3T3'e (ATCC® CRL-1658™, fare embriyonik fibroblast hücreleri) karşı sitotoksisiteleri belirlenmiştir. Aktivite deneyleri ve sitotoksisite testi sonucunda umut vadedebileceği düşünülen F. rigidula uçucu yağına uygulanan Ames MPFTM 98/100 testi sonucunda, uçucu yağın test edilen dozlarda mutajenik olmadığı belirlenmiştir. Bu çalışma F. hermonis, F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının antioksidan aktivite ve sitotoksisite; F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının kimyasal bileşimlerinin belirlenmesi ve antimikrobiyal aktivite; F. rigidula uçucu yağının genotoksisite değerlendirilmesi açısından ilk olma özelliği taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Ferula sp., uçucu yağ, antimikrobiyal, antioksidan, NIH3T3, Ames MPFTM 98/100

Antienfektif ajanlarAntioksidanlarApiaceae+6
Merve Baysal
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sinüzit patojenlerinin uçucu yağ ve bileşenlerle inhibisyonu

Sinüzit antibiyotik tedavisi gerektiren en yaygın üst solunum yolu hastalıklarından biri olup genellikle bakteriyel enfeksiyon sonucu gelişmektedir. Son yıllarda antibiyotik dirençli enfeksiyonlardaki artış nedeniyle yeni ilaçların araştırılmasına yönelik çalışmalar önem kazanmıştır. Asırlardır antimikrobiyal etkilerinden dolayı özellikle gıda, kozmetik ve ilaç olarak kullanılan uçucu yağlar günümüzde yeni ilaç geliştirilmesinde önem taşır. Türkiye'de halk arasında sinüzit tedavisinde kullanılan Lamiaceae familyasına ait uçucu yağ bitkilerinden Lavandula stoechas L. (karabaş otu), Mentha spicata L. (bahçe nanesi, antep nanesi, kıvırcık nane) ve T. sipyleus subsp. sipyleus Boiss. var. sipyleus L. (kekik otu, keklik otu, limon kokulu kekik, nemamulotu, sater) bu tez kapsamında değerlendirilmiştir. Hidrodistilasyon yöntemi ile elde edilen uçucu yağların fitokimyası gaz kromatografisi-alev iyonizasyon detektörü (GK-AİD) ve gaz kromatografisi/kütle spektrometresi (GK/KS) yöntemleriyle belirlenmiştir. Uçucu yağların ve temel bileşenlerinin antimikrobiyal aktiviteleri sık rastlanan sinüzit patojenlerinden Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae, Moraxella catarrhalis, Streptococcus pyogenes, Staphylococcus aureus ve Pseudomonas aeruginosa standart suşlarına karşı in vitro agar difüzyon, mikrodilüsyon ve buhar difüzyon antimikrobiyal yöntemleriyle çalışılmıştır. Lavandula stoechas, M. spicata, ve T. sipyleus uçucu yağlarının temel bileşenleri sırası ile kâfur (% 46.7), karvon (% 60.6) ve timol (% 66.2) olarak GK-AİD ve GK/KS teknikleri ile tespit edilmiştir. Yapılan denemelerin sonucunda agar difüzyon yönteminde 10 mg/mL uçucu yağ ve temel bileşen konsantrasyonunda 1.8 cm'ye kadar artan inhibisyon zon çapları elde edilmiştir. Mikrodilüsyon yönteminde çalışılan suşlara karşı test maddelerinin 0.16 ile 1.25 mg/mL arasında değişen konsantrasyonlarda etkili olduğu görülmüştür. Uçucu yağların ve temel bileşenlerin buhar fazlarının antimikrobiyal etkinlik denemelerinde ise Thymus türünün ve timol bileşeninin diğer uçucu yağlara ve bileşenlere oranla dikkate değer şekilde inhibisyon zonu oluşturduğu gözlenmiştir. Sonuç olarak halk arasında sinüzit tedavisi için kullanılan ve doğal ortamlarından temin edilen L. stoechas, M. spicata, ve T. sipyleus türlerinin sinüzit patojenlerine karşı antimikrobiyal etkili oldukları gösterilmiştir.

Antienfektif ajanlarLavandula stoechasMentha spicata L.+5
Nursenem Karaca
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Crenosciadium siifolium ve glaucosciadium cordifolium (apiaceae)'un farmasötik botanik yönünden araştırmaları

Bu çalışmada Apiaceae (Umbelliferae) familyasına ait Türkiye'de doğal olarak yetişen biri endemik ve tehlike kategorisi (EN) olmak üzere iki monotipik tür olan Crenosciadium siifolium Boiss. et. Heldr. ve Glaucosciadium cordifolium (Boiss.) Burtt. & Davis, farmasötik botanik yönden araştırılmış ve bu türlerin morfolojik, anatomik, palinolojik özellikleri ayrıntılı olarak ışık ve taramalı elektron mikroskobunda (SEM) ortaya konmuştur. Kimyasal çalışmalarımızda ise bitkilerin yağ verimleri belirlenip, uçucu yağ analizleri yapılarak, antimikrobiyal etkilerine bakılmıştır. Türlerin morfolojik özelliklerini belirlemek amacıyla genel görünüşleri, çiçek durumu, tek çiçek, meyve ve meyveye ait kısımlar çizilmiş, doğal ortamlarında çekilen fotoğraflarıyla birlikte verilmiştir. Ayrıca meyve yüzeylerinin mikromorfolojik özellikleri taramalı elektron mikroskobunda (SEM) incelenmiştir. Anatomik çalışmalarda bitkilerin gövde, yaprak ve meyvelerinden alınan kesitlerle iç yapısı aydınlatılmıştır. Her iki türde de gövdeler yuvarlak ve çizgilidir. C. siifolium 'da iletim demetleri 13-17, G. cordifolium'da ise 17-24 adet olup, halka şeklinde düzenlenmiştir. C. siifolium'da öz boşken, G. cordifolium'da öz doludur ve yer yer salgı kanalı içerir. C. siifolium'da yaprak bifasiyal, diğerinde monofasiyal tiptedir. C. siifolium merikarp anatomisi enine kesitte, beşgenimsi şekilde ve salgı kanalları çoktur. G. cordifolium'da merikarp eliptik şeklinde ve daha az salgı kanallıdır. C. siifolium polenlerinin şekli perprolat, diğerinin ise europlat-perprolattır ve her ikisi de rugulat ornemantasyona sahiptir. Kimyasal çalışmalarda bitkilerin toprak üstü kısımlarından, distilasyonu sonucu uçucu yağ elde edilmiş ve uçucu bileşiklerin GK ve GK-KS analizleri gerçekleştirilmiştir. C. siifolium'un uçucu yağ temel bileşenleri diterpen (% 35.9), β-Pinen (% 19.9) ve (Z)-β-Osimen (% 9.8)'dir. G. cordifolium'un uçucu yağ ana bileşenleri ise Sabinen (% 42.1), α- Pinen (% 17.1) ve α-Fellandren (% 10.1)' dir. Antimikrobiyal çalışmalarda ise Klinik Laboratuvar Standartları Enstitüsü'ün (CLSI) standart protokollerine göre uçucu yağların antikandidal ve antibakteriyal etkileri 14 patojen mikroorganizmaya karşı denenmiştir. Anahtar Kelimeler: Apiaceae, anatomi, morfoloji, palinoloji, SEM, uçucu yağ

AnatomiApiaceaeApiaceae+4
Nagehan Saltan
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir aktarlarında satılan Tilia flos örneklerinin farmakognozik incelenmesi ve uçucu yağlarının bileşimi

Eskişehir Ormanlarında Tilia argentea, Tilia rubra ve Gökçekaya'da Tilia platyphyllos yetiştiği saptanmıştır. Tilia cordata'nın braktesinin alt ve üst epiderma hücre duvarlarının dalgalı iken T. rubra'nın düz duvarlı, T. argentea'da alt epidermanın dalgalı olduğu görülmüştür. T. rubra ve T. cordata braktesinde tek hücreli örtü tüyü, T. argentea'da bol miktarda çok kollu (8-9) yıldız örtü tüyü vardır. Diğer anatomik yapılar ise üç türde aynı olarak gözlenmiştir. Çiçekte farklı görülen ovaryumdaki yıldız örtü tüyleri T. cordata, T. rubra'da 4-6 kollu iken, T. argentea'da 8-9 kolludur ve daha sık bulunmaktadır. Bursa T.argentea örneğinde yabancı madde miktarı %2'nin altında olup, Farmakopeye uygundur. Diğerleri ise uygun değildir. Kurutmada kayıp, toplam kül ve asitte erimeyen kül tayini analiz sonuçları farmakopeye uygun bulunmuştur. Örneklerin çiçek oranı % 53-70, su distilasyonu ile elde edilen uçucu yağların verimi T. cordata'da %0,02, T.argentea örneklerinde %0,02 ve T.rubra örneklerin de %0,01-0,03 ve Düzce T.cordata (tıbbi tür) örneğinin uçucu yağında, trikosan %28, heneikosan %19, nonakosan %13, hekzadekanoik asit % 8, pentakosan % 6 ve hekzahidrofarnesil aseton % 6 ana bileşikler olarak bulunmuştur. Eskişehir, Manisa, Balıkesir, Amasya T.rubra örneklerinin uçucu yağlarında ki ana bileşikler, trikosan (%22, 29, 42, 25), hekzadekanoik asit (%22, 17, 7, 26), kaur-16-en (%11, 6, 3, 0), hekzahidrofarnesil aseton (% 8, 7, 8, 6), heneikosan (%7, 9, 2, 14), pentakosan (%7, 7, 11, 6) olarak saptanmıştır. Bursa, Kütahya T.argentea uçucu yağlarında hekzadekanoik asit (%31, 40), trikosan (% 21, 12), hekzahidrofarnesil aseton (%14, 7), pentakosan (%7, 4), kumin aldehit (%0, 7), linoleik asit (%5, 4) ana bileşikler olarak bulunmuştur.

AktarlarEskişehirFarmakognozi+5
Ayşen Erküçük
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ağız patojenlerine etkili olabilecek bazı uçucu yağların kimyasal bileşimlerinin ve antimikrobiyal aktivitelerinin değerlendirilmesi

Ağız ve dişler mikroorganizma kaynaklı pek çok hastalığın görüldüğü yapıdır. Bu hastalıkların tedavisi genellikle antibiyotik kullanımı ile yapılmaktadır. Artan antibiyotik dirençli mikroorganizmalar nedeniyle yeni doğal kaynaklı etken madde keşfi önem kazanmıştır. Uzun yıllardan beri uçucu yağların antimikrobiyal özellikleri olduğu bilinmekte ve tedavi amaçlı kullanımları önemli bir yer tutmaktadır. Bu tez kapsamında ağız ve diş hastalıklarına karşı kullanılan farmakope kalitesindeki Salvia officinalis L., Pimpinella anisum L., Eucalyptus globulus L., Matricaria recutita L., Achillea millefolium L. uçucu yağlarının kimyasal bileşimleri GK/AİD ve GK/KS yöntemleri ile belirlenmiştir. Ağız patolojisinde önemli rol oynayan bakterilerden Streptococcus mutans, Streptococcus sanguinis, Staphylococcus aureus, Corynebacterium striatum, Candida albicans ve Candida krusei suşlarına karşı uçucu yağların antimikrobiyal aktiviteleri mikrodilüsyon yöntemi ile değerlendirilmiştir. Ayrıca aktivite gösteren uçucu yağlar antibiyotikler ile kombine edilmiş ve checkerboard yöntemi ile sinerjik etkileri test edilmiştir. Sonuç olarak test edilen uçucu yağların ağız patojenlerine karşı 20 ile 0.625 mg/mL arasında minimum inhibisyon konsantrasyon değerleri ile orta kuvvette antimikrobiyal etkili oldukları görülmüş ve antibiyotiklerle kombinasyonlarında M. recutita uçucu yağının tetrasiklin ile kombinasyonunda S. aureus'a karşı sinerjik etki gösterdiği bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Ağız boşluğu hastalıkları, Uçucu yağlar, Antimikrobiyal aktivite, Sinerjik etki

Antienfektif ajanlarAğızFarmakognozi+3
Gözde Öztürk
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir'de yetiştirilmiş Origanum vulgare subsp. hirtum uçucu yağ değerlendirmesi

İstanbul kekiği, Origanum vulgare subsp. hirtum (Link) Ietswaart Marmara bölgesinde doğal olarak yetişen bir aromatik bitkidir ve yaygın olarak kullanılan kekiktir. Bu çalışmanın amacı Eskişehir koşullarında yetiştirilen İstanbul kekiğinin drog, uçucu yağ verimi ve uçucu yağ içerikleri, verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesidir. Bu amaçla Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen timol ve karvakrol içerikleri farklı olduğu düşünülen iki çeşit adayı ile 2015 üretim yılında tesadüf blokları deneme desenine göre 8 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Avrupa Farmakopesinde tanımlandığı şekliyle hasat, kurutma ve uçucu yağ eldesi gerçekleştirilmiş, ardından Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi (GK/KS) kullanılarak uçucu bileşiklerin kimyasal analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada timol (T) ve karvakrol (K) oranlarının farklı olduğu düşünülen iki çeşit adayının tüm ölçüm ve analizleri ayrı ayrı yapılmıştır. T ve C yeşil herba verimleri sırasıyla 1265 kg/da ve 906 kg/da olarak, kuru herba verimleri ise sırasıyla 466 kg/da ve 315 kg/da olarak bulunmuştur. T çeşit adayının bitki boyu ortalama 72.1 cm iken C çeşit adayının 61.3 cm ölçülmüştür. Uçucu yağ oranları T çeşit adayında ortalama % 5.19 iken C çeşit adayında % 6.9 bulunmuştur. Yapılan uçucu yağ analizlerinin sonucunda, C çeşit adayında karvakrol miktarı % 78.2-81.8, timol miktarı % 0.1-0.4; T çeşit adayında ise ortalama karvakrol miktarı % 69.3-83.1, timol miktarı eser miktarla % 9.7 arasında bulunmuştur.

EskişehirFarmakognoziKekik+3
Nurcihan Güven
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Antimikrobiyal maddelerin etkinliğini arttıran uçucu yağ ve bileşenlerinin belirlenmesi

Bu tez projesi kapsamında antibiyotiklere dirençli Gram (+) Staphylococcus aureus; Gram (-) Escherichia coli ve antifungal ilaçlara duyarlı Candida albicans klinik ve standart suşları olmak üzere altı farklı hedef patojen seçilmiştir. Antimikrobiyal etkinlik testlerinde Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü (CLSI) in vitro mikrodilüsyon yöntemi uyarlanarak kullanılmıştır. Doğal antimikrobiyal madde olarak, öncelikle Avrupa Farmakope kalitesinde Matricaria recutita L., Lavandula latifolia Medik., Pinus mugo Turra, Citrus reticulata Blanco. uçucu yağları (Aetheroleum) seçilmiştir. Etkinliği arttırmak amacıyla uçucu yağlar sırasıyla kolon kromatografisiyle n-hekzan, dietil eter, diklorometan ve metanolle fraksiyonlanmıştır. Antimikrobiyal deneylerde ayrıca uçucu yağların ana bileşenlerinden R-(+)-limonen, (+)-linalol, 1,8-sineol, (±)-kafur, β-karyofillen, α- pinen, (-)-β-pinen, γ-terpinen, farnasen, bisabolol ve (+)-δ-3-karen kullanılmıştır. Test materyallerinin ampisilin, sefuroksim, tetrasiklin, flukonazol ve nistatin standart antimikrobiyal maddeleriyle farklı kombinasyonlarının etkileşimleri dama tahtası yöntemiyle sinerjik etkinlikleri açısından incelenmiştir. Tüm test numunelerinin dirençli mikroorganizmalara karşı etkinlikleri minimum inhibisyon konstrastrasyonu (MİK) olarak belirlenmiştir. Kombinasyon sonuçları, fraksiyonel inhibisyon konsantrasyonu (FİK) değerleri şeklinde sinerjik, aditif, bağımsız etki veya antagonist etkili olarak sınıflandırılmıştır. Aktif fraksiyon-antimikrobiyal madde kombinasyonu seçici toksisitesi karşılaştırmalı olarak değerlendirmek üzere in vitro WS1-XTT sitotoksisite (insan cilt fibroblast hücre dizileri) ve biyolüminesans yöntemiyle Aliivibrio fischeri NRRL B 11177 suşuna karşı çalışılmıştır. Sonuç olarak, tasarlanan doğal madde kombinasyonların sinerjik/aditif etkinlikleri ilk defa bu çalışma kapsamında gösterilmiştir. Etkinlikler değerlendirildiğinde, toplam 54 sinerjik, 75 aditif ve 108 adet bağımsız etkili antimikrobiyal kombinasyon aktivite sonucu elde edilmiştir. Genel olarak oluşturulan uçucu yağ kombinasyonları, in vitro antimikrobiyal aktivite açısından daha etkin ve daha az toksik olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Antibiyotik dirençli bakteri, Candida albicans, Uçucu yağlar, Kombinasyon çalışmaları, Dama tahtası yöntemi, Sinerjik etki.

AntibiyotiklerAntienfektif ajanlarCandida albicans+6
Gamze Göger
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Tanacetum haussknechtii (Bornm.) Grierson uçucu yağının kimyasal, enantiomerik ve biyolojik aktivite açısından araştırılması

Türkiye'nin endemik bitkisi olan Tanacetum haussknechtii (Bornm.) Grierson üzerinde kimyasal kompozisyon ve biyolojik aktivite araştırması gerçekleştirildi. Bitkinin sap-yaprak, çiçek ve kök kısımlarından hidrodistilasyon yöntemi ile uçucu yağları elde edilerek kompozisyonları Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi ve Gaz Kromatografisi-Alev İyonlaşma Dedektörü teknikleri ile araştırıldı. Ana bileşikler olarak sap-yaprak ve çiçek uçucu yağlarında borneol (%17.2, %20.5) ve a-pinen (%14.5, %12.3), kök uçucu yağında ise geranil izovalerat (%41.6) bulundu. Yağlardaki a-pinen, b-pinen, sabinen, terpinen-4-ol, borneol, limonen, transpinokarveol enantiomer bileşiklerin enantiomer oranları şiral kolonda tespit edildi. Bitkinin topraküstü kısmından Folch metodu ile sabit yağ asitleri elde edilerek kompozisyonları gaz kromatografi yöntemiyle araştırıldı. Palmitik (%25.5), linoleik (%17.6) ve linolenik (%25.4) asit ana bileşikler olarak saptandı. Bitkinin farklı kısımlarından metanol, etilasetat ve su kullanılarak maserasyon yöntemiyle elde edilen ekstrelerde toplam fenolik ve toplam flavonoit bileşiklerin miktarları spektrofotometrik olarak tayin edildi. Uçucu yağ ve ekstrelerin in vitro deneylerde serbest radikal süpürme ve lipit peroksidasyonunu inhibe etme etkileri araştırılarak antioksidan aktiviteleri değerlendirildi. İnce Tabaka Kromatografisi-Otografi ve Ellman metotlarıyla uçucu yağ ve ekstrelerin asetilkolinesteraz enzimi üzerine etkileri araştırıldı. Metanollü ekstreler ve çiçek kısmından elde edilen etilasetatlı ekstrenin BHT ve gallik Asit'e göre orta derecede antioksidan etkiye sahip olduğu tespit edildi, ancak uçucu yağlar uygulanan deney sistemlerinde antioksidan etkili görülmedi. AChE enzim deneylerinde ise ekstreler zayıf etkili görülürken, çiçek uçucu yağı galantamin ile kıyaslandığında orta derecede etkili olduğu saptandı. Anahtar kelime: Tanacetum haussknechtii, uçucu yağ, enantiomer, ekstre, aktivite, GC/MS.

Bitki özütüEnantiyomerlerFarmakognozi+3
Süleyman Yur
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Achillea sivasica Çelik & Akpulat uçucu yağının kimyasal, enantiyomerik ve biyolojik aktivite açıcından araştırılması

Çalışmanın kapsamında endemik Achillea sivasica Çelik & Akpulat bitkisinin uçucu yağ ve ekstreleri üzerinde fitokimyasal ve biyolojik aktivite araştırmaları gerçekleştirildi. Bitkinin çiçek, yaprak ve kök kısımlarından uçucu bileşenleri elde edilerek Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi ve Gaz Kromatografisi-Alev İyonlaşma Dedektörü teknikleri ile kimyasal kompozisyonları aydınlatıldı. Bitki kısımlarından elde edilen uçucu yağlarda toprak üstü kısım, çiçek ve yaprakta sırasıyla -pinen (%11.5, %9.3, %6.7), -pinen (%7.0, %3.0, %6.9) , 1,8 sineol (%18.0, %22.1, %6.7) ve kafur (%7.6, %4.1, %9.0), -bisabolol (%7.5,% 4.3, %6.6), germakren D (%4.8, %3.5, %2.0) ve -ödesmol (%3.1, %3.9, %3.6) ana bileşikler olarak tespit edildi. Çiçek ve yaprak sabit yağ asitlerin arasında linoleik (%26.9, %16.9), linolenik (%13.2, %56.2), oleik (%20.9, %3.9) ve palmitik asit (%22.2, %17.3) ana bileşik olarak saptandı. Enantiomer bileşiklerin enantiomerik oranları ana bileşikler dikkate alınarak şiral kolonda araştırıldı. Bitkiden farklı polaritedeki çözücüler ile elde edilen ekstrelerde toplam fenol ve toplam flavanoid bileşenlerin miktarları değerlendirildi. Uçucu yağ ve ekstrelerin antioksidan ve antitirozinaz etkileri in vitro deneylerde araştırıldı. Metanol ve etil asetat ile elde edilen yaprak ekstrelerin lipit peroksidasyonu inhibe etme özelliği (AOA%: MeOH 53.9, EtAc 55.8), bakır indirgeme kapasitesi (TE mM: MeOH 0.94, EtAc 0.46) ve antitirozinaz (KAE mg/g: MeOH 5.5, EtAc 6.2) etkilerinin en yüksek olduğu tespit edildi. Bu çalışma Achillea sivasica bitkisi üzerinde yapılan ilk fitokimyasal ve biyolojik aktivite araştırmasıdır. Anahtar Kelimeler: Achillea sivasica, uçucu yağ, enantiyomer, ekstre, aktivite, GC/MS.

AchilleaBitki özütüEnantiyomerler+4
Yeşim Haliloğlu
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Lavandula latıfolıa medik. uçucu yağının anjiyogenez ve bazı matriks metalloproteinaz (MMP) enzimleri üzerine etkileri

Avrupa Farmakopesinde bulunan lavanta uçucu yağları (Lavandula angustifolia Mill. - İngiliz Lavantası; L. latifolia Medik.- Sivri Lavanta) aromatik ve biyolojik aktivite özelliklerinden dolayı geniş bir alanda kullanılır. Bu yağların karminatif, sedatif, haricen böcek kovucu vb. özelliklerinden dolayı bitkisel preparatlarda ve kokusundan dolayı da parfüm ve kozmetiklerde kullanılımları mevcuttur. Matriks metalloproteinaz (MMP) grubu enzimlerin çoğu fizyolojik süreçte önemli bir rol oynadığı bilinmektedir; ayrıca enflamasyon, yara iyi edici ve kanser hücre invazyonları gibi patolojik süreçlerde dokuların yeniden yapılandırılmasında görev alırlar. Diğer taraftan anjiyogenezin tümör büyümesinde anahtar rol oynadığı bilinmektedir; malin ve malin olmayan birçok hastalığın tedavisinde anjiyogenezi inhibe eden doğal ve sentetik ilaçların klinik kullanımları ile ilgili araştırmalar yapılmaktadır. Bu proje kapsamında çalışma materyali olarak gaz kromatografisi ve gaz kromatografisi/kütle spektrometrisiyle bileşiminin Avrupa Farmakopesi kalitesinde olduğu doğrulanan L. latifolia uçucu yağı (Spica aetheroleum) kullanılmıştır. Bu uçucu yağ ile in vitro olarak MMP-2 ve 9 enzimleri üzerine spektrofotometrik yöntemle; tavuk embriyosu kullanarak da in vivo olarak anjiyogenez ve antienflamatuvar etkisi karşılaştırmalı olarak ilk defa değerlendirilmiştir. Sonuç olarak 0,4 mg/mL konsantrasyonda MMP enzim inhibisyon etkisi olmadığı ve antianjiyogenik etkisinin ise skorlama sistemine göre zayıf olduğu bulunmuştur.

Anjiyogenez inhibitörleriAntienfektif ajanlarLavandula latifolia+4
Görkem Şener
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Piyasadan temin edilen lavanta örneklerinin uçucu yağ bileşimi

Bitkilerden elde edilen uçucu yağlar birçok amaç için kullanılmaktadır. Son yıllarda bu alana olan ilgi ve talebin artması, üreticileri daha ucuz maliyetle daha fazla üretim arayışlarına itmektedir. Türkiye'de geleneksel olarak uçucu yağ üretmek amacıyla lavanta kültürü en fazla Isparta ilinde yapılmaktadır. Bu çalışmada Eskişehir'de bulunan bazı aktarlardan temin edilen lavanta örneklerinde yabancı madde miktar tayini, kül miktar tayini, Clevenger apareyi ile uçucu yağ miktar tayini ve elde edilen uçucu yağların Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/ Kütle Spektrometrisi (GK/KS) analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar Avrupa Farmakopesi Lavanta monografı ile karşılaştırılmıştır. Anahtar kelimeler: Uçucu yağ, Lavanta, Avrupa Farmakopesi, Clevenger apareyi, Gaz Kromatografisi, Kütle Spektrometrisi

Avrupa FarmakopesiKromatografi-gazKütle spektrometri+4
Merziye Duman Özler
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Fagopyrum esculentum moench'in değişik kısımlarının uçucu bileşikleri, sabit yağ ve biyolojik aktivite açısından değerlendirilmesi

Fagopyrum esculentum Moench bitkisinin Eskişehir-Kütahya geçit iklimi koşullarında yetiştirilen Güneş ve Sumçanka çeşitlerinin yaprak, çiçek, sap, tohum ve kavuz kısımlarının uçucu bileşenleri ve sabit yağ üzerinde kimyasal kompozisyon araştırması gerçekleştirildi. Her iki çeşidin yaprak ve çiçek uçucu yağ ve metanollü ekstreleri biyolojik aktivite değerlendirilmesine tabi tutuldu. Proje kapsamında bitkilerin farklı kısımlarından hidrodistilasyon yöntemi ile uçucu yağları elde edilerek kompozisyonları GC/FID ve GC-MS teknikleri ile araştırıldı. Tüm uçucu yağların ortak özelliği, hekzadekanoik asidin (%32.7-83.6) yağların profilinde dominant olmasıdır. Dodekanoik ve tetradekanoik asitler de yüksek miktarda tespit edildi. Seskiterpen bileşiklerden hekzahidrofarnesil aseton tüm yağlarda saptanırken, trans-kalamenen (%8.3) sadece Güneş çeşidinin yaprağında tespit edildi. Yetiştirme sürecinde arazi şartlarında HS-SPME tekniği uygulanarak canlı bitkinin ürettiği uçucu bileşenleri incelenmiş olup, metil palmitat her iki çeşitte yüksek miktarda bulundu. Bitkinin topraküstü kısmından Folch metodu ile sabit yağ asitleri elde edilerek kompozisyonları gaz kromatografi yöntemiyle araştırıldı. Palmitik (%25.5), linoleik (%17.6) ve linolenik (%25.4) asit ana bileşikler olarak saptandı. Her iki çeşidin çiçek ve yapraklarından metanol kullanılarak maserasyon yöntemiyle elde edilen ekstrelerde toplam fenolik ve toplam flavonoit bileşiklerin miktarları spektrofotometrik olarak tayin edildi. Uçucu yağ ve ekstrelerin in vitro deneylerde serbest radikal süpürme ve demir indirgenme etkileri araştırılarak antioksidan aktiviteleri değerlendirildi. İnce Tabaka Kromatografisi- Otografi ve Ellman metotlarıyla uçucu yağ ve ekstrelerin asetilkolinesteraz enzimi üzerine etkileri araştırıldı. Uçucu yağların serbest radikal süpürme etkisi zayıf olarak (%Inh 9.5-19.9) tespit edilirken, metanollü ekstrelerin yüksek aktivite (IC50 0.019-0.173 mg/mL) gösterdiği saptandı. Yaprak uçucu yağların en etkin (% Inh. 63.9-65.8) şekilde AChE enzimini inhibe ettiği tespit edildi. Anahtar kelimeler: Fagopyrum esculentum, Uçucu yağ, Yağ asitleri, Aktivite, GC-MS.

Alzheimer hastalığıAntioksidanlarFagopyrum esculentum+5
Bilge Kara
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Etlik piliç rasyonlarına kekik ve biberiye uçucu yağ katkılarının performans ve et kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışmada, yemlere katılan kekik (300 ppm), biberiye (300 ppm) uçucu yağlarının tek başlarına ve 300 ppm ile 400 ppm karışımlarının broyler performansı, piliç etinin oksidasyonu ve duyusal özellikleri üzerine etkileri incelenmesi, amaçlanmıştır. Toplam 450 adet Ross 308 erkek broyler civciv kontrol, kekik, biberiye, kekik ve biberiye karışımı-1 ve kekik ve biberiye karışımı-2 olarak beş gruba ayrılmıştır. Her grup, dokuz civcivden oluşan 10 replikasyona ayrılmıştır. Kontrol hariç diğer grupların yemlerine, sırasıyla 300 ppm kekik uçucu yağı, 300 ppm biberiye uçucu yağı, 300 ppm kekik ve biberiye uçucu yağ karışımı (150+150), 400 ppm kekik ve biberiye uçucu yağ karışımı (200+200) katılmıştır. Denemenin 42. gününde kesilen piliçlerin göğüs ve but etlerinde, sırasıyla 7-8 gün depolamadan (+4˚C'de) önce ve sonra, malondialdehit düzeyleri ölçülmüştür. Lezzet panelinde etin duyusal özellikleri incelenmiştir. Denemenin 1., 7., 14., 28., 35. günlerinde canlı ağırlık, canlı ağırlık kazancı, yem tüketimi, ve yemden yararlanma oranı açısından farklar önemsizdir. Denemenin 21. gününde, biberiye uçucu yağ grubunun canlı ağırlık değeri karışım-300 ve karışım-400 grubundan yüksek bulunmuştur. Deneme sonunda yem tüketimi, karkas randımanı ve göğüs ile but etlerinin duyusal özellikleri açısından önemli fark görülmemiştir. 42. günde biberiye uçucu yağı ve karışım-400 gruplarının canlı ağırlık değerleri ile karışım-400 grubunun canlı ağırlık kazancı değeri kontrole göre yüksek bulunmuştur. Karışım-400 grubunun yemden yararlanma oranı değeri kontrole göre iyileşmiştir. Göğüs ve but etlerinin MDA (Malondialdehit) düzeylerinde, depolama (+4C) başlangıcında önemli fark bulunmamıştır. Depolamanın 7-8. günlerinde biberiye-300 ve karışım-400 gruplarının MDA düzeylerinin kontrol göre düşük olduğu saptanmıştır.

Besi performansıBiberiyeEtlik piliç+3
Bahadır Anar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Silivri ve İzmir Menemen bölgesinde kültürü yapılan helichrysum italicum (ROTH) guss. don. bitkisinin uçucu yağı ve sıvı ekstrelerinin karşılaştırılması

İzmir'in Menemen ilçesinde ve İstanbul'un Silivri ilçesinde eş zamanlı kültür çalışmalarını yaptığımız Helichrysum italicum (Roth) G. Don. bitkisinden elde ettiğimiz uçucu yağlarının % verim kıyaslaması yapıldığında İzmir'in Menemen ilçesinde yetişen Helichrysum italicum (Roth) G. Don bitkisinin çiçeklerinin hidro destilasyonu ile elde edilen uçucu yağın verimi 0,15 % olup aynı bölgede yetişen Helichrysum italicum (Roth) G. Don bitkisinin toprak üstü kısmının hidro destilasyonu ile elde edilen uçucu yağ 0,20 % olarak belirlenmiştir. İstanbul'un Silivri ilçesinde yetişen Helichrysum italicum (Roth) G. Don bitkisinin çiçeklerinin hidro destilasyonu ile elde edilen uçucu yağın verimi 0,04 % olup aynı bölgede yetişen Helichrysum italicum (Roth) G. Don bitkisinin toprak üstü kısmının hidro destilasyonu ile elde edilen uçucu yağın verimi 0,05 % olarak belirlenmiştir. Uçucu yağ verim analizleri göstermektedir ki İzmir'in Menemen ilçesinde kültürünü yaptığımız Helichrysum italicum (Roth) G. Don. Bitkisinin % uçucu yağ verimi fazla olup yapılan literatür taramalarında elde ettiğimiz verilere uymaktadır. Uçucu yağ elde işlemlerinden sonra GC-MS analiz metodu kullanılarak bileşimlerini belirlediğimiz İzmir Menemen'de yetişen Helichrysum italicum (Roth) G. Don bitkisinde α-pinene, himachalene ve italidion (I+II+III) bileşiklerinin öne çıktığını, İstanbul Silivri bölgesinde yetişen Helichrysum italicum (Roth) G. Don bitkisinde ise neryl acetate, α-cedrene, guaiol, α-eudesmol ve β-eudesmol bileşikleri ile öne çıktığı görülemektedir. Ayrıca Helichrysum italicum (Roth) G. Don bitkisininden 4 farklı çözücü ile elde edilen ekstreler total fenolik ve flavanoit tayini yapılarak ektrelerden elde edilen total fenolik madde miktarının 0,01 % ile 0,13 % arasında olduğu, total flavanoit miktarının 0,009% ile 0,02% arasında olduğu belirlenmiştir. Son olarak antioksidan kapasiteleri Dpph yöntemi ile belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında Helichrysum italicum (Roth) G. Don. bitkisinin İzmir Menemen bölgesinde yetiştirilmesi ve Türkiye ekonomisine kazandırılması tavsiye edilmiştir. Anahtar kelimeler: Helichrysum italicum, hidro destilasyon, uçucu yağ verimi, antioksidan kapasitesi.

Bitki özütüHelichrysum italicumYağlar-uçucu+2
Gamze Kılıçaslan
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Helichrysum italicum içeren kozmetik formülasyonların geliştirilmesi

Doğal bir antioksidan olan ölmez çiçek (Helichrysum italicum (Roth) G. Don) uçucu yağı kozmetik sektörü tarafından kullanılan en popüler bileşenlerden birisidir. Baharatımsı kokusu ile parfüm sektöründe de tercih edilmektedir. Bu çalışmamızda Datça bölgesinde yetişen ölmez çiçek bitkisinden elde edilen uçucu yağın kimyasal kompozisyonu, antioksidan ve antimikrobiyal özellikleri incelenmiştir. Ölmez çiçek uçucu yağ verimi %0,27 olarak tespit edilmiştir. Uçucu yağın kimyasal kompozisyonu gaz kromatografisi kütle spektrometresi ve gaz kromatografisi alev iyonlaşma detektörü (GS-MS/FID) ile analiz edilmiş ve 30 adet bileşen tespit edilerek miktarları belirlenmiştir. Uçucu yağın ana bileşenleri γ-curcumene (%13,98), neril asetat (%11,67) ve alfa pinene (%10,84) olarak bulunmuştur. Uçucu yağın DPPH ile ölçülen antioksidan aktivitesi (IC50) 37,63 (μg/mL) olarak bulunmuştur. Beta karoten/linoleik asit (BCB) antioksidan testinde ise ölmez çiçek uçucu yağı %78 inhibisyon yapmıştır. Ölmez çiçek uçucu yağı gram pozitif ve gram negatif 6 farklı bakteri ile 2 adet maya ile yapılan disk difüzyon ve broth mikrodilüsyon antimikrobiyal aktivite testlerinde oldukça başarılı sonuçlar vermiştir. Anahtar Kelimeler: Ölmez çiçek, uçucu yağ, kimyasal kompozisyon, antioksidan, antimikrobiyal

Antimikrobiyal ajanlarAntioksidanlarHelichrysum italicum+3
Esma Esin Yıldırım
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tatlı rezene (Foeniculum vulgare Mill. var. dulce) genotiplerinin bazı tarımsal ve kimyasal özellikleri üzerine farklı ekim zamanlarının etkisinin incelenmesi

Bu araştırma Kayseri (Bünyan) ekolojik koşullarında üç farklı tatlı rezene (Foeniculum vulgare Mill var. dulce) popülasyonunda farklı ekim zamanlarının verim ve bazı kalite özellikleri üzerine etkisini belirlemek amacıyla 2020 yılında yürütülmüştür. Tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülen araştırmada Tokat, Konya ve Isparta illerinden temin edilen rezene popülasyonları materyal olarak kullanılmıştır. Ekimler 15 Nisan ve 15 Mayıs tarihlerinde yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre bitki boyu 80-110 cm, dal sayısı 6.47-10.67adet/bitki, şemsiye sayısı17.53-32.27 adet/bitki, bitki başına meyve verimi14.87-25.33 g, meyve verimi 86.80-152.04 kg/da, 1000 meyve ağırlığı 7.22-9.58 g, uçucu yağ oranı %1.87-2.87 ve uçucu yağ verimi1.96-3.94 L/da arasında değişmiştir. İncelenen verim ve verim özellikleri içerisinde uçucu yağ oranı hariç diğer tüm özelliklerde 15 Mayıs ekiminden daha yüksek değerler alınmıştır. Popülasyonlar arasında sadece uçucu yağ oranı ve uçucu yağ verimi bakımından istatistiksel farklılıklar kaydedilmiştir. Ancak Isparta popülasyonunun daha iyi gelişme sergilediği tespit edilmiştir. Araştırmanın yürütüldüğü ekolojide ve benzer ekolojilerde 15 Mayıs tarihinin rezene ekimi için daha uygun olduğu gözlemlenmiştir.

Bitkiler-tıbbiYağlar-uçucu
Yusuf Yunak
Yozgat Bozok University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Anason (Pimpinella anisum L.)tohumunun uçucu yağı ve aroma bileşimi üzerine depolama süresinin etkisi

Bu çalışmada, 10ºC'de, farklı sürelerde (yeni hasat, 6 ay, 9 ay ve 12 ay) depolanmış anason (Pimpinella anisum L.) tohumlarının uçucu yağ oranları ve uçucu yağın aroma bileşimi üzerine depolama süresinin etkisi araştırılmıştır. Anason tohumlarından uçucu yağ Su Buharı Distilasyonu tekniği ile elde edilmiştir. Uçucu yağdan aroma bileşiklerinin tanımlanmasında GC-MS, miktarlarının belirlenmesinde ise GC-FID cihazı kullanılmıştır. Anasonda uçucu yağ oranı en yüksek yeni hasatta %2 ve bunu takiben 6 ay depolananda %1.7, 9 ay depolananda %1.5 ve 12 ay depolananda %1.4 bulunmuş ve depolama süresine bağlı olarak azalmıştır. Anason uçucu yağında yeni hasat ve 6 ay depolanmış anasonlarda toplamda 41 adet, 9 ay ve 12 ay depolanmış anasonlarda ise toplamda 43 adet aroma bileşiği tespit edilmiştir. Anason aromasında miktar olarak en önemli bileşikler trans-anetol, estragol, ɣ-himachalene, anisaldehit ve linalol olmuştur. Uçucu yağ oranı ve aroma bileşiklerinin miktarları depolama süresi arttıkça azalma göstermiştir. Aromadaki süreye bağlı azalma duyusal analizlerle de doğrulanmıştır.

AnasonAromaYağlar-uçucu
Tuğçe Melis Akıcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Nane'nin fitoterapi açısından değerlendirilmesi

Çalışmanın amacı, piyasada nane olarak satılan toz yaprak numunelerinin, M.piperita'ya ait olup olmadığını araştırma olarak belirlenmiştir. Mukayesede kullanılan örnekler, Konya Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Kültür alanından toplanan 2 Mentha türü (M.piperita ve M.spicata) ile pazar ve Kahramanmaraş'tan alınan M.rotundifolia örneğidir. Piyasa numuneleri ise 2013 yılında Ankara aktarlarından temin edilmiştir. Araştırma materyallerinin yaprakları mukayese materyalleriyle karşılaştırılmıştır. Morfolojik ve anatomik analizler, kül miktarı, su miktarı, uçucu yağ miktarı, yabancı madde miktarı hesaplanmış ve mukayese materyalleri ile kıyaslanmıştır. Ekstre ve uçucu yağlar da ince tabaka kromatografisi ile mukayese edilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, nane olarak satılan yaprak numunelerinin çoğunun ofisinal olmayan M.rotundifolia'ya ait olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Mentha piperita, Mentol, Uçucu yağ. 213

BallıbabagillerLamiaceaeMentha+4
Mürüvet Demirez
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Diz osteoartriti olan hastalarda, ısırgan-zencefil esansiyel yağlarıyla yapılan masajın ve buz uygulamasının ağrı üzerine etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu araştırma, diz osteoartritli hastalarda ısırgan-zencefil esansiyel yağlarıyla yapılan masajın ve buz uygulamasının ağrı düzeyleri üzerine etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Metin Sabancı Baltalimanı Kemik Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ortopedi polikliniğine başvuran 360 hasta oluşturmaktadır. Bu kapsamda araştırmaya güç analizi yapılarak belirlenen ısırgan-zencefil yağlarıyla aromaterapi yapılacak 22, buz uygulaması yapılacak 22 ve kontrol grubunu oluşturacak 22 olmak üzere 66 birey dahil edilmiştir. Bireylere haftada iki (2) kere olmak üzere sekiz (8) uygulama yapılmıştır. Her uygulama sonrası hastalardan sayısal derecelendirme ölçeği (NRS) ve Olgu Rapor Formunu (ORF) doldurmaları istenmiştir. Elde edilen veriler istatistik programı yardımıyla değerlendirilmiştir. Katılımcıların %86,4'ünün kadın olduğu, %59,1'inin çalışmadığı, %95,5'inin sağlık güvencesine sahip olduğu belirlenmiştir. Masaj grubunun %63,6'sının, buz grubunun %36,4'ünün ve kontrol grubunun %40,9'unun hikayesinde operasyon geçirdiği saptanmıştır. NRS 1.seans değeri masaj grubunda en yüksek değerde iken, NRS 8.seans değeri en düşük masaj grubunda olmuştur. Her üç grupta da NRS 8.seans değerlerinin anlamlı derecede düştüğü görülmekle beraber, en fazla düşüşün masaj grubunda olduğu görülmektedir. Elde edilen sonuçlara göre esansiyel yağlarla yapılan masajın diz osteoartritli hastalar için alternatif ve etkili bir tedavi yöntemi olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Aromaterapi, Buz uygulama, Diz osteoartrit, Isırgan, Masaj, Zencefil.

AromaterapiAğrıDiz+7
Cansu Sert
Düzce University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anethum Graveolens L. bitkisinin fitoterapi yönünden incelenmesi

Geleneksel olarak karminatif ve midevi amaçlarla kullanılan Anethum graveolens L. (Apiaceae) bitkisinin ülkemizde ve dünyada çeşitli preparatları bulunmaktadır. Tez çalışmamızda, bu amaçla kullanılan kombine preparatlarda yaygın bir şekilde bulunan A. graveolens'in, ülkemizde organik ve konvansiyonel tarım ile yetiştirilmiş örneklerinin uçucu ve sabit yağları GC-MS tekniği ile aydınlatılmıştır. Her iki bitki örneğinin topraküstü kısımlarının uçucu yağlarında ? -fellandren majör olarak saptanmasına rağmen, hem ? -fellandren, hem de diğer bileşikler açısından büyük bir farklılık gözlenmiştir. Her iki örneğin meyvalarının sabit yağlarında da oleik asit başlıca yağ asiti olarak teşhis edilmesine karşın, yine oranlarda büyük bir farklılık bulunmuştur.Elde ettiğimiz sonuçlar, bitkisel ilaç hazırlanmasında kullanılan bitkilerin fitokimyasal içeriklerinin eşdeğer olması ve standardize edilebilmesi açısından, kültür ve üretim tekniklerinin çok önemli olduğunun altını çizmektedir.

Anethum graveolensApiaceaeDereotu+2
Ayşen Pulur
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Karma yeme iki farklı metot ile korunan esansiyel yağ karışımı ilavesinin kronik gürültüye maruz bırakılan yumurtacı bıldırcınlarda performans ve bazı kan parametreleri üzerine etkisi

Bu çalışma, kronik gürültüye maruz bırakılan yumurtacı bıldırcınlarda (Coturnix coturnix Japonica); temel karma yeme ilave edilen bitkisel yağ karışımının (portakal kabuğu yağı + defne yaprağı yağı + kekik yağı) performans parametreleri, yumurta kalitesi, bazı kan parametreleri, antioksidan parametreler ve besin maddelerinin sindirilme derecesi üzerine olan etkilerini belirlemek üzere yürütülmüştür. Araştırmada; her grupta 25 adet olmak üzere toplam 100 adet yumurtacı bıldırcın kullanılmıştır. Grupların her biri 5 adet yumurtacı bıldırcın içeren 5 alt gruba ayrılmıştır. Hayvanlara günde 8 saat süre ile 100 dB şiddetinde gürültü, 56 gün boyunca uygulanmıştır. Araştırma grupları; gürültü uygulanmayıp karma yeme sadece zeolit katılan Negatif Kontrol (NK) grubu, gürültü uygulanıp karma yeme sadece zeolit katılan Pozitif Kontrol (PK) grubu, gürültü uygulanıp karma yeme zeolit ile stabil hale getirilen 400 ppm dozunda bitkisel yağ karışımı ilave edilen Zeolit grubu ve gürültü uygulanıp karma yeme mikrokapsulasyon ile stabil hale getirilen 400 ppm dozunda bitkisel yağ karışımı ilave edilen Kapsül grubu şeklinde oluşturulmuştur. Canlı ağırlık, yumurta ağırlığı ve yem tüketimi bakımından gruplar arasında istatistiksel olarak bir farklılığın olmadığı (P>0.05), ancak en iyi yemden yararlanma oranı (P<0.001) ile en yüksek yumurta veriminin kapsül grubunda olduğu belirlenmiştir (P<0.01). Yumurta kalite kriterlerinden, ak yüksekliği (P<0.001), ak uzunluğu (P<0.001) ve haugh birimi (P<0.01) bitkisel yağ karışımı ilave edilen gruplarda kontrol gruplarından istatistiksel olarak daha yüksek, kabuk ağırlığının (P<0.01) ise daha düşük olduğu tespit edilmiştir. En düşük yumurta eni ve sarı yüksekliği zeolit grubunda belirlenirken (P<0.001), en düşük kabuk oranı (P<0.01) ise pozitif kontrol grubunda tespit edilmiştir. Denemede glikoz düzeyi bakımından negatif kontrol grubu ile pozitif kontrol grubu ve zeolit grupları arasında istatistiksel olarak bir farklılık belirlenirken (P<0.05), stresin etkisi ile yükselen glikoz ve kolesterol düzeyleri kapsül grubunda bir miktar düşmüştür. Kolesterol düzeyi bakımından negatif kontrol grubu pozitif kontrol grubundan istatistiksel olarak farklı bulunmuş (P<0.05), gürültü stresinin etkisi ile yükselen kolesterol düzeyi bitkisel yağ ilave edilen gruplarda azalmıştır. Trigliserit düzeyi üzerine bitkisel yağ karışımının olumlu yönde etkisi olmuş, trigliserit seviyesi bu gruplarda kontrol gruplarından daha düşük olarak belirlenmiştir (P<0.05). Toplam protein düzeyi üzerine ne gürültü stresinin nede kullanılan bitkisel yağın bir etkisi olmamıştır (P>0.05). Karma yemin kuru madde (P<0.05) ve ham yağ (P<0.001) sindirilme dereceleri bakımından en düşük değerler pozitif kontrol grubunda tespit edilirken, ham protein sindirilme derecesi bitkisel yağ ilave edilen gruplarda kontrol gruplarından daha yüksek düzeyde belirlenmiştir (P<0.01). Plazma malondialdehit (MDA) düzeyi bakımından negatif kontrol grubu ile pozitif kontrol grupları arasında farklılık belirlenirken (P<0.05), bitkisel yağ ilave edilen gruplar ile her iki kontrol grubu arasında bir farklılık şekillenmemiştir. En yüksek plazma katalaz düzeyi kapsül grubunda tespit edilmiştir (P<0.05). En düşük karaciğer MDA düzeyi negatif kontrol grubunda belirlenmiş (P<0.05), kapsül grubu istatistiksel olarak negatif kontrol grubu ile benzerlik göstermiştir. Karaciğer glutatyon (GSH), glutatyon peroksidaz (GSH-Px) ve katalaz enzim düzeyleri bakımından kapsül grubu ile negatif kotrol grubu arasında istatistiksel olarak farklılık olduğu tespit edilmiştir (P<0.05). Kalp MDA düzeyi bakımından negatif kontrol grubu ile kapsül grubu pozitif kontrol grubu ile zeolit grubundan farklı bulunmuştur (P<0.01). En yüksek katalaz düzeyi kapsül grubunda belirlenmiştir (P<0.05). Çalışmada, ölüm oranı bakımından gruplar arasında istatsitiksel olarak bir farklılık tespit edilememiştir (P>0.05). Sonuç olarak; antioksidan özellikleri nedeni ile kullanılan bitkisel yağların gürültü stresinin olumsuzluklarını azaltıcı yönde etki gösterdiği belirlenmiştir. Ancak bitkisel yağların stabilitesinde kullanılacak olan mikrokapsulasyon yönteminin etkinliği ile ilgili olarak ekstra çalışmalara ihtiyaç olduğu kanaatine varılmıştır.

Besi performansıBıldırcınGürültü+4
Fadime Tonbak
Fırat University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sıcak stres koşulları altındaki etlik bıldırcınlarda karma yeme iki farklı metot ile korunan esansiyel yağ karışımı ilavesinin performans, karkas özellikleri ve kan parametreleri üzerine etkisi

Bu çalışma, sıcak strese maruz bırakılan bıldırcınlarda (Coturnix coturnix Japonica); temel karma yeme ilave edilen bitkisel yağ karışımının (portakal kabuğu yağı + defneyaprağı yağı + kekik yağı) performans parametreleri, karkas özellikleri, bazı kan parametreleri, antioksidan parametreler ve sindirim sistemi organ ağırlıkları üzerine olan etkilerini belirlemek üzere yürütülmüştür. Araştırmada; her grupta 32 adet olmak üzere toplam 96 adet karışık cinsiyette bıldırcın kullanılmıştır. Grupların her biri 8 adet bıldırcın içeren 4 alt gruba ayrılmıştır. Hayvanlar günde 8 saat süre (9.00-17.00) ile 34±2oC olacak şekilde sıcak stresine maruz bırakıldı. Sıcak stresi uygulaması, 28 gün boyunca uygulanmıştır. Araştırma grupları; sıcak stresi uygulanıp temel karma yeme sadece zeolit katılan Kontrol (NK) grubu, sıcak stresi uygulanıp karma yeme zeolit ile stabil hale getirilen 200 ppm dozunda bitkisel yağ karışımı ilave edilen Zeolit grubu ve sıcak stresi uygulanıp karma yeme mikrokapsulasyon ile stabil hale getirilen 200 ppm dozunda bitkisel yağ karışımı ilave edilen Kapsül grubu şeklinde oluşturulmuştur. Araştırmada, en yüksek canlı ağırlık (43. gün), canlı ağırlık artışı (15-43. günler) ve en iyi yemden yararlanma oranı kapsül grubunda elde edilmiştir (P<0.05). Yem tüketimi ve sindirim sistemi organ ağırlıkları bakımından gruplar arasında istatistiksel olarak bir farklılık elde edilememiştir (P>0.05). Kesim ağırlığı (P<0.05), dalak ağırlığı (P<0.01) ve dalak oranı (P<0.05) bakımından en yüksek değerler kapsül grubunda tespit edilmiştir. Sıcak karkas ağırlığı ve karkas randımanı bitkisel yağ ilave edilen gruplarda kontrol grubundan istatistiksel olarak daha yüksek bulunmuştur (P<0.05). Denemede glikoz (P<0.01), ürik asit, alanin aminotransferaz (ALT) ve aspartat aminotransferaz (AST) düzeyleri en düşük kapsül grubunda belirlenirken (P<0.05), kolesterol ve trigliserit düzeyleri en yüksek kontrol grubunda tespit edilmiştir (P<0.05). Karaciğer (P<0.05) ve kalpte (P<0.001) malondialdehit (MDA) düzeyleri en düşük kapsül grubunda belirlenirken, karaciğer (P<0.01) ve kalpte (P<0.05) en yüksek glutatyon peroksidaz (GSH-Px) düzeyleride kapsül grubunda tespit edilmiştir. Karaciğer, redükte glutatyon (GSH) (P<0.05), süperoksit dismutaz (SOD) (P<0.01) ve kalp GSH (P<0.01) enzim düzeyleri bitkisel yağ ilave edilen gruplarda kontrol grubundan daha yüksek düzeyde belirlenmiştir. Kalp SOD düzeyi bakımından gruplar arasında istatistiksel olarak bir farklılık belirlenememiştir (P>0.05). Çalışmada, ölüm oranı bakımından gruplar arasında istatsitiksel olarak bir farklılık tespit edilememiştir (P>0.05). Sonuç olarak; antioksidan özellikleri nedeni ile kullanılan bitkisel yağların sıcaklık stresinin olumsuzluklarını azaltıcı yönde etki gösterdiği belirlenmiştir. Bitkisel yağların stabilitesinde kullanılan mikrokapsulasyon yönteminin etkinliğinin zeolite emdirilme yönteminden daha iyi olduğu bitkisel yağların stabilite işlemlerinde kullanılmasının hayvanlardan elde edilmesi düşünülen verimleri arttırabileceği kanaatine varılmıştır.

Besi performansıBıldırcınKarkas özellikleri+5
Taha Gürsoy
Fırat University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Defne ekstraktı, defne uçucu yağı, zahter ekstraktı ve zahter uçucu yağının tavuk kanadına kontamine edilen salmonella typhimurium üzerine etkisinin araştırılması

Bu çalışmada zahter ekstraktı, zahter uçucu yağı, defne ekstraktı ve defne uçucu yağının tavuk kanadına inoküle edilen Salmonella Typhimurium üzerine antimikrobiyel etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Zahter ekstraktı ve zahter uçucu yağı ile defne ekstratkı ve defne uçucu yağı maddelerinin farklı oranları ve 2 kontrol grubu olmak üzere toplamda 10 adet çalışma grubu oluşturulmuştur. Çalışmada %6,4, %12,8 konsantrasyonlarında defne ekstraktı, %0,2 ve %0,4 konsantrasyonlarında defne uçucu yağı %0,2, %0,4 konsantrasyonunda zahter ekstraktı ve %0,2, %0,4 konsantrasyonlarında zahter uçucu yağı içeren çalışma grupları belirlenmiştir. Ekstraktın ve uçucu yağların patojenik bakteri üzerindeki antimikrobiyal etkinliğini değerlendirmek için broth mikrodilüsyon yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan ekstraktların ve uçucu yağların S. Typhimurium için minimum inhibisyon konsantrasyonları (MİK) belirlenmiştir. S. Typhimurium üzerinde en yüksek inhibitör etkiye sahip grubun %0,4'lük defne esansiyel yağı olduğu belirlenmiştir. Defne esansiyel yağı konsantrasyonu arttıkça inhibitör etkinin arttığı belirlenmiştir. Zahter uçucu yağının antimikrobiyal aktivitesinin çalışmada kullanılan defne özü, defne uçucu yağı ve kekik ekstraktına göre daha az inhibitör olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarına göre bitkilerden doğal antimikrobiyal olarak elde edilen ekstraktların ve uçucu yağların kimyasal katkı maddelerine alternatif olarak gıdalarda kullanılabileceği ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçlarının geliştirilebilmesi için farklı içerik ve konsantrasyonlarda kullanılarak farklı gıda maddelerinde uygulanabilirliğinin incelenmesi gerekmektedir.

Bitki özütüDefneSalmonella enfeksiyonları-hayvan+4
Ezgi Ayan Yılmaz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2023
00

Related subjects