Job involvement
95 theses under this subject heading
Öğretmen mesleki tükenmişlik modeli: Psikolojik esneklik, yaşamda anlam ve işe bağlılığın rolü
Bu araştırmada, öğretmenlerin mesleki tükenmişlikleri ile psikolojik esneklikleri, yaşamlarındaki anlam, işe bağlılıkları arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca Öğretmen Psikolojik Esneklik Ölçeği (ÖPEÖ) geliştirilmiştir. Araştırma nicel ve ilişkisel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara ve Denizli illerinde görev yapmakta olan 1292 öğretmen oluşturmaktadır. ÖPEÖ'nün geliştirilme çalışmalarında araştırma sürecinde hazırlanan madde havuzu, Kişisel Bilgi Formu, Kabul ve Eylem Formu-II, İş Yaşamında Kabul ve Eylem Formu kullanılmıştır. Ölçeğin geçerliği ve güvenirliği, Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizi, Crobach alpha katsayısı ve benzer ölçekler arasındaki Pearson Momentler Çarpımı korelasyon analiziyle sağlanmıştır. Analizler SPSS 23.0 ve AMOS 22.0 paket programları ile gerçekleştirilmiştir. ÖPEÖ, şimdiki anla temasta olma, kabul, düşünceden ayrışma, benliğe bağlamsal bakış, değerlerde berraklaşma/netlik ve değerler doğrultusunda davranış olmak üzere altı boyut ve 23 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin, farklı bir çalışma grubundan elde edilen bulgularla uyum iyiliği indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin mesleki tükenmişliklerinin incelendiği Mesleki Tükenmişlik Modelinin verileri ise, Tükenmişlik Ölçeği, Öğretmen Psikolojik Esneklik Ölçeği, Yaşamın Anlamı Envanteri, Utrecht İşe Bağlılık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak elde edilmiştir. Yapısal modelin analizinde LISREL 8.8 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, öğretmenlerin yaşamlarındaki anlam ve işe bağlılıkları, psikolojik esneklikleri ile mesleki tükenmişliklerini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Öğretmenlerin psikolojik esneklikleri ve mesleki tükenmişlikleri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olmasına rağmen, psikolojik esneklikleri mesleki tükenmişliği istatistiksel olarak yordamamaktadır. Bu nedenle psikolojik esnekliğin aracılık rolü saptanmamıştır. Ayrıca kadın öğretmenlerin psikolojik esneklikleri, erkeklere göre daha yüksektir. Hizmet süresi ve yaşa göre ise, öğretmen psikolojik esnekliği anlamlı farklılık göstermemektedir. Bulgular, sınırlılıklar, araştırmacılara ve uygulayaıcılara öneriler tartışılmıştır.
Hizmet sektöründe Y kuşağının motivasyon ve örgütsel bağlılık sorunları
Dünya ekonomisine yön veren ve hatta pazar payının en büyük dilimlerinden birine sahip olan hizmet sektörünün yolu Y Kuşağı ile kesişmiştir. Diğer birçok sektörlere göre çok büyük ölçüde insan gücüne dayalı olan bu sektör de Y Kuşağı varlığını ciddi anlamda söz ettirmeye başlamıştır. Rahatına düşkün, ailesine ve sevdiklerine aşırı bağlı, sosyal, hızlı terfi bekleyen, sorumluluk almayı seven, özgüveni yüksek bu kuşak; her sektörde olduğu gibi hizmet sektöründe de kuralları yeniden yazıyor. Eski çalışma sistemlerinin ofis ortamından oturma düzenine, ast ve üst hitabet şekillerine kadar iş ortamında kendi tarzına ortaya koymaktadır. Aksi takdir de yaptıkları işe bağlılık ve motivasyonlarını kolayca yitirebiliyorlar ve çok kolay bir şekilde yeni bir iş arayışına girebiliyorlar. Bu çalışma Y Kuşağının hizmet sektöründe motivasyon ve bağlılık sorunları üzerine yapılmıştır. Türkiye'nin birçok şehrinde ve gurbetçi vatandaşlarımız olmak üzere toplam 513 kişi üzerinde anket yapılmıştır. Sonucunda genç kuşağın bağlılık ve motivasyon sorunlarının nasıl ortadan kaldırabileceğine dair çözüm yolları ortaya konmuştur. Anahtar Kelimler: Hizmet Sektörü, Y Kuşağı, X Kuşağı, Z Kuşağı. Bağlılık, Motivasyon, İnsan Kaynakları, Meritokrasi, Holokrasi
İşveren markası uygulamalarının insan kaynakları bağlılığına etkisinin araştırılması ve gıda sektörü örneği
Çalışan bağlılığı; işletmelerin entelektüel sermayesi olarak adlandırılan çalışanlarının işletmeye bağlanmasının sağlanmasıdır. Bir çalışanın işletmesine karşı mutluluk duyması ve iş ortamına karşı olumlu duyguları beslemesi oldukça önemlidir. Çalışanlarını motive eden ve onların memnuniyetini sağlayabilen işletmeler başarıya ulaşmada diğer işletmelerden daha üstün hale geçecektir. İş gücü piyasasında yetenekli personelin işletmeye bağlanması oldukça zordur. Çalışanların işletmeye bağlanması için işverenin bazı işveren markası uygulamalarını diğer işverenlerden farklı olarak çalışanına sunması gerekmektedir. Bu bağlamda işveren markası uygulamaları çalışanın etkilenmesini sağlıyor olabilmesi gerekmektedir.Çalışmamızda çalışanlar üzerinde örgüsel bağlılık unsuru ele alınmıştır. Bu çalışmada gıda sektöründe çalışanların işveren markası uygulamalarının insan kaynakları bağlılığına etkisi üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Araştırmanın evreni İstanbul ilinde yer alan bir gıda sektöründe faaliyet gösteren firma evreninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada evreni temsil kabiliyetine sahip 159 örnekleme ulaşılmıştır. Araştırmada işveren markası ve örgütsel bağlılık düzeylerinin ölçülmesi ile birlikte katılımcıların kişisel bilgilerinin tespit edilmesine yönelik demografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma neticesinde katılımcıların demografik bilgilerinin işveren markası uygulamalarının örgütsel bağlılığa etkisinde pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç çerçevesinde işveren markasına yönelik uygulamaların arttırılması neticesinde gıda sektöründe çalışanlarının motivasyon düzeylerinin artacağı tespit edilmiştir.
Çalışmaya tutkunluk, iş özellikleri, kişilik tipleri, işkoliklik, stratejik çeviklik ve başarı hedef yöneliminin örgütsel bağlılığa etkisi üzerine bir araştırma
Günümüz iş dünyasında, teknolojide ve rekabette yaşanan artış nedeniyle işletmeler/ örgütler mevcut yönetim yapılarını, stratejilerini ve uygulama yöntemlerini yeniden gözden geçirmek ya da değiştirmek istemektedirler. İşletmeler, var olan kaynaklarını en üst düzeyde kullanabilmek, yönetebilmek ve düzenleyebilmek amacıyla çeşitli örgütsel düzenlemelere ihtiyaç duymaktadırlar. Bu kapsamda, stratejik çeviklik, çalışmaya tutkunluk, başarı hedef yönelimi, kişilik tipleri, işkoliklik ve iş özellikleri kavramlarının örgütsel bağlılığa etkileri üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışmasının birinci bölümünde giriş bölümüyle, problemin tespiti, çalışmanın amacı, yöntemi ve ünite planı anlatılmıştır. İkinci bölümünde, örgütsel kavramlar olan; Örgütsel Bağlılık, Kişilik, Stratejik Çeviklik, Başarı Hedef Yönelimi, İş Özellikleri, Çalışmaya Tutkunluk, İşkoliklik kavramlarıyla ilgili literatür çalışması yapılmıştır. Üçüncü bölümünde, bu örgütsel kavramlar ve kavramların birbirlerine olan etkisi incelenmiştir. Bu kısım, ''kolayda örneklem yöntemiyle'' elde edilmiş, kamu sektörü çalışanlarından 125, özel sektör çalışanlarından 75, toplamda 200 anket verisinin analizinden oluşmaktadır. Bu araştırma sonucunun analizi, kurgulanan hipotezlerin testleri ve yorumlanması ile yapılmıştır. Bu çalışmayla, stratejik çeviklik, başarı hedef yönelimi, kişilik tipi, çalışmaya tutkunluk, iş özellikleri, beş faktör kişilik tipi ve işkoliklik kavramlarının örgütsel bağlılığa etkisi araştırılarak, literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır.
Tükenmişlik ile işe adanmışlık arasındaki ilişki: Beyaz yakalı çalışanlar ve öğretmenler karşılaştırılması
Öğretmenlik mesleği ile beyaz yakalı çalışanlar insan ilişkilerinin yoğun olarak yaşandığı meslek gruplarındandır. İnsan ilişkilerinin yoğun olarak yaşandığı meslek gruplarında işe adanmışlık ve tükenmişlik olguları sıklıkla görülmektedir. Bu araştırmada işe adanmışlık ile tükenmişlik arasındaki ilişki bu iki meslek grubu arasında değerlendirilmiştir. Veri toplama aracı olarak anket kullanılmış olup araştırma kapsamında İstanbul ili içerisinde 408 beyaz yakalı çalışan ve 312 öğretmenden oluşan toplam 720 kişiden elde edilen anketler analiz edilmiştir. Bu amaçla iki meslek grubu için ayrı ayrı işe adanmışlık ve tükenmişlik düzeyleri test edilmiştir. Bu değişkenleri ölçmek adına tükenmişlik için tek boyutlu Kopenhag Tükenmişlik Ölçeği, işe adanmışlık için ise Rich ve arkadaşlarının geliştirmiş oldukları üç boyutlu işe adanmışlık ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlik analizi yapılmış olup; her iki ölçeğin de geçerlilik ve güvenirlilik düzeyleri yüksek çıkmıştır. Ölçeklerin geçerliliği ve güvenilirliğine ilişkin yeterli düzeyde bulgu elde edilmiş olup olgular arasındaki ilişki istatistiksel olarak test edilmiştir. Yapılan analizin sonucunda beyaz yakalı çalışanlarda tükenmişlik ve işe adanmışlığın üç alt boyutu arasında negatif yönlü istatistiki olarak anlamlı ilişki bulunurken, öğretmenlerde tükenmişlik ile işe adanmışlığın üç alt boyutu arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.
Tükenmişlik, işe bağlılık, işten ayrılma, babacan liderlik ve bir araştırma
Bu tez çalışmasında, tükenmişlik, işe bağlılık, işten ayrılma ve babacan liderlik konuları araştırılmıştır. Tez çalışmasının birinci bölümünde, tükenmişlik sendromu, işe bağlılık ve işten ayrılma değişkenleri açıklandı. Bu kapsamda literatür araştırması yapılmıştır. Tezin ikinci bölümünde babacan liderlik tipine yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde ise sağlık kurumları çalışanlarının görüşlerini toplamak amacıyla bir anket araştırması yapılmıştır. Sonuç, araştırma bulgularından yola çıkarak, hastane çalışanlarının işe bağlılık, işten ayrılma, babacan liderlik konusundaki görüşleri ortaya konmuştur.
İşe adanmışlığın örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinde kurumsal itibarın rolü: Havayolu şirketlerinde bir araştırma
Günümüz iş dünyasındaki işletmeler için çalışanların işe adanmışlıkları ve örgüte olan bağlılıkları son derece önemlidir. Çalışmada işe adanmışlığın örgüte duyulan bağlılık üzerindeki etkisinin oluşumunda kurumsal itibarın rollerini açıklamak amaçlanmıştır. Bu amacın gerçeklemesi adına literatür taraması ve anket uygulaması yöntemi kullanılmıştır. İşe adanmışlık ve örgütsel bağlılığın birbiri ile karıştırıldığı ve ayırt edilmesi gerektiği, çalışmanın dikkat çeken sonuçları arasında yer almaktadır. Kurumsal itibarın, markalaşmak isteyen işletmeler için temel hedefler arasında olduğu da çalışmanın sonuçlarından birisidir. Elde edilen sonuçlar, işe adanmışlığın örgüte duyulan bağlılık üzerindeki etkisinde kurumsal itibarın anlamlı bir etkiye sahip olmadığını göstermiştir. 182 çalışanın katılımı aracılığıyla böyle bir sonuca varılması, bu sonucu sınırlı kılan faktörler arasında yer almaktadır. Katılımcıların verdikleri yanıtların samimi yanıtlar olduğunun kabul edilmesi, yine çalışmanın sınırlılıkları arasında değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: İşe adanmışlık, Örgütsel bağlılık, Kurumsal itibar.
Çalışanların örgütsel adalet algılarının işe bağlılık ve iş tatmini üzerine etkisi: Bir araştırma
Zaman geçtikçe kurumlar açısından adaleti sağlamak, izlediği politikalar ile çalışanlarını memnun etmek, toplumsal bir imaj gayesiyle rakip kuruluşlara örnek olmak en büyük çaba haline gelmiştir. Pek tabi bu çabaların özünde de işletmeler, kuruma bağlı insan kaynağını kazanmanın getirisinin mevcut verimliliği artıracağı, bu sayede sürekliliğin sağlanacağı bilincine varmışlardır. İnsan faktörü, örgütler için adalet ne kadar gerekliyse o derece önemli hale gelmiştir. Bu çalışma da, çalışanların örgütsel adalet algılarının, işe bağlılıkları ve iş tatminleri üzerindeki etkisinin ölçümüne yönelik olarak hazırlanmıştır. Araştırma, İstanbul'da bulunan özel bir vakıf üniversitesinin yüksek lisans işletme okuyan ve aynı zamanda farklı iş kollarında çalışan 222 kişiyle anket uygulaması yapılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; çalışanlar açısından algılanan adalet bilinci daha çok dağıtım adilliği ile ilgilidir. Çalışanların işe bağlılıklarında cinsiyet, yaş ve deneyim değişkenlerine göre farklılaşmalar görülmüştür. Aynı zamanda çalışanların dağıtım ve işlem adaletine ilişkin algılarının işe bağlılıkları ve iş tatminleri üzerinde etkisi olduğu belirlenmiştir.
Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin mesleki bağlılıkları ile bireyselleştirilmiş bakım algıları arasındaki ilişki
Bireyselleştirilmiş bakım; Hasta bakım uygulamalarının hızlı ve yoğun bir şekilde verilmesini gerektiren cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin dar sınırlar içerisinde standardize edilmiş bakım uygulamalarının dışında hasta bireylerin ihtiyaçları, değerleri, düşünceleri, tercihleri ve deneyimleri doğrultusunda planlanan ve uygulanan bireyselleştirilmiş bakımı uygulamaları gerekir. Hemşirelerin hastalara bireyselleştirilmiş bakım vermelerini etkileyen durumlardan biri de mesleki bağlılık düzeyleridir. Araştırmanın Amacı: Bu araştırma, cerrahi birimlerde görev yapan hemşirelerin mesleki bağlılık düzeyleri ile bireyselleştirilmiş bakım algıları arasındaki ilişkinin ortaya konması amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte anket araştırmasıdır. Çalışma verileri, Aralık 2021 – Ocak 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırma evrenini tüm Türkiye'deki cerrahi birim hemşireleri oluştururken, araştırma örneklemi ilgili tarihler arasında ulaşılabilen 138 cerrahi hemşireleri ile sınırlandırılmıştır. Araştırmanın verilerini; Sosyodemografik veri formu, 4 Boyutlu Mesleki Bağlılık Ölçeği (MBÖ), Bireyselleştirilmiş Bakım Algısı(BBS) A-Hemşire Versiyonu oluşturmaktadır. Bulgular: Hemşirelerin mesleki bağlılık genel ve duygusal bağlılık puan ortalamalarının yüksek oluşunun bireyselleştirilmiş bakım algısı genel puan ortalamalarını arttırdığı görülmektedir (p=0,04). Hemşirelerin mesleki bağlılık alt boyutlarından biri olan alternatiflerin sınırlılığı puan ortalamalarındaki artışın, hemşirelerin bireyselleştirilmiş bakım algısı alt boyutlarından kişisel yaşam durumu alt boyut puanlarında azalmaya neden olmaktadır. Sonuç: Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin mesleki bağlılık düzeyleri bireyselleştirilmiş bakım algıları ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle hemşirelerin mesleki bağlılıklarını arttırmak hem çalışan memnuniyetini hem bakım kalitesini arttıracaktır.
Does flight crew work motivation and enthusiasm change with increasing tenure?: The case of Turkish Airlines
The aim of this research was to determine the change of work motivation and work enthusiasm levels of the flight crew. The universe of the research consists of the flight crew who work at Turkish Airlines. The selection of 225 flight crew who are included in the sample of this study was made by a convenience sampling method. The data in the study were collected through an online questionnaire form consisting of three main parts. The SPSS 20 program was used in the analysis of data. As a result, a positive but weak relationship was found between the intrinsic motivation levels of the flight crew and the levels of absorption, dedication and vigor. There was no statistically significant relationship between the extrinsic motivation levels of the flight crew and their absorption attitudes, dedications and vigors. Motivation levels of the flight crew did not differ according to age, educational status, marital status, working time in the aviation sector, working time in the company and position in the flight crew, but it was found that the extrinsic motivation levels of male flight crew personnel were higher than female flight crew personnel. The work enthusiasm attitudes of the flight crew did not differ according to their education status, marital status, working time in the aviation sector, and working time in the company. Absorption and dedication levels of female flight crew personnel were higher than male flight crew personnel. The vigor of the participants did not differ according to gender. However, the vigor of the older crew personnel was found to be lower than the younger ones. The absorption and dedication levels of the flight crew did not differ
Örgütsel demokrasinin çalışanların bağlılık duygusu üzerindeki etkisi ve analitik bir araştırma
Örgütlerde çalışanların bağlılık duyguları, çalışanların performansları ve buna paralel olarak örgüt verimliliği açısından önemlidir. Çalışanların bağlılık duygularının yükseltilmesinde ise örgütsel demokrasi algısı önemli olmaktadır. Demokratik örgüt yapılarında çalışanların örgüte yönelik tutum ve davranışları da olumlu olacaktır. Örgütlerde demokratik yaklaşımların benimsenmesi ve çalışanların örgüt kararlarına katılımlarının sağlanması önemlidir. Bu araştırmanın amacı örgütsel demokrasinin çalışanların bağlılık duyguları üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bu araştırma örgütsel demokrasinin çalışanların bağlılık duygusu üzerindeki etkisinin tespit edilmesi amacıyla tanımlayıcı bir araştırma olarak planlanmıştır. Araştırmada öncelikle literatür taraması kapsamında örgütsel demokrasi ve örgütsel bağlılık duyguları ile ilgili tanımlamalara yer verilmiştir. Araştırmanın son bölümünde ise örgütsel demokrasinin çalışanların bağlılık duyguları üzerindeki etkileri anket çalışması kapsamında incelenmiştir. Araştırmanın evreni İstanbul ilinde iletişim sektöründe çalışanlar olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında Yazıcıoğlu ve Erdoğan (2004) çalışmalarından faydalanılarak en az 384 çalışana ulaşılmasının %95 güven seviyesinde yeterli olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda araştırmada kolayda örneklem yöntemi kapsamında 397 kişiyle anket çalışması yapılmış ve elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Araştırma veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu demografik özelliklere yönelik sorulardan, örgütsel bağlılık ölçeğinden ve örgütsel demokrasi ölçeğinden oluşmaktadır. Araştırmada veri analizi SPSS 22 paket programında yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre örgütsel demokrasinin normatif bağlılık üzerindeki etkisi regresyon modeli kapsamında incelendiğinde, adalet, eşitlik ve hesap verebilirlik algılarının normatif bağlılık üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Bununla beraber eleştiri ve şeffaflık algısının normatif bağlılık üzerinde etkili bir değişken olduğu tespit edilmiştir. Eleştiri algısı normatif bağlılığı negatif yönde etkilerken, şeffaflık algısı duygusal bağlılık algısını pozitif yönde etkilemektedir. Bununla beraber regresyon katsayısı incelendiğinde, örgütsel demokrasi alt boyutlarının normatif bağlılığı %28,4 oranında açıkladığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Demokrasi, Örgütsel Bağlılık, İletişim Sektörü
Konaklama işletmelerinde personel güçlendirme, işe bağlılık, işe gömülmüşlük ve yeni ürün geliştirme performansı: Van ilinde 4 ve 5 yıldızlı otellerde araştırma
Bu çalışmanın amacı, personel güçlendirme, işe bağlılık, işe gömülmüşlük ve yeni ürün geliştirme arasındaki ilişkiyi analiz etmektir. Araştırmanın örneklemini Van ilinde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı konaklama işletmeleri oluşturmaktadır (n=300). Bu bağlamda söz konusu çalışanlar ile yapılan, dört ölçekten oluşan, anket çalışması yoluyla elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilerek; faktör analizi, regresyon ve korelasyon analizleri yardımıyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre, personel güçlendirme, işe bağlılık, işe gömülmüşlük, arasında pozitif bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Son olarak araştırmanın bazı kısıtları olduğu belirtilmiş ve gelecekte yapılacak olan araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Personel Güçlendirme, İşe Bağlılık, İşe Gömülmüşlük, Yeni Ürün Geliştirme, Konaklama İşletmeleri.
Okul yöneticilerinin güç merkezi oluşturma taktikleri ile öğretmenlerin işe tutkunlukları arasındaki ilişki
Bu çalışma, kamuya bağlı eğitim kurumlarında görev yapan okul yöneticilerinin güç merkezi oluşturma taktikleri ile bu kurumlarda görev yapan öğretmenlerin işe tutkunlukları arasındaki ilişkinin demografik veriler (cinsiyet, görev yapılan okul düzeyi, kıdem, mezuniyet durumu, okulda bulunan öğretmen sayısı ve aynı okulda yaklaşık çalışma süresi) özelinde incelenmesi amacıyla yapılmaktadır. Bu temel amaç doğrultusunda " Okul yöneticilerinin güç merkezi oluşturma taktikleri ile öğretmenlerin işe tutkunlukları arasında anlamlı bir ilişki var mıdır? " sorusuna yanıt aranacaktır. İlişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmanın evrenini, 2020–2021 öğretim yılında Uşak ili ve ilçelerindeki kamuya bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 2798 öğretmen oluşturmaktadır. Basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen araştırma örneklemini ise, 350 ilkokul, ortaokul ve lise öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Gencer (2018) tarafından geliştirilen 5'li likert tipi, 41 maddelik ve üç boyutlu "Güç Merkezi Oluşturma Oyunları Ölçeği" ve Turgut, T (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan 6'lı likert tipi, 17 maddelik ve yine üç boyutlu "Çalışmaya Tutkunluk Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için Aritmetik Ortalama, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Örneklemler t-Testi, Pearson Momentler Çarpımı Katsayısı ve Çoklu Regresyon Analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen veriler istatistik programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre, öğretmenlerin, okul yöneticilerinin güç merkezi oluşturma taktiklerine yönelik algı düzeylerinin; sponsorluk taktiğinde orta, ittifak kurma taktiğinde orta, imparatorluk kurma taktiğinde orta, bütçeleme taktiğinde orta, uzmanlık taktiğinde orta ve patronluk taktiğinde düşük olduğu saptanmıştır. Araştırma verilerine göre, öğretmenlerin, okul yöneticilerinin güç merkezi oluşturma taktiklerine yönelik görüşleri, cinsiyet, okul düzeyi ve kıdem yılı bağımsız değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamakta iken; mezuniyet durumu, okuldaki öğretmen sayısı ve aynı okulda çalışma süresi bağımsız değişkenlerine göre farklılaşmaktadır. Öğretmenlerin, araştırmanın diğer değişkeni olan işe tutkunluğa yönelik dinçlik ve yoğunlaşma alt boyutlarına ilişkin algı düzeylerinin yüksek, adanmışlık alt boyutuna ilişkin algı düzeyi ise oldukça yüksek olarak tespit edilmiştir. Araştırma genelinde işe tutkunluk düzeyine yönelik öğretmen algı düzeyinin yüksek olduğu anlaşılmaktadır. İşe tutkunluk ve bazı alt boyutlarına yönelik öğretmen görüşlerinin ise, görev yapılan okul düzeyi bağımsız değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Cinsiyet, kıdem yılı, mezuniyet durumu, okulda bulunan öğretmen sayısı ve aynı okulda yaklaşık çalışma süresi bağımsız değişkenlerinde ise herhangi bir farklılaşmaya rastlanmamıştır. Araştırmada okul yöneticilerinin güç merkezi oluşturma taktikleri ile öğretmenlerin işe tutkunlukları arasındaki ilişkiler incelendiğinde, okul yöneticilerinin güç merkezi oluşturma taktiklerinin; sponsorluk, ittifak kurma, imparatorluk kurma, bütçeleme, uzmanlık, patronluk, tümü ile öğretmenlerin işe tutkunluk düzeyleri arasında anlamlı, negatif yönlü, orta düzey bir ilişki olduğu görülmüştür. Son olarak, okul yöneticilerinin güç merkezi oluşturma taktiklerinden patronluk taktiğinin, öğretmenlerin işe tutkunluk düzeylerini anlamlı ve negatif yönde yordadığı görülmüştür.
Okullarda liderlik kapasitesi ile öğretmenlerin mesleğe adanmışlık düzeyi ilişkisi
Okulların başarısında öğretmenin mesleğine adanmışlıkları önemli bir rol oynamaktadır. Öğretmenlerin mesleğe adanmışlığında da okulların liderlik kapasitesinin rolü büyüktür. Bu nedenle bu araştırmada okulların liderlik kapasitesi ile öğretmenlerin mesleğe adanmışlık düzeylerinin ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda "Ortaöğretim kurularında görevli öğretmenlerin, okulun liderlik kapasitesi algısı ile öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki var mıdır?" sorusuna yanıt aranmıştır. İlişkisel tarama modelinde desenlenen bu araştırmanın evrenini İzmir ili merkez ilçelerinde ve Menemen ilçesinde bulunan ortaöğretim kurumlarında 2020-2021 eğitim-öğretim yılında görev yapan 9322 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini evrende yer alan öğretmenlerden, ilçelerin öğretmen sayılarına doğru orantılı bir dağılımla rastgele örneklem ile seçilmiş, 443 öğretmen oluşturmaktadır. Örnekleme dâhil olan öğretmenlere Kılınç (2013) tarafından geliştirilen ve 30 ifadeden oluşan Okullarda Liderlik Kapasitesi Ölçeği ile Kozikoğlu ve Senemoğlu tarafından geliştirilmiş ve 20 ifade içeren Öğretmenlik Mesleğine Adanmışlık Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin betimleyici istatistik analizleri yapıldıktan sonra çarpıklık ve basıklık değerlerine göre normal dağılıma sahip olduğunun tespit edilmesi üzerine verilere, t-Testi ve ANOVA analizleri uygulanmıştır. Ayrıca okul liderlik kapasitesi ile öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi uygulanmıştır. Bu analizlerle birlikte okul liderlik kapasitesinin öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin yordayıcısı olup olmadığını belirlemek üzere basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, öğretmenlerin okul liderlik kapasitesine ilişkin algılarının tüm ölçek düzeyinde ve ölçeğin tüm alt boyutlarında "yüksek" düzeyde olduğu görülmüştür. Örnekleme dahil olan öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin tüm ölçek genelinde ve ölçeğin tüm alt boyutlarında çok yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları okul liderlik kapasitesinin ve öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeylerinin; öğretmenlerin cinsiyetlerine, mesleki kıdemlerine ve eğitim düzeylerine göre farklılaşmadığını göstermektedir. Ancak öğretmenlerin okuldaki çalışma sürelerine göre okul liderlik kapasitesinde anlamlı bir fark olduğu, bununla birlikte öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeylerinde anlamlı bir fark olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin, okul liderlik kapasitesi algısı ile pozitif yönde ve zayıf bir ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte öğretmenlik mesleğine adanmışlığın tüm boyutları ile okul liderlik kapasitesi arasında anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Araştırmada yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonucunda okul liderlik kapasitesinin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuca göre okul liderlik kapasitesi düzeyi öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin yaklaşık %4'ünü açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: Okul liderlik kapasitesi, öğretmenlik mesleğine adanmışlık, öğrencilere adanma, mesleğe bağlılık.
Çalışma yaşamı alanlarının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisinde işe adanmışlığın aracı rolü
Bu tezde çalışma yaşamı alanları ile örgütsel vatandaşlık davranışı arası ilişkide işe adanmışlığın aracılık rolünün incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, çalışma yaşamının farklı alanlarının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki olası etkilerini dikkate alan bütünleştirici bir modeli test etmektedir. Ayrıca bu ilişkide işe adanmışlığın aracılık rolü de test edilmektedir. Daha spesifik olarak, çalışma yaşamının altı alanında (iş yükü, adalet, ödül, çevre, kontrol ve değerler) algılanan uyum örgütsel vatandaşlık davranışının bir yordayıcısı olarak ele alınırken, işe adanmışlık, örgütsel vatandaşlık davranışının altında yatan mekanizmayı anlamada aracı bir faktör olarak ele alınmaktadır. Çalışmanın verileri, Türkiye'de faaliyet gösteren bir savunma sanayi şirketinde görev yapan 208 çalışandan anket yöntemiyle toplanmıştır. Değişkenler arası ilişkiler aracılık analizleriyle incelenmektedir. Araştırmanın sonucunda, çalışma yaşamı alanlarının işe adanmışlığı olumlu yönde etkilediği görülmüştür. İşe adanmışlık da benzer şekilde örgütsel vatandaşlık davranışını olumlu yönde tahmin etmektedir. Çalışma yaşamı alanlarından beş faktörün (adalet, ödül, çevre, kontrol ve değerler) örgütsel vatandaşlık davranışını üzerindeki etkisinde işe adanmışlığın tam aracı rolü saptanırken iş yükü ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler; çalışma yaşamı alanları (iş yükü, adalet, ödül, çevre, kontrol ve değerler), işe adanmışlık, örgütsel vatandaşlık davranışı
İş-aile çatışması ve işe tutkunluk ilişkisinde iş özerkliğinin düzenleyici rolü
Bu çalışmanın amacı, iş-aile çatışması ile işe tutkunluk arasındaki ilişkide ve aile-iş çatışması ile işe tutkunluk arasındaki ilişkide, iş özerkliğinin düzenleyici rolünü incelemektir. Bu ilişkiler iş talepleri/kaynakları modeli çerçevesinde değerlendirilmiş olup, iş-aile çatışması ve aile-iş çatışması birer iş talebi, iş özerkliği ise bir iş kaynağı olarak ele alınmaktadır. Bilişim sektörü, küreselleşmeden çok fazla etkilenmekte olup, yoğun iş temposu, uzun mesai saatleri ve sürekli yenilenme ihtiyacı içermektedir. Bu sebeple çalışmada veriler, Ankara ve İstanbul'da özel sektör ve kamuda çalışan 217 bilişim sektörü çalışanından toplanmıştır. Çalışmanın araştırma hipotezleri, Spps Process Makrosu ile yapılan regresyon analizleri ile test edilmiştir. Elde edilen bulgular aile-iş çatışması ile işe tutkunluğun alt boyutu olan yoğunlaşma arasındaki ilişkide, iş özerkliğinin düzenleyici rol oynadığını göstermektedir. Şöyle ki, elde edilen verilere göre, iş özerkliğinin yüksek olduğu durumlarda aile-iş çatışması çalışanların işe yoğunlaşmasını azaltmaktadır. Bunun yanı sıra, iş-aile çatışmasının işe tutkunluk ve onun alt boyutları olan dinçlik ve yoğunlaşmayı olumsuz yönde etkilerken, adanmışlık üzerinde istatiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmadığı tespit edilmiştir. Aile-iş çatışmasının ise, işe tutkunluk ve alt boyutlarıyla arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişkisinin bulunmadığı görülmektedir.
Duygusal emek sürecinde eylem yöneliminin koruyucu rolü: Kişilik sistemleri etkileşim kuramı yaklaşımı
Bu çalışma, gün içinde sergilenen duygusal emeğin durumluk işe adanmışlık ve duygu performansı ile ilişkisini Kişilik Sistemleri Etkileşim Kuramı çerçevesinde incelemeyi amaçlamıştır. Bu doğrultuda eylem yönelimli olmanın duygusal emeğe başvurmaya ve duygusal emeğin olumsuz etkilerine karşı, çalışanın kurumu ile benzer değerleri paylaştığına inandığı durumda koruyucu bir rolü olacağı öne sürülmüştür. İlk aşamada Eylem Kontrolü Ölçeği'nin Türkçe formunun öğrenci ve çalışanlardan oluşan örneklemde (N = 981) güvenilir ve geçerli bir ölçüm aracı olduğu gösterilmiştir. Tez çalışmasında 139 çalışandan birbirini takip eden 5 iş günü boyunca elde edilen toplamda 639 ölçüm kullanılmıştır. Hiyerarşik doğrusal modelleme analizi sonuçları, eylem yöneliminin duygusal emek stratejileri ile negatif, işe adanmışlık ve duygu performansı ile pozitif yönde ilişkili olduğunu göstermiştir. Yüzeysel davranmanın eylem yönelimi ile işe adanmışlık ve eylem yönelimi ile duygu performansı ilişkilerine aracılık ettiği bulunmuştur. Bunlara ek olarak, eylem yöneliminin negatif duygulanım ile yüzeysel davranma ve yüzeysel davranma ile işe adanmışlık ilişkilerinde düzenleyici rolü olduğu; ilişkilerin eylem yönelimli çalışanlar için daha zayıf olduğu görülmüştür. Değer uyumunun düzenleyici etkisi anlamlı bulunmamıştır. Çalışmanın sonuçları eylem yöneliminin yüzeysel davranmanın hem deneyimi hem de olumsuz etkilerine karşı koruyucu bir rolü olduğunu göstermiştir.
How internal marketing leads to citizenship behavior in services? The role of internal satisfaction and work engagement
This research aims to determine the effect of internal marketing activities on citizenship behavior in services. In addition, it is also aimed to find the mediating effect of work engagement on the relationship between internal marketing and citizenship behavior. Finally, the mediated effects of internal satisfaction are examined in the relationships between internal marketing and work engagement as well as work engagement and citizenship behavior. This research investigated the concepts of internal marketing, work engagement, internal customer satisfaction, and citizenship behavior which are critical concepts for employees and organizations in the marketing and management fields. Online survey techniques as one of the quantitative research methods were utilized to collect primary data. This study's target population consists of Azerbaijani public bank employees. Due to the larger size of employees working in public banks in the country, it seems it would be more convenient to access the employees of public banks for gathering data. Therefore, we used a simple convenience sampling technique to collect data from 300 employees of public banks in Azerbaijan. Findings showed that two dimensions of internal marketing activities (i.e., reward and vision) positively affect work engagement whereas another dimension did not affect work engagement. Furthermore, findings highlighted the significant effect of work engagement on citizenship behaviors. For the first time, our results indicated that work engagement plays a mediated role in the relationship between internal marketing and citizenship behaviors. Finally, the results of Hayes' Process (Model 58) demonstrated that internal satisfaction moderates the relationship between internal marketing and work engagement as well as the link between work engagement and citizenship behavior. Key Words: Internal Customer Satisfaction, Internal Marketing, Work Engagement, Citizenship Behavior.
Yöneticilerin liderlik özelliklerinin çalışanların işe sarılma ve motivasyonu üzerindeki etkisi: Trabzon vodafone mağazaları örneği
Günümüz rekabet ortamında işletmelerin varlıklarını devam ettirebilmeleri daha da güçleşmiştir. İşletmeler insan faktörünün en önemli kaynakları olduklarının farkına varmışlar ve bu yönde çalışmalarını artırmışlardır. İşletmelerin varlıklarını devam ettirebilmeleri için verimli ve etkin olarak faaliyette bulunmaları gerekir. Bunun için de işine sarılan, motivasyon düzeyi yüksek çalışanlara ihtiyaç duyulur. Çalışanların motivasyonu ve işe sarılma düzeyleri üzerinde pek çok faktör etkili olmaktadır. Bu faktörler arasında en önemlilerden birisi liderlerin sahip oldukları liderlik özellikleridir. Bu çalışmada yöneticilerin liderlik özelliklerinin çalışanların işe sarılma ve motivasyonu üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla Trabzon ilinde faaliyet gösteren Vodafone mağaza çalışanları üzerinde çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya toplam 100 (48 kadın, 52 erkek) çalışan dahil edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi SPSS programıyla yapılmıştır. Yapılan analizler neticesinde liderlik özellikleri ile işe sarılma ve motivasyon arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu görülmüştür.
Öğretmenlerin iş yaşam kalitesi ile işe bağlılık düzeyleri arasındaki ilişki
Literatürde, yüksek iş yaşam kalitesinin çalışan motivasyonu, mesleki doyum ve performans üzerinde olumlu etkiler yarattığı; işe bağlılıkla pozitif yönde ilişkili olduğu sıklıkla vurgulanmaktadır. Öğretmenlik gibi yoğun duygusal emek gerektiren mesleklerde, bu iki kavram arasındaki ilişkinin belirlenmesi, eğitim hizmetlerinin kalitesini artırmada stratejik bir önem taşımaktadır. Bu araştırma, öğretmenlerin iş yaşam kalitesi ile işe bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkiyi inceleyerek eğitim sisteminin sürdürülebilirliğine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinin benimsendiği çalışmada, Denizli ilinde görev yapan 372 öğretmenden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Veri toplama aracı olarak İş Yaşam Kalitesi Ölçeği ile Utrecht İşe Bağlılık Ölçeği kullanılmış, bulgular istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin iş yaşam kalitesi algılarının genel olarak orta ve üst düzeyde, işe bağlılıklarının ise yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Lisansüstü eğitim düzeyine sahip öğretmenlerin mesleki doyumlarının yüksek olmasına rağmen stres düzeylerinin de arttığı gözlemlenmiştir. Ayrıca yaş ve mesleki kıdem arttıkça hem iş yaşam kalitesi hem de işe bağlılık düzeylerinde anlamlı artışlar saptanmıştır. İş yaşam kalitesi ile işe bağlılık arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuş; iş yaşam kalitesinin işe bağlılığı yordayan bir değişken olduğu ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin iş yaşam kalitesini artırmaya yönelik politika ve uygulamaların geliştirilmesinin, mesleki doyumu ve işe bağlılığı güçlendireceğini göstermektedir. Bu kapsamda stres yönetimi programları, esnek çalışma modelleri ve kariyer gelişim fırsatları gibi stratejik adımların eğitim sisteminin etkinliğine katkı sunabileceği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: İş yaşam kalitesi, işe bağlılık, okul örgütü
Çalışanların örgütsel demokrasi algılarının bağlamsal performansla ilişkisinde işe bağlılığın aracılık rolü
Bu araştırmanın temel amacı, çalışanların örgütsel demokrasi algılarının bağlamsal performansla ilişkisinde işe bağlılığın aracılık rolünün incelenmesidir. Örneklem seçiminde tesadüfi olmayan kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler bir devlet üniversitesinin 273 çalışanından anket yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmada doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirlik analizi, bağımsız örneklem t-testi, Pearson korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi, hiyerarşik regresyon analizi ve Sobel analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, çalışanların örgütsel demokrasi algıları, işe bağlılık ve bağlamsal performansı arasında anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Algılanan örgütsel demokrasinin, işe bağlılık ve bağlamsal performans üzerinde istatistiki olarak anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. İşe bağlılığın da bağlamsal performans üzerinde istatistiki olarak anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çalışma sonucunda çalışanların örgütsel demokrasi algısının bağlamsal performans ile ilişkisinde işe bağlılığın kısmi aracı bir rolünün olduğu da tespit edilmiştir.
Hizmetkâr liderliğin yenilikçi iş davranışına etkisinde işe adanmışlığın aracı rolü
Bu çalışmanın amacı Hizmetkâr liderliğin yenilikçi iş davranışı üzerindeki etkisinde işe adanmışlığın aracı rolünü tespit etmektir. Hizmetkâr liderliğin yenilikçi iş davranışına etkisinde işe adanmışlığın aracılık rolü araştırılmıştır. Bu maksatla, Kahramanmaraş ilindeki 662 Üretim işletmeleri çalışanından anket ile veri toplanmıştır. Verilerin analizinde, keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmış, değişkenler arası korelasyonlar tespit edilmiş ve yapısal eşitlik modeli ile modelin uyum iyiliği testleri ve regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda üretim işletmeleri çalışanlarında hizmetkar liderliğin işe adanmışlığı ve yenilikçi iş davranışını pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca işe adanmışlığın yenilikçi iş davranışını pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Yapılan aracılık analizi neticesinde işe adanmışlığın yüksek aracılık rolü olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
Algılanan örgütsel desteğin örgütsel sinizm ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi
Bu çalışmada algılanan örgütsel desteğin, örgütsel bağlılık ve örgütsel sinizm üzerindeki etkisi ile algılanan örgütsel desteğin, örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinde örgütsel sinizmin aracı rolü araştırılmıştır. Bu amaçla Osmaniye ilinde Devlet Hastanesinde görev yapmakta olan 250 sağlık personelinden anket ile veri toplanmıştır. Verilerin analizinde, keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmış değişkenler arası korelasyonlar tespit edilmiş ve yapısal eşitlik modeli ile modelin uyum iyiliği testleri ve regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda sağlık çalışanlarının örgütsel destek algıları, örgütsel bağlılığı pozitif yönde, örgütsel sinizmi ise negatif yönde anlamlı etkilediği, örgütsel sinizmin ise örgütsel bağlılığı negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Analiz sonucunda örgütsel desteğin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinde örgütsel sinizmin yüksek aracılık rolü olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
Psychological capital: Links to support, job engagement and organizational commitment
Psychological Capital: Links to Support, Job Engagement and Organizational Commitment Positive psychology discipline is concerned with the positive emotions, positive behaviors and supportive institutions with an aim of understanding both human suffering, happiness and their enablers. Under the positive psychology discipline, psychological capital construct emerged to help us understand developmental capacity of individuals in terms of having self-efficacy to spend necessary endeavors to achieve goals, feeling optimistic about success, having hope and perseverance towards goals and being resilient when encountered by obstacles. This study's main purpose was understanding the impact of psychological capital on affective commitment and job engagement. For this objective, responses from 206 employees from different industries and various occupations were collected with a two-phased questionnaire. The results showed that psychological capital had an important influence on affective commitment and job engagement along with a strong relationship with workplace support. Furthermore, there was the full mediation effect of psychological capital between perceived organizational support, supervisor support, coworker support and job engagement. The results of this study are providing future researchers with support that PsyCap is an important construct which needs to be investigated when studying employee outcomes and workplace support. Since the research of psychological capital has been developing recently, more research and attention are needed for its understanding and prediction on employee outcomes.