Ottoman State

2,308 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Edirne Sultan II. Bayezid Vakfı (1484-1826)

Günümüzde eğitim, sağlık, beslenme, barınma, istihdam ve ulaşım gibi devlete ait görevler Osmanlı Devleti döneminde vakıflar tarafından yerine getirilmiştir. Hayırseverler kurdukları vakıfların hizmet vermesini sağlamak amacıyla pek çok gelir kaynağı tahsis etmiştir. Özellikle hanedan üyelerinin kurduğu vakıfların gelir kaynakları çok çeşitli ve bütçeleri oldukça büyüktür. Elde edilen gelirle vakfın günlük hayata dair masrafları karşılanmıştır. Vakfa ait bilgiler öncelikle vakfiyeye ve vakıf hizmet vermeye başladıktan sonra muhasebe defterlerine kaydedilmiştir. Bu kaynaklar incelenerek vakıfların ekonomik, sosyal ve kültürel hayatına ait pek çok ve önemli bilgilere ulaşılmaktadır. Sultan II. Bayezid de Edirne'de cami, medrese, darüşşifa, imaret ve köprüden oluşan bir vakıf külliye inşa ettirmiştir. Bu vakfın daha önce darüşşifa ve medresesi birçok çalışmada tanıtılmıştır. Tüm birimlerinin mimari ve sanat tarihi açısından tanıtımı yapılmıştır. Fakat vakfın tüm birimlerini birlikte ve kapsamlı olarak inceleyen bir çalışma yapılmamıştır. Özellikle vakfiyeleri ve muhasebe defterleriyle beraber vakfın kuruluşundan itibaren uzun bir dönemini inceleyen bir çalışma hazırlanmamıştır. Bu sebeplerle çalışmamız bu ana kaynaklar karşılaştırılarak kaleme alınmıştır. Vakfın gelir kaynakları Rumeli ve Trakya'nın köyleri ve şehirlerinde bulunmaktaydı. Bunlar çeşitli vergiler ile hamam, değirmen, dükkân, tarla, bağ, bahçe gibi taşınmaz mallardan oluşmaktadır. Bu gelirler sayesinde vakıfta canlı bir sosyal ve ekonomik hayat yaşanmıştır. Dolayısıyla Edirne'deki hayata da canlılık katmıştır. Vakfın ilk dönemlerinde gelirleri giderlerini karşılamıştır, fakat zamanla ekonomik durumu kötüleşmiştir. Gelirleri masrafları karşılayamaz hale gelmiştir. Bu durum sadece Bayezid Vakfı için geçerli değildir. Birçok vakfın gelirleri hizmet vermeye devam edebilmeleri için birleştirilmiştir. Edirne'deki bazı sultan vakıfları ile şahıslara ait birkaç vakıf II. Bayezid Vakfı'na bağlanarak gelirleri bir araya toplanmıştır. Bu sayede vakıfların hizmet devamlılığı sağlanmaya çalışılmıştır. Sultan II. Bayezid Vakfı'nın personel maaşları, tamirat masrafları, mutfak harcamaları ve çok çeşitli ihtiyaçları giderlerini oluşturmaktadır. Vakıf sadece kendi giderlerini değil, aynı zamanda Edirne'deki bazı vakıfların giderlerini de karşılamıştır.

EdirneOsmanlı DevletiVakıflar
Hilal Yılmaz
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Ohri kazası (XVI. yüzyıl sonlarından XVIII. yüzyıl başlarına kadar)

1979 yılında Ohri Gölü, 1980 yılında Ohri şehri UNESCO tarafından dünya kültür mirası listesine alınmıştır. Bu durum Ohri Gölü'nün ve Ohri şehrinin ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Ohri, 1385 yılında Osmanlı hâkimiyetine girmesinin ardından Rumeli Eyaleti'ne tabi sancak merkezi konumuna getirilmiştir. Çalışmada, Balkanlarda stratejik açıdan önemli sancaklardan biri olan Ohri sancağının merkez kazasının XVI. yüzyıl sonlarından XVIII. yüzyıl başlarına kadarki idarî, demografik ve iktisadî yapısının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, giriş bölümü hariç dört bölümden oluşmakta olup giriş bölümünde çalışmanın sınırları ve kaynakları tetkik edilerek Ohri'nin kısa bir tarihçesine yer verilmiştir. Birinci bölümde Ohri kazasının dönem içeresindeki coğrafi önemi ve idari yapısı ortaya konulmuştur. Devamında kazada görevli olan başta sancakbeyi olmak üzere alaybeyileri, çeribaşıları, subaşıları ve diğer kale görevlilerinden oluşan ehl-i örf ile ehl-i şer' mensubu kadıların kimler olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde Ohri şehrinin fizikî yapısı kısmında kale, saray, çarşı ve pazarlar ile derphane incelenmiştir. Diğer kısımda ise şehrin fizikî yapının şekillenmesinde vakıfların rolü ile sancaktaki vakıf ve vakıf eserleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde çalışılan dönem içerisinde Ohri kazasının nüfus yapısı incelenmiştir. Ohri kazasının iktisadî yapısının ele alındığı son bölümde ise Ohri kazasındaki zirai üretim, balıkçılık, hayvancılık ve kükürt maden işletmeciliği incelenmiştir. Ayrıca kazadaki avârız, cizye, nüzül, sürsat vb. gibi vergi gelirlerine de yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Rumeli, Ohri, Balkanlar, Kaza, kükürt, Demografik, İktisadî ve İdarî Yapı

BalkanlarMakedonya-OhriOhri Gölü+2
Yılmaz Çetiner
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Şeyhülislam ailelerinin kültür ve sanat alanına katkıları

Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan son dönemine kadar birçok farklı aile devletin önemli makamlarını uhdesinde bulundurmuştur. Bu alanlardan biri de ilmiye sınıfıdır. Yüzyıldan yüzyıla değişiklik göstermekle birlikte belli başlı aileler, ilmiye sınıfındaki makamlara çok sayıda devlet adamı yetiştirmiş, aynı aileye mensup birçok kişi şeyhülislamlık, kazaskerlik, kadılık ve müderrislik makamlarına erişerek görev yapmıştır. Bu ailelerden yetişen hemen herkesin ilmiye sınıfındaki mesleklere yöneldiği, faklı alanlara yönelimin yok denecek kadar az olduğu anlaşılmaktadır. Yine bu ailelere mensup kişiler gerek sosyal çevreleri gerekse bulundukları makamın etkisi ile yalnızca mesleklerini ifa etmekle kalmamış aynı zamanda kültürel ve sanatsal faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bu alanlardan biri de şiir ve edebiyattır. Bu meşguliyet kimi zaman bilfiil sanat icra etmek şeklinde, kimi zaman sanatçıları himâye etmek şeklinde kendini gösterir. Şeyhülislam aileleri ele alındığında, bizzat şiir yazıp mürettep divanlar kaleme alan çok sayıda şeyhülislam, kazasker, kadı ve müderrislerin bulunduğu görülür. Diğer yandan bu kimseler İstanbul'da yahut görev yaptıkları diğer şehirlerde şiirin ve şairin destekçisi ve koruyucusu olmuş, hâmîlik rolünü üstlenmişlerdir. Bazı şeyhülislam ailelerindeki şiir ve edebiyata olan bu ilgi ve merakın tıpkı meslekler gibi, kuşaktan kuşağa aktarılarak devam ettiği görülmüştür. Şeyhülislam aileleri ve onların edebiyata katkılarını bütün olarak görmek maksadı ile hazırlanan bu çalışmada şeyhülislam aileleri soyağaçları çıkarılmak suretiyle incelenmiş ve bu ailelere mensup kişilerin hem şairlikleri hem de kendilerine takdim edilen şiirler üzerinden hamilikleri hakkında değelendirmeler yapılmıştır.

HamilikOsmanlı DevletiŞairler+2
Hilal Kılıç
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük güçlerin kıskacındaki "küçük müttefik": Birinci Dünya Savaşı'nda ve sonrasında Nasturiler

Bu tezin amacı, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılma sürecinde Büyük Güçlerin vaatleri çerçevesinde isyan eden Nasturilerin, neler yaşadıklarını ve isyanlar sonunda neler elde ettiklerini ayrıntılı bir şekilde incelemektir. Bu tez, Nasturilerin savaş sırasında yaptıklarının karşılığı olarak, savaş sonunda kendileri için bir Nasturi devletinin kurulmasının gerekliliğine ilişkin olarak savundukları iddialara odaklanmaktadır. Tezde öncelikle Nasturilerin kim olduğu ortaya konulmaya çalışılmış, daha sonra millet sistemi içerisindeki Nasturilerin konumu ele alınmıştır. Misyonerlik faaliyetlerinin Nasturilere olan etkisi incelendikten sonra, Birinci Dünya Savaşı sürecinde Nasturilerin faaliyetleri irdelenmiştir. Son olarak, Türk İstiklâl Savaşı sürecinde Nasturilerin nasıl hareket ettikleri tespit edilmiştir. Bu tezde, birincil ve ikincil kaynaklara müracaat edilmiştir. Birincil kaynak olarak ATASE ve Milletler Cemiyeti'nin arşiv belgeleri kullanılmıştır. Yaşanan olaylar kronolojik bir sıra takip edilerek incelendiğinden dolayı olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisi net bir şekilde ortaya konmuştur. Konuya belgeler ışığında bakıldığında, Büyük güçlerin bölgedeki siyasi emelleri doğrultusunda Nasturilerden istifade ettikleri tespit edilmiş ve bununla birlikte Nasturilerin talepleri karşılanmayınca savaş sonunda yaşadıkları bölgelerden göç etmek durumunda kaldıklarını gözlemlemek mümkün olmuştur. Anahtar Kelimeler: Nasturiler, İsyan, Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı, Büyük Güçler

Dünya Savaşı IMilli MücadeleMilli Mücadele Dönemi+6
Yusuf Dinçel
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dinin toplumsallaşmasında aracı bir kurum: Erken modern Osmanlı toplumunda vaaz ve vaizler

Osmanlıların İslam'la ilişkisinin önemli bir unsuru olan vâizlik tarihçiler tarafından ihmal edilen, genellikle ilahiyat kökenli araştırmacılar tarafından vâizlerin siyaset ve toplum üzerindeki tesirlerine yönelik değerlendirmelere çok fazla girişilmeden incelenen bir konu olagelmiştir. Bu husustaki eksikliklerin giderilmesine katkı sunmayı amaç edinen bu çalışma, devlet, toplum ve din arasında aracı bir rol üstlenen vâizlerin Osmanlı toplumu üzerindeki etkisini, vâizlik mesleğinin temel hususiyetlerini ve vâizlerin etkili figürler olarak öne çıktıkları çeşitli olayları ortaya koyarak genel bir erken modern dönem Osmanlı vâizliği portresi çizmeyi hedeflemektedir. Tezde öncelikle vaaz faaliyetleriyle ilgili kavramlar ele alınmış, bunların İslam'ın tarihsel seyri içerisinde geçirdiği değişim ve Osmanlılara ne surette intikal ettiği hakkında değerlendirmelerde bulunulmuştur. Osmanlı vâizliği, İslam vâizlik geleneğinin bir parçası olarak geliştiğinden Hz. Muhammed'den başlayıp Abbasilere ve Osmanlı öncesi Müslüman-Türk toplumlarına kadarki süreçte vâizliğin gelişimi ayrıca incelenmiştir. Tezin üçüncü ve dördüncü bölümlerinde, Osmanlılarda vâizlik mesleğinin gelişimi ve kurumlaşması meseleleri irdelenmiştir. Beşinci bölümde, vaazın dini, toplumsal ve siyasal hadiselerdeki rolüne ve işlevlerine değinilmiştir. Sonuç bölümünde ise tezin özet olarak ortaya ne koymaya çalıştığı belirtilmiştir.

KadızadelilerOsmanlı DevletiOsmanlı toplumu+3
Emrah Şahin
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Sailing through modernity: Journey of mirror of victory to portsmouth and connected history of the Ottoman naval modernisation

In 1850, Mirror of Victory (Mir'āt-ı Zafer) and Stamp of the Sea (Sürāğ-ı Bahrī) went on a journey to Portsmouth and stayed at the harbour for six months for naval purposes. The harbour was the naval base and was amongst the modernising industrial towns of Britain. The journey of the Ottoman ships was an example of how the Ottoman navy was reformed in contact with Britain. During their stay in Portsmouth, both the deck of the ships and the harbour set the conditions for cultural interaction between the Ottoman marines and British locals. The locals visited the ships daily and communicated with the crew. The opinion-based articles of the journalists during and after the visits show that their interaction was not bounded to East-West dichotomy and Eurocentrism. Accordingly, the transmission of naval science and technology revealed after the interaction was an example of reciprocal transfer rather than imitation of Europe. The Ottoman naval officers who were trained at the harbour brought British style guns to on their return to Istanbul. A report written by Captain Mustafa Bey on the journey and logbook of the Mirror of Victory present valuable information about naval reforms. Going beyond the Westernisation/Europeanisation perspective, this thesis discusses Ottoman modernisation on the axis of interaction and transfer of technology. To overcome the problematic nature on the debates over modernisation, a connected modernisation approach is presented through the exemplary case of Mirror of Victory.

NavyCultural effectModernization+4
Büşra Arabacı
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Erken Osmanlı döneminde siyasal iktidar, ulemâ ve sûfîyye (İlişkiler, problemler)

Osmanlı merkezî yönetimi-ulemâ ve sûfîyye ne tarz bir ortamda hangi karşılıklı beklentilerle nasıl bir ilişki kurmuşlardır? Bu ilişkilerin sonuçları toplum hayatına nasıl yansımıştır? Bu çalışma, Osmanlı merkezî yönetiminin ulemâ ve sûfîyye ile ilişkilerine devletin kuruluş yıllarından başlayarak II. Mehmed döneminin sonlarına kadarki zaman aralığı kapsamında özellikle dillendirilen sorulara kendince cevap aramaya gayret ederek katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Konunun Fatih döneminin sonuyla sınırlanmasının sebebi, bu devirde yaşanan bazı gelişmelerin konumuz itibariyle mühim kırılma noktaları olmalarıdır. Çalışma kapsamında öncelikle konunun temel kaynaklarının ve modern araştırmaların genel bir değerlendirmesi yapılmış, girişte ulemâ ve sûfîyyenin Osmanlı öncesi dönemde siyasal otoritelerle ilişkilerinin nasıl olduğu anlatılmaya çalışılmıştır. Sonraki bölümler Osmanlı merkezî yönetiminin, sırasıyla ulemâ ve sûfîyye ile kurduğu ilişkilere ve bunların sosyal hayata yansıyan boyutlarıyla beraber sonuçlarına odaklanmaktadır. Dördüncü bölümde ulemâ ve sûfîyyenin birbirleriyle ilişkileri, Osmanlı merkezî yönetimiyle kurdukları münasebetlere ve topluma yansımalarının neler olduğu gösterilmeye gayret edilerek ele alınmıştır. Sonuç bölümündeyse genel bir değerlendirme yapılmıştır. Kısaca ifade edilecek olursa bu dönem boyunca Osmanlı idaresi, kendisine bir tehdit algılamadığı sürece, halk üzerindeki manevî nüfuzları sebebiyle göz ardı edemeyeceği ulemâ ve sûfîyye ile yakın ilişkiler kurmaya çalışmıştır. Bu yakın ilişkiler en başta, yönetime toplum nezdinde meşruiyet temin ederken karşılığında ulemâ ve sûfîyye düşünce ve ritüellerinde serbestlik kazanmışlar ve çeşitli maddî imkânlara nail olmuşlardır.

MeşruiyetOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+4
Mehmet Bozkurt
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çevre tarihi perspektifinden III. Mehmed'in 1596 eğri (Eger) seferi

Bu tez, III. Mehmed'in 1596 yılında ordusunun başına geçerek Eğri'ye düzenlediği askerî harekâtı ve 1596 tarihli Eğri Seferi Rûznâmesi'ni çevre ve iklim tarihinin metodolojisini kullanarak ele almaktadır. Zaman ve mekân olarak muharebe anlarının kendisinden daha çok yer kaplayan askerî harekât süreci üzerinde iklimin, çevrenin ve bunlarla ilişkili bir çerçevede de lojistiğin nasıl bir etkisinin olduğu incelenmektedir. Doğanın savaşın gidişatı ve askerlerin fiziksel-psikolojik durumu üzerinde nasıl bir rol oynadığı sorusunun cevabı, mücadele eden tarafların asker sayıları, silah teknolojileri, askerî eğitim ve strateji farklılıkları bir kenara bırakılarak cevaplandırılacaktır. Askerî tarih çalışmalarında pek yapılmadığı haliyle, kuşatmaları ve meydan savaşlarını ana odak noktası haline getirmeyerek sefer sürecinde yaşanan insan ve doğa ilişkilerine mercek tutulacaktır.

Askeri faaliyetlerAskeri harekatlarAskeri tarih+7
Bilal Hamza Erbaş
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Economic interaction between the Greek Orthodox Church and the Ottoman State in the seventeenth-century Ottoman documents

This thesis examines the nature of the financial activities of the Greek Orthodox Church vis-à-vis Ottoman State during the 17th century that has often been neglected by the historians due to the lack of archival sources. It proposes to overcome these challenges by systematically scanning two important archival collections, namely the Atik Şikâyet Defters and Mühimme Defters, which contain registers covering both ecclesiastical and non-ecclesiastical matters through an examination and analysis of the orders (hüküms) on financial aspects of the ecclestical matters between 1650 and 1690. This research will unveil the evolving dynamics between the church members and the Ottoman officers. Analysis of the orders in these registers with the religious, legal, financial and social dynamics of the petitioners sheds light on the financial changes of the period that is often characterized by almost exclusive crisis in the secondary literature. This thesis shows that the financial relations between them were more complex and that the crisis also included several cases of financial cooperation. Consequently, the findings promise to make a significant contribution to the field of Ottoman and ecclesiastical studies, providing a rich and comprehensive understanding of an important but under-explored period.

17. centuryEconomyEconomic relations+4
Deniz Gürkan
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

19. yüzyıl Osmanlı dünyasındaki bilginin üretimi ve dolaşımında bir kaymakam: Melek Ahmed Eğribozî

This thesis focuses on transcultural interactions in Ottoman intellectual transformation process during the nineteenth century. It argues that the intellectual transformation in the nineteenth century emerged not only as a result of increased relations with Europeans, but also as part of inter-communal relations within Ottoman society. Moreover, beyond these relations, Ottoman intellectual life in this period offers examples of interwoven character. In this period, the Greek-origin and Greek-speaking Muslims had a significant influence on the intellectual transformation at the time. However, previous studies have examined this phenomenon based on the examples in the center. Thus, this thesis aims to contribute to our understanding of the reflection of this influence in Ottoman countryside through the life of Melek Ahmed Eğribozî, a Greek-speaking provincial official, and his book on the Greek Rebellion.

AntiquityIntellectualCultural interaction+3
Enes Talha Bilgin
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

17. yüzyıl başına ait şer'iyye siciline göre Tekirdağ'da sosyal ve ekonomik hayat: Kaynak ve değerlendirme

Şer'iyye sicilleri Osmanlı Tarihinin en önemli arşiv kaynaklarından birisidir. Bunlar Osmanlı toplumunun iktisadi, sosyal ve hukuki hayatını, adet gelenek ve göreneklerini toplumsal hayatını en iyi şekilde bize aktaran kaynaklardır. Bu kayıtlar, halkın talepleri, devlet merkezi ile olan yazışmalar, fermanlar, beratlar vs. gibi konulara ait bilgilerin yanı sıra, bölgede yetişen ürünler, köle-cariyeler, vakfiyeler ve aile hayatı gibi konuları da içermektedir. Tezimiz, Rodosçuk'a ait 1531 numaralı Rodosçuk Şer'iyye Sicili'nin çeviri ve tahlilini içermektedir. Bunun yanısıra şer'iyye sicillerinin Osmanlı Tarihi'ndeki yeri ve Rodosçuk'a dair genel bir bilgi de çalışmanın başında verilmiştir. 56 varak 112 sayfadan oluşan bu tarihi kaynak, H. 995-998, 1033 (M. 1586-1589, 1623-1624) yılları arasındaki dönemi kapsamaktadır. Tezimizde, 1531 numaralı Rodosçuk Şer'iyye Sicili aracılığıyla Rodosçuk'un idari, sosyal, ekonomik ve kültürel durumunun aydınlatılmasına katkı sağlamaya çalışılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: OSMANLI, RODOSÇUK, MAHKEME, GAYRİMÜSLİM, KADIN, KÖLE

17. yüzyılEkonomik hayatOsmanlı Devleti+4
Fatma Özaba
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

II. Abdülhamid Dönemi'nde sosyal yardım uygulamaları

Sosyal yardım uygulamaları, toplum refahının artmasında, gelir dağılımında oluşabilecek adaletsizlikleri ve yoksulluğu engellemede oldukça önemli bir yer oluşturmaktadır. Sosyal yardım, ihtiyaç sahibi kesimin zaruri ihtiyaçlarının karşılanması için devlet tarafından sağlanan nakdi ve ayni yardımları ifade etmektedir. Osmanlı coğrafyasında yaşanan değişimler ve gelişmelerin sonucunda ihtiyaç sahibi kesimin ihtiyaçlarında da değişiklikler ortaya çıkmıştır. II. Abdülhamid döneminde bu farklı ihtiyaçları karşılamak için birçok önlem alınmasıyla birlikte farklı hukuki düzenlemeler yapılmış ve bu düzenlemeleri hayata geçirmeye yönelik birçok kurum kurulmuştur. Bu çalışma, Osmanlı'da modern sosyal yardım uygulamalarıyla hatırlanan II. Abdülhamid dönemi ve bu dönemde günümüzdeki sosyal yardım uygulamalarının temelini oluşturan uygulamalar ve hala varlığını sürdüren bazı kurumların tarihini anlatmayı amaçlamaktadır. Osmanlı'da geleneksel ve modernize edilmiş uygulamaları bir çatı altında toplamayı planladığı için II. Abdülhamid Osmanlı tarihinde sosyal uygulamalar alanında önemli bir yer teşkil etmektedir.

Abdülhamid IIEkonomi tarihiModernleşme+3
Fatma Gökçe Temuren
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Cevdet Paşa'da geleneksellik, muhafazakârlık, modernizm izlenimleri ve Osmanlı Devleti'ni Tanzimat sürecine hazırlayan sebepler

Türk Toplumunun son iki asrını her konuda ilgilendiren "Modernleşme, Batılılaşma ve Muasırlaşma" kavram ve olgularının, toplumu ne şekilde değiştirdiğini ve bu olguların ne ölçüde ele alındığı konusu her zaman güncelliğini korumaktadır. Muhafazakâr-modernist-yenilikçi bir şahsiyet olan Ahmet Cevdet Paşa'nın getirdiği metot ve yöntemler kendisini, dönemindeki devlet adamlarından ayırır. Çok yönlü ve entelektüel bir sîmâ olan Ahmet Cevdet Paşa'nın tarih sahnesine çıkış döneminde Osmanlı Devleti, karşılaştığı sosyal, siyasal, yönetimsel, eğitimsel ve hukuksal krizlerin üstesinden gelebilecek donanımlı bir bürokrasi kadrosuna ihtiyacı vardı. Dönemin şartları dikkate alınarak Ahmet Cevdet Paşa'nın bu konulara çözümlemeci ve metotsal yaklaşımı, kendisini Osmanlı Devleti'nde çok önemli bir yere koyar. Etkileri bugün bile hissedilen ve toplumları değiştiren Batı merkezli bu olguların, Osmanlı Devleti'ne tatbiki konusunda kullanılan yöntemler uygulayıcılar arasında fikir ayırımlarına sebebiyet vermiştir. Bu fikir ayırımları, modernleşme kavramının farklı kanallar vasıtasıyla ele alınmasına neden olmuştur. Ahmet Cevdet Paşa hiç şüphesiz Tanzimat Döneminin aranılan ismidir. Devrinde diğerlerinden daha iyi anladığı modernleşme kavramını uygularken toplumun kimlik kaybı yaşamaması için "Biz ve Öteki" anlayışını her icraatında kıstas almıştır. Kendisi medrese kökenli bir modernist olmakla birlikte, "kânun-u kadim" anlayışında bir muhafazakârdır. İbn-i Haldun'u felsefesini en iyi anlayan ve çözümleyen bir şahsiyet olmasının yanı sıra "devlet-i ebed müddet" anlayışını tam olarak yansıtan bir devlet adamıdır. Osmanlı Devleti'ni Tanzimat sürecine hazırlayan gelişmeler ve modernleşme kavramının uygulanma seyri zaman zaman değişmiştir. Ahmet Cevdet Paşa'nın adı, Tanzimat öncesi ve Tanzimat'la birlikte yapılan hata ve sonuçlardan ders çıkaran, bunları görev ve icraatlarına deneysel olarak yansıtan ve pozitivist bir sentez oluşturan şahsiyetlerin arasında öne çıkmaktadır.

Ahmed Cevdet PaşaModernizmMuhafazakarlık+3
Ömer Faruk Kavak
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yunanistan'da Osmanlı Dönemi (Tourkokratia)'nin anlatımı: Istoria tou Ellinikou ethnous (ιστορία του Ελληνικού έθνους) örneği (1453-1669)

Bu çalışma, Yunanistan tarihi alanında temel çalışmalardan birisi olarak kabul edilen ve Yunanca kaleme alınmış ansiklopediden yararlanılarak Türkiye merkezli bir bakış açısı ile meydana getirilmiştir. Kaynak olarak kullanılan ve Yunan tarih yazımında en önemli çalışmalardan biri olan İstoria Tou Ellinikou Ethnous adlı ansiklopedide anlatılan ve yaklaşık 400 yıl süren Yunanistan'daki Osmanlı hâkimiyeti (Tourkokratia, 1453-1669) dönemi bu çalışmanın konusunu oluşturmuştur. Bu tezde, İslamlaştırma, devşirme, Ortodoksluğun Müslüman bir ülkede varlığını devam ettirmesi, Osmanlı'ya karşı muhalif eylemler ile Batı'ya giden Yunanların eğitim alanlarında yaptıkları değişim ve gelişimler gibi konular adı geçen çalışma doğrultusunda incelenerek değerlendirilmiştir. Bu tez içerisinde 1453-1669 yılları arasındaki dönem için İstoria Tou Ellinikou Ethnous (Yunan Ulusu Tarihi) adlı ansiklopedide verilen bilgiler önce konulara göre tasnif edilmiş ve bu bilgiler Türkiye'deki tarih yazımı ile değerlendirilerek farklılıklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dört bölümden oluşan tezde her bir bölümde öncelikle ana ve alt başlıklar altında Yunan tarih yazımında (İstoria Tou Ellinikou Ethnous) konuların işleniş şekli ve yorumlanması yer almıştır. Sonuç bölümünde ise bu konuların Türk tarih yazımında nasıl işlendiği ve anlatıldığına değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tourkokratia, Göçler, Fetihler, Yunanistan, Türk, Algı, İmaj, Nüfus

AnsiklopedilerFetihlerGöçler+5
Derya Keller
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İttihat ve Terakki'nin eğitim politikası(1908-1918) Cemiyet'in kendi insan tipini yaratma politikası

II. Jön Türk kuşağı, 1908 senesinde II. Abdülhamit'in istibdat rejimine son vererek Osmanlı Devleti'nde anayasal süreci ikinci kez başlatmıştır. İttihat ve Terakki'ye göre, meşruti yönetim yıkılmakta olan imparatorluğun tek kurtuluş yoluydu. Bu sebeple toplumu şekillendirmede eğitimin dönüştürücü rolünün bilinciyle, halk eğitimi politikası güttüler. Cemiyet yurdun dört bir tarafında açtığı İttihat ve Terakki Mektepleri ile formel eğitim yanı sıra gece dersleri, konferanslar, gazete ve dergilerle de ülke geneline ideolojisini yaymaya çalışmıştır. Balkan Savaşları ardından egemen olan milliyetçilik politikası doğrultusunda hedeflediği yeni insan tipine ulaşmak için savaş koşullarında dahi eğitimi ihmal etmeyecektir. Eğitimle oluşacak yeni insan tipi, meşrutiyet değerlerine sahip çıkması yanı sıra cemiyetin faaliyetlerini meşru temellere oturmak ve iktidarının devamı sağlamak içinde önemlidir.

EğitimEğitim politikalarıMeşrutiyet II+3
Nehir Küçükkeleş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Rumeli'de âyânlar ve dağlı eşkıyası. Deli Kadri İsyanı

XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde imzalanan Pasarofça Anlaşması ile beraber Osmanlı merkez teşkilatında başlayan batılılaşma; devleti geleneksel anlayış ve yenilikçi anlayış arasında bir çatışmaya sürüklemiştir. Bu çatışma devletin bünyesinde rahatsızlık meydana getirmiş ve bu rahatsızlığın semptomları zaman içinde taşra teşkilatlarında belirmiştir. Bu semptomlardan biri de Rumeli'deki "Dağlı Eşkıyaları" meselesidir. Bu mesele ile ilgilenmek iki hususu aydınlatmada faydalı olacaktır. Birincisi yukarıda sözünü ettiğimiz bozulmanın Dağlı Eşkıyalığı meselesinden yola çıkarak mahiyetinin anlaşılması ve teşhisini mümkün kılmasıdır. İkinci olarak ise Dağlı Eşkıyalığı meselesinin münhasıran Rumeli'de yaşanmış olması sebebiyle bu meseleyi irdelemek; Rumeli bölgesinin etnik, topografik, siyasi ve askeri özellikleri arasındaki etkileşimi görmemizi sağlayacaktır. Dağlı Eşkıyalığı meselesi yaklaşık yirmi yıl boyunca Osmanlı Devleti'ni meşgul etmiştir. Konu hakkında yapılmış akademik çalışmalar mevcuttur fakat henüz mütekâmil bir resim ortaya konulmuş değildir. Çünkü Osmanlı arşivlerinde ya da muhtelif kaynaklarda adı geçen Dağlı Eşkıyaları hakkında aynı derecede bilgilenmiş değiliz. Bu çalışmanın konusu olan "Dağlı Eşkıyası Deli Kadri" tarafımızca; bahsedilen resmin tamamlayıcı parçalarından biri olarak görülmüştür. Böylece Dağlı Eşkıyalığı meselesi üzerine eğilen akademik çalışmalara bir katkı sunmak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bergos, Dağlı Eşkıyası, Deli Kadri, Rumeli

18. yüzyılDeli KadriEşkiya+5
Bahar Özvardarlı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1647 Nr. Şer'iyye Sicilinin ışığında Lale Devri'nin ilk yıllarında Tekirdağ (1721-1724)

Osmanlı Devleti arşiv kaynaklarının başında yer alan şerʻiyye sicilleri, bir mahkeme defteri işlevi görüyor olsa da, aynı zamanda Osmanlı halkının sosyal, ekonomik, idari ve etnik yapısı hakkında önemli bilgiler ihtiva etmektedir. İdari yazışmalar olan ferman, mektup ve berât gibi önemli belgelerin kopyalarının da kaydedildiği şerʻiyye sicilleri; özellikle sosyal tarih, şehir tarihi ve dönem tarihi çalışmaları için vazgeçilmez kaynaklardandır. XVIII. yüzyılın başları Osmanlı Devleti'nde "Lale Devri" olarak adlandırılan dönemdir. Bu dönem özellikle merkez yani İstanbul'da; zevk, sefa, eğlence ve lüks tüketiminin arttığı bir dönem olmuştur. Aynı zamanda da Batı Dünyası'nın teknolojik ve askeri başarıları merak edilmeye başlanmış, Avrupa ülkelerine elçiler gönderilmiş ve böylece Osmanlı Devleti'nde yenileşme ya da yenilenme hareketlerine öncülük edilmiştir. Yüksek Lisans tezi olarak yaptığımız bu çalışmada, 1647 numaralı Rodoscuk Şerʻîyye Sicilini ana kaynak olarak kullanarak, Rodoscuk yani Tekirdağ'ın 1721-1724 yılları arasındaki dönemin tarihçesine ışk tutmaya çalıştık. Osmanlı Devleti'nde yaşanan Lale Devri'nin Tekirdağ'ın sosyal, kültürel ve iktisadî hayatına etkisini incelemeyi amaçladık. ANAHTAR KELİMELER: Osmanlı, Lale Devri, Mahkeme, XVIII. Yüzyıl, Tekirdağ

18. yüzyılKent tarihiLale Devri+5
Ebru Muslu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kuyud-ı kadim arşivindeki 416 numaralı deftere göre Kuzey Yunanistan'da Osmanlı vakıfları

Vakıflar dini gerekçeler ön planda tutularak toplumun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmuş kurumlardır. Bu çalışma yaklaşık beş asır Osmanlı toprağı olmuş olan Kuzey Yunanistan'da kurulmuş olan Osmanlı vakıflarının tespiti önem arz etmektedir. Kuyud-ı Kadim arşivindeki 416 numaralı Siroz evkâf defterinde Timurhisar, Yenice-i Karasu, Kavala, Serez, Drama, Zihne, Gümülcine, Mekri ve İnöz şehirlerinde kurulan vakıfları bir arada görmemiz mümkündür. Siroz evkâf defterini incelerken bu defter sayesinde vakfa bağlı köyler, cemaatler ve mahalleler hakkında bilgi sahibi olarak bölgenin nüfusuna da erişebilme imkânımız olmuştur. Ayrıca bu vakıf defteri sayesinde köylerde ekilen tarım ürünleri ve elde edilen başka alanlardaki ekonomik faaliyetlere de ulaşabilmemiz mümkün olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Vakıf, Osmanlı, Kuzey Yunanistan, Serez, Kavala, Drama, Demirhisar, Gümülcine, Zihne, Yenice-i Karasu.

DefterlerKuyud-ı KadimeOsmanlı Devleti+4
Nurhan Uysal
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Abdülhamid Dönemi İttihat Terakki ve Ermeni ilişkileri 1876-1909

İTC ve Ermeni ilişkilerinin temeli, onların ortak bir gelecekten çok ortak bir düşman idealinde buluştuğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Osmanlı devletinin muhafazakâr yönetim kaideleri ve çağın gereklerine uygun politikalar geliştirememesi, toplumsal katmanlar arasında hem karşıtlıklar hem de birlikte hareket etme modelleri oluşturmuştur. Dönemin genç ve aydınları arasında yükselen bu yeni yönetim anlayışının taşıyıcı unsurları, kendilerini sürekli Avrupa ile kıyaslamış ve içinde yaşadıkları düşkün devlet görüntüsünün acizlik psikolojisinden kurtulmak istemişlerdir. Paylaştıkları coğrafya da yöntem olarak ayrışan unsurların; Türk tarafı, imparatorluğu eski şaşaalı günlerine döndürebilmeyi amaçlarken Ermeni halkı için hedef, uluslaşma sürecinden paylarına düşeni almaktır. Yeni Osmanlılardan İTC'nin oluşumuna kadar. Meşrutiyetin ilanı için çalışan gençler siyasi varlıklarını da ortaya koymak istemişlerdir. İTC, Ermeni örgütleri ile ortaklık ve diyalog denemeleri dönem konjonktürü içerisinde sürekli suikasta uğramış ve durum her iki tarafı da yıpratmıştır. Zaten çok güçlü olmayan güven ortamının ayaklanmalar ve bunlara karşı alınan sert tedbirlerle bastırılması tarafları kendi bünyelerinde ek planlamalar yapmaya itmiştir. Anahtar Kelimeler: Abdülhamid, İttihat ve Terakki, Ermeniler, Hınçak, Taşnak Federasyonu

Abdülhamid IIErmenilerOsmanlı Devleti+3
Gönül Ekşi İlhan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi lise tarih ders kitaplarında II. Mahmut imajı

Bu çalışmanın amacı, dünyada ve Türkiye'de büyük değişimlerin yaşandığı XIX. yüzyılın başında tahta çıkan ve padişahlığı süresince içte ve dışta birçok zorluklara maruz kalan II. Mahmut'un, ortaöğretimde okutulan tarih ders kitaplarındaki imajını ortaya koymaktır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan durum çalışmasından, veri toplama tekniği olarak doküman incelemesinden ve verilerin analizi ve yorumlanmasında betimsel analizden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi, Türk Tarih Tezi Dönemi, Hümanist Dönem, Türk-İslâm Sentezi Dönemi ve Yapılandırmacı Eğitim Dönemi olmak üzere beş kategori altında incelenmiştir. Çalışma; Giriş, Kavramsal Çerçeve, Yöntem, Bulgular ve Yorum, Tartışma ve Sonuç olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Bu çalışmanın sonucunda II. Mahmut imajının, Osmanlı Devleti'nin dağılma dönemindeki diğer bazı padişahlar kadar olumsuz olmadığı, özellikle Hümanist Dönemden itibaren olumlu olduğu tespit edilmiştir. II. Mahmut, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi ve Türk Tarih Tezi Dönemlerinde daha çok Osmanlı Devleti'nde, merkeziyetçi idare sistemini kurmaya çalışan, "müstebit, aydınlanmacı münevver" bir padişah olarak anlatılırken; Hümanist Dönemden itibaren ıslahatçı bir padişah olarak anlatılmıştır. Bu çalışma kapsamında incelenen tarih ders kitaplarında, II. Mahmut dönemi siyasî olayları içerisinde en çok Sırp Yunan isyanlarına yer verildiği tespit edilmiştir. Yunan İsyanı'na bu kadar geniş yer verilmesine karşın, isyan sırasında meydana gelen Türk katliamına çok az yer verildiği tespit edilmiştir. Ders kitaplarında milliyetçi azınlık isyanlarından sonra ikinci olarak Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasına geniş yer verildiği tespit edilmiştir. Bu olay hakkında, incelenen tarih ders kitaplarında görüş farklılıklarının var olmadığı ve hemen hemen bütün olayın olumlanarak Vak'a-i Hayriye olarak aktarıldığı görülmüştür. II. Mahmut döneminin diğer önemli olgusu olan ıslahatlara, ders kitaplarında, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi ile Türk Tarih Tezi Dönemi'nde az yer verilirken; Hümanist Dönemden itibaren, II. Mahmut'un ıslahatçı yönünün öne çıkarılmasıyla beraber, geniş yer verildiği tespit edilmiştir. Bu dönemin önemli siyasî olaylarından Mısır Meselesi'nin ders kitaplarında geniş olarak yer verilen dördüncü olay olduğu ortaya konulmuş ve olayın tarih anlayışları dönemlerinde geçirdiği değişim ortaya konulmuştur. Yine II. Mahmut döneminin önemli figürleri olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Alemdar Mustafa Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Halet Efendi'nin ders kitaplarındaki imajlarının değişimi ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Tarih Eğitimi, Tarih Öğretimi, Tarih Ders Kitapları, Padişah II. Mahmut

Cumhuriyet DönemiDers kitaplarıMahmud II+6
Mesut Sülün
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

2786 numaralı Kars vilayeti Zaruşad (Arpaçay) sancağı nüfus defterinin transkripsiyon ve değerlendirilmesi

XIX. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu için hemen hemen her alanda yeniliklerin yapıldığı bir yüzyıl olmuştur. Vergi sisteminin yeniden düzene konulması ve devletin gelir kaynaklarının tespit edilebilmesi için II. Mahmud döneminde bir takım ıslahat çalışmaları yapılmıştır. Bu doğrultuda 1826 yılında II. Mahmud tarafından Yeniçeri Ocağı kaldırılmış, yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye kurulmuştur. Yeni kurulan bu ordunun hem askerî hem de ekonomik ihtiyaçlarının giderilmesi için 1831 yılında ülke genelinde nüfus sayımı yapılmıştır. Osmanlıda erkek nüfusuna yönelik olarak yapılan bu sayım, modern anlamda ilk nüfus sayımı olma özelliği taşımaktadır. Bu çalışmamızda, Başbakanlık Osmanlı Arşivi Nüfus Defterleri Fonu'nda bulunan Kars Vilayeti'ne bağlı Zaruşad Sancağı'na ait 2786 numaralı defterin nüfus yapısı incelenmiştir. Tez çalışmamızda, Nüfus Defteri'nden elde ettiğimiz bilgilerden hareketle karyelerin (köylerin) sayısı, her köyün nüfusu ve bu köylerde yaşayan ailelerin isimleri, kullandıkları unvanlar belirlenmiştir. Ayrıca defter sayesinde bölgeye yönelik yaşanan göç ve nakiller hakkında da bilgi sahibi olmaktayız. Ayrıca, 2786 Numaralı Nüfus Defteri, söz konusu bölgedeki mahalli idareciler yani görevde bulunan muhtarlar, imamlar, askerler hakkında, özür durumu olup vergiden muaf tutulan insanlar, halkın kullandığı yerel isimler, lakaplar ve insanların fiziksel, kişisel özellikleri gibi önemli ayrıntılara ulaşmamıza imkân sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Nüfus, II. Mahmud, Kars Vilayeti, Zaruşad, Arpaçay.

19. yüzyılKars-ArpaçayMahmud II+4
Adalet Kılınç
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

130, 131, 132 ve 133 nolu Mühimme Defterlerinde Diyarbekir Eyaleti ile ilgili hükümler [(M. 1720-1726)– (H. 1133-1138)]

Mühimme Defterleri, Osmanlı Devleti'nde üst düzey karar organı olan Divân-ı Hümâyûn toplantılarında görüşülen iç ve dış konulara ait siyasî, askeri, kültürel, ekonomik kararların kaydedildiği defterlerdir. Bu defterler, Osmanlı Devleti'nin merkez ve taşra teşkilatındaki idarî yapısı, sosyal, ekonomik, askeri alandaki özellikleri hakkında bilgi veren birinci elden kaynaklardır. Diyarbakır'ın Osmanlı hâkimiyetine girmesi, Yavuz Sultan Selim dönemine rastlar. Bu dönemde vuku bulan Osmanlı-Safevi savaşları sonucunda, Güneydoğu Anadolu'nun Osmanlı hâkimiyetine geçmesini müteakip Diyarbakır Beylerbeyliği de te'sis edilmiştir. Osmanlı Devleti'nde bir eyalet olan Diyarbakır Beylerbeyliği ile Merkez arasında yazışma trafiği oldukça fazladır. Transkripsiyon ve değerlendirmesini yaptığımız 130, 131, 132 ve 133 numaralı Mühimme Defterleri'nde Diyarbakır'a hitaben yazılan hükümler, bu durumu kanıtlamaktadır. Bu defterler, Sultan III. Ahmed (1703–1730) dönemine ait olup 1720-1726 yılları arasında tutulmuştur. 1720-1722 yılları arasında tutulan 130. Mühimme Defteri'nde Diyarbakır Beylerbeyliği'ne gönderilen hükümlerde daha çok eşkıyalık faaliyetleri, güvenlik meseleleri, halkın korunması gibi meseleler çoğunlukta iken, 1722-1726 yıllarını ihtiva eden 131, 132 ve 133. Mühimme Defterleri'nde ise 1722 yılında başlayan Osmanlı-İran savaşlarından dolayı daha çok askeri konular ele alınmıştır. Bu dönemde merkezden Diyarbakır'a gönderilen hükümlerde büyük bir artış göze çarpmaktadır.

DefterlerDiyarbakırMühimme Defterleri+3
Cihan Sevim
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

418 no'lu (yeni no:240) Siirt Şer'iyye Sicilinin transkribi ve değerlendirilmesi

Çalışmamızda Siirt iline ait 1894–1913 yıllarını kapsayan 418 sayılı Siirt Şer'îye Sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi ele alınmıştır. Bu kayıtlarda; 4300 kişiye ait evlilik kayıtları bulunmaktadır. Eşlerin baba adları, ikamet adresleri, izinname tarihleri, bekarlık ve dulluk durumları ve varsa hane numaraları ile kişilerin toplumsal hayatta kullanmış oldukları unvanlara ilişkin bilgiler şer'iyye sicilimizde bulunmaktadır. Konu ile yakından ilgili olduğu için, Osmanlı-İslam aile hukukunda nişanlanma ve evlenme süreci, izinname ve evlilik genel olarak tartışılmaktadır.

Osmanlı DevletiOsmanlı DönemiOsmanlı tarihi+2
Hamdi Barlık
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

421 numaralı Siirt Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyon ve değerlendirmesi (H. 1311-1327 / M. 1893-1909)

Bu tezin konusunu oluşturan 421 Numaralı Siirt Şer'iyye Sicil Defteri emsallerinde olduğu gibi, Osmanlı İmparatorluğu tarihinin sosyal, iktisadi, idari, hukuki ve kültürel yönlerini ortaya koyan önemli kaynaklardan birisidir. Defterin muhteviyatı (H.1311-1327/M.1893-1909) 16 yıllık sürede mahkemeye intikal etmiş birçok konuyu kapsamatadır. Enlenme-boşanma bunlara bağlı olarak mehir-talak, hüccet, i'lam, tevkil vekâleti, vakıf mallarının korunması ve merkezden gelen emirnameler gibi zengin bir içeriğe sahiptir. Çalışmamızın değerlendirme kısmı dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, idari durum; defterde geçen mahalleler, köyler, nahiyeler ve vilayetler üzerinde durularak açıklanmıştır. İkinci bölümde, sosyal durum; Siirt'e olan önemli kişiler ve görevleri ile vakıflar üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde, sosyal hayat; aşiretler ve Siirt'in kozmopolit yapısı üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise Şer'iyye Sicilimizdeki vekâletler sınıflandırılarak değerlendirilmiştir. Siirt, kozmopolit yapısı ile Osmanlı'nın bir yansıması şeklindedir. Kürt, Türk ve Araplardan oluşan Müslümanlar ile Süryani, Keldani, Ermeni ve Rumlardan oluşan Gayrimüslimlerin farklı dil, din ve ırkların bir arada ve kardeşçe yaşadığı, bu ayrılıklarını kültürel zenginlik olarak kabul ettiği şehirlerden biridir. Şer'iyye Sicillerinin tüm bu zengin içeriğiyle sadece tarih için değil aynı zamanda coğrafya, iktisat, sosyoloji, hukuk ve askeri konuları için de birinci elden kaynaktır.

19. yüzyıl20. yüzyılKent tarihi+5
Serhad Ürek
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects