Ottoman

83 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Şifa'ül-Fuad-li Hazret-i Sultan Murad (İnceleme-metin-dizin)

Eski Anadolu Türkçesinin sona erip Klasik Osmanlı Türkçesi döneminin başladığı tarihi döneme ait bu çalışmanın giriş bölümünde; Osmanlı tıp metinleri, Şif??ül-Fu?d li-?a?ret-i Sul??n Mur?d ve bu metnin nüshaları, kaynakları ve etkileri, nüshalar üzerine araştırmalar, eserin yazarı, eserin hazırlanmasında kullanılan yöntem hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca 17. yüzyıl nesir dilinin daha iyi bir şekilde ortaya konabilmesine katkı sağlamak amacıyla eserin imlası ve ses bilgisi örneklendirilmeye çalışılmıştır. İmla bölümünde öncelikle, eserdeki ünlülerin ve ünsüzlerin başta, ortada ve sonda nasıl yazıldıkları gösterilmiştir. Ünsüzlerin de kalın ve ince sıraya göre nasıl yazıldıkları belirtilmiştir. Ses bilgisi bölümünde; ünlü-ünsüz uyumları ve fonetik hadiseler örneklendirilmiştir. Metin bölümünde Şif??ül-Fu?d li-?a?ret-i Sul??n Mur?d?ın üç nüshasından yararlanılarak çeviri yazılı metni kurulmuştur. Dizin bölümünde de Klasik Dönem Osmanlı Türkçesinin tıp alanındaki söz varlığına katkı sağlamak ve eserin söz varlığını ortaya koymak için 1823 madde başından oluşan dizin hazırlanmıştır. Ayrıca dizinden sonra balık, bitki, kanatlı ve kanatsız hayvan adlarından oluşan isimler listesi verilmiştir.Eserin sonunda; sonuç bölümüyle birlikte, metinde geçen balık, bitki, cevher, kanatlı ve kanatsız hayvan isimlerine, çalışmada başvurulan kaynaklara ve Süleymaniye nüshasının tıpkı basımına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şif??ül-Fu?d li-?a?ret-i Sul??n Mur?d, Eski Anadolu Türkçesi, Süleymaniye Nüshası, Zeynel Abidin.

17. yüzyılDilbilgisiOsmanlıca+6
Erdal Aydın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Balıkesirli Râsih Ahmed Bey-Bülgatü'l-Ahbâb (metin-dil incelemesi-sözlük)

17. yüzyılda Balıkesir'de doğan Râsih Ahmed Bey, Balıkesir'in önemli ailelerinden birine mensup olması dolayısıyla Ahmed Bey adıyla, dönemin eserlerinde ise Râsih adıyla anılmıştır. Eserinde verdiği sarayın teşkilat yapılanmasına dair bilgilerden şairin sarayda bulunduğu ve devlet hizmetinde görev aldığı anlaşılmaktadır. Ölüm yeri ile ilgili kimi kaynaklarda tezkirelere dayanarak Tekirdağ denmektedir; ancak mezarı Balıkesir'de Zağanos Paşa aile mezarlığındadır. Tezkirelerde Sofyalı Râsih'le sık sık karıştırılan Râsih, üstine redifli gazeliyle meşhur olmuş, bu ünü günümüze kadar ulaşmıştır. Çalışmamızın konusunu oluşturan Bülgatü'l-Ahbâb, mensur ve yer yer manzum tarzda yazılmış, çok çeşitli konulardan bahseden telif bir eserdir. 18. yüzyılın ilk yarısında yazıldığını tahmin ettiğimiz eser saray teşkilatı, Osmanlı tebaası, adabımuaşeret, yeme-içme adabı, konuşma adabı, halk hikâyeleri, halk inanışları, efsaneler, korku hikâyeleri (cin, cadı, Karakoncolos, Çarşamba Karısı, vampir vs.), dini ayinler, şarap yapımı, tütün, Anadolu ağızlarından örnekler, ev eğlenceleri gibi çok çeşitli konuların anlatıldığı bir eserdir. Metinde geçen gerek Râsih'e ait gerekse başka şairlere ait beyitler, bu esere aynı zamanda bir mecmua özelliği de kazandırmaktadır. Bülgatü'l-Ahbâb'ın mevcut nüshaları arasında müstensih hataları bakımından en okunabilir nüsha olması dolayısıyla İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi TY01491 numarada kayıtlı olan eser seçilmiştir. Kimi yerlerde yanlışlıkları gidermek için IUNEK TY3284 nüshasına başvurulmuştur. Metnin çeviri yazısı yapıldıktan sonra dil özellikleri verilmiş, sözlük-dizini ve özel adlar dizini oluşturulmuştur.

Bülgatü'l-AhbabDil özellikleriOsmanlıca+1
Selim Önler
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hikâyet-i Ashab-ı Kehf ve Takyanus (Metin-inceleme-tıpkıbasım)

Ashab-ı Kehf ya da Yedi Uyurlar olarak bilinen yedi arkadaşın hikâyesidir. Ashâb-ı Kehf kıssası Kur'an-ı Kerim'de Kehf Sûresi'nde anlatılmaktadır. Ashab-ı Kehf hikâyesi geçmişten günümüze çeşitli rivayetler ve az da olsa değişik farklılıklarla anlatılmaktadır. Bu sebepten kıssa ile ilgili en doğru kaynak İslam'ın temel kitabı ve ilk müracaat kaynağı Kur'an-ı Kerim'dir. Ashâb-ı Kehf kıssasının anlatıldığı Kur'ân-ı Kerîm'in on sekizinci suresine, bu kıssanın önemi dolayısıyla "Kehf" adı verilmiştir. Ashab-ı Kehf kıssası gerek dini gerek tarihi açıdan önem arz eden bir hikâyedir. Bu konuyu geçmişten bugüne dek pek çok Osmanlı müellifi eserlerinde de yer vermişlerdir. Bizim üzerinde Yüksek Lisans çalışması yapacağımız eser Milli Kütüphane kataloğunda ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının yazmalar.gov.tr adresindeki katalogda Kâdî Asker Şerîf Mehmed Mollâ Efendî (öl. 1308/1890) tarafından yazıldığı belirtilen yazma esere yönelik olacaktır. Bu Ashab-ı kehf hikayesi Osmanlı Türkçesi dönemine ait sade ve akıcı üslupla yazılmış bir eserdir. Eserin trankripsiyonlu metni ortaya konuldu ve ardından eserin sözlüğü hazırlandı.

Anahtar kelime yöntemiAshab-ı KehfDilbilgisi+6
Ayşe Yegin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Zemahşeri Mukaddimetül Edeb eserinin Osmanlı Türkçesi ile tercümeli Tahran nüshası (elif-dal kısmı) (giriş- dil özellikleri- transkripsiyonlu metin-dizin )

Mukaddimetü'l-Edeb, meşhur İslam filozofu Abu al-Kasım ez-Zemahşerî tarafından yazılan bir eser olup Mahmud Kaşgari'nin Divanü Lügati't-Türk'ünden sonra gelen mühim bir sözlüktür. Zemahşerî'nin 1127-1144 yılları arasında yazıp, Harezmşah Atsız'a sunduğu, Arapça pratik bir sözlüktür. Mukaddimetü'l-Edeb çok önemli bir eser olduğu için, yazılışından itibaren Türk dilinin her döneminde ilgi görmüş ve istinsah edilmiştir. Nüshaları istinsah edildiği dönemin dil özelliklerini taşımaktadır. Biz bu çalışmada Osmanlı Türkçesi ile tercümeli olan Tahran nüshasını seçip bu nüshanın transkripisyonu ve dizinini hazırlayarak dil özelliklerinin bir kısmını ortaya koyduk. Nüsha Arapça alfabetik sırayla yazılmış ve her harf harekesine göre üç bölümden oluşmaktadır. Biz ise dizin kısmında geçen kelimeleri Türkçe alfabetik sıraya göre ve her kelimenin nereden geldiğini belirttik. Tahran nüshası Osmanlı Türkçesinin dil özelliklerini taşımaktadır. Mukaddimetü'l-Edeb'in nüshaları türkologlar tarafından incelenmiş ve bu nüshaların kendi dil özellikleri ortaya çıkarılmıştır. Ancak çalıştığımız Tahran nüshası, bildiğimiz kadarıyla türkologlar tarafından çalışılmamıştır. 270 varaktan oluşan yazmanın 120 varakını {elif-dal} kısmını çalıştık. Bu çalışmanın transkripisyonu ve dizini hazırlarken çalışmamıza yarayabilecek kitapları, çalışmaları, sözlükleri kullandık ve kaynakça kısmında belirttik. Tahran nüshasında bazı kelimeler okunaklı olmadığı için bu kelimeleri çift parantez içerisinde nüshada okunduğu gibi orjinalini ve transkripisyonunu yazdık. Ayrıca metin ve dizin ile ilgili açıklamalar kısmında bu kelimelerin tahmini manalarının listesini oluşturduk.

ArapçaDil özellikleriMukaddimetü'l Edeb+5
Raafat Muhammad
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Gazavat-ı Sultan Murad b. Mehemmed Han`da cümle

ÖZET "Gazavât-ı Sultân Murâd b. Mehemmed Hân'da Cümle" Yeter TORUN Yüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Danışman : Doç. Dr. Mehmet ÖZMEN Yıl : 2000, XII + 241 Bu çalışmada Eski Anadolu Türkçesi ve Osmanlı Türkçesi özelliklerini taşıyan anonim bir gazavatnameyi cümle bilgisi bakımından incelemeye çalıştık. Cümle bilgisi ile ilgili kaynakları taradıktan sonra Gazavatnamenin cümlelerini yapı, anlam, yükleminin türü ve öğelerinin dizilişine göre tasnif ettik. Yapılarına göre cümleleri basit ve birleşik cümle olarak ikiye ayırdık. Gazavatnamede 156 basit, 470 birleşik cümle belirledik. Basit cümleleri incelediğimizde bu cümlelerin kısa cümlelerden oluştuğunu gördük, ancak az sayıda uzun zarf-fiil gruplarının kullanıldığı uzun basit cümlelere de rastladık. 470 birleşik cümleden 9'u şartlı, 29'u sıralı, 84'ü bağlı, 38'i ki'li, 25 ' i iç içe, l'i saplamalı, 284'ü karmaşık birleşik cümledir. Birleşik cümlelerde gördüğümüz özellikler şunlardır: Şartlı birleşik cümlelerin beşinde şart anlamı yoktur, iki şart cümlesi ise bir zarf-fiile bağlıdır. Sıralı birleşik cümleler en az iki, en fazla dört basit cümlenin sıralanmasıyla oluşmuştur. Bağlı birleşik cümleler ise en az iki, en fazla beş basit cümleden meydana gelmiştir, bu cümlelerde en çok kullanılan bağlaç "ve" bağlacıdır. Ki'li birleşik cümlelerin 20*sinde yardımcı cümle, mantıken ana cümlenin bir öğesi, 13'ünde ise anacümle öğelerinden birinin sıfatı görünümündedir. İç içe birleşik cümlelerden 21'inin iç cümlesi tek cümleden, 4*ünün iç cümlesi ise birden fazla cümleden oluşmuştur. 284 karmaşık birleşik cümleden % 80'i ki'li birleşiklik özelliği taşıyan karmaşık birleşik cümlelerdir. Gazavatnamede gerek isim gerekse fiil cümlelerinin olumlusu çoğunluktadır. Gazavatnamedeki fiil cümleleri, -mA- olumsuzluk ekiyle, "değil" edatıyla ve "ne...ne" bağlacıyla olumsuz anlam kazanırken, isim cümleleri "değil" edatıyla olumsuz anlam kazanmıştır. Gazavatnamede fiil cümleleri, isim cümlelerine göre daha çoktur. Fiil cümleleri, metindeki hikaye etme üslubu nedeniyle çoğunlukla belirli geçmiş zaman kipindedir. İsim cümleleri ise daha çok ek fiilin geniş zaman ve belirli geçmiş zaman kipindedir. Öğelerinin dizilişine göre düz cümleler çoğunluktadır. Az sayıdaki devrik cümlelere ise manzum parçalarda ve konuşma cümlelerinde rastlanmıştır. Anahtar Sözcükler : Dil, cümle, birleşik cümle, anlam, Gazavatname

CümleEski Anadolu TürkçesiGazavat-ı Sultan Murad Han+2
Yeter Torun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Ercüment Ekrem Talu'nun Asrîler adlı eserinin yeni yazıya aktarımı ve tahlili

Ercüment Ekrem Talû' nun 1922' de kaleme aldığı Asrîler adlı eseri, edebî açıdan yeni yazıya aktarılmaya değer bir eserdir. Osmanlı Türkçesi ile kaleme alınmış olan romanın Latin harflerine aktarımının gerçekleştirilmesiyle birlikte eserin, var olan değerini daha da artıracak ve ulaşamayan kitlelere de ulaşmasını sağlayacak bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada; Osmanlıca-Türkçe, Türkçe-Fransızca vs. çok sayıda kaynakça kullanılmıştır. Eser ilk olarak yeni yazıya aktarılmış, metnin altında dipnot olarak bilinmeyen kelimelerin anlamlarına yer verilmiş ve ardından eser; konu, olay örgüsü, mekân, zaman, şahıslar vb. unsurlar bağlamında tahlil edilmiştir. Böylece eser, yeni yazıya aktarılarak edebiyat sahasına tekrar kazandırılmıştır.

DilbilgisiDilbilimOsmanlıca+7
Filiz Tepedelen
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

"Muhammed bin Mustafa" tarafından istinsah edilmiş 18. yüzyıla ait mensur bir hadis mecmuası: İnceleme, metin

Bu çalışma ile Eski Türk Edabiyatı sahasında, "Muhammed Bin Mustafa" tarafından Osmanlı Türkçesi ile yazılmış 18. yüzyıla ait mensur bir hadis mecmuasın Latin alfabesine transkribe edilmiştir. Hadislerin İslam dinindeki önemli yeri ve bu alandaki çalışmaların azlığı sebebiyle bu konu tercih edilmiştir. Bu çalışmada öncelikle hadis mecmuası incelenmiş olup hadis, hadis ravileri ve eserde adı geçen bazı din bilginleri hakkında bilgi verilmiştir. Sonrasında ise transkribe edilen eserin dil özellikleri, mecmuada geçen hadislerin konuları hakkında kısa bilgi ve çeviri metin verilmiştir. Böylelikle Hadis Mecmuası tanskribe edilip incelenmek suretiyle içerisinde yer alan konular açıklanmaya çalışılmıştır.

HadisHadis mecmuasıOsmanlıca+1
Hala Süleyman
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Alî B. 'Abd er-Ra'ûf el-Habeşî Râfi'u'l-Gubûş fî Fezâ'ili'l-Hubûş (giriş-inceleme-metin-dizin)

Geniş bir coğrafî alana yayılmış olan Türk dili, tarihi süreç içerisinde farklı alfabe ve yazı sistemleri ile yazılagelmiştir. Bu alfabe ve yazı sistemleri arasında en uzun süre kullanılanı Uygur ve Arap alfabeleridir. Arap alfabesi, Türkler tarafından en fazla benimsenen alfabe olmuştur. Arap alfabesine dayalı yazı sistemiyle Türk dilinin çeşitli yazı dillerine ait çok sayıda el yazması ve nadir eser bulunmaktadır. Bunlar arasında Osmanlı Türkçesine ait Arap harfli el yazması metinler de sayılarının çokluğu ile ait oldukları dönemin dil ve edebiyatının incelenmesine geniş imkân sağlamaları bakımından oldukça önem taşımaktadır. Doktora tezi olarak hazırlamış olduğumuz bu çalışmada Ali bin 'Abdu'r-ra'ûf el-Habeşî veya Molla Ali olarak bilinen müellif tarafından 1612 yılında kaleme alınmış Râfi'u'l-Gubûş fî Fezâili'l-Hubûş adlı eser üzerinde dil merkezli bir inceleme yapılmıştır. 240 varaktan oluşan yazmanın her sayfasında 17 satır bulunmaktadır. Nesih hatla yazılmış olan yazmanın bazı varaklarında harekeler kullanılmıştır. İstanbul Fatih Süleymaniye Kütüphanesi 4360 numarada kayıtlı olan yazma eserin Millî Kütüphanede de 680 numarada kayıtlı bir mikrofilmi bulunmaktadır. Bu yazma müellif hattı olup bilinen başka bir nüshası yoktur. Dört bölüm (bap) ve bir mukaddimeden oluşan yazma eser, Habeşîler ve Habeş tarihini konu edinmektedir. Yazmanın sağlam bir metnini kurmak, dönemin dil özelliklerini tespit etmek ve Türkçenin söz varlığına katkı sağlamak amacıyla yapılan bu çalışma giriş, inceleme, metnin transkripsiyonu, gramatikal dizin ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Arap harfli metin, dil incelemesi, Habeşîler, Osmanlı Türkçesi, 17. yüzyıl

17. yüzyılDil özellikleriMolla Ali+3
Ceren Kabadayi
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Türkçesinin Halep Lehçesine etkisi

Bu çalışmada Osmanlı Türkçesinin Halep Lehçesi üzerine günümüze kadar gelen etkilerini ele alınmış olup bu doğrultuda Halep halkı ile yüz yüze görüşülmüş ve Türkiye'nin Mersin ili sınırlarında yaşayan Halepli Suriyeliler ile sınırlandırılmıştır. Suriye'deki iç savaş sebebiyle Halep iline gitmek zorlaşmıştır. Bu yüzden örnekler, yıllarca Halep'te yaşayarak ora lehçesininden seçilen kelimeleri iyi bilen kişilerin söylediklerinden derlenmiş olup Türkiye'ye geldikten sonra öğrendikleri Türkçe ifadelerden alınmamıştır. Yü zyüze görüşmelerin yanında Halep asıllı yazarların özellikle de Halep şehrnin Osmanlı yönetimine geçmesinden sonra yazılan kitaplarına da müracaat edilmiştir. Bu kitaplarda günümüzde Halep lehçesinde de kullanılan birçok kelime bulunmakta olup başında da Halep Lehçesi Sözlüğü hükmünde olan Hayreddin ez-Zirikli'nin Ansiklopedisi bulunmaktadır. Ne var ki bu kelimelerden bazıları yaygınlaşmakla beraber bazıları nadir olarak kullanılmaktadır. Günlük konuşmalar, atasözleri ve deyimler, şarkılar, flimler ve diziler, küfür ve alaylı ifadeler gibi diğer bir kısım kelime grubu var ki onlar da Halep halkının lehçesinde kullanılmaktadır. Bu çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm teze giriş niteliğinde olup lüğat ve lehçenin sözlük ve terim anlamları ile aralarındaki fark; lehçelerin oluşması gibi konular ele alınmıştır. Aynı zamanda bu bölümde Türkçe ile Arapça karşılaştırması yapılarak doğuşu, aslı, yapısı ve terkipleri ele alınmıştır. Son olarak da Halep Lehçesi ve özelliklerine ve Türkçeden etkilenmesine etki eden faktörlerden bahsedilmiştir. İkinci bölüm ile üçüncü bölümde dil etkileşiminin etkilerinden öne çıkanlar ele alınmıştır. İkinci bölümde Türkçenin Halep Lehçesine etkisie sraf ve nahiv yönünde ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise bu etki delalet açısından irdelenmiştir. Sonuç ve kaynakçalar kısmıyla çalışma tatmamlanmıştır.

ArapçaDil etkileşimiDilbilgisi+6
Fatıma Nabhan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Latin harfli çeviri yazı metinlerinde konuşma dili olarak Türkçe (16. - 18. yy)

Bu çalışma, Türkçenin konuşma dili olarak 16. ve 18. yüzyıllar arası Osmanlı dönemindeki özelliklerini betimlemek amacını taşımaktadır. Bu amaçla Latin harfli çeviri yazı metinlerindeki konuşma dilini yansıtan kelime listeleri, atasözleri, deyimler, yerel söyleyişi yansıtan metin parçaları, konuşma cümlelerini içeren bir bütünceden yararlanma yoluna gidilmiştir. Bütünce, toplamda 12 eserin taranması yoluyla oluşturulmuştur. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, önemi, sayıltıları ve sınırlılıkları hakkında bilgi verilmiş ve çalışmada kullanılan bazı kavramlar tanımlanmıştır. İkinci bölüm konuşma dili, Osmanlı Türkçesi ve çeviri yazı metinlerinin tanıtıldığı kuramsal bir çerçeveden oluşmuştur. Üçüncü bölümde çalışmada izlenen yönteme yer verilmiş, seçilen metinlere özgü yazım ve seslik özelliklerle beraber seslik değerler tablo halinde gösterilmiştir. Aynı bölümde metnin orijinalinin aktarımı ile transkribe edilmiş şekli de paylaşılmıştır. Dördüncü bölümde ilgili metinler konuşma dili özellikleri bakımından incelenmiştir. Çeviri yazı metinlerinde kullanılan Latin alfabesine, yazım ve sesletimle ilgili özelliklere yer verildikten sonra inceleme, yapısal ve işlevsel inceleme olmak üzere iki ana başlık altında yapılmıştır. Yapısal incelemede ses bilgisi, şekil bilgisi, sözdizimsel unsurlar ele alınmış ve kalıplaşmış dil birimlerine yer verilmiştir. İşlevsel incelemede konuşma diline ait unsurlar, iletişimsel ve bağlamsal yönden ortaya konulmuştur. İlgili metinlerde yer alan malzeme, bölgesel ve sosyal varyantlar bakımından ayrıca ele alınmıştır. Beşinci bölüm, konuşma dili bağlamında elde edilen bulguların yorumlanarak tartışılmasına ayrılmıştır. Altıncı bölümde çalışmada ulaşılan sonuçlar paylaşılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Çalışma, incelenen çeviri yazı metinlerindeki söz varlığının alfabetik dizini ve sözlük bölümü ile tamamlanmıştır. Çalışmada 16. ve 18. yy. arasında üretilen çeviri yazı metinleri çerçevesinde Türkçenin konuşma dili olarak sahip olduğu özellikler ses, sözcük ve cümle düzeyinde betimlenmiştir. Konuşma dili olarak Türkçe ile ilgili betimlemelerin yazılı metinleri de anlamamıza yardımcı olacak şekilde çeşitli olanaklar sağladığı gözlemlenmiştir. Türkçenin yazı ve konuşma dili bakımından sahip olduğu niteliklerin daha açık bir anlayış ve dil bilinci ile tanınmasının dilin daha etkili kullanımını sağlayacağı da vurgulanmıştır.

Arapça harflerDil değişkeleriKonuşma dili+6
Suat Özer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

H. 922 tarihli Adāb-ı Menāzil nüshasının çevriyazılı metni ve eserdeki Türkçe birleşik fiillerin yapı ve anlam incelemesi

H. 922 Tarihli Ādāb-ı Menāzil Nüshasının Çevriyazılı Metni ve Eserdeki Türkçe Birleşik Fiillerin Yapı ve Anlam İncelemesi adını taşıyan bu çalışma, söz konusu Ādāb-ı Menāzil nüshasının çevriyazılı metninin oluşturulması ve eserdeki Türkçe birleşik fiillerin yapı ve anlam incelemesi esası üzerine kuruludur. Çalışma; Giriş, İnceleme, Metin, Sonuç ve Sözlük bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, ilk olarak araştırmanın konusu, önemi, amacı ve yöntemi üzerinde duruldu. Daha sonra Ādāb-ı Menāzil ve müellifi hakkında bilgi verildi. İnceleme bölümünün başında birleşik fiil konusunda araştırmacıların yaptıkları tanım ve tasnifler ile ileri sürdükleri görüşler aktarılarak bunlarla ilgili bir değerlendirme yapıldı. İnceleme bölümünün devamında Ādāb-ı Menāzil'deki Türkçe birleşik fiillerin sınıflandırılması ile yapı ve anlam incelemesine yer verildi. Eserdeki Türkçe birleşik fiiller; isim+fiil kuruluşlu birleşik fiiller, fiil+ fiil kuruluşlu birleşik fiiller, fiilimsi+fiil kuruluşlu birleşik fiiller ve anlamca kaynaşmış-deyimleşmiş birleşik fiiller olarak sınıflandırıldı. Yapılan sınıflandırmada hem yapı hem de anlam dikkate alındı. Her başlık altında, eserdeki o gruba giren Türkçe birleşik fiillerin tamamı verilerek, bunların yapı ve anlam özelliklerine değinildi. Metin bölümünde Ādāb-ı Menāzil'in çevriyazılı metni yer almaktadır. Sözlük bölümünde ise, Ādāb-ı Menāzil'deki Türkçe birleşik fiillere ve anlamlarına yer verildi. Sonuç bölümünde, eser ve müellifi hakkında yapılan kısa değerlendirmenin yanı sıra eserdeki Türkçe birleşik fiillerin yapı ve anlam özelliklerine dair inceleme sonuçlarına yer verildi. Ādāb-ı Menāzil kadınlar için yazılmış bir ahlak, öğüt ve dinî bilgiler kitabıdır. Eser, üzerinde durulan her konuya dair ayet ve hadisler ile hikâye ve menkıbeler içermektedir. Ādāb-ı Menāzil oldukça zengin bir Türkçe birleşik fiil söz varlığına sahiptir. Özellikle anlamca kaynaşmış-deyimleşmiş birleşik fiiller eserde çokça kullanılmıştır. Eski Anadolu Türkçesi Dönemi'nin sonları ile Osmanlı Türkçesi Dönemi'nin başlarında yazılan Ādāb-ı Menāzil, Türkiye Türkçesi araştırmalarına pek çok yönden malzeme sunacak önemli bir eserdir.

Adab-ı MenazilBirleşik eylemDil bilgisi-eylem+6
Rafet Atalay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Fetāvā-yı Ali Efendi (31A/60B) giriş-inceleme-nüsha karşılaştırması-dizin-tıpkıbasım

Bu çalışmada Osmanlı Devleti'nin şeyhülislamlarından biri olan Çatalcalı Ali Efendi'nin Fetava-yı Ali Efendi adlı yazma eserin 031a-060b arasındaki varaklar incelenmiştir. Bu varaklar farklı bir nüsha ile karşılaştırılarak çeviri yazısı yapılmıştır. İmla özellikleri, ses bilgisi ve şekil bilgisi yönünden incelemeler yapılmıştır. Çalışma; giriş, inceleme, metin, dizin ve tıpkıbasım olmak üzere beş bölümden oluşturulmuştur. Giriş bölümünde eserin özellikleri, yazarı, konuları, içeriği hakkında bilgiler ve tespit edilen nüshaları verilmiştir. İnceleme bölümünde eser; imla özellikleri, ses ve şekil bilgisi yönünden ele alınmıştır. Metin bölümünde sayfa ve satır numaraları ile birlikte çeviri yazıya aktarılmıştır. Ayrıca bir başka nüsha ile karşılaştırılmış olup farklılıklar dipnotlarla gösterilmiştir. Dizin bölümünde ise kelimelerin tamamının metne uygun olarak anlamları verilmiş olup aldıkları ekler alfabetik sıra ile eklenmiştir. Çalışmanın sonuna incelenen varakların tıpkıbasımları konulmuştur.

18. yüzyıl18. yüzyılBiçimbilim+6
Bünyamin Türk
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Risale-i Kudsiyye'de Mental fiiller ve dizin

En önemli toplumsal uzlaşı aracı olan dilin oluşumu; dil bilimi, felsefe, psikoloji, nöroloji, sosyoloji gibi disiplinlerin ilgi alanına girmesi bakımından alanın uzmanlarınca ele alınmaktadır. Fiillerle ilgili tasnif çalışmaları kapsamında da ele alınabilecek olan ve semantik bir tasnif çalışması olan mental fiil incelemeleri dilin zihinsel işleyişinin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Dönem veya eser odaklı yapılacak bu tarz tematik çalışmaların söz konusu dönemde yaşayan insanların düşünme tarzları hakkında fikir vermesi bakımından literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Fiillerin sınıflandırılması üzerine yapılan çalışmalar arasında mental fiil incelemeleri henüz üzerinde çok çalışılmamış bir kategori olarak yer almaktadır. Psikoloji, nöroloji, dil bilimi gibi farklı disiplinlerin ilgi alanına girmesi sebebiyle geniş bir çalışma alanına sahip olan mental fiil çalışmaları, özellikle çocukların dil edinim süreçlerinin anlaşılabilmesi ve dil gelişimlerinin takip edilebilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada 1498 (M.) yılında Emineddin Baba tarafından telifine başlandığı bilinen, dînî - tasavvufî içerikli Risale-i Kudsiyye adlı eser üzerinde incelemeler yer almaktadır. Eserin telif edildiği tarihin Eski Anadolu Türkçesi döneminden Osmanlı Türkçesi dönemine geçişin yaşandığı zamana rastlaması onu incelemeye değer kılmaktadır. Çalışma kapsamında eser çeviri yazıya aktarılarak mental içerikli fiiller üzerinde bir inceleme yapılmıştır. Mental olduğu düşünülen fiiller "girdi-işleme-çıktı" basamakları esas alınarak sınıflandırılmış ve incelenmiştir. Girdi basamağında duyu fiilleri, işlem basamağında bilişsel fiiller, çıktı basamağında ise açıklama ve duygu fiillerine yer verilmiştir. Söz konusu fiillerin kullanım sıklığı belirlenerek istatistik veri haline getirilmiştir. Ayrıca mental fiilerin yüklem olduğu cümlelerdeki isim işletme ekleri belirlenmiştir.

Dil bilgisiDil bilgisi-eylemDil özellikleri+3
Tarık Çelik
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kânûnî'nin merkezî ve Umumî Kânûnnâmeleri üzerine bir dil incelemesi

Her dönemde olduğu gibi Osmanlı Türkçesi döneminde de hem edebȋ hem de edebȋ olmayan metinleri görmek mümkündür. Dil incelemeleri açısından yalnızca edebȋ metinlerin incelenmesi, bunların yanı sıra diğer alanlarda ortaya konan eserlerin de incelenmesi gerektiği düşüncesi bu çalışmayı tercih etmenin temel nedenleri arasındadır. Bu sayede farklı alanlarda yazılmış olan eserlerin yazıldığı dönemin dil özelliklerini ne şekilde yansıttığını ve Türkçenin söz varlığına ne derece katkı sağladığını görmek mümkün olacaktır. Osmanlı padişahlarının ve devlet adamlarının toplumsal sorunlara çözüm üretmek veya toplumsal düzeni sağlamak adına çeşitli konularda yazmış oldukları kanunların derlenip toplandığı kitaplar olan kânûnnâmeler de Osmanlı Türkçesinin klasik döneminde edebȋ kaygı duyulmaksızın kaleme alınmış metinlerdir. Osmanlı Türkçesi, Batı Türkçesinin Eski Oğuz Türkçesinden sonraki ikinci dönemidir. Bu dönemde dile fazlaca yerleşen Arapça ve Farsça sözcükler halkın dili ile aydın kesimin dili arasında büyük farklılıklar oluşturmuştur. Kânûnnâmeler aynı zamanda aydın kesimin, dili ne ölçüde kullandıklarını görmek açısından da önemlidir. Metinlerde sayıca fazla olan ikili yazımlar ile hem düz hem yuvarlak ünlülü eklerin bir arada bulunması, metinlerin önceki dönemin dil özelliklerini de bünyelerinde barındırdığının ve yazım anlamında henüz tam bir standartlaşmanın olmadığının kanıtı olması bakımından da önemlidir. Çalışma Ahmet Akgündüz'ün Osmanlı Kânûnnâmeleri ve Hukukî Tahlilleri "Kânûnî Devri Kânûnnâmeleri, 1. Kısım Merkezî ve Umumî Kânûnnâmeler" adlı kitabının 4. cildinde yer alan kânûnnâmeleri kapsamaktadır. Bu eserdeki okumaların fonetik transkripsiyonu yapılarak inceleme metinleri elde edilmiştir. Çalışma giriş, inceleme, metin ve dizin olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Dönem olarak Kânûnî döneminin seçilmiş olması, padişahlar içerisinde en fazla kanun hazırlatması ve dolayısıyla Kânûnî unvanına sahip olması sebebiyledir. Edebȋ kaygıdan uzak metinlerin incelenerek bu alanda yapılacak diğer çalışmalara kaynaklık etmesi, Osmanlı saray dilinin görünümünün ortaya konulması ve halk ağzında kullanılan kimi deyim ve sözcüklerin metinlerde yer alması sebebiyle Türkçenin söz varlığına katkı sağlaması açısından dikkate değerdir.

BiçimbilimDil özellikleriKanuni Sultan Süleyman+4
Onur Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Latin alfabesine aktarılan Osmanlı Türkçesi gramerlerinde sıfat kategorisi

Türk dili 8. yüzyıl gibi erken bir dönemde bile Göktürk Yazıtları gibi bir şaheser vererek zengin ve güçlü bir dil olduğunu kanıtlamıştır. Türk dilinin Göktürk Yazıtları dışında son derece güçlü ve gelişmiş bir dil olduğunu gösteren Dîvânu Lugâti't-Türk, Kutadgu Bilig, Muhakemetü'l Lügateyn, Yunus Divânı, Garibnâme, Harnâme gibi daha birçok eser adı sayılabilir. Bu edebi eserler yanında Türk dilinin oturmuş bir yapısı ve sağlam kuralları olduğunu gösteren gramer kitapları da mevcuttur. Bilinen ilk gramer kitabı olan Müyessiretü'l Ulûm'dan başlayarak Türk dili üzerine yazılmış gramer kitapları incelendikçe Türkçenin hem yapısı, kuralları hem de bu yapı ve kurallarda meydana gelen değişiklikler daha kolay görülecektir. Şüphesiz ki bu incelemeler Türk dilini daha iyi tanımamıza, çözmemize ve dilin gelişim seyri içinde karşılaşılabilecek sorunların çözümünde yararlı olacaktır. 16. yüzyıldan 1928 harf devrimine kadar yazılan gramer kitaplarından yapılan bir seçki üzerinde sıfat konusu ele alınarak Türk dilinin tarihî seyri içerisinde sıfat konusunun nasıl ve hangi yöntemlerle ele alındığının detaylı olarak incelenmesi hedeflenmiştir.

Dil bilgisiDil bilgisi-sıfatDil bilim+2
Aybalanur Hilal Bolat
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Molla Mustafa: Menakıb-ı Şah Safi (Giriş-inceleme-metin-dizin)

Çalışmamız dört ana bölümden oluşmaktadır: 'Giriş', 'İnceleme', 'Metin', 'Gramatikal Dizin'. Girişte Buyrukların Türk dili ve edebiyatındaki yerine, önemine, eserin müstensihi olan Molla Mustafa'nın bağlı bulunduğu ocak olan Şah Ahmet Yesevi Ocağı'na, eserin nüsha özelliklerine, konusuna, diline ve Buyruklar üzerinde yapılmış çalışmalara değinilmiştir. Gramer özellikleri kısmında ise eserin ayrıntılı grameri hazırlanmamıştır. Daha ziyade, diğer gramerlerde az işlenen veya onlarda hiç bulunmayan hususlar incelenmiştir. Veznin tutmadığı bölümlerin olması, cönk imlası da denilen metinde ağız özelliklerinin yansıtılması durumu çalışmamızı oldukça zorlaştırmıştır. Karşılaşmış olduğumuz sıkıntılar, ağız sözlükleri kullanılarak ve derleme sözlüğünden sık sık yararlanılarak azaltılmaya çalışılmıştır. Son olarak, eserin gramatikal dizini Cibakaya 2.3 programı kullanılarak verilmiştir. Programda tanımlı harflerin ve işaretlerin sınırlı olması sebebiyle bu bölümde transkripsiyon işaretlerine yer verilememiştir. Çalışmamızda varlığından haberdar olunan fakat yararlanılmayan Alevilik – Bektâşilik alanı ile ilgili yayınlar bibliyografya bölümüne alınmamıştır. Ancak, varlığından haberdar olunan ve yararlanılan Eski Oğuz Türkçesi, Osmanlı Türkçesi ve Azerbaycan Türkçesi alanlarıyla ilgili yayınlara bibliyografyada genişçe yer ayrılmıştır.

Dil bilgisiDil bilimEski Türk edebiyatı+5
Sener Pehlivan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Niyazî-i Mısrî Divanı üzerine bir dil incelemesi

Bu çalışmada 17. Yüzyılın etkili şahsiyetlerinden mutasavvıf, şair Niyazȋ-i Mısrȋ'nin divanında görülen dil özellikleri incelenmiştir. Hem aruz ve hem hece vezni ile dinȋ, tasavvufȋ içerikli şiirler kaleme alan Niyazȋ-i Mısrȋ'nin şiirlerinde hem klasik edebiyatın dil özelliklerine, hem de âşık edebiyatı dil özellikleri taşıyan sade bir dile rastlanmaktadır. Şairin en kapsamlı ve en çok sevilerek okunan eseri divanıdır. Bu araştırma divanının mevcut nüshalarından en çok güvenilen sekiz nüshasının karşılaştırılmasıyla oluşturularak yayımlanan tenkitli metin esas alınarak yapılmıştır. 17. yüzyıl, Türkiye Türkçesine geçiş sürecinde ilk değişmelerin başladığı yüzyıl olarak düşünülür. Türkiye Türkçesine has bazı ses ve şekil özelliklerinin ilk defa bu dönem metinlerinde başlamış olduğu tahmin edilmektedir. Çalışmamızda Niyazȋ-i Mısrȋ'nin divanındaki dil özellikleri "Ses Bilgisi, Şekil Bilgisi, Kelime Grupları, Sözcük Türleri" başlıklı dört bölüm halinde ele alınmıştır. Sonuçta eserin ses özellikleri, ses uyumları, yapım ve çekim ekleri bakımından Eski Anadolu Türkçesi ve Klasik Osmanlı Türkçesi dil özelliklerini taşıdığı; Türkiye Türkçesinin Eski Anadolu Türkçesinden farklı özelliklerine benzer her hangi bir değişmenin bu eserde yer almadığı anlaşılmaktadır. 17. yüzyıldan itibaren Türkiye Türkçesi doğrultusunda bu dönem metinlerinde görülmesi muhtemel değişmeler, imlanın klasikleşmesi dolayısıyla yazıya yansıtılmamıştır. Anahtar Kelimeler: Niyazî-i Mısrî, 17. yy., Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlı Türkçesi, Türkiye Türkçesi

17. yüzyılDil özellikleriDivan edebiyatı+7
Çınar Aydoğmuş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Muhyî-i Gülşenî Şehd-i Ebrâr (Dil incelemesi-metin-dizin )

Muhyî-i Gülşenî, kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre XVI. yüzyılda yaşamış, çok iyi bir eğitim almış, Gülşenî tarikatına intisap etmiş ve 200'den fazla eser bırakmış bir şairdir. Eserlerinden birisi de Şehd-i Ebrar isimli manzum eserdir. Eserde, Allah'a ve Peygambere ve padişaha övgüden sonra, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz.Ali, Hz Hasan, Hz Hüseyin ve Hz Ali'nin torunu Zeynel Abidin'le ilgili menkıbeler anlatılır ve bu menkıbelerden ders çıkarılır.Söz konusu eser üzerinde yapılan bu çalışma dil incelemesi, metin ve dizin olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Dil incelemesi bölümünde eser imla, ses, şekil özellikleri ve söz varlığı açısından incelenmiş; eserin dönemin genel temayülleri dışında XVI.yüzyıldan itibaren Osmanlı Türkçesinde görülen bazı farklı ses ve şekil özelliklerini taşıdığı tespit edilmiştir. Bazı ekler düz ve yuvarlak ünlülü olarak her iki şekliyle de metinde yer almaktadır. Dizinde eserde geçen sözcükler alfabetik olarak sıralanmış, karşılarına anlamları yazılarak, sözcüğün aldığı çekim ekleriyle birlikte yer aldığı beyitlerin numaraları verilmiştir. Eserde kullanılan sözcüklerin %35.5 Arapça, % 15.8 Farsça, %17 Türkçe kökenli kelimelerden oluştuğu; birleşik kabul ettiğimiz sözcüklerin ise % 11.4 Arapça-Türkçe, % 6 Farsça-Türkçe, % 4.9 Arapça-Farsça, % 3.6 Arapça-Farsça-Türkçe olmak üzere farklı kökenli kelimelerin birleşmesinden oluştuğu anlaşılmaktadır. Anahtar kelimeler: Türk Dili, Osmanlı Türkçesi, Muhyî- i Gülşenî, Şehd-i Ebrar, mesnevi

Dil özellikleriMesneviMuhyı-i Gülşeni+2
Nülüfer Çelik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

18. yüzyıla ait bir Siyer-i Nebî üzerinde sentaks incelemesi

?18. Yüzyıla Ait Bir Siyer-i Nebî Üzerinde Sentaks İncelemesi? adlı bu çalışma Osmanlı Türkçesinin 18. yüzyıldaki söz dizimi özelliklerini ve cümle uzunluklarının sayısal boyutlarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için 18. yüzyılın tanınmış âlimi ve güzel sanatlar üstadı Abdülbâki Ârif Efendi'nin Siyer-i Nebî adlı eseri seçilmiştir.Çalışmanın ilk aşamasında eserin en eski tarihli olan, yazı türü bakımından aynı olup okunaklılı bakımından da en iyi durumda bulunan iki nüzhası karşılaştırılarak sağlam bir metin kurulmaya çalışılmıştır. İkinci aşamada eserde geçen cümle ögeleri, kelime grupları, cümle türlerinin yapı özellikleri ile cümlelerin bağlanma şekilleri ortaya konmuştur. Ayrıca bu aşamada cümle, cümle ögesi ve kelime gruplarının istatistiksel bilgileri çıkarılmış, bu bilgilerle grafikler oluşturulmuş ve bu grafikler üzerinden mukayeseli bir değerlendirme yapılmıştır.

18. yüzyılAbdülbaki Arif EfendiCümle+5
Fatih Kaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Arapça-Türkçe sözlük "Kitâbu Müntehab" (Metin-dizin)

Sözlük; bir dilin sözcüklerini, terimlerini, deyimlerini alfabetik sıralamaya göre açıklayan eserlere denilmektedir. Şüphesiz ki sözlükler bir dilin sözcük ve anlam hafızasını en iyi yansıtan eserlerdir. Özellikle sözlükler kültürel etkileşimi gösteren önemli kaynaklardandır. Türk ve Arap ilişkisi İslamiyetin kabulüyle şekillenmiş ve birçok Arapça kelimenin Türk diline geçmesine sebep olmuştur. Türkçe; Arapçadan çok fazla kelime almasının yanı sıra Türkçeden de Arapçaya birçok kelime sirayet etmiştir. Tarihte yapılan sözlük çalışmaları incelendiğinde başta Divanü Lügati't-Türk, Mukaddimetü'l-Edeb gibi iki dilli sözlüklerin kaleme alındığı görülmüştür. Bu çalışmada da Ankara Milli Kütüphanesinde bulunan Uşak Karaali Câmii Koleksiyonûnda 64 Karaali 13 demirbaş numarasıyla kayıtlı olan Kitâbu Müntehab adlı Arapça-Türkçe sözlüğü incelenmiştir. Bu eser incelenirken öncelikle Arapça-Türkçe kelimelerin dil ve şekil özellikleri, dizimi, yazılışının nasıl bir yöntemle şekillendiği örneklerle açıklanmıştır. Eserde kelimelerin ilk ve ikinci harfi alfabetik olarak verilmiştir. Yine bazı kelimelerin harekeli ve harekesiz oluşlarına dair örnekler tespit edilmiştir. Eserde bazı kelimelerin açıklaması verilirken bazılarının ise yapılmadığı görülmüştür. Müellif eserinde çoğul harfleri bazen cem' bazen de 'c' harfini yazarak belirtmeye çalışmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise metnin çeviri yazısı yapılmış ve sonuç bölümünde elde edilen veriler değerlendirilmiştir.

ArapçaBiçimbilimDil özellikleri+5
Hale Elbeşir
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tercüme-i Nüzhetü'l-Kulûb (vr. 188a-308b) giriş-dil incelemesi-metin-dizin

Tercüme-i Nüzhetü'l-Kulûb, 1650'den önce Bitlis Bey'i Abdal Han bin Ziyaeddin Han için tercüme edilmiş bir eserdir. Varak sayısı en fazla olan bölüm olması ve o dönemdeki değişik coğrafyalar hakkında verdiği bilgiler (yerleşim yerlerinin enlem ve boylamları, yetişen bitkiler ve meyveler, iklim şartları, insanlarının fiziksel ve psikolojik yapıları, gelir kaynakları v.b.) yönünden kayda değer ayrıntılar ihtiva eden önemli bir eserdir. Çalışmamızın konusu, XVII. yüzyılda Farsçadan Türkçeye tercüme edilen Tercüme-i Nüzhetü'l-Kulûb adlı eserin coğrafya bölümünün tetkikidir. Barındırdığı dil malzemesi itibariyle XVII. yüzyıl Türkçesine katkıda bulunabilecek bir eser olması açısından önemli bir yapıttır. Türk dilinin izlediği seyir ancak bu tarz eserlerin fonetik ve morfolojik yapılarının ayrıntılı tespitiyle mümkün olabileceği aşikârdır. Bu yönüyle eserin, bu yüzyıldaki dil gelişimi hakkında fikir vermesi açısından faydalı olacağı inancındayız. Eser; giriş, dil incelemesi, metin ve dizin bölümlerinden oluşmuştur. Giriş bölümünde; eserin orijinal kaynağı ve müellifi, tercümenin mütercimi ve yazılış tarihi hakkkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Tez üzerine yapılan akademik çalışmaların yanısıra tezin kapsamı ve nasıl hazırlandığı üzerinde durulmuştur. Dil İncelemesi bölümünde; çalışmamızın özünü oluşturan eserin dil incelemesi yer almaktadır. Metnin dil özellikleri, yazım, ses ve biçim bilgisi bölümlerinden oluşturulmuş olup dönemin dil özelliklerini yansıtacak örneklerle bu alana katkıda bulunulmaya çalışılmıştır. Metin bölümünde; elde bulunan Osmanlıca nüsha çeviri yazıya aktarılmıştır. Aktarma işlemi yapılırken silik olup okunamayan yanlış harekelendirilmiş veya yanlış yazılmış kelimeler için eser Farsça aslıyla kıyaslanmak suretiyle düzeltme yapılmış ve dipnotta belirtilmiştir. Özellikle metnimizde yüzden fazla yer ismi bulunmaktadır. Aynı özel ismin yer yer farklı yazım şekilleri bulunmaktadır. Doğru yazım şeklini tespit etmek için metinde geçen yer isimlerinin tümü, özel isimlerinden ise bazıları Farsça aslıyla bire bir karşılaştırılarak okunmuştur. Dizin bölümünde; eserde yer alan kelimeler genel adlar dizini ve özel adlar dizini olmak üzere iki ayrı başlık altında sınıflandırılmıştır. Özel adlar dizini kendi içinde kişi adları, eser adları, yer adları, ulus ve kabile adları dizini olarak bölümlere ayrılmıştır. Sonuç bölümünde; tezin geneliyle ilgili ulaşılan sonuçlara maddeler halinde yer verilmiştir. Kaynakça bölümünde; yararlanılan kaynakların ismi alfabetik sıra gözetilerek oluşturulmuştur. Eserin elde mevcut olan nüshasının tıpkıbasımından örnek birkaç sayfa ile çalışma sonuçlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tercüme-i Nüzhetü'l-Kulûb, Dil bilgisi, XVII. yüzyıl Osmanlı Türkçesi, Tenkitli metin

17. yüzyılDil özellikleriDilbilgisi+3
Güneş Ekmekçi Aşan
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tuhfetü'ş-Şühedâ (Giriş-dil incelemesi-metin-dizin)

Tuhfetü'ş-Şühedâ, Muhammed bin Hacı Hasan tarafından 25 Cemaziyelahir 1107 (31 Ocak 1696) tarihinde; Fuzûlî'nin Türkçe yazılan Hadikatü's-Süedâ adlı eserinin her okuyan ve dinleyenin anlaması amacıyla dil içi aktarma yoluyla konuşma diline aktarılmış eseridir. Eser, başka kaynaklardan ilavelerin yapıldığı mensur bir maktel-i Hüseyin metnidir. XVII. yüzyılın son yıllarında kaleme alınan Tuhfetü'ş-Şühedâ'nın bilinen iki nüshası vardır. Bunlar Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi 1382 numarada Tercüme-i Ravzatü'ş-Şüheda adıyla yanlış olarak kayıtlanmış olan nüsha ve Süleymaniye Kütüphanesinde Hacı Mahmud Efendi Bölümü 4394 numarada Menākıb-ı Ehl-i Beyt adıyla kayıtlı olan nüshadır. Süleymaniye Kütüphanesi nüshası, 11 varaklık sondan eksik bir nüshadır. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesinde bulunan eldeki tek tam nüsha ise 346 varaktır. Tez çalışması; 'giriş, dil incelemesi, metin, dizin' bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde eserin tanıtımı yapılmış, eserin Hadikatü's-Süedâ ile yapılan karşılaştırmasına yer verilmiştir. Dil incelemesi bölümünde yazım özellikleri, ses bilgisi ve biçim bilgisi konuları üzerinde durulmuştur. Bu bölümde yalnızca eserde ses ve biçim bilgisi bakımından metnin karakteristiği olan hususlar üzerinde durulmuştur. Metin bölümünde eldeki tek tam nüsha, çeviriyazıya aktarılmıştır. Aktarma yapılırken bağlamda sorun teşkil eden kısımlar için Hadikatü's-Süedâ ile karşılaştırma yoluna gidilmiş, gerektiğinde Hadikatü's-Süedâ'ya göre tamir yapılmıştır. Dizinler bölümünde ise metnin gramatikal dizini ve özel adlar dizini hazırlanmıştır. Dizin bölümünde yaklaşık 8500, Özel Adlar Dizini'nde ise yaklaşık 1300 madde başı bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Tuhfetü'ş-Şühedâ, Hadikatü's-Süedâ, maktel(ler), maktel-i Hüseyin, XVII. Osmanlı Türkçesi, dil bilgisi

17. yüzyılDil bilgisiDil bilim+5
Burçin Özdemir
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

On sekizinci yüzyıl Osmanlı Türkçesine ait iki eser üzerinde sentaks incelemesi

18. yüzyılOsmanlıcaResmi Ahmed Efendi+1
İhsan Sabri Çebi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Muaddel Latin Hûrufiyle Elifbâ-yı Türkî Projesi adlı eserin transkripsiyon ve değerlendirmesi

Bu çalışmada Arap alfabesinden Latin alfabesine geçilmesi gerekliliği hakkında Istepan Karayan tarafından kaleme alınan Mu'addel Latin hurufiyle Elifba-yı Türkî Projesi adlı Osmanlıca metnin transkripsiyon ve incelemesi yapılmıştır. Karayan'ın kaleme aldığı ve çalışmamıza konu olan kitapta, yeni Türk alfabesinin en sade ve öğrenmenin en kolay alfabe olduğu çeşitli gerekçelerle açıklanmaktadır. Bu kitabın transkripsiyonu ışığında; milli bir alfabe projesinin nasıl geliştirildiği ele alınarak detaylı bir araştırma yapılmıştır.

AlfabeCumhuriyet tarihiHarf İnkılabı+4
Elif Günal
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects