Pollution

95 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Afetlerde çevre kirliliği: 1999 Marmara depremi örneği

Çevre, insanların ve diğer canlıların yaşamlarını sürdürdüğü ve birbirleriyle etkileşimde bulunduğu fiziksel, sosyal, biyolojik ve kültürel bir ortamdır. Bu yönüyle insanların yaşamlarını olumlu veya olumsuz yönde etkileyen önemli bir unsurdur. Çevrede meydana gelen kirlilikler insan yaşamının kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Çevrede meydana gelen kirliliklerden bazıları; hava kirliliği, su kirliliği ve toprak kirliliğidir. Sözü geçen kirliliklerin kontrol altına alınması için yetkililer tarafından çeşitli düzenlemeler ve çalışmalar yapılarak kirliliğin en aza indirilmesi gerekmektedir. Afet, insanların yaşantısını kesintiye uğratarak kişilerin fiziksel, ruhsal, sosyal ve ekonomik kayıplarına yol açan olağan dışı durumlara denir. Bir afet meydana geldikten sonra birçok tehlike ve risk ortaya çıkabilmektedir. Bu risklerden bir tanesi de çevre kirliliği olarak dikkat çekmektedir. Afetin meydana geldiği çevredeki ortaya çıkan kirlilikler birbirleriyle bağlantılıdır ve bir afet meydana geldikten sonra çevredeki kirlilikler artabilmektedir. Bu yüzden de başta bulaşıcı hastalıklar olmak üzere birçok sağlık sorunu ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla yetkililer afet meydana geldikten sonra çevresel risklerin önlenebilmesi için hem toplumsal hem de kurumsal görev ve sorumlulukları tanımlamalıdırlar. Bu tanımlanmaların bölgesel risk faktörlerinin de dikkate alınarak hazırlanması gerekmektedir. Bu çalışmada çevre kirlilikleri ve afet ile ilişkileri bağlamında, afetlerden sonra meydana gelen çevre kirliliği incelenmiş olup, 1999 Marmara Depremi'nde Adapazarı cadde tozlarında ağır metal kirliliği örneği sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çevre Kirliliği, Afet, Ağır Metal Kirliliği

AfetlerAğır metal kirliliğiAğır metaller+4
Buse Akcan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Turizm ve büyümenin çevre kirliliği üzerindeki etkileri: Akdeniz ülkeleri örneği

Bu çalışmanın amacı dünyanın yoğun turizm faaliyetlerinin yürütüldüğü Akdeniz bölgesi ülkeleri için turizm faaliyetlerinin, karbon emisyonu üzerindeki etkilerinin ortaya konulmaya çalışılmasıdır. Analiz dönemi 1995-2018 dönemine kapsamaktadır. Elde edilen sonuçlara göre turizm gelirlerinin tek başına ele alındığında karbon emisyonu üzerinde bir etkisinin mevcut olmadığı görülmüştür. Diğer yandan turizm gelirleri, etkileşim değişkeni ile birlikte ele alındığında turizm gelirlerindeki artışın her iki rejimde de karbon emisyonunu artırdığını ve etkileşim değişkenin sadece ikinci rejimde karbon emisyonunu azalttığı görülmektedir. Turist sayısındaki artış ise tek başına ele alındığında karbon emisyonunu azaltmaktadır. Diğer yandan turist sayısı, etkileşim değişkeni ile birlikte ele alındığında turist sayısı artışının ikinci rejimde karbon emisyonunu artırdığı ve etkileşim değişkenin sadece ikinci rejimde karbon emisyonunu azalttığı görülmektedir. Bu sonuçlara göre turizm geliri ve turist sayısının tek başlarına ele alındığında anlamlı ve beklenen yönde sonuçlar elde edilemediği görülmektedir. Ancak turizm değişkenlerinin, ülkelerin nüfusu ile etkileşimi birlikte ele alındığında anlamlı sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Akdeniz ülkeleriBüyümeKirlilik+2
Burak Ektiren
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Rıza dışı öpüşme senaryolarında nötralizasyon türünün zihinsel kirlenme ve OKB semptomlarına etkisinin cinsiyetler arası incelenmesi: Üniversite örnekleminde bir çalışma

Zihinsel kirlenme kavramı, obsesif-kompulsif bozuklukta sıklıkla görülen kirlenme korkusu ve yıkanma-temizlenme kompulsiyonu ile ilişkili bir tanımdır (Rachman, 2004). Zihinsel kirlenme, kirli olduğu düşünülen kişi ya da nesne ile doğrudan temas etmeden oluşan içsel bir kirlilik hissidir. Önceki çalışmalar cinsel saldırı mağduru kadınların zihinsel kirlenme belirtileri taşıdığını göstermiştir. Bu nedenle sonraki çalışmalarda zihinsel kirlenme duygularını uyandırmak için "rıza dışı öpüşme" senaryoları kullanılmıştır. Çalışmanın iki temel amacı vardır. İlki, benlik korkusu, suçluluk, tiksinme yatkınlığı ve duyarlılığı ve obsesif-kompulsif semptomların zihinsel kirlenme ile ilişkilisini incelemektir. İkinci amaç ise zihinsel kirlenme derecesinin nötralizasyon koşulu ve cinsiyete göre farklılaşmasını araştırmaktır. Katılımcılar Hacettepe Üniversitesinde eğitim gören 65 kadın, 56 erkek üniversite öğrencisinden oluşmuştur. Katılımcılar bir dizi ölçek formunu doldurduktan sonra ilk zihinsel kirlenme seviyesini belirlemek için zihinsel kirlenme formunu doldurup hayali senaryoyu dinlemişlerdir. Senaryo sonrası tekrar zihinsel kirlenme formu doldurulmuş, sonrasında rastsal olarak fiziksel yıkama, zihinsel yıkama ve kontrol grubu olmak üzere 3 nötralizasyon grubundan birisine atanmışlardır. Nötralizasyon eylemi sonra form tekrar doldurulmuş ve son olarak beş dakika ara verildikten sonra son kez doldurulmuştur. Zihinsel kirlenme ile ilişkili faktörleri incelemek için yapılan hiyerarşik regresyon sonuçları benlik korkusu, suçluluk, tiksinme ve obsesif-kompulsif bozukluk semptomlarının senaryo sonrası zihinsel kirlenme derecesini anlamlı şekilde yordadığını göstermiştir. Nötralizasyon davranışının zihinsel kirlenme üzerindeki cinsiyetler arası etkisini incelemek amacıyla 4 (Zaman: Zaman 1, Zaman 2, Zaman 3, Zaman 4) x 2 (Cinsiyet: Kadın, Erkek) x 3 (Nötralizasyon Koşulu: Fiziksel Yıkama, Zihinsel Yıkama, Kontrol) tekrarlı ölçüm çoklu varyans analizi (MANOVA) uygulanmıştır. Sonuçlar, senaryo sonrası belirtilen zihinsel kirlenme seviyesinin bütün gruplar için en yüksek seviyede olduğunu ve sonrasında azalmaya başladığını ve kadınların Zaman 2, Zaman 3 ve Zaman 4'te erkeklere kıyasla daha fazla zihinsel kirlenme hissettiğini göstermiştir. Nötralizasyon davranışı sonrası, fiziksel yıkama ve zihinsel yıkama grupları kontrol grubundan daha az zihinsel kirlenme belirtmişlerdir. Bununla birlikte beş dakika bekleme süresi sonrası zihinsel kirlenme düzeyi bütün gruplarda eşitlenmiştir.

Cinsel davranışCinsel tutumlarCinsiyet farkları+7
Ela Serpil Evliyaoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Isparta ili bazı agrega ocaklarından alınan agregaların metilen mavisi değerinin beton mukavetine etkisi

Bu çalışmada; Isparta'daki altı farklı agrega ocağından alınan agregaların metilen mavisi değerinin basınç dayanımına etkisi araştırılmıştır. Deneylerde firma isimleri A-B-C-D-E-F şeklinde kodlanmıştır. Deneylerde değişken malzeme ince agrega (0-4 mm) dır. Kimyasal katkı, çimento, su/çimento ve diğer malzemeler sabit tutulmuştur. Tek bir değişken ile hedeflenen sonuçlara daha net bir şekilde ulaşılmak istenmektedir.

AgregaBetonHazır beton+5
Mehmet Karadoğan
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Harran Ovası taban suyu gözlem kuyularındaki kirlilik parametrelerinin belirlenmesi ve yersel dağılımının haritalanması

Şanlıurfa-Harran Ovası, Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında sulamaya ilk olarak açılan tarım alanlarından oluşmaktadır. Harran Ovasının verimli topraklarında yoğun tarımsal faaliyetler yürütülmektedir. Bu araştırmada yer altı suları için Ca, K, Mg, Na, PO4, F, pH ve EC gibi kirletici parametrelerin ölçülmesi ve elde edilen verilerin değerlendirilmesi ile haritalarının elde edilmesi amaçlanmaktadır. Ovanın bazı kesimlerinde taban suyu kök bölgesine kadar yükselmiş ve kirlenmiş durumdadır. Tabansuyu kirlilik sorunun boyutlarını ortaya koymak amacıyla, ovayı temsil eden 40 adet tabansuyu gözlem kuyusu ile çalışılmıştır. Jeoistatistiksel haritalar oluşturularak kirlenmeye hassas noktalar belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen analiz parametrelerinin sonuçlarına göre su örneklerinin değerleri incelendiğinde; Na+ içeriği 28.34 - 1193.1 mg/L aralığında, K+ içeriği 0-46.08 mg/L aralığında, Mg+2 içeriği 14.46 - 271.02 mg/L aralığında, Ca+2 içeriği 55.4 - 660.4 mg/L aralığında, F- içeriği 0.209-2.37 mg/L aralığında, CI- içeriği 0 - 956.39 mg/L aralığında, NO2- içeriği 0 -11. 87mg/L aralığında, CIO-3 içeriği 0 - 3.17 mg/L aralığında, PO-34 içeriği 0 - 0.54 mg/L aralığında, SO-24 içeriği 11.80 - 4011.3 mg/L aralığında, pH içeriği 6.88-7.81 aralığında ve EC içeriği 407-6950 gS/cm aralığında değişmiştir. Inverse Distance Weighting (IDW) ve Ordinary Kriging teknikleri ile yapılan tahminlere ait RMSE (Root Mean Square Error) değerleri arasında Na parametresi için en düşük RMSE değerini ordinary kriging yönteminde kullanılan spherical modelden (RMSE: 197.81); K parametresi için en düşük RMSE değerini ordinary kriging yönteminde kullanılan exponential modelden (RMSE: 8.82); Mg parametresi için en düşük RMSE değerini ordinary kriging yönteminde kullanılan spherical modelden (RMSE: 43.82); Ca parametresi için en düşük RMSE değerini ordinary kriging yönteminde kullanılan spherical modelden (RMSE: 142.71); F parametresi için en düşük RMSE değerini ordinary kriging yönteminde kullanılan spherical modelden (RMSE: 0.57); CI parametresi için en düşük RMSE değerini ordinary kriging yönteminde kullanılan spherical modelden (RMSE: 147.64); NO2 parametresi için en düşük RMSE değerini IDW yönteminden (RMSE: 2.23); CIO3 parametresi için en düşük RMSE değerini ordinary kriging yönteminde kullanılan spherical modelden (RMSE: 0.49); PO4 parametresi için en düşük RMSE değerini ordinary kriging yönteminde kullanılan spherical ve exponential modelden (RMSE: 0.049); SO4 parametresi için en düşük RMSE değerini ordinary kriging yönteminde kullanılan spherical modelden (RMSE: 760.36); pH parametresi için en düşük RMSE değerini ordinary kriging yönteminde kullanılan spherical modelden (RMSE: 20.59); EC parametresi için en düşük RMSE değerini ordinary kriging yönteminde kullanılan spherical modelden (RMSE: 992.67) elde edilmiştir.

ECGözlem kuyularıHarran Ovası+3
Mehmet Fatih Alpay
Harran University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Impact of pollution in The Sheep Look Up, Stand on Zanzibar, The Jagged Orbit by John Brunner

John Brunner's futuristic ecological thrillers explain the forms of pollution and the inevitable impact on the planet and humans in the near future. Brunner's terrifying and depressing novels represent an environmental, global and political disaster in an unspecified near future. These novels offer a dramatic and prophetic look at the potential consequences of the escalating destruction of the earth. Air pollution is so bad, and it spreads widely. Everyone seems to suffer from many diseases because of pollution. We can't breathe clean air, drink fresh water, eat healthy food or even swim. Furthermore, no one can endure it without a filter mask. All nature components are polluted. A major reason for pollution is modern technology and abuse. Another reason for pollution is overpopulation, which causes depletion of nature resources and pollution and we (as humans) are a part. Because of racism and inequity, wars break out in many places of the world, where people use many kinds of weapons such as missiles and nuclear bombs to kill and to destroy each other and nature resources as well as. So pollution of: air, water, food, soil spreads everywhere. Therefore, this study criticizes man's greed, ignorance and racism and overpopulation as well. And also it discusses the forms of pollution and its impact in the three novels combined.

Science-fictionBrunner, JohnRacism+4
Husseın Aldughaım
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İhanet içeriğinin ve travmatik yaşantı deneyiminin zihinsel kirlenme, olumsuz duygular ve öz-tiksinme üzerindeki etkisinin incelenmesi: Fail ya da mağdur olma deneyimi

Kirlenme korkusu farklı biçimlerde ortaya çıkabilen ve evrensel olduğu düşünülen bir korkudur. Obsesif-kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu gibi farklı psikopatolojilerle birlikte ortaya çıkabileceği gibi herhangi bir psikiyatrik tanı almamış bireylerde de görülebilmektedir. Kirlenme temas kaynaklı oluşabileceği gibi temas olmadan da oluşabilmektedir. Bu ikinci durum zihinsel kirlenme olarak kavramsallaştırılmıştır. Zihinsel kirlenme, temas kaynaklı kirlenmeden farklı olarak sıklıkla ahlaki bir ihlal sonucu ortaya çıkmakta ve insan kaynaklı olmaktadır. Önceki araştırmalar ihanete uğramanın ve ahlaki olarak değerlendirilmeyen eylemlerde bulunmanın zihinsel kirlenmeye neden olabileceği görülmektedir. Ayrıca travmatik deneyimler ve öz-tiksinme de zihinsel kirlenme ile ilişkilendirilmiştir. Bu çerçevede mevcut çalışmanın amacı ihanetin ve fail veya mağdur olma durumunun, zihinsel kirlenme ve öz-tiksinme üzerindeki etkisini travmatik yaşantı deneyimini ele alarak incelemektir. Çalışma Hacettepe Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan 112 kadın katılımcıyla yürütülmüştür. İlk aşamada katılımcılar zihinsel kirlenme düzeylerine göre dengelenerek 4 farklı senaryo koşuluna atanmışlardır. İkinci aşamada katılımcılar ilk olarak bir dizi ölçek setini doldurmuş sonrasında ihanet içeriği ve fail etkisine göre değişimlenmiş senaryoları dinlemiş senaryo sonrasında tekrar gerekli ölçekleri doldurmuşlardır. Analizler sonucunda, zihinsel kirlenmenin ve belirtilen tüm bağımlı değişkenlerin pozitif yönde anlamlı ilişkiler sergilediği gözlemlenmiştir. Travma sonrası stres belirti düzeyi ise manipülasyon öncesindeki değişkenlerle anlamlı ilişki sergilerken manipülasyon sonrasında sadece yıkama dürtüsüyle ilişki göstermiştir. İhanetle suçlanmanın ve fail etkisinin zihinsel kirlenme, olumsuz içsel ve dışsal duygular ve durumsal öz tiksinme üzerindeki etkisini incelemek amacıyla 4(senaryo koşulu)x 2 (zaman) son faktörde tekrar ölçümlü çoklu varyans analizi (MANOVA) yürütülmüştür. Sonuçlar senaryonun tüm bağımlı değişkenlerde artışa yol açtığını göstermiştir. İhanetle suçlanan grupta bulunan kişilerin en yüksek zihinsel kirlenme puanlarını bildirdikleri ve fail konumunda olan katılımcıların en yüksek durumsal öz tiksinme puanlarını bildirdikleri gözlemlenmiştir. Dışsal olumsuz duygular için senaryo koşulları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmazken mağdur konumunda olan ve ihanetle suçlanmayan grupta bulunan katılımcılar en düşük içsel olumsuz duygu düzeyini bildirmiştir.

FailKirlilikMağdur+6
Ezgi Özkan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Shadow economy and environmental pollution

This thesis investigates the relationship between the size of the shadow economy and environmental pollution. To this end, an empirical analysis for various measures of environmental pollution is conducted first in a panel data setting for 152 countries over the period 1999-2007, and then in a time-series framework for Turkey over the period 1950-2009. The estimation results show support towards the existence of an inverted-U relationship between the size of the shadow economy and environmental pollution, that is small and large sizes of the shadow economy are associated with low levels of environmental pollution and medium levels of the size of the shadow economy are associated with higher levels of environmental pollution. Next, a two-sector dynamic general equilibrium model is built to account for this empirical observation. The model identifies two channels through which the informal economy might affect environmental pollution: first, the scale effect through which larger (smaller) informal sector size is associated with lower (higher) level of environmental pollution and the second, the deregulation effect through which larger (smaller) informal sector size is associated with higher (lower) level of environmental pollution . As these two effects work in opposite directions, the changing relative strength of one builds the inverted-U relationship between pollution indicators and informal sector size.

EconomyShadow economyPollution+3
Oğuz Öztunalı
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Atıksuların akarsulara deşarjı sonrasında oluşan kirlilik-Alanya Antalya Gazipaşa bölgesi değerlendirmesi

Bu çalışmada, Antalya Alanya Gazipaşa Bölgesi'nde bulunan İnceağrı Çayı'ndaki kirlilik yüklerini tespit etmek amacıyla evsel atıksu arıtma tesisi deşarj noktası baz alınarak 2022 ve 2023 Nisan aylarında beş farklı noktadan numune alınmıştır. Bu numunelerin pH, elektriksel iletkenlik, sıcaklık, çözünmüş oksijen, kimyasal oksijen ihtiyacı, amonyak azotu, nitrit azotu, bulanıklık, renk, sertlik, kalsiyum, magnezyum, klorür, alkalinite ve sodyum analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre pH, elektriksel iletkenlik, sıcaklık, çözünmüş oksijen, kimyasal oksijen ihtiyacı, amonyak azotu, nitrit azotu, bulanıklık, renk, sertlik, kalsiyum, magnezyum, klorür, alkalinite ve sodyum değerleri sırasıyla 7.31-7.84, 438-2082 µS/cm, 15,4-16,7 o C, 4-5,4 mg/L, 0,012- 2,9867 mg/L, -0,0636-1,1326 mg/L, 0,0019-0,0254 mg/L, 0,4-3,23 NTU, 8,4435- 52,5127 Pt-Co, 212-504 mg/L CaCO 3 , 144-232 mg/L CaCO 3 , 56-272 mg/L CaCO 3 , 7- 20,99 mg/L, 188-220 mg/L CaCO 3 ve -0,1676-412,804 mg/L olarak tespit edilmiştir. Evsel ve endüstriyel atıksu deşarjları, nehir suyunun sulama suyu olarak kullanılması, bölgedeki hayvancılık faaliyetleri ve topografik eğim su kalitesi değişiminin sebepleri olarak gösterilebilir. Özellikle çayın denize döküldüğü A5 noktasındaki durgun suda su kalitesi oldukça zayıftır. İlgili alanda suların uygun bir yöntem ve projeyle denize açılması ve sularla ilişkili faaliyetlerin denetim altına alınması gerekmektedir.

Atık suKirletici kaynaklarKirli sular+1
Kader Kurt
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kazan havzası (Ankara) su kaynaklarında arsenik kirliliğinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Kazan Havzası'nda bulunan su kaynaklarında yapılan hidrojeokimyasal çalışmalar ile sularda arsenik kirliliğinin mevcut durumunun ortaya konması ve arseniğin suya geçiş mekanizmalarının belirlenmesidir. Çalışma kapsamında alanda bulunan kuyu, kaynak ve çeşme sularından mevsimsel değişimleri de gözlemleyebilmek adına yağışlı ve kurak dönemlerde örnekler alınmıştır. Kurak dönemde toplam 34 örnek, yağışlı dönemde ise toplam 25 örnek alınmıştır. Hidrojeokimyasal çalışmalar kapsamında suların majör anyon, katyon ve iz element içerikleri incelenmiştir. Böylelikle bölgenin hidrojeokimyasal karakteristiği ortaya konmuştur. Örneklerin elektriksel iletkenlik, pH, sıcaklık, yükseltgenme-indirgenme potansiyeli ve çözünmüş oksijen içerikleri yerinde tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar Phreeqc programında değerlendirilmiş, analiz hata payları hesaplanmış, suların farklı minerallere göre doygunluk durumları belirlenmiştir. Ayrıca analiz sonuçları farklı diyagramlar kullanılarak elde edilen grafiklerle incelenmiş su türleri ve su kimyasını etkileyen farklı süreçler tespit edilmiştir. Suların birkaç örnek dışında hepsinde Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) belirlediği sınır değer olan 10µg/L nin üstünde arsenik tespit edilmiştir. Bölgede bulunan litolojik birimler, faylar, bölgenin iklim koşulları incelenmiş ve yapılan hidrojeokimyasal çalışmalar ışığında arseniğin kaynağının jeojenik olduğu, suya geçiş mekanizmasının ise karbonat iyonları ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir.

Ankara-KazanArsenikHidrojeokimya+2
Sevda Canbaz
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Maddi ve usul hukuku bağlamında çevreyi ilgilendiren faaliyetlerden doğan sorumluluğun sağlık hakkı ile ilişkili öne sürülmesi

Üçüncü kuşak insan haklarından biri olarak değerlendirilen çevre hakkı anayasanın 56. maddesinde güvence altına alınmıştır. Bu maddeye göre sorumluluk sadece devlete değil vatandaşlara da yüklenmiştir. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamak temel bir insan hakkıdır. Sağlık hakkı ve yaşam hakkıyla da ilişkilendirilebilir. Günümüzde korunması gereken alanların kirletilmesi ve yaşanmaz hale gelmesi sıkça medyada gündeme gelmektedir. Çevrenin kirletilmesinin küresel ısınma gibi küresel çapta sonuçları gelecek kuşakları da etkileyecektir. Bu yüksek lisans tezinde idarenin faaliyet izni vermesi sonucunda hukuka uygun olarak faaliyetlerini sürdürenler de dahil olmak üzere çevreye ve sağlığa olumsuz etkisi bulunan eylemler/faaliyetler sağlık hakkı bakımından, sorumluluk ve usul hukuku bakış açısıyla incelenmiştir. Faaliyet kavramı üretim, tüketim ve hizmet faaliyetlerini kapsamaktadır. Faaliyetin başlaması, denetimi ve son bulması çevre hukuku çerçevesinde ele alınmıştır. Çevreyi kirletenlerin zararı tazmin sorumluluğu da uygulamadaki örnekler vasıtasıyla incelenmeye çalışılmıştır.

Hukuki sorumlulukKirlilikMaddi hukuk+7
Kezban Çıtak
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın ili efeler ilçesi çeşme sularındaki bazı ağır metal düzeylerinin araştırılması

Amaç: Bu tez çalışmasında, Aydın ili Efeler ilçesinin içme suyu kalitesinin ağır metal düzeyleri (As, B, Cd, Cr, Co, Cu, Zn, Pb, Fe, Mo, Ni, Mn, Ba, Cd, Sr, U, V) açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma kapsamında Aydın ili Efeler ilçesindeki 9 mahallenin 7 farklı lokasyonundan toplam 63 adet su numunesi EPA 200.8 metodu ile toplanmıştır. Toplanan numuneler ICP-MS cihazı ile analiz edilerek ağır metal düzeyleri belirlenmiştir. Bulgular: Efeler ilçesi içme sularında ortalama ağır metal düzeyleri As: 1.66±0.53; B: 53.30±103.62; Cd: 0.10±0.01; Cr: 0.19±0.14; Co: 0.08±0.22; Cu: 12.39±15.49; Zn: 46.56±78.58; Pb: 0.98±1.24; Fe: 21.74±42.97; Mo: 0.76±0.22; Ni: 2.87±5.90; Mn: 3.97±8.31; Ba: 53.75±36.56; Na: 30238±33137; Al: 53.46±203.46; Sr: 438.74±363.99; U: 0.60±0.026 ve V: 0.11±0.02 µg/ml olarak tespit edilmiştir. Sonuç: Aydın ili Efeler ilçesi içme sularındaki tüm ağır metal düzeylerinin ulusal ve uluslararası standartlar, limit ve kılavuz değerlerden düşük olduğu belirlenmiştir. As, Ni ve V ağır metalleri açısından mahalleler arasında farklılık olduğu, farklılıkların taşıyıcı ekipmandaki korozyondan kaynaklanabileceği düşünülmüştür.

Aydın-EfelerAğır metallerKirlilik+5
Gurbet Emek
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Göl ekosistemlerinde ağır metal kirliliğinin incelenmesi: Gölbaşı gölü örneği (Kırıkhan-Hatay/Türkiye)

Bu çalışmada 10 lokalitede Nymphaeaceae familyasına ait Nymphaea alba L. ve Nuphar lutea (L.) Sm. türleri ağır metal kirliliği açısından incelenmiştir. Sediment ve su örnekleri ile birlikte, bu türlerin rizom, yaprak sapı ve yapraklarında toplam kadmiyum, kobalt, krom, bakır, mangan ve kurşun miktarları araştırılmıştır. Su ve bitki numunelerinde tespit edilen ağır metal konsantrasyonları sonbahar mevsiminde daha yüksek iken, sediment örneklerinde ise bahar mevsiminde daha yüksektir. Tüm lokasyonlardan alınan su örneklerinde ağır metal konsantrasyonları mangan > bakır > krom > kurşun > kobalt > kadmiyum olarak sıralanmıştır. Su numunelerinde tespit edilen değerler, ulusal ölçekte izin verilen sınır değerlerle karşılaştırıldığında, kadmiyum, krom, bakır ve kurşun konsantrasyonları sınır değerleri aşmıştır. Sediment numunelerindeki ağır metal konsantrasyonları, mangan > kurşun > bakır > krom > kobalt > kadmiyum olarak sıralanmıştır. Sediment numunelerinde tespit edilen değerlerin ulusal ölçekte izin verilen sınır değerler ile karşılaştırıldığında, kadmiyum ve kurşun konsantrasyon değerlerinin sınır seviyeyi aştığı görülmektedir. Her iki türde de tespit edilen ağır metal konsantrasyon değerleri bitkilerde kabul edilebilir referans sınır değerlerle karşılaştırıldığında, mangan tüm bitki kısımlarında kabul edilebilir sınır değerler arasındadır. Diğer tüm ağır metal değerleri, toksik bir birikim düzeyi sergileyerek sınır seviyelerini aşar.

Ağır metallerKirlilik
Büşra Kara
Hatay Mustafa Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Muğla ilinde rekreasyonel amaçlı kullanılan bazı kumlu plajlardaki mikro ve makro plastiklerin bolluk ve çeşitliliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma kapsamında, Muğla ilinde rekreasyonel amaçlı kullanılan 8 farklı plajdaki (Ölüdeniz Kumburnu Plajı, Sarıgerme Plajı, İztuzu Plajı, İçmeler Plajı, Aktur Plajı, Akyaka Plajı, Bitez Plajı ve Yahşi Plajı) mikro ve makro plastiklerin renk, şekil, boyut ve polimer yapılarına göre miktarları ve olası kaynaklarının araştırılması amacıyla 2 farklı sezonda (yaz ve kış) alınan plaj kumu örnekleri incelenmiştir. Kum örnekleri 50×50 cm2 alana sahip bir quadrat kullanılarak kesitin, yüzeyden ~ 3-4 cm derinliğe kadar olan kısmından yaklaşık 3 kg kum örneği alınarak laboratuvara taşınmıştır. Kum örneklerinden mikro ve makro plastiklerin ekstraksiyon işlemleri uluslararası standartlara göre gerçekleştirilmiş ve mikroplastikler mikroskop altında incelenerek renk, şekil ve boyut gruplarına göre sayımları yapılmıştır. Ayrıca tespit edilen mikroplastiklerin polimer tipleri Zayıflatılmış Toplam Yansıma – Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektrometresi (ATR-FTIR) ile belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, yaz sezonunda maksimum mikroplastik miktarı Ölüdeniz Kumburnu Plajı'nda (360 ± 237,66 partikül kg-1 ka), makroplastik miktarı ise Aktur Plajı'nda (11,80 ± 6,37 partikül kg-1 ka) tespit edilmiştir. Kış sezonunda ise maksimum mikro ve makro plastik miktarları Aktur Plajı'nda belirlenmiştir (mikroplastikler için 358,33 ± 397,24 partikül kg-1 ka, makroplastikler için 12,50 ± 16,01 partikül kg-1 ka). Yaz ve kış sezonunda belirlenen mikroplastikler toplam üzerinden değerlendirilmiş olup iki sezonda da şekil yönünden fibril, renk yönünden ise mavi renkli partiküllerin yoğunlukta olduğu tespit edilmiştir. Makroplastikler için ise iki sezonda da şekil yönünden fragment, renk açısından ise beyaz renkli partiküllerin yoğunlukta olduğu ortaya konmuştur. Boyut yönünden mikroplastikler, 0,1 µ - 1 mm ve 1 mm - 5 mm olmak üzere iki farklı boy grubunda incelenmiş ve iki örnekleme sezonunda da 1 mm - 5 mm boy aralığındaki mikroplastiklerin yoğun olduğu belirlenmiştir. ATR-FTIR ile yapılan analizler sonucunda iki sezonda da düşük yoğunluklu polietilen (DYPE) ve ataktik polipropilen (aPP) türlerinin yoğunlukta olduğu saptanmıştır. Elde edilen veriler Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ile haritalandırılmış ve istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. İstasyon gözetmeksizin iki sezon arasında mikroplastikler yönünden istatistiksel olarak farklılık bulunmamıştır. Ancak, yaz sezonunda Ölüdeniz Kumburnu Plajı ile diğer tüm plajlar arasında mikroplastikler açısından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Kış sezonunda ise Aktur Plajı ile Ölüdeniz Kumburnu Plajı dışındaki diğer tüm plajlarla arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Ayrıca kış mevsiminde rüzgâr hızı ile plajlardaki mikroplastik birikimleri arasında pozitif ve anlamlı bir korelasyon tespit edilmiştir. Mevcut çalışmanın gerçekleştirildiği alan, yüksek nüfuslu şehirlerden, sanayi bölgelerinden ve büyük ticari limanlardan uzak önemli bir turizm merkezidir. Bu bağlamda buradaki mikroplastik kirliliğini etkileyebilecek en önemli unsurlar yaz döneminde turizm faaliyetleri sonucunda artan nüfus, atıksu arıtım tesislerinin deşarj suları, dalga, rüzgâr ve nehirlerle taşınımdan kaynaklandığı düşünülmüştür.

Ege kıyılarıKirlilikKum+3
İdris Şener
Muğla Sıtkı Kocman University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Atık nesne ve doğa ilişkisi üzerine resimsel çözümlemeler

Sanayi devrimiyle başlayan ve insan hayatını kolaylaştıran teknolojik buluşlar, yenilikler, beraberinde, kapitalizmi ve çılgınca tüketim anlamına gelen `tüketim kültürü' nü getirmiştir. Bu çılgınca tüketim, doğal olarak `atık' sorununu gündeme taşımış, baş edilmesi zor bir hale dönüşen atıklar, doğanın yapısını bozarken, görsel bir kirlilik de yaratmıştır. Doğa, teknolojinin olduğu kadar sanatın da her zaman esin kaynağı, çıkış noktası, malzemesi olmuş, fakat sanat hiçbir zaman doğayı yok edecek, zarar verecek işler yapmamıştır.Sanat tarihinde doğa, her dönemin kendine özgü bakış açısı, algılama biçimi, gerçeklikleri olduğundan, farklı ele alınmıştır. Rönesans' ta figüre fon olan doğa, Barok'la anlam kazanmış, günümüz sanatında ise doğa giderek kompozisyonun önemli bir parçası olmuş, yapay-doğal ayrımı verilen düzenlemelerle de (Land Art gibi) içine girmiştir. Oluşturulan bu tezde de doğadan yola çıkılmış, doğanın günümüzdeki durumu, görsel kirlenmesi kadrajı daraltılmış bir fotoğraf gerçekliğinde gözler önüne serilmeye çalışılmıştır.Plastik açıdan ele alınan ve tez konusunu oluşturan bu doğa resimleri, yakın döneme kadar yapılmış olan doğa resimlerinin aksine güzel bir yer görüntüsü değil, atıklarla dolu bir kompozisyon olmuştur. Bu anlamda yaklaşılan resimlerde birçok sanatçının da ele aldığı gibi doğa farklı bir bakış açısıyla ele alınmış, kirletilmiş doğanın dili gibi soğuk, sisli, hüzünlü olarak ifade edilmiştir.Anahtar Kelimeler: atık, doğa, tüketim toplumu

Atık değerlendirmeAtıklarDoğa+7
Nurgül Tokat
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İmar kirliliğine neden olma suçu

Tezimizin amacı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ikinci kitabının "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmında, "Çevreye Karşı Suçlar" başlıklı ikinci bölümünde yer alan TCK m.184'te düzenlenmiş olan imar kirliliğine neden olma suçunun detaylı bir şekilde incelenmesi ve köyden kente kontrolsüz büyük göç sonucunda artan barınma ihtiyacının kontrol dışı bir şekilde giderilmeye çalışılması sonucunda ortaya çıkan imar kirliliğinin ciddi boyutlara varan bir çevre kirliliği türü olduğu farkındalığının yaratılmasıdır. Tezimizin birinci bölümünde imar kirliliği suçunun daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla imar hukukuna ilişkin temel kavramlar incelenmiştir. Ayrıca çevrenin ve tez konumuz olan imar kirliliğine neden olma suçunda ceza hukukunun uygulanmasının gerekliliği üzerinde durulmuştur. Tezin ikinci bölümünde TCK m.184'te üç ayrı fıkrada yer alan üç ayrı suç "klasik suç tipi inceleme metodu"na uygun olarak incelenmiştir. TCK m.184'te yer alan suç ile korunan hukuksal değer, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkıdır. Söz konusu suçun mağduru, toplumu oluşturan herkestir. Suçun faili ise üç ayrı fıkrada yer alan her suç tipi için ayrı ayrı incelenmiştir ve TCK m.184/1, m.184/2 ve m.184/3'te yer alan suçlar kast ile işlenebilmektedir. İkinci bölümün sonunda suçun özel görünüş biçimlerinin ardından ise kusurluluğu kaldıran veya azaltan sebepler üzerinde durulmuştur. Tezimizin üçüncü bölümünde ise TCK m.184'te yer alan imar kirliliği suçunun yaptırımı, cezayı ortadan kaldıran veya azaltan sebepler ve söz konusa suça bakmakla yetkili ve görevli olan mahkeme konusu incelenmiştir. Tez çalışmamızda sık sık doktrinde yer alan farklı görüşler ve bu görüşler hakkındaki kanaatimizin belirtilmesi ile konular detaylandırılmaya çalışılmıştır.

Ceza hukukuKanunlar 5237 sayılıKirlilik+6
Meltem Ulakçı Varol
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni işletime alınan ileri biyolojik atıksu arıtma tesisinin tasarım parametrelerinin ve işletme verimlerinin değerlendirilmesi : Gerenköy ileri biyolojik atıksu arıtma tesisi

Dünya nüfusu sağlık ve teknoloji alanında yaşanan gelişmeler ile birlikte günden güne artmakta ve bununla birlikte kişi başı oluşan atık su miktarları da aynı hızla artmaktadır. Günümüzde hızla artan nüfus ve şehirleşme ile birlikte atıksuların arıtılarak alıcı ortama verilmesi doğa ve canlılar için hayati öneme sahiptir. Atıksuların arıtılması için dünyada ve ülkemizde pek çok atıksu arıtma tesisi projelendirilerek işletmeye alınmıştır. Bu amaçla İzmir'in Foça ilçesinde atıksuların çevreye verebileceği olumsuz etkileri en aza indirmek için İZSU Genel Müdürlüğü tarafından 2019 yılında inşaatı tamamlanan 2.607 m3/gün kapasiteli Gerenköy İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi kentsel atıksuların arıtılması amacıyla 2020 yılında işletmeye alınmıştır. Tesis ''İleri Biyolojik Aktif Çamur'' prosesine göre tasarlanmıştır. Arıtma tesislerinin verimli ve sürdürülebilir bir şekilde işletilebilmesi için proje aşamasında öngörülen dizayn parametrelerindeki değerler doğru tespit edilmiş olmalı ve tesislerin işletme döneminde de bu değerleri sağlaması gerekmektedir. Bu amaçla Gerenköy Atıksu Arıtma Tesisinin tasarım parametreleri ile işletme verimleri değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Gerenköy İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisinin karbon giderim verimini sağladığı ancak azot ve fosfor giderim verimlerinin tasarımda hedeflenen arıtma verimlerini sağlayamadığı ancak işletme şartlarının değiştirilmesi ile tesisinin tasarımda hedeflenen arıtma verimlerine ulaşabileceği düşünülmektedir.

Atık suAtık su arıtma tesisleriBiyolojik arıtma+2
Ufuk Nesin Yaşar
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Atıksularda koliform kirliliğinin ultrases ve klor dioksit oksidasyonu metotları ile giderilmesi

Bu çalışmada ultrases (US), klor dioksit (ClO2) ve bu metotların ardışık kullanımı ile sentetik ve evsel atıksu örneklerinde E. koli ve T. koli bakterilerinin inaktivasyon verimleri incelenmiştir. Birleşik ultrases ve klor dioksit dezenfeksiyon metodu ile bakteri gideriminde partikül miktarı ve boyutunun etkisi detaylı olarak irdelenmiştir. Ultrases deneyleri 15, 30 ve 60 W ultrasonik güçlerde gerçekleştirilmiştir. Düşük ultrasonik güç değerlerinde, ultrasonik arıtma ile bakteri sayısında kayda değer bir azalma sağlanamamıştır. Ancak ultrases gücünün artması ile bakteri inaktivasyonun da arttığı gözlenmiştir.Ardışık ultrases ve klor dioksit dezenfeksiyon sistemi ile sentetik atıksu ve çıkış suyu örneklerinde bakteri gideriminde önemli bir iyileştirme elde edilememiştir. Fakat giriş atıksuyu örneklerinde birleşik dezenfeksiyon sistemi, E. koli ve T. koli inaktivasyon verimini önemli ölçüde arttırmıştır. Yapılan araştırmalar sinerjik etkinin yalnızca giriş atıksuyu örneklerinde 30 ve 60 W ultrasonik güç değerlerinde gerçekleştiğini göstermiştir. 30 ve 60 W ultrasonik ön arıtıma tabi tutulmuş gerçek atıksu örneklerinde bakteri log inaktivasyon verimi ultrases uygulanmamış duruma göre üç kat daha fazla gözlenmiştir.Partikül boyut dağlımı ile ilgili yapılan deneyler sonucunda, sentetik ve son çökeltim havuzu çıkış atıksuyu örneklerinde askıda katı madde miktarlarının (AKM) ihmal edilebilecek seviyede olduğu görülmüştür. Ancak giriş atıksuyu örneklerinde AKM miktarı oldukça yüksek bulunmuştur. 15, 30 ve 60 W ultrases ön arıtımı neticesinde atıksu içerisindeki partiküllerin, her üç ultrases gücünde de parçalandığı tespit edilmiştir. Yapılan partikül boyut analizi sonucunda partiküllerin parçalanmasında en uygun ultrases gücünün 30 W olduğu bulunmuştur.Anahtar sözcükler: Klor dioksit, Ultrases, T. koli, E. koli, Dezenfeksiyon

BakterilerBakterilerBakteriyolojik kirlilik+4
Serdar Sanık
Çanakkale Onsekiz Mart University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya merkez demografisine etki eden çevresel ve biyolojik faktörler

Populasyon, ekosistemin canlı öğelerinin tanımlanmasında kullanılan birimlerin en önemlisidir. Populasyonu oluşturan bireylerin sayısal durumu ile genetik ve ekolojik özellikleri, populasyonun yapısal özelliğini oluşturur. Bir populasyonun yapısında etkili olan başlıca özellikler populasyonu oluşturan bireylerin dağılış şekli, yoğunluğu, yaş dağılımı, seks oranı, populasyon büyüklüğü, genetik çeşitliliği ve bolluk değişimleridir. Kütahya İli Merkez İlçesi demografisine etki eden çevresel ve biyolojik faktörlerin incelenmesi sonucu 2003-2007 yılları arasında nüfus, bağımlı nüfus, eğitim, doğum, ölüm, göç, hava kirliliği, su kirliliği verilerine göre, son yıllarda kent nüfusu artarken, kırsal nüfus azalmaktadır. Ekonomik yönden gençler daha bağımsız hale gelmektedir. Birinci basamak sağlık kuruluşlarından yararlanma oranı artmaktadır. Sonuç olarak veriler çevresel ve biyolojik faktörlerin demografi üzerine etkileri olduğunu göstermektedir.

DemografiEğitimKirlilik+1
Samed Demir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İsteğe bağlı çevresel maliyetlerin işletme giderlerine etkisi ve bir uygulama

Dünya nüfusunun hızla artması ve sanayileşme başta olmak üzere birçok neden doğal kaynakların azalmasına ve çevre kirliliği sorunlarına yol açmıştır. Bu sorunların ortaya çıkması işletmelerin çevresel kirliliğe daha duyarlı olmaları gerekliliğini de beraberinde getirmiştir. Çünkü işletmelerin çevreye zarar verdiği bir gerçektir. Global anlamda bu sorunun çözüm yolları araştırılmaya başlanmıştır. Bu çözüm yollarının başında ise işletmelerin faaliyetleri sonucu oluşan zararlı atıkların yok edilmesi veya geri dönüşümünün sağlanması gelmektedir.Bu çalışmada işletmelerin maliyetleri düşürme kaygısı ile önemsemediği isteğe bağlı çevresel maliyetlerin işletme giderlerine olan olumlu etkisi üzerinde durulmuştur. Veri olarak Bilim İlaç Sanayi Ve Ticaret A.Ş.'nin yatırımları veri olarak alınmış. Çalışmada, ilk etapta yüksek maliyetler sebebiyle yapılmak istenmeyen yatırımların aslında uzun vadede şirket giderlerine olumlu etkide bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: İsteğe Bağlı Çevresel Maliyetler, İşletme Karlılığı, İşletme Giderleri.

GiderlerKirlilikMaliyet+6
Serap Şimşek
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İmar kirliliğine neden olma suçu (TCK m. 184)

İmar kirliliğine neden olma suçu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile ilk defa ceza hukuku anlamında cezalandırılabilir bir fiil olarak düzenlenmiştir. Elbette ki imar kirliliğine neden olma fiiline vücut veren hareketler TCK'da suç olarak kabul edilmeden önce de işlenmekte idi. Fakat bu fiiller sadece kabahat şeklinde nitelendirilip çeşitli idari yaptırımlara tabi tutulmakta idi. Avrupa Birliği Hukukuna uyum çerçevesinde çevreye karşı suçların ceza hukuku yoluyla korunma altına alınması esasında yeni bir olgudur. İmar kirliliğine neden olma fiili de çevreye karşı suçlardan biri olup ceza hukuku yoluyla koruma altına alınması uygun görülmüştür. Tezimizde üzerinde durulan noktalardan bir tanesi de çevreye karşı suçlardan olan imar kirliliğine neden olma suçunun ceza hukuku yoluyla korunmasının ne derecede sağlandığı olacaktır. Tezimizin inceleme konusu olan imar kirliliğine neden olma suçu esasında içerisinde üç ayrı suçu taşımaktadır. Bunlar sırasıyla; yapı ruhsatiyesi alınmadan ya da ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmak, yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade etmek ve son olarak da yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade etmektir. Çalışmada bu fiiller ayrı ayrı incelenmiş ve yasalaşmadan önce TBMM Genel Kuruluna sunulan ilk metni ile de karşılaştırmalar yapılmıştır.

Ceza HukukuKanunlar 5237 sayılıKent imar planı+5
Suzan Aslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 3.ve 4. sınıflarda okulda gürültü kirliliği uygulamalarının değerlendirilmesi

Günümüzde öğretmen ve öğrenciler zamanlarının büyük çoğunluğunu kapalı fiziki mekân içerisinde geçirmektedir. Bu nedenle okul binasının akustiği, iç hava koşulları, aydınlatma-renk faktörleri okuldaki paydaşların fiziksel sağlığının yanı sıra duygu, düşünce ve davranışlarını etkilemektedir. Etkili bir okulun en önemli göstergesi dünyanın hemen her yerinde öğrencilerin akademik başarı düzeyleridir. Öğrencilerin okuldaki başarısını belirleyen iki temel unsurdan biri eğitim-öğretim süreci diğeri ise sağlıklı öğrenme ortamdır. Gürültü genelde yapay olarak ortaya çıkan ve insanı rahatsız eden sesler olarak tanımlanırken; teknik olarak gürültü, anarşik ses dalgalarının üst üste gelmesi olarak tanımlanmaktadır. Fiziksel çevre ve öğrenme ortamı ele alındığında gürültü literatürde çok geniş yer tutmaktadır.2018- 2019 eğitim öğretim yılının ilk döneminde yapılan bu tez çalışmasının üç temel amacı vardır. Birincisi ilkokul 3. ve 4. sınıflarda gürültü düzeyini tespit etmek, ikincisi gürültü kirliliği eğitimi uygulamalarının öğrencilerin ve öğretmenlerin okulda gürültü hakkındaki görüşlerine etkisini incelemek, üçüncüsü gürültü kirliliği eğitimi uygulamalarının öğretmenlerin gürültü hakkındaki görüşlerine etkisini incelemektir. Bu tez çalışması bir eylem araştırması olup Bursa ili Osmangazi ilçesi Başaran İlkokulu'nun 3. ve 4. sınıflarında yapılmıştır. Bu okulda ve sınıflarda ses ölçümleri yapılırken, Brüel&KjaerHand-held Analyzer Type 2250-L‟ ses ölçüm cihazı kullanılmıştır. Ses ölçümleri bina içinde sınıflarda, koridorlarda ve bina dışında bahçede olmak üzere ders ve teneffüs esnasında yapılmıştır. Araştırma kapsamında ilkokul 3. ve 4. Sınıf öğrenci ve öğretmenlerine anketler uygulanmış, öğrenci ve öğretmenlerin okuldaki gürültünün farkında olma derecelerinin ve bundan ne kadar rahatsız olduklarının incelenmesi hedeflenmiştir. Elde edilen verilerin analizi SPSS programı kullanılarak yapılmıştır. Başaran İlkokulunda ölçülen gürültü düzeyi, yönetmelikte belirtilen standart değerlerler karşılaştırılmıştır. Ses ölçümlerinden elde edilen bulgular neticesinde Başaran İlkokulu'nun iç ortam gürültü seviyelerinin yönetmelikte belirtilen değerlerden anlamlı derecede farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Dış ortam gürültü seviyelerine bakıldığında ise yine yönetmelikte belirtilen gürültü düzeyi sınırlarını aştığı tespit edilmiştir. Gürültü kirliliği eğitimi uygulamaları öğretmen ve öğrencilerde farkındalık ve duyarlılık oluşturmuştur. Son ölçümlerinde ölçülen gürültü düzeyi, ilk ses ölçümlerinde ölçülen gürültü seviyesinden daha düşük olmasına rağmen yönetmelikte belirtilen sınır değerlerden yüksek çıkmıştır. Bunda daha önceki yıllarda kazanılan gürültücü davranış alışkanlıklarını sonradan değiştirmenin zorolması ve okulumuzun akustik şartlar bakımından kaliteli bir akustik yalıtıma sahip olmaması etkili olmuştur. Bu bulgular sükûnetli bir öğrenme ortamı oluşturmak için daha küçük yaşlarda, ana sınıfında ve 1. Sınıftan itibaren gürültü düzeylerinin tespit edilerek, kontrol edilmesine yönelik çalışmaların yürütülmesine ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Anahtar sözcükler: Ses, ilkokulda gürültü, gürültü kirliliği, fiziksel çevre

Eğitim kurumlarıGürültüGürültü kirliliği+2
Mehmet Yılmaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul dördüncü sınıflarda gürültü kirliliği farkındalık eğitimi uygulamalarının etkisinin incelenmesi: İzmir örneklemi

Gürültü kirliliği anarşik, şiddeti yüksek, birbirine karışan ve insanlar üzerinde fizyolojik ve psikolojik etkileri olumsuz sesler olarak tanımlanabilir. Bu çalışmanın amacı ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin ve sınıf öğretmenlerinin gürültü kirliliği konusundaki farkındalık ve duyarlılık düzeylerinin tespiti ve gürültü farkındalık eğitim uygulamalarının öğrenciler üzerindeki etkilerini değerlendirmeye çalışmaktır. Araştırmada uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya 26 sınıf öğretmeni ve 205 dördüncü sınıf öğrencisi katılmıştır. Çalışmada betimsel ve gelişimci araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Betimleyici araştırma var olan durum ve olayı çeşitli boyutlarıyla ortaya koyarken, gelişimci araştırma yöntemi ne idi ve ne oldu gibi soruları araştırmaktadır. Veri toplama araçları olarak desibel metre, öğretmen ve öğrenci anketi, öğretmen görüşme formu ve araştırmacı gözlemi kullanılmıştır. Çalışmanın birinci aşamasında okulda gürültü ölçümleri yapılmıştır ve yönetmelikte belirtilen 39dB-49dBdeğerleriyle karşılaştırılmıştır. Araştırmanın ikinci basamağında 26 öğretmenle anket çalışması yapılmıştır. Altı öğretmenle görüşmeler yapılmıştır. Gürültü ölçümleri ve anket bulgularına göre okulun gürültü düzeyi oldukça yüksek çıkmıştır. En fazla gürültünün teneffüs saatinde koridor ile okul bahçesinde oluştuğu görülmüştür. Okuldaki gürültü bireylerde fiziksel ve psikolojik etkiler yaratacak düzeydedir. Örneğin bir öğretmen duyduğu rahatsızlığı "Son yıllarda artık gürültüye tahammülüm yok ve bu durumdan rahatsızlık duyuyorum. Stresli ve sinirli oluyorum." şeklinde dile getirmiştir. Araştırmanın üçüncü basamağında da öğrencilerle gürültü eğitim etkinlikleri uygulanmıştır. Etkinlikler öncesinde 205 öğrenciyle anket çalışması yapılmıştır. Daha sonra etkinliklere katılan 156 öğrenciye ilk anket tekrar uygulanmış ve ilk anket ile son anketteki veriler karşılaştırılmıştır. Eğitimlerle birlikte öğrenciler gürültünün bir problem olduğunun farkına varmıştır. Öğretmenlerden birisi görüşmede bu durumu "Öğrencilerimin gürültü eğitim etkinlikleri sonrasında konuya ilişkin bakış açılarında bir değişim oldu. Daha dikkatli davranıyorlar." diyerek dile getirmiştir. Öğretmenlerle yapılan diğer görüşmelerde de eğitimlerin etkili olduğu fakat sürekli tekrar edilmesi ve davranış haline getirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Gürültü eğitimlerinin sene boyunca okulun tamamında uygulanmasının daha verimli sonuçlar elde edilmesini destekleyeceği belirtilmiştir. Gürültü kirliliği farkındalık eğitimlerine öğretmen, idareci ve veliler de dâhil edilmelidir. Buna ek olarak Milli Eğitim Bakanlığı önderliğinde okulların tamamında ses yalıtımı yaptırılması konusunda girişimler başlatılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Gürültü, ilkokulda gürültü, gürültü kirliliği, gürültünün etkileri, öğrenme ortamları

FarkındalıkGürültüGürültü kirliliği+4
Murat Merkit
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir ilkokulda gürültü kirliliğini azaltmaya yönelik eğitim çalışmalarının değerlendirilmesi

Beyin ve öğrenme üzerine yapılan araştırmalar, okul içinde şiddeti yüksek işitsel uyaranların öğrenme ortamını olumsuz etkilediğini göstermektedir. Bu araştırma Bursa İli Osmangazi İlçesi'nde bir ilkokulda yapılmıştır. Söz konusu okulda gürültüyü azaltmaya yönelik eğitim çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı okulda gürültü düzeyini ve nedenlerini çeşitli boyutlarıyla değerlendirmektir. Okulda farklı zaman aralıklarında gürültü ölçümleri yapılmıştır. Toplanan veriler yönetmelikte belirtilen gürültü sınır değerleriyle karşılaştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini okul müdürü, öğretmenler ve öğrenciler oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak ses ölçüm cihazı, gözlem formu, öğrenci anketi ve görüşme formu kullanılmıştır. Toplanan veriler betimsel araştırma yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Gürültü düzeyi teneffüs saatlerinde ortalama 80,31 dB(A) olarak ölçülmüştür. Ders saatlerinde ise 68 dB(A) seviyesinde olduğu saptanmıştır. Bu bulgular C sınıfı akustik performans sınır değerinin (39 dB) bile oldukça üzerindedir. Ölçülen gürültü değerleri işitsel, fizyolojik ve psikolojik sağlığı tehdit edici boyutlardadır. İşitsel konforun bu kadar düşük olduğu okul ortamında, yürütülen eğitim-öğretim faaliyetlerinden verimlilik beklemek oldukça güçtür. Okulda gürültü kirliliğine karşı yapılan eğitim faaliyetleri sonucunda, okuldaki paydaşların gürültü farkındalığı ve gürültünün azaltılması konusunda pozitif tutum geliştirmelerine katkı sunmuştur. Okul binasının akustiğine yönelik gözlemlerde, seçilen okulun hiçbir bölümünde ses emici akustik malzeme kullanılmadığı gözlenmiştir. Okul içinde başlıca gürültü kaynağı olarak bozuk lambalar, bozuk projeksiyon cihazları, yüksek sesli melodik zil sesi, öğrenci ve öğretmenlerin gürültücü davranışları tespit edilmiştir. Öğretmenler ve okul müdürü ile gerçekleştirilen görüşmelerin analizinden elde ana temalar: 'gürültünün nedenleri', 'gürültünün etkileri' ve 'gürültünün kontrol edilmesi' şeklindedir. Her ana temaya ilişkin olarak alt temalar bulunmaktadır. Örneğin, Gürültünün Nedenleri ana teması 'okul içi ve 'okul dışı' gürültülerden oluşan alt temalardan oluşmaktadır. Okul İçi Gürültüler alt teması da 'öğrencilerin gürültücü davranışları', 'öğretmenlerin rolü ve ortak tutum eksikliği', 'okulun akustik donanımı', 'cinsiyete ve yaşa bağlı gürültü' alt sınıflar ve bunlara ilişkin alıntılarla aktarılmıştır. Müfredatı yetiştirmeye çalışan öğretmenlerin çocuklar için daha mutlu olabileceği bir eğitim sistemi istemesi, gürültü karşısında öğretmenlerin sesi ses ile bastırma çabaları ve örnek davranışlar sergilememesi, yalıtım olmadığı için yan sınıftan veya bahçeden sınıfa rahatlıkla ulaşan sesler, okul içi gürültüler sınıflandırmasında yer almıştır. Velilerin gürültücü davranışlar sergileyen insanlar olduğu düşüncesi, ekran karşısında vakit geçiren çocukların uyaran eksikliği sebebiyle okul ortamında gürültü yapması, teneffüs, yağmurlu havalar ve kış aylarında gürültü yoğunluğunun değişmesi gürültünün nedenlerine dair okul dışı gürültüler sınıflandırmasında sıralanmıştır. Gürültünün etkileri ana temasında ise gürültüden kaynaklı olarak kendi davranışlarını sorgulayan ve anlam veremeyen öğretmenler, mesleğinden soğuyan ve emekli olmak için gün sayan öğretmenler, gürültü kaynaklı işitme kaybı yaşayıp cihaz kullanmaya başlayan öğretmenler, odasında işini rahatlıkla yapamayan öğretmenler ile ev hayatında iletişim sorunları yaşayan öğretmenlerin görüşleri ortaya çıkarılmıştır. Öğrenme ortamında gürültünün en yıkıcı etkisi öğrencilerde ve öğretmenlerde motivasyonu düşürerek odaklanma problemi yaratmasıdır. Okul müdürü, kapı kapalıyken bile odasında koridordan gelen gürültüden dolayı konuşulanları anlamadığını ve okulun akustik olarak iyileştirilmesine ihtiyaç olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak, okulda akustik önlemlerin alınmamış olması, okul binası içinde gürültücü davranışlara karşı herhangi bir kural bulunmaması ve gürültüyü azaltma konusunda ortak bir bilinç ve kültür geliştirmemiş olması okulda gürültü kirliliğinin en önemli nedenleridir. Milli Eğitim Bakanlığı önderliğinde il, ilçe Milli Eğitim Müdürlükleri'nin okuldaki işitsel konforun sağlanmasına yönelik projeler yapılması teşvik edilmelidir.

EğitimGürültüGürültü kirliliği+3
Cemile Sinem Akyün Gezgin
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2019
00

Related subjects