Game theory
65 theses under this subject heading
Rekabetçi önceliklere göre tedarikçi değerlendirmede oyun teorisi yaklaşımı
İnsanlar hayatları boyunca yaşamlarını olumlu ya da olumsuz şekillendirecek birçok karar verirler. Karar verme, düşünmek ve fikir üretmekten sonraki, eyleme geçmeden önceki adımdır. Karar verme sürecinde kişiler en iyi durumu seçme eğilimindedirler. Dolayısıyla karar verme mevcut seçenekler arasından bir tanesinin seçilmesidir. İşletmeler açısından bakıldığında da karar vermenin, işletmelerin hedeflerine ulaşmasında hayati bir öneme sahip olduğu görülmektedir. İşletmelerin gelecekte hayal ettikleri konumu elde edebilmeleri ve belirlemiş oldukları hedefe ulaşabilmeleri verdikleri kararlara bağlı olacağından işletmeler için karar verme geleceğe yönelik düşünsel faaliyetlerdir. Değişen çevresel faktörler içerisinde işletmeler karşılaştığı problemlerle ilgili hiçbir zaman eksiksiz ve kusursuz bir bilgiye sahip olamayacaktır. İşletmeler de bu zorluklar içerisinde karşılaştıkları problemleri sahip olduğu sınırlı bilgiyi kullanarak çözmek ve rasyonel karar vermek durumunda kalırlar. Bu kararların sonucunda gerçekleştirilen eylemler işletmenin başarısını ve faaliyetlerinin devamlılığını doğrudan etkiler. Dolayısıyla işletmelerin ömrünü belirleyen yine verilen kararlardır. Rekabetin yoğun olarak yaşandığı günümüzde ayakta kalmayı başaran işletmelerin, tedarik zincirlerini etkin bir şekilde planladıkları, yürüttükleri ve yönettikleri görülmektedir. Tedarik zincirinin ortaya çıkmasını sağlayan ve tedarik zinciri performansını etkileyen en önemli faktörlerin başında kaynak kullanımı, kaynak kullanım kararlarının başında da tedarikçi seçimi gelmektedir. Tedarikçi seçim problemlerinde AHP, ANP, ELECTRE, Veri Zarflama Analizi, TOPSİS, VİKOR, Bulanık Kümeler Teorisi, DAMATEL ve PROMETHEE yöntemleri en çok kullanılan çok kriterli karar verme teknikleridir. Literatürde kullanılan bu yöntemlere alternatif olarak oyun teorisinin ilave edilecek olması çalışmanın orijinalliğini ortaya koymaktadır. Tedarikçi seçim problemlerinde sıklıkla kullanılan ve tek taraflı uzman görüşüne dayanan ÇKKV tekniklerinden ziyade tüm tarafların görüşlerine dayanarak oluşturulan etkileşimli bir karar mekanizmasını içeren oyun teorisi yaklaşımının tedarikçi seçim problemlerinde daha rasyonel sonuçlar vereceği düşünülmektedir. Ayrıca sahada oyuncular ile birebir görüşmeler yapılarak gerçek bir ortamın oyun teorisinin kurgusal yapısına taşınması sağlanmıştır. Bu sayede çalışma daha da önemli hale gelmiştir. Oyun teorisi yaklaşımıyla tedarikçilerin rekabetçi önceliklere göre değerlendirilmesi ve tedarik zinciri performansı hakkında yorum yapılabilmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmada tedarikçi seçim problemi için oyun teorisi yaklaşımı uygulanmıştır. Küresel Tedarik Zinciri üyesi bir alıcı firma ile alıcı firmanın 8 tedarikçisi çalışmaya dahil edilmiştir. Alıcı firma ve tedarikçilerin uzman görüşlerine başvurularak oyun matrisi değerleri hesaplanmış, alıcı ve 8 tedarikçi arasında alıcı-tedarikçi oyunu oynatılmıştır. Alıcı-tedarikçi oyunları sonucu elde edilen sonuçlara göre tedarik zinciri performansları değerlendirilmiş ve çalışmanın sonuç kısmında detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Alıcı firmanın uzman görüşlerine başvurularak 8 tedarikçi literatürde yaygın olarak kullanılan AHP tekniği ile de değerlendirilmiştir. Oyun teorisi yaklaşımıyla elde edilen sonuçlar ve AHP sonuçları karşılaştırılmış, ilk 5'e ve son 3'e giren tedarikçilerin aynı fakat farklı sıralamalara sahip olduğu sonucuna ulaşılmış, oyun teorisi yaklaşımının avantaj ve dezavantajları tartışılmıştır. Anahtar Kavramlar: Rekabetçi Öncelikler, Tedarikçi Seçimi, Oyun Teorisi
Oyun teorisi ve ekonomik modelleme
Küreselleşmenin yoğun şekilde yaşandığı günümüzde, işletmelerin varlığını sürdürebilmeleri veya yeni işletmelerin piyasada tutunabilmeleri için rakipleriyle etkin bir şekilde rekabet edebilmeleri zorunluluk haline gelmiştir. Teknolojinin ve diğer unsurların etkileriyle günümüzde rekabet sadece aynı bölgede bulunan rakiplerle değil, tüm ülkedeki veya dünyadaki rakiplerle yapılmaktadır. Bu nedenle, şirketler karar aşamasında kendi iç dinamikleri kadar kendi kontrolü dışında kalan dinamikleri de inceleyip değerlendirmelidirler. Bu değerlendirme neticesinde şirketler kendileri için optimum kazancı belirleyip, bu kazanca ulaşmak için gerekli hamleleri yapmak durumundadırlar.Şirketler, rakiplerini inceleyip değerlendirdikten sonra kendileri için optimum kazancı belirlemede gerek göz önünde bulundurulması gereken değişkenlerin çokluğu gerekse de değişkenlerin karmaşıklığı nedeniyle çeşitli bilimsel yaklaşımlardan yararlanma ihtiyacı duymaktadırlar. Bu doğrultuda, uygulanacak olan bilimsel yaklaşımın yeterince güvenilir ve uygulanabilir olması gerekmektedir. Oyun teorisi stratejik düşünce ve karar verme aşamalarında şirketlerin optimum kazancı sağlayabilmeleri için izlemeleri gereken stratejileri araştıran matematiksel temelli bilimsel bir yöntemdir. Matematiksel özellikleri ve özellikle ekonomi alanında ihale düzenlemelerinden rekabet analizlerine, sosyal, siyasi, vb. problemlere uygulanmasından dolayı oyun teorisi oldukça ilgi çeken güvenilir bir disiplindir. Rekabet halindeki grupların rekabetini matematik temelli bir oyun gibi değerlendiren oyun teorisi grupların izlemeleri gereken stratejileri matematiğin güvenilirliği çerçevesinde irdelemektedir. Son yıllarda bu teorinin ekonominin birçok alanında uygulandığı ve uygulama alanlarının gün geçtikçe arttığı görülmektedir. Oyun teorisi ve ekonomi sentezi ekonomi meselelerine bakışı ve bu meseleleri anlama kabiliyetini önemli ölçüde artırmıştır.Bu çalışma içeriğinde oyun teorisi incelenmiş, karşılıklı çıkar ilişkisi içinde bulunan grupların rekabetlerinin oyun olarak incelenme yöntemleri değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler : Dinamik Oyunlar, Ekonomik Modelleme, Nash Dengesi, Oligopol, Oyun Teorisi, Statik Oyunlar
Kalkınma iktisadına oyun teorik yaklaşım: Fakirlik tuzakları üzerine üç makale
Fakirlik tuzakları, bir ekonominin ısrarlı bir şekilde az gelişmişlik kısır döngüsüne yakalandığı, kendi kendini sürdüren mekanizmalardır. Koordinasyon başarısızlığı modelinde ekonominin potansiyel üstün dengesine göre daha düşük bir dengeye yapışması olarak modellenir. Bu mekanizmalarla kalkınmanın farklı bir resmi ortaya çıkar. Buna göre büyüme otomatik değil, başlangıçtaki küçük farklılıklar zamanla büyür ve çoğalır. Yani ülkelerin birbirine yakınsaması imkânsız hale gelir, fakir daha fakirleşerek, zengin daha da zenginleşir. Dolayısıyla, refaha giden yolun ilk adımı, fakirlik tuzaklarının neler olduğunu teşhis etmek ve bunlardan kurtulma yöntemlerini bulmaktır. Bu tez çalışması fakirlik tuzakları üzerine üç makaleden oluşur. Birinci makale ile fakirlik tuzaklarını yapısal, davranışsal ve kurumsal olmak üzere üç grupta toplayarak ve çeşitli ülkelerden örnekler vererek, oyun teorik yapılar ve modeller içinde analiz etmeyi amaçlamaktayız. İkinci makalede, kurumsal bir fakirlik tuzağı olan politik klientelizmi koordinasyon oyunu olarak modelleyerek, bireylerin nasıl klientelizm dengesine tutunduğunu göstereceğiz. Daha sonra ise evrimsel oyun teorisiyle, toplumda tekrarlanarak oynanan bu koordinasyon oyununun sonucunda, toplumun klientelizme doğru nasıl evrildiğini göstereceğiz. Üçüncü makalede ise başka bir kurumsal fakirlik tuzağı olan taşeronluk ilişkilerini, işçi ile işveren arasında oynanan bir koordinasyon oyunu olarak modelleyerek, ajanların nasıl taşeronluk ilişkilerine tutunduğunu göstereceğiz. Sonrasında ise evrimsel oyun teorisiyle, emek piyasasının taşeron ilişkilerine doğru nasıl evrildiğini göstereceğiz. Her iki makalenin sonuçları kurumsal fakirlik tuzakları olan politik klientelizmin ve taşeronluk sisteminin çekim bölgesinde olan bir ekonominin bu tuzaklardan kurtulması için yapılabilecek olan stratejik hareketleri analiz etmek açısından önemlidir. Böylece kalkınma iktisadında, oyun teorisi yaklaşımını kullanarak temel politikalar ve öneriler geliştirilebilir.
Oyun kuramının ekonomide uygulanması
Ekonomik büyümenin kaynağı yatırımlardır. Yatırımlar ise ekonomik birimlerin gelirlerinden daha azını harcayarak elde ettiği tasarruflara dayanmaktadır. Ekonomik tasarruflar finansal piyasalar aracılığıyla yatırıma dönüştürülmektedir. Finansal piyasalar ekonomideki bu önemli fonksiyonunun yanında yatırımcısına önemli getiriler sağlayarak tasarrufları özendirici bir unsur olmaktadır. Bu bağlamda, finansalpiyasaların tüm bu fonksiyonlarını yerine getirmesi kararların sağlıklı alınmasına bağlıdır. Bu piyasalar çok sayıda sosyo-ekonomik değişkenin etkisi altında olduğundan belirsizlik ve risk içermektedir. Ayrıca bu değişkenlerin birbirleriyle olan etkileşimi alınan kararlarda bu unsurun dikkate alınmasını zorunlu kılmaktadır. Yukarıda bahsedilen karşılıklı etkileşim ve belirsizlik durumları altında alınan kararlarda oyunkuramı bilinen diğer yöntemlere göre çok daha iyi sonuçlar vermektedir. Çalışmamızda öncelikle oyun kuramı ile ilgili temel kavramlardan bahsedildikten sonra, teori sıfır toplamlı, sıfır toplamlı olmayan ve yayvan (genişletilmiş) formdaki oyunlar olmak üzere üç kısımda incelenmiştir. Çalışmamızın uygulama kısmında ise minimum risk düzeyinde maksimum getirili portföyün oyun kuramı yaklaşımıyla luşturulması ve oluşturulan portföydeki hisse senetlerinin geçmişe yönelik alt dönemlerdeki getiri oranları değişimlerinin yine oyun kuramı yardımıyla hesaplanarak mevcut piyasanın içinde bulunduğu durumu anlamaya yönelik stratejik bir bakış açısı getirilmesi amaçlanmaktadır. Buradan hareketle oluşturulan portföydeki hisse senetlerinin getiri oranı performanslarının durağan olup olmadı ve nasıl bir seyir izlediği belirlenmeye çalışılmaktadır.
Farklı kültürlerde ebeveyn ve çocukların oyun algısına yönelik bir araştırma
Bu araştırmada farklı alt kültürlere sahip (Türk, Kürt, Türk/köy) düşük sosyo-ekonomik düzeydeki ebeveyn ve çocukların oyun hakkındaki algıları incelenmiştir. Araştırmada tabakalı amaçlı örnekleme yöntemi doğrultusunda katılımcıların bir kısmı Mersin il merkezi Akdeniz İlçesinden sosyoekonomik düzeyleri ve etnik kökenleri dikkate alınarak belirlenmiştir. Diğer katılımcılarda Mersin il ve ilçe merkezine uzak olması dikkate alınarak yine tabakalı amaçlı örnekleme yöntemi doğrultusunda Olukkoyağı Köyünden seçilmiştir. Çalışmanın örneklemi Akdeniz İlçesinde iki farklı etnik kökenden (Türk/Kürt) ve köyde yaşayan Türk ailelelerden her gruptan altı aile toplamda 18 aile ve 54 katılımcıdan oluşmaktadır. Çocuklar her grup için üç kız ve üç erkek olarak seçilmiştir. Araştırmada veri toplamak için Demografik Bilgi Formu ve yarı yapılandırılmış olarak Ebeveyn Görüşme Soruları ve Çocuk Görüşme Soruları kullanılmıştır. Katılımcıların görüşme sorularına verdiği cevaplar doğrultusunda toplanan veriler demografik bilgi formundaki bilgiler de dikkate alınarak içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. Araştırma bulguları üç farklı kültürde, alt sosyoekonomik düzeyde ebeveyn ve çocukların oyun ile ilgili görüşlerinin kültürden çok bağlamın etkisine göre değiştiğini ortaya koymuştur. Çalışmada ebeveyn ve çocuklara beş boyutta (oyun algısı, ebeveynin oyuna katılımı, oyun mekânı, oyun materyali, oyun arkadaşı) sorular sorulmuş, bu sorular doğrultusunda ortaya çıkan bulgularda kültürden çok bağlamın etkisinin oluşması araştırma sonuçlarında her boyutta köy-şehir ayrımının tekrarlanmasına neden olmuştur. Çalışmada aynı kuşaktan farklı etnik kökenden gelen katılımcıların algılarında belirgin bir farklılaşmaya rastlanmazken, aynı etnik kökenden ebeveyn ve çocuklar arasında görüşlerin farklılaştığı görülmüştür. Kuşaklar arası algıların değişimi oyun etkileşimlerinde belirgin olarak gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Ebeveyn oyun algısı, çocuk oyun algısı, kuşaklar arası oyun, kültürler arası oyun
İlköğretim 6. ve 7. sınıf öğrencilerinde taktiksel oyun yaklaşımının problem çözme becerilerine etkisi
Amaç: İlköğretim 6. ve 7. sınıf öğrencilerinde taktiksel oyun yaklaşımının problem çözme becerilerine etkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın evrenini Manisa Milli Eğitim'e bağlı okulda öğrenim gören 6.ve 7. sınıf öğrencilerden oluşmuştur. Örneklemini 60 öğrenci oluşturmuştur. Öğrencilerin problem çözme becerilerinin ölçülmesinde Serin O. Ve Serin B. N.(2010) tarafından geliştirilen, 24 maddeden oluşan beşli likert tipi ölçek kullanılmıştır. Çocuklar için Problem Çözme envanteri 1. hafta ön test olarak uygulanmış, ön test çalışması sonuçlarına göre en düşük, orta ve en yüksek puan alan öğrencilerden deney ve kontrol grubu oluşturulmuştur. Deney grubuna sekiz hafta süre ile taktiksel oyun yaklaşımıyla ilgili uygulamalı eğitim verilmiştir. Uygulamalı eğitim ders dışında haftada iki gün, günde seksen dakika araştırmacı tarafından verilmiştir. Kontrol grubuna uygulama eğitimi verilmemiştir. Uygulama eğitimi bittiğinde deney ve kontrol gruplara son test yapılmıştır. Bulgular11: Elde edilen veriler SPSS15.0 programında değerlendirilmiştir. Araştırmanın verileri istatistiksel analiz olarak Mann-Whitney U, Wilcoxon Signed Ranks ve t testleri sonuçlarına göre değerlendirilmiştir. Deney grubunun ön/son test puan ortalamalarına baktığımızda, x=89.03 iken x=95.40'a yükselmiştir. Bu artış istatistiksel olarak anlamlıdır (t=-2.604, p=0.014). Kontrol grubunun ise ön/son test puan ortalamalarına baktığımızda, ön test x=90.16'dan x=85.53'e düşmüştür. Bu düşüş istatistiksel olarak anlamlı değildir (t=1.774, p=0.087). Sonuçlar: Taktiksel oyun yaklaşımına dayalı uygulamalı eğitim, deney grubu öğrencilerinin problem çözme becerilerini geliştirdiğini söyleyebiliriz
Konaklama işletmelerinde ortaklaşa rekabetin uygulanabilirliği: Kapadokya Bölgesi'nde bir araştırma
Bu araştırmanın temel amacı; konaklama işletmelerin de ortaklaşa rekabetin uygulanabilirliğini belirlemek ve işbirliği ve rekabetin beraber kullanılmasının konaklama işletmelerine sağlayacağı faydaları ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Kapadokya Bölgesi'ndeki 4 ve 5 yıldızlı 24 otel işletmesidir. Araştırma evreninin ulaşılabilir büyüklükte olması nedeniyle örneklem yöntemi olarak tam sayım örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri araştırmaya dahil olan Kapadokya Bölgesi'ndeki 18 otel işletmesinin genel müdürleri ve genel müdür temsilcileri ile birebir yapılan görüşmeler sonucu elde edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları ortaklaşa rekabeti hayata geçirmenin Kapadokya Bölgesi'ndeki turizm pastasını büyüteceği için önemli olduğunu düşünmektedirler. Katılımcıların ortaklaşa rekabetin nasıl yapılacağı konusunda yeterli bilgi ve tecrübelerinin olmadığı görülmüştür ve katımcılar meslek örgütlerinin kendilerine rehberlik edebilecekleri görüşündedirler. Katılımcılara göre ortaklaşa rekabetin uygulanmasının önündeki temel engeller konuya ilişkin bilgi düzeyinin yetersiz olması ve Rekabet Kurumu'nun engelleyici yaklaşımıdır. Konaklama işletmelerinde ortaklaşa rekabetin uygulanabileceği ama öncelikle ortaklaşa rekabetin işlerlik kazanması için ciddi bir düşünce sürecini içine girilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Diğer önemli sonuç ise, ortaklaşa rekabetin konaklama işletmelerin de uygulanmasının sağlayacağı faydaların çok olduğu, örneğin, kalitenin yükselmesi, çalışanların eğitimi, daha iyi hizmet, işletmenin kendini yenileme olanağı gibi ve bu faydaların sadece sektörle sınırlı kalmayıp diğer sektörleri, ülkeyi de olumlu etkileyeceği görüşüdür.Anahtar Kelimeler: Ortaklaşa Rekabet, Rekabet, İşbirliği, Oyun Teorisi, Konaklama İşletmeleri, Nitel Araştırma, Kapadokya Bölgesi, Türkiye.
Yılan oyununda steganografi
Steganografi, görünüşte zararsız taşıyıcılar içinde bilginin varlığını gizleme bilimi olup, mesaj varlığının tespit edilemeyeceği bir iletişim yöntemidir. Verilerin gizlenebileceği çeşitli dijital taşıyıcılar veya resimler, ses dosyaları, metin, html vb. yerler vardır. Bu çalışmada, örtme aracı olarak yılan oyunu kullanan bir oyun steganografi yöntemi tasarlanmıştır. "Vitamin" denilen yemlerin her hareketini tahmin ederek gizli verileri gizlemek hedeflenmiştir. Diğer bir deyişle, gizli verilerin birim bileşenlerine göre vitaminin koordinatları hesaplanır. Bu arada oyun platformunu karmaşıklaştırmayı ve vitamin yeri ile gizli veriler arasında DES S-kutuları kullanarak doğrusal olmayan bir ilişki kurmak planlanmıştır. Bu işlemler, önerilen şemayı muhtemel steganografik saldırılara karşı daha dayanıklı hale getirir ve çözümleme prosedürünü daha karmaşık hale getirir. Bu nedenle, güvenlik ve algılanamazlık bu çalışmanın kapsamı içerisinde ilgi odağı olarak tutulmuştur. Ayrıca, her hareketle önemli kapasite oranları elde edilmiştir. Yapılan deneylerle, bu iddialar desteklenmektedir.
Oyun teorisi perspektifinden çatışma yönetimi stratejilerinin karşılıklı etkileşimi ve denetçilere yönelik bir uygulama
Çatışma, taraflar arasında etkileşimin olduğu bir süreçtir. Dolayısıyla tarafların çatışma yönetimi stratejilerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, çatışmaya dâhil olan tarafların çatışma yönetim stratejilerinin oyun teorisi analiz araçları kullanılarak birlikte analiz edilmesi, en uygun strateji bileşimlerinin geliştirilen model kapsamında ortaya konulması ve model ile elde edilen kuramsal bulguların denetçilere yönelik ampirik bir araştırma ile ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, etkileşim kavramı dikkate alınarak tarafların çatışma yönetim stratejileri, birbiriyle eşleştirilmiş ve Karşılıklı İkili İlgi Modeli adı verilen yeni bir model geliştirilmiştir. Bu yönetim stratejileri rekabetçi veya işbirlikçi niteliklerine göre sınıflandırılmıştır. Model kapsamında seçilen çatışma yönetimi stratejilerinin karşılıklı etkileşimi oyun teorisinin temel oyun formları ile analiz edilmiştir. Modelin Mahkûmlar İkilemi Oyunu kapsamında analizi tarafların rekabet ve işbirliği stratejilerini birlikte benimsedikleri Nash dengesinin varlığına ve işbirliği dengesinin sürdürülebilirliğine yönelik kuramsal sonuçları desteklemektedir. Modelin Tavuk Oyunu kapsamında analizi, en az bir tarafın rekabetçi tutum benimsemediği dengenin varlığına ve rekabetin sürdürülebilir olmadığına yönelik kuramsal sonuçları desteklemektedir. Modelin Geyik Avı Oyunu kapsamında analizi ise her iki tarafın işbirliği stratejisini seçtikleri dengenin varlığına ve işbirliği tutumunun sürdürülebilir olduğuna yönelik kuramsal sonuçları desteklemektedir.
İnsan kaynakları seçiminde sinyalli oyunların iktisadi uygulaması
Bu tezde yöneylem araştırmasının bir parçası olan oyun teorisi ile güvenlikçi seçimi modeli geliştirilmiştir. Disiplinler arası farklılıkların birbirlerine katkısından faydalanılmıştır. Akademik olarak alınan eğitim ile gerçekte gözlemlenebilecek bir problem çözümünde uygulanması gösterilmiştir. Uygulama kapsamında iki yüz üç kişi iş başvurusu yapmıştır. Bu iş başvuru sonucunda yirmi sekiz kişi işe alınacaktır. Başvurular güvenlikçiler için güvenlikçi kimlik kartı olan silahlı-silahsız ve güvenlikçi kimlik kartı olmayan silahlı- silahsız, Mavi Akdeniz Güvenlik içinde silahlı-silahsız ve güvenlikçi kimlik kartı olan – güvenlikçi kimlik kartı olmayan seklinde matrisler oluşturulduktan sonra olasılık hesabı ile oyun ağacı fayda fonksiyonu bulunmuştur. Sinyalli oyun ile oyun ağacı çözümlenerek denge bulunmuştur. Birinci bölümde oyun teorisinin teorik kısımları açıklanmıştır ve anlaşılabilir olması için sayısal verilerle örneklenmiştir. İkinci bölümde insan kaynakları yönetimi teorik kısmı anlatılmıştır. Üçüncü bölümde Mavi Akdeniz Güvenlik'in iş başvurusu ile güvenlik personeli alımına ilişkin bir uygulama çözümlenmiştir.
Bankacılık sektöründe rekabet ve oyun teorisi
Günümüzde bankacılık sektörü şüphesiz ki en önemli sektörlerden biridir. Gerek özel gerekse kamu alanında olsun birbiriyle rekabet halinde olan çok sayıda banka vardır ve bu bankaların her birinin kendine özgü çalışma ilkeleri ve stratejileri vardır. Ancak hemen hemen bütün bankaların rekabet stratejileri aynıdır. Kimi bunu faiz oranları ile yaparken kimisi vade hesapları vb. ile yapar. Bu çalışmada bankacılık ve finans kesiminde uygulanan rekabet stratejileri incelenerek daha sağlıklı stratejik kararlar vermek amacıyla uygulanan oyun teorisi modelleri ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Bankacılık, Rekabet, Nash dengesi, Oyun teorisi
Gri sistem teorisi ve oyun teorisi ile döviz yatırım stratejisi belirlemeye yönelik bir uygulama
Döviz yatırımlarında en önemli etken yatırım yapılan dövizin fiyatının değişeceği öngörüsüdür. Bu nedenle yatırımcı, yatırım yapmadan önce yatırım yapmak istediği dövizin ilerde artıp atmayacağı hakkında önceden fikir sahibi olmak istemektedir. Fakat gelecek hiçbir zaman kesin olarak bilinememektedir. Bunun yerine döviz kullanıcıları gelecek hakkında en kesin bilgiyi verebilecek yöntemlere yönelmekte ve bu yöntemleri kullanarak yatırım kararı almaktadırlar. Döviz kullanıcılarının en iyi kararı alabilmesi için birçok yöntem geliştirilmeye çalışılmıştır. Geliştirilen tahmin ve karar alma yöntemleri, bütün koşullarda aynı sonucu verememektir. Bu nedenle kullanılacak tahmin ve karar alma yönteminin önceden test edilmesi önemli bir adım olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, gri tahmin yöntemi ile oyun teorisi yöntemini birlikte kullanarak başarılı bir döviz kuru tahmini yapmaktır. Bu amaçla; sekiz adet döviz kurunun Ocak 2010'dan Mart 2016'ya kadar olan haftalık kapanış verileri kullanılarak gri sistem teorisi ile döviz kuru tahmini yapılmış ve oyun teorisi ile de yatırım kararı alınmıştır. Çalışmanın sonunda, yöntemlerde kullanılan veri sayısı azaltıldıkça daha başarılı sonuçlar elde edildiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Döviz tahmini, oyun teorisi, gri sistem teorisi
Karar verme sürecinde bulanık mantık bazlı oyun teorisi uygulamaları
Karar süreci karmaşıklık ve belirsizlik içeren bir süreçtir. Rekabet ortamında bulunan organizasyonların varlığını devam ettirmesi bu sürecin etkin kullanımına bağlıdır. Tezin amacı, karar verme sürecinde bulanık mantık ve oyun teorisi gibi yapay zeka (YZ) yöntemlerini kullanan bir yaklaşım oluşturmaktır. Çalışmada, çok amaçlı karar verme (ÇAKV) ve çok kriterli karar verme (ÇKKV) süreçleri birleştirilerek çok amaçlı ve kriterli karar verme (ÇAKKV) süreci oluşturulmuş ve bu süreç iki kişili sabit toplamlı olmayan bir oyun kapsamında ele alınmıştır. Konu ile ilgili literatürdeki mevcut uygulamaların incelenmesinin ardından birçok karar verme metodunu içeren melez bir karar verme metodolojisi önerilmiştir. Önerilen metodolojinin her aşaması oyun teorisi kapsamında oyuncuların karşılıklı stratejileri dikkate alınarak değerlendirilmektedir. Hedefler, kritik faktörler (kriterler) ve bunların ağırlıkları bulanık matematiksel işlemler ile hesaplanmaktadır. Müteakiben, oyuncuların stratejileri hedefler ve kriterlere göre değerlendirilmektedir. Bu süreçte, kesin matematiksel sayılar yerine sübjektif faktörler (yargı, tecrübe, tercih gibi) bulanık dilsel değişkenlerle ile ifade edilmekte ve sayısal değerlere dönüştürülmektedir. Önerilen metodolojinin rekabetçi ortamlarda yer alan hiyerarşik organizasyonlarda uygulanabilirliğinin ve matematiksel geçerliliğinin gösterilmesi amacıyla belirsizliklerin önemli rol oynadığı uluslar arası bir anlaşmazlık durumunda uygulanacak karar verme süreci örnek uygulama olarak incelenmiştir.
Dinamik oyun kuramı üzerine bir inceleme ve bir uygulama
Para ve maliye politikaları, ülke ekonomisinin yönünü ve durumunuetkileyen en önemli iktisadi politika araçlarıdır. Bu araçların, birbirleriyle olankarşılıklı etkileşimleri ve eşgüdümlerinin dikkate alınarak değerlendirilmesi deoldukça önemlidir. Bu çalışmada, Türkiye'de para ve maliye politikalarınıneşgüdümü talep yönlü Keynesyen yaklaşıma göre dinamik oyun kuramıçerçevesinde değerlendirilmiştir. Kesikli zaman aralığında tanımlı iki oyunculufark oyunu modeli oluşturularak, para politikası otoritesi olan TürkiyeCumhuriyeti Merkez Bankası ve maliye politikası otoritesi olan Hükümet'inkarşılıklı davranışlarının 1991 ? 2007 dönemine ilişkin sonuçları incelenmiştir.Bu modelde, amaç fonksiyonu kareli yapıda ve dinamik sistem de doğrusalolmayan yapıda tanımlanmıştır. Modele ilişkin işbirlikçi olmayan Nash denge,Stackelberg denge ve işbirlikçi Pareto optimal çözümlemeler, GaussProgramlama tabanlı olan OPTGAME 1.0 algoritması yardımı ile yapılarakoptimal ve denge çözümler elde edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Ayrıcatemel modelde oyunculara ilişkin ağırlıklandırma katsayısı değiştirilerek,işbirlikçi Pareto optimal çözümün ağırlıklandırma katsayısındaki değişimekarşı olan duyarlılığı da test edilmiştir. Bu sonuçlara göre; oluşturulan modeleilişkin denge ve optimal değerlerin farklı çözüm kavramlarıyla önemli birfarklılık oluşturmadığı gözlenmiştir. Türkiye verilerinde Pareto optimalçözümün ağırlıklandırma katsayısındaki değişime duyarlı olmadığısaptanmıştır. Ancak Hükümet ve Merkez Bankası'nın performanslarınıPareto optimal çözüme göre işbirliği yaparak aynı anda ortalama düzeydeiyileştirilebileceği görülmüştür. OPTGAME 1.0 algoritmasının zamanserilerindeki değişime oldukça duyarlı olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler:1. Dinamik Oyunlar 4. Nash ve Stackelberg Çözümler2. Fark Oyunu Modeli 5. Pareto Optimal Çözüm3. Para ve Maliye Politikaları
An essay on common and private value actions and essays on the effect of non-performing loans on lending, sectoral credit composition and banking sector market concentration
In the first part, we study a k +1st price auction model where each bidder is either a common value bidder or a private value bidder with a given probability. We show that as opposed to pure common value auctions, there has to be pooling in any equilibrium under some parametric restrictions depending on the number of goods, distribution of signals and probability of a bidder belonging to either type. We find a large auction equilibrium in which common value bidders pool at the bottom of the signal space. The price in equilibrium does not converge the true value of the object; however, it does reflect the state of the world. We also provide some conditions for a pooling equilibrium in large and small auctions with common and private value bidders. In the second part, we study the interaction of non-performing loans (NPL) and credit growth. The period of tightening in monetary and financial conditions around the globe following the COVID-19 pandemic threatens the asset quality of banks worldwide. An analysis of the feedback e↵ects between non-performing loans and credit growth is therefore important for economic growth projections and for the financial stability of banking system. This study analyzes the impact of changes in bank asset quality on lending, market concentration and economic sector loan distribution in Turkey by implementing panel VAR on bank level and economic sector level data. In the first part, we show that rise in the NPL ratio of banks decreases the bank loans. We distinguish the response of public and private banks to NPL rise before and after 2016. We also examine the role of bank characteristics, such as size, capital and liquidity structure to demonstrate how banks react di↵erently to NPL shocks with respect to these characteristics. Moreover, we provide a panel quantile estimation of the e↵ect of NPL in di↵erent quantiles of bank loan distribution and show that tightening in bank lending due to NPL shocks is more pronounced at the higher quantiles of loan distribution. Second, we work on panel data of economic sectors to show that when NPL ratio of a sector increases, share of outstanding loans of the sector in total bank loans shrinks. We find that the direction, magnitude and duration of the response of loans to NPL shock is consistent with bank-level analysis, with medium to long-term loans the main driver of the response. Third, we demonstrate using classical VAR that an exogenous rise in the NPL ratio increases the market concentration in the banking sector, with concentration being driven by public banks. Sectoral level analysis of NPL feedback mechanism, quantile regression approach to interaction of NPL with lending and interaction of NPL with banking sector concentration indices are novel results with possible policy implications.
Strategic customer behavior in service systems: Externalities, risk sensitivity and heterogeneity
This thesis considers the analysis of models of service systems where customers are strategic risk-averse and decide whether to join the service system or balk, by taking into account various uncertainties and externalities generated by other potential customers. First, we propose a game-theoretic framework for a static service system with strategic risk-averse customers where we ignore the dynamics of the service system such as random arrivals or random service times and seek capturing the equilibrium joining probabilities in the proposed framework by utilizing other attributes of the service system such as reward, externalities and risk-sensitivity. Next, the pricing problem is presented and analyzed. We then, present an M/M/1 queueing model where similar to the previous static framework, customers are risk-averse and strategic, and address the equilibrium joining behavior of customers in such a system. We also, come up with a pricing scheme for the service provider and social welfare maximizer. Interestingly, our results indicate the possibility of charging negative prices to achieve socially desired arrival rates with risk-averse strategic customers. Finally, we extend our results to the case where customers are heterogeneous in their risk-sensitivity degree in an M/M/1 model with strategic risk-averse customers.
Incentive compatible and provably secure blockchain applications
With the introduction and advent of blockchain technologies, money transfers have become easier with lower costs, no matter how far the recipient is from the sender. Moreover, the blockchain technology has not only affected the contemporary economical model, but also inspired many novel applications that have been thought impossible without the help of a trusted third party (such as governments or well-recognized companies). However, being a newly developed technology, blockchain still lacks enough research to ensure its security (in terms of mining, transactions, or its applications) and incentive compatibility (i.e., the participants are motivated for following the expected protocol steps). Cryptography and game theory are two well-known tools with traditional proving methods to help us for this task. In this thesis, we utilize game theory and cryptography based security models for building secure applications on blockchain. First, we develop a provably secure blockchain application that we name as e-donation, for secure, fair and decentralized online donations. Second, we develop a practical attribute based digital signature scheme. Third, we analyze and improve the security of blockchain by providing an incentive compatible defense solution against the selfish mining attack of Eyal and Sirer (CACM '18) on proof-of-work blockchain. Forth, we develop a network-based simulation tool for both attacks and defenses. Fifth, we propose a framework for better game-theoretical analysis of multi-player mechanisms when the sizes of the coalitions can be bounded by a threshold, via successfully combining threshold security ideas of cryptography and transferable utility of game theory. Sixth, we apply our threshold coalition notions to show the incentive compatibility of our solution to the outsourced incentivized computation problem in blockchain with multiple outsourced parties.
Three essays on matching theory and application of school choice problems
This thesis consists of three chapters on matching theory and application of school choice problems. The first chapter is a theory essay about kidney exchange literature. We study dynamic mechanisms in multi-hospital kidney exchange. We first consider the combination of two hospitals. We show that for a range of arrival rates of incompatible pairs, hospitals obtain a higher surplus by matching their own pairs internally than participating a combined pool. We design a threshold inter-hospital matching mechanism to match patient-donor pairs in two and three-way exchanges dynamically. This mechanism relies on inter-hospital exchanges only when certain conditions are met. The threshold inter-hospital matching mechanism is preferred to matching its own pairs internally and to participating in a combined pool. In the second chapter, an application of a common enrollment in school choice is analyzed. Centralized admissions for charter, private, and neighborhood schools are commonly used across some countries such as the United States. It is shown theoretically that full participation in the unified enrollment system provides the best outcome for the students when students find all schools acceptable and schools use responsive choice rule (Ekmekçi and Yenmez [2019]). Some schools may prefer to admit students independently since schools have incentives to stay out of the common enrollment system. Thus, some districts have not succeeded in satisfying full participation of their schools to the common enrollment system. It can be analyzed that full participation of schools can be satisfied under some specific timing scenarios for enrollment such as preemption, simultaneous, and after timing scenarios. On the other hand, when the main assumptions are relaxed n a specific simulated environment, the proven theorems (defined in Ekmekçi and Yenmez [2019]) are violated. The real-life school enrollment systems are imitated through using some simulations. It is indicated that not only the preemption timing scenario but also simultaneous timing scenario are integration compatible by putting different correlations on student preferences and school priorities in the simulations. The order of the evading school in the preference list of students is a significant determinant for persuading it to participate in the unified system. The choice between responsive or quota-filling school choice rule is also crucial to forcing the evading school to participate in the common enrollment system. Lastly, the after-timing scenario is not integration compatible for different correlation coefficient values among students under the relaxation of assumptions defined on choice rules in Theorem 4, Ekmekçi and Yenmez [2019]). In the third chapter of this thesis, an application of a theory of student assignment problem, inter-district school choice where a student can be allotted to a school outside of her district is analyzed. The model is a matching with contracts between students and districts where a contract determine the specific school within the district that the student applies. Four policy goals are taken into account: individual rationality, improving student welfare, balanced exchange policy and student diversity in each district. The balanced exchange policy is that the number of students that each district admits from the other district must be equal to the number of students that it transfers to the others. We simulate the real-life scenarios by embedding different positive coefficients into the utility functions of each student defined for each school and vice versa. Then we use these utilities to construct preference list of students and priority ordering of schools. Since, there is a tradeoff between satisfying the stability of the matching and balancing the student diversity in each district, this study measures the effect of diversification among district on the welfare of different type of students under balanced exchange policy. It is observed whether the theorems proven in Hafalir et al. [2022] still hold or not under the relaxation of the assumptions or putting some constraints.
Kriz yönetiminde halkla ilişkiler ve oyun teorisi
Finansal piyasalarda ekonomik sorunların çözümünde oyun kuramı ile bir uygulama
Birden çok sayıda karar vericinin karar sistemi içinde birbirleriyle etkileşimli bir biçimde bulunduğu oyun kuramı, oyuncuların rekabetlerine göre karar aldıkları durumları inceleyen etkin bir yöntemdir. Bu yöntemde, karar vericiler birbirleriyle çelişki içinde olduğu gibi kendi menfaatleri doğrultusunda anlaşmalı olarak da karar alabilir. Oyun kuramını diğer yöntemlerden ayıran en önemli özelliği, diğer yöntemlerin bir çoğunda tek bir karar vericinin istekleri göz önüne alınırken, oyunlarda birden dazla sayıda karar vericinin karmaşık faydalarının rekabetinin incelenmesidir. Bu durum, oyunların yöneylem araştırmasında önemli bir yer almasını sağlar. Bu çalışmada, öncelikle ülke ekonomisinde tanımlanan sektörlerin birbirine karşı performansları değerlendirilmiş ve ikinci aşamada sektörlerden seçilen hisse senetlerinin performans değerlendirmeleri yapılmaya çalışılmıştır. Dolayısıyla uygulamada incelenen model, portföy oluşturma amacından ziyade yatırımcının isteğine yönelik, sektörlerin rekabetinin incelenmesine dayanır. Bu amaçla, çalışmanın ilk aşamasında İMKB' de portföy performansının ölçümünde etkin bir araç olarak kullanılan dört ayrı sektör endeksleri alınarak iki-kişili sıfır toplamlı oyun kuramı yaklaşımı ile borsanın sektörel analizi yapılmış, daha sonra ikinci aşamada aynı çerçevede bu sektörlerden işlem hacmi, işlem miktarı ve sözleşme sayısı kriterlerine göre seçilen 30 adet hisse senedinin durumu 2003 yılı için aylık olarak incelenmiştir.
Güncel sanatta oyun kuramı ve oyun kavramı
"Güncel Sanatta Oyun Kuramı ve Oyun Olgusu" başlıklı tez çalışmasında oyun olgusunu anlaşılır hale getirmek amacıyla, öncelikle oyun kavramı üzerine çalışmış düşünürlere yer verilmiştir. Oyun kavramı tarihsel, toplumsal, mitolojik, felsefi, sanatsal ve bireysel olmak üzere çeşitli açılardan kısaca ele alınmıştır. Güncel sanatın, günümüzde kavramsal anlamda sürekli değişime uğrayan zemininde tanımlanmasının önem arz ettiği düşünülmüş; güncel sanata ve oluşum sürecine değinilmiştir. Sanatsal bağlamda oyun kavramı ve günümüz sanatında oyunsal unsur incelenmiştir. Oyun ve Güncel Sanat'ın ortak noktaları ve benzerlikleri açıklanarak, bu bilgiler ışığında "Güncel Sanatta Oyun Kuramı ve Oyun Olgusu" başlıklı tez çalışması, oyun kavramından esinlenen ve oyun olgusunu kullanmaya eğilimli, 1960 sonrası güncel sanatçılarla desteklenmiştir. Son olarak, tez yazarının konu ile bağlantılı olan çalışmalarından örnekler verilerek tez tamamlanmıştır. Bu tez çalışması aracılığıyla günümüz sanatının olmazsa olmazı durumuna gelen ve yapıtta samimiyeti, varoluşu, yapıtın sanat yapıtı olmasını sağlayan unsurlardan en önemlisinin oyun olduğu sonucuna varılmıştır. Oyunun teoride kavranması yanında uygulanabilirlik düzeyinde tespitlerde bulunulmuştur. Böylece tez çalışmasının başlıca hedeflerinden biri olan, genç sanatçıları sanat alanındaki oyun kavramı ile tanıştırıp, kendi sanatsal oyunlarını kurmalarında vizyon kazandırma hedefine ulaşıldığı düşünülmektedir.
Oyun teorisi ve bir uygulama
Günümüzde ticari şartların iyileşmesi, devlet teşvikleri, globalleşme sonucu pazarların genişlemesi ve her gün artan nüfusun taleplerinin karşılanması gibi nedenler piyasalarda yer alan şirket sayılarını ve sonuç olarak şirketler arasındaki rekabeti artırmıştır. Yüksek rekabet koşullarında şirketlerin varlıklarını sürdürebilmeleri için bilimsel analizlerden faydalanarak hedef koymaları ve stratejilerini bu analizlere dayanarak belirlemeleri önem taşımaktadır. Bu nedenle bu çalışmada, rekabetin yüksek olduğu hava ulaşım sektöründe hizmet veren iki havayolu şirketinin daha çok kazanç sağlamak için karar alma yöntemlerinden biri olan ve sıklıkla kullanılan oyun teorisi ile ideal stratejilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada oyun teorisi ve havacılık hakkında bilgi verilmiş ve iki havayolu şirketinin en ideal fiyat politikalarının belirlenebilmesi için 2015 yılına ait Antalya (AYT) – Atatürk (IST) Havalimanları seferlerinin günlük yolcu sayıları ve bilet fiyatları kullanılarak iki kişili sıfır toplamlı oyun matrisi oluşturulmuştur. Kurulan oyunun denge noktası minmax ve maxmin yöntemiyle hesaplanmış ve elde edilen sonuçlara göre ilgili şirketlerin yüksek rekabet sonucu fiyatlarını çok fazla düşürdükleri tespit edilmiştir. Şirketlerin daha fazla kazanç sağlamak için aralarında fikirbirliğine vararak fiyatlarını birlikte artırmaları sonucunda kazançlarını da artırabalicekleri bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Oyun, Oyun Teorisi, Havacılık, Nash Dengesi, Statik Oyunlar, Dinamik Oyunlar
2008 küresel kriz sürecinde Türkiye'de ekonomiyi canlandırma paketinin oyun teorisi ile incelenmesi
Bu çalışmada Türkiye'de, 2007/8 küresel krizin etkilerini hafifletmek amacıyla 16 Mart 2009 tarihinde uygulamaya konulan ?ekonomiyi canlandırma paketi?, oyun teorisi bakış açısıyla incelenmiştir. Bu amaçla iktisadi ve siyasi tercihleri açıklamak için kıt kaynaklar üzerinde çatışan oyuncuların karar alma süreçlerini değerlendiren klasik oyun teorisi araçları kullanılmıştır. Oyuncuların belirlenmesinde, oyuncu merkezli kurumcu yaklaşımdan yararlanılarak komposit oyuncular, siyasi örgütler ve işveren örgütleri tanımlanmıştır.Oyuncuların öznel kriz tanımlarına bağlı kalarak ekonomik kriz dönemlerinde oyuncuların kendi kazançlarını çoklaştıracak şekilde yapabileceği tercihler teorik çerçevede açıklanmıştır. Küresel krizin başladığı dönem Türkiye'de hükümet ile işveren örgütleri arasındaki ilişki pazarlık oyunu ile modellenmiştir. Ekonomiyi canlandırma paketinin kabul edilmesiyle ortaya çıkan etkiler, beyaz eşya sektörü verileri dikkate alınarak izleme oyunu ile modellenmiştir. Model içerisinde oyuncuların tercihleri ve elde ettikleri kazançlar neden-sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirilmiş, canlandırma paketinin oyuncuların kazançlarında yarattığı mali etki ve vergi indiriminden yararlanan oyuncular incelenerek, oyuncuların tercihleri doğrultusunda birbirlerine karşı sergiledikleri davranışın işbirlikçi ve çatışmacı doğası değerlendirilmiştir.Bu süreçte bazı oyuncuların pazarlık yaparak ya da diğer oyuncuların yaptıkları tercihleri izleyerek kendi kazançlarını çoklaştıracak kararları alma gücüne sahip oldukları, eksik bilgiye sahip olan oyuncuların ise ters seçim yaparak kendi kazançlarını olumsuz yönde etkileyebildikleri tespit edilmiştir.Oyuncuların birbirlerine karşı sergiledikleri davranışlara göre işveren örgütleri ile hükümet pazarlık ile işbirliği noktasına gelmiştir, özel kesim ve hükümet almış oldukları kararlarla komposit oyunculara (bireylere) karşı rekabetçi davranmıştır, komposit oyuncular ise uzlaşmacı davranış sergilemiştir. Rekabetçi davranış sergileyen oyuncular karşısında uzlaşmacı olan komposit oyuncular en fazla maliyete katlanan oyuncu olmuştur.
Bilişim firmalarının inovasyon açısından rekabet üstünlüklerinin oyun teorisi ile karşılaştırılması: Antalya'da üç bilişim firması örneği
Bilişim teknolojileri günümüzde iş dünyasını, bir o kadar da sosyal hayatı büyük ölçüde etkilemektedir. Türkiye bu teknolojileri kullanma alanında belirli bir performans göstermekte, özellikle de bilişim teknolojilerinin gelişmesi, yeni ürünler üretilmesi ve daha yaygın kullanılması konusunda yeni ve hızlı adımlar atmaktadır. Firmalar bilişim teknolojileri konusunda stratejiler geliştirerek hızla hayata geçirmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'nin ve dünyanın rekabette öne çıkmak ve piyasada kalmak için yaptığı yenilikler ve örnekler incelenmiş, inovasyon kavramına ilişkin bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, rekabet analizi kavramı açıklanmış, çalışmada yer alan şirketlerin inovasyonu rekabete nasıl dönüştürdükleri incelenmiştir. Bu çalışmada farklı sektörel uygulamalara da yer verilerek teorinin günlük hayattaki uygulama alanlarına ilişkin bir bakış açısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde Antalya Bölgesi'ndeki, araştırmadaki üç gerçek bilişim firmasının Ocak 2011-Eylül 2011 dönemini kapsayan 9 aylık veriler sonucunda pazarda lider olmak için sürekli inovasyona yönelik araştırmaları incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, ikili kazanç-kayıp matrisleri şeklinde oyun teorisi ile incelemiştir. Firmalar inovasyon stratejilerinden taklitçi ve bağımlı stratejileri uygulamış ve C Firması lider konumda olmuştur.