Prayer
55 theses under this subject heading
Hz. Peygamber'in haklarında dua ettiği sahâbîler
Hz. Peygamber'in haklarında dua ettiği bazı sahâbîleri konu alan bu çalışma; bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın konusu ve amacı ile tezde uygulanacak yöntem ve başvurulacak kaynaklara değinilmiştir. Birinci bölümde öncelikle duanın kavramsal ve pratik yönü ele alınmış; daha sonra tevessül kavramıyla olan ilişkisi analiz edilmiştir. İkinci bölümde Hz. Peygamber'in bazı sahâbîler hakkında yaptığı dualar, ilgili sahâbîlere ait hal tercemeleri eşliğinde serdedilmiştir. Son olarak dualar; dua eden, hakkında dua edilen ve içerik açısından değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Çalışma, zikri geçen dualara ait metinlerin alfabetik fihristiyle sonlandırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Hazreti Peygamber, Sahâbe, Dua, Tevessül.
Sosyo-psikolojik bir şifa fenomeni olarak dua: Yozgat örneği
Sağlık-hastalık olgusu ve bireylerin bu konudaki algısı ile dua ilişkisinin incelendiği bu çalışmada, araştırma yapılan alanda, mevcut sosyo-kültürel yapı içinde hastalık-dua-şifa arasındaki ilişkiyi sosyolojik yöntemlerle açıklamak üzere bireylerin dua tutumlarını sekülerlik olgusu bağlamında açıklamak ve Din Sosyolojisi çalışmalarına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Sağlık Sosyolojisi ve Din Sosyolojisi konularının kesiştiği bir araştırma modeli içeren bu çalışma 3 ana bölümden meydana gelmiştir. Birinci bölümünde kavramsal ve kuramsal bilgilere yer verilmiş olup hastalık ve sağlık olgusu sosyolojik yönü ile incelenmiştir. Araştırmanın kuramsal bölümü sekülerlik teorileri ile açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde araştırma metodolojisi açıklanmıştır. Araştırmanın uygulama bölümünde Şifa Fenomeni Olarak Dua Ölçeği geçerlik-güvenirlik çalışmasını yapmak amacı ile Yozgat Şehir Hastanesine 15 Şubat-15 Nisan 2019 tarihleri arasında müracaat eden ayaktan hastalar üzerinde bir uygulama yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini 18-65 yaş arasında olan 489 ayaktan hasta oluşturmaktadır. Veriler Yozgat Şehir Hastanesinde basit rastlantısal örnekleme yöntemiyle seçilmiş katılımcılarla yüz yüze görüşmeye dayalı anket tekniğiyle toplanmıştır. Anket, araştırmacı tarafından çalışmanın teorik bölümü ile bağlantılı olan ve uzman görüşü alınarak hazırlanan sorulardan oluşturulmuştur. Anketin kapsam geçerliği, pilot çalışma, yapı geçerliği ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Verilerin analizinde SPSS Programı kullanılmıştır. Araştırmada "Şifa Fenomeni Olarak Dua Ölçeği" yapı geçerliliğini kontrol etmek için Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. AFA'de örneklem grubu uygunluğu yeterliliği Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) katsayısı ile Barlett Sphericity testleri ile test edilmiştir. Faktör analizi için Varimax dik döndürme tekniği uygulanmıştır. Madde Test Toplam Korelasyonu ve madde ayırt edicilik değerleri test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda 8 faktörlü, 53 maddeli bir ölçek elde edilmiştir. 8 faktörden meydana gelen ölçeğin toplam verilerle uyum derecesini belirlemek amacı ile DFA yapılmıştır. Yapılan DFA sonucuna göre RMSEA GFI, AGFI, RMR ve SRMR değerlerinin kabul edilebilir uyumda, CFI, NNFI, NFI değerlerin ise mükemmel uyum kriterleri içerisinde olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar açıklanan faktör yapısının doğrulandığını göstermektedir. Cronbach's Alpha = 0,890 değeri ile güvenilir bir ölçüm aracı olarak belirlenmiştir. Örneklem grubunun, demografik değişkenlere göre dua etme tutumlarında farklılaşma olup olmadığını anlamak için belirlenen 12 hipotez test edilmiş olup araştırmanın kavramsal ve kuramsal çerçevesine dayanılarak ortaya atılan düşüncenin elde edilen bulgularla desteklenip desteklenmediği ortaya konulmuştur. Ulaşılan verilerin istatistiksel analizi, t-testi (Independent-Samples T Tests), Varyans Analizi (Analysis of Variance, ONE-WAY-ANOVA) testleriyle ile yapılmış olup, gruplar arasındaki farkların kaynağının belirlenmesi için Post-Hoc analizlerinden Scheffe analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre; Katılımcıların duayı şifa olarak görme düzeylerinde cinsiyetlerine, medeni durumlarına, yaş, eğitim, dini inanışını tanımlama şekline, kronik hastalığı olma durumuna, yakınlarında kronik hastalığı olma durumuna, dua etme sıklıklarına, hastaneye gitme sıklıklarına, sağlık durumlarını tanımlama şekillerine, dua etmenin kişiyi etkileme şekline göre sekülerlik tutumlarında farklılaşmalar olduğu saptanmıştır. Anahtar Kavramlar: Dua, Hastalık, Sekülerlik, Şifa, Yozgat
فرائد اللآلئ للعلامة يحيى بن عبد الله فخر الدين الرومي في الفقه الحنفي (ت: 864هـ) من باب الطهارة إلى باب الشفعة (دراسةً وتـحقيقاً)
This thesis aimed to investigate a special part of the chapter of al-Taharah (purity)to the chapter of al-Shafa'a(intercession) from the book "Farad Al-La'ali" which wroted by the sufi hanafi jurist sheikh Yahya bin Abdullah Fakhr al-Din al- Adranwi (d. 864 AH). The book is a summary of the fatwas of Hanafi jurisprudence, arranged on the chapters of jurisprudence that collected from the explanations and fatwas. Its importance comes from being specific to issues that people share and need all the time and they ask scholars and specialists about them. It also included strange, rare and controversial fatwas among the Hanafi jurists. The book is also rich in precious sources from the main books of Hanafi jurisprudence, more than a hundred books, most of which are still in manuscript form, and some of them are lost, such as the book Al-Muntaqa. The study followed the historical descriptive approach in presenting the biographical and scholarly biographies of the author and the political, social and educational aspects of his era, while the scientific method used in the investigation and commentary on the book: such as writing the text, justify the text with diacritics, comparing the copies, attributing the sayings, and extracting the issues and documenting them. The most important conclusion of the study was: The author depends heavily on opinion and analogy in the rooting and inference of the researched jurisprudential issues In addition to his inference on the the Holy Quran and the Hadith, likewise, the book Al-Farad contains a large number of brief and important fatwas in every chapter of the Hanafi jurisprudence, such as the chapters on al-Taharah, the Prayer, the Zakat, the Fasting, the Hajj, the Sales, the Usury, the Rent and the Shafa'a(intercession) in a way that benefits specialists, students and Judicial and legislative specialists. As well as the creativity of the Sheikh in dividing the book into chapters, and put the issues into sections to make it easier to benefit from it, Likewise, the author has a superior ability to cite the sayings and weighting them with evidences, and that the book reflects the author's skills in jurisprudence in matters of jurisprudence, and his culture in presenting arguments and proofs to support his opinion. Keywords: Jurisprudence(fiqh), Faraed Al-La'ali, Yahya Al-Roumi, The Book of Prayer, investigation.
الاختيارات الفقهية لأبي الخطاب الكَلْوَذاني( 510ه) من خلال كتاب الإنصاف( الطهارة والصَّلاة أنموذجاً )
Jurisprudence(Fiqh) is one of the most important sciences that a student of must learn, to worship GOD correctly, and that's one of the most important reasons that prompted the researcher to choose this subject, as well as the desire to acquaint researchers with comparative jurisprudence or Hanbali jurisprudence with the choices of Abi Al-Khattab in matters of purity and prayer, grouped in one chapter. The researcher followed the inductive approach in tracking the choices of Abi Al-Khattab in the books of Purity and Prayer, then the analytical approach in mentioning the evidence of sayings in the matter, then the comparative approach in comparing his choices with other sayings in the doctrine, and weighting between them by following some methods of contemporaries. The most important findings of the researcher are: The issues studied in this research has reached 52 issues, where it was studied according to a scientific method by mentioning the title of the issue، then presenting the sayings in it، including the choice of Abi Al-Khattab. Then he mentioned the evidence for each of them and concluded with weighting among the sayings mentioned in the matter. Imam Aba Al-Khattab agreed with the Hanbali jurisprudence with a percentage of 36.54%, while he disagreed with it by 63.46%, this indicates his intellectual independence and his distance from sectarian stagnation. Through the research, the accuracy of Abi Al-Khattab appeared in delving into the details of the jurisprudential branches, which proves his mastery in jurisprudence, as well as the care of the Hanbalis in his jurisprudential choices. There is hardly an issue in which a choice is made by Abu al-Khattab without his choice being cited in it, even if it was contrary to the most correct opinion in the school of Jurisprudence. At the last the study recommended studying other chapters in jurisprudence, which this research did not study, as well as in transactions, family provisions, hudud, felonies, and others.
Hadis literatüründe dua
Dua insanın yaratılışının gereği olarak ortaya çıkan fıtri bir ihtiyaç ve olgudur. İnsan, tarihi boyunca yüce bir varlığa inanmak, ona sığınmak ve güvenmek istemiştir. Temeli Allah inancına dayanan hayat felsefelerinin tümünde yaratılmışların Allah'a doğru yönelimleri söz konusu olup, duanın insanı Allah'a yakınlaştıran bir fonksiyon icra ettiği görülmektedir. Son ilahi din olan İslam'a göre de Yüce Allah sevgi, saygı, ihtiram, sığınma, korku, endişe, pişmanlık vb. her ne sebeple ve duyguyla olursa olsun kulun kendisine yönelmesinden hoşnut olmakta, bunu istemekte ve beklemektedir. Dinin en önemli kaynaklarından olan hadislerde; dua kulluğun özü olarak kabul edilmiş ve dua konusu tüm detaylarıyla ortaya konmuştur. Bu çalışmada, dua konusu hadisler perspektifinden incelenmiş; duanın önemi, fazileti, adabı, şartları, psikolojik açıdan etkileri, insan hayatındaki fayda ve tesirleri, kader ve kaza ile duanın ilişkisi hadisler çerçevesinde ortaya konmuştur. Ayrıca hicri ikinci asrın başları gibi çok erken bir dönemden itibaren gerek konulu hadis kitaplarında gerekse müstakil dua literatürü çerçevesinde duanın hadis edebiyatındaki yeri incelenmiştir. Günümüze ulaşan en erken hadis eserlerinden biri olan Ma'mer b. Râşid'in el-Câmi adlı eserindeki dua konusu detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Hadisin rivayet dönemleri olarak isimlendirilen hicri ilk beş asırdaki müstakil dua literatürü ve konulu hadis edebiyatı içindeki dua bölümlerinin en önemlileri en erkenden başlayarak değerlendirilmiş, böylece dua konusunun kaynaklardaki gelişim ve değişim serüveni resmedilmiştir. Hadislerde dua, ibadet olarak kabul edilmiş, duanın makbul olabilmesi için gerekli şartlar belirlenmiş ve çerçevesi çizilmiştir. Hadislerdeki önemi ve konumu hadis edebiyatında dua türü edebiyatın oluşmasına zemin hazırlamış ve muazzam bir dua literatürü oluşmuştur.
مرشد الأخيار في بيان شروط صحة الجمعة في الأمصار للشيخ اخي زاده عبد الحليم أفندي (ت 1013ه) (دراسةً وتحقيقاً)
0This manuscript is one of the most comprehensive treatises on Friday prayer. The author mentioned the reason for the name of the work and its virtues and talked about the person who performed the first Friday prayer. Later, he gave detailed information about the fact that the Friday prayer is obligatory, that it is fixed by the Qur'an, Sunnah and the consensus of the ummah, the virtues of this day, the border and conditions of the city where Friday prayer should be performed, and the noon prayer after the Friday prayer in the Hanafi school. This treatise has dealt with most of the Hanafi school's words on the issues of Friday prayer and the conditions of the city where Friday prayers should be performed. The author based extensively on Ibn Ghanem al-Makdisi's Nûru'ş-şem‛ati fi zuhri'l-cum‛a, and tried to convey most of the scholars' views on the aforementioned subject through this work. In this treatise, the author preferred the view that it is permissible to pray four rak'ahs after the Friday prayer, and also mentioned the words of those who say that it is haram. The researcher, on the other hand, tried to collect and analyze the copies of the manuscript. After comparing these copies, taking into account the rules of scientific investigation copied the existing copy. The researcher rewrote the verses of the Qur'an in the copy as they were in the Mushaf, and he also made the hadiths an interpreter. In the work, he made a biography of the proper names and also mentioned the sources of the quotations. He also explained the meanings of the terms and strange words in the work. He gave information about the personality of the author, his scientific life, the name of the manuscript he wrote, its attribution to the author, its sources and the method adopted by the author in this work. The results obtained at the end of the study are as follows: •The author has followed a unique style in the different discussions and opinions he presented in his manuscript. He collected all the opinions of other sects on the subject and discussed the view of the Hanafi sect in a scientific and objective style. •In this work, it is clear that there are many Sheikhs through the issues he presented and the debates he had. •The fact that the Sheikh transfers information from the scholars and books of the sect he belongs to is an indication that he has a say in this sect. •This manuscript is one of the most prominent works written on Friday prayer and this is clearly seen in the presentation of the subject. •This work is a reference about Friday prayer. Anyone with knowledge and knowledge can benefit from it•Many bibliographers have made the mistake of citing author's books; He mixed the works of many writers bearing the name Ahi Zâde with the works of Ahi Zâde (Abdul Halim Efendi.) Suggestions The books that deal with the issues of fiqh should be taken care of and these issues should be explained clearly and clearly so that those who want to know can easily access them. The works of fiqh sects should be protected and they should be removed from the library shelves, because fiqh issues that deal with practical judgments are the life of the nation.
فقه الإمام النسائي(ت. 303ه) في سُننهِ الصغرى [كتاب الصلاة]: دراسةٌ فقهيةٌ مقارنة
The purpose of this thesis is to study the jurisprudence of Imam Al-Nasa'i in his book "Al-Sunan Al-Sughra", dealing with the chapter of Prayer, a comparative study between his jurisprudence and the jurisprudence of the four imams. To recognize the merits of his jurisprudential approach, and his method of weighting between jurisprudential opinions, The importance of the study comes from the scholarly status of Imam al-Nasa'i, as he is one of the imams of jurisprudence and Hadith science. And from the status of his book Al-Sunan Al-Sughra, which is considered one of the six principles of the Noble Hadith, To achieve the purposes of the study, the researcher followed the analytical descriptive approach that fulfills the purposes of this study in terms of translating the biographical and scholarly biography of Imam al-Nisa'i and describing his book, as well as when presenting and analyzing the jurisprudence of Imam al-Nisa'i in the minor Sunan of the Book of Prayer, which includes several chapters, as well as the comparative approach in interviewing the opinion of the imam with other owners of other schools of jurisprudence. The results of this study are the following: The ability of Imam al-Nasa'i in Hadith men's evaluation and methods of hadith made him more likely to ways and narratives corrected by many scholars. In his book, Al-Nasa'i mixed jurisprudence and hadith, touching on the finest jurisprudential details, and providing evidence for that, Al-Nasa'i often put his jurisprudential opinion in defining the chapters. In general, he was more likely according to what was clear to him from the correct evidence. He also narrated from those who were accused of heresy if his righteousness was proven, Among the most prominent of his jurisprudential views: the legitimacy of the imam taking the allegiance from the parish to maintain the performance of the five daily prayers.
موافقات الامام زفر لابي حنيفه في كتاب الاختيار قسم العبادات
The present research is considered comparative jurisprudential study of what proven between one of the Islamic imams Abu Hanifa and other jurisprudential opinions . This research aims to shed the light on the jurisprudence of the Hanafi Scholl, and other jurisprudential opinions which have spread into existence through their roles, beginning in witnessing them to the holy book and the prophetic Sunnah. Furthermore, it shows the effects through the books of Al-Sihah Musnds that were narrated from the prophet (peace and blessings of God be him), which is one of the first images of codification. Besides, it presents the honourable Sunnah of the prophet, and their role in enriching Islamic jurisprudence and comparing what was proven from them of jurisprudential opinions with what was proven from righteous predecessors, and those who followed them from the imams of jurisprudence and scholars .The researcher used the inductive-analytical approach to follow the established jurisprudential traces of him and which are attributed to the books of Sunnah and, then compared them with the sayings and jurisprudence of other scholars those deal with the same issues.The researcher has reached several results, the most important of which are: the validity of the opinions that he narrates from the Prophet (peace and blessings of God be upon him), the extent of their attribution to him, the extent to which hadith scholars protest against them, and the extent to which modern scholars and jurists rely on the hadiths and Sunnahs contained in them. Further, what these imams enjoyed from the ability and the jurisprudential faculty, which represents part of the jurisprudential rule on which Islamic jurisprudence was built throughout the ages, and it is the jurisprudence of the owners of schools, and this research reached several issues and demands, dealing with their knowledge distributed over a number of chapters. Keywords: Imam, worship, purity, relics, prayer
Ebu Muhammed Bedruddîn Mahmûd el-Aynî'nin "Şerhu Süneni Ebî Davud" ve "Umdetü'l-kârî fî Şerhi Sahihi'l-Buharî" eserlerindeki Kitabu's-Salat bölümünün mukayesesi
Bedruddîn Mahmûd el-Aynî, çok sayıda eser yazmış hicrî IX. asrın önde gelen âlimlerindendir. Bu çalışma, Şerhu Süneni Ebî Dâvûd ve Umdetü'l-kârî fî Şerhi Sahîhi'l-Buhârî eserlerinin namaz bölümleri çerçevesinde ele alınmıştır. Tezde, iki eserin namaz bölümlerinde bulunan benzer hadislerden ve bablardan yararlanmak suretiyle kıyaslama yapılmıştır. Bu iki eser arasındaki farklılıklar ve benzerliklerin bulunması amaçlanmıştır. Tezde eserlerin nüsha farklılıklarına, Aynî'nin her iki eserinde diğer âlimlere yaklaşımlarına, bab başlıklarında bulunan benzerliklere dikkat çekilmiştir. Bir hadis açıklanırken ele alınan konular bağlamında hadislerin sıhhatinin incelenmesi, isnâd beyanı, ricâl beyanı, tahrîc beyanı gibi konuların Aynî tarafından ele alınma şekli, mukayeseli olarak incelenmiştir. Yapılan çalışmanın sonunda Şerhu Süneni Ebî Dâvûd ve Umdetü'l-kârî fî Şerhi Sahîhi'l-Buhârî eserlerinde bulunan hadislerin, ayetler ve diğer hadislerle delillendirilme biçimleri ve ihtilaflı hadislerin yorumu ele alınmıştır. Kısaca Aynî'ye ait bu iki eser arasında yöntemsel farklılıklar tespit edilmekle beraber, Aynî'nin yorumları kapsamında birbiri ile çelişen farklılıklara rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Hadis, Aynî
Tasavvuf'ta şükür ve dua anlayışı
Bu çalışma, Tasavvuf anlayışında şükür ve dua kavramları hakkındadır. Allah-insan ilişkisi bağlamında ön plana çıkan bu iki kavram sûfîlerin yaşantısında önemli bir yere sahip olmuştur. İslam'ın pratik hayata yansımalarının görüldüğü tasavvufta ana husus Allah sevgisidir. Bu sevginin temelinde ise O'nu tanımak vardır. Bu ancak insanın kendisini tanımasıyla mümkün olacaktır. Şükür, nimetlerin hakiki sahibini tanımaktır. Aciz olduğunun farkında olan insan Yüce Allah'ı tanır ve nimetlerin O'ndan geldiğini bilerek şükreder. Bundan sonra, O'nunla iletişim kurmak ister ve dua eder. Giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşan çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, yöntemi, kapsamı ve sınırlılıklarına değinildi. Birinci bölümde, "şükür" kavramının sözcük ve terim anlamları vererek Kur'an ve hadislerdeki yerini ortaya koymaya çalıştık. Burada karşımıza çıkan şükrün kısımlarını, başlıklar halinde, sûfîlerin görüşlerine yer vererek açıklamaya gayret ettik. Daha sonra klasik tasavvuf kaynaklarında şükür başlığı altında konuya geniş yer veren mutasavvıfların görüşlerine yer verdik. İkinci bölümde "Dua" konusuna değindik. Duanın tanımı, ayet ve hadislerdeki konumu, tasavvuf literatüründeki görüş farklılıklarını ve ilişkili olduğu bazı kavramları açıklamaya çalıştık. Sonuç olarak ise Tanrı-insan ilişkisi üzerine odaklanan tasavvufta şükür ve duanın birbiri ile bağlantılı kavramlar olduğunu tespit ederek çalışmamızı tamamladık. Anahtar kelimeler: Tasavvuf, Şükür, Dua, Hamd, Nimet
Tasavvufta Kurb ve Bu'd anlayışı
Bu çalışmamızda tasavvuf literatüründe diğer kavramlara göre daha az yer alan "kurb" ve "bu'd" kavramlarını ele almaya çalıştık. Ayet ve hadisler ışığında her iki kavramı da analiz edip mutasavvıfların görüşleri doğrultusunda konuyu izah etmeye gayret ettik. Çalışmamızda Yüce Allah'a nasıl yakınlık (kurb) kazanılır? Yüce Allah'tan uzaklaşmanın (bu'd) alametleri nelerdir? Yakınlık ve uzaklığa sebep olan ve buna neden olan yollar nelerdir? gibi birçok sorunun cevabına yer verdik. Kurb, Hakk'ın emir ve buyruklarını yerine getirerek, nafile ibadetlerle birlikte Yüce Allah'a yakınlaşmadır. Kurbun zıttı olan bu'd ise Cenabı Allah'ın emir ve yasaklarına karşı gelerek bunda ısrarcı bir tavır takınıp Allah'tan uzaklaşmadır. Allah, kulunun kendine yakınlaşması için birçok imkân yaratmıştır. Kula düşen gerek namaz, oruç, kurban ve hac gibi farzlar, gerekse sabır, şükür, dua yahut zikir gibi nafilelerle Hak Teâlâ'ya yaklaşmaktır. Kalbinden masivayı sıyıramamış bir kişi, Yüce Allah'a olan yakınlık hakkını kaybetmiş demektir. Kalp, masivadan yalnızca tövbe, uzlet ve riyazet gibi nefsin hoşlanmadığı şeylerle uzaklaşmaktadır. Kul ömür sermayesini nefsine uzak Rabbine yakın olma gayreti içinde tüketmelidir. Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, kurb, bu'd, oruç, namaz, kurban, hac
Anadolu'da yaygın dua geleneği (Kastamonu örneği)
Selçuklulardan itibaren, ağırlıklı olarak İslam Kültür ve Medeniyeti'nin kanatları altına girmiş Kastamonu, ruh ve mana zenginliğini günümüze kadar yaşatmıştır. Bu çalışmamızda amacımız, Anadolu'da yaygın dua geleneğinin Kastamonu'daki izlerini bulmaya çalışmak, ayrıca bu izler üzerinden hem şehrin manevi/ruhani tarafını öne çıkarmak, hem de Kastamonu'nun, özellikle inanç turizmi açısından tanıtımına katkıda bulunmaktır. Dua, dini tecrübenin tezahürüne en sağlam vasıtadır. Bunun için halkın yaptığı dualar, dini bir fenomen olarak araştırmamıza konu edilmiştir. Bundan dolayı, Anadolu'da yaygın dua geleneğinin izleri ile şehrin manevi zenginliğinin ortaya çıkarılmasında, halkın yapmış olduğu duaların tayin ve tespitinin isabetli olacağı düşünülmüştür. Bu araştırmada, Kastamonu'da halkın yaptığı dualar, bu dualarda ortaya çıkan ortak yönler ile yaş ve eğitim gibi değişkenlerin bu dualardaki etkileri, içerik analizine tabi tutarak incelenmiştir.
Fıkıh usûlü eserlerinde namazların kazası
İbadetler alanında gündelik hayatta en fazla muhatap olunan, muayyen vakitlerle sınırlandırılmış ve her bir mükellefin ferden yerine getirmekle yükümlü olduğu namaz ibadeti, kendisinde diğer ibadetlerden cüzler taşıyan önemli bir kulluk vecibesidir. Bu vecibenin kasten veya sehven terk edilmesi durumunda telafisi gerekmektedir. Vaktinde kılınmayan namazın telafisi, fıkıh literatüründe "kaza" kavramı ile karşılanmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde kazayla ilgili kelimelerin genel tasviri verildikten sonra ikinci bölümünde kaza kavramının usul-u fıkıh açısından tahlili yapılmıştır. Bununla birlikte namazların kazası temellendirilirken usûl âlimlerinin görüşlerine başvurulmuştur. Fıkıh usûlü eserlerinin emir başlığı altında incelenen kaza, asıl-vasıf ve nefsü'l-vucûb vucûbü'l-eda ilişkisi bağlamında değerlendirilmiştir.
İmam Rafiî'nin Fethu'l-Azîz adlı eserinin namaz bölümündeki tercihleri -mezhepler arası mukayeseli
İmam Râfiî Şafii mezhebini yazılı hale getiren kişi olarak görülmektedir. Şafii mezhebinde kaleme aldığı eserlerden birisi de "Fethu'l-Aziz" kitabıdır. Bu eser Gazzali'nin el-Veciz adlı eserinin şerhidir. Kendisinin bu kitapta mezhepte bazı tercihleri öne çıkmıştır. Elimizdeki çalışma; giriş, hazırlık ve üç ana bölüm ile bir sonuç bölümünden oluşmaktadır. Hazırlık bölümünde; Şâfiî mezhebinin ortaya çıkışı ve gelişmesi, imam Râfiî'nin biyografisi ve eseri "Fethu'l-azîz ve'l-maksûd bihtiyârihi fih" kitabının tanıtımı ele alınmış ve geri kalan üç bölümde namaz bölümündeki on sekiz konu incelenmiştir. Birinci bölümde, cemaati ilgilendiren konular, ikinci bölümde imamla ilgili meseleler ve üçüncü başlık altında da namaz konusundaki farklı meseleler ele alınmıştır. Herbir konu önce açıklanmış, ardından konu ile ilgili İslam hukukçularının görüşleri ve delilleri aktarılmış sonra imam Râfiî'nin konu ile tercihi belirtilmiş son olarak da konu ile ilgili araştırmacının çıkarımı ve Nevevî'nin görüşünün, Râfiî'nin görüşü ile ne derece uyumlu olup olmadığı belirtilmiştir. Araştırma sonunda birçok sonuç ve değerlendirme yapılmıştır. Bunlarden en önemlisi Nevevî'nin tercihlerindeki delillerin güçlülüğü nedeniyle birçok meselede Râfiî ile aynı görüşte olduğudur. Tercihlerinde en çok kullandığı ifade el-esah ve el-ezhar ifadeleridir. Yazar tercihlerini bir delil ya da fakihlerden birisinin görüşü ile desteklemektedir. ANAHTAR KELİMELER: Terciler, Râfiî, Fethu'l-Aziz, Namaz. Aralık 2021, 88 Sayfa
Şevkânî'nin Neylu'l-Evtâr adlı kitabında mutlak ve mukayyed ile ilgili görüşleri (Tahâret ve namaz bölümleri)
Bu çalışmanın amacı, mutlakın mukayyede hamli meselesine odaklanarak, Şevkânî'nin Neylü'l-evtâr adlı kitabının taharet ve namaz bölümlerinde usûl-i fıkıh açısından nasıl bir yöntem izlediğini ve o yöntemin uygulamalarını, çalışmanın konusu ile ilgili Şevkânî'nin hayatındaki bilimsel ve kişisel noktaları ortaya koymaktır. Bununla beraber bu çalışma, Şevkânî'ye göre mutlak ve mukayyet kavramları, mutlakın mukayyede hamlinin şartları, onları etkileyen usûl ve kuralları açıklayıp, diğer alimlerin görüşleri ile karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Bundan dolayı, çalışmanın kapsadığı bölümlerdeki mutlakın mukayyede hamledildiği meseleleri araştırarak topladık ve bunların üzerinden bu çalışmayı yaptık. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmaya dair bilgiler verilmiş iken, ilk bölümde İmam Şevkânî ve kitabı Neylü'l-evtâr, mutlak ve mukayyet kavramları, onların durumları ve mutlakın mukayyede hamlinin şartları ile ilgili bilgiler ele alınmıştır. İkinci bölüm, Şevkânî'nin Neylü'l-evtâr adlı kitabında, taharet bahsindeki mutlak ve mukayyet ile ilgili görüşlerini ele almaktadır. Bu bölüm yedi meseleyi içermektedir. Üçüncü bölüm ise Şevkânî'nin namaz bahsindeki mutlak ve mukayyet ile ilgili görüşlerini ele almaktadır. Bu bölüm ise on dört meseleyi içermektedir.
Sûfî kaynaklarda namaz ibadeti
Namaz, İslam dininin ana erkânı ve direğidir. Kulu Allah'a yaklaştıran, vuslatı gerçekleştiren, Allah'ın rızasını kazandıran en önemli ibadetlerden birisidir. İlahi emre muhatap olan her bir peygamber, namazla sorumlu tutulmuştur. Sorumlu tutulan peygamberler, bizzat kendileri namazı kılarak ümmetlerine rehberlik etmişlerdir. Son peygamber Hz. Muhammed (a.s.) da Kur'ân'dan aldığı emirle namaz ibadetine çok büyük hassasiyet göstermiş ve Allah'a yakınlığın ancak bu ibadet sayesinde olacağını beyân etmiştir. Tüm ibadetlerde olduğu gibi namaz ibadetinin de zâhirî ve bâtınî olmak üzere şartları vardır. Zâhirî şartlarını fukahâ gündeme getirirken batınî şartlarını ise daha çok sûfîler gündeme getirmişlerdir. Sûfîlere göre zahirî şartlar önem arzettiği gibi bâtınî yani kalbî şartlar da önem arzetmektedir. Bu öneme binaen sûfîler niyet, ihlâs, huşû, ru'yetullah, cem', ihlâs, ihsan gibi bazı kavramları ön plana çıkarmışlardır. Çalışmamızda sûfîlerin fukahâdan farklı olarak namaz konusundaki görüş ve düşüncelerinin ortaya konulmasına gayret edilmiştir.
Değişen şartlar bağlamında namaz ve oruç ibadetine etkisi bakımından yolculuk
İnsanoğlunun dini emir ve yasaklara muhatap olması, takatinin üstünde bir yük ile mükellef tutulması demek olmayıp bilakis kişilerin takat ve görev ifa edebilirliği ile eş orantılı bir niteliği haizdir. Dini mükellefiyet şartlarını haiz olmayanların sorumlu tutulmamaları, bu şartları sonradan kaybedenlerin mükellefiyetten muafiyetleri, zor şartlar altında olup dini yükümlülüğü tam olarak ifa etmek hususunda zorlanacak kimseler lehine ekstra bir takım kolaylıkların ruhsat olarak tanınmış olması da bunun kanıtıdır. Biz bu çalışmamızda, normal şartlar altında insan ile yaratıcı arasında olması gereken taabbudî ilişkinin, yolculuk gibi anormal şartlar altında yapılabilir seviyeye indirgenmiş olması ile ilgili tezahürlerini ve bunların günümüz şartlarında da geçerliliğini ispat ve izah etmeye çalıştık.Anahtar kelimeler: Din, Yükümlülük, Yolculuk, Ruhsat
الأحكام الفقهية المتعلقة بفصل الشاء( العبادات نموذجاً )
In this letter, the towers of rulings, jurisprudence, in the winter season, the sayings of the schools of thought from their books, an explanation of what is most correct among them, and knowledge of these rulings is considered one of the greatest acts of worship, and every Muslim needs them because these rulings are related to worship, and God - the Mighty and Sublime - created the worshipers for them. The thesis consists of an introduction, a preamble, and two chapters. In the introduction, I mentioned the importance of the research, the reason for choosing it, the objectives of writing this thesis, previous studies, and the research methodology. In the preamble, I explained winter, and mentioned its definition among linguists and jurists, and then good deeds in winter ,I referred to the hadiths and the sayings of the companions and followers in his virtues, and the jurists mentioned some rules related to winter in their books, so I wrote them, explained them, and linked them to winter. In the first chapter, I dealt with the provisions of purity related to the winter season, and listed the rule of street mud and the disagreement among the jurists regarding it, I mentioned tayammum and its ruling if the need arises with the excuse of cold and the jurists' controls for it, and then wiping over the socks, especially in the cold, because ablution in the cold is hardship for those who perform ablution. In the second chapter, I showed the provisions of prayer related to the winter season. In the beginning, I dealt with the definition of the call to prayer and the ruling on saying (pray in homes) when combining two prayers, The ruling on combining two prayers with the excuse of rain, snow, hail and mud, and the ruling on praying for rain if the rain is too late, And I showed some issues related to worshipers during prayer, and there were some issues related to fasting, so I mentioned it in the prayer section because I said it.
Bâtınî mezheplerde ibadet
Çalışmamızda üzerinde ciddi anlamda araştırma yapılmamış olan Bâtınî mezheplerin ibadet anlayışını incelemeyi hedefledik. Birçok inanıştan ögeler barındıran Bâtınî mezheplerin ibadet anlayışlarını ortak paydalar üzerinden ele alarak kitâbî İslâm'dan farklı yönlerini belirlemeye çalıştık. Ayrıca Bâtınî mezhepler her ne kadar isim, zaman ve mekân noktasında farklı olsalar da pek çok noktada olduğu gibi ibadet noktasındaki fikirsel alt yapının da benzer olduğunu tespit etmeye çalıştık. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde İslâm dünyasında yaşanılan ayrılıklara, Bâtıniyye'nin oluşumuna ve Bâtınî mezheplere değinilmiştir. Birinci bölümde, girişte tespit edilen Bâtınî mezhepler, zaman açısından ele alınıp namaz ve oruç ibadeti bağlamındaki uygulamaları incelenmiştir. Ayrıca bu ibadetler ele alınmadan önce ibadetlerin temel şartlarından olan abdest uygulaması ele alınmıştır. İkinci bölümünde mekâna bağlı ibadetler bağlamında kutsal kabul edilen kişiler, hac ibadeti, türbeler ve doğa kültleri ele alınmıştır. Son bölümde ise mâli ibadetler bağlamında zekât ve kurban başlıkları altında Bâtınî mezhepler incelenmiştir. Anahtar Sözcükler Bâtınîlik, Abdest, Namaz, Oruç, Kült, Hac, Türbe, Zekât, Kurban
Kur'an'da Rubûbiyet
Kur'an-ı Kerim'de rubûbiyet, Allah Teâlâ'nın Rab isim-sıfat ve fiillerine dair oldukça hacimli bir mesele olup, Kur'an'ın temel konuları olan Ulûhiyet, Nübüvvet, Ahiret ve Adaletle doğrudan ilgilidir. Rubûbiyet, Rab Teâlâ'nın zerreden küreye, görünen görünmeyen her şeyi yoktan varlık sahnesine çıkartmasını, belirlediği tarzda ve takdir ettiği zamana kadar varlık sahnesinde kalmayı sürdürmesini, bunun elbette gayesi olduğunu ifade eden anahtar bir terimdir. Bu kök, Kur'an'da değişik varyantlarıyla 980 defa (Rab, Rabbânîyyûn, Ribbiyyûn gibi) gelmiştir. Bu terim, varlıkların en önemli unsuru olan canlıların ve özellikle insanın yaratılması, varlığını sürdürmesi, rızıklandırılması, bunun tarz ve vesilelerinin kendisine öğretilmesi, daha da önemlisi yaratılışın gayesini anlatan bir nevi haritadır. Yegâne hak mabudun Cenab-ı Hak olduğunu delilleriyle bildirir. Rubûbiyet; Fâtiha Sûresindeki "Rabbülâlemîn" terkibinin ifade ettiği gibi, birincisi Allah Teâlâ'ya (Rab) bakan, ikincisi insanı da içine alan bütün kâinata (âlemîn) bakan, görünen görünmeyen her şeyle ilgilidir. Kur'an'ın rubûbiyet merkezli bu kuşatıcı anlatımı, aynı zamanda onun Allah tarafından geldiğinin bir göstergesidir. Rubûbiyetin tecellilerinden biri Resul-Kitap göndermek şeklinde tezahür etmiştir (Nübüvvet). Rab kutsi kelimesinin dua ve niyazla doğrudan ilgisi mevcuttur. Bu kelime, Allah'tan başka varlıklar için sadece izafetle ve nadiren gelmiştir. Anahtar Sözcükler: Rab, Rubûbiyet, Ulûhiyet, Rabbânîyyûn, Yaratılış, Dua, Kur'an-ı Kerim, Tefsir, Nübüvvet, Ahiret
Kulun kıyamet günü hesaba çekileceği ilk âmeli namazdır hadisinin isnad ve metin açısından tahlili
Bu çalışmada, Ebu Hüreyre, Temim ed-Dârî, Temim b. Seleme ve ismi belirtilmeyen bir sahâbî tarafından rivayet edilmiş olan, kıyamet günü insanların hesaba çekileceği ilk amelin namaz olduğuna dair hadisin sened ve metin açısından tenkidi ile hadisin nasıl anlaşıldığı meselesi ele alınmaktadır. Bu çalışma giriş ve iki bölümden meydana gelmektedir. Girişte araştırmanın konusu, sınırları, amaç ve metodu ile genel hatlarıyla hadisin muhtevası hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, hadisin kaynakları ve rivayet tarikleri tespit edilmiştir. Ayrıca bu bölümde hadis, sened tenkidine tabi tutulmuştur. İkinci bölümde ise, metin tenkidinin yanı sıra hadisin nasıl anlaşıldığı konusu da ele alınmıştır. Bunun yanında hadisin İslamî ilimlerdeki kullanımına da değinilmiştir. Sonuç olarak hadisin isnad, metin ve yorumlanmasında muhaddisler ve muhaddisler dışındaki 'ulema tarafından makbul olduğunu ve bunun yanı sıra ihtilafsız olarak hadisin sahih ve hasan olarak değerlendirildiği kanaatine varılmıştır.
Namazı terk etmenin hükmü ile ilgili hadislerin değerlendirilmesi
İslâm, ibâdetler içinde namaza büyük bir önem atfetmiştir. Bunu gerek Kur'an-ı Kerim'de gerekse hadîslerde açık bir şekilde görebilmekteyiz. Hadîs kaynaklarında namazın önemi, fazileti ve namaz kılanlara vaat edilen mükâfatlardan bahsedilmekte, bunun yanında bilhassa bazı rivayetlerde saraheten veya zımnen namazı terk edenlerin kâfir veya müşrik olacakları bilgisi de yer almaktadır. Hadîs alanında namazla alakalı birçok akademik çalışma yapılmakla birlikte, namazın terk edilmesi ile ilgili hadîsler hakkında bir çalışma yapılmadığı fark edilmiştir. Bunun üzerine birçok hadîs kaynağında yer alan, ayrıca namazın terk edilmesinin kişiyi dinden çıkaracağını savunan kimselerin de eserlerinde sıklıkla zikrettikleri dört hadîs, senet ve metin açısından değerlendirilmesi yapılmak üzere tezimizin konusu olarak belirlenmiştir. Çalışmamız bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın konusu, sınırları, önemi, amacı ve metodu hakkında bilgi verildikten sonra namaz ibâdetinin İslam öncesi cahiliye dönemindeki durumu ile Kur'ân-ı Kerîm ve hadîslerde nasıl yer aldığına bakılmıştır. Birinci bölümde hadîslerin geçtiği kaynaklar tespit edilerek, bu hadîsler senet tenkidine tabi tutulmuş, hadîslerin isnâdlarının genel itibariyle sahîh olduğu sonucuna varılmıştır. İkinci bölümde ise söz konusu hadîsler metin tenkidi kriterleri açısından değerlendirilmiş, şârihlerin hadîsler hakkındaki yorumlarına yer verilmiş, ayrıca hadîslerin İslâmî ilimlerdeki kullanılma biçimine de temas edilmiştir. Sonuç olarak namazı terk etmek hakkındaki hadîslerin genel itibariyle isnâdlarının sahîh olduğu, metin tenkidi çerçevesinde yaptığımız değerlendirmeler V sonucunda ise bu hadislerde geçen küfür ifadelerinin, namazın farz oluşunu inkâr ederek terk etmek veya kişiyi dinden çıkarmayan amelî, mecazî ve nimet küfrü (nankörlük) şeklinde anlaşılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
İmam Şâfiî'nin cuma namazı ile ilgili görüşlerinin Kütüb-i Sitte hadisleri ile karşılaştırılması
Şâfiî mezhebi Sünni gelenek içerisinde oluşmuş ve zamanla İslam coğrafyasının farklı bölgelerine yayılmıştır. Bu mezhebin kurucusu olarak zikredilen Muhammed b. İdris eş-Şâfiî İslam düşünce tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olmuştur. İmam Şâfiî, İmam Mâlik'in yanında kalarak ondan ilim tahsil etmiş ve onun görüşlerinden etkilenmiştir. Daha sonra Bağdat'ta bulunduğu zaman zarfında Ehl-i Rey fıkhının temsilcilerinden Muhammed b. Hasan eş-Şeybani'den (ö. 189/805) ilim tahsil etme imkânına kavuşmuştur. İmam Şâfiî birçok eser telif etmiştir. Bu eserlerden biri olan el-Ümm en hacimli eserlerindendir. Aynı zamanda imam Şâfiî bir hadisçi olup ona nispet edilen el-Müsned adlı hadis kitabının sahibidir. Kütüb-i Sitte sahih hadislerin büyük bir kısmını ihtiva eden altı hadis kitabının adıdır. Ehl-i Sünnet âlimleri tarafından Kur'an-ı Kerim'den sonra en önemli kaynak olarak görülmüştür. Birinci bölümde İmam Şafiî'nin hayatı ve yaşadığı dönem ile ilgili bilgiler verilmiştir. Ayrıca İmam Şâfiî'nin Cuma namazının vücûb ve sıhhat şartları ile ilgili amel ettiği rivayetler ve görüşleri verilmiştir. İkinci bölümde Kütüb-i Sitte müelliflerinin Cuma namazının vücûb ve sıhhat şartları ile ilgili rivayetlere yer verilmiş ve konuyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca İmam Şâfiî'nin amel ettiği rivayetler ile Kütüb-i Sitte müelliflerinin rivayet ettikleri hadislerin karşılaştırılması yapılmıştır. Bu şekilde aralarındaki rivayet farklılıkları ortaya konmuştur.
İbadetlerde Haber-i Vâhid'in Delil Olması Bağlamında Namaz
ÖZETİbadetlerde Haber-i Vâhid'in Delil Olması Bağlamında NamazEsra BATTALDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTemel İslam Bilimleri Anabilim Dalıİslam Hukuku ProgramıÂhâd haber genel olarak mütevâtir haberin niteliklerine sahip olmayan haber olarak tanımlanır ve İslam Hukuk Usulü'nde tartışma konusu olmuştur. Âhâd haberin bağlayıcı bir delil olup olmaması hususu, bu tartışmaların başlıca sebebidir.Âhâd haberin bir delil olma niteliği taşıdığına dair Kur'an'dan, Sünnetten ve Sahabe uygulamalarından deliller vardır. Konu ile ilgili tartışmalar ilk üç nesilden sonra başlamıştır.Âlimler, âhâd haberleri kendilerine has metotlarla değerlendirmişlerdir. Hanefîler, konuya içinde yaşadıkları ortama göre yaklaşmışlar ve âhâd haberin bir delil değeri taşıması için belirli şartlar gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Şafiîler, genel olarak hadislerde senedi muttasıl olan âhâd haberlerle amel etmişler, ancak râvide birtakım şartlar aramışlardır.Bu çalışmada iki mezhebin namaz konusunda haber-i vâhid anlayışlarından kaynaklanan farklılıklar üzerinde durulmuştur.Giriş bölümünde İslam Hukukunun kaynaklarını teşkil eden, Kur'an, Sünnet, İcmâ ve Kıyas konularına özetle değinilmiştir.Birinci bölümde genel olarak haber, haber çeşitleri ve âhâd haberin tanımları üzerinde durulmuş, mevcut tartışmalar ve açıklamalara değinilmiştir.İkinci bölümüde namazın şartları ve rükünleri ile ilgili âhâd haber örneklerine ve Hanefî ve Şafiî mezheplerinin konu ile ilgili görüşlerine genel olarak yer verilmiştir.Üçüncü ve son bölümde, farz, vacip ve nafile namazlarla ilgili âhâd haber örnekleri ve yine konumuzun temelini oluşturan hususta mezheplerin görüşleri konu edilmiştir.Sonuç olarak âhâd haberin namaz konusunda, mezhepler arasında neden olduğu ihtilaflar, hadisler ve mezheplerin yorumları çerçevesinde tespit edilmeye çalışılmıştır.