Unit root tests

110 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Geleneksel ve geleneksel olmayan para politikası stratejilerinin etkinliğinin karşılaştırılması

ÖZET Merkez bankalarının temel amaçlarını gerçekleştirmek için geleneksel para politikası araçları yardımıyla ekonomiyi yönetme süreci, aktarım mekanizmaları olarak adlandırılmaktadır. Aktarım kanallarının etkinliği dışsal şoklar durumunda değişkenlik göstermektedir. Dolayısıyla dışa açık ekonomilerde karşılaşılması muhtemel şok durumlarında kullanılacak geleneksel para politikası araçlarının etkinliğine dair tartışmalar son dönemlerde giderek artmaktadır. 2008 yılının son çeyreğinde yaşanan küresel finansal krizle beraber, merkez bankalarının ekonomiyi yönlendirmede kullandıkları geleneksel para politikası araçlarının yetersiz kaldığı görülmüştür. Küresel krizin tüm dünyayı etkileyecek şekilde derinleşmesiyle beraber, merkez bankaları alışılagelmiş yaklaşımların dışına çıkarak alternatif politika karmaları tasarlamışlardır. İçinde bulunulan olağanüstü küresel konjonktür sonucu geleneksel olmayan para politikası araçlarının daha etkili olduğuna ilişkin kanaatlerin güçlenmesi, merkez bankalarını geleneksel olmayan para politikası araçlarını kullanmaya yöneltmiştir. Gelişmiş ülkelerin para politikası stratejilerinin etkinliği literatürde geniş tartışma alanı bulurken gelişmekte olan ülkelerin para politikalarının etkinliği ise ikinci planda kalmıştır. Bu çalışmanın temel katkısı, literatürde yer alan bu boşluğun doldurulması amacıyla gelişmekte olan ülkeler özelinde para politikası önerilerinin sunulmasıdır. Çalışma, teori ve uygulama olarak planlanan iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde parasal aktarım mekanizması tanımlanarak, aktarım kanallarına dair detaylı bilgi verilmiş ve bununla birlikte parasal aktarım mekanizmasına dair geleneksel ve geleneksel olmayan yaklaşımlar incelenmiştir. İkinci bölümde ise; araştırmanın amacı, kapsamı, kullanılan veri seti ve değişkenler, araştırmada izlenen yöntem ve ampirik analiz sonuçları konuya ilişkin literatür özeti ile birlikte verilmiştir. Gelişmekte olan ülkeler için geleneksel ve geleneksel olmayan para politikası stratejilerinin etkinliği panel VAR analizi ile araştırılmıştır. Kullanılan ekonometrik yöntemlerin gereği olarak analiz sürecine panel birim kök testleri ile başlanılmış ve panel VAR modellerde kullanılan değişkenler arasındaki etkileşimin ortaya konulması amacıyla etki-tepki analizleri, Granger Nedensellik testleri ve varyans ayrışma analizlerine başvurulmuştur. Araştırma kapsamında, küresel kriz sonrası dönemde geleneksel olmayan para politikası stratejileri kullanan ve gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer alan Romanya, Polonya, Macaristan ve Türkiye'den oluşan ülke grubuna ilişkin 2008:1-2017:5 dönemine ait aylık veriler kullanılmıştır. Ekonometrik analizlerden elde edilen bulgular, küresel kriz sonrası dönemde gelişmekte olan ülkelerde geleneksel politika uygulamaları ile milli hasıla üzerinde anlamlı ve kalıcı etkiler yaratılamayacağını ortaya koymaktadır. Geleneksel olmayan para politikasının enflasyon üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi saptanamazken, şiddeti en yüksek ve en kalıcı etkisi ise reel efektif kur üzerinde görülmektedir. Reel efektif kur üzerindeki etkinin sanayi üretimi aracılığıyla yansıtılmış olması uluslararası aktarım kanalının kısmen çalıştığı ve geleneksel olmayan para politikası stratejilerinin daha etkin olduğu yönünde de kanıtlar sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Parasal Aktarım Mekanizması, Uluslararası Aktarım Kanalı, Geleneksel Olmayan Para Politikaları, Gelişmekte Olan Ülkeler, İkinci Nesil Birim Kök Testleri, Panel Veri Analizi.

Birim kök testleriGelişmekte olan ülkelerPanel veri modelleri+2
Buket Kırcı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ulaştırma yatırımları ve büyüme ilişkisi: Türkiye ekonomisi örneği

Bu tez çalışmasının temel amacı ulaştırma yatırımları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi Türkiye ekonomisi özelinde 1983-2015 dönemi itibariyle analiz etmektir. Bu tezde ekonomik büyümenin belirleyicileri teorik açıdan ele alınmıştır. Burada üç farklı regresyon modeli kullanılarak ulaştırma yatırımları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki tahmin edilmeye çalışılmıştır. Ulaştırma yatırımlarının yanı sıra işgücü, finansal gelişme, ticari dışa açıklık, enerji tüketimi ve kentleşme değişkenleri de bağımsız değişkenler ve ekonomik büyümenin belirleyicileri olarak kullanılmıştır. Ekonometrik analizlerde değişkenlerin birim kök incelemelerinin yapılmasında ADF, PP ve KPSS testlerinden istifade edilmiştir. Ayrıca, Vogelsang-Perron tek kırılmalı birim kök testi de kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki eşbütünleşme yani uzun dönem ilişkisinin araştırılmasında ARDL sınır testi yaklaşımı uygulanmıştır. Değişkenlere ilişkin uzun ve kısa dönem tahminleri ARDL modeli çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkileri ise Toda-Yamamoto nedensellik tekniği kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, Türkiye ekonomisi açısından bazı politika önerileri sunabilecektir.

Birim kök testleriBüyümeBüyüme politikaları+5
Durmuş Özay
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çevresel Kuznets Eğrisi bağlamında ekonomik büyüme ve enerji tüketiminin CO2 salınımı üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın amacı Türkiye ekonomisinde karbon salınımı ile gelir düzeyi arasındaki ilişkiyi ampirik olarak incelemektir. Bu amaçla 1960 ile 2017 yılları arasında veriler kullanılarak karbon salınımı, enerji tüketimi ve kişi başına düşen gelir arasındaki ilişki Çevresel Kuznets Eğrisi kapsamında incelenmiştir. Çalışmada değişkenlerin durağanlık derecelerinin tespiti için ADF ve PP birim kök testleri kullanılmıştır. Analiz sonuçları, değişkenlerin fark durağan olduklarını fakat aralarında eşbütünleşme ilişkisi olduğunu göstermektedir. Bu ilişkinin tespiti için Engle- Granger eşbütünleşme yöntemi kullanılmıştır. Regresyon analizi sonucunda, enerji tüketiminin karbon emisyonunu arttırdığı belirlenmiştir. Ayrıca kişi başına düşen gelir ile karbon emisyonu arasında ters U şeklinde ilişki olduğu sonucuna varılmış ve bu sonuca göre Türkiye ekonomisinde Çevresel Kuznets Eğrisinin geçerli olduğu söylenebilir. Gelir ile karbon emisyonu arasındaki ilişkinin yönünü değiştiren değer 15.994 TL olarak hesaplanmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişki Eşik Değerli regresyon model ile tahmin edilmiş ve analiz sonucunda Çevresel Kuznets eğrisini hipotezinin geçerli olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çevresel Kuznets Eğrisi, Ekonomik Büyüme, Enerji Tüketimi

Birim kök testleriEkonomik büyümeEnerji+4
Sılay Pirinç
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de parasal aktarım mekanizması faiz kanalının etkinliğine ilişkin Eşik VAR Analizi

Bu çalışma, Türkiye'de parasal aktarım mekanizması faiz kanalının etkinliğini doğrusal ve doğrusal olmayan modeller kullanarak karşılaştırmalı olarak analiz etmektedir. Bu amaçla çalışmada faiz kanalının etkinliği, faiz, dayanıklı tüketim malları, sabit sermaye oluşumları, enflasyon ve çıktı değişkenleri kullanılarak iki farklı model ile birlikte incelenmektedir. Makroekonomik değişkenlerin durağanlık analizleri için, ADF, PP ve çift yapısal kırılmalı LM birim kök testleri kullanılmıştır. Bulgulara göre, faiz oranlarının farkında durağan, diğer değişkenlerin ise kırılmalar ile birlikte durağan olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda, doğrusal VAR etki-tepki fonksiyonları ile eşik VAR etki-tepki fonksiyonları karşılaştırılmalı olarak incelenerek, sonuçların birbirinden farklı olduğuna ulaşılmıştır. Analizde, 2006:03-2019:06 dönemi için Türkiye'de faiz kanalının kısmen etkinliğine dair kanıtlar bulunmuştur. Ek olarak, daraltıcı para politikası karşısında enflasyonda artış olarak bilinen fiyat bulmacası bulgusuna ulaşılmıştır.

Birim kök testleriFaizFiyat bulmacası+2
Tuğba Turan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Satın alma gücü paritesi geçerliliğine dair ekonometrik bir araştırma

Satın alma gücü paritesi, benzer nitelikteki malların benzer fiyatlara satılma prensibidir ve SAGP ülkeler arasındaki fiyat farklılığını ortadan kaldırarak farklı birimlerin satın alma gücünü eşitleyen değişim oranıdır. Bu çalışmada mal ve hizmetlerin ortalama maliyetlerini karşılaştıran, reel döviz kurunun değerini belirleyen ve literatürde birçok çalışmaya konu olan satın alma gücü paritesi ele alınmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye ekonomisinde önemli finansal krizlerin yaşandığı 1994 Ocak ile 2020 Mayıs aylarını kapsayan dönem, TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru serisi ile SAGP hipotezinin geçerliliği araştırmaktır. SAGP'nin geçerliliği, çeşitli birim kök testi kullanılarak analiz edilmiştir. Uygulanan test sonuçlarına göre, ADF ve PP birim kök testinde SAGP hipotezinin geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. KPSS testi sonuçları model formuna göre değişkenlik gösterdiğinden serinin bütünleşme derecesi hakkında net bir bilgi sunmamaktadır. Zivot-Andrews birim kök testinde, her üç model için serinin yapısal kırılma ile birlikte durağan olmadığını sonucu elde edilmiştir. LM test sonuçlarına göre REDK'nın yapısal kırılma ile birlikte zayıf durağan olduğu sonucuna ulaşılmıştır. KSS testi sonuçlarına göre, REDK'nın durağan olmadığını ve tesadüfi yürüyüş özelliği gösterdiğini belirtmektedir. M-KSS testi sonuçlarına göre, SAGP hipotezinin geçerli olmadığını belirtmektedir. Ekonomik krizin yaşandığı dönemlerde ülkemizde uygulanan para politikası araçları yeterli olmadığı görülmekte ve bu nedenle ele alınan örneklem dönemi için SAGP geçerliliği sağlanamamaktadır. Anahtar Kelimeler: Satın Alma Gücü Paritesi, Reel Efektif Döviz Kuru, Birim Kök

Birim kök testleriDöviz kuruEkonometrik analiz+2
Gülçin Zümbül
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İthalat ve ihracatın ekonomik büyüme üzerine etkisi: 1989-2019 dönemi Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı 1989 – 2019 yılları arasında Türkiye Ekonomisinde ithalat, ihracat ve ekonomik büyüme ilişkisini incelemektir. Çalışmada üçer aylık frekanslar ile ölçülmüş veriler kullanılmıştır. (1989.Q1,Q2,Q3,Q4 ve 2019.Q1,Q2,Q3,Q4) Serilerin durağanlıkları ADF ve PP Testleri ile sınanmıştır. Birim Kök Testi sonuçlarına göre, serilerin düzey değerlerinde durağan olmadıkları görülmüş bu nedenle serilere fark alma işlemi uygulanmıştır. Seriler birinci farkta durağan hale gelmişlerdir. Johansen-Juselius Eşbütünleşme Analizi ile serilerin uzun dönemde aralarında bir ilişkinin olup olmadığı sınanmıştır. Bu test sonuçları, Türkiye' de uzun dönemde ithalat, ihracat ve ekonomik büyüme arasında bir ilişkinin mevcudiyetini göstermiştir. Nedensellik Analizi için ise Engle-Granger Nedensellik Analizi kullanılmıştır. Bu test sonuçları bize ithalat ve ekonomik büyüme arasında çift yönlü bir ilişkinin varlığını göstermektedir. Ayrıca ekonomik büyümeden ihracata tek yönlü bir ilişki ve ithalattan da ihracata tek yönlü bir ilişkinin varlığı ortaya konmuştur.

Birim kök testleriEkonomik büyümeEkonomik etki+5
Ceren Çağla Damat
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticaretin ekonomik büyüme üzerindeki etkileri: Türkiye örneği 1987-2019

Bu çalışmanın amacı Türkiye için 1987-2019 dönemi yıllık verileri ile büyüme ve dış ticaret ilişkisini Johansen Eşbütünleşme ve Toda-Yamamoto nedensellik analizleri çerçevesinde incelemektir. Bu kapsamda, ekonomik büyüme için sabit fiyatlarla 2010 baz yılı yıllık GSMH göstergesi, dış ticaret için aynı şekilde sabit fiyatlarla 2010 baz yılı yıllık ithalat-ihracat göstergeleri kullanılmıştır. Değişkenlere öncelikle ADF ve PP birim kök testleri uygulanmış ve tüm değişkenler birinci farkta durağan hale getirilmiştir. Tüm değişkenler I(1) düzeyinde durağanlaştırıldıktan sonra eşbütünleşme derecesine bakılmış ve değişkenler arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak değişkenlere Toda-Yamamoto testi uygulanmış ve ithalatın GSMH üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı etkisinin olduğu saptanmıştır.

Birim kök testleriEkonomik büyümeEkonomik etki+5
Selda Özgenel
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Salgın dönemi sağlık harcamaları etkinliğinin dalga ve faz bağımlı analizi: Seçilmiş OECD ülkeleri üzerine uygulama

Bu çalışma, pandemi döneminde halk sağlığı sistemi ve politikasını değerlendirmek ve iyileştirmek amacıyla sağlık harcamalarının etkinliğini ölçmeye odaklanmaktadır. Çalışmada, sağlık harcamalarının etkinliğini incelemek için dolaylı bir ölçüm yöntemi kullanılarak günlük vaka sayıları üzerinden iki aşamalı analiz yapılmıştır. Bu yöntemde, vaka sayıları sağlık harcamalarının bir göstergesi olarak önerilmiştir. Test edilebilen hipotezler, sağlık harcamalarının günlük vaka sayısının durağan olduğu durumlarda etkin olduğunu, vaka sayısının durağan olmadığı durumlarda ise etkin olmadığını öne sürmektedir. Veri analizinde, her bir ülkenin günlük vaka sayıları incelenmiş ve doğrusal olmayan periyodik harekete sahip olduğu gözlenmiştir. Bu nedenle, uzun dönemli periyodik hareketin tahmin edilebilmesi için doğrusal olmayan kümülatif (ayrık) Fourier fonksiyonu önerilmiştir. Önceki çalışmalarda bu yöntemin aşırı tahmin etme sorunu ad-hoc varsayımı altında ele alınırken, bu çalışmada literatürdeki varsayım yerine bir kısıt geliştirilerek optimal frekans (n) seçim kriterine matematiksel bir çözüm önerilmiştir. İkinci aşamada dalga ve fazlara göre etkinliğin ölçülebilmesi için günlük vaka sayısının trendi olan vaka sayısının yayılma katsayısına (R) göre birinci ve ikinci derece türevleri alınarak hızın değişim noktaları (inflection point) tespit edilerek dalga ve faz aralıkları belirlenmiştir. Belirlenen aralıklar için herbir ülkenin dalga ve fazına göre etkin sağlık harcaması yapıp yapmadığını incelemek amacıyla vaka sayılarının durağanlığı ADF birim kök testi ile test edilmiştir. Faz serilerinin durağan olması vakaların öngörülebilir olduğunu ve sağlık harcamalarının o faz için etkin olduğunu göstermektedir. Çalışma, 6 OECD ülkesinde Covid-19 pandemisi sürecinde günlük vaka sayılarına dayalı sağlık harcamalarının etkinliği üzerine bir görünüm sunmaktadır. Ayrıca, ülkeler arasında karşılaştırma yapmanın zorluklarını ve örneklemin homojenliğini ele almaktadır. Bu çalışmanın sonuçları, ülkelerin pandemilere karşı etkili kısa ve uzun vadeli politikalar geliştirmesine yardımcı olmayı hedeflemektedir. Önerilen yöntem ile, sağlık harcamalarının etkinliği konusunda yeni bir bakış açısı sunulmakta ve pandemilerle mücadelede stratejik kararların geliştirilmesine katkı sağlanmaktadır. Ayrıca enerji, tarım veya turizm gibi farklı sektörlerdeki karar vericilere politika oluşturmalarında yardımcı bir yöntem olarak kullanılabilir.

Birim kök testleriCOVID 19Fourier dönüşümü+5
Elif Boduroğlu
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İş kazası ile insani gelişmişlik endeksi ve alt bileşenleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Seçilmiş OECD ülkelerinde bir uygulama

Toplum, kültürel, ekonomik ve sosyal ilişkilerle birbirlerine bağlanmış insanlar bütünüdür. Çalışanlar için iş ve iş hayatı bu ilişkilerin merkezinde yer alır. Bu nedenle İş Sağlığı ve Güvenliği bütün toplumlar için çok önemlidir. Ülkelerin sosyo-ekonomik gelişmişliği ile İş Sağlığı ve Güvenliği arasında güçlü bir ilişki vardır. İş Sağlığı ve Güvenliği bilincinin yüksek olduğu ülkelerde iş kazaları daha az yaşanmakta ve/veya iş kazaları sonucu daha az kazazede hayatını kaybetmektedir. İş kazası sayıları ülkelerin gelişmişliklerinin bir göstergesi olarak kullanılabilir. Bununla birlikte İnsani Gelişme Endeksi (Human Development Index, HDI)'de yine ülkelerin gelişmişliğinin göstergesi olarak kullanılmaktadır. HDI'nın değerinin artması daha uzun ve daha sağlıklı bir yaşam, bilgili olmak ve iyi bir yaşam standardına sahip olmak anlamına gelmektedir. HDI'nın sağlık, refah ve eğitim olmak üzere üç alt boyutu mevcuttur. Bu çalışmada HDI ve alt boyutları ile iş kazası sayıları arasındaki ilişki kısa ve uzun vadede araştırıldı. Bunun için 1990-2020 yılları arasında bazı seçilmiş OECD ülkeleri (Almanya, İngiltere, Belçika, Fransa, Çekya, Polonya, Slovakya, Macaristan ve Türkiye) için iş kazalarından kaynaklanan ölüm sayıları, insani gelişme endeksi ve alt boyutları panel veri olarak düzenlendi. İlgili değişkenlerin ülkeler için yatay kesit bağımlılığı ve homojenlik testleri dikkate alınarak ikinci nesil panel birim kök testi uygulandı. Pesaran CIPS testine göre ilgili değişkenler birinci farkta durağan elde edildi. Daha sonra iş kazaları ve insani gelişme endeksi arasında eşbütünleşme ilişkinin olduğu Westerlund testi ile elde edildi. Bu ilişkinin daha iyi anlaşılabilmesi için insani gelişmişlik endeksinin alt boyutları ile iş kazalarından kaynaklanan ölüm sayıları arasında uzun dönem ilişkiler elde edildi. Bir politika olarak kişi başına düşen milli gelir iyileştirilerek toplum refahı artırıldığında, sağlık alt yapısı güçlendirilip beklenen yaşam süresi artırıldığında ve eğitime yeni başlayan bir bireyin beklenen eğitim süresini artırmak için politikalar geliştirilip yatırımlar yapıldığında iş kazası ve iş kazasından kaynaklanan ölüm sayılarının azalacağı sonucu elde edildi

ARDLBirim kök testleriEşbütünleşme testleri+4
Rabia Sağır
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de işsizlik dinamiğinin incelenmesi: Histeri etkisi üzerine ampirik bir analiz

İşsizlik, başta gelişmekte olan ekonomiler olmak üzere bütün ekonomiler için en önemli iktisadi sorunlardan birisidir. İşsizliğe neden olan önemli faktörlerden birisi de ekonomik krizlerdir. Kriz dönemlerinde işsizlik ciddi boyutlara ulaşabilmekte ve sosyo-ekonomik problemlere yol açabilmektedir. Meydana gelen ekonomik krizler işsizliğin kalıcı bir hal almasına neden olabilmektedir. Bu anlamda özellikle gelişmekte olan ekonomilerde kriz sonrası dönemlerde işsizlik eski seviyesine dönmemekte ve ayrıca işsizlik sorunu süreklilik arz eden bir durum haline gelebilmektedir. Ekonomide herhangi bir kriz sonrasında işsizliğin eski seviyesine dönmemesi, ayrıca işsizliğin kalıcılık göstermesi ve uzun yıllar etkisini sürdürmesine "histeri etkisi" denilmektedir. Özetle histeri etkisine göre, ekonomiye gelen bir şok uzun dönemde işsizlik oranlarının dengeye gelmesine engel olmaktadır. Bu bağlamda, bu tezin amacı özellikle gelişmekte olan ekonomilerde etkili olan işsizlik histerisinin Türkiye ekonomisinde nasıl bir seyir izlediğini ve ekonomide meydana gelen bir şokun işsizlik üzerinde kalıcılık gösterip göstermediğini analiz etmektir. Bu amaç doğrultusunda, 1988-2020 yılları işsizlik verileri (toplam işsizlik, kadın işsizlik, erkek işsizlik, genç işsizlik, genç kadın işsizlik, genç erkek işsizlik) kullanılarak histeri etkisinin geçerliliği analiz edilmiştir. Analizde hem geleneksel birim kök testlerinden (Augmented Dickey-Fuller-ADF, Phillips-Perron-PP, Kwiatkowski, Phillips, Schmidt, Shin-KPSS ve NG-Perron) hem de yapısal kırılmalı birim kök testlerinden (Perron 1989, Zivot ve Andrews-ZA, Lee-Strazicich-LS ve Narayan-Popp) yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, Türkiye ekonomisinde meydana gelen bir şok sonrasında işsizlik (toplam işsizlik, kadın işsizlik, erkek işsizlik, genç işsizlik, genç kadın işsizlik, genç erkek işsizlik) eski seviyesine dönmemekte ve kalıcı bir hal almaktadır. Dolayısıyla bu durum Türkiye ekonomisi için ciddi sorun oluşturmaktadır. Bu nedenle histeri etkisinin ortadan kaldırılması için teknolojik gelişmeler ve inovasyon teşvik edilmelidir. Teknoloji ve inovasyon, ülke ekonomilerinde verimliliği arttıracağı ve yeni istihdam alanları sağlayacağı için, teknoloji ve inovasyona yönelik politikalar üretilmelidir.

Birim kök testleriEkonomiEkonomik etki+3
Berivan Ürkmez
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de turizm gelirlerini etkileyen risk faktörleri

Bu amprik çalışmanın amacı CDS primi(kredi temerrüt takası) ve reel efektif döviz kuru (REFE) gibi risk faktörlerinin turizm gelirleri(LNTUG) ve BİST (Borsa İstanbul) Turizm fiyat endeksi(TUE) üzerindeki etkisini araştırmaktır. Yapılan Çalışmada 01.01.2012-31.12.2020 dönemleri arasındaki aylık veriler kullanılmıştır. Analiz, Vektör otoregresyon(VAR), Vektör hata düzeltme(VECM), Granger nedensellik ve etki-tepki teknikleri kullanılarak yapılmıştır. Granger nedensellik testi sonuçları CDS ile TUE, REFE ile TUE, CDS ile LNTUG ve REFE ile LNTUG değişkenleri arasında nedensellik ilişkisi bulunmadığını göstermiştir. VAR ve VECM sonuçları CDS(-2) ile Turizm endeksi ve turizm geliri arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmadığını göstermiştir. Benzer şekilde, REFE(-2) ile Turizm endeksi ve turizm geliri arasında da istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmadığını göstermiştir. Fakat VECM sonuçları turizm geliri ile CDS arasında anlamlı negatif bir ilişki göstermiştir. Turizm geliri arttığında Türkiye'nin ekonomik ve politik riskini kapsayan CDS düşmektedir. Çünkü turizm geliri cari açığı azaltacaktır. Turizm faaliyetlerinin tüm yıla yayılacak şekilde çeşitlendirilmesi yönünde master plan yapılması önerilmektedir. Bu bağlamda Türkiye'nin hem hacama oranları hemde seyahat süreleri göz önüne alındığında gençlik turizmine, alt yapı ve saha yetersizliği sıkıntısının olmamasına rağmen ulaşım ve tesis yetersizliğinden dolayı pastadan yeteri kadar pay alamadığı kış turizmine, golf turizmine katılan turistin normal turiste oranla harcaması 3 kat fazla olduğu için golf turizmine yönelmesi turizm gelirlerini arttıracağı gibi turizm faaliyetlerinin tüm yıla yayılmasını sağlayacaktır. Pay yatırımcılarının BİST Turizm endeksini etkileyen risk faktörlerini yakından takip ederek turizm endeksine bağlı borsa yatırım fonlarını daha aktif yönetmeleri önerilmektedir.

Birim kök testleriEtki-tepki analiziGranger Nedensellik Testi+7
Utku Baran Ekmen
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm ve ekonomik büyüme ilişkisi: Üst-orta gelirli ülkeler üzerine panel veri analizi

Turizm; istihdam, ödemeler dengesi ve ulaştırma gibi diğer sektörlere sağladığı geniş katkılardan dolayı ekonomik kalkınma ve büyümede önemli bir sektör olarak kabul görmektedir. Bu çalışma ile turizm ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin ekonometrik analizlerle incelenmesi ve değişkenler arasındaki sayısal parametrelerin elde edilmesi amaçlanmaktadır. Literatürde turizm-ekonomik büyüme ilişkisini inceleyen çalışmaların çoğunlukla zaman serisi analizi gibi tek ülke verisi kullanılarak yapılan analizleri içerdiği görülmektedir. Diğer taraftan, literatürde panel veri analizi kullanan son dönem çalışmalar incelendiğinde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin analizlerde aynı anda kullanıldığı görülmektedir. Halbuki turizm faaliyetleri ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemli ilişkinin incelenmesi aşamasında benzer gelir seviyesine sahip ülkelerin birlikte değerlendirilmesi, daha tutarlı sonuçlar elde etmek bakımından faydalı olacaktır. Bu sebeple çalışmada kullanılan panel veri analizinde Türkiye ile benzer gelir seviyesine sahip olan üst-orta gelirli ülkelerin verileri kullanılmıştır. Çalışmada yapılan panel eşbütünleşme testleri sonucunda, üst-orta gelirli ülke grubu için yapılan analizlerde turizm geliri ile ekonomik büyüme arasında ve ziyaretçi sayısı ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemli ve çift yönlü pozitif bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir.

Birim kök testleriEkonometrik analizEkonomik büyüme+5
Şayan Serap Özcan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş Asya ülkelerinde para talebi fonksiyonu

Bu çalışmanın amacı yapısal değişimleri dikkate alarak seçilmiş beş Asya ülkesine (Kore, Malezya, Singapur, Tayvan ve Türkiye) ait para talebi fonksiyonları, 1991:Q1-2015:Q2 dönemini kapsayan veriler kullanılarak tahmin etmek ve fonksiyonların istikrarlı durumlarını ortaya koymaktır. Çalışmada dar (M1) ve geniş (M2) standart para talebi fonksiyonları (gelir ve faiz oranının fonksiyonu olarak ) ayrı olarak tahmin edilmektedir. İlk olarak çalışmada serilerin durağanlığı, ADF ve iki yapısal kırılma altında LM birim kök testleri yardımıyla test edilmiştir. Bu testlerin sonuçlarına göre parasal büyüklükler, reel gelir ve faiz oranı serileri pek çok durumda birinci farkta I(1) durağandırlar. Bir sonraki adımda Johansen ve Gregory Hansen eşbütünleşme testi uygulanarak dar parasal büyüklüğü (M1) ile para talebi belirleyicileri arasında her iki teste göre eşbütünleşmenin var olduğu gösterilmiştir. M2 parasal büyüklüğü için ise Johansen testinde eşbütünleşmenin var olduğu Gregory ve Hansen testinde ise pek çok durumda eşbütünleşmenin olmadığı görülmüştür. Para talebi fonksiyonunda yapısal değişim mevcut ise fonksiyon istikrarsız olabilmektedir. Bu açıdan para talebi fonksiyonunun tahmin edilmesinde yapısal değişimler göz ardı edilmemelidir. Çalışmada, 1991:Q1-2015:Q2 dönemi için tahmin edilmiş para talebi fonksiyonlarının üzerinde CUSUMSQ testi uygulanmıştır. Bu testin sonuçları Malezya'nın geniş para talebi fonksiyonu dışında bütün ülkelerin para talebi fonksiyonlarının istikrarsız olduklarını göstermiştir. Bu yüzden para talebi fonksiyonlarının yapısal değişimleri Bai ve Perron yöntemiyle ortaya konmuş ve kırılmalar öncesi, arası ve sonrası yani alt dönemlerin fonksiyonu EKK yöntemiyle tahmin edilmiştir. Ampirik bulgular 1991:Q1:2015:Q2 döneminde bütün ülkeler için para talebi fonksiyonunun tamamen istikrarlı olmadığını gösterirken alt dönem fonksiyonlarında ise pek çoğunun istikrarlı olduğu görülmüştür.

Birim kök testleriEşbütünleşmeGüney Kore+7
Haroon Hazem
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal piyasalarda kripto para uygulamaları üzerine üç deneme

Kripto paraların finansal piyasalar ile ilişkisinin incelendiği bu çalışma üç aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın tamamında kripto para değişkenleri olarak piyasaya ilk çıkan ve piyasa değeri yüksek olan Bitcoin, Ethereum ve Litecoin değişkenleri incelenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında, üç kripto para piyasasında zayıf formda piyasa etkinliğinin geçerliliği doğrusal ve doğrusal olmayan birim kök testleriyle incelenmiş olup, güncel analizlere göre bu piyasalarda zayıf formda etkinliğin geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmanın ikinci ve üçüncü aşamasında, kripto paraların portföy çeşitlendirme aracı olup olmadığı incelenmiştir. İkinci aşamada kripto paralar ile kıymetli metaller arasındaki ilişki KSS(2006) doğrusal olmayan eşbütünleşme yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada kıymetli metaller olarak altın, gümüş ve platin değişkenleri analize dahil edilmiştir. Çalışmanın sonucunda kripto paralar ile kıymetli metaller arasında uzun dönemde doğrusal olmayan bir eşbütünleşme ilişkisi olduğu ve dolayısıyla kıymetli metaller için kripto paraların portföy çeşitlendiricisi olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca bu piyasalarda yarı-güçlü formda etkinlik geçerli değildir. Çalışmanın üçüncü aşamasında ise kripto paralar ile pay piyasaları arasındaki volatilite ilişkisi CCC-GJR GARCH yöntemiyle incelenerek kripto paraların portföy çeşitliliği test edilmiştir. Pay piyasası değişkenleri olarak, Bist100, Dow Jones ve S&P500 hisse senetleri kullanılmıştır. Ardından bu piyasalar arasındaki ilişkinin yönünü belirlemek için Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Yapılan analiz sonucunda kripto paraların dow jones ve S&P500 hisse senetleri ile karşılıklı etkileşimlerinin güçlü olduğu ve bu pay piyasaları için kripto paraların portföy çeşitlendiricisi olabileceği tespit edilmiştir. Çalışmanın tamamında 02/01/2017-29/10/2021 dönemleri arasında beş günlük veriler kullanılmıştır.

Birim kök testleriEkonometrik analizEşbütünleşme+6
Şencan Felek
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Borsa İstanbul'da zayıf formda piyasa etkinliğinin test edilmesi: Sektörel çerçevede bir analiz

Farklı piyasalardaki yatırımlarla ortalama kârın üzerine çıkabilmenin yolu, meydana gelen herhangi bir anomaliden faydalanmaktır. Ancak, piyasa etkili bir şekilde işlerken yatırımcıların ortalamanın üzerinde kâr elde etmesi mümkün olmayacaktır. Piyasanın etkin bir şekilde işlemesi ise meydana gelen yeni bilginin anında fiyatlara yansıması ile mümkün olacaktır. Bu yüzden bilgi olgusu finans piyasalarının etkinlik seviyesini belirlemede önemli bir kriterdir. Bilgi temelli piyasalarda, etkinlik seviyesi meydana gelen bilginin çeşitlerine ve fiyatlara yansıma derecesine göre zayıf formda, yarı-güçlü formda ve güçlü formda olmak üzere üç şekilde incelenmektedir. Bu çalışma ile, Borsa İstanbul'da yer alan seçilmiş endekslerin aylık kapanış verileri kullanılarak Borsa İstanbul'un zayıf formda etkin olup olmadığının incelenmesi amaçlanmaktadır. Bunun için geleneksel birim kök testlerinden genişletilmiş Dickey-Fuller (ADF) ile Phillips-Perron (PP) ve yapısal kırılmalı birim kök testlerinden Lee-Strazicich (LS) birim kök testi kullanılmıştır. Geleneksel birim kök testleri serilerde yapısal kırılmaların olduğu durumlarda birim kökün varlığı hakkında sapmalı sonuçlar verebilmektedir. Bu yüzden bu tür hataları ortadan kaldırmak için iki yapısal kırılmaya izin veren LS birim kök testi kullanılmıştır. Yapısal kırılmalı birim kök testine ait bulgulardan XFINK endeksinin tüm anlamlılık düzeylerinde birim kök içermediği, XILTM endeksinin ise sadece %10 anlamlılık düzeyinde birim kök içermediği anlaşılmaktadır. Kalan diğer endekslerin ise tüm anlamlılık düzeylerinde birim köke sahip oldukları görülmüştür. Bulgular neticesinde, test sonuçları incelenen dönemde Borsa İstanbul'un zayıf formda etkin piyasa olduğunu göstermektedir. Başka bir ifade ile piyasada hisse senedi fiyatları geçmiş tüm fiyat bilgisini içermektedir ve hiçbir yatırımcı bu bilgileri kullanarak fazla bir kazanç sağlayamayacaktır. Anahtar kelimeler: Borsa İstanbul, Etkin Piyasalar Hipotezi, Zayıf Form Piyasa Etkinliği, Birim Kök Testi

Birim kök testleriBorsa İstanbulEtkin piyasa teorisi+3
Ferhat Karademir
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım-dış ticaret ilişkisi bağlamında tarım sektörünün değerlendirilmesi: Aydın ili kestane ürünü örneği

Türkiye, hem kestane üretimi hem de ihracatı anlamında dünyada önde gelen ülkelerden birisidir. Türkiye'nin kestane üreticisi illeri arasında ise Aydın ili lider konumdadır. Bu tez çalışmasının amacı, kestane üretiminin ve henüz keşfedilmemiş ihracat potansiyelinin hem Aydın ili ekonomisi hem de Türkiye ekonomisi için olan önemini ortaya koymaktır. Çalışmanın temel verileri Gıda ve Tarım Örgütü'nden, Türkiye İstatistik Kurumu'ndan, Aydın Ticaret Borsası'ndan ve Ege İhracatçılar Birliği'nden ele edilmiştir. Söz konusu veriler çerçevesinde sabit esaslı endeks ve değişken esaslı endeks hesaplamaları, En Küçük Karaler yöntemi, Birim Kök testi ve Toda-Yamamoto nedensellik testi uygulanarak kestane ürününün Türkiye ile Aydın ili dış ticaretindeki ve milli gelirindeki önemi incelenmiştir.

AydınBirim kök testleriKestane+7
Seda Duygun Ağır
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticaret dengesi ve rekabet etkisi bağlamında 1980 sonrası Türkiye'de uygulanan döviz kuru sistemleri

Finansal liberalizasyon ve küreselleşen ekonomiler ile birlikte dış ticaret bağlamında rekabet kavramı önem kazanmaya başlamış ve her ülke piyasalarda daha fazla söz sahibi olmak, daha fazla kazanç sağlama çabası içine girmiştir. Böylelikle uygulanan döviz kuru politikaları rekabet açısından önemli göstergelerden biri haline gelmiştir. Ancak yapılan çalışmalarda uygulanan döviz kuru sistemlerinden hangilerinin rekabet gücünü artırmada daha fazla etki yarattığı hususunda bir birlik sağlanamamıştır. Çalışmada bu konuya, özellikle Türkiye açısından dış ticarete yapmış olduğu etkiler irdelenmeye çalışılmıştır. Dış ticaret açısından rekabetin artırılması için finansal derinleşmenin sağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Birim kök testleriDöviz kuruDöviz kuru sistemleri+7
Halil Oğuzhan Ergür
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal gelişme ve yeniliklerin para politikası üzerine etkisi: Türkiye örneği

Dünya ekonomisi 1970'li yıllardan itibaren, küreselleşme süreciyle birlikte, yeniden yapılanma içerisine girmiştir. Gelişmiş ülkeler, kendi sermayelerine daha karlı yatırım alanları yaratabilmek, gelişmekte olan ülkeler ise, büyümenin finansmanı için ihtiyaç duydukları fonları sağlayabilmek amacıyla, finansal piyasalarına serbestlik kazandıracak politikaları uygulamaya koymuşlar, finans piyasalarını tüm miktar ve fiyat sınırlamalarından arındırmışlardır. Finansa liberalizasyon uygulamaları ile birlikte sermaye hareketleri üzerindeki kontroller kaldırılmış, bilgi ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler, gelişmiş ülkelerdeki fonların dünya ölçeğindeki hareketine imkan sağlamış, mali piyasaların globalleşmesine ve entegrasyonuna katkı yapmıştır.Kesin bir görüş olmamasına karşın, finansal yeniliklerin piyasaların gelişimine olumlu katkıları olduğu ancak, yenilik sürecinin para arzı ve talebi üzerinde yarattığı belirsizlik nedeniyle, para otoritelerinin karar alma sürecini etkileyerek, para politikalarında belirsizliğe neden olduğu sonucuna varılmıştır.Çalışmanın amacı, finansal gelişme ve yenilikler ile para politikası arasındaki nedensellik ilişkisini test etmek ve nedenselliğin yönün bulmaktır. Nedensellik testinde 1996-2006 yılları arası üç aylık veriler kullanılmıştır. Uygulanan Granger nedensellik testi sonucunda, Türkiye'de finansal gelişme ve yeniliklerin para politikasının nedeni olduğu yönünde bir ilişki bulunmuştur.

Birim kök testleriFinansal derinlikFinansal gelişme+3
Behlül Onursal Aslan
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`nin toplam enerji tüketiminin ekonomik büyüme üzerine etkisi: Fourier birim kök ve fourier adl eş-bütünleşme yaklaşımı

Bu tez çalışmasında, Türkiye`nin verilerinin ulaşılabilirliğide göz önüne alınarak 1971-2019 yılları arasında olan toplam enerjinin tüketiminde ve ekonominin büyümesi arasında olan ilişki araştırılmıştır. Bu çalışmanın, literatüründe olan diğer çalışmalarından farklı olması durumunda değişkenlerin durağanlıkları için eski nesil birim kök testlerinin; ADF, PP ve KPSS testlerinde yanı sıra olarak bilinen, yapısal kırılmaları dikkate alınması durumunda ve son zamanlar sıklıkla kullanılan yeni nesil birim kök testleri; Fourier KPSS, Fourier ADF, Esnek Fourier ADF, Kesirli Esnek Fourier ADF de kullanılmaktadır. Değişkenler arasında uzun dönem denge ilişkisi için eski yöntemlerden olan; Johansen ve ARDL eş-bütünleşme testlerinin yanı sıra yeni yöntemlerden olan; Fourier ADL eşbütünleşme testi de kullanılmıştır. Ayrıca değişkenlerinim arasında olan nedensellik ilişkisi için Toda-Yamamoto ve yapısal kırılmalarını dikkate alınması durumu Fourier Toda Yamamoto nedensellik testi uygulanmıştır. Çalışmadaki bulgulara göre ilk olarak değişkenlerin durağanlıkları incelenmiştir. Bu durağanlık testlerinin ortak sonucu olarak, ekonomik büyüme ve enerji tüketimi değişkeni birinci farkında durağan bulunmuştur. ARDL ve Johansen testlerine göre değişkenler arasında uzun dönem denge ilişkisi bulunsada Fourier ADL testine göre bulunmamıştır. Çeşitli uzun dönem tahmin yöntemleri kullanılarak enerji tüketiminin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi yorumlanmıştır. ARDL uzun dönem tahmin sonucuna göre Enerji tüketiminde %1`lik artış ortalama olarak ekonomik büyümede %1.64 oranında artışa neden olmaktadır. Ayrıca, Toda-Yamamoto ve Fourier Toda-Yamamoto nedensellik testine göre değişkenler arasında anlamlı bir nedensellik ilişkisi bulunmamıştır.

ADF durağanlık testiARDL Eşbütünleşme TestiBirim kök testleri+7
Gunduz Musayev
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel salgın hastalıkların sağlık harcamaları üzerine etkileri: Türkiye örneği

Sağlık kavramı günümüz dünyasının en temel olgusundan biridir. Özellikle son yıllarda oldukça fazla dünyada vuku bulan hastalıklar, ekonomileri sağlık ile ilgili kavramları değerlendirme ve ilgili politikalar uygulama zorunluluğuna sokmuştur. Sağlık kavramı öncelikle sunulan sağlık hizmetleri ve harcamaları olarak iki başlık altında incelenmektedir. Çalışma bu bağlamdan hareketle özellikle 2000-2022 dönemi aralığında dünyada ve Türkiye'de etkin olan salgın hastalıkların etkileri incelenmiştir. İlk olarak ilgili tablolar aracılığı ile mevcut durum ortaya konulmuştur. Ardından Türkiye ekonomisi için 2000-2019 yılları arasını kapsayan hastalıkların ( Kuş gribi, domuz gribi ,mers cov ve Covid-19)önemi kamu ve özel sağlık harcamalarının mevcut şoklar karşında bulunduğu durum Genişletilmiş Dickey Fuller (ADF, 1981) Philips Perron (PP, 1988) Testleri ile analiz edilmiştir. Birim kök testi yapılarak sonuca varılmıştır. Yapılan analiz sonucu, kamu sağlık harcamaları 2003-2007/2004-2008 yılları arası kırılma yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır. 2004 yılında finansal krizi ve 2002 yılında ki Sars salgının krize sebep olduğu, 2007 yılı için ise kuş gribinin varlığı kırılma yaşatmıştır. Özel sektör sağlık harcamaları için uygulanan analiz sonucu ise,2003-2005/2006- 2008 yılları kırılma yaşandığı sonucuna varılmıştır. Bu kırılmanın sebebi kuş gribi ve 2008 de yaşanan bankacılık krizi olmuştur. bu durum ile ilgili uygulanması gerekilen politikalar kısaca şu şekilde ifade edilebilir; ülkeler sağlık harcamalarını salgın dönemlerinde arttırmalı, özel-kamu aralarında sağlık harcamaları için düşen görevi yerine getirmeli, hava yolu ile bulaşan salgınlar için iklimlendirme politikaları uygulanmalıdır.

Birim kök testleriCOVID 19Epdemi+6
İzel Zeylan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yaşanan siyasi krizlerin ekonomik göstergelere etkisi üzerine bir model çalışması

Dünya ekonomisinde yaşanan değişim ve gelişmelerin beraberinde getirdiği küreselleşeme olgusu ülkeler arasında ekonomik, siyasal ve sosyal hayatta bağımlılıklar oluşturmuştur. Bağımlılıkların oluşturmuş olduğu bu durum ülkelerin ekonomi politikalarının belirleyici kurumu olan siyaset kurumlarını, ekonomik sistemlerini ve siyasi yapılarını birbirinden ayrılmaz bir bütün hale gelmesi ile birlikte ekonomik, siyasi ve idari güçlerin tek belirleyicisinin ekonomi üzerine kurulu olmasını da beraberinde getirmiştir. Siyaset ve ekonominin bu kadar iç içe olduğu bir ortamda, siyasette ve politika yapıcı kurumlarda meydana gelen dalgalanmalar ülke ekonomilerini derinden etkileyebilmektedir. Hükümetlerin yapmış olduğu yanlış ekonomi politikaları, yanlış kararlar, belirsizlik durumları, krizleri de beraberinde getirebilmektedir. Bu bağlamda çalışmada uluslararası ve ulusal konjonktürde Türkiye'nin politik ve ekonomik kırılganlık analizi yapılmıştır. Bu çalışmada iki analiz yapıldığı için iki farklı veri seti bulunmaktadır. İlk veri seti Türkiye'nin genel ekonomik görünümüne ait değişkenler (Cumhuriyet altını satış fiyatı, BİST Toplam işlem hacmi, brüt dış borç stoku, işsizlik oranı, tüketici kredisi, Avrupa brend petrol spot fob fiyatı, altın, döviz, toplam para arzı, tüfe bazlı reel efektif döviz kuru, döviz varlıkları, altın rezervi, resmi rezerv varlıklar, toplam rezervler, tüketici fiyat endeksi ve toplam yabancı turist sayısı) esas alınmıştır. Uluslararası analiz veri setinde 2006-2021 dönemleri için Barış Fonu tarafından ortaya konulan kırılganlık indeksi, işsizlik oranı, enflasyon oranı, büyüme oranı ve ihracatın ithalatı karşılama oranı kullanılmıştır. Ulusal analiz için yapısal kırılmalı testlerden Lee ve Strazicich (2003) birim kök testi uygulanırken, uluslararası kırılganlık analizinde Birimler arası korelasyon testi ve homojenlik testi yapılmış elde edilen sonuçlara göre yatay kesit bağımlılığı olan ikinci nesil birim kök testinin kullanılması uygun görülmüştür. İkinci nesil birim kök testlerinden çok değişkenli genişletilmiş Dickey Fuller (MADF)panel birim kök testi, ikinci nesil panel eşbütünleşme testlerinden ortalama grup dinamik en küçük kareler (DOLSMG) tahmincisi ve Westerlund (2007) Panel Eşbütünleşme testi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre kırılganlık analizinde Türkiye'nin en çok enflasyon değişkeninden etkilendiği belirlenmiş olup diğer kırılganlık gösteren ülkeler arasında kırılganlığın daha az görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.

Birim kök testleriEkonomiEkonomik etki+7
Nisa Nur Koçoğlu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil kalkınma perspektifinde döngüsel ekonomi modeli

Döngüsel ekonomi yaklaşımı, kaynakların ekonomide olabildiği kadar uzun tutulmasını ve atık miktarının minimum düzeyde tutulmasını sağlayan bir süreçtir. Döngüsel ekonominin ilk hedefi atıkları bertaraf etmek değildir. Döngüsel ekonominin esas hedefi var olan kaynakların yeniden kullanımını sağlamaktır. Döngüsel ekonomiyle alakalı çalışmalara 1990'lı dönemlerde başlanmıştır ve bu dönemde döngüsel ekonomi ile sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı arasında ilişki üzerinde durulmuştur. Günümüzde küresel ölçekte gelişmekte olan ekonomilerin sürdürülebilirliğini sağlayabilmesi için döngüsel ekonomi ve yeşil büyüme kavramı üzerinde yoğunlaştıkları ve bu doğrultuda atık yönetim stratejilerini belirledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla bütün ülkelerin çevre politikalarını gerçekleştirme gayesinde oldukları görülmektedir. Ülkelerin döngüsel ekonomik süreci etkin bir şekilde tasarlayabilmesi için öncelikle bu kavramın sürdürülebilir kalkınma ile ilişkisinin anlaşılması büyük önem arz etmektedir. Ayrıca bu kavramın iktisadi ve toplumsal boyutlarını kapsayıcı bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda döngüsel ekonominin önemli ayaklarını oluşturan geri dönüştürülebilir ve kompost atıklar, yenilenebilir enerji arzı, karbondioksit emisyonu ile geri dönüşüm ekonomisi olarak da bilinen sürecin ekonometrik modellemesi 24 OECD üye ülkesi (Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Macaristan, İrlanda, İtalya, Japonya, Kore, Luxemburg, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, Slovak Cumhuriyeti, Slovenya, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye, İngiltere, Amerika) için yapılmıştır. Çalışmada ekonomik büyüme ile geri dönüşen-kompost atık oranı, karbondioksit emisyonu, yenilenebilir enerji arzı ilişkisi iki ayrı model ile panel veri analizi yöntemlerinden Ortalama Grup Dinamik En Küçük kareler Modeli (DOLSMG) ile analiz edilerek uzun dönemli ilişki ortaya konulmak istenmiştir. Analizde belirtilen 24 ülke için 1995-2019 dönemine ait 16 yıllık veri OECD resmi sitesinden elde edilmiş ve analiz için STATA 16.0 programı ile kullanılmıştır. Çalışmada birimler arası korelasyon testi ve homojenlik testi yapılmış elde edilen sonuçlara göre yatay kesit bağımlılığı olan ikinci nesil birim kök testinin kullanılması uygun görülmüştür. İkinci nesil birim kök testlerinden Genişletilmiş CIPS Panel Birim Kök Testi ve CADF panel birim kök testi ile durağanlık test edilmiş ardından ikinci nesil panel eşbütünleşme testlerinden ortalama grup dinamik en küçük kareler (DOLSMG) tahmincisi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre geri dönüştürülebilen+ kompost atık miktarının %1 artması ekonomik büyümeyi % 0,04 artırırken, yenilenebilir enerji arzının %1 artması ekonomik büyümeyi %0,20 azaltmaktadır. Bir diğer bulguya göre yenilenebilir enerji arzında yaşanan %1'lik artış karbondioksit emisyonunu büyümeyi % 0,10 artırmakta iken, geri dönüştürülebilen ve kompost atık miktarının %1 artması ise karbondioksit emisyonunu % 0,24 artırmakta olduğu belirlenmiştir. Sonuçlara göre atık miktarının artması ekonomik büyümeyi pozitif yönlü etkilemekte ancak istenen oranda bir artışa neden olmamakta olduğu yenilenebilir enerji arzının artması ise ekonomik büyümeyi azalmaktadır. Bunun temel sebebi yenilenebilir enerji üretiminin oldukça maliyetli olması ve verilerin 16 yılı kapsamasıdır. Uzun yıl verilerinin oluşması durumunda yenilenebilir enerji arzının ekonomik büyümeye etkisinin pozitife doğru yöneleceği tahmin edilmektedir. Çalışmada kurulan bir diğer modelde elde edilen sonuçlara göre ise hem atık miktarı hem de yenilenebilir enerji arzı karbondioksit emisyonunu artırmakta olduğu görülmekte olup havanın emisyon hacminin temizlenmesi için daha uzun bir döneme ihtiyaç olduğu görülmektedir. Döngüsel ekonomi perspektifinde yapılan yeşil ekonomi, çok zaman alan maliyetli bir unsurdur. Bu bağlamda iklim değişikliği ile mücadele politikalarının hızlı ve etkin bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Bu kapsamda oluşturulan politikaların gerekliliği, geri dönüşüm ekonomisi anlayışının benimsenmesi ve doğru adımlar atılması açısından önemlidir.

Birim kök testleriDöngüsel ekonomiEkonomik kalkınma+4
Merve Nur Çak
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yapısal kırılma eşliğinde döviz kur oynaklığının Türk tarım sektörü dış ticaretine etkisi üzerine bir model çalışması

Dünya ekonomisinde 1980 yılından itibaren başlayan finansal küreselleşme ile birlikte mal piyasasında da serbestleşme süreci başlamış ve geleneksel dış ticaret politikaları yerini yeni oluşumlara bırakmıştır. Bu süreç ülkeler arasında bağımlılığı daha da artırmış ve yeni bir ekonomik yapıyı ortaya çıkarmıştır. Ülkelerin bir başka ülkenin parası karşısındaki değeri olan döviz kuru araç olmaktan öteye giderek ödemeler dengesi üzerinde önemli etkileri olması nedeniyle uluslararası ticarette kilit bir olguya dönüşmüştür. Sektörel bazda dış ticareti etkileyen önemli faktörler arasında döviz kuru oynaklığı önemli bir yer tutmaktadır. Döviz kuru oynaklığına bağlı olarak ekonomilerin dış ticaretinde önemli değişimler yaşanabilmektedir. Türkiye gibi gelişmekte olan birçok ekonomi döviz kuru oynaklığının etkisi ile olumlu veya olumsuz etkilenebilmektedir. Türkiye'nin dış ticarette üstün olduğu kalemler arasında tarım ürünlerinin oldukça fazla olduğu görülmekte olup dalgalı döviz kuru rejimine bağlı olarak ortaya çıkan döviz kuru belirsizliğinin tarım dış ticaretinin seyrinin belirlenmesini daha da önemli kılmaktadır Literatürde Türk tarım sektörü ve reel kur ilişkisini ele alan birçok çalışma söz konusudur. Ancak bu çalışma toplam bitkisel üretim ihracat değerinin yanı sıra alt sektörlerin reel kur ile olan ilişkisiele alınmıştır. Bu bağlamda çalışmada tarım alt sektörleri ihracat değeri ile döviz kuru oynaklığının yönü belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada bağımlı değişken olarak tarım sektörü toplam bitkisel üretim değeri ihracat değeri ile alt sektör ihracat değerleri kullanılırken bağımsız değişken olarak reel döviz kuru kullanılmıştır. Çalışmada aylık dönemler için esas alınmış olup 2003:01-2022:12 aralığı dikkate alınmıştır. Veri seti Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Elektronik Veri Dağıtım Sitesi ve Türkiye İhracatçılar Birliği'nden temin edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda politika önerileri yapılmıştır.

Birim kök testleriDöviz kuruDöviz kuru oynaklığı+5
Berna Uğur
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tahvil verimini etkileyen faktörler: Kırılgan beşli ülkeleri üzerine ampirik bir uygulama

Tahvilin verimi tahvilin vade sonundaki kazancını ifade eder ve iki tür verimi vardır. Birinci tür verim bir dönemlik verim adını alır ve tahvilin o dönemdeki alış fiyatıyla satış fiyatı arasındaki kar ya da zarar ile yine o dönemdeki faiz gelirinin toplamı, tahvilin alış fiyatına bölünürse bir dönemlik verim hesaplanmış olur. Bir dönemlik verim yatırımcı için elindeki tahvili portföyünde tutup tutmama kararı aldırır fakat bu kararı alırken başka etkenleri de düşünmek gerekir. Bunlar; piyasa faiz oranlarının gelecekte alacağı değerler, tahvilin riski gibi etkenlerdir. İkinci tür verime vadeye kadar verim denir ve gerçek verim, net verim veya etkin verim de denilebilir. Vadeye kadar verim ise yapılan yatırımın, tahvilin vadesine kadar elde edilen gelirler ve varsa sermaye kar veya zararlarına bakılarak hesaplanır. Araştırmanın temel amacı; kırılgan beşli ülkelerinde tahvil verimini etkileyen faktörleri araştırmaktır. Bu amaçla kırılgan beşli ülkelerinden Türkiye, Brezilya, Endonezya, Hindistan ve Güney Afrika'nın, CDS GDP, VIX, tahvil verimi ve tüketici güven endeksi verileri alınarak 2007-2016 yılları arasında yıllık verileri kullanarak panel veri regresyon modeli ile analiz yapılmıştır. Analizde tahvil verimi bağımlı değişken, CDS, GDP, VIX ve tüketici güven endeksi bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Analiz sonucunda CDS, GDP ve VIX değerleri ile tahvil verimi arasında anlamlı ilişki bulunurken, tüketici güven endeksi ile tahvil verimi arasında ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Tahvil Verimi, Kırılgan Beşli Ülkeleri

Birim kök testleriBrezilyaEndonezya+7
Gülay Öztunç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects