State policies

110 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan`da devlet siyaseti olarak çokkültürcülük

Çokkültürcülük, ülkede etnik ve kültürel değerlerin korunmasını ve geliştirilmesini amaçlayan bir politikadır. Çokkültürcü devlet politikasının temel amacı, ülkede yaşayan tüm toplulukların etnik-kültürel değerlerinin korunmasını, geliştirilmesini ve toplum geneline entegrasyonunu sağlamaktır. Azerbaycan Cumhuriyeti, Azerbaycan'ın topraklarında yaşayan tüm halkların, özellikle etnik azınlıkların etnik-kültürel değerlerinin korunması ve geliştirilmesini kendisinin devlet politikasının hem amacı hem de aracı olarak belirleyen bir yaklaşım sergilemektedir. Araştırmada ilk olarak bu politikanın dünya üzerindeki tanımı ve geçtiği tarihi yol incelenmiştir. Burada özellikle çokkültürcülüğün farklı kavramlar üzerinden okunması vurgulanmıştır ki, Azerbaycan Devleti bu okumayı kültür kelimesi üzerinden yapmaktadır. Daha sonraki bölümde, interdisipliner alan olan çokkültürcülüğün Azerbaycan edebiyatına, basınına, sanatına, genel anlamda kültürüne yansımalarına bakılmıştır. Bu bölümde ayrıca dönem konjöktürü göz önünde bulundurularak, 20.Yüzyıl'ın başlarında Azerbaycan`da kurulmuş olan Demokratik Cumhuriyetin siyasetinin birfiil çokkültürcü bir siyaset olmasının okuması yapılmaya çalışılmıştır. Araştırma, aynı zamanda çokkültürcülüğü esas alarak resmi düzeyde ve anayasal çerçevede etnik azınlıkların hak ve özgürlüklerinin temin edilmesi yolunda devlet tarafından atılan adımları da içermektedir. Son bölümdeyse, SSCB dağıldıktan sonra 1991 yılında bağımsızlığına tekrar kavuşan Azerbaycan Cumhuriyeti`nin geçen 28 yıl süre zarfında iç ve dış siyasetinde çokkültürcülüğün önemi araşırtırılmıştır.

AzerbaycanDevlet politikalarıSiyasal değerler+4
Malak Nasıblı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm sektörünün Azerbaycan'ın makroekonomik göstergelerine etkisi

Bilindiği üzere Azerbaycan dünya ekonomik piyasasında petrol ülkesi olarak tanınmaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Hazar Denizi'nin doğal kaynaklarından, tarihi eserlerinden, sosyal coğrafi konumundan, kıyı bölgelerinden bahsetmek mümkündür. Bu potansiyel, petrol faktörüne olan bağımlılığı azaltmak açısından önemlidir. Bugün uluslararası turizm Azerbaycan Cumhuriyeti'nde özel ilgi odağındadır ve ülke ekonomisinin petrol dışı sektörünün ana gücü haline gelmektedir. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin turizm endüstrisi şimdiden gelişmeye başlamıştır. İzlenen devlet politikası sonucunda Azerbaycan son yıllarda dünyada yeni bir turizm destinasyonu olarak kabul görmüş ve uluslararası düzeyde turizm pazarına entegrasyonu sağlanmıştır. Bir hizmet sektörü olan turizmin, tüm dünya genelinde çok büyük bir hızla gelişme gösterdiği görülmektedir. Bugün, tüm dünya hizmet ticaretinin yaklaşık %30'unu turizm sektörü tek başına oluşturmaktadır. Turizm sektörü ekonomide irili ufaklı birçok hizmet sektörü ile ilişkide olduğu için, ülke ekonomisine katkısı tam olarak hesaplanamamaktadır. Turizm sektörünün Azerbaycan'ın ekonomik büyümesini 2003 yılından sonra, özellikle de 2008 yılından itibaren daha yüksek oranda etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç kırılma dönemlerini içsel olarak veren yöntemlerle bulunmuştur. Çalışmada Azerbaycan turizm sektörüne genel bakış, Azerbaycan'da turizm sektörünün devlet politikası, turizm sektörünün temel sorunları ve perspektifleri araştırılmıştır. Ayrıca, turizm sektörünün Azerbaycan'ın ekonomik büyümesindeki yerini ve makroekonomik göstergelerine etkisi araştırılmıştır.

AzerbaycanDevlet politikalarıEkonomik büyüme+6
Nurlan Verdizada
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türk devlet politikalarının tekstil ve modaya etkisi

Giysinin tarihçesi incelendiğinde sadece örtünmek için kullanıldığı süreçlerden, her milletin sosyo-kültürel, politik, ekonomik parametrelerine göre sürekli değişerek kendini ifade ettiği bir araç da olmuştur. Ancak şimdiye kadar giysi tarihi yerli ve yabancı kaynaklarda, araştırma ve çalışmalarda genel olarak estetik veya sanatsal olarak yoğunlaşmış, devlet politikalarının giysi üzerine etkileri geri planda kalmıştır. Türk Giysi tarihine bakıldığında ise araştırmalar kısıtlı olmakla birlikte, geçmişten günümüze kalan giysiler genellikle saray kıyafetleridir. Yine dönemsel olarak kıyafetlerin değişimi bu veriler ışığında değerlendirilmiş, tarihsel süreçte doğrudan politika ile bağlantılı olarak değişen Türk giysi modası bu yönü ile incelenmemiştir. Bundan hareketle hazırlanan tez çalışmasında, Türk giysilerinin dönemsel değişimleri interdisipliner bir yaklaşımla, politika, siyaset, sosyo-kültürel açılımlarla geniş bir yelpazede araştırılarak bunların dönemsel politikalarla ilişkisi ve ifadesi incelenmiştir.Bu amaçla yerli ve yabancı litaratür araştırmaları yapılarak görsel kaynaklarla desteklenmiştir. Tez çalışmasında sırası ile; politika kavramı tanımlanarak Osmanlı politikalarına değinilmiş, bu politikaların siyasi kültürel ve ekonomik yönden analizleri yapılarak dönemsel olarak incelenmiş, bunların tekstil kültürü ve sanatına etkisi yorumlanmış ve son olarak da Türk Tekstil ve Giysi kültürünün devlet politikaları yolu ile ifadelerinin etkisi ve bağlantısı kurularak,Türk Giysi tarihinin dönemsel değişimleri çok yönlü bir bakış açısı ile araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tekstil, Moda, Politika, Kültür, Osmanlı

Devlet politikalarıErkek giysileriKadın giysileri+2
Mine Fevziye Aktepe
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Devlette davranışsal kamu politikalarının ortaya çıkışı ve gelişim süreci: Türkiye örneği

Kamu politikalarını tasarlayıp uygulayanlar için en temel kaygı, hedef kitlenin hazırlanan kamu politikalarına tepkisi ve uyumunun nasıl gerçekleşeceğidir. 2000 yılından beri geçen dönem, davranışsal öngörülerin kamu politikalarının tasarımı ve uygulamasına başarılı bir şekilde uyarlanmasına tanıklık etmiştir. Kamu politikası tasarımı konusundaki bu yaratıcı yaklaşım ve uygulama, literatürde 'dürtme' (nudging) olarak ifade edilmektedir. 'Dürtme', bireysel karar verme sürecinde oluşan yanlılıklardan yola çıkarak, kamu politikası müdahalelerinin kalitesini ve başarısını artırmayı amaçlar. 2021 yılı itibarıyla dünyada 200'den fazla davranışsal kamu politikası/dürtme birimi vardır. Bunlardan birçoğu da devlet yapısı içinde örgütlenmiştir. Bu bağlamda, bu tezde, dünyada ve Türkiye'de davranışsal kamu politikası birimlerinin oluşum ve gelişim süreci detaylı bir biçimde incelenmiş ve bu alanda yapılan çalışmalar hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Türkiye'deki davranışsal kamu politikası birimi, 2018'de Ticaret Bakanlığı bünyesinde oluşturulmuştur (Eski adı Ekonomi Bakanlığı). Bu birim, Ankara'daki Birleşik Krallık Büyükelçiliği'nin yardımı ve rehberliği sayesinde, Birleşik Krallık Davranışsal Kamu Politikası Birimi'nden esinlenilerek politika transferi yoluyla Türkiye'ye ithal edilmiştir. Bu transfer sürecini kursamsal açıdan da değerlendirebilmek amacıyla, Türkiye'deki 'dürtme' biriminin oluşum ve gelişim süreci Kingdon'ın Çoklu Akımlar Modeli'nden (Multiple Streams Model) yararlanılarak analiz edilmiştir. Bu çerçevede bu tezde Türkiye'deki davranışsal kamu politikası biriminin kuruluş süreci, örgütsel yapısı, faaliyetleri (dürtme deneyi, üniversitelerle yapılan işbirliği faaliyetleri, vb.) ve birimin gelecek hedeflerine yönelik olarak, ilgili literatürün taranması, resmi dökümanların incelenmesi ve mülakatlardan elde edilen veriler yardımıyla analiz edilmiştir. Bu alan araştırmasından çıkarılan dersler, başta bürokratlar olmak üzere tüm kamu politikası aktörleri için faydalı olabileceği gibi, gelişmekte olan ülkeler için de yarar sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Davranışsal kamu politikası, Dürtme, Kingdon'ın Çoklu Akımlar Modeli, Türkiye

Davranışsal ekonomiDavranışsal tutumDavranışsal uygulama+5
Ayça Kuşseven
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyadaki aşılama konulu kamu politikalarının karşılaştırmalı analizi: COVID-19 örneği

Bu çalışmada, dünyadaki aşılama konulu kamu politikalarının karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Çalışmanın temel amacı aşılama politikalarından çıkarılacak dersler yardımıyla gelecekte benzer politikaların daha etkin yürütülmesini sağlamaya katkılar sunmaktır. Bu kapsamda, öncelikle kamu politikalarına yönelik ayrıntılı bir kavramsal çerçeve sunulmuş, ardından aşı uygulamalarının tarihçesi, aşılama politikalarının tasarımı ile uygulama ve değerlendirme aşamalarından bahsedilmiştir. Özellikle, toplumu korumak, aşı ile önlenebilir hastalıkların ortaya çıkışını engellemek ve hastalıktan kaynaklanan ölüm oranlarını en aza indirebilmek amacıyla birçok aşı politikası geliştirilmiştir. Bu nedenle çalışmada tarih boyunca ortaya çıkan salgın hastalıkları kontrol altına alabilmek amacıyla geliştirilen ve rutin bağışıklama programlarına kaydedilen aşıların, aşılama politikaları kapsamında incelenmesi yapılarak COVID-19 (Yeni Koronavirüs Hastalığı) aşılama politikaları bağlamında bir karşılaştırmalı analiz sunulmuş ve bu karşılaştırmalı analiz doğrultusunda gelecekte tasarlanıp uygulanacak aşılama politikaları için somut politika önerileri geliştirilmiştir. Bu tez hem Türkiye'de yeni bir akademik çalışma alanı olan kamu politikaları dalına hem de oldukça eski bir tarihe dayanan aşılama politikalarına katkı sunmayı hedeflemiştir. Ayrıca genel olarak tıp alanının inceleme konusu olan aşılama politikalarına kamu politikası açısından da bir bakış sunularak bu politikaların çokdisiplinli bir bakış açısıyla ele alınması hedeflenmiştir. Özellikle yapılan incelemeler ve bulgular neticesinde sunulan önerilerin, gelecek dönem aşılama politikalarının daha etkin yürütülmesi adına katkılar sunacağı düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kamu Politikaları Analizi, Karşılaştırmalı Kamu Politikası, Sağlık Politikaları, Aşılama Politikası, COVID-19.

AşılamaAşılarBulaşıcı hastalıklar+4
Hasret Semerci
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet döneminde spor politikalarının sosyal politikalar bağlamında analizi: Cumhuriyetin ikinci yüzyılında değişimler

Türkiye'de spor politikaları Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte ulus-devlet inşası, toplumsal bütünleşme ve uluslararası temsil hedefleri doğrultusunda hızla kurumsallaşmıştır. Buna karşın Cumhuriyet öncesi dönemdeki dağınık ve yetersiz uygulamalar, sporu sosyal politikanın etkin bir aracı hâline getirememiştir. Bu tez, Cumhuriyet dönemi Türk spor politikasını sosyal politikalar bağlamında çözümleyerek 1923-2023 arasındaki yüz yıllık süreci dört tarihsel döneme ayırmakta; ilk yüzyılda izlenen politikaların güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditlerini (SWOT) belirleyip ikinci yüzyılda beklenen yönelimleri ortaya koymayı hedeflemiştir. Nitel araştırma deseni benimsenmiş, kesitsel tarama modeli kullanılmıştır. Birincil politika belgeleri (kalkınma planları, hükümet programları, spor şûraları kararları, mevzuat, strateji ve faaliyet raporları, TBMM tutanakları) ile bu belgeleri destekleyen ikincil literatür amaçlı ölçüt örnekleme yoluyla seçilmiştir. Veriler doküman analiziyle sistematik olarak taranmış ve dönemler arası karşılaştırmalı içerik çözümlemesi yapılmıştır. Analiz, her dönemde sporun yaygınlaştırılması, vatandaşlık ve sağlık hedefleri, gençlik politikaları, kurumsal yapı ve uluslararası başarı arayışlarının sosyal politika araçlarıyla birlikte nasıl değiştiğini göstermekte; kamu-sivil toplum-özel sektör ilişkilerindeki kırılmaları ve eşit erişim, katılım ve kapsayıcılık alanlarındaki boşlukları görünür kılmaktadır. Tez, Türk spor politikasının toplumsal dönüşümdeki rolünü tarihsel süreklilik ve kopuşlar üzerinden açıklayarak ikinci yüzyılda daha etkili, sürdürülebilir ve sosyal adalet odaklı politika tasarımına yönelik kanıta dayalı öneriler sunmaktadır.

Devlet politikalarıSpor politikası
Yusuf Ziya Üzüm
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

The role of policy networks and policy transfer in Kazakhstan e-government policies

This thesis combines two relatively novel concepts of public administration: e-government and public policy. In this dissertation, e-government, which is often explored as a self-sufficient notion, was investigated as a case study within the framework of public policy. The term "e-government policy", produced from such combination, is a rare phenomenon in present academic literature. Hence, this thesis strives to study not only how certain public services can be amplified through the use of ICTs, but also challenges to examine how such amplification attempts are designed using different practices and techniques widely utilized in the field of public policy. In this regard, the major objective this dissertation aims to achieve is to address e-government development and its implementation through different projects in Kazakhstan and to assess policy making in the country using e-government policies as a case study. To reach this objective the author reviewed the literature on e-government as a concept and e-government implementation in Kazakhstan. The author then tested the policy making on the example of e-government in Kazakhstan using two important concepts of public policy: policy networks and policy transfer. The data collected from the literature were complemented by a series of interviews conducted with a wide range of e-government policy actors in Kazakhstan and abroad. The analyzed data and findings presented in the dissertation not only allow to review the design and implementation of e-government in Kazakhstan, but they also help to establish the basic patterns of generic policy making in the country. This dissertation thus would be useful for policy makers and practitioners involved in both Kazakhstan and countries having a similar public administration context, especially those of post-Soviet space.

State policiesElectronic governmentPublic policies+4
Dastan Almen
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Reflections of the global implementation of intellectual property rights on pharmaceutical policies: The case of Turkey

This thesis examines how the pharmaceutical policies are affected by the global implementation of intellectual property rights (IPRs) in the era of neoliberal globalization and, in return, how these policies affect the pharmaceutical sector and multinational pharmaceutical companies (MPCs), which are the main actors of this implementation process. For this objective, the study is organized in three chapters where first, the global implementation of IPRs is examined; second, the pharmaceutical policies affected by this implementation are discussed and last, their reflections in Turkey are explored. During the thesis, the literature reviews on IPRs and pharmaceutical policies are reinforced with the examination of sector reports, media scans, press releases and interviews for the aim of studying this dynamic political process. In the particular case of Turkey, the current situation is the result of a long process going back to the 1960s, since when the interests of different actors are facing each other. It is undeniable that the global implementation of IPRs creates a favorable atmosphere for MPCs, affects the domestic sector negatively, and results in increasing public pharmaceutical expenditures. For that reason, the Turkish government has conducted cost containment policies aimed especially at these drugs in question, relying on its monospony position. However, according to another result, there has not yet been a violent confrontation between MPCs and the Turkish government. Moreover, there is a tendency to loosen the tension between them. For that reason, it is believed that the current political situation will be unbalanced in the near future.

State policiesIntellectual and industrial property rightsGlobalization+6
Nazlı Bülay Doğan
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of foreign nationals on state policy: Refugees and asylum seekers, European Court of Human Rights case law and Turkish Asylum Law

This thesis addresses the question of how an individual who is foreign and in a vulnerable position can affect state policy. Considering recent developments as preparation of a draft asylum law and increasing European Court of Human Rights judgments in refugees? cases against Turkey, this question attracts attention in context of Turkey. In line with this question, the aim of this thesis is to understand how an individual refugee, who is part of the most vulnerable group in the society in economic, political or social terms, can have impact on Turkish state asylum policy.This thesis is based on the central argument that ECtHR judgments have been effective in shaping the draft asylum law of Turkey. Since ECtHR procedures proceed through individual petition, the thesis also argues that even an individual refugee can have influence on state policy even if this effect is mediated by other actors. At this point, involvement of third parties into relation between individual refugee and state is of utmost significance. Moreover, ECtHR?s inclusion of individuals by virtue of right to individual petition is crucial as well. However, refugees? lack of action capacity restrains them from exploiting those legal opportunities. From this perspective; NGOs, activists, and lawyers come to front as mediators not only between state and individual but also between ECtHR and applicant refugee.Focus on ECtHR judgments as significant effects on draft asylum law brings about questioning refugees? access to the Court. Therefore, this thesis analyzes both the content of the draft law in comparison with judgments of the Court and the actual application process. Accordingly, major contribution of the thesis is analysis of Court judgments? effect on domestic legislation from the lenses of individual level of analysis. In other words, ECtHR judgments? effect is analyzed as a mediated effect of individual on state outcome.

European Court Human RightsState policiesLaws+7
Gökçen Yılmaz
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Turkey's asylum policy towards Syrians

Since 2011, following the crossing of the first Syrians into Turkey, the number of displaced Syrians has risen dramatically. Turkey's management of this migration flow has raised debates surrounding this issue. With the aim of contributing to these debates, this thesis examines the peculiarities of Turkey's asylum policy towards Syrians. The characteristics of this policy are analyzed through a comparison with Turkey's previous policy practices in responding to asylum en masse as well as the current legal and the political framework. In that regard, the legal context is examined through the analysis of current asylum-related legislation and the political context is evaluated through the revision of the parliamentary questions and discussions of the past two years. These examinations and comparisons with the past practices show the procedures and measures to be applied in the face of asylum en masse are always left at the discretion of the ruling governments and hence they are prone to the arbitrariness. This thesis contends that following this prevailing policy practice, Turkey's asylum policy towards Syrians is also built on an ad hoc basis and is dependent on the government's perception of Syrians.

State policiesMigrationsEmigrants+5
Seda Keskin
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessEN

State policies on vocational high schools 1970 - 2013

This thesis examines the last 40 years of vocational high schools in Turkey. Perceived as an input for future industrial growth, the area has drawn constant attention of policymakers. Here vocational high schools are considered as the main form of skill formation in Turkey and compared with the skill formation literature. Looking at the path-dependent characteristics and the changes that occurred during the years marked by the neoliberalization of economic policies, two aspects of the persistence of the skill formation problems are analyzed: the lack of a model and a long-term strategy for vocational education and training. While tracing the components of these two aspects, it is revealed that the aspects defined as problematic and require a strategy remain the same. The state's interest on this issue continued. Furthermore, despite the neoliberal environment, vocational education remains a statist area in which the state's limitations in its commitment to the skill formation issue enabled the simultaneous occurrence of three different models of skill formation. This patchwork of different types of skill formation systems manifests the institutional continuities as well the particular way the changes were adopted. Overall, the lack of commitment to a model and a strategy complicates the institutional complementarities or relationships in the political economy. As the aspirations for a coordinated model are widely declared, the mechanisms compatible with this system are not formed. The absence of institutional complementarities between vocational schools and other realms of the political economy attenuates the chances of a viable and effective vocational education policy.

State policiesEconomic policiesEducational policies+1
Yasemin Taşkın Alp
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessEN

The transformation of agricultural structures through government policies in Edirne province between 1939 and 1960

This thesis aims to deal with the period from the Second World War to the beginning of the 1960s, and analyze the transformation of agricultural structures in Edirne, a border province, which was situated near a battle fields and was an agricultural province due to its large size of fertile and irrigable lands. Similarly, this study analyses the agricultural transformations with the Second World War and the Marshall Plan that supervened. The thesis takes into consideration of the historical conditions of the time, international developments, and the domestic policy of Turkey and the geographical position of Edirne province. Edirne province has borders with both Greece and Bulgaria was influenced by the foreign policy of Turkish Republic. This influenced the socio-economic life of Edirne province. In this sense, the agricultural transformation of Edirne provinces and its socio-economic life indicates to what extent the government policies were influential in the agricultural sector. This thesis aims to explain the influence of historical conditions, agricultural politics and social life; and it emphasizes geographic features, the relations of production, and more importantly the roles of peasants in crop preferences and active participation in production process. Due to its proximity to Istanbul and Europe, the flat land structure, the Thracian People's demands for economic development government policies were influential. Edirne was a border province that experienced much more economic poverty than the average of Turkey during Second World War. Besides, Edirne was agricultural province which entered into a process of economic development with the commodification of agricultural structures and market oriented production and the Marshall Plan. As for the state, just as this thesis study aims to explain the transformation of agriculture in Edirne and its social influence, it highlights the agricultural transformation of Edirne province which reflected the developmental process of Turkish agriculture by taking into consideration of statistical comparisons with the average of Turkey.

State policiesTransformationEdirne+6
Okan Ceylan
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya ve kamu politikası etkileşimi: 2023 Kahramanmaraş depremleri üzerine bir değerlendirme

Toplumu etkileyen olayların sosyal medya vasıtasıyla daha fazla insana ulaşması neticesinde kamusal politikalar üzerinde etkili olduğu anlaşılmaktadır. Geçmişe bakıldığında "Wikileaks Devrimi, Arap Baharı, Wall Street'i İşgal Et" ve Türkiye'de meydana gelen "Gezi Parkı Olayları"na benzer örnekler, sosyal medyayla beraber tanınmış, büyümüş, destekçi kazanmış, kamuoyunu ve kamu politikalarını etkilemiştir. Bu hareketlerin yanı sıra insan müdahalesi olmadan ve beklenmeyen bir zamanda gerçekleşen doğal afetler de sosyal medya ve kamuoyu üzerinde aynı etkiyi yaratmıştır. Güçlü bir iletişim aracı olarak sıkça kullanılan sosyal medya, afet yönetimi ve ardından oluşturulan politikalarda oldukça kritik bir role sahip olmuştur. Bu çalışmanın amacı; sosyal medya ve kamu politikası ilişkisini detaylı bir biçimde ele almak aynı zamanda sosyal medyanın kamu politikası üretim sürecinde oynadığı rolü ve etkisini ortaya koymaktır. Tez kapsamında öncelikle sosyal medyanın tanımı ve gelişim süreci literatür temelinde incelenmiştir. Ardından, kamu politikası kavramı kamu ve politika şeklinde bölünerek açıklanmış ve kamu politikası aktörlerine yer verilmiştir. Sonrasında sosyal medya ve kamu politikası kavramlarının birbirleriyle ilişkili olduğu yönleri ele alınmıştır. Bu kapsamda, sosyal medyanın kamu politikası üretim sürecine olan etkisi, çeşitli toplumsal olaylar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Ardından, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri üzerinden afetlerin sosyal medyaya yansıması ve son bölümde ise, kamu politikası üretim sürecine etkisi analiz edilmiştir. Yapılan analiz neticesinde sosyal medyanın; toplumun düşüncelerini duyurabilme, gündem belirleme, politika talepleri ve politika uygulaması gibi kamu politikası üretim sürecine direkt etkide bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Politikası, Sosyal Medya, Deprem, Kamuoyu.

Devlet politikalarıKahramanmaraşKamuoyu+1
Öznur Karagözoğlu
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Economic development and the state: Industrial upgrading policies in Turkey, the case of Manisa

In the field of policy analysis, neoinstitutionalism suggests that state pursues policies through mediating contradictory benefits for common good of all social groups. Contrarily, I will argue from the field research in Manisa and policy document analysis that short-term benefits of certain groups, mostly capital groups, are determinant on state policies, and state does not prioritize industrial upgrading policies over other sectors like housing, finance, energy. If there is urgent need in industry, state makes necessary intervention occasionally. Besides, while there is absolute shift towards participation and subsidiarity mechanisms, Turkey's preexisting infrastructural and cultural dynamics challenges the efficiency of policies.

StateState policiesEconomic policies+5
Ümmü Gülsüm Bektaş
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Çin'in Orta Asya politikalarının güvenlikleştirme teorisi açısından incelenmesi

Devletlerin politikaları ulusal çıkarları ekseninde şekillenmektedir. Politik olarak güçlenen devletler dışa doğru genişleme göstermektedir. Kuzeyinde Rusya, güneyinde Hindistan gibi ülkelerin olması dolayısı ile bu bağlamda Çin, Asya pasifik ve Avrasya bölgelerine doğru genişlemek durumunda kalmaktadır. Orta Asya bölgesine hanedanlık dönemlerinden beridir ilgi duyan Çinliler, zaman zaman bölgeyi işgal etmiş olsa da kalıcı olamamıştır. Günümüzde ise enerji başta olmak üzere yer altı kaynaklarına ulaşmak için ulusal güvenlik söz edimi ile bölge devletlerini çevrelemeye çalışmaktadırlar. Bu çalışmada Çin Halk Cumhuriyeti'nin Orta Asya eksenli politikaları Kopenhag okulu güvenlikleştirme teorisi ekseninde incelenecektir. Çin'i çevrelemek isteyen küresel güçlere karşı izlemiş olduğu Orta Asya politikaları; Enerji, Ulaşım, ulusal güvenlik gibi kavramlar çerçevesinde incelenerek geniş bir perspektiften açıklanmaya çalışılacaktır.

Askeri politikalarDevlet politikalarıHükümet politikaları+5
Tuncay Gülçin
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de devletin dijital dönüşümü

Dijital teknolojilerin hızla gelişmesi, modern toplumların birçok alanında köklü değişimlerin yaşanmasına neden olmuştur. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler, insanların günlük yaşamını derinden etkilemiş ve devletlerin kamu hizmetlerini sunma yöntemlerinde dönüşümler meydana getirmiştir. Bu dönüşüm, dijital teknolojilerin kamu yönetimi süreçlerine entegre edildiği, vatandaşlarla etkileşimi kolaylaştıran ve verimliliği arttıran bir süreç olan devletin dijital dönüşümü kavramını ortaya çıkarmıştır. Türkiye, bu küresel değişimlere ayak uydurma ve hızlı bir şekilde gelişme potansiyelini değerlendirme amacıyla devletin dijital dönüşümünü bir öncelik olarak benimsemiştir. Türkiye'deki devletin dijital dönüşümü, birçok alanda somut sonuçlar doğurmuştur. Örneğin, e-Devlet uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte, vatandaşlar artık kamu hizmetlerine daha kolay ve hızlı bir şekilde erişebilmekte ve bürokratik işlemlerdeki zaman kaybı azalmaktadır. E-Devlet kapısı üzerinden vergi ödemeleri, sağlık hizmetlerine erişim, belediye hizmetlerinin takibi gibi birçok işlem artık elektronik ortamda gerçekleştirilebilmektedir. Ayrıca, dijitalleşme süreciyle birlikte, kamu kurumları arasındaki veri paylaşımı artmakta ve bu da kamu hizmetlerinin kalitesinin ve verimliliğinin artmasına katkı sağlamaktadır.o Ancak, Türkiye'deki devletin dijital dönüşümü önünde bazı zorluklar da bulunmaktadır. Bu zorluklar arasında, dijital altyapının yetersizliği, dijital becerilerin geliştirilmesi ihtiyacı ve siber güvenlik riskleri sayılabilir. Bu çalışmada Türkiye Cumhuriyeti devletinin dijital dönüşüm alanında yaptığı çalışmalara değinilmiş, nicel bir araştırma aracılığıyla bu çalışmaların toplum nezdinde geri dönüşleri alınmıştır.

Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörüCumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm OfisiDevlet+7
Semih Öztürk
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Peru'da terörle mücadele ve GEIN İstihbarat Servisi

Bu tez, Peru Cumhuriyeti tarihindeki en önemli anlardan birini kapsayacaktır. 1980'lerin başında Aydınlık Yol'un silahlı mücadelesinin terörizme dönüşmesi, Peru Devleti'nin şiddet yoluyla iktidarı ele geçirmeye çalışan yeni bir iç tehditle karşı karşıya kalabilme kapasitesinin olmadığını ortaya çıkardı ve bu duruma bir son vermek için yeni bir sert önlemler formülasyonun meydana gelmesini sağladı. Araştırmamız, bu grubun silahlı mücadelesinin başlangıcından bu örgütün dağıldığı döneme kadar ülkedeki devlet politikalarını analiz eden Peru Özel İstihbarat Grubu'nun (GEIN) oluşumu gibi Aydınlık Yol (PCP-SL) terör örgütünün eylemlerine karşı uygulanan başarılı vizyon ve politikaları analiz edecektir.

Aydınlık YolDevlet politikalarıGüvenlikleştirme+7
Gıanfranco Ivano Guerra Padılla
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çeçen sorununun terörizme evrilme süreci ve Rusya Federasyonu'nun Çeçen politikası

Geçmişten günümüze Rus-Çeçen ilişkileri incelendiğinde, Çarlık Rusya'dan başlayarak günümüz Rusya Federasyonu'na (RF) kadar devam etmekte olan bir çatışma ortamı görülmektedir. Bu çatışmaların temel kaynağı Çarlık Rusya döneminden itibaren yayılmacı ve saldırgan politikalara sahip olan Rusların, genelde Kuzey Kafkasya özelde Çeçenler üzerinde hakimiyet kurma isteğidir. Bu bağlamda Çarlık Rusya'nın başlattığı saldırılardan I. Çeçen Savaşı'nın bitimine kadar olan dönemde Ruslara karşı bağımsızlık kazanmak amacıyla mücadele eden Çeçenler, I. Çeçen Savaşı'nın ardından terörizmi oluşturan unsurları mücadelelerine dahil ederek, RF devlet başkanı Vladimir Putin'in Çeçen politikasını terörizm ile mücadele kapsamında değerlendirmesine ve bu politikaların "terörizm ile mücadelede genel politika seçenekleri" çerçevesinde şekillenmesine sebep olmuşlardır.

Devlet politikalarıRusyaTerörizm+6
Etkin Demir
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Davranışsal iktisatta kamu politikaları ve Türkiye

Davranışsal iktisat, iktisat bilimi ile psikoloji bilimini ortak paydada buluşturan disiplinler arası bir alandır ve iktisadın alt dallarından biri olarak kabul görmektedir. Davranışsal iktisat; son yıllarda popülaritesi artan bir alandır. Bu anlamda davranışsal iktisadın farklı alanlardaki yansımaları araştırmalara konu olmaktadır. Bu alanlardan bir tanesi de kamu politikalarıdır. Politika yapıcılar tarafından, kamu politikaları belirlenirken, davranışsal iktisat çerçevesinde ekonomik karar birimlerinin gösterecekleri tutum ve davranışların önceden bilinmesi politikaların başarısını etkileyecektir. Ayrıca toplumsal refahın arttırılması amacıyla uygulamaya konulacak kamu politikalarının tespitinde davranışsal iktisattan faydalanmak yararlı olabilmektedir. Kahneman ve Thaler çalışmalarında teorik bilgiyi pratikte uygulayarak kamu politikaları oluştumaya başlamıştır. Böylece davranışsal kamu politikaları alanı doğmuştur. Davranışsal kamu politikaları; kamu kurumlarının davranışsal iktisat, davranış bilimi ve dürtme pratiklerini kullanarak oluşturulan yumuşak müdahaleler ile toplum ya da hedef bireylerin refahını arttırmayı amaçlamaktadır. Çalışmada beklentiler, davranışsal iktisat ve dürtme uygulamaları açıklanmış ve davranışsal kamu politikaları üzerinde çalışan kurumlar ve çalışmaları anlatılmaya çalışılmıştır. Bunun yanında Türkiye'nin davranışsal kamu politikaları konusunda durumu incelenmeye çalışılmıştır. Konu özelinde Türkçe alanyazın çok kısıtlı kalmıştır. Bu çalışmanın önemi Türkçe literatüre katkı sağlaması beklenen örnek bir çalışma olmasının beklenmesidir. Toplum açısından davranışsal kamu politikaları ile oluşturulmuş müdahalelerin diğer müdahalelere kıyasla daha etkili ve olabileceği görülmektedir. Davranışsal kamu politikalarındaki yasaklar ve vergiler gibi sert müdahalelerin yanında beslenme, organ bağışı, tasarruf gibi toplum refahını etkileyen konulara da müdahaleler de bulunabilmektedir. Türkiye'de davranışsal kamu politikaları uygulamaları da kısıtlı kalmıştır. Bu çalışma politika uygulamaları hakkında bilgilendirici olmaktadır ve örnek teşkil etmesi açısından önem arz etmektedir. Bu bağlamda dünyadaki diğer kamu kurumlarının ve bu kurumların uyguladıkları davranışsal kamu politikalarının incelenmesi önemlidir. Çalışmada davranışsal iktisat kamu politikalarına uyarlanabilir mi, alan çerçevesinde belirlenen kamu politikaları ile toplumsal refah artırılabilir mi, Türkiye özelinde davranışsal iktisat çerçevesinde hangi alanlarda kamu politikaları oluşturabilir ve ne gibi sonuçlar elde edileceği soruları sorulmuştur. Çalışmanın amacı dünyada davranışsal iktisadın kamu politikaları kapsamındaki uygulamalarını araştırarak; Türkiye'de hangi alanlarda bunların kullanılabileceğini ortaya koymak ve buna yönelik çeşitli öneriler sunmaktır. ANAHTAR KELİMELER: Davranışsal İktisat, Devlet Politikaları, Davranışsal Kamu Politikaları, Dürtme, Beklenti Teorisi

Davranışsal ekonomiDavranışsal finansDevlet politikaları+3
Muammer Alevci
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi süresince yaşlı olmak: Korona virüs salgını ve uygulanan devlet politikalarının yaşlılar üzerindeki etkileri

Yaş, yaşlılık ve yaşlanma çok yönlü bir olgudur. Biyolojik bir evreye denk geldiği gibi sosyolojik bağlamda sosyokültürel bir olgu olarak tanımlanabilir. Yaşlanma son elli yılda küresel çapta ortaya çıkmıştır ve günümüzde Türkiye'de pek çok kişinin deneyimlediği bir yaşam evresi haline gelmiştir. Yaşlılık, bebeklik, gençlik gibi olgulara nazaran daha yeni bir olgudur. Geçmişte ortalama yaşam süresi 40 yaş civarında olduğundan pek az insan yaşlılık sürecini deneyimleyebiliyordu. Bu yüzden yaşlılığa ilişkin bilgimiz sınırlıdır. Ancak gelişen sağlık teknolojileri, artan refah seviyesi, savaşların azalması gibi nedenlerle yaşlı sayısı tüm toplumlarda hızla artmaktadır. Yaşlılar, toplum nüfusunun önemli bir yüzdesini oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütüne göre 65 yaş ve üzeri kişiler yaşlı olarak tanımlanmaktadır. Ancak yaşlılar da kendi içlerinde "genç yaşlılar", "ileri yaşlılar" ve "çok ileri yaşlılar" olarak ayrılabilmektedirler. Yaşlılar topluma etki edecek siyasi güce sahip heterojen bir gruptur. Bu yüzden yaşlılara yönelik uygulanacak politikalar önem kazanmıştır. İçinde yaşadığımız toplum pek çok bakımdan risk ve belirsizlikler toplumu olarak tanımlamak mümkündür. İnsanların eylemlerinin merkezine risk, tehlike, güvensizlik, korku gibi olgular yerleşmişlerdir. Güvenlik, risk toplumun temel motivasyonu haline gelmiştir. Böyle bir atmosferde Covid-19 salgının ortaya çıkması ve kısa sürede pandemi haline gelmesiyle birlikte tüm dünyada insanlar büyük korku ve panik yaşamışlardır. Covid-19 riski karşısında bireysel önlemlerin yetersiz kalması ile devlet müdahalesine zorunlu hale gelmiştir. Ulus devletin tekrar öneminin artmasıyla birlikte bireylerin yaşamlarının her alanı yönetim nesnesi haline gelmiştir. Risk gündelik hayatın her noktasına yayıldığı ve gözle görülemediği için devletler riskli sanılan her türlü davranışı sınırlandırmaya çalışmışlardır. Süreçte birtakım yeni "yeni normal" belirleyerek gündelik yaşam yeniden düzenlemeye girişmiştir. Riskler karşısında risk konumları meydana gelir, riskler karşısında bazıları daha kırılgandır. Covid-19 riski karşısında da salgının ilk başlarında bağışıklık sistemi zayıflayan 65 yaş ve üzeri kişilerin diğerlerine göre daha fazla risk altında olduğu belirtildiği için devlet müdahalesini en çok hisseden grup olmuştur. Ancak riskler farklı bir paylaşım mantığı ile ilerlediği için risk eninde sonunda onu üretenler de dahil herkesi etkiler. Covid-19 21. yüzyılın en büyük salgını olması sebebiyle geçmişten farklı özellikler sergileyen risk toplumunda çok daha farklı algılanmıştır. Bu salgından en çok etkilenen grup olan 65 yaş ve üzeri (yaşlılar) toplumda diğer yaş grupları kadar görünür olmayan, ancak son yıllarda nüfus içerisindeki oranları artmaya başlayan bir grup olması dolayısıyla bu grubun önemi artmaktadır. Diğer yandan, bu grubun özellikleri tam olarak bilinmediği gibi yaşlıların pandemide evde izole olmaları onlara yönelik ön yargıların da artmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada yaşlıların, diğer yaş grupları gibi pek çok farklı özelliğe sahip, farklı deneyimleri ve sosyo-kültürel özellikleri olan bir grup olarak algılanması ve Covid-19 salgını sürecinde uygulanan politikalardan ne şekilde etkilenip etkilenmediklerini tespit etmek amaçlanmıştır. Bu çalışmanın evrenini yaşlı nüfus oranı %10'un üzerinde olan Aydın ve Burdur illeri oluşturmaktadır. Basit tesadüfi örnekleme yönüyle seçilen 537 kişi üzerinde uygulanan anket tekniği ile toplanan veriler ışığında temelde yaşlılığın, Covid-19 salgını süresince maruz kaldıkları kısıtlamalar karşısında deneyimleri ve salgın sürecini algılama biçimlerini ortaya koymaya çalışmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: : KoronaVirüs, Pandemi, Risktoplumu, Yaşlılık ve Toplum, Yönetişimsel.

COVID 19Devlet politikalarıPandemiler+3
Fatmanur Özçelik
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de hükümetlerin iç göç politikaları (1923-1960)

İnsanlık tarihi kadar eski bir geçmişi bulunan göç olgusu, tarihte yer almış büyük devletlerin kuruluş, gelişme ve yıkılış süreçlerinde önemli etkiler yapmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla Anadolu coğrafyası üzerinde ortaya çıkan Türkiye Cumhuriyeti Devleti de kuruluş dönemi sürecinde karşılaştığı iç ve dış göç olayları neticesinde varlığını başlatmıştır. Devletin kuruluşu üzerinde büyük etkisi bulunan göçler, devam eden süreçte etkisini daha da artırmış ve uzun yıllar ülke içerisinde siyasi, ekonomik ve kültürel politikaların belirlenmesinde önemli rol oynamıştır. XX. yüzyıl ile birlikte gerek iktisadi kalkınmayı sağlayacak üretimin gerçekleşmesi gerekse ordunun güçlendirilmesini sağlayacak asker unsuru için insan gücüne ihtiyaç duyulması, nüfus olgusunun ön plana çıkmasına neden olmuştur. İktisadi ve askerî açıdan güçlü olan bir ülkenin siyasi olarak da güçlü olacağı düşüncesi çerçevesinde hareket eden genç Türk Devleti, nüfusunu artıracak politikalar izleyerek bu çerçevede ülke dışındaki Türklerin, anavatana dönüşlerini gerçekleştirmeye çalışmıştır. Yeni kurulan ulus-devlet, Türk kültürünü esas alan türdeş bir topluluk yaratma hedefinde olmuş ve yeni devletin göç ve iskân olaylarına bakışı da bu hedef doğrultusunda olmuştur. Cumhuriyet Dönemi'nde çıkartılmış olan kanunlardan üç tanesinin (1923, 1926, 1934) son ikisinde (1926, 1934) göç ve iskân uygulamalarının temel belirleyici etmeni Türk ırkı ve Türk kültürü olmuştur. Gerçekleşen tüm göç ve iskân uygulamalarında Türk kültürüne bağlı olan veya yaratılmak istenen türdeş topluma ayak uydurabilecek ve bu kültürü benimseyecek olan dış ülkelerdeki Türklerin, Anadolu'ya göç etmesine sıcak bakılmıştır. Ülke dışından gelen göçmenlerin yerleştirilmesi işlemlerinde Türk ekonomisine nerede daha iyi hizmetler verebilecekleri düşüncesiyle hareket edilmiştir. Ayrıca göçmenlerin uyum sorunu yaşamamaları için de genellikle geldikleri yerlerin iklimi ve yaşayış şartları ile benzer özelliklere sahip olan bölgeler tercih edilmiştir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında ülke dışından gelen göçmenlerin iskânı dışında ülke içerisinde de çeşitli göç uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Siyasi, ekonomik ve güvenlik eksenli faktörler nedeniyle gerçekleşmiş olan bu göç hareketlerinde genellikle irade dışı etmenler söz konusu olmuştur. 1923-1960 yılları arasında ülke içerisinde yer değişikliği yapmış olan unsurlar arasında Kürtler, Çingeneler, göçebeler ve doğal afetler nedeniyle zarar gören kişiler yer almıştır. Kürtler ve Çingeneler, Türk kültürüne sahip olmadıkları veya bunun için gayret göstermedikleri için göç ettirilirken aşiretler, göçebeler ve Yörükler ise hem yerleşik hayatın özendirilmesi hem de ülke içerisinde asayişin sağlanmak istenmesi nedeniyle yer değişikliğine tâbi tutulmuşlardır. 1923-1950 yılları arasında görev yapmış olan CHP hükümetleri döneminde uygulanmış olan iç göç politikalarının belirlenmesinde ana etmen, yeni kurulmuş olan devletin sınırlarının ve ülke içerisindeki güvenlik ve asayişin sağlanması olmuştur. 1950-1960 yılları arasında görev yapmış olan DP hükümetleri dönemi içerisindeki iç göç politikalarının temelini ise ekonomik gelişmenin gerçekleştirilmesi çabaları oluşturmuştur. İki dönem arasındaki iç göç politikalarının en belirgin benzer yönü ise merkezi otoritenin sağlanmak istenmesi olmuştur. Hem dışarıdan gelen göçmenlerin hem de ülke içerisinde yer değişikliği yapılan ahalinin düzeni bozmalarına kesinlikle izin verilmemiş ve gerektiğinde bu şahıslar, tekrar başka yerlere göç ettirilmişlerdir.

Devlet politikalarıGöç politikalarıGöçler+2
Ramazan Çelem
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik kamu politikası üretim sürecinde kadın milletvekillerinin etkileri (1983-2018)

Toplumsal cinsiyet, yalnızca üreme ile ilişkili olan biyolojik cinsiyet üzerinden kurgulanmış davranış kalıplarını ifade etmektedir. Tüm toplumsal grupları dikey olarak kesen toplumsal cinsiyet, bu yönü ile evrensel bir nitelik taşımaktadır. Bu dikey kesilme beraberinde, erkek egemen ilişkiler ağı ekseninde cinsiyete dayalı eşitsiz iş bölümünü ve mekânın ayrıştırılmasını getirmektedir. Buna göre, özel alan ile ilişkilendirilen kadınlar için uygun görülen roller anne ve eş olmak, ev içinde kalmak ve erkeğin yeniden üretim sürecini üstlenmektir. Buna karşılık, erkek, kamusal alan ile ilişkilendirilmekte ve üretim süreçlerinden ülke yönetimine kadar uzanan geniş bir yelpazede, toplumsal yaşamın dinamikleri içinde aktif ve belirleyici roller ile kodlanmaktadır. Böylesi bir ayrışma, kadınların yönetsel karar organlarının da dışında tutulduğu anlamına gelmektedir. Bu durumda, toplumun tamamını etkileyecek olan politika kararları, nüfusun yalnızca bir yarısı tarafından alınmaktadır. Feminist araştırmacılara göre, kamu politikaları, erkek egemen parlamentolarda, cinsiyete dayalı farklılıkları hesaba katmadan üretilmeye devam ettikçe, toplumsal cinsiyet eşitsizliği de yeniden üretilmeye devam edecektir. Bu konu üzerine, araştırmacıların temel iddialarından biri, parlamentolardaki kadın temsilcilerin oranının artmasıyla ilgilidir. Buna göre, daha fazla kadın politikacının varlığı, politikanın içeriğini ve sonuçlarını toplumsal cinsiyet eşitliği yönünde dönüştürecektir. Mantığını kız kardeşlik düşüncesinden alan görüşe göre, kadınların politik konumlanışları ne olursa olsun, cinsiyete dayalı ayrımcılık konusunda ortak deneyimler söz konusudur. Bu nedenle de parlamentolardaki kadınlar, politik konumlanışları birbirinden çok farklı olsa da yaygın toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yönelik sorunların çözümü için birlikte hareket etmeye hazırlardır. Bu tez çalışmasında, feminist araştırmacıların yukarıda aktarılan iddialarının TBMM özelindeki karşılığı araştırılmıştır. 24.11.1983-16.05.2018 tarihleri arasındaki 10 seçim dönemi ve 45 yasama yılına ait, ulaşılabilen 4370 Genel Kurul tutanağı ve toplumsal cinsiyet ile ilişkili Komisyon birleşimlerine ait tutanaklar, birincil tarihsel kaynakları oluşturmuştur. Söz konusu tutanaklar, ilkin metin çözümlemesi yöntemi ile incelenerek, esas veriler tespit edilmiştir. Bu veriler, kadın milletvekillerinin, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yönelik problem alanlarını konu edinen yasama faaliyetleridir. Metin çözümlemesinin ilk adımının tamamlanmasının ardından, bahsi geçen esas veriler bir kere daha metin çözümlemesi ile analiz edilmiştir. Böylece, kadın milletvekillerinin, yaygın toplumsal cinsiyet eşitsizliği karşısındaki tutumları ile politika sürecine kadın bakış açısını dahil etme konusundaki etkinlikleri ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca, kadın milletvekillerinin kız kardeşlik düşüncesi karşısındaki etkinlikleri tespit edilmiştir. Çalışmanın veri toplama ve yorumlama adımlarının tümü boyunca feminist yaklaşım ve sosyal yapısalcı yaklaşım, birlikte benimsenmiştir. Metin çözümlemesinin tamamlanması ile beraber, 1983-2018 yılları arasında TBMM'de yer alan kadın temsilci oranı, her seçim döneminde düzenli artış gösterdiği anlaşılmıştır. Ayrıca, kadın milletvekillerinin toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yönelik kamu politikası sürecinde %77,6 oranla aktif rol oynadığı tespit edilmiştir. Kadın milletvekillerinin toplumsal cinsiyet eşitsizliğine duyarlılığı, mensubu oldukları siyasi partilerden bağımsızdır. Bununla birlikte, birden fazla yasama faaliyetinde bulunma oranı, her seçim döneminde iktidar ya da muhalefet konumundaki partinin mensubu olmalarıyla ilişkilidir. Bu durum, parlamenter sistemde, muhalefet partilerinin iktidarın kullanılışını denetleme görevi ile ilişkilidir. Kadın milletvekilleri, sosyolojik ve siyasi profillerinin farklılıklarını, politika sürecine kız kardeşlik davranışını dahil etmelerine bir engel olarak görmemiştir. Bununla birlikte, böylesi durumlardan rahatsız olduklarını da dile getirmişlerdir. Anahtar kelimeler: Kamu politikası, toplumsal cinsiyet eşitliği, toplumsal cinsiyet politikası, kadın milletvekilleri, kız kardeşlik.

Devlet politikalarıKadın hareketleriKadın milletvekilleri+5
Canan Budak
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

The social and political economy of the late Ottoman Empire and modern Turkey (1908 – 1939)

Turkish modernization does not align with the endogenous type of modernization in which capitalist economic development plays a central role by triggering and carrying on social and political modernization. On the contrary, it was an exogenous type of modernization carried out by a group of ruling elite via adapting modern social and political institutions to an economically, socially and politically underdeveloped state. Undoubtedly, the time period that begins with the Young Turk Revolution in 1908 and continues up to the inception of World War II in 1939 is the radical progressive epoch of Turkish modernization. This period demonstrates a great deal of continuity of modernization on the basis of nationalist, positivist and secularist ideas despite the fall of the Ottoman Empire in 1922 and the establishment of The Turkish Republic in 1923. However, during this period, the majority of the traditional Turkish society, which can also be labelled as a primitive political community, frowned on modernization process as they had no need for highly developed social and political institutions. Therefore, either during the governance of the Committee of Union and Progress or the governance of the Kemalists, modernization attempts were met with resistance arising from society. In some instances, it was experienced that these resistances transformed into counter revolutionary and reactionary rebellions. Hence, the most effective and efficient implementations on the route of economic, social and politic modernization were secured in the statist, mono-party periods when the anti-modernizers were politically restrained. Besides, the economic and social modernization was also accelerated with the intensive state involvement according to the framework of statist social and economic programs. Depending on the historical records, this study argues that the centralist and statist political implementations rather than pluralist and liberal implementations were more effective towards modernization goal in economic, social and political arenas during the period between 1908 and 1939. Also, this study seeks to create a new perspective on the concept of authoritarianism by reinterpreting the statist policies on the way of modernization.

State policiesEtatismEconomic history+5
Vefik Mehmet Aksu
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hayvanları Koruma Yasası ve uygulamalarda izlenen kamu politikalarının analizi

30.03.2005 tarihinde yayınlanan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu, içerdiği pek çok kanun ve madde nedeni ile yayınladığı günden bu yana pek çok eleştiriye maruz kalmıştır. Kabahatler kanunu kapsamında değerlendirilen 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu da Kabahatler Kanunu kapsamında en çok eleştiriyi alanların başında gelmektedir. Özellikle geçtiğimiz son otuz yılda gerek Kabahatler Kanununda konu edinilen maddeler, gerekse hayvanları koruma konusunda yerel yönetimlerce izlenen kamu politikaları büyük değişikliklere gereksinim duymakta, sürekli olarak güncellenmesi gerekmektedir.Yapılan bu araştırmada, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve kanunun uygulanışında izlenen kamu politikalarının analizine yer verilmiştir. Araştırmanın yapıldığı dönemde bu alanda hiçbir akademik çalışma ve yayının olmaması da bu konuda büyük bir eksikliğin olduğunu göstermektedir. Bu nedenle çalışma betimsel örnekleme modelinden ziyade, alansal araştırma ve kaynak oluşturma modelinde desenlenmiştir. Araştırma sonuçları 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununun gerek uygulamada, gerekse cezai hükümler açısından pek çok açık ve istismara yol açabilecek hükümler içerdiğini göstermektedir. Ayrıca araştırma sonuçları göstermiştir ki, her ne kadar eski TCK'dan farklı yönleri olsa ve daha modern bir yaklaşım getirmiş olsa da, Kanunun gerek izlenen politikalar, gerekse yasama ve cezai hükümler açısından caydırıcılığı yeterli görülmemektedir. Bunun temel nedeninin yasanın uygulama aşamasındaki eksikliklerden kaynaklandığı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Hayvanları Koruma Kanunu, Barınaklar, Kabahatler Kanunu, Kamu Politikalar.

Devlet politikalarıHayvanlarHayvanları Koruma Kanunu+1
İsmail Köksal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Related subjects