Şairler

447 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

15. YY.da yazılmış bir şiir mecmuası gramer-metin-dizin

XV.yy. Türk dili açısından önemli şair ve ediplerin yetiştiği bir dönemdir. Tasavvuf akımının etkili olduğu bu dönemde Anadolu coğrafyasında boy gösteren Yunus Emre, Şeyyad Hamza, Eşrefoğlu Rumi gibi kimi şairler verdikleri eserlerle Türk dilinin gelişimine önemli katkılar sağlamış, kalıcı eserler bırakabilmiştir. Bu şairler ve şiirlerin kimisi öne çıkarak sonraki nesillerce de tanınır, bilinir olmuş, kimileri ise fazlaca tanınmayıp geri planda varlığını sürdürmüştür. Geçmiş yüzyıllarda Türk diliyle yazılmış el yazması eserlerin günümüz diline aktarılması, edebiyat ve şiir gibi dil malzemesinin incelenmesi açısından uygun alanlarda dahi tümüyle gerçekleştirilememiştir. Dünyanın çeşitli yerlerindeki kütüphanelerde Türk dilinde yazılmış, varlığı bilinmekle birlikte henüz detaylı olarak incelenmemiş elyazması eserler bulunmaktadır. Bu eserlerden epey bir kısmı edebiyat ve dil araştırmacıları tarafından ortaya çıkarılmış, incelenmişse de bir kısım yazma eserler halıhazırda günümüz yazı çevrimine aktarılmayı ve incelenmeyi beklemektedir. Bu alandaki çalışmalar, yazmaların ait olduğu dönemin belirleyici özelliklerinin tespit edilmesi bakımından değerli olup, ayrıca örnek zenginliğine katkı sağlayacaktır. XV. yy.da yaşamış bir şair olan Halilî'nin yazdığı "Furkatname" adlı eserin Staatsbibliothek zu Berlin Preuβischer Kulturbesitz "Berlin Devlet Kütüphanesinde (Prusya Kültür Mirası) bulunan nüshası araştırmacılarca olarak incelenmiştir. Ancak söz konusu yazmanın sonunda Fürkatname bütünü dışında olduğu anlaşılan ve farklı şairlerin şiirlerinin bulunduğu bir ayrı bölüm daha vardır. Yapılan bu çalışmada bir bütün olarak söz konusu yazma sonundaki tüm şiirlerin üzerinde gramer çalışması ve dil incelemesi yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Türk Dili, 15. yy. Türk şiiri, Eski Anadolu Türkçesi, dil yapısı, gramer özellikler

15. yüzyılDergilerEski Türk edebiyatı+3
Muharrem Tekne
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

1900-2000 yılları arasında Güney Türkistan (Afganistan)'da Özbek Türkçesiyle şiir yazan şairler

Afganistan'da yaşayan üçüncü büyük etnik grup Özbek Türkleridir. Afganistan ve çevresi tarihî olarak Gazneliler, Büyük Selçuklular, Timurlular, Şeybânlılar, Babürlüler gibi büyük Türk devletlerinin kurulduğu bölgedir. Zaten bu ülkenin kuzey kesimi için kaynaklarda Güney Türkistan, Afgan Türkistanı veya Bend-i Türkistan terimleri kullanılmaktadır. Ayrıca asırlar boyunca Osmanlı hâkimiyeti dışındaki Müslüman Türk yurtlarında edebî dil olarak kullanılan Klasik Doğu Türkçesi diğer adıyla Çağatay Türkçesinin kurulduğu ve Türk dilinin en büyük şair ve savunucularından olan Ali Şir Nevâî'in anayurdudur. Bu büyük Türk medeniyetinin bu ülkede esasen iki büyük vârisi bulunmaktadır. Bunlar Özbekler ve Türkmenlerdir. Özbek ve Türkmen Türkleri bütün kıt imkânlara ve değişik kısıtlamalara rağmen kendi anadilleriyle edebi eserler yazmaktadırlar. Afganistan'ın içinde bulunduğu özel şartlardan ve bu ülkedeki diğer etnik topluluklarla birlikte Türklere karşı takip edilen sınırlamalardan ötürü buradaki şair ve yazarlar hakkında yeterli bilgi yoktur. Mesela bu ülkedeki Türk nüfusuna dair elde somut veriler bulunmamaktadır. Bu konuda Batıda değişik çalışmalar yapılmaktadır. Yaklaşık 31 milyonluk ülkedeki Özbek ve Türkmenlerin toplam nüfusu için sanal ağdaki ülke genelinde %11'lik gibi tahmini bir rakam verilmektedir. Aşağıda Literatür Özeti bölümünde de görüleceği Türkiye'de bu alanda yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır, ayrıca yeterli değildir. Bu çalışma, Afganistan'da yaşayan ve şiirlerini özellikle anadilleriyle yazan Özbek Türkü şairlerin biyografilerini; yaşıyorlarsa kendileriyle yüz yüze veya telefonla gerçekleştirilen görüşmeler, ölmüşse en yakın aile üyelerinden veyahut da yakın çevresinden alınan en doğru bilgiler ile hazırlanacaktır. İlaveten şairlerin şiirlerinden örnekler de verilecektir. Böylece bu alandaki mevcut yayımlardaki eksiklikler giderilecek veya yanlış bilgiler tashih edilecektir. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere bölge asırlardan beri bir Türk kültür merkezidir. Dolayısıyla geçmişten bugüne bütün edip ve şairlerin tek bir çalışmada incelenmesi mümkün değildir. Bu sebepten bu çalışmada zaman sınırlaması yapılmış ve 1900-2000 yılları arası gibi 100 yıllık bir süreçteki şairler çalışma konusu edilmiştir.

AfganistanAşağı TürkistanBiyografi+6
Yaqob Karash
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Erhan'ın hayatı, sanatı ve eserleri

8 Şubat 1958 yılında Ankara'da dünyaya gelen Ahmet Erhan, 4 Ağustos 2013 yılında erken denilecek yaşta vefat etmiştir. İlk gençlik yıllarında yazmaya başladığı şiirlerini Militan Dergisi'nde yayımlayan Erhan, Behçet Necatigil şiir ödülünü alarak yazın dünyasında adını duyurur. Henüz yirmi iki yaşında tanınır hâle gelen Erhan daha sonraki dönemlerde "Yunus Nadi Armağanı (1992), Cemal Süreya (1998), Behçet Aysan (2005), Halil Kocagöz (1999) ve Melih Cevdet Anday (2008)" şiir ödüllerine sahip olmuştur. Yaşadığı dönem itibariyle kaotik bir sosyal hayata da şahitlik eden Erhan'ın, Alacakaranlıktaki Ülke isimli ilk şiir kitabı bu şahitliğin eseridir. 12 Eylül 1980 Darbesi'nin akabinde 1981 yılında yayımlanan bu kitap, şairin birçok araştırmacı tarafından "darbe şairi" adlandırmasıyla, tek yönlü bir değerlendirmeye maruz kalmasına sebep olmuştur. ​ Şair, pek çok araştırmacı tarafından 1980 dönemi toplumcu gerçekçi şiirin önde gelen isimlerinden kabul edilir. Çalışmanın ilk bölümünde şairin çocukluk ve gençlik yılları, eğitim ve meslek hayatı, ailesi ve arkadaşları, kişiliği, hastalığı, ölümü hakkında bilgi verilecek ve sanatçının sanat, edebiyat ve şiir hakkındaki poetik görüşleri ele alınacaktır. İkinci bölümde sanatçının eserleri hakkında bilgi verilecek, üçüncü bölümde ise şairin şiirleri tematik açıdan incelenerek şairin şiir anlayışı ortaya konmaya çalışılacaktır. Yine aynı bölümde şiirlerindeki bireysel ve toplumsal özellikler örnekler üzerinden değerlendirilecektir.

BiyografiErhan, AhmetTematik inceleme+3
Nursena Dönmez
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Moralı Azîz Dîvânı: İnceleme-metin

Moralı Azîz, XVIII. yüzyılda yaşamış Divan şairlerimizdendir. Şairin bir divanı vardır. Bu çalışma, Moralı Azîz ve Dîvânı üzerine yapılan ilk çalışmadır. Moralı Azîz Dîvânı'nın tek nüshası vardır. Divanda 220 gazel, 1 mesnevi, 2 kıt'a, 6 rubai, 43 müfred ve 3 tarih bulunmaktadır. Divan üzerine yapılan incelemede, Moralı Azîz'in şiirlerini klâsik üslûpta oluşturduğu ve şiirlerinde âşıkane konuları işlediği görülmüştür.Anahtar SözcüklerMoralı Azîz, Divan şiiri, XVIII. yüzyıl, metin.

18. yüzyılDivan edebiyatıDivan şiiri+4
Ömür Zehra Yılmaz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bayburtlu Celâlî'nin şiirlerinde tasavvuf

Türk-İslam medeniyeti ile birlikte Müslüman coğrafyalarında gelmiş geçmiş tüm medeniyetlerin mayasında bulunan tasavvuf, günlük yaşamdan sanata, örf ve adetten devlet idaresine kadar hayatın her alanına nüfuz etmiş, bir incelik ve estetik katmıştır. Özellikle sanat ve edebiyat sahalarında bütün görkemiyle kendini göstermiş; hem sanat ve edebiyatın ihyasına vesile olmuş, hem de bunlar vasıtasıyla kendini en güzel şekilde ifadeye imkân bulmuştur. Bu çalışmada, Celâli'nin iyi bir dinî ve tasavvufî terbiyeden geçip irşat makamına ulaşmış olduğunu görmek mümkün değildir. Şiirlerinde bir mürşit olarak değil de tasavvufa bir mürit olarak intisap etmiş bir Hak âşığı , şair olarak görmek mümkündür. O, her durumda haklının ve halkının yanında, çoban kıyafetli şiir hükümdarıdır. Çalışmada, Celâlî'nin Hayatı, onun hayatına etki eden faktörler ve şiirlerin muhtevası, şiirlerinde üzerinde durduğu konuların onu ne derecede etkilediği, tasavvuf ve şiirlerine yansıması, divanındaki dinî-tasavvufî kavramlar açıklanarak, tahlilleri yapılmış ve örnek beyitlere yer verilerek tasavvufi unsurlar ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur. Şiirlerin; dini-tasavvufi, olup olmaması ve tasavvufla ilgisi araştırılmış, olaylar karşısında söylediği şiirlerin edebî, sanatsal yönleri ile sosyal yaşama katkısı üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bayburtlu Celâlî, Din, Tasavvuf, Şiir, Divan

Bayburtlu CelaliDini edebiyatTasavvuf+5
Esma Çevik
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şarkı mecmuası (Çorum Hasanpaşa KTP. 19 HK 2253) adlı eserin transkripsiyonu ve incelenmesi

"Mecmua" kelimesi Arapça kökenli bir kelime olup "toplanmış, biriktirilmiş, tanzîm edilmiş şeylerin hepsi" anlamına gelmektedir. Mecmualar edebiyat tarihimize kaynaklık etmesi bakımından son derece önemlidir. Nazire mecmuaları, antoloji niteliğinde mecmualar, çeşitli risalelerin bir araya getirilmesiyle oluşan mecmualar gibi çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir. Şekil ve içerik özelliklerini incelediğimiz Şarkı Mecmuası'nın yer aldığı Mecmuatü'r-resâil, farklı konulardaki risalelerin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir mecmuadır. Mecmuatü'r-resâil'de 4 farklı risale yer almıştır ve bu çalışmada 19 Hk 2253 numarada kayıtlı (Çorum Hasanpaşa Ktp.) bu eserin 33a-75b arasındaki Şarkı Mecmuası'nın transkripsiyonu ve incelemesi yapılmıştır. Şarkı Mecmuası'nda 80 şaire ait 160 adet şiir tespit edilmiştir. Ağırlıklı olarak 16. yüzyıl şairlerinden şiirlerin yer aldığı bu Mecmua'da, 109 gazel, 17 ilâhi, 14 kıt'a, 12 matla, 4 rubâi, 2 müfret, 1 terkib-i bent ve 1 kıt'a-ı kebîre yer almaktadır. Ayrıca bu gazel ve ilâhilerden 25 tanesi Uşşâk, Nevâ, Nevrûz-ı Acem, Acem, Rast, Hüseynî, Hisâr, Sünbüle, Sabâ, Gülizâr, Muhalif Irâk, Muhayyer, Bayâtî ve Rehâvî makâmlarında bestelenmiştir. İstinsah tarihi ve müstensih hakkında bilgi sahibi olamadığımız Şarkı Mecmuası'nda, öncelikle Mecmua'nın şekil ve içerik özellikleri hakkında incelemeler yapıldı. Mecmua'da yer alan şairler ve makâmlarla ilgili yapılan çalışmalar tablo şeklinde ortaya konuldu. Sonrasında ise metnin transkripsiyonuna yer verildi. Bu çalışmalar neticesinde, gün yüzüne çıkarılan bu Mecmua'nın dönemin şiir zevki, şairlerin eğilimleri ve birbirlerine olan bakış açıları hakkında fikir vereceği düşünülmektedir. Ayrıca bestelenen şiirlerde kullanılan makâmlar, devrin müzik anlayışına ışık tutacaktır. Anahtar Kavramlar: Şarkı Mecmuası, makâm, mecmua, Klasik Türk şiiri.

DergilerGazellerMecmuatü'r-Resail+4
Zehra Mine Baran Gündoğdu
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum Hasanpaşa Kütüphanesi 19 hk 25231 numarada kayıtlı mecmû'a-i eş'âr adlı eserin transkripsiyonu, incelenmesi ve MESTAP'a göre tasnifi (1b-34b)

Arapça cem' (toplama) kökünden gelen mecmûa kelimesi "düzenlenmiş, biriktirilmiş unsurların tamamı" anlamında kullanılmaktadır. Mecmûalar; yazıldıkları döneme ait edebî zevki yansıtma, divan ve cönklerde yer almayan bazı şiirleri içerme, bilinmeyen şâirleri ortaya çıkarma gibi özelliklere sahiptir. Bu çalışmada, Mecmû'a-i Eş'âr'ın (1b-34b) varakları arasındaki şiirlerinin transkripsiyonu ve incelemesi yapılmıştır. Eserin tamamı 106 varaktan oluşup müstensihi ve istinsah tarihi belli değildir. Mecmû'a-i Eş'âr'ın incelenen kısmında 82 şâire ait 193 adet şiir tespit edilmiştir. İki şiirin şâiri tespit edilememiştir. Şiirler genel olarak 15-20. yy. arasında yaşayan divan ve halk şâirlerine aittir. Ancak ağırlık olarak 19. yy.'da yaşayan şâirlerin şiirlerinden oluşmaktadır. Çalışmamıza esas olan bölümde (1b-34b) 119 gazel, 5 müseddes, 4 müstezad, 2 muhammes, 2 murabba, 1 terkîb-i bend, 3 kıt'a; 56 koşma ve 1 semai yer almaktadır. Ayrıca şiirlerin arasına yazılmış, bazıları anonim bazılarının şâiri belli 15 beyit bulunmaktadır. Mecmû'a-i Eş'âr'daki şiirlerin şekil ve içerik özellikleri incelendi. Daha sonra ise metnin transkripsiyonuna yer verildi. Yapılan inceleme neticesinde Mecmûa'da; Fuzûli gibi zirve şâirlerin şiirlerinin yanı sıra Nâzî, Haşmet, ǾAynî gibi daha az bilinen şâirlerin şiirlerine de yer verildiği görülmüştür. Ayrıca ismine kaynaklarda rastlayamadığımız şâirler de (Farık, Muhlis vb.) tespit edilmiştir. Bu çalışmalar neticesinde, gün yüzüne çıkarılan bu Mecmûa'nın dönemin şiir zevki ve şâirlerin sanat anlayışları hakkında fikir vereceği ve Türk edebiyatı tarihi bakımından aydınlatıcı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kavramlar: Mecmû'a-i Eş'âr, mecmûa, klasik Türk şiiri, Türk halk şiiri

Divan şiiriMecmu`a-i Eş`arMecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi+4
Celil Cengiz
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mısırlı neo-klasik şairlerin şiirlerinde II. Abdulhamid Han imajı

Şiirlerde imaj, şairin iç dünyasını yada şairin inanç, kültür veya dış etkenler gibi birçok faktöre bağlı olarak yeniden şekillendirip anlamlandırdığı bir gerçeği tanımamızı sağlayan bir araçtır. Karşılaştırmalı Edebiyatın alt dalı olarak İmajbilim, birbirinden dil ve kültür gibi birçok yönüyle ayrışan farklı toplumların, öteki toplumlar hakkında ürettikleri imajı araştırmaktadır. Araştırmacı yönünden İmajbilim, Arapların gözünde Türk imajını incelemek gibi ötekinin ben hakkında ürettiği imajı konu edinmektedir. Araştırmanın birincil amacı, Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid Han'ın imajını araştırmaktır. Araştırmamızın ikincil amacı, imaj üreticisi Neo-klasik akımın üslup ve özelliklerini karşılaştırma yoluyla incelemektir. Mısır'da ortaya çıkan bu akımın öncülerinin çoğu yine Mısırlı şairlerdir. Araştırmada şiirleri araştırılan şairler, Bârûdî'nin öğrencileri Ahmed Şevkî, Ahmed Nesîm, Hâfız İbrahim, İsmail Sabri, Muhammed Abdülmuttalib ve Veliyyüddin Yeken'dir. İslami klasik şiirin takipçisi olan, ancak taklitten öteye geçmeyi başarıp şiirlerini, kimliklerini güçlendirme ve sömürgeye başkaldırma aracı olarak kullanan bu şairler, şiirlerin beyânî yönü ve içeriğini yenilemede öncü olmuşlardır. Bunun yanı sıra Neo-klasik şairler, halk tarafından kabul görmüş ve dilden dile dolaşmış şiirleri ile de Modern Arap Edebiyat Tarihinde iz bırakmışlardır. II. Abdülhamid'in tarihteki yeri, Neo-klasik akımın, Modern Arap Edebiyatı için bir temel akım niteliğinde olması ve imajı üreten şairlerin birer öncü olması araştırmanın önemini göstermektedir. Ürettikleri imajlar halk tarafından içselleştirilmiş olan söz konusu şairler ve bunların II. Abdülhamid Han'ın aynı dönemde yaşamış olmaları, bu çalışma ile sadece şairlerin değil Mısır'ın da gözündeki II. Abdülhamid imajını da ortaya koyacaktır. Bütün bunlara ek olarak II. Abdülhamid Han'ın imajının bu altı şairin şiirlerinde daha önce araştırılmamış olması da çalışmanın önemini bir başka açıdan arttırmaktadır. Çalışmanın yöntemi, amacına uygun nitel bir araştırma yöntemi olan çoklu bir inceleme yöntemidir. Veriler tarandıktan sonra, araştırmanın konusu olan şairlerin II. Abdülhamid Han hakkında nazmettikleri şiirleri Türkçeye çevrilmiştir ve ardından metin dışı ve metin içi unsurlar dikkate alınarak dilsel analizin ön plana çıktığı çoklu bir inceleme yöntemine tabi tutulmuştur. Bu inceleme yönteminde metin dışı olarak şairlerin hayatları, tarihi ve sosyal bağlam gibi unsurlar dikkate alınmıştır. Metin içi olarak ise birincil olarak imajları ve buna bağlı olarak da akımın üslubunu ortaya koyduğunu tespit ettiğimiz öncelikle cüz'î sonrasında ise külli imaj incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, metin dışı unsurlar olan imajın üretildiği zaman ve mekân, imajı ortaya koyan akım ve şairler incelenmiştir. İkinci bölümde ise ilk olarak şairlerin II. Abdülhamid Han'ı konu edindiği şiirleri verilip ve çevirileri yapılmış; daha sonra ise şiirlerdeki imajlar cüz'î ve külli olarak incelenmiştir.

Abdülhamid IIArap edebiyatıMısır+5
Sümeyye Revşen Okumuş
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Attila İlhan'ın şiirlerinde ontolojik metaforlar

Dil; sürekli değişen, gelişen, çok yönlü ve kendi içerisinde sistematik bir düzene sahip olan canlı bir yapıdır. İnsan zihninde bilişsel düzeyde karşılık bulan kavramlar, farklı değişkenlere bağlı olarak anlamsal düzeyde değişebilmekte ve genişleyebilmektedir. Dilde yer alan anlamlandırma ve aktarma çabası, anlam biliminin çalışma alanına da kaynaklık etmektedir. Sözcükler arasında yer alan anlamsal aktarımlar, epistemik ve ontolojik uygunluklar; yeni anlamların dile kazandırılmasında ve ifade gücünün artırılmasında öne çıkan dilsel bir özelliktir. Buradan yola çıkılarak metaforlar, yeni bir anlamlandırma çabası olarak görülebilir. Metafor, Grekçe "meta: öte" ve "pherin: taşımak" kelimelerinden oluşan, klasik görüşe göre bir söz sanatı; çağdaş metafor görüşüne göre ise bir kavramı başka bir kavramla anlatma ve kavramlar arası bir aktarımdır. Şiiri oluşturan anlam derinliklerine yine şiirde kullanılan imgelerin yeterince anlaşılmasıyla ulaşılabilir. Metaforlar da imgelerin temelinde yer alan duygu, düşünce ve olguların kaynağına ulaşmakta bir araç özelliği gösterirler. Bu anlamda şiir incelemelerinde yapılacak metaforik analizler, şiirin anlam dünyasına nüfuz edebilmeyi kolaylaştırdığı kadar şiir metinlerinde kavrama dayalı dilsel özelliklerin de görülebilmesini sağlayacaktır. Yapılan çalışmaların genelde klasik tarzda şiir yorumlamaları ya da şair, zihniyet, imge, şiir ilişkisine dayalı bağlantıları inceleyen tarzda yapıldığı görülmektedir. Metin incelemelerinde metaforik bulgular, hem metnin derin yapısındaki anlam ilişkilerini görmede hem de şairin duygu ve düşünce dünyasını belirlemede bir seçenek sunmaktadır. Bu çalışmada, Attila İlhan'ın şiirlerinde yer alan ontolojik metaforlar tespit edilmeye çalışılmış; elde edilen metafor örnekleri kaynak alanlarına ve ontolojik metafor çeşitlerine göre sınıflandırılarak incelenmiştir. Toplumcu gerçekçi bir şair olan Attila İlhan, bazı şiirlerinde toplumsal temalara dayalı olarak bireysel duyarlılığını da ön plana çıkaran bir sanatsal söylemi ortaya koymuştur. Şaire ait beş ayrı şiir kitabından elde edilen metafor örnekleri, Lakoff-Johson'un "Metaforlar/Hayat-Anlam ve Dil" adlı eserde ortaya koydukları çağdaş metafor teorisi/görüşü doğrultusunda incelenmiştir. İncelemede, şiirde anlam derinliğini sağlayan imge kullanımının metaforlarla ilişkisi ortaya konmuş; Attila İlhan'ın şiirlerinde yer alan ontolojik metaforların şiirin tema ve anlam dünyasına olan katkısı görülmeye çalışılmıştır. Anahtar Kavramlar: Metafor, ontolojik metaforlar, imge, Attila İlhan.

MetaforOntolojiTürk edebiyatı+4
Esra Yeşil
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum Hasan Paşa Yazma Eserler Kütüphanesi 19 hk 2211 numarada kayıtlı şiir mecmûası (inceleme- metin ve MESTAP'a göre tasnifi)

Mecmû'alar, Klasik Türk edebiyatının ana kaynaklarını destekleyici kaynaklar olmaları bakımından oldukça önemli eserlerdir. Antoloji niteliğindeki bu eserler mürettiblerinin edebî zevki penceresinden oluşturuldukları devre ışık tutmaları bakımından paha biçilmezdir. Tezimizin konusu olan Çorum Hasan Paşa Yazma Eserler Kütüphanesi 19 Hk 2211 numarada kayıtlı Mecmû'a bir şiir mecmû'asıdır. Eser iki ayrı Mecmû'a görünümünde ve toplam 173 varaktan oluşmaktadır. Yaptığımız numaralandırmaya göre toplam 707 şiir/şiir parçasından oluşmaktadır. Mecmû'a'da 15-17. yüzyıllar arasında yaşamış 118 farklı şaire ait şiirlerin olduğu tespit edilmiştir. Nitekim kime ait olduğu tespit edilemeyen 46 şiir/şiir parçası bulunmaktadır. Yaşadığı yüzyıl tespit edilemeyen şairlerin de bu yüzyıllar arasında yaşadığı düşünülmektedir. Çalışmada mecmû'alar hakkında genel bilgiler verilmiş, 19 Hk 2211 numaralı Mecmû'a tanıtılmış ve incelenmiştir. Mecmû'a'nın çeviri yazılı metni verilmiş ve MESTAP'ın önerdiği şekilde dökümü yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmû'a, Mecmû'a-i Eş'âr, MESTAP Bilim Kodu: 31402

DergilerEdebiyat dergisiEski Türk edebiyatı+7
Herdem Kaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu 06 Mil Yz A 3616 numarada kayıtlı Şiir Mecmû'ası (İnceleme-metin ve MESTAP'a göre tasnifi)

Mecmûʻâlar; tarih, edebiyat, tıp, güzel sanatlar, din, sosyal yaşam ve insanlık gibi pek çok alanda insanlara kaynaklık eden eserlerdir. Böyle önemli eserlerin incelenip gün yüzüne çıkarılması da alan yazını için oldukça önemlidir. İncelediğimiz Mecmûʻa, Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu'nda 06 Mil Yz A 3616 yer numarasında Mecmûʻa-i Eş'âr adı ile kayıtlıdır. Eser, dinî unsurlar ihtiva etmektedir. İçerisinde 4 mesnevi, halk şiiri nazım şekillerinden koşma biçimiyle ilâhî türünde yazılmış 9 adet koşma, divan şiiri nazım şekliyle yazılmış olan 7 gazel ve biçimi tespit edilemeyen 1 adet ilâhî bulunmaktadır. Mensur kısımlarda ise akıl baliğ olanların bilmesi gereken farzlar, vacipler ve delilleri, Allah hakkında bilinmesi gereken farz ve vacipler, peygamberler, din ve iman vd. hakkında bilinmesi gereken vacipler ve Şeyh Hasan Basrî'den rivayet olunan 54 farz risâlesi bulunmaktadır. Eserin dil özelliklerinden 17. yy.da meydana getirildiği düşünülmektedir. Çalışmamızda mecmûʻalar hakkında bilgiler verilmiş, Türk edebiyatında mecmûʻaların öneminden bahsedilmiş ve konu edilen 06 Mil Yz A 3616 numaralı yazma tanıtılarak incelenmiştir. İnceleme sonucu elde edilen veriler, çeviriyazılı metin şeklinde verilmiştir. Anahtar Kavramlar: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmûʻa, Mecmûʻa-i Eşʻâr, İlâhî, Mesnevi.

17. yüzyılEski Türk edebiyatıMecmu`a-i Eş`ar+6
Gülsemin Eren
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hece ölçüsünün milli ve evrensel boyutları ekseninde Erken Dönem Cumhuriyet şairlerinin estetik anlayışı

Hece ölçüsü, yazılı ilk örneklerinin görüldüğü Divan-ı Lügati't Türk'ten günümüze kadar Türk edebiyatında aralıksız olarak kullanılmış bir ölçüdür. 11. yüzyıldan itibaren Arap edebiyatı çıkışlı aruz ölçüsünün daha çok değer kazanmasıyla birlikte aydınlar arasında ikinci plana atılmış olsa da, yüzyıllar boyunca halk şairleri arasında varlığını sürdürmüş ve günümüze ulaşmıştır. Divan edebiyatının başladığı 13. yüzyıldan Tanzimat edebiyatına kadar tartışmasız bir şekilde aruzun üstünlüğü ile geçilirken, yenileşmeyle birlikte divan şekilleri gibi aruz ölçüsü de enine boyuna masaya yatırılmış ve varlığı ciddi bir şekilde sorgulanmaya başlanmıştır. Bu tartışmalarda Osmanlı İmparatorluğunun çözülmeye başlaması süreci ve artan milliyetçilik rüzgârlarının da payını yadsımamak gerek. Çünkü aruza karşı olan edebiyatçılar ona karşı hece ölçüsünü önerirken "millilik" kavramını sıkça vurgulamışlar ve aruzun yabancı olduğu, asıl milli ölçünün hece ölçüsü olduğu tezini ortaya atmışlardır. Ancak bu millilik tezinde de ne yazık ki ölçü kaçmış ve bu iddia hece ölçüsünün güçlenip yaygınlaşmasıyla Cumhuriyet döneminde bile tartışmasız kabul edilen bir olgu haline getirilmiştir. Bu tezde hece ölçüsü, Türk ve dünya edebiyatında kullanılan şekilleriyle karşılaştırmalı olarak ele alınacak, bunun yanı sıra aruzdan hece ölçüsüne geçiş sürecinde yenilik arayışında olan Türk şairlerinin ne gibi kaygılar taşıdıkları tüm yönleriyle yansıtılmaya çalışılacaktır.

Cumhuriyet DönemiDilbilgisiEdebiyat+7
Sefa Yıldız
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Ege adalarında klasik Türk şiiri ve şairler

Türkiye ile Yunanistan'ı birbirine bağlayan Ege Denizi, Osmanlı devrinde Adalar Denizi olarak anılmış ve orada bulunan adaları kapsayan sahaya da Cezâyir-i Bahr-i Sefîd eyaleti denilmiştir. XV. yüzyılda ilk Osmanlı fetihlerinin görüldüğü Ege, XVII. asırda tamamen Türk iç denizi hâline gelmiştir. XX. yüzyıla kadar süren bu hâkimiyet, Osmanlı'nın tarih sahnesinden çekilmesiyle sona ermiştir. Ege Denizi'ndeki adaların çoğu Lozan Antlaşması başta olmak üzere farklı antlaşma ve savaşlarla Yunanistan'a bırakılmıştır. Osmanlı dönemi Ege adaları Müslüman Türk, Ortodoks Rum, Katolik Latin ve Yahudi halkıyla kozmopolit bir yapıya sahiptir. Bu çok renklilik konuşma dilinden edebiyata, sosyal yaşantıdan mimariye uzanan bir "Ada Kültürü" ortaya çıkarmıştır. Hazırlanan bu tezde günümüzde Yunanistan sınırlarında bulunan Eğriboz, Girit, Limni, Midilli, Rodos, Sakız, İstanköy, İşketoz ve Semadirek adaları incelenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci kısmında; bahsedilen adaların fetih öncesi durumu, fethi ve elden çıkışına kadarki tarihî serencamı muhtasar şekilde anlatılmıştır. Ayrıca Osmanlı'nın adalara Türk İslam kimliği kazandırmak için yaptığı iskânlar, imar faaliyetleri, adalardaki sufi oluşumlar gösterilmiştir. Yine adaların dînî, edebî ve kültürel yönünü canlandıran kişiler ile dergâh ve konak gibi edebî mahfillerine işaret edilmiştir. Tezin ikinci bölümünde Osmanlı döneminde bu dokuz adada doğanlar ile başka yerde doğsa bile farklı sebeplerle adalara gelmiş ve orada vefat edip defnedilmiş 107 şairin biyografileri yazılmıştır. Klasik kaynaklar ve güncel tetkikler arasında çapraz okumalar yapılarak doğru hayat hikâyeleri oluşturulmaya çalışılmış ve şairlere ait örnek şiirler sunularak şairlik yönleri gösterilmiştir. Ayrıca sahip oldukları eserler ve mevcut vaziyetleri hakkında bilgi verilerek bir bibliyografyanın oluşmasına imkân sağlanmıştır. Üçüncü bölümde ise adaların adalı şairlerin şiirlerindeki yeri araştırılmıştır. Belirlenen şairlerin divan ve manzum eserleri taranarak; adalar coğrafyası, adaların dînî, tasavvufî, sosyal ve kültürel yapısı, gayr-i müslimlerle ilişkiler, şairlerin aşka ve güzelliğe bakışı gibi konular pek çok alt başlıkta tematik olarak incelenmiştir.

BiyografiEge DeniziEge adaları+6
Amet Molla Memet
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Reşid Mehmed Efendi Divançesi

Bu çalışmada, XVIII. yüzyıl hattat şairlerinden Reşid Mehmed Efendi'nin hayatı, edebî kişiliği ve Divançe'si incelenmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Reşid Mehmed Efendi'nin hayatı hakkında bilgiler verilip edebî kişiliği incelenmiştir. İkinci bölümde Divançe'nin incelemesine yer verilmiştir. Divançe'deki nazım şekilleri ve türleri, ahenk özellikleri, dil ve üslup özellikleri ve muhteva özellikleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde Divançe metni, dördüncü bölümde transkripsiyonlu metin verilmiştir. Bu çalışma ile kaynaklardan yapılan araştırmalar ve Divançe'den hareketle Reşid Mehmed Efendi'nin Türk Edebiyatı içindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır.

18. yüzyılBiyografiDivan edebiyatı+7
Elif Taşkıran
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk edebiyatında Gülşenî gelenek: Şairler, eserler, kavramlar

Gülşenîlik, Halvetîliğin Rûşeniyye kolundan türeyen ve temelleri İbrahim Gülşenî tarafından Mısır / Kahire Bâbüzüveyle'deki tekkede atılan bir tarikattır. Gülşenîlik, Osmanlı şairlerinin en çok itibar ve intisap ettiği tarikat olmasıyla tasavvuf şiiri açısından önemli bir yere sahiptir. Gülşenî şairlerin meydana getirdikleri eserleri dinî edebiyat bakış açısıyla ele alarak bu tarikatın edebî birikimini bir bütün olarak değerlendirmenin amaçlandığı tezimizde Gülşeniyye tarikatı hakkında genel ve öz bir malumat verilmiş, Gülşenîliğin etkili olduğu 16. - 20. yüzyıllar arasında manzum eser veren şairler ve bu şairlerin Türk edebiyatına kazandırdığı edebî birikim ortaya konmuştur. Gülşenî şairlerce yazılmış manzum eserler dil, üslûp, vezin, nazım şekilleri, nazım türleri gibi edebî yönlerden ve eserlerdeki dinî-tasavvufî kavramlar üzerinden incelenmiştir.

Edebi eserlerEski Türk edebiyatıGülşeni+6
Salih Yılmaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İsmail Hakkî Bursevî Nakdü'l-Hâl (151a-225b) inceleme-metin

Bu çalışmada, 17-18. yüzyıllarda yaşamış, Rûhu'l-Beyân adlı tefsîriyle meşhur olmuş İsmail Hakkî Bursevî'ye ait Nakdü'l-Hâl isimli eserin 151a-225b numaralı varakları transkripsiyon alfabesiyle yeni harflere aktarılmış ve metin muhteva yönünden incelenmiştir. Bursevî çokça eser kaleme almış velûd bir yazardır; tefsîr, hadîs, fıkıh, kelam, tasavvuf vb. alanlarda eserleri bulunmaktadır. Nakdü'l-Hâl isimli eseri vâridât türünde kaleme alınmış Arapça-Türkçe tasavvufî bir eserdir. Bir tür olarak vâridât, kaleme alan kişinin kalbine doğan duygu, düşünce ve ilhamların (vârid) yer aldığı eserlerdir. Bu eserde Bursevî vâridâtını kaleme alıp ayet-i kerîme, hadîs-i şerîf ve manzumelerle zenginleştirmiştir. Bursevî bu eserini vefatından birkaç yıl önce, 1721-1722 yıllarında kaleme almıştır. Eserin müellif nüshası bulunmamaktadır. Beş adet müstensih nüshasına ulaşılmıştır. Çalışmamızda İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi'nde No. TY. 2153'te bulunan Hâfız İbrahim el-Fehmî'ye ait müstensih nüshası esas alınarak transkripsiyonu yapılmış, aynı kütüphanede bulunan No. TY. 2161'de kayıtlı nüsha ile Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi'ne bağlı Atıf Efendi Yazma Eser Kütüphanesi No. 1515'te bulunan müstensih nüshalarıyla mukâbelesi yapılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde Bursevî'nin yaşadığı dönem Osmanlı Devleti'nin siyâsî, kültürel ve ilmî durumu incelenmiştir. Birinci bölümde Bursevî'nin hayatı işlenmiş ve eserleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde mutasavvıflarca bilgi kaynaklarından sayılan keşf ve ilham ile rüya konusu işlenmiştir. Devamında vâridât türü ve Bursevî'nin vâridât türünde yazılmış eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde; Nakdü'l-Hâl işlenmiş ve nüsha tavsifi yapılmıştır. Devamında ise "Nakdü'l-Hâl'de Mânâ ve Mefhûm" başlığı altında Nakdü'l Hâl'in incelediğimiz varaklarında yer alan tasavvufî kavramlar hakkında Bursevî'nin yaptığı açıklamalara yer verilmiştir. Tez çalışmasının dördüncü bölümünde metnin transkripsiyonu yapılmış, orijinal sayfaları verilerek çalışma tamamlanmıştır.

Dil bilgisiDil bilimEski Türk edebiyatı+7
Beyzanur Tuna
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İsmail Hakkî Bursevî - Nakdü'l-Hâl (225a-298a) inceleme - metin

İsmail Hakkî Bursevî, Osmanlı tarihinin en velûd müelliflerinden olup, birçok alanda eser telif etmiştir. Mutasavvıf bir şair olması yönüyle de vâridât türünde pek çok eser kaleme almıştır. Vârid kelimesinin çoğulu olan vâridât, kulun çabası ve kastı olmaksızın gaybdan kalbine gelen manalar anlamına gelmektedir. Hazırlanan bu çalışma, İsmail Hakkî Bursevî'nin 1133/1721 - 1134/1722 yıllarında vâridât türünde kaleme aldığı Nakdü'l-Hâl adlı eserinin 225a-298a varaklarının transkripsiyonlu metin çevirisidir. Eserin müellif nüshası bulunmamaktadır. Çalışmada esas alınan nüsha, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkçe Yazmalar 2153 numarada kayıtlı olan nüshadır. Metne tam ve doğru olarak ulaşabilmek amacıyla İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkça Yazmalar 2161 numaralı nüsha ile Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Âtıf Efendi Bölümü 1515 numaralı nüsha esas nüsha ile mukayese edilmiştir. Nakdü'l-Hâl eserinin transkripsiyonlu metnini edebiyat sahasına kazandırmak amacıyla hazırlanan bu çalışmada; genel hatlarıyla Bursevî'nin yaşadığı dönem ve hayatı hakkında bilgi verilmiş, akabinde metne dair mana ve mefhum bölümü oluşturulup eserdeki tasavvufî terimler hakkında bilgi verilmiştir. En son olarak eserin transkripsiyonlu metin çevirisi, ardından orijinal sayfalar verilerek çalışma sonlandırılmıştır.

Dil bilgisiDil bilimEski Türk edebiyatı+7
Hilal Bayalan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kâtib Çelebi'nin Fezleke'sindeki şair biyografileri

Kâtib elebi birçok alanda kaleme aldığı eserleriyle 17. yüzyılın en nemli ilim adamlarından biridir. Eserleri hem yaşadığı d neme ışık tutmuş hem de ünümüze kadar yapılan birçok çalışmada kaynak olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise Osmanlı tarihi ve Osmanlı biyo ra i eleneği hakkında çalışma yapanların başvurduğu eserlerinden biri de Fezleke'dir. Bu çalışmada Osmanlı biyo ra i eleneğinin nemli bir rneği olan Fezleke ele alınmıştır. Fezleke'deki şairlerin derli toplu bir şekilde edebiyat dünyasına kazandırılması amaçlanmıştır. Eser dikkatli bir şekilde incelenmiş ve 110 şair tespit edilmiştir. Tespit edilen şairler hakkındaki bil iler klasik kaynakların çoğuyla ve modern kaynakların bir kısmıyla karşılaştırılarak esere ori inallik kazandıran bil iler üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: 17. yüzyıl Kâtib elebi Fezleke, şair biyografi.

17. yüzyılBiyografiEdebi eserler+3
Uğur Kaya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl Anadolu sahası Şu'arâ tezkireleri ışığında Bursalı şairler

Bu çalışmada Anadolu Sahası XVI. yüzyıl şu'arâ tezkirelerinde yer alan Bursalı şairlerin tanıtılması, Bursa'nın Türk edebiyatındaki yerinin ortaya konulması ve Bursa'da oluşan edebî kültürün gösterilmesi amaçlanmıştır. Çalışma Bursa'nın kültürel envanterinin ortaya çıkarılmasına da katkıda bulunmuştur.1326 yılında Osmanlı hâkimiyetine geçen Bursa, bu dönemden itibaren Türk kültür coğrafyasının en önemli merkezlerinden birisi olmuştur. XVI. yüzyıl şu'arâ tezkirelerinde Bursalı çok sayıda şair hakkında bilgi verilmiştir. Tezkirelerde Abdî, Ahmed Çelebi (Pareparezade), Ahmed Paşa, Ali Çelebi, Anî, Âşık, Celîlî, Celîlî (Hamidîzâde), Cinânî, Dâ'î, Du'âyî, Dürrî, Emîrî, Fahrî, Fikrî, Firdevsî, Gazâlî, Halîlî, Hamdî, Harîmî, Harîrî, Hâşimî, Hevâyî, Hızrî, Hicrî, Hilâlî, Hilmî, Hilmî(Bostan), Hüsrevî, Iyanî, Kandî, Kâtibî, Kerîmî, Kudsî, Lâmi`î, Latîf, Lem`î, Lem`î, Medhî, Mehdî, Meylî, Mîrî, Necmî, Neşrî, Nevâlî, Nihâlî, Niyâzî, Rahîmî, Rahmî, Remzî, Resmî, Rızâyî, Riyâzî, Safâyî, Saffî, Safî, Sehâyî, Selmân, Subhî, Sun`î, Sun`î, Sun`î, Süleyman Çelebi, Şah Çelebi, Şemsî, Şevkî, Şeyhî, Şûkûfî, Ulvî, Ulvî(Yeğenoğlu), Zihnî olmak üzere yetmiş şair hakkında bilgi verilmiştir. Bu şairlerden yalnızca Ahmed Paşa ve Hızrî'nin Bursalı olup olmadığı belli değildir. Her iki şair de hayatlarının büyük kısmını Bursa'da geçirmişler ve ölmüşlerdir. Bursalı şairlerin sayısını diğer şehirlerde yetişen şairlerle karşılaştırdığımızda Bursa'nın Türk edebiyatındaki önemi kolaylıkla anlaşılabilmektedir.Bursa, Osmanlı'nın kuruluş başkentidir. 1365'ten 1402'ye kadar Edirne ile birlikte çifte başkentlik yapmıştır. Kuruluş döneminde padişahların fetih düşüncesi içinde olması, ülkenin yükselişe geçtiği dönemde Ankara Savaşı'yla fetret devrine ve İstanbul'un fethine kadar tekrar bir toparlanma sürecine girmesi şairleri maddi-manevi kollayıp gözeten padişahların edebiyatla ilgilenmesini engellemiştir. İstanbul'un başkent olmasıyla Bursa'da başta padişah ve şehzadeler olmak üzere şairleri kollayacak birilerinin kalmaması şehirde edebî muhitin oluşmasını engellemiştir. Ama tüm bunlara rağmen Bursa'da ciddi bir edebî kültür oluşmuştur. XVI. yüzyıl tezkirelerinde yetmiş bir Bursalı şaire yer verilmesi bunun en büyük göstergesidir.

16. yüzyılBursaEdebiyat+4
Ahmet Husrev Şentürk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın dîvan şairlerinden Mihrî Hâtun, Leylâ Hanım ve Şeref Hanım dîvanları'nda sosyal hayat

Bu çalışmamızda Klasik Türk Şiiri'nde kadın Dîvan şairlerinden Mihrî Hâtun, Leylâ Hanım ve Şeref Hanım Dîvanları'nda sosyal hayat incelemesi ortaya koyulmuştur. Şairlerin dîvanları üzerine çalışılırken ?sosyal hayat? kavramının geniş bir alanı kapsadığını görmüş bulunduk. Bu durum bizi pek çok konu başlığı altında çalışmaya yöneltmiştir.Sosyal hayat ile ilgili yapılan çalışmalarda şiirlerin ortaya çıkarıldıkları dönem ile şairlerin yaşadıkları dönem özellikleri incelenen başlıklar arasındadır. İnsanların günlük yaşamlarından tutun, Osmanlı İmparatorluğu'nun sosyal ve siyasal işleyişine, gelenek ve görenekler, dil özellikleri, inanış ile ilgili kavram ve kurallar, yeme-içme, kılık-kıyafet, birçok alanda kullanılmış eşya, araç ve gereçler incelememizde yer almıştır.Kadın şairlerin dîvan şiirinde sayıca az olmaları onların ön plana fazlaca çıkamamalarına sebebiyet vermiştir. Buna rağmen onların yazdıkları şiirler dönemlerinde ve sonrasında kabul görmüştür. Yaptığımız bu çalışmayla kadın şairlerin dîvanlarını daha iyi anlama ve değerlendirme fırsatı bulmuş olmaktayız.XV. yüzyılda eser vermiş olan Mihrî Hâtun ve XIX. yüzyılda eser veren Leylâ Hanım ve Şeref Hanım ortaya koydukları eserleriyle, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi'nin belki de tarih kitaplarında yer almayan farklı bakış açısıyla değerlendirilmesine büyük katkıda bulunmuşlardır. Onların eserleriyle günümüze taşıdıkları sosyal hayat unsurları bizim ve bizden sonrakiler için kaynak teşkil etmektedir. İşte bu çalışmamızda Kadın Dîvan şairlerinden Mihrî Hâtun, Leylâ Hanım ve Şeref Hanım'ın Dîvanları sosyal hayat bakış açısıyla incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Leylâ Hanım, Mihrî Hâtun, Şeref Hanım, Dîvan Şiiri, Dîvan Edebiyatı, Sosyal Hayat, Kadın Dîvan Şairleri.

Divan şiiriDivan şiiriDivanlar+7
Jülide Bilir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Emetullah Hanım Divanı

Edebî eserler, bir milletin geçmişini, gelecek kuşaklara taşımada en önemli araçtır. Bu nedenle özellikle eski harflerle yazılan metinlerin Latin alfabesine aktarılarak incelenmesi büyük önem taşımaktadır.Çalışma konumuz 17. yüzyıl şairlerimizden olan Sıdkî Emetullah Hanım'ın şu an için elde bulunan tek divanının transkribi ve incelenmesidir. İlk olarak 17. yüzyılın sosyal, siyasi ve edebi görünümü hakkında kısa bir tanıtım yapılmış, şair hakkında kaynaklardaki bilgiler derlenerek şairin hayatı ve edebi kişiliği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda şairin intisap ettiği Bayramiyye şeyhi Himmet Efendi hakkında da bilgiler toplanmıştır. Eser şekil ve muhteva yönünden incelenmiştir.Çalışmanın en kapsamlı bölümü olan tahlil bölümünde divan, din-tasavvuf, cemiyet, insan ve tabiat başlıkları altında incelenmiş, son bölümde divan Latin alfabesine aktarılarak transkripsiyon işaretleriyle gösterilmiştir.Anahtar Kelimeler: Divan, İnceleme, 17.yy, Sıdkî Emetullah Hanım.

17. yüzyılDivan edebiyatıEski Türk edebiyatı+3
Murat Çolak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Karacızade İzzet Molla Divanı(inceleme-metin)

Çalışma konumuz, Karacızade İzzet Molla Divanı`nın metni ve divanda geçen dini, siyasi ve edebi unsurların tahlilidir.Karacızade İzzet Molla'nın hayatı hakkında pek az bilgiye sahip bulunmaktayız. Daha önce hakkında hiçbir çalışma yapılmaması ve adeta Türk kültürü ve edebiyatı içerisinde tozlu raflarda araştırılmayı bekleyen bir eser olması, bizim bu esere dokunmamıza sebep teşkil etmiştir. Bu sebeple, Karacızade İzzet Molla Divanı'nın yazma nüshası, Arap alfabesinden transkribe edilerek ilk kez gün yüzüne çıkartılmıştır.Karacızade İzzet Molla'nın divanı, döneminin tarihi, siyaseti ve edebiyatı açısından önemli bilgileri ihtiva etmektedir. Şair, eserinin muhtevası bakımından, döneminin önemli şairleri arasında sayılabilecek derecede olmasına rağmen, sanatsal açıdan döneminin siyasi çalkantıları nedeniyle pek ileri derecede değildir.Anahtar Kelimeler: Karacızade İzzet Molla, II. Mahmut, Divan, 19. yy. Şiiri, Mitolojik Unsurlar

19. yüzyılDivan edebiyatıEdebiyat+5
Ercan Kaplan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl bazı Leylâ ve Mecnûn mesnevileri üzerine bir inceleme

?XVI. Yüzyıl Bazı Leylâ ve Mecnûn Mesnevileri Üzerine Bir İnceleme? adlı bu çalışmamızda, tahkiye unsurlarından yararlanarak dört mesneviyi inceledik. İncelediğimiz Leylâ ve Mecnûn mesnevilerini 16. yüzyıl şairlerinin dört tanesinin eserleriyle sınırlandırdık. Bu sınırlandırmayı yaparken de farklı coğrafyanın şairlerini seçtik. Bu şairler: Tebrizli Hakîrî, Fuzûlî, Lârendeli Hamdi ve Celâlzâde Sâlih Çelebi'dir.Bu çalışmamızda mesnevi, Arap, Fars ve Türk edebiyatında Leylâ ve Mecnûn mesnevileri hakkında bilgi verilmiştir. İncelenen Leylâ ve Mecnûn mesnevilerinin özeti çıkarılmıştır.Mesneviler, hikâyelerdeki metin halkaları, şahıs kadrosu, mekân, kahramanların ruhi halleri, kahramanlar arasındaki münasebetler, kahramanların diğer varlıklarla münasebeti gibi konularda mukayese edilmiş ve incelenmiştir.Sonuç bölümünde, mesneviler arasındaki farklılıklar ve mukayesenin sonuçları ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonuna isimler sözlüğü eklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Hikâye, Leylâ ve Mecnûn, Mesnevi, Psikoloji, Tahkiye Unsurları.

16. yüzyılCelalzade Salih ÇelebiFuzuli+6
İsmail Gülcü
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Terceme-i Ahlâk-ı Muhsînî (1a ? 99b)(inceleme-metin)

Yaptığımız bu çalışma XVI. yüzyılda Kütahya'daki edebî muhitin en önemli âlim şairlerinden Firâkî Abdurrahman Çelebi'nin ?Ahlâk-ı Muhsînî? isimli eserini içermektedir. ?Ahlâk-ı Muhsînî? Firâkî'nin en önemli ve kaynaklarda en çok adı zikredilen eseridir.Eserde metin kısmına geçilmeden önce, eserin ana temasını oluşturan ahlâk kavramı üzerinde durulmuştur. Burada ilk olarak ahlâk ilminin özelliklerine ve diğer bilimlerle olan ilişkisine değinilmiş, ardından ahlâk kavramının İslam öncesi ve İslam sonrası özellikleri üzerinde durulmuş ve İslamiyeti kabulle birlikte Türklerde oluşan yeni ahlâk algısı verilmeye çalışılmıştır.Daha sonra Türk ? İslam kültürü ve edebiyatı içerisinde yazılmış olan önemli ahlâk kitapları kronolojik bir sıra içerisinde verilmiştir. Ayrıca bu eserler verilirken telif ya da tercüme oluşlarına göre de tasnif edilmişlerdir.?Ahlâk-ı Muhsînî? her ne kadar genel bir ahlak kitabı olarak bilinse de oluşturulduğu gelenek içerisinde bir ?siyasetnâme? olarak algılamak gerekmektedir. Çalışmamızda ?Ahlâk-ı Muhsînî?nin neden bir siyasetnâme olarak ele alınması gerektiği sebepleriyle birlikte açıklanmıştır. Eserin siyasetnâme özelliği taşıması itibariyle de Türk ? İslam kültüründeki siyasetnâmelerle ilgili geniş bilgi verilmiştir.Firâkî Abdurrahman Çelebi, eserini Farsçadan tercüme etmiştir. Eserin müellifi ise Hüseyin Vâiz Kâşifî'dir. Bu sebeple Kâşifî'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserleriyle ilgili bilgi verilmiştir. Ardından da Firâkî ve eserin ithaf edildiği Şehzâde Bayezid ile ilgili gerekli bilgiler verilmiştir.Eserin incelemesinde Süleymâniye Kütüphânesi, Reşid Efendi Bölümü, nr.1077'de kayıtlı olan nüsha kullanılmıştır. Bu nüsha toplam 183 varaktan oluşmaktadır.Anahtar Kelimeler :Kütahya, Ahlâk, Siyasetnâme, Nasihatnâme, Firâkî, Kâşifî

16. yüzyılAhlak-ı MuhsinEdebiyat+11
Mehmet Avçin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Related subjects