Art trends

93 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Art Nouveau akımı'nın seramik ve cam sanatına yansımaları

Geniş bir etki alanına sahip olan Art Nouveau Akımı'nın mimari ve resim gibi sanat disiplinlerine düşünsel, biçimsel, teknik açılardan etkileri bilinmesine rağmen, seramik ve özellikle de cam sanatı alanındaki etkileri yeterince bilinmemektedir. Bu çalışmada, Art Nouveau Akımı'ndan etkilenen seramik ve cam sanatçıları, bu sanatçıların eserlerindeki tarz, kurulan cam fabrikaları ile özel atölyeler ve teknik anlamdaki yeniliklerin araştırılması amaçlanmaktadır. Tez çalışması, kitap, makale, internet vb. kaynaklardan elde edilen bilgilere göre oluşturulan teorik anlatımların ve kişisel uygulamaların gerçekleştirildiği beş bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde, 19. yüzyılda Avrupa'da Art Nouveau Akımı'nın zeminini hazırlayan siyasal, sosyal ve kültürel yapı kronolojik olarak incelenmiş ve akımın ortaya çıkışı ile gelişimi ele alınmıştır. İkinci bölümde, Art Nouveau Akımı döneminde bilimsel ve teknik gelişmelere de bağlı olarak seramik ve cam sanatında yaşanan gelişmeler açıklanmıştır. Daha sonra, Akım etkisinde kullanım alanları giderek genişleyen ve zenginleşen seramik ve cam malzemenin mimari, günlük kullanım eşyaları ve diğer alanlarındaki örneklerine yer verilmiştir. Art Nouveau Akımı, Avrupa'da birçok ülkede ve sanat disiplininde etki yaratmıştır. İngiltere'de başladığı düşünülen akım, başta Fransa ve Belçika olmak üzere birçok Avrupa ülkesine ve Amerika'ya yayılmıştır. 'Seramik Sanatında Art Nouveau Akımı'nın Yansımasının Görüldüğü Ülkeler' başlıklı tezin üçüncü bölümünde bu ülkelerden belli başlı olan on üç ülke detaylı bir biçimde araştırılmıştır. Bu araştırmalarda akımın yayılmasında etkili rol oynayan fabrika ve sanatçıların üretimlerinden örneklere yer verilmiştir. Kişisel uygulamaların varolduğu dördüncü bölümde, Art Nouveau döneminde sıklıkla kullanılan tekniklere göre geliştirilen tasarımlar ve uygulama aşamaları yer almaktadır. Tezin beşinci bölümünde yapılan araştırmalardan elde edilen verilerden yola çıkarak, Art Nouveau Akımı'nın seramik ve cam sanatındaki yansımalarına dair yorumlamalar yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Seramik, Cam, Art Nouveau.

Art Nouveau akımıCam sanatıSanat akımları+2
Nihal Turan
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Erken modern çağ ve avangard sanatta akılcılık eleştirileri

Bu tez çalışmasında Avrupa'da akılcılık düşüncesinin gelişimi, bu düşüncenin modernite ve kapitalizm arasındaki bağlarının incelenmesi ile başlanmış, akılcılık olgusuna yönelik eleştiriler felsefe ve avangard sanat alanlarında araştırılmıştır. Romantik gelenek, Baudelaire ve Nietzsche'nin düşünceleri akılcılık eleştirileri çerçevesinde sanat alanını göz ardı etmeden incelenmiş, yakın çağımızın düşünürlerinden örnekler ile karşılaştırılmıştır. Akılcılık ve modernite arasındaki bağ, avangard sanatçıların bakış açıları doğrultusunda incelenmiş, akıl ve modern yaşam hakkındaki görüşleri karşılaştırılarak eserler ile örneklendirilmiştir.

AvangardAvangard sanatEleştiri+6
Kadir Kayserilioğlu
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

1883'ten 2003'e Türk azınlık ressamları ve yapıtları

Azınlık; bir ülkenin içinde, baskın halka mensup olmayan, ancak kendine ait bir kültürü, bütünlüğü olan topluluk demektir. İlk defa ortaçağda kullanılan ?azınlık? kavramı, günümüzde de kullanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nda azınlık halklar ticari, siyasi, ekonomik, ve sanatsal alanlarda etkin rol oynamıştır. Etkin oldukları sanat alanlarından biri de resim sanatıdır. Araştırmanın amacı Türkiye'deki azınlık ressamlarının 1883'ten 2003'e kadar geçen sürede resim sanatına yapmış oldukları katkıları, yaşantılarının Türk Resim Sanatı'na yansımaları ve yabancı ülkelerde Türk Resim Sanatı'nı temsil etme durumlarını irdelemektir. Ayrıca Sanayi Nefise'den günümüze doğru bu sanatçıların eserlerinin yanında Türk Toplumu ve Devleti'nin azınlık sanatçılarına bakışını da incelemektir. Konuya paralel olarak 20. Yüzyıla doğru Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa'da sosyo-ekonomik durum da incelenmiştir.Araştırmada 1883 yılından 2003 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyetinde yaşamış olan azınlık ressamları hakkında genel bilgiler verilmiş ve bu ressamların Türk Resim Sanatına olan katkıları incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma bu açıdan önemlidir. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada öncelikli olarak 1883'ten itibaren Türk Sanatının gelişimi, batılılaşma süreci ve azınlık sanatçıları hakkında alan yazın taraması yapılmıştır.Araştırmada Osmanlı İmparatorluğu'nda 18. Yüzyıldan günümüze kadar eğitim ve sanat alanında yenileşme hareketleri, devletin ve toplumun azınlık sanatçı ve toplumuna bakışı incelenmiş, toplumsal olayların azınlık sanatçılarına etkileri araştırılmıştır. Türkiye de azınlık sanatçılar her türlü sanatsal faaliyetlerini, özgürce ifade etmekte yurtdışında ülkemizi temsil edip, Türk Milleti adına ödüller kazanmaktadır. Türk sanatçılarla beraber aynı atölyelerde çalışmakta, beraber sergiler açıp etkileşim içinde çalışmalarını sürdürmektedirler.

RealizmReformResimler+7
Rifat Sarıoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resminde figüratif resmin kültürle ilişkisi

Bu araştırmada Çağdaş Türk Resim Sanatında yaşanılan kültürel değişimin figüratif resme yansıması, kuramsal bir çerçevede tartışılması amaçlanmıştır. Bu araştırma günümüz figüratif resmini anlayabilmek açısından önemlidir. Tarama modelinde desenlenen araştırma Çağdaş Türk Resminde Figüratif resim yapan ressamlar ve eserleri ile sınırlıdır.Araştırmada Resim tarihinde figürün yeri ve önemi vurgulanarak Avrupa resminin gelişiminde yer alan figüratif resimlere, üsluplara ve yaklaşımlara kısaca değinilmiştir.Çağdaş Türk Resminin oluşumu ve figüratif resim başlığı altında yer alan ikinci bölümde Türk Sanatında figürün varlığına değinilerek minyatürden başlayan sürecin Batılı anlamda resim geleneği ile değişimine yer verilmiştir. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin figür resmindeki önemi vurgulanarak Cumhuriyetin ilanı ile her alanda gerçekleşen yeniliklere ve bu yenilikler içerisinde sanat alanındaki gelişmelere yer verilmiştir. Cumhuriyet sonrası sanat grupları ve bu gruplar içinde figür resminin anlatım biçimi, konusu, tekniği ve anlayışında ortaya çıkan değişiklikler incelenmiştir.1950 sonrası siyasal, sosyal ve ekonomik alanlardaki yeni oluşumlar sanat alanlarını da etkilemiş, yeni bir açılım ve çok yönlülük getirmiştir. 1980'ler büyük atılımların, değişimlerin ve sanatsal gelişmelerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Aynı zamanda figüratif ve soyut resim, akademi çevrelerince tartışılmaya başlanmıştır. Sanatçılar figüratif resmi yeni içerik değerlerine kavuşturmaya çalışmıştır.Dünya'da ve Türkiye'de ortaya çıkan toplumsal, düşünsel ve teknolojik değişikliklerin sanat dünyasını nasıl etkilediği bu etkileşimin yeni sanatsal oluşumlar yanında figür resmine yansıması tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Figüratif Resim; Sanat Akımları; Sanayi-i Nefise Mektebi; Çağdaş Türk Resim Sanatı.

Figüratif resimKültürModern resim+6
Zerrin Pehlivan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçeküstücülük (sürrealizm) ve Türk resim sanatına yansıması

Özellikle klasik sanat anlayışından modern sanat anlayışına geçişle birlikte tüm dünya da popülerlik kazanan sürrealizm Türkiye'de de büyük etkiler bırakmıştır, cumhuriyetin ilanı ile birlikte yaşanan toplumsal değişim süreci tüm alanlarda olduğu gibi sanatı da etkilemiş resim sanatında da batılılaşma eğilimi gözlemlenmiştir, batı sanatındaki akımlardan etkilenen Türk sanatçıları Çallı Kuşağı, müstakiller, d grubu gibi sanat grupları olarak izlenimcilik, toplumsal konuların ele alındığı sanat yaklaşımları kübizm'in yansıması olan sanat anlayışında resimler yaparak Türk resminde batılılaşma sürecini oluşturmaktadır. Özellikle 1950 sonrası soyutlamacı eğilimlerin yaşandığı süreçte 1960 ve sonrası sürrealist anlayıştan esinlenen sanatçılar ve yapıtları dikkat çekici olmuştur. Bazı sanatçılar toplumsal değişimlerden etkilenirken bir kısmı ise sanayileşme sürecindeki teknolojik değişimin izlerini taşımaktadır. Geometrik soyutlamacılar: Refik EPİKMAN, lirik soyutlamacılar Zeki Faik İZER, Abidin ELDEROĞLU, Ömer ULUÇ, Mustafa AYAZ, Kayıhan KESKİNOK, Geometrik non figüratifler: Cemal BİNGÖL, Şemsi AREL, Sabri BERKEL, İsmail ALTINOK Lirik non figüratifler: Nejat Melih DEVRİM, Adnan TURANİ, Selim TURAN, Bedri Rahmi EYÜPOĞLU, Ferruh BAŞAĞA gibi sanatçılar sınıflandırılabilir. Araştırma da Türk resim sanatın da sürrealizm yaklaşımdan etkilendiği düşünülen ve yapıtların da sürrealizm anlayışın etkileri görülen sanatçılar incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmada tarama modelinde desenlenmiş olup, araştırma kapsamında bu alanda çalışma veren sanatçılar ve eserleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda Yüksel ARSLAN, Utku VARLIK, Ömer ULUÇ, Erol AKYAVAŞ, Gürkan COŞKUN (Komet), Alaaddin AKSOY, Ergin İNAN, Balkan Naci İSLİMYELİ, Ekrem KAHRAMAN gibi sanatçıların yapıtları düşsel fantastik özellikler bulunduğu, özellikle Yüksel ARSLAN'ın sembolik unsurlar kullanarak eleştirel bir yaklaşım sergilediği görülmektedirAnahtar Kelimeler: Gerçeküstücülük; Türk Resim Sanatı; Modern Sanat; Sürrealizm.

Resim sanatıResimlerSanat+3
Lokman Acar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tasarım akımlarının tiyatroda yeniden inşası ve Barış Dinçel oyunları

Bu çalışmanın amacı, Türk tiyatrosunun gelişiminde sahne tasarımının rolünü ve Barış Dinçel'in oyunlarındaki tasarım akımlarını incelemektir. Tiyatro ve tasarım arasındaki güçlü ilişkiyi ele alarak, tasarımın tiyatrodaki anlam yaratma sürecine katkılarını araştırmak ve tasarım akımlarının sahne üzerindeki etkilerini gözler önüne sermek amaçlanmıştır. Ayrıca, tasarım ve tiyatro birlikteliğinin, seyircinin oyunun temasını, karakter gelişimini ve estetik yönlerini nasıl derinleştirdiği üzerine bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışma, aynı zamanda Barış Dinçel'in tasarım anlayışını ve kullandığı tasarım akımlarını inceleyerek, Türk tiyatrosunun yaratıcı gelişiminde önemli bir rol oynayan tasarımcıların önemini vurgulamayı hedeflemektedir. Bulgular, sahne tasarımının tiyatroda anlatıyı pekiştiren, temayı ve karakterleri ön plana çıkaran bir araç olduğunu göstermektedir. Tiyatroda kullanılan tasarım akımları, özellikle dönem oyunlarında, mekânın ve zamanın doğru bir şekilde izleyiciye aktarılmasına olanak tanımaktadır. Örneğin, Tartuffe oyununda Gotik, Barok ve Rokoko akımları, dönemin dini ve soylu yapısını sembolize eden unsurlar olarak kullanılmıştır. Gidiş Dönüş Moskova (Retro) oyununda ise Art Nouveau estetiği, karakterlerin ve onların sosyal yapısının izleyiciye daha etkili bir şekilde sunulmasını sağlamıştır. Barış Dinçel'in tasarımlarında, Art Nouveau ve Art Deco gibi akımların yanı sıra, zaman ve mekânın soyut bir şekilde ele alındığı Kübizm gibi akımlar da sıkça kullanılmıştır. Bu akımlar, sahne tasarımını sadece görsel bir araç değil, aynı zamanda anlatının gücünü artıran bir öğe olarak işlevlendirmiştir. Sonuçlar, tasarım akımlarının tiyatro oyunlarında önemli bir rol oynadığını ve sahne tasarımının, izleyici ile oyun arasındaki ilk iletişimi sağladığını ortaya koymaktadır. Barış Dinçel'in tasarım anlayışı, tiyatro ve sahne tasarımının birlikte nasıl işlediğini, metnin, karakterlerin ve dramatik yapının daha güçlü bir şekilde sahnede var olmasını nasıl sağladığını göstermektedir. Çalışma, tasarımın tiyatroda estetik ve somut bir dil oluşturduğunu ve bu dilin izleyicinin oyunun dünyasına dâhil olmasını kolaylaştırdığını vurgulamaktadır. Ayrıca, tasarım akımlarının, sahnedeki her bir detayın sembolik anlamlar taşımasını sağlayarak oyunun temasıyla uyum içinde bir bütünlük oluşturduğunu belirtmektedir. Sonuç olarak, Barış Dinçel'in sahne tasarımı, Türk tiyatrosunda yaratıcı bir atılımın örneği olarak, gelecekteki tasarımcılar için ilham verici bir model sunmaktadır. Bu çalışma, tiyatro ve tasarımın birleşimiyle, sanatsal ifadenin nasıl güçlendirilebileceğini ve estetik kaygıların nasıl seyirciye daha derin bir anlam olarak iletilebileceğini göstermektedir.

Art Nouveau akımıBarokGotik+7
Ümit Öztürk
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kapitalizmde metalaşan sanatın sosyolojik çözümlemesi

Sanatın metalaştırılmasını belirleyen kapitalist ekonomik ve politik düzen kendi sanat akımını oluşturmuştur. Bu yeni düzen içerisinde kapitalizm tüm sanata ait kuralları yeniden tanımlayarak ve yorumlayarak kendi sanat yaratmış ve sanata yapay bir değer katmıştır. Sanatçının ürettiği en önemli şey olan eser, fert ve toplum için oldukça kolay bir tüketim nesnesi şeklini almıştır. Mevcut düzen ve referans noktaları yerini maddi ve ölçülebilir referanslara bırakmıştır. Muhaliflerin kapitalist düzene karşı koymak için önceleri kendilerini ifade etmek için kullandıkları sanatsal faaliyetler şimdi kapitalist süzenin bir parçası olma yolunda hızla ilerlemektedir. Sanatsal açıdan herhangi bir anlam ifade etmeyen eser, bir kapitalist düzen içerisinde önemli bir değer olabilmektedir. Sanatçı, eserini maddi gerçekler şekilde okumakta ve bunu karşı tarafa kabul ettirdiği ölçüde değerlidir. Kapitalist düzende eser, sanatçının emeğini hiçe saymakta, meta olarak parasal değeriyle var olmak zorunda bırakılmaktadır. Bu durum sanat ve sanatçıların tüm estetik kaygılarını kenara itmelerine zorlamaktadır. Bu çalışmada kapitalist düzen içerinden yeniden yorumlanan ve kuralları yeniden tanımlanan sanatsal faaliyetler tartışılmıştır.

KapitalizmMetalaşmaSanat+3
Tuğçe Nilay Kurhan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş bir kişisel portre üslubu oluşturma aracı olarak Barok dönem teknik ve yaklaşımları

Resim sanatında bir figürün genellikle belden yukarısını gösteren ve özellikle omuzlar ve başı betimleyen resimler portre olarak adlandırılmaktadır. İlk yetkin portre örnekleri Greko-Romen kültürün egemenliğindeki Mısır'da Fayyum bölgesinde tabut nesnesi olarak üretilen portrelerdir. Natüralist eğilim açısından başarılı portre örneklerini oluşturan bu resimler önemli kişilere ait olmadığı bilinen ilk resimlerdir. Milattan sonra dördüncü yüzyıldan sonra Hristiyanlığın resmi din olarak kabul edilmesiyle birlikte erken Rönesans dönemine kadar gerçekçi temsil sanattan dışlanmıştır. 15. yüzyılla birlikte benzerliğin belirginleştiği portre örnekleri ortaya çıkmıştır. Bu değişiklik, günlük yaşama ve bireysel kimliğe yönelik yeni bir ilginin yanı sıra Greko-Romen geleneğinin yeniden canlanmasını yansıtıyordu. Portrenin yeniden dirilişi bu nedenle Avrupa'da Rönesans'ın önemli bir tezahürü oldu. 17. yüzyıl felsefesi ise Rönesans'ın sağladığı birikimlerden, bütünlüğü olan bir düşünce bağlantısı geliştirmiştir. 17. yüzyıl felsefesi gözlem ve deney yerine fizik ve matematik kavramlara dayalı olarak biçimlenmiş, rasyonalizm yüzyıllarca aradan sonra yeniden canlanmıştır. Bu dönemde izleyicinin sadece portreye ve yüzdeki ifadeye odaklanması için sanatçılar, Rönesans ve maniyerist dönemde geliştirilmeye başlanan boya, ışık, gölge ve renk kullanımını ödünç alıp etkisini artırarak kullandılar. Barok dönem sanatçıları bu yolla kişinin fiziksel görünümünün yanı sıra güçlü ve dramatik bir duygusal etki yaratmayı da başarmıştır. Seküler liderlerin giderek daha fazla egemen olduğu bir toplumda, zengin bir şekilde giydirilmiş figürlerin görüntüleri, önemli kişilerin otoritesini onaylamanın bir yolu olmuştur. Flaman ressamlar Anthony van Dyck (1599-1641) ve Peter Paul Rubens (1577-1640) bu tür portrelerde başarılı olurken, Jan Vermeer (1672-1675) çoğunlukla orta sınıf mensuplarının portrelerini üretmiştir. Bu çalışma, 17. yüzyıldan günümüze kadar resim sanatında önemli dönüşümleri işaret eden portre örneklerini ve özellikle Barok dönem resmine karakterini kazandıran teknik ve yöntemleri, plastik özellikleriyle incelemeyi ve bu incelemeler sonunda elde edilen bulguların kişisel sanat çalışmalarımın özgünlüğüne sağlayacağı olanakları araştırmayı amaçlamaktadır. Ayrıca bu araştırmalar kendi resimlerimin sanat tarihiyle olan bağlarını anlamamı sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Resim sanatı, portre, Barok sanatı, Barok resmin teknikleri

BarokBarok sanatBarok Çağ+4
Soner Zağıl
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Tipografi mekân ilişkisi üzerine alan kurgu ve deneysel uygulama örnekleri

Sanatçının eseriyle, izleyicisiyle ve mekânıyla beraber iletişim sürecinin irdelendiği 'katılımcı-izleyici' kavramının ortaya çıkması, yakın geçmiş ve günümüzde hayli önem kazanmıştır. Bu bağlamda, eser; çevresiyle, sergilendiği mekânla bütünleşen, anlam kazanan bir duruma gelmiştir. Tipografi de bu ortam içerisinde önemli bir yere sahip olan tasarım unsuru ve etkili bir iletişim elemanıdır. Tipografi mekân ilişkisinin etkisini ve o etkinin potansiyelini açığa çıkarmak için yapılan bu araştırma; alan kurgularında, tipografik unsurların önemini ortaya koymak ve tipografik yerleştirmeler yoluyla katılımcılar ile sessiz bir iletişim kurulabileceğini göstermek adına deneysel bir yerleştirme uygulamasıdır. Araştırmanın amacı; yazıya boyut, hareket, renk, ışık, fotoğraf, video gibi olgular ekleyerek fikrin, durumun, özetle farkındalığın arttırılmasını sağlamaktır. Araştırmanın ilk üç bölümünde, tipografi ve enstalasyon kavramları ele alınmış, tipografik alan kurgular üzerine çalışan örnek sanatçı ve eserleri incelenerek, üç boyutlu bir mekânda, tipografi ile enstalasyon arasındaki ilişki saptanmaya çalışılmıştır. 'Algısal deneyimi' konu alan, enstalasyonu diğer sanatlardan ayıran en önemli faktörlerden biri 'mekân' kavramıdır. Mekân ve zaman kavramına, araştırmanın dördüncü bölümde; Tipografi ve alan kurguda sanatsal pratiklerinin alt başlıkları içerisinde yer verilmiştir. Tipografi ve enstalasyon arasında birbirini tetikleyen, geliştiren, büyüten ilişki, araştırmanın odak noktasıdır. Araştırma konusunun oluşumunda, tipografi gibi güçlü bir iletişim kanalı ile izleyicide, derin ve kalıcı izler bırakarak, onların sosyal olaylara farkındalık yaratma çabasına girmelerini sağlamak düşüncesi etken olmuştur. Çalışmanın beşinci bölümünde çalışmanın deneysel içeriğini oluşturan; kadına şiddet konulu tipografik alan kurgu denemesi için üretilen eserlerin yer aldığı sergi düzenlemesine yer verilmiştir. Yerleştirmeler ile tipografi ve enstalasyon arasındaki etkili iletişim gücü bağlamında, ortaya konulan eserler üzerinden son yıllarda daha da artan bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıkan kadına şiddet konusunda farkındalık yaratılması amaçlanmıştır. Araştırmacı tarafından 10 adet tipografik eser üretilerek, Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi içerisinde kurgusal düzenlemeyle 16-19 Şubat 2023 tarihleri arasında izleyicinin dikkatlerine sunulmuştur.

Alan kurguEnstalasyonGrafik tasarımı+3
Tuba Bilirdönmez
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatsal anlatım biçimi olarak sinema ve resim

Bu tezde farklı iki disiplin olan sinema sanatı ile resim sanatı ele alınmıştır. Bu teze sinema sanatının başlangıç evresi olan ilk hareketli fotoğrafın ortaya çıkma serüveni ile başlangıç yapılmıştır. İlk filmlerin 10 dakikayı geçemeyecek şekilde olması ile beraber ilerleyen yıllarda zaman konusunda filmler üretilmiştir. Yönetmenler sürenin sınırsız olduğu sinemada artık farklı arayışlar peşine gitmiştir. Tezde sinema sanatının sanat tarihinde resim sanatındaki karşılığının neler olduğu belirtilmiştir. Bu iki sanat dalının ilişkisi ve yapıtların incelenmesi sonucunda kişisel çalışmalar ortaya çıkmıştır.Bu tezin kapsamında modern sanat döneminden günümüze kadar olan süre zarfındaki sanat filmlerinin resimle olan ilişkisi ele alınmıştır. Bağımsız sinema filmleri üzerinden, yönetmenlerin biçemleri ve storyboardları incelenip sanat bağlamındaki yerinin kritiği yapılmıştır. Devamında storyboardların üslupsal değerlerinin sinemaya aktarım biçimleri üzerinde durulmuştur. Yönetmenler, sanat tarihine verdikleri referanslarla yeni yapıtlar üretmişlerdir. Tez bağlamında ele alınan yönetmenlerin aynı zamanda buldukları kendilerine özgü tekniklerle dünya sinemasına yön verdikleri ortaya konulmuştur. Bu tezde başarılı yönetmenlerin yapıtlarını ortaya çıkarması için onları güçlü tutan ortak trajik yaşanmışlıklarının üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda sinema ve resim sanatında imge kavramı üzerine odaklanılmıştır. İmgenin zaman içerisindeki kazandığı anlam değişiklikleri ele alınmıştır. Sinema sanatının ışık, renk, gölge ve sahnelerde kullanılan kompozisyonlarının sinematografileri incelenip sanat akımları ile nasıl bir görsel bağlantının kurulabileceği irdelenmiştir. Sinemanın anlatım dili için kullanılan imge ve film ile arasındaki bağlantı bütünlüğünü sağlayan başlıca yönetmenlerden; Andrey Tarkovsky, Akira Kurosawa ve Alfred Joseph Hitchcock'ın filmleri baz alınarak incelemeler yapılmıştır. Öncelikle sanatçıların biyografileri üzerinde durulmuş sonrasında ise başyapıtları ve eserleri incelenmiştir. Biyografileri ele alınan sanatçıların özgün birer yönetmen olmalarının sonucunda ortak yönlerinin var olduğu saptanmış ve bunun üzerine analizler yapılmıştır. Araştırmada literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Basılı ve elektronik kaynaklardan yararlanılmıştır. Sanatçı web siteleri, müze ve galeri web siteleri incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Renk, Resim, Sanat, Sinema, Storyboard

FilmResim sanatıResimler+4
Ersin Doğan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Moda ve sanat

Bu çalışmada sanat ve modanın geçmişten bugüne uzanan, dünya genelindeki algılanış biçimi araştırılarak sunulmuştur. Bu çalışmada iki disiplin, iki ayrı konu olarak; önce moda sonra sanat başlığı işlenmiş, daha sonra sanat ve modanın birbiri ile olan ilişkisi ve benzer yanları derlenmiştir. Bu kapsamda öncelikle konu ile ilgili kavramlar açıklanmış, moda endüstrisinden bahsetmeden önce endüstri ve moda kavramları işlenmiş tarihsel gelişimlerine değinilmiştir. Bir endüstri malzemesi olarak modanın toplumda algılanış biçimi, toplumsal ilişkilerdeki yeri sunulmuştur. Araştırmalar neticesinde modanın kültürel konumundan söz edilmiş, bu konu açıklanırken kültür kavramına değinilmiş, modanın oluşturduğu sınıfsal tartışmalar derlenmiş, toplumsal sınıfların oluşumu ile ilgili bilgiler verilmiş, modanın sosyolojik olguları araştırılmıştır. Modanın küreselleşme kavramı çerçevesinde hızlı yayılımı ile ilgili bilgiler ışığında küreselleşme kavramına değinilmiş kitle iletişim araçlarının modanın yayılımı üzerindeki etkilerden bahsedilmiştir. Modanın küreselleşme olgusu ile yayılımını destekleyen popüler kültür kavramı işlenmiş, modanın popülerleşmesine etki sağlayan unsurlar belirtilmiştir. Sanatın kültürel sınıfsallığı üzerine araştırmalar yapılarak, avangart ve kiç kavramları işlenmiştir. Sanatın yüksek kültür ve halk kültürü kapsamında nasıl vuku bulduğu ile ilgili derlenmiş bilgilere de yer verilmiştir. Popülersanat kavramı dâhilinde sanatın hızla kitlelere yayılımı araştırmalar neticesinde çalışmanın ilgili bölümünde sunulmuştur. 1980 sonrası sanatın oluşum sürecinde tarihsel unsurların neler olduğu ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Sonrasında postmodernizmin sanatta ve modada gözlemlenen etkilerine ortak bir başlıkta değinilmiştir. Sanatın modasal tarafları modanın da sanatsal tarafları incelenmiş ve sunulmuştur. Son bölümde tez kapsamında gerçekleştirilen sanatsal uygulamalara yer verilmiştir.

ModaModa tasarımıPopüler sanat+5
İmran Taşhan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Disiplinlerarası yaklaşım olarak çağdaş sanatta portre algısı

Sanat alanında yapılan tüm üretimler sanatçının öznel dünyasını ve yaşamsal gerçeğini ifade etmektedir. Bu ifade etme durumunda sanatsal bir söylem olarak portre, sanatçı ve izleyici açısından da oldukça önemli bir konuma sahiptir. Portre kısaca sanatsal üretime konu olan ve "özne" konumunda olan bireylerin kişilik, karakter, duygusal hali gibi birçok fiziksel ve ruhsal alanda bilgi verebilmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde portre bir sanatsal üretim olmasının yanı sıra yapıldığı ana ve onun özel koşullarına sanatçı/izleyici için şahitlik eder. Üretim olanaklarının sanayi devrimiyle artışı ve yaşanan toplumsal değişimlerin sonucunda hayatın her alanında olduğu gibi sanatın her alanında da farklılıklar gözlenmeye başlamıştır. Bu durum 1960 sonrası sanat bağlamında da öznel ve özgür bir yapı kazanmıştır. Özellikle 20. yüzyılda inanılmaz bir ivme ile artış kazanan ve günümüze kadar da devam eden bilimsel ve teknolojik alanlarda yaşanan baş döndürücü yenilikler dikkat çekicidir. Bu dönemde yaşanan değişimler ve gelişmeler toplumu etkilediği kadar sanatçıları ve onların üretimlerini de doğrudan etkilemiştir. Bu çalışmada dünya sanat tarihi içinde etkili bir yere sahip olan portreler ve sanatçıları hakkında üretimleri üzerinden bilgilendirmelerde/yorumlamalarda bulunulmuştur. Ayrıca sanatçıların portreye ilişkin toplumsal ve bireysel yaklaşımlarının yanı sıra ifade biçimleri üzerinde de durularak günümüz sanatına etkileri incelenmiştir. Özellikle teknolojik gelişmelere paralel olarak malzeme çeşitliliği ve kavramsal boyutta konu zenginliği ile yeni bir ifade olanağı kazanan portre uygulamaları çağdaş sanat dinamikleri açısından değerlendirildiğinde farklı deneyimlere olanak tanımıştır. Sanat alanında özellikle 1960 sonrası yıllara tarihlenen yeni ifade arayışları portre sanatına da kavramsal bir anlam kazandırmıştır. Portre uygulamaları disiplinlerarası süreç bağlamında sanatçının ifade aracı olarak deneysel bir süreç olarak ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın ana teması özellikle deneyime dayanan sanatsal üretimlerde portre ana temasına odaklanarak güncel örneklerin araştırılması/incelenmesi olarak değerlendirilebilinir. ANAHTAR KELİMELER:Sanat, Çağdaş Sanat, Disiplinlerarası Sanat, Portre, Otoportre

DisiplinlerarasıModern sanat akımlarıOtoportre+3
Çağatay Çevik
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

1940-1960 yılları arasındaki kültür-sanat dergilerinde resim sanatı eleştirileri

Bilindiği gibi 1940-1960 arası Türk resim sanatı hakkında birkaç bilgi dışında yeteri kadar derli toplu çalışma bulunmamaktadır. Bu sebeple tezin amacı, anılan zaman dilimine ait kültür ve sanat dergileri ışığında birçok karanlık noktayı ortaya çıkarmak olmuştur. Türk resim sanatının gelişim sürecini izlemek için 1940 ve öncesi ile 1960 ve sonrası yıllardaki yenilikler de tez kapsamına alınmıştır.Bütün bu materyal belirleme çalışmaları sonucunda 450'ye yakın kaynağın tamamı giriş bölümünde belirtilen kurumlarda taranmıştır. Ayrıca, tezimizin konusunu ilgilendiren Türk resim sanatı ile ilgili 46 adet kültür ve sanat dergisinden yararlanılmıştır. Bu yayınlardan elde edilen 2800'ün üzerinde makale, yazı ve fotoğraf dijital ortama aktarılarak döküm ve gruplandırma yapılmıştır. Yıllara göre dergiler, yıllara göre konular, konulara göre yazarlar, konulara göre dergiler ve yazarlara göre dergilerin tablo dökümleri çıkartılmıştır.1940-1960 arası taranan kültür ve sanat dergilerindeki 2800'ün üzerinde makale ve yazının tamamı incelenerek gruplandırmaya gidilmiştir. Eleştiriler, sergiler, röportajlar, sanat akımları ile ilgili yazılara tezde yer verilmiştir. İzlenilecek yöntem sonucunda, 1940-1960 arası dönemin siyasi yapılanmasının sanat ortamına etkisi ile dışarıda gelişen sanat olaylarının ülkemize yansıması ve oluşturduğu etkilerini, dönemin kültür sanat dergilerinden izleyebileceğiz.Sonuç olarak; Çağdaş Türk resim sanatı, 1940-1960 arasında kırılma noktası olmuştur. II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında değişen dünya düzeni Türkiye'yi de etkilemiştir. Bu etkileşimin sonuçları Türk resim sanatınada yansımıştır. Türk resim sanatı, tarihinin hiçbir döneminde bu kadar hareketli bir dönem yaşamazken, yirmi yıllık bu süreçte, geleneksel ve modern çatışması bir arada var olma çabası içerisine girmiştir.1940'larda devletin desteği sanat üzerinde bütünüyle hissedilirken, 1950'ler sonrasında devlet sanat ve sanatçıdan desteğini tamamen çekmesi sonucu, yalnız kalan sanatçı, arayış içine girerek kendi üslubunu yaratmıştır. Bundan dolayı 1940?1960 arası yıllar birkaç sanat akımın aynı anda Türk resim sanatında görüldüğü bir dönemdir.

DergilerResim eleştirisiResim sanatı+6
Candaş Keskin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Günümüzde fotoğraf-resim ilişkisine düşünsel yaklaşımlar ve görsel çözümlemeler

Resim sanatının fotoğrafla ilişkisi, ilkel görüntü elde etme aracı olarak bilinen camera obscura'nın bulunuşuyla başlamıştır. İlk fotoğraf makinesinin 1839'da icat edilmiş ve ilk yıllarda uzun süreli pozlar gerektiği için manzaralar çekilmişti. Daha sonra birçok fotoğraf işliği açılmış ve fotoğrafa özellikle de vesikalık fotoğrafa ilgi artmıştır. Böyle olunca da doğaya sadık çalışan ressamlar portre yerine başka konular bulmaya yönelmişlerdir. Çalışma konularını genişletmişler, yorumlama yeteneklerini açığa çıkarmışlardır. Bunda fotoğrafın payı büyüktür, çünkü resim fotoğraf sayesinde kendine yüklenen betimleme işlevinden sıyrılmış, daha özgür düşünebileceği bir ortama kavuşmuştur. Bundan böyle fotoğraf ressam için yardımcı bir araç olmuştur.Fotoğrafçıların sanat yapmaya başladıkları zaman ise resmin gelişim sürecini önlerinde hazır bulmaları onlar için hem bir avantaj hem de dezavantaj olmuştur. Fotoğrafın resim sanatının özelliklerini taklit etmesi, kendi kimliğini yakalamasını ve sanat olarak kabul görmesini geciktirmiştir. Bunun yanında resmin dilinden beslenmeleri fotoğrafın gelişim sürecini hızlandırmıştır.Fotoğrafın sanat içinde kullanımına gelince özellikle modernist dönemde fotoğraf yerini karma uygulamaların ön plana çıktığı farklı bir yerde bulmaktadır. Disiplinlerarasılığın önemini vurgulayan Postmodernizmde ise fotoğrafın sanat içinde kullanımı çeşitlenmekte farklı boyutlara taşınmaktadır.

DisiplinlerarasıEtkileşimFotoğraf+2
Derya Şahin
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 8. sınıf görsel sanatlar dersinde çağdaş sanat akımlarının öğretiminde interaktif CD nin kullanımı

Bu araştırmada, ilköğretim sekizinci sınıf görsel sanatlar dersinin müfredat konularından biri olan ?çağdaş sanat akımları? konusunun interaktif eğitim CD ile öğretiminin öğrenci başarısına etkisi araştırılmıştır. Bu doğrultuda araştırma, ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen üzerine modellenmiştir.Araştırma, 2008?2009 Eğitim Öğretim Yılı'nda, 60 sekizinci sınıf öğrencisiyle yürütülmüştür. Araştırmanın deney grubunda bulunan öğrencilerle (n=30) dört haftalık sürede, hazırlanan interaktif CD ile ders işlenmiş, kontrol grubundaki öğrencilerle (n=30) ise olan normal sürecin devam etmesi için ders klasik yöntemle işlenmiştir. Araştırmada kullanılacak veriler Çağdaş Sanat Akımları Başarı Testi kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde, bağımsız örneklemler ve bağımlı örneklemler için t testi kullanılmıştır.Verilerin analiz edilmesiyle elde edilen sonuçlarda, deney grubundaki öğrencilerin, ?Çağdaş Sanat Akımları? konusunu interaktif CD ile uygulama süreci sonunda başarılarında artış olduğu görülmüş; ayrıca bu artışın kontrol grubuna oranla daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Bunun yanında, deney grubu öğrencilerinin Çağdaş Sanat Akımları Başarı Testi'nden aldıkları puanlardaki artış, diğer aşamalardaki artıştan daha yüksek bulunmuştur. Kontrol grubunda ise herhangi bir anlamlı artış gözlenememiştir. Elde edilen sonuçlar, ilköğretim görsel sanatlar müfredatlarından biri olan ?Çağdaş Sanat Akımları? konusun interaktif CD yoluyla öğretilmesinin öğrenci başarısında artışa sebep olduğunu göstermektedir.

CDDers programlarıGörsel sanatlar+8
Meriç Murathan Yiğitel
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1945 sonrası öncü sanat akımlarının lisans düzeyinde sanat eğitimi veren kurumların programlarıyla (2007)paralelliği

Nitel araştırma yöntemi ile yapılan bu çalışmada, 1945 sonrası öncü sanat akımlarının lisans düzeyinde sanat eğitimi veren kurumların programlarıyla paralelliğini araştırmak amacıyla, öğretim elemanı ve öğrencilerin görüşlerinden yararlanılmıştır.Yönteme ilişkin veriler, literatür taraması ve görüşme formları ile elde edilmiştir. Çalışma grubu, Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Öğretmenliği Anabilim Dalı, Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Uygulamalı Sanatlar Bölümü Mesleki Resim Öğretmenliği Anabilim Dalı, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'ndeki öğrenci ve sanat eğitimcilerinden oluşmaktadır. Görüşme formu ile elde edilen verilerinin analizinde `nitel içerik analizi' yöntemi kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına bakıldığında mevcut sanat eğitimi programlarının 1945 sonrasındaki sanatsal değişimleri karşılamakta yetersiz olduğu ve çeşitli düzenlemeler yapmaya ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Ayrıca programlardaki derslerden daha çok, eğitimcilerin niteliği/ bakış açısı ve derste kullanılan yöntemlerin sonucu etkilediği, teknik olanak ve alt yapı eksikliklerinin de konuyla ilgi önemli etkenler arasında olduğu belirlenmiştir.

1950 sonrası1960 sonrasıAvangard+7
Funda Oruç
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatı "ben" ile kurgulamak; sanatçının içe bakışı

Tezin konusu "Sanatı 'Ben' İle Kurgulamak; Sanatçının İçe Bakışı"dır. Bilinç, çocukluğumuzda aynaya bakmakla başlayan ve ölene kadar sürekli şekillenen bir süreçtir. Bilinçli bir şekilde kendimize yönlendiğimizde de benliğimiz ortaya çıkmaktadır. Sanat, özü gereğince, felsefidir. Çünkü özünde yaşamın anlamı, kaynağı ve nedeninden bize söz etmektedir. İnsanların, varoluşunu kavramasında yardımcı olup dünya görüşünü geliştirmektedir. Bir sanat eseri sanatçısının dünyayı algılayışı ile var olmaktadır. Sanatçının, felsefi ve estetik görüşleri ne denli ilerici olursa, insanların da ondan o derece feyz alma ve etkilenmesi mümkün olacaktır. Bu da bizim bireyden itibaren toplumsal gelişimimizi ve ilerlememizi sağlayacaktır. Bundan dolayıdır ki felsefe ile sanat birbirlerini tamamlar niteliktedir. Çalışmanın kapsamı, felsefe ile sanatın birleştiği nokta da 'ben' nedir? Sorusuna yanıt aramaktır. Bunun yanıtını tezde ayrıntılı bir şekilde irdelenmektedir. Rönesans'la birlikte sanatçılar, mesleklerinde entelektüel yetenek ve bilginin de gerekliliğine inanmaya başladıklarından; felsefeye, edebiyata ve diğer sanat dallarına da ilgileri artmıştır. Şairler, mimarlar, ressamlar bir araya gelip tartışıp konuşmuşlardır. Böylelikle, bir ressam bir şiirden, bir edebiyatçı bir resimden etkilenerek eser üretebilmiştir. Tez amacını, sanatçıların sanat akımları içinde, Rönesans'tan başlayarak günümüz sanatına kadar gelen dönemde, 'ben'in sanat üzerindeki etkisi nedir? Sanatçılar benliklerini sanatları ile nasıl ortaya koymuştur? Sorularının arayışı üzerine oluştururmuştur. 'Ben'in felsefi bakış açısından, akımlar, dönemler, sanat ve sanatçı açısından neye ve nasıl etkileri olmuştur? Sorularına yanıt aranmıştır. Anahtar Kelimeler: Ben, bilinç, sanat, sanatçı, felsefe

BenlikBenlik sunumuBilinç+7
Rabia Dilaveroğlu
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de milli sinema akımında kadın temsili

Sinema, üretildiği toplumun ve kültürün farklı kesimlerine dair temsiller barındırmaktadır. Toplumdaki farklı bireylerin ve grupların yaşam biçimlerinden dünya görüşlerine kadar pek çok boyutunu film aracılığıyla görünür kılar. Sinemanın karlı bir endüstri olduğu ve halkın en popüler eğlence aracı olduğu Yeşilçam döneminde başta melodram olmak üzere, tarihsel kostüme filmler, macera filmleri, çocuk yıldızlı filmler gibi pek çok farklı tür ya da furya varlık göstermiştir. Ulusal Sinema ve Milli Sinema akımları ise belli bir ideolojiyle yapılmaları ve kuramsal temelleri de bulunması bakımından ticari sinemadan farklı bir konumda durmaktadır. Bu çalışma Milli Sinema akımı içerisinde kadınların nasıl temsil edildiğini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Dini öğelere ve figürlere sıkça yer veren bu akım kadın temsilleri açısından da farklı bir konuma sahiptir. "İyi eş", "fedakâr, merhametli anne" temsiline ek olarak "inanan Müslüman kadın" temsilini barındırmaktadır. Üç ana bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde temsilin ne olduğu ve Türk sinemasında kadın temsillerinde öne çıkan noktalar açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde Türk sinemasındaki akımlar kısaca ele alınmış ve Milli Sinema akımının çerçevesi çizilmeye çalışılmıştır. Milli Sinemayı ortaya çıkaran nedenler, akımın temsilcisi yönetmenler hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise milli sinema akımına ait filmler arasından seçilen filmler hakkında bilgi verilmiş ve bu filmlerde kadın temsilinin nasıl yapıldığı detaylı olarak incelenmeye çalışılmıştır. Filmler akımın içinde en fazla gişeye ulaşmış olanlardan amaçsal örneklem yöntemiyle seçilmiştir. Milli sinemanın kadın karakterleri o güne kadar ekrana gelen karakterden bakış açıları, dünya görüşleri ve giyim kuşamları ile farklılık göstermektedir. Başörtüsü bu kadınların dini ve siyasal alanda temsillerinde görünür olmasını sağlarken sinemasal anlatım içinde de başörtülü kadınlar kendine bir yer edinmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Kadın, Temsil, Toplumsal Cinsiyet, Milli Sinema, Başörtüsü, Feminizm, Feminist Film Teorisi.

KadınlarMilli sanatMilli takımlar+4
Ayşe Yıldırım Özşen
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Moda tasarımının güncel akımlara ve geleceğe yönelik hareketlere etkileri

Bu çalışma, moda kavramını tarihsel sürecini ve bu süreçteki 19.yüzyıl ve 20.yüzyıl akımlarını incelemektedir. Bu amaçla ilk bölümde moda kavramının başlangıcı ve etkileyen faktörler kavramsal bir çerçevede açıklanmıştır. İkinci bölümde ise moda tasarımını şekillendiren tasarımlar ,ilk moda tasarımcıları moda dünyasına etkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde , Trend kavramını ,moda trend ilişkisini ,trend belirleyici faktörler derinlemesine incelenmiştir. Çalışmanın amacı geleceğe yönelik etkileri incelemektir,ancak geleceğin öngörülemez etkenleri devam etmektedir.

FuarlarGiyimGiyim sektörü+4
Tuğçe Çepni
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1900'lerden günümüze sanat akımlarının incelenmesi ve kadın giyimi üzerine koleksiyon oluşturma

Bu tez çalışmasında 1900'lerden günümüze sanat akımları incelenmiş olup bu akımlar hakkında kısaca bilgiler verilmiştir. Devamında ise sanatçıların ve toplumun akımlardan nasıl etkilendikleri eserleri ve o dönemde ki kadınların nasıl giysiler giydikleri incelenmiştir. İlk olarak toplumsal olayların insan düşüncesini etkileyerek ortaya çıkan sanat akımları anlatılmış, yapılan eserler görsellerle desteklenmiş ve dönemdeki akımların değişkenliği incelenmiştir. Bu sanat akımlarının ortaya çıktığı dönemlerde kadın giyim modasına da değinilmiş olup modanın 10 yılda bir sürekli değişen yapısından söz edilirken ünlü tasarımcıların koleksiyonlara bunu nasıl yansıttıklarına da yer verilmiştir. Giysi koleksiyon sürecinin aşamaları incelenmiş ve sanat akımlarından etkilenerek günümüze uygun baskı teknikleri anlatılmış, kadın giyimi üzerine aksesuarlar ile desteklenerek koleksiyon oluşturulmuştur.

Giysi tasarımıGiysilerKadın giysileri+5
Nurcan Hurma
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Barok üslubu giyim biçiminin sinema filmlerinde kullanımı

Barok, Avrupa'da 16. yüzyılın ortalarından 18. yüzyılın ortalarına kadar, Avrupa ülkelerinin kolonisinde bulunan Afrika ülkelerinde ise 18. yüzyılın sonuna kadar devam eden bir sanat akımıdır. Kesin kuralları olan Rönesans sanatındaki denge Barok'ta bozulmuştur. Bu sanat anlayışında anlatım abartılıdır, eserlerde görkem, aşırılık ve heyecan göze çarpmaktadır. Avrupa'da yaşanan siyasal ortamın yansıması olarak da değerlendirilen Barok üslubunda sanatçılar, özgürlük anlayışı ve duyguları ile eseler vermişlerdir. Tarihin başlangıcından günümüze kendini sürekli yeniden bulmaya ve anlamaya çalışan insan, hem doğal yaşamdan korumak hem de içgüdüsel olarak örtünme ihtiyacı duymuştur. Çağın gerektirdikleri ile birlikte de beğenilme ve güzel görünme düşüncesiyle giyinme; bir tür toplumsal beğeniye ve aşırı düşkünlüğe dönüşerek yüzyıllar içerisinde toplum yaşamına girmiş ve geçici nitelikte yeniliklere açık olmuştur. Bu bağlamda çalışmada, insanlar için önem arz eden ve statü belirleyici bir nitelik taşıyan giyimin barok dönemindeki biçimi ve bu biçimin kadın ve erkek giyimlerine nasıl yansıdığı sinema filmleri özelinden anlatılması amaçlanmıştır. Bu çerçevede ilk bölümde Barok üslubunun resim, heykel, mimari ve müzik alanında ne tür etkiler bıraktığı, ilgili sanat dallarının bu üsluptan nasıl ve ne derecede etkilendiği incelenmiş, genel hatlarıyla özgün örnekler ile döneme damga vuran sanatçılar eserleri bağlamında ele alınmıştır. İkinci bölümde ise tarihsel süreçte giyim biçimleri kronolojik bir sıra dâhilinde açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca moda kavramı, dönemler bağlamında irdelenerek, gelişim süreci ve dönemlere göre ne tür anlayışların etkisi altında kaldığı ortaya konmuştur. Elde edilen bu bilgiler ışığında çalışmada Barok üslubu giyim biçimleri, kostüm dalında Oscar kazanan filmler çerçevesinde ele alınarak, biçimin kadın ve erkek giyimlerine nasıl yansıdığı ortaya konulmaya çalışılmıştır.

BarokBarok sanatBarok üslubu+6
Aybike Gökçe Okucu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Fütürizm akımının kostümlere yansıması ve sinemada kullanımı

Fütürizm, 19. yüzyılda İtalya'nın Avrupa'daki teknolojik gelişmelere yetişememesine duyduğu tepkiden kaynaklı, edebiyat alanında dönemin önemli şairi Marinetti tarafından 20. yüzyılda gelişmekte olan endüstriyel yapının da etkisiyle Umberto Boccioni, Luigi Russolo, Carlo Cara, Giacomo Balla ve Gino Severini gibi dönemin diğer sanatçılarının da öncülüğünde ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Modern bir sanat hareketi anlayışına sahip olan bu akım, İtalya'yı içinde bulunduğu karamsar günlerden kurtarılmasına destek olmuştur. Fütürizm akımında daha çok edebiyat, resim, heykel, seramik, moda, tiyatro mimari ve gastronomi alanlarında eserlere yer verilmiştir. Ancak, hayatın gerçekleriyle sanatı bir araya getirerek, yeniçağın temposuna ayak uydurmayı felsefe edinmiş olan Fütüristler sadece edebiyat, resim, heykel, seramik ile sınırlı kalmamıştır. İtalyan şair Marinetti ve arkadaşları, henüz Birinci Dünya Savaşı başlamadan tiyatro ve sinema için de ilkeler belirlemişlerdir. Fütürizm akımın ilk örneklerinin savaş yıllarında Rus sinemacılar tarafından verildiği bilinmektedir. Seyirciyi, sıradan insan bakışının ötesine taşımayı amaçlayan sinema, dönemin teknolojisine uygun olarak zaman ve mekân yaratımına gitmiştir. İlk yıllarında tiyatrodan çokça etkilendiği bilinen sinema filmleri, dekor, aksesuar, giysi ve makyajın kullanımı ile birlikte kendine özgü ilkeler yaratmıştır. Sanatı, gerçeklik tarafından üretilmesinden çok onun dengi hatta ötesi olduğunu düşünen sanatçılar sayesinde Fütürizm akımı, geniş kitlelere sinema filmleri ile ulaşmış doğal olarak akımın etkisi giysilere de yansımıştır. Bu bağlamda çalışmada, giyim biçimlerinin tarihsel süreçte nasıl bir değişime uğradığı ve Fütürizm akımının giyim biçimlerini nasıl şekillendirdiği irdelenmiştir. Manifestolar ışığında Fütürizm giyim biçimlerinin temel ölçütleri belirlenmiş ve ölçütler çerçevesinde IMDB bilim kurgu alt türünde yer alan en iyi 30 Fütüristik film listesinden ilk beş film akımın sinema sanatında kendine edindiği yer ve kostüm kullanımları açısından değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın temel amacı, modayı ve bir iletişim aracı olan sinemayı birlikte ele alarak, Fütürizm akımın kostümlere yansıması ve sinemada kullanım biçimleri ortaya konulmasıdır.

FütürizmGiysi tasarımıKostüm+3
Sema Guruplar
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatta oryantalizm ve bir oryantalist olarak Osman Hamdi

Batı ve Doğu medeniyetleri arasındaki çatışma, büyük ölçüde bir sosyal zemin üzerine inşa edilmiştir. Uzun yıllar boyunca Batı ve Doğu, birbirlerini sadece savaş meydanında tanımış ve bu sayede de birbirlerine dair sadece savaş meydanlarında gördüklerine göre fikir sahibi olmuşlardır. Bu fikirler, yıllar içerisinde Batı'nın ve Doğu'nun, sosyal anlamda, birbirlerini çeşitli açılardan ve negatif olarak tanımlamalarına neden olmuştur. Fakat bu süreçte Batı, konuyu daha sert olarak değerlendirmiş ve Doğu'yu kötü olarak göstermekten vazgeçmemiştir. Bu sürecin bir parçası olarak oryantalizm yaklaşımı, Batı'nın, Doğu'ya dair sert, aşağılayıcı ve düşmanca tavrını sergilemek adına yaratılmıştır. Büyük ölçüde siyasi bir anlamı olan oryantalizm, zaman içerisinde, kendisine sanat dünyasında da yer bulmuştur ve resim, oryantalizmin en güçlü araçlarından biri haline gelmiştir. Aynı zamanda resim, hayallere dayalı kötü ve olumsuz Doğu imajını da pekiştirmiştir. Bu bağlamda oryantalizm resimde bir tartışma konusu olurken, Doğulu ressamlar açısından da oryantalizm algısını ve ona dair değerlendirmeleri son derece önemlidir. Bu Doğulu ressamlardan biri olarak Osman Hamdi Bey eserleri ile birlikte oryantalist ya da oryantalizm karşıtı biri olarak, farklı açılardan değerlendirilmiştir. Bu tezde, oryantalizm ve onun sanattaki yansımaları temelinde, Osman Hamdi Bey'in seçilmiş eserleri incelenmekte ve bu eserlere göre Osman Hamdi Bey'in oryantalizm ile olan ilişkisi değerlendirilmektedir.

OryantalizmOsman Hamdi BeyResim sanatı+2
Serra Hanife Çelik
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kavramsal sanatın sunumunda video

Çağdaş sanat kapsamında kavramsal sanatının gelişimi ile birlikte farklı sanat akımlarının oluştuğunu da görmekteyiz. Bunlardan biri ve giderek yaygınlaşan video sanatıdır. Kavramsal sanat düşüncenin sanat yapısına dönüşmesi sorunsalında öne çıkmıştır. Ülkemizde 20.yüzyılda gelişim gösteren batılı anlamdaki bu sanatın etkinliği açıklanmak amacıyla Modernizm ve Postmodernizm olarak iki başlıkta incelenmektedir. Kavramsal sanatı Türkiye'de ilk uygulayan sanatçılar Altan Gürman, Şükrü Aysan ve Füsun Onur'dur. Kavramsal sanatın öncüsü sayılabilecek Marcel Duchamp, düşünceyi sanat yapıtından üstün tutarak yeni sanat anlayışı öne sürmüş ve kendinden sonra gelen sanatçıları da etkilemiştir. İşte bu dönemde kavramsal sanat minimalizm, performans sanatı, yoksul sanat, devrimci sanat, yeryüzü sanatı ve beden sanatı gibi akımların etkisi altında kalmıştır.Video sanatı ise, temellerini 60'lı yıllarda sanat alanında var olan değişimlerden alan birçok sanat akımının izlerini taşımaktadır. Videonun piyasaya sürülmesiyle başlayan teknolojik süreçte ilk olarak Nam June Paik, Wolf Vostell, Joseph Beuys, John Cage' in çalışmaları karşımıza çıkmaktadır. Videonun sanatsal bir anlatım aracı olabilmesi için belirli bir zaman geçmesi gerekmiş ve günümüzde sanatçıların sıklıkla kullandığı bir araç haline gelmiştir. Bu dönemde Bill Viola, Bruce Neuman, Gary Hill, Andy Warhol ve Cindy Sherman gibi birçok ortak özelliği olan sanatçı çalışmalarına bu yönde ağırlık vermiştir. Ayrıca video sanatı,1970'den günümüze dek video heykel, video enstalasyon, video performans ve video film başlıkları altında yeni anlatım modelleri ile gündeme gelmiştir. Yalnızca birkaç kez izlenip anlam üretecek video çalışmaları, galerilerde satılamayacak mekan düzenlemeleri, sanat nesnesini alınıp satılır olmaktan çıkarmaya yaramıştır.Günümüzde video, enstalasyon ve performansların bir parçası olmuş ve kavramlı sergiler sıklıkla yapılmaya başlanmıştır. Ayrıca sinema alanında yapılan farklı teknikler, video sanatçılarının kullanımı için kaynaklık etmiştir. Bilgisayar ve internet teknolojilerinin de gelişmesi ile birlikte video sanatçılarının yaratıcı teknikler geliştirmelerine olanak tanınmaktadır.Anahtar Kelimeler: Kavramsal sanat, Modernizm, Postmodernizm, Video Sanatı

Kavramsal sanatModernizmPostmodernizm+4
Pınar Eren
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects