Political parties

612 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Göçün güvenlikleştirilmesi: Almanya'da AFD'nin yükselişi ve Suriyeli mülteci krizi

Bu çalışmada Almanya'da 2013 yılında kurulan Almanya için Alternatif (Alternative für Deutschland- AfD) adlı aşırı sağ partinin 2015 yılı itibariyle kendi politik gündeminde Suriyeli göçmenleri ve Müslüman azınlıkları bir güvenlik meselesi olarak söylem düzeyinde nasıl inşa ettiği ele alınmıştır. Bu noktada partinin 2015 yılı itibariyle kuruluş çizgisindeki neoliberal, Avrupa şüpheci parti kimliğinden çıkarak milliyetçi ve göçmen karşıtı çizgiye taşındığı süreç tartışılmıştır. Bu çalışma partinin kadrosunda ve politik kimliğinde meydana gelen bu dönüşümün AfD'nin politik meşruiyeti ve başarısını pekiştirmede mülteci krizini bir güvenlik meselesi olarak kodlaması ve onu politik araç haline getirmesi konusuna odaklanmaktadır. AfD'nin göçmenleri ve Müslümanları bir tehdit olgusu olarak işaret etmesi, partinin kitleleri örgütlemede ve kendi politik iktidarını güçlendirmede önemli bir enstrüman olmuştur. Öyle ki, bu durum eyalet parlamentolarındaki seçim başarılarıyla başlayarak 2017 ulusal parlamento seçimlerinde Federal Meclis'e girebilmesiyle de doğrulanmıştır. Partinin göçmen karşıtı söylemi, onun artan siyasal başarısının ve meşruiyetinin temel itici gücünü oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Almanya, AfD, Suriyeli Mülteci Krizi, Göçün Güvenlikleştirilmesi.

AlmanyaGöçmenlerGüvenlikleştirme+4
Sabiha Nur Meç
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1950 seçimlerinde Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısının, Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti'nin seçim kampanyalarına etkisi

Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nde çok partili siyasal sisteme geçiş denemesi yapılmış ancak bu denemeler başarısızlıkla sonuçlanmıştır. II. Dünya Savaşı sonrasında tüm dünyada zihinsel ve toplumsal açıdan yaşanan değişimler Türkiye'yi de etkilemiş ve çok partili siyasal sistem nihayetinde başarılı olmuştur. Milli Kalkınma Partisi 1945 yılında, Demokrat Parti ise 1946'da kurulmuştur. Çok partili siyasi sistem büyük bir dönüşümün başlangıcı olmuştur. Küresel çapta yaşanan ekonomik krizler ve toplumsal yapıdaki sorunlar iktidar değişimine zemin hazırlamıştır. Türkiye'de çok partili siyasi sistemin başlaması ile birlikte sosyoekonomik yapısındaki değişimler, 1950 yılında Demokrat Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçim kampanyalarını etkilemiştir.

Cumhuriyet Halk PartisiDemokrat PartiPropaganda+7
Ayça İlay Keskinkılıç
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

TBMM'de bir terör örgütünün metaforik yeniden-kimliklendirilmesi: FETÖ/PDY örneği

Bu tez çalışması, bir terör örgütü olarak FETÖ/PDY'nin Türkiye'nin yasama organı ve milletvekilleri tarafından, 2011 ile 2018 tarihleri arasında nasıl bir yeniden-kimliklendirilme sürecine tabi tutulduğunu anlamaya çalışmaktadır. Bu amaçla tezde, söz konusu dönemdeki meclis konuşmaları, metafor analizi aracılığıyla incelenmiştir. Terör örgütlerine yönelik kullanılan metaforların Türkiye özelindeki bir yansımasını sunmayı amaçlayan bu çalışmada, ilk olarak örgütün tarihsel süreç içerisinde kendi kimliğini ne şekilde inşa ettiği gösterilmiştir. Devamında ise örgütün en çok gündemde olduğu ve ulusal düzeyde bir tehdit olarak ortaya çıktığı dönemlerde kamuoyuna hangi metaforlar aracılığıyla yeniden-sunulduğu incelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda örgütün, "FETÖ/PDY mesiyanik bir terör örgütüdür", "FETÖ/PDY devletin kurumlarına sızan bir illegal yapılanmadır", "FETÖ/PDY varoluşsal bir tehdittir" ve "FETÖ/PDY dış devletlerin Türkiye'ye yönelik kullandığı bir araçtır" şeklindeki dört temel metafor üzerinden bir yeniden-kimliklendirilmeye tabi tutulduğu öne sürülmüştür.

FETÖ/PDYKimliklendirmeMetafor+5
Kerem Aydemir
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa'da radikal sağ partiler ve göç karşıtlığı; Güvenlik ekseninde Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) ve Hollanda Özgürlük Partisi (PVV) incelemesi

Avrupalı devletlerin güvenlik algılamaları zaman içerisinde bazı değişim ve dönüşümler geçirmiştir. Günümüz itibariyle açıkça belirtilmemekle birlikte göçmen olgusu güvenlikleştirmenin merkezinde yer almaktadır. Güvenlikleştirme sürecinde aktör olarak devlet, herhangi bir sorunu tehdit olarak algıladığında o soruna öncelik verir. Sorun olarak tanımlanan "nesne" özel olarak ulusal güvenlik meselesi olarak kabul edilirse devletler bununla baş etmek için de özel haklara sahip olduğunu iddia eder. Soğuk Savaş sonrasında Avrupalı devletlerin güvenlik anlayışında göçmenler aleyhine değişim olmuştur. Aşırı sağ düşüncesi ile hareket eden ve göçmen karşıtı tutum gösteren siyasal partiler yükselişe geçmiştir. Bu çalışmada güvenlikleştirme kavramları ve Avrupa Birliği'nde göçün güvenlikleştirilmesi incelenmiştir. Daha sonra Avrupa'da göçmen karşıtlığı üzerinden siyaset yapan Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) ile Hollanda Özgürlük Partisi (PVV), durum çalışması modeline göre incelenmiştir. Bu seçimin nedeni ise her iki partinin göçmen karşıtlığında son yıllarda dikkat çeken faaliyetlerinin olmasıdır. Ayrıca FPÖ ve PVV'nin ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile birlikte Avroseptizm konusunda ortak söylemlerinin olmasıdır. Çalışmanın sonucunda, Avrupa genelinde göçmenlere yönelik ötekileştirici bir anlayışın güçlenmeye başladığı ve bunun da aşırı sağcı siyasi gruplar tarafından istismar edildiği tespit edilmiştir.

Avrupa BirliğiAvusturyaGöçmen karşıtı+7
Selin Balıkoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Edirne siyasi tarihinde Demokrat Parti dönemi (1950-1960)

Türkiye siyasi tarihinde, 1950-1960 yılları arası Demokrat Parti Dönemi olarak adlandırılmaktadır. Demokrat Parti'nin uyguladığı iç politikalar ve dış politikalar, elbette ki Türkiye genelinde olduğu gibi yerel yönetimlerde de etkilerini belirgin bir şekilde göstermiştir. Bu etkilerin neler olduğu ve ne şekilde yansıdığını değerlendirebilmek amacıyla Edirne Siyasi Tarihinde Demokrat Parti Dönemi incelenmiştir. Tezin birinci bölümü olan giriş kısmında çalışmanın yöntemi, amacı ve önemi belirtilmiştir. Çalışmanın ana hattını oluşturan sorulara yer verilmiştir. İkinci bölümde, Demokrat Parti'nin iktidara gelişi, 1950 ve 1960 yılları arasında uyguladığı genel iç ve dış politikalara değinilmiştir. O dönemki Türkiye'nin iç politika uygulamaları ekonomi, siyasi, eğitim, sağlık alanlarındaki gelişmeler başlıkları altında incelenmiştir. Demokrat Parti'nin genel dış politikasını değerlendirebilmek amacıyla, dönemin Türkiye'sinin diğer uluslarla ilişkileri, yapılan ittifaklar, imzalanan paktlar, konferanslar ve meseleler başlıkları altında incelenmiş olup, 1950-1960 Demokrat Parti Dönemi'nin Türkiye siyasi tarihindeki genel etkileri ortaya konulmuştur. Bunlara bağlı kalarak çalışmanın üçüncü bölümünde ise, 1950-1960 yılları arası, Edirne öznelinden Demokrat Parti Dönemi şeklinde değerlendirilmiştir. Demokrat Parti döneminde uygulanan genel politikaların, yerel yönetime etkileri Edirne ili ele alınarak incelenmiştir. Bu dönemdeki Edirne siyasi tarihi, dönemin Demokrat Parti Edirne milletvekilleri, Edirne'de genel seçimlerin o dönemdeki oy oranları, yerel seçimler, ekonomi, tarım ve hayvancılık, sanayi, petrol arayışları, alt yapı çalışmaları, eğitim ve sağlık alanında yapılan yerel uygulamaların neler olduğu ve 1960 darbesinin Edirne'ye yansımaları başlıkları altında incelenerek ortaya konulmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümü tezin sonuç kısmı olup, Edirne siyasi tarihinde Demokrat Parti Dönemi ile ilgili bulgular ve değerlendirmeler ortaya konulmuştur. Konuyla ilişkin gerekli incelemelerde kitap, makale, gazete, örnek tez çalışmaları, tablolar, resimler ve elektronik kaynaklardan yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Demokrat Parti, İç Politikalar, Dış Politikalar, Yerel Uygulamalar, Edirne

Demokrat PartiEdirneSiyasi partiler+5
Tuğba Tamküpeli
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının seçim afişlerine yansıması: 2002 Türkiye genel seçimlerinde DSP, ANAP, MHP ve AK Parti örnekleri üzerinden bir inceleme

Ortaya çıkışı Antik Yunan'a dek dayanan seçimler, demokratik rejimlerde yöneticileri belirleme ve ülke yönetiminde karar alma bağlamında önemli bir araçtır. Günümüzde artan nüfus ve genişleyen ülke sınırları nedeniyle doğrudan demokrasi uygulaması neredeyse imkânsız bir hal almıştır. Bunun sonucunda temsili demokrasi modeli uygulamasına geçilmesiyle birlikte, halkı temsil görevini üstlenmek amacıyla siyasi partiler ortaya çıkmıştır. Bu siyasi partiler halkın oylarını alarak yönetimde söz sahibi olabilmek adına seçim dönemlerinde bazı propaganda ve seçim çalışmaları yürütmektedirler. Yürütülen bu çalışmalarda çeşitli propaganda ve reklam araçları kullanmaktadırlar. Afiş de bu araçlardan bir tanesidir. Afişler kitle iletişimin bu kadar gelişmediği zamanlardan bu yana kullanılan ve günümüzde de hala en sık tercih edilen araçlar arasındadır. Afişler verilmek istenen mesajın en kısa yoldan sunulmasına katkı sağlamaktadır. Afişlerde kullanılan ifadelerde ya da sembollerde bulundukları dönemin izlerini görmek mümkündür. Tezde bu yaklaşımdan hareketle siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının, seçim dönemlerinde siyasi partiler tarafından kullanılan seçim afişlerine yansıması üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ana amacı, siyasi partilerin seçimlerde propaganda aracı olarak kullandığı reklam afişlerinin göstergebilim metodu çerçevesinde incelenmesi suretiyle; Türkiye'de oluşan siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının, seçim afişleri hazırlanırken ne derece dikkate alındığı ve afişlerde yer alan sloganlara, görsellere, metinlere ne derece yansıtıldığının analiz edilmesidir. Çalışmada Türkiye örneklemi içerisinde, 2002 Genel Seçimlerine katılan siyasi partilerden Demokratik Sol Parti, Anavatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi olmak üzere üç parti; 2002 Genel Seçimleri öncesindeki koalisyon hükümetini oluşturan siyasi partiler olmaları sebebiyle çalışmada yer alırken; Adalet ve Kalkınma Partisi ise 2002 Genel Seçimlerini kazanan siyasi parti olması sebebiyle çalışmada yer almıştır. Çalışma neticesinde, siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının, siyasi partiler tarafından seçim afişleri hazırlanırken dikkate alındığı ve afişlerde kullanılan sloganlarla, görsellerle ve metinlerle önemli derecede bağlantılı olduğu sonucuna varılmıştır.

AfişlerEkonomik yapıPropaganda+7
Mehmet Uslu
Tarsus University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tek Parti Döneminde Siirt (1923-1950)

Bu tezin amacı 1923-1950 yılları arasında Siirt'in siyasi ve sosyoekonomik durumunu incelemektir. 1923 ile 1950 yılları arasında Siirt ilindeki yaşamı daha iyi idrak edebilmek adına, bu tez Siirt'in o yıllardaki demografik özelliklerini, idari yapısını, eğitime erişim imkanlarını, ekonomik hayatını, merkezi hükümetle ilişkilerini, önemli kişilerini ve Siirt ve yöresinde gerçekleşmiş bazı ayaklanmalarını Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemlerinin daha geniş siyasi ve sosyoekonomik koşulları çerçevesinde ele almıştır. Siirt'in 1923-1950 arasındaki dönemine dair akademik literatürün taranmasının yanı sıra, bu yıllar arasında Siirt hakkında yazılmış devlet raporlarının, yapılmış nüfus etütlerinin ve çeşitli arşiv kaynaklarının incelenmesine dayanan bu araştırma Siirt ilinin bahsi geçen zaman dilimindeki özellikleri hakkında bazı çıkarımlarda bulunulmasını sağlamıştır. Siirt, Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemlerinde sosyoekonomik olarak geri kalmış Güneydoğu Anadolu şehirlerinden biridir. Bahsi geçen yıllarda, eğitim ve iktisat alanlarında merkezi hükümet her ne kadar yenilikler yapma yoluna başvurmuş olsa da, bu teşebbüsler Siirt ilinin sosyoekonomik açıdan gelişmesini sağlamaya yeterli olmamıştır. Siirt'in nüfusu zamanla artmış olsa da, 19. yüzyılın sonuna kadar Siirt ve yöresinde yaşadığı bilinen Ermeni ve Hıristiyanların 20. yüzyılın ilk çeyreğinden sonra Siirt ilinde yaşamadıkları görülmektedir. Bu yüzden Siirt ve yöresi inanç bakımından homojen bir karakter kazanmıştır. Ayrıca, Siirt ili ve yöresinde aşiret sistemine dayanan geleneksel yaşam varlığını sürdürmüştür. Bu durum, Cumhuriyet idarecilerinin yaratmak istediği çağdaş ulus-devlet yapısının dışında kalmış ve merkezi hükümet ile Siirt ve yöresindeki halk arasında problemler çıkarmıştır. Siirt ve çevresinde Osmanlının yabancılar tarafından işgal edilmesine karşı çıkılmış ve Milli Mücadele hareketi desteklenmiştir. Ancak, Cumhuriyet kurulduktan sonra Siirt ve yöresinde Ankara hükümetine karşı tepkiler ortaya çıkmıştır. Bu tepkiler zaman zaman silahlı ayaklanmalar olarak kendilerini göstermişlerdir. Bu durum karşısında, Ankara hükümetleri, Siirt'i de içine alan bölgede güvenliğe yönelik politikalara yönelmiştir. Silah toplama, yasak bölge oluşturma, Genel Müfettişlik uygulamasına yönelik politikalar bunların başında gelmektedir. Uygulanan bu politikalar Siirt ve çevresini etkileyerek yeni olayların çıkmasına neden olmuştur. Ortaya çıkan problemler Cumhuriyet'in ilk 15 yılında tam anlamıyla çözülememiştir. Anahtar Kelimler: Siirt, Siirt'in Siyasi Durumu, Siirt'in Eğitim Durumu, Siirt'in İktisadi durumu, Çemil Çeto, Siirt Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Siirt Halkevi, Birinci Umumi Müfettişlik, Silah Toplama, Yasak Bölge, İskân Kanunu, Mahmut Soydan,Ömer Atalay, Siirt Gazetesi, Halil Hulki Aydın, Rıfat Bakır.

Demografik yapıSiirtSiyasi partiler+4
Barış Aslan
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İki darbe arası demokrasi bilinci ve yapılan genel seçimler (27 Mayıs 1960 – 12 Eylül 1980)

Türkiye Cumhuriyeti'nde 27 Mayıs 1960 darbesiyle başlayan, 12 Eylül 1980 darbesiyle biten dönem; kaosun, istikrarsızlığın, koalisyonların ve daha birçok darbe girişiminin yaşanmış olduğu uzun ve karmaşık bir dönemdir. Bu dönemde ülke; sağ ve sol kutuplaşması ile karşı karşıya kalmış, anarşi çatışmaları artmış ve büyük ekonomik krizler yaşamıştır. 27 Mayıs darbesinde Demokrat Parti tasfiye edilmiş ve ülkenin yönetimi askerlerden oluşan Milli Birlik Komitesi'ne (MBK) geçmiştir. MBK kendi içinde askeri vesayetten yana olan ve olmayanlar olarak ikiye ayrılmıştır. Askeri vesayeti savunan grup MBK'nin içinden uzaklaştırılmış ve böylece seçimlere giden yol açılmıştır. MBK bu süre zarfında bilim heyetini toplamış ve heyetin hazırladığı 1961 Anayasası halk oyuna sunularak kabul edilmiştir. Yeni partiler kurulmuş ve sonrasında yapılan ilk genel seçimlerde tek başına iktidara gelebilecek oyu hiçbir parti alamamıştır. Bunun üzerine koalisyon hükümetleri kurulmuştur. 1965 seçimlerine gelindiğinde Adalet Partisi tek başına iktidara gelebilecek oy almıştır. Böylece 12 Mart 1971 muhtırasına kadar ülkeyi AP yönetmiştir. Muhtıradan sonra ilk genel seçimler 1973 yılında gerçekleşmiştir. Burada ön plana çıkan CHP, iyi bir oy oranı almış olsa da seçim sisteminin getirmiş olduğu durumdan dolayı tek başına iktidar olamamıştır. Böylece Milliyetçi Cephe hükümeti kurulmuştur fakat bu MC hükümeti de ülkedeki sağ - sol çatışmalarını, artan öğrenci olaylarını ve kaos ortamını yok edememiştir. 1977 seçimlerinde de CHP yine tek başına iktidara gelebilecek bir oy almış, fakat seçim sisteminden dolayı yine iktidar olamamıştır. İki güçlü parti CHP ve AP'nin uzlaşma yolu bulup koalisyon kuramaması neticesinde tekrardan MC hükümeti kurulmuş ve bu süreç 12 Eylül 1980 darbesine giden yolu açmıştır. Çalışmamızda kaynak çeşitliliğine dikkat edilmiş ve yardımcı bilim dallarından yararlanılarak farklı bakış açıları geliştirilmiştir. Döneme ait gazeteler ve arşiv belgeleri de taranarak çok yönlü bir araştırma esas alınmıştır. Çalışma giriş ve altı bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde demokrasi kavramının tarihsel gelişimi ve Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyet'ine yenileşme hareketleri ile seçimler ele alınmıştır. Birinci bölümde genel olarak seçim sistemleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde; 1961 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları, üçüncü bölümde; 1965 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları, dördüncü bölümde; 1969 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları, beşinci bölümde; 1973 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları, altıncı bölümde; 1977 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler Osmanlı, Türkiye, Seçim, Hükümet, Koalisyon, MBK, Kaos, Anarşi, Sağ ve Sol çatışmaları, Ekonomik kriz, Muhtıra, Darbe, Anayasa

1960 sonrası1980 öncesiAskeri müdahale+5
Gökhan Korkmaz
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Adalet Partisi- CHP ilişkileri (1961-1962)

Cumhuriyet'in ilanıyla Türkiye, demokrasi açısından yeni bir döneme girmiştir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra değişen koşullar ile beraber çok partili hayata geçilmiş ve 1950 yılından itibaren 10 yıllık Demokrat Parti iktidarı başlamıştır. Ancak 27 Mayıs 1960 darbesi ile DP'nin iktidarı sona ermiştir. 7 Temmuz 1960'da durdurulmuş olan siyasi faaliyetler, 6 Ocak 1961'de Kurucu Meclisin açılmasıyla 13 Ocak 1961 tarihinde yeniden başlamıştır. 11 Şubat 1961'de Adalet Partisi başta olmak üzere birçok yeni siyasi parti kurulmuştur. Adalet Partisi, ilk teşkilatını 27 Şubat 1961'de İzmir'de kurmuş ve parti ülke çapında teşkilatlanmak üzere yurt gezileri düzenlemiştir. Bu dönemde CHP de aynı şekilde yurt içi gezileri düzenlemiş ve 24 Ağustos'ta CHP 15'inci kurultayını yapmıştır. Nitekim 15 Ekim'de genel seçimler yapılmış ve bu seçimlerden sonra yeni bir düzene geçilmiştir. Siyasi partiler arasındaki görüşmelerden sonra CHP-AP arasında Cumhuriyet tarihinin ilk koalisyon hükümeti kurulmuştur. Bu dönemde DP'li milletvekillerinin af meselesi, AP'nin en önemli gündemi olmuştur. Nitekim af meselesi, mecliste huzursuzluklara yol açmış ve koalisyon yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Ortaklar arasında ilk görüş ayrılığı memur ve mebus maaşları konusu olmuştur. Tedbirler Kanunu ve 147 öğretim üyesinin üniversitelere dönmeleri koalisyon hükümetinin en önemli kazanımları olarak görülürken, 22 Şubat darbe girişimini yapanların affedilmesi koalisyonun sonunu getirmiş böylece AP-CHP iş birliği 1 Haziran 1962 itibariyle sona ermiştir. Anahtar Kelimeler: 27 Mayıs Darbe Girişimi, Adalet Partisi, CHP, Seçimler, Koalisyon

Adalet PartisiCumhuriyet DönemiCumhuriyet Halk Partisi+5
Adem Oliger
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iktidar değişimlerinin eğitim programlarına yansımaları üzerine bir inceleme (1936-1986)

Bu çalışmada Türkiye'de tek parti dönemi, çok partili hayata geçiş ve sonrasındaki iktidar değişimleri, 1960 darbesi ve 1986 yılına kadar olan koalisyon dönemleri ile değişen ilkokul programları arasındaki ilişkinin siyaset, iktidar ve öğretim programları kavramları çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, nitel araştırma desenlerinden biri olan doküman analizi olarak tasarlanmıştır. İktidar değişimleri, koalisyon dönemleri ve 1960 darbesinin, ilkokul programları ile ilişkisi doküman analiziyle incelenmiştir. Bu kapsamda 1936, 1948, 1962 ve 1968 yılları ilkokul programları üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra siyasi parti programlarından elde edilen veriler betimsel analiz ile irdelenmiştir. Araştırmanın veri setini oluşturan birincil dokümanlar ilkokul programları, siyasi partilerin seçim beyannameleri, bu partilerin parti programları ve hükümet programlarıdır. Türkiye siyasi tarihini anlatan belgeseller, kitaplar, gazeteler vb. belgeler ise ikincil dokümanlar olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda Türkiye'de ilkokul programlarının değişmesi ile ülkenin siyasi dokusunda yaşanan değişiklikler arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Tek partili hayattan, çok partili hayata geçilmesi gibi önemli siyasi değişiklikler ile birlikte, ilkokul programda değişikliğe gidilmiştir. Türkiye'de koalisyon dönemlerinde, 1962 Programı hariç (bu dönemde neden programın değiştiği 1960 darbesi ile açıklanmaya çalışılacaktır), ilkokul programlarının değiştirilmediği gözlemlenmiştir. Son olarak bir siyasi parti, meclise ciddi bir çoğunlukla geldiğinde yine ilkokul programlarının değiştiği görülmüştür. Bu değişikliklerin tamamı, seçimden ya da darbeden, aslında kısaca belirtmek gerekirse iktidarın el değiştirdiği andan itibaren yaklaşık 2-3 yıl içinde yapılmıştır.

Eğitim politikalarıEğitim programlarıEğitim tarihi+7
Feyzan Ece Albayrak
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1970'li yıllarda Türkiye'de solun tarihine yerelden bakmak: Taşova örneği

Bu çalışma, Türkiye'de 1970'li yılların ikinci yarısıyla birlikte artmış olan siyasallaşmaya, sol sosyalist mücadeleye, solun tarihine ve 12 Eylül askeri darbesine giden sürece Amasya'nın Taşova ilçesindeki örgütlenmelere dahil olan kişilerle yapılmış olan mülakatlar aracılığıyla merkezden değil, çevreden; kentlerden değil yerelden ve bir ilçeden bakmayı amaçlamaktadır. Türkiye'nin 1970'lerinde, önceki on yıldan miras kalan kişi ve kadroların tekrar bir araya gelerek başlattıkları devrimci mücadele, Türkiye'nin dört bir yanındaki örgütlenmelerle genişlik kazanmış; büyükşehirlerden taşra birimlerine kadar yayılım göstermiştir. Taşrada örgütlenmelerini oluşturan kişi ve yerel önderler, yaşadıkları bölgenin sorunlarını gündemlerine taşımış, bir yandan bu sorunların çözümü için eylemlilik sergilerken öte yandan da hem silahlı sağ hem de sol içi tartışmalar meydana gelmiştir. Türkiye'de solun tarih yazımı örgütlerin Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerindeki hareketlere ve örgütlerin lider kadrolarına odaklanmaktayken, ülkenin yerelinde gerçekleşen sol sosyalist mücadeleyi çoğunlukla nicel olarak ele almış; 'sıradan solcu'nun hikayesini geri planda bırakmıştır. Bu sözlü tarih çalışmasında, Taşova'daki mücadeleye aktif olarak katılan kişilerin, büyüdükleri ortamdan siyasallaşmalarına, arkadaş çevrelerinden siyasal bilgi birikim düzeylerine varana dek bir araştırma alanı meydana getirilmiş, bu alandan elde edilen sonuçlarla Taşova özelinde Türkiye'nin taşralarında sol mücadelenin nasıl gerçekleşmiş olabileceğinin tespitinin ortaya konması amaçlanmıştır. Sol tarih yazımının çoğunlukla örgütlerin öncü kadroları ve lider/kahraman odaklı yapılması ya da fraksiyonların devrim algılamaları ve sol içi tartışmaları öncelikli olarak ele alması, devrimci mücadelenin önemli bir kısmını oluşturan yerelde sol mücadelenin göz ardı edilmesi sonucunu doğurmuştur. Bu yüksek lisans tezi, tarih yazımındaki bu eksikliği gidermeyi amaçlamanın yanı sıra, sol mücadelenin merkez ile çevre arasında nasıl benzerlikler ve farklılıklara sahip olduğunu da ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Anahtar Sözcükler Yerel Sol, Fraksiyon, Siyasal Sosyalleşme, 12 Eylül 1980.

12 Eylül 1980 Dönemi12 Eylül müdahalesiAmasya-Taşova+6
Sinan Kadir Sayan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de çok partili dönemde bürokrasinin TBMM'de temsili ekseninde siyasete etkisi

Türkiye'de çok partili dönemde bürokrasinin siyaset kurumuna ciddi biçimde nüfuz ettiği ve demokratik siyaseti şekillendirdiği iddia edilmektedir. Bürokrasinin siyaset kurumuna iddia edildiği gibi ciddi bir şekilde etki edip etmediğini belirlemek amacıyla, bürokrasinin siyasetteki etkisinin TBMM'de temsil oranı ile doğru orantılı olduğu düşüncesinden yola çıkarak, 1946'dan 2015'e kadar geçen süreçte gerçekleştirilen toplam 17 genel milletvekili seçimlerinde seçilen tüm milletvekillerinin mesleki kökenleri incelenmiştir. Bürokrat kökenli milletvekilli, komisyon üyesi, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı oranlarına bakarak bürokrasinin siyasetteki etkinliği araştırılmıştır. 17 dönemin sonuçları birlikte değerlendirildiğinde bürokrat kökenli milletvekillerinin TBMM'deki ve özellikle Bakanlar Kurulu'ndaki temsil oranlarının dikkat çekici bir şekilde yüksek olduğu görülmüştür. 17 dönemin bürokrat kökenli milletvekili ortalaması % 41.3 gibi yüksek bir oranda bulunmuştur. 17 dönemde TBMM'de kurulan tüm komisyonlarda görev yapan milletvekillerinin % 39.8'nin bürokrat kökenli milletvekili olduğu saptanmıştır. 17 dönemde atanan toplam 1181 bakanın 678'inin (% 57.4) bürokrat kökenli milletvekili olduğu anlaşılmıştır.

BürokrasiMilletvekiliSiyasal etki+5
Zeynep Dilara Bildirici
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ak Parti: Siyasal iletişim strateji ve uygulamalar

Günümüzde siyasal iletişim stratejileri yadsınamayacak bir öneme sahiptir ve hükümetlerin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Bunun nedeni demokratik sisteme geçilmesi ile birlikte siyasi figürler tarafından uygulayacakları politika ve projelerin halk tarafından onaylanmasına ve kabul görmesine gereksinim duymalarıdır. Ancak halktan aldığı onay ve kabul ile iktidarda varlığını sürdürebilecek olan siyasi figürler, kamuoyunu etkisi altına almak için çeşitli yöntemler uygulamaktadır. Siyasal iletişim kavramı da bu metotlardan biri olarak hedef kitlenin beğenisini ve onayını kazanmak için siyasetçiler tarafından bilinçli bir şekilde hazırlanan iletişim biçimidir. Bu tez çalışmasında Adalet ve Kalkınma Partisi mensubu siyasi figürlerin 2002 – 2018 yılları arasında beş ayrı iktidar döneminde ifade ettiği söylemler incelenmiştir. Buna göre her döneme ait farklı tema ve konuların ön plana çıktığı sonucuna varılmıştır. Anahtar sözcükler: Siyasal İletişim, Adalet ve Kalkınma Partisi, 15 Temmuz, Ekonomik Kriz, FETÖ.

Adalet ve Kalkınma PartisiSiyasal iletişimSiyasi partiler+3
Hande Karakurt
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yerel yönetim politikaları ve mevcut bazı siyasi partilerin yerel yönetim yaklaşımları

Yerel yönetimler tarafından yürütülen hizmetler, günlük hayatımızın çeşitli yönlerini kapsamaktadır. Bir belde içinde yaşayan veya büyük kentlerde ikamet eden bireyler, merkezi yönetimden önce yerel yönetim kuruluşları ile sürekli temas halindedir. Yerel yönetimler aynı zamanda demokrasi pratiklerinin ve yerel siyasetin geliştiği önemli kuruluşlar olarak karşımıza çıkmaktadır.Son yıllarda öne çıkan küreselleşme, yerelleşme, iyi yönetişim, hesap verebilirlik ve hizmet kalitesi gibi kavram ve gelişmeler yerel yönetimlerin önemini bir kat daha artırmıştır. Dünyada yaşanan bu gelişmelerle birlikte, ülkemizin AB?ye uyum süreci, toplumsal talepler, kamu yönetiminin iç yetersizlikleri ve modernleşme çabaları, Türkiye?de genel kamu yönetimini olduğu kadar yerel yönetimlerde de yeniden yapılanma sürecinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kamu yönetim sisteminin yeniden yapılandırılması konusunda gerçekleştirilecek reformların tasarlanarak iktidarlar tarafından hayata geçirilmesi ise siyaset kurumunu ön plana çıkarmaktadır. 123Yerel yönetimleri yakından ilgilendiren ve Cumhuriyet dönemi boyunca uzun süre yürürlükte kalan birçok yasanın artık toplumsal ihtiyaçların karşılanması konusunda yetersiz kalması değişimleri de beraberindegetirmektedir. Bu çerçevede, 2004 yılında 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu, 2005 yılında ise 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu olmak üzere yerel yönetimlerle ilgili temel yasalar yenilenmiş ve uygulanmaya başlanmıştır. Ülkemizde siyasi partilerin büyük oranda parti programlarına önem verdikleri görülmektedir. Diğer yandan programı bulunmayan partilerden söz etmek mümkün değildir. Seçim dönemleri öncesinde siyasi partiler tarafından hazırlanan seçim beyannameleri de iktidar olunması halinde gerçekleştirilmesi planlanan çalışmaları kapsamaktadır. Ancak siyasi partilerin iktidar olmaları veya parlamentoda muhalefette iken bile, var olan programlarına ya da seçim beyannamelerine bağlı kalmadıkları hatta programlarına aykırı pek çok uygulamaya imza attıkları da görülmektedir. Tezimizin esasını oluşturan yerel yönetimlerle ilgili siyasi partilerin programlarında ve seçim beyannamelerinde kamuoyuna söz verdikleri ve hayata geçirmeyi planladıkları çalışmalar bu bakımdan önem taşımaktadır.Türkiye?de siyasal partilerin yerel yönetim politikaları ve bu politikaların yönetime yansımasını incelemeyi amaçlayan çalışmanın birinci bölümünde siyasal parti ve yerel yönetim kavramlarının üzerinde durulmakta, siyasal parti özellikleri ile yerel yönetim türleriyle ilgili çeşitli tanımlara yer verilmektedir. Cumhuriyet döneminde yerel yönetim yaklaşımlarının incelendiği ikinci bölümde, Türkiye?nin yerel yönetimlerle ilgili geçirdiği dönüşüm ele alınmakta, planlı dönemin getirdiği düzenlemelerle birlikte siyasetin yerel politikalar üzerindeki etkisi irdelenmektedir.Çalışmanın son bölümünde ise 2011 genel seçimleri sonrası TBMM?de grubu bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK PARTİ), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Barış ve Demokrasi Partisi?nin (BDP) savundukları yerel yönetim anlayışlarının parti programlarına yansıması ve 124yerel yönetimler konusunda seçim beyannamelerinde yer verdikleri görüş ve temel hedefleri incelenmiştir

Belediye hizmetleriBelediyelerSiyasi partiler+2
Feridun Serhat Kaya
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Anayasal demokrasilerde siyasi partilerin hukuki niteliği

Bu çalışmada, anayasal demokrasilerde, siyasi partilerin hukuki niteliği hakkında yapılan tartışmalar incelenmiştir. İnceleme konusu, anayasalarında siyasi partilere yer veren ülkelerin Anayasaları ve Siyasi Partiler Kanunu hükümleri çerçevesinde ele alınmış, siyasi partilerin tarihsel gelişimi, tanımı, işlevleri ile unsurlarının nelerden ibaret olduğu ve siyasi parti türleri incelenmiştir. Bu kapsamda, siyasi partilerin demokrasi ile ilişkisi ve temsili demokrasi kurumları üzerindeki etkileri ve temsili demokrasiyle olan benzerlik ve farklılıklarına değinilmiştir. Daha sonra, Türk hukukunda ve karşılaştırmalı hukukta, anayasal ve yasal temelde siyasi partilerin hukuki düzenlemelere ne şekilde konu edildiği ele alınacak; devamında ise, Türk ve dünya doktrininde siyasi partilerin hukuki niteliği hakkındaki görüşler incelenerek, konu açıklanmaya çalışılmıştır. Temel olarak, siyasi partilerin hukuki niteliği konusunda, kamu hukuku görüşü, özel hukuk görüşü ve uzlaşmacı görüş olarak üç farklı nitelemeye yer verilen çalışmamızda, bu görüşlerin dayanağı olan temel hususlar incelenmiştir. Son olarak, Türk Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki tutumu, Türkiye İşçi Partisinin, Birlik Partisinin, Sosyaldemokrat Halkçı Partinin, siyasi partilere devlet yardımı konusunda yapılan birtakım düzenlemelere karşı açtığı iptal davalarında vermiş olduğu kararlar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler 1. Siyasi Parti 2. Hukuki Nitelik 3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 4. Anayasa Mahkemesi 5. Parti Kapatma

AnayasaDemokrasiSiyasi partiler+1
Didem Erdoğan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de genel ve yerel seçimler arasındaki ilişki (2002-2015 dönemi)

Bu çalışmada ilk olarak Türkiye'deki idari teşkilatın nasıl örgütlendiği üzerinde durulmuş sonrasında, merkezi ve yerel idare yapıları kısaca açıklanmaya çalışılmış ve bu idari yapıların seçimle oluşturulan organları, tarihsel bir süreç izlenerek anlatılmıştır. Ayrıca bu idari teşkilat içinde kamu hizmetini sunacak kişilerin ve yönetim organlarının belirlenmesinde son derece etkili olan seçimlerin dünyadaki ve ülkemizdeki, tarihi arka planına değinilmiş ve seçimlerin demokrasi ile olan ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Türkiye'de 2002-2015 yılları arasında yapılan genel ve yerel seçimler, siyasal partilerin propaganda faaliyetleri, 2002, 2007, 2011, 2015 milletvekili genel seçimleri ile 2004, 2009, 2014 yerel seçimleri incelenerek araştırılmıştır. Bu araştırmada 2002-2015 döneminde yaşanan gelişmeler özetlenmiş; ve bu dönemde yapılan genel ve yerel seçimler, sırasıyla seçim öncesi ve sonrası siyasal durum, partilerin kampanya dönemlerinde yapılan propaganda çalışmaları ve seçim sonuçları incelenerek ele alınmıştır. Ayrıca çalışmada genel ve yerel seçimler arasındaki etkileşim, seçmenin oy tercihi üzerinden belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Genel Seçimler, Yerel Seçimler, Seçmenler, Siyasal Partiler

Genel seçimlerPropagandaSeçimler+3
Zeynep Şen
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

2015 Azerbaycan ve Türkiye seçim kampanyalarında kadın kimliği üzerine bir araştırma: Adalet ve Kalkınma Partisi ve Yeni Azerbaycan Partisi örneği

Teknolojik çağda yaşamımızın bir çok avantajı olduğu herkes tarafından kabul edilir bir gerçektir. Özellikle internet ve sosyal medyanın her yerde karşımıza çıkması bu durumu kanıtlar niteliktedir. Değişen bu düzeye ayak uydurmak ve rekabet ortamından başarılı bir şekilde çıkmak kurum ve kuruluşlar için önemli bir etkendir. En iyi yönetim biçimi olarak bilinen ve toplumun tüm bireylerine cinsiyet ayrımı yapmaksızın, eşit hakların tanınması gerektiğini savunan demokrasinin en önemli ünitelerinden birisi siyasal partilerdir. Siyasal partiler bir ülkenin kalkınmasında veya tam tersi çökmesinde önemli bir etken olarak bilinmektedir; bir siyasal parti bir ülkenin imajıdır ve faaliyette bulunduğu ülkenin durumu onun sorumluluğundadır. Doğal olarak, bir ülkedeki demokrasi şartlarının yerine getirilmesi, özellikle iktidarda bulunan siyasal partinin üzerine düşmektedir. Bu çalışmada AKP ve YAP partilerinin 1 Kasım 2015 tarihinde, Azerbaycan ve Türkiye'de gerçekleştirilen genel seçimlerde kadınlara ve kadın milletvekili adaylarına yönelik kampanya ve çalışmaları, ayrıca her iki partinin kadın kollarının kadınların siyasal katılımına yönelik ne gibi çalışmalar yaptığı araştırılmaya çalışılmıştır. Bu nedenle AKP Kadın Kolları ve YAP Kadın Kolları yetkilileri ile mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen mülakatlar sonucunda, kadın kollarının amacı, genel olarak, seçimler zamanı partilere oy verilmesinde kadınların desteğini kazanmak ve görevli oldukları partilerin toplumda olumlu imajını oluşturmak olduğu görülmüştür. Ayrıca, 1 Kasım 2015 genel seçimleri döneminde basında kadınlara yönelik yer alan haberler analiz edilmiştir. Aynı zamanda, kadınların siyasal katılımındaki engelleri belirlemek amacıyla, her iki ülkeden toplamda 400 kişinin katıldığı online anket çalışması yapılmıştır. Anketin sonucunda, siyasal katılımdaki engeller, kadınların ekonomik özgürlüğünün olmaması, eğitim durumunun düşük olması, kadınların aile sorumlulukları, toplum tarafından siyasetin kadın işi olmaması düşüncesi gibi engellerin olması belirlenmiştir.

Adalet ve Kalkınma PartisiAzerbaycanKadın politikaları+4
Ulvıyya Babayeva
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

A study of Pakistan's political parties' control overstate resources and redistribution in the light ofpanama papers

The aim of the thesis is to analyze and summarize the existing theoretical and secondary work on corruption in Pakistan. Two of the major political parties' (PMLN and PPP) tenures will be discussed as they have ruled the country for about 30 years. Additionally, their control over the resources will be highlighted and how they have paved ways for corruption in every institution. The thesis begins with a brief overview of key definitions and conceptualization of corruption and then turns to a review of the causes of corruption in the light of theoretical framework. This is followed by the major corruption leaks known as 'Panama Papers' which caused a bustle in Pakistani politics as one of the prominent political parties' (PMLN) head and his family was named in those leaks that how they have been over the years money laundering to buy hidden off shore companies. The significant questions that are addressed in this thesis include the understanding of the connection between corruption and party rule, what condition along with the structure would result in corruption in the country and measures that are needed to be undertaken in order to eradicate party corruption first and then corruption on the mega level. The thesis ends with the main corruption events in the history of Pakistan followed by suggestions and recommendations that might help to reduce corruption. The thesis also addresses the important aspect of corruption and improper allocation of country's resources with regards to the most powerful political parties of Pakistan PPP and PMLN. It discusses the most important factors of corruption with regards to the parties' exercise within the parliament, election campaign, and overall control of the party over the resources of the country and its redistribution. Keywords: Corruption, Panama leaks, Pakistan, Pakistan Muslim party, Pakistan people's party, State

Distribution of public resourcesPakistanPolitics+2
Spozmı Toor
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Demokrat Parti dönemi tutan – tutmayan devrimlerin tartışması ve sonuçları

Bu tez çalışmasının amacı, 1923'te kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en ana unsurlarından olan devrimlerin 1950'li yıllardaki Demokrat Parti dönemi iktidarında da ne kadar devam ettirilebilip, ettirilemediğidir. Hangi devrimlerin hayatını sürdürdüğü, hangi devrimlerin ise tasviye süreci yaşadığı incelenecektir. Cumhuriyet'in kuruluşunun ardından toplumun en önemli dayanağı olan devrimler, altı ilke Mustafa Kemal Atatürk tarafından hayata geçirilmiştir. Bu altı ilke, kurucu parti olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin de altı ok olarak sembolü olmuştur. İlk başlarda toplumun belirli kesimlerince kabul gören bu devrimler, 1923-1938 Kemalist dönem olarak adlandırılan Cumhuriyet'in kuruluşundan Atatürk'ün vefatına kadar olan bu dönemde etkisini daha geniş tabana yaymayı başarmıştır. Ancak Atatürk'ün vefatının ardından Kemalist rejimin devrimleri zamanla duraklama devri yaşamaya başlamıştır. İsmet İnönü döneminde 1946 yılında çok partili hayata geçilmesinin ardından çokça tavizler verilmeye başlanmıştır. İktidarın korunabilmesi adına özellikle laiklik ilkesini sekteye uğratacak hamleler yapılmış, milli ekonomi modelini oluşturan devletçilik ilkesine uymayan bazı uygulamalar gerçekleştirilmiştir. 1950 yılında Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle birlikte ise bu devrimlerin içi iyice boşaltılmaya başlanmıştır. Özellikle laiklik, cumhuriyetçilik ve de devletçilik ilkelerinden çokça ödünler verilmiştir. Bu süreçte bu devrimler, tasfiye sürecine doğru ilerlemiştir. Bu devrimlerin toplumu yansıtmadığı iddia edilmiş, topluma mal olan ve de olmayan devrimler diye ikiye ayrılır hale getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi, İsmet İnönü, Demokrat Parti, Atatürk Devrimleri

Cumhuriyet Halk PartisiDemokrat PartiDevrimler+3
Çetin Ali Aytaç
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikası

1950'lerde uluslararası gündeme gelen Kıbrıs sorunu bu dönemden itibaren yaşanılan birçok tarihsel gelişmeyle şekillenmiş, çözümsüzlüğünü günümüze kadar devam ettirmiştir. 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra adada ayrı iki yönetim ortaya çıkmış, bu gelişmeden sonra da iki farklı yönetimin tek bir çatı altında birleştirilmesi için görüşmeler günümüze kadar sürmüştür. Kıbrıs sorunu, açık denizlerde doğalgazın keşfiyle ise farklı boyutlara ulaşmıştır. Kıbrıs sorununun ortaya çıktığı süreçte, Soğuk Savaş koşulları gereği aktif bir politika belirlemeyen Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi Yunanistan ile olan ikili ilişkilerin ve bölgesel barışın zedelenmemesi için Kıbrıs konusunun Türk kamuoyunda tartışılmasına engel olmuştur. 1961 yılında iktidar olan İnönü hükümetleri döneminde ise Kıbrıs konusu milli bir meseleye dönüşmüş, sorunun büyümesi üzerine adaya askeri harekât girişiminde bulunulmuştur. İnönü hükümetlerinin Kıbrıs konusundaki hassasiyeti, Başbakan Bülent Ecevit'in koalisyon hükümeti döneminde de devam etmiştir. Ecevit, adaya Barış Harekâtı'nı düzenleyerek, Kıbrıs sorununun çözümü noktasında Türk tarafının temel tezi olan taksim tezine zemin hazırlamıştır. Nitekim 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin kurulması, 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulması taksim tezinin hayata geçirilmesi hususundaki en önemli adımlardır. İnönü hükümetleri ile şekillenmeye başlayan Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikasında önemli test noktalarından birisi de Annan Planı olmuştur. Planı, Kıbrıs davasından taviz olarak değerlendiren Cumhuriyet Halk Partisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bağımsızlığından yana tavır takınmıştır. Bu çalışma Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikasının evrimleşme sürecini Kıbrıs sorununda meydana gelen gelişmelerle paralel bir şekilde inceleyecektir. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs Sorunu, Cumhuriyet Halk Partisi, Kıbrıs Barış Harekâtı, Annan Planı

Annan PlanıBarış harekatıCumhuriyet Halk Partisi+6
Baybars Çelik
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

AKP'nin neoliberal bağlamında kadın istihdam politikasının medyaya yansıması

Dünyada hızla yükselen neoliberal süreç ülkemizde 1980 'li yıllarla birlikte başlamış ve bununla beraber, bu dönemde ılımcı-islamcı kesimin postmodern dünya algısı ve küreselleşmeye duyduğu sempati de daha fazla anlam kazanmaya başlamıştır. Bu bağlamda Adalet ve Kalkınma Partisi zinde bir aktör olarak ortaya çıkmıştır. AKP liberallerin desteğini almış ve diğer yandan neoliberalizmi tüm gücüyle hayata geçirmeye çalışmıştır. Sağlıktan özelleştirmeye, yeni şirketlerin hızla el değiştirmesi ve sosyal güvenlik kazanımlarının tasfiye edilmesine dek uzanan bir sürecin ana aktörü olarak siyasette yer almıştır. Pek çok sosyal düzenlemenin yapıldığı bu dönemde AKP 'nin çıkarmış olduğu Kadın İsdihdam Paketi bu çalışmanın ana temasını oluşturmaktadır. Seçim sonuçları değerlendirildiğinde Türkiye'de yaklaşık %50'lik bir başarı grafiği yakalayan bir partinin oy verenlerinin neredeyse yarısının kadın olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda araştırmada, "AKP'nin Neoliberal Politikaları Bağlamında Kadın İstihdam Politikası ve Medyaya Yansımaları" başlığı doğrultusunda; AKP'nin neoliberal politikalarının analiz edilmesi çerçevesinde, kadın istihdam politikasına yönelik yasal düzenlemelerin ortaya konulması ve bu düzenlemelerin çalışan kadınlar tarafından nasıl değerlendirildiğinin bulunmasına yönelik bir çalışmadır.

Adalet ve Kalkınma PartisiKadın iş gücüKadın politikaları+7
Serpil Tuncer
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Stratejik politik pazarlama, Y kuşağına yönelik politik pazarlama stratejlerinin geliştirilmesi

Demokratik yönetim ve devlet yaşam tarzının ayrılmaz unsuru olan siyasal partilerin programlarının seçimler öncesi hedef seçmen kitlesine belli strateji ve politikalarla anlatımı ve desteğinin alınması giderek önem kazanmaktadır. Kitle partilerinin genelde kemikleşmiş ideolojik seçmen kitlesi dışında kararsız ve partilerin seçim öncesi uyguladığı seçim propagandası ve çevresel faktörlerin (ekonomik, milli vb.) etkisi ile oy verecek olan seçmen kitlesinin oyunu kazanma aşamasında politik pazarlama araç ve stratejileri belirleyici olmaktadır. Bu seçmen kitlesi gün geçtikçe artmakta ve partilerin hedef seçmen kitlesi olarak gün geçtikçe artarak devam etmektedir. Dışa açılmış ve çevresel etkilerin giderek arttığı seksenli yıllar ve sonrasında Türkiye'de de siyasi partiler kamuoyu araştırmaları ile seçmen özellikleri ve grupları ile ilgili anketler ile güçlü ve eksik taraflarının tespiti ve uygulanacak seçmen davranışlarını yönlendirebilecek etkileyici propaganda araçları ile desteklenmiş bir seçim stratejisi ile başarıya ulaşma konusunda uzman şirketler ile çalışmaya başlamışlardır. Bu başarının seçim sonrası da bir sonraki seçimlerde kitlenin konsolide edilerek güçlü bir şekilde desteğinin alınması içinde devamı gerekmektedir. Seçmenin öncelik ve ağırlıkları değişeceğinden bu tür araştırma ve uygulamaların düzenlilik arz etmesi başarının lider dışındaki en önemli aracı olduğu kanaatindeyim. Bu tezin amacı politik çerçevenin tanımlanması ve hangi tür araçlar ile seçmen kararını parti lehine çevirme ve kazanma yollarını ortaya koymaktır. Bu kapsamda kitle iletişim yolları ve teknikleri önem arz etmektedir.

KuşaklarPazarlamaPropaganda+5
Zeki Çetin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

1980 den günümüze var olan siyasi partilerin seçim afişlerinin incelenmesi ve uygulamalar

1980 den günümüze siyasi partilerin kullanmış oldukları afişler incelenip değerlendirilmesi, Afiş nedir, afişi oluşturan temel unsurların neler olduğu ayrıntılarıyla ele alınmıştır. Afişlerden yola çıkarak, toplumun algısının nasıl etkilendiğinin ortaya konulması, afişte yer alan görsel ve sözsel öğelerin anlamı, seçmen üzerindeki etkileri, partilerin kendilerini halka nasıl sunduğu ve nelere vurguda yapıldığı ve afişlerin seçime etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Bu araştırmada 1980 den günümüze genel seçimlerde mecliste temsil edilen ilk üç partinin seçim afişleri örnek alınmıştır. Afişte yer alan sözel ve görsel unsurların ve verdiği mesajların incelemesine başlanmadan önce siyasi partilerin parti programları, kurumsal kimlik çalışmaları incelenmiştir. Afişin Sanatı seçimlere ve seçmene katkısı açısından ele alınmışdır. Yine afişlerle ilgili değişik çalışmalara da başvurulmuştur. Afişlerle ilgili bilimsel kaynakların taraması yapıldı. Görsel bilimlerle ilgili uzman kişilerin görüşüne başvuruldu. Siyasi parti temsilcileri ile ilgili seçimlerde kullandıkları afişlerle ilgili fikir teatisinde bulunuldu. Afiş ne amaçlanarak tasarlanmıştır? Partilerin seçim afişlerinin sözel ve görsel unsurları incelendiğinde seçimlere nasıl bir katkısı olmuş ve ortaya nasıl bir sonuç çıkmışdır? Siyasi partilerin seçim afişleri incelendiğinde kültürel altyapısı, Türk mitolojisi ve İslam gelenekleri etrafında şekillenen bir anlayışı ifade edip etmediği incelenmiştir. Afişin muhatap olduğu toplumun değerleriyle ne derece uyum gösterip, göstermediği analiz edildiği gibi afişin ideolojik mesajları afişi yayınlayan siyasi partinin temel siyasi yelpazesine uygunluğu araştırmanın konuları içinde yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Siyasal Parti, Seçim Afişi, Siyasal İletişim, Sembol, amblem, Temsil,

AfişlerAmblemGrafik sanatlar+3
Abdulkadir Özdemir
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Politik psikoloji bağlamında Hollanda'da aşırı sağ yükselmesi

Geçtiğimiz 20 yılda Avrupa'da istikrarlı demokrasilerde aşırı sağ güç kazanmıştır. Aşırı sağın güç kazanması sadece Avrupa'da değil tüm Dünya'yı etkilemiştir. Bu yükselişi etkileyen başlıca olaylar arasında 11 Eylül 2001'de gerçekleşen ikiz kule yapılan terör saldırıları, 2008 ekonomik krizi, 2009 Euro krizi, tüm Dünya'da terör örgütleri tarafından yapılan saldırılar ve 2010'da başlayan Arap Baharı ile Avrupa'ya giden orantısız göçü göstermemiz mümkündür. Hollanda'da hâkim olan sütunlanma sistemi, milenyum ile çökmüştür. Bu çöküşün ardından 2001'de siyasete atılan Pim Fortuijn ile aşırı sağ Hollanda'da yükselmeye başlamıştır. 2002'de Fortuijn'in öldürülmesinin ardından Geert Wilders onun yerine geçmiştir. 2004 yılına kadar Halk için Özgürlük ve Demokrasi Partisinde (Volkspartij voor Vrijheid en Democratie - VVD) milletvekilliği yapmıştır. 2004'te VVD'den istifasının ardından bağımsız milletvekili olan Wilders, 2006 yılında Özgürlük Partisini (Partij voor de Vrijheid - PVV) kurmuştur. Bu çalışmada politik psikoloji bağlamında Hollanda'da aşırı sağın yükselmesi incelenecektir.

Aşırı sağHollandaPolitik psikoloji+2
Nesrin Şeref
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00

Related subjects