Social security systems
68 theses under this subject heading
Türkiye'de sosyal güvenlik sisteminde yeniden yapılanma: Hedefler ve sonuçları
Ülkemizde uygulanan sosyal güvenlik sisteminin gerek yapısı gerekse sorunları 1990'lı yılların sonlarına doğru tartışma konusu olmuş ve hala günümüzde yaygın bir şekilde eleştirilmektedir. Sosyal güvenlik sistemi SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı olmak üzere üç kurum tarafından yürütülmekteydi. Ancak sosyal güvenlik kuruluşlarında giderek artan açıkların yaşanması sebebiyle sisteme getirilen eleştirilerin daha da şiddetlenmesine neden olmaktaydı. Yaşanan açıklar sonunda ekonomik istikrarsızlıkların oluşması ve buna bağlı olarak yoksulluğun artması sistemin yetersizliğini ortaya koymaktaydı. Sosyal güvenlik sisteminde reform yönündeki çalışmaların hızlanmasını sağlamıştır. Sistemin etkinliğini artıracak olan reformun ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımıza eşit şartlarda ve kaliteli güvence sağlama olanağı yaratılmaya çalışılmıştır. Bundan hareketle çeşitli reform aşamalarından sonra, tek bir sosyal güvenlik kuruluşu öngörülerek bahsedilen üç kurumun tek çatı altında birleşmesi amacıyla 5502 sayılı Kanun yürürlüğe koyulmuştur. Bu çalışmada sosyal güvenlik sisteminin sorunları esas alınarak bu sorunlara çözüm getirmek hedefi ile uygulamaya konulan 5502 sayılı Kanunun günümüzdeki durumu değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Yaşlılık olgusunun sosyal güvenlik sistemi açısından incelenmesi
İnsanlığın hayat evrelerinden sonuncusu olan yaşlılık döneminde, kişiler belirli yaşam fonksiyonlarını kaybettikleri için mevcut sosyal risklere daha fazla maruz kalmaktadırlar. Özellikle çalışma hayatının sonlanması ya da çalışma hayatında eskisi kadar verimli olunamamasından kaynaklanan gelir kaybı ile yaşlanmanın getirdiği sağlık problemlerinin sonucu olarak sağlık harcamalarının artması ciddi bir maddi kayba yol açmakta dolayısıyla yaşam kalitesinin çalışma dönemine nazaran düşük olmasına neden olmaktadır. Ülkemizde 1950'li yıllardan itibaren gelişmeye başlayan ve kişilerin yaşlılık döneminde de hayat standartlarının yüksek olması ile sosyal risklere karşı korunmasını sağlayan sosyal güvenlik sistemi; yaşlılık sigortası ile kişilerin yaşlılık dönemlerini güvence altına almaktadır. Yaşlılık sigortasından sağlanan temel hak yaşlılık aylığı bağlanması olup, yaşlılık aylığının bağlanması için de; sigortalı olmak, belirli bir yaşı tamamlamak ve belirli sürelerde sigortalılık süresi olmak üzere üç şartı gerçekleştirmek gerekmektedir. Emekli olarak yaşlılık aylığına hak kazanan bireyler yaşlılık aylığının yanı sıra; sağlık hizmetleri ve kamu görevlileri için emekli ikramiyesi, işçiler için kıdem tazminatı, kadrosuzluk tazminatı ve emlak vergisi muafiyeti gibi birçok hakka da sahip olmaktadır.
Feminist sosyal politikanın eleştirileri bağlamında Türkiye Cumhuriyeti sosyal güvenlik sisteminde toplumsal cinsiyetin görünümü
Feminist teori ortaya çıkışından bugüne bilimin eril olduğu iddiasından hareketle tüm düşünce alanlarına eleştirel biçimde yaklaşarak dönüştürmeye çalışmaktadır. Uzun yıllardır devlet politikalarının bir parçası olan ve 1929 Ekonomik Buhranı sonrası tüm devletlerin benimsediği müdahaleci refah uygulamaları da toplumsal cinsiyet bakış açısı ile feministler tarafından eleştiriye tabi tutulmuştur. Bu çalışma, feminist birikimin sosyal politikaya yönelttiği eleştirileri ana başlıklar halinde derlemektedir. Bir araya getirilen bu eleştiriler ışığında sosyal politika alanının toplumsal cinsiyet ile ilişkili sorunlarının, Türkiye' de, alanın en önemli araçlarından olan sosyal güvenlik sistemine nasıl yansıdığının görülmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla, yapılan reform sonrası uygulamaya konan ve yürürlükte olan mevzuat (5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve ilgili alt mevzuatı) ile reformun yürürlüğe girişinden önce sigortalı olanların tabi olduğu mülga kanunların hükümleri (5434, 506, 1479, 2925 ve 2926 sayılı Kanunlar) ve ülkenin sosyal güvenlik sisteminin yürütücüsü konumunda bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu'nun çeşitli uygulamaları, toplumsal cinsiyet bakış açısı ile incelenmektedir. Anahtar Sözcükler Refah Devleti, Feminizm, Sosyal Politika, Sosyal Güvenlik, Kadın, Toplumsal Cinsiyet
Changing retirement patterns in Turkey: A comparative study of metal and municipal sector workers
This thesis analyzes the compatibility of the pension component of the social security system in Turkey with prevailing labor market structure and current employment characteristics. During the last two decades, the Turkish welfare regime has gone through a rapid transformation. In this process of transformation, the previous inegalitarian corporatist structure of the social insurance schemes with fragmented schemes for government employees, workers and the self-employed were united under a single Social Security Institution in 2008. Partly following the recommendations of international actors such as the World Bank and the IMF, Turkey gradually reformed its pension system, first in 1999 by increasing the age of retirement. In 2008, retirement age was increased again while the replacement rates were lowered. Currently, there are debates over the sustainability of these reforms. While the establishment of a unified social security institution is considered to be a positive improvement which has eliminated the notorious inefficiency that characterized the previous social security system, the reforms can be criticized for overlooking the different experiences in employment relations which have an important impact on the retirement experiences of the future pensioners. In order to represent this oversight, thesis depends on a qualitative research where a total of 32 focus group discussions and one-on-one interviews with unionized workers and retired workers of two different sectors, metal industry and municipality sectors, were conducted. By presenting a qualitative research the study aims to link the structure of the social security system and the prevailing labor market structure to the real life patterns of workers, keeping the concept of retirement in the center. The two groups were chosen in order to compare sectoral differences as a determinant feature for retirement perceptions, attitudes and prospects of retirement which the pension reform had overlooked. The research argues that the retirement patterns were influenced by changing labor market structure, employment relations in different sectors and pension system parameters. The thesis concludes by arguing that in the light of the combination of the post-1980 labor market changes and the reforms in the pension system that changed the terms of intergenerational solidarity, the social pension system essentially needs to be rethought with the current working conditions.
Türkiyedeki makroekonomik değişkenlerin bireysel emeklilik tasarruflarına etkisi
İlk çağlardân başlayıp günümüze kadar devam eden korunma, sosyal güvenlik ihtiyacı, ülkeleri insanların mesleki, fizyolojik ve sosyo-ekonomik risklerden dolayı meydana gelebilecek risklerin şiddetini azaltmak ve ortadan kaldırmak için devleti, halkın tamamını güvence altına alacak bir sistem arayışına sokmuştur. Bu gelişmeler ile birlikte özel emeklilik sistemi olan bireysel emeklilik sistemini gündeme gelmiştir. Bireylerin emeklilik dönemlerinde rahat refah bir hayat yaşam isteği, emeklilik gelirlerine ek bir gelir oluşturma gibi nedenler ile sisteme katılım sağlamaktadır. Ülkeler ise kamu üzerinde artan finansal yükün dağıtılması, sermaye kaynağı elde ederek istikrar ve finansal piyasalarda gelişme amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı seçilmiş makroekonomik değişkenlerin bireysel emeklilik tasarruflarına etkisinin incelenmesidir. Bu doğrultuda fon büyüklüğü ve katılımcı sayısı bireysel emeklilik değişkeni olarak alınmış, enflasyon, GSYİH ve faiz oranı makro ekonomik değişken verisi olarak alınmıştır. Çalışmada, 2010-2020 yılları arasındaki çeyrek dönemlik veriler Vektör Otoregresif Modeller (VAR) ile analiz edilmiştir. Çalışmada hem katılımcı sayısı hem fon büyüklükleri üzerinde makroekonik değişkenlerin etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlara göre değişkenler arasında en fazla faiz oranları ve enflasyon oranları bireysel emeklilik katılımcı sayısı ve fon büyüklükleri üzerinde etkili olmaktadır.
Türkiye'de sosyal sigortalar sisteminde boşandığı eşle birlikte yaşama ve sahte hizmet kazandırılması olguları
Sosyal güvenlik; bireylerin karşılaştıkları sosyal risklerin, kendilerinin ve bakmakla yükümlü olduğu hak sahiplerinin gelir kayıplarını telafi etmek, bireylere insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi ve başkalarına muhtaç olmadan yaşayabilmelerine imkân sağlayan bir sistemdir. İnsanların karşı karşıya kaldıkları risklere karşı devletin uygulamaya koyduğu sosyal güvenlik sistemleri primli ve primsiz rejimlerin kullanılması suretiyle uygulanmaktadır. Primli sistem olarak da adlandırılan sosyal sigortalar kavramı kişilerin karşılaşacakları sosyal riskleri telafi etmek amacıyla devlet tarafından oluşturulmuştur. Katılımın zorunlu olduğu finansmanının çalışan ve işverenden alınan primler ile bazı durumlarda kamu kaynaklarının da dahil edilmesiyle sağlanan bir örgütlenme şeklidir. Sosyal sigortalar (primli rejim) Ülkemizde sosyal güvelik sisteminin yapı taşını oluşturmakta olup sosyal yardımlar ve sosyal hizmetler (primsiz rejim) sistem içerisinde çok daha küçük bir alanı ifade etmektedir. Sosyal sigortalar sisteminin sağladığı koruma alanından fazla veya yersiz şekilde yararlanmaya çalışan bireyler sistemin işleyişine olumsuz etkide bulunmakta, kaynak israfına yol açmaktadırlar. Bu tez çalışması ile sosyal sigortalar sisteminde boşandığı eşle birlikte yaşama ve sahte hizmet kazandırılması hususunda yaşanan sorunlara kalıcı çözümler getirmek amacıyla Türkiye'de 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve beraberinde çıkarılan yönetmelikler rehberliğinde boşandığı eşle birlikte yaşama ve sahte hizmet kazandırılması konusu detaylıca incelenmiştir.
Türkiye'de sosyal güvenlik sisteminin antropolojik incelemesi ve emeklilik sorunları üzerine bir soru kağıdı uygulaması
Bu inceleme, Türkiye'de Sosyal Güvenlik Sisteminin Antropolojik incelemesi ile emeklilik sorunları üzerine bir soru kağıdı uygulamasının nasıl yapılabileceğini göstermek amacıyla gerçekleştirilen karşılaştırmalı bir alan araştırmasıdır. Hem sosyal güvenlik sistemi, hem de emeklilerin sorunlarının belirlenmesinde, sadece niteliksel yöntemlerin kullanılması ile elde edilecek bulguların, kısıtlı kalacağı değerlendirildiğinden, araştırmada niteliksel ve niceliksel yöntemlerin bir arada kullanıldığı Hızlı Değerlendirme Metodolojisi (HDM) tercih edilmiştir.İncelemenin ağırlık noktasını teşkil eden bir grup emeklinin sorunlarının araştırılması ile ilgili olarak, İstanbul ilinde ikamet eden ve farklı yaş (minimum 35 ? maksimum 91), cinsiyet (39 kadın, 111 erkek), gelir, tahsil, meslek ve sosyal güvenlik grubuna mensup 150 emekli ile Aralık 2007-Mart 2009 arasında, alanda yüz yüze görüşme yapılmıştır.Bu alan araştırması sonunda iki temel sonuca ulaşılmıştır. 1) Türk sosyal güvenlik sisteminin halen uygulandığı gibi parametrik reformlarla düzeltilemeyeceği, ancak yapısal reformlarla düzeltilebileceğidir. 2) Ulaşılan ikinci ve en önemli sonuç ise, farklı gelir ve meslek gruplarında da olsa ülkemizde emeklilerin, farklı şekillerde önemli sorunlarla karşı karşıya yaşamakta oldukları bulgusudur. Bilhassa düşük gelir grubuna mensup olanlar İstanbul'da ikamet etmek istememektedirler. Kendi durumlarını iyileştireceğine inanmadıklarından çıkan emeklilik yasaları ile ilgilenmemektedirler. Onlar için ne ekonomik ne de sosyal ortamın müsait olmadığı tespit edilmiştir.Bu bulgulara dayanarak görüşülen emeklilerin acil çözüm bekleyen sorunları ile karşılanması giderek büyük sıkıntı yaratan sosyal güvenlik açıklarını ortadan kaldırmak maksadıyla, 1) kamu personel rejimine tabi olanlara, eskiden olduğu gibi dağıtım esasına dayanan ve belirlenmiş fayda modeline göre çalışan emeklilik sistemi uygulanırken, 2) kamu personeli olmayan SSK ve Bağ-Kur'lular için, ulusal personel rejimine tabi olarak, fon esasına dayanan belirlenmiş katkı modelinin seçilmesi uygun değerlendirilmektedir.Anahtar kelimeler: Sosyal Güvenlik, Sosyal Sigorta, Emeklilik, Yaşlılık.
Kayıtdışı istihdamın önlenmesi yönünden sosyal güvenlik reformu
ÖZETKayıt Dışı İstihdamın Önlenmesi Yönünden Sosyal Güvenlik ReformuSosyal güvenlik çağdaş toplumların vazgeçilmez bir unsurudur. Sosyal güvenlik toplumu oluşturan bireylerin karşılaşabilecekleri sosyo-ekonomik risklere karşı çalışıp kazanç sağlayabildikleri dönemde prim ödeyerek kendilerini önceden güvence altına almalarına dayanan bir sistemdir. Toplumsal barışın sağlanmasında ve yoksulluğun önlenmesinde sosyal güvenliğin önemli bir rolü bulunmaktadır. Toplumda düşük gelir düzeyindeki ve işsiz fertler daha çabuk suç işlemeye yönelebilmektedir. Gelir kaybı ve işsizlik gibi riskler karşısında ise sosyal güvenliğin koruyucu rolü ön plana çıkmaktadır.Bu rolün sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi ancak sosyal güvenliğin toplumu oluşturan tüm kesimlere yaygınlaştırılabilmesiyle mümkün olabilecektir. Bazı kesimlerin bu güvenceden yoksun kalması toplumsal huzuru ve barışı da olumsuz yönde etkileyecektir. Sosyal güvenliğin yaygınlaştırılması ve kayıt dışı istihdam sorunun çözümü konusu da bu nedenle oldukça önemlidir.Yeni sosyal güvenlik reformunda Türkiyede'ki kayıt dışı istihdam sorununun çözümü hususunda bazı tedbirler alınmıştır. Kamu kurum ve kuruluşları ve bankalar tarafından kayıt dışı çalışanlar konusunda bilgi verilmesinin sağlanması, kayıt dışı çalıştırılanlar için ihbar hattının oluşturulması bu tedbirlerden bazılarıdır. Reformun yürürlüğü girmesinden sonra geçen kısa süreçte alınan bu ve benzeri tedbirler sorunun çözümüne belirli bir ivme kazandırmıştır. Ancak kayıt dışı istihdam sorununun toplumun tüm kesimlerinin ortaya koyacağı topyekûn bir iradeyle çözülebileceği de bir gerçektir.
Türk sosyal güvenlik sisteminin dünyadaki yeri karşılaştırmalı bir analiz
Sosyal güvenlik insan hayatında ortaya çıkabilecek risklere karşı devletin almış olduğu ekonomik ve sosyal güvenlik tedbirleridir Bu noktadan Türkiye'deki sosyal güvenlik sistemi işleyişi ile birlikte anlatılmıştır. Sosyal güvenliğin günümüzde ulaştığı yer ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sosyal güvenlik sistemimizin dünya üzerindeki yeri bakımından Avrupa Birliğinde (AB) sosyal güvenlik Tüzük ve Direktiflerle belli normlara bağlanmıştır. Burada birlik içerisinde serbest dolaşımda kişinin sosyal güvenlik haklarının zarar görmemesi esas alınmıştır. Batıda gelişmiş ülkelerdeki sosyal güvenlik uygulamalarına yer verilmiştir. Bir kaç gelişmiş ülke uygulaması kısaca anlatılmıştır. Bunların ülkemizdeki sosyal güvenlik uygulamalarıyla karşılaştırılması yapılmış, farklı yönler varsa ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sosyal güvenliğin günümüz dünyasında devamlı gelişme yönünde bir seyir takıp ettiği görülmüştür.
Avrupa Birliği'nde sosyal güvenlik uygulamaları ve Birliğe üye ülkelerin sosyal sigorta harcamalarının karşılaştırılması
Avrupa Birliği, Avrupa halklarının ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda birbirleriyle kaynaşmasını öngören, Avrupa devletlerinin ve vatandaşlarının bir araya gelerek oluşturduğu bir yapıdır. Bu yapı, üye devletlerarasında imzalanan uluslararası antlaşmalarla kurulmuştur ve aynı antlaşmalarla bazı alanlarda karar alma ve düzenleme yetkisi üye devletler tarafından AB'ye verilmiştir. Böylelikle, dünyada bir benzeri daha olmayan, tüm üye devletleri ve vatandaşlarını aynı anda, aynı şekilde ve aynı ölçüde bağlayan bir hukuk sistemi meydana getirilmiştir. Bunun yanında kişilerin, malların, hizmetlerin ve sermayenin Avrupa Birliği sınırları içinde rahatça dolaşımının sağlanması için bir iç pazar kurulmuştur. Diğer taraftan Dünyada ve AB'de yaşanan gelişme ve değişmelerden büyük ölçüde iş hayatı da etkilenmiştir. Özellikle teknolojinin gelişmesi ile birlikte, işçilerin ve işverenlerin yer değiştirmek zorunda kalmaları küreselleşmenin etkisiyle kişilerin Sosyal Güvenlik haklarını koruyucu bir tür mekanizma ya ihtiyaç duyulmuştur. Küreselleşmenin Sosyal Güvenliğe getirdiği bu boyutun, AB gibi tam entegrasyona yaklaşmış bu birlikte nasıl sağlanmaya çalışıldığı bu araştırmada amaçlanmıştır. Araştırmada AB'nin sosyal güvenlik yapısı irdelenmiş, AB ülkelerinin Sosyal Güvenlik harcamaları karşılaştırılmış, AB ülkelerinin ne gibi sosyal güvenlik problemleriyle karşılaştığı tespit edilmeye çalışılmış ve bu sorunlara alternatif olabilecek çözümler sunulmaya gayret edilmiştir. Daha önceleri serbest dolaşımdaki işçilerin sosyal güvenlikleri ikili anlaşmalarla sağlanmaktaydı. Zamanla ikili anlaşmalarının yerini koordinasyon ilkeleri çerçevesinde, AB idari organlarının yaptığı düzenlemeler almış ve Son zamanlarda ise birliğin yaptığı düzenlemeler birliğe üye ülkeleri daha bağlayıcı hale gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa, Sosyal Güvenlik, Dolaşım, Koordinasyon
Sosyal güvenlik sistemlerinin dünyadaki gelişimi, tasarruflar üzerindeki etkileri ve Türkiye'de durum
Geçtiğimiz son 15 yılda dünya genelinde, sosyal güvenlik sistemlerinin yeniden yapılandırılması konusu ağırlıklı olarak tartışılmaktadır. Tartışmaların temelini; demografik etkiler, işsizlik, değişen ekonomik ve siyasal koşullar nedeniyle gücünü kaybetmekte olan kamu emeklilik sistemlerinin iyileştirilmesi konusu oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelere bakıldığında kamu emeklilik sistemleri yanında tamamlayıcı özel emeklilik programlarının ve vergi avantajlı bireysel gönüllü tasarruf planlarının yaygın olarak kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Ancak bunun yanısıra kamu emeklilik sistemlerinin de ağırlıklı olarak önemlerini korumaya devam ettikleri gözlenmektedir. Türkiye'de de bu kapsamda, "Sosyal Güvenlik Reformu" adı altında bir yeniden yapılanma söz konusudur. Bu kapsamda sermaye birikiminin ve finansal piyasalara fon akışının artması beklenmektedir. Çalışmamızın amacı, dünya genelinde sosyal güvenliğin finansmanı ve Türkiye'de sosyal güvenlik sisteminin durumunu izlemek ve Türkiye'de sosyal güvenliğin özel tasarruflar üzerindeki etkilerini araştırmaktır. İnceleme dönemi 1972-2003 arası olup, sonuca doğrusal regresyon ile ulaşılmıştır.Ülkemizde sosyal güvenlik kurumlan ile ilgili olarak elde edilebilen kesin veriler 1970 sonrasına rastlamaktadır. Bu nedenle günümüze dek oluşan özel tasarrufların nisbi olarak çok yüksek olmadığı görülmektedir. Yapılan tahmin sonuçlan sosyal sigorta primleri ve özel tasarruflar arasında olumlu ve anlamlı bir ilişki ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Sosyal güvenlik, özel tasarruflar, emeklilik fonları, dağıtım sistemi, fonlama sistemi, belirli katkı emeklilik planlan, belirli katkı emeklilik planlan.
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerde (KOBİ) kayıt dışı istihdam sorunu: Aydın ili örneği
Çalışanların sarf ettikleri emeğin gün veya kazanç (ücret) olarak ilgili kamu kurum ve kuruluşlara eksik bildirilmesi veya hiç bildirilmemesi şeklinde görülen ve işsizlik, gelir yetersizliği, enflasyon, istihdam üzerindeki mali yüklerin fazlalığı, denetimlerin yeterli ve etkin olmaması, hızlı nüfus artışı, eğitim seviyesinin düşük olması, göç, gibi sosyal, ekonomik ve idari birçok nedeni olan kayıt dışı istihdamın; çalışanların sosyal güvenceden ve yasaların koruyucu hükümlerinden mahrum kalması, sosyal güvenlik kurumunun sunduğu sağlık hizmetlerinden yararlanamaması, iş sağlığı ve güvenliğinden mahrum kalarak kötü çalışma şartlarında ve yetersiz ücretlerle çalışmak zorunda kalması, işverenler arasında haksız rekabete yol açması, kayıtlı istihdamda yer alan işletmeleri kayıt dışılığa yönlendirebilmesi, devletlerin gelir kaybı yaşaması, kamu hizmetlerinin aksaması, sunulan hizmet kalitesinin düşmesi ve mali dengeyi bozması gibi olumsuz etkileri bulunmaktadır. Kayıt dışı istihdam en yoğun Küçük ve Orta Ölçekli İşletme (KOBİ)'lerde görülmektedir. Türkiye'de faaliyet gösteren işletmeler incelendiği zaman toplam işletmelerin yaklaşık %99'nu KOBİ'ler oluşturmaktadır. KOBİ'ler arasında kayıt dışı istihdam ise en fazla mikro işletmelerde (on kişiden az çalışanın olduğu işletmeler) görülmektedir. Türkiye'de 2000'li yıllarda %50 civarında olan kayıt dışı istihdam oranı yapılan çalışmaların etkisiyle günümüzde %31 civarına düşmüş olmakla birlikte, mikro işletmelerde bu oran hala %56'dır. Bu çalışmanın iki amacı bulunmaktadır. Birinci amacı; Aydın İlinde faaliyet gösteren mikro işletmelerde kayıt dışı istihdamın mevcut durumunu, nedenlerini ve boyutlarını ortaya koymaktır. Çalışmanın ikinci amacı ise; sigortalılık tespitine yönelik denetim yapılan işletmelerle yapılmayan işletmeler arasında ve istihdam teşviklerinden haberdar olan işletmelerle söz konusu teşviklerden haberdar olmayan işletmeler arasında kayıt dışı istihdam oranları bakımından fark bulunup bulunmadığını araştırmaktır. Araştırma amaçlarına ulaşmak için; Aydın'da tarım dışında faaliyet gösteren 104 mikro işletme ve 270 çalışanı kapsayan alan araştırması yapılmıştır. Alan araştırması kapsamında nicel (anket) ve nitel (mülakat) araştırma yöntemleri (karma yöntem) bir arada kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; çalışanların %22,6'sının kayıt dışı çalıştığı, çalışanlar açısından kayıt dışı istihdamın en önemli nedeninin %47,8 ile işsizlik, işletmeler açısından ise %44,2 ile sigorta primleri ve vergilerin yüksekliği olduğu, kayıt dışı istihdamın kadınlarda, 55 ve üzeri yaş grubunda, eğitim seviyesi düşük olanlarda, yarı zamanlı çalışanlarda, 2.000 TL'nin altında ücret alanlarda ve ücret dışı gelir/aylık ya da burs alanlarda daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda ayrıca; işletmelerin %39,4'ünün kayıt dışı işçi çalıştırdığı, kayıt dışı istihdamın %65,3 ile en fazla yiyecek – içecek (kafe, lokanta v.b) sektöründe görüldüğü, sigortalılık tespitine yönelik denetim yapılmış işletmelerin denetim yapılmamış işletmelerden %19,2, istihdam teşviklerinden haberdar olan işletmelerin söz konusu teşviklerden haberdar olmayan işletmelerden %31,2 daha az kayıt dışı işçi çalıştırdığı tespit edilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kayıt Dışı İstihdam, Sosyal Güvenlik, Denetim
Türkiye'deki kayıt dışı istihdamın soysal güvenlik sistemimize getirmiş olduğu yükler ve son yıllarda Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından uygulanan işveren teşviklerinin kayıt dışı istihdamı azaltmadaki rolü
Kayıtdışı istihdamın dünyada bir çok ülkenin sosyal güvenlik sistemini tehdit ettiği gibi ülkemiz içinde büyük bir risk oluşturmaktadır. Kayıtdışı istihdamı artıcı nedenlere bakıldığında en önemlilerinden birinin sosyal güvenlik primlerinin yüksek oluşudur. Son yıllarda sosyal güvenlik primlerinin işveren üzerindeki maliyetini azaltmak için kayıtlı çalışan işverenlerin primlerin bir kısmı hazine tarafından ödenmeye başlanmıştır. Kayıtdışı istihdamda çalışanlar incelendiğinde okuma yazma oranının düşük olduğu tarım işçileri, kadın çalışanlar ve çocuk yaşta çalıştırılanların daha fazla olduğu, eğitim seviyesinin yükseldikçe kayıtdışı çalışmanın azaldığı görülmektedir.
Türk sosyal güvenlik sisteminde işsizlik sigortası uygulamalarının değerlendirilmesi
Hayatları boyunca insanlar hastalık, sakatlık, işsizlik, yaşlılık ve ölüm gibi birçok tehlikeyle karşı karşıyadır ve bu tehlikeleri ortadan kaldırmak veya etkisini azaltmak, başkalarına muhtaç olmadan yaşamak istemektedirler. Sosyal güvenlik fikri de insanların bu ihtiyaçlarının sonucu ortaya çıkmıştır ve zamanla kurumsal bir yapıya dönüşmüştür. Sosyal güvenliğin yapı taşlarından işsizlik sigortası, işsizlik riskine karşı bireyin güvence altına alınması, gelir kayıplarının telafi edilmesi ve toplum içinde insan onuruna yakışır bir şekilde yaşaması için uygulanan bir sistemdir. İşsizlik sigortası her ülkede farklı şekillerde uygulanmaktadır. Programın tipleri, programdan faydalanacak kişiler, fonun kaynakları, işsizlik ödeneğini hak etme koşulları gibi konularda farklılıklar görülebilmektedir. Çağımızın temel sorunu olan işsizlik, üzerinde önemle durulması gereken hassas bir konudur. Bu nedenle çalışmamızda Türk sosyal güvenlik sisteminin gelişimi, yapısı, sosyal güvenlik sistemi bünyesinde yer alan işsizlik sigortası incelenmiş ve detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmayla ülkemizde işsizlik sigortası uygulaması detaylı bir şekilde incelenerek eksikliklerine dikkat çekmek, gelişim alanlarını tespit etmek ve yapılacak diğer çalışmalara katkıda bulunmak amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sosyal güvenlik, sosyal politika, işsizlik, sigorta, işsizlik sigortası, işsizlik ödeneği
Türkiye'de 1980 sonrası dönemde sosyal güvenlik sisteminin gelişimi ve yeniden yapılandırılması sorunu
Ülkemiz için 1980'li yıllar ekonomik ve mali alanda oldugu gibi diger sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda da önemli gelismelerin ve degisimlerin ortaya çıktıgı yıllar olmustur. Bu gelisme ve degismeler 2000'li yıllara da sarkarak devam etmistir. Bu çerçevede söz konusu yıllarda sosyal güvenlik hizmetleri açısından da bazı gelismeler yasanmıstır. Sosyal Güvenligin amacı, kısaca kisileri sosyal risklere karsı korumaktır. Söz konusu riskler sosyal sigortalar, sosyal yardımlar ve hizmetlerle karsılanmaya çalısılmaktadır. Esasen ülkemizde Cumhuriyet döneminin ilk yıllarından itibaren devlet, yarı kamusal mal olarak da nitelendirilen sosyal güvenlik hizmetlerinin hızla gelistirmeye ve gerekli teskilatı kurmaya yönelmistir. Zaman içinde ekonomimizin gelismesine, istihdam edilen nüfusun artmasına, devlet anlayısındaki degismelere vb. baglı olarak sosyal güvenlik hizmetleri toplumun daha büyük kesimine yayılırken sosyal güvenlik kurumları da daha büyük organizasyonlar haline gelmislerdir. Ne var ki, söz konusu hizmetlere iliskin saglıklı bir finansman yapısının olusturulamaması ülkemizdeki sosyal güvenlik kurumlarını bir çıkmazla karsı karsıya getirmistir. Bu konuların degerlendirildigi çalısmada önce ülkemizdeki sosyal güvenlik hizmetlerinin genel durumu üzerinde durulmus, ancak degerlendirmeler sosyal güvenlik sisteminin tüm boyutlarını kapsamak yerine, primli sosyal güvenlik sistemi ile sınırlandırılmıstır. Bu nedenle üç büyük sosyal güvenlik kurumumuzun 1980 sonrası mali yapıları ve gelisimi ele alınmıs, bundan sonrada bu üç kurumun ortak mali sorunları dikkate alınarak, kurumların mali yapılarının güçlendirilmesine yönelik öneriler ortaya konulmaya çalısılmıstır.
Türk sosyal güvenlik sistemi kapsamında sağlık harcamalarının finansman sorunu ve çözüm önerileri
Tarihsel süreç içerisinde ülkeler toplumların ekonomik ve kültürel anlamda önemli yer tutan sağlık hizmetlerinin sunumuna büyük önem vermişlerdir. Toplum içerisinde yaşayan bireylerin sağlıklı olması ülkelerin kalkınması ve gelişmesine katkı sağlamaktadır. Özelliklede eğitim seviyesi yüksek ülkelerde sağlık hizmetlerine verilen önem daha da artmıştır. Günümüzde, sağlık hizmetleri hem özel kesim hem de kamu kesimi tarafından yerine getirilmektedir. Oldukça geniş bir çerçevede sunulan sağlık hizmetlerinin finansmanı ve finansman yöntemleri de kendisi kadar önemli bir konu haline gelmiştir. Sağlık hizmetlerinde farklı finansman yöntemlerinin bulunmasına rağmen genellikle vergi ve sosyal sigorta primleri ile finanse edilmektedir. Bu çalışmada; sağlık hizmetlerinin finansmanında uygulanan yöntemler, ülkemizde sağlık hizmeti sunan sosyal güvenlik kuruluşlarının yapmış olduğu sağlık harcamaları, finansman kaynakları ve finansmanda karşılaştıkları sorunlar üzerinde durulacak ve konunun çözümüne ilişkin önerilerde bulunulacaktır. Anahtar Kelimeler; Sağlık Harcamaları, Sosyal Güvenlik Kurumları, Sosyal Güvenlik Sistemleri, Sağlık Ekonomisi, Finansman
Biresysel emeklilik sistemi ve Türkiye' deki bireysel emeklilik yatırım fonlarının performans değerlendirmesi
Günümüzde sosyal güvenlik çok büyük bir öneme sahiptir. İnsanlar çalışma hayatları boyunca elde ettikleri yaşam standartlarını yaşlılıklarında ya da emekliliklerinde de devam ettirmek istemektedirler. İlk başlarda sosyal güvenliğin temel amacı, sosyal risklerin hepsini kapsam altına almak iken, daha sonraları insanların refah seviyesini yükseltmek de temel amaçları arasına girmiştir. Bilimin ve teknolojinin gelişmesi ile birlikte toplumların hayat standartları da yükselmiş, tıp biliminin ilerlemesi, hayat standardının yükselmesi ile ortalama yaşam süresi uzatmıştır, kadınların iş hayatına katılmaları, eğitim seviyesinin yükselmesi ile doğum artış hızı düşmüştür. Bunların sonucunda yaşlı nüfus artmış ve onu finanse edecek genç nüfus azalmıştır.Her ne kadar Türkiye henüz yaşlı nüfusun artması durumuyla karşılaşmamış olsa da yapılan araştırmalarda gelecek de bu soru Türkiye içinde kaçınılmazdır. Böylece 20.yüzyılın sonlarına doğru sosyal güvenlik sistemlerinde finansman sorunu ortaya çıkmıştır. Sosyal güvenlik sistemi zamanla devlete masraflı olmaya başlamış ve insanların ihtiyaçlarına karşılayamaz hale gelmiştir. Bu sorunlar sosyal güvenlik sisteminde reformu kaçınılmaz hale getirmiştir. Reform, temelde 2 başlık üzerine yoğunlaşmıştır. Bunlardan birincisi; mevcut sosyal güvenlik yapısının eksiklikleri giderilerek sorunların çözümü, ikincisi ise; fonlama esasına dayanan özel sektör tarafından yönetilen özel emeklilik programlarının kurulmasıdır. Sözü geçen reformlar 20. yüzyılın son çeyreğinde hayata geçirilmeye başlanmıştır.Türkiye' bireysel emeklilik sistemi ekim 2003' de 4632 sayılı yasa ile uygulanmaya başlamıştır. Bireysel emeklilik programı gelişmiş ülkelerde gönüllük esasına göre, gelişmekte olan ülkelerde ise zorunluluk esasına göre işlemektedir. Ama Türkiye' deki sistem gönüllük esasına dayanır.Bu çalışmada da reformun ikinci ayağı olan özel emeklilik programlarının ortaya çıkışı, kuruluşu, sistemin işleyişi incelenmiştir. Ayrıca Çalışmanın son bölümünde ise Türkiye' de bireysel emeklilik sisteminin kuruluşundan itibaren bireysel emeklilik fonlarının bazı ölçütlere göre performansları incelenmiştir ve sonuçlar yorumlanmıştır
Türkiye'de bireysel emeklilik sisteminin gelişimi ve farklı iktisadi değişkenlerle ilişkisinin analizi
Sosyal Güvenlik sistemlerinin bir tamamlayıcısı olarak tüm dünyada hızla yaygınlaşan Bireysel Emeklilik Sistemleri (BES) bugün çoğu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler tarafından uygulanmaktadır. Sosyal Güvenlik sistemlerinin karmaşık ve komplike yapılarından kaynaklanan birtakım eksiklik veya gecikmelerin giderilmesi amacının yanında Bireysel Emeklilik Sistemi aynı zamanda iç tasarruf fonu işlevi ile de dikkat çekmektedir. Bu açıdan Bireysel Emeklilik Sistemi hem bir sosyal güvenlik enstrümanı hem de iç finansman kaynağı olarak değerlendirildiğinde ekonomik hayatın önemli bir bileşeni haline gelmektedir. Bu çalışmada Bireysel Emeklilik Sisteminin gelişimi ve uygulaması incelenmiştir. İktisadi değişkenlerden özellikle harcama alışkanlıkları üzerinde son derece etkili olan hane halkı tasarrufları ve gelirin BES fonları ile ilişkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Türkiye'de 2003-2021 yılları arasında hane halkı tasarrufları GSYH ve BES fonları yıllık zaman serileri şeklinde alınarak En Küçük Kareler (EKK) yöntemi ile analiz edilmiştir. Bağımlı değişkenin hane halkı tasarrufu olarak alındığı analiz sonucuna göre BES fonlarının tasarrufları artırıcı bir etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Kurulan modelin tahmin sonuçları farklı sağlamlık testleri ile sınanmıştır. Çıkan sonuçlara göre model anlamlıdır. Buna göre; Türkiye'de 2003-2021 döneminde Bireysel Emeklilik Sisteminin hane halkı tasarrufu üzerinde pozitif etkisinin olduğu, gelir artışının ise bu süreci desteklediği sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de tasarruf açığının karşılanmasında bireysel emeklilik sistemi
Türkiye'nin son yıllarda değişen demografik özellikleri, tıpta yaşanan gelişmelerle birlikte uzun yaşam beklentileri, emeklilikte daha kaliteli hayat isteği ve sosyal güvenlik sisteminin hem ekonomik hem de sosyal beklentileri karşılayamaması gibi pek çok neden yeni bir emeklilik sistemi arayışına neden olmuştur. Bu doğrultuda, Türkiye'de hayata geçen bireysel emeklilik sistemi ile insanlar, aktif çalıştıkları dönemde tasarruf yaparak çalışma dönemi sonunda emeklilik gelirlerine ek bir gelir elde ederek hayat kalitelerini devam ettirmeyi hedeflemektedirler. Bireysel emeklilik sistemi sayesinde yapılan tasarrufların biriktirdiği fonlar ile oluşan finansal denge, kalkınmasını tamamlamış ve gelişmiş ülkelerin makroekonomik göstergelerinde sağladığı iyileşmelerle birlikte birçok ülke bireysel emeklilik sistemlerini daha cazip hale getirmek için politikalar üreterek, reformlar gerçekleştirmektedir. Türkiye'de toplumun gösterdiği tasarruf eğilimleri içinde bireysel emeklilik sisteminin yerinin belirlenmesi ve yapılan yenilikler ve değişikliklerin bireysel emeklilik sistemine ve tasarruflara katkılarının ne olduğunun tespiti sistemin gelişmesi ve yapılacak yeni reformlar için kilit konumdadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de bireysel emeklilik sisteminin tasarruf açığının karşılanmasında etkisi ve öneminin bazı değişkenler ile açıklanmasını sağlamaktır. Çalışmada Literatürsel Tarama Yöntemi kullanılmış, 2003-2018 yılları arasındaki resmi veriler esas alınarak sistemin bireylerin tasarruflarına nasıl bir etkisinin olduğu ve bireysel emeklilik sisteminde yapılan reformların ulusal tasarruflara katılma üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Ayrıca seçilmiş bazı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin tasarruf oranları ve bireysel emeklilik sistem performansları da incelenmiştir. Elde edilen istatiksel bulgular, İkincil analiz ve içerik analiz tekniği kullanılarak değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonuçları tablo, grafik, histogram vb. araçlarla betimsel olarak gösterilerek açıklanmış ve yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda Bireysel Emeklilik Sistemi'nin güçlü ve zayıf yönleri ile sistemin büyümesi ve gelişmesi adına öneriler sunulmuştur.
Sosyal güvenlik sistemi sorunlarının sebep-sonuç zinciri
Sosyal güvenlik sistemimizin finansal anlamda zora düşmesine neden olan bazı nedenler bulunmaktadır. Literatür incelendiğinde bu nedenler arasında bir sebep-sonuç ilişkisinin olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, sosyal güvenlik sistemimizin problemlerinin nedenlerini ve sonuçlarını ortaya koyan bir sorun zinciri resmetmektir. Böylelikle ortaya konulan sorun zinciri, çözüm için gereken ilk adımı görmeyi kolaylaştıracaktır. Diğer bir değişle bahsedilen sorun zinciri aynı zamanda çözüm zinciri niteliği taşımaktadır. Yukarıda anlatılan amacın gerçekleştirilmesi için çalışma bölümleri oluşturulmuştur. 1.Bölüm'de sosyal güvenlik kavramına ve gelişimine değinilmiştir. Sosyal güvenlik kavramının Eski Türklerden Osmanlıya kadar gelişimi ve yakın geçmişte Avrupa'da modernize edilerek popüler bir çağ yaşadığı anlatılmıştır. 2.Bölüm'de sosyal güvenlik sistemimizi finansal göstergelerine yer verilmiştir. Tablo ve grafikler ile sistemin verdiği finansal açık gösterilmiştir. 3.Bölüm'e gelindiğinde sosyal güvenlik sistemimizin finansal açığına dolaylı veya doğrudan neden olan sorunlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu sorunların üzerine gidilerek kapsayıcı sorunlar genel boyutları ile anlatılmıştır. 4.Bölüm'e çalışmanın amacı, gerekçesi ve yöntemi aktarılmıştır. Beşinci bölümde, finansal açığa neden olan olası problemleri gösteren genel bir diyagram dâhil edilmiş ve yorumlanmıştır. Son bölümde ise çalışmada bahsedilen sorunlarla oluşturulmuş sebep-sonuç diyagramına göre, çözüm için atılacak ilk adımlar tespit edilmeye çalışmış ve bu yönde bazı önerilerde bulunulmuştur.
Bireysel emeklilik sistemi (Elazığ örneği)
Bireysel emeklilik sistemi, rahat bir emeklilik süreci ve vergi avantajı ile gündeme gelmiş bir devlet politikasıdır. Biliyoruz ki bir ülkelerin sigortacılık sektörünün boyutu ile ekonomik gelişmişlik düzeyi arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Bu nedenle tezimizin konusunu "Bireysel Emeklilik Sistemi (Elazığ Örneği)" oluşturmaktadır. Bu çalışmada öncelikle sigortacılığın Dünyada ve Türkiye'deki tarihsel gelişimi, sigorta kavramı ve bireysel emeklilik sistemi hakkında genel bilgiler verilmiştir. Bu bilgiler (teorik) doğrultusunda, sigortanın avantajından, dezavantajından bahsedilmiş ve bireysel emeklilik sistemine giriş-çıkış konusunda ki mevzuatlarla ilgili bilgiler de paylaşılmıştır. Öte yandan yapılan çalışma ile Elazığ'da çalışan ve çalışmayan kadın ve erkeklerin, çeşitli bağımlı ve bağımsız değişkenler üzerinden bireysel emeklilik sistemine bakışları ve algıları ölçülmüştür.
Türkiye'de 2001'den günümüze kayıt dışı ekonominin Sosyal Güvenlik Kurumu açıkları üzerindeki etkilerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasının amacı kayıt dışı istihdamın sosyal güvenlik açıkları üzerindeki etkisini ortaya koymaktır.Tez çalışmasının birinci bölümünde kayıt dışı ekonomi kavramı, kayıt dışı ekonominin tanımı, nedenleri, etkileri ve boyutları incelenmiştir.İkinci bölümde sosyal güvenlik kavramı, sosyal güvenliğin tanımı, amacı, yapısı ve finansmanı ile sosyal güvenlik açıkları ve bu açıkların nedenleri tüm boyutları ile incelenmiştir.Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise, kayıt dışı istihdamın sosyal güvenlik ile ilişkisi dikkate alınarak, SGK' nın 2001 ile 2010 yılları arasında gelir gider dengesi açıkları incelendikten sonra bahsedilen yıllarda kayıt dışı istihdamın sosyal güvenlik açıkları üzerindeki etkileri incelenmiştir. TÜİK' in verilerine göre 2001 yılından 2010 yılına kadar kayıt dışı istihdam rakamları incelenmiş ve bu rakamlar üzerinden kişiler asgari ücret düzeyinden sosyal sigortaya dahil edilerek sosyal güvenlik kurumunun açıkları tekrar değerlendirilmiştir. Son olarak kayıt dışı istihdam ile mücadelede alınması gereken önlemler ifade edilmiştir.
Elazığ ilinde bireysel emeklilik sistemine yönelik tutumların değerlendirilmesi
Beklenmeyen krizler ve gelecekte olması muhtemel sorunlar, ülkelerin sosyal güvenlik sisteminin yeniden yapılandırılmasını zorunlu kılmıştır. Genel bir ifade ile toplumu oluşturan bireylerin herhangi bir farklılık gözetilmeksizin bugünlerinin ve geleceklerinin sosyoekonomik açıdan güvence altına alınması sosyal güvenlik olarak tanımlanmaktadır. Sosyal güvenlik birçok farklı unsuru içerisinde barındırmaktadır. Bu unsurlar arasında hastalık, yoksulluk, emeklilik, iş kazaları yer almaktadır. Bu bağlamda belirtilen unsurlar ile bireylerin karşılaşması durumunda zararlarının telafi edilmesine yönelik sistemler geliştirilmiş ve bu sistemler bütün haliyle sosyal güvenlik sistemi olarak tanımlanmaktadır. Son yıllarda yaşanan sağlık şartlarının gelişmesi nüfus içerisinde yaşlı nüfus oranının yükselmesine neden olmuştur. Bu gelişme sosyal güvenlik kurumlarında sürdürülebilir mali dengenin sağlanabilmesi adına sistemi tehdit eden bir unsur olarak kabul edilmiş ve sistemin reform ihtiyacını ortaya koymuştur. Bu nedenle ülkeler sosyal güvenlik sistemlerinde reformlara giderek çok ayaklı sosyal güvenlik sistemlerini geliştirmişlerdir. Çok basamaklı sosyal güvenlik sistemleri üçayaktan oluşmaktadır. Birinci ayak; devlet tarafından yürütülen zorunlu katılımın esas alındığı sosyal güvenlik sistemlerinden oluşmaktadır. İkinci ayak ise kamu ve özel sektörün işbirliğinde zorunlu ya da gönüllü katılımı esas alan sosyal güvenlik sistemlerinden oluşmaktadır. Son ve üçüncü ayak ise tamamen özel sektör tarafından gönüllülük ilkesinin esas alındığı sosyal güvenlik sistemlerinden oluşmaktadır. Çok ayaklı sosyal güvenlik sistemi olarak adlandırılan sistemin geleneksel ve tek ayaklı sosyal güvenlik sisteminden farkı ise sadece devletin değil, aynı zamanda özel sektöründe sisteme dâhil edildiği bir sistem anlayışıdır. Çok ayaklı yapı ile beraber emeklilik sistemlerinde özel sektörün payı ciddi oranlarda artış göstermiştir. Bu dönüşüm sürecinde çok ayaklı yapı içerisinde BES sistemi de yer almakta olup sosyal güvenlik sistemlerinin önemli ayağını oluşturmaktadır. Çalışmanın temel amacını BES sisteminin Elazığ ili genelinde etkinliğinin değerlendirilmesi ve ampirik olarak ölçülmesi oluşturmaktadır. BES konusu üzerine yapılan birçok farklı çalışmaların literatürde yer almaktadır. Ancak Elazığ ili kapsamında yapılan Bireysel Emeklilik Sistemi'nin değerlendirildiği bir çalışma olmaması çalışmanın özgün yönünü oluşturmaktadır. Örneklem büyüklüğü hesaplanırken sadece Merkez ilçe nüfusu dikkate alınmış, basit rassal örnekleme yöntemi kullanılmış ve örneklem sayısı Elazığ merkez için % 5'lik kabul edilebilir hata oranı ve % 95'lik güven seviyesi varsayımı altında hesaplanarak 384 kişi olarak belirlenmiştir. Ancak yapılan anketlerden bazılarında eksik veri olması nedeniyle 366 kişinin anketi değerlendirmeye alınmıştır. Çalışmanın sonunda elde edilen bulgular ile Elazığ ilinde BES sisteminin mevcut durumu ortaya konmuş, Elazığ ili için sistemin görünümü daha net ifade edilmiştir. Bunlara ilave olarak çalışmadan elde edilen bulgular doğrultusunda BES sistemine yönelik oluşturulan hipotezler oluşturularak Kikare testi ile ilişkinin varlığı test edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda Elazığ ilinde BES sisteminin temel belirleyicisinin gelir durumu ve katılımcıların çalıştığı sektör olarak belirlenmiştir.
Türk sosyal güvenlik sisteminde geçmişten günümüze isteğe bağlı sigortalılık ve mevcut durumun eleştirel bir yaklaşımla analizi
Sosyal sigortaların en temel özelliği sigortalılığın zorunlu olmasıdır. Sigortalı olup olmamak kişinin iradesine bırakılmamıştır. Belirli koşulların oluşması halinde işveren, sigortalı ve Kurum arasında çerçevesi Kanun ile belirlenen bir hukuksal ilişki ortaya çıkar. Ancak, zorunluluk ilkesi olarak adlandırılan bu durum tam anlamıyla uygulandığında, zorunlu sigortalılık niteliğini kazanma koşullarını sağlayamayanların sigortalı olamamaları sonucu ortaya çıkacaktır. Bu noktada, zorunlu sigortalılığın istisnası olarak nitelendirilen isteğe bağlı sigortalılık uygulaması ile zorunlu sigortalılık niteliği kazanamayanlar ve bu koşulları sonradan yitirenlere sigortalılık imkanı sağlanmaktadır.Tez çalışmasında özetle, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda yer alan isteğe bağlı sigortalılık ile ilgili düzenlemeler; konuyla ilgili geçmiş uygulamalara, yargı kararlarına ve uygulamadaki sorunlara da yer verilmek suretiyle incelenmiş ve açıklanmaya çalışılmıştır.