Statistics

139 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Milli judocuların müsabaka performanslarının istatistiksel olarak değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı özellikle bütün spor dallarında sporun zirvesi olarak adlandırılan yaz olimpiyat oyunlarında judo branşında daha çok madalya alabilmek için, ilk defa bir bilgisayar programı kullanarak bilimsel veriler elde etmek ve judo branşını tanıtmaktır. Türkiye milli takımını uluslararası alanda temsil etmiş milli sporcuların müsabaka verilerinin judo branşına özel yapılan bilgisayar programı ile analiz edilerek (müsabaka analizi, puan analizi, zaman analizi, ülke analizi, yıl analizi, kategori analizi) bireysel anlamda daha başarılı olması için değerlendirme yapılacaktır. Judo branşı bireysel bir spor dalıdır. Bu sebeble yapılacak olan değerlendirme de bireysel olmalıdır. Bu program sayesinde, ülkemizi temsil eden milli sporcuların her türlü veri girişi yapıldıktan sonra, ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda, yapılacak olan değişik antrenman metodları ile sporcuların performansı daha üst düzeye çıkması sağlanarak, madalyaya bir adım daha yaklaşmasına yardımcı olacaktır.

Bireysel sporlarJudoPerformans+6
Deniz Şilli
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Network meta analizi rastgele etki modellerinin farklı istatistiksel yazılımlardaki sonuçlarının değerlendirilmesi-bir simülasyon çalışması

Network meta analizi, literatürde yer alan aynı amaç ve yöntemle yürütülmüş ikiden fazla yöntemin karşılaştırıldığı çalışmaların sonuçlarını istatistiksel olarak birleştiren ve genel etki büyüklüğü tahmini elde etmeyi sağlayan bir analiz yöntemidir. Bu yöntemde amaç aynı anda birden çok yöntem arasında bir ağ oluşturup doğrudan ve dolaylı etki büyüklüğü kestirimlerini değerlendirmek, elde edilen birleştirilmiş etki büyüklüğü ile istatistiksel gücü arttırmak, çalışmalar arası tutarsızlıkları değerlendirmek ve en iyi yöntem etkinliğini belirlemektir. Bu tez çalışmasında son yıllarda popüler olan ve kanıt değeri en yüksek olan network meta analizinin farklı senaryolar altında uygulanabilirliğini tartışmak, R ve SAS programlarında belirli senaryolar doğrultusunda elde edilen sonuçları karşılaştırmak amaçlanmıştır. Bu çalışmada üç yöntem (A, B, C) karşılaştırması için; farklı ağ yapılarını (kapalı ve açık) içeren, farklı çalışma sayılarına (dengeli (5-5-5; 10-10-10 / 5-5; 10-10) veya dengesiz (5-5-1; 5-5-10 / 5-1; 5-10)), farklı örneklem büyüklüğüne (n=30, 50, 100) ve farklı heterojeniteye (I2<0,2 (düşük) ve I2<0,5 (orta)) sahip senaryolar altında 1000 tekrarlı simülasyon yürütülmüştür. Bu senaryolar için R programında veri türetilmiştir. Türetilen veriler için R netmeta paketi ve SAS glimmix prosedüründe simülasyonlar yürütülmüş ve network meta analizi sonuçları karşılaştırılmıştır. Simülasyon çalışmaları sonucunda R netmeta paketinin ve SAS glimmix prosedürünün benzer sonuçlar verdiği, dengeli durumda açık ve kapalı ağlarda çalışma sayısı, örneklem büyüklüğü ve heterojenite fark etmeksizin geçerli tahminler yaptığı fakat bu durumun açık ağlarda dengesiz durumda bir kolda az sayıda çalışma içeren senaryolarda değiştiği görülmüştür. Az sayıda çalışma (5-1) içeren kolda küçük örneklem büyüklüğü (n=30) varlığında iki programın da yöntemler arası var olan farkı tespit edemediği görülmüştür. Bu durumun örneklem büyüklüğü arttıkça değiştiği ve n=100 örneklem büyüklüğünde az sayıda çalışma içeren kol bulunmasına rağmen programların yöntemler arası farkı tespit ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Network meta analizi; R netmeta; SAS proc glimmix; simülasyon çalışması.

BenzetimMeta analiziNetwork meta analizi+2
Tanyeli Kazaz
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Pediatrik büyüme eğrilerinin model performanslarının GAMLSS yöntemi ile incelenmesi ve kantil regresyon yöntemi ile karşılaştırılması

Bir çocuğun büyüme ve gelişiminin incelenmesinde, hastalık durumunun erken tanılanmasında, beslenme durumunun değerlendirilmesinde en iyi araçlardan biri antropometrik ölçümler yardımıyla oluşturulan referans pediatrik büyüme eğrileridir. Bu tez kapsamında cinsiyete göre boy uzunluğu, vücut ağırlığı, baş çevresi ve beden kitle indeksi ölçümlerine ilişkin büyüme eğrileri farklı istatistiksel yöntemler ile oluşturulmuştur. LMS, LMSP ve LMST yöntemlerinin bir arada kullanılarak geliştirildiği GAMLSS (Generalized additive model for location, scale and shape) modeli ile kantil regresyon yöntemi sonucunda elde edilen büyüme eğrileri karşılaştırılmıştır. Her iki yöntem sonucunda büyüme eğrilerinin veriye uyumu ve model yeterliği worm grafiği ile incelenmiştir. Büyüme eğrilerinin oluşturulmasında LMSP ve LMST yöntemlerinin LMS yöntemine göre farkı, dağılımın çarpıklığını ve basıklığını dikkate almasıdır. GAMLSS modeli veride normal dağılım varsayımı gerektirirken, aynı zamanda büyüme eğrilerinin model performanslarını inceleyerek en uygun model seçimine olanak sağlamaktadır. Kantil regresyon ise veride herhangi bir dağılım varsayımı gerektirmediğinden, büyüme eğrilerinin oluşturulmasında alternatif bir yöntemdir. Bulgulara göre, GAMLSS yöntemi sonucunda daha düzleştirilmiş esnek büyüme eğrilerinin elde edildiği gözlenmiştir, fakat burada modelde etkili serbestlik derecesinin belirlenmesi oldukça önemlidir. Kantil regresyon yönteminde ise düzleştirme parametresinin seçimi oldukça önemli olup monotonluk kısıtlamaları ile esnek büyüme eğrileri oluşturulmuştur, fakat bazı antropometrik ölçümler için eğrinin uç noktalarında esnekliğin bozulduğu gözlenmiştir. Her iki yöntem sonucunda da tüm yaş grubunu içeren worm grafiklerinde wormlar %95 güven aralığında yer almaktadır. Oluşturulan büyüme eğrilerinin veriye uyumunun yeterli olduğu söylenebilmektedir.

BiyoistatistikBüyümeBüyüme eğrileri+6
Eda Çakmak
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Adıyaman yöresi petrol sondaj faaliyetlerinde üretken olmayan sürenin istatistik analizi

Petrol sondajı, zor ve ileri teknoloji gerektiren bir süreçtir. Gerek petrolün çıkarılması için yapılan sondaj çalışmaları esnasında, gerekse çıkarıldıktan sonra rafinerilere taşınıncaya kadar geçen süreç içerisinde kaynak israfını önleyici tedbirlerin alınması gerekir. Bu süreç içerisinde çeşitli nedenlerle kesintiye uğramış üretken olmayan süreler, önemli ölçüde zaman kaybı ve maliyet artışıyla sonuçlanacaktır. Üretken olmayan süre (ÜOS) analizi, birçok sektörde başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Süre analizi pek çok alanda mühendisler için önemli bir başvuru kaynağı olmuştur. Sondaj mühendisliği açısından bakıldığında sondaj faaliyetlerinin projelendirilmesi aşamasında olası belirsizlikleri indirgemek için iyi bir analiz yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Sondaj faaliyetlerinde sık görülen problemlerin tanımlanması, operasyonların performansındaki eksiklikleri azaltmak için düzeltici önlemlerin alınması açısından oldukça önem arz etmektedir. Özellikle zaman ve maliyetlerdeki belirsizlik oranının yüksek olduğu sondaj sahalarında üretken olmayan süre analizlerinin efektif şekilde uygulanması daha güvenilir bir sondaj projesi bütçesi planları oluşturulmasına önemli oranda katkılar sağlayacaktır. Bu çalışmada, toplam kesinti süresine yani üretken olmayan süreye odaklı sondaj performansları ele alınmıştır. Adıyaman yöresindeki 30 adet faal petrol kuyusu verileri kullanılarak ÜOS analizi yapılmıştır. Zaman dilimi olarak kuyu sondajı başlangıcı ile sondajın sonlandırılması arasındaki aşamalar dikkate alınmıştır. Sonuçların değerlendirilmesiyle, petrol kuyuları sondaj aşamasında iş ve emek kaybının önlenebilmesi için alınması gereken önlemler sıralanmış ve tavsiyelerde bulunulmuştur.

AdıyamanAdıyamanPetrol+9
Muhammed Said Ateş
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kekemeliği olan ve olmayan 18-24 yaş arası bireylerin erken dönem uyumsuz şemaları ile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkide şema başa çıkma stratejilerinin aracı rolü

Bu araştırmada, kekemelik tanısı olan ve olmayan 18–24 yaş arası geç ergenlik dönemindeki bireylerde, erken dönem uyumsuz şemalar ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide şema başa çıkma stratejilerinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmaya 103'ü kekemelik tanısı olan, 110'u olmayan toplam 213 kişi katılmıştır. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form 3 (YŞÖ-KF3), Şema Başa Çıkma Ölçeği, Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde Ki-kare testi, Bağımsız Gruplar T-Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve SPSS Process Macro v4.2 (Model 5) kullanılmıştır. Bulgular, "zedelenmiş otonomi", "zedelenmiş sınırlar", "aşırı uyarılmışlık" ve "kopukluk" şema alanlarının yaşam kalitesi üzerinde anlamlı ve negatif etkileri olduğunu; teslimiyet ve kaçınma stratejilerinin bu ilişkide aracı rol oynadığını ortaya koymuştur. Aşırı telafi stratejisinin ise aracılık etkisi bulunmamıştır. Ayrıca kekemelik tanısının, yalnızca "zedelenmiş sınırlar" şema alanı ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide düzenleyici (moderatör) bir rol üstlendiği belirlenmiştir. Yaşam kalitesi düzeyi, demografik ve klinik değişkenler açısından da değerlendirilmiştir. Kekemelik tanısı, cinsiyet ve kronik hastalık öyküsüne göre yaşam kalitesi düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak psikiyatrik veya psikolojik rahatsızlık tanısı olan bireylerin yaşam kalitesi düzeylerinin, bu tanıya sahip olmayan bireylere kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptanmıştır. Psikolojik destek alma durumu ise yaşam kalitesi açısından anlamlı bir fark yaratmamıştır. Ek olarak, cinsiyet ile kekemelik tanısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş; erkek bireylerde kekemeliğin görülme oranının kadınlara kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi açısından, kekemelik tanısı olan bireylerin eğitim seviyelerinin görece daha düşük olduğu belirlenmiş ve bu durum kekemeliğin akademik yaşama olası olumsuz etkilerine işaret etmektedir. Çalışma durumu ile kekemelik arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış olsa da literatür bu ilişkinin bireysel ve çevresel faktörlere bağlı olarak değişebileceğini göstermektedir. Bu bulgular, kekemeliğin yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda sosyal ve mesleki işlevsellik üzerinde de çok boyutlu etkiler doğurabileceğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, kekemeliğin yüzeyde gözlemlenebilen bir konuşma bozukluğuna indirgenemeyeceğini; bireyin derin psikolojik yapısı, şemaları, bu şemalarla baş etme biçimleri ve psikiyatrik geçmişi gibi çok katmanlı içsel dinamiklerle şekillendiğini açıkça ortaya koymuştur. Özellikle teslimiyet ve kaçınma gibi başa çıkma stratejilerinin yaşam kalitesi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olması, psikolojik müdahalelerde yalnızca semptomlara değil; bu semptomların kökeninde yatan bilişsel ve duygusal yapıya odaklanılması gerektiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, şema terapisi gibi yapısal yaklaşımlar, kekemelikle başa çıkan bireylerin yaşam kalitesini artırmada önemli ve dönüştürücü bir potansiyel taşımaktadır.

Başa çıkmaBilgisayar programlarıErgenler+5
Nilüfer Özkan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kısıtlı ordinasyon yöntemlerinden kanonik uyum analizi ve gereksizlik analizi yöntemlerinin karşılaştırılması: kardiyolojik veri seti üzerinde bir uygulama

Doğadaki olaylar, birbirleri ile ilişkili olan çok sayıdaki değişkenin veya faktörün ayrı ayrı ya da birlikte etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Gereksizilik Analizi (Redundacy Analysis, RDA) ve Kanonik Uyum Analizi (Canonical Correspondence Analysis, KUA) bu ilişkileri belirlemede kullanılan analiz yöntemlerindendir. Doğrudan Gradient Analizleri (DGA) olarak da bilinen kısıtlı kanonik analiz yöntemleri ile ilgili yapılan çalışmaların, genellikle çevrebilimciler tarafından yapıldığı ve sağlık alanında sınırlı sayıda çalışmanın olduğu görülmüştür. Bu nedenle tez çalışmasında, KUA ve RDA'nın incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, farklı ölçek seviyelerindeki değişkenlere ait verileri içeren Kardiyoloji alanındaki bir veri seti ile yöntemlerin uygulaması yapılarak performansları karşılaştırılmıştır. Performans ölçütleri olarak Belirleme Katsayısı (R2) ve MAPE (Mean Absolute Percentage Error) değeri hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre farklı ölçek türlerinde olan değişkenler arasındaki ilişki yapılarını analiz eden kısıtlı ordinasyon yöntemleri olan KUA ve RDA'nın varyasyonu yeterli düzeyde açıkladığı görülmüştür. Ayrıca, her iki yöntemin düşük MAPE değeri ile (% 10'dan düşük) iyi sınıflama yaptığı ve ordinasyon diyagramı gerçekleştirdiği böylece sağlık alanında da kullanılabileceği vurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Kanonik form, ölçekleme, biplot, boyut indirgeme, MAPE, angina

Anjina pektorisBiyoistatistikBoyut indirgeme+6
Mehmet Tahir Huyut
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İki aşamalı en küçük kareler yöntemi ve uygulaması

İki aşamalı en küçük kareler yöntemi aracı değişken kullanarak, açıklayıcı içsel değişkenler ile yapılan özel bir regresyon analizi yöntemi olup, analiz sonucu elde edilen tahminlerin, sapmasız ve tutarlı olabilmesini sağlamaya yardımcı olmaktadır. Bu çalışmada iki aşamalı en küçük kareler yöntemi incelenerek bir veri seti ile uygulama yapılmıştır. Uygulamada, örneklem genişliği 300 alınarak, 18 değişken içeren serbest erişimli veri seti kullanılmıştır. Verilere ilk önce adımsal regresyon analizi uygulanarak, modele girecek değişkenler belirlemiştir.Sonraki aşamada bu değişkenler ile standart regresyon analizi ve İki aşamalı en küçük kareler regresyon analizi yapılmıştır.Sonuç olarak, veri setinde içsellik problemi, bağımsız değişkenlerin hatalı olarak ölçülmüş olması ve modelde feed-back halkasının olması durumunda İki aşamalı en küçük kareler regresyon yönteminin, standart regresyon analizi yöntemine alternatif olarak kullanılabileceği vurgulanmıştır. Anahtar kelimeler:İçsellik problemi, sapmasız tahmin, ölçüm hatası

BiyoistatistikEn küçük kareler yöntemiTahmin+3
Fırat Demir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel iletişim doyumunun örgütsel bağlılığa etkisi üzerine bir alan araştırması

Örgütsel bağlılık, küreselleşmenin zorlayıcı etkisi ile örgütler için giderek daha fazla önemsedikleri bir kavram olmaya başlamıştır. Çalışanlar açısından da örgütte kalmak ya da ayrılmak gibi sonuçlar doğurabilen bu kavramın birçok belirleyicisi bulunmaktadır. Bu çalışmada, işgörenlerin örgütleri ve diğer çalışanlarla gerçekleştirdikleri iletişimden elde ettikleri memnuniyeti ifade eden örgütsel iletişim doyumunun etkisi incelenmiştir. Çalışma alanı olarak ise topluma faydalı birey kazandırma ve meslek edindirme görevini üstlenen yükseköğretim kurumlarından Uşak Üniversitesi seçilmiştir. Çalışmanın örneklemi uygun yöntemle seçilen, bilginin üretildiği ve işlenerek aktarıldığı bu alanda kilit pozisyonda bulunan akademisyenler ve eğitim hizmetinin üretilmesinde ve sunulmasında tamamlayıcı görev üstlenen idari personelden oluşan toplam (344) çalışan olarak belirlenmiştir. İletişim doyum ölçeği ve örgütsel bağlılık ölçeğinin yanı sıra, katılımcıların demografik ve ekonomik özellikleri, çalışma koşulları ve kurumun örgütsel iletişim mekanizmalarından bazılarına ait verileri kapsayan araştırma soru formu ile toplanarak, SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucunda, çalışanların örgütsel iletişimden orta düzeyde memnuniyet elde ettikleri ve yine kurumlarına karşı orta düzeyde örgütsel bağlılık geliştirdikleri belirlenmiş olup, katılımcıların birtakım demografik özellikleri ile iletişim doyumu ölçeği (alt boyutları ile) ile örgütsel bağlılık ölçeği (alt boyutları ile) arasında istatiksel olarak değişik derecelerde ve anlamlı ilişkiler ve farklılıklar bulunduğu saptanmıştır. Kurumsal iletişim araçlarından olan toplantılara katılma sıklıklarının, toplantılarda alınan kararların katılımcılar tarafından etkin ve verimli olarak değerlendirilmesinin ve yine toplantılarda görüş ve fikirlerinin önemsenmesinin de, gerek örgütsel bağlılık düzeyleri (ve alt boyutları), gerekse iletişim doyum düzeyleri (ve alt boyutları) ile değişik kuvvetlerde anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu anlaşılmıştır. Yine Uşak Üniversitesi tarafından, çalışanlarına gönderilen kurumsal SMS'lerin sıklığı ile katılımcıların bağlılık düzeyleri (ve alt boyutları) ve iletişim doyum düzeyleri (ve alt boyutları) arasında istatiksel olarak pozitif yönde, değişik kuvvetlerde ve anlamlı bir ilişki bulunduğu saptanmıştır. Bunların yanında, iletişim doyumu ölçeği genel ortalamasının, örgütsel bağlılık ölçeği genel ortalamasının pozitif ve anlamlı belirleyicisi olduğu, yine iletişim doyumu alt boyutlarından "Medya Kalitesi" ve "İletişim İklimi" doyum düzeylerinin, örgütsel bağlılık ölçeği genel ortalamasının pozitif ve anlamlı belirleyicileri olduğu ortaya konulmuştur. Katılımcıların iletişim doyum düzeyleri (alt boyutlarla birlikte) ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında (bazı alt boyutlarla birlikte) istatiksel olarak pozitif yönlü, değişik kuvvetlerde ve anlamlı bir ilişki bulunduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel iletişim, iletişim doyumu, örgütsel bağlılık, üniversite çalışanları, istatistik

ÖlçeklerÖrgütsel bağlılıkÖrgütsel iletişim+4
Barış Koç
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Meta analizi ile Box-Cox dönüşümü için yeni bir yaklaşım ve ınternet tabanlı uygulaması

Normallik varsayımı sağlık çalışmalarında sıkça karşılaşılan varsayımlardan birisidir. Normallik varsayımının sağlanmadığı durumlarda sıkça başvurulan çözüm yöntemlerinden birisi normal dağılmayan veri seti üzerinde dönüşüm yapmaktır. Sıkça kullanılan dönüşüm yöntemlerinden birisi ise Box-Cox dönüşüm yöntemidir. Box-Cox dönüşüm yöntemi bilinmeyen dönüşüm parametresine sahip bir kuvvet dönüşüm yöntemidir. Bu tez çalışmasında Box-Cox dönüşüm yönteminin bilinmeyen dönüşüm parametresinin kestirimi için yeni bir yaklaşım önerilmiştir. Önerilen yaklaşım farklı parametre kestirim yöntemlerinin meta analizi ile birleştirilmesi mantığına dayanmaktadır. Monte Carlo benzetim çalışmasıyla önerilen yaklaşım ile diğer yöntemler farklı senaryolar altında karşılaştırılmıştır. Benzetim çalışması sonucunda önerdiğimiz yaklaşımın diğer yöntemlere göre parametre kestirimi konusunda daha başarılı performans gösterdiği görülmüştür. Ek olarak iki farklı gerçek veri üzerinde önerilen yöntemin uygulaması yapılmıştır. Ek olarak önerilen yaklaşım R programında AID kütüphanesi altında "boxcoxmeta" isimli fonksiyon olarak araştırmacıların erişimine açılmıştır. Son olarak bu tezde önerilen yaklaşımın da kullanılabileceği internet tabanlı bir araç geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Box-Cox dönüşümü, Meta analizi, Normallik testleri, İstatistiksel yazılım

Bilgisayar yazılımlarıBiyoistatistikMeta analizi+4
Muhammed Ali Yılmaz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı dönüşüm yöntemleri için shapiro-wilk test istatistiği ile dönüşüm parametresinin kestirilmesi

Birçok istatistiksel yöntemin temeli normal dağılıma dayandığı için normallik varsayımı son derece önemlidir. Normallik varsayımı sağlanmadığı durumlarda değişkenler üzerinde dönüşüm uygulanır. Bu çalışmada Log-shift, Bickel-Docksum, Yeo-Johnson, Square Root (shift), Manly, Modulus, Dual, Gpower dönüşüm yöntemlerinin Shapiro- Wilk normallik test istatistiğini maksimize eden dönüşüm parametresi kestirilecektir. Monte Carlo benzetim çalışması ile performansları incelenecektir. Önerilecek olan yöntemlerin kodları R yazılımında araştırmacıların kullanımına sunulacaktır. Geliştirilecek olan yöntemin uygulaması açık erişimli bir veri seti üzerinde gösterilecektir.

BiyoistatistikNormal dağılımVeri değişimi+3
Müge Coşkun
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğrusal olmayan kanonik korelasyon analizi ve Türkiye sağlık araştırması verilerine uygulanması

Bu çalışmada, kategorik değişkenlerin de yer aldığı iki veya daha fazla değişken kümesi arasındaki ilişkileri analiz eden çok değişkenli bir istatistik yöntemi olarak tanımlanan "Doğrusal Olmayan Kanonik Korelasyon Analizi"ni (DOKKA) incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada uygulama verisi olarak Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen 2019 yılı Türkiye Sağlık Araştırması (TSA) mikro veri seti kullanılmıştır. Böylelikle TSA'dan elde edilen veriler doğrultusunda kişilerin sosyo-demografik özellikleri, sağlık sorunları, fonksiyonel yeterlilikleri ve sağlık tutumlarına ilişkin değişken setleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve söz konusu verilerin bütünsel bir yaklaşımla daha kolay yorumlanmasını sağlamak; bu sayede genellikle temel tanımlayıcı istatistiklerle kullanılan kategorik araştırma verilerinin değerlendirilmesine yeni bir bakış ve yaklaşım kazandırmaya çalışmak temel yaklaşım olmuştur. Analizlerde yaş, çalışma durumu, engellilik gibi değişkenler dikkate alınarak özelleştirilmiş nüfus grupları incelenmiştir. Bunun sonucunda, seçilen kitle için genel sağlık durumu belirleyicilerinin genel olarak bel, boyun, hipertansiyon, eklem ve mafsal hastalıkları olduğu; bahsedilen hastalığa sahip olmayan kişilerin beden kitle endekslerinin normal olduğu ve bu kişilerin uyku sorunu yaşamadıkları ve reçeteli ilaç kullanmadıkları belirlenmiştir. Ayrıca, eşi ölmüş, yalnız yaşayan, eğitimsiz ve yaşlı kişilerin sağlık hizmeti almada uzaklık veya ulaşım problemleri kaynaklı gecikme yaşadıkları; düşük hanehalkı gelirine sahip, düşük eğitim seviyesinde, boşanmış, 25-54 yaş grubundaki kadın nüfusun; tıbbi bakım, diş bakımı, ruhsal tedavi ve ilaç ihtiyacını ödeme güçlüğü nedeniyle karşılayamadıkları saptanmıştır.

BiyoistatistikKorelasyon analiziSağlık araştırmaları+3
Muharrem Gürleyen Gök
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sehir içi EPB tünel projelerinde jeolojik formasyonlara göre jeoteknik veri analizi ve değerlendirmesi

Bu tez çalışması kapsamında tünelcilik mühendisliğinin önemli bir boyutu olan Tünel Açma Makinesi (TBM) teknolojisi, modern altyapı projelerinde vazgeçilmez bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada, TBM teknolojisi ve özellikle Pasa Basınçlı (EPB) TBM'lerin performansı üzerine odaklanılarak, tünel kazı süreçlerini optimize etmeye yönelik kapsamlı bir analiz sunulmaktadır. Çalışmanın ilk bölümleri, TBM teknolojisine dair teorik temelleri, ayna basıncı hesaplama yöntemlerini ve bu yöntemlerin tünel kazı performansı üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde ele almaktadır. Ayrıca, risk yönetimi ve olasılıksal analiz yöntemleri gibi kritik yaklaşımlar hem teorik hem de pratik bağlamda değerlendirilmektedir. Çalışmanın sonraki bölümlerinde ise, Ataköy-İkitelli ve Halkalı-Yeni Havalimanı metro hatları örneği üzerinden, jeoteknik ve hidrojeolojik koşulların TBM performansı üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Sonuçlar, büyük ölçekli tünel projelerinde hem kazı süreçlerinin iyileştirilmesine hem de risklerin etkin bir şekilde yönetilmesine yönelik uygulanabilir çözümler sunmaktadır. Çalışmanın ikinci ve üçüncü bölümünde, tünelcilik yöntemleri ve TBM (Tünel Açma Makinesi) teknolojisi üzerine temel bilgileri detaylandırarak, çalışmaya teorik bir temel sunmaktadır. Özellikle, EPB (Pasa Basınçlı) TBM'lerde ayna basıncı hesaplama yöntemleri, kullanılan formüller ve bu hesaplamaların tünel performansına etkileri kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Bu bölüm, TBM kazı süreçlerinin optimizasyonu ve performans iyileştirilmesi için kritik öneme sahip teorik bilgiler içermektedir. Ayrıca, risk kavramları ve olasılıksal metotlara yönelik terminolojik açıklamalar ile farklı risk analiz yöntemlerinin ayrıntılı incelemesi de bu bölümlerin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Risk değerlendirme yaklaşımları hem teorik çerçevede hem de uygulamalı olarak ele alınarak, çalışmanın metodolojik altyapısını sağlamlaştırmaktadır. Bu bölümler, tünelcilik ve risk yönetimi alanındaki akademik bilgi birikimini pratik uygulamalarla birleştirerek bilimsel bir zemin oluşturmaktadır. Dördüncü ve beşinci bölümde, Ataköy-İkitelli ve Halkalı-Yeni Havalimanı metro hatlarının jeoteknik ve hidrojeolojik özelliklerini inceleyerek, bu özelliklerin Tünel Açma Makinesi (TBM) kazı performansı üzerindeki etkilerini değerlendirmektedir. Çalışma kapsamında, farklı formasyonlarda gerçekleştirilen laboratuvar ve arazi deneyleri kapsamlı bir şekilde analiz edilmiştir. Ayrıca , EPB ayna basıncı değerlerinin hesaplama yöntemleri arasındaki farklar ve benzerlikler istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve 5x5 L Tipi Matris Yöntemi kullanılarak risk değerlendirmesi yapılmıştır. Bu analizler, büyük ölçekli tünel projelerinde risk yönetimi stratejilerine yönelik önemli bilgiler sunmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre, jeoteknik koşulların TBM performansı üzerindeki belirgin etkisini ortaya koymuştur. Ataköy-İkitelli Metro Hattı'nda, birim hacim ağırlık ve su içeriği EPB bar değerleri üzerinde anlamlı etki göstermiştir. Halkalı-Yeni Havalimanı Metro Hattı'nda, birim hacim ağırlık ve plastik limit kazı performansı üzerinde anlamlı bulunmuştur. Ayrıca hidrojeolojik zorlukların tünel kazısı üzerindeki rolü detaylı bir şekilde irdelenmiştir. Metro hatları arasında yapılan karşılaştırmalar, farklı zemin koşullarının kazı verimliliğine olan etkilerini anlamaya olanak tanımıştır. EPB basınç hesaplamalarına yönelik regresyon analizleri ile model önerileri geliştirilmiş ve bu modellerin doğruluğu literatürle karşılaştırılarak test edilmiştir. Sonuç olarak, çalışma, tünel kazı süreçlerini optimize etmek ve riskleri minimize etmek adına uygulanabilir öneriler sunmaktadır. Sonuç olarak, bu tez çalışması, tünelcilik sektöründe ön ve detay jeolojik çalışmaların önemini vurgulamaktadır. Projelendirme ile uygulama arasındaki uyumsuzlukları minimize etmeyi hedefleyen çalışma, jeolojik parametrelerin tünel açma makinası performansına etkilerini daha iyi anlamayı amaçlamaktadır. Elde edilen bilgilerin, gelecekteki projelerde kullanılarak sektördeki mühendislik uygulamalarına katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Hata fonksiyonlarıMühendislik jeolojisiRisk analizi+3
Baki Ömer Furat
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Faktör analizinde belirli koşullar altında faktör sayısı belirleme yöntemlerinin karşılaştırılması

Sağlık, spor, eğitim ve sosyal bilimler alanında özellikle ölçek geliştirme çalışmalarında sıklıkla kullanılan çok değişkenli istatistiksel yöntemlerden biri olan faktör analizinde kestirim ve döndürme yöntemlerine göre daha önemli olan aşama kabul edilecek faktör sayısının belirlenmesidir. Faktör sayısının belirlenmesinde Kaiser ölçütü (K1), birikimli açıklanan varyans yüzdesi ve yamaç grafiği gibi en fazla bilinen ve kullanılan bazı yöntemler olmakla birlikte bu yöntemlerle elde edilen faktör sayıları her durumda doğru faktör sayısına net cevaplar verememektedir. Bu yöntemlerin dışında son yıllarda kullanılmaya başlanan Horn'un paralel analizi (PA) ve Velicer'in en küçük ortalama kısmi korelasyon (MAP) yöntemleri de bulunmaktadır. Bu çalışmada, doğru faktör sayısının belirlenmesinde K1, PA ve MAP ölçütlerinin performansları, sürekli ve 5'li likert düzeyinde ölçülmüş değişkenler için değişken sayısı (6, 12, 18, 24, 30), örneklem büyüklüğü (30, 50, 100, 200, 300, 500), ortalama faktör yükü (0,10-0,90) ve evren faktör sayısı (1, 2, 3 ve 4) koşulları altında incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. MAP ve PA yönteminin doğru faktör sayısını belirlemede oldukça iyi performansa sahip olduğu, istatistiksel yazılımlarda en fazla kullanılan yöntemlerden olan K1'in ise kötü performansa sahip olduğu, sadece değişken sayısı altı iken iyi performans gösterebildiği ve örneklem büyüklüğündeki değişimden en fazla etkilenen yöntem olduğu görülmüştür. Ayrıca yamaç grafiği, Jolliffe ölçütü, birikimli açıklanan varyans yüzdesi ve K1 gibi klasik öznel ölçütler yerine özellikle son yıllarda kullanılmaya başlanan PA ve MAP gibi daha nesnel ve çağdaş yaklaşımların kullanılması önerilmektedi

Analiz yöntemleriFaktör analiziFaktör analizi+3
Ferhat Ünal
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Türkiye'de bebek ölüm riskinin mekan-zamansal Bayesci modeller ile incelenmesi

In this thesis, it was aimed to determine relative risk (RR) of infant mortality for each province in Turkey between 2009 and 2017 years by including the concepts of space, time and space-time interaction, to obtain risk maps, and to examine the risk factors affecting. Spatio-temporal Bayesian models were implemented to estimate RR with integrated nested Laplace approximation in R software. Structured spatial and temporal random effects on RR were modeled with Gaussian Markov random fields, using intrinsic conditional autoregressive structure and random walk model, respectively. The best model was determined according to deviance information criterion (DIC). The major contribution to variability of RR explained with the best model was from unstructured spatial and structured temporal interaction random effect. From 2009 to 2017 the number of provinces with high RR, decreased. From 2009 to 2017 in each year consistently; significant risk areas clustered in eastern and southeastern Anatolia regions. Effects of gross domestic product (GDP) per capita, percentage of mothers aged under 20 and percentage of mothers aged over 39 on RR of infant mortality were examined with generalized linear model without concepts of space and time and with the best spatio-temporal Bayesian model. As GDP per capita increased, RR decreased for generalized model and spatio-temporal model. Whereas percentage of mothers aged under 20 and percentage of mothers aged over 39 increased, RR increased for generalized model. But percentage of mothers aged under 20 and percentage of mothers aged over 39 had no effect on RR for spatio-temporal model. Spatio-temporal Bayesian model can be more preferable than generalized model, because of having lower DIC than generalized model. Therefore, while determining the factors that may have an effect on RR of infant mortality, it is also important to consider the effects of space, time and space-time interaction.

Infant mortalityInfantMarkov random fields+5
Sade Kılıç Yıldırım
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Meta analizinde aykırı değerlerin incelenmesi ve aykırı değerlerin olduğu durumda kullanılan yöntemlerin karşılaştırılması

Bu tezde meta analizinde aykırı değerlerin belirlenmesi, aykırı değer olduğu durumda kullanılan yöntemlerden hangisi ya da hangilerinin etki büyüklüğü ve çalışmalar arası varyansın kestiriminde daha etkili olduğunun bulunması amaçlanmıştır. Meta analizi ile aynı araştırma konusuyla ilgili yapılmış bilimsel çalışmalardan elde edilen etki büyüklükleri niceliksel olarak birleştirilir. Çalışmalardan elde edilen etki büyüklüklerinin birbirinden farklılıkları, heterojenlik olarak ifade edilir. Meta analizi çalışmalarında heterojenliğin ortaya çıkma nedenlerinden biri de bir veya birden çok çalışmadan elde edilecek olan etki büyüklüklerinin diğerlerinden farklı olacak şekilde değer alması olabilir. Diğer etki büyüklüklerinden farklılık gösteren bu değerlerin aykırı değer olup olmadığı istatistiksel olarak belirlenmelidir. Bu tez çalışmasında standart etki büyüklüğü birleştirme yöntemleri (sabit etkiler modeli ve rasgele etkiler modeli) ve son zamanlarda geliştirilmiş diğer yöntemler benzetim çalışması ile karşılaştırılmıştır. Benzetim çalışması ile aykırı değer içeren bir meta analizi çalışmasında doğruya en yakın kestirimi veren yöntemin belirlenmesi amacıyla yöntemler yanlılık, hata kareler ortalaması ve kapsama oranı açısından incelenmiştir. Benzetim çalışması sonucunda etki büyüklüğü açısından aykırı değerden en az etkilen yöntemler karışım yöntemi ve t dağılımı yöntemi olarak elde edilmiştir. Çalışmalar arası varyans olarak adlandırılan T² değeri açısından bakıldığında, çalışma sayısı az olduğunda Hunter Schmidt ve en çok olabilirlik yöntemleri etkinliği yüksek kestirimler yapmıştır. Kapsama oranı açısından bakıldığında karışım yöntemi ve t dağılımı yöntemi en iyi sonuçlara sahiptir. Yüksek heterojenlik veya büyük etki büyüklükleri için t dağılımı yöntemini kullanmak daha uygun sonuçlar vermektedir. Çalışma sayısı arttıkça hemen hemen tüm sonuçlar birbirine yaklaşmakta ve yöntemler arasındaki fark ortadan kalkmaktadır.

Aykırı değerlerBenzetimBiyoistatistik+3
Mümtaz Mutlu Umaroğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Referans aralığı belirlemede kullanılan tek değişkenli ve çok değişkenli yöntemlerin karşılaştırılması

Sağlık alanında kullanılan laboratuvar test sonuçları her bir test değeri için kendi referans aralığına bakılarak değerlendirilir. Bu prosedür tekli karşılaştırma olarak bilinmektedir. Genellikle hastalardan birden fazla laboratuvar testi istendiği düşünülürse, sonuca karar vermek için kullanılan yöntem birden fazla tekli karşılaştırmayı içermektedir.Bu karşılaştırmalar sonucu elde edilen referans aralığı görsel olarak dikdörtgen bir alana karşılık gelmektedir. Ama bu prosedür sıklıkla 1. Tip hatanın oluşmasına sebep olduğu için birçok durumda yetersiz kalmaktadır ve uygulamada olan yöntemlerin güvenilirliğini sorgulatmaktadır. Bu sebeple tek bir laboratuvar test sonucu bazen bilinen bir klinik durumu değerlendirmeye yetmeyebilir, bu nedenle birden fazla değişkenin birlikte değerlendirildiği teşhis yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Birden fazla değişkeni birlikte değerlendirebilmek için literatürde çok değişkenli referans aralığı yöntemi önerilmiştir. Çok değişkenli referans aralığının elde edilmesinde birden fazla bağımsız parametrenin birbirleriyle olan ilişkileri de önem kazanmaktadır. Geleneksel tekli karşılaştırma yöntemi birden fazla laboratuvar testinin kendi içinde değerlendirilmesine dayanmaktadır ancak birden fazla laboratuvar testinin birbirleriyle olan etkileşimleri de göz önüne alınarak elde edilen referans aralığında bir önceki dikdörtgen alanın elipsleştirilmesini gerektirmektedir. Bu tez çalışmasında; sağlık alanına özel kullanılan tıbbi testlerde aynı amaç için kullanılan birden fazla değişken için çok değişkenli referans aralıkları belirleme yöntemleri tanıtılacak ve elde edilen bu çok değişkenli referans aralıkları tek değişkenli referans aralıkları ile karşılaştırılacaktır. Bu tezin amacı çok değişkenli referans aralıklarının tek değişkenli referans aralıklarına göre daha güvenilir sonuçlar ürettiğini göstermektir.

BiyoistatistikReferans değerlerÇok değişkenli istatistik+2
Esra Kutsal Kaynar
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Çoklu doğrusal regresyon çözümlemesinde farklı korelasyon yapılarında %80 güç için örneklem büyüklüğünün belirlenmesi

Günümüzde istatistiksel çıkarsama yöntemleri hemen hemen bütün bilim dallarında kullanılmaktadır. Doğrusal regresyon çözümlemeleri ise söz konusu yöntemler arasında en eski ve en çok kullanılan yöntemlerden biridir. İstatistiksel yöntemlerle elde edilen bulguların, kestirilen parametrelerin ve çıkarsamaların sağlıklı olabilmesi bu yöntemlere ilişkin varsayımların sağlanması ile olanaklıdır. Süreçle ilgili olarak bu hatalara düşülmemesi için bir çalışmada bulunması gereken niteliklere ilişkin kontrol listelerinden de yararlanılmaktadır. Günümüzde yapılan çalışmalarda sadece p değerini vermek yeterli görülmemekte, standart hata, güven aralığı, etki büyüklüğü ve istatistiksel güç gibi bilgilerin çalışma raporunda sunulması istenmektedir. Bu çerçevede planlanan bir doğrusal regresyon çözümlemesinin yeterli güce sahip olabilmesi için gerekli olan örneklem büyüklüğünün doğru olarak belirlenmesi çok önemlidir. Doğrusal regresyon çözümlemelerinde örneklem büyüklüğü parmak hesabı (Rules of Thumb) olarak adlandırılan basit, pratik yaklaşımlarla belirlenmektedir. Ancak parmak hesabı yaklaşımları ile belirlenen örneklem büyüklükleri çalışmanın gücü hakkında bilgi vermemektedir. Bu nedenle planlanan bir doğrusal regresyon çözümlemesi için etki büyüklüğü ve modern güç hesabı yöntemleri ile örneklem büyüklüğü hesaplanmalıdır. Bu çalışmada, simulasyon yöntemi kullanılarak çoklu doğrusal regresyon analizinde farklı korelasyon yapılarında % 80 güç için örnek büyüklüğü belirlenecektir. Parmak hesabı yaklaşımları ile benzetim çalışması sonucunda istenen güç için elde edilen örneklem büyüklükleri tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Çoklu Doğrusal Regresyon Çözümlemesi, Etki Büyüklüğü, İstatistiksel Güç, Örneklem Büyüklüğü, Benzetim Çalışması.

Benzetim tekniğiBiyoistatistikKorelasyon+5
Ayhan Parmaksız
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının istatistiği öğretme bilgilerinin öğretmenlik uygulaması temelli ders araştırmaları bağlamında incelenmesi

Bu araştırmada ortaokul matematik öğretmen adaylarının istatistiği öğretme bilgilerinin öğretmenlik uygulaması temelli ders araştırması yöntemiyle geliştirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, öğretmenlik uygulaması temelli ders araştırmasının öğretmen adaylarının istatistiği öğretme bilgilerini nasıl desteklediği veya sınırladığı incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden bütüncül tek durum deseni benimsenmiştir. Çalışmaya Ankara'da bir devlet üniversitesinde öğrenim gören üç öğretmen adayı katılmıştır. Öğretmen adayları üç ders araştırması uygulaması gerçekleştirmiştir. Bu süreçte veriler, istatistiği öğretme bilgisi görevleri, görüşmeler, dokümanlar, video kayıtları, gözlemler, alan notları ve yansıtıcı günlüklerden elde edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Anahtar gelişimsel anlayışlar oluşturulmuş ve bu çerçevede alan, alana ilişkin öğretim ve alana ilişkin öğrenci bilgilerindeki değişimler incelenmiştir. Ayrıca bu bilgilerin ders araştırması döngüleri içinde ve ders araştırması döngüleri arasında nasıl değiştiği ve ders araştırmasının katılımcıların gelişimini nasıl desteklediği veya sınırladığı incelenmiştir. Bulgular öğretmen adaylarının öğretmenlik uygulaması temelli ders araştırmasına katılmalarının istatistiği öğretme bilgilerini geliştirdiği sonucunu ortaya koymuştur. Öğretmen adaylarının istatistik yapma sürecinin soruları formüle etme ile başladığını fark etmeleri ile birlikte diğer anahtar gelişimsel anlayışların alan, alana ilişkin öğretim ve alana ilişkin öğrenci bilgileri bağlamında geliştiği belirlenmiştir. Alan bilgisindeki değişimlerin öğretim ve öğrenci bilgisinin gelişimini desteklediği gözlenmiştir. Öte yandan öğretim bilgisi ile öğrenci bilgisinin de birbirini karşılıklı olarak etkilediği ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak öğretmenlik uygulaması temelli ders araştırması süreci öğretmen adaylarının istatistiği öğretme bilgilerini desteklemektedir. Buradan yola çıkarak bu tarz öğretmen eğitimi programlarının öğretmen eğitimi lisans programlarına entegre edilmesi önerilmektedir. Ayrıca, bu çalışma ile tanımlanan anahtar gelişimsel anlayışların istatistiği öğretmede öğretmen bilgisini tanımlamada kuramsal açıdan katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Aday öğretmenlerDers araştırma modeliMesleki bilgi+5
Nadide Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yarı en küçük kareler regresyonu yönteminin farklı çalışan korelasyon yapılarına ilişkin sonuçların karşılaştırılması ve sağlık alanında uygulaması

Bu çalışmada, Genelleştirilmiş Kestirim Eşitliklerinin (GEE) genişletilmesi ile elde edilen Yarı En Küçük Kareler Regresyonunun (QLS) tanıtılması ve yapılan uygulamalardan elde edilen QLS ve GEE sonuçlarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. QLS, ülkemizde yaygın olarak kullanılmayan bir yöntemdir. Bu yöntem iki aşamalı bir hesaplamaya dayalı ilişkili bir veri analiz yöntemidir. Çalışmanın amaçları çerçevesinde sağlık alanına ilişkin olarak gerçek veri ve benzetim çalışması ile elde edilen veriler ile analizler yapılmış, sonuçlar değerlendirilmiştir. Gerçek veri ile yapılan çalışmada; ortodontik tedavi görmüş 38 hastanın 114 gözlemi kullanılarak, 4 sonuç değişkeni üzerinde zaman ve grup değişkenlerinin etkileri araştırılmıştır. Benzetim çalışmasında, belirlenen 3 korelasyon yapısı ve 3 farklı değeri için 1000 tekrarlı 9 veri seti üretilmiş, bu veri setleri üzerinde 4'er adet çalışan korelasyon yapısı uygulanarak elde edilen 36 durumlu sonuçlar değerlendirilmiştir. Çalışmalar sonucunda, benzetim çalışmasına göre; genel olarak kestirimlerin etkinliği bakımından QLS'nin GEE'ye göre üstünlük gösterdiği, GEE ve QLS sonuçları karşılaştırmalarının daha iyi yapılabilmesi için "Markov" çalışan korelasyon yapısının QLS'de olduğu gibi GEE'de de uygulanabilir olması gerektiği, gerçek veri ile yapılan uygulama kapsamında; QLS'de kullanılan çalışan korelasyon yapıları içinde en yüksek korelasyon değerinin "Markov" çalışan korelasyon yapısı ile elde edildiği, bütün sonuç değişkenleri üzerinde grup değişkeni olarak yer alan tek çene cerrahisi ve çift çene cerrahisinin bir öneminin olmadığı, hem gerçek veri hem de benzetim ile edilen veri setlerinde; "Tri-diagonal" çalışan korelasyon yapısının uygulanmasında GEE için yakınsama sorunu oluşurken, QLS'de bu sorunun oluşmadığı sonuçları elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Regresyon, Genelleştirilmiş Kestirim Eşitlikleri, Yarı En Küçük Kareler Regresyonu, Markov Korelasyon Yapısı.

BiyoistatistikEn küçük kareler yöntemiRegresyon+3
Erdoğan Asar
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Modeling of mediator and moderator effects

Examining the effects of the variables on each other is one of the research fields in which statistical methods are most frequently used. Various methods such as correlation analysis, regression analysis are used in investigating the relationship between variables. Yet, the connections between variables may not be directly and indirect effects may be observed. Moreover, relationship between variables may occur due to a third variable. In such circumstances, the relationship should be analyzed well and different variable types involved should be named correctly. Even though an indirect variable is determined which affects the relationship between the independent variable and dependent variable, the indirect variable may be defined wrongly. The third variables which take place in the relationship are defined as mediator or moderator according to their relationship between dependent and independent variables. These terms are frequently mixed in researches. The main purpose of this thesis is to ensure that the mediator and / or regulatory variables can be easily distinguished in research and guide the selection of test methods to be used in the analysis of these variables. In this thesis study, mediators and moderators are introduced, the differences between them are discussed and the methods used to analyze the effects of these variables are examined. In addition, mediators and moderators as well as methods used to analyze their effects are compared in the study by carrying out a simulation study. Whether the results obtained from our study are consistent with the literature were also examined.

SimulationBioistatisticsVariability+4
Ezgi Avcı Vardar
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Orantısal odds lojistik regresyon modeli için uyum iyiliği testlerinin performanslarının benzetim çalışması ile değerlendirilmesi

Sıralı ve kategorik yapıdaki bağımlı değişkenin, bağımsız değişkenler üzerindeki etkisi modellenmek istendiğinde sıralı lojistik regresyon modeli kullanılmaktadır. Sıralı lojistik regresyon modelleri içerisinde en yaygın kullanılan model orantısal odds lojistik regresyon modelidir. Tüm lojistik regresyon modellerinde, modelin veriye uyumun yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi için gerekir. Bu amaç ile çeşitli uyum iyiliği testlerini kullanılabilir. Orantısal odds lojistik regresyon modellerinde geliştirilen uyum iyiliği testleri Lipsitz test istatistiği, Pulkstenis&Robinson test istatistikleri ve Fagerland&Hosmer test istatistikleridir. Bu tezin amacı, Orantısal odds lojistik regresyon modellerinde geliştirilen uyum iyiliği testlerin performanslarını benzetim çalışması ile karşılaştırmaktır. Bu amaçla çeşitli senaryolar altında modeller kurulmuştur. R yazılım programı ile oluşturulan modelin, performansları tip I hata, güç ve düzeltilmiş güç açısından değerlendirilmiştir. Uyum iyiliği testlerinin bozulumu yakalamada iyi performans sergileyememişlerdir. Uyum iyiliği testleri, etkileşim terim içeren model dışında genel olarak düşük düzeltilmiş güç değerlerine sahiptir. Pulkstenis&Robinson testleri ile Lipsitz testi, Hosmer&Fagerland testinden uyum iyiliğini bozulumunu belirlemede daha iyi performans göstermiştir. Örneklem büyüklüğü arttıkça her bir uyum iyiliği testinin uyum iyiliği bozulumlarını yakalamadaki performansı artmıştır.

BenzetimBiyoistatistikBiyoistatistik+5
Gamze Çelik
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Causes of death in Turkey in terms of health institutions: Epidemiologic examination

Causes of deaths (CoD) in Turkey has a long historical period in the compilation of death processes, beginning from 1931 until today. Despite various efforts in the process, a comprehensive and qualitative system could be established after 2009, by the Ministry of Health (MoH) and the Turkish Statistical Institute (TurkStat). The system has been evolved to an electronic and dynamic system in 2013, by the integration of the Central Civil Registration System (MERNİS) to the process, which is called Death Notification System (DNS). In this study, the historical background of the causes of deaths in Turkey until 2009 has been reviewed accompanying the epidemiologic and demographic transition history in the world and in Turkey. Furthermore, the new system on causes of deaths after 2009 has been examined by the health institutions which are responsible for issuing death certificates. To do this, basic characteristics such as sex, age, usual residence and cause of death of the deceased person were analysed by institutions which notify the death event. Also, the causes of death considered from the epidemiologic viewpoint were discriminated such infectious and non-infectious diseases, in the analysis. With the impact of developing health systems and the improvement of the average life expectancy in the world, we are faced with the decreasing effect of infectious diseases and the fact of aging. In a similar pattern, the diseases causing deaths in Turkey have been changed towards the non-communicable forms by the 2000s. But when the recent era of the epidemiological transition of Turkey was examined, a newly emerging effect of communicable diseases was determined. Particularly, private hospitals and university hospitals are in the foreground, notifying infectious diseases compared to the others. The effect of infectious diseases, especially on children and women, is more apparent. In addition, due to the recent migration movements in our region, it is considered that the infectious diseases constitute a greater risk particularly in the eastern regions near the border.

Health institutionsTürkiyeTurkish Statistical Institute+3
İdris Beyazit
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Nonparametric statistical matching methods: An application on household surveys in turkey

The use of administrative registers and sample surveys together in estimation process has a significant effect on increasing the accuracy of statistical information and reducing the response burden, time, cost and labour. However, this requires integration of data sources. Record linkage and statistical matching are two techniques improved for data integration. Record linkage is a method used when there is a perfect agreement between indicators. If there is no such variable in the data set but there are some common variables and samples of the surveys refer to same target population then statistical matching is used. Common variables between surveys are used as matching variables and fused data sets are obtained using different matching approaches such as parametric, non-parametric and mixed. Aim of this dissertation was to apply different non-parametric statistical matching methods on household based sample surveys and compare their results regarding similarity of variables' distributions. 2014-2015 Time Use Survey of Turkey and 2014 Life Satisfaction Survey of Turkey were used in the implementation. Three non-parametric hot deck methods named as nearest neighbour distance, random and rank hot deck were used in the matching with their constrained and unconstrained versions.For each method, fused data sets were obtained using four different combinations of matching variables and four target variables. Comparisons were made both between methods, and within methods; through changes in applications for each specific method. It was found that results vary according to bothmatching variables and target variables.Moreover, contrary to expectations, constrained hot deck did not provide better result. Key words: Statistical matching, non-parametric hot deck, constrained and unconstrained hot deck

HouseholdNonparametric modelsNonparametric tests+3
Cansu Öztürk
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hastalık tanısı verilerinde veri ön işlemenin topluluk öğrenme sınıflandırma algoritmaları üzerindeki etkisinin incelenmesi

Sağlık alanında hastalığın tanımlanması ve incelenmesi için sınıflandırma yaparken, özellikle karmaşık verilerden anlamlı bilginin ortaya çıkarılmasında, yapay zekâ teknolojisini kullanarak hesaplama yapabilen denetimli makine öğrenme yöntemleri kullanılmaktadır. Topluluk öğrenme yöntemleri ise aynı problemi çözmek için birden fazla öğreniciyi aynı anda eğiterek daha başarılı modellerin kurulmasını sağlamaktadır. Bu çalışmada, sağlık verilerinde doğru hastalık tanısı koymak için kullanılan veri setlerinde olası karşılaşılabilecek kayıp gözlem, sınıf gürültüsü ve sınıf dengesizliği gibi problemlere veri ön işleme yapıldıktan sonra, sınıflandırma algoritmalarının performanslarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada, KEEL veri tabanından kalp hastalığı, tiroid, hepatit, lenfödem, meme kanseri ve diyabet gibi hastalıkların tanısı için toplanmış veriler kullanılmıştır. Sınıflandırma yapmak amacıyla, torbalama algoritmalarından rastgele orman ve ağırlıklı alt uzay rastgele orman algoritmaları kullanılırken; artırma algoritmalarından eklemeli lojistik regresyon ve gradyan artırma makinaları algoritmaları kullanılmıştır. Algoritmaların performanslarının karşılaştırılmasında doğruluk, duyarlılık/hassaslık, seçicilik, kesinlik, Kappa istatistiği, Youden indeksi, F - ölçütü ve ROC ölçüm metrikleri kullanılmıştır. Aynı zamanda, algoritmaların çalışma süreleri hesaplanmıştır. Tüm istatistiksel analizler, RStudio 1.2.1335 - Windows 7+ (64-bit) programı ile yapılmıştır. Orijinal veriler ve işlenmiş veriler için algoritmaların performansları karşılaştırıldığında, veri ön işlemeden sonra algoritmaların performans başarılarının arttığı görülmüştür. Genel olarak, artırma algoritmalarının performansları torbalama algoritmalarına göre daha yüksek sonuçlar vermiştir. Algoritmalar çalışma süreleri açısından kıyaslandığında ise, artırma algoritmaları en uzun süre çalışan algoritmalardır. Sonuç olarak, araştırmalar tarafından yüksek performans başarısı hedefleniyorsa, veri ön işleme göz ardı edilmemelidir. Veri ön işlemede, parametrelerin ayarlanma ve değişken seçimi gibi farklı konularda eklenerek benzetim çalışmaları yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Hastalık Tanısı; Veri Ön İşleme; Kayıp Gözlem; Sınıf Gürültüsü; Sınıf Dengesizliği; Topluluk Öğrenme

BiyoistatistikHastalıkMakine öğrenmesi+6
Yüksel Özkan
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00

Related subjects