Eating attitudes

81 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kadınlarda online zumba egzersizlerinin vücut yağ oranları, yeme tutumları ve beden imajı üzerine etkisi

Covid­19 salgınının yayılım hızını kontrol altında tutmak için sosyal hayat kısıtlamaları artmıştır. Pandemi sürecinde internet tabanlı uygulamalarla yaşamın büyük bir bölümü sürdürülürken artan kısıtlamalar, toplumu fiziksel inaktiviteyle baş başa bırakmıştır. Covid­19 pandemisi döneminde kilo kontrolü sağlamak için diyetisyene başvuran sedanter kadınlara verilen 8 haftalık online zumba egzersizlerinin vücut yağ oranı, yeme tutumu ve beden imajı üzerine etkisini belirlemek bu çalışmanın amacıdır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneysel tasarım çalışmasıdır. Çalışma 2020 Aralık-2021 Mart tarihlerinde, 20-40 yaş aralığında Amasya ilindeki tıp merkezinin beslenme ve diyet polikliniğine başvuran 150 kişi ile yapılmıştır. Katılımcılar zumba egzersizi, yürüme egzersizi ve kontrol olmak üzere 50'şer kişilik üç gruba ayrılmıştır. Uygulama gruplarına 8 hafta boyunca zumba ve yürüme egzersiz programı uygulanmıştır. Çalışmada beden imajı için "Vücut algısı ölçeği" ve yeme tutumu için "Üç faktörlü beslenme anketi" uygulanmıştır. Vücut yağ oranları Biyoelektriksel İmpedans Analizi ile belirlenmiştir. Analizler SPSS 20.0 yazılımı ile %95 güven düzeyinde yapılmış ve p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Yürüme ve zumba gruplarında 8 hafta sonunda vücut analiz ölçümlerinde vücut yağ yüzdesi, gövde yağ yüzdesi ve bel kalça oranında ön ölçümlere oranla düşüş tespit edilmiştir. Yürüme ve zumba grubunda "duygusal yemek yeme" ve "açlığa duyarlılık" faktörleri çalışma sonunda anlamlı düzeyde düşüş göstermiştir. Yürüme grubunda, beden algısı düşük olanların %80'ni, zumba grubunda %90'nı çalışma sonunda vücut algısı yüksek grupta olduğu gözlenmiştir.

Beden imajıBeslenmeBeslenme durumu+7
Gülşah Akyılmaz
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tıp fakültesi öğrencilerinde yeme tutumu ile depresyon ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Amaç: Bu araştırmada tıp fakültesi öğrencilerinin yeme tutumu düzeylerinin ve yeme tutumu bozukluklarına eşlik eden sosyodemografik veriler ile depresyon ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Kesitsel tipte yapılan bu araştırmaya Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinden 339 öğrenci dahil edilmiştir. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Yeme Tutumu Testi (YTT-40), Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 22.0 programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, ki-kare analizi, Shaphiro Wilk, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis ve Dunn, Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin 198'i (%58,4) kadın, 141'i (%41,6) erkektir. YTT-40 puan ortalaması 17,21 ± 9,82, BDE puan ortalaması 16,24 ± 11,1, YDÖ puan ortalaması 14 ± 4,32 olarak belirlenmiştir. Cinsiyet, yaş, BKİ, akademik başarı düzeyi, aile gelir durumu, kalınan yer, kronik hastalık, sigara, alkol kullanımı, egzersiz yapma durumu, uykuya dalma güçlüğüne göre YTT-40, BDE ve YDÖ puanlarının karşılaştırılması incelenmiş, BKİ, depresyon düzeyi, uykuya dalma durumuna göre YTT-40 puanları arasında, akademik başarı düzeyi, sigara kullanımı, uykuya dalma durumuna göre BDE puanları arasında, aile gelir durumu, akademik başarı düzeyi, sigara kullanımı, uykuya dalma durumuna göre YDÖ puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Ölçekler arasındaki ilişki değerlendirildiğinde, YTT-40 ile BDE puanları arasında pozitif korelasyon, YTT-40 ile YDÖ ve BDE ile YDÖ arasında negatif korelasyon olduğu saptanmıştır. Sonuç: Yeme tutumu sorunlarının sadece fiziksel sağlıkla ilişkili olmadığını, aynı zamanda psikoloji ve yaşam kalitesi açısından da önemli sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir. Yeme tutumu bozukluğu ile ilgili eğitim ve koruyucu tedbirlerin alınması, hastalık oluşmuşsa tedavinin sağlanması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Beck Depresyon Envanteri, Depresyon, Tıp Öğrencileri, Yeme Tutumu, Yaşam Doyumu

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme durumu+6
Keziban Çayır
Gaziantep University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir üniversitede öğrenim gören öğrencilerin yeme tutumları ile benlik saygısı arasındaki ilişki

AMAÇ: Bu araştırma üniversite öğrencilerinin yeme tutumları ile benlik saygısı arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapıldı. GEREÇ-YÖNTEM: Tanımlayıcı tipte yapılan araştırmanın çalışma evrenini bir üniversite merkez kampüslerinde okuyan 9103 lisans ve ön lisans öğrencileri oluşturdu. Araştırmanın örneklemi 500 öğrenciden oluştu. Örnekleme seçilecek öğrencileri belirlemek için fakülte ve yüksekokul bölümlerinde okuyan öğrencilerin sayıları listelenerek tabaka ağırlığı ve okullardan örnekleme alınacak öğrenci sayısı belirlendi. Veri toplama aracı olarak Anket Formu, Yeme Tutum Testi ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanıldı. Araştırmanın uygulanabilmesi için gerekli izinler alındı. Verilerin analizinde sayı-yüzde, X2 (ki-kare) ve Spearman Korelasyon Testi kullanıldı. BULGULAR: Öğrencilerin %52.4'ü erkek öğrencidir ve %70.6'sı normal kiloludur. Yeme Tutum Testinden öğrencilerin %32.2'si 30 puan ve üzerinde aldı. Öğrencilerin sınıf seviyelerinin, anne eğitim düzeylerinin artmasının ve ailesinde şişman birinin olmasının yeme davranışlarını olumlu yönde etkilediği belirlendi. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %61.6'sı orta düzeyde benlik saygısına sahip olduğu bulundu. Öğrencilerin sınıf seviyesi arttıkça benlik saygılarının arttığı ayrıca ailesinde şişman birisinin olmasının benlik saygısını olumlu etkilediği görüldü (p<0.05). Öğrencilerin cinsiyetleri, baba eğitim durumu ve algıladıkları aylık gelir düzeyi ile benlik saygısı arasında bir ilişki olmadığı saptandı (p>0.05). Vücut kitle indeksi ile yeme tutum testi arasında negatif yönde çok zayıf bir ilişki, vücut kitle indeksi ile benlik saygısı arasında pozitif yönde çok zayıf bir ilişki bulundu. Yeme tutum testi puanı ile benlik saygısı puanı arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki bulundu. SONUÇ: Bu araştırmada vücut kitle indeksinin yeme tutumu ve benlik saygısını etkilemediği ancak yeme tutumu ile benlik saygısı arasında ilişki olduğu sonucuna ulaşıldı. Okul hemşirelerinin üniversite öğrencilerine yönelik yapılacak olan yeme tutumu ve benlik saygısı ile ilgili çalışmalarda rol alması önerilir. Anahtar kelimeler: beslenme, obezite, okul sağlığı, yeme tutumu, benlik saygısı, okul hemşireliği

BenlikBenlik saygısıBeslenme+7
Öznur Kurucu
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki tatlı tüketim alışkanlıkları: Y kuşağının (18-25 yaş arası) incelenmesine yönelik bir araştırma

Mutfak kültürü, yeme içme ve toplumun düzeni, yiyeceklerin diğer kültür elemanlarıyla ilişkisi, yemeklerin içine konan gıdalar gibi alt başlıkları kapsayan bir tanım olmakla birlikte, toplumu oluşturan bireyler tarafından kültür sonucunda öğrenilen, bir sonraki nesle aktarılan, beslenme davranışlarının tümünü kapsamaktadır. Tüketim alışkanlıkları da mutfak kültürüne paralel bir tanım içermektedir. Bir toplumda tüketilen gıdalar, sunum şekilleri, tercihler, yemek yeme adabı, tarih boyunca gelişen ritüeller, sanayileşme ve teknoloji gibi unsurlar tüketim alışkanlıklarının oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada, foodie olarak nitelendirilen Y kuşağının tatlı tüketim alışkanlıklarını ölçmek amaçlanmıştır. Y kuşağının tatlı tüketim alışkanlıklarını ölçmek için 18-25 yaş arasındaki Y kuşağına mensup 390 bireye anket yöntemi uygulanmıştır. Anket verileri, Türkiye'de 2016-2017 döneminde İstanbul, Gaziantep, Konya illerinde ikamet eden katılımcılarla yüz yüze görüşülerek ve farklı bölgelerden insanların bulunduğu sosyal medya platformu (Facebook) üzerinden online olarak toplanmıştır. Y kuşağının kişisel özelliklerinin tatlı tüketim alışkanlıklarına etkisi Bağımsız Örneklemler T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Korelasyon Analizi ile ölçümlenmiştir. Y kuşağının demografik özelliklerinin tatlı tüketim alışkanlıklarına dağılımı, nerede, nasıl, ne zaman tatlı tükettiği, Y kuşağına mensup kişilerin tatlı tüketimine bakış açısı gibi sonuçlar anket sonucunda verilerin frekans ve yüzde dağılımlarının değerlendirilmesi ile elde edilmiştir. Çalışmanın sonunda Y kuşağının tatlı tüketim alışkanlıklarında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde Y kuşağının geliri artıkça tatlının lezzetine daha da önem verdiği görülmektedir. Tatlıları sık tüketen Y kuşağı üyelerinin tatlının sunumuna dikkat ettiği tespit edilmiştir.

Beslenme alışkanlıklarıGastrostomiGençler+5
Yaşar Sevimli
Gaziantep University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal yemenin depresyon, anksiyete ve stres belirtileri ile olan ilişkisi

Bu çalışmada, duygusal yeme ile depresyon, anksiyete ve stres belirtileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda yaş, cinsiyet, medeni durum ve kilo ile ilgili değişkenlerin duygusal yeme ile depresyon, anksiyete ve stres belirtileri üzerindeki etkisinin de incelenmesi hedeflenmektedir. Çalışmaya, İstanbul'un çeşitli ilçelerinde oturan 18-68 yaş arası 785 yetişkin gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada, duygusal yemeyi ölçmek için 1986 yılında Van Strein, Frijters, Bergers ve Defares tarafından geliştirilen ve 1988 yılında Tekok tarafından Türkçeye uyarlanan Hollanda Yeme Davranışı Anketi, depresyon anksiyete ve stres belirtilerini ölçmek için 1995 yılında Lovibond ve Lovibond (Lovibond ve Lovibond, 1995) tarafından geliştirilen, Türkçeye standardizasyonu Çetin, Abacı ve Akın (2006) tarafından yapılan depresyon, anksiyete ve stres ölçeği (DASO) kullanılmıştır. Duygusal yeme puanları yüksek olan kişilerin depresyon (9,95±8,61), anksiyete (11,25±8,34) ve stres (16,53±12,68) puanları duygusal yeme puanları düşük olan kişilerin depresyon (6,97±7,55), anksiyete (8,34±6,70) ve stres (12,68±8,36) anlamlı ölçüde daha yüksektir. Ayrıca, cinsiyet, yaş, medeni durum ile kilo memnuniyeti ve kilo algısı; duygusal yeme ile depresyon, anksiyete ve stres seviyelerinde anlamlı derecede değişiklik oluşturmaktadır. Bu bulguların önemi önceki araştırmaların ışığında tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: duygusal yeme, kilo algısı, depresyon, stres, anksiyete

AnksiyeteBeslenme bozukluklarıDepresyon+7
Gül Senem Özdemir
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

15-17 yaş arası elit ve amatör futbolcuların yeme tutumu, benlik saygısı ve kişilik özelliklerinin incelenmesi

Yeme davranışı, fizyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerden etkilenen bir olgudur. Gelişim aşamalarının her birinde hayatın devamlılığı için gerekli olan yeme davranışları etkisi altında kalınan dış faktörler neticesinde sağlıklı veya sağlıksız düzeyde kendisini gösterebilmektedir. Ergenlik dönemi, bireyler için hızlı değişimlerin ve gelişimlerin gerçekleştiği bir geçiş dönemi olarak tanımlanır. Bu dönemin özellikleri neticesinde görülen hızlı gelişimler ayrıca psikososyal gelişim alanında da kendisini göstermektedir. Yeme davranışının özellikle bu dönemdeki beden imajı kaygıları ve akranları tarafından kabul görme ve popülerlik anlamında daha fazla önem kazandığı ve kritik durumlar ile kendisini gösterdiği söylenebilir. Bu bağlamda, fiziksel aktivitesi yüksek veya sporcu ergen bireylerin bu noktada yeme davranışı ve diğer ilişkili olabilecek bireysel değişkenler olarak belirlenen benlik saygısı ve temel kişilik özellikleri bu çalışmada ölçülen araştırma değişkenleridir. Araştırmada, elit ve amatör futbol oynayan 15-17 yaş grubu erkek öğrencilerinin yeme tutumu, benlik saygısı ve temel kişilik özellikleri incelenmiş, araştırma değişkenlerinin kişisel ve demografik bilgiler ile beslenme bilgisi değişkenleri ile karşılaştırılması yapılmıştır. Araştırma için İstanbul, Trabzon, Kahramanmaraş'taki dört farklı spor kulübünde faaliyet gösteren elit ve amatör olarak futbol oynayan 102 futbolcu ile çalışılmıştır. Araştırma için, katılımcılara "Yeme Tutum Ölçeği (YTT)", "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği", "Temel Kişilik Özellikleri Ölçeği", "Kişisel Bilgi Formu" ve "Beslenme Bilgisi Formu" uygulanmıştır. Araştırma için gerekli izinler alınarak katılımcıların gönüllük esasına göre verilertoplanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, yeme tutumu elit ve amatör futbolcularda anlamlı düzeyde farklı bulunmuştur. Elit futbolcuların sağlıksız yeme tutumunun elit futbolculara göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, benlik saygısı her iki grupta orta düzeyde bulunmuş, diğer araştırma değişkenleri olan yeme tutumu ve kişilik özellikleri ile ilişkili bulunmamıştır. Yeme tutumu puan ortalamaları ayrıca, boy ve kilo oranları, kardeş sayısı, yaşamın çoğunu geçirdiği yer, baba eğitimi ve okul türü değişkenlerinde anlamlı farklılıklar göstermektedir. Kişilik özellikleri arasından gelişime açıklık ve olumsuz değerlik özelliklerinin amatör futbolcularda, elit futbolculara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte yeme tutumu ile sorumluluk arasında anlamlı ve pozitif ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada, ülkemizde yaygın olarak hem amatör hem de profesyonel olarak benimsenmiş bir spor branşında faaliyet gösteren ergenlik dönemindeki ergen bireylerin, fiziksel aktiviteleri ve bulundukları spor kulüplerine bağlı olarak yeme tutumlarının ne düzeyde olduğunu tespit edebilmek, yeme tutumuna ek olarak ergenlik dönemi için önemli bir psikososyal özellik olan benlik saygısı hakkında bilgi sahibi olmak ve kişisel ve kişilik özelliklerini incelemek bakımından ilerde yapılacak çalışmalara katkı sağlayabileceği düşünülen bulgular elde edilmiştir. Özellikle futbolcular ile performansı ve iyilik halini arttıracak çalışmalar yürütülürken dikkate alınabilecek durumlar hakkında bilgi vermesi açısından bu çalışmanın önemli olabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Futbol, Yeme Tutumu, Benlik Saygısı, Kişilik Özellikleri, Ergenlik

Benlik saygısıErgenlerFutbol+3
Çaka Çağatay Sarıbaş
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Obsesif kompulsif bozukluk tanısı ile izlenen hastalarda ortoreksiya nervoza

Amaç: Ortoreksiya nervoza terimi, sağlıklı yiyeceğin tüketilmesi ile ilgili patolojik fiksasyonu tanımlamak için kullanılmaktadır. Ortoreksiya nervozanın anoreksiya nervoza, obsesif kompulsif bozukluk, obsesif kompulsif kişilik bozukluğu, bedensel belirti bozukluğu, hastalık anksiyetesi bozukluğu ve psikotik bozukluklar gibi diğer ruhsal bozukluklarla bazı fenomenolojik özellikleri paylaştığı varsayılır. Bu çalışmada, ortoreksiya nervozanın obsesif kompulsif belirtiler, yeme tutumu ve bazı sosyodemografik özelliklerle ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Polikliniği Obsesif Kompulsif Bozukluk Birimi'nde yürütülmüştür. Çalışma 3 örneklem grubundan oluşmaktadır: 63 OKB tanılı hasta, Çukurova Üniversitesi Sağlıklı Yaşam Merkezi'nde haftanın en az 3 günü, günde en az 30 dakika spor yapan 63 sağlıklı kontrol ve düzenli spor yapmayan 63 sağlıklı kontrol. Her 3 gruba Sosyodemografik Veri Formu, Yale Brown Obsesyon Kompulsiyon Derecelendirme Ölçeği, ORTO-11 ölçeği, Yeme Tutum Testi, Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği, Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği, DSM-5 Bozuklukları için Yapılandırılmış Klinik Görüşme-Klinik Versiyonu uygulandı. OKB tanılı hastalara ek olarak Obsesif Kompulsif Bozukluk Veri Formu uygulandı. Bulgular: Çalışmamızda Obsesif kompulsif bozukluk tanılı hastalarda şimdiki düzen-simetri obsesyonu ile ortorektik eğilimler arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0,05). Ancak diğer obsesif kompulsif belirtiler ile ortoreksiya nervoza arasında ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Obsesif kompulsif bozukluk tanılı hastalarda hastalık şiddeti ile ortoreksiya nervoza arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Düzenli spor yapan bireylerde ve obsesif kompulsif bozukluk tanılı hastalarda yeme tutumunda bozulma arttıkça ortorektik eğilimlerin arttığı saptanmıştır (sırasıyla: p<0,05, p<0,01). Düzenli spor yapan bireylerin ortorektik eğilimleri obsesif kompulsif bozukluk tanılı hastalar ve düzenli spor yapmayan sağlıklı bireylerden daha yüksek saptanmıştır. Obsesif kompulsif bozukluk tanılı hastaların düzenli spor yapmayan sağlıklı bireylerden ortorektik eğilimler açısından anlamlı düzeyde farklılaşmadığı saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızda OKB tanılı hastalarda hastalık şiddeti ile ortoreksiya nervoza arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. OKB tanılı hastalar ve düzenli spor yapan bireylerde yeme tutumunda bozulma arttıkça ortorektik eğilimlerin de arttığı görülmüştür. Bulgular, ortoreksiya nervozanın obsesif kompulsif bozukluktan ziyade yeme bozuklukları grubuna daha yakın olabileceğini göstermektedir. Sınıflandırma sistemlerinde ortoreksiya nervozanın yerinin belirlenebilmesi için geniş örneklemli ve farklı tanılarda hasta gruplarında daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır. Anahtar Sözcükler: Ortoreksiya Nervoza, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Yeme Tutumu

Obsessif kompülsif bozuklukOrtoreksiya nervozaYeme tutumu
Hamdi Yılmaz
Çukurova University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal yeme davranışı ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Yapılan çalışmada, üniversite öğrencilerinin duygusal yeme davranışı ile problem çözme becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılında eğitimlerine Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde devam eden 216'sı kadın, 213'ü erkek, toplamda 429 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada, Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği, Problem Çözme Becerileri Envanteri ve Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 25 paket programına aktarılarak analiz edilmiştir. Çalışmada Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği toplam puanı ile Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği puanı arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Depresyon anksiyete stres puanları arttıkça, duygusal yeme davranışı puanları artmaktadır. Problem Çözme Becerileri Envanteri toplam puanı ve duygusal yeme davranışı puanları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği'nin alt boyutu olan depresyon, anksiyete ve stresin duygusal yeme davranışını anlamlı düzeyde yordadığı görülmektedir. Problem Çözme Becerileri Envanteri toplam puanı ile Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği puanı arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Problem Çözme Becerileri Envanteri puanları arttıkça, depresyon, anksiyete ve stres puanları artmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

AnksiyeteDuygusal yemeProblem çözme+3
Merve Hacıabdurrahmanoğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı fakültelerdeki üniversite öğrencilerinde ortoreksiya nervoza görülme sıklığı ile yeme tutum davranışları ve beden algısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Beslenme fetal dönemden geriatrik döneme olan her aşamada oldukça önemli bir yere sahiptir. Hayatın bazı döneminde bireyin yaşadığı değişiklikler beslenme üzerinde de etkiler yaratabilir. Bu yaratılan etki kimi zaman yemek bozukluğu olarak kendini göstermektedir. Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde ortoreksiya nervoza görülme sıklığı ile yeme tutum davranışları ve beden algısı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma tanımlayıcı, kesitsel bir çalışma olup Gaziantep Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde herhangi bir fakültenin 3. Sınıfında eğitim gören çalışmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 250 (K:165, E:85) birey üzerinde yapılmıştır. Katılımcıların bazı demografik özellikleri ve antropometrik ölçüm değerleri sorgulanmış ve bunula birlikte 'Yeme Tutum Testi', 'ORTO-15 Testi' ve 'Çok Yönlü Beden/Benlik ve Öz İlişki Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmaya dahil olan bireylerin yaş ortalaması 21,8±1,7 (K: 21,7±1,8, E: 22,1±1,5) yıldır. Katılımcıların eğitim gördüğü fakülteler ise Fizik tedavi ve rehabilitasyon (%18,8), Hemşirelik (%18,8), Eğitim Bilimleri (%18,4), Beslenme ve Diyetetik (%17,6), Hukuk Fakültesi (%16,4) ve Görsel İletişim ve Tasarım (%10,0)'dır. Kadınların boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve BKİ değeri ortalaması sırasıyla 165,9±5,6 cm, 60,7±10,7 kg ve 22,0±3,4 kg/m2 iken erkeklerin 178,2±7,4 cm, 78,2±11,5 kg ve 24,6±3,0 kg/m2'dir. Bu değerin tümü kadınlarda erkeklere göre daha düşüktür (p<0,05). Kadın ve erkek bireylerin YTT-40 testinden aldıkları puanlar sırasıyla; 21,8±13,7 ve 20,6±14,7'dir (p>0,05). 25 ve yaş üstü bireylerin bu testten aldıkları puan diğer yaş gruplarına göre daha yüksektir (p=0,000, p<0,05). YTT-40 testinden 30 puan altında alan evli bireylerin oranı 30 puan ve üzeri alan evli bireylerin oranına göre daha düşüktür (p=0,001, p<0,05). ORTO-15 testinden kadın ve erkek bireylerin aldıkları puan ise sırasıyla 37,8±3,9 ve 36,8±3,2'dir (p>0,05). Bekar bireylerin çok yönlü beden ölçeğinden aldıkları madde puan 2,5±0,3 evli bireylerin ise 2,2±0,4'dir (p=0,004, p<0,05). Bireylerin BKİ sınıflaması ve YTT-40, ORTO-15 ve Çok Yönlü Beden/Benlik ve Öz İlişki Ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır (p>0,05). YTT-40 testinden alınan toplam puan ile ORTO-15 testinden ve ÇYBÖİÖ'den alınan toplam puan arasında negatif, yaş ile pozitif kolerasyon bulunmaktadır (p<0,05). Üç testinde BKİ değeriyle ile arasında herhangi bir kolerasyon bulunmamaktadır. Bu veriler doğrultusunda bireylerin yeme bozukluğu görülme durumu ve beden algısı bireylerin bazı özellikleriyle ilişki içerisindedir. Yeme bozukluğu oldukça önemli bir problemdir. Yeme bozukluğu problemi için etkin politikalar oluşturulmalı, yürütülmeli ve izlenmelidir.

Beden algısıBeslenme bozukluklarıOrtoreksiya nervoza+3
Abdurrahim Zarifoğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi öğrenci adaylarında yeme tutumu ile sağlık algısı ilişkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada üniversite eğitimine başlayacak öğrencilerin yeme tutumları ile sağlık algılarının değerlendirilmesi ve bunlar arasındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Çukurova Üniversitesine kayıt yaptıran öğrenciler oluşturdu. Pandemi nedeniyle öğrenciler okula başlayamadıkları için tüm öğrenciler çevrim içi anket çalışmasına davet edildi. Çalışmaya katılmayı kabul edenlere Yeme Tutumu Testi-40 ve Sağlık Algısı Ölçeği uygulandı. Bulgular: Yaş ortalaması 20,00±3,23 (17-46) yıl olan 2072 katılımcının %56,3'si kadındı. Yeme Tutumu Testi puanı ≥30 olan yani yeme bozukluğu riski saptanan katılımcıların oranı %8,0'di. Bu oran kız öğrencilerde %9,9, erkek öğrencilerde %5,5 (p=0,000); ideal kilonun altında olanlarda %8,0, ideal kiloda olanlarda %6,6, ideal kilonun üzerinde olanlarda %12,7 (p=0,000); kronik hastalığı olanlarda %14,9, olmayanlarda %7,5 (p=0,001) olarak saptandı. Sağlık Algısı Ölçeği açısından değerlendirme yapıldığında; erkek öğrencilerin "kontrol merkezi" alt boyutu hariç tüm puanları kız öğrencilere göre yüksek bulundu (p<0,05). İdeal kiloda olanların "kontrol merkezi" (p=0,004) , "kesinlik" (p=0,000) ve "toplam" (p=0,000) boyut puanları yüksek bulundu. Kronik hastalığı olmayan grupta "sağlığın önemi" hariç tüm boyut puanları yüksek bulundu (p<0,05). Yeme tutumu test puanı ile "öz farkındalık", "sağlığın önemi", BKİ, yaş arasında pozitif yönde; "kesinlik" arasında negatif yönde; "sağlığın önemi" ile yaş arasında pozitif yönde çok zayıf ilişki olduğu saptandı (p<0,05). Yeme tutumu testi kesme puanı yönünden sadece öz farkındalık alt boyutunda istatiksel olarak anlamlı bir fark saptandı (p=0,000). Sonuç: Başta aile hekimleri olmak üzere üniversite öğrencilerine hizmet veren tüm meslek gruplarının bu çalışmada saptanan bulguları (kız öğrencilerde, ideal kiloda olmayanlarda, kronik hastalığı bulunanlarda ve öz farkındalığı yüksek olanlarda yeme bozukluğu riskinin daha fazla olması) göz önünde bulundurmaları ve fırsatları değerlendirerek uygun girişimlerde bulunmaları önerilir. Anahtar sözcükler: Algı, Aile hekimliği, Sağlık, Üniversite, Yeme bozukluğu

Aile hekimliğiAlgıAnketler+4
Adem İşler
Çukurova University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi'ne bağlı sporcuların vücut bileşiminin, beslenme durumu ile yeme tutum ve davranışlarının saptanması

Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi'ne Bağlı Sporcuların Vücut Bileşiminin, Beslenme Durumu ile Yeme Tutum ve Davranışlarının Saptanması, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Lisanüstü Eğitim Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2023. Bu çalışmanın amacı, Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi'ne bağlı sporcuların vücut bileşiminin, beslenme durumu ile yeme tutum ve davranışının saptanmasıdır. Araştırma, kesitsel tanımlayıcı bir çalışma olup, Ankara ili T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı Sporcu Sağlığı, Performansı ve Hizmet, Kalite Standartları Daire Başkanlığı'nda Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi'ne bağlı, yaş ortalaması 19,1±2,63 yıl olan, toplam 64 erkek sporcu çalışmaya gönüllü katılmıştır. Sporcuların genel özelliklerini, beslenme durumunu sorgulayan sorukağıdı yüz yüze yöntemle uygulanmıştır. Sporculara yeme tutumlarını saptamak için Yeme Tutum Testi (EAT-40) ve yeme davranışını değerlendirmek için Hollanda Yeme Davranışı Anketi (DEBQ) uygulanmıştır. Sporcuların vücut kompozisyonu analizi için Hava Değişim Pletismografisi (BOD POD) ve Biyoelektrik İmpedans Analizörü (BIA) kullanılmış, dinlenme metabolik hız (DMH) ölçümü ise indirekt kalorimetre aracı FITMATE ile ölçüm gerçekleştirilmiştir. Toplam (EAT-40) puanı 11,2±6,35 olarak bulunmuştur. Branş bazında incelendiğinde ise boks yapan sporcuların toplam EAT-40 puanı (15,3±6,81), güreş (8,7±5,49) ve judo (8,2±3,07) yapan sporculara göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). DEBQ alt ölçeklerinden duygusal, kısıtlayıcı ve dışsal yeme davranışı toplam puanları ise boks, güreş ve judo için sırasıyla; 22,9±11,07, 23,8±8,09 ve 30,0±7,76 olarak belirlenmiştir. Duygusal yeme tutum puanı arttıkça sporcuların enerji alımının ve vücut ağırlığının da arttığı saptanmıştır (p<0,05). Sporcuların BOD POD ve BIA analizlerine göre vücut yağ yüzdeleri sırasıyla; %11,3±5,83 ve %14,4±5,95, yağsız vücut kütleleri oranları sırasıyla %66,6±12,44 ve %65,1±9,83 olarak belirlenmiştir. FITMATE analizine göre sporcuların DMH ortalaması 2228,2±462,12 kkal olduğu saptanmıştır. Sporcuların vücut kompozisyonuna bağlı faz açısı değerleri incelenmiş ve normal aralıkta olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma sporcuların başarı profilini etkileyen sporcu beslenmesi ve vücut bileşimini araştıracak olan çalışmalara ışık tutmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sporcu beslenmesi, yeme tutumu, yeme davranışı, vücut bileşimi

Beslenme davranışıBeslenme durumuOlimpiyatlar+4
Duygu Konaklı Savaş
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yerli göçmenlerin yemek kültürlerindeki değişimin incelenmesi: Gaziantep örneği

Bu çalışmanın temel amacı, iç göç ile Gaziantep'e gelen insanların yemek kültürlerindeki değişimin, etkileşimin ne boyutta olduğunun saptanabilmesi, Gaziantep'in Unesco Yaratıcı Şehirler Ağına girerek bir Gastronomi kenti olması nedeniyle mutfağının ne denli bir etkileşime sahip olduğu, etkinin tek taraflı olarak Gaziantep mutfağının mı baskın olduğu, yoksa bu etkileşimin karşılıklı mı olduğunun anlaşılmaya çalışılmasıdır. Çalışmada gastronominin, yemek kültürü ile ilişkisi üzerine yoğunlaşılmıştır. Tezin çalışma konusunun göç kavramıyla da bağlantılı olması nedeniyle göç teması da çalışmaya dahil edilmiştir. sonuç olarak, gastronomi; kültür, yemek sosyolojisi, göç kavramlarıyla birlikte ele alınarak Gaziantep özelinde göç ile gelen kişilerin yemek kültürlerindeki değişimin anlaşılmasına yönelik çalışma yapılmıştır.

DeğişimGaziantepGöçmenler+5
Muhterem Turğut
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Etnik gıdaya yönelik tutum ile kültürleşme, kültürel açıklık ve neofobi'nin ilişkisi: Samsun Gürcü mutfağı örneği

Bu çalışmada, etnik kimlik, etnik gıda, kültürleşmenin, kültürel açıklığın ve gıda neofobinin ve etnik gıdaya karşı tutumun ikincil verilerle teorik olarak açıklanması ve yapılan istatistiksel analizlerle farklı kültürleşme, kültürel açıklık ve gıda neofobi düzeylerine sahip kişilerin Gürcü mutfağına karşı tutumları arasındaki ilişkiyi ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Samsun ilinin Çarşamba, Terme ve Salıpazarı ilçesinde yaşayan ve daha önce en az bir kez Gürcü mutfağına ait bir yemeği deneyimlemiş olan 402 kişiye anket uygulanarak araştırma verileri toplanmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklere ilişkin geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, "yüzde", "frekans", "bağımsız örneklemler için t testi", "Anova" "Tukey testi (HSD)" ve "korelasyon" analizlerinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak kültürleşme ve kültürel açıklığın etnik gıdaya karşı tutumla arasındaki ilişki doğrulanmıştır. Daha fazla kültürleşmiş ve kültürel açıklığa sahip bireyler Gürcü mutfağına karşı olumlu görüş bildirmişlerdir. Kişilerin Gıda Neofobisi puanlarıyla etnik gıdaya yönelik tutum arasındaki ilişki doğrulanamamıştır. Gıda neofobisi ile gıdaya yönelik tutum arasındaki ilişki doğrulanamamıştır. Katılımcıların yüksek Gıda Neofobisi puanı sergilemelerine karşın Gürcü mutfağına yönelik görüşleri olumlu yönde olmuştur.

Etnik kimlikEtnik turizmGıdalar+2
Gülsevdi Öztürk
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye kadın Voleybol 1.ve 2.liginde oynayan sporcuların yeme tutumlarının incelenmesi

Bu çalışma, Türkiye Kadın Voleybol 1. ve 2. Liginde oynayan sporcuların yeme tutumlarını incelemek ve yeme bozukluğu durumlarını saptamak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya, Türkiye Kadın Voleybol 1. ve 2. Ligi'nde oynayan 18 yaş üzerinde toplam 236 profesyonel kadın voleybolcu gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada sporcuların fiziksel, demografik özellikleri ve beslenme bilgi durumlarını belirleyebilmek için bilgi formu, sporcuların yeme bozukluğu düzeyini belirleyebilmek için Yeme Tutumu Testi Ölçeği (YTT-40) uygulanmıştır. Uygulanan YTT-40 ölçeğinin değerlendirmesi sonucunda sporcuların %5,5'inde yeme tutumu bozukluğu olduğu belirlenmiştir. Demografik bilgi formundan elde edilen değişkenler ile yeme tutumları karşılaştırıldığında "kilo vermek isteyen sporcular" ile yeme tutumları arasında anlamlı farklılık bulunurken (p<0,05), diğer değişkenler ve yeme tutumu arasında anlamlı düzeyde ilişkiye rastlanmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak çalışmaya katılan sporcularda yeme tutumu bozuklukları görüldüğü saptanırken, özellikle kilo vermek isteyen sporcular başta olmak üzere tüm sporcuların beslenme durumları yakından takip edilerek, sporcu, aile, antrenör ve uzman işbirliğiyle yeme tutumu bozukluğu görülen sporcuların sağlıklarına kavuşması sağlanmalıdır.

BeslenmeKadın voleybolcularPatolojik yeme tutumu+6
Damla Tilki
Düzce University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğrencilerinde yeme tutum davranışı ve depresyon belirtilerinin değerlendirilmesi

Depresyon ve yeme bozukluğu günümüzde kişilerin fiziksel ve psikolojik sağlığını kötü yönde etkileyen, günlük yaşamında aksamalara sebebiyet veren önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışma Elazığ Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesinde okuyan öğrencilerde depresyon belirtisi görülme sıklığı ile yeme bozukluğu belirtisi arasındaki ilişkiyi araştırmak için yapılmıştır. Kesitsel tipteki bu araştırma Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesinde bulunan 272 öğrenciyi kapsamaktadır. Araştırmada araştırmacılar tarafından oluşturulan anket formu, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve Yeme Tutum Testi (YTT) kullanılmıştır. Anket uygulaması araştırmacılar tarafından online şekilde yapılmıştır. Veriler istatistik paket programına kaydedilmiş, istatistiksel analizlerde ki-kare analizi, Kolmogorov-Smirnov ve Spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. Öğrencilerin yaş ortalamaları 21,2±2,9 yıl olup, %41,9'u kadındır. Araştırmaya katılan öğrencilerin BDÖ toplam puan ortancası 17 (9-24), YTT toplam puan ortancası ise 11,5 (8-19)' dur. Çalışmaya katılan öğrenciler arasında depresyon belirtisi görülme sıklığı %50.7 ve yeme bozukluğu görülme belirtisi ise %9.6'dır. Çalışmamıza katılan öğrencilerde depresyon ile yeme bozukluğu belirtileri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.01). Sonuç olarak; çalışmamıza katılan öğrencilerin yarısında depresif belirtiler ve yüzde onunun da yeme bozukluğu belirtileri gösterdiği bulunmuştur. Depresyon ve yeme bozukluğuna sebebiyet verecek risk faktörleri göz önünde bulundurulup önleyici ve tedavi edici programlar planlanmalıdır. Anahtar Sözcükler: Öğrenci, Depresyon, Yeme Bozukluğu,

BeslenmeBeslenme bozukluklarıBeslenme davranışı+7
Hümeyra Yaman Kılıçbey
Fırat University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Stres ve uyku kalitesinin yeme bozukluğu ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinde stres düzeyleri, uyku kalitesi ve sınav kaygısının yeme bozukları ile ilişkisinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya yaş ortalaması 22.4±1.57 yıl olan 291 kadın (%58.3) ve 208 erkek (%41.7) toplam 499 üniversite öğrencisi dahil edilmiştir. Katılımcıların genel bilgileri, antropometrik ölçümleri, sağlık bilgileri, beslenme alışkanlıkları, stres düzeyleri (Algılanan Stres Ölçeği-ASÖ), sınav kaygı düzeyleri (Sınav Kaygısı Envanteri-SKE), uyku kaliteleri (Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi-PUKİ) ve yeme tutumları (Yeme Tutum Testi-YTT-26) değerlendirilmiştir. Öğrencilerin %71.6'sı normal BKİ'ye sahip olup ASÖ puan ortalaması 27.4±7.25, SKE puan ortalaması 43.0±13.28'dir. YTT-26 puan ortalamaları erkeklerde 16.8±11.28 ve kadınlarda 17.3±9.40 olup her iki cinsiyet için benzer bulunmuştur. Katılımcıların %66.9'u normal yeme tutumuna sahipken %33.1'i anormal yeme tutumuna sahiptir ve %78.4'ü ise kötü uyku kalitesi göstermiştir. Kötü uyku kalitesine sahip bireylerin YTT-26 puan ortalamaları (17.6±10.17), iyi uyku kalitesine sahip bireylerden (16.6±10.39) yüksek (p<0.05) olup PUKİ puanları ile YTT-26 puanları arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0.05). Ancak yetersiz özyeterlik algısı, stres/rahatsızlık algısı ve ASÖ ile YTT-26 arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Anormal yeme tutumu olanların SKE ortalama puanları (45.9±13.75) normal yeme tutumu olanlara göre (41.6±12.82) daha yüksek olup SKE ile YTT-26 arasında pozitif korelasyon olduğu saptanmıştır (p<0.05). ASÖ, SKE ve PUKİ arasında pozitif anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Yapılan lojistik regresyon analizi sonucunda kuruntu (SKE alt boyutu) skoru 1 birim arttığında, anormal yeme tutumunun %7.1 kat arttığı bulunmuştur (OR=1.071, p<0.05). Üniversite öğrencilerinin yeme bozuklukları geliştirme açısından risk altında oldukları görülmüştür. Bu öğrencilerde yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıkları teşvik edilmeli ve beslenme alışkanlıkları değerlendirilmelidir.

BeslenmeBeslenme bozukluklarıDiyet+5
Şeyma Şehadet Taşdemir
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gebe olan ve olmayan yetişkin kadınlarda ortoreksiya nervoza, yeme tutumu ve anksiyete durumlarının karşılaştırılması

Bu çalışma gebe olan ve olmayan kadınların, sağlıklı beslenme takıntısı, yeme bozuklukları ve anksiyete durumlarının karşılaştırılması amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Bu araştırmaya, yaşları 20-45 arasında değişen 131 gebe kadın ve 162 gebe olmayan kadın olmak üzere toplam 293 yetişkin gönüllü birey katılmıştır. Bireylere dair genel bilgiler, gebelik bilgileri, beslenme ve egzersiz durumuna dair bilgiler anket formu aracılığı ile edinilmiştir. Ayrıca ORTO-15, Yeme Tutum Testi (YTT-26) ve Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) uygulanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %44.7'si gebe kadınlardan ve %55.3'ü gebe olmayan kadınlardan oluşmaktadır. Gebelerin yaş ortalaması 29.23±5.52 yıl iken gebe olmayan kadınların yaş ortalaması 27.54±5.77 yıldır. Bulimik davranış alt boyutu ve YTT-26 toplam puanı gebe olmayan kadınlarda daha yüksek iken, BAÖ toplam puanı gebelerde daha yüksektir ve iki grup arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlıdır. ORTO-15 toplam puanı yönünden ise iki grup arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Gebe kadınların %64.1'i ve gebe olmayan kadınların %57.4'ünde yeme tutumunda bozukluk yoktur. Gebe kadınların %76.3'ü ve gebe olmayan kadınlardan %82.1'i ortorektik gruptadır. Ancak iki grup arasında anlamlı bir istatistiksel fark bulunamamıştır. Gebe olmayan kadınların Beck Anksiyete grupları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark görülmezken, gebeler arasında Beck Anksiyete Ölçeği'ne göre anlamlı bir fark vardır. Çalışmanın sonuçlarına göre yeme bozukluğu eğilimi arttıkça anksiyete düzeyi de artmaktadır. Gebe olmayan kadınların yeme tutum bozukluğu ve gebe kadınların anksiyete düzeyleri daha yüksektir. İki grupta da Ortoreksiya Nervoza sıklığı yüksektir.

AnksiyeteBeslenme bozukluklarıBeslenme ve yeme bozuklukları+5
İlayda Sena Balkı
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının yeme davranışları, gündüz uykululuk durumu ve fiziksel aktivite düzeyleri ile beden kütle indeksleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Beden kütle indeksi (BKİ), obezitenin saptanmasında kullanılan pratik ve güvenilir yöntemlerden biridir. Araştırmada, sağlık çalışanlarının yeme davranışları, gündüz uykululuk durumu ve fiziksel aktivite düzeyleriyle BKİ'leri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Eylül-Kasım 2022 tarihleri arasında, farklı illerde bulunan özel ve devlet hastanelerinde çalışan hekim, diyetisyen, fizyoterapist, hemşire, ebe, diş hekimi, eczacı, psikolog, sağlık teknikeri ve tıbbi sekreterler olmak üzere toplam 365 katılımcıyla yürütülmüştür. Çalışma verileri, demografik bilgi anketi, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi- Kısa Form (IPAQ-SF), 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kaydı, Yeme Tutum Testi-26 (YTT-26), Epworth Uykululuk Ölçeği (ESS) ve Hollanda Yeme Davranışı Anketi (DEBQ) soruları kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin %24,4'ü erkek %75,6'sı kadındır. Erkek ve kadınların BKİ ortalaması sırasıyla, 26,3±3,35 kg/m2 ve 22,9±4,42 kg/m2 olarak belirlenmiştir (p<0,05). YTT-26 ve ESS puanlarının BKİ'yle arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır (p>0,05). DEBQ 'nin bir alt ölçeği olan kısıtlayıcı YT puanı, zayıf bireylerde diğer bireylere göre daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin gündüz uykululuk düzeyleri arttıkça; kısıtlayıcı YD, duygusal YD ve dışsal YD, yaş ve vücut ağırlığının arttığı saptanmıştır (p>0,05). Yapılan lojistik regresyon analizleri sonucunda bireylerin BKİ değerlerindeki bir birimlik artışın, MET değerindeki -92,553 birimlik azalmaya katkı sağladığı (p<0,05); duygusal yeme puanında 0,377 birimlik artışa neden olduğu belirlenmiştir (p<0,50). Özetle, BKİ değerlerinin, yeme tutumu ve uyku üzerine etkisi saptanmamış; kısıtlayıcı yeme davranışıyla ilişkili olduğu bulunmuştur. Sonuçların netleşmesi için, daha büyük örneklemlerde benzer çalışmaların sayılarının arttırılması önerilmektedir.

Beslenme davranışıFiziksel aktiviteSağlık personeli+4
Asena Güneş Coşkun
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin obez bireylerde kronotipin yeme tutumu, gece yeme sendromu, Akdeniz diyetine uyum ve fiziksel aktivite düzeyi ile ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma, sirkadiyen ritmin belirteci olan kronotipin, obez bireylerde yeme tutumu, Akdeniz diyeti, gece yeme sendromu ve fiziksel aktivite düzeyleri ile ilişkisiniincelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma 18-64 yaş arası beden kütle indeksi 30 kg/m² ve üzeri olan 337 (34 erkek, 303 kadın) obez bireyle Haziran-Aralık 2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmaya katılan bireylerin sosyodemografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları ve antropometrik ölçümleri beyana dayalı olarak alınmıştır. Bireylerin kronotipinibelirlemek için Horne-Östberg Sabahçıl Akşamcıl Ölçeği (SAÖ), fiziksel aktivite düzeyleri için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Form (IPAQ Kısa Form), yeme bozukluklarını belirlemek için Yeme Tutum Testi (YTT-26), Akdeniz diyeti uyumu için Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS) ve gece yeme sendromu varlığı için Gece Yeme Anketi çevrim içi platformlar aracılığıyla kullanılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 31.5±10.0 yıldır. Kronotipe göre yapılan sınıflandırılmada katılımcıların %15.1'i (n=51) akşamcıl, %70.0'i (n=236) ara tip, %14.9(n=50) ise sabahçıl tip olarak tespit edilmiştir. Cinsiyete göre kronotip sınıflandırılması istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Fiziksel aktivite düzeylerinin cinsiyetten bağımsızdır (p>0.05). Yeme tutum testi sonucuna göre bireylerin yeme tutumları cinsiyetle bağımlıdır(p<0.05). Gece yeme sendromu varlığı ise cinsiyetten bağımsız olarak bulunmuştur(p>0.05). Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeğinden alınan puanlarcinsiyete bağımlıdır (p<0.05). Bu antropometrik ölçümlerin kronotipe bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir(p>0.05). Kronotip ve gece yeme sendromu ile yapılan regresyon analizi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur(p<0.05). Kronotip ölçeğindeki 1 birimlik değişimin Gece Yeme Sendromu Anketinden alınan puanı 0.253 birim azaltacağı görülmektedir.Kronotip ve gece yeme sendromu istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05)Kronotip ölçeğindeki 1 birimlik değişimin Akdeniz Diyeti Bağlılık ölçeğinden alınan puanı 0.043 birim arttıracağı görülmektedir. Kronotip ve Akdeniz diyetine bağlılık istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05) Gece Yeme Sendromu Anketindeki 1 birimlik değişimin yeme tutum testinden alınan puanı 0.264 birim arttıracağı görülmektedir. Yeme tutumu testi puanı ve gece yeme sendromu istatistiksel olarak anlamlıdır. (p<0.05) Kronotip ve Gece Yeme Anketi arasında da istatistiksel olarak negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (p<0.05).Gece yeme durumları ve yeme tutumu davranışı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır (p<0.05).Gece yeme sendromu varlığı arttıkça yeme tutumu testindeki yeme bozukluğu riski artmaktadır. Çalışma sonucunda obez bireylerin kronotipinin bireylerin beslenme biçimlerini etkilediği görülmektedir.

Akdeniz diyetiBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+7
Begüm Defne Erbağ
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklardaki besin reddi ve seçici yeme davranışlarının ebeveyn yeme tutumu ve ebeveyn stresi ile ilişkisi

Çocuğun ebeveynlerde büyük endişe uyandıran yeme davranışlarından biri besin neofobisidir. Çocukların yeme alışkanlıkları, sosyal rol modelleri olan ebeveynleri tarafından etkilenebilir. Bu nedenle, ebeveyn ve çocuk beslenmesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi, sağlıklı beslenme alışkanlığının erken yaşlardan itibaren geliştirilmesini etkileyen faktörlerin ortaya çıkarılması ve yetişkinlikteki beslenme sorunlarının önlenmesi açısından önemlidir. Bu çalışma; 2-6 yaş aralığındaki çocuklarda besin reddi ve seçici yeme davranışlarının ebeveyn yeme tutumu ve ebeveyn stresi ile ilişkisini değerlendirmek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmaya Eylül - Aralık 2022 tarihleri arasında Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Yenimahalle İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı Kaletepe Sağlıklı Hayat Merkezi, Beslenme ve Diyet Polikliniğine başvuran ve 2-6 yaş arası çocuğu bulunan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan anneler dahil edilmiştir. Çalışmada kullanılan anket formu; anne ve çocuğa ait genel bilgiler ve sağlık bilgileri, Ebeveyn Yemek Zamanı Davranışları Ölçeği (EYZDÖ), Ebeveynlik Stres Ölçeği (ESÖ), Çocuk Besin Reddi Ölçeğini (ÇBRÖ) içermektedir. Katılımcılar en yüksek puan ortalamasını olumlu ikna alt boyutundan (9.6±1.59) en düşük puan ortalamasını ise yeme konusunda ısrar alt boyutundan (4.6±1.48) almıştır. EYZDÖ özel yemekler alt boyutu ile ÇBRÖ seçicilik alt boyutu (r=0.26), ÇBRÖ neofobi alt boyutu (r=0.29) ve ÇBRÖ toplam puan (r=0.30) arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). ESÖ toplam puanı ile ÇBRÖ seçicilik puanı (r=0.16, p<0.05), ÇBRÖ neofobi puanı (r=0.21, p<0.01) ve ÇBRÖ toplam puanı (r=0.2, p<0.01) arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır. Ebeveynlerin yüksek kaygı düzeyi anne çocuk etkileşimini olumsuz etkileyerek çocukların yeme reddi davranışını arttırır. Bu açıdan; ebeveyn yeme davranışının ve ebeveyn stresinin çocuklarda görülen besin reddi ve seçicilik üzerindeki etkisini daha net ortaya koyabilmek için başka çalışmaların yapılmasının yararlı olacaktır.

Ana-babaBesinlerGıda tüketimi+4
Aysu İlhan
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal yeme ölçeğinin Türkçeye uyarlanması ve geçerlik güvenirlik çalışması

Bu çalışma Arnow, Kenardy ve Agras (1995) tarafından geliştirilen Duygusal Yeme Ölçeğinin Türkçe Formunun geçerlik ve güvenirliğinin toplum örnekleminden seçilen bir örneklem grubu üzerinde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın örneklemi Mersin, Diyarbakır ve Adana'daki 18-46 yaş aralığında ve okur yazar olan 416 katılımcı oluşturmaktadır. Duygusal Yeme Ölçeğinin güvenirliği test tekrar test güvenirliği ve Cronbach alfa içtutarlık katsayısı hesaplanarak incelenirken; geçerliği ise ölçüt bağıntılı geçerlik ve kapsam geçerliği yöntemleri ile incelenmiştir. Ölçeğin Test tekrar sonuçları incelendiğinde ilk uygulama ve iki hafta sonra yapılan uygulama arasındaki korelasyon katsayıları Öfke alt boyutu için .61, Kaygı alt boyutu için .65 ve Depresyon alt boyutu için ise .58 olarak hesaplanmıştır. Yapı geçerliği için yapılan Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin orijinaline uygun bir şekilde 3 faktörlü bir yapıda olduğu görülmüştür. Bu faktörler ölçeğin orijinaline uygun bir şekilde Depresyon, Kaygı ve Öfke olarak isimlendirilmiştir. Ölçeğin boyutları için Cronbach alfa katsayıları hesaplanmış ve tüm boyutların Cronbach alfa iç tutarlık katsayılarının .70'ten yüksek olduğu görülmüştür. Son olarak Duygusal Yeme Boyutunun 3 Alt Ölçeği ile Hollanda Yeme Davranışı Ölçeği'nin Duygusal Yeme alt boyutu ve Üç Faktörlü Yeme Ölçeği'nin Duygusal Yeme alt boyutu arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Bu çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda Arnow, Kenardy ve Agras (1995) tarafından geliştirilen ve 25 maddeden oluşan Duygusal Yeme Ölçeğinin Türkçe versiyonunun duygusal yemeyi ölçmede geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olarak Türkiye örnekleminde kullanılabileceği görülmektedir.

Duygusal yemeGeçerlikGüvenilirlik+6
Doğan Kara
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
11
Master'sOpen AccessTR

Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin vücut kitle indeksi fiziksel aktivite düzeyleri ve yeme tutumları arasındaki ilişki

Bu çalışmada Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin BMI, fiziksel aktivite düzeyleri ve yeme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlanmaktadır. Çalışmaya 296 üniversite öğrencisi (n=133 kız; n=156 erkek) katılımcı katılmıştır. Ölçümler Uluslararası Fiziksel Aktivite Değerlendirme Anketi Kısa Formu (IPAQ), Yeme Tutumu Testi (YTT) ve Demografik Bilgi Formu ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde frekans ve yüzde dağılımları ile ki-kare analizi kullanılmıştır. Değişkenler arasında ilişkiyi belirlemek için ise Spearman's rho korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgularda öğrencilerin cinsiyet, sınıf, BMI düzeyleri açısından fiziksel aktivite düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık görülmezken (p>.05) öğrenim gördükleri bölüm, yaş düzeylerine göre fiziksel aktivite düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık görülmüştür (p<.05).Öğrencilerin 239'u normal (%80,7), 57'si anormal yeme tutumu göstermekte olup cinsiyet, yaş, BMI ve sınıf düzeylerine göre yeme tutumu düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık görülmezken öğrenim görülen bölüm açısından yeme tutumu düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık görülmüştür. Ayrıca BMI, fiziksel aktivite ve yeme tutumu düzeyleri arasındaki korelasyon analizi sonucunda istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak gençlerin yanlış beslenme tutumlarından kaynaklanan yeme bozukluklarının önüne geçebilmesi için doğru beslenme bilgisine sahip olmaları gerekmektedir. Bunun için yapılan fiziksel aktivitenin yanında bilinçli doğru bir beslenme bilgisine ve yeme tutumuna sahip olma gerekliliği çeşitli yollarla anlatılmalıdır.

Yeme tutumu
Rahime Sapak
Eskişehir Technical Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Polikistik over sendromu tanılı hastaların beden algısı, kendilik değeri, yeme tutumu, dürtüsellik, komorbid psikiyatrik hastalıklar açısından sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması ve hormon düzeyleri ile semptomların korelasyonunun incelenmesi

Amaç: Polikistik over sendromu reprodüktif dönemdeki kadınlarda en sık teşhis edilen endokrinolojik bozukluktur. Hirsutizm, akne, artmış beden kitle indeksi, menstrüel düzensizlikler, artmış infertilite ve malignite riski beraberinde psikolojik sorunları da getirir. Bizde çalışmamızda bu hastaları Eksen 1 ve Eksen 2 hastalıklar açısından taramayı, depresyon, anksiyete, yeme bozukluğu, dürtüsellik, beden algısı, benlik saygısının sendromun klinik bulguları ve hormon parametreleri ile ilişkisini göstermeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız tek merkezli, kesitsel ve paralel kontrollü bir çalışmadır. Çalışmaya Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran 18 yaşından büyük, Rotterdam Kriterlerine göre PCOS tanısı konulan 51 hasta ve PCOS tanısı olmayan 44 sağlıklı kontrol alınmıştır. Çalışmaya katılma koşullarını sağlayan 95 katılımcıya SCID-I ve SCID-II ölçekleri, Beck depresyon ve anksiyete ölçekleri, yeme tutumu testi, Barratt dürtüsellik ölçeği, Rosenberg benlik saygısı ölçeği ve Vücut algısı ölçeği uygulandı. Katılımcıların yaş, eğitim ve medeni durum gibi sosyodemografik bilgileri ile birlikte akne, hirsutizm yakınmaları, boy, kilo ve BMI'ları not edildi. PCOS olan katılımcıların hormon değerleri kaydedildi. Bulgular: Çalışmamızda PCOS hastalarında daha yüksek oranda depresyon, anksiyete, yeme bozukluğu, kişilik bozukluğu, bozulmuş beden algısı ve kendilik değeri bulundu. SCID-I de hastaların %39,2' sinde psikiyatrik hastalık vardı. Bunlar % 27,5 major depresif bozukluk, % 21,6 yaygın anksiyete bozukluğu ve % 13,7 yeme bozukluğu şeklindeydi. Hastaların Beck depresyon, Beck anksiyete, Barratt toplam puanı ve alt ölçek puanları, yeme tutumu toplam puanı ve alt ölçeklerinden yeme tutumu diyet ve yeme tutumu ambivalan puanları, Vücut algısı ve Rosenberg benlik saygısı puanları anlamlı olarak daha yüksekti. Hastalar SCID-II testi ile değerlendirildiklerinde %37,3' ünde eksen 2 kişilik bozukluğu saptandı. Kaçıngan kişilik bozukluğu kontrollere göre anlamlı olarak yüksek bulundu. Hastaların %25,5'i, kontrollerin ise % 9.1'i obez bulundu. Obezitesi olanların olmayanlara göre daha fazla eksen 1 tanısı, daha fazla depresyonu, daha fazla yeme bozukluğu vardı. Yeme bozukluklarından bulimia nervoza anlamlı olarak obezlerde daha fazla görüldü. Sonuç: Çalışmamızda PCOS hastalarında anlamlı olarak daha yüksek depresyon, anksiyete, yeme bozukluğu, kişilik bozukluğu, bozulmuş beden algısı ve kendilik değerine rastladık. Kan parametrelerinden ziyade klinik bulguların bu hastalıklarda etkisi olduğunu gördük. Hastalara PCOS tanısı konduktan sonra komorbid psikiyatrik hastalıkların tanı, takip ve tedavisi için psikiyatriye yönlendirilmeleri önerilir. Anahtar Kelimeler: PCOS, depresyon, anksiyete, kişilik bozukluğu, yeme bozukluğu, dürtüsellik, beden algısı, kendilik değeri

Başarı algısıBeden imajıBelirti ve semptomlar+6
Nuriye Karabal
Bolu Abant İzzet Baysal University
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Erken Ortaçağ Avrupa'sında ünlü ziyafetler

Tarihsel süreç içerisinde toplumların sahip oldukları beşeri ve siyasal özellikler, onları bulundukları coğrafi ortamlar ile değerlendirilmesini gerekli kılmıştır. Bu tür dinamikleri, bir dönem incelemesi ve fikir irdelemesinin her zaman önemli ayrıntıları olmuşlardır. Özellikle belli bir sınır içeren ve özel alana giren çalışma konularının incelenmesi, konunun bütünsel açıdan ele alınmasını gerekli kılar. Tarihsel bütünlük ilkesi, çağların ve özel alan içeren konuların genelden özele incelenmesi için önemli bir yoldur. Bu nedenle çalışmalara başlanmadan ve insan psikolojisi, toplum sosyolojisi ve bunları oluşturan kültürlerin temeline inmeden mümkün görünmemektedir. Erken Ortaçağ Dönemi'ndeki ziyafet kültürü bağlamı da bu konuda önemli bir süreklilik içermesi gereken bir sıralama içermektedir. Çalışmanın ilk dönemlerinde, tarihsel bağlamdan ayrı kalınmaması için bir önceki dönem ve kültür sürekliliği görülen Geç Antik Çağ dönemi ve dönüşümleri göz önünde bulundurulmuş ve dönemin Antik yazarlarının kitaplarındaki birinci elden kaynaklardan alıntılar yapılmıştır. Bu konuya süreklilik bağlamında gereğinden fazla önem gösterilmiştir. Konunun devamında sosyal bir ana tema üzerinde durulmuş ve ziyafet türleri çeşitlere indirgenmiş ve açıklanmış, benzerlikler ve ayrımlara özellikle yer verilmiştir

AvrupaOrta ÇağYeme tutumu+3
Meltem Koştu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects