Temperature

129 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Borabey göletinin termal katmanlaşma yapısının ve çözünmüş oksijen profilinin incelenmesi ve CE-QUAL-W2 ile modellenmesi

Termal katmanlaşma konusu su kütlelerinde önemli etkilerinden dolayı üzerinde bir çok araştırmanın yapıldığı konulardan biridir. Özellikle, sucul canlıların yaşam kaynağı olan çözünmüş oksijen başta olmak üzere, birçok su kalitesi parametresi termal katmanlaşma sonucunda olumsuz etkilenmektedir. Bu çalışma kapsamında 2013-2014 yılları boyunca Borabey göletinin termal katmanlaşma yapısı ve çözünmüş oksijen profilleri incelenmiş, RTRM indeksi kullanılarak termal katmanlaşma sonucu oluşan bölgelerin hacimleri belirlenmiş, bununla birlikte CE-QUAL-W2 modeli kullanılarak 2013-2014 yılları için sıcaklık ve çözünmüş oksijen modellemesi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca oluşturulan çeşitli senaryolar sonucunda göletteki su miktarının 2020 yılına kadar nasıl değişim göstereceği araştırılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda Borabey göletinde meydana gelen termal katmanlaşmanın Nisan ayının sonunda oluşmaya başladığı ve Ağustos ayının sonlarına kadar devam ettiği ve göletin monomiktik bir göl olduğu gözlemlenmiştir. Katmanlaşma sonucu oluşan bölgelerin ise, gölün toplam hacmine oranla, yaklaşık %20'lik bir kısmının hipolimniyon, %20'lik bir kısmının metalimniyon ve %60'lık kısmının ise epilimniyon bölgesi olarak nitelendirilebileceği gözlemlenmiştir. Ayrıca CE-QUAL-W2 modeli kullanılarak gerçekleştirilen modelleme çalışmasıyla hesaplanan sıcaklık ve çözünmüş oksijen verilerinin gözlem verileriyle karşılaştırılması sonucu 2013-2014 yılları için hesaplanan ortalama mutlak hata miktarları sırasıyla 0,77°C ve 1,09 mg O2/L olarak belirlenmiştir.

GöllerSu kalitesiSıcaklık+1
Enis Hasanoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Turgut Özal Tıp Merkezi çalışanlarında hasta bina sendromu görülme sıklığı ve etkileyen faktörler

Amaç: Bu çalışma, Turgut Özal Tıp Merkezi binasında çalışanlarda HBS semptomlarının, görülme sıklığının ve ilgili olabilecek bazı faktörlerin belirlenmesi amacı ile yapılmıştır.Materyal-Metod: TÖTM'nin tüm birimlerinde çalışan 2500 kişiden gönüllü olarak 951 kişi çalışmaya dahil edilmiştir. Kişilerin sosyodemografik verilerini ve HBS ile ilgili semptomları ve bazı özellikleri saptamaya yönelik anket uygulandı ve katılımcıların saturasyon ölçümü yapıldı. İkinci aşamada iç hava kalitesini değerlendirmeye yönelik ısı, CO, CO2 ve bağıl nem düzeyleri değerlendirildi.Bulgular: Katılımcıların %62.1'inde HBS tespit edilmiştir. Stres değerlendirmesi ile HBS ilişkisi, sürekli bir ilaç kullanma ve çalışılan ortamın sıklıkla çok sıcak olarak değerlendirilmesi ile HBS bulunma durumu ilişkisi istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Çalışmaya alınanların HBS olup olmadıkları, lojistik regresyon analizi kullanılarak değerlendirildiğinde; kronik hastalık varlığı, ortamın sıklıkla çok sıcak veya ara sıra çok aydınlık olarak değerlendirilmesi, semptomlar nedeniyle doktora başvurup tanı almalarının etkileyici faktörler olduğu tespit edildi. Yapılan 36 ölçüm sonucunda CO2 çalışma ortamlarının % 69.4' ünde sınır değerin üzerinde çıkmıştır. Çalışma ortamlarının hiçbirinde CO miktarı sınır değer olan 9 ppm'in üzerinde çıkmamıştır. Yalnızca Klima Dairesi ve Mutfak Deposu 20 Cº'nin altında çalışma ortamları olup, çalışma ortamlarının % 72.2'sinde ortam sıcaklığı 24 Cº'nin üzerinde bulunmuştur. Çalışma ortamlarının %77.8'inde rölatif nem seviyesi sınır değer olan %30'un altındadır. Bu çalışmada, HBS semptomlarından en sık görülenler sırası ile yorgunluk ve bitkinlik (%67.1), başağrısı (%59.5), boğaz kuruluğu (%53.6), gözlerde yanma ve batmadır (%52.4).Sonuç: Günümüzün büyük kısmını geçirdiğimiz binaların sağlık etkilerini bilmek ve önlemlerimizi buna göre almak çalışanların iş performanslarını arttıracak, iş kalitesini iyileştirecek, nedeni belirlenemeyen sağlık sorunlarının ortaya konulmasını sağlayarak gereksiz iş kayıplarını ve sağlık harcamalarını önlemede etkili olacaktır.Anahtar Kelimeler: Hasta Bina Sendromu, İç ortam hava kalitesi, TÖTM, Hastane, ısı, nem, CO2.

HastanelerHava kirliliği-bina içiNem+5
Müge Otlu
İnönü University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa bölgesinde zaman serileri, SPI ve SPEI kuraklık indisleri kullanılarak kuraklık analizi üzerine bir araştırma

Tüm tarımsal faaliyetler iklim ile doğrudan ilişkili durumdadır. Son yıllarda, sıcaklık ve yağış rejimlerinde meydana gelen değişiklikler ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası'nı olumsuz etkilemektedir. Artan sıcaklıklar ve düzensiz yağışlar bazı bölgelerde bitkisel üretimde sulama ihtiyacını artırırken, bazı bölgelerde ise aşırı ve düzensiz yağışlar üretime ciddi zararlar vermektedir. Günümüzde, iklim değişikliği birçok iklim bilimci tarafından göz ardı edilemeyecek bir sorun olarak kabul görmüştür. Ülkemizde tarımsal üretimi en çok etkileyecek olan doğal afetlerden biri kuraklıktır. Bu çalışmada, tarımsal üretimde ülkemizin önemli şehirlerinden biri olan Bursa için kuraklık analizi yapılmıştır. Bunun yanında yağış ve sıcaklık değerleri için 1990 - 2019 yılları arasında parametrik olmayan Mann–Kendall ve Şen'in Trend Analizleri yapılmıştır. Trend analizi sonuçlarına göre, yağış verilerinde istatistiksel olarak anlamlı trendlere ulaşılamamış, sıcaklık verilerinde artış trendleri gözlenmiştir. Kuraklık analizi için SPI ve SPEI yöntemleri kullanılmış, her iki yöntem sonucu 1960 – 2019 yılları için ekstrem değerlere ulaşılsa da genelde normal kuraklık seviyelerinin hakim olduğu tespit edilmiştir.

KuraklıkKuraklık analiziStandart yağış indeksi+3
Gülce Arıkan Uysal
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı muhafaza şekillerinin tanelenmiş nar meyvelerinin (Punica granatum L.) fiziksel ve kimyasal özellikleri üzerine etkisi

Çalışmada, nar meyvesinin pratik kulanımı amaçlı muhafazası için Hicaznar çeşidinde -18 0C ve +4 0C sıcaklıkta, vakumlu ve vakumsuz paketlerde 5 ay boyunca muhafaza edilen nar tanelerinin meyve kalitesindeki değişimleri incelenmiştir. Bu amaçla başlangıçta ve birer aylık aralıklar ile ağırlık kaybı, suda çözünebilir kuru madde (%), titre edilebilir asitlik (g/100mL), tat ve toplam fenol (mg GAE/100g), FRAB ve ABTS yöntemlerine göre toplam antioksidant (mg TE/mL), toplam antosiyanin (mg/mL) analizleri yapılmıştır. Aynı zamanda sıcaklık ve paketleme uygulamalarının nar tanelerinde mikroorganizma popülasyonu üzerine etkileri belirlenmiştir. Meyveler kapalı paketlerde muhafaza edildiği için ağırlık kaybı görülmemiştir. Muhafaza sonunda suda çözünen kuru madde miktarlarında azalış, pH değerleri ve titre edilebilir asit miktarında kısmi bir artış izlenmiştir. Depolama süresince -18 °C ortamda vakumlu pakette muhafaza edilen nar tanelerinin tat kalitesinin daha iyi olduğu, toplam fenol, antioksidant ve antosiyanin içeriğinin daha iyi korunduğu saptanmıştır. Aynı zamanda mikroorganizma sayımlarına bakıldığında en uygun sıcaklık ve paketleme yönteminin vakumlu -18 0C olduğu tespit edilmiştir. Tüm değerlendirilen özellikler yönünden nar meyvesi tanelenmiş olarak muhafaza yapıldığı zaman en uygun sıcaklık ve paketleme yönteminin vakumlu -18 0C olduğu belirlenmiştir.

AmbalajlamaDepolamaKoruma+2
Hakan Eşiyok
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Düşük sıcaklık koklaştırması ve manyetik zenginleştirme ile linyitlerden kül ve kükürdün uzaklaştırılması

Dünya genelinde bulunan kömürlerin en büyük payını taş kömürü oluşturmaktadır. Fakat ülkemiz dünya genelinin aksine linyit rezervleri bakımından daha zengindir ve dünyada 6. sıradadır. Sahip olduğumuz linyit rezervlerinin Tunçbilek ve Soma kömürleri dışında düşük kaliteli kömürlerdir. Fakat bu kömürlerde çevre standartları için yüksek kükürt içeriğine sahiptir. Temiz bir kömürün satış değerini belirleyen kömürün kül, kükürt ve kalorifik değerdir. Fakat ülkemizdeki yaklaşık linyitlerin büyük oranı kül, kükürt ve kalorofik değerleri baz alındığında oldukça düşük kaliteli kömürler olduğu görülmektedir. Türkiye'nin sahip olduğu en büyük enerji kaynağı bugün için sahip olduğumuz linyitlerimizdir. Bu linyit kömürlerinin de sanayide ve termik santrallerde kullanılabilmesi için bir takım zenginleştirme işlemlerinden geçmesi teknolojik ve çevresel bir zorunluluk haline gelmiştir.Bu çalışma kapsamında ülkemizde bulunan farklı bölgelerden (Kütahya-Seyitömer, Kütahya-Tunçbilek, Kütahya-Gediz, Manisa-Soma ve Tekirdağ-Malkara) farklı kömürleşme derecelerine sahip kömürlerin düşük sıcaklık koklaştırması ve manyetik zenginleştirme işlemleri ile kalitelerinin artırılarak temiz kömür üretimi amaçlanmıştır. Çalışmalarda tüm kömürler -1mm altına kırıldıktan sonra -1+0.125 mm boyut grubunda sınıflandırılıp bu boyutta farklı sıcaklık (500, 550 ve 600) ºC ve sürelerde (15, 30 ve 60) dakika düşük sıcaklık koklaştırması yapılarak kömürlerden uçucu madde ve kükürt uzaklaştırılabilirliği araştırılmıştır. Gediz kömürü hariç tüm kömürlerde önemli başarı yakalanmıştır. Kömürlerin sahip oldukları toplam kükürt miktarları yapılan düşük sıcaklık koklaştırmasıyla Soma, Seyitömer, Tunçbilek, Tekirdağ ve Gediz sıralamasında sırasıyla %74, %56, %49, %31 ve %15 oranında uzaklaştırılmıştır. Düşük sıcaklık koklaştırmasını takiben yapılan manyetik ayırma ile ise yine Gediz kömürü hariç tüm kömürlerde %1'in altında kükürt içeriğine sahip düşük kül içerikli temiz kömürler elde edilmiştir.Tüm bu sonuçlar göstermiştir ki düşük sıcaklık koklaştırması ve onu takiben yapılan manyetik zenginleştirme işlemi ile düşük uçuculu, düşük kül ve düşük kükürt içerikli aynı zamanda yüksek kalorifik değere sahip çevre dostu temiz kömür üretilebileceği görülmüştür.

KömürLinyitSıcaklık
Ümit Horasan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kaolinitik ve illitik seramik killerinin farklı sıcaklıklarda mineralojik yapılarının, plastikliklerinin ve fiziksel özelliklerinin değişimi

Seramik üretiminde kullanılan hammaddelerin her birinin bünyeye farklı etkileri vardır. Feldispatlar sinterlesmeyi, dolomit-kuvars kumu iskelet ve gözenekliliği sağlarken, kil mineralleri plastik özellikleri nedeniyle sekillendirmeyi sağlamaktadır. Killeri olusturan minerallerin seramik ürünlerin üretim asamasında reolojik özelliklere ve pisirme davranıslarına etkileri farklıdır. Bu çalısmada kaolinit ve illit minerallerinden olusan killer ham ve farklı sıcaklıklarda pisirilerek plastikliğin ve fiziko mekaniksel özelliklerin değisimi incelenmistir. Seramik ürünlerin üretiminde kullanılan kaolinit, mika minerali, illit, muskovit, kuvars, montmorillonit içeren bes farklı kil örneği kullanılmıstır. Kil örneklerinin ham olarak plastiklik, termal analiz ve fiziko-mekaniksel özellikleri, farklı sıcaklıklarda pisirilen örneklerin ise plastiklik, fiziko-mekaniksel özellikleri ile mineralojik gelisimi incelenmistir. Elde edilen sonuçlara göre kaolinitik killerin plastik özelliğinin olmadığı, kaolinit ile birlikte illit mineralinin varlığının kilin plastik özellik göstermesine neden olduğu görülmüstür. Kaolinit içeriği yüksek illit içeriği az olan killerin plastik özelliğini kurumayla kaybettikleri, illit içeriği yüksek kaolinitik killerin ise yüksek sıcaklıkla yapı sularının bünyeden uzaklasması ile plastikliklerini kaybettikleri görülmüstür. Killerin seramiksel özelliklerinin ham ve farklı sıcaklıklarda gösterdiği değisimin yapıda bulunan minerallere göre farklılık gösterdiği tespit edilmistir. Anahtar Kelimeler: DTA, Düsük Sıcaklık, ?llitik, Kaolinit, Plastiklik, Tane Boyut Dağılımı, XRD

Sıcaklık
Firdevs Demirbilek
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Tetra kalsiyum fosfat içerikli enjekte edilebilir yeni nesil kemik greftinin bifazik kalsiyum sülfat içerikli kemik grefti ile primer stabilite ve açığa çıkan ısı yönünden karşılaştırılması

Bu tez çalışmasında sertleşebilen iki farklı kemik greftinin implantın primer stabilitesi ve kemikte meydana gelen sıcaklık değişimleri üzerine etkilerinin in-vitro olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda cansız sığır kaburga kemikleri kullanılmıştır. Kemikler üzerinde dental implant yuvası oluşturulmuştur. Takiben bu osteotomi bölgesinin çevresine eşit büyüklükte kemik defektleri oluşturulmuş ve dental implantlar yerleştirilmiştir. Bu aşamada 2 farklı grup oluşturulmuş ve defektler 1. grupta tetra kalsiyum fosfat, 2. grupta bifazik kalsiyum sülfat içeren kemik grefti ile doldurulmuştur. Kemik greftinin sertleştiği esnada açığa çıkan sıcaklık değerleri kaydedilmiştir. Greftlemeden önce ve 200 dk sonra primer stabilite değerleri kaydedilmiştir. Tetra kalsiyum fosfat içeren kemik grefti kullanılan grupta kemikte ortalama 3.35⁰C sıcaklık artışı ve implant primer stabilitesinde ortalama 52.69 ISQ artış görülmüştür. Bifazik kalsiyum sülfat içeren kemik grefti kullanılan grupta ise kemikte ortalama 0.87⁰C sıcaklık artışı ve implant primer stabilitesinde ortalama 36.26 ISQ artış görülmüştür. Bununla birlikte hiçbir grupta kemik nekrozu için kritik değer olan 47 ˚C yi geçecek sıcaklık artışı gözlenmemiştir. Primer stabilitenin artışında tetra kalsiyum fosfat içeren kemik greftinin daha yüksek sonuçlar verdiği izlenmiştir.

Dental implantasyonKalsiyum fosfatKalsiyum sülfat+5
Carullah Anıl Kar
Gaziantep University
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Trend analysis of temperature and precipitation values in Kizilirmak basin

Variations in temperature and precipitation values are common all over the world because of climate change. Turkey has also been affected by these variations as much as the world has been affected. Due to the limited water resources in some regions and the increasing water demand, necessary analyzes are needed while considering various conditions. In this study, the regions, which represent similar climatic features, in the Kızılırmak Basin are considered. The trend analysis is performed in this research using the precipitation and temperature data obtained from the General Directorate of Meteorology for the stations (Aksaray, Kulu, Keskin, Yozgat, Kayseri, Nevşehir, Çiçekdağı) covering the period of 1960-2020. While performing the trend analysis, the results of the Mann-Kendall Test and Şen's Trend Test were discussed. The study results showed that there is an increasing trend for temperature with respect to each method. For precipitation, the maximum monthly precipitation total showed an increasing trend at Keskin station while similar results are obtained by both methods. On the other hand, not a significant trend is obtained in the Menn Kendall test for precipitation parameter in other stations while the trend is not observed in Şen's Trend Test because of the inconsistency in scattered plots.

TemperaturePrecipitation amount
Seda Nacaroğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of climate change on mean, maximum and minimum temperatures using statistical downscaling techniques: A case of Gaziantep region

In this study global temperature over Gaziantep region was investigated using Statistical downscaling technique. This SD models depend on the foundational concept that regional inputs or local variables heavily depend on the large scale atmospheric variables. In this research, the scenarios of the downscaled emissions were obtained from CanESM2 Canadian Second Generation Earth System Model in the city of Gaziantep, a province in south-eastern Turkey. These scenarios are compared to the observed variables form the analysis. The key aims of this thesis are to (i) investigate the predicted monthly mean, maximum, and minimum temperatures and (ii) the GCM (General Circulation Model) projections that are simulated under three scenarios (RCP2.6, RCP4.5, AND RCP8.5). To achieve this purpose, the research utilizes the Linear Regression model (LR), Group Method of Data Handling (GMDH), and Gene Expression Programming (GEP) to compare the statistically downscaled findings of the monthly temperatures. Therefore, GMDH was the best predictor model of mean temperature with a coefficient of determination (R2) of 0.955 for the period of calibration (1962-1990) and 0.9317 for the validation period (1991-2005). Similarly, GMDH had the highest coefficient of determination (R) for maximum and minimum temperatures for the calibration period (R2=0.934 and R2=0.907) and validation period (R2=0.91 and R2=0.84), respectively. In general, the simulated scenarios predict an increase in mean, max and min temperatures in Gaziantep region for the future period of 2021-2100. In addition, the scenario of RCP4.5 is the best anticipator for the mean and minimum temperatures, while RCP2.6 better projects maximum temperature of the case study. The mean and maximum temperature charts display a parabolic trend, but for minimum temperature, the graphs show no pattern. Lastly, the months of August and December were compared in a scatter graph indicating the annual mean, maximum and minimum projections. Key Words: Statistical Downscaling, GCM, Temperature, GEP, GMDH

GaziantepSolar energyTemperature+2
Mohamed Aden
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sıcaklık, göz sapı kesimi ve stoklama yoğunluğunun Türk kereviti (Astacus leptodactylus) 'nin yumurta inkübasyon süresi, yaşama oranı, büyüme ve et-besin içeriği üzerine etkileri

öz DOKTORA TEZİ SICAKLIK, GOZ SAPI KESİMİ VE STOKLAMA YOĞUNLUĞUNUN TURK KEREVİTİ (Astacus leptodactylus)'NİN YUMURTA İNKÜBASYON SÜRESİ, YAŞAMA ORANI, BÜYÜME ve ET-BESİN İÇERİĞİ ÜZERİNE ETKİLERİ BAYBARS SAGLAMTIMUR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Doç.Dr. Metin KUMLU Yıl 2002, Sayfa 148 Jüri: Doç.Dr. Metin KUMLU ProfDr. Gürkan EKİNGEN Yrd.Doc.Dr. Nazmi TEKELİOĞLU Yrd.Doç.Dr. Sedat KARA YÜCEL Yrd.Doç.Dr. Mahmut Ali GÖKÇE Bu tez üç ayrı denemeden oluşmuştur: Denemede I' de, tek ve çift göz sapı kesimi ve farklı dozlarda HCG hormonu enjeksiyonunun Türk kereviti (Astacus leptodactylus Esch.) anaçlarında çiftleşme ve yumurtlama zamanı ile yumurtalar üzerine etkileri araştırılmıştır. Çift göz sapı kesiminin yumurtlamayı kontrole kıyasla 25 gün daha erkene aldığı, tek gözsapı kesimi veya HCG uygulamalarının anaçlarda üreme üzerine etkili olmadığı belirlenmiştir. Çift gözsapı kesimi yapılan dişiler fizyolojik olarak sürekli kabuk değişimine zorlanmış ve sonuçta abdomen altına yapıştırdıkları yumurtalarını atılan kabukla kaybetmişlerdir. Deneme H'de, erken embriyonik dönemde dişilerden ayrılan kerevit yumurtalarının yapay olarak; doğal su sıcaklığı, 20, 24 ve 28°C'de kuluçkalandırılması ile erken açtırılması amaçlanmıştır. Erken embriyonik dönemde kuluçkalamada, hiçbir grupta olumlu sonuç elde edilememiştir. Deneme III' de, 20, 22 ve 25°C su sıcaklıklarında, çift göz sapı kesiminin ve iki farklı stok yoğunluğunun (15 ve 30 adet/m2) kerevitlerin kabuk değiştirme, büyüme ve hayatta kalma durumları, abdomen ve abdominal et oranlan ile et besin kalitesi üzerine etkilerine bakılmış; çift göz sapı kesiminin kabuk değişim döngüsünü kısalttığı ve büyümede göz sapı kesilmeyenlere kıyasla yaklaşık iki kat artışa neden olduğu, belirlenmiştir. Farklı sıcaklıkların büyüme üzerine önemli bir etkisi olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Astacus leptodactylus, Sıcaklık, Göz Sapı Kesimi, Hormon, Kuluçkalama

BüyümeKuluçkaStoklama yoğunluğu+4
Baybars Sağlamtimur
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Sıcaklık/ fotoperiyot ve hormon enjeksiyonunun yeşil kaplan karidesi (Penaeus semisulcatus)'nde gonad gelişimi ve yumurtlama üzerine etkileri

oz DOKTORA TEZİ SICAKLIK/FOTOPERYOT, VE HORMON ENJEKSİYONUNUN YEŞİL KAPLAN KARİDESİ {PENAEUS SEMİSULCATUS)'NDE GONAD GELİŞİMİ VE YUMURTLAMA ÜZERİNE ETKİLERİ MEVLUT AKTAŞ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Doç.Dr. Metin KUMLU Yıl 2002, Sayfa 89 Jüri: Doç.Dr. Metin KUMLU Yrd.Doc.Dr. Sedat KARAYÜCEL Yrd.Doç.Dr. Mahmut YANAR Yrd.Doç.Dr. Nuri BAŞUSTA Yrd.Doç.Dr. M. Ali GÖKÇE Bu tez çalışması üç denemeden oluşmuştur; I. Denemede; mevsim dışı yumurtlatma elde edebilmek amacıyla, sera içinde, resirküle sistemde, su sıcaklığı ve/veya fotoperyotun etkileri araştırılmış ve su sıcaklığının 20-28°C'ler arasında dalgalandırılmasının Penaeus semisulcatus'un başarılı bir şekilde olgunlaştırılması ve yumurtlatılması için yeterli olduğu, 10 saat olan doğal ışıklandırmanın 4 saat uzatılmasının ise üreme üzerine etkili olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca, su sıcaklığının 28°C'de tutulması koşulu ile, gözsapı kesintinin mevsim dışı döl alımında halen en iyi yöntem olduğu saptanmıştır. II. Denemede ise; 1, 2 ve 3 IU/g HCG (Human Chorionic Gonadotropin) enjeksiyonunun P. semisulcatus,un gonad gelişimi ve yumurtlaması üzerine etkisi araştırılmış ve bu hormonun, özellikle 3 IU/g dozda, P. semisulcatus'ta gonad gelişimini ve yumurtlamayı teşvik ettiğine yönelik bulgular elde edilmiştir. III. Denemede ise 20, 50 ve 100 ug/g Serotonin (5-HT) ve 0.01, 0.1 ve 0.2 mg/g LHRH (Luteineising Hormone Releasing Hormone) enjeksiyonunun P. semisulcatus'un. gonad gelişimi ve yumurtlama üzerine etkisi yine gözsapı kesimi ile karşılaştırmalı olarak araştırılmıştır. Serotoninin her üç dozajda da gonad gelişimi ve yumurtlamayı teşvik ettiği, LHRH'nın ise gonad gelişiminden ziyade, yumurtaların döllülük ve açılma oranlan üzerine olumlu etkilerde bulunduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Penaeus semisulcatus, olgunlaştırma, Sıcaklık, Hormon, Yumurtlama,

HormonlarKaridesOlgunlaştırma+3
Mevlüt Aktaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Süne ((Eurygaster integriceps put. ) (Heteroptera:Scutelleridae))'nin yumurta parazitoidi olan Trissolcus semistriatus nees (Hymenoptera:Scelionidae)'un bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi, farklı yoğunluklarda doğaya salınması ve etkinlikleri

oz DOKTORA TEZİ SÜNE [(Eurygaster integriceps PUT.) (HETEROPTERA: SCUTELLERİDAE)]'NİN YUMURTA PARAZİTOİTİ OLAN Trissolcus semistriatus NEES (HYMENOPTERA: SCELİONİDAE)'UN BAZI BİYOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ, FARKLI YOĞUNLUKLARDA DOĞAYA SALINMASI VE ETKİNLİKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Şener TARLA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANA BİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Yıl: 2002, Sayfa: 123 Jüri : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Prof. Dr. Nedim UYGUN Prof. Dr. Avni UĞUR Prof. Dr. Tacettin YAĞBASANLAR Prof. Dr. M. Rifat ULUSOY Trissolcus semistriatus Nees'un farklı beş sıcaklıkta (18, 22, 26, 30 ve 34 °C, 16:8 A:K ve % 65+5 oransal nem) Süne (Eurygaster integriceps Put.) yumurtalarında dişi ve erkek yaşam süresi, ovipozisyon ve postovipozisyon süresi, yumurtaların kararma ve gelişme süreleri, verdiği birey sayısı, çıkış oram, dişi ve erkek sayısı ve cinsiyet oranına olan etkisi belirlenmiştir. Dişilerin farklı sayılarda erkek ile çiftleşmesinin verdiği birey sayısına ve cinsiyet oranına olan etkisi araştırılmıştır. Farklı konukçu {Eurydema ornatum L., Dolycoris baccarum L. ve Holcostethus vernalis Wolff) yumurtalarından elde edilen parazitoitlerin bazı biyolojik özellikleri belirlenmiştir. T. Semistriatus'un dört farklı yoğunlukta (650, 1300, 1950, 2600/dekar) doğaya salınmasıyla salım yapılan ve yapılmayan alanda Süne yumurtalarında parazitlerime ve parazitoit türlerin bulunma oranı karşılaştırılmıştır. Ayrıca, Süne'nin yeşil, açılmış ve parazitienmiş siyah yumurtalarının gözden kaçma oranlan alışılagelmiş tarla yumurta sürveyinde ve biçilmiş buğday bitkileri üzerinde laboratuarda hesaplanmıştır. Dişilerin yaşam süresi, ovipozisyon süresi, yumurtaların kararma süresi ve gelişme süresi sıcaklık artışına bağlı olarak azalmıştır. Araştırmada kaydedilen diğer bazı biyolojik özellikler sıcaklığa bağlı olarak birbirinden farklılık göstermiştir. T. semistriatus için gelişme eşiği ve termal konstant sırasıyla 1 1.79 °C, 138.8 gün-derece olarak doğrusal regresyon eğrisi yardımıyla hesaplanmıştır. Bir dekar buğday tarlasına 1950 adet yoğunlukta T. semistriatus'un. salınmasıyla birinci dölde % 8-16 oranında parazitoit artışı olduğu belirlenmiştir. Parazitli siyah yumurta paketleri yeşil bitki aksamı üzerinde parazitlenmemiş olanlara göre daha kolay görülürler. Böylece, bunun alışılagelmiş tarla yumurta sürveyinde parazitlenmenin yüksek oranda tahmin edilmesine neden olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Eurygaster integriceps, Trissolcus semistriatus, sıcaklık, parazitoit I

SüneSıcaklıkTrissolcus semistriatus+1
Şener Tarla
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ilinin sıcaklık verilerinin stokastik ve olasılık yöntemlerle incelenmesi

Adana Meteoroloji istasyonu uzun yıllık günlük maksimum, ortalama ve minimum sıcaklık değerleri zaman serisi kavramı içinde gidiş (trend), periyodik ve stokastik bileşenleri incelenmiştir. Gidiş (Trend) bileşeninin analizinde dönen nokta ve kendall sıra korelasyon testleri, periyodik bileşende varyans ile fourier analizleri ve stokastik bileşende ikinci derece markov zinciri çalışması yapılmıştır. Bu kışımın sonunda periyodik bileşenli deterministik ve stokastik yapıda bir denklem elde edilmiştir. Daha sonra, oluşturulan modelle üretilen verilerin farklı olasılık dağılım yöntemleri ile frekans (olasılık) analizleri yapılmış, uygunluk testleri yapılmış ve uygun frekans dağılımları saptanmıştır.

AdanaSulamaSıcaklık+1
Ali Yücel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
Master'sOpen AccessEN

Research on experimental performance in solar water heating systems

In this study, a solar dish collector is designed and manufactured. Moreover, its engineering and applied properties, the effect of the change in the mass flow rate 0.0055 kg/s, 0.009 kg/s, 0.022 kg/s, and 0.028 kg/s on the water temperature entering and exiting the receiver, and the efficiency of the collector are all studied. This study aims to heat the working fluid (water) with several variables. The experiments are carried out in Iraq Erbil –Kasnazan at a longitude of 44.12° and latitude of 36.21°. The collector is manufacturedfrom locally available materials, the same dish used in television communications, with a diameter of 1.4 m and a depth of 0.14 m. It is covered with glass as a reflective material cut into square pieces, the dimensions of which are 2×2 cm. It consists of a cylindrical receiver, in which the receiver consists of two pipes made of stainless steel with a thickness of 0.007 m. The first pipe's inner and outer diameters are 0.145 m and 0.152 m, respectively, with a height of 0.23 m. As for the second pipe, the inner and outer diameters are 0.095 m and 0.102 m, respectively. The first is connected to the second by a metal disk of the same thickness attached to the cylinder from the bottom and contains two holes for passing the copper pipe, with a length inside the receiver reaching 12.5 m. The system also consists of a water tank, a metal base to install the solar collector, and an electrical circuit (to track the sun). After installing all the parts in place, the system is operated, and experiments are conducted for the month of May. The results obtained above show that the highest process efficiency obtained in May is on the 16th of May at a mass flow rate of 0.028 kg/s, reaching about 0.82 to 0.90, while the lowest efficiency is on the 6th of May at a mass flow rate of 0.0055 kg/s reaching 0.57 to 0.89. The useful energy absorbed by the water per unit of time as it passes into the receiver is 1281.26 W. This value represents the highest useful energy obtained in the month of April at a flow rate of 0.028 kg/s. The highest temperature of the water exiting the receiver is 413 K on the 6th of May, at a mass flow rate of 0.0055 kg/s. The lowest useful energy absorbed by the water on the 6th of May when passing into the receiver is 1164.50 W at a mass flow rate of 0.0055

Solar energySolar energy plantSolar thermal+2
Wısam Mohammed Fayyadh Fayyadh
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Emniyetli fırın kontrol kartı tasarımı ve analizi

Gerçekleştirilen bu tez çalışmasında amaç, deneysel ve teorik emniyetli fırın kontrol kartı tasarımı yapmaktır. Emniyetli fırın kontrol kartı analog ve dijital kartlardan oluşmaktadır. Dijital kontrol kartı, sıcaklık kontrollü pişirme algoritmalarının olduğu mikrodenetleyici temelli devreleri içermektedir. Kontrol kartından bağımsız olan analog elektronik kart ise yüksek sıcaklıkta kapıyı kilitlemekte ve kullanıcı güvenliğini sağlamaktadır. Fırınlarda, fırın içi sıcaklığı belli bir eşik değerin üzerine çıktığında, kullanıcının zarar görmesini engellemek için kapının kilitlenmesi istenmektedir. Bu iş için kullanılacak emniyet devrelerinin IEC-60335-1 4. versiyon A1 madde 19.11.2'de tariflenen test koşullarında, içerisindeki bazı elektronik elemanlarda arıza çıksa bile güvenli bir şekilde kapıyı kilitlemesi gerekmektedir. İlgili IEC standardına uygun şekilde çalışabilecek kapı emniyeti devresi sayesinde kullanıcılar fırın içi sıcaklık çok yüksek iken kapıyı açamayacak ve zarar görmeyecektir. Bu tez çalışmasının donanım kısmında dijital fırın kontrol kartı ve analog kapı kilidi kartı anlatılmış, yazılım kısmına algoritma ve test sonuçları eklenmiştir.

Sıcaklık
Musa Özdemir
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

İki farklı uyarıcıya duyarlı polimer jellerin sentez ve karakterizasyonu

Günümüzde uyarıcılara duyarlı polimer jeller, endüstriyel uygulamalar için düşük enerji ihtiyaçlarına bağlı olarak ayırma proseslerinde kullanılan klasik yöntemlere akematiflerdir. Uyarıcı olarak sıcaklığa duyarlı ve sıcaklık değişimine cevap verebilen jeller redoks başlatıcı sistemleri kullanılarak, hidrofilik ve akrilat bazlı monomerlerin düşük sıcaklık polimerizasyonlan ile hazırlanmaktadır. Sıcaklığa duyarlı olup 33-34 °C sıcaklık aralığında şişen ve büzülen N-isopropilakrilamid polimeri, değişik polimerizasyon yöntemleri ile blok veya partikül formunda elde edilebilmekte fakat türevlendirilebilecek fonksiyonel gruplar içermemektedir. Bu çalışmada, N-isopropilakrilamid (Nipa), 2-hidroksimetilmetakrilat (Hema), akrilik asit (AA), akrilarnid (AAm) monomerleri kullanılmış, böylelikle elde edilen jellere fonksiyonel gruplarda sokulmuştur. Potasyum persülfat (KPS)-Tetiametüetilendiamin (TEMED) redoks başlatıcı sistemi monomer karışımlarına uygulanarak, düşük sıcaklık polimerizasyonu ile sıcaklığa duyarlı Nipa esaslı poli(Nipa-AA), Poli(Nipa-Hema), hem sıcaklığa hem de pH a duyarlı Poli(Nipa-Hema-AAm) jelleri elde edilmiştir. Çapraz bağlayıcı olarak N,N,N,N- Metilenbisakrilamid (MBAM) kullanılmıştır. Sentezlenen jellerin farklı karakterdeki çözelti sistemlerindeki sıcaklığa ve pH a bağımlı şişme ve büzülme davranışları ve denge absorpsiyonlan zamanın fonksiyonu olarak incelenmiştir. Çözelti sistemleri olarak; su, etil alkol-su, N^-DrmetiJasetamid (NDMAM), N,N-Dimetilasetamid-su, etil asetat - su, pH=4 ve pH=10 tampon çözeltileri kuUamlmışur. Jellerin bileşimindeki monomerlerin oram, çapraz bağlayıcı miktarı ve akrilik asidin nötralizasyon derecesi değiştirilerek absorpsiyonda, şişme ve büzülme davranışındaki değişimleri ve jelin bileşiminin çözelti sistemlerindeki ayırma davranışına etkisi incelenmiştir. Polimerizasyon koşullarının ve ayırmadaki davranışının incelenmesi amacıyla ortamda kullanılan seyreltici polietilen glikol (PEG) derişimi ve molekül ağırlığı değiştirilmiştir. Ortamda seyreltici olarak PEG200, PEG1500 ve PEG4000 kullanılmış, jelin geçiş davranışına ve ayırma faktörüne etkisi incelenmiştir. Sıcaklığa duyarlı olan poli(Nipa-Hema) jellerinin, NDMAM-su çözelti sisteminde çözelti bileşimine duyarlılık gösterdiği belirlenmiştir. Bu jellerin etil alkol-su çözelti sisteminde etil alkole seçimli davrandığı ve jelin bileşiminin seçicilik davranışını etkilediği belirlenmiştir. Jelin sentezlenmesi esnasında ortamda bulunan PEG'in molekül ağırlığının poli(Nipa-Hema) jellerinin şişme ve büzülme davranışını etkilediği görülmüştür. Sıcaklığa duyarlı olan poli(Nipa-AA) jellerinin, etil alkol-su çözelti sistemindeki seçimlilik davranışının akrilik asidin nötralizasyon derecesinden etkilendiği görülmüştür. Poli(Nipa-AA) jellerinin etil asetat-su çözeltüerinin çözelti büeşfminde değişime neden olmamıştır. Akrilik asidin nötralizasyon derecesinin bu jellerin şişme ve büzülme davranışını etkilediği görülmüştür. Sıcaklık ve pETa duyarlı olan poli(Nipa-Hema-AAm) jellerinin etil alkol-su çözelti sisteminde etil alkole, etil asetat-su çözelti sisteminde ise suya seçimlilik gösterdikleri, jel bileşiminin ve polimerizasyon sırasında ortamda kullanılan PEG' in jelin seçicilik davranışını etkilediği görülmüştür. IX

Hidrojen iyon konsantrasyonuJellerPolimer jel+3
İlknur Küçük
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sıcaklıkların avcı böcek Scymnus subvillosus goeze (Coleoptera:Coccinellidae)'un gelişme ve üreme gücüne etkileri

Literatürde geniş bir yayılış alanına sahip olduğu bildirilen Scymnus subvillosus (Goeze)'un birkaç faunistik-sistematik çalışması dışında biyolojisi ve ekolojisi hakkında fazlaca bir çalışma yapılmamıştır. Bu nedenle,bu çalışma ele alınmış olup, farklı sıcaklıkların S. subvillosus ' un gelişimi ve üreme gücüne etkileri 15, 20, 25, 30 ve 35°C sabit ve 25-35°C değişken sıcaklıklarda, %60±10 orantılı nem ve 16 saat uzun gün aydınlatmalı iklim dolaplarında araştırılmıştır. Yumurtadan ergine gelişme süresi sıcaklığın artmasıyla beraber kısalmıştır. 15 ve 35 °C sıcaklıklarda gelişme tamamlanamazken, gelişim süresi en uzun 20°C' de 31.0, en kısa 30°C' de 14.2 günde tamamlanmıştır. Ovipozisyon periyodu 20, 25, 30 ve 25-35 °C' de sırasıyla 67.9, 48.6, 42.5 ve 40.3 gün sürmüştür. Günlük ve toplam bırakılan yumurta sayısı en fazla 30°C' de 11.76 dişi/gün ve 499.47 dişi/ömür olmuştur. Net üreme gücü (Ro) ve kalıtsal üreme kapasitesi (rm) en yüksek 30 °C' de sırasıyla 109.64 dişi/dişi ve 0.153 dişi/dişi/gün ve ortalama döl süresi (To) en düşük yine 30 °C' de 39.99 gün olarak bulunmuştur. S. subvillosus' un yumurtadan ergine gelişme eşiğinin 14.13°C, bir dölünü tamamlaması için 217 gün-dereceye ihtiyacı olduğu ve Çukurova bölgesi'nde yılda yaklaşık 10 döl verebileceği hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Scymnus subvillosus, sıcaklık, yaşam çizelgesi

SıcaklıkYaşam tabloları
Gül Demirhan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Seralarda toprak gözenekliliği, toprak su içeriği ve karbon dioksit uygulamasının solarizasyon üzerine etkisinin araştırılması

Her durumda insan populasyonunun artışı ile önem kazanan global çevre bilinci, tarımda solar enerjinin diğer kullanım alanlarını ve toprak solarizasyonunun önemini arttıracaktır. Toprak solarizasyonunun öncelikli hedefi, toprak sıcaklığını arttırmaktır. Toprakta ısının iletimi, ve depolanmasında ve solarizasyon etkinliğinde termal özelliklerin belirlenmesi önemlidir. Bu araştırmada seralarda toprak işlemesi, su içeriği ve karbondioksit uygulamasının solarizasyon etkinliğine olan etkilerinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü deneme alanında bulunan iki cam serada (SERA-1, SERA-2) ve Mersin ili Kazanlı beldesinde yer alan bir plastik serada (SERA-3) 2004 ve 2005 yılında iki yıl süre ile yürütülmüştür. Dört farklı solarizasyon konusu test edilmişdir: (+İS) toprak işlemesi yapılmış konu; (+İSCO2) toprak işlemesi yapılmış ve CO2 uygulanmış konu; (-İS) toprak işlemesi yapılmamış konu; (-İSCO2) toprak işlemesi yapılmamış ve karbondioksit uygulanmış konu. Solarizasyon 3 ila 4 hafta süre ile yaz mevsiminde yaklaşık 2m×2m boyutlarındaki parsellerde saydam plastik malç örtü kullanılarak uygulanmıştır. Toprak su içeriği değişimi nötronmetre ile izlenmiştir. Toprak sıcaklıkları sürekli olarak 15 dakika aralıklarla 5, 20 ve 35 cm toprak derinliklerinde ölçülmüştür. Termal düfizivite (D), ısı denkleminden çözülerek türetilmiş sıcaklık-genlik denkleminde toprak sıcaklıkları kullanılarak hesaplanmıştır. Termal difüzivite, su içeriğinin (Pv) artışı ile orantılı şekilde artmıştır. Killi toprakta (SERA-1 ve SERA-2) 20 ve 35 cm derinlikler için en yüksek sıcaklıklar Pv'nin 0.28-0.29 cm3 cm-3 ve 0.31-0.33 cm3 cm-3 olduğu koşullarda elde edilmişken, kumlu topraklarda (SERA-3) anılan derinlikler için 0.13-0.15 cm3 cm-3 ve 0.16-0.19 cm3 cm-3 su içeriklerinde sağlanmıştır. En yüksek toprak sıcaklığı kumlu toprakta 55-57 °C arasında değişmiş iken 5 cm derinlikteki maksimum toprak sıcaklıkları karbondioksit uygulanan konulardan elde edilmiştir. Ancak karbondioksit uygulaması toprağın daha derin katmanlarına doğru ısı iletimine arttırıcı yönde bir etki yapmamıştır. Genelde ortalama maksimum sıcaklıkların konulara göre izlediği sıra +İSCO2 > +İS > -İS > -İSCO2 şeklinde gerçekleşmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, yüksek solarizasyon etkinliğinin yüksek su içeriklerinde ve toprağın işlendiği koşullarda başarılabileceği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Toprak solarizasyonu, toprak termal özellikleri, sıcaklık, termal difüzivite, sera

SeralarSolarizasyonSıcaklık+1
Sertan Sesveren
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova iklim koşullarının Spirulina platensis (Cyanophyta)'deki fikosiyanin miktarına etkisi

Çukurova bölgesinde, Spirulina platensis kültürlerinde mevsime bağlı sıcaklık ve aydınlanma şiddetinin, mavi renkli pigment C-fikosiyanin içeriğine etkisini ve protein miktarını belirlemek üzere, dışarı koşullarında, sera içerisinde fiber-glass havuzlarda nisan, temmuz ve eylül aylarında yapılan denemelerde, C-fikosiyanin miktarları sırasıyla 329.91±0.029 , 326.75±0.016 ve 332.71±0.021 µg/ml bulunmuştur. Yaz ayı su sıcaklık ortalaması 34.52±0.60 ºC ile sonbahar ve ilkbaharda saptanan su sıcaklıklarından (30.03±0.43 ºC ve 24.87±0.74 ºC) daha yüksek olmuştur. Mevsimlere göre aydınlanma şiddeti düzeylerine bakıldığında, temmuz ayındaki aydınlanma şiddetinin (1195.08±92.04 µmol m-2 s-1), eylül ve nisan aylarındaki denemelerde belirlenen aydınlık şiddeti değerlerinden (822.46±57.48 ve 684.40±103.89 µmol m-2 s-1) yüksek olduğu görülmektedir. Saptanan protein oranları ilkbahar,yaz ve sonbahar, koşullarında sırasıyla, %68 ,%68 ve %72 olmuştur. Nisan, temmuz ve eylül aylarında, Spirulina platensis kültürlerinde fikosiyanin ve protein içeriklerinde farklılık olmadığı sonucuna varılmıştır.

Dış mekanFikosiyaninIşık+2
Hande Oguz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de deniz suyu sıcaklıklarındaki eğilimler

Son yıllarda, Dünya'da klimatolojik seriler üzerinde yapılan çalışmalar artış göstermiştir. Bu çalışmaların çoğu sıcaklık verilerinden faydalanılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu çalışmalar neticesinde, iklimin çevreyi şekillendirici etkisinin önemi vurgulanmıştır. Bu çalışmada, Türkiye'deki deniz suyu sıcaklıklarındaki eğilimleri tespit etmek amacıyla, 22 deniz suyu sıcaklığı ölçüm istasyonunun verileri kullanılmıştır. İstasyonlar belirlenirken bölgenin geneli temsil etmesi için konumları dikkate alınmıştır ve kayıt uzunluğu çalışma için uygun bulunmuştur. Belirlenen istasyonların aylık, yıllık ve mevsimlik eğilim değerleri incelediğinde istasyonların büyük kısmında artan bir eğilim olduğu saptanmıştır. Aylık eğilimleri incelediğinde istasyonlarda beş ay için %98'sinde artış eğilimi görülmüştür. Yıllık eğilimler de %86,3 oranında artış tespit edilmiştir. Mevsimlik eğilimde de en yüksek eğilim değerleri yaz, sonbahar ve kış mevsimlerinde görülmüştür. Deniz sıcaklığı değerleri ile Kuzey Atlantik Salınımı değerleri arasında düşük düzeyde zayıf bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu çalışma, Türkiye'de yapılan klimatolojik çalışmalara yol gösterici bir kaynak olması bakımından önemli bir yere sahiptir. Ayrıca, deniz yüzeyi su sıcaklık değişimini etkileyen diğer iklim parametreleri arasında bir ilişki kurmak içinde kullanılabilecek önemli bir araştırmadır.

CoğrafyaDeniz suyuDeniz suyu sıcaklığı+4
Mustafa Erişmiş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa'nın iklim özellikleri ve kuraklık analizi

İklim ve hava olayları, dünya var olduğundan günümüze dinamik yapısı itibariyle sürekli değişmektedir. Günümüzde iklimle alakalı en önemli sorun, insan kaynaklı iklim değişikliğidir. İklim değişikliğinin de en önemli sonuçlardan biri kuraklıktır. Özellikle orta kuşakta bunan Türkiye, yaşanan bu değişikliklerden en fazla etkilenecek sahalardan biridir. Bu çalışmada iklim elamanları ve Erinç, Thornthwaite, UNCCD, De Martonne ve SYİ gibi iklim ve kuraklık analizleriyle Şanlıurfa'nın iklim ve kuraklık özellikleri çalışılmıştır. Yapılan analizlerde varılan sonuçlara bakıldığında sahadaki birçok yerin kurak ile yarı kurak özelliğe sahip olup, kuraklık konusunda kırılgan olduğu görülmektedir. Bu durum yaşanan iklim değişikliği sonrasındaki senaryolarla birleştirilirse, sahanın kuraklıktan daha fazla etkileneceği öngörülmektedir. Kuraklıktaki artış son 44 yıldaki yağış ve sıcaklık parametrelerinde açıkça görülmektedir. Aynı durum SYİ yöntemi ile yapılan analizlerde son yıllarda artan kuraklıklarla kendini göstermektedir.

Coğrafi özelliklerKuraklıkKuraklık analizi+5
Mustafa Recep İrcan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı ballara eklenen limon suyu konsantresinin HMF oluşumuna etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada çam, çiçek ve kestane ballarına limon suyu konsantresi ilave edilmesiyle başlangıç ve depolama süresince balların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin değişiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda çam, çiçek ve kestane ballarının içerisine %0, %1, %2 ve %3 limon suyu konsantresi ilave edilerek balların suda çözünür kuru madde (briks) , pH, serbest asitlik, indirgen şeker, toplam şeker, sakkaroz, toplam fenolik madde miktarı, antioksidan kapasite ve HMF analizleri yapılmıştır. Bununla birlikte içerisine %0, %1, %2 ve %3 limon suyu konsantresi ilave edilen çam, çiçek ve kestane balları 25℃, 35℃ ve 45℃ sıcaklıkta 6 ay süre ile depolanmıştır. Balların 0. ay, 3. ay ve 6. ayda toplam fenolik madde miktarları, antioksidan kapasiteleri ve HMF seviyeleri takip edilmiştir. Bal örneklerinin ortalama suda çözünür kuru madde (briks) değerleri %78,83-82,00 aralığında tespit edilmiştir. Ortalama pH değerleri 3,00-4,46 aralığında bulunmuştur. Ortalama serbest asitlik değerleri 8,48-72,26 meq/kg olarak bulunmuştur. Ortalama toplam fenolik madde miktarı değerleri 4,14-218,70 mg GAE/100 g aralığında tayin edilmiştir. Ortalama antioksidan kapasite değerleri 1,01-16,09 mg GAE/100 g seviyesinde belirlenmiştir. Ortalama indirgen şeker değerleri %87,47-105,08 aralığında bulunmuştur. Ortalama toplam şeker değerleri %93,72-111,10 düzeyinde ölçülmüştür. Ortalama sakkaroz değerleri 4,02-7,68 g/100 g olarak saptanmıştır. Ortalama HMF seviyeleri ise 12,41-7646,46 mg/kg olarak belirlenmiştir. Depolama süresince toplam fenolik madde seviyesi her üç depolama sıcaklığında zamana bağlı olarak artış göstermektedir. Antioksidan kapasite ve toplam fenolik madde seviyesi arasında genel olarak önemli seviyede pozitif korelasyon tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmada HMF değerleri beklenildiği gibi her üç sıcaklıkta da zamana bağlı olarak artış göstermiştir. Bununla birlikte eklenen limon suyu konsantresinin miktarına bağlı olarak HMF seviyeleri depolama süresince dramatik olarak yükselmiştir. Yapılan bu çalışmada, kullanılan üç çeşit balın analiz sonuçlarının Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği'ne uygun olduğu ortaya konmuştur. Çalışma sonrasında ortaya çıkan sonuçlar belirlenen hipotezler ile paralellik göstermektedir. Hazır bal preparatlarının beslenme ve fonksiyonel özelliklerini artırmak amacıyla kullanılan limon konsantresinin depolama süresince istenmeyen reaksiyon ürünlerinin oluşumunu hızlandırabileceği görülmüştür.

BalDepolamaHidroksimetilfurfural+2
Nisa Sevinç Caner
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Merkezi olmayan kuantum kutularında lineer ve lineer olmayan optik özelliklerin elektrik alan, basınç ve sıcaklığa göre değişimi

Bu çalışmada, merkezi olmayan kuantum kutusunun elektronik ve optik özellikleri teorik olarak incelenmiştir. Hesaplamalarda etkin kütle yaklaşımı altında varyasyon metodu kullanılmıştır. Safsızlığın varlığında ve yokluğunda elektrik alan, basınç ve sıcaklığa göre bağlanma enerjisi, lineer ve lineer olmayan soğurma katsayıları ve kırılma indisi değişimleri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, elektronik ve optik özelliklerin üzerinde sıcaklık, basınç ve elektrik alanın önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Elektronik ve optik özelliklerin sıcaklık, basınç ve elektrik alan ile kontrol edilebileceği gözlenmiştir.

BasınçElektrik alanlarıKuantum kuyusu+2
Derya Bağcılar
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Akdeniz(Türkiye) sahillerinden yakalanan has kefal(Mugil cephalus linnaeus, 1758)'lerde karşılaşılan myxobolus ichkeulensis, bahri ve marquez, 1996'(Myxosporea)'in biyolojisi üzerine çalışmalar

Bu çalışmada Has Kefal (Mugil cephalus)'ler de enfestasyon oluşturan Myxobolus ichkeulensis'in bazı biyolojik özellikleri araştırılmıştır. Araştırmalar 3 farklı temel bölüm de gerçekleştirilmiştir. I. Bölümde; M.ichkeulensis'in has kefaller üzerindeki enfestasyon düzeyleri belirlenmiştir. II. Bölümde M.ichkeulensis ile enfeste olmuş kefal bireyleri farklı tuzluluk ve sıcaklık değerlerinin enfestasyon düzeyine olan etkisi araştırılmış; III. Bölümde ise ışık ve electron mikroskop çalışmaları yapılarak M.ichkeulensis'in yaşam evreleri belirlenmeye çalışılmıştır.I. Bölümde yapılan araştırmada incelenen 1200 balığın 109'unda (%9,08) M.ichkeulensis enfestasyonu bulunduğu, Temmuz-Eylül ayları arasında enfestasyon düzeyinin diğer aylara oranla en yüksek olduğu belirlenmitir.II. Bölümde ise 38 ppt tuzluluk ve 30oC'de M.ichkeulensis'in enfestasyon hızının en yüksek olduğu, 0ppt tuzlulukta ise kist sayılarının azalarak 30. Gün'de de tamamen yok olduğu belirlenmiştir.M.ichkeulensis'in gelişim evrelerinin incelendiği son bölümde ; konak hücreleri ile çevrelenmiş tek bir plasmodia içerisinde sporların geliştiği, spor gelişimi boyunca asenkronize polar kapsül gelişimi gösterdiği, ancak gelişim evrelerinin diğer Myxobolus türlerinde görülen evreleri izleyerek tamamlandığı sonucuna varılmıştır.

BiyolojiSıcaklıkTuzluluk
İbrahim Demirkale
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00

Related subjects