Consumption behaviours
192 theses under this subject heading
Tüketimin karanlık üçlüsü: Açgözlülük, materyalizm ve tüketici kibrinin yaşam tatmini üzerindeki etkisine yönelik Hatay'da bir araştırma
Son yıllarda tüketim, tüketicilerin benlik kavramlarını oluşturmak ve sunmak, sosyal sınıf ve statülerini belirlemek, çevresindeki kişilerle sosyal ilişkiler kurmak ve onları etkilemek, kendine hayranlık ya da sosyal onay almak gibi birçok psikolojik gereksinimlerini karşıladıkları sosyal bir süreç haline gelmiştir. Tüketiciler kişilik özelliklerini yansıtan tüketim ürünlerini tercih etmektedirler. Bu çalışmada materyalizm, açgözlülük ve tüketici kibri yaşam tatminine etki eden karanlık kişilik özellikleri olarak ele alınmıştır. Çalışmanın amacı materyalizm, açgözlülük ve tüketici kibrinin yaşam tatmini üzerindeki etkisini incelemektir. Bununla birlikte tüketici kibrinin materyalizm ve yaşam tatmini ilişkisindeki aracılık etkisi araştırılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemi ile yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini Hatay'da kayıtlı 500 hane halkı oluşturmaktadır. Katılımcılardan yüz yüze anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Veriler yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonuçları açgözlülüğün, materyalizm ve tüketici kibrini olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Bununla birlikte materyalizmin yaşam tatmini üzerindeki etkisi olumsuz iken açgözlülük ve tüketici kibrinin yaşam tatmini üzerindeki etkisinin olumlu olduğu bulunmuştur. Aracılık analizleri sonuçları tüketici kibrinin yaşam tatmini ile materyalizm ilişkisinde kısmi ve tutarsız aracı etkisi olduğunu göstermiştir. Materyalizmin yaşam tatmini üzerindeki doğrudan etkisi negatif iken tüketici kibrinin aracılık etkisi ile bu ilişkinin pozitife döndüğü görülmüştür. Buna göre tüketici kibri yaşam tatmini arttırmakla kalmayıp materyalizmin yaşam tatmini üzerindeki etkisinin artmasına neden olmaktadır. Çalışmada sonuçlar tartışılmış ve gelecek çalışmalar için araştırmacılara ve uygulayıcılara öneriler sunulmuştur.
Tüketicilerin lüks tüketim algılarının marka tercihlerine etkisi
Küreselleşme ve kitle üretiminin giderek artmasıyla beraber, toplumsal değerler de büyük ölçüde değişerek tüketim kültürü yaygın bir hale gelmiştir. Zaman içinde değişen tüketim olgusu, bireylerin yalnızca fiziksel gereksinimleri için değil aynı zamanda psikolojik, sosyal ve kültürel gereksinimlerini de karşılayan sembolik ve hazcı bir tüketime dönüşmüştür. Özellikle son yıllarda gittikçe artan ve gözle görülür bir biçimde değişime uğrayan tüketim kültürünün etkisiyle birlikte lüks tüketim de dikkat çeken bir konu haline gelmiştir. Bu noktada tüketicilerin hayat şekillerine büyük ölçüde yansıyan lüks kavramı büyük önem taşımaktadır. Tüketicilerin lüks tüketim algılarının marka tercihi üzerindeki etkisi araştırma konusunu oluşturmaktadır. Günümüzde meydana gelen gelişmelere bağlı olarak değişim gösteren lüks kavramı, tüketicilerin lüks tüketime olan algılarının da değişiklik göstermesine yol açmıştır. Bu nedenle tüketicilerin marka tercihini şekillendiren unsurlar araştırılırken öncelikle lüksü ve lüks tüketimi algılayış biçimlerinin incelenmesi önem arz etmektedir. Bu amaçla çalışmada lüks kavramının tüketicilere ne ifade ettiği, nasıl algılandığı bunun marka tercihine etkisinin ne yönde olduğu sorgulanmıştır. Lüks tüketicileri zaman içinde değişim göstermekte ve ekonomik açıdan lüks sektörü hızla büyümektedir. Bu sebeple araştırmanın lüks sektöründe yer alanlar için yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Literatüre kavramsal anlamda katkıda bulunmayı amaçlayan bu çalışmada 1980-1999 yılları arasında doğan ve Y Kuşağı olarak adlandırılan tüketicilerin lüks tüketim olgusunu nasıl algıladıklarını belirlemek ve lüks tüketim algılarının marka tercihine olan etkilerini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Yapılan literatür taraması sonucunda elde edilen bilgiler ışığında, Y Kuşağı tüketicilerinin örneklemi oluşturduğu bir anket çalışması yapılarak veriler elde edilmiştir. Araştırma modeli doğrultusunda veriler analiz edilerek bulgular ortaya konulmuştur. Araştırma modelinde üç araştırma hipotezi bulunmaktadır. Bunlardan ilki tüketicilerin lüks tüketim algılarının marka tercihi üzerinde anlamlı bir etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Yapılan analiz sonuçlarına göre anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır. İkinci araştırma hipotezi de lüks tüketim algısı alt boyutlarının marka tercihi üzerinde anlamlı bir etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Lüks tüketim algısının tüm alt boyutları incelendiğinde üstün kalite, az veya eşsiz, kişisel geçmişi olan, ihtiyaç olmayan ve prestij boyutlarının marka tercihi üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak estetik veya çoklu duyu boyutu ile marka tercihi arasında istatistiksel olarak anlamlılık tespit edilmemiştir. Araştırmada yer alan üçüncü araştırma hipotezi ise lüks tüketim algısı alt boyutlarının marka tercihi alt boyutları üzerinde anlamlı bir etkisi olup olmadığının incelenmesidir. Marka tercihi altında yer alan altı alt boyut üzerine analizler gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak lüks tüketim algısı alt boyut puanlarının moda bilinci, enderlik-statü, referans grubu, sosyal medya, rol model ve deneyim alt boyutları değerlendirildiğinde, modelin ileri düzeyde anlamlı olduğu bulunmuştur.
Planlı eskitme davranışlarının sürdürülebilir tüketim kapsamında bireysel değerlere göre incelenmesi
Planlı eskitme, tüketicinin satın alma devrini hızlandırmak için, bilinçli olarak ürünlerin yaşam sürelerinin kısaltılması olarak tanımlanmaktadır. Buna göre planlı eskitme davranışları gösteren bireylerin daha çok tüketim eğiliminde olması beklenmektedir. Ancak tüketimde sınırlı kaynakların kullanımı, bireyleri sürdürülebilirliğe yönlendirmekte ve sürdürülebilir tüketim davranışları gösteren bireylerin, mevcut ürünü daha uzun süre kullanma eğiliminde olmaları beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı, değişen çevre, küreselleşen ticaret ve buna uygun olarak gelişen pazarlama stratejisi olan planlı eskitme davranışlarının araştırılması, tüketiciler üzerindeki etkisinin bireysel değerler ile nasıl örtüştüğünün anlaşılması ve bazı bireysel değer yapılarına göre planlı eskitme davranışlarının incelenmesidir. Bu sayede farklı bireysel değer yapılarında gösterilen planlı eskitme davranışlarının anlaşılması mümkün olabilmektedir. Değerler; bireylerin ve toplumların kültürel yapılarının ayrılmaz bir parçasıdır. Değerler kişilerin tüketim tercihleriyle de ilgilidir. Kişilerin değerleri, davranışlarını büyük ölçüde etkilemektedir. Kişilerin çevre dostu ürünler kullanması ya da kullanım vadesi dolmadan yeni ürüne yönelmeleri kişisel değerleri ile de ilgilidir. Bunun için değer yapılarını bildiğimiz bireylerin ne tür tüketim eğilimi göstereceklerinin tahmin edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmaya konu olan değer yapıları, Schwartz Değerler Teorisi'nin Evrenselcilik, İyilikseverlik, Güç, Başarı ve Hazcılık değerleridir. Planlı eskitme davranışları, tüketici tercihleri ve bazı değer yapılarının anlaşılması için iki ayrı ölçek kullanılarak 465 katılımcı ile anket verisi sağlanmıştır. Yapılan anketler sonucunda; kadınların, erkeklere göre 1,881 kat daha fazla planlı eskitme davranışı sergiledikleri sonucuna varılmış ve değer yapılarından Evrenselcilik değerinin planlı eskitme ile negatif yönlü olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Planlı Eskitme, Tüketim, Sürdürülebilir Tüketim, Değer, Bireysel Değerler
Turistlerin kişilik özelliklerinin sokak lezzeti tüketim motivasyonuna etkisi
Motivasyon, psikolojik ihtiyaçlardan kaynaklanan nedenlerle seyahat etme arzusunu harekete geçirerek kişilerin turizme katılmasını sağlamaktadır. Sokak lezzetleri ise turist motivasyonunu giderek daha fazla etkileyen gastronomik bir çekicilik olarak düşünülmektedir. Türkiye; denizleri, tarihi, doğası ve kültürüyle yabancı turistlerin gözdesi olan bir ülkedir. Son zamanlarda tüm bu çekiciliklerinin yanında sahip olduğu sokak lezzeti çeşitliliği açısından da ziyaretçiler tarafından tercih edilmektedir. Fakat Türkiye'yi ziyaret eden yabancı turistlerin kişilik özelliklerine dair çalışmaların sınırlı sayıda olması ve yabancı turistlerin sokak lezzetlerini hangi motivasyonel faktörlerle tükettiklerinin çok fazla araştırılmaması alanyazında büyük bir eksiklik olarak görülmektedir. Dolayısıyla bu çalışma, yabancı turistlerin kişilik özelliklerinin sokak lezzeti tüketim motivasyonu üzerindeki etkisini belirleyebilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde çalışmanın amacı, sınırları ve turizm alanına katkısı üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde kişilik ve kişilik kuramları ile turizm yazınında kişilik kavramı konu edilmiştir. Üçüncü bölümde sokak lezzeti tüketim motivasyonu ve kişilik ilişkisi açıklanmıştır. Son bölümde ise Türkiye'deki turistlere yönelik bir araştırmaya yer verilmiştir. Araştırma sürecinde ilk olarak alanyazın taranarak kavramsal çerçeve belirlenmiştir. Daha sonra hazırlanan anket ile çalışmanın verileri toplanmış ve SPSS programı ile söz konusu veriler analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre ortaya çıkan kişilik boyutları dışadönüklük, deneyime açıklık, uyumluluk, sorumluluk ve duygusal dengedir. Sokak lezzeti tüketim motivasyonu boyutları ise heyecan deneyimi, rutinden kaçış ve sağlık, kültürel deneyim, birliktelik ile prestij olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda ortaya çıkan bulgular alanyazın sonuçlarıyla karşılaştırılarak gelecekteki çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kişilik, sokak lezzeti, tüketim motivasyonu, Türkiye
Sağlık riskleri algısının gıda tüketimine yansımaları: Eskişehir örneği
20. yüzyılın ikinci yarısından sonra sistematik bir şekilde hızla artan dünya nüfusunun gıda ihtiyacını rahat karşılamak amacıyla ortaya çıkan gıda endüstrisi, sağlıkla ilgili birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Gıdanın ve gıdanın üretildiği yerin hijyeni, gıdaya katılan katkı maddelerinin belirsizliği başta olmak üzere, gıdanın tüketiminde tüketiciye ne tür zararlarının olabileceği belirsiz kalarak sağlık korkularına neden olmuştur. Gıda güvenliği eksikliği, bireylerde kaygı ve korkulara neden olarak güven erozyonu yaratmış, tüketicilerde gıda tüketimi konusunda kaygı oluşmaya başlamıştır. Tüketicilerin gıda tüketimine yönelik korku, kaygı veya güvenlerinin, sosyo-ekonomik yapılarıyla nasıl ilişkilendirildiğinin ele alınacağı bu araştırmada, nitel ve nicel yöntem kullanılmıştır. Eskişehir Tepebaşı ve Odunpazarı ilçelerinde iki farklı sosyo-ekonomik yapıya sahip 4 mahallede seçilen 400 kişiye anket tekniği uygulanarak ve 12 kişi ile derinlemesine görüşme yapılarak; bireylerin sağlıkla ilgili risk tutumlarının gıda tüketimine nasıl yansıdığı araştırılmış ve analiz edilmiştir. Gıda tüketiminde gösterilen tutumun bireylerin sosyo-ekonomik yapılarıyla ne denli bağlantılı olduğu, bireylerin riskin farkında olduklarında tüketim faaliyetlerinin nasıl değiştiği, kaygı, korku ve risklerin tüketim davranışlarını ne derece etkilediği üzerinde durulmuştur. Araştırmanın bulgularında, sosyo-ekonomik farklılıkların sağlık riski algısında pek farklılık yaratmadığı, genel anlamda tamamına yakın kısmının sağlık riski korkusu içerisinde olduğu, tükettiklerinden şüphe ettiği, devlete, üreticiye ve aracılara güven duymadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Aylık hane geliri yükseldikçe organik ürün tüketimi artmaktadır. Bunun yanında genetiği değiştirilmiş ürünlerin hastalık yapıcı etkisinin varlığına inanç söz konusudur. Bu konuda yeterli önlem alınmadığı savunulmakta ve tüketicilerin bilinçlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Gıda güvencesi, sağlık, risk, korku, güven ve gıda tüketimi
Algılanan taraftar odaklılık ve ilişki kalitesinin taraftar tüketim davranışı üzerine etkisinin incelenmesi
Araştırma ülkemizde futbolda taraftar odaklılığı betimleyen boyutların ve futbol kulübü ile futbol taraftarı arasındaki ilişki kalitesi boyutlarının ortaya konmasını amaçlamaktadır. Ayrıca araştırma, futbol taraftarı tüketim davranışını ortaya koyan unsurların belirlenmesi ve futbolda taraftar odaklılığın ilişki kalitesi üzerine etkilerini ortaya koymanın yanı sıra ilişki kalitesinin taraftar tüketim davranışına etkisini, taraftarların stadyumda ve deplasmanda maçlara katılım düzeylerini ortaya koymayı ve stadyumlarda maç izleyen, takımlarını medya aracılığıyla takip eden ve takımlarının lisanslı ürünlerini satın alan taraftarın demografik özelliklerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, Beşiktaş, Eskişehirspor, Fenerbahçe ve Galatasaray Spor Kulüplerinin stadyumlarında takımlarının maçlarını izleyen, lisanslı ürünlerini tüketen ve takımlarını medyadan takip eden 1461 futbol taraftarından oluşmaktadır. Araştırma kapsamında psikometrik niteliklere ilişkin kanıtlar ortaya konularak kültürümüze uygun 10 madde ve 4 boyuttan oluşan Futbol Kulübü Taraftar Odaklılık (F-ORIENT) Ölçeği geliştirilmiştir. Bu boyutlar stadyum hizmetleri, taraftar istek ve şikayetleri, kampanya ve etkinlikler ve tanıtım olarak isimlendirilmiştir. Ayrıca, araştırmada futbol taraftarı ve futbol kulübü arasındaki ilişki kalitesi boyutlarının belirlenmesini ortaya koymak amacıyla dilimize uyarlanan 19 ifade ve 5 boyuttan oluşan Futbol Kulübü-Futbol Taraftarı İlişki Kalitesi Ölçeği ve futbol taraftarlarının tüketim davranışını ortaya koyan unsurların belirlenmesi adına dilimize uyarlanan 11 ifade ve 4 boyuttan oluşan Futbol Taraftarı Tüketim Davranışı ölçeği geliştirilmiştir. Araştırma kapsamında bu üç ölçeğin ilişkisini ortaya koyan kuramsal modele ilişkin analiz sonuçları yapılmış ve modelin iyi düzeyde doğrulandığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: sporda müşteri ilişkileri yönetimi, taraftar ilişkileri yönetimi, taraftar odaklılık, ilişki kalitesi, taraftar tüketim davranışı
Planlı davranış teorisi kapsamında tüketicilerin yeşil tüketim davranışlarını açıklamaya yönelik bir model önerisi
Sürdürülebilir tüketim ve yeşil tüketici davranışları literatürde gün geçtikçe daha fazla tartışılan bir konu haline gelmiştir. Sürdürülebilir (yeşil) tüketim kavramı ile beraber yeşil tüketici kavramı da meydana gelmiştir. Tüketici davranışlarının tanımlanması ve sınıflandırılması kapsamlı ve zor bir süreçtir. Tüketiciyi tanımlamaya çalışan çalışmalar tüketicilerin çok yönlü yapısı nedeniyle ortak bir paydada buluşmakta zorlanmaktadır. Yeşil tüketiciler en temel tanımı ile satınalma güçlerini doğayı korumak üzere kullanan tüketiciler olarak açıklanmaktadır. Yeşil tüketici davranışlarını açıklamak ve tahmin etmek amacı ile kullanılan modellerden birisi de Ajzen'in Planlı Davranış Teorisi'dir. Bu çalışmada Ajzen'in Planlı Davranış Teorisi temel alınarak tüketicilerin yeşil satınalma davranışına etki eden faktörler incelenmiştir. Sonuç olarak modele eklenen çevresel kaygı, çevresel bilgi ve algılanan tüketici etkililiği değişkenlerinin yeşil tüketici tutumları ve satınalma davranışı üzerinde önemli ve anlamlı etkilerinin olduğu bulgularına ulaşılmıştır.
Tüketicilerin bireysel değerlerinin sürdürülebilir tüketim davranışıyla ilişkisi ve sınıf öğretmenleri üzerinde bir araştırma
Özellikle 20. yüzyılda yaşanan nüfus artışı ve ekonomik gelişme sonucu dünyanın kaynaklarının hızla tükendiğinin farkına varılması, var olan ekonomik sistemin sorgulanmasını sağlayarak, sınırsız büyümeye odaklı ekonomik gelişme anlayışından sürdürülebilir gelişme düşüncesine geçiş yaşanmasına neden olmuştur.Gelecek kuşakların gereksinimlerini gidermelerini tehlikeye atmaksızın bugünkü gereksinimlerin karşılanmasını öngören bir model olan sürdürülebilir gelişme düşüncesinin pazarlama alanına yansıması ise ?sürdürülebilir pazarlama? yaklaşımının ortaya atılmasıyla gerçekleşmiştir. Sürdürülebilir pazarlama yaklaşımı, geleneksel pazarlamanın örgütsel amaçları gerçekleştirme ve müşterileri tatmin etme amaçlarına ekolojik sisteme uyum amacını da ekleyerek, pazarlama alanında sürdürülebilir çözümlerin yaratılmasını öngörmektedir.Sürdürülebilir gelişme düşüncesinin tüketim konusuna ilişkin hedefi, tüm dünyada sürdürülebilir tüketim düşüncesinin benimsenmesidir. Sürdürülebilir tüketim düşüncesinin benimsenmesi ve toplumun tüm kesimlerine yayılması için, söz konusu davranışı belirleyen etkenlerin araştırılmasında yarar vardır. Bu çalışmada, Schwartz'ın Değerler Listesi kullanılarak, Kütahya ili Merkez ilçesinde görev yapmakta olan sınıf öğretmenlerinin sürdürülebilir tüketim davranışını etkileyen bireysel değerler incelenmiştir. Yapılan araştırma sonucu, evrenselcilik ve güvenlik değer tiplerinin sürdürülebilir tüketim davranış sıklığı üzerinde pozitif yönde etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca, katılımcılara ilişkin sürdürülebilir tüketim davranış sıklığının orta düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmadan ortaya çıkan sonuçlara dayalı olarak, sürdürülebilir tüketim düşüncesinin paydaşlarına ve gelecek araştırmalara ilişkin öneriler sıralanmıştır.
Hedonik tüketim davranışını belirleyen demografik faktörlerin analiz (Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi sağlık personeli örneği)
Çağımızda hızla gelişen teknoloji ve bilişim alanındaki değişmeler tüketim olgusuna farklı bir boyut kazandırmıştır Gelişen iletişim araçları sayesinde tüketicilerin tüketim ihtiyaçlarına sürekli şekil verilmeye çalışılmaktadır. Bu çaba dâhilinde işletmelerin pazarlama faaliyetlerinin arzu edilen sonuçlara ulaşması için tüketicilerin davranışlarının incelenmesi ve analiz edilmesi zorunluluk haline gelmiştir. Yapılan araştırmalar sonucu tüketicilerin, sorunlarına maksimum faydayı bulmaya çalışan rasyonel problem çözücülerden daha farklı boyut ve özellikleri olduğu kabul edilmiştir. Tüketiciler sadece ihtiyaçlarını gidermek için alışveriş yapmamakta aynı zamanda, tüketim deneyiminden haz almaya çalışmaktadırlar. Bu yüzden ürün ve markaların sembolik anlamları rekabet avantajı sağlamada en önemli araçlardan birisi haline gelmiştir.Hedonik tüketim olarak adlandırılan bu yaklaşım tüketiciyi anlamak açısından önemli bir ipucu olmakta ve pazarlama araştırmacılarının işlerini ve rekabet güçlerini artırma yolunda önemli bir rehber konumundadırlar.Demografik faktörlerin hedonik tüketim üzerine etkileri için yapılan bu çalışmada birinci bölümde tüketici davranışları kavramı ele alınmış, ikinci bölümde Hedonik Tüketim olgusu tarihsel gelişimi ile incelenmiş ve son bölümde ise analizler yoluyla hedonik tüketim ve demografik faktörler arasındaki etkileşim saptanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Tüketici Davranışları, Hedonizm, Hedonik Tüketim
Mağaza atmosferinin hedonik tüketim ile ilişkisi: Sera Kütahya Alışveriş Merkezi'nde bir uygulama
Günümüzde ekonomik ve teknolojik alanlarda yaşanan rekabet ortamları, bireylerin dünyasını da etkileyerek baş döndürücü bir tüketim ortamı yaratmaya başlamıştır. İhtiyaçların karşılanması olarak bilinen tüketim kavramı tanımından uzaklaşarak, bireylerin sahip olduğu imaj olarak anılmaya başlanmıştır. Alışveriş yapılan mağazalar, kullanılan otomobiller, seçilen kıyafetler ve hatta tercih edilen kafeler bireyin kişiliğini yansıtmaya başlamıştır. Özellikle aile ekonomisinin diğer bir ortağı haline gelen kadınların da ekonomide yer almaya başlaması ile tüketim çılgınlığı daha da artmıştır. Elbette böylesine yoğun bir tüketimin yaşandığı ortamlarda firmalar etkin pazarlama stratejileri geliştirebilmek için bireylerin hedonik tüketim davranışları hakkında ayrıntılı bilgiye ihtiyaç duymaya başlamışlardır. Bu çalışmanın amacı, hem mağaza atmosferinin hedonik tüketim davranışlarını nasıl etkilediğini, hem de yaş, eğitim düzeyi ve gelir durumu gibi temel demografik unsurların bireyin tüketim davranışları üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmanın birinci bölümünde, tüketim ve tüketici satın alma davranışlarının genel yapısı ve hedonik tüketim kavramı, ikinci bölümde ise mağaza atmosferi ve tüketici davranışları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Son olarak üçüncü bölümde ise araştırmanın kapsam ve amacı doğrultusunda bir anket formu oluşturulmuş ve bu anket 600 kişilik bir örnek üzerinde uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tüketim, Tüketici Davranışları, Hedonik Tüketim, Mağaza Atmosferi.
Üniversite öğrencilerinin internet üzerinden alışverişlerinin plansız tüketim harcamaları üzerindeki etkisi: Dumlupınar Üniversitesi örneği
Günümüzde internet üzerinden alışveriş, internet kullanımındaki artışa paralel olarak hızla yaygınlaşmaktadır. Son yıllarda tüketicilerin klasik usul alışveriş yerine, daha sık olarak internet üzerinden alışveriş yapmayı tercih ettikleri gözlemlenmektedir. Tüketicilerin alışveriş yapma yönteminde internet üzerinden alışverişe yönelik olarak yaşanan bu değişim, beraberinde tüketicilerin birçok tüketim alışkanlığını da değişime uğratmıştır. İnternet üzerinden alışveriş yapan tüketicilerin klasik usul alışveriş yapan tüketicilere nazaran, alışveriş yaparken daha geniş ve uygun fiyatlı bir ürün yelpazesiyle karşı karşıya olması, onları daha fazla tüketmeye sevk edebilmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; tüketicilerin alışveriş yöntemi olarak internet üzerinden alışverişi tercih etmesinin plansız tüketim harcamaları üzerinde ne yönde bir etki yarattığının tespit edilmesidir. Çalışma kapsamında, Türkiye'de elektronik ticaretin ve internet üzerinden alışverişin yaygınlaşma süreci ve bu süreç içerisinde tüketicilerin harcama alışkanlıklarındaki değişimler incelenmiştir. Çalışmanın uygulama aşamasında, üniversite öğrencilerinin internet üzerinden alışverişleriyle, plansız tüketim harcamaları arasındaki ilişkiyi tespit etmek için anket yöntemi kullanılmıştır. Anket uygulaması için, Türkiye'deki üniversite öğrencilerini temsilen Dumlupınar Üniversitesi'nin 2013-2014 öğretim yılı öğrencilerinden 2.450 kişilik bir örnekleme ulaşılarak, öğrencilerin internet üzerinden alışverişi ne düzeyde benimsediği ve bu alışveriş yönteminin harcamalarını ne yönde etkilediği sorgulanmıştır.
Time as an issue in food shopping and meal preparation
C. MadranTime as an Issue in Food Shopping and Meal Preparation ABSTRACT TİME AS AN ISSUE İN FOOD SHOPPİNG AND MEAL PREPARATİON PREPAREDBY CANAN MADRAN SUPERVISOR Prof. Dr. MUSTAFA MAZLUM Within this study, " Time as an Issue in Food Shopping and Meal Preparation" will be discussed. The study begins by providing introductory information about " time" and " various research done on time". This section offers a general overview of the literatüre related to "time". A significant amount of variance in food shopping goals and behaviours remains unexplained. Shopping goals and behaviours are related with parterns of family influence, decision making, and task assumption, ör sharing, and therefore can be explained only by a detailed investigation of family structure and behaviour as it relates to meal preparation and food shopping. This research will determine, whether time-pressured consumers (e.g. employed women) do many things the same way their mothers did ör whether they are highly organised in their approach to a variety of household tasks. From the literatüre review, brief information about time, time orientation, time attitude of consumer, time-styles and life-styles has been obtained, in order to clarify the terms that will be used in the whole study. The main purpose of the literatüre review is to provide a discussion on the relationship between "time orientation", 5C. MadranTime as an Issue in Food Shopping and Meal Preparation "time perception" and the food purchase and use behaviour of consumers. "Time" will be examined as both duration and succession based in case of food purchase and meal preparation behaviour of consumers. Food purchase and meal preparation of households will be examined in detail by using the massive literatüre about contemporary home economics research, mainly concentrated on the increasing participation of women in the labour force. in short, this research will try to clarify the dimensions of the relation between time perception, time orientation, food purckase and meal preparation behavioıır of consumers. Öne of the signifıcant results, which has been found is that traditional role orientation is öne of the strongest attitude in Food Shopping ( FS ) & Meal Preparation ( MP ). According to Dorian and Tucci (1992) traditional oriented consumers, even though they are time-pressured, do not generally prefer convenience food. They state that in attempting to adhere to their traditionally prescribed roles, women especially try to accomplish house-wife tasks with minimal reliance on convenience goods and for these women the use of such food would indicate a lack of ability to manage her set of roles effectively. This explanation is supported by the findings of this research. in the research reported here attitudes to time are argued to have five different components, the relative domination of duration and succession as two different concepts of time, and the three factors of time orientation, past, present, and future. Three difFerent aspects of attitude towards food shopping and preparation are investigated, an enjoyment of cooking, and a traditional orientation and a modern (role sharing) attitude to the linked activities. The results of a questionnaire survey are presented, the analysis of which confirms some of the hypothesised linkages 6C. MadranTime as an Issue in Food Shopping and Meal Preparation between attitudes to time and attitudes to food shopping and preparation. Past orientation correlates with traditional views on food shopping and preparation but modem vievvs on the activities do not correlate with having a duration perspective of time. Holding traditional views does correlate with seeing time as succession ( a series of events).Those with a duration perspective do not enjoy cooking vvhile those with a past orientation do. Cluster analysis using the 8 different factors identifıed two different groups, typified by their past and present orientations and each of the three attitudes to food shopping and meal preparation. No differences between the groups existed on demographic variables such as age, gender, whether the respondent had paid work and housing type (which is accepted as a representative geodemographic variable in England). No differences existed in their ownership of time saving consumer durables. Öne group clearly saw mealtimes as signifıcant activities and they enjoyed cooking. A substantial group in society do stili see food shopping and meal preparation as important activities. While such individuals may be subject to modern-day pressures they stili appear to organise their time to maintain a traditional perspective. The implications for food retailers and other marketers are considered. 7
Erasmus öğrencilerinin tüketim kültürü alışkanlıkları Nicolaus Copernicus University örneği
Geçmiş dönemlerde ihtiyaçlar sonucu tüketim belirleniyordu. Günümüzde hızla artan ürün çeşitleri ve satış stratejileri ile birlikte tüketim alışkanlıkları değişmiştir. Kapitalizmin ve küreselleşmenin etkisiyle, tüketicilerin tüketim alışkanlıklarını ''tüketim kültürü'' ve ''tüketim toplumu'' kavramları çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu çalışma Polonya'da bulunan Nicolaus Copernicus University'de eğitim gören erasmus öğrencilerine uygulanmıştır. Çalışmada derinlemesine görüşme tekniği ile 19-28 yaş aralığında, 24 katılımcıya 14 sorudan oluşan mülakat uygulanmıştır. ulacaktır
Kadın tüketicilerin hedonik ve faydacı tüketim eğilimlerinin belirlenmesi ve bu eğilimlerin davranışsal niyet üzerine etkisi: Çankırı ili örneği
Tüketici kavramı pazarlama sürecinin ilk basamağını oluşturur ve pazarlama biliminin odak noktasıdır. Pazarlama biliminin gelişmesi ve müşteri odaklılık kavramının öneminin artmasıyla birlikte, tüketiciye ve tüketici davranışlarına verilen önem artış göstermiştir. Son yıllarda sıkça gördüğümüz kampanyalar, indirimler, özel günler tüketicilerde satın alma isteği uyandırmaktadır. Tüketiciler satın alma davranışı gösterirken sadece rasyonel karar almamakta aynı zamanda alışverişten haz almak, fikir edinmek, modayı takip etmek ve sosyalleşmek gibi amaçlarla da satın alma davranışı göstermektedirler. Bu tez çalışmasının teorik bölümünde tüketici davranış nedenleri, tüketici satın alma davranışları, davranışsal niyetleri, kadın tüketicilerin tüketim davranışları, hedonik tüketim ve faydacı tüketim bilgilerine yer verilmiştir. Bu teorik çerçeveden yola çıkılarak, Çankırı ilinde bulunan kadın tüketicilerin satın alma davranışlarına yönelik araştırma bulgularına yer verilmiştir. Araştırma bulgularına göre, kadın tüketicilerin ihtiyaç olmadığı halde satın almaya sıcak bakmadıkları, faydayı ön planda tuttukları ortaya konmuştur. Öte yandan kadın tüketicilerin alışverişe çok büyük anlam yüklemedikleri, ancak zaman zaman "sadece mutlu olmak için" alışveriş yaptıkları da tespit edilen bulgular arasında yer almıştır. Hedonik alışveriş davranışının en fazla "başkalarını mutlu etmek için" gerçekleştiği belirlenmiştir. Davranışsal niyetin medeni durum, çocuk sahibi olma, yaş, eğitim durumu ve gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir.
مقاصد الاستهلاك وأهدافها في ظل مقاصد الشريعة
Consumption, according to the Islamic perspective, is the direct human consumption of Goods and Services, to Satisfy human desires and needs, But It does not stand on the threshold of the goal of worldly purpose, but rather takes the space of regulation as a result when establishing the interest of the hereafter as well. To build an integrated society that is solid in its strength. Consumption has a special importance for the Islamic economic system as a whole, and its preference over positive economic approaches deserves study, scrutiny and research. The Study was divided into three chapters, each chapter dealing with a part of that thesis. The first chapter dealt with: definitions related to the study, which were concerned with defining consumption and purposes linguistically and idiomatically, and clarifying the meaning that we would like to reach from our use of these terms, and then explaining the impact of those legitimate purposes on the general economic system and its effects on the economic structure and the desired goal of studying this behavior and the possible results. To ascertain the economic reality of the country if these methods are followed. As for the second chapter: the study was concerned with studying the importance of consumption from a legal perspective, and that consumption has an innate value, which God Almighty instilled in humans, as well as directing and considering it as One of The necessities of worship, and that it is the outcome per person reward if it is performed in the correct legal ways. And addressing the protection of money from tampering and misuse and the importance of money in Islamic law as the primary material in consumption, and the necessities of purpose in preserving money leading to protecting money from misuse, and addressing the five necessities and their impact on achieving social Security in the lives of all peoples. And in the third chapter, I dealt with: the objectives of consumption purposes in Islamic law and the legal controls for the consumer, so the Muslim consumer cannot be similar to other non-Muslims in his consumption system, as well as emphasizing the issues of what is permissible and forbidden, reward and punishment in our direct dealings with the issue of consumption, and moderation and moderation in spending that pushes us away On the methods that violate Islamic law and lead to the destruction of money and deserving of divine punishment, and it clarifies the approach that must be followed to achieve the public benefit within the legal limits and objectives. Asking God to bless us and Muslims with goodness and blessings. Keywords: Purposes. Consumption. Services. Islamic Economy. Protection of Funds. Necessities.
Tüketicilerin tüketici hakem heyetleri hakkındaki değerlendirmeleri
Günümüzde dünyadaki gelişmelere paralel bir hızla değişen tüketici davranışları yalnız mal ve hizmet alanında değil, pek çok alanda çeşitliliğin artmasına yol açmıştır. Tüketicilerin taraf oldukları işlemlerin ve çeşitliliğinin artması uyuşmazlıkların da artmasına yol açmıştır. Bu durum, güçsüz konumda olan tüketicilerin korunmasına ilişkin tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu tedbirlerden birisi tüketicinin mağduriyetine yol açmasının önlenmesini sağlayan önleyici tedbirler, diğeri ise tüketicinin mağdur olmasından sonra mağduriyetinin telafisi amacıyla koruyucu tedbirlerdir. Çalışmanın konusu olan tüketici hakem heyeti de tüketicinin korunmasında koruyucu tedbirlerden birisidir. Türkiye'de yaşayan tüketicilerin yapılan analizler sonucunda tüketici hakem heyetleri hakkındaki değerlendirme seviyeleri 5 farklı ölçek üzerinden incelenmiştir. Bu ölçekler sırasıyla (1)"Tüketicilerin, Tüketici Hakları ve Tüketicinin Korunması Konusundaki Bilgi Düzeyleri (THTKBD)", (2)"Tüketicilerin, Tüketici Hakem Heyetleri Hakkındaki Bilgi Düzeyleri (THHHBD)", (3)"Tüketicilerin, Tüketici Hakem Heyetleri Hakkındaki Algı Düzeyleri (THHHAD)", (4)"Tüketicilerin, Tüketici Hakem Heyetleri Hakkındaki Ağızdan Ağıza İletişim Düzeyleri (AAI)" ve (5)"Tüketici Hakem Heyetine Başvuru Yapmış Olan Tüketicilerin, Tüketici Hakem Heyetleri Hakkındaki Değerlendirmeleri (THHHD)" şeklindedir. Verilerin analiz edilmesi sonucu tüketicilerin, tüketicinin korunması ve tüketici hakem heyetlerine ilişkin bilgi düzeylerinin yüksek olduğu, hakem heyetlerine yapılan başvuruların çoğunluğunun tüketici lehine sonuçlandığı, buna karşılık tüketici hakem heyetlerine ilişkin algı düzeylerinin diğer ölçeklere göre nispeten düşük olduğu tespit edilmiştir. Yapılan Tek Yönlü MANOVA analizi ve Kruskal-Wallis Testi sonuçlarına göre tüketicilerin ölçeklerdeki ifadelere katılma düzeylerinin yaş, cinsiyet, eğitim, toplam gelir, şahsi gelir, medeni durum, ev halkı tipi ve meslek durumlarından bazılarına göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tüketici Davranışı, Tüketicinin Korunması, Tüketici Hakem Heyetleri, Tek Yönlü MANOVA Analizi, Kruskal-Wallis Testi
Topluluk tabanlı sosyal pazarlama yaklaşımıyla sürdürülebilir tüketim davranışının güdülenmesi: Yükseköğretimde deneysel bir uygulama
İnsanların, çevreyi olumsuz etkileyen alışkanlıklarını değiştirmesi ve yeni çevreci davranışlar geliştirebilmesi sürdürülebilir bir yaşam için önemlidir. Çünkü içinde yaşadığımız dünya tektir, sanayileşme ve kentleşme ile birlikte büyük çevresel hasarlar görmüştür ve görmeye de devam etmektedir. Dolayısıyla çevreye duyarlı bir yaşam tarzı oluşturulması konusunda doğrudan davranışa yönelik yapılan bilimsel çalışmalara olan gereksinim kendisini her geçen gün daha da göstermektedir. Bu çalışmada, sürdürülebilir tüketim davranışı çerçevesinde, topluluklarda çevreci davranışın nasıl geliştirilebileceği konusu araştırılmıştır. Topluluk tabanlı sosyal pazarlama yaklaşımından yararlanılan çalışma, Çukurova Üniversitesi'nde gerçekleştirilmiştir. Topluluklarda çevreci davranış geliştirilmesinde topluluk tabanlı sosyal pazarlamanın etkinliğini ölçmek üzere, fakülte binalarında deneysel bir uygulama yapılmıştır. Çalışmada, deneysel araştırma modellerinden biri olan ön test-son test kontrol gruplu deneysel serim yöntemi kullanılmıştır. Uygulama alanı olan fakültenin bir binasındaki çalışanlar deney grubu, diğer binadaki çalışanlar ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Çalışma sürecinde, toplulukta çevreci davranışın (atık kâğıtların geri dönüşümü) geliştirilebilmesi için gözlemler yapılmış, anket çalışmaları sonucu elde edilen bilgiler doğrultusunda somut engeller (konteynerlerin konumu, iç mekân atık kutuları ve sistematik işleyişin olmaması vb.) ve soyut engeller (bilgisizlik, motivasyonsuzluk, konunun öneminin unutulabilmesi vb.) belirlenmiş ve ortadan kaldırılmıştır. Hazırlanan logo ve etiketler, oluşturulan çevre panosu, yapılan bilgilendirme toplantısı ve kaydedilen gelişmelerin duyurulduğu e-posta adresi gibi araçlarla hedef topluluk çevreci davranışa teşvik edilmiştir. Müdahale öncesinde ve sonrasında çöpe giden ve ayrıca temiz olarak biriktirilen atık kâğıtlar tartılmış ve müdahale öncesi ve sonrası elde edilen ölçümler karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, bir aylık süre sonunda deney grubunda geri dönüşüme kazandırılamayan atık kâğıt miktarı (günlük atıklarla birlikte çöpe atılan kâğıtlar) 3.19kg'dan 0.18kg'a düşürülmüştür. Kontrol grubunda ise değişim gözlenmemiştir (ortalama 3.07kg). Ayrıca geri dönüşüme kazandırılmak için biriktirilen atık kâğıt miktarı kontrol grubunda 28.2kg iken deney grubunda 130.9kg olarak kaydedilmiştir.
Çocukların çevre bilinçli tüketici olarak sosyalleşmesinde annelerin çocuk yetiştirme tutumlarının rolü
20. yy' da, iklim dğişikliği ve küresel ısınma felaketi, su kaynaklarının azalması, tarım alanlarının zarar görmesi ve çevre kirliliği gibi birçok olumsuzluğu da beraberinde getiren çeşitli teknolojik gelişmeler yaşanmıştır. Bununla beraber, günümüzde insanlar refah düzeyini yükseltmek, daha fazla gelişebilmek uğruna doğal kaynakları kayıtsızca kullanarak, üretim ve tüketim düzeyini ekolojik dengenin bozulması pahasına arttırmaktadır. Bu nedenle günümüzde çevreyi düşünerek tüketim yapan çocuklar yetiştirmek eskisinden daha da önem kazanmıştır. Yeni nesil çocukların tüketici olarak sosyalleşmelerinde, tüketimi öğrendikleri ilk günlerden itibaren, planlı bir şekilde yetiştirilmeleri gerekmektedir.Bu araştırma, annelerin çocuk yetiştirme tutumları ile çocukların çevre bilinçli tüketici olarak sosyalleşmesi arasındaki ilişkiyi ortaya koymak üzere tasarlanmıştır. Araştırmanın amacı, farklı çocuk yetiştirme tutumlarına sahip annelerin, çocuklarının tüketim davranışını nasıl şekillendirdiğini ortaya çıkartmaktır. Araştırma, Adana ilinde ikamet eden, çocuğu 4-6 yaşında olan ve okul öncesi kurumlara devam eden anneler ve bu annelerin çocukları üzerinde yapılmıştır. Annelerin çocuk yetiştirme tutumlarını belirlemek amacıyla 354 anneye
Bir tüketim pratiği olarak gençlerin israf anlayışının kır-kent bağlamında karşılaştırılması: İzmir örneği
Tüketim en genel ifadeyle, bireylerin yaşamın her alanındaki ihtiyaçlarını karşılaması olarak tanımlanmaktadır. Tüketim toplumunda teknolojinin ve yaşam koşullarının geliştirilmesinin etkisiyle tüketim hızla artmaya başlamıştır. Bu artışla birlikte tüketim, ihtiyaçları karşılamanın ötesinde bir anlam ifade etmeye başlamıştır. Tüketim, statü ve sosyal ilişkiler için de araç konumuna gelmiştir. Bu nedenle bireyler gösteriş için tüketim yapmaya yönelmiştir. Tüketim kavramındaki bu değişimle birlikte daha çok ortaya çıkmaya başlayan israf kavramı, tüketimde aşırılık ve boşa harcama olarak tanımlanmaktadır. Tüketim toplumunda bir tüketim pratiği olarak görülen israf davranışını, tüketimin en dinamik kesimi olan gençler üzerinden incelemek, gençlerin israf anlayışlarının kır ve kentte nasıl farklılaştığını açıklamak araştırmanın temel amacıdır. Tüketim ve israfın farklı türleri olduğu için iki kavram arasındaki ilişkinin farklı çeşitleri mevcuttur. Bu çalışmada israf kavramının giyim, gıda, enerji ve su israfı kapsamında ele alınması planlanmıştır. Bu alanların hepsinin araştırmaya dahil edilmesi gençlerin tüketim alışkanlıklarının ve israf davranışlarının incelenmesi açısından daha geniş bir perspektif sunacağı için tercih edilmiştir. Ayrıca bu kavramsal çerçeve, Baudrillard ve Veblen'in bu alandaki kuramsal metinleriyle desteklenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak İzmir'in merkezinde ve Ödemiş İlçesi'nin köylerinde yaşayan 20 katılımcı ile görüşülmüştür. Katılımcıların yaş aralıkları 18-30 olarak belirlenmiştir. Katılımcılar kartopu örneklem tekniğiyle seçilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla elde edilen veriler, kuramsal bakış açısıyla belirlenen temalar çerçevesinde analiz edilmiştir. Verilerin analizi sırasında Maxqda programı kullanılmıştır. Bu analizler doğrultusunda, çalışmanın en temel sonucu; gençlerin tüketim ve israf anlayışının kır ve kent bağlamında bazı farklılıklar gösterdiğidir. Ancak verilen yanıtlara bakıldığında, bu farklılıklara rağmen israf anlayışının kırda ve kentte benzerlik gösterdiği görülmektedir. Anahtar kelimeler: Tüketim, tüketim kültürü, israf anlayışı, kır-kent
Sosyal medyanın gösterişçi tüketimde araç olarak kullanılmasına ilişkin bir inceleme
Aşırı tüketim, ekosistemde bozulmalara neden olan ana nedenlerden biridir. Teknolojik gelişmelerle birlikte insanlara birbirleri ile anlık iletişime geçme imkânı veren sosyal medya, insanları aşırı tüketime teşvik eden önemli bir faktördür. Sosyal medya bireylerin, manken, futbolcu, şarkıcı gibi ünlü kişilerin özenilen lüks yaşantılarını mercek altına almalarını ve kendi günlük yaşantılarını sergileme imkânı sağlayarak bireylerin yaşantısında vazgeçilmez hale gelen önemli bir mecradır. Lüks yaşam standartlarına ve toplumsal sınıfına özenilen kişilerin günlük yaşantılarını sosyal medya aracılığı ile takip eden bireyler tüketim kalıplarını zamanla, toplumsal sınıfına özendikleri bireylerin tüketim kalıplarına benzetmeye çalışmaktadır. Bireyler, sosyal medyada gösterişçi tüketim tarzları aracılığı ile kendilerini daha yüksek bir toplumsal sınıfta göstererek sosyal çevrelerindeki insanlar tarafından saygınlık kazanmak, takdir edilmek, beğenilmek gibi çeşitli psikolojik ihtiyaçları gidermek amacıyla kendileri için yeni bir kimlik yaratmaktadırlar. Sosyal medyada yarattıkları bu kimliğin devamlılığını sağlamak isteyen bireyler, daha fazlasını tüketme eğilimine girmektedirler. Bu çalışmada amaç, sosyal medyanın gösterişçi tüketimde araç olarak kullanılmasını incelemektir. Çalışmanın örneklemi, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nde öğrenim gören 287 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan bir anket formu oluşturulmuştur. Araştırmanın veri analiz yöntemi olarak; Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Gruplar Arası t-Testi, tanımlayıcı istatistikler ve frekanslardan yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; yaş ile sosyal medyada gösteriş tüketimi arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, cinsiyet ile sosyal medyada gösteriş tüketimi eğilimi arasında da anlamlı bir fark olmadığı tespit edilirken, kredi kartı kullanımı ile sosyal medyada gösteriş tüketimi arasında anlamlı bir fark olduğu, kredi kartı kullananların kredi kartı kullanmayanlara göre sosyal medyada gösteriş tüketimi eğilimlerinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aşırı Tüketim, Gösterişçi Tüketim, Sosyal Medya, Tüketici Davranışları.
Tüketim mekanı olarak kent, mekanın dönüşümü ve üniversite öğrencileri
Her ne kadar tarihsel süreçte 15. Yüzyıl'a kadar geriye götürülebilse de bu çalışmada 1980 sonrası süreç üzerinden irdelenmiş olan küreselleşme, çok boyutlu ve karmaşık bir süreçtir. Genel anlamda siyasal, kültürel, ekonomik görünümleri üzerinden tartışılan süreç, yine bu başlıklar üzerinden daha da daraltılarak açıklanabilir. Küreselleşmenin ekonomik görünümleri içerisinde açıklanabilecek olan piyasaların küreselleşmesi, gerçekleşme düzeyi ve yol açtığı sonuçlar açısından çok önemlidir ki küreselleşmenin çok yönlülüğü üzerinde duranlar çoğunlukla piyasanın küreselleşmesinin gerçekliğini yadsımaksızın, diğer boyutların varlığına da dikkat çekmektedir. Hal böyle olunca finansal küreselleşme ve tüketim mekanı olarak kent üzerine yoğunlaşılan olan bu çalışmada, Türkiye'de tüketim mekanının öznelerinden biri konumunda olan üniversite öğrencileri üzerinden mekanın yeniden nasıl üretildiği ve bu sürecin mekanda nasıl bir sosyal gerçeklik yarattığı sorgulanmıştır. Temel hak durumundaki hizmetlerden biri olan eğitim çerçevesinde sosyal devlet, sunduğu hizmetler ile üniversite öğrencilerinin barınma ihtiyaçlarını karşılarken sosyal refah politikalarının terk edilmesiyle birlikte yapı gereksinimleri karşılayamaz hale gelmiştir. Bu noktada temel ihtiyaçlardan biri olan barınma ihtiyacının karşılanmasında özel sektör ya da inşaat sermayesi devreye girmektedir. Araştırmada; öğrenciler üzerinden yaratılan mekan ekonomisinin inşa edilme sürecine ve tüketim-mekan ilişkisini üreten ve sürdüren toplumsal mekanizmalara odaklanılmıştır. Bu bağlamda yaratılan mekan ekonomisi ile birlikte ortaya çıkan sosyal gerçeklik üzerinden üniversite öğrencilerinin barınma sorunu, öğrenci kimliğinin ve yaşam tarzının tüketim üzerinden yeniden inşa edilmesi, öğrencilerin finansallaştırılması süreci ve üniversite öğrencileri aracılığıyla yaratılan neo-liberal kentsellik araştırılmıştır.
Taraftarların spor kulüplerinin lisanslı ürünlerine yönelik psikofizyolojik tepkilerini anlamada kişilik, duygusal zekâ, tüketim davranışı ve takım bağlılığının rolü
Amaç: Bu çalışmanın birinci amacı, duygusal bir durum oluşturarak taraftarlarda gerçekleşen psikofizyolojik etkiler ile kişilik özellikleri, duygusal zekâ, tüketim davranışı ve takım bağlılığı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın ikinci amacı ise taraftarlar tarafından uyaranlara verilen tepki hızlarını, doğru tepkilerini incelemek ve verilen bu tepki hızları, doğru tepkiler ile taraftarların kişilik özellikleri, duygusal zekâ, tüketim davranışı ve takım bağlılığı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde eğitim görmekte olan 18 ile 30 yaşları arasında 33 kadın 97 erkek toplam 130 kişi dâhil edilmiştir. Kişilik özellikleri, duygusal zekâ, futbol taraftarı tüketim davranışı, takıma psikolojik bağlılık ve spor taraftarı özdeşleşme ölçeği katılımcılara deney öncesi uygulanmıştır. Deney 1'de 5 dakika, deney 2'de 4 dakika 30 saniye istirahat ve deney aşamasında Nexus-10 cihazı ile kalp atım hızı değişkenliği ve elektro dermal aktivite ölçümleri alınmıştır. Deney 2'deki doğru tepki ve tepki hızı ölçümleri SuperLab Version5 ve Cedrus RB730 ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 21 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Galatasaray taraftarlarında kişilik özelliklerinden dışadönüklük ile DF/YF yüzde değişimi (r: .353 p<0.05) arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkiye rastlanmıştır. Fenerbahçe taraftarlarında gelişime açıklık kişilik özelliği ile deney Fenerbahçe tepki zamanı (r: -.354 p<0.05) arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişkiye rastlanmıştır. Sonuçlar: Dışadönüklük kişilik özelliğinin olumsuz uyaranların ortaya çıkardığı stresi baskılayamadığı sonucuna varılmıştır. Gelişime açıklık kişilik özelliğinin tepki sürelerini kısalttığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Lisanslı Spor Kulübü Ürünü, Kişilik, Duygusal zekâ, Tüketim, Bağlılık, Kalp atım hızı değişkenliği, Tepki.
Sosyal medyanın üniversite öğrencilerinin tüketim davranışları üzerine etkisi: Manisa Celal Bayar Üniversitesi İİBF örneği
Tüketici davranışları, iktisat bilim dalında, sosyal yıllarda her yönü ile ele alınmaktadır. Bilişsel faktörler, çevresel faktörler, duygusal faktörler, tüketici davranışının belirlenmesinde etkili konumlar sahip olmaktadır. Belirsizlik ve risk altında karar vermek tüketici davranışlarında rasyonelliği etkilemektedir. Satın alma öncesi ve satın alma sonrası tüketici davranışlarında önemli bir faktör olarak sosyal medyayı ele almaktayız. Sosyal medya, teknolojinin gelişip, internetin daha hızlı erişime açılmasıyla birlikte hayatımıza girmiştir. Sosyal medya uygulamaları, insanları birbirine yaklaştıran, dünyanın herhangi bir noktasından bir olayı yakalayıp, anlık paylaşıma açılmasını sağlayan geniş bir iletişim ağının parçaları olmaktadır. Tüketim ve E-ticaret konusunda, sosyal medya uygulamalarının yer edinmesinin, en önemli sebepleri, herkesin erişebileceği nitelikte olmalarıdır. Neredeyse her ünlü markanın ve bunun yanında da butik firmaların bir sosyal medya sayfası bulunmaktadır. Bu sayede, ürünlerini tanıtma, reklamını yapma ve pazarlama stratejisi geliştirmede hızlı ve ilgi çekici bir yöntem olarak bu çevrim içi platformları kullanmaktadır. Sosyal medya tüketiciler için aynı zamanda, geniş ürün ağını, bulunduğu konumdan tanıma imkanı sağlamaktadır. Mağazaları tek tek gezmek, satın danışmanından bilgi almak yerine, bulunduğu konumdan sosyal medya aracılığı ile ürününün özelliklerini görme, doğrudan marka ile iletişime geçme ve bilgi alma açısından daha cazip hale gelmiştir. Ayrıca tüketici davranışlarında, bilgi almada, karar vermede, tecrübe paylaşımında etkili bir konuma sahip olmuştur. Online ticaret ağının bir parçası haline gelen sosyal medya küçük işletmelere de ev sahipliği yapmaktadır. Farklı alanlarda yeni ticaret ve ürün ağlarını desteklemektedir. Tüketici için doğrudan iletişim ile güvenilir bilgi alma, online satın alımda önemli bir konumdadır. Bu sebeple tüketici davranışlarının belirlenmesinde satın alım öncesinde olduğu kadar satın alma sonrasında da, tüketicinin hissedeceği tatmin duygusu veya olumsuz bir tecrübeyi aktarma, diğer kullanıcılar ile paylaşma niteliği taşıdığı için, önem arz etmektedir. Bu bağlamda, Manisa ilinde, Celal Bayar Üniversitesi'nde yapılan çalışmayla, üniversite öğrencilerinin tüketici davranışlarında sosyal medyanın etkisini ortaya koyabilmek, hem sosyo-kültürel açıdan hem de ekonomik aksaklıklar ile eksiklerini belirleyerek tavsiye sunabilme sebebi ile bir alan araştırması yapılmıştır.
Dijital pazarlama araçlarından sosyal medyanın hedonik tüketim davranışlarına etkisine yönelik bir araştırma
Günümüzde artan sosyal medya kullanımı nedeniyle işletmeler de pazarlama kampanyalarında bazı yeni stratejiler uygulamaya başlamıştır. Sosyal ağ kullanım oranının artmasıyla birlikte, dijital platformlarda yapılan satın alımlar da önemli ölçüde artış görülmüştür. Bu nedenle sosyal ağlarda ve dijital platformlarda karşılaşılan içerikler tüketicilerin satın alma davranışlarını etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı; dijital pazarlama araçlarından olan sosyal medya pazarlamasının hazcı tüketim üzerinde etkisinin olup olmadığını belirlemektir. Kolayda örnekleme yöntemiyle online anket uygulayarak Gaziantep'te bulunan 400 kişiye uygulanmıştır. Ulaşılan veriler SPSS ve AMOS paket programlarıyla analiz yapılarak yorumlanmıştır. Analizler sonucunda değişkenler arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bu çalışma kapsamında; dijital pazarlama araçlarından olan sosyal medya pazarlaması hazcı tüketimi etkilediği tespit edilmiştir.