Cities

193 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Kentsel politikaların oluşturulmasında çocukların yeri: Antakya-Hatay'da bir uygulama

Kentsel politikalar, kentin sosyal-fiziksel olarak biçimlenmesine ve kent profilinin çizilmesine katkı sağlayan araçlar olarak tanımlanabilir. Kullanım hakkı topluma ait olan bu araçların, demokratik bir yapıda işlerlik kazanması, toplumun tüm gruplarını kapsamına almasıyla mümkündür. Kentsel politikaların oluşum sürecinde katılımcı aktörlerin çeşitliliği (kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk, engelli, kısıtlı vb.) sosyal bir yönü bulunan kentin, tasarımının doğru yapılmasına katkı sağlamaktadır. Birden farklı görüşü içeren kentsel politika belirleme sürecinin sonucu, daha demokratik, daha deneyimli ve daha elverişli kentlerin varlığına işaret etmektedir. Bu çalışmada, farklı toplumsal gruplar arasından çocukların katılımının, kentsel politika belirleme sürecine etki düzeyleri ve sonuçları değerlendirilmektedir. Kenti, çocukların da söz sahibi olduğu politikalar üreterek biçimlendirmenin gerekliliği üzerinde duran çalışma Hatay kentinin Antakya ilçesi örneğini kapsamaktadır. Antakya'da çocukların kente aidiyet duygusunu, kentsel tasarıma katılma düzeyleri ölçüsünde ortaya koymaya çalışan saha araştırması için 11-17 yaş arası çocuklara yöneltilen anket soruları kullanılmıştır. Ayrıca vakıf ve devlet okullarından birer grup amaçlı örnekleme yöntemiyle oluşturularak odak grup görüşmesi yapılmış ardından veriler analiz edilerek yorumlanmıştır. Çalışma, dünya ve Türkiye literatüründen örnek uygulamaları, Antakya-Hatay ölçeğinde değerlendirme ve öneri sunma potansiyeli açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kent, Kentsel Mekân, Kentsel Politika, Çocuk, Çocuk Katılımı, Çocuk ve Kent, Antakya, Hatay

Aidiyet duygusuHatay-AntakyaKentler+5
Zehra Kurt
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Marka kent oluşturma bağlamında stratejik kent yönetimi: Karaman kenti için bir model önerisi

Kentler, medeniyetlerin şekillendiği yaşam alanlarıdır. İçinde yaşadığımız küreselleşme çağı, bu alanları değişmeye zorlamaktadır. Kentler, bu değişim sürecinde varlıklarını sürdürebilmek için markalaşarak farklılıklarını pazarlamak ihtiyacı duymaktadırlar. Ancak kentler için markalaşma, çok aktörlü ve zor bir süreci ihtiva etmektedir.Bu çalışmada, dünyadaki birçok kentin markalaşmasında etkin rol oynayan Stratejik Kent Yönetimi süreçleri incelenerek, Karaman üzerinden bir model önerisinde bulunulmuştur.Kente ilişkin algıların ölçülmesi amacıyla, Karaman dışındaki 25 kentte yaşayan 877 kişiye ve Karaman'da yaşayan 108 yerel yöneticiye anket uygulaması yapılmıştır. Çalışma sonucunda, Karaman markasının öne çıkan kimlik unsurları tespit edilmeye çalışılmış ve bu unsurların ön plana çıkarılmasıyla markalaşma faaliyetlerinin nasıl gerçekleştirileceğine yönelik öneriler sunulmuştur.

KaramanKent kimliğiKent yönetimi+5
Halim Emre Zeren
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bir şehrin büyükşehir olabilme kriterlerinin ikili lojistik regresyon ile analizi

İnsan zekâsının en üstün ürünlerinden biri olan büyükşehirler, sosyal, ekonomik, kültürel ve politik gelişimlerin doğal fiziki yansımaları olmuştur. Bu olgular, aydın planlamacılar, uzmanlar ve akademisyenlerin gözlem, araştırma, değerlendirme ve önerileri içeriğindedir. Metropoliten kent olarak da tanımlanan büyükşehirler, ülkelerin gelişimi için son zamanlarda araştırmaların odak noktası haline gelmiştir. Bu çalışmada Türkiye'de bulunan seksenbir ilin nitelikleri incelenmiş, büyükşehirlerin lojistik regresyon tekniğiyle analizi yapılarak şehirlerin hangi kriteler altında büyükşehir olma özelliği gösterdiği saptanmıştır. Araştırma, illerin 2014 yılına ait demografik, sosyal ve ekonomik içerikli değişkenlere ait verileri ile çalışılmıştır. İstatistiksel olarak anlamlı modeller, binary lojistik regresyon analizi ile tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Kişibaşı Gayrisafi Yurtiçi Hasıla, İthalat ve İhracat, tahmin edilen logit model için anlamlı bağımsız değişkenlerdir. Böylelikle büyükşehir olma kriterlerinde iktisadi kaynaklı değişkenlerin etkili olduğuna karar verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Metropoliten kent, Büyükşehir, Lojistik Regresyon.

Büyükşehir belediyeleriBüyükşehirlerKentler+7
Gönül Baş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gecekonduda yaşayan kadınların sigara içme davranışlarına etki eden sosyo-ekonomik faktörler

Uluslararası tütün şirketlerinin Türkiye pazarına girmesiyle yaygınlaşan sigara içme davranışı, günümüzde sağlık sorunlarının önlenebilir nedenlerinin başında yer almaktadır. Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye, tütün şirketleri için hedef konumundadır. Özellikle, barındırdığı genç nüfusuyla Türkiye önemli bir pazardır ve gelecek için umut vaat etmektedir.Tütün şirketlerinin ve reklamlarının hedefi kadınlar olduğundan, geçmiş yıllara oranla, günümüzde kadınlar daha çok sigara içmeye başlamışlardır. Bununla birlikte yaşanılan toplumsal değişimler de kadınların sigara içmelerine olanak vermektedir.Bu çalışmada, kentleşme ile birlikte yaşanan toplumsal değişimin, gecekondularda yaşayan kadınların, sigara içme davranışları üzerinde nasıl bir etki yarattığı incelenmektedir. Gecekondu ve kent bağlamında, kadınların sigara içme davranışını nasıl anlamlandırdıklarına bakılmaktadır. Gecekondudaki yaşam tarzı kırsal alandaki yaşam tarzından farklılıklar içerdiği için; bu farklılıklar uyum sağlama problemini de yaratmıştır. Kent ortamında ilişkilerin formelleşmesi, kadınların daha rahat hareket etmelerine olanak vermektedir. Kent yaşamında sosyal baskı ve kontrol azalmıştır. Bununla birlikte, kırsal yaşam kalıpları kısmen de olsa devam etmektedir. Böyle bir ortamda, sigara içme davranışı da yeni anlamlar kazanmaktadır.

BağımlılıkGecekondularKadınlar+7
Sibel Turgut
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

1950'den günümüze Türk resminde kent imgesi

Kentler, ilk kuruldukları zamandan itibaren sosyolojik, ekonomik ve kültürel anlamda değişimlerin yaşandığı yerleşim yerleri olmuştur. Yaşamımızın bir parçası olan mimari yapıtlar estetik kaygılarla oluşturulmuş ve resimde de tema olarak kullanılmaya başlanmıştır.Araştırmada 1950'den günümüze Türk resim tarihinde ?kent? konulu resimlerin tarihsel süreç içinde değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu genel amaç çerçevesinde: Çalışmanın ilk bölümünde, tarih içinde kentlerin ortaya çıkışı, neolitik dönemden endüstrileşme sürecine kadar kısaca yer veriliştir. Kentlerin oluşumu ile birlikte sanatsal yaklaşımlar değerlendirilerek kent temasının özellikle resimlerde nasıl ele alındığı incelenmeye çalışılmıştır. Avrupa resminde olduğu gibi Türk resminde de sanatçı yaşadığı mekanı betimlemiştir. Türk resminde minyatürlerden başlayarak modernleşme sürecine ve 1950 lere kadarki süreçte, sanatçıların kent imgesine hangi açılardan yaklaştıkları incelenmiştir.İkinci bölümde 1950'den günümüze kentleşmenin sanatçılar üzerindeki etkileri ve bunun resme yansımaları incelenmiştir. Çağdaş anlamdaki sanat akımlarının resim sanatını malzeme, konu, teknik açıdan etkilemiştir. Yeni sanat yaklaşımların varlığı, resim sanatçılarının da kent imgesini konu alırken etkilemiştir. Sanatçılar toplumun bir bireyi olarak küreselleşmenin olumlu ve olumsuz etkilerini yaşarken, giderek kentleşen ülkemizin göç, şehirleşme, iletişim ile ilgili sorunlarına resimlerinde eleştirel açıdan yaklaşmışlardır. Resim sanatçıları kent ve kentsel yaşamın etkilerine yer vermişlerdir.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Çalışma 1950 sonrasında Türk resim sanatında kent imgesine yönelen sanatçı eserleri ile sınırlandırılmıştır. Konuyla ilgili alan yazın incelendiğinde sanatta kent imgesini irdeleyen az sayıda araştırma olduğu görülmüştür. Bu araştırma, alan yazına katkıda bulunmak açısından önemlidir.Anahtar Kelimeler: Kent; Türk Resim Sanatı; Kentleşme; Sanat Akımları.

KentlerKentleşmeResim sanatı+2
Döne Arısoy
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kent kavramına farklı bir bakış olarak yavaş şehirler (Cittaslow): Seferihisar örneği

Sürdürülebilirlik, ekosistemdeki yenilenemez kaynakların gelecek nesillere aktarılabilmesi için, insanın ekosistem üzerindeki olumsuz etkilerinin sistemin taşıma kapasitesinin üzerine çıkmayacak düzeyde tutulması olarak tanımlanmaktadır. Sürdürülebilir kent ise, değişim ve gelişimin devamlılığını sağlamak amacıyla sosyo-ekonomik çıkarların çevre ile ilgili kaygılarla uyumlu hale getirildiği yerlerdir. Bu tanımlardan hareketle kentlerin sürdürülebilirliğini sağlamak için farklı yaklaşımlar geliştirilmiştir.Bu çalışmada sürdürülebilir kentleşme kavramına farklı bir bakış olarak ?Cittaslow (Yavaş Şehir)? yaklaşımı incelenmiştir. Bu çerçevede ilgili literatürün taranması yoluyla Yavaş Şehirleri ortaya çıkaran nedenler tespit edilmiş ve Yavaş Şehir olmak isteyen şehirlerin yerine getirmek zorunda olduğu kriterler ortaya konulmuştur. Ayrıca Cittaslow hareketinin tarihsel süreci ve dünya çapında yayılma durumu örneklerle incelenmiştir.Elde edilen veriler ve bilgiler ışığında, Cittaslow kriterlerinin sürdürülebilir kent bağlamında şehirleri fiziksel ve sosyo-kültürel olarak nasıl etkilediğini belirleyebilmek için Seferihisar incelenmiştir. Bu bağlamda Cittaslow'un sürdürülebilir bir kent modeli olarak ortaya konulup-konulamayacağı tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Cittaslow, Seferihisar, Sürdürülebilir Kent, Sürdürülebilirlik, Yavaş Şehir

Kent planlamaKentlerKentleşme+7
Enes Battal Keskin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Tanıtım afişlerinde karikatürün kullanımı ve bir şehir tanıtımı örneği doğrultusunda incelenmesi

Bir malın, hizmetin ya da markanın varlığı hakkında tüketiciyi, uyarmak ve bir mala, markaya, hizmete veya kuruma olumlu bir tutum yaratmak amacıyla göze ve kulağa seslenen, mesajların hazırlanması ve bu mesajların ücretli yada ücretsiz araçlarla yayımlanmasına ?tanıtım? denir. Tanıtımlar için en yaygın olan, iletişim araçları TV, basın ve afişlerdir. Afiş, sürekli toplumla iç içe yaşar ve her kesimden tüketiciye seslenme olanağı taşır.Tanıtım ve afiş kelimelerinin birleşiminden oluşan tanıtım afişleri aslında birbirini karşılayan ve iç içe düşünülebilecek kelimelerdir. Çünkü her ikisinin de amaçları içeriklerinde yer almaktadır. Yani tanıtımın (reklamın) yapıldığı basılı görsellerden en çok bilineni ve kullanılanı afiştir. Afiş en yaygın tanıtım araçlarındandır.Tanıtım afişlerinde karikatürün kullanılması ise çok farklı bir alana girmektedir. Çünkü karikatür insanları güldürürken düşündüren bir sanattır. Karikatürün amacı insanlarla dalga geçmek ya da rencide etmek olmamalıdır. Karikatür belli bir konuya ilgiyi çekerken mizahın cazibesini ve akılda kalıcılığını kullanmaktadır. Tanıtım ? Afiş ? Karikatür üçlüsünü iç içe düşünmek ve bunları bir arada kullanmak bir hayli etkileyici olabilir. Çünkü tanıtımın gerekliliğini karikatürün sanatsallığı ve eğlencesiyle harmanlayabilirsek ortaya çok farklı, ilgi çekici ve etkileyici çalışmalar çıkabilir.Anahtar Kelimeler: Tanıtım( Reklam ), Afiş, Karikatür, Kültür.

AfişlerGrafik sanatlarKarikatür+5
İlyas Önder Öktem
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kent ve sanat kapsamında uluslararası Sinop Bienali ve yankıları

Bu araştırma ?Kent ve Sanat Kapsamında Uluslararası Sinop Bienali ve Yankıları? konusunu içermektedir. Araştırmada küratörün, sanatçının, sponsorun, gönüllü çalışanın, ve dışarıdan izleyici olarak katılan iki kişinin kentte ilki 2006 yılında başlayan bienal sürecini 2010 yılına kadar oluşum süreci, gelişimi ve yankılarıyla ilgili görüşleri ele alınmıştır. Bu araştırmada bir sanatsal etkinliğin bir kentteki oluşumunu, oluşumunu hazırlayan etmenleri kentte bu süreç içerisinde kentin etkinliğe bakış açısını hem sanatçılar hem de yerel halkın gözüyle incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma, bu modele dayalı olarak nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle gerçekleştirilmiştir.Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, Sinop'ta bienal sürecinin başlangıcından son bienale kadar yerel ve uluslararası alanda önemli bir etkinliğe dönüştüğü görülmüştür. Bienal ile kentteki aktörlerin (Belediye Çalışanları, Valilikler, Çeşitli Kamu Kuruluşları, İl Özel İdaresi, Sivil Toplum Kuruluşları, Gönüllü Dernekler, İş Adamları, Eğitimciler, Esnaf Odaları v.s.) birbirleriyle doğru iletişim kurabilmesi, aynı dili konuşa bilmesi mümkün olmuştur. Bienal düzenlendiği yıllar içerisinde yerli ve yabancı sanatçıların ilgisini çektiği, bienal sponsorlarının sayısının arttığı, yerel, bölgesel ve ulusal basında yer edinmiştir. Katılımcılar Sinop Bienali için kurumsal olma yolunda bağımsız, gönüllüğü teşvik eden, imeceyi ön planda tutan, görünürlik bazında tüm araçalrı kullanma çabasını sürdüren bir anlayışla gelecek bienallere doğru gitmekte olduğunu ve dünya sanat haritasında yerini almaktadır sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kent ve Sanat, Bienal, Uluslararası Sinop Bienali, Sinop, Sinopale, Sinopsis

Kamu kuruluşlarıKentlerKentsel mekan+4
Sabri Gezer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Şehir pazarlaması ve şehir markalaşması çerçevesinde şehir imaj algısının ölçümü: Eskişehir'de bir uygulama

Bu çalışma ile günümüzün modern yerleşim yeri olan şehirler, şehir pazarlaması ve şehir markalaşması açısından değerlendirilmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında şehir pazarlaması ve şehir markalaşması çabaları sonucunda şehir halkında ve şehir ziyaretçilerinde oluşan şehir imaj algısı incelenmiştir. Araştırmada şehir halkının algılanan imajının, şehrin soyut imaj unsurları üzerindeki etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk iki bölümünde teorik bilgilere yer verilirken, teorik bilgiler doğrultusunda yapılan uygulama çalışmasıyla ilişkin bilgilere üçüncü bölümde yer verilmiştir. Uygulamada Eskişehir Halkı?nın algılanan imaj unsurlarının, Eskişehir?in soyut imaj unsurları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili bölümde yorumlanarak çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Şehir Pazarlaması, Şehir Markalaşması, Şehir İmajı, Eskişehir

EskişehirKentlerKurum imajı+5
Hakkı Alp Hacıoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Hamdi Tanpınar'da kent ve mekân poetikası

Ahmet Hamdi Tanpınar'ı Kent Sosyolojisi zaviyesinden inceleyen bu tez, mekân ve kentin Tanpınar'ın eserlerinde nasıl yer ettiğini soruşturmaktadır. Bu soruşturmada birçok disiplinden faydalanılmıştır. Tez bu anlamda disiplinler arası bir çalışmadır. Kent ve mekân düşünceyi, dili, kültürü, yaşam biçimini belirleyen özgül içerikleri olan iki kavramdır. Mekân toplumsaldır, toplum tarafından belirlenir ve toplumu biçimlendirir. Medeniyetin vuku bulduğu yer olarak adlandırılan kent ise bireyin ve toplumun gündelik hayatını belirleyen ve biçimlendiren bir yapıya sahiptir. Mekânın ve kentin incelenmesi Tanpınar tarafından kent planlaması yahut kentolog zaviyesinde ele alınmamıştır. Muharrir ve şair olarak Tanpınar mekânı ve kenti poetik biçimde ele almıştır. Poetika muhayyile, temaşa, tasavvur etme, mekânı edebi dil üzerinden yeniden üretmekle ilgilidir. Bu incelemeye mekânın poetik biçimde ele alınışının fenomenolojisini gösteren Gaston Bachealard'ın Mekânın Poetikası kitabı kılavuz olmuştur. Bir mekânda yaşamanın ontolojik, toplumsal, poetik boyutu Tanpınar metinleri üzerinden gösterilmeye çalışılmıştır. Yöntem olarak içerik analizi ve eleştirel içli-dışlılık benimsenmiştir. Tezin amacı, insanın ontolojik olarak tecrübe ettiği mekânın elimine edilmesi, izinin silinmesi ve yeni tecrübelere girildiği modern zamanlarda kentte yaşamanın poetik biçimde ne demek olduğunu göstermektir. Özet olarak tezde, disiplinler arası kontekste Tanpınar'ın eserlerinde mekânın toplumsallığı ve ilişkiselliği; kentin gündelik hayat ve medeniyet üzerindeki etkisi gösterilmiştir.

DisiplinlerarasıKent sosyolojisiKentler+3
Mehmet Hanifi Yanar
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel alanlarda çevresel kirlilik analizi: Gaziantep şehri örneği

Çevresel kirlilik tüm ekosistem için olduğu gibi günümüz kentleri için de en önemli sorunların başında gelmektedir. Kentsel alanlarda sanayi, kentleşme, nüfus artışı gibi farklı parametrelere bağlı olarak özellikle ağır metallerden kaynaklı çevresel kirlilik ortaya çıkmaktadır. Dünya genelindeki büyük kentlerde olduğu gibi Gaziantep şehrinde de sanayi, ulaşım, nüfus ve tüketime bağlı olarak çevresel kirlilik önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu duruma bağlı olarak, bu çalışmada da Gaziantep şehrindeki ağır metallerin yarattığı çevresel kirliliğinin güncel durumu toprak ve bitki örneklerinden alınan numunelerin analize tabi tutulmasıyla ortaya konulmuştur. Gaziantep şehri ve yakın çevresinde belirlenmiş 10 farklı lokasyondan, 4 farklı mevsimde alınmış toprak ve bitki örnekleri labaratuvar ortamında analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda özellikle Başpınar ve KÜSGET sanayi alanlarına yakın yerlerde çeşitli ağır metallerin yoğunlukta olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Çamlıca, Mavikent gibi alanlardan alınan örneklerde de nüfusa bağlı olarak farklı ağır metallerin çevresel kirlilikte etkili olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla bu çalışma Gaziantep kentinin güncel kirlilik durumuna ön değerlendirme imkânı sunmuş ve gelecekte yapılacak olan farklı bilim dallarındaki çalışmalara ön ayak olmuştur.

Ağır metallerDoğal çevreEndüstriyel kirlilik+6
Zeynep Enterili
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kent müzelerinde barış kültürü: Adalar Müzesi örneği

Kent ya da kentleşme olgusu günümüze kadar çeşitli dönüşümlerden geçmiştir. Günümüzde kentlere olan göç hızla devam etmektedir ve bu da birtakım ihtiyaçları beraberinde getirmektedir. Kentler kendi kimliklerini keşfetmeye ve nereye gittiklerini anlamaya gereksinim duyarlar. Kent müzesi, kent kimliğini ve kentlilik bilincini geliştiren, kentte yaşayan farklı etnik, dinsel, kültürel, toplumsal gruplar arasında karşılıklı anlayış, karşılıklı saygı ve ortak yaşam kültürünü güçlendiren bir müze türüdür. "Kent Müzelerinde Barış Kültürü; Adalar Müzesi Örneği" adlı tez çalışmasının amacı, barış kültürünün gelişiminde kent müzelerinin önemini ortaya koymak ve Adalar Müzesi'ni bu bağlamda incelemektir. Tezde kentlilik kimliği altında, insanların birbirini anlamaya çalıştığı, ön yargılardan uzak durulmasını sağlayan, kentlerin vazgeçilmez özelliği olan çok kültürlü toplumsal uzlaşının sağlanmasında -dolayısıyla barış kültürünün gelişimine katkısında- kent müzelerinin rolünün ne olduğu ve bunun önemi üzerinde durulmuştur. 2010 yılında kent müzesi olarak açılan Adalar Müzesi'nin, barış kültürüne olan katkısının irdelenmesi ve barış kültürüyle kent müzeleri ilişkisini araştırmak amacıyla gerçekleşmiştir. Bu bağlamda çağdaş bir kent müzesi olarak açılan Adalar Müzesi, kuruluş çalışmaları ve yürüttüğü iletişim çalışmaları (sergileme ve eğitim faaliyetleri) açısından incelenmiştir. Bu çalışmanın ana problemi, Adalar Müzesi, kuruluş ve müzenin iletişim işlevleri ile ilişkili çalışmalarında, çok kültürlü toplumsal uzlaşının sağlanmasına ya da diğer bir ifade ile barış kültürünün gelişimine yönelik faaliyetler yürütmüş müdür? Yöntem olarak da tezin ana sorusuna yönelik veri toplamak amacıyla iki ayrı çalışma yapılmıştır. 1. Müzenin vizyon, misyon ve temel politika belgeleri ile temel iletişim çalışmaları olan sergilerinin ve eğitim programlarının değerlendirilmesi. 2. Adalar Müzesi yetkilileriyle gerçekleştirilen görüşmeler. Araştırma sonunda, Adalar Müzesi'nin, Adalar'ın yaşam biçimindeki ve düzenindeki değişim ve gelişmelerin araştırılmasını, bölgenin diğer çevrelerle ilişkisini ve var olan kimliklerin, dil, din, ırk ve inanç ayrımı gözetmeksizin müze içinde yer almasını kuruluş aşamasının başından itibaren ortaya koyduğu, Müze'nin özellikle geçici sergilerinde Adalar'daki çok kültürlülüğün ve "Adalılık" kimliği-kültürü içinde sürdürülen dayanışmanın ve barışçıl yaşamın vurgusuna dikkat çekildiği tespit edilmiştir.

BarışKent kimliğiKentler+3
Ayhan Albayrak
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Antik Yunan polislerinin tarihsel oluşum süreci ve yapısal karakteri

Yerleşik yaşama geçişin bir ürünü olan ve Antik Yunan Uygarlığında polis adı verilen kent-devletlerine benzer oluşumlar ilk olarak Yakındoğu'da; Eski Mezopotamya'da site, Eski Mısır'da nome ve Eski Anadolu'da beylik ya da kent-devleti şeklinde farklı isimlerle ve farklı niteliklerde ortaya çıkmıştır. İnsanlık yaşamında şüphesiz atılan en büyük adım olarak nitelendirilebilen yerleşik yaşama geçilmeden önce küçük topluluklar halinde, göçebe bir şekilde yaşayan ve avcılık ile geçinen insanların yaşamları Neolitik Dönem ile birlikte köklü bir şekilde değişmiş ve insan devrim niteliğinde kabul gören yeni bir yaşam şekline kavuşmuştur. Avcı-toplayıcı yaşamdan tarım temelli yerleşik bir yaşama geçiş olan bu yeni yaşamla birlikte göçebe insanın tüm alışkanlıkları değişmiş ve uygarlığın ilk temelleri oluşmaya başlamıştır. Ortaya çıkan bu yeniliklerden en mühimi, insanın bağını, bahçesini ya da tarlasını koruma amaçlı kalıcı yerleşimler kurması, bir arada yaşamaya başlaması ve bunun sonucunda doğal olarak ortaya çıkan küçük yerleşimlerin zamanla kentlere dönüşmesidir. İlk kentler daha ilksel bir ifadeyle ilk yerleşimler Yakındoğu'da ortaya çıkmış ve dünyanın diğer coğrafyalarına da buradan yayılmıştır. Sıklıkla nehir, göl, deniz gibi su kaynakları ve verimli vadiler etrafında konumlanan yerleşimler coğrafyanın sunduğu imkânlar dâhilinde gelişme göstermiştir. Coğrafi imkânlarını lehine kullanmayı başaran yerleşimler zamanla büyümeye, zenginleşmeye başlamış ve bu zenginliğin sonucunda gelen güç faktörü büyük yerleşmeleri kendi kendini yönetebilen, kendi kendine yetebilen bağımsız kent-devletçiklerine dönüştürmüştür. Her birinin kendine has politikası, yönetimi, dini, mimarisi daha genel bir ifadeyle kendi sosyo-politik bir karakteri olan ilk kent-devletleri Yakındoğu uygarlıklarında görülmektedir. Bu uygarlıkların ortaya çıktığı en erken coğrafyalardan biri olan Eski Mezopotamya'da kent-devleti ya da site devleti; uçsuz bucaksız arazinin kontrolünün sağlanamaması, bölgenin sürekli istilalara maruz kalması, coğrafi şartlar nedeniyle uzaktaki toprakların korunamaması ve sürekli ordu beslemenin getirdiği zorluklardan dolayı ortaya çıkmıştır. Mezopotamya'daki site-devletleri tam özerkliğe sahip olan, tarımsal bir temele dayanan ve sosyo-ekonomik merkezini tapınakların oluşturduğu, tapınak merkezli devletçiklerdir. Sıklıkla Eski Mezopotamya'dan sonra ikinci en erken uygarlık olarak kabul edilen Eski Mısır'da, Mezopotamya'daki site-devletine benzeyen ve nome adı verilen bölgesel krallıklar bulunmaktaydı. Aralarında farklılıklar bulunsada, temelde benzer ortak özelliklere sahip olan bu bölgesel krallıkların Mezopotamya'daki site-devletleri gibi, farklı bir yönetim sistemi ve farklı dinsel inanışları bulunmaktaydı. Eski Mezopotamya ve Eski Mısır'da görülen bu krallıkların başka ve benzer bir örneği de, güçlü bir merkezi imparatorluğun bulunmadığı dönemlerde Eski Anadolu'da ortaya çıkmıştır. Beylik ya da kent-devleti olarak bilinen bu irili ufaklı devletçiklerin her biri kendi bölgesinden sorumluydu ve sıklıkla bölgesel güç üstünlüğünü ele geçirmek amacıyla birbirleriyle mücadele etmekteydi. Aralarında birçok farklılık bulunan bu bölgesel devletçiklerin en önemli ortak özelliği hepsinin güçlü bir merkezi imparatorluğun hâkimiyeti altında birleştirilmesidir. Aynı sonu paylaşan bu bölgesel yönetim merkezlerinin Antik Yunan Uygarlığı'nda ortaya çıkan ve polis adı verilen kent-devletleriyle ayrıldığı en önemli nokta budur. Çünkü polis uzun ömürlü olmayı başarabilmiştir. Antik Yunan'da polis olarak bilinen ve söz konusu uygarlığı sosyal, politik, kültürel, dini, mimari vb. her alanda şekillendiren kent-devletleri, hiçbir çaba gösterilmeksizin, kendiliğinden ve doğanın parçalanmışlığının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkışında coğrafyanın önemli bir yer edinmiş olması, polisin varlığını uzun bir süre devam ettirmesinde tek başına yeterli olan bir etken değildir ve aralarından dağ, tepe vs. gibi engeller bulunmayan fakat buna rağmen birleşmeyen polislerin uzun süreli olmasını açıklamada yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda ele alınması gereken polisin sahip olduğu özelliklerdir. Her polisin sahip olması gereken ve polisi polis yapan üç temel niteliği bulunmaktaydı. Bunlardan ilki kendi yurttaşları ve kendi yasaları aracılığıyla kendi kendini idare etme (autonomia); ikincisi, idari ve ekonomik açıdan kendi kendine yeterlilik (autarkheia) ve üçüncüsü ise bağımsız yani özgür (eleutharia) olmaktı ve bir polis bu niteliklerinden herhangi birini kaybederse polis niteliğini de kaybetmiş olurdu. Birçok anlamı bünyesinde barındıran polis, Antik Yunanlılar için, fiziksel olarak bir kent, politik olarak bir devlet ve sosyal olarak da bir yaşam alanıydı. Bir Yunanlıyı diğerlerinden ayıran, onu biricik ve özel kılan polis, bir Yunanlı için her şey demekti ve o tanrıların Yunanlılara bağışladığı en değerli armağandı. Bu nedenle uygarlığı her alanda şekillendiren polis diğer bölgesel devletlere kıyasla varlığını çok uzun bir süre korumuş ve Eski Yunan uygarlığının bir simgesi haline gelmiştir. Antik Yunan Polislerinin Tarihsel Oluşum Süreci ve Yapısal Karakteri adlı bu çalışmanın amacı; Antik Yunan uygarlığının en önemli birimi olan ve uygarlığa karakterini veren polisin, doğuşundan çöküşüne kadar olan süreçte gerek fiziksel gerek sosyal gerekse politik anlamda geçirdiği dönüşümleri irdelemektir. Bu bağlamda polisi daha iyi anlamak için, polisin öncülleri olan ve polisin her anlamda şekillenmesinde örnek teşkil etmiş olan Bronz Çağı (MÖ. 3.500-2.000) kentlerine yani Minos ve Myken kentlerine değinilmektedir. Ayrıca çalışmada, insanoğlunun yerleşik yaşama geçişiyle başladığı kentleşme ve kentleşmeyle doğan uygarlığın ve devletin farklı coğrafyalarda farklı uygarlıklarda nasıl ortaya çıktığı ve nasıl bir gelişim evresi geçirdiği, bu uygarlıklarda var olan kent-devletleri arasında herhangi bir bağın ya da etkileşimin olup olmadığı incelenmeye çalışılmıştır. Söz konusu amaçlar gerçekleştirilirken konu ile doğrudan bağlantılı temel kaynaklar (antik kaynak ve belgeler, arkeolojik veriler) ve modern literatür detaylı bir şekilde irdelenmeye gayret edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerleşik yaşam, kent, site, nome, Antik Yunan, polis.

Antik YunanAntik şehirlerKent tarihi+3
Defne Yılmazcan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kent olgusu, Türkiye'de kentsel dönüşüm ve kentsel dönüşümde bilgi merkezleri

Toplumsal ve sosyal yaşamın bir parçası olan kentler, oluştukları andan itibaren toplumsal süreç ve değişkenlerini etkileyen ve onlardan en çok etkilenen unsurlardan biri olarak günümüzdeki formlarına ulaşmışlardır. Özellikle Sanayi Devrimi, kentlerde sosyal, kültürel ve toplumsal birçok değişikliğin çıkış noktasını oluşturmuş, kent ve insan ilişkisi ilerleme kaydetmiş, kentleşme ve kentli olmak önem kazanmış, genel yönelime dönüşmüştür. Türkiye özelinde 1950'li yıllardan itibaren iç göç hareketleri ile birlikte nüfus kentlerde yoğunlaşmaya başlamış kentleşme hız kazanmış, kentler yaşamın her yönü üzerinde doğrudan etkili karmaşık ve dinamik sistemler haline dönüşmüşlerdir. Kentleşmenin hız kazanması ve kentlerde artan konut, alt yapı, ulaşım gibi teknik ve sosyo/kültürel problemler, kentsel dönüşüm kavramının ortaya çıkmasına ve önem kazanmasına neden olmuştur. Kentsel dönüşüm uygulamalarında gereken önemi bulamamış olmasına rağmen, kentlerin kültürel ve sosyal sorunlarını çözüme kavuşturacak en önemli unsur sosyal donatı alanlarıdır. Bilgi merkezlerinin en yaygın ve toplumsal anlamda en bilinen türü olan kütüphaneler, sosyal donatı alanlarının içerisinde yer almaktadır. Kent yaşamında, toplumsal ve kültürel uyum probleminin önüne geçerek ortak bir kent kültürünün benimsenmesini, sundukları hizmetlerle kentli olmayı ve kente uyum sağlamayı kolaylaştıran kütüphaneler kentsel dönüşüm projelerinde yeterince dikkate alınmamaktadır. Aynı zamanda çalışmanın varsayımını da oluşturan bu tablo, araştırmanın da çıkış noktasıdır. Bu çalışmada, Türkiye'de kentsel dönüşüm projelerinde sosyal donatı alanı olarak kütüphanelerin uygulama içerisindeki payının ortaya konması amaçlanmıştır. Söz konusu amaç doğrultusunda, ülkemizde kentsel dönüşüm projelerinin planlayıcısı ve yürütücü konumunda olan TOKİ'nin kamuoyu ile paylaştığı resmi bilgiler dikkate alınmış ve kentsel dönüşüm projeleri incelenmiştir. Elde edilen verilere göre, Türkiye'de kentsel dönüşüm uygulamalarında (toplam 3.387 uygulama) sosyal donatı alanlarına yer verilse dâhi (%42,60), sosyal donatı unsuru olarak kütüphanelerin kentsel dönüşüm projeleri içerisindeki payı (%1,09) kabul edilebilir değildir. Dünyada en yoğun kentsel dönüşüm uygulamasının yürütüldüğü ülkelerden biri olmamıza karşın, araştırma kapsamında elde edilen rakamlar ve ayrıntıları, dönüşüm uygulamalarında sosyal donatı alanlarının, özellikle de kütüphanelerin çok akla getirilmediği gerçeğine somutluk kazandıran çalışma, bu soruna dikkat çektiği ve sorunun çözümünde dikkate alındığı ölçüde başarılı olmuş olacaktır.

Bilgi merkezleriKentlerKentsel dönüşüm+1
Fatma Nur Köse
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kentler bağlamında dirençli kent: Çankırı örneği

Kentler, tarihsel süreç içerisinde insanların toplu olarak yaşadıkları, üretim ve tüketim faaliyetlerinin yanında her türlü ihtiyaçlarını karşıladıkları mekânlar olarak ortaya çıkmıştır. Kentsel dirençlilik ise kent içerisinde oluşacak her türlü riske karşı kentin hazır olmasıdır. Kent tarihinin her safhasında dirençlilikten bahsetmek mümkündür. İlk kurulan kentlerde dirençlilik daha çok güvenlik amaçlı sağlanmış olsa da, 21. yüzyıl kentlerine gelindiğinde nüfus yoğunluğundan kaynaklı oluşan sorunlara yönelik dirençlilik sağlanmak hedeflenmiştir. Ocak-2020 tarihinde hayatımıza giren Covid-19 virüsünün neden olduğu salgın hastalık, küreselleşmenin etkisiyle kısa sürede tüm dünyaya yayılmış ve kentlerde ciddi sorunlara yol açmıştır. Mega kentlerde, kent içi akışın hızlı olması salgının kontrolünü zorlaştırmış olsa da, mikro kentlerde salgın süreci daha sistemli ve rahat atlatılmıştır. Araştırmanın çıkış noktasını oluşturan bu durum, mikro bir kent olan Çankırı'da Covid-19 salgın sürecinin nasıl geçirildiğini ve geçirilmekte olduğunu anlamaya neden olmuştur. Bu doğrultuda "derinlemesine mülakat" yöntemi ile Çankırı'da yer alan Çankırı Valiliği, Çankırı Belediyesi, Çankırı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Çankırı AFAD İl Müdürlüğü, Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde görev yapan 5 yetkili kişi yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Kamu kurumlarının salgın sürecinde en önde yer almaları ve koordineyi sağlamaları örneklem olarak seçilmelerinin asıl nedenidir. Yapılan mülakatlar sonucunda Çankırı'da salgın sürecinin sistemli ve bir nebze de olsa daha rahat geçirildiği anlaşılmıştır. Çünkü mikro kent olan Çankırı'da risk durumlarında kurumlar arası iletişim daha kolay sağlanarak hızlı müdahale şansı daha çok olmuş, bu durum vaka ve ölüm oranlarında ciddi azalmalara yol açmıştır.

DirençlilikKentlerKentsel dirençlilik+3
Büşra Konak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kent rekabetçiliğinde kümelenme stratejisinin olumlu etkisi ve kümelerin kent rekabetçiliği algısı: Kent rekabetçiliği ve Diyarbakır mermer kümesi örneği

Son yıllarda küreselleşme ile birlikte ülkeler arasındaki sınırların hızla ortadan kalkması ve ulaşım alanıyla iletişim alanındaki teknolojik gelişmelerin ivme kazanmasıyla rekabetçilik kavramı dünya gündeminin ilk sıralarında yer almaya başladı. Aynı zamanda, yapılan birçok araştırmada, küresel ölçekteki ekonomik büyümenin yadsınamaz bir gerçek olduğu ve bu büyümenin daha çok yerel düzeydeki süreçlerin mekânsal yansımasının bir sonucu olarak ortaya çıktığı vurgulanmaktadır. Başka bir ifadeyle, belli coğrafi bölgelerde, belli endüstriyel faaliyetlerle ilgili yığılmaların, başarılı rekabetçi kümelenmeler oluşturması daha geniş alanlardaki rekabetin temelini oluşturmaktadır. Rekabetçilik ve ekonomik kalkınma ile birlikte, kentler giderek daha fazla anahtar bir mekânsal ölçek halini almaya başlamışlardır. Kentler kendi aralarında rekabet avantajını kazanmak ve ekonomik faaliyet paylarını yükseltmek için mücadele etmektedirler. Ekonomik faaliyetlerin kümelenmesi, kentlerin sürdürülebilir rekabet avantajı kazanabilmeleri için en önemli unsurdur. Bu çalışma kent rekabetçiliğinde kümelenme stratejisinin fayda etkisini ve kümelerin, kent rekabetçiliği kavramını nasıl algıladıklarını, Diyarbakır özelinde mermer kümelenmesi örneği ile ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.

DiyarbakırKentlerRekabet+1
Osman Eroğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kent ekonomisi ve gelişimi: Mersin örneği

Son yıllarda, küreselleşme olgusuyla birlikte ticarette yaşanan küresel düzeydeki rekabet, kentsel ekonomilerede hızlı bir şekilde yansımıştır. Küresel alana değişim rekabet öğesinin topluluklar açısından önemini artırmıştır.Rekabet kavramının, küresel boyutu kendini içselleştirerek minimalize olmuştur. Bunun en önemli örneğini kentsel üstünlüklerin ulusal ve uluslararası alandan aşağılara inmesi olarak gösterilmektedir.Mersin kentide tarih boyunca akdenizdeki önemini kullanarak rekabetini liman şehri olma sıfatını küresel alanda ileriye taşımak istemektedir. Tarım, turizm ve ticaret akışlarının iç içe geçmesiyle gelecekte bir liman kenti olarak kentsel kimliğinin ağırlık merkezinin hangi sektör olması gerektiği çalışmada belirtilmektedir.

Ekonomik gelişmelerGelişimKentler+3
Zekiye Dilay Ekiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

48-66 ay arası çocukların sosyal problem çözme becerileri ve yaratıcılıklarının yaşadıkları bağlam (Kentte ve kırsal bölgede) açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, kentte ve kırsal bölgede yaşayan 48-66 ay arası çocukların sosyal problem çözme becerileri ve yaratıcılıklarını çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Bu araştırma nedensel karşılaştırma modelinde düzenlenmiştir. Araştırmanın evrenini Adana ili Çukurova merkez ilçesinde yaşayan ve Ceyhan ilçesine bağlı (Büyük Mangıt, Küçük Mangıt, Mercimek mahalleleri) kırsal bölgede yaşayan çocuklar oluşturmuştur. Kırsal bölge tanımına giren Ceyhan ilçesi mahalleleri seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi tabakalı amaçsal örnekleme yöntemiyle belirlenen Adana il merkezinde yaşayan 40 (20 kız, 20 erkek), kırsal bölgede yaşayan 40 (20 kız, 20 erkek) olmak üzere 80 çocuktan oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak; demografik bilgi formu, Alternatif Kullanımlar Testi ve Wally Sosyal Problem Çözme Beceri Ölçeği kullanılmıştır. 2015-2016 bahar eğitim-öğretim dönemi nisan, mayıs ayları içinde toplanan araştırma verilerinin analizinde frekans ve yüzdeler, aritmetik ortalamalar, bağımsız gruplar t testi, Mann Whitney U, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis testi teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda kentte yaşayan çocukların sosyal problem çözme becerilerinin kırsalda yaşayan çocuklardan daha iyi olduğu ve sosyal problem çözme becerilerinin cinsiyete göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çalışma grubunun yaratıcılık becerileri bağlam açısından orijinallik ve ayrıntıcılık alt boyutlarında farlılık göstermezken, esneklik ve akıcılık alt boyutlarında kırsalda yaşayan çocukların yaratıcılık becerilerinin kentte yaşayan çocuklardan daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyete göre yaratıcılık becerilerinin orijinallik ve ayrıntıcılık alt boyutlarında farklılaşmadığı, akıcılık ve esneklik alt boyutlarında ise; erkek çocukların yaratıcılık becerilerinin kız çocuklarınkinden daha yüksek olduğu sonucu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar Ekolojik kuramın temel kavramlarına göre tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal problem çözme becerisi, yaratıcılık, ekolojik kuram, kent ve kırsal bölge

Ekolojik koşullarKentlerKırsal bölge+6
Birsen Basun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel rekreasyon alanlarında hizmet kalitesinin ölçümü (Gaziantep örneği)

Değişen yaşam şartları nedeni ile iş imkânlarının şehirlerde fazla olması kente olan göçlerde artış yaşanmasına neden olmuştur. Kentlerde yaşanan bu artış ile bireylerin boş zamanlarını değerlendirmek için kullandıkları rekreasyon alanları da doğru orantılı bir şekilde artış göstermiştir. Gaziantep ili coğrafi konum nedeni ile sürekli göç almakta ve nüfusu artmaktadır. Bu nedenden dolayı da Gaziantep ilinde kentsel rekreasyon alanları yoğunluk göstermektedir. Bu bağlamda araştırmanın temel amacını Gaziantep ilinde yer alan kentsel rekreasyon alanlarını kullanan yerel halkın beklentileri ve algıları arasındaki farkın belirlenerek, hizmet kalitesinin ölçülmesi oluşturmaktadır. Bu araştırma, 2017 yılının Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında Gaziantep ilinde kentsel rekreasyon alanlarına katılan 835 yerel halk üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan hizmet kalitesi ölçeğinde yer alan sorulara açımlayıcı faktör ve doğrulayıcı faktör analizi uygulanmış ve sonrasında analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, kentsel rekreasyon alanlarını kullanan yerel halkın algılarının beklentilerinden yüksek olduğu tespit edilmiştir. Buradan hareketle, halkın Gaziantep ilinde yer alan kentsel rekreasyon alanlarından memnun olduğu söylenebilmektedir. Ayrıca, katılımcıların beklenen ve algılanan hizmet kalitesi ile öğrenim durumu, gidiş amacı ve ulaşım olanağı arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir.

GaziantepHizmet kalitesiKentler+1
Gülceren Mısırlıoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası spor organizasyonlarının kentler üzerine etkisi (23.işitme engelliler olimpiyatları Samsun örneği)

Günümüzde, Dünyanın başka bölgelerinde olduğu gibi Türkiye'de de büyük ölçekli etkinliğe ev sahipliği yapma eğilimi, özellikle markalaşma, tanıtım, pazarlama ve yatırım fonlarını, yerel ve bölgesel kalkınmanın bir aracı olarak kullanılmasıyla artmıştır. Bu strateji sanayisizleşme sorunu yaşayan ülkelerde kentsel ve bölgesel kalkınmanın önemli bir aracı haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, uluslararası spor organizasyonlarının düzenlendiği şehre sosyal, kültürel ve ekonomik etkilerinin belirlenmesidir. Bu amaçla, uluslararası spor organizasyonlarının kentler üzerine etkisine yönelik yerel halk tarafından sosyal, kültürel ve ekonomik etkilerini algılamaları araştırılmıştır. Ölçekte yer alan ifadelerin faktör analizi yapılarak yedi alt boyuta ayrılmıştır. Çalışmanın evren içerisinden örneklem büyüklüğü ± 0.05 örnekleme hatası ile 520 olarak belirlenmiştir ve yerel halka 520 adet anket uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, yüzde, frekans, bağımsız örneklemler için t-testi, korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, uluslararası spor organizasyonlarının kentler üzerine etkisine yönelik yerel halk tarafından sosyal, kültürel ve ekonomik etkilerini algılamalarını belirlemek amacıyla ekonomik yararlar boyutu ile araştırmaya katılan yerel halkın meslek, gelir durumu ve turizm altyapısının gelişimi boyutu ile yerel halkın meslek ve gelir durumları; şehrin imajını geliştirme ve sağlamlaştırma boyutu ile yerel halkın cinsiyetleri; çevresel ve kültürel koruma boyutu ile yerel halkın yaşları; sosyal ve çevresel problemler boyutu ile yerel halkın gelir durumları arasında farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca, turizm altyapısının gelişimi boyutu ile şehrin imajını geliştirme ve sağlamlaştırma boyutu ve ekonomik maliyet boyutu ile turizm altyapısının gelişimi boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Spor, Olimpiyat, Uluslararası Spor, Spor Organizasyonları, Spor Oyunları.

KentlerOlimpiyatlarSamsun+3
Birol Yılmaz
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Değişen güvenlik algısı çerçevesinde Türkiye'de özel güvenlik hizmetlerinin kent güvenliğine etkileri

Soğuk Savaş dönemi sonrası yaşanan küreselleşme, neoliberalizm ve yönetişim süreçleri güvenliğin türü, sınırı, sunum şekli, kontrol makamını değiştirmiştir. Değişen dünyanın değiştirdiği kent merkezleri içerisinde çok sayıda farklı ırk, ideoloji, kültür, inanç, eğitim vb. yaşam şekline sahip insanlarla dolmuştur. İnsanların yığınlar halinde yaşadığı kentler güvenlik tehditlerinin en yüksek olduğu mekanlar haline gelmiştir. Kentlerin daha güvenli alanlar olabilmesi için kolluk güçlerinin yanında özel sektörün sunduğu güvenlik hizmetlerine de başvurmak önemli bir konu olmuştur. Bu bağlamda dünyada olduğu gibi Türkiye'de de özel güvenlik hizmetleri başlamış ve 1981'de hukuki olarak uygulamaya konulmuştur. Hukuki ve uygulama olarak gelişimi desteklenen özel güvenlik hizmetlerini yerine getiren personel sayısı nihai noktada polis kuvvetlerinin önüne geçmiştir. Çalışmada kentlerdeki birçok mekânın güvenliğinin emanet edildiği özel güvenlik hizmetlerinin kalite ve memnuniyet gibi hususlarının, kentlerde yaşayanlar tarafından nasıl algılandığı ve değerlendirildiği anlamak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda kentlerde yaşayan bireylerin özel güvenlik hizmetlerine duyduğu memnuniyeti ölçmek için bir anket uygulaması yapılmıştır. Ankete 212 kişi katılmış olup 200 anket geçerli kabul edilmiştir. Çalışmanın son bölümünde yer alan anket çalışmasından elde edilen bulgulara göre kentliler özel güvenlik görevlilerine kolluk güçleri kadar olmasa da güven duymaktadırlar. Ayrıca özel güvenlik personellerinin kullanım sayısına karşı ortada derecede memnuniyet olmakla beraber varlıkları gerekli olarak algılanmıştır. Bir başka bulgu ise kentlilerin özel güvenlik hizmetlerinden faydalanırken çekinmedikleri, personelleri samimi ve hevesli bulduklarıdır. Yapılan çalışma elde edilen bulgular ekseninde değerlendirilmiş ve bu hususta öneriler geliştirilerek tamamlanmıştır.

GüvenlikGüvenlik hizmetleriKent güvenlik yönetim sistemleri+4
Rabia Yılmaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir tüketim pratiği olarak gençlerin israf anlayışının kır-kent bağlamında karşılaştırılması: İzmir örneği

Tüketim en genel ifadeyle, bireylerin yaşamın her alanındaki ihtiyaçlarını karşılaması olarak tanımlanmaktadır. Tüketim toplumunda teknolojinin ve yaşam koşullarının geliştirilmesinin etkisiyle tüketim hızla artmaya başlamıştır. Bu artışla birlikte tüketim, ihtiyaçları karşılamanın ötesinde bir anlam ifade etmeye başlamıştır. Tüketim, statü ve sosyal ilişkiler için de araç konumuna gelmiştir. Bu nedenle bireyler gösteriş için tüketim yapmaya yönelmiştir. Tüketim kavramındaki bu değişimle birlikte daha çok ortaya çıkmaya başlayan israf kavramı, tüketimde aşırılık ve boşa harcama olarak tanımlanmaktadır. Tüketim toplumunda bir tüketim pratiği olarak görülen israf davranışını, tüketimin en dinamik kesimi olan gençler üzerinden incelemek, gençlerin israf anlayışlarının kır ve kentte nasıl farklılaştığını açıklamak araştırmanın temel amacıdır. Tüketim ve israfın farklı türleri olduğu için iki kavram arasındaki ilişkinin farklı çeşitleri mevcuttur. Bu çalışmada israf kavramının giyim, gıda, enerji ve su israfı kapsamında ele alınması planlanmıştır. Bu alanların hepsinin araştırmaya dahil edilmesi gençlerin tüketim alışkanlıklarının ve israf davranışlarının incelenmesi açısından daha geniş bir perspektif sunacağı için tercih edilmiştir. Ayrıca bu kavramsal çerçeve, Baudrillard ve Veblen'in bu alandaki kuramsal metinleriyle desteklenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak İzmir'in merkezinde ve Ödemiş İlçesi'nin köylerinde yaşayan 20 katılımcı ile görüşülmüştür. Katılımcıların yaş aralıkları 18-30 olarak belirlenmiştir. Katılımcılar kartopu örneklem tekniğiyle seçilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla elde edilen veriler, kuramsal bakış açısıyla belirlenen temalar çerçevesinde analiz edilmiştir. Verilerin analizi sırasında Maxqda programı kullanılmıştır. Bu analizler doğrultusunda, çalışmanın en temel sonucu; gençlerin tüketim ve israf anlayışının kır ve kent bağlamında bazı farklılıklar gösterdiğidir. Ancak verilen yanıtlara bakıldığında, bu farklılıklara rağmen israf anlayışının kırda ve kentte benzerlik gösterdiği görülmektedir. Anahtar kelimeler: Tüketim, tüketim kültürü, israf anlayışı, kır-kent

GençlerKarşılaştırmalı analizKentler+7
Emine İdil Savur
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyelilerin göçü ve kentsel yaşamın yeni örüntüleri: Gaziantep örneği

2011 Suriye iç savaşının patlak vermesiyle birlikte Türkiye'ye yönelen Suriyeli göçüne bağlı olarak toplumsal, ekonomik, politik v.b. gibi alanlardaki kaygılardan hareketle, kaotik durumların oluşacağı düşüncesine bağlı olarak oluşan genel kanı bir takım olumsuzlukları içermektedir. Ancak kaos üzerinden tartışılan bu dinamikler, yeni "fırsatları"da üretmekte midir? Ekonomik, siyasal ve toplumsal dinamikler bu perspektifte yeni örüntülerde doğurmakta mıdır? Dolayısıyla, olguya ilişkin "sağlıklı analizler" yapabilmek, süreç içerisinde gerekli düzenlemeleri gerçekleştirebilmek ve yeni oluşumlar için alternatifler üretebilmede göçmenlerin takibi sistem adına zorunluluk gibi dururken yukarıdaki sorulara verilebilecek cevapların içeriği sürecin kendisini anlayabilmek adına önemlidir. Hal böyle olunca bu çalışma Suriyeli göçüne bağlı olarak ortaya çıkan kentsel saçaklanmanın durum katmanları halinde nasıl bir görünüm ortaya çıkardığını; bağlı olarak kentin ve kentsel yaşamın örüntülenme biçiminin nasıl dönüştüğünü sorgulamaktır. Çalışmadaki temel amaç Suriyeli göçüne bağlı olarak kentlerde meydana gelen saçaklanmaları durum katmanları halinde analiz ederek kentsel yaşamın yeniden nasıl örüntülendiğini irdelemektedir.

GaziantepGöçlerGöçmenler+4
Burcu Aydoğdu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel bir bölgede yaşayan kadınların serviks kanseri erken tanı tutumları ve jinekolojik muayene algıları

Amaç: Bu araştırmanın amacı kentsel bir bölgede yaşayan kadınların serviks kanseri erken tanı tutumları ve jinekolojik muayene algılarını belirlemektir. Yöntem: Araştırma kesitsel tiptedir. Araştırma Manisa'da bir Aile Sağlığı Merkezinde 30-65 yaş arası, geçmişte ve/veya halen cinsel yönden aktif olan kadınlarda yürütülmüştür (N:2873). Araştırmanın örneklemi Openepi program kullanılarak %95 güven aralığı, %50 bilinmeyen prevalans, %5 yanılma payı ile:339 kadın olarak belirlenmiştir. Araştırmacı tarafından ilgili literatür doğrultusunda hazırlanan veri toplama formu ile kadınların sosyodemografık, obstetrik özellikleri ile jinekolojik muayene algıları değerlendirilmiştir. Ayrıca Servikal Kanser Erken Tanı Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde SPSS 15.00 paket programıyla sayı, yüzde dağılımı, kikare testi, bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. Bulgular:Araştırma grubunu oluşturan kadınların yaş ortalaması 38,7±6,52'dir. Araştırma grubunu oluşturan kadınların sadece %16.8'inin düzenli jinekolojik muayene yaptırdığı belirlenmiştir. Kadınların servikal kanser erken tanı tutumları ölçeği alt alanları puan ortalamaları duyarlılık algısı 27,88 ± 3,71, ciddiyet algısı 27,86 ± 3,38, engel algısı 21,00 ± 2.46, yarar algısı 22,66 ± 2,66 olarak saptanmıştır. Ölçek toplam puan ortalaması ise; 99,38±7,11 olarak belirlenmiştir. Sonuç:Bu araştırmada kadınların sadece beşte birinin düzenli jinekolojik muayene yaptırdığı belirlenmiştir. Kadınların serviks kanseri erken tanısına ilişkin tutumlarının orta düzeyde olduğu söylenebilir. Anahtar kelimeler: Jinekolojik muayene, servikal kanser, servikal kanser tutumu

Erken teşhisFizik muayeneJinekoloji+5
Hülya Gürler
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00

Related subjects