Cooperative learning
193 theses under this subject heading
Permütasyon ve olasılık konusunun öğretiminde bilgi değişme tekniğinin kullanılmasının akademik başarıya ve hatırda tutma düzeyine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, işbirliğine dayalı öğrenme yönteminde kullanılan tekniklerden Bilgi Değişme Tekniğinin Permütasyon ve Olasılık konusunun öğretiminde öğretmen merkezli öğretim yöntemlerine göre öğrencinin akademik başarısı ve öğrenmenin kalıcılığı üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir. Araştırma 2014-2015 öğretim yılının ikinci yarıyılında Afyon İli Çobanlar İlçesinde bulunan Kocaöz Ortaokulunda yapılmıştır. Araştırma bir deney (18) ve bir kontrol (18) grubunda bulunan toplam 36 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma 5 hafta sürmüştür. Deney grubuna işbirliğine dayalı öğrenme tekniklerinden Bilgi Değişme Tekniği uygulanırken kontrol grubuna ortaokul matematik programına uygun öğretmen anlatımının yapıldığı öğretmen merkezli öğretim yöntemi uygulanmıştır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneme modelinde tasarlanmıştır. Her iki gruba da öğretimden önce başarı testi öntest, öğretimden sonra da sontest ve çalışmanın bitiminden üç hafta sonra hatırlama testi olarak yeniden uygulanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde, SPSS 16.0 (Statistical Package for the Social Sciences) bilgisayar programından yararlanılmıştır. Deney ve kontrol grubunda öğrencilerin başarı düzeylerinin ve öğrenmenin kalıcılığının karşılaştırılmasında t testi (Tek Örneklem t testi) ve 3x2 karma desenli Anova analizi uygulanmıştır. Ayrıca analizlerde anlamlılık düzeyi p <.05 olarak alınmıştır. Çalışma sonucunda deney ve kontrol grupların sontestleri ve kalıcılık testleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Buna göre Permütasyon ve Olasılık konusunun öğretiminde Bilgi Değişme Tekniğinin kullanılmasının en az öğretmen merkezli öğretim yöntemi kadar etkili olduğu söylenebilir. Ayrıca öğretim uygulaması sonunda deney gurubundaki öğrencilere Bilgi Değişme Tekniği Değerlendirme Anketi uygulanmıştır. Buna göre deney grubundaki öğrencilerin büyük çoğunluğunun uygulanan Bilgi Değişme Tekniği ile ilgili görüşlerinin olumlu olduğu saptanmıştır. Ancak bazı öğrencilerden alınan görüşlere ve yapılan gözlemlere göre düşük seviye gruplarındaki öğrencilerin tüm görevleri tam olarak yerine getirmeye istekli davranmaması, bazı öğrencilerin birlikte çalışmak istemedikleri arkadaşları ile eşleşmesi, sınıf içinde öğretmen merkezli sınıf ortamlarına göre daha fazla gürültü oluşması, sürekli grup ve eş değişiminin sınıf içinde karmaşaya yaratması gibi bazı olumsuz durumların ortaya çıktığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İşbirlikli Öğrenme, Bilgi Değişme Tekniği, Permütasyon ve Olasılık Öğretimi
İlköğretim ikinci kademe matematik derslerinde işbirlikli öğrenme yönteminin kullanılmasına ilişkin öğretmen görüşleri
İlköğretim ikinci kademe matematik derslerinde işbirlikli öğrenmenin kullanılmasına ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesinin amaçlandığı bu çalışma nitel bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma grubu, Malatya ili merkez ilköğretim okullarında, 2011-2012 eğitim öğretim yılında görev yapan 20 matematik öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma verileri açık uçlu sorulardan oluşan bir anket aracılığıyla elde edilmiş ve içerik analizi ile çözümlenmiştir.Araştırma sonucunda katılımcıların çoğunlukla işbirlikli öğrenmeyi derslerinde kullandıkları, işbirlikli öğrenmenin temel bir tanımını yapabildikleri, işbirlikli öğrenmenin ilköğretim ikinci kademe matematik derslerinde kullanılmasının öğrencilere, matematiğe karşı olumlu tutum geliştirme, başarının, paylaşımın, etkileşimin, özgüven duygusunun, motivasyonun artması, sorumluluk bilincinin gelişmesi gibi akademik, sosyal ve psikolojik açıdan birçok fayda sağlayacağına inandıkları, ancak işbirlikli öğrenmenin sistemli yapısı hakkındaki bilgilerinin eksik olduğu görülmüştür. Katılımcıların işbirlikli öğrenmenin kullanılmasına ilişkin olarak; zamanın yeterli olmaması, öğrencilerin öğrenme isteğinin az olması, öğrenci seviyeleri arasında çok fazla farkın bulunması, her konuya uygun olmaması, grup oluşturma sırasında olumsuzlukların oluşabilmesi, işbirlikli öğrenmenin yanlış öğrenmelere sebep olabilmesi, öğrencilerin bireysel başarı durumlarının iyi anlaşılamayabilmesi vb. olumsuz görüşleri olduğu gibi bu olumsuzlukların giderilmesine yönelik önerileri de vardır. Katılımcılar, işbirlikli öğrenmenin ilköğretim ikinci kademe matematik dersinde kullanılması noktasında, matematiğin öğrenme alanlarına göre değerlendirmelerinde ise sahip oldukları görüşlerin her bir öğrenme alanı için değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir. Öğrenme alanları, en çok olumlu görüş bildirilenden en aza doğru sıralandığında, sıralamanın geometri, sayılar, ölçme, olasılık ve istatistik, cebir şeklinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: İlköğretim ikinci kademe matematik dersi, işbirlikli öğrenme, öğretmen görüşleri
Bireysel ve işbirlikli blogla bütünleştirilmiş yazma öğretiminin normal ve üstün zekalı öğrencilerin yazma performanslarına etkisi
Bu araştırmada karma öğretim tasarımına dayalı bireysel ve işbirlikli blogla bütünleştirilmiş yazma öğretiminin, ilköğretim 5.sınıf düzeyindeki üstün ve normal zekalı öğrencilerin Türkçe dersindeki yazma performanslarına etkisi incelenmiştir. Araştırmada deneysel desenlerden 'öntest sontest kontrol gruplu desen' uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu ilköğretim 5. sınıf düzeyinde deney 1 grubunda 9, deney 2 grubunda 12 ve kontrol grubunda 9 olmak üzere 30 üstün zekalı ve deney 1 grubunda 9, deney 2 grubunda 12 ve kontrol grubunda 9 olmak üzere 30 normal zekalı toplam 60 öğrenciden oluşmuştur. Uygulama deney 1 gruplarında karma öğretim tasarımına dayalı bireysel blogla bütünleştirilmiş yazma öğretimiyle, deney 2 gruplarında ise karma öğretim tasarımına dayalı işbirlikli blogla bütünleştirilmiş yazma öğretimiyle ve kontrol gruplarında yüzyüze yazma öğretimiyle sürdürülmüştür. Öntest ve sontest olarak uygulanan sınav kağıtları, 'Yazma Performansı Değerlendirme Ölçeği' kullanılarak üç sınıf öğretmeni tarafından değerlendirilmiştir. Değerlendirmeci uyumu Pearson korelasyon analiziyle incelenmiş olup yüksek düzeyde, pozitif yönlü anlamlı korelasyon bulunmuştur. Veriler Mann Whitney U testiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın birinci hipotezi kapsamında üstün, ikinci hipotezi kapsamında normal zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 1 ve kontrol grubu öğrencilerinin yazma performansları arasında deney 1 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Araştırmanın üçüncü hipotezi kapsamında üstün zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 2 ve kontrol grubu öğrencilerinin yazma performansları arasında deney 2 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Araştırmanın dördüncü hipotezi kapsamında normal zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 2 ve kontrol grubu öğrencilerinin yazma performansları arasında anlamlı fark görülmemiştir. Araştırmanın beşinci hipotezi kapsamında üstün zekalı, altıncı hipotezi kapsamında normal zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 2 ve deney 1 grubu öğrencilerinin yazma performansları arasında deney 1 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Araştırmanın yedinci hipotezi kapsamında ise üstün zekalı, sekizinci hipotezi kapsamında normal zekalı öğrencilere ilişkin elde edilen bulgularda deney 1, deney 2 ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin yazma performanslarının cinsiyete göre anlamlı fark göstermediği bulunmuştur.
İş birliğine dayalı öğretim tasarımının öğrencilerin öğrenme yaklaşımlarına, akademik başarılarına ve öğrenmenin kalıcılığına etkisi
Son yıllarda özellikle okulların öğrencilerine en iyi eğitimi sunma yolundaki artan çabalan, heterojen sınıflarda öğretimin en etkili şekilde nasıl sağlanabileceği yönündeki çalışmaların artmasına neden olmuş ve bu çalışmalar da öğretim tasannu alanında yoğunlaşmıştır. Öğretim tasannu alanında yapılan çalışmalar ile ortaya konan öğrenen merkezli tasarımlardan biri olan işbirliğine dayalı öğretim tasarımları bu çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Çalışma işbirliğine dayalı öğrenmeyi merkeze alarak öğrenme-öğretme süreci açısından önemli olan öğrenme yaklaşımları, akademik basan ve öğrenmenin kalıcılığı değişkenleri üzerindeki etkisini belirlemeyi hedeflemiştir. Kontrol gruplu öntest- sontest-tekrartest modeline göre gerçekleştirilen araştırma Sultanahmet Anadolu Teknik Lisesi Tesviye Bölümü "Cisimlerin Dayanımı" dersini alan üçüncü sınıf öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Deney ve kontrol gruplan 15 'er kişiden oluşmaktadır. Çalışmada, araştırmacı ve uzmanlar tarafından hazırlanarak, geçerlik ve güvenilirlik çalışmaları yapılmış akademik basan testi, uygulamadan önce, uygulamadan hemen sonra ve öğrenmenin kalıcılığım belirlemek amacıyla iki ay sonra olmak üzere üç kez uygulanmıştır. Öğrencilerin öğrenme yaklaşımların belirlemek üzere Biggs tarafından geliştirilen Öğrenme Yaklaşımları Envanteri kullanılmıştır. Envanterin dilsel eşdeğerlik, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda; "Akademik başarı öntestinden alınan puanlar kontrol edildiğinde, işbirliğine dayalı öğretim tasannu ile ders alan öğrencilerin akademik basan son test puanlan, anlatım temelli öğretim tasannu ile ders alan öğrencilerin puanlarından yüksektir." denencesi ispatlanmıştır. "Akademik basan son testinden alman puanlar kontrol edildiğinde, işbirliğine dayalı öğretim tasarımı ile ders alan öğrencilerin akademik basan kalıcılık testi puanlan, anlatım temelli öğretim tasarımı ile ders alan öğrencilerin puanlarından yüksektir." denencesi ispatlanamamıştır. "Denel işlem öncesi alman derin öğrenme puanlan kontrol edildiğinde, işbirliğine dayalı öğretim tasannu ile ders alan öğrencilerin derin öğrenme puanlan, anlatım temelli öğretim tasannu ile ders alan öğrencilerin puanlarından yüksektir" denencesi ispatlanmıştır. "Denel işlem öncesi alman yüzeysel öğrenme puanlan kontrol edildiğinde, işbirliğine dayalı öğretim tasannu ile ders alan öğrencilerin yüzeysel öğrenme puanlan, anlatım temelli öğretim tasarımı ile ders alan öğrencilerin puanlarından düşüktür"; denencesi ispatlanamamıştır.Anahtar kelimeler: öğretim tasannu, işbirliğine dayalı öğrenme, öğrenme yaklaşımı, derin öğrenme, yüzeysel öğrenme.
Küme destekli bireyselleştirme tekniğinin temel eğitim beşinci sınıf öğrencilerinin matematik başarısı ve matematiğe ilişkin tutumları üzerindeki etkisi
ÖZET KÜME DESTEKLİ BİREYSELLEŞTİRME TEKNİĞİNİN TEMEL EĞİTİM BEŞİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN MATEMATİK BAŞARISI VE MATEMATİĞE İLİŞKİN TUTUMLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Ayten İFLAZOĞLU Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı Danışman: Müfit GÖMLEKSİZ Ocak 1999, 122 sayfa Bu deneysel araştırmanın temel amacı, temel eğitim beşinci sınıf matematik dersinin "kümeler, doğal sayılar, kesirler, ondalık kesirler, toplama, çıkarma, çarpma, bölme, ölçüler, aritmetik ortalama, yüzde ve faiz hesapları" konularının kazandırılmasında, küme destekli bireyselleştirme tekniğinin uygulandığı deney grubu ile tüm sınıf öğretimi yönteminin uygulandığı kontrol grubu arasında akademik başarı ve tutum ölçeği puanları açısından anlamlı farkların olup olmadığını sınamaktır. Araştırma 1997-1998 eğitim yılının ikinci yarıyılında, Adana ili Seyhan ilçesine bağlı bir Devlet İlköğretim okulunda okuyan toplam 61 beşinci sınıf öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, bir deney bir de kontrol grubu kullanılmıştır, ölçme araçları olarak kullanılan "Matematik Basan Testi" ve "Matematik Tutum ölçeği" her iki gruba da öntest, sontest ve kalıcılık testi olarak verilmiştir. Uygulama toplam sekiz hafta sürmüştür. Araştırmanın bulguları; akademik başarı açısından, küme destekli bireyselleştirme tekniğinin, tüm sınıf öğretimi yöntemine göre daha etkili olduğunu, ancak matematiğe karşı olumlu tutum geliştirme açısından, işe koşulan yöntemler arasında anlamlı düzeyde farklılaşma olmadığını ortaya koymuştur. Anahtar Sözcükler: Kubaşık Öğrenme, Küme Destekli Bireyselleştirme, Matematik Öğretimi, Temel eğitim, Akademik Başarı, Matematiğe Karşı Tutum. 'Bu çalışma, Ç.O. Araştırma fonunun SOSDE. 98. YL. 1 3 No'lu projesi ile desteklenmiştir İMKDMnU
Birleştirilmiş kubaşık okuma ve yazma tekniğinin temel eğitim beşinci sınıf öğrencilerinin Türkçe dersinde okuduğunu ve dinlediğini anlamaya yönelik akademik başarıları ve Türkçe dersine ilişkin tutumları üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, temel eğitim beşinci sınıf Türkçe dersinin okuduğunu anlama ve dinlediğini anlama (bir okuyucudan, konuşmacıdan ya da bir yayın aracından) akademik başarılarının kazandırılmasında, birleştirilmiş, kubaşık okuma ve kompozisyon uygulandığı deney grubu ile tüm sınıf öğretimine dayalı geleneksel yöntemin uygulandığı kontrol grubu arasında akademik başarı ve Türkçe dersine ilişkin tutumlar açısından anlamlı farkların olup olmadığını sınamaktır. Araştırma, 1997- 1998 öğretim Yılının ikinci yarıyılında, Mersin ili sınırları içinde yer alan orta sosyo - ekonomik düzeydeki bir devlet ilköğretim okulunda okuyan beşinci sınıf öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Uygulama yapılacak olan okulun beşinci sınıfından iki derslikte okuyan toplam 81 öğrenci, deney ve kontrol gruplarını oluşturmuştur, ölçme araçları olarak kullanılan ve araştırmacı tarafından geliştirilip, geçerlilik güvenirlik çalışmaları yapılan "Okuduğunu Anlama Başarı Testi", "Dinlediğini Anlama Başarı Testi" ve "Türkçe Dersine İlişkin Tutum ölçeği" her iki gruba da öntest, sontest olarak verilmiştir. Uygulama toplam dokuz hafta sürmüştür. Araştırmanın bulguları; akademik başarı açısından, birleştirilmiş kubaşık okuma ve kompozisyon tekniğinin (okuduğunu ve dinlediğini anlama açısından) tüm sınıf öğretimine göre, Tutum ölçeği açısından ise sadece bir alt ölçek hariç diğer üç alt ölçek açısından tekniğin etkili olduğu sonucunu vermiştir.Anahtar Sözcükler: Kubaşık öğrenme, Birleştirilmiş Kubaşık Okuma ve Kompozisyon, Türkçe öğretimi, Temel Eğitim, Akademik Başarı, Türkçe Dersine İlişkin Tutum, lşbirlikli öğrenme, öğretme Yöntemi, İlk öğretim.
Kubaşık öğrenme yöntemi ile geleneksel yöntemin demokratik tutumlar ve erişiye etkisi
ÖZET öğrencilerin, okul yapısı içinde, olumlu politik tutum geliştirmelerinde, sını-f ortamı, ders dışı etkinlikler ve okulun örgüt yapısı belirleyici öğeler olarak görülmektedir. Demokrasi eğitimi açısından ele alındığında, bu üç öge ne denli tutarlı olursa, okul ortamı içinde, istenilen tutum ve davranışların kazandırılmasında önemli katkılar sağlanabilir. Eğitim-öğretim etkinliklerinin büyük çoğunluğu, genelde sınıf ortamında oluşmaktadır. Sınıf ortamı içinde, öğrenci-öğrenci, öğretmen-öğrenci ilişkilerinin yapılandırılmasında ise, kullanılan öğretme yöntemlerinin önemli bir rol oynadığı söylenebilir. Bu açıdan, öğretme yöntemleriyle istendik tutum ve davranışlar arasında bağ kurmak mümkün olabilir. Bu bağlamda, bu deneysel araştırmayla, ülkemizde henüz yeni araştırılmaya başlanan kubaşık öğrenme yönteminin, öğrencilerin sınıf ortamına ilişkin demokratik tutumları ve erişileri üzerindeki etkileri sınanmaya çalışılmıştır. Geleneksel yönteme göre etkililiği sınanan kubaşık öğrenme yönteminin, yapılan birçok araştırmada, öğrencilerin başarıları ve duyuşsal çıktıları üzerinde olumlu etkileri gözlenmiştir. Araştırma, yeni yasal düzenlemelerle Ç.U. Eğitim Fakültesine bölüm olarak bağlanan, Ç.O.Adana Eğitim Yüksekokulunda gerçekleştirilmiştir. 1991-1992 Eğitim Yılı, 1. Yarıyılda "Eğitim Bilimine Giriş" dersini alan Yüksekokul birinci sınf öğrencilerinden, deney ve kontrol grupları seçilmiştir- Bir deney ve iki kontrol grubu oluşturulmuştur. -195-196 Deney grubunda "Yeniden Uyarlanmış Birleştirme" tekniği adı verilen kubaşık öğrenme tekniği kullanılmıştır» Bu teknik, kubaşık öğrenme tekniklerinden, "Birleştirme", "Birleştirme II" "öğrenci Takımları Başarı Bölümleri" ile "Takım- Oyun-Turnuva" tekniklerinin temel özelliklerinden yararlanılarak oluşturulmuştur. Birinci kontrol grubunda, geleneksel yöntemle ders işlenmiştir. Deney ve birinci kontrol gruplarındaki öğrenme- öğretme etkinlikleri, araştırmacı tarafından yürütülmüştür. îkinci kontrol grubuna, başka bir öğretim elemanı tarafından ders veri İmiştir. Deney ve kontrol gruplarına, "Sınıf Ortamına İlişkin Demokratik Tutum ölçeği" ön ve son uygulama olarak verilmiştir. "Eğitim Bilimine Giriş" dersi ile ilgili erişi testi, deney ve birinci kontrol gruplarına ön test ve son test olarak verilmiştir. îkinci kontrol grubu, araştırmacıdan kaynaklanabilecek tutum ve davranışları denetlemek, bir noktada "halo etkisi "ni engellemek amacıyla oluşturulmuştur. "Sınıf Ortamına İlişkin Demokratik Tutum ölçeği", araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Tutum ölçeğinin ve erişi teatinin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Dokuz hafta süren uygulama sonucunda, elde edilen veriler, bilgisayar istatistik paket programlarından yararlanılarak çözümlenmiştir. Araştırmada, istatistiksel teknikler olarak, faktör çözümlemesi, tek yönlü değişkenlik çözümlemesi, ortalamalar/korelasyon değerleri arasındaki farkın test edilmesinde kullanılan eşli ve bağımsız gruplar t-testleri Spearman-Brown korelasyon katsayısı, KR20 alfa değerlerinden yararlanılmıştır.197 Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şunlardır 1. Kubaşık öğrenme yönteminin uygulandığa deney grubu ile, geleneksel yöntemin uygulandığı birinci kontrol grubunun, a) Erişi testi ön test ve son test puanları arasında anlamlı farklar bulunmuştur. b) Son test puanları arasında, deney grubu lehine anlamlı bir fark vardır» c) Erişi puanları arasında, deney grubu lehine anlamlı bir fark gözlenmiştir. d) Erişi testi ön test ve son testten, bilişsel alanın bilgi ve kavrama düşeylerinde aldıkları puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur. e) Erişi testi son testten, bilgi ve kavrama düzeylerinde aldıkları puanlar arasında, deney grubu lehine anlamlı farklar bulunmuştur. 2= Kubaşık öğrenme yönteminin uygulandığı deney grubu ile, geleneksel yöntemin uygulandığı kontrol gruplarının, "Sınıf Ortamına İlişkin Demokratik Tutum ölçeğimden aldıkları tutum puanları açısından a) Deney grubunun ön ve son uygulama tutum puanları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Kontrol gruplarında, ön ve son uygulama tutum puanları arasında anlamlı farklar gözlenmemiştir. b) Deney grubunun, ön ve son uygulamada, "bilimsellik", "açıklık", "katılım81, "sınıf oyuna başvurma", "azınlık hakları" alt bölümlerinden aldıkları tutum puanları arasında anlamlı farklar bulunmuştur. Diğer alt bölümlerde, anlamlı farklar görülmemiştir. c) Birinci kontrol grubunda, "sınıf oyuna başvurma", ikinci kontrol grubunda ise, "eşitlik" ve "sınıf19S oyuna başvurma" alt bölümlerinde,, ön ve son uygulama tutum puanları arasında anlamlı -farklar gözlenmiştir» Diğer alt bölümlerde farklılaşma görülmemiştir. d) Deney grubuyla birinci kontrol grubunun son uygulama tutum puanları arasında anlamlı bir fark bulunmuş; deney grubuyla ikinci kontrol grubu arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. e) Deney grubu ile kontrol gruplarının, "Sınıf Ortamına îlişkin Demokratik Tutum ölçeği"nin "birlikte çalışma" ve "bilimsellik" alt bölümlerinden, son uygulamadan aldıkları tutum puanları arasında, deney grubu lehine anlamlı farklar bulunmuştur. Diğer alt bölümlerde, anlamlı farklar gözlenmemiştir. 3. Deney grubunun erişi testi son test ile tutum ölçeği son uygulama puanları arasındaki ilişki, erişi testi ön test ile tutum ölçeği son uygulama puanları arasındaki ilişkiden daha yüksek bulunmuş; bu iki ilişki arasında anlamlı fark gözlenmemiştir. Birinci kontrol grubunun erişi testi son test ile tutum ölçeği son uygulama puanları arasındaki ilişki, erişi testi Ön test ile tutum ölçeği son uygulama puanları arasındaki ilişkiden daha düşük bulunmuş; bu iki ilişki arasında da anlamlı fark gözlenmemiştir Araştırma bulguları, kubaşık öğrenme yönteminin, gerek öğrenci başarısında, gerekse demokratik tutumlar açısından, geleneksel yönteme göre daha etkili olduğunu göstermektedir.
Çoklu Zekâ Kuramı destekli kubaşık öğrenme yönteminin Türkçe dersine ilişkin tutum ve okuduğunu anlamaya yönelik akademik başarı üzerindeki etkisi
Bu deneysel çalışmada, çoklu zekâ kuramı destekli kubaşık öğrenme yönteminin ilköğretim beşinci sınıf Türkçe dersinde, öğrencilerin okuduğunu anlamaya yönelik akademik başarıları ve derse ilişkin tutumları üzerinde etkisi olup olmadığı araştırılmıştır.Çoklu zekâ kuramı destekli kubaşık öğrenme yöntemi, araştırmanın bağımsız değişkenini oluştururken, okuduğunu anlama başarısı ve Türkçe dersine ilişkin tutum ise bağımlı değişkenlerini oluşturmaktadır. Araştırma, öntest-sontest kontrol gruplu deneme modelinde tasarlanmıştır. Uygulama, 2005-2006 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında, Adana İli Seyhan ilçesinde yer alan orta sosyo-ekonomik düzeydeki bir devlet ilköğretim okulunun üç dersliğinde okuyan toplam 115 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir.Araştırmada, bir deney ve iki kontrol grubu kullanılmıştır. Uygulama, 12 hafta sürmüştür. Dersler, deney grubunda çoklu zekâ kuramı destekli kubaşık öğrenme yöntemine, kontrol gruplarında ise 2005?2006 Türkçe Dersi Öğretim Programı'na göre hazırlanan ders planları doğrultusunda işlenmiştir. Dersler, deney ve birinci kontrol grubunda araştırmacı tarafından yürütülürken, ikinci kontrol grubunda sınıf öğretmenleri tarafından yürütülmüştür. Çalışmada, ÇZK destekli kubaşık öğrenme yönteminin öğretim sürecindeki etkisinin ortaya konulabilmesi için nitel ve nicel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen ?Okuduğunu Anlama Başarı Testi? deney ve kontrol gruplarına öntest-sontest olarak, ?Türkçe Dersi Tutum Ölçeği? işlem öncesinde ve işlem sonrasında uygulanmıştır. Ayrıca ?Teele Çoklu Zekâ Envanteri? araştırmanın başında öğrencilerin zekâ alanlarını belirlemek, ?kişisel bilgiler formu? çalışma gruplarında yer alan öğrencilerin kişisel bilgilerini almak üzere kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanmasında deney grubunda yer alan öğrencilerin sürece ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik yarı yapılandırılmış görüşme formu ile ?Grup Çalışmalarını Değerlendirme Formu? kullanılmıştır.Araştırmada başarı testi ve tutum ölçeğinden elde edilen veriler üzerinde, istatistiksel teknik olarak kovaryans analizi kullanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak alınmıştır. Grup çalışmalarını değerlendirme ve yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler, nitel araştırmalarda kullanılan içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir.Araştırma sonunda elde edilen verilere göre, başarı testi ve tutum ölçeği sontest puanları açısından deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunurken; kontrol grupları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen sonuçların bir kısmı aşağıdaki gibi özetlenebilir.Öğrenciler, çoklu zekâ destekli kubaşık öğrenme yöntemi sayesinde, Türkçe derslerini daha çok sevdiklerini, derse daha çok katılma isteği duyduklarını söylemişlerdir. Ayrıca, bu yöntemin, başarılarını arttırdığını; arkadaşlarıyla daha iyi kaynaşmalarını sağladığını; dayanışmayı, paylaşmayı ve birlikte çalışmayı öğrettiğini ifade etmişlerdir.
İlköğretim 3. sınıf hayat bilgisi dersinde sorgulama merkezli etkinliklerle yapılan proje çalışmalarındaki öğrenci performansının değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, İlköğretim 3. Sınıf Hayat Bilgisi dersinde sorgulama merkezli etkinliklerle yapılan proje çalışmalarındaki öğrenci performansını değerlendirmektir.Betimsel bir çalışma olup özel durum çalışması ( Bütüncül tek durum deseni ) niteliğindeki bu araştırma 2007?2008 öğretim yılında, 10 haftalık bir sürede Adana İli Yüreğir ilçesindeki bir devlet okulunda 3. sınıfta okuyan 25 öğrenciyle (13 erkek, 12 kız öğrenci) ile çalışılmıştır. Ayrıca öğrencilerin çalışmalarını değerlendirmek üzere 2 sınıf öğretmeni ile bir sosyal bilgiler öğretmeni de katılmıştır. Öğrencilerin kendileri ve gruplarını değerlendirmelerini sağlayacak değerlendirme formları oluşturulmuştur. Bu amaçla öğrencilere ?Linda CAMPELL'ın oluşturduğu ve öğrencilerinin konu hakkında sahip olduğu ön bilgileri ölçmeye yönelik hazırlamış olduğu ?Ne Biliyorum formu? , ?Grup öz değerlendirme formu? ve ?Akran değerlendirme formu? ?Kendimi Değerlendiriyorum formu? uygulanmıştır. Öğretmenlerin öğrenciyi değerlendirmesi için ? grup değerlendirme formu? ile ?proje değerlendirme form?ları kullanılarak öğrenci performansları ile ilgili veriler toplanmıştır. Bu çerçevede veriler öncelikle bilgisayara aktarılmış, okunup incelenerek kodlara dönüştürülmüştür.Araştırmada, ilköğretim 3. Sınıf Hayat Bilgisi dersinde sorgulama merkezli etkinliklerle yapılan proje çalışmalarında öğrencilerin performansını değerlendirmeye yönelik analizler, bu etkinliklerin öğrencilerin performansları üzerinde etkili olduğunu göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Sorgulama Merkezli Yaklaşım, Hayat Bilgisi Programı, Performans Değerlendirme, Proje Tabanlı Öğrenme, Kubaşık Öğrenme.
İşbirlikli öğrenme yönteminin ÖTBB ve TOT tekniklerinin 6. sınıf öğrencilerinin matematik dersi ?istatistik ve olasılık? konusunda akademik başarı, kalıcılık ve sosyal beceri düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, işbirlikli öğrenme yönteminin Öğrenci Takımları-Başarı Bölümleri (ÖTBB) ve Takım-Oyun-Turnuva (TOT) tekniklerinin, ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin matematik dersi ?İstatistik ve Olasılık? konusunda akademik başarı, kalıcılık ve sosyal beceri düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir.2009-2010 eğitim-öğretim yılı I. yarıyılında, Adana İli Seyhan İlçesi'ndeki bir ilköğretim okulunda gerçekleştirilen araştırma, yarı deneyseldir. Araştırma 152 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. İşbirlikli öğrenme yönteminin ÖTBB ve TOT tekniklerinin mevcut yönteme ve birbirine göre etkililiğini sınamak için iki deney grubu ve bir kontrol grubu oluşturulmuştur. Gruplar ilköğretim 5. sınıf matematik dersi not ortalamalarına ve demografik özelliklerine göre eşleştirildikten sonra, deney ve kontrol gruplarına seçkisiz atama yöntemiyle atanmıştır. Araştırma, deney süresince bütün gruplarda araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir ve 18 hafta sürmüştür.Deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilere çalışma başlangıcında ?Matematik Başarı Testi? ve ?Sosyal Beceriler Ölçeği? öntest olarak ve çalışma bitiminde sontest olarak uygulanmıştır. Beş hafta sonra ?Matematik Başarı Testi? kalıcılık testi olarak tekrar uygulanmıştır. Çalışma sonunda deney gruplarındaki öğrencilere ?Görüşme Formu? uygulanarak, öğrencilerin tekniklere ve uygulamaya ilişkin düşünceleri alınmıştır.Gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için başarı testi ve sosyal beceriler ölçeğinden elde edilen veriler üzerinde 3x1 kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılmıştır. Farklılaşmaların yönünü belirleyebilmek için Bonferroni ikili karşılaştırmalar testi kullanılmıştır. Aynı işlem kalıcılık testi için de yapılmıştır. Yapılan analizlerin sonucu TOT tekniğinin akademik başarı üzerinde daha etkili olduğunu, kalıcılık açısından ise ÖTBB tekniğinin daha etkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca ÖTBB ve TOT grubundaki öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinin, kontrol grubuna göre olumlu yönde istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir.Deney gruplarındaki öğrenciler Görüşme Formu'nda derse ilgilerinin arttığını, daha iyi motive olduklarını ve dersi daha iyi öğrendiklerini belirtmişler; arkadaşlık ilişkilerinin bu teknikler sayesinde farklı bir boyut kazandığını, birlikte çalışmanın ve paylaşmanın önemini anladıklarını ifade etmişlerdir.Anahtar Kelimeler: İşbirlikli Öğrenme Yöntemi, Öğrenci Takımları-Başarı Bölümleri Tekniği, Takım-Oyun-Turnuva Tekniği, Sosyal Beceriler
İlköğretim 6. ve 8. sınıf öğrencilerinin ayın evreleri konusunda kavram yanılgıları ve kavram değişimlerinin işbirliğine dayalı ortamda incelenmesi
Bu çalışmanın genel amacı, ilköğretim altıncı ve sekizinci sınıf öğrencilerinin Ay'ın evreleri konusunda kavram yanılgılarını belirlemek ve bu kavram yanılgılarının giderilmesinde geleneksel öğretim yöntemi ve işbirliğine dayalı öğretim yönteminin etkisini araştırmaktır. Araştırma 2008-2009 eğitim öğretim yılında, Adana ili Kozan ilçesinde bulunan bir devlet ilköğretim okulunda gerçekleştirilmiştir. İşbirlikli grupda altıncı sınıfta 18, sekizinci sınıfta 17, geleneksel grupda altıncı sınıfta 11, sekizinci sınıfta 16 öğrenci olup toplam 62 öğrenci çalışma grubunda yer almıştır. Dersler işbirlikli grupda işbirliğine dayalı öğretim yöntemi ile, geleneksel grupda ise geleneksel öğretim yöntemine göre işlenmiştir. Öğrencilerin ön bilgilerini öğrenebilmek için ön görüşmeler yapılmıştır. Yapılan ders anlatımlarından sonra öğrencilerin bilgilerini öğrenmek için onlarla son görüşmeler yapılmıştır. Araştırma süresince elde edilen görüşmeler incelenerek belirlenmiş kategorilere göre gruplandırılmış ve puanlandırılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının karşılaştırılmaları ise Mann-Whitney U testi, Wilcoxon Signed test ve yüzde ile yapılmıştır. Analizler sonunda ayın evreleri konusunda sahip olunan kavram yanılgıları belirlenmiştir. İstatistiksel olarak işbirliğine dayalı öğretim yöntemi ile geleneksel öğretim yöntemi arasında ayın evreleri konusundaki her iki sınıf seviyesinde kavram yanılgılarının giderilmesinde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Fakat işbirlikli grupda bulunan öğrencilerin bazılarında kavram değişimi olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Fen eğitimi, İşbirliğine dayalı öğretim, Astronomi eğitimi, Yapılandırıcı yaklaşım, Ay'ın evreleri.
İşbirlikli öğrenme yönteminin öğrencinin matematik başarısı ve matematiğe ilişkin tutumu üzerindeki etkililiği: Bir meta-analiz çalışması
Bu çalışmada 1988-2010 yılları arasında, işbirlikli öğrenme yönteminin matematik başarısı ve matematiğe ilişkin tutum üzerine etkililiğini geleneksel yöntemle karşılaştıran deneysel çalışmalar derlenerek meta-analiz yöntemiyle birleştirilmiştir. Meta-analize toplam 26 (n= 36) çalışma dâhil edilmiştir. İşbirlikli öğrenme yönteminin akademik başarı üzerindeki genel etki büyüklüğü d++ = 0.59 ( 95 % GA: 0.38 ile 0.80) , matematiğe ilişkin tutum üzerine etki büyüklüğü d++ = 0.16 ise olarak bulunmuştur. Başarı açısından elde edilen etki büyüklüğü orta ölçekte, pozitif ve anlamlı iken tutum açısından elde edilen etki büyüklüğü ise küçük ölçekte, pozitif ve anlamlıdır. Sonuç olarak işbirlikli öğrenme yöntemi geleneksel yönteme göre hem başarı hem de tutum açısından daha başarılı bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: İşbirlikli Öğrenme Yöntemi, Matematik Başarısı, Meta-Analiz, Etki Büyüklüğü, Tutum
A distant implementation of inset: A teacher training platform for contextual grammar teaching
This study has described and revealed teacher cognition of teaching grammar extensively; it has suggested courses of action to transfer this dimension in language teaching to be exploited in INSET applications. In other words, the study has combined two distinct fields, providing a bridge between grammar teaching and professional development. Mixed methods research paradigm has been used to describe the teacher cognition of teaching grammar. According to the findings of qualitative and quantitative research, it has been observed that the great majority of the teachers teach grammar in their courses, and employ inductive grammar teaching techniques. Distant INSET as the complementary tool to central INSET implementation has been used to provide a collaborative environment for teaching tips of contextual grammar. Modular Object Oriented Dynamic Learning Environment (Moodle) has been used for the implementation. Further studies to be grounded on this study will give better and more comprehensive results.
Collaborative strategic reading with adult EFL learners: A collaborative and reflective approach to reading
Reading, a receptive language skill, is of great importance in the field of second and foreign language teaching or learning. The importance of reading stems from the fact that it enables the language learner firsthand input and knowledge about target language. Reading can simply be described as the process of extracting meaning from a text. Comprehension is a highly significant point in reading and refers to an interactive process in which readers try to construct meaning from the text. Achieving reading comprehension requires the use of different strategies to aid in this process, which was emphasised insistently following the shift from traditional teacher-centered classrooms to learner-centered classrooms. Many researchers (Almasi, 2003; Janzen & Stoller, 1998; Paris et al., 1984) suggest that comprehension strategy instruction has benefits both for learners and the teacher. Reading comprehension strategy instruction provides learners to have a deeper understanding and interpretation of the text and to perform better on comprehension related tests.Taking the significance of reading strategies and development in language education into consideration, many researchers have suggested different kinds of approaches to reading which can show differences in terms of procedure, context, implementation and outcomes (Palinscar & Brown,1984; Pressley,1992; Roehler & Duffy, 1984). Among those reading approaches, Collaborative Strategic Reading (CSR) was proposed by Klingner and Vaughn (1996) who were primarily influenced by studies on reciprocal teaching and transactional strategy instruction. It involves the use of four reading strategies in collaboration with peers assisting each other in comprehension of the text. Various studies show that Collaborative Strategic Reading facilitates the comprehension of the text and leads to gains in terms of variables such as student achievement, participation, motivation etc. (Fan, 2009; Klingner et al., 1998; Standish, 2005; Vaughn et al., 2011).In the light of these discussions above, our aim in the present study is to find out the effects of practicing CSR on adult EFL learners? reading comprehension, reading-related problems and attitude towards reading in a foreign language. 40 prep-class university students, who had three hours of reading classes per week, participated in the present study. The participants were labeled into two groups as experimental and control groups. The learners in experimental group were exposed to Collaborative Strategic Reading practice in their reading classes for ten weeks while the learners in control group got no treatment in terms of CSR practice but maintained with traditional teacher-led reading approaches.With the aim of investigating the effects of CSR, five types of instruments were utilized to collect the data. Pre-reading comprehension test and pre-attitude questionnaire were administered in both groups to provide a basis for the present study and make a comparison with post-tests and questionnaires. Minute papers were collected from the students in experimental group to shed light on the problems or difficulties they experience while reading in a foreign language. During CSR practice, the experimental group students kept CSR logs and reflective learning logs that would contribute to the understanding of the process and the changes in students? problems. At the end of the practice, post-reading comprehension test and post-attitude questionnaire were administered in experimental and control groups to observe the changes occurred upon CSR practice in comparison to pre-test results. During CSR practice, the researcher took field notes in experimental group to support the findings. The results reveal that CSR has effected the comprehension of experimental group but had no effect on attitudes towards reading in a foreign language. In addition, CSR has seemed to have an effect on reading related problems of adult EFL learners.
The effect of Web tools 2.0 on critical thinking with a special emphasis on collaborative learning
This study was conducted to find an answer whether Web 2.0 tools have an effect on critical thinking (CT) with a special emphasis on collaborative learning. Thinking skills have a great role in our life. In purpose or not, we are using them in every scope of life. Moreover, they are essential for our professional and personal lives as well. Especially, CT, one of the thinking skills, has been very significant in the twenty-first century because we are being exposed to a large quantity of new information every day and it has been very tough to cope with. A great many of studies have been conducted on CT and it is obvious that it has a great impact on education. However, there are some practical issues on how to integrate CT into curriculum. On the other hand, literature reviews have shown that Web 2.0 tools are effective tools in learning and teaching process. Web 2.0 tools are becoming more popular everyday and we come across new Web 2.0 applications in both daily life and educational arena. Web 2.0 tools such as blogs, wikis, and social networking are very common and they encourage and support the collective knowledge for the 21st century. In recent years, Fatih Project has been put into practice in all schools around Turkey with the aim enabling equal opportunities in education and improving technology in the schools including primary, secondary and high schools for the efficient usage of ICT tools in the learning-teaching. With this project, all schools will be equipped and transformed into computerized classes with the latest information technologies such as tablets, LCD Interactive Boards. In this transformation process, educational e-contents are going to be formed in accordance with the current teaching programs. Therefore, teachers and students should be informed about Web 2.0 tools and some practical issues should be eliminated. Moreover, collaborative learning has a significant role in education. Teachers use this to enliven their classes, increase the communication and so many other reasons. As we use Web 2.0 tools and provide them to discuss, collaborative learning is essential. With all these in mind, the main question is whether Web 2.0 tools instruction can successfully promote CT with a special emphasis on collaborative learning. The purpose of this paper is to find an answer to this question. It also will identify the teaching strategies and instructional designs, which will successfully promote CT in an electronic learning environment. This study is both a qualitative and a quantitative, which lasted ten weeks. 20 8th grade students in Kahramanmaraş, Dulkadiroğlu, Güzelyurt Secondary School were the participants of this study. Critical Thinking Questionnaire (CTQ) and Web 2.0 tools Questionnaire (WTQ) were administered at the beginning of the study to see the preferences of the participants. Furthermore, interviews and minute papers were used to support the study. During the study, CT was infused into the curriculum through prompts in accordance with the language content and topics for the 8th grades that was determined by the Ministry of Education. At the end of the study, the same questionnaires used at the beginning of the study were administered again to see whether there has been an improvement in learners' CT skills. Quantitative data was analyzed by using descriptive statistics as a component of case study. Research findings from qualitative (Interviews, diary and minute papers) data shed light on the quantitative data as well. Key words: Critical thinking (CT), Web 2.0 tools, Collaborative learning.
İstatistik dersinde işbirlikli öğrenmenin öğrencilerin akademik başarılarına, tutumlarına etkisi ve istatistiksel düşünme seviyelerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, işbirlikli öğrenme yönteminin öğrencilerin istatistik dersindeki akademik başarıları ve istatistik dersine yönelik tutumları üzerindeki etkisinin ve öğrencilerin istatistiksel düşünme seviyelerinin belirlenmesidir.Bu amaç doğrultusunda araştırma 2013–2014 eğitim-öğretim yılında bir devlet üniversitesinde öğrenim gören rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümü birinci sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Yarı deneysel modellerden biri olan eşitlenmemiş kontrol gruplu model olarak tasarlanan çalışma, rastgele seçilen bir deney (n=33) ve bir kontrol grubu (n=32) olmak üzere toplam 65 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Araştırma 12 hafta süre ile hem deney hem kontrol gruplarında araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel verilerini toplayabilmek için veri toplama aracı olarak 23 maddeden oluşan "İstatistik Başarı Testi" (İBT) ile Diri (2007) tarafından geliştirilen 5'li likert tipte 34 maddeden oluşan "İstatistik Tutum Ölçeği" (İTÖ) ön test-son test olarak kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda öğrencilerin istatistik dersine ve kullanılan yönteme ilişkin görüşlerini ortaya koyabilmek için deney grubunda yer alan öğrencilere yarı yapılandırılmış "Görüşme Formu" (GF); öğrencilerin istatistiksel düşünme seviyelerinin belirlenebilmesi amacıyla ise 11 öğrenciye "İstatistiksel Düşünme Testi" (İDT) uygulanmıştır.Deney ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için "İstatistik Başarı Testi"nden edilen veriler üzerinde kovaryans analizi (ANCOVA); "İstatistik Tutum Ölçeği"nden elde edilen verilere ise Bağımsız Gruplar T-Testi uygulanmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda işbirlikli öğrenme tekniğinin akademik başarı üzerinde anlamlı bir fark yaratmadığı ancak deney grubunda yer alan öğrencilerin düzeltilmiş son test başarı puan ortalamalarının daha yüksek olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca işbirlikli öğrenme yönteminin öğrencilerin derse yönelik tutumları üzerinde de istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşturmadığı görülmüştür. Bununla birlikte deney grubundan seçilen öğrencilerle yapılan görüşmeler sonucunda öğrenciler arkadaşlık ilişkilerinin işbirlikli öğrenme yöntemi sayesinde geliştiğini; grup çalışmaları sırasında birbirlerinin öğrenmelerine yardımcı olduklarını ifade etmişlerdir. Son olarak SOLO taksonomisine göre öğrencilerin istatistiksel düşünme seviyelerinin "Tek Yönlü Yapı" ve "Çok Yönlü Yapı" seviyelerinde yoğunlaştığı sonucu ortaya konulmuştur. Anahtar kelimeler: Akademik başarı, istatistik dersi, istatistik dersine yönelik tutum, istatistiksel düşünme, işbirlikli öğrenme yöntemi
Yabancı dil olarak İngilizce öğretiminde etkili öğretim stratejilerin analizi (Durum çalışması)
Bu çalışma, bir okulda yabancı dil eğitimi ile ilgili okul iç paydaşlarının görüşlerin dikkate alınmasını ve 5.sınıf İngilizce dersinde etkili öğretim stratejilerini analiz etmeyi amaçlamıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan bütüncül tek durum deseni kullanılmıştır. Çalışma, Adana'da bulunan bir devlet okulunda uygulanmıştır. Çalışma grubunu İngilizce öğretmenleri, okul yöneticileri, öğrenciler ve araştırmacı oluşturmaktadır. Araştırmada görüşme, gözlem, doküman analizi, anket ve araştırmacı günlüğü kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, birinci problem durumuyla ilgili olarak okul yöneticileri yabancı dil öğretimindeki sorunları eğitim sistemi, öğretmen sıkıntısı, materyal eksikliği ve bölgesel farklılıklar olarak belirtirken, öğretmenler ise müfredat sıkıntısı, dilbilgisine dayalı öğretim anlayışının olması ve materyal eksikliği şeklinde ifade edilmiştir. Öğrencilerle yapılan görüşmede ise öğrencilerin İngilizce dersini sevme nedeni olarak iletişim kurma vedil öğrenmeyi sevme durumu ortaya çıkmıştır. İngilizce dersini en iyi öğrenme yolları olarak öğrenciler " tekrar yapma,alıştırma,ev ödevi, görsel materyal ve sınıf ortamı" olarak ifade etmişlerdir. Çalışmanın ikinci problem durumuyla ilgili olarak doküman analizinde daha çok "işbirliğine dayalı öğrenme ve dile dayalı olmayan temsiller" stratejilerin yer aldığı görülmüştür. Çalışmanın ikinci problem durumuyla ilgili olarak öğretmenlerin etkili öğretim stratejileri ile ilgili lisans dönemlerinde herhangi bir eğitim almadıkları, öğretimin etkili olması için öğretmenlerin görsel materyal kullanmak, beden dilini kullanmak, öğrenciyi aktif olarak sürece dahil ettikleri anlaşılmıştır. Araştırmanın dördüncü problem durumuyla ilgili olarak öğretmenlerin farklı etkili öğretim stratejilerini farklı şekilde kullandıkları anlaşılmıştır. Ayrıca farklı etkili öğretim stratejilerinden sadece "özet çıkarma ve not tutma", "işbirliğine dayalı öğrenme" ve "varsayım üretme ve test etme" stratejilerini kullanmadıkları gözlenmiştir.
Argümantasyon destekli işbirlikli öğrenme yönteminin genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) konusunda uygulanmasının onuncu sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, argümantasyon destekli işbirlikli öğrenme yönteminin doğrultusunda düzenlenen öğretimin 10' uncu sınıf öğrencilerinin Biyoloji dersindeki akademik başarılarına etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırma 2017-2018 öğretim yılının ilkbahar yarıyılında Adana ili Çukurova ilçesinde bulunan bir resmi ortaöğretim okulunda gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda 34, kontrol grubunda 35 öğrenci olmak üzere 69 öğrenci çalışma grubunda yer almıştır. Çalışma 7 hafta sürmüştür. Dersler deney grubunda argümantasyon destekli işbirlikli öğrenme yöntemine, kontrol grubunda ise 2017 MEB Biyoloji öğretim programına göre hazırlanan ders planları ile gerçekleştirilmiştir. Deney ve kontrol gruplarına "Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar Başarı Testi (GDOBT)" ön test ve son test olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak GDOBT son test puanları açısından, argümantasyon destekli işbirlikli öğrenme yönteminin uygulandığı deney grubunun GDOBT son test puanlarının aritmetik ortalaması 2017 MEB öğretim programının uygulandığı kontrol grubunun GDOBT son test puanlarından yüksek olduğu bulunmuştur. Bu farklılık ile argümantasyon destekli işbirlikli öğrenme yönteminin öğrencilerin Biyoloji dersine ilişkin başarılarının, 2017 MEB öğretim programına göre daha etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Argümantasyon, işbirlikli öğrenme, akademik başarı, 2017 MEB öğretim programı
6. sınıf maddenin tanecikli yapısı ünitesinin öğretiminde süreç odaklı rehberli sorgulamayla öğrenme yönteminin öğrencilerin akademik başarıları, sorgulayıcı öğrenme becerisi algıları ve mantıksal düşünme becerileri üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı 6. sınıf Fen Bilimleri dersi "Maddenin Tanecikli Yapısı" ünitesinin öğretiminde Süreç Odaklı Rehberli Sorgulamayla Öğrenme (SORSÖ) yönteminin uygulanmasının öğrencilerin akademik başarılarına, mantıksal düşünme becerilerine ve sorgulama becerisi algılarına etkisini incelemektir. Çalışmada yarı-deneysel desenlerden eşitlenmemiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırma, 2016-2017 eğitim öğretim yılı güz döneminde gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya bir ortaokulun 6. sınıfında okuyan 54 öğrenci katılmıştır. Deney grubunda (n=29) fen bilimleri dersi maddenin tanecikli yapısı ünitesi SORSÖ ile öğretilmiştir. Bu yöntemde öğrenme döngüsüne uygun olarak hazırlanmış etkinlikler işbirlikli öğrenme yöntemi ile uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise (n=25) öğretmen merkezli bir yaklaşımla ders kitabındaki içerikler öğretmen tarafından aktarıldıktan sonra ders kitabındaki deneyler öğretmen tarafından yapılarak büyük sınıf tartışması ile tartışılmıştır. Araştırmada verilerin toplanmasında nitel ve nicel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Nicel veriler "Maddenin Tanecikli Yapısı Başarı Testi (MTYBT)", "Mantıksal Düşünme Grup Testi (MDGT)" ve "Sorgulayıcı Öğrenme Becerileri Algısı Ölçeği (SÖBAÖ)" kullanılarak toplanmıştır. MTYBT, MDGT ve SÖBAÖ deneysel işlem öncesinde öntest ve deneysel işlem sonrasında sontest olarak uygulanmıştır. Nitel veriler ise deneysel işlem sonrasında deney grubundan seçilen öğrencilerle SORSÖ hakkındaki görüşlerini almak üzere yapılan görüşmelerle toplanmıştır. Araştırmanın nicel verileri tek yönlü ANOVA, Mann-Whitney U, bağımsız gruplar t-testi ile çözümlenmiştir. Görüşmelerle toplanan nitel veriler ise betimsel analiz ile analiz edilmiştir. Araştırma sonunda Süreç Odaklı Rehberli Sorgulamayla Öğrenme yönteminin süregelen öğretim proramına paralel olan yönteme göre 6. sınıf öğrencilerinin maddenin tanecikli yapısı ünitesindeki başarılarını arttırmada daha etkili olduğu, ancak mantıksal düşünme becerisi ve sorgulayıcı öğrenme becerileri algılarında öğretim proramına paralel olan yönteme göre anlamlı bir etkiye sahip olmadığı ortaya çıkmıştır. Görüşme sonuçları, öğrencilerin SORSÖ uygulamasındayöntemi eğlenceli buldukları; sosyalleşmelerinin, iletişim becerilerinin ve kendilerini ifade etme yeteneklerinin artırdığını ve daha kalıcı öğrenebildiklerini düşündüklerini göstermektedir. Yöntemin sınırlılığı olarak öğrenciler tarafından belirtilen özellikler ise materyal eksiklikleri, kişi eksikliği, grup rollerinden sapma ve grupların oluşturulmasında kendi isteklerinin göz önüne alınmaması şeklindedir. Anahtar Kelimeler: Süreç odaklı rehberli sorgulamayla öğrenme (SORSÖ), işbirlikli öğrenme, öğrenme döngüsü, maddenin tanecikli yapısı
Liselerin yabancı dil sınıflarında işbirlikçi yazma
Even though the curriculum of the Ministry of National Education includes learning outcomes related to basic language skills, these are often overlooked, especially writing skills are ignored. Students have difficulty in writing activities, which are the requirements of English classes, and teachers are reluctant to teach this skill. In collaborative studies, students may carry onward their linguistic and cognitive levels further than the existing level. In this study, based on Vygotsky's socio-cultural constructivist theory, it is aimed to develop students' writing skills by providing learning support to each other. This study primarily takes aim at developinging L2 writing skill of the students studying at foreign language department of a state high school in Hatay, Turkey through collaborative writing. It also targets to find out whether there is quality and quantity difference between the individual writings and collaborative writings of the students in their essays. Within this context, the study was carried out with 12th grade Foreign Language Department students in Anatolian High School in Hatay. During the study process, writing training was given first and then writing activity applications were performed. Since only two schools in the district have a Foreign Language Department, Purposive Sampling Method was used in student selection. The participants were divided into two main groups, the control group and the experimental group. Both groups worked on the same tasks during the study. Writing skills were covered in the first semester courses and practice was done in the second semester. Each period took 8 weeks with 2 lesson hours in each week. The control group performed these practices individually, while the experimental group performed in accordance with the collaborative method, in 4 groups of 3 students. The analyses of writings were carried out in line with an evaluation rubric that is a four-point scale and borrowed from ESL Composition Profile (Jacobs, et al., 1981). The results of analysis showed that students who wrote collaboratively scored higher marks in terms of content, organization, vocabulary/languge use, and grammar usage than the control group did. Keywords: collaborative writing, individual writing, colloboration, writing in EFL, essay/paragraph writing
İşbirlikli dijital hikaye anlatımının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yaratıcı yazma ve sosyal duygusal öğrenme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, işbirlikli dijital hikaye anlatımının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yaratıcı yazma ve sosyal duygusal öğrenme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmada, yarı deneysel desenlerden, ön-test / son-test kontrol gruplu deney modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Manisa ili Alaşehir ilçesinde bulunan bir devlet ilkokulunun 4. sınıfında öğrenim gören, 30'u deney, 30'u kontrol grubu olmak üzere 60 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma 2017-2018 Eğitim–Öğretim yılında gerçekleştirilmiş, uygulama süreci 11 hafta sürmüştür. Uygulama aşamasında, deney grubundaki öğrenciler işbirlikli dijital hikaye hazırlamıştır. Öğrencilere ön-test ve son-test olarak Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri Ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca, öğrencilerin serbest yazı çalışmaları Yaratıcı Yazma Dereceli Puanlama Anahtarı ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde bağımlı gruplar için t-testi, bağımsız gruplar için t-testi ve tek faktörlü ANCOVA analizi kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, deney ve kontrol gruplarının her ikisinde de yaratıcı yazma ve sosyal duygusal öğrenme becerilerine ilişkin ön-test ve son-test puanları arasında anlamlı bir gelişme olduğu ortaya konulmuştur. Deney ve kontrol grupları arasında yaratıcı yazma becerilerine ilişkin ön-test puanları kontrol altına alındığında son-test puanları arasında deney grubunun lehine anlamlı bir farklılık olduğu ve bu sonucun orta düzeyde bir etki gösterdiği görülmüştür. Sosyal duygusal öğrenme becerileri için deney ve kontrol grupları arasında, ön-test puanları kontrol altına alındığında son-test puanları arasında anlamlı bir farkın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, işbirlikli dijital hikaye hazırlamanın yaratıcı yazma becerilerini anlamlı bir şekilde arttırdığı, sosyal duygusal öğrenme becerilerini ise anlamlı bir şekilde arttırmadığı görülmüştür.
İşbirlikli öğrenme yöntemine dayalı mikroöğretim uygulamalarının fen bilgisi öğretmen adaylarının fen öğretimine yönelik öz-yeterliklerine ve fen öğretiminde işbirlikli öğrenme yöntemini kullanmaya yönelik inançlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı işbirlikli öğrenme yöntemini temel alan mikroöğretim uygulamalarının fen bilimleri öğretmen adaylarının fen öğretimine yönelik öz-yeterlikleri ve fen öğretiminde işbirlikli öğrenme yöntemini kullanmaya yönelik inançları üzerine etkisini ve öğretmen adaylarının işbirlikli öğrenme yöntemi ve sorgulamaya dayalı öğrenme stratejisine ilişkin görüşlerini araştırmaktır. Araştırmada yarı-deneysel desenlerden eşitlenmemiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Bu araştırma, 2018-2019 eğitim- öğretim yılı güz döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Adana'da bir üniversitede öğrenim gören Fen Bilimleri Öğretmenliği 4.sınıf toplamda 64 öğretmen adayıyla yürütülmüştür. Araştırmanın deney grubunda 31 öğretmen adayı ile Özel Öğretim Yöntemleri 2 dersi işbirlikli öğrenme yönteminin ilkelerini temel alan mikroöğretim uygulamalarına yönelik etkinlikler uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise 33 öğretmen adayı ile sorgulamaya dayalı öğrenme stratejisini temel alan mikroöğretim uygulamalarına yönelik etkinlikler uygulanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Nicel veriler, "Fen Öğretimine Yönelik Öz-Yeterlik İnancı Ölçeği (FÖYÖYİÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Ayrıca "Fen Eğitiminde İşbirlikçi Öğrenme Anketi (FEİÖA)" ile elde edilen veriler hem nicel hem de nitel olarak toplanmıştır. FÖYÖYİÖ ve FEİÖA deneysel işlem öncesinde ön-test olarak uygulanmıştır. FEİÖA, iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, öğretmen adaylarına demografik bilgiler (bölüm, sınıf, cinsiyet ve yaş) sorulmaktadır. İkinci bölümde, 20 madde bulunmaktadır ve ilk madde öğrencilerden işbirlikli öğrenme yöntemini tanımlamalarını istemektedir. Diğer 19 soru ise, karar vermeye ilişkin evet/hayır cevabı gerektiren sorulardan oluşmaktadır. Bu sorulardan 12 tanesinde ise öğrencilerin cevaplarını açıklamaları istenmektedir. 10 hafta sonra aynı ölçekler deneysel işlem sonrasında son test olarak uygulanmıştır. FEİÖA'daki "Evet / Hayır" sorularına verilen cevapların yüzdeleri sunulup gruplar arasında kıyaslanmıştır. FEİÖA'daki açık uçlu sorulara verilen cevaplar ise içerik analizi ile analiz edilmiştir. Ayrıca deneysel işlem sonrasında deney ve kontrol grubundan seçilen 12 öğretmen adayıyla işbirlikli öğrenme yönteminin uygulamalarına yönelik görüşlerini ayrıntılı bir şekilde incelemek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmeler içerik analizi ile analiz edilmiştir. FÖYÖYİÖ öntest ve sontest puanları ise tek yönlü MANOVA ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, deney ve kontrol grubundaki öğretmen adayları arasında FÖYÖYİ ön test ve sontest puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Fakat her iki grubun testin alt boyutlarından biri olan Fen Öğretimi Sonuç Beklentisi puanlarında uygulamadan sonra bir artış gözlemlenmiştir. Öğrencilerin FEİÖA'daki işbirlikli öğrenme yöntemi tanımlarının analiz sonuçlarına göre, deney grubunun yarıya yakını tam tanım yaparken, kontrol grubunun büyük çoğunluğu eksik tanım yapmıştır. Sonuç olarak, deney grubundaki öğrencilerin işbirlikli grup çalışmasındaki ortak hedeflerin varlığını ve kapsamını daha iyi anladığı söylenebilir. Katılımcıların fen öğretiminde işbirlikli öğrenme yöntemlerini kullanmaya yönelik mevcut eğilimlerini ortaya koymak için yüzde dağılımlar hesaplanmıştır. Genel olarak, katılımcıların çoğu fen öğretim ortamlarında işbirlikli öğrenme yöntemini başarılı bir şekilde uygulanmasının mümkün olduğuna inanmaktadır. Kontrol grubuna kıyasla deney grubundaki daha fazla sayıda katılımcı fen bilimleri öğretiminde işbirlikli öğrenme yöntemini başarılı bir şekilde uygulamanın kariyer gelişiminde fark yaratacağına inanmaktadır. Ayrıca deney grubu öğretmen adaylarının kontrol grubundaki öğretmen adaylarına göre fen eğitiminde işbirlikli öğrenme yönteminin uygulanması sürecinde öğrencileri adil bir şekilde değerlendirebileceklerine inanmaktadır. Bunun yanında deney grubunda daha fazla oranda öğrenci kariyerde ilerleme şanslarını artırmak için iyi bir yöntem olduğuna ve düşük başarı düzeyine sahip öğrencilerin yüksek başarı gösteren öğrenciler sayesinde öğrenmelerini gerçekleştirdiği sonucuna inanmaktadır. Sorgulamaya dayalı öğrenme stratejisine ilişkin görüşme sonuçlarına göre deney grubunun kontrol grubuna kıyasla sorgulamaya dayalı öğrenme stratejisine ait temel özellikleri daha iyi kavradığına ve bu yöntemin yanında işbirlikli öğrenme yönteminin gerekli olduğuna inandıkları söylenebilir. İşbirlikli öğrenmeye ilişkin görüşlerin sonuçlarına göre deney grubunun kontrol grubuna kıyasla işbirlikli öğrenme yönteminin temel unsurlarının bilincinde olduğu, yöntemin kavramsal anlama ve beceri açısından sağladığı katkıların farkında oldukları ve mikroöğretim uygulamalarının gelecekte kariyerleri için iyi bir yol gösterici olduğuna inandıkları söylenebilir.
Der einfluss des kooperativen lernens auf die schreibfertigkeit im Deutschen
Im Allgemeinen gibt es zu wenige Studien über ‚Kooperatives Schreiben' im Fremdsprachenunterricht. Es gibt viele Gründe dafür, aber der bekannteste ist die Komplexität kooperativer Schreibprozesse. Wird in der Fremdsprachendidaktik von kooperativem Schreiben gesprochen, so ist damit das Schreiben in der Gruppe oder das Produzieren von Texten im Team gemeint. In dieser Arbeit wurden auf die Vorteile und Schwierigkeiten des kooperativen Schreibens eingegangen und es wurde versucht die folgenden Fragen zu beantworten. 1. Welche Probleme tauchen bei der Schreibfertigkeit auf und wie kann man diese Probleme beseitigen? 2. Lernen die Lernenden miteinander oder gegeneinander? 3. Beeinflusst und erweitert das ‚kooperative Lernen' die Schreibfertigkeit im Fremdsprachenunterricht? 4. Inwieweit ist das 'kooperative Lernen' für die Lernenden im universitären Bereich geeignet und hilfreich? 5. Inwiefern kann der Schreibprozess im Fremdsprachenunterricht durch Kooperatives Lernen unterstützt werden? 6. Gibt es einen signifikanten Unterschied zwischen den kooperativen und herkömmlichen Lernmethoden im Fremdsprachenunterricht? Im theoretischen Teil der Forschung wurden 'Kooperatives Lernen', die historischen Vorläufer, bisher durchgeführte Forschungen, kooperative Ansätze und ihre Vertreter, traditionelles Lernen, Textsorten und Schreibfertigkeiten ausführlich erläutert. Im empirischen Teil der Forschung wurden die Durchführung in der Untersuchungs- und Kontrollgruppe, die Analyse der schriftlichen Produkte und die Ergebnisse der Studie erläutert. Die Probanden waren die Lernenden der ersten Klasse, die im Wintersemester 2017-2018 an der Abteilung - Deutsch als Lehramt der Pädagogischen Fakultät der Çukurova Universität/Adana studieren. Als Messinstrument wurden der Vortest (siehe Anhang 4), der Nachtest (siehe Anhang 4), die Zwischenprüfung und die Leistungstests der Lernenden über die Textsorten Inhaltsangabe, Lebenslauf und Erörterung benutzt. Die schriftlichen Produkte wurden anhand des „Basiskatalogs zur Textbeurteilung" von Mrotzek und Böttcher (2015, S. 132) bewertet und die erhobenen Daten wurden mit dem SPSS Statistikprogramm analysiert. Darüber hinaus wurden die schriftlichen Produkte anhand der "Bewertungskriterien Schreiben" vom Goethe Institut interpretiert. Die von Lernenden produzierten Schreibprodukte wurden nach den Kriterien „Grammatikalität", „Orthografie", „Interpunktionen", „Wortwahl / Satzbau", „Gesamtidee - Umfang/Relevanz" und „Textmuster / Textaufbau" bewertet. Zusätzlich enthalten der Vortest und der Nachtest zwei andere Kriterien wie „Richtig/Falsch" und „Sensibilisierung auf Wort, Satz und Orthografie (SWSO) Ebene". Die Untersuchungsergebnisse haben gezeigt, dass ‚Kooperatives Lernen' auf die Schreibfertigkeit im Deutschen als Fremdsprache einen signifikanten Einfluss hat. Es wurde festgestellt, dass die kooperativen Lernformen im Gegensatz zu individuellen und kompetitiven Lernformen in der Türkei mehr zum Einsatz kommen sollten.
Ortaokul fen bilimleri dersinde girişimcilik becerilerinin kazandırılmasına yönelik bir eylem araştırması
Bu çalışmanın amacı bir köy okulunda öğrenim gören 6. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersinde, eylem araştırması yöntemiyle ve işbirlikli öğrenme yoluyla yapılan eğitimlerde girişimcilik becerilerini betimlemek, girişimcilik becerilerinin ve sosyal etkileşimlerinin gelişimini sağlamaktır. Amaç doğrultusunda "6. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi kuvvet ve hareket ünitesi kapsamında işbirlikli öğrenmeyle sosyal etkileşimleri ve girişimcilik becerileri nasıl değişir?" sorusuna yanıt aramak için eylem araştırması yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi bir köy okulunda öğrenim gören 3 kız ve 6 erkek olmak üzere 9 öğrenciden oluşmuştur. İşbirlikli öğrenme yönteminin uygulanması için öğrencilere kuvvet ve hareket ünitesi kapsamında seviye belirleme testi yapılmıştır. Seviye belirleme testi göz önünde bulundurularak iki grup oluşturulmuş ve üç eylem planı gerçekleştirilmiştir. Veriler öğrenci ve öğretmen günlükleri, öğretmen gözlemleri ayrıca yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır. Veriler sonucunda elde edilen bulgular içerik analizi ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma ile elde edilen veriler doğrultusunda işbirlikli öğrenme ortamlarında yapılan uygulamanın öğrencilerin; yaratıcılık, yenilik, risk, başarma ihtiyacı, eleştirel düşünme ve iletişim becerileri gibi girişimcilik alt boyutlarının olumlu yönde geliştiği, girişimcilik becerilerinin ve sosyal etkileşimlerinin sınıf ortamında yapılan etkinlikler yardımıyla geliştirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Girişimcilik, işbirlikli öğrenme, fen eğitimi