Turkish novel

513 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Nezihe Araz'ın Dertli Dolap ve Jacques Lacarriere'in Dünyanın Tozu romanlarında kahramanın yolculuğu: "Yunus Emre"

"Yunus Emre", Türk toplumu için derin bir bilgelik kaynağıdır. Onun, toplumu yüksek değerlere ulaştırmak için, yüzyıllar öncesinden yaktığı aydınlanma ışığı, bugün hâlâ dünyayı aydınlatmaya devam etmektedir. Jacques Lacarrière'in (1925-2005) Dünya'nın Tozu (1999) (La Poussière du Monde) (1997) romanında kahraman "Yunus Emre"'dir. Bir Fransız yazar olan Lacarrière "Yunus Emre"'yle ilgili menkıbeleri öğrendikten sonra "Yunus Emre"'yi kahraman yaptığı bir roman kurgular. Bu romanda yazarın sadece duydukları üzerinden bir kurgu oluşturmadığını görürüz. Yazar aynı zamanda "Yunus Emre"'yi kendi kültür çerçevesinden anlamaya da çalışan sorular sorar. Diğer yandan çocukluğundan beri duyduğu "Yunus Emre" dizeleri ve menkıbelerinin etkisinde olan Türk yazar Nezihe Araz, (1920-2009) Dertli Dolap (1961) romanını çocukluğundan bugüne kalbinde yetiştirdiği bir kahraman olan "Yunus Emre"'nin yaşamı üzerine kurgular. "Yunus Emre"'nin tekâmül yolculuğunu onun dizeleri üzerinden ilerleyen bir kurguyla aktarır. Bu iki romanı ortak noktada buluşturan kahraman "Yunus Emre", insanın kendi özüne yaptığı yolculuğun en önemli temsilcilerinden birisidir. Öze yolculuk, Carl Gustav Jung'a (1875-1961) göre, arketipler aracılığıyla aktarılan bireyleşmenin başka bir ifade biçimidir. Jung'un bu görüşünden yola çıkan Joseph Campbell, yolculuğu ve bireyleşmeyi kahramanın geçirdiği yolculuk aşamaları bağlamında anlamayı ve açıklamayı önerir ve bu süreci "kahramanın sonsuz yolculuğu " olarak adlandırır. Çalışmamızda, Joseph Campbell'in bu modeli çerçevesinde, farklı iki kültüre ait iki yazarın romanlarında ortak kahraman olan "Yunus Emre"nin, kahramanın yolculuğuna ne ölçüde uyum sağladığının ve iki yazardaki "Yunus Emre" algısının farklılığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Yunus Emre, Nezihe Araz, Dertli Dolap, Jacques Lacarrière, Dünyanın Tozu, kahraman, yolculuk

Araz, NeziheFransız edebiyatıFransız romanı+6
Elif Öndeş
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1923-1940 arası Türk romanında müzik

Müzik, hayatın her alanına etki eden önemli bir unsurdur. Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte müzik beğenisi de hızlı bir değişime uğramıştır. Bu çalışmada, 1923- 1940 arası Türk romanında müziğin ele alınışı incelenmiştir. Giriş bölümünde geçmişten günümüze müziğin değişimi ve müziğin diğer bazı sanat ve bilim dallarıyla ilişkisi ele alınmıştır. Birinci bölümde klasik Türk müziğinin, ikinci bölümde Türk halk müziğinin ve üçüncü bölümde klasik Batı müziğinin bu dönem romanlarında kullanımı incelenmiştir. Yine bu bölümlerde romanlarda ismi zikredilen sanatçı, eser ve enstrüman isimleri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: (Müzik, roman, klasik Türk müziği, klasik Batı müziği, Türk Halk Müziği.)

Klasik batı müziğiMüzikRoman+3
Metin Akbaş
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Popüler roman geleneği ve Canan Tan

Kurmaca bir dünyanın kapılarını aralayan romanın etkileşim kurduğu alanlardan biri de popüler kültürdür. Bu etkileşimin sonucunda ortaya çıkan popüler roman, belirli kalıplar çerçevesinde üretilmiştir. Geniş bir kitleye hitap etmeye yönelik bu eserlerde okuyucuyu şaşırtmayacak kalıplaşmış kişiler ve olaylar kullanılır. Amacı daha çok okunma ve satılma olan popüler romanlar, bahsi geçen türün ülkemizde görülen ilk eserlerinden itibaren var olmuş ve estetik kaygı taşımadığı için görmezden gelinmiştir. Bu eserleri okuyucunun tercih etmesindeki nedenlerden biri de kendi isteklerini yansıtmasının yanında bir kaçış ve rahatlama alanı sunmasıdır. Popüler romanın özellikle Cumhuriyet Dönemi sonrasında ivme kazandığı ve akademik çevreler tarafından fark edilip araştırmaya değer bulunduğu görülmektedir. Bu çalışmamızda özellikle son dönemlerde oldukça geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmayı başarmış Canan Tan'ın popüler kültür geleneği içindeki yeri üzerinde durulacaktır.

KültürPopüler kültürPopüler roman+3
Zübeyde Şahin
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk romanında merkez-çevre diyalektiği

Merkez-çevre paradigması, Türk siyasal hayatına dair akademik cenahlarda yapılmış bilimsel tetkiklerin, başat epistemolojik omurgası olagelmiştir. Edward Shils'in sosyal bilimler dünyasına armağan ettiği merkez-çevre paradigması, ilk defa Şerif Mardin tarafından, adeta akademide hegemonik bir güç üreten "Center-Periphery Relations: A Key to Turkish Politics?" adlı makaleyle Osmanlı-Türk siyasal hayatına uyarlanmış ve uyarlandığı günden bu yana şiddetli tartışmaların odağında yer almıştır. İşbu çalışmada; bahsi edilen tartışmalar dikkate alınarak merkez-çevre paradigması, doğrudan veya dolaylı olarak bu paradigmanın sınırları içerisinde dolaşmış Norbert Elias, Pierre Bourdieu, Immanuel Wallerstein, Michael Mann, Gilles Deleuze, Fèlix Guattari, Linda Hutcheon vb. gibi araştırmacıların, mezkûr paradigmadaki epistemolojik noksanlıkları tamir edebilecek tarihsel/sosyolojik, felsefi analizleriyle desteklenerek, yani bir tür kuramsal pragmatizme müracaat edilip muhtelif kuramlarla genişletilerek, devlet merkezi ile periferik alanlar/oluşumlar arasındaki diyalektik salınımlarla karakterize edilen, Türk siyasal hayatının tabiri caizse tozunu yutan 1950'den günümüze kadarki süreçte yazılmış Türk romanları arasından metodolojik hassasiyetlerle seçilen kırk metin üzerinde uygulanmış ve bu doğrultuda Türk romanının tarihsel, sosyolojik, politik anatomisi inşa edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma, temelde üç bölümden oluşmaktadır: İlk bölümde, merkez-çevre paradigmasıyla ilgili yukarıdaki paragrafta isimleri zikr edilen araştırmacıların görüşleri kapsamında oldukça geniş bir teorik analiz yapılmış; ikinci bölümde, bu analizden istifade edilerek Osmanlı-Türk siyasal hayatındaki merkez-çevre ilişkileri çözümlenmiş ve nihayetinde epistemolojik bir çatı tesis edilmiştir. Çalışmanın ana/son bölümünde ise; bu çatıdaki kuramsal malzemelerden hareket edilerek mekân, özne, etnik kimlikler, militarizm, köy/taşra, işçi sınıfı, cinsellik, beden mefhumları çerçevesinde oluşturulmuş alt başlıklar altında, 1950'den sonra yazılmış Türk romanlarında merkez-çevre diyalektiğinin izleri sürülmüştür.

DevletMerkez-çevre ilişkileriMilitarizm+3
Onur Tınkır
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk romanında karanlık fantezi

"Türk Romanında Karanlık Fantezi" adını taşıyan bu çalışma, disiplinlerarası çerçevede, mitoloji, psikanaliz, folklor, modernizm, popüler edebiyat ve beden kurguları bağlamında incelemeler yaparak türün kuramsal sınırlarını çizmiştir. Fantastik, gotik, korku, kara edebiyat, bilim-kurgu, distopya ve polisiye gibi ortaklıkları bulunan türler tanımlanmış ve açıklanmış; karanlık fantezinin sayılan türlerden farkları ortaya koyularak bağımsız bir tür olduğu öne sürülmüştür.

FantastikFolklorKaranlık fantezi+6
Nurhale Karabacak
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kemal Tahir romanlarının edebiyat sosyolojisi açısından incelenmesi

Bu çalışma,Türk romanının sunduğu sosyolojik verilerin açığa çıkarılabilmesi için özgün ve yerli bir yöntem ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışma, edebiyat sosyolojisinin sosyolojiye kaynak sağlayan tali bir alan olmaktan çıkıp verimli ve yeniliğe açık bir bilimsel girişim olabilmesi için bazı öneriler ortaya koyma çabasındadır. Edebî eser, estetik bir işlev taşımakla birlikte sosyokültürel ortamı etkileyen ve ondan etkilenen bir gerçeklik alanı oluşturur. Dil, retorik, okuma, yazma, yayın gibi kendi içinde bir ilişkiler ağı kuran edebî sistem, toplumla kuvvetli ilişkilerle bağ kurar. Bu inkâr edilemez kuvvetli bağın ortaya çıkarılması doğrudan toplumsal gerçeklik hakkında fikir elde etmeye ya da faydaya dayalı bir ilginin ortaya çıkarılıp toplumsal olayları anlamak, yorumlamak hatta yönlendirmek gibi işlevler açısından kullanılabilir. Türk romanı içerisinde sosyal teorileri, tarih anlayışı ve ideolojik yönelimleri ile önemli bir yer kaplayan Kemal Tahir'in romanları, edebiyat sosyolojisi çalışmalarındaki yeni gelişmeler ışığında değerlendirilmiştir.

Edebiyat sosyolojisiKemal TahirRoman+2
Muhammed Hüküm
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Varoluşsal suçluluk açısından Cumhuriyet Dönemi Türk romanı

Bu çalışma; Cumhuriyet'ten bugüne Türk romanında varoluşsal suçluluk kavramını tespit etmek amacı ile hazırlanmıştır. Bu bağlamda dönem içerisinde yayınlanan romanların okura verdiği felsefî açılımların açığa çıkarılabilmesi için roman incelemesi yapılmıştır. Romanlar edebiyatın estetik yönünü gösteren en geniş alandır. Romanlarda yer alan birçok karakter okura değişik insan panoraması sunar. Bu karakterler, romanın imkân verdiği geniş zaman anlayışı ile varoluşlarını oluştururken bir taraftan da bu dönüm noktalarına okuru şahit tutarlar. Okurun şahitlik ettiği bu varolma eyleminde roman karakterinin kendi ile yaptığı savaşı doğru okumak ve yorumlamak metnin anlam alanını genişletecektir. Modern romanın Türk edebî geleneğinde yer edinmesi ve onunla eş zamanda değişen siyasî ve sosyal şartlar toplumu, toplumun bir parçası olarak dolayısı ile yazarı ve elbette ki onun kaleminden kurgu dünyaya doğan roman karakterlerini etkilemiştir. Bu karakterlerin varolma süreçleri ve bu süreçte kendi olamamaktan kaynaklı varoluşsal suçluluk durumları felsefenin araştırmacıya verdiği imkânlar ile metin merkezli olarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı, Türk Romanı, Modern Roman, Varoluşsal Suçluluk, Metin İncelemesinde Varoluşsal Çözümlem

Cumhuriyet DönemiEdebiyatRoman+4
Canan Olpak Koç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Şebnem İşigüzel'in beş romanı üzerine inceleme

Şebnem İşigüzel, hikâyeleri, romanları ve denemeleri ile edebiyat dünyasına önemli katkılar sağlayan bir yazardır. İşigüzel, eserlerinde aile ve toplumda görmezden gelinen kötülüklere karşı başkaldırı gayreti içindendir. Bu çalışma, Sarmaşık (2002), Çöplük (2004), Kirpiklerimin Gölgesi (2010), Gözyaşı Konağı Ada, 1876 (2016), İyilik (2019) adlı romanlar üzerinden yazarın değişen zamanabağlı değişmeyen kadının var olma sıkıntısını açıklamayı amaçlar. Çalışmanın gayretine uygun olarak bu eserleri sanatçının romancılık anlayışında çokça vurguladığı kadının yabancılaşma ve yalnızlık sorununu göz önünde bulundurarak yapı ve tema temel alınarak incelenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmada öncelikle yazarın hayatı, edebî kişiliği ve eserlerinin listesi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise romanlar, kronolojik sıraya göre yapı ve tema bakımından ele alınmıştır. Romanların yapısı: eserin kimliği, isim içerik ilişkisi, olay örgüsü, zaman, mekân, şahıs kadrosu, bakış açısı ve anlatıcı başlıkları altında; romanların temalarını ise yabancılaşma, yalnızlık, şiddet ve tecavüz, ben bilinci, özgürlük, sevgi başlıkları altında değerlendirilmiştir. Üçüncü veson bölümde, beş romanın ortak vurgusu olan, kadının çocukluktan yaşlılığa uzanan yaşam öyküsünde öteki olarak görülme sıkıntısına dair çıkarımların ana hatları çizilmiştir. Çalışmanın sonuna da kaynakça eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Şebnem İşigüzel, yapı, tema, kadın, metin çözümleme

Kadın sorunlarıKadınlarRoman+4
İpek Sarı
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sevinç Çokum'un romanlarında mekân-insan ilişkisi

Mekân, insanın konumlandığı yerdir. Bu mekânlar kimi zaman eve, yuvaya vs. dönüşür. İnsanın yaşadığı yere konumlanma ihtiyacından dolayı mekân arayışı içerisine girer. Bu sebeple insan ile mekân arasında bir etkileşim kurulur. Kişinin mekânla olumlu veya olumsuz ilişki kurması ona değişik anlamlar yüklemesine neden olur. Bu bağlamda geniş ve dar mekânlar Sevinç Çokum'un romanlarında mekân-insan ilişkisine göre inceleneceği bu çalışmada, romanlardaki insanın mekânı algılayışı ve mekânın ardındaki görüntüsü asıl unsur olan insanı anlamaya çalışmak amaçlanmıştır. Temelde üç ana bölüm halinde düzenlenen çalışmanın birinci bölümünü yazarın hayatı ve eserleri oluşturmuştur. İkinci bölümde, Çokum'un toplamda on beş romanının incelemesi yapılmıştır. İnsanı merkeze alan yazarın romanları yine bu bağlamda yorumlanmıştır. Romanlarında olaylar başta İstanbul olmak üzere Anadolu'dan Kırım'a kadar çeşitli yerlerde geçmiştir. Olaylarda insanların kendilik değerleriyle bezenmiş mekânlara tutunuşu var olma mücadelesi anlatılır. Sonuç bölümünde ise romanlarından yola çıkılarak varılan sonuçlardan bahsedilmiştir. Anahtar kelimeler: Sevinç Çokum, mekân, insan, kentleşme.

KentleşmeMekanRoman+4
Yasemin Yalçınkaya
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Vedat Türkali, eserleri ve aydın konusuna farklı bir bakış

Bu tez ilk olarak, yirminci yüzyıl Türkiye'sinin en önemli komünist aydınlarından birisi olan Vedat Türkali'nin siyasal ve entelektüel portresini çizmeyi amaçlamaktadır. Ardından aydın kavramını tarihsel bir perspektifle ele alıp, tarihin kırılma noktalarında aydının dünyayı yorumlama ve bu dünyada kendine yer edinme çabasının niteliği ortaya konmaya çalışmaktadır. Burada aydına dair yapılan değerlendirme, tercüme sorununu dışsallaştırmıştır. Nitekim Türkiye'deki alanyazım içersindeki kavram dolayımlarının karşılıklılık ve tercüme sorunu bu tezin konusu değildir. Son olarak, Vedat Türkali'nin Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık adlı romanlarında 27 Mayıs ve 12 Eylül'e giden süreçlerin aydının düşünce dünyasının matrislerini belirlemedeki etkisinin açıklanması hedeflenmektedir. Türk siyasal hayatı ile Türk edebiyatını irtibatlandırmayı hedefleyen çalışma, romanların siyasal hayat çalışmalarında dönemi ve dönem insanlarını anlama açısından yakaladığı gerçeklik, başka türden bir arşiv niteliği taşımaktadır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak literatür taraması yapılmıştır. Önce birinci dereceden kaynaklar, ardından ikinci dereceden kaynaklar okunup fişlenmiştir. Romanların siyasal hayat çalışmalarında kullanılmasına ilişkin izlenecek yöntemsel modelde iki önemli uğrak vardır. İlk evre, çalışmada ele alınan eserlerin yazarlarının dönemlerin kapsamının belirlenmesi ve sorunsalın kurulmasıdır. İkinci evre, metnin yazılma aşamasıdır. Bu aşamada, roman kişilerinin yer yer anlatıya dâhil edilmesi, konuşturulması ve roman tasvirlerinin kullanılması söz konusudur. Bu tezin iki dayanağı vardır: İlki, biyografilerin ve romanların siyasal hayat çalışmalarına katkısının ortaya konmasıdır. İkincisi, Aydınlanmanın iki farklı varyantı olarak beliren evrensel entelektüel ile Türk aydını arasındaki kopukluğun temelinde yatan soyut ve idealize edilmiş devlet anlayışının açıklanmasıdır. Bu bağlamda tez, tarihsel ve siyasal süreçlerin aydın üzerindeki etkisini hem fonda devlet siluetine odaklanan bir Vedat Türkali portresiyle hem de var olan gerçekliği yeniden dizayn eden ve gerçekliğin tutarsızlıklarını, eksikliklerini ortaya koyan romanlar üzerinden ortaya koymuştur. Böylelikle, Türk aydının evrensel anlamda bir içerik kazanmasının ancak zihinsel ve eylemsel alanda otoriteden kopuk, halkla bağlantılı görece özerk bir alan inşa etmesi ile mümkün olabileceği sonucuna varılmıştır.

AydınlarRomanSiyasi hayat+2
Tansu Özcan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1980 dönemi Türk romanında bilincin sunumu

1970'lerin sonunda artık keskinleşmiş olan ideolojik ayrımlar, kaotik durum ve ekonomik sıkıntıların ciddi bir boyuta gelmesiyle 12 Eylül 1980 tarihinde hükûmete karşı askerî darbe gerçekleştirilmiştir. Darbe hükûmetinin oluşmasından toplumsal baskı artırılmış modernleşme ve kentleşmenin de etkisiyle insanlar, içe kapanmaya başlamışlardır. Bu içe kapanma sürecinden edebiyat da etkilenmiş, dış gerçekliği anlatmaktan vazgeçerek bireye, içe, bilince yönelmiştir. Bu tezde bireyin kendine döndüğü bu dönem ve dönemin romanları mercek altına alınmış, on yıllık evrenden seçilen örneklem Dorrit Cohn'un Şeffaf Zihinler kitabında beliren bilinç aktarım kuramıyla ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Dorrit Cohn da çalışmasında anlatıcı ve kurmaca karakteri arasındaki ilişkiyi ele almıştır. Bu tezin ilk bölümünde, Dorrit Cohn'un Şeffaf Zihinler: Kurmaca Eserlerde Bilincin Sunumu eserindeki görüşleri özetlenerek birinci ve üçüncü şahıslı eserlerde, anlatıcı-karakter ilişkisinin irdelenmiştir. İkinci bölümde, 1980 döneminden sonraki on yıllık süreçte yazılmış on iki roman seçilerek Dorrit Cohn'un anlatıcı-karakter ilişkisini birinci ve üçüncü şahıs bağlamındaki bilincin sunumu kuramı baz alınarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Cohn, monolog, bilinç, anlatıcı, karakter.

AnlatıcıBilinçCohn, Dorrit+4
Nilay Bilir
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1960-1980 arası Türk romanında estetik modernizm

1960-1980 yılları arasında Türk romanında birden fazla anlayış aynı anda, aynı dönemde gelişmiştir. Kimi yazarlar köyün ve köylünün sorunlarını romanlarının merkezine alırken kimi yazarlar da geçim kaygısı sonucu popüler eserler verme yoluna girmişlerdir. Çalışmamızın ana konusu olan modernist estetik ise nicelik bakımından az sayıda yazar tarafından benimsenmiş bir anlayış olmuştur. Bu anlayışta eser veren yazar ve üretilen telif eser sayısı az olsa da bu dönemin etkisi ve kalıcılığı çok fazla olmuştur. Özellikle Adalet Ağaoğlu, Ferit Edgü, Oğuz Atay, Sevgi Soysal, Yusuf Atılgan gibi modernist teknikleri yoğun bir şekilde kullanan yazarların hem sonraki kuşak yazarlarda hem de okurlarda çok büyük etkileri olmuştur. Modernizmin Avrupa'da ortaya çıkışı ve şekillenmesi yaklaşık dört yüz yıllık bir süreci kapsar. 1500'lü yıllarda Rönesans, reform ve Aydınlanma dönemleri ile başlayan modernizasyon süreci Sanayi Devrimi ile birlikte doruğa ulaşarak büyük şehirlerin kurulmasıyla ve kırdan kente yoğun göçlerle sonuçlanır. Böylece başta Fransa'nın Paris kenti olmak üzere Avrupa'da birçok büyük başkent modernliğin sancılarını yaşayan aydınlara ev sahipliği yapmıştır. Modernlikle yıldızları barışmayan aydınlar bu ilerlemeci anlayışa karşı geliştirdikleri düşüncelerle estetik modernizm adı verilen hareketi ortaya çıkarırlar. 20. yüzyılın ortalarından itibaren gerçeklik algısının da değişmesiyle birlikte romanda yeni teknik arayışlara yönelen yazarlar; kolaj-montaj, parodi-pastiş, laytmotif, bilinç akışı, iç monolog-iç diyalog gibi teknikleri romanlarında yoğun bir şekilde kullanmaya başlamışlardır. Böylece bireyi ve bireyin büyük şehirdeki bunalımını ele alan yazarlar, bu teknikler vasıtasıyla düşündüklerini ve hissettiklerini daha etkileyici aktarmayı denemişlerdir. Modernizmin Türk romanına dâhil olması Batı kaynaklı düşüncelerin 1950'lerin sonlarından itibaren Türk düşün dünyasına yoğun etkisi sonucu gerçekleşir. Özellikle dergiler vasıtasıyla gerçekleştirilen çevirilerle bu etki gerçekleşir. Dergilere, çeviri romanlara fazla ilgi göstererek yetişen kuşak bu çevirilerin etkisiyle yeni tekniklerle tanışmış ve bu teknikleri başarılı bir şekilde romanlarında uygulamışlardır. Avrupa'dakine benzer bir şekilde kırdan kente göçlerin arttığı bir dönemde Türk aydını için de şehirleşmenin, modernleşmenin sıkıntıları gün yüzüne çıkar. 60'lı 70'li yıllara gelindiğinde modernliğin bunalımlarını yaşayan yazarlar, tıpkı Avrupa'da olduğu gibi yeni bir roman anlayışının Türkiye'de yerleşmesine öncülük ederler. Bu yazarlar eserlerinde kullandıkları, Türk romanı için yeni sayılabilecek tekniklerle Türk edebiyatına damga vururlar.

EstetikEstetik romanModernizm+3
Burak Biçer
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir eleştirmen olarak Berna Moran

Türk edebiyatına Tanzimat döneminde giren eleştiri türü, 1950'lerden itibaren farklı kuramların kullanılmaya başladığı bir tür olmuştur. Farklı kuramlardan ve yöntemlerden faydalanarak eleştirinin nesnel bir boyut kazanmasını sağlayan akademi kökenli isimler arasında Berna Moran'ın önemli bir yeri vardır. Dört bölüm olarak düzenlenen bu çalışmada Moran'ın Türk edebiyatıyla ilgili çalışmaları merkeze alınmıştır. Bu çalışmada, Berna Moran'ın hayatı, eğitimi ve etkilendiği isimlerden yola çıkılarak eleştirmenliğinin altyapısı belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra, Edebiyat Kuramları ve Eleştiri ve üç ciltlik Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış'taki görüşlerinden ve uygulamalarından faydalanarak çalışmalarında önemli bir yer tutan eleştiri yöntemleri hakkındaki görüşleri ve onları eleştirilerine hangi noktalarda, ne ölçüde dâhil ettiği; üslubu göz önüne alınarak eleştiri anlayışı ve eleştirme yöntemi incelenmiştir. Ayrıca Edebiyat Üzerine: Makaleler Röportajlar adlı eserde yer alan yazılarından yola çıkılarak eleştiri ve eleştirmenle ilgili görüşlerine değinilmiştir. Çalışma yöntemi, metinlerinin kurgusu ve üslubu da göz önünde bulundurularak eleştiri anlayışı ve eleştirme yöntemi irdelenmiştir.

BiyografiEdebi eleştiriEdebiyat kuramları+5
Arif Keskin
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessDE

Diller arasındaki yapısal farkların edebî çeviri sürecine etkisi: Halid Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu romanı örneğinde

The idea that the activity of translating is not a mere linguistic transfer but rather that it is a multidimensional activity with complex nature is accepted by modern translation theories in general. What complicates the work of translating so much is the existence of several factors which influence the process of translating directly or indirectly. Structural differences between the languages involved in the translation process are an example for one of these factors which influence the translation process directly. There are some similarities between certain languages in the world, as they belong to the same language family. But it is not possible to speak about a complete identity even between these languages. Since the lifestyle and cultural values of a community affect the morphology, the syntax and the vocabulary of a language. On the basis of these presuppositions, this study seeks to answer the question: "What effect do the syntactical and morphological differences between Turkish and German have on the literary translation process?". In accordance with this purpose, Halid Ziya Uşaklıgil's novel Aşk-ı Memnu and its German version with the title Verbotene Lieben translated by Wolfgang Riemann were analyzed comparatively on the basis of translation theories. First of all, the source text and its translation were analysed by taking the "translation-oriented text analysis model" of Christiane Nord as a basis. After that, the translation problems caused by interlingual structural differences were determined and it was examined which translation techniques were used by the translator to solve such problems. As a result, it was noticed that the translator preferred a content-oriented method of translating by disregarding some of the literary characteristics of the source text. In the translation process, he paid special attention to making the source text easily readable for German readers. But in the translation analyses it was determined that for some parts of the source text it was possible to keep both the content and the literary style of the source text. Keywords: Literary Translation, Aşk-ı Memnu, Interlingual Structural Differences, Style

Murat Erbek
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessDE

Kültür spesifik çeviri incelemesi: Ahmet Hamdi Tanpınar'ın huzur romanının karşılaştırmalı analizi

In the study, a comparative analysis of the German translation version of the novel 'Huzur', written by Ahmet Hamdi Tanpınar has been investigated in the context of the scientific principles of criticism. The culture-specific samples, selected from the novel, provide for the study the comparative critics. The desired point to be reached is to determine, how the culture-specific examples, selected from the source text, transferred by means of cultural elements in the target culture and how these elements are in the target culture receipted. The study is made up of four sections. The first section involves the translation process, translation studies, translation theory, translation criticism and theoretical information about culture. In the second section the subject of the study is firstly in the original language, then in the target language analyzed. In addition to this, information about the author and the translator of the work is presented. The third section consists of a comparative analysis made in accordance with the scientific information, obtained from the first section The last section is intended as a summary. The results of the comparative analyses are given and in accordance with these data, the possible solution offers are discussed. In this context, the comments are generated from the transfer of the work is mainly related not to structural, but to contextual properties. Keywords: Translation, Equivalence, Literary translation, Literary translation criticism, Culture, Analysis, Meaning beyond the text

Çağla Karabayır
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Orhan Pamuk'un romanlarında Batı imgesi

Bu araştırma Orhan Pamuk'un romanlarındaki Batı imgesini tahlil eder. Özellikle bu çalışma, Türk kimliğinin Batı dünyası tarafından nasıl etkilendiğini irdeler. Türk kimliği sorunu Pamuk'un romanlarında ele alınan başlıca temalardan biridir. Pamuk, ilk romanı Cevdet Bey ve Oğulları'ndan itibaren Doğuyla Batı arasında salınan bir dünyaya ait olan karakterlerin kimlik krizini derinlemesine incelemiştir. Günümüzde Türkiye Doğulu ve Batılı kültürlerin arasında bir köprü olarak görünür. Pamuk da eserlerinde ustaca Batılı ve Doğulu edebiyat geleneklerini birbirine karıştırır. Buna rağmen, karakterlerinin açmazları daha karmaşık bir gerçeği gösterir: Bireylerin, bu iki farklı dünyadan gelen gerilimler arasında bir denge bulmakta sorun yaşadıkları görülür. Antropolojinin kuramlarını ve edebiyat eleştirisini birleştiren bir disiplinler arası yaklaşım kullanarak, bu çalışma, Pamuk'un romanlarında, hangi düşünce, değer ve kavramların Batı dünyası ile bağdaştırıldığını belirlemeyi hedefler.

BatıEdebiyat antropolojisiKimlik+6
Elıan Saıa
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Milli Mücadele Dönemi yazarlarından Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanlarının popüler kültür içerik özellikleri bağlamında incelenmesi

Bu çalışmada Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu örneğinde Milli Mücadele Dönemi romanlarının popüler kültür içerik özellikleri bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Halide Edip Adıvar'ın Ateşten Gömlek (1923), Kalp Ağrısı (1924) ve Vurun Kahpeye (1923); Reşat Nuri Güntekin'in Ateş Gecesi (1942), Damga (1924), Gizli El (1924) ve Yeşil Gece (1928); Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Ankara (1934), Kiralık Konak (1922), Sodom ve Gomore (1928) ile Yaban (1932) adlı romanları incelenmiştir. Çalışmada, öncelikle yöntem üzerinde durulmuş ve çalışmanın nasıl yapıldığı açıklanmıştır. Çalışmanın kuramsal çerçeve ve tarihsel ardalan bölümünde ise öncelikle Marksist Ekonomi Politik Yaklaşıma değinilmiş ve bu bağlamda popüler kültür tartışması yapılmıştır. Sonrasında ise Milli Mücadele Dönemi'nin sosyo-kültürel ortamı değerlendirilmiş, yazarların yaşamı, sanat anlayışları ve değerlendirmeye alınan romanlarının konuları üzerinde durulmuştur. Çalışmada, popüler kültürün belirleyicisinin üretim anındaki siyasal ve ekonomik ilişkiler olduğu görüşü temel alınmıştır. Bu bağlamda yapılan değerlendirmede, Milli Mücadele Dönemi popüler kültür içerik özelliklerinin dönemin sosyo kültürel ve ekonomik yapısı doğrultusunda biçimlendiği ve dönemin popüler kültür içerik özelliklerinin günümüzün popüler kültür özellikleri ile benzerlik gösterdiği ve her iki dönemde de popüler kültürün işlevinin aynı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Marksist ekonomi politik, Popüler kültür, Milli mücadele dönemi

Adıvar, Halide EdipGüntekin, Reşat NuriKaraosmanoğlu, Yakup Kadri+5
Duygu Ünalan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Servet-i Fünûn romanında mekân

Türk romanı, Servet-i Fünûn döneminde, mekân unsuru açısından önemli bir mesafe kat etmiştir. Başta Halit Ziya Uşaklıgil olmak üzere, Servet-i Fünûn romancıları, mekânı ön planda olan bir öğe olarak kullanmışlardır. Servet-i Fünûn romanlarındaki mekân algısı, mekânın temel düzeydeki anlamının dışında sosyal çözümleyiciliği olan değerleri barındırması ve ruhsal durumu yansıtması bakımından özgündür. Bu çalışmada Servet-i Fünûn dönemi romanlarında mekân ele alınmış ve Servet-i Fünûn romanlarında mekânın poetiği üzerine geniş bir uygulamayı da içerisinde barındıran mekânsal çözümlemeye gidilmiştir.

Fantastik mekanFiziksel mekanKapalı alanlar+9
Abdulhakim Tuğluk
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Aslı Erdoğan'ın öykü ve romanlarının psikanalitik yöntemle incelenmesi

Aslı Erdoğan'ın Öykü ve Romanlarının Psikanalitik Yöntemle İncelenmesi? başlıklı bu tez çalışması edebiyat ve psikanaliz ilişkisini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Aslı Erdoğan'ın anlatıları kişisel deneyim ve içsel yaşantıların işlendiği eserlerdir. Psikolojik unsurların fazlasıyla yer aldığı bu eserler psikanalitik açıdan incelenmeye uygun eserlerdir.Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın I. bölümü ?Edebiyat ve Psikoloji İlişkisi? başlığını taşımaktadır. Bu bölümde ?Edebiyat ve Psikanaliz? başlığı altında bu iki alanın birbirleriyle olan etkileşimi ele alınmış, yine bu bölümde ?Psikanalitik Edebiyat Eleştirisi? başlığı altında psikanalitik edebiyat eleştirisi ve çalışmada izlenen yöntem hakkında bilgi verilmiştir. ?İnsan Ruhunun Dehlizlerinde Dolaşan Bir Yazar: Aslı Erdoğan? başlıklı II. bölüm'de teze katkısı olacağı düşüncesiyle Aslı Erdoğan'ın hayatı ve sanatı hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın esas bölümünü oluşturan ?Aslı Erdoğan'ın Anlatılarındaki Psikanalitik Unsurlar? başlığını taşıyan III. bölümde Aslı Erdoğan'ın anlatıları psikanalitik bir bakış açısıyla incelenmeye çalışılmıştır. Bu bölümde psikanalitik eleştiriyi bütünüyle uygulamak yerine psikanalitik eleştiriye dayanan daha esnek bir yaklaşım tarzı geliştirme fikriyle hareket edilmiştir. Sonuç bölümünde de yapılan incelemenin sonuçları ortaya koyulmuştur.Anahtar Kelimeler: Aslı Erdoğan, anlatı, psikanaliz, psikanalitik yöntem psikanalitik edebiyat eleştirisi, psikanalitik unsurlar.

AnlatıErdoğan, AslıHikaye+5
Murat Parlakpınar
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Edebiyat Dönemi Türk Romanında batı algısı

II. Meşrutiyet'in ilanı büyük bir açlıkla beklenen hürriyet fikrini getirmesi bakımından Osmanlı Batılılaşması için oldukça önemli bir aşamadır. II. Meşrutiyet'in akabinde milliyetçi isyanlar ve savaşlar neticesinde oluşmaya başlayan Milliyetçilik fikri oluşur. Özgürleşen Batılılaşma cereyanı ile milliyetçilik akımının fikrî sentezinden oluşan Milli edebiyat dönemi romanları bu iki zıt fikrin işlenmesi bakımından önemli bir yere sahip olmaktadır. Bu bakımdan Milli edebiyat romanları Batı'nın eleştirisi ve gerekliliği konusunda zengin verilere sahiptir. Bu çalışmamızda Milli edebiyat romancılarından Peyami Safa, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin ve Refik Halit Karay'dan seçtiğimiz romanların barındırdığı Batılı unsurları inceleyerek Milli edebiyat döneminde mevcut olan Batı algısını tespit etmeye çalışacağız.Anahtar Sözcükler: Milli edebiyat, roman, kültürel değişim, Batılılaşma

BatıBatılılaşmaMilli edebiyat+3
Sümeyye Köksal
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ercüment Ekrem Talû'nun eserlerinde halk kültürünün yansımaları

Tanzimat döneminin öncü isimlerinden Recaizade Mahmut Ekrem'in oğlu olan Ercüment Ekrem Talû (1888-1956), kültür düzeyi yüksek bir aile ortamında yetişmiştir. Yetiştiği bu çevre onun, küçük yaşlardan itibaren çok iyi bir eğitim almasına olanak sağlamıştır. Galatasaray lisesinde okuması ve Tevfik Fikret gibi döneminin önde gelen isimlerinden dersler alması, ona nitelikli bir eğitim hayatının kapılarını açmıştır. Yazı hayatına Meşrutiyetten evvel başlamış, Cumhuriyet yıllarında da yazmaya devam etmiştir. Ömrünün sonuna kadar aralıksız yazmaya devam eden Talû, öncelikle basın-yayın alanında adını duyurmuştur. Gazetecilik alanında Ahmet Mithat yolundan giden yazar, basın- yayın hayatında da değeri azımsanmayacak mahiyette olan velud bir kişiliktir. Döneminin neredeyse bütün gazete ve dergilerinde çalışmış, peş peşe yazdığı yazılarıyla da okuyucusu tarafından büyük bir ilgiyle takip edilmiştir. Gazetecilik kimliğinde yakaladığı bu başarının yanı sıra edebiyat alanında da önemli simalardan biri olan Talû; roman, hikâye, şiir, tiyatro, fıkra ve anı gibi pek çok farklı türde eserler vermiştir. Yaşadığı dönemde çok okunan ve kıymeti bilinen bir yazardır. Edebi sahada daha çok mizahi hikayeleriyle ünlenmiş, seri şeklinde oluşturduğu Meşhedî'nin Hikayeleri adlı eserinde yarattığı "Meşhedi Cafer" karakteriyle de döneminde büyük bir yankı uyandırmıştır. Bu hikayeler onun mizah üstadı olarak anılmasına vesile olmuştur. Genel olarak eserlerinde kadının toplumsal yeri, yanlış batılılaşma gibi pek çok sosyal ve siyasal konuya değinen yazarın kurtuluş savaşını konu alan birkaç eseri de mevcuttur. Hikâye ve romanlarında kullandığı üslup ve nüktedan yapısıyla adeta döneminin Evliya Çelebi'si olarak görülen Ercüment Ekrem, eserlerinde Geleneksel Türk Tiyatrosunun anlatı tekniklerini başarılı bir şekilde kullanmış, atasözü ve deyimler gibi kalıplaşmış sözlerin kullanımıyla dikkat çekmiştir. Eserlerinde geleneksel unsurlar ve halk inanışlarına oldukça yer veren yazar, eserlerini oluştururken meddah tarzı anlatım üslubunu başarı bir şekilde kullanmıştır. Çalışmamız, Ercüment Ekrem Talû'nun hikâye ve romanlarında; geleneksel anlatım üslubu, yeme-içme alışkanlıkları, çeşitli inanışlar ve geleneksel anlatı unsurları etrafında incelenerek, söz konusu eserlerde tespit edilen örnekler uygun başlıklar altında sunulmuştur. Anahtar Kelimler: Ercüment Ekrem Talû, Geleneksel Anlatı Üslubu, Mizah, Hikâye, Roman, Türk Edebiyatı. Bilim Kodu:

AnlatıBiyografiGelenekler+7
Sultan Topaloğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Necati Tosuner hayatı, sanatı ve romancılığı

Türk Edebiyatı'na yazdığı öykülerle adım atan Necati Tosuner, kendine has söyleyiş tarzıyla edebiyatımızda farklı bir yer edinir. Bu farklılığı eserlerinde kullandığı dil ve anlatımla yakalayan yazarın, öykünün yanı sıra roman, tiyatro, deneme gibi edebi türlerde de ürün ortaya koyduğu görülür. Çocukken geçirdiği kazanın tesirinde kalan yazar, bireysel konulara yönelir. Türkiye'nin siyasi gündeminden etkilenerek zamanla toplumsal konularda da eser vermeye başlar. Bu sebeple Necati Tosuner'in ilk romanlarında bireysel temalı konular işlenirken, daha sonraki romanlarında toplumsal temalı konuların işlendiği görülür. Bu çalışmada, Necati Tosuner'in romanları yapı bakımından incelenmiştir. Romanların yapısı incelenirken Şerif Aktaş'ın Anlatma Esasına Bağlı Edebi Metinlerin Tahlili (Teori ve Uygulama) kitabı esas alınmıştır. Bu kapsamda çalışma iki bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümünde Necati Tosuner'in hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde yazarın romanları yapı bakımından incelenmiştir. Romanlar sırasıyla; zihniyet, yapı, olay ve olay örgüsü, kişiler, zaman, mekân, dil ve anlatım, bakış açısı, tema başlıkları altında değerlendirilmiştir. Bu çalışma yapılırken konuyla ilgili daha önceden yazılan kitaplar, makaleler, tezler ve internet kaynakları taranmıştır. Anahtar Kelimeler: Necati Tosuner, Roman, Yapı.

BiyografiRomanTosuner, Necati+2
Sümeyra Kundakçi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Attilâ İlhan'ın romanlarında ve anılarındaki halk bilimi unsurları

Attilâ Ġlhan, mensubu bulunduğu ulusun değerlerini yapıtlarında en iyi Ģekilde yansıtan yazarlardan biridir. Halk kültürünün de bir ulusun asıl karakterini oluĢturduğu söylenebilir. ÇalıĢmamızda, halk kültürünü ve halk yaĢamını yapıtlarında ustalıkla kullanan Türk Yazını‟nın büyük yazarlarından Attilâ Ġlhan‟ın, halk bilimi unsurlarını romanları ve anılarında ne ölçüde kullandığını incelenmeye çalıĢılmıĢtır. Birinci Bölüm‟de yazarın yaĢamı hakkında bilgi verildi. Ġkinci Bölüm‟de, yapıtlarındaki halk edebiyatı unsurlarını ve yazarın yapıtlarındaki kullanım Ģekillerini incelenildi. Üçüncü Bölüm‟de ise yapıtlardaki halk bilimi unsurlarını ve kullanımlarını ele alınmıĢtır. Ġncelediğimiz yapıtlarda bulduğumuz bütün unsurları toplayarak bilimsel yöntemlere göre sınıflandırıldı. Bu yapıtlarda, halk kültürü unsuru ile ilgili olarak alınan pasajlar, yapıtlardaki sayfa numaraları ile verildi. Sonuç olarak Ģu söylenebilir ki; Attilâ Ġlhan yazar kimliğiyle, Türk‟ün yaĢadığı dönemleri, coğrafyayı ve halkın kültürünü yapıtlarında çok sayıda unsuru kullanarak ustalıkla iĢlenildiği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Attilâ Ġlhan, halkbilimi, roman, anı

Halk bilimiRomanTürk romanı+1
Oğuz Nami Okay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Reşat Nuri Güntekin'in Yeşil Gece; Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Nur Baba; Refik Halit Karay'ın Kadınlar Tekkesi romanlarındaki dini motifler

Din, toplu halde yaşayan *insanlara karmâşık toplumsal düzen içerisinde bireylere yol göstermek ve insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamalarını temin etmek için Allah tarafından Peygamberler vasıtasıyla gönderildiği ilahi düzendir. Din, insanın ruhi yapısında var olan inanma arzusunun toplumsal yansımasıdır. Başlangıcı insanlık tarihi kadar eskilere uzanan din, o günden bugüne kadar her dönemde şahısları ve halkları tesir altına alan en önemli etkenlerden biridir. Tarihin çeşitli dönemlerinden bugüne gelen zaman zarfında herhangi bir dini benimsemeyen toplum mevcut değildir. İnsanlığı son derece yakından ilgilendiren dinin toplumsal yaşama etkileri de yabana atılamayacak derece çoktur. Toplumları şekillendiren din, insanlar tarafından çeşitli biçimlerde ifade edilmektedir. Din ile toplum arasında ilişkilerin karşılıklı etkileşim halinde olmasıyla dini semboller oluşmaktadır. Dini sembollerle bireyler; inançlarını, dinî düşüncelerini, dinî yaşayış biçimlerini en güzel biçimde yansıtmaktadırlar. İşte, bu araştırmanın konusu da, Türk edebiyatının önemli yazarları Reşat Nuri Güntekin'in "Yeşil Gece", Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Nur Baba", Refik Halit Karay'ın "Kadınlar Tekkesi" romanlarındaki dini motiflerin neler olduğu ve bu dinî ifadelerin Türk Edebiyatı açısından ne şekilde sembolize edildiğidir. Anahtar Kelimeler: Din, Dini Motif, Dini Gelenekler, Toplum.

DinDini motiflerGüntekin, Reşat Nuri+4
Yüksel Şavk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects