Turkish banking system
98 theses under this subject heading
Türkiye'de İslami bankacılığın etkinliği
Islam is complete code of life. It provides guidance to its followers in each field of life. It has its own educational, judicial, social and economic systems, and requires its believers to lead their lives accordingly. One of the important components of Islam is its financial system. Islamic financial system is unique in the sense that it provides guidance not only on the economic aspect but also covers the moral and ethical aspect of the transactions. Banking system is crucial constituent of any financial system. Islam recognizes the importance of banking and requires that the banking system must adhere to the principles of Islam. This thesis is written to show the development of Islamic finance and banking in Turkey, and to analyze which banking sector (Islamic/Conventional) is more efficient. The thesis consists of three chapters, the first chapter of the thesis answers two questions; what is Islamic finance and what are the modes of Islamic banking and finance. The Islamic modes of finance for retail, partnership and enterprises are explored with the capital market products of Islamic finance. The second chapter is about the development of Islamic finance and banking in Turkey, 4 participation banks with their products and services are explained in this chapter. This chapter also focuses on social responsibilities of the participation banks and their contribution to the Turkish economy. In chapter three of the thesis, DEA Data Envelopment Analysis model is used to measure the efficiency level of both sectors. Data from 3 participation banks and 26 conventional banks are used between 2010-2015. In the study, it was found out that participating banks in Turkey are more efficient than conventional banks for the period. Anahtar kelimeler: İslami finans, katılım bankacılığı, Türkiye'de İslami finans, İslamibankacılık.
Türkiye'de bankacılık türleri açısından kredi risk yönetiminin analizi
Finans sektöründe farklı alanlarda birden çok işlemi gerçekleştiren bankalar, yaptıkları işlemlerin fazlalıkları ve iş yükümlülükleri sebebiyle her zaman farklı risk gruplarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu sebeple bankalar her zaman riskle iç içe ve bu risklere karşı mücadele etmek zorundadır. Bankaların önemli faaliyetleri arasında yer alan kredi işlemleri beraberinde kredi riskini getirmektedir. Kredi riski, firma ya da bi-reysel müşterilerin bankalardan aldıkları kredileri zamanında geri ödememesi, ödeye-memesi ve kredi sözleşmesinde yer alan hükümlere uymamalarından dolayı ortaya çık-maktadır. Kredi riskinin olmaması mümkün değildir. Bu sebeple kredi riskinin düzgün ve etkin yönetilmesi bankalar açısından oldukça önemlidir. Koşulların değişmesi rekabet ortamını da arttırmaktadır. Bu nedenle bankalar rekabet ortamına uyarak varlıklarını sürdürebilmek için kredi vermek durumundadırlar. Fakat verilen krediler iyi bir şekilde yönetilirse bankalara gelir sağlamaktadır. Bu çalışmada bankacılık sektöründen bahsedi-lerek, bankacılıkta kredi riski, risk türleri, kredi riskinin ölçümü ve yönetimi ele alınarak, Türkiye'de faaliyet gösteren özel ve kamu sermayeli bankaların 2007-2017 yılların arasında kredi riskini ortaya koyacak değişkenlerin belirlenmesi amaçlanarak, uygulanan analizler ile bankaların kredi riskine etki eden değişkenler saptanmaya çalışılmıştır. Çalışmada Kamu Sermayeli Mevduat Bankaları olarak sınıflandırılan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.Ş. bankaları ile; Özel Sermayeli Mevduat Bankaları sınıflandırılan Akbank T.A.Ş, Anadolubank A.Ş., Fibabanka A.Ş., Şekerbank T.A.Ş., Turkish Bank A.Ş., Türk Eko-nomi Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. bankalarına ilişkin 2007 ve 2017 yılları arasına ait finansal verilere Türkiye Bankalar Birliği sayfa-sından ulaşılarak Logit ve Probit Regresyon Analizleri yapılmıştır. Türkiye' de 3 adet Kamu Sermayeli Mevduat bankası ve 9 adet Özel Sermayeli Mevduat Bankası yer al-masına rağmen Özel Sermayeli Bankalar grubunda yer alan Adabank A.Ş. ait verilerde süreklilik olmadığından çalışmaya dahil edilmemiştir. Takipteki Alacaklar ile Kredi ve Alacaklar hesapları için 2 Model kurgulanmış olup, Model 1 için Logit Marjinal Etki sonuçlarına göre, Toplam Mevduat/ Toplam Aktifler (X15), Toplam Gelirler/ Toplam Giderler (X41), Şube Başına Toplam Aktif (X52) değişkenlerinin pozitif yönde marjinal etkiye sahip olduğu Faiz Gelirleri / Faiz Giderleri (X40), Faiz Giderleri/ Toplam Giderler (X45), Şube Başına Toplam Mevduat (X53) değişkenlerinin ise negatif yönde marjinal etkiye sahip olduğu görülmüştür. Model 2 sonuçlarına göre de Özkaynaklar / Mevduat + Mevduat Dışı Kaynaklar (X4), Toplam Mevduat (X48) değişkenleri pozitif yönde marjinal etkiye sahip iken, Sermaye Yeterlilik Oranı (X1), TP Mevduat / Toplam Mevduat (X13), Net Dönem Karı- Zararı / Ödenmiş Sermaye (X33) değişkenlerinin negatif yönde marjinal etkiye sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kavramlar: Türk Bankacılık Sektörü, Takipteki Krediler, Kredi ve Alacaklar, Lojistik Regresyon, Kredi Riski
Türk sigortacılık sisteminde katılım sigortacılığının yeri ve önemi
Özellikle son yıllarda önemli ölçüde gelişme gösteren ve bankacılık sektöründe gittikçe büyümekte olan bir yere sahip olan katılım bankacılığı, verdiği hizmetler açısından konvansiyonel bankacılıkla eşit düzeye yaklaşmıştır. Katılım sigortaları tarafından sunulan sigortacılık hizmetleri, İslami usullere uygun tekafül sisteminin ön plana çıkmasını sağlamıştır. Bu çalışmada Türkiye Finans ve Vakıf Katılım Bankaları'nın 2016-2021 yılları arası sundukları hizmetler TKBB raporları çerçevesinde karşılaştırılmış ve katılım sigortacılığının Türk bankalarında ülke ekonomisine sağladığı katkı ortaya konmuştur.
Avrupa Birliği'nde ve Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir bankacılık uygulamaları
ÖZET AVRUPA BİRLİĞİ'NDE VE TÜRKİYE'DE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BANKACILIK UYGULAMALARI KILIÇ, Zehra Yüksek Lisans Tezi, İktisat Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Ayşen ALTUN ADA Temmuz, 2014, 130 sayfa Sürdürülebilir kalkınma, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini tehlikeye atmadan, bugünkü neslin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini ifade eder. Bu kavramın temelinde insan yatar. İnsan ile doğa arasında denge kurarak doğal kaynakları bilinçli kullanmayı ifade eder. Sürdürülebilir kalkınma sürecinde başta devletler olmak üzere, şirketlere, sivil toplum örgütlerine ve tüketicilere önemli görevler düşmektedir. Ancak, bankacılık sektöründe çevresel ve sosyal konulara ilişkin farkındalık, diğer sektörlere kıyasla daha geç gelişme göstermiştir. 1990'lı yıllardan sonra sürdürülebilir kalkınma kavramı finansal kuruluşların faaliyetlerinin arasına dahil olmuştur. Sürdürülebilir bankacılık, bankaların finansal ürün ve hizmetlerinin sürdürülebilir kalkınmayı destekleyecek şekilde dizayn edilmesine denir. Sürdürülebilir bankacılık anlayışının günümüzde özellikle de Avrupa Birliği ülkelerinde çok sayıda finansal kuruluşlar tarafından benimsendiği görülmektedir. Türkiye'de ise sürdürülebilir bankacılık anlayışının gelişmesine engel olan nedenler; yasal düzenlemelerin yetersizliği, sürdürülebilir kalkınma politikalarının istikrarsızlığı, siyasal yapının sürekli değişmesi, finansal kuruluşların sürdürülebilir finansa ilişkin bilgi yetersizliği ve toplumun sürdürülebilir kalkınma konusundaki bilinçsiz oluşu olarak dikkat çekmektedir. Çalışmada, Türkiye'de ve Avrupa Birliği'nde faaliyet gösteren bankaların sürdürülebilir kalkınmaya katkıları, sürdürülebilir kalkınmaya destek vermek için hangi yöntemleri kullandıkları ve hedeflerine ulaşabilme konusundaki başarıları incelenmiştir. Bu doğrultuda, sürdürülebilir kalkınma kavramı ve geçmişten günümüze geçirdiği evreleri araştırılıp, Türkiye ve Avrupa Birliği'ndeki bankaların sürdürülebilir kalkınmaya katkıları ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonucunda Türkiye'deki bankaların Avrupa Birliği'ndeki bankalara kıyasla sürdürülebilir bankacılık konusunda rakamlarla geride olduğu görülmüştür. Ancak son yıllarda müşterilerin ve bankaların etik bilincinin artmasıyla bankacılık sektörünün sürdürülebilir kalkınmaya katkılarının arttığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Bankacılıkta Sürdürülebilirlik, Avrupa Birliği, Türkiye
Mali başarısızlık tahmininde çok değişkenli istatistiksel yöntemlerin ve çok kriterli analize dayalı bir modelin kullanılması: Türk bankacılık sisteminde bir uygulama
ÖZET MALİ BAŞARISIZLIK TAHMİNİNDE ÇOK DEĞİŞKENLİ İSTATİSTİKSEL YÖNTEMLERİN VE ÇOK KRİTERLİ ANALİZE DAYALI BİR MODELİN KULLANILMASI: TÜRK BANKACILIK SİSTEMİNDE BİR UYGULAMA Süleyman Bilgin KILIÇ Doktora Tezi, İşletme Anabilim Dalı Danışman: Prof.Dr. Serpil CANBAŞ Şubat 2003, 140 Sayfa Bu çalışmada, özellikle Türkiye'de, finansal sistemin en önemli unsuru olan bankaların mali başarısızlıklarının öngörülmesine yönelik çok değişkenli istatistiksel yöntemlere ve çok kriterli karar alma analizine dayanan erken uyan modellerinin tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örnek setini 40 adet özel sermayeli ticaret bankası oluşturmaktadır. Bu bankalardan 20'si 1997-2002 döneminde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmiştir. Türkiye Bankalar Birliği kendi web sitesinden bankalar için 49 rasyo yayınlamaktadır. Çalışmada, öncelikle tek değişkenli ANOVA (varyans analizi) testi kullanılarak, yayınlanan bu 49 rasyo içinden, mali başarısızlığın yaşanmasından bir yıl öncesi için, başarısız olan ve faaliyetini sürdüren bankaları birbirinden ayırt eden 12 rasyo (erken uyan göstergesi) saptanmıştır. Daha sonra, seçilen rasyolar Temel bileşenler Analizi ile anlamlı faktörler altında gruplandırılarak Türk bankacılık sisteminin temel finansal karakteristiklerini yansıtan 3 faktör ( sermaye yeterliliği, gelir-gider ve likidite) belirlenmiş ve her banka için bu karakteristiklere (faktörlere) ait skor değerleri hesaplanmıştır. Bankaların durumu bağımlı değişken faktör skor değerleri bağımsız değişken olacak şekilde diskriminant, logit ve probit modelleri tahmin edilmiştir. Ayrıca, son yıllarda mali başarısızlık tahmininde yeni bir yaklaşım olan ve çok kriterli karar alma analizine dayanan ELECTRE TRI modeli tahmin edilmiştir. Tahmin edilen bu modellere göre bankalar mali başarılı yada başarısız şeklinde sınıflandırılarak modellerin sonuçlan, sınıflandırma başarılarına göre karşılaştırılmıştır.II Son olarak, erken uyarı sistemlerinin uygulanmasının, Türk bankacılık sistemindeki yeniden yapılandırma maliyetleri açısından, önem ve gerekliliği değerlendirilmiştir. Çalışmanın sunuçları, bankacılık sektöründe erken uyan sistemlerinin uygulanması ile, mali başarısızlık sonucu gerçekleştirilen yeniden yapılandırma maliyetlerinden uzun vadede büyük oranda kaçınma şansının olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Faktör Analizi, Diskiriminant, Logit, Probit, ELERCTRE TRI.
2008 küresel krizi ve COVID-19 krizlerinin bankacılık sektörüaçısından değerlendirilmesi
Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve daha sonra tüm dünyaya dağılan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından Pandemi olarak açıklanan COVID-19 (korona virüs) Türkiye de birçok sektörü etkisi altına almıştır. Salgın ekonomik, sosyal ve kültürel alanları da etkileyerek yayılımını sürdürmüştür. Kısa sürede Türkiye ve tüm dünyayı etkisi altına alan ve ciddi sağlık risklerine sebep olan COVID-19 (korona virüs) salgını bankacılık sektörünü de etkisi altına almıştır. Finansal sistemin sağlıklı işleyişine dair en önemli teorilerden biri olan Türk bankacılık sektörü, salgının olumsuz etkilerinden korunmak ve bankacılık işlemlerini güvenli bir şekilde gerçekleştirebilmek için bir an önce ihtiyaç duyulan tedbirleri almıştır. Ayrıca Türk bankacılık sistemi bu zorlu süreçte vakit kaybetmeden hızlı bir şekilde daha kuvvetli ve sürdürülebilir bir yapıya sahip teknik altyapıyı oluşturmuştur. Bu çalışmada, Türk bankacılık sektörünün korona virüs sürecindeki risk durumlarının yanı sıra finansal sistemin etkin alanlarına kan temini için ihtiyaç duyulan tedbirler, destek paketleri ve değişen hizmet hedefleri ele alınmıştır. Çalışma, Türk bankacılık sektörünün Pandemiye karşı durumunu SWOT analizi yöntemiyle değerlendirmiştir.
Türk bankacılık sisteminde kurumsal yönetim süreci: Borsa İstanbul'da bir uygulama örneği
Tez çalışmasının gerekçesi; finans sektöründe çok önemli bir yeri olan bankacılık sektöründe kurumsal yönetim sürecinin öneminin vurgulanmasıdır. Bu çalışmada öncelikle banka ve bankacılık kavramları ele alınmış, daha sonraki bölümlerde kurumsal yönetim süreci ile bunun bankacılık sektöründe uygulanabilirliği incelenmiştir. Çalışmanın amacı; hisse senetleri Borsa İstanbul'da işlem gören bankalardaki kurumsal yönetim sürecinin nasıl uygulandığının tespit edilmesidir. Bunun için Borsa İstanbul'da işlem gören bankalardan sadece aktif büyüklükleri en yüksek olan on banka ele alınmıştır. Bu bankalar, SPK Kurumsal Yönetim İlkeleri'ne göre tek tek incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında incelenen bu on banka: İş Bankası, Ziraat Bankası, Halk Bankası, Akbank, Garanti Bankası, Yapı Kredi Bankası, Finansbank, Denizbank, Vakıfbank ve Türk Ekonomi Bankası (TEB)'dır. Anahtar Kelimeler: Banka, bankacılık, kurumsal yönetim.
KOBİ'lerin katılım bankacılığı tercihini etkileyen faktörler: Çankırı örneği
KOBİ'lerin çalışmayı tercih ettikleri bankaları nasıl seçtikleri bilim insanları ve bankaların üst yönetimleri tarafından daima merak edilmiştir. Literatürde yapılan araştırmalara bakıldığında; bankaların daha çok müşteriye ulaşmasında ve mevcut olan müşterileri tutundurma çabalarında etkili faktörlerin neler olduğunun zaman zaman incelendiği görülmüştür. 1980'li yıllarda Türk Bankacılık ve Finans sektörüne giren Katılım Bankacılığı da bu noktada önemli bir konu başlığı olmuştur. Katılım bankacılığı bireyler ve KOBİ'ler için faizli bankalara alternatif kurumlardır. Katılım bankaları ile çalışmayı tercih eden işletmeler; faizli bankalar ile çalışmayan, fakat mevcut olan birikimlerini değerlendirmek ve aynı zamanda finansmana ihtiyaç duyan kuruluşlardır. Bu çalışmada 517 KOBİ dikkate alınmış ve anket yöntemi ile ihtiyaç duyulan veriler toplanmıştır. Toplanan 517 anketten 467 tanesinin analize uygun olduğu tespit edildikten sonra KOBİ'lerin katılım bankacılığı tercihini etkileyen faktörler ve katılım bankacılığı terim ve hizmetleri konusundaki bilgi, farkındalık ve algı düzeyleri araştırılmıştır. Çalışmanın uygulama bölümünde faktör analizi, bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü ANOVA testlerinden faydalanılmıştır. Çalışma sonucunda KOBİ'lerin katılım bankacılığı tercihleri üzerinde din faktörünün ve katılım bankalarının ulaşılabilir olmasının önemli birer etken oldukları tespit edilmiştir. Aynı zamanda katılım bankalarının ürün ve hizmetlerini müşterilerine daha yalın bir dille anlatmasının gerekliliği gözlemlenmiştir.
Genel olarak gölge bankacılık ve Türkiye'de gölge bankacılık üzerine bir araştırma
Gölge bankacılık, genel tanımı itibariyle geleneksel bankacılık sistemi ile yakın ilişki içerisinde olan,bilanço dışı işlemlerden oluşan ve geleneksel bankacılık sistemine yasal arbitraj, vergi arbitrajı, ilave fonlama avantajları gibi imkanları sunan bankacılık sistemi olarak tabir edilmektedir. Gölge bankacılık,finansal piyasaların yapısının yasal düzenlemeler ile değişmesi sonucu bankalar için kar marjında kısıtların oluşması ve rekabet avantajının azalması nedeniyle oluşmuştur. Gölge bankacılığın ana elemanları, hedge fonlar, türev araçlar, para piyasası ortak fonları, repo piyasasıdır. Menkul kıymetleştirme işlemleri, finans piyasalarında yeterince denetlenemeyen ve ticari bankalar ile yatırım bankaları arasında bir köprü oluşturan gölge bankacılığın imtiyazına geçmiştir. Ticari bankalar, bilanço dışı olan gölge bankacılık işlemleri vasıtasıyla daha fazla fon bulabilmekte ve daha fazla kredi verebilmektedir. Aynı zamanda bu araçlar vasıtasıyla finansal sistemde riskin tek bir kurum yerine tüm piyasaya yayılması sağlanmaktadır. Sonuç olarak bankalar, finansal piyasalarda daha yüksek faaliyet hacmi ve yüksek karlılığa sahip olmaktadır. Son yıllarda dünya genelinde büyük ilgi gören Türk bankacılığında gölge bankacılığın araştırılması bir gereksinim haline gelmiştir. Nitekim yükselen piyasa ekonomileri içerisinde önemli bir yere sahip olan Türkiye?nin bankacılık sisteminde gölge bankacılığın araştırılması, yatırım iklimi açısından da önem arz etmektedir. Çalışmada Türkiye için gölge bankacılık sektörünün ana hatları çizilmeye çalışılacaktır. Çalışmada Türkiye?de gölge bankacılığın varlığı bilanço dışı işlemler vasıtasıyla araştırılmaktadır. Çalışmayla 2006 yılı ile 2011 yılı arasında bankalar bazında (çalışmanın yapıldığı tarihte elde edilen en son veriler), taahhütler, emanetler,türev finansal araçlar ve garanti ve kefaletler ile ile özsermaye karlılığı arasındaki ilişki araştırılmaktadır. Çalışmanın ulaştığı sonuçlar, Türkiye?de gölge bankacılığın emarelerinin mevcut olduğu yönündedir.
Türk bankacılık sisteminde kurumsal kredi derecelendirme süreçlerinde KOBİ'lerin kredibilitesinin değerlendirilmesi
Ülkemizde finansal sistem içerisinde bankacılık sektörü önemli bir yere sahip olmakla birlikte içinde bulundurduğu mekanizmalar ve disipline sistemler ile birçok unsuru barındırarak ekonomik yaşamsal alanların gelişmesi ve büyümesine büyük katkı sağlamış ve finansal alanların dışında kalan kimi değerleri finansal alanın içine dahil ederek sektörel alanlarını genişletmiştir. Bankaların tarihsel süreçlerin getirdiği tecrübe ve teknoloji ile gelişmesi ve büyümesi gerçekleşmiş, ülkelerin ekonomilerine kattıkları değerler ile adeta ekonomilerin odağı haline dönüşmüşlerdir. Bankalar fon fazlası olan birimlerden temin edilen kaynakları fon talep edenlere aktarılmasında önemli bir görev üstlenerek temel faaliyetleri olan kredilendirme işlevini icra ederler. Bu işlem karlı olduğu kadar çeşitli riskleri de içinde barındırdığından ayrı bir disipliner yaklaşım gerektirmektedir. Teknolojik gelişmeler, bankaların sermayelerine olumlu katkıları olduğu kadar tam tersi durumların yaşanmasına da neden olmuş ve ekonomik sistemlerin uluslararası bir boyut kazanması ile sistemin temel işlevi olan kredilendirme faaliyetlerinin analizleri gitgide ayrı bir fonksiyonel faaliyet alanı oluşturmuştur. Çalışma, ülkemizde ekonomik sistemlerin önemli bir parçası olan KOBİ'lerin kredi çalışmalarında kredi süreçlerinin nasıl işlediği, kredi karar mekanizmalarında görev yapan personeller için genel uygulamada kredi sürecinin safhaları ve hangi unsurların önem arz ettiği konular belirlenerek Türk Bankacılık Sisteminde kredi operasyonel ve kredi ağırlıklı işlevlerin incelenmesi, bilanço, gelir tablosu ve nakit akım tablosu verileri kullanılarak firma hakkında genel bilgilere ulaşılması sonucu muhasebe konulu aktarma ve arındırma işlemleri ile firmanın gerçek durumunu ortaya çıkarıp oran analizleri ile nicel ve nitel değerler konsolide edilerek firmanın bugünkü ve gelecekteki kredibilite değerliliğinin tespiti ile risk oluşturan faktörlerin firma yaşam sürelerini ne denli etkileyeceği belirlenecektir. Kredinin daha ziyade teknik boyutuna ilişkin mali analiz veya diğer analizler dışında mali olmayan kriterlerin de aslında mali veriler kadar önemli olduğu kurumsal kredilerin ilgilendiği diğer konular arasındadır. Çalışma üç bölümden oluşmakta olup birinci bölüm içeriğinde bankacılık sektörü, Türk bankacılık sistemi ve Türkiye'de faaliyet ve sermaye türlerine göre bankalardan bahsedilmiştir. İkinci bölümde KOBİ'lerin Türkiye Ekonomisindeki yeri, bankalarla olan ilişkileri, kredi limit tahsis süreçleri, finansman ihtiyaçları, kredi limitlerinin belirlenmesi ve bilançolarında yapılan aktarma ve arındırma işlemleri ile firmalardan derecelendirme notu alınması, operasyonel faaliyetleri ile kredi süreç döngüsünün tamamlanmasından bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise ilgili süreçlere değinilerek imalat sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın kredi talebinin değerlendirilmesi süreçleri incelenmiş ve konuyla ilgili literatür çalışması yapılmıştır. Ülkemizde faaliyet gösteren 8 adet kamu ve özel bankanın 15 uzman görüşüyle hazırlanan veri setleri finansal analize ek olarak durum analizi ile uygulamalı olarak ele alınmış, T.C Merkez Bankası Sektör Bilançoları ve literatür bilgisi esas alınarak tespit edilen kriterler derecelendirildikten sonra ayrıca yorumlanmıştır. Türk bankacılık sistemi'nin önemle üzerinde durduğu ana kriterler belirlenmiş olup daha önce ilgili literatüre ait çalışmalarda ele alınmayan ham ve düzeltilmiş verilerin firma kredi notuna etkisi hesaplanarak Türk Bankacılık Sistemi Genel Uygulamaları dahilinde nihai puana göre firma kredi teminat durumu tespit edilmiştir. Çalışma, literatüre katkı sağlamakla birlikte sektörde faaliyet gösteren KOBİ'lere kredilendirme süreçlerinde yardımcı olacağı düşünülmektedir.
Türk bankacılık sisteminde kamusal sermayeli bankaların karşılaştırmalı etkinlik analizi: 2008-2017 dönemi değerlendirmesi
Günümüzde Türk bankacılık sektörü, finans piyasasının en önemli dinamiği ve ülke ekonomisinin en önemli yapı taşlarındandır. 2018 itibariyle 34 mevduat bankasının faaliyet gösterdiği sektör, aktif büyüklüğü ile 3 trilyon TL'yi aşarak önemli seviyelere ulaşmıştır. Kamusal sermayeli bankalar da gerek ulaştıkları rakamsal büyüklükler, gerekse ülke için büyük projelerin hayata geçirilmesinde üstlendiği sorumluluklar kapsamında Türk bankacılık sektörü ve ülke açısından önemli roller üstlenmektedir. Farklı formlar altında olsa da Cumhuriyet öncesi dönemden bugüne varolan Ziraatbank, Cumhuriyetin ilanından sonra 1933'te kurulan Halkbank ve 1954'ten bu yana sektörde yer alan Vakıfbank, günümüzde Türk bankacılık sektöründe kamu sermayeli olarak faaliyet gösteren 3 bankadır. Günümüzde Ziraatbank, Halkbank ve Vakıfbank'ın aktif büyüklüğü toplamı bankacılık sektörünün 1/3'üne tekabül etmektedir. Çalışma, Türk bankacılık sektöründe kamusal sermayeli bankaların etkinliklerinin karşılaştırılması amacıyla gerçekleştirilmiş olup, bu kapsamda 2008-2017 dönemleri arasında kamusal sermayeli bankaların etkinlik analizleri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiş, yöntem olarak veri zarflama analizi kullanılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'de bankacılık sektörünün gelişimi ve günümüzdeki mevcut yapısı tarihsel süreci çerçevesinde Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemlerde ele alınmıştır. İkinci bölümde Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren banka türleri açıklanmış ve mevduat bankacılığına ait mevduat, kredi, özkaynak, aktif kalemleri gibi bazı göstergeler grafikler eşliğinde değerlendirilerek yorumlanmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise etkinlik ölçümünde kullanılan farklı yöntemler açıklanarak, çalışmada kullanılan veri zarflama analizinin detayları verilmiş ve uygulama bölümüne geçilmiştir. Kullanılan veriler kapsamında ele alınan yıllardaki analiz sonuçları değerlendirildiğinde Vakıfbank; Ziraatbank ve Halkbank'a göre daha etkin bir skor düzeyine ulaşmıştır. Vakıfbank ele alınan yılların tamamında, Ziraatbank 2008 ve 2016, 2017 yıllarında, Halkbank ise 2013, 2016 ve 2017 yıllarında tam etkinlik düzeyine ulaşmıştır.
Türk bankacılık sisteminde konut kredisi hacmi ve ekonomik büyüme ilişkisi
Bankacılık sektörü ve bankaların ekonomideki etkinliği, bir ülkenin ekonomik gelişmesi açısından önemli bir etkendir. Ekonomik büyüme açısından bankaların sağladığı kredilerin ekonomik büyüme içerisinde belli bir payının olduğu düşünüldüğü için bu bilimsel çalışmada konut kredileri hacmi ve GSYH arasındaki ilişkinin varlığı araştırılmıştır. Aynı zamanda iktisadi teorilerle açıklanan ekonomik büyüme ve konut kredileri arasındaki ilişkiyi ekonometrik olarak da açıklayabilmek amacıyla çalışmada zaman serileri ve teknikleri kullanılmıştır. Bu bilimsel çalışmada kullanılan değişkenler arasında herhangi bir ilişkinin var olup olmadığını tespit etmek amacıyla değişkenlere durağanlık analizleri, eşbütünleşme analizi, Granger Nedensellik analizi uygulanmıştır. Bu analizler sonucunda; birinci düzeyde durağan çıkan serilerin Granger Nedensellik analiz sonucuna göre konut kredilerinden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla konut kredi hacmi ve GSYH arasında uzun dönemli bir ilişkinin olduğu ortaya çıkartılmıştır. Bu bilimsel çalışma giriş ve sonuç kısımları dışında, ilk iki bölümü teorik, son bölümü uygulama olan üç bölümden oluşmaktadır.
Katılım bankacılığı
Türkiye'de bankacılık sisteminde üçüncü bir bankacılık türü olarak yerini almış olan Katılım Bankaları, sektöre dahil olduğundan bu yana karlılığını ve hızlı değişimini sürdürmektedir. Türk bankacılık sisteminde dört adet katılım bankası bulunmaktadır. Bu katılım bankaları 2005 senesinden bu yana kriz dönemleri dahil karlılıklarında devamlı olarak ilerleme kaydetmişler ve geleneksel bankacılık ile rekabet edebilir duruma ulaşmışlardır. Katılım bankaları Türkiye'deki toplam bankacılık sistemindeki aktif toplamının 2012 yılsonu itibariyle % 5,1'ine sahiptir. Rakamın küçük gibi gözükmesine karşın bankacılık anlayışı olarak geniş kitlelere ulaşmış olan katılım bankaları, sektörde yerini sağlamlaştırmıştır. Bu çalışmada katılım bankacılığı ve performansı hakkında farkındalık oluşturulması amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde finansal kurumlar ve araçları hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde faizsiz bankacılık, faizsiz bankaların dayandığı temel ilkeler, işlevleri, fon teminleri hakkında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde ise katılım bankalarının kavramı, gelişimi, dünyadaki ve Türkiye'deki gelişimi, özellikleri incelenmiştir.
Katılım bankacılığı ve hizmetlerinin vergilendirilmesi
Türk Bankacılık sistemi içerisinde gün geçtikçe artan sayıları ve verdikleri hizmetler itibariyle yerini iyice pekiştiren katılım bankalarının gelecekte mali kesimin en önemli aktörleri arasında söz sahibi olmaları beklenmektedir. Katılım bankalarının vergilendirilmesi, kurulmaya başladıkları yıllarda; Özel Finans Kurumları adıyla çıkarılan düzenlemeler başta olmak üzere gelir ve harcama üzerinden alınan vergilerin kapsadığı yasalar ve idari düzenlemelerle vergilendirmekte iken, bu kurumların faizsizlik ilkesine göre faaliyet göstermeleri nedeniyle bazı sorunlar ortaya çıkmış, yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. Ülkemizin gelişen ekonomik yapısı ve sayılarındaki artışla birlikte Katılım Bankalarının diğer çeşitli bankalardan ayrı bir yerde tutulması ve kendilerine özgü işleyişlerinden kaynaklanan vergisel problemlerin önüne geçmek üzere bu kuruluşların 5411 sayılı yasaya tabi tutulması söz konusu olmuştur. Ayrıca kurumlar vergisi, gelir vergisi, banka ve sigorta muamele vergileri ile diğer ilgili vergi kanunlarında yapılan değişiklerle birlikte vergilendirilmelerinde yaşanan sorunlar giderilmeye çalışılmıştır. Günümüz itibariyle katılım bankaları herhangi bir fark gözetilmeksizin diğer bankaların tabi oldukları tüm yasal ve idari düzenlemelere uymak durumundadırlar. Tezin amacı, katılım bankalarının vergilendirilmesi ile ilgili hem sorumlu hem de yükümlü sıfatı ile tabi oldukları vergilerin incelenmesi, uygulamada ortaya çıkan sorun ve çözüm önerilerinin değerlendirilmesidir.
Banka karlılığını etkileyen faktörlerin analizi
Türk ekonomi sektörü içerisinde büyük oranda faaliyet gösteren bankalar, ekonominin vazgeçilmez parçasıdır. Bankacılık sektörünün yapısının sağlam olması, kârlılık ile ilişkilidir. Kârlılık, diğer işletmeler gibi bankaların da kendi kendisini finanse etmesi ve sermaye yapısının güçlendirmesi için gereklidir. Bankacılık sektöründe kârlılık konusu, sektörün ayakta kalabilmesinde önemli bir etkendir. Bu çalışmada finansal sistemin en önemli dinamiği haline gelmiş olan bankacılık sektörünün, net kârını belirleyen faktörler incelenmektir. Bu doğrultuda Türkiye'de 2008Q1-2020Q4 dönemi banka verileri Dünya Bankası (WB), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) veri tabanından temin edilmiştir. Banka net kârlılığını etkileyen faktörleri belirlemek için panel Genişletilmiş Ortalama Grup (Augmented Mean Group-AMG) yönteminden yararlanılmıştır. Analizde; toplam aktif (AKT), öz kaynaklar (OKN), ekonomik büyüme (GDP), mevduat hacmi (MVD), krediler (KRD), faiz giderleri (FGD), faiz gelirleri (FGL) ve enflasyon (ENF) değişkenleri ele alınmıştır. Analiz sonucunda öz kaynak, mevduat hacmi, enflasyon değişkenleri ile banka net kârlılığı arasında istatiksel olarak anlamlı ve pozitif bir yönlü etki; faiz gelirleri, faiz giderleri, krediler, ekonomik büyüme parametreleri ile banka net kârlılığı arasında ise anlamlı bir etkinin olmadığı tespit edilmiştir.
Bankalarda kredi riskinin yönetimi ve bir uygulama
Günümüz kredi piyasasında çok fazla firma bulunmaktadır. Kredi türlerinin çeşitlenmesi ve rekabetin artması, faiz oranlarının kısa araklıklarla değişmesi gibi nedenlerden dolayı ihtiyaç sahipleri hangi ürünü ve hangi bankayı seçecekleri konusunda zorluk yaşamaktadırlar. Ayrıca başlangıçtaki maliyetlerle gerçekleşen maliyetler arasında farklar bulunmaktadır.Böyle bir ortamda bankaların görevlerini etkin bir şekilde yerine getirebilmeleri ve kullandırdıkları kredilerin risklerini yönetebilmeleri dikkat gerektiren bir iştir. Bunun içindir ki bankalar ve yönetim kurulları özellikle kredi risklerinin yönetilmesi için; başlangıçtan itibaren kredi sürecinin yönetilmesine odaklanmışlardır. Bankalar kullandırdıkları kredilerin sorunlu kredi haline gelmemesi için yoğun bir şekilde, değişen piyasa koşullarını takip etmekte ve kredileri izlemek için bünyelerinde kredi izleme birimleri oluşturmaktadırlar. Tüm bunlara tüketicilerin büyük bir bölümünün bilinçsiz olması ve genel bir sorunumuz olan okumadan imza atma alışkanlığı da eklenince, böyle bir çalışmanın gerek kredi kullanana gerekse şubedeki çalışan personele yardımcı olacağı kanaatine varılmıştır.Bu çalışmamızda sorunlu krediler ele alınıp; nasıl sorunlu hale geldikleri, sorunlu kredilere karşı alınacak önlemlerin neler olduğu ve sorunlu kredilerin tasfiyesinin ne şekilde yapıldığından bahsedilmiştir.
Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türk bankacılık sektörü üzerindeki etkileri
Küreselleşen dünyada daha fazla kar yapma hırsı piyasalardaki asimetrik bilgiyi artırmakta, doğru bilgiye ulaşmanın maliyetini yükseltmektedir. Piyasadaki var olan bu bilgi eksikliğini gidermek ve doğru bilgiye daha az maliyetle ulaşmak adına kredi derecelendirme kuruluşları (KDK) devreye girmektedirler. KDK'lar piyasadaki alıcı ve satıcıların daha sağlıklı hareket etmesi için başta ülkeler olmak üzere, şirketleri, bankaları ve birçok varlığı kendi belirlemiş oldukları notlarla risk değerlendirmesi yapmakta ve bunun karşılığında belli bir ücret almaktadırlar. KDK'lar vermiş oldukları hatalı kararlar ile güvenirlilikleri üzerinden eleştirilmelerine ragmen önemlerini giderek artırmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, KDK'ların vermiş oldukları kararların Türk bankacılık sektörü üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmaktır. Bu doğrultuda öncelikle derecelendirme faaliyeti, belli başlı uluslararası derecelendirme kuruluşları ve bankacılık sektörünün gelişimi ortaya konulmuştur. Daha sonra bankalar için önemli bir girdi olan sendikasyon kredisi izah edilmiş, ayrıca sendikasyon kredisinin KDK'ların vermiş oldukları kararlardan etkilenme durumu tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma kapsamında, Türkiye'nin aktif büyüklük olarak en büyük dokuz bankasının S&P, Fitch ve Moody's firmalarından 2000-2018 yılları arasında almış oldukları derece notları ve bu yıllarda temin ettiği sendikasyon kredisi, bankaların yayımlamış oldukları faaliyet raporlarından tablo ve grafiklere aktarılıp, kredi derecelendirmenin sendikasyon kredisine etkisi yorumlanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, derecelendirme kuruluşlarının eleştirilmelerine rağmen önemlerini giderek artırdıkları ve seçilen bankalar dahilinde kredi derece notlarının sendikasyon kredisi üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. KDK'ların vermiş oldukları kararlarla Türk bankacılık sektörünü etkilediği sonucuna varılmıştır. Ayrıca KDK'ların Türk bankacılık sektörünün dış ekonomilerle endegrasyonuna katkı sağladığı buna rağmen Türk bankalarının kredi derece notunun önemi ve farkındalığı konusunda yeterince faaliyette bulunmadıkları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Derecelendirme, Kredi Değerlendirme Kuruluşları, Türk Bankacılık Sektörü, Sendikasyon Kredisi.
2000 Kasım ve 2001 Şubat finansal krizleri sonrasında Türk bankacılık sektörünün yeniden yapılandırma süreci ve sonuçları: 2001-2011
Ülkemizde 2001 yılında yaşanan finansal kriz Türk ekonomisinin ve bankacılık sektörünün kırılgan, sağlıksız yapısını gözler önüne sermiş, başta finans sektörü olmak üzere ülke ekonomisinde derin yaralar açmıştır. Krizin oluşumunda baş rolu üstlenen bankacılık sektörünün krizlerden almış olduğu hasarın onarılması, rekabet gücü yükseltilmesi, yasal ve kurumsal tabanının sağlamlaştırılması, iç ve dış şoklara dayanıklı bir yapıya kavuşturulması amacıyla 2001 Mayıs ayında Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı yürürlüğe sokulmuştur. Geçen 10 yıl boyunca bankacılık sektöründe büyük bir gelişim süreci yaşanmıştır.Çalışmamızda, Türkiye'nin 2000 Kasım ve 2001 Şubat aylarında yaşamış olduğu finansal krizler sonrası BDDK tarafından açıklanmış olan Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı esas alınarak oluşturan ?Kamu Bankalarının Yeniden Yapılandırılması?, ?TMSF Bünyesindeki Bankaların Çözümlenmesi?, ?Özel Bankaların Sağlıklı Bir Yapıya Kavuşturulması? ve ?Kurumsal/Yapısal Düzenlemeler? süreçleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Söz konusu süreçler içerisinde alınan önlemlerin, banka satış ve devirlerinin, bankacılık sektörünün güçlendirilmesi için yapılandırılan hususların, yasal ve kurumsal düzenlemelerin sonuçları üzerinde durulmuştur. Yeniden yapılandırma çalışmalarının başlangıcı ardından geçen 10 yıllık süreç; karlılık, bilanço yapısı, likidite ve sermaye yeterliliği göstergelerinin yıllar itibariyle değişimlerinden yararlanılarak değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler:1.Finansal Kriz,2.Yeniden Yapılandırma,3.Bankacılık
Katılım bankacılığının Türkiyedeki yeri ve işleyişi
Geleneksel bankacılığa alternatif olarak bir sistem geliştirilen İslami bankacılık sistemi uygulanmaya geçtiği ilk yıllar olarak 1960'lı yıllar gösterilmektedir. Bu dönemden günümüze geldikçe önemi artmış ve değer kazanmıştır. Ülkemizde ise İslami bankacılık modelleri ilk olarak özel finans kurumları isminde faaliyetlerine başlamış ilerleyen yıllarda ise ismini katılım bankacılığı olarak faaliyetlerini yürütmüştür. Ülkemizde 1980'li yıllarda faaliyetini yürüten bu sistem günümüzde de varlığını devam ettirmektedir. Katılım bankacılığının öneminin artmasından kaynaklanarak ülkemizde bu alanda çalışma sayısında da artış gözlenmektedir. Hazırlamış olduğum bu çalışma için ülkemizde katılım bankacılığı alanında yazılmış olan makaleler ve çalışmaların içerikleri incelenmiş ve analiz edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda katılım bankacılığı konusunda Türkiye'de yerini ve işleyişini ortaya konmuştur.
Katılım bankaları ile konvansiyonel bankaların işleyişlerine yönelik müşteri algı farklılıklarının analizi
Türkiye ölçeğinde yapılan bu çalışmada müşterilerin banka tercihinde ortaya koyduğu seçimin arka planında yatan algı düzeyi ve tercih faktörleri ele alınmıştır. Anket uygulaması gerçekleştirilmiş olup; yaş, cinsiyet, sosyal statü, gelir durumu ve diğer değişkenler gözetilmeksizin şeffaf bir sonuç ortaya konmuştur.
Basel II sürecinde kamu bankalarında iç denetimin yeniden yapılandırılması: İller Bankası örneği
Son yıllarda globalleşmeyle birlikte artan riskler, finansal sistemdeki hassasiyeti ve kırılganlığı artırarak finansal krizlerin çok sık yaşanmasına sebep olmuştur.Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, karmaşık finansal araçlar, bilgi teknolojisindeki hızlı gelişim, serbest sermaye dolaşımı ve düzenlemelerdeki yetersizlikler finansal sistemdeki kırılganlığın asıl nedenleri olmuştur. Bu olumsuzluklar krizlerin ülke sınırları içinde kalmasının mümkün olamayacağını göstermiş, finansal sistemin ve bu sistemde yer alan kurumların işleyişinin yeniden düzenlenmesini gerektirmiştir. Bu yöndeki uluslararası çabalar Türk Bankacılık Sistemi ve bu sistemin en önemli unsuru olan iç denetim fonksiyonunu önemli ölçüde etkilemiştir.İç denetim fonksiyonunun kamu bankalarında yeniden yapılandırılması süreci hakkında bilgi veren bu çalışmada: I. Bölümde; Basel II Kriterleri, II. Bölümde; Basel II kriterlerinin Türk Bankacılık Sistemi üzerine etkileri, III. Bölümde; Denetim Kavramı, İç Denetim ve İç Kontrol ve IV. Bölümde; Türk Bankacılık Sisteminde iç kontrol ve iç denetim sitemi üzerinde açıklamalar yapılırken tezin son kısmını oluşturan V. Bölümde de İller Bankasının İç Denetim Sisteminin yeniden yapılandırılması ve özellikle Teftiş Kurulunda yaşanan değişim üzerinde durulmuştur.Anahtar Sözcükler1.Basel II Süreci2.İç Denetim3.İç Denetim Sistemi4.Yeniden Yapılandırma
Ticari bankalar için alternatif döviz pozisyonu yönetim stratejileri: Türk bankacılık sistemi açısından bir değerlendirme
Sabit kur sisteminden serbest kur sistemine geçilmesi ve finansal serbetleşme, bankaların yabancı para cinsinden işlemlerinde de büyük artışları beraberinde getirmiş, bu durum bankaların döviz pozisyonları nedeni ile maruz kaldıkları kur riskini artırmıştır.Bankalar açık döviz pozisyonları nedeniyle büyük zararlarla karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu nedenle kur riski, özellikle geleneksel mevduat bankaları için aktif bir şekilde yönetilmesi ve korunması gereken bir konudur. Bankaların döviz pozisyonu yönetiminde kur riskinin tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmamakla birlikte bunların belli bir güven aralığında kontrollü bir şekilde yönetilmesi mümkündür. Türk Bankacılık Sektörü Özel Sermayeli Mevduat Bankaları Grubuna ait Aralık 2002-Eylül 2009 bilançoları incelendiğinde, Grubun zaman zaman yüksek miktarda yabancı para döviz pozisyonu taşıdığı bu nedenle büyük oranda kur riskine maruz kaldığı görülmektedir.Bu noktada vadeli türevler ticari bankalara kur riskten arındırılmış bir döviz pozisyonu yönetim imkanı sunmaktadır. Özel Sermayeli Mevduat Bankaları Grubu açısından türev ürünlerin kullanımı suretiyle kur riskinden arındırılmış alternatif bir döviz pozisyonu yönetimi oluşturmak olası zararlardan korunmak için mümkün ve gerekli görünmektedir.Anahtar Sözcükler1.Ticari Bankalar2.Döviz Pozisyonu3.Kur Riski4.Türev Ürünler5.Riskten Korunma
İslami finansal araçların finansal piyasalardaki konumunun incelenmesi
Bu çalışmada İslami finans ve İslami finansın günümüz piyasalarındaki yeri incelenmiş; gelecek yıllara yönelik tahminler analiz edilmiştir. Bunun yanında İslami finansın sunmakta olduğu alternatif enstrümanlar irdelenerek klasik enstrümanlarla olan farklılıkları ortaya konmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde İslami finans kavramı ele alınmış; tarihçesi, teorik altyapısı, dünyadaki ve Türkiye'deki konumu ayrı ayrı incelenmiştir. Bu anlamda katılım bankacılığı, sigortacılık (tekafül) ve İslami sermaye piyasaları özelinde bilgiler paylaşılmıştır. Ayrıca İslami finansın geleneksel finans arasındaki farklar sunularak kavramların ayrıştırılmasına çalışılmıştır. İkinci bölümde İslami finans sisteminin en çok ilgi gören ürünlerinden biri olan sukuk sertifikaları hakkında temel bilgiler ortaya konarak detaylandırılmıştır. Burada da klasik bonolar ile sukuk sertifikaları arasındaki farklılıklar ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde ise bazı sukuk uygulamaları ile beraber İslami finans ve geleneksel finans kuruluşlarının sundukları getirileri ve finansman maliyetlerinin yanı sıra tüm bankacılık sektörüyle karşılaştırmalı olarak katılım bankalarının rasyo analizleri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İslami Finans, Katılım Bankacılığı, Tekafül, İslami SermayePiyasaları, Sukuk
Sendikasyon kredileri: Türkiye örneği 2000-2006
Bu tez, 1980'lerden beri Türk bankacılık sistemi için önemli bir uluslararası fon kaynağı olan sendikasyon kredilerinin tanımlanması, teorisi kadar uygulama kısmının da detaylı olarak irdelenmesi amacını taşımaktadır. Yapısal analizi çerçevesinde, sıkça başvurulan bir finansman yöntemi olarak uluslararası kredi piyasasındaki yeri, avantajları, dezavantajları, alternatif fon temini yolları karşısındaki durumuna ek olarak ikincil piyasası incelenmiştir. Türk bankacılık sisteminin ele alınan 2000-2006 yılları arasındaki sendikasyon kredilerinin analizi yapılmıştır. Büyüme, yatırım, cari açık, dış borç, dolarizasyon ve döviz pozisyon açığı gibi ekonominin temel taşları karşısındaki durumu irdelenerek bankacılık sisteminin sağladığı bu krediler genel ülke ekonomisi potasında ele alınmıştır.Sendikasyon kredileri, en basit haliyle birkaç bankanın bir araya gelerek bir şirkete, bankaya ya da ülkeye daha önceden belirlenmiş vade ve faiz oranı üzerinden büyük miktarda verdikleri krediler olarak tanımlanmaktadır. Borçlanıcı açısından düşük maliyetli fon temini, borç veren açısından risk paylaşımı anlamına gelmesi bakımından büyük önem arz etmektedir. Cari açığın ekonominin `yumuşak karnı' olarak gösterildiği Türkiye gibi bir ülkede, açığın 2006'da yüzde 40'ını finanse edecek güçte olması açısından ayrı bir önem taşımaktadır.Özellikle vergilendirilmesinden muhasebeleştirilmesine, anlaşma hükümlerinin belirlenmesine kadar uygulamada önem arz eden hususların incelendiği bu tezde, maliyet ve belirleyicileri üzerinde özellikle durulmuştur. Buna ek olarak, bir kalkınma bankası olan Türk Eximbank'ın incelenen dönemde almış olduğu 2 milyar doları aşkın tutardaki sendikasyon kredilerinin mevduat bankaları karşısındaki durumu maliyet odaklı analiz edilmiştir. 2006 yılında Eximbank'ın kaynaklarının yüzde 63'ünü oluşturan bu kredilerin, küresel likiditenin ve ekonomik istikrarın devamı sağlandığı sürece payının artacağı belirtilmiştir. Söz konusu saptama tüm Türk bankacılık sistemi için de geçerlidir.