Turkish banking system
109 theses under this subject heading
İslami iktisat perspektifinde Türkiye'deki faizsiz bankaların gelişim süreci ve bankacılık sisteminde yeri
İslamî iktisat alanında ortaya çıkan faizsiz bankacılık sistemi, mevduat bankalarından farklı bir yapıda faaliyetlerini yürütmeye çalışmaktadır. İslam dininde faizin yasak olmasından dolayı kurulan faizsiz bankalar, Türk bankacılık sistemine bir alternatif olmaktan ziyade eksik kalan bir parçayı tamamlama görevini üstlenmiştir. Faizsiz olarak faaliyetlerini yürütmekte olan katılım bankacılığın birden çok hedefi vardır. Bunların içerisinde sağlam bir finansal sistem oluşturmak, ekonomik ve toplumsal hedeflere ulaşılmasına yardımcı olmak, bankacılık sektörü içerisindeki payını artırmak, toplumsal yapıya uygun yeni hizmetler geliştirmek, toplumsal dayanışmayı daha da iyileştirmektir. Bu çalışmanın amacı Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren mevduat ve katılım bankalarının çalışmalarındaki farklılıkları göstermek, özellikle Orta doğu ülkeleri ile ekonomik ilişkilere yönelik fayda sağlamak, katılım bankacılığının hangi süreçlerden geçtiğine dair bilgi akışını sağlamak, günümüze kadar yaşanan bu gelişimi ve mali sistemimizin içerisinde var olan etkilerini gün yüzüne çıkarmaya çalışmaktır. Türkiye'de meydana gelen ya da yaşanan krizlerle birlikte farklı dönemlerde maruz kalınan finansal krizlerin etkileri incelendiğinde bunun negatif etkileri açıkça görülmektedir. Yaşanan bu etkileri minimum düzeyde atlatmayı başaran faizsiz bankalar, kendi iç dinamikleriyle devlete hiçbir maliyet yüklemeden çıkmayı başarmışlardır. Bu olumlu sonuçlar da dikkate alınmak suretiyle, ülkemizde bankacılık faaliyetlerini devam ettiren katılım bankalarının finansal sisteme yaptığı katkılar, bu çalışmada ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Faizsiz Bankacılık, Ekonomik İstikrar, İslâmî iktisat, Finansal krizler, Katılım Endeksi
Gölge bankacılık ve 2008 küresel krizi üzerine etkisi
Küreselleşme kavramı özellikle 1970'li yıllardan itibaren önem kazanan ve ülke ekonomilerinin birbirine bağımlılığını arttıran bir unsur olarak görülmektedir. Küreselleşme ile birlikte finansal piyasalarda rekabetin de arttığı görülmektedir. Artan rekabet ortamında karlılık düzeylerini arttırmak amacında olan finansal kuruluşlar yeni yöntemlere başvurmuşlardır. Bu yöntemlerin sonucu olarak ortaya çıkan gölge bankacılık sistemi, geleneksel bankacılık sisteminden farklı yasal düzenlemelere ve yöntemlere sahip olan, bilanço dışı işlemlere dayanan, kar odaklı bir sistemdir. Bu çalışmada küreselleşme süreci ve beraberinde getirdiği yeniliklerden biri olarak ortaya çıkan gölge bankacılık sistemi, bu sistemin geleneksel bankacılık sistemi ile olan ilişkisi ve 2008 yılında yaşanan küresel krize olan etkilerinin ortaya koyulması amaçlanmaktadır.
Bankaların kredi tahsilat operasyonlarının çok amaçlı optimizasyon yöntemleri ile optimize edilmesi.
Bankacılık sektörü modern ekonomilerin en önemli sektörlerinden birisidir. Tasarruf sahipleri ve yatırım yapanlar arasında fonların aktarılmasına aracılık eden bu sektör, ekonomilerin modern dönemde, daha önceki dönemlere göre daha yüksek büyüme oranlarına sahip olmasının temel nedeni olarak görülür. Bu sektörün daha sağlıklı işleyebilmesi için, sektörün alacaklarını tam ve vaktinde tahsil etmesi hayati önemi haizdir. Bankaların tam ve vaktinde tahsil edemedikleri alacakları gecikmiş alacak olarak bilinir. Gecikmiş alacakların miktarının azaltılması; bankaların, sağlıklı olarak faaliyetlerini sürdürmelerinin temel şartıdır. Gecikmiş alacakların azaltılmasının yolu ise daha kısa sürede ve daha yüksek oranda tahsil edilmeleridir. Bankalar, halihazırda çeşitli yöntemler ile bu tahsilatları artırmaya çalışmaktadır. Her ne kadar bu yöntemlerin bir kısmı sayısal analizi içerse de daha çok bu alanda çalışan personelin tecrübesi ile yürüyen bir süreç mevcuttur. Bu çalışmamızda, bankaların, gecikmiş alacakların tahsilatının artırılması için bir sayısal yöntem önerisi yapılmaktadır. İki aşamadan oluşan bu yöntemin ilk aşamasında güzergah optimizasyonu yöntemleri kullanılarak, borçlarını ödemekte geciken bireysel müşteriler için tek tek aksiyon güzergahları oluşturulmakta; ikinci aşamasında ise bankanın borçlarını ödemekte gecikmiş olan müşterilerinden oluşan gecikmiş alacak havuzunda yer alan bütün müşterilerin aksiyon güzergahlarını bir atama problemini çözülerek süreç optimize edilmektedir. Çalışmamızda ayrıca, problemin dinamik versiyonu için de çözüm önerisi getirilmektedir. Önerdiğimiz çözüm yönteminin her aşaması, veri setleri ve bilgisayar programları kullanılarak analiz edilmektedir. Bu sayede bankaların kendi veri kaynaklarına uyarlayarak, hemen kullanabilecekleri bir yöntem ve yöntemin uygulaması geliştirilmiştir.
Katılım bankacılığı (Faizsiz Bankacılık) sistemi Türk bankacılık sistemine kazandırdığı ürünler Türk bankacılık sektöründeki yeri ve gelişimi
Katılım bankacılığı, faizsiz çalışma ilkesi ile faaliyet gösteren, bu ilkeye uygun olan her türlü bankacılık faaliyetlerini gerçekleştiren, mevduat toplama ve fon kullandırma faaliyetlerinde kar ve zarara ortak etme esasına göre çalışan bir bankacılık modelidir. Ülkemizdeki adı ile katılım bankalarının isimlerindeki "katılım" sözcüğü bu bankalara kaynak sağlayan mevduat sahiplerinin kar ve zarara katılmalarını ifade etmekte olup bu modelin ticari faaliyetlerinde kar veya zarara ortak olma prensibine dayalı bir bankacılık sistemi veya modeli olduğunu vurgulamak için kullanılan bir terimdir. Katılım bankacılığı, uygulamada ülkemizde Türk Bankacılık Sistemine alternatif bir model değil, aksine sistemin tamamlayıcısı bir banka modeli olmuştur. Bu bankalar bankacılık sistemi içerisinde yer alan 'Klasik Mevduat Bankaları' ile 'Kalkınma -Yatırım Bankaları' çeşitlerine ek üçüncü çeşit bir bankacılık modelidir. Katılım bankaları işlevsel açıdan daha çok mevduat bankalarına benzemekle birlikte fonları toplama ve kullandırma yöntemlerinin işleyişindeki farklılar ile diğer bankalardan ayrışmaktadırlar. Ülkemizde kurulmasının farklı gerekçeleri mevcut olmakla birlikte bu gerekçelerden ilki halkın bir kesiminin faiz ve faiz türü kazançlardan uzak durma tercihi ve bu tercihle faizlik bankalara gitmeyen fonların atıl kalması ve ekonomiye kazandırılamamasıdır. Sistemin tanınması ,bilinmesi ve gelişmesi son yıllarda faize hassasiyeti olan birey ve firmaların iktisadi olarak güçlenmesi ve iktisadi faaliyetlerin içinde daha aktif rol oynamaya istekli olmaları ile hız kazanmıştır. Dünyada 75 in üzerinde ülkede faaliyette olan ve yabancı ülkelerde genel itibari ile İslamic Bank olarak isimlendirilen bu kuruluşlar ülkemizde ilk olarak 1984 yılında faaliyete geçmişlerdir. Anahtar Sözcükler 1. Katılım Bankacılığı 2. Bankacılık Sistemi 3. Kar ve Zarara Katılma Prensibi 4. Katılım 5. Mevduat Bankacılığı
Türkiye'deki bankacılık sektörünün dönüşüm sürecine yabancı sermayeli bankaların etkisi
Bu çalışma ile, yabancı sermayeli bankaların Türkiye'ye gelişleriyle birlikte ülke olarak finansal, teknolojik, personel gibi alanlarda ne gibi değişimler yaşandığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden keşfetmeye dayalı bütüncül tek durum deseni olup veri toplama aracı olarak görüşme formu ve doküman inceleme içermektedir. Çalışmada veri toplama tekniği olarak, "yarı yapılandırılmış görüşme" kullanılmıştır. Uzaman görüşleri alınarak hazırlanan görüşme formu, Haziran - Temmuz 2018 tarihleri arasında Ankara veya İstanbul ilinde sektöre ilişkin saha ya da akademik alanda çalışan veya emekli 9 katılımcıya uygulanmıştır. Görüşme sonucunda elde edilen verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Veriler, görüşmede yer alan sorular dikkate alınarak sunulmuştur. Katılımcıların görüşlerini yansıtmak için doğrudan alıntılar yapılmış ve alanda yazılı dokümanlarla desteklenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, yabancı sermayeli bankaların ülkemize finansal anlamda katkı sağladıkları, kısmen ürün ve pazarlama teknikleri konusunda farklılık yarattıkları; ancak teknolojik ve personel alanında özellikle 2000'den sonra var olan yapıyı devam ettirdikleri tespit edilmiştir.
Psikolojik sözleşme ihlalinin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde çalışanın algıladığı lider-üye etkileşimi kalitesinin rolü
Bu çalışmanın temel amacı, psikolojik sözleşme ihlalinin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde çalışanların algıladığı lider-üye etkileşimi kalitesinin aracılık etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma Türk bankacılık sisteminde faaliyet gösteren çağrı merkezlerinde gerçekleştirilmiştir. Sektörde çalışan 634 banka çağrı merkezi personelinin yanıtladığı anketler dahil edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 25 ve LISREL 8.7 istatistik paket programları kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'de faaliyet gösteren banka çağrı merkezi çalışanlarının, psikolojik sözleşme ihlali yaşadıklarında işten ayrılma niyeti davranışlarında artış meydana geldiği ve lider-üye etkileşimi kalitesinin psikolojik sözleşme ihlali ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide önemli bir aracı değişken olduğu belirlenmiştir.
Implementing digital transformation strategy; the case of a local Turkish bank
Banks' digital transformation process became the most distinctive feature of developed businesses in this millennium, not just a trend or an option to adopt, it became a necessity for growing finance businesses at competitive markets. The goal of this thesis is to focus light upon advantages and effectiveness of digital transformation strategy implementation at one of financial institutions, a "bank" in the Republic of Turkey through descriptive qualitative research methodology. When the bank decide to apply digital transformation, all management levels have to collaborate to formulate a strategy roadmap for a long period of years, to shape the right business model in addition to suitable Fintech projects that will follow. Not far away the finance industry and Banks are the most affected sector by digital transformation strategy to keep on with developing their competitive advantages in the global market. "Fintech" is a portmanteau of financial technology, which is an abbreviation for "financial technology." Therefore, Fintech is a term that relates to software and applications for both computer and mobile devices. Efficient Fintech application technology affects both internal and external stakeholders. Internally, all managerial processes and workflow upgraded and reviewed in regards to fit with digital transformation strategy. Externally, satisfying digital customer needs. Therefore, achieving desired effectiveness of bank digital transformation strategy, faced major changes and challenges such as choosing main digital projects for deployment, developing and educating staff, priority of digital fintech projects, analyzing customer-centric problems to commence digital solutions, building internal human resources digital culture, designing digital skills and competencies through training and development, drawing digital customer journey roadmap, redefining bank's communication framework processes to build future digital customer. Digital transformation strategy of the bank changed the traditional concept of branches, as well as the bank's financial services and relationships with customers, through new projects of fintech Technologies.
Bankacılık sistemi ve sermaye piyasasının finansal gelişme endeksinde kullanılan değişkenler ile analizi (2008-2017 dönemi)
Finansal sistemin varlık sebebi, yatırım fırsatları için gereken kaynakların bulunmasına yardımcı olmasıdır. Finansal sistemin bileşenleri ise finansal piyasalar ve finansal araçlardır. Bankalar, finansal sistem içinde çok önemli yere sahip kuruluşlardır. Türk Bankacılık Sistemi, Türk Finans Sektörünün en büyük ve en önemli bileşeni durumunda ve ulusal finans sistemlerinin ülke ekonomilerindeki yüksek paya sahiptir. Ayrıca bankalar, finans sisteminde olduğu kadar ekonominin bütününde de yadsınamayacak ağırlık ve güce bahip oldukları söylenebilir. Çalışmada Dünyada ve Türkiye'de bankacılık sistemi irdelenmiş ve 2008-2017 yılları arasındaki sermaye piyasasının finansal gelişme endeksinde kullanılan değişkenler ile analizi yapılmıştır.
Türk bankacılık sisteminde yerli yabancı banka ayrımı ile karlılığı etkileyen faktörlerin panel veri modeliyle analiz edilmesi
Finansal teknolojilerin gelişmesi yeni girişimler geleneksel bankacılık sisteminde köklü değişiklilere yol açmıştır. Ulusal ve uluslararası Bankacılık yeni finansal dönemde ülkelerin kalkınma kaldıracı olarak çok önemli rol oynamaktadır. Bankacılık sistemi dünya ticaretinin birbiri ile temas ve güven aracı olmuştur. Çalışmada yerli ve yabancı bankaların aktif karlılığını etkileyen faktörlerin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda panel veri analizi yöntemi kullanılarak 2010-2019 dönem verileri kullanılarak yerli ve yabancı bankalar için iki ayrı model kurulmuştur. Uygulamada bağımlı değişken olarak aktif karlılık, açıklayıcı değişkenler olarak ise sermaye, faaliyet giderleri, likidite, menkul kıymetler cüzdanı, faiz giderleri, büyüklük, takipteki krediler, enflasyon, GSYH büyümesi, sektör payı ve yoğunlaşma seçilmiştir. Çalışmanın sonucunda yerli bankalar için sermaye, menkul kıymetler cüzdanı, büyüklük, faiz giderleri ve enflasyonun aktif karlılığı pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılırken likidite, takipteki krediler, sektör büyüklüğü ve yoğunluğun aktif karlılığı negatif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmakla birlikte; yabancı bankalar için sermaye ve takipteki kredilerin aktif karlılığı pozitif yönde etkilediği ayrıca faaliyet giderleri ve menkul kıymetler cüzdanının aktif karlılığı negatif yönde etkilediği sonuclarına ulaşılmıştır.
Nöro pazarlama kapsamında web uygunluk: Bireysel bankacılık müşterilerinin göz takip analizi
Pazarlama kavramına en geniş perspektiften bir mal ya da hizmetin alıcı ve satıcı ile olan ilişkisini düzenleyen kurallar manzumesi olarak bakıldığında tarihsel gelişiminin de insanlık tarihi kadar eski olduğu söylenebilecektir. Kronolojik açıdan bu kadar eski olan bir fiilin, ticari hayatta kavramsal bir değer olarak kabul görmesi ve kullanılmaya başlanması ise 18. yy. başlarında yaşanan sanayi devriminin de etkileri ile birlikte 20. yy. 'da ortaya çıkmaktadır. Kotler'e (1972) göre pazarlama en eski mesleklerden biri olduğu kadar, bir o kadar da yeni bir hareket, davranış biçimi ve bilimdir. Pazarlama faaliyetleri kadar ve belki ondan çok daha eski bir faaliyet alanı da bankacılıktır. Geçmişi günümüzden yaklaşık 5.500 yıl öncesine kadar uzanan bankacılık, günümüz Dünyası'nın gerek bireysel ve gerekse de kurumsal yapıları açısından olmazsa olmazlarındandır. Bankaların icra ettikleri tüm faaliyetler kişilerin gündelik yaşantısının içindedir. Global bankacılık sistemi içerisinde her gün milyarlarca işlem yapılmaktadır. Modern yaşam tarzının gereği olan interneti de oldukça yoğun kullanan bankalar, müşterilerine daha hızlı, kişiye özel, güvenli ve zaman kısıtı olmaksızın hizmet verebilmek için çeşitli sistemler geliştirmiştir. Bu sistemlerin başında da internet ve mobil bankacılık ürünleri gelmektedir. Türkiye'de faaliyet gösteren ticari tüm bankaların internet ve mobil bankacılık uygulamaları bulunmaktadır. Bankalar bu uygulamaları ile mevcut ve potansiyel müşterilerine en iyi hizmeti vermek için yarışırken bir yandan da onlarla reklam, iletişim ve pazarlama alanlarında etkileşime girmektedir. Bu çalışmanın amacı, bireysel bankacılık müşterilerinin reklam, iletişim ve pazarlama boyutlarında karar verme mekanizmasında bu web sitelerinin dijital anlamda onları ne kadar etkileyip etkilemediğini ortaya koymak ve gelecekte yapılacak olan çalışmalara kapı aralamaktır. Araştırmada hem niceliksel hem de niteliksel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Ölçek herhangi bir yerden olduğu gibi alınmamış, reklam, pazarlama ve iletişim boyutları göz önünde bulundurularak geliştirilmiştir. Çalışma ön test, uygulama ve son test aşamalarından oluşturulmuştur. Elde edilen niceliksel veriler SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) v.24 programı aracılığı ile bilgisayara yüklenmiş ve istatistiksel işlem yapılmış, göz izleme (eye tracking) verileri ise The Eye Tracker serial number is GP3-17121389, Gazepoint software version 5.3.0., Gazepoint Analysis UX Edition software, Gazepoint HD Eye Tracker 150 Hz ekipmanları ile yapılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar banka web sitesinde tüketicilerin reklam boyutunda, iletişim boyutunda ve pazarlama boyutunda web sitesindeki görsellerden etkilenme düzeyinde odaklanma yaşadıklarını göstermektedir.
Bankaların risk yönetiminde iç kontrol sisteminin rolü: Konya ili örneği
İç kontrol risklerini yönetmek, işletmenin yönetişim sisteminin önemli bir unsurudur. Etkin bir iç kontrol sistemi, işletmenin faaliyetlerinde etkinlik ve verimliliğin sağlanması, güvenilir finansal raporlama, faaliyetlerin ilgili kanun ve yönetmeliklere uygunluğu ve uzun vadeli karlılık gibi hedeflerine ulaşmasına yardımcı olur. Ayrıca, işletmenin itibarına veya beklenmedik kayıplara yönelik önemli risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve azaltılmasında da önemli bir rol oynar. Bu çalışmanın amacı, bankaların iç kontrol sisteminin etkinliğini değerlendirmek ve COSO (Committee of Sporsoring Organizations) tarafından belirlenen kontrol ortamı, risk değerlendirmesi, kontrol faaliyetleri, bilgi ve iletişim ve izleme bileşenlerinin bir iç kontrol sistemi oluşturmadaki rolünü ve önemini ortaya koymaktır. Risk yönetimi döngüsüne vurgu yapılarak Görevlerin Ayrılığı İlkesi ile uyumlu bir uygulamaya ulaşmak için geliştirilen her aşama bu çalışmada değerlendirilmiştir. Şirket iç kontrol faaliyetlerinin sağlıklı yürütülebilmesi için risklerin tespit edilerek, Görevlerin Ayrılığı İlkesine uygun olacak şekilde tanımlanması ile güvenli çalışma ortamlarının sağlanabilmesi hedeflenmiştir.
Türkiye'de katılım bankacılığına yönelik tercihlerin belirleyicileri üzerine bir araştırma
Bankacılığın kökeni çok eski tarihlere dayanmaktadır. Fakat 1300'lü yıllardan bu yana ilerlemesini devam ettirmiş olan bankacılık sistemi, 20. yy'da Amerika Merkez Bankası'nın kurulmasıyla beraber modern bankacılığa dönüşmüştür. Ekonomik sistemlerin ihtiyaçlarına göre gelişen ve büyüyen bankacılık alanında günümüzde konvansiyonel bankacılıktan farklı bankacılık çeşitleri de vardır. Ayrıca bu farklı bankacılık türleri giderek daha etkin ve aktif bir biçimde etkinliklerine devam etmektedir. Bu bankacılık türlerinden biri de Katılım Bankacılığıdır. Katılım bankacılığı kısaca, özel cari ve katılma hesapları aracılığıyla fon toplamak ve topladığı bu fonları faizsiz finans şartlarına uygun biçimde kullandırmak amacıyla faaliyet göstermekte olan bankalardır. Katılım bankacılığı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de talep görme açısından gelişimini sürdürmektedir. Bu çalışmamızda, Katılım bankalarını tercih eden müşterilerin tercihlerinin belirleyicileri üzerine bir anket uygulanmıştır. Anketler, Google formlar aracılığıyla oluşturulup Türkiye geneline dağıtılmış ve 423 kişinin ankete katılımı olmuştur. Anketlerin analizi sonrasında, belirlenen dört faktör içerisinden, müşteriler için en önemli olan faktörün Müşteri Hizmetleri faktörü olduğu sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, müşteri tercihlerinin belirleyicileri konusunda en önemli etkenin Müşteri Hizmetleri faktörü olduğu belirlenmiştir.
Bankaların risk derecelendirmesi ve basel II kriterlerinin Türk bankacılık sistemine maliyeti
2004 yılında Basel II uzlaşısının yayınlanmasıyla birlikte finansa yazınını en popüler konularından birisi bankaların risk derecelendirmeleri ve bankaların içsel derecelendirme sistemleri olmuştur. Bağımsız kredi derecelendirme kuruluşları yaklaşık 100 yıldır risk derecelendirmesi yaparken bu konu özellikle gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteren bankalar için oldukça yeni bir kavramdır. Buna rağmen her geçen gün daha fazla banka maruz kaldıkları riskleri ölçmek ve yönetmek için müşterilerine verdikleri kredileri derecelendirmektedirler. Uluslar arası faaliyet gösteren bankalar müşterileri için risk dereceleri tahsis ederken özellikle gelişmekte olan bankalar ve küçük bankaların çalışması hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Basel II' nin uygulamaya geçmesi ile birlikte bankaların kredi risklerinin ölçmek ve yönetmek için içsel derecelendirme sistemlerini kullanmaları beklenmektedir. Bu çalışmada derecelendirme faaliyetine ilk önce bağımsız derecelendirme kuruluşları cephesinden bakılmış, Basel II uzlaşısı incelenerek bankaların kurmaları gereken içsel derecelendirme sistemine değinilmiştir. Çalışmanın son bölümü ise mevcut finansal kriz ve Basel II çerçevesinde derecelendirme faaliyetinin bankacılık sektörüne olası etkileri ile ilgilidir.Anahtar Kelimeler: Risk Derecelendirmesi, Basel II, Subprime Mortgage Krizi
Türkiye'de İslami bankacılığın etkinliği
Islam is complete code of life. It provides guidance to its followers in each field of life. It has its own educational, judicial, social and economic systems, and requires its believers to lead their lives accordingly. One of the important components of Islam is its financial system. Islamic financial system is unique in the sense that it provides guidance not only on the economic aspect but also covers the moral and ethical aspect of the transactions. Banking system is crucial constituent of any financial system. Islam recognizes the importance of banking and requires that the banking system must adhere to the principles of Islam. This thesis is written to show the development of Islamic finance and banking in Turkey, and to analyze which banking sector (Islamic/Conventional) is more efficient. The thesis consists of three chapters, the first chapter of the thesis answers two questions; what is Islamic finance and what are the modes of Islamic banking and finance. The Islamic modes of finance for retail, partnership and enterprises are explored with the capital market products of Islamic finance. The second chapter is about the development of Islamic finance and banking in Turkey, 4 participation banks with their products and services are explained in this chapter. This chapter also focuses on social responsibilities of the participation banks and their contribution to the Turkish economy. In chapter three of the thesis, DEA Data Envelopment Analysis model is used to measure the efficiency level of both sectors. Data from 3 participation banks and 26 conventional banks are used between 2010-2015. In the study, it was found out that participating banks in Turkey are more efficient than conventional banks for the period. Anahtar kelimeler: İslami finans, katılım bankacılığı, Türkiye'de İslami finans, İslamibankacılık.
Türkiye'de bankacılık türleri açısından kredi risk yönetiminin analizi
Finans sektöründe farklı alanlarda birden çok işlemi gerçekleştiren bankalar, yaptıkları işlemlerin fazlalıkları ve iş yükümlülükleri sebebiyle her zaman farklı risk gruplarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu sebeple bankalar her zaman riskle iç içe ve bu risklere karşı mücadele etmek zorundadır. Bankaların önemli faaliyetleri arasında yer alan kredi işlemleri beraberinde kredi riskini getirmektedir. Kredi riski, firma ya da bi-reysel müşterilerin bankalardan aldıkları kredileri zamanında geri ödememesi, ödeye-memesi ve kredi sözleşmesinde yer alan hükümlere uymamalarından dolayı ortaya çık-maktadır. Kredi riskinin olmaması mümkün değildir. Bu sebeple kredi riskinin düzgün ve etkin yönetilmesi bankalar açısından oldukça önemlidir. Koşulların değişmesi rekabet ortamını da arttırmaktadır. Bu nedenle bankalar rekabet ortamına uyarak varlıklarını sürdürebilmek için kredi vermek durumundadırlar. Fakat verilen krediler iyi bir şekilde yönetilirse bankalara gelir sağlamaktadır. Bu çalışmada bankacılık sektöründen bahsedi-lerek, bankacılıkta kredi riski, risk türleri, kredi riskinin ölçümü ve yönetimi ele alınarak, Türkiye'de faaliyet gösteren özel ve kamu sermayeli bankaların 2007-2017 yılların arasında kredi riskini ortaya koyacak değişkenlerin belirlenmesi amaçlanarak, uygulanan analizler ile bankaların kredi riskine etki eden değişkenler saptanmaya çalışılmıştır. Çalışmada Kamu Sermayeli Mevduat Bankaları olarak sınıflandırılan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.Ş. bankaları ile; Özel Sermayeli Mevduat Bankaları sınıflandırılan Akbank T.A.Ş, Anadolubank A.Ş., Fibabanka A.Ş., Şekerbank T.A.Ş., Turkish Bank A.Ş., Türk Eko-nomi Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. bankalarına ilişkin 2007 ve 2017 yılları arasına ait finansal verilere Türkiye Bankalar Birliği sayfa-sından ulaşılarak Logit ve Probit Regresyon Analizleri yapılmıştır. Türkiye' de 3 adet Kamu Sermayeli Mevduat bankası ve 9 adet Özel Sermayeli Mevduat Bankası yer al-masına rağmen Özel Sermayeli Bankalar grubunda yer alan Adabank A.Ş. ait verilerde süreklilik olmadığından çalışmaya dahil edilmemiştir. Takipteki Alacaklar ile Kredi ve Alacaklar hesapları için 2 Model kurgulanmış olup, Model 1 için Logit Marjinal Etki sonuçlarına göre, Toplam Mevduat/ Toplam Aktifler (X15), Toplam Gelirler/ Toplam Giderler (X41), Şube Başına Toplam Aktif (X52) değişkenlerinin pozitif yönde marjinal etkiye sahip olduğu Faiz Gelirleri / Faiz Giderleri (X40), Faiz Giderleri/ Toplam Giderler (X45), Şube Başına Toplam Mevduat (X53) değişkenlerinin ise negatif yönde marjinal etkiye sahip olduğu görülmüştür. Model 2 sonuçlarına göre de Özkaynaklar / Mevduat + Mevduat Dışı Kaynaklar (X4), Toplam Mevduat (X48) değişkenleri pozitif yönde marjinal etkiye sahip iken, Sermaye Yeterlilik Oranı (X1), TP Mevduat / Toplam Mevduat (X13), Net Dönem Karı- Zararı / Ödenmiş Sermaye (X33) değişkenlerinin negatif yönde marjinal etkiye sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kavramlar: Türk Bankacılık Sektörü, Takipteki Krediler, Kredi ve Alacaklar, Lojistik Regresyon, Kredi Riski
Türk sigortacılık sisteminde katılım sigortacılığının yeri ve önemi
Özellikle son yıllarda önemli ölçüde gelişme gösteren ve bankacılık sektöründe gittikçe büyümekte olan bir yere sahip olan katılım bankacılığı, verdiği hizmetler açısından konvansiyonel bankacılıkla eşit düzeye yaklaşmıştır. Katılım sigortaları tarafından sunulan sigortacılık hizmetleri, İslami usullere uygun tekafül sisteminin ön plana çıkmasını sağlamıştır. Bu çalışmada Türkiye Finans ve Vakıf Katılım Bankaları'nın 2016-2021 yılları arası sundukları hizmetler TKBB raporları çerçevesinde karşılaştırılmış ve katılım sigortacılığının Türk bankalarında ülke ekonomisine sağladığı katkı ortaya konmuştur.
Bankalarda TMS 39'dan TFRS 9'a geçiş ve Borsa İstanbul'da işlem gören bankaların hisse senedi fiyatları ve finansal durum tablosu üzerindeki etkileri
Gelişen piyasalar ile hızlanan, kolaylaşan ve çoğalan sermaye hareketlerinin de etkisiyle finansal araçların muhasebeleştirilmesi ve ölçümü için muhasebe prensiplerinin ortaya koyulması zorunluluğu doğmuştur. Bu nedenle finansal araçlar ile ilgili standartlardan UMS 39 Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme 1998 yılında yayımlanmıştır. Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu, 2008 yılında yaşanan global kriz sonrası çokça eleştiri alan finansal araçların muhasebeleştirilmesi ile ilgili standardını değiştirmiştir. Ülkemizde de geçerli olmak üzere yeni "TFRS 9 – Finansal Araçlar" standardının hükümleri 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanmıştır. Doğaları gereği finansal durum tablolarında önemli ölçüde finansal araç bulunduran bankalar için bu değişiklik büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, TMS 39 ve TFRS 9 standartlarının detaylarına ve farklılıklarına yer verilmekte, Avrupa Birliği ve Türkiye'deki kurumlar tarafından yapılan etki analizleri incelenmektedir. Ayrıca çalışmanın uygulama kısmında öncelikle Türkiye'de halka açık bankaların geçiş sonrası finansal durum tablolarındaki değişimler ile beklentiler karşılaştırılmış ve EBA'nın öngörülerine uygun ve BDDK öngörülerine aykırı olarak ayrılan toplam karşılık tutarında artış gözlemlenmiştir. Bunun yanında çekirdek sermaye yeterliliği oranında artış ve toplam sermaye yeterliliği oranında azalış ortaya çıkmıştır. Daha sonra, TFRS 9'a geçişin, bu bankaların ortalama hisse fiyatlarında yarattığı etkinin anlamlılığı test edilmiş ve model sonuçlarına göre TFRS 9 uygulamasının bankaların ortalama hisse fiyatlarını açıklamada anlamlı etkisi bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkiye Muhasebe / Finansal Raporlama Standartları, Finansal Araçlar, TFRS 9, TMS 39, Basel Kriterleri
A simple stress testing application on Turkish banking system
Stress tests are quantitative tools used by banking supervisors and central banks for assessing the soundness of financial systems in the event of extreme, but still plausible, shocks. They are also an important management instrument for banks since they provide financial institutions with useful indications on the reliability of the internal systems designed for the measurement of risks. Under the new Basel Accord on banks? capital adequacy the presence of sound stress-testing methodologies is a prerequisite for the adoption of the advanced methods for the quantification of minimum capital requirements.Stress-tests are particularly useful for risk monitoring and assessment as they make it possible to quantify the likely impact of shocks, which helps to rank risks by their importance and allows assessment and surveillance to be more focused. Moreover, stress-tests can help provide early warning signals and thus contribute to the forward-looking dimension of financial stability monitoring and assessment.In this study, it is aimed to apply a simple historical stress testing to see how strong Turkish banking sector is. To serve this purpose, February 2001 and 2008 Subprime Mortgage Crisis were simulated and shocks were applied to the net foreign exchange positions of the Turkish banking sector?s subcategories and the sector as a whole. The results were used to examine the extra capital needed to be injected to the system.
Takip hukuku bakımından sorunlu kredilerin yönetilmesi ve tasfiyesi
Bankalar, finansal sistem içerisindeki en önemli aktörlerdendir. Bankaların fonksiyonlarını gerektiği gibi yerine getirebilmeleri, kredilerin tümüyle ve zamanında geri dönmesine bağlıdır. Bankalar kredileri, müşterilerine duydukları güven neticesinde geri döneceği inancıyla kullandırırlar. Ancak her kredinin zamanında ve tümüyle ödenmesi mümkün olmamaktadır. Bu sebeple hemen her bankanın bilançosunda az veya çok sorunlu kredi yer alır. Sorunlu kredi stokunun gerektiği gibi tasfiye edilememesi neticesinde, hem bankacılık sektörü hem de reel sektör ciddi finansal problemlerle karşılaşır. Sorunun devam etmesi halinde, ülke çapında ekonomik kriz meydana gelmesi bile ihtimal dâhilindedir. Dolayısıyla sorunlu kredilerin yönetilmesi ve tasfiyesi giderek önem kazanan bir fonksiyon hâline gelmiştir. Bu fonksiyonun yürütülmesinde farklı yaklaşımlar benimsenebilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye uygulaması dikkate alınarak, sorunlu kredilere kavramsal bir çerçeve çizilmeye çalışılmış ve sorunlu kredilerin yönetilmesi ve tasfiyesi uygulamaları, sistematik açıdan idari yollar ve yasal yollar olmak üzere iki ana başlıkta ele alınmıştır. Ayrıca idari yollardaki uygulamaların hukuki nitelendirmeleri de izah edilmeye çalışılmıştır. Daha sonra karşılaştırmalı hukukta sorunlu kredilere ilişkin takip hukuku dışındaki çözümleme yolları incelenmiş ve son olarak Türkiye'de sorunlu kredilerin daha etkin yönetilmesi ve tasfiyesi için bazı öneriler getirilmiştir.
Avrupa Birliği'nde ve Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir bankacılık uygulamaları
ÖZET AVRUPA BİRLİĞİ'NDE VE TÜRKİYE'DE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BANKACILIK UYGULAMALARI KILIÇ, Zehra Yüksek Lisans Tezi, İktisat Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Ayşen ALTUN ADA Temmuz, 2014, 130 sayfa Sürdürülebilir kalkınma, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini tehlikeye atmadan, bugünkü neslin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini ifade eder. Bu kavramın temelinde insan yatar. İnsan ile doğa arasında denge kurarak doğal kaynakları bilinçli kullanmayı ifade eder. Sürdürülebilir kalkınma sürecinde başta devletler olmak üzere, şirketlere, sivil toplum örgütlerine ve tüketicilere önemli görevler düşmektedir. Ancak, bankacılık sektöründe çevresel ve sosyal konulara ilişkin farkındalık, diğer sektörlere kıyasla daha geç gelişme göstermiştir. 1990'lı yıllardan sonra sürdürülebilir kalkınma kavramı finansal kuruluşların faaliyetlerinin arasına dahil olmuştur. Sürdürülebilir bankacılık, bankaların finansal ürün ve hizmetlerinin sürdürülebilir kalkınmayı destekleyecek şekilde dizayn edilmesine denir. Sürdürülebilir bankacılık anlayışının günümüzde özellikle de Avrupa Birliği ülkelerinde çok sayıda finansal kuruluşlar tarafından benimsendiği görülmektedir. Türkiye'de ise sürdürülebilir bankacılık anlayışının gelişmesine engel olan nedenler; yasal düzenlemelerin yetersizliği, sürdürülebilir kalkınma politikalarının istikrarsızlığı, siyasal yapının sürekli değişmesi, finansal kuruluşların sürdürülebilir finansa ilişkin bilgi yetersizliği ve toplumun sürdürülebilir kalkınma konusundaki bilinçsiz oluşu olarak dikkat çekmektedir. Çalışmada, Türkiye'de ve Avrupa Birliği'nde faaliyet gösteren bankaların sürdürülebilir kalkınmaya katkıları, sürdürülebilir kalkınmaya destek vermek için hangi yöntemleri kullandıkları ve hedeflerine ulaşabilme konusundaki başarıları incelenmiştir. Bu doğrultuda, sürdürülebilir kalkınma kavramı ve geçmişten günümüze geçirdiği evreleri araştırılıp, Türkiye ve Avrupa Birliği'ndeki bankaların sürdürülebilir kalkınmaya katkıları ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonucunda Türkiye'deki bankaların Avrupa Birliği'ndeki bankalara kıyasla sürdürülebilir bankacılık konusunda rakamlarla geride olduğu görülmüştür. Ancak son yıllarda müşterilerin ve bankaların etik bilincinin artmasıyla bankacılık sektörünün sürdürülebilir kalkınmaya katkılarının arttığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Bankacılıkta Sürdürülebilirlik, Avrupa Birliği, Türkiye
Katılım bankacılığı ve Türkiye ekonomisine etkileri
Faizsiz Bankacılık olarak da bilinen Katılım Bankacılığı reel ekonomiyi finanse eden, mali sektörde faaliyet gösteren ve bankacılık hizmetleri sunan kuruluşlardır. Finans sisteminde tasarruflarını değerlendiremeyen yatırım yapma fırsatı bulamayan bireylere fırsat kapısı açmaktadır. Bu nedenle katılım bankaları kurulmuştur. Gelişmekte olan dünyamızda globalleşmenin paralelinde atağa geçen faizsiz bankacılık dünya genelinde ilk olarak Mısırda kurulmuştur (Zaim, 2010).Zaim'in belirttiği üzere; bu gelişim 1963 yılından 1967 yılına kadar evirilmiş, 1971 yılında da ilk olarak adını duyurmuştur. Türkiye'de ise, 1985 yılında hayatımıza giren faizsiz bankacılık uygulamaları özel finans kurumlarının aldığı aksiyonlar ile var olmuştur. Yaklaşık 30 yıl özel finans kurumlarının bünyesinde yer alan faizsiz bankacılık 2005 yılında yapılan yasal değişikliklerle;5411 sayılı bankacılık kanununun hayata geçirilmesiyle 2006 yılı ve sonrasında katılım bankaları olarak anılmaya başlanılmıştır (Büyükdeniz, 2003). Bu çalışmanın amacı Katılım Bankacılığının ekonomiye etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla, öncelikle Katılım Bankacılığı kavramı ve onun tarihsel gelişimi örneklerle ele alınmıştır. Akabinde ülkemizde hizmet veren Katılım Bankası ile Ticari bankalarda çalışan personel ve bankacılık sistemi hakkında bilgi sahibi olan bireylere anket uygulanmıştır. Anket neticesinde katılım bankacılığının finans sektöründeki yerinin daha iyi seviyelere gelememesi sebeplerinden birisi, gerek katılım bankası uygulamalarının gerekse faaliyet esaslarının insanlara doğru ve anlaşılır şekilde açıklanmasında eksikliklerin olduğunu, bu sebep dendir ki katılım bankalarının faaliyetlerinin ne olduğunu bilmeyen yüzlerce kişi bulunmaktadır. Ancak katılım bankalarının ticari bankalara alternatif olduğunu ve katılım bankaları var olduğundan ticari bankaları tercih etmeyen kitlelere ulaşılmıştır. Katılım bankalarının faizsiz olması düşüncesi ile katılım bankalarını tercih eden bireylerin atıl olan fonlarını ekonomiye kazandırarak ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Katılım bankacılığının Türkiye'nin finans sektöründe önemli bir yer edindiği de gözlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Katılım Bankaları, Faizsiz Bankacılık
Housing finance for conventional and Islamic banks in Turkish banking system
As it is known, the global financial crisis through 2008-2009 in the world had also affected Turkish economy. This crisis pushed Turkey to implement the macro-prudential policies to avoid potential future crises. In that respect, this thesis aims at examining the effectiveness of LTV policy in reducing systemic risk arising from property markets, and to examine if it has the same impact for conventional and Islamic banks in Turkey. For this purpose, housing finance in conventional and Islamic banks are reviewed, and impact of LTV policy in conventional and Islamic banks in Turkey is explained. Further, the relationship between the amount of housing loans and their delinquencies in conventional and Islamic banks and LTV policy is analyzed with tests of difference, Chow test and time-series regressions between the non-LTV period and LTV-period. These tests show that the response of the amount of housing loans and mortgage delinquency to LTV intervention in conventional banks is greater than in Islamic banks.
Mali başarısızlık tahmininde çok değişkenli istatistiksel yöntemlerin ve çok kriterli analize dayalı bir modelin kullanılması: Türk bankacılık sisteminde bir uygulama
ÖZET MALİ BAŞARISIZLIK TAHMİNİNDE ÇOK DEĞİŞKENLİ İSTATİSTİKSEL YÖNTEMLERİN VE ÇOK KRİTERLİ ANALİZE DAYALI BİR MODELİN KULLANILMASI: TÜRK BANKACILIK SİSTEMİNDE BİR UYGULAMA Süleyman Bilgin KILIÇ Doktora Tezi, İşletme Anabilim Dalı Danışman: Prof.Dr. Serpil CANBAŞ Şubat 2003, 140 Sayfa Bu çalışmada, özellikle Türkiye'de, finansal sistemin en önemli unsuru olan bankaların mali başarısızlıklarının öngörülmesine yönelik çok değişkenli istatistiksel yöntemlere ve çok kriterli karar alma analizine dayanan erken uyan modellerinin tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örnek setini 40 adet özel sermayeli ticaret bankası oluşturmaktadır. Bu bankalardan 20'si 1997-2002 döneminde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmiştir. Türkiye Bankalar Birliği kendi web sitesinden bankalar için 49 rasyo yayınlamaktadır. Çalışmada, öncelikle tek değişkenli ANOVA (varyans analizi) testi kullanılarak, yayınlanan bu 49 rasyo içinden, mali başarısızlığın yaşanmasından bir yıl öncesi için, başarısız olan ve faaliyetini sürdüren bankaları birbirinden ayırt eden 12 rasyo (erken uyan göstergesi) saptanmıştır. Daha sonra, seçilen rasyolar Temel bileşenler Analizi ile anlamlı faktörler altında gruplandırılarak Türk bankacılık sisteminin temel finansal karakteristiklerini yansıtan 3 faktör ( sermaye yeterliliği, gelir-gider ve likidite) belirlenmiş ve her banka için bu karakteristiklere (faktörlere) ait skor değerleri hesaplanmıştır. Bankaların durumu bağımlı değişken faktör skor değerleri bağımsız değişken olacak şekilde diskriminant, logit ve probit modelleri tahmin edilmiştir. Ayrıca, son yıllarda mali başarısızlık tahmininde yeni bir yaklaşım olan ve çok kriterli karar alma analizine dayanan ELECTRE TRI modeli tahmin edilmiştir. Tahmin edilen bu modellere göre bankalar mali başarılı yada başarısız şeklinde sınıflandırılarak modellerin sonuçlan, sınıflandırma başarılarına göre karşılaştırılmıştır.II Son olarak, erken uyarı sistemlerinin uygulanmasının, Türk bankacılık sistemindeki yeniden yapılandırma maliyetleri açısından, önem ve gerekliliği değerlendirilmiştir. Çalışmanın sunuçları, bankacılık sektöründe erken uyan sistemlerinin uygulanması ile, mali başarısızlık sonucu gerçekleştirilen yeniden yapılandırma maliyetlerinden uzun vadede büyük oranda kaçınma şansının olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Faktör Analizi, Diskiriminant, Logit, Probit, ELERCTRE TRI.
2008 küresel krizi ve COVID-19 krizlerinin bankacılık sektörüaçısından değerlendirilmesi
Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve daha sonra tüm dünyaya dağılan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından Pandemi olarak açıklanan COVID-19 (korona virüs) Türkiye de birçok sektörü etkisi altına almıştır. Salgın ekonomik, sosyal ve kültürel alanları da etkileyerek yayılımını sürdürmüştür. Kısa sürede Türkiye ve tüm dünyayı etkisi altına alan ve ciddi sağlık risklerine sebep olan COVID-19 (korona virüs) salgını bankacılık sektörünü de etkisi altına almıştır. Finansal sistemin sağlıklı işleyişine dair en önemli teorilerden biri olan Türk bankacılık sektörü, salgının olumsuz etkilerinden korunmak ve bankacılık işlemlerini güvenli bir şekilde gerçekleştirebilmek için bir an önce ihtiyaç duyulan tedbirleri almıştır. Ayrıca Türk bankacılık sistemi bu zorlu süreçte vakit kaybetmeden hızlı bir şekilde daha kuvvetli ve sürdürülebilir bir yapıya sahip teknik altyapıyı oluşturmuştur. Bu çalışmada, Türk bankacılık sektörünün korona virüs sürecindeki risk durumlarının yanı sıra finansal sistemin etkin alanlarına kan temini için ihtiyaç duyulan tedbirler, destek paketleri ve değişen hizmet hedefleri ele alınmıştır. Çalışma, Türk bankacılık sektörünün Pandemiye karşı durumunu SWOT analizi yöntemiyle değerlendirmiştir.