State schools
118 theses under this subject heading
Öğretmenlerde sanal kaytarma davranışı: Diyarbakır ili örneği
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin sanal kaytarma davranışlarını incelemektir. Araştırmanın evrenini Diyarbakır ili merkez ilçelerine (Kayapınar, Sur, Yenişehir ve Bağlar) bağlı kamu okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemine basit tesadüfi yöntemle ile seçilen 367 öğretmen dahil edilmiştir. Araştırmada karma yöntem desenlerinden biri olan açımlayıcı sıralı karma yöntem kullanılmıştır. Bu bağlamda nicel ve nitel yöntem birlikte kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında genel tarama modeli kapsamında "Sanal Kaytarma Ölçeği" kullanılmıştır. Toplanan nicel veriler, istatistik paket programları vasıtasıyla analiz edilmiştir. Nitel kısımda ise nitel araştırma desenlerinden biri olan fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Nicel verilere bağlı olarak aralarında anlamlı fark tespit edilen değişkenler belirlenmiş ve bu değişkenlerdeki anlamlı farklılığın kaynağını belirlemek adına aynı örneklem içerisindeki 27 öğretmen ile görüşme yapılmıştır. Görüşme sonucunda toplanan veriler betimsel analiz yoluyla incelenip, bulgulara eklenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin sanal kaytarma davranışları toplamda ve tüm alt boyutlarda "bazen" düzeydedir. "Bazen" düzeyi, beşli dereceleme ölçeği değerlendirme tablosuna göre "orta" düzeye tekabül etmektedir. Sanal kaytarma davranışı ile meslekteki hizmet süresi, günlük internet kullanma sıklığı, internete en çok erişim sağlanan araç, yaş ve mevcut kurumdaki çalışma süresi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Nitel kısımda anlamlı farklılığın kaynağı öğretmenlerin görüşlerine göre belirlenmiştir. Buna göre meslekteki hizmet süresi değişkeninde öğretmenlere göre anlamlı farklılığın kaynağı; dönemin teknolojik imkanları, kişilik yapısı, mesleki tecrübe, duygusal özellikler ve dönemin eğitim anlayışı olarak ifade edilmiştir. Günlük internet kullanma sıklığındaki anlamlı farklılığın kaynağı; teknoloji ve internet bağımlılığı, sanal sosyalleşme alışkanlığı, internet kullanma becerisi ve kendini geliştirme çabası olarak ifade edilmiştir. İnternete en çok erişim sağlanan araç değişkenindeki anlamlı farklılığın kaynağı ise; taşıma kolaylığı, kullanım kolaylığı ve işlevsellik olarak belirlenmiştir. Yaş değişkenindeki farklılığın kaynağı; teknolojik gelişmelere uyum, kuşak farkı, iş ahlakı ve yaşam tarzı olarak ifade edilmiştir. Mevcut kurumdaki çalışma süresinde anlamlı farklılığın kaynağı ise; kurum kültürü, aidiyet duygusu, sorumluluk bilinci, sosyalleşme olanağı ve iş yükü olarak ifade edilmiştir.
Okulların mekân kalitesi ile öğretmenlerin iş yaşam kalitesi arasındaki ilişki
Bu çalışmada; kamu liselerinde görev yapan öğretmenlerin görev yaptıkları okulların mekân kalitesine ilişkin algıları ile iş yaşam kalitesine ilişkin algılarının ve bunlar arasındaki ilişkinin belirlenmesi, okulların mekân kalitesinin öğretmenlerin iş yaşam kalitesini yordama durumunu tespit etmek amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinde tasarlanan araştırma, 2020-21 eğitim-öğretim yılı Diyarbakır ve Batman merkez ilçeleri kamu liselerinde görev yapan 446 öğretmenin katılımı ile yürütülmüştür. Veriler, Kaliteli Okul Binaları Ölçeği ve İş Yaşam Kalitesi Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde; tanımlayıcı istatistikler, korelasyon ve regresyon analiz teknikleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, öğretmenler genel olarak okulların mekân kalitesinden biraz/kısmen memnundurlar. Öğretmenlerin genel olarak iş yaşam kalitesi algıları orta düzeydedir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin okul mekân kalitesi ve iş yaşam kalitesine ilişkin algılarının kullanılan bazı bağımsız değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Okulların mekân kalitesi ile öğretmenlerin iş yaşam kalitesi arasında pozitif yönde yüksek düzeyde ilişki belirlenmiştir. Genel olarak öğretmenlerin okul mekân kalitesi algıları, iş yaşam kalitesi algılarının olumlu ve anlamlı yordayıcısıdır. Anahtar Sözcükler: Okul mekân kalitesi, okul mekân tasarımı, okulların fiziksel ortamı, iş yaşam kalitesi, lise, öğretmen.
Kamu okullarında görevli öğretmenlerin bilimsel epistemolojik inançlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada, Siirt ili kamu okullarında görevli öğretmenlerin bilimsel epistemolojik inançlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında Siirt il merkezinde görev yapmakta olan ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini tabakalı örnekleme yoluyla belirlenen 478 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, Acat, Tüken ve Karadağ (2010) tarafından Türkçe 'ye ve Türk kültürüne uyarlanan "Bilimsel Epistemolojik İnançlar Ölçeği " ile toplanmıştır. Ölçek 5 alt boyut ve 25 maddeden meydana gelen 5'li likert tipinde bir ölçektir. Araştırmanın analizlerinde R programı versiyon 4.0.3 kullanılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde t-testi ve Anova testi kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin bilimsel epistemolojik inançlarının genel olarak gelişmiş (sofistike) düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin bilimsel epistemolojik inanç alt boyutlarından akıl yürütme en yüksek ortalamaya sahipken, otorite ve doğruluk alt boyutunun ise en düşük ortalamaya sahip olduğu tespit edilmiştir. Ölçeğin tüm alt boyutlarında; cinsiyet, unvan, okul türü ve branş değişkenine göre anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Yaş değişkenine göre bilginin kaynağı ve bilginin değişirliği, öğrenim değişkenine göre bilgi üretme süreci ve akıl yürütme, mesleki kıdem değişkenine göre otorite ve doğruluk, bilginin kaynağı, akıl yürütme ve bilginin değişirliği alt boyutlarında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir.
Okul yöneticilerinin kamu liderliği davranışları ile öğretmen özerkliği arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin kamu liderliği davranışları ile öğretmen özerkliği arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma nicel yöntemli olup ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmada korelasyonel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 2020- 2021 eğitim ve öğretim yılında Siirt ilinde kamu okullarında görev yapan 4176 öğretmenden oluşmaktadır. Bu evrenden basit seçkisiz yöntem ile seçilen 361 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma verileri Tummers ve Knies (2015) tarafından geliştirilen ve Tösten, Çelik Şahin ve Han (2018) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Kamu Liderliği Ölçeği ile Çolak (2016) tarafından geliştirilen Öğretmen Özerklik Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde; frekans, ortalama, standart sapma, Anova testi, Kruskal-Wallis H testi, Mann Whitney U testi ve Spearman Korelasyon testi kullanılmıştır. Okul yöneticilerinin kamu liderliği davranışlarının katılıyorum düzeyinde olduğu saptanmıştır. Ayrıca araştırmada, öğretmenlerin özerklik algılarının yüksek olduğu ve en düşük ortalamanın mesleki gelişim özerkliği alt boyutunda olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, öğretmenlerin özerklik düzeylerinin çalışılan okul kademesine göre farklılık gösterdiği; ancak yaş, kıdem ve cinsiyet değişkenleri arasında anlamlı bir fark oluşturmadığı tespit edilmiştir. İlkokul ile lise kademelerinde, öğretmenlerin özerklik algılarının alt boyutlarından olan öğretme süreci özerkliği ve mesleki iletişim özerkliğinde arasında anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır. Buna göre ilkokulda çalışan öğretmenlerin lisede çalışan öğretmenlere nazaran öğretmen özerkliği algılarının daha yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak araştırmada; Okul yöneticilerinin kamu liderliği davranışları ile öğretmen özerkliği arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu gibi, benzer şekilde okul yöneticilerinin kamu liderliği davranışlarının tüm alt boyutları ile öğretmen özerkliğinin tüm alt boyutları arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur.
Okullarda örgütsel dedikodu ile örgütsel sinizm arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, kamu okullarında görevli öğretmenlerin örgütsel dedikodunun işlevine ilişkin algıları ile örgütsel sinizme ilişkin algıları arasındaki ilişkilerinin incelenmesidir. Bu amaçla ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2891 öğretmen oluşturmaktadır. Örneklem almada seçkisiz örnekleme yöntemlerinden tabakalı örnekleme kullanılmıştır. Her biri bir tabaka olarak ele alınan Siirt il merkezindeki okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise okul kademelerinde görev yapan 411 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; öğretmenler örgütsel dedikodunun haberdar olma ve ilişkileri geliştirme işlevlerinin düşük, örgütsel zarar işlevinin ise yüksek olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlerin örgütsel sinizmin geneli ile bilişsel, duyuşsal ve davranışsal boyutlarına ilişkin algıları düşüktür. Örgütsel dedikodunun haberdar olma, ilişkileri geliştirme ve zarar işlevlerine ilişkin algı arttıkça öğretmenlerin sinizm algıları da artmaktadır. Araştırmada örgütsel dedikodunun öğretmenlerin örgütsel sinizm algılarının istatistiksel bakımdan anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir.
Kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algıları ile iş yaşam dengeleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algıları ile iş-yaşam dengeleri arasındaki ilişkiyi bazı değişkenlere göre incelemektir. Nicel ilişkisel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırma Ankara ili Keçiören, Çankaya, Altındağ ilçelerinde kamu kurumlarında 2021-2022 eğitim öğretim yılında yöneticilik yapmakta olan 207 kadın okul yöneticisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma da kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algılarını yordamak amacıyla Zimet ve ark. (1998) tarafından geliştirilen, faktör yapısı, geçerliliği ve güvenirliliği Eker, Arkar ve Yaldız (1995) tarafından incelenen "Çok Boyutlu Sosyal Destek Ölçeği" kullanılmıştır. Kadın okul yöneticilerinin iş-yaşam dengelerini incelemek için ise, Apaydın (2011) tarafından geliştirilen "İş Yaşam Dengesi Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenirlik sonuçları kabul edilebilir düzeyde bulunmuş ve veriler SPSS 22 kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Tek Yönlü Varyans analizi, Pearson Korelasyon yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algılarının yüksek olduğu, sosyal destek algıları ile medeni durumları, eğitim durumları, mesleki kıdemleri, sahip oldukları çocuk sayısı ve yaş değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Sosyal destek algısı ile iş yaşam dengesi ve alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde, aile sosyal destek algısı arttıkça iş yaşam dengesinin de artacağı söylenebilmektedir. Arkadaş sosyal destek algısının artması iş yaşam dengesini kurmayı kolaylaştırmaktadır. Özel biri alt boyutu da sosyal destek algısını pozitif yönde etkilemektedir. Sosyal destek algısı ile iş yaşam dengesi arasında anlamlı ve pozitif yönde zayıf bir ilişki olduğu bulunmuştur. Kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algısının iş yaşam dengelerinin anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.
Bahçelievlerde meslek lisesi öğretmenlerinin idareciliğe bakış açıları ve idareciliği tercih nedenleri
Okul yöneticiliği uzmanlık gerektiren alandır. Ülkemizde okul yöneticiliği yapacak olan kişide bulunması gereken niteliklere yönelik yapılan tartışmalar hep yöneticiliğin meslek olarak görülmesi noktasında yoğunlaşmaktadır. Ülkemizde okul yöneticilerinin yeterliklerinin belirlenmemesinin nedenlerini okul yöneticiliğinin henüz meslekleşmemiş olmasında aramak gerekir. Yönetici olmanın ilk ve en önemli önceliği öğretmenlik yapmaktan çok okul yöneticiliği eğitimi almaktır. Ülkemizde açık olan okul yöneticiliği kadrolarının gereği gibi doldurulamaması önemli bir sorundur. Yapılan bu araştırmanın amacı Bahçelievler ilçesinde görev yapan mesleki ve teknik anadolu lisesi öğretmenlerinin yöneticiliğe bakış açıları ve yönetici olma isteklerinin incelenmesidir. Bu bağlamda, araştırma tarama modeli esas alınarak yapılandırılmıştır. Tarama modellerinin içinden de genel tarama modeli tercih edilmiştir. Çalışmanın evrenini İstanbul ili Bahçelievler ilçesinde yer alan Teknik ve Meslek liselerinde görevli öğretmenler, Örneklem olarak, bu okullarda görevli öğretmenler içerisinden random yöntemi ile seçilen 252 öğretmeni kapsamaktadır. Araştırmada veri toplama amacıyla Köse (2008) tarafından "Yöneticiliğe bakış açısı" ve "Yöneticiliği tercih nedeni" olmak üzere hazırlanan ölçekler kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonunda: Katılımcıların yöneticiliğe bakış açısı ve yönetici olma isteklerine gore katılıyorum düzeyinde olumlu olduğu gözlemlenmiştir. Cinsiyet değişkeni incelendiğinde yöneticiliğe bakış açıları ve yönetici olma isteklerine göre erkek ve kadınlar arasında anlamlı düzeyde fark görülmemiştir. Ancak mesleki kıdem ve eğitim düzeyi incelendiğinde yöneticiliğe bakış açıları arasında anlamlı düzeyde farklılıkların olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yönetici, Öğretmen, bakış açısı, okul, yöneticilik
Devlet ve azınlık okullarının yönetimsel süreçler açısından karşılaştırması
Türkiye'de eğitim yönetimi alanında yapılan çalışma sayısı çeşitli etkenler ile birlikte son yıllarda artmıştır. Ancak bu artış içerisinde eğitim yönetiminin azınlık okullarındaki durumu ele alan çalışma sayısı yok denecek kadar azdır. Bu çalışma bu boşluğu gidermeyi hedeflemektedir. Çalışmanın amacı azınlık okullarında ve devlet okullarında uygulanan yönetsel süreçleri karşılaştırmalı olarak incelemektir. Nitel bir çalışma olan ve desen olarak olgu bilim kullanılan bu çalışmada, yönetsel süreçleri karşılaştırmalı olarak incelemek için bir devlet okulunda ve bir azınlık (Ermeni) okulunda yarı yapılandırılmış görüşme formu ile 7 farklı yöneticiyle 8 adet görüşme gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre iki okul tipi arasında yönetsel süreçler bağlamında ciddi bir fark yoktur ve okullar bir birine benzemektedir. Bu sonuç eğitim yönetiminin henüz bir disiplin olarak gelişememesine bağlanmıştır. Bununla birlikte azınlık okulu tipinde var olan görece özerklik hali bu okul tipinin daha etkin bir yönetim mekanizması geliştirmesine olanak sağlamıştır. Çalışma okulların merkeziyetçi bürokratik bir yapıdan uzak, okul merkezli yönetilmesi önerisini yapmaktadır. Anahtar Kelimeler: Eğitim Yönetimi, Yönetimsel Süreçler, Devlet Okulları, Azınlık Okulları, Nitel Araştırma
Bir devlet okulundaki öğretmenlerin tuz tüketimlerinin saptanması
Bu araştırma İstanbul'da bir devlet okulunda görev yapan öğretmenlerin tuz tüketim durumları hakkında bilgi sahibi olmak amacıyla; Aralık 2018- Mart 2019 tarihleri arasında İstanbul ili Bahçelievler ilçesinde bulunan Yenibosna Fatih Ortaokulu'nda 24-63 yaş aralığındaki 66'sı kadın, 19'u erkek toplam 85 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin kişisel bilgileri, sağlık durumu ve yaşam tarzları, beslenme durumları ile tuz tüketim durumlarını belirleyici dört bölümden oluşan anket formu yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Öğretmenlerin tuz tüketimlerini saptamak amacıyla üç günlük besin tüketim kayıtları alınmıştır. Araştırma sonucunda verilerin istatiksel değerlendirilmesinde SPSS 20 programı, besin tüketim kaydı verilerinin değerlendirilmesinde BEBİS programı kullanılmıştır. Bulguların değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatiksel metodlar (frekans, oran, ortalama, standart sapma), Mann-Whitney U Testi ve Kruskal-Wallis Testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan öğretmenlerin en fazla (%75,3) iyotlu sofra tuzu (rafine) kullandıkları belirlenmiştir. Öğretmenlerin günlük ortalama sodyum tüketimi 2819,10±943,22 mg olarak saptanmıştır. Cinsiyete göre öğretmenlerin sodyum tüketimine bakıldığında, erkeklerin sodyum tüketimi kadınlardan anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak; öğretmenlerin tuz tüketimleri günlük alınması gereken gereksinimin üzerindedir. Sağlıklı bir yaşam için tuz tüketiminin mümkün olduğu kadar azaltılması büyük önem taşımaktadır. Öğretmenlere yönelik tuz tüketimi hakkında bilgilendirme ve tuz tüketimini kısıtlayıcı müdahalelere gereksinim olduğu düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Beslenme, Sağlık, Sodyum gereksinimi, Tuz tüketimi
Bir devlet okulunda eğitim gören 15-19 yaş lise öğrencilerinin medyadaki beslenmeyle ilgili reklam ve yayınlardan etkilenme düzeylerinin saptanması
Bu çalışma, bir devlet okulunda eğitim gören lise öğrencilerinin medyadaki beslenmeyle ilgili reklam ve yayınlardan etkilenme düzeylerini değerlendirmek amacıyla; Mayıs 2017 - Haziran 2017 tarihleri arasında, Iğdır ilindeki Iğdır Milli Eğitim Vakfı Anadolu Lisesi'nde, rastgele örneklem yöntemi ile seçilen, yaşları 15-19 arasında olan 69 kadın ve 31 erkek olmak üzere toplam 100 öğrencinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Öğrencilerin reklam ve yayınlardan etkilenme düzeylerini değerlendirmek için daha önce yapılmış bilimsel çalışmalardan yararlanılarak araştırmacı tarafından öğrencilerin genel özellikleri ve medya takibi ile ilgili soruları içeren 20 soruluk bir anket düzenlenmiştir. İstatiksel hesaplamalarda SPSS 23 programı kullanılmış olup bulguların değerlendirilmesinde ki-kare test istatistiği analizi kullanılmıştır. Anlamlılığın 0,05'ten küçük olduğu durumlarda gruplar arası fark anlamlı kabul edilmiştir. Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde; kız öğrencilerin % 50,7'sinin, erkeklerin ise % 48,4'ünün gün içerisinde televizyon izlediği görülmektedir (p<0,05). Çalışmaya katılan öğrencilerin % 67'sinin sağlıklı beslenme yazılarını okuduklarını belirtmişlerdir. Beslenme alışkanlıklarını değiştiren öğrencilerin %58'inin beslenme ile ilgili yazılardan etkilendiği saptanmıştır. Buna rağmen, reklamlardan etkilenerek ürün değiştiren öğrencilerin sayısı ise %40'tır. Öğrencilerin medyadan etkilenerek yaptıkları besin tercihlerinin büyük çoğunluğunu ise peynir, süt, et oluşturmaktadır. Bulgulardaki bu farkın ekonomik ve yöresel özelliklerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Sonuç olarak Iğdır ilindeki bir devlet okulunda eğitim gören öğrencilerin medyadaki beslenme ile ilgili haber, yazı ve reklamları takip ettiği ama ürün değişiminde reklamın çok fazla etkili olmadığı bulunmuştur.
Bir halkla ilişkiler aracı olarak kurumsal web sayfalarının kullanılması: Vakıf ve devlet üniversiteleri arasında bir karşılaştırma
21. yüzyılda bilgi toplumu olarak gerek özel işletmeler gerek kamu kurumları çağın gereklerini yakından takip etmektedirler. Günümüz toplumunda devlet kurumları da bunun önemini anlamışlardır. Bu yüzden hem vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmek hem de modern çağ devletlerinin seviyesine çıkabilmek için ülkemiz de gerekli çabaları göstermektedir. Bunun en iyi göstergelerinden birisi de halkla ilişkilere verilen önemdir. Özel işletmelerde gelişen rekabetçi pazar ortamında gerek rekabete ayak uydurabilmek gerekse kuruluşlarını ayakta tutabilmek için çağın gereksinimlerinden faydalanmak zorundadırlar. Bu zorunluluk haline gelmiş durumlardan birisi de özel sektörün web sayfalarında halkla ilişkiler araçlarını kullanmasıdır. Bu araştırmada Türkiye'deki kamu kurumlarının ve özel kuruluşların kurumsal web sayfalarının, halkla ilişkiler amaçlı kullanım özellikleri ele alınmıştır. Bu amaçla kamu ve özel kurumların web sayfaları, tanıma ve tanıtma faaliyetleri olarak değerlendirebileceğimiz bazı özellikler açısından içerik analizi kullanılarak sistemli rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen https://istatistik.yok.gov.tr/ sayfasında internet erişim linki verilen 50 devlet üniversitesinin ve 50 vakıf üniversitesinin web sayfaları kodlama cetvelinde belirtilen kriterlerce incelenmiştir. Bu araştırma sonucu elde edilen veriler, kamu kurumu ve vakıf kuruluşlarının karşılaştırmalı olarak web sayfalarını halkla ilişkiler aracı olarak kullanımını ortaya koymaktadır.
Bina ergonomisi açısından kamu-özel lise karşılaştırması: Uşak ili örneği
Bu çalışma okullardaki gürültü düzeyi, aydınlatma düzeyi, termal konfor (sıcaklık, nem, hava akımı) değerlerini ve okul binası içinde bulunan birimlerin (sınıf, kat koridoru, ıslak hacim, merdiven) ergonomik özelliklerini belirlemek için yapılmıştır. Seçilen özel okul ve devlet okullarının kıyaslanması, yönetmelik ve standartlara uygunluklarına bakılarak yapılmıştır. Ergonomik yönden okul birimlerinin alan x hacim ölçümleri metre kullanılarak yapılmıştır. Islak hacimlerin, dersliklerin ve bina merdivenlerinin öğrenci sayısına göre kapasitelerinin ve kişi başına düşen alanın yeterli olup olmadığı Milli Eğitim Bakanlığı standartlarına ve yönetmeliğine uygunluğu yönünden incelenmiştir. Çalışma tanımlayıcı tipte olup, Uşak ili merkez sınırları içerisinde kalan iki özel lise ve iki devlet lise binası belirlenerek toplamda dört okuldan oluşan örneklem grubu oluşturulmuştur. Ölçüm için gürültü ölçüm cihazı Cesva SC310, aydınlık şiddeti ölçüm cihazı Extech SDL400, mikro klima analiz cihazı Delta ohm HD 32.3 kullanılmıştır. Ölçümlerden elde edilen bulgular neticesinde gürültü düzeyi ölçüm sonuçları, ders saatinde sınıf içi ve okul dış alan gürültü düzeyi dört okul içinde sınır değer aralığında kalmıştır. Sınıf içi teneffüs saati gürültü düzeyi ise üç lisede sınır değerlerin üzerinde kalmıştır. Özel ve devlet liselerinin aydınlatma ölçüm sonuçlarının da uygun değerlerde olmadığı görülmüştür. Çalışma sonucunda, okul binalarının yapılacağı konum başta olmak üzere bütün ergonomik özelliklerin tasarım aşamasında düşünülerek eksiksiz yapılması gerektiği görülmektedir. Okul türleri, toplam öğrenci mevcudu, okul bina konforları farklı olsa da eğitimde kalite ve konforun artmasını sağlayan önemli etkenin ergonomik koşulların bir arada sağlanabilmesi olduğu görülmektedir.
Devlet okulundan koleje geçen öğrencilerin habitus kavramı bağlamında sosyolojik açıdan değerlendirilmesi
Bireyin ve toplumun yaşamını inşa etme gücüne sahip olan eğitimin hayatımızdaki rolü yadsınamaz. Öyle ki, eğitimin bu rolü bireyin kişiliğini geliştirmesi, yeteneklerini geliştirmesi, mesleki bir kariyer sağlaması ve diploma kazandırması bakımından ebeveynlerin de çocukların hayatında müdahale ettikleri ciddi bir süreçtir. Okul seçiminde etkili olan lokasyon, ücret, donanım ve sosyal imkanlar haricinde dikkat çekmesi gereken bir dizi önemli husus vardır. Bu hususlar devlet okulundan özel okula geçiş sağlayan öğrencinin hayatında bireyin kendisini onaylanmış hissetmesi konusunda önemli bir rol oynar. Mevcut bir alt kültür deneyimiyle devlet okulundan özel okula geçmiş öğrenci için kimlik karmaşası baş gösterdiğinde alt kültürün mevcut kimliğini ve özgünlüğünü koruması ya da baskın kültüre uyum sağlaması gerekmektedir. Aynı gerçeklik içinde her zaman bir arada var olan ilişkiler olarak tanımlanan habitusun sınıf kültürlerini etkileyip tercihleri şekillendirme durumu söz konusu olmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada kültürler arası bir farkındalık yaratılmasıyla birlikte hem mevcut sahip olunan kültürel kimliğe zarar gelmemesi, ve sosyal dönüşümün gerçekleştirilebilmesi için içerisinde kültürel çeşitliliği de barındıran eğitim programları, psikolojik ve sosyolojik destek verici envanterleri, habitusları değişime uğrayan öğrencilerin bu sosyalizasyon sürecini nasıl yönettikleri veya yönetemedikleri ile ilgili yaklaşımları, eğitim kurumunda yaşadıkları çatışma, kimlik değişimi, adaptasyon ve problem çözme durumları ele alınıp değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Habitus, alt kültür, uyum, zorbalık, kimlik, eşitsizlik
Okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik özelliklerinin öğretmenlerin öznel iyi oluşları ile ilişkisi
Bu çalışmanın temel amacı okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik özellikleri ile öğretmenlerin öznel iyi oluşları arasındaki ilişkiyi saptamak ve bazı değişkenlere göre incelemektir. Nicel korelasyonel araştırma yaklaşımının benimsendiği bu çalışma 2020-2021 eğitim-öğretim yılı Ankara ili kamu ortaokullarında görev yapan 517 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplamak amacıyla öğretmenlere Bass ve Avolio'nun 2000 yılında geliştirdiği ve Töremen ve Yasan (2010) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Dönüşümsel Liderlik Ölçeği" ölçeği ve Renshaw, Long ve Cook (2015) tarafından geliştirilmiş ve Elif ve Nartgün (2017) tarafından Türk kültürüne uyarlanan "Öğretmen Öznel İyi Oluş Ölçeği" uygulanmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik sonuçları kabul edilebilir düzeyde olup verilerin analizinde SPSS 25.0 kullanılmıştır. Verileri analiz etmek amacıyla standart sapma, aritmetik ortalama, t-testi, ANOVA testi, çoklu doğrusal regresyon ve korelasyon yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik özelliklerine ilişkin görüşlerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin okul müdürünün dönüşümcü liderlik özelliklerine ilişkin görüşlerinin cinsiyet, kıdem, yaş ve okulda çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı bir fark gösterdiği ancak, eğitim durumu ve medeni durum değişkenleri bakımından anlamlı bir fark göstermediği saptanmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin öznel iyi oluş düzeylerine ilişkin görüşlerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Eğitim durumu ve medeni durum değişkenlerine göre öğretmenlerin öznel iyi oluş düzeylerinde anlamlı bir fark bulunmazken; cinsiyet, kıdem, yaş ve okulda çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı bir fark gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik özellikleri ile öğretmenlerin öznel iyi oluşları arasında pozitif yönlü, anlamlı ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu görülmüştür. Okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik özelliklerinin öğretmenlerin öznel iyi oluşunun anlamlı bir yordayıcısı olduğu saptanmıştır.
İlkokul fiziksel çevresinin çocuğun mekansal algısına ve davranışına etkisi: Kağıthane örneği
Çocuk ve fiziksel çevre ilişkisi çocuğun mekânsal deneyimi, algısı ve davranışını kapsayan ve içerisinde sosyal, psikolojik, algısal ve kültürel etmenlerin de yer aldığı bir etkileşim alanıdır. Bu tez çalışması ise, çocuğun doğumundan sonra karşılaştığı ev ortamı ve sokak çevresinden sonra en çok vakit geçirdiği yerlerden olan ilkokul fiziksel çevresinin çocuğun mekânsal algısını ve davranışını etkilediği görüşü temelinde oluşturulmuştur. Bu doğrultuda çalışmada ana araştırma sorusu olarak "Farklı tipolojilere sahip ilkokul çevrelerinin mekânsal ve fiziksel özelliklerinin çocuğun mekânsal algısını ve davranışını nasıl etkilemektedir?" olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda ilkokul binalarının bağlama özgü veriler ile tasarlanması ya da bağlama özgü verilerin dikkate alınmadan tasarlanmasının çocuğun mekânsal algısına ve davranışına etkisinin neler olduğu, bu mekânsal algıyı ve davranışı etkileyen fiziksel ve mekânsal parametrelerin neler olduğu, çocuğun okulu nasıl ve ne düzeyde algıladığı temelinde oluşturulmuştur. Tez çalışmasının ikinci bölümünde, öncelikle incelenen yapılı çevrenin kullanıcısı olan çocuğun fiziksel, sosyal ve algısal-bilişsel gelişimine ve mekân algısına etki eden mekânsal ve fiziksel özelliklerin neler olduğuna dair bir literatür araştırmasına yer verilmiştir. Sürekli bir gelişim sürecinin içerisinde olan çocuğun gelişimi, özellikle çocuğun bilişsel gelişimi, fiziksel çevresi ile doğrudan ilişkilidir. Piaget, Vygotsky, Bruner, Bronfenbrenner gibi kuramcıların farklı gelişim kuramları olmasına rağmen ortak kanı, gelişimin bir sıra düzeni içerisinde gerçekleştiği ve kalıtsal, ekonomik, sosyal, kültürel etkilerin yanında, fiziksel çevrenin de çocuğun bilişsel gelişimini etkilediği yönündedir. Çocuğun mekânsal algısının gelişimi topolojik, projektif, metrik ve imgesel mekân özellikleri ile incelenerek davranış ilişkisi tartışılmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda tez kapsamında alan çalışmasının büyük bir kısmını oluşturan bilişsel haritalama yönteminin önemi ve özellikleri aktartılmıştır. Üçüncü bölümde çocuk gelişiminde önemli bir rol oynayan mekânlardan biri olan ilkokul eğitim kurumları ve fiziksel çevresleri incelenmiştir. Öncelikle ilkokulların tanımı, eğitimdeki rolü ve amaçları dünyadaki ve Türkiye'deki durumlarına yer verilmiştir. Dünyadaki ve Türkiye'deki ilkokul yapıları kent ve toplum ilişkisi, fiziksel ve mekânsal özellikleri ile çocuğun mekânsal deneyimi ve öğrenmesine yer verilmiştir. Bununla birlikte ilkokul eğitim kurumlarında olması gereken mekânlar, yapısal ve mekânsal ihtiyaçlar, renk, doku, malzeme, ışık gibi fiziksel özellikler aktarılmıştır. Tez kapsamında alan çalışmasında incelenen okulların işlevsel ve mekânsal eleştirisini kurgulayabilmek adına dünyadan ve Türkiye'den farklı tipolojilerdeki okullar belirtilen kapsamda incelenmiştir. Okullardaki ortak mekânlar ön planda tutularak kullanıcıları ile ilişkisine değinilmiştir. İlkokul yapıları sokak planlı, kampüs planlı ve karma olmak üzere üç kategoride ele alınarak Türkiye'deki tip proje anlayışına eleştirel bir bakış açısı geliştirilmeye çalışılmıştır. Tez çalışmasının dördüncü bölümünde, alan çalışması için seçilen ilkokulların bulunduğu İstanbul'un Kağıthane ilçesine dair bilgiler verilerek, farklı tipolojideki üç ilkokula ait mekânsal ve fiziksel özellikler tanıtılmıştır. Alan çalışması kapsamında incelenen okullardan Ziyapaşa ve Nef İlkokulları Ortabayır mahallesinde, İsmail Erez İlkokul'u ise Hamidiye mahallesinde yer almaktadır. Bu okullar birbirine yakın mekânsal ve boyutsal özellikleri içermeleri ve benzer sosyo ekonomik çevre içerisinde yer almalarından dolayı seçilmiştir. Alan çalışması Ziyapaşa İO.'undan 30 kız ve 28 erkek çocuğun, Nef İO.'undan 31 kız ve 25 erkek çocuğun, İsmail Erez İO.'undan ise 33 kız ve 21 erkek çocuğun katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Tez çalışması kapsamında yapılan alan çalışması nitel ve nicel araştırma yöntemleri ile birlikte kurgulanmıştır. Bununla birlikte alan çalışması literatür araştırması, gözlem, öğrencilerin çizimlerinden oluşan bilişsel haritaların analizi ve odak grup görüşmelerinden oluşturulmuştur. Bağlama özgü verilerle tasarlanan ve bağlama özgü verilerle tasarlanmayan ilkokul yapıları arasında çocukların mekânsal algı düzeyleri açısından farklılıklar yaratacağı düşüncesi üzerine farklı düzeyde sosyal etkileşim alan kullanımı ve farklı düzeyde bilgi içeren bilişsel haritaların ortaya çıkacağı varsayımı ile alan çalışması kapsamında yapılan gözlemlerde çocukların okul içi ve dışı ortak mekânlarını nasıl ve ne amaçla kullandıkları gözlemlenmiştir. Çizimlerden elde edilen mekânsal ve fiziksel detaylar ile çocukların okul içi ve dışı mekânlarına dair algılarındaki öncelikleri ve hafızalarında yer eden detayların keşfedilmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte yapılan odak grup görüşmelerinden elde edilen anahtar kelimeler yardımı ile gözlem ve bilişsel haritalardaki bulguların karşılaştırılarak çalışma sonuçlandırılmıştır.
Alternatif eğitim yaklaşımları konusunda kamu okulları yöneticilerinin ve öğretmenlerinin görüşleri
Alternatif eğitim yaklaşımları ve uygulamaları günümüzde eğitim camiasında sıklıkla üzerinde durulan konulardan birini oluşturmaktadır. Öğretim sürecinde, kamu ya da özel olsun, geleneksel eğitim kurumlarında verilen öğretimden farklı bir pedagojik yaklaşımı belirten alternatif eğitim günümüzde giderek daha fazla ilgi görmektedir. Bu araştırmanın genel amacı, farklı alternatif eğitim yaklaşım çerçevesinde Türk Eğitim Sistemini, öğretmen ve okul yöneticilerinin görüşlerine dayalı olarak çözümlemek ve değerlendirmektir. Araştırma olgubilim deseninde nitel bir araştırmadır. Araştırmada nitel veri toplama tekniği olarak yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, amaçlı örnekleme tekniklerinden maksimum çeşitlilik sağlamaya dönük örnekleme tekniği kullanılarak belirlenmiş ve bu şekillerde Milli Eğitim Sisteminde yer alan farklı tür ve düzeylerdeki okullarda görev yapan 4 müdür, 5 müdür yardımcısı ve 11 öğretmenden oluşmuştur. Araştırma verileri önce betimsel olarak değerlendirilmiş, sonra öne çıkan temalar içinde anlam kazandıkları bağlam göz önüne alınarak içerik olarak yorumlanmıştır. Araştırma kapsamında; öğretmen ve yöneticilerin alternatif eğitim yaklaşımları ile ilgili kısıtlı bilgiye sahip oldukları ve akla en çok gelen yaklaşımın Montessori olduğu gözlemlenmiştir. Elde edilen görüşlerden yola çıkarak, kurumlarda geleneksel öğretim yöntem ve tekniklerinin uygulandığı, geleneksel yönetim anlayışının hâkim olduğu, okullarda fiziki şartların iyileştirilmesi, müfredatın sadeleştirilmesi gerektiği, öğretim süreci boyunca bireysel farklılıkların göz önüne alınması gerektiği, öğretmenlerin ve yöneticilerin mesleki gelişimlerinin önemsenmesine yönelik sonuçlara ulaşılmıştır. Sonrasında gerçekleştirilecek olan çalışmalarda okul öncesi, üniversite kademelerinde görev yapan öğretmen/akademisyenlerin alternatif eğitim yaklaşımlarına yönelik bilgi birikimi ve deneyimlerine de başvurulabileceği; Milli Eğitim politikasının şekillendirilmesinden sorumlu tüm kurumların iş birliği ile alternatif eğitim yaklaşımları incelenerek Milli Eğitim Sistemine uygun ya da uygulanabilir bir eğitim yaklaşımının geliştirilmesi için çaba harcanmasına dair öneriler geliştirilmiştir.
Okul gelirlerinin ortaöğretimden yükseköğretime geçişteki etkisi
Bu araştırma, eğitim hakkı ve eğitime erişim süreçlerini etkileyen etmenler ile fırsat ve olanak eşitliği ilkesi bağlamında yapılmıştır. Bu bağlamda; ortaöğretimden yükseköğretime geçiş sürecini etkilediği öngörülen, okul aile birliği gelirlerinin ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sağlanan cari ödeneklerin Ankara'nın ilçelerindeki ortaöğretim okulları düzeyinde dağılım oranlarıyla, bu okullarda okuyan öğrencilerin yükseköğretime yerleşim oranları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, Ankara ilinin ilçelerindeki kamu ortaöğretim okulları oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında; Milli Etiğim Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı ve Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden 2018, 2019 ve 2020 öğretim yıllarında cari ödenekler ve okul aile birliği gelirlerine ilişkin veriler, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nden (ÖSYM) de aynı yıllara ait yükseköğretime geçiş sayılarına ilişkin veriler alınmıştır. Araştırmada karma bir analiz süreci kullanılmıştır. Bu bağlamda nicel verilerin analizleri kapsamında; elde edilen veriler normal dağılım göstermediği için parametrik olmayan (non-parametrik) testlerden Kruskal Wallis H Testi kullanılmış ve değişkenler arasındaki farkın anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Nitel analizler kapsamında ise; uzman görüşleri alınarak görüşme soruları oluşturulmuş, görüşme formunun araştırmanın amacına hizmet edip etmediği başka bir ifadeyle kapsam geçerliliği sağlanmıştır, ses kayıtları iki farklı zaman diliminde çözümlenerek hesaplanan uyuşum yüzdesi ile araştırmanın güvenirlik oranı belirlenmiştir. Uygun örnekleme yoluyla seçilen okul müdürleri ile görüşmeler yapılmış ve görüşme sonucu ulaşılan veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre Ankara'daki ilçelerdeki ortaöğretim okullarının okul aile birliği gelirleri arasında anlamlı farklar bulunduğu ve bu farkların ortaöğretimden yükseköğretime geçiş oranlarını etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Okul müdürleri ile yapılan görüşmelere göre ise, ilçeler arasında ve aynı ilçe içinde yer alan okullar arasında, ailelerin sosyoekonomik düzeyleriyle, yükseköğretime geçiş oranları açısından anlamlı farklılıklar oluştuğu belirlenmiştir. Ayrıca okul müdürleri tarafından; ailelerin sosyoekonomik ve kültürel düzeylerinin, öğrencilerin yükseköğretim program türlerine yönelme konusunda da etkili olduğu ve özellikle Liselere Giriş Sınavı (LGS) yoluyla başarılı öğrencilerin seçildiği okulların üniversiteye geçişte üstünlük sağladığı yönünde görüş bildirdikleri görülmüştür. Sonuç olarak; eğitim hakkı, eğitime erişim ve eğitimde olanak eşitliği gibi ilkelerin, gelir dağılımı, sosyoekonomik ve sosyokültürel değişkenlerle ilişkisi, eğitimin tüm aşamalarını kapsayan nitel ve nicel araştırmalar yoluyla incelenmiştir. Bu bağlamda; okullar ve bulundukları bölgeler arasında oluşan gelir farklılıklarını azaltmak için ödeneklerin dağıtılmasında sınırlığı olan (dezavantajlı) bölgelere öncelik sağlanması önerilmiştir. Ayrıca kamu eğitim politikalarının; en temel insan haklarından birisi olan eğitimin, bireyin tam ve yetkin bir insan olarak gelişebilmesini engelleyen tüm toplumsal ve ekonomik etmenleri azaltan tutarlı, bütüncül ve eşitlikçi bir bakış açısıyla yeniden yapılandırılmasının yararlı olacağı değerlendirilmiştir.
Velilerin eğitim harcamalarının eğitimden beklentilerini karşılaması konusunda veli görüşleri
Velilerin eğitim için yaptıkları harcamalar son yıllarda giderek artmaktadır. 1980'lerden sonra değişen dünya ekonomik sistemiyle birlikte kamu hizmetlerinde başlayan özelleştirme yönündeki dönüşüm eğitim alanında da 2000'li yıllardan sonra etkisini arttırarak devam ettirmektedir. Hükümet politikalarıyla yasal zemini oluşturulan eğitim sistemindeki özelleştirme temel eğitim, ortaöğretim ve yükseköğretim düzeylerinde hızlı bir ivmeyle artarak yaygınlaşmaktadır. Bu özelleştirme doğrudan ya da dolaylı olarak bireylerin ya da velilerin eğitim harcamalarını da etkilemiştir. Eğitimin maliyetini geçmişe göre veliler daha büyük oranlarda ceplerinden ödemeye başlamışlardır. Velilerin Türkiye'de gerek kamu gerek özel okullarda okuyan öğrencileri için doğrudan veya dolaylı olarak eğitim için yaptıkları harcamalar giderek artmaktadır. Bu araştırmada velilerin eğitim harcamalarının eğitimden beklentilerini karşılaması konusuna ilişkin görüşlerinin çözümlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu bir devlet okulundan ve bir özel okuldan maksimum çeşitlilik yöntemiyle seçilen 28 veliden oluşmaktadır. Veriler görüşme yöntemiyle toplanarak içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında; velilerin çocuklarının eğitimi için yaptıkları harcamalar, özel eğitim kurumları öğrenim ücretleri, kitaplar, kırtasiye malzemeleri, etüt veya özel ders ücretleri, eğitim teknolojileri, ulaşım ve yemek gibi çeşitli kalemleri içermekte olup bu harcamalar 2022-2023 öğretim yılı özelinde öğrenci başı 2.500 TL ile 200.000 TL arasında değişmektedir. Eğitim harcamaları, velilerin eğitim düzeyine, eğitim kurumu tercihlerine, gelir düzeyine, yaşadığı bölgeye ve diğer faktörlere bağlı olarak değişmektedir. Velilerin eğitimden beklentileri bağlamında eğitime yapılan harcamalarda büyük bir pay özel okul ücretleri olmak üzere hem devlet okulu hem de özel okul velileri, okullarını çeşitli alanlarda yetersiz gördüklerinden dolayı çocuklarının hem akademik hem de sosyal gelişimi açısından etüt merkezleri, özel dersler, sosyal, sportif, sanatsal etkinlik ve kurslar gibi alanlarda yoğun harcamalar yapmaya kendilerini zorunlu görmektedirler. Araştırma sonucunda hem özel hem de devlet okulu velilerinin; özellikle akademik ve sosyal etkinlik alanında okul eğitiminden beklentileri karşılanmamakta ve bu alanlarda yoğun bir şekilde harcama yaptıkları sonucu ortaya çıkmıştır. Sosyal adalet ve gelir dengesizlikleri açısından Türkiye'de velilerin eğitime yapabildiği harcamalar değişkenlik göstermekte olup belirli kesimler için bu durum sınırlılık (dezavantaj) oluşturmaktadır. Eğitimin doğrudan ya da dolaylı olarak özelleştirilmesinde düşük gelir grubundaki kesimlerin rekabet ortamında dezavantajlarının giderilebilmesi için gerek devlet okulları gerek de özel okullar daha eşitlikçi bir modelle dengelenmelidir. Özel okulların ve devlet okullarının velilerin beklentilerini karşılamadaki yetersizlikleri dikkate alınarak, eğitim sistemlerini ölçütlere oturtmaları, devlet tarafından denetlenmeleri ve aradaki yoğun nitelik farklılıklarının giderilmesi önerilmektedir.
Resmi okullarda görev yapan öğretmenlerin bilinçli farkındalık ve spiritüel iyi oluş düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, İstanbul'daki resmi okullarda görev yapan öğretmenlerin bilinçli farkındalık düzeyi ile spiritüel iyi oluş düzeylerini saptamak ve iki değişken arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmaya İstanbul'daki devlet okullarında görev yapan 126 erkek, 297 kadın olmak üzere gönüllü 423 öğretmen katılmıştır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, bilinçli farkındalık puanlarını belirlemek için Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve spiritüel iyi oluş puanlarını belirlemek için Spiritüel İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Öncelikle demografik değişkenlere (cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem yılı) ilişkin frekans ve yüzde dağılımı verilmiş olup, ölçek puanlarına ilişkin betimsel istatistikler gösterilmiştir. Bilinçli farkındalık ölçeği ve spiritüel iyi oluş ölçeğinin yapı geçerliliği için Doğrulayıcı Faktör Analizi kullanılmıştır. Ayrıca bu ölçeklere ilişkin Cronbach Alpha değerleri de ölçeklerin güvenirliğini tespit etmek amacıyla hesaplanmıştır. Araştırma soruları için Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon ve Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin bilinçli farkındalık düzeylerinde cinsiyet, medeni durum ve yaş değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Cinsiyete göre kadın öğretmenlerin total puan spiritüel iyi oluş düzeyleri ile spiritüel iyi oluş alt boyutları olan aşkınlık ve doğayla uyum puanları erkek öğretmenlere göre yüksek bulunmuştur. Total spiritüel iyi oluş puanları medeni durum ve yaş değişkenine göre farklılaşmamaktadır. Spiritüel iyi oluşun alt boyutu anomi puanı evli öğretmenlerde yüksek bulunmuştur. Yaş değişkenine göre anomi alt boyutunda 31-40 yaş ve 41-50 yaş, 30 yaş ve altı gruba göre istatistiksel anlamda yüksek bulunmuştur. Total puanlarda bilinçli farkındalık ve spiritüel iyi oluş arasında ilişki bulunmamıştır. Spiritüel iyi oluşun alt boyutlarından olan anomi (anlam ve amacın olmaması, memnuniyetsizlik, hoşnutsuzluk) ile bilinçli farkındalık arasında pozitif yönlü zayıf ilişki bulunmuştur. COVID-19 pandemisinin etkisinin devam etmesi de göz önünde bulundurularak bireyin iyi oluşunu etkileyen etmenler olarak bilinçli farkındalık ve spiritüel iyi oluşa yönelik araştırma bulguları ilgili alan yazınla tartışılmıştır.
Profesyonel okul müdürü okul iklimi ve öğretmen özerkliği ile öğretmen güçlendirme arasındaki ilişkiler
Bu araştırmanın temel amacı, öğretmen güçlendirme kavramını profesyonel okul müdürü, okul iklimi ve öğretmen özerkliği değişkenleri bağlamında inceleyerek, bu kavramı etkileyen bireysel, yönetsel ve örgütsel faktörleri çok boyutlu biçimde ortaya koymaktır. Öğretmen güçlendirme; karar alma süreçlerine katılım, mesleki gelişim fırsatlarına erişim ve mesleki özerklik gibi öğeleri içeren, eğitim kalitesi açısından kritik bir kavramdır. Araştırma, profesyonel okul müdürünün mesleki yeterlikleri, okul iklimi ve öğretmen özerkliği çerçevesinde güçlendirme sürecini bütüncül olarak değerlendirmektedir. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın evrenini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Türkiye'deki kamu okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmakta; örneklemini ise tabakalı örnekleme yöntemiyle seçilen 528 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak, Profesyonel Okul Müdürü Ölçeği (POM), Öğretmen Güçlendirme Ölçeği (GUC), Okul İklimi Ölçeği (IKL) ve Öğretmen Özerkliği Ölçeği (OZRK) kullanılmıştır. Elde edilen veriler korelasyon analizi ve yapısal eşitlik modellemesiyle (YEM) analiz edilmiştir. Bulgular, profesyonel okul müdürünün öğretmen güçlendirme üzerinde pozitif ve anlamlı doğrudan etkisi olduğunu; okul iklimi ve öğretmen özerkliğinin ise bu ilişkiye hem tekil hem seri biçimde aracılık ettiğini göstermektedir. Sonuçlar, öğretmen güçlendirmeye yönelik stratejilerin okul yöneticilerinin niteliği, olumlu okul iklimi ve öğretmen özerkliği temelli olarak yapılandırılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
İnsan kaynakları yönetiminde dijital dönüşüm: Bir kamu üniversitesi örneği
Post endüstriyel dönüşüm sürecinde, örgütlerin değişen koşullara adapte olması gerekmektedir. Örgütlerin bu değişime adapte olabilmeleri içinse bilgi ve ağ teknolojisine yatırım yapmaları bir zorunluluk haline gelmiştir. Dijitalleşmenin hızlı etkilerinin yaşandığı günümüz çalışma hayatında iş tanımı, iş gereği, iş envanteri gibi iş süreç biçimlerinde önemli değişimler yaşanmaktadır. Bu doğrultuda, yönetimin temel fonksiyonlarından insan kaynakları yönetim de bu değişimden etkilenmiştir. Şüphesiz örgütler, planladıkları amaçlara ulaşabilmeleri için para, malzeme, yer, zaman ve personel gibi temel üretim faktörlerine ihtiyaç duymaktadır. Bu üretim faktörleri içinde en temel faktör insan kaynağıdır. Örgütler rekabet avantajı elde edebilmek için sahip oldukları insan kaynağını en verimli şekilde yönetmeleri gerekmektedir. Günümüz çalışma hayatında bu yönetim sürecine bir de dijitalleşme eklenmiştir. Bu doğrultuda, organizasyonların etkin bir biçimde yönetilmesine olanak sağlayan yeni teknolojilerin yönetim sistemine entegre edilmesi gerekmektedir. Bu çalışma, işletmenin en temel fonksiyonlarından insan kaynakları yönetim süreçlerinde dijital dönüşümü ele almaktadır. Çalışma bir kamu kurumu özelinde yapılmış olup, kamu kurumlarının dijital dönüşüm süreçlerine yönelik motivasyonu konusunda da çıkarımlarda bulunmaktadır. Çalışmanın temel amacı teknolojinin hızına adapte olma noktasında kamu kurumlarının aldıkları / alacakları aksiyonu bir kamu üniversitesi örneğinden hareketle göstermek ve bu konuda önerilerde bulunmaktır. Çalışma, bilimsel araştırma türlerinden açıklayıcı çalışma kapsamına girmekte olup araştırma sorunsalında neden sonuç ilişkisini ortaya koymaktadır. Araştırmanın temel sorusu "İnsan kaynakları yönetimi uygulamalarında kamu kurumlarının dijital dönüşüme adaptasyon süreci nasıldır? Nasıl olmalıdır? Süreçteki engeller nelerdir? Nasıl Aşılır?". Çalışmada veri toplama yöntemlerinden nicel yöntem kullanılmıştır. Nice veri analiz yöntemlerinden de kapalı uçlu anket kullanılmıştır. Kullanılan ölçek daha önce geçerliliği ve güvenilirliği test edilmiştir. Ayrıca çalışmada ölçülemeyen bazı etkenlerden dolayı nitel çalışmada yapılmıştır. Bu bağlamda nicel yöntemler ile elde edilen bulgular nitel yöntemler ile de desteklenmiştir.
Milli Eğitim Müdürlükleri ve kamu okullarında görev yapan yöneticilere göre Kraliçe Arı Sendromu
Günümüzde kadınlar yasaların onlara vermiş olduğu haklar doğrultusunda hayatın her kademesinde erkeklerle birlikte bulunmaktadır. Bu nedenle, özellikle eğitim, sağlık, işgücü ve sosyal yaşam alanlarında yirminci yüzyıla oranla kadınların, sayıca kayda değer artan varlığından bahsedebiliriz. Ancak bu varlık yönetici pozisyonlarına çıkıldıkça eşit olmayan erişim engeline dönüşmektedir. Bu erişim engeli bazen daha genç hemcinsine mesleki terfie ulaşmada yardıma isteksiz üst pozisyondaki kadınlar yöneticiler "kraliçe arılar" tarafından konulmaktadır. Kraliçe arı tanımlaması 1970'lerden bu yana; üst yönetim kademesine ulaştıktan sonra diğer kadınlara yabancılaşan dolayısıyla onların ilerlemesini engelleyen kadın yöneticiler için kullanılmaktadır. Ülkemizde eğitimin alt basamaklarında çoğunluk oluşturarak bulunmasına rağmen yönetim kademesinde benzer sayıda bulunamayan kadın yöneticilerin durumunun arka planındaki sebepleri irdeleme hedefinden yola çıkılan bu araştırmanın amacı; Milli Eğitim Müdürlükleri ve kamu okullarında görev yapan yöneticilerin, kraliçe arı sendromuna ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmaya konu olan kraliçe arı sendromu davranışına bilimsel açıdan anlam kazandıran sosyal kimlik teorisi çalışmanın kavramsal çerçevesini oluşturmaktadır. Nitel bir araştırma olan çalışmada, temel yorumlayıcı desen kullanılmış olup veriler yöneticilerin kişisel görüş ve deneyimlerini öğrenmeye bağlı hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu çerçevesinde yüz yüze yapılan görüşmelerle elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunda amaçlı örnekleme türlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme stratejisi kullanılmış, bu doğrultuda 20 erkek, 20 kadın olmak üzere il milli eğitim kadrosunda görev yapan 40 yönetici ile görüşülmüştür. Elde edilen veriler MAXQUDA 2020 nitel analiz programı aracılığıyla içerik analizine tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda ulaşılan bulgular; eğitimde yönetici olma kararı, eğitim kovanında kraliçe arı algısı ve eğitim yönetiminde kadın yönetici sorunsalı olmak üzere 3 tema bu temalara ilişkin alt temalar üzerinden açıklanıp yorumlanmıştır. Yönetim içindeki kadınlara yönelik yönetici görüşlerini içeren araştırma sonucunda; kadınları otoriter ve baskıcı, toplumsal davranış olarak alışılagelmiş cinsiyetine bağlı beklentiler dışında tanımlanmaktadır. Genel olarak kraliçe arı sendromu'nun varlığına işaret edilmektedir. Sosyal kimlik ayrımcılığı ve çalışma yaşamı içindeki rekabete dayalı oluşan sosyal karşılaştırma davranışlarından doğan düşünceler sendromu destekler niteliktedir. Kadın yönetici sayısının az olmasındaki etken kadının yaşadığı sosyal rol karmaşası olarak belirlenmiştir. Eğitim yönetiminde temsil sorununu iyileştirmek adına örgütsel ve toplumsal alanda düzenlemelerin yapılması gerekliliği ortaya çıkan sonuçlardandır. ANAHTAR KELİMELER: Eğitim Yönetimi, Kraliçe Arı Sendromu, Sosyal Kimlik Kuramı.
Öğretmenlerin örgütsel adalet algıları, motivasyon düzeyleri ve performansları: Bir yapısal eşitlik modellemesi
Bu araştırmanın amacı, devlet okullarında çalışan öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ile iş performansları arasındaki ilişkiyi ve ilişkide iş motivasyonlarının aracılık rolünü ortaya çıkarmaktır. Tarama araştırması olan çalışmanın evrenini; 2021-2022 öğretim yılında Aydın İli, Efeler İlçe merkezinde bulunan 119 devlet okulunda görevli 2911 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini "tabakalı örnekleme" yöntemi ile seçilen 483 öğretmen oluşturmaktadır. Okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde çalışan 297 kadın, 186 erkek öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında, "Kişisel Bilgi Formu" "Örgütsel Adalet Algısı Ölçeği" (Polat, 2007) "İş Motivasyonu Ölçeği" (Aksoy, 2006) ve İşgören Performansı Ölçeği (Çöl, 2008) kullanılmıştır. Verilerin analizinde, parametrik testler kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre öğretmenlerin örgütsel adalet algılarının ve iş motivasyonu düzeylerinin "yüksek"; bireysel iş performası algılarının ise "çok yüksek" düzeyde olduğu görülmüştür. Yapılan korelasyon analizleri sonucunda öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ile performansları ve iş motivasyonu arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca yapısal eşitlik modellemesi ile test edilen teorik yapı sonucunda öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ile iş performansları arasındaki ilişkide iş motivasyonunun tam aracı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Örgütsel Adalet, İş Motivasyonu, Öğretmen Performansı, Yapısal Eşitlik Modellemesi.
Eğitim kurumlarında stratejik planlamaya bakış ve uygulama engelleri: Mersin ilindeki devlet okulları ve özel okulların karşılaştırmalı analizi
Bu tez çalışmasının temel amacı, Türk eğitim kurumlarında idarecilerin ve öğretmenlerin stratejik planlamaya bakış açılarını ve süreçte karşılaşılan uygulama engellerini netleştirmek ve kamu ile özel öğretim kurumları arasında bakış açıları ve uygulama engelleri konusunda farklılık olup olmadığını ortaya koymaktır. Stratejik planlama gelecek erimli bir bakış açısıyla, kurumları bulundukları yerden daha iyi noktalara hedeflere ulaştıracak strateji ve yaklaşımları geliştirme sürecidir. Bu sürecin kurgulanması öncelikle bir stratejik bilinç seviyesine ulaşmak, bu bilinç seviyesiyle doğru analizleri yaparak çıkarımlarda bulunmak, geleceğe ilişkin öngörüleri de devreye sokarak geleceğe uzanacak adımları belirlemekten geçmektedir. Bu çalışma kapsamında stratejik planlama ve stratejik yönetim literatürü incelenmiştir. Ayrıca stratejik planlama ve yönetimin eğitim kurumlarında uygulamasına ilişkin alan yazında taraması yapılmıştır. Bu konuda yapılmış araştırmalar irdelenerek yapılacak alan araştırması için stratejik planlama algısı ve stratejik planlamada karşılaşılan engelleri ölçmek üzere iki ayrı ölçek hazırlanmış ve bu ölçeklerin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Ölçeklerin kullanılabilir olduğu anlaşıldıktan sonra Mersin İlinde bulunan kamu okullarında ve özel okullarda görev yapan idareci ve öğretmenlerden hazırlanan anketler aracılığıyla veriler toplanarak analize tabi tutulmuştur. Mersin ilinde yapılan bu çalışmanın temel bulgularından birisi hem stratejik planlama algısında hem de stratejik planlama uygulama engelleri konusunda demografik değişkenlere göre anlamlı farklılıklar görülmüştür. Yine kamu ve özel öğretim kurumlarında çalışanların stratejik planlamaya bakışlarında ve engeller konusundaki düşüncelerinde anlamlı farklılıklar görülmüştür. Tez kapsamında bu farklılıklara ilişkin de yorumlara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Stratejik Planlama, Eğitim Kurumlarında Stratejik Planlama, Stratejik Planlama Algısı, Stratejik Planlama Uygulama Engelleri Algısı.