Wage
112 theses under this subject heading
Toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında ücret eşitsizliği: Türkiye ve AB ülkeleri karşılaştırması
Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sadece ülkelerin değil dünyanın sorunu olmaktadır. Toplumun eğitim yapısını, politikasını, ekonomisini, büyümesini, kalkınmasını ve daha birçok alanı etkilemektedir. Bu yüzden söz konusu eşitsizlik için hemen hemen bütün ülkelerde farkındalık oluşmaktadır. Söz konusu eşitlik hem AB hem de Türkiye için önemli bir amaç olmaktadır. Bu yüzden Türkiye ve AB söz konusu eşitlik için hem anayasada hem de piyasada birçok düzenleme yapmaktadır. Bu bağlamda Türkiye ve AB'de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin boyutunu görebilmek için Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu, Küresel Ücret Raporu, pek çok veri seti ve kaynaktan hareket ile söz konusu ülkelerdeki cinsiyet eşitsizliği incelenmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ücret eşitsizliği üzerindeki etkisi karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Elde edilen verilere göre Türkiye'deki cinsiyet eşitsizliği hemen hemen bütün AB ülkelerinden daha fazla olduğu görülmektedir. Fakat bu durumun cinsiyete göre ücret eşitsizliğine aynı oranda yansımadığı ve birçok AB ülkesinden daha iyi durumda olduğu görülmektedir. Fakat Türkiye'de genel olarak bir iyileşmeden bahsedilse de aynı eğitimi ve aynı mesleği yapanlarda cinsiyete göre ücret eşitsizliğinin genel olarak erkeklerin lehine olmaktadır. Bu yüzden hem Türkiye hem de AB cinsiyet eşitsizliğini ve cinsiyete göre ücret eşitsizliğini ortadan kaldırmak için mücadele etmelidir. Bu amaç doğrultusunda önyargıları, toplumsal cinsiyete dayalı hükümet düzenlemeleri, meslek ayrımcılığı, cinsiyet ayrımcılığı gibi eşitsizlik yaratan birçok sorun ortadan kaldırılmalıdır.
Esnek işgücü piyasası politikalarının ücret ve kar üzerine etkisi: 1998-2008 dönemi karşılaştırmalı ülke analizi
1970'li yıllarda kapitalizmin krizine yanıt olarak ortaya konulan neo-liberal politikalar, üretimin ve rekabetin küresel bir boyut kazanmasıyla birlikte serbest bir piyasa mekanizmasının genelleşmesine neden olmuştur. İşgücünün dünya ölçeğinde kullanılmasına olanak sağlayan bu dönemde, sınıflar arası güç dengesi değişmiş ve yaşanan yüksek oranlı işsizliğe çözüm olarak işgücü piyasalarının esnekleştirilmesi sunulmuştur. Esneklik politikaları, sermayenin karlılığı önündeki tüm engellerin tasfiye edilmesi hedefiyle işçiler açısından güvencesiz, denetimsiz bir işgücü piyasasına neden olmuştur. Bu çerçevede çalışmanın amacı, 1998-2008 döneminde 34 OECD ülkesini inceleyerek, esneklik, ücret, kar ve işgücü üretkenliği arasındaki ilişkiler üzerine bulgular sunmaktır. Ülkeler arası karşılaştırmaya dayanan çalışmada, işgücü piyasalarının istihdamı korumada ne derece katı ya da esnek olduğunu gösteren OECD "İstihdam Koruma Mevzuatı Endeksi"nden yararlanılmış ve 1998-2008 yıllarını kapsayan panel veri seti kullanılmıştır. GMM ve Sabit Etki modelleri kullanılarak yapılan tahminlerde, istihdamı korumada katılık derecesindeki artışın ücretleri artırıcı etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kuramsal beklentilerle örtüşen bu sonuca ek olarak, üretkenliğin istihdam koruma ile etkileşimi, istihdamı korumada katılık derecesinin ücretler üzerindeki etkisini azaltmış, azalan etkinin ise katma değer içinde kâra yansıyıp ücretleri negatif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşgücü Piyasaları Esnekliği, Ücret, Kar, İşgücü Üretkenliği
Türkiye'de ücretin ve ücret dağılımının bölgesel dinamikleri: 2004-2014 dönemi
Eğitim düzeyi, cinsiyet, iş tecrübesi, yaş, medeni durum, hane büyüklüğü, çalışılan sektör, çalışan başına kullanılan sermaye miktarı gibi etmenler ücretin belirlenmesi ve ücret dağılımı üzerinde etkili olmaktadır. Türkiye'de gerek bölge gerekse sektör düzeyinde işgücünün bu etmenler açısından dağılımında heterojenlikler bulunmaktadır. Bölgeler ve sektörler arasında işgücü arzında heterojenliklerin bulunması ise ücretin belirlenmesinde ve ücret dağılımında farklılıklara yol açmaktadır. Bu çalışmada sektör ve bölge düzeyinde ücretin belirlenmesinde meydana gelen farklılıkların ampirik olarak ortaya konması amacıyla Heckman Seçim modeli kapsamında bir ücret denklemi tasarlanmış ve bu denklem 2004-2014 dönemine ait Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen Hanehalkı İşgücü Anketlerine ait mikro veri setleri üzerinden STATA ekonometri yazılımı kullanılarak test edilmiştir. Çalışmanın bulguları, söz konusu dönemde ücreti belirleyen faktörlerin gerek istatistiksel anlamlılık düzeyi, gerekse katsayı büyüklükleri açısından bölgesel ve sektörel düzeyde farklılıkların bulunduğunu göstermektedir. Çalışmada ayrıca bölge, sektör, cinsiyet, eğitim düzeyi ve kır/kent ikameti eksenlerinde ücret dağılımı da STATA yazılımıyla Gini bileşenleri (dekompozisyonu) hesaplanarak incelenmiştir. Ampirik bulgular bölgeler ve sektörler arasında ücret dağılımı açısından da heterojenlikler bulunduğunu ve söz konusu dönemde ücret dağılımının daha adaletsiz hale geldiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ücret Denklemi, Bölgesel ve Sektörel Farklılıklar, Heckman Seçim Modeli, Ücret Dağılımı, Hanehalkı İşgücü Anketi
Cinsiyet farkına dayalı ücret farklılaşması ve yoksulluğun kadınlaşması: Türkiye örneği
Türkiye'de yaşanan ücret farklılaşması çoğunlukla beşeri sermaye farklılıklarına ve ayrımcılığa bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrımcılığın özellikle cinsiyetler arasında yaşanması ve kadınların ayrımcılık nedeniyle erkeklere göre daha düşük eğitim düzeyine ve deneyime sahip olmasının yanında erkeklerle aynı beşeri sermayeye sahip olsa bile duygusal ayrımcılık nedeniyle işgücü piyasasının dışında kalması ya da hak ettiğinden daha düşük pozisyon ve mesleklerde istihdam edilmesi ücret farklılaşmasını derinleştirmektedir. Bu durum, Türkiye'de yaşanan yoksulluk oranlarında en büyük payın kadınlara ait olmasına neden olmaktadır. Yoksulluğun temel belirleyicileri içinde yer alan gelir düzeyinin cinsiyetler arasındaki dağılımına bakıldığında erkeklere kıyasla kadınlarda daha düşük düzeylerde belirlendiğini, kadın yoksulluğunu arttırdığını ve sonuçta Türkiye'de yoksulluğun kadınlaşması durumunun ortaya çıkmasına etki ettiği görülmektedir. Kadın yoksulluğunun ve bu durumu ortaya çıkaran değişkenlerden biri olan cinsiyete bağlı ücret farklılaşmasının Türkiye'deki görünümünü analiz ettiğimiz çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yoksulluk, kadın yoksulluğu, ücretin oluşumu ve ücret farklılaşmasını etkileyen durumlar kavramsal ve teorik çerçevede analiz edilmiş, konuya dair geniş literatür taramasına yer verilmiştir. İkinci bölümde cinsiyet farkına bağlı yaşanan ücret farklılaşması ve kadın yoksulluğunun Türkiye'deki durumu tarihsel olarak incelenmiş ve sürecin analizi için şekiller ve tablolar aracılığıyla istatistiki verilerden faydalanılmıştır. Üçüncü bölümde ise TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından yayımlanan 2003 ve 2019 yıllarına ait Hane halkı Bütçe Anketi verileri kullanılarak cinsiyetler arası ücret farklılaşmasının durumu iki yıl için de ekonometrik olarak tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre Türkiye'de kadınların aleyhine gelişen ücret farklılaşması 2003 yılından 2019 yılına kadar geçen sürede etkili olmaya devam etmiştir. Bu durum Türkiye'de kadın yoksulluğunun hala bir önemli bir sorun olduğunun göstergesidir.
Finansal tüketicilerden faiz dışında alınacak ücret, komisyon ve masraflara ilişkin yönetmelik taslağının Borsa İstanbul'da işlem gören banka hisse senedi getirilerine etkisi
Türk bankacılık sektöründe, bankalar tarafından sunulan ürün ve hizmetler karşılığında finansal tüketicilerden alınan ücret, komisyon ve masraflar gerek kamuoyu, gerek medya, gerekse de tüketici hakem heyetleri vb. gibi pek çok platformda gündeme gelmiş, yoğun tartışmalara ve müşteri şikayetlerine konu olmuştur. Kamuoyunu uzun süre meşgul eden bu konu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 21 Ağustos 2014 tarihinde yayımlanan bir yönetmelik taslağıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Yukarıda sözü edilen yönetmelik taslağının kamuoyuna duyurulmasının, Borsa İstanbul'da işlem gören bankaların hisse senedi getirileri üzerindeki kısa vadeli etkilerinin incelenmesi ve Borsa İstanbul Pay Piyasası için yarı-güçlü formda piyasa etkinliği hipotezinin geçerli olup olmadığı, çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Bu çerçevede, olay çalışması metodolojisinin kullanıldığı çalışmada, 11 bankadan oluşan bir örneklem setinden yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, yönetmelik taslağı duyurusunun olay tarihinde ve sonrasındaki günlerde hisse senedi getirileri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı anormal bir tepki yaratmadığını, olay tarihi öncesindeki belirli günlerde ve dönemlerde istatistiksel anlamlılığa sahip anormal getirilerin elde edilebildiğini, olayın piyasa oyuncuları tarafından önceden tahmin edildiğini, öngörüldüğünü ve Borsa İstanbul Pay Piyasası'nın yarı-güçlü formda etkin olduğunu, göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Anormal Getiri, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Etkin Piyasalar Hipotezi, Olay Çalışması, Yarı-Güçlü Formda Piyasa Etkinliği.
Ücret politikalarının kamu personelinin motivasyonu üzerine etkisi: Yüksek öğrenim örneği
İnsanlar, bir şeyler yapmaya zorlanabilir. Ancak bu kişi, bu işi yapmak istemeye asla zorlanamaz. Çünkü bir işi yapma arzusu içimizden gelir. Motivasyon, bir işi yapabilmemizi sağlayan en büyük güçtür. Aynı zamanda motivasyon, yaptığımız bu işten zevk almamızı sağlar. Bizi yaptığımız işten zevk alarak yapmamızı sağlayacak bir çok motivatör (motive edici) faktör bulunmaktadır. Özellikle sadece motivasyonu arttırmak için kullanılabilecek faktörler olduğu gibi doğası gereği iş yaşantısında varlığı zorunlu olan ve motivatör olarak kullanılabilecek faktörlerde mevcuttur. Bu faktörler içerisinde en önemlisi çalışan, bağlıları ve toplum üzerinde etkileri olan ücrettir.Ücret iş yaşantısında kullanımı zorunlu olan bir etkendir. İnsan çalışması karşılığında ücret alır ve/veya ücret almak için çalışır. O halde, vazgeçilmez olan bu faktörün motivasyonu arttırıcı yada arttırmaya yönelik bir bakış açısı içerisinde dizayn edilmesi gerekir.Ücret gibi toplum yaşantısı içerisinde mevcudiyeti kaçınılmaz olan bir etkende kamu gücüdür. Devlet mevcut yapısının muhafazası ve gelişimi için kamu gücünü kullanır. Kamu gücü topluma kamu personeli vasıtasıyla ulaştırılır.Gelişen çağda, kamusal yapının gelişimi yine kamunun kontrolünde ilerleyen bilim ve teknik kadar hızlı olamamaktadır. Bunun sebebi kamusal normların uzun siyasal süreçler içerisinde oluşması ve değişmesidir. Bu bakımdan toplum mevcut normla birlikte kamu personelinin işe bakış açısının da değişmesini istemektedir. Siyasal kararların oluşmasındaki ve uygulamaya geçirilmesinde kaybedilen zamanın, en ekonomik telafisi mevcut normu, mümkün olduğunca istekli ve zamanında uygulayabilmekten geçmektedir.Bu çalışma ile ücret - motivasyon ilişkisi kamu personeli ücret politikası üzerinden incelenmiştir. Toplumun her alanını etkileyen kamu gücünün ve ücret faktörünün dayandığı bilimsel temeller ve ülkemiz kamu ücret politikasına ne ölçüde yansıdığı, ücret politikasındaki istenen ancak pek değişmeyen süreçle açıklanmaya çalışılmıştır.
Etkin ücret modeli: OECD örneği
Klasik iktisatçılar emek piyasasındaki talep eğrisini elde ederken emeğin homojen olduğunu ve reel işçi ücretlerinde meydana gelen bir değişimin emeğin verimliliğini dolayısıyla emek talep eğrisini etkilemediğini varsaymaktaydılar. 20.y.y?ın ortalarında, Yeni Keynesyen İktisatçılar tarafından bu varsayımlara bazı eleştiriler getirilmiştir. Yeni Keynesyen İktisatçılara göre reel işçi ücretlerindeki değişim işçi verimliliğini etkilemektedir. Ayrıca reel işçi ücretlerinin sadece emek piyasasındaki arz ve talebe bağlı olmadığı varsayılmış ve gönülsüz işsizliğe dair açıklamalar getiren Etkin Ücret modellemeleri geliştirilmiştir. Teorideki sözkonusu durum ve firmaların işçilerine emek piyasası temizlenme düzeyinin üzerinde bir seviyede ücret ödemesinin emeğin verimliliğini arttıracağı temeline dayanan Etkin Ücret Modeli?nden hareketle, 2000-2010 yılları arasında Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü?ne (OECD) dahil 34 ülkenin yıllık ortalama reel ücret kazançları büyüme oranı (ORUBO) ile yıllık emek verimliliği büyüme oranı (EVBO) verileri elde edilerek, bu iki değişken arasındaki panel koentegrasyon ilişkisi incelenmiştir. Bulgular OECD ülkelerinde emek verimliliği ile reel ücretler arasında koentegrasyon ilişkisi olduğu sonucunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Etkin Ücret, Verimlilik, Ücret Yapışkanlıkları, Yeni Keynesyen, Kaytarma Modeli
İşletmelerde etkinliğin ve verimliliğin arttırılmasında performansa dayalı ücretlendirme sistemi ve ampirik bir inceleme
ÖZET Bu çalışmanın amacı, performansa dayalı ücret sistemlerinin işletmelerin etkinliği ve verimliliği üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Günümüzde işletmelerin geleceği sadece ulusal değil, uluslar arası rekabet yeteneklerine bağlıdır. İşletmelerin gerçek amaçlarına uygun işleri yapma, sürekli gelişimi sağlama, çalışanlara yüksek iş tatmini verme, yönetimi kontrol eden değil, yönlendiren niteliğe kavuşturma ve en önemlisi, işletmeyi geleceğe hazırlama gereği ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda, işletmeler değişim ve belirsizliklerle baş edebilmek için insan kaynaklarının stratejik yönetimine giderek daha fazla önem vermektedirler. Çalışanların performanslarını ve motivasyonlarını arttırmak amacıyla performans ile ücret arasında ilişki kurulmakta, bu konu bugünün insan kaynakları yönetiminin en güncel konularından birini oluşturmaktadır. Performans yönetimi de işletmelerin bu amaçlarına ulaşmalarını sağlayacak araçlardan birisidir. Performansa dayalı ücret yönetimi ise, hem işletme yönetiminin, hem de çalışanların ve diğer ilgili tarafların ihtiyaçlarını karşılayan bir ücret sisteminin kurulmasını ve yürütülmesini sağlayacak önemli bir işlevdir. Performansa dayalı ücret sistemleri ücret ile performans arasında ilişki kurularak oluşturulan ücret sistemleridir. İşletmelerin etkili bir ücret sistemi kurabilmeleri için her şeyden önce kullanabilecekleri ücret sistemlerini tanımaları gerekir. Performansa dayalı ücret planları ülkemizde de büyük sanayi işletmeleri ve hizmet sektöründeki işletmelerde yaygınlaşmaktadır. Bu çalışmada özellikle ülkemizde işletmelerin ücret sistemleri ile performans değerlendirmeyi yeniden ele alma çalışmalarında karşılaştıkları sorunlar ışığında konuya bir bakış açısı getirilmeye çalışılmıştır. Yapılan ampirik çalışmada, sözkonusu işletmede performansa dayalı ücret sisteminin benimsenmesi ile işletmenin etkinliğinin ve verimliliğinin olumlu yönde etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır.
Performans değerlendirme ile performansa dayalı ücret ve bir endüstri işletmesi örneği
Bu çalışmanın temel amacı, performans değerlendirme ve performansa dayalı ücretin Türkiye'de uygulanmasına ilişkin bazı bulgu ve bilgiler ortaya koymaktır. Bu amaçla, çalışmada, öncelikle performans yönetim sistemi incelenmektedir. Ardından da performans değerlendirme ve performans değerlendirme yöntemleri ayrıntılı olarak analiz edilmektedir. Çalışmanın son bölümünde ise, performans değerlendirme ve performansa dayalı ücretin Türkiye'deki uygulamasını ortaya koymak amacıyla, Türk özel sektörünün önde gelen işletmelerinden biri alan araştırması kapsamında incelenmektedir. Bu bölümde, söz konusu işletmenin, performans değerlendirme ve performansa dayalı ücreti nasıl uyguladığı ayrıntılı biçimde analiz edilmektedir. Bilindiği gibi, örgütler, küreselleşme sürecinde yaşanan hızlı değişimlere ve hızla artan küresel rekabete uyum sağlayabilmek için insan kaynaklarının stratejik yönetimine önem vermek zorundadırlar. Bu bağlamda, modern insan kaynaklan yönetiminin en önemli bileşenlerinden biri olan performans değerlendirme, örgütlerin giderek gereksinim duydukları bir uygulama halini almaktadır. Türkiye'de de, performans değerlendirme ve performansa dayalı ücrete olan ilginin giderek arttığı görülmektedir. Özellikle, özel sektördeki işletmelerin, bu uygulamalara yoğun ilgi göstermeye başladıkları bilinmektedir. Alan araştırması kapsamında incelenen işletmenin, yeni/çağdaş gelişmelere göre hazırlanmış bir performans değerlendirme sistemi kullandığı görülmektedir. Öte yandan, işletmenin değerlendirme sonuçlarım, öncelikle ücretlendirmede temel kriter olarak kullandığı anlaşılmaktadır. İşletmede, ücret artışlarının temel girdisi, performans değerlendirme çalışmaları kapsamında çalışanların, dönem başında belirlenen "Hedefler"e ve "Yeterlilikler ne oranda ulaştığım değerlendiren ve ortaya koyan 5'li skaladır.
Acentelik
Çalışmanın amacı bağımsız tacir yardımcılarından biri olan acenteleri ayrıntıları ile incelemektir. Acente, acentelik sözleşmesine dayanarak müvekkil nam ve hesabına belirli bir yer ya da bölgede sözleşmeler yapan ya da sözleşmelere aracılık eden bağımsız tacir yardımcısıdır. Yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça acente aynı yer veya bölgede birden fazla müvekkile acentelik yapamayacağı gibi müvekkil de birden fazla acente tayin edemez. Acente acentelik yaparken çeşitli hak ve yetkilere sahip olacaktır. Bununla birlikte müvekkilin de acentelik ilişkisinde hakları ve borçları bulunacaktır. Acentelik ilişkisinde acentenin en önemli ve başat hakkı ücrettir. Müvekkil ise bunun karşılığında acenteden ana edim olarak sözleşmeler yapmasını veya sözleşmelere aracılık etmesini bekler. Acente belirli şartlar gerçekleştiğinde müvekkilinden sözleşme sonrasında denkleştirme istemi talep edebilir. Buna ek olarak müvekkil sözleşme ilişkisi sonrasında acentenin kendisiyle rekabet etmesini istemeyebilir. Bu amaçla sözleşme sonunda işlerliğe girecek bir rekabet yasağı sözleşmesi de taraflar arasında yapılabilecektir. Bu durumda acente sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren aynı yer veya bölgede müvekkili ile en fazla iki yıl rekabet etmeyecektir.
İhracat ve ücretler arasındaki ilişkinin Türkiye ekonomisi için sınanması
Bu çalışmada ticaret liberalizasyonu sonrası artan dış ticaret ile birlikte gelir dağılımında yaşanan değişimlerin ücretlere etkisi tartışılmaya çalışılmıştır. Çalışma, ücretin bir gelir bölüşümü problemi olmasından yola çıkarak, ücret oluşumunda dış ticaretin ve daha özelde ihracatın ücretlere etkisini ortaya koymaya yönelik dış ticaret teorileri ile devam etmektedir. Ticaret liberalizasyonu sonrası görülen etkin piyasalar, yüksek verimlilik, uluslar arası ticaretin önündeki engellerin kalkması gibi gelişmeler maliyet rekabetini arttırmakta ve ücret düzeylerinde değişimler yaşanmaktadır. Dış ticaretin ücretler üzerindeki etkisinin pozitif mi yoksa negatif mi olduğu konusunda hala kesin bir kanıya varılamamakla birlikte, görüş farklılıklarının ülkelerin ekonomik yapısına ve ticaret hacimlerine bağlı olarak değiştiği söylenebilir. Bu araştırma, gerek teorik gerek uygulamalı literatürden sağlanılan bir model eşliğinde, Türkiye?de 1988:Q1-2010:Q4 dönemine ait üçer aylık verilerle birim kök, eşbütünleşme ve hata düzeltme modeli kullanılarak, ihracat ve dışa açıklığın ücretler üzerine etkisinin varlığını ve ne yönde olduğunu ortaya koymaya çalışacaktır. Hem ihracatın hem de dışa açıklığın ücretler üzerindeki etkisi Türkiye İmalat Sanayi alt sektörleri için ayrı ayrı incelenmiştir. İncelenen dönemler itibariyle ele alınan modellerde tüm sektörlerde tam olarak bir uyum sağlanamasa da genel itibariyle ihracat ve dış açıklığın ücret üzerinde negatif bir etki yarattığı bulunmuştur.
Avukatlık sözleşmesinin sona ermesi halinde vekalet ücreti
Avukat yargının işlevselliği adına önemli bir görev üstlenerek savunma fonksiyonunu yerine getirir. Bu fonksiyonu yerine getirirken bir kamu hizmeti üstlenmiş olur ve yaptığı hizmet karşılığında ücret alır. Ayrıca iş sahibine karşı çeşitli yükümlülükler altına girer. Karşılıklı edimler içeren bu ilişkiyi kapsayan sözleşmeler avukatlık sözleşmeleridir. Avukatlık sözleşmesinde avukatın en önemli edimi hukuki yardımda bulunmak iken iş sahibinin en önemli edimi de ücrettir. Avukat sözleşme sonucu iki tür ücrete hak kazanmaktadır; akdi vekalet ücreti ve yasal vekalet ücreti. Bu çalışmada avukatlık sözleşmesini sona erdiren haller ve bu haller bakımından vekalet ücretinin durumu incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Avukat, avukatlık sözleşmesi, avukatlık ücreti, avukatlık sözleşmesinin sona ermesi.
1869-1876 tarihli Ceyb-i Hümâyûn Defterine göre Sultan Abdülaziz ihsanları
Bu çalışmada Sultan Abdülaziz dönemine ait Ceyb-i Hümâyûn hazinesi incelenmiştir. Araştırma neticesinde gelirler, giderler, ihtiyaçlar ve yapılan ihsanlar hazine dahilinde ele alınmıştır. Ceyb-i Hümâyûn defterinde yer alan maaş verileri analiz edilmiştir. Sultan Abdülaziz döneminde Mabeyn-i Hümâyûn'a bağlı olarak varlığını devam ettiren Ceyb-i Hümâyûn'un tahsisatı Hazine-i Hassa tarafından sağlanmıştır. Saray masrafları ve çalışanların maaşları Ceyb-i Hümâyûn tarafından karşılanmıştır. Ayrıca Ceyb-i Hümâyûn çerçevesinde yapılan ihsanların boyutu, padişahın kişisel ve sosyal yanı incelenmiştir. Çalışma, Sultan Abdülaziz'in bu hazine üzerinden kurumlara yaptığı tahsisatları, şahıslara verilen maaşları ve çeşitli vesilelerle yapmış olduğu ihsanları sunmaktadır.
Türkiye ve seçilmiş ülkelerde ücret gelirlerinin vergilendirilmesi ve vergi adaleti açısından değerlendirilmesi
Adalet kavramı bireylerin yaşam koşullarına kültürlerine ve değerlerine bağlı olarak farklı tanımlanan bir kavramdır. Vergi adaleti kavramı genel anlamda vergi yükünün adil dağılımı olarak tanımlansa da adalet kavramı gibi farklı görüşler doğrultusunda açıklanmaya çalışılmıştır. Ücret gelirlerinin vergi adaleti doğrultusunda vergilendirilmesi toplumun önemli bir kısmını oluşturan çalışanlar için oldukça önemlidir. Çalışmanın amacı ise ücret geliri elden eden bireylerin vergilendirilme süreçlerini vergi adaleti açısından incelemektir. Ücret gelirlerinin vergi adaleti açısından incelemek için çalışmanın birinci bölümde ücret kavramı üzerinde durularak TVS'de ücretlerin vergilendirilmesine değinilmiştir. İkinci bölümde ise vergi adaleti kavramı ve ücret gelirlerinin vergilendirilmesi TVS'de vergi adaleti açısından incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise seçilen on ülkede ücret gelirlerinin nasıl vergilendirildiği ve vergi adaleti yaklaşımlarının nasıl kullanıldığı Türkiye ile karşılaştırmalı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmada yapılan değerlendirmeler sonucunda TVS'de vergi adaletine ulaşmak adına kullanılan uygulamalara yer verilmiştir. Bununla beraber adalet ve eşitlik gibi kavramlar vurgulanmıştır. TVS'de bu kavramlara yer verilmesine karşın vergi adaletine uygun olmayan uygulamalar da mevcuttur. Aynı zamanda vergi adaleti yaklaşımlarının daha etkin kullanılması vergi adaletini daha olumlu etkileyecektir.
Esnek çalışma uygulamalarının ücret sistemlerinde ortaya çıkardığı sorunların belirlenmesine yönelik bir araştırma
Esnek çalışma uygulamaları, ülkemizde ve dünyada pandemiyle birlikte oldukça yaygın hale gelmiştir. Daha önce iş süreçlerinde esnek çalışmayı hiç kullanmayan işletmeler dahi kısmen veya tamamen esnek çalışma modelinde iş yapmaya başlamışlardır. Esnek çalışma uygulamaları hem işverenler için hem de çalışanlar için yeni bir uygulama olduğundan bazı karmaşık durumlara da sahip olabilmektedir. Özellikle çalışana ödenecek ücret ve ücrete ek ödemeler açısından değerlendirildiğinde ücret sistemlerinin güncellenmesini de gerektiren bir iş modelidir. Bu sebeple esnek çalışma uygulamaları, ücret sistemlerinde birtakım sorunları da ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada esnek çalışma uygulamaları, ücret sistemleri bağlamında incelenmiştir. Esnek çalışma uygulamalarının genel olarak değerlendirilmesi, enek çalışmada yaşanan veya yaşanabilecek sorunların belirlenmesi, bu sorunlara yönelik geliştirilen çözüm yollarının ortaya çıkarılması çalışmanın amaçlarından biridir. Bir diğer amacı ise esnek çalışma yapan işletmelerdeki ücret sistemlerinin incelenmesi, bu kapsamda yaşanan sorunların ve de bu sorunlara yönelik insan kaynakları yöneticilerinin ne tür çözümler ortaya koyduğunun belirlenmesidir. Araştırma kapsamında, hizmet ve imalat sektörlerinde İstanbul' da faaliyet gösteren, kuruluşunu tamamlamış ve üzerinden en az 2 yıl geçmiş ve esnek çalışma uygulayan işletmelerin insan kaynakları yöneticileri ile görüşmeler yapılarak birincil veriler toplanmıştır. Farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin insan kaynakları yöneticileri ile yapılan görüşmeler çalışmanın evrenini oluşturmuştur. Bu evrenden kasti örnekleme ile seçilen 17 insan kaynakları yöneticisi ise araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Görüşmelerden elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında işletmelerin çalışanlarla belirsiz süreli iş sözleşmesi imzaladıkları, temel ücret dışında işçilere prim, ikramiye, yol ve yemek ücreti gibi ödemelerin yapıldığı, işletmelerin genellikle tam zamanlı çalışma süresinde işçi çalıştırdıkları, pandemi döneminde uzaktan çalışma ve kısmi zamanlı çalışma yönteminin uygulandığı belirlenmiştir. Esnek çalışma olarak işletmeler genellikle uzaktan çalışma ve hibrit çalışma modelini kullanmış, pandemi döneminde kısa çalışma ve nakdi ücret desteği uygulamalarından da yararlanmışlardır. Vardiyalı çalışma, telafi çalışma, kısmi süreli çalışma da uygulanan diğer esnek çalışma modelleridir. Esnek çalışma uygulayan işletmeler; iletişim, teknik alt yapı sorunları, maliyet artışları, personel kayıpları, iş ve özel yaşamın birbirine karışması gibi sorunlar yaşamıştır. Esnek çalışmadan kaynaklı olarak, zamana dayalı ücret sistemi uygulanan işletmelerde çalışma sürelerinin takip edilememesinden ötürü ücreti belirlemede sorunlar yaşandığı, bu sorunları aşabilmek adına ücretlerde cüzi miktarlarda artışlar gerçekleştirdikleri, ücret ödemelerinde gecikmeler yaşandığı, ücret ödemelerini düzenli yapmaya çalışarak sorunun çözülmeye çalışıldığı, performansa bağlı ücrette ise performans kriterlerinin tam olarak belirlenememesinden dolayı çalışan şikayetlerinin arttığı, sorunu çözmeye yönelik olarak işletmelerin adil bir ücret politikasını uygulamaya çalıştıkları, enflasyondan kaynaklı ücret azalışlarına karşı işletmelerin işçi ücretlerinde periyodik olarak artış yaptıkları belirlenmiştir.
Performansa dayalı ek ödeme sistemi ve hekim görüşlerinin değerlendirilmesi
ÖZET[YÜZDEN, Ganime Esra], [Performansa Dayalı Ek Ödeme Sistemi ve Hekim Görüşlerinin Değerlendirilmesi], [Yüksek Lisans Tezi], Ankara, 2012Motivasyon, bireyin harekete geçmesi için etkilenmesi ve isteklendirilmesi sürecidir. Performans ise çalışanların bir işi başarı ile tamamlayabilmeleri olarak tanımlanabilir. Performansa dayalı ek ödeme sistemindeki amaç, çalışanların performanslarındaki (başarımlarındaki) farklılığa bağlı olarak çalışanları ödüllendirmek ve böylece motivasyon artışı ile çalışanların yüksek verimlilikle çalışmalarını sağlamaktır. Sağlıkta dönüşüm programı ile ülkemizde birçok yeni düzenleme yapılmış ve performansa dayalı ek ödeme sistemi yürürlüğe girmiştir. Bu tezin amacı Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanmakta olan Performansa Dayalı Ek Ödeme Sisteminin (PDEÖS) hekim görüşlerini araştırmaktır. Bu doğrultuda Balıkesir Devlet Hastanesi ve Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesinde çalışan 201 hekimden 76'sı ile yüz yüze görüşme yapılmıştır. Bu araştırma sırasında anket ve gözlem teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ülkemizde başta çok cazip görünen bu sistem çalışanlar tarafından eleştirilmektedir. Özellikle sistemin ana çarkını oluşturan hekimler tarafından gerek ücret dağılımındaki eşitsizlik gerekse çalışanlar arası ilişkilerin bozulması nedeni ile PDEÖS' yi temelinde adil bulunmamaktadır. Ayrıca hekimler PDEÖS' de eksiklikler olduğunu belirtirken, ya sistemdeki adaletsizliklerin giderilmesini ya da sistemin tamamen kaldırılmasını istemektedirler.Anahtar Sözcükler: Motivasyon, Performans, Performansa Dayalı Ek Ödeme, Hekim Motivasyonu?
Türkiye'de göçün işgücü piyasasına etkisi: Ampirik bir analiz
Günümüzde dünyanın en önemli sosyal problemlerinden biri göç ve göçmen sorunudur. 1923'ten bugüne göçmenleri barındıran Türkiye, göçmen ve mültecilere ev sahipliği yapan en büyük ülke oldu (BMMYK Türkiye anahtar verilerine göre 2018). Türkiye'de göçün ekonomik etkileri son on yıllar içinde gittikçe daha fazla önem kazanmaktadır ancak göçün işgücü piyasasına etkisi konusunda genel bir anlaşma bulunmamaktadır. Bu tezin amacı, göçün Türkiye'nin işgücü piyasasına olan etkisini araştırmaktır: ücretlere ve işsizlik oranlarına odaklanmak. Göçle işgücü piyasası arasındaki ilişkiyi analiz etmek için farklı ülkelerden birçok çalışma yapılmıştır. Şu ana kadar, Türkiye'deki göçmen etkisi üzerine çok az araştırma yapılmıştır. Araştırma sonucunda, göçün işgücü piyasası üzerindeki etkisinin bir ölçümü değildir, İşgücü piyasasını, eğitim, yüksek vasıflı işgücü, düşük vasıflı işgücü, ekonomik büyüme, yaş oranı, coğrafi farklılık ve teknoloji gibi etkileyen birçok faktör var. Anahtar kelimeler: Göç, İşgücü Piyasası, Ücretler, İşsizlik, Göç Etkisi, Türkiye.
Simsarlık sözleşmesi
Uygulamada oldukça yaygın olarak kullanılan simsarlık sözleşmesi ile simsar, müvekkilinin bir sözleşme kurmasını sağlamaya yönelik olarak aracılık faaliyetinde bulunur. Simsar kural olarak gerçekleştirdiği aracılık faaliyeti neticesinde müvekkilinin bir esas sözleşme kurması ile ücrete hak kazanır. Türk Borçlar Kanunu'nda simsarlık sözleşmesi için detaylı bir düzenleme yapılmamıştır. Bunun nedeni simsarlık sözleşmesinin vekalet sözleşmesinin bir türü niteliğinde olması ve hüküm bulunmayan hallerde vekalet sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacak olmasıdır. Bu kapsamda özellikle tarafların hakları ve borçları ile simsarlık sözleşmesinin sona erme hallerinin belirlenmesi için vekalete ilişkin hükümlere başvurmak gerekecektir.
Çimento sanayinde ücret yönetimi: Mukayeseli bir analiz
İnsan Kaynakları Yönetiminin fonksiyonlarından olan ?Ücret Yönetimi?, bir işletmenin veya işyerinin ihtiyaç duyduğu çalışanları işe alma ve istihdamında devamını sağlamanın yanı sıra, bu kişilerin motivasyonunu ve çabasını, kurumun hedeflerine ulaşmasına yardımcı olan stratejileri, politikaları ve sistemleri geliştirme ve uygulamaya koyma süreci olarak tanımlanabilmektedir.Ücret Yönetimi, insan kaynakları yönetiminin bir parçası olmakla birlikte, işletmenin maliyetlerine direkt etki göstermekle birlikte, işletmenin ve çalışanların da performansı üzerinde etkili olmakla birlikte işgücü devrine de etkisi olduğu düşünülmektedir.Bu çalışmada, ücret, ücret yönetimi, ücret yapısı ve ücret sistemleri kuramsal olarak incelenmiş ve ülkemizin önde gelen sektörlerinden olan çimento sektörünün, sermaye yapısı dikkate alınarak, karşılaştırmalı olarak ücret yönetimi uygulamaları incelenmiştir. Bu incelemede, Türkiye'de faaliyette bulunan çimento şirketlerin yaklaşık %80'inin ücret yönetimi dikkate alınmak suretiyle alan araştırması yapılmıştır.Çalışma neticesinde ücret yönetiminin araçlarından olan iş değerlemesi, performans değerlendirmesi ve piyasa ücret araştırmalarından yararlanma gibi enstrümanların sektörde çok yaygın bir şekilde kullanılmadığı, uygulandığı işletmelerde çok düşük seviyelerde de olsa işgücü devrine etkisi olduğu ve özellikle performans değerlendirmesi uygulamasının çalışanlar açısından şirket tercihi esnasında dikkate alındığı gözlenmiştir.Bahse konu ücret yönetimi uygulamalarının hassas ve objektif bir şekilde yaygın halde kullanılması, sektördeki beyaz yakalı çalışanlar arasındaki işgücü devrini azaltıp, yetişmiş işgücünün şirketten ayrılarak yarattığı maliyetleri de azaltıcı bir etki gösterecektir.
Performans değerlendirme sonuçlarına göre ücret sisteminin oluşturulması ve savunma sanayii sektöründe bir uygulama
Günümüz firmalarının piyasada süregelen acımasız rekabet karşısında ayakta durabilmeleri artık sadece firmaların finansal gücüne dayanmamakta, insan kaynağının gücünden de ciddi anlamda etkilenmektedir. Kalifiye çalışan bulmakta güçlük çeken işletmelerin bu çalışanlarını ellerinde tutabilmeleri de bir o kadar güç hale gelmiş durumdadır. Yetiştirerek yatırım yaptığı ve sonrasında ciddi bir iş potansiyeli beklediği çalışanının verimini alamadan rakip firmalara kaptırması ile iş yükü ve nitelikli çalışan kaybı şirketleri zorlamaktadır.Bunlar göz önüne alındığında, hem işe uygun çalışan bulabilmek hem de yetiştirdiği çalışanını rakiplerine kaptırmamak için insan kaynakları bölümleri farklı yollar arayışlarına girmişlerdir. Çalışanlarını eğitimlere ve sosyal olanakları ile destekleyerek ve aynı zamanda onlara iş tatmini sağlayarak elde tutmaya çalışmaktadır. Performans değerlendirmesi yaparak yetkinliklerini ölçtüğü çalışanına, yetkinlikleri ve şirketin çalışandan beklentileri oranında maaş zamları ve iyileştirmeleri yaparak çalışanının şirkete sadakatini sağlamaya çalışmaktadır. Çalışan devir hızı oranının düşük olması, çalışanların şirkete bağlılıkları, çalışan memnuniyetleri ve motivasyonları ile ilgili bilgi vermektedir.Çalışmada da bu konular incelenmiş, performans değerlendirme sistemi ile çalışanlar objektif bir şekilde değerlendirilmiş, yetkinliklerine uygun maaş derecelerine denk gelen ücretler üzerinden iyileştirmeler yapılmış ve sonrasında uygulanan çalışan memnuniyeti anketi sonuçları ile çalışan devir hızı oranı incelendiğinde memnuniyet verici sonuçlara ulaşılmıştır.
Orta Anadolu'da para ve fiyatlar (1688-1760)
Bu çalışmada, 1688-1760 yılları arasında Orta Anadolu'da para ve fiyatlar konusu incelenmiş; kuruluşundan 1760 yılına kadar Osmanlı Devleti'nin para tarihi bütün yönleriyle irdelendikten sonra, Ankara, Konya ve Kayseri şehirleri özelinde halkın kullandığı para birimleri ile paradaki değişimlerin halk arasında ve halk ile devlet arasındaki ilişkilerde ne gibi olaylara sebep olduğu ayrıntılı olarak tespit edilmeye çalışılmıştır. 1683 Viyana mağlubiyetinden sonra Kutsal İttifak devletleriyle yapılan ve 16 yıl süren savaşlar döneminde para bulmakta sıkıntı yaşayan devlet, 1688 yılında bakır para (mankur) bastırmış ve bakıra kendi madeni değerinden daha fazla itibari değer verildiğinden, büyük problemlere sebep olmuş ve 1691'de bakır paralar tedavülden kaldırılmıştır. Devlet 1690 yılında kendi guruşlarını darp etmeye başlamış ve guruşlar 1760 yılına kadar istikrarlı bir şekilde devam etmiş, bu tarihten itibaren devletin yeni savaşlar içine sürüklenmesiyle hızla değer kaybetmeye başlamıştır. Bu nedenle bu çalışma 1760 yılına kadar getirilmiştir. Fiyatlar kısmında istastiki bilgiler kullanılarak 1688-1760 yılları arasında Ankara, Konya ve Kayseri'deki fiyatlar çok yönlü incelenmiştir. Gıda fiyatları, ev, bağ, bahçe, tarla, han, hamam ve dükkân fiyatları ile kiralar, hayvan ve köle fiyatları; nafaka, diyet, giyim, kumaş, ev eşyası, mutfak eşyası ve inşaatlarda kullanılan malzemelerin fiyatları ile ücretler incelenerek fiyatlardaki değişimler ve fiyatları etkileyen unsurlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Böylece merkezi bir konumda bulunan Orta Anadolu şehirlerindeki para ve fiyatların incelenmesiyle Osmanlı Devleti'nde halkın iktisadi durumu hakkında fikir edinilmeye çalışılmıştır.
1980 sonrası dönemde Türkiye'de genç işsizliğin ücret yapışkanlığı üzerindeki etkileri
İktisat literatüründe, üzerinde sıkça durulan konulardan biri olan ücret yapışkanlığı konusu, işgücü piyasaları ile ilgili yapılan analizlerin de temel belirleyicileri arasındadır. İşgücü piyasalarında dengenin oluşması ile ilgili tartışmalarda, ön plana çıkan ücret yapışkanlığı ile işsizlik arasındaki ilişki de pek çok çalışma ve araştırmada ele alınmıştır. Ancak, son yıllarda oldukça yüksek boyutlara ulaşan ve bazı karakteristik özelliklere sahip olan genç işsizlik ile ücret yapışkanlığı arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik çok az sayıda çalışma yapılmıştır.Bu çalışmada, ülkemizde de önemli bir sorun haline gelen yüksek genç işsizlik oranlarının, ücretler üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu amaçla, ücret katılıklarını açıklayan teorilere değinilmiş ve Türkiye işgücü piyasasının genel özellikleri incelenerek, ülkemizdeki genç işsizlik sorunu ele alınmıştır. Ayrıca, ülkemizde genç işsizliğin ücret yapışkanlığı üzerindeki etkisi ampirik yöntemle test edilmiş ve yapılan çalışma sonucunda, Türkiye'de genç işsizlik oranlarının, genel işsizlik oranlarından daha hızlı artmasının ücret yapışkanlığını artırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Avrupa Birliği ve Türkiye uygulamalarının ücretler ve enflasyon bakımından karşılaştırmalı değerlendirilmesi
Günümüz dünyasında bireylerin iş ve meslek seçimlerinin temelinde ücret kaygısı yatmaktadır. Bireyler daha dolgun ücreti olan işleri mevcut işlerine tercih etmektedirler. İşçi ve işverenler açısından ücret düzeyini bir ortak paydada birleştirmek sorun olmakta ve her iki tarafın yararına olacak düzenlemeler yapılmaya çalışılmaktadır. Elbette ki ücret düzeyini belirleyen değişik faktörler varsa da enflasyon bu faktörlerin başında gelmektedir. Bu çalışmada ülkemizde ücret düzeyi belirlenirken nelere dikkat edildiği, hangi ortamda hangi ücret politikalarının uygulandığı Avrupa Birliği ülkeleri ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Konu, genel olarak Avrupa Birliği Sosyal Politikası alanına girdiğinden ücretler konusu Avrupa Birliği bağlamında ele alınmıştır. Konu ile ilgili olarak yerli ve yabancı kaynaklar geniş bir şekilde taranmış ve bu çalışmanın ortaya çıkarılması esnasında birçoğundan faydalanılmıştır. Yapılan araştırmalar ve edinilen bilgiler dahilinde sonuç olarak Türkiye'nin ücret politikasının belirlenmesinde Avrupa Birliği ile uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Ücret, enflasyon, sosyal politika, ücret politikası
Türk İş Hukukunda işçinin iş görmekten kaçınma hakkı
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, ?Türk İş Hukukunda İş Görmekten Kaçınma Hakkı? konusu incelenmiştir. 10 Haziran 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu'nda işçiye iş görmekten kaçınma hakkı veren iki durum özel olarak düzenlenmiştir.İş Kanunun 34.maddesine göre ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, belirli şartların gerçekleşmesi durumunda iş görmekten kaçınma hakkına sahiptir. Bu halde iş görme borcunu yerine getirmeme sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemeyecek, iş sözleşmelerinin feshine dayanak oluşturmayacaktır.4857 sayılı kanun öncesinde Borçlar Kanununun ödemezlik def'ini düzenleyen 81.maddesine dayalı olarak ücreti ödenmeyen işçinin iş görmekten kaçınabileceği öğretinin büyük bir kısmı tarafından savunulurken, Yargıtay uygulaması aksi yönde oluşmuştur. Özellikle iş görmekten kaçınılan dönem için ücrete hak kazanıp kazanılmayacağı konusunda tartışmalar devam etmekle birlikte, 34.madde ücreti korumaya yönelik ileri bir adım olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay çalışılmayan bu süre için ücretin işlemeyeceği görüşündedir.4857 sayılı Kanun'un işçiye iş görmekten kaçınma hakkını verdiği ikinci hal, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemleri almamasına dayalıdır. 83.maddede düzenlenen hakkın kullanılması için tehlikenin yakın, acil ve hayati olması, bu durumun objektif olarak tespitine rağmen gereken önlemlerin alınmamış olması aranacaktır. Şartların oluşması durumunda işçiye çalışmaktan kaçındığı dönem için ücret ve diğer haklarının ödenmesi öngörülmüştür. İşçiyi koruyucu nitelikteki bu düzenleme, işverene fazla inisiyatif tanıdığı için kaçınma hakkının kullanımını güçleştirecek niteliktedir.Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümde iş görmekten kaçınma hakkı kavramı, işçinin iş görme borcu ve Türk iş Hukukunda işçiyi iş görmek borcundan kurtaran haller incelenmiştir.İkinci bölümde ücretin ödenmemesine dayalı iş görmekten kaçınma hakkı, hukuki niteliği, şartları, kapsamı, hakkının kullanılması, hüküm ve sonuçları ile sona ermesi konuları tartışılmıştır.Üçüncü bölümde ise iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmamasına bağlı iş görmekten kaçınma hakkı, işverenin gözetme borcu, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğü, kaçınma hakkının hukuki niteliği, şartları, sınırı, hüküm ve sonuçları incelenmiştir.Anahtar Kelimeler :1. Ücret2. İş görme borcu3. Ücretin Ödenmemesi4. İş Sağlığı ve İş Güvenliği5. İş Görmekten Kaçınma