Wage

130 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

An analysis of wage, earnings and income inequality in Turkey

ABSTRACT AN ANALYSIS OF WAGE, EARNINGS AND INCOME INEQUALITY IN TURKEY ARSLAN, Emre Bilal M.Sc., Department of Economics Supervisor: Assist. Prof. Ozan Ekşi February 2014 The goal of this thesis is to analyze wage, income, and earnings inequalities in Turkey by using the data from Household Budget Surveys that have been available yearly since 2002. A thorough documentation of earnings and hourly wage inequalities is provided for different education and experience groups. The study then documents income inequality in Turkey. Both household and individual income data are used. The importance of household data arises from the fact that the members of a household use the same income sources, and social planners recognize this fact in calculating the well-being of their citizens. Therefore, the difference between household and individual income distributions is important to show the within-country income sharing dynamics in Turkey. Next, a decomposition of yearly incomes to earnings and non-earnings income sources is provided, together with figures showing the distribution of these income sources across households. The second part of the thesis explains the changes in income inequality in Turkey through panel regressions by using the cohort inequality indices. Briefly, this thesis aims to make a significant contribution to the literature and to create an important source of information. The most remarkable results are: the annual earning inequality differs from hourly wage inequality in Turkey. The 2001 crisis had a significant effect on inequality especially during the period of 2002-2004. Earnings are the most important source of individual income and the distribution of earnings and non-earnings does not change significantly over the years. With regard to the results obtained through panel regressions, the most influential variable that changes inequality between 2002 and 2011 is the ratio of credit to the private sector by deposit money banks and other financial institutions to GDP. This variable is used as a financial depth indicator and has an increasing effect on inequality. JEL Codes: D31 Keywords: Wage Inequality, Earnings Inequality, Income Inequality

Income distributionEarnings inequalityWage
Emre Bilal Arslan
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Gender wage determinants: Theory and evidence

Over the past century, women's roles in society and their labor market participation have changed significantly. Even though there have been big steps toward equal pay for men and women in the workplace, the gender pay gap still exists in many places. Policymakers in certain states of the U.S. have enacted "gender pay discrimination" bans to combat the pervasive discrimination against women. These bans make it illegal to pay individuals differently based on their gender. The main goal of this thesis is to find out what causes the pay gap between men and women in the U.S. by focusing on how state bans affect the wages of women workers by using administrative data between the years 1997 and 2020. In this regard, based on the Solovian growth model, we first develop a theoretical framework with a steady state solution to investigate the long run determinants of the gender pay gap using an empirical pay gap model. Our theoretical model signifies the importance of the "share difference", defined as the difference between the shares of women and men in the total labor force. At state level, we test the importance of "share difference" in reducing the gender pay gap using state fixed effects and quantile regression techniques. While our findings highlight the significance of labor force participation, the effect is larger at higher quantiles. Regarding the gender pay discrimination bans, we conclude that the passage of a law against gender discrimination decreases the gender gap if the wage gap is narrow. At the household level, using the difference-in-differences (DID) technique and the human capital wage equation, we find that gender pay discrimination bans significantly increase women's wages, especially among the high-paid workers at the top of the wage distribution.

GenderWomen labour forceWomen workers+5
Eda Kahraman Aşırım
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ücret gelirleri üzerindeki mali yükler: Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Kırgızistan

Emek unsuru, üretim faktörlerinin içinde ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Özellikle emek unsuru, ülkeler açısından iktisadi büyüme, siyasal ve sosyal istikrarın sağlanmasında çok büyük etki yaratabilmektedir. Ücretler üzerindeki başlıca mali yükler; kişisel gelir vergisi ve sosyal güvenlik primlerinden oluşmaktadır. Bu çalışmada, Kırgızistan ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde (Kazakistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan) ücretler üzerinde oluşan mali yükler kapsamında gelir vergisi tarifeleri, vergi indirimleri ve muafiyetleri, sosyal güvenlik ödenekleri incelenmektedir. Asgari ücret yönünden yapılan değerlendirmelerde, Türkmenistan 248,57 ABD Doları birinci sırada, Kazakistan 114,60 Doları ile Orta Asya Cumhuriyetleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Bu ülkeleri sırasıyla, Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan izlemektedir. Kazakistan ve Türkmenistan'da çalışanların asgari ücreti 100 doların üstünde iken, diğer üç ülkede asgari ücret 100 doların altında kalmaktadır. Çalışmada asgari ücretle birlikte ücret üzerindeki mali yüklerin seviyeleri Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Kırgızistan için karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve emek unsuru üzerindeki mali yüklerin azaltılmasına ilişkin politika önerilerinde bulunulmuştur. Elde edilen bulgular, Kırgızistan'nın Orta Asya Cumhuriyetleri arasında en düşük asgari ücret ödeyen ülke olduğunu ve ücretler üzerindeki sosyal güvenlik prim oranlarının diğer ülkelerden daha yüksek olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Asgari ücretGelir vergisiKırgızistan+3
Otabek Sharıpov
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi sisteminde ücret gelirlerinin vergilendirilmesinin vergilemede adalet ilkesi açısından değerlendirilmesi ve bir model önerisi

Çalışmamızda özetle; vergilendirmede adalet ilkesinin öneminden hareketle Türk Vergi Sistemi'nde ücret gelirlerinin vergilendirilmesinin adil olup olmadığı, tespit edilen veriler ışığında karşılaştırmalı olarak ortaya konulmuştur. Çalışmamızın birinci bölümünde literatür taraması yapılarak, adalet ve vergi adaleti kavramlarının teorik ve yasal temelleri araştırılmıştır. Sonrasında yine aynı bölümde vergi adaletini ilgilendiren teorik diğer kavramlar üzerinde durulmuş, tarih boyunca uygulanan tekniklerden bahsedilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ücret gelirlerinin ülkemizde nasıl vergilendirildiği konusunda yasal düzenlemelere yer verilerek mevcut uygulama incelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise Türkiye'de vergi gelirlerinin en önemlilerinden olan Gelir Vergisi'nin büyük oranda ücret geliri elde edenlerden kaynakta kesinti yoluyla alındığı ortaya konulmuş, ücret geliri elde edenlerin aslında en düşük gelir düzeyinde yer alan kesim olduğundan bahsedilmiştir. Devamında dolaylı vergilerin ağırlığından hareketle ücret geliri elde edenlerin üzerindeki vergi yükünün bir hayli fazla olduğu kanıtlanmış, OECD ülkeleri ile karşılaştırılarak çağdaş vergi sistemlerinde olması gerektiği gibi yeni bir model önerisinde bulunulmuştur. Ayrıca vergilendirmede adaleti engelleyen sorunlar da ortaya konularak çeşitli çözüm önerileri sunulmuştur. Sonuç ve öneriler kısmında ise çalışmamızın üçüncü bölümündeki verilerden hareketle neler yapılması gerektiği anlatılmış, netice itibariyle Türkiye'de gelir vergisi tarifesinin yeniden oluşturularak emek geliri elde edenler ile sermaye geliri elde edenlerin ayırma kuramı doğrultusunda birbirlerinden farklı şekilde vergilendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu noktada Almanya'da uygulanmakta olan gelir vergisi tarifesinden hareketle asgari ücretin yıllık toplam tutarı üzerinden %0 oranında vergi alınması, bir başka anlatımla ücretli çalışanların elde etmiş olduğu gelirin yıllık asgari ücretin tutarı kadar olan gelirlerinin vergi dışı bırakılması gerektiği savunulmuştur. Ayrıca vergilendirmede adaleti engelleyen diğer sorunlardan da bahsedilmiş ve genel olarak dolaysız vergi gelirlerinin artırılması ile buna bağlı olarak dolaylı vergilerin ağırlığının düşürülmesine yönelik çeşitli çözüm önerileri de sunulmuştur.

Gelir vergisiGelirlerTürk vergi sistemi+6
Selçuk Arslantaş
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Gender wage gap and international trade: Evidence from Turkey's manufacturing sector

Gender wage gap is a widely discussed issue in labor economics. This paper contributes to the literature on three fronts. First, the overall gender wage gap present in Turkey's manufacturing sector is analyzed using updated data from the years 2006, 2010, and 2014. Next, the effect of international trade on the gender wage gap is investigated. We first decompose the overall gender wage gap to its explained and unexplained components using the Blinder-Oaxaca decomposition method. Afterward, we use both the Blinder-Oaxaca decomposition and OLS regression to compare the gender wage gap in the tradable and non-tradable sectors. Then each year is decomposed separately to analyze the gender wage gap over time. Our results show that there is a gender wage gap of 2.6% in Turkey's manufacturing sector due to discrimination. In addition, the regression results reveal that the gender wage gap in the tradable sectors is 3.3%, while in the non-tradable sectors it is 1.9%. The decomposition results show the gender wage gap in the tradable sectors to be 4.2%, while in the non-tradable sectors, it is 3.2%. Lastly, there has been an increase of the gender wage gap from 2006 to 2014. We conclude that, in contradiction to Becker's theory, the gender wage gap in Turkey's manufacturing sector is higher in the tradable sectors than in the non-tradable sectors.

DiscriminationGender rolesWage+4
Sarah Musazay
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ücretin denetim bağımsızlığı üzerindeki etkisi

Bu çalışma, ücretin bağımsız denetim üzerindeki etkisini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Son yıllarda yeni TTK sonrası bağımsız denetim kıstasları gereği genel ölçütler her geçen sene düşürülmüş bulunmaktadır. Bu kıstasların aşağı çekilmesi ile birlikte bağımsız denetim hizmetine olan talep artmıştır. Dünya çapında ise bağımsız denetim yıllardan beri önemi yadsınamaz bir gerçektir. Bu talep artışı ile birlikte bağımsız denetimin ücreti ve denetimin bağımsızlığı konusu daha fazla sorgulanmaya başlanmıştır. Ayrıca, 2000'li yılların başında yaşanan büyük muhasebe skandalları denetime olan güveni sarsmış ve denetçi bağımsızlığını sorgulanır hale getirmiştir. Bu kapsamda, bu çalışma ile bağımsız denetim sürecinde bağımsızlık ve ücretin bu konu üzerindeki etkisinin tespiti amaçlanmaktadır. Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümlerinde araştırmanın amacı, kapsamı ve önemi belirtilmiştir. İkinci bölümde ise denetim kavramı, ücret kavramı, genel standartlar ve tanımlar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise çalışmanın önemli kısmını oluşturan bağımsızlık kavramına, bunu etkileyen ve zedeleyen hususlara aynı zamanda denetçinin bağımsızlığını tehdit eden faktörlere değinilmiştir. Dördüncü bölümde ise çalışmanın Türkiye'de denetim hizmetleri üzerindeki etkisi ve piyasa şartları incelenmiştir. Türkiye'de denetim hizmetleri piyasasındaki gelirlerin dağılımına bakılmış, bunun ücret ve bağımsızlık üzerindeki etkisi irdelenmiştir. Sonuç kısmında ise çalışmanın amaç ve hedefi doğrultusunda çeşitli pozisyonlardaki bağımsız denetçilere internet üzerinden anket uygulanmak suretiyle konuya açıklık getirilmiştir. Araştırma sonucunda bağımsız denetim bağımsızlığının sadece ücrete bağlanmasının doğru olmaması ile birlikte bağımsız denetimin ücretini ve bağımsızlığı birçok etmenin belirlediği saptanmıştır. Bağımsız denetimin sadece ücret faktörü ile doğrudan bağının olamayacağı, ücret dışında başka birçok faktörün var olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca denetim ücretinin hizmet kalitesi açısından önemli bir faktör olduğu, denetim ücretinin kamu otoritesi tarafından belirlenmesinin bağımsızlığın sağlanması yönünden bir alternatif olabileceği ancak dünyada ve ülkemizdeki mevcut uygulamada gözetim ve etik kuralların belirleyici rol oynadığı tespit edilmiştir.

Bağımsız denetimBağımsız denetim kuruluşlarıBağımsızlık+6
Eray Meral
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

II.Abdülhamit Dönemi'nde öğretmen maaşları (1880-1910)

Osmanlı Devleti'nde maarif alanında yapılan köklü reformlar II. Mahmut Dönemi'ne kadar geri gitmektedir. Osmanlı Devleti'nde eğitim sisteminin temelini sıbyan mektepleri ve medreseler oluşturmaktaydı. II. Abdülhamit Dönemi'nde eğitimde reformların devam ettiği görülmektedir. Sultan II. Abdülhamit, eğitim alanında merkezi bir sistem ortaya çıkarmıştır. Eğitimin yaygınlaştırılması için ülke genelinde maarif teşkilatları kurmuştur. II. Abdülhamit, devletin kalkınmasının eğitimli gençlerle mümkün olduğunu fark etmiştir. Bu nedenle ilköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim alanlarında çok sayıda okullar açmıştır. Açılan yeni okullar öğretmene olan ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Bu ihtiyaç sonucunda, kız ve erkek öğretmen okulları açılarak eğitimin kalitesi yükseltilmeye çalışılmıştır. Öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla Dârülmuallimîn-i Rüşdi, Dâruülmuallimîn-i Sıbyan ve Dârülmuallimat gibi yeni öğretmen okulları açılmıştır. Okullarda yetiştirilen öğretmenler, memleketin çeşitli yerlerine tayin edilip, hizmet vermeye başlamışlardır. Öğretmenler, hizmetlerinin karşılığı olan maaşlarını farklı kaynaklardan almaktaydılar. Bu sebeple mekteplerde istihdam edilen öğretmenlerin maaşlarında farklılıklar olduğu görülmektedir. Bu farklılık, öğretmen maaşlarının devlet bütçesinden yada mahalli maarif komisyonlarından ödenmesinden kaynaklanmıştır. II. Abdülhamit Dönemi'nde mali imkânsızlıklardan dolayı öğretmen maaşlarının düşük olduğu, maaşların düzenli olarak verilemediği görülmektedir. Çalışmada, arşiv belgelerinden elde edilen verilere göre, öğretmenlerin ekonomik durumları ortaya koyulmaya ve maaş miktarlarındaki değişiklikler tespit edilmeye çalışılmıştır.

Abdülhamid IIEğitim tarihiMaarif Vekaleti+5
Başak Tutal
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye'de yaşanan ekonomik krizler ve krizlerin işsizliğe etkisi

Çalışmada, 1980 Sonrası Türkiye'de Yaşanan Ekonomik Krizler incelenmiştir. Kriz sonrası dönemlerin işsizlik üzerine etkileri ele alınmıştır. Tez çalışmasının birinci bölümünde kavram açıklamalarına yer verilmiştir. Ekonomik kriz, istihdam, işsizlik ve ücret kavramları açıklanmıştır. İkinci bölümde ise yaşanan ekonomik krizler ele alınmadan önce Türkiye Ekonomisi üç döneme ayrılarak incelenmiştir. Dönemlerden yola çıkılarak krizlerin oluşum ve nedenleri açıklanmıştır. Yaşanan her krizin Türkiye Ekonomisi'ne etkileri de ele alınarak sonuçlandırılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise krizlerin işsizliği nasıl etkilediği sorusuna cevap bulunmuştur. İstatistiki veriler yardımıyla işsizlik verileri dönemler itibariyle incelenmiştir. İşsizlik ile mücadelede etkin rol alan istihdam kavramı birlikte değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, yaşanan her kriz sonrasında işsizliğin arttığı görülmüştür. Her geçen gün daha büyüyerek gelen ve ülke ekonomisi için önemli bir mücadele konusu olan işsizliğin istihdam artırıcı politikalar ve istihdam olanaklarının desteklenmesi, işsizliğin azalmasına noktasında en önemli araç olacaktır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Kriz, İşsizlik, İstihdam, Ücret, Türkiye Ekonomisi

1980 sonrasıEkonomik etkiEkonomik kriz+4
Sevim Gökdemir
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0'ın iş gücü piyasalarına etkileri: Türkiye'deki iş gücü ve ücret kutuplaşması eğilimi

Günümüzde dünya Endüstri 4.0 olarak adlandırılın bir sanayi devrimi süreci içerisindedir. Başta gelişmiş ülkeler olmak üzere birçok ulus ve şirket, yeni dönüşümün getirdiği modern teknolojiyi kullanmaktadır. Diğer sanayi devrimlerinde olduğu gibi Endüstri 4.0'ın getirdiği teknolojik değişimlerin toplumlar üzerinde büyük etkileri mevcuttur. Bu kapsamda teknolojideki hızlı gelişme dünya genelinde iş gücü piyasalarını etkilemekte ve dönüşüme uğratmaktadır. Bu çalışmada yeni endüstri devriminin iş gücü piyasalarına olan negatif ve pozitif etkilerden bahsedilmiştir. Ayrıca bu etkilerden biri olan iş gücü ve ücret kutuplaşması Türkiye özelinde analiz edilmiştir. Bu analiz uygulanırken TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi mikro verisi kullanılarak, 2012-2018 yılları arasında Türkiye işgücü piyasasında da endüstriyelleşmiş ülkelere benzer bir kutuplaşma olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Türkiye'de gözlemlenen iş gücü piyasalarında ve ücretlerdeki bu kutuplaşmanın sebebi literatürde geçen vasfa yönelik teknolojik gelişmeler olarak gösterilmektedir. Ayrıca Türkiye'de meslek ve görev düzeyinde veriler mevcut olmadığı için ülkemizdeki gözlemlenen istihdam ve ücret eğilimleri sadece ISCO-08 meslekleri üzerinden incelenmiştir.

Endüstri 4.0KutuplaşmaMeslekler+4
Ömer Batuhan Beşirli
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The methodological contributions of time use survey to measure the work-life balance

The aim of this study is to understand the methodological contributions of Time Use Survey diary data for measuring work-life balance in Turkey. For comparison, other data sources were selected according to the criteria of having national estimates, conducted by official institutions that use scientific methods for collecting data, conducted in similar time with Time Use Survey (2014-2015) and that include questions about social life, sports, family life, unpaid work, paid work and time intensity which are the components of work-life balance. Methodological comparisons of time use survey diaries and other data sources were made for every stage of quantitative researches. All indicators on work-life balance including recommended ones by UNECE and OECD were produced by the data sources and the results were compared in a methodological manner under the headings of paid work, unpaid work, leisure time and time intensity. The disadvantages of Time Use Survey are that it's a costly survey, respondent load and workload is very high, it's conducted infrequently. An irregular or infrequent activity may not seem in the diaries and there is the possibility of respondent not to record all activities in diaries. But its advantages are suppressing disadvantages. Time use survey produces data of higher quality and reveals better the gender inequality than the other data sources due to its different survey methodology. Furthermore, by time use survey data it's possible to obtain large number of work-life balance indicators by the matrix structure of the diaries with contextual variables. Total workload was one of the key indicator that only from time use survey data it could be produced and employed women were found to have the most workload due to much time is spent on unpaid work in addition to their paid work durations opposite of the situation in men. Thus, it's recommended for the decision makers to benefit from time use survey data for developing new policies on work-life balance in Turkey.

WomenGenderMethodology+3
Evrim Sultan
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Fonksiyonel gelir dağılımı ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin ücret çekişli büyüme yaklaşımı ile analizi

Türkiye ekonomisinde fonksiyonel gelir dağılımı ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki özellikle son yıllarda giderek artan biçimde tartışılmaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de fonksiyonel gelir dağılımı ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi ücret çekişli büyüme yaklaşımına dayalı olarak tasarruflar dolanımıyla incelemektir. Çalışmada Türkiye'de fonksiyonel gelir dağılımı ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin incelenmesinde güncel ekonometrik yöntem kullanılmaktadır. Türkiye'de hane halklarına ait veriler ile uzun dönem etkilerin incelenmesinde ARDL Sınır Testi ile tahmin gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda ARDL yönteminin özelliği olarak modelde yer alan değişkenler arasında eşbütünleşme olup olmadığı tahmin edilmektedir. Böylece tasarruflar dolanımıyla fonksiyonel gelir dağılımı ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki tahmin edilebilmektedir. Çalışmanın uzun dönem analizinde kısıtlı veri seti ile analiz yapabilmesi özelliğinden dolayı ARDL modeli tahmin yöntemi kullanılmaktadır. Bu model ile işgücü ve girişimci tasarruflarının ekonomik büyümeyi temsilen gayri safi sabit sermaye oranı ile arasındaki uzun dönem ilişkisi incelenmektedir. Çalışmada elde edilen bulgular uzun dönemde işgücü tasarruflarının Türkiye ekonomisinde sermaye birikimi üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra girişimci kesimin tasarrufları ise sermaye birikimi negatif yönde etkilemektedir.

Ekonomik büyümeFonksiyonel gelir dağılımıGelir dağılımı+2
Ahmet Eren Yıldırım
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Exclusive free labor: Voluntary unpaid internships of white collar candidates

This thesis examines voluntary unpaid internship system, and the profile and the motivations of those who participate in this form of internship in Turkey. For this purpose, interviews were conducted with totally 30 students and new graduates from three universities (Boğaziçi, Bilkent and Marmara Universities) who do at least one voluntary unpaid internship. These interviews are very significant for this research because of the inadequate voluntary internship research in academic literature. This inadequacy stems from both the lack of academic resources about unpaid internships resulted from being a recent debate and the lack of internship categorization.The need of doing an internship which results especially from the harsh competition among peers, the desire of expanding choices and having a strong network increases the number of interns all over the world that also make internship types vary. It is a fact that not every student has a formal internship (academic or optional) at school. At this point, internship categorization is important to differentiate academic, optional and voluntary internships, and paid and unpaid forms of internships from each other. This thesis categorizes internships and presents "voluntary unpaid internship" as the most vulnerable internship form. Then, it analyzes voluntary unpaid internships by drawing on the analysis of the precariat of Guy Standing and the forms of capital of Pierre Bourdieu. In doing so, it claims that even though voluntary unpaid interns require higher level of the forms of capital in order to construct the intern identity, the need of doing internship usually results in white collar candidates' free labor in precarious working conditions. In other words, despite of their powerful cultural, economic and social support, voluntary unpaid interns are still a part of the process of precarization.

White collarVoluntary contributionVoluntary workers+4
Melis Soyumgürbüz
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Dinamik makroekonomi üzerine üç makale

Bu tez dinamik makroekonomi ile ilgili üç makaleden oluşmaktadır. Birinci makalede devlet politikası, eğitim ve maaş eşitsizliği arasındaki ilişki Acemoglu (1998, 2002) tarafından kullanılan teorik modellere benzer bir çerçevede incelenmektedir. Teorik modelin analitik çözümü, iki sektörlü ve teknolojik ilerlemenin kar amacıyla icat edilen ve monopolistik rekabet içerisinde satılan yeni teknolojiler ile sağlandığı bir ekonominin desentralize dengesinin optimal olmadığını göstermektedir. Bu çerçevede izlenmesi gereken optimal devlet politikası, sektörlerden birinin görece daha fazla desteklenmesinin ekonomideki göreli fiyatların bozulması ve büyüme oranını düşürmesi nedenleriyle, varolan tüm sektörlerin aynı oranda teşvik edilmesini gerektirmektedir. İkinci makalede merkez bankası bağımsızlığı ve enflasyon arasındaki ilişki hem empirik hem de teorik çerçevede incelenmektedir. Empirik analiz sonunda bu iki makroekonomik değişken arasında doğrusal olmayan bir ilişkinin varlığı gözlenmektedir. Bu gözlemin teorik dinamiklerinin incelenmesi için oyuncularının merkez bankası ve devlet olduğu bir oyun teorisi modeli kurulmuş ve oyuncular arasında mali genişlemenin maaliyetine ilişkin bilgi asimetrisinin varlığının bu doğrusal olmayan ilişkiyi doğuracak unsurlardan biri olabilieceği gösterilmiştir. Üçüncü makalede European Social Survey veritabanından yararlanılarak Avrupa ülkelerindeki nesillerarası eğitimsel hareketlilik dinamikleri empiric olarak incelenmiştir. Ekonometrik analiz sonuçları eğitimsel hareketlilik trendlerinin ülke, nesil, cinsiyet ve aile yapısına göre farklılaştığını göstermiştir.

EducationWageArticle+5
Oğuz Öztunalı
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası göç ve makroekonomik etkileri

Uluslararası göç insanların kendi ülkelerinden diğer ülkelere yerleştikleri, çalıştıkları ve yeni topluluk bağları oluşturdukları ve süreklilik arz eden hareketleri olarak ifade edilmektedir. Daha iyi ekonomik koşullar ve daha yüksek bir yaşam standardına erişebilmek amacıyla bireyler göç kararı almaktadırlar. Bu bağlamda uluslararası göç, toplumları ve siyaseti yeniden şekillendirme özelliğine sahip ulus ötesi değişimin bir parçasını oluşturmaktadır. Dolayısı ile uluslararası göçü harekete geçiren nedenler oldukça önemlidir. Ancak göç hareketi gerçekleştikten sonra göçün hedef ülkedeki olası etkileri de göç olgusunun genel hatları ile anlaşılabilmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Göçün hedef ülkedeki olası etkilerinin belirlenebilmesi göç politikalarının şekillenmesine kolaylık sağlamaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı uluslararası göçün en fazla göç alan ülkelerin makroekonomik değişkenler üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda temel makroekonomik değişkenler; işsizlik, kişi başı GSYİH, tüketici fiyat endeksi, cari denge ve ücretler olarak belirlenmiştir. Göçün hedef ülkenin makroekonomik değişkenler üzerindeki etkinin incelenmesi için 1990-2019 dönemi yıllık verileri kullanılmıştır. Göçün ele alınan değişkenler üzerindeki uzun dönemli etkisinin incelenebilmesi için FGLS ve PCSE tahmincinden faydalanılmıştır. Ampirik bulgular uzun dönemde göçün işsizlik üzerinde azaltıcı yönde bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Buna karşın göç ile kişi başı GSYİH arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişkinin olmadığı sonucu elde edilmiştir. Göçün tüketici fiyat endeksi üzerindeki ve ücretler üzerindeki etkisinin ise artırıcı yönde olduğu gözlenmiştir. Ayrıca uluslararsı göç cari denge üzerinde negatif yönlü bir etkide bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası göç, göçmen, makroekonomik değişkenler, panel veri analizi

Cari işlemler dengesiGayri safi yurtiçi hasılaGöçler+7
Şeyma Bozkaya
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Birincil bölüşüme devlet müdahalesi

Bu çalışmanın amacı devletin birincil bölüşümdeki rolü ve müdahale araçlarını tartışmak ve devletin iktisadi bölüşümdeki rolünün yeniden bölüşüm olarak sınırlandırılmasını sorgulamaktır; zira bu tür bir sınırlama, devletin ilk elden piyasaların kurucusu ve düzenleyicisi olarak birincil bölüşüm alanında yaptığı müdahaleyi göz ardı etmek anlamına gelmektedir. Bu amaç çerçevesinde öncelikle farklı iktisat okullarının bölüşüm ve ücret teorileri ile devletin ekonomideki rolüne ilişkin yaklaşımları incelenmektedir. Sonrasında ise emek piyasalarına yönelik devlet düzenlemelerinin on dokuzuncu yüzyıldan günümüze kadar olan kısa bir tarihsel gelişimi ele alınmaktadır. Temel yaklaşımımız birincil bölüşümün üretim ilişkileri öncesinde ve sınıfsal çatışmanın sonucu olarak belirlendiğidir. Emek ve sermaye arasındaki sınıf çatışmasının ortaya çıktığı alan emek piyasalarıdır ve devlet bu piyasaların oluşumu ve işleyişine çeşitli düzenlemelerle müdahale etmektedir. Çalışmada bu düzenlemelerin ücret payları üzerindeki etkisi regresyon analizi yöntemi ile 1990-2020 yılları arasında 34 OECD ülke verisi kullanılarak, imalat sektörü ücret payı için araştırılmış, özellikle asgari ücretin düzeyinin ve bu bağlamda asgari ücret düzenlememelerinin ücret payları üzerinde önemli ölçüde olumlu etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir diğer önemli bulgumuz yedek işgücü ordusunun ücret payları üzerindeki olumsuz etkisidir. Bu bulgular hükümetlerin, asgari ücret gibi emek piyasasına yönelik emek yanlısı politikalarla ve işçileri işsizlik tehdidi karşısında koruyan ya da istihdam olanaklarını genişleten düzenlemeler ve politika uygulamalarıyla; etkili ve kalıcı bölüşüm politikaları uygulayabileceklerini göstermektedir.

Asgari ücretBirincil gelir bölüşümüBölüşüm teorisi+5
Aslı Ceren Saral Abukan
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk iş hukukunda normali aşan çalışmalar

Araştırmamızın konusunu Türk İş Hukukunda Normali Aşan Çalışmalar oluşturmaktadır. Normali aşan çalışma kavramından bahsedebilmek için öncelikle çalışma süresinin incelenmesi gerekecektir. Çalışma süresinin sınırlandırılmaması halinde normali aşan çalışmadan bahsedilemeyecektir. Sınırlandırmanın dayanağını ise işçinin tüm gün çalışmasının sağlığı açısından elverişli olmaması ve bu şekilde verimliliğin artırılması oluşturacaktır. Bu nedenle çalışmamızda kısaca çalışma süresi kavramına yer verildikten sonra normali aşan çalışmalar ayrıntılı olarak incelenmiştir. Ülkemizde çoğu işveren, çeşitli sebeplere dayanarak işçilerine normali aşan çalışma yaptırmaktadır. Fazla çalışma ise başta ekonomi olmak üzere üretimin arttırılması, ücret, çalışma süresi, ekonomik ve toplumsal sorunlara doğrudan etki etmektedir. Fazla çalışma işçiye yarar sağlamasının yanında sağlık ve sosyal yaşamında olumsuz etki yaratabilmektedir. Genellikle yapılan fazla çalışma kanundaki şartlara uygun olmaması sebebiyle işçi ve işveren arasında uyuşmazlık çıkmaktadır. Buna bağlı olarak iş mahkemelerinde açılan davaların çoğunluğunu normali aşan çalışmaya yönelik ücret alacakları oluşturmaktadır. Normali aşan çalışmaya yönelik sorunlara çözümlerin kanun ve anayasaya uygun olması gerekecektir. Bu konuda taraflar arasındaki uyuşmazlık sayısı fazla, konu kapsamlı ve geniştir. Ayrıca teknolojik gelişmeler doğrultusunda mevzuat ve Yargıtay içtihatları da zamanla değişmektedir. Bu nedenle normali aşan çalışmalar ayrı bir öneme sahip olması sebebiyle çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmamızda normali aşan çalışmalar tüm yönleriyle incelenmiş olup, çalışma süresi kavramı, denkleştirme uygulaması, normali aşan çalışmanın ispatı, normali aşan çalışmanın karşılığı olarak ücret veya serbest zaman kullandırılması, normali aşan çalışmanın karşılığının verilmemesinin sonuçları, yasak, sınır ve bunlara uymamanın sonuçları gibi konu başlıkları ele alınmıştır. Ayrıca İşK dışında DİK, BİK ve TBK'daki düzenlemelere yer verilmiştir. Yine çalışmamızın genelinde yerleşik Yargı kararları ve öğretideki tartışmalar doğrultusunda inceleme yapılmıştır.

Fazla çalışmaSerbest zamanTürk iş hukuku+5
Selen Çavuş
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

4857 sayılı Kanuna göre fazla çalışma ve ispatı

Günümüzde fazla çalışma kavramı oldukça fazla karşımıza çıkmaktadır. Fazla çalışma kavramı, işçinin mevzuatlarda belirlenen günlük, haftalık süreler haricinde ya da zorunlu, olağanüstü ya da işçinin etkisi dışında gelişen durumlar sonucunda normal çalışma saatleri dışında çalışabilmesi durumudur. Bu kavram birçok ana başlık ve alt başlıklar şeklinde, olabilecek her durum için mevzuatımız ve taraflar açısından incelenmiştir. Fazla çalışmanın neden olduğu durumların yanı sıra ücretlendirilmelerindeki farklar araştırmamız kapsamında bulunmaktadır. Ücretlendirme ve bu ücretlendirmenin ödenmemesi durumunda söz konusu olabilecek hukuki yaptırımlar tez içerisinde yer almaktadır. Fazla çalışma kavramına yönelik olarak fazla çalışma yapılan alanlarda kendi aralarında değişiklikler göstermektedir. Bu durumlar karşısında kanunda düzenlemeler ve duruma uygun yönetmelikler düzenlenmiştir. Olağan durumlara bağlı olarak hangi kanunda ve hangi maddede düzenlemelere yer verildiğine dair içeriklere çalışma içerisinde yer verilmiştir. Fazla çalışma kavramına ilişkin kanunda çalışma süreleri sayılan ve sayılmayan haller bulunmaktadır. Bu hususlar özel durumlara, çalışma saati dilimlerine ve vardiya durumuna bağlı belirlenmiştir. Bazı durumlara da fazla çalışma açısından yasaklar getirilmiştir. Kanun insan sağlığını ve güvenliğini ön planda tutmaktadır. Tez içerisinde belirtilen durumlardaki işçilere fazla çalışma yaptırılamamaktadır. Yaş, sağlık durumu, kısmi zamanlı çalışmalar gibi sebepler bu yasakların içerisinde yer almaktadır. Özellik arz eden hususlar kapsamında fazla çalışma yapılmasının da duruma göre uyarlanması mümkündür. Esnekleştirme ve denkleştirme kapsamında çalışma süreleri değişebilmektedir. İşçi ya da işveren açısından gerekli sebepler olması halinde çalışılamayan durumlar için telafi çalışmaları da söz konusu olmaktadır. Fazla çalışma karşılığında ücret veya serbest zaman talep edilmesi mümkündür. Bu duruma bağlı olarak fazla çalışmanın yapıldığı ya da yapılmadığı hukuken ispatlanmalıdır. Bu ispat hallerine ilişkin olarak birçok görüş ileri sürülmüştür. Tam anlamıyla hayatımızın her alanında farklı durumlarla karşımıza çıkabilecek olan fazla çalışma kavramı hakkında insanı ön planda tutarak hukuki koruma ve hak sağlanabilmesi açısından çalışmalar yapılmıştır.

Fazla çalışmaKanunlar 4857 sayılıÜcret+4
Songül İshakbeyoğlu
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Karayoluyla eşya taşımasında taşıma ücreti

Taşıyıcı bir eşya taşımayı taşıma ücreti karşılığında üstlenmektedir. Taşıyıcının taşıma işini yürütmesindeki temel amacı bir ücret elde etmektedir. Taşıyıcı bu amacına taşıma işinin tam ve gereği gibi gerçekleştirildiği hallerde kavuşabilir. Ancak taşıma işi çeşitli sebeplerle tarafların veya kanunun öngördüğü durumdan sapabilir. Bu durumlara mevzuatta taşıma ücretine hukuki sonuçlar bağlanmaktadır. Taşıyıcı için bu kadar önemli olan bu konu karayolu taşımalarıyla sınırlandırılarak bu çalışmada ele alınmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde; taşıma ücreti kavramı, hukuki niteliği, kaynağı ve kapsamı değerlendirilmektedir. Karayoluyla eşya taşımasında taşıma ücreti kavramı yerine kullanılan kavramların tercihinin yerindeliği ele alınmaktadır. Taşıma işi için mevzuatın öngördüğü bedellerin taşıma ücreti kapsamında olup olmadıkları değerlendirilmektedir. Böylece dar anlamda taşıma ücreti ile geniş anlamda taşıma ücreti ayrımına varılmaktadır. Dar anlamda taşıma ücreti; taşıyıcının gördüğü taşıma işinin karşılığını oluşturmaktadır. Giderler, ek uygun ücret ve bekleme ücreti geniş anlamda taşıma ücreti olarak kabul edilmektedir. Çalışmamızın ikinci bölümüne; taşıma ücretinden doğan sorumluluk konu oluşturmaktadır. Bir taşıyıcının bulunduğu durumlarda taşıma ücreti ile birden fazla taşıyıcının bulunduğu durumlarda taşıma ücreti değerlendirilmektedir. Taşıma ücretine borçlanılması, muacceliyeti, ifası ve gereği gibi ifa edilememesi halinde taşıma ücretinin akıbeti de çalışmamızda ele alınmaktadır. Teslimde ödeme şartlı taşımalarda taşıyıcının alacağı ve kanunun öngördüğü durumlarda taşıma ücreti hakkı da ikinci bölümde değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde ise; taşıma ücretinin hesaplanması, ispatı, zamanaşımı, görevli ve yetki mahkeme konuları ele alınmaktadır. Taşıma ücretinin miktarı çoğu zaman belirlenmekle birlikte bazı durumlarda hesaplanarak somutlaştırılması gerekmektedir. Taşıma ücretinin bir davaya konu olması durumunda, hak sahiplerinin nerede ve hangi mahkemede dava açması gerektiği bu çalışmada incelenmektedir. Ayrıca açılan bir davada taşıma ücretinin nasıl ispat edilebileceği de ele alınmaktadır.

DavalarEşya taşımaKara yolları+4
Süleyman Kıran
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında ücret eşitsizliği: Türkiye ve AB ülkeleri karşılaştırması

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sadece ülkelerin değil dünyanın sorunu olmaktadır. Toplumun eğitim yapısını, politikasını, ekonomisini, büyümesini, kalkınmasını ve daha birçok alanı etkilemektedir. Bu yüzden söz konusu eşitsizlik için hemen hemen bütün ülkelerde farkındalık oluşmaktadır. Söz konusu eşitlik hem AB hem de Türkiye için önemli bir amaç olmaktadır. Bu yüzden Türkiye ve AB söz konusu eşitlik için hem anayasada hem de piyasada birçok düzenleme yapmaktadır. Bu bağlamda Türkiye ve AB'de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin boyutunu görebilmek için Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu, Küresel Ücret Raporu, pek çok veri seti ve kaynaktan hareket ile söz konusu ülkelerdeki cinsiyet eşitsizliği incelenmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ücret eşitsizliği üzerindeki etkisi karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Elde edilen verilere göre Türkiye'deki cinsiyet eşitsizliği hemen hemen bütün AB ülkelerinden daha fazla olduğu görülmektedir. Fakat bu durumun cinsiyete göre ücret eşitsizliğine aynı oranda yansımadığı ve birçok AB ülkesinden daha iyi durumda olduğu görülmektedir. Fakat Türkiye'de genel olarak bir iyileşmeden bahsedilse de aynı eğitimi ve aynı mesleği yapanlarda cinsiyete göre ücret eşitsizliğinin genel olarak erkeklerin lehine olmaktadır. Bu yüzden hem Türkiye hem de AB cinsiyet eşitsizliğini ve cinsiyete göre ücret eşitsizliğini ortadan kaldırmak için mücadele etmelidir. Bu amaç doğrultusunda önyargıları, toplumsal cinsiyete dayalı hükümet düzenlemeleri, meslek ayrımcılığı, cinsiyet ayrımcılığı gibi eşitsizlik yaratan birçok sorun ortadan kaldırılmalıdır.

Avrupa BirliğiEşit ücretKadın-erkek eşitliği+3
Gülcan Güzel
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ücret adaletinin sağlanması bağlamında ücret politika ve stratejilerinin rolü ve önemi: Bursa'da bir özel sektör firma örneği

Ücret işçi için gelir kaynağı iken işveren için bir maliyettir. Ücret aynı zamanda çalışanın işe ilişkin olarak bir güdülenme aracıdır. Çalışanın ücretinden memnuniyeti verimliliğini de etkiler. Bu tezin amacı, ücret adaletinin sağlanmasının, çalışanlara, işverenlere ve dolaylı olarak da ekonomik büyüme ve refaha etkilerinin incelenmesidir. Bu amaçla Bursa'daki bir özel sektör firma özelinde, uygulanan ücret politikalarının, çalışanların ücret adaletine olan ilgisinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Firmada uygulanan ücret politikaları incelenerek ücrete olan yansımalarının incelenmesi hedeflenmektedir. Araştırmada betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2021 yılında Bursa'da faaliyet gösteren tekstil fabrikası çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise; evren içerisinden rastgele belirlenen ve araştırmaya gönüllü olarak dahil edilen 288 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu ve Önderoğlu tarafından geliştirilen ve Marmara tarafından revize edilen Ücret Hakkaniyeti Ölçeği kullanılmıştır. Demografik bilgi formunda katılımcıların cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, çocuk sayısı, hanedeki birey sayısı şeklinde bilgilere yer verilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde nicel veri analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu kapsamda toplanan veriler, SPSS24 veri analiz programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda erkeklerin ücret adaleti algısı, ücret artışı, ücret politikası, iş-ücret uyumu ve toplam puanlar bakımından ücret adaleti düzeylerinin kadınlara göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 15-28 yaş ve 46 üzeri yaş grubundaki çalışanların ücret adaleti algılarının diğer yaş gruplarına göre düşük olduğu belirlenmiştir. Çalışılan pozisyonun yüksek olmasının ücret adaleti algısını da artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca eğitim durumu, medeni durum, çocuk sayısı, hanedeki birey sayısı, mesleki kıdem, çalışılan pozisyon ve gelir düzeyi bakımından çalışanların ücret adaleti algıları farklılık göstermektedir.

AdaletAsgari ücretBursa+7
Büşra Güneş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Esnek işgücü piyasası politikalarının ücret ve kar üzerine etkisi: 1998-2008 dönemi karşılaştırmalı ülke analizi

1970'li yıllarda kapitalizmin krizine yanıt olarak ortaya konulan neo-liberal politikalar, üretimin ve rekabetin küresel bir boyut kazanmasıyla birlikte serbest bir piyasa mekanizmasının genelleşmesine neden olmuştur. İşgücünün dünya ölçeğinde kullanılmasına olanak sağlayan bu dönemde, sınıflar arası güç dengesi değişmiş ve yaşanan yüksek oranlı işsizliğe çözüm olarak işgücü piyasalarının esnekleştirilmesi sunulmuştur. Esneklik politikaları, sermayenin karlılığı önündeki tüm engellerin tasfiye edilmesi hedefiyle işçiler açısından güvencesiz, denetimsiz bir işgücü piyasasına neden olmuştur. Bu çerçevede çalışmanın amacı, 1998-2008 döneminde 34 OECD ülkesini inceleyerek, esneklik, ücret, kar ve işgücü üretkenliği arasındaki ilişkiler üzerine bulgular sunmaktır. Ülkeler arası karşılaştırmaya dayanan çalışmada, işgücü piyasalarının istihdamı korumada ne derece katı ya da esnek olduğunu gösteren OECD "İstihdam Koruma Mevzuatı Endeksi"nden yararlanılmış ve 1998-2008 yıllarını kapsayan panel veri seti kullanılmıştır. GMM ve Sabit Etki modelleri kullanılarak yapılan tahminlerde, istihdamı korumada katılık derecesindeki artışın ücretleri artırıcı etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kuramsal beklentilerle örtüşen bu sonuca ek olarak, üretkenliğin istihdam koruma ile etkileşimi, istihdamı korumada katılık derecesinin ücretler üzerindeki etkisini azaltmış, azalan etkinin ise katma değer içinde kâra yansıyıp ücretleri negatif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşgücü Piyasaları Esnekliği, Ücret, Kar, İşgücü Üretkenliği

Esnek çalışmaKarKar yönetimi+7
Hazel Başköy
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ücretin ve ücret dağılımının bölgesel dinamikleri: 2004-2014 dönemi

Eğitim düzeyi, cinsiyet, iş tecrübesi, yaş, medeni durum, hane büyüklüğü, çalışılan sektör, çalışan başına kullanılan sermaye miktarı gibi etmenler ücretin belirlenmesi ve ücret dağılımı üzerinde etkili olmaktadır. Türkiye'de gerek bölge gerekse sektör düzeyinde işgücünün bu etmenler açısından dağılımında heterojenlikler bulunmaktadır. Bölgeler ve sektörler arasında işgücü arzında heterojenliklerin bulunması ise ücretin belirlenmesinde ve ücret dağılımında farklılıklara yol açmaktadır. Bu çalışmada sektör ve bölge düzeyinde ücretin belirlenmesinde meydana gelen farklılıkların ampirik olarak ortaya konması amacıyla Heckman Seçim modeli kapsamında bir ücret denklemi tasarlanmış ve bu denklem 2004-2014 dönemine ait Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen Hanehalkı İşgücü Anketlerine ait mikro veri setleri üzerinden STATA ekonometri yazılımı kullanılarak test edilmiştir. Çalışmanın bulguları, söz konusu dönemde ücreti belirleyen faktörlerin gerek istatistiksel anlamlılık düzeyi, gerekse katsayı büyüklükleri açısından bölgesel ve sektörel düzeyde farklılıkların bulunduğunu göstermektedir. Çalışmada ayrıca bölge, sektör, cinsiyet, eğitim düzeyi ve kır/kent ikameti eksenlerinde ücret dağılımı da STATA yazılımıyla Gini bileşenleri (dekompozisyonu) hesaplanarak incelenmiştir. Ampirik bulgular bölgeler ve sektörler arasında ücret dağılımı açısından da heterojenlikler bulunduğunu ve söz konusu dönemde ücret dağılımının daha adaletsiz hale geldiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ücret Denklemi, Bölgesel ve Sektörel Farklılıklar, Heckman Seçim Modeli, Ücret Dağılımı, Hanehalkı İşgücü Anketi

Bölgesel faktörlerCinsiyet rolleriHanehalkı iş gücü araştırması+7
Taylan Akgül
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de ücretleme konusundaki değişikliklerin personel verimliliği üzerine etkisi

PersonelVerimlilikYönetime katılma+4
Erdoğan Avder
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
50
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de işgücü maliyetlerine yönelik sübvansiyonlar

İşletmelerin hızlı ve bürokrasiden uzak yapılanma içine girmeleri dinamik bir çevrede kararların hızlı bir şekilde alınıp, hızlı bir şekilde uygulanmasını gerektirmektedir. Yaşanan bu değişimler ve tırmanan yoğun rekabet, işletmelere maliyet ve verimliliğin önemini güçlü bir şekilde fark ettirmiştir. İşletmelerde bu noktadan sonra nasıl daha ucuz üretim yapılabileceği sorusuna cevap aramaya başlamışlardır.Dünyada küreselleşmeye bağlı oluşan teknolojik gelişmeler, artan rekabet ve bunların sonucunda meydana gelen hızlı değişim işsizliği arttırırken, bu işsiz kitlelerden yararlanmak isteyen ileri ülkeler, sanayi alt yapısının büyük bir bölümünü gelişmekte olan ülkelerdeki ucuz emek merkezlerine kaydırmışlardır. Bu gelişmeler işçilik maliyetlerinin düşürülmesi açısından ucuz emek kullanımını yaygın hale getirmiştir. Endüstri ilişkileri sisteminin merkezinden uzaklaşma, istihdam şartlarında farklılaşma ve esneklik gibi eğilimlerin güçlenmesine katkıda bulunurken, işgücü piyasasındaki katılıklar (istihdam koruma yasaları, sosyal yardımlar ve işsizlik yardımları), işsizliği artıran bir kaynak olarak görülmeye başlanmıştır.Çalışmada; Türkiye'de nüfus artış hızının yüksek fakat işgücünün nitelik olarak yetersiz olması, gelişmemiş ve birçok gelişmekte olan ülkeye oranla yüksek işgücü maliyetine sahip olması, sermaye birikiminin ve yatırımların istenilen düzeyde gerçekleştirilememesi ile siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkların sonucunda devletin uyguladığı sübvansiyonlar değerlendirilmektedir.

Devlet yardımıRekabetÜcret+2
Gökçen Emre Sunal
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00

Related subjects