Cerebral palsy
172 theses under this subject heading
Özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara karşı tutumlarının yetersizlik türleri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmada özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara karşı tutumlarının yetersizlik türleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İlişkisel araştırma modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Edirne il ve ilçelerinde resmi ve özel eğitim kurumlarında görev yapan toplam 237 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği ve Öğretmenlerin Engelli Öğrencileri Öğretmeye Yönelik Tutumları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde Pearson korelasyon katsayısı, hiyerarşik regresyon analizi ve ki-kare testi ve testleri kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre, özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli bireylere karşı tutumu artıkça, özel gereksinim türlerine karşı tutumlarının da düşük düzeyde arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin OSB ve süreğen hastalığı olan öğrenciler ile çalışma sıklığı arttıkça, özel gereksinimli bireylere karşı tutumlarının düşük düzeyde azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer özel gereksinim türlerinin ise anlamlı bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin zihinsel yetersizlik, işitme yetersizliği, duygu davranış bozukluğu, serebral palsi ve Down sendromu olan bireylerle çalışma sıklığı arttıkça, özel gereksinim türlerine karşı tutumlarının düşük düzeyde azaldığı tespit edilmiştir. Diğer özel gereksinim türlerinin anlamlı bir etkiye sahip olmadıkları görülmüştür. Bu ilişkiyi hangi düzeyde yordadığına yönelik yapılan analize göre, özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin özel gereksinimli bireye karşı tutumlarını, özel gereksinim türleriyle çalışma sıklığı ve özel gereksinim türüne karşı tutumlarıyla yaklaşık olarak dörtte bir oranında açıkladığı söylenebilir. Ayrıca öğretmenlerin özel gereksinim türleri ile çalışma sıklıkları ve tercih etme durumları arasında farklılıklar olduğu belirlenmiştir.
Fizyoterapi ve rehabilitasyon merkezlerinde duyusal tasarımın serebral palsi hastaları üzerindeki etkileri ve yeri
Serebral Palsi beynin henüz gelişimini tamamlamamış olduğu dönemde oluşur. Bu hastalık doğum sırasında ya da ilk üç yılda gelişen tanısı net olmayan bir hasarlanma sonucu ortaya çıkan motor kontrol ve postür bozukluğu şeklinde seyir eder. Bu hastalıkta metabolik bozukluklar ve kas sorunları oluşmaktadır (Altındağ, Soran ve Akcan, 2009). Serebrel Palsi hastalarının temel sorunları; motor kabiliyetleri, el-göz koordinasyonu, etki-tepki dengelerinin kısıtlı olmasıdır. Bu hastalık ile mücadele eden çocukların için güvende hissettikleri bir ortamda onların kas ve sinir sistemlerini uyaran ve geliştiren koşulların sağlanması çok önemlidir. Bu hastaların tedavisi sırasında hastanın psikolojisi, çoklu duyu ile algılanabilen somut veya soyut her şey hastaların iyileşmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Örneğin iyileşme sürecinde duyulan sesler, alınan görsel izlenimlerin hepsi tedavi sırasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, duyusal tasarım fizik tedavi merkezlerinde mekânsal algı, çevresel uyarı ve mekân deneyimlerinin hastalığın sürecini etkilemekte olup, mekandaki ışık, renk, doku gibi fiziksel ortamı oluşturan ögeler iyileşme sürecini destekleyen ögeler haline dönüşebilmektedir. Çalışmanın çıkış noktası bu bakış açısıyla gelişmiştir. Çalışmanın serebrel palsi hastalığının tedavisindeki fizyoterapi, rehabilitasyon ve iyileştirme mekânlarında duyusal tasarımın hastalık üzerindeki destekleyici etkisi disiplinler arası bir bakış açısı geliştirmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, birinci bölümde çalışmanın amacı, kurgusu ve hipotezler ile ilgili bilgilendirme yapılmıştır. İkinci bölümde ise; mekân algısı, mekân – insan ilişkisi bağlamında kanıta dayalı tasarım (EBD-Evidance Based Design) kriterleri ve iyileştiren çevre tasarımın (Healing Environment) hastane, fizyoterapi ve rehabilitasyon merkezlerindeki etkileri incelenmiştir. Üçüncü bölüm serebral palsi hastalığın tanımı ve duyusal tasarım ile ilişkisi, mekânı oluştran renk, doku, ışık ve ses gibi çoklu duyu ile algılanan tasarım kriterlerinin serebral palsi hastaları üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Duyusal tasarımın yerinin araştırılması için hem tedavi alanlarını ziyaret ederek hem de serebral palsi fizik tedavi merkezlerinde bulunan 48 fizik tedavi uzmanı ve sağlık personellerine uygulanan anket ve mülakat sonuçlarının çalışmaya katkısı olmuştur. Dördüncü bölümde ise anket ve mülakattan elde edilen verilerin analizleri yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucunda, fizyoterapi ve rehabilitasyon merkezlerinde duyusal tasarımın serebral palsi hastalarının mekân algısında olumlu etkilerine ışık tutmak ve bu bağlamda iyileştiren mekân tasarımının bu hastalığın tedavilerindeki destekleyici rolünün değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Serebral Palsi, Duyusal Tasarım, İyileştiren Çevre, Fizyoterapi, Kanıta Dayalı Tasarım
Bilişsel davranışçı grup terapisinin serebral palsi tanısı olan çocuklara sahip ebeveynlerde iyi oluş, aile yaşam kalitesi ve sosyal dahil olma üzerindeki etkisi
Bu tez çalışmasının temel amacı; SP'ye sahip çocukları bulunan ebeveynlerde araştırma kapsamında geliştirilen ve 10 oturumdan oluşan Bilişsel Davranışçı Grup Terapisi'nin bireysel iyi oluş, aile yaşam kalitesi ve sosyal dahil olmalarının üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Bu çalışma karma yöntemle gerçekleştirilmiş olup nicel ve nitel yöntemler kullanılmıştır. Çalışma 6 deney ve 6 kontrol grubunda olmak üzere 12 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler standart ölçekler ve yarı-yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen verilerin tema analizi yöntemiyle çözümlenmesinden elde edilmiştir. Analizler sonucunda gruplar arası karşılaştırmada ölçeklerde anlamlı bir fark görülmezken; bireysel ölçümlerde güvenilir değişim endeksine göre anlamlı farklar bulunmuştur. Tema analizinden elde edilen bulgular terapiden alınan fayda ve gruba ilişkin değiştirilmesi gereken yanlar olmak üzere iki üst temadan oluşmaktadır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.
Serebral palsili çocuklarda 3 metre geri yürüme testinin propriosepsiyon, gövde kontrolü ve kas kuvveti ile ilişkisi
Bu çalışma, serebral palsili çocuklarda 3 metre geri yürüme testinin (3MGYT) propriosepsiyon, gövde kontrolü ve kas kuvveti ile ilişkini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya Haziran 2021-Ocak 2022 tarihleri arasında Gaziantep Engelsiz Yaşam Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde tedavi alan Gaziantep sınırları içersinde yaşayan, yaş ortalamaları 10.43±2.76 olan 30 serebral palsili çocuk dahil edildi. Dahil edilme kriterleri, İletişim Fonksiyon Sınıflama Sistemi (CFCS) ≤ 3 olması, Modifiye Ashworth Skalası (MASH)'na göre alt ekstremite kaslarının tonusunun ≤2 olması, Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemine (GMFCS) göre Seviye-I ve II olması, bilinen herhangi bir görme problemi olmaması, iletişime engel olacak düzeyde zihinsel geriliği olmadan sözel komutları takip edebilmesi, epileptik nöbeti olmamasıydı. Dahil edilen çocukların demografik ve hastalık bilgileri kaydedildi. Geri yürüme becerileri 3MGYT ile değerlendirildi. Propriosepsiyon değerlendirmek için dijital gonyometre kullanıldı. Gövde kontrolü değerlendirmek için Gövde Kontrol Ölçüm Skalası (GKÖS), kas kuvveti için digital kas dinamometresi (Power Track II), yürüyüş değerlendirmesi için Gilette Fonksiyonel Yürüme Değerlendirme Anketi (GFYDA) kullanıldı. Veri analizi sonucunda GMFCS'lerine seviye I ve II olan çocukların spastisiteleri karşılaştırıldığında; hamstring, gastro-soleus, gastrocnemius spastisitelerinde seviye I lehine anlamlı fark bulundu (p<0.05). 3MGYT, GKÖS, GFYDA sonuçları karşılaştırıldığında ise seviye I lehine anlamlı fark bulundu (p<0.05). 3MGYT ile alt ekstremite propriosepsiyonu, gövde kontrolü ve yürüyüş arasındaki ilişki incelendiğinde, anlamlı ilişki bulunmadı (p>0.05). 3MGYT ile GFYDA arasında ise negatif yönde anlamlı ilişki bulundu. 3MGYT ile alt ektremite kas kuvvetleri arasındaki ilişki incelendiğinde, ikisi arasında anlamlı ilişki bulunmadı (p>0.05). SP'li çocukların alt ekstremite propriosepsiyonu ile alt ekstremite kas kuvvetlerinin ilişkisi incelendiğinde yalnızca kalça ekstansiyon propriosepsiyonu ile iliopsoas kas kuvveti arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulundu (p=0.023). GFYDA ile alt ektremite kas kuvveti arasındaki ilişki incelendiğinde, ikisi arasında anlamlı ilişki bulunamadı (p>0.05). Sonuç olarak SP'li çocuklarda ileri yürüme fonksiyonu iyileştikçe geri yürüme becerisinin de arttığı; ancak propsiosepsiyon, gövde kontrolü ve kas kuvvetinden etkilenmediği bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Serebral Palsi;3 Metre Geri Yürüme; Propriosepsiyon; Gövde Kontrolü; Kas kuvveti
Üç metre geri yürüme testinin serebral palsi'li (SP) çocuklarda uygulanabilirliği ve güvenirliğinin incelenmesi
Çalışmamızın amacı Üç Metre Geri Yürüme Testi (3MGYT)'nin Serebral Palsi (SP)'li çocuklarda uygulanabilirliği ve güvenirliğinin incelenmesidir. Çalışmaya yaş ortalamaları 12.34±3.78 olan, GMFCS 1 ve 2 düzeyindeki 55 SP'li çocuk ve 30 kontrol grubu (37 erkek/18 kız) dahil edildi. 3MGYT'nin güvenirliği için GMFCS seviyelerine göre Intraclass Correlation Coefficient (ICC) kullanıldı. MDC tahminleri, temel veriler kullanılarak hesaplandı. 3MGYT'nin geçerliği, Yukarı Aşağı Merdiven İnip Çıkma Testi (YAMİÇT), Pediatrik Berg Denge Ölçeği (PBDÖ), Süreli Kalk Yürü Testi (SKYT), Fonksiyonel Uzana Testi (FUT), Dört Kare Adım Testi (DKAT) arasındaki korelasyon değerlendirildi. 3 MGYT'in değerlendirici içi ve değerlendiriciler arası güvenilirliği GMFCS seviye 1'de (Intra-rater ICC=0,981-0,987, inter-rater ICC=0,982-0,993) ve GMFCS seviye 2'de (Intra-rater ICC=0,927-0,933, inter-rater ICC=0,954-0,968) mükemmel bulundu. GMFSC 1 için değerlendiriciler içi MDC değerleri 1,17-1,22 sn idi. GMFSC 2 için 1,40-1,42 sn idi. GMFCS 1 için değerlendiriciler arası MDC değerleri ise 1,00-1,28 sn, GMFSC 2 için MDC değerleri ise 1,08-1,22 sn bulundu. GMFCS 1'de 3MGYT'nin 3MGYT ile PBDÖ, SKYT, FSST arasında çok güçlü korelasyon bulundu. GMFCS 2'de, 3MGYT ile YAMİÇT arasında orta, PBDÖ arasında güçlü, SKYT arasında orta, DKAT arasında güçlü korelasyonla istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,05). 3MGYT, SP'li çocuklarda uygulanabilir, geçerli ve güvenilir bulundu. 3MGYT, kolay ve ekipman içermemesi açısından SP'li bireylerde dinamik dengenin, fonksiyonel mobilitenin ve düşmenin değerlendirilmesinde klinikte kullanılabilir bir testtir.
Hemiparetik ve diparetik serebral palsili çocuklarda somatoduyusal algı ve propriosepsiyonun üst ekstremite fonksiyonel becerilerine etkisi
Çalışmamızın amacı hemiparetik ve diparetik Serebral Palsi (SP)'li çocuklarda somatoduyusal algı ve propriosepsiyonun üst ekstremite fonksiyonel becerilerine etkilerini belirlemektir. Çalışmaya yaş ortalamaları 10,71± 4,09 olan, GMFCS 1-2 ve 3 ile MACS 1-2-3 düzeyindeki 15 hemiparetik SP'li çocuk, 15 diparetik SP'li çocuk ve 15 sağlıklı çocuk (24 erkek/21 kız) dahil edildi. Tüm çocukların demografik bilgileri kaydedildi. Değerlendirmeler dominant ve nondominant üst ekstremitede yapıldı. Somatoduyusal algı SIPT'in alt parametreleri olan kinestezi, dokunma uyarısının lokalizasyonu, çift dokunma uyarısı lokalizasyonu, parmak tanıma ve sağ-sol ayırımı testleriyle değerlendirildi. Propriosepsiyon değerlendirmesi için omuz, dirsek, el-el bileğine gonyometrik ölçümü yapıldı. Üst ekstremite fonksiyonel becelerileri Jebsen Taylor El Fonksiyon Testi (JTEFT) değerlendirildi. SP'li çocuklar ile kontrol grubu arasında somatoduyusal algı ile propriosepsiyonun farklı olduğu ve bu parametrelerin de el becerileriyle anlamlı olarak ilişkili olduğu bulundu (p<0.05). Kontrol grubunun somatoduyusal algı ve propriosepsiyonlarının her iki SP'li gruba göre anlamlı düzeyde daha iyi olduğu bulundu (p<0.05). SP'li çocukların somatoduyusal algı, propriosepsiyon ve JTEFT testlerinde; hemiparetik grubun diparetik gruba göre anlamlı düzeyde daha iyi olduğu bulundu (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Hemiparetik Serebral Palsi; Diparetik Serebral Palsi; Somatoduyusal Algı; Propriosepsiyon; El Fonksiyon Becerisi
Diparetik serebral palsili çocuklarda üst ekstremite fonksiyonel becerilerinin yaşam kalitesi ve katılım düzeyine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı diparetik Serebral Palsi (SP)'li çocuklarda üst ekstremite fonksiyonel becerilerinin yaşam kalitesi ve katılım düzeyine etkisinin belirlemektir. Çalışmaya özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde aktif tedavi alan 5-16 yaş arası SP'li çocuklar ve benzer yaş grubundaki sağlıklı akranları alındı. Çalışmaya Kaba Motor Fonksiyon Seviyesi (GMFCS) 1-3, El Becerileri Sınıflama sistemi (MACS)'ne göre 1-2 seviyesinde ve Modifiye Ashworth Skalası'na göre üst ekstremite kas tonusu <2 olan çocuklar dahil edildi. Üst ekstremite fonksiyonel becerileri Jebson Taylor El Fonksiyon Testi (JTEFT) ve Abilhand Kids ölçeği, Yaşam Kalitesi Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKO) (PedsQL), Katılım düzeyleri Pediatrik Veri Toplama Aracı (PODCİ) ile değerlendirildi. SP'li çocukların üst ekstremite fonksiyonel becerileri, ÇİYKO ve PODCI testleri sağlıklı çocuklara göre anlamlı düzeyde düşük bulundu (p<0,05). SP'li çocukların Abilhand ile ÇİYKO ve PODCI arasında pozitif yönde, JTEFT alt basamaklarıyla ÇİYKO sosyal işlevsellik arasında negatif yönde, JTEFT ile PODCI arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Sonuç olarak diparetik SP'li çocukların üst ekstremite fonksiyonel becerileri ile yaşam kalitesi alt parametreleri arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Diparetik SP'li çocukların üst ekstremite fonksiyonel becelerileri ile katılım düzeyleri alt parametreleri arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Diparetik Serebral Palsi; Üst Ekstremite Fonksiyonel Beceriler; Yaşam Kalitesi; Katılım.
Serebral palsili çocukların ebeveynlerinin hastalık, fizyoterapi ve rehabilitasyon hakkındaki farkındalık durumlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Serebral Palsi'li (SP) çocuklara primer bakım veren ebeveynlerin hastalık, fizyoterapi ve rehabilitasyon hakkındaki farkındalık durumlarını incelemekti. Çalışmaya 4-18 yaş arası SP'li çocuğu olan 78 ebeveyn dâhil edildi. Farkındalık düzeyinin belirlenmesinde Serebral Palsi Hastalık, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Farkındalık Değerlendirme Formu kullanıldı. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS 24 paket programı kullanıldı. Kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında ki kare testi kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda katılımcıları büyük oranda annelerin oluşturduğu bulundu (%85,9). Anket sonuçlarına göre ebeveynlerin genel farkındalık düzeyleri düşük (%5,17), orta (%56,41) ve yüksek (%38,46) düzeyde bulundu. Ebeveynlerin eğitim düzeyi ve ekonomik durumuna göre katılımcıların farkındalık düzeyleri benzer bulundu (p>0,05). Ayrıca SP'li çocukların cerrahi geçirme durumu, yaş dağılımı ve kaba motor fonksiyon seviyelerine göre de katılımcıların farkındalık düzeyleri arasınds fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç olarak SP'li çocukları olan ebeveynlerin hastalık, fizyoterapi ve rehabilitasyon hakkındaki farkındalık düzeylerinin genel olarak orta ve yüksek farkındalık düzeyinde olduğu saptandı.
Serebral palsi tanılı çocuklarda konstipasyon düzeyleri ve yaşam kalitelerinin incelenmesi
Bu çalışma, Serebral Palsi (SP) tanılı çocukların konstipasyon düzeyleri incelenerek ve bu problemin yaşam kalitelerini nasıl etkilediğini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya Siirt ilinde yer alan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde aktif fizyoterapi tedavisine devam eden 1.basamak sağlık kuruluşu heyet raporu sonrasında, Rehberlik Araştırma Merkezlerinden SP tanısı alan Kaba Motor Foksiyon Sınıflama Sistemi (KMFSS)' ye göre 3-4-5 seviyesindeki 4-15 yaş arası toplam 40 çocuk dahil edildi. Kaba motor seviyesi, KMFSS; konstipasyon varlığı ve şiddeti , Konstipasyon Ciddiyet Ölçeği (KCÖ); spastisite, Modifiye Ashworth Skalası (MAS); yaşam kalitesi, Konstipasyon Yaşam Kalitesi Ölçeği (KYKÖ), Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) ve Vizual Analog Skalası (VAS); fiziksel aktivite düzeyi, Fiziksel Aktivite Değerlendirme Anketi (FADA) ve gaita özellikleri, Bristol Gaita Skalası (BGS) ve 7 Günlük Gaita Günlüğü ile değerlendirildi. KCÖ puanları KMFSS'ye göre seviye 5'in değerleri 3'e göre anlamlı düzeyde yüksek bulunurken ÇİYKÖ puanları seviye 3'ün değerleri 5'e göre anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0,05). SP tanılı kuadriparetik tutulumlu olanların diparetik tutulumlu olanlara göre VAS, KCÖ, KYKÖ değerleri daha yüksek iken ÇİYKÖ değerleri daha düşük bulundu (p<0,05). SP tanılı çocukların diz ve ayak-ayak bileği MAS değerleri ile KCÖ arasında anlamlı yüksek düzeyde bulundu (p<0,05). SP tanılı kuadriparetik tutulumlu çocukların diparetik tutulumlu çocuklara göre BGS, 7 Günlük Gaita Günlüğü ve FADA değerleri arasında anlamlı fark bulunmadı (p<0,05). Sonuç olarak; SP tanılı çocukların tutulum tipi, spastisitesi ve etkilenme seviyesine bağlı olarak konstipasyon şiddetinin farklılık gösterdiği ve konstipasyon şiddetinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediği bulundu. Anahtar Kelimeler: Serebral Palsi; Konstipasyon; Yaşam kalitesi.
Diskinetik serebral palsili çocuklarda gövde kontrolünün yürüyüşe etkisinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı; diskinetik serebral palsi (SP)'li çocuklarda gövde kontrolünün yürüyüşe etkisinin olup olmadığını belirlemektir. Çalışmaya Sanko Üniversitesi FTR bölümü bünyesi altında Gaziantep ilindeki Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri'nde aktif tedavi alan diskinetik SP tanısı almış , 11 erkek, 10 kız 21 çocuk (n=21) dahil edildi. Çalışma pediatrik rehabilitasyon alanında 5 yıl tecrübeli fizyoterapist tarafından yapıldı. Her çocuk aynı ortamda aynı şartlarda yapıldı. Çalışmadaki katılımcıuların arasında yaşları 4-6 arasında olanların yaş ortalaması 4 yıldır, 6-8 yaş grubunda olan çocukların yaş ortalaması 8 idi, 12-18 arasında olan çocukların yaş ortalaması ise 9 olarak belirlendi. Çocukların alt ekstrmite kaslarının MASH ölçümlerinin minimum değeri 1, maksimum değeri 3 olarak ölçüldü. MASH ölçümlerinin median değeri ise kalça fleksörleri için 1,6; kalça ekstansörleri için 1,4; gluteus medius için 1,4; tibialis anterior için 1.4; gastro için ise 1.6 olarak belirlendi. Çocuklarda KMFSS 1 seviyesinde olan 11 çocuk, KMFSS 2 seviyesinde olan 6, KMFSS 3 seviyesinde olan ise 4 çocuk dahil edildi. Çocukların demografik özelliklerini içeren kişisel bilgi formu, kaba motor fonksiyon seviyelerini değerlendiren Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi (KMFSS), alt ekstremite kaslarının spastisite değerlendirmesi için Modifiye Ashworth Skalası (MASH), gövde kontrolü için Gövde Kontrol Ölçüm Skalası (GKÖS) kullanıldı. Yürüme fonksiyonunun değerlendirilmesi için Gillette Fonksiyonel Yürüme Değerlendirme Anketi (GFYDA) kullanıldı. Katılımcıların KMFSS ile yaş arasındaki ilişki grafik olarak gösterildi. İstatiksel analizler için SPSS-24 programı kullanıldı. GKÖS ile GFYDA arasında bir korelasyon bulunmadı.(-0,319). Çalışmanın sonucunda diskinetik çocuklarda gövde kontrolü ile yürümenin ilişkili olmadığı belirlendi.(p>0,05) Anahtar kelimeler: Diskinetik Serebral Palsi; Gövde Kontrolü; Yürüyüş.
Okul öncesi dönemdeki serebral palsili çocukların aktivite ve katılım düzeyleri, sosyal beceri ve davranış seviyeleri ile ebeveynlerin tutumları ve kaygı düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu çalışma, okul öncesi serebral palsili (SP) çocukları olan ebeveynlerin tutumu ve kaygı düzeyleri ile çocukların aktivite ve katılım düzeyi ve sosyal beceri ve davranışları arasındaki ilişkiyi ilişkiyi incelemek amacı ile planlandı. Çalışma kapsamında 3-6 yaş arası 66 SP'li çocuk ve ailesi dahil edildi. Çalışmaya katılan SP'li çocukların kaba motor fonksiyon seviyesi (Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi-KMFSS), ince motor fonksiyon seviyesi (El Becerisi Sınıflandırma Sistemi-EBSS), iletişim fonksiyon seviyesi (İletişim Fonksiyonu Sınıflandırma Sistemi-İFSS) ile fonksiyonel seviyeleri belirlendi. Çocukların kaba motor aktivite düzeyi Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü (KMFÖ), ince motor aktivite düzeyi Üst Ekstremite Beceri Kalitesi Testi (ÜEBKT), katılım düzeyi Çocuk ve Adölesan Katılım Anketi (CASP), günlük yaşam katılımı ve aktivite düzeyi Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri (PÖDE), sosyal beceri ve davranış düzeyleri Anaokulu ve Anasınıfı Davranış Ölçeği (PKBS) ölçekleri uygulanarak değerlendirildi. Ebeveynlerin tutumları Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ), kaygı düzeyleri ise Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği (HADS) ile değerlendirildi. Çalışma sonunda, ebeveyn tutumları ile çocukların kaba ve ince motor aktivite düzeyleri total puanları arasında (sırasıyla p=0.001, r=-0,403, r=-0,392); katılım ve günlük yaşam katılım ve aktiviteleri arasında (sırasıyla p<0,001, r=-0,607, p=0,002, r=-0,380); çocukların sosyal beceri ve davranışları arasında (p<0,001 r=-0,449) ilişkiler bulundu. Ebeveynlerin kaygı düzeyleri ile çocukların ince ve kaba motor aktivite düzeyleri arasında (sırasıyla p=0,268, p=0,215) ve sosyal beceri ve davranışlar arasında (p=0,030, r=-0,268) ilişki bulunmazken, total katılım düzeyi arasında (p=0,005, r=-0,307) ilişkiler bulundu. Okul öncesi dönem SP'li çocuklarda, ebeveyn tutum ve kaygı durumlarının çocukların aktivite ve katılım düzeylerine ve sosyal beceri ve davranışlarına etkisi olduğu sonucu ile ebeveynlerin ruhsal durumlarının ve sergiledikleri tutumların önemine dikkat çekildiği, bu konuda rehabilitasyon ekibine ve ailelere farkındalık oluşturacağı düşünüldü.
Yutma bozukluğu olan ve olmayan serebral palsi'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zeka seviyeleri ile aile etkilenimi ve depresyon arasındaki ilişkinin araştırılması
Çalışmamızın amacı SP'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ seviyeleri ile aile etkilenimi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Çalışmaya 2-18 yaş arasındaki Serebral Palsili çocuklar ve bakım verenleri dahil edildi. Hem çocukların hem de bakım verenlerin demografik bilgileri kaydedildi. Bakım verenlerin duygusal zekâ seviyesi Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği ile, depresyon seviyeleri Beck Depresyon Envanteri ile yapıldı. Bakım verenin yaşam kalitesi PedsQL Ailevi Etki Anketi ile ölçüldü. Yutma bozukluğundan etkilenme dereceleri Beslenme/Yutma Etki Anketi (Turkish version of the Feeding-Swallowing Impact Survey / T- FS IS) ile yapıldı. Çocukların kaba motor fonksiyon seviyeleri Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi (KMFSS) ile fonksiyonel becerileri ise Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri (PÖDE) ile yapıldı. Çocukların yutma bozukluğu şiddetini belirlemek için Çocuklar için Türkçe Yeme Değerlendirme Aracı (Pedi- EAT-10) kullanıldı. Çalışmaya dahil edilen çocuklar Yeme İçme Becerileri Sınıflandırma Sistemi (EDACS) ölçeğine göre iki gruba ayrıldı: Seviye 2-5 arasında olanlar çalışma grubu (GRUP 1); seviye 1 olanlar ise kontrol grubu (GRUP 2) olarak adlandırıldı. SP'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ ölçeği iyimserlik alt skoru ile PedsQL ölçeği alt skorları ve toplam skor arasında pozitif yönde düşük seviye korelasyon bulundu (p<0,05). SP'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ ölçeği duyguların kullanımı alt skoru ile PedsQL ölçeği aile fonksiyonu alt skoru arasında pozitif yönde düşük seviye, aile fonksiyonu alt skoru günlük aktiviteler arasında orta seviye korelasyon bulundu (p<0,05). SP'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ ölçeği toplam puanı ile PedsQL Aile fonksiyonu (günlük aktiviteler) alt skoru arasında kuvvetli korelasyon bulundu (p<0,05). SP'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ ölçeği duyguların değerlendirilmesi alt skoru ile Beck depresyon ölçeği skorları arasında negatif yönde düşük seviye korelasyon bulundu (p<0,05). SP'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ ölçeği toplam skoru ile PedsQL tüm alt skorları ve toplam skorları arasında pozitif yönde orta seviye korelasyon bulundu (p<0,05). Çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ ölçeği duyguların değerlendirilmesi toplam skoru ile Beck depresyon ölçeği ve T-FS-IS toplam skoru arasında negatif yönde orta seviye korelasyon bulundu (p<0,05). Grup 1'deki bakım verenlerin duygusal zekâ toplam ile T-FS-IS Günlük Yaşam ve Endişe alt skorları arasında düşük seviye korelasyon bulundu (p<0,05). Grup 1'deki bakım verenlerin duygusal zekâ toplam ile PEDSQL aile işlevleri arasında orta seviye korelasyon bulundu (p<0,05). Gruplar arasında SP alt tip dağılımları, GMFCS seviyeleri ve Enteral Beslenme Deneyimi arasında fark vardı (p<0,001). Pedi-EAT-10) skoru açısından Grup 1 ve grup 2'deki SP'li çocuklar arasında anlamlı fark vardı (p<0,001). Gruplar arasında PEDI alt skorları ve toplam skor bakımından fark vardı (p<0,001). Grup 1 ve grup 2'deki SP'li çocuklara bakım verenler arasında duygusal zekâ ölçeğinde alt skorlar ve toplam skor açısından fark yoktu (p>0,05). PedsQL aile etkilenimi açısından gruplar arasında tüm alt skorlar ve toplam skorlar arasında fark vardı (p<0,05). Bakım verenlerin T-FS-IS skorları bakımından gruplar arasında anlamlı fark vardı (p<0,001). Sonuç olarak gruplar arasında duygusal zekâ seviyeleri arasında fark yokken tüm SP'li çocuklara bakım veren annelerin duygusal zeka skorları ile aile etkilenimi ve yaşam kalitesi arasında ilişki bulunmaktadır. Yutma bozukluğu olan SP'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ seviyeleri ile aile etkilenimi ve yaşam kaliteleri arasında ilişki vardı.
Unilateral serebral palsili çocuklarda eylem gözlem terapisi ve ayna terapisinin üst ekstremite fonksiyonları üzerine etkileri: 1 ay takipli randomize kontrollü çalışma
Bu çalışmada unilateral serebral palsi (SP)'li çocuklara uygulanan Eylem Gözlem Terapisi (EGT) ve Ayna Terapisi (AT) müdahalelerinin çocukların üst ekstremite fonksiyonları üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlandı. Araştırmaya 6-12 yaşları arasında 24 unilateral SP'li çocuk dahil edildi. Çocuklar basit rastgele yöntemle 12 çocuk EGT ve 12 çocuk AT grubuna olacak şekilde ikiye ayrıldı. Çocukların üst ekstremite becerilerine yönelik aktivite tercihlerini belirlemek için Kanada Okupasyonel Performans Ölçeği, aktivitelere yönelik hedefleri belirlemek için Hedefe Ulaşma Ölçeği, üst ekstremite fonksiyonlarını değerlendirmek için Shriners Hastanesi Üst Ekstremite Değerlendirmesi, Melbourne Unilateral Üst Ekstremite Fonksiyon Değerlendirme Testi ve ABILHAND Çocuk-Elle İlgili Beceri Anketleri uygulandı. İlk değerlendirmelerin ardından her iki gruba da günde 1 saat, haftada 3 gün toplam 6 hafta olmak üzere 18 seans müdahale yapıldı. EGT grubuna 30 dk Bilateral Aktivite Eğitimi (BAE) ve 30 dk EGT uygulaması, AT grubuna ise 30 dk BAE ve 30 dk AT uygulaması şeklinde her bir gruba toplam 60 dk müdahale yapıldı. 6 haftalık müdahalenin ardından ve 1 aylık takip sürecinin ardından aynı standardize değerlendirmeler her iki gruba tekrar uygulandı. Çalışmanın sonunda, her iki grubun okupasyonel performans ve memnuniyetlerinde, aktivite hedeflerine ulaşmada ve üst ekstremite fonksiyonel becerilerinde istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edildi (p<0,05). Okupasyonel memnuniyet ve üst ekstremite bilateral el kullanımı becerilerinde EGT gurubu etki büyüklüğü açısından daha büyük etki gösterirken; okupasyonel performansta, aktivite hedeflerine ulaşmada ve üst ekstremite fonksiyonel becerilerinde AT grubu daha büyük etki sonuçlarını gösterdi. Bu araştırmada BAE ile uygulanan hem EGT hem de AT müdahalelerinin unilateral SP'li çocukların üst ekstremiteye yönelik becerilerini geliştirmede etkili olduğu görüldü. Bu bağlamda terapistlerin rutin müdahale programlarına ek olarak EGT ve AT gibi müdahaleleri kliniklerde destekleyici birer müdahale yöntemi olarak uygulamaları tedavi hedeflerine ulaşmayı daha çok destekleyecektir. Anahtar Kelimeler: Unilateral serebral palsi, eylem gözlem terapisi, ayna terapisi, üst ekstremite fonksiyonu.
Kanada Okupasyonel Performans Ölçeği'nin Serebral palsi'li çocuklarda geçerlilik-güvenilirlik ve kullanım talimatlarının türkçeleştirilmesi
Bu çalışma, Serebral Palsi (SP) tanılı çocuklarda okupasyonel performansı kişi merkezli olarak değerlendiren Kanada Okupasyonel Performans Ölçeği'nin (KOPÖ) geçerlilik-güvenilirliğini ve kullanım talimatlarının Türkçeleştirilmesi amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya 8-18 yaş arasında, Modifiye Mini Mental Testi'nden 27 puan ve üzeri alan, İletişim Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi'nde seviye 1 ve 2'ye uygun olan 76 çocuk dahil edilmiştir. Ölçeğin ve kullanım talimatlarının çevirisi, Beaton tarafından tanımlanan prosedür ile uygulanmıştır. KOPÖ'nün; geçerliliği için yakınsak ve ıraksak yapı geçerlilik analizleri, güvenilirliği için test-tekrar test yöntemi ve iç tutarlılık analizleri gerçekleştirilmiştir. Yakınsak yapı geçerliliği için KOPÖ ile Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri (PÖDE) arasındaki korelasyon incelenmiştir ve sosyal fonksiyonlar, kendine bakım ve mobilite alt başlıklarında ilişki bulunmuştur. Iraksak yapı geçerliliği analizi sonucunda kız ve erkek cinsiyetler arasında KOPÖ performans ve memnuniyet puanları arasında anlamlı fark bulunmamış (p=0,75 , p=0,11) ve cinsiyete göre tutarlı olduğu tespit edilmiştir. Madde analizi sonucuna göre Cronbach's alpha 0,60-0,79 arasında olup iç tutarlılık kabul edilebilir bulunmuştur. KOPÖ'nün test-tekrar test analizi sonucuna göre performans ve memnuniyet parametrelerinde zamana göre değişmezlik mükemmel derecede güvenilirdir (SKK>0,9). Sonuç olarak KOPÖ'nün 8-18 yaş SP tanılı çocuklarda geçerli-güvenilir bir ölçüm aracı olduğu bulunmuştur. Çocuklar, KOPÖ ile talimatlara uygun değerlendirilmiş olup en sık sorun belirtilen okupasyonel alanların sırasıyla serbest zaman, üretkenlik ve kendine bakım olduğu görülmüştür. Literatürdeki çalışmalar KOPÖ'yü ebeveynler ile uygulamış olup, sıklıkla kendine bakım aktiviteleri sorun olarak belirtilmiştir. KOPÖ'nün hem çocuk hem de ebeveyne ayrı ayrı uygulanıp ortak hedef belirlenmesinin faydası konusunda ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Kanada Okupasyonel Performans Ölçeği, Geçerlilik, Güvenilirlik, Serebral Palsi, Aktivite
Diplejik serebral palsili çocuklarda telerehabilitasyon ile uygulanan ince motor beceri eğitiminin yazı yazma ve el becerilerine etkisi
Serebral palsili çocuklarda objeleri manipüle etme becerisindeki kısıtlılık, günlük yaşam aktivitelerinde ve katılımdaki kısıtlılığın en önemli belirleyicilerinden biridir. İnce motor beceri değerlendirme ve müdahalesi, pediatrik ergoterapi uygulamalarının başlıca komponentlerinden biridir. Amerikan Ergoterapi Derneği, sağlık mesleği uygulayıcıları için telerehabilitasyon teknolojilerinin kullanımını kabul edilebilir bir hizmet sağlama yöntemi olarak tanımaktadır. Çalışmanın amacı, diplejik serebral palsili çocukların yazı yazma performanslarında, günlük yaşam aktivitelerinde, ince motor ve el becerilerinde yaşadıkları sorunları belirlemek; uygulanan ergoterapi müdahalesinin çocukların bu alanlarda performansları üzerine etkisini göstermektir. Çalışmaya 7-12 yaş arası, diplejik serebral palsi tanısı olan, El Becerileri Sınıflandırma Sistemi'nde I-III arası seviyede olan, videolu görüşme için gerekli altyapıya sahip 40 çocuk dahil edilmiştir .Çalışmaya onam vermeyen veya ek bir nörolojik/psikiyatrik tanısı olan çocuklar çalışmaya dahil edilmemiştir.Çalışmaya, Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü duyu bütünleme ünitesinden hizmet alan çocuklar dahil edilmiştir. Çalışmaya alınacak çocuklar randomizasyon ile müdahale (n:20) ve kontrol (n:20) grubu olarak ikiye ayrılmıştır. Her iki gruptaki çocuklara müdahale hedeflerine yönelik ergoterapi ev programı verilmiştir. Ek olarak, müdahale grubundaki çocuklara haftada 3 gün, günde 45 dakika toplam 8 hafta telerehabilitasyon ile ince motor beceri eğitimi verilmiştir. Değerlendirmede ilk aşamada ebeveynden çocuğun demografik bilgileri alınmış, ebeveyn ile Çocuk El Beceri Anketi doldurulmuştur.İkinci aşamada çocukla videolu görüşme üzerinden Kanada Aktivite Performans Ölçeği, Çocuk El Beceri Değerlendirmesi, Minnesota Yazı Yazma Testi, Shriners Hastanesi Üst Ekstremite Değerlendirmesi ve Bruininks-Oseretsky Motor yeterlik testi 2- Kısa Form değerlendirmeleri uygulanmıştır. Her iki grup için de sekizinci haftanın sonunda değerlendirmeler tekrarlanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Değişkenler gruplarda ortalama +/- standart sapma olarak belirtilmiş, nominal değişkenler yüzde değeri ile ifade edilmiştir. İkinci değerlendirme sonunda grup içi ve gruplar arası veriler karşılaştırılmıştır. Tüm testlerde p değeri <0.05 alınmıştır. Çalışmamızda, değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile belirlenmiştir. Parametrik değişkenlerde grup içi analizler için "paired samples t-test", gruplar arası analizler için "independent samples t-test" kullanılmıştır. Non-parametrik değişkenlerde ise, grup içi analizler için Wilcoxon işaretli sıralar testi, gruplar arası analizler için Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, müdahale grubunda ilk değerlendirmelere göre KAPÖ performans puanında, Minnessota El Yazısı Testi ölçü ve aralık puanlarında, Çocuk El Beceri Değerlendirmesi puanlarında, Shriners Hastanesi Üst Ekstremite Değerlendirmesi Spontan Fonksiyonel Analiz ve Dinamik Pozisyonel Analiz puanlarında ve ve Bruininks-Oseretsky Motor yeterlik testi 2- Kısa Form "Dominant el ile çember içine nokta koyma" puanlarında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür(p<.0.05). Kontrol grubunda yalnızca KAPÖ performans puanında iyileşme görülmüştür (p<.0.05). Sonuç olarak, bilateral serebral palsili çocuklarda telerehabilitasyon, yazı yazma performansını, ince motor becerileri, okupasyonel performansı ve el becerilerini iyileştirmede etkili bir yöntemdir. Telerehabilitasyon programlarının etkinliğini inceleyen daha geniş ölçekli çalışmalar yapılmalıdır.
Okul öncesi dönem serebral palsili çocuklarda motor fonksiyonun geliştirilmesine yönelik "telerehabilitasyon temelli yapılandırılmış ev programı uygulamalarının" fonksiyonel durum, aktivite ve katılıma olan etkilerinin incelenmesi
Bu çalışma rutin fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmeti alan, okul öncesi dönem Serebral Palsi (SP)'li çocuklarda rutin fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmetine ek olarak telerehabilitasyon temelli yapılandırılmış ev programı (TT-YEP) uygulamalarına dahil edilen çocuklar üzerinde gerçekleştirildi. Her iki grupta fonksiyonel durum, aktivite ve katılım oranlarının İşlevsellik, Yeti yitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması (ICF-CY) kapsamında karşılaştırması yapıldı. Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemine (KMFSS) göre fonksiyonel seviyeleri I-V arasında değişen okul öncesi yaş grubunda, ortalama yaş 4,66 yıl [SD 1,08 yıl] olan 43 SP'li çalışma ve kontrol gruplarından birine rasgele dağıtıldı. Aktivite seviyeleri (Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü, Üst Ekstremite Kalitesi Becerileri Testi, Segmental Assessment of Trunk Control Test, Üst Ekstremite Becerileri Değerlendirme Ölçeği [ABILHAND-KIDS], Yürüme Becerileri Değerlendirme Ölçeği [ABILOCO KIDS], Goal Attainment Scale (GAS]) kullanılarak, katılım durumları ise (Yaşam Alışkanlıklar Anketi [LIFE-H], Kanada Aktivite Performans Ölçümü [KAPÖ], Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri-PEDI) ile ölçüldü. Çevresel ve kişisel faktörler (Avrupa Çocuk Çevre Anketi [AÇCA], Serebral Palsili Çocukların Ebeveynlerinin Ev Programına Uyumlarını Değerlendirme Ölçeği [EPUDO], Depresyon Anksiyete Stres Skalası [DASS-21]) kullanılarak tespit edildi. Değerlendirmeler çalışmadan önce, 12 hafta sonra ve 12 haftalık takip döneminin sonunda yapıldı. Rutin fizyoterapi ve rehabilitasyona ek olarak uygulanan TTYEP hem terapiden hemen sonraki dönemde hem de takip döneminden sonra rutin fizyoterapi ve rehabilitasyona göre, aktivite, katılım, çevresel faktörler bakımından daha etkin bulundu. Sonuç olarak fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarına ek olarak uygulanan TT-YEP'in okul öncesi dönem SPli çocuklarda aktivite, katılım, çevresel ve kişisel faktörleri iyileştirmek amacıyla kullanılabileceği düşünülmüştür.
Hemiplejik serebral palsili çocuklarda ICF kapsamında kullanılan gövde ve üst ekstremitelere yönelik değerlendirmelerin tele-değerlendirmeye uygunluğunun araştırılması
Bu çalışma hemiplejik serebral palsili (SP) çocuklarda ICF kapsamında kullanılan gövde ve üst ekstremitelere yönelik değerlendirmelerin tele-değerlendirmeye uygunluğunu araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya yaşları 4-18 yıl olan hemiplejik SP'li 36 çocuk ve ebeveynleri dahil edildi. Çocuklar klinik ortamda yüz yüze ve klinik dışından video konferans yoluyla tele-değerlendirildi. Bu video konferans görüşmesi daha sonra iki ayrı değerlendirici tarafından izlenip skorlanmak için kayıt altına alındı. Değerlendirme kapsamında gövde kontrolü için Gövde Kontrol Ölçüm Skalası (TCMS); üst ekstremite eklem hareketi için Üst Ekstremite Hekim Derecelendirme Skalası (ULPRS), selektif becerisi için Üst Ekstremite Selektif Kontrol Skalası (SCUES) ve beceri kalitesi için Üst Ekstremite Becerilerinin Kalitesi Testi (QUEST) kullanıldı. Çocukların bilateral el kullanımı için Abilhand-Kids, hemiplejik el kullanımı için Pediatrik Motor Aktivite Günlüğü (PMAL), katılım seviyesi için Yaşam Alışkanlıkları Değerlendirmesi (Life-H) ve çevresel faktörleri değerlendirmek için Avrupa Çocuk Çevre Anketi (ECEQ) hem yüz yüze hem de ailelere gönderilen çevrimiçi anketlerle değerlendirildi. Yüz yüze ve tele-değerlendirme arasında ve tele-değerlendirmede değerlendirici içi değerlendiriciler arası güvenirliği belirlemek için Intraclass Correlation Coefficient (ICC) katsayısı ve iç tutarlılığını belirlemek için cronbach alpha (a) katsayısı kullanıldı. Geçerliği belirlemek için çocukların fonksiyonel seviyeleri referans alınarak bilinen grup geçerliği ve yüz yüze değerlendirme sonuçları referans alınarak eş zaman geçerliği incelendi. Yüz yüze ve tele-değerlendirmesi fizyoterapist tarafından veya fizyoterapist eşliğinde yapılan TCMS (ICC:0,82-0,91, p<0,05; a:0,88-0,91), SCUES (ICC:0,93-0,97, p<0,05; a:0,93-0,94), ULPRS (ICC:0,90-0,96, p<0,05; a:0,94-0,95) ve QUEST'in (ICC:0,86-0,93, p<0,05; a:0,93-0,94) değerlendirici içi ve değerlendiriciler arası güvenirliğinin yüksek veya mükemmel düzeyde olduğu ve iç tutarlılığın mükemmel düzeyde olduğu bulundu. Tele-değerlendirmesi çevrim içi anketler yoluyla tamamlanan Abilhand-Kids (ICC:0,707, p<0,05) ve PMAL'in (ICC:0,60-0,70, p<0,05) tele-değerlendirme güvenirliğinin orta; Life-H (ICC:0,24) ve ECEQ'nun (ICC:0,311) ise zayıf olduğu bulundu. Sonuç olarak TCMS, SCUES, ULPRS, QUEST, Abilhand-Kids ve PMAL'in tele-değerlendirmeye uygun, geçerli ve güvenilir birer yöntem olduğu; ECEQ ve Life-H'nin ise tele-değerlendirmeye uygun olmadığı bulundu. Bu sonuçlara göre SP'li çocukların değerlendirilmesinin klinik ortamda yapılması zorunluluğunu belli oranda ve uygun değerlendirme yöntemleri için ortadan kaldırılmasının önü açılacaktır. Ayrıca SP'li çocuklara değişik nedenlerle yüz yüze ulaşamama durumunda fırsat eşitliği yaratarak çocukların kliniğe gelmeden güvenilir bir şekilde değerlendirilip çocuğa özel tele-rehabilitasyon programlarının oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. İleride daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olmakla birlikte ulaşım masraflarının azalacağını öngörmekteyiz.
Serebral palsili çocuklarda üst ekstremitelerin günlük aktivitelere ve sosyal rollere katılımını etkileyen faktörlerin çok yönlü araştırılması
Serebral Palsili (SP) çocuklarda güncel fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlarında temel hedeflerden en önemlisi aktivite ve katılım seviyesinin arttırılması olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, SP'li çocuklarda üst ekstremitedeki vücut yapı ve fonksiyon problemlerini belirleyerek, bu problemlerden aktivite ve katılım düzeyini en çok etkileyen problemleri ICF perspektifinden kişisel ve çevresel faktörleri de göz önünde bulundurarak çok yönlü araştırmaktı. Çalışmaya yaşları 6-18 yıl arasında değişen 67 spastik SP'li çocuk ve ebeveynleri dahil edildi. Üst ekstremitenin aktivite seviyesi ve katılımı üzerinde etkili olabileceğini düşündüğümüz vücut yapı ve fonksiyon özelliklerinden selektif motor kontrol Üst Ekstremite Selektif Kontrol Skalası ile, gövde kontrolü Gövde Kontrol Ölçüm Skalası ile, spastisite Modifiye Ashworth Skalası ile, kavrama kuvveti el dinamometresi ile, stereognozis duyusu farklı nesnelerin dokunsal tanınması ile, propriosepsiyon duyusu hareket ve pozisyon hissi ile değerlendirildi. Aktivite seviyesi ABILHAND-Kids ile, katılım düzeyi ise Yaşam Alışkanlıkları Değerlendirmesi anketi ile değerlendirildi. Çevresel faktörlerin değerlendirilmesi için ise Avrupa Çocuk Çevre Anketi ve kişisel faktörlerin değerlendirilmesi için SPARCLE-bilişsel değerlendirme formu kullanıldı. Aktivite ve katılımı en çok etkileyen vücut yapı ve fonksiyon özelliklerinin, çevresel faktörlerin ve çocuğa ait bilişsel problemlerin etki büyüklüklerinin belirlenebilmesi için üç farklı istatistiksel model oluşturuldu. Oluşturulan modellerin sonuçlarına göre aktivite seviyesi üzerine etki eden en önemli parametreler sırasıyla; selektif motor kontrol, kavrama kuvveti ve çevresel faktörlerdi (p<0,001, R2= %60,4). Katılım düzeyi üzerine etki eden en önemli parametreler ise gövde kontrolü, selektif motor kontrol, çevresel faktörler ve bilişsel düzeydi (p<0,001, R2= %76,7, R2= %60,6). Çalışmamızın sonucuna göre SP'li çocuklarda aktivite ve katılım düzeylerinin arttırılması ve böylece çocukların günlük yaşam içerisinde bağımsızlıklarının sağlanabilmesi amacıyla üst ekstremitelerine yönelik uygulanacak fizyoterapi ve rehabilitasyon müdahalelerinde selektif motor kontrolü, gövde kontrolünü ve kavrama kuvvetini geliştirmeye yönelik fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarına yer verilmesi büyük önem taşımaktadır. Elde edilen sonuçlara göre aktivite ve katılım düzeyinin arttırılmasında çevresel faktörlerin ve çocuğun bilişsel durumunun da çok önemli olduğu görüldü. SP'li çocuklarda fizyoterapi ve rehabilitasyon stratejileri planlanırken çevresel faktörlerin ve çocuğun bilişsel durumunun da göz önünde bulundurulmasının ve rehberlik edilmesinin yararlı olacağı görüşündeyiz. Gelecek çalışmalarda SP'li çocuklarda aktivite ve katılım üzerinde etkisi olan üst ekstremitenin çok boyutlu problemlerini dikkate alarak tasarlanacak fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarına ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz.
Hedef odaklı yaşam tarzı eğitiminin serebral palsili çocuğa sahip anneler üzerine etkilerinin incelenmesi: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışma SP'li çocuğa sahip annelerde hedef odaklı yaşam tarzı eğitiminin (HOYTE) ruh sağlığı, fiziksel aktivite düzeyi, uyku kalitesi, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi, yaşam kalitesi, bakım veren yükü üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. 46 SP'li çocuğa bakım veren anne ile tamamlanan çalışmada, randomize olarak 22'si ile haftada 2 kez olmak üzere 4 hafta boyunca telefon görüşmesi yapılırken, 24'üne haftada 2 kez olmak üzere 4 hafta boyunca HOYTE uygulanmıştır. Annelerin ruhsal durumu Depresyon, Anksiyete, Stres Skalası ile, fiziksel aktivite düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ile, uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi ile, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi Kanada Aktivite Performans Ölçümü ile, yaşam kalitesi Nottingham Sağlık Profili ile, bakım veren yükü Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği ile değerlendirilmiş, ilk ve son değerleri karşılaştırılmıştır. SP'li çocuğun seviyesi kaba motor fonksiyon sınıflandırma sistemine (KMFSS) göre değerlendirilmiştir. Sonuç olarak HOYTE grubunun ruhsal durumu (p=0,001), fiziksel aktivite düzeyi (p=0,03), uyku kalitesi (p=0,001), oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi (p=0,001, p=0,001), yaşam kalitesi (p=0,001) ve bakım veren yükünde (p=0,001) iyileşme tespit edilmiştir. Kontrol grubunda uyku kalitesi (p=0,013), oküpasyonel performans (p=0,009) ve oküpasyonel memnuniyet düzeyi (p=0,021), yaşam kalitesi (p=0,003) ve bakım veren yükünde (p=0,011) kötüleşme görülürken diğer parametrelerde anlamlı farklılık bulunamamıştır. Bu bulgular ışığında HOYTE'nin uzun dönem takibinin yapılacağı ileri çalışmalara gereksinim duyulmaktadır. Sonuç olarak ruhsal durum, uyku kalitesi, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi, yaşam kalitesi üzerine olumlu etkisi olan HOYTE'nin SP'li çocuklara bakım veren annelere yönelik müdahalelere dahil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Bakım veren, serebral palsi, yaşam tarzı, ruh sağlığı, uyku kalitesi, yaşam kalitesi, bakım veren yükü
Serebral palsi tanılı çocuklarda görev odaklı su içi egzersizin okupasyonel performans ve katılım üzerine etkisi
Bu çalışma SP'li çocuklar tarafından tercih edilen okupasyonlarla uygulanan görev odaklı su içi egzersiz programının (GOSİP) okupasyonel performans ve katılım üzerine etkisini incelemek amacıyla çapraz geçişli tasarımda planlanmıştır. Çalışmaya SP'li (KMFSS 1-3, EBSS 1-3), 6-18 yaş arasında 12 çocuk (yaş=11,91±3,39 yıl, 8K) dahil edildi. Çocuklar basit randomizasyon ile "A" ve "B" olmak üzere iki gruba ayrıldı. GOSİP'in planlanmasında Kanada Aktivite Performans Ölçeği (KAPÖ) kullanıldı ve çocuklar için en önemli beş okupasyon belirlendi. Bu okupasyonlar temelinde çalışma grubuna GOSİP uygulanırken kontrol grubuna geleneksel rehabilitasyon egzersizi uygulandı. Egzersizler 16 hafta boyunca, haftada 2 kez, günde 40 dakika uygulandı. Aynı yöntem gruplar çaprazlanarak 16 haftalık ikinci periyota tekrar edildi. Çocukların okupasyonel performansı Kanada Aktivite Performans Ölçeği (KAPÖ), katılımı Pediatrik Veri Toplama Aracı (PVTA), motivasyonu Pediatrik Motivasyon Ölçeği (PMÖ), su içi egzersizden hoşlanma durumu Fiziksel Etkinlikten Hoşlanma Ölçeği-Kısa Form (FEHÖ-KF) ile değerlendirildi. Bağımlı grup, egzersiz öncesi-sonrası elde edilen verileri karşılaştırmak için Wilcoxon Signed Rank Test uygulandı. Bağımsız grup, temel düzey ve egzersiz sonrası elde edilen verileri karşılaştırmak için Mann-Whitney U Test uygulandı. GOSİP sonrası her iki grubun, bağımlı grup KAPÖ puan ortalamaları karşılaştırıldığında anlamlı fark bulundu (p<0.05). Bağımlı grup PVTA puan ortalamaları karşılaştırıldığında anlamlı fark bulunamadı (p>0.05). GOSİP, geleneksel rehabilitasyon egzersizlerine göre daha motive edici bulunurken (p<0.05) FEHÖ-KF sonuçlarında anlamlı fark bulunamadı. Sonuç olarak, GOSİP okupasyonel performans üzerinde anlamlı fark yaratırken katılım üzerinde anlamlı fark yaratmamıştır. SP'de su içi egzersizin okupasyonel performans ve/veya katılıma etkisini inceleyen daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
Serebral palsili çocuklarda botulinum toksin enjeksiyonu sonrası fizyoterapi ve rehabilitasyon programının vücut fonksiyonları, aktivite ve katılım üzerine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Serebral Palsi'li (SP) çocuklarda Botulinum Toksin-A (BoNT-A) enjeksiyonu sonrası çocuğa ve aileye özel hedefe yönelik aktivite tabanlı fizyoterapi ve rehabilitasyon programının, vücut fonksiyonları, aktivite ve katılım üzerine etkilerini araştırmaktı. Bu çalışmaya yaşları 3-10 yıl arasında değişen, kaba motor fonksiyon seviyesine göre seviye II ve III olan, haftada iki kez özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde "Geleneksel Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Programı" (G-FTR) alan 24 spastik diplejik SP'li çocuk dahil edildi. Çocuklar çalışma (n=12) ve kontrol grubu (n=12) olarak iki gruba ayrıldı. Çalışma grubuna, sekiz hafta, haftada iki gün, günde bir saat aile ve çocuğa özel, hedefe yönelik, aktivite tabanlı; "Yapılandırılmış Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Programı" (Y-FTR) uygulandı. Kontrol grubu G-FTR'na devam etti. Çalışma grubunda her çocuk için aktivite ve katılım ile ilgili hedefler aile, çocuk ve fizyoterapist tarafından oluşturularak Hedefe Ulaşma Ölçeği'ne (GAS) göre değerlendirildi. Program öncesi ve sonrası çocukların aktivite ve katılım durumları (Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri-PEDI), motor fonksiyonları (Kaba Motor Fonksiyon Ölçütünün ayakta durma ile yürüme, koşma ve zıplama alt bölümleri - GMFM D ve E), yürüyüş performansları (Gilette Fonksiyonel Yürüyüş Değerlendirme Anketi), denge (Pediatrik Denge Ölçeği), kas tonusları (Modifiye Ashworth Skalası ve Modifiye Tardieu Skalası), kas kuvvetleri (el dinamometresi), selektif motor kontrol becerileri (Alt Ekstremite Selektif Motor Kontrol Değerlendirmesi-SCALE), yürüyüş sırasında ekstremite pozisyonları (Gözlemsel Yürüyüş Skalası), yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri (GaitTrainer Biodex II) değerlendirildi. Ailelerin endişe ve memnuniyet durumları ve çocuklarının programa uyumları sorgulandı. Sonuç olarak; program sonrası çalışma grubunda, aktiviteyi ve hayata katılımı geliştirmeyi hedefleyen GAS puanlarında istatistiksel olarak anlamlı gelişmeler elde edildi (p<0,05). Çalışma grubunun yürüyüş performansında, GMFM'nin ayakta durma bölümünde ve PEDI'nin mobilite bölümünde kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı artış oldu (p<0,05). Program sonrası çalışma grubunun ayak bileği ve parmakların selektivite puanı ve yürüme hızındaki artış kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı oranda fazlaydı (p<0,05). Her iki grupta da alt ekstremite kaslarının tonusu azalmakla birlikte çalışma grubunda kontrol grubuna göre adduktor, hamstring ve gastroknemius kaslarının tonusundaki azalma istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0,05). Çalışma grubunun gövde ve alt ekstremite kas kuvveti arttı ve kontrol grubuna göre kalça ekstansor ve fleksor kas kuvvetindeki artış istatistiksel olarak anlamlı oranda fazlaydı (p<0,05). Çalışma grubunda ailelerin programdan memnuniyetleri ve programa uyumları daha fazlaydı (p<0,05). Sonuç olarak; çok seviyeli BoNT-A enjeksiyonu sonrası Y-FTR programı G-FTR programına göre kas tonusu, kas kuvveti ve alt ekstremite selektivitesini daha çok etkileyerek çocukların motor fonksiyonlarına, yürüyüş kalitelerine, günlük yaşam aktivitelerine ve hayata katılımlarına olumlu katkılar sağladı.
Spastik serebral palsili çocuklarda femoral anteversiyonun gövde kontrolü ve yürüme üzerine etkisi
Amaç: Bu çalışmada, spastik serebral palsili çocuklarda yüksek olan femoral anteversiyon (FA) açısının gövde kontrolü ve yürüme üzerine olan etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: 20 spastik serebral palsili çocuk çalışmaya alındı. Katılımcılar Gillette Fonksiyonel Yürüme Değerlendirme Anketi (GFYDA), Rivermead Görsel Yürüme Değerlendirme Anketi (RGYDA), Zamanlı Kalk ve Yürü Testi (ZKYT), 2 Dakika Yürüme Testi (2DYT) ve Gövde Kontrol Ölçüm Skalası (GKÖS) ile değerlendirildi. Bulgular: FA ve kalça addüktör spastisesi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulundu. FA ile yürüme parametreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu. FA ile GKÖS statik oturma, GKÖS dinamik uzanma ve GKÖS toplam arasında istatistiksel olaran anlamlı bir fark vardı. Sonuç: Bu çalışma yüksek femoral anteversiyon derecesinin gövdenin statik oturma ve dinamik erişim aktiviteleri ile kuvvetli bir bağ içersinde olduğunu kanıtlamıştır. Yüksek FA açışı gövdenin statik oturma ve dinamik erişim aktiviteleri üzerine etki eder. Anahtar Kelimeler: Femoral Anteversiyon, Gövde Kontrolü ve Yürüme, Spastik Tip Serebral Palsi
O-3 yaş arası motor gelişim geriliği olan hipotonik çocuklarda Jeremy Krauss yaklaşımının ve konvansiyonel fizyoterapi uygulamalarının postüral kontrol ve denge üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı 0-3 yaş arası motor gelişim geriliği olan hipotonik çocuklarda Jeremy Krauss Yaklaşımı'nın ve Konvansiyonel Fizyoterapi uygulamalarının postüral kontrol ve denge üzerine olan etkilerinin araştırılmasıdır. Bu çalışmaya 0-3 yaş arası motor gelişim geriliği olan 30 hipotonik çocuk dahil edildi. Katılımcılar Smile Hands For Kids Merkezi'nde (tedavi edildi.) toplandı. Çocuklar randomize şekilde iki gruba ayrıldı; Jeremy Krauss Yaklaşımı grubu (n=15), Konvansiyonel Fizyoterapi grubu (n=15). Her iki grup katılımcıları 3 ay boyunca haftanın 3 günü 45 dakika fizyoterapi seansı aldı. Jeremy Krauss Yaklaşımı grubuna Jeremy Krauss Yaklaşımı, Konvansiyonel Fizyoterapi grubuna eklem hareket açıklığı, germe, kuvvetlendirme egzersizleri ve nörofizyolojik yaklaşımlar uygulandı. Çocuklar tedavi öncesinde, tedavinin 1.ayında, 2.ayında ve 3.ayında değerlendirildi. Değerlendirme ölçütü olarak Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü (KMFÖ-88), Bayley III (Sosyal-Duygusal ve Uyumsal Davranış Ölçeği) ve Denge Testleri (SPCM, GKÖS, PDS) kullanıldı. Her iki grup katılımcılarının Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü (KMFÖ-88), Bayley III Gelişim Testi (Sosyal-Duygusal ve Uyumsal Davranış Ölçeği) ve Denge Testleri (SPCM, GKÖS, PDS) (tedavi öncesine göre) tedavinin 1. ay, 2. ay ve 3. ay değerlendirme sonuçlarında istatistiksel anlamlı iyileşme saptandı (p<0,01). Her iki grubun tedavi öncesi, tedavinin 1. ay, 2.ay, 3. ay sonuçları karşılaştırıldığında Jeremy Krauss Yaklaşımı, Konvansiyonel Fizyoterapi uygulamalarına göre PDS 1. ay hariç tüm değerlendirme parametrelerinde istatistiksel olarak üstündü (p<0,01). Bu çalışmanın sonucuna göre, Jeremy Krauss Yaklaşımı ve Konvansiyonel Fizyoterapi uygulamaları, 0-3 yaş arası motor gelişim geriliği olan hipotonik çocuklarda postüral kontrol ve dengenin geliştirilmesinde etkilidir. Anahtar Kelimeler: Hipotoni, Postüral Kontrol, Denge, Jeremy Krauss Yaklaşımı, Konvansiyonel Fizyoterapi
Serebral palsili çocuklarda gövde pozisyon hissi ve gövde kontrolünün alt ekstremite fonksiyonelliği üzerine etkisi
Serebral Palsili (SP) çocuklarda postüral kontrolün yetersizliği, gövde kontrolü ve gövde pozisyon hissini de olumsuz etkileyerek günlük yaşam sırasında gerçekleştirdiğimiz fonksiyonel aktiviteleri de etkiler. Alt ekstremite fonksiyonelliği de postüral kontrolün yetersizliğinden etkilenir. Bu durumda SP'li çocukların gövde kontrolü ve gövde pozisyon hissi ile alt ekstremite fonksiyonları arasındaki ilişkiyi incelemek önemlidir. Bu çalışmanın amacı, SP'li çocuklarda gövde pozisyon hissi ve gövde kontrolünün alt ekstremite fonksiyonelliği üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmaya 7-17 yaş aralığında SP tanısı almış, Kaba Motor Fonksiyon Sınıflama Sistemi (KMFSS) seviyesi I –II olan 25 çocuk dâhil edildi. Çocukların demografik ve fiziksel özellikleri kaydedildi. Çalışmaya katılan çocukların gövde kontrolü Gövde Kontrol Ölçüm Skalası (GKÖS) ve Gövde Etkilenim Ölçeği (GEÖ) ile, gövde pozisyon hissi telefonda bulunan Goniometer Pro aplikasyonu ile değerlendirildi. Çocukların alt ekstremite fonksiyonelliğini değerlendirmek için de fonksiyonel mobilite testlerinden olan Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT), Merdiven İnip Çıkma Testi ve 1 Dakika Yürüme Testi (1DYT) ve fonksiyonel kas kuvveti testlerinden olan 30 Saniye Kalk Otur Testi, Basamağa Düz Adım Alma, Basamağa Yan Adım Alma Testleri kullanıldı. Günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlık ve katılım düzeyleri ise Pediatrik Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçümü (WeeFIM) ile değerlendirildi. Çalışmanın bulgularına göre, SP'li çocuklarda GKÖS'nin tüm parametreleri ile KMFSS seviyeleri arasında anlamlı ilişki varken, GEÖ ile KMFSS seviyeleri arasında yalnızca GEÖ statik oturma dengesi alt puanında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Buna ek olarak çocukların KMFSS seviyeleri ile gövde pozisyon hissi, alt ekstremite fonksiyonelliği ve fonksiyonel bağımsızlık seviyesi arasında da anlamlı ilişkiler bulundu (p<0,05). Gövde kontrolünün alt ekstremite fonksiyonelliği üzerine etkili olduğu tespit edilirken (p<0,05), fonksiyonel bağımsızlık ile ilişkisinin olmadığı görüldü (p>0,05). Gövde pozisyon hissinin ise alt ekstremite fonksiyonelliği ve fonksiyonel bağımsızlık üzerine etkisi bulunmadı (p>0,05). Sonuç olarak, SP'li çocuklarda alt ekstremite fonksiyonelliğinin belirleyicisi gövde kontrolü iken, gövde pozisyon hissinin belirleyici olmadığı görüldü. Fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamaları ve değerlendirmeleri sırasında, gövde pozisyon hissi ve gövde kontrolünün dikkate alınarak göz ardı edilmemesi alt ekstremite fonksiyonelliği ve fonksiyonel bağımsızlık için önemli katkılar da bulunacaktır.