Olive oil

55 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Rekabeti etkileyen faktörler açısından Muğla ilinde zeytinyağı üreten işletme topluluğunun incelenmesi

Tez çalışmasının temel amacı, Michael E. Porter tarafından geliştirilen beş güç modeli çerçevesinde zeytinyağ üretimi gerçekleştirilen işletmelerin rekabet güçlerini etkileyen faktörleri incelemekti. Bu kapsamda Muğla İlinde faaliyet gösteren toplam 82 işletme üzerinde bir tarama araştırması yürütüldü. Tarama araştırması sürecinde zeytinyağ üretimi gerçekleştiren iki farklı iş modeline sahip işletme kategorisi olduğu tespit edildi. Bu iki farklı iş modeline sahip işletmeler yağhaneler ve butik işletmeler olarak isimlendirildi ve beş güç modeli karşılaştırmalı bir biçimde bu iki farklı işletme kategorisi açısından değerlendirildi. Araştırma bulguları, bu iki kategorideki işletmelerin temel özelliklerini ve özellikleri açısından temel farklılıkları ortaya koymakla birlikte, aynı iş kolunda farklı iş modelini benimseyerek faaliyet gösteren işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modelindeki faktörlerin farklı biçimlerde etkileyebileceğini göstermektedir. Tez araştırması ayrıca Türkiye'deki zeytinyağ imalatı gerçekleşen işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modeli temelinde inceleyen öncü çalışmadır.

Beş Güç ModeliMuğlaRekabet+6
İbrahim Özoktay
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Detection of olive oil adulteration with vegetable oils using chromatographic, spectroscopic and chemometric methods

High-quality and expensive oils are highly susceptible to adulteration. The fact that the product is not easily available in the living area is also one of the reasons for adulteration. Although there are many methods used around the world to determine adulteration in oils, a definite conclusion cannot be reached. In this study, samples were prepared by mixing olive oil with corn oil, soybean oil and hazelnut oil at determined ratios such as 5, 10, 15, 20 and 30%. The determination of adulteration in these samples was made using FTIR, GC-FID and UV Spectrophotometer devices. Specific absorbance values, color values, peroxide values and free fatty acid values and changes in oil samples were evaluated. As a result of experiments, it was revealed that the fatty acid compositions of corn oil were similar to olive oil and the free fatty acid value, peroxide value and fatty acid values of hazelnut oil and soybean oil were different from olive oil.

Hazelnut oilMaize oilPeroxide value+3
Kevser Batmanlı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zeytinyağının diyabet hastalarına etkisi

Zeytinyağının tip 2 diyabetli hastalarda hiperglisemi düzeylerini düşürmeye yönelik etkinliği üzerine bir çalışma yapılmıştır. Basra Tıp Fakültesine başvuran ve bu hastalığa sahip olan hastalar, diğer kronik hastalıklara (kalp-damar hastalığı, rinopati, diyabetik nefropati vb.) yakalanma riski yüksek olan bir popülasyon seçilmiştir. Araştırma 150 kişi üzerinde yapıldı. Sağlık personeli tarafından usulüne uygun olarak tip 2 diyabet tanısı konulan 120 hastaya tedavi uygulanmıştır. Gliseminin biyokimyasal tayini enzimatik yöntemle, istatistiksel yöntem olarak t-student ve Kolmogórov testleri uygulandı. Zeytinyağı ile tedavide 3 ay süreyle haftada sadece bir kez olmak üzere 20 gr'lık doz salata şeklinde kullanılmıştır. Bu sürenin sonunda çalışmada değerlendirilen 120 hastanın glukoz düzeylerinin düştüğü gözlenmiştir. Laboratuvar belirleme öncesi ve sonrası 142, 78 mg/dL ile 85, 15 mg/dL arasında değişmektedir. Kontrol grubu olarak iş ve diğer aktiviteler nedeniyle tedaviyi bırakan 5 hasta alınmıştır. Glikoz seviyesi, Zeytinyağı tedavisi görenlere kıyasla değerlerin düşmediği tespit edilerek önce ve sonra ölçülmüştür.

Diabetes mellitusGlükozKardiyovasküler sistem+1
Muaamar Salım Jasım Al-abdal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gıda endüstrisi çevresel kirletici kaynakları ve giderimyöntemleri; zeytin ve zeytinyağı örneği

Yaşanan hızlı nüfus artışına paralel olarak doğal kaynakların bilinçsizce kullanımı, sanayileşme ve plansız yapılaşma sonucunda çevre kirliliği giderek artmakta hem bölgesel hem de küresel ölçekte tüm canlıların yaşamını tehdit eder boyuta gelmektedir. Tarımsal kaynaklı kirliliğin ortaya çıkmasının uzun sürmesi ve sanayi kaynaklı kirliliğe nazaran daha tolere edilebilir boyutlarda olması çevre kirliliğine etkisinin nispeten daha az olduğuna yönelik bir algı oluşturmaktadır. Fakat aslında durum gerçekte daha farklı olup tarımsal kaynaklı kirlilik de çevrenin kirlenmesinde oldukça etkilidir. Türkiye zeytin üretimi konusunda dünyada sayılı ülkelerden bir tanesidir. Üretilen zeytinlerin büyük bir kısmı zeytinyağı üretiminde kullanılmaktadır. Ancak karasu, zeytinyağı üretimi sonrasında içerdiği kirlilikler itibariyle arıtılması zor olan atıksular sınıfında yer almaktadır. Zeytin karasuyunun bünyesinde bulunan yüksek miktarda BOİ, KOİ, AKM, yağ-gres ve fenolik maddeler bu atıksuyun arıtılmasını oldukça güçleştirmektedir. Kirlilik yükü bakımından oldukça fazla miktarda kirliliği bünyesinde barındıran bu suyun arıtılması amacıyla farklı arıtma teknikleri uygulanmakta ve hâlihazırda geliştirme faaliyetleri sürdürülmektedir. Oluşan atıksu miktar ve kirlilik içeriği bakımından, üretimi ve işletilmesine göre farklılık göstermekle birlikte genel itibariyle arıtılması zor olan atıksular olarak bilinmektedir. Bu çalışma kapsamında Bursa İl'inde Kurulu bulunan Türkiye'nin en büyük zeytin işleme tesisine ait atıksu arıtma tesisinden elde edilen veriler kullanılarak arıtma tesisinin performansı ve arıtma verimi incelenmiş olup elde edilen veriler literatürde yer alan benzer tesislere ilişkin veriler ile karşılaştırılarak mevcut durum değerlendirilmeye çalışılmıştır. Literatürde yer alan arıtma metotları ve bu metotlarla elde edilen giderim verimlerine ilişkin değerlendirmeler de çalışma kapsamında irdelenmiştir. Çalışma kapsamında incelenen tesiste giriş pH değerlerinin 5,5 ile 7,2 arasında değiştiği ortalama 6,36 seviyesinde olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde iletkenlik değerlerinin 4,32 μS/cm ile 9,18 μS/cm arasında değiştiği ortalama 7,5 μS/cm seviyesinde olduğu görülmüştür. İncelenen tesiste giriş KOİ değeri ortalama 1300 mg/L ile 4100 mg/L arasında değişmekte olup ortalama 2500 mg/L seviyesindedir. Çıkış KOİ değeri 120 mg/L ile 200 mg/L arasında olup ortalama 160 mg/L seviyesindedir. Giriş ve çıkış KOİ değerleri için hesaplanan giderim veriminin %91 ile %96 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gıda sanayi, zeytin, zeytinyağı, zeytin karasuyu, arıtma, pH, KOİ

ArıtmaGıda endüstrisiZeytin+2
Ayşenur Turhan
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İznik'te yetiştirilen Gemlik zeytininin ve yağının bazı fiziksel, kimyasal ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, İznik'te yetiştirilen Gemlik zeytin ve zeytinyağında bazı fiziksel ve kimyasal analizler yapılmış, daha sonra bu zeytin ve zeytinyağlarından elde edilen ekstraktların antioksidan aktivitesi sentetik bir antioksidanlar olan Bütillenmiş Hidroksi Toluen (BHT) ve Bütillenmiş Hidroksi Anilin (BHA) ile karşılaştırılarak incelenmiştir. Gemlik zeytini ve zeytinyağının fiziksel ve kimyasal özelliklerinin olgunluğa süresince önemli ölçüde değiştiği bulunmuştur. Gemlik zeytinlerinden elde edilen fenolik ekstraktların antioksidan etkisinin DPPH' e karşı Gemlik zeytinyağlarından elde edilen fenolik ekstraktların antioksidan etkisinden olgunlaşma süresince daha iyi olduğu bulunmuştur. Buna ilaveten, Gemlik zeytinlerinden olgunlaşma süresince elde edilen fenolik ekstraktların antioksidan etkisinin BHT ve BHA'dan daha iyi ve/veya etkilerinin karşılaştırılabilir düzeyde olduğu bulunmuştur (p<0,01). Ancak Gemlik zeytinyağlarından elde edilen fenolik ekstraktların DPPH serbest köküne karşı antioksidan etkisinin BHT veya BHA kadar etkili olmadığı bulunmuştur (p>0,01). Gemlik zeytini ve zeytinyağından elde edilen fenolik ekstraktların antioksidan etkisi prooksidan metal iyonları olan Fe+3 ve Cu+2 varlığında olgunluk süresince önemli ölçüde azalmıştır. 100 ppm BHT ve BHA katkılı örneklerin, 100 ppm Gemlik zeytinyağı ekstraktı katkılı örnekler ile karşılaştırılması sonucunda 60ºC de depolanan rafine zeytinyağı içerisinde en iyi antioksidan aktiviteyi gösterdiği bulunmuştur. Ancak, 3. derim Gemlik zeytinyağı ekstratı ile hazırlanan örnek kontrol ile karşılaştırıldığında çok az antioksidan etki gösterdiği bulunmuştur. Benzer şekilde, 1. ve 3. derim Gemlik zeytin ekstraktı ilave edilerek hazırlanan örneğin antioksidan etkisinin BHT ve BHA kadar etkili olabildiği, kontrol örneği ile karşılaştırıldığında ise çok az antioksidan etki gösterdiği bulunmuştur. Gemlik zeytinlerinden olgunluk başı ve sonunda elde edilen ekstraktların Cu+2 iyonunu şelatlama da daha etkili antioksidanlar olduğu bulunmuştur.

AntioksidanlarZeytinZeytinyağı
Ümit Kaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Akdeniz Bölgesi'nde zeytin ve zeytinyağı üretimi, pazarlaması ve bölgede zeytinciliği geliştirme olanakları

Doğu Akdeniz Bölgesi'nde hızla artan zeytin dikim alanları sonucunda gelecekte zeytin, zeytinyağı ve sofralık zeytin ürünlerinde önemli üretim artışlarının ortaya çıkması beklenmektedir. Gelecekteki üretim potansiyelinin en iyi şekilde değerlendirilmesi ancak mevcut sorunların çözümü ve geleceğe yönelik önlemlerin bugünden alınması ile mümkün olacaktır. Bu çalışmada, Doğu Akdeniz Bölgesi'nde zeytincilik sektörü bir bütün halinde incelenerek, sektör ürünlerinin üretim ve pazarlama aşamalarındaki mevcut sorunları saptanmış ve geleceğe yönelik öneriler geliştirilmiştir. Araştırmanın ana materyalini, Hatay, Mersin, Osmaniye ve Adana illerindeki zeytin, zeytinyağı ve sofralık zeytin üreticileri ve bu ürünlerin pazarlamasında faaliyet gösteren aracılar ile yapılan anketler sonucunda elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. Çalışma sonucunda, zeytin, zeytinyağı ve sofralık zeytin üretiminde ve pazarlama organizasyonunda etkinliği azaltıcı bazı aksaklıkların olduğu belirlenmiştir. Önümüzdeki yıllarda artması beklenen üretimin pazarda etkin olarak değerlendirilmesi için, zeytin üretim tekniğinin iyileştirilmesi, pazarlama organizasyonundaki aksaklıkların giderilmesi, hedef pazarların belirlenerek pazarlama stratejilerinin oluşturulması ve markalaşma çalışmalarına hız verilmesi gerekmektedir.

ZeytinZeytinyağı
Arzu Seçer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kimyasal interesterifikasyon yöntemi ile zeytinyağı bazlı yağ ürünleri üretimi

Doymuş yağların ve trans yağ asitlerinin sağlık üzerine olumsuz etkisi nede-niyle interesterifikasyon tekniğinin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bu araştır-mada, rafine palm kernel olein yağı (PY) ve zeytinyağı (ZY) sırasıyla 100:0, 75:25, 50:50 25:75 ve 0:100 oranlarında karıştırılmış sodyum metilat eşliğinde 90 ºC'de 30 dakika interesterifiye edilerek model yağlar hazırlanmıştır. Yağlar iki guruba ayrılmış bir guruba 200 ppm bütillendirilmiş hidroksi anisol (BHA) ilave edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, interesterifikasyon işlemi sonucunda palm kernel olein yağının karşımlardaki oranı arttıkça yağların erime noktasınının ve 10, 20, 25, 30 ve 35 ºC'deki katı yağ içeriğinin arttığı bulunmuştur. Interesterifikasyon işleminin palm kernel olein ve zeytinyağı karışımlarında tokoferol miktarını azaltığını ve karışımda zeytinyağı oranı arrtıkça daha yüksek miktarda olduğunu (p<0.05) klorofil ve karote-noid miktarını ise etkilemediği belirlenmiştir (p>0.05). İnteresterfikasyon işlemi ön-cesi yağlara BHA ilavesinin yağların (tokoferol, klorofil ve karotenoid miktarının) bileşenlerinin korunmasında ve (60 ve 120 C'de 5 ve gün depolanmış) yağların oksi-datif ve termal kararlılığının arttırılmasında etkili olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, erime noktası ve katı yağ içeriği bakımından uygun nitelikte oksidatif/termal karalılığı yüksek interesterfiye yağların hazırlanmasında 50:50 oranında palm kernel olein ve zeytinyağının karışımının uygundur. Endüstride kimyasal yöntem ile interesterfi-kasyon işlemi için rafine zeytinyağının kullanımı ile özellikle tokoferol ve doymamış yağ asidi içeriği yüksek, trans yağ asidi içermeyen ürünler elde edilebilir. Kimyasal yöntem ile zeytinyağının palm kernel olein ile interesterfikasyonu ile üretilen zeytin-yağı bazlı yağ ürünün endüstriyel sürülebilir özellikte margarinler, margarin stokları ile şorteninglerin üretiminde kullanılabilecektir.

Zeytinyağıİnteresterifikasyon
Seyfullah Cengiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Farklı bitkisel yağ ve pişirme teknikleri ile elde edilen köftelerin in vitro gastrointestinal sindirim modeli kullanılarak malondialdehit düzeylerinin belirlenmesi

Amaç: Bu çalışmada, farklı yağ asidi profillerine sahip bitkisel yağlarla hazırlanan köftelerde yağ türü ve pişirme yönteminin malondialdehit (MDA) düzeyleri ile in vitro gastrointestinal sindirim sonrası MDA biyoerişilebilirliği üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Köfte örnekleri keten tohumu yağı, ayçiçek yağı ve zeytinyağı kullanılarak hazırlanmış; 200 °C’de hava fritözünde 10 dakika veya konveksiyonel fırında 20 dakika pişirilmiştir. Pişmiş örneklere in vitro gastrointestinal sindirim uygulanmış, sindirim öncesi ve sonrası MDA düzeyleri HPLC yöntemiyle belirlenmiştir. MDA biyoerişilebilirliği hesaplanmış ve veriler iki yönlü varyans analizi ile değerlendi-rilmiştir. Bulgular: Sindirim sonrası en yüksek MDA düzeyi keten tohumu yağı fırın grubunda 2.149 mg/100 g, en düşük düzey zeytinyağı hava fritözü grubunda 0.191 mg/100 g olarak belirlenmiştir. MDA biyoerişilebilirliği keten tohumu yağı grubunda %174.9–183.2, ayçiçek yağı grubunda %142.3–165.6 ve zeytinyağı grubunda %31.8–44.4 arasında bulunmuştur. Yağ türünün tüm MDA parametreleri üzerinde anlamlı etkisi saptanmıştır. Pişirme yönteminin ana etkisi yalnızca sindirim öncesi MDA düzeyinde anlamlı bulunmuş (p=0.030), MDA biyoerişilebilirliği açısından yağ türü × pişirme yöntemi etkileşimi anlamlı bulunmuştur (p=0.005). Sonuç: MDA oluşumu ve biyoerişilebilirliğinin özellikle kullanılan yağın yağ asidi profiline bağlı olduğu belirlenmiştir. Keten tohumu yağı içeren örnekler en yüksek, zeytinyağı içeren örnekler ise en düşük MDA biyoerişilebilirliğini göstermiştir. Bulgular, yağ türü ve pişirme koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Ayçiçek YağıBiyoerişilebilirlikİn Vitro Sindirim+4
Rumeysa Güneş
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Health Sciences
2026
20
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.272
DoctorateOpen AccessTR

Bazı yerli zeytin çeşitlerinden elde edilen natürel sızma zeytinyağlarında etil alkol ve etil ester içeriklerinin belirlenmesi natürel sızma zeytinyağlarında etil alkol ve etil ester içeriklerinin belirlenmesi

Yağ asidi alkil esterleri (YAAE), zeytinyağı sektörünün akademik ve ticari faaliyetlerinde son 20 yılda en çok araştırılan konuların başında gelmektedir. Bir zeytinyağının natürel sızma olarak tanımlanabilmesi için gerekli olan kalite kriterlerinden en önemlisi yağ asidi etil esteridir. Ulusal ve uluslararası mevzuatlarda yağ asidi etil esterinin limiti en fazla 35 mg/kg olabilir. Ama yağ asidi etil esterleri, uluslararası literatürde "soft deodorisation" da denilen yasa dışı kolon zeytinyağı tağşişinin tespiti için halen geçerli olan tek parametredir. Yağ asidi alkil esterleri (YAAE) yani yağ asidi etil ve metil esterleri (YAEE, YAME) zeytinyağında bulunan serbest yağ asitleri ile küçük moleküllü alkollerin esterleşmesi ile oluşan doğal bir lipit ailesidir. Serbest yağ asitleri (SYA), zeytin meyvesinde özgün olarak oluşabildiği gibi trigliseridlerin parçalanması sonucu da miktarı yükselebilir. Etanol ve metanol gibi kısa zincirli alkoller ise pektin bozunması, zeytin hasadının hatalı olması veya zeytinin bekletilmesi sırasında fermente meyve şekerleri ve alkol dehidrogenaz (ADH) aktivitesi gibi değişik nedenlerle meyvede bulunabilir. Eğer meyvede veya zeytinyağında bu iki bileşen ve enzimler varsa çok hızlı bir esterleşme reaksiyonu ile YAEE'leri oluşabilmektedir. Zeytin ne kadar hasarlıysa, nihai zeytinyağı da o kadar çok YAEE içerir. Natürel zeytinyağında bulunan YAEE'leri oluştuğunda, bu süreç duyusal ve kimyasal özellikleri de olumsuz olarak etkilediği için ürünün bir alt sınıfta tanımlanmasına neden olur. Duyusal kusurları olan düşük kaliteli zeytinyağlarının negatif özelliklerini gizlemek, serbest yağ asitliğini düşürmek için düşük sıcaklıkta nötralizasyon ve/veya hafif dedorizasyona tabi tutularak natürel sızma zeytinyağı ile karıştırılıp, piyasaya arz edilebilir. Bu nedenle zeytinyağının etanol miktarı ve YAEE içeriği son derece önemlidir. Bu bakımdan, düşük YAEE seviyesi elde etmek için yağ asitleri ve alkollerin üretimini kontrol etmenin kritik olduğu anlaşılmaktadır. Bu tez çalışmasında, Ayvalık, Memecik, Gemlik gibi ülkemizde yaygın olarak yetiştirilen zeytin çeşitleri ile Domat, Beylik, Tavşan Yüreği, Sarı Ulak, Nizip Yağlık ve Saurani gibi yöresel olarak üretimi yapılan yerel çeşitlerin natürel sızma zeytinyağlarında YAEE, etanol, metanol ve digliserid içerikleri araştırılmıştır. Bölgelere göre YAEE seviyeleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). İklim koşullarının (ortalama sıcaklık ve ortalama yağış miktarı) ve zeytinin hasat edildikten sonra bekletilmesi ile YAEE miktarı üzerinde anlamlı farklılık olmasına neden olduğu saptanmıştır. İklim koşullarının digliseritlerin (DG) miktarı üzerinde de anlamlı etkisi olduğu bulunmuştur. Hasat edilen zeytin meyvesinin olgunluk durumunun, DG miktarı üzerinde etkili olmamasına karşın hasat edildikten sonra bekleme süresi ile 1,3 DG seviyesinin anlamlı olarak değiştiği saptanmıştır. 1,3 DG'ler, malaksasyon süresine bağlı olarak değişim gösterebilmektedir. Zeytin- yağlarının Serbest Yağ Asitliği (SYA), Yağ Asitleri Etil Esteri (YAEE), Yağ Asitleri Metil Esteri (YAME), Etanol (EtOH), Metanol (MeOH), ve Digliseridlerin (DG) yapıları, miktarları ile Yağ Asitleri Kompozisyonu (YAK) üzerinde , hasat yılı, bölge, çeşit, olgunluk indeksi, bekleme süresi, malaksasyon süresi etkileri, çoklu varyans analizi ve ortogonal kısmi en küçük kareler diskriminant analizi (OPLS-DA) uygulanarak araştırılmış ve hasat yılına göre sınıflandırma yapılmıştır.

Zeytinyağı
Ummahan Tibet
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Polisiklik aromatik hidrokarbonların (PAH) ekstraksiyonu ve HPLC ile tayinleri

Temel olarak PAH'lar doğal veya insan kaynaklı olup prolitik süreçler ile endüstriyel ve diğer insan aktiviteleri sonucu organik bileşiklerin tam yanmaması sonucunda meydana gelmektedirler. Doğada yüzlerce PAH olmasına rağmen, Uluslararası yetkili kuruluşlar bu bileşiklerden özellikle 16 tanesini kanserojenik ve genotoksik madde olarak önermiş olup Benzo[a]pyrene bileşiğini çevre veya gıdaların kirletimiş olduğunu gösterem bir indikatör olarak kabul etmiştir. Bu çalışmada su ve sıvı yağlarda kanserojenik etkiye sahip PAH'ların ekstraksiyonu ve sonrasında HPLC-UV yöntemi ile tayinleri amaçlanmıştır. Su örneklerinde olası PAH'lar basitçe sıvı-sıvı ekstraksiyon yöntemi ile diklorametan çözücüsü içerisine çekilir. Yağ örnekleri ekstraksiyonları için ise yağörneğiilk önce n;hekzan ile çözülür ve sonrasında yine sıvı-sıvı ektraksiyon ile asetonitril içerisine alınır. PAH'ların tayinleri HPLC-UV yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında seçilen 16 PAH 15 dakika gibi bir alıkonma zamanı içerisinde birbirlerinden ayrılmış ve her bir PAH için keskin ve dar pikler elde edilmiştir. Yöntemin alıkonma zamanları bakımından tekrarlanabilirliği 0.79 dak SD ve %6 RSD den, pik alanları bakımdan %2.5 RSD den düşük olup doğruluk %0.47-6.10 bağıl hata aralığında değişmektedir. Yöntemin LOQ değerleri standart çözeltiler ile yapılan çalışmalara göre deneysel olarak 1-25 µg/L arasında olduğu bulunmuştur. Optimizasyon çalışmalarından sonra metot gerçek örneklere uygulanmıştır. Yöntem su örnekleri için başarılı bir şekilde uygulanmıştır, fakat yağ örneklerinde ektraksiyon basamağında birlikte ektrak edilen türlerden dolayı PAH'ların tanımlanmasında problemler ortaya çıkmıştır.

Analitik kimyaAyçiçek yağıMiktar tayini+2
Nergiz Güler
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Asetik asitle indüklenmiş kolitte kantaron yağının etkinliğinin araştırılması

Amaç: Bu çalışmada asetik asitle indüklenmiş deneysel kolit modelinde kantaron yağının etkinliğinin incelenmesi amaçlandı. Materyal ve Metot: Ortalama ağırlıkları 160-220 gr olan 24 adet wister albino türü rat çalışmada kullanıldı. Ratlar 4 gruba (n:6) ayrıldı. Birinci gruba 6 french poliüretan kanül ile rektal 1 cc % 0,9 NaCI ve 1cc hava verildi. Diğer gruplara kolit oluşturmak için rektal 1cc %4 asetik asit ve 1 cc hava verildi. Grup 3'e 3.gün rektal yolla 1 cc %20 kantaron yağı (sızma zeytinyağı içerisinde), grup 4'e ise 3.gün rektal yolla 1 cc sızma zeytin yağı verildi. Tüm grupların ağırlıkları 5.gün ölçüldü. Ağırlık kayıpları yüzde ve skor olarak kayıt edildi. Gaitada gizli kan ve gaita kıvamına bakmak için gaita örnekleri alındı. Ratlarda anestezi, intramusküler Ketamine hidroklorid (Ketalar, Parke Davis ve Eczacıbaşı, İstanbul) 50 mg/kg dozunda + Xylazine hidroklorid (Rompun, Bayer Health Care) 5 mg/kg enjekte edilerek sağlandı. İntrakardiyak kan alındıktan sonra ratlar sakrifiye edildiler. Laparatomi yapılarak sol kolonları çıkarıldı. Alınan doku örneklerinde histopatolojik inceleme gerçekleştirildi ve dokuda malondialdehit (MDA), myeloperoksidaz (MPO), süperoksit dismütaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon peroksidaz (Gpx), kaspaz-3, bcl-2 associated protein x (bax), bcl-2 düzeylerine bakıldı. Alınan kan örneklerinde ise tümör nekrozis faktör alfa (TNF-α), interlökin-6 (IL- 6) düzeylerine bakıldı. Bulgular: Kolit grubu ile kantaron grubu kıyaslandığında kantaronun MDA, TNF-α, IL-6, bax, kaspaz-3 düzeylerini azalttığı; SOD, katalaz, Gpx, bcl-2 düzeylerini arttırdığı saptandı (p<0.05). Ratlarda ağırlık kaybı yüzdesi kontrol grubunda ortalama % 3.2±4.3, asetik asit grubunda % -7.8±17.8, kantaron grubunda % -6.4±2.6, zeytinyağı grubunda %-16.7±3.1 olarak bulundu (p>0.05). Kantaronun ve zeytinyağının kolit grubuna göre kilo kaybı üzerinde istatistiksel olarak olumlu etkisi saptanmadı. Histolojik değerlendirme skoru kontrol grubunda ortalama 0.8±1.7, asetik asit grubunda 8.0±1.1, kantaron grubunda 6.2±1.9, zeytinyağı grubunda 9.3±0.5 olarak bulundu (p>0.05). Yapılan ikili karşılaştırmalarda kantaron grubunda histolojik hasarın zeytinyağı grubuna göre daha az olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç: Çalışmamızda asetik asitle indüklediğimiz kolit modelinde rektal yolla verilen kantaron yağının kolit grubuna göre MDA, TNF-α, IL-6, bax, kaspaz-3 düzeylerini düşürdüğünü, SOD, katalaz, Gpx, bcl-2 düzeylerini arttırdığını saptandı. Rektal yolla verilen kantaron yağının deneysel kolit modelinde tedavi edici etkisi olduğu gösterildi. Anahtar Kelimeler: Asetik asit, Kantaron yağı, Kolit, Rat, Sızma Zeytinyağı.

Asetik asitBitkisel yağlarKantaron+3
İshak Aydın
Çukurova University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dejeneratif osteoartritte polifenol bileşenlerin intraatiküler uygulanmasının kıkırdak üzerine olan etkisini gross morfolojik, radyolojik ve histolojik olarak değerlendirilmesi: Tavşan modeli

Amaç: Sızma zeytinyağında bulunan Polifenol bileşenlerinin osteoartrit oluşumunu azaltabiliceği ve kondroprotektif özellikte olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada deneysel osteoartrit oluşturulmuş olan tavşanlara intraartiküler uygulamasıyla Polifenolden zengin sızma zeytinyağının osteoartrit tedavisindeki etkilerinin araştırılması amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda her grupta 8 tavşan olmak üzere toplam 32 Yeni Zelanda beyaz ırkı tavşan kullanıldı. İlk önce rastgele olarak iki ana grup şeklinde 16 tavşanın sağ diz diğer 16 tavşanın ise sol diz MRG'ı çekildi. Tüm tavşanların ön çapraz bağları kesilerek sağ diz MRG'ı çekilen tavşanlara insizyon hattından 0.2 ml Polifenolden zengin sızma zeytinyağı, sol diz MRG'ı çekilen tavşanlara ise 0.2 ml serum fizyolojik uygulandı ve serbest dolaşıma bırakıldı. 5. haftanın sonunda her iki gruptan rastgele 8'er adet tavşan seçilerek kısa vadeli alt grup olarak MRG'ları çekildi daha sonra sakrifiye edildi. 2. haftanın sonunda polifenol uygulanan tavşan grubuna ikinci doz 0.2 ml polifenolden zengin sızma zeytinyağı uygulandı ve kontrol grubunun tavşanlarına ek tedavi verilmedi. 10. haftanın sonunda uzun vadeli grupların MRG'ı çekildi ve sakrifiye edildi. Sakrifikasyonlar sonucu elde edilen spesmenler gross morfolojik, radyolojik ve Mankin sınıflaması kullanılarak histolojik değerlendirilmesi yapıldı. Bulgular: Oluşturulmuş olan ostteoartritte kısa (5 hafta) ve uzun (10 hafta) vadede polifenol uygulanması sonrası ve kontrol grubu sonuçlarının gross morfolojik (p=0.055/p=0.0041), radyolojik (p=0.017/p=0.041) ve histolojik olarak mankin skorlaması olarak (p=0.001/ p=0.004) olarak karşılaştırılması sonucunda anlamlı farklılık saptandı. Sonuç: Çalışmamızda intraartiküler uygulanan polifenolden zengin sızma zeytinyağının eklem üzerinde osteoartritin dejeneratif etkisini azalttığı ve kondrosit rejenerasyon özelliği göstererek kondroprotektif etkisi olduğu gözlemlendi. Anahtar sözcükler: Polifenol, Osteoartrit, İntraartiküler enjeksiyon

EnjeksiyonlarHayvan deneyleriKıkırdak-artiküler+5
Ahmad Seeyar Pamiry
Çukurova University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Düziçi (Osmaniye)'nde sulanan ve sulanmayan Gemlik zeytin çeşidine yapraktan yapılan gübre uygulamalarının meyve verim ve kalitesi ile zeytinyağı içeriğine etkileri

Bu çalışma, Gemlik zeytin çeşidinde çiçeklenme öncesi ve sonrası dönemlerde, sulama yapılan ve yapılmayan ağaçlarda, farklı mineral (KNO3+H3BO3+ZnSO4 ve Üre+MgSO4,) ve organomineral gübrelerin (Raykat Growth, Raykat Start ve Fitomare) yapraktan uygulanmasının ağaç başına verim ve meyve kalite kriterleri ile zeytinyağı içeriğine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yapılan çalışmada gübreleme ve sulama uygulamalarının ağaç başına verim ve 100 tane ağırlığında etkili olduğu; meyve et ağırlığı, meyve et/çekirdek oranında sadece sulamanın etkili olduğu belirlenmiştir. Genel olarak farklı uygulama dönemlerinin bazı parametreler üzerine etkisinin olmadığı belirlenmiştir. En yüksek değerler, sulama yapılan koşullarda, ağaç başına verimde Raykat Growth organomineral gübre uygulamasında (49.7 kg/ağaç), 100 tane ağırlığında ise Üre+MgSO4 gübre uygulamasında (402.7g/meyve) belirlenmiştir. Toplam yağ analizinde sulamanın ve gübrelemenin etkili olduğu, sulama yapılmayan ağaçlarda yağ oranının daha fazla olduğu gözlenmiştir. Ancak sulanan koşullarda ağaç başına verim değeri arttığı için yağ içeriği artan verim değeriyle sulamalı koşulda toplamda daha yüksek olmaktadır. Toplam yağ verimi %7.29-24.8 arasında değişmiş olup, en yüksek değer (%24.8) Raykat Growth organomineral gübreden alınmıştır. Zeytinlerden alınan yağ örneklerinde 11 farklı yağ asidi (miristik, palmitik, palmitoleik, heptadekonaik, stearik, oleik, linoleik, linolenik, Cis-8.11.14-Eicosatrien, trikosenik ve lignoserik asit) belirlenmiştir.

Bursa-GemlikOrganik gübrelerSulama+2
Olcay Çelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Characteristics of Gemlik variety at different harvesting periods under drought conditions

Olive oil is one of the oldest edible oils, derived from the fruit of the Olea europaea L. tree. The oils' characteristics such as (taste, colour and smell) which depend on various factors such as the type of olive, soil, irrigation, climatic conditions, harvest date etc. Extra-virgin olive oils were acquired for this study from the Gemlik olive variety which is one of Turkey's popular variety, during various ripening stages (about1.5, 2.5, 3.5 and 4.5 maturity index values). Pomological analysis (such as fruit width, fruit lenth, flesh to stone ratio), oil content, moisture content, total phenol and L*, a*, b*, fatty acids, phenolic compounds and volatiles were determined. The olive oil produced was at the ideal stage when maturity (3.5 maturity index). In all oil samples, oleic acid predominated, followed by palmitic and linoleic fatty acids. In this research, five individual phenolic compounds were identified and quantified as caffeic acid, ferrulic acid, luteolin acid. p-coumaric acid and oleuropein during four different harvesting periods and oleuropein was detected as dominant compound.

Phenolic compoundsDroughtMaturity+2
Tareq Hamıjo
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ratlarda oluşturulan deneysel kolit modeli üzerine propolis etkinliğinin araştırılması

Amaç: Bu çalışmada asetik asitle indüklenmiş deneysel kolit modelinde propolis etkinliğinin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Ortalama ağırlıkları 200-260 gr olan toplam 30 adet Wistar Albino türü dişi rat çalışmada kullanıldı. Ratlar 5 gruba (n:6) ayrıldı. Ağırlıkları ölçülerek kaydedildi. Birinci grup kontrol grubu olarak belirlendi. İkinci, üçüncü ve beşinci gruba kolit oluşturmak için rektal yolla 1 ml %4 asetik asit verildi. Üçüncü gruba rektal yolla 1 ml propolis çözeltisi (50mg/ml) verildi. Dördüncü gruba yalnızca propolis çözeltisi verildi. Beşinci gruba ise kolit oluşturulduktan sonra rektal yoldan 1 ml zeytinyağı verildi. Tüm grupların ağırlıkları 120. saatte tekrar ölçüldü. Gaita kıvamı değerlendirildi. Ratlardan intrakardiyak kan örneği alındıktan sonra laparatomi yapılarak kolon doku örneği alındı. Gaita kıvamı, ağırlık kaybı, mikroskopik ve makroskopik skorlar değerlendirildi. Dokuda MDA, MPO, kaspaz-3 düzeyleri, kan örneklerinde ise TNF-α ve IL-10 düzeyleri incelendi. Bulgular: Asetik asit grubu ile asetik asit+propolis grubu kıyaslandığında propolisin gaita skoru, MDA, MPO, TNF-α, düzeylerini istatistiksel açıdan anlamlı olarak azalttığı saptandı. (p<0.05) Propolis ve zeytinyağının asetik asit grubuna göre kilo kaybı üzerinde istatistiksel olarak olumlu etkisi saptanmadı. Histolojik değerlendirme skorları her ne kadar asetik asit ve asetik asit+propolis grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık içermese de ortalama değerlerin tedavi verilen grupta daha düşük bulunmuş olması dikkat çekicidir. Sonuç: Çalışmamızda asetik asitle indüklediğimiz kolit modelinde rektal yolla verilen propolisin kolit yapılan gruba göre MDA, TNF-α ve MPO düzeylerini istatistiksel açıdan anlamlı olarak azalttığı saptandı. Rektal yolla verilen propolisin deneysel kolit modelinde tedavi edici etkisi olabileceği; ancak daha fazla çalışma yapılmasına ihtiyaç duyulduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Asetik asit, Kolit, Propolis, Zeytinyağı.

Asetik asitHayvan deneyleriKolit+3
Levent Bolat
Çukurova University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de uygulanan zeytinyağı politikaları

Türkiye, zeytin ve zeytinyağı sektöründe dünya sıralamasında ilk beşin içinde yer almaktadır. Bu nedenle zeytinyağı sektörü, Türkiye için büyük bir önem taşımaktadır. Buna karşın ülkemiz bu sektöre ilişkin dengeli ve sürdürülebilir bir politika geliştirememenin sıkıntısını yaşamaktadır.Yapılan çalışmada öncelikle dünyada ve Avrupa Birliği (AB)'nde zeytinyağı sektörü genel çerçevede değerlendirilmiş, özellikle AB'de konuya ilişkin uygulamalar ile Zeytinyağı Piyasa Düzeni ve yapılan reformlar üzerinde durulmuştur. Daha sonra çalışmanın ana amacı doğrultusunda Türkiye'de zeytincilik genel hatlarıyla anlatılmış, zeytinyağı sektöründe var olan yasal düzenleme ve politikalar incelenmiştir. Böylece, Türkiye'nin bu alandaki mevcut durumunun ortaya konulması ve özellikle üretici gözüyle durumun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Bu tez çalışmasının temel amacına uygun olarak Balıkesir, İzmir, Manisa, Aydın ve Muğla illerinde üreticilerle anket çalışması yapılmıştır. Varılan sonuçlar doğrultusunda, durumun genel değerlendirilmesi yapılmış ve zeytinyağı sektörüne ilişkin önerilerde bulunulmuştur.

Avrupa BirliğiSiyasetTarım ekonomisi+3
Tuğba Arpazlı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessEN

Kinetics of olive oil hydrolysis by free and immobilized Candida rugosa lipase

ABSTRACT KINETICS OF OLIVE OIL HYDROLYSIS BY FREE AND IMMOBILIZED CANDIDA RUGOSA LIPASE FADILO?LU, Sibel Ph.D. in Food Engineering Supervisor: Assoc. Prof. Dr. Zerrin SÖYLEMEZ September 1996, 93 pages Lipase catalyzed hydrolysis of olive oil has been studied in oil- in-water emulsion. The fraction of pure lipase in the commercial enzyme preparation was 1.1 %. The molecular weight of monomeric enzyme was determined as 56 000 Daltons. The amount of fatty acids produced was linearly proportional to an enzyme concentration up to 11 ug enzyme/ml. The specific enzyme activity was 2037 units/mg enzyme, at 37°C in 25 mM phosphate buffer, pH 7.0 at 25 % (v/v) olive oil concentration. The hydrolytic reaction obeys Michaelis-Menten kinetics with Vm3vann and Kmanri of 3472 units/mg enzyme and 16.7 %, v/v (0.457 M), respectively. Maximum activity was obtained at pH 7.0, at low buffer ionic strength, 25 mM and 40°C. The enzyme was found to be inhibited by 1-ethyl-3-(3-dimethylaminopropyl)carbodiimide and o- phthaldialdehyde in a biphasic manner. Candida rugosa lipase was immobilized by two techniques. Entrapment in polyacrylamide gel and adsorption onto celite changed the optimum pH and optimum temperature in the same manner being 6.5 and 45°C, respectively. Entrapment in polyacrylamide gel resulted in large losses of lipase activity. Immobilized lipase exhibited higher productivity toward tributyrin compared to olive oil whereas free enzyme gave higher rate when olive oil was the substrate under the same experimental conditions. mThe enzyme loading used for adsorption on celite was high, being 20 mg protein/gr celite. Adsorption of lipase in a side-on fashion is calculated to give a monolayer at approximately 0.7 my gr celite which is less than the surface area of celite. The specific activity of celite immobilized lipase preparation was lower than that of free enzyme (i\ = 0.90). Under optimum experimental conditions 90 % hydrolysis was reached at 12 hours reaction time. The activity retained was found to be low during repetitive use. Lipase adsorbed on celite gave higher activity compared to polyacrylamide gel entrapped enzyme. Keywords: olive oil, Candida rugosa lipase, hydrolysis, immobilization w

HydrolysisLipasesOlive oil
Sibel Fadıloğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
Master'sOpen AccessEN

Improving olive oil yield and quality parameters by using olivex

ABSTRACT IMPROVING OLIVE OIL YIELD AND QUALITY PARAMETERS BY USING OLIVEX KESEN, TAŞDEMİR SONGÜL M. Sc. in Food Engineering Supervisors: Assist. Prof. Dr. Esra İbanoğlu Assist. Prof. Dr. Sibel Fadıloğlu December 2000, 68 pages The aim of this study was to improve the olive oil yield of Nizip Yağlık olive variety by using olivex enzyme and to control the quality parameters of the oil such as free fatty acid content, lipid peroxidation value, UV spectrophotometer absorbance value, kreiss test and color. The optimum conditions (temperature, pH, enzyme concentration and treatment time) for the maximum activity of the enzyme were estimated. The optimum conditions were found as 35 °C, pH:5.5, the enzyme concentration of 0.06%, and the enzyme treatment time of 60 minutes. The oil yield and quality parameters were improved at optimum conditions for maximum activity of enzyme. The oil yield was found as 84%, the free fatty acids value was observed as 1%, the peroxide index was obtained as 8.2, UV spectrophotometer extinction coefficients (K232, K270) were found as 1.081 at 232 nm and 0.108 at 270 nm. Measurements of the color of oil showed that the yellowness of oil was dominant with Olivex enzyme treatment which was measured by lovibond tintometer The effect of pressing time was determined with enzyme and without enzyme at optimum conditions. The yield value increased about 1% when the pressing period was increased to 10 minute. The oil samples obtained at optimum conditions were stored for seven week at room temperature. The quality parameters were analysed during this period. The results of enzyme treated samples were observed to be better compared with the untreated samples. Key Words: Olive oil, enzyme, extraction, olive oil quality 111

EnzymesQualityYield+2
Songül Taşdemir Kesen
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Abdominal cerrahi sonrası antiadeziv maddelerin etkinliklerinin karşılaştırılması(Deneysel çalışma)

AMAÇ: Antiadeziv maddelerden seprafilm, suprofilm, zeytinyağı ve zeytinyağı+Vit. E'nin etkilerinin karşılaştırılarak kopma kuvvetlerini ölçerek değerlendirmekGEREÇ VE YÖNTEM: 60 adet Sprague-Dawley Albino cinsi erkek ratlar onarlı altı gruba ayrıldılar. Ketamine-HCI'le uyutuldu. İnce-ıslak zımpara (A955RC220) ile çekum-anterioryüz ve sağ batınönduvar paryetalperiton abrazyon uygulandı. 1.Grup:(Sham) sadece segmentler dışarı çıkarıp bakıldı. 2.Grup:(Kontrol)%0,9NaCl intraperitoneal 3cc verildi. 3.Grup:(Sepra) Seprafilm 3x3cm travma alan üzerine ve travmatize batınönduvar arasında olacak şekilde yerleştirildi. 4.Grup:(Supro) Aynı şekilde suprofilm yerleştirildi. 5.Grup:(Z.yağı) intraperitoneal 3cc steril edilmiş zetyinyağı verildi. 6.Grup:(Zeytinyağı+Vit-E) intraperitoneal 3cc steril edilmiş zetyinyağı + 20mg vit-E verildi. Post-op 14.gün Ketamine-HCI overdoz ve eter inhalasyonuyla sakrifiye edildi. Beş bölgenin (insizyon yerine, batınönduvar travmatize alanı, omentum?çekuma, omentum diğer organlararası, bağırsaklararası) adezyonları değerlendirildi. Dinamometreyle adezyon kuvveti değerlendirildi. Adezyon alanı 2x3cm eksize edilerek histopatolojik değerlendirme yapıldı.BULGULAR: Adezyon sıklığı:Grup-I'de sadece insizyon yerine (1)%10'unda adezyon oldu, Grup-II'de insizyon yerine (5)%50 batınönduvarına (5)%50, Omentum-çekuma (9)%90, omentum diğer organlara (0)%0, bağırsaklararasında (5)%50 oldu.Grup-III'te batınönduvar ve bağırsaklararası (2)%20, insizyon yerine ve omentum-diğer organlara (0)%0, Omentum-çekum (10)%100. Grup-IV'te İnsizyon yerine ve batın önduvarına (2)%20, omentum-çekuma (6)%60, omentum-diğer organlara (5)%50, bağırsaklararası (0)%0. Grup-V'te İnsizyon yerine (3)%30 batınönduvarına (4)%40, omentum-çekuma (9)%90, omentum-diğer organlararası (4)%40, bağırsaklararası (1)%10 bulundu. Grup-VI'da insizyon yerine (3)%30, batınönduvarına (7)%70, omentum-çekum (8)%80, omentum-diğer organlararası (2)%20, bağırsaklararası adezyon olmadı.Grup-I'de evre-I(0,43Newton) Grup-II'de evre-IV(1,0540N), Grup-III'te evre-II(0,6370N), Grup-IV'te evre-II(0,5230N), Grup-V'te evre-III(0,7620N), Grup-VI'da evre-IV(1,3560N) bulundu. Bu ortalamalar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. P=0,001,(p<0. 05). Histopatolojik inceleme: GrupV-VI'da inflamasyonu azalttığı, kollejen yapımı, fibroblastik aktivite ve damar proliferasyonunu artırtığı bulundu.SONUÇ: Adezyonların kopma kuvveti ölçülerek objektif değerlendirme yapılabilir. Suprofilm'de seprafilm gibi antiadeziv olarak etkili ve kullanılabilir. Zeytinyağı ve vit-E'nin ise antiadeziv olarak kullanılması için daha çok çalışma yapılması gerekir. Zeytinyağı ve vit-E antiadeziv olarak değilde, yara iyileşmesi bakımından faydalı görüldü.

AbdomenAdezyonlarCerrahi+4
Sami Doğan
Düzce University
2012
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Postoperatif peritoneal adezyonların önlenmesinde intraperitoneal sinovyal sıvı, bal, propolis, vitamin E ve zeytinyağının etkinliği

Postoperatif Peritoneal Adezyonların Önlenmesinde İntraperitoneal Sinovyal Sıvı, Bal, Propolis, Vitamin E ve Zeytinyağının Etkinliği Cerrahi tekniklerin geliştiği modern hayatta dahi birçok komplikasyona ve maliyete sebep olması açısından, postoperatif adezyonlar önemini koruyan bir sorundur. Bu çalışma; ratlar üzerinde postoperatif peritoneal adezyonları engellemek için sinovyal sıvı, bal, propolis, vitamin E ve zeytinyağının intraperitoneal olarak uygulanmış olduğu deneysel bir çalışmadır. Çalışmamızda her grupta yedi ratın olduğu yedi grup oluşturulmuştur. Grup 1: kontrol grubu; grup 2: sinovyal sıvı, grup 3: bal, grup 4: propolis, grup 5: vitamin E, grup 6: zeytinyağı ve grup 7: vitamin E+zeytinyağı uygulanan gruplardır. Ratlara bu tedaviler uygulandıktan 14 gün sonra relaparotomi yapılmış ve makroskopik skorlama, histopatolojik inceleme ve biyokimyasal olarak IL-6, GSH, HSP-70 seviye kontrolleri yapılmıştır. Makroskopik değerlendirmede; vitamin E+zeytinyağın kontrol ve propolis grubuna göre, zeytinyağın yine kontrol ve propolis grubuna göre, vitamin E'nin propolis grubuna göre adezyonları daha belirgin azalttığı görülmüştür (p<0,001). Mikroskopik değerlendirmede; vitamin E'nin propolis grubuna göre (p=0,04) daha fazla fibrozisi azalttığı görülürken, inflamasyon (p=0,067) ve vasküler proliferasyon (p=0,159) açısından gruplar arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Biyokimyasal değerlendirmede; IL-6 seviyesini bal ve eklem sıvısının propolis grubuna göre (p=0,001), HSP-70 seviyesini balın kontrol grubuna göre (p=0,011) daha belirgin azalttığı; GSH seviyesini eklem sıvısının propolis grubuna göre (p=0,031) daha belirgin arttırdığı görülmüştür. Sonuç olarak çalışmamızda bu bazlı propolisin makroskopik, mikroskopik ve biyokimyasal olarak etkin olmadığı; zeytinyağı ve vitamin E'nin makroskopik adezyonda, vitamin E'nin mikroskopik adezyonda engelleyici bir ajan olarak denenebileceği; bal ve eklem sıvısının ise antiinflamatuvar etkinliğinden faydalanarak uygulanabileceği ön görülmüştür. Ancak daha yüksek dozlarla, daha geç relaparotomi yapılarak geniş çaplı deneyler yapılmalıdır. ANAHTAR KELİMELER: Peritoneal adezyon, eklem sıvısı, HSP-70, IL-6, GSH.

AdezyonlarBalPeriton+5
Erman Yekenkurul
Düzce University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Zeytinyağı ile özütlenen propolisin alabalıklarda (Oncorhynchus mykiss) immunostimulant etkisinin belirlenmesi

Bu çalışmada, gökkuşağı alabalığında (Oncorhynchus mykiss) zeytinyağı ile ekstrakte edilen propolisin immün sistemi uyarıcı etkisini belirlemek için 21 günlük bir besleme denemesi yapılmıştır. Başlangıç vücut ağırlığı 5,21±0,13 g olan yavru gökkuşağı alabalıklarında, zeytinyağı ile ekstrakte edilmiş farklı miktarlarda propolis içeren diyet denenmiştir. Çalışmada kullanılan dozlar %0 (kontrol) %0,1 (P01), %0,3 (P03), %0,5 (P05) olarak belirlenmiştir. Deneme balıkları, çalışmanın 7., 14. ve 21. günlerde rastgele örneklenmiştir. Besleme denemesinin sonunda, enjeksiyon yoluyla Yersinia ruckeri ile enfekte edilen balıkların deney gruplarına göre yaşama oranları belirlenmiştir. Çalışma sonucunda hematolojik değerler karşılaştırıldığında kırmızı kan hücreleri (RBC), hemoglobin (HGB), hematokrit (HCT), ortalama korpüsküler hemoglobin (MCH) ve ortalama korpüsküler hemoglobin konsantrasyonu (MCHC) değerlerinin gruplar arasında sadece 21. gün anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Örneklemelerde alınan, bağırsak, böbrek, dalak ve karaciğer dokuları histopatolojik olarak gruplar arasında farklılık göstermemiştir. Ayrıca tüm deney gruplarında oksidatif radikal üretiminde de herhangibir farklılık olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Balıkların bağırsak, böbrek ve dalak dokularından yapılan gen ekspresyon analizleri neticesinde; IFN, IL-1β, TNF-α ve TGF-β sitokinlerinin dokulara göre değişen ekspresyon seviyelerinde, kontrol grubuna göre farklı dozlarda artışların olduğu tespit edilmiştir. Yersinia ruckeri bakterisi ile yapılan kontrol testi sonuncunda yaşama oranlarının kontrol grubuna kıyasla P01 grubunda en çok arttığı tespit edilmiştir (p<0.05). Tüm bu veriler ışığında, zeytinyağı ile ekstrakte edilen propolisin bağışıklık sistemini iyileştirdiği ve Y. ruckeri'ye karşı bağışıklık direncini arttırdığı sonucuna varılmıştır.

Gen ifadesiGökkuşağı alabalığıPropolis+2
Gerly-ayn Tupas
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde zeytin üretim alanlarının dağılışı (1991-2016)

Türkiye zeytin üretimi ve zeytinyağı üretiminde 1950'li yıllardan itibaren bir azalma meydana gelmiş olsa da 1961-1962 döneminde Türkiye ilk zeytinyağı ihracatını yapmıştır. 1980'li yıllar ve sonrasında zeytinciliği koruma kanununa rağmen zeytinlikler sökülerek, kıyı turizmi uğruna feda edilerek başka tarımsal faaliyet alanları zeytinciliğin yerini almıştır. Ülkemizde 2000'li yıllardan bu yana Cumhuriyetin ilk yıllarındaki gibi özelliklede sofralık zeytin ve zeytinyağı üretiminde nitelik ve nicelik olarak ciddi gelişmeler görülmektedir. Çünkü sofralık zeytin ve zeytinyağı teknolojisi gelişmekte, bölgeleriyle özdeşleşen ve markalaşan zeytin çeşitleri, zeytin ve zeytinyağı pazarının gelişmesine destek vermektedir. Ülkemiz zeytincilik yapısı geleneksel zeytincilikten çıkıp modern zeytinciliğe yönelmektedir. Türkiye dünya sofralık zeytin ve zeytinyağı pazarında söz sahibi olabilmenin en önemli koşulu olan yüksek kaliteli üretimi hedeflediği için bazı sorunlar da yaşamaktadır. Zeytine gereken önem verilmeli ve iç piyasa talepleri ile birlikte ihracatta da önemli paya sahip olmalıdır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde zeytinin anavatanı olması ve yörede zeytinyağının bir kültür haline gelmesi nedeniyle zeytin yetiştiriciliği çok uzun yıllara dayanmaktadır. Bölgenin en önemli dezavantajı yaz döneminin çok kurak geçmesi ve su sıkıntısının yaşanmasıdır. Son otuz yılda bölgede uygulamada ön plana çıkan GAP projesi sayesinde barajlar inşa edilmiştir. Böylece bölgenin kuraklık yaşayan çorak alanlarına suyun ulaştırılması ve baraj göletlerinin kıyılarının zeytinciliğe çok uygun olması nedeniyle ağaç dikimi hızlanmıştır. Dünya'da zeytine ve zeytinyağına verilen değerin artması ile birlikte ağaç dikimi hızlanmıştır. Bölgede üretilen zeytinin %70'ni sofralık %30'nu ise yağlık oluşturmaktadır. Kilis, Gaziantep (Nizip), ve Şanlıurfa çevresinde yağlık zeytin üretimi yapılır iken Mardin(Derik), Adıyaman ve çevresinde Sofralık üretim gelişmiştir. Bölgede üretilen zeytinler hem klasik yöntem ile hem de fabrikalarda modern yöntem ile yağı çıkarılmaktadır. Çıkarılan bu zeytin çoğunlukla iç pazarda tüketilmektedir. Ayrıca zeytinin pirinasından sabun yapımı bölgede önemli bir potansiyel oluşturmaktadır. Zeytin yetiştiriciliğine gerekli desteğin verilmesi teknoloji ve fidan desteğinin yanında çiftçilerin bilinçlendirilmesi halinde Güneydoğu Anadolu bölgesinde zeytincilik önemli ölçüde gelişecektir. Bu çalışmada zeytinin dağılışı, iller arasında zeytin üretim farklılığı ve değişimini harita, grafik ve tablolar ile coğrafi bilgi sistematiği çerçevesinde katkılar ve öneriler dahilinde ışık tutmaya çalışıldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde geçmişten günümüze zeytin üretimi ile ilgili tespitler ortaya konuldu ve neler yapılması hakkında görüşler bildirildi.

Güneydoğu Anadolu bölgesiMekansal dağılımZeytin+2
Ali Çelik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Cilt flepleri oluşturulan ratlarda ozon emdirilmiş zeytinyağının flep beslenmesi üzerine etkileri

Cerrahi pratikte rastlantısal paternli deri flepleri sıklıkla kullanılmaktadır. Flep distalinde oluşabilecek doku nekrozu, oluşabilecek kozmetik ve fonksiyonel sorunlar nedeniyle korkulan bir komplikasyondur. Ozon kullanımının kronik ve akut yara iyileşmesinde etkinliği gözterilmiştir. Bu deneysel çalışmada ozonize zeytinyağı ve sadece saf zeytinyağı emdirilmiş pansuman materyalinin sıçan dorsal rastlantısal paternli deri fleplerinde damarlanma üzerine etkisi araştırıldı. Ağırlıkları 200 – 250 gr arasında değişen 21 adet Wistar Albino tipi erkek rat üç eşit gruba ayrıldı. Her gruba standart kaudal tabanlı dorsal flep uygulandı. Kontrol grubuna ek bir uygulama yapılmadı. Diğer iki gruba sırasıyla zeytinyağı ve ozonize zeytinyağı günde iki kez topikal olarak uygulandı. Postoperatif 7. günde tüm fleplerin tabanı ve uç noktası arasından tam kat 1 x 1 cm boyutlarında doku örnekleri alındı. Doku örnekleri CD34 ve VEGF boyaları ile boyanarak ışık mikroskobu altında incelendi. Kontrol grubunda CD34 ve VEGF ile pozitif boyanma gösteren yapıların ortalama ± standart sapma değerleri sırası ile 10.29 ± 1.80 ve 8.86 ± 1.35 iken zeytin yağı ve ozonize zeytin yağı gruplarında bu değerler sırasıyla 15.57 ± 1.72 ve 15.00 ± 1.41 ile 25.00 ± 2.16 ve 25.14 ± 2.41 idi. Her iki çalışma grubunda CD34 ve VEGF ile boyanan yapıların ortalama sayıları kontrol grubundan istatistiksel olarak anlamlı biçimde daha yüksekti (her ikisi için de p<0.001). Ozonize zeytinyağı grubunun hem CD34 hem de VEGF ile ortalama boyanma sayıları da zeytinyağı grubundakinden belirgin olarak daha fazlaydı (her ikisi için p<0.001). Sonuç olarak ozonize zeytinyağının rastlantısal paternli cilt fleplerinin damarlanmasını artırdığı gösterildi. Anahtar Kelimeler: Flep, Zeytinyağı, Ozonize Zeytinyağı, CD-34, VEGF

Bitkisel yağlarCerrahi fleplerOzon+4
Mehmet Volkan Yigit
Fırat University
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Pirina ve zeytin yaprağından polifenollerin basınçlı çözücü ekstraksiyonu

Bu çalışmanın amacı; basınçlı solvent ekstraksiyon yöntemi ile zeytinin üretim süreci atıkları olan pirina ve zeytin yaprağından polifenollerin geri kazanılmasıdır. Çözücü olarak %50 etanol kullanılarak, 1500 psi basınçta basınçlı sıvı ekstraksiyon parametrelerinin (sıcaklık, ekstraksiyon süresi ve pH), Oleuropein ve fenolik bileşiklerin kalitesi ve miktarı ile DPPH radikal süpürme aktivitesi üzerindeki etkisi, yanıt yüzeyi deneysel tasarımı kullanılarak araştırılmıştır. Sonuçlar ekstraksiyon veriminin zeytin yaprağında %22,55-36,5 pirinada %2,54-17, toplam fenol veriminin zeytin yaprağında %9,77-41,52 pirinada %0,5-4,68, toplam flavonoid veriminin zeytin yaprağında %1,42-6,19 pirinada %0,25-1,92 arasında değiştiğini göstermiştir. 11,24μg yaprak ekstresi/ml (EC50) olarak en yüksek DPPH süpürme potansiyeli ile 75°C, pH 4,5 ve 22,5 dakikalık zeytin yaprağı ekstraksiyon koşulunda elde edilmiştir. Toplam fenol verimleri hem yaprakta hem de pirinada sıcaklık arttıkça artmış, ekstraksiyon zamanı fenolik bileşenler üzerine negatif etki göstermiş ve pH 4-5 aralığında maksimuma ulaşmıştır.

Antioksidan aktiviteBasınçlı çözücü ekstraksiyonuPirina+3
Göksu Gençtürk
Eskişehir Technical Üniversity · Institute of Graduate Studies
2022
00

Related subjects