
178
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Halk ilacı olarak kullanılan Peganum harmala L. (üzerlik) tohumu üzerinde ilaç hammaddesi yönünden araştırmalar
Türkiye'de Peganum cinsini temsil eden tek tür olma özelliğine sahip Peganum harmala L. "üzerlik" olarak bilinmekte ve halk ilacı olarak çok yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bitki üzerinde gerçekleştirilen farmakolojik çalışmaların P. harmala bitkisinin antienflamatuvar, antibakteriyel, ağrı kesici gibi bazı etnobotanik uygulamalarını desteklediği bilinmektedir. Bu çalışmada bitkinin tohumlarından elde edilen metanollü ekstre artan polariteye sahip solvanlarla fraksiyonlanlandırılmış, ayrıca asit-baz ekstraksiyonu yöntemi ile alkaloitler ve diğer bileşenler şeklinde bir ayrıma tabi tutulmuştur. Elde edilen fraksiyonlar ve ekstre üzerinde izolasyon ve yapı tayini işlemleri, HPLC analizi ve biyolojik aktivite çalışmaları yürütülmüştür. İzole edilen alkaloitler harmin, harmalin, harmalol, vasisinon, deoksivasisinon ve pegalin olarak tanımlanmıştır. Diğer yandan tohumlardan bir flavon iskeleti (diosmetin veya akasetin) ile dört adet oz ünitesi taşıyan iki adet bileşik elde edilmiştir. Bunlardan diosmetin-7-O-β-D-glukopiranozil-(1→2)-β-D-glukopiranozil-(1→2)-[α-L-ramnopiranozil-(1→6)]-β-D-glukopiranozit molekülünün P. harmala türünden izolasyonu ilk defa gerçekleştirilirken, akasetin-7-O-β-D-glukopiranozil-(1→2)-β-D-glukopiranozil-(1→2)-[α-L-ramnopiranozil-(1→6)]-β-D-glukopiranozit olarak tayin edilen flavonozit Peganum cinsinden ilk defa bu çalışma ile izole edilmiştir. Ayrıca bu bileşiklerin doğadan ikinci kez elde edildikleri anlaşılmıştır. Ekstre ile ana fraksiyonların antioksidan özellikleri TEAC, CUPRAC ve DPPH yöntemleriyle değerlendirilmiş, en yüksek antioksidan aktivite TEAC için alkaloit fraksiyonu-1'de (IC50 76,06 µg/ml), CUPRAC ve DPPH için etil asetat fraksiyonunda (IC50 61,62 ve 110 µg/ml) gözlenmiştir. Sitotoksik aktivite çalışmaları L929 ve HeLa hücre serileri üzerinde MTT yöntemine göre gerçekleştirilmiş olup alkaloit fraksiyonları, etil asetat ve n-butanol fraksiyonları ile ekstrenin belirgin sitotoksik aktivitesi gösterilmiştir. Ayrıca bu çalışma ile valide edilmiş HPLC yöntemine göre kalitatif ve kantitatif analizler gerçekleştirilmiş, bu sayede biyolojik aktivitelerin hangi bileşenlerden kaynaklandığı araştırılmıştır.
Vinca soneri Koyuncu üzerinde farmakognozik araştırmalar
Apocynaceae familyasına ait Vinca soneri Koyuncu sp. nova, ülkemizde Doğu Anadolu'da yetişen çok yıllık, koyu yeşil yapraklı, soluk mavi çiçekli endemik bir bitkidir. Vinca türleri halk arasında kan şekeri düşürücü, tansiyon düşürücü, gaz söktürücü, kusturucu, hemostatik olarak kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında, üzerinde sınırlı fitokimyasal çalışma bulunan V. soneri'nin ham metanol ekstresinin butanol alt ekstresinden çeşitli kromatografik yöntemlerle sekonder metabolitler izole edilmiş, elde edilen bileşiklerin yapıları tayin edilerek α-glukozidaz enzim inhibitör etkileri araştırılmıştır. Fitokimyasal çalışmalar sonucunda kemferol 3-O-α-ramnopiranozil (1→6)-β-galaktopiranozit (VS-1, VS-2A), kemferol 3-O-α-ramnopiranozil (1→6)-β-glukopiranozit (VS-2B), kersetin 3-O-α-ramnopiranozil (1→6)-β- galaktopiranozit (VS-3), kersetin-3-O- [α-ramnopiranozil(1→6)-β-galaktopiranozil] - 7-O-α-ramnopiranozit (VS-4) ve kersetin-3-O- [α-ramnopiranozil(1→6)-β-galaktopiranozil] - 7-O-β-glukopiranozit (VS-5) olmak üzere 5 flavonoit, 2-hidroksi-3-O-β-glukopiranozil-benzoik asit (VS-6) ve klorojenik asit (VS-7) olmak üzere 2 fenolik asit, loganin (VS-8) ve loganik asit (VS-9) olmak üzere 2 iridoit elde edilmiştir. Bileşiklerin yapı tayinleri 1D (1H ve 13C) ve 2D (DQF-COSY, HSQC ve HMBC)-NMR teknikleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen tüm bileşiklerin α-glukozidaz enzim inhibisyonları incelendiğinde, kersetin 3-O-α-ramnopiranozil (1→6)-β- galaktopiranozit (VS-1)'in 169.87±4.37 µg/mL IC50 değeri ile pozitif kontrol olarak kullanılan akarbozla benzer düzeyde inhibisyon yaptığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Vinca soneri, flavonoit, fenolik asit, iridoit, α-glukozidaz Destekleyen Kuruluş: H.Ü. Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi (Proje No: THD- 2022-20224)
Halk ilacı ve gıda olarak kullanılan prunus mahaleb L. tohum ve meyve kabuklarında farmakognozik araştırmalar
Tıbbi bitkiler arasında yer alan Prunus mahaleb L. (syn. Cerasus mahaleb L. Mill.) mahlep, mehlep, idris agac, pis agac olarak bilinmekte olup özellikle tohumları gıda olarak tüketilmekte ve diğer ülkelere ihraç edilmektedir. Tez çalışmamızda P. mahaleb tohum ve meyve kabukları üzerinde ayrıntılı fitokimyasal ve biyolojik etki çalışmaları yapılmıştır. Meyve kabuklarından (endokarp) elde edilen sulu metanollü ekstreden çeşitli kromatografik metotlarla gerçekleştirilen izolasyon çalışmaları sonucunda 15 saf bileşik elde edilmiş, 1 tanesi doğa için yeni olmak üzere 11 tanesinin yapısı (2-O-β-glukopiranoziloksi-4-metoksi-hidrosinnamik asit, cis-melilotozit, dihidromelilotozit, trans-melilotozit, 2-O-β-glukoziloksi-4-metoksi trans-sinnamik asit, 2-hidroksi-4-metoksi hidrosinnamik asit, gallik asit, kersetin-3-O-(2-O,6-O-α-diramnopiranozil)- β-glukopiranozit, kemferol-3-O-(2-O,6-O-α-diramnopiranozil)- β-glukopiranozit, β-sitosterol 3-O-β-glukopiranozit ve ursolik asit) ileri spektroskopik yöntemler kullanılarak aydınlatılmıştır. P. mahaleb tohum ve meyve kabuklarından (enkokarp) elde edilen ekstre, fraksiyon ve saf bileşiklerin mantar tirozinaz enzim inhibisyonları incelenmiştir. Tohum ve kabuk etilasetatlı fraksiyonlar ile bazı saf bileşiklerin etkisinin oldukça yüksek olduğu bulunmuştur. Etkili bulunan sinnamik asit türevi yapısındaki bileşiklerin enzim kinetiği incelenerek, inhibisyon tipleri ve enzime bağlanma sabitleri Ki hesaplanmıştır. Melanogeneze karşı etkilerini belirlemek için saf bileşiklerin spektrofotometrik yöntem kullanılarak B16F10 hücrelerindeki melanin içeriğine olan etkileri ve hücresel tirozinaz enzim inhibisyonu araştırılmış ve yapı-etki ilişkisi ortaya konmuştur. Ekstre ve fraksiyonların DPPH, NO, SO, ABTS radikallerine karşı süpürücü etkileri ile TEAC ve CUPRAC yöntemleri kullanılarak antioksidan kapasiteleri belirlenmiştir. L929 (fare fibroblast), B16F10 (fare melanoma), A2058 (insan melanoma) ve HeLa (insan servikal karsinoma) hücre hatları üzerinde sitotoksik etkileri araştırılmıştır. Tüm yöntemlerde belirgin antioksidan etki gösteren ekstre ve fraksiyonlar, melanoma hücrelerine karşı konsantrasyona bağlı yüksek sitotoksik etki gösterirken, HeLa ve L929 hücrelerine karşı etki çok düşük bulunmuştur. Sonuçlar sitotoksik etkinin seçici olduğunu göstermiştir. Tez çalışmamız, yüksek etkili cilt beyazlatıcı özelliğe sahip bileşikleri içeren P. mahaleb meyve kabuklarının kozmetik endüstrisi için önemli potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, halen ciddi anlamda kullanılmayan mahlep kabuklarının tohumlardan sonra ekonomik olarak değer kazandıracak olması açısından önem arz etmektedir.
Potentilla speciosa Willd. var. speciosa Willd. ve sekonder metabolitlerinin α-glukozidaz ve tirosinaz inhibitör etkilerinin araştırılması
Potentilla türleri kuzey yarımkürenin ılıman bölgelerinde dağılım gösteren, Rosaceae familyasına ait bitkilerdir. Bu türler, halk arasında diyabet, diyare, inflamasyon, kanser tedavisinde ve kan dindirici olarak kullanılırlar. Bu çalışmada halk ilacı olarak kullanılan Potentilla speciosa Willd. var. speciosa Willd.' in topraküstü kısımlarının α-glukozidaz ve tirosinaz enzim inhibitör etkileri araştırılmıştır. Bitkinin ham metanol ekstresinin ve ondan hazırlanan butanol ve su ekstrelerinin enzim inhibisyonları incelenerek, butanol ekstresi üzerinde fitokimyasal çalışmalar yapılmıştır. Değişik kromatografik çalışmalar sonucunda bir kondanse tanen prekürsörü kateşin (PS-1), iki flavonol [kersetin-3-O-glukuronit (PS- 2) ve kemferol 3-O-(6''-kumaroil)-β-glukopiranozit (PS-3)] ve bir kondanse tanen [sinnamtanen D1] yapısında bileşik izole edilmiştir. Bileşiklerin yapı tayinleri 1D (1H ve 13C) ve 2D (DQF-COSY, HSQC ve HMBC)-NMR teknikleri ile aydınlatılmıştır. İzole edilen bileşiklerin hem α-glukozidaz hem de tirosinaz inhibitör etkileri araştırıldığında, sinnamtanen D1'in IC50 değerinin 0,85 μM olduğu ve pozitif kontrol olan akarbozdan daha kuvvetli inhibitör etki gösterdiği bulunmuştur. Bileşiğin enzim kinetik analizi yapıldığında, Ki değerinin 0,24 μM olduğu ve yarışmasız tip inhibisyon yaptığı belirlenmiştir.
Bazı Lamiaceae familyası bitkilerinin osteoartrite karşı etkilerinin matriks metalloproteinaz-3 (MMP-3) inhibitör etki tayini ile tespiti
Lamiaceae (Ballıbabagiller) familyası, dünyanın birçok bölgesinde yaygın olarak bulunan geniş bir familyadır. Taşıdıkları uçucu yağlar ve çeşitli fenolik bileşikler sayesinde ilaç ve kozmetik endüstrisinde, gıda ve baharatçılıkta, özellikle de parfümeride önemli bir yere sahiptirler. Osteoartrit, hayat kalitesini düşüren, yaygın bir eklem rahatsızlığıdır. Osteoartrit oluşumu ile birlikte matriks metalloproteinaz-3 (MMP-3) enziminin seviyesi artmaktadır. Tedavide sıklıkla MMP-3 enzim inhibitörleri kullanılmaktadır. Bu çalışmada Lamiaceae familyasına ait Ajuga chamaepitys (L.) Schreber, Lamium purpureum L., Phlomis pungens Willd., Salvia cryptantha Montbret & Aucher Ex Bentham, Scutellaria orientalis L., Sideritis montana L., Stachys annua (L.) L., Teucrium chamaedrys L. ve Thymus longicaulis C. Presl. bitkileri ile okaliptüs, kekik, Niaouli, limon, servi, akgünlük, zencefil, mercanköşk, ardıç ve Romen papatyası uçucu yağlarının MMP-3 enzimini hangi oranda inhibe ettiği ilk kez tayin edilmiştir. Sonuçlar osteoartritte yaygın olarak kullanılan Abelmoschus esculentus L. (bamya) tohumu ve glukozamin içeren ürünlerle (Osteobi-flex® ve Glukorax®) karşılaştırılmıştır. Bamya tohumu ve glukozamin içeren ürünlerin MMP-3 inhibitör etkileri bu çalışma ile ilk kez tespit edilmiştir. Tüm sonuçlar, test edilen materyallerin glukozamin içeren ürünler (Osteobi-flex® ve Glukorax®) kadar güçlü MMP-3 enzim inhibitör etkiye sahip olduklarını göstermiştir. Sonuç olarak; çalışmaya konu olan Lamiaceae familyası bitkilerinden elde edilen ekstrelerin ve test edilen uçucu yağların osteoartritte önemli bir potansiyele sahip oldukları bulunmuştur.
Stevia rebaudiana Bertoni yaprakları üzerinde kalite kontrol çalışmaları ve biyolojik aktivite araştırmaları
Stevia rebaudiana Bertoni Yaprakları Üzerinde Kalite Kontrol Çalışmaları ve Biyolojik Aktivite Araştırmaları Bu tez çalışmasında, Güney Amerika kökenli, özellikle Paraguay ve Brezilya'ya özgü bir bitki olan Stevia rebaudiana Bertoni üzerinde farmakognozik araştırmalar yapılmıştır. Farklı ülkelerden temin edilmiş olan tohumlardan, Turgutlu, Manisa'da yetiştirilen bitkilerin yapraklarından hazırlanan droglar üzerinde kalite kontrol, miktar tayini çalışmaları ve biyolojik aktivite araştırmaları yapılmıştır. Avrupa Farmakopesi'nde yer alan yöntemler esas alınarak kalite kontrol ve miktar tayini çalışmaları yürütülmüştür. Kurutmada kayıp, total kül, hidroklorik asitte çözünmeyen kül, sülfat külü tayini, X-ray floresans spektroskopisi ile elementel içerik tayini ve yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (HPLC) ile steviozit miktarı tayin edilmiştir. Ayrıca toplam fenolik madde ve toplam flavonoit miktarı da tespit edilmiştir. Antimikrobiyal aktivite ve antioksidan aktivite sırasıyla mikrodilüsyon yöntemi ile ve DPPH radikali yakalama yöntemi ile belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler; Stevia rebaudiana, steviozit, antioksidan, antimikrobiyal, HPLC, X-ray floresans spektroskopi
Pharmacognostic evaluation of glaucium flavum crantz.
Glaucium flavum, species of Glaucium belonging to Papaveraceae family, grows mostly with yellow flowers in sand in waterside and rocky areas which suffered from erosion below 500 meters height. Due to the isoquinoline alkaloid it content, it has antitussive, neuroprotective, anti-inflammatory and antibacterial effects. Herba of Glaucium flavum collected from three distinct locations were studied with "Loss on drying, total ash, sulfate ash and ash insoluble in HCl" in accordance with European Pharmacopoeia. Alkaloid profile of the plant is detected by GC-MS "(Gas Chromatography-Mass Spectrometry)" method. Inhibitory activities of acetylcholinesterase and butyrylcholinesterase were examined on alkaloid extracts of the plant samples. Glaucine was found to be major compound in the plant that was collected from Sakran, Izmir which is a Bulancak, Giresun culture form; isocorydine was major compound in the plant that was collected from Mordogan, Izmir; an alkaloid with a moleculer weight of 337 was found to be major compound in the plant that was collected from Karabiga, Canakkale. Acetylcholinesterase and butyrylcholinesterase inhibitory activity potentials were detected in all extracts obtained from the plants. The highest activity between the examined plants is found in the plant extract that was collected from Karabiga, Canakkale. For the acetylcholinesterase inhibitory activity, the highest IC50 value is 8,98 µg/mL whereas the highest IC50 value is 17,46 µg/mL for the butyrylcholinesterase inhibitory activity. Difference of alkaloid profile and biological activity were detected between the samples of the plant that are collected from different locations. Keywords; Glaucium flavum; Papaveraceae; alkaloid; GC-MS; acetylcholinesterase inhibitory
Obezite tedavisinde kullanılan tokluk hissi sağlayan bitkisel kaynaklar
Obezite Tedavisinde Kullanılan Tokluk Hissi Sağlayan Bitkisel Kaynaklar Değişen yaşam tarzları, hareketsizlik ile birlikte sedanter yaşam, beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve medya etkisi gibi faktörler beraberinde birçok sağlık sorunu getirmektedir. Obezite, halk arasında şişmanlık olarak bilinen vücutta fazla miktarda yağ depolanması sebebiyle ortaya çıkan ve tedavi edilmesi gereken ciddi bir sağlık sorunudur. Son zamanlarda dünya genelinde yapılan araştırmalar sonucu obezitenin prevelansının artmakta olduğu bilinmektedir. Bireylerin, dengeli ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarını küçük yaşta kazanmaları, obezite ve obeziteye bağlı sağlık sorunlarını en aza indirilmesi üzerine dünya genelinde odaklanılmakta ve çalışmalar yapılmaktadır. Obezite, enerji alımı ve harcaması bakımından enerji dengesi bozukluğundan kaynaklanmaktadır. İştahı bastıran, kilo kaybına neden olan veya besin emilimini inhibe eden ilaçlar da dahil olmak üzere obeziteyi kontrol etmek için birçok farklı yaklaşım bulunmaktadır. İlaçla tedavinin yararları yanında çeşitli yan etkileri mevcuttur. Bu nedenle, obezitenin tedavisinde faydalı olabilecek doğal bileşikler alternatif olarak araştırılmaktadır. Bu sebeple bitkilerin obezite tedavisini destekleyici etki mekanizmaları üzerinde durulmaktadır. Geçtiğimiz on yıl boyunca, bitkisel ilaçlarla yapılan zayıflama tedavisi çalışmalarında her geçen gün yeni gelişmeler kaydedilmektedir. Bitkisel ilaçların klinik araştırmaları obezite tedavisinde etkili olduğunu göstermiş ve bitkisel ilaçların potansiyel mekanizmalarını ortaya çıkarmaya yönelik araştırmalar sürmektedir. Bu tez kapsamında etki mekanizmaları açısından obezite tedavisinde yararlanılan lif içeriği yüksek iştahı etkileyen; Amorphallius Konjac, Plantago Ovata, Hoodia Gordonii, Garcinia Cambogia, Gymnema Sylvestre ve Gelidium Amansi uygulamalarını incelenmiş ve obezite tedavisinde uzun vadeli kilo kaybı üzerindeki etkilerini değerlendirilerek tedavide kullanılan ilaçlar ile karşılaştırılmıştır. Obezite tedavisinde kullanılan ilaçların yararları olmasına rağmen yan etkileri bitkisel desteklere kıyasla daha fazladır. Bu sebeple bitkilere yönelim gün geçtikçe artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Beslenme; diyet; obezite; Amorphallius Konjac; Plantago Ovata; Hoodia Gordonii; Garcinia Cambogia; Gymnema Sylvestre; Gelidium Amansi.
Vitex Agnus-Castus l. (Hayıt) meyve ve yapraklarında HPLC-DAD yöntemi ile fenolik bileşiklerin tayini ve antioksidan potansiyelinin değerlendirilmesi
Vitex agnus-castus L. (Hayıt), Akdeniz ikliminde geniş bir yayılım gösteren, özellikle kadın ürogenital sistem rahatsızlıkları tedavisinde yararlanılan bir bitkidir. Bu tez calışmasında, hayıt bitkisinin meyve ve yapraklarında fenolik bileşiklerinin tayini yapılmış ve antioksidan potansiyeli değerlendirilmiştir. Urla, İçmeler bölgesinden toplanan droglar ile Avrupa Farmakopesi'nde yer alan yöntemler esas alınarak yapılan miktar tayini araştırmaları, piyasada bulunan hayıt meyve ekstresi içeren preparat ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen ekstrelerin toplam fenolik bileşik ve flavonoit miktarı spektroskopik yöntemlerle belirlenmiş, HPLC-DAD yöntemi ile antioksidan aktivitelerinden sorumlu bileşenlerden olduğu düşünülen klorojenik asit ve rutin adlı bileşiklerin kantitatif analizi yapılmıştır. Ekstrelerin antioksidan aktiviteleri DPPH radikali yakalama yöntemi üzerinden belirlenmiştir. Miktar tayini ve antioksidan aktivite çalışmalarında, ekstraksiyon yöntemi ve meyve ile yaprak droglarının etkisi karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmaya göre, yaprak ekstreleri flavonoitlerce daha zengin bulunmuş, orantılı olarak daha yüksek antioksidan aktivite göstermiştir.
Ardiç meyvesinden elde edilen uçucu yağda biyolojik aktivite araştirmalari
Bu araştırmada halk arasında kullanımı çok eskiye dayanan Juniperus communis L. (adi ardıç) bitkisinden elde edilen uçucu yağda yapılan biyoaktivite çalışmaları literatür verilerine göre derlenmiş, bu çalışmaların ışığında ardıç meyvelerinden su distilasyonu ile elde edilen uçucu yağ ve eczanelerden temin edilen dört ticari uçucu yağda antioksidan ve antimikrobiyal aktivite çalışmaları yapılmıştır. Uçucu yağ örneklerinin fiziksel ve kimyasal özelliklerinin 2017 yılı Türk Farmakopesi'nde yer alan standartlara uygun olup olmadığı analiz edilmiştir. Disk difüzyon yöntemiyle yürüttüğümüz antimikrobiyal çalışma sonucunda sadece Juniperus communis meyvelerinden su distilasyonuyla elde ettiğimiz uçucu yağ Staphylococcus aureus bakterisi ve Candida krusei fungusuna karşı aktivite gösterirken diğer uçucu yağ örnekleri aktivite göstermemiştir. Antioksidan aktivite için yapılan DDPH radikali süpürme aktivitesi testi sonucunda tüm uçucu yağ örnekleri α-tokoferole kıyasla zayıf antioksidan aktivite göstermiştir. Kalite kontrol amacıyla yapılan analizlerde 4 ticari örneğin 3'ünde safsızlık olduğu sonucuna varılmıştır.
Piyasada bulunan Raphanus sativus l.(Turp) bitkisinin farklı varyetelerinin biyolojik aktivite yönünden incelenmesi
Raphanus sativus L. (turp), Brassicaceae familyasına ait bir bitkidir. Turp bitkisinin geleneksel tıpta, safra taşı, sarılık, şişkinlik, hazımsızlık ve çeşitli mide rahatsızlıklarının önlenmesi ve tedavisinde kullanıldığı bildirilmiştir. Turp bitkisinin çeşitli türleri ve kısımlarının sağlığa etkileri veya antioksidan aktiviteleri ile ilgili bazı çalışmalar mevcut olup çok az sayıdadır. Çalışmamızın amacı turp bitkisinin kök ve tohumlarının antioksidan kapasitelerini incelemek ve bunun dışında sağlığa çeşitli yararlarını vurgulamaktır. Ayrıca bu konuda yapılmış olan çalışmaları derlemek, bundan sonra bu konu üzerinde çalışma yapmayı planlayanlara yol göstermektir. Biz çalışmamızda Raphanus sativus L. var. niger (siyah turp), Raphanus sativus L. var. longipinnatus (beyaz turp) ve Raphanus sativus L. var. radicula (kırmızı turp) bitkilerinin tohum ve köklerinin farklı yöntemlerle hazırlanmış ekstrelerini ve özsuyunu antioksidan aktivite potansiyelleri açısından inceledik. Bu amaçla tohum örneklerimizin ultrasonik banyo ve soxhlet ekstraksiyonu gibi yöntemlerle metanol ekstrelerini hazırladık. Köklerin ise bir bölümünü metanol ile masere ettik ve metanol ekstrelerini hazırladık; diğer kısımlarını ise sıktık ve özsularını çıkardık. Bitki ekstrelerinin ve standart maddemizin serbest radikal süpürücü etkisini DPPH (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil) serbest radikali kullanarak belirledik. Ekstreleri metanol ile seyrelttik ve ekstrelerin antioksidan aktivite için uygun konsantrasyonlarını hazırladık. Standart olarak L-Askorbik Asit kullandık. Ekstrelerin % inhibisyon değerlerini ve EC50 değerlerini hesapladık. Sonuçları birbirleriyle karşılaştırdık. Anahtar Kelimeler: Raphanus sativus varyeteleri; turp kökü; turp tohumu antioksidan aktivite; DPPH
Hiperlipidemi tedavisinde kullanılan bazı fitoterapötiklerin antioksidan ve pro-oksidan özelliklerinin değerlendirilmesi
Hiperlipidemi kardiyovasküler hastalıklar için ciddi bir risk faktörü olduğundan farmakolojik tedavi esastır ancak bazı bireylerde gelişen statin kaynaklı yan etkilerden dolayı hem hastalar hem de bilimsel çevreler tarafından doğal ürün arayışı oluşmuştur. Bu doğal ürünlerin antioksidan etkileri kadar pro-oksidan etkilerinin de varlığı literatürde yer almaktadır. Anti-hiperlipidemik etkili doğal ürünlerin antioksidan ve pro-oksidan özelliklerinin eş zamanlı değerlendirildiği çalışmaların sayısı literatürde kısıtlıdır. Bu kapsamda çalışmamızda alıç çiçek ve yaprağı, hibiskus çiçeği, yeşil çay ve mersin yaprağının metanol ekstrelerinin ve bergamot albedo metanol ekstresi, bergamot meyve suyunun antioksidan ve pro-oksidan etkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmamızda ticari örnekler üzerinde çalışıldı; toplanan örnek olarak sadece mersin yaprağı çalışmaya dahil edildi. Total fenolik madde içerikleri Folin-Ciocalteu, total flavonoit miktarları alüminyum klorür metotlarına göre tayin edildi. Antioksidan kapasite üç değişik yöntem ile belirlendi; demir (III) indirgeme kapasitesi yöntemi, serbest radikal süpürme kapasitesi 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) yöntemi ve troloks eşdeğeri antioksidan kapasitesi (TEAK) tayini yöntemi. Hidroksil radikali süpürücü aktivite yöntemine göre pro-oksidan kapasite belirlendi. İncelenen bitkisel drog örneklerinde en yüksek total fenolik madde miktarı doğadan toplanan mersin yaprağında tespit edildi (146,22±4,62 mg GAE/g ekstre, p<0,05). En düşük total fenolik madde içeriği ise aktardan temin edilen hibiskus çiçeğinde belirlendi (42,30±1,05 mg GAE/g ekstre, p<0,05). Bitkisel drog ekstrelerinde en yüksek total flavonoit madde miktarı eczaneden temin edilen yeşil çayda tespit edildi (48,76±0,69 mg kersetin/g ekstre, p<0,05). En düşük total flavonoit madde içeriği ise aktardan elde edilen hibiskus çiçeğinde belirlendi (17,09±0,62 mg kersetin/g ekstre, p<0,05). Bergamot örnekleri içinde en yüksek total fenolik ve flavonoit madde içeriği süzülmüş meyve suyunda saptandı (197,35±6,29 mg GAE/100 ml bergamot suyu; 94,14±1,39 mg Kersetin/ 100 ml bergamot suyu; p<0,05, sırasıyla). Tüm bitkisel drog örneklerinde en yüksek demir (III) indirgeme ve TEAK değerleri yeşil çayda tespit edildi (2,29±0,12 mM Troloks /mg ekstre; p<0,05; 2,32±0,07 mmol Troloks/mg ekstre, p<0,05 sırasıyla). DPPH yöntemiyle en düşük IC50 değeri eczaneden temin edilen mersin yaprağında saptandı (6,95±0,08 µg/ml; p<0,01). En yüksek demir (III) indirgeme ve TEAK değerleri ve DPPH yöntemiyle en düşük IC50 değeri bergamot süzülmüş meyve suyunda bulundu (2,94±0,031 mM Troloks /10µL meyve suyu; 5,14±0,084 mmol Troloks; 10,561±0,17 µl, sırasıyla). Bitkisel drog ve bergamot örneklerinde eczaneden temin edilen yeşil çay ve 1mg/ml'lik konsantrasyondaki süzülmüş liyofilize bergamot meyve suyu en düşük hidroksil radikali süpürücü aktivitesine sahipti (0,171±0,013 µM MDA eşdeğeri, p<0,05; 0,144±0,015 µM MDA eşdeğeri, p<0,05 sırasıyla). 0,073±0,006 µM MDA eşdeğeri ile en düşük pro-oksidan değer süzülmüş bergamot meyve suyunda saptanmış olsa da katı bergamot örnekleri ile karşılaştırma yapılmadı. Yüksek miktarda total fenolik ve flavonoit, yüksek antioksidan kapasitesi ve düşük pro-oksidan seviyelerinin saptanması ile süzülmüş bergamot meyve suyu çalışmamızda ön plana çıkmaktadır. Yüksek flavonoit içeriği, yüksek antioksidan kapasitesine ek olarak düşük pro-oksidan özelliği ile de yeşil çay incelenen bitkisel droglar içerisinde daha üstün durumdadır. İncelenen örnekler arasından özellikle bergamot ve yeşil çayın ileri araştırmalar ile bu alandaki değerlerinin daha da netleştirilmesi gerekliliğini çalışmamız sonuçları ortaya koymaktadır.
Chıa (salvıa hıspanıca l.) tohumunun aktivite yönünden değerlendirilmesi
Chia (Salvia hispanica L.) Tohumunun Aktivite Yönünden Değerlendirilmesi Bu tez çalışmasında, Salvia hispanica L. bitkisinin antioksidan aktivitesi ve metabolik sendromda kullanımı literatür taraması yapılarak incelenmiştir. Literatürdeki pek çok çalışma, bu tohumun; vitaminler, mineraller ve doğal antioksidanlar gibi önemli besin bileşenlerine ek olarak doğal bir omega-3 yağ asitleri (α-linolenik asit), çözünen ve çözünmeyen lif ve protein kaynağı olduğunu göstermiştir. Chia, "fonksiyonel gıda" olarak kabul edilebilir. Çünkü insan beslenmesine katkıda bulunmanın dışında, tokluk indeksini artırmaya yardımcı olur, ayrıca kalp-damar hastalıkları inflamasyonu ve sinir sistemi bozuklukları ile diyabeti önlemede olan etkisi de yapılan araştırmalar sonucu saptanmıştır. Söz edilen bu özellikleri, Chia'nın metabolik sendromdaki rolünü açıkça ortaya koymaktadır. Bu sebeple, çalışmamız Salvia hispanica bitkisinin aktivite yönünden literatür araştırmalarını kapsamakta olup, metabolik sendromda tedaviye yardımcı olarak kullanılabileceği hakkında yol gösterici nitelik taşımaktadır. Anahtar Kelimeler; Chia (Salvia hispanica, metabolik sendrom, antioksidan aktivite, antihipertansif aktivite, antidiyabetik aktivite
Galanthus alpınus sosn. var. alpınus bitkisi üzerinde farmakognozik çalışmalar
ÖZET GALANTHUS ALPINUS SOSN. VAR. ALPINUS BİTKİSİ ÜZERİNDE FARMAKOGNOZİK ÇALIŞMALAR Bu tez çalışmasında, ülkemizde yabani olarak yetişen Galanthus alpinus Sosn. var. alpinus bitkisi, dört farklı açıdan ayrıntılı şekilde incelenmiştir. İlk olarak, G. alpinus Sosn. var. alpinus' un toprak üstü kısımları ve soğanları üzerinde anatomik ve mikroskobik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Drog örnekleri üzerinde, Avrupa Farmakopesi'ne göre kurutmada kayıp, bütün kül, sülfat külü, hidroklorik asitte çözünmeyen kül miktarı deneylerini içeren kalite kontrol çalışmaları yapılmıştır. Bu deneylerin sonuçları % değerler olarak verilmiştir. Ayrıca drog örnekleri üzerinde, total alkaloit miktar tayini titrimetrik bir yöntemle tayin edilmiştir. Amaryllidaceae familyasının biyolojik aktivite açısından önemli olan alkaloitleri galantamin ve likorin, G.alpinus Sosn. var. alpinus bitkisinden hazırlanan dört farklı drogda yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (YBSK) kullanılarak kalitatif ve kantitatif olarak araştırılmıştır. Ek olarak, yine dört farklı drog örneğinin alkaloit profilini belirlemek amacıyla kapiler gaz kromatografisi-kütle spektrometresi (CGC-MS) yöntemi kullanılmıştır. Bunun sonucunda, G. alpinus Sosn. var. alpinus bitkisinin on beş adet alkaloit içerdiği saptanmıştır. Antikolinesteraz aktivite rehberliğindeki izolasyon ve yapı aydınlatma çalışmalarında, oda sıcaklığında kurutulmuş ve toz edilmiş total bitki materyalinden hazırlanan total alkaloit ekstresinin kolon kromatografisiyle fraksiyonlandırılması sonucu elde edilen fraksiyonların, in vitro Ellman yöntemine dayalı mikroplaka deneyi ile asetilkolinesteraz ve bütirilkolinesteraz inhibitör aktiviteleri belirlenmiştir. Buna göre, antikolinesteraz aktiviteye sahip fraksiyonlar, preparatif sütun kromatografisi, preparatif ince tabaka kromatografisi ve kristallendirme gibi farklı yöntemler kullanılarak saflaştırılmıştır. Elde edilen bileşiklerin yapıları modern spektroskopik yöntemlerle aydınlatılmıştır (1D, 2D NMR, MS). Bu çalışmaların sonucunda, G.alpinus Sosn. var. alpinus bitkisinden, Amaryllidaceae alkaloitlerinin likorin alt grubundan (-)-likorin, likorenin alt grubundan (+)-homolikorin ve (+)-8-O-demetilhomolikorin, narsiklasin alt grubundan ise arolikorisidin adlı bileşikler izole edilmiştir. Bunlara ilaveten, N-trans-feruloil tiramin, O-metilnorbelladin, hordenin, nikotinik asit ve iki tane furofuran tipte lignan, pinoresinol ve epipinoresinol, ile terpenoid yapıdaki (+)-Blumenol A bileşikleri de elde edilmiştir. İlginç olarak, (+)-Blumenol A' nın familya bazında bulunuşu yeni olup, diğer on bileşik ise tür seviyesinde yenidir. İzole edilen bileşiklerin, in vitro Ellman metodu ile mikroplaka deneyi uygulanarak asetilkolinesteraz ve bütirilkolinesteraz inhibitör aktiviteleri araştırılmıştır. Bunlardan (+)-homolikorin, (+)-8-O-demetilhomolikorin, hordenin ve nikotinik asit her iki deneyde belirgin aktivite göstermiştir. N-trans-feruloil tiramin sadece anti-bütirilkolinesteraz ve (+)-Blumenol A ise sadece anti-asetilkolinesteraz aktivite göstermiştir. Aktif olan tüm bileşiklerin IC50 değerleri hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Galanthus alpinus Sosn. var. alpinus; antikolinesteraz aktivite rehberli izolasyon; kalite kontrol çalışmaları
Ruskogeninler'in mikrobiyal biyotransformasyonu
Ruscus aculeatus'un (Butcher's broom, Rusci rhizome, Asparagaceae) toz edilmiş rizomları, ekstreleri ve majör biyoaktif steroidal sapogeninleri olan ruskogeninler (neoruskogenin ve ruskogenin), gösterdikleri farmakolojik aktivitelerden dolayı kronik venöz yetmezlik, variköz ven, hemoroit ve ortostatik hipotansiyon tedavisinde kullanılan birçok farmasötik preperatta yer almaktadır.Literatürde ruskogenin ile yapılmış biyotransformasyon çalışmalarının oldukça az olduğu ve ruskogeninlerin metabolizması ile ilgili in vitro veya in vivo çalışma bulunmadığı görülmüştür. Bu tez çalışmasının amacı, ruskogeninlerin metabolizması hakkında bir öngörüde bulunulması ve mikrobiyal biyotransformasyon ile yeni neoruskogenin türevlerinin eldesi ile bir molekül kütüphanesinin oluşturulmasıdır. Tez çalışması kapsamında ilk aşamada, ruskogeninlerin metabolizmasına ışık tutmak amacıyla Cunnighamella blakeseleena ile mikrobiyal biyotransformasyon çalışması gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada ise, endofitlerin biyokatalist olarak kullanımındaki potansiyelinin ortaya konulması amacıyla Astragalus angustifolius'tan izole edilen endofitik funguslar ile neoruskogeninin biyotransformasyonu için Alternaria eureka ve Neosartorya hiratsukae endofitleri ile preperatif ölçekte biyotransformasyonu gerçekleştirilmiştir. Çalışmaların sonucunda izole edilen 25 yeni biyotransformasyon ürününün kimyasal yapısı NMR ve HRTOFMS ile aydınlatılmıştır. C.blakesleeana ile ruskogeninlerin biyotransformasyonu sonucunda oksidasyona uğramış 8 yeni türev elde edilmiştir. Neoruskogeninin N. hiratsukae endofitik fungusu ile biyotransformasyonu sonucunda glukozillenmiş türev ile birlikte çoğunlukla P450 monooksigenaz ürünleri olan 3 yeni türev elde edilmiştir. A. eureka endofitik fungusuyla gerçekleştirilen çalışma sonucunda hidroksilasyon, oksidasyon ve epoksidasyon reaksiyonlarının katalizlendiği görülmüştür. Ayrıca literatürde ilk kez bu çalışma ile spiroketal halka sisteminin açılması ve ileri modifikasyonlar sonucunda farklı yapıdaki metabolitler de elde edilmiştir. Ayrıca C-22/C-26 sisteminin açılarak furostanol tip steroidal bir halka sisteminin oluşmasının ardından C-18 ve C-22 arasında bir oksijen köprüsünün oluşması, steroit kimya yapısına bileşikler için bir ilk olmuştur.
Psephellus pyrrhoblepharus (BOİSS.) wagenitz bitkisinin farmakognozik yönden değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında, Harput, Elazığ bölgesinde endemik olarak yetişen Psephellus pyrrhoblepharus (Boiss.) Wagenitz bitkisi üzerinde 6 farklı aşamada detaylı incelemeler gerçekleştirilmiştir. İlk olarak P. pyrrhoblepharus üzerinde kalite kontrol çalışmaları doğrultusunda, kurutmada kayıp ve kül miktar tayinleri (total kül, sülfat külü ve hidroklorik asitte çözünmeyen kül) Avrupa Farmakopesi esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, % değerler olarak ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra, bitkinin toprak üstü kısımlarının içerdiği total flavonoit ve total fenolik madde miktarları belirlenmiştir. Daha sonra bitkimizin toprak üstü kısımlarından n-hekzan, metanol:su (1:1), kloroform ve etil asetat ekstreleri hazırlanmış ve bu 4 ekstre üzerinde 6 farklı antioksidan aktivite testi uygulanmıştır. Bu testler sonucunda en yüksek aktiviteyi gösteren ekstreler, etil asetat ekstresi ve izolasyon aşamasının gerçekleştirildiği kloroform ekstresi olmuştur. Bunun yanı sıra, bitkimizin uçucu yağı içeriği GC-MS analizi ile tayin edilerek majör bileşikler; hekzadekanoik asit (%17.1), spatulenol (%10.3), karyofilen oksit (%9.6) ve heptakozan (%5.2) olarak tespit edilmiştir. GC analizi ile de, bitkinin yağ asitleri kompozisyonu tayini gerçekleştirilmiş ve doymuş yağ asitleri %31.37 oranında, tekli doymamış yağ asitleri %22.76 oranında ve çoklu doymamış yağ asitleri %17.53 oranında bulunmuştur. Bitkimizin toprak üstü kısımlarından hazırlanmış olan kloroform ekstresi üzerinde, ileri kromatografik yöntemler kullanılarak izolasyon çalışmaları aşamasına geçilmiştir. İzole edilen 13 maddenin yapı tayinleri modern spektroskopik yöntemler ile gerçekleştirilmiş ve sonuçta 6 seskiterpen, 3 flavonoit, 1 flavonoit glikoziti, 1 fenol glikoziti, 1 hegzenil glikozit ve 1 kumarin yapıda bileşik elde edilmiştir. İzole edilmiş olan bileşikler için, 3 farklı hücre tipi (servikal ve meme kanseri hücre hatları) üzerinde ve 2 farklı konsantrasyonda (10 mM ve 30 mM) antiproliferatif aktivite testleri uygulanmıştır. Elde edilen verilere göre hesaplanan değerler incelenmiş ve buna göre genel olarak 3 hücre tipinde de en aktif bileşikler; PP-3 (klorojanerin) , PP-6 (sinaropikrin) , PP-9 (19-deoksi-15-klorojanerin) ve PP-10 (aguerin B) seskiterpen bileşikleri olarak tespit edilmiştir. Çalışmamızın son aşamasında ise, izole edilen majör maddelerimizden birisi olan apigenin için, 4 farklı ekstremiz üzerinde ultra performanslı sıvı kromatografisi (UPLC) kullanılarak miktar tayini yöntemi çalışılmıştır. Etil asetat ve metanol:su (1:1) ekstrelerimizde görülmeyen apigenin maddesi, kloroform ekstremizde 2.114 ± 0.02 µg/ml ve n-hekzan ekstremizde 0.528 ± 0.02 µg/ml miktarlarında bulunmuştur. Ayrıca doğruluk, doğrusallık, sağlamlık, kesinlik, seçicilik, tanımlama limiti ve ölçüm limiti parametrelerinin test edilmesi ile bu yöntemin validasyonu sağlanmıştır.
Muğla ili çevresinde yetişen narcissus tazetta L. subsp. tazetta L. bitkisi üzerinde farmakognozik çalışmalar
Amaryllidaceae alkaloitleri biyoaktivitesi yönünden kapsamlı olarak araştırılan ve çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanım potansiyeli olan sekonder metabolit grubudur. Amaryllidaceae familyasına ait olan Narcissus cinsi, doğal ilaç kaynağı olarak değerlendirilip, pek çok tür ve alt türü alkaloit profili açısından araştırılmaktadır. Bu tez çalışmasında ülkemizde Muğla ve çevresinde doğal olarak yetişen Narcissus tazetta subsp. tazetta L. alt türü üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamış olması nedeniyle çiçekli dönemde toplanmış toprak üstü kısımları ve soğanları üzerinde fitokimyasal çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Drog örnekleri üzerinde, Avrupa Farmakopesi'ne göre kurutmada kayıp, bütün kül, sülfat külü, hidroklorik asitte çözünmeyen kül miktarı deneylerini içeren kalite kontrol çalışmaları yapılmıştır. Bu deneylerin sonuçları % değerler olarak verilmiştir. Ayrıca drog örnekleri üzerinde, total alkaloit miktar tayini titrimetrik bir yöntemle gerçekleştirilmiştir. Amaryllidaceae familyasının biyolojik aktivite açısından önemli olan alkaloitleri galantamin ve likorin, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinden hazırlanan toprak üstü ve soğan örneklerinde yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) kullanılarak kalitatif ve kantitatif olarak araştırılmıştır. Ek olarak, yine bu iki farklı drog örneğinin alkaloit profilini belirlemek amacıyla kapiler gaz kromatografisi-kütle spektroskopisi (GC-MS) yöntemi kullanılmıştır. Bunun sonucunda, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinin 23 adet alkaloit içerdiği saptanmıştır. İzolasyon ve yapı aydınlatma çalışmalarında, oda sıcaklığında kurutulmuş ve toz edilmiş total bitki materyalinden hazırlanan total alkaloit ekstresinin kolon kromatografisiyle fraksiyonlandırılması sonucu elde edilen fraksiyonlar, preparatif sütun kromatografisi, preparatif ince tabaka kromatografisi ve kristallendirme gibi farklı yöntemler kullanılarak saflaştırılmıştır. Elde edilen bileşiklerin yapıları modern spektroskopik yöntemlerle (1D, 2D NMR, MS) aydınlatılmıştır. Bu çalışmaların sonucunda, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinden, Amaryllidaceae alkaloitlerinin likorin alt grubundan (-)-likorin, (-)-psödolikorin, (-)-9-O-metilpsödolikorin, (+)-11-hidroksigalantin, (-)-narsissidin; homolikorin alt grubundan (+)-9-O-demetil-2-α-hidroksihomolikorin; montanin alt grubundan (-)-pankratinin-C ve galantamin alt grubundan (-)-galantamin adlı bileşikler izole edilmiştir. İzole edilen bileşiklerden daha önce in vitro Ellman metodu ile biyoaktivite çalışması yapılmamış olanlarda bu yöntemle mikroplaka deneyi uygulanarak asetilkolinesteraz ve bütirilkolinesteraz inhibitör aktiviteleri araştırılmıştır. Aktif olan tüm bileşiklerin IC50 değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca izole edilen bileşikler için moleküler doking çalışması yapılarak kolinesteraz enzimlerinin aktif yöreleri içerisindeki bağlanma yönelimleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Narcissus tazetta subsp. tazetta; antikolinesteraz aktivite; izolasyon ve yapı aydınlatma çalışmaları, kalite kontrol çalışmaları
Ranunculus constantinopolitanus (dc.) bitkisi üzerinde kalite kontrol çalışmaları
Bu çalışmada, Türkiye'de yabani olarak yetişen bir Ranunculus türü olan Ranunculus constantinopolitanus DC. bitkisi farmakognozik açıdan incelenmiştir. Botanik çalışmalarda, bitki tayininde yararlanabilecek ve muhtemel monografilerde yer alabilecek anatomik ve mikroskobik özellikleri araştırılmıştır. Kalite kontrol çalışmasının yapıldığı araştırmalarda, çiçekli vejetasyon döneminde toplanan bitkiden elde edilen drog üzerinde Avrupa Farmakopesi'nde yer alan yöntemler esas alınmıştır. Bu amaçla, kurutmada kayıp, total kül, hidroklorik asitte çözünmeyen kül ve sülfat külü deneyleri yapılmış ve sonuçları % değer olarak verilmiştir. Ayrıca, droğumuzdan hazırladığımız ekstrelere fitokimyasal tarama yapılmıştır. Droğun biyolojik aktivitesinin belirlenmesi için çeşitli yöntemler gerçekleştirilmiştir. Droğun sitotoksik aktivitesinin belirlenmesi için, brine shrimp ve WST-1 hücre proliferasyonu yöntemleri yanında, antimikrobiyal aktivitesi disk difüzyon ve mikrodilüsyon yöntemleriyle; antioksidan aktivitesi DPPH radikali yakalama yöntemi ile belirlenmiştir. Ayrıca toplam fenolik madde analizi ile toplam flavonoit madde analizi de yapılmıştır.
Kilo vermeye yardımcı olarak kullanılan bromelain içeren ürünler, bazı bitkisel gıda takviyeleri ve çaylarda sibutramin kaynaklı tağşişatın araştırılması
Dünya çapında büyüyen bitkisel gıda takviyesi pazarı; ürünlerin formülasyonlarında potansiyel olarak zararlı, bildirilmemiş sentetik maddelerin veya benzerlerinin olası varlığı nedeniyle tüketicilerin sağlığını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Dolayısıyla gıda takviyelerinin güvenliği, zaman zaman yasadışı bazı maddelerin tağşiş edildiği raporlandığı için sorgulanabilir. Bitkisel zayıflama ürünleri, obezite ile mücadelede daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmış, ancak bu ürünlerin etkin olmayan regülasyonları, zararlı bazı maddelerin ilave edilerek satılmasına neden olmuş, hatta ölüm dâhil ciddi olumsuz sağlık olaylarına neden olabilecek sibutramin ve türevleri gibi maddelerle tağşiş edildikleri tespit edilmiştir. Üreticilerin bu tür sentetik kimyasalları formülasyonlara dahil etmesinin büyük nedeni etkiyi arttırarak yüksek satış beklentisidir. Bu tez çalışması, sözde 'doğal' kaynaklı veya şüphelenilen bitkisel ürünlerdeki sentetik bileşikleri kesin olarak tanımlamak için basit ama etkili bir yaklaşım olan LC-MS/MS teknolojisi ile analize dayanmaktadır. Kilo vermeye yardımcı olarak satılan 4 adet poşet çay, 6 adet kapsül, 4 adet tablet/efervesan ve 3 adet toz formdaki numuneler % 70'lik metanol ile ekstre edilmiş, daha sonra ekstreler liyofilize edilmiş ve liyofilize ekstreler analiz edilmiştir. Özellikle bromelain içeren zayıflama ürünlerine ilgi arttığı için bunu da içeren preparatlar test edilmek üzere örneklere eklenmiştir. Çalışmada obezite tedavisinde kullanılan sibutramin standart olarak kullanılmıştır. Ön tanımlı bileşiklerin doğrulanması ve miktar tayini, uygun standartların hazırlanmasından sonra LC–MS/MS'de analiz sonuçlarına ulaşılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, Cod 1-17 arası örneklerin içinde Cod 3 ve Cod 11 ile belirlenen numuneler dışında tüm numunelerde sibutramin varlığı tespit edilmiştir. Bu alanda tağşişatın hala devam etmesi nedeniyle denetimlerin ve kontrollerin artırılması kanısına varılmıştır.
Halk arasında geleneksel kullanımı olan sarımsak, zerdeçal ve üzüm çekirdeği ekstrelerinin farmakope analizleri ve bu ekstrelerden elde edilen karışımın antiproliferatif etkinliğinin değerlendirilmesi
Bu tez çalışması geleneksel olarak uzun bir kullanıma sahip sarımsak tozu, zerdeçal rizomu ve üzüm çekirdeği droglarının farmakope analizini yapmak ve bu droglardan elde edilen ekstrelerin hem ayrı ayrı hem de karışım halinde antiproliferatif etkinliğini değerlendirmek için yapılmıştır. Bu bitkiler üzerinde yapılan çok sayıda çalışma önemli farmakolojik etkilere sahip olduklarını doğrulamaktadır. Zerdeçal ve sarımsak numuneleri Türk Farmakopesi 2017'de yer alan monograflarına göre analiz edilmiştir. Fakat üzüm çekirdeğinin farmakopede monografı bulunmadığı için 'Genel Ekstre Monografı'na göre analiz edilmiştir. Yapılan farmakope analizleri sonucunda sarımsak tozu numunesi ve zerdeçal rizomu numunesi farmakopeye uygun bulunmamıştır. Üzüm çekirdeği numunesinin monografı olmadığı için net bir yorum yapılamamıştır. Bu bitkilerden hazırlanan ekstrelerin ve bu ekstrelerden oluşan karışımın insan kolon kanseri hücre hattı CaCO-2 hücreleri üzerindeki antiproliferatif etkisi ve hücre canlılığı MTT testi ile değerlendirilmiştir. Sonuçlara bakıldığında en yüksek antiproliferatif etkiyi sarımsak tozu numunesi gösterirken, zerdeçal rizomu numunesi ise etkisiz kalmıştır. Üzüm çekirdeği numunesi orta derecede etki göstermiştir. Ekstreler karışım halinde verildiğinde ise birbirlerinin etkisini antagonize etmiştir. Sarımsak tozu numunesi için umut vadeden sonuçlar ortaya çıkmıştır. Zerdeçal rizomunun daha önce yapılan çalışmaların aksine antikanser etki göstermemesi yeterli miktarda kurkumin içermemesine bağlanmıştır. Sarımsak İTK analizi dışında tüm farmakope standartlarını karşılamıştır. İTK analizi açısından farmakopeye uygun bulunmaması standart eksikliği, kullanılan malzemeler veya deneysel hatalara bağlanmıştır. Bitkiler, tedavide eski çağlardan itibaren kullanılmaktadır. İnsanlar bitkilerle tedavinin tamamen güvenli olduğunu düşünmektedir. Bu yüzden miktarına dikkat etmeksizin yaygın bir şekilde kullanmaktadır. Fakat bitkilerin, bu şekilde rastgele kullanılması insan sağlığı açısından güvenli değildir. Bireyler bitkisel ilaç kullanmadan önce; mevcut hastalıkları, kullandıkları ilaçlar, gebelik, alerji açısından değerlendirilmelidir. Bitkisel ürünler Sağlık Bakanlığı denetiminde olmalı, üzerinde gerekli preklinik ve klinik çalışmalar mutlaka yapılmalıdır. Tüm bitkiler için farmakopede monograf oluşturulmalı, taşıması gereken özellikler belirtilmelidir. Bitkilerle tedavinin tamamen zararsız olduğu düşünülmemeli, standardize ürünler kullanılmalı, güvenilir yerlerden alınmalı, hekim ve eczacıya mutlaka danışılmalıdır. Anahtar Sözcükler: Sarımsak, Zerdeçal, Üzüm çekirdeği, Farmakope, Antiproliferatif etki
Eryngium campestre L. bitkisinin toprak üstü kısımları üzerinde farmakognozik araştırmalar
Bitkiler ve bitkilerden hazırlanan ekstreler çeşitli hastalıkların tedavisinde çok eski zamanlardan beri kullanılmaktadır. Apiaceae familyasından olan Eryngium cinsi dünyada 317 takson ülkemizde ise 26 takson ile temsil edilmektedir. Eryngium campestre L. bitkisi, Türkiye'de boğa dikeni, deveci dikeni, deve elması, göz dikeni, tengel dikeni gibi isimlerle bilinmektedir. Bitkinin kurutulmuş yaprakları, çiçekleri ve kökleri tıbbi amaçlarla kullanılmaktadır. Eryngium campestre'nin toprak üstü kısımları fenolik asitler, triterpenik saponinler, kumarinler, uçucu yağ, flavonoit ve asetilenleri taşımaktadır. Flavonoitlerden izoramnetin glikozitleri, mirsetin glikozitleri, kersetin glikozitleri (rutin), kemferol glikozitleri; fenolik asitlerden klorojenik asit, p-kumarik asit, kafeik asit, rozmarinik asit ve ferulik asit taşıdığı yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Çalışmanın amacı Türkiye'de yetişen Eryngium campestre bitkisinin toprak üstü kısmından Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi (YPSK) ile rozmarinik asit miktar tayini analizini gerçekleştirerek bitki ekstresinin kondrosit hücreleri üzerine etkisini in vitro XTT ve LDH testleri ile araştırmaktır. Eryngium campestre'nin toprak üstü kısımlarında % 1,7 rozmarinik asit bulunmuştur. Kondrosit hücrelerinin canlılığını azaltmış ve LDH testi sonucuna göre çalışılan konsantrasyonlarda toksik etki gösterdiği belirlenmiştir. İleri çalışmaların planlanmasında daha düşük doz uygulamaları ile devam edilebileceği sonucuna varılmıştır. Gerçekleştirilen çalışmanın daha sonraki araştırmalar için yol gösterici olacağı öngörülmektedir. Anahtar Sözcükler: Apiaceae, boğadikeni, Eryngium campestre , kondrosit, rozmarinik asit
Yeşil çay içeren bazı ürünlerde fenolik bileşiklerin miktar tayini ve fırsatçı fungal enfeksiyonlarına karşı etkinliğinin değerlendirilmesi
Fırsatçı fungal enfeksiyonlar toplumda immün yetmezliği bulunan bireylerin artması ve antifungal ilaçlara karşı gelişen ilaç direncinden dolayı tedavisi zor, maliyetli ve mortalitesi yüksek enfeksiyonlar olarak önemli halk sağlığı problemi olarak ifade edilmektedir. Antifungal etkili fitokimyasalların ilaç direnci ve anti-fungal ilaçların yan etkilerinden dolayı görülen koplikasyonlara karşı adjuvan ajanlar olarak veya profilakside haricen veya dahilen kullanılabilirliğini gösteren çalışmalar çeşitli makalelerde yer almaktadır. Özellikle fenolik bileşikler üzerinde de güçlü antimikrobiyal etkilerinden dolayı antifungal aktivite çalışmaları önem kazanmıştır. Tez çalışmamız kapsamında Camellia sinensis (L.) O. Kuntze bitkisinde elde edilen yeşil çayın ve yeşil çayda bulunan fenolik bileşik içeriklerinin antifungal aktivite ilişkili olduğunu gösteren literatürler esas alınarak, Türkiye'de eczane, market ve internet aracılığıyla temin edilen yeşil çay örneklerinin ve yeşil çay içeren gıda takviyelerinin fenolik madde içerikleri LC-ESI-MS/MS yöntemi ile tespit edilmiş olup C. albicans, C. parapsilosis, C.krusei ve C. glabrata mayalarına karşı antifungal aktivitesi araştırılmıştır. Tez çalışması sonucunda yeşil çay örneklerinin tamamının C. parapsilosis, C. glabrata türlerine etki gösterdiği gözlenirken Matcha çayına ait 3 örnekten hazırlanan ekstrelerde antifungal aktivite gözlenmiştir. Tez çalışması kapsamında Matcha çayının C. glabrata ve C. parapsilosis'e karşı antifungal etki gösterdiğ ilk kez bu çalışmada gösterilmiştir. Gıda takviyesi örnekleri incelendiğinde ise, çay örneklerinden farklı olarak özelllikle fenolik bileşikler üzerinden standardize örneklerin C. krusei'ye karşı antifungal etki gösterdiği gözlenmiştir. Çalışmada kullanılan hiçbir örnek C. albicans'a karşı antifungal etki göstermemiştir. Antifungal etkinin literatür verileriyle uyumlu olarak fenolik bileşik içerikleriyle ilişkili olduğu ancak fenolik bileşikleri benzer oranlarda içerdiği halde antifungal aktivite göstermeyen örneklerde ise analiz kapsamında tespit edilemeyen antagonizmaya neden olan bazı bileşik içeriğinden şüphe duyulmuştur. Ayrıca, yetiştirme veya depolama sırasında fizikokimyasal tepkimeler sonucunda bozunarak antagonist etki gösteren kimyasallar veya antagonizmaya neden olabilecek tağşişat varlığı ile ilişkili olabileceği de düşünülmektedir. Tez çalışması kapsamında yeşil çay, Matcha çayı ve gıda takviyeleri hakkında daha fazla çalışma yapılması gerekliliği ve fırsatçı fungal enfeksiyonların tedavisinde adjuvan veya profilaktik ajan olarak kullanımları hakkında olumlu sonuçlar edildiği görülmüştür.
Cyclotrichium niveum uçucu yağının bileşimi
Endemik bir Labiatae bitkisi olan Cyclotrichium niveum'un toprak üstü kısımlarının uçucu yağ verimi ve kompozisyonu ilk defa çalışıldı. Kuru herba'dan su distilasyonuyla % 1.54, buhar distilasyonuyla ise % 2.56 verimle uçucu yağ elde edildi. Ayıklanan yaprak + çiçekler den ise su distilasyonu ile % 5.74 verime ulaşıldı. Gaz Kromatografisi- Kütle Spektrometrisi (GC/MS) tayinleri sonucunda tüm yağlarda ana bileşiğin pulegon olduğu belirlendi (% 56.1-56.6). İkinci önemli bileşik izomenton'un ise % 33.8-35.9 oranında bulunduğu tespit edildi. Ana bileşik pulegonla ilgili literatür taramasında bu bileşiğin tabiatta bulunuşu ve biyolojik etkileriyle ilgili bilgiler derlendi. Anahtar kelimeler : Cyclotrichium niveum, Dağ Nanesi, Uçucu yağ, Distilasyon, Pulegon, Gaz Kromatografisi (GC), Gaz Kromatografisi-Kütle Spektrometrisi (GC/MS)
Thalictrum orientale Boiss. alkaloitleri
ÖZET T.orientale Boiss. bitkisinin NiğderUlukışla'dan toplanmış toprak altı ve toprak üstü kısımları ekstre edilmiş ve alkaloitleri yönünden ilk kez incelemeye tabi tutulmuştur. Kromatografik yöntemlerle izole edilen ve saflaştınlan alkaloitlerden üçünün yapısı spektral yöntemlerle belirlenmiş olup iki katerner aporfin alkaloitinin yapısı miktar azlığı sebebiyle tam olarak aydınlatılamamıştır. Alkaloitlerin tümü toprak altı kısmında elde edilmiş olup, toprak üstü kısmından elde edilen alkaloitler miktarlarının azlığı sebebiyle incelenememiştir. Bu çalışma sonunda, toprak altı kısmından elde edilen üç ana alkaloit fangkinolin (bisbenzilizokinolin), fuzitin (aporfin) ve berberin (protoberberin)'dir. Bunlardan ilk iki alkaloitin Thalictrum cinsindeki varlığı ilk kez rapor edilmiştir. Anahtar kelimeler : Thalictrum, Thalictrum orientate, alkaloit, fangkinolin, fuzitin, berberin.
Bazı ferula uçucu yağlarının kimyasal bileşimi, biyolojik aktivite, ın vıtro sitotoksisite ve genotoksisite yönünden incelenmesi
Günümüzde doğal kaynaklı ürünlere ilginin artmasıyla bilimsel alanda bu yöndeki çalışmalar da hız kazanmıştır. Uçucu yağlar, eski çağlardan günümüze kadar kullanılagelen aromatik sıvılardır. Koku, tat maddesi olarak kullanımlarının dışında farklı biyolojik aktiviteleri nedeniyle sağlık alanında da kullanımları bulunmaktadır. Ferula L. cinsi Apiaceae familyasının en önemli cinslerinden biridir. Türkiye'de 17, Asya'da 177, dünyada ise 180-185 türü bulunmaktadır. Bu çalışmada Ferula hermonis Boiss., F. brevipedicellata Peşmen ex M. Sağıroğlu & H. Duman ve F. rigidula DC. uçucu yağlarının analizleri eş zamanlı olarak GK ve GK/KS ile gerçekleştirilmiştir. F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının ana bileşikleri α-pinen (%68.9 ve %73.0, sırasıyla), β-pinen (%5.3 ve %4.0, sırasıyla) ve naftalen (%4.3 ve %8.5, sırasıyla); F. hermonis uçucu yağının ana bileşikleri ise α-pinen (%64.1), naftalen (%8.3) ve trans-verbenol (%4.8) olarak belirlenmiştir. Uçucu yağların mikrodilüsyon yöntemi ile antimikrobiyal aktiviteleri belirlenmiş, mikroorganizmalara göre değişen orta ya da zayıf derecede aktivite tespit edilmiştir. DPPH● radikali ile yapılan serbest radikal süpürücü etki tayini sonucunda uçucu yağların 0.5 mg/mL ve daha düşük konsantrasyonlarda antioksidan aktivite göstermediği saptanmıştır. Uçucu yağların sağlıklı bir hücre hattı olan NIH3T3'e (ATCC® CRL-1658™, fare embriyonik fibroblast hücreleri) karşı sitotoksisiteleri belirlenmiştir. Aktivite deneyleri ve sitotoksisite testi sonucunda umut vadedebileceği düşünülen F. rigidula uçucu yağına uygulanan Ames MPFTM 98/100 testi sonucunda, uçucu yağın test edilen dozlarda mutajenik olmadığı belirlenmiştir. Bu çalışma F. hermonis, F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının antioksidan aktivite ve sitotoksisite; F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının kimyasal bileşimlerinin belirlenmesi ve antimikrobiyal aktivite; F. rigidula uçucu yağının genotoksisite değerlendirilmesi açısından ilk olma özelliği taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Ferula sp., uçucu yağ, antimikrobiyal, antioksidan, NIH3T3, Ames MPFTM 98/100
Sinüzit patojenlerinin uçucu yağ ve bileşenlerle inhibisyonu
Sinüzit antibiyotik tedavisi gerektiren en yaygın üst solunum yolu hastalıklarından biri olup genellikle bakteriyel enfeksiyon sonucu gelişmektedir. Son yıllarda antibiyotik dirençli enfeksiyonlardaki artış nedeniyle yeni ilaçların araştırılmasına yönelik çalışmalar önem kazanmıştır. Asırlardır antimikrobiyal etkilerinden dolayı özellikle gıda, kozmetik ve ilaç olarak kullanılan uçucu yağlar günümüzde yeni ilaç geliştirilmesinde önem taşır. Türkiye'de halk arasında sinüzit tedavisinde kullanılan Lamiaceae familyasına ait uçucu yağ bitkilerinden Lavandula stoechas L. (karabaş otu), Mentha spicata L. (bahçe nanesi, antep nanesi, kıvırcık nane) ve T. sipyleus subsp. sipyleus Boiss. var. sipyleus L. (kekik otu, keklik otu, limon kokulu kekik, nemamulotu, sater) bu tez kapsamında değerlendirilmiştir. Hidrodistilasyon yöntemi ile elde edilen uçucu yağların fitokimyası gaz kromatografisi-alev iyonizasyon detektörü (GK-AİD) ve gaz kromatografisi/kütle spektrometresi (GK/KS) yöntemleriyle belirlenmiştir. Uçucu yağların ve temel bileşenlerinin antimikrobiyal aktiviteleri sık rastlanan sinüzit patojenlerinden Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae, Moraxella catarrhalis, Streptococcus pyogenes, Staphylococcus aureus ve Pseudomonas aeruginosa standart suşlarına karşı in vitro agar difüzyon, mikrodilüsyon ve buhar difüzyon antimikrobiyal yöntemleriyle çalışılmıştır. Lavandula stoechas, M. spicata, ve T. sipyleus uçucu yağlarının temel bileşenleri sırası ile kâfur (% 46.7), karvon (% 60.6) ve timol (% 66.2) olarak GK-AİD ve GK/KS teknikleri ile tespit edilmiştir. Yapılan denemelerin sonucunda agar difüzyon yönteminde 10 mg/mL uçucu yağ ve temel bileşen konsantrasyonunda 1.8 cm'ye kadar artan inhibisyon zon çapları elde edilmiştir. Mikrodilüsyon yönteminde çalışılan suşlara karşı test maddelerinin 0.16 ile 1.25 mg/mL arasında değişen konsantrasyonlarda etkili olduğu görülmüştür. Uçucu yağların ve temel bileşenlerin buhar fazlarının antimikrobiyal etkinlik denemelerinde ise Thymus türünün ve timol bileşeninin diğer uçucu yağlara ve bileşenlere oranla dikkate değer şekilde inhibisyon zonu oluşturduğu gözlenmiştir. Sonuç olarak halk arasında sinüzit tedavisi için kullanılan ve doğal ortamlarından temin edilen L. stoechas, M. spicata, ve T. sipyleus türlerinin sinüzit patojenlerine karşı antimikrobiyal etkili oldukları gösterilmiştir.
Eskişehir aktarlarında satılan Tilia flos örneklerinin farmakognozik incelenmesi ve uçucu yağlarının bileşimi
Eskişehir Ormanlarında Tilia argentea, Tilia rubra ve Gökçekaya'da Tilia platyphyllos yetiştiği saptanmıştır. Tilia cordata'nın braktesinin alt ve üst epiderma hücre duvarlarının dalgalı iken T. rubra'nın düz duvarlı, T. argentea'da alt epidermanın dalgalı olduğu görülmüştür. T. rubra ve T. cordata braktesinde tek hücreli örtü tüyü, T. argentea'da bol miktarda çok kollu (8-9) yıldız örtü tüyü vardır. Diğer anatomik yapılar ise üç türde aynı olarak gözlenmiştir. Çiçekte farklı görülen ovaryumdaki yıldız örtü tüyleri T. cordata, T. rubra'da 4-6 kollu iken, T. argentea'da 8-9 kolludur ve daha sık bulunmaktadır. Bursa T.argentea örneğinde yabancı madde miktarı %2'nin altında olup, Farmakopeye uygundur. Diğerleri ise uygun değildir. Kurutmada kayıp, toplam kül ve asitte erimeyen kül tayini analiz sonuçları farmakopeye uygun bulunmuştur. Örneklerin çiçek oranı % 53-70, su distilasyonu ile elde edilen uçucu yağların verimi T. cordata'da %0,02, T.argentea örneklerinde %0,02 ve T.rubra örneklerin de %0,01-0,03 ve Düzce T.cordata (tıbbi tür) örneğinin uçucu yağında, trikosan %28, heneikosan %19, nonakosan %13, hekzadekanoik asit % 8, pentakosan % 6 ve hekzahidrofarnesil aseton % 6 ana bileşikler olarak bulunmuştur. Eskişehir, Manisa, Balıkesir, Amasya T.rubra örneklerinin uçucu yağlarında ki ana bileşikler, trikosan (%22, 29, 42, 25), hekzadekanoik asit (%22, 17, 7, 26), kaur-16-en (%11, 6, 3, 0), hekzahidrofarnesil aseton (% 8, 7, 8, 6), heneikosan (%7, 9, 2, 14), pentakosan (%7, 7, 11, 6) olarak saptanmıştır. Bursa, Kütahya T.argentea uçucu yağlarında hekzadekanoik asit (%31, 40), trikosan (% 21, 12), hekzahidrofarnesil aseton (%14, 7), pentakosan (%7, 4), kumin aldehit (%0, 7), linoleik asit (%5, 4) ana bileşikler olarak bulunmuştur.
Ağız patojenlerine etkili olabilecek bazı uçucu yağların kimyasal bileşimlerinin ve antimikrobiyal aktivitelerinin değerlendirilmesi
Ağız ve dişler mikroorganizma kaynaklı pek çok hastalığın görüldüğü yapıdır. Bu hastalıkların tedavisi genellikle antibiyotik kullanımı ile yapılmaktadır. Artan antibiyotik dirençli mikroorganizmalar nedeniyle yeni doğal kaynaklı etken madde keşfi önem kazanmıştır. Uzun yıllardan beri uçucu yağların antimikrobiyal özellikleri olduğu bilinmekte ve tedavi amaçlı kullanımları önemli bir yer tutmaktadır. Bu tez kapsamında ağız ve diş hastalıklarına karşı kullanılan farmakope kalitesindeki Salvia officinalis L., Pimpinella anisum L., Eucalyptus globulus L., Matricaria recutita L., Achillea millefolium L. uçucu yağlarının kimyasal bileşimleri GK/AİD ve GK/KS yöntemleri ile belirlenmiştir. Ağız patolojisinde önemli rol oynayan bakterilerden Streptococcus mutans, Streptococcus sanguinis, Staphylococcus aureus, Corynebacterium striatum, Candida albicans ve Candida krusei suşlarına karşı uçucu yağların antimikrobiyal aktiviteleri mikrodilüsyon yöntemi ile değerlendirilmiştir. Ayrıca aktivite gösteren uçucu yağlar antibiyotikler ile kombine edilmiş ve checkerboard yöntemi ile sinerjik etkileri test edilmiştir. Sonuç olarak test edilen uçucu yağların ağız patojenlerine karşı 20 ile 0.625 mg/mL arasında minimum inhibisyon konsantrasyon değerleri ile orta kuvvette antimikrobiyal etkili oldukları görülmüş ve antibiyotiklerle kombinasyonlarında M. recutita uçucu yağının tetrasiklin ile kombinasyonunda S. aureus'a karşı sinerjik etki gösterdiği bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Ağız boşluğu hastalıkları, Uçucu yağlar, Antimikrobiyal aktivite, Sinerjik etki
Eskişehir ilindeki bazı crocus L. türleri üzerinde anatomik, morfolojik ve kimyasal araştırmalar
Bu çalışmada, Eskişehir il sınırları dahilinde yayılış gösteren 2'si endemik olan 3 Crocus L. türünün; (C. ancyrensis Herbert (Maw), C. antalyensis Mathew ve C. chyrsanthus (Herbert)) anatomik, morfolojik ve kimyasal özellikleri incelenmiştir. Morfolojik çalışmalarda; 3 Crocus türünün; korm, tunika tipi, yaprak kını sayısı, brakte, brakteol yapıları, tepal ölçüleri, perigon tüpü ve stilus gibi karakterleri incelenerek morfolojik çizimleri yapılmıştır. Anatomik çalışmalarda; kök, gövde ve yapraklardan alınan enine kesitler incelenmiş ve çizimleri yapılmıştır. Kimyasal çalışmalarda ise; yumru, stilus ve tepallerden mikrodistilasyon yoluyla uçucu bileşikler elde edilmiş ve Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi (GK/KS) ile uçucu bileşiklerin kimyasal analizi gerçekleştirilmiştir.
Eskişehir'de yetiştirilmiş Origanum vulgare subsp. hirtum uçucu yağ değerlendirmesi
İstanbul kekiği, Origanum vulgare subsp. hirtum (Link) Ietswaart Marmara bölgesinde doğal olarak yetişen bir aromatik bitkidir ve yaygın olarak kullanılan kekiktir. Bu çalışmanın amacı Eskişehir koşullarında yetiştirilen İstanbul kekiğinin drog, uçucu yağ verimi ve uçucu yağ içerikleri, verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesidir. Bu amaçla Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen timol ve karvakrol içerikleri farklı olduğu düşünülen iki çeşit adayı ile 2015 üretim yılında tesadüf blokları deneme desenine göre 8 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Avrupa Farmakopesinde tanımlandığı şekliyle hasat, kurutma ve uçucu yağ eldesi gerçekleştirilmiş, ardından Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi (GK/KS) kullanılarak uçucu bileşiklerin kimyasal analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada timol (T) ve karvakrol (K) oranlarının farklı olduğu düşünülen iki çeşit adayının tüm ölçüm ve analizleri ayrı ayrı yapılmıştır. T ve C yeşil herba verimleri sırasıyla 1265 kg/da ve 906 kg/da olarak, kuru herba verimleri ise sırasıyla 466 kg/da ve 315 kg/da olarak bulunmuştur. T çeşit adayının bitki boyu ortalama 72.1 cm iken C çeşit adayının 61.3 cm ölçülmüştür. Uçucu yağ oranları T çeşit adayında ortalama % 5.19 iken C çeşit adayında % 6.9 bulunmuştur. Yapılan uçucu yağ analizlerinin sonucunda, C çeşit adayında karvakrol miktarı % 78.2-81.8, timol miktarı % 0.1-0.4; T çeşit adayında ise ortalama karvakrol miktarı % 69.3-83.1, timol miktarı eser miktarla % 9.7 arasında bulunmuştur.
Antimikrobiyal maddelerin etkinliğini arttıran uçucu yağ ve bileşenlerinin belirlenmesi
Bu tez projesi kapsamında antibiyotiklere dirençli Gram (+) Staphylococcus aureus; Gram (-) Escherichia coli ve antifungal ilaçlara duyarlı Candida albicans klinik ve standart suşları olmak üzere altı farklı hedef patojen seçilmiştir. Antimikrobiyal etkinlik testlerinde Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü (CLSI) in vitro mikrodilüsyon yöntemi uyarlanarak kullanılmıştır. Doğal antimikrobiyal madde olarak, öncelikle Avrupa Farmakope kalitesinde Matricaria recutita L., Lavandula latifolia Medik., Pinus mugo Turra, Citrus reticulata Blanco. uçucu yağları (Aetheroleum) seçilmiştir. Etkinliği arttırmak amacıyla uçucu yağlar sırasıyla kolon kromatografisiyle n-hekzan, dietil eter, diklorometan ve metanolle fraksiyonlanmıştır. Antimikrobiyal deneylerde ayrıca uçucu yağların ana bileşenlerinden R-(+)-limonen, (+)-linalol, 1,8-sineol, (±)-kafur, β-karyofillen, α- pinen, (-)-β-pinen, γ-terpinen, farnasen, bisabolol ve (+)-δ-3-karen kullanılmıştır. Test materyallerinin ampisilin, sefuroksim, tetrasiklin, flukonazol ve nistatin standart antimikrobiyal maddeleriyle farklı kombinasyonlarının etkileşimleri dama tahtası yöntemiyle sinerjik etkinlikleri açısından incelenmiştir. Tüm test numunelerinin dirençli mikroorganizmalara karşı etkinlikleri minimum inhibisyon konstrastrasyonu (MİK) olarak belirlenmiştir. Kombinasyon sonuçları, fraksiyonel inhibisyon konsantrasyonu (FİK) değerleri şeklinde sinerjik, aditif, bağımsız etki veya antagonist etkili olarak sınıflandırılmıştır. Aktif fraksiyon-antimikrobiyal madde kombinasyonu seçici toksisitesi karşılaştırmalı olarak değerlendirmek üzere in vitro WS1-XTT sitotoksisite (insan cilt fibroblast hücre dizileri) ve biyolüminesans yöntemiyle Aliivibrio fischeri NRRL B 11177 suşuna karşı çalışılmıştır. Sonuç olarak, tasarlanan doğal madde kombinasyonların sinerjik/aditif etkinlikleri ilk defa bu çalışma kapsamında gösterilmiştir. Etkinlikler değerlendirildiğinde, toplam 54 sinerjik, 75 aditif ve 108 adet bağımsız etkili antimikrobiyal kombinasyon aktivite sonucu elde edilmiştir. Genel olarak oluşturulan uçucu yağ kombinasyonları, in vitro antimikrobiyal aktivite açısından daha etkin ve daha az toksik olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Antibiyotik dirençli bakteri, Candida albicans, Uçucu yağlar, Kombinasyon çalışmaları, Dama tahtası yöntemi, Sinerjik etki.
Tanacetum haussknechtii (Bornm.) Grierson uçucu yağının kimyasal, enantiomerik ve biyolojik aktivite açısından araştırılması
Türkiye'nin endemik bitkisi olan Tanacetum haussknechtii (Bornm.) Grierson üzerinde kimyasal kompozisyon ve biyolojik aktivite araştırması gerçekleştirildi. Bitkinin sap-yaprak, çiçek ve kök kısımlarından hidrodistilasyon yöntemi ile uçucu yağları elde edilerek kompozisyonları Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi ve Gaz Kromatografisi-Alev İyonlaşma Dedektörü teknikleri ile araştırıldı. Ana bileşikler olarak sap-yaprak ve çiçek uçucu yağlarında borneol (%17.2, %20.5) ve a-pinen (%14.5, %12.3), kök uçucu yağında ise geranil izovalerat (%41.6) bulundu. Yağlardaki a-pinen, b-pinen, sabinen, terpinen-4-ol, borneol, limonen, transpinokarveol enantiomer bileşiklerin enantiomer oranları şiral kolonda tespit edildi. Bitkinin topraküstü kısmından Folch metodu ile sabit yağ asitleri elde edilerek kompozisyonları gaz kromatografi yöntemiyle araştırıldı. Palmitik (%25.5), linoleik (%17.6) ve linolenik (%25.4) asit ana bileşikler olarak saptandı. Bitkinin farklı kısımlarından metanol, etilasetat ve su kullanılarak maserasyon yöntemiyle elde edilen ekstrelerde toplam fenolik ve toplam flavonoit bileşiklerin miktarları spektrofotometrik olarak tayin edildi. Uçucu yağ ve ekstrelerin in vitro deneylerde serbest radikal süpürme ve lipit peroksidasyonunu inhibe etme etkileri araştırılarak antioksidan aktiviteleri değerlendirildi. İnce Tabaka Kromatografisi-Otografi ve Ellman metotlarıyla uçucu yağ ve ekstrelerin asetilkolinesteraz enzimi üzerine etkileri araştırıldı. Metanollü ekstreler ve çiçek kısmından elde edilen etilasetatlı ekstrenin BHT ve gallik Asit'e göre orta derecede antioksidan etkiye sahip olduğu tespit edildi, ancak uçucu yağlar uygulanan deney sistemlerinde antioksidan etkili görülmedi. AChE enzim deneylerinde ise ekstreler zayıf etkili görülürken, çiçek uçucu yağı galantamin ile kıyaslandığında orta derecede etkili olduğu saptandı. Anahtar kelime: Tanacetum haussknechtii, uçucu yağ, enantiomer, ekstre, aktivite, GC/MS.
Achillea sivasica Çelik & Akpulat uçucu yağının kimyasal, enantiyomerik ve biyolojik aktivite açıcından araştırılması
Çalışmanın kapsamında endemik Achillea sivasica Çelik & Akpulat bitkisinin uçucu yağ ve ekstreleri üzerinde fitokimyasal ve biyolojik aktivite araştırmaları gerçekleştirildi. Bitkinin çiçek, yaprak ve kök kısımlarından uçucu bileşenleri elde edilerek Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi ve Gaz Kromatografisi-Alev İyonlaşma Dedektörü teknikleri ile kimyasal kompozisyonları aydınlatıldı. Bitki kısımlarından elde edilen uçucu yağlarda toprak üstü kısım, çiçek ve yaprakta sırasıyla -pinen (%11.5, %9.3, %6.7), -pinen (%7.0, %3.0, %6.9) , 1,8 sineol (%18.0, %22.1, %6.7) ve kafur (%7.6, %4.1, %9.0), -bisabolol (%7.5,% 4.3, %6.6), germakren D (%4.8, %3.5, %2.0) ve -ödesmol (%3.1, %3.9, %3.6) ana bileşikler olarak tespit edildi. Çiçek ve yaprak sabit yağ asitlerin arasında linoleik (%26.9, %16.9), linolenik (%13.2, %56.2), oleik (%20.9, %3.9) ve palmitik asit (%22.2, %17.3) ana bileşik olarak saptandı. Enantiomer bileşiklerin enantiomerik oranları ana bileşikler dikkate alınarak şiral kolonda araştırıldı. Bitkiden farklı polaritedeki çözücüler ile elde edilen ekstrelerde toplam fenol ve toplam flavanoid bileşenlerin miktarları değerlendirildi. Uçucu yağ ve ekstrelerin antioksidan ve antitirozinaz etkileri in vitro deneylerde araştırıldı. Metanol ve etil asetat ile elde edilen yaprak ekstrelerin lipit peroksidasyonu inhibe etme özelliği (AOA%: MeOH 53.9, EtAc 55.8), bakır indirgeme kapasitesi (TE mM: MeOH 0.94, EtAc 0.46) ve antitirozinaz (KAE mg/g: MeOH 5.5, EtAc 6.2) etkilerinin en yüksek olduğu tespit edildi. Bu çalışma Achillea sivasica bitkisi üzerinde yapılan ilk fitokimyasal ve biyolojik aktivite araştırmasıdır. Anahtar Kelimeler: Achillea sivasica, uçucu yağ, enantiyomer, ekstre, aktivite, GC/MS.
Lavandula latıfolıa medik. uçucu yağının anjiyogenez ve bazı matriks metalloproteinaz (MMP) enzimleri üzerine etkileri
Avrupa Farmakopesinde bulunan lavanta uçucu yağları (Lavandula angustifolia Mill. - İngiliz Lavantası; L. latifolia Medik.- Sivri Lavanta) aromatik ve biyolojik aktivite özelliklerinden dolayı geniş bir alanda kullanılır. Bu yağların karminatif, sedatif, haricen böcek kovucu vb. özelliklerinden dolayı bitkisel preparatlarda ve kokusundan dolayı da parfüm ve kozmetiklerde kullanılımları mevcuttur. Matriks metalloproteinaz (MMP) grubu enzimlerin çoğu fizyolojik süreçte önemli bir rol oynadığı bilinmektedir; ayrıca enflamasyon, yara iyi edici ve kanser hücre invazyonları gibi patolojik süreçlerde dokuların yeniden yapılandırılmasında görev alırlar. Diğer taraftan anjiyogenezin tümör büyümesinde anahtar rol oynadığı bilinmektedir; malin ve malin olmayan birçok hastalığın tedavisinde anjiyogenezi inhibe eden doğal ve sentetik ilaçların klinik kullanımları ile ilgili araştırmalar yapılmaktadır. Bu proje kapsamında çalışma materyali olarak gaz kromatografisi ve gaz kromatografisi/kütle spektrometrisiyle bileşiminin Avrupa Farmakopesi kalitesinde olduğu doğrulanan L. latifolia uçucu yağı (Spica aetheroleum) kullanılmıştır. Bu uçucu yağ ile in vitro olarak MMP-2 ve 9 enzimleri üzerine spektrofotometrik yöntemle; tavuk embriyosu kullanarak da in vivo olarak anjiyogenez ve antienflamatuvar etkisi karşılaştırmalı olarak ilk defa değerlendirilmiştir. Sonuç olarak 0,4 mg/mL konsantrasyonda MMP enzim inhibisyon etkisi olmadığı ve antianjiyogenik etkisinin ise skorlama sistemine göre zayıf olduğu bulunmuştur.
Centaurea babylonica L. bitkisi üzerinde farmakognozik araştırmalar
Bu çalışma, Centaurea (Asteraceae) cinsine ait C. babylonica türü üzerinde fitokimyasal çalışmaların yapılması, toplam fenol miktar tayini ve antioksidan aktivite çalışmalarının yapılması, uçucu yağ bileşenlerinin belirlenmesi ve antikanser etkisinin araştırılması üzerine yürütüldü. C. babylonica bitkisi 2015 yılının Temmuz ayında Mersin ilinin Çamlıyayla ilçesinden toplandı. Bitkinin toprak üstü kısımları toz edildikten sonra uçucu yağ analizi ve çözücü ekstraksiyonu yapıldı. Elde edilen uçucu yağın analizi, elde edilen farklı polaritelerdeki ekstrelerin antioksidan aktiviteleri, fitokimyasal ön denemeleri ve kimyasal kompozisyon analizleri yapılarak incelendi. C. babylonica bitkisinin toprak üstü kısımlarından Avrupa Farmakopesi'ne (2010) uygun olarak hazırlanmış Clevenger apareyi ile yapılan hidrodistilasyon sonucu uçucu yağ elde edilerek GK/KS ile kimyasal bileşimi incelendi. Uçucu yağ ana bileşenleri sırasıyla, metil oleat (%30,1), metil hekzadekanoat (%10,5) ve trikosan (%6) olarak belirlendi. Bitkinin toprak üstü kısımlarından sırasıyla hekzan, etil asetat ve metanol ekstreleri hazırlanarak ekstrelerin toplam fenolik madde miktarları Folin-Ciocaltaeu yöntemi ile belirlendi. Aynı ekstreler üzerinde antioksidan aktivite deneyleri 1,1-difenil-2-2 pikrilhidrazil (DPPH) radikal süpürücü etki tayini ve 2,2'-azino-bis-3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit (ABTS) yöntemleriyle değerlendirildi. Türün toprak üstü kısımlarından elde edilen ekstrelerin in vitro sitotoksik etkileri C6 (Glioma), A549 (insan akciğer adenokarsinoma) ve MCF-7 (insan meme kanseri) hücre hatları kullanılarak MTT testi ile belirlendi. Ekstrelerin DNA sentez inhibisyonuna bakılarak selektivite için sağlıklı hücre hattı üzerindeki etkileri araştırıldı. Metanol ile hazırlanan ekstre orta düzeyde antioksidan aktivite gösterirken, etil asetat ve hekzan ekstrelerinin antioksidan özellik göstermediği tespit edildi. Sitotoksik etki yine metanol ekstresinde yüksek görüldü.
Piyasadan temin edilen lavanta örneklerinin uçucu yağ bileşimi
Bitkilerden elde edilen uçucu yağlar birçok amaç için kullanılmaktadır. Son yıllarda bu alana olan ilgi ve talebin artması, üreticileri daha ucuz maliyetle daha fazla üretim arayışlarına itmektedir. Türkiye'de geleneksel olarak uçucu yağ üretmek amacıyla lavanta kültürü en fazla Isparta ilinde yapılmaktadır. Bu çalışmada Eskişehir'de bulunan bazı aktarlardan temin edilen lavanta örneklerinde yabancı madde miktar tayini, kül miktar tayini, Clevenger apareyi ile uçucu yağ miktar tayini ve elde edilen uçucu yağların Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/ Kütle Spektrometrisi (GK/KS) analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar Avrupa Farmakopesi Lavanta monografı ile karşılaştırılmıştır. Anahtar kelimeler: Uçucu yağ, Lavanta, Avrupa Farmakopesi, Clevenger apareyi, Gaz Kromatografisi, Kütle Spektrometrisi
Bazı gentiana türlerinin farmakognozi yönünden incelenmesi
Gentiana türleri halk arasında sindirimi kolaylaştırıcı, antidiyabetik, antiinflamatuvar, hepatoprotektif ve antihipertansif gibi pek çok tıbbi amaçla kullanılmaktadır. Gentiana asclepiadea L., G. brachyphylla Vill., G. cruciata L., G. gelida Bieb., G. olivieri Griseb., G. pyrenaica L., G. septemfida Pallas., G. verna L. subsp. pontica (Soltok.) Hayek, G. verna L. subsp. balcanica Pritchard ve ülkemiz için endemik olan G. boissieri Schott et Kotschy ex Boiss. türlerinden elde edilen ekstre ve fraksiyonların LC/MS-IT-TOF ile analizlerinde; sekoiridoitler; gentiopikrozit, sverozit, svertiamarin, loganin, svertianolin, norsvertianolin, 3'-asetil sverozit, flavon glikozitleri; östomoruzzit viteksin ve orientin bellidin, bellidifolin ve ksanton-C glikozitleri; mangiferin ve oleanolik asit tespit edilmiştir. Biyolojik aktivite sonuçlarına göre; G. boissieri, G. brachyphylla, G. cruciata metanol ekstreleri belirgin DNA hasarı koruyucu; G. cruciata, G. asclepiadea ve G. boissieri metanol ekstreleri yüksek metal şelatlayıcı; G. verna subsp. pontica metanol fraksiyonu yüksek ABTS•+ radikal katyon renksizleştirici; G. brachyphylla etil asetat ve metanol fraksiyonları yüksek DPPH• serbest radikal süpürücü antioksidan aktivite; G. pyrenaica, G. brachyphylla ve G. verna subsp. pontica metanol ekstreleri ile G. pyrenaica, G. brachyphylla metanol fraksiyonları çok yüksek MAO-A ve MAO-B inhibitör; G. olivieri metanol ekstresi çok yüksek BChE inhibitör ve orta düzeyde COX-2 inhibitör etki göstermiştir. Ayrıca Gentiana ekstrelerinin genotoksik etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Tez kapsamında, G. boissieri, G. brachyphylla, G. gelida, G. pyrenaica, G. verna subsp. balcanica ve G. verna subsp. pontica türlerinin antioksidan, antiinflamatuvar, antikolinesteraz etkileri; G. asclepiadea, G. cruciata, G. boissieri, G. brachyphylla, G. gelida., G. olivieri ve G. septemfida türlerinin MAO-A, MAO-B inhibitör etkileri ve G. asclepiadea hariç diğer türlerin genotoksik etkileri ilk kez çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Gentiana sp., LC/MS-IT-TOF, antioksidan, MAO, BChE inhibitör.
Matrin ve oksimatrinin mikrobiyal transformasyonu ve metabolitlerinin kolinesteraz inhibisyonu
Mikrobiyal transformasyon; farklı mikroorganizma ya da bu mikroorganizmaların enzimlerinin kullanılmasıyla belirli substratların yeni metabolitlere dönüştürülmesi için kullanılan biyoteknolojik yöntemlerdendir. Bu yöntem sağladığı avantajlardan dolayı kimya, gıda ve ilaç endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Yeni doğal maddelerin keşfi ve üretimi amacıyla farmakognozi biliminde de ilgi çekmektedir. Halk arasında acı meyan/acı piyan olarak bilinen, Fabaceae familyası üyelerinden Sophora türlerinde sekonder metabolit olarak bulunan matrin ve oksimatrin, kinolizidin alkaloitleri grubundadırlar. Matrin ve oksimatrinin; kardiyak iskemi, viral hastalıklar, hepatit B, kanser gibi hastalık ve semptomlar üzerinde çalışmaları mevcuttur. Bu çalışmada, matrin ve oksimatrin 30 farklı bakteri, maya ve fungus kullanılarak mikrobiyal biyotransformasyonu incelenmiştir. Matrin substratından Mucor ramannianus ve Enterococcus faecalis ile biyotransformasyonu sonucu yeni 2 metabolit oluşmuştur. Oksimatrin substratı ile 5 farklı mikroorganizma ile biyotransformasyonu sonucu matrin metabolit olarak elde edilmiştir. Önce ince tabaka kromatografisi (İTK) ile tespit edilen saflaştırılmış metabolitlerin yapısı sıvı kromatografisi/kütle spektroskopisi (SK/KS) ile kısmen aydınlatılmıştır. Metabolit ve substratların in vitro antibakteriyel, antikandidal, antienflamatuvar, anti-helikobakter, antitüberküloz özellikleri ve asetilkolinesteraz/butirilkolinesteraz inhibisyonu karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Test konsantrasyonlarında in vitro aktivite deneyleri sonucunda numunlerin kayda değer bir inhibisyona yol açmadığı ve etkinlikte olmadığı gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Matrin, oksimatrin, mikrobiyal transformasyon, antimikrobiyal etki, kolinesteraz aktivite
Comparative phytochemical and bioactivity studies on botanically different bee pollen samples and their flower sources
Bee pollen is produced by honeybees using flower pollen grains. Therefore, flower pollen serves as a reliable indicator of the botanical origin of bee pollen. As the chemical composition of bee pollen is directly associated with its pharmacological efficacy and potential health benefits, identification of its origin has a critical importance. This study represents the first investigation of the phytochemical content and biological activity of bee pollen samples originated either from petalous (Hedera helix), or apetalous flowers (Castanea sativa, Salix, and Quercus spp.) collected from Türkiye and Slovenia, comparatively with their related floral sources as H. helix, C. sativa, S. alba, and Q. pubescens. High-performance thin-layer chromatography (HPTLC) identified the botanical origin of each bee pollen sample by revealing the similarity of their chemical fingerprints to those of the corresponding floral sources. Marker compounds detected in H. helix anthers and related bee pollen (quercetin-3-O-β-glucopyranosyl-(1→2)-β-galactopyranoside, afzelin, and platanoside) and C. sativa, S. alba, and Q. pubescens androecia and related bee pollen samples (N1,N5,N10-tricaffeoylspermidine) were isolated from bee pollen samples and their structures were elucidated by nuclear magnetic resonance (NMR) and mass spectrometry (MS). These marker compounds as well as chlorogenic acid and 3,5-dicaffeoylquinic acid (in H. helix anthers) and quercetin, myricitrin, hyperoside, quercitrin, isoquercitrin, and rutin (in C. sativa, S. alba, and/or Q. pubescens androecia samples) were quantified using newly developed and validated ultra/high-performance liquid chromatography (UPLC/HPLC) methods. Further, the antioxidant and xanthine oxidase (XO) enzyme inhibition activities of samples and marker compounds were evaluated by spectrophotometric and effect-directed chromatographic analyses.
Hypericum perforatum yağının dekübitis ülserinin iyileşmesi üzerindeki etkisi
Bu çalışma ülkemizde halk tıbbında geleneksel yöntemlerle hazırlanarak çeşitli sağlık sorunlarının tedavisinde kullanılan sarı kantaronun yağlı ekstresinin yoğun bakım ünitelerinde yatan hastalarda oluşan basınç ülserlerinin (dekubitus) iyileşmesinde ki etkinliği araştırılmıştır. Geleneksel yöntemlerle zeytinyağı ile masere edilerek hazırlanan standardize sarı kantaron yağlı ekstresinin yoğun bakımda yatmakta olan üç hastamıza düzenli olarak günde 3 defa basınç ülseri bölgesine ve etrafına uygulanmıştır. Hastaların değerlendirmesi makroskobik açıdan yara boyutlarının ve yara evrelerinin ölçülmesiyle, mikroskobik olarak da tedavinin başlangıç ve bitişinde histopatolojik değerlendirmeyle yapılmıştır. Sonuçta sarı kantaronun yağlı ekstresi yoğun bakımdaki basınç ülserlerinin tedavisinde oldukça etkili olduğu ortaya konulmuştur. Sarı kantaronun yağlı ekstresi basınç ülserlerinden korunma tedavisinde önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yoğun Bakım,Yağlı ekstre, Basınç Yarası, Yara İyileşmesi
Bazı ticari söğüt örneklerinin avrupa farmakopesine uygunluğunun araştırılması
Salix türleri (Salicaceae), içerdikleri salisin nedeniyle, insanlık tarihi boyunca geleneksel tıp alanında çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmıştır. Piyasada söğüt kabuğu ve yaprakları gibi ürünler satılmaktadır. Bu çalışma, aktar ve baharatçılarda 'ʻsöğüt kabuğu'' adı altında satılan, altı farklı söğüt kabuğu örneğinin Avrupa Farmakopesi 7.0 esas alınarak araştırılmasını içerir. Her söğüt kabuğu materyali üzerinde makroskobik ve mikroskobik incelemeler, yabancı madde tayini, kurutmada kayıp, toplam kül tayini, teşhis ve tayin deneyleri ayrıca İTK ve YPİTK analizleri yapılmıştır. Her deney sonucunda Salicis cortex materyallerinden elde edilen bulguların Avrupa Farmakopesi 7.0'da yer alan 'ʻWillow bark (Salicis cortex)'' monografındaki kriterlere uygunluğu İTK yöntemiyle standart madde ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Yapılan bu testler sonucunda, incelenen altı adet materyalden hiçbirinin farmakopeye uygun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışma bitkisel ürünlerin tedarik adresi olarak bilinen baharatçıların güvenilirliğinin sorgulanması ve satılan ürünlerin denetlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Evaluation of effects of in vitro human digestion simulation on phenolic profile and antioxidant potential of adoxaceae fruits growing in Turkey
Although there is a wide array of antioxidant activity studies on plants and contribution of their phenolic contents in the determined activity, bioavailability phenomenon of the active ingredients is often neglected. Design of this study based on evaluation of difference in antioxidant potentials and phenolic profiles of Adoxaceae fruits growing in Turkey, before and after in vitro gastrointestinal human digestion simulation. For this purpose, two different solvent extracts, methanol and water, were prepared from the fruits of Sambucus nigra L., Sambucus ebulus L. and Viburnum opulus L. and their activity profiles were comparatively investigated. After the digestion simulation procedure, total phenolic, phenolic acid, flavonoid and total proanthocyanidin contents were determined for all phases of digestion. High performance thin layer chromatography (HPTLC) was used for the measurement of selected phenolic molecules. Bioavailability index was calculated for all phenolic content assays and for the selected bioactive compounds for accurate determination of alterations in phenolic profile via in vitro human digestion. For revelation of the precise antioxidant potential of fruit extracts, a couple of free radical scavenging (DPPH and DMPD) and metal reducing potential (CUPRAC and FRAP) assays and in addition a total antioxidant capacity assay were conducted on all phases. The results showed that human digestion might have significant effect on phenolic profile and antioxidant properties of herbal extracts. Key words: Sambucus nigra L., Sambucus ebulus L., Viburnum opulus L., Antioxidant activity, Human digestion simulation, Chlorogenic acid
Physicians opinions on ics/laba (inhaled corticosteroid/long acting beta 2 agonist) fixed combinations for chronic obstructive pulmonary disease (copd) treatment: A preliminary survey
Purpose: Chronic Obstructive Pulmonary Disease (COPD), is a common, preventable and treatable disease. COPD is characterized by persistent airflow limitation that is usually progressive and associated with an enhanced chronic inflammatory response in the airways and the lung to noxious particles or gases. Exacerbations and comorbidities contribute to the overall severity in individual patients. COPD is a leading cause of morbidity and mortality worldwide and results in an economic and social burden that is both substantial and increasing. Inhaled corticosteroid/ long acting beta2 agonist (ICS/LABA) fixed combinations are commonly used drugs in COPD treatment. Inhaled Corticosteroids reduce the inflammation in lungs and beta2-agonists relax airway smooth muscle by stimulating beta2-adrenergic receptors. The aim of this thesis is to gather physicians' opinions on ICS/LABA fixed combinations for COPD. Materials & Method: In order to determine the impact of ICS/LABA fixed combinations on treatment, an expert opinion was investigated. Survey method was selected for data collection. Physicians' opinions and experiments for ICS/LABA fixed combinations on COPD treatment and their observations on disease treatment outcomes were gathered by the survey. The study was conducted at TÜSAD (Turkish Respiratory Society/Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği) Congress in Çeşme/İzmir in October 2012. Result and Conclusion: 91.5% of the respondents were pulmonary physician who were the target group of the survey. Most of physicians responded as the frequency and severity of exacerbations and the number of hospitalizations was decreased at patients which have been treated with inhale corticosteroid plus long acting beta2 agonist fixed combinations (ICS/LABA) in their daily practice. Similarly, most of physicians responded as Health Quality of Life, spirometer results and exercise capacity of patients were improved at patients who have been treated with inhale corticosteroid and long acting beta2 agonist fixed combinations (ICS/LABA) in their daily practice. According to the recent studies, the use of LABA/ICS fixed combinations in the severe stages of the disease is effective in reducing the long-term clinical impact of COPD and in optimizing the cost-effectiveness and the socio-economic convenience of therapeutic strategies by decreasing the number of exacerbations and hospitalizations. Our survey results showed that, most of Turkish physicians state that the number of exacerbations and hospitalizations were decreased at patients who have been treated with inhale corticosteroid and long acting beta2 agonist fix combinations (IKS/LABA). These results can give rise to thought that the use of LABA/ICS fix combinations may have a positive impact on cost of COPD treatment in Turkey by decreasing the number of exacerbations and hospitalization according to the Turkish physicians survey results. Key words: COPD, ICS, LABA, treatment cost, exacerbation, hospitalization.
Pharmacoeconomic analysis of randomized controlled clinical study to evaluate effects of eicosapentaenoic acid enriched oral nutritional supplement along with radio-chemotherapy in patients with colorectal carcinoma: a cost-effectiveness analysis
Objective A randomized clinical study compare effects of pre-operative eicosapentaenoic acid enriched oral nutritional supplement (EPA-ONS) along with 5-weeks radio-chemotherapy to 5-weeks radio-chemotherapy only on survival and quality of life and safety in colorectal cancer patients had been completed and the results were published elsewhere. This study aimed evaluate cost effectiveness of 5-week EPA-ONS usage compared to no nutritional supplement in terms of survival Material and Methods A total 80 colorectal carcinoma patients had been randomized to 5-week radio-chemotherapy (FUFA+EBRT)+EPA-ONS (2 packages per-day) or radio-chemotherapy(FUFA+EBRT) only equally by stratifying age, gender, nutritional status and radiotherapy method. In study time horizon, survival was evaluated by Kaplan Maier estimator and exponential parametric regression model (best fitting model based on AIC-BIC) was used to extrapolate 10-year survival. Since patients' characteristics, treatment modalities and other procedures were reported to be similar among groups, only cost of EPA-ONS was taken into cost-analysis which is prepared from perspective of reimbursement institute in Turkey Results Mean (95% confidence interval) survival time was 81.6 (75.9 - 87.4) and 65.9 (55.2 - 76.6) months in radio-chemotherapy+EPA-ONS and radio-chemotherapy only groups, respectively. Five week EPA-ONS costs 284.00 USD/per patient. Incremental cost effectiveness ratio (ICER) for in study period was 25.14 USD per life-month gained; when 10-year survival model was used ICER was 9.80 USD per life-month gained. Conclusions Survival analysis revealed that preoperative EPA-ONS usage along with radio-chemotherapy prolonged overall survival. EPA-ONS appears to be a cost-effective concomitant treatment of radio-chemotherapy in patient with colorectal carcinoma.
Development and validation of qualitative and quantitative high performance thin-layer chromatographic methods for analysis of marker compounds in Matricaria recutita L. and Cynara scolymus L. extracts
TLC methods have long been used in the pharmacopoeias such as European Pharmacopoeia for qualitative analysis of marker compounds in plant materials. Recent advances led to the utilization of HPTLC methods which enable both qualitative and quantitative analyses concurrently. However, there has not yet stated an HPTLC method in the European Pharmacopoeia. Therefore, HPTLC methods for qualitative and quantitative analysis of marker compounds in Matricaria recutita L. and Cynara scolymus L. (Asteraceae) extracts were developed and validated in this study. In M. recutita flower extract, apigenin 7-O-glucoside was separated from the other constituents on silica gel 60 NH2 F254s HPTLC plate using a developing solvent system of ethyl acetate-formic acid-acetic acid-water (30:1.5:1.5:3, v/v/v/v). The developed method was subsequently validated and applied both for qualitative and quantitative analyses of apigenin 7-O-glucoside in extracts of M. recutita, M. recutita-like flowers and numerous commercial M. recutita products. According to C. scolymus leaf extract, chlorogenic acid and luteolin 7-O-glucoside were separated on silica gel 60 F254 HPTLC plate using a developing solvent system of ethyl acetate-formic acid-acetic acid-water (35:2:2:5, v/v/v/v). Moreover, HPTLC-bioautography experiment with DPPH˙ radical was performed for C. scolymus leaf extract and the result revealed that chlorogenic acid and cynarin significantly contributed to antioxidant activity of C. scolymus leaf extract. However, due to decomposition of phenolic compounds on the plate during the chromatography, an alternative HPLC technique was used to quantify chlorogenic acid and cynarin contents. Consequently, both HPTLC and HPLC methods were used to analyze extracts of C. scolymus leaf, bract, receptacle, stem and C. scolymus food supplements sold on market.
Avrupa Farmakopesi esas alınarak Althaeae flos monografının hazırlanması
Althaea türleri (Malvaceae), Türkiye'de ve dünyada geleneksel tıpta çeşitli rahatsızlıklarda yüzyıllardan beri kullanılmaktadır. Piyasada da ?hatmi? adı altında çiçekli bitkisel ürünler satılmaktadır. Fakat Avrupa Farmakopesi 6.0'da sadece Althaea officinalis (hatmi) bitkisinin yaprak (Althaeae folium, Marshmallow leaf) ve kök (Althaeae radix, Marshmallow root) kısımlarına ait monograflar yer almaktadır. Bu çalışma, aktarlarda hatmi bitkisinin yaprak ve kök kısımlarından daha çok satılan hatmi bitkisinin çiçek kısmına ait bir monografın olmaması sonucunda Avrupa Farmakopesi 6.0'da yer alan ?Malvae sylvestris flos (Mallow flower)? monografı esas alınarak Althaeae flos'a (Marshmallow flower, hatmi çiçeği) ait bir monograf hazırlamak amacıyla yapılmıştır.Bu çalışmada, Althaea cinsinin botanik özellikleri, yaprak, kök ve çiçek kısımlarının kimyasal içeriği, biyolojik aktivite çalışmaları ve kullanılışı ile ilgili genel bilgiler ayrıntılı olarak incelenmiştir. ?Hatmi? adı altında aktarlardan alınan 33 adet çiçek materyallerinin Avrupa Farmakopesi 6.0'da belirtilen analizlere benzerliği ?Malvae sylvestris flos (Mallow flower)? monografı referans alınarak araştırılmıştır. Her hatmi çiçeği materyalinin üzerinde makroskobik ve mikroskobik incelemeler, yabancı madde tayini, kurutmada kayıp, bütün kül tayini, şişme indisi ve YPİTK deneyleri yapılmıştır. Her deneyin sonunda hatmi çiçeği materyallerinden elde edilen bulguların Avrupa Farmakopesi 6.0'da yer alan ?Malvae sylvestris flos (Mallow flower)? monografında belirtilen kriterlere uygunlukları, 1 adet ebegümeci çiçeği ve 1 adet Alcea sp. çiçeği materyalleri ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, analizlerden elde edilen tüm bulgular ve Avrupa Farmakopesi 6.0'da yer alan ?Malvae sylvestris flos (Mallow flower)? monograf bilgileri doğrultusunda Avrupa Farmakopesi 6.0 formatına uygun olarak ?Althaeae flos (Marshmallow flower) monografı? hazırlanmıştır.
Salvia marashica bitkisinin biyoaktif bileşiklerinin belirlenmesi
Salvia türleri terpenik bileşikler açısından zengin olan Lamiacae familyasına aittirler. Dünyada 900'ü aşkın, Türkiye'de ise 100'ü aşkın Salvia türü doğal olarak yetişmektedir. Bu 100 türün 53'ü endemiktir. Salvia türlerinin kimyasal yapısı yurt içi ve yurt dışında birçok araştırmacı tarafından incelenmektedir. Salvia türleri terpenoitler ve steroitlerin yanı sıra, flavonoitler ve diğer fenolik bileşikler gibi sekonder metabolitlerce de zengindirler. Özellikle taşıdıkları di- ve triterpenlerden dolayı antienflamatuar, antiviral, hepatotoksik, sitotoksik-antitümör aktiviteleri olduğu gösterilmiştir. Bunun yanında taşıdıkları flavonların antioksidan ve antimikrobiyal etkilerinin olduğu da bilinmektedir. Bu yüksek lisans tez çalışmasında, Salvia marashica İlçim, Celep & Doğan, bitkisinin toprak üstü kısımlarının diklrometan ile aseton ve metanol ekstreleri hazırlandı. Bu ekstrelerin toplam fenolik miktarları pirokatekole ve toplam flavonoit miktarları kersetine eşdeğer olarak tayin edildi ve antioksidan aktiviteleri lipid peroksidasyonu inhibisyonu (β-karoten renk açılımı) ve DPPH serbest radikal giderim aktivitesi, ABTS katyon radikali giderimi ve CUPRAC yöntemleriyle incelenmiştir. Antikolinesteraz aktivitesi ise spektrofotometrik bir yöntemi olan Ellman metodu kullanılarak asetilkolinesteraz (AChE) ve bütirilkolinesteraz (BuChE) enzimlerine karşı invitro olarak belirlendi. Her iki Salvia marashica ekstresinin başlıca sekonder rmetabolitlerini oluşturan di- ve triterpenoitler, flavonoitler ve steroit yapıdaki bileşikler izole edilerek saflaştırıldı, saf bileşiklerin yapıları çeşitli spektroskopik (başlıca NMR, MS ve UV) yöntemlerle tayin edildi. Sonuçta Salvia marashica bitkisinin diklorometan+aseton ve metanol ekstrelerinden farklı 10 madde elde edildi. Bu bileşiklerden triterpen yapısında olanların lupeol, lupeol-3-asetat, lup-12,20(29)-dien, lup-20(29)-en, oleanolik asit, ursolik asit ve α-amyril-tetracosanoate, steroid yapıda olanın ise β-sitosterol olduğu belirlendi. Diterpen olarak ise iki abietane diterpen, 3β-hidroksiabieta-8,11,13-trien ve 3β-hidroksi,18-asetoksimetilen-abieta-8,11,13-trien doğadan ilk kez elde edilmiştir.
Vitex agnus-castus L. bitkisinde bulunan agnusit bileşiğinin plazmada sıvı kromatografik analizi ve biyoyararlanımının incelenmesi
Bu çalışmada Vitex agnus-castus L. bitkisinde bulunan ve başta östrojenik etki olmak üzere çeşitli farmakolojik etkileri olduğuna dair bilimsel çalışmalar bulunan agnusit adlı bileşiğin farmasötik preparatlarda ve insan plazmasında miktar tayininin yapılabilmesini sağlayan yeni bir yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) metodu geliştirilmiştir. Bu amaçla plazma numunelerinden sıvı-sıvı ekstraksiyon tekniği ile ekstre edilen madde; C18 (150 mm × 4,6 mm × 5 μm) kolon ve metanol:su (% 0,1 formik asit) (35:65, h/h) karışımından oluşan bir mobil fazla izokratik akışta ve 0,6 mL/dk akış hızıyla ayrılmıştır. Analit UV dedeksiyonla 258 nm'de tespit edilmiştir ve alıkonma zamanı 9,7 ± 0,01 dakikadır. Geliştirilen yöntem seçicilik, doğrusallık, doğruluk, tekrarlanabilirlik, gözlenebilme sınırı (LOD), tayin sınırı (LOQ), sağlamlık ve dayanıklılık açısından ICH kriterlerine göre valide edilmiştir. Yöntemin doğrusallık sınırları 5-125 µg/mL, kalibrasyon sonucu elde edilen doğru denkleminin korelasyon katsayısı 0,9915'tir. Yöntemin gün içi ve günler arası kesinliğini gösteren % RSD değerlerinden en yükseği 6,35'tir. Geliştirilen yöntemin klinik uygulanabilirliğini test etmek amacıyla, sağlıklı gönüllüye hayıt ekstresi içeren Castonex® kapsül oral yolla tek doz verilmiş, ardından yöntem bileşiğin farmakokinetik parametrelerinin (Cmaks, tmaks, t1/2 ve AUC0-t, AUC0-∞) hesaplanmasında kullanılmıştır. Plazmada agnusit analizinin yanısıra, bileşiğin preparattaki miktarı sulu standart çözeltilere ait doğru denklemi ile hesaplanmış ve sonuçlar kıyas yöntemi ile elde edilenlerle % 95 olasılık düzeyinde kıyaslanmıştır.
Sağlıklı beslenmede bitkisel ürünlerin kullanımı hakkında bilgi ve tercihin araştırılması: Fatih örneği
Bireyler sağlıklarını korumak için beslenmelerinde bitkisel ürünlerden yararlanmaktadırlar. Bitkilerin işlem görmüş ya da işlenmemiş kısımlarının ekstre veya uçucu yağlarından oluşan bitkisel ürünlere olan talep günden güne artmaktadır. Bu talebe dayalı olarak kişilerin bitkisel ürünler hakkındaki bilgilerinin, tercih ve kullanım düzeylerinin, bitkisel ürünleri satın alırken dikkat ettikleri özelliklerin neler olduğunun, sağlıklı beslenmede kullanacakları bitkisel ürünleri nasıl seçtiklerinin, bitkisel ürün kullanımını hangi amaç/amaçlar ile tercih ettiklerinin, kullanım tercihlerinde doktor, eczacı, diyetisyen veya diğer unsurların etkisi olup olmadığının belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada Fatih ilçesinde ikamet eden 18 yaş üstü bireylerin sağlıklı beslenmede bitkisel ürünlerin kullanımı hakkındaki bilgi seviyeleri, bilinçlilik düzeyleri ve tercih sebepleri 27 soruluk bir anket uygulanarak saptanmış ve değerlendirilmiştir. Çalışmaya 292 katılımcı katılmıştır. Bitkisel ürün kapsamını algılamada üniversite mezunu bireylerin daha bilinçli olduğu saptanmıştır. Bitkisel ürünlerin tedariği noktasında %88,4 ile aktarlar ilk sırada yer almaktadır. İlkokul mezunlarının üniversite mezunlarına göre son kullanma tarihi konusunda daha duyarlı olduğu saptanmıştır. %43,8 ile katılımcıların büyük kısmı bitkisel ürünlerin tedavide yeri olduğunu düşünmektedir. Katılımcıların %64,7'si bitkisel ürünleri doktora sorarak seçtiklerini iletirken; 18-30 yaş arası bireylerin ise, %26,5 ile diyetisyene sorarak tercih ettikleri saptanmıştır. Katılımcıların %79'u bitkisel ürünleri kullanmadan önce araştırdığını belirtirken; ilkokul mezunlarının daha fazla araştırma meyilli olduğu bulunmuştur. Katılımcıların %69,2'si bitkisel ürünlerin ilaçlarla/gıdalarla etkileşimi olabileceğini söylerken; ilkokul, ortaokul ve lise mezunlarının üniversite mezunlarına göre bu ifadeye daha fazla katıldıkları bulunmuştur. Elde edilen veriler ile halkımızın sağlıklı beslenme tercihleri arasında bitkisel ürünlerin yeri ortaya konulmaktadır. Böylece uzmanların halk sağlığını planlama ve halkımızı sağlıklı beslenmeye yönlendirmelerinde kullanabilecekleri verilerin oluşturulmasına katkı sağlanmıştır.
Kuşburnu olarak satılan bitkiler üzerinde fitoterapötik çalışmalar
Kuşburnu Anadolu'da bronşit, şeker hastalığı, soğuk algınlığı ve hemoroit tedavisinde halk ilacı olarak kullanılmaktadır. Çalışmada, aktarlarda satılan kuşburnu örneklerinde makroskobik, mikroskobik analizler, bütün kül, kurutmada kayıp, yabancı madde analizleri yapılmıştır. Örneklerin askorbik asit içerikleri Ultra Performance Liquid Chromatography-Time of Flightmass Spectrometer (UPLC-TOF-MS) tekniği kullanılarak tespit edilmiştir. Ayrıca örneklerin antioksidan aktiviteleri (DPPH, ABTS) ile total fenol miktarları arasındaki ilişkiler belirlenmiştir. Örneklerin antioksidan aktivitelerinin oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak Avrupa Farmakopesi monograflarına göre bu örneklerde kalite kontrol analizleri yapılmıştır ve aktarlarda satılan kuşburnu örneklerinin farmakope kriterlerini karşılamadığı tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Kuşburnu, Avrupa Farmakopesi, Kalite kontrol