Biruni University
Discipline

Occupational Therapy

Biruni University

40

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

40 Theses
Master'sOpen AccessTR

İnmeli bireylerde üst ekstremite fonksiyonlarının saeboflex ortezi ile değerlendirilmesi: Randomize kontrollü bir çalışma

Bu çalışmada Saeboflex ortezinin ergoterapist bakış açısıyla inmeli bireylerde üst ekstremite motor fonksiyonları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmaya Erdem Hastanesinde takibi devam eden 18-65 yaş aralığında ki 15 birey kontrol grubu, 15 bireyde müdahale grubu olarak inmeli 30 birey dahil edildi. Kontrol ve müdahale grubuna değerlendirme ölçekleri uygulandı, iki grupta tedavi sürecine devam ederken ek olarak müdahale grubuna 12 hafta, haftada 2 kez 45 dk'lık görev odaklı tekrarlayıcı eğitim uygulandı ve 3 ay sonunda ölçekler tekrardan uygulanıp sonuçları karşılaştırıldı. Çalışma sonucunda Saeboflex ortezinin uygulandığı grupta müdahale sonrası günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmedeki bağımsızlık düzeyinin (81.33±6.93) kontrol grubuna (74.33±5.93) göre anlamlı şekilde yüksek olduğu görüldü. SaeboFlex ortez uygulanan grupta müdahale sonrası depresyon düzeyinin (7.86±2.79) kontrol grubuna (15.60±3.56) kıyasla anlamlı şekilde daha düşük olduğu görüldü. Üst ekstremite motor evreleri bakımından gruplar arasında ve grup içi yapılan karşılaştırmalarda müdahale öncesi ve sonrası üst ekstremite ve elin motor evrelemesi bakımından anlamlı fark saptanmadı (p>0.05). Ortezin uygulandığı grup müdahale sonrası omuz, dirsek ve parmaklardaki eklem hareket açıklığı değerlerinin kontrol grubuna göre anlamlı şekilde yüksek olduğu görüldü. SaeboFlex uygulanan grupta müdahale sonrası oturma pozisyonuna ilişkin değerin kontrol grubuna kıyasla anlamlı şekilde yüksek olduğu görüldü (p<0.05). Çalışma grubunda müdahale sonrası duygu, günlük yaşam aktiviteleri, el fonksiyonu ve hastanın iyileşme algısının kontrol grubundan anlamlı şekilde yüksek olduğu görüldü (p<0.05). SaeboFlex uygulanan grup müdahale sonrası motor praksis (11.73±0.45), görsel motor organizasyon (18.93±2.31) ve düşünme yeteneğinin (13.86±1.35) kontrol grubundan anlamlı şekilde yüksek olduğu (p<0.001) görüldü. Aynı şekilde çalışma grubunda müdahale sonrası mini mental test skorlarının (26.53±1.24) kontrol grubuna (25.40±1.12) göre anlamlı şekilde yüksek olduğu görüldü (p<0.05). Çalışma grubunda müdahale sonrası aktivite-rol için motivasyon (7.46±1.30), aktivite rol paterni (7.00±1.55), süreç becerileri (7.40±1.68), motor beceriler (8.06±1.43) ve çevre boyutlarından (7.00±1.30) elde edilen puanlar kontrol grubuna göre anlamlı şekilde daha yüksektir. Saeboflex ortez uygulanan grupta müdahale öncesi ve sonrası kol hareket araştırma testinden elde edilen puanlar incelendiğinde müdahale sonrası puanların anlamlı şekilde yüksek olduğu görüldü. Sonuç olarak SaeboFlex ortezinin inme hastalarında üst ekstremite motor fonksiyonlarında anlamlı iyileşme sağladığı görülmüştür. Bu çalışmada Türkiye'de bir ilk olması bakımından önem arz etmektedir. Bu bulgular gelecekteki araştırmalar için bir örnek teşkil eder ve etkinliği, daha geniş örneklem sayısı üzerinde, cihazın kullanılmasındaki zorlukları da inceleyen benzer çalışmaların yapılmasında faydalı olacaktır.

EkstremitelerMotor becerilerOrtotik cihazlar+3
Saynur Elif Kayhan
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofreni tanılı bireylerde okupasyonel katılım ve yaşam kalitesini etkileyen faktörlerin incelenmesi

Ruh sağlığı ve hastalıkları için psikososyal yaklaşımlar içinde yer alan alanlardan birisi de Ergoterapi müdahaleleri ve buna bağlı olarak yapılan okupasyonel katılımdır. Bu çalışma şizofreni tanılı bireylerde okupasyonel katılım ve yaşam kalitesini etkileyen faktörlerin incelenmesini içermektedir. Çalışmaya katılanların 16'sı şizofreni tanılı iken 16'sı ise sağlıklıdır.13'ü kadınken, 19'u ise erkektir. 12 kişi bekar, 17 kişi evli, 2 kişi boşanmış, 1 kişi ise ayrı yaşamaktadır. 4 kişi ilkokul mezunu, 1 kişi ilköğretim/ortaokul mezunu, 6 kişi lise mezunu, 21 kişi ise yüksekokul/üniversite mezunudur. 23 kişi çalışıyorken, 9 kişi ise çalışmamaktadır. 8 kişinin ailesinde psikiyatrik rahatsızlık varken, 24 kişinin ise yoktur. 20 kişi sigara/madde kullanırken, 12 kişi ise kullanmamaktadır. Katılımcıların yaşları ise ortalama 36,63±11,077'dir. Çalışmanın sonuçlarına göre; Katılımcıların hastalık durumlarına göre aktivite rol dengesi puanlarının karşılaştırılmasına yönelik yapılan bağımsız gruplar t testi sonucunda aralarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmemiştir (p>0.05). Katılımcıların hastalık durumlarına göre dünya sağlık örgütü yaşam kalitesi skorlarının karşılaştırılmasına yönelik yapılan bağımsız gruplar t testi sonucunda aralarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Katılımcıların hastalık durumlarına göre Kanada aktivite performans puanlarının karşılaştırılmasına yönelik yapılan bağımsız gruplar t testi sonucunda aralarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Katılımcıların hastalık durumlarına göre insan aktivite rol modeli tarama aracı skorlarının karşılaştırılmasına yönelik yapılan bağımsız gruplar t testi sonucunda aralarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç olarak çalışmamızda şizofreni tanısı bulunan bireylerde okupasyonel katılımın ve yaşam kalitesinin düşük olduğu gösterilmiş ve bu alanların ergoterapi müdahaleleri ile geliştirilmesinin, günlük yaşamda bağımsızlık düzeyinin artması, sağlık algısının olumlu biçimde etkilenmesi, hastanede kalış sürelerinin azalması ve toplumsal katılım açısından önemi ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Okupasyonel Katılım, Şizofreni, Yaşam Kalitesi

KatılımPsikiyatrik hastalarPsikiyatrik hastalıklar+2
Mahmut Ulaş İyibaş
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar ve ailelerinde duyusal işlemleme becerileri ile kaygı ve depresyon düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışma 3-10 yaş arası Otizmli çocuklar ve ailelerinde duyusal işlemleme becerileri ile kaygı ve depresyon düzeylerini incelemiştir. Araştırmaya dahil edilen 95 Otizmli çocuğa Dunn Duyusal Profili Anketi, ebeveynlerine ise Adölesan/Yetişkin Duyu Profili, Beck Depresyon Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği uygulanmıştır. Dunn Duyu Profili Anketinden elde edilen verilere göre Otizmli çocukların % 47'i kayıt alanında, %64'ü araştırma alanında, % 36'sı hassasiyet alanında ve %25 i kaçınma alanında tipik gelişim özelliklerinden kesin fark göstermiştir. AYDP puanı sonucu ise çalışmamıza katılan ebeveynlerin % 49,5'i kayıt alanında, % 49,9'u araştırma, % 89,5 hassasiyet ve %29,5 i kaçınma alanında atipik duyusal işlemleme özellikleri göstermiştir. Otizmli çocukların ve ailelerinde duyusal işlemleme problemleri açısından hassasiyet ve kaçınma alanlarında anlamlı ilişkiler görülmüştür. (p<0,05). Çalışmamıza katılan ebeveynlerin %21,1'i şiddetli, %22,1'i orta düzeyde, % 56,8'inde ise hafif anksiyete belirtileri göstermiş olup depresyon düzeyleri incelendiğinde %7,4 ü şiddetli, % 33,7'si orta derecede, % 40'ı hafif depresyon ve % 18,9'u minimal depresyon düzeyinde olduğu görülmüştür. AYDP Hassasiyet puanı (26-41)- (49-75) ve (26-41) -(42-48) ve olan ebeveynlerin kaygı puan ortalama değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmaktadır. Hassasiyet puanı (26-41) olan katılımcıların kaygı puan ortalamalarının daha düşük olduğu görülmektedir. (p<0,05). Sonuçlarımız Otizmli çocukların ebeveynlerini duyusal profil özellikleri depresyon ve kaygı gibi özellikleri otizmli çocukların günlük hayata katılımını etkilediği gibi çocukları eğitsel müdahalesi için kısıtlayıcı veya destekleyici olduğunu göstermektedir. Otizmli çocuklarda Ergoterapi müdahalelerinde ebeveynlerin özelliklerini dikkate alarak aile merkezli ve bütüncül yaklaşılmasını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, Duyusal İşlemleme, kaygı , depresyon ,duyusal savunuculuk

AileAnksiyeteDepresyon+5
Süleyman Sert
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergoterapi öğrencilerinin duygusal zeka (EQ) ve duyusal işlemleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma ergoterapi bölümü öğrencilerinin duygusal zekâ ve duyusal işlemleme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya katılan ergoterapi öğrencilerine beş adet ön bilgi sorusu, Adolesan Yetişkin Duyu Profili Anketi ve Duygusal Zekâ Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmanın büyük bir çoğunluğunu kadın katılımcılar oluşturmuştur. Çalışma sonuçlarına göre çalışmaya katılan ergoterapi öğrencilerinin DZDÖ alt boyutu olan öz motivasyon ve kendi duygularını yönetme becerilerinin düşük düzeyde olduğu görülmüştür. AYDP sonuçları incelendiğinde katılımcıların kayıt kategorisinde %42,5 oranında, duyusal arayış kategorisinde %23,9 oranında, duyusal hassasiyet kategorisinde %49,6 oranında ve duyusal kaçınma kategorisinde %45,1 oranında çoğu insandan farklı özellikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların AYDP kayıt puanı ile DZDÖ kendi duygularını yönetme (p<0,05) ve öz motivasyon (p<0,05) alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif bir ilişki bulunmuştur. Katılımcıların AYDP duyusal arayış puanları ile DZDÖ toplam puanları (p<0,01), DZDÖ duygusal farkındalık (p<0,01), empati (p<0,05) ve diğerlerinin duygularını yönetme (p<0,01) alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir ilişki bulunmaktadır. Katılımcıların AYDP duyusal kaçınma puanları ile DZDÖ empati alt boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür (p<0,05). Katılımcıların AYDP duyusal hassasiyet puanları ile DZDÖ ve ölçeğin hiçbir alt boyut puanı ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Çalışma sonuçları ergoterapi öğrencilerinin duyusal profil ve duygusal zekâ becerileri arasında anlamlı ilişkiler olduğunu ve bu iki bireysel özelliğin birbirini etkileyebileceğini ortaya çıkmıştır. Bu çalışma ülkemizde ergoterapi bölümü öğrencilerinin duygusal zekâ becerileri ve duyusal süreçlerini inceleyen ilk çalışmadır. Konu ile ilgili farklı çalışmalar yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zekâ, Duyusal İşlemleme, Ergoterapi.

Duygu işlemlemeDuygusal zekaUğraş tedavisi+2
Beyza Sucuoğlu
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Psychosocial ımpact of assistive devices scale'ın (yardımcı cihaz kullanımının psikososyal etkisi ölçeği) Türkçe'ye uyarlanması, geçerlilik ve güvenilirliği

Yardımcı araçlar bireylerin aktivite limitasyonlarını azaltmak, günlük yaşama katılımlarını kolaylaştırmak, var olan becerilerini geliştirmek amacı ile bireye özgü tasarlanır. Bu çalışmanın amacı yardımcı teknolojik cihazların kullanıcılara etkilerini ölçen PIADS ölçeğinin Türkçe'ye uyarlamasını yapmak, geçerlilik ve güvenilirliğini belirlemektir. Ölçek dört kişilik bir çeviri ekibi tarafından İngilizce dilinden Türkçe diline çevrildikten sonra (translation); Türkçe dilinden İngilizce diline tekrar çevirilmiştir (back translation). Bu çalışmaya toplam 336 kişi [153 (%45,5) kadın, 183 (%54.5) erkek] dahil edilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 44.48±12.99 yıldır. Ölçek dört boyutlu olduğu saptanmıştır. Ölçekteki tüm maddeler birbiri ile ilişkiliydi ve toplam varyansı %64.36'dır. Ölçekten kendine güven (12. madde) ve utanma (21. madde) maddeleri elenmiştir. Ölçeğin toplam puanı için test-tekrar test sonuçlarının (ICC = 0.70, %95 güven aralığı: 0.50 – 0.78) uyumlu olduğunu göstermiştir. Test-tekrar test sonuçları arasında fark bulunmamıştır (p>0.05). Genel Cronbach Alfa (α) katsayısı 0.934, birinci alt boyutun 0.935, ikinci alt boyutun 0.903, üçüncü alt boyutun 0.734, dördüncü alt boyutun ise 0.732 olarak hesaplanmıştır. Katılımcıların cihaz kullanım sürelerine bakıldığında 300 (%89.2)'ü üç ve üzeri yıldır cihaz kullanırken 18 (%5.4)'i iki yıldır ve 18 (%5.4)'i bir yıldır cihaz kullanmaktadır. Yardımcı cihaz kullanan katılımcıların Nottingham Sağlık Profili skorları ile YCKPEÖ toplam puanı arasında anlamlı, negatif yönde ve zayıf bir ilişki bulunmuştur (r: -0,176; p≤0.05). Bu çalışmada, 24 madde ve 4 alt gruptan oluşan YCKPEÖ'nün Türkçe versiyonunun geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna varılmıştır.

Nilay Mulumulu
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Nörolojik problemi olan bireylere bakım verenlerde günlük yaşam aktivite performansı ile emosyonel durum ve vücut farkındalığı arasındaki ilişkinin incelenmesi:Karşılaştırmalı bir çalışma

Bu çalışmanın amacı nörolojik problemi olan bireylere bakım veren bireylerin günlük yaşam aktivite performansı ile emosyonel durum ve vücut farkındalığı arasındaki ilişkiyi incelemek ve bakım vermeyen bireylerle karşılaştırmaktır. Çalışmaya ayaktan veya yatarak tedavi gören 18-65 yaş aralığındaki 60 hasta (51,05±12,88 yıl) ve bu hastalara bakım veren 60 birey (47,65±12,11 yıl) katılmıştır. Kontrol grubuna benzer yaş aralığındaki bakım vermeyen 60 birey (39,41±15,46 yıl) dahil edilmiştir. Bakım veren katılımcıların bakım yüklerini belirlemek için Bakas Bakım Verme Ölçeği kullanılmıştır. Bakım veren ve vermeyen katılımcılar Vücut Farkındalığı Ölçeği (VFA), Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FBÖ), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve Modifiye Lawton-Brody Enstrümantal Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği (MLB/EGYA) kullanılarak karşılaştırılmıştır. Bakım verenlerin bakım yükü ortalamaları -12,20±5,73'tür. Tüm değerlendirme parametreleri dikkate alındığında, bakım verenlerin bakım vermeyenlere kıyasla daha çok etkilendikleri saptanmıştır (p0,05).Bakım veren bireylerin FBÖ ve MLB/EGYA ile VFA arasında pozitif anlamlı bir ilişki saptanırken (p0,05), BDÖ skorları ile negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p0,05).Bu araştırmanın sonuçları nörolojik hastalığı olan bireylere bakım vermenin bakım yükünü arttırdığını göstermiştir. Ayrıca azalmış vücut farkındalığı puanı ve artmış emosyonel yükün bakım verenlerin günlük yaşam aktivite performanslarını da olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Çalışmamızın sonuçları bakım veren bireylerin ergoterapi müdahale programına dâhil edilmelerinin gerekli olduğunu kanıtlar niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Bakım verme, Bakım yükü, Günlük Yaşam Aktiviteleri, Vücut Farkındalığı, Emosyonel Durum

Tuğçe Yıldırım
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Otizmli bireylerin ergoterapi programına devamlılığının bakım verenlerin öz yeterliği, aile yaşam kalitesi ve psikolojik dayanıklılığı ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışma otizmli bireylerin ergoterapi programına devamlılığının bakım verenlerin öz yeterliği, aile yaşam kalitesi ve psikolojik dayanıklılığı ile ilişkisinin incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya katılan bakım verenlere Sosyodemografik Bilgi bakım verenin seanslar hakkındaki ilişkisini, seanslara devam edememe sebeplerini değerlendirmek için yarı yapılandırılmış Bakım Veren Görüşme Formu uygulanmıştır. Beach Center Aile Yaşam Kalitesi Ölçeği (BCAYKÖ), Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ), Ebeveyn Öz Yeterlik Ölçeği (EÖYÖ) ve Bakım Verme Yükü Ölçeği (BVYÖ) kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan Bakım Veren Görüşme Formu, bakım verenlerin ergoterapi programına devam edememe sebeplerini ve bu sebeplerin ele alınan faktörlerle ilişkisini değerlendirmektedir. Çalışma sonuçlarına göre çalışmaya katılan bakım verenlerin aile yaşam kalitesi ve psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasında (p<0,01), aile yaşam kalitesi ve öz yeterlik düzeyleri arasında (p<0,01), aile yaşam kalitesi ve bakım verme yükü düzeyleri arasında (p<0,01) anlamlı ilişki saptanmıştır. Psikolojik dayanıklılık ve öz yeterlik puanları arasında (p<0,01), psikolojik dayanıklılık ve bakım verme yükü puanları arasında (p<0,01), öz yeterlik ve bakım verme yükü puanları arasında da (p<0,01) anlamlı ilişkiye saptanmıştır. Ayrıca ergoterapi seans programına devam edemeyen ve sebep olarak zaman yetersizliği problemi yaşadığını belirten katılımcıların aile yaşam kalitesi, psikolojik dayanıklılık, öz yeterlik düzeylerinin daha düşük düzeyde, bakım verme yüklerinin daha yüksek düzeyde olduğu gözlemlenmektedir (p<0,05). Bu çalışma ülkemizde otizmli bireylerin ergoterapi programına devamlığının bakım verenlerin öz yeterliği, aile yaşam kalitesi ve psikolojik dayanıklılığı ile ilişkisini inceleyen ilk çalışmadır. Benzer çalışmalara ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz.

Aile içi ilişkilerBakım verenlerOtistik bozukluklar+5
Elif Kalkan
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Konuşma problemi ile duyu bütünleme problemi yaşayan çocukların bakım verenlerinin bakım yükü, günlük yaşam aktivite performansı ile emosyonel durum ve vücut farkındalığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Konuşma problemi ile duyu bütünleme problemi yaşayan çocukların bakım verenlerinin bakım yükü, günlük yaşam aktivite performansı ile emosyonel durum ve vücut farkındalığı arasındaki ilişkinin incelemeyi amaçladığımız çalışmamız vaka-kontrol şeklinde tasarlanmıştır. Çalışmaya toplamda 96 bakım veren katılmıştır. Katılımcılar, Beck Depresyon Ölçeği, Vücut Farkındalığı Ölçeği, Nottingham Sağlık Profili, Zarit Bakım Verme Yükü Değerlendirme Ölçeği, Aile Etki Ölçeğini doldurmuşlardır. Verilerin analizinde Paired Simple T-Test kullanılmıştır. Değişkenler değerlendirilerek deney ve kontrol grubu skorları karşılaştırılmıştır. İstatistiksel analiz sonucunda, katılımcıların yaşı, cinsiyeti, bakım verenin yaşı, çocuk sayısı, aile tipi özellikleri vaka ve kontrol gruplarımız arasında benzerlik bulunmuştur. Çocuğu terapi alan gruptaki bakım verenlerin depresyon, vücut farkındalığı, aile etki düzeyi, yaşam kalitesi ve bakım verme yükü skorları daha yüksek bulunmuştur(p<0.05). Kontrol grubu katılımcıların ailesel ve toplumsal etki alt boyut puanları ile yaşam kalitesi puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ilişki olduğu görülmektedir. Vaka grubunda bakım verme yükünün; bakım verenin depresyon puanı, vücut farkındalığı, yaşam kalitesi, bakım verme yükü, aile etki puanları ile açıklanabildiği görülmüştür.Katılımcıların gruplarına göre bakım verme yükü, vücut farkındalığı, depresyon düzeyi, aile etki düzeyi, maddi yük boyutu, ailesel ve toplumsal etki boyutu, kişisel zorlanma boyutu, başa çıkma boyutu, yaşam kalitesi, ağrı, duygusal reaksiyon, uyku, sosyal izolasyon, fiziksel aktivite, enerji puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmektedir. Bakım verenlerdeki bakım verme yükünü açıklamada en etkili değişkenlerin, depresyon skoru, vücut farkındalığı ve aile etki düzeyi puanları olduğu bulunmuştur. Bakım verenlerde artmış bakım verme yükü, depresyon ve anksiyete belirtileri ile ilişkilidir. Bakım verendeki depresyon belirtilerinin bakım yükü, günlük yaşam aktivite performansı ile emosyonel durum ve vücut farkındalığını açıklamada büyük önem taşıdığı görülmektedir.

AnksiyeteBakım verenlerBakım verme yükü+7
Furkan Kumru
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tekrarlayıcı davranışı olan otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuklarda duyusal işlem bozuklukları, günlük yaşam becerileri ve aktivite katılımı arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Çalışmamızda, tekrarlayıcı davranışı olan otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuklarda duyusal işlem bozuklukları, günlük yaşam becerileri ve aktivite katılımı arasındaki ilişkilerin incelenmesini amaçlamaktadır. Bu çalışma, tekrarlayıcı davranış ile bedensel motor planlama, günlük yaşam becerileri ve modülasyonla ilgili duyusal işlem problemleri arasındaki ilişkiyi inceleyen bir çalışmanın eksikliğinden kaynaklanmaktadır Araştırmamızın örneklemi, İstanbul'da ikamet eden 4-7 yaş arası otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 62 çocuktan oluşmaktadır. Çocukların otizm spektrum bozukluğu tanıları, DSM-V kriterlerine uygun olarak bir Çocuk ve Ergen Psikiyatristi tarafından konulmuştur. Veri toplama araçları olarak Dunn Duyu Profili (DP), SCOPE, Tekrarlayıcı Davranış Ölçeği (TEDÖ-R-TV), Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri (PÖDE), Gelişimsel Anamnez, SIPT Kinestezi Testi ve Postüral Hareketin Klinik Gözlemi kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirmesi için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Ayrıca, otizmli çocukların SPIT puanları ile normal gelişim gösteren çocukların SPIT puanları arasındaki farkın anlamlılığını değerlendirmek için Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Bulgular, OSB'li çocuklarda düşük enstansor kas kontrolü ile duysal işlemin davranışsal sonuçları arasında negatif ve anlamlı bir ilişki olmadığını göstermiştir. Araştırma ayrıca OSB'li çocukların duysal işlemleme becerilerinin günlük yaşam becerileri ve aktivite katılımlarını etkilediğini göstermiştir. Araştırmanın sonuçları; ''Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda duysal işlem bozuklukları ve günlük yaşam becerileri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Duyusal işleme bozuklukları olan çocukların günlük yaşam becerilerinde zorluk yaşadığı gözlenmiştir.'' ''Otizmli çocuklar arasında streotopik davranışlar, kendine zarar verme davranışları ve sınırlı davranışlar gözlenmiştir. Bu davranışların otizmli çocukların günlük yaşam becerilerini ve işlevselliğini olumsuz yönde etkilediği görülmüştür.'' '' Motor becerilerin duysal işleme becerileri, hareket düzenlemeleri ve görsel girdilerin düzenlenmesiyle ilişkili olduğu bulunmuştur. Otizmli çocuklarda motor beceri düzeyi duysal işleme becerilerini etkileyebilmektedir.''

Duygu işlemlemeGünlük yaşam aktiviteleriObsessif davranış+3
Cansu Ergün
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnme sonrası zaman yönetimi, fonksiyonel bağımsızlık, depresyon ve bilişsel fonksiyon düzeyi arasındakini ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma, inme sonrası zaman yönetimi, fonksiyonel bağımsızlık, depresyon ve bilişsel düzey arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmaya 30'u sağlıklı, 30'u inme geçirmiş olan toplam 60 kişi dahil edilmiştir. İnme geçiren erkek bireylerde Mini Mental Test skorunun kadınlardan daha yüksek olduğu saptansa da cinsiyete göre inmeli hastaların mental durumlarında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür (p>0.05). İnme geçiren üniversite mezunu bireylerin mental durumlarının ilkokul mezunlarına kıyasla anlamlı şekilde daha iyi olduğu saptanmıştır (p<0.05). İnme geçiren kadınlarda depresyon düzeyinin erkeklerden daha yüksek olduğu saptanmış olsa da her iki cinsiyet arasındaki farkın anlamlı düzeyde olmadığı görüldü (p>0.05). Eğitim durumuna göre inmeli bireylerde depresyon düzeyinde anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır. Çalışmamız sonucunda sağ hemiplejili hastalarda depresyon düzeyinin sol hemiplejili hastalardan daha düşük olduğu görülse de gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı görülmüştür (p>0.05). İnme geçiren erkek hastalarda fonksiyonel bağımsızlık düzeyinin kadınlara kıyasla daha yüksek olduğu saptansa da gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı görülmüştür (p>0.05). Üniversite mezunu olan inmeli hastaların fonksiyonel bağımsızlık düzeyinin ilkokul ve ortaokul mezunu olanlardan anlamlı şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Üniversite mezunu olan inmeli hastaların zaman yönetimi algılarının ve zaman yönetimi ölçeği altboyutlarından zaman planlaması, zaman tutumları düzeylerinin ilkokul, ortaokul ve lise mezunlarından, ortaokul ve lise mezunu olan inmeli hastaların zaman yönetimi algılarının ve zaman yönetimi altboyutlarından zaman planlaması, zaman tutumları düzeylerinin de ilkokul mezunlarından anlamlı şekilde daha iyi olduğu saptanmıştır (p<0.05). İnme sonrası hastaların Mini Mental Test skoru ile fonksiyonel bağımsızlık düzeyleri ve zaman yönetimi düzeyleri arasında pozitif yönde ilişki saptanmıştır.

Yağmur Sözbir
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kortikal görme kaybı tanılı çocuklarda online ergoterapi uygulamalarının gelişim ve oyun becerileriyle ilişkisi

Bu çalışmada kortikal görme kaybı tanısı almış çocuklarda kişi-çevre-aktivite modeline göre, telerehabilitasyon ile uygulanan müdahale ve okupasyon alanı düzenlemelerinin gelişim ve oyun davranışlarıyla olan ilişkisini incelemek amaçlanmıştır. Ölçme aracı olarak Sosyodemografik Bilgi Formu, Ankara Gelişimsel Tarama Envanteri, Yenilenmiş Knox Okul Öncesi Oyun Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada kortikal görme bozukluğu tanısı almış 48-72 aylık yaş aralığındaki, 8 birey (1 kadın, 7 erkek) dahil edilmiştir. Çalışma videolu görüşmeler ile yürütülmüş ve Kişi-Çevre-Aktivite Modeli ile uygulanmıştır. Verilerin analizinde Wilcoxon testi kullanılmıştır. Kortikal görme bozukluğunda telerehabilitasyonun oyun ve gelişim becerilerine etkisinin değerlendirildiği çalışmamızda, telerehabilitasyon uygulamalarının etkili olduğu parametreler olduğu sonucuna varılmıştır. Yapılan bu çalışmada kullanılan ölçeklere göre dil bilişsel, ince motor, kaba motor, materyal yönetimi, kullanma, inşa etme ve dikkat parametrelerinde anlamlı fark görülmüştür.

GörmeGörme bozukluklarıGöz hastalıkları+3
Seval Cevher Eylen
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Evsiz bireylerde okupasyonel adalet, aktivite performansı ve yaşam kalitesinin incelenmesi

Çalışmamız evsiz bireylerde okupasyonel adalet, aktivite performansı ve yaşam kalitesini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya İstanbul Beyoğlu ilçesinde yaşayan 14 evsiz birey dahil edildi. Evsiz bireylerle yapılan görüşmelerde sosyodemografik veri formu, yarı yapılandırılmış görüşme formu, Okupasyonel Adalet Sağlık Anketi (OASA), Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ), Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQOL-Bref) ve Okupasyonel Denge Anketi kullanılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 49,28±13,37 (min:24, max:68)'dir. Okupasyonel adalet perspektifinde temel ihtiyaçlar; sosyal, fiziksel ve mental iyilik hali; sağlık ve refah için yeterli yaşam standardı; kültürel inançlar, gelenekler ve yerel etkinlikler; okupasyon yoluyla sağlık ve iyilik hali alanları değerlendirilmiş olup çalışmamız sonucunda evsiz bireylerin çeşitli sağlık, sosyal, politik ve ekonomik nedenlerle okupasyonel adaletsizlik yaşadıkları tespit edilmiştir. Evsizlerin sınırlı aktivite performansı ve tatmin bildirdiği alanlar %41 kendine bakım, %41 serbest zaman ve %18 üretkenlik performans alanlarıdır. Yaşam kalitesi skorlarında genel sağlık durumu, psikolojik sağlık, sosyal ilişkiler ve çevre de düşük sonuçlar bildirilmiştir; fiziksel sağlık skorlarının ise düşük yaşam kalitesi göstermemekle birlikte sınırda olduğu bildirilmiştir. Okupasyonel denge skorları ortalama 16,07±3,49'dur. Evsiz bireylerin toplum temelli okupasyonel iyileşme faaliyetlerine dahil edilmesini önermekteyiz. Evsiz bireylerin sosyal devlet anlayışı ile dezavantajlı gruplar içerisinde yer almasını kamu, kurum ve kuruluşlarda tanınmasını; hizmetlere erişim sağlayabilmeleri için teşvik edilmelerini önermekteyiz. Evsiz bireylerin okupasyonel adalet zorluklarının aktivite performansı, yaşam kalitesi ve okupasyonel denge ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir.

Ruh sağlığıSosyal adaletUğraş tedavisi
Sümeyye Sarışahin
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofrenili bireylerde müzik terapinin günlük yaşam, yaşam kalitesi ve işlevselliğine olan etkisi

Bu çalışmada müzik teapinin şizofrenili bireyler üzerindeki günlük yaşam, yaşam kalitesi ve işlevselliğe olan etkisi incelenmiştir. Çalışma İstanbul ili içerisinde olan bir engelsiz yaşam merkezinde yürütülmüştür. Çalışmaya şizofreni tanısı almış 25-75 yaş aralığında olan 25 birey alınmıştır. Kurum içerisinde dahil edilen şizofreni hastaları, gündüzleri yürüyüş öğleden sonraları ise mesleki gelişim atölyelerine katılmaktadır. Seçilen bireyler müzik terapi için ayrılmış özel alanda sabah 10.20-11.00 saatleri arasında haftada bir gün toplam altı seans ve her seansta 30 dakika boyunca önceden kayıt altına alınmış Bûselik makamı müzikleri dinletilmiştir. Müzik terapi müdahalesi öncesi ve sonrası ölçekler uygulanarak sonuçları karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda sanat temelli yaklaşımlara ek olarak uygulanan müzik terapinin günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlığında müdahale öncesi ve sonrası anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05). Yaşam kalitesi ve işlevsellikte de müzik terapi öncesi ve sonrasındaki uygulanan ölçek puanları karşılaştırıldığında anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05). Yaptığımız çalışma sonucunda müzik terapinin şizofrenif tanılı bireylerde uygulanmasının yaşam kalitesini, günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlığı ve işlevselliği olumlu yönde etkilemesine dair anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bu bulguların gelecekteki araştırmalar için örnek teşkil edebileceğini düşünmekteyiz. Bizim çalışmamız kısa vadeli ve şizofreni bireylerde sanat temelli yaklaşımlara ek olarak pasif müzik terapisini araştırmıştır. İlerde yapılacak olan çalışmaların aktif müzik terapi yöntemlerini içeren ve uzun vadeli etkilerini inceleyecek şekilde planlanmasını önermekteyiz.

Günlük yaşamMüzik tedavisiPsikiyatrik hastalar+4
Hülya Yaman
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokula zamanında başlamış ve geç başlamış otizm spektrum bozukluğu olan çocukların proprioseptif ve vestibüler duyularının gelişiminin incelenmesi

Çevresel uyaranlara doğrudan maruz kalan çocuklar sosyal bütünleşme ve fonksiyonel davranışlarda avantaj ve dezavantajlar yaşayabilmektedir. Olumlu çevresel uyaranlardan biri olan okul ortamı, sosyal ilişkileri düzenlemekte birlikte yaşama alışkanlıkları kazandırmakta ve uyumu arttırmaktadır. Tipik gelişim gösteren çocuklarda olduğu gibi otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuklar da okulun faydalarından olumlu anlamda etkilenirler. Bu çalışmanın amacı, ilkokula zamanında ve geç başlamış otizm spektrum bozukluğu tanılı çocukların proprioseptif ve vestibüler duyularının gelişiminin incelenmesidir. Çalışma kapsamında okula zamanında ve geç başlayan 25'er kişiden oluşan 6 yaş ve 7 yaş grubu öğrenciler araştırmaya dahil edilmiştir. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri kaydedildikten sonra Dunn Duyu Profili ve BOT-2 uygulanmıştır. Katılımcıların duyu profili ve BOT-2 ortalamaları tespit edilmiş, okula geç başlayan otizmli çocuklarda anlamlı olumlu farklılıklar saptanmıştır. Çalışmada sosyodemografik özellikleri ile farklılaşan bir alt puanının olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Ölçeklerin çeşitli alt parametreleri arasında ilişki saptanmıştır (p<0,05). Otizmli çocukların gelişiminde yaşadıkları gerilemeler ve gecikmeler göz önüne alınarak ilkokula başlama döneminde öğrenci, aile, eğitmen ve okul yönetimi açısından avantajlar oluşturacaktır.

Zeynep Tuna
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Parkinsonlu bireylerde leap motıon destekliergoterapi müdahalesinin rol-aktiviteyeterliliği ve el fonksiyonu ile ilişkisi

Parkinson hastalığı hareket, zihinsel sağlık, uyku, ağrı ve diğer sağlık sorunlarıyla presente olan ilerleyici nörodejeneratif bir hastalıktır. Parkinson hastalığında bazal ganglionlarda dopaminin tükenmesi sonucunda el fonksiyon becerisi, rol-aktivite yeterliliği, yürüme, denge, duruş ve fonksiyonel hareketlilik ile ilgili zorluklar dahil olmak üzere çoklu motor veya motor olmayan bozukluklar görülebilmektedir. Bu çalışmamızda amaç parkinsonlu bireylerde leap motion destekli ergoterapi müdahalesinin bozulan el fonksiyonlarına ve rol-aktivite yeterliliğine etkisini araştırmaktır. Çalışmaya Parkinsonlu 26 kişi katıldı. Katılımcılar müdahale (n=13) ve kontrol (n=13) grubu olarak iki gruba ayrıldılar. Hastaların ayırt edici bilişsel düzeylerini belirlemek için "Mini Mental Durum Değerlendirmesi"; bilişsel ve fiziksel durumlarını değerlendirmek için "Birleşik Parkinson Hastalığı Değerlendirme Ölçeği(BPHDÖ)"; el fonksiyon becerilerini değerlendirmek için "Jebsen El Fonksiyon Testi(JEFT)''; rol-aktivite yeterliliğini değerlendirmek için "Aktivite Öz Değerlendirme Ölçeği(AÖDÖ)'', ayırt edici depresyonu değerlendirmek için "Geriatrik Depresyon Ölçeği(GDÖ)'' uygulanmıştır. Değerlendirme sonuçlarına göre, müdahale ve kontrol grubunda el fonksiyon, rol-aktivite yeterliliğinde ilk ve son değerlendirme sonuçları istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.(p<0.05) Kontrol ve müdahale gruplarında Jebsen El Fonksiyon Testi ve Aktivite Öz Değerlendirme Ölçeğine göre gruplar arası anlamlı bir fark bulunamamıştır.(p>0.05) Sonuç olarak Parkinsonlu hastalara yapılan ergoterapi ve leap motion destekli ergoterapi müdahalesinin kontrol ve müdahale gruplarında el fonksiyon becerileri ve rol-aktivite yeterliliğindeki etkisi istatiksel olarak kanıtlanmıştır. Anahtar Kelimeler:El Becerisi,Ergoterapi,Video Oyunu Tabanlı Eğitim,Parkinson

Hatice Buse Öcal
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Duyu bütünleme terapisinin otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda besin seçiciliği ve uyku üzerine etkisinin incelenmesi

Manici, G. (2024). Duyu Bütünleme Terapisinin Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklarda Besin Seçiciliği ve Uyku Üzerine Etkisinin İncelenmesi. Yükseklisans Tezi, Biruni Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İstanbul. Bu çalışma, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı almış çocuklarda duyu bütünleme müdahalesinin , besin seçiciliği ve uyku problemleri üzerine etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, Ergoterapia Gelişimsel Destek ve Danışmanlık Merkezinde 4-7 yaş arası OSB tanısına sahip çocuklar ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan, 30 OSB tanılı çocuk ve 30 tipik gelişime sahip toplamda 60 çocuk dahil edilmiştir. Çocuklar müdahale öncesi ve sonrasında iki kez değerlendirildi. Çalışmaya dahil edilen çocuklara 12 hafta boyunca hafta bir kez 40 dakikalık seanslar ile duyu bütünleme terapisi uygulandı. Veri toplama araçları olarak Dunn Duyu Profili, Davranışsal Pediatrik Beslenme Değerlendirmesi Ölçeği, Çocuklarda Uyku Alışkanlıkları Ölçeği, Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Bu ölçekler, çocukların duyusal işlem becerilerini, beslenme davranışlarını ve uyku alışkanlıklarını değerlendirmek amacıyla kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, duyu bütünleme terapisinin çalışma grubundaki çocuklar üzerinde, duyusal işlem becerileri, uyku alışkanlıkları ve besin seçiciliği üzerine olumlu etkiler yarattığını göstermektedir(p<0,05). Bu çalışmanın bulguları, duyu bütünleme terapisinin OSB tanılı çocuklarda potansiyel bir müdahale yöntemi olarak düşünülebileceği ve duyusal işlem becerileri, uyku, besin seçiciliği üzerinde olumlu etkiler sağladığı yönündedir.

Gamze Manici
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Duyu motor aktivitelerin ebeveyn çocuk ilişkisi ve kaba motor beceriler üzerine etkisinin incelenmesi

Koçak Rabia, (2024). Duyu motor aktivitelerin ebeveyn çocuk ilişkisi ve kaba motor beceriler üzerine etkisinin incelenmesi. Yüksek lisans Tezi, Biruni Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İstanbul. Bu çalışmada erken çocukluk döneminde duyu motor aktivitelerin ebeveyn çocuk ilişkisi ve kaba motor beceriler üzerine etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmaya KindyROO Beylikdüzü Gelişim Akademisine gelen 4-6 yaş arasında ve terapiye ebeveyn eşliğinde katılım sağlayan 32 kişi gönüllü olarak katılmıştır. Popülasyon 16 deney ve 16 kontrol grubu olarak ayrıştırılmıştır. Deney grubuna 8 hafta olarak planlanan ebeveyn eşlikli eğitim modeli haftada bir gün bir saat grup seansı olacak şekilde uygulanırken bireylerin sosyodemografik özellikleri kaydedildikten sonra ön test olarak, ebeveyn-çocuk arasındaki ilişkiyi ölçmek için Çocuk Ana Baba İlişki ölçeği ve kaba motor becerilerini kontrol etmek için Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik (BOT) 2 testi uygulanmıştır. Kontrol grubu ise ebeveyn eşliğinde haftada bir gün bir saat serbest oyun alanında zaman geçirmiştir. Kontrol grubunda BOT 2 testinde, ince motor entegrasyonu, ince motor hassasiyeti ve kuvvet değerleri dışındaki alt başlıklarda anlamlı fark gözlemlenmedi (p>0,05). Bunun yanı sıra aile içi çatışma ve olumlu ilişki de ise istatistiksel olarak anlamlı bir artış tespit edildi (p<0,05). Deney grubunda ise ebeveyn ve çocuğun sosyal alanda kurdukları oyun saatine ek haftada bir gün olmak üzere sekiz haftalık KindyROO müdahale programı uygulandı. Kontrol grubuna ek el becerisi, ikili koordinasyon, denge, üst ekstremite koordinasyonu, kuvvet, hız ve çeviklik puanlarında anlamlı artış gözlemlendi (p<0,05). Duyu motor aktivitelerin ebeveyn çocuk ilişkisini ve kaba motor becerileri etkilediği sonucuna varılmıştır. Çocukların gelişim düzeyleri göz önünde bulundurularak doğru oyun kurma dilini öğrenmek adına ebeveynler teşvik edilmelidir.

Rabia Koçak
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Su içi duyu temelli aktivitelerin uyku sorunu olan otizm spektrum bozukluğu tanılı çocukların duyu- motor becerileri, uyku ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Çoban, Z. C. (2023). Su İçi Duyu Temelli Aktivitelerin Uyku Sorunu Olan OSB Tanılı Çocukların Duyu- Motor Becerileri, Uyku ve Yaşam Kalitesi Üzerine Etkisi. Yüksek lisans Tezi, Biruni Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İstanbul. Bu çalışma, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı almış ve uyku sorunu yaşayan çocuklarda su içi duyu temelli aktivitelerin duyu-motor becerileri, uyku düzeni ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Cangüleç Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde takip edilen 3-10 yaş aralığındaki OSB'li çocuklar arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan 15 otizmli çocuk dahil edildi. Çocuklar müdahaleden önce, müdahaleden hemen sonra ve müdahaleden sekiz hafta sonra olmak üzere toplamda üç kez değerlendirildi. Çalışma grubundaki çocuklara 8 hafta boyunca haftada iki kez 40'ar dakikalık seanslar uygulandı. Veri toplama araçları olarak Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocukluk Otizmini Derecelendirme Ölçeği, Dunn Duyu Profili, Çocuk Uyku Alışkanlıkları Anketi, Çocuk Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Nöromotor Performansın Klinik Gözlemi Kontrol Listesi kullanılmıştır. Bu ölçekler, çocukların duyu-motor becerileri, uyku alışkanlıkları ve yaşam kalitelerini değerlendirmek için kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, su içi duyu temelli aktivitelerin çalışma grubundaki çocuklarda duyu-motor becerileri, uyku alışkanlıkları ve yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkiler yarattığını göstermektedir. Bu çalışmanın bulguları, su içi duyu temelli aktivitelerin OSB tanısı almış çocuklar için potansiyel bir müdahale yöntemi olarak düşünülebileceğini ve duyu-motor becerileri, uyku düzeni ve yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceğini işaret etmektedir. Bu nedenle, OSB'li çocuklara yönelik daha fazla araştırma ve uygulama bu alandaki çalışmaları desteklemek için gereklidir. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, Su İçi Duyu Temelli Aktiviteler, Duyu-Motor Beceriler, Uyku Sorunu, Yaşam Kalitesi, Çocuklar

Fatma Zehra Çoban
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu tanısı alan çocukların duyusal işlemlemeye bağlı beslenme bozukluğunun okupasyonel performansa etkisi: Kesitsel bir çalışma

Otizm Spektrum Bozukluğu Tanısı Alan Çocukların Duyusal İşlemlemeye Bağlı Beslenme Bozukluğunun Okupasyonel Performansa Etkisi: Kesitsel Bir Çalışma, Yüksek Lisans Tezi, Biruni Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İstanbul. Çalışmanın amacı OSB'li çocukların duyusal işlemlemeye bağlı beslenme bozukluğunun okupasyonel performansa (OP) etkisini incelemektir. Çalışmaya OSB'li 36 çocuk (5.89 ± 2.36 yıl) katılmıştır. Çocuklardaki beslenme bozukluğunu belirlemek için DUNN Duyu Profili (DDP) kullanılmıştır. Öğün zamanı davranışlarını değerlendirmek için BAMBI kullanılmıştır. Çocukların OP'larını belirlemek için SCOPE kullanılmıştır. Çocukların DDP (oral hassasiyet) ortalama puanı 23.53 ± 4.96'dır. Çocukların SCOPE ortalamaları 66.56 ±16.07'dir. Çocukların BAMBI ortalamaları 55.11±10.64'tür. DDP'deki Endurans alt boyut puanı ile SCOPE irade ve alışkanlık alt boyutu arasında negatif ve düşük düzeyde ilişki bulunmuştur DDP dikkatsizlik alt boyut puanı ile SCOPE ölçeği iletişim puanı arasında pozitif ve düşük dereceli ilişki saptanmıştır. DDP duyu hassasiyeti puanı ile SCOPE motor alt boyutu arasında pozitif ve düşük dereceli ilişki vardır. DDP hareketsiz alt boyutu ile SCOPE irade alt boyutu arasında negatif ve düşük dereceli ilişki bulunmuştur. DDP girdi arama alt boyut puanı ile BAMBİ gıda reddi alt boyut puanı arasında negatif ve düşük dereceli ilişki gözlenmiştir. DDP Vestibüler İşlem alt boyut puanı ile BAMBİ gıda reddi alt boyut puanı arasında negatif ve düşük dereceli ilişki belirlenmiştir. BAMBİ yemek çeşitliliği kısıtlılığı alt boyut puanı ile SCOPE ölçeği alışkanlık, iletişim, işlemleme, motor ve ölçek toplam puanı arasında negatif ve düşük dereceli ilişki saptanmıştır. BAMBİ toplam puanı ile SCOPE ölçeği iletişim, işlemleme, motor ve toplam puan arasında düşük dereceli ilişki bulunmuştur. Oral duyusal işlemleme ve öğün zamanında verilen davranışsal duygusal tepkilerin oral hassasiyet üzerine etki eden en önemli faktörlerden olduğu bulunmuştur. BAMBİ üzerine etki eden en önemli faktörlerin OP ve cinsiyet olduğu bulunmuştur. Çocukların beslenme problemleri OP'larını olumsuz etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, Beslenme Problemi, Yeme Bozukluğu, DUNN Duyu Profili, SCOPE

Nilgün Yalçın
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Obsesif kompulsif bozukluk tanılı bireylerde duyusal işlemleme, bilişsel işlevler ve okupasyonel katılımın incelenmesi: Karşılaştırmalı bir çalışma

Bu çalışma obsesif kompulsif bozukluğa (OKB) sahip bireylerde duyusal işlemleme becerileri, bilişsel işlevler ve okupasyonel katılımın incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmamıza 26 kişiden oluşan OKB tanılı birey (grup 1) 26 kişiden oluşan OKB tanılı olmayan birey (grup 2) olmak üzere toplam 52 kişi katılmıştır. Araştırmaya dahil edilen 52 kişiye Sosyodemografik Bilgi Formu, Adolesan/Yetişkin Duyu Profili, Loeweinstein'in Ergoterapi-Bilişsel Değerlendirme Testi (LOTCA) ve İnsan Aktivite Rol Tarama Aracı (MOHOST) ölçekleri uygulanarak duyusal işlemleme becerileri, bilişsel beceriler ve okupasyonel katılım becerileri incelenmiştir. Çalışmanın sonunda, OKB tanılı bireylerde, OKB tanılı olmayan bireylere göre, Adolesan/Yetişkin Duyu Profili alt boyutlarından hareketsel işlem, aktivite seviyesi, işitsel işlem, duyusal kaçınma ve duyusal hassasiyette; LOTCA alt boyutlarından görsel-motor organizasyon, düşünme yeteneği ve dikkat-konsantrasyonda, MOHOST alt boyutlarından iletişim-etkileşim becerileri ve çevre puanlarında anlamlı derecede düşük sonuçlar olduğu görülmüştür (p<0,05). Çalışmanın sonuçları, OKB tanılı bireylerde duyusal işlemleme becerileri, bilişsel işlevler ve okupasyonel katılımın olumsuz yönde etkilendiğini göstermektedir. Bu çalışma, OKB ile başa çıkmada duyusal işlemleme, bilişsel işlevler ve okupasyonel katılımın önemini vurgulamakta ve bu alanlara yönelik yeni yaklaşımlar geliştirilmesi gerektiği konusunda yeni bilgiler sunmaktadır.

Rukiye Ekşi
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uzun süreli tütün kullanımının emosyonel durum ve el fonksiyonelliği üzerindeki etkilerinin incelenmesi: Karşılaştırmalı çalışma

Bu çalışmanın amacı, uzun süreli tütün kullanımının bireylerin emosyonel durumu ve el fonksiyonelliği üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmaya, tütün kullanan 61 kişi (27,08±4,67 yıl) ve tütün kullanmayan 61 kişi (26,00±4,14 yıl) olmak üzere toplam 122 kişi dahil edilmiştir. Katılımcıların emosyonel durumlarını değerlendirmek için Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBTÖ) kullanılmıştır. El fonksiyonları ise 2 Nokta Ayrımı Testi (2NKT), Monofilament Testi (MFT), Purdue Pegboard Testi (PPT) ve Jebsen-Taylor El Fonksiyon Testi (JTHFT) ile değerlendirilmiştir. BDE skorları gruplar arasında anlamlı bir fark göstermezken (p>0,05), SBTÖ sonuçlarına göre tütün kullanıcılarının stresle başa çıkmada daha iyimser bir yaklaşım sergilediği belirlenmiştir (p<0,05). MFT ve 2NKT sonuçları, tütün kullanıcılarının sırasıyla anlamlı derecede daha yüksek monofilament eşik değerlerine ve daha geniş aralık skorlarına sahip olduğunu göstermiştir (p<0,05). JTHFT sonuçlarına göre, tütün kullanıcıları görevleri daha uzun sürede tamamlarken, PPT sonuçları sol el, bilateral el ve kule yapma parametrelerinde daha düşük performans sergilediklerini ortaya koymuştur (p<0,05). Stresle başa çıkma stratejileri ile el fonksiyonları arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken (p>0,05), BDE ve JTHFT skorları arasında anlamlı bir korelasyon tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak, tütün kullanıcılarının stresle başa çıkmada daha iyimser bir tutum sergiledikleri, ancak el fonksiyonlarının olumsuz etkilendiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Depresif semptom; El fonksiyonu; Stres; Periferik duyu; Tütün kullanımı

Zeynep Demirci
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Obez ve aşırı kilolu adölesanlarda duyusal işlemleme becerileri, serbest zaman aktiviteleri ve uyku kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışmanın amacı, obez adölesanların duyusal işlemleme becerileri, serbest zaman aktiviteleri ve uyku kaliteleri arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Çalışmaya 33 obez/aşırı kilolu adölesan 33 normal kilolu toplamda 66 adölesan katılmıştır. Çalışmaya katılan adölesanlara sosyodemografik bilgi formu doldurulup bilgileri alındıktan sonra Adölesan Yetişkin Duyu Profili Anketi, Kanada Aktivite Performans Ölçeği-serbest zaman aktiviteleri, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre; AYDP sonuçları incelendiğinde obez/aşırı kilolu grup ve normal kilolu grup arasında duyusal hassasiyet ve duyusal kaçınma parametrelerinde anlamlı bir sonuç bulunmştur (P < 0,05). KAPÖ serbest zaman aktiviteleri kısmı sonuçları incelendiğinde iki grup arasında anlamlı bir sonuç bulunamamıştır (P > 0,05). PUKİ sonuçları incelendiğinde; uyku latansı, uyku süresi, uyku bozukluğu parametrelerinde anlamlı farklılık görülmezken (P > 0,05) puki toplam, öznel uyku kalitesi, alışılmış uyku etkinliği, uyku ilacı kullanımı, gündüz işlev bozukluğu parametrelerinde obez/aşırı kilolu adölesanların puanlarının normal kilolu adölesanların puanlarına göre daha yüksek olduğu görülmüştür (P < 0,05). Duyusal işlemleme becerileri, serberst zaman aktiviteleri ve uyku kalitesi arasında bir ilişki bulunamamıştır (P > 0,05). Bu çalışma obez adölesanlarda duyusal işlemleme, serbest zaman aktiviteleri ve uyku kalitesi arasındaki ilişkiyi inceleyen ilk çalışmadır. Konu ile ilgili farklı çalışmalar yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Adölesan; Duyusal İşlemleme; Obezite; Serbest Zaman Aktiviteleri; Uyku Kalitesi

Kadriye Yüsra Şengül
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Özel sektör çalışanlarında okupasyonel denge, iş performansı ve stresle başa çıkma becerileri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, özel sektörde tam zamanlı çalışan bireylerin stresle başa çıkma stratejileri, okupasyonel denge düzeyleri ve iş performansları arasındaki ilişkileri incelemektir. Küreselleşmenin ve dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, çalışanların artan iş yükü ve performans beklentileri karşısında psikososyal açıdan zorlandıkları gözlemlenmektedir. Bu bağlamda, stresle etkili başa çıkma stratejileri geliştirmek ve yaşam dengesini korumak, iş performansının sürdürülebilirliğinde kritik bir rol oynamaktadır. Araştırma, nicel ve kesitsel desen kullanılarak yürütülmüş; Türkiye'de özel sektörde çalışan 115 bireyden elde edilen veriler Başa Çıkma Stilleri Ölçeği Kısa Formu (BÇSÖ-KF), Aktivite-Rol Dengesi Anketi (OBQ11-T) ve İş Performansı Ölçeği (İPÖ) ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis, Spearman korelasyon ve çoklu regresyon yöntemleri uygulanmış; anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular, problem odaklı başa çıkma stratejileri ile iş performansı arasında pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olduğunu göstermiştir (r=0,412, p<0,001). Yüksek okupasyonel dengeye sahip çalışanların iş performanslarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,01). Regresyon analizi sonuçlarına göre, başa çıkma stratejileri (özellikle planlama ve duygusal sosyal destek kullanımı) ile okupasyonel denge, iş performansının anlamlı yordayıcı değişkenleri olarak belirlenmiştir (R²=0,39, p<0,001). Araştırmanın sonuçları, çalışanlarda problem odaklı başa çıkma becerilerinin geliştirilmesi ve yaşam dengesinin korunmasının iş performansını artırabileceğini ortaya koymaktadır. Ergoterapi temelli müdahaleler, stres yönetimi eğitimleri ve kurumsal iş-yaşam dengesi politikaları, çalışanların psikososyal dayanıklılığını güçlendirmede etkili olabilir. Anahtar Kelimeler: Ergoterapi; İş Performansı; İş-Yaşam Dengesi; Okupasyonel Denge; Özel Sektör; Stresle Başa Çıkma.

Mümine Kol
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Floortime müdahalesi ve duyu bütünleme terapisiuygulanmış duyusal işlemleme bozukluğu olançocuklarda uyku ve duyusal işlemlemebecerilerinin değerlendirilmesi

Ergenekon, D. (2025). Floortime Müdahalesi ve Duyu Bütünleme Terapisi Uygulanmış Duyusal İşlemleme Bozukluğu Olan Çocuklarda Uyku ve Duyusal İşlemleme Becerilerinin Değerlendirilmesi. Yüksek Lisans Tezi, Biruni Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü. Bu çalışmanın amacı, duyusal işlemleme bozukluğu olan çocukların uyku düzeni ve duyusal becerilerine yönelik daha önce uygulanmış terapötik süreçlerin etkilerini retrospektif olarak değerlendirmektir. Kidino Akademi'ye başvuran, 3–6 yaş aralığındaki 60 çocuğun (30 çalışma, 30 kontrol grubu) klinik kayıtları incelenmiştir. Çalışma grubunu Floortime ve duyu bütünleme terapisi almış çocuklar; kontrol grubunu ise yalnızca duyu bütünleme terapisi almış çocuklar oluşturmuştur. Değerlendirme sürecinde ebeveynlerce doldurulan demografik formlara ek olarak Çocuk Uyku Alışkanlıkları Anketi, Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi ve Dunn Duyu Profili kullanılmıştır. Her iki grubun başlangıç verilerinin homojen dağıldığı istatistiksel analizle doğrulanmıştır. İkinci değerlendirmeler, araştırmacı tarafından aynı ölçeklerin ebeveynlere yeniden uygulanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre, Floortime ve duyu bütünleme terapisi uygulanan çocukların uyku süresi artmış (p < .001), uykuya geçiş süresi kısalmış (p < .01), gece uyanıklık süresi azalmış (p < .001) ve duyusal işlemleme puanlarında anlamlı gelişmeler gözlemlenmiştir (p < .001). Bulgular, Floortime'ın sosyal-duygusal gelişimi destekleyen yapısının duyusal regülasyon ve uykuya geçişte olumlu etkiler yarattığını göstermektedir. Floortime'ın ebeveyn katılımını esas alması, çocuğun duygusal regülasyonuna ve ebeveynin destekleyici tutumuna katkı sağlamıştır. Kontrol grubunda da benzer yönde gelişmeler izlenmiş; bu durum, duyu bütünleme terapisinin tek başına da etkili olabileceğini göstermektedir. Ancak Floortime'ın eklenmesiyle bu gelişmelerin daha belirgin ve bütünsel olduğu görülmüştür. İki yöntemin birlikte kullanımı, çocukların çok yönlü gelişimsel ihtiyaçlarına daha bütüncül bir yanıt sunmuştur.

Dilara Nur Ergenekon
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Madde kullanım bozukluğu olan genç yetişkinlerde okupasyonel denge, yaşam kalitesi ve toplumsal katılım arasındaki ilişkinin incelenmesi: Karşılaştırmalı bir çalışma

Bu çalışmanın amacı genç yetişkinlerdeki Madde Kullanım Bozukluğunun (MKB) okupasyonel denge, yaşam kalitesi ve toplumsal katılıma etkilerini incelemek ve MKB olmayan genç yetişkinlerle karşılaştırmaktır. Bu çalışmanın diğer bir amacı ise MKB olan genç yetişkinlerde okupasyonel denge, yaşam kalitesi ve toplumsal katılım arasındaki ilişkiyi analiz etmektir. Çalışmaya 18-40 yaş aralığında MKB olan 78 kişi ve MKB olmayan 84 kişi olmak üzere toplam 162 gönüllü katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcıların değerlendirilmesi için Sosyodemografik Form, Okupasyonel Denge Anketi, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği -Kısa Formu (WHOQOL-BREF) ve Yetiyitimi Değerlendirme Çizelgesi (WHODAS– II) kullanılmıştır. Araştırma verileri ergoterapistler tarafından yüz yüze görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma grubunun okupasyonel denge puanları kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha düşüktür (p<0.05). WHODAS II alt alan puanları karşılaştırıldığında, madde kullanan grubun "Hareket" alt boyutu hariç tüm alanlarda kontrol grubuna kıyasla anlamlı biçimde daha yüksek puanlar elde ettiği görülmüştür (p<0.05). Aynı şekilde WHOQOL-BREF alt boyutlarında da "Fiziksel Sağlık" alanı hariç tüm alt boyutlarda MKB olan grupta anlamlı şekilde daha düşük puanlar aldıkları saptanmıştır (p<0.05). MKB olan grupta yaşam kalitesi, toplumsal katılım ve okupasyonel dengenin anlamlı şekilde ilişkili olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Bu sonuçlar, MKB olan genç yetişkinlerde okupasyonel denge, yaşam kalitesi ve toplumsal katılımın olumsuz etkilendiğini ve bu üç değişken arasında ilişki olduğunu göstermiştir. Bu doğrultuda Ergoterapistler MKB'li bireylere yönelik müdahale planlarken tüm bu faktörleri göz önünde bulundurmalı ve bütüncül bir yaklaşım benimsemelidir. Gelecek çalışmalar Ergoterapi müdahalelerinin MKB'li bireylere etkileri üzerine odaklanmalıdır.

Yunus Ayık
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ekran maruziyeti bulunan 12-36 aylık çocuklarda duyusal işlemleme becerileri ve uyku arasındaki ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, 12–36 aylık çocukların ekran maruziyeti ile duysal işlemleme becerileri ve uyku düzenleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, kartopu örnekleme yöntemi ile belirlenen ve 12–36 aylık çocuğa sahip bireylerden oluşan ebeveynler oluşturmuştur. Güç analizi sonuçlarına göre, araştırma kapsamına toplam 148 çocuk dahil edilmiş; bu sayının 74'ü Grup 1'i, 74'ü ise Grup 2'yi teşkil etmiştir. Veri toplama araçları olarak Kısa Bebek Uyku Anketi (Brief Infant Sleep Questionnaire - BISQ), Bebeklik Çağı Duyu Profili (BÇDP-2) ve sosyodemografik bilgi formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler, IBM SPSS Statistics 27 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular, ekran maruziyeti olan çocukların annelerinin daha ileri yaşta olduğunu ve düşük eğitim seviyesinin ekran maruziyetinin daha fazla olmasına yol açtığını göstermektedir. Ekran maruziyeti olan çocuklar, Grup 2'deki çocuklardan daha fazla ekran süresine sahip olmuş ve genellikle televizyon ile mobil cihazlar kullanılmıştır. Grup 1'deki çocukların uyku düzeni ve uyku kalitesi, Grup 2'dekilere kıyasla belirgin şekilde daha düşük bulunmuştur. Ayrıca, ekran maruziyeti ile çocuğun uyku düzeni, yatma rutini, uykuya dalma süresi gibi faktörler arasında anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar, erken yaşta aşırı ekran maruziyetinin çocukların duysal işlemleme becerileri ve uyku düzeni üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, erken çocukluk döneminde ekran süresi sınırlandırılmalı; ailelere ekran kullanımına dair bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı ve özellikle duyu temelli gelişim riskleri olan çocuklarda ekran süresine yönelik yapılandırılmış rehberlik sunulmalıdır.

Aleyna Karaca
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İnme tanılı yetişkin bireylerde kısıtlayıcı zorunlu hareket tedavisi ve ergoterapi müdahaleleri kombinasyonunun etkinliği: Randomize kontrollü çalışma

Bu araştırma, inme tanılı yetişkin bireylerde Kısıtlayıcı Zorunlu Hareket Tedavisi (KZHT) ile ergoterapi müdahalelerinin kombinasyonunun etkinliğini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Randomize kontrollü ve karşılaştırmalı olarak tasarlanan çalışmaya, 18–65 yaş aralığında kronik inme tanısı almış toplam 32 birey dahil edilmiştir. Katılımcılar, Deneysel Müdahale Grubu (DMG; n=16) ve KZHT Grubu (n=16) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. DMG'ye hem ergoterapi müdahaleleri hem de KZHT uygulanırken, KZHT grubunda yalnızca KZHT uygulanmıştır. Müdahaleler, katılımcıların Kanada Aktivite Performans Ölçeği (KAPÖ) ile belirledikleri anlamlı aktiviteler temelinde yürütülmüş; duyusal rehabilitasyon, ince motor beceri eğitimi, adaptif cihaz kullanımı ve günlük yaşam aktiviteleri desteklenmiştir. KZHT grubunda bulunan katılımcılara ise hedef odaklı olmayıp egzersiz temelli rehabilitasyon programı uygulanmıştır. Veri toplama sürecinde Modifiye Ashworth Skalası, Eggers Devreleri, Brunnstrom Evrelemesi, Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği, Duruöz El İndeksi, Mini Mental Durum Testi ve KAPÖ kullanılmıştır. İstatistiksel analizler SPSS 22.0 paket programı ile yapılmış ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular, DMG'nin üst ekstremite fonksiyonları, günlük yaşam aktivitelerine katılım ve memnuniyet düzeylerinde KZHT grubuna göre daha yüksek gelişim sağladığını göstermiştir; Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği puanlarında belirgin yükseliş (p=0,004), Duruöz El İndeksi sonuçlarında anlamlı gelişme (p=0,018) ve KAPÖ performans (p=0,001) ile memnuniyet skorlarında anlamlı artış (p=0,002) elde edilmiştir. Sonuç olarak, KZHT'nin ergoterapi müdahaleleri ile kombine edilmesi, inme sonrası rehabilitasyon süreçlerinde daha güçlü bir etki yaratmakta ve bireylerin fonksiyonel bağımsızlık ile yaşam kalitesine katkı sağlamaktadır. Bu bulgular, ergoterapinin inme rehabilitasyonundaki tamamlayıcı rolünü vurgulamakta ve klinik uygulamalara yol gösterici nitelik taşımaktadır.

Mücahit Abdurrahman Akbayır
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan ve tipik gelişim gösteren çocuklarda görev karmaşıklığının etkilerinin karşılaştırılması

Özkan, Ş. (2026). Otizm Spektrum Bozukluğu Olan ve Tipik Gelişim Gösteren Çocuklarda Görev Karmaşıklığının Etkilerinin Karşılaştırılması. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Atlas Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Ergoterapi Anabilim Dalı, İstanbul. Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), sosyal iletişim ve davranışsal özelliklerin yanı sıra; motor performans, yürüme ve postüral kontrol mekanizmalarında da tipik gelişim gösteren (TGG) çocuklara kıyasla belirgin farklılıklar gösteren karmaşık bir nörogelişimsel bozukluktur. Günlük yaşamın eş zamanlı bilişsel ve motor talepler içermesi, motor performans ve postüral kontrolün çift görev koşullarında değerlendirilmesini önemli hale getirmektedir. Bu çalışma, tekli ve ikili görev koşullarının OSB olan çocuklar ile TGG çocuklarda motor performans ve postüral kontrol üzerindeki etkilerini karşılaştırmayı; ayrıca bilişsel yükün her iki grupta fiziksel görev performansını nasıl etkilediğini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmaya, 6-16 yaş aralığında OSB (n=45) ve TGG (n=45) olmak üzere iki gruptan toplam 90 çocuk katılmıştır. Başlangıç değerlendirmelerinde demografik özelliklerin yanı sıra çocuklar için Otizm Derecelendirme Ölçeği (ÇODÖ) ve Pediatrik Denge Ölçeği (PDÖ) skorları kaydedilmiştir. Tüm çocukların motor performansı, tek görev ve çift görev koşullarında otur–kalk testi ve yürüme görevleri sırasında akıllı telefon tabanlı uygulamalar kullanılarak; postüral kontrolü ise Nintendo Wii Denge Tahtası aracılığıyla değerlendirilmiştir. Çift görev koşulunda, katılımcılardan motor görevleri yerine getirirken eşzamanlı olarak sözel çalışma belleği gerektiren bilişsel görevleri tamamlamaları istenmiştir. Tek görev ve çift görev koşulları arasındaki performans farklarını nicel olarak belirlemek amacıyla çift görev maliyeti (ÇGM) hesaplanmıştır. Çalışma sonuçlarına göre, OSB grubunda çift görev koşulları, tek göreve kıyasla otur–kalk testi sonuçlarında anlamlı fark oluşturmadı (p>0,05). Ancak OSB grubunda çift görev koşulunda yürüyüş zamanı (p<0,001), adım sayısı (p = 0,001), adım süresi (p<0,001), adım süresi simetrisi (p = 0,005), adım uzunluğu simetrisi (p = 0,014), yürüyüş hızı (p = 0,003) ve adım frekansı (p = 0,003) anlamlı olarak değişti. TGG grubunda benzer parametrelerde değişiklik gözlenirken, adım süresi simetrisi (p = 0,897), adım uzunluğu (p = 0,327), adım frekansı (p = 0,079) ve dikey kütle merkezi yer değiştirmesi (p = 0,470) anlamlı olmadı. Gruplar arası karşılaştırmada, yalnızca adım süresi simetrisinde OSB grubunun TGG'ye göre anlamlı düzeyde daha fazla değişim gösterdiği saptandı (p = 0,048, d = 0,78). Otur–kalk testinde çift görev skoru TGG grubunda OSB'ye göre anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0,001, d = 2,03). Postüral kontrol açısından OSB grubunda çift görev koşulunda medio-lateral (ML) varyans (var) (p <0,001), antero-posterior (AP) ortalama (p = 0,047), kuvvet ortalaması (p=0,045) ve kuvvet varyansı (p = 0,004) anlamlı olarak değişti. TGG grubunda ise denge ölçümlerinde tek ve çift görev arasında anlamlı fark gözlenmedi (p>0,05), ancak BMS-ML (var) maliyet (%) parametresinde OSB grubunun TGG'ye göre anlamlı fark gösterdiği belirlendi (p = 0,029). Bu bulgular, OSB grubunda çift görev koşullarının otur–kalk testi, yürüme analizi ve Nintendo Wii denge ölçümlerinde performansı olumsuz etkilediğini ve TGG grubuna kıyasla anlamlı değişiklikler ile yüksek çift görev maliyetleri oluşturduğunu göstermektedir (p<0,001, d = 2,03–2,35). Bu durum, özellikle yürüme simetrisi ve postüral kontroldeki bozulmaların OSB bireylerin bilişsel yük altında motor becerilerini sürdürmesini zorlaştırdığını ve rehabilitasyonda motor ile bilişsel bileşenlerin birlikte ele alınması gerekliliğini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, Yürüme, Postüral Denge, Çocuk

Şule Özkan
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocukların annelerinin aktivite performansının incelenmesi

Bu araştırma engelli çocukların annelerinin aktivite performansı ve memnuniyetlerini, zaman kullanımı, bakım yükü, stresle başa çıkma, depresyon ve anksiyetelerini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmamıza engelli çocuğu bulunan 20 anne ile tipik gelişim gösteren 20 çocuğun annesi dâhil edildi. Katılımcılarla aktivite performansını değerlendirmek için Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ), zaman kullanım kaydının alınması için Modifiye Aktivite-Rol Anketi, stresle başa çıkma tarzlarını belirlemek için COPE- Stresle Başa Çıkma Tutumları Ölçeği, ZARIT Bakım Veren Yük Ölçeği, BECK Anksiyete ve BECK Depresyon Ölçekleri ile değerlendirmeler yapıldı. Tüm veriler istatistiksel olarak analiz edildi ve ayrıca KAPÖ'nün nitel analizi yapıldı. Engelli çocukların annelerinin ve tipik gelişim gösteren annelerinin aktivite performansları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmazken (p>0.05) aktivite memnuniyetleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0.05). Aktivite performansının zaman kullanımından etkilendiği görüldü ve iki grubu oluşturan annelerin zaman kullanımlarında uyku ve çocuk bakımı aktivite alanlarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0.05). İki grubun da en çok etkilenen aktivite performans alanının serbest zaman olduğu sonucuna ulaşıldı. Engelli çocuk annelerinin daha fazla yük hissettiği saptandı (p<0.05). Engelli çocuk anneleri ve tipik gelişim gösteren çocuk anneleri arasında depresyon ve anksiyete düzeyleri ile stresle başa çıkma tutumları arasında farklılık olmadığı görüldü (p>0.05). KAPÖ' nün nitel analiz sonuçlarında ise tipik gelişim gösteren çocuk anneleri için "kendine bakım aktivitelerini gerçekleştirmek", "ev idaresini sağlamak", "zaman yönetimini sağlamak" ve "üretkenlik ve toplumsal katılımı gerçekleştirmek" olarak 4 tema, engelli çocuk anneleri için bu temalara ek olarak "çocuğumun gelişimini desteklemek" temasıyla birlikte 5 temaya ulaşıldı. Engelli çocuk annelerinin aktivite performanslarının değerlendirilmesi ve aktivite katılımlarının artırılması için kişi merkezli ergoterapi değerlendirme ve müdahalelerinin yapılması gerekmektedir.

AnnelerBedensel engellilerEngelli kişiler+7
Kübra Şahadet Sezer
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Meme kanserinde ergoterapi temelli problem çözme stratejisi eğitiminin etkinliği

Bu çalışma meme kanseri tanısı olan bireylerin katılımda problem yaşadıkları aktiviteler ile, kansere bağlı yorgunluk, depresyon ve yaşam kalitesi seviyelerini değerlendirmek ve bunlara yönelik uygulanacak ergoterapi temelli problem çözme stratejisi eğitimi (PÇSE) uygulamasının etkisini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi Polikliniği' ne ayaktan başvuran kişiler içerisinden rastgele olarak meme kanseri tanısı ile takip edilen 22 birey dahil edilmiştir. Kanada Aktivite Peformans Modeli çerçevesinde yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile bireylere Sosyo-demografik ve Klinik Özellikleri Bilgi Toplama Formu ve Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ) uygulanmıştır. Kanser Yorgunluk Skalası (KYS), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), ile yaşam kalitesi testleri Avrupa Kanser Araştırma ve Tedavi Yaşam Kalitesi Ölçeği C-30 ve BR23 (EORTC QOL-C30- EORTC QOL-BR23) testleri de uygulanmıştır. KYS'nın türkçe geçerlilik ve güvenilirliği tez çalışmamız dahilinde ön çalışma olarak yapılmış ve test-tekrar test güvenilirliği (ICC=0,95) ve iç tutarlılığı (Cronbach alfa=0,74) yüksek bulunmuştur. Ergoterapi temelli PÇSE müdahalesi 6 hafta süreyle her seans ortalama 60 dakika olmak üzere haftada 1 seans olarak uygulanmıştır. Müdahale sonunda meme kanserli bireyler tekrar aynı ölçekler yardımıyla değerlendirilerek, sonuçları karşılaştırılmıştır. Çalışmamızın sonucunda KYS, BDÖ, KAPÖ performans ve memnuniyet puanlarında tedavi öncesi ve sonrası ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,01). Performans alanlarına göre aktivite dağılım sonuçları incelendiğinde, meme kanserli bireylerin en fazla üretkenlik alanı (ev işi yönetimi) aktivitelerinde problem yaşadıkları tespit edilmiştir. Bireylerin problem çözme stratejisi basamakları sonuçlarına göre, performans problemi yaşanılan aktivitelerin büyük çoğunluğunda, aktiviteye yeni basamaklar eklenilmesi gibi adaptif stratejileri kullanarak, çözüm yolu geliştirdikleri bulunmuştur. EORTC QOL-C30 ve EORTC QOL-BR23 yaşam kalitesi testleri sonuçları incelendiğinde; testlerin fonksiyonel durum ve semptom skalası alt başlıkları puanlarının tedavi öncesine göre sonuçların istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (p<0,05) . Ergoterapi temelli PÇSE müdahalesi meme kanserli bireylerde, kansere bağlı yorgunluk ve depresyon düzeyinde azalma, performans problemi yaşanılan aktivitelerin performans ve memnuniyet seviyesinde ve yaşam kalitesinde artma yönünde pozitif kazançlar sağlamaktadır.

Fiziksel aktiviteGünlük yaşam aktiviteleriKanser hastaları+5
Sedef Şahin
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Purdue pegboard ve jebsen taylor el fonksiyon testlerinin psikometrik özelliklerinin incelenmesi

. Çalışma Jebsen Taylor El Fonksiyon Testi ve Purdue Pegboard Testinin psikometrik özelliklerini belirlemek amacı ile planlanmıştır. Çalışmaya Jebsen Taylor El Fonksiyon Testi ve Purdue Pegboard Testinin geçerliliğini, güvenirliliğini ve kesme değerlerini belirmek için 18-65 yaş arasındaki sağlıklı ve el yaralanması geçiren bireyler dahil edilmiştir. Yaş ortalamaları 38,4810,04 yıl olan 162 (98 kadın; 64 erkek) sağlıklı bireyin Jebsen Taylor El Fonksiyon Testi ve Purdue Pegboard Testi değerlendirmeleri aynı koşullarda farklı günlerde iki kez tekrar edilerek yapılmıştır. El yaralanması geçiren bireylere Jebsen Taylor El Fonksiyon Testi ve Purdue Pegboard Testi yanı sıra kavrama kuvveti değerlendirmesi yapılmış ve özrü değerlendirmek için DASH-T anketi uygulanmıştır. Yaş ortalamaları 40,4412,9 yıl olan 143 (79 kadın; 64 erkek) bireye Jebsen Taylor El Fonksiyon Testi değerlendirmesi, 37,5112,65 yıl olan 101 (57 kadın; 44 erkek) bireye ise Purdue Pegboard Testi değerlendirmesi yapılmıştır. El fonksiyon testlerinin geçerlilik analizi için hipotez testi, güvenirlik analizi için test tekrar test yöntemi, kesme değeri için ise ROC analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada Jebsen Taylor El Fonksiyon Testi ve Purdue Pegboard Testinde sağlıklı ve el yaralanması geçiren bireyler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). El fonksiyon testleri ile kavrama kuvveti ve DASH-T anketi arasında orta düzeyde ilişki (r:0,35-0,59) saptanmıştır. Test tekrar test güvenirliğinde Jebsen Taylor El Fonksiyon Testi ve Purdue Pegboard Testinde pozitif yönde kuvvetli derecede istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,001; r: 0,75-0,96). Kesme değerleri, Jebsen Taylor El Fonksiyon Testi yaralanan el için 37,08 sn, etkilenmemiş el için 33,10 sn; Purdue Pegboard Testi matematiksel toplam 48,5 olarak bulunmuştur. Jebsen Taylor El Fonksiyon Testi ve Purdue Pegboard Testi geçerli, güvenilir ve kesme değeri olan el fonksiyon testleri olarak terapistler tarafından 18-65 yaş arası ortopedik el yaralanması olan bireylerin el fonksiyonlarını değerlendirilmesi için kullanılabilir. Anahtar Sözcükler: El fonksiyon testleri, geçerlilik, güvenirlik, psikometrik özellik

ElEl deformiteleri-akizEl yaralanmaları+4
İlkem Ceren Sığırtmaç
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
10
DoctorateOpen AccessTR

Şiddet görmüş kadınlarda ergoterapinin aktivite ve rol yeterliliğine etkisi

Bu çalışma, konukevlerinde kalan şiddet görmüş kadınlara uygulanan İnsan Aktivite Rol Modeli (MOHO) temelli ergoterapi müdahalesinin etkisini incelemek amacıyla planlandı. Araştırma deseninde niceliksel ve niteliksel analiz yöntemlerinin birlikte uygulandığı karma yöntem kullanıldı. İki konukevinde kalan 13 kadın ile yapılan değerlendirmeler sonrasında 10 müdahale alanı (para yönetimi, iş arama- sürdürme becerileri, stres yönetimi, sosyal beceri-girişkenlik, ebeveynlik, ulaşım, bilgiye ulaşma becerileri, güvenliği planlama, bilişsel beceriler ve ağrı yönetimi) belirlendi. Bu alanlara yönelik 4 haftalık (16 seans) bireysel ve grup eğitimleri gerçekleştirildi ve çevresel müdahaleler uygulandı. Değerlendirmeler müdahale öncesi, sonrası ve 3. ay takip dönemlerinde yapıldı. Ergoterapi müdahalesi sonrasında aktivite-rol katılımı ve aktivite-rol yeterliliği alanlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p<0,01). Katılımı etkileyen kişisel faktörlerden irade ve alışkanlık puanlarının analizlerde anlamlı artış tespit edildi (p<0,05). Bilişsel beceriler, iletişim-etkileşim ve süreç becerileri ile çevre alanı puanlarında anlamlı değişim bulundu (p<0,01). Depresif semptomlarda (p<0,05) ve travmatik stres belirtilerinde (p<0,01) azalma tespit edildi. Kişilerin motor beceri seviyesinde ve aktivitelere verdiği önem derecesinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadı (p>0,05). Katılımcıların tamamı, ergoterapi müdahalelerinden fayda gördüklerini ve ağırlıklı olarak para yönetimi, stres yönetimi ve iş arama becerilerini kullandıklarını belirtti. Sonuçlar, katılımcıların plan yapma ve problem çözme becerilerinde artışı ve eğitimin önemini keşfetme konusunda farkındalığın geliştiğini ortaya koydu. Karma yöntemle elde edilen bilgiler ışığında, konukevinde gerçekleştirilen MOHO temelli ergoterapi müdahalelerinin, şiddet görmüş kadınların bağımsız yaşamalarına ve güçlendirmeye katkı verdiği düşünülmektedir.

GüçlendirmeKadın konuk evleriKadınlar+3
Sinem Salar
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Tip 2 diyabetli bireylerde problem çözme eğitiminin öz yönetim davranışlarına etkisi

Tip 2 diyabetli bireylerin kan glikoz kontrolü için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının geliştirilmesi ve düzenli olarak öz yönetim davranışlarını sürdürmesini gerekmektedir. Ancak bireyler bu davranışların hayata katılması ve sürdürülmesinde problem yaşamaktadır. Problem çözme eğitimi (PÇE), bireylerin sağlıklı alışkanlıklar edinmesini desteklemektedir. Bu çalışmada, tip 2 diyabetli bireylerde kişinin kendisi için anlamlı aktiviteler yoluyla uygulanan problem çözme eğitiminin aktivite performansı, rutinler ve alışkanlıklar, sorunlarla başa çıkma stilleri, psikososyal öz yeterlilik, iyilik hali ve duygusal stres alanları üzerine etkisi incelenmiştir. Çalışmaya tip 2 diyabetli 67 gönüllü birey dahil edilmiştir. Katılımcılar randomizasyon yöntemi ile müdahale (n=33) ve kontrol (n=34) grubu olarak ayrılmıştır. Her bir katılımcı için Fiziksel ve Sosyodemografik özellikler, Kanada Aktivite Performans Ölçümü ile aktivite performans problemleri, Zaman Coğrafya Günlüğü ile tipik günleri, Başa Çıkma Stilleri Ölçeği Kısa Form ile sorunlarla başa çıkma stilleri, Diyabet Güçlendirme Ölçeği ile psikososyal öz yeterliliği, Dünya Sağlık Örgütü-5 İyilik Hali Anketi ile iyilik hali ve Diyabette Sorunlu Alanlar Ölçeği ile diyabette duygusal stres alanlarına ait bilgiler kaydedilmiştir. Müdahale haftada en az 1 seans, 6 hafta olacak şekilde toplam 6 modül olarak planlanmıştır. 1, 2 ve 6. modül programı standart olup, 3, 4 ve 5. modüller ise bireyin ihtiyaçlarına göre düzenlenmiştir. Müdahale ve kontrol grubundan müdahale öncesi, sonrası ve müdahaleden 3 ay sonrasında elde edilen veriler karşılaştırılmıştır. Sonuçlara göre tip 2 diyabetli bireylerin müdahale sonrası tipik gündeki diyabet öz yönetim aktivite oranında artış, buna ilave olarak problem tanımlanan performans alanlarında, bazı sorunlarla başa çıkma stillerinde, psikososyal öz yeterliliğinde, iyilik hali ve yaşam kalitesinde gelişme görülmüştür (p<0,05). Diyabette duygusal stres alanlarında ise her iki grup için ilerleme kaydedilmiş gruplar arasında fark görülmemiştir. Bu çalışmaya katılan diyabetli bireylerin diyabet öz yönetim aktivitelerinin hayata entegrasyonunda ve sürdürülmesinde çeşitli problemlerle karşılaştığı ve bunların bireyin öz yönetim davranışlarını etkilediği, ergoterapi bakış açısı ile uygulanan PÇE'nin bireyleri desteklediği saptanmıştır. Bu nedenle diyabetli bireylerin sağlıklı terapatik davranışları rutin ve alışkanlıklar içerisine adapte etmek için ergoterapi bakış açısı ile desteklendiği programlara ihtiyaç vardır.

Bilişsel giriş davranışlarıDiabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2+6
Zeynep Bahadır Ağce
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Az gören erişkin bireylerde serbest zamanla ilişkili aktivite performansını etkileyen faktörlerin kişi-çevre-aktivite modeli ile incelenmesi

Çalışmamızın amacı az gören erişkin bireylerde serbest zamanla ilişkili aktivite performansını etkileyen faktörleri incelemektir. Çalışmamıza 22 erişkin az gören birey katıldı. Kişi-Çevre-Aktivite modeli çerçevesinde çalışmaya dahil edilen bireylerin kişisel bilgileri sosyodemografik bilgi formu'yla, psikososyal durum ve yaşam kalitesi NEI-VFQ-25'le, kognitif durumları LOTCA II ile, çevreye ait faktörler CHIEF-SF ile, serbest zaman katılım sıklığı ICF Bölüm 9'dan uyarlanan form ile, serbest zaman aktivite düzeyi günlük zaman kullanımının incelenmesiyle değerlendirildi. Yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile bireylerin serbest zamana karşı tutumu, serbest zaman aktivite ilgi durumu, gelecekten beklentisi, algıladıkları katılım düzeyi, katılım tatmini ve çevrenin bireyi etkileme şekli ve derecesi değerlendirildi. Hem görme ile ilgili yaşam kalitesi hem de genel sağlık, genel görme, görmeye bağlı ruhsal sağlık gibi yaşam kalitesini belirleyen faktörler serbest zamanla ilişkili aktivite performansını etkilediği bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin yaşadığı en fazla çevresel kısıtlılık "Fiziksel/ yapısal" çevrede olduğu görülmüştür. Az gören erkek bireylerin daha fazla serbest zaman katılımı olduğu görülmüştür (p<0,05). Maaşlı bir işte çalışanların daha fazla serbest zaman katılımı olduğu görülmüştür (p<0,05). Eğitim seviyesi yükseldikçe bireylerin serbest zaman katılımının arttığı görülmüştür (p<0,05). Gelir durumu arttıkça bireylerin serbest zaman katılım sıklığının arttığı görülmüştür (p<0,05). Serbest zaman aktivite düzeyi arttıkça katılım tatmininin azaldığı bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak az gören bireylerin serbest zamanla ilişkili aktivite performansları birçok durumdan etkilenmektedir. Rehabilitasyon müdahale programları çalışmamızda serbest zamanla ilişkili bulunan parametreleri gözönünde bulundurup bireye özgü yaklaşımlar içermelidir.

Boş zamanları değerlendirmeGörme engellilerGörme keskinliği+3
Eray Kılıç
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Görme engelli bireylerde postüral stabilite eğitimlerinin postüral stabilite ve aktivite performansına etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada görme keskinliği 6/60 ve daha az olan görme engelli bireylerin postüral stabiliteleri ve aktivite performans problemleri değerlendirilerek bu parametreleri geliştirmeye yönelik postüral stabilite eğitimlerinin etkinliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü Mesleki Rehabilitasyon Ünitesi'ne başvuran 34 görme engelli birey dahil edilmiştir. Bireylere Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Biodex Balance System (BBS) ile postüral stabilite değerlendirmesi ve yarı-yapılandırılmış görüşme yöntemi ve Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ) uygulanmıştır. Grup 1'e 12 hafta boyunca haftada iki seans, her seans yaklaşık 60 dakika olmak üzere toplamda 24 seans BBS ile postüral stabilite eğitimi ve aktiviteye dayalı postüral stabilite eğitimi uygulanırken Grup 2'ye 12 hafta boyunca haftada iki seans, her seans yaklaşık 20 dakika olmak üzere toplamda 24 seans yalnızca BBS ile postüral stabilite eğitimi verilmiştir. Eğitimler sonrasında değerlendirmeler tekrar edilmiş ve sonuçları karşılaştırılmıştır. Çalışmamızın sonucunda Grup 1'de tüm postüral stabilite değerlerinde, Grup 2'de anterior-posterior statik stabilite dışındaki diğer postüral stabilite değerleri açısından eğitim öncesi ve sonrası ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Her iki gruptaki bireylerin postüral stabilitelerinde gelişme olduğu görülmüştür. Aktivite performansı ve memnuniyeti açısından ise Grup 2'de anlamlı bir gelişme olmadığı belirlenirken, Grup 1'de bireylerin aktivite performansı ve memnuniyetlerinde istatistiksel olarak anlamlı artış olduğu bulunmuştur (p<0,01). Görme engelli bireylerin postüral stabilite ve aktivite performansını geliştirmede Grup 1'e uygulanan eğitimin, Grup 2'ye uygulanan eğitime göre klinik olarak daha etkili olduğu bulunmuştur. Aktiviteye dayalı postüral stabilite eğitimi, görme engelli bireylerde postüral stabilite seviyesinde ve performans problemi yaşanılan aktivitelerin performans ve memnuniyet düzeyinde olumlu gelişmeler sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Görme Engelli, Postüral Stabilite, Aktivite Performansı

DengeDuruşEngelli kişiler+5
Esma Özkan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
10
Master'sOpen AccessTR

İlkokul çocuklarında yürütücü işlevler ile okula uyum ve sosyal yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma ilkokul çocuklarının yürütücü işlev becerileri ile okula uyum ve sosyal yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Çalışmaya ilköğretim birinci ve ikinci sınıf öğrenimine devam eden 255 çocuk dahil edildi. Çocukların demografik özelliklerini değerlendirmek için sosyodemografik bilgi formu, yürütücü işlevlerini değerlendirmek için Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlev Envanteri Ebeveyn/Öğretmen Formu (CHEXI) ve Yürütücü İşlevler ve Aktivite Rutinleri Ölçeği (YİARÖ), sosyal yeterlilik ve okula uyumlarını değerlendirmek içinde Walker-McConnell Sosyal Yeterlik ve Okul Uyum Ölçeği (WMC-SYOUÖ) kullanıldı. Değerlendirme sonrası yürütücü işlevler ile sosyal yeterlilik ve okula uyum arasındaki ilişki Spearman Korelasyon testi ile incelendi. Çocukların cinsiyetleri ve yaşadıkları çevrenin, yürütücü işlevler ile okula uyum ve sosyal yeterlilik düzeyleri arasındaki fark Mann Whitney U Testi ile karşılaştırıldı. Çocukların aktivite rutinleri aracılığıyla yürütücü işlevlerin değerlendiren ölçeğin alt boyutları ile okul uyum ve sosyal yeterlilik arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptandı (p<0.05). Çocukluk dönemi yürütücü işlevler envanteri alt ölçekleri ile uyum ve sosyal yeterlilik arasında puanlar arasında negatif yönde ve güçlü düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edildi (p<0.05). Bu çalışmanın sonucunda, kızların yürütücü işlev ve aktivite rutinleri ile sosyal ve uyum davranışları erkeklere göre istatistiksel açıdan daha yüksek (p<0.05), erkeklerin çalışma hafızası, regülasyon, inhibisyon ve planlamada kızlara göre istatiksel açıdan daha yüksek tespit edildi (p<0.05). Yaşanılan çevre koşullarının çocukların yürütücü işlev, sosyal yeterlilik ve okula uyum düzeylerini etkilemediğini bulduk (p>0.05). Bu çalışmanın sonucuna göre çocukların okula uyum ve sosyal alanlarda yaşadıkları güçlüklerde yürütücü işlev becerilerine yönelik değerlendirmelerin faydalı olabileceği düşünülmektedir.

BilişBilişsel becerilerOkula uyum+4
Sefa Turan
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Düşme nedeni ile kalça kırığı ameliyatı geçiren yaşlı yetişkin bireylerin duyusal işlemleme ve potansiyel etki faktörleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Düşme Nedeni ile Kalça Kırığı Ameliyatı Geçiren Yaşlı Yetişkin Bireylerin Duyusal İşlemleme ve Potansiyel Etki Faktörleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Atlas Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Ergoterapi Anabilim Dalı, İstanbul. Bu çalışma, son 6 ay içinde düşmeye bağlı kalça kırığı ameliyatı geçiren yaşlı yetişkin bireylerin farklı paternlere göre duyusal işlemleme süreçlerini değerlendirmeyi ve duyusal işlemleme ile ilişkili olabilecek fiziksel performans, düşme riski, düşme korkusu ve depresyon parametreleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmaya 65 yaş ve üzerinde, düşmeye bağlı kalça kırığı ameliyatı geçiren ve Mini Mental Durum Test sonucu ≥ 24 olan 137 yaşlı yetişkin birey (92 kadın, 45 erkek) dahil edildi. Yaşlı yetişkin bireylerin demografik bilgilerini değerlendirmek için çalışma için özel olarak hazırlanan demografik bilgi formu, duyusal işlemleme süreçlerinin değerlendirilmesi için Yetişkin Duyusal İşlemleme Ölçeği (YDİÖ), Fiziksel ve fonksiyonel performansı değerlendirmek amacıyla Kısa Fiziksel Performans Bataryası (KFPB), düşme riskinin değerlendirilmesi için Zamanlı Kalk ve Yürü Testi (ZKYT), düşme korkusunun değerlendirilmesi için Düşme Etkinlik Ölçeği (DEÖ), depresyonun değerlendirilmesi için Geriatrik Depresyon Ölçeği (GDÖ) kullanıldı. Elde edilen bulgulara göre düşmeye bağlı kalça kırığı nedeni ile ameliyat olan yaşlı yetişkin bireylerin duyusal işlemleme süreçlerinde zorluklar yaşadıkları faktörler olduğu ve fiziksel performans (yürüme, sandalyeden kalkma, denge), düşme riski, mobilite, düşme korkusu ve depresyonun duyusal işlemleme becerileri arasında anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir(p<0,05). Çalışmanın sonucunda; vestibüler girdiye aşırı tepki veren, genel yetersiz tepki veren ve postural-motor yetenekleri etkileyen propriyoseptif vestibüler girdiye yetersiz tepki veren yaşlı yetikinlerin fiziksel performansının daha kötü olduğu, genel yetersiz tepki veren, postural-motor yetenekleri etkileyen propriyoseptif vestibüler girdiye yetersiz tepki veren,vestibüler girdiye aşırı tepki veren yaşlı yetişkinlerin düşme riskinin ve düşme korkusunun arttığı görülürken proprioseptif arayışı olan yaşlı yetikinlerin düşme riskinin,düşme korkusunun ve depresyonun azaldığı görülmüştür (p<0,05).

Duygu işlemlemeDuyu bozukluklarıDuyular+6
Sena Erarslan
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan bireylerde rekreasyonel aktivite, sağlıklı yaşam davranışları, iş yaşam kalitesi ve okupasyonel denge arasındaki ilişkinin incelenmesi

Soydan, A. (2024). Çalışan Bireylerde Rekreasyonel Aktivite, Saglıklı Yaşam Davranışları İş ‎Yaşam Kalitesi Ve Okupasyonel Denge Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Atlas Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Ergoterapi Anabilim Dalı, İstanbul. Bireylerin serbest zamanlarını değerlendirme şekilleri, fiziksel ve ruhsal sağlığı ve iş hayatında deneyimlediği memnuniyet, tatmin ve refah düzeyi bireyin okupasyonel dengesi ve yaşam kalitesi açısından önemlidir. Okupasyonel dengeyi korumak, bireyin fiziksel ve zihinsel sağlığını destekler ve yaşam kalitesini artırır. Bu araştırmada çalışan bireylerde rekreasyonel aktivite, sağlıklı yaşam ‎davranışları ve ı̇ş yaşam kalitesinin okupasyonel dengeye ‎etkisinim ı̇ncelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma örneklemi gönüllü olarak katılım sağlayan 424 sağlıklı bireyden oluşmaktadır. Değerlendirmede demografik bilgilerine ek olarak, boş zaman aktivite tutumlarını değerlendirmek için Boş Zaman Tutum Ölçeği, sağlıklı yaşam biçimi davranışları için Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II, yaşam kalitesinin belirlenmesi için Çalışanlar için Yaşam Kalitesi Ölçeği ve okupasyonel denge için Okupasyonel Denge Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcılarda serbest zaman tutumu, sağlıklı yaşam biçimi davranışları, yaş, haftalık çalışma süresi ve gelir durumu değişkenlerinin okupasyonel denge üzerinde pozitif yönlü etkiye sahip olduğu ve artırdığı görülmektedir. Buna karşılık çalışanlar için yaşam kalitesi, mesleki kıdem ve boş zamanı değerlendirmede güçlük yaşama durumununun artmasının okupasyonel dengeyi olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Katılımcıların yaşam kaliteleri ile ilgili olarak cinsiyet ve yaşa göre anlamlı farklılık meydana gelmediği, bekar bireylerde evli olanlara göre yaşam kalitesinin daha yüksek olduğu, ayrıca evli olan bireylerde sağlık sorumluluğu ve beslenme alışkanlıklarının bekar bireylere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların çalışanlar için yaşam kalitesi ile ilgili olarak bekar bireylerin evli bireylere göre tükenmişlik düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Katılımcılarda okupasyonel denge bakımından cinsiyet, yaş, medeni durum, mesleki kıdem ve haftalık çalışma süresine göre anlamlı farklılık meydana gelmediği belirlenmiştir. Ayrıca gelir düzeyi orta olan katılımcıların okupasyonel denge düzeylerinin daha yüksek olduğu, boş zamanları değerlendirmede güçlük yaşamayan katılımcıların hiçbir zaman güçlük yaşamayan katılımcılarda bazen ve her zaman güçlük yaşayanlara göre okupasyonel denge düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Rekreasyonel Aktivite, İş Yaşam Kalitesi, Sağlıklı Yaşam Becerileri, Okupasyonel Denge

Bütünsel sağlıkTerapatik rekreasyon
Ayça Soydan
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık Çalışanlarında Teknostres ile Mesleki Motivasyon, Algılanan İş Yükü ve Yaşam Kalitesi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

Bu araştırma, sağlık çalışanlarının teknostres düzeyleri ile mesleki motivasyon, algılanan iş yükü ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında, 23-47 yaş aralığında çeşitli meslek gruplarından (ergoterapist, fizyoterapist, hemşire, diğer) 300 sağlık çalışanından anket yoluyla veri toplanmıştır. Teknostres ölçeğinin alt boyutları olan tekno-aşırı yüklenme, tekno-istila, tekno-karmaşa, tekno-güvensizlik ve tekno-belirsizlik ile mesleki motivasyon, iş yükü ve yaşam kalitesi boyutları arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, sağlık çalışanlarının bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanımlarının aşırı yüklenme, verimlilik kaybı ve belirsizlik gibi stres faktörleri ile ilişkili olduğunu göstermiştir.

Ergoterapi
Dilara Ayna Kocadeniz
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ağrı sinirbilimi eğitimin ortopedik cerrahi planlanan hastalarda preoperatif anksiyete ve postoperatif iyileşme üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, ortopedik cerrahi planlanan bireylerde preoperatif dönemde uygulanan Ağrı Sinirbilimi Eğitimi'nin (ASE), preoperatif dönemdeki anksiyete düzeyi ve postoperatif dönemdeki ağrı algısı, fonksiyonel iyileşme ve yaşam kalitesi üzerine etkisini incelemektir. Çalışma, gelişigüzel örnekleme yöntemiyle yürütülmüş olup, 18-65 yaş aralığında üst ekstremite cerrahisi planlanan toplam 33 katılımcı ile tamamlanmıştır. Katılımcılar ASE ve kontrol olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Preoperatif anksiyete Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği ile değerlendirildi. ASE uygulamasından sonra preoperatif anksiyete Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği 'nin Durumluk alt boyutu ile değerlendirildi. Ağrı parametreleri; McGill Ağrı Anketi (MAA), VAS, Ağrı Felaketleştirme Ölçeği (AFÖ) ölçeği ve Santral Sensitizasyon Ölçeği (SSÖ) ile değerlendirildi. Üst ekstremite fonksiyonları Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH) ile değerlendirilirken yaşam kalitesi 12 maddelik kısa form olan Sağlık Anketi (SF-12) ile değerlendirilmiştir. Ölçümler, preoperatif dönemdeki anksiyete düzeyini eğitim öncesi ve sonrası değerlendirilirken diğer parametreler eğitim öncesi ve postoperatif 1.ayda gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya katılan 33 birey, gelişigüzel örnekleme yöntemi ile ASE (n=17) ve kontrol (n=16) gruplarına ayrılmıştır. ASE grubuna preoperatif dönemde Ağrı Sinirbilimi Eğitimi (ASE), kontrol grubuna ise bilgilendirici bir broşür sunulmuştur. Sonuçlar, eğitim grubunda ASE'nin preoperatif anksiyete düzeyini anlamlı derecede azalttığını göstermiştir (p<0,05). Ayrıca, ASE grubunun postoperatif 1. ayda, ağrı ve ağrıya yönelik olumsuz düşünce düzeyleri anlamlı olarak azalmıştır (p<0,05). Fonksiyonel iyileşme açısından değerlendirildiğinde, ASE grubunda postoperatif dönemde üst ekstremite kullanımı ve günlük yaşam aktivitelerine katılım (DASH skoru) anlamlı düzeyde iyileşmiştir (p<0,05). Ayrıca, ASE grubunda yaşam kalitesi ölçeğinin fiziksel alt boyutunda anlamlı iyileşme gözlenirken (p<0,05), mental alt boyutunda değişim saptanmamıştır (p>0,05). Kontrol grubunda; preoperatif anksiyete, santral sensitizasyon, fonksiyonellik ve yaşam kalitesi bakımından anlamlı farklar tespit edilmemiştir (p<0,05), ancak postoperatif 1. aydaki ağrıya ilişkin parametreler başlangıç değerleri ile kıyaslandığında anlamlı bir fark vardır (p<0,05). Çalışmamız ASE'nin, gruplar arasındaki santral sensitizasyon, fonksiyonellik ve yaşam kalitesinin fiziksel alt boyutuna ait skorlarda eğitim öncesi ve sonrası fark olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, bu çalışma, ortopedik cerrahi planlanan bireylerde preoperatif dönemde uygulanan ASE'nin preoperatif anksiyete ve postoperatif 1. aydaki ağrıyla ilişkili parametrelere etki etmediğini, ancak postoperatif fonksiyonel iyileşmeye ve sağlığın fiziksel boyutuna ilişkin memnuniyeti artırabileceğini göstermektedir. Çalışmamızda eğitimin tek oturum şeklinde yapılması bu sonucu etkilemiş olabilir. Gelecekte yapılan çalışmaların, birkaç oturum ve daha fazla katılımcı içerecek şekilde randomize kontrollü bir şekilde planlanması önerilir.

Gamze Torun
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2025
10