Biruni University
Discipline

Guidance and Psychological Counseling

Biruni University

120

Archived Theses

2

DOIs Assigned

2%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin mükemmeliyetçi kişilik özelliği ile empati düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin mükemmeliyetçi kişilik özelliği ile empati düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi ve ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu amaçla araştırma Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi, sosyal ve fen- matematik programlarında öğrenimlerini sürdüren, rastgele seçilen 430 kız ve erkek üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği Özbay ve Mısırlı-Taşdemir (2003); Kişiler Arası Tepkisellik Ölçeği Davis (1980) tarafından geliştirilen ve Özbay ve Yıldırım (2003) tarafından geliştirilen ve araştırmacı tarafından da geliştirilen kişisel bilgi formu kullanılmıştır ve araştırmanın verileri elde edilmiştir. Araştırmada Manova, Person Momentler Çarpımı Korelâsyon, t-testi, Anova ve scheffe testi Tekniği kullanılmıştır.Cinsiyete göre mükemmeliyetçilik alt boyutları ile empati alt boyutları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Mükemmeliyetçilik alt boyutları ( hatalara aşırı ilgi, aile beklentileri ve kişisel standartlar) ile empati alt boyutu (bakış açısı alma) arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Yaşa göre mükemmeliyetçilik alt boyutları ile empati alt boyutları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Fakat yaşa göre, empati alt boyutuna (kişisel strese) göre anlamlı bir fark bulunmuştur. Mükemmeliyetçilik alt boyutları ile empati alt boyutları arasında öğrenim gördükleri alan ve sınıf değişkenine göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ama sınıfa göre, mükemmeliyetçilik alt boyutu olan davranışlardan şüphe'ye göre anlamlı bir fark bulunmuştur.

Ahmed A. Yaoar
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin kendilik algıları ve yalnızlık düzeylerinin sosyal ağ kullanma alışkanlıkları ve amaçlarını yordama gücü

Bu çalışmada Milli Eğitim Bakanlığına bağlı liselerde öğrenim gören öğrencilerin kendilik algılarının ve yalnızlık düzeylerinin sosyal ağ kullanma alışkanlıklarını ve amaçlarını yordayıp yordamadığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. İlişkisel tarama yönteminin kullanıldığı araştırmanın evrenini, Şanlıurfa ili Haliliye ilçesinde 2017-2018 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören lise öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini uygun/kazara örnekleme yöntemi ile belirlenen 8 okuldaki 514 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklem grubuna Sosyal Karşılaştırma Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği, Sosyal Ağların Kullanım Amaçları Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Öğrencilerin kendilik algı düzeyleri ve yalnızlık düzeylerinin sosyal ağ kullanma alışkanlıkları ve sosyal ağ kullanma amaçlarının önemli birer yordayıcısı olup olmadıkları çoklu regresyon, lojistik regresyon ve multimonimal lojistik regresyon analizi ile incelenmiştir. Öğrencilerin kendilik algı düzeyleri ve yalnızlık düzeylerinin öğrencilerin demografik özelliklerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemeye yönelik bağımsız gruplar t testi ve tek faktörlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Anlamlı farkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Tukey testi kullanılmış, .05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Öğrencilerin kendilik algı düzeyleri, sosyal ağlarda geçirilen süreyi ve sosyal ağ kullanım amaçları ölçeğinin araştırma, işbirliği, iletişimi sürdürme alt faktörlerini yordamaktadır. Öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin ise sosyal ağlarda harcanan süre, kullanılan sosyal ağ sitesi ve sosyal ağ kullanım amaçları ölçeğinin araştırma ve iletişim kurma alt faktörlerini yordadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Kendilik Algısı, Yalnızlık, Sosyal Ağ Kullanma Alışkanlıkları, Sosyal Ağ Kullanma Amaçları

Benlik algısıKendilikSosyal ağlar+3
Mehmet Kılıç
Biruni University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yöneticilerde duygusal zeka ile otantik liderlik arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı yöneticilerde duygusal zeka ile otantik liderlik düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada, yöneticilerde duygusal zeka ile otantik liderlik arasındaki ilişki incelenmiş, cinsiyet, yaş, eğitim, medeni durum, deneyim yılı ve çalıştığı işletmedeki bulunma süresi gibi faktörlerin duygusal zeka ve otantik liderlik özellikleriyle ilişkileri ölçülmüştür. Araştırmanın önemi otantik liderlikte duygusal zekânın etkisini ölçerek şirketlere, kurumlara ve yöneticilere fayda sağlayacak olmasıdır. Yöneticilerin yönetiminde olan çalışanların performansında ve gelişiminde başarılı sonuçlar aldıracak yaklaşımı ortaya koyan bir araştırma yapılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri İstanbul ilinde bulunan işletmelerde yönetici pozisyonunda bulunan çalışanlardan "Kişisel Bilgi Formu", "Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği", "Otantik Liderlik Ölçeği" kullanılarak veriler toplanmıştır. Çalışmanın araştırma sorularının çözümlenmesinde bazı demografik değişkenlere göre (yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim, deneyim yılı, altında çalışan personel sayısı) gruplar arasında anlamlı bir fark olup olmadığının saptanması amacıyla "t" testi ve "tek yönlü varyans analizi" (Anova) kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda duygusal zekanın duygusallık ve sosyallik puanları ile otantik liderlik puanları arasında pozitif yönlü ve orta derecede bir ilişki olduğu görülmüştür. Duygusal zeka toplam DZ puanının otantik liderlik puanı ile karşılaştırması yapıldığında pozitif yönlü ve zayıf derecede bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Duygusal zeka, otantik liderlik, zeka

Duygusal zekaLiderlikLiderlik modelleri+2
Ayşen Laçinel
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik kıskançlık ve bağlanma stillerinin romantik ilişkilerle ilişkisi

Bu çalışma romantik kıskançlık ve bağlanma stillerinin romantik ilişkiler arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma grubunu İstanbul ilinde yaşayan, 18-65 yaşarası hayatında en az bir kez romantik ilişki deneyimi olan 208 kadın ve 208 erkek olmak üzere toplam 416 katılımcı oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri, Romantik Kıskançlık Ölçeği ve Çok Boyutlu İlişki Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü (One way) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, romantik ilişki ile romantik kıskançlık arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bağlanma stili ile romantik ilişki doyumu arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Romantik İlişkiler ile kaygı ve kaçınmalı bağlanma arasındaki ilişkinin oldukça güçlü olduğu görülmüştür. Bağlanma stilinin romantik ilişkiyle ilişkisi incelendiğinde kaçınma düzeyinin romantik ilişkiye olumsuz olarak etki ettiği saptanmıştır. Bu araştırma kapsamında ele alınan bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

Bağlanma stilleriDuygusal ilişkiKıskançlık
Merve Güldür
Biruni University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Akademisyenlerin tükenmişlik düzeylerinin örgütsel bağlılık ve demografik değişkenler açışından incelenmesi: Biruni Üniversitesi örneği

Bu araştırmanın amacı akademisyenlerin sahip olduğu demografik özelliklerin ve örgütsel bağlılık düzeylerinin tükenmişlik düzeylerine etkisinin Biruni Üniversitesi evreninde betimlenmesidir. Çalışmaya 2019-2020 eğitim öğretim yılında görev yapan 142 akademisyen katılmıştır. Araştırmada 'Kişisel Bilgi Formu'', ''Maslach Tükenmişlik Envanteri'', ''Örgütsel Bağlılık Ölçeği'' kullanılmıştır, verilerin analizi için t-testi, tek yönlü varyans analizi, kolerasyon ve regresyon analizlere kullanılmıştır. Araştırma problemlerine cevap bulmak amacı ile araştırmada kullanılan 'Kişisel Formu', ''Maslach Tükenmişlik Envanteri'', ''Örgütsel Bağlılık Ölçeği'ne akademisyenlerin vermiş olduğu cevaplardan elde edilen verilerin çözümlenmesi sonucunda akademisyenlerin tükenmişlik alt boyutlarında duygusal tükenme algılarının düşük düzeyde, duyarsızlaşma algılarının çok yüksek düzeyde, kişisel başarılarının ise yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Örgütsel bağlılık boyutlarında duygusal bağlılıkları yüksek düzeyde, devam ve normatif bağlılıkların ise ortak düzeyde bulunduğu belirlenmiştir. Akademik personelin kişisel başarı düzeyini etkileyen değişkenlerin; cinsiyet, yaş, çocuk sayısı, unvan, olduğu belirlenmiş olup, akademik personelin duygusal tükenme düzeyine etki eden değişkenlerin; toplam ders yükü olduğu ifade edilirken duyarsızlaşma boyutuna etkileyen sosyo-demografik değişkene rastlanmamıştır. Örgütsel bağlılığın tükenmişlik üzerindeki etkisinde duygusal bağlılık alt boyutunun tükenmişliği negatif etkilediği tespit edilmiştir.

AkademisyenlerDemografik değişkenlerTükenmişlik+4
Mehmet Veysel Palice
Biruni University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Varoluşsal bir sorun olarak ölüm kaygısının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada, İstanbul'da yaşayan 18 yaş ve üstü kişilerde, ölüm kaygısı ile cinsiyet, yaş, gelir durumu, eğitim düzeyi, dindarlık düzeyi, doğduğu/yaşadığı yer, ölüme yakın deneyim ve yakın birini kaybetme değişkenleri arasındaki ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama yönteminin kullanıldığı araştırmada, çalışma grubunu İstanbul'da yaşayan 18 yaş üstü 411 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada 'Kişisel Bilgi Formu'' ve ''Ölüm Kaygısı Ölçeği'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi ve post-hoc analizleri kullanılmıştır. Araştırmamıza katılan 290 kadın ve 72 erkek katılımcının verdiği yanıtlar üzerine yapılan bağımsız örneklem t testi sonucunda, kadınlar ile erkekler arasında ölüm kaygısı düzeyinde anlamlı farklılık bulunmuştur (p=.0). Bu sonuca göre kadınlar ortalama olarak, erkeklerden daha fazla ölüm kaygısı yaşamaktadır. Araştırmada yaş değişkeni ile ölüm kaygısı arasında ilişki olup olmadığının ölçülmesi için kullanılan tek faktörlü varyans analizi (ANOVA) sonucunda, istatistiksel anlamda farklılık bulunmamıştır (p=0,43). Katılımcıların eğitim düzeyleri ile ölüm kaygısı puanı ortalaması arasındaki ilişkinin tek yönlü varyans analizi ile incelendiği araştırmamızda, eğitim düzeyi ile ölüm kaygısı ölçeği puanı arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p=0,02). Bu sonuca göre ilkokul mezunlarında en yüksek, yüksek lisans mezunlarında ise en düşük ölüm kaygısı olduğu bulunmuştur. Araştırmamız sonucunda katılımcıların doğduğu/büyüdüğü yer ile ölüm kaygısı puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (p=0,91). Daha önce ölüme çok yaklaştığınızı düşündüğünüz bir an oldu mu?' sorusuna verilen cevaplar kıyaslamak için bağımsız t testi uygulanmış ve istatiksel bir farklılık bulunamamıştır (p=0,18). Ancak ölüme yakın deneyimi olan kişilerde daha yüksek düzeyde ölüm kaygısı vardır. 'Daha önce sizi derinden etkileyen yakınınızın/sevdiğinizin ölümüyle karşılaştınız mı?' sorusuna verilen cevaplar kıyaslandığında istatistiksel anlamda bir farklılık bulunmamıştır (p=0,84). Araştırmaya katılanlardan 'biraz dindarım' ve 'dindarım' diyenlerin ölüm kaygısı puanları, 'hiç dindar değilim' ve 'çok dindarım' diyenlerden anlamlı düzeyde fazla bulunmuştur (p=0,01). Bu sonuca göre "hiç dindar değilim" diyenlerle ve kendini "çok dindar" algılayanların, kendilerini "biraz dindarım" ya da "dindarım" olarak algılayanlardan daha az ölüm kaygısı yaşadığı bulunmuştur. Varoluşsal sorun olarak ölüm kaygısı ile gelir durumu değişkeni arasındaki ilişkinin incelenmesi sonucunda, anlamlı farklılık bulunamamıştır (p=0,64). Araştırma da ölüm kaygısı puanları incelendiğinde, katılımcıların düşük düzeyde ölüm kaygısı yaşadıkları görülmüştür. Ölüm kaygısının cinsiyet, dindarlık düzeyi ve eğitim düzeyine göre anlamlı olarak farklılaştığı, buna karşın diğer değişkenlerden; yaş, doğduğu/büyüdüğü yer, gelir durumu, "daha önce ölüme çok yaklaştığınızı düşündüğü bir a'nınız oldu mu?" ve "sizi derinden etkileyen yakınınızın/sevdiğinizin ölümüyle karşılaştınız mı?" sorularında, anlamlı bir fark olmadığı anlaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Dindarlık Düzeyi, Ölüm Kaygısı, Ölüm Kaygısı Ölçeği, Varoluşsal Sorun.

DindarlıkKaygıVaroluşsal kaygı+3
Filiz Tepe
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Şefkat korkusu, öz-anlayış ve psikolojik dayanıklılık: Okul öncesi eğitime devam eden çocukların ebeveynleri üzerine bir araştırma

Bu çalışmada okul öncesi eğitime devam eden çocukların ebeveynlerinin şefkat korkusu, öz-anlayış ve psikolojik dayanıklılıklarının demografik niteliklerine (cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, sosyoekonomik düzeyi, çalışıp çalışmamalarına) göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve şefkat korkusu, öz-anlayış ve psikolojik dayanıklılık arasında ilişki olup olmadığı da incelenmiştir. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel ve ilişkisel tarama modeline uygun olarak yapılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını 190'ı kadın ve 80'i erkek olmak üzere toplam 270 ebeveyn oluşturmuştur. Katılımcılara, araştırmacı tarafından hazırlanan ve cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, sosyoekonomik düzey ve çalışıp çalışmama durumunun sorulduğu Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Ayrıca, Necef ve Deniz (2018) tarafından 681 kişinin katılımı ile geçerliği ve güvenirliği yapılan Şefkat Korkusu Ölçeği, Deniz ve arkadaşları (2008) tarafından Türkçe adaptasyonu yapılan Öz-Anlayış Ölçeği ve Basım ve Çetin (2011) tarafından Türkçe adaptasyonu yapılan Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; şefkat korkusunun cinsiyet, yaş, çalışıp çalışmama durumu ile, öz-anlayışın cinsiyet, eğitim düzeyi, sosyoekonomik düzey ile, psikolojik dayanıklılığın cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, sosyoekonomik düzey, çalışıp çalışmama durumu ile anlamlı olarak farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Şefkat korkusunun başkalarına şefkat gösterme ile kendine şefkat ve anlayış gösterme alt boyutlarının eğitim düzeyi ile anlamlı olarak farklılaşmadığı ancak eğitim düzeyi ortaöğretim olan ebeveynlerin başkalarından gelen şefkate karşılık verme puan ortalamalarının diğer ebeveynlere göre anlamlı olarak yüksek olduğu tespit edilmiştir. Şefkat korkusunun başkalarından gelen şefkate karşılık verme ve kendine şefkat ve anlayış gösterme alt boyutlarının sosyoekonomik düzey ile anlamlı olarak farklılaşmadığı ancak orta sosyoekonomik düzeye sahip olan ebeveynlerin başkalarına şefkat gösterme puan ortalamalarının diğer ebeveynlere göre anlamlı olarak yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öz-anlayışın yaş ile anlamlı olarak farklılaştığı, yaşı 31-40 arasında olan ebeveynlerin öz-anlayış puan ortalamalarının; yaşı 21-30 arasında olan ebeveylerin puan ortalamalarından anlamlı olarak yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öz-anlayışın çalışıp çalışmama durumu ile anlamlı olarak farklılaştığı, çalışan ebeveynlerin öz-anlayış puan ortalamalarının; çalışmayan ebeveylerin öz-anlayış puan ortalamalarından anlamlı olarak yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ebeveylerin şefkat korkusu düzeylerinin öz-anlayış düzeyleri ile istatistiksel açıdan negatif yönde anlamlı ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ebeveynlerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin şefkat korkusunun alt boyutlarından başkalarından gelen şefkate karşılık verme ve kendine şefkat ve anlayış gösterme düzeyleri ile istatistiksel açıdan negatif yönde anlamlı ilişkili olduğu, başkalarına şefkat gösterme düzeyleri ile de istatistiksel açıdan anlamlı ilişkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Şefkat korkusu, Öz-anlayış, Psikolojik Dayanıklılık

EbeveynlerOkul öncesi çocuklarPsikolojik dayanıklılık+3
Ferah Meriç
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerin sosyal medya bağımlılıkları, sosyal medya kullanım amaçları ve romantik ilişki doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Gençler arasında sosyal medya kullanımının artması ile sosyal ilişkiler, sosyal ağlara taşınmıştır. Bu ilişkilerden biri de romantik ilişkilerdir. Bu bağlamda sosyal medya kullanımı ve romantik ilişkiler ile ilgili bir araştırma yapma gereği duyulmuştur. Bu araştırmanın amacı, genç yetişkinlerin sosyal medya bağımlılıkları, sosyal medya kullanım amaçları ve algıladıkları romantik ilişki doyumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkisel tarama yönteminin kullanıldığı araştırmanın örneklemini uygun örnekleme ile belirlenen romantik ilişkisi olan ve sosyal medya kullanan 372 genç yetişkin oluşturmaktadır. Katılımcılara Sosyal Medya Bağımlığı Ölçeği, Sosyal Medya Kullanım Amaçları Ölçeği, Algılanan Romantik İlişki Kalitesi Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Verilerin analizi için SPSS paket program kullanılmıştır. Araştırmada iki değişken ortalamaları arasındaki ilişkiler için t testi, ikiden fazla değişken ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığı için tek yönlü varyans analizi, sosyal medya kullanım amaçları ve sosyal medya bağımlılığının romantik ilişki doyumu üzerindeki etkisini incelemek amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. İstatistik analizler sonucunda sosyal medya üzerinden tanışma ve flört etme durumunun sosyal medya bağımlılığını yordadığı bulunmuştur. Ayrıca partnerleriyle sosyal medya üzerinden tanışan ve flört eden katılımcıların sosyal medya bağımlılıkları, partnerleriyle sosyal medyadan tanışıp flört etmeyenlere göre yüksek bulunmuştur. Yine sosyal medya üzerinden tanışan ve flört eden katılımcıların sosyal medya kullanım amaçları puanları, sosyal medyadan tanışıp flört etmeyen katılımcılara göre daha yüksek bulunmuştur. Araştırmada ilişki süresi arttıkça romantik ilişki doyumunun arttığı saptanmıştır. Romantik ilişki doyumunun cinsiyete göre anlamlı olarak farklılaşmadığı ortaya konmuştur. Sosyal medya bağımlılığı kadınlarda daha yüksek bulunmuştur. Sosyal medya kullanım amaçları ve sosyal medya bağımlılığı değişkenlerinin romantik ilişki doyumunu yordamadığı saptanmıştır.

BağımlılıkDuygusal ilişkiGenç yetişkinler+4
Ahsen Kılıç
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin öznel iyi oluşu arttırma stratejileri, oyun bağımlılığı ve akran ilişkilerinin, öznel iyi oluş ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma, ergenlerin öznel iyi oluşu arttırma stratejileri, oyun bağımlılığı ve akran ilişkilerinin öznel iyi oluş ile ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen demografik bilgi formu, Öznel İyi Oluşu Arttırma Stratejileri Ölçeği (Eryılmaz, 2016), Akran İlişkileri Ölçeği (Kaner, 2000), İnternette Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği (Arıcak, Dinç, Yay ve Griffiths, 2018) ve Öznel İyi Oluş Ölçeği (Eryılmaz, 2009) kullanılmıştır. Ölçeklerin toplam puanları ile birlikte ölçek alt boyutları, demografik (cinsiyet, okul türü, yaşanan yer, sınıf düzeyi, algılanan başarı düzeyi) değişkenlere göre incelenmiştir. Ayrıca öznel iyi oluş stratejileri, oyun bağımlılığı ve akran ilişkilerinin öznel iyi oluşu yordama durumu da bu araştırma kapsamında incelenmiştir. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünden araştırma izini alınarak, Beyoğlu ilçesindeki liselerde uygulama yapılmış ve 441 öğrenci verisi üzerinde analiz yapılmıştır. Analiz SPSS 23 programı ile t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve gruplar arası farkı belirlerken Post Hoc (Tukey) kullanılmış ve öznel iyi oluşun yordayıcılarına ilişkin çoklu regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Öznel iyi oluşu arttırma stratejileri ve akran ilişkilerinin öznel iyi oluşun anlamlı birer yordayıcısı olduğu ancak oyun bağımlılığının öznel iyi oluşu yordamada, negatif yönlü çok düşük bir ilişkisinin olduğu belirlenmiş ve bu ilişki anlamlı bulunmamıştır. Yordayıcı değişkenler birlikte, öznel iyi oluşun %29'unu açıklamaktadır.

Akran ilişkileriBağımlılıkBilgisayar oyunları+6
Gülçin Yavaş
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı lise türünde olan lise son sınıf öğrencilerinin sınav kaygılarının uyku kaliteleri ile ilişkisi

Öğrencilerin akademik başarıları, fiziksel ve psikolojik durumları üzerinde büyük etkisi olduğu bilenen uyku kalitesi ve sınav stresi, özellikle lise son sınıfı öğrencilerinde daha büyük öneme sahiptir.Lise son sınıfı öğrencilerinin sınav kaygısının uyku kaliteleri ile ilişkisinin incelenmesi amaçlandığı bu araştırmanın örneklemini, İstanbul ilinde farklı lise türlerinde eğitim görmekte olan 240 lise son sınıfı öğrencisi oluşturmaktadır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olan tarama modelinden faydalanılmıştır. Araştırmada veri toplama tekniği olarak görüşme tekniği kullanılmış ve katılımcılara, "Kişisel Bilgi Formu", "Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi", "Sınav Kaygısı Ölçeği" yöneltilerek veriler elde edilmiştir. Elde edilen verilerin SPSS programı ile ön ve ileri analizleri yapılmıştır. Bu amaçla veriler bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Bonferroni post-hoc testlerine tabi tutulmuşlardır. Araştırmada ulaşılan bulgulara göre; öğrencilerin okudukları okul türüne göre sınav kaygılarının anlamlı farklılaştığı ve bu farklılaşmanın Fen lisesi öğrencileri lehine olduğu görülmektedir. Okulların sınav kaygısı ortalamaları incelendiğinde en büyük ortalamaya Fen lisesi,Mesleki ve Teknik lise öğrencileri ile Anadolu İmam Hatip lisesi öğrencilerinin ise en az sınav kaygısı ortalamasına sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca farklı liselere giden katılımcılar ile uyuma saati arasında anlamlı ve çok yüksek düzeyde ilişki belirlenmiştir. Mesleki ve Teknik Anadolu lisesine giden öğrencilerin %100'ü 19.00-21.59'da uyuduğu belirlenirken, Fen Lisesi öğrencilerinin ise %93,3'ünün 01.00-03.00 saatlerinde uyuduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin uyku kalitesinin de sınav kaygıları üzerinde etkili olduğu ve öğrencilerin uyku kalitelerinin iyi olmamasının birçok problemlere neden olduğuna ulaşılmıştır.Çalışmanınn sonunda araştırma bulguları ile ilgilenenlere bir takım önerilerde bulunulmuş ve öğrencilerin uyku kalitesinin artırılması ve sınav streslerinin normal seviyelere çekilmesinin geliştirilmesi gerekliliği ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Uyku, Uyku Kalitesi, Kaygı, Sınav Kaygısı, Lise Son Sınıf Öğrencileri.

Lise öğrencileriSınav kaygısıUyku+2
Nuray Yaman
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Lise son sınıf öğrencilerinin yaşam doyumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi: Siirt örneği

Lise son sınıf öğrencilerinin yaşam doyum düzeylerini sosyo-demografik özellikler açısından incelemek amacıyla yapılan bu çalışma İlişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışma olarak desenlenmiştir. Yüksek lisans Tezi, Biruni Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İstanbul. Araştırma evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Siirt il merkez ilçesindeki, lise son sınıf öğrencileri; örneklemini ise uygun örneklem yöntemi ile seçilen üç farklı lisede son sınıfa devam eden 157 erkek, 143 kadın, toplam 300 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada araştırmacı tarafında hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ve Emmons vd., (1985) tarafından geliştirilen; Köker (1991) ve Yetim (1993) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan "Yaşam Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Sınıf ortamında yapılan uygulamalarda elde edilen veriler SPSS 20.0 programı ile analiz edilmiştir. İstatistiksel analizlerde frekans, T-testi, Anova, Dunnet's C çoklu karşılaştırma testi, Tukey HSD çoklu araştırma testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, anne eğitim düzeyi, aile ile olan ilişki, oturulan evin kime ait olduğu, baba mesleği ve aile gelir düzeyi değişkenlerinin yaşam doyum düzeyini etkilediği; cinsiyet, okul türü, baba eğitim düzeyleri, aile birey sayısı değişkenlerinin ise etkili olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır.

Lise öğrencileriSiirtYaşam doyumu+1
Ali Yunus Avcı
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde yaşam doyumu akademik öz yeterlilik ve ebeveyn kabul reddi arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Araştırmada Ergenlerde Yaşam Doyumu Akademik Öz-yeterlik ve Ebeveyn Kabul Reddinin ilişkisi ele alınmıştır. Araştırmanın evreni Bursa ili Nilüfer Belediyesi sınırları içerisindeki tüm lise öğrencileridir. Araştırmanın örneklemi uygun örnekleme yöntemiyle seçilen iki liseyi kapsamaktadır. Araştırmaya katılmaya gönüllü 360 öğrenciye ölçme araçları uygulanmıştır. Araştırmada veri toplamak için Kişisel Bilgi Formu, Yaşam Doyumu Ölçeği, Akademik Öz-yeterlik Ölçeği, Anne Kabul Red Ölçeği ve Baba Kabul Red Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde oluşturulmuştur. Verilerin analizinde iki grup ortalamalarının karşılaştırılmasında ve ikiden fazla ortalamalar arasındaki farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Mann Whitney U testi, ikiden fazla grup ortalamalarının karşılaştırılmasında ise Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarında bireyin akademik öz yeterlilik düzeyi arttıkça yaşam doyumu düzeyinin arttığı belirlenmiştir. Araştırmada baba sıcaklık/şefkat düzeyi arttıkça yaşam doyumu düzeyi ve akademik öz yeterlilik düzeyinin arttığı; baba düşmanlık/saldırganlık, kayıtsızlık/ihmal, ayrışmamış red, kabul/red düzeyleri arttıkça yaşam doyumu düzeyi ve akademik öz yeterlilik düzeyinin azaldığı saptanmıştır. Çalışmada anne sıcaklık/şefkat düzeyi arttıkça yaşam doyumu düzeyi ve akademik öz yeterlilik düzeyinin arttığı; anne düşmanlık/saldırganlık, kayıtsızlık/ihmal, ayrışmamış red, kabul/red düzeyleri arttıkça yaşam doyumu düzeyi ve akademik öz yeterlilik düzeyinin azaldığı belirlenmiştir. Bu araştırma kapsamında ele alınan bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

Akademik öz yeterlilikEbeveyn kabul veya reddiErgenler+3
Merve Bostan
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tertiplilik-düzenlilik: Bir ölçek geliştirme çalışması

Bu çalışmanın birincil amacı, bireylerin tertiplilik-düzenlilik durumunu belirlemeye yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmek ve bu ölçeğin psikometrik özelliklerini belirlemektir. Çalışmanın diğer amaçları bireylerin çeşitli değişkenlere göre (cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, çalışma durumu, meslek, ailede doğum sırası ve kendilerine ait düzenlilik tanımları) düzenlilik durumunun incelenmesidir. Araştırma amaçları doğrultusunda genel tarama modelinde nicel bir çalışma yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 18-70 yaş arası bireyler oluşturmaktadır. 52 maddelik denemelik ölçek ilk uygulama olarak 260 kişiye uygulanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucu toplam varyansın %57'sini açıklayan 15 maddeden oluşan 4 bileşenli bir yapı elde edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizleri için ikinci uygulamada 190 kişiye ulaşılmıştır. Yapılan analizler sonucunda bu yapının iyi düzeyde uyum gösterdiği bulgusuna ulaşılmıştır. Üçüncü uygulama olarak ölçüt bağıntılı geçerlilik için ölçeğin son hali ile birlikte 'Boyutlandırılmış Beş Faktör Kişilik Envanteri'nin 'Düzenlilik' alt boyutu ve 'Psikolojik İyi Oluş' ölçeği 53 kişiye uygulanmıştır. Ölçeğin iç tutarlılık katsayısı .82 ve test tekrar test korelasyon .72 olarak hesaplanmıştır. Araştırmanın ikinci kısmında toplam ölçeğe ve alt boyutlara ilişkin elde edilen veriler çeşitli değişkenlere göre incelenmiştir. Toplam ölçek açısından, cinsiyete, medeni duruma, ailede doğum sırasına ve bireylerin kendilerine ait düzenlilik tanımlarına göre anlamlı farklılıklar bulunurken; yaşa, eğitim durumuna, çalışma durumuna, meslek gruplarına göre anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Genel olarak kadın katılımcıların erkek katılımcılara göre; evli bireylerin bekâr bireylere göre; ilk çocuk ve ortanca çocuk olan bireylerin tek çocuk olan bireylere göre daha düzenli oldukları bulgusuna ulaşılmıştır. İlk çocukların düzenlilik düzeylerinin ortanca, son ve tek çocuklara olan üstünlüğü sonucu, Adler'in doğum sırası ve kardeş özellikleri ile ilgili görüşlerine önemli bir kanıt oluşturmuştur. Bireylerin kendilerine ait düzenlilik tanımları ile ölçekten alınan puan ortalamalarının da paralel olması ölçeğin tutarlılığını ve geçerliliğini güçlendiren bir bulgudur. Ölçeğin tamamına ve alt boyutlarına ilişkin araştırma bulguları, ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

DüzenDüzenlemeDüzenlilik+4
Betül Boruzan
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerin sosyal medya bağımlılıkları, benlik saygısı ve beden algısı arasındaki ilişki

Bu çalışmada; genç yetişkinlerin sosyal medya bağımlılığı, kendi bedenlerine ilişkin algıları ve benlik saygıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca sosyal medya bağımlılığı, benlik saygısı ve beden algısının, cinsiyet, filtre (photoshop) kullanımı ve sosyal medyada geçirilen süre gibi değişkenlere göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığı da araştırmanın bir diğer amacıdır. Buna ek olarak kullanıcıların sosyal medyada beğeni alma durumuna yükledikleri önem, filtre kullanım nedenleri ve sosyal medyada görülen mükemmel kadın ya da erkek fotoğraflarının bireyler üzerindeki etkisi araştırmanın incelediği bir diğer amaçlar arasında yer almaktadır ve araştırmanın nitel boyutunu oluşturmaktadır. Çalışma grubu İstanbul İli sınırları içerisinde yaşayan sosyal medya kullanan 18-30 yaş arasındaki 315 kişiden (223 kadın, 92 erkek) oluşmaktadır. Kişisel Bilgi Formu, Görüşme Formu, Sosyal Medya Bağımlılığı, Benlik Saygısı ve Vücut Algısı ölçekleri Google Formlar uygulaması ile katılımcılardan internet üzerinden alınmıştır. Araştırma nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma araştırma modelinde yürütülmüş nicel boyutunda ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Nitel boyutunda ise yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla katılımcıların görüşleri alınmıştır. Çalışma grubundaki katılımcıların açık uçlu sorulara verdiği yanıtlar iki farklı kodlayıcı tarafından içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırmada beden algısı, benlik saygısı ve günlük sosyal medya kullanım süresinin sosyal medya bağımlılığının anlamlı bir yordayıcısı olup olmadığını test etmek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Beden algısı, benlik saygısı, günlük sosyal medya kullanım süresi değişkenlerinin sosyal medya bağımlılığı varyansının %33' ünü yordamıştır. Araştırmada kadınların benlik saygısının erkeklere göre daha yüksek, bedenlerine ilişkin algılarının erkeklere göre olumsuz olduğu görülmüştür. Ayrıca fotoğraf üzerinde photoshop düzenlemesi yapanların beden algısının, yapmayanlara göre daha düşük olduğu; benlik saygısı ve beden algısı arasında negatif yönlü ve orta düzeyde bir ilişkisinin olduğu; sosyal medya bağımlılığının cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı ve sosyal medya kullanma süresinin sosyal medya bağımlığı üzerinde etkili olduğu ortaya konmuştur. Araştırmanın nitel bölümünde katılımcıların sosyal medyada mükemmel kadın ya da erkek fotoğrafı gördüklerinde, kadın katılımcıların ilgili fotoğraflarla kendini kıyaslayıp daha çok ''Yetersiz'' kategorisinde yanıtlar verdikleri gözlenmiştir. Soruya ''Sahte Güzellik Algısının Farkında Olma'' kategorisi katılımcıların cinsiyetine göre incelendiğinde anlamlı bir fark bulunmuştur. Buna göre kadınların mükemmel fotoğrafların aslında sahte güzellikler olduğuna ilişkin farkındalıklarının erkeklere göre daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. ''Sosyal medyada paylaştığınız bir fotoğrafın beğenilmesi sizin için önemli midir? Neden?'' Sorusuna katılımcıların %64,4'ü sadece ''hayır'' yanıtını vermiş, evet yanıtını verip neden belirtenlerin ise ''Ego tatmini/ Onaylanma, Güzellik/Beğenilme isteği ve Mutluluk'' kategorilerinde yoğunluk gösterdikleri elde görülmüştür. ''Fotoğraf paylaşımı yapmadan önce filtre efekti kullanıyor musunuz? Nedenlerini açıklar mısınız?'' sorusuna katılımcıların % 44'ü hayır yanıtını vermiştir. Filtre efekti kullandığını belirten %56'lık dilim ise ''Fotoğraf Özelliği'' ve ''Güzellik Algısı'' kategorilerinde yer alan yanıtlar vermiştir. Ayrıca kadınların bu filtre efektlerini erkeklerden daha çok kullandıkları ve güzel görünmeyi erkeklere göre daha çok önemsedikleri anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Genç Yetişkin, Sosyal Medya Bağımlılığı, Beden Algısı, Benlik Saygısı.

BağımlılıkBeden imajıBenlik saygısı+4
Feyza Sarıkoç
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mahremiyet algısı ölçeği geliştirme çalışması

Modernleşmeyle insanların yaşam biçimlerinde meydana gelen değişiklikler bireylerin mahremiyet algılarında da değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı 18 yaş ve üstü bireylerin mahremiyet algısını ölçecek geçerliği ve güvenirliliği olan kapsamlı bir ölçek geliştirmek ve daha sonra ölçekle bireylerin mahremiyet algılarını ölçmektir. Çalışmanın ilk aşamasını 4'lü likert türünde bir ölçek geliştirme, ikinci aşamasını geliştirilen ölçeğin uygulanmasından elde edilen verilerin analizi oluşturmaktadır. Geliştirilen ölçeğin birinci uygulamasına 451 kişi katılım sağlamıştır. Birinci uygulamadan elde edilen veriler SPSS 24 programı kullanılarak Açımlayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi neticesinde nihai ölçeğin 5 faktör altında toplanan 25 maddeden oluştuğu görülmüş ve faktörlerin isimlendirmesi yükleme yapan maddelerin özelliklerine göre yapılmıştır. Ölçek 280 kişilik ikinci çalışma grubuna ye uygulanmış ve elde edilen veriler SPSS AMOS 26 programı kullanılarak Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. DFA'dan elde edilen uyum istatistiklerine göre beş faktörlü 25 maddeden oluşan ölçek yapısı doğrulanmış ve ölçeğin güvenirlik çalışması sonucu Cronbach alfa iç tutarlılık güvenirlik katsayısı hesaplanmıştır. Ölçek maddelerinden 11 tanesinin ters puanlanması gerekmekte olup ölçekten alınan yüksek puan bireyin mahremiyet algısının yüksek olduğunu göstermektedir. İkinci aşamada mahremiyet algısının cinsiyet, yaş grubu, eğitim durumu, medeni durum, çalışma durumu, dini inanç ve ibadet yapma değişkenlerine göre istatiksel analizleri yapılmıştır. Mahremiyet algısı sadece ibadet yapma değişkenine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Bireysel mahremiyet algısı yaş ve eğitime göre göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Dijital mahremiyet algısı cinsiyet, yaş ve medeni duruma göre göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Mekânsal mahremiyet algısı yaş medeni durum ve ibadete göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Başkalarına ilişkin mahremiyet algısı ve çift ilişkilerinde mahremiyet algısı ise cinsiyet, yaş grubu, eğitim durumu, medeni durum, çalışma durumu ve ibadet yapma değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Mahremiyet, Mahremiyet Algısı, Ölçek Geliştirme

AlgıMahremiyetÖlçek geliştirme+1
Zehra Nur Demir
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Akran zorbalık durumlarına göre ergenlerin algıladıkları babalık rollerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, akran zorbalık durumlarına göre ergenlerin algıladıkları babalık rollerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemiyle yapılan çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim yılında Eyüp ve Fatih ilçelerinde 8. sınıfta öğretim gören 356 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Akran Zorbalığı Ölçeği: Kendini Bildirim Formu", "Babalık Rolü Algısı Ölçeği" ve alt amaçlar doğrultusunda hazırlanan "Kişisel Soru Listesi" kullanılmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 24.00 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda çalışma grubundaki ergenlerin akran zorbalık durumları zorba, kurban ve nötr olarak tespit edilmiş ve aynı ergenlerin babalık rolü algıları ile demografik bilgileri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda ortaya çıkan bulgulara göre ergenlerin zorba, mağdur ve nötr olmasıyla babalık rolü algıları arasında anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Babalık rolü algı düzeyi arttıkça ergenlerin zorba veya mağdur olma durumları azalmakta yani nötr olan ergenlerin sayısı artmaktadır. Buna göre, ergenlerden zorba veya mağdur olmayanları yani nötr olan ergenlerin babalık rolü algılarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada ayrıca ergenlerin akran zorbalık durumları ve algıladıkları babalık rolleri ile ergenlerin demografik özelliklerinden cinsiyet, algıladıkları aile gelir düzeyi, akademik başarı, anne baba tutumu, sorunlarını paylaştıkları kişi, arkadaş grubuna dahil olma arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.

Aile içi rollerAkran zorbalığıAna-baba algısı+7
Münevver Sacide Kafalı
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan ebeveyn tutumları ile ergenlerin gelecek beklentileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmada algılanan ebeveyn tutumları ile ergenlerin gelecek beklentileri arasındaki ilişkiler ele alınmıştır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, İstanbul ilinde bulunan Anadolu liseleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, Bahçelievler, Güngören ve Arnavutköy ilçelerindeki liselerde okuyan 321 öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışmaya gönüllü katılan 321 lise öğrencisine ölçme araçları uygulanmıştır. Araştırmada veri toplamak için 'Demografik Bilgi Formu', Kuzgun (1972) tarafından geliştirilen 'Anne Baba Tutum Ölçeği' Tuncer (2011) tarafından geliştirilen 'Ergen Gelecek Beklentileri Ölçeği' kullanılmıştır. Analizler yapılırken IBM SPSS Statistics 24.00 programı kullanılmıştır. Ölçeklerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek için Kolmogorov-Smirnov normallik testi kullanılmıştır. Verilerin analizinde iki bağımsız grup ortalamalarını karşılaştırmak için non-parametrik Mann Whitlney U testi; iki ya da daha fazla grubun ortalamalarının karşılaştırılmasında ise, Kruksal Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; 'Anne Baba Tutum Ölçeği' ve 'Ergen Gelecek Beklenti Ölçeği' ve alt boyutları arasında anlamlı düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anne Baba Tutum Ölçeği alt boyutlarından 'demokratik tutum' puan ortalamasının anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Ergen Gelecek Beklenti Ölçeği alt boyutlarından ise, 'iş ve eğitim' beklenti puan ortalamasının anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmektedir. Ergenlerin anne babasının demokratik tutumu arttıkça; anne babasının koruyucu-istekçi ve otoriter tutumu azalmaktadır. Ergenlerin anne babasının demokratik tutumu arttıkça; iş ve eğitim, evlilik ve aile, din ve toplum, sağlık ve yaşam beklentilerinin artmakta olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn Tutumları, Ergenlik, Gelecek Beklentileri

Aile içi ilişkilerAna-baba tutumuErgenler+4
Nesra Aygün
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin öz şefkat düzeyleri ile siber zorba ve siber mağdur olmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Üniversite öğrencilerinin dijital teknoloji kullanımının artması ile sosyal ilişkiler, sosyal ağlara taşınmıştır. Bu ağlara taşınan sosyal ilişkiler ise sosyal medya kullanıcılarının diğer insanlarla olan iletişim biçimini etkilemektedir. Bu durum sosyal medyada kendilerini diğerleriyle karşılaştırma olanağı bulan sosyal medya kullanıcılarından bazılarının kendilerini acımasızca eleştirme eğilimi göstermesine ve öz şefkat durumlarını da olumsuz etkilemeye başlamıştır. Öte yandan sosyal ağlarda sıklıkla karşılaşılabilen siber zorbalık ve bunun sonucunda yaşanan siber mağdur olma durumları da sosyal medya kullanıcılarını etkilemektedir. Bu bağlamda öz şefkat, siber zorba ve siber mağduriyet ile ilgili bir araştırma yapma gereği duyulmuştur. Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin öz şefkat düzeyleri ile siber zorba olma ve siber mağdur olmaları arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkisel tarama yönteminin kullanıldığı araştırmanın örneklemini rastlantısal örnekleme ile Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde yer alan 68 üniversiteden 363 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Örneklem grubuna geçerliliği ve güvenilirliği Türk kültürü için sınanmış olan psikometrik ölçekler uygulanmıştır. Bu ölçekler Öz Şefkat Ölçeği Kısa Formu, Sanal Zorba/Kurban Ölçeği ve araştırmacının hazırladığı Kişisel Bilgi Formudur. Katılımcıların öz şefkat düzeyleri ile siber zorba ve siber mağdur olma eğilimi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Spearman Brown korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Öz şefkat, siber kurban ve siber zorba olma düzeyinin cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığı iki kategorili değişkenlerde kullanılan Mann Whitney U testi ile incelenmiştir. Bununla birlikte öz şefkat, siber kurban ve siber zorba olma düzeyinin sosyoekonomik düzey, üniversiteye gelmeden önce yaşanan yere (büyükşehir, köy, kasaba, diğer) göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Kruskal Wallis H testi ile incelenmiştir.Veri seti parametrik istatistiklerin varsayımını karşılamadığı için tüm analizlerde nonparametrik istatistikler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin siber zorba ve siber mağdur olma ölçeklerinden aldıkları toplam puanlar ile öz şefkat düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Buna karşın siber zorba olma ölçeğinin alt boyutlarından olan sanal ortamda söylenti çıkarma ve zorbalık boyutu ile öz şefkat düzeyi arasında anlamlı, pozitif ve düşük düzeyli bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca üniversiteye gelmeden önce yaşanan yerin siber zorba, siber mağdur olma puanlarını anlamlı olarak farklılaştırmadığı bulunmuştur. Bunun yanında düşük sosyoekonomik düzeye sahip olanların daha yüksek öz şefkat düzeyine sahip olduğu görülmüştür. Öğrencilerin öz şefkat düzeyleri üniversiteye gelmeden önce yaşanan yer, cinsiyet ve üniversite türüne göre istatistiksel olarak anlamlı fark göstermemiştir. Ayrıca üniversite öğrencilerinin siber zorba, siber mağdur olmaları cinsiyete göre farklılaşmıştır. Erkek öğrencilerin siber zorba olma eğilimleri daha fazla iken kadın öğrencilerin daha fazla siber mağduriyet yaşadıkları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Öz şefkat, siber zorbalık ve siber mağduriyet.

MağdurMağduriyetSiber zorbalık+4
Rüveyda Bulgan
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kaynaştırma eğitiminde sınıf ve rehber öğretmenlerin yaşadıkları güçlüklerle ilişkili görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmada İstanbul ilinde bulunan ilkokullarda görev yapan sınıf ve rehber öğretmenlerinin kaynaştırma eğitiminde yaşadıkları güçlüklere ilişkin görüş ve önerilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması modelinin kullanıldığı çalışmada; sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan yedi sınıf öğretmeni ve okulunda kaynaştırma öğrencisi olan altı psikolojik danışman/rehber öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen verilere içerik analizi uygulanarak, ana tema ve alt temalar oluşturulup bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları; bazı sınıf öğretmenlerinin bireyselleştirilmiş eğitim programını (BEP) rehber öğretmenden yardım alarak hazırladıklarını, okul idaresinin kaynaştırma eğitimi hakkında yeterli bilgiye sahibi olmadığını, sınıf mevcutları kalabalık olduğu için akademik beceri kazandırmada, kaynaştırma öğrencilerine yönelik uygun materyal bulmada ve uyarlamada zorlandıklarını göstermektedir. Rehber öğretmenler; BEP geliştirme biriminin kâğıt üzerinde kaldığını, BEP ile ilgili tüm sorumlulukların kendilerine yüklendiğini, okul idaresinin kaynaştırmayla ilgili iş birliği sağlamadığını belirtmektedir. Ayrıca hem Sınıf öğretmenleri hem de rehber öğretmenler; öğrencinin destek eğitim aldığı kurumlarla kurdukları iletişim ve iş birliğinin tek taraflı olduğunu, kendilerine öğrenciyle ilgili geri dönüş sağlanmadığını belirtmişlerdir. Ailelerin çocuklarının yetersizlik durumunu kabullenememeleri ve kaynaştırma eğitimi hakkında yeterli bilgiye sahip olmamaları da sınıf ve rehber öğretmenler için iş birliğini güçleştiren diğer bir bulgu olarak ortaya çıkmaktadır. Araştırmanın bulgularından yola çıkarak hem sınıf öğretmenleri hem rehber öğretmenler için kaynaştırma eğitimiyle ilgili lisans eğitiminde ve sonrasında hizmetçi eğitimlerin verilmesi, ailelere kaynaştırma eğitimiyle ilgili bilgilendirici seminerler düzenlenmesi, BEP geliştirme birimlerinde gerekli iş birliğinin sağlanması önerilmektedir.

Eğitim sorunlarıKaynaştırma eğitimiRehber öğretmenler+6
Elvan Baran
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin ebeveynlerinin duygusal zeka ve özgecilik özellikleri ile çocukların sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, İlkokul 3.ve 4. Sınıf Öğrencilerinin Ebeveynlerinin Duygusal Zeka ve Özgecilik Özellikleri İle Çocukların Sosyal Beceri Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya 254 öğrenci ve ebeveynleri (254 anne, 254 baba) katılmıştır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından öğrenciler ve ebeveynleri için ayrı ayrı geliştirilen Kişisel Bilgi Formu, Schutte Duygusal Zeka Ölçeği (Tatar, Tok ve Saltukoğlu, 2011), Özgecilik Ölçeği (Akbaba, 1994) ve Sosyal Beceri Ölçeği (Kocayörük 2000) kullanılmıştır. Verilerin analizinde bağımsız grup t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Post Hoc (Tukey) testi, Pearson Korelasyon testi, Kruskal Wallis testi, Mann Whitney-U testi ve Sperman Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, 3. Sınıf öğrencilerinin sosyal becerileri 4. Sınıf öğrencilerine göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. 31-35 yaş olan annelerin duygusal zeka iyimserlik alt boyutu puanı, 36-39 yaş ile 40 yaş ve üzeri olan annelerden yüksek bulunmuştur. Duyguların değerlendirilmesi alt boyutunda; ilkokul mezunu annelerin puanı lise ve üniversite mezunu annelerden, ortaokul mezunu annelerin puanı, üniversite mezunu annelerden daha yüksektir. Ebeveynlerin duyguların değerlendirilmesi alt boyutu ile iyimserlik alt boyutu puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ebeveynlerin aile boyutu ile sosyal beceri puanları arasında, sosyal boyut ile aile boyutu arasında, yardımseverlik boyutu ile aile boyutu arasında, yardımseverlik boyutu ile sosyal boyut arasında, sorumluk boyutu ile yardımseverlik boyutu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Annelerin yardımseverlik alt boyutu ile sosyal beceri puanları arasında ve sorumluluk alt boyutu ile aile boyutu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Babaların sorumluluk alt boyutu ile sosyal boyutu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ebeveynlerin duygusal zeka toplam puanları ile özgecilik toplam puanları (r= .197; p<.01) arasında düşük düzeyde pozitif doğrusal anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ebeveynlerin özgecilik toplam puanları ile çocuklarının sosyal beceri puanları (r= .152; p< .05) arasında düşük düzeyde pozitif doğrusal anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Beceri, Duygusal Zeka, Özgecilik, Ebeveyn, İlkokul

Duygusal zekaEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+4
Kadriye Güngüz
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretimde eğitim gören özel yetenekli öğrencilere sunulan mesleki rehberlik hizmetlerinin psikolojik danışmanlara/rehber öğretmenlere göre değerlendirilmesi

Bu araştırmanın temel amacı, ortaöğretim kademesinde eğitim gören özel yetenekli öğrencilerle çalışan psikolojik danışmanların/rehber öğretmenlerin sundukları mesleki rehberlik hizmetlerini değerlendirmektir. Araştırmanın evrenini Fen Bilimleri Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri ile Bilim Sanat Merkezleri'nde çalışan psikolojik danışmanlar/rehber öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklem grubu amaçsal örnekleme yöntemiyle Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinden birer il (İstanbul, Samsun, Ankara, İzmir, Malatya, Antalya, Gaziantep) seçilerek yapılmıştır. Bu illerdeki fen liseleri, sosyal bilimler liseleri ve bilim ve sanat merkezlerinde çalışan 120 psikolojik danışman/rehber öğretmen örneklem grubunu oluşturmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' ve 'Mesleki Rehberlik Hizmetlerini Değerlendirme Anketi' ile online şekilde toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular psikolojik danışmanların/rehber öğretmenlerin lisans öncesi dönemde özel yetenekli öğrencilerle ilgili yeterli düzeyde eğitim almadıklarını, katılımcıların yarısının ölçme araçlarında zaman yetersizliği sorunu yaşadıkları, meslek tanıtımlarını meslek semineri ağırlıklı götürdükleri, kulüp/kol çalışmalarının aktif yürütülmediği, uluslar arası kuruluşları iletişime geçme oranının yetersiz olduğu, geleceğin mesleklerinin tanıtılmasında artış sağlanması gerektiği, çoğunluğunun süre, veli işbirliği ve okulun fiziksel imkanları ile ilgili sorun yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra branş öğretmenlerinin görüşlerini dikkate aldıkları, öğrencilere ölçme araçlarını çeşitli amaçları hedefleyerek ve sonuçlarını uygun şekilde paylaşarak uyguladıkları, meslek tanıtımlarında öğrenciye görelik ilkesini benimsedikleri ve meslekleri birçok yönüyle aktardıkları, ulusal düzeydeki kuruluşlarla iletişime geçtikleri, kendilerini yeterli gördükleri sonuçlarına da ulaşılmıştır. Bu nedenle, özel yetenekli öğrencilerin potansiyellerinin değerlendirilebilmesi için gerekli olan mesleki rehberlik hizmetleri ve gereklilikleri lisans döneminden itibaren ders programlarında güncellenerek ve uygulama ağırlıklı; psikolojik danışmanlar/rehber öğretmenler için hizmet içi eğitimlerle aktarılabilir. Araştırma karma veya nitel türde tekrarlanabilir.

Mesleki rehberlikOrtaöğretim kurumlarıOrtaöğretim öğrencileri+3
Büşra Şen
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışmanların algıladıkları yaratıcılık düzeyleri ile mutluluk yönelimleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, psikolojik danışmanların algıladıkları yaratıcılık düzeyleriyle mutluluk yönelimleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma, nicel yöntemlerden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'deki eğitim kurumlarında görev yapmakta olan psikolojik danışmanlardır. Araştırmanın örneklemi tabakalı tesadüfî oransız küme örneklemi yöntemiyle belirlenmiştir. Bu bağlamda Türkiye İstatistik Kurumunun bölgelendirme sistemi temel alınarak belirlenen 12 il seçilmiş ve bu illerde görev yapmakta olan 412 psikolojik danışmana ulaşılmıştır. Veri toplamada, Mutluluk Yönelimleri Ölçeği Kısa Formu, Ne Kadar Yaratıcısınız Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanmış Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Psikolojik danışmanların algıladıkları yaratıcılık düzeyleri ile mutluluk yönelimleri arasındaki ilişki pozitif yönde anlamlı bulunmuştur (p<.05). Ayrıca, algılanan yaratıcılığın mutluluk yönelimini anlamlı şekilde yordamakta olduğu sonucuna ulaşılmıştır (Fmin=53,591; p<,001– Fmax=78,660; p<,001). Araştırma kapsamında Mutluluk Yönelimleri Ölçeği puanlarının cinsiyet ve yaş değişkenleri açısından incelenmesinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadığı (p>.05); Mutluluk Yönelimleri Ölçeği ortalama puanlarının medeni durum değişkeni açısından karşılaştırılmasında grupların ortalamaları arasındaki farklılıkların meşguliyet ve anlam alt boyutları için anlamlı, haz alt boyutu için anlamlı olmadığı belirlenmiştir (p>.05). Çocuk sahibi olanların meşguliyet ve anlam puanlarının çocuk sahibi olmayanlardan anlamlı şekilde yüksek olduğu bulunmuştur (p<.05). Öte yandan, Yaratıcılık Algısı Ölçeği puanlarının cinsiyet değişkeni açısında karşılaştırılması sonucunda grupların ortalamaları arasındaki farklılıkların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı (p>.05); akademik başarısını orta olarak algılayan grubun, yüksek olarak algılayanlara göre yaratıcılık puanları anlamlı şekilde düşük olduğu saptanmıştır (p<.05). Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında, psikolojik danışmanların yaratıcılıklarını, mutluluk yönelimlerini artırmak ve geliştirmek amacıyla önerilerde bulunulmuştur.

DanışmanlarMutlulukPsikologlar+4
Serpil Altuncu Varol
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki Teknik ve Anadolu Liselerinin denizcilik alanında öğrenim gören 9. ve 12. sınıf öğrencilerinin mesleki ilgileri ile mesleki eğitime yönelik tutum ve memnuniyetlerinin araştırılması

Bu çalışmada 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında İstanbul'da Denizcilik alanında eğitim veren Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinin 9. ve 12. sınıf öğrencilerinin mesleki ilgileri, mesleki eğitime yönelik tutum ve memnuniyetleri çeşitli yönlerden araştırılmıştır. Çalışmada, toplam 346 öğrenciye ulaşılmış, verilerin elde edilmesi için Kişisel Bilgi Formu, Mesleki Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği, Mesleki İlgi Ölçeği ve Mesleki Memnuniyet Anketi uygulanmıştır. Veriler analiz edilirken iki gruplu karşılaştırmalar için Mann Whitney U testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılmasında ise Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Anket ve ölçeklerden alınan ortalamaların ilişkisini belirlemek için Spearman Korelasyon Kat Sayısı testi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; 12. sınıf öğrencilerinin mesleki memnuniyetleri 9. sınıf öğrencilerine göre daha düşüktür. Erkek öğrenciler, mesleki eğitime yönelik tutum, mesleki hazırbulunuşluk, kendini geliştirme, başkalarına önerme ve mesleki memnuniyet bakımından kız öğrencilere göre daha yüksek ortalamalara sahiptir. Aile gelir düzeyinin mesleki ilgi, mesleki eğitime yönelik tutum ve memnuniyette farklılık yaratmadığı görülmüştür. Ancak ailesinde denizcilik alanında çalışan bulunan öğrencilerin tutum, mesleki memnuniyet, kendini geliştirme, hazırbulunuşluk ve başkalarına önerme düzeyleri, ailesinde denizcilik alanında çalışan bulunmayan öğrencilere oranla daha yüksek çıkmıştır. İlkokul mezunu anneye sahip olan öğrencilerin mesleki seçim farkındalık düzeyleri lise mezunu anneye sahip olan öğrencilere oranla daha yüksek çıkmıştır. Mesleki ilginin tüm alt boyutları, mesleki eğitime yönelik tutum ve mesleki memnuniyet bakımından Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri arasında farklar bulunduğu görülmüştür. Tüm öğrencilerin, mesleki eğitime yönelik tutum, başkalarına önerme, mesleki seçim farkındalığı, mesleki hazırbulunuşluk ve mesleki memnuniyet ortalamalarının yüksek olduğu ancak mesleki ilginin kendini geliştirme alt boyutundaki ortalamalarının düşük olduğu görülmüştür.

Anadolu meslek liseleriDenizcilikDenizcilik eğitimi+7
Bengisu Kılıç
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Rehberlik ve psikolojik danışmanlık öğrencilerinin geleceğe ilişkin olumsuz beklentileri ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Biruni Üniversitesi örneği

Bu araştırmada Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık öğrencilerinin geleceğe ilişkin olumsuz beklentileri ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, anne-baba tutumları ve diğer değişkenlere göre, umutsuzluk düzeyleri ve kişilik özelliklerinde farklılaşma olup olmadığının incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Ölçme aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Beck Umutsuzluk Ölçeği ve Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi Biruni Üniversitesi PDR Anabilim Dalında öğrenim gören 1. 2. 3. ve 4. sınıf 150'si kadın, 31'i erkek olmak üzere 181 öğrenciye uygulanmıştır. Verilerin analizi için SPSS 26.0 kullanılmıştır. İstatistiksel analizler yapılırken veriler normal dağılım göstermediği için Kruskal Wallis H, Mann Whitney U ve Spearman's Rho Korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şöyledir: Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi dışadönüklük alt boyut puanları anne çocuk yetiştirme tutumu değişkenine göre anlamlı farklılaşmaktadır. Deneyime açıklık alt boyut puanları anne eğitim durumu, 5-10 yıl içinde alana ilişkin beklentiler ve mezun olunca iş bulmaya ilişkin beklentiler değişkenlerine göre anlamlı farklılaşmaktadır. Sorumluluk alt boyut puanları baba eğitim durumu, 5-10 yıl içinde alana ilişkin beklentiler ve mezun olunca iş bulmaya ilişkin beklentiler değişkenlerine göre anlamlı farklılaşmaktadır. Duygusal dengesizlik/nevrotizm alt boyut puanları mezun olunca iş bulmaya ilişkin beklentiler değişkenine göre anlamlı farklılaşmaktadır. Yumuşak başlılık alt boyut puanları baba eğitim durumu değişkenine göre anlamlı farklılaşmaktadır. Araştırmada sonucunda Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık öğrencilerinin umutsuzluk düzeyleri ile kişilik özelliklerinin bazı alt boyutları arasında ilişki olduğu gibi, bazı alt boyutları arasında ilişki bulunmamıştır. Araştırmada elde edilen veriler literatür ışığında yorumlanarak, önerilerde bulunulmuştur.

Gelecek beklentisiGelecek kaygısıKişilik özellikleri+5
Furkan Madenüs
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı algısının değerlendirilmesinde Ümraniye örneği

Bu tezde Türkiye'de toplumsal cinsiyet kavramı ile ilgili yaşanılan kavram karmaşasının ve oluşan toplumsal algının İstanbul Ümraniye örneğinde araştırılması yapılmaya çalışılmıştır. Ümraniye ilçesinde random yöntemi ile oluşturulan 40 kadın ve 10 erkek toplam 50 kişilik bireyler grubunda nitel araştırma yöntemi ile toplumsal algı durumu incelenmiştir. Araştırma; amaçlı örnekleme yöntemiyle kullanılarak belirlenmiştir. Gönüllülük esas alınmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, 40 kadın ve 10 erkek ile yapılan görüşmede alınan notlar ve sonrasında açık uçlu sorulara verilen cevapların ses kayıtları çözümlenerek sağlanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda cinsiyet ve toplumsal cinsiyet kavramları arasında bir anlam kargaşası oluştuğu ve bu anlam kargaşasının üçüncü cinsiyete yönelime etkisi noktasında toplumsal algıya sebep olduğu sonucu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsiyet eşitliği, toplumsal cinsiyet eşitliği, üçüncü cinsiyet

CinsellikCinsiyetCinsiyet eşitsizliği+4
Nurten Erkmen Öner
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Umudun sağlıkta yaşam kalitesi ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışma umudun sağlıkta yaşam kalitesi ile ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modelinden faydalanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 18 yaş ve üzeri 141 kadın ve 107 erkek olmak üzere toplamda 248 bireyden oluşturmuştur. Katılımcılara araştırmacının hazırlamış olduğu Kişisel Bilgi Formu, Umut Ölçeği ve SF-36 Sağlıkta Yaşam Kalitesi Ölçeği uygulanmıştır. Katılımcıların demografik özelliklere göre umut ve sağlıkta yaşam kalitesi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadıklarını incelemek için bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Farklılığın hangi gruplar arasında gerçekleştiğini gözlemlemek için çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey testi kullanılmıştır. Bireylerin umut düzeylerinin sağlıkta yaşam kalitesi alt boyutlarının anlamlı birer yordayıcısı olup olmadığını incelemek için regresyon analizinden faydalanılmıştır. Analiz sonuçları umudun cinsiyet, eğitim düzeyi ve gelir düzeyine göre anlamlı olarak farklılaşmadığını göstermiştir. Evlilik durumuna göre bakıldığında ise evli bireylerin umut düzeyinin bekar olanlara göre daha yüksek seviyede olduğu gözlenmiştir. Sağlıkta yaşam kalitesi açısından bakıldığında cinsiyet ve evlilik açısından farklılaşmalar gözlenmiştir. Buna göre erkeklerin yaşam kalitesi kadınlara oranla daha yüksek seviyede bulunurken medeni durum açısından bakıldığında fiziksel fonksiyon alt boyutu bekarlarda canlılık, ruh sağlığı ve sosyal işlev alt boyutlarında evlilerde yaşam kalitesi puanları daha yüksek bulunmuştur. Umut ve mutluluk arasındaki ilişki incelendiğinde umut ve mutluluk arasında pozitif anlamlı ilişki bulunmuştur. Umut ve sağlıkta yaşam kalitesi arasındaki ilişkiye bakıldığında umudun canlılık, ruh sağlığı, sosyal işlevsellik ve genel sağlık alt boyutlarını anlamlı olarak yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre umut ile canlılık, ruh sağlığı, sosyal işlevsellik ve genel sağlık boyutları arasında pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Umut, Sağlık, Yaşam kalitesi, Mutluluk

MutlulukSağlıkSağlıklı yaşam+3
Onur Yukar
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn kabul reddi ve sosyal medyada görünüş algıları arasındaki ilişki (Biruni Üniversitesi örneği)

Bu çalışmada; Üniversite öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn kabul reddi ve sosyal medyada görünüş algısı arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Ebeveyn kabul reddi ve sosyal medyada görünüş algısının; cinsiyet, yaş grupları, anne ve baba eğitim durumu, ilişki durumu, dış görünüşten memnuniyet durumu, günlük fiziksel bakıma ayrılan süre, internette günlük geçirilen süre, sosyal medyadaki takipçi sayısı, internet kullanım amacı gibi değişkenlere göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığı da araştırmanın diğer amaçları arasındadır. Araştırma nitel araştırmadır. Ölçme aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Ebeveyn Kabul Red ve Sosyal Medyada Görünüş Algısı Ölçekleri Biruni Üniversitesi'nde 2022-2023 Eğitim-Öğretim yılı Güz döneminde eğitim gören 400 (267 kadın, 133 erkek) öğrenciye uygulanmıştır. Verilerin analizinde T- Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Spearman Brown Korelasyon Testi, Tukey-B (Post Hoc) kullanılmış, Cronbach Alfa Testi ile ölçeklerin iç tutarlılığına bakılmış ve yüksek derecede güvenilir olduğu ve Sosyal Medyada Görünüş Algısı Ölçeği'ine Doğrulayıcı Faktör Analizi uygulanarak geçerli ve güvenilir olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma sonucunda; algılanan ebeveyn reddi ile sosyal medyada görünüş algısı arasında ilişki olduğu görülmüştür. Algılanan ebeveyn kabul reddi ile cinsiyet, anne ve baba eğitim durumu, dış görünüşten memnuniyet durumu, günlük fiziksel bakıma ayrılan süre, internette günlük geçirilen süre, sosyal medyadaki takipçi sayısı gibi değişkenlere göre istatiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşırken; yaş grupları, ilişki durumu, internet kullanım amacı ile istatiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır. Sosyal medyada görünüş algısı ile cinsiyet, yaş grupları, ilişki durumu, dış görünüşten memnuniyet durumu, günlük fiziksel bakıma ayrılan süre, internette günlük geçirilen süre, sosyal medyadaki takipçi sayısı, internet kullanım amacı gibi değişkenlere göre istatiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşırken; anne ve baba eğitim durumu ile istatiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır. Araştırmada elde edilen veriler literatür ışığında yorumlanarak, önerilerde bulunulmuştur.

BiruniEbeveyn kabul veya reddiGörünüş+5
Berrin İçin
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkilerde bağlanma stilleri ve aldatmaya niyeti arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, genç yetişkin ve yetişkinlerin romantik ilişkilerinde bağlanma stilleri ve aldatmaya yönelik niyet arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla genç yetişkin ve yetişkinlerin romantik ilişkilerinde bağlanma stilleri ve aldatmaya yönelik niyetlerinin cinsiyet, yaş, ilişki türü, ilişki süresi, anne-baba tutumu, gelir düzeyi, anne-baba birlikteliği, aldatma geçmişi gibi değişkenler arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Çalışma grubunu 18-65 yaş aralığında, romantik ilişkisi olan/son 6 ay içerisinde romantik ilişkisi olmuş 400 (322 Kadın, 78 Erkek) kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği ve Aldatmaya Yönelik Niyet Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizi için Pearson Korelasyon Testi ve Çok Değişkenli Varyans Analizi (MANOVA) kullanılmıştır. Bu araştırmada varyans homojenliğinin sağlandığı analizlerde LSD testi, sağlanamadığı analizlerde Tamhane ya da Dunnet testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda katılımcıların bağlanma stilleri ve aldatmaya yönelik niyetleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Bu ilişki bağlanma stilleri arasında ve kaçınan bağlanma stili ile aldatmaya yönelik niyet arasındadır. Bağlanma stilleri ve aldatmaya yönelik niyetin demografik değişkenlerden; yaş, ilişki süresi, ilişki türü, anne-baba tutumu ve aldatma geçmişi ile farklılık gösterdiği, ancak; cinsiyet, gelir düzeyi, anne-baba birlikteliği gibi değişkenlerle farklılık göstermediği bulunmuştur.

AldatmaAldatma eğilimiBağlanma+6
Ayşenur Aydın
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde sosyal kaygı ile kendini gerçekleştirme ihtiyacı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinde sosyal kaygı ile kendini gerçekleştirme ihtiyacı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanınörneklemini Türkiye'de önlisans, lisans ve lisansüstü öğrenim görmekte olan 401 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği (LSKÖ) ve Kendini Gerçekleştirme Kısa Indeksi (SAI) ile toplanmıştır. Cinsiyete, öğrenim gördüğü üniversite, öğrenim gördüğü sınıf, eğitim düzeyi, üniversite puan türüne göre sosyal kaygı ve kendini gerçekleştirme puanları karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlıbir farklılık olmadığı bulunmuştur. Gelir düzeyine, sınav kaygısı yaşamaya, toplulukta kaygı yaşamaya, grup çalışmalarına katılmaya, akademik başarı düşüncesine, çalışma durumuna, iletişim düzeyine göresosyal kaygı ve kendini gerçekleştirme arasında ise anlamlı farklılık vardır. Sosyal kaygı ve kendini gerçekleştirme arasında negatif yönde orta düzey bir korelasyon vardır. Sosyal kaygı ölçeğinden alınan her 1 birimlik artışın kendini gerçekleştirmede 1.015 birimlik azalmaya neden olduğu bulunmuştur. Sosyal kaygının öğrencilerin kendini gerçekleştirmelerinin önünde bir engel olduğu ve gelir düzeyi, sınav kaygısı, grup çalışmalarına katılım, akademik başarı, bir işte çalışıp - çalışmama, sosyal etkileşim azlığı gibi çeşitli faktörlerden etkilendiği görülmektedir. Anahtar kelimeler: Öğrenci, Kaygı, Kendini Gerçekleştirme, Sosyal Kaygı

KaygıKendini gerçekleştirmeSosyal kaygı+1
Berat Gök
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal görünüş kaygısı ve narsistik kişilik özellikleri ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada amaç; üniversite öğrencilerinin sosyal görünüş kaygısı ve narsistik kişilik özelliklerinin sosyal medya bağımlılığının yordayıcı gücünün incelenmesidir. Katılımcılar İstanbul Biruni Üniversitesi'nde öğrenim gören 18-30 yaş aralığında 348 kadın, 161 erkek olmak üzere toplamda 509 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın yürütülmesinde ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği (SMBÖ), Narsistik Kişilik Envanteri (NKÖ) ve Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği (SGKÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26.0 paket programı ve istatiksel yöntemlerden bağımsız örneklem T testi, tek faktörlü varyans analizi, korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; çoklu doğrusal regresyon analizi bulgularına göre narsizm sosyal medya bağımlılığını yordamazken buna karşın sosyal görünüş kaygısının sosyal medya bağımlılığını %23 oranında yordadığı biçiminde yorumlanabilir. Sosyal görünüş kaygısının cinsiyet değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı, kadınların erkeklere göre daha fazla sosyal görünüş kaygısı taşıdığı bulunmuştur. Sosyal medya bağımlılığı düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde ise erkeklerin kadınlardan daha fazla sosyal medya bağımlısı olma eğiliminde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak narsistik kişilik özelliklerinin cinsiyet değişkenine göre incelenmesi sonucunda anlamlı düzeyde bir farklılık olmadığı ve narsistik kişilik özelliklerinin cinsiyete göre farklılık göstermediği bulgularına ulaşılmıştır.

Büşra Gül Yaşar
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerde psikolojik sağlamlık düzeyi ile internet bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma genç yetişkin bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyi ile internet bağımlılığı arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırmada, genç yetişkinlerin internet bağımlılığı düzeyi ve psikolojik sağlamlık düzeyi ölçülmüş ve bu iki faktör arasındaki ilişki istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Ayrıca genç yetişkinlerin psikolojik sağlamlık düzeyi ve internet bağımlılığı değişkenlerinin cinsiyet, çalışma durumu, yaş, eğitim düzeyi, doğum sırası, ekonomik durum, sosyal medya platformu ve sosyal medyada geçirilen süre gibi değişkenler arasındaki ilişkisi incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Çalışma grubunu 18-40 yaş aralığında, 437 (292 Kadın, 145 Erkek) kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Young İnternet Bağımlılığı Testi Kısa Formu ile toplanmıştır. Verilerin analizi için Pearson Korelasyon Testi, Bağımsız Örneklem T Testi ve Anova testi uygulanmıştır. Gruplar arasında anlamlı fark çıkması durumunda, anlamlılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla LCD testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda Psikolojik sağlamlık düzeyi ve internet bağımlılığı arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Bu durumda psikolojik sağlamlık düzeyi arttıkça internet bağımlılığı düzeyi azalmakta ya da bunun tam tersidir. Psikolojik sağlamlık düzeyi ve internet bağımlılığı demografik değişkenlerden; cinsiyet, yaş, sosyal medyada geçirilen süre ve en çok kullanılan sosyal medya platformu ile farklılık gösterdiği, ancak; çalışma durumu, doğum sırası, ekonomik durum ve eğitim durumu değişkenlerinde farklılık göstermediği bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Genç Yetişkinlik, Psikolojik Sağlamlık, İnternet Bağımlılığı

Melisa Celbek
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde yalnızlık, sosyal kaygı, stres, can sıkıntısı ile akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma, üniversite öğrencilerinde yalnızlık, sosyal kaygı, stres ve can sıkıntısı ile akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel amacı, bu psikolojik faktörlerin akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Çalışma, İstanbul'da bulunan Biruni Üniversitesi'nde 2023-2024 eğitim-öğretim yılında okuyan 399 üniversite öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu, Kısa Can Sıkıntısı Eğilimi Ölçeği ve Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-Kısa Formu kullanılarak toplanmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin analizinde Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programı kullanılmıştır. İki grup arasındaki karşılaştırmalar için bağımsız örneklem t testi, üç veya daha fazla grup arasındaki karşılaştırmalar için One-way ANOVA testi kullanılmıştır. Varyansların homojen olduğu belirlenen Levene testi sonuçlarına dayanarak gruplar arasındaki farkın tespiti için Tukey HSD testi uygulanmıştır. İlişkileri belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon analizi ve Regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Regresyon analizinde varsayımların doğrulanması amacıyla, dirençli tahminler sağlayan Newey-West algoritması kullanılmıştır. Araştırma bulguları, yalnızlık, sosyal kaygı, stres ve can sıkıntısının akıllı telefon bağımlılığı ile anlamlı ilişkiler içerisinde olduğunu göstermektedir. Ayrıca, cinsiyet ve günlük akıllı telefon kullanım süresi gibi demografik değişkenlerin de bu ilişkiyi etkilediği gözlemlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, öğrencilerin ruh sağlığını desteklemek ve genel refahını artırmak için uygulanabilir müdahale önerileri sunulmuştur.

Sena Erkılıç
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Anne babalıktan pişmanlık ölçeğinin geliştirilmesi

Bu araştırmanın temel amacı anne ve babaların anne veya babalıktan pişmanlık durumlarını değerlendirebilen geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda nicel bilimsel araştırma modellerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Örneklem Türkiye'de yaşayan, en az bir öz çocuğa sahip olan ve araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 721 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada geçerli ve güvenilir sonuçlar elde edebilmek için benzer özellikteki üç farklı gruptan veri toplanmıştır. Ölçme aracının geçerliğini tespit etmek için birinci uygulama (N= 370) verileri üzerinde Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA), ikinci uygulama (N= 250) verileri üzerinde Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ile Yakınsama (convergent) – Ayrışma (discriminant) geçerliği ve üçüncü uygulama (N= 101) verileri üzerinde Ölçüt Bağıntılı Geçerlik analizi yapılmıştır. Ölçme aracının güvenirliğini incelemek için ise Cronbach's Alpha (α) katsayısı, eşdeğer yarılar (split-half) yönetimi ve madde toplam test korelasyonu ile alt %27- üst %27 bağımsız gruplar t-testi sonuçları incelenmiştir. AFA sonucunda varyansın %59.64'ünü açıklayan, 21 maddeden oluşan iki boyutlu ölçek elde edilmiştir. DFA sonucunda elde edilen indeksler (χ2= 551.08, sd(df)=182, χ2/sd=3.02, p=.00, RMSEA=.090, SRMR=.091, GFI=.83, AGFI=.78, NFI=.95, NNFI.96, PGFI=.65, CFI=.97, RFI=.95, IFI=.97) model ile uyumludur. Analiz sonuçları yapıya ilişkin yakınsama-ayrışma ve ölçüt bağıntılı geçerliğin (r=.697) anlamlı olduğunu göstermektedir. Ölçme aracının iç tutarlılık güvenirliği için hesaplanan Cronbach's Alpha (α) değeri .943, Spearman Brown değeri .778 olarak hesaplanmıştır. Madde analizi kapsamında elde edilen madde toplam test korelasyonu değerleri (.554 - .784) ile t-değerlerinin (p<.01) anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulguları "Anne-Babalıktan Pişmanlık Ölçeği"nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.

Beyzanur Çalışkan
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin çevre bilinç düzeyleri ile iyi oluş halleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, lise öğrencilerinin çevre bilinç düzeyleri ile öznel iyi oluş arasındaki ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından oluşturulan 'Kişisel Bilgi Formu', Uzun ve Sağlam (2006) tarafından geliştirilen 'Çevresel Tutum Ölçeği' ve Demirci ve Ekşi (2015) tarafından geliştirilen 'EPOCH İyi Oluş Ölçeği' kullanılmıştır. Ölçeklerin ortalama puanları ile birlikte ölçek alt boyutları, demografik (cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, aile gelir durumu, anne-baba eğitim durumu, evcil hayvan besleme durumu) değişkenlere göre incelenmiştir. Araştırma Bakırköy ve Bahçelievler ilçesindeki liselerde öğrenim gören 425 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Verilerin analizde SPSS 26 programı ile t-testi ve tek yönlü varyans analizinden (One Way ANOVA) yararlanılmış ve farklılığın anlamlı olması durumunda ise Tukey (çoklu karşılaştırma) testi yapılmıştır. Çevresel tutum ve alt boyutları ile EPOCH iyi oluş arasındaki ilişki için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen veriler ışığında; çevresel tutum ile cinsiyet arasında, EPOCH (Bağlılık, İlişkililik, İyimserlik, Kararlılık, Mutluluk) iyi oluş ile de okul türü, aile gelir durumu ve baba eğitim durumu arasında anlamlı bir farklılık olduğu fakat sınıf seviyesi, anne eğitim seviyesi, evcil hayvan besleme gibi demografik değişkenler arasında anlamlı bir farklılaşma olmadığı görülmektedir. Lise öğrencilerinin çevresel tutum ortalama puanları ve alt boyutları ile EPOCH iyi oluş arasında istatistiksel açıdan pozitif bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çevresel tutum alt boyutlarından olan çevresel davranış alt boyutu ile EPOCH iyi oluş düzeyi arasında pozitif bir ilişki varken çevresel düşünce alt boyutu ile EPOCH iyi oluş düzeyi arasında pozitif bir ilişki olmadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Ergenlik, İyi Oluş, Çevre Bilinci

Ferhan Diri
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travması ile mizofoni arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün aracılık rolünün incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, çocukluk çağı travmaları ve mizofoni arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün aracılık rolünün incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, ortaya çıkan seslerden rahatsız olan 18 yaş ve üstü 486 birey oluşturmaktadır. Betimleyici bir çalışma olan bu araştırmada çocukluk çağı travması ile mizofoni ve duygu düzenleme güçlüğünün bu ilişkideki etkisini ortaya koymak adına ilişkisel tarama yöntemine uygun şekilde düzenleme yapılmıştır. Çalışmanın modeli ise teorik yapıları test etmek için kullanılan yapısal eşitlik modelidir. Araştırmaya katılan bireylerin seçimi, olasılıksız örnekleme yönteminden olan amaçlı örnekleme yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama araçları olarak; Demografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Mizofoni Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği kullanılmıştır. Veriler sosyal medya aracılığıyla Google Forms üzerinden toplanmış, elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Yapılan analizlerde cinsiyet değişkeni açısından bakıldığında; katılımcıların Çocukluk Çağı Travması Ölçeğinden almış oldukları puanlar açısından, kadınlar lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Benzer şekilde mizofoni açısından yapılan karşılaştırmada da kadınlar lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Profesyonel ruhsal yardım alma açısından bakıldığında; çocukluk çağı travması ve mizofoni açısından profesyonel ruhsal yardım alanlar lehine anlamlı fark bulunmuştur. Yapılan yapısal Eşitlik Modelin analizde, duygu düzenleme güçlüklerinin çocukluk çağı travması ile mizofoni arasındaki ilişkide kısmi aracılık rolü oynadığını bulunmuştur.

Mert İlgar
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde otantiklik ile ahlaki uzaklaşma arasındaki ilişkide öz-anlayışın ve boyun eğici davranışın aracılık rolü

Bu araştırmanın amacı otantik yaşam ile ahlaki uzaklaşma arasındaki ilişkide öz-anlayış ve boyun eğici davranışın aracılık rolünü ortaya koymaktır. Çalışmanın diğer bir amacı ise otantik yaşam, boyun eğici davranış, öz-anlayış ve ahlaki uzaklaşmanın cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum ve eğitim gördükleri fakülte gibi değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğini ortaya koyarak alan yazına katkı sağlamaktır. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada öncelikle Biruni Üniversite'sinden etik izin alındıktan sonra ölçme aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Otantik Yaşam, Ahlaki Uzaklaşma, Boyun Eğici Davranış ve Öz-Anlayış Ölçekleri kullanılmıştır. Veriler İstanbul'da üniversite okuyan 165 kadın (%66,0) ve 85 erkek (%34,0) öğrenciden, gönüllülük esasına göre ve bilgilendirilmiş onamları alınarak Google Forms üzerinden çevrimiçi toplanmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örnek t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi Testi, LSD (Post Hoc) kullanılmıştır. Verilerin betimleyici analizlerinin incelenmesinde SPSS 25.0, otantik yaşam ile ahlaki uzaklaşma arasındaki ilişkide öz-anlayış ve boyun eğici davranışın aracılık rolü için kurulan modelleri incelemek için LISREL 8.80 programı kullanılmıştır. Yapısal model-3'e ait uyum iyiliği değerleri incelendiğinde; X2=136.47, df=51, X2/df=2,67, RMSEA=.82, SRMR=.081, CFI=.94, NFI=.92, NNFI=.93, IFI=.95, GFI=.92 bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre boyun eğici davranışın otantik yaşam ve ahlaki uzaklaşma arasında tam aracılık etkisi olduğu; öz-anlayışın bu ilişkide herhangi bir aracılık rolüne sahip olmadığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen veriler alan yazın ışığında yorumlanarak, önerilerde bulunulmuştur. Çalışma sonuçlarımıza göre öğrencilerde ve toplumdaki bireyler için boyun eğici davranışı ve ahlaki uzaklaşmayı azaltacak eğitim ve terapi programlarının geliştirilmesi ve kullanılması önerilir. Anahtar Kelimeler: Ahlaki Uzaklaşma, Boyun Eğici Davranış, Otantiklik, Öz-Anlayış.

Elanur Ahsen Tosun Yakalı
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin erkeklerde toplumsal cinsiyet rolü stresiyle psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkide benlik saygısının aracı rolünün incelenmesi ve psikososyal değişkenler açısından değerlendirilmesi

Bu araştırmanın temel amacı; katılımcıların erkek toplumsal cinsiyet rolü stresiyle psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkide benlik saygısının aracı rolünün incelenmesidir. Ayrıca yetişkin erkeklerin; ölçek puanlarının, yaş, ilişki durumu, doğdukları coğrafi bölge, maddi gelir düzeyleri, sosyal medya kullanım biçimleri, dindarlık düzeyleri, siyasal tutumları, toplumsal cinsiyete yönelik algıları, anne ve babalarının kök aile bölgeleri, anne ve baba eğitim düzeyleri, yardım arama eğilimleri, doğum sıraları ve anne–baba yetiştirme tutumları gibi değişkenlere göre değerlendirilmesidir. Araştırma İstanbul'da yaşayan 20 yaş ve üstü 700 yetişkin erkek katılımcıyla yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesi için uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılardan veri toplamak için Erkek Toplumsal Cinsiyet Rolü Stresi Ölçeği (ETCRSÖ), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ), Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ) ve sosyodemografik veri formu kullanılmıştır. Verilerin analizi, Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı (SPSS) 26.0 Statistics Paket Programı aracılığıyla yapılmıştır. Verilerin analizi yapılırken, iki gruplu değişkenler ile ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklemler İçin T-Testi, üç grup ya da daha fazla değişkenler ile ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Gruplar arasında farklılık görülen değerlerin hangi grup bileşeninden kaynaklandığını belirlemek için ise (LSD) Post Hoc Testleri kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkinin incelenmesinde Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Erkek toplumsal cinsiyet rolü stresi ile psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkide benlik saygısının aracılık rolünün analizi Process Macro (v3.4.1) uygulaması ile yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; erkek toplumsal cinsiyet rolü stresiyle, benlik saygısı ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Benlik saygısının, erkek toplumsal cinsiyet rolü stresiyle psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında kısmi aracı etki oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır

Semih Dereci
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde çevrim içi sosyal sermayenin psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisinde topluluk hissi ve algılanan sosyal desteğin aracılık rolünün incelenmesi

Bu çalışmada, yetişkin bireylerde çevrim içi sosyal sermaye ile topluluk hissi, algılanan sosyal destek ve psikolojik iyi oluş arasındaki bağlantılar incelenmiştir. Çalışma, sosyal medyayı aktif kullanan 25 yaş ve üzeri 304 yetişkinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında, Çevrim İçi Sosyal Sermaye Ölçeği, Topluluk Hissi Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Çalışma, iki farklı aşamada test edilen yapısal eşitlik modeli çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. İlk adımda kullanılan ölçüm modeli, modelinin doğrulanmasıyla yapıların geçerliliği ve güvenilirliği test edilmiştir (GFI, 0.93; CFI, 0.96; RMSEA, 0.076). İkinci aşamada ise öne sürülen hipotezler doğrultusunda yapısal model test edilmiştir. Dolaylı etkilerin anlamlılığı, bootstrap yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Yapısal eşitlik modelinden elde edilen sonuçlar, yetişkin bireylerde topluluk hissi, algılanan sosyal destek ve psikolojik iyi oluşun çevrim içi sosyal sermayeyi anlamlı ve etkili bir şekilde açıkladığını göstermiştir (GFI, 0.932; CFI, 0.964; RMSEA, 0.076). Alternatif modeller ise bu değişkenlerin çevrim içi sosyal sermaye üzerindeki dolaylı etkilerini destekler nitelikte bulunmuştur. Genel olarak sonuçlar, çevrim içi sosyal sermaye ile topluluk hissi, algılanan sosyal destek ve psikolojik iyi oluş arasında güçlü pozitif ilişkiler olduğunu ve bireylerin dijital etkileşimlerinin sosyal bağlılıklarını artırarak psikolojik iyilik hallerini desteklediğini ortaya koymaktadır.

Ebrar Özdemir
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

3-6 yaş çocukların saldırganlık yönelim düzeyleri ile ebeveyn öz yeterlik ve ebeveyn öfke düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada ebeveynlerin öz yeterlik algı ve öfke düzeylerinin, 3-6 yaş çocuklarının saldırganlık yönelim düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi, amaçlanmaktadır. Ayrıca, çocukların saldırganlık eğilimleri ile cinsiyet ve yaş değişkenleri arasındaki ilişki; anne ve babaların öfke ve öz yeterlik düzeylerinin ise cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim ve gelir düzeyi gibi demografik değişkenlerle olan ilişkisi incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Çalışma grubunu 25-55 yaş aralığında, İstanbul Sultangazi'de oyun atölyelerine katılan, 400 (233 Anne, 167 Baba) kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, 36-72 Aylık Çocuklara Yönelik Saldırganlık Yönelim Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarz Ölçeği ve Yenilenmiş Berkeley Ebeveyn Öz Yeterlik Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizi için Mann-Whitney-U Testi ve Kruskal-Wallis H Testi uygulanmıştır. Gruplar arasında anlamlı fark çıkması durumunda, anlamlılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla Games-Howell analizi, kullanılmıştır. Ölçeklerin, birbirleri arasındaki ilişkinin yönünü ve gücünü tespit edebilmek için de Spearman Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı, kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, ebeveynlerin öfke düzeyi ile çocukların saldırganlık yönelimleri arasında anlamlı pozitif; öz yeterlik düzeyi ile saldırganlık yönelimi arasında negatif ilişki bulunmuştur. Ayrıca, ebeveyninin öz yeterlik düzeyi arttıkça öfke düzeyinin azaldığı görülmüştür. Ebeveynler ne kadar öfkeli olursa, çocukların saldırganlık eğilimleri de o kadar artmaktadır. Öte yandan, ebeveynlerin kendilerine güveni yani öz yeterlik düzeyleri arttıkça hem öfkeleri azalmakta hem de çocukların saldırganlık eğilimleri düşmektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, ebeveynlerin öfke yönetimi ve öz yeterlik becerilerinin geliştirilmesine yönelik aile odaklı psikoeğitim programlarının yaygınlaştırılması ayrıca, çocukların saldırganlık davranışlarının azaltılması için erken yaşlarda aile içi iletişim ve ebeveyn-çocuk etkileşiminin güçlendirilmesi önerilmektedir.

Semanur Kaya
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital oyun bağımlılığı, çevrimiçi kumar bağımlılığı ve öz kontrol ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, dijital oyun bağımlılığı, çevrimiçi kumar bağımlılığı ve öz kontrol arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ayrıca, bu bağımlılık türlerinin; yaş, cinsiyet, doğdukları bölge, yaşanılan yer, eğitim düzeyi, çalışma durumu, aylık gelir ve medeni durum gibi sosyodemografik değişkenlerin yanı sıra dijital oyun ve çevrimiçi kumar oynama süreleri, tercih edilen türler, ödeme yöntemleri, motivasyonlar, zaman farkındalığı, aile ve arkadaş desteği ile kayıpları telafi etme eğilimleri gibi davranışsal özelliklerle ilişkisi incelenmiştir. Çalışma, ilişkisel tarama modeliyle gerçekleştirilmiş ve 18 yaş ve üstü 251 birey yer almıştır. Kişisel Bilgi Formu, Yetişkinler İçin Oyun Bağımlılığı Ölçeği, İnternet Kumar Bağımlılığı Ölçeği ve Kısa Öz Kontrol Ölçeği uygulanmıştır. Analizlerde bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Tukey testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular, dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin 45-64 yaş grubu ve evli bireylerde daha yüksek olduğunu, cinsiyet, doğdukları bölge, yaşanılan yer, eğitim düzeyi, çalışma durumu ve aylık gelire göre anlamlı farklılık bulunmadığını göstermektedir. İnternet kumar bağımlılığı erkekler ve Marmara bölgesinde doğmayan bireylerde daha yüksek görülürken, yaş, yaşanılan yer, eğitim düzeyi, çalışma durumu, aylık gelir ve medeni duruma göre fark bulunmamıştır. Öz kontrol bakımından ise yaş, cinsiyet, doğdukları bölge, yaşanılan yer, eğitim düzeyi, çalışma durumu, aylık gelir ve medeni duruma göre anlamlı fark yoktur. Oyun süresi, hedef belirleme, motivasyon, oyun türü, ödeme yöntemi, oynama saati, uzun süreli deneyim ve kayıpları telafi etme eğiliminin bağımlılık düzeylerinde; hedef belirleme, ödül kazanma motivasyonu ve uzun süreli çevrimiçi kumar deneyiminin ise öz kontrolde anlamlı farklılık oluşturduğu gözlemlenmiştir. Dijital oyun bağımlılığı ile çevrimiçi kumar bağımlılığı arasında güçlü pozitif ilişki; her iki bağımlılık ile öz kontrol arasında zayıf fakat anlamlı pozitif ilişki gözlenmiştir.

Nihal Kanber
Biruni University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim yedinci sınıf öğrencilerinin temel ihtiyaçlarının karşılanma düzeyi ile zorbacı davranışları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim yedinci sınıf öğrencilerinin temel ihtiyaçlarının karşılanma düzeyi (ait olma, güç, özgürlük, eğlence) ile zorbacı davranışları (yapma ve maruz kalma) arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca bu öğrencilerin temel ihtiyaçlarının karşılanma düzeyleri ve cinsiyetleri ile zorbacı davranışları arasında etkileşim olup olmadığı incelenmiştir.Bu araştırma tarama modelleri arasında yer alan ilişkisel tarama modeli ile yapılmıştır. Araştırma grubu Ankara il merkezindeki yedi resmî ilköğretim okulunun yedinci sınıflarında eğitim gören 219'u erkek ve 225'i kız olmak üzere toplam 444 öğrenci üzerinden oluşturulmuştur. Araştırmada veriler öğrencilerin zorbacı davranışlarının düzeyini belirleyen ?Okul Yaşamı Zorbalık Ölçeği (Çalık, 2007)? ve İkinci (2003) tarafından lise öğrencileri için geliştirilen bu araştırma kapsamında ilköğretim öğrencilerine uyarlanan temel ihtiyaçların karşılanma düzeyini belirleyen ?Temel İhtiyaçlar Ölçeği? kullanılarak toplanmıştır. Ayrıca araştırma grubundaki öğrencilerin kişisel niteliklerine ilişkin bilgiler araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılarak toplanmıştır.Bu araştırmada veriler Pearson Momentler Korelasyon Katsayısı Tekniği, t testi ve çift yönlü varyans analizi istatistiksel tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Farkın kaynağı için scheffe testi uygulanmıştır. Araştırma sonuçları ait olma, güç ve temel ihtiyaçlar puanları ile zorbalık (yapma) davranışları puanı arasında negatif, özgürlük ve zorbalık yapma puanı arasında pozitif anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra, öğrencilerin sırasıyla ait olma, eğlence, özgürlük, güç ve temel ihtiyaçlar toplam puanı ile zorbalık (maruz kalma) puanı arasında negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Cinsiyete göre zorbalık (yapma ve maruz kalma) puanları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. Cinsiyetin ve temel ihtiyaçlarının karşılanma düzeyinin zorbacı davranış puanları üzerinde ortak etkisine ilişkin fark anlamlı bulunmamıştır.

Hasan Eşici
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde saldırganlığı yordayan bazı değişkenlerin incelenmesi

Bu araştırmada lise öğrencilerinin problem çözme becerilerinin, özsaygı düzeylerinin ve akran baskısı düzeylerinin saldırganlık düzeylerini yordamadaki güçleri ile cinsiyet, sınıf düzeyi, algılanan başarı durumu, sosyo-ekonomik düzey, algılanan anne, baba, öğretmen tutumu, okul türü, sosyal kültürel faaliyetlere katılım durumlarına göre saldırganlık düzeylerinin farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2005?2006 eğitim öğretim yılında Zonguldak İli Çaycuma İlçe merkezindeki Çaycuma Lisesi, Çaycuma Fatih Lisesi, Çaycuma Endüstri Meslek Lisesi ve Çaycuma Oktay-Olcay Yurtbay Anadolu Lisesine devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışma grubunu bu okullara devam eden 538 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Saldırganlık Ölçeği, Problem Çözme Envanteri, Akran Baskısı Envanteri, Lise Öğrencileri Özsaygı Envanteri kullanılmıştır.Araştırmada t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Scheffe Testi ve Doğrusal Çoklu Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuncunda saldırganlık düzeyinin algılanan anne tutumuna, algılanan sosyo-ekonomik durumuna, sosyal kültürel faaliyetlere katılım durumlarına göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Araştırmada saldırganlık düzeyinin cinsiyete, sınıf düzeyine, algılanan başarı durumuna, algılanan baba tutumuna, algılanan öğretmen tutumuna, devam edilen okul türüne göre farklılaştığı bulunmuştur. Erkek öğrencilerin kız öğrencilere, başarı durumunu orta olarak algılayan öğrencilerin, başarı durumunu yüksek ve düşük olarak algılayan öğrencilere, 11. sınıf öğrencilerinin, 9. ve 10. sınıf öğrencilerine, baba tutumu ilgisiz olarak algılayan öğrencilerin, baba tutumunu otoriter ve demokratik olarak algılayan öğrencilere, öğretmen tutumu otoriter olarak algılayan öğrencilerin, öğretmen tutumunu ilgisiz ve demokratik olarak algılayan öğrencilere, meslek lisesine devam eden öğrencilerin, genel liseye ve anadolu lisesine devam eden öğrencilere göre saldırganlık düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. III Problem çözme becerisi, özsaygı düzeyi ve akran baskısı değişkenleri öğrencilerin saldırganlık puanları toplam varyansın % 34'ünü açıklamaktadır. Bu bulgu, lise öğrencilerinin saldırganlık puanları üzerinde problem çözme becerisi, özsaygı düzeyi ve akran baskısının yordayıcı birer değişken olduğunu göstermektedir.

Mehmet Şahan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Sınav kaygısı ana-baba tutumları ve mükemmeliyetçilik arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı lise öğrencilerinin (Anadolu Lisesi, Süper Lise, Fen Lisesi ve Genel Lise) , mükemmeliyetçilik özelliklerinin ana-baba tutumlarının ve cinsiyetlerinin birlikte sınav kaygılarını yordayıp yordamadığını belirlemektir. Bunun yanı sıra bu araştırmada lise öğrencilerinin sınav kaygısı puanlarının lise türüne, algılanan akademik başarı düzeyine ve algılanan sosyo-ekonomik düzeye göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırma grubu Tokat il merkezinde bulunan Tokat Fen Lisesi, Tokat Anadolu Lisesi ve Gazi Osman Paşa Liselerinde birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarda öğrenim gören 244 kız, 344 erkek toplam 588 lise öğrenciden oluşmuştur. Bu araştırmada veri toplamak için Sınav Kaygısı Envanteri (Öner, 1990), Ana-Baba Tutum Ölçeği (Kuzgun ve Eldeleklioğlu, 2005) ve Özbay ve Taşdemir (2003) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (ÇBMÖ) kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde çoklu doğrusal regresyon analizi ve ilişkisiz örneklemler için tek faktörlü varyans analizi (One - Way Anova) kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda F değerinin anlamlı bulunduğu durumlarda farkın kaynağını bulmak için ise Scheffe Testi kullanılmıştır. Araştırma bulguları; 1) Lise öğrencilerinin, ana-baba tutum ölçeğinin demokratik, koruyucu, otoriter alt boyutlarına ve mükemmeliyetçilik ölçeğinin düzen, hatalara aşırı ilgi, davranışlardan şüphe, aile beklentileri, kişisel standartlar, ailesel eleştiri alt boyutlarına ilişkin puanları ile cinsiyetleri birlikte sınav kaygısı toplam puanlarına ilişkin varyansın % 22'sini yordamaktadır.Cinsiyet değişkeni sınav kaygısı toplam puanlarının en güçlü yordayıcısıdır. 2) Lise öğrencilerinin ana-baba tutum ölçeğinin üç alt boyutuna ve mükemmeliyetçilik ölçeğinin dokuz alt boyutuna ilişkin puanları ile cinsiyetleri birlikte sınav kaygısı Kuruntu boyutu puanlarına ilişkin toplam varyansın % 20'sini yordamaktadır. Mükemmeliyetçilik ölçeğinin hatalara aşırı ilgi boyutu sınav kaygısı kuruntu boyutu puanlarının en güçlü yordayıcısıdır. 3) Lise öğrencilerinin ana-baba tutum ölçeğinin üç alt boyutuna ve mükemmeliyetçilik ölçeğinin dokuz alt boyutuna ilişkin puanları ile cinsiyetleri birlikte sınav kaygısı Duyuşsallık boyutu puanlarına ilişkin toplam varyansın % 21'ini yordamaktadır. Cinsiyet lise öğrencilerinin sınav kaygısı Duyuşsallık boyutu puanlarının en güçlü yordayıcısıdır. 4) Lise öğrencilerinin sınav kaygısı toplam puanları öğrenim gördükleri lise türüne (Fen Lisesi, Anadolu Lisesi, Süper Lise, Genel Lise) göre anlamlı farklılık göstermemiştir.Lise öğrencilerinin Kuruntu alt ölçeği puanları Fen Lisesi öğrencileri ve Genel Lise öğrencileri arasında Fen Lisesi öğrencileri lehine anlamlı fark göstermiştir. Lise öğrencilerinin sınav kaygısı Duyuşsallık puanları öğrenim gördükleri lise türüne göre , anlamlı farklılık göstermemiştir. 5) Lise öğrencilerinin sınav kaygısı toplam puanları algıladıkları akademik başarı düzeylerine göre anlamlı fark göstermemiştir. Öğrencilerin sınav kaygısı Kuruntu puanları akademik başarısını çok iyi öğrenciler ile kötü-çok kötü olarak algılayanlar arasında çok iyi algılayanlar lehine anlamlı fark göstermiştir. Lise öğrencilerinin sınav kaygısı Duyuşsallık puanları algıladıkları akademik başarı düzeyine göre anlamlı fark göstermemiştir. 6) Lise öğrencilerinin sınav kaygısı toplam puanları algıladıkları sosyoekonomik düzeye göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Öğrencilerin sınav kaygısı Kuruntu puanları algıladıkları sosyo-ekonomik düzeye göre orta sosyo-ekonomik düzey ile düşük sosyo-ekonomik düzey arasında düşük sosyo-ekonomik düzey lehine anlamlı farklılık göstermiştir. Lise öğrencilerinin sınav kaygısı Duyuşsallık puanları algıladıkları sosyoekonomik düzeye göre anlamlı farklılık göstermemiştir.

Hamide Yatar Yıldız
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin zorbalık düzeylerinin yordanması

Bu araştırmada, zorbalık türü olayların genel olarak ve öğrencilerincinsiyetlerine göre okulun hangi alanlarında ve ne sıklıkta meydana geldiğisaptanarak; öğrencilerin zorba kişilik, kendine güven ve zorbalıktan kaçınmadüzeyleri cinsiyet, ailenin algılanan gelir düzeyi, algılanan akademik başarı durumu,hatalı davranışın sıklığı, yetişkin etkileri, özsaygı, sürekli öfke, öfkeyi dışa vurma,öfkeyi içte tutma ve öfkeyi kontrol etme düzeyi değişkenleri açısından açıklanmıştır.Araştırma, Ankara il merkezindeki altı resmi genel lisenin 9., 10. ve 11.sınıflarında eğitim gören 481'i kız ve 582'si de erkek olmak üzere toplam 1063öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada, öğrencilerin zorbalık düzeyleriaraştırmacı tarafından geliştirilen ve üç alt ölçekten ?Zorba Kişilik?, ?KendineGüven? ve ?Zorbalıktan Kaçınma? oluşan ?Öğrenci İlişkileri Tutum Ölçeği? ileözsaygı düzeyleri ?Lise Öğrencileri İçin Özsaygı Envanteri (Güngör,1989)? ilesürekli öfke düzeyleri ve öfkeyi ifade tarzları da ?Kendini Değerlendirme Ölçeği(Özer, 1999b)? ile belirlenmiştir. Öğrenci İlişkileri Tutum Ölçeği'nin liseöğrencilerine yönelik geçerlik ve güvenirlik çalışmaları araştırmacı tarafındanyapılmıştır. Öğrencilerin kişisel niteliklerine ilişkin bilgiler ise araştırmacı tarafındangeliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? ile elde edilmiştir. Her bir açıklanan değişken tek,açıklayıcı değişkenlerin de tümü birlikte istatistiksel işleme alındığı için deöğrencilerin ?Zorbalık Kişilik?, ?Kendine Güven? ve ?Zorbalıktan Kaçınma?düzeyleri ?çoklu regresyon analizi? yöntemi ile açıklanmıştır.Araştırmanın birinci alt problemi olan okulda zorbalığın genel olarak vecinsiyete göre meydana geldiği alanlar ve sıklığına ilişkin bulgular incelendiğinde;zorbalığın % 72 ile okul içi ve % 28 ile de okul dışı alanlarda meydana geldiğigörülmüştür. Zorbalığın meydana geldiği alanlar ve sıklığı, cinsiyet değişkeni temelalınarak incelendiğinde ise; erkek öğrencilerin, hem okul içi (okulun koridorlarıdışında), hem de okul dışı alanlarda kız öğrencilere göre, zorbalığın daha sıkmeydana geldiğini düşündükleri anlaşılmıştır.iiAraştırma sonucunda öğrencilerin ?Zorba Kişilik? düzeylerinin en önemliaçıklayıcıları olarak; öfkeyi dışa vurma düzeyi, cinsiyet, hatalı davranışın sıklığı,özsaygı düzeyi ve öfkeyi içte tutma düzeyi değişkenleri saptanmış ve açıklayıcıdeğişkenlerin tümünün birlikte öğrencilerin ?Zorba Kişilik? düzeylerinin % 23'nüaçıkladıkları anlaşılmıştır. Öğrencilerin ?Kendine Güven? düzeylerinin en önemliaçıklayıcıları olarak, özsaygı düzeyi, öfkeyi kontrol etme, öfkeyi dışa vurma vesürekli öfke düzeyi değişkenleri belirlenmiş ve açıklayıcı değişkenlerin tümününbirlikte öğrencilerin ?Kendine Güven? düzeylerinin % 24'nü açıkladıklarısaptanmıştır. Öğrencilerin ?Zorbalıktan Kaçınma? düzeylerinin en önemliaçıklayıcıları olarak da; öfkeyi kontrol etme düzeyi, yetişkin etkileri, öfkeyi içtetutma düzeyi ve sürekli öfke düzeyi değişkenleri saptanmış ve açıklayıcıdeğişkenlerin tümünün birlikte öğrencilerin ?Zorbalıktan Kaçınma? düzeylerinin %19'nu açıkladıkları görülmüştür. Araştırmada ele alınan diğer bağımsız değişkenlerinise, öğrencilerin ?Zorba Kişilik?, ?Kendine Güven? ve ?Zorbalıktan Kaçınma?düzeylerinin önemli bir açıklayıcısı olmadıkları görülmüştür.Elde edilen bulgular, lise öğrencileri için olası okul zorbalığını önleme vemüdahale etmeye yönelik yöntemlerin neler olması gerektiğine ilişkin önemliipuçları vermektedir. Bu bulguları netleştirecek başka araştırmalara gereksinimolmasına karşın çalışmanın bulguları; okulda zorbalığı önleyebilmek ve durdurabil-mek için geçerli olabilecek yöntemler konusunda da kapsamlı bir yaklaşımkullanılmasına yönelik destek sağlamaktadır. Bu tür bir yaklaşım özellikle okul içialanlar öncelikli olmak üzere; hem okul içi, hem de okul dışı alanlarda yetişkingözetimini artırma, öğrencilere öfkelerini kontrol edebilme ve uygun bir biçimdeifade edebilme becerisi kazandırma, öğrencileri çatışma durumlarında saldırganlıkiçermeyen yöntemleri kullanmaya teşvik etme ile anti-sosyal kişilik yapısına sahipöğrencilere psikolojik destek sağlama, öğrencilerin özsaygı gelişimlerini destekleyicive kolaylaştırıcı bir okul ve sınıf ortamı oluşturma ve olumsuz yetişkin etkilerini enaza indirmeye yönelik programların hazırlanması ve uygulanmasını gerektirmektedir.

Zihni Koç
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde stresle başa çıkma tarzlarının atılganlık düzeyi ve bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada, ergenlerin kullandıkları stresle başa çıkma tarzları ile atılganlıkdüzeylerinin birbiriyle olan ilişkisi ve cinsiyet, sınıf düzeyi ve anne-baba eğitimdüzeyi değişkenlerinin stresle başa çıkma tarzlarına ve atılganlık düzeylerine etkisiaçısından incelenmesi amaçlanmaktadır.Araştırma, 2005-2006 öğretim yılında Ankara il merkezinde bulunan AyrancıGenel ve Ayrancı Anadolu Liselerinde öğrenim gören lise 1, lise 2 ve lise 3. sınıföğrencilerinden 416'sı kız 301'i erkek toplam 717 ergen üzerinde yapılmıştır.Ergenlik döneminde oldukları kabul edilen lise öğrencilerinin stresle başa çıkmatarzları Özbay (1993) tarafından geliştirilen ?Stresle Başa Çıkma Ölçeği (SBTÖ)?ile; atılganlık düzeyleri ?Rathus Atılganlık Envanteri (RAE)? ile ölçülmüştür.Verilerin analizi için, öncelikle ergenlerin stresle başa çıkma tarzları ölçeğindenaldıkları puanların atılganlık ölçeğinden aldıkları puanla ilişkisine Pearson-Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı (r) kullanarak bakılmıştır. Bunun yanındacinsiyet ve atılganlık düzeyi değişkenlerinin stresle başa çıkma tarzları üzerindekibireysel ve etkileşimsel etkilerine bağlı olarak anlamlı farklılıklar gösteripgöstermediğinin belirlenmesi amacıyla İlişkisiz Örneklemler İçin İki FaktörlüANOVA kullanılmıştır. Gruplar arasında anlamlı farkların çıkması durumunda,hangi gruplar arasında anlamlı farklılıkların olduğunu belirlemek amacıylaBenferroni Çoklu Karşılaştırma Testi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, ergenlerin stresle başa çıkmatarzlarıyla atılganlık düzeyi arasında anlamlı ilişki olduğu ve cinsiyet, sınıf düzeyi,anne ve baba eğitim düzeyi değişkenlerinin ergenlerin başa çıkma tarzları veatılganlık düzeyleri üzerinde etkili olduğu yönündedir.ii

Seda Tan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

14-18 yaş grubu tutuklu olan ve olmayan ergenlerin reddetme becerilerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Yahya Bozkurt
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

OKS (LGS)'ye hazırlanan öğrencilerin sınav kaygıları ile benlik saygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

ÖZETBu çalışma, OKS'ye hazırlanan sekizinci sınıf öğrencilerinin sınav kaygıları ile benliksaygı düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmış bir araştırmadır. Bununlabirlikte; aile tutumları, cinsiyet, SED ve stres düzeyi ile sınav kaygısı arasındaki ilişkiler deincelenmiştir.Araştırmada yer alan katılımcılar; 2004-2005 eğitim-öğretim yılında Ankara ilindesekizinci sınıfta okuyan, 177'si kız 168'i erkek olmak üzere toplam 345 öğrencidenoluşmaktadır.Araştırmada, öğrencilerin sınav kaygı düzeylerini ölçmek amacıyla Öner (1986)tarafından Türkçe'ye uyarlanan ?Sınav Kaygısı Envanteri?, benlik saygı düzeyini ölçmek içinCoopersmith (1967) tarafından geliştirilen ?Coopersmith Benlik Saygısı Envanteri? ve stresdüzeylerini ölçmek için de Özbay ve Palancı (2003) tarafından geliştirilen ?Algılanan StresDüzeyi Ölçeği? kullanılmıştır.Araştırmada, öğrencilerin sınav kaygı düzeyleri ile cinsiyet, anne-baba tutumu, benliksaygısı ve stres düzeyi arasındaki ilişkiye PMÇK, F testi ve t testi ile bakılmıştır. Araştırmadahipotezler 0.05 düzeyinde test edilmiştir.Araştırmada, sınav kaygısının duyuşsallık alt boyutu ile aile tutumları arasında anlamlıdüzeyde bir ilişki olmadığı, buna karşın kuruntu alt boyutu ile aile tutumları arasında iseanlamlı düzeyde bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, sınav kaygısı ile stres, benliksaygısı ve cinsiyet arasında da anlamlı düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Bulgular, daha önceyapılan araştırmalar ışığında tartışılmış ve ileride yapılabilecek araştırmalara da işaretedilmiştir.Anahtar Sözcükler : Sınav kaygısı, benlik saygısı ve cinsiyet.ii

Ayşegül Ünal
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki üniversitelerde öğrenim gören Kırgız öğrencilerin uyum düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi

$UDúWÕUPDGDH÷LWLP|÷UHWLPDPDFÕ\OD.ÕUJÕ]LVWDQ¶GDQ7UNL\H¶\HJHOHQ .ÕUJÕ]|÷UHQFLOHULQ FLQVL\HW DQQHQLQH÷LWLPGXUXPX EDEDQÕQH÷LWLPGXUXPX VRV\R HNRQRPLNGXUXPX DNDGHPLNEDúDUÕGXUXPXQXQ.LúLVHO8\XP 6RV\DO8\XP YH *HQHO8\XPG]H\OHULQHHWNLOHULLQFHOHQPLúWLU $UDúWÕUPDGD|÷UHQFLOHULQX\XPG]H\OHULQLEHOLUOHPHNDPDFÕ\OD ³+DFHWWHSH .LúLOLN(QYDQWHUL´ g]JYHQ YHDUDúWÕUPDFÕWDUDIÕQGDQJHOLúWLULOHQ.LúLVHO %LOJL)RUPXNXOODQÕOPÕúWÕU $UDúWÕUPDQÕQHYUHQYH|UQHNOHPLQL.ÕUJÕ]LVWDQ¶GDQ7UNL\H¶\HJHOHQYH H÷LWLP|÷UHWLP\ÕOÕQGD$QNDUD¶GDEXOXQDQhQLYHUVLWHOHUGH 2 ' 7h $QNDUDhQLYHUVLWHVL *D]LhQLYHUVLWHVL +DFHWWHSHhQLYHUVLWHVL H÷LWLPJ|UPHNWHRODQ .ÕUJÕ]|÷UHQFLOHUGHQ³ ´|÷UHQFLROXúWXUPDNWDGÕU 9HULOHULQDQDOL]LQGH DUDúWÕUPDQÕQDOWSUREOHPOHULQHX\JXQRODUDN SDUDPHWULN

Chınar Egemberdıeva
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimlerin sigara içme davranışlarının bazı değişkenler açısından değerlendirilmesi (Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi örneği)

Bu araştırmada, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yapmakta olanhekimlerin sigara içip içmeme durumları ile sigara kullanan hekimlerin içme davranışlarınınbazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma, 2005-2006 Eğitim-Öğretim yılında görev yapan hekimler üzerindeyapılmıştır. Tıp Fakültesinde görev yapmakta olan tüm hekimler araştırma kapsamınaalınmıştır. Toplam 908 hekimden 488'i (%53,7) uygulanan ankete tam cevap vermiştir.Araştırmaya katılan 488 hekimden %48,8'i (238) kadın hekim ve %51,2'si (250) erkekhekimdir. Kadın hekimlerin %19'unun, erkek hekimlerin %31'inin sigara kullandıkları tespitedilmiştir. Kadın hekimlerin %11'i sigarayı bırakmış olup, erkek hekimlerin yaklaşık %12'sisigarayı bırakmıştır. En fazla sigara kullananlar (%19) 41-50 yaş grubu hekimleridir.Evli hekimlerin %28'inin sigara kullandığı, %58'inin hiç sigara içmemiş olduğu,%14'ünün de sigarayı bıraktığı belirlenmiştir. Evli hekimler daha fazla oranda sigarakullanmaktadır. En fazla sigara içme oranı (%46) Cerrahi Bilimlerde görev yapan hekimlerdebulunmuştur. Asistan Hekimlerin %50'si sigara kullanmaktadır.Hekimlerin %30'u ?sigarayı aniden bırakmanın? en etkili bırakma yöntemi olduğunudüşünmektedir. Hekimlerin %47'si hastalarını sigara içmemeleri yönünde ?daima? uyarırken,?gerektiği zamanlarda? uyaranların oranı %48, herhangi bir uyarıda bulunmayanların oranı%5'tir. Sigara içen hekimlerin %70'i mesleğe başlamadan önce sigara içmeye başlamıştır.Günde yarım paketten fazla, bir paketten az sigara içen hekimlerin oranı %44'tir. Erkekhekimlerin günlük sigara tüketimleri kadın hekimlerden fazladır.Hekimlerin yaklaşık %84'ü yabancı sigara markalarını, %16'sı ise yerli sigaramarkalarını tercih etmektedir. Hekimlerin %36'sı, sigaranın yasaklandığı yerlerde sigaraiçmemenin kendilerini zorladığını belirtmektedir. Sigara içen hekimlerin yaklaşık %83'ü,sigarası olmadığında bir başkasından sigara istemektedir.Hekimlerin %65'i sigarayı bırakmak istemektedir. Sigara kullanan hekimlerin %46'sıen az bir defa sigarayı bırakmayı denemiştir. Hekimlerin %29'u sigarayı bırakamayacaklarınıdüşünmektedir. Sigara kullanan hekimlerin %77'si 8 yıl ve daha fazla süredir sigaraiçmektedir. Hekimlerin %54'ü çocuklarının yanında sigara içerken, %46'sı da çocuklarınınyanında ?ara sıra? sigara içmektedir.

Levent Özyurt
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin bazı demografik özelliklerine ve algıladıkları sosyal destek düzeylerine göre interneti kullanma amaçlarının incelenmesi

Bu çalışmada interneti eğlence amacı ve eğlence amacı dışında kullanma ileilgili olabileceği düşünülen bazı bağımsız değişkenlerin (aileden, arkadaşlardan veöğretmenlerden algılanan sosyal destek düzeyi, cinsiyet, sınıf düzeyi, başarı düzeyi)yordama gücü araştırılmıştır. Bunun yanında öğrencilerin internet kullanma amaçlarıbakımından internette kalma süreleri ile sosyal destek düzeyleri incelenmiştir. Bunaek olarak, interneti kullanma amaçlarına bağlı olarak öğrencilerin internette ağırlıklıolarak ziyaret ettikleri sitelerin ne ölçüde farklılaştığı araştırılmıştır.Araştırmanın evrenini, Ankara'nın Nallıhan ilçesinde ve Nallıhan'a bağlıÇayırhan Beldesi'ndeki tüm ilköğretim okullarının ikinci kademesine devam edenöğrenciler oluşturmuştur. Örneklemini ise aynı ilçe ve beldeden 329 öğrencioluşturmuştur. Analizler PcGive 10.4 ve SPSS 13 paket programları kullanılarakbilgisayar ortamında gerçekleştirilmiş ve araştırmada hata payı .05 olarak alınmıştır.Bu araştırmada, interneti eğlence amacıyla kullanan öğrencilerin internetkullanma süreleri ile algıladıkları sosyal destek düzeyi arasında anlamlı ilişkibulunmamış, eğlence dışı amaçlarla kullananlarda anlamlı ilişki bulunmuştur.Öğrencilerin ailelerinden, arkadaşlarından, öğretmenlerinden algıladıkları sosyaldestek düzeyi ve akademik başarı ile interneti eğlence ya da eğlence dışı amaçlarlakullanma arasında anlamlı ilişki olmadığı bulunmuştur. Öğrencilerin cinsiyetleri vesınıf seviyeleri ile eğlence ya da eğlence dışı amaçlarla internet kullanma arasındaanlamlı ilişki bulunmuştur. Kız öğrencilere göre erkek öğrencilerin interneti daha çokeğlence amacı ile kullandıkları, sınıf seviyesi yükseldikçe de eğlence amaçlıkullanımın azaldığı ortaya çıkmıştır.Öğrencilerin internet kullanım amaçlarına göre ziyaret ettikleri sitelerinfarklılaştığı görülmüştür. Eğlence amacı dışında internet kullananların eğlence amaçlıinternet kullananlara göre anlamlı olarak ödev sitelerini daha fazla ziyaret ettikleri,daha az oyun oynadıkları ve daha az sohbet sitelerini ziyaret ettikleri görülmüştür.

Algılanan sosyal destekDemografik özelliklerİlköğretim öğrencileri+2
Kemal Baytemir
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2006
00