522

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyılın ilk yarısında Tefenni kazasında yerleşme ve nüfus

Yerleşme ve nüfus, insanla ilgili yaşamın mekânsal yönünü inceleyen beşerî coğrafya çalışmalarında, en önemli araştırma alanlarından ikisini oluşturmaktadır. Bu araştırmalar çağdaş manada yapılabildiği gibi temel kaynağın olması durumunda geçmişe yönelik de yapılabilmektedir. Bu bağlamda eldeki tez, Tefenni kazasının, XIX. yüzyıl Osmanlı'sında kaydı tutulan 1831 Nüfus ve 1845 Temettuat Defterlerinden elde edilen bilgiler temelinde, yerleşme ve nüfus durumunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. 1831 yılında Hamit sancağına bağlı olan Tefenni kazası, 1646 erkek nüfusun yaşadığı, 892 haneye sahip ve 18 yerleşmeden müteşekkil bir idari birimdir. 1845 yılına gelindiğinde ise söz konusu 18 yerleşmeye, Kuvat Çiftliğinin yeni yerleşme birimi olarak eklenmesiyle 19'a çıkmıştır. Ayrıca Tefenni Temettuat Defterlerinden anlaşıldığı üzere Karamanlı yerleşmesine Hacı Cafer Mahallesi bağlanmıştır. 1845 yılında yerleşme sayısı bakımından her ne kadar bir artış yaşansa da dışa verilen göçlerden ötürü hane sayısı bakımından %2,5'lik düşüş gerçekleşmiş ve 892'den 870'e düşmüştür.

19. yüzyılBurdur-TefenniKent tarihi+7
Ziya Çağrı Yazgan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Varto havzası (Muş) ve çevresinin jeomorfolojisi

Orta Miyosen?deki kıtasal çarpışmanın ardından Doğu Anadolu?da yeni bir tektonik rejim başlamıştır. Varto Havzası, bu yeni tektonik rejimin ürünü olan Bingöl Volkanının Varto Fay Zonu tarafından kesilen güney yarısının tabanına karşılık gelmektedir.Sismik yönden oldukça hareketli olan havzanın uzunluğu 40 km, genişliği ise 12 km?ye ulaşmaktadır. Varto Havzası?nın gelişimi Bingöl Volkanı ve Muş Havzası?nın evrimiyle doğrudan ilişkilidir. Tersiyer yaşlı volkanikler ve tortullarla örtülü olan çalışma alanı kuzeyden ve güneyden volkanik platolarla çevrilidir. Havza tabanında yükselti güneyden kuzeye ve doğudan batıya doğru gidildikçe artmakta olup havza tabanının yükseltisi ortalama 1500 m?dir. Diğer dağ arası havzaların aksine Varto Havzası?nın tabanı muhtemelen Üst Pleyistosen?de gelişmiş linear volkanizma ürünü sırtlarla işgal edilmiştir.Varto Havzası?nın oluşumunda Varto Fay Zonu?nun Pliyosen sonrası aktiviteleri etkili olmuştur. Havzayı KB-GD yönünde 4 paralel fayla kesen Varto Fay Zonu önemli deformasyonlara ve akarsu ağında ötelenmelere neden olmuştur. Bingöl Volkanı ile havzayı ayıran fay yamacındaki düşey atım 950 m kadardır. Havzada doğrultu atımlı fayların morfolojiye yansımaları oldukça belirgin olup havza morfolojisine asıl şeklini veren düşey, normal ve ters faylardır. Havzanın batısında yer alan Kaynarca Deresi?nin yatağına gömülmesi Kuvaterner?deki sıkışma ve yükselmeyi işaret göstermektedir. Varto Fay Zonu?nun Kuvaterner aktiviteleri büyük heyelanlara neden olurken son yüzyılda meydana gelen 3 büyük depremde 3829 kişi hayatını kaybetmiş 23.000?den fazla yapı kullanılmaz hale gelmiştir. Tektonik özelliklerinden dolayı gelecekte de bölgenin büyük depremlerle sarsılması kaçınılmaz görünmektedir. Havzadaki yerleşmelerin büyük bölümünün, depreme dayanıksız Tersiyer ve Kuvaterner tortullar üzerine kurulmuş olması gelecekte meydana gelebilecek şiddetli depremlerde, can ve mal kaybı riskini artırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Varto Havzası, Varto Fay Zonu, Bingöl Volkanı, Varto Depremi

CoğrafyaDepremJeomorfoloji+1
Said Hulusi Mirze
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Gercüş ilçesinin (Batman) beşeri ve ekonomik coğrafyası

Gercüş ilçesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi?nin Dicle Bölümü?nde yer alır. Güneydoğu Torosların güneyi ile Mardin Eşiği?nin kuzeyinde yer alan ilçe, Dicle Nehri?nin güney kıyısında batı-doğu doğrultusunda uzanır. Doğusunda Mardin, Siirt, Şırnak il sınırlarının kesişimi, batısında Mardin ilinin Savur ilçesi, kuzeyinde Batman Merkez ve Hasankeyf ilçesi, güneyinde ise Mardin ilinin Midyat ilçesi vardır. 1926 yılında ilçe olmasından sonra idari merkez olması gelişme göstermesini sağlamıştır.Araştırma sahası engebeli bir araziye sahip olmasına rağmen iklimin uygun olması ve verimli tarım alanlarına sahip olmasına bağlı olarak önemli oranda nüfus ve yerleşme yoğunluğuna sahiptir. 1985 yılı, araştırma sahasında nüfus miktarının en yüksek değerlere ulaştığı zamandır.Günümüzden 8000 yıl öncesine dayandığı kabul edilen, çok eski bir yerleşim alanı üzerinde bulunan Gercüş Hititler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi pek çok farklı uygarlığın iskan sahalarından birisi olmuştur. Günümüzde ise Gercüş ilçesinde, ilçe merkezi dışında iki belde ve 56 köy yerleşmesi bulunmaktadır.İlçedeki ekonomik faaliyetlerin temelini bağcılık ve tarla ziraatı oluşturmaktadır. Besi hayvancılığının da geliştirilmeye çalışıldığı ilçede ticaret gelişme göstermesine karşılık, bu ihtiyaçların Batman il merkezinde kolaylıkla karşılanabiliyor olması nedeni ile gelişim hızı yavaştır. Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Beşeri Coğrafya, Ekonomik Coğrafya, Gercüş, Batman, Nüfus, Yerleşme, Ekonomik Faaliyetler, Arazi Kullanımı, Tarım.

Batman-GerçüşBeşeri coğrafyaCoğrafya+1
Mehmet Emin Yakut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Seyfe Gölü havzası'nda(Kırşehir) doğal ortam- yeraltısuyu ilişkisi

Bu çalışmada; Türkiye?nin oniki sulak alanından biri olan Seyfe Gölü ve çevresinin doğal ortam özellikleri ve hidrojeolojik özellikleri incelenerek Havzada açılan kuyuların yeraltısuyunun davranışını nasıl etkilediği incelenmiştir. İç Anadolu Bölgesinde Kırşehir ili Mucur İlçesi sınırlarında bulunan Seyfe Gölü tuzludan tatlıya doğru değişkenlik gösteren sığ su alanları, çevresindeki bataklıkları, çayırları, step alanları gibi değişik ekolojik karakterdeki zengin beslenme ortamları; kuşlar için insanlardan ve yırtıcı hayvanlardan uzakta güven içerisinde kuluçka olanağı sağlayan çok sayıdaki adanın varlığı; Anadolu yarımadası üzerinde birleşen Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları arasında süregelen iki kuş göç yolu üzerinde bulunması; ülkemizin önemli sulak alanlarından Sultan Sazlığı ve Tuz Gölü?ne oldukça yakın oluşu ile Seyfe Gölü?ne kuşlar için ülkemizin en önemli sulak alanlarından biri olma özelliğini kazandırmıştır. Özellikle flamingolar göl ile özdeşleşmişlerdir.Kırşehir İli sınırları içerisindeki tek sulak alan olan Seyfe Gölü Türkiye?nin ?A? Sınıfı Sulak Alanları arasında yer almaktadır. Seyfe kapalı havzası 152.200 ha alana sahip olup, göl ve çevresindeki 10.700 ha?lık saha 26.08.1990 tarihinde Tabiatı Koruma Alanı, 1989 yılında 23.585 ha?lık alan 1. Derece Doğal Sit Alanı, 1994 yılında 10.700 ha?lık alan RAMSAR Sözleşmesi Listesine dahil edilmiştir. Havza kurak ve yarı kurak bölge topografyasından playa ve bolson özelliğindedir. Hakim morfoloji glasilerdir. Havza, yağışlarla ve sınırlı sayıdaki kaynaklarla beslenmektedir. Buharlaşma ve terleme ile su kaybeder. Bu yüzden kurak olan dönemlerde göl bariz bir şekilde daralırken, yağışlı dönemlerde yani kış ve ilkbahar mevsimlerinde göl aynası geniş alana yayılmaktadır. Gölün tüm çevresini dolaşan bir drenaj tamamlanmıştır. Step alanın tarıma açılmasını amaçlayan bir sulama projesi planlanmış ancak bölge 'Tabiatı Koruma Alanı" ilan edildikten sonra bu çalışmalar durdurulmuştur. Devlet Su İşleri tarafından "Seyfe Havzası Ekoloji Koruma Projesi" hazırlanmıştır.Havzada, Paleozoyik yaşlı mermerler ile kristalize kireçtaşları akifer özelliği taşımaktadır. Ayrıca havzadaki Neojen çökeller de yeraltısuyu taşırlar. Havzadaki yeraltısuyu göle doğru yönelmiştir. Çalışmamızda ARCGIS-10 programı kullanılarak havzanın jeoloji, jeomorfoloji, eğim, yükseklik, su tablası haritaları çizilmiştir. Sularının jeokimyasal incelemesi için gerekli veriler toplanmıştır. Böylece havzanın su kalitesi ortaya konmuştur. Göl suları Tuz Gölüne yakın tuzluluktadır. Anahtar Kelimeler: Kırşehir, Seyfe Gölü, yeraltısuyu, ARC GIS, jeomorfoloji.

Doğal kaynaklarDoğal çevreFiziki coğrafya+4
Esen Çiftçi
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Salda Gölü kıyı jeomorfolojisi ve kıyı kullanımı

Salda Gölü havzası, Akdeniz Bölgesinin Antalya bölümündeki Göller Yöresinde, Burdur ilimizin Yeşilova ilçesinde yer almaktadır. Çalışmanın amacı, Salda Gölü'nün kıyı jeomorfolojisi özelliklerini inceleyerek havzada ve kıyılarda meydana gelen morfolojik birimlerin oluşum ve gelişim özelliklerini açıklamaktır. Belirlenen bu kıyı jeomorfoloji özelliklerinin ışığında da kıyı kullanım koşullarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, MTA ve Harita Genel Müdürlüklerinden alınan topoğrafya ve jeoloji haritalarının Coğrafi Bilgi Sistemleri ortamında sayısallaştırılarak havzanın morfometrik özellikleri belirlenmiştir. Havzanın büyük bir kısmı Marmaris peridotitlerinden oluşmaktadır. Bu peridotitlerin tabanında yer alan İğdir metamorfitleri de tektonik pencereler şeklinde yüzeylenmektedir. Karbonatlı birim ise gölün sadece güneydoğusunda tek parça halinde bulunur. Kale Tepe'yi oluşturan bu karbonatlı birim Dutdere kireçtaşları olarak tanımlanır ve üzerinde karst topoğrafyasına ait şekilleri (lapyalar, dolinler, kaynak konumlu kuru mağaralar) barındırır. Tüm bu birimler birbirleriyle tektonik ilişkili olup allokton konumludurlar. Dolayısıyla havza morfolojisi bölgede safha safha gelişen bindirmeli birimler üzerinde gelişmiştir. Tektonik hareketlerin şekillendirdiği havza son şeklini Kuvaterner'de almış ve günümüzde de şekillenmeye devam etmektedir. Üst Kretase'den itibaren bölgede gelişen tektonik hareketlerle şekillenen havzada öncelikle Miyosen, Pliyosen ve Alt Pleistosen dönemlerine ait aşınım yüzeyleri gelişmiştir. Özellikle Salda Gölü'nün kıyıları, neotektonik dönemden sonra son şeklini almıştır. Tektonik kökenli havzada akarsular, eğimin azaldığı geniş-alçak kıyılarda birikim alanları oluşturmuştur. Genellikle Kuvaterner alüvyal fanlardan oluşan bu birikimler göl alanını yer yer daraltmıştır. Göl kıyılarının şekillenmesinde; tektonik hareketler, flüvyal süreçler ve göl seviyesi değişimleri belirleyici olmuştur. Bu etken ve süreçlerin eseri olarak göl kıyılarında dar-yüksek kıyılar ve geniş-alçak kıyılar gelişim göstermiştir. Geniş alçak kıyılar gölün kuzeybatı, güneydoğu ve batı kıyılarında yayılış göstermektedir. Dar yüksek kıyılar ise gölün kabaca doğu ve batı kıyılarında yer almaktadır. Çevre düzeni planı ile Salda Gölü kıyılarının korunması amaçlanmış ancak 1. dereceden korunan alan olarak ilan edilmesine rağmen Salda Gölü ve kıyıları artan turizm baskısı, tarım ve hayvancılık faaliyetleri nedeniyle tehdit altındadır. Öncelikle kıyıdaki morfolojik unsurların erozyona uğramaması amacıyla aynı güzergahta farklı destinasyon alanları oluşturularak kıyılar üzerindeki baskı hafifletilmelidir.

JeomorfolojiKıyı kullanımıKıyı planlaması+2
Kadir Deniz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kestel Dağı (Burdur) batısının karst jeomorfolojisi

Kestel Dağı batısında kalan araştırma alanı yaklaşık 176 km² alana sahiptir ve %64'ü karstlaşmaya uygun kayaçlardan müteşekkildir. Sahanın karst jeomorfolojisini belirlemek amacıyla öncelikle 1/100.000 ölçekli M24 ve N24 jeoloji paftalarından jeoloji haritaları ve kesitlerin yanı sıra karst sınıflaması haritaları çıkarılmış ve sahaya ait kayaç analizi yapılmıştır. 1/25.000 ölçekli 4 adet topoğrafya haritası (M24-d3, M24-c4 ve N24-a2, N24-b1) ise eğim, bakı, yükselti ve diğer analizlerin yapılması amacıyla kullanılmıştır. CBS programları ve yanı sıra benzer programlardan yararlanılarak hazırlanan haritalar üzerinden sahanın karstlaşması üzerinde etkili olan faktörlerin değerlendirmesi yapılmış ve yine bu programlar aracılığıyla sahaya ait jeomorfoloji haritası üretilmiştir. Araştırmada yarı karstik özellikte Eosen-Alt Miyosen (Elmalı foramsyonu) ve Kuvaterner (Eski akarsu oluşukları, Konglomeralar) yaşlı birimler içerisinde gelişmiş karakteristik dolin, polye ve flüvyo-karstik yapılar ile Triyas yaşlı tam karstik birimler (Dutdere kireçtaşları) üzerinde gelişen karstik yapılar ortaya konmuş, sahanın jeomorfolojik evrimine dair analizler açıklanmıştır. Batı ve güneybatı alanları Pliyosen (DIII) yüzeylerle karakteristik olan araştırma alanında geniş alan kaplayan polyeler ( Bereket, Aksu, Sinop, Kurucaova, Aziziye ve Bozlar), bu düzeylerle Kestel Dağı arasında kalan kuşakta gelişim göstermiştir. Sahada Aziziye ve Bozlar polyeleri tamamen Elmalı formasyonu içerisinde, Kurucaova Polyesi Elmalı formasyonu ile Dutdere kireçtaşlarının kontak zonunda, Sinop Polyesi tamamen Dutdere kireçtaşları üzerinde, Aksu ve Bereket polyeleri ise Dutdere kireçtaşları ile Kızılcadağ melanj ve olistostromlarının dokanak zonunda (kenar polye) gelişim göstermiştir. Yine Bozlar Polyesi güneydoğusunda içerisinde yıl boyu su bulunduran dolin ve örtü altı karstlaşmasının karakteristiği dolinler gelişmiştir. Sahanın kuzeyinde geniş bir alanda yüzeylenme veren Dutdere kireçtaşları üzerinde ise ekshüme yüzey konumundaki Çal Tepesi (1657 m) üzerinde uzamış (açılmış) dolin topoğrafyası karakteristiktir. Flüvyokarstik depresyonlar sahada yaygın bir biçimde görülmekte ve farklı konumsal özellikler ihtiva etmektedir. Bu yapılar çalışma içerisinde dört başlık altında (a- Polyeleri Drene Eden Flüvyo-karstik Depresyonlar b- Erikli Köyü Çevresinde Flüvyo-karstik Depresyonlar c- Yaşçalı Tepe ve Çevresinde Flüvyo-karstik Depresyonlar d- Yeşildağ Flüvyo-karstik Depresyonu) değerlendirilmiştir.

Bursa-KestelJeomorfolojiJeomorfolojik özellikler+4
Abdulbaki Aslan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çeltikçi Polyesi Havzasındaki karstlaşma ve karstik şekillerin oluşum ve gelişim özellikleri

Ülkemizin önemli bir kısmı karst jeomorfolojisine ait yer şekillerinden oluşmaktadır. Söz konusu karstik şekiller içerisinde yüzey şekillerinin en büyüğünü polyeler oluşturmaktadır. Karstlaşmaya bağlı olarak oluşan bu polyeler genellikle yapısal unsurlar ve flüvyal süreçlerin kontrolü ile birçok farklı faktörün denetiminde gelişmektedir. Bu kapsamda eldeki bu çalışma Batı Toros Polyeleri içerisinde bulunan Kestel Polye Sistemi'nin bir parçasını oluşturan Çeltikçi Polyesi Havzası incelenmiştir. Çalışmanın amaçları, havzanın karst jeomorfolojisi bakımından incelenmesi, tektonik ve jeomorfolojik gelişimini açıklamak, jeomorfolojik şekillerin oluşum ve gelişimlerinde etkili olan parametreleri ve bunların etki derecelerini, karstik depresyonların morfometrik özelliklerini ortaya koymaktır. Bu bağlamda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü ve Harita Genel Müdürlüğü'den temin edilen haritalardan Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında sahanın Sayısal Yükseklik Modeli (SYM), jeoloji, jeomorfoloji ve hidrocoğrafya haritaları oluşturuldu. Arazi çalışmalarında elde edilen verilere göre araştırma sahası Alt-Orta Miyosen, Üst Miyosen, Pliyosen ve Pleistosen dönemlerine ait rölyef sistemlerine ait şekil ve yapılardan oluşmaktadır. Bu dönem şekillerinden en önemlileri ise karstifikasyonla oluşmuş şekiller oluşturmaktadır. Araştırma sahasında çözünmeye uygun karbonatlı kayaların bulunması ve bu kayalarla birlikte suyun çözücü özelliği ile uygun iklim ve vejetasyon koşullarının varlığı alanda farklı boyutlarda ve konumlarda karstik şekillerin meydana gelmesini sağlamıştır. Nitekim 277 km² alana sahip çalışma alanında 7 polye, 1 uvala, 32 dolin, 3 flüvyo-karstik depresyon tespit edildi. Bu karstik depresyonların şekilsel özelliklerinin tespiti ve değerlendirilmesi için morfometrik analizler yapılmıştır. Çeltikçi Polyesi geniş ve engebesiz tabanı başta olmak üzere flüvyo-karstik depresyonlar ve dolinler insanlar için yerleşim, tarım ve hayvancılık faaliyetleri için uygun ortamı oluşturmuştur. Buna karşılık polyedeki olumsuz insan aktiviteleri ise doğal ortama zarar verecek problemleri beraberinde getirmiştir.

Batı ToroslarHavzalarJeomorfoloji+6
Fatma Altın
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Milas ilçesinin (Muğla) arazi kabiliyet sınıflaması

İncelemeye konu olan Milas ilçesi, Türkiye'nin Ege Bölgesi'nin Kıyı Ege Bölümü'nde yer almaktadır. Çalışma sahası 2.167 km2 yüzölçümüne sahiptir. Çalışma sahasında en büyük yerleşim birimi Muğla ilinin Milas ilçesidir. Bu çalışmada, Türkiye'nin ekolojik koşullarına göre oluşturulmuş yeni bir metodoloji olan Atalay Yöntemi kullanılarak Milas ilçesinin arazi kullanım kabiliyeti özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca elde edilen verilerde farklılıklar ve değişimler ortaya konulmuştur. Araziler, kullanım ve değerlendirme etkinliklerine uygunlukları bakımından kabiliyet sınıflarına ayrılırlar. Arazilerin kabiliyetlerine göre sınıflandırılmasındaki temel amaç, doğal ortam özelliklerine göre araziden en verimli şekilde yararlanmak ve bu sayede sürdürülebilir kalkınmanın yolunu açmaktır. Türkiye'deki arazi kabiliyet sınıflaması ile ilgili çalışmalar, ABD'de 1966 yılından günümüze kadar kullanılan ölçütler çerçevesinde yapılmıştır. Bu nedenle Türkiye'nin ekolojik koşullarına tam olarak uymamaktadır. Bundan dolayı yeni bir yaklaşıma ihtiyaç duyulmuştur. Çalışma, belirli aşamalar izlenerek gerçekleştirilmiştir. Öncelikle literatür taraması yapılarak saha ve konu hakkında detaylı bir altyapı oluşturulmuştur. Daha sonra materyal teminine geçilmiştir. İnceleme alanının 1/25.000 ölçekli topografya haritaları altlık veri olarak kullanılmıştır. Sahanın ekolojik özellikleri açısından gerekli olan iklim, jeomorfoloji (eğim, bakı, yükselti), ana materyal, toprak, bitki örtüsü ve sosyo-ekonomik özelliklerini gösteren haritalamalar yapılmıştır. Bu verilerin tümü, Coğrafi Bilgi Sistemleri yazılımları kullanılarak overlay analizi yöntemiyle değerlendirilmiş, böylece sahanın Atalay yöntemine göre arazi kullanım kabiliyet sınıflaması üretilmiştir. Çalışma sahasında her sınıfa ait arazinin varlığı tespit edilmiştir. Bulunan arazi sınıflamasıyla günümüzdeki kullanımı karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma maddeler halinde sonuçlandırılmıştır. Yanlış arazi kullanımının önüne geçmek adına önerilerde bulunulmuştur.

Arazi kullanımıArazi sınıflandırmasıBeşeri coğrafya+3
Volkan Tavas
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji coğrafyası perspektifinden bir inceleme: 2023 Türkiye enerji vizyonu açısından yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi

İnsanoğlu temel ihtiyaçlarının karşılanması noktasında varoluşundan itibaren enerjiye ihtiyaç duymuştur. Ülkelerin sosyal ve ekonomik dinamikleri ile doğru orantılı olarak bu gereksinim her geçen gün artmaktadır. Bu bağlamda artan enerji ihtiyacını karşılamak ve gelişmiş ülkeler arasında yer almak için ülkemizde de enerji politikaları sürekli olarak güncellenmeli ve alternatif enerji kaynaklarından maksimum seviyede yararlanılması gerekmektedir. Fosil enerji kaynaklarının sonu olduğu ve tükenebilir oldukları aşikârdır. Fakat alternatif enerji kaynakları bu durumu avantaja çevirebilme kabiliyetine sahiptir. Gelişmiş ülkelerde bitmeyen, temiz, ekonomik, kolay ulaşılabilir enerji kaynaklarına yönelim olmakla birlikte halen farklı alternatif enerji kaynakları aranmaktadır. Bu ülkeler enerjinin önemini kavramış ve bu anlamda kaynak arayışlarına girmişlerdir. Ülkemizde de alternatif enerji kaynaklarının önemi kavranmış ve bu alanda birçok yeni yatırım yapılmaktadır. Ülkemiz Cumhuriyetin 100. Yılının kutlanacağı 2023 yılında enerjide dışa bağımlılığı en aza indirmeyi hedeflemekte ve bu anlamda enerji politikalarını belirlemektedir. Türkiye yenilenebilir enerji kaynaklarının yanında ayrıca mavi vatandaki birçok sahada petrol ve doğalgaz başta olmak üzere enerji kaynaklarının araştırılması ve çıkartılması için özellikle TPAO girişimleriyle faaliyette bulunmaktadır. Tüm bunların yanında Türkiye bulunduğu stratejik konum itibariyle Rusya Federasyonu, İran, Irak, Azerbaycan, Türkmenistan gibi ülkelerle enerji alanında yeni anlaşmalara ve ortaklıklara imza atmaktadır. Bu durum ülkemizin gayet tabi ve zorunlu politikasıdır. Ülkemiz Avrupa ile birçok enerji sahası arasında adeta köprü vazifesi görmektedir. Türkiye'nin, bu durumu avantaja çevirmek en tabi hakkı ve ihtiyacıdır.

EnerjiEnerji kaynaklarıYenilenebilir enerji+1
Mehmet Akif Ersoy
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ ilinde bağcılık

Bu araştırmada; Elazığ ilinde üzüm yetiştiriciliğine, bunların değerlendirilme şekillerinin, bağ alanlarının dağılışına, bugünkü durumu ve geliştirilme olanaklarının neler olduğuna değinilmiştir. Bu araştırmayla Dünya, Türkiye, Elazığ ili ve ilçelerine ait bağ alanları, üzüm üretim değerleri, gerçekleştirilen bağcılık değerleri ve elde edilen ürünlerin değerlendirilme şekilleri var olan yazılı kaynakların araştırılması, üretici anket uygulamaları, üretici görüşmesi, yerinde saha incelemesi ile araştırılmış ve geçmişten günümüze kadar geçirmiş olduğu değişiklikler belirlenmiştir. Elazığ ilinin coğrafi ve tarımsal yapısı incelenmiştir. Bu değerlere bağlı kalarak üretilen üzümün değerlendirilme şekillerinin neler olduğu ve Elazığ ili içerisindeki potansiyeli belirlenmeye çalışılmıştır. Elazığ ilçelerine ait üretim ve bağ alanları ile üzüm üretim değerleri istatistiksel olarak araştırılmış ve ön plana çıkan ilçelerden bahsedilmiştir. Bu ilçelerde üretimi yapılan üzüm çeşitleri araştırılmış, özellikle üzümün değerlendirilme aşamasında kullanılan çeşitlerin varlığı saptanmıştır. Bölgenin sorunları ve bunlarla ilgili çözüm önerileri üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Elazığ, Bağcılık, Üzüm Değerlendirilmesi

BağcılıkElazığÜzüm
Kamil Çakılcıoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye 'de çimento sanayi ve ( Elazığ ilinde Altınova Çimento Fabrikası örneği)

Çimento üretim ve kullanım teknolojileri, sürekli gelişen ve günümüzde değişik ihtiyaçları karşılayan çeşitli cinslerde çimentonun üretildiği önemli bir endüstri dalıdır. Türkiye ve Elazığ ilinde çimento sektörünün durumu, Elazığ ili Altınova çimento fabrikasının kuruluşu, fiziki yapısı, hammadde temini, enerji ve su tüketimleri, personel durumu, ulaşım, üretim, pazarlama durumları incelenmiştir. Elazığ ve çevresinin çimento ihtiyacını karşılamak amacıyla 12 Nisan 1954 tarihinde Elazığ Altınova Çimento Sanayi Ticaret A.Ş kurulmuştur.1959 tarihinde faaliyete geçmiştir. Şirketin, 12 Haziran 1996 tarihinde OYAK-GAMA gurubu tarafından Özelleştirme Kurulu'ndan satın alınmıştır. Fabrikayı şu an İtalya'ya ait bir firma işletmektedir. Bölgesinde en fazla üretim yapan fabrikalar arasındadır. Anahtar Kelimeler: Çimento, marn, Cem çimento, Portland Çimento

Yeşim Korkmaz Özen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Adıyaman'ın iklimi ve Atatürk Baraj Gölünün Adıyaman'ın iklimin etkisi

Bu çalışmada Adıyaman ve çevresinin iklim özellikleri ve baraj gölünün yöre iklimine olan etkisi ortaya konulmuştur. Adıyaman ve çevresindeki istasyonların 1970-2010 yılları arasındaki meteoroloji verileri alınarak iklim özellikleri belirtilmiştir. Barajlar, büyük göller ve denizlere kıyaslandığında çok büyük alanı etkilemezler fakat az da olsa yakın çevresinin iklimini etkilemektedir. Bu çalışmada da Atatürk Baraj Gölü'nün, Adıyaman'ın iklimine etkisi ortaya konulmuştur. Toplum arasında söylenen "Baraj gölleri, çevresinin iklimini etkiler" görüşünü destekler bulgulara ulaşmak amaçlanmıştır. Bu nedenle Adıyaman ve çevresindeki istasyonların barajdan önceki yıllar (1970-1990) ile barajdan sonraki yılların (1991-2010) iklim özellikleri ortaya konulmuştur. Yapılan analizlerde barajdan önce ve sonraki meteorolojik verilerde bazı değişiklikler görülmüştür. Atatürk Baraj Gölü, Adıyaman ikliminde belirgin değişiklikler oluşturmasa da nispi nem ve kış sıcaklıklarında artışa neden olmuştur. Adıyaman'ın ikliminin yakın gelecekteki durumunu belirlemek amacıyla Adıyaman Meteoroloji İstasyonu'na ait veriler (sıcaklık, nem ve yağış) linear ve quadratic trend analizleri ile analiz edilmiştir. Uygulanan trend analizlerine göre Adıyaman'da 2010-2020 yılları arasında sıcaklık ve nem değerlerinde az da olsa bir artış ve yağış değerlerinde azalmaların olacağı tahmin edilmektedir. Sıcaklık ve nem artışı anlamlı, yağışın azalması ise anlamsız görülmektedir. Anahtar kelimeler: Adıyaman, Baraj Gölünün İklime Etkisi, Trend Analizleri

Gülsen Ayhan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Başkale (Van) havzası'nın fiziki coğrafyası

Başkale Havzası, Güneydoğu Toroslar'ın doğu bölümünde, Van Gölü'nün güneydoğusunda Türkiye-İran devlet sınırında yer almaktadır. Toros orojenik kuşağı üzerinde bulunan Başkale Havzası, GB-KD yönünde uzanır. Aynı yönde uzanan yüksek dağ sıraları ile çevrelenen havza, batıda Başkale ve Mengene Dağları, doğuda Doğanlı ve Yiğit Dağları ile sınırlanır. Bu sınırlar içerisinde Başkale Havzası morfolojik bir havzaya karşılık gelir. Başkale Havzası, 2082,79 km2'lik bir alana ve 2500 m'lik ortalama yükselti değerine sahiptir. Başkale Havzası bu ortalama yükselti değeri ile Türkiye'nin en yüksek havzası durumundadır. Üst Miyosen'de dağ arası havza özelliğinde olan Başkale Havzası, Üst Miyosen sonrasında doğrultu atımlı Başkale Fay Kuşağı'nın kontrolünde gelişen bir çek-ayır (pull-apart) havzasıdır. İnceleme alanı Pliyosen'de gerçekleşen çanaklaşmaya bağlı olarak oluşmuş Pliyosen yaşlı bir havzadır. Aynı zamanda havzayı çevreleyen yüksek dağlık kesimlerin yaşlı formasyonlardan, havza tabanının genç formasyon birimlerden oluşması alana bir jeolojik havza özelliği kazandırmaktadır. İnceleme alanında Miyosen öncesi, Alt-Orta Miyosen, Üst Miyosen, Pliyosen ve En Alt Pleyistosen dönemlerinde oluştuğu tespit edilen beş farklı aşınım ve birikim dönemi belirlenmiştir. Doğusunda ve batısında uzanan dağlık alanlar arasında sıkışma tektoniğine bağlı oluşmuş olan havzada kıvrımlı, kırıklı ve şaryajlı yapılar gelişmiştir. Üst Miyosen'e kadar G-K doğrultusundaki sıkışma rejimi etkisinde gelişen yapılar Paleotektonik, bu dönem sonrasında doğrultu atımlı tektonik rejime bağlı oluşan yapılar Neotektonik yapıları oluşturmaktadır. Sıkışma etkisine bağlı olarak yaşlı birimler kıvrımlanıp birbiri üzerine bindirmişlerdir. Bu nedenle Pliyosen'e kadar olan birimler çeşitli derecelerde kıvrımlanmışlardır. Üst Miyosen'den sonra bindirmeler yerini doğrultu atımlı faylara bırakmışlardır. Dikey hareketin ön plana çıktığı bu dönemde dağlık alanlar yükselmiştir. Bu dönemde gelişen bazik volkanizma havzanın kuzeyinde Pliyo-Kuvaterner yaşlı Yiğit Volkan Dağı'nı oluşturmuştur. Doğrultu atımlı faylara bağlı olarak havzada ötelenmiş vadiler ve sırtlar fay diklikleri, sıcak su kaynakları ve traverten sırtı çatlaklar, çarpılmış birikinti yelpaze ve konileri oluşmuştur. Yüksek dağlık alanlardan taşınan malzeme, havzada kalınlığı 150-200 m'lik yatay yapılı ve Pliyo-Kuvaterner yaşlı birimleri oluşturmuştur. Havza, Kuvaterner'de güneyindeki bir kapma boğazı ile dış drenaja açılmış ve havza dolguları Zap Suyu tarafından yarılarak yapısal plato görünümü kazanmışlardır. Yörenin tektonik olarak yükselmesi ile Zap Suyu ve kollarının açmış olduğu vadilerde antesedant vadiler oluşmuştur. Yine Zap Suyu ve yan kol akarsu vadilerinde görülen sekiler havzanın dönemler halinde yükseldiğini göstermektedir. Başkale Havzası'nın iklimi planeter faktörlerin yanı sıra coğrafi faktörlerin etkisi altındadır. Yükselti, denizden uzaklık ve orografik uzanış gibi özellikler havzanın ikliminde büyük rol oynamaktadır. Yılın büyük bir bölümünde, özellikle kış aylarında kuzey yönlü soğuk hava kütleleri havzada etkinliğini korumaktadır. İnceleme alanının yükselti değerine bağlı olarak çevresine göre şiddetli karasallığın yaşanması da diğer bir coğrafi faktördür. Başkale Havzası Büyük Zap Suyu'nun kuzey havzası konumundadır. Havza, Zap Suyu ve kolları tarafından drene edilmekte ve Güneyindeki Karasu Boğazı ile Büyük Zap Suyu'na bağlanmaktadır. Zap Suyu düzenli bir rejime sahiptir. Sahip olduğu bu rejimde nival beslenme karakteri etkindir. Havza, 2800 m üzerinde yer alan yüksek dağ-çayır toprakları, daha alt metrelerde kestane rengi topraklar, havza tabanı ve çevresinde kahverengi topraklar, havzanın kuzeyinde bulunan volkanik alanda kireçsiz kahverengi topraklardan oluşur. Vadi tabanlarında ise kolüvyal, alüvyal ve hidromorfik topraklar bulunmaktadır. Bitki örtüsü orman formasyonundan yoksun ot formasyonu şeklindedir. Havza tabanı ve çevresi antropojen step alanları, yüksek kesimler ise doğal step alanlarıdır. Anahtar Kelimeler: Başkale Havzası, Fiziki Coğrafya, Jeomorfoloji, Başkale, Çek-ayır Havzası, Zap Suyu, Başkale Fay Kuşağı.

Coğrafi özelliklerFiziki coğrafyaHavzalar+3
Halil Zorer
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji coğrafyası perspektifinden: Bursa şehri jeotermal enerji potansiyeli ve kullanımı

Enerji, doğada ısı, ışık, elektrik, kimyasal ve nükleer gibi şekillerde bulunmakta ve kendi arasında sınıflandırılmaktadır. Enerji kaynakları ise 2 şekilde sınıflandırılır. Bunlardan ilki kullanılışlarına göre enerji türleri, bir diğeri ise dönüştürülebilir enerji türleridir. Kullanılışına göre enerji türleri yenilenebilir ve yenilenemez olarak ikiye ayrılır. Dönüştürülebilirliğine göre ise birincil ve ikincil sınıf enerji türü olarak ayrılmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından jeotermal enerjiyi, yerkabuğunun derinliklerinden kaynağını almış olan temelinde ısı birikimi ve bu ısı ile oluşmuş, içerisinde çeşitli kimyasal maddeleri barındıran sıcak su, gazlar ve buhardan yararlanmak olarak tanımlayabiliriz. Jeotermal enerji, düşük maliyetli, temiz, güvenli ve doğaya uygun olması ile net bir şekilde ayırt edilebilmektedir. Çevresel risk boyutu olarak ele aldığımızda diğer enerji kaynaklarına oranla daha temiz, tükenmeyen bir enerji kaynağı olduğu için tercih edilebilirliği yüksektir. Türkiye, mevcut coğrafi konumu ve jeolojik altyapısı itibariyle tektonizma faaliyetinin aktif olduğu bir ülke olması sebebiyle, jeotermal enerji potansiyeli açısından zengin olan bir ülke olarak ele alınmaktadır. Ülkemizde jeotermal enerjinin kullanımı ısı (sera ve konutların ısıtılmasında), elektrik üretimi, termal oteller ve sağlık alanında tedavi amaçlı(kaplıca) vb. çeşitli alanlarda kendini göstermektedir. Ülkemizden yer alan fay hatlarından Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Marmara Bölgesi'nin güney ve güneydoğusundan geçiyor olması, Bursa'nın jeotermal kimlik kazanmasını sağlamaktadır. MTA'nın yapmış olduğu incelemeler neticesinde oluşturduğu "Bursa ili Maden ve Enerji Kaynakları" raporuna göre; Bursa'da jeotermal potansiyel, Çekirge-Kaynarca, Orhangazi- Keramet, İnegöl-Oylat ve Karacakaya, Mustafakemalpaşa-Tümbüldek, Gemlik-Terme, Harmancık-Ilıcaksu, Orhaneli-Sadağı, Ağaçhisar bölgelerinde toplanmıştır. Bu yüksek lisans tez çalışmasında konu, alan itibariyle Bursa ili ile sınırlandırılmış olup, ildeki jeotermal enerjinin mevcudiyeti ele alınarak, bu enerji varlığının hangi alanlarda kullanıldığı araştırılmış ve ilin jeotermal enerjinin genel kullanım alanları noktasında eksiklikleri sorgulanmıştır. Bölgedeki çalışmaların eksik yönleri tespit edilmiş ve bu eksikliklerin giderilmesi noktasında öneriler sunulmuştur. Araştırmada gözlem yöntemi kullanılarak, bölgedeki konu ile ilgili literatür taraması yapılmış olup, bu doğrultuda elde edilen verilerin analizi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Enerji, Türkiye'de Jeotermal Enerji, Bursa İlinde Jeotermal Enerji, Bursa.

Biyokütle enerjisiDalga enerjisiGüneş enerjisi+7
Gamze Sargın
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Caro çayı havzası (Palu-Elazığ) beşeri ve ekonomik coğrafyası

Caro çayı havzası ülkemizin Doğu Anadolu bölgesinin yukarı Fırat bölümünde Elâzığ ilinin güneydoğusunda yer almaktadır. Araştırma sahası toplam alanı yaklaşık 128 km²dir. Murat nehrinin güney kollarından birini oluşturan Caro Çayı Palu sınırları içerisinde akmaktadır. Havzanın nüfus incelemeleri esnasında görülmüştür ki fazlaca göç vere bir sahadır. Yaşanan göçlerin sebep ve sonuçları nüfus, yerleşme ve ekonomik faaliyetler gibi çeşitli başlılar altında açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırma sahası yerleşme coğrafyası bölümünde havzadaki köylerin yerleşme ve mesken özellikleri detaylıca ele alınmış ve köylerin farklı yerleşme özelliklerine sahip olduğu anlaşılmıştır. Ekonomik bakımdan havzada birincil geçim kaynağı olarak hayvancılık dikkat çekmektedir. Havzanın çalışılması bakımından havzayı önemli kılan bir diğer unsur Havzada halen yapımına devam edilen Hamzabey barajının yapımıdır. Elazığ il merkezine içme suyu temini amacıyla yapılan Hamzabey Barajının yapımından önceki ve sonraki havzadaki mevcut durum ele alınmıştır. Sonuç olarak havzadaki nüfus, yerleşme ve ekonomik coğrafya özelliklerine bağlı olarak havzanın genel karakteri ortaya konulmuş ve yapılmakta olan barajın havza içerisinde meydana getireceği olumlu ve olumsuz etkilerine dikkat çekilmiştir. Ve yöre halkının istekleri doğrultusunda bazı öneriler sunulmuştur. Caro Çayı Havzası Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası adlı çalışmaya öncelikle kaynak taramaları ve havza hakkındaki çeşitli verilerin toplanmasıyla başlanmış, havzadaki köyler hakkında genel bilgiler için Elazığ ve Palu'daki ilgili kamu kurum ve kuruluşları ziyaret edilerek bazı bilgiler elde edilmiştir. Havzada anket çalışmaları esnasında arazi gözlemleri yapılarak daha detaylı bilgilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimler: Coğrafya, Beşeri Coğrafya, Elazığ, Palu, Caro Çayı, Hamzabey Barajı.

Beşeri coğrafyaCaro ÇayıCoğrafi özellikler+3
Zeynep Yılmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Turhal (Tokat) şehir coğrafyası

İdari açıdan Tokat iline bağlı olan Turhal, Karadeniz Bölgesi'nin Orta Karadeniz Bölümü'nde yer alır. Yeşilırmak Havzası'nda, KAF zonu üzerinde, tektonik kökenli, alüvyal dolgulu bir çöküntü ovası üzerinde yer alan Turhal'ın şehirsel özellik kazanmasında 1934 yılında kurulan Turhal Şeker Fabrikası'nın önemi çok büyüktür. Söz konusu fabrika,Turhal'ın şehirsel fonksiyonlarının gelişmesini ve çeşitlenmesini sağlamış; şehrin mekânsal gelişimini de önemli ölçüde etkilemiştir. Turhal'da 2012 yılı nüfus verilerine göre 63.600 kişi yaşamaktadır. Turhal, sanayi fonksiyonunun ortaya çıkardığı bir şehir yerleşmesidir. Zamanla sanayi fonksiyonu ikinci sıraya gerilemiş. Günümüzde faal nüfusun %81'i hizmet, %5'i tarım, %14'ü sanayi sektöründe istihdam edilmiş. Turhal, Sivas-Tokat-Amasya karayolu güzergâhında, İstanbul'dan Karadeniz'e bağlanan E-80 Karayolu güzergâhına 69 km mesafededir. Bu özelliğiyle kendine bağlı yerleşmelerin hem idari hem de ticari merkezi konumundadır. Turhal'daki şehirleşme demografik niteliklidir. Özellikle Turhal Şeker Fabrikası'nın kurulmasıyla yeni istihdam alanları oluşmuş ve 1944 yılında ilçe statüsü kazanmasıyla hizmetler sektörü hızla gelişmiş, sürekli göç alan bir şehir konumuna gelmiştir. Turhal'ın zaman içerisinde aldığı göç, iktisadi gelişmenin önüne geçerek ani nüfus birikimine ve şehirleşmenin karakterinin demografik nitelikli olmasına neden olmuştur. Turhal, 2000 yılından sonra ise göç veren bir şehir konumuna gelmiştir. Şehrin jeolojik ve jeomorfolojik özelliklerinden kaynaklanan önemli sorunları bulunuyor. Araştırma alanı, yerleşim yeri olarak 1.derecede deprem bölgesi içerisinde yer alır. Kentin üzerinde kurulduğu alüvyal birimler gevşek yapılı zeminler olup olası bir depremde büyük zararların oluşmasına neden olabilecek durumdadır. Bu alanlar aynı zamanda zemin sıvılaşması riskinin yüksek olduğu alanlardır. Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Şehir Coğrafyası, Şehir, Tokat, Turhal

Coğrafi özelliklerKent coğrafyasıTokat-Turhal
Özlem Çakar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Gayt Çayı havzası (Bingöl) deprem risk analizi

Bu çalışmada, Bingöl ili sınırları içinde bulunan Gayt Çayı havzasında meydana gelen Depreme ait risk analizi, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama (UA) yöntemlerinden faydalanılarak gerçekleştirilmiştir. Havza ölçeğindeki risk yönetimi çalışmalarına temel oluşturacak bu çalışmada, havzadaki depremin faklı senaryolara göre ortaya çıkardığı riskler üzerinde durulmuştur. Bunun için, öncelikle sahanın tanınması ve risk analizi çalışmasına yön vermesi bakımından havzanın genel fiziki özellikleri ele alınmıştır. Daha sonra riskin ortaya çıkmasında temel olan havzadaki beşeri faktörler ve doğal faktörler üzerinde durulmuştur. Son olarak da doğal faktörlerin değişik senaryolarına göre risk analizi çalışmaları yapılmıştır. Çalışma kapsamında, CBS tabanlı sayısal veriler ve UA verileri temel altlık olarak kullanılmış olup, bunların yanında birçok sözel ve istatistiksel veri ile arazi çalışmaları coğrafi perspektifte değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, çalışma sahasının olası deprem karşısındaki etki alanları ve özellikleri ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Depremsellik, Deprem Riski, Risk Analizi, CBS, Zemin

DepremDeprem analiziDeprem riski+5
Necmeddin Eyyüpkoca
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Malatya'da sanayinin gelişimi

Bu doktora çalışması Malatya ilindeki sanayi faaliyetlerinin kuruluş, gelişim, mevcut yapı, gelecekteki durumu ve il içindeki dağılışını ortaya koymaya çalışmaktadır. Cumhuriyet öncesi dönemde sanayileşmiş devletlerin etkilerinden uzak kalmasının etkisi ile sınırlı da olsa atölye tipi üretim yapısının olduğu ilde, sanayileşme sürecinin asıl başlangıcı 1930'lu yıların sonlarına doğru yapılan kamu yatırımları ile gerçekleşmiştir. 1950-1960 yıllarda özel sektöründe farklı sanayi kollarında kendini göstermesi sürecin topyekûn gelişmesine katkı sağlamıştır. 1960 ve 70'li yıllar özel sektör ve kamu yatırımlarının birlikte devam ettiği ilde 1980 sonrasındaki gelişme tamamıyla özel sektör kaynaklı olarak gelişme göstermiştir. Özellikle 1988 yılında I. Organizenin kurulması Malatya'da sanayileşme sürecinin önemli bir dönüm noktasını oluşturmaktadır. Malatya Sanayi ve Ticaret Odasının 2010 yılı kayıtlarına göre 900 civarında sanayi tesisinin yer aldığı ilde ekonomik faaliyetler içinde imalat sanayi önemli bir ağırlığa sahiptir. Gıda ve tekstil sektörleri başta olmak üzeri diğer sektörlerinde gelişme göstermesi sanayi faaliyetlerinin bir kümelenme oluşturmasını sağlamıştır. Özellikle gıda sanayi içinde kayısı işleme tesisleri ile tekstil sanayindeki entegre firmaların sektörlerinde uzmanlaşma göstermeleri ve dünya ile rekabet edebilmeleri il sanayisinin önemli bir ölçeğe erişmesini sağlamıştır. Gıda sanayindeki kayısı işleme tesisleri ile tekstil sektöründeki entegre firmaların dışında makine, kimya ve diğer sektörlerde yıllık 10-50 milyon $ civarında ihracat gerçekleştiren firmaların çıkmaya başlaması ildeki sanayi faaliyetlerinin sadece gıda ve tekstil sanayine bağlı olarak gelişmediğini göstermektedir. Malatya ilinde sanayi tesislerinin dağılışı üzerinde etkile olan faktörlerin değişmesi sanayi siteleri, OSB'ler, sanayi güzergâhları ve diğer alanlarda dağılış gösteren sanayi tesislerinin de mekânsal olarak farklılaşmasına neden olmaktadır. İldeki bazı yeni yeni sanayi kümelenmeleri oluşurken bazı sanayi güzergâhlarında ise zayıflama meydana gelmektedir. Sanayi tesislerinin yer değiştirmesi ve yer değiştirme yönünün tespit edilmeye çalışıldığı bu çalışmada, ildeki sanayi tesislerinin lokasyonu ile ilgili dinamik bir süreç ortaya çıkmaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi illeri içinde önemli düzeyde sanayileşen Malatya ili bölge illerine göre önemli farklılıklar oluşturmaktadır. Özellikle batı illerinde sanayi faaliyetlerindeki saçılma, taşınma ve yönelme alanları içinde avantajlı bir konuma sahip olan Malatya ili 2010 sonrasında bir çok firmanın yatırım yapması, gelişmenin sadece kamu, yerel dinamikler ve sanayiciler eliyle değil aynı zamanda diğer illerden gelen sanayi yatırımları ile de gelişmesini sağlamıştır. Malatya ilinin yurtiçi ve yurtdışındaki diğer il ve ülkelerle olan bağlantılarının (hammadde, pazar vs) tespit edilmesi ilin hinterlandı belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. Ekonomik platformlarda ülkelerin değil şehirlerin yarıştığı bir ortamda ilin doğru tanınması, etki sahasının, güçlü ve zayıf olduğu alanların tespiti ildeki sanayi varlığının geleceği açısından önem taşımaktadır. Satranç tahrasının ülkeler, taşların ise şehirler olduğu günümüzde şehirler ülkelere göre çok daha fazla öne çıkmaktadır. Sonuç olarak Malatya sanayisi ele alan bu çalışma il düzeyinde bir çalışma olmasına rağmen Türkiye sanayisinin ve yer yer de etki alanına göre dünya sanayisi ile birlikte ele alınarak ortaya konulmaya çalışıldığı için Türkiye sanayisinin bir anekdotu niteliğindedir. Bütünün anlaşılmadan parçanın anlaşılamayacağı veya anlamlandırılamayacağı bir ortamda parça ve bütün ancak bir bütün olarak değerlendirildiği zaman resim anlam kazanacaktır. Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Sanayi Coğrafyası, Malatya, Sanayinin Gelişimi, İmalat Sanayi, Sanayi Dağılışı,

Ekonomik coğrafyaEndüstriEndüstri coğrafyası+3
Remzi Hanilçi
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Aşağı Murat-Tunceli dağlık yöresi'nin tarımsal yapısı

Ekonomik yapısı tarıma dayalı olan ülkemizde, tarımla ilgili çalışmalara bir örnek olması amacıyla hazırlanan bu tezde; Doğu Anadolu Bölgesi'nin, Yukarı Fırat Bölümü'nde yer alan Aşağı Murat-Tunceli Dağlık Yöresi ele alınmıştır.Son derece dağlık bir özellik gösteren yörede, tarım alanlarının dağılımında özellikle topografyanın etkili olduğu ve tarım alanlarına yetiştirilen ürünlerin miktar ve çeşidindeki değişmelerin iklim, hidrografya ve toprak özelliklerine bağlılık gösterdiği ortaya konulmuştur.Çalışmamızda bitkisel üretim ve hayvancılık faaliyetlerinin özellikleri ortaya konulmuş ve bu özellikler sonucunda yöre içerisindeki sahaların bitkisel üretimde mi, hayvancılıkta mı öne çıktığı saptanmıştır. Tarımsal faaliyetlerde yetersizlikler olduğu görülmüş, yöre halkı için tarımın önemi ve geliştirilmesinin zorunluluğu belirtilmiştir.

Ela Ünlü
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadirli ilçesi'nin beşeri ve ekonomik coğrafyası

Kadirli ilçesi, Akdeniz Bölgesi'nin Adana Bölümü'nde Osmaniye ilinin kuzeyinde bulunmaktadır. Kadirli'nin, Çukurova gibi yerleşme koşullarının son derece uygun olduğu bir alanda yer alması, tarih boyunca pek çok uygarlığın kurulup gelişme merkezi olmasını; eski kervan yolları geçiş güzergâhı üzerinde yer alması ise, bir ticaret merkezi statüsü kazanmasını sağlamıştır.Kadirli ilçesi arazisi; ana hatlarıyla ova tabanı, engebeli yamaç düzlükleri, derince yarılmış vadileri, bu vadiler arasındaki yamaç, sırt ve tepelik alanları ve yüksek dağlık alanlarıyla çeşitli morfolojik ünitelere sahip fiziki şartlar arz etmektedir. Bunun bir sonucu olarak nüfusun ekonomik uğraşısı da buna göre şekillenmektedir. Dolayısıyla zengin alüvyal örtünün bulunduğu ova kesiminde ailelerin temel geçimini tarımsal faaliyetler; özellikle de ekip biçme ve ekip dikme oluşturmaktadır. Yükseltinin artışı ve doğal bitki örtüsü, özellikle de ormanların geniş yer kaplaması, sahanın kuzey kesimlerinde ailelerin geçim kaynağı olarak hayvan yetiştiriciliği ve ormancılığın önem kazanmasına sebep olmuştur.Kadirli kırsal nüfusunda belirli özellikler itibariyle Cumhuriyet döneminde dikkat çeken, dört farklı dönem söz konusu edilebilir. Bunlar: 1935-1940 yılları arasında görülen azalma, 1940-1965 yılları arasında görülen hızlı nüfus artışı, 1965-1980 yılları arasında görülen duraklama ve 1980-2000 yılları arasında görülen düzenli azalma dönemleridir.Şehir nüfusu ise, kır nüfusunun tersine 1927-1965 yılları arasında yavaş bir gelişme; fakat 1965 yılından sonra çok hızlı bir artış göstermiştir. Kadirli 1960 yılına kadar bir tarım kasabası görünümünde iken, 1960 sonrasında şehirsel fonksiyonlarındaki çeşitlenme, özellikle de hizmet sektörünün gelişmesi ile birlikte günümüzde ağırlıklı fonksiyonu hizmet olan bir şehir durumuna gelmiştir. Kadirli'de nüfusun artmasıyla birlikte şehirsel fonksiyonlarda da gelişmeler olmuştur. Hizmet sektörünün ağırlıkta olduğu şehirde, sanayi alanında daha fazla yatırımın yapılmasıyla birlikte şehirsel kimlik kuvvetlenecektir.ANAHTAR KELİMELER: Kadirli, Çukurova, Nüfus, Yerleşme, Ekonomi, Kırsal Fonksiyon, Şehirsel Fonksiyon

Coğrafi konumCoğrafi olaylarCoğrafya+6
Döndü Üçeçam Karagel
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Samandağ'ın (Hatay) beşeri ve iktisadi coğrafyası

Samandağ ilçesi Akdeniz Bölgesi'nin Adana Bölümü'nde, Antakya'nın batısı ve güney batısında yer almaktadır. İlçe merkezi Asi nehrinin oluşturduğu delta üzerine kurulmuştur. Antik Seleukeia Piereia şehrinin ve limanının da kurulduğu alan yerleşme tarihi açısından önem arz etmektedir.Ortaçağ kaynaklarında iskele kenti olarak tanımlanan yöreye Araplar Süveydiye adını vermişlerdir. Yörede Romalılar, Anadolu Selçuklu Devleti, Memlüklüler, Osmanlı Devleti ve Fransızların hâkimiyetlerinin ardından 1938 de bağımsız bir devlet olarak Hatay Devleti kurulmuştur. 1940-1948 yılları arasında Süveydiye adıyla Antakya'ya bağlı bir bucak olan saha 1948'de Samandağ adıyla ilçe olmuştur.Günümüzde ilçede 31 köy ve 13 belediye vardır. 2000 yılı nüfus sayımına göre ilçe merkezinde 34.681 kişi, köylerde ise 72.113 kişi olmak üzere toplam 106.754 kişi yaşamaktadır. 0-14 yaş grubunun toplam nüfusa oranı % 38,8, 15-64 grubunun oranı % 57,3 , yaşlı nüfusun oranı ise % 3,7 kadardır. Bu da nüfusun büyük bir kısmının aktif nüfus içerisinde yer aldığını göstermektedir.Samandağ'ın dini ve etnik yapısı, konuşulan diller ilçeye ayrı bir zenginlik katmaktadır. Bu durum tarih boyunca korunmuş ve ortak yaşam alanı içerisinde, hoşgörü ortamında yaşam sürdürülmüştür.İlçede yerleşmeler düzenli bir doku göstermezler. Ziriye boğazı içersinde ve Asi nehri boyunca görülen yerleşme yoğunluğu ilçenin kuzeydebatısında yer alan Musa dağı eteklerinde ve iç kısımlarında azalmaktadır. Önceleri kerpiçten yapılan yerleşmeler 1980'li yıllardan itibaren ekonomik yapının iyileşmesi ve ulaşımın gelişmesiyle tuğla ve biriketten yapılmaya başlanmış, tek katlı olan eski evlerin yerini 2-4 katlı betonarme evler almaya başlamıştır. Çatı örtüsü olarak ekonomik aktiviteler açısından daha işlevsel olan düz damlar ve kiremit hâkimdir.İlçede nüfusun büyük bir kısmı tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Kırsal yerleşmelerin % 47'si meyvecilik , % 44'ü sebzecilik % 3'ü işçilik % 6'sı diğer ekonomik faaliyetlerden geçimini sağlamaktadır. 382 Km2 alana sahip Samandağ'ın arazinin % 49'u tarım alanları, % 33'ü orman ve fundalık, %18 tarım dışı alanlar gibi diğer arazileri oluşturmaktadır. İlçenin uygun iklim ve toprak şartlarına sahip olması, yöre insanının çalışkanlığı sonucunda yılda 2 hatta 3 kez ürün alınabilmektedir.Samandağ'da toplam tarım alanı 188.700 dekardır. Bunun % 42'sinde sebze, % 28,5'inde hububat, % 9,7'sinde narenciye, % 12,9'unda da diğer meyve (erik, incir, nar, malta eriği), % 5,2'sinde zeytin, % 1,2'sinde sera ürünleri, % 0,4'ünde ise tütün yetiştirilmektedir. Son zamanlarda kuru tarım alanlarında zeytin bahçelerine dönüştürüldüğü görülmektedir.Besi hayvancılığı ve süt inekçiliğinde verilen kredilerle birlikte ahır hayvancılığında gelişmeler gözlenmektedir. Yörede geçimlik amacıyla yapılan hayvancılığın yerini giderek ticari amaçlı hayvancılık almaktadır. Çevlik koyunda yapılan liman ve Meydan köyü sahilindeki barınak, balıkçılığın gelişmesine ve yaklaşık 600 ailenin geçimini balıkçılıktan sağlamasına imkân tanımıştır.Samandağ ilçesi denizi ve iklimiyle, doğal güzellikleri, tarihi eserleri ve kültürel değerleriyle cazip şartlar taşıyan bir ilçe olmasına rağmen mevcut tesislerin yetersiz ve niteliksizliği, yerel yöneticilerin ilgisizliği ve tanıtım eksikliği, turizmin gelişmesini engellemektedir.Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Beşeri Coğrafya, Şehir, Hatay, Samandağ, Organik Tarım, Seracılık, Etnik yapı

Veysel Kuşçu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Karakoçan ilçesinin coğrafî etüdü

Karakoçan İlçesi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde yer almaktadır. Elazığ İli'ne bağlı olan Karakoçan, 1936 yılında ilçe statüsü kazanmıştır. Bugün 1085 km2 yüzölçümüne sahip ve 89 köyü bulunan ilçemizin çok sayıda mahalle düzeyinde yerleşmesi bulunmaktadır.Karakoçan İlçesi, genellikle volkanik dağlar ve platolardan oluşmuş yeryüzü şekillerine sahiptir. Bu şekiller, Karakoçan fay zonu tarafından parçalanmıştır. Sahadaki akarsuların çoğu fay hatlarını takip etmektedir. Kolan Kaplıcası fay zonu üzerinde yer almaktadır. Karakoçan fay zonuna bağlı olarak gelişen ve Karakoçan Şehri'nin de üzerinde yer aldığı Karakoçan Ovası tektonik kökenli bir ovadır. Karakoçan'da ortalama yükselti fazladır. En yüksek noktalar Kurucadağ volkan konisi üzerinde yer alan tepelerdir (2372 m). Karakoçan İlçesi, bütünüyle Peri Suyu'nun drenaj sahasına girmektedir. Yarı nemli olan iklim daha çok karasal iklimin özelliklerini gösterir. Karakoçan'da meşe ormanları geniş yer tutar. Ancak tahribattan dolayı meşe ormanlarının önemli bir kısmı özelliğini yitirmiştir. Bu nedenle antropojen step sahaları giderek genişlemektedir.Yerleşme tarihî Kalkolitik Çağ'a kadar inen Karakoçan İlçesi'ndeki yerleşmeler daha çok Selçuklular döneminden sonra artmıştır. Nüfusun en belirgin özelliği göçlerdir. Hemen her ailede 2?3 kişi Avrupa'da işçi olarak çalışmaktadır. Gurbetçilerin yakınlarına sağladıkları yardımlarla Karakoçan'da modern bir yapılaşma görülmektedir. Günümüzde yurt içine de önemli miktarlarda göçler olmaktadır. Bu nedenle kırsal kesimde nüfus azalmaktadır. Hatta tüzel kişiliği devam ettiği halde, nüfusu olmayan köyler de vardır. Karakoçan şehri, ?Merkezi Özelliği? olan bir yerleşmedir. Yakın çevresinde gelişmiş şehirler olmadığı için Karakoçan'da çok canlı bir ticaret vardır. Yeraltı ve yerüstü şebekelerini büyük ölçüde tamamlayan şehir, planlı bir şekilde büyümektedir.Ekonomisi hayvancılığa dayanan ilçede, yaylacılığın tarihî bir önemi vardır. İlçenin kırsal kesimleri adeta boşaldığı için geleneksel yaylacılık kültürü, günübirlik yaylacılığa dönüşmüştür. Hatta mera hayvancılığı, yerini yavaş yavaş besi hayvancılığına bırakmaktadır. İlçede hayvancılık ekonomisine bağlı olarak hayvan ürünlerini işleyen tesisler gelişmiştir. Çok verimli bazaltik topraklara sahip olduğu halde karasal iklimin özelliğinden dolayı tarım faaliyetleri ikinci planda gelmektedir. Tarımsal faaliyetler içinde en çok tahıl tarımı yapılmaktadır. Bu tür faaliyetler daha çok ailelerin ihtiyacını karşılamaya yöneliktir. Bununla birlikte köyde oturduğu halde tarım ve hayvancılık faaliyetleri ile uğraşmayan aileler de vardır. Bu aileler yurtdışında çalışanlarının sağladığı yardımlarla geçinmektedirler.Karakoçan'da hayvancılığa dayalı birkaç sanayi tesisi vardır. Ancak finansman yetersizliğinden bu tesislerde istenilen gelişme sağlanılamamaktadır. Sahanın, yakınında büyük şehirler bulunmadığı için Karakoçan'da gelişmekte olan büyük bir ticaret hacmi vardır. Bu durum özellikle gurbetçilerin geldikleri yaz aylarında daha da belirginleşmektedir. Sahanın, bir diğer özelliği turizm potansiyelinden kaynaklanmaktadır. Kolan Kaplıcaları başta gelen turizm potansiyelidir. Kolan Kaplıcaları her yıl binlerce ziyaretçinin akınına uğramaktadır.Sahanın başlıca sorunları arasında depremsellik ve kütle hareketleri gelmektedir. Bu nedenle riskli bulunan köy yerleşim yerleri değiştirilmeli ve yapılarda deprem yönetmeliğine uyulmalıdır. Hayvancılığın tarihi bir önemi vardır. Ancak hayvancılık her geçen gün önemini yitirmektedir. Ayrıca meşe ormanları giderek daralmakta ve meralar bozulmaktadır. Bu nedenle ormanlar korunmalı, meralar ıslah edilmeli, hayvancılık geliştirilmelidir. Ayrıca terör olaylarına karşı halkın bilinçlendirilmesi ve göç olaylarının önlenmesi gerekir.Anahtar Kelimeler: Karakoçan, Şehir, Yerleşme, Ekonomi, Özlüce Baraj Gölü, Kolan Kaplıcası, Kurucadağ, Mahalle, Hayvancılık, Tahıl Tarımı, Meşe Ormanı, Mera

Ahmet Mor
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Nazımiye ilçe merkezi'nin beşeri ve iktisadi coğrafyası

Nazımiye Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünde yer alan Tunceli iline bağlı bir ilçedir. Araştırma alanı Nazımiye ilçe merkezi ile sınırlı olup bu yerleşme yaklaşık 3 km²'lik bir alanı kaplamaktadır. Harçik Çayı araştırma sahamızın en önemli akarsuyudur.Nazımiye İlçe merkezinin beşeri coğrafya özellikleri büyük ölçüde yeryüzü şekillerine ve iklime bağlı olarak biçimlenmiştir. Tarih boyunca ilçe nüfusu belirli bir limitte sınırlı kalmıştır. Bu durumun en önemli nedeni yeryüzü şekilleri ve iklimin ekonomik faaliyetleri ve özellikle tarımı sınırlandırmasıdır. İlçe merkezinin ekonomik potansiyelleri sınırlıdır. Ziraat yukarıda denildiği gibi yüzey şekillerinin engebeli olması nedeniyle yaygın olarak yapılamaz. Hayvancılık bu nedenle yapılan bir ekonomik faaliyettir. Nazımiye tarihsel süreç boyunca Abbasiler, Selçuklular, Artuklular, Akkoyunlular ve Osmanlının hâkimiyetinde kalmıştır.

CoğrafyaEkonomiNüfus+1
Nursen Açık
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük Çay Havzası'nın (Elazığ batısı) genel ve uygulamalı jeomorfolojisi

Bu çalışmada, Elazığ'ın güneybatısında, Uluova ile Malatya Havzası arasında bir geçiş alanında yer alan ve Kömürhan Boğazı'na bağlanan Büyük Çay Havzası'nın jeomorfolojisi, jeomorfolojik gelişimi, arazi kullanım özellikleri ve jeolojik-jeomorfolojik özelliklerden kaynaklanan sorunları değerlendirilmiştir. Büyük Çay Havzası kuzeyden Bulutlu-Heybeli Dağı, güneyden ise Karga Dağı ile çevrelenmektedir. Ortalama yükseltisi 2000 m'yi bulan bu dağlar arasında tektonik hatlarla sınırlı, birbirinin devamı şeklindeki iki çukurluk bulunmaktadır. Bunlar, batıda Topalkem Havzası, doğuda ise Yalındamlar Düzü'dür. Büyük Çay Havzası, kendisini çevreleyen havzaların jeomorfolojik gelişimi ile Orta Miyosen'den günümüze kadar devam eden neotektonik aktivitelere göre şekillenmiş bir sahadır. Havzanın oluşumuyla Kömürhan Boğazı'nın Malatya Havzası'nı kapması arasında sıkı bir ilişki vardır. Fırat Nehri'nin bu boğazı açması ile birlikte Büyük Çay öncelikle Topalkam Havzası'nı daha sonra ise Uluova Havzası'na bağlı bulunan Yalındamlar Düzü'nü kaparak su toplama alanını genişletmiş ve bugünkü şeklini almıştır. Bu alanda hüküm süren diğer fiziki ortam koşulları da oluşan bu jeomorfolojik süreçlerin denetiminde gelişmiştir. Diğer taraftan, beşeri faaliyetler ise bu ortamda bazı değişikliklerle neden olmakla beraber, bu şartların izin verdiği ölçüde sürdürülmektedir. Bununla beraber, sahanın jeomorfolojik özellikleri ile arazi kullanımı arasında da sıkı bir ilişki söz konusudur. Ancak bu konuda bazı uyumsuzluklar mevcut olup yanlış kullanımlar görülmektedir. Ayrıca sahada jeolojik ve jeomorfolojik kökenli bir takım sorunlar yaşanmaktadır.ANAHTAR KELİMELER: Büyük Çay Havzası, Jeomorfoloji, Topalkem Havzası, Yalındamlar Düzü, Kömürhan Boğazı.

Jeomorfoloji
Muzaffer Siler
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim coğrafyası bakımından Doğu Anadolu Bölgesi ilerinde okullaşma oranları (1980-2000)

Günümüzde ülkelerin kalkınmasında ekonomik ve sosyal gelişim hızları büyük rol oynamaktadır. Bu faktörlerin ortaya çıkışı ve gelişmesi ise insan kaynaklarıyla mümkündür. Bu nedenle bir ülkenin sahip olduğu insan gücünün niteliği ile ekonomik ve sosyal gelişimi arasında doğrudan bir ilişki söz konusudur. Bu noktada çoğu ülkeler eğitimli nüfusa önem vermekte, çalışmalarını ve yatırımlarını bu yönde gerçekleştirmektedirler.Bu çalışmada eğitimin kişi ve toplum üzerindeki ekonomik ve sosyal etkileri ve önemi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Doğu Anadolu Bölgesi'nde 1980'den 2000 yılına kadar il istatistikleri ışığında, okullaşma oranları, ilerin coğrafi özellikleri de göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler yapılırken, TÜİK'in Genel Nüfus Sayımı, Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri ve Milli Eğitim İstatistiklerinden faydalanılarak, tablo, grafik ve haritalar oluşturulmuştur.Sonuç olarak, nüfusun eğitim durumu ile coğrafi şartlar arasındaki ilişki, Eğitim Coğrafyası kapsamında ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Eğitim, okullaşma, eğitim coğrafyası, eğitimin önemi.

Nazife Çolak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergani ilçesi'nin coğrafyası

Ergani, idari olarak Diyarbakır'a bağlı bir ilçe merkezidir. Doğu Anadolu Bölgesi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesini birbirinden ayıran sınır çizgisinde yer alır. Coğrafi anlamda Yukarı Fırat Bölümü'nün Güneydoğu Toroslar Yöresine dahildir. Bu anlamda da Ergani ilçe merkezi Doğu Anadolu Bölgesi sınırları içinde yer alır. 1559 km2lik alanı ile 1 belde ve 82 köyün idari merkezidir. Ergani Anadolu'da Neolitikten beri, nüfuslanıp yerleşmeye sahne olan merkezlerden biridir. Çayönü yerleşmesinin Ergani sınırları içinde yer alması tarım, hayvancılık, yerleşik hayat tarzı gibi birçok konuda ilk olma kimliği kazandırmıştır. Güneydoğu Anadolu ile Anadolu'nun diğer kesimleri arasındaki ulaşımın en önemli engeli dik bir duvar gibi uzanan Güneydoğu Toroslardır. Ancak belirli yerlerden geçilebilen bu dağ sıralarını aşan nadir geçit yerlerinden birisi de Maden çayı vadisidir. İşte tarihi ?Kral Yolu?nun da içinden geçtiği Dicle vadisinin en önemli özelliği tabii bir yol güzergâhı olmasıdır. Tarihin en eski çağlarından beri yol olarak kullanılan Dicle vadisine bugün de Güneydoğu Anadolu'yu Anadolu'nun diğer yerlerine bağlayan Elazığ-Diyarbakır karayolu ile Haydarpaşa-Kurtalan demiryolu yerleşmiştir. Bu vadinin geçit rolü herşeyden üstündür. Bu küçük yerler büyük nüfus topluluklarını barındırabilecek başka elemanlara sahip olmadıklarından, buraları duraklama, konaklama yeri değil, sadece bir geçit yeri olarak kalmıştır.Güneydoğu Anadolu'yu, Doğu Anadolu'ya bağlayan kara ve demiryollarının ilçenin içinden geçmesi ile sosyal ve iktisadi yapıda çok büyük değişmeler meydana gelmiştir. İlçenin farklı kesimlerinden yol kenarına olan göçler, Ergani şehrinin oluşmasına, karayolu çevresinde yeni yerleşim birimlerinin teşekkülüne zemin hazırlamıştır. Geçmişte tamamen kırsal nüfusun ve kırsal ekonominin egemen olduğu Ergani İlçesi'nde, bugün nüfusun büyük bir bölümü şehirde yaşamaktadır. Göçlerin etkisi ile nüfusta meydana gelen dinamik yapı, kırsal ve kentsel alanı beraber değiştirmiştir. Kırsal alanda nüfus yoğunluğu düşerken, Ergani Şehri'nde nüfus yoğunluğu artmıştır.Ergani, araştırma sahasını kuzeyden ve güneyden çevreleyen Güneydoğu Toroslar ve Karacadağ volkan kütlesi arasında K-G yönünde dağlık kütlenin arasına yerleşmiş bir ilçedir. İlçenin kuzeyinde Maden Dağları kütlesi, orta kesimde Ergani-Bereketli depresyonu ve güneyde Karacadağ bazalt platosu, Maden çayı ve Dicle Nehrinin kolları üzerinde kurulan Kralkızı ve Devegeçidi baraj göllerinin varlığı farklı jeomorfolojik birimlerin oluşumuna neden olmuştur. Farklı jeomorfolojik birimler üzerinde gelişmiş olan yerleşmelerde, nüfus ve iktisadi faaliyetler farklılık göstermektedir. İktisadi faaliyetlere bağlı olarak gelişen birçok geçici ve daimi kır yerleşmeleri araştırma sahasında yer almaktadır.Ergani'de doğal çevrenin etkisi ile oluşmuş çok farklı iskân şekilleri mevcuttur. Köyler ve köyden küçük yerleşmelerin sayısının sahada oldukça fazla olmasının temel sebebi, topografyanın bu tarz yaşamı desteklemesidir. Farklı fizyonomi, yapı ve dokudaki köylere, mezralara, komlara, bağ evlerine ve diğer kırsal yerleşmelere sahanın hemen her bölümünde rastlamak mümkündür. Doğal çevre şartlarına bağlı ve kırsal ekonomik faaliyetlere göre fonksiyonelleşmiş yerleşim birimleri ve meskenler yerleşme coğrafyası açısından oldukça güzel örnekler oluşturur.

CoğrafyaDiyarbakır-ErganiJeomorfoloji+1
Esen Durmuş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye coğrafya bibliyografyası (1980-2005)

Bibliyografya, yayınları tanımlama, onlar hakkında tanıtıcı, niteleyici ve benzerlerinden ayırıcı bilgiler sunma işidir. Bu bakımdan bibliyografik eserler, araştırmacıya ilgilendiği bir konu üzerinde zaman kaybetmeksizin, en kısa yoldan güvenilir kaynaklara ulaşma imkânı sağlaması bakımından oldukça önemlidir. Bu doğrultuda, Türkiye'de çeşitli konulara yönelik birtakım bibliyografik çalışmalar yapılmıştır.Bu çalışma ile ?Türkiye Coğrafya Bibliyografyası (1980-2005)?, 1980-2005 yılları arasında yapılan coğrafi çalışmalar bir araya getirilerek araştırıcı ve öğrencilere en az zamanda en çok yayından faydalanmalarını sağlamak amacıyla dergiler, kitaplar, bildiriler derlenerek bir bibliyografya çalışması yapılmıştır.Anahtar kelimeler: Türkiye, Bibliyografya, Coğrafya, 1980-2005.

Coğrafi konumCoğrafi olaylarCoğrafi veri sistemleri+7
Seval Çelikbağ
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Fethiye Ovası ve yakın çevresinde doğal ortam-insan ilişkileri

Fethiye Ovası Türkiye'nin güneybatı köşesinde Akdeniz Bölgesinin, Antalya Bölümünün, Teke Yöresi'nde yer almaktadır. Fethiye Ovası doğu-batı doğrultunda yaklaşık 13 km uzunluğunda kuzey - güney yönünde yaklaşık 5-6 km lik bir uzunluğa sahiptir. Ova yaklaşık 70 km2'lik alan kaplamaktadır. Ova tabanında Fethiye kenti bulunmakta olup Fethiye Ovası, Fethiye körfezi çevresindeki en önemli ve en geniş alüvyal ovadır. Fethiye Ovası'nın oluşumunda ana hatları batı-doğu yönlü faylar etkili olmuştur. Ova batıdan Fethiye körfezi kıyıları ile Akdeniz, doğudan Fethiye Ovasını Eşen grabeninden ayıran eşik saha, güneyde ise Babadağı (1968 m) ve Mendos Dağı (1750 m) kütlesi ile sınırlanmıştır. Sahanın kuzeyi ise Kızıldağ, Ahat dağı (Çal tepesi 1259 m), Haticeana dağı (1079 m), Geyran dağı (Geçmiş tepe 1326 m) ve Dolukızlan tepesi gibi dağlık ve tepelik alanlar tarafından sınırlandırılmıştır.Fethiye Ovası ve yakın çevresinde Mesozoyik, Tersiyer ve Kuvaternere ait formasyonların birimlerine rastlanılır.Araştırma alanı Akdeniz iklim kuşağında yer alır. Ancak ovadan özellikle kuzeye ve yüksek kesimlere doğru gidildikçe Akdeniz iklimi değişikliğe uğrar. Fethiye'de ortalama sıcaklıklar Ocak ayı için 10 oC Temmuz ayı için 27,5oC dir. Yaz kuraklığı çalışma alanında çok belirgindir. Yine Fethiye için en yağışlı ay Aralık olup yıllık yağışın yaklaşık % 23.2' si bu ayda düşmekte ve ayrıca yağışın % 57' si, kış aylarında düşmektedir.Çalışma sahasındaki başlıca topraklar alüvyal topraklar, kırmızı Akdeniz toprakları, kireçsiz kahverengi orman toprakları, kahverengi orman toprakları, kollüvyal topraklar, kırmızı kahverengi Akdeniz toprakları, organik topraklar ve hidromorfik topraklardır.Çalışma alanının başlıca akarsuları Kargı çayı, (Çayboğazı deresi), Susambeleni deresi, Çerçi deresi, Eldirek deresi (Üzümlü deresi), Mersinli deresi ve Karapınar deresi başlıca akarsulardır. Belirtilen akarsuların Kargı çayı dışındakiler mevsimlik karakterde olup sürekli akış göstermezler.Araştırma alanının hakim bitki örtüsünü kızılçam (Pinus Brutia) ormanları oluşturmaktadır. Orman örtüsünün tahrip edildiği yerler maki denilen ağaççık ve çalılarla kaplıdır. Ayrıca araştırma alanında taban suyunun yüksek olduğu alanlarda Türkiye'de relikt olarak sadece Fethiye ve Köyceğiz çevresinde bulunan Sığla ağacı (Günlük) ( Luqidiambar Orientalis) ormanları yetişir.Fethiye Ovası ve yakın çevresinde doğal ortam özelliklerinden kaynaklanan çeşitli derecede erozyon, taslılık, tuzluluk, alkalilik, çoraklık, siltasyon, taskın, yüksek taban suyu, drenaj, heyelan ve kütle hareketleri gibi bazı problemler vardır.Antik çağlardaki adı Telmessos olan Fethiye, Anadolu uygarlıklarının en eskilerinden biri olan Likya Devletinin batıda Karia sınırındaki en önemli kentidir. Elde edilen yazılı belgelerde kentin geçmişinin M.Ö 5.YY 'a kadar uzandığı belirtilmektedir.İnceleme alanında yasayan ve değişik ekonomik faaliyetlerde bulunan insanlar ile doğal ortam arasındaki sıkı bir ilişki vardır. İnceleme alanında, tarım, hayvancılık ve turizm ekonomik faaliyetlerin basında gelmektedir. Fethiye, koylarla bezenmiş körfezi, doğal güzellikleri, Antik Likya Uygarlığının arkeolojik birikimleri, kültürel değerleri, olumlu iklimi ve bereketli topraklarıyla önemli turizm merkezlerinden biridir.Bu çalışmada Fethiye Ovası ve yakın çevresinde doğal ortam-insan ilişkileri üzerinde durulmuştur.İnceleme alanında jeomorfoloji, iklim ve toprak özellikleri yerleşmelerin dağılışına, sahadaki nüfusa ve ekonomik faaliyetlere doğrudan yön vermekte bazı alanlarda ekonomik faaliyetleri kısıtlamaktadır. Kısaca Fethiye Ovası ve yakın çevresinde beşeri faaliyetler doğal ortam özelliklerinin denetiminde gerçekleşmektedir.ANAHTAR KELiMELER: Coğrafya, Fethiye, Fethiye Ovası, Doğal Ortam,İnsan

Coğrafi özelliklerDoğal yapıDoğal çevre+3
Ramazan Can
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Şereflikoçhisar İlçesi'nde nüfus, yerleşme ve ekonomik faaliyetler

Şereflikoçhisar'da Nüfus, Yerleşme ve Ekonomik Faaliyetler adlı bu yüksek lisans tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde, araştırma sahasının genel özelliklerine, çalışmanın amacına ve çalışma esnasında uygulanan yöntemlere değinilmiştir. İkinci bölümde ise, araştırma sahasının nüfus özellikleri ele alınmıştır. Bu bölümde yıllara göre nüfusun gelişimi, nüfus hareketleri, kırsal ve şehirsel nüfus özellikleri, nüfusun sosyal ve ekonomik durumu ile kırsal nüfusun dağılışı, aritmetik ve fizyolojik yoğunlukları ele alınmıştır. Üçüncü bölümünde, yerleşme özelliklerine değinilmiştir. Kırsal yerleşme tipleri, kırsal meskenlerin özellikleri, şehir yerleşmesinin gelişim dönemleri, ve şehirsel fonksiyonlar geçmişten günümüze ele alınmıştır. Dördüncü bölümde, ekonomik faaliyetler ele alınmıştır. Ekonomik faaliyetleri etkileyen fiziki coğrafya özellikleri, arazi mülkiyeti, tarım, hayvancılık, sanayi ve ticaret özellikleri tarihsel süreçte gösterdiği gelişimle ele alınmıştır. Beşinci bölümde ise, elde edilen sonuçlar değerlendirilmiş, çalışma sahası ile ilgili tespit edilen sorunlar ve bu sorunlara çözüm önerileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Birinci ve beşinci bölüm hariç diğer bölümlerde ele alınan konular ile ilgili konuların anlaşılabilirliğini kolaylaştırmak amacıyla çeşitli haritalar, tablolar ve grafikler yapılmıştır.

Ankara-ŞereflikoçhisarCoğrafi özelliklerEkonomi+4
Fatih Altuğ
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kızıltepe ilçesi'nin (Mardin) beşeri ve ekonomik coğrafyası

Bu çalışmada Ülkemizin Güney Doğu Anadolu Bölgesinde Mardin İli'ne bağlı Kızıltepe İlçesi'nin nüfusu, yerleşme özellikleri ve ekonomik faaliyetleri incelenmiştir. Kızıltepe ilçesinin 1935?2007 yılları arası bazı dönemlerde nüfusta artış, bazı dönemlerde ise nüfusta azalmalar görülmüştür. Doğal ve beşeri faktörlerin etkilediği nüfus artışı ve azalması nüfusun aritmetik ve fizyolojik nüfus yoğunlukları, yerleşmelerin nüfus büyüklüğü, cinsiyet yapısını ve eğitim durumunun değişmesini sağlamıştır. Kızıltepe İlçesi'nin nüfus açısından en önemli özelliği 1935 yılından bu yana nüfusunun büyük artış göstermesi ve kırsal kesim ile şehirsel kesim arasında fazla sayıda nüfus göçü görülmesidir.Kızıltepe İlçe merkezi yerleşmesi milattan önceye dayanmakta ve araştırma sahamızın büyük bir kısmının verimli bir ovaya sahip olması, tarih boyunca önemli bir yerleşim yeri olarak önemini korumasını sağlamıştır. Saha içinde yerleşmelerin büyük kısmının ovalık alanda yoğunlaştığı görülmektedir.Araştırma sahası ova tabanı ve yükseltinin 1050 metreyi geçmeyen dağlık alanlar olmak üzere 2 farklı morfografik üniteden meydana gelmektedir. Zengin alüvyal arazinin hâkim olduğu ova tabanında zirai faaliyetler yoğun bir şekilde yapılmaktadır. Kuzeydeki engebeli ve dağlık alanlarda ormancılık, bağ-bahçe ve hayvancılık faaliyetleri hâkim ekonomik faaliyeti oluşturmaktadır. Araştırma sahasında tarım alanları arazi kullanımı içerisinde en fazla orana sahiptir. Toplam tarım alanı içerisinde tarla tarımı yapılan alanlar % 94,5'lik oran ile en önemli kullanımı oluşturmaktadır. Bölgede buğday, mercimek, arpa, mısır ve pamuk en fazla üretilen ürünlerdir. Son yıllarda tarımda sulamanın başlamasıyla meyvecilik dikkat çeken bir ekonomik faaliyettir.Anahtar Kelimeler: Kızıltepe, Mardin, Nüfus, Yerleşme, Tarım,

Beşeri coğrafyaCoğrafi özelliklerDoğal çevre+6
Cebrail Öztürk
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ilinde pamuk tarımı ve Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesindeki tekstil fabrikaları

Adana ili 35° - 38° kuzey enlemleri ile 34° - 36° doğu boylamları arasında, AkdenizBölgesi'nde yer almaktadır. Adana ilinin Kuzeyinde Kayseri, doğusunda Kahramanmaraş ve Gaziantep, batısında Niğde ve Mersin güneydoğusunda ise Hatay illeri bulunmaktadır. 14.030 km2 yüz ölçümüne sahip olan ilin merkez dahil 15 ilçesi, 46 belediyesi, 550 köyü bulunmaktadır. Cumhuriyet'ten önce Adana ilinde tarımsal faaliyetler yok denecek kadar azdı. 1956 yılında Seyhan Barajı'nın açılması, tarımsal mücadelenin başlaması 1970'li yıllarda sulama kanallarının açılması, 1980'li yıllarda II. ürün uygulamasının başlamasıyla pamuk tarımı yapılan alanlar büyük ölçüde artmıştır. Polikültür tarımın yaygın olarak yapıldığı bu ovada pamuk tarımındaki gelişmelerin belirlenmesi ve pamuk tarımının Adana sanayisine olan etkisinin araştırılması yapılacaktır. Adana ilindeki pamuk tarımı ve tekstil fabrikaları Adana ilinin gelişmesinde öncü sektör olmuştur.Bu çalşmada araştırma alanın yeri, sınırları belirtildikten sonra Adana ilinin Türkiyepamuk tarımı ile tekstil sanayisi'ndeki yeri ile ilgili bilgiler verilmiştir.Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi'ndeki Tekstil Fabrikaların üretim, ihracat, kuruluş bilgileri ile Adana Türkiye ekonomisine katkıları ile ilgili bilgiler verilmiştir

AdanaCoğrafi özelliklerEkonomik etki+7
Tayfun Yılmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ Şehri'nin eğitim fonksiyonu

Eğitim fonksiyonu, şehrin hizmet üretiminde ve büyümesinde sınırlarının genişlemesinde işlev gören temel fonksiyonların başında yer alır. Eğitim fonksiyonu şehrin gelişmesine hâkim olan yön veren ve adeta şehri yaşatan bir işleve sahiptir. Yani şehrin hâkim olan fonksiyonudur. Şehrin eğitim fonksiyonu, civara ve uzak olan alanlara, dışarıya bağlayan bir niteliğe sahiptir. Şehrin en önemli hizmet ihtiyacının karşılanması, şehrin morfolojisini ve dokusunu etkiler. Eğitim fonksiyonu şehri şekillendiren, dönüştüren bir işleve de sahiptir.Eğitim Fonksiyonu:1-Var olması, gelişmesi ve büyümesi, yönü, toplanma ve dağılması ile mekâna ihtiyaç gösteren, mekânı tanzim eden düzenleyen,2- Merkezi yer, fonksiyonel akım ve coğrafi çevresi büyük olması yönü ile mekânı aşan bir fonksiyonel karaktere sahiptir. Şehrin yakın ve uzak çevresinde etkili olması nedeni ile şehrin, şehir dışı çevresi ile olan ana bağlantılarından birisini meydana getiren fonksiyondur.Elazığ'ın günümüzde üzerinde iskân edildiği yerleşmenin genişlediği sahanın özellikleri, tüm kentsel yaşamı etkilediği, her türlü doğal ve beşeri çevre özelliğini yapısal olarak dönüştürdüğü muhakkaktır. Nüfusun dağılışı, yerleşme dokusu, dikey ve yatay kentleşme eğilimleri, iktisadi faaliyetler, ulaşım ağı, Kuruluş yeri nitelikleri bilinmeden projelerin ortaya konamayacağı temel beşeri faaliyetlerdir. Doğal çevre özelliklerinin başında ise doğal çevrenin niteliklerini iyi tespit etmek gelmelidirEğitim fonksiyonu tarihi dönemlerde doğal çevre koşullarının etkisinde iken sanayi devrimi ve sonrasında yaşanan kentleşme süreci, Yapıyı tamamen tersine çevirmiştir. Dünyada nüfus dağılışı kentler lehine değişmiştir. Kentlerin pek çoğunda kendine özgü sanayi, ticaret ve hizmet sektörlerinin gelişimi ile diğer fonksiyonlarında farklılıklar meydana gelmiştir. Öyle ki jeolojik ve jeomorfolojik açıdan uygun yerleşim şartlarına sahip olmayan pek çok yerleşim birimi ulaşım ağının kavşağında olması veya sanayi ve hizmetin merkezinde yer alması gibi nedenlerle fiziki çevre koşullarından bağımsız olarak büyümüştür.Elazığ'ın eğitim fonksiyonuna dâhil alanlar oluşturulurken, idari, ekonomik, siyasi, teknolojik ve mimari boyutlarının yanında, kuruluş yerinin doğal ve beşeri özellikleri de planlanmalı ve Hem fiziki hem de antropojen boyutlar ve buna uygun yer seçimi, fonksiyonel akım değerlendirilmelidir.

Beşeri coğrafyaElazığEğim+1
Berika Özdal
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya Havzası ve çevresinde iklim özelliklerinin meyveciliğe etkisi

İnceleme alanını oluşturan Malatya Havzası, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nün batısında yer almaktadır. Kuzeyde Doğu Toroslar, güneyde Güneydoğu Toroslar arasında yer alan havza tektonik oluşumlu geniş tabanlı bir üçgen şeklindedir.Coğrafi konumu nedeniyle Malatya Havzası, Doğu Anadolu Bölgesi'nden farklı iklim özellikleri göstermektedir. Yörede karasal iklim özellikleri yaşanmakta olup, yaz mevsimi çevresine göre daha ılıman geçmektedir. Uzun yıllar 366.6 mm olan toplam yağışın büyük bölümü ilkbahar mevsiminde düşmektedir. Yıllık yağış miktarının az, yaz sıcaklıklarının yüksek olması şiddetli kuraklığın yaşanmasını sağlamaktadır. Havzada kaynak sularının azlığı ve mevcutlarının verimli kullanılamaması tarımda sulama sorununu doğurmuştur. Yağış ve sulamanın yetersizliği havzada yaşayan halkı zorunlu olarak meyveciliğe yöneltmiştir. Bu zorunluluk Malatya Havzası ve çevresini Dünya kayısı üretiminde I. sıraya yerleştirmiştir. Yörede kayısı ile birlikte kiraz, elma ve üzün ekonomik anlamada geniş alanlarda üretilen diğer meyve türleridir. Havzada yetiştirilen meyveler özellikle de kayısı iklim şartlarından önemli ölçüde etkilenmektedir. İlkbahar geç donları ve sonbahar erken donları ile birlikte diğer meteorolojik şartlar da havza genelinde meyve üretimini olumsuz etkilemektedir.Bu çalışmada, havza genelinde uzun dönem rasat yapan meteoroloji istasyonlarının verileri kullanılarak havzanın iklim özellikleri belirlenmiştir. Üretim miktarlarının düşük olduğu yıllar ile bahar mevsiminde düşük sıcaklıkların görüldüğü yıllar karşılaştırılmıştır. Ayrıca Malatya Meyvecilik Araştırma Enstitüsü'ne ait otomatik istasyonların verileri de kullanılmıştır.Sonuçta; Malatya Havzası ve çevresinde yaşanan iklim özelliklerinin havzada yetiştirilen meyve türleri için uygun olduğu görülmüştür. Ancak bazı yıllar ilkbahar döneminde yaşanan düşük sıcaklıkların özellikle kayısı üretimini olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Üretimin düşük olduğu yıllarda yaşanan olumsuz havza şartlarının havza genelinde aynı ölçüde zarara yol açmadığı da belirlenmiştir. Havzada yaşanan bu farklılık jeomorfolojik özelliklerden kaynaklanmaktadır. Buna en çarpıcı örnek Yeşilyurt ve Battalgazi çevresidir. Yaşanan sıcaklık terselmesi nedeniyle Battalgazi'de meyvelerin düşük sıcaklıklardan etkilenme riski daha yüksektir. Bu nedenle havza genelinde çevresine göre çok alçak alanlar meyve yetiştirilmesi için uygun değildir.Anahtar Kelimeler: Malatya Havzası, Meyvecilik, Kayısı, İklim özellikleri, Sıcaklık terselmesi

Coğrafi özelliklerHavzalarKayısı+7
Ümmiye Hatun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de idari alanların belirlenmesi ve sorunları: Sumbas örneği

Akdeniz Bölgesi'nin Adana Bölümü ve Osmaniye İli'nin kuzeybatısında yer alan Sumbas İlçesi'nin idari sınırları içerisinde 16 köy, 48 mahalle ve 17 yayla yerleşmesi yer almaktadır. Sumbas, ilçeye adını veren merkezi yerleşme yeri durumundadırTürkiye'de yasal olarak il, ilçe, bucak ve köy kabul edilen mülki idare alanlarına model olan Sumbas İlçesi'nin kuruluş gerekçelerini belirleyerek, idari alan oluşturmada esas alınan kıstasları büyük ölçüde ortaya koymak; idari coğrafya ve bölge planlaması esaslarına göre il ve ilçe merkezi olabilecek yerleşmelerin sahip olması gereken özellikleri belirlemek; Sumbas İlçesi'nin idari coğrafya bakımından etüt ve analizini yapmak; son 20 yılda il merkezi olan 14 şehir ve Sumbas ilçe merkezinde idari fonksiyona bağlı olarak meydana gelen gelişme ve değişimi net bir şekilde ortaya koymak bu çalışmanın temel amaçlarıdır.Araştırma, Sumbas İlçesi'ni model alarak geçmişten günümüze Türkiye'de mülki idare alanlarının belirlenmesine yönelik uygulamaları, bu uygulamaların ortaya koyduğu sorunları ve bu sorunların çözümüne yönelik önerileri kapsamaktadır.Araştırma, coğrafya ilminin bölgesel coğrafya, beşeri ve ekonomik coğrafya gibi popüler ana bilim dallarının idari coğrafya, kırsal ve şehirsel alan planlaması ve bölge planlaması gibi disiplinlerinin araştırma, yöntem ve tekniklerinin kullanıldığı bir doktora tezidir.Araştırma, ?bölge, mülki idare alanı, merkezi yer ve şehirleşme? kavramları ile bu kavramların çeşitli bilimsel çevrelerde ele alınış şekilleri ve kuramsal yaklaşımları üzerinde durmaktadır.Araştırma, Türkiye'nin Cumhuriyet öncesinde ve Cumhuriyet dönemdeki mülki idare yapısını belirli bir kronolojik düzen içerisinde ve ayrıntılı bir biçimde ele alarak ülkenin mülki idare yapısını geçirdiği evrelerle birlikte ortaya koymaktadır.Araştırma, 1989-2008 yılları arasında il olan ilçeler ile 1991 yılında belde, 1996 yılında ilçe olan Sumbas için alınan resmi kararlar, kanun teklifleri ve gerekçelerini ayrıntılı bir biçimde ele alarak, Türkiye'deki idari alanların belirlenmesi ile ilgili çalışmaların yasal çerçevesini ortaya koymaktadır.Araştırma, Sumbas İlçesi'nin idari coğrafya özelliklerini etüt etmekte, ilçe merkezinin merkezi özellikleri ile kasabalaşma potansiyelini ortaya koymakta ve merkezi yerler kuramı çerçevesinde yerleşmenin kırsal karakterine vurgu yapmaktadır.ANAHTAR KELİMELER: Türkiye, Sumbas, İdare, Mülki İdare Alanı, Bölge, Merkezi Yer, Merkezi Fonksiyonlar, Şehirleşme, İl, İlçe, Bucak, Belde, Köy.

Coğrafi bölgeCoğrafi konumCoğrafi özellikler+7
Hulusi Karagel
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel mekanların kullanımı ve seyyar satıcılık: Diyarbakır örneği

Günümüz kentlerini şekillendiren önemli unsurlardan birisi de seyyar satıcılardır. Seyyar satıcılar özellikle yoğun göç alan kentlerde varlıklarını daha fazla hissettirirler. Kentsel nüfusun yoğunlaştığı mekânları bir iş sahası olarak kullanırlar. Köşe başları, alt ve üst geçitler, kırmızı ışıklarda kavşaklar, otobüs durakları, metro istasyonları, vapur iskeleleri, kaldırımlar vb. yerler, seyyar satıcıların satış yaptıkları mekanlardır.Gelişmiş ülkelerde göreceli olarak az rastlanan seyyar satıcılara, gelişmekte olan ülkelerde daha sık rastlanır. Seyyar satıcılar, Asya, Afrika, Güney Amerika gibi gelişmekte olan ülkelerin göç ile beslenen büyük kentlerinin adeta değişmez görüntüleridir. Gelişmekte olan birçok ülke, bu işi engellemek bir yana, yoksulluğa çare olarak gördüklerinden seyyar satıcılığı desteklemektedir. Bangladeş, Hindistan, Meksika bu ülkelere örnek olarak verilebilir.Ülkemizde seyyar satıcılığın tarihi eski dönemlere kadar iner. Köy köy gezen çerçiler seyyar satıcıların ilk örnekleri arasındadır. Osmanlı dönemi kentlerinde de seyyar satıcılara rastlanır. Cumhuriyet döneminde ise 1950'li yıllardan itibaren kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru olan göçler sonucunda; İstanbul, İzmir, Ankara ve Diyarbakır gibi hızla büyüyen kentlerimizde seyyar satıcıların sayıca çok fazla arttığı görülmektedir.1990'lı yıllar Diyarbakır'ın kentsel alan ve kent nüfusu açısından çok büyüdüğü yıllardır. Bu dönemde Diyarbakır farklı bir göç olgusu ile karşı karşıya kalmıştır: Zorunlu göç. Bölgede yaşanan terör olayları ve buna bağlı olarak köylerin boşaltılması kentsel nüfusu son 25 yılda iki katından fazla artırmıştır. Kent merkezine sığınan bu vasıfsız insanların tek geçim kaynağı gündelik işler ve seyyar satıcılık olmuştur.İşte bu çalışmanın konusunu da Diyarbakır'da önemli bir geçim kaynağı olan seyyar satıcılık ve seyyar satıcıların kentsel mekânları kullanımı oluşturmaktadır. Diyarbakır'daki seyyar satıcılar, araç ve yaya trafiğinin yoğunlaştığı sokak ve caddeleri aralarında resmi bir sözleşme olmaksızın paylaşmışlardır. Diyarbakır'daki seyyar satıcıların çoğunluğunu erkekler oluşturmaktadır. Çocuk yaştaki seyyar satıcılar da azımsanmayacak bir sayıdadır. Seyyar satıcılar arasında evli olanların sayıca fazla olması da bu işin önemli bir geçim kaynağı olduğunun göstergesidir. Diyarbakır'daki seyyar satıcılar kalabalık ailelerden gelmektedir. Ailelerin kalabalık olması ataerkil aile yapısından değil, çocuk sayısının fazlalığından ileri gelmektedir. Seyyar satıcıların eğitim seviyeleri ve elde ettikleri kazançlar da düşüktür. Seyyar satıcıların çoğunluğu göç ile gelenlerin yerleştiği ve gelir seviyesi düşük olan mahallelerde oturmaktadırlar.Anahtar Kelimeler: Seyyar satıcı, Kentsel mekânların kullanımı, Kentsel yoksulluk, Göç, Diyarbakır

DiyarbakırGöçlerKentsel mekan+4
Taner Kılıç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kürk Çayı Havzasının uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak erozyon riskinin belirlenmesi

Kürkçayı Havzasının Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Kullanılarak Erozyon Riskinin Belirlenmesi çalışmasında adından da anlaşılacağı gibi uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak arazideki erozyon riski belirlenmeye çalışılmıştır.Bu çalışma yapılırken CORINE , ICONE ve Analitik Hiyerarşik Süreç (AHP) yöntemleri incelenmiş, bu yöntemlerden RUSLE modelinden faydalanılarak arazideki erozyon riski belirlenmeye çalışılmıştır.Çalışma alanı olarak Türkiye'de erozyonun en fazla görüldüğü yerlerden olan Doğu Ana Dolu bölgesi Elazığ ili Sivrice ilçesi Kürkçayı havzası seçilmiştir. Çalışmada eğim, litoloji, jeomorfoloji, arazi kapalılık durumu, bakı, toprak ve ana kaya aşınabilirlilik haritaları kullanılarak mevcut erozyon durumu ve erozyon risk haritaları oluşturulmuş ve bu haritaların değerlendirilmesi yapılmıştır.Sonuç olarak sahanın erozyon risk değerlendirmesini yapmak için çalışmalar değerlendirilmiş ve değerlendirmelerimiz sonucunda Eğim, NDVI, ve NDSI yardımıyla erozyon risk haritası oluşturulmuştur. Çalışma alanının %1'inde erozyon görülmezken, %23.1'inde çok hafif, %31.6'sında hafif, %26.3'ünde hafif şiddetli, %12.7'sinde şiddetli, %5.4'ünde çok şiddetli erozyon riski belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kürkçayı havzası, Erozyon, Uzaktan algılama, Coğrafi bilgi sistemleri

Analitik hiyerarşi süreciCoğrafi bilgi sistemleriCoğrafya+4
Hulusi Yılmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Pertek (Tunceli) ilçe merkezinin coğrafi etüdü

Araştırma alanına karşılık gelen Pertek, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nün, Aşağı Murat Dağlık Yöresinde yer alan Tunceli iline bağlı bir ilçe merkezidir. Kuzey batısından, Doğu Toroslar'ın uzantısı olan dağlarla, güneyden ise doğudan batıya doğru uzanan Murat Nehri yani şimdiki Keban Baraj Gölü ile çevrilmiştir.Pertek ilçe merkezi, Sakaltutan Dağları'nın güney kesiminde bulunan Süpürgeç Dağı'nın (1844m) güney eteklerinde yer alır. Ortalama yükseltisi 1025 m olan ilçe merkezi akarsuların getirdiği verimli alüvyonların oluşturduğu birikinti yelpazesi üzerinde yer almaktadır.Pertek İlçe'sinin ilk kuruluş tarihi bilinmemesine rağmen, yer değiştirmiş olduğunu ve ilk kuruluş yerinin bugün Keban Baraj Gölü suları içerisinde bir ada görünümünde olan Pertek Kalesi'nin de içerisinde bulunduğu Kerar Mevkii olduğunu söyleye biliriz.Cumhuriyet öncesi bir köy durumunda olan Pertek, 1927 yılında İlçe durumuna getirilmiştir. Pertek 1935 tarihine kadar Elazığ iline bağlı İlçe durumundayken, Tunceli Vilayetinin teşkil edilmesiyle 1936 yılında Tunceli'ye bağlı bir ilçe durumuna getirildi. 1937 yılında Dersim ayaklanması sonucu yine Elazığ'dan yönetilmeye başlanan Pertek, 1946 yılında Tunceli'nin tekrar il olmasıyla birlikte Tunceli'nin 8 ilçesinden biri haline gelmiştir.Pertek'te nüfusun artmasıyla birlikte şehirsel fonksiyonlarda da gelişme ve değişmeler meydana gelmiştir. Hizmet sektörünün ağırlıklı olduğu şehirde turizm ve sanayi alanında daha fazla yatırım olduğu taktirde Pertek kasabasının şehirsel kimliği de kuvvetlenecektir.Anahtar Kelimeler: Pertek Kasabası, Keban Baraj Gölü, Süpürgeç Dağı, Pertek Kalesi.

Beşeri coğrafyaCoğrafi etüdCoğrafi özellikler+3
Emrah Şıkoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ'da tatlı su balıkçılığı ve gelişimi

İnceleme alanımız olan Elazığ İli Doğu Anadolu Bölgesinin güneybatısında, Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. Yüzölçümü 8.455 Km2 si kara, 826 Km2 si baraj ve doğal göl alanları olmak üzere toplam 9.281 Km2 dir. Denizden yüksekliği 1.067 metre olan Elazığ, yeryüzü şekilleri açısından topraklarını dağlık alanlar, platolar ve ovalar oluşturmaktadır. Türkiye topraklarının % 0,12'sini meydana getiren il sahası, 40° 21' ile 38° 30' doğu boylamları, 38° 17' ile 39° 11' kuzey enlemleri arasında kalmaktadır. Bu çerçeve içinde şekil olarak kabaca bir dikdörtgene benzeyen Elazığ ili topraklarının D-B doğrultusundaki uzunluğu yaklaşık 150 km. K-G yönündeki genişliği ise yaklaşık 65 km. civarındadır.İl Sınırları içindeki en önemli akarsu Fırat ve kollarıdır. 86 Km2 yüzölçümü olan Hazar Gölü, İl merkezine 30 Km. mesafededir. Ayrıca Elazığ; Keban, Karakaya, Kralkızı ve Özlüce gibi önemli baraj gölleri ile çevrilidir.Elazığ ilinde su ürünleri avcılığı, Hazar Gölü, Murat ve Karasu Nehirleri ile bunların birleşiminden oluşan Fırat Nehri dolayısıyla çok eski bir geçmişe sahiptir. Fakat Su ürünleri avcılığı beklenilen gelişmeyi sağlayamamıştır.Elazığ ilinde su ürünleri avcılığının yanında yetiştiricilikte önemli bir paya sahiptir. Özellikle ilin üç tarafının sularla çevrili olması kültür balıkçılığında ilerlemede temel etken olmuştur. İlin etrafını saran Keban Baraj Gölü balık yetiştiricileri için çok uygun bir alana karşılık gelmektedir. Diğer taraftan Sivrice ilçesinde bulunan tektonik bir çukurluğa karşılık gelen Hazar Gölü de yetiştiricilik için önemli bir sahaya karşılık gelmektedir.Avcılık yolu ile elde edilen balık miktarını çok fazla artırmak mümkün değildir. Giderek fazlalaşan nüfusumuzun protein açığını beyaz etten karşılamanın en sağlıklı ve akılcı yolu balık yetiştiriciliğini planlı ve programlı bir şekilde artırmaktır.Balık üretiminde artış isteniyorsa, yetiştiriciliğe daha çok eğilip yeni tesis kurmak, mevcut işletmelerin kapasiteleri artırmak ve verimli bir şekilde kullanmak gerekir.Elazığ ilinde yetiştiricilik yolu ile elde edilen su ürünleri miktarı düzenli olarak artmaktadır. Son bir yıl içerisindeki kapasite artışı, bir önceki yıl kapasitesinin yarısından fazladır. Elazığ ilinin var olan potansiyeline göre, gelecek yıllarda bu artışın devam edeceği bilinmekte olup, buna bağlı sanayinin kurulması beklenmektedir.Elazığ ilinde kişi başına düşen yıllık balıketi tüketim rakamları Türkiye ve dünya ortalamasının çok altındadır. Dünya ortalaması 7,6 kg/yıl iken, Türkiye'de kişi başına balıketi tüketimi 8 kg/yıl olarak belirlenmiştir. AB ülkelerinde ve ABD'nde kişi başına balıketi tüketimi sırasıyla 19 kg kişi/yıl ve 28 kg kişi/ yıl olurken, bu miktar Japonya gibi gelişmiş ülkelerde 65,2 kg kişi/yıl, gelişmekte olan ülkelerde (ör: Meksika, Arjantin) ise 13,8 kg kişi/yıl'dır. Bununla birlikte, bu ortalamaların çok üstünde olan ülkeler de bulunmaktadır. Kişi başına balıketi tüketimi Japonya'da 70,6 kg/yıl, İzlanda'da ise 91 kg/yıl olarak tespit edilmiştir. Bu tüketim rakamlarıyla karşılaştırıldığında Elazığ'da kişi başına düşen yıllık balıketi tüketiminin yok denecek kadar az olduğu ortaya çıkmaktadır.Elazığ'da tatlı su balıkçılığını araştırdığımız bu yüksek lisan tezi çalışmasında; Elazığ ilinde avcılık ve yetiştiricilikle elde edilen üretim miktarını, bu faaliyetlerin zaman içerisindeki gelişimini, ayrıca günümüz şartlarıyla varolan potansiyele nasıl ulaşılabileceğini, halkın balıketine ilgisini ve mevcut durum hakkında verilere ulaşmaya çalıştık ve bu verileri değerlendirdik. Çalışmamızın sonunda mevcut durumu daha iyiye ulaştırmak için bazı önerilerde bulunduk.

BalıkçılıkElazığHazar Gölü+4
Hacer Solmaz Paker
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki ikinci el açık oto pazarları ve Samsun örneği

Samsun ili Karadeniz Bölgesinin Orta Karadeniz Bölümünde sahil şeridinin orta kısmında yer almaktadır. Samsun şehri; 400 ? 05' ve 410 ? 44' kuzey enlemleri ile 350 ? 30' ve 370 ? 05' doğu boylamları arasında bulunmaktadır. Kuzeyinde Karadeniz ile sınırlandırılmış olan il batıda Sinop güneybatıda Çorum, güneyde Amasya ve Tokat doğuda ise Ordu illeriyle çevrilmiştir.Çalışma alanının nüfus özelliklerine bakacak olursak; Samsun ilinin nüfusu 2009 yılı nüfus sayımlarına göre 1.250.076 kişidir. Yüzölçümü ise 9.352 km2dir. Samsun şehir merkezi 73 mahalleden oluşmaktadır. Çalışma konusu seçilen 2.el açık oto pazarı ise Samsun il merkezinin doğusunda yer alan Tekkeköy ilçesinde Kirazlık mevkiinde bulunmaktadır.Pazarlar tarih boyunca insanların ortak paylaşım alanları olmuştur. Pazar malların alıcı ile satıcı arasında yer değiştirdiği, ekonomik canlılığın olduğu bir mekandır. Gelişen teknolojiyle beraber araçlar günlük hayatımızda çok önemli bir yere gelmiştir. Öyle ki araçlar galeri ve plazalardan çıkarak ikinci el açık oto pazarlarında alım ve satımı yapılmaktadır.Bu tez çalışmasında beşeri hayatta bu kadar önemli olan araçların ikinci el açık oto pazarları içerisindeki Samsun oto pazarı örneği incelendi. Öncelikle ikinci el açık oto pazarlarının ortaya çıkış sebepleri, pazarları halkın tercih etme nedenleri ve pazardaki araç çeşitleri belirlenmeye çalışıldı. Daha sonra ise Türkiye'deki oto pazarlarının iller ve ilçeler bazında dağılışı gösterildi.Çalışma sahası olan Samsun ilindeki ikinci el açık oto pazarının tarihi gelişimi pazara mevsimlere göre giriş yapan araç sayısı, araç alıcılarının ve satıcılarının genel özellikleri ve Samsun oto pazarının bölge içindeki etki sahası belirlenmeye çalışıldı. Çalışmanın sonunda mevcut durumu daha iyiye ulaştırmak için bazı önerilerde bulunuldu.Anahtar Kelimeler: Pazar, Samsun Şehri, Etki Sahası, Ekonomik Coğrafya, Ulaşım Coğrafyası

ArabalarOtomobilPazar yapısı+4
Mürşit Şirin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya ilinde genel arazi kullanımının yükselti kuşaklarına göre değişimi

Malatya, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünde, Güneydoğu TorosKıvrım Sistemi içerisinde yer alan tektonik kökenli bir çöküntü ovasıdır. Malatya, TarihÖncesi çağlardan beri pek çok medeniyetlerin kurulduğu, çeşitli sosyal ve ekonomikfaaliyetlerin gerçekleştirildiği, Türkiye'nin önemli bir ziraat alanıdır. Bugün de verimlitarım arazilerinin geniş yer tuttuğu saha zengin ürün çeşitliliğine sahiptir.Malatya line ait yükselti kuşakları haritasına bakıldığında 750 m'den alçakalanların daha çok ilin doğu kesimlerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu kuşağı takipeden 750-1000 m kuşağı, 750 m kuşağını çevreleyerek, baraj gölüne paralel bir uzanışgösterir. 1000-1250 m kuşağı iç kesimlerde geniş bir dağılım sergileyerek daha çok ovave alçak plato gibi düzlük sistemlerine karşılık gelir. Plato alanlarına ve dağyamaçlarına karşılık gelen 1250-1500 m kuşağı ilin batı , güney ve doğu kesimlerindegeniş bir dağılış gösterir. Yükseltinin arttığı kuzey ve güney kesimlerde 1500-1750 mkuşağı geniş alanlar oluşturarak dağlık alanları çevreleyen bir kuşak özelliğinesahipken, 1750 m'den yüksek alanlar bütünüyle dağlık sahalara karşılık gelerekbiribirinden bağımsız kapalı eğriler oluşturur.nceleme alanındaki arazi kullanım durumuna bakıldığında 1500 m'den yüksekalanların daha çok kuru tarım, otlak, orman-fundalık alanlar ve çıplak kayalık alanlarolarak kullanıldığı görülmektedir. 1000-1500 m yükseltileri arasında uzanan alanlardakuru tarım, bağ ve bahçe tarımı ön planda iken daha düşük yükselti değerlerine sahipalanların daha çok sulama imkanlarının bolluğuna bağlı olarak sulu tarım arazileri veyerleşim alanları olarak kullanıldığı görülür.

Fatma Bayındır
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya' da dokuma sanayi

Dokuma sanayi, çeşitli kalite ve türdeki iplikleri dokumaya hazırlayankuruluşlardan meydana gelmektedir. Dokuma endüstrisinde, iplik yapmaya uygunhammaddeye elyaf denilmektedir. Dokuma sanayinde kullanılmakta olan elyaf çeşitlerideğişik kaynaklardan elde edilmektedir.Dokuma sanayi, tesis sayısı, yüksek istihdam hacmi ve aynı zamanda yarattığıkatma değer büyüklüğü açısından Malatya'nın en önemli sanayi sektörüdür. Toplamolarak 52 sanayi kuruluşunun yer aldığı dokuma sanayi sektörü tarihi çağlardan buyana Malatya ve çevresinde önemli bir sanayi kolu olarak mevcuttur. GünümüzdeMalatya'da dokuma sanayinin diğer sanayi faaliyetlerine nazaran gelişmiş bir durumdaolmasının nedeni, bu faaliyetin geleneksel bir işkolu olarak çok eski bir geçmişi olmasıve zamanla teknolojik açıdan gelişme göstermesidir.Bu çalışmada Malatya'da dokuma sanayinin gelişiminde etkili olan hammadde,ulaşım, işçi, Pazar, enerji, sermaye vb. faktörler incelenerek, dokuma sanayi tesislerininbugünkü dağılış ve yapısal özellikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, dokumasanayinin mevcut sorunları irdelenerek çözüm önerileri ifade edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Malatya, Dokuma Sanayi, Sanayi Kuruluş Yeri

Aynur Albayrak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya şehrinin çevre sorunları

ÖZETYüksek Lisans TeziANTALYA ŞEHR N N ÇEVRE SORUNLARISavaş BADEMCFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüCoğrafya Anabilim DalıELAZIĞ-2006, Sayfa: X + 84Antalya şehri, Akdeniz Bölgesi'nin batısında yer alan Antalya Bölümü'ne deismini veren bir il merkezidir. Tarihin ilk çağlarından itibaren yerleşilmiş bir alan olanAntalya şehri, ülkemizde son yıllarda nüfusu en hızlı artan yerlerden biridir.1960'lardan sonra bu saha ve yakın çevresinde başlayan seracılık faaliyeti ve 1980'densonra hızla gelişen turizm etkinlikleri bu alanı, önemli bir cazibe merkezi durumunagetirmiştir. Antalya şehri, 1993'de büyükşehir statüsüne getirilmiştir. Çalışma alanımız;büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde bulunan Muratpaşa, Konyaaltı ve Kepez altkademe belediyelerinin yetki alanıdır.Antalya şehri, denizden 35-40 m. yükseklikte bulunan bir traverten taraçasıüzerine kurulmuştur. Çalışma alanımızda Akdeniz iklimi etkilidir. Bu iklimin sağladığıavantajlar sayesinde gelişen tarım ve turizm faaliyetleri, şehrin ülke içinden ve dışındanyoğun bir şekilde göç almasına neden olmuştur.1935 yılında 24.243 kişi olan şehir nüfusu, 1980'de 184.324'e 2000 yılında ise603.190'a ulaşmıştır. Hızlı nüfus artışına bağlı olarak büyük ölçüde plansız vekontrolsüz bir şekilde büyüyen şehir, çok çeşitli çevre sorunlarının yaşandığı bir alanhaline gelmiştir.Kentte, motorlu taşıtlardan kaynaklanan hava ve gürültü kirliliği, plansızkentleşmeden kaynaklanan toprakların amaç dışı kullanımı, tarımda verimi arttırmakamacıyla bilinçsiz bir şekilde kullanılan kimyasal gübre ve zirai mücadele ilaçlarındankaynaklanan toprak kirliliği, traverten zeminin geçirgen yapısı sebebiyle yaşanan yeraltı su kirliliği çevre sorunlarının başlıcaları olarak sayılabilir.ANAHTAR KEL MELER: Antalya, Çevre Sorunları, Hava Kirliliği, SuKirliliği, Toprak Sorunları, Gürültü Kirliliği, Görüntü Kirliliği.I

Savaş Bademci
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Battalgazi ilçesinin (Malatya) beşeri ve ekonomik coğrafyası

ÖZETYüksek Lisans TeziBATTALGAZİ İLÇESİNİN (MALATYA) BEŞERİ VE EKONOMİKCOĞRAFYASIÖnder ARSLANFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüCoğrafya Anabilim DalıELAZIĞ-2006, Sayfa: XIII+203Battalgazi ilçesi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde bulunanMalatya Ovası'nın kuzeyinde yer alır. Geçmişte, Malatya şehir merkezi durumundaolan Battalgazi, XlX. yüzyılda Malatya şehrinin yer değiştirmesi olayı neticesinde hızlanüfus kaybetmiştir. Ancak, cumhuriyet dönemi içerisinde özellikle 1960'lı yıllardanitibaren dışarıdan aldığı göçlerin etkisi ile yeniden hızlı bir nüfus artışına sahneolmuştur. Bu hızlı nüfus artışının en önemli nedeni ise sahip olduğu yüksek tarımpotansiyelidir.Battalgazi ilçesi, ilçe olduğu 1987 yılından önce tarımsal üretimin ve tarımsalürünlerin pazarlandığı ticari faaliyetlerin ağırlıkta olduğu bir yerleşim merkezi ikengünümüzde bu özelliğinin yanı sıra hizmet fonksiyonunun ön plana çıktığı ve şehirselözellikleri giderek gelişmekte olan bir yerleşim merkezi görünümündedir.Günümüzden 8000 yıl öncesine dayandığı kabul edilen, çok eski bir yerleşimalanı üzerinde bulunan Battalgazi Hititler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular veOsmanlılar gibi pek çok farklı uygarlığın iskan sahalarından birisi olmuştur.Günümüzde ise Battalgazi ilçesinde, ilçe merkezi dışında iki belde ve on iki köyyerleşmesi bulunmaktadır.İlçedeki ekonomik faaliyetlerin temelini bahçe ziraatı oluşturmaktadır. Besihayvancılığının da geliştirilmeye çalışıldığı ilçede ticaret ve sanayi faaliyetleri gelişmegöstermesine karşılık, bu ihtiyaçların Malatya il merkezinde kolaylıkla karşılanabiliyorolması nedeni ile gelişim pek hızlı bir şekilde gerçekleşememektedir.ANAHTAR KELİMELER: Battalgazi, Nüfus, Yerleşme, EkonomikFaaliyetler, Tarım.

Önder Arslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Ören çay (Elazığ) havzasının beşeri ve ekonomik coğrafyası

ÖZETYüksek Lisans TeziÖren Çay (Elazığ) Havzasının Beşeri ve Ekonomik CoğrafyasıErkan YILDIZFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüCoğrafya Ana Bilim DalıELAZIĞ-2006, Sayfa: XV+201Ören Çay havzası Doğu Anadolu Bölgesi Yukarı Fırat Bölümünde Elazığlinin güneybatısında bulunmaktadır. Fiziki bir ünite olan Ören Çay havzasınınkuzeyinde Koyunoğlu sırtı, kuzeydoğusunda Kızıldağ (1341 m.), doğusunda MeryemDağı (1469 m.), güneyinde Pirhasan (2004 m.), Pulutlu ve Heybeli Dağ (2110 m.),kuzeybatısında Hasan Dağı (2110 m.) ile çevrilidir. Beşeri unsurlara görekuzeydoğusunda Elazığ ili, batıda Baskil ilçesi ve güneydoğuda Sivrice ilçesininoluşturduğu bir üçgende yer almaktadır. Yüzölçümü 295.215 dekardır.Ören Çay havzası 3. jeolojik dönemdeki Alpin Orojenezi hareketlerinden yoğunbir şekilde etkilenmiştir. Bu etkilenme sonucunda dağlık alanlar, çeşitli aşınımyüzeyleri, havza tabanları, vadi tabanları ve birikinti yelpazeleri gibi farklı morfolojikbirimler oluşmuştur.Ören Çay havzasının en yüksek yeri 2110 m. yükseltisi ile Hasan Dağı'dır. Enalçak kesimi ise 1100-1200 m.'ye düşen Hankendi beldesini içine alan Hankendiovasıdır. Ören Çay havzasının dış kısımları dağ, tepe sırt vb. topoğrafik birimler doğalbir sınır oluşturmakla birlikte plato karakteri görünümündedir.Ören Çay havzasında 1935-2000 yılları arası dönemde bazı dönemler nüfustaartış bazı dönemlerde ise nüfusta azalmalar görülmüştür. Global düzeyde ve ülkemizdeyaşanan gelişmelere bağlı olarak doğal ve beşeri faktörler nüfusun artışına veazalmasına etki etmişlerdir. Doğal ve beşeri faktörlerin etkilediği nüfus artışı veazalması nüfusun aritmetik, fizyolojik, yerleşmelerin nüfus büyüklüğü, cinsiyet yapısınıIve eğitim durumunun değişmesini sağlamıştır. Ören Çay havzasının nüfus açısından enönemli özelliği yaz ve kış dönemlerinde kırsal kesim ile şehirsel kesim arasında fazlasayıda nüfus göçü görülmektedir. Bunun sonucunda araştırma sahamızda yaz kışdönemlerinde farklı nüfus yoğunluğu yaşanmaktadır.Ören Çay havzasında ilk yerleşmelerin hangi tarihte ve kimler tarafındanolduğu kesin olarak bilinmemektedir. Tarihçiler Ören Çay havzasında yerleşmelerintarihi ile ilgili bilgileri komşu bölgelerin (Harput, Baskil vb.) tarihi yardımıyla hükümyürütebiliyorlar. Yapılan araştırmalara göre yerleşmelerin tarihçesi M.Ö. 4000-5000'liyıllara inmektedir. Günümüzde geçici yerleşmelerden bağ-bahçe, ağıl, gölgelik ve kum-mermer yerleşmeleri ile ve daimi yerleşmelerden belde, köy, mahalle ve sanayi-hizmetyerleşmeleri görülmektedir. Yerleşme yerinin seçimi ve devamlılığında başlangıçtadoğal faktörler etkin rol oynarken yerleşmelerin kuruluş aşamasında ise beşerifaktörlerin etkisi görülmektedir.Ören Çay havzasında temel ekonomik faaliyet tarımdır. Arazinin büyük birkısmı meralardan (%56) oluşur. Kuru tarım alanları ilk sırayı almaktadır. Tarımsaletkinlikler için gerekli ilk ve en önemli koşulu sudur. En çok tahıllar ekilmektedir.Baklagiller daha çok tahıl ekilen arazilerin münavebe ürünü olarak ekilmektedir.Endüstri bitkileri, yağlı tohumlar, yem bitkileri, hayvancılık, bağ, bahçe ve sebze tarımıtarımsal faaliyeti yapılan diğer ürünlerdir.Günümüzde Elazığ ilinin artan nüfus ve ekonomik faaliyetlerine bağlı olarakElazığ-Malatya karayolu ulaşımın avantajı ile inceleme alanımızda hizmet ve atölye tipisanayi üretimi yapan tesislerin yoğun olduğu bir saha şeklini almıştır. Bu durumaraştırma alanında nüfus ve yerleşmeler açısından cazibe merkezi haline gelecektir.Ören Çay havzasındaki nüfusun sosyo-ekonomik ihtiyaçları, beklentileri,problemleri, çözümleri coğrafi bakış açısıyla ortaya koymak, sorunlara çözümlerüretmek ileri ki yıllarda sonuçlarını gözlemlemek, karşılaştırmak ve değerlendirmekamacıyla Ören Çay havzasının beşeri ve ekonomik (iktisadi) coğrafyası adlı bir çalışmayaptım.ANAHTAR KEL MELER: Ören Çay havzası, Hankendi, Belde, Ulaşım, Nüfus,Yerleşme, Ekonomik FaaliyetlerII

Erkan Yıldız
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Altınkuşak çayının orta ve aşağı çığırı köylerinde nüfus, yerleşme ve ekonomik faaliyetler

ÖZETYüksek Lisans TeziAltınkuşak Çayının Orta ve Aşağı Çığırı Köylerinde Nüfus, Yerleşme veEkonomik FaaliyetlerHamza ASLANFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüCoğrafya Ana Bilim DalıELAZIĞ-2006, Sayfa: X+151Altınkuşak çayı orta ve aşağı çığırı köyleri Doğu Anadolu Bölgesinin YukarıFırat Bölümünde Elazığ ilinin batı ve kuzeybatısında yer almaktadır.Çalışma alanının nüfusu 1935 yılından 1980 yılına kadar sürekli artarken, 1980yılından sonrasında ise azalmaktadır.Çalışma alanı tarih boyunca Huriler, Hititler, Urartular, Romalılar, Bizanslılar,Araplar, Selçuklular ve Osmanlıların iskân alanı olmuştur. Çalışma alanında 31 köy ve23 mahalle ile ağıl, çiftlik ve sayfiye yerleşmeleri mevcuttur.Çalışma alanındaki köylerin ekonomik faaliyetleri tarım ve hayvancılıktır.Tarımsal arazilerde buğday, arpa, nohut, şekerpancarı ve mısır üretimi yapılmaktadır.Arazinin engebeli, doğal bitki örtüsünün bozkır olması koyun yetiştiriciliğiniarttırmıştır. 1980 yılından sonra kümes hayvancılığı yaygınlaşmıştır.Çalışma alanının Elazığ şehir merkezine yakın olması ve ulaşım imkânlarınınelverişli olması nedeni ile kırsal alandaki verimli topraklar üzerinde sanayi tesislerikurulmuştur.ANAHTAR KEL MELER: Altınkuşak Çayı, Sayfiye yerleşmeleri, Nüfus,Yerleşme, Ekonomik FaaliyetlerI

Hamza Aslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Kangal havzasının (Sivas) jeomorfolojisi

Kangal Havzası, Doğu Toroslar'ın batı bölümünde yer alan UzunyaylaPlatosu'nun doğu bölümünü oluşturmaktadır. Uzunyayla Neojen Havzası'na karşılıkgelen bu alan, morfolojik olarak kendi içerisinde batıda Uzunyayla (Zamantı ÇayıYukarı Havzası) Havzası, doğuda ise Kangal Havzası'ndan oluşmaktadır. Torosorojenik kuşağı üzerinde yer alan Kangal Havzası kuzeyde Tecer-Gürlevik, Felhan,Yaycı, Çatal ve Yılanlı dağları, güneyde Gürün Dağları ile Delidağ, doğuda BozbelDağları ve batıda Uzunyayla Havzası'ndan havza tabanına karşılık gelen eşik saha ilesınırlandırılmıştır. Bu sınırlar içerisinde Kangal Havzası morfolojik anlamda tam birhavzaya karşılık gelmektedir. Kangal Havası, kuzey ve güneyden yüksek dağlıkalanlarla çevrelenmiş olduğundan bir dağ arası havzasıdır. Kuzey ve güneyde bindirmeyapıları arasında oluşan Kangal Havzası, jeolojik olarak bir Pigyy-back havzasıdır. ÜstMiyosen-Pliyosen boyunca sürekli sedimantasyon alanı olduğu için Üst Miyosen-Pliyosen yaşlı bir havzaya karşılık gelmektedir.Üst Miyosen-Pliyosen boyunca sürekli sedimantasyon alanı özelliğini koruyanUzunyayla ve Kangal havzaları bu dönem boyunca birleşik tek havzadır. Pliyosen sonuKuvaterner başlarında göllerin karalaşması ve epirojenik yükselmelerle UzunyaylaPaltosu kendi içerisinde iki havzaya ayrılmıştır. Bu dönemden sonra yaşanan tektonikhareketlerle de Kangal Havzası kendi içerisinde tali havzalara bölünmüştür.nceleme alanında Miyosen öncesi, Alt Orta Miyosen, Üst Miyosen, Pliyosen veEn Alt Pleyistosen dönemlerinde oluştuğu tesbit edilen beş farklı aşınım ve birikimdönemi belirlenmiştir.Kuzey ve güneyde bindirme yapıları arasında gelişen havzada sıkışma etkisinebağlı olarak kıvrımlı, kırıklı ve şaryajlı yapılar gelişmiştir. Üst Miyosen-Pliyosen'ekadar K-G doğrultusundaki sıkışma etkisinde gelişen yapılar Paleotektonik, budönemden sonra doğrultu atımlı tektonik rejime bağlı oluşan yapılar Neotektonikyapıları oluşturmaktadır. Sıkışma etkisinde yaşlı birimler kıvrımlanıp birbiri üzerineIIbindirmişlerdir. Bu nedenle Alt Pliyosen'e kadar olan birimler çeşitli derecelerdekıvrımlanmıştır. Son kıvrımlanma hareketi ile Miyosen birimlerinin büyük bölümümonoklinal bir yapı kazanmıştır. Üst Miyosen-Pliyosen'den sonra bindirmeler yerini solyanal doğrultu atımlı bindirme bileşenli faylara bırakmıştır. Dikey hareketlerin önemkazandığı bu dönemden sonra dağlık alanlar yükselmiştir. Yüksek dağlık alanlardantaşınan malzeme, havza tabanında kalınlığı yer yer 200 m'yi bulan yatay yapılı birimlerioluşturmuştur. Pliyosen gölünün paleo-körfezlerine karşılık gelen alanlarda bataklıkortamında oluşan turbaların tektonik hareketlerle alçalıp üzerilerinin kapanmasıylakömür oluşumları gerçekleşmiştir.Kuvaterner başlarında havzanın dış drenaja açılmasıyla havza dolguları hızlı birşekilde yarılarak yapısal plato özelliği kazanmıştır. Bu yapısı ile Kangal Havzasıboşalma alanına karşılık gelmektedir. Havza dolgularının yarılmasıyla monoklinal veyatay yapıda görülen önemli yer şekilleri oluşmuştur. Yörenin Uppertan yükselmesisonucu yapıya gömülen akarsular güneyde epijenik kuzeyde ise antesadans boğazlaroluşturmuştur. Yine Karabel ve Çaltı çayları vadilerinde görülen akarsu sekilerihavzanın dönemler halinde yükseldiğini göstermektedir.Karstlaşmada alttaki ofiyolitli yapı taban seviyesi rolü görmüştür. Dağlıkalanlarda kalker yapı üzerinde ve Karabel Çayı Havzası'nda jipsler üzerinde tipikkarstik şekiller gelişmiştir.Kuzey ve güneyde bindirme hatları boyunca önemli maden yatakları oluşmuştur.Bindirmelerin doğrultu atımlı faylara dönüşmesi ile oluşan Pınarbaşı-Kangal ve Kulmaçfay zonları boyunca; ötelenmiş vadiler ve sırtlar, fay façetaları, fay diklikleri, faygölleri, kütle hareketleri, sıcak su kaynakları ve genç bazalt çıkışları görülmüştür.Doğrultu atım rejimi etkisinde kuzey ve güneydeki KD-GB doğrultulu sol yanal atımlıfaylar, KB-GD doğrultulu sağ yanal atımlı ikinci faylarla kesilmiştir.Kangal Havzası'nın jeolojik ve jeomorfolojik özelliklerinden kaynaklanan;susuzluk, yanlış yerleşme alanı seçimi ve arazi kullanımı, erozyon, kütle hareketleri,depremsellik gibi önemli sorunlar yaşanmaktadırAnahtar kelimeler: Jeomorfoloji, Uzunyayla, Kangal Havzası, Pigyy-backhavza, Gürün Dağları, Kangal, Çaltı Çayı, Tohma Çayı, Merkezi Anadolu (OrtaAnadolu) Fay Zonu, Göksun-Yazyurdu Fay Zonu, Pınarbaşı-Kangal Fay Zonu,Kulmaç Fay Zonu, Tecer Fayı, Karabel Bindirmesi

Murat Sunkar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Gümüşkavak Mahallesi'nin (Elazığ) tarihi gelişimi ve günümüzdeki fonksiyonları

Easy PDF Copyright © 1998,2006 Visage SoftwareThis document was created with FREE version of Easy PDF.Please visit http://www.visagesoft.com for more detailsÖZETÖZETYüksek Lisans TeziELAZIĞ'IN GÜMÜŞKAVAK MAHALLESİ'NİN TARİHİ GELİŞİMİVE GÜNÜMÜZDEKİ FONKSİYONLARISelahattin CANPOLATFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüCoúrafya Ana Bilim Dalı2006, Sayfa:XII+99Araştırma sahasının içinde bulunduğu Elazığ ili, Doğu Anadolu Bölgesi'nin, Yukarı Fırat Bölümü'ndebulunmaktadır. doğuda Bingöl, Batı'da Malatya, kuzeyde Tunceli ve güneyde Diyarbakır illeriyle komşudur.Gümüşkavak Mahallesi 1982 yılına kadar bir köy yerleşmesi durumundaydı. Aldığı göçlere ve yeniyapılaşmalarla birlikte nüfusunun artmasına rağmen halen daha da bu görüntüden tam anlamıyla kurtulduğu söylenemez.Nüfus, yerleşim bölgesinin büyüklüğü ile örtüşmemektedir.Elazığ Belediyesi'nin Gümüşkavak Mahallesi'nde yaptığı düzenlemeler sonucu oluşturduğu cadde ve sokaklarhenüz imara açılmış ve yeni yapılanmalar kendisini gösterememiştir. Modern bir kent havasından uzak kalmıştır.Gümüşkavak, 92 hektar alan üzerinde kurulu bir yerleşim alanı vardır. Bu alan, inceleme alanına oranla çokazdır. Mahallenin yerleşimi eski ve yeni binaların bir arada bulunması sonucu bir köy görüntüsü vermektedir.Gümüşkavak, tarıma dayalı bir ekonomik yapı gösterir. Tarım ve hayvancılık, mahallenin geçim kaynağıdır.Mahallenin içinde bulunduğu sıkıntıların resmi ve özel kurumların birlikte organize olarak çalışması ile sıkıntılargiderilebilir. Bu yolda atılan adımlar arasında Güney Çevre Yolu'nun etkisi olacaktır.Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Gümüşkavak, Elazığ, Mahalle

Selahattin Canpolat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Hasankeyf ilçe merkezinin beşeri ve ekonomik coğrafyası

ÖZETYüksek Lisans TeziHASANKEYF LÇE MERKEZ N N BEŞER VE EKONOM K COĞRAFYASIBanu ERG N YILDIRIMFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüCoğrafya Anabilim Dalı2006; Sayfa: VII + 92Hasankeyf ilçesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Dicle bölümünde bulunmaktadır.Hasankeyf, tarihsel süreç boyunca Abbasiler, Mervaniler, Selçuklular, Artuklular, Eyyubiler,Akkoyunlular ve Osmanlıların hâkimiyetinde kalmıştır. Antik kent özelliği taşıyanHasankeyf, tarih boyunca çok önemli bir idari merkez ve ticaret merkezi olmuştur.Hasankeyf, var olan tarihi özelliklerinin su yüzüne çıkmasıyla birlikte 1978 yılında birinciS T alanı ilan edilmiştir. 1981 yılında ise ilçenin tümü S T alanı ilan edilmiştir.Günümüzde Hasankeyf, 18 köy ve 7 mezrası bulunan bir ilçe merkezidir.Hasankeyf lçe merkezinde nüfusun seyri, Cumhuriyet tarihi boyunca ilginç bir gidişatgöstermiştir. Bazı nüfus sayımlarında çok önemli artış, bazı yıllarda da çok ciddi bir azalışgöstermiştir. Özellikle 1970 yılı nüfus sayımında, nüfusun büyük oranda arttığıgörülmektedir. Bu sayım dışında, nüfusta çok ciddi bir artış görülmezken genelde nüfusunazaldığı görülmektedir.lçe merkezinde ekonomik faaliyetler oldukça sınırlıdır. lçe merkezindeki önemlifaaliyetlerden biri tarım olmuştur. Ancak tarım, son yıllarda önemini kaybeden bir sektördür.lçe merkezinde hizmet sektörü son yıllarda en çok önem kazanan ekonomik faaliyetolmuştur.Anahtar Kelimeler: Hasankeyf, Dicle nehri, Nüfus, S T alanı, Ilısu Barajı

Banu Ergin Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Mardin ilinin turizm potansiyeli

Mardin'de kültür, çağlar boyu yerleşik olan uygarlığın izlerini taşır. Mardin iliönemli tarihsel ve kültürel mimari zenginliklere sahiptir. Bu zenginliğin turizm alanındaen iyi şekilde değerlendirilmesi halinde ilin kalkınmasına ve ülke turizmine büyük katkısağlayacağı kuşkusuzdur.Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihitarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski Hıristiyantopluluğu Süryanilerin köklü kültürü ve çeşitli uygarlıkların izleriyle bezenen Mardin'deengin hoşgörü şehrin ötesine ulaşmaktadır. Mardin ezanlar ve çanların kardeşçe vebirlikte yankılandığı bir şehirdir.Son yıllarda sadece ülkemizin değil tüm dünyanın ilgisini çekmeye başlayanMardin, tarihi ve kültür yapısı ile UNESCO'nun ?Dünya Mirası Kenti Listesine?girmeye adaydır. Kültür Varlıklarının belgelenmesi korunması ve gelecek kuşaklaraaktarılması önem arz etmektedir. İlimiz merkez ve İlçelerinde Kültür ve TabiatVarlıkları Koruma Bölge Müdürlüğünce tescil edilmiş 665 adet bina mevcuttur.ANAHTAR KELİMELER: Mardin, Turizm, Potansiyel

Yusuf Koçoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak'ta tekstil sanayi

Uşak, Ege Bölgesi ile ç Anadolu Bölgesi arasında bulunan ç Batı AnadoluBölümünde yer alır.5341 km2 yüz ölçümüne sahip olan ilin merkez dahil 6 ilçesibulunmaktadır.Sulanabilir arazinin az olması nedeniyle tarımda büyük bir gelişme olmamıştır. Budurum zaman içerisinde Uşak halkının sanayiye yönelmesine neden olmuştur. Türkiyegenelinde olduğu gibi, Uşak'ta da tekstil sektörü sanayi içerisinde öncü sektör konumundadır.Bu çalışmada araştırma alanının yeri, sınırları ve başlıca özellikleri anlatıldıktan sonra,Türkiye'de Tekstil sanayi ile ilgili bilgiler verilmiştir. Uşak'ta sanayinin tarihi gelişimianlatılmış ve Uşak'ta tekstil sanayi ile ilgili genel bilgiler verildikten sonra Türkiye tekstilsanayisinde Uşak'ın yeri belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: Uşak, sanayi, tekstil

Bekir Karakoç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00