Çukurova University
Discipline

Department of Psychological Counseling and Guidance

Çukurova University

33

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

33 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel dikkat kilitlenmesi sendromu, psikolojik esneklik, problemli internet kullanımı ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı üniversite 4. Sınıf öğrencilerindeki problemli internet kullanımı, psikolojik belirti, bilişsel dikkat kilitlenmesi ve psikolojik esneklik kavramları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını ortaya çıkartmaktır. Çalışmanın verileri 2022-2023 eğitim öğretim yılının güz döneminde Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi'nde okuyan 6 fakültede öğrenime devam eden 413 4. Sınıf öğrencisinden elde edilmiştir. Veriler elde edilirken "Kişisel Bilgi Formu", "Bilişsel Dikkat Kilitlenmesi Sendromu Ölçeği (CAS-1)", "Kabul ve Eylem Formu-2", "Problemli İnternet Kullanım Ölçeği" ve "Kısa Semptom Envanteri" kullanılmıştır. Verilerin analizi yapılırken t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Bonferroni testi, Games-Howell testi, ölçeklerin karşılaştırılması için Pearson Korelasyon katsayısı kullanışmış olup Problemli İnternet Kullanımının ve Bilişsel Dikkat Kilitlenmesi Semptomunun Kısa Semptomlar üzerine etkisinde Kabul Eylemin aracılık rolü yol analizi ile incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre bilişsel dikkat kilitlenmesi sendromu, psikolojik esneklik, problemli internet kullanımı ve psikolojik belirtiler arasında istatistiksel anlamda pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Ayrıca problemli internet kullanımı ve bilişsel dikkat kilitlenmesinin psikolojik belirtiler üzerindeki etkisinde psikolojik esnekliğin kısmi aracı rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir.

Rabia Karakuş
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çiftlerin bağlanma stilleriyle stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeylerinin karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı, çiftlerin bağlanma stilleri ile stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyleri arasında fark olup olmadığının incelenmesidir. Betimsel tarama modelinde ilişkisel tarama yöntemiyle yapılan çalışmanın araştırma grubunu, Hatay ili Mustafa Kemal Üniversitesi ve Adana ili Çukurova Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerine devam eden ve mezun olup pedagojik formasyon eğitimi gören 216 kadın ve 206 erkek olmak üzere toplam 422 kişi oluşturmaktadır. Araştırma verileri 2016-2017 akademik yılı güz yarıyılında toplanmıştır. Araştırmada çiftlerin bağlanma stillerini belirlemek için Çolakkadıoğlu, Akbaş ve Yıldızeli (2016) tarafından uyarlaması yapılan "Çiftlerde Bağlanma Ölçeği", stresle başa çıkma tarzlarını belirlemek için Şahin ve Durak (1995) tarafından uyarlaması yapılan "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği", benlik saygısı düzeylerini belirlemek için Turan ve Tufan (1987) tarafından uyarlanmış olan "Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analizi tekniği kullanılmıştır. Ayrıca stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyi bakımından güvenli ve güvensiz (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) bağlanmış çiftler arasında fark olup olmadığını belirlemek amacıyla Tek Yönlü MANOVA analiz tekniği kullanılmıştır. Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analiz tekniği sonucunda Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeğinin, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama yaklaşımı alt ölçekleri ile benlik saygısı arasında pozitif yönde anlamlı; çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım alt ölçekleri ile benlik saygısı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Yapılan Tek Yönlü MANOVA analizi sonucunda, güvenli ve güvensiz (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) çiftlerin stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyleri bakımından farklılaştığı görülmüştür. Analiz sonuçlarına göre, güvenli bağlanan çiftlerin stresle başa çıkma tarzları alt ölçeklerinden kendine güvenli yaklaşım ve iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama yaklaşımını kullandıkları ve yüksek benlik saygısı düzeylerine sahip oldukları, güvensiz bağlanan (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) çiftlerin ise çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım tarzını kullandıkları ve düşük benlik saygısı düzeyine sahip oldukları bulunmuştur. Sonuç olarak güvenli bağlanan çiftlerin stresle başa çıkmada problem odaklı (etkili) başa çıkma tarzlarını kullandığı ve benlik saygısı düzeylerinin yüksek olduğu, güvensiz bağlanan çiftlerin ise stresle başetmede duygu odaklı (etkisiz) başa çıkma tarzlarını kullandığı ve benlik saygısı düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bağlanma stilleri, çiftlerde bağlanma, stresle başa çıkma ve benlik saygısı

BağlanmaBağlanma stilleriBaşa çıkma+7
Sevcan Karabulut Uslu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde travma sonrası büyümenin yordanmasında bağlanma ve bilişsel duygu düzenlemenin rolü

Bu araştırmanın temel amacı travma yaşamış üniversite öğrencilerinin bağlanma düzeyleri ile bilişsel duygu düzenleme düzeylerinin travma sonrası büyüme düzeyleri üzerinde yordayıcı rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın deseni ilişkisel tarama modeli olarak belirlenmiştir. Araştırma 563 (350 kadın - 213 erkek) üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Travma Sonrası Büyüme Envanteri", "Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği", "Travma Yaşantılarını Tarama Formu" ve "Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri – Kısa Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS programı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin travma sonrası büyüme, olumlu ve olumsuz bilişsel duygu düzenleme, anneye, babaya ve arkadaşa bağlanma düzeylerinin cinsiyet değişkeni açısından anlamlı derecede farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacı ile Bağımsız Gruplar T - Testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre travma sonrası büyüme, anneye ve babaya bağlanma ve olumlu ve olumsuz bilişsel duygu düzenleme düzeyleri arasında cinsiyete göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık yoktur. Arkadaşa bağlanma düzeyi ise kadın öğrencilerde erkek öğrencilere göre daha yüksektir ve aradaki bu farklılık istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur. Araştırma amacına uygun olarak çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre olumlu ve olumsuz bilişsel duygu düzenleme ve anne, baba ve arkadaşa bağlanma düzeyleri travma sonrası büyümeyi anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Olumlu ve olumsuz bilişsel duygu düzenleme ve anne, baba ve arkadaşa bağlanma toplam varyansın %32'sini açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: Travma, Travma Sonrası Büyüme, Bilişsel Duygu Düzenleme, Bağlanma

BağlanmaBağlanma stilleriBilişsel duygu düzenleme+4
Merve Yıldız
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde psikolojik dayanıklılığın çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinde psikolojik dayanıklılık düzeylerini belirlemektir. Araştırmanın bir diğer amacı ise, üniversite öğrencilerinin psikolojik dayanıklılık düzeyleri eğitsel, sosyal ve kişisel faktörlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırmada Psikolojik dayanıklılık bağımlı değişken, eğitsel, sosyal ve kişisel faktörler ise bağımsız değişken olarak alınmıştır. Bağımlı değişkenin düzeyi ve bağımlı değişkenin bağımsız değişkenlere nasıl farklılaştığını belirlemeyi amaçladığında araştırma ilişkisel tarama yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan bireyleri 681'i (%69,9) kadın ve 293'ü (%30,1) erkektir. Katılımcıların 449'u (% 46,1) 18-20 yaşa arası, 483'ü (%49,6) 21-23 yaş arası ve 42'si (%4,3) 24 ve üzeri yaşa sahiptir. Araştırmanın evrenini Sakarya Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Uygun örnekleme yöntemiyle gönüllülük esasına dayalı olarak katılımcılara ulaşılmıştır. Araştırmada veriler kişisel bilgi formu (KBF) ve Psikolojik Dayanıklılık Ölçekleri ile elde edilmiştir. Veriler bağımsız gruplarda t testi ve ANOVA analizi yöntemleriyle analiz edilmiştir. Verilerin analizi için uygun istatistik paket programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; üniversite öğrencilerinin psikolojik dayanıklılık düzeyleri orta düzeydedir. Üniversite kadın öğrencilerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri erek öğrencilerden daya yüksektir. Üniversite öğrencilerinin psikolojik dayanıklılık düzeyleri yaşa bağlı olarak farklılaşmaktadır. Bu fark yaş aldıkça psikolojik dayanıklılığın düşmesi şeklindedir. Mesleki eğitim programını tercih sıralamasına göre öğrencilerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin farklılaştığı bulunmuştur. Bir işi severek yapmanın psikolojik dayanıklılığı artırdığı söylenebilir. Öğrenim gördüğü mesleki eğitim programından memnun olan üniversite öğrencilerinin psikolojik dayanıklılık düzeyleri memnun olmayanlara göre daha yüksektir. Üniversiteden memnun olan öğrencilerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri daya yüksektir.

Okul bağlamı değişkenleriPsikolojik dayanıklılıkPsikososyal değişkenler+3
Ali Yüksel
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Benlik yapılarına göre başa çıkma stratejileri ve yaşam doyumunun incelenmesi

Aynı kültürde yetişen bireylerin farklı benlik yapılarına sahip olabileceği, bu özellikleri doğrultusuna farklı başa çıkma stratejileri geliştireceği ve bu durumun yaşam doyumlarını etkilediği düşünülmektedir. Bu çalışmanın temel amacı benlik yapılarının başa çıkma stratejileri ve yaşam doyumu açısından incelenmesidir.Araştırmada Gazi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesinin çeşitli fakültelerinde okuyan 147 erkek ve 247 kız öğrenci olmak üzere toplam 394 katılımcı yer almaktadır. Bu çalışmada veriler Benlik Yapıları Ölçeği, Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği Kısa Formu ve Yaşam Doyumu ölçeklerinden elde edilmiştir.Benlik yapıları Özerk Ayrık Benlik, Bağımlı İlişkisel Benlik, Özerk İlişkisel Benlik ve Bağımlı Ayrık Benlik olarak işleme alınmıştır. Araştırma bulgularına göre, Özerk İlişkisellik, katılımcılar arasında en çok görülen benlik yapısı olmuştur. Araştırmada benlik yapılarının cinsiyete, yerleşim biçimine ve öğrenim görülen bölüme göre anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Başa çıkma stratejisi olarak Araçsal Sosyal Destek Kullanmak, Kendini Sınırlandırma, Olumlu Yeniden Yorumlama ve Planlama Stratejileri benlik yapıları açısından anlamlı bir şekilde farklılık göstermektedir. Araştırmada ele alınan bir diğer değişken olan Yaşam Doyumu benlik yapıları açısından farklılaşmaktadır. Özerk İlişkisel bireyler, Bağımlı Ayrıklardan daha yüksek yaşam doyumu göstermektedir. Benlik yapılarına göre başa çıkma stratejilerinin yaşam doyumu ile ilişkisinin araştırıldığı bulgular, Özerk Ayrık Benlik sahibi kimselerin Mizah kullanması ile Yaşam Doyumu arasında negatif, Planlama Stratejisi ile Yaşam Doyumu arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bağımlı İlişkisel Benlik sahibi kimselerin Dine Yönelme, Duygusal Sosyal Destek Kullanma ve Planlama Stratejisi ile Yaşam Doyumu arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki vardır. Bağımlı Ayrık Benlik yapısına sahip kimselerin Araçsal Sosyal Destek Kullanma, Madde Kullanımı ve Davranışsal Olarak İlgiyi Kesme ile Yaşam Doyumu arasında negatif, Dine Yönelme ile Yaşam Doyumu arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca Benlik Yapıları Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeğinin güvenirlikleri hesaplanarak ölçek bilgilerine dahil edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Benlik yapıları, başa çıkma stratejileri, yaşam doyumu

Başa çıkmaBenlik kavramıBenlik kurguları+1
Hilal Karatekin
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kariyer seçiminde Aile Etkisi Ölçeği'nin lise öğrencileri için türkçe'ye uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik çalışmaları

Bu araştırmanın amacı, orijinali Fouad, Cotter, Fitzpatrick, Kantamneni, Carter ve Bernfeld,2010) tarafından geliştirilen Kariyer Seçiminde Aile Etkisi Ölçeği (Family Influence Scale)'ni Türkiye'deki lise öğrencilerine uyarlamaktır. Araştırma grubu 506 (292 kız ve 214 erkek) lise öğrencisinden oluşturulmuştur. Bu öğrenciler 2011-2012 öğretim yılı bahar döneminde Ankara il merkezindeki çeşitli liselerde öğrenim görmekteydiler. Bu araştırmada, 22 maddeli 4 faktörlü ve 5'li derecelemeli likert tipi orijinal KSAEÖ önce Türkçe'ye çevrilmiştir. Türkçe KSAEÖ'nün yapı geçerliğini belirlemek için verilere açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri uygulanmıştır. Analiz sonuçları, Türkçe KSAEÖ'nün orijinalindeki gibi 4 faktörlü olduğunu ve toplam varyansın %58.38'ini açıkladığını göstermiştir. Türkçe KSAEÖ'nün yapı geçerliği için ayrıca, KSAEÖ'den alınan puanlar ile Sosyal Beğenirlik Ölçeği (Kozan, 1983)'nden alınan puanlar arasındaki ilişki incelenmiş ve KSAEÖ'ye verilen cevapların sosyal beğenirlikten etkilenmediği bulunmuştur. KSAEÖ'nün güvenirliğini belirlemek için ölçeğin tümü ve alt ölçeklerine ilişkin iç tutarlık ve kararlılık katsayıları hesaplanmıştır. Cronbach alpha katsayısı ile hesaplanan iç tutarlık katsayıları sırasıyla: Ölçeğin tümü için .77, Bilgi Desteği Faktörü için .89, Finansal Destek Faktörü için .78, Aile Beklentileri Faktörü için .72, Değer ve İnançlar Faktörü için .83 olarak bulunmuştur. Ölçeğin test tekrar test yöntemiyle hesaplanan kararlılık katsayısı ölçeğin tümü için anlamlı bulunmuştur (r = .83). Bu bulgular KSAEÖ'nün geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermiştir.

Mehmet Berkay Özünlü
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Risk altındaki ortaöğretim 9. ve 10. sınıf öğrencilerinin kendini toparlama güçlerinin incelenmesi

Araştırmada risk altındaki ortaöğretim 9. ve 10. sınıf öğrencilerinin kendini toparlama güçleri çeşitli değişkenlere göre incelenmiştir.Araştırmanın örneklemini, sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan ve ayrıca örseleyici yaşantılar geçirmiş İstanbul ili Maltepe ilçesindeki ortaöğretim okullarında okumakta olan ve veri toplama araçlarını yanıtlamayı kabul eden öğrenciler oluşturmuştur. Ölçekler 468 öğrenciye uygulanmış, risk faktörleri belirleme listesinde yoksulluğun yanında ikinci bir risk faktörü olarak erken doğmuş olma, sınıf tekrarı yapma, anne veya babası suç işleme, ebeveynlerinden birinde süreğen hastalık olması, yeterli sağlık hizmeti alamıyor olma, ailede özel eğitime muhtaç bireyin var oluşu, alkol ve uyuşturucu madde kullanan arkadaş çevresine sahip olma, okurken çalışmak zorunda olma, yaşadığı çevrede şiddet, terör, hırsızlık vb. yoğun sorunların var olması veya okula devamsızlık gün sayısının fazla olması seçeneklerinden en az birini daha işaretleyen 60 kız, 58 erkek toplam 118 öğrenci örneklem olarak alınmıştır. Bu araştırma kapsamında, öğrencilerin kendini toparlama güçlerinin ölçmek için veri toplama aracı olarak California Yılmazlık Değerlendirme Ölçeği (Lise Versiyonu), Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Risk Faktörleri belirleme Listesi ve Kişisel Bilgi Formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır.Araştırmanın bağımlı değişkenini öğrencilerin kendini toparlama güçleri, bağımsız değişkenlerini ise cinsiyet, sağ ya da ölü oluşu, ayrı ya da birlikte oluşu, akademik başarı, kardeş durumu, aile dışında akrabalardan sosyal destek alma durumu, yakın arkadaş durumu, yaşanan örseleyici yaşantılar oluşturmuştur. Bu araştırma betimsel-survey yöntemine göre yapılmıştır. İstatistiksel analizler için önce örneklemin normal olup olmadığı Levene F testi ile kontrol edilmiş ve anlamlı farkın elde edilmesi durumunda parametrik olmayan test istatistikleri kullanılmıştır. Buna göre normal dağılım elde edilmeyen durumlarda ilişkisiz örneklemlerdeki ikili gruplar arasındaki puan farkını test etmek için Mann Whitney U-testi, ikiden fazla gruplar için de Kruskal Wallis H- testi kullanılmıştır. Normal dağılım olduğu görülen gruplar arasındaki puan farklarının anlamlılığını test etmek için de ikili gruplarda bağımsız gruplar için t-testi, ikiden fazla gruplarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve farkın anlamlı çıkması durumunda farkın hangi gruplar arasında olduğunu görmek için başvurulan post-hoc testlerinden duyarlılığı yüksek olan Scheffe testi kullanılmıştır. Kendini toparlama gücü puanlarının sosyal destek puanları ile olan ilişkisini görmek ve ilişkili olan bağımsız değişkenlerin kendini toparlama gücünü yordayıp yordamadığını test etmek için çok yönlü doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen veriler kendini toparlama gücü puanları üzerinde ailenin birlikte veya ayrı oluşunun, okul içi etkinliklere katılımın, akademik başarının ve Kendini toparlama gücü puanları ile algılanan sosyal destek boyutları arasındaki ilişkin incelenmesi sonucunda sosyal destek boyutları arasında anlamlı bir ilişki vardır. Sosyal destek boyutları arasında göreli önem sırasında okuldaki koruyucu ilişkiler ve yüksek beklentiler ve arkadaş grubundaki koruyucu ilişkiler hariç diğer alt ölçeklerde önem sırasında önceliği ailenin aldığını görüyoruz. Bu sonuç genel olarak kendini toparlama gücünün gelişmesinde aile desteğinin öneminin altını çizmektedir.Ayrıca kendini toparlama gücü ile cinsiyet değişkeni incelendiğinde toplam puanda anlamlı bir fark ortaya çıkmamış ancak tüm alt ölçek puanlarında kızlar erkeklerden daha yüksek puan almışlardır. Aile dışında destek alınan akrabalarının oluşu, kardeşe sahip olmakla ve sahip olunan kardeş sayısı, yakın arkadaş sayısının kendini toparlama gücü puanı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür.

Eğitim psikolojisiKendini toparlama gücüLise öğrencileri+4
Tuğba Esen Aktay
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuk annelerinin çocuklarını reddetme davranışları

Bu araştırmada, normal çocuk anneleri ile engelli çocuk annelerin reddetmedavranışları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı ve engelli çocuk annelerinineğitim düzeylerinin, çalışma durumlarının, algıladıkları sosyo-ekonomik düzeyin,çocuklarının cinsiyeti ve engel türünün annelerin reddetme davranışlarında anlamlıfarklılığa neden olup olmadığı araştırılmıştır.Çalışmanın araştırma grubunu, Ankara ili Keçiören, Yenimahalle ve Çankayailçelerinde bir özel eğitim kurumuna devam etmekte olan çocukların anneleriarasından gönüllü olan 221 engelli çocuk annesi ile normal ilköğretim okulu veanaokuluna devam eden 106 normal çocuk annesi oluşturmuştur. Araştırmanınbağımlı değişkeni olan annelerin reddetme davranışını ölçmek için Aile Çocukİlişkileri Ölçeği- Anne Formu; bağımsız değişkenler olan eğitim düzeyi, çalışmadurumu, algılanan sosyo-ekonomik düzey, çocuğun cinsiyeti ve engel türüne ilişkinbilgileri toplamak amacı ile de Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. İstatistikselçözümlemeler SPSS 16.0 programında yapılmıştır. Araştırmada istatistikselyöntemlerden Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve t Testi kullanılmıştır.Araştırma verileri 0.05 hata payı ile test edilmiştir.Araştırma sonucunda, engelli çocuk annelerinin normal çocuk annelerinegöre daha fazla reddetme davranışı gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıcaengelli çocuk annelerinin eğitim düzeyleri, çalışma durumları ve algıladıkları sosyoekonomikdüzeyin reddetme davranışı üzerinde anlamlı farklılığa neden olduğugörülmüştür. Annelerin eğitim ve sosyo-ekonomik düzeyi yükseldikçe reddetmedavranışının da arttığı belirlenmiştir. Çalışma durumuna ilişkin olarak; çalışan vedoğumdan sonra işten çıkan annelerin hiç çalışmayan ve emekli olan annelere göredaha fazla reddetme davranışı gösterdikleri belirlenmiştir. Buna karşın çocuğuncinsiyeti ve engel türü annenin reddetme davranışı üzerinde belirleyici olmamıştır.

Huriser Delitay
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin akademik başarıları, başarı korkuları ve verimli ders çalışma alışkanlıkları arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin akademik başarı, başarı korkusu ve verimli ders çalışma alışkanlıkları arasındaki ilişkileri incelemektir. Ayrıca bu öğrencilerin başarı korkusu ve verimli ders çalışma alışkanlıkları düzeylerinin cinsiyete,okul türüne ve algılanan ana baba tutumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Bu araştırmada genel tarama modelleri arasında yer alan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma grubu, Kırıkkale il merkezindeki iki genel lise ve bir anadolu lisesi'nde öğrenim gören toplam 662 ( 317 kız ve 345 erkek ) öğrenciden oluşturulmuştur. Verileri toplamak için Başarı Korkusu Ölçeği (Kantarcıoğlu, 2005), Çalışma Alışkanlıkları Envanteri (Uluğ, 1981) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma verileri Pearson Momentler Korelasyon Katsayısı Tekniği ve tek faktörlü varyans analizi teknikleri kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları lise öğrencilerinin akademik başarı ile başarı korkusu puanları ve verimli ders çalışma alışkanlıkları ile başarı korkusu puanları arasında negatif anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Bunun yanı sıra sonuçlar lise öğrencilerinin verimli ders çalışma alışkanlıkları ve akademik başarı puanları arasında ise pozitif ilişki olduğu ancak anlamlılık düzeyine ulaşamadığını göstermiştir. Lise öğrencilerinin başarı korkusu puanları cinsiyete göre anlamlı bir fark göstermemiştir. Bu öğrencilerin verimli ders çalışma alışkanlıkları puanları cinsiyete göre erkek öğrenciler lehine anlamlı bir fark göstermiştir. Öğrencilerinin öğrenim gördükleri okul türüne (Genel Lise ve Anadolu Lisesi ) göre başarı korkusu puanları anlamlı fark göstermiştir. Lise öğrencilerinin algıladıkları ana-baba tutumlarına (demokratik, otoriter ve koruyucu) göre başarı korkusu puanlarının anlamlı fark göstermediği görülmüştür. Lise öğrencilerinin verimli ders çalışma alışkanlıkları puanları okul türüne (Genel Lise ve Anadolu Lisesi ) göre anlamlı fark göstermiştir. Bu öğrencilerin verimli ders çalışma alışkanlığı puanlarının ana-baba tutumlarına göre anlamlı fark göstermediği bulunmuştur. Araştırma sonuçları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

Dilek Yörük
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Stres kontrolü, genel öz-yeterlik, durumluk kaygı ve yaşam doyumuyla ilişkili bir akış modeli

Bu arastırma 2005-2006 Egitim-Ögretim yılında, Bilecik ili sınırlarında yer alan Atatürk lkögretim Okulu'nda okuyan ilkögretim ikinci kademe ögrencilerinin yeme davranıslarını etkileyen bazı faktörlerin degerlendirilmesi amacıyla yürütülmüstür. Arastırma rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 125 kız ve 175 erkek olmak üzere toplam 300 ögrenci üzerinde yürütülmüstür. Arastırma sonucunda; lkögretim ikinci kademe ögrencilerinin % 79.7'si üç ögün, % 13.3'ü dört ögün, % 7.0'si ise iki ögün yemek yemektedir. En çok atlanan ögün sabah kahvaltısı, ögün atlama nedenleri ise daha çok istahsızlık ve zaman olmamasıdır. Ögrencilerin beslenme bilgi düzeyleri yaslarındaki artısa paralel olarak yükselmektedir. Anne ve babası üniversite ya da yüksekokul mezunu olan ögrencilerin beslenme bilgi düzeyleri diger ögrencilerden daha yüksektir.

Ümit Sahranç
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal beceri eğitiminin lise 2. sınıf öğrencilerinin utangaçlık düzeylerine etkisi

Bu araştırmada utangaçlık düzeyi yüksek olan lise 2. sınıf öğrencilerineverilen grupla sosyal beceri eğitiminin öğrencilerin utangaçlık düzeylerini azaltıpazaltmayacağı incelenmiştir.Araştırmanın örneklemini, 2005-2006 eğitim-öğretim yılında Kırşehir YusufSıddık Demir Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencilerinden utangaçlık düzeyi yüksekolan, 24 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın temel amacı, sosyal beceri eğitimiprogramının utangaçlık düzeyini azaltmadaki etkisini ortaya koymak olduğu için,araştırmanın bağımsız değişkeni deney grubuna uygulanan sosyal beceri eğitimiprogramıdır; bağımlı değişkeni ise, öğrencilerin utangaçlık düzeyleridir.Araştırmada, utangaçlık düzeyi, ilk kez Cheek (1990) tarafından geliştirilen13 maddelik ?Shyness Scale?in Güngör (2001) tarafından Türkçe'ye uyarlama vegeliştirme çalışmaları yapılan ?Utangaçlık Ölçeği (UÖ)? ile belirlenmiştir.Bu araştırmada, öntest-sontest kontrol gruplu desen kullanılmıştır.Araştırmada deney grubuna, araştırmacı tarafından geliştirilen sosyal beceri eğitimiprogramı uygulanırken; kontrol grubuna hiçbir etkinlik yapılmamıştır.Deney ve kontrol grubunun utangaçlık düzeyleri arasında anlamlı bir farkolup olmadığını test etmek içi Mann-Whitney U-testi, grupları kendi içlerindekarşılaştırmak için ise Wilcoxon işaretli-sıralar testi kullanılmıştır.Analizler sonunda, sosyal beceri eğitiminin (SBE) gruba katılan öğrencilerinutangaçlık düzeylerinde anlamlı bir azalma sağladığı bulunmuştur. Deneygrubundaki öğrencilerin utangaçlık düzeylerinde gözlenen azalma yönündekifarklılığın uygulanan sosyal beceri eğitimi programından kaynaklandığınıgöstermiştir.Yapılmış olan bu çalışmanın hem bu konudaki daha önce yapılmışçalışmalara ve bu alanda çalışan uzmanlara (psikolojik danışman, psikolog, psikiyatrve diğer uzmanlara) katkı getireceği hem de daha sonra utangaçlıkla ilgili yeniçalışmalara teşvik edeceği umulmaktadır.

Murat Yıldırım
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Liseli ergenlerin kişiler arası iletişim becerileri ile akılcı olmayan inançları arasındaki ilişkinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada Eskişehir merkezindeki liselere devam eden öğrencilerinkişilerarası iletişim becerileri ile akılcı olmayan inançları arasındaki ilişki bazıdeğişkenler açısından incelenmiştir. Araştırmada ele alınan bağımsız değişkenlercinsiyet, annenin eğitim düzeyi ve babanın eğitim düzeyidir.Araştırma 2004-2005 eğitim öğretim döneminde, Eskişehir merkezindekiliselere devam eden öğrencilerinden seçilen 395 öğrenci üzerinde yapılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen verilere SPSS (Sosyal Bilimler çin statistikProgramlar) ile istatistik işlemler yapılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular kısaca şu şekilde özetlenebilir; liseliergenlerin iletişim becerileri ile akılcı olmayan inanç düzeyleri arasında anlamlı birilişkinin olduğu bulunmuştur. Cinsiyetleri farklı liseli ergenlerin iletişim becerileridüzeyleri arasında ve cinsiyetleri farklı liseli ergenlerin akılcı olmayan inançdüzeyleri arasında kızların lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Liseli ergenlerinannelerinin eğitim durumları ile iletişim becerileri arasında, anneleri ilkokul ve lisemezunu olanlarla anneleri üniversite mezunu olanlar arasında anneleri ilkokul ve lisemezunu olanların lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca annelerinin eğitimdurumu ilkokul, ortaokul ve lise olanlarla üniversite olan liseli ergenlerin akılcıolmayan inanç düzeyleri arasında annelerinin eğitim durumu ilkokul, ortaokul ve liseolanların lehine önemli farklılıklar bulunmuştur. Diğer taraftan babalarının eğitimdurumu farklı olan liseli ergenlerin iletişim becerileri düzeyleri arasında vebabalarının eğitim durumu farklı olan liseli ergenlerin akılcı olmayan inanç düzeyleriarasında anlamlı farklılıklar bulunamamıştır.

Gökhan Altıntaş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki grup rehberliğinin lise öğrencilerinin ilgi ve yeteneklerine uygun alan seçmelerine etkisi

Bu araştırma; genel lisede okuyan I. sınıf öğrencilerinin ilgi, yetenek ve meslek alanlarım ve bu alanlardaki derslerin gerektirdiği yetenek ve ilgilerini tanımalarına yönelik grup rehberliğinin, bu öğrencilerin kendi ilgi ve yeteneklerine uygun meslek alam seçmelerine etkisi olup olmayacağını ortaya koymak amacı ile yapılmıştır. Bu araştırma, kontrol gruplu ön-test ve son-test modele dayalı deneysel bir araştırmadır. Araştırma 1999-2000 öğretim yılında I. ve II. Dönemde, Ankara Yenimahalle Prof. Dr. Şevket Raşit Hatipoğlu Lisesinde öğrenim gören lise I. sınıf (14-15 yaşlar ) öğrencileri üzerinde yapılmıştır. Araştırmaya, 253 öğrenci katılmıştır. Öğrencilere Akademik Benlik Kavramı Ölçeği ve Meslek Alanlarım Yetenek ve İlgilerine Göre Dereceleme Formu uygulanmıştır. Bu uygulamada 240 öğrencinin Akademik Benlik Kavramı ölçeği ile ölçülen yetenek ve ilgileri ile algıladıkları yetenek ve ilgilerine uygun buldukları meslek alanlarını dereceleme arasındaki ilişki anlamlılık düzeyine ulaşamamıştır. Bu öğrencilerden, random yolu ile 25 kişilik (14 erkek; 11 kız) bir deney ve 25 kişilik (13 erkek; 12 kız) bir kontrol grubu oluşturulmuştur. Ancak deney grubundan 6 öğrenci grup rehberliğine devam etmedikleri için deney grubu 19 kişi (1 1 erkek; 8 kız) kalmıştır. Kontrol grubunda ise bir öğrenci okuldan ayrıldığı için kontrol grubu 24 kişi (13 erkek; 1 1 kız) kalmıştır.. Deney grubundaki öğrencilerle 10 hafta süreli haftada bir kez., 90 dakika olmak üzere grup rehberliği yapılmıştır. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerden ön-test ve son-test aşamasında Akademik Benlik Kavramı Ölçeği ve Meslek Alanlarını Yetenek ve İlgilerine Göre Dereceleme Formları uygulanarak veriler toplanmışta.11 Grup rehberliği sonrasında öğrencilerin algıladıkları yetenek ve ilgilerine uygun buldukları meslek alanlarını derecelendirmeleri sonucu ilk tercih puanlarının ön-test ve son-testte gruplara göre farklılığım görmek için çift yönlü varyans analizi yapılmıştır. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin tercih uygunluğunu görmek için Kay-Kare yapılmıştır. Ancak 2x2' lik tablolarda gözenekler için beklenen değer 5'den küçükse Yate'nin düzeltme formülü uygulanır. X2 değeri Yate'nin düzeltme formülü ile düzeltilmiştir. Uygulanan grup rehberliği programı sonucunda deney grubundaki öğrencilerin ön test ve son-test puanları arasında bir artışın olduğu görülmektedir. Deney grubundaki öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini tanımalarına yönelik bir gelişme olduğu gözlenmiştir. Elde edilen sonuç p= 0.037 düzeyinde anlamlı bulunmuştur. Ancak X değerinin Yate'nin düzeltme formülü ile düzeltilmesi sonucunda X değerinin p< 0.05 düzeyinde anlamlı olmadığı görülmüştür. Elde edilen bulgulara göre yorumlar yapılarak, tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Alan tercihiGrup rehberliğiLise öğrencileri+2
Hatice Öksüz
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Grup rehberliğinin anne - babaların çocuklarına yönelik davranışları ve çocuklarının sınav kaygısı düzeylerine etkisi

Bu araştırmada, anne-babalara yönelik grup rehberliğinin, anne-babalann çocuklarına yönelik davranışları ve çocuklarının sınav kaygısı düzeylerine etkisi incelenmiştir. Araştırma, 27'si deney 27'si kontrol grubunda olmak üzere toplam 54 anne-baba ve bunların çocuklarıyla, deney ve kontrol gruplu ön-test, son-test ve izleme ölçümlü desen ile yürütülmüştür. Araştırmanın denekleri 1996-1997 öğretim yılında Malatya Özel Merkez Dersanesi'ne devam eden öğrencilerin anne-babalan arasından seçilmiştir. Araştırmada anne-babalann çocuklarına yönelik davranışları araştırmacı tarafından geliştirilen Anne-Baba Davranış Envanteri Anne-Baba Formu (ABDE-AB Formu) ile anne-babalann algılan, Anne-Baba Davranış Envanteri-Öğrenci Formu (ABDE-Ö Formu) ile de çocukların algılarına göre ölçülmüştür. Araştırmacı tarafından geliştirilen bu iki ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Öğrencilerin sınav kaygısı ise Öner (1990) tarafından Türk kültürüne uyarlanan Sınav Kaygısı Envanteri (SKE) ile ölçülmüştür. Aynca, deney ve kontrol gruplarının sosyo-ekonomik düzey açısından betimlenebilmesi için Bacanlı (1992) tarafından geliştirilen Sosyo- Ekonomik Düzey Ölçeği kullanılmıştır. Deney grubundaki anne-babalar 10 hafta süreyle grup rehberliği sürecine katılmışlardır. Anne-babalann çocuklarına yönelik davramşlan grup rehberliği süreci öncesinde, sonrasında ve 10 hafta sonraki izleme ölçümünde anne-babalann kendi algılan ve çocuklarının algılarına göre ABDE-AB ve ABDE-Ö Formlan ile ölçülmüştür. Aynı şekilde, çocukların sınav kaygısı düzeyleri de SKE ile ölçülmüştür. Ön-test, son- test ve izleme ölçümünde elde edilen veriler varyans analizinin özel bir hali olan Tekrarlanmış Ölçümler için Çift Yönlü Varyans Analizi tekniği ile analiz edilmiş ve şu bulgular elde edilmiştir: 1. Anne-babalara yönelik grup rehberliği, anne-babalann çocuklarına yönelik davranışlarının olumlu yönde değişmesinde etkili olmuştur.2.Anne-babalann davranışlanndaki bu olumlu değişim deney ve kontrol gruplarındaki anne-babalann çocuklarının ABDE-Ö Formu'ndan ön-test, son-test ve izleme ölçümünde almış oldukları puanlara ilişkin analizler tarafindan da desteklenmiştir. 3.Anne-babalara yönelik grup rehberliği çocukların sınav kaygısı düzeylerinin azaltılmasında etkili olmamıştır.

Ana-baba tutumuDavranışGrup rehberliği+3
Alim Kaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Otistik çocukların ailelerine yönelik grup rehberliğinin ailelerin kabul düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, bilgi verici danışmanlık programı kullanılarak yapılan otistik çocukların ailelerine yönelik rehberlik uygulamalarının, anne babaların kabul düzeyleri üzerindeki etkisini belirlemektir. Araştırma, iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Ön çalışma grubuna, otistik çocukları olan 26 anne baba katılmış, programa katılmaya gönüllü olan 13 kişi deney grubunu, çeşitli nedenlerle katılamayan 13 kişi kontrol grubunu oluşturmuştur. Asıl çalışma grubu ise, dört alt çalışma grubundaki 43 anne baba ile yürütülmüş, bütün aileler grup çalışmalarına katılmış ya da katılmakta olduğu için bu gruba kontrol grubu oluşturulamamıştır. Anne babaların psikolojik danışma grubundan beklentilerini ve gereksinimlerini belirlemek amacıyla, araştırmacının geliştirdiği anket formu ve AGBA (Aile Gereksinimlerini Belirleme Aracı) kullanılmıştır. Anne babaların kabul düzeyleri, gösterdikleri depresif davranışların yoğunluğu ve benlik saygılarındaki değişikliklerle ölçülmeye çalışılmıştır. Bu amaçla bilgilendirici psikolojik danışmanlık programı uygulamasından önce ve sonra BDE (Beck Depresyon Envanteri) ve RBSÖ (Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği) uygulanmıştır. Programın sonunda, ailelerin memnuniyet düzeyleri Uygulamalı Çalışma Değerlendirme Formu kullanılarak değerlendirilmiştir. Gruplardaki anne babalara, haftada bir gün 3 saatlik sürelerle, 8 oturumluk bilgilendirici psikolojik danışmanlık programı uygulanmıştır. Programda anne babalara, otistik çocuklarını daha iyi tanımaları, anlamaları, eğitimle kazanabilecekleri beceriler ve ailenin eğitimdeki önemi ve yeri ile ilgili bilgiler verilmiştir. Bunun yanısıra anne babaların otistik çocukla yaşamaya ilişkin duygu ve düşüncelerini, aile içi ilişkiler ve rollerde oluşan değişiklikleri ve bu yeni durumun yarattığı sorunlarla başetme yöntemlerini paylaşmışlardır. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde, tekrarlanan ölçümler için çift yönlü varyans analizi tekniği kullanılmıştır. Bu analizler sonucunda anne ve babanın depresyon düzeylerinin düşmesinde bilgilendirici psikolojik danışmanlık programının etkili olduğu, ancak benlik saygılarının artmasında etkili olmadığı belirlenmiştir.

Alev Girli
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 4. ve 5. sınıflarda okuyan öğrencilerin sosyal becerileri ve okul uyumu ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 4. Ve 5. Sınıf öğrencilerinin sosyal beceri ve okul uyumları ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemektedir. Araştırmanın örneklemi, 2000-2001 öğretim yılında İzmir ilindeki 6 ayrı ilköğretim okulunun 4. ve 5. Sınıflarında öğrenim gören 180'i kız, I85'i erkek toplam 365 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında dört farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlardan ilki, geçerlik ve güvenirlik çalışması araştırmacının kendisi tarafından mevcut çalışma kapsamında yapılmış olan Walker-McConnell Sosyal Yeterlik ve Okul Uyum Ölçeği (WMC-SYOUO)'dir. Araştırmada kullanılan diğer ölçme araçları Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği, sosyometri testi ve araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Kişisel Bilgi Formu'dur. Verilerin analizinde açıklayıcı faktör analizi, Pearson Momentler Çarpımı korelasyonu, tek yönlü varyans analizi, Bonferroni testi, Dunnett C testi, t testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular aşağıda özetlenmiştir : 1. Öğrencilerin sosyal beceri ve okul uyumları ile depresyon puanları arasında negatif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. &**! :*&IX 2. Öğrencilerin sosyal beceri ve okul uyumlarının, sosyo-ekonomik düzeyleri, cinsiyetleri, ebeveynin birliktelik durumu ve kardeş sıralamasına göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. 3. Öğrencilerin depresyon düzeylerinin sosyo-ekonomik düzeyleri ve kardeş sıralamasına göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. 4. Öğrencilerin gerek sosyal beceri ve okul uyumları, gerekse depresyon düzeyleri ile akademik başarıları arasında anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler : İlköğretim, öğrenci, sosyal beceri, depresyon, okul uyumu, sosyometrik statü.

DepresyonSosyal beceriUyum+3
Aslı Uz Baş
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinde sosyal karşılaştırma ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişki

Bu araştırmanın temel amacı; ortaöğretim öğrencilerinin sosyal karşılaştırma düzeylerinin psikolojik belirtileri üzerindeki etkisini tespit etmektir. Araştırmanın diğer bir amacı da; öğrencilerin sosyal karşılaştırma ve psikolojik belirtilere sahip olma düzeylerini demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırma karşılaştırmalı ilişkisel tarama modeliyle gerçekleştirilmiştir.Bu çalışma 2009-2010 eğitim öğretim döneminde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi; Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaöğretime devam eden öğrencilerden oranlı örnekleme ve tesadüfi örnekleme yöntemleriyle seçilmiş 191 kız 177 erkek olmak üzere 368 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilere Sosyal Karşılaştırma Ölçeği, Semptom Tarama Listesi ve araştırmacı tarafından hazırlanan Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için istatistik programı kullanılarak örnekleme ait değişkenlerin frekans ve yüzde değerleri bulunmuştur. Demografik özelliklerin sosyal karşılaştırma ve psikolojik belirti düzeyleri üzerinde anlamlı bir farklılığa yol açıp açmadığı ise varyans analizi ve scheffe testi yardımıyla ölçülmüştür. Araştırmada temel olarak aşağıdaki sorulara cevap aranmıştır:Sosyal karşılaştırmanın psikolojik belirtiler üzerinde etkisi ne düzeydedir?Sosyal karşılaştırma ve psikolojik belirti düzeyleri demografik özelliklere göre değişmekte midir?Araştırmanın bulgularından elde edilen sonuçlara göre; Sosyal karılaştırma düzeyi yüksek olan bireylerde psikolojik belirtiye rastlanmamış. Karşılaştırma düzeyi orta ve düşük olarak belirlenen bireylerde ise psikolojik belirtiler gözlenmektedir. Öğrencilerin kendilerini diğerleriyle kıyaslama bağlamında sosyal karşılaştırma düzeyi arttıkça psikolojik belirtilerde azalma olmaktadır. Kız ve erkek öğrencilerin sosyal karşılaştırma puan ortalamaları arasında anlamlı fark olmadığı görülmüştür. Kız ve erkek öğrencilerin psikolojik belirtilere sahip olma puan ortalamaları karşılaştırıldığında, kız öğrencilerin somatizasyon, obsesif-kompulsif, kişiler arası duyarlık, depresyon, anksiyete, öfke-düşmanlık, fobik-anksiyete ve paranoid düşünce belirtilerine erkek öğrencilerden daha fazla sahip oldukları bulunmuştur.

ErgenlerLise öğrencileriPsikolojik belirtiler+1
Fatma Yılmaz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kurbanların gözünden üniversite öğrencilerinin flört ilişkilerinde dijital şiddet

Bu araştırma, kurbanların gözünden üniversite öğrencilerinin flört ilişkilerinde dijital şiddet deneyimlerini incelemeyi ve dijital flört şiddetine (DFŞ) yönelik psikolojik destek beklentilerini ortaya koymayı amaçlayan betimsel bir çalışmadır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden, fenomenolojik desen ile tasarlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları Anadolu Üniversitesi'nde eğitim gören 13 üniversite öğrencisidir. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ve "Yarı-Yapılandırılmış Görüşme Formu" aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada iki ana tema ve 11 alt tema elde edilmiştir. Ana temalar "Kurbanların DFŞ deneyimleri" ve "Kurbanların DFŞ'ye yönelik psikolojik destek beklentileri"dir. "Kurbanların DFŞ deneyimleri" temasının alt temaları kurbanların özellikleri, ilişkinin niteliği, maruz kalınan DFŞ davranışları, ilişkiye devam etme nedenleri, baş etme yolları ve DFŞ'nin kurbanlar üzerindeki etkileridir. "Kurbanların DFŞ'ye yönelik psikolojik destek beklentileri" temasının alt temaları ise kurbanların psikolojik destek deneyimi, psikolojik destek engelleri, terapötik ilişki ihtiyaçları, terapistte aradıkları özellikler ve kendilerinde geliştirmek istedikleridir. Bulgulara göre riskli dijital davranışlar ve dijital ortamda başlayıp devam eden romantik ilişkiler DFŞ için uygun bir zemin hazırlamaktadır. Katılımcılar cinsel DFŞ, kontrol davranışları ve tehdit/aşağılama davranışlarına maruz kalmıştır. Çoğunlukla sevgi/ilgi/ilişki ihtiyacı, nedeniyle ilişkiyi sürdürmüştür. Partneri uyarma ya da şiddete şiddetle karşılık verme gibi baş etme yollarını kullanmıştır. DFŞ'nin kurbanların sağlığını, sosyal ilişkilerini ve akademik gelişimini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Buna karşın katılımcıların çok azının DFŞ nedeniyle psikolojik destek aldığı belirlenmiştir. Katılımcılar en çok kendilerini yargısızca dinleyen bir uzmana ihtiyaç duymaktadır. Terapistin kadın olmasını yeterli mesleki donanıma sahip olmasını beklemektedir. Katılımcıların gelişmeye ihtiyaç duydukları konular ise DFŞ ile ilgili farkındalık kazanma, baş etme becerilerini geliştirme ve DFŞ'nin bıraktığı olumsuz izleri azaltmadır. Anahtar Sözcükler: Flört İlişkisi, Dijital Şiddet, Flört Şiddeti, Terapötik Yardım

FlörtSayısal şiddetYakın partner şiddeti+2
Havva Alıcı
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin sürekli öfke-öfke ifade tarzları ile problem çözme becerileri arasındaki ilişki

Bu araştırmada ergenlerin sürekli öfke- öfke ifade tarzları ile problemçözme becerileri arasındaki ilişki irdelenmiştir. Son yıllardaki çalışma bulgularıergenlik döneminde öfkenin ortaya konuş tarzı ile birçok fiziksel ve psikolojiksorunlar arasında ilinti olduğu saptanmış ancak bu dönemde sıkça karşılaşılanproblem çözme davranışı ile sürekli öfke- öfke ifade tarzlarının ilişkisi sosyalpaylaşım bağlamında incelenmemiştir.Araştırmanın çalışma evrenini Bolu Atatürk Lisesinde okumakta olan bütünergenler oluşturmaktadır. Örneklem 311'i kadın 214'ü erkek olmak üzere toplam 555ergenden oluşmaktadır. Veri toplamak amacıyla ?Problem Çözme Envanteri?(Heppner ve Petersen, 1982), Sürekli Öfke -Öfke Tarzı Ölçeği (Spielberger, 1983),?Kısa semptom Envanteri? (Derogatis ve Lazarus, 1994), Duyguların SosyalPaylaşımı Ölçeği (Araştırmacı) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır.Veriler hiyerarşik regresyon modelleri kullanılarak problem çözme ilesürekli öfke-öfke ifade tarzı, cinsiyet, duyguların sosyal paylaşımı ve psikolojiksemptom değişkenleri arasındaki ilişki istatistiksel olarak analiz edilmiştir.Problem çözme ile toplumsal cinsiyet, psikolojik semptom ve sosyalpaylaşım değişkenleri arasındaki ilişki anlamlı bulunmuş; bu değişkenlerin etkisinikontrol ettikten sonra problem çözme ile öfke kontrolü arasında anlamlı sonuçlarelde edilmiştir. Araştırma bulguları var olan literatür ışığında tartışılmıştır.Anahtar Sözcükler: Problem Çözme, Öfke, Ergen

Nevim Demirci Danışık
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde zorbalığın anne, baba ve akran ilişkileri açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ergenlerde zorbalık davranışlarını ve anne, baba, akran ilişkilerinin zorbalığı yordama gücünü incelemektir. Araştırma betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın katılımcıları, 9., 10. ve 11. sınıf düzeyinde toplam 595 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında Yeniden Düzenlenen Olweus Zorba-Kurban Anketi (Büyük sınıflar), Anne, Baba ? Ergen İlişkileri Ölçeği, Akran İlişkileri Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde betimsel istatistik ve lojistik regresyon teknikleri kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; araştırma katılımcılarında zorbalık davranışları oranları; 67 zorba (%11,26), 76 kurban (%12,77), 48 zorba/kurban (%8,07) ve 404 zorbalığa katılmayan (%67,90) olarak belirlenmiştir. Zorba oranının erkeklerde ve kızlarda benzerlik gösterdiği, kurban oranın kızlarda, zorba/kurban oranının ise erkeklerde daha fazla olduğu bulunmuştur. Yine sınıf düzeyi yükseldikçe zorba olmanın arttığı, kurban olmanın ise azalma eğiliminde olduğu gözlenmiştir. Lojistik regresyon analizine göre ergenlerde anne, baba ilişkileri arttıkça zorba ve zorba/kurban statülerinde olma olasılıkları azalmaktadır. Akran ilişkilerinin artışı ise zorba olma olasılığını artırırken kurban olma olasılığını azaltmaktadır.

Zorbalık
Tarık Totan
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessEN

The examination of emotional intelligence among middle school students in terms of parental attitudes

This study aimed at investigating emotional intelligence and parents attitudes in middle school children. Utilization permit is received by approval of parents before the application. This approval also comprised that all parents consented to attend with their children for this examination. The scales are examined online. The sample included of 196 attendees recruited from 5th, 6th, 7th and 8th grades students and their parents. In order to determine children's emotional intelligence levels, Bar-On Emotional Quotient Inventory Youth Version EQ-i has been applied to both parents and children. Bar-On EQ-i scores which is calculated by dividing the sum of parents' and chidren's scores. In order to determine parents attitudes, Parental Style Inventory has been used. Results indicated that female students had statistically significant higher scores than male students' in terms of intrapersonal, interpesonal, stress management, adaptability subscales and total scores of Bar-On EQ-i Youth Version. Also, female students had statistically significant higher scores than male students' in terms of all subscales of Parental Style Inventory. 5th grade students had statistically significant iv higher score than other grades' in terms of subscales of intrapersonal, interpesonal, general mood, positive impression and total scores of Bar-On EQ-i. In all categories, fathers' education level was not correlated any item. Regarding Bar-On EQ-i correlation results, subscales of intrapersonal and interpersonal subscales, children whose mothers have master or doctoral degree education level had statistically significant higher score than others. Besides, in general mood subscale, children whose mothers have bachelor, master or doctoral degree education level statistically significant higher score than others. Finally, regarding the consequences of correlation between subscales of Bar-On EQ-i and Parental Style Inventory, it founded that statistically significant positive correlation between PSI subscale of acceptance/involvement and Bar-On EQ-i YV all subscales and total scores. Key Words: emotional intelligence, parental attitudes, emotion, EQ, parenting styles, middle school students.

Parents attitudeEmotional intelligenceSecondary school students+2
Burcu Dinçer
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Anne-babası boşanmış ergenlerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinde yordayıcı değişkenler olarak yaşam doyumu ve yalnızlık

Bu araştırmanın amacı Anne-babası boşanmış ergenlerin Psikolojik Dayanıklılık düzeylerinde Yaşam Doyumu ve Yalnızlık düzeylerinin yordayıcı etkisini incelemektir. Araştırma betimsel nitelikli tarama modeline dayanan bir çalışmadır. Katılımcılar lise 9,10,11 ve 12 sınıflarda öğrenim gören anne-babası resmi olarak boşanmış 144 ergenden oluşmuştur. Araştırmanın evrenini Bolu ili Merkez ilçedeki lise eğitimine devam eden ergenler oluşturmuştur. Evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmış ancak çeşitli nedenlerle bir kısmına ulaşılamamıştır. İçerisinde Anadolu Liseleri, Öğretmen Lisesi, Genel Lise, Endüstri Meslek Lisesi, Sağlık Meslek Lisesi, Ticaret Meslek Lisesi, Güzel Sanatlar ve Spor Lisesinin bulunduğu 11 devlet okulunda çalışma yürütülmüştür. Araştırma verilerinin toplanmasında; Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, UCLA-Yalnızlık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde, Pearson Korelasyon Katsayısı, Çoklu Regresyon Analizi ve MANOVA teknikleri kullanılarak araştırmanın denenceleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda anne-babası boşanmış ergenlerin psikolojik dayanıklılık, yalnızlık ve yaşam doyumlarında cinsiyete göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak psikolojik dayanıklılık ölçeği alt boyutlarından okul desteği boyutunda kız ergenlerin puanı daha yüksek çıkmıştır. Anne-babası boşanmış ergenlerin psikolojik dayanıklılık vii düzeyleriyle yaşam doyumları arasında pozitif yönlü güçlü bir ilişki bulunurken, psikolojik dayanıklılık düzeyleriyle yalnızlık düzeyleri arasında negatif yönlü güçlü bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca yalnızlık değişkeninin anne-babası boşanmış ergenlerde psikolojik dayanıklılık üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu bulunmuştur. Son olarak anne-babası boşanmış ergenlerde psikolojik dayanıklılık, yaşam doyumu ve yalnızlık düzeylerinde sahip olunan arkadaş sayısı ya da kardeş sayısı açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Dayanıklılık, Yaşam Doyumu, Yalnızlık, Boşanma, Ergen

Yunus Altundağ
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of relational violance in romantic relationships in terms of perpetrator and victim in the context of schema therapy

The main purpose of this research is to explain the predictive role of schemas in explaining relational violence in close relationships. In the study, 220 (176 women and 44 men) adult individuals aged 18 years and over were administered Personal Information Form (CSF), Multidimensional Emotional Abuse Scale (CDSS), Young Schema Scale Short Form-3 (YSS- SF3). Relational research method was used to examine the relationship between study variables and demographic variables. Multiple Regression analysis and Independent T-Test analysis were used to answer the research questions. The results revealed that many schemas have a predictive role in violence and exposure to violence. While there was a relationship between social isolation/ insecurity and approval-seeking schemes and the exposure to violence through hostile withdrawal; there was no relationship, between emotional deprivation, failure, pessimism, emotional inhibition, dependence/ incompetence, insufficient self-control, self- sacrifice, abandonment, subjugation, defectiveness, vulnerability to harm, unrelenting standards schemes. While there was a relationship between failure schemes and exposure to violence through control; there was no relationship between social isolation/ insecurity, approval- seeking, emotional deprivation, pessimism, emotional inhibition, dependence/ incompetence, insufficient self-control, self-sacrifice, abandonment, subjugation, defectiveness, vulnerability to harm, unrelenting standards schemes. While dependance/ incompencence, insufficient self- control schemes and the exposure to violence through domination/ intimidation; there was no relationship between social isolation/ insecurity, approval-seeking, emotional deprivation, failure, pessimism, emotional inhibition, self-sacrifice, abandonment, subjugation, defectiveness, vulnerability to harm, unrelenting standards schemes. The relationship between any scheme and exposure to violence through humiliation. While there was a relationship between emotional deprivation and defectiveness schemes and violence through humiliation; there was no relationship between social isolation/ insecurity, approval-seeking, failure, pessimism, emotional inhibition, dependence/ incompetence, insufficient self-control, self- sacrifice, abandonment, subjugation, vulnerability to harm, unrelenting standards schemes. While there was a relationship between vulnerability to harm schemes and violence through control; there was no relationship between social isolation/ insecurity, approval-seeking, emotional deprivation, failure, pessimism, emotional inhibition, dependence/ incompetence, insufficient self-control, self-sacrifice, abandonment, subjugation, defectiveness, unrelenting standards schemes. While there was a relationship between failure, social isolation/ insecurity, approval-seeking, schemes and violence application Behavior through hostilile withdrawal; there was no relationship between emotional deprivation, pessimism, emotional inhibition, dependence/ incompetence, insufficient self-control, self-sacrifice, abandonment, subjugation, defectiveness, unrelenting standards schemes. While there was a relationship between dependance/ incompeceness schemes and violence practice behavior through domination/ intimidation; there was no relationship between social isolation/ insecurity, approval-seeking, emotional deprivation, failure, pessimism, emotional inhibition, insufficient self-control, self- sacrifice, abandonment, subjugation, defectiveness, vulnerability to harm, unrelenting standards schemes. Keywords: Schema Therapy, Intimate Partner Violence, Schema Domains, Violence in Romantic Relationships.

Romantic relationshipIntimate relationshipIntimate Partner violenc+4
Özge Ozansoy
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessEN

The predicted role of childhood trauma and differentiation of self on marital satisfaction

The main purpose of this research is to examine the predictive power of childhood traumas and differentiation of self on the level of marital satisfaction. This study used a quantitative, predictive correlational research design model. The data of the research were collected with the convenient sampling method. The participants of the research consist of 500 married individuals living in Turkey. In collecting the data, the demographic information form prepared by the researcher, Marriage Satisfaction Scale, Childhood Trauma Questionnaire, and Differentiation of Self Scale has been applied. The obtained data were analyzed with the SPSS 26.0 package program. Independent Groups t-Test, One-Way Analysis of Variance (ANOVA), Tukey analysis from Post-Hoc techniques, Pearson Product Moment Correlation and Hierarchical Regression were used in the analysis of the data. The findings of the research indicate that childhood traumas and differentiation of self have a predictive power on marital satisfaction. The predictive power of the independent variables on marital satisfaction is 10%. There was no significant difference between marital satisfaction and gender, education level, age, dating duration, having child and duration of marriage

Differentiation of selfMarriageMarital satisfaction+2
Betül Aşık
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

An exploration of maternal efficacy: The predictive power of childhood traumas, cognitive flexibility, and attachment

In this study, the relationship between mothers' self-efficacy levels and childhood traumas, attachment, and cognitive flexibility levels was investigated. 386 mothers with children aged 0-6 participated in the study. "Personal Information Form", "Childhood Trauma Questionnaire", "Parental Self-Efficacy Scale", "Experiences in Close Relationships Questionnaire-I" and "Cognitive Flexibility Scale" were applied to the participants. Pearson Correlation was applied to examine the relationship between mothers' self-efficacy levels and childhood traumas, attachment, and cognitive flexibility levels. Hierarchical regression analysis was applied to determine the predictors of self-efficacy levels. In addition, the self-efficacy levels of the participants were compared according to the variables of age, employment status, number of children, and number of people in the family. The descriptive findings of the data and the Independent Samples t-Test, One-Way Analysis of Variance (ANOVA), Tukey analysis of post-Hoc tests, Pearson Product Moment Correlation, and Hierarchical Regression Analysis results are shown in tables. Based on the findings, mothers' self-efficacy scores were negatively and significantly related to childhood traumas and insecure attachment styles. In addition, mothers' self-efficacy scores were found to be positively and significantly related to cognitive flexibility. When the predictors of self-efficacy scores were examined, it was found that the most powerful predictor of mothers' self-efficacy scores was cognitive flexibility. High cognitive flexibility scores of mothers have a significant effect on higher self-efficacy scores.

Mother-child interactionMothersAttachment+5
Mehtap Söğüt
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Parenting and schema transmissions between generations: An intergenerational analysis

Early relationships or experiences between parents and children are of fundamental importance for the child's physical, social and psychological (emotional) development. In other words, the family environment is one of the most important determining factors for the development and life of children. In this sense, children's development of cognitive schemas about themselves, others and life occurs through early experiences with parents. The main purpose of this study is to examine whether the early maladaptive schemas of the parents affect the schemas of their children. In addition, it is to examine whether there is a relationship between individuals' schemas and their parents' parenting styles. The method of the study is the relational screening model. The sample of the study is determined as 135. Three groups were formed as children (n=45), mothers (n=45) and fathers (n=45). In the study, a questionnaire consisting of demographic information, Young Parenting Inventory (YPI) and Young Schema Questionnaire (YSQ) scales is used as a data collection tool. According to the results, there are differences in terms of age, marital status and number of siblings, education status, education of the mother, education of the father, psychological assistance status, profession and gender, having early maladaptive schemas. A significant correlation was observed between parenting styles and schemas. When the studies in the literature are examined, it is seen that similar results are obtained to the study. Keywords: Parenting Style, Schema Transmissions, Intergenerational Analysis.

Cognitive schemasParental styleParents-child relation+4
Sedefhan Unat
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Examining the relation among parents' burnout, resilience, cognitive flexibility, and anxiety levels during COVID-19 pandemic

The primary objective of this research is to explore the relation among parents' burnout, resilience, cognitive flexibility, and anxiety levels during the Covid-19 pandemic. 134 parents are administered using Demographic Information Form, Parent's Burnout Assessment (PBA), Adult Psychological Resilience Scale (APRS), Cognitive Flexibility Scale (CFI), and Beck Anxiety Inventory (BAI). The descriptive and Exploratory Correlational research method is used to examine the relationship between study variables and demographic variables. Spearman Correlational Analysis, Independent samples t-test, One-Way ANOVA, Spearman Correlational analysis, Mann-Whitney U test, and Kruskal Wallis analysis methods are carried out with the aim of answering the research questions. According to the results, significant differences are found cognitive flexibility, anxiety in terms of gender. However, there are not significant differences between socioeconomic status, number of children, and the diagnosis of COVID-19. Limitations and the finding of the present study are discussed with regard to related literature, and theoretical implications and applications of the findings and suggestions for future research are presented.

Cognitive flexibilityCOVID 19Parental burnout+7
Gülümser Gün Yeniaras
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü lisans öğrencileri bağlamında akademik psikolojik sermayenin kurulumu

Bu çalışmada Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü öğrencileriyle çalışılan Akademik Psikolojik Sermaye Ölçeğinin kurulumu ve bu ölçeği yordayan değişkenleri saptamak amaçlanmıştır. Verilerin toplanmasında alan yazın taranıp 51 maddelik soru havuzu oluşturulmuştur. 6 uzman öğretim üyesinin uzman görüşüne sunulup gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Bu amaçla uygun örnekleme yöntemiyle belirlenen ilk çalışma grubunu üç üniversiteden Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) lisans bölümünden toplam 317 öğrencisi oluşturmaktadır. İlk çalışma grubundan elde edilen verilerin faktör analizi yapıldıktan sonra Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinin PDR lisans öğrencilerinden toplam 214 öğrenciye uygulanıp doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Geliştirilen ölçekte soru havuzundaki 51 sorunun açıklayıcı faktör analizi yapılıp soru sayısı 20'ye düşürülmüştür. Bu 20 soru ise öz-yeterlilik, umut, iyimserlik ve dayanıklılık olmak üzere 4 alt boyut oluşturmaktadır. Doğrulayıcı faktör analizi (DFA) sonucunda elde edilen Ki-kare ve serbestlik derecesi değerlerinin χ2= 381.944, (sd= 166, p<.01) olduğu ve χ2/sd= 2.30 oranının elde edildiği görülmektedir. DFA sonucunda ise uyum değerleri SRMR= 0.055 olarak bulunmuştur. Daha sonra geliştirilen bu ölçeğin düzeyini yordayan değişkenlerini belirlemek için iki tür kümeleme analizi, bir de lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda il merkezinde yaşayan ve üst sosyo-ekonomik düzeyde yer alan PDR Lisans Öğrencilerinin yüksek APS'ye düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Bu sonuç bireylerin içsel dünyasında zorluklarla başa çıkma ve iyi oluş çabası anlamına gelen akademik psikolojik sermayesinin oluşmasında önemli katkısı olduğu şeklinde yorumlanmıştır.

Pozitif psikolojik sermayePsikolojik danışma ve rehberlikPsikolojik danışmanlık+3
Nimet Özen
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessEN

Prediction of psychological well-being in married women in terms of perceived spouse support, loneliness and perfectionism levels

This study aims to examine psychosocial variables such as loneliness, spousal support and perfectionism that affect psychological well-being levels of married women. The main objective of the study is to determine the effects of these variables on psychological well-being and to develop strategies to increase individuals' well-being. The sample of the study consists of 316 married women living in Turkey. Data were collected using the Demographic Information Form, "Psychological Well-being Scale", "Loneliness Scale", "Perception of Spousal Support Scale "and "Perfectionism Scale". The quantitative research method was used in the study and the data were analyzed using SPSS software. In the analysis of the data, multiple regression analysis, one-way analysis of variance (ANOVA) applied. The research findings indicate that emotional support has a strong and positive impact on psychological well-being; however, financial, appreciation, and social interest support types have negative effects. Loneliness had a negative effect on psychological well-being, while unhealthy perfectionism had a similarly negative effect. Healthy perfectionism, on the other hand, showed a positive relationship with psychological well-being. ANOVA results revealed that psychological well-being levels differed according to demographic variables such as age, education level and income. These findings emphasize the importance of interventions that strengthen the perception of partner support, reduce feelings of loneliness, and promote healthy perfectionism attitudes to enhance psychological well-being. The study provides valuable information both academically and practically to support individuals' psychological well-being. Keywords: psychological well-being, loneliness, spouse support, perfectionism, married women, regression analysis

Perceived spouse supportMultiple regression analysis
Pelin Özdemir
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the relationship between the fear of negative evaluation and the perceived parental attitudes with perception of the self-efficacy of the 3rd and 4th grade elementary school students

My primary goal while preparing this treatise is to detect the the form of the connection between sensed mother's and father's behaviors of the 3rd and 4th grade elementary school students, and their fear of negative evaluation levels, gender and belief of self efficacy. The study was conducted with 403 students in Yavuztürk Elementary School in Üsküdar, İstanbul in the period of 2018-2019. Students were asked to fill out some forms within the scope of this work, which are explained as follows. "Personal Information Form" which is prepared by the writer was applied to obtain informations about the structure of populations of the pupils, the "Parenting Attitude Scale"which adapted by Yılmaz (2000) was given to find pupil's sensed parent's behaviors, "The Fear of Negative Evaluation Scale" adapted by Erkan (2002) was filled by the children to be informed about the fear levels of the pupils were assessed, and "Self-Efficacy Scale" for children developed by Çetin (2007) was runned to get an idea about self efficacy sensation of the primary school pupils. Informations accessed through forms were analyzed by "SPSS 16.0." For assessing the results obtained from the forms, descriptive statistics methods were primarily preferred. We took the significance level as .05. while evaluating the datums. We benefited from; "independent sample t test" for binary group comparisons, from "ANOVA" for "multiple comparisons", from "pearson moment product correlation" and "multiple regression assessment techniques" for the feature of the connection of dependent and independent factors. At the end of the work we discovered that there is considerable intercourse between mother's and father's behaviors and self efficacy, while there was no meaningfull intercourse among the self efficacy and fear of negative evaluation and gender. However; considerable intercourse among parental attitudes and fear of negative evaluation; the gender and parent's behaviors and fear of negative evaluation in favor of girls. Last of all, positive mother's and father's manners and acceptance of their children and showing interest; raise the self-perception and decrease the fear of being appraised. Parent's authoritarian-rigid attitudes, the constant control of children adversely affect the self-efficacy perception, and negative the fear of being assessed in an unfavourable manner. Key Words: Parental attitudes, social concern or fear, fear of evaluation, self-efficacy.

Family attitudeParents perceptionParents attitude+5
Özlem Acar Bulut
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The impacts of irrational beliefs and perceived parenting attitudes on the test anxiety levels of high school students

The aim of this study was to investigate the predictive role of irrational beliefs and perceived parental attitudes of high school students on test anxiety levels. In line with this objective, the related study was formed as a predictive correlational research model. Demographic Information Form, Child Rearing Attitudes Scale and Irrational Beliefs Scale were applied to 341 high school students studying in Suleyman Demirel Vocational and Technical Anatolian High School, Tugrul Bey Anatolian High School and Piri Reis Vocational and Technical Anatolian High School. According to the corelation findings, the perceived parental attitudes and the anxiety of the exam were significantly correlated with the negative of the sub-dimensions of acceptance / involvement; The strict control / supervision control sub-dimensions were determined to be positively correlated. In addition, irrational beliefs and test anxiety sub-dimensions and total scores were positively and significantly related. According to the regression findings, the test anxiety covert sub-dimension and total scores were negative by the mother's acceptance / involvement sub-dimension; it is predicted positively and significantly by irrational beliefs. When the findings related to demographic variables are examined, the difference of test anxiety sub-dimensions and total scores according to gender is significant. It was observed that the test scores of the male students were higher than the female students. The difference of test anxiety anxiety subscale scores according to high school type is statistically significant. It was seen that the mean score of the anxiety anxiety of the vocational high school students was higher. In addition, the difference between the points of acceptance/ involvement affection attitude by the mother according to the class and age variable is statistically significant. High school first grade and 15 year old students were found to have higher acceptance / involvement perceived by the mother sub-dimension scores. In addition, the concern of test anxiety in high school freshman students is higher than the scores in the sub-dimensions and total test anxiety scores. The difference of test anxiety sub-dimensions and total scores according to mother education level was found as statistically significant. It was found that the test anxiety sub-dimensions and test anxiety total scores of the students whose mothers were university graduates were higher. It was found that the scores of the Strict Control and Supervision sub-dimension perceived by the father were higher in the mothers of secondary school graduates. The findings of the study show that the perceived parental attitudes and irrational beliefs of the students are the factors that explain the test anxiety levels. In constructing preventive or protective interventions related to test anxiety, it is considered that these factors should be evaluated and supported by further studies.

Irrational beliefsParents attitudeHigh schools students+2
Onur Gümüşkaynak
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Examining the relationship between parenting stress and marriage burnout of parents having children diagnosed with cerebral palsy

This research that is an exploratory correlational study aims to investigate the relationship between parenting stress and marriage burn-out of the parents having children diagnosed with cerebral palsy(CP). In the study, the other goal is to acknowledge and evaluate parents having children diagnosed with CP better by examining their parenting stress and marriage burn-out levels with regard to the demographic variables (parents' age, the age of children with cerebral palsy, education level, socio-economic status, marriage duration, number of children and the Gross Motor Function Classification System-GMFCS levels of children with CP). The population of the research consists of parents having children diagnosed with CP, which are supported by the Private Metin Sabancı and the Private Hıfzı Özcan Special Education and Rehabilitation Centers in Istanbul / Ataşehir; when the research sample consists of a total of 97 parents that selected from related special education and rehabilitations by convenient and criterion sampling methods. "Questionnaire on Resource and Stress-F (QRS-F)", "Parents Burnout Scale", and "Personal Information Form" were used as tools to collect the data. Pearson Correlational Analysis, One-Way Analysis of Variance (ANOVA), Independent Sample T-Test, Kruskal-Wallis H and Mann-Whitney U Test were conducted with the Statistical Package for the Social Sciences (SPSS). When the scores obtained from related tools were analyzed, it was concluded that there was a significant positive correlation between marriage burn-out and parenting stress levels. In other words, as parenting stress levels increased, their marriage burn-out levels increased. In addition, as a result of the analyses, there were no significant differences among parenting stress and marriage burn-out levels with regard to the demographic variables like parents' age, the age of the children with CP, parents' education level, socio-economic status and marriage duration. While there were no significant differences among parenting stress levels, there was a statistically difference among their marriage burn-out levels according to number of children. Parents with one child had higher levels of marriage burn-out than parents with 2 or more children. Also, results have revealed that parenting stress and marriage burn-out levels did not have difference significantly according to GMFCS levels of children with CP. The findings were assessed related to the present studies and literature.

ParentsMarriageCerebral palsy+3
Sedef Kanat
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of group counseling program for siblings of atypical children on their anxiety levels

The aim of this research was examining the impact of group counseling program ob siblings of atypical children's anxiety level. This research was conducted in Metin Sabanci Special Education and Rehabilitation Center between 2018 and 2020. Twenty siblings of atypical children in different dissability groups were participated in this study. Five boy and five girl were included experimental group and the same was done for the control group. The age range of participants were determined from 8 to 11. The group counseling program that was developed by research longed six-week and each sessions were one hour length. This group counseling program were applied to the participants in experimental group while there is no application for participants in control group. The design of this research was quasi-experimental research with pre-test and post-test and control group. Spence Children Anxiety Scale that was developed by Spence in 1988 and adapted by Direktör and Serin in 2017 was used to measure participants' anxiety score before and after the group process. To analyze the collected data, Wilcoxon Signed Rank and Mann-Whitney U tests were used by researcher. At the end of the analyzing process, it was found that the six-week group counseling program was developed by researcher was effective on siblings of atypical children's anxiety level. Reduction was observed in participants' anxiety score at the end of this process. The findings obtained in this study were evaluated according to the current researches and extant literature. Keywords: Children with Dissability, Trait Anxiety, Siblings of Atypical Children

Disabled childrenGroup counsellingSibling relationship+2
Onur Güzel
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2020
00