Çukurova University
Discipline

Soil Science and Plant Nutrition

Çukurova University

235

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Fertigasyon yöntemiyle farklı miktarlarda azot ve su uygulamalarının silajlık mısır verimi üzerine etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmada damla sulama ile yetiştirilen silajlık mısırın, sulama suyu ve sulama suyu ile verilmesi gerekli azotlu gübre miktarlarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Sulama dönemi içerisinde açık kaptan buharlaşmanın 0.50, 0.75, 1.00, 1.25 ve 1.50 katı olmak üzere beş farklı sulama seviyesinde deneme kurulmuş, her denemeye uygulanacak olan sulama suyu ile birlikte 0.0 mg L-1, 10.0 mg L-1, 20.0 mg L-1, 30.0 mg L-1 ve 40.0 mg L-1 olmak üzere beş ayrı azot dozu uygulanmıştır. Açık kaptan buharlaşmanın 4'er günlük farkları esas alınarak su ve gübre uygulaması yapılmıştır.Araştırma sonucunda buharlaşmanın 0.50, 0.75, 1.00, 1.25, 1.50 katı su seviyelerinde sırasıyla 28.69 mg L-1, 27.07 mg L-1, 32.91 mg L-1, 33.21 mg L-1, 28,49 mg L-1 azot uygulamaları ile en yüksek verime, 29.62 mg L-1, 38.36 mg L-1, 33.88 mg L-1, 28.65 mg L-1, 39.6 mg L-1 azot uygulamaları ile en yüksek bitki boyu değerine, 24.5 mg L-1, 17.26 mg L-1, 23.27 mg L-1, 26.48 mg L-1, 28.67 mg L-1 azot uygulamaları ile en yüksek gövde çapı değerine ulaşılmış, bu değerlerin üzerindeki azot uygulamaları ürün artışı, bitki boyu ve gövde çapı kalınlığına artırıcı etki sağlamamıştır.

Talip Atçeken
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sera koşullarında çinko noksanlığına sahip bir toprakta farklı çinko düzeylerinde ve organik kaynakların buğdayın büyümesi üzerine etkisi

Çinko noksanlığı toprakta ve bitkide oldukça yaygın bir beslenme sorunudur. Bu sorun toprakta yüksek pH, yüksek kireç, ağır bünye ve yetersiz organik madde düzeyi ile daha da ağırlaşmaktadır. Çinko noksanlığından kaynaklı verim kayıpların önüne geçmek için farklı karakterli organik materyaller toprağa kazandırılması önemlidir. Bu amaçla serada, inkübasyonlu ve inkübasyonsuz koşullarda farklı Zn düzeylerinde (Zn0= 0 mg Zn kg-1, Zn5= 5 mg Zn kg-1) toprağa yapılan ahır gübresi (AhG), leonardit (LEO) ve leonardit +ahır gübresi (LEO+AhG) uygulamalarının buğdayın yeşil aksam kuru madde ve yeşil aksam Zn konsantrasyonu üzerine etkisi belirlenmiştir.Çinko noksanlığında bitkinin yeşil aksam kuru madde verimi 1.82 gr saksı-1, buna karşılık Zn uygulamasında ise aynı değerin 3.82 gr saksı-1 olduğu bulunmuştur. Kontrole göre Zn ile sağlanan verim arış oranı % 110 olduğu belirlenmiştir. Aynı oranın sap+başak verimi için % 422 olduğu belirlenmiştir. İnkübasyonsuz koşullarda elde edilen bu oranlara karşılık, inkübasyonlu koşullarda aynı oranların sırasıyla % 9.7 ve % 11.6 olduğu saptanmıştır. Bu da inkübasyon uygulamasının bitkinin Zn beslenme aktivitesini azalttığını göstermektedir.Çinko noksanlığında organik materyal uygulamalarının bitki büyümesini arttırdığı görülmüştür. Söz konusu koşulda kontrol uygulamasına göre (1.82 gr saksı-1) toprağa leonardit ilavesiyle sağlanan verim artış oranın % 68, aynı değerin ahır gübresi ve leonardit+ahır gübresi uygulamalarında ise sırasıyla % 104 ve % 105 olduğu bulunmuştur. Buna karşılık inkübasyonlu uygulamada aynı değerlerin sırasıyla % 6, % 112 ve % 106 olduğu saptanmıştır.İnkübasyonsuz uygulamalara göre inkübasyonlu uygulamalardaki bitkilerin yeşil aksam Zn konsantrasyonları oldukça düşük olduğu bulunmuştur. İnkübasyonsuz koşullarda bitkinin yeşil aksam Zn konsantrasyonu 6.4-126.2 mg kg1, inkübasyonlu koşullarda aynı değerlerin 7.2-55.7 mg kg-1 arasında değiştiği belirlenmiştir.Çinko noksanlığına sahip topraklara özelikle kolay mineralize olabilir organik kaynakların kullanılması önerebilir. Bu şekilde Zn noksanlığından kaynaklı büyüme ve verim azalmalarının önüne geçilebilir.

Mehmet Bahadırlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kükürt'ün toprak ve bitki besleme yönünden önemi

Son yıllarda kükürt (S) yetersizliği dünyanın pek çok bölgesinde bitkisel üretimi sınırlayıcı faktör olarak tanımlanmaktadır. Kükürt eksikliğinde ürün miktarı ve kalitesinde düşüşler olduğu belirlenmiştir. Bu sebepten dolayı topraktaki ve bitkideki S'ün kesin olarak tanımlanıp fonksiyonlarının belirlenmesine ihtiyaç vardır.Kükürt'ün bitkilerde, sistein ve methionin gibi amino asitlerin temel yapı taşı olarak ürün kalitesi üzerinde ve ayrıca ağır metal toksi tesi ve tuzluluk toleransı ile ilgili biyolojik proseslerde de önemli rol oynadığı son yıllarda yapılan çalışmalarda bildirilmektedir.Kükürt toprakta organik formda karbona bağlı ve sülfat esterleri olarak ayrıca bitkilerin direk kullanabildikleri sülfat (SO4-2) formunda bulunur. Organik S bileşikleri bitkinin hemen kullanımına uygun olmamasına rağmen mineralizasyon yolu ile bitkiye S sağlamada potansiyel olarak bulunurlar. Ayrıca atmosferdeki SO2 de bitkilerin ihtiyacını karşılayabilecekleri bir S kaynağıdır. Fakat son yıllarda atmosfere SO2 salınımı artmakla birlikte yeterli S gübre uygulaması yapılmadığından tarımsal üretimde S noksanlığından kaynaklanan kayıplar yaşanmaktadır. İyi bir ürün kalitesi ve yüksek verim elde etmek için bitkinin ihtiyacına uygun miktarda ve formda S gübrelemesi yapılması gerekmektedir.

Mehmet Remzi Kaymak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Seralarda toprak solarizasyonu uygulamalarının etkinliğinin araştırılması ve toprak profilinde sıcaklık dağılımının matematiksel modellenmesi

Araştırma 2008-2009 yıllarında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü deneme alanında kurulan farklı optik özellikli 3 polietilen (PE) ile örtülü (normal PE, UV katkılı PE ve UV+IR katkılı PE) sera ve açık alanda (yaz dönemi) yürütülmüştür.Araştırmanın esas konusu toprakta etkili solarizasyon konularının araştırılması ve ısısal iletkenlik-toprak su içeriği ilişkisini ortaya koyan yaklaşım geliştirmek ve toprakta sıcaklık dağılımının matematiksel modellenmesini oluşturmaktadır. Toprakta ısının iletimi ve depolanmasında ve solarizasyon etkinliğinde termal özelliklerin belirlenmesi önemlidir. Bu araştırmada seralarda toprak yüzeyine CO2, Bazaltik Tüf (BT), Organik Madde (OM), OM+CO2, Farklı Renk PE (FRPE) uygulamasının solarizasyondaki etkinliği irdelenmiştir. Solarizasyon 1 ay süre ile yaz mevsiminde yaklaşık 2m×2m boyutlarındaki parsellerde saydam plastik örtü kullanılarak uygulanmıştır.Toprak su içeriği değişimi TDR aleti ile izlenmiştir. Toprak sıcaklıkları sürekli olarak 12 dakika aralıklarla 5, 20 ve 30 cm toprak derinliklerinde ölçülmüştür. Termal difüzivite (D), ısı denkleminden çözülerek türetilmiş olan sıcaklık-genlik denkleminde toprak sıcaklıkları kullanılarak hesaplanmıştır. Her 2 yılda da en yüksek toprak sıcaklığı 5 cm derinlikte OM ve farklı renkli PE uygulanan parsellerde elde edilmiştir (55.0-55.9 °C). Genelde birikimli ortalama sıcaklıkların konulara göre izlediği sıra (OM) > (FRPE) > (BT) şeklinde gerçekleşmiştir.Toprak sıcaklığının modellenmesi kapsamında ise çalışılan tüm derinliklerde ölçülen ve modelden elde edilen sıcaklıkların birbiriyle uyumlu olduğu görülmüştür.

Yusuf Tülün
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Domat ve uslu zeytin çeşitlerinde yaprakların besin element içerikleri ve bunların mevsimsel değişimlerinin incelenmesi

Bu çalışmada Domat ve Uslu zeytin çeşitlerinin yapraklarındaki makro (N, P, K, Ca, Mg) ve mikro (Fe, Cu, Mn, Zn ve B) besin elementlerinin mevsimsel değişimlerinin incelenmesi ve bunun sonucunda bu iki çeşitte yaprak örneklerinin alınması için en uygun dönemin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmada, Domat ve Uslu zeytin çeşidinde Mayıs?2009 ile Nisan?2010 tarihleri arasında aylık olarak yaprak örnekleri alınarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre Domat çeşidinde yaprakların N, P, K, Ca ve Mg içerikleri sırası ile % 1.08-1.89; % 0.08-0.13; % 0.97-1.35; %1.49-2.57; % 0.11-0.18; Uslu çeşidinde ise sırası ile % 0.89-2.78; % 0.10-0.14; % 0.72-1.43; % 1.21-2.23; % 0.13-0.19 arasında değiştiği belirlenmiştir.Yapılan değerlendirmeler sonucunda Domat zeytin çeşidinde incelenen besin elementlerinden N, P, K, Ca, Mg, Cu, Mn, Zn ve B içeriklerinin Kasım-Ocak dönemleri arasında; Fe, besin elementinin ise Haziran-Temmuz dönemleri arasında stabil olduğu ve bu nedenle anılan periyotların bu zeytin çeşidinde yaprak örneği almak için en uygun ortak dönem olabileceği belirlenmiştir. Uslu çeşidinde stabil dönemin Fe için Haziran, Temmuz, Ağustos ayları, Zn için Eylül, Ekim, Kasım ayları diğer tüm elementler için Kasım-Ocak ayları arası olduğu ve bu dönemlerin bu çeşit için en uygun yaprak örneği alma dönemi (ortak stabil dönem) olabileceği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Besin elementleri, mevsimsel değişim, yaprak örneği almadönemi, zeytin

Bitki besin maddeleriMevsimsel değişimZeytin
Erol Aydoğdu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Buğday'da kükürt-demir ve kükürt-çinko beslenmesinin mikro besin elementi ve azot konsantrasyonuna etkisi

Bitkisel üretimde kükürt (S), demir (Fe) ve çinko (Zn) noksanlıkları verim ve kalite parametrelerini etkileyen yaygın beslenme sorunlarıdır. Demir ve Zn noksanlığı bitkisel üretimde olduğu gibi insan beslenmesi için de önemli bir global beslenme problemidir. Bu nedenle tarımsal ürünlerin Fe ve Zn ile zenginleştirilmesi için genetik ve agronomik biyofotifikasyon çalışmaları hızla artmaktadır.Bu tez çalışmasında toprak ve besin çözeltisi kültüründe yetiştirilen ekmeklik (T. Aestivum cv. Adana 99) ve makarnalık (T. Durum Desf. cv. Sarıçanak 98) buğday çeşitlerinin klorofil (SPAD), verim, Fe, Zn, N ve S konsantrasyonu ile kök fitosiderofor salgı oranları farklı Fe, Zn ve S uygulamaları altında araştırılmıştır. Düşük S uygulaması vegetatif dönemde klorofil, N ve özellikle S konsantrasyonunun azalmasına, N/S oranının ise önemli oranda artmasına neden olmuş, Fe ve Zn değerleri ise S uygulamalarından etkilenmemiştir. Generatif dönemde düşük S uygulaması her iki genotipte beklendiği üzere tane ve sap-saman verimi ile hasat indeksinin önemli oranda azalması ile sonuçlanmıştır. Düşük S uygulaması tanede Zn ve N konsantrasyonuna belirgin bir etki yapmazken tane Fe değerleri özellikle ekmeklik buğday çeşidinde azalmıştır. Besin çözeltisi denemelerinde düşük S uygulaması kök fitosiderofor salgısını önemli oranda azaltmıştır. Bu nedenle, düşük S uygulamasında Fe konsantrasyonunda gözlenen azalmanın, fitosiderofor sentezindeki düşüş ile ilişkili olduğu sanılmaktadır.

Esen Andiç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Kanola sonrası yetiştirilen II. ürün mısır bitkisine mikoriza aşılamasının verim ve besin elementleri alımına etkisi

Araştırmanın amacı, Çukurova Bölgesinde sera ve tarla koşullarında, kanola ekimi sonrasında yetiştirilen mısır bitkisine mikoriza aşılamasının, büyüme ve besin elementleri alımına ve toprak özelliklerine olan etkilerinin belirlenmesidir. Deneme, iki aşamalı olarak Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak ve Bitki Besleme Bölümünde sera denemesi ve Araştırma Uygulama Çiftliğinde de tarla denemesi olarak yürütülmüştür. Denme bitkisi kanola mısır ve bakla bitkileri, mikoriza türü olarak da kokteyl mikoriza (G. intradices, G. mossea, G. etinicatum, G. caledonium, G. intaradices, G. fasciculatum ve Dr. Kindom karışımı) kullanılmıştır. Deneme sonunda bitkilerde üst aksam kuru madde üretimi, verim, kök infeksiyonu, P, K, Zn, Fe, Mn ve Cu konsantrasyonu, danede yağ analizi ile topraklarda spor sayısı, dehidrogenaz aktivitesi ve CO2 üretimi belirlenmiştir.Araştırma bulgularına göre, mikoriza aşılamasının, saksı ve tarla koşullarında kanola bitkisinin büyümesi ve besin elementleri alımına etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Kanola sonrası mikoriza aşılanmış mısır bitkisinin verim ve besin elementleri alımı mikoriza aşılanmamış bitkilere göre artmıştır.Kanola-bakla karışık ekilmiş saksı ve tarla demelerinde kanola bitkisinin büyüme ve besin elementleri alımı yalnız kanola ekili uygulamalara göre daha etkili olduğu belirlenmiştir. Mikoriza aşılaması mısır ve bakla bitkisinin verim, besin elementleri alımını ve aynı zamanda toprakta mikrobiyal aktiviteyi de (CO2 üretimi ve Dehidrogenaz Aktivitesi) arttırmıştır. Sonuç olarak, kanola sonrası ekilen mısır bitkisine mikoriza aşılaması, bitki verimi ve besin elementi alımını mikoriza aşılaması yapılmayanlara oranla arttırır şeklinde kurulan hipotez destek görmüştür.

KanolaMikorizaMısır+1
Çağdaş Akpınar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Enjeksiyon yöntemi ile amonyum gübrelemesinin (=En-Güb) buğday vejetasyonu altında toprakta nitrifikasyona ve bazı besin elementlerinin alımına etkisi

Bu çalışmada ülkemizde yeni bir gübreleme yöntemi olan ?Enjeksiyon Yöntemi? (En-Güb) ile amonyum gübrelemesinin buğday vejetasyonu altında toprakta geleneksel gübreleme ile karşılaştırmalı olarak nitrifikasyona ve biyolojik aktivite parametresi olarak toprakta CO2 üretimi, Dehidrogenaz enzimi aktivitesi (DHA) ile bitkide dane verimi, biyomas verimi, bazı besin elementlerinin alımına ve diğer bazı bitkisel parametrelere etkisi araştırılmıştır. Amonyumun sıvı halde toprağa enjekte edilmesine dayanan bu yöntemin uygulanması ile geleneksel gübrelemeye kıyasla ülkemizde Çukurova gibi önemli derecede buğday üretimi yapılan alanlarda nitrifikasyonun izlenmesi, N alım etkinliğinin artıp artmayacağının belirlenmesi ve enjeksiyon gübrelemenin bazı mikroelementlerin alımına olası etkilerinin araştırılması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre enjeksiyon uygulamasında ilk ölçüm döneminde diğer uygulamalara oranla amonyum azotunun belirgin şekilde yüksek olduğu, izleyen dönemlerde bu farkın kaybolduğu, CO2 üretimi bakımından uygulamalar arası belirgin fark olmadığı, Dehidrogenaz enzim aktivitesi ve pH değişimi bakımından uygulamalara bağlı değişiklikler olduğu görülmüştür. Ayrıca dane verimi ve biyomas verimlerinin en yüksek Enjeksiyon%100 uygulamasında (24 kg N/da) elde edildiği, bunu Geleneksel%100 uygulamasının izlediği; %70 N uygulamalarında ise daha düşük verim değerleri elde edildiği tesbit edilmiştir. Birim alandan dane ve kök üstü biyomas ile kaldırılan azot miktarının da N uygulama miktarlarına bağlı olarak artış gösterdiği belirlenmiştir.

Hesna Pamiralan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı yaşlardaki okaliptüs ormanlarında mikorizal gelişim ile toprak karbon salınımı arasındaki ilişkinin araştırılması

Araştırmanın amacı; farklı yaş gruplarına ait okaliptüs ağaçları ve bu alanlardaki farklı uygulamaların yapıldığı alanlardan alınan toprak örneklerinde karbondioksit salınımı, karbon ve azot içeriği, dehidrogenaz aktivitesi ile topraktaki mikoriza sporları arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışma, Çukurova Üniversitesi, Rizosfer ve Toprak Biyoteknolojisi laboratuvarları ve Tarsus Orman İşletme Müdürlüğü Karabucak Orman İşletme Şefliğinin Fehmi Güresin Ormanında 5, 7 ve 10 yaşındaki okaliptüs sahasında yürütülmüştür. Araştırma alanı; kesilip sürülmüş (S1), kesilip sürülmemiş (S2) ve müdahale edilmemiş (S3) şeklinde olup buna ek olarak tarım alanı ve tarım yapılmamış doğal alan olmak üzere sınıflandırılmıştır. Deneme bitkisi olarak okaliptüs (Eucalyptus camaldulensis Dehn.) kullanılmıştır. Toprakta CO2 solunumu, dehidrogenaz aktivitesi, mikoriza spor sayımı, karbon ve azot içeriği, bitkide ise mikorizal kök infeksiyonu belirlenmiştir.Genelde toprakların dehidrogenaz aktivitesi ve solunumu, organik karbon, azot içeriği ve mikoriza spor sayısında en yüksek değerler her üç yaş grubu için S3 uygulaması olan müdahale edilmemiş parsellerde, en düşük değerler ise S1 uygulaması olan kesilip sürülmüş parsellerde belirlenmiş olup sonuçlar projenin amacında beklendiği gibidir.

MikorizaOkaliptus
Murat Şimşek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Defne (Laurus nobilis L.) ve keçiboynuzu (Ceratonia siliqua L.) türlerinin büyüme ve gelişmesi üzerine ortam ve mikoriza aşılamasının etkisi

Bu çalışmanın amacı, ağaçlandırma sahalarına dikilecek ve yaz kuraklıklarını atlatma sorunuyla karşılaşılan keçiboynuzu (Ceratonia siliqua L.) ve defne (Laurus nobilis L.) fidanlarına, mikoriza (G. caledonium, G. clarium) aşılamasının, gelişim, besin elementleri alımı ve yaz kuraklıkları sonrası hayatta kalma oranlarına olan etkilerinin araştırılmasıdır.Araştırma iki aşamalı olarak yürütülmüştür. Birinci aşamada fidanlık koşullarında steril edilmiş ve edilmemiş yetiştirme ortamlarında mikorizalı ve mikorizasız olarak keçiboynuzu (harnup) ve defne fidanları üretilmiştir. İkinci aşamada ise üretilen fidanların bir kısmı ağaçlandırma sahasındaki deneme alanına aktarılmıştır. Mikoriza aşılaması fidan tüplerine tohum ekimi aşamasında gerçekleştirilmiş olup, vejetasyon süresi sonunda fidanların büyüme parametreleri (çap, boy, kuru madde ağırlıkları) ölçülmüş, üstü aksamı ve kökteki (P, K, Zn, Fe, Cu, Mn) elementlerin içerikleri ile kökte mikoriza enfeksiyon oranları belirlenmiştir.Deneme sonuçları incelendiğinde; mikoriza aşılaması hem fidanlıkta hem de arazi koşullarında keçiboynuzu fidanlarına etkili olmamıştır. Keçiboynuzu fidanlarının steril edilmemiş ortamda iyi geliştiği belirlenmiştir. Steril edilmiş ortamda G. caledonium mikoriza aşılamasının defne fidanlarının gelişim, besin elementi alımı, kök mikorizal enfeksiyonu ve hayatta kalma oranlarını arttırdığı tespit edilmiştir.

DefneFide büyümesiKeçiboynuzu+1
İlker Taner Pırlak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Adıyaman ilinin tarım dışı alanlarındaki tuğla-seramik hammadde kaynaklarının kullanım potansiyellerinin belirlenmesi

Adıyaman Bölgesindeki, tarım dışı alanlardaki toprak/kil hammadde kaynaklarının tuğla-kiremit-seramik üretimine uygunluğu araştırılmıştır. Bu nedenle, uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri ile Adıyaman-Merkez, Besni, Kahta, Samsat bölgesinde saptanan olası kaynak alanlarında alınan 13 farklı örnekte fiziksel, kimyasal, mineralojik ve sub-mikroskopik analizler yapılmıştır. Örneklerden hazırlanan tuğlalarda geleneksel ve güncel yöntemlerle üretimler gerçekleştirilmiş ve teknolojik deneylerle standartlara uygunluğu saptanmıştır.Ayrıntılı analiz ve üretimler sonrasında, Rzp ve Çmgz hammaddelerinin yüksek oranda kil, Smst-1 örneğinin ise yüksek oranda kireç içerdiği saptanmıştır. Bsn-1 ve Ekosan'nın pH değeri dışındaki diğer tüm örneklerde pH istenilen düzeylerdedir. Tuzluluk değerleri Ekosan ve Egrçy örneklerinin dışında kabul edilebilir değerler arasındadır. Organik madde içeriği tüm örneklerde TSE standartlarına uygun olan sınırlarda, düşük düzeyde saptanmıştır. Örneklerin tamamında baskın birincil mineral kalsitken smektit başat kil mineralidir. 900oC'de fırınlanan tüm örneklerde diyopsit ve gehlenit, 1040oC'de fırınlanan tüm örneklerde ise akermanit, diyopsit ve bredigit en yaygın yüksek sıcaklık mineralleri olarak belirlenmiştir.Tarama Elektron Mikrokobisi analizleri Hsnck-1 ve Kht-1 örneklerinde 1040°C'de ileri düzeyde sinterleşme olduğunu ortaya koymuştur. Buna karşın 900oC'de sinterleşme düşük kalmıştır. Teknolojik analizler sonrasında örneklerin plastiklik derecesinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Plastisite değerinin en yüksek ve en düşük değerleri arasındaki farkın yüksek oluşunun nedeni olarak örnekler arasındaki kil içeriği farklılığı gösterilebilir. Analizler sonrasında, Bsn-1, Bsn-2, Bsn-3, Smst-1 ve Smst-2 örneklerinin dışında kalan başta Rzp olmak üzere tüm örnekler tuğla ve kiremit üretiminde kullanılabilecek sınırlarda su emme, dayanım ve küçülme davranışları göstermiştir.Sonuç olarak irdelenen Adıyaman Bölgesinde tarım dışı alanlarda yer alan toprak/kil hammaddelerinin uygun karışımlar ile seramik, tuğla ve kiremit endüstrisinde kullanılabileceği ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kil, tuğla, Adıyaman, seramik teknolojisi, tarım dışı alanlar

AdıyamanEndüstriyel seramikKil+1
Ahmet Çelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı doz ve zamanlarda uygulanan çinko ve azotun buğdayda tane çinko konsantrasyonu üzerine etkisi

Tahıl tanelerinin çinko içeriğini yükseltmek, insanlarda beslenme yoluyla ortaya çıkan çinko (Zn) eksikliğine bağlı sağlık problemlerini azaltmada önemli bir global (küresel) stratejidir. Bitkilerin hem Zn hem de demir (Fe) alımı, taşıması ve biriktirmesinde azot (N) beslenme statüsünün önemli bir rol oynadığına ilişkin literatür bilgisi artmaktadır.Bu çalışmada, N beslenmesinin, Zn ve Fe'in alımında, bitkideki hareketinde ve tanede birikiminde rol alan taşıyıcı proteinleri ve diğer azotlu bileşikleri etkileyebileceği düşüncesinden hareketle, buğday tohumunun zenginleştirilmesine yönelik potansiyeli araştırılmıştır. Bu amaçla, buğday bitkileri, farklı N ve Zn uygulamaları ile tarla ve sera koşullarında yetiştirilmiştir.Tarla ve sera koşullarında yürütülen denemelerden elde edilen sonuçlara göre; topraktan Zn ve N uygulamaları ile yapraktan Zn uygulamalarının, tane Zn konsantrasyonunu arttırdığı bulunmuştur. Uygulamalar, tane N ve Fe konsantrasyonu üzerinde de etkili olmuştur. Bitki için ortama yeterince Zn sağlandığı zaman, hem topraktan hem de yapraktan N uygulaması ile tanenin Zn konsantrasyonu artmıştır. Sera koşullarında yürütülen denemelerde, yeterli çinko uygulaması ile yüksek dozda N uygulamasının, Zn ve Fe'in vejetatif dokudan alınımı ve remobilize olmasına katkısı olmuştur. Tarla koşullarında, yeterli miktarda N uygulamasının, mikro elementlerin remobilizasyonu üzerine olan pozitif etkisi, kuraklık veya her hangi bir stres koşulu nedeniyle tane gelişim döneminde Zn alınımın sınırlanması durumunda daha önemli hale gelebilir.

AzotBuğdayDemir+2
Hatun Barut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Fertigasyon ve mikoriza uygulamalarının domates ve biber bitkilerinin verimine ve besin elementleri alımına etkileri

Bu çalışmanın amacı fertigasyonda farklı gübre uygulama zamanlarının (her sulamada gübre, her iki sulamada bir gübre, her üç sulamada bir gübre) ve mikoriza uygulamalarının domates ve biber bitkilerinin verimine ve besin elementleri içeriğine olan etkilerini araştırmaktır. Deneme Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Araştırma Uygulama Çiftliği arazisinde yer alan Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü araştırma ve deneme alanında tarla koşullarında iki yıl süreyle üç tekerrürlü olarak fertigasyon uygulaması geleneksel sulama yöntemi ile karşılaştırmalı yürütülmüştür. Denemede test bitkileri olarak domates ve biber, mikoriza türü olarak da Glomus caledonium kullanılmıştır. Denemede domates ve biber bitkilerinin verimi ve yaprakların N, P, K, Fe, Zn, Mn ve Cu içerikleri ile kök infeksiyonları belirlenmiştir.Araştırma bulgularına göre, hem domates hem de biber bitkilerinde fosfor uygulanmayan, mikoriza aşılaması yapılan, her sulamada bir gübre ve her iki sulamada bir gübre uygulamaları verimi en fazla artıran uygulamalar olmuştur. Domates ve biber bitkilerinin P içeriklerini ise her sulamada gübre uygulaması en fazla artıran uygulama olmuştur. Ayrıca mikoriza aşılaması yapılan bitkilerin veriminin ve besin elementleri içeriklerinin mikoriza aşılaması yapılmayan bitkilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir.

BiberDomatesMikoriza+2
Ahmet Demirbaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Yarı kurak alanlarda mikro havza su hasadı tekniğinin genç Antep fıstığı ağaçlarının gelişimi, toprak ve su korunumuna etkileri

Su hasadı teknikleri kurak alanlarda yağmur sularını biriktirerek su sıkıntısının ve kuraklığın etkilerini azaltmanın yanı sıra, toprak ve su koruma açısından da yarar sağlamaktadır. Bu çalışmada, yağışların yetersiz olduğu yarı kurak iklime sahip Güneydoğu Anadolu bölgesinde, sulama olanağı bulunmayan genellikle eğimli arazilere tesis edilmiş genç antepfıstığı bahçelerinde verim artışı sağlamak amacıyla, Negarim mikro havza su hasadı tekniği uygulanmıştır.Bu çalışmada; yağmur suyunun bitkinin kök bölgesinde birikimini sağlamak amacıyla Negarim adı verilen mikro havzalar içerisine yerleştirilen plastik örtü, taş ve sap saman malçı ile mikro-havza yüzeyinin sıkıştırılması ve kontrol konularından oluşan 45 adet mikro-havzanın su hasadı performansları değerlendirilmiştir. Araştırmada üç su yılı boyunca toprak su içeriği izlenmiş, yüzey akış ve sediment kayıpları ölçümü ile bitki su tüketimi belirlemeleri yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre yıllık ortalama yağışı 250 ile 350 mm arasında değişen deneme alanında, 3 su yılı boyunca meydana gelen ortalama maksimum yüzey akış 7090 L/parsel ile plastik örtü konusunda, ortalama minimum yüzey akış 756 L/parsel ile taş örtü konusunda belirlenmiştir. Ortalama maksimum sediment taşınımı 2870 g/parsel ile yüzey sıkıştırma konusunda, ortalama minimum sediment kaybını ise 590 g/parsel ile taş örtü konusunda ölçülmüştür. Mikro-havza yüzeyi plastik örtü ile kaplı olduğundan erozyon kontrolünü en iyi şekilde sağlayan uygulama plastik örtü olarak saptanmıştır. Plastik örtü konusunu sap-saman malcı, taş örtü ve yüzey sıkıştırma konuları izlemiştir. Sonuç olarak kuru koşullarda ve eğimli arazilerde üretimi yapılan antepfıstığı bahçelerinde Negarim mikro havza su hasadı tekniğinin ağaçların gelişim ve verimini arttırmanın yanı sıra toprak ve su muhafazası açısından da yararlı ve uygulanabilir bir teknik olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Meryem Kuzucu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesinde drenaj sularında nitrat konsantrasyonlarının zamansal değişimi

Tarımsal üretimi etkileyen fiziksel, kimyasal ve sosyo-kültürel faktörler çiftçiler tarafından kolaylıkla kontrol edilemezken, çevre ile barışık etkin bir bitkisel üretimiçin sulama ve gübrelemeyi kontrol etmek mümkündür. Azotlu gübreler tüm dünyada bitkiler için kullanılan önemli bir besin elementidir. Ancak, fazla miktarlarda uygulanan gübreler özellikle de kontrolsüz ve aşırı sulama suyu ile birleştiğinde azotun, özellikle nitrat (NO3) formları bitkiler tarafından alınmadan profil boyunca yıkanarak taban suyuna ve drenaj sularına karışmaktadır. Dolayısıyla, geleneksel sulamanın yapıldığı alanlarda iyi bir tarımın yapılabilmesi için uygun gübreleme, sulama ve drenaj sistemlerinin de oluşturulması gerekmektedir. Bu nedenle, drenaj sularındaki NO3 durumunun zamansal olarak izlenmesi çevresel ve ekonomik açıdan oldukça önemlidir. Bu çalışma, hidrolojik olarak sınırları iyi belirlenmiş olan ve ürün deseni ile gübre uygulama dataları bilinen Akarsu Sulama Alanında (9495 ha) yürütülmüştür. İki yıl süresince farklı zamanlarda alınan drenaj suyu örneklerinde nitrat konsantrasyonları ölçülmüş ve nitrat yükleri hesaplanmıştır. Yıllar içerisinde 60.4 ve 70.2 kg NO3-N ha-1 drenaj suyuna yıkanmıştır. Dolayısıyla, bu yıkanma bölgenin ürün deseni, gübreleme ve sulama faaliyetleri ile yakından ilgilidir. Bu nedenle, gerek daha iyi bir bitkisel üretim ve nitrat kirlenmesini önlemek açısından, gerekse çiftçi ekonomisi açısından uygun bir bölgesel sulama ve gübreleme programı geliştirmek oldukça önemlidir.

Azot yıkanmasıTarımsal sulama
Hande Sağır
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında ekim öncesi topraktaki mineral azotun birinci ürün mısır gübreleme programında kullanım potansiyeli

Bu çalışmada, Çukurova koşullarında toprakta ekim öncesi bulunan mineral azotun, bölgenin tarımsal ekonomisine önemli katkı sağlayan 1. ürün mısırın gübreleme programında kullanım olanakları araştırılmıştır. Çalışma için, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında mısır üretim alanlarında ekim öncesi ve hasat sonrası üç farklı derinlikten alınan (0-30, 30-60 ve 60-90 cm) örnekler kullanılmış ve ?NH?_4^+ ve ?NO?_3^- ölçülerek, toplam mineral azot (Nmin) değerleri hesaplanmıştır. Bununla birlikte, hasat edilen mısırda kimi bitkisel parametreler (sap verimi, tane verimi, sap ve tanede %N, sap, tane ve total bitki tarafından kaldırılan N) ölçülmüş ve bu bulguların topraktan elde edilen değerler ile ilişkisi araştırılmıştır. Çalışmada, çiftçinin ekim öncesi toprakta var olan azotu göz ardı ettiği görülmüştür. Bulgular, ekim öncesi toprakta bulunan azotun kısmen mısırın başlangıç azotunu karşılayacak düzeyde olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, hasat sonrasında da toprakta önemli miktarda azot kaldığı tespit edilmiştir ki bu, çiftçinin ihtiyacından fazla azot gübrelemesi yaptığını göstermektedir. Toprak ve bitkisel parametrelerin birlikte değerlendirilmesi ile, kimi parametreler arasında doğrusal bir ilişki elde edilmiş olup; bu ilişki istatistiksel olarak da önemli bulunmuştur. Araştırma sonuçları, topraktaki mineral azotun mısırın gübreleme programında kullanılacak önemli bir araç olduğunu göstermektedir. Ancak, topraktaki Nmin ile mısır verimi arasında bir ilişki bulunamamıştır.

AzotGübrelemeMısır
Gülden Koca
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Potasyum beslenmesinin tuz stresi altındaki makarnalık buğdayda antioksidatif savunma sistemleri üzerine etkisi

Potasyum beslenmesinin tuz stresi altındaki makarnalık buğdayda antioksidatif savunma sistemleri üzerine etkisinin araştırıldığı bu çalışmada, bitkiler kontrollü iklim koşullarında değişik potasyum (75, 150 ve 2010 μM) ve NaCl (0 ve 125 mM) dozları altında yetiştirilmiştir. Yeşil aksam kuru madde üretimi NaCl uygulamasıyla önemli oranda azalmıştır. Tuz uygulamasına bağlı olarak hem yeşil aksam hem de kök Na konsantrasyonu artmıştır. Potasyumun yeterli (2010 μM) düzeyde uygulandığı durumda, yeşil aksam ve köklerde Na konsantrasyonunun azaldığı tespit edilmiştir. Tuz uygulaması hem yeşil aksam hem de köklerde K ve Ca konsantrasyonları ile K/Na ve Ca/Na oranlarını azaltmıştır. Artan K beslenmesiyle birlikte yeşil aksam ve köklerde K/Na oranı yükselmiştir. Tuz uygulaması tüm K dozlarında lipid peroksidasyonunu arttırmıştır. Hem kontrol hem de 125 mM NaCl uygulamasında yeterli K beslenmesi altında lipid peroksidasyonu daha düşük bulunmuştur. SH-bileşikleri düzeyinin tuz stresiyle birlikte azaldığı bulunurken, artan K beslenmesiyle SH-bileşikleri ve askorbik asit konsantrasyonları düşme eğilimi göstermiştir. Potasyumun düşük dozlarında süperoksit dismutaz (SOD), askorbat perokidaz (APX), glutatyon redüktaz (GR), katalaz (CAT) ve guaiakol peroksidaz (GuPX) aktivitelerinin potasyumun yeterli dozuna göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Yeterli K uygulaması altında kontrole göre 125 mM NaCl uygulamasıyla SOD, GR, CAT ve GuPX aktivitelerinde ortaya çıkan belirgin artışlarla, artan K beslenmesiyle lipid peroksidasyonda meydana gelen önemli azalışlar uyumlu bulunmuştur. Sonuçlar, makarnalık buğdayın NaCl toksisitesine bağlı oksidatif strese karşı korunmasında potasyum beslenmesinin iyileştirilmesinin önemli olduğunu göstermektedir.

Emine Mine Gökboğa
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesinde portakal ağaçlarının meyveyle kaldırdıkları bitki besin elementi miktarlarının belirlenmesi

Çukurova Bölgesinde turunçgillerin verim ve kalitelerinin iyileştirilmesi için doğru gübreleme programlarının oluşturulması gerekmektedir. Bunun en önemli parametrelerden biri bitki tarafından kaldırılan besin element düzeyinin belirlenmesidir. Bu amaçla Hatay, Adana ve Mersin'de yetiştiriciliği yapılan Washington navel portakal çeşidinin meyve tarafından topraktan kaldırılan makro (N, P, K, Ca ve Mg) ve mikro (Cu, Mn, Fe ve Zn) besin elementi miktarlarının saptanmasına yönelik bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, meyve oluşum döneminde (Kasım- Aralık 2011) yaprak, toprak ve meyve örnekleri alınmıştır. Hatay, Adana ve Mersin'de ağaçların verimleri sırasıyla 181- 189 kg, 65- 177 kg ve 105- 135 kg, arasında değiştiği belirlenmiştir. Meyve örneklerinde element konsantrasyonu azot için % 0.91-1.26 arasında değiştiği, ortalama % 1.05 olduğu bulunmuştur. Söz konusu değerler potasyum için % 0.66- 0.91, % 0.78, fosfor için %0.09-0.16, % 0.11, magnezyum için % 0.09-0.15, % 0.11, kalsiyum için % 0.18-0.21, % 0.19 olarak elde edilmiştir Bu bulgulara ilave olarak bir ton yaş meyve ile kaldırılan N, P, K, Ca, Mg, Cu, Mn,Fe ve Zn miktarlarının sırasıyla 1550, 154.2, 998, 682.8, 137, 0.77, 0.56, 3.28 ve 0.64 gr olduğu belirlenmiştir. Meyve verimi ve meyve element konsantrasyonları üzerine çiftçilerin gübreleme alışkanlıklarının ve toprak özelliklerinin önemli olabildiği anlaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre bir ağacın uygun dozda gübrelenmesi için her bir çeşit için ve her bölge için kaldırılan besin element miktarlarının ayrı ayrı belirlenmesi gerekir.

Ebru Ertarğın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana Karaisalı´da seçilen alanlarda farklı erozyon modelleri kullanarak toprak kayıplarının tahmini

Bu çalışmada USLE/RUSLE, modifiye Morgan-Morgan Finney (mMMF) ve revize G2 toprak kayıpları tahmini yöntemleri kullanılarak, çalışma alanının geçmişten günümüze arazi kullanımının ve bu arazi kullanımının erozyonla ilişkisinin araştırılması ve Coğrafi Bilgi Sistemleri tabanında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Adana ili Karaisalı ilçesi sınırları içinde bulunan Çakıt havzasında bulunan 100'er km2'lik 2 çalışma alanında yürütülmüştür. Çalışmada seçilen alanlara ait, aynı aylar ve farklı yıllarda olan (1984, 1990, 1999, 2010) Landsat uydu görüntüsü seti, havza alanı için hazırlanmış haritalar, çeşitli araştırma sonuçları, raporlar meteorolojik veriler, istatistik bilgiler ve arazi çalışmaları sonucu elde edilen bilgiler kullanılmıştır. Çalışma alanının USLE/RUSLE, modifiye Morgan-Morgan Finney (mMMF) ve revize G2 toprak kayıp yöntemiyle saptanan toprak kayıpları, arazi çalışmalarında elde edilen veriler, Landsat uydu görüntüsü seti kullanılarak ayrı ayrı bulunmuştur. Çalışmada 2011 yılında geliştirilen, yeni bir model olan G2 modeli test edilmiş ve bu model seçilen diğer erozyon modelleriyle karşılaştırılmıştır. Her üç modelin de amaç doğrultusunda yeterli detaya sahip olduğu belirlenmiş erozyon haritalarının üretilmesi için bu modellerin uygulanabilir olduğu bulunmuştur. Çalışma alanına genel olarak en uygun modelin ise RUSLE modeli olduğu görülmüştür. mMMF modelinin orta ölçekli ve revize G2 modelinin büyük ölçekli çalışmalarda daha iyi sonuç vereceği arazi çalışmalarında tespit edilmiştir.

Ozan Artun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Uzun süreli farklı işleme uygulamalarının agregat boyut dağılımındaki organik karbon ve yarayışlı su içeriğine etkileri

Bu tez çalışmasında, Çukurova koşullarında yaklaşık %50 oranında kil içeren bir toprakta uzun süreli (2006-2014) altı farklı toprak işleme yönteminin agregat büyüklük dağılımı, bu dağılımlardaki organik karbon içeriği ve tutulan su üzerine etkileri araştırılmıştır. Toprak işleme uygulamaları olarak; Anızlı geleneksel toprak işleme (Gİ–1), Anızları yakılmış geleneksel toprak işleme (Gİ–2), Ağır diskli tırmıklı azaltılmış toprak işleme (ATİ–1), Rototillerli azaltılmış toprak işleme (ATİ–2), Ağır diskli tırmıklı azaltılmış sıfır toprak işleme (ASTİ) ve Doğrudan ekimli sıfır toprak işleme (STİ) yöntemleri kullanılmıştır. Bütün işleme uygulamalarında 4.0-2.0 mm boyutlarındaki agregatlar baskın iken 1.0-0.5 mm boyutundaki agregatların en düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Geleneksel işleme yöntemlerine kıyasla korumalı işleme yöntemlerinde genel olarak >4.0 mm ve 4.0-2.0 mm boyutuna sahip makro agregatların oranının yüksek olduğu bulunmuştur. En yüksek organik karbon değerleri 1.0-0.5 mm boyutundaki agregatlarda; en düşük organik karbon değerleri ise 2.0-1.0 mm boyutundaki agregatlarda saptanmıştır. Agregatlara bağlı organik karbon değerleri 0-15 cm derinlikte korumalı işleme uygulamalarında ve 15-30 cm derinlikte ise geleneksel işleme uygulamalarında daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Korumalı işleme yöntemlerinden olan STİ, 0-15 cm derinlikte geleneksel işleme yöntemlerinden olan Gİ-1 ve Gİ-2 yöntemlerine göre ağırlıklı ortalama çap değerlerini sırasıyla %204 ve %137 daha fazla arttırmıştır. Korumalı işleme yöntemlerinden olan ASTİ yönteminde en yüksek yarayışlı su içeriği elde edilmiş ve her ne kadar diğer işleme yöntemleri arasında belirgin bir fark oluşturmasa da bu yöntemin toprakta tutulan su üzerine önemli etkilere sahip olduğu bulunmuştur.

Agregat kararlılığıOrganik karbonSu verimi+1
Mert Acar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kireçli topraklarda farklı fosforlu gübre kaynaklarının alımı alımı ve toprakta dikey fosfor taşınması üzerine etkisi

Kısıtlı hammadde kaynaklarına bağlı olan fosforlu gübrelerin etkinliğini artırılması hem kaynakların etkin biçimde kullanılması hem de oluşturabilecekleri olası çevresel risklerin azaltılması için oldukça önemlidir. Bu amaçla, farklı formlarda (sıvı ve granül) MAP gübresi fosforu ve humik ve fulvik asit (HA+FA) karışımından oluşan toprak iyileştirici uygulamalarının model bitki olarak seçilen ekmeklik buğdayın gelişimi ve fosfor alımı ve fosforun topraktaki düşey hareketliliği üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Daha önce yürütülen çalışmalarda fosfor alımı ve bitkisel gelişim üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu tespit edilen HA+FA uygulamasının bu yönde bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Mevcut çalışmada, HA+FA uygulamasının etkinliğiyle toprağın organik madde düzeyi arasında var olduğu şeklinde bir kanaat yürütülen ilişkinin ortaya konması için ilave temel çalışmalara gereksinim duyulmaktadır. Biyo kütle veriminde etkili olmamış olsa da, toprak iyileştirici uygulamasının, granül formda uygulanan fosforun dahi topraktaki düşey hareketliliğini artırıcı etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Genel olarak, sıvı formda uygulanan fosforun granül formda uygulanana göre hem fosfor hareketliliğini artırdığı hem de model bitki buğdayın fosforla beslenme durumunu iyileştirdiği gözlenmiştir. Bu tez çalışmasında elde edilen sonuçlar, daha önce elde edilen sınırlı sayıdaki sonuçları da destekleyici biçimde, sıvı formda fosforlu gübre uygulamasının fosforun etkinliğini artırarak bitkisel verimde artışa neden olabileceğini göstermektedir.

Şeyhmus Dündar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik mercimek ve nohut genotiplerinin sera koşullarında fosfor eksikliğine tolerans düzeylerinin belirlenmesi

Bu çalışma, sera koşullarında değişik mercimek (Lens culinaris Medik.) ve nohut (Cicer arietinum L.) genotiplerinin fosfor etkinlik düzeylerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Fosfor etkinlik düzeylerinin belirlenmesinde fosfor içeriği düşük Eskişehir Sultanönü'ne ait olan bir toprak kullanılmıştır. Ülkemizde yaygın olarak kullanılan 9 adet nohut ve 9 adet mercimek genotipinin fosfor erkinliklerini saptamak üzere kurulan sera denemesinde bitkiler üç farklı fosfor dozunda (15, 45 ve 90 mg P kg-1 toprak) 55 gün süreyle yetiştirilmiştir. Hasattan önce yeşil aksamda fosfor eksikliği simptomları derecelendirilmiştir. Hasat sonunda bitkilerin yeşil aksam ve kök kuru madde verimleri belirlenmiştir. Sonuçlar, mercimek ve nohut genotiplerinin fosfor eksikliği simptomları ile P etkinlikleri arasında bir ilişkinin olmadığını göstermiştir. Benzer şekilde, genotiplerin yeşil aksam fosfor konsantrasyonları ile etkinlikleri arasında herhangi bir ilişki tespit edilmemiştir. Buna karşın, yeşil aksam kuru madde verimi ve yeşil aksamın fosfor içeriği ile etkinlik değerleri arasındaki ilişkilerin önemli ve pozitif yönde olduğu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, ortalama etkinlik düzeylerine bakıldığında, Yerli Kırmızı mercimek genotipi ile Çağatay isimli nohut genotipinin etkinlik düzeylerinin (sırasıyla % 45.3 ve % 70.0) diğer genotiplere göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, ilerleyen dönemde söz konusu etkinliklerin verimle de ilişkilendirilmesi ve literatürde bahsedilen diğer fosfor etkinliği mekanizmaları açısından da araştırılması yararlı sonuçların elde edilmesini sağlayabilir.

Osman Özdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Tuz stresinin çeşitli Triticum spelta buğdaylarında antioksidatif enzim aktiviteleri üzerine etkisi

Tuz stresinin çeşitli Triticum spelta buğdaylarında (SP 913, SP 853, SP 41) antioksidatif enzim aktiviteleri üzerine etkisinin araştırıldığı bu çalışmada, bitkiler sera koşullarında değişik NaCl dozları (0, 6 ve 12 dS m-1) altında 56 gün süreyle yetiştirilmiştir. Yeşil aksam ve kök kuru madde üretimi NaCl uygulamasıyla önemli oranda azalırken, yeşil aksam Na, K ve Ca konsantrasyonları artmıştır. Tuz uygulaması yeşil aksam K/Na ve Ca/Na oranlarını azaltmıştır. K/Na ve Ca/Na oranlarndaki en belirgin düşüşlerin SP 41'de olduğu bulunmuştur. SP 41'in lipid peroksidasyonu düzeyi tuz stresiyle önemli ölçüde yükselmiştir. Tüm genotiplerin askorbik asit konsantrasyonları tuz stresiyle birlikte azalmıştır. Tuz uygulamaları SP 913 ve SP 853 nolu genotiplerin SOD aktivitelerini arttırırken, SP 913 genotipinin 12 dS m-1 dozunda SOD aktivitesinde ortaya çıkan yükseliş çok belirgin olmuştur. Kontrol koşullarına göre, SP 913 genotipinin en yüksek tuz dozunda APX aktivitesi önemli oranda yükselmiş, SP 853 genotipinin ise önemli oranda düşmüştür. SP 913 genotipinin GR aktivitesi artan tuzluluk derecesiyle uyumlu bir şekilde yükselirken, SP 853 ve SP 41 genotiplerinde tuzlulukla ortaya çıkan artışlar benzer olmuştur. Artan tuz uygulaması SP 913 ve SP 853 genotiplerinin CAT aktivitelerini benzer şekilde önemli ölçüde arttırırken, SP 41 genotipinde önemli bir değişim olmamıştır. Elde edilen sonuçlara göre, yüksek tuz stresi altında SP 913 genotipinin SP 853'e göre daha etkin antioksidatif savunma sistemine sahip olduğu tespit edilmiştir. SP 41 nolu genotipte tuz stresine bağlı oksidatif zararlanmanın yüksek ve antioksidatif savunma sisteminin ise düşük olduğu bulunmuştur.

Safiye Aşıklı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hızlı büyüme potansiyeline sahip yerleşim alanlarının detaylı toprak etütleri ve arazi değerlendirmeleri: Mustafalar Köyü örneği, Adana

Gelişen dünyada hızla artan nüfus kentsel alan ihtiyacını arttırmış ve tarımsal arazileri daha çok tehdit eder hale gelmiştir. Adana ili 19. yüzyılın sonlarında Çukurova'nın tarıma açılmasıyla daha sonra da sanayileşme ve kırsaldan kente göçlerin devam etmesiyle, son 30 yılda 5 kat büyüme göstermiştir. Adana ilinin Mustafalar köyündeki bu tez çalışmasında, karar vericilerin artan kentsel alan ihtiyaçlarını karşılarken, doğal kaynakları tehdit etmeden, ideal arazi kullanım şekillerine uyabilmeleri için, altlık olarak kullanabilecek, detaylı toprak etütleri ve arazi değerlendirme çalışmaları yapılmıştır. Mustafalar köyü ve çevresinde 17.320 dekarlık alanda gerçekleştirilen çalışmada, 8 farklı toprak serisi tespit edilmiş ve bu toprak serileri Toprak Taksonomisine göre Alfisol, Inceptisol ve Entisol ordolarında sınıflandırılmıştır. Çalışma alanında yapılan analizler ve tanımlamalar sonucunda; toprakların %71.67'sinin çok kireçli (%7-25), %50'den fazlasının ince bünyeli kil tekstürde, % 61'inin sığ derinlikte (0-30 cm), %48'inin eğimli veya çok dik eğimli (%12+) ve Katyon Değişim Kapasitesinin en yüksek 38,50 me/100 gr olduğu belirlenmiştir. Yapılan toprak etüd-haritalama ve değerlendirme çalışmaları sonucunda da; Detaylı Temel Toprak Haritası, Arazi Yetenek Sınıflaması Haritası, 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (TKAKK)'na göre sınıflama Haritası ve Potansiyel Kullanım Haritası oluşturulmuştur. Oluşturulan bu haritalardan çalışma alanında en fazla %55 oranla VI. sınıf araziler bulunurken yine bu alandaki arazilerin TKAKK' ya göre %84'ü Marjinal Tarım Arazisi, %11'i Mutlak Tarım Arazisi ve %5'i Tarım Dışı Arazi olarak sınıflandırılmıştır. Ayrıca Mustafalar köyü ve çevresinde gelecek 5-10 ve 15 yıl için arazi kullanımı önerisi haritaları oluşturulmuştur.

Bayram Çağdaş Demirel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sera koşullarında farklı bor uygulamalarının patates bitkisinde büyüme ve yeşil aksam bor konsantrasyonuna etkisinin belirlenmesi

Bor (B) bitki biyokimyasal ve fizyolojik metabolizmalarında görev alan önemli mikro besin elementlerinden biridir. Bu tez çalışmasında sera koşullarında Royal Sanayi çeşidi patates bitkisinin beş farklı (0, 0.2, 1, 5 ve 10 mg kg-1 B) dozda B uygulaması ile bitkinin kuru madde verimi, yeşil aksam ve petiol B konsantrasyoları ile farklı petiol içerisindeki B konsantrasyonlarının dağılımına (hareketliliğine) olan etkisi araştırılmıştır. Toprağa artan dozlarda bor uygulaması ile bitkilerin kuru madde verimlerinde topraktan 5 mg kg-1 B uygulamasına kadar olan düzeylerde verim artmış, 10 mg kg-1 (ppm) B dozunda ise verimde azalmalar meydana gelmiştir. Birinci ve ikinci zaman örneklemelerinde toprağa artan dozlarda B uygulaması ile bitkinin yeşil aksam tüm bitki ile farklı petiollerde tespit edilen B konsantrasyonlarında artış olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanında hem birinci zaman hem de ikinci zaman örneklemelerinde de petiol B konsantrasyonları arasında istatiksel olarak önemli bir farkın olmadığı ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlara göre patates bitkisine topraktan verilen B'un ksilem iletim demetleri ile gerekli yerlere taşıdığını göstermiş, ancak farklı petioller arasında B konsantrasyonu bakımından ortaya çıkan bu rakamsal benzerlikler borun bir kısmının patates bitkisi içerisinde floem iletim demetlerinde de kısmen taşınabildiğini işaret etmektedir.

Mehmet Işık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Toprak serilerinin tanımlanması ve haritalanması aşamasında NIRS (Near infrared spectroscopy) yansıma tekniğinin kullanım olanaklarının Çukurova örneğinde araştırılması

Detaylı toprak etüt ve haritalama çalışmalarının toprak serileri ve fazlarının belirlenip haritalanması aşaması uzmanlık gerektiren ve zaman alan bir aşamadır. Bu nedenle, çalışmada toprak özelliklerinin belirlenmesinde son yıllarda kullanılmaya başlanılan NIRS yansıma tekniğinin toprak serilerini ayırt etmede kullanılabilirliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çukurova Bölgesi'nde haritalanmış toprak serileri ve önemli fazlarından burgu ile horizon esasına göre alınan 531 toprak örneğine ait yansıma değerleri elde edilmiştir. Örneklemenin kontrolü amacıyla Dinç ve ark. (1995) tarafından belirlenmiş olan; organik madde, tekstür ve kireç içerikleri, yeniden burgu ile alınan örnekler ile analiz edilmiş ve toprakların yansıma değerleri karşılaştırılmıştır. İstatistiksel analizler PLSR yöntemi CV (Çapraz Doğrulama) ve model tahmin yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Çapraz doğrulama sonucu kil için tüm veri setindeki 531 toprak örneğinin yansıma değerleri ile kalibrasyon arasındaki R2 değerleri; kil için 0,47; silt için 0,44; kum için 0,36; organik madde için 0,32; kireç için 0,21 bulunmuştur. Validasyon setinde ise sırasıyla; kil R2 0.44; silt R2 0.41; kum R2 0.29, organik madde R2 0.26; kireç R2 0.18 olarak bulunmuştur. NIRS teknolojisinin, toprak serilerinin tanımlanması ve haritalanması aşamasında düşük korelasyon değerleri vermesi ve yansıma değerleri ile topraklar arasında sağlıklı ilişkiler bulunamaması nedeniyle başarısız olduğu görülmüştür Anahtar Kelimeler: Görünür-yakın kızılötesi spektroskopi, toprak etüt ve haritalama, Çukurova Bölgesi

Alüvyal topraklarInfrared spektroskopi
Yavuz Şahin Turgut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı dozlardaki azotlu ve fosforlu gübrelerin Çukurova Bölgesinde yetiştirilen 2.ürün susamda verim ve verim parametreleri üzerine etkileri

Çukurova Bölgesinin önemli bir bitkisi olan susamın beslenme ve gübrelenmesi verim ve kalite açısından çok önemli olmasına rağmen, uygun bir gübreleme programı henüz oluşturulmamıştır. Bu nedenle, araştırmamızda tarla koşullarında azot (N) ve fosfor (P) gübre dozları uygulanarak verim ve kalite üzerine etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Çukurova bölgesinde yetiştirilen 2. ürün susam üzerinde yapılan bu çalışma bölünmüş parseller deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Denemede azot dozları ana parsel, fosfor dozları ise alt parsel olarak ve her blokta 16 parsel, her parselde 4 sıra, her parsel uzunluğu 5 metre olacak şekilde sıra arası mesafe 70 cm, sıra üzeri mesafe ise 20 cm olacak şekilde ekim yapılmıştır. Parsel boyutları 5x2.8 m olup, toplam 64 adet parsel ve her parselde 100 adet/bitki olacak şekilde seyreltme işlemi yapılmıştır. Denemede uygulanacak saf azot ve fosfor dozları için 0, 5, 10 ve 15 kg/da olacak şekilde uygulama yapılmıştır. N ve P gübre kaynakları olarak üre ve TSP (Triple Süper fosfat) gübreleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda en yüksek bitki boyu N15, P15 ve N15, P0 dozlarından (180.66 cm). En yüksek bitki başına kapsül sayısı N15 P15 dozlarından (148 adet/bitki), bitki başına yan dal sayısı en yüksek N15, P10 dozlarından (4.33 adet/bitki), dekara ortalama en yüksek tohum verimi N10, P15 dozlarından (87.5 kg/da), en yüksek % yağ içeriği N10, P15 dozlarından (%53), dekara ortalama yağ verimi en yüksek N10, P15 dozlarından (46.75 kg/da) ve protein içeriği (%) en yüksek N10, P10 dozlarından (%17.48) elde edilmiştir. Yağ asitlerinden en yüksek ortalama oleik asit miktarı N5, P5 dozlarından (%40.46) elde edilmiştir. Yağ bitkilerinde oleik asit miktarının yüksek, linoleik asit miktarının düşük olması istenilen bir özelliktir. En düşük linoleik asit miktarı ise N10, P5 dozlarından (%42.86) elde edilmiştir. Diğer asitlerden en yüksek ortalama stearik asit miktarı N15, P10 dozlarından ve ortalama palmitik asit miktarı ise en yüksek N0, P5 dozlarından (%9.96) elde edilmiştir. Dolayısıyla, uygulanan N ve P dozları susamın bazı kalite özelliklerinin artmasını sağlamıştır. Araştırma sonucuna gore 2. Ürün susam tarımında verim bakımından N10, P15 kg/da dozları bölge topraklarımız için önerilebilir dozlardır.

Hasan Ay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Effects of long-term phosphorus fertilizer applications on plant growth, yield, soil carbon budget and carbon flux

Long-term agricultural researches with annual and perennial cropping systems provide significant insight into the carbon sequestration potential of agriculture in the South-East Anatolia region. This study was exploring an effect of different phosphorous (P) fertilizer application rates on the storage and quality of soil organic carbon (SOC), permanganate oxidizable C (PoxC), plant biomass and carbon uptake, plant CO2 assimilation rate to assess the relationship between Carbon Sequestration and P fertilizers application. Different cropping sequences of corn (Zea mays L.) - wheat (Triticum aestivum L.) (CW system) and application of 4 fertilizer dozes (0, 50,100, 200 kg ha-1) were repeated annually during last 20 years. The study was based on the hypothesis that long-term P-fertilization can affect Carbon Sequestration is soil and plant biomass and impacts on soil CO2 flux. The objectives of the present study were to: (i) analyze the effect of long-term inorganic chemical P fertilization on the plant biomass carbon uptake and SOC amount for wider environmental protection, (ii) estimate effect of long-term P fertilization on CO2 flux related with SOC accumulation. The results demonstrated that P fertilization has positive impact on plant biomass, higher carbon fixation and more carbon residue left in soil, that in a long perspective has an positive impact on soil carbon sequestration. The P fertilizer did not have direct impact on SOC of summer-maize growing season, and had positive impact on SOC while winter-wheat growing season. The fertilization also did not demonstrated direct impact on soil CO2 flux.

Phosphorus fertilizersHybride maizeBread wheat+1
Alexandra Bykova
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sera koşullarında toprağa uygulanan farklı dozlarda bor ve sulama suyunun mısır bitkisinin büyüme ve kuru madde verimine etkisinin belirlenmesi

Literatürde son yıllarda borun (B) abiyotik stres faktörlerine, özellikle kuraklığa karşı bitkiye dayanıklılık kazandırdığı bildirilmiştir. Borun kuraklık stresine karşı dayanıklılığını ortaya koymak için sera koşullarında gerçekleştirilen bu tez çalışmasında, beş farklı B (0, 0.2, 1.0, 5.0 ve 25.0 mg kg-1 B) ve beş farklı yarayışlı su (YS) uygulamasının (Y.S %10, Y.S %25, Y.S %50, Y.S %75 ve Y.S %100) Kebeos mısır çeşidinde, bitkinin kuru madde verimi, yeşil aksam B konsantrasyonu ve B içeriğine olan etkisi belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre yarayışlı su miktarı arttıkça bitkinin yeşil aksam kuru madde veriminin arttığı belirlenmiştir. Buna karşılık artan B uygulamaları ile bitkinin kuru madde veriminde azalmalar meydana gelmiştir. Yarayışlı suyun %10 olduğu uygulamalarda B'un verilmediği kontrol uygulamasına göre B uygulamalarından kaynaklı yeşil aksam kuru madde verim azalışlarının sırasıyla %5.6, %3.8, %19.5 ve %10.7 olduğu belirlenmiştir. Benzer azalışların yarayışlı suyun %25, %50 ve %75 uygulamalarında da olduğu görülmüştür. Bu sonuçlara karşılık yarayışlı suyun %100 verildiği durumda artan B uygulamalarından kaynaklı verim azalışlarının olmadığı aksine verim artışlarının (%16.5-%33.3) olduğu gözlenmiştir. Artan dozlarda B uygulamaları ile mısır bitkisinin yeşil aksam B konsantrasyonunun önemli düzeyde arttığı görülmüştür. Yarayışlı su uygulamalarından bağımsız olarak tüm saksılar için B'un verilmediği uygulamada bitkinin yeşil aksam B konsantrasyonu 11.5 mg kg-1 iken, B'un 0.2, 1.0, 5.0 ve 25 mg kg-1 dozlarında ise bitkilerin yeşil aksam B konsantrasyonlarının sırasıyla 12.4, 13.6, 29.0 ve 178.7 mg kg-1 düzeylerine çıktığı görülmüştür. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre özellikle B'un toprakta alınabilirliğinin düşük olduğu koşullarda sulama düzeyinin arttırılması B'un bitkilerce alınabilirliğini arttırdığı, B eksikliğinden kaynaklı verim kayıplarının önüne geçebildiğini göstermiştir.

Reyhan Yerlikaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Jeotermal akışkanların sulama suyuna karışmasının çilek bitkisi üzerine etkisi

Aydın bölgesi verimli arazileri ve yetiştirilen çeşitli ürünleri ile önemli tarım alanlarından biridir. Üreticilerin başlıca sorunlarından biri jeotermal tesislerin atık suları sulama kanallarına, Büyük Menderes'e bırakması ve sulama sularının kirlenmesidir. Bu çalışmada, belirli oranlarda jeotermal karıştırılan sulama suları ile sulanan çilek bitkilerinin yaprakta, toprakta ve meyvedeki miktarları incelenip, birikim derecelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede çalışma Sultanhisar Atça Mahallesindeki serada gerçekleştirilmiştir. Çeşit olarak bölgede çiftçilerin en çok yetiştirdiği çeşitlerden biri olan Rubiygem çilek çeşidi kullanılmıştır. Sulama suyu olarak 4 farklı dozda (%100 kuyu suyu. %25 jeotermal+ kuyu suyu,%50 jeotermal+ kuyu suyu,%100 jeotermal su) kullanılmıştır. Toprak örneklerinde fiziksel ve kimyasal analizler yapılmıştır. Su örneklerinde buharlaşma kalıntısı, erimiş katı madde, pH, EC, sertlik, anyonlar (CI-, CO3-, HCO-,SO-24,NO-3, N2O), katyonlar (K+, Ca+, Mg+, Na+),mikro element (Fe, Mn, Zn, Cu ve B) ve ağır metal (Co, Cr, Ni, Cd, Pb) analizleri yapılmıştır. Bitkide P, K+, Ca+, Mg+, Na+, Fe++, Mn++, Zn++, Cu++ ve B) analizleri ve bazı meyve analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucu toprakta Ca, Na, B, Co açısından%100 jeotermal ile sulanan 4. uygulamada en yüksek değerler belirlenmiştir. Bitkilerde ise K, Ca, Na, B, Ni, Cd değerlerinin artan dozlara paralel olarak arttığı ve en yüksek değerin %100 jeotermal suyu uygulanan bitkilerde olduğu sonucuna varılmıştır

Müge Ar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arazi toplulaştırma çalışmalarında toprak derecelendirmesine bor varlığı etkisinin değerlendirilmesi

Arazi toplulaştırma çalışmalarında arazi değerlendirmede üst toprak tekstürü, derinlik, eğim ve diğer toprak özellikleri kriter olarak kullanılmaktadır. Aydın ili gibi toprakların bor içeriği yüksek olan alanlarda bor elementi üretimi sınırlayıcı bir özellik olarak etki etmektedir. Bu çalışmada Aydın'da seçilmiş bir toplulaştırma alanında toprakların bor içeriklerinin arazi değerlendirmede diğer toprak özellikleri içerisinde bir kriter olup olmayacağının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Belirlenen toplulaştırma alanından parsel bazında alınan toprak örnekleri fiziksel ve kimyasal analizleri yapılarak sonuçlandırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda çalışma alanı topraklarının Bor kapsamları beklenilenin altında bulunmuştur. Bu nedenle Bor içerikleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Toprak ve Arazi Sınıflaması Standartları Teknik Talimatı ve İlgili Mevzuatta öngörülen Bor sınır değerleri esas alınarak simüle edilmeye çalışılmıştır. Analizlerden elde edilen veriler ile simülasyon için atanan Bor değerleri, arazi değerlendirmede kullanılarak Bor içeriğinin etkisi değerlendirilmeye çalışılmıştır.Sonuç olarak bor içeriği borsuz, hafif borlu, orta borlu ve yüksek borlu sınıflarında incelenerek derecelendirmede parsel ortalama değerleri belirlenmiş, bu değerlerin ise yüksek borlu parsellerde azaldığı görülmüştür.

Arazi toplulaştırmasıBorDerecelendirme
Ferhat Baydar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pamuk yetiştiriciliğinde topraktan ve yapraktan azotlu gübre uygulamalarının verim ve kalite üzerine etkileri

Bu araştırma, toprağa farklı dozlarda N uygulamasına ilave olarak farklı zamanlarda yapraktan N uygulamasının pamukta verim ve kalite özelliklerine etkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Bu çerçevede, Aydın ili koşullarında gerçekleştirilen denemede; ana parselleri topraktan azot dozları (0, 7.5 ve 15 kg N/da), alt parselleri ise yapraktan azotlu gübre uygulama dönemleri (kontrol, taraklanma, çiçeklenme öncesi ve koza oluşumu öncesi) oluşturmuştur. Topraktan N uygulamasının; bitki boyu, kütlü verimi, koza kütlü ağırlığı, çırçır randımanı, üniformite, yaprak fosfor ve potasyum içeriği üzerine pozitif yönde; iplik olasılık indeksi ve lif inceliği üzerine ise negatif yönde etkide bulunduğu saptanmıştır. Yaprağa farklı dönemlerde yapılan azot uygulamalarının, bitki boyu, yaprak azot içeriği, çırçır randımanı ve lif inceliği üzerine önemli düzeyde etki ettiği bulunmuştur. Bu araştırma sonucuna göre, topraktan N uygulamalarının yaprak N uygulamalarına göre etkisinin daha fazla olduğu, yaprağa farklı dönemlerde uygulanan N uygulamalarının, dönemler arasında çok fark oluşturmadığı kanısına varılmıştır. Ayrıca, farklı dönemlerde yapraktan %5'lik (w/v) üre uygulamaları bitkide herhangi bir fitotoksiteye neden olmamıştır.

AzotKütle verimiLif kalitesi+1
Özlem Bayar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı cin mısırı (Zea mays everta Sturt.) genotiplerinde fosfor kullanma etkinliği üzerine bir araştırma

Bu çalışma 2018 yılında, Aydın yöresinde yaygın olarak yetiştirilen cin mısırı genotiplerinin erken gelişme dönemindeki fosfor alımı ve fosfor etkinliğini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Deneme, sekiz farklı mısır genotipi (N1517, N15820 EVERTA, N341262, SH2662, SHXP1044, N34117, 2X6) ve üç farklı fosfor dozu (0, 75 ve 150 mg P kg-1) ile tesadüf parselleri deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çıkıştan sonra toplam 46 günlük bir yetiştirme süresinin ardından hasat edilmiştir. Fosfor uygulama dozu, genotip ve P dozu x genotip interaksiyonu bitki boyu, toprak üstü aksam yaş ağırlık, toprak üstü aksam kuru ağırlık, kök kuru ağırlık ve kök fosfor konsantrasyonunu parametrelerinde istatistiki düzeyde önemli bulunmuştur. Toprağa uygulanan P dozlarına paralel olarak bitkide agronomik P etkinliği değerlerinde artış meydana gelmiştir. Kontrol uygulamasına göre 75 ve 150 mg P kg-1 uygulamalarında meydana gelen agronomik P etkinliği sırasıyla % 52.30 ve % 108.50 olmuştur. Agronomik etkinlik açısından genotiplerin sıralaması SHXP1044, 2X6, N341262, N15820, N1517, EVERTA, SH2662, N34117 şeklinde belirlenmiştir. Bitkide P konsantrasyonlarına göre fizyolojik etkinlik değerleri 0, 75 ve 150 mg P kg-1 uygulamalarında sırasıyla 4.54, 5.58 ve 7.00 olmuştur. Toprak üstü aksam ile kaldırılan P miktarına göre fizyolojik etkinlik değerleri ise 0, 75 ve 150 mg P kg-1 uygulamalarında sırasıyla 6.37, 5.00 ve 4.58 şeklinde bir azalış meydana gelmiştir. Bu çalısma sonucunda P etkin çesit seçiminde birden çok özelliğin dikkate alınması gerektiği, bunun ekonomik açıdan oduğu gibi toprakların sürdürülebilirliğinin korunması bakımından da önemli olduğu ortaya konulmustur.

Hatice Arı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesi koşullarında aşılı karpuz yetiştiriciliğinde farklı dozlarda azot ve potasyum gübrelemesinin verim, kalite ve makro-mikro besin elementleri alımı üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, Çukurova Bölgesi bitki deseni içerisinde yaygın üretimi yapılan bitkilerin başında gelen karpuz bitkisinin Karain çeşidinde, artan oranlarda N ve K gübrelemesinin verim, kalite ve besin elementi alımı üzerine etkisinin belirlenmesidir. Çalışmada, farklı N uygulamalarının boğum sayısı dışında ölçülen bitkisel parametreler açısından istatistiksel olarak önemli olduğu görülmüştür. Artan dozlarda K uygulamasının ise gövde çapı dışındaki diğer bitkisel parametreler üzerine istatistiksel olarak anlamlı (p<0.01; 0.05) farklar yarattığı belirlenmiştir. Meyvenin kalite parametreleri üzerine artan dozlarda K uygulamalarının tüm parametrelerde istatistiksel olarak önemli düzeyde farklar yaratmadığı buna karşılık artan dozlarda N uygulamalarının meyvenin kabuk kalınlığı dışında diğer tüm meyve parametreleri üzerinde önemli farklar oluşturduğu görülmüştür. Uygulamaların besin elementi konsantrasyonları üzerine etkisinin uygulama dozlarına bağlı olarak değiştiği belirlenmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen verilere göre meyve kabuğundaki makro ve mikro besin elementi konsantrasyonlarının ortalama değerleri meyve etindeki konsantrasyonlarının ortalama değerlerinden daha yüksek olduğu bulunmuştur. Büyüme ortamında bitki besin elementi düzeyleri optimize edildikçe verim, kalite ve besin elementi alımının önemli ölçüde artabileceği sonucuna varılmıştır.

Aykut Yalçınkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı tuz konsantrasyonlarında mikoriza ve biyoçar uygulamalarının buğday bitkisinin gelişimine etkisi

Bu çalışmanın amacı, iki farklı mikoriza tür aşılaması ve biyoçar uygulaması koşulları altında farklı tuz konsantrasyonları ile sulanmış topraklarda yetiştirilen buğday bitkisinin fotosentez etkinliğini arttırarak, bitkinin tuza toleransının araştırılmasıdır. Deneme Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü yarı kontrollü serasında 90 günlük bir sürede saksı denemesi koşullarında gerçekleştirilmiştir. Tesadüf parselleri deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak kurulan denemede bitki materyali olarak Adana-99 buğday çeşidi, 5 tuz dozu (0, 50, 100, 150, 200 mM), üç mikoriza türü (kontrol, G. mosseae ve G. etinicatum) ve biyoçar uygulanmış ve uygulanmamış olarak kullanılmıştır. Araştırmada, gövde ve kök kuru madde üretimi, kök infeksiyonu, fotosentez etkinliği, kök hacmi, kök çapı, C, N, K, P, Na, konsantrasyonları ile toprakta pH, tuz, CaCO3 ve organik karbon içerikleri belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre biyoçar ve mikoriza uygulamalarına bağlı olarak bitkinin C ve N içeriği artmıştır. Biyoçar ve mikoriza uygulaması fotosentez aktivitesine olumlu yönde etki etmiştir. Sonuç olarak; Biyoçar ve mikoriza uygulamaları bitkinin fotosentez aktivitesini arttırarak bitkinin tuzdan etkilenme oranını azaltır ve bitki büyüme ve gelişmesi üzerine olumlu yönde etki eder şeklinde kurulan hipotezimiz destek görmüştür.

Nisan Bilgin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Effect of foliar applications of salicylic acid on mineral nutrition and some physiological properties of bread wheat genotypes under salt stress conditions

The present study was conducted to determine the effect of foliar salicylic acid applications (0.0, 0.2, 0.5 and 1.0 mM) on plant dry matter productions, SPAD values, leaf relative water content (LRWC), membrane permeability and macro-micro nutrients in shoot at different salinity levels (control, 2.5, 5.0, and 10.0 dS m-1) under greenhouse conditions. Salt treatments significantly decreased both the shoot and the root dry matter productions. Dry matter production increasing effects of salicylic acid were observed in shoots at 2.5 and 5.0 dSm-1 salinity levels and in roots at 2.5 dSm-1 salinity level. SA increased SPAD values at 0, 2.5, and 5.0 dS m-1 levels. LRWC significantly decreased with increasing salinity. On the other hand, SA treatments significantly increased LRWC. Shoot sodium (Na) concentrations significantly increased with increasing salinity. Sodium concentrations significantly decreased with enhancing SA under 2.5 and 5.0 dSm-1 levels. At 0, 2.5 and 5 dSm-1 salinity levels, both K concentrations and K contents significantly increased with SA. In the same salinity levels, K/Na ratios also significantly increased with SA treatments. Nitrogen, P, Mg, Fe, Zn, Mn ve Cu contents of the genotypes decreased dramatically with increasing salinity. At control treatments and 2.5 and 5.0 dS m-1 salt levels, increasing SA treatments enhanced both P concentrations and P contents of the genotypes. SA treatments increased Mn and Cu uptakes under both saline and non-saline conditions. Present findings revealed that SA treatments (especially 1.0 mM) were quite effective in alleviation of negative impacts of 5 dS m-1 and lower salinity levels.

Nadıa Alı Sır Elkhtım Ahmed
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı antepfıstığı (Pistacia vera L.) ve zeytin (Olea europaea) çeşitlerinin bor (B) noksanlığına karşı duyarlılığının belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı, yapraktan artan dozlarda bor (B) (%0, %0.2; %0.4; %0.6 ve %0.8) uygulamasının antepfıstığı ve zeytin bitkilerinin yeşil aksam B konsantrasyonu üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Bu amaçla, yaygın üretimi yapılan iki çeşit antep fıstığı (Pistacia vera L. Cv. Uzun ve Kırmızı) ve iki çeşit zeytin (Olea europaea L. cv. Ayvalık ve Gemlik) olmak üzer 4 çeşitin yetiştirildiği üretim alanlarında toprak ve bitkide B noksanlığının boyutu saptanmıştır. Araştırma tesadüf blokları deneme planına göre düzenlenmiş, 2 farklı antepfıstığı ve 2 farklı zeytin bitkisinden 40'ar adet ağaç kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, yapraktan artan dozlarda B uygulamasının zeytin bitkisi yeşil aksamında bulunan B konsantrasyonunu etkilemezken, antepfıstığı bitkisinde bulunan B konsantrasyonunu istatistiksel olarak önemli düzeyde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca yaprakta B gübre uygulamasının yeşil aksamda bulunan diğer elementlerin konsantrasyonunu da istatistiksel olarak önemli düzeyde etkilemediği tespit edilmiştir. Bunun yanında antepfıstığı bitkisi yeşil aksamında bulunan B ile Mn, Fe ile N ve Zn ile Fe arasında zayıf dereceli pozitif yönlü korelasyon ilişkisi, zeytin bitkisi yeşil aksamında bulunan Mn ile K, Fe ile N arasında negatif yönlü nispeten zayıf ve Zn ile Fe arasında pozitif yönlü nispeten zayıf korelasyon ilişkisi tespit edilmiştir.

Sadettin Bozgeyik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı toprak işleme yöntemleri altında mikorizal gelişimin toprak ve bitkide mineral besin elementi içeriklerine etkileri

Bu çalışmada, uzun dönemli 7 farklı toprak işleme yöntemlerinin toprak ve bitki parametreleri (mineral besin elementi içerikleri ) ve mikorizal gelişimin ve spor sayıları üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Deneme Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliğinde, Arık toprak serisi (TypicHaploxererts) üzerinde 2006 yılında kurulmuş ve mevcut çalışma 2018-2019 döneminde buğday bitkisi ile yürütülmüştür. Araştırma, 7 farklı toprak işleme (Anızlı Geleneksel İşleme, Anızları Yakılmış Geleneksel İşleme, Ağır Diskli Tırmıklı Azaltılmış İşleme, Rototillerli Azaltılmış Toprak İşleme, Ağır Diskli Tırmıklı Azaltılmış Sıfır Toprak İşleme, Doğrudan Ekimli Sıfır Toprak İşleme, Stratejik Sıfır Toprak İşleme) sisteminin 3 tekerrürlü olarak yer aldığı toplam 21 adet tesadüf parselinden oluşmaktadır. Bitki materyali olarak, Adana-99 buğday çeşidi kullanılmıştır. Araştırmada, ekim öncesi, çiçeklenme ve hasat sonrası toprak ve bitki örneklerinden gövde ve kök kuru madde üretimi, kök enfeksiyonu, kök hacmi, kök çapı, spesifik kök uzunluğu, C, N, K, P, Ca, Mg, Fe, Cu, Mn ve Zn, içeriği ile toprakta CaCO3 ve organik karbon gibi 40 küsur parametre analiz edilerek topak işleme yönetimlerinin toprak verimliliği ve bitki gelişimi üzerine etkisi belirlenmiştir. Veriler, Temel Bileşenler Analizi ve Dendogram yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, toprak işleme azaldıkça toprakta mikoriza spor sayısı ve buna bağlı olarak mikorizanın kök ile olan enfeksiyonu artmıştır. Buna bağlı olarak, bitkinin C ve N içeriği artmıştır. Ayrıca; K, Ca ve Mg gibi besin elementleri artmıştır. Sıfır ve azaltılmış toprak işleme uygulamaları, geleneksel toprak işleme uygulamalarına göre toprak ve bitki dokularında daha yüksek karbon bulundurmuş. Mikorizal enfeksiyon biokütle ve danedeki besin elementi içeriği ile yüksek korelasyon vermiştir. Dendogram analizine göre azaltılmış toprak işleme ve sıfır toprak işleme yöntemlerinin, geleneksel toprak işleme yöntemlerinden kesinlikle farklılaştığı belirlenmiştir.

Feyzullah Öztürk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Organik ve inorganik gübre uygulamalarının atmosfere karbon salınımı ve toprakta tutulan organik karbon fraksiyonları üzerine etkileri

Çukurova Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği'nde 1996 yılında 3 tekerrürlü ve 5 uygulamalı (organik ve mineral gübreleme) olarak tesadüf blokları deneme desenine göre kurulan denemede organik ve mineral gübrelemelerin atmosfere karbon salınımı ve toprakta organik karbon fraksiyonları üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Organik gübre uygulamaları yapılan parsellerde toplam ve organik karbon konsantrasyonları ile karbon fraksiyonları içeriği en yüksek ölçülürken inorganik gübreleme yapılan parsellerde ve kontrol parsellerinde en düşük ölçülmüştür. Bununla birlikte karbondioksit salınımı, organik gübre uygulaması yapılan parsellerde inorganik gübre uygulaması yapılan parsellere göre daha yüksek olmasına karşın yapılan karbon bütçesi hesaplamalarında organik gübreleme uygulanam alanlarda inorganik gübreleme yapılan alanlara göre atmosferden toprağa daha fazla karbon bağlandığı saptanmıştır. Bu durum uzun yıllar boyunca, özellikle hayvan gübresi ile gübrelenen alanlarda toprakta karbonun daha uzun sürelerde ve daha fazla miktarda tutulduğunu göstermektedir.

Hasan Akgöl
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gökhöyük tarım işletmesi toprak veri tabanının oluşturulması ve arazi değerlendirmesi

Bu Çalışmada Amasya ili sınırları içerisinde yer alan Gökhöyük Tarım işletmesi toprak kaynakları veri tabanı tasarlama, oluşturma ve arazi kullanımının değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Araştırma alanın tarım işletmesinin alanı 25,635.7 dekar olup, çeşitli tarım ve kullanım modellerine ev sahipliği yapmaktadır. 11 farklı toprak serisinin detaylı haritalama tekniği ile hazırlanmış toprak haritası baz alınarak topraklarla ilgili tüm mekânsal bilgiler (ilgili toprak kesimlerinin x ve y koordinatları) ve mekânsal olmayan bilgiler (toprak tekstürü, çakıl ve kireç yüzdesi, organik madde oranı, toprak reaksiyon pH derecesi, toprak derinliği, toprak erozyonu, toprak tuzluluğu ve arazi eğimi) ArcGIS 10.5 programı kullanılarak, araştırmamız için hazırlanan veri tabanına girilmiş ve yorumlanmıştır. Bu veri tabanı kullanılarak çalışma alanının önemli toprak özellikleri ve sınıflarını gösteren tematik haritaları oluşturulmuştur. Bu veriler ayrıca İLSEN Programı ile de değerlendirilmiş ve araştırma alanı topraklarının tarıma ve diğer kullanım biçimlerine uygunluğu belirlenmiştir. Araştırma alanı ile ilgili oluşturulan veri tabanı, bu alandaki uzmanların tarımsal kalkınma hizmetine katkıda bulunacak bugün ve yarına yönelik hedefleri gerçekleştirmek için birçok sorunun cevaplanmasına yardımcı olacaktır.

Mohammed Abdulrab Abdulfattah Mohammed
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı su düzeylerinde mısır bitkisinin nem-verim ilişkilerinin cropsyst modeli ile araştırılması

Bu tez çalışmasında yeraltı sulama yöntemi kullanılarak farklı düzeylerde sulama uygulamalarının mısır bitkisinin verimi üzerindeki etkisinin belirlenmesi ve CropSyst bitki büyüme modeli aracığıyla verimin tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Çukurova iklim koşullarında bir yıl süreyle deneme kurulmuştur. Denemede I100 (Tam sulama), I75 (Tam sulamanın %75'i) ve I50 (Tam sulamanın %50'si) olmak üzere üç sulama rejimi uygulanmıştır. Deneme süresince mısır bitkisine ait önemli olgunlaşma dönemlerinde ölçümler yapılmış ve hasattan sonra toprak örneği alınmıştır. CropSyst ile farklı senaryolar kurularak mısır bitkisinin verimi tahmin edilmiş ve sıcaklık ile nem ilişkisi modellenmiştir. Çalışmada fiziksel toprak özellikleri, biyokütle ve yaprak alan indeksi (YAİ) üzerinde sulama uygulamalarının istatistiksel olarak önemli etkileri bulunmamıştır. Buna karşın toprak organik karbonu, bazı kimyasal özellikler, koçan uzunluğu ve genişliği ve verim üzerinde I100 ile I75 uygulamaları I50 uygulamasına kıyasla daha iyi sonuçlar vermiştir. CropSyst'teki kalibrasyon ve validasyon sonucu yeraltı sulama yöntemi ile yetiştirilen mısır bitkisinin biyokütlesini tüm sulama uygulamalarında yüksek düzeyde tahmin edilebileceği belirlenmiştir. Yapılan senaryolara göre ekim tarihi değiştirildiğinde I75 ve I50 uygulamalarında verimin en çok etkilendiği görülmüştür. Deneme süresince sıcaklık aynı düzeyde tutulduğunda I100, I75 ve I50 uygulamalarının verimi sırasıyla 35oC, 32oC ve 27oC sıcaklığa kadar artmıştır. Günlük ortalama sıcaklık 1oC arttırıldığında ise I100 aynı düzeyde kalmış iken, I75 ve I50 uygulamalarında sıcaklık arttıkça verimin düştüğü görülmüştür. Bu çalışmada mısır bitkisinin verim unsurları dikkate alındığında tam sulamadan ziyade %25 daha az suyun kullanıldığı kısıtlı sulama (I75) ön plana çıkmıştır. Ayrıca ürün veriminin belirlenmesi açısından CropSyst kullanımının yaygınlaşması ve modelin daha farklı amenajman uygulamalarını dikkate alarak genişletilmesi önerilmektedir.

Taofeek Samuel Wahab
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Investigation of the effects of root growth and mycorrhizae on the carbon retention capacity by different sweet sorghum genotypes under field and greenhouse conditions

Sweet sorghum (Sorghum bicolor var. saccharatum (L.) Mohlenbr) can be used as bioenergy crop for either biomass or sugar and bio-ethanol yield. A total of 16 sweet sorghum genotypes were screened under filed and greenhouse conditions. Field work was set up in Adana and Şanlıurfa locations during year 2016 and 2017. Greenhous study was concluded with same 16 the sweet sorghum genotypes on Adana (Menzilat) and Şanlıurfa (Harran) soils. For both experiment plant shoot and root growth parameters such as C and N concentration in soil and plant tissue and also root mycorrhizal colonization were determined. The field experiment results shown that under different climate and geographical regions diverse sorghum genotypes increased plant growth parameters and sequestrated carbon to soil. After harvest plant growth parameters such as plant height, dry weight, root parameters, root colonization and plant tissue C and N concentration were found to be divers with both locations. In greenhouse experiment results shown that indigenous mycorrhizal fungi have the capability to improve yields and plant nutrient supply compare to non-inoculated genotypes. Indigenous mycorrhizae may help to increase C and N concentrations in plant tissue of sweet sorghum genotypes. Our findings confirm that indigenous mycorrhizae can improve sweet sorghum productivity through C and N balance. Thus, indigenous mycorrhizae have the potential to increase C input in sweet sorghum genotypes.

Ibrahım Abdelmalık Mohamed Ahmed
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tarla koşullarında biyoçar ve mikoriza uygulamalarının mısır vejetasyonu altında toprakta karbon salınımı üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı; mısır bitkisine farklı biyoçar dozları ile mikoriza uygulayarak toprağa karbon (C) bağlama, atmosfere karbondioksit (CO2) salınımını azaltma ve bunların bitki gelişimi ve verim ile ilişkisini araştırmaktır. Deneme Çukurova Üniversitesi, Araştırma ve Uygulama Alanında 2018 yılında bölünmüş parseller deneme desenine göre kurulmuştur. Araştırmada dört farklı biyoçar dozu (Kontrol (%0), %1, %2, %4) mikorizalı(+M) ve mikorizasız (-M) şekilde uygulanmıştır. Denemede karışık mikoriza türleri kullanılmıştır. Denemede mineral gübre olarak 160 kg N ha-1, 83 kg K ha-1 ve 26 kg P ha-1 olacak şekilde kullanılmıştır. Denemede DKC7211 mısır (Zea mays L.) çeşidi kullanılmıştır. Hasat ile birlikte farklı bitki aksamları (kök, kök üstü aksam ve koçan) ve farklı toprak derinlikleri (0-15cm ve 15-30cm) ile rizosfer (R) ve rizosfer olmayan (NR) bölgeleri örneklenmiştir. Bitki aksamlarının C, N, P, K, Ca, ve Mg içeriği, kök uzunluğu, hacmi, çapı, alanı, spesifik kök uzunluğunun yanı sıra toprak organik karbon (TOK) içeriği analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, biyoçar ve mikoriza uygulamalarının bitki makro element içeriğini, verimini ve toprak CO2 respirasyonu, Toplam karbon (TC) ile Organik karbon (OC) içeriğini arttırdığını göstermektedir. Mikoriza uygulaması mikorizasız parsellere göre daha yüksek karbon kazanımı sağlamıştır. Mikoriza uygulaması ile %5,1 artışla 527 kg ha-1 daha yüksek bir verim elde edilmiştir. Sonuç olarak toprak biyoçar uygulaması toprak verimliliğini ve sürdürülebilirliğini arttırırken mikoriza ise bitki verimliliğini arttırmıştır. Anahtar Kelimeler: Biyoçar, Mikoriza, Mısır, CO2 salınımı, Besin elementi alımı

Besin elementleriBiyoçarMikoriza+1
Şeyma Karadere
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin büyük ova koruma alanının uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak arazi kullanımındaki zamansal değişimlerin izlenmesi

Korunan alanların planlaması; kullanma, koruma ve sürdürülebilirlik dengeleri gözetilerek yapılmaktadır. Planlama esnasında ya da planlama sonrası koruma alanlarında arazi kullanımındaki değişimleri izlemek için uzaktan algılama teknolojisinin kullanımı, gelişmeyi doğru yönlendirecek akılcı kararlar alabilmek için gereklidir. Çalışmada Mersin Büyük Ova Koruma Alanının 1969 yılına ait hava fotoğrafları ve 2017 yılı Google Earth uydu görüntüleri kullanılarak, arazi örtüsü/arazi kullanımı (AÖ/AK) haritaları Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) teknolojisi yazılımı ArcGIS 9.3 kullanılarak üretilmiş ve zamansal değişimleri incelenmiştir. Haritaları üretmek ve AÖ/AK değişimlerini belirlemek amacıyla görsel yorumlama, harita ve tablo hesaplama işlemleri uygulanmıştır. Çalışmadaki arazi kullanım hiyerarşisinde CORINE yöntemi esas alınmıştır. Çalışma alanı toplam 16541 ha'dır. Çalışma sonucunda Sulu Tarım Alanları 1969'da 3,24 ha alan iken 2017 yılında 2597,94 ha alan kaplayarak %80085 artış, Endüstriyel ve Ticari Birimler 2,75 ha'dan 68,64 ha alana çıkarak %2396 artış, Devamlı Şehir Yapısı 155,87 ha alan iken 1250,86 ha alan olup %702,50 artış göstermiştir. Seyrek Ormanların 1969 yılında 2569,96 ha alan iken 2017 yılında 397,47 ha alan olması ve %84,53 oranında azalması, Yoğun Ormanların 3993,38 ha alan iken 803,2 ha alan yer kaplayarak %79,88 azalması sonucunda toplamda 5362,67 ha ormanın tahrip edildiği belirlenmiştir.

Özlem Türk Altun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Fiğ+arpa yeşil gübre karışımlarının farklı çiçeklenme dönemlerinde toprağın azot kazancına (nmin), biyolojik aktivitesine ve bitki biyomas verimine etkisi

Tarla koşullarında yürütülen bu çalışmada fiğ+arpa yeşil gübre bitkilerinin üç farklı karışım oranı, iki farklı çiçeklenme döneminde (%10 ve %90) toprağa karıştırılmıştır. Toprağa karıştırılmasının ardından 0-20 cm derinlikten toplamda yedi dönemde alınan toprak örneklerinde bitki verimi (biyomas), azot mineralizasyon hızı ve miktarı, toprak solunumu, dehidrogenaz aktivitesi (DHG) ve mineral azot formları (NH4-N ve NO3-N) konsantrasyonu üzerine etkisi belirlenmiştir. Mikrobiyal aktivite ile mineral azot konsantrasyonları kontrol parsellerine göre %10 çiçeklenme parselleri için %14-77 arasında (ortalama %35) bir artış gösterirken, %90 çiçeklenme parsellerinde ise bu düzey %9-117 arasında (ortalama %55) gerçekleşmiştir. Bağımlı değişkenleri kontrol parseline göre en fazla etkileyen uygulama her iki çiçeklenme dönemi için de ortalama %36'lık artış ile F60A40 uygulamasında olmuştur. Fiğ baklagil bitkisi ile karışım olarak uygulanan arpa buğdaygil bitkisinin, yeşil gübrelemedeki karışım oranının artmasına bağlı olarak toprak solunumu, DHG, azot mineralizasyon hızı ve miktarı değerlerinin yükseldiği ve sürdürülebilir hâle geldiği belirlenmiştir. En yüksek mikrobiyal aktivite değerleri, %90 çiçeklenme ve karışım olan parsellerden elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen tüm bulgular ışığında, çalışmanın yürütüldüğü Ege Bölgesi ve benzeri iklim koşullarına sahip diğer bölgeler için topraktaki mikrobiyal aktiviteyi artırmak amacıyla %60+%40 oranında fiğ+arpa yeşil gübre karışımının %90 çiçeklenme döneminde toprağa karıştırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Fiğ, Arpa, Toprak Solunumu, Azot Mineralizasyonu, Nmin, Dehidrogenaz, Yeşil Gübreleme

Özge Koç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ceyhan ovası topraklarının potansiyel arazi kullanım planlaması

Tarımsal açıdan çok verimli topraklara sahip olan Ceyhan Ovası bulunduğu iklim koşulları nedeniyle birçok tarla ve bahçe bitkilerine ev sahipliği yapmaktadır. Araştırmada Ceyhan Ovası topraklarından en yüksek verimi elde edebilmek adına tarla ve bahçe bitkilerine uygunluğun belirlenmesi ve doğru yerde doğru bitki seçimini sağlayarak ovada maksimum üretim hedefine ulaşılması amaçlanmıştır. Ovanın detaylı temel toprak haritası verileri kullanılarak, toprak haritasındaki haritalama birimlerinin Ceyhan Ovası'nın ekolojik koşullarında üretimi yapılabilecek tarla ve bahçe bitkileri ile diğer gerekli kullanım biçimlerine uygunlukları belirlenmiştir. Sonuçta 69.586 hektar alanın potansiyel olarak tarla bitkileri, bahçe bitkileri ve tarım dışı kullanımlar için uygunluk haritaları hazırlanmış potansiyel kullanıcıların hizmetine sunulmuştur. Orta tuzlu topraklar, %20-30 eğimli araziler, fena ve çok fena drenaja sahip olan yerler, taşlı kayalı ve çok taşlı kayalı alanlar, sığ-çok sığ topraklar, yoğun bazalt molozlu ve ara sıra taşkın alan topraklar yetiştiriciliği kısıtlayan en önemli sorunlardır. Ceyhan Ovası'nda buğday en fazla ekilen tahıllar arasında yer alırken ova toprakları yenidünya-trabzon hurması, nar, narenciye, sert çekirdekliler, arpa, çilek, mısır, domates-biber-patlıcan, ayçiçeği, pamuk, karpuz-kavun, soya ve lahana-ıspanak-marul gibi bitkilerin yetiştirilmesine de elverişlidir. Bahçe bitkilerinden nar için 64.503 ha, narenciye için 59.603 ha, yenidünya ve Trabzon hurması için 58.023 ha çok uygun arazi bulunmaktadır. Aynı şekilde tarla bitkilerinden pamuk için 59.504 ha, ayçiçeği için 59.031 ha, mısır için 58.584 ha başarıyla yetiştiricilik yapılabilecek arazi varlığı belirlenmiştir. Çalışma alanında sadece 2.780 ha arazi tarım dışı kullanımlar için uygundur. Anahtar Kelimeler: Ceyhan Ovası, Arazi Değerlendirme, İlsen, Potansiyel Arazi Kullanım Planlaması

Evren Erkocu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin ili tarsus ilçesindeki bağ alanlarının sentinel-2 uydu görüntüleri ile uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak belirlenmesi

Bu çalışma ile bölge tarımı için büyük bir öneme sahip bağ alanlarını uzaktan algılama yöntemleri ile hızlı ve güvenilir bir şekilde belirlemek, bu alanlar ile ilgili bir veri tabanı oluşturulmasına katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Çalışmada Avrupa Uzay Ajansı tarafından ücretsiz sağlanan 2019 ve 2020 yıllarına ait Sentinel-2 uydu görüntüleri kullanılmıştır. Mersin ili Tarsus ilçesinde bağcılığın yoğun olarak yapıldığı 6 mahallede yetiştiriciliği yapılan üzüm, erik, nektarin, narenciye, nadas (buğday), zeytin, orman ve tarımdışı alanlarda dikkate alınarak 8 sınıfta incelenmiştir. Test verileri, çiftçi kayıt sistemi ve saha çalışmaları sonucunda oluşturulmuştur. Sentinel-2 uydu görüntülerinden 2019 yılına ait 2 adet, 2020 yılına ait 8 adet uydu görüntüsü ile Nesne Tabanlı Kontrollü Sınıflandırma yapılmıştır. Elde edilmiş tematik haritalar da sınıflandırma doğruluğu 2019 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında sırasıyla %75 ve %71 olarak belirlenmiştir. 2020 yılı ilkbahar ve sonbahar görüntülerinde düşük, yaz aylarında ise % 71 oranında doğruluk tespit edilmiştir. Yapılan çalışma sonucu elde edilen κ değeri 2019 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında sırasıyla 0.67 ve 0.64 olarak belirlenmiştir. 2020 yılı ilkbahar ve sonbahar görüntülerinde düşük, yaz aylarında ise 0.64 olarak tespit edilmiştir. Tarsus İlçesindeki bağ alanları en yüksek kullanıcı doğruluğu %91 ile 2019 yılı Temmuz ayı görüntüsünün sınıflandırılmasından elde edilmiştir. Bağ alanları 1.966 hektar ile en fazla alanı kaplarken 2. sırada 1069 hektar ile zeytin alanları gelmektedir. Anahtar Sözcükler: Üzüm, Sentinel-2, Tarsus, Uzaktan Algılama, Coğrafi Bilgi Sistemleri

Serdal Perişan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sulama düzeylerinin yüksek verimli mısır çeşitlerinde bazı gelişim parametrelerine etkisi

Çukurova bölgesinde verim kapasitesi yüksek P2088 ve P1921 hibrit mısır çeşitlerinin kısıtlı sulama koşullarında bazı bitki gelişim parametrelerinin değişimi araştırılmıştır. Çalışma saksı denemesi olarak sera koşullarında kurulmuştur. Denemede I100 tarla kapasitesinde sulama, I75 tarla kapasitesinin %75'i ve I50 tarla kapasitesinin %50'si olmak üzere üç farklı sulama düzeyi uygulanmıştır. 55 gün süren denemede tüm saksılara 42 gün süren sulama uygulaması yapılmıştır. 43. gün tüm bitkiler hasat edilmiştir. Sulama uygulamaları sonucunda istatiksel olarak önemli veriler elde edilmiştir. İki hibrit mısır çeşidinde istatiksel olarak I100 uygulaması bitki boyunu ve bitkinin gövde ve köküne ait kuru madde verimini önemli şekilde arttırmıştır. I75 ve I50 uygulamalarında ise I100 uygulamasına kıyasla daha düşük bitki boyu ve gövde ve köke ait kuru madde verimi elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre yarayışlı su miktarı arttıkça mısır bitkisinin boyu ve bitki kuru madde veriminin arttığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kısıtlı Sulama, Sulama, Mısır, Verim

Mertay Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Toprak koruma amaçlı yeni bir arazi kullanım planlaması modelinin mikail çayı mikro havzası örneğinde araştırılması

İLSEN Arazi Değerlendirme Metodunun akarsu havzalarında erozyonu azaltacak arazi kullanım planlarının hazırlanmasında kullanılabilecek bir modele dönüştürülmesinin amaçlandığı çalışma, Kahramanmaraş İli Onikişubat İlçesi sınırları içerisinde bulunan yaklaşık 1180.21 ha alana sahip Mikail Çayı Mikro Havzasında yürütülmüştür. Öncelikle Arazi değerlendirme çalışmalarında haritalama birimlerinin belirlenerek arazi karakteristikleri arasındaki farkların ortaya konması ve toprak kayıplarının tahmin edilmesi için veri kaynağı oluşturması amacıyla alanın toprak etüt ve haritalama çalışması yapılmıştır. Mikail Çayı Mikro Havza'sında 12 adet toprak serisi tanımlanmıştır. Tanımlanan seriler Toprak Taksonomisine göre Alfisol, Entisol, İnceptisol ve Vertisol olarak sınıflandırılmıştır. Çalışma alanı içinde üretimi yapılan ve ekolojik olarak yetiştiriciliği yapılabilecek, kontur tarım ve teraslı toprak korumalı uygulamaları içeren 36 farklı arazi kullanım türü belirlenmiş ve tanımlanmıştır. Yapılan arazi değerlendirmesi sonucunda 8 farklı arazi kullanım planlaması senaryosu oluşturulmuştur. Birinci senaryo en yüksek haritalama birimi endeks değerlerine göre, ikinci senaryo en yüksek fiziksel haritalama endeks değerlerine göre, üçüncü senaryo tek yıllık bitkilere öncelik verilerek, dördüncü senaryo toprak korumalı arazi kullanım türlerine öncelik verilerek, beşinci senaryo kuru tarım içeren arazi kullanım türlerine öncelik verilerek, altıncı senaryo tarım dışı arazi kullanımları azaltılarak, yedinci senaryo havzanın mevcut arazi kullanımında bulunan orman ve mera alanları tarıma açılmadan oluşturulmuştur. Havzanın mevcut arazi kullanımıda sekizinci senaryo olarak belirlenmiştir. Hazırlanan arazi kullanım planlaması senaryolarının tahmini toprak kayıp miktarları RUSLE Metodu kullanılarak hesaplanmıştır. Çalışma alanının mevcut arazi kullanım (8. Senaryo) durumuna göre toprak kayıp miktarı ortalama 335.95 ton ha-1 yıl-1 , havza alanı için hazırlanan 7. Senaryonun neden olduğu toprak kaybı ortalama 69.05 ton ha-1 yıl-1 olarak hesaplanmıştır. Senaryolar içerisinde en düşük toprak kaybının olduğu 7. Senaryo havza için en uygun kullanım olarak belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında Mikail Çayı Mikro Havzası için geliştirilen erozyon azaltıcı arazi kullanım planlaması yaklaşımının benzer havzalarda kullanılabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Arazi değerlendirme, Arazi kullanım Planlaması, Erozyon, İLSEN, RUSLE

Halil Aytop
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Biyogaz tesisi kaynaklı organik gübrenin model bitki buğdayın gelişimi ve besin elementleri alımı üzerine etkisi

Bu Yüksek Lisans Tezi, son yıllarda kullanımı yaygınlaşan organomineral gübrelerin etkinliklertini test etmeyi amaçlamıştır. Bu amaçla, biyogaz tesisi kaynaklı organik gübre (OG) ile bir arada veya ayrı ayrı yerlere uygulanan azot (N), fosfor (P) ve potasyum(K)un model bitki buğdayın (Triticum aestivum L.) gelişimi, besin elementi alımını ortaya koyma düşüncesiyle sera koşullarında saksı denemesi şeklinde gerçekleştirilmiştir. İki farklı gübre uygulama tekniği (serperek kök derinliğine karıştırma ve yüzey altına) taklit edilip, biyogaz tesisi kökenli organik gübrelerin etkinlikleri tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, bitki besin elementleriyle bir arada (tüm saksıya karıştırma ve özellikle de yüzeyin 5 cm altına) uygulanan OG'nin bitki gelişimi üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu görülmüştür. Yüzeyin 5-10 cm altına karıştırma şeklindeki uygulamanın etkisi ise en düşük seviyede olmuştur. Yapılan korelasyon analizine göre ise, en yüksek yüzeyin 5 cm altına uygulama olmak üzere, OG uygulamasıyla bitkilerin yeşil aksam kuru ağırlıkları ve P alımları arasında önemli düzeyde ilişkiler bulunmuştur. Korelasyon analizleri sonuçlarına göre en zayıf ilişkiler ise yüzeyin 5-10 cm altına karıştırma şeklindeki uygulamalarda görülmüştür. Çalışmada, N, P ve K'un tüm saksıya karıştırıldığı, OG'nin ise yüzeyin 5-10 cm altına karıştırma veya 5 cm altına uygulandığı koşullarda ise OG ve bitki besin elementlerinin bir arada uygulandığı koşullarda tespit edilen özellikle OG uygulaması ve yeşil aksam gelişimi ve P alımı arasındaki ilişkiler ortadan kalkmıştır. Sonuçlar, bitki besin elementleri ile bir arada uygulanan OG'nin bitkilerin P başta olmak üzere besin elementleri alımını iyileştirerek onların kullanım etkinliklerini artırabileceğini göstermiştir. Ancak, çalışmaların tarla koşullarında test edilip, uygulamadaki doğruluklarının da analiz edilmesine ihtiyaç vardır

Kübra Dilan Hacirüstemoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00