
61
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Öğrencilerin ödev yönetim stratejileri ile ödev amaç, ödev ilgi ve ödeve ilişkin tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesı
Bu çalışmanın temel amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin ödev yönetim stratejileri, ödev amaç, ödev ilgi, algılanan ödev başarı ve tutumları ile bunlar arasındaki ilişkileri belirlemektir. Betimsel türde olan bu araştırmanın örneklemi 2016-2017 Adana ilinin merkez ilçelerinde (Seyhan, Çukurova, Sarıçam, Yüreğir) bulunan ilkokullarda okuyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 932 4. sınıf öğrencisinden oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Xu (2008a, 2008b, 2008c, 2009, 2010a) tarafından geliştirilmiş, İflazoğlu Saban (2013) tarafından Türkçeye uyarlanmış orjinal ismi "Homework Survey" olan "Ev Ödevleri Anketi" ile ev ödevlerine yönelik algılanan tutum ve başarıyı ölçmek için toplam 8 madde olan "Algılanan Tutum" ve Algılanan Başarı" ölçekleri ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi ve değişkenlere arasındaki ilişkileri ortaya koymak için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin ödev yönetim stratejilerinden çevre, zaman, dikkat dağınıklığı ile başetme, dikkati odaklama stratejilerini etkin bir şekilde uygulayabildikleri belirlenmiştir. Ancak öğrencilerin motivasyon stratejilerini orta düzeyde ve duygu kontrol stratejilerini düşük düzeyde uygulayabildikleri görülmüştür. Öğrencilerin ödev amaçlara yüksek düzeyde sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Ayrıca ödev ilgi düzeyleri, ödev tamamlama düzeyleri, öğretmen geri bildirimi, algılanan ödev tutum ve başarı düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Araştırmada ödev yönetim stratejileri ile ödev amaçları, ödev ilgi (motivasyon ve duygu kontrol stratejileri hariç), algılanan ödev başarı ve tutumları (duygu kontrol stratejileri hariç) arasında anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet ile ödev yönetim stratejilerinden çevre, zaman, dikkat dağınıklığı ile başetme, dikkati odaklama stratejileri arasında anlamlı bir fark belirlenirken, motivasyon ve duygu kontrol stratejileri arasında anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Cinsiyet ile öğrenen odaklı ödev amaç arasında anlamlı bir fark ortaya çıkarken, yetişkin ve akran odaklı ödev amaç açısından anlamlı bir fark olmadığı ortaya çıkmıştır. Cinsiyet ve ödev tamamlama, ödev ilgi, algılanan ödev başarı ve tutum arasında anlamlı bir fark belirlenmiştir. Sosyo-ekonomik düzey ile sadece çevre ve duygu kontrol stratejileri ile öğrenen odaklı ödev amaç arasında anlamlı bir fark olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak öğrencilerin ödev yönetim stratejileri uygulama düzeyi arttıkça ödev amaç, ödev ilgi, algılanan ödev başarı ve tutum düzeylerinin de arttığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ödev yönetim stratejileri, ev ödevi, ödev amaç, ödev ilgi, algılanan ödev başarı ve tutum.
Sınıf öğretmenlerinin ilkokuma yazma öğretimi öz yeterlik algılarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin ilkokuma yazma öğretimi öz yeterlik algılarının belirlenmesi ve çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Betimsel türde olan bu araştırmanın örneklemi 2016-2017 eğitim-öğretim döneminde Mersin'in Yenişehir, Toroslar, Mezitli ve Akdeniz ilçelerindeki ilkokullarda görev yapan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 456 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada öğretmenlerin demografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu, ilkokuma yazma öğretimine ilişkin öz yeterlik algılarını belirlemek için de Özdemir (2015) tarafından geliştirilen "İlkokuma-Yazma Öğretimi Öz Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi, Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin ilkokuma yazma öğretimi konusunda kendilerini oldukça yeterli hissettikleri belirlenmiştir. Ancak anadili Türkçe olmayan ve birleştirilmiş sınıflarda okuyan öğrencilere ilkokuma yazma öğretiminde kendilerini orta düzeyde yeterli hissettikleri görülmektedir. Araştırmada öğretmenlerin ilkokuma yazma öğretimi öz yeterlik puanlarının yaş, görev yapılan okul türü, birinci sınıf okutma sayısı ve kendini bitişik eğik yazıda yeterli görme durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ancak öğretmenlerin ilkokuma yazma öğretimi öz yeterlik puanlarının cinsiyet, mesleki kıdem, mezun olunan fakülte, lisansüstü eğitim alma durumu ve okulun sosyo-ekonomik düzeyine göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak öğretmenlerin özellikle birinci sınıfı okutma deneyimleri arttıkça ilkokuma yazma öğretimi konusundaki öz yeterlik algılarının da arttığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: İlk okuma yazma öğretimi, özyeterlik, sınıf öğretmenleri, ilkokuma yazma öğretimi öz yeterlik algısı
Sınıf öğretmeni adaylarının matematik okuryazarlığı ve farkındalıklarının geliştirilmesine yönelik etkinlik temelli bir uygulama
Araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının matematik okuryazarlıklarının geliştirilmesine yönelik öğretim etkinliklerinin planlanması, uygulanması ve öğretmen adaylarının matematik okuryazarlığına yönelik bir matematik etkinliği geliştirmesine ilişkin yansıtıcı görüşlerinin değerlendirilmesidir. Bu doğrultuda araştırmanın modeli, karma yöntem araştırma desenlerinden iç içe karma desen olarak belirlenmiştir. Araştırma, bir devlet üniversitesinin sınıf öğretmenliği programının üçüncü sınıfında öğrenim gören 73 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, "Matematik Okuryazarlığı Başarı Testi", "Matematik Okuryazarlığı Farkındalık Testi", "Yansıtıcı Görüş Belirleme Formu", "Matematik Okuryazarlığının Geliştirilmesine Yönelik Planlanan Öğretim Etkinlikleri" kullanılmıştır. Uygulama sürecinin ilk aşamasında öğretmen adaylarının matematik okuryazarlığı başarılarını ve farkındalıklarını belirlemek amacıyla "Matematik Okuryazarlığı Başarı Ön Testi" ve "Matematik Okuryazarlığı Farkındalık Ön Testi" uygulanmıştır. Ardından öğretmen adaylarına sekiz hafta boyunca matematik okuryazarlıklarının geliştirilmesine yönelik öğretim etkinlikleri uygulanmıştır. Uygulama sürecinin dördüncü haftasından itibaren, öğretmen adayları her hafta matematik okuryazarlığına yönelik etkinlikler tasarlamışlardır. Aynı zamanda hazırlanan matematik okuryazarlığı etkinliklerine yönelik öğretmen adaylarının yansıtıcı düşünme görüşleri her hafta etkinlik sonrasında alınmıştır. Uygulama süreci tamamlandıktan sonra öğretmen adaylarına, matematik okuryazarlığı başarı testi ve matematik okuryazarlığı farkındalık testi, son test olarak uygulanmıştır. Uygulanan öğretiminin sınıf öğretmeni adaylarının matematik okuryazarlığı başarılarına ve farkındalıklarına etkisini belirlemek için yapılan ön test ve son test sonuçlarının ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Öğretmen adaylarının, son testin başarı ve farkındalık bölümünden elde ettiği ortalama puan, kendisinin ön testten elde ettiği ortalama puanla karşılaştırılmıştır. Bunun için her gruba ait başarı testinin ön ve son test puanlarının anlamlı olup olmadığını belirlemek için bağımlı gruplar t testi uygulanmıştır. Öğretmen adaylarının bir matematik etkinliği tasarlama sürecinde edindikleri deneyimlere ilişkin yansıtıcı görüşlerinin analizinde, betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, matematik okuryazarlığının geliştirilmesine yönelik tasarlanan öğretim etkinliklerinin, sınıf öğretmeni adaylarının matematik okuryazarlık düzeylerini ve farkındalıklarını geliştirdiği belirlenmiştir. Tasarlanan öğretim etkinliğinin temelini oluşturan kubaşık öğrenme, matematik okuryazarlığına yönelik problem çözme ve sınıf öğretmeni adaylarının matematik okuryazarlığına yönelik etkinlik oluşturması, öğretmen adaylarının matematik okuryazarlığı başarılarını ve farkındalıklarını olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Sınıf öğretmeni adaylarının matematik okuryazarlığına yönelik matematik etkinliği geliştirmesine ilişkin yansıtıcı görüşleri, Artz ve Armour Thomas'ın (1999) yansıtıcı düşünce modeline göre etkinlik öncesi yansımalar, etkinlik süreci ve etkinlik sonrası yansımalar (öz-değerlendirme) olmak üzere üç tema altında ele alınmıştır. Öğretmen adayları etkinlik öncesinde matematik okuryazarlığı bağlamında, ilkokul matematik dersi öğretim programında yer alan kazanımlardan yola çıkarak etkinliğin amacını belirlediklerini ifade etmişlerdir. Etkinlik sürecinde öğretmen adaylarının, çağdaş ve öğrenci merkezli anlayışla etkinlik tasarladıkları belirlenmiştir. Etkinlik sonrası yansımalar temasında ise öğretmen adayları etkinliği tasarlama sürecinin ilk haftalarında zorluk yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Bu durumu ise deneyim eksikliği ile açıklamışlardır. Ancak süreç içerisinde deneyim kazandıkça materyal hazırlama, etkinlik tasarlama, etkinlik planı oluşturma ve matematik öğretimi konusunda yetkin konuma geldiklerini belirtmişlerdir. Öğretmen adaylarının görüşlerinde dikkat çeken bir diğer sonuç ise matematik okuryazarlığına yönelik problem bulmada zorluk yaşamalarıdır. Matematik okuryazarlığı problemlerinin ders ve etkinlik kitaplarında yer almadığını, sadece MEB tarafından yayımlanan ulusal raporlarda, matematik okuryazarlığı problemleri bulduklarını vurgulamışlardır.
Oyun temelli öğretimin 3.sınıf zaman ölçme konusunun işlenmesinde öğrenci akademik başarı ve matematik kaygısına etkisi
Bu araştırmanın amacı, oyun temelli öğretimin 3. sınıf zaman ölçme konusunun işlenmesinde geleneksel öğretime göre öğrenci akademik başarı ve matematik kaygısı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda; deney ve kontrol grubu oluşturularak gruptaki öğrencilerin akademik başarıları ve matematik kaygıları arasındaki istatistiksel farkı incelemek üzere nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma; devlet okulunda öğrenim gören 30 deney, 30 kontrol grubu olmak üzere 60 kişilik 3. sınıf öğrencileriyle yürütülmüştür. Örneklemin belirlenmesinde uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin akademik başarıları arasındaki istatistiksel farkı incelemek için araştırmacı tarafından geliştirilen 'Matematiksel Başarı Testi' grupların deney öncesi ve sonrası matematik kaygılarındaki değişimi incelemek için ise Mutlu ve Söylemez (2018) tarafından geliştirilen 'İlkokul Çocukları için Matematik Kaygı Ölçeği' kullanılmıştır. Eğitim öncesi her iki gruba başarı testi ve kaygı ölçeği uygulandıktan sonra zaman ölçme kazanımları deney grubunda oyun temelli öğretim, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemi ile üç hafta boyunca işlenmiş ve her iki gruba başarı testi ve kaygı ölçeği bir kez daha uygulanmıştır. Matematiksel başarı analizinde veriler normal dağılmadığı için 'Mann Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi' Matematiksel kaygı analizinde ise veriler normal bir dağılım gösterdiği için 'İlişkili T Testi ve İlişkisiz T Testi' kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre deney grubundaki öğrencilerin akademik başarılarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir artış olduğu ve matematiğe yönelik kaygılarında olumlu bir gelişme yaşandığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, oyun temelli öğretimin matematikteki akademik başarıyı arttırmada ve matematik kaygısını olumlu yönde geliştirmede önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Oyun temelli öğretimin bu etkilerini göz önüne alacak olursak ilkokullarda uygulanan matematik öğretim programının oyun ekseninde hazırlanması, bir kaygı aracı olarak görülen matematik derslerinin daha eğlenceli ve yüksek motivasyonda geçmesini ve akademik başarının artmasını sağlayacaktır. Oyun temelli öğretim yönteminin amacına uygun ve etkili bir şekilde uygulanabilmesini sağlamak amacıyla bu konuda öğretmenlere hizmet içi eğitim verilebilir, öğretmenlere kılavuz olması açısından ders kitaplarında kazanımlara uygun eğitsel oyunlara yer verilebilir ve oyun temelli öğretimin zaman alıcı olmasından dolayı kazanımların yetişemeyeceği kaygısını ortadan kaldırmak amacıyla müfredattaki kazanım yoğunluğu azaltılabilir.
Ana dili türkçe olmayan öğrencilerin ilk okuma yazma öğretim süreci: Öğretmen ve veli deneyimleri
Bu araştırmanın amacı, ana dili Türkçe olmayan öğrencilerin birinci sınıf düzeyinde ilk okuma ve yazma öğretim süreçlerine ilişkin öğretmen ve veli deneyimlerini derinlemesine incelemektir. Çalışma, farklı dil ve kültürel geçmişlere sahip öğrencilerin bu kritik öğrenme sürecine nasıl dâhil olduklarını, sınıf öğretmenlerinin öğretim sürecinde karşılaştıkları güçlükleri ve uyguladıkları çözüm yollarını; aynı zamanda velilerin sürece yönelik algılarını ve rollerini bütüncül bir yaklaşımla ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomenoloji) desenine göre tasarlanmıştır. Çalışma grubunu, 2022–2023 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilinde yer alan devlet ve özel ilkokullarda birinci sınıfta öğrenim gören ve ilk okuma ve yazma sürecini tamamlamış ana dili Türkçe olmayan öğrencilerin 10 velisi ile bu öğrencilerin 10 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen ve uzman görüşleri doğrultusunda son şekli verilen iki ayrı yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen nitel veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiş; verilerden temalar, alt temalar, kategoriler ve kodlar türetilmiştir. Araştırma bulguları, öğretmenlerin dil farklılığından kaynaklanan iletişim sorunları, pedagojik zorluklar ve sınıf içi uyum süreçlerinde yaşadıkları güçlükleri; bu güçlüklerle başa çıkmada kullandıkları stratejilerin avantaj ve dezavantajlarını ortaya koymaktadır. Sürecin başında öğretmenlerin yoğun olarak yaşadığı tedirginlik duygusunun, zamanla deneyim kazanımı ve kriz yönetimi becerileri sayesinde azaldığı gözlemlenmiştir. Veliler açısından ise Türk eğitim sistemine uyum, Türkçeye hâkimiyet düzeyleri, evdeki dil kullanım sıklığı, sosyoekonomik durum ve öğretmenlerle kurdukları iletişim gibi etkenlerin çocuklarının akademik sürecine doğrudan yansıdığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, ana dili Türkçe olmayan öğrencilerin ilk okuma ve yazma öğretim süreçlerinde hem öğretmenlerin hem de velilerin karşılaştığı güçlükler ve edindikleri deneyimler, bu sınıf ortamlarında dilsel, pedagojik ve sosyal uyumun sağlanması için önemli ipuçları sunmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın, ev ve okul ortamlarında dil farklılığından kaynaklanan sorunlara yönelik etkili çözüm stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
İlkokul öğrencilerinin özgüveni ve empatik eğilimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin özgüveni ve empatik eğilimi arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Bu araştırmanın evrenini, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerde bulunan ve ilköğretim dördüncü sınıfa devam eden 975 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında, öğrencilerin özgüvenini ölçmek amacıyla Piers-Harris'in Öz Kavramı (Özgüven) Ölçeği, Empatik Eğilimlerini ölçmek amacıyla Ka-Si Empatik Eğilim Ölçeği (Çocuk Formu) kullanılmıştır. Sonuçlar; öğrencilerin özgüveni ve empatik eğilim arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Öz Kavramı (Özgüven) Ölçeği açısından: Cinsiyete göre; Kaygı, Davranış, Bedensel Görünüm, Zekâ ve Okul Durumu boyutlarında anlamlı farklılık bulunmuştur. Kardeş sayısına göre; Gözde Olma (Popülerlik), Davranış ve Toplam Puanlarda anlamlı farklılık bulunmuştur. Doğum sırasına göre; Mutluluk, Davranış, Toplam Puanlarda anlamlı farklılık bulunmuştur. Anne-babanın medeni durumuna göre; Davranış boyutunda anlamlı farklılık bulunmuştur. Ka-Si Empatik Eğilim Ölçeği açısından: Cinsiyete göre; Duygusal Empatik Eğilim, Bilişsel Empatik Eğilim ve Empatik Eğilim Toplam Puanlarda anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular, literatürdeki bulgular çerçevesinde tartışılmıştır. Literatürle benzerlik gösterdiği durumlar olduğu gibi farklılık gösterdiği durumlar da bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Özgüven, empatik eğilim, empati, duygusal empati, bilişsel empati, özgüven ve empatik eğilim ilişkisi.
Sınıf öğretmenleri tarafından verilen Türkçe dersi ev ödevlerinin öğretmen, öğrenci ve veli görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırma, ilkokul 2., 3. ve 4. sınıf düzeylerinde Türkçe dersi kapsamında verilen ev ödevlerinin öğretmen, öğrenci ve veli perspektifinden nasıl algılandığını, uygulandığını ve değerlendirildiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, ödevlerin pedagojik işlevi, öğrenci başarısına katkısı ve ödev sürecinde yaşanan deneyimlerin çok boyutlu olarak ortaya konulması hedeflenmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseniyle yapılandırılmıştır. Çalışma grubu, 2024–2025 eğitim öğretim yıllarında Gaziantep ili Şehitkamil ilçesindeki devlet ve özel okulların ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıfında öğrenim gören 32 öğrenci, 36 veli ve aynı düzeylerde görev yapan 22 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Veriler, nitel veri toplama tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla elde edilmiştir. Görüşme formları, öğrenci, veli ve öğretmen gruplarına yönelik olarak ayrı ayrı hazırlanmış; soruların oluşturulmasında araştırma amacına, alt problemlere ve ilgili literatüre dayalı temalar dikkate alınmıştır. Görüşmeler yüz yüze, bireysel olarak gerçekleştirilmiş ve ses kayıt cihazlarıyla kaydedilerek yazılı metne dönüştürülmüştür. Verilerin çözümlenmesinde, içerik analizi ve betimsel analiz tekniklerinden birlikte yararlanılmıştır. İçerik analizi sürecinde, veriler kodlanarak temalar altında gruplandırılmış, her tema altında ortak ve ayırt edici ifadeler belirlenmiştir. Bu analiz, özellikle öğretmen ve veli görüşlerinin sistematik biçimde sınıflandırılması ve kavramsal bağlamda anlamlandırılması amacıyla kullanılmıştır. Betimsel analiz ise, öğrenci görüşlerinin daha doğal, bağlamına sadık ve katılımcı ifadelerine yer verilerek aktarılmasını sağlamıştır. Bu analiz tekniği aracılığıyla, öğrencilerin ödeve ilişkin duygu, düşünce ve deneyimlerini yansıtan doğrudan alıntılara yer verilmiş; böylece nitel verilerin derinlemesine anlaşılması ve okura güçlü bir bağlam sunulması amaçlanmıştır. Bu yöntemsel yaklaşım sayesinde, araştırma bulgularında yalnızca kategorik veriler sunulmakla kalmamış, aynı zamanda öğrencilerin ödev deneyimlerine ilişkin özgün ve öznel değerlendirmeleri de analiz sürecine dâhil edilmiştir. Böylelikle, araştırma bulguları hem yapısal hem de bağlamsal olarak zenginleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, Türkçe dersi ev ödevlerinin öğrencilerin okuma, yazma ve dil bilgisi becerilerinin gelişimini desteklediğini; ancak ödevin türü, süresi ve sunuluş biçimi açısından paydaşların farklı değerlendirmelere sahip olduğunu ortaya koymuştur. Öğrenciler, özellikle açık yönerge içeren, görsel destekli ve yaratıcı etkinliklerin öğrenmeye katkı sunduğunu belirtmiş; ancak bazı ödevleri zorlayıcı bulduklarını ve dış desteğe gereksinim duyduklarını ifade etmişlerdir. Veliler, ödevlerin çocuklarının sorumluluk ve planlama becerilerini geliştirdiğini vurgularken; zaman zaman aşırı ödev yükünün motivasyonu olumsuz etkilediğini dile getirmiştir. Öğretmenler ise ödevlerin öğrencinin gelişim düzeyine uygun, anlamlı ve düzenli biçimde yapılandırılması gerektiğine dikkat çekmişlerdir. Araştırma sonuçları, ödevlerin etkili bir öğrenme aracı olarak kullanılabilmesi için içerik, yapı, süre ve sıklık açısından dengeli olması gerektiğini; bunun yanı sıra öğrenci, öğretmen ve veli arasındaki iş birliği ve etkileşimin sürecin verimliliğini doğrudan etkilediğini göstermektedir. Bu doğrultuda, Türkçe dersi ev ödevlerinin pedagojik ilkeler doğrultusunda planlanması, öğrenci merkezli yaklaşımlarla biçimlendirilmesi ve aile desteğini gözeten bir çerçevede uygulanması önerilmektedir.
Öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile kültürel sermayeleri ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimlerini ve kültürel sermaye yeterliklerini belirlemektir. Araştırmada öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile kültürel sermaye yeterlikleri cinsiyet, yaş, kıdem, eğitim durumu, mesleğe ilişkin görüş, kitap okuma sıklığı, anne-baba eğitim durumu ve aylık toplam gelir değişkenleri açısından incelenmiştir. İlişkisel tarama modelinde olan araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerinde (Çukurova, Seyhan, Yüreğir, Sarıçam) görev yapan 419 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Bu araştırmada veriler "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimi Ölçeği" "Kültürel Sermaye Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgiler formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler ile birlikte Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis testi ve Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin "kısmen uyuyor" aralığında yani yaşam boyu öğrenme eğilimine sahip oldukları belirlenmiştir. Öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri cinsiyet, yaş, mesleğe ilişkin görüş, kitap okuma sıklığı, anne eğitim durumu, kardeş sayısı, aylık toplam gelir değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılık gösterirken; kıdem, eğitim durumu ve baba eğitim durumu değişkenlerine göre farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin kültürel sermaye yeterlikleri yüksek bulunmuştur. Öğretmenlerin kütürel sermaye yeterliklerinin kıdem, kitap okuma sıklığı, anne-baba eğitim durumu değişkenlerinden istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde etkilediği ancak cinsiyet, yaş, eğitim durumu, mesleğe ilişkin görüş, kardeş sayısı ve aylık toplam gelirlerine göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile kültürel sermaye yeterlikleri arasında orta düzeyde (r=.383) anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Sonuç olarak elde edilen bulgular ışığında yaşam boyu öğrenme ve kültürel sermayenin birbiriyle etkileşim içerisinde olan iki nitelik olduğu; yaşam boyu öğrenme eğilimi arttıkça kültürel sermayeninde artacağı görülmüştür. Öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile kültürel sermayelerinin yüksek çıkması "aktarım" yoluyla yetiştirdikleri öğrencilerinde de bu niteliklerin yüksek olmasına katkı sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Kültürel sermaye yeterliliği, sınıf öğremeni, yaşam boyu öğrenme eğilimi
İlkokul 1. sınıf matematik dersi öğretim programı ve uygulanması üzerine bir inceleme
Bu çalışmanın temel amacı 2018-2019 eğitim öğretim yılından itibaren uygulanmakta olan ilkokul birinci sınıf matematik dersi öğretim programına ilişkin öğretmenlerin, öğrencilerin, okul yöneticilerinin ve velilerin neler düşündüklerini belirlemek ve programın uygulanması sürecinde ortaya çıkan durumu incelemektir. Bu çalışma karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı desene dayalı olarak yürütülmüştür. Çalışmanın nicel anlayışla örneklemini oranlı küme örnekleme ile belirlenen 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerindeki ilkokulların birinci sınıflarında görev yapan 294 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel çalışma grubunu ise maksimum çeşitlilik örnekleme ile belirlenen 9 sınıf öğretmeni, 9 okul yöneticisi, 16 veli ve 18 öğrenci oluşturmaktadır. Gözlem yapılan sınıf ise uygun örnekleme ile belirlenmiştir. Araştırmada veriler matematik dersi öğretim programını değerlendirme ölçeği, yarı yapılandırılmış öğretmen görüşme formu, yarı yapılandırılmış yönetici görüşme formu, yarı yapılandırılmış veli görüşme formu, yarı yapılandırılmış odak grup öğrenci görüşme formu ve yarı yapılandırılmış gözlem formu ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizine başvurulmuştur. Araştırmanın nicel bulgularına göre öğretmenlerin programın geneline ilişkin görüşlerinin biraz katılıyorum düzeyinde, genel yapı, kazanım ve sunum boyutlarına ilişkin görüşlerinin katılıyorum düzeyinde, içerik ve ölçme ve değerlendirme boyutlarına ilişkin görüşlerinin ise biraz katılıyorum düzeyinde olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin birinci sınıf matematik dersi öğretim programına ilişkin görüşlerinin ortalama sınıf mevcudu ve okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik düzeyi değişkenine göre farklılaştığı bulunurken; cinsiyet, hizmet içi eğitim alma, öğrenim durumu, mezun olunan okul, mesleki kıdem ve birinci sınıfı okutma durumu değişkenlerine göre farklılaşmadığı ortaya çıkmıştır. Araştırmanın nitel bulgularına dayalı olarak elde edilen sonuçlarda öğretmenlerin program hakkında bilgilenmelerinin daha çok eğitim öğretim yılının ilk haftalarındaki mesleki çalışmalarla, medya, programı inceleme ve seminer vasıtasıyla olduğu ortaya çıkmıştır. Program hakkında bilgilenmelerin niteliğinin ise yetersiz ve yüzeysel olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin programın kazanım ve içeriğine yönelik olumlu görüşlere sahip olduğu ortaya çıkarken, öğretme-öğrenme süreci ve ölçme-değerlendirme boyutlarında ise olumsuz görüşlere sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmanın nitel bulgularına dayalı olarak yöneticilerin program hakkında bilgilenmelerinin daha çok resmi yazışmalar ve medya aracılığıyla olduğu ortaya çıkmıştır. Yöneticiler, öğretmen bilgilerinin güncel olmadığını, sınıf yönetiminde sıkıntılar olabildiği ve bununla ilgili eğitimler verilmesi gerektiğini belirtmektedir. Yöneticiler fiziksel ortam ve araç-gereçleri yetersiz görmekte bunların zenginleştirilmesini istemektedirler. Yöneticiler etkinliklerin eğitsel oyunlarla öğretilmesini istemektedirler. Araştırmanın nitel bulgularına dayalı olarak velilerin program hakkında bilgi sahibi olmadığı ortaya çıkarken, ilkokul birinci sınıf matematik dersinin amaçlarının farkında olduğu ortaya çıkmıştır. Veliler etkinliklerin açık-anlaşılır ve öğrenci seviyesine uygun olduğunu belirtirken; etkinlik sayısını yetersiz bulmakta, yardımcı kaynaklara başvurmaktadırlar. Veliler ayrıca fiziksel ortamı ve araç-gereçleri yetersiz bulmakta zenginleştirilmesini istemektedirler. Araştırmanın nitel bulgularına dayalı olarak öğrencilerin matematik dersinde kendilerini mutlu hissettiği, genel olarak sorun yaşamadığı, daha çok çizip boyama ve kesip yapıştırma tarzı etkinliklerden hoşlandığı ortaya çıkmıştır. Araştırmanın nitel bulgularına dayalı olarak sınıf içi gözlem sonuçlarına göre ise programın uygulanmasının kazanım ve içeriğe paralel bir şekilde gittiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Matematik dersi öğretim programı, program değerlendirme, ilkokul, birinci sınıf Matematik dersi
İlkokullarda akran zorbalığını önleme stratejileri ve karşılaşılan güçlüklere ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri
Bu araştırmanın amacı; akran zorbalığını önlemede öğretmenlerin kullandıkları stratejilere ve karşılaşılan güçlüklere ilişkin ilkokul dördüncü sınıf öğretmen ve öğrencilerinin görüşlerinin incelenmesidir. Bu ana amaca istinaden alt amaçlar belirlenmiştir. Araştırma nitel araştırma modellerinden durum araştırma deseni kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2018-2019 eğitim öğretim yılı, 1. döneminde Adana iline bağlı merkezi ilçelerde (Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir) yer alan merkez ve köy ilkokullarında görev yapan 102 dördüncü öğretmeni ve 119 dördüncü sınıf öğrencisinden oluşmakta olup çalışma grubunun belirlenmesinde sistematik örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada, öğrencilerin zorba ve kurban olma durumlarının belirlenmesi için "Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği", öğretmenlere ait kişisel özelliklerin belirlenmesi için "Kişisel Bilgi Formu", öğretmenlerin akran zorbalığını önlemede kullandıkları stratejileri belirlemeye ve akran zorbalığını önlemde karşılaştıkları güçlükleri belirlemeye ilişkin "İlkokullarda Akran Zorbalığını Önleme Stratejileri ve Karşılaşılan Güçlükleri Belirleme Anketi" ve öğrencilerin öğretmenlerinin uyguladıkları akran zorbalığını önleme stratejilerine ilişkin görüşlerine ulaşmak için "Öğretmenlerin Akran Zorbalığını Önleme Stratejileri Hakkında Öğrenci Görüşleri Anketi" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Bulgulardan elde edilen sonuçlar incelendiğinde; öğretmenlere ait bulgulardan, öğretmenlerin zorbalığı önlemede kullandığı stratejiler incelendiğinde cevap olarak en fazla "uyarırım" cevabını verdiği, bunun yanında çoğunluk olarak "öğrencimi doğru davranışa yönlendiririm", "okul ile ailenin işbirliği içinde olmasını sağlama", "aileye bu konuda bilgilendirme yapma", "öğrencilerinin empati kurmasını sağlama", "yaptığı davranışın sebebini araştırma" gibi yöntemler kullandıkları ve öğrencinin başkasının eşyasına zarar verdiğinde, öğrencinin zararı karşılamasını sağladığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin akran zorbalığını önlemede ne gibi güçlüklerle karşı karşıya kaldıklarını sorusuna verilen cevaplar incelendiğinde, öğretmenlerin "ailenin bu durumu kabullenmemesinin" cevabını en fazla verdikleri, bu sonuca yakın olarak "ailenin akran zorbalığını önlemede öğretmene destek vermediğini" ve "çocuğun şiddet görmenin normal olduğunu benimsemesi", "davranışın süreklilik göstermesi", "velinin ilgisizliği" sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, öğrencilerin akran zorbalığı davranışları karşısında öğretmeniniz ne yapıyor sorusundan en fazla "öğretmenimiz sözel olarak şiddet uyguluyor" anlamına gelen cevaplar verdikleri, bazı durumlarda ise "uyarırım" ve "tepkisiz kalmayı tercih ederim" sonucuna, öğretmeninizin ne yapmasını istersiniz sorusuna ise öğrencilerin çoğunluğunun "öğretmenimizin yaptığı doğru", yani sözle olarak şiddet uygulamasını isterim cevapları verildiği ve "birbirinizin hoşuna gitmeyen cümleler söylediğinizde", "birbirinize diğer arkadaşlarınız ile arkadaşlık ilişkisi kurmada engel olduğunuzda", "birbirinizi arkadaş gruplarına alamayarak yalnız bıraktığınızda" ve "birbirinizin eşyalarını, parasını zorla aldığınızda" sorularına öğrencilerin, öğretmenim "bu duruma tepkisiz kalsın" cevabını en fazla verdikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Akran Zorbalığı, Sınıf Öğretmeni, Zorbalığı Önleme, Kurban
Beceri temelli eleştirel düşünme öğretiminin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerine etkisi
Bu çalışma beceri temelli eleştirel düşünme öğretiminin, ilkokul 4. Sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerine etkisini belirleyebilmek ve öğrencilerin eleştirel düşünme öğretimine ilişkin görüşlerini öğrenebilmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma nicel ve nitel yöntemin birlikte kullanıldığı karma yöntem çalışmasıdır. Araştırma Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesinde bir devlet okulunda 2017-2018 eğitim-öğretim döneminin II. döneminde dördüncü sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel kısmında yarı deneysel öntest sontest kontrol gruplu deneme modeli kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda deney grubu öğrencilerine Edward De BONO'nun Cort 1 düşünme programı uygulanmış verileri toplamak amacıyla Kişisel Bilgiler Formu ve Eleştirel Düşünme Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 24.0 paket programı ile yapılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında öğrencilerin görüşlerinin öğrenilebilmesi için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz yapılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, deney grubu ile kontrol grubu öğrencileri arasında analiz, değerlendirme, yorumlama, öz düzenleme alt boyutlarında öntest puanları ile sontest puanları arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Çıkarım ve açıklama alt boyutları açısından ise deney grubu öğrencilerinin puanları kontrol grubu öğrencilerinin puanlarından yüksek çıkmış ancak istatistiksel olarak aralarında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bunun yanı sıra deney grubu öğrencilerinin sontest puanları ile kalıcılık puanları arasında çıkarım, açıklama, öz düzenleme alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Analiz ve değerlendirme alt boyutlarında ise deney grubu öğrencilerinin sontest puanları ile kalıcılık puanları arasında istatistiksel olarak kalıcılık puanları lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Edward De BONO'nun Cort 1 düşünme programının uygulandığı deney grubu öğrencilerinin eleştirel düşünmeye ile ilgili olan terimleri kullandıkları, eleştirel düşünme becerileri öğretiminin sürekli hale gelmesini istedikleri ve programa yönelik olumlu düşünceler içerisinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beceri temelli eleştirel düşünme, cort 1, eleştirel düşünme öğretimi
Ücretli sınıf öğretmenlerinin mesleki ve örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma; ücretli sınıf öğretmenlerinin örgütsel ve mesleki bağlılıklarının hangi düzeyde olduğunu; demografik özelliklere göre örgütsel ve mesleki bağlılıklarının değişip değişmediğini ve örgütsel bağlılıkları ile mesleki bağlılıkları arasında bir ilişkinin olup olmadığını ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmada, Mardin ilinde çalışan ücretli sınıf öğretmenleri çalışma evreni olarak belirlenmiş ve örneklem olarak 251 ücretli sınıf öğretmeni seçilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), t testi, ANOVA'da farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek içinse LSD testinden yararlanılmıştır. Örgütsel bağlılık ve mesleki bağlılık arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılması amacıyla da Pearson korelâsyon analizi yapılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında ücretli sınıf öğretmenlerinin örgütsel bağlılıklarının; duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık alt boyutlarının orta düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin mesleki bağlılıkları orta düzeyde çıkmıştır. Öğretmenlerin örgütsel bağlılıklarının duygusal bağlılık alt boyutu; medeni durum, yaş, eğitim durumu ve sınıf mevcuduna göre anlamlı bir şekilde farklılaşmakta; devam bağlılıkları seminer durumu, eğitim durumu, yaş, çalışma süresi ve sınıf mevcutlarına göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Normatif bağlılık alt boyutu ise eğitim durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Öğretmenlerin mesleki bağlılıkları; cinsiyete, yaşa, medeni duruma ve eğitim durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Ücretli sınıf öğretmenlerinin mesleki bağlılıkları ile örgütsel bağlılığın duygusal bağlılık alt boyutu arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Buna karşın ücretli sınıf öğretmenlerinin mesleki bağlılıkları ile örgütsel bağlılığın devam bağlılığı ve normatif bağlılık alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Araştırmada sonuç ve tartışma çerçevesine bağlı olarak ücretli sınıf öğretmenlerinin örgütsel ve mesleki bağlılığını arttırıcı çalışmaların yapılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ücretli öğretmen, sınıf öğretmeni, örgütsel bağlılık, mesleki bağlılık
Sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi ile mesleki profesyonelliği arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı; sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi ile mesleki profesyonelliği arasındaki ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın evreni 2018-2019 eğitim-öğretim yılı süresinde Adana ili merkez ve Karataş ilçesi ilkokullarında görev yapan sınıf öğretmenleri, örneklemi ise Adana ili dört merkez ilçe ve Karataş ilçesindeki resmi ilkokullarda görev yapan 257 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Bu çalışma tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın veri toplama araçları olarak Schmidt, Baran, Thompson, Mishra, Koehler ve Shin, (2009) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması, geçerliği ve güvenirliği Öztürk ve Horzum (2011) tarafından yapılan "Teknolojik Pedagojik İçerik Bilgisi Ölçeği" ile Yılmaz ve Altınkurt (2014) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Mesleki Profesyonellik Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 programına girilerek analiz edilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan "Öğretmenlerin Mesleki Profesyonelliği" ile bağımsız değişkeni olan "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi" ve demografik değişkenler arasındaki ilişkiler t testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma sonucunda sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi ile mesleki profesyonellikleri arasında orta düzeyde pozitif yönde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik içerik bilgisi alt boyutlarında pedagojik bilgi alt boyunun en yüksek ortalamaya sahip olduğu, teknoloji bilgisi alt boyutunun ise en düşük ortalamaya sahip olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin mesleki profesyonelliği alt boyutlarında ise en yüksek ortalamanın duygusal emek alt boyutu, en düşük ortalamanın ise kişisel gelişim alt boyutunun olduğu sonucuna varılmıştır. Teknolojik pedagojik içerik bilgisi alt boyutları ile demografik değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesi sonucunda sınıf öğretmenlerinin eğitim düzeylerine, hizmet süresine ve teknolojiye erişe bilirlik düzeylerine göre anlamlı bir fark olmadığı ancak cinsiyete göre dört alt boyutta erkek öğretmenler lehine, yaş aralığına göre bir alt boyutta 41 ve üzeri yaş aralığında olanlar lehine, teknolojiye kullanma seviyelerine göre beş alt boyutta yeterli cevabını verenler lehine ve hizmet içi eğitime katılıp katılmama durumlarına göre tüm alt boyutlarda evet cevabını verenler lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Teknolojik pedagojik içerik bilgisi, mesleki profesyonellik, sınıf öğretmenleri
Sınıf öğretmenlerinin öz yeterlik inançları ile sınıf içi davranışlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin öz yeterlik inançları ile sınıf içi öğretmen davranışlarının incelenmesidir. İlişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen çalışmaya 2018-2019 eğitim öğretim yılında görev yapan 247 sınıf öğretmeni katılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin demografik bilgilerini elde etmek amacıyla kişisel bilgi formu, öz yeterlik inançlarını belirlemek amacıyla Çolak, Yorulmaz ve Altınkurt (2017) tarafından geliştirilen "Öğretmen öz yeterlik inancı ölçeği" ile öğretmenlerin sınıf içi öğretmen davranışları belirlemek amacıyla Büyüköztürk, Kılıç, Karadeniz ve Karataş (2004) tarafından geliştirilen "Sınıf içi öğretmen davranışları ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin öz yeterlik inançları ile sınıf içi öğretmen davranışları arasında orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin öz yeterlik inançları ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin öz yeterlik inançları ile mesleki kıdemleri arasında 10 ve üzeri mesleki kıdeme sahip öğretmenlerin 1-5 yıllık mesleki kıdeme sahip öğretmenlere göre akademik öz yeterlik inançlarının daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Çalışmada öğretmenlerin okutmuş oldukları sınıf düzeylerine göre anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Bu farklılık öz yeterlik ölçeğin tümü ile mesleki öz yeterlik ve entelektüel öz yeterlik alt boyutundadır. Ayrıca çalışmada öğretmenlerin sınıflarında yabancı öğrenci bulunmasının öğretmenlerin öz yeterlik ölçeğinin alt boyutu olan sosyal öz yeterlik alt boyutunda anlamlı bir farklılığa neden olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin sınıf içi öğretmen davranışları incelendiğinde kadın öğretmenlerin daha çok öğrenci merkezli eğitim tercih ettikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Çalışmada öğretmenlerin öğretmen veya öğrenci merkezli eğitim tercihleri ile mesleki kıdem, okutulan sınıf ve sınıflarında yabancı öğrenci bulunup bulunmaması değişkenine göre anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Öz yeterlik inancı, öğretmen öz yeterliği, sınıf öğretmeni, sınıf içi öğretmen davranışları.
İlkokul 1. sınıf hayat bilgisi dersi öğretim programının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın temel amacı, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında uygulamaya konulan İlkokul 1. Sınıf Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programını öğretmen görüşlerine göre değerlendirmektir. Araştırmada verilerin toplanması, analizi ve yorumlanmasında nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanılmasına dayanan karma araştırma modelinden yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Osmaniye ilindeki devlet okullarında görev yapan tüm ilkokul birinci sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Osmaniye ilindeki 73 devlet okulunda görev yapan 128 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunda ilkokul birinci sınıf öğretmenlerine Baş (2016) tarafından geliştirilen "Eğitim Programları Değerlendirme Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutuna ait veriler yarı-yapılandırılmış görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutundan elde edilen veriler SPSS 21.0 istatistik paket programından yararlanılarak çözümlenmiştir. Verilerin çözümlenmesinde cinsiyete, mesleki kıdeme, hizmet içi eğitimi alma durumlarına ve birinci sınıfı okutma sayılarına göre farklılık olup olmadığını belirlemek için t-testinden; sınıf mevcudu ve sosyo-ekonomik duruma göre farklılık olup olmadığını belirlemek için tek yönlü varyans analizinden (ANOVA) faydalanılmıştır. Öğretmenlerin programın hedef, içerik, öğrenme-öğretme süreci ve ölçme-değerlendirme boyutlarına yönelik görüşleri incelendiğinde cinsiyete, mesleki kıdeme, birinci sınıfı okutma sayısına, hizmet içi eğitimi alma durumuna, sınıf mevcutlarına ve okulun bulunduğu sosyo-ekonomik çevreye göre anlamlı bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerden elde edilen verilere içerik analizi uygulanarak programı daha önceki programla karşılaştırma, programın kazanım, içerik, öğrenme-öğretme süreci, ölçme-değerlendirme, programın uygulanması sırasında karşılaşılan problemler ve programa yönelik öneriler şeklinde temalar oluşturulmuştur. Öğretmenlerin genellikle kazanım ve içerik boyutunda olumlu görüşlere sahip oldukları belirlenmiştir. Öğretmenlerin öğrenme-öğretme sürecinde daha çok öğrenci merkezli yöntem teknikleri kullandıkları; ölçme-değerlendirme boyutunda ise soru-cevap, genel değerlendirme testleri ve performansa dayalı ölçme araçları kullandıkları belirlenmiştir. Öğretmenlerin öğrenme öğretme süreci ve ölçme değerlendirme boyutlarına ilişkin genellikle olumsuz görüşlere sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Programın uygulanması sırasında ise öğretmenlerin genellikle konulardaki soyut kavramların varlığından ve ders kitaplarından kaynaklanan problemlerle karşılaştıklarını ifade ettikleri ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre de uygulayıcılara güncellenen program hakkında hizmetiçi eğitim verilebileceği ve okullarda hayat bilgisi dersi için uygulama sınıflarının oluşturulabileceği gibi önerilerde bulunulurken; araştırmacılara paydaş grubunun arttırılarak ve diğer derslerin öğretim programlarıyla başka çalışmalar yapılabileceği gibi önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programı, öğretmen görüşleri, program değerlendirme.
Sınıf öğretmenlerinin iş yerinde yaşadıkları yalnızlık durumlarının incelemesi
Bu çalışma ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin iş yerinde yaşadıkları yalnızlık durumlarının çeşitli değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla yapılmıştır. Betimleyici tarama modeli kullanılan bu araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerindeki (Çukurova, Sarıçam, Seyhan, Yüreğir) tesadüfi örneklem yoluyla seçilen çeşitli okullarda görev yapmakta olan 220 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin demografik özelliklerini belirlemek amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", iş yerinde yaşadıkları yalnızlık durumlarını belirlemek amacıyla Wright, Burt ve Strongman (2006) tarafından geliştirilen, Türkçe formunun geçerlik ve güvenirlik çalışması Doğan, Çetin ve Sungur (2009) tarafından yapılan beşli likert şeklinde 16 maddededen oluşan "İş Yerinde Yalnızlık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde öğretmenlerin demografik özellikleri betimsel istatistik teknikleri ile incelenmiştir. SPSS paket program kullanılarak yapılan analizlerde, normal dağılım göstermeyen gruplar için parametrik olmayan Mann Whitney U-testi ve Kruskal Wallis H-testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin iş yerinde yaşadıkları yalnızlık durumlarının cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem, okuttukları sınıf düzeyi; televizyon, bilgisayar vb. araçlarla zaman geçirme sıklıkları, kişisel gelişim etkinliklerine zaman ayırma sıklıklarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği görülmüştür. Çocuk sahibi olma değişkenine göre sosyal arkadaşlık alt boyutunda; çocuk sahibi olmayan sınıf öğretmenlerinin daha fazla yalnızlık yaşadıkları görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin çalıştıkları okuldaki sosyal ortamdan, zümreleri ile olan ilişkilerinden, idarecileri ile olan ilişkilerinden memnuniyet düzeyleri azaldıkça daha fazla yalnızlık yaşadıkları görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin velileri ile olan ilişkilerinden memnuniyet düzeyleri sosyal arkadaşlık alt boyutunda azaldıkça yalnızlık durumlarının arttığı; öğrencileri ile olan ilişkilerinden memnuniyet düzeyleri duygusal yoksunluk alt boyutunda azaldıkça yalnızlık durumlarının arttığı görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin sınıfta problem davranışlarla karşılaşma sıklıkları ile yalnızlık durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmezken; problem davranışlarla baş edebileceklerine dair olan inançlarının azalmasıyla yalnızlık durumlarının arttığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Sınıf öğretmeni, iş yerinde yalnızlık
Sınıf öğretmenlerinin öğrenci direnç davranış algıları ile sınıf içi iletişim becerileri arasındaki ilişki
Bu araştırma sınıf öğretmenlerinin öğrenci direnç davranış algıları ile sınıf içi iletişim becerileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modelinde yürütülen çalışmaya Şırnak ilinin idil ilçesinde görev yapan 242 sınıf öğretmeni katılmış olup iki farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, 25 maddeden oluşan öğrenci direnç davranış ölçeği (ÖDDÖ) ve 34 maddeden oluşan etkili iletişim becerileri ölçeği (EİBÖ) kullanılmıştır. Veriler Şırnak ilinin İdil ilçesinde görev yapan tesadüfi örnekleme yoluyla belirlenen 242 sınıf öğretmeninden toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde t-testi ve Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda sınıf öğretmenlerinin direnç davranış algılarının ve iletişim becerilerinin yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin direnç davranış algıları cinsiyetlerine, medeni durumlarına, hizmet-içi eğitim alıp almama durumlarına göre anlamlı farklılık göstermezken mesleki kıdem, öğretmenlik mesleğini seçme durumu, sınıf yönetimi yeterlik algısı ve birleştirilmiş sınıf okutma durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Sınıf öğretmenlerinin iletişim becerileri cinsiyet, mesleki kıdem, medeni durum ve hizmet içi eğitim alma durumuna göre anlamlı farklılık göstermez iken çalışılan kurumdan memnun olma durumu, öğretmenlik mesleğini seçme durumu, sınıf yönetimi yeterlik algısı ve birleştirilmiş sınıf okutma durumu değişkenlerine göre istatistiki açıdan anlamlı farklılık göstermektedir. Sınıf öğretmenlerinin direnç davranış algıları ile iletişim becerileri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Direnç davranış, iletişim becerisi, sınıf öğretmeni
İlkokul dördüncü sınıftaki Suriyeli öğrencilerin Türkçe dersinde karşılaştıkları sorunlar
Bu araştırmanın temel amacı, devlet ilkokulları dördüncü sınıflarında öğrenim gören Suriyeli öğrencilerin Türkçe dersinde karşılaştıkları sorunları öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda belirlemek ve bu sorunlara ilişkin öğretmenlerin çözüm önerilerini sunmaktır. Bu araştırma, tarama türünde bir araştırma olarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma evrenini, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Kayseri ili merkez ilçelerinde (Hacılar, İncesu, Kocasinan, Melikgazi ve Talas) Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı, Suriyeli öğrencilerin olduğu resmi ilkokulların dördüncü sınıflarında görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Örneklem seçimini basit seçkisiz örneklem yöntemiyle yapılmış ve belirlenen 57 ilkokulda görev yapan ve sınıfında Suriyeli öğrencisileri olan 170 dördüncü sınıf öğretmenini araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada, araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanılmıştır. Suriyeli öğrencilerin Türkçeyi bilme ve öğrenme durumunun ve Türkçe dersinde okuma-dinleme ve yazma-konuşma çalışmalarındaki sorunlarının belirlenmesine yönelik toplanan verilerin analizinde betimsel analiz teknikleri (frekans ve yüzde) ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ilkokul dördüncü sınıftaki Suriyeli öğrencilerin Türkçe öğrenirken yaşadıkları sorunlara yönelik ulaşılan sonuçlara göre; Suriyeli öğrencilerin Türkçe bilme, akademik başarı durumları, öğrenme istekleri ve çabaları "katılıyorum" düzeyindedir. Ayrıca öğrenciler Türkçe öğrenirken okuma ve yazma çalışmalarında daha çok zorlanmaktadırlar. Öte taraftan öğrenciler Türkçeyi kullanırken dinleme ve konuşma becerilerinde daha az problem yaşamaktadır. Öğrencilerin okuma çalışmalarında karşılaştıkları sorunlar; yavaş okuma, okurken harf eksiltme, heceleri doğru telaffuz edememe, sesli ve sessiz harfleri karıştırmadır. Öğrenciler, dinleme çalışmalarında dikkatlerini dinlenen metne verebilmekte ancak metinlerde geçen bazı kelimeleri ve uzun cümleleri anlamamaktadırlar. Öğrencilerin yazma çalışmalarında karşılaştıkları sorunlar ise; harflerin büyük veya küçük formlarını doğru yazamama, büyük-küçük harflerin kullanım yerlerini karıştırma, cümleleri doğru yazamama, kelimeleri eksik yazma, konuşulduğu gibi yazma, noktalama işaretleri ve ekleri yanlış ya da eksik kullanmalarıdır. Suriyeli öğrenciler derste söz almak isteyip konuşmakta ancak konuşurken her zaman kısa cümleler kullanmakta ve sorulan sorulara bir iki kelime ile cevap vermektedirler. Öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda, Türkçe öğrenen Suriyeli öğrencilere yönelik olarak uyum ve Türkçe hazırlık sınıfı gibi uygulamaların planlanıp yürürlüğe konması önerilebilir. Anahtar kelimeler: Suriyeli öğrenciler, Türkçe dersi, ilkokul, dil becerileri.
Ana dili Türkçe olmayan Suriyeli göçmen öğrencilere ilk okuma yazma öğreten öğretmenlerin karşılaştıkları sorunlar ve öğretmenlerin çözüm önerileri
Bu araştırma, 2019-2020 eğitim öğretim yılında sınıfındaki Suriyeli göçmen öğrencilere Türkçe okuma yazma öğreten öğretmenlerin sorunlarını belirlemek, bu sorunların çözümünde öğretmenlerin görüşlerini öğrenmek; bu görüşler doğrultusunda program hazırlayanlara, öğretmenlere, idarecilere ve araştırmacılara çeşitli önerilerde bulunmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada betimsel tarama modeli benimsenmiştir. Araştırmanın evreni Hatay ilinin Reyhanlı ilçesindeki 428 sınıf öğretmenidir. Örneklem ise 428 öğretmen arasından katılım gösteren 252 sınıf öğretmenidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Veri toplama süreci yaklaşık iki ay sürmüştür. Ankete katılan öğretmenlerin içten ve samimi cevap verdikleri varsayılmıştır. Anketler uygulandıktan sonra analizleri yapılmıştır. Verilerin analizinde nicel veriler ve yüzde frekans betimlenmiştir. Değişkenlere yönelik dağılımlarda parametrik olmayan ki-kare testi kullanılarak farklar test edilmiştir. Pearson ki kare testi, Yates ki kare testi, Fisher exact test kullanılmış olup anlamlılık düzeyi 0,05 olarak alınmıştır. Araştırmada elde edilen bulguların sonuçlarına göre göçmen öğrencilerin okula uyumu için hazırlık yapıldığı, kaynakların kısmen yeterli olduğu, program ve ünitenin göçmen öğrencilere yönelik hazırlanmadığı, kazanım yetişmemesi durumunda zaman problemi yaşandığı, öğrencilerin en çok Türkçe dersinde zorlandığı, öğrencilerin zorlandığı harflerin olduğu, okumayı öğrenip yazmayı öğrenemeyen öğrencinin bulunduğu, veli ile yapılan görüşmelerin katkısının olduğu, iletişim problemi yaşandığı, donanım ve fiziki şartların yetersiz olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin alt amaçlara göre büyük oranda görüş birliği için oldukları tespit edilmiştir. Tespit edilen sonuçlara göre uygulamaya ve araştırmacılara yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Suriyeli göçmen öğrenciler, okuma yazma, iletişim, eğitim öğretim
İlkokula devam eden Suriyeli öğrencilerin saldırganlık davranış düzeyleri ve nedenlerine ilişkin öğretmen algılarının incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı, ilkokullardaki Suriyeli öğrenciler arasında saldırgan davranışların yaygınlık düzeylerini ve nedenlerini öğretmen algılarına göre incelemektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için, nicel araştırma yöntemlerinden anlık tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2018–2019 eğitim-öğretim yılında Mersin İl Merkez İlkokullarına devam eden Suriyeli öğrenciler oluşturmuştur. Öğrenciler, Türkçeyi çok iyi bilmedikleri için veriler öğrenciler aracılığıyla değil, öğretmenler aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan veriler, geliştirilen anket aracılığıyla; bu anketi doldurmayı kabul eden 94 ilkokul öğretmeninin kendi sınıfında bulunan Suriyeli öğrencileri değerlendirmeleri yoluyla elde edilmiştir. Sonuçta araştırmanın örneklemini öğretmenlerin anket doldurduğu toplam 678 Suriyeli ilkokul öğrencisi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak literatürden yararlanarak geliştirilen dört boyutlu "Saldırgan Davranış Anketi" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 paket istatistik programı kullanarak frekans ve yüzdeler hesaplanmıştır. Çalışmanın sonunda şu sonuçlara ulaşılmıştır: Saldırgan davranışların her türünde 'Genellikle' ve 'Her zaman' seçeneklerinde Suriyeli öğrencilerin sayısının çok düşük olduğu bulunmuştur. Cinsiyete göre erkek öğrencilerin tüm saldırganlık türlerinde 'Genellikle' ve 'Her zaman' seçeneklerindeki oranları kız öğrencilerden daha yüksek çıkmıştır. Sınıf düzeyine göre saldırgan davranışlar, en çok 2. ve 3. sınıf öğrencilerinde gözlenmiştir. Annenin hayatta olma durumuna göre ise, az bir oranda da olsa tüm saldırganlık türlerinde annesi hayatta olan öğrencilerin annesi hayatta olmayan öğrencilere göre daha fazla saldırganlık davranışı sergilediği saptanmıştır. Babanın hayatta olma durumuna göre ise, genel olarak babası hayatta olan öğrencilerin oranı çoğu saldırgan davranışlarda babası hayatta olmayan öğrencilere göre daha yüksek olduğu söylenebilir. Öğrencilerin kardeş sayısına göre genel olarak kardeşi olmayan ve 3-4 kardeşi olan öğrencilerin saldırgan davranış düzeylerinin diğer öğrencilere göre daha yüksek oldukları söylenebilir. Türkçe dil düzeyine göre ise, Türkçe dil düzeyi düşük ve orta olan öğrencilerin saldırgan davranış düzeylerinin, diğer öğrencilere göre daha yüksek olduğu söylenebilir. Çoğu öğretmen görüşlerine göre (%55.3'ü), ilkokullardaki Suriyeli öğrenciler arasında saldırgan davranışların yaygınlık durumunu en iyi yansıtan ifade olarak "Yaygın bir davranış olarak görülmektedir" ifadesidir. Ayrıca öğretmenlerin üçte biri (% 36.2'si), diğer nedenler arasından travma, amaçsızlık ve umutsuzluk gibi psikolojik nedenlerin, ilkokullardaki Suriyeli öğrenciler arasında saldırgan davranışların en önemli nedeni olduğunu bildirmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, saldırgan davranışlar, Suriyeli öğrenciler, ilkokul
Öğrenci merkezli strateji, yöntem ve tekniklerin ilkokul öğrencilerinin matematik başarısına etkisi: Sistematik derleme ve meta-analiz
Bu araştırmanın genel amacı, ilkokul matematik derslerinde kullanılan öğrenci merkezli strateji, yöntem ve tekniklerin matematik dersindeki akademik başarıya etkisini konu edinen deneysel çalışmaları sentezlemektir. Senteze birincil araştırmaların dâhil edilmesine ilişkin belirli ölçütler kullanılmıştır. Tarama sonucunda 63 çalışma araştırmaya dâhil edilmiştir. Toplam örneklem büyüklüğü 4835'dir. Araştırmada kodlama protokülünün güvenirliği "kodlayıcılar-arası güvenirlik" hesaplanarak iki aşamada sağlanmıştır. Güvenirlik (AR) 0.88 olarak hesaplanmıştır ve yeterli görülmüştür (AR>.80). Araştırmanın geçerliği; yayın yanlılığı ve birincil çalışmalardaki kalite değerlendirmesi, dil yanlılığı, zaman gecikmesi yanlılığı ve veritabanı yanlılığı ile sağlanmıştır. Yanlılığa rastlanmamıştır. Çalışmanın sistematik derleme bölümünde veriler betimsel analize tabi tutulmuştur. Meta-analiz sonuçları, öğrenci merkezli strateji yöntem veya tekniklerin geleneksel öğretim yöntemlerinden daha etkili olduğunu göstermektedir. 63 çalışmadan ortaya çıkan 66 etki büyüklüğü rastgele etki modeli altında analiz edildiğinde, etki büyüklüğü 0.787 olarak hesaplanmıştır. Ulaşılan genel etki değeri çeşitli sınıflandırmalara göre geniş ve orta düzeyde etkiyi göstermektedir. Moderatör değişkenler analizlerinde uygulama yaklaşımı moderatörü dışındaki uygulama süresi, yayın türü, veritabanı, sınıf düzeyi, kullanılan ölçek, okula başlama yaşı, ülke, örneklem sayısı moderatörleri için anlamlı farklılık bulunmamıştır.
Akıl ve zekâ oyunlarının, ilkokul ikinci sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki akademik başarı ve bilişsel özelliklerine etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, Akıl ve Zekâ Oyunları öğretiminin ilkokul ikinci sınıf öğrencileri akademik başarı ve bilişsel özelliklerine etkisinin incelenmesidir. Araştırma Adana İli Karataş ilçesindeki bir devlet okulunda 2020-2021 eğitim-öğretim yılında 10 haftalık sürede, ilkokul ikinci sınıf düzeyinde rastgele seçilen iki sınıfta yer alan toplam 24 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma modeli olarak ön-test, son-test kontrol gruplu yarı-deneysel desen kullanılmıştır. İlkokul ikici sınıf matematik dersi kapsamında; bir grupla (deney1, n=8) kâğıt-kalem oyunları, bir grupla (deney2, n=8) kutu oyunları on hafta süresince, haftada bir gün ve iki ders saati (bir ders zamanı=30 dk) olacak Şekilde zekâ oyunları etkinlikleri uygulanmıştır. Kontrol grubunda (kontrol, n=8) yer alan öğrencilere, mevcut öğretim programında yer alan etkinlikler, on hafta boyunca, haftada iki ders saati olmak üzere toplam 20 ders saati uygulanmıştır. Tüm gruplardaki etkinlikler uzaktan eğitim yoluyla (Zoom) yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak, öğrencilerin metematik dersi örüntü konusundaki başarılarına ölçmek amacıyla matematik dersi örüntü başarı testi (M-ÖBT), akıcı zekâlarını ölçmek için RAVEN-IQ testi, kısa süreli bellek performans testi ile görsel bellek performans testleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, öğrencilerin görsel bellek kapasiteleri arasında anlamlı bir fark oduğu, kâğıt-kalem oyunlarına katılan öğrencilerin görsel bellek kapsitelerinin, diğer gruplarda yer alan öğrencilere kıyasla anlamlı düzeyde yüksek olduğunu göstermiştir. Bu bağlamda, akıl-zekâ oyunlarının bellek gelişimini destekleyen bir yapıya sahip olduğu düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: İlkokul öğrencileri, uzaktan eğitim, akıl-zekâ oyunları, uzaktan eğitim, kağıt-kalem oyunları, kutu oyunları, görsel bellek, kısa süreli bellek, Raven-IQ testi, örüntü başarı testi.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinde triarşik zeka ve sosyal duygusal uyum arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin triarşik zeka ve sosyal duygusal uyum düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda öğrencilerin cinsiyet, kardeş sayısı, anne-baba öğrenim durumu ile başarı belgesi alma durumlarına göre bir farklılaşma olup olmadığı da incelenmiştir. İlişkisel tarama modelinde desenlenen bu araştırmanın örneklemini Şanlıurfa il merkezinde (Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü) bulunan okullarda öğrenimlerine devam eden 342 4. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Sternberg Triarşik Yetenekler Testi", "Sosyal Duygusal Uyum Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgiler formu kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde betimsel istatistiklerin yanında araştırmanın amaçları doğrultusunda, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi ile korelasyon analizi tekniklerine yer verilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin triarşik zeka puanları pratik zeka boyutu için orta diğer boyutlar (analitik, yaratıcı) ile toplam puan açısından zayıf bulunmuştur. Triarşik zeka ile baba eğitim düzeyi ve öğrencilerin başarı belgesi alma durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunurken cinsiyet, kardeş sayısı ve anne eğitim düzeyi açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öğrencilerin sosyal duygusal uyumları yüksek düzeyde bulunmuştur. Öğrencilerin sosyal duygusal uyum düzeyleri ile baba eğitim düzeyi ve başarı belgesi alma değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunurken cinsiyet, kardeş sayısı ve anne eğitim düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Triarşik zeka ile sosyal duygusal uyum puanları arasındaki ilişki incelendiğinde; yaratıcı zeka boyutu ile sosyal duygusal uyum (r=0.140) ve sosyal duruma uygun tepki gösterme ve mücadele duygusu (r=0.148) alt boyutu arasında düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Sonuç olarak elde edilen bulgular doğrultusunda triarşik zeka ile sosyal duygusal uyumun birbirleriyle etkileşim içerisinde oldukları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Triarşik zeka kuramı, sternberg triarşik yetenek testi, başarılı zeka sosyal duygusal uyum, sosyal duygusal uyum ölçeği,
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin triarşik zeka ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin triarşik zeka puanları ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmada ayrıca öğrencilerin triarşik zeka puanları ile problem çözme beceri puanlarının akademik başarı ve cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. İlişkisel tarama modelinde olan bu araştırmanın örneklemini Mersin ili Tarsus ilçesinde bulunan ilkokulların 4. sınıflarında öğrenimlerine devam eden 426 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Sternberg Triarşik Yetenekler Testi", "İlköğretim Düzeyindeki Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri" kullanılmıştır. Ayrıca akademik başarılarını belirlemek için okul idaresinden öğrencilerin dönem sonu notları alınmıştır. Sternberg Triarşik Yetenekler Testinin bu araştırma verilerindeki geçerlik ve güvenirliğini belirlemek amacıyla madde tepki kuramı doğrultusunda Jmetrik 4.0 programı kullanılarak Rasch analizi yapılmıştır. Jmetrik kullanılarak yapılan hesaplamalardan sonra öğrencilerin Sternberg Triarşik Yetenekler Testi puanları belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra analizler SPSS 22.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın genel ve alt amaçları doğrultusunda frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, ilişkisiz örneklemler t-testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi ve değişkenler arasındaki ilişkileri ortaya koymak için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin triarşik zeka puanları genel, pratik ve yaratıcı zeka açısından orta düzeyde bulunurken analitik zeka açısından zayıf düzeyde bulunmuştur. Analizler sonucunda öğrencilerin triarşik zeka puanlarının cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı, ancak akademik başarılarına göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin problem çözme becerilerine ilişkin algılarının yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin problem çözme becerilerine ilişkin görüşlerinin akademik başarılarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılaştığı, cinsiyete göre ise anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Triarşik zeka düzeyi ile problem çözme becerilerine ilişkin görüşleri arasındaki ilişkiye bakıldığında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu görülmektedir. Sonuç olarak elde edilen bulgular doğrultusunda öğrencilerin triarşik zeka ile problem çözme becerilerine ilişkin görüşlerinin birbiriyle doğrusal bir ilişki içerisinde oldukları bir başka deyişle öğrencilerin triarşik zeka puanları arttıkça problem çözme becerilerinin de artacağı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: İlkokul 4. sınıf, problem çözme, Sternberg triarşik yetenekler testi, triarşik zeka, zeka
İlkokul 1. sınıf Türkçe dersi öğretim programı ve uygulanması üzerine bir inceleme
Bu araştırma, 2018-2019 eğitim öğretim yılında uygulanan ilkokul birinci sınıf Türkçe dersi öğretim programına ilişkin birinci sınıf öğretmenlerinin, okul yöneticilerinin, velilerin ve öğrencilerin görüşlerini belirlemek; ayrıca öğretmen ve öğrencilerin sınıf içinde ilk okuma yazma öğretimi süreci uygulamalarına ilişkin durumlarını ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmada karma araştırma modelinde sıralı araştırıcı desen benimsenmiştir. Çalışmanın nicel araştırma bölümünde çalışma grubu, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Kayseri ilindeki devlete bağlı ilkokulların birinci sınıfını okutan 192 öğretmenden oluşmaktadır. Nitel araştırma bölümünde, görüşme için Kayseri ilinde gidilen okullarda birinci sınıf okutan beş öğretmen, 10 birinci sınıf öğrencisi, dört birinci sınıf velisi ve üç okul yöneticisi ile çalışma grubu oluşturulmuştur. Gözlem için Kayseri ili Kocasinan ilçesinde bulunan bir ilkokulun birinci sınıf listesinden rastgele seçilen dört öğrenci ve sınıf öğretmeniyle çalışma grubu oluşturulmuştur. Araştırmada veriler, öğretmenler için geliştirilen "Türkçe Dersi Öğretim Programını Değerlendirme Ölçeği" (TDÖPDÖ), yarı yapılandırılmış görüşme formları ve yarı yapılandırılmış gözlem formları aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler (frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma), t testi, anova ve içerik analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlar şöyle özetlenebilir: Yapılan analiz sonucunda öğretmenlerin programın uygulanmasına yönelik genel olarak olumlu görüşte oldukları ve TDÖPDÖ'nün alt boyutlarına (Tema, Dil bilgisi, Kazanım, İlk okuma yazma, Ölçme-değerlendirme) yönelik öğretmenlerin olumlu görüşte oldukları söylenebilir. Ayrıca öğretmenler arasında cinsiyet, öğrenim durumu ve mesleki kıdem bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuş, hizmet içi eğitim yönünden anlamlı farklılık bulunmamıştır. Yapılan görüşmelerin analiz sonucuna göre öğretmenler, programa ilişkin bilgilerinin yeterli olmadığını, programın uygulanmasında zorlandıklarını ifade etmişlerdir. Öğrenciler, genelde Türkçe dersinden keyif aldıklarını, zorlanmadıklarını ve sıkılmadıklarını belirtmişlerdir. Veliler, programda yapılan değişikliklere ilişkin bilgileri sosyal çevreden edindiklerini ve Türkçe dersinin amacının okuma yazma öğrenmek olduğunu ifade etmişlerdir. Yöneticiler ise öğretmenlere programa ilişkin yeterli hizmet içi eğitim verilmediğini belirtmişlerdir. Gözlem sürecinde öğretmenin ilk okuma yazma öğretimine yönelik yeterli donanıma sahip olduğu ve süreçte zorluk çekmediği görülmüştür. Öğrencilerin de okuma yazma aşamasında harflerin yazımında ve cümle oluşturmada zorlandıkları, bağımsız okumada ise yapılan etkinliklerden keyif aldıkları, okuduğunu anlama metinlerinde zorlandıkları görülmüştür. Bu sonuçlardan yola çıkarak araştırmanın sonunda araştırmacılar ve gelecekte yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkçe dersi öğretim programı, ilk okuma ve yazma, program değerlendirme
Üstbilişsel stratejilerle desteklenen gerçekçi matematik eğitiminin üçüncü sınıf öğrencilerinin akademik başarıları, matematik tutumları ve üstbilişsel becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, üstbilişsel stratejilerle desteklenen Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) yaklaşımının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin akademik başarıları, matematik tutumları ve üstbilişsel becerileri üzerine etkisini incelemektir. Araştırmada hem nicel hem de nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümü ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel modele göre tasarlanmıştır. Aynı zamanda nicel verileri desteklemek amacıyla öğrenci görüşlerinden ve düşünme günlüklerinden elde edilen nitel veriler kullanılmıştır. Bu araştırma 2018–2019 eğitim- öğretim yılında Gaziantep il merkezinde bulunan iki farklı ilkokulda üçüncü sınıfa devam eden 95 (42 kız, 53 erkek) öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada iki deney grubu ve iki kontrol grubu yer almıştır. Deney-1, deney-2 ve kontrol-1 grupları aynı okuldan, kontrol-2 grubu ise benzer sosyo-ekonomik düzeydeki başka bir okuldan seçilmiştir. Deney grupları ile kontrol-1 grubunda dersler araştırmacı tarafından, kontrol-2 grubunda ise sınıf öğretmeni tarafından yürütülmüştür. Dersler deney-1 grubunda (n=23) üstbilişsel strateji desteği olmaksızın sadece Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) ile deney-2 grubunda (n=23) üstbilişsel stratejilerle desteklenen Gerçekçi Matematik Eğitimi (Üstbiliş+GME) ile kontrol gruplarında (kontrol-1=23, kontrol-2=26) ise mevcut matematik öğretim programı doğrultusunda işlenmiştir. Araştırma 12 hafta (48 ders saati) sürmüştür. Araştırmanın nicel verileri "Matematik Başarı Testi", "Matematik Tutum Ölçeği", "Üstbiliş Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Nitel veriler ise deney gruplarındaki öğrencilerin uygulama süreci hakkındaki yazılı görüşlerinden ve deney-2 grubu öğrencilerinin düşünme günlüklerinden elde edilmiştir. Uygulamanın sonunda deney gruplarındaki öğrencilere araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Toplanan nicel veriler SPSS-22 ile analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinde Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U ve ANOVA testleri kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise görüşme formları ve düşünme günlükleri betimsel olarak analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinden sonra elde edilen bulgulara göre deneysel uygulama sonrasında deney gruplarında bulunan öğrencilerin akademik başarıları, matematik tutumları ve üstbilişsel becerilerinin, mevcut öğretim yönteminin devam ettiği kontrol gruplarına göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ancak deney-1 ve deney-2 grubu öğrencilerinin akademik başarıları ve matematik dersine yönelik tutumları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamış, üstbilişsel becerileri arasında deney-2 grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Kontrol grupları arasında da bağımlı değişkenler açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Nitel verilerin analizinden sonra elde edilen bulgulara göre her iki deney grubu ile yapılan görüşmelerde öğrenciler GME yöntemi hakkında olumlu görüş belirtmişlerdir. Öğrenciler GME yönteminin faydalı ve eğlenceli olduğunu, bu yöntemi başarılı bulduklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca deney-2 grubu öğrencileriyle üstbiliş eğitimi ile ilgili yapılan görüşmelerde öğrencilerin aldıkları üstbiliş eğitimi sayesinde bir etkinlik sürecinde kendi düşünmelerini kullanmayı, yönetmeyi ve kontrol etmeyi öğrendikleri görülmüştür. Öğrenciler bu eğitimle ilgili olumlu görüşler belirterek artık bir etkinlik yaparken düşünerek hareket ettiklerini, her adımı sorguladıklarını, planlı ve bilinçli adımlarla sonuca ilerlediklerini belirtmişlerdir. Düşünme günlüklerinden elde edilen verilerde ise öğrencilerin anlama, ilişkilendirme, planlama, süreç ve sonucu değerlendirme gibi üstbilişsel becerileri günlüklerine yansıttıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Gerçekçi matematik eğitimi, matematik başarısı, matematik tutumu, üstbiliş, üstbilişsel beceriler
STEM etkinliklerinin ilkokul öğrencilerindeki STEM'e ilişkin tutumlar, akademik başarı, problem çözme ve sosyal becerileri geliştirme süreci açısından incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı, STEM temelli etkinliklere dayalı uygulanan fen bilimleri dersinde öğrencilerin STEM'e ilişkin tutumları ile akademik başarı, problem çözme ve sosyal beceri geliştirme sürecini derinlemesine incelemektir. Bu araştırmada nitel araştırma modeli, durum çalışması deseni kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Hatay'ın Antakya ilçesinde bulunan bir ilkokulun dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Çalışmada, nitel araştırma çalışmalarında yaygın olarak kullanılan olasılıklı olmayan örnekleme yöntemlerinden benzeşik (homojen) örneklem türü kullanılmıştır. Araştırmada fen bilimleri dersi, STEM temelli etkinliklere dayalı uygulanarak, öğrencilerin STEM'e ilişkin tutumları ile akademik başarı, problem çözme ve sosyal beceri geliştirme sürecine katkı sağlamaya çalışılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak; demografik bilgi formu, görüşme, STEM planına uygun olarak Öğrenci Bilgi Edinme Kitapçıkları; Fikir ve Ürün Geliştirme Defterleri, araştırmacı günlüğü, akademik başarı testi, STEM tutum ölçeği, problem çözme envanteri, sosyal beceri ölçeği kullanılmıştır. Uygulama süreci; 12.02.2019 tarihinde başlamış, 14.06.2019 tarihinde ise sona ermiştir. Uygulama için belirlenen ünite kazanımlarına uygun STEM ders planları hazırlanmıştır. Her hafta üçer saat olmak üzere toplamda 14 hafta 42 saatlik uygulama yapılmıştır. Uygulama 3 üniteden oluşmuştur. Veri toplama araçları uygulandıktan sonra elde edilen veriler istatistiksel işlemlerle analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistik ile bağımlı örneklem t testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Bu araştırmada geçerlik ve güvenirlik çalışmaları için inandırıcılık, aktarılabilirlik, güvenirlik ve doğrulanabilirlik yöntemleri esas alınmıştır. Yapılan betimsel analiz sonucunda öğrencilerin fen bilimlerine ilişkin "okulda görülen bir ders, bilim, doğa ve dünya" çağrışımında bulundukları saptanmıştır. Öğrencilerin teknolojiye ilişkin farkındalıklarında çoğunluğun "telefon" görüşünde birleştiği görülmüştür. Araştırmada öğrencilerin mühendisliğin ilk olarak bir meslek dalı olarak görüldüğü saptanmıştır. Öğrencilerin çoğunluğunun matematiği dört işlem ile ilişkilendirdiği görülmüştür. Uygulama sırasında oluşturulan grupların tamamı doğaçyapma süreçlerinde oluşturulan ürünlerin BTHP'ne uyumlu olduğunu belirtmişlerdir. STEM etkinlikleriyle gerçekleştirilen öğretimin öğrencilerin akademik başarılarında olumlu değişiklikler yarattığı sonucuna ulaşmıştır. STEM temelli etkinliklere dayalı olarak uygulanan fen bilimleri dersinde öğrencilerin STEM bileşenlerine ilişkin tutumları, problem çözme becerileri ile sosyal becerileri üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmacı günlüklerine bakıldığında elde edilen bulgular arasında en fazla öğrenci kaynaklı olarak grup içi anlaşmazlıklar ile okuma yazma bilmeyen öğrenciler ile ilgili sorunlarla karşılaşıldığı; ayrıca zaman yetersizliği ile ilgili olarak yönergelerin zor anlaşılması görülmüştür. Öğrenciler STEM temelli etkinliklere dayalı uygulanan fen bilimleri dersi ile ilgili olarak daha çok eğlendiklerini ifade etmişlerdir. Ayrıca öğrenciler çok şey öğrendiklerini, meraklanıp heyecanlandıklarını, grup çalışmalarını güzel bulduklarını, yeni malzemeler gördüklerini, en sevdiği dersin fen bilimleri olduğunu, derse katıldığını, ifade etmişlerdir. Öğrencilerin STEM temelli etkinliklere dayalı uygulanan fen bilimleri dersindeki eksikliklerle ilgili olarak en çok, gürültülü ortamı ifade ettikleri görülmüştür. Ayrıca öğrenciler grup içi anlaşmazlıkları, grupların kalabalık olmasını ve etkinliklerde kullanılan malzemelerin az olmasını, eksiklik olarak gördüklerini ifade etmişlerdir. Öğrenciler STEM temelli etkinliklerin uygulanabileceği derslere ilişkin en fazla matematik dersi ile fikrim yok görüşlerini sunmuşlardır. Ayrıca öğrenciler ingilizce, trafik ve görsel sanatlar derslerinde de STEM uygulamalarına yer verilebileceğini ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: STEM, ilkokul, fen öğretimi, problem çözme becerisi, sosyal beceri
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin okuma stratejileri üst bilişsel farkındalığı, okuduğunu anlama öz yeterliliği ve okuma motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma stratejileri, okuduğunu anlama öz yeterliliği ve okuma motivasyonunu bazı değişkenler açısından betimlemek, birbirini yordayıp yordamadığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmada; nicel araştırma yöntemlerinden biri olan korelasyonel araştırma türlerinden yordayıcı korelasyonel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Gaziantep ilindeki dördüncü sınıfa devam 425 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Okuma Stratejileri Üst Bilişsel Farkındalık Envanteri, Okuma Motivasyonu Ölçeği, Okuduğunu Anlamaya İlişkin Öz Yeterlik Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Uygulama sürecinde; ölçekler araştırmacı tarafından öğrencilere yüz yüze uygulanmıştır. Araştırmanın verilerinin analiz edilmesinde ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler ile bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi, regresyon analizleri ve çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda; öğrencilerin okuma stratejileri üst bilişsel farkındalık ölçeğinden aldıkları puanlarda anlamlı bir fark görülmemiştir. Öğrencilerin okuduğunu anlama öz yeterlilik düzeylerinin ve okuma motivasyonlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet açısından incelendiğinde tüm ölçeklerin sonuçlarında kız öğrencilerin, erkek öğrencilerden daha yüksek puanlara sahip olduğu görülmüştür. Gelir düzeyine bakıldığında öğrenciler arasında bir farklılığa rastlanmamıştır. Öğrencilerin okuma stratejileri üst bilişsel farkındalığı okuma motivasyonunu pozitif yönde belirlediği ortaya koyulmuştur. Son olarak okuma stratejileri üst bilişsel farkındalığı ve okuduğunu anlama öz yeterliliği, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin okuma motivasyonunu anlamlı şekilde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.
İlkokul Türkçe ders kitaplarındaki etkinliklerin söz varlığı öğretiminde kullanılan yöntem ve teknikler açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ilkokul öğrencileri ve öğretmenlerinin kullanımına sunulan Türkçe ders kitaplarındaki etkinliklerin hangi yöntem ve tekniklerle hazırlandığını bulmak ve bulunan verilerin alıcı ve üretici söz varlığına ne kadar katkı sağladığını görmektir. Konu hakkında literatür çalışması yapılıp uzman görüşü alınarak yöntem ve teknikler belirlenmiştir. Belirlenen yöntem ve teknikler araştırmacı tarafından Türkçe ders kitaplarındaki etkinliklerin incelenmesine yardımcı olacak ortaokul Türkçe öğretmenine detaylı bir şekilde anlatılmış gerekli dokümanlar sunulmuştur. Türkçe ders kitaplarını kapsayan bu çalışmada araştırmacı kendi elde ettiği veriler ve Türkçe öğretmeninin elde ettiği verileri karşılaştırarak ve tartışarak sonuçlara ulaşmış, daha sonra ulaşılan sonuçlar alan uzmanı tarafından incelenmiş ve onaylanmıştır. Bu çalışma nitel bir çalışma olup verilerin analizi için doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Hem Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları hem de özel yayınevlerine ait ilkokul Türkçe ders kitapları incelenmiştir. İncelenen Türkçe ders kitaplarında sınıf seviyelerine göre etkinlik sayılarında kademeli bir artışın olduğu gözlenmiştir. Bu kademeli artışın tüm sınıf seviyelerinde en çok kullanılan ilk beş yöntem ve teknikte belirgin bir değişikliğe neden olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumun ilkokul Türkçe ders kitaplarında etkinlik türlerinde sürekli tekrarlara ve tekdüzeliğe neden olduğu belirlenmiştir. En çok kullanılan yöntem ve tekniklerin eşleştirme, cümle kurma, boşluk doldurma, bağlamdan tahmin, görsellerden yararlanma, sözlük kullanma, kelime defteri, bulmaca ve çağrışım ile söz varlığı öğretimi yöntem ve teknikleri olduğu görülmüştür. Bu veriler değerlendirildiğinde tüm sınıf düzeylerinde alıcı söz varlığının ön planda olduğu, üretici söz varlığı unsurlarına daha az yer verildiği tespit edilmiştir. Çalışmanın sonraki yıllarda devam etmesinin Millî Eğitim Bakanlığı ve akademik çevreler adına önem arz ettiği anlaşılmaktadır.
Sınıf öğretmenlerinin algılarına göre müdürlerin kullandıkları güç kaynakları ile öğretmenlerin motivasyon ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin algılarına göre müdürlerin kullandıkları güç kaynakları ile öğretmenlerin motivasyonu ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Hatay ili Dörtyol ve Payas ilçelerinde, toplam 38 devlet ilkokulunda görev yapan 661 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Örneklemi ise, tesadüfi (random) şekilde ulaşılabilen okullardaki 389 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Güç Kaynakları Ölçeği", "İş Motivasyonu Ölçeği" ve "Örgütsel Bağlılık Ölçeği"nden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik teknikleri yanında, değişkenler arasındaki ilişkiyi belirleyebilmek amacıyla Pearson korelasyon analiz tekniğinden, örgütsel güç kaynaklarının öğretmen motivasyon ve örgütsel bağlılığını ne ölçüde yordadığını inceleyebilmek amacıyla Regresyon Analizi'nden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların algılarına göre, ilkokul müdürlerinin kullandıkları güç kaynakları alt boyutlarından ödül gücü alt boyutu ile öğretmenlerin içsel motivasyon ve dışsal motivasyon alt boyutları arasında pozitif yönlü orta düzeyde; ödül gücü ile örgütsel bağlılık alt boyutlarından uyum alt boyutu arasında negatif yönlü orta düzeyde, özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutları arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Yasal güç ile uyum bağlılığı arasında pozitif yönlü zayıf düzeyde, içselleştirme bağlılığı arasında negatif yönlü zayıf düzeyde ilişki saptanmıştır. Zorlayıcı güç alt boyutu ile içsel motivasyon arasında negatif yönlü zayıf düzeyde, dışsal motivasyon alt boyutu arasında negatif yönlü orta düzeyde ve örgütsel bağlılıklarına ilişkin uyum alt boyutu arasında pozitif yönlü orta düzeyde, özdeşleştirme ve içselleştirme boyutlar arasında negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Kişilik gücü alt boyutu ile öğretmenlerin içsel ve dışsal motivasyon alt boyutları arasında pozitif yönlü orta düzeyde; örgütsel bağlılıklarına ilişkin uyum alt boyutu arasında negatif yönlü orta düzeyde, özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutları arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Regresyon analizi sonucunda örgütsel güç kaynağı boyutlarının, öğretmen motivasyonunun içsel ve dışsal boyutlarını; örgütsel bağlılığın uyum, özdeşleşme ve içselleştirme boyutlarını anlamlı olarak yordadığı belirlenmiştir.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinde okuma çemberi yönteminin işbirlikli öğrenme ve konuşma kaygısı üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin işbirlikli öğrenme düzeylerini arttırma ve konuşma kaygı düzeylerini düşürmede okuma çemberi yöntemi temelli müdahale programının etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin işbirlikli öğrenme becerilerine ve konuşma kaygı düzeylerine odaklanılmıştır. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin işbirlikli öğrenme becerilerini arttırma ve konuşma kaygı düzeylerini düşürme sürecinde ele alınan kuram ise okuma çemberi yöntemidir. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin işbirlikli öğrenme becerilerini arttırma ve konuşma kaygı düzeylerini düşürmede deneysel bir araştırmanın uygun bir yöntem olacağı öngörülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturmak amacıyla İşbirlikli Öğrenme Ölçeği, Sınıf Önünde Konuşma Kaygısı Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Farklı iki devlet okulunda (N=106 ve N=98) yapılan ön test sonucunda her iki grupta 8 kişi olmak üzere toplamda 16 öğrenci ile deney ve kontrol grubu oluşturulmuştur. Deney grubuna araştırma kapsamında geliştirilen 10 haftalık (haftada 2 oturum) Okuma Çemberi Yöntemi temelli eğitim programı uygulanırken, kontrol grubuna 10 hafta boyunca hiçbir uygulama yapılmamıştır. Deney ve kontrol gruplarına İşbirlikli Öğrenme Ölçeği ve Sınıf Önünde Konuşma Kaygısı Ölçeği uygulanmaya başlanmadan önce ön test, uygulama bittikten sonra son test ve uygulama bittikten 3 hafta sonra izleme testi ölçümü uygulanmıştır. Elde edilen veriler, karışık ölçümler için iki faktörlü varyans analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda iki önemli bulguya ulaşılmıştır. İlk olarak, okuma çemberi yöntemi eğitim programı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin işbirlikli öğrenme düzeylerini arttırmada anlamlı bir şekilde etkili olduğu ve bu etkinin 3 hafta sonrasında da kalıcı olduğu görülmüştür. İkinci olarak ise, okuma çemberi yöntemi müdahale programı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin konuşma kaygı düzeylerini düşürmede anlamlı bir şekilde etkili olduğu ve bu etkinin üç hafta sonrasında da kalıcı olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular sonucunda, 'Okuma Çemberi Yöntemi'nin, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin işbirlikli öğrenme düzeylerini arttırdığı ve sınıf önünde konuşma kaygı düzeylerini düşürdüğü tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, literatür kapsamında tartışılmış ve uygulayıcılara yönelik, yöntemin öğretimsel süreçlerde kullanılması; araştırmacılara yönelik, yöntemin okuma becerileri dışındaki dil becerilerine etkisinin incelenebileceği; politikacılara yönelik ise, yöntemin ders dışı etkinlikler veya egzersizler kapsamına alınması önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Okuma çemberi yöntemi, İşbirlikli öğrenme, Konuşma kaygısı, Dördüncü sınıf öğrencileri
İlkokul öğrencilerinin okuma motivasyonları ile Türkçe dersine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ilkokul öğrencilerinin okuma motivasyonu ile Türkçe dersine yönelik tutumlarını çeşitli değişkenlere göre incelenmesi ve okuma motivasyonlarının Türkçe dersine yönelik tutumlarını yordama düzeyinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemi ise basit tesadüfi yöntemle belirlenen 392 ilkokul 4. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Türkçe Dersi Tutum Ölçeği" ve "Okuma Motivasyonu Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 22 paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenme sürecinde betimsel istatistikler, t-testi, pearson korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre öğrencilerin Türkçe dersine yönelik tutumları cinsiyete göre, okuma sıklığına göre, anne okuma sıklığı değişkenlerine göre anlamlı farklılık görülürken okul öncesi eğitim alma, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, baba okuma sıklığı değişkenlerine göre anlamlı farklılık görülmemiştir. Öğrencilerin okuma motivasyonları cinsiyet, okuma sıklığı, anne okuma sıklığı ve baba okuma sıklığı değişkenlerine göre ölçeğin tamamında ve alt boyutlarda anlamlı farklılık gösterirken okul öncesi eğitim alma durumuna göre dışsal motivasyon alt boyutu ve ölçeğin tamamında anlamlı farklılık görülmüştür. Bununla birlikte öğrencilerin okuma motivasyonları anne eğitim durumu ve baba eğitim durumlarına göre anlamlı derecede farklılık görülmemiştir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre öğrencilerin Türkçe dersine yönelik tutumları, okuma motivasyonu ve alt boyutları arasında orta düzeyde, pozitif yönde anlamlı ilişkilerin olduğu bulunmuştur. Regresyon analizi sonuçlarına göre öğrencilerin okuma motivasyonlarının Türkçe dersine yönelik tutumlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Türkçe dersi, tutum, okuma motivasyonu
Aytül Akal'ın öykü kitaplarının toplumsal cinsiyet bağlamında değerlendirilmesi
Bu araştırmada, çocuk edebiyatı yazarlarından Aytül Akal'ın öykü kitapları toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında incelenmiştir. Aytül Akal'ın öykü kitaplarında, toplumsal cinsiyet rollerinin yansıtılma biçiminin değerlendirilmesi ve kitapların bu rolleri destekler nitelikte olup olmadığının incelenmesini amaçlayan çalışma, nitel araştırma özellikleri taşımaktadır. Amaçsal (monografik- teorik) örnekleme yöntemi ile seçilen veri kaynağını ise yazarın ilkokul çağına hitap eden 15 öykü kitabı oluşturmaktadır. Doküman incelemesi yöntemi ile incelenen veriler, öykülerde bulunan erkek ve kadın karakterlerin; cinsiyet dağılımı, meslekleri, bulundukları mekânlar, gerçekleştirdikleri eylemler, aile içi görev paylaşımları, oynadıkları oyunlar ve kullandıkları nesneler kategorileri altında toplanmıştır. Toplanan veriler betimsel analiz tekniği ile yorumlanmıştır. Oluşturulan kategoriler, öykü kitaplarından doğrudan alıntılar ile desteklenmiştir. Yapılan bu çalışma sonucunda, Aytül Akal'ın öykü kitaplarında bulunan erkek ve kadın karakterlerin, toplumsal cinsiyetin geleneksel normlarına göre tasvir edildikleri kadar bu normları desteklemeyen, sorgulayan rollerde de bulundukları belirlenmiştir. Oluşturulan karakterler ile geleneksel ve çağdaş yaşam arasında bir köprü oluşturulduğu ifade edilebilir. Karakterlerin meslekleri, gerçekleştirdikleri eylemler, aile içi görev paylaşımlarında toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını destekleyen verilere ulaşılırken; öykü kitaplarında cinsiyet dağılımı, karakterlerin bulundukları mekânlar açısından daha çağdaş bir yaklaşım içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca oynanan oyun ve nesne kullanımı bakımından toplumsal cinsiyeti destekleyen ifadelere rastlansa da bu durumun yoğun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışma çerçevesinde, ebeveynlere, eğitimcilere ve yazarlara bazı önerilerde bulunulmuştur. Çocukların; eşitlikçi, demokratik, evrensel değerleri içeren eserleri okuması ve eleştirel düşünme becerilerini kazandırmak amacıyla rehberlik edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal cinsiyet rolleri, çocuk edebiyatı, Aytül Akal, kitap incelemesi
Kaynaştırma eğitimine ilişkin öğretmen tutumlarını inceleyen yüksek lisans tezlerinin meta- analizi
Kaynaştırma eğitimi, kapsayıcı eğitimin temel bileşenlerinden biri olarak öne çıkmakta ve bu alana yönelik yapılan çalışmaların sayısı ise her geçen gün artmaktadır. Bu çalışma, kaynaştırma eğitimi alanında yapılan yüksek lisans tezlerini meta analiz yöntemiyle inceleyerek, alandaki genel eğilimleri ortaya koymayı ve kaynaştırma eğitiminin etkilerine ilişkin bütüncül bir değerlendirme sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında meta analize dahil edilecek tezlerin seçiminde, ilk olarak nicel veriler içermesi ve konuyla ilgili yeterli sayıda çalışma olmasına dikkat edilmiştir. Bunun yanında, çalışmaların belirlenen yıl kriterine uyması (2014-2024), ortak istatistiksel verileri (örneklem büyüklüğü, ortalama ve standart sapma) bulundurması gibi ölçütler de dikkate alınmıştır. Bu kriterler doğrultusunda, öğretmenlerin kaynaştırma uygulamalarına yönelik genel tutumlarını ele alan 13, kaynaştırma eğitimine dair öğretmen tutumlarını cinsiyet faktörüne göre inceleyen 23, aile veya yakın çevrede özel gereksinimli birey bulunma durumunun öğretmen tutumuna etkisi ile ilgili 11, kaynaştırma eğitimi alma durumunu konu alan 12 ve sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunma durumunu ele alan 12 yüksek lisans tezi araştırma kapsamına alınmıştır. Veriler Comprehensive Meta-Analysis (CMA) ve Jamovi (MAJOR modülü) yazılımları kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda; öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine yönelik genel tutumları Cohen'in d sınıflandırmasına göre, büyük etki gösterirken; kaynaştırma eğitimine yönelik öğretmen tutumlarını etkileyebileceği öngörülen cinsiyet, ailede veya yakın çevrede özel gereksinimli birey bulunma durumu, öğretmenin kaynaştırma eğitimi alma durumu ve sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunma durumu değişkenlerinin tümünde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Bu sonuçlar, alanyazında mevcut çalışmaların birbirinden farklı örneklem yapıları, bağlamları ve yöntemsel yaklaşımları nedeniyle ulaşılan bulgular arasında tutarsızlıklar görülebileceğine de işaret etmektedir. Kaynaştırma eğitimi ile ilgili çalışmalara bakıldığında genel itibariyle; tutumlar, kaynaştırma eğitiminin etkinliği, uygulama yöntemleri ve bu süreçte karşılaşılan zorluklar gibi konulara odaklanıldığı görülmektedir. Ancak bu alanla ilgili bütünsel bakış açısı kazandıracak araştırma sayısı sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle, kaynaştırma eğitimine ilişkin öğretmen tutumlarının daha geniş bir perspektiften ele alınması, uygulama süreçlerinin ve sonuçlarının daha etkili bir şekilde değerlendirilebilmesi için bu çalışma yürütülmüştür. Yapılan çalışmaların geleceğe ışık tutması için, kaynaştırma eğitimine dair bütünsel bir bakış açısı kazandıran akademik çalışmaların niteliği ve sayısı artırılabilir. Çalışmaların etki büyüklüğünü görmek adına meta analiz yöntemi tercih edilerek ulaşılan bulgular neticesinde, hizmet içi eğitim uygulamaları ve öğretim stratejileri de gözden geçirilerek gerekli düzenlemelerin yapılması sağlanabilir. Anahtar Sözcükler: Kaynaştırma Eğitimi, Meta Analiz, Özel Eğitim, Sınıf Eğitimi
Okul öncesi öğretmenlerinin öğretim yaratıcılığı düzeylerinin öğrenme merkezi tasarımlarına yansımalarının ve yaratıcılığın geliştirilmesine ilişkin algılarının incelenmesi
Bu araştırma ile okul öncesi öğretmenlerinin öğretimde yaratıcılık düzeylerinin sınıflarında bulunan öğrenme merkezi tasarımlarına yansımaları ve yaratıcılığın geliştirilmesine yönelik algıları incelemek amaçlanmıştır. Bu araştırmada karma yöntemler araştırması desenlerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2024-2025 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Düzce ilinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız anaokulları ve ilkokullara bağlı anasınıflarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde çok aşamalı örnekleme yöntemine gidilmiştir. Araştırmaya 39 kadın ve 5 erkek olmak üzere 44 öğretmen katılım sağlamıştır. Bu öğretmenlerden öğretim yaratıcılığı düzeylerinin farklı alt kategorilerinde yüksek puan alan 12'si ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, Öğretimde Yaratıcılık Ölçeği, kişisel bilgi formu, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve doküman incelemesi ile elde edilmiştir. Araştırma sürecinde elde edilen veriler, betimsel istatistik ve içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları öğretmenlerin öğretimde yaratıcılık ile ilgili olumlu bir tutuma sahip olduklarını göstermiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin öğretimde yaratıcılık kavramını, öğretmen öz yeterliliği yüksek olan öğretmenlerin, esneklik ve farklı yöntemlerin kullanılması; çevresel teşviği yüksek olan öğretmenlerin çocukların becerilerini geliştirmeye yönelik uygulamaların çevre tarafından farklı yöntem veya materyallerle desteklenmesi; toplumsal değeri yüksek olan öğretmenlerin, yenilikçi fikirler ve problemlere çözüm üretme; çocuk potansiyeli yüksek öğretmenlerin ise çocukların gelişimsel ilerlemeleri olarak nitelendirdikleri görülmüştür. Araştırma sonucunda öğrenme merkezlerinin fiziki düzen ve tasarımında, öğretmen öz yeterliliği yüksek olan öğretmenlerin merkezlerin erişilebilir olmasını; çevresel teşviği yüksek olan öğretmenlerin estetik ve uyarıcı bir ortam oluşturmayı; toplumsal değeri yüksek olan öğretmenlerin çocukların yaratıcı düşünmelerini teşvik eden açık uçlu materyallerin kullanılmasını; çocuk potansiyeli yüksek olan öğretmenlerin ise çocukların istek ve fikirlerini ön planda tuttukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada yaratıcılığın geliştirilmesinde öğretmen öz yeterliliği yüksek olan öğretmenlerin kendi mesleki yeterlilik durumunu; çevresel teşviği yüksek olan öğretmenlerin yaratıcılığı şekillendiren çevresel koşulları; toplumsal değeri yüksek olan öğretmenlerin toplumsal ve sosyal ilişkileri; çocuk potansiyeli yüksek olan öğretmenlerin ise çocukların bireysel farklılıklarını ve yaratıcı potansiyellerini önemli gördükleri tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ve sonuçlar neticesinde öğretmenlerin öğretimde yaratıcılık düzeylerinin farklı öğretim durumlarına yansımalarının incelenmesi ve öğretmenlerin öğrenme merkezi tasarımlarını geliştirmek, çocukların yaratıcılığını geliştirebilecekleri tasarımları yapmalarını sağlamak adına öğretmenlere uygulamalı, aktif katılımı teşvik eden, öğrenme merkezi örneklerinin sergilendiği eğitimler düzenlenmesi önerilmektedir.
Eğitsel kaçış oyununa dayalı fen etkinliklerinin problem çözme becerisinin geliştirilmesinde kullanımı: Karma yönteme dayalı eylem araştırması
Bu araştırmada, eğitsel kaçış oyununa dayalı fen etkinliklerinin, okul öncesi öğrencilerinin problem çözme becerilerini geliştirmede kullanımı incelenmiştir. Araştırma Düzce ilinin Gölyaka ilçesindeki bir devlet anaokulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları 4'ü kız, 4'ü erkek olmak üzere 8 beş yaş (60-72 aylık) grubundaki öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma karma yöntem yaklaşımına dayalı eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmada veriler problem çözme becerisi ölçeği (PÇBÖ), araştırmacı günlüğü, fotoğraf ve video kayıtları, yarı yapılandırılmış öğrenci görüşme formları, yarı yapılandırılmış uzman gözlem ve değerlendirme formları, öğrenci ürünleri kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada okul öncesi öğrencilerinin problem çözme beceri düzeylerinin belirlenmesinde Problem Çözme Becerisi Ölçeği kullanılmıştır. Problem Çözme Becerisi Ölçeği'nin güvenirlik katsayısı 0.86'dır.Verilerin analizinde, öğrencilerin problem çözme becerileri düzeylerinin tespitinde betimleyici istatistikten yararlanılmıştır. Eğitsel kaçış oyununa dayalı fen etkinliklerinin öğrencilerin problem çözme becerilerine etkisinin analizinde Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel bulgular, eğitsel kaçış oyununa dayalı fen etkinliklerinin okul öncesi öğrencilerinin problem çözme becerilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış sağladığını ortaya koymuştur. Problem çözme becerilerine ilişkin nitel sonuçlar, öğrencilerin problem durumlarını çok boyutlu ve farklı perspektiflerden ele alarak çeşitli çözüm önerileri geliştirdiklerini göstermektedir. Bu sonuç, öğrencilerin yaratıcı problem çözme becerilerinde anlamlı bir gelişim yaşadıklarına işaret etmektedir. Karma yöntemle gerçekleştirilen bu eylem araştırması kapsamında, öğrencilerin eğitsel kaçış oyununa dayalı fen etkinliklerine katılım sırasında kendilerini mutlu hissettikleri belirlenmiştir. Zaman kısıtlaması, oyunun eğlenceli yapısı, farklı tasarlanmış sınıf ortamı, materyaller, pekiştireç kullanımı ve grup çalışması gibi unsurların, öğrencilerin etkinliğe yönelik olumlu tutum geliştirmelerine katkı sunduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, problem durumlarının niteliği, kullanılan materyaller ve sınıf ortamının yapısı öğrenciler tarafından zorlayıcı unsurlar olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca öğrencilerin, yeni bir eğitsel oyun tasarımında farklı oyun modellerine ve ilgi alanlarına uygun ödüllere yönelik beklentilerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenci görüşleri genel olarak problem çözme becerilerinde bir gelişme yaşandığını desteklemektedir. Araştırmacı ve uzman görüşlerine göre, eğitsel kaçış oyunlarının okul öncesi eğitim düzeyine uygun olduğu, fen temalarının oyunu ilgi çekici kıldığı ve öğrencilerin süreçte aktif katılım yoluyla iş birliği geliştirdiği sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, eğitsel kaçış oyununa dayalı fen etkinliklerinin okul öncesi eğitimde etkili bir öğretim yöntemi olarak kullanılabileceği ileri sürülmektedir.
Pandemi sürecinde sınıf öğretmeni adaylarının teknoloji bağımlılığı nedenlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının pandemi döneminde teknoloji bağımlılıklarının nedenlerini incelemektir. Sınıf öğretmeni adaylarının, teknoloji bağımlılığından dolayı yaşadıkları sorunları belirlemektir. Araştırmanın evrenini 2020-2021 öğretim yılında Fırat Üniversitesi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, İnönü Üniversitesinde eğitim görmekte olan sınıf öğretmeni adayları oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel örneklemini Fırat Üniversitesi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, İnönü Üniversitesinde, eğitim gören 405 öğrenci, nitel örneklem ise Fırat Üniversitesi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, İnönü Üniversitesinde eğitim gören 20 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın amacına uygun olarak "Teknoloji Bağımlılığı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin nicel bölümü için istatistiksel çözümlemeleri bilgisayarda SPSS 22,0 (Statistical Package for the Social Sciences) kullanılarak yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde % ve frekans alınmış, t testi ve varyans analizi uygulanmıştır. Nitel bölümü için ise "içerik analizi" yaparak yorumlanmıştır. Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının, teknoloji bağımlılığı düzeylerinin orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Genel olarak erkek öğretmen adaylarının, teknoloji bağımlılık düzeyleri kadın öğretmen adaylarına göre yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan katılımcıların, sınıf düzeylerinin araştırmanın ana başlığı olan teknoloji bağımlılığı boyutuna etki etmediği görülmüştür. Sosyo-ekonomik düzeyi yükseldikçe bağımlılık boyutunun da yükseldiği görülmüştür. Belirtilen nicel sonuçlar ile birlikte "açımlayıcı sıralı desen" modeline uygun olarak, nicel sonuçlara uygun olarak nitel sorular oluşturulmuştur. Nitel sorular, nicel sonuçlardan sonra iki alan uzmanının görüşü alınarak oluşturulmuştur Çalışmaya göre katılımcıların pandemi sürecinde teknolojik ürünler kullanım sürelerinin arttığı ortaya çıkmıştır. Araştırmaya göre katılımcıların teknoloji ürünleri genel olarak boş vakitlerini geçirmek için kullandığı görülmüştür. Katılımcıların bir çoğu kendini teknoloji bağımlısı olarak nitelendirmiştir.
İlkokul öğrencilerinin sahip oldukları kalıp yargı ve ön yargıların incelenmesi
Bu çalışmada ilkokul öğrencilerinin sahip olduğu kalıp yargı ve ön yargıların incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel ve nicel araştırmaların birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Bu doğrultuda çalışmaya Mardin ilinde görev yapan kıdem, cinsiyet, yerleşim birimi ve doğum yeri bilgileri açısından çeşitlilik sağlayan 20 gönüllü sınıf öğretmeni katılmıştır. Nitel veriler, tez yazarı ve tez danışmanı tarafından geliştirilen "İlkokul Öğrencilerinde Görülen Kalıp Yargı ve Ön Yargılara İlişkin Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ile toplanmış ve içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutu tarama yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler, tez yazarı ve tez danışmanı tarafından geliştirilen Çocuklar için Kalıp Yargı Ölçeği ve Çocuklar için Ön Yargı Ölçeği ile elde edilmiştir. Bu ölçekler aracılığıyla öğrencilerin hangi konularda kalıp yargı ve ön yargılarının olduğu, kalıp yargı ve ön yargı düzeyleri ile kalıp yargı ve ön yargılarında cinsiyet ve yaş değişkenine göre anlamlı bir fark olup olmadığı incelenmiştir. Ölçekler Mardin ili Kızıltepe ilçesinde bulunan ilkokul 4. sınıfa devam eden 448 öğrenciye uygulanmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS programında Tek Yönlü Varyans Analizi ve İlişkisiz Örneklemler t- Testi ile analiz edilmiştir. Öğretmen görüşlerine göre ilkokul öğrencileri; cinsiyet, etnisite/ırk, dil, din, yerler, meslekler, özel gereksinimli bireyler, dersler, sosyoekonomik düzey ve bireysel farklılıklar ile ilgili konularda kalıp yargılara sahiptir. Öğrencilerin, kalıp yargılara sahip oldukları gruplar karşısında kaçınma, uzak durma, dışlama, tercih etmeme, iğrenme ve engelleme gibi ön yargılı tutum ve davranışlar sergilediği ifade edilmiştir. Nicel bulgularda, öğrencilerin genel puanlarına göre kalıp yargı puanlarının daha düşük, ön yargı puanlarının ise daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet değişkenine göre öğrencilerin kalıp yargı ve ön yargı düzeyleri arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Yaş değişkeni açısından elde edilen bulgular, daha büyük yaş grubunun kalıp yargılarının daha fazla olabileceğini, daha alt yaş gruplarının ise ön yargılarının daha fazla olabileceğini göstermektedir. Çocuklarda kalıp yargılar ve ön yargılar, erken yaşlardan itibaren ortaya çıkmaktadır. Bu kalıp yargı ve ön yargıların azaltılması için küçük yaşlarda bu konuda bir eğitim verilmelidir. Bu yüzden Sosyal Bilgiler Dersinde kalıp yargı ve ön yargıları fark etme becerisi, 7. sınıftan itibaren değil 4. sınıftan itibaren kazandırılmalıdır.
Sınıf öğretmenlerinin dijital yeterliliklerinin incelenmesi. (Afyonkarahisar örneklemi)
Bu araştırmanın temel amacı, sınıf öğretmenlerinin dijital yeterliliklerini belirlemek ve belirli değişkenlere (cinsiyet, yaş, mezun olunan alan, öğrenim düzeyi, kıdem, görev yeri, günlük internet kullanım süresi, dijital kaynak kullanımı ile ilgili eğitim alma durumu) göre incelemektir. Bu amaç bağlamında 2021-2022 eğitim öğretim yılında Afyonkarahisar ilinde görev yapan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 275 sınıf öğretmeni ile tarama modeli kullanılarak nicel bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ve Redecker (2017) tarafından geliştirilmiş Toker ve diğerleri (2021) tarafından Türkiye koşullarına uyarlaması yapılmış "Eğitimciler İçin Dijital Yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, betimsel istatistikler, t-testi ve ANOVA testi uygulanmıştır. Sınıf öğretmenlerin dijital yeterlilik düzeylerinin, DigCompEdu (Eğitimciler için Dijital Yeterlikler Çerçevesi) değerlendirme ölçütüne göre "Bütünleştirici(B1)" düzeyinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Alt boyutlar açısından değerlendirildiğinde ise sınıf öğretmenlerinin, mesleğinde dijital becerilerin kullanımı öğretme- öğrenme ve öğrencilerin dijital yetkinliklerinin kolaylaştırılması alt boyutlarında dijital yeterlilik düzeylerinin ikinci düzeyi olan Kâşif(A2) düzeyinde oldukları tespit edilmiştir. Dijital kaynaklar, değerlendirme ve öğrencilerin güçlendirilmesi alt boyutlarında ise Bütünleştirici(B1) düzeyde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, sınıf öğretmenlerinin dijital yeterlilik düzeylerinde cinsiyet, yaş, mezun olunan alan, kıdem, görev yeri ve günlük internet kullanım süresi değişkenleri açısından anlamlı farklılık yokken, öğrenim düzeyi ve dijital kaynak kullanımı ile ilgili eğitim alma değişkenleri açısından anlamlı farklılık bulunmuştur. Araştırmada eğitsel çıkarımlara ve yapılacak çalışmalara ilişkin önerilere de yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Dijital yeterlilik, öğretmen yeterlilikleri, sınıf öğretmenleri
Sınıf öğretmeni adaylarının üst bilişsel okuma stratejileri, okuma motivasyonları ve kitap okuma alışkanlığına ilişkin tutumlarının incelenmesi: Afyonkarahisar ili örneği
Bu çalışmanın amacı öğretmen adaylarının okuma motivasyonları, üst bilişselokuma stratejileri ve kitap okuma alışkanlıklarına ilişkin tutumlarını incelemektir. Veriler 2016-2017 akademik yılı bahar döneminde Afyon Kocatepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümünde öğrenim görmekte olan 217 öğrenciden toplanmıştır. Araştırmanın deseni ilişkisel tarama modelidir. Veri toplama aracı olarak yetişkin okuma motivasyon ölçeği, üst bilişsel okuma stratejileri ölçeği ve kitap okuma alışkanlığına ilişkin tutum ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel ve kestirimsel istatistiksel yöntemler kullanılmış olup veri analizinde bilgisayar ortamında istatistiksel paket programından yararlanılmıştır. Üst bilişsel okuma stratejileri, okuma motivasyonları ve kitap okuma alışkanlıklarına ilişkin tutum düzeylerini belirlemek için ortalama ve standart sapma değerleri,aralarındaki ilişkinin test edilebilmesi için Pearson korelasyon analizi yöntemi, bunların öğrencilerin demografik özelliklerine göre farklılıklarının belirlenmesinde ise bağımsız örneklem t testi ve ANOVA kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre katılımcıların üst bilişsel okuma stratejilerini sık sık kullandıkları; okuma motivasyonlarının ve kitap okuma alışkanlıklarına ilişkin tutumlarının yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, üst bilişsel okuma stratejileri, okuma motivasyonları ve kitap okuma alışkanlıkları arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler vardır. Öte yandan, üst bilişsel okuma stratejilerinin bakılan tüm demografik özelliklere göre, kitap okuma alışkanlıklarına ilişkin tutumlarının mezun olunan lise ve sınıf düzeyine göre, okuma motivasyonlarının ise mezun olunan lise bakımından değişmediği görülmüştür. Kadın katılımcıların okuma motivasyonları ve okuma alışkanlığına ilişkin tutumlarının erkeklerden daha yüksek, birinci sınıf öğrencilerinin okuma motivasyonlarının ikinci ve üçüncü sınıflara göre daha düşük olduğu görülmüştür.
İlkokul matematik dersi öğretim programında önerilen ölçme değerlendirme araçlarına ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri (Afyonkarahisar il örneklemi)
Bu çalışmada ilkokul matematik dersi öğretim programlarında önerilen ölçme değerlendirme araçlarına ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri araştırılmıştır. Bu amaca yönelik olarak genel tarama (survey) yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Afyonkarahisar il merkezindeki ilkokullarda görev yapan 251 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak 3 farklı görüş anketi kullanılmıştır. Görüş anketlerinin ilki, yenilenen ilkokul matematik dersi öğretim programlarındaki ölçme araçları hakkında sınıf öğretmeni görüş anketi, ikincisi yenilenen ilkokul matematik dersi öğretim programlarındaki ölçme araçlarını uygulatma sıklığı hakkında sınıf öğretmeni görüş anketi, üçüncüsü ise sınıf öğretmenlerinin matematik dersinde öğrencileri değerlendirmede kullandıkları değerlendirme araçları hakkındaki görüş anketidir. Verilerin analizinde, görüşlerin belirlenmesine yönelik olarak betimsel istatistik kullanılmıştır. Cinsiyet, hizmet süresi, mezun olunan fakülte, mezun olunan program değişkenlerine göre farklılıkların analizinde bağımsız örneklemler için t-testi kullanılmıştır. Çalışmada ulaşılan bulgulara göre şu sonuçlara ulaşılmıştır: Sınıf öğretmenlerinin 2005-2018 arası ilkokul matematik dersi öğretim programlarında yer alan ölçme araçları hakkındaki bilgi düzeyleri ile ilgili görüşleri genel olarak çok iyi düzeydedir. Bununla birlikte ölçme araçları içerisinde yapılandırıcı grid ve tanılayıcı dallanmış ağaç yönteminin diğerlerine göre az bilinen yöntem olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet değişkenine göre bilgi düzeylerinde kısmen anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Bu farklılıklar, açık uçlu soru, boşluk doldurma, eşleştirme ve essay tipi klasik yazılı sorularda kadın öğretmenler lehinedir. Hizmet süresi faktörüne göre bilgi düzeylerinde kısmen anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Bu farklılıklar, açık uçlu sorular, çoktan seçmeli sorular, eşleştirme soruları, rubric (dereceli puanlama anahtarı), tanılayıcı dallanmış ağaç ve matematik tutum ölçeği araçlarında olup hizmet süresi az olan öğretmenler lehinedir. Mezun olunan fakülte değişkenine göre doğru yanlış soruları ve problem çözme için değerlendirme ölçeği aracında eğitim fakültesi mezunu olmayan sınıf öğretmenleri lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Mezun olunan programa göre ise kısa cevaplı sorular ve problem çözme için değerlendirme ölçeği aracında sınıf öğretmenliği programı dışındaki bölümlerden mezun sınıf öğretmenleri lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Çalışma sonuçlarına göre sınıf öğretmenlerinin 2005-2018 arası ilkokul matematik dersi öğretim programlarında yer alan ölçme araçlarından, doğru-yanlış, boşluk doldurma, çoktan seçmeli ve eşleştirme sorularını her zaman, açık uçlu, kısa cevaplı sorular, ürün dosyası (portfolyo), akran değerlendirme ve essay tipi klasik yazılı sorularını çoğu kez, matematik günlüğü, kontrol listesi, grup değerlendirme formu ve tanılayıcı dallanmış ağacı kısmen, yapılandırılmış grid sorularını ise nadiren uygulattıkları tespit edilmiştir. Cinsiyet, mezun olunan fakülte ve program değişkenine göre sınıf öğretmenlerinin ölçme araçlarını uygulatma sıklıklarında anlamlı bir fark bulunmazken, hizmet süresi faktörüne göre portfolyo aracında hizmet süresi az olan öğretmenler lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre sınıf öğretmenlerinin 2005-2018 arası ilkokul matematik dersi öğretim programlarında yer alan değerlendirme araçlarından tanılayıcı dallanmış ağacı kısmen, diğerlerini çoğu kez kullandıkları görülmüştür. Cinsiyet faktörüne göre tanılayıcı dallanmış ağaç yönteminin kullanılma sıklığı konusunda erkek sınıf öğretmenleri lehine anlamlı bir farklılık elde edilirken; hizmet süresi, mezun olunan fakülte ve mezun olunan program değişkenlerine göre farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Matematik dersi, öğretim programı, ölçme ve değerlendirme araçları, ilkokul, sınıf öğretmenleri görüşleri.
İlkokul 3. sınıf öğrencilerinde kavram karikatürlerinin matematik dersindeki akademik başarıya etkileri
Bu araştırmanın amacı ilkokul 3. sınıf matematik dersinde kullanılan kavram karikatürlerinin öğrencilerin matematik dersine yönelik tutumları, matematik kaygıları ve matematik başarıları üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada nicel ve nitel verilerin toplanıp, analiz edilmesi ve yorumlanmasıyla gerçekleştirilen karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında ilkokul 3. sınıf matematik dersi "Sayılar" ve "Ölçme" öğrenme alanlarına yönelik kavram karikatürleri hazırlanmıştır. Hazırlanan kavram karikatürlerinin, öğrencilerin matematik dersine yönelik tutumları, matematik kaygıları ve matematik başarıları üzerindeki etkisini incelemek amacıyla deneysel desenlerden yarı deneysel desen, ön test-son test kontrol gruplu şekilde uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 52 (27 deney grubu ve 25 kontrol grubu) ilkokul 3. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada ön test ve son test olarak kullanılan üç farklı ölçme aracından birincisi; Aşkar (1986) tarafından geliştirilen "Matematik Tutum Ölçeği" öğrencilerin matematik dersine yönelik tutumlarını belirlemek amaçlı kullanılmıştır. İkincisi, Şentürk (2010) tarafından geliştirilen "İlköğretim Öğrencileri için Matematik Kaygı Ölçeği" araştırmaya katılan öğrencilerin matematik kaygısını belirlemek amaçlı kullanılmıştır. Üçüncüsü ise bu araştırma için geliştirilen "Sayılar" ve "Ölçme" öğrenme alanlarındaki kazanımları kapsayan "Akademik Başarı Testi"dir. Araştırmada elde edilen nicel verilerin analizinde bağımsız örneklemler için t-testi ve Mann-Witney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel bölümünde ise kavram karikatürü ile ders işlenişine yönelik öğrenci görüş formu ile öğrenci görüşleri elde edilmiştir. Araştırmada nitel bölüme ait verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda; matematik dersinde kavram karikatürü kullanımının 3. sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik tutumlarını olumlu yönde etkilemesi beklenirken etkisi olmadığı, öğrencilerin matematik kaygıları üzerinde de etkisi olmadığı, öğrencilerin matematik dersindeki akademik başarılarını artırmada etkili olduğu tespit edilmiştir. Nitel verilerin analizi sonucunda; öğrencilerin daha önce kavram karikatürünü görmedikleri, öğrencilerin kavram karikatürleri ile ders işleme süreci, kavram karikatürlerinin derse olan katkısı ve diğer derslerde de uygulanması ile ilgili olumlu görüşte oldukları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kavram karikatürü, akademik başarı, matematik kaygısı, tutum.
İnsan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersinde dijital öyküleme etkinliklerinin öğrencilerin girişimcilik becerilerine ve derse yönelik tutumlarına etkisi
Bu araştırmada, İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi dersinde dijital öyküleme etkinliklerinin öğrencilerin girişimcilik becerilerine ve derse yönelik tutumlarına etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Ayrıca öğrencilerin derste geliştirilen dijital öykülemelere ilişkin görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim öğretim yılında bahar döneminde, Afyonkarahisar ili merkez okulu olan Millî Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı Hacı Hayriye Özsoy ilkokulu öğrencilerinden 4. sınıfa devam etmekte olan biri deney grubu (22) ve biri kontrol grubu (22) olan toplam 44 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada karma yöntem kullanılmış, nicel verileri elde etmek için ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Yurtseven ve Ergün (2018) tarafından geliştirilen Girişimcilik Eğilimleri Envanteri ve Bozbek ve Demir (2014) tarafından geliştirilen İnsan Hakları Yurttaşlık ve Demokrasi dersine yönelik tutum ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada nitel veriler araştırma boyunca tutulan araştırmacı ve öğrenci günlüklerinden ve araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilmiştir. Araştırma sonucunda; Dijital öyküleme uygulamalarının öğrencilerin İnsan Hakları Yurttaşlık ve Demokrasi dersine yönelik tutumlarına ve girişimcilik eğilimlerine olumlu yönde etki ettiği görülmüştür. Uygulanan İnsan Hakları Yurttaşlık ve Demokrasi dersi tutum ölçeği sonuçlarında ölçeğin genelinde, ilgi boyutunda ve hoşlanma boyutunda deney grubu lehine anlamlı bir farklılığın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Girişimcilik eğilimleri envanteri sonuçlarında ise envanterin genelinde, başarı faktöründe, problem çözme faktöründe ve yenilikçilik faktöründe deney grubu lehine anlamlı bir farklılığın olduğu sonucuna ulaşılırken sadece kendine güven faktöründe anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca deney grubu öğrencileri, dijital öyküleme uygulamalarını görüşleri ile değerlendirmiş bu görüşler doğrultusunda öğrenciler, dijital öyküleme uygulamaları ile konuları daha iyi öğrendiklerini, yeni beceriler kazandıklarını ve sürecin çok eğlenceli ve zevkli geçtiğini belirtmişlerdir. Bunun yanında süreç sonunda öğrenciler arasındaki sosyal ilişkilerde gelişmeler olduğu görülmüştür.
"Bulmaca Kulesi" programının yaşam becerileri açısından incelenmesi
Bu araştırmada "Bulmaca Kulesi" adlı programın, temel yaşam becerilerine yaptığı vurgular açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmada nitel veri toplama yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmış ve veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Bulmaca Kulesi televizyon programı da bu çalışmada doküman olarak nitelendirilmektedir. Bulmaca Kulesi programı 34 bölümün incelenmesiyle sınırlandırılmış ve araştırmada amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmada araştırmacı tarafından yaşam becerilerinin ve yaşam becerilerini program içerisinde ifade edebilecek alt boyutların bulunduğu bir tablo hazırlanmıştır. Bahsi geçen tabloda yaşam becerilerini ifade eden alt boyutlar, araştırmacı tarafından alanyazında yer alan yaşam becerilerinin temel tanımları göz önünde bulundurularak belirlenmiştir. Bu araştırmanın sonucunda Bulmaca Kulesi programında, incelenen 34 bölümde MEB'in İlkokul Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı'nda yer alan yaşam becerilerinin hepsine rastlanmıştır. Yaşam becerileri arasında en fazla karar verme becerisine rastlanırken en az takım çalışması becerisine rastlanmıştır. Ulaşılan bir diğer sonuç ise programın eğitsel bir materyal olarak kullanılabileceği olmuştur. Anahtar Kelimeler: Yaşam becerileri, Bulmaca Kulesi, çizgi filmler
STEM ile Bütünleştirilmiş Sosyal Bilgiler (SSTEM): Bir Karma Yöntem Araştırması
21. yüzyılda gelişen teknolojik gelişmeler doğrultusunda eleştirel düşünebilen, sorgulayabilen, tasarlayabilen, problem çözebilen, inovatif, risk alan, özgüvenli, işbirliği yapan öğrenciler; dokunmak, yaşamak, üretmek, hayal etmek, kendi kendilerine başarmak, günlük yaşam problemlerini çözmek ve kendi gelecekleri için karar vermeyi tercih etmektedirler. Tüm bu gereksinimler ışığında bu araştırmanın amacı SSTEM uygulamaları ile işlenen sosyal bilgiler dersinin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin Sosyal Bilgiler disiplinine ilişkin tutumları, 21. yüzyıl öğrenme ve yenilenme becerileri üzerindeki etkisinin yanı sıra SSTEM' le yürütülen sosyal bilgiler derslerinin ilkokul öğrencilerinin görüşlerine dayalı olarak değerlendirilmesidir. Ayrıca SSTEM uygulamalarının etkilerinin ortaya koyulması; daha etkili ve verimli sosyal bilgiler öğretimi uygulamaları gerçekleştirilmesi için araştırmacılara ve uygulayıcılara katkılar sağlaması umulmaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemlerinden gömülü desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda gerçek deneysel desenlerden öntest sontest kontrol gruplu deneysel desen, nitel boyutunda temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021- 2022 eğitim öğretim yılı 2. döneminde Afyonkarahisar'a bağlı bir kasabada öğrenim gören ilkokul 4. sınıf düzeyindeki 40 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel kısmına bu sınıflarda öğrenim gören öğrencilerin tamamı katılmıştır. Deney grubu 12 kız 8 erkek toplam 20 öğrenciden oluşmaktadır. Kontrol grubu ise 9 kız 11 erkek olmak üzere toplam 20 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda deney grubundaki öğrencilerin tümü ders günlükleri ve mühendislik tasarım defterleri tutmuşlardır. Günlükler ve mühendislik tasarım defterleri içerik analiziyle çözümlenerek birer doküman olarak ele alınmıştır. Görüşmeler için ise amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile seçilen akademik başarı düzeyi iyi-orta-düşük olan 9 öğrenciden yarı yapılandırılmış görüşme formuyla veri toplanmıştır. Deneysel uygulama 2021-2022 eğitim - öğretim yılının 2. döneminde 6 hafta boyunca sürmüş olup araştırmanın deney grubunda SSTEM etkinlik uygulamaları ile dersler yürütülmüştür. Nicel boyuttaki veriler "Sosyal Bilgiler Tutum Ölçeği" ve "21. Yüzyıl Öğrenme ve Yenilenme Becerileri Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmanın nitel boyutunda ise yarı yapılandırılmış görüşme formu, yapılandırılmamış gözlem, öğrenci günlükleri, mühendislik tasarım günlükleri ve araştırmacı günlüğü kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U; grup içi karşılaştırmalarda Wilcoxon İşaretli sıralar testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Bu araştırmada geçerlik ve güvenirlik çalışmaları için inandırıcılık, aktarılabilirlik, güvenirlik ve doğrulanabilirlik yöntemleri esas alınmıştır. Araştırmadan elde edinilen nicel bulgulara göre SSTEM eğitim yaklaşımı uygulamalarının sosyal bilgiler dersine yönelik tutumlarını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca 21. yüzyıl öğrenme ve yenilenme becerileri açısından ön test ve son testlere bakıldığında SSTEM uygulamaları dahil edilerek yapılan çalışmalarda anlamlı farklar olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel bulgularında ise öğrencilerin SSTEM uygulamalarını yaparken yaratıcı düşünme, işbirliği yapma, iletişim kurma, problem çözme gibi 21. yy becerilerinin olumlu yönde değiştiği görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin, SSTEM etkinliklerinin kendilerine güvenlerini ve cesaretlerini artırdığını ifade ettikleri dikkat çekmiştir. Bunların yanı sıra öğrencilerin mühendislik tasarım sürecinde, zamanı yönetme becerilerinde ve teknoloji kullanımlarındaki ön bilgi yetersizliğinden dolayı zorlandıkları ortaya çıkmıştır. Öğrenci günlükleri, araştırmacı günlüğü ve görüşmelerden elde edilen sonuçların da nicel sonuçları desteklediği belirlenmiştir. Araştırmadan elde edinilen sonuçlar doğrultusunda SSTEM eğitim yaklaşımının daha yaygın ve verimli kullanılması açısından sadece STEM disiplinlerini oluşturan fen, teknoloji, mühendislik ve matematik disiplinleri ile değil tüm disiplinler ve tüm eğitim kademelerinde de benzer çalışmaların gerçekleştirilebileceği önerilmiştir. Ayrıca SSTEM eğitim yaklaşımı uygulama yapma ve beceri kazandırma açısından tüm disiplinlere entegre olabilen doğası gereği geniş bir alana sahip olduğundan öğrencilerin uygulamalar esnasında sıkıntı yaşamaması için ön bilgilerini geliştirici ve tüm öğrenme alanlarını kapsayabilecek deneyimler sunulabileceği önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: SSTEM, STEM, sosyal bilgiler, 21. yüzyıl becerileri, tutum, ilkokul öğrencileri.
İlkokul 4. sınıf Sosyal Bilgiler dersinde uygulanan altı şapkalı düşünme tekniğinin öğrencilerin akademik başarısına ve problem çözme becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, altı şapkalı düşünme tekniği kullanımının öğrencilerin akademik başarısı ve problem çözme becerilerine etkisini araştırmaktır. Araştırmada 4. Sınıf Sosyal Bilgiler dersi "Bilim, Teknoloji ve Toplum" ünitesine yönelik olarak altı şapkalı düşünme tekniğinin kullanıldığı etkinlikler hazırlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Muş ili şehir merkezinde bulunan bir devlet okulunda 65 kişi 4. Sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada deneysel desenlerden ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma deney ve kontrol grubu olmak üzere iki şubede yapılmıştır. Deney grubu 33, kontrol grubu 32 kişiden oluşmaktadır. Uygulama öncesinde altı şapkalı düşünme tekniğine yönelik olarak hazırlanan etkinlikler haftada 3 ders saati kullanılarak 5 hafta boyunca uygulanmıştır. Araştırma verileri Şenyurt (2022) tarafından geliştirilen "Bilim, Teknoloji ve Toplum ünitesi başarı testi" ile Serin, Bulut Serin ve Saygılı (2010) tarafından geliştirilen "İlköğretim Düzeyindeki Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri" ile elde edilmiştir. Araştırmada ulaşılan veriler bilgisayar ortamında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; altı şapkalı düşünme tekniği kullanılan deney grubu öğrencilerin başarı düzeylerinin olumlu etkilendiği, mevcut programdaki yöntem ve tekniklerin kullanıldığı kontrol grubu başarısında ise anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra altı şapkalı düşünme tekniğinin mevcut programdaki yöntem ve tekniklere göre başarıyı artırmada daha etkili olduğu görülmüştür. Altı şapkalı düşünme tekniği problem çözme becerilerine olan etkisinde anlamlı fark olmadığı görülmüştür. Deney grubuna uygulanan kalıcılık testi ve son test puanları karşılaştırıldığında ise altı şapkalı düşünme tekniğinin problem çözme becerilerine zamanla olumlu yönde etki ettiği yorumu yapılabilir. Bu sonuçlar doğrultusunda, öğrenci başarısını artırmak için sosyal bilgiler ve diğer derslerde altı şapkalı düşünme tekniğine daha sık yer verilmesi ve farklı kademelerde kullanılması önerilmektedir.
İlkokul dördüncü sınıfta uygulanan ters yüz öğrenme modelinin öğrencilerin akademik başarı, dijital okuryazarlık ve problem çözme becerilerine etkisinin incelenmesi
Günümüzde eğitim ortamlarında teknolojinin kullanımı hızla artmakta ve bu durum, öğrenci merkezli, bireyselleştirilmiş öğretim yaklaşımlarını ön plana çıkarmaktadır. Bu bağlamda, Ters Yüz Öğrenme Modeli gibi çağdaş öğretim modellerinin sınıf içi uygulamaları giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf fen bilimleri dersinde Ters yüz öğrenme modelinin öğrencilerin akademik başarıları, dijital okuryazarlık düzeyleri ve problem çözme becerileri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ön test–son test kontrol gruplu yarı deneysel desen ile yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Ağrı il merkezinde bulunan bir devlet ilkokulunun iki farklı 4. sınıf şubesinde öğrenim gören toplam 50 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrencilerin 25'i deney grubunu, 25'i ise kontrol grubunu teşkil etmektedir. Araştırmada deney grubuna dört haftalık süre ve 12 ders saati boyunca ters yüz edilmiş öğrenme modeli uygulanmış, kontrol grubuna ise aynı kazanımlar mevcut öğretim yöntemiyle işlenmiştir. Çalışmanın verileri; "Kuvvetin Etkileri Ünitesi Akademik Başarı Testi", "İlkokul Öğrencilerine Yönelik Dijital Okuryazarlık Ölçeği" ve "İlköğretim Düzeyindeki Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri" aracılığıyla toplanmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS 25 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, ters yüz edilmiş öğrenme modelinin öğrencilerin akademik başarılarını, dijital okuryazarlık becerilerini ve problem çözme becerilerini anlamlı düzeyde geliştirdiği tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarından hareketle ters yüz edilmiş öğrenme modelinin de içinde olduğu teknoloji destekli öğretim modellerinin ilkokul düzeyinde uygulanması çalışmanın öneriler arasındadır.
Sınıf öğretmeni adaylarının insan hakları ve demokratik vatandaşlık eğitimi konusundaki kavram yanılgılarının belirlenmesi ve giderilmesine yönelik bir eylem araştırması
Bu çalışma, sınıf öğretmeni adaylarının İnsan Hakları ve Demokratik Vatandaşlık Eğitimi (İHDVE) konusundaki öğrenme süreçlerinde ortaya çıkabilecek kavram yanılgılarını belirlemek, bu yanılgıları gidermeye yönelik etkinlikler geliştirmek ve bu etkinlikleri uygulayarak kavram yanılgılarını gidermek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf öğretmenliği bölümünde 2022-2023 eğitim öğretim yılı güz yarıyılında İHDVE dersini almakta olan 40 öğretmen adayından gönüllü katılım formunu doldurup araştırmaya katılmaya gönüllü olan 31 sınıf öğretmen adayı oluşturmaktadır. Katılımcı grubun belirlenmesinde amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Katılımcıların sınıf öğretmenliği lisans öğrencisi olması, 2022 - 2023 güz döneminde İHDVE dersini alacak olması ve Anadolu Üniversitesi öğrencisi olması belirlenen ölçütlerdir. Veriler, kavram tanımlama formu, öğrenci günlükleri, odak grup görüşmeleri ve etkinlik yaprakları aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Kavram tanımlama formundan üretilen sayısal veriler ise SPSS programında ilişkili örneklemler t testi ve Wilcoxon işaretli sıralar testi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre katılımcıların çoğunun uygulamada konu edinen 30 temel kavramla ilgili kavram yanılgıları olduğu, uygulanan etkinliklerin büyük çoğunluğunda kavram yanılgılarını giderdiği, öğrenme ve öğretme sürecini iyileştirdiği ve öğrencilerin uygulamayı verimli bulduklarına ilişkin olumlu görüşler ifade ettikleri belirlenmiştir.
İlkokul Türkçe ders kitaplarının söz varlığı bakımından incelenmesi
Öğrencilerin sözcük öğrenimini destekleyen en önemli unsurlardan birisi Türkçe ders kitaplarıdır. Bu bakımdan Türkçe ders kitapları hazırlanırken sözcük öğretimini en verimli hale getirecek metinler seçilmelidir. Bu araştırmada ilkokulda okutulan farklı yayınlara ait Türkçe ders kitaplarının söz varlığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu nitel araştırmada doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. İlk olarak MEB onaylı 12 Türkçe ders kitabına erişilerek öncelikle toplam sözcük sayıları ve farklı sözcük sayıları belirlenmiştir. Türkçe ders kitaplarının karakter sayısı, cümle sayısı, ortalama sözcük uzunluğu, ortalama cümle uzunlukları da incelenerek aynı sınıf seviyesi için hazırlanan kitaplar karşılaştırılmıştır. Aynı yayına ait Türkçe ders kitapları ise farklı sınıf seviyeleri bakımından değerlendirilmiştir. Çıkan sonuçlara göre farklı yayınlara ait aynı sınıf düzeyindeki Türkçe ders kitaplarının arasında sözcük sayısı, farklı sözcük sayısı, cümle sayısı, karakter sayısı, ortalama sözcük ve cümle uzunluğu bakımından tutarlılık bulunamamıştır. Bununla birlikte aynı yayına ait farklı sınıf seviyeleri için hazırlanmış Türkçe ders kitaplarında sınıf seviyesi arttıkça sözcük sayısının, farklı sözcük sayısının, karakter sayısının, cümle sayısının ve ortalama cümle uzunluğunun arttığı tespit edilmiştir. Bu tutarsızlıkların çözülmesi adına yayınevlerinin ortak ölçütler belirleyip koordineli çalışmaları önerilmiştir.
Çocuk, aile ve ev ortamı açısından okuma motivasyonunun incelenmesi
İlkokul öğrencilerinin gelişimlerinde, öğrenmelerinde ve okumalarında ailenin ve çevrenin ne kadar etkili olduğu bilinmektedir. Bu araştırmanın amacı da ilkokul öğrencilerinin belirlenen bazı değişkenler açısından kitap okuma motivasyonları ile ev okuryazarlık ortamları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bağımsız değişkenler arasında anne ve babanın yaşları, eğitim düzeyleri, meslekleri, ortalama aylık gelirleri vardır. Bunun dışında evde kitaplık olup olmadığı, kitaplık varsa kaç kitap olduğu, çocuğun televizyonda ya da bilgisayarda ne kadar vakit geçirdiği, ebeveynlerin ne kadar süre kitap okuduğu gibi değişkenler de yer almaktadır. Araştırmada ilişkisel araştırma deseni kullanılmış olup örneklem olarak 2024-2025 eğitim öğretim yılında Yozgat ilinde ilkokul 4.sınıfa devam eden 349 öğrenci ve bu 349 öğrencinin ebeveynleri alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ise Çocuklar İçin Resimli Öykü Kitabı Okumaya Yönelik Algılanan Motivasyon Ölçeği (ÇOYAM), Garfield Görselli Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği, Ev Okuryazarlık Ortamı Ölçeği (EOO) ve demografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ev okuryazarlık ortamının çocukların okuma motivasyonunu anlamlı şekilde yordamaktadır. Ayrıca kız öğrencilerin motivasyon puanlarının erkeklerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Televizyon ve telefon kullanım süresi ise motivasyonu olumsuz yordamaktadır.