
36
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Diyet eğitiminin hiperlipidemik hastaların beslenme alışkanlıkları, beslenme bilgi düzeyleri ve beslenme durumuna etkisinin değerlendirilmesi
Araştırma diyet eğitiminin hiperlipidemik hastaların beslenme alışkanlıkları, beslenme bilgi düzeyleri ve beslenme durumuna etkisi tespit etmek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Diyet Polikliniğine başvuran, ilaç tedavisi uygulanmayan toplam 82 hasta oluşturmaktadır. Anket formu ile elde edilen verilerin yüzde ve frekans dağılımları alınmış; verilere ki-kare, t-test ve korelasyon uygulanmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi .01, .001 ve .05 olarak kabul edilmiştir.Araştırma sonucunda:1)Eğitim sonrası sonuçlarına göre, kolesterol, trigliserid, LDL ve VLDL kolesterol değerlerinde önemli oranda düşüşler gözlenmektedir.2)Eğitim sonrasında trigliserid ile vücut ağırlığı ve BKİ arasında % 95 güvenirlikle pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur.3)Verilen eğitimden sonra bireylerin tereyağı tüketiminin olmadığı, zeytinyağı ve bitkisel yağ tüketiminde eğitim öncesine göre artış, ekmeğe yağ sürme alışkanlıklarında ise azalma olduğu gözlenmektedir.4)Hiperlipidemik hastaların beslenme eğitimi aldıktan sonra günlük protein, A vitamini, folikasit, kalsiyum ve posa tüketimlerinin arttığı, enerji, kolesterol, ÇDYA ve doymuş yağ asidi tüketimlerinin ise azaldığı ve istatistiksel açıdan anlamlı olduğu tespit edilmiştir.5)Hiperlipidemik hastaların beslenme eğitimi aldıktan sonra beslenme bilgi düzeylerinin arttığı gözlenmektedir.
Medyanın kadınlar üzerindeki etkisi
Bu araştırma, medyanın kadınlar üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla planlanmış veyürütülmüştür. Araştırma, Çorum ilinin merkez ilçesinde ikamet eden sosyo-ekonomik düzeyleri farklı500 kadın üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anketformu ile elde edilen bilgiler tablolaştırılmış, kadınların demografik bilgilerinin frekans ve yüzdelerialınmış, medya konuları ile ilgili görüşler arasındaki farklar khi-kare testi ile kontrol edilmiştir.Araştırmada anlamlılık düzeyi 0.5 olarak kabul edilmiştir.Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 35.69±0.40 ve aylık ortalama gelirleri X=472YTL ± 28.41'dir. Kadınların çoğunluğunun, evine gazete aldıkları görülürken; dergi almadıklarıgörülmüştür. Ayrıca kadınların çoğunluğunun interneti hiç kullanmadıkları görülmüştür.Araştırmaya katılan kadınların çoğunluğunun, medya araçlarından etkilendikleri görülürken,en çok televizyondan, en az dergiden etkilendikleri belirlenmiştir. Kadınların evlerinde birden fazlatelevizyon bulundurdukları ve günde ortalama 3-4 saat televizyon izledikleri saptanmıştır.Kadınların yarıya yakınının medyanın ailece bir arada olmalarını sağlama ve aile bireylerininsohbetini engelleme görüşlerine katıldıkları saptanmıştır. Kadınların, ?eşime güvenim azalıyor?,?eşimle daha az ilgileniyorum? görüşlerine katılmazken; yarıya yakınının yalnızca ?eşimleçocuklarımın yanında tartışmamaya özen gösteriyorum? görüşüne katıldıkları görülmektedir. Ayrıca;kadınlar, medyanın çevresindeki insanlarla olan ilişkilerinde olumsuz bir etkisinin olmadığınıbelirtmişlerdir. Kadınların büyük çoğunluğunun, ?çocuğumun fiziksel ve ruhsal gelişimine dikkatediyorum?, ?çocukların eğitimine önem veriyorum? görüşlerine katıldıkları görülmüştür. Ayrıca,kadınların çoğunluğu sağlıkla ilgili programları daha dikkatli izlediklerini ve öğrendikleri bilgilerigünlük hayatlarında kullandıklarını belirtmişlerdir.Kadınların medyadan özellikle de televizyondan yararlanırken daha bilinçli olmalarıgerekmektedir. Kadınların gazete, dergi okumaları; interneti kullanmaları ve bunların sağladığıimkanlardan daha fazla yararlanmaları sağlanmalıdır. Kadınların medyadan olumlu bir biçimdeetkilenmelerini sağlamak amacıyla medya kuruluşlarına ve devlete önemli görevler düşmektedir.
Ankara sokaklarında çalışan çocuklar merkezine devam eden çocukların çalışma nedenleri ve merkezden memnuniyetlerinin araştırılması
İnternet kullanan tüketicilerin internetle alışveriş yapma durumları ve buna ilişkin görüşleri
Bu aratırma, internet kullanan tüketicilerin internet üzerinden alıveri yapma durumlarının ve buna ilikin görülerinin belirlenmesi amacıyla planlanmıtır. Aratırmanın örneklemini T.C.Ziraat Bankası Genel Müdürlüü e-mail adresi bulunan 180 internet kullanıcısı oluturmutur. Aratırmada internet kullanıcılarına e-mail yoluyla çoktan seçmeli 27 ve 1 açık uçlu sorudan oluan anket uygulanmıtır. Verilerin geri dönüü yine e-mail yoluyla salanmıtır. Aratırma sonucunda internet kullanan tüketicilerin yarıdan fazlasının internet üzerinden alıveri yaptıı, yapmayanların büyük bir kısmının ise yeterince güvenilir bulmadıı için internet üzerinden alıverii düünmedii tespit edilmitir. nternet kullanıcıları içerisinde 21-30 arası ya grubuna dahil internet kullanıcılarının %65,2'sinin, 41 ve üzeri ya grubuna dahil internet kullanıcılarının ise sadece %13,3'ünün internet üzerinden alıveri yaptıı belirlenmitir. Ya grupları arasındaki bu fark istatistiksel olarak p0,001 düzeyinde önemli bulunmutur. nternet üzerinden alıveri yapan internet kullanıcıların büyük bir kısmının (%67,3) yapmı oldukları alıverilerde sorunlarla karılamı olmasına ramen %26,5' inin sorunlarının çözümü için herhangi bir giriimi olmamı, giriimde bulunanlar içerisinde ise sadece %56,0' ının sorunu tamamen çözüme kavuturulmutur. Ayrıca aratırmaya katılan internet kullanıcılarının %92,2'sinin tüketici eitimi almadıı belirlenmitir. Tüketici haklarının tanıtılmasında eitim kurumlarına büyük görevler dümektedir. Bunun yanında eitim programları hazırlanırken internet üzerinden alıveri konularına aırlık verilmesi, örgün ve yaygın eitim kurumlarında da aileye ve tüketiciye yönelik derslerin yer alması ayrıca tüketicilerin bilgi sahibi olması açısından internet üzerinden alıveri imkanı sunan sitelerde mesafeli sözlemelere ilikin bilgilerin bulunması önerilmektedir.
Farklı kuşaklardaki bireylerin teknolojiyi algılama ve kullanma durumu
RESUMÉ ÉDUCATİON DE LA TRADUCTİON AVEC L'AİDE DE L'APPROCHE DU MODÈLE COMPARÉ Diler, Aybike Maîtrise, Département de L'enseignement de la Langue Française Sous la Direction de: Prof. Dr. Nevin HADDAD Nisan ? 2007 Dans ce travail, après avoir fait une recherche détaillée sur la traduction et son éducation on a fait une analyse de traduction comparée sur la base de mot sur deux importans ouvrages littéraires dont les traductions sont déjà faites. Dans cette recherche, on a défini la traduction dans diver versions, on a traité les étapes subies au cours de l'histoire dans notre pays et dans le monde, on a analysé les stades de l'éducation de la traduction académique en Turquie et dans les autres pays et en conséquence on a cherché une réponse à la question ?Comment faut-il faire la traduction??. Dans l'analyse de traduction comparée à base de mot, après avoir examiné le côté sémantique et expressif des mots des textes étudiés, ces mots ont été transformés en tableau qui ont été évalués sémantiquement. À la fin de ce travail fait du général au particulier, on a essayé de parvenir aux sources des erreurs de sens qui sont l'une des plus importantes difficultés de la traduction littéraire et on a recherché des solutions pour pouvoir prévenir les erreurs de sens. En conséquence, en se réferant aux données obtenues de la recherhe de la littérature, on a essayé de répondre à la question ?Comment faut-il faire la traduction littéraire?? et parvenir aux résultats didactiques qui peuvent aider les étudiants dans l'éducation de la traduction littéraire.
Asgari ücretli ailelerin gıdaya ayırdıkları bütçenin ve gıdaları tüketim sıklıklarının belirlenmesi
ÖZET ASGAR ÜCRETL ALERN GIDAYA AYRIDIKLARI BÜTÇENN VE BESNLER TÜKETM SIKLIKLARININ BELRLENMES KOCAKAHYA, Ali Haydar Yüksek Lisans Tezi Tez Danısmanı: Yrd. Doç. Dr. Melek YAMAN Mayıs-2007 Bu arastırma, asgari ücretle geçinen ailelerin en fazla tükettikleri besinler ve gıdaya ayırdıkları bütçenin tespiti amacıyla yapılmıstır. Arastırma, Bursa ili negöl ilçesinde bulunan 4 tekstil fabrikası çalısanları üzerinde yürütülmüstür. Çalısmaya, tesadüfü örneklem yöntemi ile asgari ücretle çalısan isçiler arasından seçilen 20 yas üzeri ve evli 350 isçi dahil edilmistir. Ancak arastırmada geri dönüsüm tam olarak saglanamamıs ve 277 ankete ulasılmıstır. Aileler arasında besin tüketim sıklıklarında fark olup olmadıgı ki-kare testi ile kontrol edilmistir. Arastırmada anlamlılık düzeyi 0.5 olarak kabul edilmistir. Arastırma sonucunda 1) Arastırmaya katılan asgari ücretli bireylerin %45.5'i erkek, %54.5'i ise kadındır. Aynı zamanda bireyler en fazla 40-49 (% 43.5) yas arasındadır. Bireylerin %41.8'i 300-599 YTL aylık gelire sahiptir. Bireylerin sadece %17.3'ü 900 YTL ve daha fazla gelire sahiptirler. Özellikler ailelerde es ve çocukların yaklasık %55.0'ının çalısması, ailelerde toplam geliri asgari ücret seviyesinin üzerine çıkarmıstır. Arastırmaya katılan asgari ücretli bireylerin %41.4'ü toplam gelirlerinin %21-30 arasını aylık besin harcamalarına ayırmaktadır. 2) Bireylerin %72.2'si ögün atladıklarını ifade etmislerdir. En fazla atlanan ögün ise ögle yemegidir. Evde en fazla hazırlanan besinler; tursu (%96.0) ve konserve (%83.7)'dir. Bulgur ve kavurma (%25.4) ise evde en az hazırlanan besinlerdir. 3) Aileler tarafından en fazla tüketilen tahıl yemekleri sırasıyla çorba, makarna, pirinç pilavı, börek ve çörektir. 4) Hem ögün aralarında hem de ögünlerde bireylerde alkol tüketimi oldukça düsüktür. Hergün en fazla tüketilen yiyecekler sırasıyla meyve, seker, bisküvi ve kuruyemisdir. Ayrıca bireylerin kahvaltıda hergün tükettikleri yiyecek ve içecekler sırasıyla çay, zeytin, peynir-çökelek ve bal-reçel-pekmezdir.
Üniversite öğrencilerinin evlilik ve eş seçimiyle ilgili görüşlerinin incelenmesi
ÖZET ÜNVERSTE ÖGRENCLERNN EVLLK VE ES SEÇMYLE LGL GÖRÜSLERNN NCELENMES Ondas, Barıs Aile Ekonomisi Ve Beslenme Egitimi Anabilim Dalı Tez Danısmanları: Yard. Doç. Dr. Nedime SANLI, Yard. Doç. Dr. brahim KISAÇ Kasım-2006 Bu arastırma; üniversite ögrencilerinin evlilik ve es seçimiyle ilgili görüslerini inceleyen betimsel bir çalısmadır. Arastırma Ankara ili sınırları içerisindeki çesitli üniversitelerin 4 yıllık lisans egitimi veren seçilen fakültelerinde, 1.sınıf (260) ve 4. sınıf (263) ögrencilerinden rastgele örneklem teknigiyle seçilen 523 kisi (%47.2'si kız %52.8'i erkek) üzerinde yapılmıstır. Veri toplama aracı olarak, gelistirilen anket formu kullanılmıstır. Verilerin degerlendirilmesinde SPSS 13.0 istatistik programından yararlanılmıs, verilerin yüzde ve frekans dagılımları alınmıs, verilere Ki-kare test ve t-Test uygulanmıstır. Arastırma sonucu elde edilen bulgular; Katılımcıların yarısından fazlası en uygun evlenme yasının 26-29, yarıya yakını ise 22-25 olması gerektigini belirtmislerdir. Ögrenciler sorulan ?evleneceginiz kisiye kim karar vermeli?? sorusuna en fazla (%49.7) ?kendileri? ve ?esiyle anlasarak birlikte? (%47.4 ) karar vermelidir cevaplarını vermislerdir. Ögrencilerin evlilikle ilgili verilen yargılara verdikleri cevaplar incelendiginde ?hayatı sevilen biriyle paylasmak için yapılmalıdır, evlilikte mutluluk eslerin birbirlerine baglılıklarıyla devam eder, çocukların saglıklı kimlik kazanması için olmalıdır ve saglıklı evliliklerde yıllar geçtikçe esler birbirleriyle bütünlesir? yargılarına ögrencilerin cinsiyet ve sınıf degiskenlerine göre yüksek oranda katıldıkları görülmüstür. Ögrencilerin büyük çogunlugu evlilikle ilgili ?neslin devamını saglar, cinselligin daha rahat yasanmasını saglar ve daha düzenli bir hayat saglar? iii yargılarına yüksek oranda katılmaktadırlar. Ancak, evliligin saygıyı azalttıgı, sevgiyi azalttıgı ve anne baba kardeslerden uzaklastırdıgı yargılarına katılmamaktadırlar. Ögrencilerin ?evlilik öncesi flört dönemi olmalı? görüsüne yüksek oranda katıldıkları, fakat ?evlilik öncesi cinsel birliktelik olmalı? yargısına yüksek oranda katılmadıkları saptanmıstır. Ögrenciler evlenmede önemli görülen faktörlere verdikleri cevaplarda ?ekonomik özgürlüge kavusma, fiziksel olgunluga erisme, egitimi tamamlama ve sosyal olgunluga erisme? faktörlerini yüksek oranda ?önemli? bulmuslardır. Ayrıca katılımcılar evlenecekleri kisinin kendi bagımsız geliri olmasını, iyi bir meslek sahibi olmasını, daha önce evlenmemis olmasını ve bakir ya da bakire olmasını istediklerini yüksek oranda belirtmislerdir. Evlilikte kadının daha yüksek tahsilli olması ve daha yaslı olması katılımcıların büyük çogunlugu tarafından istenmeyen özellikler olarak saptanmıstır. Arastırmaya katılan ögrenciler, eslerden birinin ?aynı cinsten, umursamaz, asabi, sinirli ve hırçın? olmasını yüksek oranda evlilige engel bir durum olarak görmüsler ve ?evliligin sorumlulugundan korkan? biriyle, ?yakın akraba olan? biriyle evlenmeyeceklerini belirtmislerdir. Çalısmada katılımcıların çevrelerinde aile sorunu olarak en çok aldatmayı gördükleri saptanmıstır. Ayrıca katılımcıların büyük kısmı içki, kumar gibi kötü alıskanlıkları ve gelirin yetmemesini çevrelerinde gördükleri diger aile sorunları olarak belirtmislerdir.
Catering ve banket hizmeti veren tivari işletmelerin özellikleri, personel ve eğitim durumları ile mesleki eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi
Catering ve banket( ziyafet) hizmeti veren ticari işletmelerin özellikleri, personel ve eğitim durumları ile mesleki eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla planlanıp yürütülen bu çalışma kapsamına İstanbul ilinde faaliyet gösteren ve İYSAD'a üye olan toplam 20 firmadan 389 personel ve 52 yönetim kademesi personeli alınmış ve araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırma 2006 ? 2007 yılında yapılmıştır. Veriler hazırlanan iki tür anket yoluyla toplanmıştır. Birinci anket formu çalışan personelin mevcut durumunu incelerken, ikinci anket formu yönetim kadrosundaki personelin durumunu ve düşüncelerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Elde edilen bilgiler frekans, yüzde ve ki- kare istatiksel analiz yöntem kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bilgiler ışığında araştırmaya katılan bireylerin % 60.7'si ilköğretim kurumu mezunudur. Bireylerin % 63.9'unun meslek bilgisini ustaçırak ilişkisi içinde aldıkları, geri kalan mesleki eğitim almış bireylerin çoğunluğunun ise özel ve resmi kurslardan aldıkları belirlenmiştir. Araştırmaya katılan personelin % 28.6'lık kısmı ticari mutfak organizasyonları gibi bölümlerin açılmasını istedikleri de belirlenmiştir. İşletmelerin % 57.9'unun mesleki eğitimden yetişmiş eleman çalıştırdıkları ve çoğunlukla sektör ihtiyaçlarını karşılayan eğitim programlarının hazırlanmasını istedikleri belirlenmiştir. Araştırma sonunda Catering ve ziyafet hizmeti veren ticari işletmelerdeki personelin mevcut eğitim durumunun çok düşük olduğu, mesleki eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi için sektör temsilcileri, Milli Eğitim Bakanlığı ve diğer kurumların işbirliği yapması, ihtiyaca uygun eğitim programlarının açılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
9- 12 yaş grubu öğrencilerin beslenme alışkanlıkları
Resmi ilköğretim okullarına devam eden 9 ? 12 yaş grubu çocukların beslenme alışkanlıklarının değerlendirilmesi amacıyla planlanıp yürütülen bu araştırmanın kapsamına Muğla'nın Milas İlçesindeki resmi ilköğretim okullarına devam eden 9-12 yaş arasındaki 708 öğrenci alınmış ve araştırmada tarama modeli uygulanmıştır. Bu araştırma 2006-2007 yılında yapılmıştır. Veriler anket formuyla toplanmış, her çocuğun boy ve kilosu ölçülmüştür. Anket formu; okul çağı çocuklarının sosyo-kültürel özellikleri, kişisel özellikleri, devam ettikleri okulun özellikleri, beslenme alışkanlıklarına yönelik hazırlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; İlköğretim öğrencilerinin %45.2'si öğün atlamazken, %39.5'inin bazen öğün atladığı, atlanan öğünün %50.9'luk kısmını öğle öğününün oluşturduğu görülmüştür.Öğrencilerin %50.1'inin harçlıklarıyla çikolata, % 39.4'ünün sandviç, hamburger, tost satın aldığı tespit edilmiştir.Bu öğrencilerin %85.4'ü peyniri, %75.4'ünün elma, armut, muzu, %47.8'inin ekmek, simit vs. her gün tükettiği saptanmıştır. Araştırma kapsamındaki öğrencilerin %50.1'i haftada 1-2 defa balık ve diğer deniz ürünlerini tüketmektedir. Öğrencilerin %93.0'ı patates yemeklerini, %82.5' inin tavuk ve hindi yemeklerini sevdiği tespit edilmiştir. Araştırma kapsamındaki öğrencilerin büyük çoğunluğunun (%79.2) BKI' sinin normal olduğu saptanmıştır. Öğrenciler öğün atlama alışkanlığından vazgeçirilmeli, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalıdır.
İlköğretim öğrencilerinin çinko tüketim durumları
Bu arastırma, ilköğretim sekizinci sınıf çocukların var olan beslenme alıskanlıkları, günlük çinko tüketim durumları ve bunun büyüme-gelisme, sağlık ve basarı durumları üzerine etkilerini belirlemek amacıyla planlanmıs ve yürütülmüstür. Arastırma, Afyonkarahisar il'ine bağlı Suhut ilçe'sinde ikamet eden sosyo-ekonomik düzeyleri farklı olan semtlerde bulunan 150 çocuk üzerinde gerçeklestirilmistir. Veri toplama aracı olarak anket formu ve bireysel besin tüketim formu kullanılmıstır. Anket formu ve bireysel besin tüketim formu ile elde edilen bilgiler tablolastırılmıs, çocuklara ait bilgilerin frekans ve yüzdeleri alınmıs, günlük çinko tüketimi ve bazı antropometrik ölçümleri arasındaki farklar khi-kare testi ile kontrol edilmistir. Arastırmada anlamlılık düzeyi 0.5 olarak kabul edilmistir. Çocukların yarısından fazlasının 14 yasında ve kız olduğu belirlenmistir (sırası ile % 60.0 ve % 56.7). Çocukların % 35.3'ünün esit oranlarla dönem sonu basarı notlarının 3 (orta) ve 4 (iyi) olduğu saptanmıstır. Çocukların okul basarı notu ortalaması 3.8 ± 0.8 olarak bulunmustur. Çocukların günlük tükettikleri ortalama çinko miktarı erkeklerde erkeklerde 7.5 ± 1.1 mg; kızlarda ise 7.2 ± 1.1 mg bulunmustur. Enerji, tiamin ve kalsiyumu RDA (Recommended Diet Allowances)'ya göre günlük önerilen miktarların % 67'sinin altında tüketen çocukların oranları sırası ile; % 65.3, % 68.7 ve % 97.3'dür. Protein, A vitamini, riboflavin, C vitamini, demir ve çinko açısından günlük önerilen miktarların % 67-133'ünü tüketen çocukların oranları sırası ile % 80.7, % 46.7, % 52.6, % 44.7, % 56.7 ve % 75.3'dür. Çocukların çinko tüketim durumları ile yası, cinsiyeti, ailelerinin gelir durumu, annelerinin eğitim durumu, anne sütü alma durumu, annelerinin hamilelikte sigara kullanma durumu, istah bozukluğu durumu, saç dökülme durumu, deride yara ve sivilce olma durumu, son üç iii ayda ishal olma durumu, son üç ayda ishal olma sıklık ve süreleri, günde yenilen öğün sayısı, öğün atlama durumu, vücut ağırlığı persentilleri ve beden kitle indeksi persentili arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmustur (P<0.05). Bu sonuçlar ısığında çocukların beslenme durumları hakkında öneriler getirilmistir.
Konaklama işletmelerinde çalışan personelin kişisel hijyen bilgi ve uygulamaları üzerine bir araştırma
Bu arastırmada, Mugla iline baglı Datça ilçesinde bulunan ve yaz aylarında (Temmuz-Agustos) faaliyet gösteren çesitli konaklama isletmelerinde çalısan personelin kisisel hijyen bilgi ve uygulamalarının belirlenmesi amaçlanmıstır. Arastırma Mugla iline baglı Datça ilçesinde bulunan, toplam 27 konaklama isletmesinde çalısan ve arastırmaya katılmayı kabul eden, 113 erkek, 111 kadın toplam 224 personel üzerinde yapılmıstır. Verilerin toplanması amacıyla, personelin kisisel hijyen bilgi ve uygulamalarının tespitine yönelik 59 sorudan olusan anket formu kullanılmıstır. Personelin, degerlendirmeler sonucu, çogunlugunun kisisel hijyen ile ilgili uygulamayı gerçeklestiremedigi, dogru bilgiyi bilenlerin yüksek oranda uygulamayı da dogru yaptıkları, bilmeyenlerin ise tesadüfi olarak alıskanlıklarından ve kültürel özelliklerinden dolayı dogru uygulamayı yaptıgı bulunmustur. Personelin, çogunlugunun (% 74.1) burun hijyeni ve bakım yöntemini bildigi ve % 80.8'inin uyguladıgı, en az oranda (% 30.8) kulak hijyeni ve bakımına iliskin yöntemi bildigi ve % 19.6'sının uyguladıgı saptanmıstır. Arastırmadan elde edilen sonuçlar dogrultusunda, konaklama isletmelerinde çalısan personelin kisisel hijyen konusunda bilgi ve uygulamalarının yükseltilmesine yönelik gerekli önlemlerin alınması önerilmektedir.
Kadınların çevre korumaya yönelik mevcut bilgi ve tutumlarının saptanması (Afyonkarahisar ili örneği)
Araştırmada Afyonkarahisar ili merkezinde yaşayan farklı eğitim düzeyine sahip kadınların çevre korumaya yönelik mevcut bilgi ve tutumlarının saptanması amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Afyonkarahisar ili merkezinde yaşayan 18 yaşının üzerindeki kadınlar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini, basit tesadüfî örnekleme yöntemiyle seçilen farklı eğitim düzeylerine sahip toplam 300 kadın oluşturmuştur. Bu araştırma kapsamında, kadınların çevre ve çevre korumaya yönelik bilgi ve tutumlarının belirlenmesi amacıyla konu ile ilgili kaynaklardan yararlanılarak anket formu geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Elde edilen verilere, SPSS programından yararlanılarak Khi-Kare (?2) ve varyans analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda; 1. Kadınların; çevre bilgisi, çevre sorunlarının nedenleri, etkileri ve bu sorunları önleme yollarına ilişkin konularda bilgi düzeylerinin eğitim düzeylerine göre paralel bir artış gösterdiği saptanmıştır. 2. Kadınların eğitim düzeylerinin, çevre ve çevre korumaya yönelik tutumları üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. 3. Kadınların çevre ve çevre sorunları ile ilgili seminer, kurs vb faaliyetlere katılmaya istekli oldukları saptanmıştır.
Glisemik indeksi yüksek besinlerin tüketimiyle vücut ağırlığı arasındaki ilişki
Bu arastırma ilkögretime devam eden 13- 15 yaslarındaki ergenlerin mevcut beslenme alıskanlıkları dogrultusunda günlük diyetlerinin G (Glisemik ndeks) düzeyi ile beden agırlıkları arasındaki iliskiyi tespit etmek amacıyla yapılmıstır. Arastırmanın çalısma grubunu, Toygar Börekçi lkögretim Okuluna 2005- 2006 egitim ögretim yılında devam eden 13- 15 yas aralıgındaki 143 ergen olusturmustur. Arastırmacı tarafından gelistirilen bir anket aracılıgı ile toplanan veriler SPSS 11.0 ve BEBS programları kullanılarak bilgisayar ortamına aktarılmıs, ortalama, standart sapma, t testi, korelasyon, X² ve tek yönlü varyans analizleri yapılmıstır. Ergenlerin besin tüketim sıklıklarına her gün bakıldıgında; ekmek, seker, kola, çikolata, pilav, havuç, dondurma, makarna, yogurt, süt ve sekerlemeyi daha çok tükettikleri görülmüstür. G düzeyi yüksek yiyeceklerden böregin (Erkek=137,0 g, Kız=96,8 g), düsük yiyeceklerden yesil sebzelerin (Erkek= 98,2 g, Kız=189,6 g) tüketim miktarının cinsiyete göre gösterdigi farklılık anlamlı bulunmustur (p<0,05). Ergenlerin diyetten günlük aldıkları enerjinin (Erkek=1704.8±482.22 kkal, Kız=1591.9±567.69 kkal) yetersiz, aynı sekilde kalsiyum, magnezyum, demir ve çinkonun yetersiz; protein miktarının (erkek= 56.3±20.23 g, kız= 56.0±16.10 g) yeterli oldugu görülmüstür. Ergenlerin diyetlerinden aldıkları enerjinin harcadıklarından daha az oldugu tespit edilmistir. Cinsiyete göre enerji harcaması (p<0.001) ve protein tüketiminde (p<0.01) önemli bir farklılık oldugu görülmüstür . Ailelerin gelir ve egitim seviyesine göre, karbonhidrat tüketimi ve diyetin G düzeyindeki farklılıgın önemli oldugu tespit edilmistir (p<0.005). Ergenlerin yeterli ve dengeli beslenme konusunda temel egitim kapsamında bilgilendirilmelerinin, özellikle gelir seviyesi yüksek ailelerin ise G düzeyi yüksek yiyecekler konusunda bilinçlendirilmelerinin yarar saglayacagı düsünülmektedir. Ayrıca günlük diyetlerin ve ögünlerin G düzeyini belirlemeye yönelik daha fazla çalısmanın yapılması faydalı olacaktır.
Farklı sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin beslenme bilgi düzeyleri ile sebze-meyve tüketim alışkanlıkları üzerinde bir araştırma
ÖZET FARKLI SOSYO-EKONOMK DÜZEYDEK ALELERN BESLENME BLG DÜZEYLER LE SEBZE-MEYVE TÜKETM ALISKANLIKLARI ÜZERNDE BR ARASTIRMA Onur, Fatih Yüksek Lisans, Aile Ekonomisi ve Beslenme Egitimi Tez Danısmanı: Yrd. Doç. Dr. Fulya SARPER Temmuz ? 2007 Bu arastırma, Ordu ili Kabatas ilçesinde ailelerin beslenme bilgi düzeyleri ile sebze-meyve tüketim alıskanlıklarını saptamak amacıyla planlanıp, yürütülmüstür. Elde edilen bulgular bagımsız degiskene (ailelerin sosyo-ekonomik durumları) baglı olarak ölçülmüs ve yorumlanmıstır. Arastırma bulgularına göre; arastırmaya katılan aile bireylerinin 171'i düsük sosyo-ekonomik düzeyde, 159'u yüksek sosyo-ekonomik düzeyde olmak üzere toplam 330 kisiden olusmaktadır. Düsük sosyo-ekonomik düzeydeki bireylerin % 59,1'i ilkokul, yüksek sosyo-ekonomik düzeydeki bireylerin ise % 34,0'ı yüksek okul mezunudur. Arastırmaya katılan bireylerin % 48,1'i 1.201 YTL ve daha fazla gelire sahiptir. Arastırmaya katılan bireylerin % 87,6'sı beslenme egitimi almıstır. Bireylerin beslenme bilgisi puan ortalaması 67,87+ 4,28'dir. Basarı derecesine göre ?yi? seviye puan aralıgında oldugu saptanmıstır. Yapılan bu arastırmada, bireylerin % 11,5'i her zaman, % 23,0'ının bazen ögün atladıgı belirlenmistir (p< .05). En çok atlanan ögün, sabah ögünüdür. Düsük sosyo-ekonomik düzeydeki bireylerin % 95,3'ü, yüksek sosyo-ekonomik düzeydeki bireylerin ise % 37,7'si her zaman kahvaltı yapmaktadır (p< .05). Arastırmaya katılan bireylerin her iki mevsimde de en fazla tükettigi sebzeler; domates, kuru fasulye, patates, kuru sogan, sarımsak, meyve ise limondur (% 100,0). Bireylerin % 100,0'ı tursu, reçel ve marmelat gibi sebze-meyve saklama islemlerini yapmaktadırlar. Düsük sosyo-ekonomik düzeydeki bireylerin % 55,0'ı, yüksek iv sosyo-ekonomik düzeydeki bireylerin ise % 99,4'ü meyveleri dondurarak saklamaktadırlar (p< .05). Arastırmaya katılan bireylerin sebzelerin haslama sularını dökmeyip degerlendirme davranısları arasında anlamlı farklılıklar bulunmaktadır (p< .05). Yapılan bu arastırma ile degisen toplumsal yasamda ailelerin beslenme bilgisi ve sebze-meyve tüketim alıskanlıkları tespit edilerek bazı öneriler sunulmustur. Anahtar Kelimeler: Sosyo-Ekonomik Düzey, Beslenme Bilgisi, Sebze ve Meyve Tüketimi
Üniversite öğrencilerinin besin tamamlayıcılarını kullanma durumlarının besin tüketimlerine etkileri üzerine bir araştırma
Araştırma üniversite öğrencilerinin besin tamamlayıcılarını kullanma durumlarını, kullanım amaçlarını, sık kullanılan besin tamamlayıcılarını ve diyet yeterliliklerini tespit etmek amacıyla Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi'nde Şubat 2006Şubat 2007 tarihleri arasında yürütülmüştür. Öğrencilerin kişisel bilgileri, besin tamamlayıcılarını kullanım durumları hakkında bilgi toplamak amacıyla anket uygulanmıştır. Öğrencilerin besin tüketim durumlarını tespit etmek amacıyla ise 3 günlük besin tüketim kaydının yapılacağı besin tüketim çizelgesi kullanılmıştır. Anket formları aracılığıyla elde edilen veriler SPSS(Statistical Package for the Social Sciences) 13 for Windows paket programı kullanılarak değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Besin bileşimlerinin ve diyet içeriklerinin değerlendirilmesinde BeBis(Beslenme Bilgi Sistemi) Programı kullanılmıştır. Enerji ve besin öğesi alımının değerlendirilmesinde cinsiyet ve yaşa göre günlük alımı önerilen RDA değerleri kullanılmıştır. Öğrencilerin %52.1'i beslenme eğitimi almış, %47.9'u ise beslenme eğitimi almamıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin %68.8'inin besin tamamlayıcısı kullanmadığı tespit edilmiştir. Kullandıklarını belirtenlerin oranı %13.2, bazen kullananların oranı ise %18.5'dir. 13 ay süresince tamamlayıcı kullanan öğrencilerin oranı %38.9, 36 ay %23.1'dir. Araştırmaya katılan öğrencilerin %53.7'si besin tamamlayıcılarını soğuk algınlığı, nezle gibi hastalıklara karşı önlem almak amacıyla kullanmaktadır. Diğer kullanım amaçlarına bakıldığında ise enerji sağlamak amacıyla kullananların oranının %33.3, sindirimi kolaylaştırmak amacıyla kullananların oranının %31.4 olduğu belirlenmiştir. Öğrenciler tarafından en sık olarak kullanılan tamamlayıcılar sırasıyla bitkisel çaylar, C vitamini, multivitaminmultimineraller ve enerji içeceğidir. Enerji, D vitamini, tiamin, pantotenik asit, B6 vitamini, demir, potasyum ve posa öğrencilerin çoğunluğu tarafından önerilen değerlere göre yetersiz tüketilen öğeleridir. Öğrencilere erken yaşlarda verilecek beslenme eğitimi öğrenilenlerin alışkanlık haline getirilmesinde önemli olacaktır.
Bireylerin serbest zamanlarını değerlendirme faaliyetlerinin aile ekonomisine katkısı
Bu araştırma, bireylerin serbest zaman etkinliklerini ve serbest zamanlarını değerlendirirken aile ekonomilerine katkı sağlayıp sağlamadıklarını saptamak ve bu konuda önerilerde bulunmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara'nın Kalecik İlçesinde yaşayan 18 yaş ve üzerindeki 286 birey oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında? örneklemi oluşturan bireyler için hazırlanan anket formları uygulanmıştır? anket formlarından elde edilen veriler doğrultusunda bireylerin demografik bilgileri ve aile ekonomilerine katkı sağlayıp sağlamadıkları ile ilgili bulgular yüzdefrekans olarak belirtilmiş? bireylerin serbest zamanlarında yaptığı etkinlikler, bu etkinlikleri seçme ve etkinliklere katılamama nedenleri, serbest zaman etkinliklerinin bireye sağladığı yararlar hakkındaki düşünceleri konusunda? yaşları, cinsiyetleri ve gelir durumları arasında fark olup olmadığı ? 2 analizi? eğitim durumlarına göre fark olup olmadığı ise varyans analizi ile kontrol edilmiştir. Anket formunun güvenirliği için cronbach a analizi yapılmış ve %77.36 oranında analizin güvenilir olduğu saptanmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi 0.5 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda? 1. Örneklemdeki bireylerin %61.2'sinin 40 yaş altında, %38.8'inin 40 yaş ve üstünde? %61.5'inin erkek, %38.5'inin kadın? %94.8'inin evli, %6.2'sinin bekar? %12.2'sinin okuryazar değil ve okur yazar, %33.9'unun ilkokul, %%25.5'inin ortaokul, %28.4'ünün lise ve üstü mezunu olduğu? %17.1'inin serbest meslekle uğraştığı, %17.5'inin işçi, %26.9'unun memur, %4.6'sının emekli olduğu ve %33.9'unun çalışmadığı? %88.1'inin asgari ücret altında, %11.9'unun ise asgari ücret ve üstünde bir gelirinin olduğu saptanmıştır. 2. Katılımcıların %53.1'i sahip olduğu serbest zamanın yetersiz olduğunu, çoğunluğu da serbest zamanlarını değerlendirebilecekleri tesislerin olmadığını, serbest zaman etkinlikleri için %65.4'ü ayda 50 ytl'den az bir miktar ayırabildiğini belirtmiştir. 3. Bireylerin çoğunluğunun, serbest zamanlarında aile ekonomilerine katkı sağlamak amacıyla bir etkinlikle uğraşmadığı ancak bunu yapabilmek için çeşitli kurslara gitmek ve kurslardan edindiği bilgilerle ürettiklerini bu amaçla satmak istediği sonucu ortaya çıkmıştır.
Çalışan ve çalışmayan kadınların televizyonda yayınlanan kadın programlarından yararlanma durumları
Bu arastırma, çalısan ve çalısmayan kadınların televizyonda yayınlanan kadın programlarından yararlanma durumlarını belirlemek amacı ile yapılmıstır. Arastırmanın örneklemini, Ankara il merkezinde yasamakta olan 219'u çalısan ve 181'i çalısmayan kadın olmak üzere toplam 400 kadın olusturmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıstır. Toplanan veriler SPSS for Windows 11.0 paket programı ile analiz edilmistir. Çalısan ve çalısmayan kadınların televizyonda yayınlanan kadın programlarından yararlanma durumları arasındaki farklar khi-kare testi ile kontrol edilmistir. Arastırmada anlamlılık düzeyi 0.5 olarak kabul edilmistir. Arastırmaya katılan kadınların yas ortalaması 34.2±0.25'dir. Televizyonda yayınlanan kadın programlarının izlenme durumları, kadınların çalısma durumlarına göre farklılık göstermektedir (P=0.000< ?=0.05). Çalısmayan kadınlar, çalısan kadınlara göre daha yüksek oranda televizyonda yayınlanan kadın programlarını izlemektedir. Kadınlar, televizyonda yayınlanan kadın programlarında en çok sağlık (% 59.9), çocuk bakımı (% 46.8) ve yemek tarifleri (% 45.5) bölümlerine yer verilmesi gerektiğini düsünmektedir. Çalısan kadınlara göre kadın programlarında en çok yer verilmesi gereken bölümler içerisinde ikinci sırada çocuk bakımı (% 52.6) bölümü yer alırken, çalısmayan kadınlarda din ve ahlak (% 56.8) bölümü yer almaktadır. v Genel olarak bakıldığında, arastırmaya katılan kadınların büyük bir kısmı kadın programlarındaki konulardan az olarak yararlanmaktadır. Sık olarak yararlandıkları konular; yemek tarifleri, beslenme, müzik, din ve ahlak, sağlık ve çocuk eğitimi konularıdır. Genel olarak, arastırmaya katılan kadınlar, televizyonda yayınlanan kadın programlarında eğitici bilgilere daha çok yer verilmesi gerektiğini (% 90.9), bu tarz programlarda uzman kisilerden daha fazla yararlanılması gerektiğini (% 88.9), kadın programlarında daha çok günlük hayata geçirilebilecek bilgilerin yer alması gerektiğini (% 86.3) düsünmektedirler. Bu sonuçlar ısığında kadınlara ve kadınlara yönelik program hazırlayan medya kuruluslarına bazı öneriler getirilmistir.
Düzce ili İsmet Paşa İlköğretim Okulu 6,7,8. sınıflara devam eden öğrencilerin beslenme bilgi düzeyleri, alışkanlıkları ve obezite durumları üzerine bir araştırma
Bu araştırma Düzce İli İsmet Paşa İlköğretim Okulu 6, 7, 8. sınıflara devameden öğrencilerin beslenme alışkanlıkları, beslenme bilgisi ve obezite durumlarınıntespit edilmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür.Araştırma kapsamına 196 erkek, 154 kız olmak üzere 350 öğrenci alınmıştır.Elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiştir.BKI'lerine göre 11-12 yaş grubu erkek ve kız öğrencilerin NCHSverilerindeki persentillere göre hepsi normal, 12-13 yaş grubu erkek öğrencilerin61.7'si normal, %3.1'i hafif şişman, %1.5'şi aşırı şişman, kız öğrencilerin %63.6'sınormal, %4.5'i hafif şişman, %1.3'ü şişman ,13-14 yaş grubu erkek öğrencilerinin%26.0'sı normal, %3.1'i hafif şişman, kız öğrencilerin %27.9'unun normal olduklarıbelirlenmiştirBel/kalça oranlarına göre erkek öğrencilerin %100.0'ünün <1 normaldeğerlerde, kız öğrencilerin %65.6'sının <1 normal değerlerde, %34.4'ünün ⥠0.85normal değer sınırının üzerinde oldukları tespit edilmiştir.Öğrencilerin %65.1'inin günde üç öğün yemek yedikleri ve gruplararasındaki farkın önemli olduğu bulunmuştur (p<0.05).Öğrencilerin %66.6'sının bazen, %22.8'inin her zaman öğün atladığı, en çokatlanılan öğünün öğle yemeği olduğu ve öğün atlama nedenlerinin başındaöğrencinin canının istememesi geldiği belirlenmiştir.Öğün arasında bazen yiyecek tüketenlerin oranı %49.1, her zaman yiyecektüketenlerin oranı %48.3'dür. Öğün aralarında en çok tüketilen yiyeceğin %37.7tüketilme oranı ile meyve olduğu saptanmıştır.i.Öğrencilerin %28.6'sının hiç, %43.7'sinin ise tam olarak beslenme eğitimialmadıkları belirlenmiştir.Öğrencilerin %36.9'u boş zamanlarını kitap okuyarak, %32.3'ü tv izleyerek,%19.1'i spor yaparak geçirmektedirler.Öğrencilerin %94.9'unun kalsiyum, %93.4'ünün posa, %84.6'sının çinko,%74.6'sının bakır, %41.1'inin demir, %37.4'ünün enerji tüketiminin yetersiz olduğubelirlenmiştir.BKI'lerine göre incelendiğinde tüm öğrencilerde obezite oranının düşükolduğu ancak, beslenme bilgilerinin yetersiz olduğu, beslenme alışkanlıklarındakahvaltı yapmama, öğünlerini yemek dışındaki yiyeceklerle geçiştirme, yemekseçme gibi yanlışlıklar bulunduğu tespit edilmiştir. Eğitim kurumları ve yayınorganları tarafından öğrencilerin, öğretmenlerin ve ailelerin dengeli beslenme veobezite konusunda bilinçlendirilmeleri gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öğretmenlerin A vitaminine ilişkin bilgi ve davranışları
Yapılan literatür çalışmalarında A vitamini ile ilgili bilgi ve davranışları tespitetmeye yönelik herhangi bir araştırmaya ulaşılamamıştır. A vitamini ve öğretmenler ileilgili çeşitli konularda 1976-2003 yılları arasında yapılmış olan araştırmalara aşağıdakısaca değinilmiştir.Hacıbeyoğlu (1976), Ankara merkez ilkokullarında görevli öğretmenlerinbeslenme bilgi düzeylerini saptamak amacıyla 114 erkek, 286 kadın öğretmen üzerindeyaptığı bir araştırmada; öğretmenlerin hiçbir beslenme seminerine veya kursunakatılmadıklarını, erkek öğretmenlerin %68'inin, kadın öğretmenlerin %76'sınınbeslenme kursuna katılmak istediklerini ve öğretmenlerin beslenme konusunda yeterlibilgiye sahip olmadıklarını belirlemiştir. Özellikle, öğretmenlerin besin değeri yüksekolan yiyeceklerin seçimi, yiyeceklerde bulunan vitamin ve mineraller ile çocukbeslenmesi konularında yetersiz oldukları; kadın öğretmenlerin çocuk beslenmesikonusunda erkek öğretmenlerden daha fazla bilgi sahibi olduğu belirlenmiştir.Öğretmenlerin doğru yanıt oranları incelendiğinde, en yüksek doğru yanıtı meslekitecrübesi 21-30 yıl arasında olanların verdiği ve mesleki tecrübe arttıkça bilgidüzeylerinin de yükseldiği bulunmuştur.Ünver (1979) tarafından yenilen otların karoten değerleri ve insan beslenmesinekatkıları ile ilgili iki ayrı köyde bir araştırma yapılmıştır. Bu araştırmanın amacı İçAnadolu'nun Ankara (Ortabereket Köyü) ve Batı Karadenizin Bolu (Karaisak Köyü)ilinin birer köyünde yenilen yabani otların; tüketim durumlarını, karoten değerleri vepişirmenin bu değerlere etkisini, insan beslenmesinde günlük A vitamini gereksiniminekatkısını saptamaktır. Ortabereket köyünde tüketim süresi boyunca toplam ot tüketimibirey başına 7973.7g iken Karaisak köyünde 5012.4g olarak tespit edilmiştir.Ortabereket köyünde 6 çeşit otun çiğ karoten değerleri 100 g otta 3248.95 ± 67.91 ve7662.50 ± 94.38 IU arasında değişmektedir. Karaisak köyünde tüketilen 12 otun çiğ59karoten değerleri 100 g otta 3538.95 ± 67.99 ve 10364.97 ± 96.12 IU arasında olduğubelirlenmiştir. Bu otlardaki pişirme ile oluşan kayıp Ortabereket köyünde %5-16 ikenKaraisak köyünde %5-28 arasında değişmiştir. Diyette günlük A vitaminigereksiniminin tamamı bitkisel kaynaklardan karoten olarak sağlanırsa Ortabereketköyünde otlar gereksinimin %7.5'ini, Karaisak köyünde %14.0'ünü karşıladığı tespitedilmiştir.Penner ve ark. (1981) San Diego'da Sağlık Bilgisi, Beden Eğitimi, EvEkonomisi, Fen Bilgisi ve Sosyal Bilgisi derslerine giren ortaokul öğretmenlerininbeslenme bilgileri ile tutumlarını ve beslenme uygulamalarını değerlendirmişlerdir. Evekonomisi öğretmenlerinin beslenme bilgi puanlarının diğer öğretmenlerden dahayüksek olduğu, ayrıca beslenme öğretimine karşı Ev Ekonomisi öğretmenlerinin pozitiftutumlara sahip olduğu belirtilmiş, ancak öğretmenlerin kendi beslenmelerine karşı olantutumlarının değerlendirilmesinde öğretmenler arasında farklılık bulunmamıştır.Saliah ve ark. (1983) Kansas'ta ilkokul öğretmenlerinin beslenme bilgi, davranışve uygulamalarının saptanması amacıyla bir araştırma yapmışlardır. Sonuç olaraköğretmenlerin beslenme bilgi puanları arasında sınıf seviyesine, bir veya daha fazlaüniversite eğitimi almalarına ve üniversite eğitimi süresince beslenme dersi alıpalmadıklarına ve o anda beslenme dersi verip vermediklerine göre önemli farklılıklarbulunmuştur. Ayrıca beslenme davranışları ve beslenme uygulamaları puanlarıarasındaki farklılıkların da sınıf seviyesine, öğretmenin beslenme dersi alıp almamadurumuna ve o anda beslenme dersi verip vermediğine bağlı olabileceği belirtilmiştir.Sürücüoğlu (1986), aile beslenmesinde kadının rolünü belirlemek amacıylaAnkara ilinde bazı bakanlıklarda çalışan 215 evli kadın üzerinde yaptığı çalışmada;kadınların %46.5'inin iyi ve çok iyi %43.2'sının yeterli, %10.3'ünün yetersiz düzeydebeslenme bilgisine sahip olduğunu bulmuştur. Kadınların eğitim durumları ile beslenmebilgi düzeyi arasındaki ilişkinin önemli olduğu belirlenmiştir. Kitle iletişim araçlarından60radyo, gazete ve dergilerde yayınlanan beslenme hakkındaki bilgileri izleme açısındaneğitim grupları arasındaki fark önemli bulunmuştur. Kadınların eğitim seviyesiyükseldikçe günde üç öğün yemek yiyenlerin oranında yükselme olduğu belirlemiştir.Tekgül ve ark. (1986) Ankara ilinde Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığınabağlı 6 ilkokulda öğretmenlerin ve öğrencilerinin beslenme bilgileri ve uygulamalarıüzerine yaptıkları bir araştırmada; iki ilkokulda (Kubilay ve Abdi ipekçi ilkokulu)bulunan öğretmenlerin ve öğrencilerin beslenme bilgilerinin iyi düzeyde olduğu,öğretmenlerin kendi bilgilerini öğrencilere aktarabilmeleri ve uygulamaları arasındakiilişkinin de önemli olduğunu belirlemişlerdir. Ayrıca, öğretmenin bilgi düzeyiyükseldikçe bunu öğrencilere verebilme ve uygulatabilmenin de o düzeyde yükseldiğigörülmüştür.Anaokulu ve anasınıflarındaki öğretmenlerin beslenme uygulamalarını vebeslenme bilgi düzeylerini ortaya koymak amacıyla, Van ilinde düzenlenen Hizmet-İçiEğitim kursuna katılan 220 öğretmen üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Hizmet-içieğitim kursuna katılan öğretmenlerin %87.6'sı bu kurslarda Beslenme dersialmadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin, genel beslenme bilgilerine ilişkin temelnitelikteki soruları %75.9 oranında doğru cevapladıkları ve ilde görev yapanların busoruları doğru cevaplama oranının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerintemel beslenme bilgilerinin iyi olduğu düşünülmekle beraber, beslenme uygulamalarınıistenilen nitelikte gerçekleştiremedikleri vurgulanmıştır (Poyraz, 1987).Köksal ve Kırlı (1988) ilkokul öğretmenlerinin beslenme bilgi düzeyleri veeğitim durumlarını belirlemek amacıyla yaptıkları araştırmada; Milli Eğitim Gençlik veSpor Bakanlığı'nın ilkokul programında beslenme konularına geniş yer vermiş olmasınarağmen okullarda beslenme eğitiminin iyi yapılmadığı görüşünde olan öğretmenlerinoranının %84 olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin %82.0'sininbeslenme ile ilgili hizmet içi eğitim, seminer ya da kurs görmedikleri ve beslenme ile61ilgili bilgilerinin de yetersiz olduğu, ancak öğretmenlerin bu eksikliğin farkındaoldukları ve bu konuda eğitim almak istediklerini belirttikleri saptanmıştır. Genel olaraksoruların yanıtlanmasında doğru yanıt verenlerin oranı yüksekken, birbirini tamamlayanve birbirleriyle ilgili olan sorularda alınan yanıtların değerlendirilmesi, öğretmenlerinbilgilerinin köklü ve birbirleriyle bağlantılı olmadığını, başka bir ifadeyle ?kulaktandolma bilgiler? olduğunu ortaya çıkarmıştırTaşdemir (1990), ilkokul öğretmen ve öğrencileri ile birinci basamak sağlıkhizmetlerinde görevli ebelerin; beslenme konusunda bilgi tutum ve davranışlarınısaptamak için 272 öğrenci, 56 öğretmen ve 56 ebe üzerinde yaptığı bir araştırmada:öğretmenlerle ebelerin bilgi düzeylerinin çok farklı olmadığı sonucuna varmıştır. Hizmetyılı 11-20 yıl arası olan öğretmenlerin beslenme tutumunun en iyi olduğu, hizmet yılı 10yılın altında ve 21 yıldan fazla olan öğretmenlerin beslenme tutumu olumlu olanlarınoranının azaldığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin %2.0'sinin yüksek, %29.0'nun iyi,%57.0'sinin orta ve % 12.0'sinin de yetersiz düzeyde beslenme bilgisine sahip olduklarıgörülmüştür. Bu hususlar göz önüne alınarak, öğretmenlerin beslenme eğitimi görmelerive bu alanda yetiştiren kurumların öğretim programlarına beslenme dersininkonulmasının önemi vurgulamıştır. Öğretmen, ebe ve öğrencilerin kitle iletişimaraçlarındaki besinlerle ilgili reklamlardan önemli ölçüde etkilendiği ve buna göre,öğrencilerin %73.0'ünün, öğretmenlerin %55.0'inin, ebelerin %55.0'inin reklamlardanetkilenerek beslenmelerinde değişiklik yaptıkları saptanmıştır.Goshtasbpour (1990) hipotiroidli bireylerde serum retinol ve β karoten düzeyleriile troid hormonları arasındaki ilişkileri incelemiş ve troid yetersizliğinin serum βkaroten ve retinol düzeylerine etkisini değerlendirmiştir. Hipotroid ve multinodülerguatrlı oldukları belirlenmiş 15 hasta ve normal sağlıklı bireyin serum beta karoten veretinol düzeyleri saptanmıştır. Normal sağlıklı bireylerle karşılaştırıldığında, hipotiroidve multinodüler guatrlı bireylerin serum β karoten düzeylerinin yükseldiği ve retinoldüzeylerinin düştüğü bulunmuştur. Her iki durumda istatistiksel açıdan anlamlı olarak62ortaya çıkmıştır. Bu araştırmada karoten düzeyinin yükselmesine neden olabilecekfaktörler, mekanizması bilinmesi de TĞ·, T4 ve TSH hormonlarının etkili olabildiğibildirilmiştir (Alınmıştır; Çakıroğlu, 1990).Şimşek (1991) ortaokul öğrencilerinin beslenme bilgilerini ve alışkanlıklarınısaptamak amacıyla yaptığı araştırmada; ortaokul öğrencilerinin %48.2'sinin ortadüzeyde beslenme bilgisine sahip olduklarını belirlemiştir. Çok iyi bilgi düzeyindeolanlara sadece beslenme dersi okuyan grupta rastlanmıştır. Ev ekonomisi ya dabeslenme dersi okuyan öğrencilerin bilgi puanlarının orta düzeyde yoğunlaşması her ikiderste de verilen beslenme eğitiminin yeterince yararlı olamadığını ya da öğrencilerinkonuya gereken önemi veremediğini ortaya çıkarmıştır. Ancak beslenme konusunu evekonomisi dersi içinde ve beslenme dersini okuyanlar ile bu dersleri hiç okumayanlararasında beslenme bilgi ve alışkanlıkları yönünden az da olsa bir farklılık bulunduğunuortaya koymuştur.Akkoyun (1993) tarafından yapılan bir araştırmada, over kanserli kadınlara Avitamini ve çinko (Zn) verilmesinin, serum A vitamini, β karoten, retinol bağlayıcıprotein (RBP) ve Zn düzeyleri üzerine etkisi incelenmiştir. Bu çalışmada hastalarınbeslenme hikayeleri alınarak A vitamini ve Zn takviyesi yapılmıştır. Bir ay sonra alınanikinci kan örneklerinde serum A vitamini, β karoten, retinol bağlayıcı protein ve çinkodüzeyleri hem kendi aralarında hem de kontrolle karşılaştırılarak incelenmiştir. Ancakilk ölçümlerde bütün parametreler kontrole oranla istatistiksel yönden önemli ölçüdedüşük bulunmuştur. Vitamin ilavesinden sonra ikinci ölçümlerde serum A vitamini, βkaroten, RBP (Retinol Bağlayıcı Protein) konsantrasyonları yükselme göstermeklebirlikte kontrol seviyelerine ulaşılamamıştır. Serum Zn düzeylerinde iki ölçüm arası farkbulunmazken, kontrolle kıyaslandığında, Zn miktarları over kanserlilerde düşükbulunmuştur.63Ünlü (1993)'nün yaptığı araştırmada kanserli hastaların beslenme alışkanlıklarıve serum A vitamini, β karoten ve retinol bağlayıcı protein (RBP) miktarlarıincelenmiştir. Bu çalışmada meme ve akciğer kanserli hastalarla bunların kontrolleriolan sağlıklı bireylerin, beslenme alışkanlıklarının, günlük besin tüketimlerinin, hasta vesağlamların serum A vitamini, β karoten ve RBP miktarlarının saptanması, serummiktarları ile günlük A vitamini tüketimi arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemekamaçlanmıştır. 16 meme kanserli kadın ile kontrol olarak seçilen benzer nitelikteki 18sağlıklı kadın ve 16 akciğer kanserli erkek ve uygun seçilmiş 17 sağlıklı erkekaraştırmanın örneğini oluşturmuştur. Bireylerin, enerji ve besin öğeleri tüketimmiktarları (kişi başına/günde) karşılaştırıldığında meme kanserlilerin enerjiyi, proteini,A, Bï±, B2, C vitamini ve niasini, demiri, çinko ve fosforu kontrol gruplarına göre anlamlıolarak daha az tükettikleri saptanmıştır. Akciğer kanserlilerin A ve B vitaminini kontrolgruplarına göre anlamlı olarak daha az tükettikleri bulunmuştur. Araştırmaya katılanbireylerin Serum A vitamini, β karoten, RBP düzeyleri karşılaştırıldığında, kanserlilerinserum düzeylerinin anlamlı olarak kontrol gruplarından düşük olduğu bulunmuştur.Karabay (1995) tarafından yapılan bir araştırmada; A vitamininin çok yüksekolmayan dozlarının gereksinim dozu ve bu dozun 3 ve 6 katlarının anne ve fetüskaraciğerini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Bu araştırma sonucunda A vitamini dozlarınınfetüste herhangi bir malformasyon (hasar) oluşturmadığı, ancak anne ve fetüskaraciğerinin normal yapısını bozduğu, karaciğer parankim hücrelerinde organel kaybınayol açtığı saptanmıştır.Sağlam ve Yürükçü (1996)'nün Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesiöğrencilerinin besin tüketim durumunu, beslenme alışkanlıklarını ve beslenme bilgidüzeylerini saptamak amacıyla yaptıkları çalışmada; (49 kız ve 104 erkek toplam 153öğrenci) öğrencilerin BKİ değerlerine göre %23.5'inin zayıf, %65.4'ünün normal%10.5'inin hafif şişman ve %0.6'sının şişman olduğunu belirlemişlerdir. Öğrencilerin64%51.6'sı yurtta kalmakta, %48.4'ü evde barınmakta, %27.9'u günde 17-20 adet sigaraiçmekte, %11.6'sı haftada bir alkol almakta, %55.6'sı ise sabah kahvaltısı yapmaktadır.Sevenay (1996) Kayseri il merkezinde çalışan kadınların beslenmealışkanlıklarını, yiyecek hazırlama pişirme yöntemleri ve beslenme bilgi düzeylerinisaptamak amacıyla yaptığı bir çalışmada; kadınların %65.0'inin kötü, %30.0'unun ortave %5'inin iyi beslenme alışkanlığına sahip olduğunu belirlemiştir. Günde üç öğünyemek yiyenlerin oranı %77.7 olarak bulunmuştur. Çalışan kadınların %58.6'sının sabahkahvaltısında, %65.4'ünün öğle yemeğinde dengeli besin tüketmekte olduğu; %56.5'ininyeterli, %31.9'unun iyi, %8.8'inin yetersiz ve %2.7'sinin çok iyi beslenme bilgidüzeyine sahip olduğu saptanmıştır.Melhus ve arkadaşları (1998) yaptıkları bir araştırmada Norveç'teki kalçakırıklarının yüksek insidansının A vitamininin uzun süre fazla miktarda alınması ileilişkili olabileceğini değerlendirmişlerdir. Beden-kitle indeksi, enerji alımı, fizikselaktivite durumu, sigara içme ve östrojen kullanımı gibi değişkenlerin dikkate alındığıçalışmada A vitamini alımının lombar vertebra, femur boynu ve trakonterindeki mineralyoğunluğu aynı zamanda tüm vücut mineral yoğunluğu ile anlamlı şekilde ilişkili olduğubulunmuştur. Günde 1.5 mg'dan daha fazla A vitamini alan kişilere göre %10 daha azolduğu tespit edilmiştir. Birinci grupta kalça kırığı 0.5mg/gün dozunda A vitaminialanlara göre 2/1 şeklinde bulunmuştur.Ünal (1999) yaptığı bir araştırmada sağlıklı çocuklarda A vitamini desteğininKızamık-Kabakulak-Kızamıkçık (KKK) aşı yanıtına etkilerini ele almış ve incelemiştir.Bu araştırmada, kızamık aşısı yapılmamış 68 sağlıklı çocukta 12'inci ayda yapılankrama canlı KKK aşısı ile aynı zamanda verilen 90.000 IU A vitamininin aşıya bağlıIgM ve IgG yanıtına etkileri araştırılmıştır. Üç dönem olarak planlanan çalışmada Avitamini verilen çocuklarda aşı sonrası 2-4'üncü haftada ölçülen A vitamini değerleriartarken verilmeyen çocuklarda başlangıç değerlerine göre azalma olduğu, ancak65farkların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı gözlenmiştir. Aşı sonrası 6-8'inci haftadaher iki grupta da A vitamini değerlerinin başlangıç değerlerine yaklaşma eğilimindeolduğu saptanmıştır. Sonuç olarak humoral yanıtın güçlendirilmesinde A vitaminiverilmesinin etkili olabileceği kanısına varılmıştır.Nepal'de yaşayan ve gece körlüğü problemi çeken gebe kadınlar üzerinde yapılanbir araştırmada çinkonun A vitamini üzerindeki etkisi incelenmiştir. Gebe kadınlarındiyetine 3 hafta boyunca günde 25 mg çinko takviyesi yapılmıştır. Araştırma sonucundayalnızca çinko tedavisi alanların serum çinko düzeyi artmış ancak tek başına gecekörlüğünü ortadan kaldırmada veya gözlerin karanlığa alışma düzeyini iyileştirmedebaşarılı olmamıştır. Ancak hem A vitamini hem de çinko takviyesi yapılan grubun gecegörüşlerinin diğer gruba göre 4 kat fazla iyileştiği görülmüştür. Bu veriler çinkonunbaşlangıçtaki serum çinko düzeyini düşük olan, gece körlüğü yaşayan kadınların gecegörüşlerini iyileştirme sürecinde A vitamininin etkisini güçlendirdiğini göstermektedir(Christian ve ark., 2001) .Akbulut (2002)'un diyetisyenlerin beslenme bilgi, tutum ve davranışlarınınsaptanmasına yönelik olarak yaptığı bir araştırmada; diyetisyenlerin büyükçoğunluğunun yeterli ve dengeli beslenme kurallarına uydukları (%66.7), yüksek yağ vekolesterol içeren besinlerin aşırı tüketiminden kaçındıkları (%70.0), sağlıklı beslenmekonusunda verdikleri önerileri kendilerinin de (%72.0) uyguladıkları belirlenmiştir.Ayrıca bu mesleğe girdikten sonra sağlıksız olan beslenme alışkanlıklarını değiştirenlerbüyük çoğunluktadır (%83.0). Bireylerin genel beslenme bilgi düzeylerideğerlendirildiğinde, bazı eksiklerin olduğu saptanmakla beraber, bilgi düzeylerininkabul edilebilir olduğu sonucuna varılmıştır.Bangladeşli 12-35 aylık rastgele yöntemle seçilmiş ve yetersiz beslenen 653çocuğa yapılan A vitamini ve çinko takviyesinin çocukların gelişimi üzerindeki etkisinibelirlemek amacıyla bir araştırma yapılmıştır. Bu araştırmada kısa süreli çinko takviyesi66ile birleştirilen tek dozluk A vitamininin 6 aydan büyük bebeklerin boy ve kilolarındakiartış üzerinde etkisinin olmadığı belirlenmiştir (Rahman ve ark., 2002).Oumachiqui (2002) tarafından Hindistan'da Gebelik ve Erken GebelikteBeslenmenin Kadınların Sağlığı Üzerine Etkileri üzerine bir araştırma yapılmıştır. Buaraştırmada kadınların beslenme durumu çok yönlü olarak ele alınmıştır. Araştırmayakatılan kadınların yaş aralığı 15-45, evli olanların oranı %93.3'dür ve bunların %66.0'sıergenlik dönemindedir (evli olanların %84.0'ü 18 yaşından önce evlenmiştir). Araştırmasonucunda araştırmaya katılan kadınların protein tüketimi günlük önerilenin (RDA) %60.0-71.0'i, enerji tüketimi (RDA) %65.0-90.0'ı, A vitamini tüketimi (RDA) oranı%50.0'sidir. Kadınlarda görülen anemi oranı %72.0-98.0, parazitik bağırsakenfeksiyonlarının görülme oranı ise %17.0-62.0'dir. A vitamininin yetersizlikdurumunun görülme sıklığı %0.3-86.0 gibi oldukça farklı oranlarda çıkmıştır. Avitamininin yetersizlik durumunu teşhis etmek için çok farklı yöntemler ve mevsimseldeğişim kullanılmıştır. Mevsimsel değişikliğin gıdaların alımında rol oynadığı raporedilmiştir.Sabbağ (2003) ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin beslenmeakışkanlıkları ve beslenme bilgi düzeylerini saptamak amacıyla, 128 erkek ve 253 kadınolmak üzere toplam 381 öğretmen üzerinde bir araştırma yapmıştır. Öğretmenlerin%71.9'unun beslenme konusunda ders almadıkları, %69.5'inin ilkokul programlarındakibeslenme konularını yeterli bulmadıkları saptanmıştır. Öğretmenlerin %42.5'inin sigaraiçtiği, %50.9'unun hiç alkol kullanmadığı, %54.3'ünün günde üç öğün yemek yediği, ençok atladıkları ana öğünün %24.9 ile öğle yemeği olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin%46.7'sinin yiyecek reklamlarından hiç etkilenmediği, %81.1'inin ürünlerdeki etiketbilgilerini okuduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin en çok tercih ettiği içeceklerin; çay veneskafe, yiyeceklerin ise meyve ve simit olduğu görülmüştür. Diyet ürünlerinitüketenlerin oranının %28.8, en çok tercik ettikleri diyet ürünlerinin; kepekli ekmek veaz yağlı beyaz peynir olduğu, en çok gittikleri restoran tipinin; kebapçı, pideci ve67lahmacuncu olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin %71.3'ünün yeterli, %24.9'unun iyive %3.7'sinin yetersiz düzeyde beslenme bilgisine sahip olduğu belirlenmiştir. Erkeköğretmenlerin beslenme bilgi puan ortalaması, 40.69±0.926, kadın öğretmenlerinbeslenme bilgi puan ortalaması ise 45.58±0.645'tir.Alexy, Kersting ve Hellert (2003) 1986-2001 yılları arasında Dortmund'dayapılan DONALD çalışmasında (Dortmund Boylamsal Tasarlanmış Besin veAntropometrik Çalışma) 2-18 yaşları arasındaki kız ve erkek çocuklarının gelişimdönemleri süresince A-E ve C vitamini alım durumlarını değerlendirilmişlerdir. Buzaman sürecinde alınan A vitamini miktarının sabit kaldığı, C vitamini miktarınındoğrusal olarak artarken E vitamini miktarının doğrusal olmayan bir trend izlediği ortayaçıkmıştır. Referans değerin bir yüzdesi olarak ifade edildiğinde, C Vitamini tüketimininen yüksek değerde olduğu (ortalama >%100) görülmüştür. Ancak, kayıtların %45.0 (15ile 18 yaş arası) ile %52.0 (4-6 yaş) arasının C vitamini tüketimlerinin önerilen değerinaltında olduğu (ortalama %48.o) belirlenmiştir. A vitamini için, kayıtların %69.0 (2-3yaşlar) ile %76.0 (13-14 yaş) arası (ortalama %73.0) olduğu; E vitamini önerilendeğerlerine erişilmediği belirtilmiştir. Sonuç olarak A vitamini ile ilgili yapılanaraştırmaların her yıl derinlik kazandığı ve değişik boyutlardan ele alındığını söylemekmümkündür. Son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda özellikle minerallerdenÇinko'nun A vitamini üzerindeki etkisi incelenmiştir ve çinkonun A vitaminininkullanımı ile arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve görme bozukluklarının iyileşmesindeA vitamini ile birlikte yararlı olduğu anlaşılmıştır. Demir'in A vitamini üzerindekietkisine bakıldığında serum retinol düzeyini düşürdüğü görülmüştür ve demir takviyesiyapılan durumlarda A vitamini takviyesi yapılmasının serum retinol düzeyinindüşmemesi için gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.A vitamininin bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi incelendiğinde bağışıklıksistemini artırmada etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bebeklerdeki bağışıklığı artırmakiçin anne sütü alan bebeklerin annelerinin diyetlerine A vitamini takviyesi yapılarak68sütteki retinol oranının yükselmesini sağlamanın bebeğin bağışıklığını artırmadakiönemi vurgulanmıştır.Genel olarak yapılan araştırmalar sonucunda özellikle A vitamininin görmeüzerindeki etkileri incelenmiştir. Ancak son yıllarda araştırmaların konusu değişmiş veA vitaminin büyüme, üreme, epitel doku ve minerallerle ilişkisini konu alan araştırmalarağırlık kazanmıştır. Ancak toplumda yer alan insanların A vitamini ile ilgili çeşitlikonulardaki bilgilerini ve A vitamini tüketim davranışlarını belirlemeye yönelikaraştırmalara rastlanmamıştır.
Almanya`daki Türklerin içecek tüketimine ilişkin görüş ve davranışları
ÖZBu araştırma, Almanya'daki Türklerin içecek tüketimine ilişkin görüş vedavranışlarını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Almanya'nın Berlin ilininKreuzberg bölgesinde yaşayan 16-58 yaş arası 150 Türk'e anket uygulanmıştır.Araştırmaya katılanların %58.0'i erkek, %42.0'si kadındır. Bireylerin %90.0'ıkirada oturmaktadır. Gurbetçilerin yarıya yakını (%47.3) işçi olarak çalışmaktaolup, %40.0'nın öğrenci, ev kadını ve işsiz olduğu için çalışmadığı belirlenmiştir.Katılımcıların en sık (%86.0) demleme siyah çay tükettikleri saptanmıştır. Buiçeceğin en fazla tüketildiği öğün sabah kahvaltısıdır. Çayın ardında en sıktüketilen içecekler kola ve kahvedir. Almanya'da 15 yıl ve üstü kalan bireylerin(2.23±2.14) 15 yıl altında kalan (1.30±1.78) bireylere göre filtre kahve tüketimsıklığı ortalama puanları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur (p<0.01).Kadınların erkeklere göre diyet kolayı (p<0.05), erkeklerin ise kadınlara görehazır meyve sularını (p<0.01) daha sık tükettiği tespit edilmiştir. Eğitimseviyeleri lise altında olan bireyler kuşburnu çayını, eğitim seviyesi lise ve üstüolanlardan daha çok tüketmektedirler (p<0.01). Bireylerin %79.3'ü süttükettiklerini bildirmişlerdir. İleri yaşlarda görülen osteoporozu önlenmekamacıyla süt tüketiminin önemine bireylerin çoğunluğu (%67.3) katılmıştır.İçecek satın alırken ambalaj çeşidine dikkat edilmesi gerektiğine, bireylerin%70.7'si katılmakta, %21.3'ü kararsız kalmakta, %8.0'i katılmamaktadır. Salepve boza en seyrek tüketilen içeceklerdir. Alkollü içeceklerde ise en çok biranın,ardından şarap, viski ve rakı tüketildiği saptanmıştır. Araştırmaya katılanbireylerin yaklaşık yarısı (%49.3) içecekler üzerindeki etiketleri okuduğunubelirtmiştir. Bu araştırmayla Almanya'daki Türklerin içecekler hakkında yeterlibilgiye sahip olmadıkları ortaya çıkmıştır.IV
İnternet ile tüketici eğitimi
Bu araştırma, Tüketici Eğitimi'nin internet aracılığı ile verilebilirliğini belirlemek vehazırlanan eğitim modelinin etkinliğini saptamak amacı ile planlanıp yürütülmüştür.Araştırmanın örneklemini, internet adresindeki ? nternet ile Tüketici Eğitimi Modeli?nin yeraldığı internet sayfasını (www.aybala.web.tr) ziyaret eden ve bu araştırmaya katılmayagönüllü olan toplam 320 tüketici oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel verileri deneyseldesenlerden tek grup ön test ve son test modeli, nitel verileri ise grup görüşmesi aracılığıylatoplanmıştır. Tüketicilerin ? nternet ile Tüketici Eğitimi Modeli?ne katıldıktan sonra ?BaşarıTesti?nde yer alan konularla ilgili bilgisinin anlamlı bir şekilde arttığı belirlenmiştir (p < 0.001). Çalışan ve çalışmayan tüketicilerin ?Başarı Testi?nde yer alan konularla ilgilibilgisinin başarı testi erişi puanları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p <0.001).Eğitime katılan çalışmayan tüketiciler, çalışan tüketicilere göre eğitimden daha fazlayararlanmışlardır. Erkek ve kadın tüketicilerin ?Başarı Testi?nde yer alan konulara ilişkinbilgisi başarı testi erişi puanları arasındaki farkın anlamlı olmadığı saptanmıştır (p > 0.05).Tüketicilerin yaş gruplarına göre ?Başarı Testi?nde yer alan konulara ilişkin bilgisi başarıtesti erişi ortalama puanları arasındaki fark anlamlıdır (p < 0.001). Eğitimden 21 ve dahaküçük yaş grubu diğer yaş grubundaki tüketicilere göre daha fazla, 28 ve daha büyük yaşgrubundaki tüketiciler ise diğerlerine göre daha düşük oranda yararlanmışlardır. Hangigruplar arasında anlamlı farklılık olduğunu belirlemeye yönelik olarak Tukey testiuygulandığında; 21 ve daha küçük yaş grubundaki tüketiciler ile 28 ve daha büyük yaşgrubundaki tüketiciler arasında ve 22-24 yaş grubu ile 28 ve daha büyük yaş grubundakitüketiciler arasında anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Tüketicilerin öğrenim durumlarına göre?Başarı Testi?nde yer alan konulara ilişkin bilgisi başarı testi erişi ortalama puanlarıarasındaki farkın anlamlı olduğu belirlenmiştir (p < 0.001). Lise ve daha az eğitim alantüketicilerin diğer tüketicilere oranla ? nternet ile Tüketici Eğitimi Modeli?nden daha fazlayararlandıklarını söylemek mümkündür. Lise ve daha az eğitim alan tüketiciler ile lisans üstüve lisans mezunu tüketiciler ile yine lisans üstü tüketiciler arasındaki fark anlamlıdır.Tüketicilerin mesleklerine göre ?Başarı Testi?nde yer alan konulara ilişkin bilgisi başarı testierişi ortalama puanları arasındaki farkın anlamlıdır (p < 0.001). Serbest meslek sahibitüketiciler eğitimden daha fazla yararlanırken akademisyenler daha az yararlanmışlardır.Tukey testi, akademisyen tüketiciler ile öğrenciler, yine akademisyen tüketiciler ile serbestmeslek sahipleri; memurlar ile serbest meslek sahibi tüketiciler arasında anlamlı farklılıkolduğunu göstermektedir. Grup görüşmesine katılan tüketiciler, konunun ilgi çekici olması veeğitim içeriğinin günlük hayatta kullanılabilecek bilgiler içermesini bu modelin olumlu yönü;modelin canlılık yönünden eksik olması ve örneklere az yer verilmesini ise, modelinolumsuz yönü olarak belirtmişlerdir. Tüketicilerin ? nternet ile Tüketici Eğitimi Modeli?nekatılmaları, Tüketici Eğitimi'ne duydukları ihtiyacı ve konuya duydukları ilgiyigöstermektedir. Bu sonuç, gelecek uygulamalarda tüketicilerin istekliliğini ve yeniyöntemlere açık olduklarını gösterebilir. Dolayısı ile hazırlanacak internet ile eğitimmodellerine katılacakları sayıltısından hareketle ülkemizde internet ile eğitim veren tüketicieğitimi sitelerine ihtiyaç bulunmaktadır. nternet ile tüketici eğitimi yaygınlaştırılmalı, ayrıcagelecekte tüketici eğitimi geleneksel ve uzaktan eğitim yöntemleri ile verilerek, bu ikiyöntemin başarı açısından karşılaştırılmasını sağlayacak yeni çalışmalar yapılmasıönerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Uzaktan eğitim, internet ile eğitim, tüketici eğitimi, internet ile tüketicieğitimi
Adıyaman ilinde eğitim gören üniversite öğrencilerinin beslenme bilgilerinin ve alışkanlıklarının araştırılması
ÖZETADIYAMAN İLİNDE EĞİTİM GÖREN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİNBESLENME BİLGİLERİNİN VE ALIŞKANLIKLARININ ARAŞTIRILMASIERTEN, MuratYüksek Lisans, Aile Ekonomisi ve Beslenme Eğitimi Bilim DalıTez Danışmanı: Prof. Dr. Işıl ŞİMŞEKAdıyaman ilinde eğitim gören üniversite öğrencilerinin beslenme bilgilerini vealışkanlıklarını tespit etmek amacıyla yapılan bu araştırma Adıyaman Eğitim Fakültesi,Adıyaman Fen-Edebiyat Fakültesi, Adıyaman Sağlık Yüksek Okulu ve Adıyaman MeslekYüksek Okulu'nda eğitim gören 250 üniversite öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir.Öğrencilerin kişisel bilgilerini, beslenme bilgilerini ve beslenme alışkanlıklarını saptamayayönelik bir anket geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 7.5 (StatisticalProgram for Social Science 7.5) istatistik paket programında değerlendirilmiştir. Buaraştırmada aritmetik ortalama, standart sapma, alt-üst değerler, sayı ve yüzde dağılımlarıkullanılmıştır. İstatistiksel önemlilikleri saptamada ise khi-kare (x2), bağımsız t-testi,tek yönlü varyans analizi ve tukey testi kullanılmıştır.Öğrencilerin %72.8'i beslenme konusunda herhangi bir eğitim almamıştır.Beslenme eğitimi alan kızların oranı (%40.8) erkeklere göre (%12.5) daha yüksektir(p<0.001). Öğrencilerin büyük oranı (%85.6) beslenme ile ilgili bir eğitim programıdüzenlenmesi halinde dinleyici olarak katılım göstermede isteklidir. Öğrencilerin%70.8'inin temel beslenme bilgisi orta düzeydedir ve bu düzey yeterli değildir.Öğrencilerin %77.2'si sağlıklı bir şekilde beslendiğine inanmamaktadır. Öğrencilerinbüyük oranını gün içinde ana ve ara olmak üzere toplam üç (%40.4) ve dört (%32.4) öğünbeslenenler oluşturmaktadır. Öğrencilerin %28.0'inin ara öğün alışkanlığı yoktur.Beslenme eğitimi alanların günlük öğün sayısı beslenme eğitimi almayanlara göre dahayüksektir (p<0.05). Sigara içmeyenlerde sabah kahvaltısı yapma oranı daha çoktur(p<0.01). Öğrencilerin süt tüketim sıklığı ile meyve ve sebze grubu besinleri tüketimsıklığı yeterli düzeyde değildir. En sık tüketilen içecekler sırasıyla su, çay ve kahvedir.Gerçekleştirilen bu araştırma ile üniversite öğrencilerinin beslenme bilgilerindekive alışkanlıklarındaki yetersizliklerin etkin ve sürekli verilecek beslenme eğitimi iledüzeltilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Farklı eğitim düzeyindeki kadın tüketicilerin giyim eşyası satın alma davranışları
Bu araştırma farklı eğitim düzeyindeki kadınların giyim eşyası satın alma davranışlarınıbelirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmanın çalışma evreni Ankara ili Elmadağ ilçesindebulunan farklı öğrenim durumlarına sahip 18 yaş üzeri kadınlardır. Çalışma evrenini temsil etmeküzere örneklem olarak rasgele seçilmiş 300 kadına, araştırmacı tarafından geliştirilen anket formuuygulanmıştır.Üniversite ve üstü mezunlarının giyim eşyası satın alma kararı verirken daha çok arkadaştanetkilendikleri; ilköğretim mezunlarının çocuklarından etkilendikleri; lise ve dengi okulmezunlarının ise anneden etkilendikleri belirlenmiştir. Farklı öğrenim düzeyine sahip kadınlarıngiyim eşyası satın alma kararı verirken arkadaştan, anneden ve çocuklarından etkilenmelerindegözlenen bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<.05).Kadınların çoğunluğunun ihtiyaç duydukça giyim alışverişine çıktıkları, lise ve dengi okulmezunlarının ilköğretim ve üniversite mezunlarına göre daha çok ihtiyaç duydukça, giyimalışverişine çıktıkları belirlenmiştir. Farklı öğrenim düzeyine sahip kadınların giyim alışverişineçıkma sıklıkları arasında gözlenen bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bulunmuştur(p>.05).lköğretim ve lise ve dengi okul mezunu kadınların üniversite ve üstü mezunu kadınlara göregiysinin fiyatını daha çok dikkate aldıkları ve yine lise ve dengi okul mezunları ile üniversite veüstü mezunu kadınların ilköğretim mezunu kadınlara göre giyim eşyasında giysinin modayıyansıtması özelliğini daha çok dikkate aldıkları görülmüştür. Öğrenim düzeylerine göre giysininfiyatını ve modayı yansıtması özelliğini dikkate almalarında gözlemlenen farkın istatistiksel anlamlıolduğu bulunmuştur (p<.05).Üniversite ve üstü mezunların daha çok giyim eşyası ile ilgili sorunla karşılaştıklarıgörülmüştür. Öğrenim düzeyine göre kadınların giyim eşyası ile ilgili sorunla karşılaşmalarındakifarklılığın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<.05).Kadınların çoğunluğunun karşılaştıkları sorunları satıcı mağazaya ilettikleri, lise ve dengiokul mezunlarının diğer mezunlara göre daha fazla sorunlarını satıcı mağazaya ilettikleribelirlenmiştir. Kadınların çoğunluğunun bazen aldığı giysiden memnun kaldığı, üniversite ve üstümezunların diğerlerine göre genel olarak aldığı giysiden daha fazla memnun kaldığı belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: kadın, giysi, satın alma davranışı
Kadınların sabah ve öğleden sonra kuşağı programlarını izleme durumlarının araştırılması
KADINLARIN SABAH VE ÖĞLEDEN SONRA KUŞAĞI PROGRAMLARINIİZLEME DURUMLARININ ARAŞTIRILMASITelevizyon kanallarının çoğalması ile beraber son dönemde magazin/yarışmaprogramlarının sayısında da artış görülmüştür. Eğlence programları; müzik,hediyesanatçıların olduğu programlardır.Bu programlar Sabah ve Öğleden Sonra KuşağıProgramlarının kapsamındadır.Bu çalışma; Kadınların sabah ve öğleden sonra kuşağıprogramlarını neden ve ne sıklıkla izlediklerini daha çok hangi programları izlemeyitercih ettiklerini anlamaya yönelik yapılan, demografik, psikolojik ve sosyolojiközelliklerin incelendiği bir çalışmadır.Araştırmanın evrenini 2005-2006 yılında İstanbul il Merkezi Anadoluyakasında yaşayan kadınlar oluşturmaktadır. Tesadüfi seçilmiş anketi cevaplamayaistekli 350 kadın araştırmanın örnekleme grubu oluşturmuştur. Bu araştırmakapsamında, kadınlar için anket formu kullanılmıştır. Kadınların kişisel bilgilerifrekans ve yüzde olarak ortaya konulmuştur. Kadınların görüşleri arasında fark olupolmadığı Çapraz Tablo Ki-Kare, Anova ve scheffe testleri ile kontrol edilmiştir.Araştırmada anlamlılık düzeyi 0,5 ve 0,1olarak kabul edilmiştir.Bu araştırma sonucunda ; Kadınların sabah ve öğleden sonra kuşağıprogramlarını düzenli olarak izledikleri görülmüş, kadınların programları izleme*sıklıkları ile yaşları arasındaki fark önemli bulunmuştur.( p=0,002
Çalışan ve çalışmayan kadınların aile kaynaklarının kullanımına ve yönetimine ilişkin davranışları
Bu araştırma, Mersin ilinin Mezitli Beldesi'nde yaşayan kadınların ailekaynaklarının kullanımı ve yönetimine ilişkin davranışlarını saptamak amacıylaplanlanıp, yürütülmüştür. Elde edilen bulgular bağımsız değişkene (kadınlarınçalışma durumları) bağlı olarak ölçülmüş ve yorumlanmıştır.Araştırma bulgularına göre; araştırmaya katılan kadınların 165'i çalışan, 165'içalışmayan olmak üzere toplam 330 kişiden oluşmaktadır. Kadınların % 21,8'iortaokul, % 40,0'ı lise ve %16,1'i üniversite mezunudur. Kadınların ailelerinin %22,1'i 1401-1700 YTL arasında gelire sahiptir.Çalışma durumlarına göre kadınların % 83,6'sı gelir kullanımı konusundahiçbir sorunla karşılaşmamaktadır (p<0,05). Kadınların % 73,6'sı ailede gelirkullanımı konusunda eşiyle birlikte karar vermektedir. Gelirin harcandığı alanlarsırasıyla; yiyecek maddelerinin satın alınması, konut giderleri ve ev işletmesigiderleridir.Kadınların büyük bir çoğunluğu (% 83,6) zamanlarını verimli kullandıklarıgörüşündedirler. Bu oran çalışan kadınlarda % 77,0, iken çalışmayan kadınlarda %90,3'tür (p<0,05). Kadınlar (% 31,8) serbest zamanlarında televizyon seyretmektedir.Fiziksel enerji kullanımı açısından kadınların % 73,0'ı her zaman işlerinikolaylaştıran araç-gereçler kullanmaktadır. Kadınların yorgunluk nedenleri başındayeterli aralıklarla dinlenmemek, iş ile ilgili yeterli bilgi ve beceriye sahip olmamakyer almaktadır.Yapılan bu araştırma ile değişen toplumsal yaşamda kadınların kaynakkullanımı ve yönetimi davranışları tespit edilerek bazı öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kadın, Çalışan-Çalışmayan Kadınlar, Aile kaynakları
Aile yaşam merkezindeki kurslara katılan kadınların kursa devam etme nedenleri ve memnuniyet durumlarının araştırılması
ÖZETA LE YAŞAM MERKEZ NDEK KURSLARA KATILAN KADINLARINKURSA DEVAM ETME NEDENLER VEMEMNUN YET DURUMLARININARAŞTIRILMASITırınoğlu, Şengül B.Yüksek Lisans Tezi, Aile Ekonomisi ve Beslenme Eğitimi Bilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Nedime ŞanlıKasım-2006Bu araştırma, Aile Yaşam Merkezindeki (AYM) kurslara katılan kadınlarınkursa devam etme nedenleri ve memnuniyet durumlarını saptamak amacıylaplanlanıp yürütülmüştür. Araştırma tarama modeliyle yapılmıştır. Araştırma evrenini;Ankara Büyükşehir Belediyesi Eğitim ve Kültür Daire Başkanlığına bağlı AYM'deki 2006 yılında kayıtlı 2600 kadın üye, örneklemi bu üyelerden araştırmayakatılmayı kabul eden 250 kadın kursiyer oluşturmaktadır. Veriler anket yoluylatoplanmıştır. Anket iki bölüm ve 27 sorudan oluşmuştur. Anketlerle elde edilenveriler SPSS paket programıyla analiz edilmiştir.Araştırmanın bulgularına göre; araştırmaya katılanların %64.8'i Etimesğut'taoturmakta, yarıya yakını 30-39 yaşlarında ve yüksekokul mezunudur. Kursiyerlerinçoğunluğu evli olup, kendilerini orta gelir düzeyinde görmekte, kursiyerlerin%56.4'ü çalışmamaktadır. Kursiyerlerin çoğunluğu bedensel ve ruhsal daha sağlıklıolmak için, yarıya yakını boş zamanını değerlendirmek, içinde bulunduğu stres vesıkıntıdan uzaklaşıp rahatlamak, yeni bilgi ve beceriler kazanmak için kurslarakatılmaktadır. Bu katılma nedenlerinde; kursiyerlerin eğitim düzeylerinin, medenidurumlarının ve çalışma durumlarının etkili olduğu saptanmıştır. Kursiyerler en çoksportif kursları tercih etmekte, katıldığı kurs çeşidinde ise eğitim düzeyi, medenidurum ve çalışma durumunun etkili olduğu bulunmuştur. Kursiyerler kurslarakatılarak; stres ve sorunlarından uzaklaşıp rahatladığını, kendini bedensel olarakdaha sağlıklı ve daha mutlu, huzurlu hissettiğini belirtmiştir. Katılanların eğitimdüzeyi, medeni durum ve çalışma durumunun kursların sağladığı faydalarıyla ilgiligörüşlerinde etkisi önemli bulunmuştur. Kursiyerlerin çoğunluğu kursa katılmakararını kendileri vermekte, kurs süresini yeterli bulmakta ve kursa gelmesinizorlaştıran bir neden olmadığını belirtmektedir. Araştırmaya katılanların büyükçoğunluğu, katıldığı kurslardan memnun, kurslarda verilen bilgi-beceri ve hizmetleriyeterli bulmaktadır. Kurslardan daha çok kişinin faydalanması için kursiyerler dahaçok broşür ve ilanlar ile radyo ve televizyon yayınları aracılığıyla duyuruyapılmasının etkili olacağını belirtmektedir. Kursiyerlerin çoğunluğu mevcut kursçeşitlerini yeterli bulmakta, kursun fiziki ortam özelliklerinden havalandırma hariç;aydınlatma, ısıtma, genişlik ve dekorasyonu iyi/çok iyi, kursun verildiği sınıf-atölyenin donanımını ise yeterli bulmaktadır
Özel ve resmi okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden dört altı yaş grubu çocuklarının beslenme alışkanlıklarının karşılaştırılması
iiÖZETÖZEL VE RESMİ OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARINA DEVAM EDENDÖRT-ALTI YAŞ GRUBU ÇOCUKLARININ BESLENME ALIŞKANLIKLARININKARŞILAŞTIRILMASIAkar, A. SelmaYüksek Lisans, Aile Ekonomisi ve Beslenme Eğitimi Bilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Saime KÜÇÜKKÖMÜRLEREkim-2006Özel ve resmi okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 4-6 yaş grubuçocuklarının beslenme alışkanlıklarının karşılaştırılması amacıyla planlanıp yürütülen buaraştırmanın kapsamına Ankara'nın merkez ilçelerindeki özel ve resmi okul öncesieğitim kurumlarına devam eden 4-6 yaş arasındaki 362 çocuk alınmış ve araştırmadatarama modeli uygulanmıştır.Bu araştırma 2005-2006 yılında yapılmıştır.Veriler hazırlanan anket formuyla toplanmış, her çocuğun boy ve kilosuölçülmüştür.Anket formu; sosyo ekonomik özellikler, beslenme alışkanlıkları ve yemedavranışlarına yönelik hazırlanmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, özel okullara giden çocukların % 42'sinin, devletokullarına giden çocukların % 44'ünün bazen öğün atladığı, atlanan öğünün % 36'lıkoranla öğle olduğu görülmüştür.Çocukların % 55,4'ünün her gün sebze tüketmediğibuna karşılık özel okullara giden çocukların % 33,8'inin haftada 1-2 kere hızlı-hazıryiyecekleri tükettikleri tespit edilmiştir.Özel ve resmi okul öncesi eğitim kurumlarınadevam eden çocukların beslenme alışkanlıklarında öğün atlama durumu, en çok sevilenpeynir çeşidi, fast-food yiyecekleri tüketme sıklığı konularında farklar olduğu sonucunaulaşılmıştır.
Okul kantin uygulamaları hakkında anne baba görüşleri
ÖZETOKUL KANTİN UYGULAMALARI HAKKINDA ANNE BABA GÖRÜŞLERİCan Akınay, ArmağanYüksek Lisans, Aile Ekonomisi ve Beslenme Eğitimi Bilim DalıTez Danışmanı : Prof. Dr. Mine ARLIAralık-2006Bu araştırmada Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde yer alan 9 ilköğretim okulundaöğrencisi olan 425 anne/babanın kantin uygulamaları hakkındaki görüşlerini belirlemekamacıyla anket tekniği uygulanmıştır. Elde edilen bulgular, anne ve babaların okul kantinuygulamaları ile ilgili görüşlerinin olumsuz olduğunu (-340) ortaya çıkarmıştır. Anne vebabaların, en olumlu bulduğu değerlendirme çalışanların öğrencilerle ilişkisi iken, enolumsuz görüşü kantindeki sandalye ve masaların boyutlarının öğrencilere uygun olmamasıolarak saptanmıştır. Anne babaların %47,1'i kantine alternatif bir yer olduğunu ve bu yerinbakkal olduğunu belirtmişlerdir. Öğrencilerin öğrenim şekli ne olursa olsun anne ve babaların%7,7'si çocuklarının kantinden öğle yemeğini geçiştirmek için bir şeyler satın aldığınıdüşündükleri ortaya çıkmıştır. Kantinden alışveriş için ayrılan sürenin yeterli olduğunu ama,satış yapılan yerlerin yetersiz olduğunu düşündükleri saptanmıştır. Okulda kantinin yerinibilmeyen veli yok iken, yerinden memnun olmayan anne ve babaların oranı %47.1 çıkmıştır.Anne ve babalar okul kantinlerinin okul bahçesinde olması gerektiğini belirtmişlerdir. Anneve babaların çoğu okul kantinini kimin işlettiği konusunda ve kantinden elde edilen gelirinnerelerde kullanıldığı konusunda bir fikir belirtememişlerdir. Anne babaların %76,9'u okulkantinlerini Sağlık Bakanlığı'nın denetlemesi gerektiğini, %35,8'i okul kantinini okul-ailebirliğinin kantinleri işletmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Anne babaların kantinlerde 1 veya 2kişinin çalıştığını ama genel değerlendirmede bu sayının yetersiz olduğunu vurgulamışlardır.Aileler çocuklarının kantin alışverişine yönlendirilmesinde aile ve arkadaş çevresinin etkiliolduğunu düşündükleri saptanmıştır.iABSTRACTOPINIONS OF PARENTS REGARDING SCHOOL CANTEEN APPLICATIONSPublic survey technique has been carried out in this study in order to determine theopinions of 425 parents having students in 9 primary schools located at Yenimahalle districtof Ankara regarding canteen applications. Obtained findings revealed that opinions of parentsregarding school canteen applications are negative (-340). It has been determined that themost positive opinion of the parents is relationship of the staff with students, while the mostnegative opinion is that the sizes of chairs and tables in the canteen are not suitable for thestudents. 47,1% of the parents stated that there is an alternative place to the canteen and thatplace is grocer. It has been revealed that 7,7% of the parents think their children buysomething from the canteen in order to parry the lunch, regardless of the education method. Ithas been determined that they think the time granted for shopping at the canteen is sufficientbut the places for sales are insufficient. It has been revealed that there is no parent who doesnot know the location of the canteen in the school, while the ratio of parents not pleased fromits location is 47,1%. Parents stated that school canteens must be at the school yard. Most ofthe parents can not render an opinion regarding the manager of the school canteen andutilization area of the income obtained from the canteen. 76,9% of the parents stated thatMinistry of Health must audit the canteens and 35,8% of the parents stated that parent-teacherassociation must operate the school canteen. Parents emphasized that 1 or 2 persons work inthe canteens but this number is insufficient in general evaluation. It has been determined thatparents think family and friend environment is effective in channeling of their children to thecanteen shopping.ii
Sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan ailelerde ev yönetim etkinliklerine ilşkin davranışların yaşam dönemlerine göre incelenmesi "Kayseri ili örneği"
Bu araştırma Kayseri ilinde sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan ailelerde yaşayan bireylerin ev yönetim etkiliklerine katılma durumlarının saptanması, amacı ile yapılmıştır. Ailelerin içinde bulundukları yaşam dönemlerine göre ev yönetim etkinliklerine olan katılımların farklı olup olmadığının ve aynı zamanda her bir yaşam döneminde ailelerin ortak özelliklerinin neler olduğunun belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Aile kaynaklarının daha iyi kullanımı ve yaşam düzeylerinin yükseltilmesi açısından ev yönetim etkinliklerinin paylaşılması ile ilgili öneriler geliştirilmesi ve bu konudaki eğitim ihtiyacının belirlenmesi amacı ile planlanmıştır. Araştırmada ailelerdeki çocukların yaş ve öğrenim durumları aile yaşam dönemlerinin belirlenmesi için esas kabul edilmiştir. Buna göre I. dönem: Başlangıç yılları (Yeni evli çocuksuz aileler), II. dönem Genişleme yılları (0-6 yaş arası henüz ilkokula başlamamış çocuğu olan aileler), III. dönem Etkin yıllar (7-19 yaş arası ilköğretim ve ortaöğretime devam eden çocuğu olan aileler, IV. dönem Etkin yıllar (19 ve üstü yaşlarda ve üniversite çağında çocuğu olan aileler), V. dönem son yıllar (meslek sahibi evli ve evden ayrılmış çocukları olan aileler) olarak belirlenmiştir. Ailelere iki bölümden oluşan anket formu uygulanmıştır. Birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci bölümde ise ailelerin ev yönetim etkinlikleri ve sorumluluklarına ilişkin görüşlerini ve davranışlarını ölçen sorular yer almaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre anne ve babaların eğitim düzeylerinin oldukça düşük olduğu belirlenmiştir. Okuma yazma bilmeyen annelerin oranı % 70.9, babaların oranı ise % 64.4'tür. İlkokulu mezunu olan anneler aştırmada çoğunluktadır (% 17.3). Araştırmaya katılan babaların ise çoğunlukla lise ve dengi okul mezunu olduğu belirlenmiştir (% 17.3). Yaşam dönemlerine göre; IV. yaşam dönemindeki ilkokul mezunu annelerin oranı % 32.6 ile en fazladır. II. ve III. yaşam dönemindeki lise ve dengi okul mezunu babaların oranı % 20.32 ve % 20.8 ile en fazladır. Ailedeki birey sayıları incelendiğinde % 97.5 'inin 4-5 kişiden oluştuğu, %34. 3 'ininde 6-7 kişiden, oluştuğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan ailelerde annelerin%97.5'inin ev hanımı olduğu belirlenmiştir. Ailelerin % 60.5'inin 251-400milyon arasında gelirlerinin olduğu belirlenmiştir. Konu yaşam dönemlerine göre incelendiğinde ise II. yaşam dönemindekiler % 64.9'u, III. yaşam dönemindekiler % 62.0, IV. yaşam dönemindekilerin 251-400 milyon arasında gelirleri olduğunu belirtmişlerdir. II. yaşam dönemindeki ailelerin %57.3'ü, II. yaşam dönemindeki ailelerin % 66.2'si, III dönemdeki ailelerin % 54.3'ü IV.dönemdeki ailelerin %58.1'i gelirlerinin yetersiz olduğunu belirtmişlerdir. Aile gelirinin harcanmasına % 45.2 anne baba birlikte karar vermektedirler. Çocukların eğitimi ile ilgili konularda daha çok eşler birlikte karar vermektedir. Yiyecek maddelerinin satın alınmasına II. ve III. dönemlerde eşler birlikte karar verirken,IV.dönemde annenin karar verdiği belirlenmiştir. Giyim eşyalarının satın alınmasına II. dönemde %35.1 ile anne baba karar verirken, III. dönemde %29.4 ile anne baba karar vermektedir.IV. dönemde ise %31.4 ile anne baba ve çocuklar birlikte karar vermektedir. Aile tasarruflarının değerlendirilmesine tüm yaşam dönemlerinde anne baba birlikte karar vermektedir. Evin bakımı ve onarımı ile ilgili konularda: günlük toz alma, lavabo temizliği, yer süpürme ve silme, duvarların tozunu alma ve silme, cam,kapı çerçeve silme, mobilyaların temizliği, halı silme ve yıkama gibi faaliyetleri tüm yaşam dönemlerinde çoğunlukla anne yapmaktadır. Yalnızca boya ve badana yapımında babanın etkinliğinin arttığı görülmektedir. Ev yönetimi faaliyetlerinden menü planlama,yemek pişirme,ütü yapma,sofra kurma ve kaldırma, bulaşık yıkama genellikle tüm dönemlerde anneler tarafından yapılmaktadır. Ailelerde günlük yiyecek alışverişini genellikle anne yaparken, haftalık ve aylık yiyecek alışverişini daha çok baba yapmaktadır. Ev eşyası alışverişini ise II. dönemde %43.2 baba yapmaktadır. III. ve IV. dönemlerde ise anne babanın birlikte yaptığı görülmektedir.Ailelerin en fazla ihtiyaç duydukları kaynaklar arasında %81.7 ile para başta gelmekte bunu %13.1 ile zaman,%5.2 ile de enerji izlemektedir. Paraya duyulan ihtiyaç III. dönemde % 84. 1 ile diğer dönemlere göre daha fazladır. Ailelerin ev yönetimi konusunda ihtiyaç duydukları bilgi ve beceri kaynaklarının her üç dönemde de (II. III. ve IV. dönemler) aynı olduğu anne baba ve yakınlarım diyenlerin çoğunlukta olduğu belirlenmiştir. Aileler tüm yaşam dönemlerinde mevcut gelirlerini en fazla yiyeceğe (% 94.9) harcamaktadır. Ailede konuşma (sohbet), ziyaret, çeşitli el işleri gibi boş zaman etkinliklerini daha çok annelerin yaptığı, okuma ve tiyatro, sinema gibi etkinlikleri çocukların yaptığı, tv izleme ve radyo dinleme etkinliğini ise babaların yaptığı saptanmıştır. Aile yaşam dönemlerinde en fazla zaman alan faaliyetlerin başında her üç dönemde de evin temizliği ve bakımı gelmektedir. Bunu ikinci sırada yemek pişirme faaliyeti izlemektedir. Ailelerin büyük bir kısmı (%78.8'i) aileye giren paranın yetmemesinden ve sıkıntı çektiklerinden bahsetmişlerdir. Bunu ikinci sırada %22.7 ile ev işlerinin yorucu olması ve yorgunluktan şikayet edenlerin izlediği görülmektedir. Ailelerin %99.3' ü ev yönetim etkinliklerinin paylaşılması gerektiğini belirtmişlerdir. Farklı yaşam dönemlerinde ise II. ve III. dönemlerde ailelerin tamamı, IV. dönemde ise %99.8' i ev yönetim etkinliklerinin paylaşılması gerektiğini belirtmişlerdir. m
Taşımalı ve taşımalı olmayan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin beslenme alışkanlıkları ve diyet örüntüleri üzerine bir araştırma
Bu araştırma ilköğretimin ikinci kademesine devam eden taşımalı ve taşımalı olmayan öğrencilerin beslenme durumlarını, diyet örüntülerini, beslenme alışkanlıklarım, taşımalı öğrencilere verilen beslenme yardımının yeterliliğini ve bunun basan durumlarına etkisini incelemek ve araştırma sonuçlarına göre çözüm önerileri getirmek amacıyla planlanmış, yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır. Araştırmanın örneklemini Tokat Erbaa ilçesi sınırlarında bulunan basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen altı ilköğretim okulu oluşturmaktadır. Bu okulların seçilme sebebi hem taşımalı hem de taşımalı olmayan öğrencilerin devam ettiği okullar olmasıdır. Araştırma 210'u taşımalı, 210'u taşımalı olmayan toplam 420 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Araştırmanın verileri anket tekniği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, Windows ortamında SPSS 11.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Çocukların cinsiyetlerine ve okul türlerine göre antropometrik ölçümleri, öğünlere göre besin tüketimleri, enerji ve besin öğesi alımları sonuçlarının değerlendirilmesinde ortalama (x), standart sapma (S), standart hata (Sx) ve alt-üst değerleri ile ortancalar hesaplanmıştır. İstatistiksel değerlendirmede uygun tablolara t testi, ki-kare (x2) testi uygulanmış, sayı ve yüzde dağılımları alınmıştır. Elde edilen sonuçlara göre taşımalı ve taşımalı olmayan öğrencilerin beslenme alışkanlıkları ve beslenme durumlan çok farklı değildir. Taşımalı öğrencilere verilen beslenme yardımının yeterli olmadığı, öğrencilerin verilen beslenme yardımından çeşitli nedenlerle memnun olmadığı (%74.3) kanısına varılmıştır. Taşımalı öğrencilerin basan ortalamalanmn sırasıyla erkek öğrencilerde 5.0 üzerinden 2.66±0.71, kızlarda ise 2.92±0.73 'tür. Taşımalı olmayan öğrencilerde ise basan ortalamaları sırasıyla erkeklerde 3.58±0.95, kızlarda ise 3.88±0.93'tür. Taşımalı öğrencilerin taşımalı olmayan öğrencilere göre basan oranının oldukça11 düşük olduğu görülmekte bunun nedeni olarak da sadece beslenme durumunun gösterilemeyeceği, taşımalı öğrencilerin köylerindeki ilkokullarda birleştirilmiş sınıflarda eğitim görmeleri, taşma yapılan okullarda uyum problemi yaşamaları, taşımanın getirdiği zorluklar gibi sebepler şehir merkezlerindeki okullarda yeterince basan gösterememelerine neden olabilir. Taşımalı ve taşımalı olmayan öğrencilerin diyet örüntüleri standartlarla karşılaştırıldığında yetersiz beslendikleri görülmektedir. Erkekler öğrencilerde genel olarak A vitamini, kalsiyum, çinko, demir ve enerji alımının yetersiz olduğu görülmekte, 13-15 yaş grubundaki erkek öğrencilerin yalnız %1.5'i, taşımalı olmayanların ise %2.2'si enerjiyi yeterli miktarda almaktadır. 13-15 yaş grubundaki taşımalı kız öğrencilerin %95.2'si, taşımalı olmayanların ise %86.9'u demiri yetersiz oranda tüketmektedir. Ailelerin sosyo-ekonomik durumlarının düşük olması, beslenme eğitiminin yetersizliği ve ailelerin çocuklarına yeterli ilgiyi göstermemeleri öğrencilerin yetersiz ve dengesiz beslenmelerinin nedenleri olarak sayılabilir.
İlköğretim II. kademe öğrencilerinin çevre kirliliğinin önlenmesine ilişkin bilgi ve uygulamaları üzerine bir araştırma
ÖZ Doğanın dengesini bozan üretim ve tüketim sürecinin yaşanması sırasında değişik biçimde ortaya çıkan çevre sorunları, çevre ile birlikte bütün canlıların varlığım tehdit eder bir hale gelmiştir. Bugün çevre konusunda ortaya çıkan sorunların ana nedenlerinden biri kamuoyunun yeterli düzeyde bilgilendirilmemiş ve bilinçlendirilmemiş olmasıdır. Yarının büyükleri olan çocuklar bilgileri, becerileri, değerleri, deneyimleri ve davranışlarıyla toplumun kalkınmasında ve sürdürülebilir bir yaşamın sağlanmasında etkili bir rol oynayacaktır. Bu araştırma, ilköğretim II. kademe öğrencilerinin çevre kirliliğini önlemeye yönelik bilgi ve uygulamalarının doğru ve yeterli olup olmadığım saptamak ve uygulanacak eğitim ile öğrencilerin bu konudaki bilgilerine ve çevreci uygulamalarına katkıda bulunmak amacıyla planlanmıştır. Araştırmanın başlangıcında konuyla ilgili kaynaklar taranmış, yapılan incelemeler sonucunda öğrencilere uygulanmak üzere bir anket formu geliştirilmiştir. Araştırmanın örneklemeni, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Ankara Altındağ'daki bir ilköğretim okulunun 6., 7., ve 8. sınıfa devam eden 292 kız ve erkek öğrenci oluşturmuştur. Toplanan veriler, SPSS Windows paket programında analiz edilmiş ve her sorunun yüzdesi alınmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin %44,9'unun kız, %55,1'inin erkek olduğu saptanmıştır. Cinsiyete göre öğrencilerin çevre ve çevre kirliliği ile ilgili bilgileri t testi ile karşılaştırıldığında; ön testte kız öğrencilerin lehine bir fark varken, uygulanan çevre eğitiminden sonra bu farkın ortadan kalktığı tespit edilmiştir. Ön testte ve son testte kız ve erkek öğrencilerin çevreye duyarlı uygulamalarında önemli bir fark olmadığı saptanmıştır. Bütün sınıflarda uygulanan eğitimden sonra öğrencilerin bilgilerinde anlamlı bir artış olduğu ancak, öğrencilerin çevreye duyarlı uygulamaları incelendiğinde verilen eğitimin sadece 6. sınıflarda anlamlı bir fark yarattığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çevre Kirliliği, Çevre Eğitimi ii
Gebeliklerin farklı dönemlerine verilen beslenme eğitimine gebe kadınların genel sağlık ve beslenme durumları üzerine etkisi
ÖZET GEBELİKLERİNİN FARKLI DÖNEMLERİNDE VERİLEN BESLENME EĞİTİMİNİN GEBE KADINLARIN GENEL SAĞLIK VE BESLENME DURUMLARI ÜZERİNE ETKİSİ Araştırma Eylül 2000- Ekim 2001 tarihleri arasında, Çubuk 18 No'lu Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezi'nde, 150 gönüllü kişi üzerinde gebeliklerinin farklı dönemlerinde farklı sıklıklarla beslenme eğitimi alan kadınların beslenme ve genel sağlık durumlarının hiç eğitim almayan gebe kadınlarla karşılaştırılması amacıyla planlanıp, yürütülmüştür. Çalışmaya katılan kadınlar üç gruba ayrılmıştır. 1. grupta, gebeliklerinin 1-3 aymda olan (ltrimester), 25 kişi deney, 25 kişi kontrol grubunda; 2. grupta gebeliklerinin 4-6 ayında olan (2.trimester) 25 kişi deney, 25 kişi kontrol grubunda ve son olarak 3. grupta, gebeliklerinin 7-9 aymda olan (3. trimester) 25 kişi deney, 25 kişi kontrol grubunda yer almıştır. Her grupta yer alan kadınlara öncelikle kadınların genel özellikleri ve gebelikte beslenme konusundaki bilgi ve davranışlarına yönelik anket formu, besin tüketim sıklıkları, günlük besin tüketimi ve aktivite formu, anne sütü konusundaki bilgilerine ve sağlık durumunu incelemeye yönelik anket formu uygulanmıştır. Deney grubunda bulunan kadınlara gebelikte beslenme konularını içeren beslenme eğitimi el kitabı, örnek araç-gereç (koyu renk cam kavonoz, alüminyum folyo, meme maketi) kullanılarak verilmiştir. 1. Grupta yer alan kadınlara gebeliklerinin sonuna dek birinci ve ikinci trimesterde olmak üzere toplam iki kez; 2. grupta yer alan kadınlara ikinci trimesterde ve 3. grupta yer alan kadınlara üçüncü trimesterde birer kez eğitim verilmiştir. Eğitimlerden sonra meydana gelen değişiklikleri saptamak amacı ile anket formu bir ay içinde her kadın için yeniden tekrarlanmıştır. Kontrol grubu olarak seçilen 75 gönüllü kadında deney grubunda olduğu gibi aynı sıklıkta anketler uygulanmış ve sonuçlar deney grubu ile karşılaştırılmıştır.Sonuçta araştırmaya katılan kadınların adölesan olarak kabul edilen yaş sınırları içinde evlenmiş ve ilk gebeliklerini bu yaş grubunda yaşamış oldukları, gebeliğin başından beri izlenen ve beslenme eğitimi verilen kadınlarda haftalık ağırlık kazanımlarının daha fazla olduğu(p<0.05), deney ve kontrol grubundaki tüm kadınların hemoglobin ve hemotokrit düzeylerinde her trimesterde azaldığı görülmüştür.. Kadınların hemoglobin düzeyleri özellikle ikinci trimesterdan sonra yapılan ikinci ve üçüncü görüşmelerde daha düşük bulunmuştur. Araştırmada, gebe kadınların gebelik dönemi beslenme konusundaki bilgi düzeylerinin düşük olduğu; ancak gebeliğin ilk aylarında düzenli olarak beslenme eğitimi verildiğinde kadınların beslenme bilgi düzeylerinin.belirgin şekilde arttığı(p<0.0.5), beslenme davranışına yönelik cevaplarda da eğitim verilmeyen kontrol grubundaki kadınlara göre artış olduğu görülmüştür. Ancak bu artışın gebelik öncesi beslenme durumu ile de yakından ilişkili olduğu için kan hemoglobin düzeylerine yansımadığı(p>0.05) ve gebeliğin son dönemlerinde bir kez verilen beslenme eğitiminin gebeliğin başından beri izlenen ve iki kez yapılan beslenme eğitimi kadar etkili olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak; araştırma bölgesine başvuran gebe kadınların gebelik dönemi beslenme ve anemi konusundaki bilgi düzeylerinin düşük olmasının bu dönemde aneminin' gelişmesini ve ağır seyretmesini destekleyebileceği; daha sağlıklı nesiller ve gebelikte beslenme sorunlarının önlenmesi için yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması, besinlerin hazırlanması, saklanması ve pişirilmesi sırasında besin öğesi kayıplarının önlenmesi, kadınlara mümkünse gebe kalınmadan önce ve gebelikleri boyunca sık aralıklarla devam eden, davranış değiştirmeye yönelik etkin bir beslenme eğitimi verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Gebelik, beslenme, eğitim, anemi.
Kadınların çevre sorunlarına ilişkin bilgi düzeyleri ve çevre eğitimi
Bu araştırmanın amacı kadınlara çevre konusunda eğitim programıuygulayarak, kadınların çevre konusundaki bilgi düzeylerini arttırmak ve onlardaçevre bilinci oluşturmaktır.Bu amaçla 100. Yıl Yaygın Eğitim Kurs Programlarına devam eden 60 kadınaraştırma kapsamına alınmıştır.Kadınların çevre konusundaki bilgi düzeylerinin saptanması amacıyla biranket formu hazırlanmıştır. Araştırma grubuna anketler eğitim çalışmasınabaşlamadan önce dağıtılmış ve cevaplamaları istenmiştir. Daha sonra çevre bilgisi veçevre sorunlarını içeren dört haftalık eğitim programı uygulanmıştır. Verileneğitimden sonra aynı anketler tekrar uygulanarak kadınlara verilen çevre eğitimininne derece etkili olduğu ortaya çıkarılmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS programından yararlanılarak yüzde vefrekans değerleri saptanmış, ki-kare analizi ve t-testi uygulanmıştır.Kadınlara uygulanan anketler sonucunda, çevre bilgisi, çevre sorunlarınınsebepleri, etkileri ve bu sorunları önleme yollarına ilişkin konularda bilgidüzeylerinin anlamlı olarak arttığı ortaya çıkmıştır. Bu, verilen çevre eğitimininkadınlara faydalı olduğunu göstermektedir.Eğitimden önce ve eğitimden sonra uygulanan testlerden alınan sonuçlaragöre; eğitimden önce başarı 100 üzerinden 58.77 iken, eğitimden sonra 84.90'ayükselmiştir. t testi ile yapılan kontrol sonucunda bu farkın istatistiksel olarak önemliolduğu belirlenmiştir.
Ailelerin finansal risk yönetimine ilişkin tutum ve davranışlarının incelenmesi
İş alanlarının değişimi, işsizlik, tüketici kredilerinin ve kredi kartlarının kullanımının artması, paranın satın alma gücündeki değişimler, artan vergi yükleri, enflasyon, faiz oranları, karmaşık tüketici pazarları gibi pek çok faktör ailede finansman uygulaması kavramını sadece bütçe yapmaktan çıkarıp, daha geniş kapsamlı ekonomik kavramlara dayalı kaynak yönetimi doğrultusunda değiştirmiştir. Banka hizmetlerinde, kredi kaynaklarında, tasarruf planlarında ve yatırım tercihlerinde ailelere çok karmaşık alternatifler sunulmaktadır. Dolayısıyla, aileler için finansman uygulamalarına ilişkin konularda karar verme oldukça zorlaşmış ve çoğu aile için finansman uygulamaları riskli bir faaliyet durumuna gelmiştir. Bütün bu sebeplerden ötürü, Ankara'da orta ve yüksek sosyo-ekonomik düzeyi temsil eden semtlerde oturan tabakalı rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 440 gönüllü aile üzerinde ?Ailelerin Finansal Risk Yönetimine İlişkin Tutum ve Davranışlarının İncelenmesi? konulu bir araştırma planlanmış ve yürütülmüştür.Araştırmanın verileri geliştirilen anket formuna bağlı kalınarak 8 Eylül-25 Aralık 2007 tarihleri arasında araştırmacı tarafından ailede finansman ve risk yönetiminden sorumlu olan kişilerle yüzyüze yapılan görüşmeler sonucunda toplanmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 11.5 paket programından yararlanılmıştır. Verilerin analizinde khi-kare, kruskall wallis ve t-testi kullanılmıştır. Gruplararası farkın belirlenmesinde p<0.05 ve p<0.01 anlamlılık düzeyleri esas alınmıştır..Ailelerin aylık ortalama toplam gelir kaynağı miktarı 2399 YTL'dir. Bunun büyük bir kısmını aylık maaş / ücret (1917 YTL) oluşturmaktadır. Ailelerin gelir kullanımında karşılaştıkları güçlükler arasında ilk sırayı gelirin miktar olarak yetersiz olması almakta, bunu borçların ödenmesi için plan yapma ve yatırım alanlarının belirlenmesi izlemektedir (p<0.05; p<0.01).Ailelerin aylık ortalama gelirlerinin büyük bir kısmını gıda ve konut harcamaları oluşturmakta, bunu sırası ile eğitim, giyim, ulaşım, temizlik, kişisel bakım, kültür-eğlence, sağlık ve dayanıklı tüketim malları harcamaları takip etmektedir. Aileler gıda ve giyim harcamalarında kredi kartını; ev ve ev halkı ile ilgili harcamalarda, sağlık, temizlik, konut, ulaşım- haberleşme, kültür-eğitim-eğlence ve kişisel bakım harcamalarında da peşin ödeme şeklini tercih etmektedir (p<0.05; p<0.01).Ailelerin yarısına yakını borç almaktadır (p<0.05). Ailelerin borçlanma nedenleri arasında ilk sırada ev, arsa, araba vb. büyük yatırımlar yapmak almakta, bunu kredi kartı kullanma ve gelirin ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalması izlemektedir (p<0.01). Ailelerin çoğunlukla borç aldıkları harcama türleri arasında gıda, giyim, ev ve ev halkı ile ilgili harcamalar başta gelmektedir (p<0.05; p<0.01). Ailelerin borç aldıkları yerler arasında ilk sırayı banka-finans kurumları almakta, bunu sırası ile aile bireyleri, arkadaşlar, akrabalar ve yardımlaşma sandıkları izlemektedir (p<0.01).Ailelerin yarısından fazlası tasarruf yapabilmektedir. Ailelerin yarısına yakını aylık ortalama 201-500 YTL arasında tasarruf yapmaktadır (p<0.05; p<0.01). Aileler çocukların eğitimini ve geleceğini garanti altına almak ve gelirde ortaya çıkabilecek beklenmedik harcamalar için tasarruf yapmaktadır (p>0.05). Ailelerin tasarruflarını değerlendirmede yararlandıkları bilgi kaynaklarının başında kendi bilgi ve deneyimleri, banka ve finans uzmanlarının görüşleri ve kitle iletişim araçları gelmektedir (p<0.05). Aileler tasarruflarını dövize, vadeli-vadesiz hesaba ve altına yatırarak değerlendirmektedir. Aileler tasarruflarını değerlendirirken en çok faiz hesaplarını anlayamama, aldatıcı- yanıltıcı reklamların etkisi ve banka-finans çevrelerinin yanlış yönlendirmesi sorunlarını yaşamaktadır (p>0.05).Ailelerin yarısı yatırım yapabilmektedir (p<0.01). Aileler daha çok refaha ulaşmak, finansal açıdan kendilerini güvende hissedebilmek ve geliri artırmak amacıyla yatırım yapmaktadırlar (p<0.05). Aileler çoğunlukla finansal açıdan güvenli olduğunu düşündükleri yatırım aracını seçmektedir (p<0.05).Ailelerin tamamına yakını ölümcül hastalık / kaza, sahip oldukları araç-gereçlerin arızalanması, aile / arkadaşlardan gelen yardımın bitmesi sorunları ile büyük bir çoğunluğu da iş kaybı ve aile gelirini sağlayan kişilerden birinin maaşında azalma sorunu yaşamıştır. Yaşanan bu beklenmedik olaylar karşısında da aileler gelir kaybına uğramıştır (p>0.05).Ailelerin çoğunluğu yatırım araçlarından dövizi, hisse senedini, A tipi yatırım fonunu, repoyu ve altını riskli; devlet tahvilini, vadeli mevduatı, hazine bonosunu, bireysel emeklilik hesabını, hayat sigortası poliçesini ve B tipi yatırım fonunu risksiz bulmaktadır.Ailelerin büyük bir çoğunluğu altın, vadeli mevduat, devlet tahvili, hazine bonosu, döviz, bireysel emeklilik hesabı, B tipi yatırım fonu, hayat sigortası poliçesi, repo ve A tipi yatırım fonunun tüm parayı kaybetme riski taşıdığını düşünmektedir.Ailelerin yarısından fazlası döviz, hisse senedi, A tipi yatırım fonu, altın, repo, B tipi yatırım fonu, bireysel emeklilik hesabı ve hayat sigortası poliçesinin değerini yitirme riski taşıdığını; vadeli mevduat, hazine bonosu ve devlet tahvilinin böyle bir risk taşımadığını düşünmektedirAilelerin çoğunluğu altın, vadeli mevduat, B tipi yatırım fonu, döviz, hazine bonosu, repo, devlet tahvili ve A tipi yatırım fonunun nakite dönüştürememe riskine sahip olduğu; hayat sigortası poliçesi, bireysel emeklilik hesabı ve hisse senedinin böyle bir risk taşımadığı görüşündedir.Ailelerin yarısı yatırım araçlarının içerdiği risklerin çeşitlendirme yoluyla kontrol edilemeyeceğini belirtmektedir. Ancak yükseköğretim ve yüksek gelir düzeyine sahip olan aileler çeşitlendirme yoluyla yatırım araçlarının taşıdığı risklerin kontrol altına alınabileceğini savunmaktadır (p<0.05).Ailelerin çoğunluğu riskten korunmak için sigorta sahibi olunması görüşündedir (p<0.05; p<0.01). Araştırmaya katılan bireylerin, eşlerinin ve çocuklarının büyük bir kısmının bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kuruluşu emekli sandığıdır. Ailelerin büyük bir çoğunluğu özel sağlık, özel yaşam, doğal afet ve yangın, hırsızlık ve kasko sigortasına sahip değildir.Ailelerin çoğunluğu finansman yönetimi tutum ölçeğinde yer alan ?Faturalar zamanında ödenmelidir?, ?Büyük borçlar planlı bir şekilde ödenmelidir?, ?Her ay kredi kartı harcamaları zamanında ödenmelidir?, ?Aylık gelir ile borç miktarı arasında ölçülü bir oran kurulmasına dikkat edilmelidir?, ?Para istek ve ihtiyaçları karşılamak için önemli bir araçtır? ifadelere tamamen katılmaktadır.Ailelerin yarısından fazlası risk yönetimi tutum ölçeğinin ilk boyutunda (riskin algılanması) yer alan ?Gerektiğinde sigorta kapsamına girmeyen beklenmedik harcamalar için acil durum fonuna sahip olunmalıdır?, ?Finansal güvenlik için yatırım yapmak önemlidir?, ?Para biriktirmek çocuklara iyi bir gelecek sağlamak için önemlidir?, ?Yatırım istenildiği an hiç değer kaybetmeden nakite çevrilebilmelidir?, ?Para biriktirme emeklilik dönemi için önemlidir?, ?Değerini artırma olasılığı olan yatırım alanları tercih edilmelidir? ifadelerine katılmaktadır.Ailelerin yarısından fazlası risk yönetimi tutum ölçeğinin ikinci boyutunda (riskin kontrolü) yer alan ?Özel yaşam sigortasına sahip olunmalıdır?, ?Sigorta kapsamları ve bedelleri karşılaştırılıp, sadece gerekli olan sigortalar alınmalıdır?, ?Hırsızlık sigortasına sahip olunmalıdır?, ?Doğal afet ve yangın sigortasına sahip olunmalıdır?, ?Sağlık ve kaza durumunu içeren temel sigortalara sahip olunmalıdır?, ?Kasko sigortasına sahip olunmalıdır? ifadelerine katılmaktadır.Ailelerin finansman ve risk yönetimine ilişkin tutumları arasında istatistiksel açıdan orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki vardır (p<0.01). Finansman yönetimi konusunda tutumları olumlu olan ailelerin risk yönetimi ile ilgili tutumları da olumlu olmaktadır.Anahtar Kelimeler : Bütçe, Borçlanma, Tasarruf, Yatırım, Risk, Finansal Riskler, Risk Yönetimi ve Sigorta.
İlköğretim okullarinda görevli öğretmenlerin transgenik ürünler (GDO) konusundaki bilgilerinin ve görüşlerinin belirlenmesi
İlköğretim okullarında görevli öğretmenlerin transgenik ürünler (GDO) konusundaki bilgi ve görüşlerinin belirlenmesi amacıyla planlanıp yürütülen bu çalışma kapsamına Kocaeli ili merkez ilçesi İzmit'teki ilköğretim okulunda görevli 196 öğretmen alınmış ve araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırma 2006 ? 2008 yılında yapılmıştır.Veriler iki bölümden oluşan anket formu aracılığı ile toplanmıştır. Anketin birinci bölümünde öğretmenlerin kişisel ve mesleki durumları belirleyici, ikinci bölüm de ise öğretmenlerin transgenik ürünler (GDO) konusundaki bilgi ve görüşlerini belirleyici sorular yer almaktadır. Elde edilen bilgiler frekans, yüzde, t ? testi ve tek yönlü varyans analizi istatistik analiz yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir.Elde edilen veriler ışığında, araştırmaya katılan öğretmenlerin % 62.7'si sınıf öğretmeni, % 37.8'i ise branş öğretmenidir. Katılımcıların % 49.5'inin meslekte 5 yıl ve daha az süredir çalışmakta olduğu, % 65.4'ünün evli ve % 51.4'ünün çocuk sahibi olduğu belirlenmiştir.Öğretmenlerin, % 71.4'ü GDO teriminin açılımı doğru olarak tanımlamıştır. Trangenik ürünlerin biyoteknolojik araştırmalar sonucu oluştuğunu düşünenlerin oranı % 68.9 ve % 48.5'i transgenik ürünlerle doğal ürünlerin aynı özelliklere sahip olmadığını düşünmekte, % 46.4'ü transgenik ürünlerle dünyadaki açlığın önlenebileceği ve % 55.1'i transgenik ürünlerin kullanımının insanlar için zararlı olduğu görüşündedir.Toplanan bulgular, branş, mezun olunan lise, yaş, cinsiyet, medeni durum ve çocuk sahibi olma değişkenlerine göre verilen cevaplar arasında anlamlı bir fark olup olmadığı t-testi ve tek yönlü varyans analizi ile incelenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin branş öğretmenlerine göre daha anlamlı cevaplar verdikleri saptanmış, diğer değişkenlerin ise cevaplar üzerinde önemli derecede anlamlı bir fark yaratmadığı tespit edilmiştir.Araştırma sonucunda ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin transgenik ürünler konusunda sahip oldukları bilginin yeterli olmadığı, GDO kullanımı konusuna bilimsel temellere dayalı bilgiye sahip olmadıklarından dolayı temkinli yaklaştıkları, Milli Eğitim Bakanlığı ve ilgili kuruluşların işbirliği yaparak topluma yön veren öğretmenlerin biyoteknoloji ve ürünleri ile ilgili bilgilendirilmeleri gerektiği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Genetik Yapıları Değiştirilmiş Organizma, GDO, Transgenik, Öğretmen, Bilgi, Görüş
Ankara'da bulunan pastane imalathanelerinde HACCP 'in uygulanabilirlik düzeyi
Araştırmada Ankara'da bulunan pastane imalathanelerinin HACCP sisteminiuygulayabilirlik düzeyleri ele alınmıştır.Araştırmanın örneklemini Ankara'da bulunan 42 pastane imalathanesi ve buişletmelerde çalışan toplam 416 çalışan oluşturmaktadır. Anket ve gözlemformlarının uygulanıp toplanmasından sonra formlar elden geçirilerek düzenlenmişve SPSS 11.0 ( Statistical Package For The Social Sciences ) paket programınınyardımı ile analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilenbulgular sayı ve yüzde olarak ifade edilerek tablolarda gösterilmiştir. İstatistikseldeğerlendirmede ki-kare (?2) testi uygulanmıştır.Araştırma sonucunda;Çalışanların %43.5'inin 21-30 yaş aralığında, %70.1'inin erkek olduğu,%37.8'inin ilkokul mezunu, %51.2'sinin usta yardımcısı, %33.5'inin 1-5 yıldırçalışmakta olduğu, %31.3'ünün günlük 8 saat çalıştığı, %30.5'inin de 10 saatçalıştığı, %83.8'inin işe alınmadan önce sağlık kontrollerinden geçtiği, %82.4'ününişe alındıktan sonra da düzenli olarak sağlık kontrollerinden geçtiği, %21.8'ininçalışırken üniforma dışında önlük, bone/kep, eldiven ve maske kullandıklarısaptanmıştır. Çalışanların %90.8'inin mutfağa her girişte, her işe başlamadan önce,para vb. dokununca, tuvaletten çıktıktan sonra ellerini yıkadıkları tespit edilmiştir.Çalışanların %46.5'inin çalışma ortamlarındaki güvenliği kısmen yeterli bulduğu,%23.1'inin işyerinde en çok kesiklere maruz kaldığı saptanmıştır. Çalışanların%72.6'sının hizmet içi eğitim aldıkları, hizmet içi eğitim alanların %38.0'ınıneğitimlerini beslenme uzmanlarından, % 29.2'sinin de işyeri yöneticisinden aldıkları,%69.9'unun kremayı sipariş geldiğinde hazırladıkları, %56.9'unun kremalı pastalarısoğuk hava deposunda muhafaza ettikleri, %40.4'ünün pasta yaparken yumurtalarıyıkamadan kullandığı saptanmıştır. Yöneticilerinin %42.9'unun HACCP sistemi ileilgili yasal mevzuat hakkında az bilgisinin olduğu, %35.7'sinin de yasal mevzuathakkında bilgisinin olduğu, %43.3'ünün HACCP sistemini 1-3 yıl içinde kurmayıplanladıkları tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: HACCP, hijyen, güvenli gıda, pastane imalathanesi