Gazi University
Discipline

Aile Ekonomisi ve Beslenme Eğitimi Anabilim Dalı

Gazi University

101

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Farklı gelir gruplarındaki ailelerde anne-babaların ve çocukların yaşadıkları sorunlar ve birbirlerinden beklentileri (Eskişehir ili örneği)

Farklı gelir gruplarındaki ailelerde anne-babaların ve çocukların yaşadıkları sorunlar ve birbirlerinden beklentilerini belirlemek amacıyla yapılan bu araştırmanın örneklemini, Eskişehir il sınırı içinde yer alan 9 ortaöğretim kurumunda 2010-2011 Eğitim-Öğretim yılında öğrenim gören, anketi cevaplamayı kabul eden toplam 700 öğrenci ve 700 anne-baba oluşturmuştur.Bu araştırmada veri toplama aracı olarak, ilgili araştırmalar ve yazılı kaynaklar taranarak araştırmacı tarafından hazırlanan anket formları kullanılmıştır. Toplanan veriler kontrol edilmiş, SPSS (Statistic Packets For Social Sciences) Paket İstatistik Programından yararlanılarak değerlendirilmiştir. Anne-babaların çocuklarıyla yaşadıkları sorunlar ve beklentilerinin aylık gelirleriyle karşılaştırılması için ki-kare testi uygulanmıştır.Bulgularda, ailelerin ortalama aylık gelirlerine göre anne ve babaların çocuklarıyla yaşadıkları ev dışında geçirdiği zaman (p=.027), ev dışı etkinlikleri (p=.025), arkadaş seçimi (p=.035), giyim tarzı (p=.024) konusundaki sorunlara ilişkin görüşlerinde gözlenen farkın anlamlı olduğu görülmektedir. Ailelerin ortalama aylık gelirlerine göre annelerin çocuklarından beklentilerine ilişkin görüşlerinde gözlenen farkın anlamlı olmadığı görülmektedir. Ailelerin ortalama aylık gelirlerine göre babaların çocuklarından, çocuğunun daha başarılı olması(p=.010),babasının istediği şekilde giyinmesi(p=.037), ev işlerine yardım etmesi(p=.044), makyaj yapmaması(p=.049) şeklindeki beklentilerine ilişkin görüşlerinde gözlenen farkın ise anlamlı olduğu görülmektedir. Annelerin %52,6'sı, babaların %45,4'ü çocuklarının daha fazla ders çalışmasını istemektedirler. Annelerin %56,9'u, babaların %50,2'si çocuklarının daha başarılı olmasını istemektedirler.Bu bulgular ışığında anne-baba ve çocuk ilişkilerini iyileştirebilecek öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Aile, iletişim, aile ilişkileri, aile içi sorunlar, anne-baba tutumları, ergenlik.

AileAile içi iletişimAile içi ilişkiler+7
Selma Ertürk
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
20
Master'sOpen AccessTR

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi birinci ve son sınıfa devam eden öğrencilerin beslenme bilgi ve alışkanlıkları üzerine bir araştırma

Bu araştırma Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesinde okuyan öğrencilerin beslenme alışkanlıkları ve beslenme bilgi düzeylerini saptamak amacıyla 101 birinci sınıf öğrencisi, 174 altıncı sınıf olmak üzere toplam 275 öğrenci üzerinde yürütülmüştür.275 öğrenciye gözlem altında anket uygulanıp, veriler Nisan 2012 - Mayıs 2012 tarihleri arasında toplanmış ve SPSS Windows 15.0 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Öğrencilerin %46,25'i erkek, %53,75'i kız öğrencilerden oluşmaktadır.Öğrencilerin sınıflarına göre beden kütle indeksi değerlendirildiğinde, birinci sınıf öğrencilerinin %78.7'sinin normal grupta, %9.8'inin fazla kilolu/şişman grupta ve %11.5'inin de zayıf grupta olduğu saptanmıştır. Altıncı sınıf öğrencilerinin %82.2'si normal grupta, %13.9'u fazla kilolu/şişman grupta ve %4.0'ı zayıf gruptadır. Öğrencilerin öğün atladığı ve en çok atlanan öğünün birinci sınıflarda %30,5 ile öğle yemeği, altıncı sınıflarda %20,8 ile sabah kahvaltısı ve öğle yemeği olduğu saptanmıştır. Birinci sınıf öğrencilerinin gün içinde ana ve ara öğün olmak üzere %51,1'inin üç, %16,7'sinin dört, %8,6'sının beş, altıncı sınıf öğrencilerinin ise %60,4'ünün üç, %20,8'inin dört, %5,0'inin beş öğün yemek tükettiği tespit edilmiştir. Birinci sınıfların %38,5'i, altıncı sınıftakilerin ise %55,4'ü üzüntülüyken hiç yemediklerini, sevinçliyken birinci sınıfların %37,9'u, altıncı sınıftakilerin %58,4'ü daha çok yediklerini, yorgunken birinci sınıfların %33,3'ü daha az yediklerini ya da değişiklik olmadığını, altıncı sınıftakilerin ise %44,6'sının yemek yeme davranışlarında değişiklik olmadığını belirtmiştir. Altıncı sınıf öğrencilerinin birinci sınıf öğrencilerine göre temel beslenme bilgi sorularına daha fazla doğru cevap verdikleri tespit edilmiştir. Birinci sınıf öğrencilerinin beslenme bilgi puanı ortalamaları %55,9, altıncı sınıf öğrencilerinin %62,1'dir. Altıncı sınıf öğrencilerinin toplam genel beslenme bilgi puanları birinci sınıflardan anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak tıp fakültesi eğitiminin öğrencilerin beslenme bilgi düzeylerine olumlu etkisinin olduğu tespit edilmiştir.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme eğitimi+4
Gökhan Çetin
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim kültürünün kız meslek lisesi öğrencilerinin üzerindeki etkisinin belirlenmesi: Bağcılar örneği

Bu araştırmanın amacı, tüketim kültürünün kız meslek lisesi öğrencilerini üzerindeki etkisinin belirlenmesine yöneliktir. Bu amaçla, kız meslek lisesi öğrencilerinin tüketim kültürü etkileyen etmenlerin; harçlık miktarı, promosyon, indirim, ailenin gelir düzeyi, reklamlar ve alışveriş merkezlerinin olduğu saptanmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ili Bağcılar ilçesi Alaattin Nilüfer Kadayıfçıoğlu Kız Teknik ve Meslek Lisesinde 2011-2012 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 367 kız öğrenci oluşturmuştur. Demografik bilgiler, aile geliri ve tüketim kültürün davranışlarına yönelik tutum ölçeğinden oluşan anket formu 57 sorudan oluşmaktadır. Verilerin analizinde, t- testi,Anova testi, Tukeypost hoc testi istatistikleri kullanışmış ve yanılma düzeyi P < 0,05 alınmıştır. Elde edilen bilgiler tablolaştırılarak sonuca gidilmiştir. Araştırma sonucunda; araştırmaya katılan öğrencilerin, % 55,6'sı 751-1250 TL, % 16,3'ü 1251-1750TL, % 14'7 si 750 TL'den az, % 13,4''ünün 1751 TL ve üzerinde aile gelirine sahip olduğu belirlenmiştir. Yine bu araştırmada öğrencilerin, % 63,2'sinin aylık 100 TL ve altında harçlık aldığı, 12. sınıfa giden öğrencilerin markalı ürün satın alma tercihlerinin 10. Sınıf öğrencilerinden daha fazla olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, aile gelir miktarı ve öğrencilerin aylık harçlık miktarının düşük olması; tüketim kültürünü oluşturan tercihlerinde indirim ve promosyonları önemli hale getirmiştir. Kıt kaynakların verimli kullanılması ve bilinçli tüketim kültürü oluşabilmesi için özellikle Milli Eğitim Bakanlığı ve sivil toplum kuruluşlarına büyük görevler düşmektedir. Anahtar Kelimeler:Tüketim, kültür, gençlik, tüketim kültürü

Kız meslek liseleriLise öğrencileriSosyoekonomik durum+5
Çağdaş Çağlar
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Okuldaki şiddet olayları ile aile içi şiddet ilişkisi

Bu araştırmanın amacı; okullarda son yıllarda etkisini daha da çok göstermeye başlayan şiddet olayları ile aile içi şiddet ilişkisini; cinsiyet, sınıf, anne ve baba öğrenim durumu, aile gelir durumu, aile tipi gibi sosyo-demografik faktörler yönünden incelemektir. Bu araştırmada ?Tarama Modeli? kullanılmıştır. Örneklem İstanbul ili Çekmeköy ilçesi 2011-2012 eğitim öğretim yılında Ali Kuşçu İlköğretim Okulunun 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim gören 307 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplamak için ?Zorba-Kurban Ölçeği? ve ?Aile İçi Şiddet Anketi? kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin çeşitli sosyo-demografik özelliklerini saptamak için araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Mann Whitney ? U Testi, Kruskall Wallis H ? Testi, Spearman Korelasyon ve Regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular, ilköğretim öğrencilerinin, baba kaynaklı fiziksel ve sözel şiddet, anne kaynaklı sözel ve psikolojik şiddet, baba kaynaklı sözel ve psikolojik şiddet, anne ve baba kaynaklı ekonomik şiddet, ve anne ve baba kaynaklı bireysel hakları kısıtlayıcı ve duygusal şiddete maruz kaldığını göstermektedir. Şiddet faktörlerinin cinsiyet değişkenine göre fark gösterdiği, erkek öğrencilerin aile içi şiddete kız öğrencilerden daha fazla maruz kaldığı belirlenmiştir. 7. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin baba kaynaklı fiziksel ve sözel şiddet, anne kaynaklı sözel ve psikolojik şiddet ve anne ve baba kaynaklı bireysel hakları kısıtlayıcı psikolojik şiddete, 6. sınıfta öğrenim gören öğrencilere göre daha fazla maruz kaldığı görülmüştür. 8. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin baba kaynaklı sözel ve psikolojik şiddet ile anne ve baba kaynaklı bireysel İİİhakları kısıtlayıcı psikolojik şiddete, 6. sınıfta öğrenim gören öğrencilere göre daha fazla maruz kaldığı görülmüştür. 8. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin de, anne kaynaklı sözel ve psikolojik şiddete 7. sınıfta öğrenim gören öğrencilere göre daha fazla maruz kaldığı görülmüştür. Araştırmaya katılan ilköğretim öğrencilerinin zorba ? kurban düzeyleri incelendiğinde zorbalık düzeyi ortalaması 4.919; kavga düzeyi ortalaması 8.264; kurban olma düzeyi ortalaması 7.091 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin zorba ? kurban olma durumları cinsiyet ve sınıf değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. 8. sınıfa devam eden erkek öğrenciler 8. sınıfa devam eden kız öğrencilere ve 6. ve 7. sınıfa devam eden öğrencilere göre okuldaki şiddet olaylarında daha fazla zorbalık yapmakta ve kurban olmaktadır. İlköğretim öğrencilerinin zorba ? kurban olma düzeyleri ve aile içinde gördüğü şiddet faktörleri arasındaki ilişkinin incelendiği araştırmada, şiddet faktörleri arttıkça öğrencilerin zorba ve kurban olma düzeyleri ?çok zayıf? da olsa artış göstermektedir. Baba kaynaklı fiziksel ve sözel şiddetin 1 birim artması zorbalığı 0,83 birim, kavgayı 3.677 birim, kurban olma durumunu ise 1,36 birim arttırırken, anne ve baba kaynaklı bireysel hakları kısıtlayıcı psikolojik şiddetin 1 birim artması durumunda kurban olma durumunun 0.464 birim arttığı tespit edilmiştir. Aile içinde görülen şiddet faktörlerinden yalnızca baba kaynaklı fiziksel ve sözel şiddete maruz kalma durumunun zorbalık durumunu, kurban olma durumunu ise baba kaynaklı fiziksel ve sözel şiddet ile anne ve baba kaynaklı bireysel hakları kısıtlayıcı şiddete maruz kalma durumunun etkilediği görülmektedir. Araştırmanın sonucunda okuldaki şiddet olayları ile aile içi şiddet ilişkisinin ?zayıf? şekilde gerçekleşebildiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aile içi şiddet, okulda şiddet, zorbalık, kurban.

Aile içi şiddetOkullarPsikolojik istismar+4
Merve Gonca Çeliktaş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yatılı ilköğretim bölge okulu II. kademe öğrencilerinin kişisel hijyen uygulamaları

Yatılı İlköğretim Bölge Okulu II. kademe (Ortaokul; 6,7, ve 8. sınıf) öğrencilerinin kişisel hijyen uygulamalarının belirlenmesi amacıyla yapılan bu araştırmanın örneklemini, Antalya ili Serik ilçesinde yer alan Yukarıkocayatak Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'na kayıtlı olan 142 kız, 146 erkek olmak üzere toplam 288 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aşamasında öğrencilere kişisel bilgilerine ve kişisel hijyen uygulamalarına yönelik sorulardan oluşan anket formu uygulanmıştır. Mayıs 2012'de toplanan veriler kontrol edilmiş ve bilgisayar ortamında (SPSS 18.0) değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin %49,3'ü kız, %50,7'si erkektir. Öğrencilerin %28,5'ini 6., %34,7'sini 7. ve %36,8'ini 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Öğrencilerin %33'ü yatılı, %67'si gündüzlüdür. Yapılan istatistiksel analizler sonucuna göre; kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre kışın daha sık banyo yaptıkları belirlenmiş ve öğrencilerin cinsiyete göre kışın banyo yapma sıklıkları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur(p<0.05). Kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre dişlerini daha düzenli ve daha doğru sıklıkta fırçaladıkları belirlenmiş olup kız ve erkek öğrenciler arasındaki bu farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Gündüzlü öğrencilerin yatılı öğrencilere göre daha doğru sıklıkta diş fırçalarını değiştirdikleri ve öğrenim türüne göre diş fırçası değiştirme sıklığı arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Öğrencilerin çoğunluğunun (%80.6) dişlerini düzenli olarak her gün fırçaladıkları, tamamına yakınının (%91,3) ellerini bez havlu ile kuruladıkları, ayaklarını her gün yıkadıkları ve yarıdan fazlasının ayaklarını bez havlu ile kuruladıkları, tırnak yeme alışkanlıklarının bulunmadığı, çoraplarını her gün değiştirdikleri, öğrencilerin yarısının (%49) iç çamaşırlarını 2-3 günde bir değiştirdikleri, burunlarını düzenli olarak akar su ile veya temiz bir mendil ile temizledikleri, yarıdan fazlasının (%52,8) kulaklarının içini ucuna pamuk sarılı çubuk ile temizledikleri, yarıya yakınının (%46,9) diş hekimine hiç gitmedikleri saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, yatılı ilköğretim bölge okulunda okuyan öğrencilerin kişisel hijyen uygulamalarının geliştirilmesine yönelik uzman kişiler tarafından seminer ve konferanslar verilmesi, öğrencilere, okul personeline ve ailelere kişisel hijyen uygulamaları ile ilgili pratik bilgiler veren eğitici kaynakların (afiş, broşür, el kitabı vb.) hazırlanarak sunulması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hijyen, Kişisel Hijyen, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu

HijyenYatılı ilköğretim bölge okullarıÖğrenciler+1
Ali Arat
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Denizli il merkezinde bulunan ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenleri ve ortaokullarda görev yapan branş öğretmenlerinin iş doyumunun incelenmesi

Araştırma, Denizli il merkezinde bulunan ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenleri ve ortaokullarda görev yapan branş öğretmenlerinin iş doyum düzeylerinin incelenmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Denizli il merkezinde bulunan okullar oranlı tabakalı örnekleme tekniği uygulanarak 3 tabakaya ayrılmış ve bu okullarda görev yapan 494 öğretmen örneklem kapsamına alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu öğretmene ilişkin demografik özellikler, öğretmenin çalışma koşullarına ilişkin özellikler, öğretmenlik mesleğine ilişkin özellikler ve Minnesota İş Doyum Ölçeği?nin 20 sorudan oluşan kısa formundan oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 15.0 (for Windows) paket yazılımından yararlanılarak Ki-kare testi ve Fisher?in Kesin Ki-kare testi ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamına alınan öğretmenlerin %52.8?inin kadın, %56.8?inin 36-50 yaş grubunda, %54?ünün ilkokulda görev yapmakta olduğu, %85.6?sının çocuk sahibi olduğu, %34.0?ünün 14-22 yıldır öğretmenlik mesleğini yaptığı, %69.6?sının görev yapmakta olduğu okula kendi isteği ile atandığı, %73.2?sinin seçme şansı olsa tekrar öğretmenlik mesleğini seçmek istediği belirlenmiştir.

Branş öğretmenleriDenizliOrtaokul öğretmenleri+5
Süleyman Karakuzu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin kentsel dönüşüm hakkındaki bilgileri ve konut tercihleri

Bu araştırma; Sivas il merkezinde kentsel dönüşüm çalışmalarının başladığı ve kentsel dönüşüm çalışmalarının başlayacağı mahallelerde (Dedebalı, Kılavuz, Ferhatbostan, Demircilerardı mahalleleri) ikamet eden tüketicilerin kentsel dönüşüm hakkındaki bilgilerini ve dönüşüm sonrasındaki konut tercihlerini belirlemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmaya; mahallelerde halen ikamet etmekte olan ve ulaşılabilen farklı eğitim ve gelir düzeyine sahip ve kentsel dönüşüm kapsamında evi yenilenecek olan 178 tüketici katılmıştır. Verilerin elde edilmesinde tüketicilere konut tercihi ölçeği, kentsel dönüşüm bilgilerini ve demografik bilgilerini kapsayan anket formu uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda tüketicilerin kentsel dönüşüm ile ilgili bir takım bilgilerinin olduğu fakat; dönüşüm sonrasında yapılacak olan konutların tipi, genişliği, maliyeti ve ödeme koşulları hakkında tereddütleri olduğu görülmüştür. Aylık geliri düşük olan tüketicilerin genellikle kentsel dönüşüm sonrasında müstakil, 90-119 m2 genişliğindeki, salon+3 odalı konutları tercih ettikleri; gelir durumu yüksek olan tüketicilerin ise genellikle site içerisindeki dubleks tripleks 120 m2 ve üzerindeki salon+4 odalı konutları tercih ettikleri görülmüştür. Lise ve üniversite mezunu olan tüketicilerin dönüşüm sonrası dubleks tripleks ve salon+4 odalı konutları tercih ettikleri, okur yazar olmayan ve ilköğretim mezunu olan tüketicilerin salon+3 odalı konutları tercih ettikleri saptanmıştır. Lise ve üniversite mezunu olan tüketicilerin konutun balkonlu (p=0,029) olmasını daha önemli buldukları, okuryazar olmayan ve ilköğretim mezunu olan tüketicilerin ise yaşanılacak konutun müstakil (p=0,030) olmasını önemli buldukları görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Kentsel dönüşüm, konut tercihi, tüketici.

Selçuk Gül
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yerli ve yabancı fastfood ürünlerinin 17-25 yaş gençlerin tercih nedenlerinin belirlenmesi üzerine bir alan çalışması: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi örneği

Bu araştırmanın amacı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde okuyan öğrencilerin yerli ve yabancı fastfood ürünlerinin tercih nedenlerini etkileyen faktörleri belirlemektir. Ayrıca fastfood beslenme tarzının günlük yaşamdaki yeri hakkında bilgi almak, yerli ve yabancı fastfood ürünlerinin tercihi noktasında farklılaşan unsurları belirlemek çalışmanın amaçları arasında sayılabilir. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesin de okuyan yaklaşık 35847 aktif öğrenci evreni üzerinden yapılan bu çalışmanın verileri anket formu kullanılarak araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 14.0 istatistik paket programından yararlanılmıştır. Verilerin önce sayı ve yüzde değerlerini gösteren frekans değerleri verilmiş, daha sonra fastfood tüketim eğilimleri ile ilgili bulgulara yer verilmiştir. Değişkenler arası ilişkileri incelemek üzere, t-testi, Tek Yönlü Varyans analizi (Oneway ANOVA), Ki kare, Kruskal-Wallis testi yapılmıştır. Örneklem büyüklüğü n=381 olarak hesaplanmış fakat çalışmanın güvenirliliğini arttırmak adına daha fazla sayıda öğrenciye ulaşmak için 600 anket formu çoğaltılmış ve uygulanmıştır. Hatalı ve eksik veri girilen anket formları veri setinden çıkartılarak toplamda n=532 kullanılabilir anket formu elde edilmiştir. Katılımcıların %66,4'ü (n=353) fastfood türü yiyecek tükettiklerini, %33,5'ü (n=178) ise bazen fastfood türü yiyecek tükettiklerini belirtmişlerdir. Katılımcıların büyük çoğunluğu fastfood türü yiyeceği öğle (%34 n=181) ve ikindi (%46,8 n=249) vakti tükettiklerini belirtmişlerdir. viii Fastfood tüketimi genellikle yerinde yiyerek (%52,4 n=279) gerçekleşmiştir. En fazla tüketilen fastfood ürünü olarak yerli fastfood işletmelerinde döner, dürüm, lahmacun pide çeşitleri iken bu yabancı fastfood işletmelerinde ise burger, patates cipsi, pizza, kumpir çeşitleri olarak tespit edilmiştir. Tüketilen fastfood cinsinin türüne göre içeceklerin de şekillendiği görülmüştür. Genellikle yerli fastfood türü ürünler ile birlikte ayran, yabancı fastfood türü ürünler ile ise genellikle asitli içecek türlerinin (kola, fanta, gazoz) tüketildiği görülmektedir. Katılımcıların yerli ve yabancı fastfood ürünlerini tercih etme nedenleri arasında, yabancı fastfood işletmelerinin popülerlik, standart lezzet ve kaliteye sahip olması ve fiziksel mekan özellikleri etkenlerine göre anlamlı farklılıklar belirlenmiştir (p< 0,01; p<0,05). Yerli fastfood işletmelerinin fiyatının uygun olması, sunulan yiyeceklerin damak zevkine hitap etmesi etkenine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p< 0,01; p<0,05). Anahtar Kelimeler: Yerli ve yabancı fastfood işletmeleri, beslenme, fastfood.ix

Adnan Acar
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul ili Pendik ilçesi Ertuğrulgazi İlköğretim Okulu öğrencilerinin beslenme alışkanlıkları ve besin tüketim durumları

Bu araştırma İstanbul ili Pendik ilçesi Ertuğrulgazi İlköğretim Okulu 6., 7. ve 8. sınıflara devam eden öğrencilerin beslenme alışkanlıkları ve besin tüketim durumlarını saptamak amacıyla 2009-2010 eğitim öğretim yılında yürütülmüştür. 125 erkek, 127 kız gönüllü öğrenci çalışma grubuna alınmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan anket ile öğrencilerin kişisel bilgileri, beslenme alışkanlıkları ve besin tüketim durumları ile ilgili bilgiler toplanmıştır. Ayrıca öğrencilerin antropometrik ölçümleri araştırmacı tarafından alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 15.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Besin bileşimlerinin değerlendirilmesinde BeBis (Beslenme Bilgi Sistemi) programı öğrenci versiyonu kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirilmeleri arasında; bağımsız gruplarda ki-kare(?²) testi, sayı ve frekans(yüzde) dağılımları alınmıştır. Öğrencilerin antropometrik ölçümleri, enerji ve besin öğelerinin değerlendirilmesinde; aritmetik ortalama( ), standart sapma(S), alt ve üst değerler hesaplanmıştır.Araştırma sonucunda; enerji ve besin öğesi alımının değerlendirilmesinde cinsiyet ve yaşa göre günlük alımı önerilen DRI değerleri kullanılmıştır. Öğrencilerin %63.5'inin 11-12 yaş grubunda, %19.4'ünün 15 ve üstü yaş gurubunda ve %17.1'inin 13-14 yaş grubunda olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin boy uzunluklarına bakıldığında kızların 151.19±8.01 cm, erkeklerin ise 153.56±9.35 cm olduğu, vücut ağırlığı kızların 46.42±10.55 kg, erkeklerin ise 47.26±11.23 kg olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin beslenme alışkanlıkları incelendiğinde kızların %47.2'sinin, erkeklerin ise %64.0'ının her gün kahvaltı yaptığı belirlenmiş, gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur(p<0.05). Öğrencilerin besin tüketim sıklıklarına bakıldığında; %71.0'ının peyniri, %39.3'ünün sütü, %8.3'ünün tavuğu, %71.0'ının meyveyi, %59.5'inin domatesi, %90.9'unun ekmeği her gün tükettiği, %11.5'inin şerbetli tatlıları 2-3 ayda bir tükettiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin 3 günlük besin tüketim kaydı değerlendirmesinde, erkeklerin 1715.6±680.8 kkal/gün, kızların ise 1493.6±543.9 kkal/gün enerji aldıkları belirlenmiştir. Öğrencilerin %86.5'inin kalsiyum, %73.8'inin magnezyum, %58.7'sinin B1 vitamini, %35.3'ünün demir, %55.2'sinin enerji alımlarının yetersiz olduğu belirlenmiştir.Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda öğrencilerin önemli bir kısmının yetersiz beslendiği ve bazı yanlış beslenme alışkanlıklarını sürdürdüğü tespit edilmiştir. Büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu bu dönemde öğrencilerin yeterli ve dengeli beslenmeleri konusunda okullarda öğrenci, öğretmen, idareci ve velilere yönelik beslenme eğitimi verilebileceği önerisinde bulunulmuştur.Anahtar kelimeler: Adölesan, Beslenme, Beslenme Alışkanlığı, Besin Tüketimi.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme davranışı+5
Burcu Er
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin ve market çalışanlarının alışveriş davranışları hakkında görüşleri ve uygulamaları

Bu araştırmanın genel amacı Tekirdağ ilinde yaşayan tüketicilerle market çalışanlarının, alışveriş davranışları hakkındaki görüşlerinin ve uygulamalarının incelenmesidir.Tekirdağ il merkezinde yaşayan 204 tüketici ve 102 market çalışanı bu araştırmaya katılmıştır. Tüketicilerin ve market çalışanlarının alışveriş öncesi, alışveriş sırasındaki ve alışveriş sonrası davranışlarla ilgili görüşlerini ve davranışlarını belirlemeye yönelik likert tipi beşli ölçek anket kullanılmıştır. Verilen cevaplarının aritmetik ortalaması ve standart sapması hesaplanmış, araştırma sonucunda anket bilgisayarda SPSS ( Statistic, Packets For Social Sciences) paket istatistik programından yararlanılarak oluşturulan veri tabanında toplanmıştır. Demografik özelliklere ait sorulara ilişkin olarak mutlak ve yüzde değerlerini gösteren tablolar hazırlanmıştır. Likert tipi sorulara verilen cevapların aritmetik ortalaması ve standart sapması hesaplanmış, t testi kullanılmış ve anlamlılık düzeylerine göre yorumlanmıştır.Araştırmaya katılan tüketicilerin ve market çalışanlarının yarıdan fazlası kadındır ve tüketicilerin yarıdan fazlası evli iken market çalışanlarının yarıdan fazlası bekârdır. Market çalışanlarının büyük bir çoğunluğu işçi iken tüketicilerde memurların oranı yüksektir. Tüketicilerin ve market çalışanlarının yarısından fazlası marketlere gitmek için belirli bir günün olmadığını ifade etmişlerdir. Tüketiciler ve market çalışanları marketlerde en çok gıda, giyim ve temizlik ürünlerini tercih etmektedirler. Alışveriş öncesi davranışlarla ilgili görüşlerde her iki grupta ortalama puanlarına göre en çok bütçeye göre alışveriş yapılmalıdır ve fiyat indirimlerinin olduğu zamanlar takip edilmelidir görüşlerine katılmışlardır. Alışveriş öncesi davranışlarla ilgili uygulamalarda tüketiciler ve market çalışanları en çok Bütçeye göre alışveriş yaparım ve Alışveriş yapılacak yerleri fiyat, çeşit ve bolluk yönünden karşılaştırırım davranışlarını göstermektedirler. Alışveriş sırasındaki davranışlar hakkındaki uygulamalardan aldığım üründen vazgeçip onu başka bir rafta bırakabilirim, ürünü kontrol etmek için ambalajı açıp bırakabilirim davranışlarını, market çalışanları tüketicilere oranla daha fazla göstermektedirler. Tüketiciler ve market çalışanları alışveriş sonrası davranışlar hakkındaki uygulamalardan en çok Önce alınan ürünleri önce tüketirim ve Ürünleri kullanılmadan önce ambalajındaki kullanım talimatını ve güvenlik kurallarını okurum davranışlarını göstermektedirler. Bu bulgular ışığında tüketicilerin tüketim davranışlarının iyileştirilmesine yönelik öneriler sunulmuştur.

Alışveriş davranışlarıMarketlerPersonel+3
Kevser Özcan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim uygulama okulları ve rehabilitasyon merkezlerindeki öğretilebilir zihinsel engelli bireylerin kişisel hijyeni ile ilgili uygulamalar ve velilerinin bilgileri

?Eğitim uygulama okulları ve rehabilitasyon merkezlerindeki öğretilebilir zihinsel engelli bireylerin kişisel hijyeni hakkında bilgi ve uygulamaları? adlı bu çalışma; farklı zeka düzeyinde, zihinsel yetersizliği yanında fiziksel engeli de olan ve farklı yaş gruplarındaki zihinsel engelli bireylerin kişisel hijyen uygulamalarını, bu uygulamaların yeterli düzeyde olup olmadığını, kişisel hijyen uygulamalarında yardım alıp almadıklarını aynı zamanda zihinsel engele sahip olan velilerin kişisel hijyen hakkındaki bilgilerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Afyonkarahisar, Ankara ve İstanbul'da Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi ve rehabilitasyon merkezi ile görüşülerek toplam 225 veli üzerinde anket uygulanmıştır. Zihinsel engelli bireylerin kişisel hijyen uygulamaları ile velilerin kişisel hijyen hakkındaki bilgileri, velilerin eğitim durumları ile ilişkilendirilmiş ve khi kare analiz yöntemi uygulanarak sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmaya katılan velilerin büyük çoğunluğunu anneler oluşturmaktadır. Aynı zamanda engelli bireye en çok yardım edenin de anneleri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Velilerin 157'sinin okur yazar olmayan, okur yazar olan ve ilkokul mezunları oldukları, 68'inin ortaokul, lise ve üniversite mezunu olduğu belirlenmiştir. Anket kapsamındaki zihinsel engelli bireylerin 70'inde farklı fiziksel engel bulunmakta, büyük çoğunluğunun erkek ve 13 ? 18 yaş arası bireylerden oluştuğu saptanmıştır. Velilerin kişisel hijyen bilgilerinin eğitim düzeyleriyle bağlantılı olarak değiştiği, bu konuda verilen soruların çoğunun eğitim düzeyi düşük bireyler tarafından yanlış yanıtlandığı, eğitim düzeyi yüksek olan grubun ise banyo temizliği, taharet temizliği, göz temizliği ve diş fırçası kullanımı sıklığı konusunda yetersiz olduğu belirlenmiştir. Okur yazar olmayan, okur yazar olan ve ilkokul mezunu velilerin sahip oldukları engelli bireylerin; banyo yapma, saç tarama, tırnak kesme, ayak yıkama, kulak temizliği, taharet temizliği, iç çamaşırı ve elbise değiştirme konularında ailelerinin yardımlarıyla yapabildikleri; ortaokul, lise ve üniversite mezunu velilerin sahip oldukları engelli bireylerin yalnızca kulak, ayak, tırnak temizliği ve banyo yapmada ailelerinin yardımına ihtiyaç duymaktadırlar. Engelli bireyler uyandıkları zaman yüzünü yıkamakta, tuvaletten çıkınca ve yemekten önce ve sonra ellerini yıkamakta, ellerini yıkadıklarında havlu kullanmayı tercih etmemekte, kirlendikçe ayaklarını yıkamakta, saçlarını şampuanla yıkamakta, haftada 1 ya da 2 kez banyo yapmaktadır. Kulak temizliğine önem vermedikleri, kulağını temizleyenlerin kulak pamuğu kullandıkları, dişlerini günde iki kez fırçaladıkları, diş ipi kullanmadıkları, haftada bir ya da uzadıkça tırnak kestikleri, tuvalet temizliğinde su ve tuvalet kağıdı kullanımının fazla olduğu belirlenmiştir. Hemen hemen tüm zihinsel engelli bireyler her gün ya da iki günde bir atlet, külot, çorap ve giysi değiştirmektedirler. Banyo lifi ve el yüz havlusunu aile bireyleriyle birlikte kullananların oranı kullanmayanlara oranla yüksek bulunmuştur.Tüm bu bulgular doğrultusunda zihinsel engelli bireye sahip olan velilerin kişisel hijyen hakkında eğitim almaları gerekmekte, sağlıklı yaşam için kişisel hijyenin önemini kavramak ve bunu yaşantılarına transfer etmeleri gerekmektedir. Tutum ve davranışların olumlu yönde düzeltilmesi adına alınan eğitim ile zihinsel engelli bireyde de iyileşmeler görülecek ve bu bireylerin toplumda kabul edilebilir olmaları sağlanacaktır.

Eğitim uygulama okuluHijyenRehabilitasyon merkezleri+3
Asiye Yurtseven
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların aile içinde karar verme uygulama ve sorunları Şanlıurfa ili örneği

Araştırma kadınların aile içinde karar verme uygulama ve sorunlarının incelenmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Şanlıurfa ilinin Merkez ilçesinde yaşayan Dr. Cavit Özyeğin İlköğretim Okulu öğrenci velisi 400 evli kadın araştırmaya alınmıştır. Ailede karar vermeden önce ve karar verdikten sonra yapılan uygulamalar ile ailede karar verme ve uygulamalarda karşılaşılan sorunlar ölçeklerine faktör analizi uygulanmıştır. Daha sonra ailede karar vermeden önce ve karar verdikten sonra yapılan uygulamalar ile ailede karar verme ve uygulamalarda karşılaşılan sorunlarda kadının eğitim durumu, evlilik süresi, kadının eşinin eğitim durumu, ailedeki birey sayısı, ailenin ortalama aylık gelir miktarının etkisi Kruskal Wallis H-Testi ile incelenmiştir. Ailede karar vermeden önce ve karar verdikten sonra yapılan uygulamalar ile ailede karar verme ve uygulamalarda karşılaşılan sorunlarda kadının çalışma durumu, kadının eşinin çalışma durumu ve ailenin en uzun süre yaşadığı yerin etkisi Mann Whitney U testi ile analiz edilmiştir. Ailede karar vermeden önce ve karar verdikten sonra yapılan uygulamalar ile ailede karar verme ve uygulamalarda karşılaşılan sorunlar arasındaki ilişki korelasyon analizi, ailede karar verme ve uygulamalarda karşılaşılan sorunların karar vermeden önce ve karar verdikten sonra yapılan uygulamalardan etkilenme durumu ise Regresyon Modeli ile incelenmiştir.Araştırmaya alınan kadınların % 69.5'inin 32 ve üzeri yaşta, % 35'inin okur-yazar olmadığı, % 91.5'inin çalışmadığı, % 36.3'ünün 21 yıl ve daha uzun süredir evli olduğu ve %42.7sinin 4 ila 7 çocuğunun olduğu belirlenmiştir. Kadınların % 37'sinin eşinin 46 ve daha büyük yaşta, % 6.5'inin okuma-yazma bilmediği, % 68.3'ünün çalıştığı ve % 54.3'ünün serbest meslekle uğraştığı saptanmıştır. Ailesinin en uzun süre yaşadığı yerin kır olduğu belirtenlerin oranı %33.8 iken % 56.3'ünün aylık gelir miktarı 501-1000 TL arasında olduğu belirlenmiştir. Aileye ilişkin konularda karar veren bireylerin dağılımı incelendiğinde, konutun bakımında (% 43), ev eşyası seçiminde (% 50.8), ihtiyaç duyulan ev eşyalarının hangisinin satın alınacağında (% 55.8), ev araçlarının seçimi ve satın alınmasında (% 55), ailenin ilişki kuracağı kişi ve kurumlar (komşu, akraba, dernek vb.) (% 61), ailenin katılacağı sosyal faaliyetlerde (sinema, tiyatro, düğün, nişan töreni, toplantılar vb.) (% 62.8) kadının eşi ve kadının birlikte karar verdiği, konut seçiminde (%46.3), aile tasarruflarının kullanımı ve yatırım alanları seçiminde (% 34.1) ise kadının eşinin karar verdiği saptanmıştır.Ailede kız ve erkek çocukların geleceğine ilişkin konulara bakıldığında kız çocuklarının hangi düzeyde eğitim alacağına (% 49.5), kız çocuklarının kimlerle arkadaşlık kuracağına (% 41.1), kız çocuklarının ne zaman evleneceğine (% 34.9), erkek çocuklarının hangi düzeyde eğitim alacağına (% 45.4),erkek çocuklarının hangi mesleği seçeceğine (% 35.7), erkek çocuklarının kimlerle arkadaşlık kuracağına (% 31.9) kadının eşi ile birlikte karar verdiği belirlenmiştir. Ailede karar vermeden önce ve karar verdikten sonra yapılan uygulamalara ailenin ortalama aylık gelir miktarının etkisi, eğitim durumunun, çalışma durumunun, evlilik süresinin, kadının eşinin eğitim durumunun, ailedeki birey sayısının ve ailenin aylık ortalama gelir miktarının etkili olduğu, (p<0.05), kadının eşinin çalışma durumunun ve ailenin en uzun süre yaşadığı yerin (p> 0.05) etkili olmadığı saptanmıştırAilede karar verme ve uygulamalarda karşılaşılan sorunlara kadının eğitim durumunun, kadının eşinin eğitim durumunun, ailenin en uzun süre yaşadığı yer ve ailenin ortalama aylık gelirinin miktarının etkili olduğu (p<0.05) kadının çalışma durumunun ve kadının eşinin çalışma durumunun etkili olmadığı saptanmıştır (p<0.05). Ailede karar verme ve uygulamalarda karşılaşılan sorunların karar vermeden önce ve karar verdikten sonra yapılan uygulamalardan etkilenme düzeyini incelemek için yapılan Regresyon Modeli istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (F=31.867; p=0.000<0.05).Anahtar Kelimeler: Karar verme, ailede karar verme, kadın, karar verme uygulamaları ve sorunları, kadınların kararlara katılımı

Aile içi ilişkilerAile içi rollerDemografik özellikler+6
Meltem Mutlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde yaşam tatmini ve sosyal destek ilişkisinin incelenmesi

Araştırma yaşlı bireylerde yaşam tatmini ve sosyal destek ilişkisinin incelenmesi amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. İstanbul ili Pendik ilçesinde yaşayan İsa Yusuf Alptekin İlköğretim Okulu öğrencisi yakını 400 yaşlı birey araştırmaya alınmıştır. Yaşam tatmini ve sosyal destek ilişkisinin incelenmesinde Pavot ve Diener (1993) tarafından geliştirilen Yaşam Tatmini Ölçeği (The Satisfaction With Life Scale-SWLS) ile Zimet ve arkadaşları (1988) tarafından geliştirlen Eker ve Akar (1995) tarafından ülkemizde geçerlilik ve güvenirlilik çalışması yapılan Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği incelenmesi için (Multidimensional Scale of Perceived Social Support MSPSS) kullanılmıştır. Yaşlı Bireylerin yaşam tatminine, algılanan sosyal desteğine, aileden alınan sosyal desteğine, arkadaşlardan alınan sosyal desteğine, özel bir insandan alınan sosyal desteğine, cinsiyet durumu, medeni durumu, evlilik süresi ve doktor tarafından tanısı konulan hastalığı olma durumu, yaş grubu, dul veya boşanmış olma süresi, eğitim durumu, eşinin eğitim durumu, birlikte yaşadığı birey ve gelirinin yeterli olup olmama durumunun etkisi Man whitney-U testi ve Kruskal Wallis H-Testi ile analiz edilmiştir. Yaşlı bireylerin yaşam tatmini ve algılanan sosyal desteği arasındaki ilişki Korelâsyon Analizi, yaşam tatmini, aileden alınan sosyal destek, arkadaşlardan alınan sosyal destek, özel bir insandan alınan sosyal destekten etkilenme durumunu test etmek için ve yaşam tatmininin algılanan sosyal destekten etkilenme durumunu test etmek için Regresyon Modeli uygulanmıştır.Araştırmaya alınan yaşlı bireylerin % 51.0'i kadın, % 27.8'i 70-74 yaş grubunda, % 26.5'i 65-69 yaş grubundadır. Yaşlı bireylerin % 27'si okuryazar olmayıp, % 58.5'i evlidir. Ailesinin aylık ortalama gelir miktarı 1000 TL ya da daha az olanlar %45.7 oranındadır, % 30.2'sine göre ailesinin aylık gelir miktarının yetersiz, % 22.3'üne göre ailesinin aylık gelir miktarının çok yetersiz olduğu, % 58.8'inin doktor tarafından tanısı konulan bir hastalığının olduğu belirlenmiştir. Yaşlı bireylerin kişisel günlük yaşam aktivitelerinden yeme içmede % 43'ünün, giyinmede %38.5'inin, banyo yapmada % 47.0'ının, ev işi yapmada %53.6'sının, kısmen ya da tamamen bağımlı olduğu bulunmuştur.Yaşlı bireylerin yaşam tatmini algılanan sosyal destek, aileden alınan sosyal destek, arkadaşlardan alınan sosyal destek, özel bir insandan alınan sosyal desteğe cinsiyetin, yaşın, medeni durumun, dul yada boşanmış olma süresinin, evlilik süresinin, eğitim durumunun etkisinin olduğu saptanmıştır. (p<0.005) yaşlı bireylerin algılanan sosyal desteği ile yaşam tatmini arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere yapılan korelasyon analizi sonucunda, % 53.4 düzeyinde pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=0.534; p=0.000<0.05). Yaşlı bireylerin yaşam tatminin algıladıkları sosyal destekten etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modeli istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (F=64.170; p=0.000<0.05).Anahtar Kelimeler: Yaşlı birey, yaşam tatmini, yaşlılıkta yaşam tatmini, sosyal destek, yaşlılıkta sosyal destek.

AileAile desteğiSosyal destek+6
Zekeriya Mutlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yerli ve yabancı turistlerin tüketici olarak sahip oldukları haklar konusundaki bilgi durumları

Bu araştırma, ülkemizdeki yerli ve yabancı turistlerin tüketici olarak sahip oldukları haklar konusundaki bilgi durumlarının belirlenmesi amacıyla planlanıp yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Kuşadası ve çevresine tatil yapmaya gelmiş 150 yabancı ve 150 yerli turist olmak üzere toplam 300 turist oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında anket tekniğinden yararlanılmış, veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Araştırmaya alınan turistlerin %43.3'ü kadın %51.7'si erkek turistten oluşmaktadır. Turistlerin yarıya yakını (%47.3) lisans ve üstü mezunu olup, yerli turistlerin yaş ortalaması 30.3±9.19, yabancı turistlerin yaş ortalaması 39.8±14.9 ve yerli turistlerin yıllık ortalama geliri 20769.2±2604.3 TL, yabancı turistlerin ortalama geliri 24393.6±2101.2 EURO aralığındadır. Yerli turistlerin %57.3'ü yakınlığından dolayı, yabancı turistlerin %40.7'si doğal güzelliğinden dolayı Türkiye'de tatil yapmayı tercih etmiştir. Turistlerin %25.3'ü tatile seyahat acentesiyle gelirken %74.7'si seyahat acentesi kullanmadan tatile gelmiştir. Seyahat acentesi kullanmadan tatile gelenlerin %50.9'u tatile ailesiyle gelmiştir. Yerli ve yabancı turistlerin %29.0'u tatile çıkmadan önce tatil hakkında kendilerini aydınlatacak kaynak okurken %71.0 gibi büyük bir çoğunluğu herhangi bir kaynak okumamıştır. Turistlerin %84'ünün tatili sırasında memnun kalmadığı ve şikayetçi olduğu en az bir durum olduğu tespit edilmiştir. Şikayetçi olunan konuların başında %37.6 oranıyla esnaf bulunmuştur. Araştırmaya katılan yerli ve yabancı turistler turizmde tüketici hakları konusunda kendilerini %38.7'si az bilgim var, %27.7'si fikrim yok , %27.3 `ü yeterli bilgim var ve %16.3 `ü de çok az bilgim var şeklinde değerlendirmişlerdir. Genel anlamda tüketici haklarına yönelik tutum, bilgi ve davranış ibarelerine verilen cevaplar değerlendirildiğinde, tüketici haklarının bilinmesi, uygulanması ve bunun tutum haline getirilmesi bağlamında yerli ve yabancı turistlerin yarıdan fazlasının bilinçli olduğu sonucuna varılmıştır.

TuristlerTurizmTüketici hakları+3
Abdurrahman Acar
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin mobilyaya ilişkin tercihleri, satın alma, kullanım davranışları ve mobilyaya ilişkin sorunları

Araştırma tüketicilerin mobilyaya ilişkin tercihleri, satın alma, kullanım davranışları vemobilyaya ilişkin sorunlarının incelenmesi amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Örneklemkapsamına Ankara ili Yenimahalle ilçesi Batıkent Kız Teknik ve Meslek Lisesi öğrenci velisigönüllü 512 tüketici alınmıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde anket tekniğindenyararlanılmıştır. Tüketicilerin mobilyaya ilişkin tercihlerine faktör analizi uygulanmıştır.Mobilyada satın alma özellikleri tercihi, mobilyada kullanım özellikleri tercihi, mobilyadadekorasyon özellikleri tercihi ve kullanıcı beklentileri alt boyutlarının toplam puan ortalamaları,mobilyaya ilişkin sorunlarının toplam toplam puan ortalamaları verilmiştir. Tüketicilerinmobilyaya ilişkin tercihlerinin ve mobilyaya ilişkin sorunlarının yaş, medeni durum, eğitimdurumu, ailenin ortalama aylık gelir miktarına göre farklılaşması Kruskal Wallis H-Testi ilecinsiyet, çalışma durumu, oturulan konutun mülkiyet durumu ile mobilya satın alırkenkullandığı satın alma şekline göre farklılaşması Mann Whitney U testi ile incelenmiştir.Tüketicilerin mobilyaya ilişkin sorunlarının ve tercihlerinin aralarındaki ilişki korelasyon analiziile incelenmiştir. Mobilya satın alırken tercihlerinden etkilenme durumunu test etmek içinRegresyon Modeli uygulanmıştır.Tüketicilerin % 45.7'sinin 40-49 yaş grubunda, % 64.3'ünün kadın, % 29.9'unun lisemezunu olduğu, % 89.8'inin evli, % 44.1'inin 10-19 yıl evlilik süresine sahip olduğu, %48.4'ünün 2 çocuk sahibi olduğu belirlenmiştir. Tüketicilerin % 39.1'inin ailesindeki tüketicisayısı 4 kişi, % 41.6'sının ailesinin ortalama aylık gelir miktarı 1001-2000 TL ve % 59.8'ininoturduğu konutta ev sahibi olduğu belirlenmiştir. Tüketicilerin mobilyada kullanım özellikleritercihi ve kullanıcı beklentilerinin (p=0.014<0.05) yaşa göre; mobilyada dekorasyon özellikleritercihi (p=0.000<0.05), mobilyada kullanım özellikleri tercihi (p=0.000<0.05) ve kullanıcıbeklentilerinin (p=0.001<0.05) cinsiyete göre farklılaştığı bulunmuştur. Mobilyada dekorasyonözellikleri tercihinin (p=0.036<0.05) medeni duruma göre; kullanıcı beklentilerinin(p=0.014<0.05) ailenin ortalama aylık gelir miktarına göre, mobilyada dekorasyon özellikleritercihinin (p=0.049<0.05) oturulan konutun mülkiyet durumuna göre farklılaştığı bulunmuştur.Araştırma kapsamına alınan tüketicilerin % 45.3'ünün evde mobilyaya olan ihtiyaç vesatın alma arzusunun genellikle evde yaptıkları görüşme ve tartışmalardan kaynaklandığını, %55.0'inin mobilya satın alındıktan ve kullanıldıktan sonra dayanıklılık, kullanışlılık vb.değerlendirmelerin genellikle eşi ile birlikte yaptıkları belirlenmiştir. Mobilya ihtiyacınındoğmasında mevcut mobilyanın eskimesinin çok önemli (% 47.3) olduğu, satın almadan öncemobilya hakkında bilgi toplama ve değerlendirme aşamasında başvurduğu ve etkilendiğifaktörlerden daha önceki bilgi ve tecrübelerin çok önemli (% 50.8) olduğu bulunmuştur.Tüketicilerin % 72.3'ünün mobilyayı vadeli satın aldığı ve evde mobilyanın yerini değiştirdiği(% 81.1), mobilyalarda en fazla görülen tahribatın % 49.6 kırılma olduğu saptanmıştır.Tüketicilerin mobilya satın alırken yaşadıkları sorunlar mobilya satın alınırken tüketicininyetersiz bilgilendirilmesi (% 42.8) ve satış noktalarındaki kişilerin yetersiz bilgilendirilmesi (%41.0) olarak bulunmuştur. Tüketicilerin mobilya satın aldıktan sonra yaşadıkları sorunlarınbaşında mobilyanın geç teslim edilmesi (% 40.4) belirlenmiştir. Tüketicilerin mobilya satınalırken yaşadıkları sorunların oturulan konutun mülkiyet durumuna göre farklılaştığıbulunmuştur (p=0.042<0.05). Tüketicilerin mobilya satın aldıktan sonra yaşadıkları sorunlar ilemobilya satın alırken yaşadıkları sorunlar arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (r=0,734;p=0,000<0,05). Tüketicilerin mobilya satın alırken yaşadıkları sorunların mobilyaya ilişkintercihlerinden etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modeli istatistiksel olarakanlamlıdır (F=2,597; p=0,012<0,05).

Kullanım değerlendirmeMobilyaMobilya seçimi+7
Kamuran Obuz
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ordu ili Yoğunoluk Yatılı İlköğretim Bölge Okulu pansiyonunda kalan ve taşımalı gelen öğrencilerin beslenme durumlarının karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı Ordu İlinde bir yatılı ilköğretim okulunda eğitim gören pansiyonda kalan ve taşımalı gelen öğrencilerin beslenme durumlarını belirlemek ve bu iki grup öğrencinin beslenme durumlarını karşılaştırmaktır. Ordu İli Yoğunoluk Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda eğitim gören 80 pansiyonda kalan 80 taşımalı gelen toplam 160 erkek öğrenci üzerinde yürütülen bu araştırmanın verileri anket tekniği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, Windows ortamında SPSS 13.0 istatistik paket programından yararlanılmış t-testi uygulanıp, sayı ve yüzdeleri alınmıştır.Öğrenciler 11-16 yaş grubu arasındadır. Öğrenciler arasında günde 3 öğün tüketim (%77.5) yaygındır. Öğün atlayan öğrencilerin %84.5'i öğle öğününü , %6.9'u sabah öğününü atlamaktadır. Öğün atlayanların hemen hemen yarısının (%46.3) öğün atlama nedeni iştahsızlıktır. Pansiyonda kalan öğrencilerin %92.5'i, taşımalı gelen öğrencilerin %96.2'si öğün aralarında yiyecek-içecek tüketmektedirler. Pansiyonda kalan öğrencilerin %78.8'i, taşımalı gelen öğrencilerin %68.8'i öğün aralarında bisküvi, kraker ,gazoz, kola tüketmektedir.Her gün tüketilen başlıca yiyecekler sırasıyla taşımalı gelen öğrencilerde ekmek(%90.0), yumurta (%58.7), ayran (%47.5) ve domates (%31.2) iken pansiyon kalan öğrencilerde ekmek(%93.8), şeker (%73.8) ve yumurta(%27.5) dır. Öğrencilerin hiç yemediği besinler incelendiğinde ise kaşar peyniri ve sakatatlar her iki grup öğrencide de ilk sıralarda yer almaktadır.Günlük enerji, protein, yağ, E vitamini, pantotenik asit, niasin, B12 vitamini, magnezyum, fosfor, demir ve çinko alımları pansiyonda kalan öğrencilerde taşımalı gelen öğrencilere göre daha fazla olup, bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.Pansiyonda kalan ve taşımalı gelen öğrencilerden aldıkları beslenme yardımından memnun olan öğrencilerin günlük aldıkları besin öğeleri miktarlarının beslenme yardımından memnun olmayan öğrencilere göre daha fazla olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Ergen Beslenmesi, Beslenme Durumu

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıPansiyon+5
Ayşegül Aydoğan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketicilerin alternatif turizm türlerini satın alma davranışlarını etkileyen faktörler

Bu çalışmanın amacı, tüketicilerin alternatif turizm türlerini satın alma davranışlarını etkileyen faktörleri saptamak, tüketicileri alternatif turizm türleri hakkında bilgilendirmek ve aynı zamanda da işletmelere alternatif turizm tüketicilerinin ihtiyaç ve isteklerini en iyi şekilde karşılayacak hizmet sunumlarına katkıda bulunmaktır.Çalışma kapsamına İstanbul ili sınırları içerisinde gerçekleştirilen Kültür, Kongre, Botanik, İnanç, Deniz, Kuş Gözlemciliği, Hava Sporları, Golf, Sağlık ve Termal Turizmi türlerini gerçekleştiren 405 tüketici alınmış ve araştırmacı tarafından daha önceden hazırlanmış olan görüşme formları uygulanmıştır.Araştırma sonunda, genç ve orta düzeyde gelire sahip olan tüketicilerin Botanik, Kongre ve Kültür Turizmini; 40 yaş altında, orta düzeyde gelire sahip tüketicilerin Kuş Gözlemciliği ve Hava Sporları Turizmini, 40 yaşından küçük, yüksek düzeyde gelire sahip olan tüketicilerin Yat Turizmini, 40 yaşından büyük düşük düzeyde gelire sahip olan tüketicilerin Sağlık ve Termal Turizmi ile İnanç Turizmini; 50 yaşından büyük, yüksek düzeyde gelire sahip olan tüketicilerin ise Golf Turizmini gerçekleştirdikleri bulunmuştur. Diğer taraftan, tüketicilerin alternatif turizm türlerini gerçekleştirmeleri üzerinde en fazla etkili olan faktörün tüm alternatif turizm türleri için ?Merak ve Öğrenme? olduğu, Golf, Hava Sporları, Kongre, Kültür ve Yat Turizmi katılımcıları için ?Kendini İyi Hissetme?nin ikinci dereceden önemli ve ?Farklılık? faktörünün ise en az önemli olduğu bulunmuştur. Bu durumun aksine, Botanik, İnanç, Kuş Gözlemciliği ile Sağlık ve Termal Turizmi katılımcıları için ise ?Farklılık? faktörünün ikinci dereceden önemli faktörken ?Kendini İyi Hissetme?nin en az önemli olan faktör olduğu saptanmıştır.Çalışma sonunda tüketicilere kendi özellikleri, ihtiyaç ve isteklerine uygun olan alternatif turizm türleriyle ilgili; işletmelere ise alternatif turizm türlerine ilişkin talebi yöneltmek için uygulanabilecek stratejiler hakkında önerilerde bulunulmuştur.

Alternatif turizmPazarlamaSatın alma davranışı+2
Aslı Albayrak
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Evde yaşayan yaşlı bireylerin yaşam kalitesinin incelenmesi

Araştırma, evde yaşayan yaşlı bireylerin yaşam kalitesinin incelenmesi amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. İstanbul'un Küçükçekmece, Zeytinburnu ilçelerinde ikamet eden ve bu ilçelerdeki Söğütlüçeşme 1 nolu sağlık ocağı ve Merkezefendi 1 nolu sağlık ocaklarına kayıtlı 250 yaşlı birey, Hakkâri ili devlet hastanesine kayıtlı 130 yaşlı birey olmak üzere toplam 380 yaşlı birey araştırmaya alınmıştır. İstanbul ile Hakkâri illerinde evde yaşayan yaşlı bireylerin yaşam kalitesi değerlendirmelerinin istatistiksel açıdan anlamlı olup olmadığı t testi ile araştırılmıştır. Aynı zamanda yaşlı bireylerin yaşam kalitesi değerlendirmeleri yaşlı bireylerin yaş, eğitim durumu, aylık gelir miktarı ve yaşlı bireylerin ailesinin aylık gelir miktarı değişkenlerine göre tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile araştırılmıştır.Araştırmaya alınan yaşlı bireylerin % 52.4'ü erkek, % 47.6'sı ise kadın olup, % 56.3 ü 65-71 yaş grubunda, % 30.3'ü 72-84 yaş grubundadır. Yaşlı bireylerin % 48.7'si okuryazar olmayıp, % 55.3'ü evlidir. Ailesinin aylık gelir miktarı 650 TL ya da daha az olanlar % 38.9 oranındadır. Yaşlı bireylerin kişisel günlük yaşam aktivitelerinden yeme içmede % 55.0'inin, giyinme ve soyunmada % 49.5'inin hiç güçlük çekmediği, banyo yapmada % 10.3'nün bazen güçlük çektiği belirlenmiştir. Araçsal günlük yaşam aktivitelerinden % 17.4'ünün yiyecek hazırlamada, % 15.5'i ev işlerini yapmada bazen güçlük çektiği; % 31.1'nin hiç para yönetimi yapamadığı, taksit ve fatura ödeyemediği bulunmuştur. Sağlığını kötü olarak değerlendirenler % 33.1, sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamayanlar % 50.8 oranındadır.Yaşlı bireylerin yaşam kalitesi değerlendirmeleri ekonomik durum açısından ele alındığında ?ekonomik bağımsızlığının olması? (t= 3.80, p<0.01), ?gelirin yetmesi? (t= 2.15, p<0.05), ?gelirin yakınları tarafından elinden alınması? (t= 3.70, p<0.01) ifadelerinde İstanbul ve Hakkari'de yaşayan yaşlı bireyler arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. ?Kendisi ile barışık olma? (F=4.11, p<0.05) ve ?rahat ve huzurlu olma? (F=6.30, p<0.01) ifadelerinde yaşlı bireylerin psikolojik sağlık açısından değerlendirmelerinin yaşlı bireyin yaşı ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Yaşam kalitesi değerlendirmeleri konut ve çevre açısından ele alındığında ?yaşadığı çevreden memnun olma? (F=6.06, p<0.01) ifadesinde anlamlı farklılık hem 71 yaşında ve daha küçük yaştaki yaşlı bireylerle 85 yaşında ve daha büyük yaştaki yaşlı bireyler arasında, hem de 72-84 yaş grubundakilerle 85 yaşında ve daha büyük yaştakiler arasında bulunmuştur.?Toplumsal faaliyetlere katılabilme? ifadesinde (F=3.37, p<0.05) anlamlı farklılık okuryazar olmayan yaşlı bireylerle ortaokul ve üzeri okul mezunları arasında saptanmıştır.Yaşlı bireylerin aylık gelir miktarına göre yaşam kalitesi değerlendirmeleri beslenme açısından ele alındığında ?uygun gıdaya ulaşabilme? ifadesinde yaşlı bireyin aylık gelir miktarına göre anlamlı farklılık görülmektedir (F=5.77, p<0.01). anlamlı farklılık hem aylık gelir miktarı 500 TL ve daha az olan yaşlı bireylerle 501-750 TL arasında olanlar, hem de 500 TL ve daha az olan yaşlı bireylerle 751 TL ve daha çok olanlar arasındadır. ?Uygun gıdayı satın alacak gelire sahip olma? (F=6.84, p<0.01) ifadesinde yaşlı bireylerin ailesinin aylık gelir miktarına göre yaşam kalitesi değerlendirmeleri istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Anlamlı farklılığın hem ailesinin aylık gelir miktarı 650 TL ve daha az olan yaşlı bireylerle 651-1350 TL arasında olanlar, hem de 650 TL ve daha az olan yaşlı bireylerle 1351 TL ve daha çok olanlar arasında olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Yaşlı birey, evde yaşama, yaşam kalitesi, yaşlılıkta yaşam kalitesi.

Evde yaşamaYaşam kalitesiYaşlılar
Seraceddin Gürbüz
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bolu ili Dörtdivan ilçesinde taşımalı ve normal eğitim alan adolesanların antropometrik ölçümleri ile beslenme durumlarının değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı normal ve taşımalı eğitim alan 10-13 yaş adolesanların antropometrik ölçümleri ile beslenme durumlarını değerlendirmektir. Araştırmaya Dörtdivan ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Merkez Şehit Orhan Yalçın, Çavuşlar ve 75. yıl İlköğretim Okulları'na devam eden 127 (63 erkek, 64 kız) taşımalı eğitim alan ve 118 (57 erkek, 61 kız) normal eğitim alan toplam 245 öğrenci alınmış, adolesanların antropometrik ölçümleri yapılmış, 24 saatlik hatırlatma yöntemi ve anket formu kullanılarak beslenme durumu belirlenmiştir. Elde edilen verilerin yüzde, frekans, t testi ve khi-kare analizleri yapılmıştır.Taşımalı eğitimde erkek adolesanlar kızlara göre okulda çıkan yemeklerin, yemekhanenin, yemekhanedeki araçların temizliğinden ve yemekhane personelinin davranışlarından daha fazla memnundurlar . Günlük enerji, niasin, A ve C vitaminleri, kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir, çinko alımları erkeklerde taşımalı eğitim alanlarda; kızlarda ise normal eğitim alanlarda daha fazladır. Normal eğitim alan adolesanların diyetle yetersiz vitamin B1, B2, B6, B12, A, C, E, folat, protein, fosfor, magnezyum, demir ve çinko alımları taşımalı eğitim alan adolesanlara göre daha yüksektir. Taşımalı eğitim alan adolesanların ise enerji, niasin ve kalsiyumu normal eğitim alan öğrencilere göre daha yetersiz aldıkları saptanmıştır.Vücut ağırlığı, BKİ, üst orta kol çevresi, bel çevresi, triseps, subskapular, suprailak deri kıvrım kalınlıkları ve toplam deri kıvrım kalınlıkları erkek ve kızlarda taşımalı eğitim alanlarda normal eğitim alanlara göre daha fazladır. BKİ'ye göre şişmanlık sıklığı taşımalı eğitimde, zayıflık sıklığı ise normal eğitim alanlarda yüksek iv bulunmuştur. Taşımalı eğitim, erkek adolesanlarda beslenme durumunu olumlu yönde etkilerken, kız adolesanlarda bir değişiklik saptanmamıştır. Adolesanlara okulda verilen öğle yemeklerinin beslenme uzmanlarının kontrolünde ve adolesanların gereksinimleri dikkate alınarak ülke genelinde yaygınlaştırılması gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Adolesan, Beslenme Durumu, Taşımalı Eğitim, Antropometrik Ölçümler.

AntropometriAntropometrik parametrelerBesin ögeleri+7
Vildan Topalfakıoğlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin meyve tüketimi ve meyve tüketimlerinin tatlı ve ekşi tat tercihleri ile ilişkisi

Bu araştırma üniversite öğrencilerinin meyve tüketimi ve meyve tüketimlerinin tatlı ve ekşi tat tercihleri ile ilişkisinin saptanması amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcılarını, Selçuk Üniversitesi'nde eğitim görmekte olan 17-35 yaş arası 125 kız ve 185 erkek öğrenci olmak üzere toplam 310 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada veriler üç aşamada toplanmıştır; birinci aşamada bireylerin beslenme durumları ve bazı alışkanlıkları saptanmıştır. İkinci aşamada, bireylerin beslenme durumlarını değerlendirmek üzere 24 saatlik besin tüketimi kaydı yöntemi kullanılmıştır. Üçüncü aşamada ise, tat tercihlerini belirlemek için duyusal değerlendirme yapılmıştır. Araştırma sonucunda, BKİ ortalamalarında cinsiyetler açısından gruplar arasında p<0.01 düzeyinde, fark anlamlı bulunmuştur. Obez) öğrenci olmadığı görülmüştür. Araştırmaya katılanların günlük sigara tüketiminde, kız ve erkekler arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Günde bir paket ve bir paketten çok sigara içen erkeklerin oranı % 51.7 iken bu oran kızlarda % 17.2 olmuştur. Katılımcıların öğün alışkanlıklarının düzenli olmadığı ve en çok sabah öğününün atlandığı (% 60.6) saptanmıştır. Genç erişkinlerin diyetle günlük ortalama enerji ve besin öğesi tüketimleri değerlendirildiğinde, alınan enerji miktarı erkek öğrencilerde 2075.9 ± 965.85 kkal/gün, kız öğrencilerde 1681.6 ± 865.36 kkal/gün olarak bulunmuştur. Erkeklerin anlamlı ölçüde kızlardan daha fazla günlük enerji aldıkları belirlenmiştir. Cinsiyete göre proteinden başka, B?? vitamini, biotin, karbonhidrat, B? vitamini ve çinko, pantotenik asit, folat (p<0.01), B? vitamini, demir ve fosfor tüketimleri arasında da istatistiksel açıdan fark anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Öğrencilerin K vitamini ve fosfor alımının 2/3 RDA değerlerini aştığı görülmüştür. Genel olarak niasin, folat, magnezyum, kız öğrencilerin ise kalsiyum ve demir yönünden yetersiz beslendiği ve her iki grubun yarıya yakın kesiminin yetersiz enerji aldığı saptanmıştır. Kaldıkları yer neresi olursa olsun öğrencilerin toplam olarak sadece % 46.5'inin, günde 3-4 porsiyon meyve tükettiği belirlenmiştir. Öğrencilerin BKI'lerine göre meyve tüketim tercihleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). BKI şişman grubunda yer alanların % 68.8'i tatlı meyveyi tercih etmişlerdir. Erkek ve kız öğrencilerin günlük ortalama meyve tüketim miktarları açısından aralarında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Erkeklerin ortalama 128.67 gram, kızların ise ortalama 125.58 gram günlük meyve tükettikleri bulunmuştur. Tat numunelerini beğenme düzeylerinde, cinsiyete göre bir fark belirlenmemiştir (p>0.05) Erkek ve kız öğrenciler tatlılık oranı yüksek olan tatları ekşi tatlardan daha çok beğenmişlerdir. Öğrencilerin tat tercih puanlarıyla meyve tüketim miktarları arasında bir ilişki bulunmamıştır. Cinsiyete göre yapılan doğrusal regresyon analizleri sonuçlarına göre de hem kız hem erkek öğrencilerin yine bağımsız değişken olarak alınan tat tercih puanları bağımlı değişken olarak alınan meyve tüketim miktarlarının anlamlı bir yordayıcısı değildir. Türkiye'de yaşayan bireylerin tat/besin tercihine yönelik yapılacak araştırmalar, besin sektöründeki duyusal değerlendirmelere, tatlı olan besin tüketiminin azaltılması ve çocukların ekşi tat içeren besin tüketiminin artırılması adına stratejiler geliştirilmesinde yardımcı olabilir.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme davranışı+7
Gülçin Algan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Otellerde çalışan mutfak personelinin ve aşçılık alanında yükseköğrenim gören öğrencilerin moleküler gastronomi konusunda bilgi ve görüşleri

Bu araştırma dört ve beş yıldızlı otellerde çalışan mutfak personeli ve aşçılık alanında yükseköğrenim gören öğrencilerin moleküler gastronomi konusundaki bilgi ve görüşlerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma kapsamına alınan Ankara'daki 4 beş yıldızlı otel ve 1 dört yıldızlı otelde çalışan 60 mutfak personeli ve Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mengen Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programında yükseköğrenim gören 60 öğrenciye anket uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin değerlendirilmesi ve tabloların oluşturulması amacıyla SPSS (Statistical Package for Social Sciences) version 15 kullanılmıştır. Chi-Square (X2) testi. Student's t testi, tek yönlü varyans analizi. Tukey çoklu karşılaştırma testi. Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis varyans analizi, Bonferroni düzeltmeli Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Bütün istatistiksel analizlerde önemlilik seviyesi olarak p<0.05 değeri kabul edilmiştir farkın önemli bulunduğu durumlarda p<0.01 değerlerine de bakılmıştır. Moleküler Gastronomi fizik ve kimya kurallarının yemek hazırlamaya uygulanmasıdır sorusuna verilen cevaplara bakıldığında personelin %78.3'ü evet %21.7'si hayır ya da bilgim yok olarak cevaplarken, öğrencilerin %96.7 si evet, %3.3'ü hayır ya da bilgim yok olarak cevap vermiş ve bu sonucun da istatistiki olarak anlamlı çıktığı görülmüştür(P<0.01).Aşçılık eğitimi alınan yere göre bilgi soruları (8 üzerinden) ortalama puanları aşçılık lisesi eğitimi alanlarda 5.36, aşçılık yüksekokulunda eğitim alanlarda 4.80, özel, halk eğitim kursu ve diğer alanlarda eğitim almış olanlarda ise 3.12 ve fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur . Moleküler gastronomi ile ilgili 38 görüş ifadesinin ortalama puanları (kesinlikle katılıyorum? için 5, ?katılıyorum? için 4, ?kararsızım? için 3, ?katılmıyorum? için 2 ve ?kesinlikle katılmıyorum? için 1 puan verilmiştir.) demografik değişkenlere göre karşılaştırılmıştır.Değişken eğitim durumu olarak belirlediğinde ilköğretim mezunları ( ? =129.9) ortaöğretim mezunları ( ? =139.3) ve yükseköğretim mezunları ( ? =142.2) ortalama değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluştuğu gözlenmiştir(p<0.01).Değişken aşçılık eğitimi olarak alındığında aşçılık lisesi ( ? =143.2), aşçılık yüksekokulu( ? =150.4) , özel, halk eğitim kursu ve diğer seçeneklerini işaretleyenler arasında ( ? =128.6) yine istatistiksel olarak anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır(p<0.05) .Turizm sektörünün vazgeçilmez unsurlarından yiyecek ?içecek sektörü de kendi alanındaki yeniliklerden biri olan ve Moleküler Gastronomi hakkında her türlü gelişimi takip etmeli ve uygulamalıdır. Bu alanda eğitim veren okullarımızda yeni yetişen geleceğin şeflerine dünyada gelişen yeni akımlar, yöntem ve teknikler hakkında eğitimler verilmelidir ve gastronomi alanında eğitim veren okullarda moleküler gastronomi gibi yeni akımlar, yöntem ve teknikler hakkında, bu alanda yürütülmesi önerilen bilimsel araştırmalar ışında eğitimler geliştirilebilirAnahtar kelimeler: Gastronomi, Moleküler Gastronomi, Aşçılık, Otel

AşçılarAşçılıkAşçılık eğitimi+3
Ali Kemal Kemer
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Otel mutfaklarında çalışan mutfak personelinin gıda güvenliği konusundaki bilgi tutum ve davranışları

Bu araştırma Dört farklı ülkenin (Türkiye, Almanya, İspanya ve Dubai) mutfak personelinin görüş ve uygulamaları doğrultusunda çalıştıkları mutfaklarda gıda güvenliği konusundaki bilgi, tutum ve uygulamalarını belirlemek amacıyla planlanıp yürütülmüştür.Araştırma kapsamında Türkiye' nin turizm bakımından en büyük üç kenti olan İstanbul, Ankara ve Antalya, İspanya'nın Sevilla, Birleşik Arap Emirlikleri'ninde Dubai, Almanya' nın Dusseldorf şehirlerinde dört ve beş yıldızlı otellerde toplam 473 mutfak personeline anket uygulanmıştır. Verileri elde etmek için otellerde çalışan mutfak personeline araştırmacı tarafından geliştirilen toplam 78 kriterin bulunduğu anket formu uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin değerlendirilmesi ve tabloların oluşturulması amacıyla SPSS (Statistical Package for Social Sciences) version 15 kullanılmıştır. Mutfak personelinin gıda güvenliği konusundaki bilgi, tutum ve davranışını ölçmek amacıyla kullanılan likert tipi ölçekten elde edilen puanlar, ortalama ve standart sapma olarak sunulmuştur. Kategorik değişkenlerin (örneğin demografik özellikler, çalışma durumu vb.) sunumu için ise frekans ve yüzde değerler kullanılmıştır. Kategorik değişkenlerin değerlendirilmesinde Chi-Square (X2) testi kullanıldı. Nicel değişkenlerin karşılaştırılmasında ise iki grubun karşılaştırılması amacıyla Student's t testi, üç veya daha fazla grubun karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Üç ve daha fazla grubun karşılaştırılması sonucunda istatistiksel olarak anlamlı bulunan sonuçlarda farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla Tukey çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Tüm çalışanların bilgi, davranış ve tutum puanları arasındaki ilişkileri incelemek için ise Pearson korelasyon analizi yöntemi kullanılmıştır. Bütün istatistiksel analizlerde önemlilik seviyesi olarak p<0.05 ve p<0.01 değerleri kabul edilmiştir.Mutfak personelinin gıda güvenliği bilgi puanlarının ülkelere göre farklılık gösterip göstermediği tek yönlü varyans analizi ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre personelin gıda güvenliği bilgi düzeylerinin ülkelere göre istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.01). Gıda güvenliği bilgi puanları bakımından hangi ülkeler arasında fark olduğunu tespit etmek amacıyla yapılan Tukey çoklu karşılaştırma testi sonucunda, Almanya'da çalışan mutfak personelinin gıda güvenliği bilgi puanları ortalamasının (18.90) diğer üç ülkeye göre anlamlı bir şekilde yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.01). Personelin gıda güvenliği bilgi puanları ortalamaları bakımından Türkiye (14.61), Dubai (15.98) ve İspanya (15.18) 'inin benzer olduğu tespit edilmiştir (p>0.05).Mutfak personelinin gıda güvenliği davranış puanlarının ülkelere göre farklılık gösterip göstermediği tek yönlü varyans analizi ile incelenmiş elde edilen sonuçlara göre personelin gıda güvenliği davranış düzeylerinin ülkelere göre istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.01).Gıda güvenliği davranış puanları bakımından hangi ülkeler arasında fark olduğunu tespit etmek amacıyla yapılan Tukey çoklu karşılaştırma testi sonucunda, Almanya'da çalışan mutfak personelinin gıda güvenliği bilgi puanları ortalamasının (63.08) diğer üç ülkeye göre anlamlı bir şekilde yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.01). Personelin gıda güvenliği bilgi puanları ortalamaları bakımından Türkiye (60.08), Dubai (60.53) ve İspanya'nın (58.72) benzer olduğu tespit edilmiştir (p>0.05).Mutfak personelinin gıda güvenliği tutum puanlarının ülkelere göre farklılık gösterip göstermediği tek yönlü varyans analizi ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre personelin gıda güvenliği tutumlarının ülkelere göre istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.01).Gıda güvenliği tutum puanları bakımından hangi ülkeler arasında fark olduğunu tespit etmek amacıyla yapılan Tukey çoklu karşılaştırma testi sonucunda, Almanya'da çalışan mutfak personelinin gıda güvenliği bilgi puanları ortalamasının (35.12) diğer üç ülkeye göre anlamlı bir şekilde yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.01). Personelin gıda güvenliği tutum puanları ortalamaları bakımından Türkiye (33.61), Dubai (32.09) ve İspanya'nın (33.19) benzer olduğu tespit edilmiştir (p>0.05).Bu sonuçlar ışığında; Otellerin mutlaka etkin bir kontrol yönetimi olan HACCP (Hazard Analysis Critical Control Point - Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları) programı uygulanmalı, bu program dahilinde üretim zincirinin her basamağında kritik kontrol noktaları belirlenerek (CCP), bu noktalarda denetleme yapılmalı ve kirlenmeyi önleyici tedbirler alınmalıdır. Otel personeline güvenli gıda hazırlama, hijyen ve sanitasyon konusunda eğitim verilmelidir.Anahtar kelimeler: otel, hijyen, sanitasyon, Gıda güvenliği

AşçılarAşçılıkAşçılık eğitimi+3
Fuat Bayram
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Gündüzlü ve yatılı ilköğretim okulu öğrencilerinin beslenme durumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı gündüzlü ve yatılı ilköğretim okulunda öğrenim gören öğrencilerin beslenme durumları, beslenme alışkanlıkları, günlük enerji ve besin öğeleri alımlarının belirlenmesidir. Çalışmaya Sinop ili Boyabat ilçesinde bulunan gündüzlü öğrenim gören Hamit Tekin İlköğretim Okulu ve yatılı öğrenim gören Yaşar Topçu Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'ndan 12-14 yaş arası 277 kız, 309 erkek olmak üzere toplam 586 öğrenci alınmıştır. Öğrencilerin demografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları, besin tüketim sıklıkları ve fiziksel aktivite durumları incelenmiştir. Kategorik değişkenlerin değerlendirilmesinde Chi-Square ( ? 2) testi kullanılmıştır. Nicel değişkenlerin karşılaştırılmasında ise Student's t testi kullanılmıştır.Gündüzlü öğrenim gören kız öğrencilerin % 52,9'u, yatılı öğrenim gören kız öğrencilerin ise % 40.4'ü öğün atlamakta olup guruplar arasında anlamlı fark bulunmuştur. Gündüzlü ve yatılı öğrenim gören erkek öğrencilerin öğün atlama durumları arasında anlamlı fark bulunmamıştır.Öğrencilerin öğün aralarında en fazla meyve (%35.2), sandviç-simit-poğaça (%33.5), gofret-çikolata (%31.3) ve hazır meyve suyu (%22.4) tükettikleri saptanmıştır. Öğün aralarında en çok tüketilen yiyeceğin yatılı öğrenim gören öğrencilerde tost, sandviç, simit olmakla birlikte tüketim oranı %68.3, gündüzlü öğrenim gören öğrencilerde tüketim oranı ise %52.1 olarak saptanmıştırGünlük enerji alımı ortalaması gündüzlü öğrenim gören erkek ve kız öğrencilerde sırasıyla 1957.9 ± 320.4 kkal, 1911.1 ± 305.5 kkal ve yatılı öğrenim gören erkek ve kız öğrencilerde sırasıyla 1915.0 ± 231.9 kkal, 1903.6 ± 242.8 kkal'dir. Posa alım miktarı gündüzlü öğrenim gören öğrencilerde fazla olmasına rağmen Vitamin B12 alım miktarı yatılı öğrenim gören öğrencilere göre yetersizdir. Kalsiyum alım miktarı ortalaması her iki gurupta da oldukça düşük bulunmuştur. Günlük yetersiz demir alım oranı yatılı öğrenim gören öğrencilerde %6.1 iken, gündüzlü öğrenim gören öğrencilerde %14.2 ile daha yüksek bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Adolesan, Beslenme Durumu, İlköğretim

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme davranışı+4
Taner Gökmen
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim düzeyleri farklı bireylerin küresel ısınma konusundaki bilgileri ve aile yaşamındaki uygulamaları

Bu araştırma, Konya ili Ereğli ilçesinde yaşayan eğitim düzeyleri farklı bireylerin küresel ısınma konusundaki bilgilerinin ve aile yaşamındaki uygulamalarının belirlenmesini saptamak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma kapsamına alınan bireyler, araştırmacının görev yaptığı ilçe merkezinde görev yapan öğretmenler ve öğrenci velileri basit tesadüfî örneklem yoluyla seçilmiştir. Elde edilen verilerin sayı ve yüzde oranları tablolara yansıtılmıştır.Araştırmaya 125 üniversite öğrenim düzeyi ve 125 lise ve altı öğrenim düzeyine sahip olmak üzere toplam 250 birey katılmıştır.Verilerin toplanması amacıyla, bireylerin demografik bilgileri, küresel ısınma ve konutta enerji tasarrufu konusundaki bilgileri ve küresel ısınma, konutta enerji tasarrufu ve çevre koruma ile ilgili davranışlarının tespitine yönelik 76 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır.Değerlendirmeler sonucunda, üniversite düzeyinde öğrenim gören bireylerin küresel ısınma, ev araçları, ısınma, aydınlanmaya ilişkin bilgilerinin lise ve altı düzeyinde öğrenim gören bireylerden daha fazla olduğu saptanmıştır. Üniversite düzeyinde öğrenim gören bireylerin küresel ısınma, evsel atık, su tasarrufuna ilişkin davranışlarına lise ve altı düzeyinde öğrenim gören bireylerden daha fazla dikkat ettikleri, lise ve altı düzeyinde öğrenim gören bireylerin elektrik tasarrufuna ilişkin davranışlarının üniversite düzeyinde öğrenim gören bireylerden daha fazla dikkat ettikleri görülmüştür.Araştırmalardan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, bireylerin küresel ısınma, enerji tasarrufu, su tasarrufu, evsel atık, aydınlanma, ev araçları konusundaki bilgi ve uygulamalarının yükseltilmesine yönelik gerekli önlemlerin alınması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Küresel ısınma, enerji tasarrufu, aile, eğitim düzeyi.

AileAile tutumuBilgi+6
Mülvin Öztürk
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'ye yerleşen Almanların bireysel, sosyal ve geleneksel değerlerinin saptanması

Bu araştırma; ülkemize yerleşen Almanların bireysel, sosyal ve geleneksel değerlerinin saptanması ve saptanan bu değerleri yaşadıkları bölgedeki halkın değerleri ile karşılaştırarak bu iki milletin birbirlerinin değerlerini etkileme durumunun belirlemesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Ülkemize yerleşen Almanlarla ilgili daha önce yapılmış bir çalışmaya rastlanmamış olması bu çalışmanın önemini arttırmaktadır.Araştırmanın evrenini Antalya'nın Alanya ilçesinde yaşayan Türkler ve bu bölgeye yerleşmiş olan Almanlar oluşturmaktadır. İlçeye yerleşmiş olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 250 Alman, 164 Türk tesadüfî örneklem yöntemiyle araştırmaya alınmış ve araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Shwartz değerler listesi, sosyal değerler ölçeği, geleneksel değerler ölçeği ile bireylerin demografik özelliklerini belirlemek için anket formu kullanılmıştır.Araştırma kapsamındaki Almanların %20.3'ü 40?44 yaşlarında, %15.6'sı 50?54 yaşları arasında iken Türklerin %27.3'ü 35?39 yaşlarında, %22.7'si 40?44 yaşlarındadır. Almanların %85.8'i evli, %11.5'i bekar, %2.0'si de eşinden ayrılmış ya da eşi ölmüş olan bireylerden oluşurken, Türklerin %85.4'ünün evli, %13.4'ünün bekar, %1.2'sinin de eşini kaybetmiş bireylerden oluştuğu saptanmıştır. Araştırma kapsamındaki Almanların %37.2'si en az ortaokul mezunu iken, Türklerin yarısının ilkokul mezunu olduğu belirlenmiştir. Alman bireylerin %16.2'si 35001 ile 4000 Euro arasında, Türk bireylerin ise %37.8'i 501 ile 1000 Türk Lirası arasında gelire sahiptirler.Araştırma kapsamına alınan Almanların Türkiye'yi tercih etme sebeplerinin başında Türkiye'yi çok sevdikleri yer alırken (%32.4), %20.2'si de ekonomik olduğu için Türkiye'ye yerleşmeyi tercih ettiklerini belirtmişlerdir.Türklerin bireysel, sosyal ve geleneksel değer puanlarının Almanlardan daha fazla olduğu ve gruplar arasındaki farkın istatistikî açıdan önemli olduğu saptanmıştır (p<.001).Almanların Türkiye'ye yerleştikten sonra bireysel değerlerler ölçeğinin alt ölçeklerinden gelenekselcilik, hazcı, uyarılım (heyecan ve yenilik arayışı), özyönelim+evrenselcilik puanları ile geleneksel değerler ölçeğinden aldıkları puanın arttığı ancak bu durumun istatistiki açıdan önemli olmadığı belirlenmiştir. Almanların bireysel değerlerden; doğayla bütünlük içinde olmak (doğayla uyum), ılımlı olmak (aşırı duygu ve hareketlerden kaçınmak) bireysel değerleri şu anki puanlarının geçmişteki puanında fazla olduğu ve gruplar arasındaki farkın önemli olduğu belirlenmiştir (p<.05, p<.001).Almanlara yakın ve uzakta yaşayan Türklerin bireysel, sosyal ve geleneksel değer puanları ortalamalarının birbirine yakın olduğu, ancak bireysel değerlerden güç ile hazcılık değerlerini ve sosyal değer puanlarının Almanlara yakın yaşayanlarda biraz daha fazla olduğu bulunmuştur.Bireysel, sosyal ve geleneksel değer puanlarının Alman ve Türklerde cinsiyete göre farklılık göstermediği saptanmıştır.Almanların bir yıl içindeki Türkiye'de kalma süreleri arttıkça bireysel değerlerden güç, hazcılık, özyönelim+evrenselcilik, uyma ve güvenlik puanlarının azaldığı ve gruplar arasındaki farkın istatistikî açıdan önemli olduğu saptanmıştır (p<.05, p<.01).Almanların Türkiye'de yaşama süreleri arttıkça hazcılık puanında bir düşme olduğu ve diğer bireysel değerler puanında bir artış olduğu gözlenirken bu artışın istatistikî açıdan önemli olmadığı, geleneksel aile değerlerinde Türkiye'de yaşama sürelerine bağlı olarak bir artış olduğu ve gruplar arasındaki farkın önemli olduğu belirlenmiştir. (p<.05)Anahtar Kelimeler: Değer, bireysel değerler, sosyal değerler, geleneksel değerler

AlmanlarAntalya-AlanyaDeğerler+8
Hayri Erdoğan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Şehirlerarası karayollarında hizmet veren dinlenme tesislerinde tüketici memnuniyeti

Bu araştırma, tüketicilerin dinlenme tesisleri hakkındaki düşüncelerini saptamak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Bu amaç doğrultusunda değişik yol güzergâhlarında bulunan dinlenme tesislerini kullanan 237 tüketici, araştırma kapsamına alınmıştır.Araştırma kapsamında, yolculuk yapanların büyük bir çoğunluğu 36 yaş ve altındadır. Araştırmada memur ve yüksek öğretim mezunlarının daha fazla seyahat ettiği görülmektedir. Tüketicilerin önemli bir bölümünün fast food bölümündeki yiyecekleri tercih ettikleri belirlenmiştir, bu durumun ortaya çıkmasında mola süresinin kısıtlı olması etkilidir. Tüketiciler fast food daki yiyecekleri tercih etmekle birlikte fast food fiyatlarını pahalı bulmaktadır.Geleneksel tatlardan dolayı sulu yemek bölümünü tercih eden tüketicilerde bulunmaktadır. Bu bölümde uygulanan self servis yöntemi tüketiciler tarafından olumlu fakat yemek fiyatları pahalı bulunmaktadır.İstediği ürünü dinlenme tesislerinin marketlerinde rahatlıkla bulabilen tüketiciler, fiyatları yüksek bulmaktadır.Tüketicilerin büyük bir çoğunluğu dinlenme tesislerine iletmek istedikleri istek ve şikâyetleri rahatlıkla ilgili birime bildirirken, bunların yerine getirildiği konusunda kararsızdır.Tüketicilerin dinlenme tesislerinde en fazla sıkıntı çektiği konuların başında yüksek fiyatlar gelmektedir. Bu durumun ortaya çıkmasında otobüs firmalarının dinlenme tesislerinden aldığı promosyon ücretlerinin etkisi büyüktür. Dinlenme tesisleri bunu dengelemek için yüksek fiyatlar uygulamaktadır. Bunun sonucu olarak da tüketiciler olumsuz etkilenmektedir. Dinlenme tesislerinin tüketici merkezli hizmet anlayışını benimsemeleri önemlidir. Dinlenme tesisleri hakkında tüketicilerde mevcut olan olumsuz düşünceler ancak bu şekilde ortadan kalkacaktır. Bunun sonucu olarak dinlenme tesisleri gelirlerini arttırdığı gibi tüketicilerin güvendiği müesseseler haline gelecektir.

DinlenmeDinlenme alanlarıDinlenme tesisleri+6
Ali Galip Çetinkaya
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara ili Mamak ilçesinde yaşayan ailelerin beslenme alışkanlıklarının ve yağ tüketim düzeylerinin saptanması üzerinde bir araştırma

Bu araştırma, Ankara ili Mamak ilçesinde yaşayan ailelerin beslenme alışkanlıkları ile yağ tüketim düzeylerinin saptanması için planlanıp, yürütülmüştür. Elde edilen veriler yaş, çalışma durumu ve eğitim durumu değişkenlerine bağlı olarak değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır.Araştırmaya katılan bireyler, %90,8'i kadın %9,2'si erkek olmak üzere toplam 380 kişidir. Bu kişilerin %48,9'unun ilköğretim veya ortaokul mezunu oldukları belirlenmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların %25,8'inin gelir getiren bir işte ev dışında çalıştığı, %74,2'sinin gelir getiren herhangi bir işte çalışmadıkları tespit edilmiştir. Bireylerin %12,1'inin beslenme ile ilgili eğitim aldığı saptanmıştır. %87,9'unun beslenme ile ilgili herhangi bir eğitim almadığı belirlenmiştir.Bireylerin %11,3'ü genel beslenme alışkanlıkları boyutundan düşük puan alırken, %25,3'ü orta ve %63,4'ü yüksek puan almıştır. Bunun yanında genel beslenme alışkanlıkları ile ilgili olarak; %71,1'inin günde üç öğün yemek yediği, %20,0'sinin öğün atladığı, en çok atlanan öğünün ise %53,4 öğle yemeği olduğu saptanmıştır. Katılımcıların evlerindeki sofra düzeni incelendiğinde ailelerin %64,2'sinin hep birlikte sofraya oturdukları, %15,0'inin yer sofrası kullandığı, öğle ve akşam yemeklerinde en çok tükettikleri yemekler içinde %51,6 sebze yemeklerinin ilk sırada yer aldığı belirlenmiştir.Araştırmaya katılan bireylerin evlerine yiyecek alırken en çok dikkat ettikleri konu gıdaların bütçeye uygunluğu %39,7 olarak tespit edilmiştir. Bireylerin evlerinde ürettikleri ya da memleketlerinden temin ettikleri gıdaların başında %26,1 sebze ve meyveler olduğu saptanmıştır. Katılımcıların %80,0'inin yumurta saklama konusunda doğru alışkanlıklara sahip oldukları, sokakta satılan açık süt alanların ise %12,0 olduğu belirlenmiştir.Genel olarak yağ kullanma alışkanlıklarının belirlenmesi için sorulmuş olan sorulardan bireylerin %4,2'si düşük puan alırken, %63,7'si orta ve %32,1'i yüksek düzeyde puan almışlardır. Katılımcılar arasında ekmek üzerine her zaman margarin sürüp yerim diyenlerin oranı %18,9 iken hiçbir zaman yemem diyenler %35,0 oranında olduğu tespit edilmiştir. Bireylerin %45,5'inin yemek yaparken yağları kızdırarak, yakarak kullandıkları, kızartma işlemi için %75,0'inin ayçiçeği yağı kullandıkları, %40,0'ının kızartma yağını iki kez kullandıkları saptanmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin %54,0'ünün kızartma yağını lavaboya döktüğü, %47,7'sinin evlerine yağ satın alırken en çok yağın markasına dikkat ettikleri saptanmıştır.

AlışkanlıklarAnkara-MamakBeslenme+3
Gülay Kılıç Atioğlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Tokat ilinde gıda alışverişi esnasında halkın etiket okuma alışkanlığının saptanması

Bu araştırmanın amacı, Tokat İlinde gıda alışverişi yapan tüketicilerin etiket okuma alışkanlığının saptanmasıdır. Araştırma örneklemini 03.06.2009 ve 13.07.2009 tarihleri arasında Tokat İlindeki alışveriş merkezlerinde alışveriş yapan 183 tüketici oluşturmaktadır. Araştırma verileri anket formları kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin frekans, yüzde ve ki-kare analizleri yapılmıştır.Araştırma bulgularına göre; araştırmaya katılan tüketicilerin satın aldığı gıda ürününün ambalajı üzerindeki yazıları %51.4'ü okurken, %40.4'ü bazen okumaktadır. Tüketicilerin %8.2'si ise gıda ambalajı üzerindeki yazıları hiç okumamaktadır. Kadın tüketicilerin %92.1'inin, erkek tüketicilerin ise %91.5'inin etiket bilgilerini okudukları tespit edilmiştir. Etiket bilgilerinin okunmasıyla cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Tüketicilerin etiket üzerindeki bilgilerden en çok üretim ve son kullanma tarihi bilgilerini okuduğu bulunmuştur.Etiket okuma alışkanlığı ile eğitim durumu arasında anlamlı bir ilişki vardır. Bu sonuçla eğitim düzeyinin tüketicilerin daha bilinçli gıda alışverişi yapmasında etkili olduğu söylenebilir. Tüketicilerin çoğunluğu, doğru ve dengeli beslenmeyi sağlayacağı ve besin değeri yüksek olan yiyeceklerin seçimine yardımcı olacağı için etiketi gerekli görmektedir. Tüketicilerin etiket üzerinde dikkatini en çok; işaretler ve yazılar çekmektedir.Araştırmaya katılan tüketicilerin, yarıya yakının etiket üzerinde TSE garantisi olup olmadığına dikkat ettiği saptanmıştır. Araştırmaya katılan tüketicilerin, yarıdan fazlası etiketle ilgili bir problem karşılaştıklarında nereye başvuracaklarını bilmemektedir. Tüketiciler etiketle ilgili bir problemle karşılaştıklarında öncelikle TÜKODER ve Tüketici mahkemelerine başvurmaktadır.

AlışverişEtiketGıda kontrolü+5
Murat Çelik
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Aşçıların beslenme bilgi düzeyleri

Aşçıların iyi bir mutfak sanatı becerisine sahip olmanın yanında iyi bir beslenme, besin hazırlama ve pişirme ile besin saklama bilgisine de sahip olmaları toplu beslenme sistemlerinden yararlanan tüketicilerin sağlığı açısından son derece önemlidir.Bu araştırma aşçıların beslenme bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amacıyla planlanıp yürütülmüştür. İstanbul'da çalışan aşçılar arasından gelişigüzel örneklem tekniğiyle belirlenen 122 aşçı araştırmaya alınmıştır. Aşçıların beslenme bilgi düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen sağlıklı beslenme uygulamaları formu kullanılmıştır. Elde edilen verileri değerlendirmek amacıyla t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Khi-kare testi ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. En düşük önem düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir.Araştırmaya katılan 122 aşçının %89.3'ünün erkek, %10.7'sinin kadın, %37.7'sinin 27-33 yaş gurubunda, %63.1'inin evli ve %37.7'sinin ise 1200 ve altı TL aylık gelir grubunda olduğu saptanmıştır. Aşçıların %19.7'si ilkokul mezunu, %23.8'i ortaokul mezunu, %37.6'sı lise mezunu ve %18.9'u ise üniversite mezunudur. Aşçıların, %74.6'sının aşçılık eğitimi almadığı, %25.4'ünün ise aldığı belirlenmiştir.Aşçıların besin öğelerinin görevleri (5.9±1.18, p<0.05), besin öğelerinin kaynakları (8.4±0.99, p<0.05), besin hazırlama ve pişirme ilkeleri (6.3±1.29, p<0.05) konusundaki ifadelere verdikleri yanıtlardan aldıkları ortalama puanların üniversite/yüksekokul mezunlarında diğer eğitim düzeylerindeki aşçılara göre yüksek ve anlamlı olarak farklı olduğu (p<0.05), yaşın ilerlemesiyle bu bölümlerden alınan puanların düştüğü, beslenme eğitimi alma durumu ile de alınan puanların yükseldiği bulunmuştur. Aşçıların sağlıklı beslenme ile ilgili ifadelere verdikleri yanıtlardan aldıkları ortalama puanların aşçılık eğitimi alanlarda almayanlara göre yüksek olduğu, aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0.05).İşletmelerle, üniversitelerin işbirliğiyle mutfak çalışanlarına beslenme uzmanları tarafından hizmet içi eğitim verilmesi, eksikliklerin giderilmeye çalışılması ve eğitimin belirli aralıklar ile tekrarlanması önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Mutfak, aşçı, beslenme bilgi düzeyi

AşçılarAşçılıkBesin hazırlama ve dağıtma+6
Ceyhan Karahan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin evliliğe uyumda karşılaştığı sorunlar ve eğitim ihtiyaçları

Bu araştırmanın temel amacı, evli bireylerin evliliğe uyumlarında karşılaştıkları sorunları ve eğitim ihtiyaçlarını belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, bireylerin evlilik uyum düzeyleri incelenmiş ve evlilik uyumunun bazı demografik ve evliliğe ait değişkenlere göre fark gösterip göstermediği test edilmiştir. Araştırmanın evrenini, Afyonkarahisar il merkezindeki çeşitli kurumlarda çalışan 1-15 yıl arasındaki evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırma evreni içerisinden, kolay ulaşılabilir örnekleme (convenience sampling) yöntemi kullanılarak, 194 evli birey (97 evli çift) seçilmiş ve bu örnek üzerinde araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Spanier (1976) tarafından geliştirilen ?Çift Uyum Ölçeği? kullanılmıştır. Toplanan veriler, SPSS 13.0 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları evlilik uyumunun, Memnuniyet-Doyum, Fikir Birliği, Bağlılık ve Duygusal İfade olmak üzere dört alt boyuttan oluştuğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları, evlilik uyumunun cinsiyet, yaş, evlilik süresi, daha önce evlenme, gelir, bireyin kendi ailesi ve eşinin ailesi ile görüşme sıklığı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklar gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular doğrultusunda, bireylerin evliliğe uyumda karşılaştıkları sorunları çözebilmeleri ve evlilik uyum düzeylerini yükseltebilmeleri amacıyla, eğitim ihtiyaçlarına yönelik öneriler sunulmuştur.

AfyonkarahisarEvlilikEvlilik uyumu+6
Nazmiye Uşaklı
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hamilelerin ev ve aileye ilişkin sorumluluklarını yerine getirmede karşılaştıkları sorunların araştırılması

Bu araştırma, kadınların hamilelik döneminde değişen duygu ve davranışlarını, ev işlerini kolaylaştırmak için kullandıkları ev aletlerini, ev işlerinde destek aldığı kişileri ve çalışan hamile kadınların işlerinde, evlerinde ne kadar zorlandıklarını saptamak amacıyla planlanıp yürütülmüştür. Araştırma, Ankara ili Altındağ ilçesi Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Araştırma ve Eğitim Hastanesine 2008 yılı içerisinde başvuran 400 hamile üzerinde yapılmıştır. Araştırma verileri hazırlanan anket formlarına bağlı kalınarak, hamile kadınlarla yüz yüze yapılan görüşmeler sonucunda toplanmıştır.Araştırmaya katılan hamile kadınlar, yaş grubu olarak en çok (%42.0) 24-? yaş grubunda ve ± 26.3 yaş ortalamasındadırlar. Kadınlardan ilköğretim (%43.8) mezunu olanlar çoğunluktadır. Hamilelerden 2 yıl ve 2 yıldan daha az zamandır evli (%39.8) olanlardan, ilk hamilelikleri (%45.0) ve hamileliklerinin son trimesterende (%46.8) olanlar çoğunluktadır. Hamile kadınlar (n=400) arasında çalışanların (58) oranı yaklaşık %15 kadardır. Kadınların ailelerinin yarıya yakını (%40.3) 601-1000TL arasında ve ortalama ± 1105.8TL aylık aile gelirine sahiptir.Araştırma sonucuna göre; kadınların hamileliklerinin ilk trimesterende aşırı bulantı ve kusmaları, II. trimesterende ise düşük tehdidi olduğu zaman ev işlerinde desteğe ihtiyaçlarının arttığı saptanmış, yapılan istatistiksel araştırma sonucuna göre de aradaki farkın önemli olduğu tespit edilmiştir (p<.05). Hamile kadınlardan 31 yaş ve üzerinde olanların diğer yaş gruplarına (24-? yaş ve 25-30 yaş) göre ev süpürmede ve yer silmede daha çok zorlandıkları belirlenmiştir, yapılan istatistiksel araştırma sonucuna göre de fark önemli bulunmuştur (p<.05). Kadınların hamileliklerinin son trimesterende ev süpürmede ve alışverişe çıkmada daha çok zorlandıkları saptanmıştır, bu dönemde görülen zorlanmalar anlamlı bulunmuştur (p<.05). Kadınların hamileliklerinin her üç trimesterlerinde de halı silmede ve kapı-pencere temizliğinde çok zorlandıkları tespit edilmiştir (p<.05). Yemek yapmada ise her üç trimesterde olanların yaklaşık yarısının zorlanmadığı fakat en fazla zorlanmaların ilk trimesterde olduğu görülmüştür, yapılan istatistiksel araştırma sonucuna göre de aradaki farkın önemli olduğu saptanmıştır (p<.05).Eşlerin hamilelik döneminde öncesine kıyasla eşlerine daha çok yardım ettikleri saptanmıştır. Bununla birlikte kadınlara hamilelik esnasında yükseköğretim mezunu eşlerin, ilköğretim ve ortaöğretim mezunu eşlerden daha fazla yardım ettikleri bulunmuştur.Araştırma sonucunda; kadınlar hamilelikleri süresinde çeşitli zorlanmalarla yüz yüze gelmekte ve eğitim düzeyi yüksek erkekler hamilelik döneminde eşlerine daha fazla destek olmaktadırlar.Anahtar Kelimeler: Kadın, Hamilelik, Ev İşleri

AileAile işlevleriAile tutumu+6
Hasibe Akın
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim öğrencilerinin gıda tüketimleri, tercihleri ve beden kütle indekslerinin incelenmesi

Bu araştırma, Ankara ili Polatlı ilçesinde bulunan iki devlet ilköğretim okulunda öğrenim gören 7 ? 15 yaş arası çocuklar üzerinde yürütülmüştür. Öğrencilerin demografik özellikleri, gıda tüketimleri, tercihleri ve bunların BKİ'leri arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla anket formu ve 24 saatlik hatırlatma tekniği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin frekansları alınmış, veriler SPSS ve BeBIS programlarından yararlanılarak değerlendirilmiş ve Pearson korelasyon katsayısı ile korelasyon analizi yapılmıştır.Çalışmaya, 297 kız ve 182 erkek olmak üzere toplam 461 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin % 43.2'si 13-15 yaş, % 37.5'i 10-12 yaş arasındadır. Araştırmaya katılan kızların ağırlıkları ortalama 40.4±11.3 kg, erkeklerin ise 38.3±12.2 kg'dır ve kızların boy ortalamaları 1.46±0.13 m, erkeklerin ise 1.45±0.14 m olarak bulunmuştur. Çalışma kapsamındaki öğrencilerin % 61.3'ünün BKİ değerleri normal sınırlardan daha düşük iken 7-9 yaş arası öğrencilerde bu oran % 87.6'dır. Kızların BKİ ortalamaları 18.4±2.9, erkeklerin ise 17.8±3.0 olarak saptanmıştır. Öğrencilerin % 96.6'sının kantinden poğaça ve simit almayı tercih ettiği, % 56.0'sının okula yürüyerek 10 dakika ve daha az sürede gittiği ve % 51.0'inin amatörce sporla uğraştığı saptanmıştır. Öğrencilerin % 69.4'ünün yağdan gelen enerji değerinin alınan referans değerlere göre olması gerekenden fazla olduğu ve % 63.6'sının karbonhidrattan gelen enerji değerinin olması gerekenden az olduğu saptanmıştır. Yapılan değerlendirmede enerji alımı ile BKİ arasında istatistiki açıdan anlamlı ilişki bulunmamıştır (r= .07; p =0,13; p > 0,05).Bu dönemde kazanılan beslenme alışkanlıkları yetişkin döneme yansıyacağından, okul çağı çocukların beslenme durumları değerlendirilmeli, çocuklara yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalıdır.

Ankara-PolatlıBeslenme alışkanlıklarıGıda tüketimi+5
Bedia Yücel Süren
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Beden kitle indeksi ve enerji dağılım dengesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, İstanbul ili Esenler ilçesinde bulunan bir devlet ilköğretim okulunda öğrenim gören 12 ? 15 yaş arası çocuklar üzerinde yürütülmüştür. Öğrencilerin demografik özellikleri, gıda tüketimleri ve bunların BKİ'leri arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla anket formu, 1 günlük besin tüketim ve 1 günlük fiziksel aktivite kaydı yapılmıştır. Ayrıca Tanita BC 420 S Vücut Analiz cihazı ile vücut yağ yüzdeleri (VYY) ve vücut sıvı yüzdeleri(VSY) ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen verilerin frekansları alınmış, veriler SPSS ve BeBIS programlarından yararlanılarak değerlendirilmiş ve Pearson korelasyon katsayısı ile korelasyon analizi yapılmıştır.Çalışmaya, 97 erkek ve 168 kız olmak üzere toplam 265 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin, %46,0'si 14 yaşında, %33,6'sı 13 yaşındadır ve yaşlarının ortalaması 13,51'dir. Araştırmaya katılan kızların ağırlıkları ortalama 47,72 ±10,39 kg, erkeklerin ise 48,71±11,45 kg'dır ve kızların boy ortalamaları 155,85±6,30 cm, erkeklerin ise 158,15±9,22 cm olarak bulunmuştur. Çalışma kapsamındaki öğrencilerin % 54,3'ünün BKİ değerleri normal sınırlardadır. Kızların BKİ ortalamaları 19,50 ±3,48, erkeklerin ise 19,21±3,41 olarak saptanmıştır. Öğrencilerin %51,3'ü günlük 3 öğün tükettikleri saptanmıştır. Öğrencilerin % 38,1'i düşük VYY sahipken, öğrencilerin %73.2'si normal VSY sahip olan olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin % 75,1'inin yağdan gelen enerji değerinin alınan referans değerlere göre olması gerekenden fazla olduğu ve % 65,2'sinin karbonhidrattan gelen enerji değerinin olması gerekenden az olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin günlük enerji alımı ile günlük enerji harcanması arasında anlamlı farklılıklar bulunmamıştır(r= 0.10; p =0,07; p > 0,05).Bu dönemde kazanılan beslenme alışkanlıkları yetişkin döneme yansıyacağından, okul çağı çocukların beslenme durumları değerlendirilmeli, çocuklara yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalıdır.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıDemografik özellikler+6
Ömer İstik
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin kapıdan satın alma ile ilgili bilgi, tutum ve davranışlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, tüketicilerin kapıdan satın alma ile ilgili bilgi, tutum ve davranışlarını saptamak, bu bilgi, tutum ve davranışların tüketicilerin cinsiyetleri ve eğitim durumlarına göre farklılık gösterme durumlarını belirlemek ve tüketicilerin kapıdan satın alma konusunda bilgi ihtiyacını saptamaktır.Araştırmanın örneklemini Ankara ili merkez ilçelerinde yaşayan kapıdan satın alma işlemi yapmış tüketiciler arasından tesadüfî örneklem yöntemi ile seçilen gönüllü 319 yetişkin tüketici oluşturmuştur. Demografik bilgilerin, tüketicilerin kapıdan satın almadaki davranışlarının tespit edilmesine yönelik sorular ve tutum ölçeğinden oluşan anket formu 52 sorudan oluşmaktadır. İlk olarak 20 tüketiciye uygulanarak ön denemesi yapılmış ve uygulamada karşılaşılabilecek aksaklıklar belirlenmiştir. İşlemeyen ya da araştırılmak istenen davranışı açıklamayan sorular, yeniden gözden geçirilerek düzeltilmiştir. Verilerin analiz edilmesinde frekans (f), yüzde (%) değerleri kullanılıp, gerekli görülen bulgularda Khi-Kare (X)², t-testi ve tek yönlü varyans analizi (Anova) istatistikleri kullanmış ve yanılma düzeyi P<0,05 alınmıştır. Elde edilen sonuçlar tablolaştırılarak sonuca gidilmiştir.Araştırma sonucunda; örneklemi oluşturan tüketicilerin %51.1' i kadın ; %48,9'u erkektir. Çoğunluğu 30-40 yas grubunda olan tüketiciler kapıdan satın almayı genellikle fiyatı uygun olduğu için (%47.3), ikinci sırada satıcı ikna ettiği için (%38.6) tercih etmektedirler. Tüketicilerin kapıdan satın aldıkları ürün gruplarında ise ilk sırada %30.4 ile elektrikli ev eşyaları, ikinci olarak %26.3 ile kişisel bakım veya ıtriyat ürünleri (kozmetik), üçüncü sırada %22.6 ile yiyecek, içecek, gıda yer almaktadır. Tüketicilerin kapıdan satın aldıkları mal veya hizmetten memnun kalmama nedenleri arasında ilk sırada mal veya hizmetin kalitesinin düşük olması yer almaktadır (%33,4). Tüketicilerin tutum ve davranışlarında eğitim düzeylerine göre anlamlı farklar bulunmuştur. Tüketicilerin eğitim düzeyi yükseldikçe kapıdan satın alma ile ilgili olumlu tutum cümlelerine katılımları da yükselmektedir.Bu sonuçlar doğrultusunda, tüketicilerin yasa kapsamına alınmamış olmasına rağmen gıda, içecek ve halkın günlük tüketimine yönelik ürün gruplarını kapıdan satın almaktan kaçınmaları, yasal haklardan yararlanabilmek ve mağdur olmamak açısından kapıdan alışverişi yalnızca kapıdan satış yetki belgesi olan satıcılardan yapmaları, kırsal kesimlerde yapılabilecek daha kapsamlı çalışmalar yapılması ve bu doğrultuda tüketicilerin eğitilmeleri gerekmektedir. Tüketicilerin eğitimi konusunda özellikle Milli Eğitim Bakanlığı gerekli çalışmaları yapmalıdır.Anahtar Kelimeler: Tüketici, Kapıdan Satış, Tutum, Tüketici Davranışı

Kapıdan satışTutumlarTüketici davranışı+2
Ayşe Sarıkaya
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretime devam eden öğrencilerin beden kitle indeksleri ve beslenme alışkanlıkları ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi

Bu araştırmada, insan sağlığı açısından birincil derece de bir risk faktörü olan şişmanlık hakkında ortaöğrenimine devam eden 15-19 yaş arası kız öğrencilerin bilgi düzeylerini ve şişmanlık durumlarını tespit etmek amaçlanmıştır. Bu temel amacın yanında aşağıda belirtilen konularda da gelecek araştırma ve araştırmacılara kaynak teşkil edebilecek çeşitli konular hakkında da veri toplanması amaçlanmıştır.Katılımcıların demografik özellikleri ile ilgili veriler incelendiğinde; katılımcıların % 38.8' inin (n=155) 15 yaşında bireylerden oluştuğu görülmektedir. Daha sonra sırasıyla 16 yaş (%28,0), 14 yaş (%14,8), 17 yaş (%13,3) ve 18 yaş (%5,3) bireyler araştırmamıza katılmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin boy dağılımları incelendiğinde katılımcıların büyük bir çoğunluğunun (%51,8- n= 207) 158-167 cm boy aralığında olduğu görülmektedir.Katılımcıların BKİ dağılımları incelendiğinde ?Normal Kilolu? bireylerin %57,8 (n= 231), ?Zayıf? bireylerin %36,3 (n=145) ve ?Hafif Şişman? bireylerin %6,0 (n=24) oranında olduğu görülmüştür.Katılımcıların öğün tüketme sayıları genel olarak değerlendirildiğinde 3 öğün tüketenler %47,8 (n=191) ve 2 öğün tüketenler %42,5 (n=170) olarak bulunmuştur.Katılımcıların öğün atlama durumları incelendiğinde; zayıf bireylerin sabah ve öğle yemeklerini bazen atladıkları sırasıyla %24,1 ve %24,1 olarak tespit edilmiştir. Normal kilolu bireylerde sabah ve öğle yemeklerini sırasıyla %25,1 ve %21,6 oranında bazen atladıklarını beyan etmişlerdir (p< .05). Hafif şişman bireyler; sabah kahvaltısını %33,3 ve öğle yemeğini % 20,8 oranında atladıklarını belirtmişlerdir.Araştırmamızda öğün atlama durumuna evet cevabı veren bireylerin % 28,3'ü ?vaktim yok? ve ?hazırlamak zor geliyor? seçeneklerini belirtmiştir. %17,3 oranında ?canım istemez? ve ?zayıflamak istiyorum? seçenekleri en çok tekrarlanan cevap olarak karşımıza çıkmaktadır. Öğün atlama durumuna ?Bazen? cevabını veren bireylerin %34,6' sı ?canım istemez? ve ?zayıflamak istiyorum? seçeneklerini işaretlemişlerdir. Yapılan istatistik değerlendirmelerde ?gereksiz görüyorum? ve ? ekonomik nedenlerle? seçenekleri istatistiksel açıdan önemli olarak bulunmuştur (p< .05).Ortaöğretime devam eden bireylerde yemek seçme durumunu tek başına değerlendirdiğimizde hafif şişman bireylerin % 62,5'i (n=15), zayıf bireylerin %62,1'i (n=90) ve normal kilolu bireylerin %56,3'ü (n=130) çeşitli nedenlerle yemek seçtiğini belirtmiştir. İstatistiksel açıdan bakıldığında normal kilolu bireylerin yemek seçme nedenleri anlamlı olarak karşımıza çıkmaktadır (p< .05).Katılımcıların BKİ'leri göz önünde bulundurulmadan yapılan değerlendirmede ortaöğretime devam eden bireyler de en az tercih edilen besinlerin sırasıyla bakla %51,8 (n=208), kabak %51,3 (n=205) ve ıspanak % 34,8 (n=139) olarak belirlenmiştir.Araştırmamıza göre diyet yaptığını belirten zayıf bireylerin %24,1'i, normal kilolu bireylerin %29,4'ü ve hafif şişman bireylerin %33,3'ü diyet programlarını kendi hazırladıklarını beyan etmişlerdir.BKİ durumuna göre bakıldığında, zayıf bireylerin % 79,3'ü (n=115), normal kilolu bireylerin % 77;5' i (n=179) ve hafif şişman bireylerin % 70,8'i şişmanlığı bir sağlık sorunu olarak tanımlamıştır.Bireylerin BKİ'leri ile şişmanlıkla ilgili gördükleri sağlık problemlerini karşılaştırdığımızda zayıf bireylerin en yüksek oranda sırasıyla; şeker hastalığı %68,3 (n=99), kolesterol %62,1 (n=90) ve sindirim sistemi hastalıkları % 50,3 (n=73) olarak görülmektedir. Normal kilolu bireylerde en çok tekrarlanan cevaplar sırasıyla; kolesterol % 69,7 (n=161), şeker hastalığı %68,8 (n=159), kalp hastalıkları ve sindirim sistemi hastalıkları % 47,2 (n=109) olarak belirlenmiştir. Hafif şişman bireylerin beslenme ile ilişkili gördükleri hastalıklar; kolesterol %66,7 (n=16), şeker hastalığı % 62,5 (n=15), damar tıkanıklığı vb. hastalıklar ve sindirim sistemi hastalıkları % 41,7 (n=10) olarak tespit edilmiştir.Yapılan bu araştırmada; ortaöğretime devam eden bireylere şişmanlık durumları ve şişmanlık ile ilgili bilgi açısından öneriler sunmaktadır.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme eğitimi+3
Seyit Ali Özcan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Akyurt ilköğretim okulunda okuyan parçalanmış ve tam ailelerden gelen öğrencilerin aile içi durumları ve okul başarı durumlarına ilişkin görüşleri

Bu araştırma, Ankara İli Akyurt İlçesi Akyurt İlköğretim Okulu'nda okuyan parçalanmış ve tam ailelerden gelen öğrencilerin aile içi durumları ve okul başarı durumlarının karşılaştırılması amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma kapsamına alınan bireyler, araştırmacının görev yaptığı ilköğretim okulundaki öğrenciler basit tesadüfi örneklem yoluyla seçilmiştir. Elde edilen verilerin sayı ve yüzde oranları tablolara yansıtılmıştır.Araştırmaya 73 parçalanmış aileye sahip, 73 tam aileye sahip olmak üzere toplam 146 öğrencinin katıldığı tespit edilmiştir.Verilerin toplanması amacıyla, parçalanmış ve tam ailelerden gelen öğrencilere ve ailelerine ait genel bilgilerin, okul başarı durumlarının, evlerinde sahip olduğu imkanlar ve aile içi ilişkilerin, gelecekten beklentileri ile ilgili bilgilerin elde edilmesine yönelik 51 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır.Değerlendirmeler sonucunda, parçalanmış aileden gelen öğrencilerin tam aileden gelen öğrencilere göre daha fazla devamsızlıklarının olduğu, tam aileden gelenlerin çoğunun devamsızlığının bulunmadığı gözlemlenmiştir. İki grubunda SBS başarı durumlarının birbirine yakın olduğu saptanmıştır. Parçalanmış aileden gelen öğrencilerin tam aileden gelen öğrencilere göre daha fazlasının anne ve babası arasında akrabalığın olduğu görülmüştür. Parçalanmış aileden gelenlerin aile içinde birbirlerine karşı hoşgörülü davranma durumlarının tam aileden gelenlerden daha düşük olduğu anlaşılmıştır. Parçalanmış aileden gelen öğrencilerin gelirlerinin ihtiyaçlarını karşılama durumun tam aileye göre daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Parçalanmış aileden gelenlerin tam aileden gelenlere göre daha çoğunun bu zamana kadar en çok paranın eksikliğini hissettikleri saptanmıştır. Tam aileden gelen öğrencilerin parçalanmış aileden gelen öğrencilere göre daha çoğunun ünlü olmayı istedikleri gözlemlenmiştir.Araştırmalardan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, çocukların parçalanmış ailelerden kaynaklı sorunlar yaşamamaları için bireylerin eş seçiminde daha dikkatli olması gerektiği, anne ve babalara ailede yaşanacak boşanma, ölüm, evden ayrılma gibi olaylarla baş edebilmeleri için eğitim programlarının verilmesi, olumsuz durumlarla karşılaşıldığında çocukların sağlıklı gelişiminin sağlanması için uygun tedbirlerin alınması gerektiği önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Parçalanmış aile, tam aile, aile, okul başarısı

AileAile hayatıAile içi ilişkiler+6
Havva Esen
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Beslenme eğitiminin ilköğretim öğrencilerinin okul kantinlerinde beslenmeye yönelik tutum ve davranışları üzerine etkisi (Ankara ili Şereflikoçhisar ilçesi örneği)

Beslenme sağlığı etkileyen çevresel etmenlerin başında gelir. Bu nedenle yeterli ve dengeli beslenme herkes için, özellikle de çocuklar için gereklidir. Bu çalışmada; programlı bir beslenme eğitimi aracılığı ile öğrencilerin yeterli ve dengeli beslenme konusundaki temel bilgi düzeyleri ve davranışlarının istendik yönde geliştirilmesi amaçlanmıştır.Bu araştırma 2008-2010 yılları arasında yapılmıştır. Araştırmaya, 43'ü kız, 37'si erkek olmak üzere 80 öğrenci alınmıştır. Araştırma kapsamında iki grup oluşturulmuştur [grup I = öğrenciler ve velileri (n=40); grup II = sadece öğrenciler (n=40)] ve iki gruba da anket formu uygulanarak, velilerin sosyo-demografik özellikleri ve bazı beslenme alışkanlıkları ile öğrencilerin beslenme bilgi düzeyleri ve alışkanlıkları saptanmış, antropometrik ölçümleri yapılmıştır. Ardından iki gruba da iki ay süreyle beslenme eğitimi verilmiştir. Beslenme eğitiminin sonunda gruplara anket formu tekrar uygulanmış ve antropometrik ölçümleri tekrar ölçülmüştür. Bir ay sonra anket formu tekrar uygulanarak eğitimin kalıcılık durumu değerlendirilmiştir.Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin yaş ortalaması 10.3± 0.80 yıl, boy uzunluğu ortalaması 139.1±6.39 cm, ağırlık ortalaması, 34.3±7.53 olup, Beden Kitle İndeksi (BKI) ortalaması 17.8±2.90 kg/m2'dir. Öğrencilerin %61.2'sinin BKI normal sınırlar içinde bulunmuştur. Adölesanların eğitim öncesinde %6.2'si çok zayıf (<5. persentil) ve %73.8'i ise normal (16-<85. persentil) bulunmuştur. Eğitim sonrasında ise %2.5'i çok zayıf (<5. persentil) ve %80.0'i ise normal (16-<85. persentil) bulunmuştur. Yani eğitim sonrasında öğrencilerin antropometrik ölçümlerinin eğitim öncesine göre referans antropometrik ölçüm değerlerine yaklaştıkları görülmüştür.Öğrencilerin eğitim öncesi toplam beslenme bilgi puanlarının ortalaması I. grupta 80.9±10.31, II. grupta 76.7±10.38 bulunmuştur. Eğitim sonrasında ise sırasıyla bu değerler I. grupta 89.9±5.55 ve II. grupta 85.0±6.48 olarak bulunmuştur. Velilerin eğitim öncesinde toplam beslenme bilgi puanları ortalaması 51.8±4.97 iken, eğitim sonrasında ise 63.3±3.43 olarak bulunmuştur. Hem öğrencilerin hem de velilerin eğitim öncesine göre eğitim sonrasında toplam beslenme bilgi puanlarının arttığı bulunmuştur.Çocukların yeterli ve dengeli beslenmeleri için kahvaltı yapma alışkanlığının kazandırılması, öğün atlamalarının engellenmesi ve beslenme bilgilerinin davranışa dönüştürülmesi için tüm okullarda belirli zaman dilimleri arasında ?beslenme saatleri? düzenlenmeli ve bu zaman dilimlerinde çeşitli eğlenceli aktivitelerle öğrencilere ve velilere beslenme eğitimi verilmelidir.Anahtar Kelimeler: Adölesan, Beslenme, Beslenme Eğitimi, Beslenme Alışkanlıkları, Öğrenci.

BeslenmeBeslenme davranışıBeslenme eğitimi+5
Aysun Soytürk
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Köyde yaşayan ailelerin üretim ve tüketim davranışlarının incelenmesi

Kente yakın köylerde köy aiesinin üretim ve tüketim davranışarının ev ekonomisi boyutunda değişiminin incelenmesi.

AileEv ekonomisiKöy-kent+4
Emin Yalçın Savlet
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin organik gıdaları tercih etme durumlarının saptanması

Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin organik gıda tüketimleri konusunda bilgilerinin, tüketip tüketmeme nedenlerinin, tercihinde göz önünde bulundurdukları özelliklerin yerleşim yeri, cinsiyet ve medeni durum açısından incelenmesidir.Araştırma, Trabzon'un Maçka ve İzmir'in Konak ilçesindeki okullarda yürütülmüş ve tarama modeli kullanılarak araştırmaya konu olan öğretmen kendi koşulları içinde var olduğu gibi tanımlanmaya çalışılmıştır. Çalışma, Tesadüfi Örnekleme Yöntemiyle seçilen, Trabzon Maçka'dan 112, İzmir Konak'tan 88 olmak üzere toplam 200 öğretmen üzerinde yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanılmış ve öğretmenlerin organik gıdalara ilişkin düşüncelerinin belirlenmesinde frekans (f) ve yüzde (%) alınmıştır. Bununla birlikte öğretmenlerin organik gıdaları tercih etme durumları bazı kişisel özellikleri açısından incelenerek farkın belirlenmesinde tek yönlü varyans analizi (F testi) ve t-testi kullanılmıştır.Bulgular, araştırmaya katılan öğretmenlerin genel olarak organik gıdaları tercih ettiklerini, tercih etme nedenlerinin başında ise sağlıklı ve besin değerinin daha yüksek olduğunu düşündüklerini göstermektedir. Organik gıdaların tüketiciler tarafından tercih edilememesinin en önemli nedeni ise pahalı olduğunu düşünmeleri olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yarıdan fazlası organik gıdalarla ilgili bilgilerini yeterli görmemektedir ve bu konudaki bilgilerini daha çok internet ve televizyondan edindiğini belirtmektedir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin tamamına yakını tarım ürünlerinin üretiminde kullanılan kimyasalların kansere neden olabileceğini düşünmeleri araştırmanın diğer önemli bulgularındandır. Bu bulgular ışığında, bireylerin organik gıdalar konusunda bilinçlenmesine yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Organik gıda, organik tarım, tercih etme.

Gıda tüketimiOrganik gıdaOrganik tarım+3
Emine Betül Kavalcı Hasançebi
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir ilindeki ilköğretim okullarında çalışan temizlik personelinin kişisel hijyen bilgileri ve uygulamları

Bu araştırma, Kırşehir ilinin merkez ilçelerindeki ilköğretim okularında çalışan temizlik personelinin hijyen bilgileri ve uygulamalarını saptamak amacıyla gerçekleştirlmiştir. Araştırmada tarama modeli kualnılmış ,Kırşehir'in Kaman, Akpınar ve Merkez ilçelerindeli 60 ilköğretim okulunda 2008-2009 eğitim öğretim yılında çalışan 101 erkek ve 4 bayan olmak üzere toplam 105 temizlik perponeli araştırma kapasamına alınmıştır.

HijyenTemizlikTemizlik personeli+1
Yusuf Yiğit
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm meslek yüksekokulu öğrencilerinin gıda güvenliği bilgi ve uygulamaları

Bu araştırma, gıda güvenliği eğitimi alan ve almayan Turizm Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin bilgi düzeyi ve uygulama farklılıklarını belirlemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma, Turizm Otelcilik Programının 1. ve 2. sınıflarından 100'er, Turizm Rehberliği Programının 1. ve 2. sınıflarından 50'şer olmak üzere toplam 300 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Turizm Otelcilik Programı 2. sınıf öğrencileri bu eğitimi almıştır.Araştırmada, anket formu dağıtılmış ve elde edilen SPSS 11.5 paket programında değerlendirilmiştir. Sonuçlar; sayı, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri olarak verilmiş ve önemli farklılıkların belirlenmesinde independent `'t'' testi uygulanmıştır.Öğrencilerin bilgi düzeyi, riskli gıda tüketimine ilişkin görüşleri ve uygulamaları değerlendirildiğinde; eğitim aldıktan sonra bilgi düzeylerinde önemli artış ve fark olduğu (p<0.05) ancak riskli gıda tüketimine ilişkin görüşleri ve uygulamalarında önemli fark olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Eğitim almayan öğrencilerde ise, riskli gıda seçimi ve yanlış uygulamalar saptanmıştır. Tüm öğrenciler içinde; mayonez büyük çoğunlukla (%82.0) tüketilen, az pişmiş hamburger (%8.6) ise, düşük oranının tükettiği riskli gıdalar olmuştur. Cinsiyetin bilgi düzeyi ve riskli gıda tüketimlerine ilişkin görüşleri üzerinde önemli fark yarattığı (p<0.05) ancak uygulamalarında önemli fark yaratmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Bu amaçla turizm okullarının tüm programlarına gıda güvenliği derslerinin konulması, önemini benimsetecek uygulamalarla davranışa dönüştürülebilecek şekilde planlanmaları önerilebilir.Anahtar Kelimeler: Gıda güvenliği, Turizm Meslek Yüksekokulları, eğitim- öğretim, bilgi ve uygulama düzeyi.ABSTRACTFOOD SAFETY KNOWLEDGE AND PRACTICES OF VOCATIONAL SCHOOL OF TOURISM STUDENTSAlyakut, ÖmürFamily Economics and Nutrition Education DepartmentThesis Advisor : Prof. Dr. Mine ARLIJanauary-2009This study was planned and carried out with the aim of indicating different levels of knowledge and practices between the students of Vocational School of Tourism who had food safety education and who did not. In total, three hundred students participated in our study; two hundred of them were grade 1 and 2 students from Tourism and Hotel Management Department and a hundred of them were Tourism Guidance Department grade 1 and 2 students. The group of students with food safety education were 2nd grade students from Tourism and Hotel Management Department.Data for the study was gathered through questionnaires and it was analyzed using SPSS programme version 11.5. Results were interpreted by frequencies, percentages, means and standard deviation values. Independent T-test analysis was used to find out the significant differences between groups.When the knowledge level, ideas about risky food consumption and practices of students were analysed, it was found out that after the training, there was a significant increase in the level of knowledge (p<0.05); however, no significant change in the ideas for risky food and practices was found (p>0.05). Preferences for risky food and wrong practices were determined among untrained students. In the total samples of students, mayonnaise was found to be consumed by a great number of students (%82.0) while rare hamburger was consumed by a small number of students (%8.6). The findings also showed that gender caused a significant difference on the knowledge level and ideas on risky food consumption (p<0.05); however it didn't cause a significant difference on practises (p>0.05). Therefore, it can be suggested that food safety courses and behavioural change oriented planning should be included in all programmes of tourism schools.Key words : Food safety, Vocational Schools of Tourism, Education and Teaching, Knowledge and Practice Level

Gazi Eğitim Enstitüsü
Ömür Alyakut
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı beslenme kavramı ve eğitmenlerin algısı üzerine bir araştırma

Araştırma; İstanbul İl'i Şile İlçe'sinde görevli eğitmenlerin, sağlıklı beslenme kavramı algısını ve bunu etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla 97 erkek, 111 kadın olmak üzere toplam 208 eğitmen üzerinde yürütülmüştür.Bu çalışmada Tesadüfi Örnekleme Yöntemi uygulanmış olup araştırma kapsamında, eğitmenler için anket formu kullanılmıştır. Anket formuyla elde edilen verilerin yüzde ve frekans dağılımları alınmış; verilere Ki-Kare testi uygulanmıştır. Eğitmenlerin önem sırasına göre tercihlerini belirginleştirmek için ise her bir faktör için verilen önem puanlarının araştırmaya katılanlar üzerinden ortalaması alınmış ve yorumlama kolaylığı olması açısından en küçük değer en önemsiz faktörü, en büyük değer de en önemli faktörü gösterecek şekilde önem sıraları yeniden düzenlenmiştir. Araştırmada anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir.Araştırma sonucunda:1) Eğitmenlerin %95.6 (E: %97.9, K: %93.7) ile büyük bir çoğunluğunun sağlıklı beslenmenin önemli olduğunu %4.4 (E: %2.1, K: %6.3) ile çok küçük bir kısmının ise önemli olmadığını belirttiği görülmüştür.2) Eğitmenlerin besin seçimini etkileyen ilk üç etmenin besinin kalitesi ve tazeliği (1. sırada), besinin lezzeti (2. sırada), vitamin değerinin yüksek olması (3. sırada) olduğu saptanmıştır. Besin seçiminde en az markası, besin sunumu ve paketi, gelenek ve inançlar ve reklâmlar faktörlerine dikkat ettikleri belirlenmiştir.3) Eğitmenlerin sağlıklı beslenme kavramından 1. sırada taze ve doğal besinler, 2. sırada daha fazla sebze ve meyve tüketmeyi, 3. sırada denge ve çeşitliliği algıladıkları tespit edilmiştir.4) Sağlıklı beslenme davranışlarını gerçekleştirmede karşılaşılan engellere bakıldığında; ilk sırada zaman yetersizliği (%62.9) saptanmıştır. Yoğun yaşam tarzı (%57.2) ikinci, bazı besinlerin kokusunu ya da dış görünüşünü beğenmeme (%50.9) üçüncü sırada yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Sağlıklı Beslenme, Besin Seçimi, Algı, Eğitmen

Nazan Suna Alpural
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların yağ tüketim şekillerinin ve sıklıklarının tespiti üzerine bir araştırma

Çalışma; kadınların yağ tüketim şekillerini, sıklıklarını tespit etmek amacıyla Bolu ili Mengen ilçesinde Ocak 2008-Şubat 2008 tarihleri arasında 318 kadın arasında yürütülmüştür. Kadınlar hakkındaki kişisel bilgiler ile yemek hazırlama ve pişirme yöntemleri, yağ kullanım şekilleri ile sıklıkları, kullandıkları yağ çeşit ve miktarları ile ilgili bilgiler hazırlanan anket formu yoluyla elde dilmiştir. Elde edilen verilerin yüzde ve frekansları alınmış, gerekli görülen verilere ki-kare bağımsızlık testi (X2) uygulanmış ve veriler SPSS 13.0 (Statistic Package for Social Sciences) programından yararlanılarak değerlendirilmiştir.Araştırma kapsamına alınan kadınların %2.8'i 25 yaş ve altı, %79.6'sı 26-64 yaş arasında ve %17.6'sı da 65 yaş ve üzerindedir. Araştırmaya dahil olan kadınların %61.0'inin aylık toplam geliri 500-1000 YTL arasında, %19.2'sinin 1001-1500 YTL arasında iken, %13.8'inin ise 1501 YTL ve üstündedir. Kadınların %90.6'sının en sık uyguladığı yemek pişirme yöntemi kavurma, %4.7'sinin kızartma, %2.2'sinin fırında pişirme yöntemini en çok uyguladıkları saptanmıştır. Katılımcıların %79.6'sının beslenme hakkındaki bilgilerini aile büyüklerinden, %28.9'unun televizyon ve/veya radyodan, %11.9'unun gazete ve/veya dergiden, %6.3'ünün arkadaşlarından, %4.1'inin doktorlardan ve %3.5'inin kitaplardan aldıkları tespit edilmiştir.Kadınlara verilecek beslenme eğitiminin, ailelerdeki beslenme alışkanlıklarında olumlu yönde değişiklikler yapması ve gelecek nesillerin de bu alışkanlıkları benimseyecek olması açısından çok önemli olduğu düşünülmektedir.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme davranışı+6
Tufan Süren
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim öğrencilerinin besin güvenliği konusundaki bilgi ve davranışları

Besin güvenliğinin sağlanması için satın almadan başlayarak, saklama, depolama, hazırlama, pişirme ve servis aşamalarında belirli kurallara uyulması gerekmektedir. Bu araştırma, ilköğretim öğrencilerinin besin güvenliği konusundaki bilgi ve davranışlarını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma örneklem modeliyle yapılmıştır. Araştırma evrenini; Bursa İli Osmangazi ilçesi sınırları içerisindeki ilköğretim öğrencileri, örneklemini ise araştırmaya katılan 369 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verileri anket formu kullanılarak toplanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS paket programıyla analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; araştırmaya katılan öğrencilerin besin güvenliğini bozan unsurlar içerisinde en zararlı etkiye sahip olduklarını düşündükleri unsurun % 19.8'i mikrobiyal bulaşma, % 19.2'si gıda katkı maddeleri olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin % 55.3'ü doktoru, % 12.2'si TV programlarını, radyo, interneti ulaşabildikleri bilgi kaynağı olarak belirtmiştir. Kızların gıda katkı maddeleri konusundaki bilgi düzeyleri daha yüksek bulunmuştur ( p<.001). Okul çağı, algılama ve etkilenme dönemidir. Bu özelliklerden yararlanılarak besin hijyeni, besin güvenliğini de içeren eğitimlere bu yaşlarda başlanılmalı, etkin ve sürekli olarak yapılması sağlanmalıdır.Anahtar Kelimeler: Besin Güvenliği, Öğrenci, Bilgi, Davranış.

BesinlerGıda zehirlenmesiÖğrenci davranışı
Ahmet Şık
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya'da bulunan turizm ve otelcilik meslek liselerinde okuyan öğrencilerin beslenme durumlarının akademik başarılarına etkisi üzerine bir araştırma

Bu araştırma, Antalya ilinde bulunan Turizm Otelcilik Liselerindeki öğrencilerin beslenme durumlarının akademik başarılarına etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya rast gele örneklem yöntemi ile seçilen 210 kişi katılmıştır. Bu kişilerden 120'si erkek 90'ı kızdır.Araştırma sonucunda;1)Öğrenciler %54,3'ü 3 öğün, %29'u 2 öğün ve %16,7'si 4 öğün ve üstü olacak şekilde gün içerisinde öğün tüketimi yapmaktadır.2)Öğrencilerden %29'u her zaman gün içerisinde öğün atlarken , %18,6'sı bazen öğün atladıkları belirlenmiştir.. Öğün atlayanların genellikle zayıflama ve zayıflama ile ilgili nedenlerden öğün atladıkları saptanmıştır.3)Öğrencilerden %57,1'i düzenli olarak sabah kahvaltısı yapmaktadır. Sabah kahvaltısı yapmayanların (%42,9), kahvaltı yapmama nedeni iştahsızlık olarak belirlenmiştir.4)Öğrencilerin %52,4'ü öğle yemeği yemektedir. Öğle yemeği yiyenlerin çoğunluğu öğle yemeğinin okul içinde yiyecek içecek satan yerlerde yedikleri saptanmıştır.5)Öğrencilerin %73,8'i öğün aralarında ya da yatmadan önce sürekli ya da bazen yiyecek ve içecek tüketmektedir. Öğün arası ya da yatmadan önce yiyecek ve içecek tüketenlerin çoğunluğunun ara öğünleri atladıkları belirlenmiştir.6)Öğrencilerin en sevdiği yiyecek grubu sebze ve meyvelerdir (%22,9). En sevilmeyen grup ise kuru baklagillerdir (%28,9).7)Öğrencilerden gün içerisinde 3 öğün tüketenlerin akademik başarı ortalaması `X=3,93, 4 öğün ve üstü öğün tüketenlerin akademik başarı ortalaması `X=3,81 ve 2 öğün tüketenlerin akademik başarı ortalaması`X=2,79 olarak belirlenmiştir.8)Öğrencilerden öğün aralarında ya da yatmadan önce besin tüketmeyenlerin (`X=4,29 ), besin tüketenlere (`X=4,29 ) oranla daha başarılı oldukları belirlenmiştir.9)Öğrencilerden gün içerisinde öğün atlamayanların (`X=3,76), öğün atlayanlara (`X=2,79) ya da bazen öğün atlayanlara (`X=3,52) göre akademik başarı ortalaması daha başarılı bulunmuş, oluşan fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p< 0,05).10)Öğrencilerden sabah kahvaltısı yapanların (`X=3,95), sabah kahvaltısı yapamayanlara (`X=3,15) ya da bazen yapmayanlara (`X=3,49) göre akademik başarı ortalaması daha başarılı bulunmuş, oluşan fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p< 0,05).

Ceyhun Diremler
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
10
Master'sOpen AccessTR

Malatya ili Arapgir ilçesindeki ilköğretim öğrencilerinin demir tüketimi ve bunun okul başarısına etkileri

İlköğretim okullarında öğrenim gören öğrencilerin diyet demir tüketim durumları ve bunun okul başarısına etkilerini belirlemek amacıyla planlanıp yürütülen bu araştırmanın kapsamına Malatya'nın ilköğretim okullarında öğrenim gören 309 öğrenci alınmıştır.Veriler anket formu ve besin tüketim kaydı formu ile toplanmıştır. Anket formunda öğrencilerin demografik özellikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri, diyet demir eksikliği ile ilgili bilgileri ve eğitim gördükleri okul ve sınıflara ait bilgileri kapsayacak şekilde, besin tüketim kaydı formu ise öğrencilerin 3 günlük besin tüketimlerini kaydetmelerine yönelik hazırlanmıştır.Araştırma sonuçlarına göre araştırmaya cinsiyet açısından eşit sayılabilecek bir katılım sağlanmıştır. Öğrenciler 11-16 yaş aralığındadır. Öğrencilerin yarıdan fazlası(%54,7) düşük gelirli ailelerden gelmektedir. Öğrencilerin %42,4'ü normal(yatılı olamayan) eğitim veren okullarda, %57,6'sı ise yatılı okulda öğrenim görmektedirler. Öğrencilerin yaş, cinsiyet, okul ve sınıf durumlarına ile diyet demir tüketim durumları arasında anlamlı farklılıklar(p<0,05) bulunmaktadır. Öğrencilerin büyük bölümünde demir eksikliği anemisi belirtileri görülmektedir. Öğrencilerin cinsiyetleri ve kız öğrencilerin diyet demir eksikliği ile Yılsonu Başarı Puanı(YBP) arasında anlamlı farklılıklar(p<0,05) bulunmuştur. Demir eksikliği anemisi belirtilerinden geç anlama, unutkanlık, kolda ve ayaklarda uyuşma, sürekli uyuma isteği ve merdiven inip çıkmada güçlük ile Yılsonu Başarı Puanları arasında anlamlı farklılıklar(p<0,05) bulunmuştur. Beslenme eğitimi verilerek bu tip malnutrisyonların önüne geçilebilir.Anahtar Kelimeler: Demir eksikliği, Anemi, Başarı, Adolesan, Beslenme

AnemiAnemi-demir eksikliğiOkul başarısı
Orhan Yavuz
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Yatılı ilköğretim bölge okullarında öğrencilere verilen beslenme eğitiminin besin tüketimlerine etkisinin araştırılması

Bu araştırmanın amacı yatılı ilköğretim bölge okullarında öğrencilere verilen beslenme eğitiminin besin tüketimine ilişkin bilgi ve davranışlarında anlamlı bir farklılık yaratıp yaratmadığını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma kapsamına Elazığ ili Arıcak ilçesinde Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda 2. kademe 6. ,7. ve 8. sınıfta öğrenim görmekte olan 324 öğrenci alınmıştır.Araştırmada ?Deneysel Yöntem? kullanılmış, bu kapsamda araştırma kontrollü ön ve son test modelli deney desenine göre düzenlenmiştir. Bu amaçla öğrenciler deney ve kontrol grubu olmak üzere 2 gruba ayrılmıştır.Araştırmacı tarafından geliştirilen öğrenci ve ailesine ilişkin soruların ve beslenme ile ilgili bilgi ve tutumlarını belirlemeye yönelik soruların yer aldığı anket tüm öğrencilere aynı anda uygulanmış, sonrasında her iki grubun da birbirini izleyen üç gün süresince üç ana öğünde tabaklarında kalan artıklar tartılarak gözlem formuna kaydedilmiştir. Ön testin sonrasında deney grubuna beslenme eğitimi verilmiş, son test olarak ön testte uygulanan ankette yer alan beslenmeyle ilgili bilgi ve tutumları belirlemeye yönelik soruların yer aldığı bölüm tüm öğrencilere aynı anda uygulanmış, sonrasında her iki grubun da birbirini izleyen üç gün süresince üç ana öğünde tabaklarında kalan artıklar tartılarak gözlem formuna kaydedilmiştir.Anket ve gözlem formlarıyla öğrenci ve ailesine ilişkin bilgiler, öğrencilerin beslenme ile ilgili bilgi ve tutumlarına ilişkin bilgiler ile besin tüketim miktarlarına ilişkin bilgiler toplanarak sayı (n), yüzde (%), aritmetik ortalama (x ?), standart sapma (ss), Bağımsız örneklemler için t testi (Independent-Samples t Test) ve ilişkili ölçümler için t testi (Paired-Samples t Test) analiz yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir.Araştırma sonunda araştırmaya alınan öğrencilerin anne ve babalarının eğitim seviyelerinin düşük olduğu görülmüştür. Deney grubunda ön testte kahvaltı öğününü atlama sıklığındaki en yüksek dağılım %38.5 ile iki haftada bir olduğu, eğitim sonrası bu dağılımın %25.0'a gerilediği görülmüştür. Ön testte kahvaltı öğününü öğrencilerin %34.6'sı atlamazken, beslenme eğitimi sonrası bu oran %66.7 olarak bulunmuştur. Deney grubunda ön testte öğle öğününü atlayanlar arasından en yüksek dağılımı %51.9 ile haftada 1-2 kez olduğu bulunmuştur. Son testte ise aynı atlama sıklığının oranı %17.9'a düşüş göstermiştir. Deney grubundaki öğrencilerin %28.2'si ön testte öğle öğününü hiç atlamazken son testte bu oran %55.1'e artış göstermiştir. Deney grubunda ön testte öğrencilerin %28.8'inin akşam öğününü atlamadığı, son testte bu öğünü atlamayanların %55.7'ye yükseldiği saptanmıştır. Beslenme eğitiminin deney grubu öğrencilerinde tüm öğünlerde öğün atlama davranışlarında genel anlamda azalma olmasında etkili olduğu görülmüştür.Deney grubunun beslenme bilgi testi puan ortalaması ön testte 3.10 iken, son testte 9.05 'e artış göstermiştir. İki test arasındaki fark anlamlı bulunmuş (p<.001), eğitimin deney grubu öğrencilerinin bilgi düzeyleri üzerinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır.Öğrencilere verilen eğitim, deney grubu öğrencilerinde besin tüketimlerinde genel anlamda artış meydana getirmiş, eğitim sonrasında beyaz peynir, yoğurt, peynirli makarna, ıspanaklı yumurta, kuru fasulye, türlü, bulgur pilavı, ekmek, çerez ve çay tüketiminde gruplar arasındaki fark anlamlı bulunmuştur.Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda okullarda öğrenci, öğretmen, idareci ve personele yönelik beslenme eğitimi ve faaliyetlerine daha fazla ağırlık verilmesi, mönülerin hazırlanmasında öğün atlama ve yemek seçme gibi olumsuz alışkanlıkları en aza indirgeyecek veya ortadan kaldıracak yöntemlerin kullanılması gibi önerilerde bulunulmuştur.

Beslenme alışkanlıklarıBeslenme davranışıBeslenme eğitimi+2
Mehmet Keskin
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Okul kantinlerinde çalışan personelin beslenme bilgi düzeyleri

Bu araştırmanın amacı okul kantinlerinde çalışan personelin beslenme bilgi düzeylerini belirlemektir. Araştırma Kocaeli İli Gebze İlçesi sınırlarında bulunan resmi ilk ve ortaöğretim okullarında çalışan 97 erkek ve 88 kadın olmak üzere toplam 185 personel üzerinde yürütülmüştür.Araştırmanın verileri anket tekniği ile toplanmış ve veriler bilgisayarda ?Statistical Program for Social Science (SPSS 13.0 for Windows)? istatistik paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen verileri değerlendirmek amacıyla bağımsız gruplarda t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), tukey testi ve khi-kare testi kullanılmıştır.Araştırmaya katılan personelden %38.9'unun ilkokul mezunu, %48.1'inin lise ve dengi okul mezunu olduğu; %28.1'inin sosyal güvencesinin bulunmadığı ve %30.8'inin daha önce hiç beslenme eğitimi almadığı; %60.5'inin 1-5 yıl arası süreyle kantin personeli olarak çalıştığı; %94.1'inin çalışmaya başlamadan önce, %88.6'sının ise periyodik olarak sağlık muayenesi olduğu saptanmıştır.Beslenme bilgi sorularından alınan toplam puanlar yüzdeye çevrilmiştir. Yüzde üzerinden elde edilen puanlara göre, araştırmaya katılan tüm personelin beslenme bilgisi puan ortalamasının 67.09±14.51 (orta düzey) olduğu saptanmıştır. Erkeklerin beslenme bilgisi puan ortalamasının kadınlarınkinden daha yüksek olduğu ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunduğu tespit edilmiştir. Beslenme bilgisi puan ortalamaları arasındaki fark üzerinde personelin eğitim düzeyinin etkisinin olduğu saptanmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, günün belli bir bölümünü okulda geçiren çocukların beslenmelerinde önemli etkisi olabilecek okul kantinlerinde çalışan personelin beslenme konusunda bilgilendirilmesine yönelik gerekli önlemlerin alınması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Kantin, personel, beslenme bilgi düzeyi

BeslenmeKantin işletmeleriPersonel
Fatih Kürşat Negüzel
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
10
Master'sOpen AccessTR

Yeni konutlardaki mutfak tasarımının tüketicilere ergonomik açıdan uygunluğu ve tüketicilerin mutfaklarına ilişkin görüşleri

Araştırmada, yeni konutlardaki mutfak tasarımlarının tüketicilere ergonomik açıdan uygunluğu incelenmiş ve bu konutlarda yaşayan tüketicilerin konut mutfakları ile ilgili görüşleri değerlendirilmiştir.Araştırma evrenini, Altındağ, Keçiören ve Çankaya ilçelerinde 2003 - 2007 yıllarında yapılan konutlarda yaşayan tüketiciler oluşturmaktadır. Belirtilen ilçelerde yapılan konut sayılarına göre tabakalı tesadüfi örnekleme yöntemi ile toplam 300 örneklem alınmıştır. Araştırmada elde edilen veriler tüketicilere uygulanan anket, mutfağa ilişkin ölçülerin ve tüketicilerin antropometrik ölçülerinin alınması ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 13.0 (Windows'a uygun) paket yazılımından yararlanılarak analiz edilmiştir. Araştırmaya alınan tüketicilere ilişkin demografik özelliklerin, konuta ve mutfağa ilişkin genel bilgilerin mutlak ve yüzde değerlerini gösteren tabloları oluşturulmuş, varyans analizi (One-Way ANOVA), Scheffe testi ve t testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki anlamlı farklılık 0.05 ve 0.01 düzeyinde yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda; Ankara'da son beş yılda yapılan konutlardaki mutfaklarda genellikle duvar dolabı yüksekliği, tezgah yüksekliği, tezgah uzunluğu ve mutfak aydınlatmasının ergonomik açıdan tüketicilere uygun olmadığı belirlenmiştir. Buna rağmen, tüketiciler mutfakların durumlarından genel olarak memnundurlar. Memnuniyetsizliğin en çok olduğu nokta depolama alanlarının yetersizliğidir. Tüketiciler tarafından, mutfak kullanımında en çok yapılan hatanın lokal aydınlatmanın yetersiz kullanımı, balkonların amaç dışı kullanımı ve mutfakta kazalara neden olabilecek uygulamalar yapılması olduğu belirlenmiştir. İncelenen mutfaklarda gelişen teknolojiye uyum sağlayan fonksiyonel tasarımlara çok az mutfakta rastlanmıştır. Mutfak tasarımının tüketicilere ergonomik açıdan uygun olmasının önemi göz ardı edilemeyecek bir konudur. Bu nedenle bu konu ile ilgili yapılan tüm araştırmaların ışığında ortaya konulan öneriler dikkate alınarak mutfak tasarımları geliştirilmeli ve değişimlerin takip edilmesini sağlayacak yeni çalışmalar sürekli yapılmalıdır.Anahtar Kelimeler: Tüketici, Ergonomi, Mutfak, Antropometri

AntropometriErgonomiTüketiciler
Gülşah Gelegen
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların gıda güvenliği konusundaki bilgi, tutum ve davranışları

Bu araştırma, kadınların gıdaları satın alma ve kullanmada gıda güvenliği konusundaki bilgi, tutum ve davranışlarını tespit etmek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Eskişehir İli Seyitgazi İlçesine bağlı Kırka Kasabası ile Bolu İline bağlı Mengen İlçesinde yaşayan farklı öğrenim ve yaş grubundaki evli kadınlar oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına, Kırka ve Mengen İlçesinde yaşayan farklı sosyo-kültürel ve gelir düzeyine sahip 435 kadın rastgele örneklem yöntemi ile seçilmiş ve veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen görüşme formu kullanılmıştır. Toplanan görüşme formlarının bilgisayarda SPSS 15.0 (Statistical Package for Social Sciences) paket programı kullanılarak istatistiksel analizleri yapılmıştır. Kadınların kişisel bilgileri gruplandırılarak tablolaştırılmış, bazıları üzerinde çapraz tablo uygulanarak ?khi kare testi? ile gruplar arasındaki farklılıklar tespit edilmiş, bağımsız değişken olarak eğitim ve yaş grupları alınmış ve tablolardan elde edilen sonuçlar açıklanmıştır. Aynı zamanda kadınların gıda güvenliğine ilişkin davranış, tutum ve bilgi puanları arasında ilişki olma durumu pearson korelasyon katsayısı ile hesaplanmaya çalışılmıştır. Araştırmada, kadınların davranış, tutum ve bilgi puanlarının yaş grupları açısından fark olup olmadığını belirlemek amacıyla varyans analizi de yapılmış, araştırmaya alınan kadınların yaş durumları ile bilgi, tutum ve davranış puanları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı pearson moment korelasyon katsayısı ile belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada gruplar, öncelikle varyansların homojenliği levene testi ile test edilmiş ve homojen olduğu belirlendiği için tek yönlü varyans analizi işlemi uygulanmıştır. Bu bulguların yanında kadınların gıda güvenliği konusundaki davranış, tutum ve bilgi maddelerinden elde ettikleri puanlar da incelenmiş, araştırma kapsamına alınan kadınların davranışlarının hangilerinin doğru, hangilerinin yanlış olduğu üzerinde durulmuştur.Araştırma bulgularında, araştırmaya alınan kadınların % 51.0'inin 31?40 yaşında, yarıdan fazlasının eğitim durumunun ilköğrenim ve daha az düzeyde olduğu, büyük çoğunluğunun (% 80.0) ev kadını olduğu, kadınların büyük çoğunluğunun yaşamlarının (% 72.4) ya kasaba ya da köyde geçmiş olduğu, kadınların yaklaşık yarısı 11-20 yıldır evli olup, büyük çoğunlukla çocuklarının olduğu belirlenmiştir. Kadınların büyük çoğunluğu 2-3 öğün evde yemeği kendileri hazırlamakta, büyük çoğunlukla gıda güvenliği konusunda bilgilerinin olduğunu düşünmektedirler. Gıda güvenliği konusundaki bilgileri elde etmede televizyon ve kadınların aileleri ilk sırada yer almaktadır. Ailede genellikle gıdaları satın almaya eşler birlikte karar vermekte ve birlikte satın almakta, yaklaşık yarısı her zaman, önemli bir kesimi de bazen alış veriş öncesi alış veriş listesi hazırlamaktadır. Ancak çoğunlukla bu alış veriş listesi dışına çıkılmaktadır. Gıda alış verişlerinde büyük çoğunlukla üretim ve son kullanma tarihi, fiyat, TSE markası ve malın markasına dikkat etme yaygındır.Elde edilen bulgulara göre, kadınların gıda güvenliği konusunda, sahip oldukları davranışlarla tutum puanları arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur (r = 0.602; P < 0.05 ve P < 0.01 anlamlı). Bunun yanında davranış puanları ile bilgi puanları arasında da pozitif bir ilişki olduğu görülmektedir (r = 0.475; P < 0.05 ve P < 0.01 anlamlı). Buna göre, davranış ve tutum toplam puanları açısından yaş gruplarına göre anlamlı bir farklılık belirlenmezken, bilgi toplam puanları açısından gruplar arasında anlamlı farklılık gözlenmiştir.Davranış toplam puanları incelendiğinde, her üç yaş grubunun da gıda güvenliği konusunda orta düzeyde bir davranış yapısına sahip oldukları söylenebilir (30 yaş altı X= 46.63; 31 -40 yaş arası X= 46.84; 41 yaş ve üzeri X = 46.79).Tutum toplam puanları incelendiği zaman da, yaş gruplarına göre kadınların gıda güvenliği tutumları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. (30 yaş altı X= 16.54; 31 -40 yaş arası X= 16.73; 41 yaş ve üzeri X= 16.67).Gıda güvenliği bilgi toplam puanları açısından kadınların yaş gruplarına göre aralarında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (F= 5.264; P=0.006). Gruplar arası farklılığın kaynağını bulmak için yapılan Sheffe t testi sonuçlarına göre 30 yaş ve altı gruptaki kadınların diğer iki grupla anlamlı şekilde farklılaştığı gözlenmiştir.Araştırma kapsamına alınan kadınların yaş durumları ile davranış ve tutum puanları arasında anlamlı bir ilişki belirlenmemiştir. Bu durum yaş gruplarına göre yapılan varyans analizi sonuçları ile de doğrulanmıştır.Kadınların eğitim durumlarına göre davranış, tutum ve bilgi toplam puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan tek yönlü varyans analizi sonuçlarına göre davranış puanlarına göre anlamlı bir farklılık belirlenmezken, tutum ve bilgi toplam puanları açısından eğitim durumuna göre, gruplar arasında anlamlı farklılık gözlenmiştir.Anahtar kelimeler: Gıda güvenliği, besin hijyeni, tüketici, tüketici davranışları

Gıda güvenliğiTüketiciler
Zühal Özdemir
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00