İnönü University
Discipline

Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Anabilim Dalı

İnönü University

145

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Klasik Türk edebiyatında tabirnameler

Rüyalar tarih boyunca farklı inanç ve düşüncelerde anlamlandırılmaya çalışılmış ve rüya yorumlarını içeren eserler yazının başlangıcından itibaren farklı kültürlerde yer bulmuştur. Türk edebiyatında da 14 ilâ 19. yüzyıllar arasında yazma ve matbu eserlerin çokluğundan anlaşıldığı üzre rüya yorumlarını içeren "tabirname" türündeki eserler büyük ilgi görmüştür. Bu çalışma, şimdiye dek müstakil örnekleri üzerinde birçok çalışma yapılmış ancak kapsamlı olarak incelenmemiş; tür kitaplarında da kendine yeteri derecede yer bulamamış olan klasik Türk edebiyatı döneminde kaleme alınmış tabirnameleri bir tür olarak tanıtmayı amaçlamaktadır. Türk ve dünya kütüphanelerinde ulaşabildiğimiz ve şimdiye kadar birçoğu gün yüzüne çıkmamış tabirnameler şekil ve muhtevaları bakımından incelenmiş ve mevcut literatürdeki eksiklik ve karmaşalar tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız tabirnameleri bir tür olarak tanıtmayı amaçladığından ulaşılan yüzlerce nüshanın tenkidi ile nüshaların her birinin fiziksel tavsifine yer verilmemiş; taranmış olan tabirname nüshalarının tamamı şekil ve konu bakımından tasnif edilip tanıtılmıştır. Türün içerik özelliklerini ortaya koymak için tabirname metinlerinin bölümleri ortaya çıkarılmış ve aralarından -çoğunluğu neşredilen tabirnamelerden olmak üzere- temsil yeteneği güçlü olanların içerikleri incelenmiş; eldeki veriler analiz edilmiştir. Uzun ve titiz bir tarama süreci sonucunda Türk ve dünya kütüphanelerinde 456 tabirname nüshasına ulaşılmış, nüshaların incelenmesi soncu 96 tabirname belirlenmiştir. Bu sayı, şimdiye dek tespit edilen en yüksek sayıdır. Bu nüshalar aynı zamanda bütüncül olarak ilk kez bu çalışmada incelenmekte ve türün özellikleri sistematik bir şekilde ortaya koyulmaya çalışılmaktadır.

TabirnameTürk dili ve edebiyatı
Ece Ceylan Özbudak
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Karahanlı Türkçesinde duygu fiilleri

Duygular dış dünyada yaşanan olayların insanların iç dünyasını nasıl etkilediklerini anlatırlar. Belli bir dönemin yaşantısının anlaşılabilmesi için o dönemde yaşayan insanların duygularının da anlaşılması gerekir. Duygular başta bireyseldir; fakat duyguların çıktıları insanların diğer insanlarla olan ilişkilerini etkilediği için duygular dalga dalga yayılarak toplumun genel yaşantısını etkileyebilirler. Duygular önce düşünceyle başlar ve düşünce ile duygu birbirlerini etkileyen kavramlardır. Bir kültürün düşünce sistemini etkili bir şekilde anlayıp değerlendirebilmek için o kültürün duygu sisteminin de anlaşılması gerekir. Bu tezde 11.yy Türk insanının başta duygu, dolaylı olarak da düşünce sisteminin ortaya çıkarılmasına katkı sağlayabilmek amacıyla bu dönem eserlerinde tanıklanan duygu fiilleri anlam özelliklerine göre incelenmiştir. Karahanlı Türkçesi dönemi eserlerinde tanıklanan duygu fiilleri taşıdıkları duygu özelliklerine göre gruplandırılarak semantik açıdan sınıflandırılmış, semantik özelliklerine göre sınıflandırılan duygu fiilleri etimolojik yönden incelenerek, bu fiilllerin anlam özellikleri değerlendirilmiştir. Ayrıca bu fiillerde görülen metaforlar da ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.

DilbilgisiDilbilgisi-eylemDilbilim+2
Esra İlter
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hayalden çizgiye Karagöz'ün penceresinden Çanakkale savaşı

Yüzyıllar boyu Türk insanının duygu ve düşüncelerine aracılık etmiş, kimi zaman siyasi bir taşlamaya dönüşen, kimi zaman ise izleyicilerinin yüzünde buruk bir gülümseme bırakan Karagöz oyununun başkahramanları Karagöz ve Hacivat, Türk toplumu üzerinde derin etki yaratmışlardır. Bu etkinin farkında olan mizah dergilerimiz de Geleneksel Türk Tiyatrosu'nun en önemli dalı olan Karagöz'ü perdeden çizgilerine taşımışlardır. 1908 yılında Karagöz adıyla çıkardığı mizah dergisinde karikatürlerini yayınlayan Ali Fuat ilk Türk karikatüristi olarak bilinmektedir. Ali Fuat'ın karikatürlerinde karikatür bir sahne, Karagöz ve Hacivat da oyunculardır. Karikatürler, Karagöz dergisinin başyazısında ele alınan güncel olayı dile getirmeye çalışmıştır. Tezde 3 Ağustos 1914 ile 10 Ağustos 1915 yılları arasında Çanakkale Savaşı'nın ortamı, Karagöz dergisinde yayınlanan ve o dönemde geniş halk kitlelerine seslenen karikatürler üzerinden incelenmiştir. 1915 yılında sadece Karagöz dergisi yayımlanmaktadır. Bir bakıma büyük savaşın tek gözü Karagöz olmuştur. Çanakkale Savaşları sadece karada, havada ve denizde kalmamış, yazılı basının satırları arasında da gerçekleşmişti. Bu savaşta etkili olan silah değil, kılıçtan keskin kalem ve yerinde kullanıldığında bombadan daha güçlü yazıya dökülmüş sözdür. Yazılı basının bunlardan daha etkili, belki kamuoyunda bomba etkisi yapan silahı ise yazı ve görselin birleştiği betimlemelerdir. Bu betimlemelerden biri de karikatürlerdir. Alt yazıya bağlı olarak kurulan Karagöz karikatürlerinde halka ümit ve moral verilmiştir. Bütün bunlar verilirken de Karagöz ve Hacivat'ın söz söyleme gücünden yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Türk Tiyatrosu, mizah, karikatür, Çanakkale Savaşları, Karagöz.

DergilerKaragöz gazetesiKarikatür+4
Hüseyin Sedat Karacalar
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hamza-nâme -36.cilt- (inceleme-metin-sözlük)

Dil kültürün en temel unsurlarındandır. Dil ve edebiyat, içinde yer aldığı milletin dil özelliklerini gelecek nesillere taşırken aynı zamanda kültür öğelerini de içinde barındırır. Hamza-nâme "Eski Anadolu Türkçesi Dönemi"ne ait 14. yüzyılın en önemli eserlerden biri olarak edebiyat tarihinde kendine yer edinmiştir. Bu önemli eser aynı zamanda halk kültürünün sözlü kolunun da bir uzantısını temsil etmektedir. Anılan özellikleri çerçevesinde edebiyatımızın önemli eserlerinden biri olmasına karşın ne yazık ki hakkında olması gereken seviyede araştırma yapılmamıştır. Bu çalışmada Hamzavî tarafından yazılan 72 ciltlik kıymetli eser Hamza-nâme'nin 36. cildi ele alınmıştır. Önce Hamzavî ve Hamza-nâme hakkında bilgi verilmiş, ardından orijinal metnin transkripsiyonlu çevirisi yapılmış, son olarak da metinde yer alan bütün kelimelerin sözlüğü hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hamzavî, Hamza-nâme, 14. yüzyıl, Eski Anadolu Türkçesi

14. yüzyılDil bilgisiDil bilim+5
Şenay Mamati
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

II. Uluslararası Türk Dili ve Edebiyatı Sempozyumu bildirilerinin dil ve kavram incelemesi

Ele alınan 44 bildirinin Türk Dili ve Edebiyatı konularından oluşan içerikleri nedeniyle dil bilimi terimlerinin sık geçtiği; özet, bildirinin amacı, anafikri, bölümleri, dil ve üslup özellikleri, sonuç ve değerlendirme bakımından her bildirinin benzer standartlarda olduğu gözlenmiştir. İncelenen eser iki başlık altında incelenmiştir: ''İkinci Uluslararası Türk Dili ve Edebiyatı Sempozyumu Türkçe Bildirilerinin Dil ve Üslup Yönünden Değerlendirilmesi'' ve ''Bildiri Metinlerindeki Tamlamaların Durumu''. Tamlamalar ele alınırken incelenen eserde daha kolay bulunması için önce bildiri metninin sayısı daha sonra ise bildiri metninde incelenen cümlelerin sayısı her bildiri başında belirtilmiştir. (Örneğin 1.30. Birinci bildirinin otuzuncu cümlesi olduğu belirtilir.). Sonuç ve değerlendirme kısmına gelindiğinde ise 44 ayrı konuyu ele alan bildiriler incelenmiştir ve birçok isim ve sıfat tamlamalarına yer verilmiştir. Tamlamaları belirtirken kısaltma yoluna gidilmiştir. Belirtili isim tamlaması B.li İ.T, belirtisiz isim tamlaması B.siz İ.T., sıfat tamlaması ise S.T. şeklinde belirtilmiştir. Farklı konuların ele alındığı bildiri metinlerinde bilinen standart tamlama yapılarının kullanıldığı devrik, kesik, eksiltili vb. tamlama türlerine rastlanmamıştır.

KavramlarTürk dili ve edebiyatıUluslararası bildiriler+1
Sedanur Sönmez
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Nâbî'nin tarih manzumeleri

Nâbî, yaşarken ünü tüm Osmanlı coğrafyasına yayılmış, yaşadığı dönemde şiiri diğer şairler tarafından beğenilmiştir. Devlet ricali tarafından da sevilip takdir gören Nâbi pek çok şairi, eseriyle etkilemiş önemli bir divan şairidir. Osmanlı Devletinin XVII. yüzyılda her alanında yaşadığı çözülmeye sessiz kalmamış, eserinde insanlara hikemi bir tarzda öğütler vermiştir. Her şeyi şiirle söyleyebilmesindeki başarı ile edebiyatın her alanında on adet eser kaleme almıştır. Nâbî Divan'ındaki kimi bölümler ve Hayriyye ile dönemine ayna tutmuştur. Nâbî, Türk edebiyatında en güzel tarih söyleyen usta şairlerden biridir. Divan'ında bulunan yüz elli beş adet tarih manzumesiyle dönemindeki pek çok olaya tarih düşürmüştür ve dönemine tanıklık etmiştir. Tarih düşürme ilk defa İran edebiyatında ortaya çıkmış, kuralları bu edebiyat içinde belirlenmiştir. Tarih düşürme İran edebiyatından Türk edebiyatına geçmiş, Arap edebiyatı şairleri de tarih düşürmeyi Türklerden öğrenmiştir. Türkçe düşürülen tarihlerin sayısı Arap ve Fars diliyle yazılan tarihlere göre oldukça fazladır. Tarih düşürme edebiyatımızda XIII. yüzyıldan itibaren görülmeye başlamıştır. Bu yüzyılda önceleri lafzen tarih düşürülmüş, nazımla tarih düşürme XV. yüzyılla beraber yaygınlaşmıştır. XVII. yüzyılda tarih düşürme gelişerek yükselmiş, XVIII. yüzyılda ise altın dönemini yaşamıştır. XVII. yüzyıl tarih düşürme için bir hazırlık aşamasıdır. Bu dönemin şairi olan Nâbî, şiirdeki kabiliyetini tarih düşürmede de göstermiş ve birbirinden güzel tarih manzumeleri yazmıştır. Tarih manzumelerinin başka bir özelliği ise edebiyatla sosyal hayat arasındaki ilişkiyi açık bir şekilde ortaya koymasıdır.

17. yüzyılEski Türk edebiyatıManzumeler+2
Emine Temel
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sürûrî'nin Şerh-i Mu'ammeyât-ı Mîr Hüseyin adlı eseri(İnceleme-tenkitli metin)

Sözlüklerde "anlaşılmaz, halledilmez şekilde güç, halli müşkül şey" manasına gelen muamma, divan edebiyatında bir insan veya herhangi bir şeyin ismini nesir veya nazım içerisinde gizlemeye denir. Muamma, Türk edebiyatına Fars edebiyatından geçmiştir. XV. asırda Ali Şir Nevâyî'nin etrafında toplanan Türk ve Fars şairleri muamma ilminde büyük incelikler göstermişlerdir. Mollâ Câmî, Ali Şir Nevâyî, Mir Hüseyin Nişâbûrî gibi şairler, muammanın tertibi ve çözümü konusundaki kaideleri geliştirmiş ve bu türün oluşmasına katkı sağlayacak muammalar söylemişlerdir. Anadolu sahasında muammanın yazılma süreci ise XVI. asırda başlar. Edirneli Emrî Çelebî, muamma konusunda üstad kabul edilir. Türk edebiyatında muamma söyleme geleneği, Fars edebiyatındaki muamma örneklerinin şerh edilmesi ile başlamıştır. Bursalı Lâmî Çelebî, Gelibolulu Sürûrî gibi isimler Molla Câmî ve Mir Hüseyin Mu'ammâyî'nin muamma risalelerini şerh ederek bu türün Anadolu'da yaygınlaşmasına katkı sağlamışlardır. Özellikle Sürûrî'nin Mollâ Câmî, Mir Hüseyin Nişâbûrî ve Ali Ker'in muammalarına yazdığı şerhler önem arz etmektedir. Tezimizde Gelibolulu Sürûrî'nin daha önce üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamış olan Şerh-i Mu'ammeyât-ı Mîr Hüseyin adlı eserinin mevcut nüshalarından hareketle tenkitli metni hazırlanmış ve eser muamma söyleme ve şerh usûlleri açısından incelenmiştir. Tezin giriş kısmında şerh kavramı ve şerh edebiyatı hakkında bilgi verilmiştir. Klasik Türk edebiyatında hangi tür eserlere yönelik şerhler yapıldığı anlatılmıştır. Ardından muammanın tanımı ve kaideleri hakkında bilgi verilmiş, bu alanda yapılan çalışmalarla ilgili kısa bir literatür taraması yapılmıştır. Sonra bazı eserlerden hareketle muamma çözme kaideleri kısaca tanıtılmıştır. Tezin ilk bölümünde şâir ve şârih hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise metnin genel yapısı, metinde geçen bölümler ve muamma çözme kaideleri örneklerle birlikte tanıtılmıştır. Daha sonra şârihin şerh metodu incelenmiştir. Bu bölümde şârihin kullandığı gramer terimleri, söz varlığı, muammaları çözme teknikleri, şairler ve çeşitli terimler hakkında yaptığı değerlendirmeler ele alınmıştır. Muamma tertip etme ve çözme konusundaki kaidelerin sistemli bir şekilde anlatıldığı ve bu kaidelerin anlaşılmasını sağlayacak muamma örneklerinin verildiği Sürûrî'nin bu eseri, Türk edebiyatında muammanın gelişimini görmek açısından oldukça önemli bir yere sahiptir.

Eski Türk edebiyatıSüruriTürk edebiyatı
Tolga Öntürk
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Altay Öktem romanlarında yeraltı edebiyatının izleri

Sert, eleştirel, aykırı ve genellikle müesses nizamlara karşı varolma çabalarının söylemi olan Yeraltı edebiyatı aynı zamanda argonun, küfrün, cinselliğin, sıradışılığın dışavurumudur. Bir başka deyişle Yeraltı edebiyatı, kanona karşı bir başkaldırı ve isyan edebiyatıdır. Tarihin her döneminde bu doğrultuda karşımıza çıkabilen bu başkaldırı söylemi, Dünya edebiyatlarında, küresel kapitalizmin baskıları neticesinde 20. Yüzyıl itibariyle yoğunlaşmıştır. Türk edebiyatında da söylemsel olarak önceki dönem eserlerinde nüvelerini bulabileceğimiz Yeraltı edebiyatı, asıl kimliğini 1980 sonrasında bulur. 12 Eylül Darbesi'nden sonra ülkede oluşan edimsel, söylemsel gizlilik ve hemen ardından Türkiye'nin hızlı bir biçimde küresel kapitalizmin bir parçası haline gelmesi; Türkiye'de bir tepki edebiyatı olan Yeraltı hareketinin oluşup gelişmesine zemin olmuştur. Türk edebiyatının köklü ve zengin kıta sahanlığı içerisinde oldukça yeni sayılan bu alanla ilgili yapılan bilimsel çalışmalarsa yok denecek kadar azdır. Bu bağlamda Türkiye'de yeraltı söyleminin şekillenişinde asıl kimliğini bulduğu 1980'li yıllardan beri sürecin içinde bulunan Altay Öktem'in şiir, roman, deneme ve fanzin çalışmaları oldukça önemlidir. Sanatçı, 80'lerden günümüze kentlileşmenin, yabancılaşmanın, ötekileştirilmenin, şiddetin, anarşizmin ortaya çıkardığı Yeraltı edebiyatının kanon karşıtı, nihilist, septik, muhalif bir görüngede öne çıkan yazarlarındandır. Ayrıca şiirsel bir anlatı dilini Yeraltı edebiyatına, özellikle de yeraltı romanına, getiren sanatçının eserlerinin Türkiye'de yeraltı söyleminin, edebi tavrının ve sosyal alanının genişlemesinde etkisi büyüktür. Özellikle 2000'li yıllar sonrasında daha da önemli bir konu haline gelen Yeraltı edebiyat araştırmalarını da göz önünde bulundurulursak Altay Öktem romanlarındaki yeraltı söylemi incelemenin önemi daha da pekişir. Bu nedenledir ki bu çalışmanın amacı Türk edebiyatında Yeraltı edebiyatının temsilcisi konumundaki Altay Öktem'in romanlarında geçen Yeraltı edebiyatının izlerini araştırmaktır.

NihilizmRomanSöylem+3
Fitnat Aslan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dili ve edebiyatı ders kitaplarında yer alan etkinliklerin dijital okuryazarlık açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Türk dili ve edebiyatı ders kitaplarında yer alan etkinliklerin dijital okuryazarlıkla ilişkili olma durumunu ortaya koymaktır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada veriler doküman incelemesi tekniğiyle toplanmıştır. Çalışmanın materyalini 2024-2025 eğitim öğretim yılı 9-12. sınıf Türk dili ve edebiyatı ders kitaplarında yer alan ders öncesi, ders içi ve ders sonrası olmak üzere toplam 748 etkinlik oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Gülsoy (2023)'un UNESCO'nun küresel dijital okuryazarlık çerçevesinden hareketle hazırladığı Dijital Okuryazarlık İçerik Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Veriler, nitel araştırmanın veri analiz tekniklerinden betimsel analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın sonunda Türk dili ve edebiyatı ders kitaplarında dijital okuryazarlıkla ilişkili etkinliklerin her sınıf seviyesinde belirli oranlarda yer aldığı görülmüştür. Yapılan incelemede dijital okuryazarlıkla ilişkili etkinlikleri içermesi açısından en yüksek yüzdeye sahip ders kitabının 9. sınıf ders kitabı olduğu; en düşük yüzdeye sahip ders kitabının ise 12. sınıf ders kitabı olduğu; söz konusu etkinliklerin dört temel dil becerilerine dağılımı incelendiğinde en yüksek yüzdeye sahip becerinin dinleme; en düşük yüzdeye sahip becerinin ise konuşma olduğu; dijital okuryazarlık yetkinlik alanları içerisinde en fazla bilgi ve veri okuryazarlığı yetkinlik alanına yer verildiği; kariyerle ilgili yeterlikler yetkinlik alanına ise hiç yer verilmediği sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan sonuçlardan hareketle benzer çalışmalarla karşılaştırmalar yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Türk dili ve edebiyatı
Ferhat Temel
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak'tan derlenen masallar üzerine bir inceleme

Bu çalışmada Uşak Merkez ve merkeze bağlı köylerde saha çalışması yapılarak sözlü kültürde varlığını sürdüren masalların derlenmesi, sonraki kuşaklara aktarılması ve Uşak'ta yaşayan masal anlatma geleneğinin tespiti amaçlanmıştır. Tarih boyunca Roma İmparatorluğu, Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Bergama Krallığı, Selçuklular, Germiyanoğulları ve Osmanlıların hâkimiyeti altında yaşayan Uşak, çok eski çağlardan beri yerleşim yeri olmuş bir coğrafyada kurulmuştur. Köklü medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Uşak derin bir sözlü kültüre sahiptir. Ancak yazılı kaynakların taranması neticesinde Uşak iline ait masallar üzerine derleme ve bilimsel inceleme yapılmadığı görülmüştür. Çalışmamıza esas olmak üzere yazılı kaynaklar taranmış, derleme yapılan saha incelenmiş ve çok sayıda kaynak kişiyle yüz yüze görüşülerek derleme yapılmak suretiyle veriler toplanmıştır. Birçok kez sahaya gidilerek görüşme metoduyla derlemeler yapılmış, derlemeler yapılırken en çok ses kayıt cihazı kullanılmış, bazı kaynak kişilerin fotoğrafları çekilerek bunlar arşivlenmiştir. İncelenen masallar, masal anlatıcılarının yöreye has ağız özelliklerine riayet edilerek yazıya aktarılmıştır. Yöreye ait sözcüklerin anlamları sözlük kısmında aktarılmıştır. Sonuç olarak Uşak'tan derlenen 166 masal metni Stith Thompson'un Motif Index of Folk- Literature adlı dünya motif kataloğuna göre incelenmiştir. Uşak'tan derlenen masallar incelendiğinde bazı masalların Türkiye'nin başka yörelerinde anlatılan masallarla benzeştiği, hatta birbirinin varyantı olan masalların söz konusu olduğu görülür. İyi ile kötünün mücadelesinden iyinin galip çıkması ve ahlâki temler içermesi dolayısıyla eğitimsel işlev taşıyan masalların anlatıcılarının ise genel olarak kadınlar olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamız kapsamında incelediğimiz masalların motif bakımından zengin olduğu ancak usta anlatıcıların daha çok kullandığı formel ifadelerin git gide zayıfladığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: folklor, halk edebiyatı, masal, Uşak masalları.

EdebiyatHalk bilimiHalk edebiyatı+4
Yeliz Bahadur
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hakânî Şirvânî'nin rubâîleri ile Azmi-zâde Hâletî'nin rubâîlerinin mukayesesi

İran edebiyatının en önemli şâirlerinden biri olan Hakânî-i Şirvânî, Fars şiirinin temel taşla¬rın¬dandır. Bu çalışmada, onun eserlerinden, kaside, kıta, terci, gazel ve rubâîlerini içeren Dîvân'ın rubâîyyat kısmı transkribe edilmiştir. Türk edebiyatında rubâî denilince akla ilk gelen hem kendi devrinde hem de daha son-raki yüzyıllarda büyüklüğü kabul görülen şâir Âzmî-zâde Mustafa Hâletî'nin rubâîleri ile Hakânî-i Şirvânî'nin rubâîleri mazmunlar açısından mukayese edilmiştir.

Buse Atalay Ertürk
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Duygu Asena romanlarında kadın kimliğinin kurgusal temsili

21. yüzyıl Türk edebiyatında toplumsal cinsiyet temelli meseleleri odağına alan yazarlar arasında Duygu Asena, ayrı bir yerde konumlanmaktadır. Edebiyat hayatına gazetecilikle başlayan Asena, özellikle kadınların yaşadığı eşitsizlikleri görünür kılmak amacıyla kaleme aldığı romanlarıyla geniş kitlelere ulaşmıştır. Feminist bir perspektifle şekillenen bu eserlerde, bireysel öyküler aracılığıyla ataerkil yapının kadınlar üzerindeki baskısı sorgulanırken, okurun farkındalık düzeyini artırmak hedeflenmiştir. Edebi estetikten çok, düşünsel bir dönüşüm yaratma amacı güden Asena, sanatı bir bilinç uyandırma aracı olarak değerlendirmiştir. Bu yönüyle, sadece bir yazar değil; aynı zamanda kadın hareketinin kültürel bir temsilcisi olarak da kabul edilmektedir. Toplumsal sorunları edebiyatın imkânlarıyla tartışmaya açması, onu çağdaş Türk edebiyatında özgün ve etkili bir ses hâline getirmiştir. Bu tez çalışmasında, Duygu Asena'nın edebi üretiminin temelini oluşturan altı romanında (Kadının Adı Yok, Aslında Aşk da Yok, Aynada Aşk Vardı, Aslında Özgürsün, Aşk Gidiyorum Demez, Paramparça) toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ataerkil düzenin kadın bireyler üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Asena'nın romanları, yalnızca bireysel kadın deneyimlerini değil, aynı zamanda kadınların toplumsal konumlarını belirleyen yapısal eşitsizlikleri de görünür kılma amacı taşır. Her bir eserde, erkek egemen toplumun farklı katmanlardaki baskı mekanizmaları -aile, evlilik, iş yaşamı, aşk ilişkileri ve bireysel kimlik inşası gibi alanlarda- eleştirel bir bakış açısıyla sorgulanır. Bu bağlamda Duygu Asena'nın anlatıları, ataerkil ideolojinin kadın yaşamlarını nasıl şekillendirdiğini açığa çıkartırken; kadın karakterlerin yaşadığı içsel çatışmalar, dışsal baskılarla birleşerek cinsiyet temelli eşitsizliklerin derinliğini gözler önüne serer. Yazarın romanlarında çizdiği kadın figürleri, geleneksel kalıplara sığmayan, çoğu zaman mevcut düzene başkaldıran ve kendi kimliklerini inşa etmeye çalışan bireylerdir. Dolayısıyla, bu eserler sadece edebi metinler olarak değil aynı zamanda Türkiye'deki toplumsal cinsiyet ilişkilerini sorgulayan kültürel belgeler olarak da değerlendirilmiştir. Bu çalışmamızda, feminist yazarlar arasında yer alan Duygu Asena'nın Kadının Adı Yok, Aslında Aşk da Yok, Aynada Aşk Vardı, Aslında Özgürsün, Aşk Gidiyorum Demez ve Paramparça adlı romanlarında yer alan kadınlar, roman kurgusunda üstlendiği fonksiyon bakımından değerlendirilecektir.

Cinsel ve toplumsal cinsiyet azınlıklarıKültürel feminizmPostmodern feminizm+2
Büşra Nur Kahveci
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bâbürnâme'nin Fergana bölümü üzerine yapısal ve anlambilimsel bir inceleme (Eş-yakın anlam, zıt anlam, kavram alanı, ikileme)

Bâbürnâme, 16. yüzyılda Çağatay Türkçesinde kaleme alınmış hatırat türünde bir eserdir. Vekâyî ya da Tüzük-i Bâbürî adlarıyla da bilinmektedir. Bâbür Şah'ın hayatını, savaşlarını, seyahatlerini ve gözlemlerini anlattığı otobiyografik bir metin olarak değerlendirilmektedir. Bâbürnâme yalnızca siyasi olay ve savaşları okuyucuya aktarmakla kalmaz, kültürel, mimari, sanatsal veriler de sunar. Ayrıca dönemi coğrafyasının insanlarının günlük yaşamı ve geçtiği coğrafyanın tabiatını detaylandırması açısından da, çok çeşitli bilim dalları tarafından incelenmeye müsaittir. Bu çalışmada Çağatay Türkçesinin en önemli nesir örneklerinden olan Bâbürnâme'nin Fergana bölümü, içerdiği çeşitli anlamsal kullanımlar açısından incelenmiştir. Eser, Bâbür Şah'ın anılarını içermesi, savaş, sefer, siyaset, sanat ve ilim adamları, devlet içinde yaşanan olayları anlatması ve Babür Şah'ın Türkçeye hakimiyeti açısından okuyucusuna zengin bir dil malzemesi sunmaktadır. Bu çalışmada sırasıyla anlambilim, eş- yakın anlamlılık, zıt anlamlılık, kavram alanı, ikileme konuları araştırmacıların görüşlerinden hareketle açıklanmıştır. Daha sonra Bâbürnâme'nin Fergana bölümünde kullanılan eş anlamlı sözcükler, zıt anlamlı sözcükler, ortak kavram alanlı kullanımlar ve ikilemeler taranmıştır. Çalışma hazırlanırken Beveridge'in hazırladığı Bâbürname'nin tıpkıbasım nüshası ve sözcük kökenlerini belirlerken de bazı temel sözlükler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda metnin özellikle ikilemeler ve kavram alanları yönünden oldukça zengin olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Bâbürnâme, Çağatay Türkçesi, eş-yakın anlamlılık, zıt anlamlılık, kavram alanı, ikileme.

Ayşe Nida Sarıgül
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Anadolu Türkçesi ile yazılmış satır altı Kur'ân tercümelerinde edatlar

Bu çalışmada Eski Anadolu Türkçesi ile yazılmış satır altı Kur'an tercümelerinden Cevhirül Asdâf Kur'an Tercümesi, Manisa Kur'an Tercümesi ve Sivas Kongre ve Etnografya Müzesi E.Y. 84/176 numarada kayıtlı satır altı Kur'an tercümelerinde geçen edatlar incelenmiştir. Öncelikle edatlar hakkında kapsamlı bir araştırma yapılmıştır. Daha sonra bu üç nüsha temin edilmiştir. İlk önce Cevahirül Asdâf nüshasında geçen edatlar tespit edilmiş, daha sonra Manisa Nüshasında geçen edatlar tespit edilmiş, en sonda Sivas Kongre ve Etnografya Müzesi E.Y. 84/176 nüshasında geçen edatlar tespit edilmiştir. Bu çalışmanın giriş kısmında satır altı Kur'an tercümeleri hakkında bilgi verilmiş ve satır altı Kur'an tercümeleri hakkında yapılan çalışmalar derlenmiştir. Daha sonra edatlar hakkında bilgi kapsamlı verilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmını oluşturan inceleme kısmında tespit edilen edatlara yer verilmiştir. Tespit edilen her edat için dört, ya da beş örneği verilmiştir. Ayrıca tespit edilen edatlara tarihi süreçte hangi eserlerde ne şekilde kullanıldığına dair örnekler verilmiştir. Bazı edatların birer, ikişer örneğine rastlanmıştır. Tespit edilen edatların üç nüshada da bir birine benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünü ise; sonuç bölümü oluşturmaktadır. Sonuç kısmında incelenen üç nüshada farklı geçen edatlara değinilmiştir. Elde edilen verilerin değerlendirmesi yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Eski Anadolu Türkçesi, Satır Altı Kur'an Tercümeleri, Edatlar.

Cevhirü'l AsdafDil bilgisiDil bilgisi-edatlar+6
Mehmet Arif Çalışkan
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumcu gerçekçilik bakımından Türk ve Rus romanının karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı Rusya'da ortaya çıkan Toplumcu Gerçekçilik akımının Türk edebiyatı eserleri üzerindeki etki ve gelişimini göstererek belirli eserlerden hareketle edebiyatın toplumla olan ilişkisini tespit etmektir. Çalışma, giriş ve sonuç bölümleri dışında iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sosyalist devrimin sonucunda oluşan ve akabinde bütün sanat dallarını ele alan Toplumcu Gerçekçilik akımını hazırlayan ön koşullar, 1934 yılından itibaren geçirdiği süreç gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Ayrıca birinci bölümün devamında söz konusu akımın Türk edebiyatına yansımalarına değinilerek marksist yöntem açısından incelenmiştir. Ek olarak birinci bölümde karşılaştırmalı edebiyatın diğer yöntemleri üzerinde de durulmuştur. İkinci bölümde ise 1950' li yıllardaki Rus ve Türk edebiyatı eserleri Toplumcu Gerçekçi bakış açısıyla ele alınmıştır. İncelenen eserlerdeki farklılıklar ve ortak yönler sosyal, siyasi ve ekonomik koşullar bağlamında ortaya konularak karşılaştırmalar yapılmaya çalışılmıştır.

GerçeklikKarşılaştırmalı edebiyatRoman+4
Aysel Adıgözalova
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

(İshak Bin Murad) Edviye-i Müfrede: Metin indeks sözlük dil incelemesi

14. asırda İshak Bin Murad tarafından yazılan Edviye-i Müfrede, bilinen ilk Türkçe tıp eseridir. Bu eserde 77 varak içinde yaklaşık 30.000 kelime bulunmaktadır. Eser dört bölümden oluşmuştur. İlk bölümü bitkiler, yiyecekler, içeceklerin anlatıldığı bölümdür. İkinci bölüm hastalıklar ve bu hastalıklara faydalı olacak ilaçların anlatıldığı bölümdür. Üçüncü bölümde yaşlıların hastalıkları ve tedavileri anlatılmıştır. Son bölümde ise bitki, hastalık,insan azaları ve madenlerin Türkçe,Arapça ve Farsça karşılıkları olan bir sözlük verilmiştir. Çalışmamızda üç ana bölüm vardır. Birinci bölümde, Latin harfleriyle metin vardır. İkinci bölümde dizin ve sözlük vardır. Üçüncü bölümde dil incelemesi vardır. Bu bölümde imla bilgisi, ses bilgisi ve şekil bilgisi vardır. Bu bölümde dilbilgisel bir çalışma yaptık. Ve bu bölümde metindeki kelime ve ekleri inceledik.

Süleyman Aydeniz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
20
Master'sOpen AccessTR

Türkoloji tarihinde Ahmet Temir

Türkoloji'nin bir bilim dalı olarak ortaya çıkmasıyla beraber üzerinde çalışmalar yapan birçok bilim insanı olmuştur. Bunlardan biri de merhum Türkolog Prof. Dr. Ahmet TEMİR'dir. Bu tezde; onun hayatı, aldığı eğitim, eğitimi sonrasında hangi kurumlarda çalıştığı ve çalışmalarında hangi konuları işlediği ele alınmıştır. Öncelikle Temir'in biyografisine yer verilmiş, sonrasında Temir'den önce Türkoloji'nin durumu ve Temir çevresinde gelişen Türkoloji'nin durumu aktarılmıştır. Son olarak eserlerinin konu ve içeriklerinin açıklaması yapılmıştır. Temir'in, Türkiye'deki ilk Moğolca çalışan kişi olması oldukça önemlidir. Temir yalnızca Mongolistik ile sınırlı kalmamış; Eski Türkçe, dil tartışmaları, biyografi, çeviri, Altayistik, Tatar dili ve coğrafyası hakkında kaleme aldığı yazılar da mühimdir ve ayrı ayrı ele alınmıştır. Bu çalışmalara dair özet bilgiler verilmiş ve açıklama yapılarak sunulmuştur.

BiyografiTürkoloji
Ömer Alp Çetin
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde divan şiiri etkileri

Bu çalışmada, Divan şiirinin Cumhuriyet dönemi Türk şiiri üzerine olan genel etkileri araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla önce konuyla ilgili eserler tespit edilmiş ve tespit edilen eserlerin kullanılabilirlik alanları ayrıştırılmıştır. Bu ayrıştırma sonunda çalışmanın sınırları belirlenmiş olup çalışma genel olarak eserler, eserlerin şekilleri, eserlerin türleri olmak üzere üç ana alan üzerinde yoğunlaşılarak belirlenen ana ve yan başlıkların altına konuyla ilgili örnekler sınıflandırılarak verilmiştir. Çalışmanın sınırlarını ve hedeflerini aşacağı için örneklerle ilgili herhangi bir yorumlama yapılmamıştır. Konuyla ilgili eserlerin sınırlı olmaları sebebiyle alıntılanan ürünlerde herhangi bir estetik kaygı güdülmemiştir. Bu yüzden alıntılanan örnekler nitelik bakımından farklılıklar arz etmektedir. Bu çerçevede çalışmada öncelikler Cumhuriyet döneminde yazılan divanlar, divançeler, divan ve divançe muhtevalı eserler tespit edilerek genel olarak yapı ve içerik açısından incelenmiştir. Sonra Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde yaşayan Divan edebiyatı nazım şekilleri ve nazım türlerinin yanı sıra edebî sanatlar ele alınmıştır. Çalışma, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde en çok kullanılan belli başlı divan şiiri unsurlarıyla sona ermiştir. Anahtar Sözcükler: Divan, Gazel, Kaside, Rübai, Edebî Sanatlar

Hasan Aktaş
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1991
20
Master'sOpen AccessTR

Türkçede fiilden isim yapan ekler ve kullanışları: Kamus-ı Türki'ye göre

DilbilgisiKamus-ı TürkiTürkçe+1
Selma Gülsevin
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1992
00
DoctorateOpen AccessTR

Ahmed-i Da'i Tıbb-ı Nebevi: İmla - fonetik - morfoloji - karşılaştırmalı metin, indeks ve sözlük, I. cilt

382 a)Gerçek şekilleri: +In, +((y)(l)lA, bile, birle, ile. b)İnstrumental için kullanılanlar: +(y)A, +dAn. 1.3.7. Ekvatif (= eşitlik hâli) 1.5.7.1. Şekilleri a)Gerçek şekilleri: +ÇA. b)Ekvatif için kullanılanlar: Yok. 2. FİİL ÇEKİMİ EKLERİ 2.1. KİPLER 2.1.1. Zaman kipleri 2.1.1.1. Basit zamanlar a)Geçmiş zaman a.a) Belirli geçmiş zaman: -d+(l örnekte -t-f): -dUm, -düK; -düg; -di, -dllAr. -miş; -mlşAm. -mis ola; -mis olam. -üpdür; -üpdürem. -dügü(+ şahıs eki)var; -düğüm var. -düğü (+şahıs eki) yok: -düğüm yok. a.b) Belirsiz geçmiş zaman: -miş; -missin; -mis, -misler, -mlşdür; -mlşdur. -miş ola; -mis ola. -d-f; -d+. -dugı yok; -duğı yok. -üpdür; -üpdür. b)Şimdiki zaman: -(V)r; -(V)rAm, -(V)rüz; -(V)rsln, -(V)rsiz; -(V)r, -(Y)rlAr. -mAz; -mAzAm, -mAzUz; -mazsın; -mAz. c)Gelecek zaman: -(y)A; -(y)Am, -evüz; -asın,-asız; -(y)A, -eler. -(y)AcAK; -eceksin, -acaksız. -(y)lsAr; -IsAr, -işerler. -sA gerek; -sa gerek. -sA gerekdür: -sa gerekdür. ç) Geniş zaman: -(Y)r; -(V)rAm, -(V)rUz; -(V)rsln, -(V)rslz; -(Y)r, -(V)rlAr. -(y)A;-Asın; -(y)A, -(y)AlAr.383 -mAz; -mAzAm; -mazsın; -mAz, -mAzlAr. 2.1.1.2. Birleşik zamanlar a)Belirli geçmiş zamanın hikâyesi: -jnlşld+; -mlşl- düm, -mişidük; -mlşldl. b)Belirsiz geçmiş zamanın hikâyesi: -miş(kisi eki) (I)d+; -mlşldl, -mislerdi. c)Şimdiki zamanın hikâyesi: -e yorard+; -e yorurdı. -(V)r(klşi eki)(l)d+; -(V)r(l)dl, -ürlerdi. ç) Geniş zamanın birleşik çekimleri ç.a) Geniş zamanın hikâyesi: -(V)r(klşi eki)d+; -(V)r- düm, -(V)rdük; -erdünüz; -(V)r(I)dI, -ArlArdI. -(y)A(kişi eki)(y)d+; -eydüm; -(y)eydünijz; -AydI, -alardı. -mAz(l)d-ı-; -mez(i)düm; -mezdünüzj -mAzdl. ç. b) Geniş zamanın rivayeti: --(V) r (ki si eki) mi ş; -(V)rmlş, -urlarmış. 2.1.2. İstek kipi: -(y)A; -(y)Am, -(y)Aylm, -eyin, -elümj -esin, -esiz; -(y)A, -(y)AlAr. eksiz: eksiz. -GI1; -GI1. -(U)n; -(U)^, -(U)nUz. -sun: -sun, -sUnlAr. -mAK ge¬ rek: -mAK gerek. 2.1.2.2. istek kipinin birleşik çekimi İsteğin hikâyesi: -eyd+; -eydi. 2.2. CEVHERİ FİİL 2.2.1. Cevheri fiilin zaman kiplerine göre çekimi 2.2.1.1.Belirli geçmiş zaman: id+, +(y)ld+: idiîm, idük; +(y)ldl, idiler. 2.2.1.2.Belirsiz geçmiş zaman: -f ı mı ş; +ımış. 2.2.1.3.Geniş zaman: -f(y)A; +(y)em. +slnî +sln.382 a)Gerçek şekilleri: +In, +((y)(l)lA, bile, birle, ile. b)İnstrumental için kullanılanlar: +(y)A, +dAn. 1.3.7. Ekvatif (= eşitlik hâli) 1.5.7.1. Şekilleri a)Gerçek şekilleri: +ÇA. b)Ekvatif için kullanılanlar: Yok. 2. FİİL ÇEKİMİ EKLERİ 2.1. KİPLER 2.1.1. Zaman kipleri 2.1.1.1. Basit zamanlar a)Geçmiş zaman a.a) Belirli geçmiş zaman: -d+(l örnekte -t-f): -dUm, -düK; -düg; -di, -dllAr. -miş; -mlşAm. -mis ola; -mis olam. -üpdür; -üpdürem. -dügü(+ şahıs eki)var; -düğüm var. -düğü (+şahıs eki) yok: -düğüm yok. a.b) Belirsiz geçmiş zaman: -miş; -missin; -mis, -misler, -mlşdür; -mlşdur. -miş ola; -mis ola. -d-f; -d+. -dugı yok; -duğı yok. -üpdür; -üpdür. b)Şimdiki zaman: -(V)r; -(V)rAm, -(V)rüz; -(V)rsln, -(V)rsiz; -(V)r, -(Y)rlAr. -mAz; -mAzAm, -mAzUz; -mazsın; -mAz. c)Gelecek zaman: -(y)A; -(y)Am, -evüz; -asın,-asız; -(y)A, -eler. -(y)AcAK; -eceksin, -acaksız. -(y)lsAr; -IsAr, -işerler. -sA gerek; -sa gerek. -sA gerekdür: -sa gerekdür. ç) Geniş zaman: -(Y)r; -(V)rAm, -(V)rUz; -(V)rsln, -(V)rslz; -(Y)r, -(V)rlAr. -(y)A;-Asın; -(y)A, -(y)AlAr.383 -mAz; -mAzAm; -mazsın; -mAz, -mAzlAr. 2.1.1.2. Birleşik zamanlar a)Belirli geçmiş zamanın hikâyesi: -jnlşld+; -mlşl- düm, -mişidük; -mlşldl. b)Belirsiz geçmiş zamanın hikâyesi: -miş(kisi eki) (I)d+; -mlşldl, -mislerdi. c)Şimdiki zamanın hikâyesi: -e yorard+; -e yorurdı. -(V)r(klşi eki)(l)d+; -(V)r(l)dl, -ürlerdi. ç) Geniş zamanın birleşik çekimleri ç.a) Geniş zamanın hikâyesi: -(V)r(klşi eki)d+; -(V)r- düm, -(V)rdük; -erdünüz; -(V)r(I)dI, -ArlArdI. -(y)A(kişi eki)(y)d+; -eydüm; -(y)eydünijz; -AydI, -alardı. -mAz(l)d-ı-; -mez(i)düm; -mezdünüzj -mAzdl. ç. b) Geniş zamanın rivayeti: --(V) r (ki si eki) mi ş; -(V)rmlş, -urlarmış. 2.1.2. İstek kipi: -(y)A; -(y)Am, -(y)Aylm, -eyin, -elümj -esin, -esiz; -(y)A, -(y)AlAr. eksiz: eksiz. -GI1; -GI1. -(U)n; -(U)^, -(U)nUz. -sun: -sun, -sUnlAr. -mAK ge¬ rek: -mAK gerek. 2.1.2.2. istek kipinin birleşik çekimi İsteğin hikâyesi: -eyd+; -eydi. 2.2. CEVHERİ FİİL 2.2.1. Cevheri fiilin zaman kiplerine göre çekimi 2.2.1.1.Belirli geçmiş zaman: id+, +(y)ld+: idiîm, idük; +(y)ldl, idiler. 2.2.1.2.Belirsiz geçmiş zaman: -f ı mı ş; +ımış. 2.2.1.3.Geniş zaman: -f(y)A; +(y)em. +slnî +sln.384 +dür: +dür, +IArdür. +dürür; -+dürür. ola; ola. eksiz; eksiz. 2.2.2. Cevheri fiilin partisip ve gerundium çekimi 2.2.2.1.Partisip çekimi: idİK-t-; idİK+î(n). 2.2.2.2.Gerundium çekimi: +(l)ken; +(l)ken. +(I)roIs- sA: +(l)mIssA. Hikâyesi: +(l)mIssAyd+; +misseydi. ise, + (!)-.sA: +sen, +sanuz; ise, +(I)sA. Hikâyesi: +(l)sAy(l)d+: +(!)- sAy(l)dI. 2.3. ?ÎÎL ÇEKİMİNDE YER ALAN ŞAHIS EKLERİ 2.3.1.-d+kişi eki; -d+Um, -d+UK; -mlşId+Um, -mişi- d+ük; -(V)rd+Um, -(V)rd+ük; -eyd+üm; -mez(i)d+15m; -d+Un; -erd+üniiz; -mezd+ünüz; -(y)eyd+ünüz; -d+I, -d+HAr; -mlşl- d+I, -miş+ler+d+i; +e yorurd+ı; -(V)r(l)d+I, -Ar+lAr+d-fI; -mAzd+I; -Ayd+I, -a+lar+d+ı; +(y)ld+I; +(l)sAy(I)d+I; +mls- sAy(l)d+I. 2.3.2.-mlş+kişi eki; -ralş+Am} -miş+im; -mış+sın; -mlş0, -misler; -raIşdUr0; -(V)rmlş0, -ur+lar+mış; +ımiş0. 2.3.3.-üpdlJr+kişi eki; -üpdü'r+em; -üpdür0. 2.3.4.-(V)r-fkigi eki; -(V)r+Am, -(V)r+Uz; -(V)r-fsln, -(V)r+slz; -(?)r0, -(V)r+lAr. 2.3.5.-mAz+kişi eki; -mAz+Am, -mAz+Uz; -maz+sın; -mAz0, -mAzlAr. 2.3.6.-(y)A4-kisi eki; -(y)A+m, -e+vüz; -(y)A+yIm, -e+lüm; -e+yinj -A+sIn, -A+sIz; -(y)A0, -(y)A-flAr. 2.3.7.-AcAK-fkişi eki; -ecek+sin, -acak+sız. 2.3.8.-IsAr+kişi eki: -IsAr0, -iser+ler. 2.3.9.eksiz+kişi eki; eksiz0, eksiz-(U)n, eksiz-(U)- nTJzj eksiz-GIl; eksiz-sUn, eksiz-sUnlAr.385 2.3.10.-mAK(+kişi eki) gerek: -mAK0 gerek. 2.3.11.-sa(+kişi eki) gerek(dür); -sa0 gerek(dür). 2.3.12.-dUK(+kişi eki) var, yok(dur); -düg+üm var; -düg+üm yok(dur); -duğ+ı yok. 2.3.13.+mIssA+kişi eki; +m!ssA0. 2.3.14.-sA+kişi eki; -sA+m; -d+um+ısa; -(V)rsA+m; -se+n, -sA+nUz; -mişse+n; -rse-fn; -mazsa+tuz; -sA0, -sA+lAr; -dîsA0, -di+ler+se; -mişsa0; -(V)rsA0; -raAzsA0; H-(l)sA0. 2.3.15.isİTn+kişi eki; +(y)em; +sln; 0; +dUr0, +lAr+- dUr; +durur0. I.II. YAPIM EKLERİ 1.ÎSÎMDEN ÎSÎM YAPAN EKLER: -ı-aÇIk, -AK, +al, 4an(l), +an(2), +cA, +cuğaz, +ç, +ÇAK, +ÇI, +ÇIK, +da, +dan, +dası, +dAş, +dln, +dUr, +düz, -fegü, +ıç, +11, +In, +1, +(I)ncI, -Uz, +KI, +la(l), +1A(2), +!AyIn, +11, +1IK, +mlş, +ndü, +rA, +rAK, +rü, +sul, +sUz, +tuk, +uK+, +un, +ut. 2.İSİMDEN PÎÎL YAPAN EKLER: +A-, +(a)l-, +(A)r-, +de-,+et-, +ğa-, +1-, +(I)K-, +1A-, +lAn-, +sa-, +te-, 3.PİÎLDEN İSİM YAPAN EKLER 3.1. FİİLİMSİLER 3.1.1.Masdarlar(s=isim-fiiller): -dUK+, -raA, -mAK, -mAKHK+. 3.1.2.Partisipler(«sıfat-fiiller) 3.1.2.1. Geçmiş zaman partisipleri a)Belirli geçmiş zaman: -an, -dUK, -mAdUK. b)Belirsiz geçmiş zaman: -mis. 3.l o 2.2. Gelecek zaman partisipleri: -AcAK, -esi.386 3.1.2.3. Geniş zaman partisipleri: -ağan, -mAz, -Ur, -(y)An. 3.1.3. Gerundiumlar (=zarf fiiller) 3.1.3.1.Hâl gerundiumları a)Asıl şekilleri: -ken, -(y)V~0. b)Partisipten yapılanlar: -dUKÇA, 3.1.3.2.Bağlama gerundiumu: -(y)Up. 3.1.3.3.Zaman gerundiumları a)Asıl şekilleri: -eli, -(y)lcAK, -(y)lncA, -mAdln, -sA. b)Partisipten yapılanlar: -dîsA, -dUTdA, -maz, -maz- dan. c)Zarf vazifesindeki diğer kullanılışlar: her kaçan-sA, her kaçan.....-(V)r, kaçan.....-di, kaçan.....-dl- sA, kaçan....,-dumısa, kaçan.....-icek, kaçan-sA, kaçan-(y)A, nice kim-di, nice kim-sa, nice kim..... +sin, nice kim-(y)em, tâ-ıncaya değin, tâ-mA- ylncA. 3.1.3.4.Şart gerundiumları â) Asıl şekli: -sA. b)Birleşik şekilde olanlar: -f(l)mIssA, ise/~ + (l)sA. c)Zarf vazifesindeki diğer kullanılışlar: eğer..... -AydI, eğer+(ı)mıssa, eğer+(l)sA, eğer-maz ise, eğer.....-mAzsA, eğer-mışsa, eğer-sA, eğer......sAydl, eğer.....-ursa, herkim-A, her kim.....-di, her kim-er, her kim.....-rse, her kim-sA, her kim......şeydi.387 3.2. FİİLDEN İSİM YAPAN ÖBÜR EKLER: -ağan, -arı, -ar, -az, -ç, -ese ~ -esir- -isi, -gen, -ğln, -ğü, -in, -rnA, -mAK, -maz, -miş, -nur, -ş, -T+, -tacı, -(U)m, -V, -(y)lcl, -(y)(l)K -(A)K. 4. Pİ İLDEN FİİL YAPAN EKLER 4.1. ÇATI EKLERİ 4.1.1. Geçişlilik-Ettirgenlik: -(U)z-, -it-, -Ar-, -ir-, -Gür-, -t-, -DIr-, -der-. 4.1.2. Edilgenlik: -II-, -(i)n-. 4.1.3. Dönüşlülük: -(l)n-, -(I)ş-. 4.1.4. İşteşlik: -(i)ş-. 4.2. FİİLDEN PİİL YAPAN ÖBÜR EKLER: -ele-, -y-, II. KELİME GRUPLARI 1. İSİMLER 1.1. İSİM 1.1.4. İsimlerde tamlama 1.1.4.1. Belirtili isim tamlaması: +(n)Un + (s)I(n) + ; +lAr + (s)I(n) + ; +DUK+iyelik eksiz. 1.1.4.2. Belirtisiz isim tamlaması: eksiz +(s)l(n)+. 1.1.4.3. Zincirleme isim tamlaması. Misâl: amin seri' atımın iktidâsı. 1.2. SIFAT 1.2.1. Niteleme sıfatları. Misal: acı. 1.2.2. Belirtme sıfatları 1.2.2.1. İşaret sıfatları: bu, işbu; şu, şol; ol. 1.2.2.2. Sayı sıfatları388 a) Asıl sayı sıfatları. Misâl: bir. b) Sıra sayı sıfatları. Misâl: ikinci. c) Kesir sayı sıfatları. Misâl: yediden biri. ç) Üleştirme sayı sıfatları: "bahş" kelimesiyle ifâde edilen misâller vardır. 1.2.2.3. Belirsizlik sıfatları. Misâl: birez. 1.2.2.4. Soru sıfatları. Misâl: kaç, 1.2.3. Sıfatların anlamlarına göre dereceleri 1.2.3.1. Küçüklük derecesi: sıfat+aÇIk, sıfat+çuk; sı fattan önce "az" kelimesiyle yapılır. 1.2.3.2. Normal derece. Meselâ: aç, 1.2.3.3. Yaklaşıklık derecesi: sıfat+ca, sıfat+cAK. 1.2.3.4. Üstünlük derecesi: Sıfattan önce "çok" kelime si getirilerek yapılır; kelimenin ilk hecesi alınıp "p" getir mek ve kelimenin önüne alınmak suretiyle yapılır; sıfat+rAK. 1.2.3.5. En üstünlük derecesi: Sıfattan önce "inen, katı" kelimeleri getirilerek yapılır. 1.2.4. Sıfat tamlaması: îyeliksizdir. Misâl: acı nesne. 1.3. ZAMİR 1.3.1. Şahıs zamirleri: ben,, biz, bizler; sen, siz, sizler; ol, an+, olar, anlar. 1.3.2. Dönüşlülük zamiri: gendü(n)+, gendüsi, gendü- zi(n)+, gendüzü. 1.3.3. İşaret zamirleri : bu(n)+, şu(n)+, ol, an+, o- lar, anlar. 1.3.4. Belirsizlik. zamirleri. Misâl: biregü. 1.3.5. Soru zamirleri. Misâller: kim, ne.389 1.4. ZARF 1.4.1. Yer zarfları. Misâller: alt, ara. 1.4.2. Zaman zarfları. Misâller: ansuzm; andan öndin; belüricek. 1.4.3. Hâl zarfları. Misâller: anul; dinmişken. 1.4.4. Mikdar zarfları; denlü, kadar. 1.4.5. Tasdik ve inkâr zarfları. Misâller: evet, yok. 1.4.6. Soru zarfları. Misâller: kanda, nice. 1.5. EDAT 1.5.1. Benzetme edatları. Misâl: gibi. 1.5.2. Sebep edatları. Misâl: içtin. 1.5.3. Vâsıta edatları. Misâl: bile. 1.5.4. Mikdar edatları: denlü, kadar. 1.5.5. Netice edatları. Misâl: +(y)A değin 1.5.6. Yönelme edatları. Misâl: +e karşu. 1.5.7. Üstlük edatları. Misâl: üzeri. 1.5.8. îktifâ edatı: +dAn artuk. 1.5.9. İstisna edatları. Misâl: illâ. 1.5.10. Zamanlama edatları. Misâl: kaçan. 1.5.11. Tekrarlama edatları. Misâl: gez. 1.5.12. Soru edatları. Misâl: kanğı. 1.5.13. Berkitme edatları: elbette, hergiz. 1.5.14. Bağlama edatları. Misâller: dahi; amma çün; bel; hem.....hem; ki; eğer; egerçi; ya'ni. 1.5.15. Çağırma edatları. Misâl: ey. 2. FİİLLER 2.2. FİİLLERLE OLUMSUZLUK: -mA-; -mÂz; -düK+iyelik yok,390 2.3. FİİLLERDE İKTİDAR. Misâller: bull ma zara; duta bil-, 2.4. FİİLLERDE SORU: mi soru edatıyla yapılır. 2.7. BİRLEŞİK FİİLLER 2.7.1. Tasvirî fiiller. Misâller: duta al-; diyü vir-. 2.7.2. Yardımcı fiiller. Misâller: * âdet eyle-; 'afv it-; arzu kıl-; alaca ol-, 3. HUSUSÎ KELİME VE GRUP TEŞKİLLERİ 3.1. TAKLİDİ SESLERDEN TÜREMİŞ KELİMELER. Misâl: cırcır. 3.2. İKİLEMELER 3.2.1. Tekrarlı ikilemeler. Misâl: eme eme. 3.2.2. Sayıca eş heceli ikilemeler. Misâl: em sem. 3.2.3* Sayıca eş heceli olmayan ikilemeler. Misâl: el ayaK+. 3.3. KÖKTEŞ FİİLLER. Misâl: yaku yakmak. SONUÇ 1. Değişik fonksiyonlarda yaygın olarak kullanılan +lAr çokluk ekinin yanında, kalıplaşmış örneklerde +z ve +an arka ik çoklukları da görülmektedir. 2. İyelik eklerinin en işlekleri, 3. kişi için kullanı lan +(s)l(n)+ ve +lArl( n)+'dır. Bu zenginlik, 3. kişi zamiri nin, bütün varlıkların yerini tutabilmesinden kaynaklanmakta dır. İyeliğin en çok kullanıldığı gramer unsurlarından biri isim tamlamalarıdır. Ekin, üstüste geldiği örnekler de vardır. 3. Hâl ekleri, umumiyetle gerçek şekilleriyle ifâde e- dilmesine rağmen, birbirlerinin yerine de kullanılabilmektedir.

Ahmed-i DaiTıbb-ı Nebevi
Önder Çağıran
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1992
10
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk edebiyatında ütopya

Giriş* te, söze bir tarihî hareket noktasından başlandığı hatırlanacaktır. Bu nokta Tanzimat idi. Tanzimat'ın açtığı yeni sayfada da ilerleme, değişme, Türkçe'ye dönüş ve edebiyatta yeni türlerin ortaya çıkışma dikkat çekilmişti. Ütopya ihtiyacının ve ütopyayla ilgili eserlerin doğması bu kavramlarla ifade edilen yeni oluşun bir sonucudur. Ütopya "olmayan iyi yer" anlamına gelir. ütopyalar da diğer beşerî ürünler gibi üstlerinde çeşitli değer yargıları taşırlar. Eğer bu değer yargıları olumsuz ise, o zaman ters ütopya ortaya çıkar. Ütopyaların edebî niteliği, duygu ve güzelliği temel alan ve insanın kişilik gelişimine olumlu katkıda bulunmayı amaçlayan edebiyat tarafından işlendiğinde ortaya çıkar. Dünya edebiyatında ütopik eserlerin geçmişi çok eskilere gider. Ancak türe adını reren eser, Thomas More*un Utopia1 sidir. Ütopyaları tarih içindeki egemen kültüre göre mitolojik, dinî ve modern olmak Üzere üç dönemde incelemek mümkündür.Modern ütopyalar da ana çizgileri ile liberal ve sosyalist akımların etkisinde kalmışlardır. Türk edebiyatında ilk ütopyalar, önceki döneme ait ve tevil yoluyla bulunabilecek örnekler bir yanda tutulursa, Tanzimat* tan sonra yazılmaya başlanmıştır. Çünkü Tanzimat katılım kültürünü ve toplumun geleceğini kendi eline alma sürecini başlatıyordu. Çağdaş Türk edebiyatındaki ütopyaları, kendisiyle anlatıldıkları dil biçimi açısından önce nesir ve şiir alanında olmak üzere iki ana bölümde ele almak uygun görülmüştür. Bunun ardından çağdaş Türk nesrin- -146-î&fc£Mi3»ıf«] de belirlenen ütopya örnekleri, ştiyle bir alt bölüm leme ile ele alınmıştın A. Rüya Ütopyaları: Çağdaş Türk edebiyatının ilk. ütopyası, kurulduğu ortam ve anlatım tekniği bakımın dan rüya biçiminde yasılan Kamık Kemal'in Rüya* sidir. Bu eserin ihmal edilmişliğine önemle ve bir kes daha dikkat çekilmelidir. Öte yandan Rüya'nın yerli edebî kaynakları ilgili yerde vurgulanmıştır. Bunlar için de Veysî'nin Eâb'nâme'si yeniden anı İmalıdır »Ziya Paşa »nın da bir Rüya' sı olmakla birlikte, bu eeer ütop ya değildir. Namık Kemal'in ütopyası, daha sonra örneklerine bolca rastlanacak olan önceden görme (anti cipation) öykülerinin de öncüsüdür. Üzerinde Fransa kaynaklı cumhuriyetçi etkilerin de bulunduğu bu eser den sonra t Satıcı akımın "Fek Uyanık Bir Uyku" adlı ütopyası incelenmiştir. Onun ardından üzerinde durulan rüya ütopyası, Yahya Kemal'in "Çamlar Altında Mu sahabeler" adındaki iki yazısıdır, B. Servet- i Fünun Topluluğunun Ütopyası: Bu alt bölümde, topluluğun ünlü Yeni Zelanda ve Yeşil Yurt sarının Öyküdeki uzantısı olan Hüseyin Cahit'in "Ha yat- 1 Kuhayyel"i ve Tevfik Fikret'in konuyla ilgili şiirleri burada ele alınmıştır. C.Ömer Seyfettin'in Dinî Ütopyasını Anlattığı Kendi öyküsü Ömer Seyfettin bu eserinde, Türkiye'nin kurtuluşunu ve gelecek güzel günleri, Kur' an» da belirtildiği üzere bir "hâdî" yani kurtarıcının sağlayacağı inancını kişi, olay, yer ve zaman öğeleri aracılığıyla anlatır. Ona göre, bütün İslam ülkelerini kurtaracak tek bir Mehdi beklemek doğru değildir» D.Yakup Kadri' nin Ankara Romanındaki Kadrocu Ütopya: Ankara'nın üçüncü bölümü bir antisipasyondur. Yazar hayâlinde olmasını istediği Türkiye'yi, bu bölümde Kemalizm'in Kadrocu yorumuna bağlı kalarak anlatır «Eserin ütopya oluşu üzerinde araştırmacılar görüş birliği içindedir.E.Peyami Safa'nm Yalnızız Romanındaki Psikolojik Simeranya Ütopyası: Peyami Safa bu son sanat romanında, kahramanı Samim aracılığıyla, bütün sorunlarının çözüldüğü ve insanın lâyık olduğu hayata kavuştuğu ütopyayı anlatır. Eser psikolojik ve mis tik nitelikler taşır. F.Son Dönem Ütopyalarına Toplu Bakış: Birinci ana bölümün bu son alt bölümünde, Cüneyt Arcayürek'- in politik nitelikli ters ütopyası Ku-de-ta,EnisBa- tur'un Estetik Ütopya, Hilmi Yavuz'un Taormina,Gül- ten Dayıoğlu'nun Işın Çağı İnsanları ve Ali Kar ın Uzay Çiftçileri adlı eserleri üzerinde, değişik di siplinlerin alışverişi ve çoğul okuma açısından durulmuş ve ütopik yönleri incelenmiştir. İkinci ana bölümde çağdaş Türk şiirinde belirlenen ütopik eğilimler ele alınmıştır. Eğilim sözcüğünün kullanılmasının nedeni şudur: Genelde duygu çağrışımlarının anlatımı olan şiirlerde, nesirdeki gibi bir ütopyanın dört başı mamur biçimde anlatılması beklenemez. Ancak şiirlerde de insanın ütopik özlemleri diğer duygularla birlikte dile getirilebilir. İşte bu yüzden, şiirlerde saf bir ütopya aramak yerine, onlardaki ütopik eğilim belirlenmeye çalışılmıştır. Bu ütopik eğilim de, yöneldiği ortama bağlı olarak şu açılardan ele alınmıştır: A.Doğaya Dönük Şiirlerde Ütopik Eğilim: Şairler içinde yaşadıkları ortamda bunaldıkça kendilerini doğanın veya denizin kucağına atmışlar, özledikleri ha yatı doğa ile bütünleşmede aramışlardır. Bu eğilim, yeni Kürk şiirinde Hamit, Fikret, Yahya Kemal, Orhan Veli,Ali Mümtaz Arolat, Cahit Sıtkı, Ziya Osman Saba, Ahmet Kutsi Tecer,Ömer Bedrettin Uşaklı ve Halit Fahri Ozansoy gibi pek çok şair tarağından işlenmiştir. B. Çocukluğa Dönük Şiirlerde ütopik Eğilim: Bazı şairler, özledikleri mutlu ve güzel âlemi çocukluk dönemlerine dönüşte aramışlar ve şiirlerinde bunu di- -148-le getirmişlerdir. Haşim, Cahit Sıtkı ve Ziya Osman Saba'nın şiirlerine bu açıdan yaklaşılmıştır. Çocukluğa dönüş ile altın çağ\ özlemi ve nostalji arasındaki ilişkiler de bu alt bölümde ele alınmıştır. C. Topluma Dönük Şiirlerde Ütopik Eğilim: Aslın da nesrin konusuna giren toplum ve toplumla ilgili sorunlar, şiirin duygusal etki gücü nedeniyle şiir ile de 'işlenmiş ve böylece topluma dönük şiirler ortaya çıkmıştır. 'Bu tür şiirlerden bazılarında, özlenen iyi ve mutlu toplum ve ülke üzerine çeşitli dilek ve beklentiler dile getirilmiş tir «Bu konuda, Cahit Sıtkı ve Hasan Basri Çantay'ın iki şiiri örnek olarak incelenmiştir. D. Geleceğe Dönük Şiirlerde Ütopik Eğilim: Gelecek zamanın geçmiş ve şimdiki zamana göre bir üstünlüğü vardır. Gelecek henüz yaşanmamıştır. o yüzden gelecek zaman her türlü tasarı ve değerlendirmeye açıktır, çünkü seçenekler sonsuzdur. Çalışmanın son alt bölümünün de gelecekle ilgili oluşu bundandır. Çağdaş Türk şiirinde geleceğin dikkate alınmasını, akılla ve bilinçle insana en uygun bir biçimde kurulması, korunması ve denetlenmesini ileri süren kişi Namık Kemal'dir. Geleceğe dönük iyimserlik de onunla başlar. Namık Kemal'in başlattığı antisipasyon ve fütüroloji (gelecek bilgisi) geleneğini sür düren en önemli şairler, Fikret ile Akif'tir. Onlar, "olacak" m "olan" dan daha iyi olacağını, özlenen âlem ve hayatın gelecekte kurulacağını, ama insanın bu konuda azimli olması gerektiğini şiirlerinde işleyerek, geleceğe dönük ütopik eğilimli şiirin en önemli örneklerini vermişlerdir. Görüldüğü gibi çağdaş Türk edebiyatında ütopya türü daha Tanzimat ile birlikte ortaya çıkmıştır. Bu alandaki örneklerin yazılması bugün de sürmektedir. Çalışmada ele alınan ütopyalar dışında başka örnekler de bulunabilir. Çünkü bu çalışmada en ünlü edebiyatçıların ütopyaları ve ütopik eğilimleri üze-. -149-rinde durulmaya çalışılmıştır. Her an değişen ve gelişen hayat ve edebiyat karşısında son sözün söylenebilmesi imkansız olduğu gibi, çalışmanın süre açısından sınırları da buna elvermez. Dolayısıyla çalışma kaçınılmaz olarak mevziîdir. Buna karşılık, kronolojik bir gelişim çizgisi içinde ütopya türünün çağdaş Türk edebiyatındaki varlığı, tasnifi ve yönelişleri belirlenmeye çalışılmıştır. Çağdaş Türk' edebiyatında ütopyanın varlığı böylece bir gerçek olmakla birlikte, türün kendi içinde bir gelenek oluşturduğu ve yazarların/şairlerin kendilerinden öncekilere karşı belli bir tutum takınarak kendi duygu ve düşüncelerini anlattıkları söylenemez. Gerek zaman, gerekse mekan açısından birbiri ne çok yakın olan bu türden eserlerin kendi arasında bir gelenek olmamasına karşılık, bundan sonraki verimlere geleneksel bir zemin oluşturmaları beklenmelidir. Bu beklenti, toplumun ve insanın katılımcı kültürü benimseme sürecine sıkı sıkıya bağlıdır. Ütopya bir arzu- yi muhal değildir. Gelecekle il- o yüzden günlük konuşmalarda ve bazı polemik yazılarında görülen ütopyanın küçümsenişi ve bir suçlama sözcüğü olarak kullanılışı terk edilmelidir. Çünkü ütopya özlemi insanın en beşerî yönlerinden biridir, onun için saygınlığı korunmalıdır. Üzerine yabancı bir gölgenin düşmesi Ütopyanın karanlık olduğunu göstermez. Yalnızca, ilk çağdan günümüze değin örnekleri görülen ütopyanın bir araç olarak bazen olumsuz amaçlar için kullanıldığını ve çağın egemen tutumundan etkilendiğini gösterir. Ama ütopyanın bunlardan ayrı bir varlığı bulunmaktadır. Genelde insanlık ve özelde Türk insanı, Özlediği geleceğin yine kendi gücüyle kurulabileceğine ve kendi kendisi üzerinde düşünmeye alıştıkça, ütopyalar tasarlamak ve yazmak yararlı bir iş olacaktır. -150-

Türk edebiyatıÜtopya
Nurettin Öztürk
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Peyami Safa'nın romanlarında kadın

KadınlarRomanSafa, Peyami
Behiye Köksel
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
10
DoctorateOpen AccessTR

Samim Kocagöz: Yazar, eser, üslup

BiyografiKocagöz, SamimÜslup
Songül Taş
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1993
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşar Kemal: Yazar, eser, üslup

BiyografiKemal, YaşarÜslup
Ramazan Çiftlikçi
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1993
30
DoctorateOpen AccessTR

Hatiboğlu Ferah-name (Dil özellikleri, Metin, Söz dizini) (3 cilt)

BiyografiDil bilgisiFerahname+1
Hatice Şahin
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1993
10
DoctorateOpen AccessTR

Nev'i-zade Atayi divanı, kısmi tahlil-metin (2. cilt)

16. yüzyılBiyografiDivan edebiyatı+2
Saadet Karaköse
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
10
DoctorateOpen AccessTR

Eşrefoğlu Rumi ve divanı (inceleme-metin)

DivanlarEşrefoğlu RumiMetin inceleme+2
Mustafa Güneş
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
DoctorateOpen AccessTR

Kazak Türkçesi Korkut Ata Kitabı: Transkripsiyonlu metin-Türkiye Türkçesine çeviri-dil özellikleri-sözlük

735 Bibliyografya Doğrudan ya da dolaylı olarak yararlandığımız kaynaklar, yazar soyadlanna göre alfabetik sıra halinde verildi. Orijinal Metnin Fotokopisi İlgililerin karşılaştırma yapabilmesi amacıyla, metnimizin Kiril alfabesiyle yazılmış orijinali de eklendi.734 da tespit edilerek ilgili kısımlara eklendi. Ekler, morfolojik özellikleri yanında, sintaksistik özellikleri de göz önünde tutularak verilmeye çalışıldı. Yapım eklerinde; isimden isim, isimden fiil, fiilden isim, fiilden fiil yapan eklere yer verildi. Şekilbilgisinin ikinci bölümü olan kelime gruplarında; isim, sıfat, zamir, zarf, edat ve fiiller, özellikleri ile verilmeye çalışıldı. Cfimlebilgisi (Sintaks) Bu bölüm; kelime grupları, cümlenin öğeleri ve cümle çeşitleri olmak üzere üç ana bölümden oluşmuştur. Kelime gruplarında; ikilemeler, bağlama grubu, iyelik grubu, isim tamlaması, sıfat tamlaması, edat grubu, ünlem grubu, unvan grubu, sayı grubu, yalın grubu, yükleme grubu, yönelme grubu, bulunma grubu, ayrılma grubu ve zarf grubu anlatıldı. Cümlenin öğelerinde; temel öğeler (yüklem, özne) ve yardımcı öğeler (nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci, edat tümleci) verildi. Cümle çeşitlerinde cümleler; yapılarına göre, yüklemin soyuna göre, yüklemin yerine göre, anlamlarına göre incelenip, alt başlıklarıyla verilmeye çalışıldı. Sözlük Eserde geçen bütün kelimeler verildi. Yaklaşık üç bin beş yüz madde başından oluşan sözlüğümüzde; kelimeleri verirken, her kelime için bir referans sunuldu.. Belli başlı deyim ve atasözleri de ayrı başlık halinde verildi.735 Bibliyografya Doğrudan ya da dolaylı olarak yararlandığımız kaynaklar, yazar soyadlanna göre alfabetik sıra halinde verildi. Orijinal Metnin Fotokopisi İlgililerin karşılaştırma yapabilmesi amacıyla, metnimizin Kiril alfabesiyle yazılmış orijinali de eklendi.734 da tespit edilerek ilgili kısımlara eklendi. Ekler, morfolojik özellikleri yanında, sintaksistik özellikleri de göz önünde tutularak verilmeye çalışıldı. Yapım eklerinde; isimden isim, isimden fiil, fiilden isim, fiilden fiil yapan eklere yer verildi. Şekilbilgisinin ikinci bölümü olan kelime gruplarında; isim, sıfat, zamir, zarf, edat ve fiiller, özellikleri ile verilmeye çalışıldı. Cfimlebilgisi (Sintaks) Bu bölüm; kelime grupları, cümlenin öğeleri ve cümle çeşitleri olmak üzere üç ana bölümden oluşmuştur. Kelime gruplarında; ikilemeler, bağlama grubu, iyelik grubu, isim tamlaması, sıfat tamlaması, edat grubu, ünlem grubu, unvan grubu, sayı grubu, yalın grubu, yükleme grubu, yönelme grubu, bulunma grubu, ayrılma grubu ve zarf grubu anlatıldı. Cümlenin öğelerinde; temel öğeler (yüklem, özne) ve yardımcı öğeler (nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci, edat tümleci) verildi. Cümle çeşitlerinde cümleler; yapılarına göre, yüklemin soyuna göre, yüklemin yerine göre, anlamlarına göre incelenip, alt başlıklarıyla verilmeye çalışıldı. Sözlük Eserde geçen bütün kelimeler verildi. Yaklaşık üç bin beş yüz madde başından oluşan sözlüğümüzde; kelimeleri verirken, her kelime için bir referans sunuldu.. Belli başlı deyim ve atasözleri de ayrı başlık halinde verildi.735 Bibliyografya Doğrudan ya da dolaylı olarak yararlandığımız kaynaklar, yazar soyadlanna göre alfabetik sıra halinde verildi. Orijinal Metnin Fotokopisi İlgililerin karşılaştırma yapabilmesi amacıyla, metnimizin Kiril alfabesiyle yazılmış orijinali de eklendi.

Dede Korkut KitabıDil bilgisiKazakça+1
Hülya Savran
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
10
DoctorateOpen AccessTR

Nuhun Tupanı Türkmen Türkçesi romanı: Dil incelemesi-metin-çeviri-sözlük

Nuhun TupanıRomanTürkmence+1
Nesrin Kahtalı Sis
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
30
DoctorateOpen AccessTR

Eski Türk edebiyatında münşeatlar ve Nergisi`nin münşeatı

Eski Türk edebiyatıEski Türk edebiyatıMünşeat+1
Halil İbrahim Haksever
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
20
Master'sOpen AccessTR

Subhi-Zade Feyzi Divanı (karşılaştırmalı metin)

DivanlarSubhizade Feyzi
Erol Gündüz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
20
DoctorateOpen AccessTR

Kaf-zade Fa`izi`in Zübdetü`l-Eş`arı

Divan şiiriKafzade Faizi
Bekir Kayabaşı
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde divan şiiri motif ve mazmunlarından yararlanma

Cumhuriyet DönemiDivan şiiriMazmun+3
Hasan Aktaş
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Kaşkay Türkçesi: Giriş-inceleme-metinler-sözlük

Kaşkay TürkleriKaşkay Türkçesi
Muhittin Çelik
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
20
DoctorateOpen AccessTR

Tutmacı'nın Gül ü Hüsrev'i (İnceleme-metin)

14. yüzyılGül ü HüsrevMesnevi+1
Kazım Yoldaş
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
50
Master'sOpen AccessTR

Kahraman-name: İnceleme - metin

İran hükümdarı Tahmasp'ın oğlu Kahraman, üç yaşında iken, devler tarafından kaçırılarak Kaf dağında büyütülür. Tahmasp şah, biricik oğlu Kahraman'ı kaybetmenin verdiği kedere kayanamayarak ölür. Yerine kardeşi Harasb şah hükümdar olur. Harasb şahın ölümüyle İran hükümdarlığına Kahraman' m amcası oğlu Kahtaran getirilmek istenir. Kahtaran, babasının vasiyeti gereği hükümdarlığı değil, pehlivanlığı tercih eder. Bu nedenle İran hükümdarlığına Sancak hükümdarı Huşang şah getirilir. Huşang şah, Hindistan fethine gettiği zaman, tepeden tırnağa silahlı müdhiş bir yiğit kesilen ve devlerin elinden kaçıp kurtularak vatanını arayan Kahraman'a rastlar. Meydan okuyucu bir cür'etkarlıkla Huşang'ın yiğitlerini döğüşe çağıran Kahraman, Huşang'ın yiğitlerini bir bir yener. Sonunda Huşang şahın pehlivanları, iylikle ] Kahraman'a ı yaklaşıp, onun kim olduğunu ortaya çıkarırlar. Bunun üzerine Kahraman, Huşang şaha itaat ederek onun pehlivanları arasına katılıp, Hindistan fethine gider. Hindistan fethi esnasında denizden garip bir canavar çıkar. Huşang'm dokuzyüz bin askeri canavarla baş edemez. Kahraman, tek başına altı ayaklı, dört gözlü, tek boynuzlu deniz canavarım yakalayıp ehilleştirir. Canavarı kendine binek yapan Kahraman, Hindistan fethinde canavarla beraber büyük yararlıklar gösterir. Huşang'ın pehlivanları, büyük mücadeleler sonunda Hindistan'ı fethederler. Hindistan hükümdarı Re'y-i Hind'in yenilmez kızı Serv- i Hıraman ile Kahraman nişanlanırlar. Kahraman, çok geçmeden Huşang'ın yiğitlerinden Behram'ın annesi Kamerruh'ı Billur dağındaki devlerin elinden kurtarmak için sergüzeştlere atılır. Kral Karun'un tılsımım elde etmeğe ve o ara kaçırılmış olan nişanlısı Serv-i Hıraman ile Behram'ın validesini kurtarmaya muvaffak olur. İran'a dönüşünde Hindistan Prensesi serv-i Hıraman ile evlenir: Ölen Huşang şahın yerine geçen Tahmuras'ın hizmetine girer.

Eski Türk edebiyatıEski Türk edebiyatıHikaye+1
Hikmet Günbattı
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Hafız-ı Şirazi ve Baki'de rindlik

BakiDivan edebiyatıDivan edebiyatı+5
Cafer Mum
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Divan-ı Selami (inceleme-metin)

Divan edebiyatıDivan edebiyatıDivanlar+5
Ayşe Kaya
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
10
Master'sOpen AccessTR

Ayşe Sarısayın'ın hayatı, sanatı ve hikâyeleri

Özet Ayşe Sarısayın'ın Hayatı, Sanatı ve Hikâyeleri Esra Seferoğlu Dayan Usta şair Behçet Necatigil'in kızı, kimya mühendisi, çevirmen ve yazar olan Sarısayın, ilk kitabı Çok Şey Yarım Hâlâ' da Necatigil'i anlatır. Daha sonra önemli isimlerin onu yönlendirmesiyle ve çevresinin kendisini desteklemesiyle hikâye türünde eserler verir. Eğitimli bir anne-babayla büyüyen yazar, eşitlik ve adalet kavramlarının davranışlarla öğretildiği bir aileden gelmesi sebebiyle hikâyelerinde kadının, ataerkil toplum düzeninde yer edinme mücadelesini anlatır. Ataerkil toplum yapısını eleştirir. Bireyin varoluş serüvenini çocukluk dönemiyle ele alarak okuyucuya felsefi bir bakış açısı kazandırır. Hikâye karakterlerinin birçoğunu kadınlardan oluşturarak, okuyucuyu toplumsal cinsiyet rollerini düşündürmeye çağırır. Bu doğrultuda yazdığı hikâyeleriyle, masallarla büyüdüğü çocukluğunun etkisiyle kaleme aldığı çocuk kitaplarıyla ve çevirileriyle edebiyatımızdaki yerini alır. Hazırlanan bu tez, Ayşe Sarısayın'ın hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgiler verir. Yazarın hikâye türündeki eserleriyle sınırlandırılır. Bu hikâyeler eserin tanıtımı, olay örgüsü, zihniyet, kişiler, zaman, mekân, tema, dil ve anlatım başlıkları altında incelenir ve değerlendirilir. Bu tezde amaç, Ayşe Sarısayın'ın, Necatigil'le olan ortak yaşamına değinerek, hayatını, sanatını ve eserlerini ortaya koymaktır. Hikâye türünde verdiği eserlerin içerikleri hakkında bilgi vermek ve kapsamlı bir tahlil yapmaktır. Anahtar Kelimeler: Ayşe Sarısayın, 1980 sonrası hikâyecilik, Kadın, Hikâye tahlili

Edebi eserlerHikayeSarısay, Ayşe+2
Esra Seferoğlu Dayan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Beyaz Kale romanının Hegel'in köle-efendi diyalektiği çerçevesinde incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Orhan Pamuk'un Beyaz Kale romanını Hegel'in Köle-Efendi Diyalektiği çerçevesinde incelemektir. Beyaz Kale, Orhan Pamuk'un postmodern teknikle yazdığı ilk romanıdır. Eserde, Doğu ve Batı kültürüne ait birbirinden farklı ancak fiziksel olarak birbirlerine ikiz gibi benzeyen iki karakterin yaşadığı yoğun psikolojik ilişki anlatılır. Orhan Pamuk, romanın sonuna eklediği son bölümde karakterlerin arasındaki ilişkinin Hegel'i andıran bir köle-efendi ilişkisi olduğunu söyler. Yazar, esinlendiği felsefi temelle farklı kültürlere mensup insanların yaşayabileceği psikolojik çatışma neticesinde gölge taraflarıyla yüzleşmelerini ve nasıl birbirlerine dönüştüklerini edebî düzlemde dile getirir. Böylece okuru, öz benlik, var olmak, efendilik- kölelik, tarih olguları üzerine yeniden düşünmeye sevk eder. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Orhan Pamuk'un hayatı ve edebî kişiliği hakkında bilgi verildikten sonra Beyaz Kale romanı teknik ve materyal unsurlar açısından incelenerek metinden örnek alıntılar yapılmıştır. İkinci bölümde; Hegel'in hayatı felsefesi ve diyalektik yöntemi hakkında açıklamalar yapılmış, Köle-Efendi Diyalektiği izah edilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde; Beyaz Kale romanı, ikinci bölümde izahı yapılan Köle-Efendi Diyalektiği ekseninde alıntılanan örnekler eşliğinde çözümlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beyaz Kale, Hegel, Köle-Efendi Diyalektiği, Orhan Pamuk, Öz-Bilinç

Beyaz KaleDiyalektikHegel, Georg Wilhelm Friedrich+3
Nejla Zengin
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Irk Bitig'in söz varlığının Türkiye Türkçesindeki görünümü

Irk Bitig üzerine yapılan ilk çalışma 1912 yılında V. Thomsen ile başlamıştır. Sonraki süreçte H.N. Orkun, S.Y. Malov, S.G. Clauson, A. Arlotto, J.R. Hamilton, M. Erdal, T. Tekin, İkeda gibi araştırmacılar eser üzerine çalışmalar yapmıştır. Irk Bitig üzerine yapılan çalışmalar incelendiğinde eser üzerine söz varlığı konulu herhangi bir çalışma yapılmadığı tarafımızca tespit edilmiş ve bu eksikliği tamamlamak, Eski Türkçe döneminden bu güne kadarki sürede kelimelerin ve bazı seslerin durumunu tespit etmek, ağızlarda seslerin gelişimsel yönelimlerini belirlemek (b > v, d > z ~ y, t > d, g > Ø, k > h, Ø > y, ç > ş gibi), söz varlığı ve etimoloji çalışmalarında ağızların önemini vurgulamak amacıyla bu tez hazırlanmıştır. Ele almış olduğumuz bu çalışmada Irk Bitig adlı eserin söz varlığı, Türkiye Türkçesi ve ağızlarında karşılaştırmalı olarak ses ve şekil kapsamında incelenmiştir. Yöntemsel olarak Irk Bitig'deki kelimeler TDK Türkçe Sözlük'te ve Derleme Sözlüğü'nde taranmış, eserin yazıldığı günden bu güne kadarki sürede kelimelerdeki ses ve şekil değişimleri, incelenen sözcüklerin Türkiye Türkçesi ve ağızlarında kelimelerin şekilsel olarak aynen devam edip etmediği tespit edilmeye çalışılmıştır. Sözcük, metinde fal anlamında kullanılmıştır. Sözcük, İsmail Doğan ve Zerrin Usta'nın hazırlamış olduğu "Eski Uygur Türkçesi Söz Varlığı" adlı çalışmada fal, rumuz, işaret anlamlarına gelmektedir (Doğan, Usta, 2014; 144). Sözcük, güncel Türkçe sözlükte karşımıza çıkmazken derleme sözlüğünde karşımıza ırk (Afyon, Kütahya) ve ırık (Isparta) şekillerinde çıkmaktadır (https://sozluk.gov.tr). Elde edilen bulgular Irk Bitig'in Söz Varlığının Türkiye Türkçesinde Görünümü bölümünde ve sonuç bölümünde verilmiştir. Çalışmamızın giriş kısmında çalışmanın konusu, önemi, amacı, , yöntemi, Uygurlar, Irk Bitig ve üzerine yapılmış çalışmalar, Türkiye Türkçesi Ağızları hakkında kısaca bilgi vermeye çalıştık. Çalışmamızı iki ana bölüm halinde ele aldık. Birinci bölüm başlığımızı "Irk Bitig'in Söz Varlığının Türkiye Türkçesindeki Görünümü" şeklinde düzenledik. İkinci bölümde ise Irk Bitig'deki kelimelerin Türkiye Türkçesi ve Türkiye Türkçesi Ağızlarındaki şekillerini karşılıklı olarak vermeye çalıştık. Sonuç kısmında ise Irk Bitig'deki kelimelerin kaçının Türkiye Türkçesinde yaşadığı, kaçının şekilsel değişikliğe uğradığı ve kaçının kullanılmadığı vermeye çalıştık. Bu çalışmada toplam 452 kelime incelenmiştir. Eser içerisinde yer alan toplam 263 kelime günümüz Türkiye Türkçesine ulaşırken 189 kelimeye ise Türkiye Türkçesinde rastlanılmamıştır. Tespit edilen sözcüklerin 313 tanesi isim soyluyken 139 tanesi ise fiildir. Buna göre metindeki isimlerin oranı %69,25 iken fiillerin oranı ise %30, 75' dir. İsim soylu olan bu 313 kelimeden 65 tanesi tarihi süreç içerisinde şekilsel olarak hiç değişmeden güncel Türkçe sözlükte karşımıza çıkmaktadır. İncelenen 312 isim soylu sözcükten 113 tanesi ise günümüze ulaşana değin bazı değişikliklere uğramıştır: ab>av, adgır>aygır, adıg>ayı, agıl>ağıl gibi. Diğer taraftan metinde tespit edilen 139 tane fiilden ise sadece 34 tanesi tarihi süreç içerisinde sekilsel olarak hiç değişmeden güncel Türkçe sözlükte karşımıza çıkmaktadır: aç-, az-, biç-, bil-, bul-, esne-, eş-, et- gibi. Yine bu 139 adet fiilden 47 tanesi bazı ses değişimlerine uğrayarak günümüz Türkiye Türkçesi yazı dilinde varlığını sürdürmektedir. İncelenen fiillerden 59 tanesi ise Türkiye Türkçesi yazı dilinde karşımıza çıkmamaktadır. Güncel Türkçe sözlükte olup Derleme Sözlüğü'nde olmayan toplam 35 tane kelime tespit edilmiştir. Güncel Türkçe sözlükte olmayıp Derleme Sözlüğü'nde olan 26 tane kelime tespit edilmiştir. Tarihi süreç içerisinde isim ve fiil olmak üzere toplam 160 kelime ses olaylarına uğrayarak Türkiye Türkçesi yazı dilinde varlığını sürdürürken 99 tanesi ise tarihi süreç içerisinde herhangi bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar ulaşmıştır.

Cemil Özcan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Seyf-i Sarâyî'nin Gülistan Tercümesi'nde isimlerin kavram alanına göre tasnifi

Dillerin söz varlığı, sadece seslerin bir araya gelmesiyle oluşan bir yapıdan ibaret değildir; aynı zamanda o dili konuşan toplumun maddi ve manevi kültürünü, dünya görüşünü ve toplumsal değerlerini yansıtan bir aynadır. Dilin kavram dünyası, topluluğun evreni, dünyayı ve toplumu nasıl algıladığını ve anlamlandırdığını gösterir. Her bir sözcük, yalnızca bir nesnenin veya olgunun ismi değil, o toplumun bilgi birikimi, coğrafi ve kültürel yapısının da bir parçasıdır. Özellikle geniş coğrafi ve kültürel çeşitliliğe sahip topluluklarda, dilin söz varlığı yeni kavramlar ve isimlendirmelerle sürekli olarak zenginleşir. Bu yüksek lisans tezi, Seyfî Sarâyî'nin 14. yüzyılda yaptığı Gülistan Tercümesinde geçen isimlerin kavram alanlarına göre sınıflandırılmasını incelemektedir. Tezin birinci bölümü, dil, anlam ve kavram alanı üzerine temel bilgileri içerirken; sözcük ve söz varlığı kavramlarının tanımlarını detaylandırmaktadır. Ayrıca eserin yazarı ve eserin kendisi hakkında genel bilgiler sunulmuştur. Tezin inceleme kısmında ise eserde yer alan isimler, kavram alanlarına göre 45 başlık altında toplanmış ve bu isimler cümle içindeki bağlamlarıyla birlikte değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, ele alınan eseri tanıtarak, Türk dilinin ve kültürünün tarihsel gelişimine katkı sağlamak, ayrıca ilerleyen dönemlerde yapılacak çalışmalara kaynak oluşturacak bir zemin sunmaktır. Böylelikle, dilimizin derinliklerinde yer alan söz varlığı zenginliğini ve bu zenginliğin kökenlerini daha geniş bir bakış açısıyla ortaya koymak hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Söz Varlığı, İsimler, Gülistan Tercümesi, Seyf-î Sarâyî

Zeynep Kudat
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk halk kültüründe Battal Gazi Destanı ve destanın arketipsel tahlili

Milletlerin tarihlerini, kültürel ve sosyal hayatlarını, millî değerlerini yansıtan destanların yazıya geçirilmesi, kültürün tarihsel gelişim ve değişimini görünür kılması bakımından oldukça önemlidir. Dolayısıyla destanlar bu değişimin kolektif bilinci nasıl şekillendirdiğini gösteren çok değerli eserlerdir. Battal Gazi Destanı, Türklerin, İslam'ı kabul etmelerinin ardından Anadolu'da teşekkül eden ilk destan olması itibarıyla bu değişimi yansıtan bir belge niteliğindedir. Anadolu'nun Müslümanlaşması sırasında Battal Gazi'nin Bizanslılarla yaptığı mücadeleler destanın çekirdek aşamasını oluşturmuş ve daha sonra yapılan savaşlar sırasında onun kahramanlıkları destan anlatıcılarının da etkili söylemleriyle büyük bir dirilişin güçlü bir motivasyon kaynağı haline dönüşmüştür. Ulusun belleğindeki ideal insanla bütünleşen bu İslam kahramanı milletin ruhuna işlemiş ve bu benimseyiş hali günümüze menkıbe, efsane, inanç anılarışeklinde ulaşmıştır. Çalışmada Malatya, Eskişehir, Elazığ ve Ankara'da Battal Gazi ve destandaki diğer kişilerle ilgili anlatılar derlenmiş ve anlatılanlar destanla karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Büyük kahramanlar kendi içlerine yaptıkları yolculuklarda karanlıklarla yüzleşebilen insanlardır. Ancak böyle gerçek hayata cesurca atılabilirler. Battal Gazi başta ölüm olmak üzere diğer bilinmezlerin üzerine korkusuzca ve güven içinde giden, bir(ey)selleşme yolculuğunda hedefe ulaşabilen bir kahramandır. Battal Gazi'nin bu yönünü de ele almak amacıyla destan ayrıca Campbell'ın 'MonomitKuramı'na uygun olarak 'Ayrılma-Erginlenme-Dönüş' başlıkları altında arketipsel sembolizm yönüyle incelenmiştir. Geniş bir zaman ve mekânda etkisini gösteren millî ve birçok yönüyle de evrensel olan bu kahramanın günümüz misyon ve vizyonu, bahsedilen çalışmalar dışında somut olmayan kültürel mirastaki yansımalarıyla birlikte değerlendirilerek yorumlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Destan, Battal Gazi Destanı, Battal Gazi, Menkıbe, Efsane, İnanç Anıları, Arketipsel Tahlil, Somut Olmayan Kültürel Miras

Özlem Alkan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Terceme-i Kıyâfet-nâme-i Tartûşî (Metin-inceleme-indeks)

Bu çalışmada "Terceme-i Kıyâfet-nâme-i Tartuşi" adlı el yazması eser incelenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmada hem genel anlamıyla kıyâfet-nâme ve kef-nâme hakkındaki bilgiler toparlanmaya çalışılmış hem de örnek bir eser üzerinden metin tahlili yapılmıştır. Birinci bölümde kıyâfet-nâmenin tanımı, tarihi gelişimi ve günümüze kadar yazılmış başlıca eserler ortaya konmuştur. Ayrıca çoğunlukla müstakil bir eser olarak görülmeyip hep başka eserlerin yedeğinde anlatılan kef-nâmenin tanımı ve tarihi gelişimi kısıtlı kaynaklarla da olsa ele alınmıştır. İkinci bölümde ise yazmanın ve eserin genel özelliklerinden bahsedilmiş, asıl olarak transkripsiyonu yapılan eserin muhtevası incelenmiştir. Muhtevayı tahlil ederken çoğunlukla müellifin yaptığı tasnife sadık kalınmış, fakat ayrıca incelenmek istenen başlıklar da açılmıştır. Bu bölüm bir nevi eserin günümüz Türkçesine aktarımı olmuştur da denilebilir. Üçüncü bölümde ise eserin transkripsiyonlu metni ve orijinal metni sunulmuştur. Çalışmanın amacı kıyâfet-nâme ve çoğu zaman onun bir alt başlığı olarak incelenen kef-nâmenin tarihsel serencâmını ortaya koymak, incelenmemiş bir yazma eseri aydınlığa kavuşturmak ve literatür yazma sürecinde karşılaşılan tespitleri sunmaktır. Anahtar Kelimeler: Kıyâfet-nâme, Kef-nâme, Fizyonomi, Şiromansi, Firâset.

Sena Alper
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim birinci sınıfta Türk dili ve edebiyatı dersinde edebi sanatlar ve öğretimi

Bu araştırmada ülkemizde geleneksel olarak yapılan edebî sanatlar öğretimi incelenmiş, alternatif yöntem ve teknikler üzerinde durulmuş; karikatürlerle desteklenen ve edebî sanatların Türkçe adları kullanılarak yapılan bir edebî sanatlar öğretimi ile mevcut edebî sanatlar öğretimi karşılaştırmıştır. Edebî sanatlar öğretiminde görsel materyallerin öğretime katkısı ile edebî sanatların Türkçe adlarının kullanılmasının öğrenmeye etkisi üzerinde durulmuştur. Bunun için deneysel yöntemle dört grup oluşturulmuştur. Bunlardan birinci gruba; edebî sanatların adlan Türkçe öğretilmiş ve konu karikatür destekli olarak anlatılmıştır. İkinci gruba ise edebî sanatların yine Türkçe adları verilmiş ama konu düz anlatım yöntemi ve soru cevap tekniğiyle işlenmiştir. Üçüncü gruptaki öğrencilere ise edebî sanatların geleneksel adları verilmiş ama konu karikatür destekli anlatılmıştır. Dördüncü gruptaki lere ise edebî sanatların geleneksel adlan verilmiş konu da düz anlatım yöntemi ve soru cevap tekniğiyle işlenmiştir. Öğrenci seviyesinin belirlenmesi amacıyla yapılan ön testte öğrenci seviyelerinin eşit olduğu görülmüştür. Son yapılan test ile en son yapılan testte ise; yüksekten aşağıya doğru l.Grup, 3.Grup, 2.Grup ve 4.Grup şeklînde bir sıralama ortaya çıkmıştır. Buna göre; en başarılı grup l.Grup, en başarısız grup ise 4.Grup olmuştur. Sonuçta görsel materyalle zenginleştirilen ve konuyla ilgili terim adlan Türkçeleştirilen bir edebî sanatlar öğretiminin daha olumlu sonuçlar verdiği ortaya çıkmıştır.

Said Coşar
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
Master'sOpen AccessTR

2005 dil anlatım dersi kapsamı ile genel ve özel hedeflerin değerlendirilmesi ve öğretmen tutumları

Eğitim sistemleri eğitim programları ile işlerlik kazanmaktadır. Eğitim programları bir eğitim kurumunun milli eğitimin ve kurumun amaçlarının gerçekleşmesine yönelik faaliyetleri içermektedir. Eğitim programları planlı bir eğitim faaliyeti gerçekleştirmek için oluşturulmuştur.Bu araştırmanın temel amacı 2005 Dil Anlatım Dersi Programının kapsamı ile genel ve özel hedeflerinin değerlendirilmesidir. Programın bu yönleri ile değerlendirilmesi için programı uygulayan Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenlerinin program hakkındaki görüşleri kullanılmıştır.Araştırmanın evrenini Çanakkale merkez ile Biga, Bayramiç, Lâpseki, Gelibolu, Gökçeada ilçelerindeki toplam 38 lise oluşturmaktadır. Okulların tamamında çalışan, Dil Anlatım Dersi Programını uygulayan ve anketi cevaplamaya gönüllü olan öğretmenler araştırmanın çalışma evrenini oluşturmuştur.Araştırma için gerekli veriler literatür taraması ve anket uygulaması yoluyla elde edilmiştir. Bunun için önce araştırma konusuna yönelik olarak araştırma, yayın ve kitaplar taranmış ve araştırmanın kuramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Daha sonra yapılan literatür taramasından yararlanılarak araştırmacı tarafından anket soruları geliştirilmiştir.Anketin uygulanması sonucu elde edilen verilerin analizinde SPSS 15 programı kullanılmıştır. İki bölümden oluşan anketin birinci bölümünde elde edilen verilerin frekans ve yüzde değerleri belirlenerek tablolaştırılmıştır. İkinci bölümü oluşturan maddelerin analizinde ise frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri belirlenmiş ve tablolaştırılmıştır. Daha sonra söz konusu boyutların öğretmenlerin kişisel özellikleri bakımından karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (one-way ANOVA) tekniği kullanılmış ve görüşlere yönelik farkın kaynağını belirlemek amacıyla Tukey testinden yararlanılmıştır.Araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; araştırmanın problemi başlığı altında Dil Ve Anlatım ile ilgili kuramsal bilgilere yer verilmiş, arkasından araştırmanın amaç ve alt amaçları, önemi, sayıltılar, sınırlılıklar, tanımlar yer almıştır. İkinci bölümde; araştırmanın yöntemine yer verilmiştir. Üçüncü bölüm, araştırma sonucunda elde edilen bulgular ve bulguların yorumuna ayrılmıştır. Dördüncü bölümde de; araştırmanın sonuçlarına ve önerilere yer verilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin Dil Anlatım Dersi Öğretim Programının hedefleri ve kapsamının değerlendirilmesine ilişkin anket sorularına olumlu cevap verdikleri görülmüştür. Öğretmenlerimizin cinsiyet, kıdem ve eğitim düzeyi bakımından değerlendirme uygulamalarında benzer görüşlere sahip oldukları görülmüştür.Araştırma sonuçlarına göre uygulayıcılara ve araştırmacılara öneriler sunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Dil Anlatım Programı, Hedefler, Kapsam, Çanakkale Ortaöğretim Kurumları

AnlamAnlatıbilimAnlatım+7
Filiz Turan
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Fatih-Harbiye ve Yaban romanlarında cümlelerin anlam merkezli incelenerek üslûp özelliklerinin karşılaştırılması ve eğitime katkısı

Bu çalışma, Türk edebiyatının önemli yazarlarından olan Peyami Safa'nın ?Fatih-Harbiye?, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun ?Yaban? isimli romanının ilk elli sayfasında bulunan cümlelerin anlam merkezli incelenmesi; yazarların üslûp özelliklerinin belirlenerek karşılaştırılması ve üslûp karşılaştırmasının eğitime yansımalarının değerlendirilmesiyle oluşturulmuştur.Çalışmamızda öncelikle dil; düşünce, anlam ve üslûp ilişkisi açıklanmaya çalışılmış; anlam bakımından cümle çeşitleri hakkında bilgiler verilmiştir. Daha sonra bu bilgiler ışığında Peyami Safa'nın ?Fatih-Harbiye? ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun ?Yaban? isimli romanlarının ilk elli sayfasında bulunan cümleler anlamlarına göre analiz edilmiştir. Ortaya çıkan sonuçların yazarların üslûp özellikleri üzerindeki etkisi sayılara dayalı verilerle ve açıklamalı olarak verilmiş ve iki yazarın üslûp özelliklerinin karşılaştırılması yoluna gidilmiştir. Üslûp karşılaştırmalarının eğitim üzerindeki olumlu katkıları vurgulanmaya çalışılmıştır.Türkçenin ifade gücündeki zenginliğin roman cümleleri aracılığıyla tespit edilebilmesi, yazarların duyuş ve düşünüşlerinin üslûba, dolayısıyla cümlelere nasıl yansıdığının belirlenebilmesi, üslûp karşılaştırmalarının eğitim alanında sağlayacağı katkıların açıklanması çalışmamızda ulaşmak istediğimiz amaçlardır.Çalışmamıza konu olan eserlerin ilk elli sayfasında bulunan cümleler taranarak karşılaştırılmıştır. Yaptığımız bu cümle esaslı üslûp karşılaştırmasında dil bilgisi, kelime tercihleri, cümle kuruluşları, söz sanatları, roman kahramanlarının kişilik özellikleri, esere yansıyan sosyal hayat, kültürel değerler ve yazarın edebi kişiliğinin eserde öne çıkan yönleri sınıflandırmaya esas oluşturmuştur.Yaptığımız çalışmanın sonucunda Peyami

AnlamAnlam bilimCümle+11
Ayşe Özbek
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Tasvir-i Efkar gazetesinin kronolojik dizini ve seçilmiş metinlerin aktarımı: 1 Ağustos 1914-31 Ekim 1918

Birinci Dünya Harbi, her açıdan pek çok devleti ve topluluğu etkilemiştir. Şüphesiz bu durumdan en çok etkilenen toplumlardan biri de Osmanlı Devleti'dir. Harp, Osmanlı Devleti'nin tarih sahnesinden çekilmesine sebep olmuş; diğer yandan da yeni bir Türk devletinin kuruluş sürecini başlatmıştır.Dört yıl süren bu savaş ile ilgili günümüzde birçok eser bulunmaktadır. Ancak, bu eserlerin pek çoğu salt bilgi içermekte ve dönemin yaşamını, savaşın yansımalarını vermemektedir. Bu sebeple savaş yılları esnasında yayınlanan bir gazetenin incelenmesi bu dönemle ilgili birinci elden bilgi vermesi açısından önemlidir. 1914 ? 1918 yılları arasında yaşanan savaşın etkileri saptanmasında dönem gazeteleri başlıca kaynak olmuştur.Birinci Dünya Harbi yıllarında Osmanlı Devleti dâhilinde yayınlanan pek çok yerli ve yabancı gazete içinde Tasvir-i Efkâr Gazetesi ayrı bir öneme sahiptir. Gerek basım tekniklerindeki durumu ve gerek yazar kadrosunun zenginliği ile diğer dönem gazetelerinden ayrılmaktadır.Bu çalışma, Birinci Dünya Harbi sırasında meydana gelen olayların gazetedeki yansımalarının ortaya konulması bakımından yararlı olacaktır. Böyle bir çalışma neticesinde ortaya konulacak bir tez; edebiyatın dışında tarih, sosyoloji, ekonomi vb. alanlarda yapılacak akademik çalışmalara da kaynaklık edecektir. Bu gazetenin teze konu olması dönemin savaş atmosferinin topluma ve dolayısıyla sanat ve edebiyata etkilerini ortaya çıkarma amacına dayanmaktadır.Anahtar Kelimeler: Tasvir-i Efkâr, Gazete, Birinci Dünya Harbi, Osmanlı Devleti

Dünya Savaşı IGazetelerOsmanlı Devleti+1
Özgül Karakaş
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Süleymān-nāme (39. cilt) (Giriş-metin-dil incelemesi-dizin-tıpkıbasım)

Türkçenin tarihî seyri içerisinde önemli bir yeri olan, Eski Anadolu Türkçesinden Osmanlı Türkçesine geçiş özellikleri gösteren XV. yüzyılın ikinci yarısı ile XVI. yüzyılın ilk yarısını sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmek için çalışmaya değer bulduğumuz eser Firdevsî-i Rûmî'nin Süleymân-nâme'sinin 39. cildidir. Eser, Manisa İl Halk Kütüphanesi, Akhisar Zeynelzade Koleksiyonu, 45 Ak Ze 226 olarak kayıtlı olup içerisinde toplam altı cilt (37 - 42) vardır. Bunun yanı sıra eserin Topkapı Sarayı Müzesi, Hazine Kitaplığı 1529 numarada kayıtlı 37 - 42. ciltleri içeren bir nüshası daha mevcuttur. Metnin çeviriyazısını yaparken eski harfli metinler üzerine yapılan çalışmalardan ve sözlüklerden faydalanılmıştır. Arap harfli orijinal metinden Latin harflerine aktarılan metnin dizini Cibakaya programı yardımıyla oluşturulmuş, kelime ve kelime gruplarının öncelikli olarak bağlamdaki anlamları verilmiştir. Dizin oluşturulduktan sonra metin üzerinde dil incelemesi yapılmış; metnin imla, fonetik ve morfolojik özellikleri tablolar hâlinde gösterilmiştir. Giriş bölümünde Firdevsî'nin hayatı ve eserleri, özellikle Süleymân-nâme'nin diğer ciltleri ve 39. cilt üzerinde ayrıntılı bilgi verilip metinde anlatılan olayların geniş bir özeti yapılmıştır. Daha sonra çalışmanın tıpkıbasım bölümü hazırlanmıştır. Yapılan çalışma ile eserin dil hususiyetleri ve söz varlığı bakımından Eski Anadolu Türkçesinden Osmanlı Türkçesine geçiş özellikleri gösterdiği tespit edilmiştir.

16. yüzyılDil bilgisiDil bilim+5
Sinan Kazancı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ali Hoca Divanı'nda dini ve tasavvufi unsurlar

Klâsik Türk şiirinde yapılan şerh çalışmaları, şairlerin imge ve his dünyasını anlamak için oldukça önemlidir. Okuyucu, her şiirde derin kuyulara iner ve anlam zenginliği karşısında kendisine farklı bir dünyanın kapıları açılmış gibi hisseder. Bu kapılar ardında klâsik şiir, öyle güçlü köklere sahiptir ki şuan da bile tesirini sürdürmektedir. Bu köklerden beslenen şairler ruhun gıdası sayılan güçlü şiirler icra etmişlerdir. XX. yüzyılda yetişen Ali Hoca da bu şairler arasında yer almaktadır. Antepli Divan şairlerinden olan Ali Hoca, hem almış olduğu eğitim hem de mesleğinin imamlık olmasından kaynaklı, dini yönü ağır basan bir şairdir. Bununla birlikte Ali Hoca, şeyh ve tarikatlara da oldukça bağlıdır. Çalışmanın konusunu, Ali Hoca Divanı'nda yer alan dini ve tasavvufi unsurlar oluşturmaktadır. Çalışmada ilk olarak; Ali Hoca'nın yaşadığı dönem olan XX. yüzyıl Osmanlı tarihi ve edebiyatıyla ilgili bilgi verilmiştir. Bunu yapmaktaki gaye, şairin yaşadığı yüzyılla nasıl bir ilişki içerisinde olduğunu gözler önüne sermektir. Daha sonra ise hayatı ve eserleriyle ilgili bilgiler aktarılarak din ve tasavvuf kavramı açıklanmıştır. Bu bölümden sonra çalışmanın asıl konusu olan dini ve tasavvufi kavramlar incelenerek beyitlerdeki örneklerle açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: XX. Yüzyıl Klâsik Türk Edebiyatı, Ali Hoca, Din, Tasavvuf, Tahlil.

20. yüzyılAli HocaDivan edebiyatı+5
Fatma Dağılmış
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00