İstanbul Beykent Üniversity
Discipline

Architecture

İstanbul Beykent Üniversity

1,241

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Bina programı hazırlanması; Güneydoğu Anadolu bölgesi geleneksel han yapıları örneği

Bina programı hazırlanması kriterlerinin oluşturulmasını hedefleyen bu çalışmada, özel olarak tarihi yapıların yaşatılarak korunması sürecinde yeni işlev verilirken kullanılacak bir mimari programlama modelinin hazırlanması ve örneklem olarak seçilmiş olan Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan dokuz adet tarihi handa uygulanması hedeflenmiştir. Tarihi yapıları yeniden işlevlendirme sürecindeki tasarım aşaması özelinde mimari programlama modeli ile ilgili çalışmaların yetersizliği bu alanda bir model hazırlanması gereğini ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda ülkemizin son elli yıllık zaman dilimindeki nüfus artışının, kültürel değişiminin ve ekonomik kaygılarının geleneksel kent dokularının tamamında meydana getirdiği tahribatlar ticari alanlarda bulunmaları nedeni ile geleneksel hanlarda daha fazla etkili olmuştur. Yeni ihtiyaçlar ve ekonomik kaygıların etkisi ile geleneksel han yapıları bu tahribattan en çok etkilenen yapı grubunu oluşturmaktadır. Bu yapılardaki sağlıksız ve kimliksiz müdahaleler ve yeni işlevlendirilmeler ciddi bir sorun olmaktadır. Bu bağlamda geleneksel han yapılarının yeni işlevlerinin, yapı ve kullanıcılar üzerindeki etkilerinin bilimsel yöntemlerle araştırılması, olumsuz yönlerinin tespit edilerek çözüm önerilerinin sunulması bu yapıların korunmasında en önemli faktörlerin başında gelmektedir. Bu amaçla Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki şehir içi hanlarının özgün niteliklerini korumak amacıyla, bu yapıların yeni işlevleri ve kullanım alanlarına ait performans künyeleri oluşturulmuştur. Güneydoğu Anadolu bölgesinin farklı illerinde farklı işleve sahip işletmelerde profil belirleme ve kullanım sonrası değerlendirme çalışmaları yapılmıştır. Bu işletmelerdeki temel problem alanları araştırılarak kullanım sonrası değerlendirme için temel saptamalar yapılmıştır. Kullanım sürecinde var olan problemlerin tespiti için, farklı işlevlere sahip hanlarda kullanıcı grupları ile anketler yapılmış, çalışmalar gözlem ve yerinde saptamalarla desteklenerek karşılaştırılmalı analize gidilmiştir. Yapılan tüm bu tespitler ve değerlendirmeler neticesinde yeni bir programlama modeli kurgulanarak önerilmiş ve örneklem olarak seçilmiş olan Diyarbakır kent merkezinde bulunan tarihi Çifte Han'da uygulanarak test edilmiştir.

HanlarTasarım
Mehmet Cebe
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Müstakil konut alanlarında morfolojik dönüşüm örneği: Diyarbakır Diclekent villaları

Kendine özgü yoğunluk ve mimari nitelikleriyle var olan Diyarbakır Diclekent Villaları yaşanan değişimler nedeniyle özelliklerini yitirme sürecine giren bir kent dokusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Müstakil konut alanındaki fiziksel değişimlerin neler olduğu, değişimi tetikleyen faktörler, kullanıcının isteği doğrultusundaki değişimler, bu değişimlerin süreci ve kent dokusuna etkileri aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışmada ele alınan tek plan tipinde 217 adet Diclekent Villalarının yapım tarihinden günümüze toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasi nedenlerle geçirdiği değişimler ve nedenleri irdelenmiştir. Alan çalışmasında gerçekleştirilen analizler için belediye arşivinden alınan çalışma alanlarına ait projeler, plan ve meclis kararları, yerinde yapılan incelemeler ve tespitler, konut alanlarının tasarımcıları temel materyaller olmuş, elde edilen veriler değerlendirilerek sonuca ulaşılmıştır. Bu çalışmada; Diyarbakır kent merkezinde yer alan, 1990'lı yıllarda kent yaşamına giren müstakil konut alanlarında bina ve doku ölçeğinde fiziksel değişimlerin tespit edilmesi ve yaşanan değişimlerin konut bazında ve kentsel boyutta ortaya konulması hedeflenmiştir. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde amaç kapsam anlatılmış, ikinci bölümde konut kavramı, morfoloji değişim/dönüşüm kavramı, yeniden kullanım ve kentsel mekanlardaki dönüşüm ile ilgili literatür taraması sonucunda kaynak özetleri çıkarılmış ve bu konulara dair bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde çalışmanın materyal ve metotu anlatılmıştır. Alan çalışmasının yer aldığı dördüncü bölümde konut bazında meydana gelen görsel değişimler, konutlara yapılan müdahaleler tespit edilip örnekler üzerinden anlatılmıştır. Aynı zamanda kentsel boyutta meydana gelen morfolojik değişimler iki grupta toplanıp ikinci boyutta gerçekleşen değişimler ve üçüncü boyutta gerçekleşen değişimler olmak üzere sınıflandırılıp örnekler ve analizler üzerinden açıklanmıştır. Sonuç kısmı olan beşinci bölümde ise konutlardaki değişimlerin; imar mevzuatı değişiklikleri, ekonomik, toplumsal, kültürel ve çevresel nedenlere bağlı olduğu tespit edilmiştir.

Emel Kaya
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Toplu konutlarda farklı yerleşim düzenlerinin enerji etkinliğinin karşılaştırılması: Diyarbakır Şilbe örneği

Endüstri Devrimi ile birlikte fosil tabanlı enerji kaynağı kullanımında dramatik bir artış gerçekleşmiştir. Fosil tabanlı enerji kaynaklarının yaşamın birçok alanında aktif bir şekilde kullanılması sonucunda atmosferde bulunan CO2 derişim oranı zamanla artmış ve günümüze kadar bu artış süregelmiştir. Başta sera etkisi olmak üzere iklim değişikliği, küresel ısınma gibi birçok felakete neden olan konvansiyonel enerji tüketimini terk etmek amacıyla birçok dünya ülkesi harekete geçmiştir. Bu amaçla fosil tabanlı enerji tüketimine sebep olan konut, sanayi, ulaşım, elektrik, ısıtma-soğutma ve aydınlatma gibi farklı ağlarda alternatif enerji arayışlarına geçilmiştir. Dünya toplam enerji tüketiminde konut sektörünün payı %20'ye ulaşmış ve her geçen yıl bu oranın daha da artacağı görüşü ileri sürülmüştür. Bu nedenle yapı sektörü son yıllarda yüzünü, yenilenebilir enerjiyi olabildiğince etkin şekilde kullanan ve bu yolla kendi enerjisini üretebilen, iklime dayalı, çok az ya da sıfır salım yapan çevre dostu tasarıma çevirmiştir. Enerji etkin tasarım olarak da anılan bu yöntem bugün dünyanın birçok yerinde yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Türkiye'de konut sektöründe geniş bir ağa sahip olan ve her yıl çok sayıda konut üreten Toplu Konut yerleşmelerinin yıllık enerji tüketiminde payı oldukça fazladır. Bu yüzden enerji etkin bina tasarım yöntemleri, tek yapıdan ziyade çok yapıdan oluşan Toplu Konut gibi yerleşim birimlerinde kullanılması ile daha fazla enerji verimliliği sağlanacağı düşünülmektedir. Çalışma kapsamında Diyarbakır ilinde yer alan ve 2050 konuttan oluşan Şilbe I.Etap Toplu Konut yerleşmesi ve bu yerleşmede daha fazla yönlenim alternatifi sunan 100m2'lik konut tipi kullanılmıştır. Design Builder Enerji Simülasyon Programı aracılığıyla farklı yerleşim düzenine sahip blokların ilk etapta ısıtma ve soğutma yükleri hesaplanmış ve bu yerleşme dokusunda yer alan 100 m2'lik blok çeşidi arasından kaçının sıcak-kuru iklim bölgesi uygun yönlenim koşuluna sahip olduğu tespit edilmiştir. Daha sonra farklı doğrultudaki bloklara farklı mesafelerde yerleştirilmiş engeller sonucunda oluşan gölge etkisinin ısıtma-soğutma yük değerleri üzerindeki etkisi incelenmiş ve sıcak-kuru iklim bölgesine ait uygun bina aralığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Son olarak yerleştirilen engeller neticesinde gölge etkisine bağlı enerji kazancı sağlanan yönlenimlerde, saydam yüzeylere uygulanan yatay ve dikey güneş kontrol elemanlarının ısıtma-soğutma yük değerleri üzerindeki etkisi irdelenmiştir. Bu çalışma toplu konut yerleşmelerinde bina tasarım sürecinin ilk adımında alınan tedbirler aracılığıyla daha fazla iklime ve çevreye dayalı, enerjiyi etkin şekilde kullanabilecek yapıların inşası için yol gösterici kaynak olmayı hedeflemiştir. 5 bölümden oluşan bu tezin 1.bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi açıklanmıştır.2.bölümünde toplu konut, enerji etkin tasarım, yeşil bina sertifika sistemleri, iklim değişikliği ve enerji ile ilgili literatür taranarak kaynaklar özetlenmiş ve bu konulara dair bilgiler verilmiştir. 3. Bölümde ise çalışmada kullanılan materyal ve metot anlatılmıştır. Alan çalışmasının yer aldığı 4. Bölümde ise yönlenim ve gölge etkisinin ısıtma-soğutma yük değerleri üzerindeki etkisi Design Builder Enerji Simülasyon programı aracılığıyla hesaplanmış ve sayısal karşılaştırmalar yapılmıştır. 5. Bölümde ise analiz sonuçları değerlendirilmiş ve bina tasarım sürecinin enerji yükleri üzerindeki etkisine vurgu yapılarak yol gösterici bir çalışma olmayı hedeflemiştir.

Sevilay Akalp
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Siverek evleri: Sosyo-kültürel ve mekânsal bağlamda bir araştırma

Bu çalışma toplamda 4 ana bölümde düzenlenmiştir. Giriş bölümünde çalışmanın problemi tanıtılmış, çalışmanın amacı ve kapsamı üzerinde durulmuş ve ilgili hipotezler belirlenmiştir. Materyal ve metot bölümünün metot kısmında çalışmada kullanılmış metotlar tanıtılmış, verilerin ve elde edilen sonuçların hangi yöntemlerle elde edildiği açıklanmıştır. Materyal kısmında ise çalışmanın kavramsal çerçevesi oturtulmuştur. Bu kısımda mekân, özel mekân-kamusal mekân, konut, ev, geleneksel konut ve geleneksel konut dokusu, geleneksel kent dokusu, kültür, kullanıcı gereksinimleri, mekânın sosyo-kültürel ve doğal belirleyicileri gibi kavram ve konular açıklanmıştır. Bulgular ve tartışma bölümünde iki temel kısım bulunmaktadır. Birinci kısmında çalışma alanı olan Siverek'in tarihçesi, Siverek isminin etimolojik kökeni, coğrafi özellikleri, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısı üzerinde durulmuştur. Bölümün ikinci kısmında ise alan çalışması ile konu bağlamında yapılan değerlendirme ve tespitler yer almaktadır. Bu kısımda geleneksel Siverek evlerinin tipolojisi çıkarılmış, söz konusu evlerde yer alan mekânlar tanıtılıp ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Bununla birlikte alan çalışmasında çalışılan evlerin planları, fotoğrafları ve evlerle ilgili bilgilerin yer aldığı kataloglar düzenlenmiştir. Ayrıca Siverek'in sosyo-kültürel ve doğal yapısının, geleneksel Siverek evlerine olan mekânsal ve yapısal bağlamdaki etkileri ele alınmıştır. Sonuç ve öneriler bölümünde ise giriş bölümünde belirlenmiş olan hipotezleri destekleyen açıklamalara yer verilmiştir. Yapılan çalışmanın ve çalışma konusunun önemi ortaya konulmaya çalışılmış olup bir takım önerilerde bulunulmuştur.

Halil Hatipoğlu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel yaşam alanlarından öğrenilen sürdürülebilir dersler: Şanlıurfa'nın geleneksel rüzgar yakalayıcıları

Rüzgâr yakalayıcı özellikle yaz mevsiminde Orta Doğu'nun geleneksel yaşam alanlarının ısısal konforuna katkı sağlayan bir bina bileşenidir. Rüzgâr yakalayıcıların örnekleri Kuzey Afrika'dan Hindistan'a kadar geniş bir alana yayılmıştır. Türkiye'nin güneydoğusundaki Şanlıurfa şehrinde de onların uygulamalarını görmek mümkündür. Ancak ilgili alanyazın bu konunun tam olarak bilinmediğini göstermektedir. Şanlıurfa'nın geleneksel yaşam alanları ile ilgili doğrudan yapılan çalışmalar dahi konuyu aydınlatmaktan uzaktır. Bu çalışma kalan örnekleri belgeleme ve tanıtma girişimi ile konuyu detaylı bir şekilde incelemeyi amaç edinmektedir. Ayrıca Şanlıurfa'daki rüzgâr yakalayıcıları ile dünyadaki diğer örnekleri arasında biçimsel ve işlevsel benzerlikler ya da farklılıkları ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Çalışmanın diğer amacı ise modern rüzgâr yakalayıcıları araştırmaktır. Rüzgâr yakalayıcıların hem geleneksel hem de modern örneklerinin incelenmesinden elde edilen bilgiler ışığında gelecek tasarımlara ilham kaynağı olabilecek biçim ve çalışma yöntemleri açığa çıkarılmıştır.

Yahya Melikoğlu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek yapılarda boşluğu tasarlamak: AnkaraEskişehir yolu aksı

Kent merkezlerindeki arsaların değerinin artması, yapı üretim teknolojisindeki gelişmeler, yüksek yapıların gelişimini hızlandıran en önemli etkenleri oluşturmuştur. Kırsal kesimlerden kentlere yapılan göçler sonucunda, kentlerde barınma amacıyla yapılara duyulan ihtiyaç çoğalmıştır. Oluşan bu ihtiyaç doğrultusunda düşey düzlemde bir çözüm arayışına gidilmiştir. Böylece, mimari alanda yüksek yapı kavramı ortaya çıkmıştır. Bu açıdan bakıldığında yüksek yapılar insanoğlunun gereksinimlerine cevap verme niteliğinde tasarlanmıştır. Ancak, bu gereksinimlerin yanı sıra kentsel ölçekte ve bireylerin yaşantısı üzerinde bir takım olumsuz etkiler oluşturmuştur. Kentlerdeki yapı yoğunluğunun artmasıyla beraber zemin düzlemi dolmaya başlamıştır. Bu doluluk, kentlerde dolu boş dengesinin bozulmasına, kamusal alanların ve kentsel boşlukların giderek azalmasına neden olmuştur. Yüksek yapıların ihtiyaçlara cevap verir nitelikte olmalarının yanı sıra varlıklarıyla kentsel ve bireysel ölçekte bir takım olumsuz etkilere de sebebiyet vermektedirler. Bu yapıların giderek artması sonucu kentlerde yatay ve düşey dengeler bozulmaya başlamaktadır. Yüksek yapılarda dolu boş dengesinin kurgulanmamış olmasından kaynaklı insan ölçeği göz ardı edilmektedir. Boşlukların azalması ve yapı parsellerinden arta kalan alanlar olarak bırakılması tasarlanmış boşluklara duyulan ihtiyacı arttırmaktadır. Kamusal alanların azalmasıyla bu bölgelerde halkın her kesimine hitap edememe durumu oluşmaktadır. Bunun beraberinde tek tip kullanıcı profili ortaya çıkmaktadır. Bu durum alanın kullanım çeşitliliğini ortadan kaldırmaktadır. Yüksek yapılar beraberinde getirdiği bütün bu olumlu ve olumsuz etkilerinin yanı sıra içinde bulunduğumuz yüzyılın toplumsal ve ekonomik gerçeklerinden biri olmaktadır. Bu gerçekliğin kabul edilerek yüksek yapıların tasarım kriterlerini iyileştirmek ve oluşan sorunları yeni bir takım tasarım parametreleriyle çözmek gerekmektedir. Çalışmayla hedeflenen; yüksek yapıların varlığını kabullenerek bu yapıların giderek artmasından kaynaklı; zemin düzleminin dolması ve kamusal alanların yok olması, bununla beraber ortak kullanım alanlarının azalması, alanın halkın her kesimine hitap edememesi, bireylerde yalnızlaşma, çalışma hayatında oluşacak stres buna bağlı verimin azalması, yapı yüksekliklerinin ve doluluklarının insan ölçeği üzerinde oluşturduğu özgüven eksikliği ve ezicilik, güvensizlik duygusu gibi zararları en aza indirgeyecek yeni tasarım fikirleri oluşturabilmektir. Çalışma bu bağlamda yüksek yapı, kamusal alan, dolu boş ilişkisi, zemin düzlemi gibi kavramları birbiri içerisinde yoğurup sorgulamak ve çözüm önerilerinde bulunmak anlamında mimari alanda önem taşımaktadır.

Hediye Acar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır İçkale Müze Kompleksinin restorasyon sonrası koruma açısından değerlendirilmesi

Bir yapıyı korumanın ve günümüzde yaşanabilir hale getirmenin yolu olan restorasyon bilinci, ülkemizde 19.yy ile birlikte yerleşmeye başlamıştır. Tarihi yapılarda korumanın sağlanabilmesi için en iyi yöntem yapının tekrar kullanılmasını sağlamaktır. Kültür varlıklarının gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için yapılara uygun bir fonksiyon kazandırılması gerekmektedir. Fonksiyon kazandırılırken yapının özgünlüğünün korunması ve kent yaşamında yer edinmesi hedeflenmektedir. Tarihi geçmişi M.Ö. 3000'lere kadar uzanan Diyarbakır kenti birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Geçmişten günümüze farklı uygarlıkların yaşamış olduğu şehirde birçok mimari eser miras kalmıştır. Günümüze kadar ulaşan eserlerin büyük kısmı çeşitli nedenlerle inşa edildikleri dönemin işlevini yerine getirememektedirler. Tarihi yapılar zaman içinde terk edilme veya bakımsızlıktan yok olma gibi tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır. Tez kapsamında İçkale Müze Kompleksi incelenmiştir. İçkale'de uzun süre kentin idari ve yönetim birimi olan binalarına yeni işlev verilerek İçkale Müze Kompleksi'ne dönüştürülmesinin mimari ve toplumsal açıdan kente kattığı değerler analiz edilmiştir. Tarihi yapıların kente yeniden kazandırılmasının değerlendirilmesi yapılmıştır. 5 bölümden oluşan tezin birinci bölümünde; çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi belirtilmiştir. İkinci bölümde, Diyarbakır kent tarihi, İçkale' nin gelişimi, müze kompleksine dönüşüm süreci, koruma kavramının literatürdeki yeri ile ilgili yapılan çalışmalar incelenerek kaynaklar özetlenmiştir. Üçüncü bölümde, koruma kavramının gelişimine, Dünya'daki ve Türkiye'deki önemine değinilerek koruma sürecinin yöntemlerine ait bilgilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde, teze konu olan Diyarbakır İçkale Müze kompleksinin geçirdiği tarihsel süreç, Diyarbakır kent tarihi, İçkale' nin kent dokusundaki önemi ve müze kompleksi içerisinde bulunan yapıların eski işlevi ile yeni işlevi hakkında bilgiler verilmiştir. Beşinci bölümde, yapılan alan çalışmasının ve araştırmaların değerlendirilmesi yapılarak koruma sonrası yapı alanının yeni işlevinin kente kattığı değerler üzerinde durulmuştur.

Dilan Kakdaş Ateş
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sürdürülebilir kentleşme politikalarında sosyal konutların yeri: Güneydoğu Anadolu Bölgesi örneği

Çalışma, alt ve orta gelir grubunun konut ihtiyacını karşılamak amacıyla Güneydoğu Anadolu Bölgesi örneğinde Toplu Konut İdaresi'nin ürettiği sosyal konutlara odaklanır. Diyarbakır, Mardin, Gaziantep ve Şanlıurfa'da seçilen TOKİ alanlarını sürdürülebilirliğin fiziksel ve sosyo-ekonomik boyutuyla değerlendirmek ve gelecekte üretilecek benzer yerleşmelerin tasarımları için öneriler geliştirmek çalışmanın temel amavcını oluşturur. Birinci bölümde, tarihsel süreç içinde dünyadaki ve Türkiye'deki sosyal konut politikası ve uygulamaları genel hatlarıyla özetlenerek, çalışmanın içeriği belirtilmiştir. İkinci bölümde, sosyal konut kavramını konu alan uluslar arası literatür ve ülkemizde sosyal konut uygulayıcısı olan TOKİ'nin ürettiği konutları sürdürülebilirlik çerçevesinde ele alan çalışmalar değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, dört çalışma alanının fiziksel ve sosyo-ekonomik sürdürülebilirlik boyutlarını ortaya koymak amacıyla yapılan literatür taraması, alan çalışması, Coğrafi Bilgi Sistemleri, anket tekniği ve değerlendirme biçimi açıklanmıştır. Dördüncü bölümde, sosyal konut kavramı, dünyada ve Türkiye'de sosyal konut politikası, sürdürülebilirlik bağlamında toplu konutta planlama ve tasarım ilkeleri, Toplu Konut İdaresi'nin kentsel tasarım ve konut politikası, Toplu Konut İdaresi'nin uygulamaları anlatılarak, Diyarbakır Memur-Sen, Mardin Nur Mahallesi, Gaziantep Karataş ve Şanlıurfa Akabe TOKİ alanlarının fiziksel ve sosyo-ekonomik sürdürülebillik boyutlarına ilişkin bulgular ortaya konmuştur. Sonuncu bölümde, dört çalışma alanında ortaya çıkan sonuçlar sürdürülebilrilik ilkeleri çerçevesinde irdelenerek gelecekteki TOKİ uygulamaları için yol gösterici önerilerde bulunulmaktadır.

Canan Koç
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa Hacı Bekir Pabuçcu Evi'nin restorasyon önerisi

Bu çalışma, Şanlıurfa ili, Merkez Camii Kebir Mahallesi, 12 Eylül Caddesinde yer alan Hacı Bekir Pabuçcu Evi'nin restorasyon önerisini konu etmektedir. Türkiye'deki birçok tarihi kentte olduğu gibi, Şanlıurfa kenti de 20. yüzyılın ortalarından itibaren hızlı bir değişim sürecine girmiştir. Yaşanan bu değişim kentin tarihi dokusunun büyük ölçüde tahrip olmasına neden olmuştur. Bu nedenle kentin tarihi zenginliğini yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarabilmek için yapılacak her türlü koruma çalışması önemlidir. Bu tez kapsamında, tarihi Hacı Bekir Pabuçcu Evi'nin geleceğe aktarılmasını sağlayacak bilgiler arşivlenmiş; yapıya ait rölöve, restitüsyon, restorasyon öneri projeleri geliştirilmiş ve koruma-onarım yöntemleri belirlenmiştir. Çalışmanın rölöve aşamasında, yapının mevcut durumu (2017-2018) çizilerek ve fotoğraflanarak belgelenmiş, zaman içinde yapıda meydana gelen değişimler ve bozulmalar tespit edilmiştir. Restitüsyon aşamasında, evin birinci ve ikinci dönem restitüsyonları hazırlanmıştır. Yapıyla plan ve genel mimari özellikler açısından benzerlik gösteren evler incelenmiş ve yapının sunduğu veriler yardımıyla ilk yapımını anlatan bir restitüsyon önerisi geliştirilmeye çalışılmıştır. Ardından yazılı ve görsel belgeler ve yerinde tespitlerden yararlanarak, kışla dönemi restitüsyon önerisi hazırlanmıştır. Restorasyon projesinde ise, yapının korunması ve uygun bir işlevle, günümüzde kullanımı için gereken müdahaleler tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapının tarihi ve mimari niteliklerine uygun olarak yeni bir işleve kavuşturulması için araştırma yapılmıştır. Tez çalışması kapsamında, yapı için gerekli ve uygun koruma yöntemleri belirlenerek, yapının kent kültürü ile ilgili çalışmalar yapan bir Araştırma Merkezi olması planlanmıştır.

Mimari mekanMimari üslupRestorasyon
Mehlika Çellik
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel mimarinin sürdürülebilir tasarım yaklaşımları bağlamında incelenmesi:Hassan Fathy Örneği

Doğal çevrenin korunması, iklim odaklı uygulamalar yapılması tüketimin asgari düzeye indirgenmesi gibi sürdürülebilir yaklaşımlar, geleneksel ve ilkel tasarım ve yaşam ölçütlerinde yüzyıllardan beri uygulanmaktadır. Sürdürülebilir mimarlık mantığa uygun ölçütlerden oluştuğu için yerel mimari bu özelliklere deneme yanılma metodu ile ulaşmaktadır. Bu nedenle geleneksel yaşam şekli ve mimari tasarım ölçütleri, sürdürülebilir bir yaşam ve mimari için doğru bir kaynak teşkil etmektedir. Bu çalışmada geleneksel mimarlık ve sürdürülebilir mimarlık tanımlarından yola çıkılarak geleneksel mimari-sürdürülebilirlik ilişkisi üzerinden Hassan Fathy mimarlığı değerlendirilmiştir. Hassan Fathy eserleri bu anlamda kısmen korunmuş geleneksel mimari dokusu ile önemli bir potansiyele sahiptir.Çalışma Hassan Fathy eserlerinin sürdürülebilir tasarım ölçütleriyle değerlendirilmesinden öğrenilenlerle çağdaş tasarım kodları oluşturulması amacını taşımaktadır. Sürdürülebilir mimari ölçütler, Hassan Fathy eserleri üzerinden Mısır'ın fiziksel ve sosyal özellikleri ele alınarak günümüz ihtiyaçlarına çözüm önerilmeye çalışılmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden belirlenen probleme güvenilir çözümler aramak amacı ile planlı ve sistemli olarak verilerin toplanması, çözümlenmesi, yorumlanarak değerlendirilmesi ve rapor edilme sürecini kapsamaktadır. Hasan Fathy eserlerinin sürdürülebilirliği incelenirken VerSus (Vernacular Heritage Sustainable Architecture) projesinde ki üç sürdürülebilirlik kriteri üzerinden incelenmiş ve sonuç olarak elde edilen veriler ışığında Hassan Fathy eserlerinde sürdürülebilirlik ilkelerinden Sosyo-ekonomik sürdürülebilirliğin baskın olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Fathy meslek hayatı boyunca eserlerini tasarlarken yerel mimariyi kullanmayı ve hümanist tasarımlar yapmayı amaç edinmiştir. Bu doğrultuda tasarladığı yapılar sürdürülebilir mimari kapsamında da önem arz etmektedir. Hasan Fathy eserlerinden elde edilen veriler ışığında kullanılan tasarım kriterleri sürdürülebilirlik ilkeleri açısından günümüz mimarı tasarımları için yol gösterici olduğu düşünülmektedir.

Geleneksel mimari
Edibe Arıtürk Büyükpamukçu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel urfa evlerinin yapım teknikleri

Bu çalışma, Geleneksel Urfa evlerinde malzeme ve yapım tekniğini konu almaktadır. Çalışmanın ana amacı, geleneksel Urfa evlerinin yapımında kullanılan yapı malzemelerinin ve yapım tekniklerinin unutulmadan önce belgelenmesini sağlamaktır. Böylece, bu evlerin gelecek kuşaklara aktarımını sağlayacak restorasyon müdahalelerinde, özgüne uygun şekilde müdahale kararlarının alınması ve bu konuda çalışma yapacaklara veri sağlanması amaçlanmıştır. Çalışma; günümüzde yürütülmekte olan restorasyon uygulamalarının izlenmesi, yapı ustaları ile yapılan görüşmeler, taş atölyelerinde ve taş ocaklarında yapılan incelemeler ile konuyla ilgili literatürde yapılan araştırmalar sonucu gerçekleştirilmiştir. Çalışma yedi bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde, çalışmanın amacı, önemi, materyal ve metot, kapsam ve sınırlılıkları, ikinci bölümde önceki çalışmalar, üçüncü bölümde, Urfa tarihi, coğrafyası ve geleneksel kent dokusu incelenmiştir. Dördüncü bölümde, geleneksel Urfa evlerinde malzeme ve yapı harçları incelenmiş; taş, ahşap, metal, bağlayıcı malzemeler ve harçlar gibi geleneksel yapı malzemeleri açıklanmış, yapı harç bileşenlerinin üretim aşamalarına ve uygulama metotlarına yer verilmiştir. Beşinci bölümde, geleneksel Urfa evlerindeki yapım teknikleri detaylı olarak anlatılmıştır. Altıncı bölümde, günümüz restorasyon uygulamalarında geleneksel malzeme ve yapım tekniklerinin kullanımının sürdürülebilirliği incelenmiştir. Yedinci bölümde, geleneksel evlerin koruma ve restorasyon uygulamalarında geleneksel malzeme ve yapım tekniklerinin kullanımı ile ilgili öneriler sunulmuştur.

Şeyda Gayberi
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara Hamamönü bölgesi Hacettepe Mahallesi geleneksel konutlarında mekânsal analiz

İnsanlar yaşadıkları mekânlardan etkilenirler. Bu etkileşim sosyal, kültürel, fiziksel veya psikolojik anlamda olabilir. İnsanlar yaşadıkları mekânlardan etkilendikleri gibi yaşadıkları mekânları da etkilerler. Mekânların sosyal ve kültürel açıdan kimlik kazanmasını sağlarlar. Bu açıdan bakıldığında insan-mekân arasında sürekli bir etkileşim vardır. Mekân kavramı düşünüldüğünde akla ilk gelen yaşadığımız yer, yani evlerimizdir. Bütün insanlar bir şekilde kendilerini korumak isterler. Bu koruma içgüdüsü sosyal çevre, gelenek ve kültürel farklılık gözetmeksizin herkeste mevcuttur. Bu sebeple insanlar evlerini ihtiyaçlarına göre şekillendirmişlerdir. Bu noktadan bakıldığında mekânların organizasyonu ile sosyal yapı arasındaki bağlantının en belirgin şekilde görüldüğü yapılardan biri evlerdir. Konutların mekânsal organizasyonlarının, toplumların sosyal ve kültürel yapılarını yansıttığı görülmektedir. Farklı kültürden olan toplumların konutlarda ortaya çıkardıkları mekânsal organizasyonların farklı olduğu düşüncesi, gün geçtikçe daha önlemli hale gelmektedir. Bu bakış açısıyla mekânsal dizim kavramı her ölçekte mekânsal organizasyon ile toplumların etkileşimini inceleyen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Mekânsal analiz ile ilgili birçok bilgisayar programı geliştirilmiş olup, bu programlar esasında insanların mekânları kullanma şekillerini ve algılama biçimlerini ortaya koymaya yöneliktir. Bu çalışmada; Hamamönü bölgesi Hacettepe Mahallesi sınırları içinde tespit edilen konutların, eski planları ile güncel planlarının bilgisayar ortamında mekânsal analiz grafikleri çıkarılmıştır. Çıkarılan bu grafikler ile mekân ve sosyal yaşam arasındaki ilişkinin süreç içinde geçirdiği değişimin ortaya konması amaçlanmıştır. Kullanılan program ile ortaya çıkan erişim ve görünürlük grafikleri, yapılan yapıların özellikleri ile birlikte Hamamönü bölgesi, Hacettepe mahallesindeki konutların toplumsal, kültürel ve sosyal açıdan mekânların nasıl etkilendiğini ortaya çıkarmayı hedeflemiştir. Ayrıca bu çalışmada elde edilen veriler ışığında; toplum ve konut ilişkisinden hareketle toplumsal düzendeki değişimin konut mekânına ne tür etkilerinin olduğunu incelemeyi amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Mekân Analizi, Hamamönü, Sokak Sağlıklaştırma

Elif Özge Büyüköz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı etnik gruplara ait konut mimarisinde "şeffaflık" kavramının "mahremiyet olgusu" açısından incelenmesi: "Geleneksel Midyat evleri örneği"

Toplumların sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel özellikleri birbirinden farklıdır. Her toplumun farklı yaşam tarzı, farklı dini inancı ve farklı kültürel öğeleri vardır. Bu farklılıklar toplumun mahremiyet olgusunu oluşturmaktadır. Toplumlara göre değişkenlik gösteren bu mahremiyet olgusu mimari yapılaşmada şeffaflık kavramının da değişkenlik göstermesine neden olmuştur. Bu değişkenliklerin elverdiği ölçüde mimarinin biçimlenmesini etkileyen şeffaflık kavramı, değişen dünya koşulları ve çağın gereksinmelerine uygun olarak kullanıcıyı yönlendirmekte olup, kullanıcıya işlevsel ve simgesel mesajlar vermektedir. Şeffaflık kavramı, kullanıcıda çağrıştırdığı düz anlam ve yan anlamlar sayesinde mimari yapıların kullanıcı tarafından algılanması ve bu yapıların yorumlanmasında çok önemli bir tasarım kriteridir. Bu bağlamda çalışmada ilk olarak şeffaflık kavramı, mahremiyet olgusu ve Geleneksel Midyat Evleri ile ilgili kapsamlı bir literatür taraması yapılmıştır. Literatür çalışmasından elde edilen veriler sonucunda çalışmanın kapsamı, sınırlılıkları ve materyal olarak kullanılacak olan alan belirlenmiştir. Çalışma kapsamında mahremiyet ve şeffaflık kavramları tanımlanarak, bu kavramların mimariyle olan ilişkisi ve mimariye yansıma türleri incelenmiştir. Mahremiyet olgusu açısından şeffaflık kavramının mimariye nasıl yansıdığı araştırılmıştır. Bu araştırmalardan elde edilen veriler sonucunda çalışma alanı olarak seçilen; farklı etnik yapı ve farklı kültürden birçok topluluğu içinde barındıran Midyat ilçesindeki Geleneksel Midyat Evleri incelenmiştir. Geleneksel Midyat Evleri; literatür taramaları, yerinde gözlem ve farklı kullanıcı profilleri ile yapılan anketler sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda değerlendirilerek, farklı etnik toplulukların mahremiyet olgusu ve yaşam tarzları belirlenmiştir. Yaşam tarzlarına bağlı olarak oluşan bu mahremiyet ölçütlerinin şeffaflık açısından mimari yapıya yansımaları tespit edilmiştir. Bu kapsamda; Midyat'ta yaşayan farklı etnik grupların konutlarındaki şeffaflık anlayışları tespit edilerek bu anlayışlarının mimarlıkta kullanım şekilleri ve bunların nedenleri incelenerek örneklerle açıklanmıştır. Sonuç olarak; Midyat'ta yaşayan farklı etnik gruplara, sosyo-kültürel yapılarını, inançlarını ve yaşam tarzlarını sorgulamak için uygulanan anketler, istatistiksel analizler için SPSS for Windows version 24.0 paket programı kullanılarak yüzdelerle değerlendirilmiştir. Sorulara verilen cevapların skorlarının normal dağılıma uygunluğu Shaphiro Wilk Testi ile test edilmiş, normal dağılıma sahip olmayan skorların 3 etnik grup arasında karşılaştırılmasında Kruskal Wallis Testi ve Kruskal Wallis Testine göre anlamlı bulunan skorların etnik gruplar karşılaştırılmasında ise Dunn Çoklu Karşılaştırma Testi yapılmıştır. Bu testler yapılırken P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Etnik grupların mahremiyet anlayışlarının, Geleneksel Midyat Evleri'ne şeffaflık olarak görsel, yapısal, algısal, kültürel ve psikolojik boyutlarının hangisinde etkili olduğu araştırılmıştır. Daha sonra farklı etnik gruplara ait Geleneksel Midyat Evleri karşılaştırılarak; bu grupların kültürleri, inançları ve yaşam tarzlarına göre şekillenen mahremiyet olgularının konutlarının şeffaflığını nasıl etkilediği belirlenmiştir. Çalışmada toplumların yaşam tarzı ve mahremiyet olgusunun; içinde yaşadıkları konutun biçimlenmesini, hem iç mekan düzenlemesinde hem de dış dünyayla olan bağlantıda yani cephelerdeki şeffaflık oranıyla etkilediği anlaşılmıştır. Bu bağlamda; bir mimari yapı tasarlanırken, o yapıda yaşayacak olan kullanıcı profilinin ait olduğu toplumun yapısı her yönüyle dikkate alınarak tasarım yapılmalıdır. Toplum yapısı dikkate alınarak tasarlanan mimari tasarımların kullanıcı konforu ve memnuniyetinin sağlanması açısından çok önem teşkil ettiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Midyat, Konut, Şeffaflık, Mahremiyet, Etnik Gruplar

Mehmet Akif Kuyumcu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mardin Mor Efrem Manastırı kilisesi koruma ve restorasyon önerisi

Mor Efrem Manastırı Kilisesi 1884 yılında Patrik Cercius Şelhet tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılan ve çevresindeki çeşitli yapılardan meydana gelen Kilise, Süryani Katolik Cemaati'ne aittir. Tezin amacı, önemli bir kültür mirası olan Mor Efrem Manastırı Kilisesi'nin korunması için proje hazırlamak ve gerekli müdahalelerin içeriğini belirtmektir. Tez çalışması, Mor Efrem Manastırı Kilisesi'nin günümüzdeki durumunun ayrıntılı betimlemesini, rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerini içermektedir. Sonuç olarak, hazırlanan projelerle Mor Efrem Manastırı Kilisesi'nin korunması ve yaşatılması için gerekli müdahalelerin niteliği anlatılmıştır. Bu çalışma, yapı ve çevresinin kültür mirası olarak gelecek nesillere aktarımı için yol haritası niteliği taşımaktadır.

KiliselerKorumaRestorasyon
Heval Aydın
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mardin'in geleneksel konutlarında iklimsel konfor elemanlarının incelenmesi

Bu çalışmada geleneksel konutların biçimlenişinde ve özellikle Mardin'in Geleneksel Konutlarındaki karakteristiğin oluşmasında, çevresel etmenlerin etkisi araştırılmıştır. İklimle uyum içinde inşa edilen geleneksel binaların, sürdürülebilirliğini daha uzun süre koruduğu genel olarak bilinmektedir. Bu çalışmada Mardin'in Geleneksel Konutları'nın uzun yıllar sürdürülebilir olmasını mümkün kılan stratejilerin tespiti yapılmıştır. Bu tez altı bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm olan giriş kısmında çalışma ile ilgili genel bilgilendirme yapılmıştır. İkinci bölüm kaynak özetlerinde konu ile ilgili daha önce yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Mardin'in geleneksel konutları ile ilgili iklim, topografya, yönlenme vb. tasarım kriterlerine yönelik rölöve ve restitüsyon çizimleri, sanat tarihi raporları, yerel, çalışılan alana hakim mimarlarla yapılan görüşmeler, yazılı ve görsel kaynaklar, YÖK tez sistemindeki tezler, kitap dergi ve makaleler, internet ortamındaki veriler kullanılmıştır. Üçüncü bölümde çalışmanın materyal ve metodundan bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde bulgular ve tartışma anlatılmıştır. Mardin ilinde yapılan alan çalışmasında Mardin'in geleneksel konutlardan nitelikli ve orijinalliğini korumuş üç tane seçilerek tasarım kriterlerinden bahsedilmiştir. Ayrıca Mardin'in sokak dokusuna ait 'abbara' kavramı ile ilgili tipoloji çıkarılmıştır. Fotoğraflama, gözlem, ilgili kişilerle karşılıklı görüşmeler ve değerlendirilmelerle konu ile ilgili detaylı bilgi verilmeye çalışılmıştır. Beşinci bölümde ise elde edilen bulgulara ait sonuçlara ve önerilere yer verilmiştir. Çalışma sonucunda Mardin'in Geleneksel Konutlarında doğa olaylardan korunmak ve faydalanmak amacıyla onlarca iklimsel strateji geliştirildiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmada Mardin'in Geleneksel Konutları'nda tespit edilen iklimsel konfor elemanları ve iklimsel stratejilerin, yeni tasarlanacak binalara veri oluşturması amaçlanmıştır.

Cudi Yıldırım
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel dönüşüm alanlarının kullanım sonrası değerlendirilmesi: Bingöl İnönü Mahallesi örneği

Türkiye'deki büyük kentlerde gerçekleşen kentsel dönüşüm uygulamaları incelenirken, Bingöl gibi daha küçük ve gelişmekte olan kentlerdeki uygulamalar genellikle gündem dışı kalmaktadır. Bütün illerde olduğu gibi Bingöl'de de kentsel dönüşüm projeleri gittikçe yaygınlaşmaktadır. Bingöl'de kentsel dönüşüm, eski yapılaşmanın yoğun olduğu konfor şartlarının yitirildiği alt yapı, üst yapı sorunlarının ortaya çıktığı alanlarda yapılmaya başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı; Bingöl'de 1971 ve 2003 depremleri sonrası yaşanan kentsel değişimi, fiziki çevrede yaşanan dönüşümü ortaya koymak, ayrıca İnönü Mahallesi Kentsel Dönüşüm Alanındaki konutların performans düzeylerinin bazı ölçütlere göre değerlendirilmesi ve kullanıcı memnuniyetinin ne ölçüde olduğunun saptanmasıdır. İnönü Mahallesinde 1971 Bingöl depremi sonrasında depremzedeleri yerleştirmek üzere deprem konutları yapılmıştır. Ancak uzun süreli kullanımdan ve 2003 depremi sonrası aldığı zararlardan dolayı bu yapılar zamanla yıpranmış ve eskimiştir. Bununla beraber artık köhneyen İnönü Mahallesinde mekansal ve sosyal hizmet birimlerinin yetersizliği nedeniyle kullanıcı memnuniyetsizliği doğmaya başlamıştır. Böylece bölgede TOKİ ve Bingöl Belediyesi iş birliğiyle yeni bir yerleşim alanı inşa edilmiştir. Daha önce kullanıcı memnuniyetsizliğinin olduğu bu alanda, dönüşüm sonrası yapılan değişiklikler ve kullanıcıların memnuniyet düzeyleri merak konusudur. Afetten zarar gören alanlar Bingöl'de İnönü Mahallesinde uygulandığı gibi kentsel yenileme uygulama yöntemi ile dönüştürülmeye devam etmektedir. Bu çalışma bunun devamının ne kadar sağlıklı olacağının belirlenmesi noktasında ve ayrıca yapılacak konutların tasarım kalitesinin artırılması adına önem arz etmektedir. Çalışmada öncelikle kaynak taraması, literatür ve arşiv araştırması yapılmıştır. Konu kapsamında yazılan tez örnekleri incelenip veriler toplanmıştır. Çalışmada dönüşüm alanı, kullanım sonrası değerlendirme metodu ile incelenmiştir. KSD sürecinde katılımcı istek ve gereksinimleri tasarım ve kullanım sürecine aktarılmıştır. KSD'nin amacı, kullanıcı gereksinimlerini belirleyip kullanılabilir, erişilebilir bilgi kaynakları oluşturmaktır. Çalışma sonucunda kullanıcıların bina ile ilişkisi değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda da dönüşüm alanındaki konutların fonksiyonel, teknik ve davranışsal performansları hakkında bilgi edinilmiştir. Çalışma sonucu konutların performans düzeyleri ile ilgili elde edilen bu bilgiler gelecekte daha iyi binalar tasarlanmasına sağlam temeller oluşturacaktır. Bu çalışmadan elde edilecek veriler, yeni tasarımlar için yol gösterici olmalıdır. Elde edilecek verilerin gelecekteki konut üretiminde birer ölçüt olarak kullanılabilmesi hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Kentsel Dönüşüm, Kullanım Sonrası Değerlendirme (KSD), Bingöl, Kullanıcı Memnuniyeti

Kübra Çapak
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aile sağlık merkezlerinin erişilebilirlik ve kullanılabilirlik açısından değerlendirilmesi: bingöl ili

AİLE SAĞLIK MERKEZLERİNİN ERİŞİLEBİLİRLİK VE KULLANILABİLİRLİK AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ: BİNGÖL İLİ YÜKSEK LİSANS TEZİ İmran BARAN DİCLE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ MİMARLIK ANABİLİM DALI 2019 Sağlık sistemlerindeki gelişmeler doğrultusunda, toplumun değişmez temel ihtiyaçlarından biri olan ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde bulunan aile sağlık merkezlerinin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Toplumun refah seviyesinin yükselebilmesi için kentlerde birinci basamak sağlık hizmetlerinin yeterli bir şekilde karşılanması ve hastanelerdeki yığılmaların önlenmesi amacıyla ülkemizde aile sağlık merkezleri kurulmaktadır. Ancak, aile sağlık merkezlerinde uygulanan ayrıntılı bir mimari program ve ergonomik tasarım kriterleri söz konusu değildir. Aile sağlık merkezlerinde mekân büyüklükleri, mekanlar arası sirkülasyon ve bundan dolayı oluşan problemler çalışma konusunu belirlemiştir. Çalışmada, ayakta teşhis ve tedavi hizmetlerinin, kentlere götürülebilmesi amacıyla kurulacak aile sağlık merkezlerinin, mekânsal ihtiyaç programlamasında ve tasarımında uygulanabilecek ergonomik kriterlerin erişilebilirlik ve kullanılabilirlik bağlamında belirlenmesine çalışılmıştır. Çalışma alanı olarak seçilen Bingöl ilinde çeşitli semtlerde kurulan aile sağlık merkezlerinde bu yaklaşımla inceleme ve değerlendirmeler yapılmıştır. Aile sağlık merkezleri belirlenirken, semtlerin nüfus yoğunluğu ve sosyo-ekonomik durumu göz önüne alınmıştır. Literatür taraması yöntemiyle Bingöl ilindeki bazı örnekler incelenerek, mekân tasarımları ergonomik açıdan değerlendirilmiştir. Veriler, kullanıcılara yöneltilen sorulara verilen yanıtlara bağlı olarak elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesi anket sistemi kullanılarak yapılmıştır. Anket uygulanan ASM'lerin bulunduğu semtlerde, bölgenin demografik yapısı incelenmiştir. Bu kapsamda ASM'leri sıklıkla kullanan kullanıcıların yaş grupları ve eğitim durumları belirlenmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda, ülkemizde kurulacak aile sağlık merkezlerinin erişilebilirlik ve kullanılabilirlik açısından ergonomik tasarım kriterlerine uygun olabilmesi için öneriler geliştirilmiştir. Çalışma alanı, Bingöl il merkezinde bulunan ve kent nüfusunun yoğun olduğu 3 aile sağlığı merkezi olarak belirlenmiştir. Belirlenen aile sağlık merkezlerinde mekânsal analizler, mekânların erişilebilirlik ve kullanılabilirlik özelliklerinin yanında, sağlık çalışanlarının, hasta ve hasta yakınlarının, aile sağlık merkezi hizmetlerini değerlendirmelerine yönelik olarak tanımlayıcı bir araştırma yapılmıştır. Elde edilen sonuçların hangilerinin tasarım aşamasında kriter olması gerektiği konusunda öneriler sunulmuştur. Çalışma sonucunda oluşturulan öneriler yeni yapılacak aile sağlık merkezlerine tasarım parametreleri oluşturma açısından önemli rol oynamaktadır. Anahtar Kelimeler: Aile Sağlık Merkezi, Erişilebilirlik, Kullanılabilirlik Ergonomi, Sağlık, Semt, Tasarım kriteri, Hasta, Doktor.

ASM1ASMEAile sağlığı
İmran Baran
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel kimlik algısının kullanıcılar üzerinden değerlendirilmesi: Diyarbakır Suriçi ve Eski Mardin kenti merkezi karşılaştırması

Kent mekanlarının şekillenmesinde, mekan kullanıcılarının fiziksel çevre ile ilişkileri, mekanı algılamaları, anlamlandırmaları fiziksel çevre içinde önemli rol oynamaktadır. İnsan mekan ilişkileri temelde bireyin çevresini algılamasıyla başlar. Çevresini algılayan bireyin zihninde o çevreye ait bir görüntü oluşur. Bu durum kent ölçeğinde değerlendirildiğinde ise kenti oluşturan fiziki, sosyal ya da doğal objelerin kollektif olarak algılanması ve benimsenmesiyle kent kimliği oluşur. Çalışmada Diyarbakır Suriçi Bölgesi ve Eski Mardin Bölgesinde, kentsel kimliğin oluşumunda etkili doğal ve yapay unsurlar belirlenmiş ve kenti oluşturan bu unsurlar üzerinden çevresel algı değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın amacı; Diyarbakır Suriçi Bölgesi ve Eski Mardin Bölgesinin kentsel kimlik algısını ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın Giriş bölümünde, çalışmanın amacı, kapsamı, problemi ve yöntemi verilmiş, çalışmanın izleyeceği yol belirtilmiştir. Kaynak Özetleri bölümünde, kent kimliğini, çevre algısını gestalt ilkelerine göre ele alan çalışmalar literatür taraması yapılarak verilmiştir. Materyal ve Metot bölümünde, kent kimliğini oluşturan öğeler doğrultusunda gestalt ilkeleri değerlendirilmiş ve bu ilkeler genel hatlarıyla birlikte özetlenmiş, bu konudaki kavramsal çerçeve ile birlikte ele alınmıştır. Kavramsal çerçevede algı ve algı kuramı türleri, kent kimliğine etki eden doğal ve yapay unsurlar incelenmiştir. Bulgular ve Tartışma bölümünde, Diyarbakır Suriçi Bölgesi ve Eski Mardin Bölgesi ile ilgili literatürdeki bilgiler ve veriler incelenmiştir. Bölgedeki kimlik öğelerinin oluşumunda etkili olan doğal ve yapay unsurlar incelenmiştir. İncelenen Diyarbakır Suriçi Bölgesi ve Eski Mardin Bölgesi oluşumunda etkili olan doğal ve yapay unsurlara göre kentsel kimlik öğeleri belirlenmiştir. Bu doğrultuda belirlenen kimlik öğelerine göre çevresel algı ile ilgili gestalt ilkelerinin çevre betimleyici sıfat öğelerinin neler olduğu belirlenmiş, mimarlık bölümü öğrencilerine bu doğrultuda anketler yapılmıştır. Sonuç bölümünde, Diyarbakır Suriçi Bölgesi ve Eski Mardin Bölgesinin gestalt ilkelerinin çevre betimleyici öğelerine göre her iki tarihi bölgenin çevre algısı ortaya çıkarılarak karşılaştırılması yapılmıştır.

Senem Dilem Günel
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Modern mimarlık mirası yapılarında koruma ve yeniden kullanım önerisi: Diyarbakır Dilan ve Site sineması

Diyarbakır'da bulunan tarihi sinemalardan özellikle Dilan ve Site Sinemaları özgünlüğünü en çok koruyan sinema yapıları olarak günümüze ulaşmıştır. Bu sinemalar konumları bakımından ve taşıdıkları mimari özellikler, sosyal ve kültürel değerler açısından önemli bir yere sahiptir. Dilan Sineması aktif olduğu yıllarda Diyarbakır'ın sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamakla kalmamış aynı zamanda tüm bölgeyi bir çok açıdan beslemiştir. Film gösterimlerinin yanı sıra bu yapıda konser, dinleti, konferans ve toplantı gibi faaliyetler de sıkça gerçekleştirilmiştir. Yapıldığı dönemde 'Orta Doğu ve Balkanların en Büyük Sineması' unvanını alan Dilan Sineması'nın cephe kaplaması, pencere boşlukları, parsel sınırı gibi yapı hakkında ciddi bilgiler veren yapı elamanlarının hepsi dönemin yapı malzemesi ve dönemin yapım biçimiyle korunmuştur. Dilan Sineması'nın aktif olduğu yıllarda Diyarbakır halkının sinemaya ilgisi o denli artmıştır ki sinema biletleri kombine satılıp bir haftada tükenmeye başlamıştır. Ancak zamanla sinemaya olan ilgi azalmış ve Dilan Sineması'nın sahiplerinin ekonomik ihtiyaçlarından dolayı sinemanın bazı bölümleri değiştirilmiştir. Yapı günümüzde sinema yapısı olarak hizmet verememektedir. Bu çalışmada, öncelikle Tarihi Diyarbakır Sinemalarının bir bütün olarak incelenebilmesi amaçlanmaktadır. Diyarbakır'daki sinema kültürünün sosyokültürel hayata etkisi tespit edilip ve genel olarak Diyarbakır'daki tarihi sinema salonlarının, terk edilme-yaşatılamama nedenleri ve koruma sorunlarına önerilerin geliştirilmesiyle beraber Dilan ve Site Sineması'nın koruma sorunları belirlenerek bu sorunlara çözüm önerileri geliştirilmesi hedeflenmektedir. Ölçüm çalışmalarının tamamlandığı Dilan ve Site Sineması'nda, rölöve projeleri hazırlanmış ve sinemanın birçok açıdan detaylı fotoğrafları çekilerek gerekli tespitlerde bulunulmuştur. Ayrıca resmi kurumlarda ve kişisel arşivlerde yer alan, yararlı olabilecek evrak ve fotoğraflar elde edilmiştir. Son olarak Dilan Sineması ve diğer tarihi sinemalarda film izleyen ya da çalışan insanlarla görüşüldükten sonra gerekli bilgiler toplanıp değerlendirilmiştir.

Didem Şahin
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tasarım parametreleri geliştirmeye yönelik kullanıcı görüşlerinin ksd yöntemiyle değerlendirilmesi: Dicle Üniversitesi Mimarlık Fakültesi örneği

İnsanlar, hayatlarının çoğunu binalar içerisinde yaşamaktadırlar. Bir bina tarafından sunulan hayatın kalitesi ise binanın kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple binanın, fiziksel ve ruhsal gereksinimleri karşılayabilecek şekilde tasarlanması gerekmektedir. En geniş tanımıyla kullanım sonrası değerlendirme (KSD), bir objeye değer biçmek, objenin kullanımı ve tasarım parametrelerinin kullanım sonrasındaki durumu ile uyuşup uyuşmadığının analizi olarak ifade edilmektedir. Araştırmanın temel amacı; Mimarlık Fakültesi'nde öğrenim gören kullanıcıların (işlevsel, teknik, estetik) ihtiyaçlarının yeterli düzeyde karşılanıp karşılanmadığını KSD yöntemi kullanılarak ortaya çıkarmaktır. Bu sebeple, Dicle Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi'nin beş yapı bloğundan biri olan Mimarlık Fakültesi'nin zemin katı, 1. katı ve 2018-2019 öğretim yılında onu kullanan öğrencilerle sınırlandırılmıştır. Mimarlık Fakültesi binası KSD yönteminin sınırlılıkları içerisinde, araştırmacı KSD düzeyinde, işlevsel, teknik, estetik açıdan değerlendirilmiş ve kısa süreli KSD yararları kapsamında ele alınmıştır. Bu amaçla deneklere, yapıyı işlevsel, teknik, estetik açıdan değerlendirmelerine olanak veren anket soruları yöneltilmiştir. Araştırma bulguları, yapılan anketlerin SPSS 22 programında analizi sonucunda elde edilmiş ve fotoğraflarla desteklenmiştir. Ayrıca tespit edilen bu bulgular, daha önce yapılan tez, makale ve diğer yayınlar boyutunda ele alınıp çeşitli çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Bu araştırma mimarlık eğitimi açısından son derece önemli ekip, ekipmanın konumlandırılacağı mahallerin yeniden tasarlanması ve kullanıcı memnuniyetinin arttırılması için ileride yapılacak çalışmalara altlık oluşturabilmesi adına önem arz etmektedir.

Erhan Kayaalp
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki teknopark binalarının kullanım sonrası değerlendirmesi: Kullanıcı odaklı bir yaklaşımla bina performans analizleri

Türkiye'nin Silikon Vadileri ya da Teknoloji Geliştirme Bölgeleri olan Teknopark Alanları, ülkemizin kalkınmasında önemli roller üstlenmektedir. Ofis binalarının günümüzdeki yeni örnekleri olan teknopark binalarının sayıları ise bu alanlar içinde hızla artmaktadır. Bu çalışmada temel amaç, Türkiye'deki Teknopark alanlarındaki yapılı çevreler hakkındaki kullanıcı memnuniyet seviyelerini belirlemek ve gelecekte üretilecek bu çevrelerin tasarımları için rehber niteliğinde kullanılabilecek ölçütler dizisi oluşturmaktır. Ofis mimarisi tarihsel gelişimi, mekânsal organizasyonu ve özellikleri bakımından detaylı bir biçimde ele alınmıştır. Teknoloji geliştirme bölgelerinin (Teknoparklar) dünyadaki ve kısmen Türkiye'deki örnekleri tarihçeleri, organizasyon yapıları, planlama ve mekânsal özellikleri bakımından açıklanmıştır. Bu çalışma kapsamında bina performans değerlendirme modellerinden biri olan kullanım sonrası değerlendirme süreci kavramsal olarak açıklanmıştır. Türkiye'deki Teknopark Alanları; çevresel, tasarımsal, konfor koşulları, mimari yüzeyler, hizmetler, teknik altyapı, olanaklar ve sosyal donatılar gibi çeşitli özellikleri bakımından incelenmiştir. Bu çalışma kapsamında ülkemizdeki 21 ilde bulunan 23 Teknopark alanındaki (Teknoloji Geliştirme Bölgesi) 40 bina ve çevresi seçilmiştir. Kullanıcı memnuniyet seviyelerine ilişkin veriler, 1639 katılımcıya uygulanan anket tekniği ile elde edilmiş ve SPSS İstatistik Veri Analiz Programı ile çözümlenmiş ve özel bir matematiksel hesap ile değerlendirilmiştir. Çevresel özellikler bakımından üniversite yerleşmeleri içinde bulunan, gelişmeye uygun büyüklükte ve aktif ulaşım ağı üzerinde olan teknopark alanlarının kullanıcıları tarafından daha çok beğenildiği bulunmuştur. Kütle oranları ve güneşe göre konumları yüksek düzeyde beğenilen teknopark binalarının 2/5'inin estetik özellikleri bakımından beğenilmediği bulunmuştur. Özellikle yeşil alan düzenlemelerinin bulunduğu açık alanlara, açık avlu ya da açık teraslara yönlendirilen çalışma alanların kullanıcısı tarafından daha çok beğenildiği keşfedilmiştir. Tasarımsal özellikleri bakımından bu binaların birçoğu esnek ya da değiştirilebilir özelliklere sahip değildir. Bu binaların ortak iç mekânları ve ofislerinin çalışma verimini arttıran nitelikleri bakımından tasarımsal özelliklerinin yüksek düzeyde beğeni aldığı belirlenmiştir. Ancak iç mekân görüntüsü bakımından incelenen ofislerin yarısının, kullanıcısı tarafından beğenilmediği de saptanmıştır. Bu binalardaki iç mekânlar, konfor bakımından kullanıcısı tarafından beğenilmektedir. Sadece yapay havalandırmanın hiç bulunmadığı binalarda memnuniyet seviyesi düşmektedir. Mimari yüzeyleri bakımından çalışanlar binalarında kullanılan malzemeden genel olarak memnundur. Seçilen malzemenin niteliğinden çok, işçilik kalitesine yönelik düşük memnuniyet düzeyi dikkat çekmektedir. Verilen hizmetler bakımından kullanıcı memnuniyet düzeyleri orta seviyede olmasına karşın, teknik özellikler, olanaklar ve sosyal donatılar bakımından bu düzeyin oldukça düşük olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak Türkiye'deki teknopark alanlarının olumlu ve olumsuz yönlerinin belirlenmesine katkıda bulunan bu çalışma, gelecekte üretilecek bu tür alanların tasarımlarında dikkat edilmesi gereken noktaları vurgulamakta ve önerilerde bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Teknoparklar, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, Ofis Binaları, Kullanıcı Memnuniyeti

Büro binalarıBüro tasarımıBürolar+7
Hale Demir
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Divriği evlerinin biçim grameri ile incelenmesi

Bu tez çalışması kapsamında geleneksel Türk konut mimarisi içerisinde önemli bir değere sahip olan, Sivas'ın Divriği ilçesinde bulunan on üç Divriği Evi ele alınmıştır. Çalışmada Divriği geleneksel konut mimarisine dair bilimsel boyutta tanımlayıcı veriler elde edebilmek için Sivas Divriği evlerini biçim grameri metoduyla analiz etmek, evlerin mimari dilini belirli kurallarla ortaya koymak, düzenli bir şekilde yeniden yorumlamak ve bu mimari dilden türeyen yeni plan şemaları üretmek amaçlanmıştır. Yapılan tez çalışmasında bu geleneksel konutların plan şemaları biçim grameri metoduyla analiz edilerek, Divriği evlerinden türeyen yeni plan şemaları üretilmiştir. Çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; çalışmanın problemi, amacı ve önemi, çalışmanın kapsamı açıklanmıştır. İkinci bölümde; tez konusuyla ilgili daha önce yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde; çalışmanın materyal ve metoduna yer verilmiştir. Bu kapsamda çalışmanın materyalini oluşturan Divriği kenti ve Divriği evleri ele alınmıştır. Divriği kentinin fiziki, sosyal, tarihi yapısı, Divriği evlerinin genel özellikleri ve plan kurgusu ile ilgili literatür verileri sunulmuştur. Yine bu bölümde çalışmanın metodolojisini oluşturan biçim grameri ele alınarak; biçim gramerinin tanımı ve biçim grameri türleri ile ilgili literatür bilgileri verilmiştir. Ayrıca biçim grameri ile ilgili yapılmış örnek çalışmalara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde; Gülen Çağdaş (1996) tarafından Geleneksel Türk Evleri için geliştirilen biçim grameri çalışmasından yola çıkılarak, Divriği evleri için geliştirilen biçim grameri anlatılmıştır. Gülen Çağdaş (1996) tarafından geliştirilen bu biçim grameri kural setlerinin revize edilmesiyle oluşturulan kural setleri ve Divriği evlerindeki özel durumlar için yeni üretilen kural setleri tanımlanmıştır. Daha sonra Divriği evlerinin ana yaşam kat planları bu biçim grameriyle analiz edilerek, elde edilen veriler tablolar halinde sunulmuştur. Divriği evlerinden türeyen yeni plan şeması üretimi de bu bölümde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın beşinci bölümünde; geleneksel mimarinin sahip olduğu dilin, biçim grameri yardımıyla kolayca tanımlanabileceği ve bu dilden türeyen yeni evlerin üretilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Böylece geleneksel bir yöreye ait mevcut mimari dil gelecek kuşaklara aktarılabilecektir. Biçim grameri çalışmalarıyla elde edilen verilerin bilgisayar ortamına aktarılmasıyla, yeni üretim gerçekleştiren profesyonel sistemler geliştirmek mümkün olabilecektir. Bu profesyonel sistemlerin hem mimarlık öğrencileri hem de mimarlar tarafından gerçekleştirilecek tasarım ve çalışmalara bir altlık oluşturabileceği düşünülmektedir. Ayrıca geliştirilen bu uzman sistem sayesinde tasarım öncesinde, tasarımda ortaya çıkabilecek sorunların önlenerek, daha iyi tasarımlar yapılabileceği belirtilmiştir. Çalışmanın altıncı ve son bölümünde ise çalışma kapsamında kullanılan bütün kaynaklara yer verilmiştir.

Merve Hızar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Adıyaman halil bilgiç evi restorasyon ve koruma çalışması

Adıyaman kenti eski adıyla Hısnımansurun kuruluşu Emevi Devleti'nin son zamanına denk gelmektedir. Kentin yer aldığı bölge, başlangıcı tarih öncesi devirlere kadar uzanan antik bir yerleşim bölgesidir. Arkeolojik çalışmalar incelendiğinde bahse konu yerleşim bölgesinde, Paleolitik Dönemle beraber hayatın varlığına rastlanmıştır. Ancak kent merkezinde kale ve birçok anıtsal yapı gibi geleneksel evler de giderek yok olmuştur. Kent içinde çok az örneğinin kaldığı geleneksel Adıyaman evlerinden biri olan Halil Bilgiç Evi'nin ilk kez bilimsel olarak incelenmesi oldukça önemlidir. Bu çalışma Adıyaman İli, Kapcami Mahallesi, 19 Mayıs Çıkmaz Sokağında bulunan Geleneksel Adıyaman Evleri'ne ait sivil mimari özellikleri taşıyan Halil Bilgiç Evi'nin restorasyon öneri konusunu içermektedir. Yapı plan şeması, geleneksel yapı elemanları, süslemeli tavanları ve cephe düzeni ile özgün özelikler gösterir. Çalışma sürecinde yapının lazer tarama cihazıyla ölçümleri alınarak rölövesi çizilip fotoğraflanarak belgelenmiş, malzeme analizi yapılmıştır. Zaman içinde yapıda meydana gelen bozulmalar tespit edilerek hasar analizleri oluşturulmuştur. Plan ve mimari özellikler bakımından benzerlik gösteren diğer yapılar incelenmiş ve karşılaştırmalı çalışmalar yardımıyla iki dönem restitüsyon analizi geliştirilmiştir. Restorasyon projesinde ise, yapının korunması ve günümüzde kullanımı için gereken müdahaleler tespit edilmeye çalışılmış, tarihi ve mimari niteliklerine uygun yeni bir işlev geliştirilmiştir. Tez çalışması kapsamında, yapı için koruma yöntemleri belirlenerek, yapının Adıyaman kent ve sosyal yaşamını anlatan bir kültür evi olarak düzenlenmesi öngörülmüştür. Yapının en kısa zamanda da Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tescillenmesi önerilmiştir. Bu çalışma ile sürdürülebilir korumanın sağlanmasına yönelik olarak, mimari mirasın toplumsal amaca hizmet edecek yeni bir işlevle yaşatılması ve aynı zamanda varlığını sürdürmesinde bu çalışmanın yol gösterici olması hedeflenmektedir.

Burcu Görmez Eren
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ekolojik tasarımda 'form akışı izler' metaforu üzerine bir araştırma

Bu tez çalışması 100 yıl arayla form üzerine söylenen iki metaforik yaklaşımın birbiriyle olan temel benzerliklerini ve ayrılıklarını incelemektedir. Biri 19.yy sonunda Louis H. Sullivan tarafından söylenen 'Form İşlevi İzler' metaforu, diğeri ise 20.yy sonunda Sim Van der Ryn tarafından ortaya koyulan 'Form Akışı İzler' metaforudur. Endüstri Toplumunun henüz netleşmemiş ihtiyaçlarına odaklanan 'Form İşlevi İzler' metaforunun ortaya çıkışı araştırılmıştır. Beraberinde 'Fonksiyonalizm' akımını getiren bu metaforun dönemine olan etkisi Bauhaus Ekolü kapsamında incelenmiştir. Çevresel sorunlardan yola çıkarak Ekolojik Tasarım çerçevesinde 'Form Akışı İzler' metaforunun ortaya çıkması araştırılmıştır. İnsanlığın geçirdiği bilinç çağlarından başlayıp, doğadan ilham alarak tasarım yapma anlayışı ile Ekolojik Tasarımın nasıl şekillendiği açıklanmıştır. 'Form Akışı İzler' metaforu mimaride 'Akışkanlık' kavramını öne çıkarmış, ekolojik hesaplamalarda kaynak akışı ve atıkların akış takibi üzerinden tasarım kriterlerinin önemi belirtilmiştir. Akışkanlık kavramının Ekolojik Tasarıma olan etkileri beş örnek proje üzerinden araştırılmıştır. Sonuç olarak tez içerisinde anlatılan iki metaforun ortaya çıkış noktaları, benzerlikleri, ayrılıkları irdelenerek açıklanmış, tasarıma olan etkileri örnekler üzerinden değerlendirilmiştir.

Yasemin Aymelek
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal konutlardaki esneklik kavramına güncel yaklaşımlar

Bu tez çalışmasında, özellikle endüstri devriminden sonra hızlı bir şekilde büyüme yaşayan sosyal konut sektöründe kullanıcılar tarafından yaşanan "esneklik" ve "esnek olabilme / kalabilme" problemleri incelenecek, ve son yüzyılda bu problem karşısında üretilmiş çözüm olabilecek stratejiler incelenerek, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ki dönemden başlayarak sosyal konutlarda ki esneklik çözümleri dönemin başarılı mimarlarının tasarladığı projeler üzerinden aktarılıp, son olarak tezin konu başlığında "güncel" olarak tanımlanan zaman dilimi olan 1990 yılından günümüze kadar gelen süreçte uygulanmış ve ya tasarlanmış başarılı esnek sosyal konut projeleri ve metodolojileri incelenecektir. Birinci bölümde, sosyal konutlarda ki esneklik kavramına getirilen çözümleri yorumlayabilmek için konu hakkında ki problem belirlenmiş ve probleme sorular sorulmuştur. Çalışmanın amacı, kapsamı ve yapısı belirtilerek altyapısı netleştirilmiştir. İkinci bölümde, mimari tasarımda esneklik kavramı açıklanmaya çalışılmıştır. Esneklik kavramının tanımı ve esneklik kelimesi ile ilişkili kavramların açıklanması, mimaride esneklik ve bu esnekliği sağlayan aktörler olarak, konut, kullanıcı ve tasarımcının rollerinin ve birbirleri ile ilişkilerinin belirtilmesi, tasarımda esneklik kavramını etkileyen faktörlerin detaylandırılması ve esnek konut kavramının tanımının yapılması bu bölümde yer almıştır. Üçüncü bölümde, sosyal konutun tanımı içinde esneklik kavramının tarihsel anlamı ve sosyal konutların tanımındaki sorunsallar ve esneklik yaklaşımları ve esneklik kavramının sosyal konutlarda ki tarihsel gelişimini anlatabilmek için ise dört farklı döneme ayrılarak incelenmiştir. Dördüncü bölümde, 1990 yılından günümüze kadar olan süreçte ki başarılı projeler, Avrupa ülkeleri yoğunlukta olmak üzere, Dünya'nın diğer bölgelerinde ki başarılı projelere de yer verilerek esneklik kavramına yaklaşımları ve yansıtma şekilleri bakımından, çalışma içerisinde önceki bölümlerde yer verilmiş ve irdelenmiş esneklik stratejileri ve yöntemleri dikkate alınarak incelenmiştir. Beşinci bölümde, çalışma boyunca incelenen ve irdelenen esneklik kavramları ve esnek olduğu kabul edilen ve savunulan sosyal konut projeleri üzerinden, bu kavramın önemi, gerekliliği, artması ve geliştirilmesi hakkında değerlendirmeler ve sonuçlar yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Sosyal konut, esneklik, kullanıcı, uyumluluk, değişim, dönüşüm, mobilite, modüler, uyarlanabilirlik, çeşitlilik

Kaya Can Kızmaz
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel kimlik bağlamında Fikirtepe kentsel dönüşüm projesinin analizi

Bu çalışmada Fikirtepe'de yapılmasına başlanan kentsel dönüşüm projesinin detayları ve Fikirtepe halkının proje hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir. Kentsel dönüşümün sosyal amacı, bireylerin yaşadıkları ortamı daha sağlıklı ve daha güvenli standartlara ulaştırmak, sosyal gerilemeyi engellemek ve mahalleler arası farklılıkları azaltmaktır. Fikirtepe'de yapılmasına başlanan kentsel dönüşüm projesi her yönüyle sürekli gündemde kalmakta ve tartışılmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmada Fikirtepe'lilerin projeye ilişkin görüşleri anket yapılarak ölçülmüştür. 17 sorudan oluşan anket 100 kişiye uygulanmış ve sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Sonuçlara göre, Fikirtepe'de mülk sahibi olan (% 51) halkın % 68'i kentsel dönüşüm projesi için inşaat firmalarıyla görüşmelere devam ettiğini beyan etmiştir. Bu kişiler arasında sözleşme imzalayanların sadece % 38'inin projelerine başlanmıştır. Mahalle sakinlerinin % 62'si kentsel dönüşüme olumlu bakmaktadır. Kişilerin % 88'i kentsel dönüşüm projesi kapsamında ortak yaşam alanı istediklerini beyan etmişlerdir. Ankete katılanların % 29'u kentsel dönüşümle ilgili yasal mevzuat konusunda bilgi sahibi iken, % 30'u bilgi sahibi değildir. Kişiler kentsel dönüşüm tamamlandığında % 52 oranında mahalle algısının yok olacağını düşündüklerini beyan etmişlerdir. Proje sonrası mahalle sakinlerinin % 39'u Fikirtepe'de yaşamak istemediklerini belirtmişlerdir. Ankete katılanların % 73'ü proje öncesi komşularıyla olan ilişkilerinin çok iyi olduğunu belirtmiş, proje sonrası ise bu ilişkilerin zedeleneceğini düşünenler ise % 77'lik bir dilimi oluşturmuştur. Fikirtepe kentsel dönüşümün gerekliliğine inanlar % 69, projenin gündeme gelmesinden bugüne kadarki sureci olumlu karşılayanlar ise % 54'lik bir pay almıştır. Anket sonuçlarına göre, halk genel olarak projeden memmun ve umutlu görünmektedir. Bunun yanı sıra, inşaatına başlanan proje sayısı beklenenden çok daha azdır.

Mehmet Keşoğlu
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Ortaköy'de tarihi ahşap yapıların cephe analizi

Geçmiş dönemlerdeki kültürümüzün ürünü olan tarihi ahşap konutlar her geçen gün yanlış müdahaleler sonucunda özgünlüğünü kaybetmekte veya yok olmaktadır. Bu tür konutların korunma¬ları ve gelecek kuşaklara doğru bir şekilde aktarılmaları gerekmektedir. Bu da tarihi ahşap konutların doğru tespit ve farklı ölçeklerde detaylandırarak belgeleme çalışmalarının ya¬pılmasına bağlıdır. Bu tür çalışmalar yapıların korunmaları sırasında, uygulamaların doğru olabilmesi için belge niteliğin¬de olacaklardır. Tezin giriş bölümünde; çalışmanın amacı ve yöntemi ile ilgili izlenen metot açıklanmıştır. İkinci bölümünde; çalışma alanı olan Ortaköy ve yakın çevresinin tarihsel süreç içinde geçirdiği değişimler, anıtsal yapılar ve nitelikli yapılar ele alınmıştır. Üçüncü bölümünde; mimari doku genel özellikleri, Ortaköy'de belirlenen çalışma alanı içerisinde bulunan ahşap konutların kat adetleri, kullanım biçimleri, yapım sistemleri, özgünlük durumları ve konut tipleri incelenmiştir. Dördüncü bölümünde ise özgünlüğünü koruyan tarihi ahşap konutların envanter çalışmaları hazırlanmıştır. Konutların bütün cephe elemanları kendi içlerinde karakteristik özelliklerine göre tablolar halinde değerlendirilmiştir. Beşinci bölümde saptanmış olan tez sonuçları ele alınarak incelenmiştir.

Sedat Kaya
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de enerji etkin yapı üretimi için tasarım kriterleri

Kullanılan enerjinin çoğunun yenilenemeyen fosil kaynaklardan elde edildiği ve enerji ihtiyacının her yıl arttığı dünyada, bu ihtiyacı karşılayan fosil yakıt rezervi hızla azalmaktadır. Enerjinin yaklaşık yarısının yapılarda kullanılması ve karbon/petrol türevli enerji kaynaklarının çevresel zararları ve giderek tükenmesi göz önünde bulundurulduğunda, özellikle yapı sektöründe yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve mimarlıkta enerjinin etkin kullanımının önemi ortaya çıkmaktadır.Bu çalışmada, yapı sektörü bünyesinde enerji etkin yapı üretimi ile enerji kullanımının minimize edilmesini hedefleyen mimari tasarım ilkeleri belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında Türkiye'deki iklimsel farklılıklar dört makro iklim bölgesi çerçevesinde değerlendirilmekte ve araştırma buna dayandırılmaktadır.Bu tez çalışması yukarıda açıklanan iklimsel bölgeler bağlamında, yapılarda enerji kullanımını minimize etmek için, makroklimatik ve mikroklimatik özellikler analizinin yapılması sonucunda, enerji etkin yapı tasarlamaya yönelik kriterlerin belirlenmesini amaçlamaktadır.Tez, dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, problemin tanımı, araştırmanın amacı, kapsam ve yöntemi irdelenmiştir. İkinci bölümde, enerji başlığı altında özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarının önem ve gelişim sürecine değinilmiştir. Bu bağlamda enerji ile yapı sektörü ilişkilendirilmiştir. Mimarlıkta enerji kullanımının önemi ve sürdürülebilirlik kapsamında gerekliliği konusu tartışılmaktadır. Üçüncü bölümde enerji etkin yapı tasarımında makroklimatik ve mikroklimatik belirleyiciler saptanmıştır. Bu belirleyicilerin, bina tasarımına nasıl bir yön vermesi gerekliliği irdelenmiş; iklimsel verilerin optimizasyonuna yönelik ve enerji etkin yapı tasarım önerileri belirlenmiş, gerekli görülmesi durumunda enerji etkin sistem entegreleri önerilmiştir. Dördüncü bölümde, üçüncü bölümden elde edilen veriler ışığında mimar ve tasarımcıların sorumluluğunda kullanılıp, yapılara entegre edilebilecek işlevsel, enerji etkin bir yapı tasarım tablosu oluşturulmuştur. Enerjinin etkin kullanılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.Çalışmanın yöntemi, enerji ve mimarlık ilişkisini kapsayan literatür araştırması ve analizi, bu bağlamda oluşturulan, morfolojik tablodur.Anahtar Kelimeler: Yenilenebilir enerji kaynakları, Sürdürülebilir mimarlık, Pasif sistem, Enerji etkin yapı tasarımı

Enerji etkin yaklaşımEnerji kaynaklarıEnerji korunumu+6
Elçin Kadiroğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihsel süreçteki mimari katmanlaşmanın kent kimliği oluşumuna etkileri: Stratonikeia antik kenti – Eskihisar köyü

Herhangi bir nesnenin, olgunun veya oluşumun bir kimliği olduğu gibi her kentinde kendisine ait kimliği bulunmaktadır. Bu kimlik, onları diğerlerinden farklı kılarak, bütünün içerisinden sıyrılmalarını sağlamaktadır. Kentlere özgün nitelikler kazandıran, bu niteliklerin oluşumunu, gelişimini ve değişimini etkileyen faktörler de her kent için ayrışmaktadır. Bu tez çalışmasında; kentin kimliği ile ilişkili kavramlar, Stratonikeia Antik Kenti – Eskihisar Köyü örneğinde özelleştirilmiş, okuyucuya aktarımı ve anlaşılabilirliği sağlanmaya çalışılmıştır. Tarihi geçmişi olan her kent süreç içerisinde gelişir, değişir ve dönüşür. Tarihi kentler, zaman içerisinde geçirdikleri her evrimin izlerini bünyelerinde katmanlar halinde barındırmaktadırlar. Katmanlar; kimi zaman silinerek, yıkılarak, yok edilerek; kimi zaman ise eklenerek, taşınarak ve çoğaltılarak kent gelişiminin bir parçası olurlar. Oluşan her mimari katman ile kente ve döneme ait olan kimlik de nesilden nesille aktarılmakta veya yok olmaktadır. Böylelikle çalışma tarihi kent, katmanlaşma, kimlik kavramlarını ve bu kavramların birbirleriyle olan ilişkisini sınırlar dâhilinde irdelemiştir. Tez çalışması kapsamında; çağlar boyunca birçok uygarlığın izlerini bünyesinde hala yaşatmakta olan Stratonikeia Antik Kenti – Eskihisar Köyü'nün değişim, dönüşüm ve evrimleri incelenmektedir. Kentte; Hellenistik, Roma, Bizans, Beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi yapıları iç içe bir yerleşim sergilemektedir. Bu sayede derin bir mimari katmanlaşmayı da bünyesinde barındırmaktadır. Çalışmada, kente ait olan mimari katmanlaşmanın farklı dönemlerdeki kent kimliği oluşumlarına hangi ölçülerde etki ettiği araştırılmıştır. Sonuç olarak; uzun süreçte meydana gelen dönemsel çeşitlilikle beraber fiziksel, tarihsel ve toplumsal değişim de irdelenmiş, katmanlaşmış yapının kimliğe olan belirgin etkileri ortaya konmuştur. Tez çalışması; katmanlaşmanın, kentsel kimlik oluşumuna etkisinin kaçınılmaz olduğunu ve olumlu-olumsuz bir şekilde kentin sahip olabileceği veya sahip olduğu kent kimliğine etkisini ortaya koymaktadır.

Fatma Nur Yıldırım
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Koruma ve restorasyon uygulamalarına "Verimlilik" bağlamında bir yaklaşım

Koruma olgusunun temel amacı; insanlığın ortak değeri olan kültür varlığının gelecek nesillere mümkün olduğunca özgün hali ile ulaştırılmasıdır. Bu hedefe ulaşmanın, her yapının korunma durumuna göre de değişebilecek, çeşitli metotları vardır. Restorasyon bu metotlardan sadece biridir ve kültür varlığına müdahalenin, bir operasyon gibi, en üst düzeyde olduğu durumdur. Her operasyon gibi riskler barındırır ve temkinli olunmalıdır. İşte bu risklerden korunmak amacıyla "verimlilik" kavramına başvurulmuştur. Verimlilik burada, operasyon risklerinin azaltılması adına, koruma ve restorasyon uygulamalarının olabildiğince az müdahale ile sonuçlandırılarak, kültür varlıklarının özgün değerlerinin korunmasını ifade etmektedir. Çalışmanın amacı, koruma gerektiren ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan yapıların restorasyonunda geleneksel yaklaşımlara alternatif veya destekleyici yenilikçi yöntemlerin kullanımının olumlu etkilerini araştırmaktır. Bu potansiyeli ortaya çıkarmak için, mimari restorasyon çalışmalarında disiplinler arası etkileşimden yararlanan bir yaklaşımın tercih edilmesiyle daha verimli sonuçlar elde edilebileceği hipotezinden hareket edilmektedir. Bu şekilde, koruma ve restorasyonda yenilikçi yaklaşımların kullanımının olumlu bir etkisi olabileceği üzerine bir öngörü bulunmaktadır. Çalışmada restorasyon kuramı ve verimlilik yaklaşımından yola çıkılarak geliştirilen değerlendirme metodu, yurt içinden ve yurt dışından seçilen beş örnek üzerinden analize tabi tutulmuştur. Vaka analizine örnek olarak seçilen bu eserler restorasyon öncesi korunma durumlarının harabe olması ile ortaklaşan Almanya'dan Reichstag Parlamento Binası, İtalya'dan Siponto Bazilikası, yine Almanya'dan Bad Hersfeld Manastırı, İstanbul'dan Esma Sultan Yalısı ve Antalya'dan Kesik Minare'dir. Çalışmada, benzer koruma ihtiyaçlarına sahip yapıların restorasyon süreçlerinde, düzenli ve şeffaf bir yönetimle geleneksel ve yenilikçi yaklaşımların birleştirilmesinin etkili sonuçlar doğurabileceği, aksi takdirde ise etkili sonuç elde etmenin mümkün olmayacağı sonucuna varılmıştır.

Semih Şener
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çoklu kullanımın stadyum tasarımına etkileri

Çalışmada stadyumlarda çoklu kullanımın tasarıma etkileri ve kullanılabilirliği incelenmiştir. Stadyumların günümüzde tek amaçtan çok farklı etkinlikler için de kullanıldığı bir gerçektir. Durum böyle olunca ekonomik kaygılar tasarımı etkilemektedir. Çoklu tasarımda stadyumların kulüplere ekonomik olarak avantajları ve dezavantajları çalışmada incelenmiştir. Çalışmada sporun gelişimiyle ilgili Antik Yunan tarihinden başlanarak Eski Türk Devletlerinde, Osmanlı Devleti döneminde ve Rönesans Avrupası'ndaki beden eğitimi çalışmaları ayrıca incelenmiş olup olimpiyatlarda icra edilen sporlar ve bu sporlardan bazılarının kuralları ve uygulandığı mekân tipleri incelenmiştir. Stadyum tasarımında modernlik denildiğinde stadyumun seyirciye verdikleri konusunda yenilikler akla gelmektedir. Önceki yıllarda yapılan stadyumlarda çoklu kullanım olarak olimpiyatlarda da kullanılabilmesi için zemin ve tribünler değişmeden yalnızca koşu pistleri ve diğer yapılan eklemeler ve düzenlemeler göz önüne gelmektedir. Günümüzde stadyumların zemin değişimine uygun yapılıp farklı spor türlerine de hizmet vermesi gibi noktalar da amaçlanabilmektedir. Çalışmada çoklu kullanıma dair amaçlar, hangi kullanım çeşitlerine yönelik olabileceği ve günümüzde aktif olan stadyumlardan örneklerle bu konuda yapılanlar örnek olarak verilmiştir. Verilen örneklerde eski ve yeni tip stadyumlardan örnekler verilip her örnek belirli amaca yönelik olmaktadır.

Muhammet Demir
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Konut yapılarının biçimlenişinde biyofilik tasarım yaklaşımı: Sedat gürel evi üzerinden bir değerlendirme

Bu tez çalışmasında, insanların yaşamlarının büyük bir bölümünü geçirdikleri konutların biyofilik tasarım yaklaşımı ile tasarlanması gerektiği ve bu tasarım yaklaşımı ile tasarlanan konutlarda insanların psikolojik, sosyolojik ve biyolojik gereksinimlerinin pozitif yönde geliştiği varsayımı ele alınmaktadır. Biyofili terimi felsefe ve psikoloji alanlarından doğan bir kavramdır. Biyofili kavramı mimaride doğa ile yapılı çevrenin arasındaki ilişkiyi onarmak amacıyla çeşitli boyutlar ve yaklaşımlar ile karşımıza çıkmaktadır. Mimarlar için doğa her zaman ilham kaynağı olmuştur, tarih boyunca doğadan esinlenilen, doğadan izler barındıran çalışmalar yapılmıştır. Araştırma kapsamında günümüzde her geçen gün artan gelişmeler sonucunda doğaya saygılı yapı tasarımına verilen önemin artması gerektiğine değinilmektedir. Çalışmada, biyofili teriminin ortaya çıkışından başlayarak günümüz konut tasarımının biyofilik tasarım yaklaşımları ışığında tasarlanması gerekliliğinin üzerinde durulmakta, 1971 yılında inşa edilen Sedat Gürel Evinin bu tasarım yaklaşımlarını ne derece barındırdığının değerlendirilmesine yer verilmektedir.

Ayyüce Ilgım İstek
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yeniden işlevlendirilen cezaevlerinin Alois Riegl'in değerler çerçevesinde analizi

Farklı modernite tartışmalarının gerçekleştiği yüzyıl dönümü Viyana'sında sanat tarihçisi olan Alois Riegl, 1903 tarihli "Modern Anıt Kültü" metni ile koruma çalışmalarına önemli bir katkıda bulunmuştur. Modernitenin Aydınlanma'nın getirmiş olduğu rasyonalite temelinde bir sistem oluşturma anlayışı ile modernleşme sürecini tüm karmaşıklığı ve çelişkileri ile kabul etme anlayışı arasında salınması durumu, Riegl'in koruma alanındaki yaklaşımını etkilemiş görünmektedir. Riegl modernitenin kendi doğasında bulunan bu ikili anlayışı uzlaştırma yoluna gitmiştir. Hiçbir tekil örneği dışarıda bırakmayan bir değerler sistemi kurmuştur. Riegl'in yaşadığı 19. yüzyılda oluşmaya başlayan koruma kuramında parça parça bulunan değer anlayışını teorik bir bütünlük içinde sunarak koruma çalışmalarına yeni bir kanal açmıştır. Özellikle 1970'lere kadar, bir araya gelemeyen ikilikler ve dönemleştirmeler üzerinden kurulan sanat tarihi anlayışını, çok erken bir dönemde aşmıştır. Eski/yeni; ileri/geri, modern/geleneksel, vb. dikotomileri sorgulayarak bu kavramların aralarında dolaşmıştır. Bu sebeple de Riegl'in oluşturduğu "değerler teorisi" koruma alanındaki çalışmalarda bugün de etkisini göstermektedir. Bu çalışmada Riegl'in değerler teorisi çerçevesinde Türkiye'de yeniden işlevlendirilen cezaevi yapıları analiz edilmiştir. Türkiye'de şu anda kullanılmayan 380 cezaevi yapısının atıl durumda bulunuyor olması ve bu yapıların ileride yeniden işlevlendirilerek bulundukları bölgeye katkıda bulunabilme potansiyelleri sebebi ile cezaevleri olay çalışma olarak seçilmiştir. Bu çalışmada Türkiye'den seçilen farklı ölçeklerdeki cezaevlerinde Riegl'in değerler teorisi çerçevesinde hangi değerlerin ön plana çıkarak yeniden işlevlendirme ve koruma süreçlerinin gerçekleştiğinin analizi yapılmıştır. İncelenen örneklerde Riegl'in değerlerinden anımsatma değerinin ön plana çıktığını fakat bir yapının koruma sürecinde diğer değerlerin de devreye sokulması gerekliliği sonucuna varılmıştır. Atıl durumda olan hapishane yapılarının ileride gerçekleştirilecek koruma süreçlerinde hem yapıların toplumsal bellekteki yeri hem de fiziksel yapılarının devamlılığı açısından önemli olacak değerler teorisinin göz önünde bulundurulması önerilmiştir.

Cevriye Seda Alevdağ
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamusal alanların mekansal kalitesinin artırılmasına yönelik bir model: İstanbul Sadabad ve Maçka Demokrasi Parkı

Kamusal alanlar; statü, dil, kültür fark etmeksizin her insanın yan yana gelip kolaylıkla yer değiştirdikleri, kentle ilgili söz söyleyebildikleri gündelik rutinlerini sağladıkları, sosyalleştikleri alanlardır. Kamusal alanlar, kent hakkında fiziksel bilgiler sundukları gibi toplumun sosyal yapısına yönelik de bilgi vermektedir. Kamusal alanlar günümüz metropollerinde tanımının aksine artık tüm farklılıklara kucak açma anlayışını yitirmiştir. Toplumsal ayrışmalar anlamında, sınırlar koyup farklılıkların dahil olma problemiyle karşı karşıyadır. Bunun sonucunda birlikte yaşayabilme zorunluluklarının getirdiği gerilim problemine çözüm bulmak bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu bağlamda, değişimin getirdiği çözüm ihtiyacıyla açık kamusal alan olan parkları tekrar analiz ederek anlam, işlev, biçim bağlamında derinlemesine irdelemek tezin genel amacını oluşturur. Çalışma, açık kamusal alan olan parkları demokratik alan çerçevesinde, kentin çoğulcu karakterine uygun iletişim ve sosyalleşmeyi imkanlı kılan potansiyelleri oluşturarak toplumsal yabancılaşma sorunlarına önerilerle ele alınmıştır. Çalışmada; inceleme alanı olan Sadabad Parkı ve Maçka Demokrasi Parkının, cazibe noktası olması, güvenirliliği, konforu, erişilebilirliği, ulaşılabilirliği, kamusal alanlarda gerçekleştirilen aktivitelerin sıklığı ve çeşitliliği, alanın aktivitelere uygunluğu, temizliği gibi çevresel özelliklerinin yanında, kullanıcılarının demografik yapısı ile parkta gerçekleştirdikleri aktiviteler arasındaki ilişkiler ele alınmıştır. Açık kamusal alan olan parkların, toplumu yapılandırmadaki rolü ve kentteki yeri önemlidir. Bu bağlamda, kamusal alanların toplumsal bilinci artırarak farklı aktivitelerle sosyal etkileşimlere imkan sağlama rolü de çalışmada kamusal alanlar bağlamında ele alınan ana konulardan birisidir. Bu bağlamda; seçilen açık kamusal alanların kullanıcılarının bu parklarda hangi rutinleri oldukları, hangi tip etkileşimlere girdikleri ve bu alanların bu etkileşime ne kadar olanak verdiği araştırılmıştır. Yine çalışmada, parklar sadece mekânsal yönleriyle değil, toplumsal özellikleri de ele alınarak, açık kamusal mekânların toplum ilişkilerindeki rollerine de saptamak hedeflenmiş ve sonuçlar ortaya konmuştur. Kamusal alanları kalite anlamında iyileştirme yaklaşımıyla stratejik bir yöntem olarak kentsel tasarım rehberi oluşturulmuştur. Bu yeniden üretilen kentsel tasarım rehberi ve genel tasarım ölçütleri, farklı amaç ve ölçeklerde düzenlenmesi gereken rehberler için de kaynak olarak kullanabilir. Sadabad ve Maçka Demokrasi Parkının tarihçeleri, konumu, fiziksel ve işlevsel özellikleri araştırılmış aynı zamanda parkları kullanan kullanıcıların demografi yapısı ile kamusal mekânda ortaya koydukları etkinlikler arasındaki ilgileri analiz edilerek mekânsal kaliteyle olan ilişkileri çözümlenmiştir. Bu bağlamda mikro müdahale kavramı irdelenerek, literatürde kamusal alanlarda yenilikçi mikro müdahale örnekleri araştırılmış olup bu araştırma ışığında çalışılan alanlara öneriler getirilmiştir.

Seda Erdoğan
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal sürdürülebilirlik kavramının camiler üzerinden irdelenmesi

İslam dinin ibadet mekanı olan camiler, toplumun sosyal yapısını şekillendiren önemli unsurlardan biridir. Farklı disiplinlerde anlamsal, mekânsal, tarihsel ve sosyolojik bağlamda camiler üzerine birçok çalışma yapılmıştır ancak, günümüzde sürdürülebilir kalkınma perspektifinden bakıldığında, camilerin sosyal sürdürülebilirlik açısından oynadığı rol ve bu bağlamda nasıl değerlendirilebileceği yeterince ele alınmamıştır. Bu çalışma, sosyal sürdürülebilirliğin sağlanması ve ölçülmesine yönelik çalışmaları inceleyerek, toplumun ihtiyaçlarına uygunluk, kültürel mirasın korunması ve sosyal etkileşim gibi üç ana bileşeni içeren bir sosyal sürdürülebilirlik ölçüm çerçevesi oluşturmayı amaçlamaktadır. Ayrıca; bu çalışmanın bir parçası olarak, camilerin sosyal sürdürülebilirlik açısından nasıl değerlendirilebileceğini anlamak amacıyla bir anket çalışması gerçekleştirilmektedir. Bu anket, camilerin kullanıcıları ve gözlemcileri içeren geniş bir katılımcı kitlesine ulaşmayı hedeflemektedir. Elde edilen veriler, SPSS programı kullanılarak analiz edilmektedir. Bu verilerin sonuçları, camilerin sosyal sürdürülebilirlik açısından mevcut durumunu ve potansiyel iyileştirme alanlarını anlamak için önemli bir kaynak sağlayacaktır.

Sürdürülebilirlik
Elif Dilara Durmuş
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kullanıcı katılımı çerçevesinde meydan kavramı: Taksim Meydanı'nın değerlendirilmesi

Kamusal alanlar, toplumdaki herkesin ortak kullanımına açık, erişilebilir, farklı görüşlerin bir araya geldiği ve paylaşıldığı alanlardır. Bir şehirdeki kamusal alanlarda yaşanan tüm etkileşimler ve toplumsal ilişkiler, kentsel kültürün oluşumunu şekillendirir. Kent yaşamında, insanlar arasında en çok tercih edilen kamusal alanlardan biri meydanlardır. Tarih boyunca, şehir ve ulusal politika açısından meydanlar büyük bir öneme sahip olmuştur. Bu alanlar, sadece kent sakinlerinin ortak kullanımı için değil, aynı zamanda sosyal, siyasal ve ekonomik işlevler için de merkezi bir rol oynamıştır. Meydanların toplum ile siyasi iktidar arasında iletişim amacıyla kullanılan politik bir yapısı da vardır. Bu mekanlar, toplumsal belleğin bir ürünü olmak ile beraber geçmişin canlandırılmasında da etkili oldukları için baskın otoritenin değişim isteğinin amacı haline gelmiştir. Türkiye'nin açısından bakıldığı zaman değişimin en çok dikkat çeken kamusal alanı Taksim Meydanı'dır. Taksim Meydanı gerek konumu ve işlevi gerekse tarihsel süreçte kent kullanıcıların sesi olması bakımından oldukça önemlidir. Günümüzde kamusal mekân niteliğinin dışarısına çıkarak pek çok sınırlandırmanın getirildiği meydanı tasarlarken kamusal alanın tanımını unutmamak gerekir. Bu doğrultuda Taksim Meydanı'nın yeniden tasarlanma süreci de bu farkındalık ile yapılmalıdır. Taksim Meydanı için karar verilirken, tek taraflı bir süreç yerine halkında katıldığı bir ortam tercih edilmiştir. Bu doğrultuda Taksim Meydanı yarışması açılmıştır. Bu çalışmada Taksim Meydanı tasarımında katılımcı sürecin uygulanabilirliğine dair literatüre dayanarak çıkarımlar yapılmıştır.

Hafize Çakıroğlu
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat proje yönetiminde değer mühendisliği bilinci: Bursa ili kentsel dönüşüm projeleri

Günümüzde kalite ve maliyet dengesinin önemi, rekabetin yoğunlaştığı global piyasalarda hayati bir rol oynamaktadır. Firmalar, yüksek kaliteli ürün ve hizmetler sunarken maliyetleri de etkin bir şekilde yönetmek zorundadır. Yenilikçi yaklaşımlar ve verimlilik artırıcı stratejiler, bu dengeyi kurmada kritik öneme sahiptir. Yüksek maliyetli üretim sektörlerinden birisi olan inşaat projelerinde de maliyetin önemi, projenin başarısının temel belirleyicilerinden biridir. Maliyet etkinliğini ve kaliteyi sağlamak için inşaat projelerinde son yıllarda faydalanılan değer mühendisliği bilinci büyük önem taşımaktadır. Bu bilinç, inşaat projelerinde kaynakların en verimli şekilde kullanılması ve maliyetlerin düşürülmesi için değer mühendisliği ilkelerinin sistematik bir şekilde uygulanmasını içerir. Bu çalışmada, günümüzde mimar ve mühendislerin değer mühendisliği bilinci, Bursa ili kentsel dönüşüm projeleri bağlamında anket yöntemi ile incelenmektedir. Örneklem grubu Bursa ilindeki kentsel dönüşüm projelerinde çalışmakta olan mimar, iç mimar, peyzaj mimarı, inşaat mühendisi, elektrik mühendisi ve makine mühendislerinden oluşmaktadır. Bu çalışma ile Değer Mühendisliğinin bilinirliği ve uygulanabilirliği sorgulanırken kentsel dönüşüm projelerinde maliyet ve kalite dengesi için öneminin ortaya çıkartılması amaçlanmaktadır.

Derya Bakraç
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mimari tasarım sürecinde, eskizin önemini ve katkılarını yapay zekâ desteği üzerinden değerlendirmek

Bu çalışma, tasarım sürecinde eskiz kavramının tanımı, çeşitleri ve önemi üzerine odaklanmaktadır. Eskiz, tasarım sürecinde önemli bir araç olarak kabul edilmekte olup, tasarımcının düşüncelerini somutlaştırmasına, görselleştirmesine ve iletişimine yardımcı olmaktadır. Tasarımın her aşamasında kullanılan eskizler, yaratıcılığın görsel düşünme ve ifade edilme süreçlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca, geleneksel eskizlerin yanı sıra yapay zekâ destekli eskizlerin de tasarım sürecindeki rolünü incelemektedir. Geleneksel eskizlerin yerini alıp alamayacağı, tasarımın yaratıcılığına ve üretkenliğine katkı sağlayıp sağlamadığı, yapay zekâ ile üretilen eskizlerin tasarım sürecindeki rolü ve etkileri detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Bu bağlamda, yapay zekâ ile üretilen eskizlerin, tasarımcının yaratıcılığını ve üretkenliğini nasıl etkilediği, geleneksel eskizlerle karşılaştırıldığında avantajları ve dezavantajları neler olduğu incelenmektedir. Tasarım sürecinde yapay zekâ destekli eskizlerin kullanımının artmasıyla birlikte, tasarımın farklı aşamalarında nasıl bir rol oynadığı ve tasarımın yaratıcılığına nasıl katkı sağladığı da detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.

Gizem Seri Yeşil
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mimarlıkta değişim, süreklilik ve kimlik: Ankara, Atatürk Bulvarı örneği

Bu çalışma Ankara Atatürk Bulvarı'nı değişim, süreklilik ve kimlik kavramları üzerinden değerlendirmeyi ele almaktadır. Bu amaçla, söz konusu cadde üzerindeki binaların cepheleri incelenmiştir. Geçmişten günümüze mekânlar siyasi, toplumsal, kültürel değişimler sonucunda yeniden inşa edilmişlerdir. Mimari yapılar, kentin kimliği olmakta ve kentin birçok dinamiği, dönüşümü hakkında bilgi vermektedir. Cepheler, günümüzde değişimin bir anlamda yansımasıdır. Türkiye Cumhuriyet'inin kurulması ile birlikte ulus-devlet anlayışı devlet politikalarına hâkim olmuş ve kentler ulus-devlet politikaları bağlamında değişime uğramıştır. Ankara, başkent olması sebebiyle ulus-devlet politikalarının vücut bulduğu ve kentleşmenin öncüsü olmuştur. Atatürk Bulvarı, ulus-devlet anlayışı ile şekillenen ilk merkezlerden biri olup bulvardaki cepheler bu oluşan yeni kimlik hakkında bilgi vermektedir. Bu yüzden çalışmada Atatürk Bulvarı'nda inşa edilen yapıların cephe analizleri yapılmış, elde edilen veriler "değişim, süreklilik ve kimlik" kavramları üzerinden değerlendirilmiştir.

Nurşah Karan
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mimari yapıların Mimarlık ve dil ilişkisi üzerinden okunması; Tarihi Yarımada Alay Köşkü Caddesi

Mimarlık yalnızca fiziksel mekânın biçimlenişinden değil aynı zamanda toplumsal değerlerin, ideolojilerin ve tarihsel sürekliliğini görünür kılındığı bir dilsel üretim alanıdır. Yapılar, tıpkı dilin sözcükleri gibi, cephe düzenleri ve bezemeleri aracılığıyla anlam taşıyan, mesaj üreten ve kentsel belleğe katkıda bulunan göstergeler bütünü olarak okunabilir. Bu çalışmada İstanbul Tarihi Yarımada'da yer alan Alay Köşkü Caddesi üzerindeki 22 adet yapı Günther Fischer'ın "Mimarlık ve Dil" adlı eserinde ortaya koyduğu sentaktik, semantik ve pragmatik çözümleme yaklaşımı çerçevesinde incelenmiştir. Çalışma da ilk olarak cadde metne dönüştürülmüş, sonrasında tarihi yapılar cepheleri, bezeme unsurları ve mimari detayları üzerinden ayrı ayrı, günümüz yapıları ise bütünsel bir okuma ile dizilimsel (sentaktik), anlamsal (semantik) ve yararsal (pragmatik) kriterler altında değerlendirilerek çizimler ve tablolar oluşturulmuştur. Elde edilen veriler ışığında göstergebilimsel okumaları yapılan tüm yapılar karşılaştırmalı bir tablo altında değerlendirilmiştir.

Müjgan Bacaksız
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Deprem sonrası toplu konutların sosyal sürdürülebilirlik bağlamında değerlendirilmesi: Adıyaman İndere toplu konutları

Bu çalışma, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası Adıyaman İndere bölgesinde inşa edilen TOKİ toplu konutlarının sosyal sürdürülebilirlik bağlamında değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Afet sonrası üretilen konutların yalnızca fiziksel barınma ihtiyacını karşılaması yeterli görülmemekte; aynı zamanda sosyal bütünleşme, kültürel uyum, toplumsal etkileşim ve yaşam kalitesi gibi sürdürülebilirlik unsurlarını da kapsaması gerekmektedir. Araştırmada, sürdürülebilirlik kavramı çevresel, ekonomik, kültürel ve özellikle sosyal boyutlarıyla ele alınmıştır. Bu kapsamda nitel ve nicel veri toplama yöntemleri birlikte kullanılmış; saha araştırmaları kapsamında anket ve derinlemesine görüşmeler yoluyla kullanıcı memnuniyeti, aidiyet duygusu, güvenlik algısı ve sosyal etkileşim gibi değişkenler analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, Adıyaman İndere TOKİ toplu konutlarının sosyal sürdürülebilirlik ilkelerini sınırlı ölçüde karşıladığını göstermektedir. Konutların mekânsal organizasyonu ve kullanıcı ihtiyaçlarıyla uyumu sosyal yaşamı doğrudan etkilemektedir. Bu bağlamda çalışma, afet sonrası konut üretiminde yalnızca yapısal güvenliğin değil, aynı zamanda uzun vadeli, yaşanabilir ve toplumsal iyileşmeyi destekleyen mekânların önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, benzer projeler için sürdürülebilir mimari tasarım kriterlerine dayalı öneriler sunulmuştur.

Afet konutlarıKültürel kimlikSürdürülebilirlik+1
Özge Özçakmakçı Bozkurt
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı dönemi vakıf eserlerinin onarım süreçlerinin irdelenmesi: İzmir-Kemeraltı camileri örneği

İslamiyet'in doğuşundan itibaren İslam toplumlarında etkin olan vakıf sistemi günümüze dek gelişerek devam etmiştir. Vakıf sistemiyle, karşılık beklemeden ve süre sınırı olmadan hayır yapılması amaçlanmıştır. Osmanlı Dönemi'nde de etkin olan bu sistem birçok kamusal yapının inşasına olanak tanımıştır. Osmanlı Dönemi'nde bireysel olarak inşa edilen vakıfların onarımları toplumun sorumluluğunda gerçekleştirilmiştir. Bu anlayışla inşa edilen ve onarılan camiler; Cumhuriyet Döneminde Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün mülkiyetine bırakılmış; taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmiş ve korunması amaçlanmıştır.Günümüzde Osmanlı Dönemi camilerinin korunmasına ilişkin çalışmalar Vakıflar Genel Müdürlüğü ve ilgili Vakıflar Bölge Müdürlüğü sorumluluğunda; Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları kontrolünde (Koruma Uygulama ve Denetim Büroları haricinde); hizmet sektörü tarafından gerçekleştirilmektedir. Yasal düzenlemelerle belirlenen sınırlar içerisinde, üç farklı alandaki aktörlerin gerçekleştirdiği çalışmalar, onarım ve koruma sistemini oluşturmaktadır.Çalışma kapsamında onarım sistemi, uygulamaya dayalı olarak uygulamalar öncesi süreç, uygulamalar süreci, uygulama sonrası süreç olmak üzere üç başlıkta irdelenmiştir. Osmanlı Dönemi Kemeraltı camilerine ilişkin olarak 1965-2011 yılları arası koruma adına gerçekleştirilen işlemler incelenmiş, onarım sisteminin aksayan/işlemeyen yönlerine ilişkin çıkarımlarda bulunulmuştur. Sonuç olarak Kemeraltı camileri özelinde yapılan bu çalışmayla Osmanlı Dönemi vakıf eserlerinin korunması konusunda yapılacak çalışmalara, Kemeraltı camileri özelinde mevcut olmayan nitelikte bir kaynak oluşturulması hedeflenmiştir.

CamilerOsmanlı mimarisiİzmir-Kemeraltı
Mine Taşkaya Dönmez
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Muğla kent merkezi geleneksel dokusunun araştırılması: Muğla-merkez, Ula ve Yeşilyurt evlerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi

Muğla, Türkiye'nin güneybatısında yer alan, Ege ve Akdeniz Bölgesi'nde toprakları olan bir ildir. Uzun kıyı şeridi olan Muğla'nın merkez ilçesinin denize kıyısı yoktur. Bu bakımdan kıyı ilçelerine göre, farklı fiziksel ve sosyo-ekonomik özellikler göstermektedir.Antik çağda Karia Bölgesi'nde yer alan Muğla, birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Bu bakımdan tarihsel süreçte burada yaşayan toplulukların farklı tarihsel ve kültürel birikimini taşımaktadır.Muğla dağlık bir bölge olduğundan, eski çağlardan beri yerleşimin çevre ile bağlantısı kopuktur. Demiryolu ve deniz ticaretinde gelişim göstermezken, kervan yolları üzerinde olduğundan ticaret etkinliğini sürdürebilmiştir. Muğla, özellikle Osmanlı Dönemi'nde dışarıyla bağlantısını zayıflatarak kendi içine dönük bir yerleşim durumuna gelmiştir.Muğla İli, Merkez İlçesi, diğer ilçelerinin yanında tarihi kent dokusunun yoğunluğu ve günümüze kadar yaşatılan gelenekselliği ile öne çıkmaktadır. Geleneksel Muğla Evleri, konut dokusunun damarları gibi organik gelişen ve yüksek bahçe duvarları ile sınırlandırılan dar sokakları, dik yokuşları, çıkmaz sokakları ile harmanlanarak çarpıcı bir tarihsel perspektif oluşturmaktadır.19. yy Muğla geleneksel konutlarının oluşumunda, iklim, topografya, sosyo-ekonomik etkenler önemli rol oynamıştır. Muğla Evi kavramını oluşturan Müslüman-Türk Evleri, doku bütününde çoğunluğu oluşturmaktadır. 19. yy ortalarında ve sonlarında yörede etkin olan Rum halkın Batı etkisindeki konutları da, yapı geleneğinde önemli bir yer tutar ve yüzyılın sonlarına doğru Müslüman-Türk evleri üzerindeki etkileri gözlenir.Muğla geleneksel konutları yalnızca kent merkezinde değil, benzer merkeze yakın yerleşimlerde de varlığını sürdürmektedir. Odak alan olarak seçilen Ula ve Yeşilyurt'taki evler incelendiğinde, her yerleşimin birbirinden farklı niteliklerinin konutlar yanısıra, belirli tip konutların doku bütünündeki dağılımı ve yoğunluğunda değişmelere neden olduğu gözlenmiştir.Muğla ve yakın çevresindeki yerleşimlerde tarihi çevre koruma politikalarının geliştirilmesi için var olan dokuların niteliklerinin algılanması, gerekli uygulamaların saptanmasında önemli bir adımdır. Muğla geleneksel dokusunun sürdürülebilir politikalarının geliştirilerek, çevre yerleşimlerle birlikte bütüncül korunmasının sağlanması gerekmektedir.

KorumaMuğla
Gözde Değer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel rüzgar kulesi aracılığıyla havalandırılan bir sınıf mekanının termal konfor açısından simülasyon yöntemi ile araştırılması: Trabzon örneği

Yapıların çoğunda kullanıcıların termal konforu büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, bir sınıf mekanının havalandırılması amacıyla tasarlanan rüzgar kulesinin mekana termal etkisi araştırılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çalışmanın amacı, kapsamı ve araştırma metodolojisi belirtilmiştir. Ayrıca konfor, enerji verimliliği, rüzgar kuleleri dahil pasif iklimlendirme ve hesaplamalı akışkanlar dinamiği ile ilgili genel bir bakış açısı sağlanmıştır. İkinci bölümde, çalışma kapsamında yer alan 11 adet rüzgar kulesi modeli tasarlanmış ve ANSYS programı ile simule edilmiştir. Üçüncü bölümde, elde edilen değerler rüzgar kulelerinin performanslarını ve oturma pozisyonunda kullanıcılar için termal konfor seviyesini tanımlamak için değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde, rüzgar kulesinin farklı fiziksel özelliklerinin hava akışı ve kullanıcıların termal konforu üzerindeki etkileri araştırılmıştır. En iyi sonuç, 0.5 m açıklığa sahip tek yönlü rüzgar kulesi modeli (MO0.5) ve zemin seviyesinde iç açıklığa sahip rüzgar kulesi (Konfigürasyon 1) ile elde edilmiştir. Sonuçlara göre, oturma pozisyondaki kullanıcıların baş ile göğüs seviyelerindeki ortalama hava hızı 1,17 m/s ve 1.75 m/s ile en düşük düzeylerde elde edilmiştir. Daha sonra optimize edilmiş model ile daha iyi termal konfor koşulu elde edilmiştir. Çalışma kapsamında Ağustos ayı iklimsel koşulları dikkate alınarak yapılan araştırmanın diğer yaz ayları koşullarında da yapılması ve elde edilecek sonuçlar neticesinde bu tekniğin modern sistemlerle bütünleştirilerek Trabzon'daki yapıların mimari tasarım süreçlerine dahil edilmesi önerilmektedir.

Rova Rabeharıvelo
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz'de bir mimari temsiliyet okuması: Hazinedarzâdeler'in imar faaliyetleri

Osmanlı Devleti'nde XVI. yüzyıldan başlayarak, Anadolu'nun birçok şehrinde idari, askeri ve ekonomik yönden güçlerini arttıran ayan aileler birer hanedanlık halini almıştır. Ayan ailelerin hakimiyet kurduğu bölgelerden biri de Karadeniz olmuş, XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren yarım asırlık bir süreçte Hazinedarzâde ailesinin egemenliği sürmüştür. Merkezi otoriteyle iyi ilişkiler kuran Hazinedarzâdeler, idari ve askeri başarılarının yanı sıra kurdukları vakıflar yoluyla, bölgenin ihtiyaçları ve halkın talepleri doğrultusunda birçok imar faaliyeti de gerçekleştirerek, bölgenin gelişiminde önemli rol oynamışlardır. Doğu Karadeniz bölgesindeki en büyük vakıflaşma hareketlerinden birini gerçekleştiren aile, çalışma kapsamında ele alınarak, inşa ettirdikleri büyük konaklar ve medrese, cami, mektep, çeşme gibi kamusal yapıların envanterinin çıkarılması ve ailenin inşa faaliyetlerinin konum, fiziksel yapı ve mimarileri üzerinden değerlendirilerek bir temsiliyet okuması yapılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda çalışma dört bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde çalışma alanının incelendiği dönemde içinde bulunduğu sosyal, ekonomik, kültürel durum ve aileye ait genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde Hazinedarzâde ailesine mensup bireyler hakkında bilgi verilmiş ve ailenin gerçekleştirdikleri imar faaliyetleri analiz edilmiş, inşa edildikleri dönem, konum ve mimarileri hakkında ulaşılan veriler sunulmuştur. Üçüncü bölümde, Hazinedarzâde ailesinin imar faaliyetlerine dair değerlendirmeler farklı başlıklar altında ele alınarak tartışılmıştır. Dördüncü bölümde tüm incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde çalışmanın sonuçları ortaya koyulmuştur.

Merve Yavru
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon ili tarihi Hasan Paşa (Askeri) Hamamı restorasyon önerisi

Tarihi çevrenin korunması ve sürdürülmesi, kültürün sürekliliğini sağlamakla birlikte toplumun mimari, teknik ve estetik olgunluğunun da göstergesi olarak kabul edilmektedir. Tarihi çevre içerisinde yer alan hamam yapıları yıkanma kültürüne hizmet etmekte aynı zamanda özel şemaları ve yapım teknikleri sayesinde kültür varlığı olarak kabul görmektedir. Çağımızın değişen yaşam tarzı ve hızı, yıkanma kültürünü de etkilemekte ve değiştirmektedir. Bu kültüre hizmet eden hamam yapıları zamanla eski işlevini ve önemini kaybederek yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Terk edilen ya da uygun olmayan amaçlar doğrultusunda kullanılan hamam yapıları tarihi çevrenin niteliksizleşmesine neden olmaktadır. Yıkanma kültürünün geleceğe aktarılmasında önem teşkil eden hamam yapıları kültürel miras olarak tüm boyutlarıyla kavranmış ve benimsenmiş durumda değildir. Hamam yapılarının sahip olduğu nitelikleri öne çıkararak günümüz koşullarına adapte edilmesine ve yıkanma kültürünün gelecek nesillere aktarılmasına katkıda bulunma amacıyla ortaya konan bu çalışma, Trabzon İli, İnönü Mahallesinde yer alan Hasan Paşa (Askeri) Hamamı ile sınırlandırılmıştır. Çalışma; kavramların tespit edilmesi, belirlenen örnek üzerinden incelenmesi ve değerlendirme aşamalarından oluşmaktadır. Çalışma kapsamında birinci bölümde, çalışmanın amacı ve yöntemi, hamam yapılarının tanımı, tarihsel gelişimi ve mimari özellikleri kronolojik düzeyde ele alınarak incelenmiştir. Koruma sürecinden bahsedilerek, korumanın alt başlığı olarak değinilen yeniden kullanım hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, çalışma alanı olarak seçilen Hasan Paşa (Askeri) Hamamının analitik belgelemesi yapılarak, rölöve çalışması tamamlanmıştır. Yapıda görülen hasar türleri ve nedenleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde restitüsyon çalışmalarına altık oluşturması amacıyla tipolojik analojiye başvurulmuştur. Hamam hakkında yapılan literatür taraması ve tipolojik analojiden alınan veriler doğrultusunda dönemsel restitüsyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Hamam yapısının içinde bulunduğu durumun iyileştirilmesi ve çalışır hale getirilmesi için restorasyon kararları alınmıştır. Tüm bu çalışmalar değerlendirilerek sonuçlandırılmıştır. Çalışma hamam yapılarının değerinin anlaşılması ve yıkanma kültürünün gelecek nesillere aktarılmasında sürdürülebilirlik sağlaması açısında rol model teşkil etmeyi hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Hamam, Hasan Paşa (Askeri) Hamamı, Trabzon, Restorasyon

Merve Akçay
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Binaların tasarım stratejilerinin simülasyon optimizasyonuna dayalı olarak değerlendirilmesi: çok katlı konut yapıları toki örneği

Tez çalışmasında Türkiye'de bulunan mevcut binalarda 2020 yılından 2080 yılına kadar gelecek yıllardaki iklim değişikliğinin etkileri dikkate alınarak enerji tüketimlerinin ve CO2 salınımlarının azaltılması konusunda çalışılmıştır. Çalışmada Türkiye'nin üye olduğu kurum ve kuruluşların hükümlerini yerine getirmek üzere imzaladığı sözleşmelerdeki hedeflere ulaşabilmesi için, mevcut ve yeni inşa edilecek binalarda birincil enerji tüketimi, CO2 salınımı ve global maliyet açısından optimum bina kabuğu, mekanik sistem ve bina formu grubu tasarım parametreleri önerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu öneriler mevcut binalara aşamalı olarak onar yıllık dönemlerde uygulanmış ve etkileri simülasyon tabanlı optimizasyon kullanılarak incelenmiştir. Tez çalışmasının sonunda farklı iklim özelliğine sahip illerde yer alan binalarda aşamalı öneriler ile binalarda birincil enerji tüketimi ve CO2 salınımı azalmıştır. Çalışma ile Türkiye'de kısa ve uzun dönemlerde iklim değişikliğinin etkileri göz önünde bulundurularak binaların enerji tüketimini azaltabileceğini ortaya koyarak literatüre katkı sağlayan referans bir kaynak oluşturmuştur.

Kübra Sümer Haydaraslan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Metinsel mekanın göstergebilim bağlamında incelenmesi: Kar romanı

Mimarlık, kendini hem kuram hem de uygulamada gösteren disiplinlerarası özelliğe sahip bir daldır. Sorunlara çözümler üretmek zorunda olan mimar işleve uygun tasarım yapabilmek için felsefe, psikoloji, estetik, resim, edebiyat gibi çeşitli bilim ve sanat dallarından yararlanmaktadır. Bu disiplinler mimarlığı doğrudan ve dolaylı olarak etkileyerek mimarlık olgusunun gelişmesine katkı sağlamaktadır. Mimarlığın disiplinlerarası özelliği vurgulanarak mimarlık ve edebiyat arasındaki ilişkiyi inceleyen bu çalışmada her iki disiplinin ortak noktası olan mekân kavramı, göstergebilim kuramı aracılığıyla Orhan Pamuk'un Kar romanında geçen mekânlar üzerinden ele alınmıştır. Tez çalışması öncelikle edebiyat ve mimarlık ilişkisine değinmiş, bu iki disiplinin ortak öğelerini irdelemiştir. Ardından göstergebilim kuramının tanımı, tarihçesi, ilkeleri, kuramcıları ve yaklaşımları ele alınarak tezin kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Daha sonra tez kapsamında örneklem olarak seçilen Türk ve dünya edebiyatının önemli yazarlarından Orhan Pamuk'un hayatı, edebi kişiliği, eserleri, romanlarında işlediği mekân kurgusu ve Kar romanının bir özetine yer verilmiştir. Orhan Pamuk'un Kar romanında betimlenmiş ve yazar tarafından ön plana çıkarılan mimari mekânların yazınsal göstergeler kullanılarak göstergebilimsel okunması yapılmıştır. Bu mekânsal göstergelerin anlamlandırılması Ronald Barthes'ın dört başlıkta sınıflandırdığı göstergebilim ilkelerinden faydalanarak oluşturulan tablolar üzerinden çözümlenmiştir. Çalışmanın temel amacı, yazarın iletmek istediği iletinin romandaki mimari göstergeler aracılığı ile anlamlandırılmasının yapılmasıdır. Çalışma kapsamında bu mimari göstergelerin ne oldukları, metinde nasıl yer aldıkları ve belirlediği anlamsal çeşitliliklerin neler olabileceği araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mimarlık, Edebiyat, Göstergebilim, Orhan Pamuk, Kar Romanı

Sema Topaloğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mimarlık-ideoloji ilişkisi ve dini yapılardaki form analizi

Günümüz yaşantısının gelişimi ve değişiminin oluşum kaynağı bireyin sahip olduğu düşünsel boyutlarının artması ve bu yönde fikir üretimi oluşturmasıyla sağlanmaktadır. Bireyin düşünsel boyutlarıyla meydana gelen ideoloji kavramı, günlük yaşantımızda her alanda kendini gösterebildiği gibi mimarlık alanında da görülmektedir. Bu çalışma kapsamında; mimarlık ve ideoloji olgularının birbiriyle etkileşimi dini yapılar üzerinden incelenmiştir. Bu yöndeki dini yapılar üzerinden çalışma tercihinin sebebi ideolojinin toplum için olmasından kaynaklı olarak, belirli bir düşünceyi yapıyla ifade etmekte olan dini yapıların da benzer amacı göstermesinden kaynaklanmaktadır. Tezdeki amaç ise, Mimarlık-İdeoloji ilişkisinin dini yapılar üzerinden gösterildiği bu tez çalışmasında bilgilendirme sağlamak amacıyla belirlenmiş olan Tutucu fikir, Düzeltimci, İhtilalci ve Karşıt genel ideolojileri bazında 8'er örnekle incelenerek toplamda 32 yapı örneğinin form analizi ve değerlendirmesi karşılaştırmalı olarak yapılmıştır. Çalışma beş bölümden oluşup Genel Bilgiler bölümünde Mimarlık ve İdeoloji kavramıyla ilişkili olarak bilgilendirme sağlanmıştır. Yapılan Çalışmalar bölümünde örneklem grubu belirlenip, bu yapıların analizinde kullanılacak kriterler hakkında bilgilendirme sağlanmış ve analiz tablosu oluşturulmuştur. Bulgular bölümünde dört genel ideoloji başlığında gruplandırılan örneklerin analizi yapılmıştır. İrdelemeler bölümünde analizler sonucu elde edilen veriler derlenerek, örneklem grupları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Son olarak Sonuçlar ve Öneriler bölümünde analiz ve değerlendirmelere ait bilgi aktarımı vurgulanmış ve çalışmayla ilişki olarak öneriler aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mimarlık, İdeoloji, Dini Mimari, Tasarım, Form

Avrupa mimarisiBölgesel mimariDini mimari+7
Gökhan Yadigaroğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mimarlığın propaganda aracı olarak kullanımı: La Turquıe Kemalıste Dergisi örneği

Mimarlık pratiği, tarih boyunca iktidarların meşruiyetini sağlamada kullandığı bilgi alanlarının başında gelmektedir. İktidarlar tarafından sağlanan meşruiyetin propagandası yine mimarlık yoluyla yapılmıştır. Bu ilişki sayesinde modern dünyanın propaganda yöntemlerinden birine dönüşen ideolojik mimarlık, çalışmanın "Propaganda Kavramının Ortaya Çıkışı ve Tanımı" başlıklı bölümünde değinilen tanımlamalara göre şekillenmiştir. Mimarlık, batı dünyasında olduğu gibi Türkiye coğrafyasında da bir propaganda aracı olarak kullanılmıştır. Özellikle cumhuriyetin ilk yıllarında üretilen mimarlık, iktidarın ülkeye dair ideallerinin mekâna dönüşmüş hali niteliğindedir. Söz konusu dönemde ülkenin batıya modernleşme bağlamında tanıtımı için propaganda aracı olarak kullanılan araç La Turquie Kemaliste Dergisi'dir. Çalışmanın ana amacı ilgili derginin cumhuriyetin modern yüzünün tanıtımını yaparken mimarlığı propaganda aracı olarak nasıl kullandığını sorgulamaktır. Tarihteki örneklerden yola çıkarak mimarlığın propaganda bağlamında incelendiği çalışmada erken dönem Türkiye Cumhuriyeti iktidarının özellikle Ankara kenti üzerinden bir modernleşme propagandasını mimarlık aracılığıyla nasıl yaptığı araştırılmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde propaganda kavramının kuramsal alt yapısı ve kavramın sanat ve mimarlık gibi disiplinlerle ilişkisi tartışılmıştır. İkinci bölümde La Turquie Kemaliste Dergisi'nin tüm sayıları taranmış; propaganda ve mimarlık ilişkisi erken cumhuriyet Türkiye'si mimarlığı bağlamında incelenmiştir. Dönem iktidarının batıyı ikna ve kendini modernlik bağlamında kanıtlama kaygısı, La Turquie Kemaliste Dergisi özelinde kendine en kullanışlı propaganda aracı olarak mimarlığı seçmiştir.

Mehmet Atalay Yılmaz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00