Manisa Celal Bayar University
Discipline

Banking and Finance

Manisa Celal Bayar University

208

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Finansal okuryazarlık ve dijital okuryazarlık düzeyinin kripto para piyasası yatırımlarına etkisi: Uşak Üniversitesi örneği

21. yüzyılda bireyin ihtiyaçlarının artmasıyla orantılı gereksinimlerinin karşılanması amacıyla birçok yeni saha ortaya çıkmıştır. Bu alanlardan biri hiç kuşkusuz paradır. Takasla başlayan süreç sanal paralara dönüşerek devam etmiştir. Son yüzyılda gelişen dünyada oluşan finansal krizlerle birlikte (piyasa koşulları, halkın demografik yapısında) toplumda değişimler meydana gelmiştir. Değişimler neticesinde finans konusunda bireylerin gelişmesi gerektiği, bunu da finans ile alakalı kavramları öğrenme yani okuryazar olma durumu ön plana çıkmıştır. Yaşamı sürdürürken yaptığımız tüm (market alışverişi, kredi çekme, sanal piyasalarda al sat gibi) parasal aktiviteleri gerçekleştirirken hem okuryazar hem de finansal ve dijital okuryazar olunması durumunda kişinin finansal hedeflere ulaşmasına oldukça yardımcı olacaktır. Okuryazarlık kavramı bir kişinin yazılan bir kelimeyi veya cümleyi yazma, kavrama, anlama ve anlatma becerilerinin bütününden oluşmaktadır. Finansal ve dijital okuryazar olma durumu ise finansal ve dijital mecralarda geçen terimleri anlama, parayı yönetme, finansal kararlar alabilme ve dijital kaynakları doğru şekilde açıklama, yönetme, yorumlama, analiz etme gibi becerileri gerçekleştirebilmektir. Yapılan yüksek lisans tezinde, Uşak Üniversitesinde 214 sayıda öğrenciye anket uygulanarak bir örneklem oluşturulmuştur. Öğrencilere uygulanan anket sonuçları analiz edilmiş ve çeşitli testler yapılmıştır. Bu testler sırasıyla güvenilirlik, normallik, non-parametrik ve korelasyon testleri yapılmıştır. Öğrencilerin finansal okuryazarlık ve dijital okuryazarlık düzeylerinin kripto para yatırımlarına etkisi saptanmaya çalışılmış ve elde edilen veriler ışığında sonuçların kripto para piyasası yatırımlarına olan etkisi araştırılmıştır. Araştırmadan çıkarılan sonuçlara göre öğrencilerin bölümler açısından farklılık olmadığı, sınıflar açısından dijital okuryazarlık ve kripto para piyasası arasında anlamlı bir fark olduğu ancak finansal okuryazarlık ve kripto para piyasası arasında anlamlı bir fark olmadığı analiz edilmiştir. Cinsiyet finansal okuryazarlık ve dijital okuryazarlık arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Ancak, cinsiyet ile kripto para piyasası yatırım kararı arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu sonucuna varılabilir. Anahtar Kelimeler: Finansal okuryazarlık, Dijital okuryazarlık, Kripto para

Nurcan Güven
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Borsa İstanbul'da sürü psikolojisi incelemesi: Bankacılık sektörü örneği

Geleneksel finans teorileri kişilerin rasyonel olduğu düşüncesi üstüne kuruludur. Buna karşın yatırımcıların finansal tercihlerini etkileyen psikolojik faktörleri göz ardı etmektedir. Bu durumun tam tersini varsaymakta olan davranışsal finans disiplini ise yatırımcıların verdikleri kararlara ait süreçlerinin farklı psikolojik eğilimlerine sahip olduğunu ifade etmektedir. Davranışsal finans teorisi, geleneksel finans görüşünün, finansal piyasalarda rastlanmakta olan fiyat köpükleri ile bunun ardından yaşanacak çöküş ve krizleri açıklamada yetersiz kaldığı yerde, kişilerin rasyonel olmaktan uzaklaştığını ve sürü davranışı ortaya çıkararak piyasaların dengesini bozduğunu ortaya atmaktadır. Bu duruma bağlı olarak fiyat oynaklığının yaşanması ve yüksek kırılganlıkların meydana gelmesini savunmaktadır. Gerçekleştirilen bu çalışmada, Christie ve Huang (1995) tarafından geliştirilen, aynı endekste işlem gören hisse senedi getirilerinin yatay kesit davranışını analiz etmemizi sağlayan, getirilerin yatay kesit standart sapması (CSSD) metodu ve Chang, Cheng ve Khorona (2000) tarafından geliştirilen yatay kesit mutlak sapması (CSAD) modelleri kullanılarak, Borsa İstanbul Bankacılık sektöründeki sürü davranışı incelenmiştir. Covid öncesi dönem, Covid dönemi ve tüm dönem olmak üzere 3 ayrı dönemi kapsayan çalışmamızın sonuçları incelendiğinde, tüm dönem ve Covid öncesi dönemde her hangi bir sürü davranışına rastlanmazken, Covid döneminde sürü davranışının varlığı tespit edilmiştir.

Bankacılık sektörüBankalarBorsa+5
Gökçe Avbaz
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Afganistan ve Türkiye'de İslami finans sektörünün karşılaştırılması

Bu çalışmada temel amaç, Afganistan'da İslami bankacılık alanında tam teşekküllü tek banka olan Afganistan İslam Bankası ile Türkiye'de Katılım Bankacılığı sektörünün karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Bu amaçla Afganistan İslam Bankası ve Türkiye'de Katılım Bankacılığı Sektörünün 2018Q3- 2020Q4 dönemleri için finansal oran analizi yöntemiyle karşılaştırma yapılmıştır. Afganistan İslam Bankasına ait veriler, IBA(Islamic Bank of Afghanistan)'nın web sitesinden, Türkiye'de Katılım Bankacılığı sektörüne ilişkin veriler ise Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) internet sitesinden derlenerek oluşturulmuştur. Çalışmanın önemini Afganistan İslam bankası ile Türkiye'deki İslami finans sektörünün finansal rasyolarının karşılaştırılarak finansal performanslarında önemli farklılıklar olup olmadığının ortaya konulması oluşturmaktadır. Çalışmanın sonuçları Afganistan IBA(İslamic Bank of Afghanistan) İslami Bankasının cari oranının Türkiye'de katılım bankacılığı sektörüne göre daha yüksek olduğunu, Türkiye'deki katılım bankacılığı sektörünün ideal cari orana yakın olduğunu göstermektedir. Borç/özkaynak ve borç/varlık oranının Türkiye'deki katılım bankacılığı sektöründen daha iyi olması IBA'nın borçtan çok öz sermayeyi finanse ettiğini göstermektedir. Aktif karlığı ve özkaynak karlılığı açısından değerlendirildiğinde Türkiye Katılım Bankacılığı sektörünün IBA'dan varlıklarını yönetmede ve mevcut varlıklardan etkin gelir elde etmede daha iyi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

AfganistanKarşılaştırma yöntemiKarşılaştırmalı analiz+6
Mohammad Saber Frotan
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılıkta sermaye yeterliliğini etkileyen faktörler üzerine bir araştırma

Basel komitesi tarafından getirilen düzenlemelerin en önemli argümanı sermaye yeterliliğinin sağlanmasıdır. Finans sektöründe maruz kalınabilecek risklerin minimize edilmesi hususunda sermayenin yeterliliği ve niteliği büyük bir öneme sahiptir. Sermaye yeterliliği oranı ne kadar etkili ve verimli bir şekilde kullanılırsa bankaların etkinliği de o kadar artmaktadır. Bu çalışmada, sermaye yeterlilik oranı üzerinde etkisi olan bankalara özgü faktörler ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Sermaye yeterlilik rasyosunu etkileyen bağımsız değişkenler olarak, likidite oranı, toplam mevduat/toplam varlık oranı, net faiz marjı, toplam kredi/toplam aktif oranı ve takipteki kredi oranı alınmıştır. Bu amaçla 2010:Q1-2020:Q3 zaman aralığında 31.12.2021 tarihli aktif büyüklüğü verilerine göre sıralanmış ilk 10 mevduat bankasının üç aylık verileri araştırmanın değişkenlerini oluşturmaktadır. Araştırmanın modeli ise veri setine uygun olarak panel veri analizi şeklinde belirlenmiştir. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde sermaye yeterlilik oranını; likidite oranı ve toplam kredi/toplam aktif değişkenleri negatif yönde, toplam mevduat/ toplam varlık, takipteki kredi ve net faiz marjı pozitif yönde etkilemektedir.

Bankacılık sektörüBankacılık sistemiBankalar+3
Miyase Aydın
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal okuryazarlığın para yönetimi çerçevesinde incelenmesi: Ankara ili sağlık çalışanlarına bir uygulama

Küresel olarak yaşanan finansal krizler, salgın hastalıklar, teknolojinin gelişmesine paralel olarak çoğalan finansal araçlar, bireylerin finansal okuryazarlığa olan ilgisini artırmaktadır. Bireyler günlük harcamalarından yatırımlarına kadar her aşamada finansal bilgiye ihtiyaç duymaktadırlar. Bu nedenle bireyler finansal birikimlerini kontrol altında tutmak ve paralarını yönetebilmek için finansal okuryazar olmak istemektedirler.Aynı zamanda hane halkları, ülke ekonomileri ve finansal piyasalar açısından da finansal okuryazarlık önemlidir. Çünkü finansal sistemde bilgiye sahip olmak, bilgiyi etkili ve verimli kullanmak ülke ekonomilerinin gelişimine katkı sağladığı gibi finansal piyasaların da daha etkili kullanımını sağlamaktadır. Bu bağlamda finansal okuryazarlık; finansal piyasa içerisinde var olan riskleri değerlendirme, finans piyasasını anlama, parayı yönetebilme ve tasarrufları farklı alanlarda değerlendirebilme yetisidir. İlgili yazında finansal okuryazarlığın bireylerin ve toplumların refahına pozitif yönde katkı sağladığı görüşünün hâkim olması, bu konuya ilgiyi arttırmakta ve toplumun birçok kesimi için finansal okuryazarlık becerisinin araştırılmasını cazip kılmaktadır. Bu çalışmada, sağlık çalışanlarının demografik özelliklerinin finansal okuryazarlık ve para yönetme becerisini nasıl etkilediği ve finansal okuryazarlık algısı ile para yönetme beceri algısı arasındaki ilişki incelenecektir. Bu amaçla Ankara ili sağlık çalışanlarına anket uygulanmış ve sonuçlar değerlendirilmiştir.Buna göre sağlık çalışanlarının finansal okuryazarlık algısı demografik özelliklere göre incelediğinde cinsiyet, hanedeki kişi sayısı, aylık gelir, eğitim durumu ve haneye gelir getiren kişi sayısının anlamlı farklılaşma gösterdiği tespit edilmiştir. Para yönetimi algısı demografik özelliklere göre incelediğinde ise meslek grubu, hanedeki kişi sayısı, hane aylık geliri, eğitim durumu ve aylık gelirinin anlamlı farklılaşma gösterdiği tespit edilmiştir.Finansal okuryazarlık algısı ile para yönetme beceri algısının birbirine istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde etkisinin olduğu tespit edilmiştir.

Finansal okuryazarlıkFinansal yönetimPara+1
Nursel Çebişli
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankalarının ekonomiye katıkıları: Türkiye ve seçili ülkeler karşılaştırılması

Dünya hızla yaygınlaşan katılım bankacılığı, son yıllarda kamu bankalarının da faizsiz finans sektörüne girişi ile birlikte Türkiye‟de de gelişimini büyük bir hızla sürdürmektedir. Faizden uzak faaliyet gösteren katılım bankaları, İslami çerçevede finans sektöründe yer almakta ve diğer tüm bankalara bir alternatif niteliğinde bulunmaktadırlar. Ülke ekonomilerine ciddi katkıları olan bu kurumlar, insan yaşamından faizin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak ve faiz nedeniyle finans dünyasına katılmayan âtıl fonları sistem içerisine çekmeyi amaç edinmişlerdir. Bu tez çalışması, Türkiye ile seçilmiş ülkeler arasında karşılaştırmalı bir analize odaklanarak, katılım bankalarının ekonomik büyüme ve istikrarın sağlanmasında oynadığı önemli rolü incelemektedir. Ön bulgular, katılım bankalarının faize dayalı olmayan finansal modelinin, özellikle küresel finansal kriz dönemlerinde ekonomik istikrara önemli ölçüde katkı sağladığını ortaya koymaktadır. Bu bankalar, finansal kapsayıcılığı artırmada, sürdürülebilir kalkınmayı desteklemede ve ekonomik oynaklık karşısında dayanıklılığı artırmada çok önemli bir rol oynamaktadır. Ancak performans ve etki, farklı düzenleyici ortamlar, ekonomik gelişme düzeyleri ve kültürel faktörler nedeniyle ülkeler arasında farklılık gösterir. Bu çalışma, katılım bankacılığının ekonomik katkılarının kapsamlı bir şekilde incelenmesini sağlayarak mevcut bilgi birikimine katkıda bulunmakta ve böylece Türkiye ile diğer ülkeler arasındaki karşılaştırmalı çalışmalardaki boşluğu doldurmaktadır. Ayrıca, katılım bankalarının ekonomik büyümeyi ve istikrarı canlandırma potansiyelinin optimize edilmesine yönelik politika önerileri sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Katılım bankacılığı, finans sistemi, faiz, İslam

Ekonomik büyümeEkonomik etkiFaiz+4
Mohamed Moalim Mohamed
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Google trend arama hacim endeksi ile BİST 30 firmalarının getirileri arasındaki ilişki

Alphabet firması bünyesinde yer alan Google, Google arama motoru ile farklı konularda genel aramalar yapmak, Google finans ile finansla ilgili bilgi almak ve Google Akademik ile akademik çalışmaları takip etmek gibi birçok hizmeti kullanıcılarına sunmaktadır. Bu da Google'ın arama verilerini sınıflandırmasında uzmanlaşmış bir firma olduğunu göstermektedir. Alphabet firması, Google Trends hizmeti ile 2004 yılından beri kullanıcılara Google arama terimlerinin sorgulama hacmini ve bu hacimlerdeki zaman içerisinde meydana gelen değişimleri paylaşmaktadır. Bu çalışmada yatırımcı ilgisini temsil eden Google arama sayılarının paylaşıldığı Google Trends aramaları ile BİST 30 şirketlerinin fiyatlarındaki değişim arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Diğer bir ifade ile Google arama hacimlerinin ile pay fiyatları arasında karşılıklı bir etki olup olmadığı tespit edilmeye çalışılacaktır. Şirketlerin getiri verileri Investing internet adresinden, Google Trends verileri ise Google Trends internet adresinden temin edilmiştir. Araştırılan veri seti 2016 ve 2021 arasındaki aylık verilerden oluşmaktadır. Bu çalışmada, getiri ile Google Trends aranma sayısı arasındaki ilişki Panel VAR testi ile incelenmiştir. Yatay kesit bağımlılığı olup olmadığı Pesaran CD Testi ile incelenmiş yatay kesit bağımlılığı olduğu sonucuna ulaşılınca CIPS Birim Kök testi yapılmıştır. Hangi nedensellik testinin uygulanacağına karar vermek için homojenlik testi yapılmış ve değişkenlerin homojen olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan nedensellik analizi sonucunda Google Trends arama hacim endeksi ile firma getirileri arasında çift yönlü ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Borsa İstanbulDavranışsal finansEtkin piyasa teorisi+5
Çilem Yıldırım
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Banka finansal tablolarında sunulan muhasebe politikalarının Türkiye Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) açısından incelenmesi

Türkiye'de faaliyette bulunan bankaların, Uluslararası Muhasebe Standartları ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının Türkçeye çevrilmiş hali olan Türkiye Muhasebe Standartları(TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına(TFRS) uyum seviyelerinin tespit edilmesi amacıyla yapılan bu araştırmada ülkemizden Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu(BDDK) çerçevesinde 12 banka seçilmiş, bu bankaların finansal tablo setleri ve dipnotları incelenmiş ve TMS ve TFRS ilkelerine ne düzeyde uyum sağladıkları araştırılmıştır. Araştırma kapsamına dahil edilen bankalar BDDK'nın yayınlamış olduğu verilere dayanarak aktif büyüklüğüne göre sıralanmış en büyük ilk 12 kamu ve özel sektör bankalarıdır. Çalışmada faydalanılan veriler örneklemde bulunan bankaların 2021 yılı finansal tablolarıdır. Araştırma neticesinde çalışmada yer alan bankaların TMS/TFRS gerekliliklerine büyük bir oranda uyum gösterdikleri, banka finansal tablolarının sunuluşunda belirli bir formatın olmasının tablo kullanıcıları açısından kolaylıklar sağladığı, bankaların uluslararası alanda kabul gören standartlara büyük uyumu sonucunda da küresel anlamda uyumlu raporlama yapıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.

BankalarFinansal raporlamaFinansal tablolar+7
Muhammed Mustafa Öztürk
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemi krizinin Türk bankacılık faaliyetleri üzerine etkisi ve sektörün geleceğine dair öngörüler

Dünyada uzun yıllardır görülmeyen bir salgın hastalık türü olan Covid-19 ve sebep olduğu pandemi krizi, ortaya çıktığı andan itibaren insan hayatını hem sosyal hem de ekonomik yönden fazlasıyla etkilemiştir. Geçmişte yaşanan krizlerden çok sayıda ders çıkarmayı başarmış ve sistemlerini krizlere karşı daha dayanıklı hale getirmiş olan bankalar, küresel finans sistemini geniş çaplı etkileyen Covid-19 pandemi krizinden de yara almadan çıkmayı başarabilmişlerdir. Yaşanan kriz bankacılık sistemine yeni refleksler kazandırmış, kriz esnasında ve sonrasındaki süreçteki banka performanslarında kayda değer bir olumsuzluk yaratmamıştır. Türk Bankacılık Sektörü neredeyse her on yılda bir tekrarlanan ekonomik krizlere alışkın olsa da böylesi bir pandemi ile ilk kez karşılaşılması ve krizin hem küresel hem de yerel ekonomi ve finans çevrelerine olan etkilerinin kestirilememesi, sistemin çökeceğine dair ürkütücü senaryoların da beraberinde gelmesine yol açmıştır. Bu noktada her ülke krize karşı farklı önlemleri devreye sokarken, süreçte G-20 ülke ekonomileri yaklaşık %3,3 daralma yaşamış, Türkiye %1,8 büyüme oranı ile Çin ile birlikte büyüme ivmesini koruyan sayılı ülkelerden biri olmayı başarmıştır (SPK, 2020). Pandemi nedeniyle ani bir şekilde daralan küresel ticaret sonucunda fabrikalar bulundukları iş kollarına göre belirli sürelerle faaliyetlerini yavaşlatmak ya da durdurmak zorunda kalmış, turizm, sağlık, eğitim gibi hizmet sektörleri ve buna bağlı birçok alt iş kolunda yaşanan küçülme istihdam başta olmak üzere pek çok makroekonomik göstergenin bozulmasına neden olmuştur. Öngörülemeyen bu durum karşısında alınan sert tedbirler ticari aktivitenin keskin bir şekilde düşmesine sebebiyet vermiş, şirketler ve çalışanlar finansal edimlerini yerine getirememe ve temerrüde düşme riski ile karşı karşıya kalmışlardır. Bu ortam, içerisinde bankaları da barındıran finansal kurum ve kuruluşları, iş modellerini ve stratejilerini hızla yenilemeye, yeni koşullara hızlı bir şekilde adapte olmaya ve yeni riskleri yönetme becerisi kazanmaya zorlamıştır (KPMG, 2020). Merkez bankaları kriz süresince genel olarak birbirine paralel politikalar yürütmüş ve krizin etkilerini azaltmak adına likidite destekleri, varlık alımları, takas hatları, politika faiz indirimleri, kredi olanakları, vadeli finansman olanakları, döviz müdahaleleri, zorunlu karşılıklarda indirim ve sermaye ihtiyacının azaltılması gibi araçları kullanmışlardır. Kullanılan bu araçlarla krize karşı hızlı bir reaksiyon gösterilmiş, Covid-19'un piyasalar üzerindeki baskısı azaltılmaya çalışılmıştır. Ancak pandemi sürecinde yaşanan ikinci dalganın makroekonomik göstergelerdeki bozulmaları arttırması, ilk aşamada alınan önlemlerin etkilerinin sınırlı kaldığı gibi bir düşünceye de yol açmıştır (Şahin, 2021: 69-80). Bankalar insan aktivitesinin azaldığı bu süreci, dijitalleşmeye daha fazla önem vererek ve alternatif dağıtım kanallarının kullanımını arttırarak aşmaya çalışmıştır. Bu yüzden Covid-19 krizinin, bankalara dijitalleşmenin önemini daha iyi kavrama ve teknolojilerini geliştirme yönünde yeni bakış açıları da kazandırma gibi faydaları da olmuştur. Tüm bu etkiler göz önüne alındığında Türk Bankacılık Sektörünün süreçten dolayı yaşadığı değişimlerin ve bu değişimlere karşı aldığı önlemlerin daha iyi anlaşılması gerektiği düşünülmektedir. Bu nedenle Türk Bankacılık Sektörünün Covid-19 pandemi krizine nasıl bir reaksiyon verdiği değerlendirilmekte ve pandeminin Türk Bankacılık Sektörü mali yapısında yarattığı etkiler rakamsal boyutlarıyla ele alınarak, uygulanan politikaların mali yapıları ne derece koruduğuna dair tespitlerde bulunulmaya çalışılmaktadır.

Bankacılık sektörüBankalarCOVID 19+4
Erdinç Sarıkahya
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal yenilikler ve para politikası ilişkisi: Türkiye örneği

Son yarım yüzyılda, dünyada hızla artan ekonomik büyüme, küreselleşme ve finansal serbestleşme süreci yaşanmış ve ülke otoriteleri bu süreci para politikası araçlarıyla yönlendirmeye çalışmışlardır. Ekonomik büyümenin ihtiyaç duyduğu yatırımlar, finansal piyasalarda yaratılan fon fazlasıyla desteklenmeye çalışılmış, dolayısıyla finansal sektör hızla gelişim göstermiştir. Teknolojik gelişmelerin, artan rekabetin ve uygulanan para politikalarının etkisi ile finansal sektör, devamlı bir yenilik süreci geçirmiş ve finansal araç çeşitliliğini arttırmıştır. Ancak artan finansal yeniliklerin ekonomik ve sosyal kalkınma için sunduğu yeni fırsatların yanı sıra para politikaları üzerinde yaratacağı yeni zorluklar ve riskler de belirsizliğini korumaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de 2014:1-2022:4 arası dönem verileri kullanılarak finansal yenilikler ve uygulanan para politikası araçları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu kapsamda çalışmada, finansal yenilik göstergesi olarak kredi kartı kullanım hacmi, para politikası göstergesi olarak ise politika faiz oranı değişkeni kullanılarak Granger ve Todo Yamamato Nedensellik Testi uygulanmıştır. Her iki nedensellik testinden elde edilen sonuçlar, finansal yeniliklerden para politikasına doğru bir nedensellik ilişkisi olmadığını göstermektedir. Ancak yapılan Granger nedensellik test sonucuna göre, para politikasından finansal yeniliklere doğru tek yönü bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.

Finansal gelişmeFinansal krizFinansal yenilikler+1
Şerafettin Ararat
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal gelişme ile gelir eşitsizliği ilişkisi: Finansal Kuznets Eğrisi hipotezinin sınanması

Fon arz ve talep eden kesimleri bir araya getirerek ekonomik büyüme için kritik bir araç olarak tanımlanan finansal sektör, beşeri ve fiziksel yatırımları arttırmada vurgulanması gereken kilit bir unsurdur. Ancak, finansal sektör gelişimi aynı zamanda gelir dağılımı eşitsizliğini etkileyebilmekte ve bu etkiler de zaman içinde değişiklik gösterebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, ülkelerin finansal sistemlerinin geliştirilmesi için politikaların uygulanması büyük önem taşırken, aynı zamanda gelir dağılımında adaletin de gözetilmesi gerekmektedir. Kuznets'in ekonomik birimler arasındaki gelir dağılımı farklılıklarını açıklayan Kuznets Hipotezi, ekonomik büyümenin başlangıç aşamalarında gelir eşitsizliğinin arttığını, belirli bir büyüme noktasından sonra ise azaldığını belirtmektedir. Ekonomik büyümenin başlangıç aşamalarında gelir eşitsizliği söz konusudur, çünkü kaynaklar ve gelir dağılımı henüz karmaşık bir ekonomik yapının içindedir. Ekonomik büyüme orta aşamaya ulaştığında tasarruf oranları artar, ancak aynı zamanda gelir eşitsizliği de artar. Ekonomik büyüme devam ettikçe finansal piyasalara toplumun geniş kesimlerinden katılım olur ve bu süreçte gelir eşitsizliği azalır. Ekonomik büyüme ile gelir eşitsizliğini ele alan Kuznets Hipotezini finansal piyasa gelişimine uyarlayan Greenwood ve Jovanic (1990), Finansal Kuznets Hipotezini geliştirmişlerdir. Finansal Kuznets Hipotezine göre finansal gelişme ile gelir eşitsizliği arasında 'ters U' şeklinde bir ilişki bulunmaktadır. Bunun nedeni, finansal gelişmenin başlangıç aşamalarında gelir eşitsizliğinin artması, belirli bir eşikten sonra ise gelir eşitsizliğinin azalmasıdır. Finansal gelişmenin başlangıç aşamalarında finansal altyapı yetersizlikleri, bilgi asimetrisi ve finansal sisteme dahil olma maliyeti, finansal gelişmelerden yalnızca belirli bir gelir seviyesinin üzerinde olanların yararlanabilmesine imkan tanımakta ve bu durum gelir eşitsizliğinin artmasına neden olmaktadır. Finansal gelişme belirli bir eşik değerin üstüne çıktığında ise finansal erişebilirliğin getirisi olarak girişimcilik faaliyetlerinin ve finansal ürün çeşitliliğinin artması, buna karşın finansal piyasa aksaklıklarının ve kredi kısıtlamalarının azalması finansal gelişmelerden toplumun her kesiminin faydalanmasını sağmaktadır. Dolayısıyla gelir eşitsizliği azalmaya başlar. Bu çalışmanın amacı finansal gelişme ile gelir eşitsizliği arasındaki ilişkiden hareketle, Finansal Kuznets Eğrisi hipotezinin OECD ülkeleri için geçerliliğini sınamaktır. Çalışmanın amacı doğrultusunda gelir eşitsizliğinin göstergesi olarak gini endeksi ile bağımsız değişken olarak finansal gelişmenin göstergesi olan M2 para arzı, Finansal Kuznets Eğrisinin seyrini görebilmek amacıyla M2 para arzının karesi, kontrol değişkenler olarak ise kamu harcamaları, GSYİH büyüme oranı ve nüfusun büyüme oranı değişkenleri kullanılarak, 2002-2019 yılları arası yıllık verilere Esnek Genelleştirilmiş En Küçük Kareler Yöntemi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular, çalışmada ele alınan OECD ülkelerinde finansal gelişmenin ilk aşamalarında gelir eşitsizliğinin azaldığını, fakat belirli bir eşik düzey aşıldıktan sonra gelir eşitsizliğinin arttığını göstermektedir. Buna göre finansal gelişme ile gelir eşitsizliği arasında 'U' şeklinde bir ilişkiden söz edilmektedir. Ayrıca GSYİH büyüme oranı ve kamu harcamalarının gelir eşitsizliği üzerinde azaltıcı, nüfusun büyüme oranının ise arttırıcı etkisi görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Finansal gelişme, gelir dağılımı, panel veri analizi.

Gülşah Güler
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal derinleşmede bireysel emeklilik sisteminin rolü: Türkiye üzerine ampirik bir uygulama

Bireylerin emeklilik dönemlerinde, sosyal güvenlik sisteminin yetersiz kalması, yeni bir sosyal güvenlik sistemi arayışına girilmesine sebep olmuş, böylece bireysel emeklilik sistemi ortaya çıkmıştır. Bireysel emeklilik sistemi bu yönü ile sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı niteliğini taşımaktadır. Bu sistem, bireylerin çalışabildikleri dönemde elde ettikleri tasarrufları bireysel emeklilik fonlarına aktararak emeklilik dönemlerinde ek gelir sağlama fırsatı sunmaktadır. Bununla beraber, elde edilen bu gelir ile standartları yükselen bireyler yatırıma yönelebilmektedir. Böylece finansal aracıların ve finansal araçların çeşitlenip yaygınlaşması anlamına gelen finansal derinleşmeyi arttırabilmekte ve yatırımda bulunmak isteyen girişimciler ile bireysel emeklilik sistemi arasında fon transferi sağlanabilmektedir. Bu çalışma, Türkiye'de 2006Q4-2024Q1 arası çeyreklik verileri kullanılarak finansal derinleşmede bireysel emeklilik sisteminin rolünü araştırmaktadır. Bunun için çalışmada finansal derinleşme göstergesi olarak M2 para arzı ve bireysel emeklilik göstergesi olarak bireysel emeklilik katılımcılarının fon tutarı değişken olarak kullanılmış, bu değişkenler zaman serisi yöntemi olan ARDL sınır testi yaklaşımı ve Granger Nedensellik testi kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda BES fonlarının tutarındaki artışın, finansal derinleşmeyi artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Yapılacak olan devlet desteği ve teşvikleriyle BES'e olan katılım artacak bu da fonların artmasına neden olacaktır. Bu durumda finansal sisteme önemli ölçüde kaynak sağlayıp sistemin gelişmesine neden olacaktır. Böylece finansal derinleşme de artacaktır. Özetle BES'in artmasının finansal derinleşmeyi pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan Granger nedensellik test sonuçları da bu sonuçları destekler nitelikte olup BES'in finansal derinleşmenin Granger nedenseli olduğu görülmüştür.

Bireysel emeklilikFinansal gelişmeÖzel sosyal güvenlik sistemi
Gaye Ugun
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hisse senedi fiyatları ile finansal başarısızlık arasındaki ilişki: Borsa İstanbul-30 endeksinde yer alan imalat firmaları örneği

Bir şirketin finansal başarısızlığı, şirketin finansal yükümlülüklerini zamanında ödeyememe olasılığıdır. Finansal başarısızlık, şirketin iflası, yeniden yapılanması veya başka bir şekilde tasfiyesi ile sonuçlanabilir. Finansal başarısızlık riski, bir şirketin hisse senedi fiyatını etkileyebilecek önemli bir faktördür. Finansal başarısızlığı yüksek olan bir şirket, yatırımcılar tarafından daha riskli olarak algılanır ve bu da hisse senedi fiyatının düşmesine neden olabilir. Bu çalışmada, Borsa İstanbul-30 imalat sektöründe listelenen şirketlerin hisse senedi fiyatları ile finansal başarısızlıkları arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma, 2010-2020 dönemi için BİST-30'da yer alan 11 şirketlik bir örneklem üzerinde yürütülmüştür. Çalışmanın bulgularına göre, finansal başarısızlık riski ile hisse senedi fiyatları arasında uzun dönemli bir ilişki bulunmaktadır. Söz konusu durum finansal başarısızlık ile hisse fiyatlarının etkileşiminin kısa dönemde değil de uzun dönemde oluştuğunu göstermektedir. Çalışmanın bulguları, yatırımcılar için önemli bir ipucu sunmaktadır. Genellikle yatırımcılar bilanço sonuçlarını kısa dönemde fiyatlamaktadır. Çalışma sonuçlarına göre finansal başarısızlık durumu anında ortaya çıkan bir durum değildir. Hisse fiyatları üzerinde uzun dönemde bir etkileşim meydana getirmektedir. Finansal başarısızlığı daha yüksek olan şirketlerin hisse senetlerine yatırım yapmadan önce, bu şirketlerin finansal durumlarını dikkatlice değerlendirmeleri gerekmektedir.

Uluslararası finansal piyasalarYatırım finansmanı
Rahime Çelik
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kara para aklama operasyonları ve global finans sistemi üzerindeki etkileri

Dünya çapındaki gelişmeler, ekonomik faktörlerin önemini artırdı ve bu da insanların para kazanma ihtiyacını artırdı. Bu durum, insanları para kazanmak için hem yasal hem de yasa dışı yollar aramaya itmiştir. Bu noktada, özellikle yasa dışı eylemlerden elde edilen ve suç geliri olarak da bilinen kara paranın varlığı çok önemlidir. Kara para, yasa dışı bir şekilde kazanılan paradır ve ekonomiye dahil değildir. Kara para aklama, kara paranın yasal ekonomiye dahil edilmesi sürecidir. Para aklama, genel olarak az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde sıkça rastlanan bir suistimaldir. Bu ülkelerin ekonomik altyapıları daha zayıf ve henüz tam olarak gelişmemiş olduğu için, illegal gelirleri yasal gibi gösterme eylemlerine daha yatkındırlar. Günümüzde, özellikle organize suç örgütleri ve terörizmle bağlantılı gruplar tarafından sıklıkla kullanılan finans kurumları, bu illegal faaliyetlerde kritik bir rol üstlenmektedir. Bu tür yasa dışı işlemlerin engellenmesinde bankaların üstlendiği sorumluluk büyüktür. Teknoloji odaklı küreselleşmenin etkisiyle gelişen ticari, ekonomik ve mali piyasalar, finansal sistemlerin daha bütünleşik hale gelmesine yol açmıştır. Bu durum, bir ülkede meydana gelen değişikliklerin hızla diğer ülkelere sıçramasına ve ulusal finansal sistemlerin bağımsızlıklarını kaybetmesine neden olmuştur. Piyasaların karmaşıklığı, finansçılar için popüler bir konu haline gelmiş ve finansal sistemin bu karmaşıklığı yeni finans teorileri ve araçlarının geliştirilmesini teşvik etmiştir. Küreselleşme ile piyasalar daha kırılgan hale gelmiş, yatırımcıların ve finans teorisyenlerinin dikkati uluslararası finansal sistemlere yönelmiştir. Bu durum, ulusal ve uluslararası finansal sistemlerin detaylı bir şekilde incelenmesini gerektirmiştir. Artan duyarlılık, ulusal ve uluslararası finans sistemlerinin birbirleriyle daha bağlantılı hale gelmesine ve böylece piyasalardaki olayların geniş etkilere sahip olmasına neden olmuştur. Bu da, firmaların karşılaştığı riskleri çeşitlendirmelerine rağmen bazı risklerin hala devam etmesine yol açmaktadır. Finans teorisyenleri, riskleri sistematik ve sistematik olmayan risk olarak ikiye ayırır. Yüksek risklerin daha yüksek getiri beklentilerine yol açtığı bilinmektedir. Bu nedenle, yatırımcılar risk değerlendirmesi yaparken bu iki risk türünü ayırt etmelidir. Uzman portföy yönetiminde, sistematik risklerin dikkate alınması özellikle önemlidir çünkü bu tür riskler tüm varlıkları etkileyebilir ve şirketlerin kontrolü dışındadır. Sistematik risk, piyasa riski olarak da bilinir ve birçok farklı faktörden oluşur. Anahtar Kelimeler: Türk mali sistemi, Kara Para Aklama, Ekonomi, Türkiye, Finans.

Khadıja Amin
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve Gine hukuklarında mevduat kavramı ve mevduat sahiplerinin korunması

Bankalar, finansman ihtiyacı olanlar ile finansman kapasitesine sahip yatırımcılar arasında finansal bir aracıdır ve bu anlamda ekonominin de önemli bir itici gücüdür. Zira bankalarda toplanan mevduat veya farklı isimler adı altında toplanan fonlar üretime, istihdama ve neticede ekonominin gelişimine hizmet eder. Bu bazen kalkınma ve yatırım bankaları bazen ticari bankalar ve bazen de katılım bankaları yoluyla gerçekleşir. 1994-2003 yılları arasında Türkiye'de 25 banka yönetim sorunları, özellikle iç ve dış denetim zafiyeti gibi nedenlerle iflas etmiş ve bunun devlete geri ödeme maliyeti 41 milyar dolara mal olmuştur. 2011 yılında Gine'de bir banka iflas etmiştir. Bu durum Gine devletine 2017 yılında 2,2 milyon dolar tutarında bir geri ödemeye mal olmuş ve on bin civarında mevduat sahibinin(mudi) mağduriyeti söz konusu olmuştur. Bu iki ülkedeki ekonomik koşullara ve bankacılık düzenlemelerine bağlı olarak devletler, yalnızca olası bir iflastan kaçınmak, ekonomik bir denge sağlamak, mudileri korumak için değil, aynı zamanda mevduatları sigortalamak için de katı önlemler almışlardır. Bu bağlamda çalışmamızın konusu hem Türk hem de Gine banka hukuklarında önemli bir fon toplama yöntemi olan mevduat kavramını inceleyerek bankalara bu fonu temin eden mevduat sahiplerinin haklarını ve onları koruyucu hukuki mekanizmaları incelemektir. Bu iki ülkede yaşananlardan sonra olası mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi ve alınan tedbirlerin daha iyi anlaşılabilmesi için karşılaştırmalı bir çalışmaya ihtiyaç duyulmuş, bu sistemlerdeki koruyucu hükümlerin açıklanması, eksikliklerinin ortaya çıkarılması ve önerilerde bulunulabilmesi için bu karşılaştırmalı çalışmanın yapılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada, Gine ve Türkiye'deki mevduat kavramı, hukuki niteliği, mevduat türleri ve mevduat sigorta sistemleri ele alınarak birikimlerini banka mevduatına yatıran tasarruf sahiplerinin korunması meselesi ve bunun her iki ülke hukuk sistemi ve esasında ekonomisi açısından önemi ortaya konulmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Mevduat Kavramı ve Hukuki Niteliği, Mevduat Türleri, Mevduat Sahiplerinin Hakları ve Korunması.

Mamadou Falilou Sylla
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilikçi pazarlama uygulamalarının banka tercihine etkisinde algılanan faydanın rolü: Ampirik bir çalışma

Bankalar, müşteri ihtiyaçlarını karşılamak ve rekabetçi bir ortamda hayatta kalmak için yenilikçi olmak zorundadır. Müşteriler, günümüzde bilinçli hale gelmiş ve artan faaliyetlerle birlikte daha fazla ihtiyaç ve istekleri bulunmaktadır. Bankalar, bu ihtiyaçları karşılamak için çaba gösterirken, yenilikçi olmaları ve faaliyetlerini yenilemeleri gerekmektedir. Yenilikçilik, yeni ürünlerin, üretim sürecinin, pazarlama araçlarının ve kanallarının geliştirilmesi gibi farklı yönleri içermektedir. Bu nedenle, bankaların "Yenilikçi ol ya da öl" felsefesiyle hareket etmeleri önemlidir. Bu bilgiler doğrultusunda çalışma, yenilikçi pazarlama uygulamalarının sağladığı algılanan faydanın, müşterinin bankayı tercih etmesindeki rolünün incelenmesini amaçlamıştır. Bu araştırmada, verilerin toplanması için rastgele örnekleme metodu tercih edilmiş ve çevrimiçi anket kullanılmıştır. Geliştirilen modelin değerlendirilmesinde, öncelikle açıklayıcı faktör analizi yapılmış ve ardından modeldeki ilişkilerin gücünü ve etki düzeyini belirlemek için Korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarında, test edilen modelin kabul edilebilir bir uyum sağladığı gözlemlenmiştir. Araştırmada, banka tercihi ile algılanan fayda arasında iki yönlü pozitif ve en yüksek düzeyde (0.884) anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aynı şekilde, banka tercihi ile Yenilikçi Pazarlama Uygulamaları arasında da iki yönlü pozitif ve yüksek düzeyde (0.823) anlamlı bir ilişki gözlemlenmiştir. Algılanan Fayda ile Yenilikçi Pazarlama Uygulamaları arasında da iki yönlü pozitif ve yüksek düzeyde (0.871) anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Araştırmanın hipotezlerini test etmek için basit doğrusal regresyon analizi da kullanılmıştır. Analiz sonucunda F-testi olasılık (Anlamlılık) değerlerinin (p<0,05) anlamlı olduğu görülüp hipotezler kabul durumunda olduğu gösterilmiştir. Bu bulgular, müşterilerin banka seçiminde algılanan fayda ve yenilikçi pazarlama uygulamalarının önemli rol oynadığını göstermektedir.

Algılanan faydaBankacılık sektörüBankalar+5
Amro Saleh Saleh Jassar
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal gelişme ve Covid-19 pandemisinin gelir eşitsizliğine etkileri: G-20 ülkeleri üzerine bir uygulama

Finansal gelişme ve gelir eşitsizliği arasındaki ilişki merak edilen bir konu olarak sürekliliğini devam ettirmektedir. Finansal gelişme, hem ekonomik gelişmede hem de gelir dağılımı adaletinin sağlanmasında kilit nokta olarak görülmektedir. Bu maksatla çalışmanın temel amacı, finansal gelişme ve gelir eşitsizliği arasındaki ilişkinin varlığını tespit etmektedir. Bunun yanı sıra, çalışmanın amacına 2019 yılı sonlarında meydana gelen ve küresel bir etki yaratan Covid-19 pandemisi de dâhil edilerek gelir eşitsizliği üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın örneklemini G-20 ülkeleri oluşturmaktadır. Ülke grupları içinde yer alan Avrupa birliği çalışma örneklemine dâhil edilmemiştir. 19 ülkenin yer aldığı örneklemde, 1990-2021 yıllarının verileri kullanılmıştır. Veriler, panel veri analizine tabi tutulmuştur. Çalışma kapsamında oluşturulan modellerden elde edilen sonuçlara göre; finansal gelişme değişkenleri gelir eşitsizliğini etkilemektedir. Finansal gelişmede meydana gelen pozitif veya negatif etkiden gelir eşitsizliği de aynı ölçüde etkilenmektedir. Covid-19 pandemisinin dâhil edildiği diğer modele göre ise; pandeminin hem finansal gelişme hem de gelir eşitsizliği üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir.

Esma Ekici
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

UFRS 4'ten, UFRS 17 sigorta sözleşmeleri standardına geçişin mali tablolar üzerindeki etkisi

Oluşturulmuş tez çalışmasında UFRS 4 standardından UFRS 17 sigorta sözleşmeleri standardına geçişin, finansal tablolar üzerindeki etkilerinin incelenmesi esas alınmıştır. Birinci bölümde tezin amacı ve ortaya çıkış nedenine yer verilmiştir. İkinci bölümde sigorta ve sigortacılık muhasebesi ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde UFRS 17 sigorta sözleşmelerinin gereklilik nedeni ve ortaya çıkışı açıklanarak, UFRS 17'ye geçiş sürecinde, değişen yöntemler, uygulamalar, muhasebe hareketlerine yer verilmektedir. Dördüncü bölümde, değişen standart ile birlikte, yeni hesap planını yorumlanarak, etkileri incelenmiştir. Aynı zaman da aynı finansal verilere sahip olan bir sigorta şirketi üzerinden yeni ve eski mali tablo hesaplamaları yapılarak, finansal sonuçlar karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise mali sonuç, karar zarar durumunun etkileri yorumlanarak, yeni standartta oluşan bulgulara yer verilmiştir.

Finansal analizFinansal raporlamaFinansal raporlama standartları+3
Elif Ebcin
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Xu030 endeksinde yer alan hisselerin periyodik getirileri ile teknik analiz göstegeleri arasında karşılaştırma, geleneksel MACD değerleri ile kodlanmış parametreleri arasında getiri karşılaştırması

Bu çalışmanın amacı; finansal piyasalarda borsa (pay) senetlerinde yatırım yapmak isteyen bireysel veya kurumsal yatırımcıların yatırım kararları alırken kullandıkları teknik analiz indikatörlerinin XU030 endeksinde yer alan hisse senetleri üzerinde etkilerini incelemek olmuştur. Bu amaç doğrultusunda XU030 endeksinde yer alan hisselerin 2021, 2022 ve 2023 yılının ilk 4 ayındaki getirileri incelenmiştir. Hisselerin getirileri karşısında teknik analizde kullanılan teknik göstergelerden hareketli ortalamanın bir alt dalı olan Üssel hareketli ortalama ve Hareketli ortalamaların mesafesi olarak kullanılan iki adet gösterge kullanılmıştır. Hisselerin periyodik getirileri karşısında göstergelerin hangi parametreleri ile kombinasyon oluşturulduğunda en iyi getirileri elde ettikleri tespit edilmiştir. Hisselerin periyodik zaman parametrelerinde 30, 60, 120, 180 ve 240 dakikalık periyotları filtrelenmiştir. Hareketli ortalama teknik göstergesinde 50, 100 ve 200 parametreleri kullanılmıştır. MACD indikatöründe 9, 12 ve 26 parametreleri kullanılmıştır. Çalışmanın diğer bölümünde ise geleneksel teknik göstergelerin parametreleri üzerinde kombinasyon güncellemesi gerçekleştirerek daha iyi getiriler elde edilebilir mi olmuştur. Bu kapsam da elde edilen sonuçlar incelendiğinde MACD göstergesinde 34, 144 ve 9 parametreleri kullanarak geleneksel MACD değerlerinden daha iyi getiriler elde edildiği görülmüştür. Bu çerçevede finansal piyasalarda yatırım kararı verecek yatırımcıların, uygulama sonuçlarını değerlendirerek daha yüksek getirili yatırım fırsatları yakalayabilmektedirler.

BorsaFinansal piyasalarHisse senedi getirileri+5
Selman İzmirli
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1945-2023 yılları arasındaki küresel krizlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Dünya ekonomisi her zaman belli dönemlerde ekonomik istikrarsızlıklarla karşılaşmıştır ve bu istikrarsızlıklar dünya devletlerini etkileyen ekonomik krizler meydana getirmiştir. Bu yazıda, dünya genelinde yaşanan krizlerin Türkiye'ye olan etkisi ve Türkiye'deki krizler ele alınmıştır. Türkiye'deki krizlerin bazıları iç sorunlardan kaynaklanmış olsa da bazıları da uluslararası gelişmeler nedeniyle ortaya çıkmıştır. Türkiye'deki krizlerin sadece tek bir nedenle açıklanması doğru değildir, çünkü zaman zaman siyasi nedenler, zaman zaman arz-talep dengesizlikleri ve zaman zaman da bankaların tutumu gibi çeşitli faktörler rol oynamıştır. Bu tezde, çeşitli örnekler ve kriz türleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Türkiye, tarihinde birçok darbe görmüş ve bu darbeler sonrasında bazen krizlere sürüklenmiştir. Ekonomik krizlerin ortaya çıkmasında demokratik bir tutumun varlığı veya yokluğu da etkili bir faktördür.

Nurlan Mammadov
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılıkta risk yönetimi ve COVİD-19 pandemisinin Türk bankacılık sektörüne olası etkileri

İlk etapta Çin'in Wuhan şehrinde görülen covid-19 virüsü kısa bir sürede tüm dünyaya yayılarak başta sağlık sektörü olmak üzere tüm sektörleri sekteye uğratmıştır. Salgının etkilediği önemli sektörlerden biri de finansal sektördür. Dünya genelinde ülkelerin merkez bankaları genellikle para basarak piyasalara likidite desteği sağlamış, mevcut kredileri yapılandırmış, düşük faizli krediler ve sosyal yardımlarla hane halkı ve reel sektörü salgının olumsuz ekonomik etkilerine karşı korumaya çalışmıştır. Türkiye'de ise yine benzer şekilde finansal piyasaların lokomotifi konumundaki bankalar aracılığıyla kredi takip vadelerinin uzatılması, reel sektör ve hane halklarına mevduat bankaları üzerinden düşük faizli kredi verilmesi gibi uygulamalar hayata geçirilmiştir. BDDK tarafından covid-19 salgınının, piyasalar ve Türk ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltma amacıyla olağandışı önlemlere başvurulmuş, Yurtdışında faaliyet gösteren finansal kuruluşların TL borçlanıp döviz talebi yaratmalarının önüne geçmek amacıyla TL-YP swap işlemleri banka özkaynaklarının belli bir yüzdesi ile sınırlandırılmıştır. Kredi hacmini arttırma amacıyla aktif rasyosunun hesaplanış katsayılarında değişikliğe gidilmiştir. Bu çalışmanın amacı Covid-19 pandemisinin ve bu kapsamda hayata geçirilen düzenlemelerin bankacılıkta yer alan temel riskler üzerinden finansal tablolara olan etkilerini incelemektir. Çalışmanın ilk bölümlerinde risk yönetimi, sermaye düzenlemeleri ve sektörün maruz kaldığı risk çeşitleri incelenmiş, son bölümde ise virüsün etkin olduğu dönemde uygulanan mevcut düzenlemeler ve pandemi öncesi dönem ile pandemi sürecinde elde edilen sektör rasyoları karşılaştırılarak Türk bankacılık sektörünün maruz kaldığı etkiler tablo ve grafikler yardımıyla analiz edilmiştir.

COVID 19RasyolarRisk+2
Mehmet Vurgun
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

A study on the primary components of income: A case of Turkey

The objective of this study is to analyze the effects of social, economic, and individual factors on individual earnings. This research study is motivated by Becker's Human Capital Model and Mincer's studies on wage models. The empirical analyses are conducted on a unique micro data set compiled by Turkish Statistical Institute's (TURKSTAT) in 2011, named Household Budget Survey and Income Distribution. The data set covers an effective sample size of 9,918 households and 37,121 individuals who are interviewed by TURKSTAT periodically. First, basic wage models are studied and then, these models are enriched by adding a gender effect. The findings indicate that the males earn more than females with similar characteristics, which confirm the existence of gender wage gap among economically active Turkish population. Moreover, vocational high school graduates perform economically better than other high school graduates. The study reveals other significant relationships between the earnings of economically active population and the primary determinants of income that are included in the models. Keywords: Wage Differentials, Mincer Wage Equation, Human Capital Theory

Human capitalIncome distributionIncomes+2
Serdar Turaç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

The impacts of global oil prices fluctuations on stock market returns: An empirical analysis for OECD countries

Purpose of this study is to analyze the effect of fluctuations occurred in national and world oil prices to financial (Equity Share Price Index (RSP)) and macroeconomic factors (Short Term Interest Rate (IR), Industrial Production Rate (IPR)) within the scope of 19 OECD countries (Austria, Belgium, Canada, Czech Republic, Denmark, Finland, France, Germany, Ireland, Israel, Italy, Netherland, Norway, Poland, Portugal, South Korea, Spain, Switzerland, United Kingdom) and to contribute to empiric studies which take place in field literature. In the study monthly data set of the period of 1994-2013 of above counties was used. For the analysis these data; stationary, cointegration and Granger tests were used. In line with the findings offered on the basis of countries, even though it is not possible to come up with a certain deduction between the energy and financial and macroeconomic factors towards all the countries, it was possible to group the related variables in relation to the countries belonging to OECD in terms of interactions among each other. Keywords: Global oil prices, Stock market returns, Cointegration, Causality, OECD

CointegrationPrice movementStock returns+7
Ayyüce Memiş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Value creation in U.S. bank mergers before and after the global financial crisis

This thesis examines short-term value creation of 214 mergers and acquisitions (M&As) that were announced between 2000 and 2014 in U.S. banking industry. In particular, the merger premiums before and after the Global Financial Crisis (2008-2009) are examined. We find that, on average, the target banks' cumulative abnormal returns (CARs) are 23.64% while the bidders' CARs are -1.24% around the announcement date with a 3-day (+1,-1) event window over the sample period both being statistically significant. We also find statistically significant positive CARs of 2.42% for the combined entity of the bidder and target banks within the same event window. Our findings point out that M&As are value-creating events for the combined entity due to created synergies between bidders and targets; however, bidders may sometimes overpay to obtain these gains. The CARs for the M&As that cash is used as a medium of payment are found to be higher than stock only-financed acquisitions. Our findings reveal that M&As taking place before the Global Financial Crisis period (2000-20007) realize lower gains for targets, bidders and combined compared to those after the Global Financial Crisis periods (2010-2014) possibly due to stronger banks surviving after the crisis and more prudent and reliable market environment after the Dodd-Frank Act. For target and bidder banks, the CARs decrease as the relative size of the target to the bidder bank increase. Finally, we demonstrate that instate (focusing) mergers resulted in higher CARs than interstate (diversifying) mergers for the full sample period.

Bank mergersInternational bankingInternational financial system+1
İmdat Doğan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

The responses of asset prices in Turkey to monetary policies of Federal Reserve and European Central Bank

This study aims to investigate the responses of asset prices in Turkey such as stock market indices returns, exchange rates and domestic interest rate to the monetary policy changes of the Fed and the ECB for the pre- and post- global financial crisis. The time period of the study between 2004 and 2013 is separated into two main parts as the pre-crisis period (January 2004 - September 2008) and the post-crisis period (October 2008 - December 2013) by considering the key event of the global financial crisis, which is the bankruptcy of Lehman Brothers in September 2008. The study employs event-study approach and standard instrumental variables approach proposed by Rigobon and Sack (2004) by utilizing appropriate monetary policy measures for the pre- and post-crisis periods. The monetary policy measures are based on short-term interest rates for the pre-crisis period while the monetary policy measures are retrieved from longer-term interest rates for the post-crisis period. The findings of the study offer that the most of the asset prices in Turkey react significantly to the monetary policy changes of the Fed and the ECB while the assets do not respond significantly in general in the pre-crisis period. The accommodative monetary policy actions during the post-crisis period increase most of the returns of the stock market indices in Turkey and lead to appreciation of Turkish lira against U.S. dollar. Furthermore, the expansionary policy implementations of the Fed during the post-crisis period result in depreciation of Turkish lira against euro as well as a decrease in the domestic interest rate.

United States of AmericaEuropean Central BankFederal Reserve Bank+4
Bilge Bakın
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Turkish banking sector performance analyses after the 2001 crisis

This thesis contributes to the weaknesses and strengths of the banking sector in Turkey. Performance analyses (DuPont analysis, CAMELS rating and Data Envelopment Analysis) are done by using quarterly data from 2001 to 2015. The effects and results of policies implemented after the 2001 crisis are investigated in line with solid banking sector construction for the European Union membership procedure; goals and targets of 10th Development Program and for the Istanbul International Finance Center project. In general, due to financial recovery maintained after the 2001 economic crisis, banking industry has shown improvements and has become stronger from the beginning of the millennium. In order to maintain more solid and sound sustainable system, successful policies must continue, especially in the banking sector asset quality and liquidity management areas. Also, supervisory transparency should be increased, even if it may embrace negative effects on financial actors. Even so, traditional ratio analyses are found to be consistent with advanced models. Managerial positions of banks in the sector are found in a good state, but it is observed that a requirement for adequate risk management department still continues as strong is an evidence on skimping hypothesis of NPL's. State owned deposit banks in the Turkish banking sector are performing better than their competitors but they are not in their best state in all measures. This should not mean that crowding out foreign banks out of the system would result in better overall assessment. Although the performance gap between the analyzed units have converged in time. Turkish banks are observed to have a lower performance in managing asset quality as well as vulnerability to market risk than foreign banks.

BankingBanking sectorEconomical crisis February 2001+4
Gizay Daver
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

The dynamics of financial and macroeconomic determinants in natural gas and crude oil markets: Evidence from Oecd/Gcc/Opec countries

This study analyzes the countries in the Organization for Economic Cooperation and Development (OECD), Gulf Cooperation Council (GCC) and Organization of the Petroleum Exporting Countries (OPEC) within the data period to test whether there is long-term or short-term relationship between world's oil and natural gas consumption and the economic growth in the relevant countries. This analysis is undertaken in relation to the variables of world energy prices (Brent, West Texas Intermediate, Dubai, Henry Hub, Japan and Russia) and the liquidity level, stock market and industrial production of the target countries. Within the framework of this study, Augmented Dickey Fuller (ADF), Phillips-Perron (PP) and Kwiatkowski-Phillips-Schmidt-Shin (KPSS) unit root tests, Johansen cointegration and Granger causality analyses are implemented. The empirical findings of this thesis indicate that there are multidirectional relationships between the above-mentioned variables. These relationships can be explained by the factors that each country group owns within the framework of their energy sources, financial markets, economic conditions and geographical positions. The data accrued and analyzed in this thesis is presented as a contribution to guide policymakers, global investors and researchers in constituting an extensive country specific energy, macroeconomic and financial policies.

Natural gasEconomic growthEconomic developments+7
Merve Karacaer Ulusoy
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

Financial constraints to innovation activities: Revealed barriers versus deterring barriers

In the last decades, competition has showed its pressure on markets by the globalization. Competition forces market to be more knowledge based. Firms change the quality and variety of the goods/services according to the needs of the market. While they are seeking for profit and taking competitive advantage over the market the creation of knowledge is a necessity. In this paper, we examine the hampering factors on the innovation, which are financial obstacles. Hampering factors have two possible effects on firms' decision to introduce innovation, revealed and deterring obstacles. The nature and the degree of the perception of financial obstacles to innovation is investigated by firm level data from Turkish CIS 2006 and CIS 2010. The estimations are done by using Multivariate Probit Models and Ordered Probit Models. According to our findings categorizing firms by their size and foreign ownership are useful for the consideration of financial obstacles. The assessments of barriers are important for the firms who engage in 5 or above innovative activities. Innovatively active firms in CIS 2006 are more likely to face financial barriers to innovation than firms in CIS 2010. Highly innovatively active firms are more likely to assess barriers as highly important. Keywords: Innovation, Financial Barriers, Revealed Barriers, Deterring Barriers

Financial constraintInnovation
Hülya Ünlü
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

The effects of economic conditions and financial market development on the capital structure of firms

This thesis aims to provide a cross-country comparison of the factors that affect the capital structure decisions of firms. The significance of firm-specific variables, the country-specific variables, and the industry of the firms is investigated by constructing a panel data set from a sample of firms operating in 14 countries. In order to analyze the significance of the country-specific factors which are time-invariant, Hausman-Taylor method of analysis has been implemented together with the fixed-effects model. The analyses of the whole sample, regions, and the countries demonstrate that the firm-specific variables are the right proxies for the parameters set forth in the theoretical framework. The research results suggests that the financing decisions of firms are highly influenced by the features of the banking system and the size of the stock market. In this study, it is demonstrated that well-functioning legal system facilitates borrowing. It is also proved empirically that the increasing transparency of firms leads to more equity financing and less debt usage. The analysis of pooled data with the aggregate tax rate implies that the firms use more debt in order to benefit from tax advantages as trade-off theory predicts. It is suggested that more accurate data and analysis is needed for developing countries. The conflicts between the different theories of capital structure can be resolved with the analysis of samples from countries bearing distinct features. Keywords: Capital structure, leverage, financial distress

Financial marketsFinancial distressFirms+2
Emre Başaran
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

The determinants of credit risk in Turkish banking sector: Does efficiency matter

The aim of this thesis is to analyze the bank-specific and macroeconomic determinants of credit risk (i.e., non-performing loans) of the commercial banking sector in Turkey over the period 2002 and 2015. The sample data includes the 23 commercial banks, which represents the 90 % of the total banking sector in Turkey. By employing traditional pooled OLS, fixed effect (FE) and random effects (RE) estimators we found significant evidence both with bank-specific and macroeconomic factors. The empirical findings of this thesis is important mainly for the policy makers within financial institutions, bank regulators and bank managers. Accordingly, we found great deal of evidence between efficiency and credit risk. In other words, high technical efficient commercial banks tent to make high quality loans and thus, have better asset quality. We surprisingly found that the rapid growth of commercial and consumer loans over the last decade did not adversely affected the credit risk of commercial banks in Turkey. State-owned banks are found more prone to have higher degree of non-performing loans compared to domestic and foreign private banks. The Global Financial Crisis (GFC) in late 2008 unfavorably influenced the credit risk. Besides the bank-specific (internal) factors we had significant results with macroeconomic factors. Each macroeconomic factor have different effects on the level of non-performing loans. We found negative link between Growth rate of GDP (business cycle) stock market index (BIST 100) and level of credit risk and positive relationship with unemployment, interest and exchange rates and credit risk. Keywords: Credit risk, Technical efficiency, Macroeconomic factors, Panel data analysis.

Banking sectorEfficiencyCredit risk+7
Fethullah Şahin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Suggested framework for designing, implementing, and conducting an effective internal control system "applied on Turkish company"

Due to the rapid changes of business and operating environments, risks and opportunities have become volatile variables that need to be successfully navigated through adopting an effective internal control system to overcome risks and exploit opportunities. Many regulatory organizations, e.g. the Committee of Sponsoring Organization of the Tradeway Commissions (COSO), have issued an internal control framework to guide companies in designing, implementing and conducting their internal control systems according to their internal and external environments. However, the COSO's framework is a roadmap of recommendations, conditions, and characteristics. It is a standardized framework which requires some applicable tools to direct the implementation of its roadmap's instructions. In Turkey, companies operate in a special business environment of volatile and accelerated economic and political variables producing an over-expanding risks and opportunities, weak internal control culture, and the deficiency of sufficient experienced and competent personnel and other infrastructure in the field of internal control. Therefore, the current study suggests a framework for integrating traditional techniques, e.g. Benchmarking, Balanced Scorecard and Control-self assessment with the COSO's Internal Control – Integrated Framework. It presents a building-block model to assist Turkish companies design, implement, and conduct an effective internal control system in accordance with the COSO's Internal Control – Integrated Framework. Hence, it is expected to assist Turkish companies in building and developing an effective internal control systems that achieves total quality. Keywords: Internal Control System, COSO, BSC, Benchmarking, CSA.

BenchmarkingCOSO-based process control techniqueControl+7
Mostafa Ahmed Alı Mohammed
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

Cost-benefit analysis of kidney donation systems and an alternative proposal for Turkey

This study analyzes the cost and benefit of the kidney donation system in Turkey through the analyses of the costs of hemodialysis and kidney transplantation. These analyses were made by using real data. Afterwards, a sensitivity analysis is made by the use of the results of the cost-benefit analysis. One other sensitivity analysis is made for the determination of the amount of the monetary incentive. Within the framework of this study, an alternative system for increasing organ donation rates is proposed which is based on the following three pillars: an opt-out system, a monetary incentive and a government monopsony.

GrantsKidneyTissue and organ procurement+7
Yavuz Demirdöğen
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

An analysis of relation between interest rate spread and economic activities of OECD countries using panel data analysis

The aim of this study is to see long run relation between interest rate spread and economic activities for OECD countries. In this context, the research focused on the effect of spread on main maco-economic indicators such as industrial production, inflation and unemployment rate between 2005 and 2015 by using monthly data. Apart from spread, stock exchange index, M1 and long term interest rates were used to see their influence on macro-economic variables. Panel data analysis was employed to find long run linkage between the variables. The tools that necessary for panel analysis were employed. For instance panel unit root tests, panel cointegration tests, panel estimation methods were employed in the analysis. The results reveal that while interest rate spread still has positive relation with economic activities, as pointed by some authors, the degree of positiveness seems to be declining over the years. However, due to macro-economic development around the World, some variables such as money supply is losing its significance in explaining economic activities. This happens at the time of the economies that are in a new state, which some economists call as "New Normal". Because, interest rates in many countries are in near-zero level and has been staying there for a along time since the financial crisis of 2008. Despite these lower rates, economic activities could not reach the level desired up until 2016. Although inflation seems to be explained well by all financial indicators, the relation between unemployment rate was not found for spread.

EconomyEconomic activitiesReturn+3
Erkan Kara
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of stock market reaction to the inclusion of firms 2016 ise sustainability index

This thesis examines the stock market reaction to the inclusion of firms in 2016 Istanbul Stock Exchange Sustainability Index (ISESI). For that purpose, two types of econometric analysis applied. First analysis is event study methodology. Daily stock returns used for the event study analysis which was started at 4 November 2014 to 29 April 2016. Event date is announcement date at the same time 4 November 2015. As an event window (+2, -2) and (+5, -5) windows chosen. Cumulative Abnormal Returns in this event windows except (+2, -2) event window two firms are not significant. Second analysis is Ordinary Least Square (OLS). We use dummy variable to measure effect of inclusion sustainability index. As a result of the regression, we obtain two kinds of equations. These are full model and reduced model. We use omitted variable bias method to obtain reduced equation. The results of OLS indicates that stock returns are affected by oil prices, interest rates, exchange rate and money supply. Also, results point out that one day deferred stock price is effective in the stock price changes. In relation to the transition to the sustainability index, the results which are obtained from OLS in this study point out that being included in the sustainability index does not make much sense in the stock prices. Keywords: ISESI, Sustainability, Sustainability Index, Event study, OLS, Efficient Market

İstanbul Stock ExchangeLeast squares methodIndex+5
Belma Arslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Effects of exchange rate on export performance: A case study of Tanzania

This study analyses effects of exchange rate of Tanzanian shilling on the country's exports performance applying Vector Auto-Regressive (VAR) model covering the sample period from 1993Q1 to 2016Q4. The results show that; there is no long-run association between exchange rates and exports. Results of Granger Causality test shows that; exchange rate and foreign demand granger cause exports (each with unidirectional causality). The Impulse Response Function (IRF) shows that; a one-standard deviation positive shock to exchange rate (depreciation of local currency) increases the country's exports in nominal terms. And although the effect of shock is contemporaneous but it is not statistically significant at the 5% in the first four periods. Moreover, such effect of shocks is not permanent as it does not increase exports for all 10 periods. The same were observed when a one standard deviation positive shock to the foreign demand was applied. The variance decomposition shows that, the effects of exchange rates on Tanzania's exports are weak in the short run (less than 5%) but reaches 12.3% in the tenth period. And the variance brought by shocks in foreign demand remained weak (less than 5%) up to the tenth quarter. Hence, with these results, deliberate devaluation of shilling can do good towards boosting exports; this is in line with Marshall-Lerner Condition. Keywords: Exchange Rates, Exports, VAR, Granger Causality, IRF, Variance Decomposition.

African countriesExchange rateExchange rate policies+6
Haroub Hamad Omar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetim kurulu kalite endeksi ve finansal performans ilişkisi

Yönetim kurulu firmaların karar almada en önemli organlarından biridir. Kurulu oluşturan üyelerin firma performansı üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Kurul üyelerinin etnik kökeni, bağımsız olup olmama durumu, cinsiyet çeşitliliği ve finansal uzmanlığa sahip olup olmaması firmanın performansını büyük ölçüde etkilemektedir. Literatürde bu unsurların ayrı ayrı ele alınarak birçok kez incelendiği tespit edilmiştir. Fakat ilk kez bir arada inceleyip ele alan kişi ise Bin-Sariman' dır. Yönetim kurulunda bulunan üyelerin firma performansına etkisinin incelenmesi için 2015 yılında Bin-Sariman tarafından bir endeks oluşturulmuştur. Bu endeks Yönetim Kurulu Kalite Endeksidir. Çalışmada Bin-Sariman'ın oluşturduğu endeksten faydalanılmış ve firma performansı üzerine etkileri incelenmiştir. Bu çalışmada Yönetim Kurulu Kalite Endeksinin firmaların finansal performansına etkisinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Borsa İstanbul'da işlem gören 136 adet imalat sanayi firmalarının verilerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın veri setini 2015 – 2018 yılları oluşturmaktadır. Her yıl 3'er aylık dönemler olmak üzere ele alınmıştır. Kullanılan veriler FİNNET veri dağıtım sistemi ve Kamuyu Aydınlatma Platformundan (KAP) ulaşılarak Dinamik Panel Veri Analizi uygulanmıştır. Analizde kullanılan bağımlı değişkenler aktif karlılık (ROA), öz sermaye karlılığı (ROE) ve piyasa değeri/defter değeri (PDDD), bağımsız değişken ise yönetim kurulu kalite endeksi (BDQ)'dir. Kontrol değişkenlerini firma yaşı (FY) ve kaldıraç oranı (KO) oluşturmaktadır. Uygulanan Dinamik Panel Veri Analizi sonuçlarına Yönetim Kurulu Kalite Endeksi aktif karlılık, öz sermaye karlılığı ve piyasa değeri/defter değerini olumlu yönde etkilemiştir. Buna göre BDQ arttıkça ROA, ROE ve PDDD artmaktadır.

Dinamik panel teknikleriFinansal performansFirma performansı+5
Nilüfer Demirci
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe karlılığı belirleyen faktörlerin analizi

Bankacılık sektöründe karlılık konusu, sektörün ayakta kalabilmesinde önemli bir etken olarak ortaya çıkmaktadır. Banka türlerine göre farklılık gösteren karlılık unsuru, bu çalışmada banka türleri için karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Analize dahil edilen bankalar; ticari bankalar ve katılım bankaları arasından seçilmiş olanlardır. Ticari bankalar için 2010-2017 aralığındaki dönem; Katılım bankaları için ise, 2010-2018 yılları arasındaki dönem ele alınmıştır. Ticari bankaların 2018 yılına ait verilerine ulaşılmadığı için bu yılın verileri analiz edilememiştir. Ayrıca; katılım bankalarının sektörde çok yeni olmalarından ötürü de bu yıla ait verileri analize dahil edilmiştir. Ticari bankalar sınıfındaki Özel Sermayeli Bankalardan; Akbank, Anadolubank, Şekerbank, Turkish Bank, Türk Ekonomi Bankası, Türkiye İş Bankası ve Yapı ve Kredi Bankası analiz edilmiştir. Yabancı Sermayeli Bankalardan; Arap Türk Bankası, Deniz Bank, Finans Bank, HSBC, Citibank, Deuscthe Bank ve Kamu Sermayeli Bankalar da Vakıfbank, Halkbank ve Ziraat Bankası analiz edilmiştir. Çalışmada analize dahil edilen Katılım Bankaları ise; Albaraka Türk Katılım, Türkiye Finans Katılım, Vakıf Katılım ve Ziraat Katılım Bankalarıdır. Bu çalışmanın amacı; banka türlerinin verilen dönemdeki karlılık performanslarını etkileyen faktörlerin tespit edilmesidir. Analiz edilecek bankalarla ilgili veriler; Türkiye Bankalar Birliği (TBB) ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği'nden (TKBB) alınmıştır, Çalışmada; bankaların karlılık ölçümü için parametrik olmayan regresyon yöntemlerinden biri olan MARS ® (Multivariate Adaptive Regression Splines) yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem; bir bağımlı değişken ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi belirleyebilmek için kullanılmaktadır. Çalışmadaki bağımlı değişkenler; Aktif Karlılık (ROA) ve Özkaynak Karlılığı (ROE) olarak belirlenmiştir. Bağımsız değişkenler ise; Şube Başına Aktif (AKTIF_SUBE), Şube Başına Mevduat (MEVD_SUBE), Şube Başına Kredi (KRD_SUBE) ve Şube Başına Net kar Oranı (NETKAR_SUBE), Personel Başına Aktif (AKTF_PERS), Personel Başına Mevduat (MEVD_PERS), Personel Başına Kredi (KRD_PERS) ve Personel Başına Net Kar (NETKAR_PERS) şeklindedir. Analiz sonucunda ROA bağımlı değişkeninin iki banka grubu açısından farklı sonuçlar ortaya koyduğu belirlenmiştir. Özellikle modeldeki anlamlı değişken sayısına bakıldığında ticari bankaların katılım bankalarına göre daha fazla değişkeni anlamlı olarak bulunmuştur. Katılım bankalarında ise yalnızca iki adet anlamlı değişken bulunmuştur. Ticari bankaların ROA bağımlı değişkenine göre analizi sonucunda; (NETKAR_PERS), (NETKAR_SUBE), (KRD_SUBE) ve (MEVD_PERS) değişkenleri istatistiki açıdan anlamlı bulunmuştur. Ticari bankaların ROE bağımlı değişkenine göre anlamlı değişkenleri; NETKAR_PERS, NETKAR_SUBE, AKTF_SUBE ve KRD_PERS olarak bulunmuştur. Katılım Bankalarının ROA değeri açısından bakıldığında; MEVD_PERS ve NETKAR_PERS değişkenleri yüksek oranda anlamlı çıkmıştır. Katılım Bankalarının ROE bağımlı değişkeni için analiz gerçekleştirildiğinde ise; KRD_PERS ve AKTF_SUBE değişkenleri; modeli istatistiki olarak açıklayabilen anlamlı değişkenler olarak bulunmuşlardır. Anahtar Kavramlar: Ticari Bankalar, Katılım Bankaları, MARS ® Yöntemi, Karlılık Analizi

Bankacılık sektörüBankalarKarlılık+3
Esma Sezgin
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Banka satın alma ve birleşmelerinin pay senetleri üzerine etkileri

Bu tezde banka satın alma ve birleşmelerinin pay senetleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Banka satın alma ve birleşmelerinin tarihi, nedenleri, ülkemizde ve dünyada gelişimi detaylı olarak incelenmiştir. Çalışmada veri seti olarak Türkiye'de 2000 yılından sonra yapılan banka satın alma ve birleşmeleri seçilmiştir. Akbank T.A.Ş., Denizbank A.Ş., Finansbank A.Ş., Şekerbank T.A.Ş., T. Garanti Bankası A.Ş. ile Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. analizde incelenen bankalar arasında yer almıştır. Adı geçen bankaların satın alma ve birleşme faaliyetlerinin pay senetleri üzerine nasıl bir etkide bulunduğu Olay Analizi yöntemi ile incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre bankaların satın alma ve birleşme faaliyetlerinin pay senetleri üzerinde olumlu veya olumsuz yönde mutlaka bir etkisinin var olduğu sonucuna varılmıştır.

Banka birleşmeleriBankacılık sektörüBankalar+4
Tuncay Kellegöz
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de finansal sistemin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi

Finansal sistemdeki gelişim ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki uzun zamandır tartışılan bir konudur. Özellikle son yıllarda iki değişken arasındaki ilişki, yazında dikkat çeken konulardan biri haline gelmiştir. Teorik yönden incelendiğinde, bu ilişkinin temelleri Bagehot ve Schumpeter tarafından atılmıştır. Son yıllarda ise McKinnon ve Shaw bu konu üzerinde çalışmışlardır. Finansal sistem, ekonomik performans için oldukça önem arz eden bir faktördür. Finansal sistem, ekonomik düzenin en önemli alt sistemi olma özelliğini taşımaktadır. Bu durumun en temel sebebi, günümüz ekonomilerinin en çok ihtiyaç duyduğu fon aktarım sürecinin merkezi olmasıdır. Ekonomik sistemdeki başarı, finans sisteminin etkinliğine büyük oranda bağlıdır. Diğer taraftan, ekonomik büyüme yasal regülasyonlarla uluslararası bütünleşme seviyesinde gelişmeye sebep olmakta, ortalama gelir seviyesinde yükselişe ve finansal sistemdeki gelişim için de en uygun ortamı oluşturmaktadır. Finansal gelişme ve ekonomik büyüme ilişkisinde, arz öncüllü ve talep takipli hipotezler önem arz etmektedir. Arz öncüllü hipoteze göre, finansal gelişme ekonomik büyümeyi arttırmaktayken, talep takipli hipoteze göre ekonomik büyümeden finansal gelişmeye doğru bir ilişki söz konusudur. Bu çalışmada Türkiye'de finansal sistemdeki gelişme ve ekonomik büyüme ilişkisinin nedensellik yönü, 1998:Q1-2018:Q4 dönemli üçer aylık veriler kullanılarak incelenmeye çalışılmıştır. İlişkinin yönünü tespit edebilmek için Toda- Yamamota ekonometrik tekniğinden yararlanılmıştır. Literatürdeki çalışmalara göre nedenselliğin yönü tartışmalı bir konuda olsa bu çalışmada ekonomik büyümeden finansal sistemdeki gelişmeye doğru tek yönlü bir ilişki saptanmıştır. Dolayısıyla Robinson tarafından ortaya atılan talep takipli hipotezi destekleyici kanıt sunulmuştur. Anahtar Kavramlar: Finansal Gelişme, Ekonomik Büyüme, Toda- Yamamota Nedensellik Testi

Ekonomik büyümeEkonomik etkiFinansal gelişme+2
Semanur Coşkun
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye gayrimenkul sektörü finansman araçları: İpotekli konut kredileri ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı'nın mevcut durumu

Sanayileşme ve kentleşme ile birlikte Anadolu'dan büyük kentlere göçler, kent nüfusunun ve konuta olan ihtiyacın artmasına neden olmuştur. Yaşanılan konut ihtiyacını karşılamak üzere hem tüketicilere hem de üreticilere yönelik sistemler geliştirilmiştir. İpotekli Konut Finansman Sistemi ile tüketicilerin konut ihtiyaçlarını karşılamak üzere talep ettikleri finansal destek sağlanırken; GYO'lar ile yapım maliyeti yüksek gayrimenkul projelerinde yaşanan finansal sıkıntıların önüne geçilerek, uzun vadede fon desteği sağlanmaktadır. Ekonomiler için lokomotif görevi gören konut sektörü, İpotekli Konut Kredileri ve GYO'lar sayesinde organize olarak, profesyonel şekilde ilerlemektedir. Bu tezin amacı; İpotekli Konut Kredileri ile GYO'ların mevcut durumlarının, risklerinin ve ekonomi içerisindeki yerlerinin belirlenmesi ile birlikte sitemin işleyişini ortaya koymak ve konut edinimindeki sistemler için farkındalık yaratmaktır.

Gayrimenkul finansmanıGayrimenkul yatırım ortaklıklarıGayrimenkuller+4
Şeyda Er
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu ve özel bankaların karlılık duyurularının piyasa üzerindeki etkisi: BİST 100 endeksinde bir uygulama

Bu çalışmada, 2014-2019 yıllarında BİST 100 endeksinde işlem gören kamu ve özel bankaların karlılık duyurularının piyasa üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde bankacılıkla ilgili temel bilgilere değinilmiş, ikinci bölümde ise etkin piyasalar hipotezi hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise karlılık duyurularının hisse senetleri üzerine etkisi olay çalışması yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma boyunca konuyla ilgili önceden yapılan teorik ve ampirik çalışmalardan yararlanılmıştır.

Bankacılık sektörüBankalarBorsa İstanbul+4
Engin Çelik
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum il örneğinde eğitim sektörü çalışanlarına yönelik internet bankacılığı kullanım analizi

2008 küresel krizi ile birlikte gittikçe yoğunlaşan rekabet ortamında bankacılık sektörü, artan müşteri taleplerini karşılamak amacıyla çareyi dijitalleşmekte aramış, sektörde halihazırda kullanılmakta olan teknolojilerin dönüşümünü sağlayarak yeni geliştirilen dijitalleşme ve akılcılaşma atılımlarını kendine uyarlamayı başarmıştır. Tüm bunları yaparken müşteri memnuniyetini ve güvenliği ilk sıraya koyan sektör, yaptığı atılımlarla büyük teknoloji şirketlerinin en önemli rakibi haline gelmiştir. Transatlantik kablonun döşenmesi neticesinde ortaya çıkan FinTech 1.0 ile atılan temel, FinTech 2.0 vasıtasıyla farklı bir boyut kazanmış ve elektronik ödeme, takas sistemleri ile ATM'lerin yanı sıra online bankacılığın kullanılmaya başlandığı bir döneme girilmesine aracılık etmiştir. 2008'den günümüze devam eden süreci kapsayan FinTech3.0 ise bir dönüm noktası olarak kabul görmektedir. Geleneksel bankacılığın rakibi olarak hızla büyüyen girişimcilik alanlarından biri olan FinTek'ler, genel olarak kredi, mevduat ve sermaye artırıcı hizmetler, dijital para birimleri dahil olmak üzere ödemeler, takas ve uzlaştırma hizmetleri, yatırım yönetimi hizmetleri ve sigorta işlemleri alanlarını kapsamaktadır. FinTech kavramındaki gelişimin bir sonucu olan mobil bankacılık, kısmen müşteri memnuniyetini sağlayan önemli bir adım olsa da uzayan iletişim süresi ve yavaş ilerleyen işlemlerin varlığı nedeniyle yerini dijital bankacılığa bırakmıştır. Mobil veri ve internet ağı üzerinden ulaşımı sağlanan dijital bankacılık ile bankaların maliyeti azalmış ancak kimi güvenlik sorunları ortaya çıkmıştır. Bu güvenlik sorunlarının çözümünde kullanılacak en etkili sistem ise "Endüstri 4.0" kavramı ile gelişen yapay zeka teknolojisi ve kimlik doğrulama sistemidir. Bu teknolojiler vasıtasıyla dolandırıcılık faaliyetlerinin en aza indirilmesi mümkün olup, çalışanlar üzerindeki denetimler de arttırılabilmektedir. Ayrıca hata oranında sağlanan önemli düşüş, yine bankaların maliyetlerini düşüren bir diğer önemli gelişme olarak kayda geçmiştir. Endüstri 4.0'a ait unsurlardan biri olan "Büyük Veri" ise, bankacılık sektöründe neredeyse her gün oluşmaktadır. Ancak Dördüncü Endüstri Devrimi sonrası yaşanan değişimler ile Büyük Veri de yer alan bilgiler, neredeyse olayın gerçekleştiği an ile birlikte kayda geçmekte ve kullanışlı şekilde ayıklanmaktadır. Bunları sağlayan "Nesnelerin İnterneti" kavramı ise yine Endüstri 4.0'ın bir sonucu olup, müşteri memnuniyetini arttıran önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Finans ve bankacılık dünyasında nesnelerin interneti ile desteklenen iş modelleri "Nesnelerin Fin-terneti (Fin-ternet of Things)" adı altında değerlendirilmektedir. Teknolojik alanda yaşanan keskin dönüşümlerin bir diğer sonucu olan kripto paralar ise klasik bankacılık sistemine rakip bir başka kavramdır. Başını "Bitcoin" in çektiği kripto paralar sistemi Blockchain teknolojisi paralelinde ortaya çıkmıştır. Soyut ya da somut yatırımları içerebilen bu sistem geleneksel bankacılık sektöründen farklı olarak tek bir merkezden yürütülmemektedir. Açık bankacılık ise müşterilere ait bilgilerin bankalar tarafından üçüncü bir kuruluşa verilmesi durumudur. Bu teknoloji sayesinde ise bankalar müşterileri için uygun olan cazip teklifleri ve yenilikçi ürünleri sunabilmekte ve doğru adımlar atabilmektedir.

Bankacılık sektörüElektronik bankacılıkKripto para birimi+4
Erkan Pıçakcı
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankalarında bireysel müşteri şikâyetleri: Konvansiyonel bankalarla karşılaştırmalı bir değerlendirme

Özellikle son yıllarda önemli ölçüde gelişme gösteren ve bankacılık sektöründe gittikçe büyümekte olan bir yere sahip olan katılım bankacılığı, verdiği hizmetler açısından konvansiyonel bankacılıkla eşit düzeye yaklaşmıştır. Bu çalışmada, finansal sistemdeki işlerlik bakımından çok önemli bir yere sahip olan katılım bankalarının ortaya çıkış süreci ve bugüne dek geçirdiği dönüşümler bağlamında müşteri şikâyetleri ele alınmıştır. 2012 ve 2020 yılları arası verilerinin ele alındığı çalışmada, söz konusu yıllarda katılım bankalarındaki ve konvansiyonel bankalardaki müşteri şikâyetleri miktar ve şikâyet sebepleri bakımından karşılaştırılmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre Geleneksel bankalar ve katılım bankaları karşılaştırıldığında, katılım bankalarına kıyasla geleneksel bankacılıktaki yenilikçi faaliyetlerin müşteri memnuniyetini daha fazla etkilediği görülmektedir. Buradan da anlaşılacağı gibi geleneksel bankalardaki gibi katılım bankalarının müşteri memnuniyetini sağlayabilmesi için yenilikçi faaliyetlere ağırlık vermesi gerekmektedir. Geleneksel bankaların ve katılım bankalarının müşteri memnuniyeti saptanmasında etkili olan unsurlar arasında benzer unsurların mevcut olduğu bilinmektedir. Buna göre müşterilere aktarılması gereken güven, müşteriye bireysel hizmetler sunulması vb. konularda katılım bankaları da geleneksel bankalarla benzer düzeyde memnuniyet elde edebilmektedir. Geleneksel bankalar yapısal olarak müşteri memnuniyeti ve müşterilerle ilişkiler çerçevesinde girişimlerin sürdürülmesi, kârın artması gibi konular öne çıkmıştır. Bu özellikleri ile geleneksel bankalar, müşterilerinin memnuniyetini sağlayabilmekte ve bunu sürdürülebilir hale getirebilmektedir.

Bankacılık sektörüKatılım bankacılığıKonvansiyonel bankacılık+4
Bilal Özdağ
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto para fiyatlarında finansal balonların tespiti

Blokzincir teknolojisi ekonomi alanında çeşitli kullanım alanları sunarken öne çıkan kripto paralar değer ve fiyat arayışlarına devam etmektedir. 2017 yılının ikinci çeyreğinden bu yana kripto para fiyatlarında ve devamında ortaya çıkan çöküşler ve benzeri sinyaller, 2019 yılının ilk çeyreğinde tekrar görülmeye başlamıştır. Yapılan bu çalışmada piyasada büyük bir işlem hacmine sahip olan ve ilk kripto para olan Bitcoin (BTC), Bitcoin'den sonra en büyük piyasa değerine sahip olan Ethereum (ETH), akıllı sözleşmeler için halka açık bir blokzincir platformu çalıştırmayı amaçlayan Cardano (ADA), Bitcoin'nin bir çatalı ve altcoini Bitcoin Cash(BCH), ilk altcoin olan Litecoin (LTC), internet aracılığıyla para gönderiminde önemli rol oynayan Ripple (XRP), nesnelerin interneti için tasarlanan açık kaynaklı bir dağıtılmış defter ve kripto para olan IOTA (MIOTA) ve ödeme yöntemi olarak kullanılan Stellar (XLM) gibi kripto para birimlerinin spekülatif balonların varlığı Genelleştirilmiş Sup Augmented Dickey Fuller (GSDAF) yöntemleri ile test edilmiştir. Sonuçlar, 2020–2021 yılları arasında oluşan fiyat balonlarının spekülatif hareketlere açık olduğu gözlemlenmiştir.

ADF durağanlık testiBalonBitcoin+4
Kamile Kısacık
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin iktisadi ve mali yapısının ekonomik kırılganlık göstergeleri kapsamında incelenmesi

Günümüzde küreselleşme farklı bir boyut kazanmış ve finansal liberalleşmenin artmasıyla beraber ekonomik dalgalanmalar coğrafi sınırlar ne olursa olsun tüm ekonomileri etkileyecek bir duruma gelmiştir. Bu durum, ekonomilerin dış şoklara karşı savunmasız hale gelmesine ve krizlere sürüklenmesine neden olmaktadır. Ekonomilerin iç ve dış şoklar nedeniyle krize sürüklenmeleri ve kısa sürede eski durumlarına dönememeleri kırılganlık kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye ekonomisi odak noktası olmak üzere; kırılganlık ile krizler arasındaki ilişki incelenmekte, ekonomileri krizlere sürükleyen kırılgan yapı ve ekonomik dayanıklılığın artırılması için uygulanması gerekli olan yapısal reformlar değerlendirilmektedir. Çalışmada kırılganlık kavramından yola çıkılarak 2013 yılında ortaya atılan "Kırılgan Ekonomi" kategorisi içinde yer alan ülkelerin ekonomik performansları incelenmiş ve özellikle bu ülkelerin enflasyon, işsizlik ve büyüme kalemlerinde başarısız oldukları sonucuna varılmıştır. Türkiye de "Kırılgan Ekonomiler" arasında yer aldığından bu ülkelerle beraber Türkiye'nin de temel ekonomik performans göstergeleri gözden geçirilmiş ve ekonomik büyümedeki istikrarsızlık, yüksek enflasyon ve faiz riski gibi unsurların ülkeyi kırılgan bir duruma getirdiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda hem ülkenin kalkınması ve gelişmesi için hem de kırılgan yapının sonucu olarak meydana gelen krizlerden sonra ekonominin tekrar eski haline dönebilmesi adına bazı yapısal reformlar ortaya konmuştur. Bu reformlar bağlamında 1923 İzmir İktisat Kongresi, Beş Yıllık Sanayi Planları, Beş Yıllık Kalkınma Planları, 24 Ocak Kararları (1980), 5 Nisan Kararları (1994), Enflasyonu Düşürme Programı ve Güçlü Ekonomiye Geçiş Programları incelenmiş ve son olarak uluslararası kuruluşların mutabık olduğu yapısal reform önerileri değerlendirilmiştir. Literatür incelendiğinde kırılganlık nedenlerinin belli başlı ve net olarak ortaya konulmasa da belli ortak noktaları mevcuttur. Yüksek enflasyon yavaş büyüme, fazla dış açık ve nakit paraya olan yüksek bağımlılıktır. Her ülkenin kendine has ekonomik dinamikleri olduğundan Türkiye ekonomisinde de kırılganlığa neden olan faktörler diğer ülkelere göre değişkenlik göstermektedir. Özellikle ekonomik büyümede istikrarsızlık, kur ve sermaye hareketlerindeki dalgalanmalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bağımsızlığının kısıtlanması gibi faktörlerin Türkiye ekonomisini kırılganlığa sürüklediği görülmüş ve bu kavramlar çerçevesinde değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: İktisat, mali yapı, ekonomik kırılganlık, Türkiye.

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik kırılganlık+4
Fatma Poyraz
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

OECD ülkelerinde vergi cennetleri ile mücadele yaklaşımları

Vergi cennetleri olarak adlandırılan, çok düşük vergi oranları ve vergisel kolaylıklar ile yabancı yatırımcıları cezbeden, vergi kaçakçılığı ve vergiden kaçınma fırsatları sunan denizaşırı finans merkezleri son yıllarda dikkatleri üzerine çekmiştir. Vergi cennetleri, ülkelerin vergi gelirlerini azaltmakta, matrahta aşınmaya sebep olmakta ve ülkelerin makroekonomik dengelerine zarar vermektedir. Vergi cenneti ülkeler tarafından yapılan uygulamalara karşı "vergi rekabeti" teması üzerinden uluslararası ölçekte dikkate değer çalışmalar yapılmaktadır. Söz konusu çalışmalar ağırlıklı olarak Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı (OECD) bünyesinde ve öncülüğünde yürütülmektedir. OECD'nin bünyesinde hem gelişmiş ülkeleri hem de gelişmekte olan ülkeleri barındırması ve OECD verilerine daha kolay ulaşılabileceği varsayımına dayanarak, vergi cennetleri ile mücadele konusunda yürütülen çalışmaların ele alınması uygun görülmüştür. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler bağlamında vergi cennetleri ile mücadele kapsamında gelişmiş ülkelerin çalışmalarda öne çıktığı görülmektedir. İşbirliği kapsamında OECD, küresel vergi anlaşması olarak da bilinen küresel kurumlar vergisi anlaşmasının 140'a yakın ülke tarafından kabul edildiğini ve şirketlerin faaliyette bulundukları ülkelerde en az %15'lik oranda vergilendirmeye tabi tutulacağını bildirmiştir.

Emniyet tedbirleriKaçakçılık suçlarıOECD ülkeleri+5
Büşra Matpan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak iç borçlanma

Devletler kamusal finansman ihtiyacını bütçe gelirlerinden karşılayamadığı zaman alternatif olarak borçlanma yöntemine başvurmaktadırlar. Borçlanma ise genel anlamda iç ve dış borçlanma diye ikiye ayrılmaktadır. Bütçe açıkları ya da stratejik yatırımlar gibi kamusal finansman ihtiyaçları için finansman kaynağının dış borçlanmadan karşılanamadığı ya da dış borçlanma tercihinin ülkeye sağlayacağı katkı açısından stratejik bulunmadığı zamanlarda iç borçlanma tercih edilmektedir. Bu yüzden Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak kullanılan iç borçlanma devlet açısından çok büyük önem arz etmektedir. Özellikle son yıllarda artan kur artışları nedeni ile Türkiye'de iç borçlanma tercihi borçlanma maliyeti açısından daha çok tercih edilmiştir. İç borçlanma bütçe açığını kapatmak için maliye politikası çerçevesinde ya da para politikası çerçevesinde de tercih edilmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak kullanılan iç borçlanmanın nedenleri ile kamusal borçlanmanın kavramı ve kapsamı, kamusal borçlanmanın sınıflandırılması, kamusal borçlanmanın kaynakları, kamusal borçlanma politikalarına ilişkin teorik yaklaşımlar ve kamusal finansman yöntemlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak kullanılan iç borçlanmanın 1980 yılından günümüze kadar dönemler itibari ile gelişimi incelenerek kamusal iç borçlanmanın yönetimi ve hedefleri, Türkiye'de iç borçlanma yöntemleri ve iç borçlanma araçları ile ampirik çalışmalar incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak kullanılan iç borçlanmanın ekonomik etkileri üzerine bir inceleme yapılmıştır.

BorçlanmaKamusal finansmanKamusal finansman aracı+1
Ramazan Yener
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Makine imalat sanayisinde kümelenme analizi: Çorum örneği

İç Anadolu sanayisinde, sanayi sitelerin çok büyük olamadığı ve geçmişleri çok eskiye dayanmadıkları için üretimde alanlaşma olmuş ve belli ürün üretiminde üretilen ürünün pazarı haline dönüşmüştür. Çorum ilin 'de ise Makine üretimi Çorum sanayisinin ana üretimi konusu olmuş ve dünya pazarında önemli bir pazar haline dönüşmüştür. Endüstride rekabet edebilirliği etkileyen pek çok parametre vardır ve bunların içerisinde en önemli parametrelerden biri konumlanmadır. Konumlanma reklam, ulaşım gibi maliyetlerde önemli avantajlar sağlarken rekabet edebilirliği de önemli ölçüde etkilemektedir. Bu çalışma, konumlanma analizini kullanarak konumlanmanın Çorum makine imalat sanayisinin rekabet edebilirliğine olan katkısını ortaya koymaktadır. Böylece doğru konumların avantajlarını ve rekabeti nasıl etkilediğinin sonucu çıkmıştır.

Mevlüt Harun Bilgin
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Basel standartları ve bankacılık sektörüne etkileri

Türkiye'de bankacılık sektörü incelendiğinde bankaların kuruldukları ilk yıllardan itibaren birçok finansal krizle karşı karşıya kaldığı görülmektedir. Bu krizlerle birlikte bankacılık sektöründe önlem olarak yeni kurallar belirlenmiştir. Bu kurallar ile bankacılık sektörünü korumak ve bankacılık sektörüne olan güvenilirliği artırmak planlanmıştır. Bu kurallar Basel komitesi tarafından oluşturulmuştur. Basel I, Basel II ve Basel III olarak birbirlerinin devamı niteliğinde uygulamaya geçilmiştir. Basel I standardı 1992-2011 yılları arasında uygulanırken Basel II standartları 2012 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Hala da Basel II standartlarının uygulanması devam etmektedir. 2022 yılı itibari ile Basel III standardına geçme durumu planlansa da uygulamada mevcut değildir. Bu çalışma uygulanmaya konulan Basel standartlarının bankalar üzerindeki durumunu yıllar itibari ile incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bankacılık sisteminin gelişimi ve bankacılık sektöründe karşılaşılan risklerden bahsedilmektedir. İkinci bölümde bankaların karşı karşıya kaldıkları krizler ve bu krizler sonucunda ortaya çıkarılan Basel standartları ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde Basel standartlarının etkileri 2002-2021 yılları arası Türk bankacılık sektörü açısından ve bu yıllarda faaliyette olan mevduat bankalarının sermaye yeterlilik rasyoları açısından karşılaştırılmalı olarak incelenmektedir. Türk bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik rasyoları, banka türlerine göre sermaye yeterlilik rasyoları ve her banka türünden en yüksek- en düşük rasyoya sahip bankalar incelenmektedir. Çalışma da elde edilen sonuçlara göre Basel I standardının bankaları risklere karşı yeterli oranda koruyamadığı yüksek çıkan sermaye yeterlilik rasyolarından anlaşılmaktadır. Basel II standardının uygulanmaya başladığı 2012 yılı itibari bankaların sermaye yeterlilik rasyolarında bir önceki yıllara oranla düşüş olduğu gözlemlenmektedir. Elde edilen sonuçlara çalışmanın üçüncü bölümü ve sonuçlar kısmında yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Basel Standartları, Bankacılık Sektörü, Sermaye Yeterlilik Rasyosu, Mevduat Bankaları

BankacılıkBankacılık sektörüBasel kriterleri+2
İlknur Örencik
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sermaye piyasası yatırımlarında yeni yatırımcı davranışı "algoritmik trade"

İletişim teknolojilerindeki ilerleme ve borsaların dijitalleşmesi, piyasalara erişim maliyetlerini azaltmıştır. Son yıllardaki önemli gelişmelerden bir tanesi de, yatırımcıların veri işleme hızını artıran, ticaret stratejilerinin uygulama maliyetini azaltan ve menkul kıymet ticaretini hızlandıran algoritmik ticarettir. Alım satım algoritmaları, tüm alım satımların büyük çoğunluğunu yürütebilme potansiyeline sahip olduğundan sermaye piyasalarda bir devrim yaşanmaktadır. Algoritmik ticaret uygulamalarının, piyasa verimsizliklerini ortadan kaldıraraksermaye piyasalarının daha etkili ve verimli çalışmasına yardımcı olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada, basit hareketli ortalama genetik algoritma kullanılmıştır. Algoritma kısa ve uzun vadeli (pozisyon) farklı senaryolarda tasarlanan BİST 30 endeks portföyüne yapılan bir yatırıma uygulanmıştır. Genetik algoritmanın uygulamasının sonucunda yatırımın farklı senaryolardaki getirileri ve performansları analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; BİST 30 endeks portföyüne yapılan farklı senaryolardaki yatırımlarda benzer veya farklı SMA genetik algoritmalar kullanılarak farklı oranlarda pozitif veya negatif getiriler elde edilebilmektedir. Elde edilen sonuçlar, BIST 30 endeks portföyünün satın alınmasna ve elde tutulmasına uygulanan algoritmik ticaret işlemlerinin normal ticaret işlemlerine göre daha iyi getiriler ve performanslar sağlayabileceğini göstermektedir.

AlgoritmalarAlgoritmik işlemlerSermaye piyasası+6
Aysema Sert
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00