Tarsus University
Discipline

Business Administration

Tarsus University

11,036

Archived Theses

31

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Mobbing'in çalışanlara ve motisvasyonlarına etkileri: Bir kamu kuruluşunda uygulama

Günümüzde mobbing kavramı işletmeler açısından önem arz etmektedir. Mobbing bir kişinin mevki, güç ya da otorite gibi nedenlerle çalışma arkadaşlarına, astlarına veya üstlerine sergilemiş olduğu olumsuz davranışlardır. Bu davranışlar kişileri işten soğutmaya, yanlış yapmaya, başarılarını engellemeye ve özgüvenlerinde kayıplar yol açmasına yöneliktir. Dünyada ve ülkemizde mobbing kavramı son yıllarda daha da önemli hale gelmiştir. Artan rekabet ortamı içerisinde işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri adına verimliliklerinin yüksek olması gerekmektedir. İşletme bünyesinde yaşanabilecek mobbing olgusu verimliliğin oluşmasında en büyük engeldir. Mobbinge maruz kalan kişi kendini yetersiz görmekte ve huzursuz bir ruh haline girmektedir. Maruz kaldığı davranışlar onun verimliliğini etkilemekte ve işletmeye sağladığı katkıda gerek süreci yavaşlatması gerek hatalı işlerin gerçekleşmesi konusunda etkin olmaktadır. Kişinin mobbing sonrası sergilediği davranışlar çalışma ortamında da yankı bulmakta ve diğer kişilerde de tedirginlik ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan bu tedirginlik sonucunda ise işletme içi motivasyon düşmekte ve yapılan işlerde bireysel verimlilik düşmektedir. Bireysel verimliliğin düşmesi ise işletme verimliliğin düşmesinde temel sebeptir. Bu çalışma ile mobbingin kişilerin motivasyonlarına, kişinin benliğine ve işletmeye etkileri araştırılmaktadır. Mobbing ve motivasyon olgularının sebepleri, mobbinge maruz kalınması durumunda yaşanması muhtemel sonuçlar çalışma ile birlikte ele alınmaya çalışılmaktadır. Çalışma mobbinge farkındalık oluşturmak ve mobbinge karşı önlem almak amacıyla önem arz etmektedir. Çalışmada anket yöntemi ile toplanmış veriler sonucunda ortaya çıkan durum belirtilecek ve hem işletmeler hem de kişiler açısından hem motivasyon hem mobbing konusunda öneriler sunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Motivasyon, İşletme

Kamu işletmeciliğiKamu kuruluşlarıMobbing+3
Gökmen Mete
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

EFQM Mükemmellik Modeli'nin Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinde uygulanması

EFQM Mükemmellik Modeli bir yönetim sistemi olup, kurumların mükemmelliğe ulaşmaları ve bunu sürdürmeleri amacıyla uygulanan stratejik bir yönetim modelidir. Modelde kullanılan özdeğerlendirme yöntemi ise kurumların kuvvetli yönleri ile iyileştirmeye açık alanlarını belirlemeyi sağlar. EFQM Mükemmellik Modeli özdeğerlendirme yaklaşımı ile kullanılmaktadır. Avrupa'da, özdeğerlendirme en yaygın kullanılan yönetim yaklaşımlarından biridir. Bu çalışmada, kamu kurumlarında özellikle yerel yönetimlerde verimlilik sağlanabilmesi, bu kurumların hedefledikleri stratejilerini gerçekleştirebilmeleri, vatandaş başta olmak üzere diğer paydaşlarına ilişkin algı sonuçlarını, etki ettiği değer kapsamında takip edebilmeleri için mevzuat hükümlerine katkı sağlayacak, stratejik yönetim sürecinin etkililiği artıracak yönetim sistemlerinin uygulanması araştırılmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı açıklanmış olup, birinci bölümde; kalite ile yerel yönetimlerde kalite olgusuna değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise EFQM Mükemmellik Modeli' nde kullanılan temel kavramlar genel olarak incelenmiştir ayrıca bu bölümde modelde amaçlanan yapı ve özdeğerlendirme yöntemine değinilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise yerel yönetim uygulama örneklerine yer verilmiştir. EFQM Mükemmellik Modeli' nin uygulama örnekleri, bu modeli uygulayan ve bir yerel yönetim kurumu olan Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi uygulamalarından alınmıştır. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nin "EFQM Mükemmellikte Yetkinlik" kategorisinde 4 yıldız belgesini aldıktan sonraki çalışmaları araştırma içerisinde yer almaktadır. İncelenen konuların modeli uygulayan kurumun, stratejileri ve oluşturduğu yol haritasını destekleyici çalışmalar olduğu görülmüştür.

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriEFQM modeli+3
Demet Yetişkin
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de girişimci destekleri

Ülke ekonomisinin kalkınmasında girişimciler önemli paya sahiptir. Girişimciler mevcut pazarların yanında potansiyel pazarların yarattığı boşluğunu doldurmaktadır. Özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini etkilemektedir. Girişimcilerin ekonomiye yaptığı katkının bilincinde olan devlet girişimcileri desteklemektedir. Ülkemizde girişimcilere destek ve teşviklerde en büyük paya sahip olan KOSGEB'dir. KOSGEB tarafından verilen eğitim ve destekler sayesinde girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılması, nitelikli girişimcilerin arttırılması ve sürdürülebilir işletmelerin oluşturulması hedeflenmektedir. Girişimcilik faaliyetleri insanlık tarihinin ilk yıllarından beri takas yolu ile varlığını sürdürmektedir. Bireyler ihtiyaçlarını karşılayabilmek için her dönem çeşitli faaliyetlerde bulunmuşlardır. Zaman içerisinde ihtiyaç ve isteklerin değişmesiyle ticaretin şeklide değişiklik göstermiştir. Bireylerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çeşitli faaliyetlerde bulunmasına girişimcilik olarak tanımlanabilir. Girişimcilik günümüzde işsizlik sorununun azalmasına yardımcı olmaktadır. İşsizliğin azaltılması ülkeler için önemlilik arz etmesinden kaynaklı ülke ekonomisinde yer kaplamaktadır. Ülkeler ekonomik politikalarını ve stratejilerini oluştururken girişimciliği göz önüne almaktadırlar. Bundan dolayı ülkeler girişimciler için teşvik ve destek programları gibi birçok destekleme programını girişimcilere sunmaktadır. Verilen destek programları ile potansiyel girişimcilerin ekonomiye katkıda bulunması sağlanmıştır. Çalışmamızda ülkelerin değişen ekonomik ve stratejik planları sonucu girişimcilere verilen teşvik ve destekler incelenmiştir. Yapılan araştırmayla girişimcilere verilen güncel destekler araştırılmıştır. Böylece girişimcilerin ihtiyacı olan destek ve teşviklere kolayca ulaşabilmektedirler. Anahtar Kelime: KOSGEB, Girişimci, Destek ve Teşvikler

Destekleme politikalarıDevlet desteğiGirişimciler+4
Nezat Bengüsu Özmen
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yükseköğretim Kurumları Etik Kodları Modelinin üniversitelerdeki uygulamalarının paydaş grupları üzerindeki etkisi: Bir araştırma

Etik kavramı, son yıllarda yaşamın her alanında olduğu gibi akademik alanda da özellikle sıkça vurgulanmakta ve dile getirilmektedir. İçinde yer aldığımız dünyada, araştırma ve uygulama faaliyetlerinin başarılı bir şekilde yürütülebilmesi için etik kodlara (kurallara) ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca etik kodların bireysel, toplumsal ve kurumsal ilişkilerin geliştirilebilmesi bakımından önemi büyüktür. Çalışmada etik kodların (kuralların) devlet üniversitelerinin paydaş gurupları ile olan ilişkileri üzerindeki etkinliğinin Etik Etkisini Geliştirme Modeli çerçevesinde analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda; etik, etik türleri, kamuda etik, etik kodun tanımı, amacı, içeriği, oluşturulması ve uygulamaya konulması ile yükseköğretim kurumları etik ilkeleri, yazın açısından irdelenmiştir. Son olarak, Etik Etkisini Geliştirme Modeli'nin boyutları bazında devlet üniversitelerinde etik kodların etkililiğini ölçmeye yönelik bir araştırma yapılmıştır. Yükseköğretim Kurumları içerisinde yer alan devlet üniversiteleri, araştırmanın kapsamını oluşturmuştur. Araştırmada 393 akademik ve idari personeli kapsayan anket çalışması ile toplanan veriler SPSS (20.0) programında analiz edilmiştir. Devlet üniversitelerinde uygulanan ankette kullanılan ölçek için öncelikle güvenilirlik analizi açısından Cronbach's Alpha değerleri hesaplanmıştır. Ölçek boyut ve alt maddeleri arasında Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Welch Testi ile üniversiteler arasında oluşan anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Farklılık kaynakları araştırması için Bonferroni, Scheffe, LSD, Tamhane's ve Dunnetts'c testleri uygulanarak karar verilmiştir. Araştırmanın bulguları istatiksel analize tabi tutularak sonuçlar irdelenmiştir. Etik Etkisini Geliştirme Modeli'ne göre; izin verilen devlet üniversitelerinin modelin boyutları bazında değerlendirilmesi yapılarak gerçekleştirilen test sonuçlarına göre geliştirilen hipotezlerden dokuzu doğrulanmış ve diğer üçü ise doğrulanamamıştır. Araştırma kapsamındaki 23 üniversitenin etik kodlarının, üniversitenin (3 boyutu dışında) diğer tüm ilişkilerini olumlu etkilediği söylenebilir. Araştırma çerçevesinde; etik kodların (kuralların) üniversitelerde gerçekleştirilen mevcut uygulamalardaki etkinliği sorgulanmış ve genel anlamda bu kuralların devlet üniversitelerinin paydaş gruplarla olan ilişkilerinde olumlu etkilerinin olduğu gözlenmiştir.

EtikEtik Etkisini Geliştirme ModeliEtik kod+5
Saim Altay
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin kredi kullanma sürecinde banka tercih nedenleri: Tekirdağ/Süleymanpaşa ilçesinde bir araştırma

Banka hizmet pazarlama faaliyetleri günün şart ve isteklerine göre sürekli olarak değişime uğramaktadır. Bunun nedeni de yoğun rekabet ortamında bankaların tüketicilerin değişen yaşam koşul ve isteklerini göz önünde bulundurmak zorunda olmalarıdır. Kredi pazarlama faaliyetleri de bankanın pazar faaliyetlerinin bir parçasıdır. Bireysel kredilerde vade, faiz vb. parasal faktörler hariç tüketicilerin kararında etkili olan başka faktörlerde vardır. Özellikle teknolojide yaşanan değişim ile artık banka şubeleri akıllı telefonlar ile cebimize kadar inmiştir. Kredi kullanmaya kadar birçok bankacılık işlemi tek bir tuş ile gerçekleştirilebilmektedir. Tüketicilerde bankaların bu teknolojileri yakından takip etmelerini önemsemekte hızlı ve hatasız bir şekilde işlemlerini gerçekleştirmek istemektedirler. Bunların dışında tüketicilerin bankaya güven duyması, bankanın imajı vb. gibi birçok faktör tüketicilerin kredi kullanımında banka tercihlerini etkilemektedir. Kısaca bankalar tüketicilere kredilerini pazarlarken birçok unsuru göz önünde bulundurmalıdır. Bu çalışmada tüketicilerin kredi kullanımında banka tercihinde hangi unsurların daha önemli olduğu tüketicilere yapılan anketler ile belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonunda tüketicilerin bankadan kredi çekerken krediyi kolay alabilmesi, faiz, vade, masraf gibi etmenlerin tüketicilerin banka tercihinde büyük öneme sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Tüketicilerin kredi kullanımında banka tercihinde en az etkili olan unsurlar ise bankanın iç ve dış görünümü, bankanın reklamları, arkadaş, aile ve akraba tavsiyesi olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler:Tüketici, banka, tüketici kredisi, Tekirdağ

Banka kredileriBanka pazarlamasıBankalar+6
Mert Yıldırım
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İşyerinde şiddetin iş performansı ve yaşam kalitesi üzerine etkisi: Tekirdağ ili sağlık sektöründe uygulama

Diyalog, anlaşmazlık ve tartışma, işyeri iletişiminin en önemli unsurları arasındadır. İşyerinde iletişimin başarı elde etmede, verimlilik sağlamada ve iyi iş ilişkileri sürdürmede çok önemli olduğu açıktır. Müşteri odaklı hizmet anlayışın yerleşmesi ve artan rekabet koşulları, günümüz iş yaşamını önemli ölçüde etkilemektedir. Bu durum işyerindeki iletişimi daha da önemli kılmaktadır çünkü bu çerçevede iletişimde yaşanan sorunlar hizmete taraf olanlar arasında ciddi çatışmaların yaşanmasına neden olabilmektedir. Bu çalışma, sağlık çalışanlarının işyerinde yaşadığı şiddet olaylarının yaşam kalitesi ve iş performansı üzerindeki etkisini araştırmaktadır. Ayrıca işyeri şiddetinin, iş performansı üzerine etkisinde, yaşam kalitesinin aracılık rolünü tespit etmeyi amaçlamaktadır. Analizlerde, YEM (Yapısal Eşitlik Modeli) kullanılmıştır. Bugüne dek yapılan araştırmalar, yaşam kalitesini genel olarak fiziksel sağlık boyutuyla değerlendirmiştir. Ancak, yaşanılan işyeri şiddeti, ağırlıklı olarak psikolojik etkilere neden olmaktadır. Bu nedenle, yaşam kalitesini psikolojik sağlık açısından değerlendirmek, daha gerçekçi araştırma sonuçlarına ulaşılmasını sağlayacaktır. Çalışanların psikolojik sağlığını içeren yaşam kalitesi boyutunu, iş performansını ve işyeri şiddetini bir arada değerlendiren, literatürde herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu yönüyle bu araştırma, öncü bir rol oynamaktadır. Kamu sağlık sektöründe 682 katılımcı ile gerçekleştirilen bu araştırma sonucunda; iş yerinde yaşanılan şiddet algısı arttıkça, çalışanların yaşam kalitesi olumsuz etkilenmektedir. Çalışanların yaşam kalitesindeki artış, iş performansına olumlu yansımakta; iş yeri şiddeti algısındaki artış ise, yaşam kalitesinde ve iş performansında düşüşe neden olmaktadır. Araştırma sonuçları yaşam kalitesinin, iş yerinde şiddetin, iş performansı üzerindeki etkisinde, tam aracı etki gösterdiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İşyeri şiddeti, Yaşam kalitesi, İş performansı, Sağlık Yönetimi, Yapısal Eşitlik Modeli

PerformansSağlık kuruluşlarıSağlık personeli+7
Yasemin Çabuk
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tekirdağ ilinde deniz taşımacılığının önemi ve sosyo-ekonomik katkılarının analizi

Tekirdağ, İstanbul ve Avrupa arasında geçiş yolu olan ve çevresinde yoğun sanayi alanlarına sahip hızlı bir şekilde gelişen bir İl'dir. Sakarya, Kocaeli ve İstanbul illerinin tamamlayıcı ve geçiş güzergâhı niteliğine sahip sınır dışına açılan önemli bir jeostratejik konuma sahiptir. Verimli tarım arazileri, sanayi ve turizm alanlarıyla ülke ekonomisine yüksek katma değer sağlamaktadır. Avrupa gibi büyük bir pazar ile ticaretin geliştirilmesi ile yabancı yatırımcının dikkatini çekmektedir. Trakya'nın sınır illerinden olması, İstanbul gibi metropol bir şehre komşu olması, çevresinde büyük organize sanayi tesislerine sahip olması ve denize kıyısının olması ile yerli ve yabancı liman yatırımcılarının dikkatini bu bölgeye çekmektedir. Tekirdağ, bütünleşmiş ulaşım ağları olan; deniz yolu, hava yolu, kara yolu ve demir yolu lojistik ulaşım hatları için uygun bir alana sahiptir. Tekirdağ, sayısı artan sanayi işletmeleriyle deniz taşımacılığı sektöründe çeşitliliğin artması, bölgede ekonomik olarak değişiklikler meydana getirmektedir. İl'de faaliyet gösteren çeşitli sektörlerin ihtiyaç duydukları hammaddeyi tedarik etmesi veya ürettiği mamullerin taşınmasında daha ucuz imkân sağlayan deniz taşımacılığının etkileri öne çıkmaktadır. Bu yüzden Tekirdağ'da sanayi ve liman işletmelerinin entegrasyonu artmaktadır. Tekirdağ denize kıyısının olması ve boğazlara yakın konumu sebebiyle bölgede deniz taşımacılığı hizmeti veren işletmelerinin sayısının artmasında önemli etkiye sahiptir. Bu çalışmanın amacı, Tekirdağ'daki deniz taşımacılığının önemi, bölgedeki sosyoekonomik etkilerinin analizi ve sanayi işletmelerinin deniz taşımacılığı ile etkileşimlerinin belirlenmesidir. Araştırma kapsamında bölgede faaliyet gösteren limanlar ve sanayi işletmeleri temel alınmıştır. Deniz taşımacılığının sanayi işletmeleri ve liman tesisleriyle nasıl bir ilişkisinin olduğu ortaya konulup, bölgeye sağladığı sosyoekonomik yapının durumu değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler SPSS 24 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında demografik özelliklerine göre dağılımlarının verilmesinde betimleyici analizlerden frekans ve yüzde analizi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklere ait betimleyici analizlerin verilmesinde ise ortalama ve standart sapma değerleri verilmiştir. Elde edilen verilerin dağılımın normal dağılım olması sonucu hipotez testleri istatistiksel olarak %95 güven düzeyinde test edilmiş olup ölçeklerden elde edilen puanların 2'li gruplara göre farklarının incelenmesi için bağımsız örneklem t-testi, 2'den fazla gruplar arasındaki farkların belirlenmesi için tek yönlü ANOVA analizi ve kategorik değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için ki-kare analizi yapılmıştır. Çalışma, literatürde Tekirdağ ilinde deniz taşımacılığının önemi düzeyine ait bir ölçek geliştirmesini ortaya koymasından dolayı özgündür. Bölgedeki sanayi işletmelerinin deniz taşımacılığının önemine ait analiz sonuçları yüksek oranda olduğu görülmüştür. Bu çalışma ile bölgedeki sanayi işletmelerinin yük taşımacılığında ne sıklıkla deniz yolunu tercih ettikleri, ulusal alanda yük tedarik ve sevkiyatlarını hangi bölgelerle yaptıklarını, uluslararası alanda ithalat ve ihracat bölgeleri, sanayi işletmelerinin deniz taşımacılığı ve bölgeden kaynaklı sorunları temel alınmıştır. Ayrıca, bu durumlar sanayi işletmelerinin mülkiyet durumu, hukuki niteliği ve fonksiyonuna göre değerlendirilmiştir.

Deniz işletmeciliğiDeniz yoluDeniz yolu taşımacılığı+5
Seçkin Gün
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde turizmde yaşanan tüketici sorunları

Covid-19 salgını tüm dünyada pek çok endüstri dalını derinden etkilemektedir. Salgının etkilerinin en yoğun görüldüğü alanlardan biri de turizm endüstrisidir. Pek çok bilimsel araştırma salgının turizm alanındaki farklı ve olumsuz etkilerini rapor etmiştir. Bununla birlikte Covid-19 sürecinde turistlerin ne tür sorunlar yaşadığı, bu sorunların içerikleri ve tüketici hakları çerçevesinde ülkelerin ne gibi tedbirler aldıkları konusunda yapılan araştırmaların henüz yeterli olmadığı görülmektedir. Literatürdeki bu boşluktan hareketle bu araştırmada Covid-19 salgını sürecinde müşterilerin otelcilik hizmetleri, seyahat acentelerinin hizmetleri ve ulaştırma hizmetleri ile alakalı yaşadıkları sorunlar tespit edilmekte, bazı ülkelerde konuyla ilgili getirilen tedbirlere yer verilmektedir. Bu çalışmanın amacı COVID-19 sürecinde turizm endüstrisinde ne tür sorunların yaşandığını, turistleri koruyucu ne tür önlemlerin alındığını ve hak kayıplarını önlemek için ne tür desteklerin yapıldığını tespit etmektir. Bu çerçevede bu araştırmada Covid-19 sürecinde tatile giden, seyahat acenteleri ve/veya otellerden rezervasyon yaptırdığı halde tatile gidemeyen turistlerin hangi hizmetlere ilişkin sorunlar yaşadıkları incelenmektedir. Bu çalışmanın bir başka amacı ise Türkiye'de Covid-19 süreci boyunca turizm endüstrisine ilişkin hangi mercilere ne tür şikayetlerin yapıldığını incelemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda 4 farklı araştırma gerçekleştirilmiştir. Birinci araştırmada anket yöntemiyle Covid-19 sürecinde tatil yapmış olan 103 müşteriden tatil tecrübeleri ve yaşadıkları sorunlar hakkında veriler toplanmıştır. İkinci araştırmada anket yöntemiyle seyahat acentelerinden tatil rezervasyonu yaptırmış olan ancak Covid-19 nedeniyle tatile gidemeyen 107 müşteriden seyahat acenteleri tecrübeleri ve yaşadıkları sorunlar hakkında veriler toplanmıştır. Üçüncü araştırmada anket yöntemiyle otellerden tatil rezervasyonu yapan ancak Covid-19 nedeniyle tatile gidemeyen 104 müşteriden tecrübeleri ve yaşadıkları sorunlar hakkında veriler toplanmıştır. Dördüncü araştırmada Covid-19 sürecinde şikayetvar.com, il ve ilçe hakem heyetleri ve TÜRSAB'a oteller, tatil köyleri, pansiyonlar, turizm acenteleri, uçak ve otobüs gibi ulaştırma araçlarına ilişkin yapılan şikayetler hakkında veriler toplanmıştır. Araştırmanın verileri SPSS programı üzerinde betimsel istatistikler kullanılarak analiz edilmiştir. Bu araştırmada ilgili literatür Belge tarama yöntemi ile hazırlanmıştır. Sikayetvar.com internet sitesi ile birlikte pek çok tez, makale, kitap ve genelgeler üzerinde doküman incelemesi yapılmıştır. Ankete dayalı nicel verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS 26 programı üzerinde yapılmıştır. Araştırmanın hedeflediği veriler kategorik verilerdir ve betimsel analiz için uygundur. Veri toplama aracı olarak anket formları kullanılmıştır. Ayrıca bazı veriler şikayetvar.com internet sitesine, il ve ilçe hakem heyetlerine ve TÜRSAB'a yapılan şikayetlerde incelenerek elde edilmiştir. Covid-19 sürecinde tatile giden, acentelerden ve otellerden rezervasyon yaptığı halde alınan önlemler nedeniyle tatile gidemeyen kişilerin turizm işletmeleri ile yaşadıkları sorunlar demografik özelliklerine göre karşılaştırılmıştır. Yaşanan sorunların grup ortalamaları arasında farklılık gösterip-göstermediği t-testi ve ANOVA analizleri yapılarak test edilmiştir. Covid-19 sürecinde tatil yapan müşterilerin çoğunluğu yurt içinde resort ve şehir otellerinde tatillerini geçirmiştir. Tatilcilerin en sık yaşadıkları sorunlar; oturma planlarında alınan tedbirler, hizmete kapatılmış havuzlar, bazı rekreasyon ve sportif alanlar ve kahvaltıdaki yiyecek/içecekler ve sıcak yemek çeşitleriyle ilgilidir. Bu sorunlara rağmen tatilcilerin çoğunluğu memnundurlar. Tatile giden lisans düzeyindeki eğitime sahip turistler lise ve daha alt düzey eğitime sahip olanlara göre yiyecek-içecek hizmetlerine ilişkin daha çok sorun yaşamışlardır. Düşük gelir seviyesine sahip olanlar daha fazla oda ve kat hizmetleri sorunları yaşamıştır. Buna karşın gelir seviyesi daha fazla olan katılımcılar yiyecek-içecek hizmetlerine ilişkin daha çok sorun yaşamışlardır. Şehir otelinde ve resort otelde kalanlar ile kamp ve çadırda kalanlar pansiyonda kalan müşterilere göre daha fazla oda ve kat hizmetleriyle alakalı sorunlar yaşamaktadırlar. Daha az geceleyenler oda ve kat hizmetleri, yiyecek-içecek ve otelin diğer hizmet alanlarıyla alakalı hizmetlere ilişkin daha çok sorun yaşamışlardır. Acentelerden rezervasyon yaptırdığı halde tatile gidemeyen kişilerin en sık yaşadığı sorunlar ise ödenen paranın tamamını geri alamama, yeni tarihli tatil için daha yüksek fiyatlar istenmesi, oyalama ve erteleme yaşanması, iadelerle ilgili belirsizlik, arzu edilen tarihe yönelik rezervasyon değişikliği yapamama, rota değişikliği yapamama, transfer ücretinin iade edilmemesi, uçuş değişikliği için fiyat farkı uygulanması ve ulaşım araçlarında Covid-19 tedbirleri gereği boş bırakılan koltukların ücretinin müşteriden tahsil edilmesi şeklinde belirtilebilir. Covid-19 sürecinde seyahat acentalarından rezervasyon yaptırıp ancak tatile gidemeyen kişiler arasında eğitim seviyesi daha yüksek olanlar uçak hizmetleriyle ilgili sorunları daha çok yaşamışlardır. İşçiler memurlardan daha fazla seyahat acenteciliği ile alakalı sorunlar yaşamış; çalışmayanlar memurlardan daha fazla uçak hizmetleriyle alakalı sorunlar yaşamaktadırlar. Aylık geliri 5000 TL ve daha az olanlar aylık geliri 7000-9001 TL olan gruplara göre daha fazla hem acentecilik hem de uçak hizmetleriyle ilgili sorunlar yaşamışlardır. Otellerden rezervasyon yaptırdığı halde tatile gidemeyen kişilerin en sık yaşadığı sorunlar ise ödenen paranın tamamını geri alamama, rezervasyon değişikliği talep edildiğinde oyalama veya erteleme yaşanması, transfer ücretinin iade edilmemesi, para iadesi konusunda belirsizlik yaşanması ve ileriki tarih için fiyat farkı uygulanması şeklinde belirtilebilir. Covid-19 sürecinde Otellerden rezervasyon yaptırıp ancak tatile gidemeyen kişiler arasında; 31 yaş ve üzeri katılımcılar 30 yaş ve altındaki katılımcılara göre, lisans mezunları, lise ve daha alt düzey mezuniyete sahip müşterilere göre son olarak da çiftçiler çalışmayan kesime göre otellerle ilgili daha çok sorun yaşamışlardır. Türkiye'de müşterilerin Covid-19 sürecinde şikayetvar.com, il ve ilçe hakem heyetleri ve TÜRSAB'a yaptıkları şikayetlerin yaklaşık yarısı ödenen paraların iadesi edilmemesiyle ilgilidir. Bu şikayetler arasında muhatap bulamama, kaporanın iade edilmemesi, zorunlu iptaller ve ayıplı hizmet gibi konular da vardır. Bu çalışmada dünyada koronavirüs sürecinde turistlerin hak kaybına uğramaması için otellere ve acentelere finansal destekler sağlandığı, seyahat garanti fonları ve devlet garantili kuponların devreye sokulduğu anlaşılmıştır. Türkiye'de turizm işletmelerine ilişkin pandemi sürecinde uygulamak zorunda oldukları genelgenin gönderildiği, paket turlara ilişkin yapılan ön ödemelerin iadesi taleplerinin yerine getirilmesinde konaklama tesislerine finansman desteği sağlanması konusunda çalışmaların yapıldığına ilişkin ipuçları elde edilmiştir. Bu çalışmanın ilgili alan yazındaki boşluğun giderilmesine, otel, acenta, yiyecek-içecek ve ulaştırma şirketleri yöneticilerine farklı bakış açısı kazandırabileceği beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Covid-19, seyahat kısıtlamaları, turizm işletmeleri, müşteri şikayetleri, turist hakları, rezervasyon iptalleri.

COVID 19PandemilerRezervasyon+5
Bihter Peköz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ticaret Sicil Müdürlüğü Teşkilatı ve sicil işlemleri

Ticaret sicilini, ticari işletmelerin, tacirlerin ve ticaret şirketlerinin hukuki öneme sahip bilgi ve belgelerinin kayıt altına alındığı, kamunun bilgilenmesi amacının ve hukuki güvenliğin sağlandığı, aleni nitelikteki resmi sicildir. Tez çalışmamız kapsamında geçmişten günümüze ticaret sicilin hukukumuzdaki gelişimi ve yasal düzenlemeleri incelenmiştir. Ticaret sicilin işleyişi, sicil müdürlüğünün sorumluluğu, tescil işleminin üçüncü kişiler ve ilgililer üzerindeki etkileri ve sicil işlemlerine dair en yenilikçi proje olan MERSİS incelenmiştir. Çalışmamız, yargı kararları ve doktrinde yer alan farklı görüşler çerçevesinde yeniden değerlendirilmiş ve ticaret sicil müessesesinde yer alan eksik hususların tespiti de yapılmıştır.

SicilSicil değerlendirmesiTescil+3
Pınar Güner Aydıncan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Duygu analizi yönteminin pazarlama alanında kullanımına ilişkin çalışmaların değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı duygu analizi yöntemine İLİŞKİN LİTERATÜRDE YAPILAN ÇALIŞMALARIN ni inceleyerek, pazarlama alanındaki kullanım imkânlarını ortaya çıkarmaktadır. Çalışmada yapay zekâ araştırma yöntemleri içerisinde duygu analizi metodu incelenecek ve tüketici davranışlarını açıklamada yeterliliği tartışılacaktır. Pazarlama araştırmalarında alternatif yöntemlerin kullanımı son zamanlarda artış göstermiştir. Hem akademik hem de iş hayatında uzmanlar tüketici davranışlarını daha iyi anlayabilmek için istatistiki yöntemler ile birlikte nitel yöntemlere de yönelmektedirler. Diğer yandan, yapay zekâ ve endüstri 4.0 sistemi işletmelerin daha sistematik ve güncel veri toplamasına ve raporlamasına imkân sağlamaktadır. Bu noktada duygu analizi yöntemi de güncel olarak pazarlama alanında kullanımı artan önemli analiz yöntemlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, duygu analizinin kullanımı, araştırma alanlarına katkısı ve tüketici davranışlarını ne derece doğru tespit edebildiğinin anlaşılması önemli bir konudur.

Duygu analiziEndüstri 4.0Pazarlama+3
Özlem Gümüş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm sektörünün Kapadokya-Nevşehir bölgesine sosyo-ekonomik katkıları ve karşılaştığı sorunlar üzerine bir çalışma

Dünya ekonomisindeki payı yıllar içerisinde büyük oranda artan turizm sektörü, günümüzde ülkeler için önemli bir pazar haline gelmiş durumdadır. Özellikle Türkiye gibi hem gelişmekte hem de turizm çeşitliliği açısından zengin bir ülke için turizm ülkeye ekonomik olduğu kadar sosyal anlamda da büyük katkılar sağlamaktadır. Türkiye'de bu yüzden turizm sektörüne olan yatırımlarını son yıllarda büyük ölçüde artırmıştır. Bu yatırımlarla ülkeye gelen turist sayısını, turizm gelirlerini ve kişi başı turizm harcamalarının artılmasını amaçlamaktadır. Bu turizm yatırımlarının yapıldığı turizm bölgelerinden birisi de eşsiz doğal güzelliklere sahip Kapadokya bölgesidir. Kapadokya bölgesi sahip olduğu turizm güzellikleri sayesinde, Türkiye için önemli bir turizm destinasyonudur. Bu bağlamda söz konusu araştırmanın amacı; turizm sektörünün hem Türkiye hem de Kapadokya-Nevşehir bölgesi açısından ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarıyla değerlendirilmesini ve bu bölgenin ulusal ve uluslararası platformalarda tanınması için önerilerde bulunmaktır. Ayrıca turizm sektörünün karşılaştığı sorunlarda geniş bir bakış açısı ile ele alınmıştır. Araştırma kapsamında araştırma amaçları doğrultusunda oluşturulan anket formu kolayına örnekleme yöntemi çerçevesinde çekirdek Kapadokya olarak anılan Nevşehir ilinde ikamet eden 240 adet örnekleme uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Turizm Sektörü, Sosyo-Ekonomik, Turizm ve Kapadokya, Turizm Sorunları.

Nevşehir-KapadokyaSosyoekonomik etkiSosyoekonomik refah+3
Umut Kocatepe
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital tekniklerin turizm pazarlama performansına etkisi ve turistik ürün satınalma karar sürecindeki rolü

Son yıllarda internet teknolojilerindeki hızlı gelişmeler ve buna bağlı olarak internet kullanımına yönelik geliştirilen cihazlar hem işletmeler hem de tüketiciler tarafından yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Buna bağlı olarak pazarlama çalışmaları da dijital ortamda yapılmaya başlanmış ve dijital pazarlama kavramı ortaya çıkmıştır. Dijital pazarlama pek çok işletme tarafından kullanılmaktadır. COVID 19 salgın süreci dijital pazarlamanın kullanımını daha da arttırmıştır. İşletmeler dijital ortamda pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirmek için dijital pazarlama tekniklerinden yararlanmaktadırlar. Dijital pazarlama, web sayfası pazarlama, e-posta pazarlama, sosyal medya pazarlaması, içerik pazarlaması, SMS-MMS pazarlaması, mobil pazarlama, pazarlama otomasyonu ile pazarlama, arama motoru pazarlaması, tavsiye pazarlaması, dinamik ücretlendirme, anlamsal pazarlama, tahmine dayalı pazarlama, temas noktası pazarlama, büyük veri pazarlaması, giyilebilir teknoloji gibi pazarlama teknikleri ile gerçekleştirilmektedir. Turizm endüstrisinde de dijital pazarlama teknikleri yoğun şekilde kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı dijital tekniklerin Türkiye'deki seyahat acentelerinin pazarlama performansına etkisi ve turistik ürün satın alma kararı üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Bu kapsamda öncelikle iki adet ölçek geliştirilmiştir. İlk ölçek dört faktörden oluşan Dijital Tekniklerin Turizm Pazarlama Performansına Etkisine İlişkin Tutum Ölçeğidir. İkinci ölçek ise yine dört faktörden oluşan Dijital Tekniklerin Turistik Ürün Satın Alma Karar Sürecindeki Rolüne İlişkin Tutum Ölçeğidir. Araştırmada geliştirilen ölçekler ve yapılan analizler sonucunda ortaya çıkan sonuçlar; literatürdeki boşluğun giderilmesine, araştırmacılara farklı bakış açısı kazandırmaya, seyahat acentelerinin farklı pazarlama stratejileri belirlemelerine ve nihai olarak turizm ürünü satın alma aşamalarında tüketicilere dijital teknikleri kullanırken farkındalık yaratmada katkı sağlayabilir. Turizm endüstrisinde pazarlama fonksiyonu genellikle 1618 sayılı kanun ile Türkiye Seyahat Acenteciliği Birliği'ne üye seyahat acenteleri tarafından yürütülmektedir. Dolayısı ile araştırmanın birinci evrenini Türkiye'de turistik ürün (paket tur) pazarlamasını gerçekleştiren 10.480 adet A grubu belgeye sahip seyahat acentelerinin yetkilileri oluşturmaktadır. Araştırmanın ikinci evrenini ise dijital teknikleri kullanarak en az bir defa turistik ürün satın alan tüketiciler (turistler) oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. A grubu seyahat acentelerinden Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale ve İstanbul illerinde bulunanlar ziyaret edilmiş; kâğıda basılı anketler elden teslim edilmiştir. Para, zaman, mesafe gibi kısıtlar nedeni ile Türkiye'nin diğer illerindeki acentelere anketler Google forms, Word, PDF şeklinde TURSAB e-posta grupları, kurumsal e-posta, sosyal medya (facebook vb.) şeklinde ulaştırılmıştır. Araştırmada hem işletme hem de tüketiciler için amaçlı örneklem tercih edilmiştir. Bu kapsamda dijital teknikleri kullanarak pazarlama faaliyetinde bulunan A grubu seyahat acentesi yetkililerinden gelen 334 adet çevrimiçi ve 127 adet basılı olmak üzere toplam 461 adet anket değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmada dijital teknikler kullanmak sureti ile en az bir kez turistik ürün satın alan tüketicilerden ise 808 adet çevrimiçi ve 254 adet basılı olmak üzere toplam 1062 adet anket değerlendirmeye alınmıştır. Analizler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) ve AMOS (Analysis of Moment Structures) paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre acenteler e-posta, SMS, MMS, sosyal medya ve web sitelerini etkin olarak kullanmakta; özellikle tanıtım ve yorumlardan yararlanmakta, içerik pazarlaması ise maliyet avantajı nedeni ile tercih edilmektedir. Arama motoru pazarlaması, giyilebilir teknolojiler ve anlamsal pazarlama acenteler tarafından daha az tercih edilmektedir. Dijital teknoloji kullanımı seyahat acentelerinin turizm pazarlama maliyetlerini genel olarak azaltmakta, satışlarında ise ciddi artışlar sağlamaktadır. 30 yaş ve altındaki tüketiciler turizm ürünü satın alma karar sürecinde ihtiyacın doğması, karar verme ve satın almanın gerçekleşmesi aşamasında dijital teknikleri daha etkili kullanmaktadırlar. Turizm ürününe ilişkin ihtiyacın doğması, alternatiflerin değerlendirilmesi ve karar verme aşamalarında eğitim ve meslek değişkenleri oldukça etkilidir. Özellikle gelir seviyesi değişkeninde bu etki daha da belirgindir. Dijital teknikler satın alma kararı vermeyi kolaylaştırmaktadır. Dijital teknikler sayesinde ödemelerde ise web sitelerinde çok az sorun yaşanmakta; bu durum satın alma aşamasında etkili olmaktadır. Dijital ortam işletmeler ve tüketiciler açısından avantajlarla dolu olduğu gibi bazı riskler de taşımaktadır. Dolayısı ile işletmelere resmî web sayfalarına sahip olmaları, tüketicilere ise öncelikle işletmelerin resmî web sayfasını inceleyip gerekli bilgileri edindikten sonra gerekirse diğer kanallardan işletmeye ulaşmaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ölçek Geliştirme, Dijital Teknolojiler, Pazarlama Performansı, Satın Alma Karar Süreci, Seyahat Acentesi, Turizm Ürünü, Turist.

Pazar performansıPazarlamaPerformans+4
Aykut Pajo
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Marka değerinin şirket değerlemedeki etkisi

Marka değerleme ve şirket değerleme yöntemleri son yıllarda ekonomide sıkça konuşulan ve özel çalışma alanlarından biri olmuştur. Finansal performans unsuru olarak marka değeri, hissedarlar, potansiyel yatırımcılar, kredi kuruluşları, tüketiciler ve rakipler açısından ayrı bir önem taşımakta ve karar süreçlerinde önemli bir değişken olarak yerini korumaktadır. Marka değeri işletmelerin en önemli varlıklarından biridir. Firmaların el değiştirmesi, alım-satım işlemleri, ticari birleşmeler, şirket evlilikleri gibi konular marka ve şirket değerleme uzmanlığına sahip kişi ve kuruluşların önemini gittikçe artırmaktadır. Şirket değerleme sürecinde marka değerinin tespit edilmesi özellikle birleşme ve satın almalarda önemli hale gelmiştir. Bu araştırmanın amacı marka değerinin firma değerlemede etkisinin olup-olmadığını; marka değeri ve firma değeri arasında nasıl bir ilişki olduğunu belirlemektir. Bu araştırmada marka değeri ve marka değerlemesinde kullanılan yöntemlerin şirketlerin değer tespitleri yapılırken neden önemli olduklarına ilişkin kısa bilgiler verilmiştir. İkincil kaynaklardan yararlanarak yapılan bu çalışma nitel araştırma türlerinden biri olan belge tarama türündedir. Marka ve şirket değeri arasındaki ilişkinin tespit edilmesinin amaçlandığı bu çalışmada panel veri analizi yöntemi benimsenmiştir. Elde edilen bulgular daha önce yapılan çalışmalarla kıyaslanarak bir tartışma yürütülmüştür. Sonuçta marka değeri ile şirket değeri arasındaki bağlantının yeterince güçlü olmadığı, marka ya da şirket değerindeki artışın her zaman birbirlerine pozitif etki edemeyebilecekleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca farklı endüstri dallarında faaliyet gösteren şirketlerin sektör özellikleri, sermaye yapıları ve maliyetleri gibi çeşitli değişkenlere göre farklı şirket değerleme yöntemlerinin uygulanması gereği ilgili liteartür taramasında belirgin olarak ortaya çıkmıştır. Şirket değerleme sürecinde şirket değerini etkileyen çeşitli faktörler mevcut olup, işletmelerin şirket değerleme nedenlerini iyi idrak etmeleri gerekmektedir. Şirket değerlemede kullanılan finansal tablolar iyi okunmalı ve analiz edilmelidir. Şirket değerleme adımlarının atılmasında karşılaşılan sorunların çözümünde profesyonel yardımcılara başvurulmalıdır.

DeğerlemeFirma değerlemesiMarka+3
Onur Dağdelen
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal medya etkileyicilerinin tüketicinin satın alma niyeti ve kararına etkisi

Bu çalışmanın amacı, sosyal medya mecralarını kullanan tüketicilerin sosyal medya etkileyicisine (SME) ilişkin nasıl bir tutum içinde olduklarını, SME'ye yönelik tutum ve davranışların tüketicinin satın alma niyeti ve kararına etkisini ve SME' ye yönelik tutumların satın alma kararlarına etkisinde satın alma niyeti değişkeninin rolünü ortaya çıkarmaktır. Bu doğrultuda araştırmanın evrenini en az bir SME takip eden sosyal medya kullanıcıları oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında 821 anket geçerli olarak kabul edilmiş ve değerlendirilmeye alınmıştır. İlgili hipotezlere ilişkin gerekli testler ve analizler, SPSS (Statistical Package for Social Sciences) programı ve AMOS (Analysis of Moment Structures) paket programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada SME'ye ilişkin tutum ölçeği, SME'nin satın alma niyetine etkisi ölçeği ve SME'nin satın alma kararına etkisi ölçekleri için ölçek geliştirme çalışmaları yapılmıştır. Uygulanan Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) sonucunda SME'ye ilişkin genel tutumların, SME'nin satın alma kararına etkisi üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunduğu ortaya çıkarılmıştır. SME'lere ilişkin genel tutumların, SME'nin satın alma niyetine etkisi üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca SME'nin satın alma niyetine etkisinin, SME'nin satın alma kararı üzerinde de anlamlı bir etkisinin bulunduğu ortaya çıkarılmıştır. SME'lere ilişkin genel tutumların, SME'nin satın alma kararına etkisi üzerinde SME'nin satın alma niyetine tam aracılık etkisi bulunduğu tespit edilmiştir. Sosyal medya kullanıcılarının SME'ye ilişkin tutumları, SME'nin satın alma niyeti ve satın alma kararına ilişkin tutumlarının demografik özelliklere göre farklı olup olmadığını belirlemek için ikili gruplarda T- Testi, ikiden fazla grup için ise tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Analiz sonucuna göre SME'ye yönelik tutumlar cinsiyet, yaş, gelir durumu ve çalışma kıdemine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Diğer yandan SME'nin tüketicinin ürün satın alma niyetine etkisinin cinsiyet, eğitim durumu, yaş ve çalışma kıdemine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. SME'nin tüketicinin ürün satın alma kararına etkisinde ise cinsiyet, eğitim durumu, yaş ve çalışma kıdemine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, sosyal medya etkileyicisi, etkileyici pazarlama, satın alma niyeti ve kararı

Nüfuz pazarlamasıSatın almaSatın alma davranışı+3
Şermin Önem
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İnternette yer alan tüketici yorumlarının satın almaya etkisi

Gerçekleştirilmiş olan çalışmada internette yer alan tüketici yorumlarının satın almaya etkisinin incelenmesi için elektronik ağızdan ağıza iletişimin satın alma niyetine etkisi araştırılmıştır. Çalışma kapsamında elektronik ağızdan ağıza iletişim üç faktör ile ölçülmüştür. Söz konusu boyutlar güvenilirlik, nitelik ve nicelik olmuştur. Satın alma niyeti ise tek boyuta sahiptir. Çalışmada ayrıca, elektronik ağızdan ağıza iletişim boyutlarının satın alma niyetine etkisinde çeşitli değişkenlerin düzenleyici rolüne bakılmıştır. Tekirdağ'da gerçekleştirilen araştırmanın anakütlesini internetten alışveriş yapan tüketiciler oluştururken, örneklem grubunda ise 384 katılımcı yer almıştır. Kolayda örnekleme ile oluşturulan örneklem grubundan veri toplanırken anket tekniği tercih edilmiştir. Katılımcılardan toplanan veriler ise bilgisayar ortamında kaydedilmiştir. Toplanan veriler doğrultusunda tanımlayıcı istatistiklere bakılmıştır ve sonrasında da faktör analizi, güvenirlik testi, normallik testi, t-testi, korelasyon analizi ve regresyon analizi uygulanmıştır. Korelasyon analizi neticesinde, hem nitelik boyutunun hem de nicelik boyutunun satın alma niyeti ile orta düzeyde pozitif bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür. Regresyon analizi ile bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkisine bakıldığında ise nicelik ve nitelik boyutlarının satın alma niyeti üzerinde etkisi olduğu görülürken, güvenilirlik boyutunun ise modeli açıklamada önem taşımadığı görülmüştür. Araştırma sonucunda ayrıca, nicelik boyutunun satın alma niyetine etkisinde yaş aralığı, alışveriş için ağırlıklı olarak tercih edilen mecra ve internetten aylık alışveriş sıklığının düzenleyici role sahip olduğu görülmüştür.

Elektronik ağızdan ağıza iletişimSatın alma davranışıSatın alma niyeti+3
Ali Can Yılmaz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici perspektifli sürdürülebilir tüketim çalışmalarının metin madenciliği ile analizi

Küresel çevresel krizin giderek arttığı dünyamızda sürdürülebilirlik kavramı son dönemlerin en önemli konularından biri haline gelmiştir. Sürdürülebilir olmayan üretim ve tüketim günümüzde insanlığı ve gelecek nesilleri tehdit eden en büyük unsurlardan birisidir. Çalışmanın amacı sürdürülebilir tüketim kavramını tüketici perspektifinden ele alan ulusal ve uluslararası yazındaki çalışmaları metin madenciliği yöntemi ile analiz etmektir. Metin madenciliği, çeşitli formatlardaki metinler aracılığıyla faydalı bilgilerin çıkarılmasında insan faaliyetlerini destekleyen teknolojik bir yaklaşım olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışmada 35 Türkçe ve 206 İngilizce makale metin madenciliği yöntemleri ile analiz edilmiştir. Böylelikle şimdiye kadar Dünya'da yapılmış olan tüketici yönlü sürdürülebilir tüketim çalışmalarına genel bir bakış sağlayarak tüketici değişkenlerinin tespit edilmesinin yanı sıra, literatürde eksik kalan yönlerin tamamlanması açısından da yol gösterici bir kaynak olacağı düşünülmektedir.

Metin madenciliğiSürdürülebilir tüketimSürdürülebilirlik+3
Aysun Duruş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID 19'un aşırı tüketim ve plansız satınalma davranışına etkisi

İlgili literatürden anlaşıldığı üzere covid 19 döneminde tüketiciler daha çok kişisel bakım ürünleri, temizlik, yapı malzemeleri, hobi ve sağlıklı yaşam ürünlerine daha çok yönelmişlerdir. Tüketicilerde panik satın almalar artmış, seyahat ve tatil satın almalar azalmıştır. Tüketicilerde online alışverişe yönelim artmıştır. İnsanlar konser, eğlence vb toplu yerlere katılımı gerektiren hizmet satın almalardan bir müddet uzak durmuşlardır. Doğaya dönük aktivitelere katılımlar artmıştır. Covid 19'un tüketicilerin satın alma karar sürecini etkilediği, satın alma tutum ve davranışlarında değişikliklere neden olduğu, değişik alışveriş alışkanlık ve kültürü edindirdiği ortaya çıkmıştır. Covid 19 tüketicilerde satın almayı planlamadıkları ürünleri satın alma eğilimi göstermelerine neden olmaktadır. Bu tüketim alışkanlığının Covid 19 ile daha fazla arttığı ve aşırı tüketim alışkanlığını da tetiklediği anlaşılmaktadır. Stok korkusunun anlık satın almaları tetiklediği ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada covid 19'un Aşırı Tüketim Davranışına etkisi için 4 madde ve Plansız Satın Alma Davranışına etkisi için 6 madde olmak üzere iki faktörlü bir ölçek geliştirilmiş; geçerliliği ve güvenilirlik çalışmaları yapılmış ve doğrulanmıştır. Mezuniyet seviyesinin arttıkça Covid 19'un aşırı tüketim üzerinde etkili olduğuna dair görüşlere katılımın da arttığı görülmüştür. Covid 19 pandemisinin tüketicilerde belirli ürünlerde aşırı tüketime ve/veya plansız satın almaya neden olduğu, bunun belirli ürün gruplarına, ödeme araçlarına, alışveriş sıklığına göre farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Geliştirilen ölçeğin tamamının 0,838 güvenirlik katsayısına sahip olduğu belirlenmiştir. Doğrulayıcı Faktör Analizi sonuçların uyum iyiliği, faktör yük değerleri, geçerlilik, güvenirlik hususlarında uygun olduğu belirlenmiştir. Geliştirilen ölçeğin değişmezlik özelliğine sahip olduğu ve geniş kitlelerin kullanımına uygun olduğunu söylemek mümkündür. Hazırlanan ölçekte ters kodlanması gereken madde yoktur. Ölçek kullanımı konusunda ortalamalar üzerinden maddeler değerlendirilecek olup, toplam puan üzerinden değerlendirme yapılmayacaktır. Mevcut ölçeğin PLS sisteminde de kullanılması ve araştırmacılara bir örnek teşkil etmesi açısından ölçek 600 kişilik veriyle birlikte ayrıca Smart-PLS programı ile de test edilmiştir. Söz konusu program ile yapılan analiz sonucunda; Aşırı Tüketim boyutunun faktör yük değerlerinin 0,701-0,847 arasında olduğu, Plansız Satın Alma boyutunun faktör yük değerlerinin 0,662-0,810 arasında olduğu belirlenmiştir. Örneklemin normal dağıldığı, aşırı tüketim boyutunun Cronbach's Alpha= 0,769, rho_A=0,775 CR=0,853, AVE=0,593 olduğu, Plansız Satın Alma boyutunun Cronbach's Alpha= 0,822, rho_A=0,848, CR=0,868, AVE=0,525 olduğu belirlenmiştir. Ortaya çıkan güvenirlik ve geçerlilik değerleri sonucunda ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu söylenebilir. Plansız satın alma ile aşırı tüketim arasında 0,412 arasında ilişki bulunduğu belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda ölçek bir programda kullanılabilen güvenilir ve geçerli bir ölçek özelliği göstermektedir.

Aşırı tüketimCOVID 19Plansız satın alma+4
Aslıhan Şenol
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma için suyun ekonomik önemi ve sektörel paylaşımı

Dünya ekonomisini sosyal kapsayıcılık ve çevresel duyarlılıkla birleştirerek normatif bir bakış açısı sunmayı amaçlayan sürdürülebilir kalkınmada, suyun ekonomik değeri ve sektörel paylaşımı tez konusunu oluşturmuştur. Bu anlamda, ulusal ve uluslararası kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, internet siteleri ve konu ile ilgili çeşitli kitap, makale, bildiri ve rapor gibi belgelerden toplanan bilimsel veriler analiz edilerek makro düzeyde suyun sürdürülebilir kalkınmada ekonomik önemi ve sektörel paylaşımı ortaya konmuştur. Çalışmada, sürdürülebilir kalkınma çağı, dünya su varlığı ve su ayak izi, su hakkı, suyun ticarileştirilmesi, Avrupa Birliği su politikaları, sınıraşan sular ve sürdürülebilir kalkınmada suyun paylaşımı adlarıyla yedi ana başlık altında, değişen su paradigması dâhilinde analizler gerçekleştirilmiştir. Tüm canlılar için ikame edilemeyen bir kaynak olan, insanlığın ortak hakkı olarak kabul edilen ve gelecek kuşaklar için korunması gereken suyun, ülkelerin kalkınmasında ki yeri ve önemi vurgulanmıştır. Artan dünya nüfusu ve gelişen sanayi sektörü nedeniyle bugün alınıp satılan bir ticari meta olarak, yatırım ve kazanç unsuru olan su, artık kendi ekonomisini oluşturmuştur. Tüm canlıların ve ekonomik sektörlerin müştereği olarak görülen suyun, doğal çevrim dâhilinde insanlar tarafından gerek miktar gerekse kalite olarak en verimli şekilde ekonomik, sosyal ve çevresel yararlar içinde, bugünün gereksinmelerini karşılarken gelecek kuşaklarında kendi gereksinmelerini karşılama olanaklarını elinden almadan, sürdürülebilir bir kalkınma içinde kullanılması önerilmiştir.

EkonomiEkonomik kalkınmaKalkınma+6
Berna Savaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye startup ekosisteminde üniversite kuluçka merkezlerinin ve melek yatırımcılarının değerlendirilmesi

Eski tarihten günümüzü kadar girişimcilik kavramı ve girişimcilik anlayışı şekil değiştirmiştir. Ülke sınırları içerisinde, takas yoluyla ticaret yapılırken günümüzde artık internet platformunda ve küresel çapta ticaret yapılmaktadır. Girişimcilik zamanla, hızlı büyüme anlayışıyla ve buna uygun teknolojilerin kullanılmasıyla gerçekleştirilen bir girişim anlayışına dönüşmüştür. Sıfır noktasından başlayarak hızlı büyüyebilen şirket ve başlangıç gibi tanımları olan, Dünya'da ve Türkiye'de yaygınlaşmaya başlayan "startup" kavramı da böylece hayatımıza girmiştir. Startup uygulamalarının yaygınlaştırılması, girişimcilerin bu yönde teşvik edilmesi ve desteklenmesi ülkenin ekonomik ve sosyal yönden kalkınmasında büyük role sahiptir. Girişimcilerin girişimde bulunmalarında en önemli engellerden birisi fikirlerini iş fırsatlarına dönüştürmede yeterli desteği bulamamalarıdır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, startuplar'ın başlangıç aşamasında ihtiyaç duydukları destekler olan kuluçka merkezlerine ve melek yatırımcılarına yönelik, girişimcilerin tutum ve kaygılarının ortaya konarak çözüm önerilerinde bulunmaktır.

GirişimGirişimcilerGirişimcilik+3
Ceyda Çakır
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

BOBİ FRS ve dönemsonu mali tablolarının BOBİ FRS'ye uygun hale getirilmesi: Örnek bir uygulama

İşletmeler gerçekleştirmiş oldukları mali karakterli işlemleri muhasebe kayıtlarına aktarmakta ve mali tablolar halinde özetleyerek ilgililere sunmaktadırlar. Muhasebe kayıtlarının tutulması ve mali tabloların hazırlanması belli kurallar dahilinde gerçekleşmektedir. Uygulanan bu kuralların ülkelere göre farklılık göstermesi yurt içindeki bir işletmenin mali tabloları ile yabancı işletmelerin mali tablolarının karşılaştırılmasını engellemektedir. Aynı zamanda yurtdışı yatırımcıların ve kredi kuruluşlarının işletmenin mali tablolarını yorumlamasını ve işletme ile ilgili karar almasını da zorlaştırmaktadır. Küreselleşme ile birlikte işletmelerin artık ülke sınırları dışında da faaliyet göstermesi ve çok uluslu işletmelerin sayısının artması ile birlikte muhasebede de ortak bir dil anlayışının gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu amaçla Uluslararası Muhasebe Standartları (UMS) ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) yayımlanmış ve bu standartlar birçok ülke tarafından benimsenerek uygulamaya konmuştur. Türkiye'de muhasebe uygulamaları VUK ve MSUGT çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bununla birlikte Türkiye UMS ve UFRS'yi Türkçeye çevirerek Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) ismi ile yayımlamıştır. Günümüzde muhasebe standartlarının hazırlanması ve yayımlanması yetkisi Kamu Gözetimi Kurumuna (KGK) verilmiştir. Günümüzde TMS/TFRS'lerin Kamu Yararını İlgilendiren Kuruluşlar (KAYİK) tarafından uygulanması zorunludur. Bağımsız denetime tabi olup KAYİK dışında kalan orta ve büyük boy işletmeler için ise Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) yayınlanmış ve 01.01.2018 tarihinden itibaren uygulamaya konmuştur. Buna göre bağımsız denetime tabi olup KAYİK kapsamında olmayan ve TMS/TFRS'yi uygulamayı tercih etmeyen işletmeler yıl sonlarında mali tablolarını BOBİ FRS'ye uygun hale getirmekte ve standartlara uygun olarak hazırlanmış olan mali tabloları bağımsız denetime tabi olmaktadır. Bu tez çalışması ile mali tabloların yıl sonlarında BOBİ FRS'ye dönüştürülmesine yönelik örnek bir uygulama ele alınarak uygulayıcılara yol göstermesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda uygulama bölümünde örnek bir işletmenin yıl sonu mali tablolarının standartlara uygun olarak hazırlanabilmesi için düzeltme kayıtları yapılmış, hesaplar BOBİ FRS'ye uygun olarak tekrar sınıflandırılmıştır. Sonuç olarak BOBİ FRS'ye uygun Finansal Durum Tablosu, Kar veya Zarar Tablosu, Özkaynak Değişim Tablosu ve Nakit Akış Tablosu hazırlanmıştır.

Büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardıFinansal raporlama standartlarıFinansal tablolar+5
Çağdaş Sarılgan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası öğrencilerin girişimcilik eğilimleri açısından değerlendirilmesi: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi örneği

Genel olarak girişimcilik, bir kişinin ihtiyaçlarını, yaşam hedeflerini ve beklentilerini tek bir süreç veya faaliyette bir araya getiren bir duygudur. Üniversiteler, gençler arasında girişimciliğin geliştirilmesine yardımcı olan kaynaklar ve yetenekler açısından geniş bir çeşitlilik yelpazesi sunmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'ndeki uluslararası öğrencilerin girişimcilik eğilimlerini incelemek, bir iş sahibi olma isteklerini ve kararlarını şekillendiren faktörleri tespit etmektir. Bu çalışmada, uluslararası öğrencilerin girişimcilik eğilimini oluşturmada veya engellemede etkili faktörleri tespit etmek için bir grup uluslararası öğrencinin yaklaşımları analiz edilmiştir. Araştırma belirli bir zaman aralığında yapılmış olması, belirli bir coğrafi bölgede uygulanması ve ankete katılanların algılarına dayalı olması açısından bazı sınırlılıklar içermektedir. Araştırmanın örneklemi Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nde okuyan 107 uluslararası üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında çeşitli demografik özellikteki katılımcılara online anket uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 22 programına aktarılarak analiz edilmiştir. Burada her bölümdeki sorulardan alınan sonuçlara ilişkin frekans dağılımları hesaplanmıştır. Sonrasında demografik verilerin ölçekler üzerindeki etkisini ölçmek için Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin yüksek girişimcilik düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Kadın katılımcıların erkek katılımcılara göre Türkiye'deki girişimcilik desteklerinden ve yatırım teşvik fırsatlarından daha çok haberdar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca diğer araştırmalardan farklı olarak, kadın katılımcıların girişimcilik eğiliminin erkek katılımcılardan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada ailelerinde girişimci olan ve olmayan katılımcılar arasında girişimcilik eğilimi puanı bakımından anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir.

GirişimcilikGirişimcilik eğilimiUluslararası öğrenciler+1
Nazlı Çağıl Küçükgöksel
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Tekirdağ Organize Sanayi Bölgeleri ile işletmelerinin etkileşim analizi

Türkiye Organize Sanayi Bölgesi politikasının temelinde az gelişmiş bölgelerde endüstriyel kalkınmayı sağlamak ve işletmelerin verimliliğini, karlılığını arttırmak yer almaktadır. Organize sanayi bölgelerinin işletmelere gerekli lisans ve izinleri sağlanması, endüstride sürdürülebilir ve çevresel kentleşmeyi sağlaması, kaliteli altyapı hizmetleri vererek üretimde yüksek verimlilik sağlaması, kümeleşme ile işletmelere işlem maliyetlerinde ve üretkenliklerinde pozitif etki yaratması gibi katkıları bulunmaktadır. Marmara Bölgesi ve Tekirdağ ili Organize Sanayi Bölgeleri verdiği hizmetler coğrafi konum itibariyle Avrupa'ya ve İstanbul'a yakınlığı, farklı endüstri gruplarını kapsaması, nitelikli personel temini, tedarikçilerin bölgede yer alması ile sanayicinin tercih noktalarından biri olmaktadır. Araştırma üç ana bölüm ile giriş, araştırma yöntemleri, bulgular ve yorum, sonuç ve öneriler bölümlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde Organize Sanayi Bölgesi ve bölgede faaliyet gösteren işletmelerin arasındaki etkileşimi betimleyecek sekiz ana konu başlığı ile irdelenmiştir. Organize Sanayi Bölgeleri kavramı, tarihi ve hukuki analizi konuları sonrasında işletmenin OSB'den aldığı hizmetler, verilen teşvikler, yeşil OSB, teknoloji dönüşümü ve Organize sanayi bölgelerinde eğitim konuları işlenmiştir. İkinci bölüm Türkiye'deki organize sanayi bölgelerinin genel analizi yapılmış, üçüncü bölümde ise Tekirdağ ilinde yer alan organize sanayi bölgeleri; ekonomik çalışmalar, altyapı bilgileri, enerji altyapı bilgileri, bölge hizmet bilgileri, bilim ve teknoloji eğitim bilgileri, çevre yönetim bilgileri, imar bilgileri başlığı altında incelenmiştir. Araştırma sonucunda, Tekirdağ Organize Sanayi Bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerin OSB ile etkileşimde bulunduğu hizmetleri altı alt boyuttan ve yirmi sekiz maddeden oluşmaktadır. Bu alt boyutlar altyapı ve çevre yönetimi bilgileri, OSB'lerin işletmeye katkısı, destekler, bilim ve teknoloji eğitim bilgileri, tek noktadan ofis hizmeti ve bölge hizmet bilgilerinden oluşmaktadır. Çerkezköy OSB'nin altyapı ve çevre yönetimi bilgileri, destekler, bölge ve hizmet bilgileri, bilim ve teknoloji eğitim bilgileri ve tek nokta ofis hizmeti, OSB'lerin işletmeye olan katkıları ve genel memnuniyet düzeylerinin diğer OSB'lere göre daha yüksek olduğu, aynı zamanda Veliköy OSB'nin tek noktadan alınan ofis hizmetinden memnun olma düzeyleri diğer OSB'lere göre daha yüksek düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır.

EtkileşimEtkileşimsel analizHizmet+3
Selin Bahar
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital pazarlama çağında ınstagram fenomenlerinin tüketici satın alma davranışlarına etkisi

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte internet kullanıcısı sayıları ve bilgi paylaşımları da artmıştır. Pazarlama yöntemleri, gelişen teknoloji sayesinde yeni medya alanında kendini revize etmiştir. Pazarlama dünyasına yeni bir soluk getiren dijital pazarlama, işletmeler arasında yaygın bir şekilde tercih edilmektedir. Günümüzde mobil cihazlar insanların ayrılmaz bir parçası ve aksesuarı haline gelmiştir. Durumun farkında olan üretici markalar bu cihazlar sayesinde dijital pazarlama uygulamalarını kullanarak hedef müşterilerine daha hızlı ve kolay ulaşmaktadırlar. Dijital dünya sayesinde alışveriş kavramı da değişmiş ve online alışveriş çok sık bir şekilde kullanılmaya başlamıştır. Sosyal ağların sık kullanıldığı günümüzde bu alanlar üzerinden insanlara erişim oldukça kolaylaşmıştır. Sosyal medya pazarlama dijital pazarlamada, pazarlama dinamikleri arasında büyük bir öneme sahip olmayı başarmıştır. Bu pazarlama stratejisinde en büyük başarı sosyal medya fenomenlerine aittir. Araştırmanın amacı instagram fenomenlerinin sosyal medya pazarlaması kapsamında yaptıkları ürün/mal/hizmet reklamlarının instagram uygulaması üzerinde tüketicilerin satın alma niyetine etkisini araştırmaktır. Kaynak çekiciliği, güvenirliliği ve uzmanlığının reklama yönelik tutum ve satın alma niyeti üzerindeki etkisinin araştırılması ve reklama yönelik olan tutumların satın alma niyetine karşı etkisinin araştırılması yapılan çalışmanın amaçlarındandır. Bu tez çalışması fenomen pazarlama kapsamında instagram kullanıcıların bakış açısından yapılan nicel bir araştırmadır. Araştırma sonucu kaynak çekiciliğinin reklama yönelik tutumla aracılık etkisinin olduğunu ve satın alma niyetine etki ettiği sonucuna varılmıştır. Kaynak güvenirliliğini reklama yönelik tutumla aracılık etkisine sahip olmadığını fakat satın alma niyeti üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Kaynak uzmanlığının reklama yönelik tutuma etki ettiğini ve satın alma niyetine etki ettiği sonucuna varılmıştır. Aracı değişken olan reklama yönelik tutumun satın alma niyetine olumlu etkisi olduğu saptanmıştır. Kaynak çekiciliği ve uzmanlığının, güvenilirliğe göre satın alma niyeti ile daha ilişkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Dijital Pazarlama, Fenomen, Sosyal Medya, Fenomen Pazarlaması, İnstagram.

FenomenlerPazarlamaPazarlama yöntemleri+6
Merve Karataş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz dönemlerinde (COVID-19 pandemisi) değişen satın alma davranışı- fiyat hassasiyeti ve algılanan kalite

31 Aralık 2019'da Çin'in Hubei eyaletine bağlı Wuhan kentinde ortaya çıkan COVID-19 kısa süre içerisinde tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Bunun sonucunda pandeminin ilan edilmesi ile birlikte getirilen kısıtlamalar panik satın alma davranışına yol açmış ve online alışverişlerde artış gözlemlenmiştir. Bir sağlık krizi olarak bu dönemde tüketiciler virüsün olumsuz etkilerinden korunmak ve karantina durumlarında ürün ulaşılabilirliğinin kısıtlanacağı düşüncesi ile belirli gıda ürünlerine yönelmişlerdir. Pandemi döneminde tüketiciler tarafından özellikle talebi artan gıda ürün grupları bağışıklık sistemini güçlendirmek adına meyve - sebze ve raf ömrünün uzun olması ve besleyicilik yönüyle bakliyat-makarna olmuştur. Geçmiş araştırmalara bakıldığında ise tüketicilerin satın alma sürecinde en önemli iki faktörün fiyat ve kalite olduğu ve aynı şekilde kriz dönemlerinde fiyat duyarlılığı ve gıda ürünlerinin algılanan kalitesinin tüketici tarafından arttığı tespit edilmiştir. Bu sebeple bu çalışmanın temel amacı COVID-19 döneminde tüketicilerin satın alma davranışlarının fiyat duyarlılığı ve algılanan kalite bağlamında iki gıda ürün grubu olan meyve-sebze ve bakliyat-makarna açısından değişim gösterip göstermediğini tespit etmektedir. Bu nedenle araştırma kapsamında çevrimiçi anket yöntemiyle 447 veri elde edilmiştir. Veriler frekans analizleri, tanımlayıcı istatistikler, faktör ve güvenilirlik analizleri, Student t Testi ve One-Way Anova Testi ile incelenmiştir. Bunun sonucunda COVID-19 döneminde tüketici davranışlarının iki gıda ürün grubu için fiyat duyarlılığı ve algılanan kalite bağlamında değiştiği sonucuna ulaşılmıştır.

Algılanan kaliteCOVID 19Fiyat+5
Bahar Şentürk
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerde stratejik planlama sürecinde katılımcılığın önemi: Süleymanpaşa Belediyesi örneği

Stratejik planlama, yönetim sürecinden yönetişim sürecine geçiş süreci ile birlikte önemli bir kavram haline gelmiştir. Yönetimde başlayan dönüşüm, etkinlik ve verimlilik ilkeleri üzerinden, kamu yönetiminde yeni uygulamalara ve yöntemlere ihtiyacı gündeme getirmiştir. 1980 yılından sonra başlayan bu değişim süreci, ekonomik gelişme ve kalkınmanın yerel ağının güçlendirilmesi gerekliliği üzerinden yeni tartışmaların başlamasının da önünü açmıştır. Bu doğrultuda stratejik planlama süreci, yerel yönetimlerin gelecek yıllara ait hizmet kapasitesinin nasıl olması gerektiği açısından bir yol haritası sunmakta, kılavuz görevi görmektedir. Yerel yönetimler bu aşamada, öz yeterlilikleri olacak şekilde yereldeki sınırlı kolaylıkları etkin kullanarak gelişen dinamiklerle sürdürülebilir politikaları yaratan stratejilere odaklanmaktadırlar. Buna ek olarak, kamu yönetiminin dönüşüm sürecinde yeni kamu yönetimi anlayışı ile stratejik planlama süreçleri, yasal düzenlemeler ile de zorunlu hale getirilerek, kamu yönetiminin daha dinamik, şeffaf, katılımcı ve hesapverebilirlik anlayışına kavuşmasına hizmet etmiştir. Bu doğrultuda çalışmada, stratejik planlama süreci katılımcılık özelinde hem kavramsal açıdan hem de stratejik planlamanın adımları açısından Tekirdağ Süleymanpaşa Belediyesi 2020-2024 Stratejik Planı örneği üzerinden incelenmesini amaçlamakta ve bu kapsamda çeşitli değerlendirmeler yapılarak katılımcılık konusunun stratejik planlara dahil edilmesine yönelik öneriler getirilmektedir.

BelediyelerStratejik planlamaStratejik yönetim+2
Sabri Çınar
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin tüketicilerin satınalma tutum ve davranışlarına etkileri

Küresel ölçekte sonuçları olan pandemi yaşamın tüm alanlarını etkilediği gibi tüketicilerin satın alma tutum ve davranışlarını da etkilemiştir. Pandeminin etkilerini ve bu etkilerin sonuçlarını anlamak, işletmeler, pazarlamacılar, iş dünyası ve kamu politika yapıcıları için mevcut tüketicileri korumak, yenilerini çekmek, stratejiler ve taktikler uygulamak için hayati önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasının amacı Covid-19 pandemisinin tüketicilerin satın alma tutum ve davranışları üzerinde ne tür etkileri olduğunu tespit etmektir. Covid-19 döneminde panik satın alma, online satın alma, tüketici satın alma bu davranışların ölçülmesine yönelik her birinin araştırıldığı çalışmalara rastlanmakla birlikte, hepsinin beraber değerlendirildiği bir çalışmaya rastlanmamaktadır. Tez çalışmasında söz konusu tüketici davranış ve satın alma biçimleri ile pandeminin alışveriş alışkanlıklarına ve kültürüne etkileri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışmada hem pandemide yaygınlaşan satın alma biçimlerinin beraber incelenmiş olması hem de bunların alışveriş alışkanlık ve kültüründe yaşanan etkiler ile geniş kapsamlı olarak araştırılması çalışmayı özgün kılmaktadır. Covid-19 pandemisinin tüketici satın alma davranışlarına etkilerini inceleyen çalışmalarda kullanılan ölçekler incelenmiş ve bu tez çalışmasında kullanılan ölçekler ile benzerlik ve farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Covid-19 Pandemisinin tüketicilerin satınalma tutum ve davranışlarına etkilerine ilişkin tüketicilerin tutumlarını ölçmeye yarayan hazır ölçek yer almaktadır. Bu çerçevede öncelikle Türkçe'ye uyarlanan ve 36 maddeden oluşan "bulaşma, tehlike, ekonomik ve sosyal sonuçlar, travmatik stres, yabancılara karşı çekince ve zorunlu kontrol" olmak üzere altı boyuta sahip Covid-19 Stres Ölçeğinden yararlanılmıştır. Daha sonra ise sonra beş maddeden oluşan "online satın alma ölçeğinden", yedi maddeden oluşan "panik satın alma ölçeğinden" ve son olarak 10 maddeden oluşan "tüketici satın alma ölçeğinden" yararlanılmıştır. Anketin ikinci kısmı ise Covid-19'un alışveriş alışkanlık ve kültürüne etkisini belirlemeye ilişkin 12 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. Bu bölümde ayrıca pandeminin tüketicilerin çeşitli mal ve hizmetleri satın alma tutum ve davranışlarına etkisine tutumlarını belirlemek üzere "arttırdı", "azalttı", "değiştirmedi" şeklinde ölçeklendirilen 42 adet soruya (ifadeye) yer verilmiştir. Son bölümde ise deneklerin demografik özelliklerini tespit etmeye yönelik sekiz adet çoktan seçmeli soru yer almaktadır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de Covid-19 pandemi döneminde alışveriş yapan tüketiciler oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında geçerli 1040 adet anket değerlendirilmeye alınmıştır. Anketler yüz yüze ve online ortamda karma yöntemle 2022 yılı Ocak-Nisan ayları arasında toplanmıştır. Analizler Smart-PLS ve SPSS (Statistical Package for Social Sciences) paket programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İlgili literatür incelemesinde pandemi döneminde panik satın alma, online satın alma, anlık satın alma, stoklama eğilimlerinin yaygınlaşması gibi önemli bulgulara erişilmiştir. Başka bir deyişle Covid-19 pandemi sürecinde online satın alma ve panik satın alma davranışlarının yaygınlaştığı, ayrıca pandeminin stokçuluk, iş ve normal yaşam alanının bulanıklaştığı, mağazaların eve geldiği, teknoloji kullanımının arttığı, bastırılan talepler, yeni hobiler veya yeteneklerin geliştirilmesi gibi sosyal yaşama dair birçok etkisi olduğuna ilişkin ipuçları yakalanmıştır. Tüketiciler daha çok salgın korkusu nedeniyle online alışverişe yönelmiş, online alışverişe konu olan ürün çeşitliliği artmıştır. Pandemi boyunca tüketicilerin sağlıklı gıdalara yönelik talepleri artmış, en çok satın alınan ürünler sırasıyla unlu mamuller, temizlik ve hijyen malzemeleri ve sağlık ürünleri şeklinde tespit edilmiştir. Satın almada etkili olan kriterler ise sırasıyla, fiyat, marka ve deneyimler olarak belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre eğitim seviyesi arttıkça Covid-19'un tehlikeli olduğu görüşü de artmaktadır. Gelir ve satın alma gücü azaldıkça yabancılara karşı çekinceler de artmaktadır. Panik satın alma kapsamında fiyat değişkeni en çok önemsenen satın alma kriteridir. Haftada iki kere ve 15 günde bir kere alışveriş mekânlarına giden tüketicilerin panik satın alma eğilimleri daha yüksektir. Pandemide alışverişlerini fiziksel mekânlarda yapan tüketiciler bulaş riskini daha olası görmekte; hastalığa karşı daha kontrolcü olan ve kendini daha fazla travmatik stres altında olduğunu hisseden tüketicilerde konut, ticari araç ve iki tekerlekli motorlu araç satın alma davranışlarının arttığı ortaya çıkmıştır. Pandemide organik ve yöresel ürünlere olan talebi artan tüketicilerin online satın alma eğilimlerinin yüksek olduğu ve hastalığa karşı kontrolcü davrandıkları, ambalajlı ürünleri tercih eden tüketicilerin ise yabancılara karşı çekincelerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen çıkarımlar küresel bir salgın sırasında tüketicilerin panik, online, anlık satın alma davranışları ve değişen alışveriş kültürleri hakkında literatüre katkıda bulunabilir. Çalışmada tüketici davranışlarını etkileyen faktörlerin pandemi sürecinde değerlendirilmesi ve pandeminin neden olduğu durumsal ve duygusal süreçlerin satın alma davranışlarına ne şeklide yansıdığı açıklanmıştır. Bu açıklama ve araştırma çıkarımlarının işletmelerin küresel kriz dönemlerinde tüketici davranışlarını anlama, yorumlama ve hızlı karar alma durumlarına katkı sağlaması olasıdır. Ayrıca kriz dönemlerine ilişkin tüketici satın alma davranışlarını incelemek isteyen araştırmacılar için bu çalışmadaki ölçekler ve ortaya çıkan bulgular ayrı bir bakış açısı sağlayabilir. Bu tür sağlık krizleri dönemlerinde ortaya çıkan tüketici satın alma tutum ve davranışlarına yönelik geliştirilmesi gereken stratejiler konusunda ileriki dönemlerde çalışmalar yapılabilir. Böylece işletmelerin kriz dönemlerinde satış ve pazarlama stratejilerini yenileme konusundaki tutumları ayrı bir çalışma konusu yapılabilir. Pandemi döneminde tüketicilerin satın aldıkları mal ve hizmetlerin tedarik zinciri, dağıtımı ve fiyatlandırılmaları gibi konularda tüketicilerin tutumları incelenebilir. Pandemi dönemlerinde merkezi otoritelerin ve işletmelerin panik ve ani satın almalar karşısında tüketicilere yönelik güven arttırıcı ne tür önlemler alınabileceğine ilişkin çalışmalar yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Tutum ölçeği, pandemi, tüketici, satın alma davranışı, panik satın alma, anlık satın alma, online alışveriş, alışveriş alışkanlık ve kültürü, Tekirdağ.

COVID 19PandemilerSatın alma+6
Beste Burcu Kasap
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Muhasebe eğitiminde tersyüz öğrenme modelinin öğrencilerin öğrenme yaklaşımları, tutumları ve akademik başarılarına etkisi

Amaç: Bu araştırma "muhasebe eğitiminde ters yüz öğrenme modeli (TYÖM)'nin öğrencilerin öğrenme yaklaşımları, tutumları ve akademik başarılarına etkisini" incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsam doğrultusunda Genel Muhasebe I (GMI) dersinin TYÖM ile yürütülmesinin öğrencilerin öğrenme yaklaşımları, tutumları ve akademik başarılarına etkisini belirlemek ve öğrencilerin modele ilişkin görüşlerini tespit etmek amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma 2022-2023 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Ermenek Meslek Yüksekokulu'nda bulunan Sağlık Kurumları İşletmeciliği ve Sosyal Güvenlik programlarında yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu bu programların 1. sınıfında öğrenim görmekte olan ve kontrol grubunda 42, deney grubunda 40 olmak üzere toplam 82 ön lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma, karma yöntem çeşitlerinden açıklayıcı sıralı desen karma yöntem modelinde, ön test – son test eşdeğer olmayan gruplu yarı deneysel desende yapılmıştır. Araştırmada önce nicel veriler toplanmış, nicel veri sonuçlarını desteklemek amacıyla daha sonra nitel veriler toplanmıştır. Nicel verilerin toplanmasında GMI dersi ders konularından "dönem içi işlemler" konusunu kapsayan 19 maddeden oluşan "Genel Muhasebe I dersi akademik başarı testi", 16 maddeden oluşan "Muhasebe Dersi Öğrenme Yaklaşımları Ölçeği" ve 22 maddeden oluşan "Muhasebe Dersi Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. TYÖM ile ilgili öğrenci görüşlerine ilişkin nitel veriler, yarı yapılandırılmış öğrenci görüşme formu aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırmada nitel verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz tekniğinden, nicel verilerin analizinde ise SPSS, faktor 10 ve Microsoft Excel programlarından yararlanılmıştır. Araştırmada akademik başarı testinin AFA kapsam, iç ve yapı geçerliği alınmış, deney ve kontrol gruplarına uygulanan başarı testi, öğrenme yaklaşımları ve tutum ölçeğinden elde edilen puanların grup içi ve gruplar arasında karşılaştırılmasında parametrik testler kullanılmıştır. Sonuç: TYÖM'nin muhasebe eğitiminde öğrencilerin öğrenme yaklaşımlarını ve muhasebe dersine yönelik tutumlarını olumlu yönde etkilediği, bununla birlikte akademik başarılarını artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. TYÖM'nin, geleneksel öğretim yöntemiyle karşılaştırıldığında, öğrencilerin öğrenme yaklaşımları, derse yönelik tutumları ve akademik başarıları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir iyileşme sağladığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Muhasebe Eğitimi, Ters Yüz Öğrenme Modeli, Öğrenme Yaklaşımları, Tutum, Akademik Başarı

Muhasebe eğitimi
Musa Altın
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Muz üretim işletmelerinde tekdüzen muhasebe sistemi ve TMS 41 tarımsal faaliyetler standardı açısından karşılaştırmalı bir uygulama

Tarımsal faaliyetler tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de büyük öneme sahiptir. Bu nedenle tarımsal faaliyetlerin tarım işletmelerinin gelişimleri için kontrol altına alınması gerekir. Maalesef ki ülkemizde tarım sektöründe muhasebe arka planda kalmaktadır. Tarım işletmelerinin tarım sektörünün gelişebilmesi, finansal durumlarının daha net görülebilmesi için muhasebeye biraz daha önem vermeleri gerekir. Çalışmada muz üretim işletmelerinde Tekdüzen Muhasebe Sistemi ile Türkiye Muhasebe Standartlarına göre muz işletmelerinde tutulan muhasebe kayıtlarının karşılaştırılması ve aradaki farkların ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmada 2023-2024 yılları arası muz üretimi yapan bir işletmenin verileri kullanılmıştır. İşletmenin 2023 ve 2024 yılı muhasebeleştirme işlemleri gerçekleştirilmiş, TDMS'ne ve TMS'ye göre muhasebe kayıtları karşılaştırılmış ve farklılıklar ortaya konulmuştur. TDMS'nin tarımsal faaliyetler için yeterli olmadığı, TMS'nin ise tarımsal faaliyetlerde muhasebeleştirme işlemlerini daha detaylı ele almasından dolayı muz üretim işletmeleri için daha uygun olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Tarım, Muz, TMS 41, Tarımsal Faaliyet, Tekdüzen Muhasebe Sistemi, Türkiye Muhasebe Standartları.

Muhasebe standartlarıTek düzen muhasebe sistemi
Ümmü Altın
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sürdürülebilir pazarlamada sorumlu üretim ve tüketim temalı reklamlar: Kuşaklar arası karşılaştırmalı bir nöropazarlama araştırması

Bu araştırmanın amacı; hazır giyim markalarının, sürdürülebilir pazarlama kapsamında yayınladıkları sorumlu üretim ve tüketim temalı reklam görsellerinde yer alan sürdürülebilirlik mesajlarına yönelik, X, Y ve Z kuşaklarının dikkati (odaklanma sayısı ve görüntüleme süresi) arasında farklılığın olup olmadığı tespit etmektir. Bu doğrultuda bu araştırmaya dâhil edilecek markaların belirlenmesi için önce bir saha araştırması yapılmış ve LCW, DeFacto, Colin's ve Mavi markalarına ait (mankenli, ürünlü ve nötr uyaranlı olmak üzere) toplam 12 reklam görseli araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın yöntemi; karma araştırma yöntemidir. Araştırma alanı nöropazarlamadır ve araştırma tekniği eye-tracking araştırmasıdır ve araştırmayı desteklemek üzere, deney sonrası anket yapılmıştır. Araştırma; X, Y ve Z kuşaklarının her birinden 22'şer kişi olmak üzere, toplam 66 katılımcının verileri ile gerçekleştirilmiştir. Deneyde Gazepoint GP3 cihazı kullanılmıştır. Deneyde toplanan eye-tracking verileri, Gazepoint Analysis Software Professional Edition (v6.8.0) programı ile analiz edilmiş ve ısı haritaları elde edilmiştir. Hipotezlerin test edilmesi için; katılımcıların odaklanma sayısı ve görüntüleme süresi metrikleri alınarak, IBM SPSS Statistics 29.0 programında istatistiksel analizleri yapılmıştır. Normal dağılım gösteren verilerde ANOVA, normal dağılım göstermeyen verilerde Kruskal-Wallis testi kullanılarak hipotezler test edilmiştir. Kuşaklar arasında farklılığın tespit edildiği durumlarda, farklılığın hangi kuşaklar arasında olduğunu belirlemek için post hoc (Tukey ve Mann-Whitney U testi+ Bonferroni düzeltmesi) testleri yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; araştırma için varsayılan 24 hipotezden 10 tanesi kabul edilmiş, 14 tanesi reddedilmiştir. Kabul edilen 10 hipotez çerçevesinde; sürdürülebilirlik mesajlarına yönelik kuşaklar arasında odaklanma sayılarında ve görüntüleme sürelerinde (dikkatlerinde) farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu farklılıkların; bazı hipotezlerde X ve Y kuşakları arasında, bazı hipotezlerde X ve Z kuşakları arasında olduğu belirlenmiştir. Y ve Z kuşakları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Nöropazarlama, Göz İzleme, Sürdürülebilir Pazarlama, Sorumlu Üretim ve Tüketim, Kuşaklar

Göz izlemeNöropazarlama
Sümeyye Nur Kara
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Metaverse'te turist olmak: Sanal gerçeklik üzerine netnografi ve gömülü teori uyumlu deneyimsel bir araştırma

Bu tez, dijital dönüşümün en ileri uygulamalarından biri olan metaverse teknolojisinin turizm bağlamında nasıl deneyimlendiğini anlamaya yönelik nitel bir araştırmadır. "Metaverse'te Turist Olmak: Sanal Gerçeklik Üzerine Netnografi ve Gömülü Teori Uyumlu Deneyimsel Bir Araştırma" başlığını taşıyan bu çalışmada, bireylerin sanal gerçeklik (VR/SG) yoluyla gerçekleştirdiği turistik deneyimlerin anlamı, bu deneyimlerin kuramsal çerçeveler bağlamında nasıl inşa edildiği analiz edilmiştir. Araştırmanın temel amacı, metaverse'te turist olma halinin bireysel ve toplumsal düzeyde ne tür etkiler yarattığını derinlemesine ortaya koymak, sanal turizm deneyimlerinin potansiyel sonuçlarını kavramsallaştırmak ve sektörel uygulamalara ışık tutacak özgün çıkarımlar üretmektir. Ayrıca metaverse temelli turizm deneyimlerinde öne çıkan boyutları derinlemesine inceleyerek teorik bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, yöntemsel olarak üç aşamalı bir araştırma tasarımı benimsenmiştir. İlk aşamada Meta Store üzerinden tezde deneyimletilen uygulama yönelik toplanan 813 kullanıcı yorumuna dayalı bir netnografik tematik analiz uygulanmıştır. İkinci aşamada Meta Quest 3 cihazı kullanılarak katılımcılara Machu Picchu ve Antarktika destinasyonlarını kapsayan ortalama 45 dakikalık sanal turizm deneyimi yaşatılmıştır. Üçüncü aşamada, deneyim sonrası derinlemesine yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veriler, MAXQDA programı aracılığıyla tematik, açık, eksenel ve seçici kodlama teknikleriyle analiz edilmiştir. Analiz süreci, Gömülü Teori yaklaşımı ile ele alınmış ve kavramsal doygunluk sağlandıktan sonra bir kuram önerisi geliştirilmiştir. Ayrıca araştırma süreci boyunca veri, metodoloji ve teori üçlemesi yapılarak araştırmanın geçerliliği ve güvenilirliğini artırmak adına üçleme (triangulation) uygulanmıştır. Bu tez, dijital dönüşümün en ileri uygulamalarından biri olan metaverse teknolojisinin turizm bağlamında nasıl deneyimlendiğini anlamaya yönelik nitel bir araştırmadır. "Metaverse'te Turist Olmak: Sanal Gerçeklik Üzerine Netnografi ve Gömülü Teori Uyumlu Deneyimsel Bir Araştırma" başlığını taşıyan bu çalışmada, bireylerin sanal gerçeklik (VR/SG) yoluyla gerçekleştirdiği turistik deneyimlerin anlamı, bu deneyimlerin kuramsal çerçeveler bağlamında nasıl inşa edildiği analiz edilmiştir. Araştırmanın temel amacı, metaverse'te turist olma halinin bireysel ve toplumsal düzeyde ne tür etkiler yarattığını derinlemesine ortaya koymak, sanal turizm deneyimlerinin potansiyel sonuçlarını kavramsallaştırmak ve sektörel uygulamalara ışık tutacak özgün çıkarımlar üretmektir. Ayrıca çalışmada metaverse temelli turizm deneyimlerinde öne çıkan boyutları derinlemesine inceleyerek teorik bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, yöntemsel olarak üç aşamalı bir araştırma tasarımı benimsenmiştir. İlk aşamada Meta Store üzerinden çalışmada deneyimletilen uygulamaya yönelik toplanan 813 kullanıcı yorumuna dayalı bir netnografik tematik analiz uygulanmıştır. İkinci aşamada Meta Quest 3 cihazı kullanılarak katılımcılara Machu Picchu ve Antarktika destinasyonlarını kapsayan ortalama 45 dakikalık sanal turizm deneyimi yaşatılmıştır. Üçüncü aşamada, deneyim sonrası derinlemesine yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veriler, MAXQDA programı aracılığıyla tematik, açık, eksenel ve seçici kodlama teknikleriyle analiz edilmiştir. Analiz süreci, Gömülü Teori yaklaşımı ile ele alınmış ve kavramsal doygunluk sağlandıktan sonra bir kuram önerisi geliştirilmiştir. Ayrıca araştırma süreci boyunca veri, metodoloji ve teori üçlemesi yapılarak araştırmanın geçerliliği ve güvenilirliğini artırmak adına üçleme (triangulation) uygulanmıştır. Araştırma bulguları sonucunda turizmde metaverse deneyimine ilişkin "zaman, fiyat, etkileşim, teknoloji, eğitim, varlık hissi, eğlence, keyif, akış ve gerçeklik algısı" olmak üzere 10 temel boyut ortaya konulmuştur. Katılımcılar, sanal deneyimleri aracılığıyla gerçek turistik destinasyonlara yönelik isteklerinde artış yaşadıklarını ifade etmiş, bu da sanal ve fiziksel turizmin birbirini dışlayan değil, tamamlayan bir yapıda olabileceğini ortaya koymuştur. Ayrıca "Deneyimsel Derinlik, İçerik ve Tasarım Kalitesi, Kullanıcı Memnuniyeti, Erişim ve Kullanılabilirlik, Beklenti ve Gelişim Talebi" olmak üzere 1'i çekirdek olmak üzere 5 boyuttan oluşan teorik bir çerçeve çizilmiştir. Katılımcılar, metaverse ortamında yüksek düzeyde odaklanma ve duyusal katılım yaşarken, deneyimin özgünlüğü ve gerçeklikle kurduğu bağ, memnuniyet ve yeniden katılım niyeti üzerinde belirleyici olmuştur. Bununla birlikte, teknolojik sınırlılıklar, içerik eksikliği ve erişilebilirlik gibi faktörler deneyimin bazı yönlerini zayıflatmaktadır. Tez, kullanıcıların beklentilerini ve ihtiyaçlarını karşılayabilecek daha etkili, kapsayıcı ve çok boyutlu metaverse deneyimlerinin tasarlanması gerektiğine dikkat çekerek hem teoriye hem de uygulamaya anlamlı katkılar sunmaktadır.

Osman Nurullah Berk
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İdari personellerin dijital dönüşüme yönelik algıları ile teknolojik işsizlik kaygı düzeyleri arasındaki ilişkilerin X ve Y kuşakları bağlamında incelenmesi: Selçuk Üniversitesi örneği

Dijital dönüşüm algıları, teknolojik işsizlik kaygısı ve kuşaklar arasındaki ilişkinin incelendiği bu araştırmanın amacı, Selçuk Üniversitesi'nde çalışmakta olan idari personellerin dijital dönüşüme yönelik algıları ve teknolojik işsizlik kaygı düzeylerinin X ve Y kuşakları arasında nasıl farklılık gösterdiğini tespit etmektir. Araştırmanın örneklemini, Selçuk Üniversitesi bünyesinde çalışan 384 idari personel oluşturmaktadır. X ve Y kuşakları arasında belirtilen değişkenler açısından fark ve benzerlikleri tespit etmek amacıyla Bağımsız Örneklemler T Testi uygulanmıştır. Ardından, değişkenler arasındaki ilişkinin yönünü ve gücünü belirlemek için korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Değişkenler arasındaki etkileşim ise regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, Y kuşağı katılımcıların X kuşağı katılımcılara kıyasla dijital dönüşümde kariyer gelişimlerine önem verdikleri, ayrıca X kuşağı katılımcıların teknik beceri eksikliğine ilişkin kaygılarının Y kuşağı katılımcılardan daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tüm katılımcıların dijital dönüşüme yönelik algılarının teknolojik işsizlik kaygı düzeyleri üzerindeki etkisi negatif ve anlamlı bulunmuştur. Y kuşağı katılımcıların dijital dönüşüme bakış ölçeğinin alt boyutu olan "Kişisel Gelişime Katkı" boyutunun, Teknolojik İşsizlik Kaygısı ölçeğinin alt boyutları (Teknik Beceri Eksikliği, Artırımlı Teknolojik İyileştirmeler, Teknolojik Bozulmalar) üzerinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Anahtar Kelimeler; Dijitalleşme, Dijital Dönüşüm, İşsizlik, Teknolojik İşsizlik, X Kuşağı, Y Kuşağı

DijitalleşmeX kuşağıY kuşağı+1
Keziban Sert
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İzlenim yönetimi taktiklerinin sosyal kaytarma üzerindeki etkisinde lider-üye etkileşiminin düzenleyici rolü

Tez çalışması kapsamında yoğun iş temposuna sahip perakende sektörü çalışanlarının izlenim yönetimi taktiklerinin sosyal kaytarmaya olan etkisinde lider-üye etkileşiminin düzenleyici rolü test edilmeye çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Konya ili perakende sektöründe faaliyet gösteren zincir marketlerde görev yapan çalışanlara anket uygulanmıştır. Araştırma orta düzey yönetici, alt düzey yönetici ve çalışan pozisyonlarındaki 394 katılımcı ile yürütülmüştür. Kolayda örnekleme yöntemiyle elde edilen veriler; frekans, normallik testleri, geçerlik ve güvenirlik analizleri ile korelasyon analizine tabi tutulmuştur. Hipotez testleri için SPSS Process Macro 1 eklentisi Model 1'den yararlanılmıştır. Korelasyon analizi bulgularına göre ölçeklerin birbirleri ile pozitif yönde ilişki içerisinde oldukları tespit edilmiştir. Bununla birlikte bazı alt boyutlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadığı saptanmıştır. Ayrıca regresyon analizi bulgularına göre izlenim yönetimi taktiklerinin ve lider-üye etkileşiminin sosyal kaytarmaya istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde etki ettiği tespit edilmiştir. Düzenleyici etkinin test edilmesi sonucunda da izlenim yönetimi taktiklerinin sosyal kaytarmaya etkisinde lider-üye etkileşiminin niteliğinin düzenleyici bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.

Lider-üye etkileşimiSosyal kaytarmaİzlenim yönetimi
Tuğba Kayıkcıoğlu
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İş yeri arkadaşlığının örgütsel huzur üzerindeki etkisinde mesleki doyumun aracılık rolü: Akademisyenler üzerine görgül bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, mesleki doyum aracılığıyla iş yeri arkadaşlığının örgütsel huzur üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın ikinci amacı, iş yeri arkadaşlığı, örgütsel huzur ve mesleki doyumun katılımcıların demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmektir. Bu çalışmanın verileri bir devlet üniversitesinde istihdam edilen 500 akademisyenden yapılandırılmış bir anket yardımıyla toplanmıştır. Araştırma modeli ve hipotezleri test etmek için regresyon analizi, farklılık analizleri ve Hayes'in Process Makrosundan yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; akademisyenlerin iş yeri arkadaşlığının mesleki doyum üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisinin bulunduğu ve akademisyenlerin mesleki doyumunun örgütsel huzur üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte akademisyenlerin iş yeri arkadaşlığı örgütsel huzuru anlamlı ve pozitif yönde etkilemektedir. Ayrıca mesleki doyum, iş yeri arkadaşlığı ile örgütsel huzur arasındaki ilişkiye aracılık etmektedir. Öte yandan akademisyenlerin iş yeri arkadaşlığı, örgütsel huzur ve mesleki doyum düzeylerinin bazı demografik değişkenler açısından farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Son olarak çalışma akademisyenler açısından bulgularla ilgili teorik ve pratik çıkarımlar tartışılmış, araştırmanın sınırlılıkları ve gelecek araştırmalara ilişkin bazı öneriler sunulmaktadır.

Örgütsel huzurİş doyumu
Zekiye Dalboy
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tedarik zinciri çevikliğinin tedarik zinciri performansı ve işletme performansı üzerine etkisi

İşletmelerin küreselleşen ve sürekli yenilik gerektiren rekabet ortamında faaliyetlerini sürdürebilmeleri için meydana gelen değişimlere uyum sağlamaları gerekmektedir. Uyum sağlama süreci ise, işletmelerin çeviklik düzeyleriyle doğrudan ilişkilidir. Çeviklik düzeyleri işletmelerin üretici ve tüketici odaklı pazar ihtiyaçlarına etkin bir şekilde yanıt verebilmeleri açısından tedarik zinciri faaliyetlerine yansımaktadır. Tedarik zinciri çevikliği, müşteri taleplerinin zamanında ve etkin bir biçimde karşılanması, işletmelerin performanslarını artırmaları ve rekabet avantajı elde etmeleri açısından önem arz etmektedir. Bu bağlamda bu çalışmanın temel amacı, tedarik zinciri çevikliğinin tedarik zinciri performansı ve işletme performansı üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Bu temel amaç doğrultusunda Konya Sanayi Odası'na (KSO) kayıtlı otomotiv yan sanayinde faaliyet gösteren işletmelere anket uygulanmıştır. Çalışma kapsamında 152 işletmeye ulaşılmış olup elde edilen veriler SPSS 22.0 sürümü ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, tedarik zinciri çevikliğinin tedarik zinciri performansını ve işletme performansını ve ayrıca tedarik zinciri performansının işletme performansını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

Nihal Horasan
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji üretiminin belirleyicileri: Türkiye enerji piyasası üzerine ampirik bir analiz

Enerji, yalnızca modern yaşamın sürdürülebilirliğinde değil, aynı zamanda ekonomik kalkınmanın sağlanmasında da stratejik bir rol üstlenmektedir. Nüfus artışı, sanayileşme ve kentleşmeye bağlı olarak artan enerji talebi, enerji arz güvenliğini sağlamayı ülkeler açısından zorunlu hale getirmiştir. Özellikle elektrik üretimi, ekonomik büyümenin hem nedeni hem de sonucu olarak kritik bir öneme sahiptir. Bu doğrultuda, elektrik enerjisi arzının zamanında ve sürdürülebilir şekilde sağlanması, makroekonomik istikrarın korunması açısından temel bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Enerji yatırımları ve üretim politikalarının ekonomik büyüme dinamikleriyle uyumlu biçimde tasarlanması gerektiği vurgulanmaktadır. Elektrik üretimi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin doğru modellenmesi ve fiyat etkilerinin analiz edilmesi, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik rasyonel politika önerilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır. Bu doğrultuda, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde artan enerji talebine karşılık, arz güvenliğinin sağlanması ve etkin enerji politikalarının oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin 2008-2023 dönemine ait elektrik üretimi ile makroekonomik göstergeler ve hammadde fiyat değişkenleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. En küçük kareler ve bootstrap standart hata yöntemleriyle yapılan tahminler, lasso ve robust regresyon yöntemleriyle desteklenmiştir. Bulgular, GSYİH, işgücü ve elektrik ithâlatının elektrik üretimi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve belirleyici etkiler yarattığını ortaya koymuştur. Ayrıca, bu etkilerin enerji türlerine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. GSYİH'nin pozitif etkisi, ekonomik büyümenin enerji talebini artırarak üretimi tetiklediğini göstermektedir. İşgücündeki artış da üretimi desteklemekle birlikte, bu etki enerji kaynağı ve üretim yöntemi bazında farklılık arz edebilmektedir. Elektrik ithâlatının negatif etkisi ise, yerli üretim üzerinde baskı oluşturmakta, dışa bağımlılığı artırmakta ve enerji üretiminin sürdürülebilirliğini zorlaştırmaktadır. Bu durum, temiz enerjiye yönelimi teşvik edebilmektedir. Sonuçlar, enerji politikalarının ekonomik büyümeyi destekleyecek biçimde tasarlanmasının gerekliliğini vurgulamakta, gelecekteki yatırım stratejileri ve politika reformları açısından önemli katkılar sunmaktadır.

Bayram Cerit
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet kalitesinin müşteri memnuniyetine etkisi: Bankacılık sektöründe bir araştırma

Günümüzde hizmet sektörü, ekonomik büyümenin ve toplumsal refahın temel taşlarından biri haline gelmiştir. Teknolojik gelişmelerin hız kazanması, tüketici beklentilerinin sürekli değişmesi ve rekabetin artması, hizmet sunumunun kalitesini her zamankinden daha önemli bir konuma getirmiştir. Bu bağlamda, müşteri memnuniyeti, hizmet kalitesinin en önemli göstergelerinden biri olarak kabul edilmekte ve işletmelerin rekabet avantajı elde edebilmesinde kritik rol oynamaktadır. Özellikle bankacılık sektörü gibi doğrudan fiziksel ürün sunmayan, tamamen hizmet temelli sektörlerde müşteri memnuniyeti daha da büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların müşteri memnuniyetine yönelik stratejiler geliştirmeleri ve hizmet kalitesini sürekli iyileştirmeye odaklanmaları gerekmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bir bankanın sunmuş olduğu hizmetlerin kalitesinin, müşteri memnuniyeti üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Araştırma kapsamında, müşterilerin hizmet deneyimlerine ilişkin tutumlarını ölçmeye yönelik nicel analiz yöntemi olarak çevrimiçi (online) anket yöntemi kullanılmıştır. Bunun sonucunda ortaya çıkan veriler SPSS 22 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Çalışma, Konya ilinde faaliyet gösteren belirli bir banka şubesinden hizmet alan 380 müşterinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, hizmet kalitesinin çeşitli boyutlarının müşteri memnuniyeti üzerinde anlamlı etkiler yarattığını ortaya koymuştur. Bu bağlamda, hizmet kalitesinin müşteri memnuniyetini şekillendirmede önemli bir rol oynadığı sonucuna ulaşılmış ve bankacılık sektöründe müşteri odaklı hizmet anlayışının önemine bir kez daha dikkat çekilmiştir.

A Grammar of the Turkish LanguageElektronik müşteri ilişkileri yönetimi
Elif Nur Akkaya
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketici satın alma sürecinde ağızdan ağıza pazarlama ve marka değerinin etkisinin incelenmesi

Satın alma niyeti, tüketicilerin satın almak için çaba göstermesini hatta bilinçli bir planı ifade etmektedir. Tüketici temelli marka değeri ve ağızdan ağıza pazarlama ise tüketicilerin hem geleneksel hem de dijital ortamlarda marka ile kurmuş olduğu ilişki çerçevesinde belirleyici rollerini oynamaktadır. Araştırmanın temel amacı bu iki değişkenin e-ticaret siteleri bağlamında tüketicilerin satın alma niyetleri üzerindeki etkilerini tespit etmek, değerlendirmek ve literatüre hem teorik hem ampirik katkı sağlamaktır. Bu temel amaç doğrultusunda araştırma verilerini elde etmek için Konya ilinde ikamet eden, internetten alışveriş yapan 18 yaş ve üzeri 404 katılımcıya hem çevrim içi hem de yüz yüze anket uygulanmıştır. Araştırmanın kavramsal modeli doğrultusunda ileri sürülen hipotezlerin test edilmesi için SPSS 23.0 yazılımı kullanılmıştır. Analiz sonuçları, ağızdan ağıza pazarlamanın yoğunluk ve içerik boyutlarının satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığını, buna karşın pozitif değer ve negatif değer boyutlarının anlamlı bir etkisi bulunduğunu ortaya koymaktadır. Buna ek olarak tüketici temelli marka değeri boyutlarının ağızdan ağıza pazarlama ve satın alma niyeti üzerindeki etkileri analiz edildiğinde marka sadakati ve algılanan kalite boyutlarının anlamlı bir etki göstermediği, yalnızca marka farkındalığı/ çağrışımlarının boyutunun her iki değişken üzerinde de belirleyici olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, ağızdan ağıza pazarlamanın ve tüketici temelli marka değerinin satın alma niyeti üzerindeki rolünü boyutları açısından netleştirerek literatüre katkı sağlamaktadır. Araştırmanın bulguları, e-ticaret sitelerine yönelik tüketici temelli marka değeri algılarının ve ağızdan ağıza pazarlama davranışlarının anlaşılması konusunda yol gösterici olmaktadır.

Havva Ulusoy
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Ahlaki zekânın örgütsel intikam üzerine etkisinde işyeri maneviyatının aracılık rolü

Bu araştırmanın amacı ahlaki zekânın örgütsel intikam üzerine etkisinin ve bu etki üzerinde işyeri maneviyatının aracılık rolünün olup olmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca ahlaki zekâ ve örgütsel intikam düzeylerinin demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği de tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini Selçuk Üniversitesi'nde görev yapan akademisyenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 372 akademisyen oluşturmaktadır. Araştırma bulguları, ahlaki zekânın örgütsel intikam üzerinde negatif yönlü, işyeri maneviyatı üzerinde pozitif yönlü, işyeri maneviyatının ise örgütsel intikam üzerinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkilere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Ahlaki zekânın boyutlarından öz denetim ve vicdanın örgütsel intikam üzerindeki etkisinde işyeri maneviyatının aracılık rolü yokken; Ahlaki zekânın boyutlarından nezaket ve empatinin örgütsel intikam üzerindeki etkisinde işyeri maneviyatının aracılık rolü olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Demografik değişkenlere ilişkin fark testleri, bazı değişkenlerin anlamlı farklılık yarattığını göstermektedir. Özellikle çalışma süresi ve pozisyon değişkenleri hem ahlaki zekâ hem örgütsel intikam hem de işyeri maneviyatı üzerinde anlamlı düzeyde farklılıklar ortaya koymuştur.

Fatmahan İpek Çınar
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişisel değerler ile öz liderlik ilişkisinde kuşak farklılıklarının düzenleyici etkisi

Çalışmanın başlıca amacı, kişisel değerlerin öz liderlik üzerindeki etkisini ve farklı kuşakların bu etkileşimdeki rolünü incelemektedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öz liderlik, kişisel değerler ve kuşak kavramlarına ilişkin teorik çerçeve; ikinci bölümde ise araştırma yöntemi anlatılmıştır. Araştırma, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisinde görev yapan subay ve astsubaylardan oluşan 376 kişiden anket yöntemiyle elde edilen verilerle, SPSS 26 ve Smart PLS 4 programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada yapısal eşitlik modeli ve düzenleyici etki analizleri yapılmıştır. Elde edilen bulgular kişisel değerlerin öz liderliğe etkisi ile Y kuşağının kişisel değerler ile öz liderlik ilişkisindeki düzenleyici etkisini desteklemiş, X kuşağının düzenleyici etkisini desteklememiştir.

Deniz Kuş
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Girişim sermayesi satın alımlarının şirket değeri üzerindeki etkisi: Avrupa'daki gelişmekte olan ülkelerdeki ve Türkiye'deki teknoloji şirketi satın alımlarına yönelik bir inceleme

Bu çalışmada, birleşme ve satın almaların kurumsal büyümeyi, pazar konsolidasyonunu ve hissedar değerini yönlendiren stratejik kararlar olduğu vurgulanmaktadır. Özellikle girişim şirketlerinin satın alınması, teknoloji elde etme ve inovasyonu sağlama amacını taşıyan önemli bir dinamik olarak öne çıkmaktadır. Çalışma, gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteren teknoloji girişimlerinin satın alma duyurularının satın alan şirketlerin hisse fiyatları üzerindeki etkisini incelemektedir. Araştırmada Thomson Reuters-Eikon veri tabanı kullanılarak elde edilen veriler standart olay çalışması yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, teknoloji girişimi satın alma duyurularının genel olarak piyasada negatif bir tepkiyle karşılaştığını göstermektedir. Çalışmanın giriş bölümünde, girişim sermayesi, girişimcilik ve girişim sermayesi yatırımlarıyla ilgili temel kavramlar açıklanmış, ikinci bölümde dünya genelinde girişim sermayesinin tarihçesi ve küresel görünümü ele alınmıştır. Üçüncü bölüm, Türkiye'deki girişim sermayesi çerçevesini incelemekte ve dördüncü bölümde literatür özetlenip, gerçekleştirilen ampirik çalışma ve sonuçlarına yer verilmektedir. Anahtar Sözcükler Girişim sermayesi, satın alma ve birleşme, teknoloji girişimleri, hisse fiyatları, piyasa tepkisi

Özlem Uz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Duyguların affetme, ağızdan ağıza iletişim ve yeniden müşteri olma niyeti üzerindeki etkisinde sosyal mesafenin düzenleyici rolü: Üçüncü taraf müşteriler için bir uygulama

Bu tez çalışmasında hizmet hatası telafi sürecinde üçüncü taraf müşterilerin hizmet hatası mağduru olan müşteriye sosyal olarak yakın/uzak olma durumlarına göre hissettiği olumlu ve olumsuz duyguların müşteri affediciliği aracılığıyla olumsuz ağızdan ağıza iletişim ve yeniden müşteri olma niyeti üzerindeki etkileri incelenmektedir. Araştırma hipotezleri 2 (üçüncü taraf müşteriye olan sosyal mesafe: yakın/uzak) x 2 (hizmet telafisi: var/yok) senaryo tabanlı deneysel tasarım kullanılarak test edilmiştir. Bu doğrultuda otelcilik sektörü için dört senaryo oluşturulmuş ve her bir senaryoda 144 olmak üzere toplam 576 katılımcı çalışmaya dahil edilmiştir. Toplanan veriler SPSS ve SmartPLS 4.0 programları ile analiz edilmiştir. Hipotezi test etmek için bağımsız örneklem t-testleri ve düzenleyici-aracılık analizleri yapılmıştır. Sonuçlar, hizmet hatası ve telafisi sürecinde üçüncü taraf müşterilerin hissettikleri olumlu ve olumsuz duyguların sosyal mesafeye göre farklılaştığını göstermektedir. Buna göre, sosyal olarak uzak üçüncü taraf müşterilerin telafi durumuna göre değişen olumlu ve olumsuz duygularının sosyal olarak yakın üçüncü taraf müşterilere kıyasla daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, olumlu duyguların müşteri affediciliğini pozitif olarak, olumsuz duyguların ise negatif olarak etkilediği sonucuna erişilmiştir. Diğer taraftan, sonuçlar olumlu duyguların müşteri affediciliği üzerindeki etkisinin üçüncü taraf müşterin sosyal mesafe düzeylerine göre farklılaştığını göstermektedir. Ayrıca olumlu duyguların yeniden müşteri olma niyeti üzerinde müşteri affediciliğinin aracılık etkisi vardır. Son olarak, yapılan düzenleyici-aracılık analizlerinde sonuçlar sadece olumlu duygular ile müşteri affediciliği arasındaki ilişkide sosyal mesafenin düzenleyici etkisi olduğunu göstermektedir. Bu tez çalışması önceki çalışmalardan farklı olarak hizmet hatası ve telafisi sürecinde üçüncü taraf müşterilerin hizmet hatası mağduru olan müşteriye sosyal olarak yakın ve sosyal olarak uzak olma durumlarına göre tepkilerindeki farklılıkları inceleyerek literatüre katkı sunmuştur.

Ağızdan ağıza iletişimBağışlamaDuygu+6
Süleyman Çelik
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Planlanmış davranış teorisi çerçevesinde yenilikçi iş davranışlarının ağır sanayide çalışan beyaz yakalılar özelinde incelenmesi

Planlanmış Davranış Teorisi (PDT), bireylerin eylemleri hakkında nasıl karar verdiklerini ve çevrelerindeki kişilerin inançları, tutumları ve niyetlerinden nasıl etkilenebileceklerini açıklayan psikolojik bir modeldir. Bu teori, bir bireyin örgütsel bir ortamda yeni ve yaratıcı faaliyetlerde bulunma isteğini etkileyen faktörleri anlamaya yardımcı olabileceğinden, yenilikçi iş davranışı çalışmalarına uygulanması oldukça önemlidir. Bu doğrultuda bu tez çalışması, bireyin tutumlarının, öznel normlarının ve algılanan davranışsal kontrolünün bir iş ortamındaki yenilikçilik düzeyini nasıl etkileyebileceğine odaklanarak, yenilikçilik niyeti ve yenilikçi iş davranışı arasındaki ilişkiyi Planlanmış Davranış Teorisi temelinde incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, çalışanların psikolojik sermayelerinin (PDT'de: tutum), iş ikliminin yenilikçiliğine yönelik algılarının (PDT'de: norm) ve işlerinin olumlu yönlerine dair inançlarının (PDT'de: algılanan kontrol), yenilikçiliğe yönelik niyetlerini ve niyetleri aracılığıyla da davranışlarını yordayacağı hipotez edilmiştir. Araştırmanın katılımcıları, savunma, enerji ve madencilik gibi ağır sanayi sektörlerinden birinde çalışmakta olan beyaz yakalı çalışandan oluşmaktadır. Araştırma verileri, çevrimiçi olarak toplanmıştır. Araştırma kapsamında Yenilikçi Davranış Ölçeği, Yenilikçilik Niyeti Ölçeği, Psikolojik Sermaye Ölçeği, Yenilikçi İklim Ölçeği ve İş Tanısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verileri istatistiksel analiz programları kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular, Planlanmış Davranış Teorisi ile uyumlu olarak, algılanan davranışsal kontrolün, yenilikçi iş davranışı sergilenmesini anlamlı olarak pozitif yönde açıkladığını göstermiştir. Ancak Planlanmış Davranış Teorisi modelinde önerilen normlar ve tutumların, yenilikçilik niyeti ve davranışı üzerinde anlamlı bir rol oynamadığı gözlenmiştir. Buna ek olarak, PDT kapsamında önerilenin aksine yenilikçiliğe ilişkin niyet, sergilenen yenilikçilik davranışlarını pozitif değil negatif yönde anlamlı olarak yordamıştır. Araştırma bulguları, kişilerin özellikle algıladıkları kontrol düzeyinin, yenilikçi davranışlar sergilemeleri üzerindeki rolü ve çalışanların yenilikçiliğe ilişkin niyetlerinin davranışlarına yansıması için ileride atılabilecek adımlar temelinde tartışılmıştır.

Ağır sanayiBeyaz yakalıPlanlanmış davranış+2
Erkut İşcanoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Afrika Boynuzundaki bankaların finansal performanslarının ölçülmesi: Etiyopya ve Kenya bankaları üzerine bir inceleme

Bu tez çalışmasında, 2015-2018 olan dönem için Afrika Boynuzu bölgesindeki bankaların finansal performanslarının Etiyopya ve Kenya bankaları üzerinde karışlaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada, iki aşamalı bir etkinlik analizi yöntemi benimsenmiştir. Analizin birinci aşamasında bankaların etkinliklerinin Veri Zarflama Analizi (VZA) yöntemi kullanılarak analiz edilmiş, ikinci aşamasında ise banka etkinliğini belirleyen faktörleri görmek için Tobit regresyon analizi yöntemi uygulanmıştır. Karşılaştırmalı etkinlik analiz sonuçlara göre, Kenya bankalarının teknik etkinliği, saf teknik etkinliği ve ölçek etkinliği gibi tüm etkinlik türlerinde ortalama olarak Etiyopya bankalarından daha etkin olduğunu ortaya koymuştur. Banka sahipliği türüne göre hesaplanan ortalama etkinlik skoru açısından, yabancı sermayeli bankalar en etkin bankalar olup ve onu kamu bankaları izlemektedir; yerli özel bankalar ise en az etkin olan bankalardır. Yapılan Tobit regresyon analizinden elde edilen bulgulara göre, banka karlılığı ve banka etkinliği arasında anlamlı pozitif ilişki bulunmuştur. Bu nedenle Etiyopya ve Kenya bankacılık sektöründe, etkin olan bankalar aynı zamanda karlı bankalardır. Benzer bir şekilde bankanın etkinliği, kişi başına GSYİH ile anlamlı pozitif ilişkiye, enflasyon oranı ile ise anlamlı negatif ilişkiye sahiptir. Öte yandan, varlık kalitesi ile banka etkinliği arasında anlamlı negatif ilişkisi bulunmaktadır. Benzer şekilde Kredi riski ve likidite riski ile saf teknik etkinlik arasında anlamlı negatif ilişki bulunulmaktadır. Bu da Kenya ve Etiyopya bankacılık sektöründe, risk düzeyi yüksek olan bankaların daha az etkin olduklarının göstergesidir. Banka büyüklüğü ve saf teknik etkinlik arasında anlamlı negatif ilişki mevcuttur. Bu bağlamda büyük bankaların, etkinliklerini artırmak için ölçek ekonomisinden yararlanamadıklarını, bunun aksine, büyüklüklerinden dolayı olumsuz etkilendikleri gözlemlenmektedir. Kenya bankalarının piyasa yoğunlaşma oranı, Etiyopya bankalarının piyasa yoğunlaşma oranından daha düşüktür. Bu nedenle Kenya bankacılık sektöründe daha yüksek düzeyde rekabet olduğu görülmektedir. Öte yanından finansal gelişmişlik göstergelerine göre, Afrika Boynuzu (HoA) ülkelerinin finansal sektörü, bölgedeki ülkelerin ekonomik büyümesi ve elektronik bankacılık hizmetlerindeki ilerlemeler nedeniyle son yıllarda iyileşiyor olsa da, genel olarak sözkonusu bölgenin finansal gelişmişlik seviyesi düşük düzeyindedir.

Bankacılık sektörüBankalarEtiyopya+7
Kelifa Srmolo Kemal
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Örtük bilgi ve örtük bilginin doğal karar verme sürecinde kullanımı: bir alan araştırması

Bu doktora tezinin konusu örtük bilgi ve örtük bilginin doğal karar verme sürecinde kullanımıdır. Çalışmada, örtük bilgi unsurlarının (meslekî yetenek, meslekî bilgi ve meslekî tecrübenin) varlığının farkındalığı, özellikleri ve kaynakları meslekî tecrübe, yaş, cinsiyet ve coğrafi bölgelere göre farklılık gösterip göstermediği yönüyle araştırılmış; örtük bilgi, mesleğe özgü bir düşünme biçimi olarak ve bilgi aşama sırası (BAS) kapsamında incelenmiş; doğal karar verme sürecinde örtük bilginin nasıl kullanıldığı (zaman baskısı ve yüksek risk altında vb.) araştırılmıştır. Araştırma için hazırlanan soru kâğıdına Türkiye'de 7 coğrafi bölgeden (40 il) 505 veteriner hekim tarafından katılım sağlanmış ve Ankara'da (Türkiye) 39 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırma sonucunda; örtük bilgi varlığının farkındalığına ilişkin görüşler arasında cinsiyet, yaş ve meslekî tecrübe yönüyle sayımsal olarak anlamlı bir fark bulunmamış (p > 0,05); örtük bilgi unsurlarından meslekî bilginin sözle anlatılmasının zor olmasına ilişkin görüşler arasında cinsiyet değişkenine göre sayımsal olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p < 0,05). Doğal karar verme sürecinde örtük bilginin, karar sürecinde eksik bilginin tamamlanması; deneyime dayalı karar verilmesi; yüksek riskten ziyade zaman baskısı altında karar alınması; mevcut bilgiler (belirtik ve örtük) birbiriyle çelişik olduğunda bir izleme kararı verilmesi gerektiğinde kullandığı görülmüştür. Araştırma bulguları ışığında, örtük bilginin özellikler temelinde yeni bir tanım önerisi yapılmış; belirtik ve örtük özellikte adımlar içeren yeni bir bilgi aşama sırası (BAS) önerilerek bilgi dağı (BD) eğretilemesiyle (metaforuyla) açıklanmış ve ters bilgi aşama sırası (TEBAS) olarak çözümlenmiştir. Ayrıca gelecekteki çalışmalar için yeni araştırma önerileri sunulmuştur.

Açık bilgiBilgiBilgi hiyerarşisi+5
Çağnur Handan Kurtuluş
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

PISA, TIMSS ve PIRLS sonuçlarının değerlendirilmesi

PISA, TIMSS ve PIRLS değerlendirmeleri ülkelerin fen bilimleri, matematik ve okuma becerileri alanlarındaki performanslarının izlenmesi için uluslararası karşılaştırmalı veri sağlamaktadır. Bu değerlendirmelerin sonuçları aynı zamanda politika belirleyicilerin eğitim alanında yaptıkları reformların etkililiğini değerlendirmeleri konusunda katkı sunmaktadır. 1995'ten beri bu değerlendirmelere katılan ülke ve ekonomilerin sayısı artmaktadır. Bu çalışmada PISA, TIMSS ve PIRLS değerlendirmelerinin uygulama usulleri ve değerlendirme muhtevaları tanıtılmış ve her bir değerlendirme için ülkelerin gösterdikleri performanslar ortaya konulmuştur. Fen, matematik ve okuma becerileri alanlarında 1995-2012 yılları arasında gerçekleştirilmiş PISA, TIMSS ve PIRLS değerlendirmelerinin sonuçları göz önünde bulundurulduğunda Güney Kore, Japonya, Finlandiya, Singapur ve Hong Kong'un istikrarlı bir şekilde değerlendirmelerin birçoğunda en başarılı beş ülke içerisinde yer aldığı görülmüştür. Çalışmada Türkiye'nin katıldığı çalışmaların ayrıntılı sonuçları da verilmiştir. Bu sonuçlara göre; Türkiye'nin PISA ve TIMMS'teki performansı TIMSS uygulamasına ilk katıldığı 1999 yılından beri artmaktadır. Hem PISA hem de TIMSS araştırmalarında Türkiye'nin ortalama puanı ve uluslararası üst yeterlik düzeylerindeki öğrenci oranı matematik, fen bilimleri ve okuma becerileri alanlarında dikkate değer düzeyde yükselmiştir. Bu araştırmalarda Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinin performansları diğer bölgelere nazaran dikkate değer düzeyde düşük olduğu görülmüştür. En başarılı okullar fen liseleri olurken en düşük performans gösteren ortaöğretim kurumları ise meslek liseleri ve çok programlı liseler olmuştur. Kız öğrenciler okuma becerileri alanında tüm değerlendirmelerde erkeklere göre oldukça başarılı olmuştur. PISA, TIMSS ve PIRLS değerlendirmelerinde başarılı ülkelerin eğitim harcamalarının bütçedeki ve GSYİH içerisindeki payları ile öğrenci başına eğitim harcamalarını incelediğimizde bazı ülkelerin bazı yıllarda bu göstergelerde OECD ortalamalarının altında kaldığı görülmektedir. Bu durum ekonomik göstergelere olduğu kadar başarıyı belirleyebilecek diğer unsurlara da dikkat verilmesi gerekliliğine işaret etmektedir. Anahtar sözcükler: PISA, TIMSS, PIRLS, Türkiye, uluslararası değerlendirme.

Eğitsel değerlendirmeOkuma becerileriUluslararası Matematik ve Fen Araştırmasında Eğilimler+2
Murat Akkuş
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İş stresinin tükenmişlik üzerine etkisi ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nde çalışan hava trafik kontrolörleri üzerine bir araştırma

Stres, farkına varılmasa da gündelik hayatımızın içinde olan ve modern çağın bir rahatsızlığıdır. Stres kavramı, dışarıdaki insandan üniversitedeki bilim adamına kadar tüm insanların sık sık kullandığı ve çoğu kişinin de yaşadığı psikolojik bir durumdur. Tükenmişlik "ruhsal ve fiziksel bakımdan enerjinin tükenişi" olarak ifade edilebilir. Yaşam şartlarının zorlaşması ve stres, enerjinin azalmasına neden olabildiği gibi kişiyi güçsüz, savunmasız ve çaresiz bırakabilmektedir. Bu çalışmada Devlet Hava Meydanları İşletmesi İstanbul Atatürk Havalimanında görev yapan Hava Trafik Kontrolör personelinin iş stresinin personelin tükenmişlik düzeyleri üzerine araştırma yapılmış ve sonuçlar SPSS programında değerlendirilmiştir.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel MüdürlüğüHava trafik kontrolörüTükenmişlik+2
Murat Soner Şahin
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Forming a favourable environment for managing innovation in organization

The research on innovation had been a vast field that draws a lot of thinking and creativity. The condition necessary for forming a favorable environment in an organisation is just a light reflecting to proposed pathway a company can utilize to attaining success innovation. Innovation according to Austrian economist Joseph Schumpeter outlined in (The theory of economic development) where he proposed 5 types of innovation. Product, Process, Business, Source of supply, Mergers and divestment. There have been several work on innovation which lead to addition types of innovation. To understand the topic innovation, one must be able to comprehend component of innovation, Nature of innovation, the importance, Stages of Innovation, Pace of innovation, creativity in both organisation and individuals. The strategies we can use to motivate members. It will also be helpful if the role learning plays in innovation process is analyzed. The structure of an organisation is also a sure significant criteria for organisation's innovation. Innovatio strategy, cost minimization strategy, and Imitation strategy must also be well studied and understand their relevance effect to innovation process. In other to findout the conditions for forming innovation, a qualitative research was done using deductive and abductive method of reasoning. From previous works on this field, I was able to collate four conditions that favour innovation in an organisation: the importance of teamwork and the involvement of every employee, the importance of management participation, the importance of effective communication and information flow, the importance of an innovative culture. Driving through these condition, I went for an empirical Data were collection via questionnaire and interviews. It was conducted in both Twenty English and Turkish companies. Ground theory was used in the interpretation of datas. On analysis of my empirical datas, I foundout that all the previous four conditions from past literatures were very significant and had ties that strongly relates them with my empirical findings at both research geographical locations: Importance of teamwork and involvement of all employee, Importance of management participation, Importance of effective communication and information flow, Importance of an innovative culture. In concluding part, the result were all discussed and blended with each other. İt was realised that all the above four condition were interwoven and depended on each other. They had a very strong tie with eachother including the two new emerging condition I came-up with the "ımportance of the employees vocatıonal traınıng" and "importace of employee's role integratıon around specıaltıes and process rather than department"

InnovationInnovation strategiesInnovative behaviour+1
Akıntan Olumıde Oluayo
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Bayrampaşa ilçesindeki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan yöneticilerin yöneticilik becerilerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada İstanbul İli Bayrampaşa İlçesi İlkokul, Ortaokul ve Lise Yöneticilerinin Yöneticilik Becerilerinin belirlenmesi ve çeşitli değişkenler açısından yöneticilik becerisi ölçeği ve alt faktörleri değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Bayrampaşa ilçesindeki İlkokul, ortaokul, lise yöneticileri ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi de bu okullar içerisinden rastgele seçilen 236 öğretmen ve okul yöneticisini kapsamaktadır. Veri toplama aracı olarak Akdoğan (2009) tarafından hazırlanan "Ortaöğretim Yöneticilerinin Yönetim Becerilerinin Değerlendirilmesi" ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin güvenilirliği araştırmacı tarafından yapılmıştır. Yapılan iç güvenilirlik analizi sonucu Cronbach Alfa = 0,971 olarak bulunmuştur. Yöneticilik becerileri ölçeğinin altı alt faktörü bulunmaktadır. Bu faktörler: Öğrenen Okul, İletişim-Liderlik, Problem Çözme, Ekip Çalışması, Değişim Yönetimi ve Karar Alma. Veriler toplandıktan sonra Spss 16 programı ile analiz edilmiştir. Toplanan veriler bilgisayar ortamına aktarılmış ve yanıt olarak "hiçbir zaman" seçeneği, 1 puan; "nadiren" seçeneği 2 puan, "bazen" seçeneği 3 puan, "çoğu zaman" seçeneği 4 puan ve "her zaman" seçeneği 5 puan olarak değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme sonunda: yönetim beceri ölçeği puan ortalaması 3,61 bulunmuştur. Bu düzey düşünüldüğünde okul yöneticilerinin yönetim becerilerinin yüksek düzey olduğu görülmektedir. Ayrıca okul yöneticilerinin öğrenen okul, iletişim-liderlik, problem çözme, ekip çalışması, değişim yönetimi ve karar alma alt faktörleri puan ortalamalarına göre de yüksek düzey beceriye sahip oldukları görülmektedir. Değişkenlerin ne düzeyde etkili olduğu incelendiğinde: yönetim becerisi ölçeği temel alındığında cinsiyet, lisansüstü öğrenin durumu ve yöneticilik alanında alınan eğitimin belirleyici olmadığı görülmüştür. Ancak aynı ölçekte; yaş, mesleki kıdem, görev türü ve mezuniyet alanları arasında anlamlı farka rastlanmıştır. Anahtar Sözcükler: 1. Yöneticilik Becerisi 2. Öğrenen Okul 3. Liderlik 4. İletişim 5. Problem Çözme

Eğitim yönetimiLider yöneticilikLiderlik+5
Fatih Güleryüz
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Lojistik sektöründe girişimcilik; örnek bir firma incelemesi

Küreselleşmenin nihai bir sonucu olarak dünya üzerinde ticari faaliyetlerin artması sebebiyle lojistik sektörü hızlı bir ivme ile büyümeye devam etmektedir. Teknolojinin gelişmesi sonucunda imkanların da artmasıyla birlikte belirtilen büyüme eğiliminin daha fazla arttığı görülmektedir. Lojistik sektöründe girişimcilik konusunda araştırmanın yapıldığı bu çalışmada, lojistik sektöründe girişimcilik konusunda ne tür faaliyetler yapıldığının ortaya konulması ve sektörün girişimcilere ne şekilde fırsatlar sunduğunun anlaşılması amaçlanmıştır. Öncelikle lojistik sektörü, lojistik faaliyetler ve girişimcilik konularında literatür taraması yapılmıştır. Araştırma bölümünde ise TNT Ekspres Grup Satış Müdürü ile yüz yüze görüşme yapılmış ve bunun yanında İzmir Ticaret Odasının hazırlamış olduğu anketin firmada uygulaması yapılmıştır. Araştırma sonucunda görüldüğü üzere lojistik sektörü gelişiyor olsa da, Türkiye'nin lojistik konusunda gelişiminin, gelişmiş dünyan ülkelerinin biraz gerisinde seyrettiği anlaşılmaktadır. Genel anlamda sektörün geri kalmasının en önemli nedenlerinin yasal mevzuatların yetersizliği ve düzensizliği, girişimcilik faaliyetlerinin yetersiz olması, yatırım maliyetlerinin yüksek olması, küresel ölçekli uygulanabilir ortak sistemlerin olmaması, nitelikli çalışan eksikliği, altyapı yetersizlikleri ve müşterilerin lojistik faaliyetler hakkında yeterli bilgilerinin olmaması olduğu anlaşılmaktadır. Belirtilen konular hakkında gerekli hususlar girişimciler, devlet tarafı ve şuan itibariyle sektörde faaliyet gösteren firmaların ortak çalışmalarıyla çağdaş seviyelere getirilmelidir. Aksi takdirde gerek jeopolitik konumu gerekse de sahip olduğu insan gücü imkanlarını değerlendiremeyen işletmeler ve dolayısıyla da Türkiye, lojistik sektöründeki gelişmeleri geriden izlemeye devam edecektir Anahtar Sözcükler:Lojistik, Girişimcilik, Lojistik Faaliyetler, Lojistik Sektörü

GirişimGirişimcilikLojistik+2
Salih Dinçel
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

4. sınıf matematik sınav sorularının bilişsel alan kapsamında incelenmesi; TIMSS sınav sorularıyla karşılaştırmalı bir analiz

Matematik, insanlıkla birlikte var olan ve her geçen gün önemini artıran çağımızın en önemli bilim dallarındandır. Türkiye'nin de içinde bulunduğu TIMSS ve PISA gibi araştırma raporlarında, matematik ve geometri alanında öğrencilerimizin başarı düzeylerinin istenilen seviyede olmadığı görülmektedir. Bu çalışma, 4.sınıf matematik sınav sorularının, öğretim programına ve TIMSS sınav sorularıyla karşılaştırması amaçlamıştır. Bu araştırmada, evren İstanbul ili, örneklem ise Bahçelievler ilçesinde rastlantısal seçilen 3 ilkokuldur. Araştırmanın modeli nitel bir yöntemdir. Araştırmanın nitel veri bölümünde, yazılı sınav sorularında doküman analiz tekniği ve öğretmenlere uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Veri kaynağı olarak, 2012-2013 eğitim öğretim yılında, 4.sınıf öğrencilerine uygulanan matematik sınav soruları kullanılmıştır. Bu sorular, MEB öğretim programında öğrenme alanlarına ayrılan süre olarak ve TIMSS 2011 sınavında yer alan bilişsel alanlara göre karşılaştırılmıştır. Çalışmada ayrıca, 50 ilkokul öğretmeniyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşme sonuçlarına da yer verilmektedir. Araştırmanın sonucunda, matematik öğrenme alanları karşılaştırmasında, sınav sorularının %80'ini sayılar, %16'sını geometrik şekiller ve ölçme, %4'ünü veri gösterimi alanı oluşturmuştur. MEB kılavuz kitapta ise; %52 sayılar, %44 geometrik şekiller ve ölçme, %4 veri gösterimi alanına zaman ayrıldığı ve tutarlı olmadıkları tespit edilmiştir. Bilişsel alan karşılaştırmasında ise, TIMSS'de soruların %40'ı bilgi, %40'ı uygulama, %20'sini akıl yürütme oluşturmuştur. İncelenen sınav sorularında ise; %67'i bilgi, %18'i uygulama, %15'i akıl yürütme olduğu ve aralarında tutarlılık olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlere uygulanan görüşme formu verilerine göre; öğretmenlerin çoğunluğu sınıfta başarı yüzdesinin düşük olması durumunda konu tekrarı yaptıkları, farklı öğretim teknikleri kullanmadıkları ve bilişsel alan konusunda bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir.

Bilişsel becerilerMatematikMatematik öğretimi+7
Ergün Taştekinoğlu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00