
1,300
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Çimlerdeki Fusarium graminearum ve Sclerotinia homoeocarpa'ya karşı bazı biyolojik ajanların etkisinin araştırılması
Sclerotinia homoeocarpa hastalık etmeninin neden olduğu dolar lekesi ve Fusarium graminearum tarafından oluşturulan yaprak leke ve kök çürüklüğü çim alanlarında ciddi sorun olan hastalıklardır. Bu çalışmanın amacı, bazı biyolojik ve kimyasal fungisitlerin tarla koşullarında S. homoeocarpa ve F. graminearum üzerindeki etkilerini belirlemektir. Bu amaçla tarla denemelerinde Trichoderma harzianum ve T. harzianum+Bacillus subtilis aktif maddeli sırasıyla T22 Planter Box ve Agro Bioprotect isimli iki biyolojik fungisit, bir T. harzianum izolatı (TRIC8) ve hymexazol aktif maddeli bir fungisit (Tachigaren 30L) kullanılmıştır. Tarla toprağı suni olarak S. homoeocarpa ve F. graminearum ile inokule edilmiştir. Yüzey sterilizasyonu yapılmış olan çim tohumları T. harzianum'un (TRIC8) 1x108 konidi/ml spor süspansiyonu ile 1 saat süreyle çalkalanarak muamele edilmiştir. T22 Planter Box ve Agro Bioprotect çim tohumlarına ticari dozlarında uygulanmıştır. Hymexazol 360 g/L SC çimlere iki kez önerilen dozda sprey edilmiştir. Hiçbir muamele yapılmayan parseller kontrol (-) olarak kullanılmıştır. T. harzianum izolatı, T. harzianum Rifai KRL-AG2, T. harzianum+B. subtilis ve Hymexazol 360 g/L S. homoeocarpa üzerinde sırasıyla %55,00, %60,41, %50,62 ve %40,22 oranlarında etkili olmuştur. T. harzianum izolatı, T. harzianum Rifai KRL-AG2, T. harzianum+B. subtilis ve Hymexazol 360 g/L F. graminearum üzerinde sırasıyla %65,60, %60,80, %55,61 ve %65,60 oranlarında etkili olmuştur.
Tekirdağ'da zeytin dal kanseri hastalığı etmeni Pseudomonas savastanoi pv. Savastanoi' nin tanısı ve bakteriyel antagonistlerle biyolojik mücadelesi
Zeytin (Olea europaea) ağaçlarında Pseudomonas savastanoi pv. savastanoi (syn. P. syringae pv. savastanoi)' nin neden olduğu zeytin dal kanseri yaralar yoluyla giriş yaparak zeytin ağaçlarını enfekte etmektedir. Bakteri tarafından üretilen ve enfeksiyonu çevreleyen hücrelerin çoğalmasına neden olan fitohormonlar bu hastalığa özgü tipik gal oluşumuna neden olmaktadır. Bu çalışma 2015-2017 yılları arasında Tekirdağ ilinde gerçekleştirilmiştir. Zeytin dal kanseri etmeni Pseudomonas savastanoi pv. savastanoi' nin tanısı ve yaygınlığının tespit edilmesi için farklı zeytin çeşitlerinden 78 adet hastalıklı bitki örneği toplanmış ve 52 adet izolat klasik tanı yöntemleriyle tanılanmıştır. Tanılanan tüm bakteri izolatları, patojenite testi yapılan zeytin fidanlarında ur oluşumuna neden olmuş ve King's B besi ortamında zayıf floresan pigment üretmiştir. İzolatların tamamı gram negatif olurken oksidaz, pektolitik aktivite, levan ve arginin dehidrolaz negatif, tütün yapraklarında aşırı duyarlılık reaksiyonları ile LOPAT 1B grubunda yer aldığı belirlenmiştir. Bundan dolayı Pseudomonas savastanoi pv. savastanoi olarak tanılanmıştır. Ayrıca, yapılan çalışmalarla zeytin dal kanseri hastalığının Tekirdağ ilinde yaygınlığı %33 oranlarında olduğu belirlenmiştir. Zeytin bahçelerinden, zeytin ağaçlarından toplanan çiçek ve yapraklarından 50 adet, topraktan 60 adet izolat elde edilmiştir. Bu izolatların tütün yapraklarında aşırı duyarlılık reaksiyonları negatif olarak belirlenmiştir. Labarotuvar koşullarında yapılan patojen ile ikili kültür denemeleri sonucunda 110 izolatın arasında 23 tanesi 1-10.8 mm arasında inhibisyon zonu oluşturmuştur.
Tekirdağ ili kiraz bahçelerindeki Buprestidae (Coleoptera) türleri, yoğunlukları ve capnodis tenebrionis'in doğal düşmanları ile bazı biyolojik özelliklerinin araştırılması
Çalışma Tekirdağ ilinde kiraz üretilen Süleymanpaşa, Şarköy, Malkara ve Muratlı ilçelerinde, 2014-2016 yılları arasında yürütülmüştür. Buprestidae familyası türleri, Capnodis tenebrionis (L.)'in popülasyon yoğunluğu ve doğal düşmanlarını belirlemek amacıyla sürvey çalışmalarında gözle kontrol, kültüre alma, darbe ve tuzak yöntemleri kullanılmıştır. Tespit edilen 11 Buprestidae türü içinde en yaygın tür C. tenebrionis olarak belirlenmiştir. Belirlenen diğer türler; Agrilus (Agrilus) viridis Linné, Anthaxia (s.str) bicolor Faldermann, A. (Haplantaxia) cichorii Olivier, A. (s.str) nitidula signaticollis Krynicki, Chrysobothris affinis Fabricius, Julodis ehrenbergii Lamporte, Lamprodila (Palmar) balcanica (Kirschberd), L. (Lamprodila) gloriosa Marseul, Perotis (Aurigena) lugubris F., Ptosima undercimmaculata Herbst'tir. Bahçelerde ilk ergin C. tenebrionis Mayıs ayında görülürken, en fazla Kuşkirazı çeşidinde ve en yüksek popülasyon yoğunluğu Temmuz ayında belirlenmiştir. C. tenebrionis'in doğal düşmanı olarak üç farklı fungus türü; Baeuvera bassiana (Bals.-Criv.) Vuill., Lecanicillium fungicola Zare & W. Gams 2008 ve Fusarium acuminatum Ellis & Everhart saptanmış ve patojenisite çalışmaları 27±1℃'de yapılmıştır. C. tenebrionis'in yumurta dönemi üzerinde en etkili fungus L. fungicola olurken, larva ve ergin dönemlerinde en yüksek yüzde ölüm B. bassiana ile elde edilmiştir. Altı farklı sıcaklıkta (20,22,24,27,30 ve 33℃) C. tenebrionis'in biyolojisi üzerine yürütülen çalışmalarda; 20℃ ve 22℃ sıcaklıklarda gelişme olmazken, en kısa gelişme süresi 33℃'de 67,01-69,99 gün olarak kayıt edilmiştir. Gerek gelişme süresi gerekse ağırlık ve boy ölçüleri bakımından en uygun sıcaklığın 33℃ olduğu saptanmıştır. Farklı anaç kortekslerine göre yapılan 3 ayrı diyette, 27±1℃'de toplam gelişme süresi en kısa olan MaXMa anaçlı diyet karışımında olurken en uzun ise Gisela 5 anaçlı diyette olmuştur.
Bursa ili buğday ekim alanlarında tahıl virüslerinin belirlenmesi
Bursa ilinde buğday ekim alanlarında tahıl virüslerinin ve yaygınlıklarının belirlenmesi amacıyla bir survey çalışması gerçekleştirilmiştir. 2017 yılında Nisan ve Mayıs aylarında gözlemler yapılarak buğday örnekleri toplanmış, virüs infeksiyonlarının belirlenmesi amacıyla test edilmişlerdir. Toplam 21 tarladan alınan 210 adet buğday örneği virüslerin belirlenmesi amacıyla DAS-ELISA veya TAS-ELISA testlerine tabi tutulmuşlardır. Tek virüs ile infekteli bitkiler ve çoklu infeksiyona sahip bitkilerin oranları ayrı ayrı belirlenmiştir. Test sonuçlarına göre; %11 oranında Cereal yellow dwarf virus (CYDV-RPV) en yaygın virüs olarak bulunmuştur. Ayrıca örneklerin, %10'un da Wheat streak mosaic virus (WSMV), %3,8'in de Wheat dwarf virus (WDV), %2,9'un da Barley yellow dwarf virüs-MAV (BYDV-MAV), %0,5'in de Barley yellow dwarf virus-PAV (BYDV-PAV), %0,5'in de Wheat spindle streak mosaic virus (WSSMV) pozitif olarak tespit edilmiştir. Karışık infeksiyonlar test edilen bitkilerin %4,8'in de belirlenmiştir.
Edirne ilinde depolanan buğday ve un fabrikalarında tespit edilen zararlı böcekler üzerine araştırmalar
Bu çalışma Edirne İlinde depolanmış buğday ve un fabrikalarında bulunan zararlı böceklerin saptanması amacıyla 2017 – 2018 yılları arasında yürütülmüştür. 8 zahireci deposu, 5 un fabrikası ve 3 adet TMO deposundan ayda bir kez buğday, un ve kepek örnekleri alınmıştır. Sürvey sonucunda Sitophilus granarius (L.), Sitophilus oryzae (L.), Tribolium confusum (Duv.), Tribolium castaneum (Herbst), Ephestia kuehniella (Zell.), Plodia interpunctella (Hübner), Rhizopertha dominica (F.), Oryzaephilus surinamensis (L.), Gnathocerus cornutus (Fab.), Cryptolestes ferrugineus (Stephens 1831), Carpophilus dimidiatus (Fabricius, 1792) fabrikalarda bulunan zararlı böcekler olarak saptanmıştır.
Bazı Plasmopara viticola izolatlarının fenotipik ve moleküler karakterizasyonu
Bu çalışmanın amacı, ülkemizde yetiştirilen 21 asma çeşidinin mildiyö etmenine (Plasmopara viticola (Berk. & Curt) Berl. & de Toni) karşı reaksiyonlarını tespit etmek ve farklı asma çeşitlerinden toplanan izolatların fenotipik ve moleküler karakterizasyonunu belirlemektir. Çalışmada öncelikle 21 asma çeşidi (10 sofralık, 1 kurutmalık ve sofralık, 10 şaraplık), koparılmış yaprak ve yaprak diski yöntemleri kullanılarak, Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü'nde ve birkaç farklı ilde bulunan farklı asma çeşitlerinden elde edilen 91 izolatın karışımı ile inokule edilmiştir. Her iki test yönteminde Çavuş (Vitis vinifera) ve İsabella (V. labrusca) çeşitleri son derecede dayanıklı bulunmuştur. Etmenin fenotipik karakterizasyonunu belirlemek için farklı dayanıklılık düzeyleri sergileyen (son derecede dayanıklı, dayanıklı, hassas, son derecede hassas) 8 asma çeşidinin yaprak disklerine her bir izolat ayrı ayrı inokule edilmiştir. Aynı bağda veya farklı ilde aynı çeşitten elde edilen izolatların virülensliklerinin farklılık gösterdiği belirlenmiş ve 91 izolattan 26 fenotipik grup elde edilmiştir. Üç farklı gen bölgesi (Actin a, ß-tubulin and 28S LSU) dikkate alınarak yapılan moleküler çalışmalarda, izolatların genetik olarak birbirine benzer olduğu, ancak farklı haplotiplerin meydana geldiği belirlenmiştir. Etmenin fenotipik ve moleküler karakterizasyonu ülkemiz için ilk kayıttır.
Bazı tıbbi ve aromatik bitkilerde tohum kaynaklı fungal hastalıkların tespiti
Bu çalışmada Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü'nün yetiştirmiş olduğu tıbbi ve aromatik bitkilerden; keten (Linum usitatissimum L.), kişniş (Coriandrum sativum L.), çemen (Trigonella foenumgraecum L.), rezene (Foeniculum vulgare L.), anason (Pimpinella anisum L.), melisa (Melissa officinalis L.) bitkilerine ait tohumlar kullanılmıştır. Bu araştırmanın amacı tohumların yüzeyinde taşınan fungusları tepit etmek ve bu fungal etmenlerin patojen olup olmadıklarını araştırmaktır. Tohum yüzeyinde taşınan fungusların izole edilmesinde agar yöntemi kullanılmıştır. İzolasyonlar sonucunda çemen tohumlarından; Alternaria; kişniş tohumlarından Aspergillus ve Arthrinium; rezene tohumlarından Penicillium. ve Cladosporium; anason tohumlarından Penicillium; keten tohumlarından Penicillium ve Cladosporium; melisa tohumlarından Alternaria, Arthrinium, Botrytis ve Epicoccum cinsleri teşhis edilmiştir. Melisa ve çemen tohumlarının funguslarla en fazla bulaşık tohumlar olduğu belirlenmiştir. Fungus izolatlarından kültür gelişimleri farklı ve patojen olan dört fungus izolatının moleküler analizleri yapılmıştır. Melisa ve çemende gelişen patojen fungusların türleri Alternaria alternata, Arthrinium arundinis olarak teşhis edilmiştir. Rezene ve ketende ise patojen olarak bulunan fungus türü Cladosporium sphaerospermum olarak kaydedilmiştir. Melisa tohumlarından izole edilen Epicoccum cinsine ait fungus türünün E. nigrum olduğu moleküler tanı ile doğrulanmıştır. Yapılan patojenisite testleri sonucunda; melisa ve çemende A. alternata sırası ile %70 ile %75, Botrytis cinerea izolatı melisada %35, A. arundinis izolatı melisa ve kişnişte sırası ile %96 ile %66, A. niger izolatı kişnişte %100, Cladosporium sphaerospermum izolatları ise rezene ve ketende sırası ile %90 ile %86 oranlarında patojen bulunmuşlardır. Araştırmamızda melisa tohumlarından izole edilen A. alternata, B. cinerea ve A. arundinis; rezene ve ketende C. sphaerospermum; çemende A. alternata; kişniş tohumlarında A. niger ve A. arundinis ülkemiz için ilk kayıttır.
Süleymanpaşa ilçesi (Tekirdağ) badem ağaçlarında bulunan zararlı ve predatör akar türlerinin belirlenmesi
ÖZET Yüksek Lisans Tezi SÜLEYMANPAŞA İLÇESİ (TEKİRDAĞ) BADEM AĞAÇLARINDA BULUNAN ZARARLI VE PREDATÖR AKAR TÜRLERİNİN BELİRLENMESİ Neslihan Merve UÇAN Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bitki Koruma Anabilim Dalı Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Nihal KILIÇ Bu araştırma Süleymanpaşa ilçesi (Tekirdağ) badem ağaçlarında görülen Acarina takımına bağlı zararlı ve predatör akar türlerini saptamak amacıyla düzenlenmiştir. Örnekler 2015-2016 yıllarında ve Mayıs-Ekim ayları arasında toplanmıştır. Toplam 7673 adet örnek toplanmış ve örneklerin %59.66 oranında akarla bulaşık olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma sonunda Acarina takımına bağlı 4 familyaya ait 9 tür tespit edilmiştir. Phytoseiidae familyasına ait toplam 4 tür (Typhlodromus athiasae, Kampimodromus aberrans, Phytoseius finitimus, Euseius finlandicus), Tydeidae familyasına ait 1 tür (Tydeus californicus.) tespit edilmiştir. Fitofag akar türlerinden Tetranychidae familyasına bağlı 4 tür bulunmuş olup bunlar; Amphitetranychus viennensis, Panonychus ulmi, Tetranychus urticae, Bryobia rubrioculus türleridir. Teşhislerin sonucunda 405 birey ile en yaygın zararlı akar türü olarak Tetranychus urticae bulunurken, Panonychus ulmi 'de sadece 16 bireye rastlanmıştır. Predatör akar türleri arasında en yaygın tür Kampimodromus aberrans 204 birey ile ilk sırada yerini alırken Euseius finlandicus 181 birey ile ikinci yaygın tür olmuştur. Anahtar kelimeler: Badem, Acarina, Fitofag ve predatör türler, Tekirdağ 2019, 65 SAYFA
Trichoderma harzianum ile tohum uygulamalarının Fusarium culmorum tarafından oluşturulan buğday kök çürüklüğü hastalığı üzerine etkileri
Bu çalışmada Trichoderma harzianum izolatı (TRIC8) ile tohum uygulamalarının kontrollü koşullarda buğdayda kök ve kök boğazı çürüklüğü etmeni Fusarium culmorum'un virülent bir izolatı (S-14) farklı zamanlarda toprağa inokulasyonu durumunda fide gelişimi, çıkış öncesi ölüm, kök ve kök boğazı çürüklüğüne etkileri belirlenmiştir. Denemelerde hassas çeşit Flamura 85, virülent izolat S-14 ve karşılaştırmak amacıyla Pyraclostrobin+ Triticonazole etkili maddeli fungisit kullanılmıştır. TRIC8 tek başına uygulandığında fide gelişimi üzerine negatif bir etkisi olmamıştır. Her ne kadar fide çıkışı düşük oranda azalsa da, sürgün uzunluğu, sürgün yaş ve kuru ağırlığındaki en yüksek artışlar, patojenin inokulasyonundan 3 gün sonra TRIC8 uygulanmış tohumlardan gelişen bitkilerde elde edilmiştir. Bu uygulamada ve patojenle eş zamanlı uygulamada, çıkış öncesi ölüm sırasıyla %53.73 ve %54.55 oranında engellenmiş, kök boğazı çürüklük oranı fungisit uygulanan tohumlardan gelişen bitkilere benzerlik göstermiştir. TRIC8 uygulanmış tohumların patojenin toprağa uygulanmasından önce yapılması durumunda değerlendirme için yeterli düzeyde hastalık oluşmamıştır ve bu uygulama bitki gelişimini teşvik etmemiştir. Elde edilen sonuçlar, TRIC8'in patojenle az bulaşık topraklarda kullanılabileceğini, TRIC8'in patojenin uyarısı sonucu bitki gelişimini teşvik ettiğini göstermektedir.
Tekirdağ ili bağ alanlarında görülen önemli yabancı ot türleri, yoğunlukları ve rastlanma sıklıklarının belirlenmesi
Tekirdağ ili bağ alanlarındaki yabancı ot türlerini, yoğunluklarını ve rastlanma sıklıklarını belirlemek için yapılan bu çalışma, 2015 yılı Temmuz-Ağustos aylarında yürütülmüştür. Bu amaçla Tekirdağ iline bağlı 2 ilçede, toplam 50 bağ alanında survey yapılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucu 23 familyaya ait 65 adet yabancı ot türü belirlenmiştir. Bu yabancı otlardan Convolvulus arvensis L. (tarla sarmaşığı) (31,49 bitki/ m2), Cynanchum acutum (L.) subsp. acutum (sütlü sarmaşık) (13,87 bitki/ m2), Chenopodium album L. (sirken) (13,73 bitki/ m2), Solanum nigrum L. (köpek üzümü) (10,20 bitki/ m2), Sorghum halepense (L.) Pers. var. halepense (kanyaş) (9,07 bitki/ m2), Amaranthus retroflexus L. (kırmızı köklü tilki kuyruğu) (8,06 bitki/ m2), Portulaca oleracea L. (semizotu) (6,73 bitki/ m2), Cynodon dactylon (L.) Pers. var. dactylon (köpek dişi ayrığı) (4,45 bitki/ m2), Cirsium arvense (L.) Scop. (köygöçüren) (4,16 bitki/ m2) ve Setaria viridis (L.) P.Beauv. (yeşil kirpi darı) (4,03 bitki/ m2) türleri il çapında en yoğun 10 tür olarak belirlenmiştir.
Tekirdağ ilinde sert çekirdekli meyve ağaçlarında bulunan zararlı ve predatör akar türlerinin belirlenmesi
ÖZET YüksekLisansTezi TEKİRDAĞ İLİNDE SERT ÇEKİRDEKLİ MEYVE AĞAÇLARINDA BULUNAN ZARARLI VE PREDATÖR AKAR TÜRLERİNİN BELİRLENMESİ Mehmet KESKİN TekirdağNamıkKemalÜniversitesi Fen BilimleriEnstitüsü BitkiKorumaAnabilimDalıDanışman:Dr. Öğr. ÜyesiNihal KILIÇ Bu çalışma Tekirdağ ilinde bazı sert çekirdekli meyve ağaçlarında (erik, şeftali, kayısı, kiraz ve vişne) bulunan fitofag ve predatör akarları tespit etmek için düzenlenmiştir. Örneklemeler 2014-2015 yılları Mayıs-Ekim aylarında yürütülmüştür. Toplam olarak 4921 adet bitki materyalinden toplanmış ve bunların %52,44'ünün akarlarla bulaşık olduğu belirlenmiştir. Yapılan surveylerde tespit edilen 16 türden 4 adedi tetranychidae familyasına aittir (TetranychusurticaeKoch.,AmphitetranychusviennensisZacher, PanonychusulmiKoch, ByobiarubrioculusScheuten). Phytoseiidae familyasına ait 7 tür (PhytoseiuluspersimilisAthias-Henriot, PhytoseiusechinusWainstein&Arutunjan, PhytoseiusfinitimusRibaga, PhytoseiulustriporusChant&Yoshida-Shaul, EuseiusfinlandicusOudemans, TyphlodromusathiasaePorath&Swirski veKampimodromusaberransOudemans) kayıt edilmiştir. AyrıcaaraştırmadaTyrophagusputrescentiaeSchrank, CheletomorphalepidopterorumShaw, TydeuscalifornicusBanks, TydeuskochiOudemans ve Zetzellia mali Ewing türleri de saptanmıştır. Tetranychusurticae559 adet birey ileen yaygın zararlı akar türü olarak bulunurken Panonychusulmi'nin sadece 7 adet dişi bireyine rastlanmıştır. Predatör akar türleri arasında en yaygın tür 518 birey ile E. finlandicus iken 345 birey ileK.aberransikinci yaygın tür olmuştur.Çalışmada beş sert çekirdekli meyve ağacı üzerindeki akar türlerinin yoğunlukları da incelenmiştir. Erik ağaçları toplamda 995 adet akar bireyi ile en çok tercih edilen konukçu olmuş ve ardından 513 birey ile kiraz ağaçları gelmiştir. Anahtarkelimeler:Acari, sertçekirdeklimeyveler, Tetranychidae, Phytoseiidae, predator akar 2019, 95sayfa
Tarımsal savaşımda kullanılan bazı insektisitlerin yumurta parazitoidi Trichogramma sp. türleri üzerine yan etkileri
Çalışma kapsamında Spinosad, Spinetoram ve Bacillus thrungiensis subsp kurstaki etkili maddeli ilaçların farklı dozlarının, yumurta parazitoitleri Trichogramma pintoi ve T. evanescens türlerinin Ephestia keuhniella üzerindeki larva ve pupa dönemlerine yan etkileri araştırılmıştır. Parazitlenmemiş Ephestia kuehniella yumurtalarına etkili madde uygulamasının ardından parazitlenme ve açılma oranı, ergin ömrü gibi bazı biyolojik kriterler belirlenmiştir. Cam yüzey püskürtme ilaç uygulaması yapılarak etkili maddelerin parazitoitler üzerine kontakt etkileri ve etki süreleri belirlenmiştir. Parazitlenmiş yumurtalara erken (larva dönemi) ve geç dönemde (pupa dönemi) daldırma ilaç uygulaması sonucunda Spinosad ve Spinetoram yüksek toksik etki göstermiş, B. t. subsp kurstaki'nin ise yüksek toksik etki göstermemiştir. Yüzey ilaçlaması sonucunda da Spinosad ve Spinetoram yüksek toksik etkisini sürdürmüş olup parazitoitlerin bir saat içinde ölmeye başladığı B. t. subsp kurstaki ise yüksek toksik etki göstermediği belirlenmiştir. Sonuç olarak B.t. subsp kurstaki'nin yumurta parazitoitleri Trichogramma pintoi ve T. evanescens ile güvenli bir şekilde kullanılabilecekleri belirlenmiştir.
Bursa ili şeftali bahçelerinde görülen yaprakbiti türleri (Homoptera:Aphididae) üzerine araştırmalar
Bu çalışma 2011-2014 yılları arasında Bursa ilinde şeftali bahçelerinde zarara neden olan yaprakbitlerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Bursa ilinin 4 farklı ilçesinde toplam 9 bahçeden belirli aralıklarla yapılan kontroller sonucunda 5 farklı yaprakbiti türüne rastlanmıştır. Bu türler; Brachycaudus helichrysi (Kaltenbacl 1843), Brachycaudus persicae (Passerini 1860), Hyalopterus pruni (Geoffrory 1762), Myzus persicae (Sulzer 1776) ve Pterochloroides persicae (Cholodkovsky 1899)'dir.
Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde kanola üretim alanlarında görülen zararlı böcek türleri üzerine araştırmalar
Kanola ülkemizde tarımı yapılan en önemli yağ ve münavebe bitkilerinden biridir. Türkiye'de zamanla üretimi artmış ve özellikle Trakya bölgesinde geniş bir üretim alanına sahip olmuştur. Kanolada da diğer kültür bitkilerinde olduğu gibi birçok zararlı mevcuttur. Bu çalışma ile Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde kanola üretim alanlarında görülen zararlı böcek türleri, türlerin bulunma oranları belirlenerek, bundan sonraki çalışmalara alt yapı oluşturması hedeflenmiştir. Araştırmada 2017 yılında 21 tür, 2018 yılında ise 17 tür tespit edilmiştir. Her iki yılda da bulunuş oranı en fazla olan tür Psylliodes chrysocephala (L.) (Coleoptera: Chrysomelidae)' dır. Bununla birlikte Plutella xylostella (L.) (Lepidoptera: Plutellidae), Ceutorhynchus picitarsis (G.) (Coleoptera:Cuculionidae), Dolycoris baccarum (L.) (Hemiptera:Pentatomidae) ve Brevicoryne brassicae (L.) (Hemiptera:Aphidiidae) en yaygın türler arasında olduğu tespit edilmiştir. Her iki yılda da Nisan ayında Plutella xylostella, Haziran ayında Brevicoryne brassicae yoğunluk gösterirken, Mayıs ayında yoğun olarak bulunan türün 2017 yılında Dolycoris baccarum, 2018 yılında ise Psylliodes chrysocephala olduğu tespit edilmiştir.
Sabit ve değişken sıcaklık koşullarının sünenin yumurta parazitoiti, Trissolcus semistriatus (Nees) (Hymenoptera, Scelionidae) üzerine etkileri
Bu tezde laboratuvar ortamında sabit (25±1 ºC) ve değişken (28-23±1 ºC ve 25-20±1 ºC) sıcaklık, %60±10 orantılı nem ve 14: 10 fotoperiyot koşullarında Trissolcus semistriatus (Nees)' un alternatif konukçusu Graphosoma lineatum (L.) yumurtaları üzerinde biyolojik parametrelerini ortaya koymak amacıyla bir çalışma yürütülmüştür. İnkübatör içerisinde doğadakine benzer yüksek sıcaklıklar aydınlık (14 saat), düşük sıcaklıklar karanlık (10 saat) olacak şekilde ayarlanmıştır. Parazitoitin günlük ve toplam parazitlediği yumurta sayıları, ergin ömrü, ovipozisyon ve gelişme süreleri bakımından en başarılı sonucu 28-23±1 ºC değişken sıcaklık koşullarında verdiği tespit edilmiştir. Cinsiyet ve ergin çıkış oranlarında ise en iyi sonuç 25-20±1 ºC sıcaklıkta elde edilmiştir. Sonuç olarak 28-23 ±1 ºC sıcaklığın T. semistriatus'un kitle üretiminde daha uygun olduğu kanısına varılmış ve ilk kez bu çalışma ile ortaya konmuştur.
Tekirdağ ili kanola (Brasicca napus oleifera sp.) ekim alanlarında görülen önemli yabancı ot türleri,yoğunlukları ve rastlanma sıklıklarının belirlenmesi
Tekirdağ ili kanola ekim alanlarındaki yabancı ot türlerini, yoğunluklarını ve rastlanma sıklıklarını belirlemek için yapılan bu çalışma, 2019 yılı Nisan-Mayıs aylarında yürütülmüştür. Bu amaçla 11 ilçede toplam 30 tarlada survey yapılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucu 6 familyaya ait 20 yabancı ot türü belirlenmiştir. Bu yabancı otlardan Anthemis spp. (1,09 bitki/ m²), Avena fatua L. (0,60 bitki/m2, Sinapis arvensis L. (0,59 bitki/m2), Papaver rhoeas L. (0,54 bitki/m2), Lolium temulentum (0,45 bitki/m2), Convolvulus arvensis L. (0,43 bitki/m2), Agropyron repens L. (0,37 bitki/m2), Bifora radians L. (0,22 bitki/m2), Myagrum perfuliatum L.. (0,18 bitki/m2), Bromus tectorum L. (0,16 bitki/m2) türleri il çapında en yoğun 10 tür olarak belirlenmiştir.
Management of powdery mildew disease in hazelnut orchards in Sakarya province
Hazelnut (Corylus avellana L.) is the most important agricultural product is grown in Karasu village in Sakarya province. Powdery mildew disease leads to significant crop losses sometimes in the hazelnut orchards. The efficacy of harpin protein %, Lactobacillus acidophilus yeast extract+bonzaic acid, Acibenzolar -S- methyl (A-S-M) and two fungicides were investigated against to powdery mildew in Foşa (Yomra) variety of hazelnut in this study. The plant activators and fungicides were applied to spray six times during the experiment to naturally infected hazelnut trees by powdery mildew. According to the results of the research, L. acidophilus yeast extract + bonzaic acid, A-S-M, and harpin protein were effective in decreasing disease severity by 49,26%, 55,83% and 33,34%, respectively. In fungicide applications, the effects of fluopyram+tebuconazole and Ampelomyces quisqualis M-10 fungicides with active substance decreased the disease severity by 63,27% and 45,86%, respectively. As a result of the study, it has been concluded that as a plant activator of A-S-M is effective as fungicide application in preventing disease development. Combination of fungicide and plant activators in future research is thought to be promising in control of powdery mildew disease on hazelnut.
Sıvı nitrojende depolanan Ephestia kuehniella Zell. (un güvesi) yumurtalarında Trichogramma evanescens Westwood ve Trichogramma brassicae Bezdenko türlerinin kitle üretimlerinin araştırılması
Bu çalışmada, Ephestia kuehniella Zell. (Un güvesi) yumurtaları sıvı nitrojende (-196°C) farklı sürelerde (1, 2, 3, 4, 5 ve 6 hafta boyunca) depolanmıştır. Depodan çıkarılan E. kuehniella yumurtalarını Trichogramma evanescens Westwood ve Trichogramma brassicae Bezdenko türlerinin parazitleme performansı incelendikten sonra depolanmış yumurtalardan elde edilen dişilerin kitle üretimindeki performansı araştırılmıştır. Çalışmalar 25±1°C sıcaklıkta %60-70 orantılı nemde 16 aydınlık 8 saat karanlık koşullarda yürütülmüştür. Araştırmanın sonucunda, 5 hafta süre ile sıvı azotta depolanmış E. kuehniella yumurtalarının T. evanescens ve T. brassicae tarafından başarılı bir şekilde parazitlenebildiği, 6 hafta süre ile depolanmış yumurtalarda parazitlemenin hiç gerçekleşmediği saptanmıştır. Ancak her iki tür için de hem sıvı azotta depolanmış E. kuehniella yumurtalarının parazitlenme sayısı, açılma sayısı ve dişi sayısı hem de sıvı azotta depolanmış yumurtalardan elde edilen dişi parazitoitlerin performansı açısından, 3 haftanın depolama için en uygun süre olduğu saptanmıştır. Anahtar sözcükler: Trichogramma evanescens, Trichogramma brassicae, Ephestia kuehniella, sıvı nitrojen, kitle üretimi.
Tekirdağ ilinde bazı kabakgil virüslerinin araştırılması ve karpuz mozaik virüsü (watermelon mosaic virus, wmv)'nün moleküler karakterizasyonu
Bu çalışmada, Tekirdağ ili genelindeki kabakgil üretim alanlarında Watermelon mosaic virus (WMV), Papaya ringspot virus-Watermelon (PRSV-W) ve Zucchini yellow mosaic virus (ZYMV)'nin belirlenerek, virüs izolatlarının genotipik yakınlık düzeylerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. 2017 ve 2019 yıllarında yapılan arazi survey çalışmalarında viral enfeksiyon belirtileri gözlenen kabakgil bitkilerine ait yaprak örnekleri toplanarak DAS-ELISA ile ZYMV, PRSV-W ve WMV varlığı açısından test edilmesi sonucunda 180 adet bitki örneğinin %4,44 oranında WMV ile enfekteli olduğu belirlenmiştir. Toplanan bitki örneklerinden ELISA testleri sonucunda pozitif çıkan veya tipik virüs belirtisi gösteren 30 adet bitki örneği seçilerek WMV NIb-CP, PRSV-W ve ZYMV CP gen bölgesine spesifik oligonükleotitler ile Real-Time PCR ve RT-PCR kullanılarak test edilmiştir. Reverse Transcriptase PCR çalışmaları sonucunda 12 adet bitki örneğinde WMV'ye ait yaklaşık 408 bp boyutundaki bant oluşumu gözlenmiş, dizileme sonucunda 12 WMV izolatının NIb-CP genine ait 342 ve 348 nükleotidin filogenetik analiz çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışma kapsamında elde edilen WMV izolatlarının Gen Bank'asına kayıtlı bazı WMV izolatları ile benzerlikleri açısından kıyaslamalar yapılmıştır. Bu çalışmada elde edilen 342 nükleotid uzunluğunda WMV NIb-CP geni kodlayan kısmın sekans analizleri sonucunda TR-Tn2 (MT448602), TR-Tn5 (MT448603), TR-Tn8 (MT448604), TR-Tn9 (MT448605), TR-Tn10 (MT448606), TR-Tn18 (MT448607), TR-Tu75 (MT448612) ve TR-Tu80 (MT448613) izolatları İtalya (EU660590), Fransa (NC_006262 ve JF273459), Türkiye (EU660579), Şili (EU660582), Pakistan (AB218280) izolatları ile %99.7-95 arasında benzerlik göstermiş ve Moleküler Grup 1'de yer almıştır. TR-Tf50 (MT448610), TR-Ta63 (MT448608), TR-Ta64 (MT448609) ve TR-Ts71 (MT448611) izolatlarının WMV NIb-CP kodlayan 348 nükleotid kısmının analizi sonucunda Güney Kore (AB369278), Çin (EF127832 ve DQ399708), Güney Kore (MN854651) ve Japonya (AB353119) izolatları ile %98,2-92.2 arasında değişen oranlarda benzerlik göstermişler ve WMV Moleküler Grup 3'te yer almışlardır.
Bazı asma genotiplerinde mildiyö hastalığı enfeksiyon seyri ve önemli stilbenlerin birikimi üzerine araştırmalar
Bu çalışmada 6 farklı asma genotipinin [lokal şaraplık Karasakız, lokal sofralık Müşküle, melez sofralık Tekirdağ Sultani (ItaliaXSuperior Seedless), salamuralık melezler 119, 154 ve 200 (NarinceXRegent)] Plasmopara viticola tarafından oluşturulan mildiyö hastalığına karşı dayanıklılıkları detaylı olarak incelenmiştir. Denemeler süresince koparılmış yaprakların alt yüzeyine etmenin sporangium süspansüyonunun damlatılması şeklinde inokulasyon yapılmıştır. Öncelikle inokulasyondan bir hafta sonra etmenin yapraklarda oluşturduğu sporulasyon alanı (mm2) stereomikroskopta ölçülmüş, sporulasyon alanına göre, 200 son derece dayanıklı (ER), Müşküle ve 154 yüksek düzeyde dayanıklı (HR), 119 dayanıklı (R), Karasakız hassas (S) ve Tekirdağ Sultani yüksek derecede hassas (HS) olarak değerlendirilmiştir. Lezyonlar üzerinde bulunan sporangium sayısı ile sporulasyon alanı arasında önemli derecede pozitif bir ilişki bulunmuştur. Fluoresan mikroskopta yapılan gözlemlerde inokulasyondan 48 saat sonra en düşük enfekteli stoma sayısı 200 no'lu genotipte belirlenmiş, bunu Müşküle ve 154 takip etmiştir. Etmenin vesikülü inokulasyondan 24 saat sonra tüm genotiplerin yapraklarında çimlenmiş ve primer hif oluşturmuştur, bununla birlikte 200 nolu genotipte inokulasyondan 48 saat sonra vesikülün çim borusundan uzayan hifi mezofilin hücrelerarası boşluklarına yayılmamıştır. Müşküle, 119 ve 154'de aynı sürede bu yayılma gerçekleşse de inokulasyondan 72 saat sonra etmenin gelişimi kısıtlanmıştır. Hassas genotiplerde ise inokulasyondan 72 saat sonra uzun dallanmış hiflere sahip patojen miselyum oluşturmuş ve damarlar arası boşlukları doldurmuştur. Yüksek basınçlı sıvı kromatografi (HPLC)'de ölçümü yapılan üç stilben grubu bileşiğin (resveratrol, ε-viniferin ve pterostilben) miktarı inokulasyondan sonra artan zaman dilimlerinde dayanıklı genotiplerde önemli derecede artış göstermiştir. Resveratrolün miktarı değişen düzeylerde dayanıklı bulunan genotiplerde inokulasyondan 72 saat sonra yüksek miktarda bulunurken, bu sürede en yüksek ε-viniferin miktarı 200 (ER) nolu genotipte tespit edilmiştir. Müşküle (HR) ve 154 (HR) ise diğer dayanıklı genotiplere göre daha yüksek miktarda pterostilben içermiştir. Bu çalışma P. viticola'ya karşı dayanıklılıkları ilk kez test edilen Müşküle, 119, 154 ve 200'de patojenin enfeksiyonu süresince hastalığın ilerlemesini sınırlayan savunma mekanizmasının teşvik edildiğini göstermektedir.
Trichoderma harzianum'un ayçiçeğinde fide gelişimine ve tohum kökenli funguslara etkisi
Bu çalışmada, mildiyöye karşı yüksek derecede tolerant olan ayçiçeği genotiplerde fide çürüklüğüne neden olan Alternaria alternata, Bipolaris cynodontis, Fusarium culmorum ve F. oxysporum üzerine in vitro koşullarda Trichoderma harzianum izolatı TRIC8'in antagonistik etkisi belirlenmiştir. TRIC8 izolatı çok sayıda fungal etmene karşı in vitro, saksı ve tarla koşullarında etkili bulunmuş aday antagonisttir. Denemelerde ayçiçeği tohumlarından izole edilen ve %30'un üzerinde patojen bulunan izolatlar kullanılmıştır. Çalışma süresince öncelikle antagonist izolatla farklı sürelerde tohum uygulamasının (2, 4 ve 6 saat) fide gelişimine etkisi araştırılmıştır. Tohumlar 6 saat süreyle antagonist ile kaplandığında kök uzunluğunda artış olmuş, sürgün uzunluğu ve fide gücü en düşük oranda azalmıştır. Antagonistik etkinin değerlendirilmesi ikili kültür, konidi çimlenmesi, konidi çim tüpü uzunluğu, hiflerde bozulma ve tohum kolonizasyonu kriterlerini içermiştir. İkili karşılaştırma testleri besi ortamına patojenle antagonistin eş zamanlı ve antagonist ekiminden 48 saat sonra antagonist inokulasyonu şeklinde yapılmıştır. Her iki inokulasyon tipinde, TRIC8 en yüksek oranda F. culmorum'un (sırasıyla %75.69 ve % 76.87) koloni gelişimini engellemiştir. Patojen antagonist inokulasyonundan 48 saat sonra inokule edildiğinde, TRIC8 diğer patojenler üzerine %70.67 ile %74.40 arasında etkili bulunmuştur. Konidi çimlenmesi en yüksek oranda F. culmorum'da engellenmiştir. TRIC8 uygulamasında, patojenlerin çim tüpü uzunlukları arasında önemli derecede farklılık bulunmamıştır. Bununla birlikte hiflerde değişiklikler (koagulasyon ve hif içi boşalması) gözlenmiştir. Antagonist patojenle birlikte tohumlara 6 saat süre ile uygulandığında tüm patojenler tarafından oluşturulan tohum ölümü (çimlenememiş tohum) TRIC8 tarafından %76-%91 arasında engellenmiştir. Aynı uygulamada A. alternata, B. cynodontis ve F. culmorum tohumları kolonize edememiştir. Bu çalışma TRIC8'in ayçiçeğinde tohum kökenli bazı fungal etmenlere karşı kullanılma olanağının olduğunu göstermektedir.
Marmara bölgesinde kiraz dal yanıklığı hastalık etmeninin tanısı, genotipik karakterizasyonu ve farklı preparatlara karşı duyarlılığının belirlenmesi
Pseudomonas syringae' nin neden olduğu kiraz bakteriyel dal yanıklığı hastalığı kiraz ağaçlarında ciddi ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu çalışmada 2016-2018 yılları arasında Marmara Bölgesi kiraz üretim alanlarından izole edilen 82 adet izolatın klasik, biyokimyasal, moleküler testlerle tanısı, ERIC-, REP-, BOX-PCR ile genetik karakterizasyonu ve Multi Lokus Sekans Analiz (MLSA) ile filogenetik akrabalığı belirlenmiştir. MLSA çalışmalarında 4 farklı housekeeping (gyrB, rpoDs, rpoDp ve gltA) genleri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda hastalıklı bitkilerden izole edilen 63 adet izolat klasik, biyokimyasal ve moleküler testlere göre Pseudomonas syringae pv. syringae olarak tanılanmıştır. MLSA çalışmalarına göre elde edilen Pseudomonas syringae pv. syringae izolatları, Pseudomonas syringae pv. atrofaciens ve Pseudomonas avellane ile yakınlık göstermiştir. İzolatların DNA sekans bilgileri NCBI veri tabanına kaydedilmiştir. Çalışmada hastalık etmenine karşı bakır oksiklorür, bakır sülfat, bakır hidroksit, maneb, mancozeb ve bordo bulamacı (kalsiyum hidroksit+bakır sülfatın) in vitro antibakteriyel etkinlikleri belirlenmiştir. Kullanılan tüm preparatların in vitro bakteri popülasyonun gelişimin engellenmesi üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Arazi çalışmalarında hastalık gelişimin engellenmesi üzerine bakır hidroksit, bakır oksiklorür, bakır sülfat, fosetyl-al ve bakır tuzları + mancozeb etkinliği araştırılmıştır. Çalışma sonucunda bakır hidroksit kontrole göre hastalık şiddetini %85,72 oranında azaltmıştır. Anahtar kelimeler: Kiraz, bakır, MLSA, filogenetik
Tekirdağ ilinde üretimi yapılan sert çekirdekli meyve ağaçlarında Plum pox virus (PPV) ve Prunus necrotic ringspot virus (PNRSV)'lerinin saptanması üzerine araştırmalar
Tekirdağ ili ve ilçelerindeki sert çekirdekli meyve üretimini olumsuz yönde etkileyen Plum pox virus (PPV) ve Prunus necrotic ringspot virus (PNRSV) hastalıklarını saptamak amacıyla 2018 yılı Haziran ve Temmuz aylarında sürvey çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Sürvey çalışmalarında Tekirdağ ili merkez Süleymanpaşa ilçesinden 71 adet yaprak örneği, Şarköy ilçesinden 30, Muratlı ilçesinden 25, Çorlu ilçesinden 19 ve Malkara ilçesinden 13 adet yaprak örneği olmak üzere toplam 158 adet yaprak örneği toplanmıştır. Böylece mozaik, nekrotik ve klorotik lekeler, damar bantlaşması ve şekil bozuklukları sergileyen 76 adet kiraz, 35 adet erik, 28 adet şeftali, 19 adet kayısı yaprak örneklerinde PPV ve PNRSV'nin varlığı Double Antibody Sandwich Enzyme-Linked Immunosorbent Assay (DAS-ELISA) testi ile araştırılmıştır. Ayrıca halkalı leke ve damar bantlaşması simptomları sergileyen kiraz yaprak örneklerinde Plum pox virus (PPV), Reverse Transcriptase Polymerase Chain Reaction (RT-PCR) testi ile araştırılmıştır. DAS-ELISA testi sonuçlarına göre 16 adet örneğin PPV ile 4 adet örneğin ise PNRSV ile enfekteli olduğu tespit edilmiştir. RT-PCR test sonuçlarına göre kiraz yaprak örneklerinde PPV saptanmamıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda %10.13 oranında PPV ile enfeksiyon oranı saptanırken, PNRSV ile enfeksiyon oranı %2.53 olarak tespit edilmiştir. Her iki virüsün neden olduğu ildeki toplam enfeksiyon oranı ise %12.66 olarak bulunmuştur.
Tekirdağ ilindeki bağ üretim alanlarında Grapevine fanleaf virus (GFLV) ve Grapevine leaf roll associated-viruses(GLRV3-6)'lerinin saptanması üzerine araştırmalar
Tekirdağ ilindeki bağ üretim alanlarında verim ve kaliteyi olumsuz yönde etkileyen Grapevine fanleaf virus (GFLV) ve Grapevine leaf roll associated-viruses (GLRV3-6)'lerin saptanması amacıyla 2018 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında sürvey çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Sürvey çalışmalarında Tekirdağ ili merkez ilçe Süleymanpaşa'dan 105 yaprak örneği, Şarköy ilçesinden 146, Malkara ilçesinden ise 5 yaprak örneği olmak üzere toplam 256 adet simptom gösteren yaprak örnekleri toplanmıştır. Böylece Sürveyler esnasında yapraklarda kızarma, sarılık, mozaik, nekroz, yelpaze yaprak oluşumu, geriye doğru kıvrılma, şekil bozukluğu ve bodurluk simptomları gibi tipik virüs hastalıkları belirtileri gösteren yaprak örnekleri toplanmış ve bu örneklerde Grapevine fanleaf virus (GFLV), Grapevine leaf roll associated-virus 3 (GLRV-3) ve Grapevine leaf roll associated-virus 6 (GLRV-6) enfeksiyonları Double Antibody Sandwich Enzyme-Linked Immunosorbent Assay (DAS-ELISA) testi ile araştırılmıştır. Ayrıca GFLV'yi saptamak amacıyla Reverse Transcriptase Polymerase Chain Reaction (RT-PCR) testi uygulanmıştır. DAS-ELISA test sonuçlarına göre 256 adet simptom gösteren yaprak örneğinden 60 adedinde GLRaV-3 (% 23.44), 7 adet örnekte ise GFLV saptanmıştır. 1 örnekte ise GLRaV-3 ve GFLV'nin karışık enfesiyonları belirlenmiştir. RT-PCR test sonuçlarına göre 256 örnekten 11 adedinin GFLV (% 4.3) ile enfekteli olduğu tespit edilmiştir. Şarköy ilçesindeki enfeksiyon oranı % 33.56 iken Süleymanpaşa ilçesindeki enfeksiyon oranı % 2.95 olarak belirlenmiştir. Malkara ilçesinden alınan 5 adet yaprak örneğinde GFLV, GLRaV-3 ve GLRaV-6 virüsleri saptanmamıştır. Toplam il düzeyindeki enfeksiyon oranı % 27.73 olarak tespit edilmiştir. Ancak GLRaV-6 virüsü testlenen örneklerin hiçbirinde saptanmamıştır.
Tekirdağ ili tek yıllık ve otsu bitkilerde bulunan Aphidoidea (Hemiptera) türleri üzerinde araştırmalar
Bu araştırma 2018-2020 yılları arasında Türkiye'nin Tekirdağ ili ve ilçelerindeki tarım alanları, tarım dışı alanlar, kentsel bölgelerdeki park, bahçe ve kaldırım kenarlarındaki tek yıllık kültür bitkileri, yabancı ot, otsu bitkiler ve süs bitkileri üzerinde görülen Aphididae'ye ait yaprakbiti türlerinin tespit edilmesi amacıyla yürütülmüştür. Örneklemeler Mart ve Kasım ayları arasında gerçekleştirilmiştir. Yaprakbitlerinin morfolojik özelliklerine göre teşhisleri yapılmış ve yapılan teşhisler sonucunda Hemiptera takımı Aphididae familyasına bağlı Aphidinae, Eriosomatinae, Lachninae ve Chaitophorinae altfamilyaları tespit edilmiştir. Bu alt familyalara ait 39 cins içinde 3'ü alttür olmak üzere toplam 88 yaprakbiti türü tespit edilmiştir. Bu türlerin bağlı bulunduğu cinsler Acyrthosiphon, Ammiaphis, Anoecia, Anuraphis, Aphis, Aulacorthum, Brachycaudus, Brevicoryne, Capitophorus, Cavariella, Dysaphis, Eucarazzia, Forda, Hayhurstia, Hyadaphis, Hyalopterus, Hydaphias, Hyperomyzus, Lipaphis, Macrosiphoniella, Macrosiphum, Metopolophium, Microlophium, Myzus, Nasonovia, Neomyzus, Paczoskia, Pemphigus, Protaphis, Protrama, Rectinasus, Rhopalosiphoninus, Rhopalosiphum, Schizaphis, Sipha, Sitobion, Smynthurodes, Tetraneura ve Uroleucon olarak belirlenmiştir. Teşhisi yapılan türlerden Phalaris arundinaceae (Poaceae) bitkisi üzerinden toplanan Anoecia major (Börner, 1950) ülkemiz yaprakbiti faunası için yeni kayıt olarak belirlenmiştir. Bu kayıtla Türkiye yaprakbiti tür sayısı 572'ye ulaşmıştır. Trigonella sp. (Fabaceae) Aphis craccivora için, Malva neglecta (Malvaceae) Aphis nasturti için, Cichorium intybus (Asteraceae) Hyperomyzus lactucae için, Amaranthus retroflexus (Amaranthaceae) Macrosiphum (Macrosiphum) euphorbiae için ve Slybum marianum (Asteraceae) Uroleucon (Uromelan) aeneum için Türkiye'de yeni konukçu bitkiler olarak tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Yaprakbiti faunası, Anoecia major, Aphidoidea, Tekirdağ
Trakya bölgesi bağ alanlarında asma ur hastalık etmenleri Rhizobium vitis ve Rhizobium radiobacter'in yaygınlığı ve bazı asma çeşitlerinin etmenlere karşı duyarlılıklarının belirlenmesi
Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli illeri bağ alanlarında asma uru hastalık etmenleri Rhizobium vitis ve Rhizobium radiobacter'i tespit etmek amacıyla 2016-2019 yılları Nisan-Mayıs ve Haziran-Temmuz dönemleri arasında survey gerçekleştirilmiştir. Urlu asma bitkilerinden, kök ve iletim dokularından yapılan izolasyonlar sonucu RS, King B ve PDA besi ortamlarında, koloni gelişimi R. vitis ve R. radiobacter ile benzerlik gösteren 171 izolat elde edilmiştir. İzolatların patojenisite testleri; havuç (Daucus corata) dilimleri, domates (Lycopersicon esculentum cv. Heinz 2274), aşkın gözyaşı (Kalonchoe daigramontiana), şeytan elması (Datura stromonium), Narince, Papazkarası ve Trakya İlkeren asma fidanlarında gerçekleştirilmiştir. Test sonucunda 171 izolat en az bir test bitkisinde ur oluşturmuştur. En kısa zamanda ve en şiddetli ur oluşumu, havuç dilimleri üzerinde yapılan testlerde elde edilmiştir. Biyokimyasal ve fizyolojik test sonuçlarına göre R. vitis ve R. radiobacter olarak tür ayrımı yapılmış ve 11 re-izolatın test sonuçlarından beklenen sonuçlar elde edilememiştir. Üç ili temsilen seçilen 28 adet Rhizobium vitis ve 20 adet R. radiobacter izolatlarının genomik DNA'larına PCR analizi uygulanarak R. vitis ve R. radiobacter'in tanısı yapılmıştır. VCF/VCR primer seti ile bir R. radiobacter re-izolatı bant oluşturmamıştır. Üç ilden seçilen tümörojenik R. vitis re-izolatları, virD2F/virD2R primer çifti ve prob kullanılarak real-time PCR analizi ile tanılanmıştır. Klasik tanı ve PCR analizleri sonucunda 160 izolatın, 111'i R. vitis olarak; 49'u ise R. radiobacter olarak tanılanmıştır. Ortalama R. vitis yaygınlık oranı Tekirdağ'da %65,91; Edirne'de %80,21; Kırklareli ilinde %88,86 olarak belirlenmiştir. Ortalama R. radiobacter yaygınlık oranının Tekirdağ'da %26; Edirne ilinde %15,97; Kırklareli'de %46,66 olduğu tespit edilmiştir. 5BB ve 8B anacına aşılı Narince, Trakya İlkeren ve Papazkarası asma çeşitlerinde oluşan ur çapı ve ur ağırlığı ortalamalarına göre R. vitis ve R. radiobacter etmenlerine karşı gösterdikleri duyarlılık dereceleri istatistiksel olarak belirlenmiş; ANOVA analizi sonucunda izolatlar ve asma çeşitleri etkili bulunmuştur. Duncan testi yapılarak harflendirme yapılmış, en hassas asma çeşidinin Narince, en dayanıklı çeşidin ise Trakya İlkeren olduğu belirlenmiştir.
Çerezlik kabakta tohum kökenli fungusların belirlenmesi üzerine çalışmalar
Bu çalışmada çerezlik kabak tohumlarının tohum kabuğu ve embriyo kısımlarında bulunan fungus türlerinin tanılanması ve patojenisitelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde 5 farklı yazlık kabak (Cucurbita pepo L.) çeşidinin (Çağlayan, Mert Bey, Sena Hanım, TG22 ve TG38) tohumları ve Türkiye'nin kışlık kabak (Cucurbita moschata Duch.) üretimi yapan 10 farklı iline ait meyvelerden alınan tohumlar kullanılmıştır. Tespit edilen türler arasında Allophoma labilis ve Didymella americana sırasıyla sadece Mert Bey ve Çağlayan çeşitlerinin tohumlarında (tohum kabuğu ve embriyo) tespit edilmişlerdir. Her ne kadar bulaşık tohum oranı çeşitlere, illere ve tohum kısımlarına göre farklılık gösterse de hem yazlık kabak çeşitlerinin hem de farklı illere ait kışlık kabakların tohumlarının Alternaria alternata, Fusarium equiseti ve Fusarium proliferatum ile bulaşık olduğu belirlenmiştir. Bunlardan A. alternata'nın tespit edildiği illerde ve çeşitlerde (TG22 hariç) bu tür ile bulaşık tohum kabuğu oranı, en yüksek Tekirdağ iline ait örneklerde (%19.23) olmak üzere, bulaşık embriyo oranına göre daha yüksek olmuştur. En yüksek oranda F. equiseti ile bulaşık tohum kabuğu (%78.85) ve embriyo (%63.46) oranları Afyonkarahisar iline ait örneklerde belirlenmiştir. F. proliferatum ile en yüksek bulaşma oranı (%13.46) ise TG38 çeşidinin embriyosunda tespit edilmiştir. Her türe ait farklı izolatların tohuma uygulanması şeklinde yürütülen patojenisite testleri sonucunda, A. labilis 37.14-49.64, A. alternata %31.78-42.50, D. americana %31.29, F. equiseti %14.17-50.00 ve F. proliferatum %25.00-51.07 arasında değişen oranlarda fidelerde hastalık şiddeti oluşturmuştur.
Tekirdağ ve Kırklareli illerinde ayçiçeği ekim alanlarındaki yabancı ot türlerinde görülen fungal etmenlerin belirlenmesi
Bu çalışmada Tekirdağ ve Kırklareli ayçiçeği ekim alanlarında bulunan yabancı otlar üzerindeki fungus türler ile türlerin yaygınlık ve bulunma oranları belirlenmiştir. Surveyler 2021 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında Tekirdağ ve Kırklareli illerine bağlı ilçelerde olmak üzere toplam 50 tarlada yapılmıştır. Araştırma sonucunda, yabancı otlardan Amaranthus retroflexus, Chenopodium album, Lactuca serriola, Portulaca oleracea ve Sonchus sp.'nin yapraklarında sırasıyla Albugo amaranthi, Peronospora variabilis. Alternaria alternata, Dichotomophtora lutea ve Erysiphe sp. tespit edilmiştir. Tanılar türlerin kültürel, morfolojik özellikleri ve moleküler karakterizasyonları dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Fungus türlerinin yaygınlık ve bulunma oranları illere ve ilçelere göre farklılık göstermiştir. Mildiyö hastalığı etmeni Peronospora variabilis her iki ilde de yaygınlık (Kırklareli ve Tekirdağ illerinde sırasıyla %33.33 ve %31.25) ve bulunma oranı (Kırklareli ve Tekirdağ illerinde sırasıyla %5.67 ve %4.37) en yüksek olan tür olmuş, bu türü beyaz pas etmeni A. amaranthi izlemiştir. A. retroflexus üzerinde A. amaranthi'inin varlığı ülkemiz için ilk kayıt, L. serriola ise ülkemizde varlığı bilinen A. alternata için yeni konukçu niteliğindedir.
Bazı domates yetiştirme alanlarında domates lekeli solgunluk virüsü (Tomato spotted wilt virus, TSWV)'nün belirlenmesi
Domates lekeli solgunluk virüsü (Tomato spotted wilt virus, TSWV) dünyada bazı farklı ürünlerin yetiştirildiği sebze alanlarında en önemli virüs hastalıklarından birisidir. Konukçu aralığı bitki virüsleri içerisinde en fazla olan virüstür. TSWV tarımsal bitkilerde ara sıra problem olan, bu hastalık etmeni domates üretiminine de zarar vermektedir. Bu çalışma 2021 yılında Batı Trakya bölgesi domates üretim alanlarında Domates lekeli solgunluk virüsü (Tomato spotted wilt virus, TSWV)'nün domateslerde infeksiyonlarının saptanması ve yaygınlık durumunun belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bölgeden TSWV ile infekteli olduğu düşünülen 125 örnek toplanmıştır. Toplanan bu örnekler DAS-ELISA yöntemi ile test edilmiştir. Serolojik testin sonucunda 125 şüpheli bitkinin 47'sinde hastalık saptanmış ve toplanan örneklerde bulaşıklık oranı %37,6 olarak belirlenmiştir.
Düzce ili fındık (Corylus avellana L.) bahçelerinde görülen önemli yabancı ot türleri, yoğunlukları ve rastlanma sıklıklarının belirlenmesi
Fındık, Düzce ilinde bitkisel üretim bakımından önemli bir yerdedir. Fındık yetiştiriciliğinde bitki koruma problemlerinden biri de yabancı otlardır. Düzce ili fındık bahçelerindeki yabancı ot türlerini, yoğunluklarını ve rastlanma sıklıklarını belirlemek için yapılan bu çalışma, 2021 yılı Nisan-Temmuz ayları arasında yürütülmüştür. Bu amaçla Düzce iline bağlı 8 ilçede araştırma yürütülerek, toplam 50 bahçelik bir alanda sürvey yapılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda 31 familyaya ait 103 adet yabancı ot türü tespit edilmiştir. Bu yabancı otlardan Potentilla reptans (35,46 bitki/m²), Poa pratensis (12,15 bitki/m²), Bromus hordeaceus subsp. hordeaceus (11,97 bitki/m²), Cynosurus cristatus (10,52 bitki/m²), Bromus sterilis (8,97 bitki/m²), Hordeum bulbosum (8,43 bitki/m²), Trifolium pratense var. pratense (6,17 bitki/m²), Holcus lanatus (5,87 bitki/m²), Alopecurus myosuroides subsp. myosuroides (5,84 bitki/m²), Trifolium campestre (5,75 bitki/m²) türleri il çapında en yoğun 10 tür olarak belirlenmiştir. Rastlanma sıklıkları ile ilgili olarak yapılan araştırmada tespit edilen ilk 10 tür ise; Potentilla reptans (%81,80), Oenanthe silaifolia (%78,34), Lapsana communis (%60,72), Convolvulus arvensis (%51,37), Rubus tereticaulis (%43,87), Geranium pyrenaicum (%38,2), Trifolium campestre (%37,1), Trifolium pratense var. pratense (%32,13), Conyza canadensis (%31,81), Urtica dioica subsp. dioica (%31,72)'dır.
Tekirdağ Naip köyünde yetiştirilen sebzelerdeki bakteriyel hastalıkların belirlenmesi
Tekirdağ Naipköy'ünde sebze üretim alanlarında hasta bitkilerden izole edilen bakteri izolatları klasik yöntemlerle (morfolojik, sitolojik ve biyokimyasal testler) Xanthomonas axonopodis pv. vesicatoria ve Pseudomonas syringae pv. tomato hastalık etmenleri olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmada, hastalığa neden olan bakterilerin klasik yöntemler ile tanılanması için survey sonucunda toplanan örneklerden izolasyon sonucunda 62 izolat elde edilmiştir. Bu izolatlar tütünde aşırı duyarlılık testi sonucunda pozitif sonuç veren domates (17) ve biberde (10) hastalıklı bitki örneklerinden 35 izolat değerlendirmeye alınmıştır. Değerlendirmeye alınan 35 izolat morfolojik, Potasyun Hidroksit Testi, LOPAT, Nişasta Hidrolizasyonu Testi, Katalaz Reaksiyonu testi ve Oksidatif/Fermantasyonu Testi sonucunda; domates bitkisinde Pseudomonas syringae pv. tomato ve biber bitkisinde Xanthomonas axonopodis pv. vesicatoria etmenlerinin hastalığa neden olduğu saptanmıştır.
Aday antagonist bakteri izolatlarının Pseudomonas syringae Pv. Syringae'ye karşı etkisinin belirlenmesi
Pseudomonas syringae pv. syringae'nin sebep olduğu bakteriyel dal yanıklığı hastalığı kiraz ağaçlarında önemli ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu çalışmada 2019*2020 yılları arasında Tekirdağ ili kiraz üretim alanlarından çiçek ve yapraklardan toplam 37 adet aday antagonist bakteri izolatının ve Prof. Dr. Mustafa MİRİK'in kültür koleksiyonunda bulunan 40 adet antagonist bakteri izolatının in vitro ve yarı in vivo koşullarda Pseudomonas syringae pv. syringae üzerine antibakteriyel etkisi araştırılmıştır. Yapılan denemeler sonucunda 5 adet antagonist bakteri izolatın %16.67-75 oranında patojeni baskıladığı belirlenmiştir. Etkili bulunan KA1, KA5, KA7, KA18 ve KA36 kodlu antagonist bakteri izolatları MALDI-TOF MS yöntemi ile Bacillus mycoides, Pseudomonas chlororapsis, B. simplex, B. cereus ve P. gessardii olarak tanılanmıştır. KA5 kodlu izolat hastalık gelişimini %75 oranında baskılayarak en yüksek antibakteriyel etkili izolat olarak belirlenmiştir.
Korunga yem bitkisinde tohum kökenli Alternaria alternata'nın uçucu yağlar ile mücadele olanaklarının araştırılması
Bu çalışmada, korunga yem bitkisinde tohum çürüklüğü hastalığına neden olan Alternaria alternata (Fr.) Keissl.'ya karşı, kekik (Thymus vulgaris), okaliptus ( Eucaliptus globulus), defne (Laurus nobilis), mersin (Myrtus communis) ve adaçayı (Salvia officinalis) uçucu yağlarının in vitro koşullarda antifungal aktiviteleri araştırılmıştır. Bu amaçla in vitro koşullarda 1 μl/petri, 10 μl/petri, 50 μl/petri dozları uygulamaya alınmıştır. Uçucu yağlar otomatik mikro pipetlerle steril kültür antibiyogram disk kâğıtlarına damlatılmıştır. Parafilm ile kapatılan petri kapları 22±2 °C' de 8 gün boyunca inkübe edilmiştir İnkübasyon süresi tamamlandıktan sonra ölçümler yapılmış ve misel gelişiminin engellenmesi yüzde olarak belirlenmiştir. Bu araştırma sonunda, uçucu yağlardan kekik, okaliptus, defne mersin ve adaçayı 50 μl/petri dozlarında A. alternata 'ya karşı sırasıyla %100, %94,21, %84,92 %80,64 ve %43,46 oranında antifungal etki göstermişlerdir. Denemeye alınan tüm uçucu yağlarda 1 μl/petri, 10 μl/petri dozları arasında fungal patojenin baskı altına alınması yönünden herhangi bir fark olmadığı gözlemlenmiştir. Uçucu yağlardan kekik, okaliptus, mersin, defne ve adaçayı 1 μl/petri, 10 μl/petri dozlarında A. alternata 'ya karşı sırasıyla %99.80, %63.57, %58.78, %56.78 ve %37.68 oranlarında antifungal etki göstermişlerdir. Bu araştırmada doğaya dost uçucu yağlar ile in vivo çalışmalara ışık tutabilecek veriler elde edilmiştir.
Tekirdağ ilinde tarım ve tarım dışı alanlarda coccınellıdae (coleoptera) faunası üzerine araştırmalar
Coccinellidae familyasında yer alan türlerin büyük çoğunluğu avcı türlerdir. Bu sebeple bitki koruma içerisinde, biyolojik mücadele ve/veya entegre mücadelede önem arz etmektedirler. Bu nedenle Tekirdağ ilinde bu familyanın durumunu belirlemek amacıyla, 2020-2021 yıllarında, Malkara, Saray, Süleymanpaşa ve Şarköy ilçelerinde sörvey çalışmaları yapılmıştır. Sörveyler sonucunda; Adalia bipunctata (Linnaeus), Adalia decempunctata (Linnaeus), Chilocorus bipustulatus (Linnaeus), Clitostethus arcuatus (Rossi), Coccinella septempunctata (Linnaeus), Coccinella undecimpunctata (Linnaeus), Coccinula quatuordecimpustulata (Linnaeus), Exochomus nigromaculatus (Goeze), Exochomus quadripustulatus (Linnaeus), Harmonia axyridis (Pallas), Harmonia quadripunctata (Pontoppidan), Henosepilachna argus (Geoffroy in Fourcroy), Henosepilachna elateri (Rossi), Hippodamia variegata (Goeze), Hyperaspis campestris (Herbst.), Hyperaspis quadrimaculata (Redtenbacher), Myrrha octodecimguttata (Linnaeus), Nephus horioni Fürsch, Nephus nigricans (Weise), Nephus quadrimaculatus quadrimaculatus (Herbst), Oenopia conglobata (Linnaeus), Pharoscymnus pharoides (Marseul), Platynaspis luteorubra (Goeze), Propylea quatuordecimpunctata (Linnaeus), Psyllobora vigintiduopunctata (Linnaeus), Scymnus apetzi (Mulsant), Scymnus (Pullus) flagellisiphonatus (Fürsch), Scymnus (Pullus) haemorrhoidalis Herbst, Scymnus interruptus (Goeze), Scymnus marginalis (Rossi), Scymnus pallipediformis (Günther), Scymnus rubromaculatus (Goeze), Scymnus (Pullus) subvillosus (Goeze), Scymnus (Pullus) suturalis Thunberg, Scymnus quadriguttatus Fürsch and Kreissl, Stethorus gilvifrons (Mulsant), Subcoccinella vigintiquatuorpunctata (Linnaeus), Tytthaspis sedecimpunctata (Linnaeus) ve Vibidia duodecimguttata (Poda) türleri tespit edilmiştir.
Laboratuvar koşullarında Stephanitis pyri (Fabricius) (Hemiptera: Tingidae) ve Orius laevigatus (fieber) (Hemiptera: Anthocoridae) arasındaki bazı biyolojik ilişkiler üzerine araştırmalar
Stephanitis pyri, Tingidae familyası içerisinde tarımsal açıdan ekonomik öneme sahip en önemli türlerden biridir. Bu zararlının literatürde birçok doğal düşmanı bildirilmiştir. Ancak bu doğal düşmanların etkinliği konusunda hemen hiç araştırma bulunmamaktadır. Bu çalışma ile S. pyri ile Orius laevigatus arasındaki bazı biyolojik ilişkiler araştırılmıştır. Çalışma 26±1 º C sıcaklık, % 60-70 orantılı nem ve 16:8 saatlik aydınlatma koşullarına sahip laboratuvar ve böcek yetiştirme odalarında gerçekleştirilmiştir. Denemeler tercihli ve tercihsiz olarak kurulmuştur. Çalışmada Armut kaplanı ile beslenen O. laevigatus'un ergin dişi ve erkek bireylerinin ömrü ile av tüketimleri belirlenmiştir. Tercihsiz denemelerde dişi O. laevigatus en uzun ortalama ömre 13,30±1,14 gün ile Armut kaplanının II.nimf dönemi ile beslenmesi sonucunda ulaşmıştır. Erkek bireyde en uzun ömür ortalama 12,40±1,58 gün ile III.nimf dönemi ile beslenmede saptanmıştır. Tercihli denemelerde ise ortalama ergin ömrü dişide 15,55±1,69 gün, erkekte 9,63±1,03 gün olarak belirlenmiştir. Tercihsiz denemelerde O. laevigatus'un ömrü boyunca av tüketimi açısından en fazla Armut kaplanının I.nimf döneminde (dişi:242, erkek:198,9 adet), en az ise ergin döneminde (dişi:5, erkek:2,3 adet) beslenme performansı gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Tercihli denemelerde ise avcı dişinin ömrü boyunca ortalama 307,7 adet, erkeğin ise 158,7 adet av tükettiği saptanmıştır. Çalışma sonucunda O. laevigatus'un ergin dönemlerinin Armut kaplanı üzerinde predatör olarak etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca Tingidae türlerinin predatörleri üzerine yapılan çalışmalara göre av tüketiminin daha iyi olduğu söylenebilir.
Bazı uçucu yağların küf akarı tyrophagus putrescentıae (Schrank) (Acarı: Acarıdae)'ye karşı akarisidal etkileri
Bu çalışmada; kişniş, lavanta, nane, sarımsak, soğan, tarçın, zencefil ve zerdeçal uçucu yağlarının Tyrophagus putrescentiae (Schrank) (Acari: Acaridae)'ye karşı fumigant ve kontakt etkileri araştırılmıştır. Uçucu yağların fumigant etkisini test etmek amacıyla akarların ergin dönemlerine ön denemeler kapsamında 10 μl/ konsantrasyon uygulanmıştır. Kontakt etki için ise, %1, %3, %5, %10 μl/l olmak üzere 4 farklı konsantrasyonu T. putrescentiae'nin ergin dönemlerine uygulanmıştır. Fumigant etki testlerinin sonucuna göre, test edilen uçucu yağlarının 10 μl/l'lik doz uygulamasının 24 saat sonunda, sarımsak, soğan ve tarçın uçucu yağlarının T. putrescentiae'nin fumigant etki oranlarının %100 olduğu tespit edilmiş, diğer uçucu yağların etkinliği ise yüksekten düşüğe doğru sırasıyla kişniş %92, nane %75, zerdeçal %73, lavanta %65, Zencefil %8' dir. Lethal konsantrasyon (LC) değerine göre soğan ve sarımsak en toksik uçucu yağlar olup, LC50 değerleri yüksek etkiden, düşüğe doğru zerdeçal, tarçın, nane, lavanta, kişniş ve zencefil olarak sıralanmıştır. Kontakt etki deneme sonuçlarına göre, Sarımsak uçucu yağı %10'luk konsantrasyonda uyuglamadan 1 saat sonra %100 ölüm oranı ile etki süresi en kısa uçucu yağ olmuştur. Bununla birlikte soğan ve tarçın uçucu yağlarının %10'luk konsantrasyonda, uygulamadan 3 saat sonra %100 ölüm belirlenmiştir. Lethal süre (LT) denemeleri sonucuna göre, en düşük konsantrasyondaki (%1) LT50 değerleri 4.7- 32.5 saat (düşük- yüksek) olarak belirlenmiş olup, etki süresine göre uçucu yağlar sarımsak, tarçın, soğan, zerdeçal, nane, kişniş, lavanta ve zencefil şeklinde sıralanmıştır. Sonuç olarak, bu çalışmadaki uçucu yağların fumigant ve kontakt olarak uygulamasının küf akarı, Tyrophagus putrescentiae erginlerinin kontrolünde başarılı bir şekilde kullanılabilme potansiyeline sahip olabileceği sonucuna varılmıştır. Deneme sonuçlarına göre ele alınan uçucu yağların, T. putrescentiae erginleri üzerinde kontakt ve fumigant olarak farklı oranlarda etkinliğe sahip olduğu belirlenmiştir.
Ephestia kuehniella Zell. ,Cadra(Ephestia)cautella Walk. Ve Plodia interpunctella(Hübner) (Lepidoptera:Pyralidae)İle Yumurta Parazitoidi Trichogramma pintoi Voegele( Hymenoptera: Trichogrammatidae) arasındaki bazı biyolojik ilişkiler üzerine araştırma
Bu çalışma kapsamında yumurta parazitoiti Trichogramma pintoi Voegele ile konukçuları Ephestia kuehniella Zell., Cadra(Ephestia)cautella Walk.ve Plodia interpunctella (Hübner) arasındaki biyolojik ilişkiler kıyaslama yapılarak incelenmiştir. Denemeler laboratuarda 20 ± 1 °C, 25 ± 1 °C ve 30 ± 1 °C sıcaklıklarda, % 60 – 70 orantılı nemde 16 saat aydınlık 8 saat karanlık koşullarda gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırmanın sonucunda, dişi parazitoitlerin Un güvesi yumurtaları üzerinde daha uzun periyotlarda yaşadıkları, daha fazla oranda yumurta parazitledikleri ve parazitlenen yumurtaların açılma sayılarının daha fazla olduğu belirlenmiştir. Sıcaklık yükseldikçe Trichogramma pintoi' nin parazitlediği üç farklı konukçu yumurtasının kararma ve açılma sürelerinin azaldığı, ergin dişi yaşam sürelerinin kısaldığı saptanmıştır. Ayrıca dişi parazitoitlerin her üç konukçu üzerinde de 1 yaş grubu yumurtaları daha çok seçtiği ve 25 ± 1 °C sıcaklıkta Cadra(Ephestia)cautella Walk. ve Plodia interpunctella (Hübner)'dan kitle üretimi çalışmalarında alternatif bir konukçu olarak yararlanılabileceği belirlenmiştir.
Implementation of IPM strategies to control bacterial diseases of stone fruits and nuts caused by copper resistant/ tolerant pseudomonads and xanthomonads
Bacterial canker of stone fruits caused by Pseudomonas syringae pv. syringae and Pseudomonas syringae pv. morsprunorum, and bacterial blight of walnut caused by Xanthomonas arboricola pv. juglandis, have been studied for over a century and have resulted in significant advances in our understanding of the epidemiology of foliar bacterial diseases and epiphytic life cycle of these pathogens. Recent studies on the ecology, characterization, and identification of pathogens have been prompted by the economic importance of the diseases and the lack of effective control measures. A collection of 54 P. syringae spp. on apricot and 47 X. a.pv. juglandis strains on walnut were studied using repetitive polymerase chain reaction (PCR) genomic fingerprinting using ERIC, BOX, and REP primer sets, and Multi-Locus Sequence Analysis (MLSA). Copper tolerance of all strains were assessed by observing bacterial growth on copper sulphate-added media, and the results were compared to those of a five-year-old study in the same area. This thesis showed that the frequency of copper resistant bacteria increased after repeated treatments with copper-based compounds. These findings suggest that the selection of copper-resistant strains may be a major cause of control failures after copper bactericide treatment. Bacteriophages, as realistic and environmentally friendly microorganisms, could be a viable option for controlling these bacterial diseases. In this thesis, ten novel phages that lyse P. s. pv. syringae and ten novel phages that lyse X. a. pv. juglandis were isolated from apricot and walnut fruits, leaves, soil, and irrigation water in Northern Italy. The restriction endonuclease digestion of phages revealed that there are three distinct phage groups, designated as groups 1, 2, and 3. In laboratory tests, all phages had a promising lytic effect on P. s. pv. syringae and X. a. pv. juglandis. P. s. pv. syringae and X. a. pv. juglandis showed promising lytic effect in laboratory trials.
Kırklareli ilinde Coccinellidae (Coleoptera) familyasının durumunun saptanması
Bu çalışma Kırklareli iline bağlı Babaeski, Lüleburgaz, Merkez ve Vize ilçelerinde Coccinellidae familyasının durumunu tespit etmek amacıyla, 2021-2022 yıllarında yürütülmüştür. Coccinellidae örnekleri, havanın yağışsız ve serin olduğu zamanlarda tarım ve tarım dışı alanlarda bulunan otsu bitkiler, çalı formundaki bitkiler ve odunsu bitkilerden toplanmıştır. Çalışmalar nisan ayında başlayıp, aralıkta bitirilmiştir. Araştırma sahasındaki çalışmalarda toplanan 1621 adet örneğin üzerinde yapılan tür teşhisi çalışmaları sonucunda Coccinellidae familyasından 18 cinse bağlı 28 tür tespit edilmiştir. İl genelinde en çok toplanan tür Harmonia axyridis (Mulsant) (499 adet) olmuş ve bu türü sırasıyla Stethorus gilvifrons (Weise) (219 adet), Coccinella septempunctata (Linnaeus) (180 adet), Adalia bipunctata (Mulsant) (141 adet) ve Tytthaspis sedecimpunctata (Crotch) (132 adet) takip etmiştir. Platynaspis luteorubra (Redtenbacher) , Oenopia lyncea agnata (Mulsant) türleri ise ikişer adet ile en az örneklenen türler olmuştur. Tür çeşitliliği ve bolluğu kültür bitkilerine oranla doğal ortamdaki bitkilerde daha yüksek çıkmıştır. Haziran, temmuz, ağustos ve eylül ayları ile 0-200 m rakımlar Coccinellidae türleri açısından en uygun aylar ve yükseklikler olarak görülmektedir. Çalışma sonucunda H. axyridis'in ülkemiz için, ayrıca istilacı ve baskın bir tür olması nedeni ile öncelikli araştırılması geren türlerden olduğu düşünülmektedir. Ayrıca ilde mücadelede, özellikle Cocccinellidae türlerin en bol bulunduğu aylarda, kimyasal mücadelenin daha kontrollü uygulanması ve entegre mücadele yöntemlerine geçilmesinin uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Domates bakteriyel hastalık etmelerine karşı yeni tip kimyasal formülasyonların antibakteriyel etkinliklerinin belirlenmesi
Domates yetiştiriciliğinde önemli bakteriyel hastalık etmenlerinden olan Pseudomonas syringae pv. tomato (Pst), Xanthomonas euvesicatoria (Xeu) izolatları bitkide bakteriyel benek ve bakteriyel leke oluşturarak ürün kalitesinde bozulmaya ve veriminde ciddi kayıplara neden olurlar. Domates bitkisinde bu hastalık etmenleri ile mücadelede kullanılabilecek nitelikte etkili ruhsatlı anti bakteriyel ürünler bulunmamaktadır. Bu çalışmada; Domates (Solanum lycopersicum L.) tarım alanlarında önemli hastalık etmenlerinden olan Pst ve Xeu izolatları üzerinde antimikrobiyal etki sağlayabilecek yeni tip formüllerin oluşturulması ve bu formüllerin hedef mikroorganizmalar üzerindeki antimikrobiyal etkinlikleri araştırılmıştır. Bu amaçla seçilmiş olan aktiflerin etkili oldukları dozlar in vitro koşullarda MIC metodu ile belirlenmiştir. Hedef mikroorganizmalar MALDI-TOF MS cihazı ile tanımlanmıştır. Etkinlikleri MIC metodu ile belirlenen aktifler ile in vitro koşullarda formülasyonlar oluşturulmuştur. Formüllerin etkinlikleri DDM metodu ile Pst ve Xeu izolatları üzerinde in vitro koşullarda her formül üç tekrarlı ve pozitif kontrol olarak kullanılan antibiyotik disk ile kıyaslanarak test edilmiştir. Formülasyonların etkinlikleri petrilerde oluşturdukları temiz alanlar ölçülerek hesaplanmıştır. Bu çalışma neticesinde oluşturulan 10 farklı formülasyonun tamamının Pst ve Xeu izolatları üzerinde (8-30 mm) arasında etkinlik gösterdiği saptanmıştır. Elde edilen test sonuçları göz önünde bulundurulduğunda bu formüllerin hedef mikroorganizmalara karşı kimyasal mücadelede kullanılabileceğini belirlenmiştir. Bu formülasyonların tarımsal alanlarda kullanılabilmesi için in vivo denemeler yapılmalı, toprak ve bitki bünyesindeki bozunumları incelenmelidir.
Sünenin yumurta parazitoitleri Trissolcus semistriatus nees (Hymenoptera: scelıonıdae) ve telenomus turesis walker (Hymenoptera: platygastrıdae)'in aynı yumurta paketlerindeki ergin çıkışları üzerine bazı gözlemler
Eurygaster integriceps Puton, buğdayın en önemli zararlısıdır. Bu zararlının doğada popülasyonunu dengede tutan birçok doğal düşmanı vardır. Bunların içerisinde en önemlileri yumurta parazitoitleridir ve biyolojik mücadelede başarı ile kullanılmaktadırlar. Biyolojik mücadelenin başarısında birçok faktör etkili olmaktadır. Bu faktörlerden birisi de doğal düşmanların bir arada bulunduklarında gösterdikleri davranışlarıdır. Bu çalışmada sünenin yumurta parazitoti olan Trissolcus semistriatus Nees ve Telenomus turesis Walker'in bir arada bulunduklarında ergin çıkışları araştırılmıştır. Denemeler 26±1°C sıcaklık, %60±10 nem, 16:8 saatlik fotoperiyot koşullarına sahip inkübatörde yürütülmüştür. Denemenin ilk bölümünde, iki türün bir dişisine 28-56 ve 112 adet yumurta verilmiş ve ergin çıkışları gözlenmiştir. İkinci bölümünde ise türler 112 yumurta üzerine 3 adette 1 adet oranında verilmiş ve ergin çıkışları belirlenmiştir. Sonuçlara göre, bir T. semistriatus ve bir T. turesis dişisine 28-56 ve 112 adet süne yumurtası verildiğinde toplamda ergin çıkışının en çok gerçekleştiği tür T. semistriatus (Sırasıyla 57,14±3,78; 44,55±11,03; 20,94±2,02) olmuştur. 112 adet süne yumurtası üzerinde üç T. semistriatus ve bir T. turesis dişisinin ergin çıkışının araştırıldığı denemelerde T. semistriatus ortalama %72,40 ile en yüksek ergin çıkış oranına, üç adet T. turesis ve bir adet T. semistriatus ergin çıkışının belirlendiği denemelerinde ise T. turesis %55,65 ile en yüksek ergin çıkış oranına sahip olmuştur. Tüm denemeler değerlendirilmediğinde ergin çıkış oranı bakımından, T. semistriatus'un T. turesis'e göre daha başarılı olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eurygaster integriceps, Trissolcus semistriatus, Telenomus turesis, Ergin çıkışı
Kahverengi kokarca böceği halyomorpha halys (stal) (hemıptera: pentatomıdae) İstanbul ili Boğaz ilçeleri Sarıyer,Şile ve Beykoz'da yayılışı ve konukçuları.
Halyomorpha halys (Stål) (Hemiptera: Pentatomidae), kökeni Doğu Asya ( Çin, Japonya, Tayvan, Kore)' ya dayanan istilacı bir tür olarak bilinmektedir. Türkiye' de ilk olarak 2017 yılında Artvin ve İstanbul' da tespit edilmiş olup kısa sürede Karadeniz Bölgesi' nde yayılım göstermiştir. Son yıllarda karadeniz bölgesinde yapılan çalışmalar zararlının tespiti, yayılışı ve mücadelesi ile ilgili belirleyici bir yol izlenmesine olanak sağlarken, İstanbul' da bu ve benzeri herhangi bir çalışma yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu çalışma İstanbul'un iklim ve bitki örtüsü bakımından Karadeniz Bölgesi' yle benzer özellikler gösteren Sarıyer, Şile ve Beykoz ilçelerinde yapılmıştır. Bu üç ilçede farklı lokasyon ve alanlar seçilmiş olup nisan ayı başında tuzaklar asılıp ekim ayı sonuna kadar haftalık olarak zararlı takibi yapılmıştır. Feromon tuzaklar yardımı ile yapılan çalışmada, zararlının bu üç ilçede de görüldüğü fakat henüz ciddi zararlara yol açacak yoğunluğa ulaşmadığı anlaşılmıştır. Zararlının 2021 ve 2022 yıllarında tuzaklarda ilk kez görüldüğü ay mayıs ayı olurken, en fazla yakalanan bireylerin her iki yılda da ağustos ayında gerçekleştiği görülmüştür.. Çalışmanın yapıldığı bu üç ilçeye bakıldığında zararlının en fazla görüldüğü ilçe Sarıyer olurken, en az görüldüğü ilçe ise Şile olmuştur. Zararlının konukçu tercihine bakıldığında örtü altı sebze tarımı yapılan alanlar dışında; fındık, elma, karışık meyve ve karışık sebze alanlarında zararlının varlığı tespit edilmiştir. H. halys' in yayılış gösterdiği ülkeler ve ülkemizdeki durumu göz önünde alındığında, bu zararlının ekonomik anlamda ciddi zararlara sebep olduğu bilinmektedir. Bu sebeple; yayılışını önlemek ve mücadelesinde başarıya ulaşmak için, ABD ve Avrupa ülkelerinde başarıyla uygulanan biyolojik mücadele etmenlerinden biri olan Trissolcus japonicus isimli parazitoit ile ilgili çalışmara bir an önce başlanması önem taşımaktadır.
Bazı çerezlik kabak (Cucurbita pepo L.) çeşitlerinin fusarium proliferatum'a duyarlılık düzeyleri ile fenolik bileşikler arasındaki ilişkiler
Bu çalışmada çerezlik kabakta (Cucurbita pepo L.) kök ve kök boğazı çürüklüğüne neden olan Fusarium proliferatum'a karşı 4 farklı çerezlik kabak çeşidinin (Çağlayan, Mert Bey, Sena Hanım, TG38) duyarlılık durumları incelenmiştir. Denemelerde toprak ve tohum olmak üzere iki farklı inokulasyon yöntemi kullanılmıştır. İnokulasyondan 30 gün sonra hastalık şiddeti ve bazı bitki gelişme parametrelerinde (yaprak sayısı, sürgün uzunluğu, sürgün yaş ve kuru ağırlığı) ortaya çıkan azalma oranları ve köklerdeki fenolik maddelerdeki artış (kat) belirlenmiştir. Toprak ve tohum inokulasyonu yönteminde en düşük hastalık şiddetleri sırasıyla TG38 ve Sena Hanım çeşitlerinde tespit edilmiştir. Her iki inokulasyon yönteminde yüksek hastalık şiddetine sahip çeşitlerde bitki gelişme parametlerinde önemli derecede azalmalar olmuştur. Çeşitlerin etanolik kök ekstraktları yüksek performanslı sıvı kromatografi (HPLC) ile analiz edildiğinde, 3,4-dihidroksibenzoik asitin sadece Çağlayan, klorojenik asitin Sena Hanım ve TG38'de, vanilik asitin Çağlayan ve Mert Bey, sirinjik ve p-kumarik asitin ise tüm çeşitlerin köklerinde var olduğu tespit edilmiştir. Fenolik maddelerin enfeksiyon sonrasında kontrole göre artışı dikkate alındığında toprak ve tohum inokulasyonu yönteminde en düşük hastalık şiddeti sergileyen sırasıyla TG38 (7.26-kat) ve Sena Hanım (6.57-kat) çeşitlerinin köklerinde p-kumarik asitin en yüksek artış gösterdiği tespit edilmiştir. P-kumarik asit F. proliferatum'un çim tüpü uzunluğunu üzerine (EC50: 4.2 mM), misel gelişimi (EC50: 5.4 mM) ve konidi çimlenmesine (EC50: 46.0 mM) göre daha yüksek antifungal etki göstermiştir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar p-kumarik asitin çerezlik kabaklarda F. proliferatum'a karşı dayanıklılıkta rol oynayabileceğini ve ıslah çalışmalarında dikkate alınması gerektiğini göstermektedir.
Yerel diatom preparatının (detech®) farklı buğday çeşitlerinde pirinç biti, Sitophilus oryzae ve ekin kambur biti, Rhyzopertha dominica erginlerine etkinliği
Bu çalışmada yerel diatom preparatı Detech'in 500 ve 1000 ppm (mg Detech®/kg ürün) konsantrasyonlarında ekmeklik (Rumeli, Hamza, Esperia) ve makarnalık (Burgos, Zenit, NKÜ Ziraat) buğday çeşitleri üzerinde Sitophilus oryzae (L.) ve Rhyzopertha dominica (Fabricius) erginlerine karşı insektisidal etkinliği değerlendirilmiştir. Buğday çeşitlerinde R. dominica'nın 21. gün sayımına ait ölüm sonuçlarına göre; 500 ppm Detech® ürün konsantrasyonuna karşı en yüksek ölüm oranının Burgos çeşidinde ve en az ölüm oranının Hamza çeşidinde olduğu saptanırken, 1000 ppm Detech® ürün konsantrasyonuna karşı en yüksek ölüm oranının Burgos, Rumeli, Zenit çeşidinde ve en az ölüm oranının Hamza çeşidinde olduğu belirlenmiştir. Buğday çeşitlerinde S. oryzae'nın 21. gün sayımına ait ölüm sonuçlarına göre; 500 ve 1000 ppm Detech ürün konsantrasyonunlarına karşı en az ölüm oranının Hamza çeşidinde olduğu saptanırken, diğer çeşitlerin hepsinde %100'lük ölümler gözlemlenmiştir. 21. gün sayımı sonucunda ise Hamza çeşidinde %76'lık ölüm oranına saptanmıştır. Ergin ölümleri belirlendikten sonra uygulama şişeleri içerisindeki tüm böcekler elendikten sonra F1 ve F2 yeni nesil ergin sayılarını tespit etmek için biyolojik testler yürütülmüştür. Laboratuvar koşullarında diatom toprağı uygulamasının buğday tohumlarının çimlenmeleri üzerine etkileri de değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada yerel diatom toprağı, Detech makarnalık ve ekmeklik buğday çeşitleri üzerinde S. oryzae ve R. dominica erginlerine karşı yüksek etkinlik göstermesinden ve F1 ve F2 yeni nesil ergin çıkışını baskı altına almasından dolayı yerel diatom toprağı preparatı Detech®'in depo tahıl zararlılarına karşı kullanılabilme potansiyelinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Diatom Toprağı, Detech, Pirinç Biti, Ekin Kambur Biti, Buğday Çeşitleri
Domates bakteriyel benek hastalığının biyolojik mücadelesinde biyoajan ve biyostimulantların kullanımı
Pseudomonas syringae pv. tomato 'nun sebep olduğu bakteriyel benek hastalığı, dünyada en yaygın ve ekonomik olarak en önemli bakteriyel hastalıklardan birisidir. Bu çalışmada, domates bakteriyel benek hastalığının mücadelesinde biyostimulant olarak kullanılan Megafol, MC Cream, Vitaseve, Crop-Set isimli ticari preparatların ve Manisa ili domates üretim alanlarından izole edilen biyoajan bakteriler ile Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi kültür koleksiyonunda bulunan biyoajan bakterilerin hastalık mücadelesi ve bitki gelişimi üzerine etkilerinin araştırılmıştır. Yapılan denemeler sonucunda biyostimulant ve biyoajan uygulamaların hastalığı %30-85 oranında baskıladığı saptanmıştır. Biyostimulant uygulaması yapılan bitkilerde hastalık şiddeti değerlendirildiğinde %85'lik değer ile en etkili biyostimulantın Megafol olduğu görülmüştür. Ayrıca biyoajan bakteri S(2) (Bacillus mycoides) ve DT(5) (Pseudomonas chlororapsis) uygulamalarının hastalık şiddetini %75 oranında baskılandığı belirlenmiştir. Benzer şekilde her iki biyajanında bitki kök-gövde uzunluğu ve bitki kök-gövde ağırlığı gibi bitki büyüme parametlerini desteklemektedir. Bu çalışma ile B. mycoides (S(2)) ve P. chlororapsis (DT(5)) ve biyostimulantlar özellikle Megafol'un domates bakteriyel benek hastalığının etkisini azaltmak için kullanılma potansiyeline sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bakteriyel benek hastalığı, Domates, Biyoajan bakteri, Biyostımulant
Bezelye üretim alanlarında fusarium solgunluğu (Fusarium oxysporum f.sp. pisi)'nun yaygınlığı, ırklarının tespiti ve bazı bezelye genotiplerinin reaksiyonlarının belirlenmesi
Bu tez çalışmasında 2020-2021 vejetasyon döneminde Bursa, İzmir, Aydın ve Afyonkarahisar illerinde güdümlü örnekleme yapılarak kök çürüklüğü belirtisi gösteren bitkilerde F. oxysporum'un varlığı belirlenmiş, etmenin tanısı klasik ve moleküler yöntemlerle gerçekleştirilmiş, elde edilen izolatların patojenisitesi ve patojen bulunan izolatların temsil ettiği ırklar tespit edilmiş, ayrıca en yaygın ırka karşı bazı bezelye genotiplerinin reaksiyonları incelenmiştir. Çalışmada hasta bitki örneklerinin kök ve gövdelerinden yapılan izolasyonlar sonucunda 548 adet Fusarium sp. izolatı elde edilmiştir. Bu izolatların %33,39'unun F. oxysporum olduğu klasik ve moleküler yöntemlerle doğrulanmıştır. 183 adet F. oxysporum izolatı ile kontrollü koşullarda saksıda yapılan patojenisite testleri sonucunda izolatların farklı düzeylerde hastalık şiddeti oranlarına ve farklı boyutlarda gövde lezyonlarına neden olduğu görülmüştür. Her iki kriter dikkate alınarak seçilen 50 Fusarium oxysporum f.sp. pisi izolatı ırk ayrım setinde yer alan genotiplere inokule edildiğinde izolatların %40'ı ırk 6'yı temsil etmiş, bunu %34 ile ırk 2 izlemiştir. Irk 1 ve ırk 5'i temsil eden izolat oranları ise sırasıyla %6 ve %20 olmuştur. En yaygın ırk olarak belirlenen ırk 6'ya ait en yüksek hastalık şiddeti ve lezyon boyuna neden olan iki izolat kullanılarak bazı bezelye genotiplerinin reaksiyonları test edilmiştir. Her iki izolat ve değerlendirme kriteri kullanılarak yapılan kümeleme analizi sonucunda 9 genotip (078PS098, 110PS097, 121PS097, 22-B-0013, 22-B-0049, 22-B-0085, Boogie, Esprit, Senador) ırk 6'ya karşı yüksek derecede dayanıklılık gösteren WSU 31 ile aynı kümede yer almıştır. Bu genotiplerin bezelye ıslahında dayanıklı genotip geliştirilme çalışmalarında dikkate alınmasında büyük yarar bulunmaktadır. Ülkemizde etmenin ırklarının varlığı ve yaygın ırkına karşı bezelye genotiplerinin reaksiyonları ilk kez belirlenmiştir.
Marmara Bölgesi'nde soğan, sarımsak, pırasa üretim alanlarındaki virüslerin tanısı, moleküler karakterizasyonu, bazı soğan ve sarımsak genotiplerinin en yaygın virüse karşı reaksiyonlarının belirlenmesi
Bu çalışmada, Marmara Bölgesi (Bursa, Edirne, Kocaeli, Kırklareli, Sakarya ve Tekirdağ) soğan, sarımsak ve pırasa üretim alanlarında Onion yellow dwarf virus (OYDV), Leek yellow stripe virus (LYSV), Garlic common latent virus (GCLV), Shallot latent virus (SLV) ve Iris yellow spot virus (IYSV) 'un belirlenmesi, elde edilen izolatların genotipik yatkınlık düzeylerinin ve genotiplerin en yaygın virüse karşı reaksiyonlarının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. 778 adet soğan, sarımsak ve pırasa bitkisinden örnekleme yapılmış ve toplanan örnekler OYDV, LYSV, GCLV, SLV ve IYSV'ye karşı ELISA ve RT-PCR yöntemleri ile testlenmiştir. Yapılan test çalışması sonucunda toplanan örneklerin 372 tanesinin (%47.8) enfekteli olduğu belirlenmiştir. Örneklerin 175 tanesinde (%22.49) OYDV, 26 tanesinde (%3.34) GCLV, 79 tanesinde (%10.15) LYSV, 53 tanesinde (%6.81) IYSV, 39 tanesinde (%5.01) SLV ve enfekteli örneklerin 62 tanesinde (%16.6) karışık enfeksiyon tespit edilmiştir. Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü'ne ait 6 adet sarımsak ve 15 adet soğan genotipine Bursa'dan alınan OYDV TR-OK64 (OR923732) izolatı inokule edilmiş, JMP Pro 13 programı kullanılarak istatiksel hesaplamalar yapılmıştır. Bunun sonucunda sarımsak genotiplerinin yaprak uzunluğunda %13.49-23.9, yumru baş boyunda %18.38-28.73, yumru baş çapında %21.88-30.81, yumru baş ağırlığında %23.21-29.14; soğan genotiplerinin yaprak uzunluğunda %12.12-41.04, yumru baş ağırlığında %12.96-48.30, yumru çapında %11.57-30.17, yumru baş boyunda %11.81-31.72 oranında azalma meydana gelmiştir. Filogenetik analiz sonucunda GCLV izolatları %85.2-97, IYSV izolatları %90.4- 97.5, LYSV izolatları %84.6-98.1, OYDV izolatları %74.1-99.8 ve SLV izolatları %78.2-91.7 oranlarında NCBI GenBankasına kayıtlı bazı izolatlarla nükleotid dizilimi bakımından benzerlik göstermiştir.
Tekirdağ ili mısır üretim alanlarında maize dwarf mosaic virus (MDMV) hastalığının araştırılması
Tekirdağ ilinin mısır üretimi yapılan tarlalarında ürünün verim ve kalitesinde önemli zararlara neden olan virüs hastalıklarından Potyviridae familyası, Potyvirus cinsi içerisinde yer alan Maize dwarf mosaic virus (MDMV) hastalığını araştırmak amacıyla 2022 yılı Haziran ve Temmuz aylarında sürvey çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Sürveyler esnasında Tekirdağ ilinin 11 ilçesindeki mısır tarlaları ziyaret edilerek, Süleymanpaşa (66), Şarköy (11), Malkara (17), Çorlu (1), Çerkezköy (3), Kapaklı (3), Muratlı (4), Marmaraereğlisi (3), Saray (2), Hayrabolu (3) ve Ergene (4) ilçelerinden toplam 117 adet simptom sergileyen yaprak örneği toplanmıştır. Yapraklarda çizgi mozaik, sararma, damarlarda renk açılması, klorotik lekeler ve cücelik belirtileri sergileyen mısır bitkilerinden toplanan yaprak örnekleri bu tez çalışmasının materyalini oluşturmuştur. MDMV hastalığı, simptomatik 117 mısır yaprak örneğinde ilk olarak serolojik testlerden Double Antibody Sandwich Enzyme-Linked Immunosorbent Assay (DAS-ELISA) testi ile araştırılmıştır. DAS-ELISA testi sonucunda Merkez ilçe Süleymanpaşa, Şarköy ve Malkara ilçelerinden alınan 10 adet yaprak örneğinde MDMV hastalığı saptanmıştır. MDMV ile pozitif bulunan 10 adet yaprak örneği mekanik inokülasyon yöntemi ile tatlı mısır (Zea mays saccharata Sturt) çeşidine inokulasyonu sonucunda yapraklarda çizgi mozaik simptomları gözlenmiştir. Ayrıca DAS-ELISA testinde negatif sonuç veren ancak pozitif değere yakın virüsle enfekteli olduğundan şüphelenilen 30 adet yaprak örneği Reverse Transcriptase Polymerase Chain Reaction (RT-PCR) testine tabi tutulmuştur. RT-PCR testi ile 30 yaprak örneğinden 7 adedinin MDMV ile enfekteli oldukları tespit edilmiştir. Bu tez çalışması ile MDMV hastalığının Trakya Bölgesinin Tekirdağ ili mısır tarlalarındaki enfeksiyon oranı %14.53 olarak saptanmıştır.
İstanbul'un rekreasyon alanlarındaki bazı anıtsal ağaçlardaki virüs hastalıklarının saptanması ve virüslerin tanılanması üzerine araştırmalar
İstanbul, 16 milyon nüfusu ile Türkiye'nin en kalabalık Metropol kentidir. Üç ayrı imparatorluğa başkent olmuş İstanbul'un her yerinde tarihi geçmişe sahip önemli rekreasyon alanları bulunmaktadır. Başta Atatürk Arboretum'u olmak üzere İstanbul parklar, bahçeler, meydanlar yeşil alanlar ve korularında yaşlı anıtsal nitelikteki ağaçları barındırmaktadır. 2015 yılında İstanbul İl hudutları içerisinde 43 ayrı rekreasyon alanı ziyaret edilerek anıt niteliğindeki tüm yaşlı ağaçlar incelenmişlerdir. Bunlar arasında yapraklarında mozaik, kloroz, sarılık, kıvırcıklık, şekil bozuklukları, ağaç tacında şekil bozukluğu, bodurlaşma gibi sistemik hastalık belirtileri sergileyen toplam 78 adet anıt ağaç saptanmıştır. Türlere göre dağılımları 12 adet çınar (Platanus orientalis L.), 46 ıhlamur (Tilia spp.), 8 süs eriği (Prunus cerasifera Pissardii Nigra), 3 erguvan (Cercis siliquastrum L.), 5 akasya (Robinia pseudoacacia L.) ve 4 adet de manolya (Magnolia grandiflora L.) olup yaz mevsiminde bu ağaçlardan taze yaprak örnekleri toplanmıştır. Alınan yaprak örneklerinde Plum pox virus (PPV), Prunus necrotic ringspot virus (PNRSV), Tobacco ringspot virus (TRSV) ve Tobacco mosaic virus (TMV) hastalıkları Double antibody enzyme linked immunosorbent assay (DAS-ELISA) test yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. DAS-ELISA test sonuçlarına göre, bunlardan sadece ıhlamur (Tilia spp.) türlerinden, 46 ağacın 14 adedinde, % 30,43 oranında PPV virüs hastalığının varlığı saptanmıştır. Araştırılan PNRSV, TRSV, TMV hastalıkları saptanmamış olup sergiledikleri belirtilerin diğer etmenlerden veya hatalı tarımsal uygulamalardan kaynaklanmış olabileceği şeklinde değerlendirilmiştir. Bu tez çalışmasında elde edilen bulgular Plum pox virus (PPV)'ün yeni bir konukçusu olan Tilia türlerindeki enfeksiyonun ilk raporudur. Anahtar Kelime: DAS-ELISA, PNRSV, PPV, Tilia spp., TMV, TRSV
EErwinia amylovora [(Burr.) Winslow et al.)]'nın neden olduğu ateş yanıklığı hastalığının biyolojik mücadelesinde bakteriyofaj ve yararlı mikroorganizmaların kullanımı
Ateş yanıklığı hastalığı yumuşak çekirdekli meyve ağaçlarının en tahripkâr bakteriyel hastalığıdır. Çalışmada farklı il ve ilçelerden izole edilen patojen klasik ve moleküler yöntemlerle tanılanmış ve biyolojik mücadelesi üzerine çalışılmıştır. Bu kapsamda epifitik bakteri ve maya izolasyonu yapılmış, toplamda 503 adet aday antagonist izolat elde edilmiştir. İzolatların hastalığa karşı etkileri; in vitro, yarı in vivo ve in vivo koşullarda araştırılmıştır. Başarılı 11 adet antagonist bakteri izolatıyla, in vivo koşullarda 2 farklı sera denemesi gerçekleştirilmiş, iki antagonist (AKMrArC-1 ve BİBoEY-3) oldukça başarılı bulunmuş ve iki denemede hastalığı sırasıyla; %91,7-90,0 ve %85,0-88,3 engellemiştir. MALDİ-TOF MS ile tür düzeyinde yapılan tanılama sonucunda bu antagonistler Pseudomonas graminis olarak tanılanmıştır. Bu izolatlar hastalığı baskılamada %80 Fosetyl-Al kimyasalından, Bacillus subtilis QST 713 biyolojik preparatından ve streptomisin sülfat antibiyotiğinden daha etkili olmuştur. Bakteriyofaj izolasyonları için hastalığın görüldüğü bahçelerde sörveyler yapılmış, 59 adet bakteriyofaj izole edilmiştir. Fajların hastalığa karşı etkileri; yarı in vivo ve in vivo koşullarda araştırılmıştır. Sera koşullarında yapılan in vivo deneme sonuçlarına göre, birinci sera denemesinde, bakteriyofaj kokteyllerinin hastalığı engelleme oranları %41,67 ile %68,33; ikinci sera denemesinde, %51,67 ile %68,33 arasında değişiklik göstermiştir. Her iki sera denemesinde de kokteyl faj uygulamaları Bacillus subtilis QST 713 biyolojik preparatı ve streptomisin sülfat antibiyotiğinden daha etkili bulunmuştur. Bu doktora çalışması, ateş yanıklığı hastalığının biyolojik mücadelesinde bakteriyofajların kullanım olanaklarının belirlenmesine yönelik ülkemizdeki ilk çalışmadır.