Tokat Gaziosmanpaşa University
Discipline

Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı

Tokat Gaziosmanpaşa University

555

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı 3 boyutlu yazıcılarda üretilen geçici kuron reçinelerine uygulanan farklı yüzey işlemlerinin yüzey pürüzlülüklerine etkisinin değerlendirilmesi

Geçici restorasyonlar yapılırken farklı malzeme ve yöntemler kullanılmaktadır. Malzeme seçimi genellikle hastanın geçici malzemeyi ne kadar süre kullanacağına bağlıdır. İyileşme süresine ve hazırlığa veya implant destekli iyileşmeye bağlı olarak iyileşme malzemeleri ve yöntemleri değişiklik göstermektedir. Kliniklerde geleneksel yöntemler veya CAD/CAM sistemleri yaygın olarak kullanılırken, materyal olarak yaygın olarak PMMA (Polimetilmetakrilat) kullanılmaktadır. Son yıllarda piyasaya çıkan 3 boyutlu yazıcılar ve reçineler klinisyenlere yeni bakış açıları açmaktadır. Daimi restorasyonlar tamamlanana kadar, sabit geçici restorasyonlar; fonksiyon, fonasyon, estetik, pulpal ve periodontal sağlık açısından kritik bir rol oynamaktadır. Çalışmanın amacı, kullanımının giderek arttığı bir alan olan 3B yazıcılar kullanılarak üretilen sabit geçici restorasyon reçinelerinin farklı cila yöntemlerinin yüzey pürüzlülüğüne farklı cilalama yöntemlerinin etkisini değerlendirmektir. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM, 3 Boyutlu Yazıcılar, Cila,

Şebnem Buse Candar
Trakya University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı teknolojiler ile üretim yapan 3 boyutlu yazıcılarda kullanılan geçici kuron reçine materyallerinin renk stabilitesinin değerlendirilmesi

Sabit protezlerin yapım aşamasında prepare edilmiş dişlerin korunması ve hasta konforunun sağlanabilmesi için tedavi bitirilene kadar geçici bir restorasyon kullanılması önemlidir. Geçici restorasyonlar ağızda kaldığı sürece yeterli dayanıklılığa sahip olmalı, estetik ihtiyacı karşılamalı, fonksiyon ve stabilizasyonu sağlamalı, çevre yumuşak dokuları korumalıdır. Geçici sabit restorasyonların hasta ağzında uzun süre kalması gerekebilir. İdeal olarak kabul edilen bir geçicinin üretim ve kullanım sonrasında rengi veya görünümü değişmemelidir. Geçici kuron yapımında kullanılan maddeler kimyasal yapılarından dolayı su absorbe etme eğilimindedir. Bu nedenle distile su, kahve, şarap gibi sıvılara belirli bir süre maruz kaldıklarında renkleri değişebilir. Geçici restorasyonlar yapılırken farklı malzeme ve yöntemler kullanılmaktadır. Reçine tipi ile renk stabilitesi arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılması, hekimin hastalar için en uygun malzemeyi seçmesine yardımcı olabilir. Bu nedenle reçineler ve kürleme ekipmanları hakkında daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Gelecekte dental materyallerin estetik ve mekanik özelliklerini iyileştirmek için yeni yöntemler üzerine araştırmalara devam edilmeli ve hastalara en yüksek kalitede bakım ve diş tedavisinden memnuniyet sağlanmalıdır.

Muhammed Alaaddin Avcı
Trakya University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Baskı açılarının daimi kuron reçinesinin renk stabilitesi, çözünürlük ve sıvı emilimi özelliklerine etkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, 3B yazıcı teknolojisi ile üretilmiş daimi kuron materyalinde farklı baskı açıları (0°, 45°, 90°) kullanılarak hazırlanan örneklerin sıvı emilimi, çözünürlük ve renk stabilitesi özelliklerinin değerlendirilmesidir. Materyal ve Metot: Bu çalışmada, SLA teknolojisine sahip 3B yazıcı (Formlabs, Sommerville, MA, USA) kullanılarak Formlabs Permanent CB Resin materyalinden toplam 150 adet disk formunda numune üretilmiştir (n=50/grup). Numuneler, üç farklı baskı açısında (0°, 45°, 90°) basılmış ve 10×10×1 mm boyutlarında olacak şekilde hazırlanmıştır. Sıvı emilimi ve çözünürlük testleri, ISO 4049 standardı referans alınarak gerçekleştirilmiştir. Her bir numune, desikatörde son kuruluk seviyesine ulaşana dek bekletilmiş ve bu durumda elde edilen kütle değerleri m₁ olarak kaydedilmiştir. Tüm tartımlar, 0.1 mg hassasiyetindeki analitik terazi (AUW-220D, Shimadzu, Japonya) ile yapılmıştır. Ardışık iki gün boyunca yapılan tartımlarda 0.1 mg'dan az fark gözlenen numuneler, nihai kuru kabul edilmiştir. Kuruyan numuneler distile suya daldırılarak 37 °C sıcaklıkta 7 gün boyunca etüvde bekletilmiştir. Süre sonunda numuneler yüzeysel olarak kurulanarak yeniden tartılmış ve bu değerler m₂ olarak kaydedilmiştir. Daha sonra tekrar desikatöre alınarak ikinci kuruma süreçleri tamamlanmış, son kütleleri m₃ olarak ölçülmüştür. Sıvı emilimi (Wsp) ve çözünürlük (Wsl) değerleri hesaplanmış ve sonuçlar µg/mm³ cinsinden değerlendirilmiştir. Renk stabilitesini değerlendirmek amacıyla, numuneler beş farklı solüsyona (distile su, kola, kırmızı şarap, portakal suyu, kahve) daldırılmış ve 1., 3., 6. ve 12. günlerde spektrofotometre (Vita EasyShade V) ile renk ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Renk değişimi CIEDE2000 (ΔE00) formülü ile hesaplanmış, istatistiksel analizler IBM SPSS V23 ve Jamovi 2.3.28 programları kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Elde edilen veriler, baskı açısının hem sıvı emilimi hem de çözünürlük üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir (p<0.05). En yüksek sıvı emilimi ve çözünürlük değerleri 0° baskı açısında, en düşük değerler ise 90° açısında gözlemlenmiştir. Renk değişimi açısından en yüksek ΔE değerleri kırmızı şarap ve portakal suyu solüsyonlarında, özellikle 90° baskı açısında tespit edilmiştir. Distile su grubunda ise tüm açılarda en düşük ΔE değerleri kaydedilmiştir. Sonuç: Üç boyutlu yazıcı ile üretilen daimi kuron materyalinde baskı açısının sıvı emilimi, çözünürlük ve renk stabilitesi üzerinde doğrudan etkili olduğu belirlenmiştir. Klinik uygulamalarda hem estetik hem de dayanıklılık açısından daha uygun restorasyonlar elde edebilmek için uygun baskı açısı seçimi büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: 3D yazıcı, daimi kuron, baskı açısı, sıvı emilimi, çözünürlük, renk stabilitesi,

Alper Kayalaroğlu
Trakya University
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Baskı açılarının geçici kuron reçinesinin renk stabilitesi, çözünürlük ve sıvı emilimi özelliklerine etkisi

Güncel diş hekimliği uygulamalarında, teknolojideki ilerlemeler ve estetik beklentilerdeki artış doğrultusunda geçici sabit restorasyonların üretiminde modern üretim teknikleri kullanılmaya başlanmıştır. Bu yöntemler arasında yer alan eklemeli üretim teknolojisi, eksiltici yöntemlere alternatif olarak materyal israfını azaltmak amacıyla geliştirilmiş olup, dental alanda kullanım sıklığı giderek artmaktadır. Çalışmamızda eklemeli üretim teknolojilerinden olan stereolitografi (SLA) yöntemi kullanılarak 0°, 45° ve 90° olmak üzere üç farklı baskı açısında disk şekilli geçici kuron materyalleri elde edilmiştir. Bu materyallerin sıvı emilimi, sıvı içerisinde çözünürlüğü ve farklı solüsyonlar içerisinde bekletildiklerinde zamanla oluşabilecek renk değişimleri incelenmiştir. Renklendirici solüsyon olarak kola, kırmızı şarap, portakal suyu ve kahve kullanılırken, kontrol grubu olarak distile su kullanılmıştır. Veriler IBM SPSS V23, Jamovi ve R programı ile analiz edilmiştir. Normal dağılıma uygunluk Shapiro Wilk testi ile incelenmiştir. Üç ve üzeri gruplara göre normal dağılıma uymayan değişkenlerin karşılaştırılmasında Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır. Çoklu karşılaştırmalar Dunn testi ile incelenmiştir. Nicel değişkenlerin gösterimi ortalama ± standart sapma ve ortanca (minimum-maksimum) şeklinde sunulmuştur. Önem düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Elde edile sonuçlara göre farklı baskı açılarında üretilen geçici kuron materyallerinin sıvı emilim miktarları arasında farklılık gözlenmiş (p=0,003); en yüksek sıvı emilimi 0° grubunda, en az sıvı emilimi ise 45° baskı açı grubunda görülmüştür. Çözünürlüğe bakıldığında farklı baskı açılarından etkilenmediği ve gruplar arasında fark olmadığı gözlemlenmiştir(p=0,751). Renk değişimi incelendiğinde solüsyonlar içerisinde bekletildiklerinde oluşan renklenmenin baskı açısına göre farklılık gösterdiği gözlemlenmiştir(p<0,001). ΔE₀₀ ortalama değerlerine bakıldığında en az renk değişimi 90° grubunda görülürken, en fazla renk değişimi 45° grubunda görülmüştür. Kullanılan renklendirici solüsyon türlerinin renk değişiminde farklılık gösterdiği(p=0,001); en belirgin renklenmenin kırmızı şarapta, en az renk değişiminin ise distile suda olduğu tespit edilmiştir. Materyallerin solüsyonlar içerisinde bekletildiklerinde zamanla kademeli olarak renklenmelerinin arttığı görülmüştür(p<0,001). Anahtar kelimeler: Üç boyutlu yazıcı, baskı açısı, renk stabilitesi, sıvı emilimi, çözünürlük

Sibel Çelik Tofan
Trakya University
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı yöntemlerle üretilen protez kaide materyallerinin fiziksel, mekanik ve mikrobiyolojik özelliklerine protez dezenfektanlarının etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, geleneksel ısı ile polimerizasyon, DLP ve LCD eklemeli üretim teknolojileriyle üretilen PMMA esaslı protez kaide materyallerine farklı kimyasal dezenfeksiyon solüsyonlarının uygulanmasını takiben fiziksel, mekanik ve mikrobiyolojik özelliklerde meydana gelen değişimlerin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesidir. Her üretim yönteminden 80'er adet olmak üzere toplam 240 örnek hazırlanmıştır. Örneklerin 120'si yüzey sertliği ve renk değişimi analizlerinde, diğer 120'si ise Candida albicans biyofilm oluşumu değerlendirmelerinde kullanılmıştır. Örnekler, altı gün boyunca 30 daldırma döngüsüyle 180 günlük temizlik protokolünü simüle edecek şekilde Polident, %2 klorheksidin, %1 sodyum hipoklorit ve distile su solüsyonlarına maruz bırakılmıştır. Yüzey pürüzlülüğü profilometre ile, yüzey sertliği Vickers mikrosertlik cihazı ile ölçülmüş; renk değişimi spektrofotometreyle değerlendirilerek CIEDE2000 formülü ile hesaplanmıştır. Mikrobiyolojik değerlendirmelerde kristal viyole boyama ve CFU yöntemi kullanılmıştır. Veriler SPSS 22 yazılımı ile analiz edilmiş, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Materyal türü, yüzey sertliği, renk değişimi ve Candida albicans biyofilm oluşumu üzerinde istatistiksel olarak anlamlı fark yaratmıştır. DLP grubu yüzey sertliği açısından en yüksek değerlere ulaşırken, LCD grubu renk stabilitesi bakımından en başarılı sonuçları vermiştir. Geleneksel yöntemle üretilen materyaller, genel olarak daha düşük performans göstermiştir. Mikrobiyolojik olarak yalnızca Polident solüsyonu uygulandığında gruplar arasında anlamlı farklılık gözlenmiş; diğer solüsyonlarda anlamlı fark saptanmamıştır. Çalışmanın sonuçları, üretim yöntemi ve dezenfeksiyon solüsyonlarının protez kaide materyallerinin özellikleri üzerinde ayrı ayrı etkili olduğunu göstermiştir. Eklemeli üretim teknolojileri, geleneksel yönteme kıyasla genel olarak daha başarılı fiziksel ve mekanik sonuçlar vermiştir. Literatürde sınırlı sayıda incelenmiş olmasına rağmen, LCD teknolojisi bu çalışmada umut vadeden bir performans ortaya koymuştur. Bulgular, dijital üretim yöntemlerinin klinik kullanıma uygunluk potansiyelini desteklemektedir. Dezenfeksiyon solüsyonlarının etkileri ise materyal türüne bağlı olarak değiştiğinden, temizlik ajanlarının materyal bazında değerlendirilerek seçilmesi önerilmektedir.

Sinem Uzun
Trakya University
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Yapay zeka kullanılarak farklı preparasyon derinliklerindeki diş renginin tahmin edilmesi

Amaç: Yapay zekâ algoritmaları ile anterior dişlerde farklı preparasyon derinliklerinde ortaya çıkacak renk değişimlerini henüz preparasyon yapılmadan öngörebilmek Yöntem: Çalışmada çürüksüz, restorasyonsuz ve kanal tedavisi bulunmayan toplam 106 adet üst ve alt anterior diş kullanılmıştır. Dişler vestibül yüzeyinden 0.3, 0.5, 0.7, 1.0 ve 1.5 mm derinlikte prepare edilmiştir. Renk ölçümü Vita Easyshade V spektrofotometresi ile yapılmış; her aşamada L*, a*, b* değerleri kaydedilmiş ve ΔE00 değerleri başlangıç ölçümüne göre hesaplanmıştır. Doğrusal regresyon, polinomsal regresyon, karar ağacı, rastgele orman ve destek vektör regresyonu modelleri ile derinliğe bağlı L*, a*, b* tahminleri denenmiştir. Ayrıca istatistiksel analizlerde derinliklere göre renk değişimleri karşılaştırılmıştır. Bulgular: Preparasyon derinliği arttıkça ΔL ve ΔE değerinde anlamlı artış gözlenmiş. Δb değerleri özellikle üst santral dişlerde diğer diş gruplarına kıyasla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Tüm makine öğrenmesi modellerinin R² değerleri düşük bulunmuş, derinliğin tek başına L*, a*, b* tahmini için yeterli belirleyici olmadığı görülmüştür. Sonuç: Preparasyon derinliği arttıkça dentin etkisi belirginleşmiş; özellikle ΔL ve ΔE değerlerinde anlamlı artış görülmüştür. Minimal aşındırmalarda (0.3–0.5 mm) ΔL değişimi sınırlı kalırken, 0.7–1.5 mm preparasyonlarda ΔL artışı belirginleşmiştir. Δa ve Δb değerleri genel olarak derinlikten bağımsız seyretmiştir. Diş tipleri arasında farklılıklar gözlenmiş; üst santrallerde Δb artışı, kaninlerde ise ΔL ve ΔE artışı daha yüksek bulunmuştur. 0.3 mm preparasyonda bile örneklerin çoğunda ΔE00>0.8 olması, minimal aşındırmanın dahi fark edilebilir renk değişimine yol açtığını göstermiştir. Tüm makine öğrenmesi modellerinin düşük R² üretmesi ise derinliğin tek başına diş rengini öngörmede yetersiz olduğunu ortaya koymuştur.

Tuğba Kuyumcu
Trakya University
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı implant abutment bağlantı tiplerinin klinik performanslarının uzun dönem retrospektif değerlendirilmesi

Farklı İmplant Abutment Bağlantı Tiplerinin Klinik Performanslarının Uzun Dönem Retrospektif Değerlendirilmesi Amaç: Bu tez çalışmasının amacı, belirli bir zaman diliminde uygulanmış vidalı ve konik kilitli implant-dayanak bağlantı tasarımına sahip implantların retrospektif olarak başarı ve başarısızlık durumlarını değerlendirmektir. Dental implantların uzun dönem klinik başarısı, implant- dayanak bağlantısı ile ilgili bir dizi faktörden etkilenebilir. Bu çalışma, bu iki farklı bağlantı tasarımının uzun vadeli performansını karşılaştırarak, implant-dayanak bağlantısının klinik sonuçları üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu tez çalışmasına 2017-2018 yılları arasında tedaviye başvuran ve en az bir implant uygulanan ve Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı'nda protetik tedavisi gerçekleştirilen 137 hasta ve 579 implant dahil edildi. Protetik tedavisi tamamlanmış hastalar klinik ve radyografik kontroller için geri çağrıldı. Klinik olarak; gingival indeks, plak indeksi, cep derinliği ölçümleri yapıldı ve protetik restorasyonlardaki komplikasyonlar değerlendirildi. Radyografik olarak ise marjinal kemik kayıpları değerlendirildi. Konik kilitli bağlantılı implant grubu ve vida bağlantılı implant grupları bu parametrelere göre incelendi. Bulgular: Çalışmada 5 yıllık (60 ay) takip süresinde konik kilitli bağlantılı implantlardan 6'sında, vida bağlantılı implantlardan 2'sinde başarısızlık görüldü. Marjinal kemik kayıpları gruplara göre değerlendirildiğinde vida bağlantılı implantlarda daha fazla marjinal kemik kaybı tespit edildi. Sonuç: Farklı implant abutment bağlantısına sahip implantlarda marjinal kemik kaybı ve komplikasyonlar açısından farklılıklar tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Dental implantlar, implant dayanak bağlantısı, konik kilitli implant dayanak bağlantısı.

Elif Altınbaş
Süleyman Demirel University · Institute of Health Sciences
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kuron bitim sınırının oluşturulmasında farklı yöntem ve teknik uygulanmasının basamak yüzeyi üzerindeki etkisi

Kuron Bitim Sınırının Oluşturulmasında Farklı Yöntem ve Teknik Uygulanmasının Basamak Yüzeyi Üzerindeki Etkisi Amaç: Bu çalışmanın amacı benzer şekilde diş preparasyonu tamamlanmış dişlerin bitim aşamasında, iki farklı dönme devrindeki el aleti ve sonik uçlu el aleti kullanılarak prepare edilen marjin bitim sınırlarının yüzey pürüzlülüğünü karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu tez çalışmasında yapısal bütünlüğü bozulmamış çekilmiş 32 adet kanin dişiyle hazırlanan her bir test yöntemi için 4'er grup oluşturuldu ve chamfer konfigürasyonunda preparasyonu tamamlandıktan sonra marjin bitimi döner el aletleri ve ultrasonikler kullanılarak hazırlandı. Her deney grubunun örneklerinin yüzeylerinden profilometre ile yüzey pürüzlülüğü ölçümü yapıldı. Çalışmamızda örneklerin yüzey morfolojileri ve elementel analizi taramalı elektron mikroskobu ve enerji dağılım spektrometresi SEM-EDS Analizi ile incelendi. Yüzey pürüzlülüğü, yüzey üç boyutlu topografisini elde eden atomik kuvvet mikroskobu (AFM) ile yüzey işlemi uygulanan grupların her birinden birer örnek seçilerek kıyaslandı. Veriler R programlama dilinin 4.4.1 versiyonu kullanılarak analiz edildi. İkili gruplarda normal dağılıma uyan değişkenlerin karşılaştırılmasında One-Way ANOVA kullanıldı. Nicel verilerin gösteriminde ortalama ± standart sapma kullanıldı. Önem düzeyi p<0,05 olarak alındı. Verilerin normal dağılıma uygun olup olmadığı Shapiro Wilk testi ile belirlenmiştir. Veriler Minitab v14 ile analiz edildi. Sonik ve hıza göre normal dağılıma uyan değerlerin karşılaştırılmasında Genelleştirilmiş Lineer model kullanıldı ve çalışmada varyans analiz sonrasında faktörlerin seviye ortalamaları arasındaki farklılıkların belirlenmesinde çoklu karşılaştırma yöntemlerinden Bonferroni yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Gruplara göre ortalama Ra, Rq, Ry ve Rz değerleri arasında istatistiksel olarak fark olduğu tespit edilmiştir (p<0,001). Tüm gruplar birbirinden farklılık göstermektedir ve en yüksek ortalama değer önerilen Rpm hızında sonik kullanmadan marjin yüzeyi oluşturulan Grup 1'de iken en düşük ortalama değer önerilen Rpm hızının yarısında sonik kullanılarak marjin yüzeyi oluşturulan Grup 4'de elde edilmiştir. Tüm etkileşimler arasında fark vardır ve en yüksek Ra değeri Sonik uygulanmamış ve tam hız uygulanmışlarda iken, en düşük Ra ortalama değeri yarım hız sonik uygulanmışlarda elde edilmiştir. Diş preparasyonunda marjin yüzeyi oluşturulmasında kullanılan cihazların oluşturduğu yüzeylerin, yüzey pürüzlülüğü değerleri incelendiğinde en yüksek etkiye sahip olan faktör sonik iken en az etkiye sahip olan hız faktörüdür. Anahtar Kelimeler: Diş preparasyonu, Kenar bitim sınırı, Yüzey pürüzlülüğü, Ultrasonik cihazlar, Protetik restorasyon

Sinem Şahan Şahin
Süleyman Demirel University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı CAD/CAM materyallerin renk stabiliteleri ve yüzey özelliklerinin değerlendirilmesi

Gelişen CAD/CAM (Bilgisayar Destekli Tasarım/Bilgisayar Destekli Üretim) teknolojilerinin diş hekimliği alanında kullanımları arttıkça yeni nesil materyaller geliştirilmeye başlanmıştır. Bu geliştirilen materyallerin hedeflerinden birisi de tek seans hasta başı restorasyon üretimini sağlayabilmektir. Bu çalışmanın amacı CAD/CAM sistemlerinde kullanım için geliştirilmiş, kazımadan sonra fırınlama işlemi gerektirmeyen, 3 farklı rezin matriks seramik ve 1 tam kristalize lityum disilikat seramiğin farklı renklendirici solüsyonlarda bekletilmesiyle oluşan renk, yüzey pürüzlülüğü, yüzey sertliği ve temas açısı değerlerinin değişiminin incelenmesidir. Vita Enamic (VITA Zahnfabrik, BadSäckingen, Almanya), Cerasmart270 (GC, Tokyo, Japonya), Shofu Block HC (Shofu, Kyoto, Japonya) ve GC Initial LiSi (GC, Tokyo, Japonya) bloklarından 1,5 mm kalınlığında toplam 120 örnek elde edilmiştir (n=30). Örneklere kendilerine özel mekanik cila setleri kullanılarak polisaj yapılmış ve her grup distile su, kahve ve şarapta bekletilmek üzere 3 alt gruba ayrılmıştır (n=10). Örnekler 30 gün boyunca 37 derece etüvde bekletilmiştir. Başlangıç ve 7, 14, 30. gün renk değerleri D65 ışık kaynağına sahip renk ölçüm kutusu içinde beyaz zemin üzerinde spektrofotometre ile (Vita EasyShade V, Vita Zahnfabrik, Almanya) ölçülmüş ve renk farkı CIEDE2000 formülü kullanılarak hesaplanmıştır. Başlangıç ve 30. gün yüzey pürüzlülüğü ve sertlik değerleri ölçülmüş ayrıca her gruptan rastgele 3 örnek belirlenerek başlangıç ve 30. gün temas açısı değerleri kaydedilmiştir. Veriler, IBM SPSS v23.0 programı ile analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile incelenip, normal dağılıma sahip parametrelerin gruplar arasındaki farkları tek yönlü ANOVA testi ile değerlendirilmiştir. Materyal ve solüsyonlara göre ortalama değerlerin karşılaştırılmasında iki yönlü ANOVA testi, çoklu karşılaştırmalar için Tukey testi uygulanmıştır. Tekrarlayan zamanlarda ölçülen parametrelerin gruplar içindeki değişimi ise tekrarlayan ölçümlerde ANOVA testi ve post hoc testi olarak Tukey testi ile belirlenmiştir. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. 30 günün sonunda en çok renklenme SH-Şarap grubunda, en az renklenme LiSi- Distile su grubunda görülmüştür. Materyal türü, solüsyon çeşidi ve zamanın renklenme üzerinde anlamlı etkisi olduğu görülmüştür (p<0.05). LiSi- Şarap ve Kahve grupları 30 günün sonunda en yüksek pürüzlülükte bulunmuştur. Yüzey sertliği en az değişen grup LiSi-Distile su grubu olurken en fazla azalan grup VE-Şarap grubu olmuştur. Temas açısı değerleri incelendiğinde en çok değişim LiSi-Şarap grubunda görülmüştür. Sonuç olarak, bu çalışmanın koşulları dahilinde lityum disilikat seramiğin renk stabilitesinin rezin matriks seramiklerden daha iyi olduğu, yüzey sertliği, pürüzlülük ve temas açısı üzerinde solüsyon çeşidi, zaman ve materyal türünün etkili olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: CAD/CAM, Rezin seramik, Lityum disilikat seramik, Renk stabilitesi, Yüzey pürüzlülüğü, Mikrosertlik, Temas açısı

Ayça Topaloğlu
Süleyman Demirel University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kısmi dişsiz çenelerin yapay zekâ algoritmalarıyla değerlendirilmesi

Amaç: Son yıllarda yaşam kalitemiz üzerinde önemli değişikliklere sebep olan gelişmelerden biri yapay zekâdır (AI). Özellikle radyoloji alanında birçok gelişmeye katkı sağlayan AI, diş hekimliğinde de popülerlik kazanmaya başlamıştır. Bu çalışmada, DCNN (Derin Konvolüsyonel Sinir Ağı) kullanarak diş eksikliği bulunan hastaların panoramik görüntüleri üzerinde Kennedy sınıflamasının otomatik bir yöntemle yapılmasını sağlamayı amaçladık. Materyal ve Metot: Veri setimiz, 1300 panoramik görüntüden oluşmaktadır. Çalışmamızda; YOLOv5 mimarisine, diş eksikliği tespiti, numaralandırılması ve eksik dişlerin konumuna göre uygun Kennedy sınıflandırılmasının eğitimi yapılmış ve sonuçları test edilmiştir. Görüntüler üzerindeki etiketlemeler, CranioCatch etiketleme yazılımı (CranioCatch, Eskişehir, Türkiye) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Modelin başarı metrikleri, karmaşıklık matris yöntemi ile hesaplanmıştır. Bulgular: Eksik diş tespit ve numaralandırma için YOLOv5 modelinin duyarlılık, kesinlik ve F1 skoru değerleri sırasıyla; 0.85, 0.96 ve 0.90 olarak hesaplanmıştır. Kennedy sınıflaması için ise bu değerler sırasıyla; 0.91, 0.87 ve 0.89'dır. Maxilla ve mandibula için yapılan Kennedy etiketlemelerinde YOLOV5 modelinin genel başarı oranı %89 olup, bu da modelin genel olarak başarılı olduğunu göstermektedir. Sonuç: Dişli ve dişsiz çenelerin sınıflandırılması, protez planlamasının ilk ve en önemli adımını oluşturur. Radyografik temelli sınıflamaların otomatik olarak elde edilmesi ve bulguların ağız içi tarayıcı sonuçlarıyla entegre edilmesi, bu amaçla geliştirilen yapay zekâ modellerinin başarısını artırarak, otonom veya yarı otonom protez planlama uygulamalarının yolunu açacaktır. Bu süreç, dijital iş akışında meydana gelebilecek insan kaynaklı hataların önlenmesine de katkı sağlayacaktır. Çalışmamız, ilerleyen zamanlarda yapılacak derin öğrenme tabanlı panoramik raporlama sistemlerinin gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu sistemlerin diş hekimliği pratiğinde yapay zekâ uygulamalarının kullanımını artırarak, tedavi planlamasında daha güvenilir ve tutarlı sonuçlar elde edilmesine katkı sağlayacağı düşünülmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Yapay zekâ, Kennedy sınıflandırılması, Yapay sinir ağları, Derin öğrenme

Hilal Uçak
Süleyman Demirel University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Protez temizleyicilerinin farklı tekniklerle üretilen protez kaide materyallerinin renk stabilitesi üzerine etkisi

Dijital gelişmeler, tam protezlerin üretiminde bilgisayar destekli tasarım ve bilgisayar destekli üretim (CAD/CAM) teknolojisinin kullanılmasını sağlamıştır. CAD/CAM ile üretilen protezler, konvansiyonel yöntemlere göre daha fazla klinik avantaj sunar. Tam protezlerin temiz ve hijyenik olmaları, ilişkili dokuların sağlığını koruması açısından önemlidir. Peroksit tipi temizleyicilerin, akriliklerde beyazlamaya neden olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışmanın amacı, 3 farklı üretim yöntemi ile elde edilen akrilik kaide materyalinin kahve ve 2 farklı protez temizleyicisi (Corega ve %1'lik Sodyum Hipoklorit) kullanımı sonrasında oluşabilecek renk değişimlerini ve yüzey pürüzlülüğü değişimlerini araştırmaktır. Konvansiyonel ısı ile polimerizasyon, 3D baskı ve CAD/CAM kazıma teknikleri kullanılarak, her bir üretim yöntemi için n=60 örnek ve her bir alt grup için n=10 örnek üretilmiştir. Kontrol grubu, distile suda bekletilmiştir. Grup 2 Corega'da, Grup 3 %1'lik Sodyum Hipoklorit'te , Grup 4 Kahvede, Grup 5 Kahve + Corega'da, Grup 6 Kahve+%1'lik Sodyum Hipoklorit'te bekletilmiştir. Bu prosedür, 180 günlük protez kullanımını simüle edecek şekilde tekrarlanmıştır. Renk ölçümü, spektrofotometre ile; yüzey pürüzlülüğü ise, kontakt profilometre ile bekletme işlemi öncesi, ara dönemde ve sonrasında yapılmıştır. Renk değişimi, CIEDE2000 renk sistemi ile değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler, ANOVA ile analiz edilmiştir. Bu çalışma dahilinde, Kahvede bekletilen ve kahve maruziyetinin ardından temizleme solüsyonlarına tabi tutulan kaide materyallerinde en düşük renk stabilitesi 3D baskı ile üretilen grupta görülmüştür (p<0,05). Isı ile polimerize olan PMMA ve prepolimerize CAD/CAM PMMA'da renk değişimi, birbirine benzerdir ve birbirleri arasında anlamlı bir fark yoktur (p>0,05). 3D printed grubunun Kahve + Corega ve Kahve + %1'lik Sodyum Hipoklorit alt grupları hariç (sırasıyla ΔE00=3,78 ve ΔE00=2,38) diğer renk değişimleri algılanabilir eşiğin (ΔE00=1,72) altındadır. Yüzey pürüzlüğü değerleri, tüm gruplar için 0,2 μm olan eşik değerin altındadır. Bu çalışmanın dahilinde, kahve maruziyetinin ardından protez temizleyicileri kullanmanın, 3D baskı ile üretilen protez kaide materyalleri için renklenmeyi önlemede yeterli olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM, 3D baskı, ekletmeli üretim, eksiltmeli üretim, akrilik reçine, polimetilmetakrilat, tam protez, protez temizleyicisi

Yonca Özdemir
Süleyman Demirel University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Eklemeli ve eksiltmeli yöntemlerle üretilen total protezlerin geometrik hassasiyeti açısından değerlendirilmesi

Amaç: Günümüzde dental uygulamalarda sıklıkla kullanılan 3D baskı teknolojileri, üretim süreçlerinde hassasiyet ve doğruluk açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, kazıma teknolojisi, DLP (Digital Light Processing) ve LCD (Liquid Crystal Display) teknolojileri ile farklı açı ve oryantasyonlarda üretilen protez kaideleri; geometrik hassasiyet, ağırlık, artık miktarı ve üretim süresi açısından değerlendirilmiştir. Üretilen modellerin referans tasarımla uyumu değerlendirilerek, üretim teknolojisinin ve baskı parametrelerinin doğruluk üzerindeki etkileri karşılaştırılmıştır. Bu sayede, farklı üretim yöntemlerinin avantaj ve sınırlamaları ortaya konularak, klinik uygulamalarda daha iyi doku uyumu sağlanması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, protez kaideleri üç farklı yöntemle üretildi: Dijital Işık İşleme (DLP), Sıvı Kristal Ekran (LCD) ve kazıma. Üretimde fotopolimerize reçine ve PMMA disk malzemeleri kullanıldı. Üretim, belirli açı ve yönelimlere göre tasarımlar oluşturularak yapıldı ve her bir numune için uygun oryantasyonlar belirlendi. Üretilen kaide materyalleri, ekstraoral tarayıcı ile tarandı ve tarama verileri, referans tasarımla karşılaştırılarak geometrik hassasiyetleri değerlendirildi. Kazıma yöntemi ile yapılan üretimde, PMMA diskler kullanılarak 5-eksenli makine ile işleme gerçekleştirildi. Malzeme miktarları, üretim öncesi ve sonrası ağırlık ölçümleri ile belirlendi ve üretim sonrası temizlik, parlatma ve post-kürleme işlemleri yapıldı. Tüm süreçlerde, kullanılan malzeme miktarları ve üretim süreleri kaydedildi ve karşılaştırıldı. Bulgular: Üretilen protez kaidelerinin geometrik hassasiyet, üretim teknolojisine göre istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği bulundu. Geometrik hassasiyeti en yüksek üretim tekniği kazıma teknolojisi olarak saptandı. Eklemeli üretim teknikleri kendi arasında kıyaslandığında DLP teknolojisi ile üretilen protez kaidelerinin geometrik hassasiyeti, LCD teknolojisi ile üretilenlerden daha yüksek olduğu bulundu. Üretim teknolojilerine göre kaide ağırlıkları, üretim süreleri ve artık miktarın istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği saptandı. Kazıma yöntemi ile üretilen kaideler en düşük kaide ağırlığı ve en yüksek artık miktar gösterirken DLP teknolojisi en kısa üretim süresine sahip olduğu gözlendi. Anahtar Kelimeler: 3D Teknoloji, Protez kaidesi, Eklemeli üretim, Eksiltmeli üretim, Geometrik hassasiyet

Barış Durdu Tatlıcıoğlu
Süleyman Demirel University
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İki farklı multilayer zirkonyum oksit restorasyon materyalinin fiziksel ve mekanik özelliklerinin karşılaştırılması

İki Farklı Multilayer Zirkonyum Oksit Restorasyon Materyalinin Fiziksel ve Mekanik Özelliklerinin Karşılaştırılması Gelişen CAD/CAM (Bilgisayar Destekli Tasarım/Üretim) teknolojilerinin diş hekimliğinde kullanımı arttıkça tek seans tedaviler uygulanmaya başlanmıştır. Bu uygulamaların hedeflerinden biri de birden fazla seansta elde edilen tedavi başarısı ve hasta memnuniyetini tek seansta sağlayabilmektir. Bu deneysel tez çalışmasının amacı, farklı sinterleme protokollerine tabi tutulmuş çok katmanlı monolitik zirkonya materyallerinde sinterleme sürecinin translusensi, renk stabilitesi, yüzey pürüzlülüğü, mikrosertlik ve bükülme dayanımı üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Ayrıca, translusensi, renk stabilitesi, yüzey pürüzlülüğü ve mikrosertlik açısından yüzey bitirme işlemlerinin (glaze ve polisaj) etkinliği de araştırılmıştır. Katana YML (Kuraray Noritake Dental Inc, Japan) ve Ivoclar ZirCAD Prime (Ivoclar Vivadent, Liechtenstein) zirkonyum dioksit disklerden 1,4 mm kalınlığında 60 örnek (n=10) hazırlanmıştır. Örneklere 800-1000-1200-1500 ve 2000 gridlik silikon karbid zımpara uygulanıp, ardından konvansiyonel, hızlı ve yüksek hızlı sinterleme prosedürlerine göre 3 gruba ayrılmıştır. Üretici talimatlarına uygun şekilde sinterleme sonrası, zımpara uygulanmış yüzeylere tekrar zımpara uygulanarak polisaj tamamlanmıştır. Örnekler, D65 ışık kaynağına sahip renk kutusunda beyaz zemin üzerinde spektrofotometre (Vita EasyShade V, Vita Zahnfabrik, Almanya) ile ölçülmüş ve renk farkı CIEDE2000 formülüyle hesaplanmıştır. Beyaz ve siyah arka fonla translusensi ölçümü (TP00) yapılmıştır. Yüzey pürüzlülüğü ve mikrosertlik değerleri de ölçülüp, ardından tüm örneklerin polisajlanan yüzeylerine glaze uygulanarak ölçümlerin tamamı tekrarlanmıştır. Son olarak örnekler, universal test makinesinde 3 top üzeri piston düzeneğinde kırılarak bükülme dayanımı test edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS programıyla istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Normal dağılım için Kolmogorov-Smirnov, varyans eşitliği için Levene testi yapılmıştır. Farklı blok ve sinter süreleri arasında fark belirlemek için tek yönlü ANOVA, grup farklarını saptamak için Tukey's HSD post hoc testi, glaze öncesi-sonrası farkları için bağımlı t testi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Ölçümler sonucunda farklı sinterleme süre ve sıcaklıklarının materyalin renk parametreleri ve mikrosertliği üzerinde anlamlı fark oluşturmadığı görülmüştür. Translusensi parametresi Katana'nın konvansiyonel sinter grubunda etkilenmiştir. Ayrıca glaze uygulaması materyalin yarı saydamlığını arttırmıştır. Glaze öncesi-sonrası karşılaştırıldığında, tüm Ivoclar gruplarında pürüzlülük glaze sonrası anlamlı şekilde azalmıştır. Ivoclar'ın hızlı sinter grubunun (HS) bükülme dayanımı, diğer Ivoclar gruplarından anlamlı olarak farklı bulunmuştur. Sonuç olarak, çalışma koşullarında zirkonyum dioksitin yüzey sertliği, pürüzlülüğü ve renk parametreleri üzerinde sinterleme süresi, sıcaklığı ve yüzey bitirme işlemi etkili bulunmuştur. Anahtar kelimeler: CAD/CAM, Zirkonyum Dioksit, Bükülme Dayanımı, Renk Stabilitesi, Yüzey Pürüzlülüğü, Mikrosertlik, Translusensi(Yarı Saydamlık)

Furkan Çetintürk
Süleyman Demirel University
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Panoramik radyograflar üzerinde sabit bölümlü protezlerin tanımlanmasında yapay zeka algoritmasının başarısının değerlendirilmesi

Panoramik Radyograflar Üzerinde Sabit Bölümlü Protezlerin Tanımlanmasında Yapay Zekâ Algoritmasının Başarısının Değerlendirilmesi Amaç: Bu çalışmada, panoramik radyografiler üzerinde zirkonyum veneer ve metal destekli porselen veneer restorasyonların, yapay zekâ tabanlı bir model aracılığıyla otomatik olarak materyal bazında sınıflandırılması amaçlanmıştır. Literatürdeki restorasyon türü odaklı sınıflamalardan farklı olarak, bu çalışma materyal ayrımına odaklanarak klinik karar destek sistemlerine daha özgül bir katkı sağlamayı hedeflemiştir. Yöntem: Bu araştırmada, Süleyman Demirel Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi arşivinden elde edilen panoramik radyografiler kullanılmıştır. Görüntü kalitesi düşük olanlar ve eksik diş içeren radyografiler çalışma dışı bırakılmıştır. Ön işleme süreci sonunda, uzman hekim tarafından ImageJ yazılımı kullanılarak etiketlenen toplam 593 kırpılmış ROI (Region of Interest) görüntüsü analiz kapsamına alınmıştır. Sınıf dengesizliğini azaltmak amacıyla yalnızca zirkonyum veneer sınıfındaki görüntüler için veri artırımı (data augmentation) uygulanmıştır. Döndürme, yansıma ve parlaklık değişimi gibi çeşitli görüntü işleme teknikleri kullanılarak zirkonyum sınıfındaki örnek sayısı artırılmış ve böylece her iki sınıf için birbirine yakın sayıda örnek ile dengeli bir veri seti elde edilmiştir. Model eğitimi için önceden eğitilmiş VGG16 mimarisi transfer öğrenme yöntemiyle kullanılmış ve son katmanlar yeniden eğitilerek ince ayar (fine-tuning) uygulanmıştır. Model, yalnızca sınıflandırma görevine odaklanacak şekilde yapılandırılmıştır. Tüm veri seti %70 eğitim, %20 doğrulama ve %10 test oranında rastgele ayrılmıştır. Modelin sınıflandırma başarımı doğruluk (accuracy), F1 skoru, duyarlılık (sensitivity) ve özgüllük (specificity) gibi temel performans metrikleri üzerinden değerlendirilmiştir. Bulgular: Model, test veri setindeki 94 görüntüden 90'ını doğru sınıflandırarak %96 genel doğruluk oranına ulaşmıştır. Her iki sınıf için de precision, recall ve F1-skoru değerleri %95–96 aralığında ölçülmüştür. Ayrıca, ROC eğrisi altında kalan alan (AUC) değeri 0,994 ve Average Precision (AP) skoru 0,995 olarak hesaplanmıştır. Confusion matrix verilerine göre yalnızca 4 görüntü yanlış sınıflandırılmıştır (2 false positive, 2 false negative). Sonuç: Çalışma sonucunda, geliştirilen yapay zekâ modelinin zirkonyum veneer ve metal destekli porselen veneer restorasyonları yüksek doğrulukla ayırt edebildiği görülmüştür. Materyal bazlı bu sınıflandırma yaklaşımı, literatürde ilklerden biri olarak hem teknik başarı hem de klinik uygulanabilirlik açısından dikkat çekicidir. Modelin ulaştığı performans değerleri, bu özgül görevde yapay zekânın anlamlı bir ayırt ediciliğe sahip olduğunu göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, gelecekte geliştirilecek klinik karar destek sistemleri için özgün ve kullanılabilir bir temel sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yapay Zeka, Zirkonyum Veneer, Metal Destekli Porselen Veneer

Yunus Çetin
Süleyman Demirel University
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Üç boyutlu yazıcı ile üretilmiş total protez kaide materyallerinin renk stabilitesinin ve mekanik özelliklerinin değerlendirilmesi

Eklemeli imalat teknolojisi, sunduğu cazip klinik ve laboratuvar avantajları sayesinde dijital diş hekimliği alanında önemli bir yer edinmiştir. Ancak, eklemeli imalat yöntemleriyle üretilen total protezlerin, geleneksel alternatiflerin yerini alabilmesi için üstün mekanik, estetik ve fiziksel özelliklere sahip olması kritik önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, eklemeli imalat (3D baskı) yöntemiyle üretilen dört farklı total protez kaide materyalinin; eğilme dayanımı, mikro sertlik, renk stabilitesi, yüzey pürüzlülüğü, su emilimi ve suda çözünürlük özelliklerini, ısı ile polimerize edilmiş geleneksel bir adet kaide materyali ile karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Bu çalışmada, bir geleneksel ısı ile polimerize kaide materyali (Probase-HC) ve dört farklı 3D baskı protez kaide materyali (NextDent-ND, Formlabs-FL, Senertek-ST, Powerresin-PR) olmak üzere toplam beş materyal incelenmiştir. Deney örnekleri çubuk ve disk şeklinde iki farklı formda hazırlanmıştır. Çubuk şeklinde hazırlanan örnekler (64×10×3,3±0,2 mm), eğilme dayanımı, mikro sertlik, yüzey pürüzlülüğü ve renk stabilitesi testleri için kullanılmıştır. Probase-HC grubundan 20 ve her bir 3D baskı materyali grubundan 40'ar adet olmak üzere toplam 180 örnek üretilmiştir. Geleneksel kaide reçinesinden üretilen çubuk şekilli örneklere yalnızca mekanik polisaj uygulanırken, 3D baskı çubuk şekilli örnekler rastgele olacak şekilde ikiye ayrılarak mekanik polisaj veya glaze işlemine tabi tutulmuştur. Tüm örnekler daha sonra 5000 döngüden oluşan kahve içerikli termal döngüye (KTD) maruz bırakılmıştır. Renk değişimi (ΔE00) ve yüzey pürüzlülüğü (Ra) değerleri KTD öncesi ve sonrası değerlendirilmiş; ardından tüm örneklere üç nokta eğilme ve Vickers mikro sertlik (VH) testi uygulanmıştır. Disk şeklindeki örnekler (50±1×0,5±0,1 mm): su emilimi ve suda çözünürlük testleri için kullanılmıştır. Probase-HC grubundan ve her bir 3D baskı grubundan 20'şer adet olmak üzere toplam 100 örnek üretilmiştir ve bu örneklere herhangi bir yüzey işlemi uygulanmamıştır. Bu çalışmada toplam 280 örnek kullanılarak materyal özellikleri kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizi tanımlayıcı ve analitik yöntemlerle gerçekleştirilmiş olup, anlamlılık düzeyi α=0.05 olarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonuçları, 3D baskı kaide materyallerinin eğilme dayanımı, mikro sertlik, yüzey pürüzlülüğü, renk stabilitesi, su emilimi ve suda çözünürlük açısında ısı ile polimerize edilmiş kaide materyaline kıyasla kabul edilebilir değerler sergilediğini göstermiştir. Vita Akzent® LC (VA) glaze materyalinin uygulanması, kahve içerikli termal döngü (KTD) sırasında yüzey degradasyonuna karşı ek koruma sağlarken, tüm deneysel 3D baskı gruplarında başlangıç yüzey pürüzlülüğü (Ra) değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artışa (p<0.05) neden olmuştur. Glaze uygulaması, FL grubunun ΔE00 değerini azaltmış (p=0.036), ancak diğer 3D baskı gruplarının ΔE00 değerleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etki yaratmamıştır (p>0.05). Ayrıca, VA glaze, 3D baskı gruplarının çoğunda VH değerini artırmış (p<0.05); PR ve ST gruplarının eğilme dayanımını iyileştirirken, FL grubunun eğilme dayanımını azaltmış ve ND grubu üzerinde anlamlı bir etki göstermemiştir (p=0.088). Mekanik olarak polisaj uygulanmış örnekler kabul edilebilir Ra, ΔE00 ve eğilme dayanımı değerleri sergilemiştir. Ancak, bu örneklerin VH değerleri, glaze uygulanmış örneklere kıyasla daha düşük bulunmuştur. Sonuç olarak, glaze uygulaması 3D baskı gruplarının çoğunda mekanik dayanım ve sertlikte iyileşme sağlamış; ancak yüzey pürüzlülüğünü ve renklenmeyi etkin bir şekilde azaltma kapasitesi sınırlı kalmıştır. Buna karşılık mekanik polisaj, değerlendirilen tüm parametrelerde klinik olarak kabul edilebilir değerleri koruyarak faydalı etkilerini sürdürmüştür. Bu nedenle, glaze materyallerinin performans karakteristiklerini ve 3D baskı protez kaide materyalleri ile etkileşimlerini tam olarak aydınlatmak için kapsamlı ek araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Eymen İzzettinoğlu
Süleyman Demirel University · Institute of Health Sciences
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı viskoziteye sahip 3B baskı dental modeller ve konvansiyonel alçı modellerde tarama abutmenti ile modelin doğruluk ve hassasiyetinin değerlendirilmesi

Bu in vitro çalışmanın amacı; farklı viskoziteye sahip reçinelerle üretilen 3B baskı modeller ile alçı modellerin ve bu modellerdeki tarama parçalarının doğruluk ve hassasiyetinin değerlendirilmesidir. Çift taraflı posterior dişsiz prefabrik çene modeline dört adet paralel implant yerleştirilerek referans model elde edildi. Çalışmanın amacı doğrultusunda 3 grup oluşturuldu: alçı modeller (ST), düşük viskoziteye sahip DentaMODEL, Asiga reçinesi (400 mPa*s) ile üretilen modeller (AM-A) ve yüksek viskoziteye sahip Keyprint, Keystone reçinesi (600-1200 mPa*s) ile üretilen modeller (AM-K). Alçı modeller referans modelden splintli açık kaçık ölçü parçaları üzerinden polieter ölçü materyali ile ölçü alınarak Tip 4 dental alçı ile elde edildi. 3B baskı modeller farklı viskozite değerine sahip iki adet model reçinesi kullanılarak üretici talimatlarına göre üretildi. Tüm bu işlemler her grup için 8 adet çalışma modeli elde edilene kadar tekrar edildi (n=8). Referans model ve elde edilen 24 adet çalışma modeli analizlerin yapılabilmesi amacıyla yüksek tarama çözünürlüğüne sahip bir masaüstü tarayıcı ile tarandı. Çalışmada model RMS değeri, tarama parçalarına ait RMS değeri, tarama parçaları 3B ve açısal sapma değerleri ile implantlar arası doğrusal ve açısal sapma değerleri hesaplandı. Tüm analizler doğruluk ve hassasiyet için hesaplandı. Modellerin hizalanması için bir metroloji yazılım olan Geomagic Control X (Geomagıc Inc,3D Systems, NC, ABD) kullanıldı. Verilerin analizi Jamovi (Version 2.6) istatistiksel yazılımında Kolmogorov-Smirnov, Levene testi, tek yönlü ANOVA ve post-hoc Games-Howell testi ile yapıldı (α=0,05). Modellerin RMS sonuçlarına göre tüm gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,043) ve doğruluk sıralaması AM-A>AM-K>ST şeklindedir. Hassasiyet sonuçları için AM-K grubu AM-A grubuna göre anlamlı derecede daha düşük değerler göstermiştir (p=0,015). Tarama parçaları RMS doğruluk tek yönlü ANOVA analizi sonuçlarına göre 14 ve 26 numaralı tarama parçalarında (p<0,013), hassasiyet sonuçlarına göre ise 14 ve 16 numaralı tarama parçaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,016). 3B sapma doğruluk sonuçlarına göre 14 numaralı tarama parçasında AM-K grubu ST grubundan (p=0,01), 16 numaralı tarama parçasında AM-K grubu diğer gruplardan anlamlı derecede daha yüksek sonuçlar göstermiştir (p<0,025). 26 numaralı tarama parçası için tüm gruplar arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,014). Doğruluk sıralaması ST>AM-A>AM-K şeklindedir. Hassasiyet sonuçları incelendiğinde 14 numaralı tarama parçasında AM-A grubu ST grubuna göre anlamlı derecede yüksek sonuçlar göstermiştir (p=0,021). Açısal sapma doğruluk sonuçları incelendiğinde 24 numaralı tarama parçasında ST grubu diğer gruplara göre anlamlı derecede yüksek değerler göstermiştir (p<0,007). 26 numaralı tarama parçasında ise AM-A grubu AM-K grubuna göre anlamlı derecede daha düşük değerler göstermiştir (p=0,007). Açısal sapma hassasiyet sonuçları için ise sadece 24 numaralı tarama parçasında ST grubu AM-K grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek değerlere sahiptir (p=0,040). İmplantlar arası doğrusal sapma doğruluk sonuçları için anlamlı fark yoktur (p>0,147). Hassasiyet sonuçları için 14-16 numaralı implantlar arası doğrusal sapmada AM-K grubu ST grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek değerler göstermiştir (p=0,033). İmplantlar arası açısal sapmaya ait doğruluk sonuçları incelendiğinde 24-26 implantlar arası açısal sapmada ST grubu diğer gruplara göre anlamlı derecede daha düşük sonuçlar göstermiştir (p<0,002). Hassasiyet sonuçlarına bakıldığında yalnızca 24-26 numaralı implantlar arasında AM-A grubu, ST grubuna göre anlamlı derecede daha düşük değerler göstermiştir (p=0,020). Her bir modelde implant ve multi-unit abutment seviyesindeki tarama parçalarına ait ortalama sapma sonuçları karşılaştırıldığında tüm model gruplarında implant ve multi-unit abutment seviyesindeki tarama parçaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,018) Dental implant modellerinin doğrulukları kıyaslandığında 3B baskı modeller alçı modellerden daha başarılı bulunmuştur. Hassasiyet için ise 3B baskı modeller alçı modellere alternatif olarak tercih edilebilir. Sapma bulgularına göre tarama parçalarının konumsal doğruluğu açısından AM-A grubunun ST grubu ile karşılaştırılabilir olduğu görülmüştür. Ancak AM-K grubunun tüm değerler için anlamlı olmasa da analizlerde en yüksek değerleri göstermesi kullanılan reçinenin viskozitesinin implant konumunu etkileyen önemli bir faktör olduğunu göstermektedir. Tarama parçaları hassasiyet sonuçlarına göre modeller benzerlik gösterse de bazı durumlarda AM-K grubunda anlamlı derecede yüksek değerler kaydedilmiştir. Yüksek viskoziteye sahip reçine kullanımının tekrarlayan model üretiminde hata payını arttırabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Gülşah Çınar
Selçuk University
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Lityum disilikat cam seramiklerde farklı primer uygulamasının termal yaşlandırma sonrası makaslama bağlanma dayanımına etkisi

Bu tez çalışmasının amacı, güncel dijital diş hekimliği uygulamalarında sıklıkla kullanılan lityum silikat esaslı farklı CAD/CAM seramiklere uygulanan çeşitli yüzey işlemlerinin, termal yaşlandırma sonrasındaki makaslama bağ dayanımı üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Çalışmada, frezelenebilen lityum silikat esaslı 3 farklı CAD/CAM cam seramik (IPS e.max, Cerec Tessera, GC Initial LiSi), 1.5 mm kalınlığında örnekler elde elilecek şekilde düşük hızlı hassas kesme cihazında kesilmiştir. Örnekler içerisindeki yarı kristalize formda bulunan IPS e.max CAD'in (Ivoclar Vivadent, Lihtenştayn) kristalizasyon işlemi Programat P310 (Ivoclar Vivadent, Lihtenştayn) fırını kullanılarak üretici firma önerdiği talimatlara uygun şekilde tamamlanmıştır. Tüm cam seramik örneklere bağlanma yüzeylerini pürüzlendirmek için % 5-9 hidroflorik asit (IPS Ceramic Etching Gel, Liechtenstein) uygulaması üretici firmanın talimatlarında olduğu gibi uygulanmıştır. Ardından uygulanan yüzey işlemine göre ayrılarak (1) MDP ve HEMA içeren adeziv (Scotchbond Universal Plus Adeziv) uygulaması, (2) silanla birlikte MDP ve HEMA içeren adeziv (Bisco Porcelain Primer + Scotchbond Universal Plus Adeziv) uygulaması ve (3) silan uygulaması (Bisco Porcelain Primer) olmak üzere toplamda 9 alt grup oluşturulmuştur (n=11). Yüzey işlemlerinin takiben bütün seramik örneklere ışık ile polimerize olan rezin siman (Calibra Veneer Esthetic Resin Cement) bağlanmıştır. Bütün örnekler yaklaşık olarak 6 aya denk olacak şekilde 5000 devirli bir termal yaşlandırmaya (Nova, Konya, Türkiye) maruz bırakılmıştır. Elde edilen örnekler test öncesi standardizasyon için 24 saat süreyle distile suda bekletilmiştir. Örneklere ait makaslama bağlanma dayanımı değerleri, universal test cihazı (TSTM 02500) yardımıyla 1 mm/dk hızla ölçülmüştür. Makaslama bağlanma testi sonrasında meydana gelen kopma yüzeyleri stereomikroskop (SZ-PT Olympus) kullanılarak X15 büyütmede incelenmiştir. Uygulanan yüzey işlemlerinin ardından örnek yüzeylerinin topografyası SEM (Zeiss, Evo LS10) analizi yapılacak incelenmiştir. Veriler, iki yönlü varyans analizi, post-hoc TUKEY HSD, Levene testleri ile analiz edilmiştir (IBM SPSS v21) (p<0,05). Seramik türü ile uygulanan yüzey işlemine ek olarak bu faktörler arasındaki etkileşim de makaslama bağlanma dayanımı üzerinde etkili olduğu bulunmuştur (p<0,001). En yüksek makaslama bağlanma dayanımı değerleri CEREC Tessera örneklere Bisco Porcelain Primer + Scotchbond Universal Plus Adeziv (57,99 MPa) uygulanan grupta görülmüştür. En düşük makaslama bağlanma dayanımı değerleri ise IPS e.max CAD örneklere ait Bisco Porcelain Primer grubunda (24,05 MPa) görülmüştür. Cerec Tessera örnekleri Bisco Porcelain Primer + Scotchbond Universal Plus Adeziv uygulaması diğer işlemlere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir (p< 0,01). Cerec Tessera seramiklerde silan uygulanan grup ile MDP içeren adeziv uygulanan grup arasında istatistiksel olarak fark yoktur. IPS e.max CAD örneklere uygulanan farklı yüzey işlemleri sonrası ölçülen değerler arasında anlamlı bir istatistiksel farklılık gözlenmemiştir (p=0,933). GC Initial LiSi seramikte ise silan uygulanan grup, MDP içeren adeziv uygulanan gruba kıyasla anlamlı şekilde daha yüksek ortalamaya sahiptir.

Büşra Nur Azgın
Selçuk University
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Nikotin ile muamele edilmiş farklı implant destekli geçici protetik materyallerin insan gingival fibroblastlarına etkisi

İmplant üstü geçici restorasyonlar, hastaların tedavi sürecinde fonksiyonel, estetik ve fonasyonel ihtiyaçlarını karşılarken, implant çevresi dokuların yönlendirilmiş iyileşmesini destekleyerek uzun vadede enfeksiyon, kemik ve diş eti kaybını azaltmada kritik bir rol üstlenmektedir. Bununla birlikte, sigara kullanımı ağız sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturarak özellikle implant ve protetik uygulamalarda başarısızlık riskini artırmaktadır. Ayrıca, geçici restorasyonlarda yaygın olarak kullanılan polimer bazlı materyallerin gözenekli yapısı ve yüksek absorbsiyon kapasiteleri, bu materyallerin ağız içi kimyasallarla daha fazla etkileşime girmesine yol açmakta; sigara dumanında bulunan toksik maddelerle birleştiğinde ise çevre dokular üzerinde biyolojik etkilerini daha da artırma potansiyeli taşımaktadır. Bu tez çalışmasının amacı 4 farklı geçici protetik materyalin (Polimetimetakrilat, kazınabilir PMMA blok, 3D boyutlu yazıcı rezini ve kompozit rezin) ve bunların nikotin le etkileşiminin insan gingival fibroblastlarının (İGF) hücre canlılığı, hücre ataçmanları ile ekstraselüler matriks, doku inhibitörleri, pro-enflamatuar ve anti-enflamatuvar sitokinlerin mRNA ekspresyonları üzerine etkilerini incelemektir. Bu amaçla, her gruptan 3 ve 7 gün boyunca ekstratlar toplandı. Daha sonra, İGF hücreleri bu ekstratlarla muamele edildi. Hücre canlılığı deneyleri 3. gün ve 7. günde MTT enzimatik aktivite testi yapılarak gerçekleştirildi. Toplam RNA, süpernatantların 3 ve 7 gün uygulanması sonrası 1. Gün ve 3. günlerde izole edildi ve gen ekspresyonları, gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) ile analiz edildi. Ayrıca, hücre ataçmanı için taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanıldı. Hücre canlılığına yönelik yapılan deneysel analizlerde, hem 3. hem de 7. gün sonunda nikotin içeren gruplarda kontrol gruplarına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir azalma gözlemlenmiştir (p<0.01). Gruplar arası karşılaştırmalarda ise, kompozit ve 3D yazıcı materyallerinin kullanıldığı gruplarda hücre canlılığında diğer materyallere kıyasla daha belirgin bir düşüş saptanmıştır (p<0.01). Bununla birlikte, nikotin içeren tüm gruplarda TNF-α, IL-6, IL-8 ve IL-10 sitokinlerinin mRNA ekspresyon düzeylerinde anlamlı artışlar kaydedilmiştir. Ayrıca, materyallerin 3. ve 7. gün ekstraktları ile yapılan analizlerde IL-1β, MMP-1, MMP-2, MMP-3 ile TIMP-1 ve TIMP-2 gen ekspresyon düzeylerinde materyale bağlı olarak değişken artışlar gözlenmiştir. Nikotin ve geçici protez materyalleri, İGF hücrelerinin hücre canlılğını azaltmış, pro-enflamatuvar sitokinlerin mRNA ekspresyonlarını regüle etmiş, yıkım ve yıkımın inhibisyonundan sorumlu enzimlerin ekspresyonlarını ise farklı düzeylerde etkilemiştir. Anahtar Sözcükler: 3 Boyutlu Yazıcı; Biyouyumluluk; CAD/CAM; İmmediat Yükleme; İnsan Gingival Fibroblastı

Biyomedikal ve dental materyallerDental implantlarProtetik diş tedavisi
Ahmet Oğuz Aydoğdu
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Zirkonya altyapılı seramiklerin intraoral tamirinde farklı adeziv sistemlerinin rezin bağlanma dayanımlarına etkisinin karşılaştırılması

Bu in vitro çalışmanın amacı zirkonya altyapılı seramik restorasyonların intraoral tamirinde farklı adeziv sistemlerinin rezin bağlanma dayanımlarına etkisinin incelenmesidir. Tez çalışmamızda zirkonya altyapılı restorasyonlardaki farklı kırık türlerini taklit edebilmek amacıyla disk şeklinde zirkonya (Vita YZ HT) (n=40) ve feldspatik seramik (Vita VM 9) (n=40) örnekler hazırlanmıştır. Zirkonya seramiklere ve feldspatik seramik örneklere farklı yüzey pürüzlendirme işlemi uygulanmıştır. Zirkonya seramik örnekler ağız içi silika kaplama (Cojet) ile feldspatik seramik örnekler ise % 9,5 hidroflorik asit ile pürüzlendirilmiştir. Bu çalışmada kullanılan toplam örnek sayısı 84 (N=84) tane olup 4 tanesi pürüzlendirilme işlemi sonrası yüzey topografisinin incelenmesi adına SEM testi için ayrılmıştır. 80 örnek, uygulanan farklı adeziv sistemlere göre her iki seramik grubu için 4 alt gruba ayrılmıştır (n=10); Grup M (Monobond Plus), Grup B (Bisco porcelain primer + Bonding resin), Grup C (Clearfil Quick Bond), Grup G (GC Multi Primer + G-Premio Bond)). Adeziv sistemlerin uygulanmasının ardından tüm örneklere tamir kompoziti uygulanmıştır. Örnekler ağız içi ortamın taklit edilmesi amacıyla 10.000 döngü termal yaşlandırma işlemine maruz bırakılmıştır. Tüm örnekler önce 37°C distile su içerisinde 24 saat bekletilmiş daha sonra makaslama bağlanma dayanımı testi uygulanmıştır (1 mm/dk). Kırık yüzeylerinin analizi, ışık mikroskobu ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veriler Minitab V14, Shapiro-Wilk , Tamhane's T2 testi ile incelenmiştir (p<0,05). Fedspatik ve zirkonya seramik örnekler için maksimum SBS değerleri sırasıyla Grup B'de (15,314 ± 3,531 MPa) ve Grup G'de (13,793 ± 2,384 MPa) kaydedilmiştir. Grup B'deki feldspatik seramiklerde en yüksek koheziv tip kırılma görülmüştür (%100). Grup G'deki zirkonya seramiklerde ise en yüksek mix tip kırılma tipi görülmüştür (%70). İstatistiksel analizler; farklı adeziv sistemlerin kullanılan seramik tipine göre makaslama bağlanma dayanımı değerleri üzerinde belirgin etkiye sahip olduğunu göstermiştir (p<0,05). Zirkonya altyapılı restorasyonların intraoral tamirinde kırık bölgesindeki materyale göre farklı adeziv sistemlerin kullanılması önerilmektedir.

Sema Nur Öztürk
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

3 boyutlu yazıcı ile üretilen daimi kron materyallerine farklı yüzey bitirme ve cila işlemlerinin pürüzlülük ve renk stabilitesi üzerine etkisi

Bu in vitro çalışmanın amacı, farklı yüzey bitirme-cila işlemleri ve aşındırma prosedürleri uygulanan üç boyutlu (3B) yazıcılarla üretilen üç farklı daimi kron materyallerinin (Bego VarseoSmile Triniq, Alias Dental Crown, Saremco Print Crowntec) yüzey pürüzlülüğünü ve termal siklus ile yaşlandırma sonrası kahve solüsyonunda bekletilmesi sonucu, materyallerin renk stabilizasyonuna etkisini incelemektir. Çalışmamızda A2 renginde olan materyallerin tasarımı 10 mm çapında 2 mm kalınlığında disk şeklinde yapıldı. Üretici firma talimatlarına uygun 3B yazıcılarda basılarak numune üretimi gerçekleştirildi. Tüm örneklerin katman kalınlığı 50 μm ve baskı yönelimi 90o olarak ayarlandı. Her materyal için 50 adet olacak şekilde toplam 150 adet numune üretildi. Tüm numunelerin yüzeyine 600 grenli silikon karbid zımpara ile su altında zımpara işlemi yapıldı. Her bir materyal grubu uygulanan yüzey işlemlerine göre 5 gruba ayrılmıştır (n=10). Kontrol grubuna sadece zımpara işlemi uygulandı. Yüzey işlemlerine göre mekanik polisaj grubu ve Optiglaze grubu oluşturuldu. Ardından Optiglaze uygulanan yüzeylere klinik uyumlamayı taklit etmek adına kırmızı bantlı elmas frezle aşındırma yapılmasıyla aşındırma grubu oluşturuldu. Aşındırılan yüzeylere yeniden mekanik polisaj uygulamasıyla repolisaj grubu oluşturuldu. Örneklerin yüzey pürüzlülük (Ra) değerlerini ölçmek için Zygo ZeGage Optik Profilometre (Zygo Corporation, Middlefield, CT, ABD) kullanıldı. Örneklerin renk ölçümleri ise EasyShade V (Vita Zahnfabrik, Almanya) spektrofotometresi kullanılarak yapılmıştır. Tüm örnekler 5-55 Co banyo tankları bulunan 5.000 devirlik termal siklus işlemi uygulandı. 37 Co etüv cihazında 7 günlük kahve solüsyonunda bekletilen numunelerin ikinci renk ölçümleri yapıldı. Renk farkı değerleri için CIEDE2000 renk farkı (ΔE00) formülü kullanılarak hesaplanmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluk testi Kolmogorov-Smirnov testi kullanılarak; varyans homojenliği için Levene testi kullanılarak test edilmiştir. Parametrik olmayan testlerden ikiden fazla grup için Kruskal Wallis H testi uygulanmış devamında farklılığın testi için Mann-Whitney U testi yapılmıştır. Korelasyon analizi için Spearman korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Materyallerin Ra değerleri incelendiğinde yapılan yüzey işlemlerine göre istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Repolisaj grubu dışındaki tüm grupların Ra değerleri materyaller arasında istatiksel olarak anlamlı fark oluşturmuştur xii (p<0,05). Mekanik polisaj, Optiglaze ve repolisaj uygulaması materyalleri klinik kabul edilebilir plak birikim eşiğine (<0,2 μm) ulaştırmıştır. En düşük Ra değeri Bego- Optiglaze grubunda gözlemlenmiştir. Materyallerin renk değişim değerleri incelendiğinde uygulanan yüzey işlemlerine göre istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). En düşük ΔE00 değeri Bego-Optiglaze grubunda, en yüksek ΔE00 değeri Alias-Aşındırma grubunda bulunmuştur. Tüm gruplar arasında yalnızca Bego-Optiglaze grubunun ΔE00 değeri klinik kabul edilebilir eşik değerin altında bulunmuştur. Pürüzlülük ve renk değişimi arasında korelasyon bulunamamıştır. Farklı yüzey bitirme, cila ve aşındırma işlemleri materyallerin yüzey pürüzlülüğü ve renk değerlerini önemli ölçüde etkilediği bulunmuştur. Optiglaze uygulamasının mekanik polisaja benzer ya da daha iyi performans sergilediği görülmüştür. Repolisaj uygulamasıyla mekanik polisaja benzer ya da daha yüksek Ra değerleri elde edilmesi; 3B yazıcı hibrit materyallerinin klinikte simantasyon sonrası ağız için uyumlamanın ardından mekanik olarak polisajlanabilir olduklarının göstergesidir. Yalnızca Bego-Optiglaze grubunun ΔE00 değerinin klinik kabul edilebilir eşiğin altında bulunması klinik kullanım ömürlerinin gelişmesi gerektiğini göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Eklemeli üretim, 3B Yazıcı, Optiglaze Color, mekanik polisaj, yüzey pürüzlülüğü, renk stabilitesi

Büşra Nur Servi
Selçuk University
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Üç farklı pembe kompozitin makaslama bağlanma dayanımına titanyum, zirkonya, modifiye peek alt yapının ve termal yaşlandırmanın etkisi

Çalışmanın amacı pembe estetiği sağlamak amacıyla kullanılan pembe kompozit materyallerinin makaslama bağlanma dayanımına, sabit restorasyonlarda güncel olarak kullanılan farklı alt yapı materyallerinin ve termal yaşlandırmanın etkisini değerlendirmektir. Titanyum, zirkonya ve modifiye PEEK materyalinden 10x10x2 mm boyutlarında 90'ar adet alt yapı hazırlanmıştır. Yüzey polisaj işleminden sonra titanyum ve zirkonya 3 bar, modifiye PEEK 1.5 bar basınç ile 110 µm Al2O3 tozları ile kumlanmıştır. Her bir alt yapı grubundaki örnekler üçe ayrılarak üç farklı pembe kompozit sistemi (Gradia Gum, Anaxgum, Nexco) firma önerisi primer ve pembe opak ile beraber uygulanmıştır. Örneklerin yarısı(n=15) 24 saat suda bekletilmiş, diğer yarısı 10000 döngü ile termal olarak yaşlandırılmıştır. Universal test cihazında 1mm/dk kuvvet hızı ile tüm örneklere makaslama bağlanma dayanımı testi uygulanmıştır. Başarısızlık tipleri stereomikroskop ile değerlendirilmiş, her gruptan bir örnek FIB-SEM cihazı ile analiz edilmiştir. Sonuçların istatistiksel değerlendirmesi için 3 yönlü ANOVA testi kullanılmış, gruplar arası etkileşim anlamlı olduğu için ikili karşılaştırmalar yapılmıştır. Pembe kompozit olarak Nexco, alt yapı materyali olarak modifiye PEEK genel olarak daha düşük makaslama bağlanma dayanımı göstermiştir. Kullanılan pembe kompozit ve alt yapı materyalinin değişimi, makaslama bağlanma dayanımı üzerinde etkilidir. Termal yaşlandırma işlemi bütün gruplarda bağlanma dayanımını olumsuz etkilemiştir.

Saliha Çağla İncearık
Hacettepe University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı tarama yöntemlerinin dijital ölçüdoğruluğuna etkisi: in vitro çalışma

Bu çalışmanın amacı, farklı tarama yöntemlerinin dijital ölçü doğruluğuna etkisini incelemektir. Bu amaçla 16 ve 25 numaralı dişleri prepare olan bir çalışma modeli oluşturuldu. Oluşturulan çalışma modeli endüstriyel tarayıcı (Atos II TripleScan) ile tarandı ve elde edilen dijital veriler referans model olarak kullanıldı. Model, üç farklı ağız içi tarayıcı (Trios5, Trios4, Medit i500) ile tarandı (n=10). Her tarayıcı için dijital ölçüler, 5 gruba ayrıldı ve tüm ark tarama yapıldı. Grup A: tüm ark bir defa tarandı. Grup B: tüm ark 3 defa tarandı. Grup C: tüm ark 10 defa tarandı. Grup D: tüm ark tarandıktan sonra arkın diğer kısımları kilitlenip, prepare dişler kesilip çıkarıldı ve tekrar tarandı. Grup E: tüm ark tarandıktan sonra arkın diğer kısımları kilitlenip, prepare dişler kesilip çıkarıldı ve yüksek çözünürlük modunda tarandı. Referans veriler ile ağız içi tarayıcılardan elde edilen dijital ölçü verileri Geomagic Control X programıyla çakıştırılıp ölçü doğruluğu değerlendirildi. Verilerin istatistiksel analizinde R yazılımı (versiyon 4.1.2) kullanıldı. Gruplar ve tarayıcılar arasındaki farklılıklar Friedman non-parametrik testi ile incelendi. Tüm analizler için istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Tüm ark dijital ölçü doğruluğunda Trios 5 ve Trios 4 için tarama yöntemleri arasında anlamlı fark bulunmadı. Ancak Medit i500 için tarama yöntemleri arasında grup A ve grup D, grup B ve grup D arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulundu. Farklı tarama yöntemlerinin dijital ölçü doğruluğuna etkisini bölgesel olarak karşılaştırdığımızda, 16 numaralı diş bölgesinde Trios 5 için grup D ve grup B arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunurken, Trios 4 ve Medit i500 için, gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı. 25 numaralı diş bölgesinde Trios 5 için grup B ve grup C, grup C ve grup E arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunurken, Medit i500'de grup A ve grup D, grup B ve grup D arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulundu. Trios 4 için ise tarama grupları arasında anlamlı fark bulunmadı. Anahtar Kelimeler: Dijital ölçü, doğruluk, tarama yöntemi, ağız içi tarayıcı. Destekleyen Kurumlar: H.Ü.B.A.P.K.B (Proje Kodu:THD-2023-20706)

Haniye Emin
Hacettepe University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı baş postürlerinde interokluzal temas noktalarındaki değişimin dijital olarak değerlendirilmesi: ın vivo çalışma

Ağız içi tarayıcı ile elde edilen interokluzal temas kayıtlarında farklı baş postürlerinin okluzal temaslar üzerinde değişikliklere yol açtığı bilgisi vardır ancak klinik bilimsel çalışmalara dayanmamaktadır. Bu çalışma ile farklı baş postürlerinin, ağız içi tarayıcı ile alınan doğrudan interokluzal kapanış kayıtlarına etkisini, elde edilen interokluzal temas noktalarının sayı, yoğunluk ve konum değişiklikleri üzerinden niceliksel ve niteliksel olarak değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmaya doğal dentisyona sahip, diş eksikliği bulunmayan ve çeneler arası kapanış ilişkisini etkileyebilecek bir engel bulunmayan 36 gönüllü dahil edildi. Konfokal tarama teknolojisine sahip bir ağız içi tarayıcı ile alt ve üst çenelerdeki diş arklarının doğrudan dijital kaydı alındı. Nötral postür, önde baş postürü ve geride baş postürü olmak üzere üç farklı baş postürünün bir manuel gonyometre ile belirlenmesini takiben üç ayrı interokluzal kapanış kaydı aynı ağız içi tarayıcı ile doğrudan kaydedildi. İnterokluzal kapanış kayıtları ile elde edilen okluzal temasların değerlendirilmesi amacıyla optik üçgenleştirme teknolojisi ile çalışan bir çene hareket kayıt cihazına ait dijital okluzal analiz programı kullanıldı. Elde edilen okluzal temaslar; temas varlığı/sayısı, yoğunluk ve konum açısından değerlendirildi. Sağ ve sol çeyrek çenelerdeki okluzal temaslar arasında bu üç etken açısından bir farklılık görülmedi. (p<0,05) Temas noktası sayısı, önde ve geride baş postür grupları arasında geride baş postüründeki azalma ile anlamlı fark gösterdi. (p<0,05) Temas yoğunluğu üç postür grubu arasında anlamlı bir fark göstermedi. (p<0,05) Temas konumu yalnızca fonksiyonel kasp konumunda nötral-önde baş postürü ve nötral–geride baş postürü grupları arasında, nötral baş postür grubuna göre azalma gösterdi ve bu azalma istatistiksel olarak anlamlı bulundu. (p<0,05). Farklı baş postürlerinin ağız içi tarayıcı ile alınan doğrudan dijital kayıt üzerinde kısmen etkili olduğu belirlendi.

Sinem Karaca
Hacettepe University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı açılanmalara sahip implant tarama gövdelerine yapılan modifikasyonların farklı yazılımlar kullanılarak eşlenmesinin dijital ölçü doğruluğuna etkisi: in vitro çalışma

Literatürde modifikasyonlu implant tarama gövdelerinin (İTG) farklı yazılımlar ile eşlenmesinin tarama doğruluğuna etkisini inceleyen yeterli sayıda çalışma bulunmamaktadır. Çalışmanın amacı farklı açılanmalara ve modifikasyonlara sahip İTG'lerin farklı yazılımlar ile eşlenmesi sonrası elde edilen tarama dosyalarının doğruluğunu incelemektir. Çalışmada açılı ve düz konumda yerleştirilmiş dijital analoglara bağlı İTG'lerle modifikasyonsuz(M0), eklemeli(M+) ve çıkartmalı(M-) modifikasyonlu İTG grupları oluşturulmuştur. Tarama dosyaları Exocad ve Medit Link yazılımı ile İTG eşlemeleri yapılmıştır. Elde edilen deneysel tarama dosyaları ile referans tarama dosyaları tersine mühendislik yazılımı kullanılarak üst üste çakıştırılmış ve iki tarama arasındaki çizgisel ve açısal sapma hesaplanmıştır. İstatistiksel analizler için R4.3.1 (R Development Core Team, 2023) ve SPSS version 23(SPSS Inc) paket programları kullanılmıştır. Sayısal değişkenlerin normallik varsayımı Shapiro-Wilk uyum iyiliği testi ile incelenmiştir. İTG'lere yapılan modifikasyonlar içinde en çok açısal ve çizgisel sapma meydana getiren grup M- grubu, en az sapma gösteren grup ise M0 grubudur. İTG eşlemesi için kullanılan yazılımlar karşılaştırıldığında, Medit Link ve Exocad'le eşlenen İTG'lerin olduğu taramalar, sadece Exocad ile eşlenen gruplara oranla daha az açısal sapma göstermişlerdir. Modeldeki İTG'lerin açılı veya düz olması açısal ve çizgisel sapmalar için anlamlı bir fark oluşturmamıştır(p>0,005). İTG'lerin konumları ile yapılan karşılaştırmada 27 No'lu İTG'nin 25 No'lu İTG'ye göre çizgisel sapmaya daha çok uğradığı, 25 No'lu İTG'nin 27 No'lu İTG'ye göre açısal sapmaya daha çok uğradığı görülmüştür.

Dental implantasyonDental kalıp alma maddeleriProtezler ve implantlar
Damla Bilgin
Hacettepe University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İmplant destekli overdenture protezlerde kullanılan farklı tip ataçmanların tutuculuğunun zamana ve protez temizleyicisine bağlı olarak değerlendirilmesi

İmplant destekli overdenture protezlerde tutuculuk; farklı materyallerden üretilmiş, farklı morfolojiler ve tutuculuk değerlerindeki ataçmanlar ile sağlanır. Ataçmanlar günlük temizleme işlemlerinden farklı etkilenebilirler ve tutuculuk değerleri değişebilir. Bu in vitro çalışmanın amacı rutin olarak kullanımı önerilen Corega solüsyonunun, 1 yıllık klinik kullanım sonrası farklı tipteki ataçmanların tutuculuğu üzerine etkisini incelemektir. Bu amaçla Locator ve Novaloc sistemin dayanakları implantlara sabitlendi karşıtlarına Locator sistemin naylon ataçmanı ve Novaloc sistemin PEEK tutucu ataçmanları yerleştirildi. Çalışmada 6 grup ve örneklem büyüklüğü 8 olarak belirlendi. 1. grup Locator mavi (LM-C), 2. grup Locator pembe (LP-C) ve 3. grup Locator şeffaf naylon ataçman (LS-C); 4. grup Novaloc beyaz (NB-C), 5. grup Novaloc sarı (NS-C) ve 6. grup Novaloc yeşil PEEK ataçman (NY-C)'dır. Örnekler test düzeneği hazırlandıktan sonra sırayla düzeneğe yerleştirildi ve başlangıç (T0) maksimum yerinden ayrılma kuvvetleri ölçüldü. Ardından ataçmanlar sırayla 1 yıllık klinik kullanıma denk gelen 1080 kez takma-çıkarma döngüsü uygulandıktan sonra 2. kez (T1), son olarak da ataçmanlar Corega solüsyonuna daldırılıp 3. kez (T2) ölçümler tamamlandı. Elde edilen değerlerin analizi için tekrarlı ölçümlerde Varyans Analizi ve ikili karşılaştırma için Bonferroni çoklu karşılaştırma testi kullanıldı. T0, T1 ve T2 değerlerinin zaman içindeki değişimi tüm gruplarda anlamlı bulundu (p<0,001). İkili karşılaştırmada ise T0 değerleri, T1 ve T2 değerlerinden farklı bulunurken (p<0.05); T1 ve T2 arasında fark bulunmamaktadır (p>0.05). Gruplar arasında en çok değişime uğrayan grup NY-C olarak bulundu. Novaloc grupları, Locator gruplarına oranla daha fazla kuvvet kaybı gösterdi fakat Corega solüsyonundan en az etkilendi. Corega'nın günlük temizleme işleminde güvenle kullanılabileceği görüldü.

Tuğçe Karabulut Açıkgöz
Hacettepe University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Üst tam protez yapımında geleneksel ve dijital ölçü alınarak hazırlanan kaide plaklarının doku uyumunun karşılaştırılması

TEKDEMİR Ş.S., Üst Tam Protez Yapımında Geleneksel ve Dijital Ölçü Alınarak Hazırlanan Kaide Plaklarının Doku Uyumunun Karşılaştırılması. Hacettepe Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Protetik Diş Tedavisi Uzmanlık Tezi, Ankara, 2023. Tam dişsiz hastalarda ağız içi tarayıcılar ile alınan ölçülerin doğruluğu ile ilgili sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu klinik çalışmanın amacı, üst çene tam dişsiz hastalarda geleneksel ve dijital ölçülerden üretilen kaide plaklarının doku uyumunu değerlendirmektir. Her hastadan üç farklı yöntemle ölçü alındı (n=15): G; geleneksel ölçü yöntemi, DI; triangulasyon çalışma sistemine sahip ağız içi tarayıcı (Medit i600, Medit Corp, Seul, Kore), DII; konfokal çalışma sistemine sahip ağız içi tarayıcı (Trios 4, 3Shape, Kopenhag, Danimarka). Kaide plakları üç boyutlu yazıcıdan ekleme yöntemiyle üretildi. Plakların doku yüzeyi laboratuvar tarayıcısı ile taranarak referans veriler oluşturuldu. Doku uyumlarının değerlendirilmesi amacıyla kaide plaklarının doku yüzeyine akışkan polivinilsiloksan ölçü maddesi uygulandı ve hasta ağzına yerleştirildi. Özel olarak tasarlanan bir düzenek yardımıyla 20 N sabit basınç altında malzemenin polimerizasyonu tamamlandı. Kaide plaklarının doku yüzeyleri bir kez daha laboratuvar tarayıcısı ile tarandı. Doku yüzeyi taramaları best- fit programı (GOM Inspect Professional 2017, Braunschweig Almanya) kullanılarak çakıştırıldı. Her bir örnek için üç farklı bölgeden niceliksel ölçüm yapıldı. Sonuçların değerlendirilmesi için Friedman non-parametrik istatistiksel analiz testi kullanılmıştır. Tüm ölçü sınırlarındaki kaide uyumu açısından yöntemler arasında fark bulunmamıştır (p>0.05). Damak bölgesindeki en düşük sapma değerleri DII'de görülürken G ile anlamlı fark bulunmuştur (p<0.01). Vestibuler sulkus bölgesinde en düşük sapma değerleri G'de görülürken, hem DI hem DII yöntemi ile arasında anlamlı fark görülmüştür (p<0.001). Tam dişsiz hastaların taranmasında dijital ölçü yöntemi cihazdan bağımsız olarak geleneksel ölçü yöntemine benzer sonuçlar göstermiştir. Ancak özellikle kenar şekillendirmesi yapılan bölgelerde ölçü sınırları geleneksel ölçüye kıyasla daha yüksek uyumsuzluk değerleri göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Tam dişsiz, ağız içi tarayıcı, dijital ölçü, plak, uyum Destekleyen Kurumlar: H.Ü.B.A.P.K.B (Proje Kodu: THD-2023-20664)

Saliha Şenol Tekdemir
Hacettepe University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tek distal uzantılı zirkonyum restorasyonları destekleyen ti-altyapılı zirkonyum dayanakların yorulma dayanımlarının ve kırılma direnclerinin in vitro olarak incelenmesi

Bu in vitro çalışmanın amacı hibrit dayanak tutuculu distal uzantılı monolitik zirkonya restorasyonların dinamik ve statik yükleme sonrası olası mekanik başarısızlıklarının ve kırılma dirençlerinin değerlendirilmesi olmuştur. Mandibular birinci ve ikinci premolar dişleri taklit eden implant destekli distal uzantılı restorasyonlar BDT/BDÜ sistemi yardımıyla tasarlanarak üretilmiş ve restorasyonları destekleyen dayanak şekline göre iki grupa ayrılmıştır: Grup 1; her bir örnekteki dayanaktan biri anti rotasyonel parça içeren (n=10), Grup 2; anti-rotasyonel parça içermeyen (n=10). Hibrit dayanakların her biri ve zirkonya restorasyonların iç yüzeyi tribokimyasal olarak kaplanmıştır. Sonra tüm dayanaklar implantlar üzerine 30 N tork değerinde sabitlenmiş ve monolitik restorasyonlar dayanaklara adeziv olarak simante edilmiştir. Simantasyon işlemi sonrası örnekler dinamik yükleme için çift eksenli çiğneme simülatöründe 50 N kuvvet varlığında 1.200.000 döngü ısıl ve mekanik yorulma yüklemesine tabi tutulmuştur. Daha sonra örnekler statik yükleme cihazında statik yüklemeye maruz bırakılmıştır. Olası başarısızlıklar Taramalı Elektron Mikroskobu yardımıyla incelenmiştir. Çiğneme simülatörü sonrası restorasyonların sağkalım ve başarı oranı %100 olmuştur. Grup 1 ve Grup 2 için ortalama kırılma direnci değeri sırasıyla 706.2N ve 873.7N olmuştur. Statik yükleme verilerine göre test edilen tüm örneklerin maksimum kırılma direnci verileri ağız içi posterior alandaki kuvvet değerlerinin üzerinde bulunmuştur. Gruplararası fark istatistiksel olarak anlamlı olmasa da anti rotasyonel parça içermeyen grup örnekleri daha yüksek kırılma direnci göstermiştir. Bu in vitro çalışmanın sınırlamaları dahilinde, doğru okluzal uyumlamalar ve okluzal temaslar varlığında hibrit dayanıklı distal uzantılı monolitik zirkonya restorasyonların posterior alanda kullanılabileceği söylenebilir.

Dental implantasyonDental implantlarDental porselen+5
Nıgar Baghırova
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Tam dişsiz hastalarda protetik restorasyon tipinin yaşam kalitesi üzerine etkisi

Ağız sağlığı ile ilgili yaşam kalitesi, bireyin ağız sağlığının toplam sağlık ve iyi olma hali üzerine ne derece etkili olduğunu tanımlamaktadır. Yaşam kalitesi kavramının ağız sağlığı ile ilişkilendirilmesinden itibaren protetik diş tedavilerinin hastaların ağız diş sağlığı üzerindeki yaşam kalitesi sonuçları birçok çalışmada araştırılmaya başlanmıştır. Günümüzde de bu çalışmalar giderek artmaktadır. Bu çalışmanın amacı edante ağızlarda uygulanan güncel protetik tedavi seçeneklerini göz önünde bulundurarak, protetik restorasyon tiplerinin hastaların ağız sağlığı üzerine yaşam kalitesi etkisi araştırmaktır. Son 20 yılda bilim adamları, psikologlar ve sağlık profesyonelleri bu konseptin geliştirilmesi için farklı ölçekler arayışına girmişlerdir. Oral Health Impact Profile (OHIP) ölçeği bu amaçla kullanılan, geçerli, güvenilir ve spesifik bir ölçektir. Bu sebeple çalışmamızda OHIP ölçeği kullanılmaktadır. Bu çalışma; İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı'nda dental protetik tedavileri tamamlanmış hastalar üzerinde gerçekleştirilmiş retrospektif bir çalışmadır. Bu amaçla toplam 204 hastanın OHIP-14 kayıtları alınmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, dental implant uygulamasının hastaların ASYK'sını yükselttiği ve skorların farklı protetik restorasyon grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar gösterdiği sonucuna varılmıştır.

Hilal Ekşi
İstanbul Aydın University
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

The evaluation of the influence of different finishing line depth on strength of CAD/CAM restorations

The aim of this study is to evaluate the effects of different shoulder finishing line depth (0.5 mm, 1.0 mm and 1.5 mm) on fracture strength of coping design as one type of CAD/CAM restorations. Using Lithium disilicate (IPS e-max CAD; Ivoclar Viva dent) and Feldspathic block (CEREC blocks; Sirona) materials for milling of three type of design according to the finishing line depth (FLD), which was done with Cerec inLab software program (Version, 4.2.0.57192) with 120 μ cement film thicknesses. A total of 72 specimens of coping design were prepared as monolithic crown on 72 novel nickel chrome dies. Each with a diameter of 8 mm and height of 6 mm as they were used to support the restoration. 12 specimens of coping design for each material and finishing line depth where prepared, to be in three groups according to FLD. Panavia V5 resin cement system where used as a luting agent for fixation of each coping restorations. For the measurement of fracture resistance value, each sample where subjected to fracture test with a universal test machine.It was found that Lithium disilicate crowns with 1.5 mm thickness of marginal design showed the maximum mean value of fracture strength of about 2721 ± 967 N among all the groups, whereas, the minimum mean valueof fracture strength was recorded with Feldspathic one with 1296.7 ± 642 N at the same depth of shoulder finishing line (1.5 mm). Kruskal –Wallis and Mann-Whitney testsas well as Annova test were performed to compare all groups with different P values. Concluded that the effect of different depth of finishing line on the fracture strength of CAD/CAM restoration material was evedent with variable results wich was related to different factors. As it is clear from the results of the present investigation. Lithium disilicate crown material seems to be increased their strength to fracture as the finishing line depth where increased. While in case of Feldspathic restorations, the strength where increased from 0.5 mm to 1.0 mm depth of finishing line restorations, but the strength were decreased, when the marginal depth increased to be 1.5 mm.

CAD/CAMDental materialsDental porcelain+3
Lana Bahram Khıdher
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı simanlarla simante edilen cam seramik örneklerinin hızlı yaşlandırma süreci sonucunda bağlanma dayanımının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı farklı simanların yaşlandırma işlemi sonucunda seramiğe bağlanma dayanımının incelenmesidir. Çalışmamız için her siman grubu için 12 örnek olmak üzere 20 grup için toplam 240 seramik kesiti kullanıldı. Feldspatik seramikten elde edilen bu kesitlere Panavia V5, Rely X U200, G-CEM LinkForce, RelyX Veneer ve Variolink Esthetic olmak üzere beş farklı siman simante edildi. Her grup siman dört gruba ayrılıp üç grubuna farklı devirlerde (1750, 3500, 7000) termal siklus uygulaması yapıldı. Bir gruba hiç bir yaşlandırma işlemi uygulanmadı. Tüm gruplara shear testi uygulandı. Sonrasında makaslama bağlanma değerleri istatistiksel olarak değerlendirildi. Yaşlandırma işlemi sonrasında simanlar kendi içinde değerlendirildiğinde, makaslama bağlanma değerleri, tüm siman gruplarında genel olarak bir azalma göstermesine karşın bu azalma Panavia V5, RelyX Veneer ve Variolink Esthetic için istatistiksel olarak anlamlıdır. (p<0,05) Yaşlandırma zamanları bakımından simanlar birbirleriyle karşılaştırıldığında kontrol grubu ve 7000 devir uygulanmış gruplarda simanlar arasında bulunan fark istatistiksel olarak anlamlı değildir. 1750 devir uygulanmış gruplarda Panavia V5 ve GCem LinkForce, light cure olan RelyX Veneer ve Variolink Esthetic simandan yüksek bağlanma dayanım değeri göstermiştir.(p<0,05) 3500 devir uygulamada da aynı sonuçlar gözlenmiş olup ilave olarak RelyX U 200 simanda RelyX Veneer ve Variolink Esthetic simandan yüksek bağlanma dayanım değeri göstermiştir. (p<0,05) Yaşlandırma işlemi sonrası bağlanma dayanımının azalması siman seramik arayüzündeki bağın su emilimi göstermesine bağlanmaktadır. Restorasyonlarda kullanılacak rezin siman seçimi yapılırken, yaşlandırma işlemi sonrası bağ kuvvetini uzun dönemli koruyan simanlar seçilmesi klinik başarıyı olumlu etkileyecektir.

Dental bondingDental porselenDental restorasyon+5
Rabia Bozbay
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Zirkonyum kor ve farklı simanlar kullanılarak simante edilen cam seramik kronların hızlı yaşlandırma sonrası renk değişiminin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, 3 farklı dual cure rezin simanla (Rely X U200, G-CEM LinkForce ve Panavia V5) zirkonyum kor üzerine simante edilen aynı renk, form ve kalınlıktaki feldspatik cam seramik (Cerec Blocs) kronların termal siklus cihazında hızlı yaşlandırma sonrası meydana gelen renk değişimlerinin araştırılmasıdır. CAD/CAM sistemi (Cerec AC) kullanılarak 1 mm kalınlık ve 100 μ siman aralığına sahip feldspatik cam seramik (Cerec Blocs) kronlar ve zirkonyum güdükler üretildi. Her dual-cure siman için 15'şer örnek elde edilmiş olup toplamda 45 kron üretildi. Renk ölçümleri simantasyondan 24 saat sonra ve sırasıyla 1750, 3500 ve 7000 termal döngü yaşlandırmadan sonra spektrofotometre (SpectroShade Micro) cihazı ile her örnek için ayrı ayrı yapıldı. Elde edilen renk bulguları CIEDE2000 renk farkı formülasyonuyla hesaplandı ve her araştırma grubunun ΔE00 değerleri elde edildi. 7000 termal döngü yaşlandırmadan sonra en az renk değişimi Panavia V5 siman grubundaki örneklerde meydana geldi (ΔE00: 0.97). Rely X U200 siman grubu örneklerinin ortalama ΔE00 değeri 1.08 iken G-CEM LinkForce siman grubunda örneklerde ortalama ΔE00: 1.41 olarak bulundu. Termal döngü sayısı arttıkça her 3 dual cure simanda da ortalama ΔE00 değeri artmıştır. En hızlı renk farklılığı 1750 termal döngüden sonra meydana geldi. 3500 ve 7000 termal döngüden sonra ise renk farklılığı daha yavaş olmaktadır. Panavia V5 rezin simanın içeriğinde amin ajanı olmaması ve Rely X U200 rezin simanın içeriğinde benzoil peroksit ajanının olmaması bu simanlarda rengin daha stabil kalmasını sağlamıştır.

CAD/CAMDental porselenDental çimentolar+5
Mehmet Şerif Akdeniz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı hibrit CAD/CAM bloklarından çeşitli kalınlıklarda üretilen kronların rezin simanlarla maskeleme etkinliğinin değerlendirilmesi

Farklı Hibrit CAD/CAM Bloklarından Farklı Kalınlıklarda Üretilen Kronların Rezin Simanlarla Maskeleme Etkinliğinin Değerlendirilmesi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı, Doktora Tezi, Van, 2019. Üstün estetik özellikleri ve elastik özelliklerinin diş dokusuna yakın olması ile hibrit seramikler sıklıkla kullanılmaktadır.Hibrit seramikler diş hekimliğinde restorasyon yapımında alt yapının renginin yansımasıdır. Bu alt yapının maskelenmesi için farklı yöntemler mevcuttur. Bu tez çalışmasının amacı, farklı kalınlıklardaki farklı hibrit seramiklerin alt yapı renginin maskeleme etkinliğini araştırmaktır. Çalışmada 4 değişik içeriğe sahip CAD/CAM bloklardan (Cerec blok, GC Cerasmart, Vita Enamic, 3M Lava Ultimate) 1 mm 1,5 mm ve 2 mm kalınlıkta olmak üzere her bir gruba ait 10'ar örnek olacak şekilde toplam 120 test örneği hazırlanmıştır. Çalışmada, test örnekleri isomet bıçağı ile, 100N basınçla, distile su altında kesilerek hazırlanmıştır. Alt yapı olarak A3 renginde Kuraray kompozit kullanılmıştır. Örneklerin simantasyonu için A2 renginde G-CEM Link Force rezin siman kullanılmıştır. Örnekler asitleme ve bonding işleminden sonra alt yapılara 10N sabit basınç altında rezin siman ile simante edilmiştir. Simantasyon işleminden sonra tüm örnekler, etüv cihazında 37 derecede 24 saat boyunca bekletilmiştir. Her bir gruba ait örnekler spektrofotometre cihazı (Spekctroshade Verona, İtalya) ile 5 tekrar ile ölçülmüştür. Örneklere ait L,a,b değerleri excell programına kaydedilmiş ve değerlerin ortalamaları alınmıştır. Renkteki değişiklikler ΔE formülüyle hesaplanmıştır. Örneklere ait değerler ΔE cinsinden SPSS programına kaydedilmiş ve istatistik analiz yapılmıştır. İstatistiksel analiz için Kruskal Wallis test ve ikili karşılaştırmalarında Dunn's testi kullanılmıştır. Anlamlılık en az p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre; kalınlığın translüsentlik üzerinde istatistiksel olarak ciddi fark yarattığı bulunmuştur. Seramik kalınlığı arttıkça alt yapı renginin daha iyi maskelendiğini görülmüştür. Materyal açısından en etkili maskeleme etkinliğine sahip olarak GC Cerasmart bulunmuştur. En düşük maskeleme etkinliğinin Cerec bloklarda olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM, Hibrit Seramik, Maskeleme

CAD/CAMDental materyallerDental porselen+3
Farhad Wahıd Rasool Rasool
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tam protez hastalarında farklı dezenfeksiyon işlemlerinin candida türlerinin tutulumu üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Tam Protez Hastalarında Farklı Dezenfeksiyon İşlemlerinin Candida Türlerinin Tutulumu Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi,Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı, Doktora Tezi, Van, 2019. Protez hijyeni eksikliğinde protezde mikroorganizmaların adezyonu ve çoğalması ile plaklar meydana gelmektedir. Kötü protez hijyeni protez stomatiti, endokardit, pnömoni ve gastrointestinal enfeksiyonlarla sonuçlanır. Plak oluşumunu kontrol altına almak için antiseptikler, antibiyotikler, oksitleyici ajanlar, bitkisel özler ve enzimler kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı; oral mikrofloranın yaygın üyesi olan Candida suşları üzerine piyasada mevcut olan dezenfeksiyon yöntemlerinin etkinliğini kıyaslamaktır. Hastalar, klorheksidin ve mikrodalga, klorheksidin ve ozon terapi, sodyum hipoklorit ve mikrodalga, sodyum hipoklorit ve ozon terapi, gluteraldehit ve mikrodalga, ve gluteraldehit ve ozon terapi olmak üzere 10'ar kişilik 6 gruba ayrılmıştır. Her gruba ait total protezler, herhangi bir dezenfeksiyon işlemi uygulanmadan önce, Candida spp.türü açısından değerlendirilmiş ve fungal yük sayımı yapılmıştır. Takibinde ilgili kimyasal dezenfektan kullanmaya başladıktan 1 hafta ve 1 ay sonra protez üzerindeki mikroorganizma yükü değerlendirilmiştir. Veriler 2 yönlü ANOVA ve Tukey HSD testleri ile analiz edilmiştir. Protezlerden en sık izole edilen Candida suşu C.albicans (n=32; %53.3) olup bunu C.kefyr (n=11; %18.3), C.glabrata (n=10; %16.7) ve C.tropicalis (n=7; %11.7) takip etmiştir. Dezenfeksiyon yöntemlerinin uygulanmaya başladıktan sonra 1. haftadaki kontrolde, gruplar arasında yapılan karşılaştırmada 1:100 sulandırmada gluteraldehit ve ozon terapi grubu ile klorheksidin ve mikrodalga grubu arasında (p:0.04) ve gluteraldehit ve ozon terapi grubu ile klorheksidin ve ozon terapi grubu arasında (p:0.007) mikroorganizma sayıları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Dezenfeksiyon yöntemlerinin uygulanmaya başladıktan sonra 1. aydaki konrolde, gruplar arasında dezenfeksiyon işlemi öncesinde protezlerden izole edilen mikroorganizma sayıları açısından değerlendirildiğinde; 1:1 sulandırmada klorheksidin ve mikrodalga grubu ile gluteraldehit ve mikrodalga grubu arasında anlamlı bir farklılık (p: 0.012), klorheksidin ve ozon terapi grubu ile sodyum hipoklorit ve ozon terapi grubu arasında (p: 0.035) ve gluteraldehit ve mikrodalga grubu arasında (p:0.001) izole edilen mikroorganizma sayısı açısından anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Çalışmamızın sonuçlarına göre; total protezlerin dezenfeksiyonunda en iyi sonuç klorheksidinin mikrodalga veya ozon terapi ile kombinasyonunda elde edilmiştir. Ayrıca total protezlerin temizliğinde kullanılan 6 farklı kombinasyonun da fungal yük miktarını düşürmede etkili olduğu ve bu etkinin kullanma süresinin uzaması ile daha da arttığı gösterilmiştir.

Candida albicansDezenfeksiyonDezenfektanlar+5
Rıbaz Tahsın Hayas Kakaı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Rezin siman ve alt yapı renginin farklı içerikteki seramik CAD/CAM bloklarının renk özellikleri üzerine etkisi

Estetik restorasyonlarda istenilen rengin elde edilebilmesi, kullanılan seramiğin yapısı, ışık geçirgenliği, kalınlığı, alttaki dişin rengi ve kullanılan kompozit rezin simanının rengi ve ışık geçirgenliği gibi faktörlere bağlıdır. Bu bilgilerin doğrultusunda planladığımız tez çalışmamızın amacı, farklı renkteki dişleri taklit eden kompozit alt yapı rengi, kullanılan seramik çeşidi ve rezin siman renginin restorasyonların final rengi üzerine etkisini değerlendirmektir. A2 renkte ve HT ışık geçirgenliğinde üretilmiş nanoseramik Cerasmart (GC Corp, Tokyo, Japonya) ve lösitle güçlendindirilmiş feldspatik seramik Initial LRF (GC Corp, Tokyo, Japonya) CAD/CAM bloklarından kesme cihazında 400 devir/dk. hızla ve su soğutması altında 0,8±0,02 mm kalınlığında seramik örnek dilimleri hazırlandı. Prepare edilmiş dişleri temsil etmek amacıyla, üretici firma tarafından A1 ve A3 renkte üretilmiş kompozit rezin kullanılarak 4 mm kalınlıkta alt yapı örneği elde edildi. Siman renginin; farklı içerikteki seramik örneklerin, farklı renkteki alt yapılara simantasyonunda final rengi üzerine etkisinin değerlendirilmesi için; dual polimerize rezin simanın (Variolink II Try-In; Ivoclar-Vivadent, Almanya) neutral(N), warm(W) ve translüsent (Tr) olmak üzere 3 farklı rengi kullanıldı. Çalışmada renk ölçümleri spektrofotometre cihazı ile yapıldı. Her ölçümdeki L, a, b değerleri kullanılarak CIEDE2000 formülüne göre ∆E00 hesaplandı. ∆E00 değerleri istatistiksel olarak değerlendirildi ve p<0.05 anlamlı kabul edildi. Çalışmamızda Initial LRF seramiklere A1 ve A3 alt yapılarında, light siman uygulaması sonrası ∆E00 ölçüm değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Diğer gruplarda anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak restorasyonun final rengi üzerinde materyal içeriğinin herhangi bir etkisinin olmadığı bulunmuştur. Koyu alt yapının ince seramik restorasyonlarda daha fazla renk değişimine neden olacağı sonucuna varılmıştır.

CAD/CAMCam seramiklerDental estetik+4
Aysıla Tekeli Şimşek
Uşak University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Protez kullanan ve kullanmayan tam dişsizlik olgularının tedavi sonrası ağız sağlığı ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Geleneksel tam protezler, tam dişsiz hastalar için önemli bir tedavi seçeneğidir. Bireylerin bir kısmının tam protez tedavisinden memnun kalmadığı ve yaşam kalitesinin azaldığı bilinmektedir. Ağız Sağlığı Etki Profili-14 (OHIP-14) ve Genel Ağız Sağlığı Değerlendirme Endeksi (GOHAI) anketleri, ağız sağlığıyla ilgili yaşam kalitesinin (OHRQoL) değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı geleneksel tam protezler ile tedavisi tamamlanan hastaların demografik faktörlerinin, protez tecrübelerinin, sistemik hastalıklarının OHIP-14 ve GOHAI ölçekleri aracılığı ile, ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesi ile ilişkisinin incelenmesi ve bu ölçeklerin karşılaştırılmasıdır. Çalışmamızda, Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı'nda tam protez tedavisi gerçekleşmiş 353 hastaya; cinsiyet, yaş gibi demografik bilgileri, protez tecrübesi, varsa önceki protezlerini kullanım süresi, gece protez kullanımı ve sistemik hastalıkları ve GOHAI ile OHIP-14 anketlerinin cevapları toplanmış ve istatistiksel analizi gerçekleştirilmiştir. GOHAI ve OHIP-14 ölçekleri güvenilir bulunmuş ve aralarında yüksek korelasyon tespit edilmiştir. Tecrübe varlığının GOHAI ölçeği davranışsal etkiler alt boyutu ile OHIP-14 ölçeği psikolojik rahatsızlık, sosyal yetersizlik ve handikap alt boyutlarını etkilediği görülmüştür. Yaş, tecrübe süresi, hekim tavsiyesine uyma ve gece protezleri çıkarma etkenlerinin ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesine etkisi bulunduğu tespit edilmiştir. Sistemik hastalık varlığı ve ilaç kullanımının, OHIP-14 ölçeğinin yalnızca psikolojik rahatsızlık alt boyutu arasında ilişki tespit edilmiştir. Cinsiyet, hipertansiyon ve diabetes mellitus varlığının ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesine herhangi bir etkisi olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak, geleneksel tam protez kullanan bireylerin ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitelerinin çeşitli faktörlere göre etkilendiği ve GOHAI ve OHIP-14 ölçeklerinin tam protez tedavi sonuçlarını değerlendirmek için etkili olabileceği tespit edilmiştir.

Ağız sağlığıDental protezlerTakma diş-tam+2
Merve Ünal Yakar
Uşak University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı implant bağlantılarının implant ve protetik parçalar üzerindeki yük dağılımına etkisinin sonlu elemanlar analiz yöntemi ile değerlendirilmesi

Dental implantlar, günümüzde kısmi ve tam dişsizlik olgularında akla gelen ilk tedavi seçeneği haline gelmiştir. Oklüzal kuvvetler altında doğal dişlerde, implantlarda ve çevre dokularda bir takım stresler oluşmaktadır. Bu çalışmada, farklı implant-abutment bağlantı tasarımlarının stres dağılımları sonlu elemanlar analizi ile incelenmiştir. Çalışmada, üç farklı implant-abutment bağlantı tasarımına sahip implant sistemleri sanal ortamda modellenmiştir. Daha sonra bu modeller ISO-14801 standardına uygun şekilde hazırlanan platforma yerleştirilmiştir. Ardından 300N kuvvet ile hem statik hem de 4Hz frekans ve 1x106 baskı sayısında dinamik yorulma testi uygulanmıştır. Çalışmanın bulgularına göre farklı implant-abutment bağlantı tiplerinde farklı stres dağılımları görülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre implant-abutment bağlantı tasarımının, implantların prognozunu etkileyeceği düşünülmektedir.

Dental bondingDental desteklerDental implantasyon+4
Metehan Yılmaz
Uşak University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Yüzey temizleme işlemlerinin seramik-rezin bağlanma dayanımına etkisinin in vitro olarak incelenmesi

İn vitro çalışmamızın amacı, farklı yüzey temizleme işlemlerinin kontamine seramik ile rezin siman arasındaki mikro-makaslama bağlantı dayanıklılığına etkisini değerlendirmektir. Tam seramiklerin ağız ortamında uzun dönem başarısı için restorasyon yüzey temizliğinin seramik-rezin bağlantısında önemli rol oynadığı görülmüştür. Farklı yüzey temizleyicilerinin kullanımı ile restorasyonların kontamine yüzeylerini etkili şekilde temizleyerek güçlü bir bağlantı oluşturulduğu iddia edilmektedir. Çalışmamızda kullanılan örnekler; Vita Suprinity (ZLS) ve IPS e.max ZirCAD (Y-TZP) bloklarından elde edildi. 1 mm ±0,02 mm kalınlığında elde dilen örnekler; silidir şeklindeki kalıplara otopolimerizan akrilik rezin ile gömüldü. Elde edilen 27'şer adet ZLS ve Y-TZP örnekler; non-kontaminasyon, tükürük – hava/su spreyi ( kontrol), tükürük - Ivoclean, tükürük – Katana Cleaner, light body – hava/su spreyi (kontrol), light body - Ivoclean, light body - Katana Cleaner ve light body - alkol olarak 9 gruba ayrıldı. Her gruba kimyasal değişiminin belirlenmesi için XPS analizi; mikroskobik yüzey değişiklikleri için SEM analizi yapıldı. Simantasyon için; yüzey işlemleri tamamlanan örneklere silan uygulandı. Silindir şeklinde hazırlanan kompozitler Panavia V5 ile örnek yüzeyine yapıştırıldı. Hazırlanan örneklerin, mikro-makaslama bağlanma dayanımı testi yapılarak bağ dayanım değerleri elde edildi. Kopan örneklerin kopma yüzeylerinde meydana gelen mikroskobik değişiklikleri araştırmak için stereomikroskop ile örnekler incelendi. Çalışmamızda; tükürük ve light body ile kontaminasyonun bağlanma değerini düşürdüğü görüldü. Tükürük ile kontaminasyon sonrası en iyi yüzey temizleme ajanı; ZLS ve Y-TZP örneklerde Katana Cleaner oldu. Light body ile kontaminasyon sonrasında ise hem ZLS hem de Y-TZP örneklerde en iyi yüzey temizleyicisi alkol oldu.

Protetik diş tedavisi
Özge Kırarslan Karagöz
Uşak University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı intraoral tarayıcılar ve konvansiyonel ölçü maddelerinin tek üye implantların ölçü doğruluğuna etkisi

İmplantüstü protetik restorasyonlar, günümüzde kısmi ve tam dişsizlik olgularında ilk akla gelen tedavi seçeneklerinden biri olmuştur. Kaliteli bir implantüstü protez üretebilmek için en önemli aşamaların başında ölçü aşaması gelmektedir. İyi bir ölçü alınıp, kemik içerisindeki implantların konumunu ana modele doğru transfer edilemediğinde sağlıklı bir protez üretmek mümkün olmamaktadır. Çalışmamızın amacı, günümüzde hızla gelişmekte olan çeşitli intraoral tarayıcı teknolojileri ile diş hekimliğinde yıllardır başarılı bir şekilde kullanılan konvansiyonel ölçü maddelerinin gerçeklik (trueness) ve tekrarlanabilirlik (precision) düzeylerini karşılaştırmaktır ve sonuç olarak bütün tarayıcı ve ölçü maddelerinin doğruluğunu (accuracy) karşılaştırmaktır. Çalışmamızda, molar bölgede tek implant bulunan çene modeli üzerinden 5 farklı intraoral tarayıcı ve 3 farklı konvansiyonel ölçü maddesi ile ölçüler alınmıştır. Alınan ölçülerden elde edilen STL (Standart Triangle Language) tarama verileri bir tersine mühendislik yazılımına yüklenerek, modelden endüstriyel optik tarayıcı ile elde edilen referans tarama üzerine tek tek çakıştırılmıştır. Ortaya çıkan sapma değerleri kaydedilmiştir. İstatistiksel analizin ilk adımı olarak normallik varsayımı Shapiro Wilk testi ile, varyans homojenliği ise Levene testi ile kontrol edilmiştir. Normallik varsayımının karşılandığı durumlarda sabit bir değer ile ölçüm ortalamalarının farkının incelenmesi için Tek Örneklem T testi; varsayımının karşılanmadığı durumlarda ise Wilcoxon İşaret Sıra testi kullanılmıştır. Normal dağılıma sahip olan üç ve daha çok bağımsız grubun ortalamalarının karşılaştırılması için ANOVA testi, varsayımların sağlanmadığı durumlarda ise Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Farkı yaratan grup ya da grupların belirlenmesi için Post Hoc Bonferroni ve Tamhane's T2 analizlerinden yararlanılmıştır. Analizler IBM SPSS 25 programında gerçekleştirilmiştir. Çalışmamızın sonunda, CEREC Primescan'in en yüksek doğruluk değerini gösterdiği bulunmuştur. Konvansiyonel ölçü maddeleri arasında ise en yüksek doğruluk değeri polieter grubunda tespit edilmiştir.

Berkay Enes Güngör
Uşak University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Tekrarlanan fırınlama işleminin zirkonya kronların marjinal uyum ve optik özelliklerine etkisinin araştırılması

Son yıllarda protetik rehabilitasyonlar için en çok tercih edilen seramik materyallerden biri haline gelen zirkonyanın, klinik başarıyı sağlayabilmesi için, üretim sonrası laboratuvar işlemlerinden olabildiğince az etkilenmesi gerekmektedir. Çalışmamızın amacı, üretim sonrası sıklıkla uygulanan işlemlerden biri olan tekrarlanan fırınlama işleminin, implant üstü tek üye monolitik zirkonya restorasyonların marjinal uyumuna ve optik özelliklerine etkisini incelemektir. Çalışmamızda, 24 numaralı bölgede implant analoğu (Evosoft, Türkiye marka) bulunan üst çene modeli kullanılmıştır. Model içerisindeki analog parçaya oturacak şekilde dijital ölçü postu yerleştirildikten sonra, Trios 3 (3 Shape, Danimarka) cihazı kullanılarak firmanın önerdiği tarama stratejilerine uygun şekilde dijital ölçüler alınmıştır. Bir tasarım programı olan Excocad (Align Technology Inc., ABD) yardımıyla tarama verilerine uygun kron ve dayanak tasarımı dijital olarak hazırlanmıştır. Frezeleme işlemi sonrası elde edilen restorasyonlar sinterlenmiş ve n=12 olacak şekilde toplamda 12 adet zirkonya kron (IPS e.max ZirCAD Prime, Schaan, Liechtenstein) ve 1 adet zirkonya ti-base (Evosoft, Türkiye) üzeri dayanak elde edilmiştir. Sinterizasyon işlemi tamamlanmış olan kronlar, sırayla bireysel dayanak üzerine yerleştirilerek stereomikroskop (Leica Model M80, Almanya) altında x16 büyütmede, her kron için belirlenen bukkal, palatinal, mesial ve distal yüzlerden görüntü alınmıştır. Aynı zamanda, klinik spektrofotometre cihazı olan Vita Easyshade V (VITA Zahnfabrik, Bad Säckingen, Almanya) kullanılarak renk ve translüsensi ölçümleri yapılmıştır. Renk ve translüsensi parametresi olarak, her malzeme için ideal siyah, beyaz ve gri day üzerinde aynı renk arka plan kullanılarak optik temasta CIEDE2000 renk farkı (ΔE00) incelenmiştir. Glazür (IPS Ivocolor, Ivoclar Vivadent, AG, Schaan, Liechtenstein) fırınlaması sonrasında (T1), 3. fırınlama sonrası (T2), ve 5. fırınlama sonrası (T3) ölçümler tekrarlanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde Tekrarlı Ölçümler ANOVA (F ve Greenhouse-Geisser İstatistiği) testi, normal dağılım olmadığında Friedman testi kullanılmıştır. Marjinal uyum ölçüm bulgularında, bukkal, palatinal ve mesial yüzeyler için istatistiksel olarak anlamlı fark bulunurken (p < 0,05), distal yüzey için anlamlı fark bulunamamıştır (p > 0,05). ΔE00 renk ölçüm bulguları arasında istatistiksel anlamda anlamlı fark bulunamazken (p> 0,05), l* ve b* değerlerinde anlamlı farklar bulunmuştur (p < 0,05). Translüsensi ölçüm bulguları arasında da istatistiksel olarak anlamlı farklar tespit edilmiştir (p <0,001). Çalışmanın sonuçlarına göre, tekrarlanan fırınlama işleminin monolitik zirkonya restorasyonların, uyum ve estetik değerlerini etkileyebileceği tespit edilmiştir. Bu nedenle, restorasyonlara mümkün olduğunca az sayıda fırınlama işlemi uygulanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler : dental marjinal uyum, zirkonyum, renk

Ayşegül Üçdal Aslan
Uşak University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Tekli implant üstü restorasyonların estetik sonuçlarının değerlendirilmesi

Diş implantları son yıllarda eksik dişlerin yerine konması için kullanılan en yaygın tedavi seçeneklerinden biri olmuştur. Komşu dişlerin nispeten sağlıklı olduğu tekli diş eksikliklerinde, kron köprü restorasyonlarının yerine dental implantlara giderek daha fazla yönelinmektedir. İdeal bir estetik implant restorasyonu vakasında, implant çevresindeki mukozal marjin, peri-implant yumuşak dokunun rengi, dokusu ve konturu komşu ve kontralateral dişlerle ve/veya implantlarla uyumlu olmalıdır. Tekli implant üstü protezlerin estetik değerlendirmesi, hastaların memnuniyetini artırmak, tedavi sonuçlarını optimize etmek ve diş hekimlerinin klinik uygulamalarını iyileştirmek için kritik bir öneme sahiptir. Bu çalışmada da bu estetik yönelim nedeniyle Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde yapılan tekli implant üstü protezlerin estetik performansını detaylı olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmamız Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde Ocak 2019 ile Mart 2024 tarihleri arasında hastalara yapılan tekli implant üstü protezlerin intraoral fotoğrafları incelemeyi amaçlayan retrospektif, kesitsel bir çalışmadır. Yapılan protezler Nikon d7100 body ve Nikon 105mm mikro lens (f/2.8G) ile çekilmiş olup ışık kaynağı olarak Nikon R1C1 makro twin flaş kullanılmıştır. Hastaların fotoğrafları 8 protez uzmanı tarafından değerlendirildi. Yapılan protezlerin estetiği PES (Pembe Estetik Skor) /WES (Beyaz Estetik Skor) kullanılarak kontralateral referans dişlerle karşılaştırılarak puanlandırıldı. PES/WES' in tanımlayıcı ve frekans analizi yapıldı. Verilerin analizinde IBM SPSS.27 programı ile uygun testlerle analiz edilmiştir. Sonuç: Bu çalışmada cinsiyet, yaş, immediat implantasyon ve immediat yükleme ile WES, PES ve PES/WES skorları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ancak genç hastaların estetik skorlarının, ileri yaştaki hastalara göre belirgin biçimde daha yüksek olduğu görülmüş; bu da yaşlanmanın yumuşak ve sert doku üzerinde olumsuz etkiler yaratarak estetik sonuçları düşürdüğünü düşündürmektedir. Periodontal sağlığı iyi olan hastaların PES ve PES/WES skorlarının anlamlı derecede yüksek bulunması, estetik başarı açısından periodontal sağlığın önemini ortaya koymuştur. Artan implant derinliğinin PES ve PES/WES skorlarında düşüşe yol açtığı gözlemlenmiş; bu durum, estetik performans için implant derinliğinin doğru bir şekilde ayarlanmasının önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, mezial ve distal kontakt noktası ile kemik tepesi seviyesi 5 mm ve altında olan hastaların estetik skorlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Çoklu lineer regresyon analizine göre yaş, implant derinliği ve mezial-distal kontakt noktası ile kemik seviyesi değişkenleri, PES/WES toplam puanının %30'unu açıklamaktadır.

Dental implantlarDental protez-implant destekliDental protezler+1
Ahmet Mahir Aktürk
Uşak University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Zirkonya içerikli farklı seramik materyallerin optik özelliklerinin incelenmesi

Monolitik zirkonya materyaller, üstün mekanik özelliklerine rağmen estetik açıdan yetersizlik gösterebilmektedirler. Son yıllarda, estetik beklentinin de artmasıyla hem monolitik oluşuyla yüksek mekanik dayanıma hem de üstün estetik özelliklere sahip olan %4 mol ve %5 mol itriyum oksitle stabilize edilmiş, yüksek translüsenside zirkonya materyaller üretilmiştir. Çok katmanlı zirkonya seramikler, monolitik zirkonya restorasyonların renginin iyileştirilmesi için bir çözüm olarak tanıtılmıştır. CAD-CAM sistemleriyle üretilen restorasyonların uyumları son derecede iyi olsa da genelde klinik uyumlama gerekli olmaktadır. Bu çalışmanın amacı; klinik uyumlama sonrasında yapılması gereken çeşitli yüzey parlatma işlemlerinin, 3 farklı çok katmanlı monolitik zirkonya materyalinin optik özellikleri ve faz değişimine olan etkisinin incelenmesidir. Çalışmada; Katana UTML, Katana STML ve IPS e.max ZirCAD MT Multi bloklarından 1 mm kalınlığında, 10 mm çapında, A1 renginde, 30'ar adet olmak üzere toplam 90 adet örnek elde edildi. Her bir materyale ait örneklem grubu kontrol, polisaj ve glazür olmak üzere rastgele 3 ayrı gruba ayrıldı. Her örneğin L*, a* ve b* değerleri yapılan yüzey bitirme işlemi sonrasında bir spektrofotometre yardımıyla incelendi. CIEDE2000 formülü yardımıyla örneklerin ∆E00 ve TP00 değerleri hesaplandı. Her alt gruptan 1'er örneğe XRD ve SEM analizleri yapıldı. ∆E00 ölçümlerinin veri analizleri IBM SPSS 25, TP00 ölçümlerinin veri analizleri IBM SPSS V23 programında gerçekleştirildi. Verilerin çok değişkenli normal dağılımına uyum gösterip göstermediği Shapiro Wilk testi ile kontrol edildi. Farklı materyal ve yüzey bitirme işlemlerinin ∆E00 üzerine olan etkisinin incelenmesi için İki Yönlü Tekrarlı Ölçümler ANOVA (Greenhouse-Geisser İstatistiği), TP00 ölçümlerinin karşılaştırılmasında ise İki Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) testi uygulandı. Farkı yaratan grup ya da grupların ortaya çıkartılması için Post Hoc Bonferroni testleri kullanıldı. Varyans homojenliği Levene testi ile kontrol edildi. Çoklu grup karşılaştırmaları Bonferroni testi ile incelendi. İstatistiksel olarak anlamlılık düzeyi "p<0,05" olarak belirlendi. Elde edilen sonuçlara göre SP ile SG (p<0,001), UP ile UG (p<0,001), ZG ile ZP (p=0,002) gruplarının ∆E00 değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar bulundu. Glazür işleminin sebep olduğu renk değişiminin, polisaja göre daha fazla olduğu görüldü. ZG grubu ile SG ve UG gruplarının ∆E00 değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar elde edildi (p=0,035 ve p=0,001, p<0,05). SG ve UG gruplarının renk değişim ölçümlerinin, ZG grubunun renk değişim ölçümlerinden daha yüksek olduğu bulundu. En fazla renk değişimi UG grubunda görüldü. Yapılan yüzey işlemleri ve materyal tiplerinin ortalama TP00 değerleri üzerine olan etkisi istatistiksel olarak anlamsız bulundu (p=0,132, p>0,05). Bütün materyal gruplarında polisaj işlemi ile ortalama TP00 değerleri artarken, bu artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Glazür işlemi ile bütün materyal gruplarının TP00 değerleri azalırken, bu azalma istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. SEM analizi değerlendirmelerine göre her iki yüzey bitirme işlemi de kontrol grubuna göre daha düzgün bir yüzey elde edilmesini sağladı. Glazür işleminin, polisaj işlemine kıyasla daha düzgün bir yüzey oluşturduğu görüldü. İki yüzey bitirme işlemi de örneklerdeki derin çizik, çukur ve olukları tamamen gideremedi. Yapılan XRD analizi sonuçlarında, bütün örneklerin grafik ve pik değerlerinin, difraktometrenin veri tabanında bulunan kübik zirkonya grafik ve pik değerleriyle uyumlu olduğu belirlendi. İncelenen hiçbir örnekte monoklinik faz piki gözlenmedi. Materyal içerisinde faz dönüşümü meydana geldiğini düşündüren herhangi bir bulguya rastlanmadı.

Faz analiziFaz dönüşümleriParlatma+2
Fatma Şehide Ercan
Uşak University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Konvansiyonel yöntemle ve 3 boyutlu yazıcıyla üretilen rezin dişlerin mekanik ve optik özelliklerinin karşılaştırılması

Protetik restorasyonlarda yapay dişlerin estetik görünümü kadar, aşınma direnci gibi fiziksel özellikleri de önem taşımaktadır. Yapay dişlerde meydana gelen aşınma ve renklenme gibi faktörler, bu materyallerin klinik performansını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca renk stabilitesi, yapay diş seçiminde önemli bir kriter olup, iç ve dış faktörlere bağlı olarak materyallerin zamanla renk değiştirmesi olasıdır. Bu in vitro çalışmanın amacı, prefabrik akrilik yapay dişlerin mekanik ve optik özelliklerinin, 3 boyutlu (3B) baskı teknolojisiyle üretilmiş rezin bazlı yapay dişlerle karşılaştırılmasıdır. Çalışmamızda geleneksel PMMA (Gnathostar), çift çapraz bağlı PMMA (SR Orthotyp S DCL) ve 3B baskı reçinesi (NextDent C&B MFH) olmak üzere üç farklı yapay diş materyali incelenmiştir. 3B baskı öncesi örnekler 3B modelleme programında programında (Blender, Amsterdam, Hollanda) tasarlanmıştır. Tasarlanan örnekler 3B yazıcı (NextDent 5100, NextDent, Soesterberg, Hollanda) ile üretici talimatları doğrultusunda üretilmiştir. Optik ve mekanik testlerin yapılabilmesi için yeterli yüzey alanına sahip alt 1. molar dişler test için seçilmiştir. Geleneksel PMMA ve çift çapraz bağlı PMMA yapısına sahip alt 1.molar yapay dişler (n=8) epoksi rezin içerisine okluzal yüzeyleri açıkta kalacak şekilde gömülmüştür. Tüm örnekler, zımpara cihazı (Mikrotest, İstanbul, Türkiye) kullanılarak sırasıyla 120, 400, 600, 1200 ve 2500 gritlik silikon karbür zımpara kağıtları ile devamlı su soğutması altında parlatılmıştır. Bu işlem, protezlerin bitim ve cilalama sürecini taklit etmek ve daha sonra mekanik özelliklerin test edilmesi için 3 mm ± 0.03 mm kalınlığında uygun düz bir yüzey elde etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tüm örnekler aşındırma testi öncesi laboratuvar tarayıcısı (AutoScan DS-EX PRO, Shining 3D, ÇİN ) kullanarak taranmıştır. Çiğneme simülatörü (Chewing Simulator CS-4.8 - SD Mechatronik, Almanya) kullanılarak aşındırılan örnekler yeniden taranmıştır. Öncesi ve sonrası taramalar bilgisayar programında (GOM Inspect, Almanya) çakıştırılıp aşınma miktarı mm cinsinden hesaplanmıştır.Yaşlandırma testi öncesi örneklerin renkleri gri fon üzerinde spektrofotomerte (Vita Easyshade V, VITA Zahnfabrik, Bad Säckingen, Almanya) ile ölçülmüştür. Termal siklus ile yaşlandırma sonrası renk ölçümleri tekrarlanmış ve CIEDE2000 renk farkı (ΔE) incelenmiştir. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde non-parametrik Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır.Aşınma değerlerinde gruplar arasında anlamlı fark bulunurken renklenme miktarlarında anlamlı fark bulunmamıştır. Çalışmamızın sonuçlarına göre yapay diş materyallerinin kimyasal içeriğine göre aşınma dirençleri ve renklenme miktrarları değişmekte, kullanılan protezlerin klinik ömrünü ve hasta konforunu etkileyebileceği düşünülmektedir. Klinisyenlerin yapay diş seçiminde bu sonuçları dikkate alarak uygun materyali kullanması önerilmektedir.

Semih Bozdoğan
Uşak University
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Konvansiyonel ve dijital yöntemle üretilen akrilik rezinlerin optik ve mekanik özelliklerinin araştırılması

Günümüzdeki dijital gelişmeler tam protezlerin üretiminde CAD/CAM (Computer Aided Design/Computer Aided Manufacturing) teknolojisinin kullanımına olanak sağlamıştır. Dijital olarak üretilen protezlerin randevu sürelerinin azaltılması, prepolimerize bloklardaki polimerizasyon büzülmesinin önüne geçilmesi, mikrobiyal kontaminasyonun azaltılması gibi avantajları bulunmaktadır. Hastanın kullandığı tam protezlerin temiz olması ağız sağlığının korunması amacı ile önem taşımaktadır. Bu sebeple protezlerdeki kaide materyallerinin fiziksel özelliklerinin ve renk stabilitesinin istenen değerlerde olması beklenmektedir. Çalışmanın amacı iki farklı dijital yöntem ile hazırlanan protez kaide materyallerinin fiziksel ve optik özelliklerinin geleneksel yöntem ile üretilen ısı ile polimerize PMMA ile karşılaştırılmasıdır. Her gruptan n=12 örnek üretilmiş ve örneklere önce kahve sonrasında protez temizleyici ajanı uygulanmıştır. Uygulamalar sonrasındaki yüzey pürüzlülüğü, su absorpsiyonu ve renk değişimleri araştırılmıştır. Yüzey pürüzlülüğü kontak profilometre, su absorpsiyonu hassas terazi, renk ölçümü ise kolorimetre ile ölçülmüştür. Yüzey pürüzlülüğünde kahve sonrası ölçümlerde 3B ile geleneksel ve eksiltmeli gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,001 ve p=0,038). Geleneksel ve eksiltmeli gruplardaki ölçümler 3B grubu ölçümlerinden yüksektir. Su absorpsiyon analizlerinde ise zaman*grup etkileşim etkisinin anlamlı olmadığı tespit edilmiştir (p=0,641) bu sebeple zamanlar arası ölçümler arasında da anlamlı fark yoktur (p>0,05). Renk ölçümünde başlangıçta 3B ile geleneksel ve eksiltmeli örnek gruplarının arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar gözlenmiştir (p<0,001 ve p<0,001). Temizleme sonrası için yapılan testlere göre 3B eklemeli ile geleneksel ve eksiltmeli gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar belirlenmiştir (p<0,001 ve p=0,033). 3B ölçümleri geleneksel ve eksiltmeli grup ölçümlerinden yüksektir. Kahve sonrası protez temizleyici ajan uygulanması 3B baskı grubu kaide materyalleri için renklenmeyi önlemede yeterli olmamıştır.

Ecem Güler
Uşak University
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı tipte üretilmiş raşetlerin torklama etkinliğinin değerlendirilmesi

İmplant destekli protezlerde kullanılan vida bileşenlerinin uzun dönem başarısında, vida gevşemesini önlemek için uygulanan ön yükleme kuvveti kritik öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, farklı tip ve markalara ait yeni ve klinikte kullanılmış mekanik tork sınırlayıcı cihazların (MTSC), hedeflenen tork değerine ulaşmadaki doğruluklarını değerlendirmektir. Çalışmaya yaylanım ve sürtünmesel tip olmak üzere iki farklı mekanizmaya sahip toplam 18 cihaz dahil edilmiştir (Dentis, XGate, Grealth/Universal). Her markadan üçer yeni ve üçer en az altı ay klinikte kullanılmış cihaz seçilmiştir. Ölçümler üretici talimatlarına uygun olarak Dentis için 20 ve 30 Ncm, XGate için 15 ve 30 Ncm, Grealth için 15, 20 ve 30 Ncm hedef torklarda yapılmıştır. Tüm ölçümler yüksek hassasiyetli Mark-10 Cap Torque Tester TT01-100 (Mark-10 Corp., ABD) ile, standart bir operatör tarafından yaklaşık 4 saniyelik uygulamalarla gerçekleştirilmiş ve her cihaz için her hedef torkta 10 tekrar yapılmıştır. Veriler MESURLite (Mark-10 Software) yazılımı ile saniyede 10 örnekleme hızıyla kaydedilmiştir. Çalışmada incelenen tüm mekanik tork sınırlayıcı cihazların ortalama sapmaları, klinik kabul sınırı olan ±%10 bandı içinde kalmıştır. Marka, sistem tipi ve kullanım durumu ana etkilerinde istatistiksel fark bulunmamıştır (p>0,05). Alt grup analizlerinde Dentis cihazlarda Tork × Kullanım etkileşimi anlamlı bulunmuştur (p<0,001); 30 Ncm'de yeni cihazlarda sapma daha yüksek, 20 Ncm'de ise kullanılmış cihazlarda daha belirgin sapma kaydedilmiştir. Grealth (Universal) cihazlarda 15 Ncm'de sapmalar sınırın üzerinde ve 30 Ncm'de yeni cihazlarda sınır değerine yakın bulunmuş, ancak bu farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0,05). XGate cihazlarda düşük torkta (15 Ncm) kullanılmış gruplarda geniş varyasyon ve bazı ölçümlerde %15'in üzerinde sapmalar gözlenmiştir; ancak bu sonuç da istatistiksel anlamlılığa ulaşmamıştır (p=0,052). Marka ve kullanım koşulları cihaz doğruluğunda mekanizma tipinden daha belirleyici bulunmuştur. Klinik güvenilirlik için tüm cihazların düzenli kalibrasyonlarının yapılması, düşük tork değerlerinde doğrulamanın sıklaştırılması ve yeni cihazların klinik kullanıma sunulmadan önce test edilmesi önerilmektedir.

Aybike Son
Uşak University
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı sinterizasyon hızlarının dental zirkonyaların optik özellikleri üzerine etkisi

Monolitik zirkonya materyaller, yüksek mekanik dayanımlarına karşın estetik açıdan sınırlılıklar gösterebilmektedir. Güncel estetik beklentiler doğrultusunda hem mekanik direnç hem de yüksek translusensi sağlayabilen %4 ve %5 mol itriyum oksit ile stabilize edilmiş yeni nesil zirkonya materyalleri geliştirilmiştir. Renk geçişlerini iyileştirmeyi amaçlayan çok katmanlı zirkonya seramikler de klinik kullanıma sunulmuştur. CAD/CAM sistemleriyle elde edilen restorasyonlar yüksek uyum göstermelerine rağmen klinik uyumlamaya gereksinim duymakta, bu da yüzey bitirme işlemlerini zorunlu kılmaktadır. Bu çalışmada, farklı sinterleme protokolleri ve polisaj işlemlerinin çok katmanlı monolitik zirkonya materyallerin optik özellikleri, yüzey pürüzlülüğü ve faz yapısına etkileri araştırılmıştır. Araştırmada Katana UTML, VITA YZ ST ve VITA YZ XT bloklarından, ISO 6872 standardına uygun şekilde 10 mm çapında ve 1 mm kalınlığında toplam 96 disk hazırlanmıştır. Örnekler geleneksel, hızlı ve yüksek hızlı olmak üzere üç farklı sinterleme protokolüne tabi tutulmuş, ardından polisaj işlemleri uygulanmıştır. Renk değişimi (ΔE₀₀) ve translusensi (TP₀₀) spektrofotometre ile; yüzey pürüzlülüğü (Ra) profilometre ile değerlendirilmiş, faz yapısı XRD analizleriyle incelenmiştir. İstatistiksel analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgulara göre sinterleme protokolünün renk değişimi (ΔE₀₀) üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamış, tüm gruplarda elde edilen değerler klinik olarak kabul edilebilir sınırlar içerisinde kalmıştır. Translusensi parametresi (TP₀₀) esas olarak materyal tipine bağlı bulunmuş; VITA YZ XT en yüksek, VITA YZ ST ise en düşük değerleri göstermiştir. Polisaj işlemi tüm materyallerde yüzey pürüzlülüğünü istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azaltmıştır. XRD analizleri, tüm materyallerde ana fazın tetragonal ZrO₂ olarak korunduğunu, monoklinik faz oluşmadığını ve kristal yapının hem polisaj öncesinde hem de sonrasında stabil kaldığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, estetik performansı belirlemede temel faktörün kullanılan zirkonya materyali olduğu; sinterleme protokollerinin ise esasen üretim süresini etkileyen ikincil bir unsur olduğu görülmüştür. Polisaj işlemi yüzey kalitesini anlamlı şekilde iyileştirirken, hızlı sinterleme protokollerinin klinik süreçleri kısaltarak uygulamalara pratik katkı sağlayabileceği sonucuna varılmıştır.

İbrahim Taş
Uşak University
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Temizleme yöntemlerinin tükürük ile kontamine yüksek translüsens zirkonyanın bağlanma dayanımına etkisi

Çalışmanın amacı tükürük ile kontamine edilmiş yüksek translüsens zirkonyalarda farklı temizleme yöntemlerinin makaslama bağlantı dayanıklılığına etkisinin incelenmesidir. 7x7x3 mm boyutlarında alüminyum oksit kumlama yapılmış 120 adet zirkonya örnek 8 gruba ayrılmıştır (n=15). Tükürük kontaminasyonu olmayan grup kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Erken MDP grubunda kontaminasyon öncesi MDP içeren primer uygulaması yapılmış ve doğal tükürük bir katman sürülerek kontamine edilmiş, 3 dk kontaminasyon için beklenmiştir. Kontrol grubu harici tüm gruplarda tükürük uygulaması aynı prosedürle yapılmıştır. Kontamine edilen gruplar Ivoclean pastası, %5.25'lik NaOCI solüsyonu, %37'lik fosforik asit jeli, %1'lik fitik asit solüsyonu, hava-su spreyi ve tekrar kumlama işlemi ile temizlenmiştir. Tüm örneklere self-adeziv rezin siman, standart kit yardımıyla uygulanmıştır. 5000 devirlik termal siklus sonrası tüm örneklerde universal test cihazı kullanılarak makaslama bağlantı dayanıklılığı ölçülmüştür. Kırılma yüzeyleri stereomikroskop ile incelenmiştir. Her gruptan rastgele 1 örnek seçilerek SEM ve EDS analizi uygulanmıştır. Sonuçların istatistiksel değerlendirilmesi Kruskal-wallis ve Bonferroni analizleriyle yapılmıştır. Hava-su spreyi, fitik asit ve fosforik asit grupları kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bağlantı değerleri gösterirken (p<0.05) Ivoclean, erken MDP, NaOCI ve Al2O3 gruplarıyla kontrol grubu arasında ise istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. EDS değerlendirmesine göre fosforik asit grubunda fosfor elementi, fitik asit ve hava-su spreyi gruplarında ise karbon elementi kontrol grubuna kıyasla daha yüksek konsantrasyonlarında tespit edilmiştir. Bu çalışma ile tükürük kontaminasyonu öncesi MDP içeren primer uygulaması, Ivoclean pastası, %5.25'lik NaOCI ve tekrar kumlama yöntemleri tükürük kontaminasyonun temizlenmesi ve yüksek bağlantı değerlerinin elde edilmesinde başarılı görülmüştür.

Dental bondingDental materyallerDental stres analizi+3
Amine Kübra Cengiz
Hacettepe University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı üretim teknikleriyle üretilen protez kaide materyallerinden salınan rezidüel monomer miktarının karşılaştırılması

3 boyutlu yazıcı teknolojisi kullanımı dental alanda hızla artmaktadır. Bilgisayar destekli üretim kategorisinde bulunan eklemeli üretim olarak da adlandırılan bu teknoloji protez kaidesi üretimi için de kullanılmaktadır. Protez kaidesi üretimi için kullanılan polimerlerin polimerizasyonu sırasında, tüm monomerler tepkimeye katılamaz ve polimer içerisinde serbest halde bulunurlar. Rezidüel monomerler oral kaviteye sızarak inflamasyon, iritasyon, hipersensitivite gibi sitotoksik ve alerjik etkiler yaratabilirler. Protezin hastaya teslimi öncesinde polimer içerisinde veya etrafında kalan rezidüel monomer miktarını azaltmak amacıyla farklı yöntemler uygulanmaktadır. Bu çalışmanın amacı farklı rezidüel monomer miktarı azaltma yöntemleri uygulanan konvansiyonel ısı ile polimerize veya 3 boyutlu yazıcı ile üretilen protez kaide materyallerinden 1gün ve 1 hafta içerisinde salınan rezidüel monomer miktarlarını karşılaştırmaktır. Kullanıcı talimatlarına göre 3 boyutlu yazıcı ile (n=96) konvansiyonel yöntem ile (n=96) olmak üzere toplam 192 polimer örneği üretilmiştir. Her iki grup uygulanacak rezidüel monomer azaltma yöntemleri için 4 farklı alt gruba (n=24) bölünmüştür. Her alt grup ise 1 gün ve 1 hafta bekleyecek şekilde tekrar ikiye ayrılmıştır. Oluşturulan alt gruplardaki örneklere (n=24); herhangi bir işlem uygulanmayan (kontrol), 5 dakika ultrasonik (40khz) izopropil alkol banyosu (%99), 24 saat distile su banyosu, 3 dakika etano l(%99) banyosu olmak üzere rezidüel monomer azaltma yöntemleri uygulanmıştır. 3ml %75 etanol sıvısında 1 gün ve 1 hafta bekletilen polimer örneklerinden salınan rezidüel monomer miktarını belirlemek amacıyla yüksek performanslı sıvı kromatografi (HPLC) yöntemi uygulanmıştır. Konvansiyonel ısı ile polimerize olan total protez kaidesi örneklerinden salınan MMA ve EGDMA, 3 boyutlu yazıcı ile üretilen protez kaide örneklerinden salınan UDMA ve TEGDMA monomerleri analiz edilmiştir. Veriler rezidüel monomer azaltma yöntemleri için Kruskal Wallis ile değerlendirilmiştir. Aynı rezidüel monomer azaltma yönteminin uygulandığı 1 gün ve 1 hafta bekletilen gruplar arasında ise Mann Whitney U testi uygulanmıştır. 3 boyutlu yazıcı ile üretilen gruplarda 5 dakika ultrasonik izopropil alkol banyosu uygulanan ve 3 dakika etanol(%99) banyosu uygulanan 1 gün ve 1 hafta bekletilen gruplarda UDMA ve TEGDMA monomerleri salınım miktarları açısından kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Konvansiyonel yöntem olan ısı ile polimerize kaide materyali örnek gruplarında ise rezidüel monomer azaltma yöntemleri açısından bir fark bulunamamıştır (p>0,05). 3 boyutlu yazıcı ile üretilen protez kaide materyaline uygulanan ultrasonik izopropil alkol banyosu veya etanol banyosu rezidüel monomer salınımını önemli ölçüde azaltmıştır. Anahtar Kelimeler: rezidüel monomer, eklemeli üretim, protez kaide materyali, rezidüel monomer azaltma yöntemleri, yüksek performanslı likit kromatografisi

Dental materyallerDental protezlerKromatografi-sıvı+4
Mert Tezcan
Hacettepe University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İmplant destekli sabit protez yapımında direkt dijital ölçü için kullanılan farklı tarama postlarının hassasiyetinin değerlendirilmesi: metodolojik klinik çalışma

İmplant destekli restorasyonun üretiminde dijital iş-akışı için kullanılan tarama post ve ilişkili kütüphanesinin restorasyonun klinik özellikleri üzerinde etkili olduğu bilgisi klinik bilimsel çalışma esaslı değildir. Çalışmanın amacı, implant destekli sabit protezlerin direkt dijitalizasyonu için kullanılan farklı tarama postları ve kütüphanelerinin hassasiyetinin klinik ve analitik olarak değerlendirilmesidir. Çalışmaya kısa bölümlü dişsizliğin iki implant destekli restorasyon ile tedavi edildiği 25 hasta dahil edildi. Konfokal mikroskopi tarama teknolojisi ve "image stitching algorithm" ile kayıt alan bir ağız içi tarayıcı kullanılarak orijinal, orijinal olmayan ve jenerik olmak üzere üç farklı tarama postu ile kayıt alındı. Her bir kayıttan tam kontur restorasyonlar üretildi ve implant uyumu, okluzal ve arayüz temas ilişkisi açısından incelendi. Ayrıca hastaların dijitalizasyon ve uyumlama aşamasındaki değerlendirmeleri kaydedildi. Tarama postlarının üç boyutlu uzaysal konumları dijital olarak analiz edildi. Klinikte restorasyonların hepsinin implantla uyumu pasif olarak kaydedildi, okluzal ve arayüz temas ilişkisi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmedi. (p>0.05) Hastalar için ağız içi tarayıcı kullanımının kaygı düzeyi düşük, uygulama kolaylığı yüksek, restorasyonların da uyumlama süresinin az ve konforunun yüksek olduğu belirlendi. Restorasyona destek olan orta hatta yakın ve uzak implant ile birleştirilen tarama postları arasındaki açı farklılıkları her iki çenede de istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermedi. (p>0.05) Direkt dijitalizasyondaki tarama postu farklılıklarının restorasyonun kabul edilebilir klinik doğruluğu ve implantın 3B dijital kaydı üzerinde etkili olmadığı belirlendi. Anahtar kelimeler: dijital diş hekimliği, ağız içi tarayıcı, implant tarama postu.

Dental protez-implant destekliDental protezlerDental restorasyon+3
Fatmanur Demir
Hacettepe University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İmplant üstü dijital ölçülerde tarama gövdelerinde yapılan modifikasyonun dijital ölçü hassasiyetine etkisi: In vitro çalışma

İmplant üstü restorasyonların dijital iş akışı ile yapılmasında kullanılan tarama gövdelerinde yapılan modifikasyonların ölçü hassasiyetine etkisi ile ilgili literatürde yeterli bilgi yoktur. Bu çalışmanın amacı, farklı ağız içi tarayıcılarla alınan dijital ölçülerde tarama gövdelerinde yapılan modifikasyonların ölçü hassasiyetine olan etkisini incelemektir. Bu amaçla, üç boyutlu yazıcıdan üretilen parsiyel üst çene dişsiz modele iki adet implant yerleştirilmiştir. İmplantların üç boyutlu konumu belirlemek içi laboratuvar tarayıcısı ile tarama yapılıp referans veri kümesi elde edilmiştir. Çalışmada tarama gövdelerinde yapılan modifikasyonlara göre 4 grup oluşturulmuştur: Grup 1; modifikasyon yapılmamıştır, Grup 2; proksimal yüzeyden 2x3 mm genişliğinde alan ile çıkartılmıştır, Grup 3; proksimal yüzeyden 3x4 mm genişliğinde alan çıkartılmıştır, Grup 4; vida giriş yuvasını bir bölümünü kapsayan 3x6 mm genişliğinde alan çıkartılmıştır. Her grupta üç farklı ağız içi tarayıcı (Itero Element 2, 3shape Trios 4, Medit i500) ile dijital ölçü alınmıştır (n=10). Ağız içi tarayıcılardan elde edilen dijital veriler, referans veri kümesi ile matematiksel çakıştırma algoritma programı kullanılarak ölçü hassasiyeti değerlendirilmiştir. Sonuçların değerlendirilmesi için Mann-Whitney U non-parametrik istatistiksel analiz testi kullanılmıştır. Ağız içi tarayıcıdan bağımsız olarak her iki implant bölgesinde de gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Grup içi karşılaştırmalarda ağız içi tarayıcılar arasında Grup 1 ve 2'de anlamlı bir fark bulunmazken (p>0.05), Grup 3 ve 4'te tarayıcılar arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Açısal sapma değerleri incelendiğinde ise her iki implant bölgesi için cihazlar arası istatistiksel fark anlamlı değildir (p>0.05). Tarama gövdelerinde yapılan modifikasyonlar ölçü hassasiyetini etkilemektedir. Ağız içi tarayıcıların, bölümlü dişsizliklerdeki implant üstü dijital ölçü hassasiyeti benzerdir.

AğızDental implantasyonDental implantlar+1
Sema Merve Uzel
Hacettepe University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Tam kron preparasyonunda bitiş sınırı ve yüzey geometrisinin dijital ölçü hassasiyetine etkisi: İn vitro çalışma

Ağız içi tarayıcılar ile elde edilen dijital ölçülerde farklı preparasyon tasarımlarının hassasiyeti etkilediği rapor edilmiştir. Bununla birlikte, kron preparasyonunda bitiş sınırı geometrisinin ve preparasyon sırasında oluşabilecek keskin yüzeylerin dijital ölçü hassasiyetine etkisi ile ilgili çalışmalar yetersizdir. Bu çalışmanın amacı, tam kron preparasyonunda bitiş sınırı ve yüzey geometrisinin dijital ölçü hassasiyetine etkisini incelemektir. Bu amaçla, üç farklı bitiş sınırı (shoulder, chamfer, rounded shoulder) ve iki farklı okluzal geometriye (keskin ve yuvarlatılmış) sahip altı adet prepare diş modeli oluşturuldu. Her grupta, endüstriyel tarayıcı (Atos II TripleScan) ile elde edilen dijital veriler referans model olarak kullanıldı. Modeller üç farklı ağız içi tarayıcı (iTero Element 2, Trios 4, Medit i500) ile tarandı (n=10). Referans veriler ile ağız içi tarayıcılardan elde edilen dijital ölçü verileri best-fit programıyla çakıştırılarak ölçü hassasiyeti değerlendirildi. Verilerin istatistiksel analizinde R yazılımı (versiyon 4.1.2) kullanıldı. Gruplar ve tarayıcılar arasındaki farklılıklar Mann-Whitney U non-parametrik testi ile incelendi. Gruplar arasında fark bulunması durumunda, Conover ikili karşılaştırma testi uygulandı. Tüm analizler için istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Tüm ağız içi tarayıcılar için shoulder bitiş sınırına sahip modeller daha yüksek sapma değerleri gösterdi (p<0.05). Keskin okluzal geometriye sahip modeller yuvarlatılmış olanlara kıyasla daha yüksek sapma değerleri gösterdi (p<0.05). Tüm örnekler için klinik olarak kabul edilebilir hassasiyette dijital ölçüler elde edildi.

Dijital taramaKronlarSayısal tarayıcılar+1
Aylin Günel
Hacettepe University
2022
00