Yozgat Bozok University
Discipline

Horticulture

Yozgat Bozok University

875

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de doğal olarak yetişen bazı eğrelti türlerinde spor kültürü yöntemi ile mikroçoğaltım ve histolojik analizler

Bu çalışma kapsamında; ülkemizde doğal olarak yetişen bazı eğrelti türlerinde (Asplenium scolopendrium, Asplenium adiantum-nigrum, Asplenium trichomones, Asplenium septentrionale) spor kültürü yöntemi ile mikroçoğaltımı ve gametofitik ve sporofitik evrelerin histolojik analizler ile farklılaşmalarının gözlenlenmesi amaçlanmıştır. Ülkemizin önemli bir genetik zenginliği olan eğrelti türlerinin in vitro koşullarda çoğaltım olanaklarının araştırılması amacıyla, sporlar kullanılarak in vitro çimlendirme ve ardından gametofit oluşturan sporlardan farklılaşma denemeleri kurulmuştur. Denemede bitki büyüme düzenleyicilerinden; NAA (0, 0.5, 1, 2 mgL-1), BA (0, 0.5, 1, 2 mg L-1), IBA (0, 0.5, 1, 2 mg L-1) ve KIN (0, 0.5, 1, 2 mg L-1)'nin farklı kombinasyon ve konsantrasyonları kullanılarak bitkilerin in vitro'da gelişim ve farklılaşmaları gözlenmiştir. Çalışma sonucunda; tüm eğrelti türlerindeki, sporların canlılık oranları, sporların çimlenme oranları, gametofitlerin yapısı, gametofitlerin sporofitlere dönüşüm oranları ve bu evrelerde meydana farklılaşmalar histolojik analizler ile saptanmıştır.

Macide Burcu Kekil
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kuraklık stresine maruz bırakılan çileklerde triptofan uygulamalarının etkileri

Deneme 2023 yılında Yozgat Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesine ait ısıtmasız cam serada yürütülmüştür. Araştırmada Albion çilek çeşidi kullanılmış ve bu fideleri 2:1 oranında torf:perlit karışımı ile doldurulan 1 litrelik potlara dikilmiştir. Kurak koşullarda triptofan uygulamalarının çilek fidelerinin vejetatif ve bazı biyokimyasal özellikleri üzerine etkisini belirlemek üzere bazı vejetatif büyüme (yaprak alanı, kök uzunluğu, klorofil miktarı, gövde çapı ve bitki ağırlıkları) ve biyokimyasal (prolin, MDA ve H2O2) parametreler incelenmiştir. Kuraklık stresi ile birlikte incelenen bütün parametrelerde azalma meydana gelirken TRP uygulamalarının bu azalmayı hafiflettiği belirlenmiştir. En büyük yaprak alanı normal şartlarda (353.37 cm2) yetiştirilen fidelerden elde edilirken kurak stresine (230.09 cm2) maruz kalanlarda yaprak alanı küçülmüştür. TRP dozları incelendiğinde sadece 2.0mM uygulamasının (364.61 cm2) kontrole (272.11 cm2) kıyasla daha büyük yaprak alanı oluşturduğu görülmüştür. Klorofil miktarı incelendiğinde kurak şartlarda yetiştirilen fidelerin yaprak klorofil içeriği (47.20 SPAD) normal şartlarda yetiştirilen fidelere (44.87 SPAD) oranla daha fazla olmuştur.1.0mM TRP dozu klorofil içeriğini (50.00 SPAD) en fazla arttıran uygulama olmuştur. Bitki ağırlıkları değerlendirildiğinde yetiştirme şartlarının taze yaprak ve gövde ağırlıkları üzerine etkili olduğu görülmüştür. Kuraklık stresi bu ağırlıkları azaltmıştır. Biyokimyasal parametreler üzerine yetiştirme şartları önemli olurken TRP uygulamalarının etkisi önemsiz çıkmıştır.

Serpil Kızılay
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sodyum nitroprussidin çilek bitkisinde sel baskını stresine karşı etkilerinin belirlenmesi

Bitkiler çeşitli anatomik yapıda düzenlemeler ile hipoksi stresine uyum sağlayabilmektedir. Köklerde ve/veya yapraklarda gaz boşluğu oluşumu, bitkilerin oksijen depolanmasına yardımcı olur. Nitrik oksit (NO) bitkilerde aerenkima oluşumunu tetikler. Mevcut çalışmada, sel baskını koşulları altında sodyum nitroprussidin (NO donörü olarak SNP) çilek bitkisi üzerindeki etkilerini değerlendirilmiştir. Albion çeşidi çilek bitkileri saksılara dikilmiş ve dikimden 1 ay sonra bitkilere, 100 μmol SNP çözeltisi ve sel baskını uygulanmıştır. SNP uygulamasından 2 saat sonra bitkilere sel baskını uygulanmıştır. Kontrol bitkileri optimum toprak nemi koşullarında tutulmuştur. Bitkilerin bir kısmı stres uygulandıktan 1 ve 2 gün sonra hassas bir şekilde söküm işlemi gerçekleştirilmiş ve iyi drenajlı koşullar altında 14 günlük iyileşme süreci takip edilmiştir. Çalışmanın sonunda sel baskını stresi çilek büyümesini baskılamış ve klorofil biyosentezini engellemiştir. SNP uygulaması, sel baskını koşulları altında bitki büyümesini, korteks hücre büyümesini ve ksilem iletim demeti çapını geliştirmiştir. Ayrıca SNP meyve kalite özelliklerini arttırmıştır. SNP uygulaması, stresli olmayan koşullarda sünger parankimasının dayanıklılığını güçlendirirken, stresli dönemlerde süngerimsi hücrelerin gaz üretimini artırmıştır.

Emrullah Kaya
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yozgat ve yöresinde doğal olarak yetişen bazı badem genotiplerinin SSR moleküler markör tekniği ile karakterizasyonu

Badem (Prunus dulcis L.) Rosaceae familyasına ait sert kabuklu bir meyve türüdür. SSR markörleri genetik karakterizasyon çalışmalarında kullanılan en güçlü ve etkili moleküler markörlerdendir. Bu çalışmada, Yozgat ve çevresinde doğal olarak yetişen dokuz adet badem genotipi ve yedi adet yerli ve yabancı badem çeşidinin genetik çeşitliliği ve filogenetik ilişkileri, 18 SSR moleküler markör kullanılarak detaylı bir şekilde açığa çıkarılmıştır. Analizler sonucunda, her bir SSR lokusu için 3 ile 11 arasında değişen toplam 132 allel tespit edilmiş ve ortalama allel sayısı ise 7 olarak belirlenmiştir. En yüksek allel sayısına UDAp-439 lokusunda ulaşılmıştır. Genetik çeşitlilik sonucunda etkili alellerin sayısı (Ne) 2.11 (CPPCT008) ile 6.76 (BPPCT011) arasında değişmektedir, ortalama değeri ise 4.90'dır. Gözlemlenen heterozigotluk (Ho), genotipler arasında 0.31 ile 1.00 arasında değişirken, ortalama değeri 0.73 olarak bulunmuştur. En yüksek heterozigotluk değeri (1.00), BPPCT032 lokusunda belirlenmiştir. Beklenen heterozigotluk (He), UDAp-439, BPPCT032 ve BPPCT011 lokuslarında en yüksektir ve ortalama 0.78 olarak hesaplanmıştır. Lokusların polimorfizm bilgi içeriği (PIC) değerleri, genetik çeşitliliği ve markörlerin ayrım gücünü gösterir. Bu çalışmada, PIC değerleri 0.44 (CPPCT008) ile 0.83 (UDP98-411, UDAp-439, BPPCT032 ve BPPCT011) arasında değişmektedir. Bu sonuçlar, kullanılan SSR markörlerinin yüksek ayrım gücüne ve genetik çeşitliliğin detaylı bir şekilde analiz edilebilmesine olanak tanıdığını göstermektedir. UPGMA yöntemi ile elde edilen dendogram ve PCoA grafiği birlikte incelendiğinde badem çeşitlerinin ve genotiplerinin iki farklı kümeye ayrıldığı daha sonra dört farklı alt kümelere bölündüğü saptanmıştır. Genetik benzerlik katsayıları, 0.24 ile 0.88 arasında değişmektedir. Dendrogram ile STRUCTURE sonuçlarıda birbine çok benzemektedir. UPGMA, yapı analizi ve PCoA kullanılarak incelenen genel genetik farklılaşma modelleri birbiriyle uyumludur. Bu çalışma, Yozgat bölgesindeki badem genotiplerinin ve çeşitlerinin genetik çeşitliliğini ve ilişkilerini başarılı bir şekilde karakterize etmiştir. Bu çeşitlilik, bölgenin badem genetik kaynakları açısından zengin olduğunu ve ıslah çalışmaları için potansiyel teşkil ettiğini işaret etmektedir.

Gizem Buse Yangöz
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yozgat ve yöresinde doğal olarak yetişen bazı badem genotiplerinin pomolojik ve biyokimyasal analizleri

Bu araştırmada, Türkiye'nin Yozgat yöresinde doğal olarak yetişen badem genotiplerinin karakterize edilmesi ve ıslah programları için potansiyel adayların belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Pomolojik özellikler, yağ içeriği ve yağ asit profilleri analiz edilmiştir. Yağ asit profillerinin belirlenmesi için alev iyonizasyon detektörü (FID) ile donatılmış gaz kromatografisi (GC) kullanılmıştır. Ayrıca, ısıl harita (heatmap) ve Temel Bileşen Analizi (PCA) gibi analizler, incelenen özelliklere dayanarak farklı badem genotipleri arasındaki değişim desenlerini ve ilişkileri keşfetmek için gerçekleştirilmiştir. Gözlemler, yeşil kabuğun sert kabuktan ayırlması, meyve kabuk ve meyve içi rengi ve şekli gibi özellikler açısından genotipler arasında önemli varyasyonlara işaret etmektedir. Bu farklılıklara rağmen, tüm genotipler istenen tüysüz özelliğe sahip olarak ortak bir özellik sergilemiştir. Pomolojik ölçümler, özellikle kabuklu badem ağırlığı, sert kabuk ağırlığı ve meyve içi boyutları bakımından genotipler arasında önemli farklılıklar göstermiştir. Genotip 4, en yüksek toplam yağ içeriğini gösterirken, genotip 9 en düşük değere sahip olduğu saptanmıştır. Yağ asit profillerinde oleik asit baskın yağ asidi olarak belirlenmiş olup, genotip 4 en yüksek konsantrasyona sahipken, genotip 3 en düşük oleik içeriğine sahip olduğu gözlemlenmiştir.. Genetik çeşitlilik, çoklu doymamış yağ asitlerinde (PUFA) belirgin olup; genotip 3 en yüksek PUFA içeriğine sahipken, genotip 4 te en düşük seviyelerde belirlenmiştir. Sonuç olarak, meyve ağırlığı bakımından orta bir pozisyonda olsa da genotip 4, çalışilen genotipler arasında en yüksek yağ içeriği ve oleik asit konsantrasyonu ile dikkat çekmiştir. Yozgat'ta doğal olarak yetişen badem genotiplerinde gözlemlenen fenotipik ve genetik çeşitlilik, gelecekteki ıslah programları için bu çalışmanın önemini vurgulamaktadır. Belirlenen genotipler, ıslahçilera, aşırı hava koşullarına daha iyi uyum sağlayan yeni badem çeşitleri geliştirme fırsatı sunmaktadır. Genotiplerin çeşitliliğinin keşfi, badem yetiştiriciliği ve genetik geliştirme programlarının ilerlemesi için önemli içgörüler sağlamaktadır.

Büşra Genç
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bitki büyümesini teşvik edici azot fikseri ve fosfat çözücü bakterilerin kombine uygulamalarının armut fidanlarının vejetatif gelişim özelliklerine etkilerinin belirlenmesi

Yozgat ili Sorgun ilçesi Gedikhasanlı Araştırma ve Uygulama İstasyonu'nda yürütülen bu çalışmada, BA 29 anacına aşılı "Deveci" armut çeşidine ait fidanlarda bitki gelişimini teşvik eden Y4 (Pseudomonas putida btyp B, Pseudomonas agarici 62/5 + Bacillus atrophaeus AR-51 + Rhodococcus erythropolis AR-49), Y5 (Pseudomonas fluorescens 58/3 + Pseudomonas putida AR-93 + Bacillu spumilus AR-102 + Bacillus licheniformis AR-133) ve Y6 (Pseudomonas fluorescens btyp A 48/3 + Bacillus licheniformis AR-121+Bacillus subtilis AR-134 + Bacillus subtilis AR-116) bakteri kombinasyonlarının fidanların vejetatif gelişimine, yaprak alanına, klorofil ve bitki besin maddesi içeriğine, topraktaki bakteri popülasyonunun yoğunluğuna etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda Y4, Y5 ve Y6 bakteri uygulamaları kontrole göre fidan gövde çapı gelişiminde öne çıkmışlardır. Y6 uygulaması, 2. yılda en yüksek taç genişliği (56,18 cm) sağlamıştır. En fazla yıllık sürgün uzunluğu 2. yılda Y4 ve Y6 uygulamarından elde edilmiştir. Bakteri uygulamalarının yaprak makro besin elementlerinden N, P ve Mg, mikro besin elementlerinden Mn ve Zn içeriklerinde artış sağladığı, yaprak alanındaki artışların da istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir. Bitki rizosferinde en yoğun bakterisi kolonisi içeren izolatın 6,02 x 106 cfu/ml ile Y6 olduğu tespit edilmiştir.

Bahçe bitkileri
Umut Erdoğan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yozgat ve ilçelerinde doğal olarak yetişen kuşburnuların (Rosa spp.) seleksiyon yoluyla ıslahı

2015-2016 yıllarında yürütülen bu araştırmada, Yozgat ili ve ilçelerinde doğal olarak yetişen kuşburnularda üstün özelliklere sahip olanlarının seçilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, toplam 142 kuşburnu tipinden meyve örneği alınmıştır. Yapılan değiştirilmiş tartılı derecelendirme sonucunda, birinci yıl 49 tip ümitvar olarak bulunmuştur. Seleksiyonun ikinci yılında, birinci yıl seçilen genotiplerin morfolojik ve pomolojik özellikleri incelenmiştir. İncelenen genotiplerin ortalama meyve ağırlığı 0,77 g (AYD 07) ile 3.14 g (SRG 17), meyve eti oranı %60,98 (SRK 13) ile %94,36 (ÇYR 03), suda çözünebilir kuru madde %10,0 (ÇYR 03) ile %53,0 (KDŞ 05), pH 3,33 (SRG 17) ile 4,59 (AYD 07), titre edilebilir asitlik miktarı %0,75 (AKD 02) ile %2,49 (MRK 30), toplam kuru madde miktarı %24,65 (ÇYR 03) ile %62,17(AYD 09), C vitamini 869,55 (SRG 17) ile 4002,39 mg/100g (SRK 12) arasında tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kuşburnu, seleksiyon, meyve özellikleri, Yozgat

Hatice Uçaral
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı Amerikan asma anaçlarında kuraklık stresi üzerine mikorizal fungusların etkileri

Bu çalışma Kober 5 BB ve 110 R Amerikan asma anaçlarında kuraklık stresinde arbüsküler mikorizal fungus uygulamalarının anaçların bazı fiziksel ve biyokimyasal özellikleri üzerine olan etkilerinin belirlenmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaca yönelik olarak söz konusu anaçlar öncelikle torf: perlit (1:1) içeren ortamlara dikilmişler ve düzenli olarak sulanmışlardır. Dikimden bir ay sonra sıvı formülasyon formunda 0 (kontrol),10 g/l ve 20 g/l konsantrasyonlarında mikorizal fungus inokulasyonu yapılmış ve bir ay sonra kuraklık stresine (sulamama) maruz bırakılmışlardır. Stresi takip eden bir ay sonra ise deneme sonlandırılmış ve fiziksel zararlanma derecesi, sürgün uzunluğu, sürgün ağırlığı, sürgün başına ortalama yaprak sayısı, yaprak alanı, köklenme oranı, kök uzunluğu ve kök sayısı ile membran zararlanması, yaprak oransal su içeriği, klorofil, prolin, lipid peroksidasyonu, hidrojen peroksit miktarı, toplam fenolik madde, çözünebilir protein ve antioksidan enzim aktiviteleri (süperoksit dismutaz-SOD, katalaz-CAT ve askorbat peroksidaz-APX) belirlenmiştir. Araştırma sonucunda kullanılan asma anaçlarında kuraklık stresine karşı mikorizal fungus uygulamalarının sürgün ve kök gelişimi ile bazı biyokimyasal özellikleri olumlu yönde etkiledikleri tespit edilmiştir.

Asiye Bozkurt
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessEN

Rootstock effects on seed yield and quality in watermelon

Watermelon grafting has been conducted to meet various objectives such as soil-borne diseases control, tolerance against agronomic predicaments, improving yield and quality etc. This research was conducted to investigate rootstock effects on seed yield and quality in watermelon. The work conducted at field experimental areas and laboratories of Department of Horticulture of the University of Cukurova, one watermelon cv. Crimson sweet scion was used onto three different rootstocks (Cucurbita - NUN-9075, Lagenaria – Argentario and citron watermelon – PI296341). Observations and measurements started from seed to seed. That is from seed sowing, grafting, main stem length, diameter, number of nodes, biomass, pollen production and development, fruit yield and quality, and seed yield and quality. NUN-9075/CS and Argentario/CS graft combinations resulted in higher stem length, plant biomass, fruit yield and quality as well as higher seed yield, seed emergence and germination percentage. There was no significant difference observed between graft combinations in pollen viability, pollen germination and normal pollen production at 0.05 significant level. No significant difference between graft combinations observed in accelerated ageing (AA) and the seed germination was not very much decreased after AA of 192 h. NUN-9075 followed by Argentario rootstocks are recommended as the best rootstocks used in this study.

Mohamed Dhamır Kombo
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Serada çekirdeksiz karpuz tohum üretiminde tohum verim ve kalitesi üzerine farklı anaçların etkileri

Bu çalışma, 2017 ilkbahar yetiştirme döneminde Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'ne ait deneme alanında yer alan plastik sera ile laboratuvarında yürütülmüştür. Anaç olarak Cucurbita maxima x Cucurbita moschata hibrit grubundan Nun-9075, Lagenaria grubundan Argentario, Citrullus amarus grubundan ise PI296341 kodlu genotip kullanılmıştır. Kontrol uygulamasında ise fideler aşılanmadan aynı fidelikte yetiştirilmiştir. Kalem olarak ise tetraploid ST 101 ile diploid WL 92 hatları kullanılmış olup, her anaca her iki ebeveyn aşılanmıştır. Çalışmanın amacı, farklı anaçlar üzerine aşılamanın karpuzda tohum verim ve kalitesi üzerine etkilerini belirlemektir. Çalışmada ilk ve % 50 erkek ve dişi çiçeklenme zamanı, meyve bağlama oranı, çiçek tozu canlılık testi, çiçek tozu çimlenmesi, anter sayımı, bitki boyu, ana gövde çapı, boğum sayısı, toplam verim, ortalama meyve ağırlığı, ortalama meyve yüksekliği, ortalama meyve çapı, meyve kabuk kalınlığı, meyve verimi, SÇKM, tohum verimi, 1000 dane ağırlığı, tohum çimlenme oran ve süresi, tohum çıkış oran ve süresi, kabuk/embriyo oranı ölçümleri yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, ST 101 tetraploid ebeveyn hattının toplam meyve verimi ve tohum verimi bakımından Nun-9075, Argentario ve PI296341 anaçlarının SÇKM değerleri açısından kontrolün ön plana çıktığı tespit edilmiştir.

Suhayb Ameen Husseın Husseın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Chandler ceviz çeşidi DNA dizilerini kullanarak polimorfik mikrosatellit markörlerin geliştirilmesi

Juglans cinsi içerisinde Juglans regia L. ticari olarak yetiştirilen tek türdür. Bitkilerde genetik haritalama çalışmalarında bağlantı gruplarının oluşturulmasında SSR markörleri kullanılmaktadır. Literatürde cevizde geliştirilen SSR sayısı genetik harita oluşturmak için yeterli değildir. Bu çalışmada Chandler ceviz çeşidi DNA dizileri kullanılarak 800 primer çifti dizayn edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, 551 (%68.9) SSR primeri polimorfik bulunmuştur. Geri kalan primerden 88 (%11) tanesi çalışmamış ve 161 (%20.1) tanesi ise monomorfik bulunmuştur. 16 ceviz çeşidinde (Chandler, Franquette, Hartley, Fernor, Fernette, Serr, Pedro, Midland, Kaplan-86, Maraş-12, Sütyemez-1, Sütyemez-2, Şebin, Kaman-1, Yalova-1 ve Bilecik) 551 SSR markörü test edilerek toplam 2,696 allel elde edilmiştir. Polimorfik 551 SSR primer çifti 2 ile 14 arasında allel sayısı ve lokus başına ortalama 4.89 adet allel elde edilmiştir. Polimorfizim bilgi içeriği (PBİ) değeri 0.21 ile 0.89 arasında değişmiş ve ortalama 0.62 olarak belirlenmiştir. Elde edilen soyağacına göre, yerli ve yabancı ceviz çeşitleri 2 farklı grupta toplanmıştır. Ceviz çeşitleri arasındaki arasındaki genetik benzerlik katsayıları 0.424 - 0.771 arasında bulunmuştur. Genetik benzerlik katsayısına göre Kaman-1 ve Fernor en uzak, Fernor ve Franquette'nin ise en yakın çeşitler olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu çalşmada ceviz için çok sayıda polimorfik SSR lokusu geliştirilmiş ve bundan sonra cevizde yapılacak genetik haritalama, ebeveyn belirleme, populasyon genetiği ve filogenetik araştırmaların altyapısı oluşturulmuştur.

Emre Eser
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Cevizde yeni SSR primerlerinin geliştirilmesi

Cevizde referans genetik harita oluşturmak için çok sayıda basit dizi tekrarlarından (SSR) elde edilmiş polimorfik primerlere gereksinim vardır. Ancak literatürde yayımlanan SSR sayısı yeterli değildir. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı, ileride cevizde genetik haritalama çalışmalarında kullanmak üzere yeni SSR primerleri geliştirmektir. Bu çalışma kapsamında gen bankasındaki Juglans regia'ya ait yapay bakteriyel kromozom dizilerindeki tekrar bölgelerden (BES-SSR) 200 adet SSR primer çifti dizayn edilmiştir. Tüm SSR primerleri 16 adet yerli ve yabancı ceviz çeşitlerinde hem bant üretme hem de polimorfizm bakımından analiz edilmiştir. Bunlardan 190 adet SSR primer çifti (%95) başarılı olarak amplifiye olmuş ve 92 adet primer çifti ise polimorfik bulunmuştur. Polimorfik 92 SSR primer çifti 2 ile 11 arasında, toplamda 324 ve lokus başına ortalama 3.6 adet allel üretmiştir. Polimorfizim bilgi içeriği (PBİ) değeri 0.11 ile 0.88 arasında değişmiş ve ortalama 0.46 olarak belirlenmiştir. Elde edilen soyağacı yerli ve yabancı ceviz çeşitlerini iki gruba ayırmıştır. Sonuç olarak, bu çalışmada kapsamında cevizde ileride genetik çalışmalarda kullanılmak üzere 92 adet yeni polimorfik SSR primer geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ceviz, J. regia, SSR, mikrosatellit

Seçkin Karataş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ara tarım uygulamalarının toprakta C ve N birikimi üzerine etkileri

İklim değişikliği 20. YY'ın başından itibaren dünyada yaşam ve üretim faktörlerini etkileyen en önemli tehlike olarak tanımlanmaktadır. Atmosferde artan sera gazı ve diğer endüstriyel gazlar sorunun başlıca nedeni olarak görülmektedir. Araştırmalar artan karbon emisyonunun etkilerini tersine çevirerek atmosferde yükselen karbondioksit konsantrasyonunu toprağa bitkiler üzerinden bağlamanın yapılacak en doğru yatırım olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda tarımsal üretimin arazide ağaç varlığı ile birlikte yapıldığı dünyanın en eski tarım sistemi olan ara tarım BM'in de desteklediği bir sistem olarak gündeme gelmiştir. Bu araştırma 2014-2015 yıllarında Çukurova Üniversitesi Bahçe Bitkileri uygulama alanında bulunan dut bahçesindeki 4 farklı genotipe ait dut ağacı (Parmak dut, Gerdan dutu, Beyaz dut, Kara dut) ile 2 çilek çeşitleri (Albion ve Benicia) organik tarım yöntemiyle oluşturulan ara tarım sisteminde 1 yıllık üretim dönemi boyunca toprakta C ve N biriktirme potansiyeli ve bunun verim, meyve ve yaprak özelliklerine olan etkisinin belirlenmesi amacıyla kurulmuştur. Araştırma sonunda Dut genotiplerinin C ve N birikimine olan katkısı göz önüne alındığında Kara dut'un N; Parmak dut, Gerdan dutu ve Beyaz dut'un ise C birikimine katkı sağladığı tespit edilmiştir. Bunun yanında toprak fiziksel ve kimyasal özelliklerinde olumlu gelişmeler kaydedilmiştir. Dut meyve kalite ve verim özelliklerinde, yetiştirme döneminde önceki döneme göre pomolojik verilerin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ancak çilekler, verim açısından beklenen üretim potansiyelini göstermemiştir.

Berrak Kadriye Birgili
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Antepfistığı (Pistacia vera L.) çeşitlerinin genomik-SSR and EST-SSR markörleri ile karakterizasyonu

Bu çalışmada farklı orijinli antepfıstığı (Pistacia vera L.) çeşit ve genotiplerinin moleküler olarak karakterize edilmesi amaçlanmıştır. Karakterizasyon çalışmasında antepfıstığı çeşitlerinden elde edilen transkriptom dizileri kullanılarak SSR primerleri dizayn edilmiştir. Dizayn edilen 100 adet genik SSR'lar arasından polimorfik olan 18 adet primer bu çalışma kapsamında geliştirilmiştir. Geliştirilen genik SSR ile daha önceden geliştirilen 18 adet genomik SSR primerleri toplam 72 adet antepfıstığının karakterizasyonunda kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, toplam 192 allel elde edilmiş ve ortalama allel sayısı 5.3 olarak hesaplanmıştır. Polimorfizm bilgi içeriği (PIC) 0.07 ile 0.79 arasında değişim göstermiş ve ortalaması 0.52 olmuştur. Ortalama gözlenen ve beklenen heterozigotluk değerleri sırasıyla 0.51 ve 0.57 olarak hesaplanmıştır. Filogenetik analiz sonuçlarına göre, antepfıstığı çeşit ve genotipleri temelde İran ve Akdeniz ülkeleri çeşitleri olmak üzere iki ana grubta toplamıştır. Bu iki grup arasında ise Siirt grubu yer almıştır. Bu çalışma sonucunda geliştiirlen EST-SSR primerleri ile çeşitlerin karakterizasyonu sonucu elde edilen veriler antepfıstığında bundan sonra yapılacak çeşit tanımlama, genetik kaynakların karakterizasyonu, markör destekli seleksyon ve ıslah programları gibi çalışmalarda kullanılabilecektir.

Mederbek Zhaanbaev
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Topraksız yetiştiricilik ortamlarının havuçta verim ve kaliteye etkisi

Bu çalışmada, topraksız tarım tekniği ile havuç yetiştiriciliğinin olanakları araştırılmıştır. Havuç kökleri kokopit, vermikülit, perlit, kaya yünü, su kültürü ve aeroponik ortamlarda yetiştirilmiştir. Deneme Akdeniz iklim koşullarına sahip Adana ilinde sonbahar-kış döneminde gerçekleştirilmiştir. Denemede havuç kökünün büyümesi, verim, havuçta β-karoten, fenoller, suda çözülebilir kuru madde (briks) ve kökün mineral içeriği açısından vermikülit ve kokopit kültür ortamlarından, diğerlerine göre daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Bununla birlikte, şekil bakımından her iki substratta yetişen havuç kökleri orijinal karakteristik özelliklerinin altında olmuştur. Özellikle kök uzunluğu, toprakta yetiştirilen orijinalden daha kısa olmuştur. Denemede kullanılan perlit, 0-4.0 mm arası heterojen partikül büyüklüğü nedeniyle başarılı olmamıştır. Küçük ve en büyük perlit parçacıkları karıştırıldığında havuç kökü için uygun olmamıştır. Su kültüründe yetiştirilen havuç kökleri küçük kaldığı gibi aynı zamanda yüksek oranda çatallanmış kök ve yan kökler göstermiştir. Denemede aeroponik sistemin sprey aralığının (10 dakika) ve spreyleme süresinin (21 saniye) havuç için ideal olmayacağı düşünülmüştür. Buna bağlı olarak bitkilerin su ve mineral yetersizliği nedeni ile strese maruz kaldığı tahmin edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Havuç, topraksız yetiştirme, verim, besin içeriği

Sevde Nur Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Topraksız aeroponik tekniği ile taze soğan yetiştiriciliğinde fasılalı püskürtme sürelerinin verim ve kalite üzerine etkileri

Yeşil yapraklı sebzeler aeroponik sistemde başarılı bir şekilde yetiştirilmektedir. Daha hızlı hasat döngüsü, daha yüksek verim, daha iyi renklenme, tekstür, besin içeriği ve tat, aeroponik yetiştiricilikte avantajlar olarak bilinmektedir. Bu çalışmada aeroponik yetiştiricilikte yeşil soğanların köküne fasılalı olarak besin çözeltisi püskürtme süresi optimizasyonu çalışılmıştır. Bitkiler kış mevsiminde cam serada yetiştirilmiştir. Tez projesi kapsamında birbiri ile bağlantılı iki deneme kurulmuştur. Her iki denemede de püskürtme aralığı sabit olarak 10 dakika tutulmuştur. Birinci denemede her 10 dakikada bir 7, 15 ve 21 saniyelik püskürtme süreleri çalışılmıştır. Bu denmede en iyi sonuçlar 15 saniyede alınınca ikinci denemede yeni püskürtme süreleri 10, 14 ve 18 saniye belirlenerek ikinci deneme kurulmuştur. Her iki denemde de bitki boyu, beyaz gövde boyu, gövde çapı, yeşil aksam ve kök yaş ve kuru ağırlıkları, taze soğanda şeker içerikleri, makro ve mikro elementler, fenol ve flavonoidler, SÇKM, pH ve EC içerikleri ve toplam verim incelenmiştir. Sonuç olarak taze yeşil soğanın aeroponik yetiştiriciliğinde köklere her 10 dakika fasıla ile 18 saniye besin çözeltisi püskürtülmesi ideal bulunmuştur.

Boran İkiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş üstün özellikli melez çilek genotiplerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma Çukurova Üniversitesi Bahçe Bitkileri bölümüne ait laboratuvarlar ve İspanyol tipi seraların bulunduğu arazide 2016-2017 yetiştirme sezonunda yapılmıştır. Melezleme ıslahı programında; anne olarak 'Rubygem', 'Festival' ve 'Amiga' ile tozlayıcı olarak 'Sevgi', 'Kaşka' ve 'Ebru' çeşitlerinin melezlenmesiyle üstün özellik 8 melez çilek genotipi elde edilmiştir. Bu üstün özellikli genotipler, verim, meyve et sertliği, lezzet, meyve ağırlığı, ilk çiçeklenme tarihi, ilk hasat tarihi ve meyve dış renk (h ve L) özelliklerine göre seçilmiştir. Bu tez çalışmasının amacı üstün özellikli 8 melez çilek genotipi ile bunların ebeveynlerinin verim ve kalite parametrelerinin değerlendirilmesidir. Seçilmiş melez genotipler ve ebeveynlerde; aylık ve toplam bitki başına meyve verimi ile meyve boyutları (en, boy), meyve kalite sınıflandırılması ve pazarlanabilir meyve miktarı, meyve rengi (L, a, b, C, Hue), meyve et sertliği, Suda Çözünebilir Toplam Kuru Madde Miktarı (SÇKM), asit miktarı, SÇKM/Asit oranı, lezzet ve pH gibi meyve kalite özellikleri belirlenmiştir. Elde edilen verilere göre verim ve en önemli bazı kalite parametreleri dikkate alınarak tartılı derecelendirme yapılmıştır. En yüksek puanı ana ebeveyn çeşitler alırken, seçilmiş melez bireylerden 291 no'lu genotip söz konusu çeşitleri izlemiştir. Meyve et sertliği bakımından melez genotiplerin ana ebeveynlerden daha düşük değerler ortaya koydukları belirlenmiştir. Melez bireylerden 291 no'lu genotip her ne kadar tat ve meyve et sertliği açısından ebeveynlerinden biraz daha düşük değerler ortaya koymuş olsa da verim bakımından ebeveynlerinden üstün olduğu saptanmıştır. Önemli bir tat kriteri olan SÇKM/Asit oranı bakımından yine 291 (23.8) no'lu genotip, 25.6 değerine sahip olan 'Rubygem' den sonra en iyi sonuç alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Çilek, Islah, Verim, Meyve Kalite Kriterleri

Şule Hilal Attar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı turunçgil genotiplerinin klasik ve yeni nesil doku kültürü teknikleri ile mikroçoğaltımı ve genetik kararlılığının belirlenmesi

Tez çalışmasında turunçgiller için önemli ve yaygın olarak kullanılan 'Tuzcu 31-31 turuncu' ve 'C-35 sitranjı' anaçlarının, Plantform biyoreaktör sistemi ve katı besin ortamlarında karşılaştırmalı olarak mikroçoğaltım ve köklendirme çalışmaları yürütülmüştür. Öncelikle turunçgil anaçlarının katı kültür mikroçoğaltım denemeleri için, MS ve WPM besin ortamları ile BAP (0, 1.0, 2.0 mg/L), Kinetin (0, 0.5, 1.0 mg/L) ve 2IP (0, 1.0, 2.0 mg/L) denenmiştir. Katı kültür köklenme denemeleri için MS, ½ MS, WPM besin ortamları ile NAA (0, 0.5, 1.0, 2.0 mg/L) ve IBA (0, 0.5, 1.0, 2.0 mg/L) denenmiştir. Her iki genotip içinde en iyi mikroçoğaltım sonuçları 2.0 mg/L BAP içeren MS besin ortamından ve en iyi köklenme sonuçları 0.5 mg/L NAA içeren ½ MS besin ortamından elde edilmiştir. Mikroçoğaltım ve köklenme için belirlenen en iyi besin ortamı içeriği ile Plantform sisteminde çalışılmıştır. Çalışma sonucunda, Tuzcu 31-31 turuncu çoğaltma ortamında Plantform sistemi bitki boyu, çoğalma katsayısı ve bitki kalitesi bakımından katı kültür sistemine göre daha iyi sonuç vermiştir. Köklenme ortamında Plantform sistemi kök sayısı, kök uzunluğu, bitki boyu ve köklenme yüzdesi bakımından katı kültür besin ortamına göre daha avantajlı bulunmuştur. C35 sitrancında ise çoğaltma ortamında Plantform ve katı kültür arasında istatistiksel farklılık görülmemekle birlikte, köklendirme ortamında kök uzunluğu, bitki boyu ve köklenme yüzdesi bakımından Plantform sisteminde katı kültüre göre daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. SSR markırları ile yapılan tarama sonucunda da Plantform sisteminde çoğaltılan ve köklendirilen bitkilerde herhangi bir genetik açılımın olmadığı belirlenmiştir.

Melike Cengiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Katlanmış haploidi tekniği ile geliştirilen Kırkağaç kavun hibritlerinin bazı tarımsal özellikleri

Bu çalışmada Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü tarafından katlanmış haploidi tekniğiyle geliştirilen 8 adet çeşit adayının alçak tünel altında bitki gelişimi, verim ve meyve özellikleri araştırılmıştır. Materyal olarak Sİ-6-200S x SR-1-200S, SR-1-200S x Sİ-6-200S, SR-1-200S x 57-9, 7-20 x SR-13, 289-13 x SR-32, AB-55 x Sİ-6-200S, 230-6 x SR-1-200S, AB-18-200X x SR-1-200S Fı hibritleri kullanılmış ve ilk erkek çiçek açma süresi, % 50 erkek çiçek açma süresi, ilk dişi çiçek açma süresi, % 50 dişi çiçek açma süresi, bitki boyu (cm), ana gövde çapı (mm), boğum sayısı (adet/bitki) ve meyve parametreleri [verim (kg/m2), meyve et randımanı (%), meyve eti kalınlığı (cm), meyve kabuk kalınlığı (mm), SÇKM (%), meyve ağırlığı (g), meyve yüksekliği (cm), meyve çapı (cm), çekirdek evi uzunluğu (cm), çekirdek evi çapı (cm)] incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, şahit çeşitlere göre bitki gelişimi, verim ve meyve özellikleri bakımından en yüksek değerleri gösteren genotiplerin, bitki boyu ve boğum sayısında 7-20 x SR-13 melezi, verimlilikte AB-18-200X x SR-1-200S melezi, meyve ağırlığında Sİ-6-200S x SR-1-200S, meyve yüksekliğinde AB-55 x Sİ-6-200S, meyve çapında 289-13 x SR-32, çekirdek evi uzunluğunda SR-1-200S x 57-9, 7-20 x SR-13, 289-13 x SR-32 ve 230-6 x SR-1-200S, çekirdek evi çapında AB-55 x Sİ-6-200S olduğu tespit edilmiştir.

İrem Biçer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana ve osmaniye illeri zeytinlerinin (Olea europaea L.) moleküler markörler aracılığıyla genetik tanımlanması.

Bu çalışmada, Adana ve Osmaniye illerinden toplanan toplam 41 yabani ve kültür zeytin genotipi ile Çukurova Üniversitesi ve Harran Üniversitesi bünyesinde yer alan zeytin genetik koleksiyonlarından temin edilen 36 referans zeytin çeşidi SSR markör tekniği uygulanarak moleküler düzeyde tanımlanmıştır. Çalışma, 2015-2017 yılları arasında toplam 77 zeytin genopinde yürütülmüştür. Genotiplerin moleküler tanımlanmasında 9 adet SSR markörü (UDO9, UDO12, UDO24, UDO26, DCA15, UDO4, DCA18, DCA9, DCA11) kullanılarak genetik düzeyde allel profilleri ve genetik yakınlık düzeyleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre toplam allel sayısı 101 adet olarak belirlenirken, lokus başına en düşük allel sayısı 3 allel/primer (UDO9), lokus başına en yüksek allel sayısı 31 allel/primer (DCA9) bulunmuştur. Ortalama allel sayısı lokus başına 11.22 allel/primer'dir. Ortalama beklenen heterezigotluk (He) ve gözlenen heterezigotluk (Ho) oranı sırasıyla 0.512 ve 0.675 olarak bulunmuştur. Kümeleme analizi sonucu oluşturulan dendogramlarda 2 ana grup ortaya çıkmıştır. Genotiplerin büyük kısmını kapsayan ikinci grup içinde, 2 alt grup elde edilmiştir.

Mehmet Ulaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı topraksız kültür ortamlarında yetişen farklı yaşlardaki bazı sofralık üzüm çeşitlerinde kök budama uygulamalarının verim ve kalite özelliklerine etkisi

Bu çalışmada, kokopit ve perlit:torf (2:1) katı kültür ortamlarında yetiştirilen 2 ve 3 yaşlı Yalova İncisi ve Prima üzüm çeşitlerinde kök budama uygulamasının üzüm verimi ve bazı salkım ve tane özellikleri ile yaprakların makro ve mikro besin maddeleri düzeyine etkisi araştırılmıştır. Kuş net altında ve 32 litrelik saksılarda yetiştirilen bitkilere haftada bir kez değiştirilmiş Hoagland besin çözeltisi uygulanmıştır. Bitkilerin gelişme dönemlerine göre verilen su miktarı günde ortalama 1-3 litre arasında değişmiştir. Çalışma sonucunda kök budama uygulamalarından Yalova İncisi çok, Prima çeşidi ise nispeten daha az etkilenmiştir. Bitki yaşının artmasıyla Yalova İncisi'nde bir miktar verim kaybı olmuş, Prima çeşidinde uygulama etkilerinin önemli olmadığı belirlenmiştir. Yalova İncisi için Kokopit, Prima için Perlit:Torf ortamı daha uygun bulunmuştur. Kök budama uygulaması Yalova İncisi'nde salkım büyüklüğüne bağlı olarak verimi azaltmıştır. Bu etki Prima'da daha az olmuştur. Bunlara karşın, her iki çeşitte elde edilen değerlerin sofralık üzümlerde istenen standart kalite değerleri içinde yer aldığı görülmüştür. Uygulamaların etkisi bitki besleme açısından değerlendirildiğinde ortam uygulamaları her iki çeşitte Kokopit ortamında P ve K elementleri yüksek değerler vermiştir. Ca değeri Perlit:Torf ortamında yüksek çıkmıştır. Yalova İncisi kök budama uygulamasında makro elementler değişiklik göstermemiştir. Makro elementlerde genel olarak Yalova İncisi'nde ve Prima' da N'nin fazlalık, K'nın noksanlık sınır değerleri içinde yer aldığı saptanmıştır. Mikro element içerikleri ise yeterli düzeyde bulunmuştur.

Sultan Kaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Melezleme ıslahıyla seçilmiş çilek genotiplerinin verim, kalite özelliklerinin belirlenmesı ve moleküler karakterizasyonu

Bu tez çalışmasıyla, melezleme ıslahı yöntemi kullanılarak, yerli çilek çeşitlerindeki üstün tat ve aroma özellikleri, yabancı orijinli çeşitlerin yüksek verim ve meyve et sertlik değerleriyle birleştirilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda; elde edilen 4.066 adet melezde; bitki, çiçek ve meyve yapılarına göre seçimler yapılmış ve istenilen özellikleri taşıyan 229 adet genotip belirlenmiştir. Seçilmiş 229 adet genotipin ebeveynlerle birlikte, fenolojik gözlemleri ile pomolojik analizleri yapılmıştır. Elde edilen verilere tartılı derecelendirme metodu uygulanarak, 13 adet üstün özellikli genotip seçilmiştir. Seçilen bu genotipler ve ebeveynlerine; birinci yıldaki gözlem ve analizlere ilave olarak daha ayrıntılı analizler yapılmıştır. 2016-2017 yetiştirme sezonunda elde edilen verilere uygulanan tartılı derecelendirme sonucunda; '36', '61' ve '33' numaralı melezlerin ebeveynlerinden bile yüksek puanlar alarak, ön plana çıktıkları görülmüştür. Seçilmiş bu melez genotiplerin, anne ebeveynlere göre, benzer antioksidan içeriği, daha yüksek ester oranları ve fakat daha düşük meyve et sertlik değerlerine sahip oldukları dikkat çekmiştir. Bu melezlerin doğrudan sanayiye yönelik birer çeşit veya yüksek antioksidan kapasitesi, verim, koku ve tat özellikleri ile taze tüketim için gen kaynakları olabileceği düşünülmektedir. Bu melezlerin ticari çeşit olabilmeleri için, meyve et sertliği açısından sert etli ticari çeşitle geriye melezlenmeli veya biyoteknolojik yöntemler yardımıyla geliştirilmeleri gerekmektedir.

Mehmet Ali Sarıdaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ve çevresinde doğal olarak yetişen Keçiboynuzu (Ceratonia siliqua L.) genotiplerinin klasik ve yeni nesil doku kültürü teknikleriyle mikroçoğaltımı ve genetik kararlılığının belirlenmesi

Bu çalışmada, Akdeniz Bölgesinde doğal olarak yayılım gösteren üç farklı keçiboynuzu genotipinin Plantform biyoreaktör sistemi ve katı besin ortamlarında karşılaştırmalı olarak mikroçoğaltım ve köklendirme çalışmaları yürütülmüştür. İlk olarak genotiplerin katı kültür mikroçoğaltım denemelerinde, MS, ½ MS ve WPM besin ortamları ile BA (0, 0.5, 1.0, 1.5, 2.0 mg/L) ve GA3 (0.1, 0.5 mg/L) bitki büyüme düzenleyicileri uygulanmıştır. Katı kültür köklenme denemeleri için MS, ½ MS ve WPM besin ortamları ile NAA (0, 1.0, 2.0 mg/L) ve IBA (0, 1.0, 2.0 mg/L) büyüme düzenleyicileri denenmiştir. En yüksek mikroçoğaltım değerleri, MS ve ½ MS besin ortamlarından ve 0.5 ve 2 mg/L BA+0.5 mg/L GA3 bitki büyüme düzenleyici konsantrasyonlarından elde edilmiştir. Mikroçoğaltım için belirlenen en iyi besin ortamı içeriği ile Plantform sisteminde çalışılmıştır. Çalışma neticesinde, Plantform sistemi her üç keçiboynuzu genotipi için bitki boyu, çoğalma katsayısı ve bitki kalitesi bakımından katı kültür sistemine göre daha iyi sonuç vermiştir. SSR markırları ile yapılan tarama sonucunda katı kültür ortamı ve Plantform sisteminde çoğaltılan bitkilerde herhangi bir genetik açılımın olmadığı tespit edilmiştir.

Mustafa Alparslan Umarusman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı meyve anaçlarının klasik doku kültürü ve yeni nesil geçici daldırma biyoreaktör sistemi ile mikroçoğaltımı

Tez çalışmasında, farklı Prunus anaçlarının (Myrobolan ve Garnem) in vitro koşullarda mikroçoğaltımı ve köklendirilmesi üzerine yeni nesil doku kültürü tekniklerinden biri olan Plantform geçici daldırma biyoreaktör sisteminin, klasik doku kültürü tekniklerine göre etkisinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Her iki sistemde mikroçoğaltım denemelerinde 1 mg/l BA içeren MS besin ortamı kullanılmıştır. Mikroçoğaltım denemelerinde genotiplere ait kardeş sayısı (kardeş/bitki), bitki boyu (cm), yaprak sayısı (adet), yaş ağırlık (mg) ve kuru ağırlık (mg) parametreleri incelenmiştir. Her iki sistemde köklenme denemelerinde 1 mg/l IBA içeren MS besin ortamı kullanılmıştır. Köklenme denemelerinde bitki boyu (cm), kök uzunluğu (cm), kök sayısı (adet), yaş ağırlık (g) ve kuru ağırlık (g) parametreleri incelenmiştir. Ayrıca, mikroçoğaltım ve köklenme denemelerinde bitkilerin genel durumları değerlendirilmiştir. Myrobolan ve Garnem anacında katı kültür ve Plantform sistemi köklenme denemelerinde bitkilerin köklenme oranı %100 olarak belirlenmiştir. Tez çalışmasında kullanılan her iki genotip için Plantform sisteminde gelişen bitkilerin genel görünümünün katı kültüre göre daha sağlıklı ve gelişimlerinin daha iyi olduğu tespit edilmiştir.

Fatımah Hasan Alı Dagman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesi koşullarında farklı zamanlarda ekimi yapılan Brüksel lahanalarında bitki gelişimi, verim ve baş kalitesi

Bu çalışmada üç farklı Brüksel lahanası çeşidinin Çukurova Bölgesi koşullarında farklı zamanlarda ekimleri yapılarak bitki gelişimi, verim ve baş kalitesi araştırılmıştır. Araştırmada Franklin Fı, Maximus Fı ve Divino Fı Brüksel lahanası çeşitlerinde 4 farklı ekim ve dikim zamanının (1. dönem: 15/06/2018-16/07/2018; 2. dönem: 30/06/2018-31/07/2018; 3. dönem: 16/07/2018-16/08/2018; 4. dönem: 31/07/2018-31/08/2018) aylık ölçümlerle (05/10/2018, 05/11/2018, 05/12/2018, 05/01/2019 ve 05/02/2019) bitki boyu (cm), ana gövde çapı (mm) ve yaprak sayısına (adet/bitki) etkileri ile verim (g/m2), baş sayısı (adet/bitki), baş ağırlığı (g), baş çapı (mm), baş yüksekliği (mm), baş çevresi (cm), baş hacmi (ml) ile içsel kaliteparametreleri olan C vitaminine (mg/100 g), antioksidan kapasitesine [μmol trolox equivalents (TE)/g] ve toplam fenolik madde miktarına [mg gallik asit ekivalent (GAE)/100 g] etkileri incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre; bitki boyu, ana gövde çapı ve yaprak sayısı açısından Maximus Fı çeşidi, diğer çeşitlere göre daha uzun, daha kalın ve daha fazla yapraklı olarak tespit edilmiştir. Verim ve baş sayısı açılarından Maximus Fı çeşidinin, diğer çeşitlerden hem daha verimli, hem de daha fazla başa sahip olduğu kaydedilmiştir. Baş ağırlığı, baş çapı, baş yüksekliği, baş çevresi ve baş hacmi açılarından Maximus Fı çeşidinin, diğer Brüksel lahanası çeşitleri olan Franklin Fı ve Divino Fı çeşitlerinden daha üstün olduğu gözlenmiştir. Ekim zamanları değerlendirildiğinde; 1. dönemin, diğer dönemlere göre hem verim, hem de baş özelliklerinde daha elverişli olduğu kaydedilmiştir. C vitamini, antioksidan kapasitesi ve toplam fenolik madde miktarı içeriğinde ise Franklin Fı çeşidinin, diğer çeşitlere göre daha yüksek oranlara sahip olduğu, geç dikimlerin de daha fazla besin içeriğine sahip olduğu tespit edilmiştir.

İbrahim Burak Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sakız ve siyah kabaklarda ovül kültüründe spermidineve putrescine uygulamalarının haploid bitki elde edilmesine etkileri

Bu araştırmada, sakız ve siyah kabaklarda ovül kültüründe spermidine ve putrescine uygulamalarının haploid bitki elde edilmesine etkileri araştırılmıştır. Araştırmada materyal olarak 3 farklı Sakız kabak çeşidi ile 3 farklı Siyah kabak çeşidi kullanılmıştır. Ovül kültürü uygulamalarında embriyo teşviki için 5 mg/l 2,4-D ilave edilmiş MS besi ortamı kullanılmıştır. Araştırmada poliaminlerin etkisini görmek amacıyla spermidine (Spd) ve putrescine (Put) 40, 80 ve 160 μM/l dozda ayrı ayrı ve her ikisi birlikte 80, 160 ve 320 μM/l (1:1, v:v) dozlarında kullanılmıştır. Kontrol grubu sadece 5 mg/l 2,4-D içermiştir. Elde edilen araştırma sonuçlarına göre, ovül gelişimi ve kallus oluşumunun her çeşide göre farklı seviyelerde olduğu tespit edilmiştir. Ovül gelişim sonuçlarına bakıldığında her çeşitte elde edilen ovül gelişim oranları genel olarak kontrol grubuna oranla daha başarılı bulunmuştur. Kallus oluşum sonucuna göre Elida Fı çeşidi sadece Put ve sadece Spd içeren ortamlarda, Roni Fı çeşidi Put+Spd içeren ortamlarda, Shakila Fı Spd ve Put+Spd içeren ortamlarda, Seyden Fı sadece Put içeren ortamlarda, Brillante Fı Put ve Put+Spd içeren ortamlarda ve Chivas Fı sadece Put içeren ortamlarda kontrol grubuna oranla daha iyi sonuçlar vermiş, genel olarak en iyi kallus gelişim oranı 40 µM Put içeren ortamda görülmüş, ancak bunlardan bitki elde edilememiştir.

Begüm Kara
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı dozlarda yapraktan ve topraktan uygulanan bor gübrelemesinin turpta (Raphanus sativus L.) bitki gelişimi verim ve yumru kalitesine etkileri

Bu çalışma, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama alanında yürütülmüştür. Denemede Kalender turp çeşidine 4 farklı bor dozu (0, 100 g/da, 200 g/da, 300 g/da) yapraktan ve topraktan uygulanmıştır. Bor gübrelemesinin toplam bitki ağırlığı (kg/m2), toplam yumru verimi (kg/m2), yaprak sayısı (adet/bitki), yaprak ağırlığı (kg/m2), yumru ağırlığı (g), yumru yüksekliği (mm), yumru çapı (mm), birinci kalite yumru sayısı (adet/parsel), ikinci kalite (ıskarta) yumru sayısı (adet/parsel), toplam yumru sayısı (adet/parsel), ikinci kalite (ıskarta) yumru ağırlığı (kg/parsel), yumru oranı (%) üzerine etkileri incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre topraktan ve yapraktan uygulanan farklı dozlardaki bor gübresinin incelenen parametreler üzerine istatistiki açıdan etkisi önemli bulunmamıştır. Bununla birlikte, topraktan uygulanan 200 g/da ve 300 g/da bor uygulaması ile hem toplam bitki ağırlığı (5.40 kg/m2), hem de toplam yumru verimi (2.40 kg/m2) bakımından en yüksek değerler elde edilmiştir. Yumru ağırlığı (531.33 g) ve yumru yüksekliği (79.49 mm) bakımından ise yapraktan 100 g/da bor uygulamasından en yüksek değerler alınırken, yumru çapında (88.20 mm) 300 g/da yapraktan bor uygulamasından en yüksek değerler elde edilmiştir.

Ahmet Sait Uslu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Triploid karpuz ıslahında kullanılan farklı baba ebeveyn ve erkek çiçek sayılarının tohum verim ve kalitesine etkileri

Bu çalışmada, triploid karpuz çeşit geliştirmede bir dişi çiçeğin tozlanması için kullanılan erkek çiçek miktarlarının meyve tutumu, meyve ve tohum verimi ile kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Materyal olarak, tetraploid ST 101 ve ST 82 ana ebeveynleri ile WL 92, WL 124, WL 134, WL 216, WL 259-B, WL 235 nolu baba ebeveynler kullanılmıştır. Denemede yer alan tetraploid ve diploid ebeveynlerde bitki gelişim farklılıklarını belirlemek için bitki boyu, ana gövde çapı, boğum sayısı, yaprak uzunluğu ve genişliği parametreleri incelenmiştir. Tetraploid ana ebeveynler diploid baba ebeveynlerin 1, 2 ve 3 erkek çiçeği ile tozlanmış ve meyve tutum değerleri tespit edilmiştir. Tetraploid ve diploid ebeveynlerde çiçek tozu üretim miktarları ile çiçek tozu canlılık ve çimlenme oranları hesaplanmıştır. Ana bitkilerdeki meyve verimi, meyve ağırlığı, meyve yüksekliği, meyve çapı, meyve kabuk kalınlığı ve suda çözünebilir kuru madde değerleri belirlenmiştir. Meyvelerden çıkartılan tohumların verimleri tespit edilmiş ve tohumlarda 1000 dane ağırlığı, dolu tohum ağırlığı ve sayısı, boş tohum sayısı, embriyo/tohum oranı, kabuk/tohum oranı, tohum uzunluğu, genişliği ve kalınlığı ile çimlenme oranları incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre; bitki boyu, boğum sayısı ve gövde çapında WL 92 (sırasıyla 260.56 cm, 32.83 adet, 8.52 mm); yaprak uzunluğu ve genişliğinde ST 82 (sırasıyla 22.22 cm, 23.67 cm); meyve bağlama, meyve verimi, meyve ağırlığı, meyve yüksekliği, meyve çapı ve tohum kalınlığında ST 82 x WL 259-B (sırasıyla % 63.10, 7.62 kg, 2856.67 g, 16.70 cm, 17.61 cm, 1.97 mm), SÇKM'de ST 101 x WL 92 (% 8.99), tohum verimi, kabuk ağırlığı ve tohum çimlenme oranında ST 82 x WL 216 (sırasıyla 40.33 adet, 1.12 g, % 45.56), 1000 dane ve dolu tohum ağırlığı, boş ve dolu tohum sayısı, embriyo/tohum oranı, embriyo ağırlığı, tohum uzunluğu ve genişliğinde ST 82 x WL 134 (sırasıyla 55.12 g, 2.12 g, 40.33 adet, 143.50 adet, % 43.70, 0.12 g, 9.18 mm, 6.25 mm), çiçek tozu canlılık oranında WL 235 (% 95.53), kabuk/tohumda ST 101 x WL 124 (% 67.24), çiçek tozu üretim miktarında WL 134 daha üstün olduğu tespit edilmiştir.

Pınar Adıgüzel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni bazı kavun anaçlarının kantalop kavunlarında bitki gelişimi, verim ve kaliteye etkileri

Bu çalışmada serada askıda kavun yetiştiriciliğinde Calinex Fı ve Citirex Fı kavun çeşitlerinin üç türlerarası melez kabak anacı ile kendi kökleri üzerine aşılanmasının bitki boyu, ana gövde çapı, boğum sayısı gibi bitki büyüme parametreleri ile; verim ve bazı meyve özellikleri (ortalama meyve ağırlığı, meyve çapı, meyve yüksekliği, çekirdek evi çapı, çekirdek evi yüksekliği, et kalınlığı, et sertliği, kabuk kalınlığı ve SÇKM) üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma bulgularına göre, incelenen bitki büyüme parametreleri açısından kabak anaçları üzerine aşılama, kontrole göre bitki gelişimini artırmış; denemede yer alan çeşitlerden ise Calinet Fı, Citirex Fı'e göre daha güçlü bitki gelişimine sahip olmuştur. Verim bakımından anaç etkisi önemsiz bulunurken, çeşitlerden Calinet Fı'in verimi (4.44 kg/m2), Citirex Fı'in veriminden (3.80 kg/m2) daha yüksek bulunmuştur. Calinet Fı'de ortalama meyve ağırlığı (1158.81 g) ve meyve çapı (12.76 cm), Citirex Fı'den (sırasıyla 970.98 g ve 12.02 cm) daha yüksek kaydedilmiştir. Meyve yüksekliği, et kalınlığı ve meyve eti sertliği uygulamaları anaç ve çeşit uygulamalarından etkilenmemiştir. Meyve kabuk kalınlığı kendine aşılı uygulamada en kalın, No: 3 anacı üzerine aşılı uygulamada ise en ince olarak tespit edilmiştir. Suda çözünebilir kuru madde içeriği kabak üzerine aşılı uygulamalarda, kontrole göre daha düşük çıkmış olmakla birlikte, en düşük SÇKM bile % 10.32'nin üzerinde bulunmuştur.

Bitki aşılamaMeyve verimi
Ayşegül Özsoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

F1 melez ceviz populasyonunda yağ asidi ve tokoferol içeriklerinin belirlenmesi

Ceviz oldukça önemli bir enerji kaynağı olup insan sağlığı açısından önemli mineraller, vitaminler, besleyici maddeler ve antioksidanlar içermektedir. Ceviz meyveleri tekli doymamış yağ asitleri (oleik asit vb.) ve çoklu doymamış yağ asitlerinin (linoleik asit, alfa-linolenik asit (ALA) vb.) önemli bir kaynağıdır. Cevizin insan sağlığına sayısız faydalarıyla bilinmesinden ve günümüzde bu özelliklerinin bilimsel olarak açıklanmasından sonra bu meyve türünün üretim ve tüketime olan talep her geçen gün artmaktadır. Cevizin özellikle beyin ve kalp sağlığı için sağladığı faydalar nedeniyle tüketimi her geçen gün artış göstermektedir. Bu tez çalışmasında 'Chandler' x 'Kaplan-86' F1 melez ceviz populasyonuna ait 156 adet genotip ceviz meyvelerinin yağ asidi ve tokoferol içerikleri incelenmiştir. Bahsettiğimiz ebeveynler ve F1 melez genotiplerinin meyvelerinde yağ asitleri GC/FID (Gaz kromotografisi/Alev İyonlaştırmalı Dedektör), tokoferol izomerleri (alfa, beta, gama) ise HPLC (Yüksek Basınçlı Sıvı Kromotografisi) tekniklerinin kullanılması ile kalitatif ve kantitatif olarak belirlenmiştir. F1 bireyleri yağ asitleri bakımından incelendiğinde bireyler arasında farklılıklar olduğu ve genotiplerin meyvelerinde miristik asit (%0.00-3.34), palmitik asit (%5.86-10.05), stearik asit (%0.01-4.46) palmitoleik asit (%0.00-0.89), oleik asit (%11.58-20.89), linoleik asit (%45.36-66.02), alfa-linolenik asit (%1.78-20.55) olduğu saptanmıştır. Aynı populasyonu HPLC tekniği ile tokoferol içerikleri bakımından incelediğimizde de alfa tokoferol (1.61-93.77 µg/g), beta tokoferol (1.09-90.7 µg/g), gama tokoferol (90.22-394.96 µg/g) bakımından varyasyon görüldüğü belirlenmiştir.

Ümmühan Merve Demirağ
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antepfıstığında (P. vera L.) anaç cinsiyetinin çöğür büyümesi ve gelişmesi üzerine etkisinin belirlenmesi

Antepfıstığı (Pistacia vera L.) dioik bir bitki türüdür ve anaç cinsiyetinin kalem üzerine etkisi henüz bilinmemektedir. Bu nedenle, bu çalışmada farklı antepfıstığı çeşitlerine ait çöğürlerin cinsiyetinin çöğür gelişimi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmada materyal olarak sekiz adet antepfıstığı çeşidinin açık tozlanan ağaçlarından toplanan meyveleri kullanılmıştır. Çeşitlere ait tohumlar katlamadan sonra çimlendirilmiştir. En iyi çimlenmenin Siirt çeşidinde (%90.5) olduğu ve en düşük çimlenmenin ise Ashoury çeşidinde (%57.0) olduğu belirlenmiştir. DNA analizleri ile çöğürlerin cinsiyetleri belirlenmiştir. Çöğürlerde Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında gövde uzunluğu ve gövde çapı ölçümleri yapılmıştır. Çeşitlere ait gövde uzunluğu ölçümlerinde en iyi gelişimin 44.49 cm ve çap gelişiminin 3.97 mm ile Ohadi çeşidinde olduğu tespit edilmiştir. En yüksek gövde çapı Halebi çeşidinin erkek bireylerinde (4,06 mm) belirlenirken en düşük gövde çapı ise Kırmızı çeşidinin dişi (3.33 mm) bireylerinde (3.39 mm) ölçülmüştür. Gövde uzunluğu ise en yüksek Ohadi çeşidi çöğürlerinin dişi (43.10 cm) ve erkek bireylerinde (45.88 cm) ölçülürken en düşük verilerin Uzun çeşidinin çöğürlerine ait dişi (28.71 cm) ve erkek bireylerinde (28.92 cm) olduğu belirlenmiştir. Cinsiyetler arası yapılan karşılaştırmada ise dişi bireylerin ortalama çap değeri 3.66 mm iken erkek bireylere ait ortalama çap değeri ise 3.67 mm olduğu belirtilmiştir. Dişi bitkilerin gövde uzunluğu değeri 33.70 cm bulunurken erkek bitkilerin gövde uzunluğu değeri 34.74 cm bulunmuştur. Sonuç olarak, antepfıstığında çöğürlerin fidanlıktaki ilk yılında anaç cinsiyetinin çöğürlerin büyüme ve gelişmesi üzerine etkisinin olmadığı belirlenmiştir.

Şirin Verel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cyclamen coum ve Cyclamen persicum'da farklı büyüme düzenleyicileri, eksplant tipleri ve genotipin organogenesis üzerine etkisi

Bu tez çalışmasında C. coum ve C.persicum türlerinde, yaprak ve yaprak sapı ve yumru eksplantları kullanılarak organogenesis yöntemi ile rejenerasyon araştırılmıştır. C.coum ve C.persicum türlerinde kallus ve sürgünlerin elde edilmesi için farklı konsantrasyon ve kombinasyonlarda GA3, Prolin, Spermin, NAA, IBA, BA ve Kinetin içeren yedi farklı bitki büyüme düzenleyicileri ve MS,B5, ROM ve WPM ortamları denenmiştir. Kallus ve sürgün oluşumu, GA3, Prolin, Spermin, NAA ve Kinetin içeren ortamlarda görülürken, IBA ve BA içeren ortamlarda görülmemiştir. En yüksek rejenerasyon oranları in vitro'da muhafaza edilen C.persicum ve tohumdan çimlendirilen C.coum bitkiciklerden alınan eksplantlar ile kurulan denemeden elde edilmiştir. Bu denemede, C.persicum türünde kallus oluşum oranları, yaprak sapında %15.6, yaprak eksplantlarında, %13.5 ve yumru eksplantından %23.9'dur. C.persicum türünde kallus oluşumunda en başarılı ortam ve eksplant interaksiyon sonuçları ise MS ortamı ve yumru eksplantından ( %39.6), sürgün oluşumunda ise WPM ortamı ve yaprak sapı eksplantından (%14.58), kök oluşumunda da WPM ortamı ve yaprak sapı eksplantından (%12.5) elde edilmiştir. C.coum türünde kallus oluşum oranları yaprak sapı eksplantlarında %20.8, yaprak eksplantlarında %12.5 ve yumru eksplantında %32.3 şeklinde gelişme göstermiştir. C.coum türünde kallus oluşumunda en başarılı ortam ve eksplant interaksiyon sonuçları ise WPM ortamı ve yumru eksplantından (%45.8), sürgün oluşumunda B5 ortamı ve yumru eksplantından (%16.6) ve kök oluşumunda ise ROM ortamı ve yaprak eksplantından (%60.42) elde edilmiştir. Her iki türde de 0.5 mg/l GA3, 1 mg/l prolin, 0.05 mg/l spermin, 3 mg/l Kinetin ve 1 mg/l NAA hormonları ve 1/2 MS ortamında kallus oluşumu görülmüştür. Elde edilen kallusların sürgün ve köke dönen gelişim aşamaları mikroskop ile görüntülenmiştir ve aşamalara ait farklılıklar incelenmiştir.

Özge Cengiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik dozlarda humik asit uygulamalarının çileklerde meyve verim ve bazı kalite kriterleri üzerine etkileri

Araştırma, 2012-2013 yetiştiricilik döneminde, Kahramanmaraş İli Onikişubat İlçesi Dönüklü Mahallesi'ndeki bir çiftçi bahçesi ile Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (Üskim)'ne ait laboratuvarlarda yürütülmüştür. Denemede Kabarla ve Sweet Ann çilek çeşitlerine 0 ml/da (su), 200 ml/da, 400ml/da, 600 ml/da ve 800 ml/da dozlarında humik asit uygulamalarının meyve verim ve bazı kalite kriterleri ile yapraklardaki makro ve mikro besin element içerikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Yapılan humik asit uygulamalarının meyve ağırlığı, pazarlanabilir meyve miktarı, SÇKM, titre edilebilir asit miktarı, pH ve şekerler üzerine etkisi olmadığı gözlemlenmiştir. Uygulamaların bitki başına verim değeri üzerine olumsuz etki yaptığı saptanmıştır. Humik asit uygulamalarının yapraktaki bitki besin elementi konsantrasyonları üzerine farklı etkiler yaptığı gözlemlenmiştir. Uygulamalar sonucunda yaprak N‚ P‚ K‚ Mg‚ Cu‚ Zn ve Mn miktarları olumlu etkilenirken‚ P, Ca, Fe ve Zn değerleri bu uygulamalardan olumsuz etkilenmiştir.

Merve Bandırma
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dört yerli-iki yabancı kayısı çeşidinin karşılıklı melezlenmesiyle elde edilen genotiplerin fenolojik ve pomolojik karakterizasyonu

Çalışmada Kabaaşı, Hacıhaliloğlu, Çataloğlu ve Hasanbey'den oluşan 4 yerli; Luizet ve P. Colomer'den oluşan 2 yabancı çeşitle yapılan resiprokal melezlemeden elde edilen genotiplerin pomolojik ve fenolojik özellikleri araştırılmıştır. Araştırma 2009-2010 yetiştirme sezonunda 2 yıl olarak Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'ne ait uygulama bahçesi ve laboratuarlarında yürütülmüştür. Genotip ve ebeveynlerde 2 yıl boyunca; meyve eni, boyu, yüksekliği, ağırlığı, çekirdek ağırlığı, et/çekirdek oranı, meyve et sertliği, suda çözünebilir toplam kuru madde oranı ve pH gibi pomolojik özellikleri ile tomurcuk kabarması, ilk çiçeklenme, tam çiçeklenme, çiçeklenme sonu, meyve olgunlaşma tarihi ve yaprak dökümü gibi fenolojik özellikler incelenmiştir. 2009 yılında yapılan tartılı derecelendirmeye göre en yüksek puanı alan 23-9, 19-17 ve 26-1 No'lu genotiplerin çeşit adayı olabilecekleri belirlenmiştir. 2010 yılında genotiplerle birlikte bunların ebeveynleri de incelenmiştir. Tartılı derecelendirmede en yüksek puanı Kabaaşı çeşidi almıştır. Kabaaşı'dan sonra Luizet X Kabaaşı, Kabaaşı X Luizet melezlemesinden elde edilen 11-12, 12-2, 1-23, 11-9 ve 11-24 numaralı genotiplerin tartılı derecelendirmede en yüksek puanları aldıkları dikkati çekmiştir. Söz konusu sıralamada yerli çeşitlerden Hacıhaliloğlu 7'nci, Hasanbey 17'nci ve Çataloğlu 63'üncü sırada yer almışlardır. Bu sonuçlar, melezleme sonucunda çeşit adayı olarak seçilmiş genotiplerde kalite bakımından önemli ilerlemelerin olduğunu göstermektedir. Bundan sonraki aşamada seçilmiş 8 kayısı çeşit adayı üzerindeki çalışmalara devam edilmesi gerekmektedir.

Mesut Cem Karaca
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Organik çilek yetiştiriciliğinde mikronize-bentonitli-kükürt ve mikro elementli (Fe ve Zn) karışımlarının kullanımı

Bu çalışmada, serada organik çilek yetiştiriciliğinde iki yıllık yetiştirme döneminde toprağa uygulanan beş farklı kükürt ürünü incelenmiştir; 1)Mikronize-bentonitli-kükürt, 2) Geleneksel toz kükürt, 3) Mikronize-bentonitli-kükürt+demir (Fe), 4) Mikronize-bentonitli-kükürt+çinko (Zn), 5) Mikronize-bentonitli-kükürt+demir (Fe)+çinko (Zn) ve uygulama yapılmayan kontrolün; bitkilerde büyüme, verim ve meyve kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Ayrıca toprak pH'sı ve Fe ile Zn içerikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Denemede; meyvede ağırlık, meyve sayısı, bitki başına verim, meyvede en-boy gibi fiziksel özellikler ve meyvede suda çözülebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir toplam asitlik (TA), vitamin C, meyvede pH gibi bazı kimyasal özellikler, bitki yapraklarında makro ve mikro elementler, ayrıca toprakta pH ve EC, Fe, Zn, Mn, Cu mikro element içerikleri incelenmiştir. İncelenen kriterler arasında, bitki başına verim, meyve kalite özellikleri, yaprakta ve toprakta besin maddeleri içerikleri bakımından uygulamalar arasında istatistiki yönden önemli farklar belirlenmiştir.

Mukadder Cömertpay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pleurotus djamor mantarı yetiştirme ortamı hazırlığında kullanılan fenolik içeriği yüksek tarımsal atıkların mantarın verimi ve bazı biyokimyasal özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışmada, Pleurotus djamor (Rumph. ex Fr.) Boedijn mantarının ihtiyaçları hakkında daha geniş bir veri yelpazesi sunmak amacıyla, üretimde kullanılan substratların mantar verimi, besin içeriği ve antioksidan aktivitesi arasındaki ilişkinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca farklı substratların biyolojik etkinlik, mantarın şapka özellikleri de araştırılmıştır. Bu amaçla P. djamor, çay atığı (ÇA), zeytin pirinası (ZP), üzüm posası (ÜP), yeşil ceviz kabuğu (YCK) ve buğday samanı (BS) üzerinde yetiştirilmiştir. Atıkların bozunma süreci, 90 günlük yetiştirme periyodu boyunca karakterize edilmiş ve sonuçlar, misel büyümesi ve verimi karşılaştırılarak aralarındaki ilişkiler belirlenmiştir. BS8:ZP2, daha kısa ürün döngüsü (23.6 gün), BS8:ÇA2 yüksek verim (213 g/kg) ve biyolojik etkinlik (BE%) (%71) ile P. djamor için en iyi substratlar olarak belirlenmiştir. Kimyasal analizler, P. djamor'un kültivasyonu sırasında substratların pH, C:N oranı, azot ve kül içeriğindeki artışı doğrulamıştır. Ayrıca, farklı ortamlarında yetiştirilen şapkalar, yüksek protein (%15.17-26.25), kül (%6.13–8.77) ve karbonhidrat (%64.88–74.81), toplam fenolik içerik (21.74-34.41 mg gallik asit eşdeğeri (GAE)) ve düşük yağ içeriği (%1,24-%1,56) sergilemiştir. Çalışma, üretimde kullanılan farklı substratların mantar verimi, kalitesi ve besin içeriğinde etkili olduğunu ve başarılı bir P. djamor yetiştiriciliğine hâkim olan temel faktörlerin içeriğine sahip olduğunu ortaya koymuştur.

Melike Kübra Karabacak
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Siklamende anter ve ovül kültürü yöntemleri ile haploid bitkilerin elde edilmesi

Bu çalışmada C. persicum, C. coum, C. hederifolium, C. pseudibericum, C. cilicium ile Melody F1 ticari çeşidinde ovül ve anter kültürü yöntemleri kullanılarak haploid bitki elde etme olanakları araştırılmıştır. Anter eksplantları, 2 gün +4°C soğuk uygulamalarından sonra 0, 1, 3, 5µM NAA, gümüş nitrat (AgNO3) ve aktif karbon (0.5, 1 g/l) içeren B5 besi yerinde kültüre alınmıştır. Anter kültürü denemeleri sonucunda Melody F1 ticari çeşidinde anter kültüründe 1 g/l aktif karbon, 0.5 mg/l aktif karbon + %0.1 AgNO3 +1 µM NAA, 0.5 mg/l aktif karbon + %0.1 AgNO3+ 3 µM NAA ve 0.5 g/l aktif karbon + %0.1 AgNO3 + 5 µM NAA içeren B5 besi yerinde kallus oluşumları gözlenmiştir. C. persicum türünde anter kültürü denemelerinde haploid embriyo oluşumu ve bitkiye dönüşüm 5µM NAA içeren B5 besi yerinde meydana gelmiştir. C. hederifolium türünde ise 5µM NAA içeren B5 besi yerinde sürgün benzeri yapılar meydana gelmiştir. Ovül kültürü denemeleri sonucunda ise C. persicum ve Melody ticari çeşidinde kallus, embriyo ve bitkiye dönüşüm sırasıyla 2 mg/l 2,4-D + 0.8 mg/l 2iP ve 2 mg/l 2,4-D + 0.5 mg/l 2iP içeren MS besi yerinde meydana gelmiştir. C. coum ve C. pseudibericum türünde yalnızca kallus oluşumları gözlenmiştir. C. cilicium türünde embriyolar 0.5 mg/l 2,4-D + 0.1 mg/l 2iP, 0.5 mg/l 2,4-D + 0.8 mg/l 2iP, 1 mg/l 2,4-D + 0.3 mg/l 2iP içeren MS besi yerinde elde edilmiştir. C. hederifolium türünde ise 1 mg/l 2,4-D + 0.5 mg/l 2iP içeren MS besi yerinde kallus, embriyo ve sürgün benzeri yapılar oluşmuştur.

Başar Sevindik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk stresine dayanıklı fasulye genotiplerinin taranması

Bu çalışma özellikle kış aylarında, hava sıcaklığının düşük olduğu bölgeler için düşük sıcaklığa dayanıklı fasulye genotiplerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Deneme 97 adet fasulye genotipi ile kontrol ve düşük sıcaklık stresi uygulamaları olmak üzere kontrollü iklim odasında kurulmuştur. Kontrol ve stres bitkilerinde ölçülen, analiz edilen ve incelenen parametreler şunlardır; 0-5 skala değerlendirmesi, bitki boyu, yaprak sayısı, gövde çapı, yeşil aksam taze ağırlığı, yeşil aksam kuru ağırlığı, yaprak stoma geçirgenliği, yaprak hücrelerinde membran zararlanması, yaprak su potansiyeli, yaprak ozmatik potansiyeli, yaprak alan indeksi, yaprak oransal su içeriği. Düşük sıcaklık stresi altında yetiştirilen 97 adet fasulye genotipinde, yukarıda bahsedilen parametrelerin kontrollerine göre değişimleri hesaplanmıştır. Bu tartılı derecelendirmeye göre fasulye genotipleri en çok puan alandan en az puan olana doğru sıralanmıştır. Çalışma sonunda genotipler dayanıklı, orta derecede dayanıklı ve duyarlı olarak sınıflandırılmıştır. Sonuçlar tartılı derecelendirme yöntemi ile sıralandığında, fasulye genotipleri arasından BN-131, BN-138, BN-74, BN-14, BN-26, BN-10, BN-54, BN-70, Bn-75B, Bn-57 ve Bn-66'nın en fazla puan aldığı ve böylece soğuğa dayanıklı olarak belirlenmiştir.

Sibel Balık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Biberde farklı anaçlar üzerine aşılamanın tohum verimi ve kalitesine etkileri

Bu çalışma sebzecilikte özellikle son yıllarda önem kazanan farklı anaçlar üzerine aşılamanın biberde tohum verimi ve kalitesine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla Demre ve 11B-14 çeşitlerinin altı farklı anaç (Güçlü Fı, Scarface Fı, PG-5238 Fı, Antinema Fı, Protector Fı ve 52-03 RZ Fı) ve kendi kökleri üzerine aşılanmasıyla ve kontrol (aşısız) fideleri, 2015 ve 2016 yıllarında Malatya'da açıkta tarla koşullarında yetiştirilmiştir. Çalışma kapsamında tohumdan tohuma kadar; aşılı ve kontrol grubu bitkilerin aşı tutma oranları, bitki boyu, ana gövde çapı, boğum sayısı, dal sayısı, kök uzunluğu, biyomas, meyve verimi ve kalitesi, tohum verimi ve kalitesi gibi parametreler değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda her iki çeşitte de Scarface Fı, Güçlü Fı ve Antinema Fı anaçlarına aşılanan bitkiler kontrole göre daha fazla bitki biyoması, meyve verimi ve kalitesinin yanısıra, daha yüksek tohum verimi, tohum çıkış ve çimlenme yüzdesi göstermiştir. Aşısız ve kendi köklerine aşılanan kontrol bitkilerinde bitki gelişimi ve tohum verimi nispeten düşük olmuştur. Sonuç olarak çalışma kapsamında yapılan değerlendirmelerde Scarface Fı, Güçlü Fı, Antinema Fı ve PG-5238 Fı anaçları biberde tohum üretiminde farklı avantajlarıyla ön plana çıkmıştır.

Rabia Küçük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Organik tüplü çilek fidesi üretim tekniklerinin geliştirilmesi

Bu çalışma, organik çilek fidesi üretim tekniklerinin geliştirilmesi amacıyla 2009-2012 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanı ile Laboratuvarlarında yürütülmüştür. Çalışmada, 2009-2010 yılları arasında 2 farklı çilek çeşidinde (Sweet Charlie ve Camino Real), farklı bakteri ırkları (T7, R23, T8 ve T18) kullanılarak ana bitkiden kol ve yavru bitki oluşumları sağlanmıştır. Araştırma sonucuna göre, kol sayısı üzerine çeşitler ve bakterilerin bir etkisi olmadığı belirlenmiştir. Bir ana bitkiden oluşan yavru bitki sayısı çeşitler bakımından farklılık göstermemiş olup, uygulanan T8 ve T18 bakterilerinin yavru bitki sayısını arttırdığı gözlenmiştir. Elde edilen yavru bitkiler ile tüplü taze fide üretim denemesi kurulmuş olup, tüplü taze fide denemesinde ise 4 farklı ortam (Kontrol, Konvansiyonel, HK2 ve Organik) ile 3 farklı bakteri (A1, A16, A18 ve Kontrol) uygulamasının etkinliği incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Kontrol ortamı ve A1 bakteri uygulamasının en iyi sonucu verdiği belirlenmiştir. Camino Real çeşidinin tüplü taze fideleri ile açık arazi koşullarında verim denemesi kurulmuştur. Bitki başına toplam verim değerleri sırasıyla; HK2 (145.49 g), Kontrol (125.17 g), Konvansiyonel (109.39 g) ve Organik (104.09 g) ortamlarından elde edilmiştir. 2010-2011 yılları arasında Camino Real ve Camarosa çeşitlerinin tüplü taze fideleri ile arazide yüksek tünel altında verim denemesi kurulmuştur. Camarosa çeşidinde bitki başına toplam verim değerleri 821.19 g, Camino Real çeşidinde ise 474.31 g olarak belirlenmiştir.

Ayşegül Burğut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Golden delicious elma dilimlerinde farklı uygulamaların raf ömrü ve dilim kalitesi üzerine etkileri

Çalışma, 2013-2014 yıllarında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümünde yürütülmüştür. Çalışmada, 1 MCP uygulanmış Golden Delicious çeşidine ait meyvelerden oluşan elma dilimlerinde farklı uygulamaların (1- Kontrol 2- %1 Askorbik Asit 3- %2 Kalsiyum Laktat 4- %1 Askorbik Asit+ %2 Kalsiyum Laktat ) raf ömrü ve dilim kalitesi üzerine etkisi araştırılmıştır. Çalışma sonucunda 0, 2, 4 ve 6. ay soğukta muhafazadan sonra yapılan 21 günlük denemelerde muhafaza süresince dilimlerin kalite özelliklerini kaybetmeden bütün denemelerde genel olarak askorbik asit uygulaması ve kalsiyum laktat uygulamaları iyi sonuçlar vermiştir. Özellikle elmalarda dilimleme işleminden sonra meydana gelen esmerleşme problemini engellemek, rengin ve tadın en iyi korunmasını sağlamak için askorbik asit, dilim sertliğinin korunmasında kalsiyum laktat etkili olmuştur. Kalsiyum laktat uygulaması denemelerin 21. gününde hafif acılığa ve mantarsal bozulmalara neden olmuştur. Elma dilimlerinin 14. güne kadar %2 CaLac+ %1AA uygulaması ile 6 ay depolamadan sonra dilimleme yapıldığında, dilimlerin kalitesi kaybedilmeden muhafaza edilebileceği saptanmıştır.

Hülya Göksu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Klasik ve biyoteknolojik ıslah yöntemleriyle yeni turunçgil çeşit ve anaçlarının geliştirilmesi

Bu çalışmada, ülkemiz turunçgil endüstrisinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik kurgulanmış mutasyon ve melezleme çalışmaları klasik ve biyoteknolojik yöntemlerin kullanımıyla yürütülerek turunçgil çeşit ve anaç popülasyonları oluşturulmuştur. Fiziksel mutajen olarak 60Co gama ışınının kullanımıyla Hernandina ve Ortanique çeşitlerinden sırasıyla 363 ve 852 adet M1V3 aşamasında fidan elde edilmiş ve 1215 bireyden oluşan popülasyon araziye dikilmiştir. Ayrıca çalışmada Klemantin 22D mandarini, W.Murcott mandarini ve Moro kan portakalı çeşitlerinde kimyasal mutasyon uygulamaları yapılmış, çeşitlerin aşı gözleri ve sürgünleri farklı süre ve dozlarda kolhisin çözeltisi içerisinde bekletilerek tetraploid formları elde edilmiştir. Öte yandan, ülkemizin gereksinim duyduğu kireçli topraklara adapte olabilen, tristeza virüs hastalığı ve Phytophthora citrophthora etmeninin neden olduğu kök ve kök boğazı çürüklüğü hastalığına tolerant yeni turunçgil anaçları geliştirilmesine yönelik olarak hem klasik hem de somatik melezleme yöntemleri kullanılmıştır. Citrus ve Poncirus cinsleri içerisinde yer alan 10 genotip kullanılarak 6 melezleme kombinasyonu gerçekleştirilmiş ve elde edilen 736 adet bitkiden 273 bitkinin melez olduğu morfolojik olarak ve moleküler markırlar aracılığıyla tespit edilmiştir. Ayrıca 3 kombinasyon oluşturularak yapılan somatik melezleme çalışmasında 4 bitki rejenere edilmiş, fakat bu bireylerin allotetraploid somatik melez olmadığı, flow sitometri cihazıyla yapılan ploidi analiziyle belirlenmiştir.

Berken Çimen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Pozantı koşullarında yetiştirilen İtalia ve Hamburg misketi üzüm çeşitlerinde farklı göz yükü ve düzenlenmiş kısıntılı sulama uygulamalarının etkisi

Bu çalışma, iki farklı Düzenlenmiş Kısıntılı Sulama (RDI-Regulated Deficit Irrigation) (RDI-1 ve RDI-2) ve göz yükü uygulamasının İtalia ve Hamburg Misketi sofralık üzüm çeşitlerinin verim ve kalite özellikleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla, 2012-2013 ile 2013-2014 yetiştirme dönemlerinde Çukurova Üniversitesi Pozantı Tarımsal Araştırma Merkezi'nde (POZMER) 2 yıl süreyle yürütülmüştür. Sulama zamanının belirlenmesinde çiçeklenme öncesi dönem için -1.0 MPa (-10 bar), tane tutumu-ben düşme ile ben düşme-olgunluk dönemleri arasında -1.3 MPa (-13 bar), olgunluk dönemi sonrasında ise -1.2 MPa (-12 bar) yaprak su potansiyeli değerleri dikkate alınmıştır. RDI-1 sulama konusunda tane tutumu-ben düşme ile ben düşme-olgunluk dönemleri için yığışımlı Epan değerinin sırasıyla %50 ve %75'i; RDI-2 sulama konusunda ise aynı dönemler için Epan değerinin sırasıyla %75 ve %50' si verilmiştir. Tüm sulama konularında ürün yükleri, ortalama çubuk ağırlıklarına göre: Normal göz yükü (ilk 500 g çubuk ağırlığı için 20, sonraki ilave her 500 g için 10 göz daha) ve Normal göz yükünün iki katı göz yükü olacak şekilde düzenlenmiştir. Sulama ve daha yüksek göz yükü uygulamaları üzüm verimini çeşitlere göre değişen düzeyde her iki yılda bir miktar artırmıştır. Salkım ve tane ağırlığının da sulanan asmalarda daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sulanan asmalarda toprak su içeriği değerlerinde artışlar kaydedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağcılık, düzenli kısıntılı sulama, ürün yükü, kalite, yaprak su potansiyeli

Rafet İyice
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Citrullus lanatus var. Lanatus ve C. Lanatus var. Citroides türlerinde anter kültürü yöntemiyle haploid bitki elde edilmesi

Bu araştırma Citrullus lanatus var. lanatus ve Citrullus lanatus var. citroides karpuz türlerinde anter kültürü yöntemiyle haploid bitki elde etmek amacıyla yapılmıştır. Denemede Citrullus lanatus var. lanatus alt türüne ait 1 açık tozlanan çeşit (Halep Karası) ve 1 hibrit çeşit (Crimson Tide) ve Citrullus lanatus var. citroides alt türüne ait 2 genotip (PI 296341 ve PI 189225) yer almıştır. Anter kültürü uygulamalarında 2 mg/l 2.4-D + 90 g/l sakkaroz takviye edilmiş MS besi ortamı sabit kullanılmış olup, farklı dozlarda (1 ve 1.5 mg/l) 6-Benzylaminopurine (BAP) denenmiştir. Ayrıca ortam içeriklerine, poliaminlerin etkisinin incelenmesi amacıyla da farklı dozlarda (500 ve 1000 µM/l) ayrı ayrı ve her ikisi birlikte spermidin (SPD) ve putresin (PUT) eklenmiştir. Araştırmada 14 farklı ortam kombinasyonu denenmiştir. Çalışmada iki farklı deneme kurulmuştur. Birinci denemede çiçek tomurcukları antezisten 1 gün önce toplanmış ve anterler 32°C'de 2 gün karanlıkta bekletildikten sonra kültüre alınmıştır. İkinci denemede ise antezisten 2 gün önce toplanan tomurcuklar ön sıcaklık uygulamasına tabi tutulmadan kültüre alınmıştır. Sonuçlar incelendiğinde farklı ortamlarda kullanılan genotipler bazında değişen oranlarda anter gelişimi ve kallus oluşumu görülmekle birlikte bitkiye dönüşüm gerçekleşmemiştir. Poliamin (SPD ve PUT) kullanımının karpuzda anter kültürüne etkisi ise net olarak görülmemiştir.

Furkan Cihad Akbaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de doğal yayılış gösteren bazı eğrelti türlerinde gametofit evreden sporofit evreye geçiş sürecinin doku kültürü ve yeni nesil biyoreaktör sistemi ile araştırılması

Bu tez çalışmasında Türkiye'de doğal yayılış gösteren bazı eğrelti türlerinin gametofit evreden sporofit evreye geçişini sağlamak amacıyla in vitro'da katı kültür ile geçici daldırma sistemlerinden Plantform biyoreaktör sistemi kullanılmış ve bitkiye dönüşümleri sağlanmıştır. Çalışmada Asplenium trichomanes, Asplenium scolopendrium ve Asplenium ceterach türleri kullanılmıştır. Tez kapsamında ön çalışma olarak NAA (0, 1.0 mg/L), BA (0, 0.5, 1.0 mg/L) ve GA3 (0.5 mg/L) kombinasyonlarını içeren 1/2 MS besin ortamında sporofit sayısı (bitkicik/kavanoz) ve sporofit boyu (cm) parametrelerine bakılmıştır. Ana deneme olarak NAA (0.1-0.5 mg/L) , BA (1.0 mg/L) ve KIN (1.0 mg/L) konsantrasyon kombinasyonlarını içeren 1/2 MS besin ortamı kullanılarak gametofitlerin in vitro'da gelişimleri gözlemlenmiştir. Plantform sistemi için Asplenium trichomanes türünde 1/2 MS içeren besin ortamında 3 saat ve 6 saat daldırma süresi denenmiştir. En iyi daldırma süresi 3 saat olarak belirlenmiş ve bu süre diğer 2 tür içinde uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda Plantform sisteminde bitkiye dönüşüm oranı ve kalitesinin daha iyi olduğu gözlemlenmiştir.

Senem Uğur
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı zeytin (Olea europaea L.) çeşitlerinde OeCHLP geni ekspresyon seviyesi ile bazı kimyasal özelliklerin belirlenmesi

Bu çalışma, 2017 ve 2018 yılları arasında Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü'nde yürütülmüştür. Çalışmada, ''Zeytin Genetik Kaynakları Koruma Parseli'nde'' yeralan 39 zeytin çeşidi örneklerinde geranylgeranyl reduktaz (OeCHL P) geninin ekspresyon seviyeleri iki olum aşamasında (yeşil ve siyah olum) belirlenmiştir. RT-PCR analizleri sonucunda OeCHL P transkripsiyon seviyesi en yüksek beş çeşitte fenolik bileşik (hydroxytyrosol, tyrosol ve oleuropein) ve α-tokoferol miktarları iki yıl süreyle araştırılmıştır. 2017 yılı yeşil olum döneminde Sinop No 5 (1,00) ve Uslu (3,01), siyah olum döneminde Girit Zeytini (1,17), İzmir Sofralık (1,07) ve Çilli (1,04) çeşitleri en yüksek gen ekspresyon seviyelerine sahip olmuşlardır. 2018 yılında Uslu (2,96) ve Sinop No 5 (2,52) çeşitleri yeşil olum döneminde, Çilli (2,75) ve Nizip Yağlık (2,05) çeşitleri siyah olum döneminde, Eşek Zeytini (Ödemiş) (1,60-2,95) ise her iki olum döneminde gen ekspresyonu yüksek çeşitler olarak bulunmuştur. Bu çalışma sonucunda OeCHL P gen ekspresyon seviyelerinin yıllara, çeşitlere ve olgunluk aşamalarına göre değiştiği belirlenmiştir. Ayrıca çeşitlerin fenolik bileşik içerikleri olgunlukla azalmış, α-tokoferol içerikleri ise çeşitlerin çoğunda olgunlukla azalırken, bazılarında artmıştır.

Filiz Baysal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kestanede farklı ortamların çimlenme ve çöğür gelişimi üzerine etkisi

Bu çalışma, kestane fidanı yetiştiriliciliğinde farklı ortamların çimlenme ve çöğür gelişimi üzerine etkisini belirlemek amacıyla, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü deneme ve uygulama bahçesinde 2017 ve 2018 yıllarında yürütülmüştür. Her iki deneme yılında da torf, perlit, zeolit, vermikülit, pomza, bahçe toprağı, hindistan cevizi kabuğu, kestane kirpisi ve curuf ortamları ve/veya karışımlarından oluşan toplam 10 farklı ortam çalışma kapsamına alınmış ve kestane tohumları söz konusu ortamların bulunduğu 0,85 L'lik saksılara ekilmişlerdir. Denemede kullanılan ortamlara göre kestane tohumlarının çimlenme oranları ve çöğür gelişimlerine ilişkin vejetasyon dönemi sonunda çöğür boyu (cm), çöğür çapı (mm), çöğür boy ve çap üniformitesi (CV, %), yaprak sayısı gibi parametrelere ilişkin ölçümler yapılmıştır. 2017 yılı denemesinde; pomza ve torf ortamında en yüksek çimlenme başarısına ulaşıldığı; bunu hindistan cevizi kabuğu ile torf + perlit ortamının izlediği belirlenmiştir. 2018 yılı denemesinde ise zeolit ile zeolit + perlit ortamından en yüksek çimlenme oranı değerleri elde edilmiştir. Çöğür gelişim kriterleri açısından 2018 yılı denemesinde, özellikle birinci yılın sonunda aşıya gelme oranının yüksek olması açısından oldukça önemli parametrelerden olan çöğür boy ve çap değerleri açısından, ortamlar karşılaştırıldığında torf, torf + perlit ve hindistan cevizi kabuğu ortamlarında yetiştirilen kestane çöğürlerinin diğer ortamlara göre en iyi performansı gösterdiği ortaya konmuştur.

Hüseyin Bilkay
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın'da Memecik zeytin çeşidinin farklı yüksekliklerde fenolojik pomolojik ve bazı biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma farklı yüksekliklerin zeytin kalitesine olan etkilerini ortaya koymak amacıyla, 2015 ve 2017 yıllarında Aydın'ın hemen doğusundaki merkeze bağlı Yılmazköy (100 m) ve kuzey komşusu Karaköy (750 m) sınırları içersine kalan iki farklı bahçede yürütülmüştür. Meteorolojik ölçümler 750 m yükseklikteki ortalama sıcaklığın 100 m değerlerinden 2.0-3.9°C daha düşük, nisbi nem değerlerinin ise % 0.1-12.5 oranında daha yüksek olduğunu göstermiştir. Fenolojik ölçümlerde, 100 m rakımda, ilk çiçeklenme tarihleri 17 Nisan-04 Mayıs, tam çiçeklenme 21 Nisan-08 Mayıs ve çiçeklenme sonu 25 Nisan-18 Mayıs olarak belirlenmiştir. 750 m rakımda ilk çiçeklenme 12-22 Mayısta, tam çiçeklenme 15 Mayıs-02 Haziran ve çiçeklenme sonu 27 Mayıs-07 Haziran olarak belirlenmiştir. Pomolojik ölçümlerin ortalamalarına göre; meyve eni, boyu, meyve indeksi, meyve ağırlığı, çekirdek eni, boyu, çekirdek ağırlığı ve nem oranı sonuçlarının, düşük rakımdaki zeytinlerde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yüksek rakımdaki zeytinlerde ise et oranı ve olgunluk indeksi değerleri daha yüksektir. Toplam sterol miktarının 100 m rakımdaki yağlarda yüksek olduğu tespit edilmiştir. Oleik asit, fenolik bileşikler ve yağ randımanı değerlerinin ise 750 m rakımdaki yağlarda daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Zeytin, Memecik, rakım, fenoloji, pomoloji, biyokimyasal özellikler.

Barış Ulubeli
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Limonda farklı kimyasal uygulamalarının muhafaza üzerine etkileri

Turuçgiller gerek dünya gerekse Türkiye açısından çok önemli meyve gruplarından bir tanesidir özellikle Citrus lemon (L.) Burm. F (Limon) türü sağlık ve gıda sanayisinde geniş kullanımı ile yetiştiriciliği gün geçtikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Günümüzde yetiştiriciliğin yanı sıra muhafaza sırasındaki kayıplarıda en aza indirgemek amacı ile yapılan çalışmalarda büyük önem kazanmıştır. Bu çalışmada farklı kimyasal uygulamaların ve onların kombinasyonlarının Kütdiken limon çeşidinin muhafazası süresince bazı kalite kriterlerinde oluşturduğu değişimler araştırılmıştır. Yapılan kimyasal uygulamalar; İmazalil, Imazalil+Scholar, Imazalil+Scholar (Fludioxonil)+Propicanazole, Philabuster, Propicanazole+Imazalil ile duşlama şeklinde muamele edilmiştir. Kontrol grubu meyvelerin bir kısmı hutbak sarma kağıdı ile sarılmış, diğer kısmı kağıda sarılmadan muhafaza edilmiştir. Uygulamalar sonrasında meyveler 10C sıcaklık ve %85-90 oransal nem koşullarında 6 ay muhafaza edilmiştir. Muhafaza süresince aylık periyotlar ile meyvelerde ağırlık kaybı (%), kabuk rengi, çürüme oranı (%), kabuk yanma oranı (%) ve görsel kalite, kabuk kalınlığı (mm), usare miktarı (%), titre edilebilir asit miktarı (%), suda çözünür kuru madde (%) miktarına bakılmıştır. Ayrıca meyvelerde kalıntı analizleride yapılmıştır. Bu araştırmada elde edilen verilere göre Kütdiken meyvelerinin çürük oranı, ağırlık kaybı ve diğer kalite kriterleri açısından en iyi sonuç veren uygulamalar sırasıyla İmazalil+Scholar+Propicanazaole+Hutbak kağıtlarına sarma, Propicanazole+İmazalil+Hutbak kağıtarına sarma kombinasyonları olarak belirlenmiştir.

Nurhan Çıldır
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Organik zeytin yetiştiriciliğinde farklı toprak iyileştiricilerin ağaç gelişimi ile meyve verim ve kalitesi üzerine etkisi

Konvensiyonel tarım kapsamında toprak verimliliğinin sağlanması ve bitki besin madde ihtiyacının karşılanması amacıyla, sentetik kimyasal gübreler yaygın olarak kullanılmaktadır. Oysa, organik tarım kapsamında bu amaçla, organik ve yeşil gübreleme, ekim nöbeti ve toprak muhafazasını tavsiye eden uygulamalar dışında Organik Tarım Yönetmeliğinin eklerinde yer alan ve Ek-1 olarak ifade edilen "Organik Tarımda Kullanılacak Gübreler, Toprak İyileştiriciler ve Besin Maddeleri (Deniz yosunu üretimi dâhil)" listesinde yer alan ve kullanımına izin verilen maddelerin kullanımı söz konusudur. Ancak, söz konusu bu maddelerin kullanımına ve etkinliğine ilişkin yeterli literatür bilgisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, organik zeytin üretim sertifikasına sahip olan bir bahçede, Yamalak Sarısı zeytin çesidine ait ağaçlarda organik tarım yönetmeliğinde izin verilen toprak iyileştiriciler olan temel curuf, perlit ve zeolit (Klinoptilolit) ile besin maddesi olarak vermicompost ve deniz yosunu uygulamalarının ağaç gelişimi ile verim ve kalite üzerine etkilerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Söz konusu maddelerin etkilerini belirlemek amacıyla, zeytin ağaçlarında fenolojik, morfolojik ve pomolojik gözlem ve analizler yapılmıştır. Yapılan gözlemler ve analizler neticesinde uygulama gruplarının tümünden kontrol grubuna kıyasla daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Genel olarak deniz yosunu ve vermicompost uygulamaları ağaç gelişimi ile meyve verim ve kalitesi açısında en iyi sonuçları vermiştir.

Abdullah Dündar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00