
937
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Sera hıyar yetiştiriciliğinde mikoriza kullanımının etkileri
oz DOKTORA SERA HIYAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE MIKORIZA KULLANIMININ ETKİLERİ Gülsüm SAYILIKAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman:Prof.Dr. Nebahat SARI Prof.Dr. İbrahim ORTAŞ (2. Danışman) Yd:2003, Sayfa: 125 Jüri : ProfDr. Nebahat SARI Prof.Dr. Kazım ABAK Prof.Dr. Ayşe GÜL Prof.Dr. İbrahim ORTAŞ Yrd.Doç.Dr. H. Yıldız DAŞGAN Bu çalışmanm ilk bölümü olan saksı denemesinde hıyarda (Seraset Fi) farklı mikoriza türleri (Glomus mosseae, G.caledonium, G.etunicatum, G.clarum ve bunların eşit spor yoğunluğunda kanşımından oluşan Kokteyl mikoriza) ile farklı spor yoğunluklarının (0, 1000, 2000 ve 3000 spor/bitki) etkinliği araştırılmış ve sonuçta hıyar bitkisi için G.etunicatum 'un 2000 spor/bitki yoğunluğunun en etkili mikoriza türü olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanm ikinci aşaması olan sera denemesinde G.etunicatum mikoriza türünden 2000 spor/bitki spor yoğunluğunda olacak şekilde 3 dönemde (MTrTohum ekiminde, MF:Fide dikiminde, MT+F:Uygulanacak spor yoğunluğunun yansı tohum ekiminde kalan yansı fide dikiminde olup M0:Mikorizasız bitkilerle karşılaştınlacak şekilde) aşılandığı bitkilerle 4 farklı azot dozu (0, 10, 20, 30 kg/da) ile 4 farklı fosfor dozu (0, 10, 20, 30 kg/da) denenmiştir. Deneme sonbahar ve ilkbahar olmak üzere iki döneminde yapılmıştır. Denemenin güz yetiştiriciliğinde azot ve fosforun yüksek dozlan ile mikorizanın MT+F uygulaması, bahar yetiştiriciliğinde azotun ve fosforun düşük dozlan ve MT+F uygulamalarından iyi sonuçlar alınmıştır. Anahtar KelimelenHıyar, mikoriza, spor yoğunluğu, azot ve fosfor
Vesküler arbusküler mikorizaların topraksız kavun yetiştiriciliğinde etkinlikleri
Dört farklı mikoriza türünün {Glomus mosseae, Glomus etunicatum, Glomus fasciculatum ve Glomus caledonium) topraksız kavun yetiştiriciliğinde bitki büyüme ve gelişmesi, verim ve bitkinin beslenme durumu üzerine etkileri incelenmiştir. KKTC Türkmenköy Araştırma İstasyonu'nda yapılan çalışma perlit ortamında ön deneme ve esas deneme olmak üzere iki aşamada yürütülmüştür. Ön deneme saksılarda ve kış döneminde, ana deneme torba kültüründe ilkbahar periyodunda gerçekleştirilmiştir. Ön deneme ve esas denemede uygulanan mikorizalarm köklere çok iyi infekte olduğu görülmüştür. Ön denemede, G. caledonium ile aşılı bitkilerin bitki boyu ve çapı bakımından biraz daha iyi sonuç verdiği anlaşılmış; yaprak sayısı ve kök uzunluğu değerlerinde ise G. fasciculatum ile G. etunicatum ön plana çıkmıştır. Kök, gövde yaprak yaş ve kuru ağırlık değerlerin yönünden ise G. etunicatum ile aşılanan bitkilerin daha yüksek değerler verdiği belirlenmiştir. Ana denemede bitki uzunluğu, çapı ve kök uzunluğunda G. caledonium ile G. fasciculatum; kök, gövde ve yaprak yaş ağırlıklarında G. etunicatum ve G. fasciculatum; gövde kuru ağırlığında G. fasciculatum ve yaprak kuru ağırlığında G. etunicatum daha yüksek değerler vermiştir. Meyve irliği ve verim açısından ise G. fasciculatum etkili bulunmuş, diğerlerinin etkisi önemli çıkmamıştır. Meyvelerin Suda Çözünebilir Kuru Madde içerikleri arasında önemli farklılıklar çıkmamıştır.Anahtar Kelimeler: Mikoriza, Kavun, Topraksız Kültür, Bitki Gelişimi,Verim
Mersin ili yaylarında açılan doğal depoların limon muhafazasında kullanım olanaklarının araştırılması
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ MERSİN İLİ YAYLALARINDA AÇILAN DOĞAL DEPOLARIN LİMON MUHAFAZASINDA KULLANIM OLANAKLARININ ARAŞTIRILMASI ihsan CANAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİMDALI Danışman: Prof. Dr. Tayfun AĞAR Yıl:2004, Sayfa: 127 Jüri: Prof. Dr. Tayfun AĞAR Prof. Dr. Önder TUZCU Doç. Dr. Turgut CABAROĞLU Bu çalışmada, Türkiye'de limonun yaygın olarak muhafaza edildiği bazı doğal depolar ile bu depolara konulan limon meyveleri 2002-2003 yıllan arasında 2 muhafaza sezonu boyunca incelenmiştir. Limonun üretim yerine 30-70 km mesafede bulunan yaylalarda açılan obruklarda yapılan doğal depolarda limon depolanmasının artırılması için bu depoların sıcaklık ve nem durumları ile farklı depoların, muhafaza sürelerinin ve depolara meyveleri götürme zamanlarının meyvelerin ağırlık, çürüme kayıpları ile diğer kalite kriterlerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla Mersin İlinde depoculuğun geliştiği 3 yayla ile Ortahisar'da bir depo ve Alata makineli soğutmalı soğuk hava deposu karşılaştınlmıştır. Çalışma sonucunda yayla limon depolarının ağırlık ve çürüme kayıpları ile diğer kalite kriterleri açısından meyveleri Ortahisar depolan ile aynı kalitede muhafaza edebildiği belirlenmiştir. Tüm depolarda Aralık ayında derim yapıldıktan hemen sonra depolara limon götürme uygulamasının ağırlık ve çürüme kayıplarını azalttığı ve SÇKM miktan, titre edilebilir asitlik miktan, yeşil kapsüllü meyve miktan, usare miktarı gibi diğer kalite kriterlerini iyileştirdiği tespit edilmiştir. Aralık ayında götürülen limonlarda çürüme kaybı yan yanya azalmıştır. Ortahisar depolannda yüksek nem vardır ve çürüme kayıplarını azaltmak için havalandırma yapılması zorunludur. Buna karşın yayla depolannda yaz aylannda depo içi sıcaklıklar artmaktadır. Bu aylarda serinletme gereklidir. Aralık ayında limon götürmek için tüm depolarda depo içi sıcaklıklar düşüktür ve termostatlar kontrolünde gerektiğinde ısıtma yapmak gerekmektedir. Depolarda havalandırma tertibatı bulunmadığı için tüm depolarda havalandırma sorunu vardır ve havalandırma en iyi olacak şekilde tedbirler alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Turunçgil, Limon, Depolama, Kütdiken, Depo
Adana ili ve çevre ilçelerinde yetişen sofralık ve sanayiye uygun dutların seleksiyonu
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA ILI VE ÇEVRE İLÇELERİNDE YETİŞEN SOFRALDX VE SANAYİYE UYGUN DUTLARIN SELEKSİYONU Ayşegül YILMAZ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman:Prof. Dr. Nurgül TÜREMİŞ Yıl: 2004, Sayfa: 70 Jüri : Prof. Dr. Nurgül TÜREMİŞ Prof. Dr. Sevgi PAYDAŞ Yrd. Doç. Dr. Asiye AKYILDIZ Bu çalışma 2002-2003 yıllan arasında Adana ili ve çevre ilçelerinde dutlar üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada sofralık tiplerde incelenen kriterler; irilik, meyve eni ve boyu, meyve rengi, SÇKM, titrasyon asitliği ve pH olup, sıralık tiplerde bunlara ek olarak aken durumu ve meyve suyu randımanı incelenmiştir. Çalışmada değiştirilmiş tartılı derecelendirme yöntemi kullanılarak 56 adet dut tipi içerisinden 29 adet sofralık ve sıralık dut tipi seçilmiştir. Tartılı derecelendirme sonunda 530 ve üstü puan alan 27 adet sofralık (01 Kozan BD/4-805 puan, 01 Balcalı BD/5-530 ) ve 2 adet sıralık (01 Balcalı KaD/1 ve 01 Balcalı KaD/2) üretimine uygun dut tipleri seçilmiştir. Selekte edilen dutlarda ortalama meyve ağırlığı 2.96-6.42 g, meyve eni 1.50-2.10 cm, meyve boyu 2.20-3.43 cm, SÇKM miktarları %9.30-26.2, pH 2,29-6.21 ve titre edilebilir asit içerikleri 0.04-1.31 mg/lOOml arasında değişim göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Dut, Seleksiyon, M. alba, M. nigra, M rubra. I
Ceylanpınar'da seçilmiş tozlayıcı antep fıstığı (P. vera L.) tiplerinin bazı dişi çeşitlerde meyve tutumu ve meyve kalitesi üzerine etkileri
Bu çalışma, 1998-2000 yıllan arasında Ceylanpınar Tarım İşletmesi 'nde, 2001 yılında ise Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü' ndeki antepfıstığı parsellerinde yürütülmüştür. Denemede, Kırmızı, Siirt ve Ohadi antepfıstığı çeşitlerine uygun olan 9 değişik tozlayıcı tipin, bu dişi çeşitlerin meyve tutumu ve meyve kalitesi üzerine etkilerinin belirlenmesi ve söz konusu tip ve dişi çeşitlerin döllenme biyolojilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 1998 ve 1999 yıllarında saf çiçek tozlanyla tozlama yapılmış, 2000 ve 2001 yıllarında ise çiçek tozu buğday unuyla seyreltilerek %1, %5, %10, %50 ve %100'lük çiçek tozu kullanılmıştır. Kullanılan çiçek tozlarının TTC ile canlılık testleri, Petride agar ve Asılı damla yöntemleriyle de in vitro koşullarda çimlendirme testleri yapılmıştır. Çiçek tozu-un karışımları, tozlama mesafeleri ve çiçeklerin reseptiflik düzeyleri ile ilgili çalışmaların yanında, 1 mm2'ye düşen çiçek tozu sayısı ve çiçek tozu üretim miktarı da belirlenmiştir. Tozlama çalışmaları sonucunda yüzde meyve tutumu, çiçek ve meyve dökümleri, çiçek tozu çim borusu büyümesi, endosperm ve embriyo gelişimi yanında kabuklu ve iç meyve büyümesi incelenmiş; meyve kalite kriteri olarak da pomolojik analizler (100 meyve ağırlığı, meyve boyutları ve meyve randımanı), fiziksel analizler (çıtlak meyve oranı, dolu ve boş meyve oranı) kimyasal analizler (yağ ve protein analizleri) yapılmıştır. Deneme sonucunda Kırmızı çeşidi için 23 nolu tozlayıcı, Siirt çeşidi için 7 nolu tozlayıcı ve Ohadi çeşidi için ise 1 8 nolu tozlayıcımn en iyi tozlayıcılar olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Pistacia vera, antepfıstığı, döllenme biyolojisi, embriyo gelişimi, meyve kalitesi.
Mutlak ve oransal periyodisite gösteren bazı Antepfıstığı çeşitlerinde periyodisite ile içsel hormonlar, karbonhidrat ve bitki besin maddeleri düzeyleri arasındaki ilişkiler
öz DOKTORA TEZİ MUTLAK VE ORANSAL PERIYODISITE GÖSTEREN BAZI ANTEPFISTIĞI ÇEŞİTLERİNDE PERÎYODİSİTE ÎLE İÇSEL HORMONLAR, KARBONHİDRAT VE BİTKİ BESİN MADDELERİ DÜZEYLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLER Hakan ÇETINKAYA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Pro£ Dr. Ahsen I. ÖZGÜVEN Yıl:2004, Sayfa 194s Jüri : Prof Dr. Ahsen I. ÖZGÜVEN Prof Dr. Ömer GEZEREL Prof Dr.Bekir E. AK Doç. Dr. Salih KAFKAS YrdDoç. Dr. Yusuf NÎKPEYMA Bu çalışmada mutlak periyodisite gösteren Uzun (Pistacia vera var.Uzun), oransal periyodisite gösteren Siirt (Pistacia vera var. Siirt), ve Ohadi (Pistacia vera var. Ohadi) antepfıstığı çeşitlerindeki içsel hormon, karbonhidrat ve bitki besin maddeleri düzeyleri aralarındaki ilişkiler ve karagöz dökümlerinin nedenleri araştırılmıştır. Çalışma 2000, 2001 ve 2002 yıllarında Gaziantep Antepfıstığı Araştırma Enstitüsünde 25 yaşındaki ağaçlarda yapılmıştır. Araştırma hem sulanan hem de sulanmayan koşullarda yapılmıştır. Bahçe, dikimden itibaren sulanan bir bahçe olup, araştırmanın yapıldığı yıllarda bahçenin bir kısmında sulama yapılmamıştır. Araştırma sonuçlarına göre verim yılında yapraklarda N, P, Ca, Mg, Fe, Zn, Cu ve Mn diğer yıllara göre daha yüksek düzeyde, K ise düşük düzeyde saptanmıştır. Meyvelerde ise verim yılında P ve Mn yüksek, N, Mg, Fe, Zn, ve Cu düşük düzeyde saptanmıştır. Karbonhidratlar yapraklarda ve meyvelerde verim yılında düşük düzeyde saptanmıştır Verim yılında meyve gözlerinde I AA ve GA3 düzeyleri artarken, AB A düzeyi diğer yıllara göre daha düşük bulunmuştur. Mutlak peryodisite gösteren Uzun çeşidinde de benzer sonuçlar alınmıştır. Yapılan korelasyonlara göre de meyve gözü dökümü ile N arasında bir ilişki bulunmazken, yapraklardaki toplam şeker ve meyve gözlerindeki ABA düzeyi ile negatif, meyve gözlerindeki IAA ve GA3 düzeyleri arasında pozitif ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca meyve gözlerindeki ABA düzeyi ile GA3 ve IAA düzeyi arasında negatif korelasyon bulunmuştur. Anahtar Kelimeler antepfıstığı, Periyodisite, Karbonhidrat, Hormon, Bitki Besin Maddeleri
Türkiye'den selekte edilen valencia portakal tiplerinde verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİTÜRKİYE'DEN SELEKTE EDİLEN VALENCIA PORTAKALTİPLERİNDE VERİM VE KALİTE ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİKader ERÇİKÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Turgut YEŞİLOĞLUYıl: 2005, Sayfa : 92Jüri : Prof. Dr. Turgut YEŞİLOĞLUYard. Doç.Dr. Bilge YILDIRIMProf. Dr. Faruk EMEKSİZBu çalışmada, 1979-1983 yılları arasında Türkiye turunçgil bölgelerindenselekte edilen 13 adet Valencia portakal tipinde seleksiyonun ikinci aşaması olarakAdana ekolojik koşullarında verim, meyve özellikleri ve bitkisel özellikler 2002,2003 ve 2004 yılları boyunca incelenmiştir. Bu özelliklerle ilgili olarak 23pomolojik, 3 bitkisel özellik analiz ve ölçümlerle değerlendirilmiş ve her özellikiçin olumlu sonuçlar veren tipler ortaya konulmuştur. Ayrıca tartılı derecelendirmemetodu uygulanarak bütün özellikler bakımından en olumlu sonuçları veren tiplersaptanmıştır.Çalışma sonucunda ağaç başına ortalama verimi en yüksek tipler 55-A, 59-Ave 76-A olarak belirlenmiştir. Ağaç başına ortalama verim ile seçilen diğerözellikler tartılı derecelendirme metodu ile birlikte değerlendirildiğinde 70-A, 88-A, 55-A tipleri en olumlu sonuçları vermişlerdir. Taç birim hacmine düşen verimve diğer özellikler bakımından tartılı derecelendirme metodu ile yapılandeğerlendirmede ise en olumlu sonuçları veren tipler 75-A, 57-D ve 76-A tipleriolmuştur.Anahtar Kelimeler: Turunçgil, Portakal, Valencia, Seleksiyon Islahı
Örtü toprağı olarak farklı torfların ve değişik dozlardaki kalsiyum klorür kullanımının mantarın verim ve kalitesine etkisi
Bu çalı ma, 2003-2005 yılları arasında Çukurova Üniversitesi ZiraatFakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'nde yürütülmü tür. Bitkisel materyal olarakAgaricus bisporus mantarının A15 çe idi kullanılmı tır. Mantar yeti tiricili indefarklı örtü topraklarından kaynaklanan problemlere çözüm bulmak amacıylaAdana'nın yakın çevresinden çıkarılan iki farklı torfun verim ve kaliteye etkilerikontrol olarak Bolu/Yeniça a torfu kullanılarak ara tırılmı tır. Ayrıca sulama suyunaeklenen %0.05, %0.10, %0.15 (w/v) dozlarındaki kalsiyum klorürün mantar sertli i,verim ve renk üzerine etkisi incelenmi tir. Hem verim hem de kalite anlamındadenemeye alınan torfların ve kalsiyum klorürün etkisi, toplam verim, her bir fla takiverim, karpofor a ırlı ı, mantar sertli i, mantar apka rengi, apka ve sap özelliklerigöz önüne alınarak de erlendirilmi tir.Bu çalı ma sonunda en yüksek verim Kahramanmara torfundan eldeedilmi tir. Sulama suyuna eklenen kalsiyum klorürün konsantrasyonu arttıkçaverimde azalma meydana geldi i belirlenmi tir. %0.10 kalsiyum klorür uygulamasıhem verim hem de renk ve sertlik açısından en uygun de erleri vermi tir.Anahtar Kelimeler : Örtü topra ı, Kalsiyum klorür, Mantar rengi
Sakız emginar çeşidinde meydama gelen dönüşüm üzerinde araştırmalar
ÖZDOKTORA TEZİSAKIZ ENGİNAR ÇEŞİDİNDE MEYDANA GELEN DÖNÜŞÜMÜZERİNDE ARAŞTIRMALARİ. Ercan EKBİÇÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman I : Prof. Dr. Kazım ABAKDanışman II : Prof. Dr. Saadet BÜYÜKALACAYıl: 2005, Sayfa: 87Jüri: Prof.Dr. Kazım ABAKProf.Dr. Saadet BÜYÜKALACAProf.Dr. Nebahat SARIProf.Dr. Mehmet TOPAKTAŞProf.Dr. Benian ESERBu çalışma 2000-2005 yılları arasında Çukurova Üniversitesi, ZiraatFakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü deneme alanları ve laboratuvarlarındayürütülmüştür. Çalışmada Sakız enginar çeşidi ile bu çeşidin tek yönlü dönüşümüsonucu oluşmuş Ara tip ve Yerli tip bitkiler arasındaki farklılıklar morfolojik,sitolojik ve moleküler olarak araştırılmıştır.Elde edilen bulgulara göre Sakız, Ara tip ve Yerli tip bitkilerin ploididüzeyleri aynı çıkmıştır. Kök ucu kromozom sayımlarına göre her üç tipte dekromozom sayısı bakımından farklılık olmadığı ve bunların diploid olduğubelirlenmiştir. Flow sitometri analizleri de bu bulguları desteklemiştir.RAPD tekniği ile yapılan moleküler çalışmalarda Sakız, Ara tip ve Yerli tipbitkilerin genetik olarak birbirine çok benzediği ve çok az farklılıkların olduğugözlenmiştir. Oluşturulan dendogramda üç tip aynı grupta yer almıştır.GA3 uygulamaları bitkilerde hem morfolojik özellikler üzerinde etkili olmuşhem de belli bir erkencilik sağlamıştır. Sakız tipinde 12 gün, Ara tip bitkilerde 14-16gün ve Yerli tip bitkilerde 14 günlük bir erkencilik elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Enginar, C. scolymus, kromozom, RAPD, moleküler markırI
Adana koşullarında bazı yerli, Amerika ve Avrupa kökenli çilek çeşitleri ile bazı melez çilek genotiplerinde verim, meyve kalite kriterleri ve bitki özelliklerinin belirlenmesi
Araştırma 2003-2004 ve 2004-2005 yetiştirme dönemlerinde Çukurova ÜniversitesiZiraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanları ileLaboratuvarlarında yürütülmüştür. Denemede bölgemizde yoğun olarak yetiştirilen Amerikakökenli Camarosa ve Sweet Charlie çilek çeşitleri yanında 16 adet Amerika ve Avrupakökenli çilek genotipi ile bölümümüzde önceki yıllarda yapılan melezleme ıslahı çalışmalarısonucu elde edilen 8 adet umutlu melez çilek genotipi ve yerli çilek çeşidimiz olan Osmanlıkullanılmıştır. Denemede yer alan çilek genotiplerinde verim, meyve kalite kriterleri vebitkisel özellikler incelenmiştir.Araştırma sonucunda denemede yer alan çilek genotiplerinin bitki başına verimdeğerlerinin 79.63 g/bitki (Sophie) ile 575.68 g/bitki (MT J24/2) arasında, ortalama meyveağırlığının 2.94 g (Osmanlı) ile 15.75 g (MT 99/163/22) arasında, askorbik asit içeriğinin ise26.33 mg (Osmanlı) ile 60.31 mg (MT 99/163/14) arasında değiştiği saptanmıştır. Genelolarak MT J24/2 ve MT 99/163/22 no'lu genotiplerin bitki başına verim, ortalama meyveağırlığı ve askorbik asit (C vitamini) içeriği açısından diğer genotiplerden üstün olduğubelirlenirken, % SÇKM içeriği açısından Osmanlı (%10.26) çilek çeşidi diğer genotiplerdenüstün bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Çilek, kalite, renk, C vitamini.
Bazı kayısı genotiplerinin Adana ekolojik koşullarındaki verim ve kaliteleri
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBAZI KAYISI GENOTİPLERİNİN ADANA EKOLOJİKKOŞULLARINDAKİ VERİM VE KALİTELERİMehmet Fatih BATMAZÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANA BİLİM DALIDANIŞMAN: Prof. Dr. Sevgi PAYDAŞYıl: 2005 Sayfa:91Jüri: Prof. Dr. Sevgi PAYDAŞProf. Dr. Ahsen Işık ÖZGÜVENProf. Dr. Saadettin BALOĞLUBu çalışma Çukurova Üniversitesi uygulama alanına 1999 ve 2001 yıllarındadikilen 21 yabancı kayısı çeşidi ile 11 melez ve 4 seleksiyon tipi kayısı üzerindeyapılmıştır. Dikilen kayısı genotiplerinin adaptasyon yetenekleri incelenmiş veAdana koşullarına uyum sağlayan genotipler saptanmaya çalışılmıştır. Kurulandeneme parseli damla sulama sistemi ile sulanmaktadır. Kayısı genotiplerininfenolojik gözlemleri ve pomolojik analizleri yapılmıştır.2005 yılında çiçeklenme periyodu 24 Şubat (1x89 numaralı tip) ile 11 Mart(22x90 numaralı tip) arasında olmuştur. İlk çiçeklenme ile son çiçeklenme arasında18 gün gibi bir süre geçmiştir. Denemedeki kayısı genotiplerinin 2005 yılındaolgunlaşma tarihleri 18 Mayıs (Beliana) ile 8 Haziran (22x90 numaralı tip) arasındaolmuştur.Yapılan bu adaptasyon çalışmasında elde edilen verilere göre meyve ağırlığıbakımından Antonio Errani, Fracasso, Harcot, Palstein ile 1x89 ve 22x90 numaralıtipler olumlu bulunmuşlardır.Ağaç başına düşen ortalama verim 14.058 g ile en yüksek değer olarakAntonio Errani çeşidinden elde edilirken, en düşük değer ise 1.234 g ile Katyçeşidinden elde edilmiştir. Birim gövde kesit alanına düşen verimde en yüksek değer1.02 kg/cm2 ile Antonio Errani çeşidinde elde edilmiş, en düşük değerler ise 0.14kg/cm2 ile 22x90 numaralı tipten alınmıştır.Üzerinde çalışılan kayısı genotiplerinde Precoce de Tyrinthe baz alınarakyapılan gözlemlerde düşük ağaç kuvvetine sahip olan bitkiler görülmezken,genotiplerden 17 adedinin orta ve 19 adedinin ise kuvvetli geliştikleri saptanmıştır.Adana ekolojik koşullarına uygun çeşit veya tiplerin tam olarakönerilebilmesi için çalışmaların ileriki yıllarda da sürdürülmesi gerekmektedir.Anahtar kelimeler: Kayısı, Adaptasyon, Fenoloji, PomolojiI
Bazı biber genotiplerinde anter kültürü ile haploid embriyo uyartımında embriyo kalitesinin artırılmasına yönelik bazı uygulamalar
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBAZI BİBER GENOTİPLERİNDE ANTER KÜLTÜRÜ İLEHAPLOİD EMBRİYO UYARTIMINDA EMBRİYO KALİTESİNİNARTIRILMASINA YÖNELİK BAZI UYGULAMALARHatıra TAŞKINÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Saadet BÜYÜKALACAYıl : 2005, Sayfa :72Jüri : Prof. Dr. Saadet BÜYÜKALACAProf. Dr. Kazım ABAKProf. Dr. Şebnem ELLİALTIOĞLUAraştırma, 2003-2005 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe BitkileriBölümü Sebzecilik Araştırma ve Uygulama Alanı ile Bahçe Bitkileri Bölümü Doku KültürüLaboratuvarında yürütülmüştür. Denemede Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü ve bölümümüztarafından ortak olarak yürütülen bir çalışmada üç defa kendilenmiş düşük sıcaklığa tolerant olarakbelirlenen A71, A269, A313 nolu genotipler, orta derecede tolerant olarak belirlenen A109 nolugenotip ve duyarlı olarak belirlenen A74 nolu genotip kullanılmıştır. Araştırmada dört farklı kültürortamı kullanılmıştır. Denenen 5 farklı genotip için en yüksek embriyo uyartımı ve bitkiyedönüşümün belirlenmesi amacıyla anterler farklı zamanlarda kültüre alınmıştır. Ayrıca kültüre alınanortamlarda gelişmesini tamamlayamayan embriyolar 10 gün süresince 0.5 mg/l absisik asit içerenbesin ortamına alınarak absisik asitin embriyo olgunlaşmasına etkisi belirlenmeye çalışılmıştır.Denemenin sonucunda gerek embriyo oluşumu gerekse oluşan embriyoların bitkiyedönüşümü genotiplere, anter alma dönemlerine ve besin ortamlarına göre değişmiştir. Genotiplerarasında en yüksek embriyo verimi soğuğa tolerant olarak belirlenmiş olan 269 nolu genotipten eldeedilmiştir. Anter alma dönemlerinden ise en başarılı sonuçlar Nisan ve Mayıs aylarından eldeedilmiştir. Besin ortamları arasında ise III nolu besin ortamı (Murashige and Skoog + 30 g/l sakkaroz+ % 0.25 aktif kömür + 15 mg/l gümüş nitrat + 4 mg/l naftalen asetik asit + 1 mg/l benzil aminopurin) ve IV nolu besin ortamından (modifiye edilmiş Murashige and Skoog + 30 g/l sakkaroz + %0.25 aktif kömür + 15 mg/l gümüş nitrat + 4 mg/l naftalen asetik asit + 0.1mg/l benzil amino purin)diğer ortamlara göre daha fazla sayıda embriyo elde edilmiştir. Olgunlaşmamış embriyolara absisikasit uygulamasından olumlu bir sonuç alınamamıştır. Bitkiye dönüşüm, hormonsuz Murashige andSkoog ortamına alınan olgun embriyolardan sağlanmıştır.Anahtar Kelimeler : Biber, anter kültürü, embriyo kalitesi
Narda derim öncesi meyve çatlamasının anatomisi ve fizyolojisi
ÖZDOKTORA TEZİNARDA DERİM ÖNCESİ MEYVE ÇATLAMASININ ANATOMİSİ VEFİZYOLOJİSİCenap YILMAZÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Ahsen Işık ÖZGÜVENYıl: 2005, Sayfa: 250Jüri: Prof. Dr. Ahsen Işık ÖZGÜVENProf. Dr. Sevgi PAYDAŞProf. Dr. Ayzin B. KÜDENProf. Dr. Uygun AKSOYYrd. Doç. Dr. Sema DÜZENLİÇalışmanın amacı narda (Punica granatum L.) derim öncesi meyveçatlamasının anatomisi ve fizyolojisinin incelenmesidir.Deneme, 2001, 2002 ve 2003 yıllarında, Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe BitkileriBölümüne ait nar parselinde bulunan İzmir 10, İzmir 15, İzmir 16, İzmir 23, İzmir26, Silifke Aşısı ve Hicaz nar çeşitleri ile 4 yinelemeli olarak yürütülmüştür.Tüm çeşitlerin verimleri, çatlamış ve çatlamamış meyvelerin pomolojik, bazıkimyasal ve anatomik özellikleri belirlenmiştir. Aynı zamanda iklim verileri, topraknemi, ağaç başına meyve sayıları ve meyve gelişim eğrileri de belirlenmiştir.Sonuçta, denemenin ilk yılında, en fazla meyve çatlama oranı İzmir 10 veSilifke aşısı çeşitlerinde, en az ise İzmir 16 çeşidinde belirlenmiştir. Denemeninikinci yılında en fazla meyve çatlaması İzmir 15 ve İzmir 23 çeşitlerinde, en az İzmir16 çeşidinde, üçüncü yılında ise en fazla meyve çatlaması İzmir 23 çeşidinde ve enaz İzmir 16 ve Silifke aşısı çeşitlerinde belirlenmiştir.Çatlamış meyvelerin küçük, ince kabuklu, daha yüksek dane ve meyve suyurandımanına ve SÇKM'ye sahip olduğu, meyve kabuğunun ise daha az su, potasyum,IAA, K/Ca ve K/(Ca+Mg) oranına, daha yüksek azot, kalsiyum, ABA, suda eriyebilirpektin ve N/K oranlarına sahip olduğu belirlenmiştir.Denemedeki tüm çeşitlerin meyve kabuklarındaki hücrelerde bol miktardanişasta olduğu ve kabuğun taş hücreleri içerdiği belirlenmiştir.Ayrıca, çatlamış meyvelerin, sağlam meyvelere göre daha ince bir epidermisve kütikulaya sahip olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Nar, Meyve Çatlaması, Hücresel Yapı, Kimyasal Yapı,PomolojiI
Farklı kireç içerikli topraklarda yetiştirilen asma genotiplerinde değişik uygulamaların Fe alımı üzerine etkilerinin morfolojik ve fizyolojik yönden incelenmesi
ÖZDOKTORA TEZİFARKLI KİREÇ İÇERİKLİ TOPRAKLARDA YETİŞTİRİLEN ASMAGENOTİPLERİNDE DEĞİŞİK UYGULAMALARIN Fe ALIMIÜZERİNE ETKİLERİNİN MORFOLOJİK VEFİZYOLOJİK YÖNDEN İNCELENMESİGültekin ÖZDEMİRÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Semih TANGOLARYıl : 2005, Sayfa: 186Jüri : Prof. Dr. Zülküf KAYAProf. Dr. Ömer GEZERELProf. Dr. Durmuş Ali ATALAYDoç. Dr. Sadettin GÜRSÖZBu araştırmada materyal olarak kirece dayanımları farklı olan Yalova incisiüzüm çeşidi ile 140 Ru ve 1103 P Amerikan asma anaçları kullanılmıştır. Genotipler,hazırlanan %10, %30 ve %50 kireç içeriğine sahip topraklarda denemeye alınmıştır.Her ortamda 1) 20 ppm Fe (FeSO4 olarak) + Çiftlik gübresi (100 g/saksı/5 kg toprak)2) 20 ppm Fe (Fe-EDDHA olarak) 3) 20 ppm Fe (FeSO4 olarak) + Sitrik asit(uygulanan FeSO4'ın %10'u olacak şekilde) 4) Kontrol (Fe uygulaması yok) olmaküzere 4 farklı Fe uygulaması gerçekleştirilmiştir. Uygulama etkilerinin belirlenmesiamacıyla genotiplerde kloroz şiddeti, toplam klorofil, klorofil a, klorofil b, sürgünuzunluğu, sürgün yaş ve kuru ağırlığı, kök uzunluğu, kök yaş ve kuru ağırlığı, yaprakalanı ile yaprakların toplam ve aktif Fe, Zn, Cu, Mn, N, P, K, Ca ve Mgkonsantrasyonları incelenmiştir.Deneme sonucunda incelenen özelliklere ait genotip, kireç ve Feuygulamaları arasındaki farklılıkların önemli olduğu saptanmıştır.Yalova incisi %50 kireç içeren ortamda Fe, Zn, Ca, P ve Mg elementlerindenyararlanma bakımından 140 Ru ve 1103 P anaçlarından daha etkin bulunmuştur.Kullanılan bütün genotiplerde yetiştirme ortamlarındaki kireç miktarı arttıkça klorozoluşumunun arttığı ve Fe alımı ile birlikte diğer mikro ve makro besin elementalımlarının azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca sürgün, kök ve yaprak özelliklerinde dekireç oranının artışına bağlı olarak daha düşük değerler ölçülmüştür. Yapılan bütünFe uygulamaları kloroz şiddetini azaltma bakımından benzer etkide bulunurkenFe-EDDHA ve FeSO4 + Sitrik asit uygulamalarının incelenen diğer özellikler üzerinedaha olumlu etkide bulunduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Asma, kireç, demir, gübreleme, kloroz.I
Fasulyelerde tuzluluğa tolerans bakımından genotipsel farklılıkların erken bitki gelişimi aşamasında belirlenmesi
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİFASULYELERDE TUZLULUĞA TOLERANS BAKIMINDANGENOTİPSEL FARKLILIKLARIN ERKEN BİTKİ GELİŞİMİAŞAMASINDA BELİRLENMESİSibel KOÇÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Doç. Dr. H.Yıldız DAŞGANYıl : 2005, Sayfa : 87Jüri : Doç. Dr. H.Yıldız DAŞGANProf. Dr. Nebahat SARIYrd.Doç.Dr. Selim EKERBu çalışmada 67 farklı fasulye genotipinin tuzluluğa tolerans yönünden,erken bitki gelişimi aşamasında derin akan su kültürü tekniği kullanılarak taraması(screening) yapılmıştır. 125 mM NaCl ile tuz stresine sokulan fasulye genotipleriiyon düzenlemesi (regülasyonu) yönünden incelenmiştir. Aynı zamanda, fasulyelerdetuzluluğa tolerans için kitlesel tarama çalışmalarında kullanılabilecek, uygulamasıkolay, geçerliliği yüksek teknikler araştırılmıştır. Genotipler tuz stresi altında iyonregülasyonu yönünden farklı mekanizmalar geliştirmişlerdir. Bazı genotiplerbünyelerine bol miktarda Na iyonu alarak yüksek doku toleransı gösterip ?Na-kabullenen-inclusion? bir mekanizma ile tuzdan zararlanmaz iken, diğer bazıgenotipler ise Na iyonunu oldukça az alarak kendilerini korumayı başarmışlar ve?Na-sakınan-exclusion ? tepki vermişlerdir. Toplam 67 adet fasulye genotipinde tuzatolerans yönünden oldukça geniş bir varyasyon belirlenmiştir. 13 genotip dayanıklı,17 genotip orta düzeyde dayanıklı ve 37 genotip ise duyarlı olarak belirlenmiştir.Denemeler sonucunda, fasulye genotiplerinin tuzluluk için kitleseltaramasında (screening) erken bitki gelişme aşamasında kullanılabilecek, ?iyonregülasyonu? parametreleri bakımından ?Na-sakınan? ve ?Na-kabullenen? gruplarıiçin değerlendirilebilecek ayrı parametreler ortaya çıkmıştır. ?Na-sakınan? (excluder)genotipler için düşük Na/K, Na/Ca oranları, düşük Na konsantrasyonu, yüksek K veCa konsantrasyonları tarama (screening) parametresi olabilirken; ?Na-kabullenen?(includer) genotipler için ise yüksek Na/K, Na/Ca oranları, yüksek Na ve düşük K,Ca konsantrasyonlarının tarama (screening) parametresi olabileceği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Fasulye, NaCl, tarama, tuz toleransı, iyon düzenlemesi(regülasyonu)I
Farklı ekolojilerin bazı gün nötr ve kısa gün çilek çeşitlerinde çiçek tozu, meyve verim ve kalite kriterleri üzerine etkileri
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ FARKLI EKOLOJİLERİN BAZI GÜN NÖTR VE KBA GÜN ÇİLEK ÇEŞÜLERİNDEÇİÇEK TOZU VE MEYVE VERİM VE KALİTESİ ÜZERİNE ETKİLERİ TÜMAYÇİNCANER ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Doç.Dr. Nurgttl TÜREMİŞ Yıl: 1999, Sayfa: 105 Jüri: Doç.Dr. Nurgül TÜREMİŞ Prof.Dr. Şükriye BİLGENER Prof.Dr. Ahsen L ÖZGÜVEN OZ Bu araştırma 1997-98 yetiştirme döneminde Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri ve Pozantı Tarımsal Araştırma İstasyonuna ait Deneme ve Uygulama Alanları ile Laboratuvarlannda yapılmıştır. Denemede Selva ve Tango (gün nötr) ve Douglas ve Early Glow (kısa gün) çilek çeşitleri kullanılmıştır. Denemede yer alan çeşitler Adana ve Pozantı olmak üzere iki farklı lokasyonda denemeye alınmıştır. Bitki başına aylık ve toplam verimler incelendiğinde her Üri deneme yerinde de Selva çeşidi daha olumlu sonuçlar vermiştir. Diğer meyve kalite kriterleri arasındaki farklar ise istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Yaprak alam değerleri bakımından Adana'da Selva çeşidi, Pozantı'da ise Tango çeşidi daha yüksek değerler ortaya koymuşlardır. Denemede dört çilek çeşidinin adaptasyonları yanında döllenme biyolojileri incelenmiştir. TTC ile yapılan çiçek tozu canlılık testleri sonucunda Adana'da Tango (%71.56-Mayıs) ve Pozantı'da ise Early Glow (%77.56-Mayıs) çeşitleri en yüksek canlılık değerlerini vermiştir. Çiçek tozu çimlendirme testinde en iyi sonuçlar %1+%15 sakkaroz ortamında elde edilmiştir. En yüksek çimlenme oranlan Adana ve Pozantı'da Early Glow (Adana: %68.24, Pozantı: %76.46) çeşidinde saptanmıştır. Denemeye alınan çilek çeşitlerinin bir anterde ürettikleri ortalama çiçek tozu miktarları Adana'da 2940.0 adet/anter (Temmuz-Douglas) ile 6024.0 adet/anter (Mayıs-Early Glow) arasında, Pozantı'da ise 3089.7 adet-anîer (Haziran-Douglas) ile 5996.0 adet/anter (Mayıs- Early Glow) arasmda dağılım göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Çilek, çiçek tozu canlılık, çimlenme, üretim miktarı, yaprak alam, adaptasyon I
Ayva ve armutlarda anaç/kalem ilişkilerinin izoenzim analizleriyle araştırılması
Bu çalışma, bazı armut çeşitleri ile ayva anaçları arasındaki aşı uyuşmazlığının erken belirlenmesi için bir marker olarak kullanılabilecek PRX (peroksidaz) izoenziminin ve diğer proteinlerin araştırılması üzerine kurulmuştur. PRX izoenzimi çalışmaları için Bartlett (BT) ve Beurre Hardy (BH) armut çeşitleri, QA ve BA-29 anaçları ile büyüme kuvvetleri belirlenmiş ve daha önceki çalışmalarla armut için anaç olarak seçilmiş 15 ayva klonu üzerine aşılanmıştır. BT, QA anacı ile uyuşmayan, BH ise uyuşun armut çeşitleridir. İzoenzim analizleri için, aşılanmamış anaçlar ve çeşitler ile aşılanmış olanların aşı noktasının 4 cm altından ve üzerinden kabuk ve kambiyum dokuları alınmıştır. Örnekler, aşılamadan 1, 4, 8, 12 hafta sonra toplanmıştır. Ayrıca aşılamadan 12 ay sonra aşı noktasından örnekler alınarak analizlenmiştir. PRX izoenzim analizlerinde nişasta jel elektroforez (Starch jel elektroforez-SGE) yöntemi kullanılmış, anaç ve çeşitlerin asidik (anodik) ve bazik (katodik) PRX yönünden incelenmesi ise poliakrilamid jel elektroforez (PAGE) tekniğine göre yapılmıştır. Toplam proteinlerin belirlenmesi çalışmasında ise Passe Crassanc (PC), B. Hardy (BH), Beurre Bosc (BS) ve Bartlett (BT) armut çeşitlerinin QA ve armut çöğür anacı ile oluşturduğu kombinasyonlardan çeşidin yıllık sürgünlerinden kabuk dokuları alınmıştır. Toplam protein analizlerinde SDS-PAGE yöntemi kullanılmıştır. SGE'de jelin katod kısmındaki bulanık görüntü nedeniyle, sadece anodik PRX'lar değerlendirilmiştir. İki armut çeşidi ile denemede kullanılan 17 anacın SGE' de PRX profilleri karşılaştırıldığında pek çok bant gözlenmiştir. Fakat iki izoperoksidaz bandı [Rf = 0.88 (A) ve 0,68 (B)] önem kazanmıştır. A bandı BH çeşidinde, QA, BA-29 ve 9 ayva klonunda bulunurken BT çeşidinde görülmemiştir. B bandı ise sadece BH çeşidinde görülmüştür.Aşı bölgesinin izoenzim profilleri anaç ile kalemin bireysel izoperoksidazlarının birleşimi şeklinde görülmüştür. Oysa ki, A ve B bantları yönünden bazı istisnalar gözlenmiştir. A ve B izoperoksidazlan bireysel olarak aşı bileşenlerinde bulunmalarına rağmen aşı bölgesinde mevcut değildir. Bunun tersi olarak da bu bantlar aşı bileşenlerinde bulunmasa da aşı bölgesinde görülmüştür. Aşı bölgesi örneklerinin izoperoksidaz bantları, aşı bileşenlerinin bireysel (aşısız) olanlarından daha koyu olarak gözlenmiştir. Ayrıca uyuşur (BH/QA), orta derecede uyuşur (BT/BA-29) ve uyuşmaz (BT/QA) aşı kombinasyonlarının karşılaştırılması, uyuşur ve orta derecede uyuşur aşı bölgesi örneklerinin uyuşmaz olandan daha fazla izoperoksidaz bandı içerdiğini göstermiştir. Aşı bölgesi örnekleri A ve B bantları yönünden karşılaştırıldığında ise BH çeşidinin oluşturduğu tüm kombinasyonlarda A ve B bandı saptanmıştır. BT çeşidinin oluşturduğu kombinasyonlarda ise uyuşmaz olan BT/QA'mn aşı bölgesinde A ve B bantları bulunmazken, sadece BT/BA-29 ile BT'nin ayva klonlarıyla oluşturduğu 5 kombinasyonda saptanmıştır. Bu nedenle, bu 5 ayva klonu BT çeşidi ile uyuşabilir, ümit var ayva anaçları olarak belirlenmiştir. Tüm aşı kombinasyonlarında aşılamadan sonraki dönemlerde aşı noktasının altmdan ve üzerinden alınan örneklerin SGE'de PRX profilleri tamamen benzerlik göstermiş ve hiçbir farklılık saptanmamıştır. Çeşitler ile anaçların PAGE'de elde edilen bazik PRX profilinde daha iyi çözünürlük elde edilmiştir. Asidik PRX profilleri ise SGE'de belirlenen anodal PRX ile benzerlik göstermiştir. Sadece bir bazik isoperoksidaz bandı (Rf = 0.91) BH çeşidinde ve tüm anaçlarda gözlenirken BT çeşidinde görülmemiştir. Böylece izoenzim sonuçları bize, elektroforez tekniği ile izoperoksidaz analizleri yapılarak, armut/ayva aşı kombinasyonlarında aşı uyuşma veya uyuşmazlığının, aşı bölgesinin PRX profillerine bakılarak erken belirlenebileceğini göstermiştir. Dört armut çeşidi ile QA ayva anacının SDS-PAGE'de belirlenen toplam protein parmak izlerinin birbirine çok benzer olduğu dikkati çekmekle beraber 63kDa ağırlığındaki bir protein bandı QA anacı üzerine uyuşur bir armut çeşidi olan PC, BH ve orta derecede uyuşur olan BS çeşidinde belirlenirken uyuşmaz olan BT çeşidinde saptanamamıştır. Genelde, QA üzerine aşılı çeşitlerin çöğür anacına aşılı olanlardan daha fazla proteine sahip olmalarına rağmen, farklı kombinasyonlardaki çeşitlerin, toplam protein miktarları ile uyuşmazlık arasında bir ilişki kurulamamıştır. Elde edilen sonuçlar, belirlenen 2 anodal ve 1 katodal isoperoksidaz bandı ile 1 protein bandının, armut/ayva aşı uyuşmazlığı ile ilgili olabileceğini göstermektedir. Yürütülmekte olan arazi gözlemleri bu sonuçları geliştirecektir. Anahtar Kelimeler : armut/ayva aşılaması, aşı uyuşmazlığı, peroksidaz (PRX), izoenzim, protein
Çukurova bölgesinde yaygın bazı sofralık ve yağlık zeytin çeşitlerinin fenolojik, pomolojik ve morfolojik özelliklerinin belirlenmesi
ÖZ ÇUKUROVA BÖLGESİNDE YAYGIN BAZI SOFRALIK VE YAĞLIK ZEYTİN ÇEŞİTLERİNİN MORFOLOJİK, FENOLOJİK VE POMOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ. MEHMET ULAŞ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof.Dr. Ömer GEZEREL Yıl: 2001, Sayfa 94 Jüri : Prof.Dr. Ömer GEZEREL : Prof. Dr. Ali KÜDEN :Yard. Doç. Dr. Celil TOPLU Zeytin yetiştiriciliği için oldukça yüksek bir potansiyele sahip olan Çukurova bölgesinde yetiştirilen çeşitlerin büyük bir kısmını lokal çeşitler oluşturmaktadır. Çukurova bölgesi Türkiye zeytin yetiştiriciliği için çok önemli yere sahiptir. Çukurova bölgesinde yetiştiriciliği yapılan lokal ve bazı standart çeşitlerin ağaç, meyve, çiçeklenme, yaprak ve çekirdek özellilerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Elde edilen veriler değerlendirilip çizelgelerle sunulmuştur. Çalışmada, Çukurova bölgesi içerisinde, aynı ismi taşıyan farklı çeşitlerin veya aynı çeşidin farklı yörelerde farklı isimlerle çağırılan çeşitler olduğu belirlenmiştir. Örneğin: Küncülü (Kilis Yağlık), Yerli (Erkence) çeşitlerinin faildi çeşitler olmadığı saptanmıştır. Adana Topağı, San Ulak, Edremit Yağlık ve Gemlik çeşitleri Çukurova ekolojik koşullarında diğer çeşitlere göre daha üstün performans göstermişlerdir. Anahtar Kelimeler : Zeytin, Çeşit, Tanımlama, Pomoloji, Çukurova
Karpuzda aşılı fide kullanımının bitki büyümesi, verim ve meyve kalitesi üzerine etkileri ile aşı yerinin histolojik açıdan incelenmesi
öz DOKTORA TEZİ KARPUZDA AŞILI FİDE KULLANIMININ BİTKİ BÜYÜMESİ, VERİM VE MEYVE KALİTESİ ÜZERİNE ETKİLERİ İLE AŞI YERİNİN HİSTOLOJİK AÇIDAN İNCELENMESİ Halit YETİŞİR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Nebahat SARI Yıl : 2001, Sayfa: 179 Jüri: Prof. Dr. Nebahat SARI Prof. Dr. Kazım ABAK Prof. Dr. Ruhsar YANMAZ Prof. Dr. Sinan ETİ Yrd. Doç. Dr. Mustafa PAKSOY Araştırma 1999-2001 yılları arasında yürütülmüştür. Çalışmada 5'i açık tozlanan, 7'si hibrit 12 farklı kabak anacının Crimson Tide karpuz çeşidinde bitki gelişmesi, bitki besin maddeleri alımı, verim ve kaliteye olan etkileri ile Fusarium solgunluğuna karşı mücadelede etkinliği araştırılmıştır. Bunun yanında kabak anaçları ile karpuz arasındaki uyuşma durumları da incelenmiştir. Üç yıllık çalışmalar sonucunda Lagenaria grubuna giren anaçların karpuzla iyi uyuşma gösterdiği ve % 95'in üzerinde aşı tutma oranına sahip olduğu tespit edilmiştir. Cucurbita grubu anaçlarda bu oran % 60'Iara kadar düşmüştür. Bütün aşılı bitkiler kontrol bitkilerine göre daha hızlı büyümüş ve güçlü olmuşlardır. Aşılı bitkilerde anaca bağlı olarak kontrole göre % 200'ü aşan verim artıştan tespit edilmiştir. Bu artış Fusarium solgunluğunun sorun olduğu yıllarda daha fazla olmuş ve % 400'lere ulaşmıştır. Kalite analiz sonuçlarında kontrol bitkileri ile aşılı bitkiler arasında meyve büyüklüğü hariç, önemli bir fark bulunmamıştır. Bitkilerde yapılan yaprak analiz sonuçlarında topraktan kaldırılan toplam makro ve mikro elementlerin aşılı bitkilerde daha fazla olduğu (özellikle Fe) tespit edilmiştir. Aşılı bitkiler, anaçlar ve kalem Fusarium oxysporum f.sp. niveum'un bilinen üç ırkına karşı testlenmiş ve test sonucunda bütün aşılı bitkiler ve anaçlar dayanıklı bulunurken, C. Tide çeşidi Fusarium oxysporum f.sp. niveum'un 2 no'lu ırkına duyarlı bulunmuştur. Yapılan histolojik çalışmalarda Lagenaria üzerine aşılı bitkilerde uyuşmazlık saptanmamış, buna karşılık C. maxima, C. moschata ve bu iki türün melezleri üzerine aşılı bitkilerden alınan örneklerde aşı yerinde aşın şişmeler ve iletim demetlerinde kıvrılmalar tespit edilmiştir. Çalışmanın son yılında, üç su kabağı anacı üzerinde farklı bitki sıklığının verim ve kaliteye etkileri araştırılmıştır. Aşılı bitkilerde hektara 4000 - 5000 bitki ile ekonomik anlamda verim alınabileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Anaçlar, aşı uyuşmazlığı, aşı teknikleri, Fusarium' a. dayanıklılık, bitki büyümesi,
Güneydoğu Anadolu biber popülasyonlarının dihaploidizasyon yöntemiyle ıslahı ve geleneksel yöntemlerle karşılaştırılması
ÖZ DOKTORA TEZİ GÜNEYDOĞU ANADOLU BİBER POPULASYONLARTNIN DİHAPLOİDİZASYON YÖNTEMİYLE ISLAHI VE GELENEKSEL YÖNTEMLERLE KARŞILAŞTIRILMASI NURAY ÇÖMLEKÇİ OĞLU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Kazım ABAK Yıl: 200İ, Sayfa 349 Jüri : Prof. T>r. Kazım ABAK Prof. Dr. Şebnem ELLİALTIOĞLU Doç. Dr. Saadet BÜYÜKALACA Bu çalışmada, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş biber populasyonlannda, kendileme ve seleksiyon ıslahı yöntemiyle saf hatların oluşturulması, yeni çeşit geliştirilmesinde anter kültürü yönteminin kullanılabilirliliğinin belirlenmesi ve populasyon ile birçok generasyon kendilenmiş hatlarda varyasyonun belirlenmesi amaçlanmıştır. Şanlıurfa populasyonuna ait elit bitkiler kendilenerek 298 hat ekle edilmiştir. Her hatta iki veya daha fazla bitkiden elde edilen kendilenmiş tohumlar kendi içinde karıştırılmış ve altıncı kendileme generasyonuna kadar yeniden kendilenmiştir. Seleksiyon sonucunda hat sayısı 9'a indirilmiştir. Altıncı kendileme generasyonunda hat içinde her bitkiden tohumlar ayrı ayrı alınmış ve 9 familya oluşturulmuştur. Kahramanmaraş biberinde farklı yerlerden toplanan tohumlar ayrı populasyonlar olarak değerlendirilmiştir. Her populasyonda seçilen bitkiler kendilenmiş ve 5 hat elde edilmiştir. Üçüncü kendileme generasyonunda hat içi bitkilerden tohumlar ayrı ayrı alınmış ve 5 familya oluşturulmuştur. Anter kültürü yöntemiyle haploid bitki elde etmek üzere 5 fârklı besin ortamı denenmiştir. En olumlu sonuçlar 4 mg/ NAA, 0.1 mg/1 BAP, 10 mg/l AgN03 ve 30 g/l sakaroz içeren MS besin ortamında ve kültürün ilk 2 günü amerlerin 35 °C sıcaklıkta ve karanlık koşullarda tutulduktan sonra 28 °C de 16 saat fotoperiyodikkoşullarda geliştirilen amerlerden elde edilmiştir. Biber anter kültüründe embriyo oluşumu, genotip, besin ortamı bileşiminden ve inkübasyon koşullarından önemli derecede etkilenmiştir. Anter kültürü yöntemiyle elde edilen bitkilerde ploidi seviyelerinin belirlenmesi amacıyla kök uçlarında kromozom sayımı yapılmış, stoma boyuttan ölçülmüş ve bekçi hücrelerdeki kloroplastlar sayılmıştır. Ayrıca bitkilerin bazı morfolojik özellikleri incelenmiştir. Her iki genotipte de haploid ve diploid bitkilerde stoma basma düşen ortalama kloroplast sayısı bakımından önemli farklılıklar bulunmuştur. Bitkiler arasında önemli farklılık bulunan diğer bir parametre ise stoma yoğunluğu olmuştur. Anter kültürü yöntemiyle elde edilen katlanmış haploid (double haploid) hatların mutlak homozigot bireylerden oluştuğu ve bu hatlarda belirlenen varyansın yalnızca çevre faktörlerinden kaynaklanabileceği kabul edilmiştir. Bu durumda, Şanlıurfa biberinde altı generasyon kendilenmiş hatlarda bitkiler arasında, tomurcuk çap», taç yaprak ve anter sayısı bakımından hem çevre varyansı hem de genotipik varyansın önemli olduğu tespit edilmiştir. Meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, meyve çapı, meyve başına verim, meyve başına tohum verimi, 1000 tohum ağırlığı, ilk çiçeklenme için geçen gün sayısı, yaprak uzunluğu, yaprak genişliği bitki uzunluğu gibi incelenen diğer bütün özellikler bakımından varyasyonun tamamen çevre koşullarından kaynaklandığı, hat içindeki bitkilerin genetik yapılan bakımından homojen oldukları belirlenmiştir. Populasyon seviyesinde ise meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, meyve et kalınlığı, meyve çapı, lob sayısı, tomurcuk uzunluğu, tomurcuk indeksi ve yaprak indeksi özelliklerinde belirlenen varyasyonun daha çok çevre koşullarından ve daha düşük oranda da bitkiler arasındaki genetik faklılıklardan kaynaklandığı diğer özelliklerde varyansın çevre faktörlerinden ileri geldiği belirlenmiştir. Kahramanmaraş biberinde ise populasyonlar ve üçüncü kendileme generasyonu seviyesindeki hatlarda, tomurcuk uzunluğu, tomurcuk indeksi, yaprak uzunluğu, lob sayısı, bitki başına verim, meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, ve meyve başına tohum özelliklerinde belirlenen varyasyonun çevre koşullanndan kaynaklandığı, hatları oluşturan bitkilerin söz konusu özellikler bakımından genetik farklılıklar göstermediği tespit edilmiştir. İncelenen diğer özelliklerin varyasyonunda hem genetik hem de çevre faktörlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Capsicum annuum, ıslah, seleksiyon, haploidi, varyans. II
Sakıt kayısılarının seleksiyonu, meyve büyüme durumları ve Sakıt vadisinin soğuklama süresinin belirlenmesi
öz DOKTORA TEZİ SAKIT KAYISILARININ SELEKSÎYONU, MEYVE BÜYÜME DURUMLARI VE SAKIT VADİSİNİN SOĞUKLAMA SÜRESİNİN BELİRLENMESİ Coşkun DURGAÇ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Nurettin KAŞKA Yıl: 2001, Sayfa: 257 Jüri : Prof. Dr. Nurettin KAŞKA Prof. Dr. Sevgi PAYDAŞ Prof. Dr. A.Aytekin POLAT Bu çalışma, 1997-1999 yıllan arasında 36.35 enlem derecesinde bulunan İskenderun'un Sakıt vadisinde yürütülmüştür. Araştırmada farklı olduğu belirlenen tüm kayısı tipleri toplanmaya çalışılmış ve bunlardan umutlu görülen i 15 tip üzerinde durulmuştur. Seçilen tiplerde tartılı derecelendirme yapılmış, 600 ve üzerinde puan alan 52 tip ile verim, albeni ve meyve iriliği gibi bazı özellikleri bakımından önemli bulunan 14 tip sofralık kayısı açısından umutlu görülmüştür. Tiplerin tam ciceklenmeleri mart ortası- nisan sonlan arasında gerçekleşmiştir. +7.2°C'nin altında geçen süre İskenderun'da(5 m) 293.5 saat, Suçıkağı'nda (450 m) 639.5 saat, Sakıt'ta (1000 m) ise 1462.5 saat olarak hesaplanmıştır. Tiplerin hemen hemen tamamı düzenli meyve vermiş ve meyveler,, çoğunlukla bir yıllık dallarda, bazı tiplerde spurlar üzerinde de meydana gelmiştir. 4 tip çok verimli, 39 tip verimliT50 tip orta verimli, 22 tip ise az verimli bulunmuştur. Selekte edilen tiplerde ortalama meyve ağırlığı 18.17 g ile 54.28 g, çekirdek ağırlığı 1.37 g ile 3.44 g, meyve eti/çekirdek oram 8.53 ile 19.23 arasında değişirken, meyve en/boy endeksi 0.82 ile 1.05, sertlik 0.39 kg/cm2 ile 2.80 kg/cm2, SÇKM içeriği %9.53 üe %21.03, pH 3.12 üe 4.68, asitlik ise %0.51 ile %2.76 arasında bulunmuştur. Meyve büyümesi ile ilgili elde edilen verilerden çizilen grafikler çift sigmoid eğri şeklinde olmuştur. Sonuç olarak, Sakıt'tan selekte edilen kayısı tiplerinin sofralık kayısı kavramı çerçevesinde, tat, aroma, görünüş, yola ve muhafazaya dayanma bakımlarından yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da beğeni kazanabileceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Kayısı, Seleksiyon, Soğuklama, Meyve Büyümesi,
İn vitro koşullarda yetiştirilen bazı kiraz anaçlarının dış koşullara aktarılmasında mikoriza uygulamasının bitki gelişimi üzerine etkileri
Araştırmada mikro çoğaltılmış önemli bazı kiraz anaçlarının dış koşullara aktarılmasında mikoriza türleri olan Glomus mosseae ve G. fasciculatum 'un bitki gelişimi üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışmada, iki farklı büyütme ortamı; Torf:Perlit (1:1) ve Ürgüp Taşı:Toprak:Kompost (6:3:1) kullanılmıştır. Sera içerisinde, saksılara dikim öncesinde hem Glomus mosseae hem de G. fasciculatum steril edilmiş harç karışımları içerisine inoküle edilmişlerdir. Mikoriza uygulaması ve harç ortamlarının anaçlar üzerine etkilerini belirlemeye yönelik olan bu çalışmada sera koşullarında bitki gelişimine etkilerini belirlemek amacıyla bitki canlılık oranı, sürgün uzunluğu, yaprak sayısı, sürgün yaş ve kuru ağırlığı, kök yaş ve kuru ağırlığı analizleri yapılmıştır. P, Zn, Cu, Mn, Fe gibi besin elementlerinin de yapraklardaki konsantrasyonları belirlenmiştir. % kök infeksiyonu ile toplam kök uzunluğu incelenmiştir. Yapılan ölçümlerde besin elementleri önemli bulunmuş, özellikle P içeriği açısından önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlara göre, mikoriza inokülasyonunun in vitro köklenme aşamasında uygulanması, bitkiciklerin dış koşullara adaptasyonunda daha etkili olabilecektir.Anahtar Kelimeler: Kiraz anaçları, mikro çoğaltım, dış koşula adaptasyon, mikorizal inokülasyon
Asmalarda somatik embriyogenesis ve organogenesis yoluyla bitki elde edilmesi
Bu çalışmada, 41 B Amerikan asma anacı ve Yalova İncisi üzüm çeşidinin farklı eksplantlarından, embriyogenesis ve organogenesis yoluyla bitki elde edilmesinde farklı besi ortamları ve büyümeyi düzenleyici maddeler ile kültür koşullarının etkisi araştırılmıştır. Somatik embriyogenesis çalışmalarında eksplant olarak anter, in vivo ve in vitro yaprak ayası ve yaprak sapı, sülük, olgunlaşmamış ve olgun zigotik embriyo; organogenesis çalışmalarında ise in vitro yaprak ayası ve yaprak sapı kullanılmıştır. Somatik embriyogenesiste kullanılan bütün eksplantlarda uygulamalara göre değişen oranlarda embriyojenik kalluslar meydana gelmiş ancak, yalnızca olgunlaşmamış zigotik embriyo eksplantından somatik embriyolar elde edilebilmiştir. 41 B anacının olgunlaşmamış zigotik embriyoları, içerisinde 0.5, 1, 2 ve 4 mg/1 2,4-D bulunan MS, NN ve BS ortamlarının aydınlık ve karanlık kültürlerinde değişik oranlarda somatik embriyo oluşturmuşlardır. En yüksek oranda somatik embriyo oluşumu 0.S ve 1 mg/1 2,4-D içeren B5 ortamının karanlık kültürlerinde (sırasıyla %30 ve %28.9) saptanmıştır. Yalova incisinin olgunlaşmamış zigotik embriyoları yalnızca 1 mg/1 2,4-D içeren MS'in aydınlık kültürlerinde %5; 0.S mg/1 2,4-D içeren NN ortamının aydınlık ve karanlık kültürlerinde ise sırasıyla %6.3 ve %2.3 oranlarında somatik embriyo oluşturmuştur. Sekiz aylık kültür süresi sonunda 41 B'nin B5 + 1 mg/1 2,4-D + karanlık kültürlerinde 559 adet, Yalova İncisi'nin NN + 0.5 mg/1 2,4-D + aydınlık kültürlerinden ise 912 adet embriyonun torpedo devresinde olduğu belirlenmiştir. En yüksek çimlenme ve tam bitkiye dönüşüm oranı 41 B'de hormonsuz NN ortamında (sırasıyla %58 ve %75), Yalova İncisinde ise hormonsuz MS ortamında (sırasıyla %77.4 ve %45) meydana gelmiştir. Elde edilen somatik bitkiciklerin %91.9'u başarıyla toprağa aktarılmıştır. Organogenesis çalışmalarında adventif göz oluşumu bakımından her iki genotipte en uygun eksplantın yaprak ayası olduğu belirlenmiştir. Ayrıca 2 mg/1 BA eklenen B5 ve NN ortamlarında diğer uygulamalardan daha yüksek değerler elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Asma {Vitis vinifera L.), Rejenerasyon, Somatik embriyo, Adventif göz oluşumu, Kallus
Sera hıyar (Cucumis sativus L.) yetiştiriciliğinde değişik dikim aralık ve mesafelerinin bitki gelişimi ve verimi üzerine etkileri
ÖZ Bu çalışma 5 sera hıyar yetiştiriciliğinde sonbahar ve İlkbahar yetiştirme dönemleri için en uygun bitki sıklığını saptamak için yapılmıştır. Araştırma Antalya ilinin Gazipaşa ilçesinde cam sera koşullarında yürütümüştür. Her iki yetiştirme döneminde} metrekareye verim, bitki başına verim, erkenci verim, meyve ağırlığı, meyve çapı, meyve uzunluğu, bitki boyu, yaprak sayısı, boğum arası uzunluk ve bitki çapları ölçüm ve tartımlarla hesaplanmıştır. Araştırma bulgularına göre sonbahar yetiştirme döneminde en yüksek verim metrekareden 14.21 kg/m* ile 100-30 ;.; 40 cm' 11 dikimden (3.85 bitki/m* ) elde edilmiştir. ilkbahar yetiştirme döneminde en yüksek verim ise 25.44 kg /m* ile.100-20 >ı 40 cm'li dikimden (4.16 bitki/m2) elde edilmiştir. Her iki yetiştirme döneminde bitki sıklığı metrekare veriminin dışında) bitki basına verim, yaprak sayısı ve gövde çapı özellikleri üzerine etkili, meyve uzunluğu üzerine etkisiz bulunmuştur. Sonbahar döneminde bitki sıklığı meyve çapı ve boğum arası uzunluğunu, ilkbahar döneminde ise erkenci verim, meyve ağırlığı ve bitki boyunu önemli düzeyde etkilememiştir.
Çukurova koşullarında örtü altı (alçak tünel) kavun yetiştiriciliğinde Malç'ın (şeffaf Pe) ve değişik budama şekillerinin erkencilik, verim ve kalite üzerine etkisi
-90- 6. ÖZET Bu araştırmada, Çukurova koşullarında yetiştirici 1 iğ-i son yıllarda yaygınlık kazanan, Macdimon Fi hibrit kavun çeşidi, alçak plastik tünel ve alçak plastik tünel+malç ortamlarında 5 değişik budama şekli uygulanarak yetiştirilmiştir (kontrol hariç). Araştırmalar 1992 ve 1993 yıllarında ç.ii. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü deneme ve uygulama arazisinde 2 yıl süreyle yürütülmüştür. Budama uygulamalarının ve malç'm kavunların erkencilik, verim ve kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar aşağıda özetlenmiştir. 1992 yılında meydana gelen don zararından malçlı ortamdaki bitkiler daha az zarar görmüş (kayıp %15), bu zarar malçsız tünellerde daha fazla olmuştur (kayıp %65). Araştırmanın 2. yılında tünel ve tünel+malç ortamlarında tünel içi hava sıcaklıkları ( + 20 cm) 2 termohigrograf yardımıyla sıcaklık ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre malçlı ortam malçsız ortama göre ortalama sıcaklığı geceleri 1.1 °C, gündüzleri 2.9 °C artırmıştır. Bu artış günlük sıcaklıkta ise ortalama 1.8 °C olarak gerçekleşmiştir. Kavun bitkilerinde en erken ilk erkek çiçek açma zamanı malçlı ortamda belirlenmiş, bu açıdan malç uygulaması 2-3 gün kadar avantaj sağlamıştır. Bu parametre açısından budama uygulamalarının hiç bir etkisi olmamıştır. En erken dişi çiçek açma zamanı ve kol atma zamanı budama ve malç uygulamalarının tek ve kombine hallerinde olmuştur. Tepe budaması yapılan bitkiler yapılmayanlara göre 3 ile 7 gün kadar daha erken dişi çiçek açmış ve kol atmaya başlama zamanı 6-7 gün kadar daha önce gerçekleşmiştir. Bu erkencilik şeffaf plastik malç kullanımıyla daha da öne alınmıştır. Bitkilerdeki kol uzunluğunda budama ve malç uygulamalarının tek ve kombine halleri etkili olurken en uzun kollara 3. (2 kol) ve 4. (2 kol+uç alma) uygulamalar sahip olmuş, diğer uygulamalar ise benzer etki göstermişlerdir. Malç kullanımı ortalama kol uzunluğunu daha da artırmış, malçlı ortamdaki bitkilerin kolları, malçsız ortamdaki lere göre 11.95 ile 15.59 cm daha fazla ölçülmüştür.-91- Tepe budaması yapılmayan bitkilerde belirlenen kol sayısı malçlı uygulamalarda daha fazla olmuştur. Bitkilerin gövde kalınlığı üzerine budama uygulamalarının bir etkisi olmamış, malçsız ortamda ortalama 15.14 mm olarak ölçülen bu değer malçlı ortamda ortalama 17.1 mm'ye yükselmiştir. Bitkilerin kök gelişimi üzerine (kök uzunluğu, kök boğazı kalınlığı, kök yaş ağırlığı ve kök kuru ağırlığı) en olumlu etki malçlı tünellerde elde edilmiştir. Budamalar ise kök gelişimini önemli düzeyde değiştirmemiştir. Erkenci ve toplam verim tepe alma ve uç alma budaması yapılmış uygulamalarda artış göstermiş, bu artış malçlamayla daha da yükselmiştir. Budama uygulamaları toplam verimi malçsız ortamda %19. 58-25. 94, malçlı ortamda %14. 21-44. 06, erkenci verimi ise malçsızlarda %76. 32-101. 78,malçlılarda ^40.43-118.73 arasında artırmıştır. Malç kullanımıyla toplam ve erkenci verim sırasıyla %52. 37-54. 13 ve %59. 3-87.4 arasında artmıştır. Meyve sayısı budama ve malç uygulamalarının tek ve kombine hallerinde artış göstermiştir. Budama uygulamaları meyve sayısını malçsız ortamda %30. 7-40. 69, malçlı ortamda %25. 03-36. 37 artırmış; malç kullanımıyla bu değer malçsız ortama göre %24. 06-47. 21 daha fazla ölçülmüştür. Meyve ağırlığı üzerine budama uygulamalarının etkisi olmaz iken malçlı tünellerden daha ağır meyveler elde edilmiştir. Meyve çapı üzerine uygulamaların etkisi olmaz iken meyve boyu malçlı ortamda daha fazla ölçülmüştür. Uygulamaların meyve kabuk kalınlığı üzerine etkisi olmamış, meyve eti kalınlığı malçlı tünellerden elde edilen meyvelerde daha fazla ölçülmüştür. Uygulamaların çekirdek evi çapı, çekirdek evi uzunluğu, meyve suyundaki pH, meyve tadı ve meyve olgunlaşma süresi üzerine önemli etkileri olmamıştır. Suda çözünebilir toplam kuru madde üzerine uygulamaların çok farklı bir etkisi olmamakla beraber en yüksek değer malçlı tünellerden elde edilmiştir. Malçsız ortamda ortalama 8.67- 8.9 arasında olan bu değer malçl ı larda ortalama 8.83-9.13 arasında ölçülmüştür.
Karpuzda (Citrullus lanatus (Jhunb) Matsun and Nakai) Önçimlendirme (priming) uygulamalarının düşük sıcaklıklardaki çimlenme ve çıkış oranı ile süresi üzerine etkileri
- v- PEG (polietilen glikol)-4000 ve 6000' in -2, -7 ve -15 bar basınca sahip olan 3 farklı dosu (112, 224, 336 g/l) ile KN03.. H8.HO3, NH4NO3, Ca(M03)2 KC1, KEfePO^un % 2' lik taıs solüsyonlarının karpuzlarda normal ve düşük sıcaklıktaki çimlenme ve çıkış özelliklerine etkisi araştırılmıştır. 25°C'de en iyi çimlenme oranı % 100 ile KNO3 ve Ca(NÛ3>2, en kısa çimlenme süresi i. 73 ve 1.48 gün ile yine O03 ve Ca (1103)2 'tan elde edilmiştir. Çıkış oranı bakımından en iyi etki % 100 çıkış ile KN03'da bulunmuştur. Düşük sıcaklıkta yapılan denemelerde (15°C ve 20°C arasında) KNO3, HH4NQ3 ve Ca(IK>3)2 uygulamalarının çimlenme oranını önemli ölçüde artırdığı tespit edilmiş, çimlenme süresi de bir miktar kısalmıştır. PEG uygulamalarının normal ve düşük sıcaklık koşullarında çimlenme ve çıkış üzerine olumlu etkileri saptanmamıştır. Tünel ve açıkta yapılan denemelerde en iyi sonuçlar Ca(NC<3)2 ve KC1 uygulamalarından elde edilmiştir. Önçimlendirilmiş tohumların çimlenme üzerindeki etkilerinin bir yıl sonra da koruduğu saptanmıştır.
Ova ve yayla koşullarında değişik anaçlar üzerinde bir yaşlı kiraz fidanı yetiştirme olanakları üzerinde araştırmalar
1 75 6. ÖZET Bu araştırma, 1991-1994 yıllan arasında Ç.U.Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Bahçesi ve Ç.O.Pozanü Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezinde (POZMER) yürütülmüştür. POZMER ve Artvin Fidancılık Üretme İstasyonu Müdürlüğü'nden sağlanan kuş kirazı (Prunus avium L.), idris {Prunus mahaleb L.) ve yabani vişne (Praatrs cerasus L.) çekirdeklerinin, değişik katlama sürelerinden sonra araziye ekilmesiyle elde edilen çöğürler, Sakarya-Arifiye Fidancılık Üretme istasyonu Müdürlüğü'nden getirtilen idris çöğürleri ve Bölümümüze ait araştırma ve uygulama bahçesinde, hendek daldırmasıyla çoğaltılan vegetatif Colt {P. anam X P. pseudocerasus) anacı, aşılama çalışmalarında anaç materyali olarak kullanılmıstır. Değişik kaynaklardan sağlanan farklı türlere ait tohumluk kaynaklarının çekirdeklerinden çıkartılan çıplak embriyolar ile yapılan çimlendirme testlerinde; en yüksek çimlenme oranı, ak idris (POZMER) (% 66.67) ve en düşük çimlenme oram ise kuş kirazı (POZMER) (% 44.12) ve kuş kirazından (Artvin) (% 44.45) elde edilmiştir. Yapılan çıplak embriyo testinde; idris embriyolarının çimlenme güçleri yanında çimlenme hızlarının da yüksek olduğu, buna karşın kuş kirazı embriyolarının çimlenme gücü ve hızının daha düşük olduğu saptanmıştır. 0 (tanık), 60, 90 ve 120 gün süreyle katlanan tohumluk kaynaklarına ait çekirdeklerde katlama süresinin uzamasına paralel olarak sert kabuk çatlaması ve katlama ortamında çimlenme oranlarında artış saptanmıştır. En yüksek çatlama ve katlama ortamında çimlenme oram; idris çekirdeklerinde, en az oranda çatlama ve katlama ortamında çimlenme oranı; kuş kirazında (POZMER) meydana gelmiştir. 0 (tanık), 60,90 ve 120 gün katlandıktan sonra araziye ekilen çekirdeklerde, en yüksek çıkış; oram ak idris (POZMER) çekirdeklerinden elde edilmiştir. 1991-92 yetiştirme döneminde en yüksek çıkış; oram 0 gün(tanık) ve 60 gün, 1992-93 yetiştirme döneminde ise; 90 ve 120 gün süreyle katladıktan sonra fidanlığa ekilen çekirdeklerde, çıkış oranı daha yüksek olmuştur. Katlama süresinin artmasına bağlı olarak, çekirdeklerin ekim tadilinden itibaren, toprak yüzeyine ilk çakışları arasındaki geçen sürelerin kısaldığı saptanmıştır. Deneme bloklarına ekilen değişik türlere ait çekirdeklerden, 1992 ve 1993 yılında; 90 gün süreyle katladıktan sonra yapılan ekimlerden çıkan çöğürlerde boy ve çap büyümesinin daha fazla olduğu, bu türler içerisinde de en fazla boy ve çap büyümesinin idris çöğürlerinde meydana geldiği saptanmıştır.176 1991-92 yetiştirme döneminde; 60 ve 90 gün, 1992-93 yetiştirme döneminde ise; özellikle 60 gün süreyle katlanıp ekilen çekirdeklerin aşıya gelme oram (temmuz ayı ortasında durgun göz aşısı yapılabilecek boy ve çaptaki çöğür oram) daha fazla olmuştur. 1991 yılında katlanmadan POZMER'deki deneme parsellerine ekilen çekirdeklerden ise; en fazla çıkış ve aşıya gelme oranı, idrisden elde edilmiştir. Adana' daki çöğürlere göre, POZMER'deki çöğürlerde; boy ve çap bakımından 9640-50 oranında daha az büyüme meydana gelmiştir. Araştırmada, dört farklı aşılama döneminde, -üç değişik aşı yöntemi denenmiştir. İlkbahar dinlenme döneminde doğrudan ağaçlardan alınan gözlerle yapılan aşılamalardan en yüksek aşı tutma (9692.69) ve sürme (9690. 12) oranı elde edilmiştir. Aşı tutma ve sürme oram bakımından, ilkbahar erken sürgün göz aşısı ve durgun göz aşısı dönemlerinde de %85'in üzerinde başarı elde edilmişken, haziran geç sürgün göz aşısı döneminde yapılan aşılardan oldukça başarısız aşı tutma ve sürme oram elde edilmiştir. Kullanılan ası yöntemlerinin her üçünden de %87'nin üzerinde aşı tutma ve sürme başarısı elde edilirken; özellikle haziran geç sürgün aşılama döneminde, idris çöğürleri üzerine yapılan ingiliz kalem aşısında hiç tutma ve sürme meydana gelmemiştir. POZMER'de yapılan aşılarda %75'İn üzerinde tutma ve 9587 oranında da sürme başarısı elde edilmiştir. En yüksek aşı tutma (%92. 17) ve sürme (9692.60) başarısı; kuş kirazı anacı üzerine yapılan aşılardan elde edilirken, bu anacı Colt ve idris anaçları izlemiştir. Değişik anaçlar üzerine yapılan aşılamalarda en fazla sürgün uzunluğu, sürgün çapı ve fidan boyu büyümesinin kuş kirazı anacı üzerine aşılanan çeşitlerde meydana geldiği; yonga göz aşısı ile aşılanan çeşitlerin fidanlarının daha fazla büyüdüğü belirlenmiştir. Colt anacı üzerine aşılanmış çeşitlerin fidanlarında ise en az oranda büyüme saptanmıştır. Sonuç olarak; subtropik iklim koşullarında, bir yılda sürgün aşılı, iki yılda durgun aşılı kiraz fidanı eldesinin mümkün olduğu; fidan eldesi için "T", yonga göz ve ingiliz kale s aşısı yöntemlerinin başarıyla kullanılabileceği saptanmıştır.
Bazı yerli ve yabancı Trabzon hurması çeşitlerinin döllenme biyolojisi üzerine araştırmalar
In this research, germination, viability and pollen production of Ghora Gali pollinatior persimmon cultivar were studied in vitro conditions and its pollen tube growths were checked in vivo conditions. Persimmon cultivars Fuyu, Ghora Gali, Kaki Tipo, Vainiglia, Amankaki, Çekirdekli, Çekirdeksiz, Persimmon Seedless and Seedless Mardan were used in this study. The effects of free pollination, artificial pollination, isolation, flower thinning by hand, 12.5, 25, 50, 100 and 200 ppm GA3 treatment on the intensity of fruit drop, fruit set, speed of fruit growth were determined. In addition to some fruit quality parameters as fruit wide, fruit lenght, fruit high, fruit weight, seed number, level of aborted seeds and seed weight, TSS, titratable acidity and pH of fruit juice were tested. Although the pollen viability were found to be high, the pollen germination were found to be low in vitro conditions. The highest pollen germination rates were determined in 1 % agar + 1 5 % sucrose medium at 20°C. Pollinatior cultivar Ghora Gali's pollen production and rate of morphological homogenity were found high. In all cultivars' flower, pollen tubes reached the ovules in 1 day after pollination. It was determined that fruit drop and fruit growth was high in 3 month after treatments in most of the cultivars. Although high fruit set was obtained in the most of seedless cultivars low fruit set were obtained from seeded cultivars after isolation treatments. As far as fruit set are considered all treatments except isolation in most of seeded cultivars and all treatments in most of seedless cultivars were found succesfull. Free pollination, artificial pollination, flower thinning by hand and GA3 treatments were found to be effective increasing fruit size. From fruit quality characteristicts, TSS values in seedless cultivars were higher than seeded cultivars. In the other quality parameters, different values were obtained acording to cultivars and treatments.
Domateste topraksız yetiştiricilikte değişik substrat karışımlarının ve bitki kök bölgesi ısıtmasının bitki gelişimi, verim, erkencilik ve ürün kalitesine etkileri
öz Bu çalışma, substrat kültüründe yetiştirilen domatesler için uygun olabilecek substratların saptanması ve kök bölgesi ısıtmasının etkilerinin belirlenmesi amacıyla, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'nde, 1992-1994 yılları arasında yürütülmüştür. Bitkisel materyal olarak birinci yıl Galit 135 Fi, ikinci yıl Fantastic 144 Fi domates çeşidi kullanılmıştır. Substrat materyali olarak, deneme I 'de perlit, ponza ve karışım (1:1:1 oranlarında ponza+torf+mantar kompost atığı); deneme II 'de perlit, ponza, mantar kompost atığı ve perlit ile ponza'ya değişik oranlarda (% 25, 50, 75) mantar kompost atığı karıştırılarak hazırlanan karışımlar; deneme III 'te ise perlit, ponza ve karışımın yeni ve daha önce bir yıl yetiştiricilikte kullanılmış olanları denenmiştir. Kök bölgesi sıcaklığı, soğuk kış aylarında kontrole (ısıtılmayan) göre ortalama 2-5°C yükseltilebilmiştir. Araştırmadan aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir; 1. Substratlardaki kök bölgesi sıcaklığının ısıtılmayanlara göre 2-5°C yükseltilmesi çok önemli avantajlar sağlamamıştır. 2. Yerli substratlardan perlit ve ponza 'nm mantar kompost atığı ile ayrı ayrı 1:1 oranında karıştırıldığı zaman, perlit, ponza ve mantar kompost atığının tek başına kullanılmasına göre daha yüksek toplam verim ve kaliteli ürün alınmıştır. 3. Torba ve kanal kültürünün toplam verim ve ürün kalitesi yönünden birbirine benzer sonuçlar verdiği anlaşılmıştır. 4. Bir yıl kullanılmış perlit, ponza ve karışım (torf+mantar kompost atığı +ponza) ortamlarından yeni perlit, ponza ve karışım ortamları kadar ürün alınabileceği saptanmıştır. Kullanılmış ortamların yeniden yetiştiricilikte kullanılması halinde, özellikle fumigasyon veya sterizilasyon yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Antepfıstığı anaçlarının doku kültürü yöntemleriyle kitle üretimi ve üretim sırasında karşılaşılan sorunların çözümü
85 6. ÖZET Çalışmada Pistacia türlerinden Pistacia terebinthus, L. (melengiç), Pistacia khinjuk, Stock (buttum), Pistacia atl&ntika, Desf. (atlantik sakıza) ve Pistacia integerrima, Stewart 'in doku kültürü yöntemleriyle kitle üretimi ve üretimi sırasında karşılaşılan sorunların çözümü üzerine araştırmalar yapılmıştır. Çalışmada yöntem olarak meristemlerin ve tohumların çimlendirilmesiyle elde edilen sürgünlerin kültüre alınması kullanılmıştır. Meristem kültüründe genç fidanların aktif büyüme periyodundan alınan sürgün uçları yüzey sterilizasyonundan geçirilmiş ve 0.5 mm büyüklüğündeki meristemler izole edilerek meristem geliştirme ortamına dikilmişlerdir. Genç sürgünlerin kültüre alınmasında ise; tohumlar yüzey sterilizasyonundan geçirilmiş ve sıvı çimlendirme ortamına konmuşlardır. Burada çimlenen sürgünlerden 1.5 cm boyunda kesilmiş ve çoğalma ortamına dikilmişlerdir. Çalışmada Murashige & Skoog (1962) hazır besi ortamı aşamalara göre farklı büyüme düzenleyiciler eklenerek kullanılmıştır. Kültürler 25 ± 2 °C sıcaklık, 16 sa aydınlatma süresince 1500-2000 lux ışık şiddeti koşullarında geliştirilmiştir. Meristemler, Meristem Geliştirme Ortamında dikimden 6 hafta sonra gelişip 2-3 yapraklı sürgün haline gelmişler ve kardeşlenme ortamına şaşırtılmışlardır. Tohumlar ise sıvı çimlendirme ortamında, kağıt köprüler üzerinde 15 gün karanlık ortamda tutulmuşlar ve bu süre sonunda çimlenmişlerdir. 15 gün sonra aydınlığa çıkarılan çimlenmiş tohumlar, 3-4 gün boyunca 25 ± 2 "c sıcaklıkta, 16 sa aydınlık86 süresince 1500 - 2000 lux ışık şiddeti koşullarında geliştirilmişlerdir. Daha sonra tepe sürgünü 1.5 cm boyunda kesilerek çoğalma ortamına dikilmişlerdir. Kardeşlenme ortamında bulunan sürgünler 3 hafta süresinde yan sürgünler oluşturmuşlardır. Fakat sürgünlerin meristem geliştirme ortamına dikilmesinden, gelişip yeni sürgünler vermesine kadar bütün aşamalarında problemlerle karşılaşılmıştır. Bu problemler sürgün ucu kararması, vitrifikasyon, yaprak, gövde ve dip kısımda kahverengileşme, gövde ve yapraklarda kızarma ve varyasyon olarak gözlenmiştir. Bu problemlerin çözülmesi için yapılan çalışmalarda farklı hormon konsantrasyonları denenmiş, sık altkültüre alınmış, askorbik asit uygulaması yapılmış, farklı ortamlar, aktif karbon ve farklı ortam katılaştırıcıları kullanılmıştır. Bitkiciklerin altkültüre alınma işlemine meristem kültüründe çoğalma aşamalarında 9 altkültür devam edilmiş ve altkültür sayısının fazla olmasının etkileri gözlenmiştir. Sonuçta bitkiler uzun süre altkültüre alındığında varyasyona uğradıkları gözlenmiştir. Taze sürgünlerin kültüre alınmasında ise çoğalma 4. altkültüre kadar devam ettirilmiştir. Çoğalma aşamasında sağlıklı görünen bitkicikler köklenme ortamına alınmışlardır. Köklenme aşamasında da aynı problemlerle karşılaşılmıştır. Ayrıca bitkicikler kök oluşturmadan ölmüşlerdir. Köklenmeyi teşvik edici çalışmalar yapılmıştır. Farkla oksinler, farklı konsantrasyonlarda denenmiş, farklı güçte makro besin elementeleri içeren Murashige & Skoog (1962) besi ortamı kullanılmış, bitkicikler Agrobacterium rhizogene bakterisiyle bulaştırılarak saçak kök teşvikine çalışılmıştır. Bu uygulamaların içerisinde87 Agrobacterium rhizogenes uygulaması çok az bitkide kök teşvikini sağlamıştır. Köklerime kazık kök şeklinde olmuştur. Köklenmiş bitkilerin dış koşullara adaptasyonu sağlanamamıştır.
Bezelye'den (Pisum sativum) axi 1 (oksin bağımsızlık) geninin izole edilmesi ve karakterizasyonu
Çalışmada axr l (oksinden bağımsız) geninin bezelye (Pisum sativum) bitkisinden izole edilmesi ve nodulasyonun başlangıç aşamasındaki kortikal hücre bölünmesi üzerine etkisi araştırılmıştır. Southern blotlama sonucunda bezelyeden (Pisum sativum) izole edilmiş olan axi l (Oksin bağımsızlık) karekterinin l veya en fazla 2 gen tarafından kontrol edildiği saptanmıştır. Bezelye'den izole edilmiş olan axi l geninin nükleotid dizinleri, arabidopsisden izole edilmiş olan axi l'in nükleotid dizinleri ile karşılaştırılmıştır. Nükleotid dizinleri arasında % 71.918, peptid dizinleri arasında ise % 80.588 oranında benzerlik gözlenmiştir. Bezelye'den izole edilmiş olan axi l geninin nükleotid dizinleri, tütünden izole edilmiş olan axi l'm nükleotid dizinleri ile karşılaştırılmıştır. Nükleotid dizinleri arasında % 82.111, peptid dizinleri arasında ise % 82.111 oranında benzerlik gözlenmiştir. Bezelye bitki köklerinin Rhizobium leguminosarum PRE susu ile aşılanmasından 24 saat, 48 saat, 6 gün ve 10 gün sonra alınmış kök ve nodul doku örneklerinde digdNTP in-situ hibridizasyon yöntemi kullanılarak, axi l geninin ekspresyon yerleri belirlenmiştir. Bakteri ile aşılanmış kök ve nodul dokuları incelendiğinde, axi l gen ekspresyonunun vasküler dokunun floem tabakasında olduğu saptanmıştır. Bakteri ile aşılandıktan 10 gün sonraki kök nodülünde ise vasküler dokunun floem tabakasına ek olarak nodul meristematik dokusunda ve azot fiksasyonunun gerçekleştiği nodulun orta kısımlarında da axi l geninin ekspresyon yerlerine rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bezelye, axi l geni, oksin, oksin bağımsızlık
Bursa siyahı incir çeşidinin meristem kültürü yöntemiyle çoğaltılması
XII öz Bursa Siyahı incir çeşidi Çukurova koşullarına iyi adapte olmuş bir çeşittir. Bununla birlikte, hemen hemen bütün ağaçlar "incir mozaik virüsü" ile infektelidir. Bu çeşidin virüsten arındırılarak çoğaltılması için in vitro koşullarda meristem kültürü yapılmıştır. Aktif dönemde alınan sürgün uçlarından izole edilen meristemler 0.5 mg/l BAP, 0.1 mg/l IBA ve 0.1 mg/l GA3 konsantrasyonları ile ± 89 mg/l phloroglucinol ve ± 2 mg/l aktif karbon uygulamalarını içeren LS ortamında kültüre alınmıştır. Daha sonra büyüyen sürgünler 0.5 ve 1 mg/l BAP ile 89 mg/l PG içeren sürgün çoğaltma ortamına transfer edilmişlerdir. Köklenmeyi teşvik etmek amacıyla, çoğaltılan sürgünler 89 mg/l PG ile 0, 1 ve 2 mg/l IBA konsantrasyonlarında^ köklenme ortamında alt kültüre alınmıştır. Meristem aşamasında, meristemlerin yaşama ve sürgün oluşturma oranlan; çoğalma aşamasında, çoğalma oranı ve alt kültür sayısının çoğalma oranına etkisi; köklenme aşamasında, köklenmiş bitkiciklerin oranı ve bitki başına düşen kök sayısı araştırılmıştır. Meristem aşaması sonunda, ilkbahar ya da sonbaharda alınan sürgün uçlarından izole edilen meristemlerin phloroglucinol ya da aktif karbon içeren ortamda kültüre alınmaları durumunda en yüksek yaşama (% 62.3 ve % 65.0), ilkbaharda alınan sürgün uçlarından izole edilen meristemlerin aktif karbonluXIII ortamda kültüre alınmaları durumunda en yüksek sürgün oluşturma oranlarına (% 50.1) sahip olduğu görülmüştür. Çoğalma oranı, 1 mg/l BAP içeren ortamda (4.43), 0.5 mg/l BAP içeren ortamdakinden (3.52) daha yüksek bulunmuştur. Köklenme denemesi sonucunda, oksin uygulamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan önemli çıkmamış, bununla birlikte, en yüksek köklenme oranı (% 75.0) oksin içermeyen ortamdan elde edilmiştir. Bunu sırasıyla 1 ve 2 mg/l IBA konsantrasyonları (% 68.4 ve % 58.4) izlemiştir. Bu yöntemle elde edilen bitkicikler viyollere şaşırtılarak yüksek nem koşullarında muhafaza edilmiştir. Bitkiler toprağa aktarıldıktan 15 gün sonra % 90 oranında hayatta kalmışlardır. Bu bitkilerin sağlık kontrolleri görsel olarak gerçekleştirilmiştir.
Hıyarda vesiküler-arbüsküler mikorizanın bitki büyümesi ve verim üzerine etkileri
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ HIYARDA VESİKÜLER-ARBUSKÜLER MİKORİZANIN BİTKİ BÜYÜMESİ VE VERİM ÜZERİNE ETKİLERİ Sibel ÇIĞŞAR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Doç. Dr. Nebahat SARI Yıl: 1997, Sayfa: 84 Jüri : Doç. Dr. Nebahat SARI Prof. Dr. Kazım ABAK Doç. Dr. İbrahim ORTAŞ Bu çalışmada hıyarda vesiküler-arbusküler mikorizanın (VAM) bitki büyümesi ve verim üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'ne ait bir cam sera ile laboratuvarlarda, Toprak Bölümü ve Tarla Bölümü laboratuvarlarında yürütülmüştür. Araştırma 1996-1997 vegetasyon döneminde ilkbahar ve sonbahar ürünü olarak iki kez tekrarlanmıştır. Denemede ilkbahar yetiştiriciliğinde Jest Fi, ve sonbahar yetiştiriciliğinde Yayla Fi çeşitleri kullanılmıştır. Mikoriza olarak Glomus mosseae ve Glomus mosseae ile Glomus fasciculatum türlerinin karışımı kullanılmıştır. Yetiştirme ortamı olarak da kontrol, steril edilmiş, fümige edilmiş ve bu üç ortama mikoriza ilave edilerek elde edilen 1:1:1 (bahçe toprağı: çiftlik gübresi: dere kumu) harcı kullanılmıştır. Denemede VA mikorizanın fide büyümesine etkilerini incelemek amacıyla fidelerde bitki uzunluğu, gövde çapı, yaprak sayısı, kök uzunluğu, kotiledon uzunluğu, kotiledon çapı, yaprak yaş ve kuru ağırlığı, gövde yaş ve kuru ağırlığı, kök yaş ve kuru ağırlığı rve klorofil miktarı gözlem ve ölçümleri yapılmıştır. Serada yetiştiricilik sırasında bitki gelişmesini incelemek üzere de 15 'er günlük aralıklarla olarak bitki uzunluğu, gövde çapı, boğum sayısı ve boğumlar arası uzunluk ölçümleri yapılmıştır. Butun uygulamalarda meyve hasat ve analizleri yapılarak mikorizanın verim ve meyve iriliğine etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca bitkiler söküldükten sonra yapılan ölçümler ile bitkilerin kaldırdıktan besin maddelerinin incelenmesi amacıyla P, Zn, Mn, Fe ve Cu analizleri yapılmıştır. Toplam kök ve % kök infeksiyonu belirlenmiştir. Yaprak alam ölçümleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda verim bakımından uygulamalar arasındaki farklılıklar istatistiksel açıdan önemli bulunmamıştır. En yüksek verim ilkbahar denemesinde (2.16 kg/bitki) de, sonbahar denemesinde (0.99 kg/bitki) de sterilize edilmiş harca mikoriza ilave edilen ortamda yetiştirilen bitkilerden elde edilmiştir. Bitki gelişimi bakımından özellikle kontrol ve sterilizasyon ortamlarına mikoriza ilavesinin olumlu etkide bulunduğu en iyi gelişmenin verimde olduğu gibi steril edilmiş harca mikoriza ilave edilen ortamlardaki bitkilerde olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hıyar, Glomus mosseae, Glomus fasciculatum, sera yetiştiriciliği, verim, bitki gelişimi II
Bazı nar çeşitlerinin olgunlaşma aşamalarında fenolik bileşik miktarlarındaki değişimler
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBAZI NAR ÇEŞİTLERİNİN OLGUNLAŞMA AŞAMALARINDAFENOLİK BİLEŞİK MİKTARLARINDAKİ DEĞİŞİMLERLeman ÖZHAN TÜMERÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİMDALIDanışman : Prof. Dr. Ahsen I. ÖZGÜVENYıl : 2006, Sayfa : 53Jüri : Prof. Dr. Ahsen I. ÖZGÜVENProf. Dr. Ömür DÜNDARProf. Dr. M. Rıfat ULUSOYBu çalışma 2004-2005 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Bahçe BitkileriBölümü Araştırma ve Uygulama Arazisi nar parselinde yürütülmüştür. ÇalışmadaHicaznar, Silifke aşısı ve Çekirdeksiz VI nar çeşitlerinde yeşil, yarı-olgun ve olgunolmak üzere farklı üç olgunluk aşamasındaki meyvelerin kabuk, tohum ve meyvesuyundaki sekiz fenolik bileşiğin (galik, klorogenik, kafeik, katesin, protokatekuik,p-koumarik, o-koumarik ve ferulik asit) miktarı yüksek performanslı sıvıkromatografisi (HPLC) cihazı kullanılarak belirlenmiştir.Yapılan çalışma sonucunda fenolik bileşik miktarlarının çeşide, olgunluğa,meyve parçasına ve fenolik bileşik grubuna göre değiştiği bulunmuştur. En yüksektoplam fenolik bileşik miktarı kabukta bulunmuştur, bunu meyve suyu ve tohumizlemektedir. Fenolik bileşikler tekli grup olarak ele alındığında ise tüm çeşitlerde,tüm olgunluk aşamalarında ve meyvenin tüm dokularında genel olarak gallik asit,katesin ve klorogenik asit en yüksek miktarlarda belirlenen fenolik bileşiklerdir.Bunun yanında diğer fenolik bileşikler de nar meyvesinin incelenen tüm dokularında(kabuk, tohum ve meyve suyu) belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Nar, Fenolik Bileşikler, HPLCI
Robinson mandarininde değişik tozlayıcıların meyve tutumu ve kalitesi üzerine etkileri
ÖZYÜKSEK L SANS TEZROB NSON MANDAR N NDE DE K TOZLAYICILARIN MEYVETUTUMU VE MEYVE KAL TES ÜZER NE ETK LERjlal EKENÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜBAHÇE B TK LER ANAB L M DALIDan man : Prof. Dr. Sinan ETY l : 2006, Sayfa : 76Jüri : Prof. Dr. Sinan ET: Prof. Dr. Turgut YE LO LU: Prof. Dr. Ahmet Can ÜLGERBu çal mada Robinson mandarin çe idinde Dancy, Fairchild, KlemantinSRA-70, Klemantin SRA-73, Lee, Marsh Seedless, Nova, Sunburst tozlay c çe itlerikullan larak bu çe itlerin in vitro ko ullarda çiçek tozu canl l , çiçek tozuçimlenmesi ve çiçek tozu üretim miktarlar ile in vivo ko ullarda çiçek tozu çimborusu büyümesi incelenmi tir.Ayr ca Robinson ana çe idinde yap lan Serbest Tozlanma, Kendileme vede i ik tozlay c larla yap lan yapay tozlama çal malar sonucunda meyve tutmadüzeyi, meyve büyüme h z ve elde edilen meyvelerde meyve kalite özelliklerisaptanm t r.Çiçek tozu canl l k testleri sonucunda en yüksek de erler Klemantin SRA-70,Fairchild, Dancy, Klemantin SRA-73 ve Sunburst çe itlerinden elde edilirken, MarshSeedless alt ntop çe idinin çiçek tozu canl l k düzeyi yeterli bulunmam t r. Çiçektozu çimlendirme testlerinde Marsh Seedless alt ntop çe idi hariç tüm çe itlerde enyüksek çimlenme %15 ve %20'lik sakkaroz konsantrasyonlar ndan elde edilmi tir.Çiçek tozu üretim miktarlar yönünden en yüksek de er Marsh Seedless çe idindenelde edilmi tir. Çiçek tozu çim borusu büyümesi incelemelerinde Serbest Tozlanma,Kendileme ve Robinson x Marsh Seedless uygulamalar hariç tüm kombinasyonlardaçiçek tozu çim borular tohum tasla na ula rken, en yava geli imi Robinson xMarsh Seedless uygulamas göstermi tir.Ara t rma sonuçlar na dayanarak, Fairchild, Lee ve Klemantin SRA-73mandarin çe itlerinin tozlay c l k yeteneklerinin yüksek düzeyde oldu u, bunakar l k Marsh Seedless alt ntop çe idinin tozlay c l k yetene inin çok dü ük olmasnedeniyle tozlay c olarak önerilemeyece i belirlenmi tir.Anahtar Kelimeler: Mandarin, çiçek tozu, tozlama, meyve tutumu, meyve kalitesiI
Kirazlarda budama uygulamalarının karbonhidrat birikimi ve meyve gözü oluşumu üzerine etkileri
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİKİRAZLARDA BUDAMA UYGULAMALARININ KARBONHİDRATBİRİKİMİ ve MEYVE GÖZÜ OLUŞUMU ÜZERİNE ETKİLERİTurgut TAMDOĞANÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof.Dr. Ali KÜDENYıl : 2006, Sayfa: 41Jüri : Prof. Dr. Ali KÜDENProf. Dr. Sinan ETİProf. Dr. Semih ÇAĞLARBu çalışma, Baler Ziraat İşletmesinde (Ulukışla-NİĞDE) 2004 yılında yürütülmüştür.Çalışmada idris üzerine aşılı Lapins, Summit, Sweetheart ve 3, 4, 5 yaşlı 0900 Ziraat kirazçeşitlerinin 1-2 yaşlı dallarında 5-10-15 cm' lik kısa kesim uygulamalarının meyve gözü oluşumu,karbonhidrat birikimi ve Karbonhidrat / Azot (CH/N) oranına etkisi araştırılmıştır. Bulunandeğerlerin ışığı altında 0900 Ziraat kiraz çeşidinde karbonhidrat birikimi 5 yaşlı ağaçlarda 3 ve 4 yaşlıağaçlara göre daha fazla olduğu saptanmıştır. En yüksek CH/N oranı % 9.264 ile Sweetheart çeşidindebulunmuş bunu Summit çeşidi % 8.130 değeri ile takip etmiştir. Lapins kiraz çeşidinde % 5.046olurken en düşük değer 0900 Ziraat çeşidinde % 3.80 olarak saptanmıştır.Summit kiraz çeşidinde fizyolojik sebeplere bağlı olarak meyve gözü oluşumu ve buna bağlıolarak meyve tutumu yok denecek kadar az gerçekleşmiştir. Yapılan bu araştırma sonucunda özelliklekiraz ağaçlarında gençlik kısırlığı dönemlerinin kısaltılması ve genç ağaçları ürüne yatırmak için kısakesim uygulamalarının yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Kiraz, Budama, Karbonhidrat / Azot oranı.I
GF-677, AK-1 ve AK-2 badem x şeftali melez anaçlarının sürgün ucu yöntemiyle in vitro klonal mikroçoğaltımı
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİGF-677, AK-1 ve AK-2 BADEM x ŞEFTALİ MELEZ ANAÇLARININSÜRGÜN UCU YÖNTEMİYLE in vitro KLONAL MİKROÇOĞALTIMIŞebnem Gözde DEMİRKÖKÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Ayzin KÜDENYıl : 2006, Sayfa: 41Jüri : Prof. Dr. Ayzin KÜDENProf. Dr. Ali KÜDENDoç. Dr. Mehmet Nuri NASBu çalışma, 2004-2006 yılları arasında periyodunda Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe BitkileriBölümü Biyoteknoloji Laboratuvarı'nda yürütülmüştür. Çalışmada Ç.Ü. Ziraat Fakültesi BahçeBitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama parselinde bulunan AK-1, AK-2 ve GF-677 badem x şeftalimelez genotiplerine ait sürgün uçları kullanılmıştır. Alınan sürgün uçlarının canlılık, sürgün oluşturmave köklenme oranları incelenmiştir.Araştırmada MS makro ve mikro besin elementleri, vitaminleri ve Fe-NaEDTAkompozisyonu kullanılmıştır. Sürgün geliştirme ve çoğaltma aşamasında 0, 0.5, 1.0, 1.5 mg/l BAP ve0.1 mg/l GA3 konsantrasyonları, köklendirme aşamasında ise 0, 0.5, 1.0, 1.5 mg/l IBA ve 0.1 mg/lGA3 konsantrasyonları ile büyümeyi düzenleyici içermeyen kontrol MS ortamları kullanılmıştır.Çalışmada, canlılık oranı AK-2 genotipinde % 91.25, AK-1 genotipinde % 88.75 ve GF-677genotipinde % 85; kardeşlenme sayısı ise AK-1 genotipinde 2.43 sürgün/eksplant, GF-677genotipinde 0.88 sürgün/eksplant ve AK-2 genotipinde 0.5 sürgün/eksplant; köklenme oranı AK-1genotipinde % 24.06, GF-677 genotipinde % 22.25, AK-2 genotipinde % 6.19; mikrosürgün başınadüşen kök sayısı AK-1 genotipinde 2.78 kök/mikrosürgün, GF-677 genotipinde1.95 kök/ mikrosürgün ve AK-2 genotipinde 0.94 kök/mikrosürgün olarak bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: GF-677, AK-1, AK-2 badem x şeftali melez anaçları, sürgün ucu kültürü, mikroçoğaltmaI
Yeni kiraz çeşitlerinde sık dikim ve İspanyol budama sisteminin meyve verim ve kalitesi üzerine etkileri
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİYENİ BAZI KİRAZ ÇEŞİTLERİNDE SIK DİKİM VEİSPANYOL BUDAMA SİSTEMİNİN MEYVE VERİM VE KALİTESİÜZERİNE ETKİLERİAylin ÖZBİÇERLERÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANA BİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Ali KÜDENYıl : 2006, Sayfa 72sJüri : Prof. Dr. Ali KÜDENProf. Dr. Ayzin KÜDENProf. Dr. Faruk EMEKSİZBu çalışma, 2004-2005 yılları arasında Çukurova Üniversitesi PozantıTarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezinde yürütülmüştür. Bu çalışmada, İdrisanacı üzerine aşılanan Sunburst, Hedelfingen, Meckenheimer, Early Rivers, Venüs,Nadino, Summit, Na-1, Lapins, Na-474 çeşitlerinde, İspanyol budama sistemiuygulanmıştır. Bu budama sisteminde ve doruk dallı budama siteminde fenolojikgözlem ve pomolojik analizler yapılmıştır. İspanyol budama sisteminde çiçeklenmeperiyodu 19-25 Nisan arasında, Doruk dallı budama sisteminde ise 30 Nisandabitmiştir. Her iki budama sisteminde Sunburst çeşidinin derim tarihi aynı zamandagerçekleşirken, diğer çeşitlerin derim tarihleri İspanyol Budama Sisteminde 5-11gün daha erken olmuştur. İspanyol budama sisteminde Lapins ve Summit çeşitlerininkalite özellikleri en iyi, Doruk Dallı budama sisteminde ise Sunburst çeşidinin kaliteözellikleri en iyi bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Kiraz, İspanyol Budama, Sık Dikim, Verim, Kalite.I
Bazı önemli geçci nektarin çeşitlerinin soğukta muhafazaları süresince görülen fizyolojik bozulmalar üzerine değişik derim sonrası uygulamaların etkisi
ÖZDOKTORA TEZİBAZI ÖNEMLİ GEÇCİ NEKTARİN ÇEŞİTLERİNİN SOĞUKTA MUHAFAZALARISÜRESİNCE GÖRÜLEN FİZYOLOJİK BOZULMALAR ÜZERİNE DEĞİŞİK DERİMSONRASI UYGULAMALARIN ETKİSİAşkın BAHARÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDANIŞMAN: Prof. Dr. Ömür DÜNDARYıl: 2006, Sayfa: 288Jüri : Prof. Dr. Ömür DÜNDARProf. Dr. İbrahim Tayfun AĞARProf. Dr. Rahmi TÜRKProf. Dr. Ali KÜDENYrd. Doç. Dr. Ahmet Erhan ÖZDEMİRBu araştırmayla hızlı solunum yapan depolama ömrü kısıtlı olan geçci MariaAurelia ve Orion nektarin çeşitlerinin çeşitli uygulamalarla kalite kriterlerininkorunabilmesi, fizyolojik ve mantarsal bozuklukların azaltılabilmesi, raf ömürlerininuzatılabilmesi için değişik yöntemler ortaya koyma amaçlanmıştır. Nektarinlerderim sonrası önsoğutma, aralıklı ısıtma, modifiye atmosferde paketleme (MAP) vebu uygulamaların kombinasyonları ile muamele edilerek viyollere ve ayrıca kartonkutular içine yerleştirilmiştir. Uygulamalardan sonra meyveler 0 oC sıcaklık ve %90oransal nem içeren soğuk hava depolarında 50 gün muhafaza edilmiştir. Ayrıca rafömrünü belirlemek için, meyveler 20 oC sıcaklık ve %50-60 oransal nemkoşullarında 4 gün bekletilmiştir. Muhafaza süresi boyunca meydana gelendeğişiklikler fiziksel ve kimyasal analizlerle saptanmıştır.Sonuçta her iki nektarin çeşidinde MAP uygulamalarında 30. gün süresincemeyve eti sertliği, renk korunurken, ağırlık kaybı, SÇKM, pH, fizyolojik bozulmalarve mantarsal hastalıklar tanık meyvelerine göre daha az yükselmiştir. MAPuygulamalarında 20. günden sonra ethanol artışından dolayı duyusal test değerindeazalma olmuş ve muhafaza süresi 20 gün ile sınırlı kalmıştır. Aralıklı ısıtma veönsoğutma uygulamaları fizyolojik bozuklukların ve meyve eti sertliğinin korunmasıiçin olumlu etki yapmıştır. Maria Aurelia ve Orion nektarin meyvelerinin MAPambalajları içerisinde muhafazasında mantarsal hastalıklar ve fizyolojikbozukluklara 20 gün sonunda rastlanmamıştır. Fakat bu kriterler tanıkuygulamalarında sırasıyla %12 ve %7.50 olarak ölçülmüştür.Anahtar Kelimeler: Nektarin, MAP, Aralıklı Isıtma, Önsoğutma, BozulmaI
Bazı ceviz (Juglans regia L. ) çeşit ve genotiplerinin moleküler markör teknikleri ile karakterizasyonu
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBAZI CEVİZ (Juglans regia L.) ÇEŞİT VE GENOTİPLERİNİNMOLEKÜLER MARKÖR TEKNİKLERİ İLE KARAKTERİZASYONUYıldız DOĞANÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman: Doç. Dr. Salih KAFKASYıl: 2006, Sayfa: 69Jüri: Doç. Dr. Salih KAFKASProf. Dr. Nurgül TÜREMİŞDoç. Dr. Hakan ÖZKANBu çalışma Türk ve yabancı orijinli 62 ceviz çeşit ve genotipleri arasındakigenetik benzerliği ortaya çıkarmak amacı ile ISSR ve RAPD DNA moleküler markörteknikleri kullanılarak yapılmıştır. Ceviz genotiplerinde DNA seviyesinde genetikçeşitliliği saptamak için 108 adet ISSR primeri ve 200 adet RAPD primeri öncelikletarama amaçlı 7 adet ceviz genotipinde polimorfizm bakımından test edilmiştir.Taramalar sonucunda ISSR ve RAPD primerleri içerisinden polimorfizm oranınagöre seçilen 25`şer adet primer tüm ceviz genotiplerine uygulanmıştır. Uygulanan 25adet ISSR primeri toplam 181 adet bant üretmiş olup bunun 129 adedinin polimorfikolduğu belirlenmiştir. RAPD analizlerinde 25 adet primer 211 adet bant vermiş olup,bunların 144 adedinin polimorfik olduğu belirlenmiştir. ISSR tekniğinde genetikbenzerlik katsayısı 0.62-0.94 arasında değişmiştir. Şen-1 ile KR-2 genetik olarakbirbirlerine en yakın, KR-2 ile Sunland genetik olarak birbirine en uzak genotiplerolduğu tespit edilmiştir. RAPD tekniğinde elde edilen sonuçlara göre, genetikbenzerlik katsayısı 0.63-0.95 arasında değişmiştir. Akça-2 ile Karabodur birbirineen yakın, Yalova-1 ile KR-2 ise en uzak genotipler olmuştur. RAPD ve ISSRtekniklerinin kombinasyonu ile yapılan analizlerde ise, genetik benzerlik katsayısı0.65-0.93 arasında değişim göstermiştir. Akça-2 ile Karabodur en yakın, Sunland ileKR-1 ise en uzak genotipler olmuştur. ISSR tekniği ile RAPD tekniği arasındakikorelasyon orta seviyede, 0.46 olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada ceviz genotipleriarasında genetik çeşitliliği saptamada kullanılan ISSR ve RAPD moleküler markörtekniklerinin polimorfizm ve genotipler arasında benzerliği belirlemede birbirinebenzer teknikler olduğu, ancak ISSR tekniğinin RAPD tekniğine göretekrarlanabilirlilik bakımından daha üstün olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Ceviz, RAPD, ISSR, Genetik çeşitlilik, Juglans regia.I
Adana koşullarında organik çilek fidesi yetiştirme olanakları
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİADANA KOŞULLARINDA ORGANİK ÇİLEK FİDESİ YETİŞTİRMEOLANAKLARIDerya IĞDIRLIÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Nurgül TÜREMİŞYıl: 2006, Sayfa: 86Jüri: Prof. Dr. Nurgül TÜREMİŞ: Prof. Dr. Sevgi PAYDAŞ: Prof. Dr. Veyis TANSIBu çalışma 2004-2005 yılları arasında bazı organik uygulamalar (çiftlikgübresi, tavuk gübresi, yeşil gübreleme ve bunların kombinasyonları) ile gelenekseluygulamanın çilek fidesi verim ve kalitesi üzerine etkilerini araştırmak amacı ileAdana'da yürütülmüştür. Deneme sonunda birim alandan elde edilen fidelersayılmış, kalite sınıflarına ayrılmış, kök uzunlukları ve gövde çapları ölçülmüş, kökve gövdede depolanan kuru madde oranları hesaplanmıştır. Fide kalitesinde roloynayan bu özellikler incelenmiş ve organik uygulamalar ile geleneksel uygulamayöntemleri ile yetiştirilmiş fideler arasında karşılaştırma yapılmıştır.Deneme boyunca yapılan tüm uygulamaların tanığa göre fide verim vekalitesinde artışlar meydana getirdiği belirlenmiştir. Birim alandan en fazla sayıdafide (193 adet/m2) çiftlik gübresi+soya fasulyesi kombinasyonundan; en yüksekoranda 1. kalite fide (%26) ise yerfıstığı uygulamasından elde edilmiştir. Fidekalitesinde rol oynayan gövde ve kök kuru madde oranlarının, kök uzunluğu vegövde kalınlıklarının genelde soya fasulyesi uygulamasına ait fidelerde en yüksekolduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Çilek fidesi üretimi, Tavuk gübresi, Çiftlik gübresi, Yeşilgübreleme, Organik gübreleme.I
Bazı çilek çeşitlerinde farklı olgunlaşma dönemlerindeki poliamin miktarlarının saptanması
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBAZI ÇİLEK ÇEŞİTLERİNDE FARKLI OLGUNLAŞMADÖNEMLERİNDEKİ POLİAMİN MİKTARLARININ SAPTANMASIAysun ETİÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Ahsen I. ÖZGÜVENYıl : 2006, Sayfa: 112Jüri : Prof. Dr. Nurgül TÜREMİŞ: Doç.Dr. Fatih ÖZOĞULBu çalışma 2004-2005 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Ziraat FakültesiBahçe Bitkileri Bölümü Uygulama Alanları ve Laboratuvarlarında yürütülmüştür.Çalışmada Sweet Charlie, Earlibrite, Strawberry Festival ve Camarosa çilekçeşitlerinde verim, meyve kalite kriterleri ve farklı olgunlaşma dönemlerindekipoliamin miktarları yüksek performanslı sıvı kramatografisi (HPLC) ilebelirlenmiştir.Araştırma sonunda poliamin miktarlarının çeşide, olgunluk dönemine,dokulara ve poliamin çeşitlerine göre değişiklik gösterdiği saptanmıştır. Tümolgunluk dönemleri içerisinde en yüksek toplam poliamin miktarı StrawberryFestival çeşidinin yarı olgun meyve döneminde saptanmıştır. En düşük toplampoliamin miktarı Camarosa çeşidinden çiçek döneminde elde edilmiştir.İncelenen tüm yapraklarda, toplam poliamin miktarlarının en yüksek olduğudönem olgun meyve dönemi olarak saptanmıştır ve Earlibrite çeşidinden eldeedilmiştirAnahtar Kelimeler: Poliamin, HPLC, ÇilekI
Biberlerde Phytophthora capsici'ye karşı dayanıklılıkta genotip X izolat interaksiyonu ve farklı dayanıklılık kaynaklarının karakterizasyonu
ÖZDOKTORA TEZİBİBERLERDE Phytophthora capsici'ye KARŞI DAYANIKLILIKTAGENOTİP x İZOLAT İNTERAKSİYONU VE FARKLIDAYANIKLILIK KAYNAKLARININ KARAKTERİZASYONUMünevver GÖÇMENÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Kazım ABAKYıl : 2006, Sayfa:159Jüri : Prof. Dr. Kazım ABAKProf. Dr. Salih MADENProf. Dr. Kemal KOÇProf. Dr. Nebahat SARIProf. Dr. Saadet BÜYÜKALACABu çalışmada, P. capsici'ye karşı biberlerde (Capsicum annuum L) genetikdayanıklılık konusu araştırılmıştır. Çalışma dört bölüm halinde yürütülmüştür. İlkaşamada yerli ve yabancı 35 farklı biber genotipi, sekizi ülkemizden izole edilen biriABD'den getirtilen, P. capsici'nin 9 izolatı ile test edilmiş, genotip x izolatinteraksiyonu araştırılmıştır. Deneme bulguları, ülkemizde P. capsici'nin fizyolojikırklarının mevcut olduğunu ortaya koymuştur. İkinci bölümde, P. capsici'yedayanıklı bulunan dört farklı genotip kendi aralarında melezlenerek bunlardan dahadayanıklı genotipler geliştirilmeye çalışılmıştır. Elde edilen F2 populasyonlarındamevcut ebeveynlerden daha dayanıklı transgresif bireyler elde edilmiş ve bunlarınkendilenmesiyle de dayanıklı hatlar geliştirilmiştir. Üçüncü bölümde, P. capsici'yekarşı kısmi dayanıklı yerli bir genotip olan KM2-11'deki dayanıklılığın, agresivitedüzeyleri farklı üç izolata karşı dayanıklılığın kalıtımı incelenmiş, izolatlara vehastalığın dönemlerine göre, dayanıklılığın kalıtım modelinin, değiştiğibelirlenmiştir. Çalışmanın son aşamasında ise P. capsici'ye karşı dayanıklı ve duyarlıgenotiplerden bazılarının filogenetik ilişkileri moleküler tekniklerle (SSR ve SRAP)araştırılmıştır. Bu çalışmada elde edilen bulgular sonucunda genel olarak dayanıklıgenotiplerin akrabalık düzeylerinin uzak olduğu; KM2-11 genotipi, genetik olarakyine aynı populasyondan seçilen duyarlı genotip KMAE-12 hattına yakın akrabaolduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Capsicum annuum L., dayanıklılık, konukçu-patojeninteraksiyonu, kalıtım, filogenetik ilişkiPDF created with pdfFactory trial version www.pdffactory.com
Türkiye'de doğal olarak yetişen Anemone coronaria var. coccinea'da anter kültürü çalışmaları
Araştırmada, Manisa lalesi olarak bilinen doğal Anemone coronaria var. coccinea'da anterkültürü yöntemiyle haploid bitki elde edilmesi üzerine çalışılmıştır. Bu amaçla, Adana'da doğalyayılış gösteren bir populasyondan sağlanan eksplantlar, farklı temel besin ortamları ile farklı hormonkonsantrasyonları ve ön uygulamalara tabii tutulmuşlardır.Ortam denemelerinde; NN ve B5 temel besin ortamlarına, farklı konsantrasyonlardakihormonların tek başlarına veya farklı dozlardaki aktif karbon, gümüş nitrat, L-glutamin ile bunlarınkarışımına eklenmesiyle oluşturulan farklı uygulamaların embriyo oluşturma performanslarısaptanmıştır.Hormon denemelerinde, IAA (0, 0.1, 0.5, 1 ve 2 mg/l) tek başına veya 0.1 mg/l BAP ilebirlikte kombinasyon halinde kullanılmıştır. NN ve B5 ortamlarında gerçekleştirilen bu uygulamalararasında en yüksek embriyo oluşum oranı % 12.7 ile NN ortamındaki 1 mg/l IAA + 0.1 mg/l BAPhormon kombinasyonundan sağlanırken, bunu % 9.3 oran ile B5 ortamındaki 0.5 mg/l IAA + 0.1 mg/lBAP kombinasyonu takip etmiştir.Gümüş nitrat denemeleri (kontrol, 2.5, 5, 10 ve 15 mg/l) içerisinde en yüksek embriyooluşumu, % 3.3 ile B5 ortamındaki 5 mg/l gümüş nitrat + 0.5 mg/l IAA + 0.1 mg/l BAP içerikliuygulamadan elde edilmiş olup, aynı içerikli NN ortamındaki anterlerden meydana gelen embriyooluşumu % 2.5 oran ile ikinci sırada yer almıştır.L-Glutamin denemelerindeki (800 mg/l) tek olumlu tepki, oldukça düşük bir oran (% 0.7) ileB5 ortamındaki 800 mg/l L-glutamin + 2 mg/l IAA + 0.1 mg/l BAP uygulamasından elde edilmiştir.Aktif karbon denemelerinin (kontrol, % 0.1, % 0.5 ve % 1) hiçbirisinden olumlu cevapalınamamış, bununla birlikte ortama girdiği aktif karbon + gümüş nitrat + L-glutamin karışımdenemelerinde de yine tüm ortamlarda polen embriyogenesisine olumsuz etkide bulunmuştur.Çalışmanın başlangıcında uygulanan soğuk muameleleri (kontrol, + 7 0C'de 2, 7 ve 21 gün)arasında fark bulunamamıştır.Yapılan sitolojik incelemelerde ise embriyojenik bölünmelerin simetrik, generatif ve vejetatifçekirdek bölünmelerinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Direkt polen embriyogenesisininamaçlandığı bu araştırmada ayrıca, organogenesis ve oldukça yüksek oranlarda kallus oluşumumeydana gelmiştir.Anahtar Kelimeler: Manisa Lalesi, Haploid Bitki, Polen Embryogenesisi, Aktif Karbon, GümüşNitrat
Gama ışını uygulanarak elde edilmiş olan Robinson, Nova ve Klemantin mandarin tipleri ile Henderson altıntop tiplerinde meyve verimi, meyve kalitesi ve morfolojik özellikerin belirlenmesi
Bu çalışmada, 1989 yılında Klemantin, Nova ve Robinson mandarinleri ve Henderson altıntopu aşı kalemlerine 6 krd/saat dozunda 60Co kaynağı kullanılarak akut gama (?) ışını uygulaması sonucunda elde edilen tipler, çalışmanın materyallerini oluşturmuştur. 1991 yılında 4x3 m olarak Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Alanına dikilerek oluşturulmuş olan bu parselde M1V3 aşamasında olan 12 adet Klemantin, 10 adet Robinson, 6 adet Nova mandarini ve 26 adet Henderson altıntop genotipi bulunmaktadır. Bu genotiplerin Adana ekolojik koşullarında meyve verimi, kalitesi ve morfolojik özellikleri 2002, 2003 ve 2004 yılları boyunca incelenmiştir. Tartılı derecelendirme metodu uygulanarak bütün özellikler bakımından en olumlu sonuçları veren tipler saptanmıştır.Çalışma sonucu, 2/15, 2/21 ve 2/8 Klemantin mandarin tipleri, 4/4 ve 4/21 Robinson mandarin tipleri ve 7/19 Nova mandarin tipinin en az tohum içerdiği saptanmıştır. 6/21 Henderson altıntop tipinin ise en koyu meyve kabuk rengine sahip olduğu belirlenmiştir. Tartılı derecelendirmeye göre 1/22 ve 2/15 Klemantin tipleri, 4/4 ve 5/1 Robinson mandarin tipleri, 7/5 ve 7/15 Nova mandarin tipleri ve 5/5, 5/11 ve 6/21 Henderson altıntop tipleri en olumlu sonuçları vermiştir.? Anahtar Kelimeler: Klemantin, Nova, Robinson, Henderson, Mutasyon
Eğirdir (Isparta) koşullarında organik çilek yetiştiriciliğinin uygulanabilirliği üzerine bir araştırma
Bu çalışma, Camarosa çilek çeşidinde Eğirdir Bahçe Kültürleri AraştırmaEnstitüsünde 2004-2006 yılları arasında yapılmış ve bu çeşitte organik vekonvansiyonel tarım sistemleri karşılaştırılmıştır. Denemede konvansiyonelyetiştiricilik ile organik yetiştiricilikteki bazı besin uygulamalarının verim, kalite vebitkisel özellikleri incelenmiştir. Yapraklarda ve meyvelerde makro ve mikroelement analizleri yapılarak uygulamaların besin elementi alımına etkisibelirlenmiştir. Ayrıca ekonomik analiz yapılarak konvansiyonel yetiştiricilik ileorganik yatiştiricilikteki uygulamalar arasında elde edilen karlılıklarkarşılaştırılmıştır. Dikim frigo fide ile temmuz ayının üçüncü haftasında yapılmışolup sulamada damla sulama yöntemi kullanılmıştır.Çalışma sonucunda uygulamalar bakımından bitki başına verim ve meyveağırlığı arasında istatistiksel açıdan farklılık önemli bulunurken pH, titre edilebilirasitlik, suda çözünebilir kuru madde miktarı, tat-aroma, sertlik, renklenme, askorbikasit (C vitamini) ve ellajik asit bakımından önemli bulunmamıştır. Kümülatif verim;konvansiyonel yetiştiricilikte 810,36 g/bitki, organik yetiştiricilikteki uygulamalarda526,32-776,34 g/bitki olarak tesbit edilirken, iki yılın ortalamasında meyve ağırlığı;konvansiyonel yetiştiricilikte 13,20 g, organik yetiştiricilikteki uygulamalarda 12,40-13,16 g olmuştur. Yapılan bu çalışma ile Eğirdir (Isparta) koşullarında organik çilekyetiştiriciliği için sırasıyla Çiftlik gübresi + Yeşil gübreleme + Klinoptilolit + Denizyosunu (ÇG+YG+Kln+DY), Çiftlik gübresi + Klinoptilolit + Deniz yosunu(ÇG+Kln+DY) ve Çiftlik gübresi + Yeşil gübreleme + Deniz yosunu (ÇG+YG+DY)uygulamalarının üreticilere önerilebileceği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Organik yetiştiricilik, Konvansiyonel yetiştiricilik, Çilek,Eğirdir (Isparta).I
Değişik ambalaj tiplerinin hicaznar çeşidinin soğukta muhafazası üzerine etkileri
Bu çalışmada, Adana koşullarında yetiştirilen, Streçfilm (Kalınlık 12µ) ve MAP (Kalınlık 8µ) ile kaplanan Hicaznar çeşidinin normal atmosfer koşullarında 6 ay soğukta muhafazası ve 15 gün raf ömrü incelenmiştir.Araştırma sonucunda denemeye alınan Hicaznar çeşidinde, ambalajlama kontrole göre daha iyi muhafaza olanağı sağlamıştır. Görsel kalite ve mantarsal nedenli bozulmalar göz önüne alındığında MAP uygulaması yapılan meyvelerde 1. yıl 3 ay, 2. yıl 2 ay, Streçfilm uygulaması yapılan meyvelerde 1.yıl 4 ay 2. yıl 3 ay muhafaza edilebileceği tespit edilmiştir.
Galaxy elma çeşidinin yonga ve İngiliz aşılarıyla M9 ve M 26 elma klonal anaçlarına aşılanarak bir yılda fidan eldesi
Bu çalışma, Afyonkarahisar'da 2006 -2007 yıllarında yürütülmüştür.Çalışmada köklü M 9 ve M26 elma anaçları üzerine Fuji Kiku -8 ve Galaxy elmaçeşitleri Yonga ve İngiliz aşı yöntemleri kullanılarak iç mekanda aşılanmıştır. Her biraşı yöntemi ve her bir dikim zamanı için Mart ayı başında 3 tekerrürlü ve hertekerrürde 20 aşılı bitki kullanılmıştır. Bitkilerin bir kısmı Mart ayındakiaşılamalardan hemen sonra dikilmiş, bir kısmı ise +4 Co lik depoya konulmuş veNisan ayında araziye dikilmiştir. Deneme süresince, aşı tutma oranları, fidan boyu,sürgün çapı, anaç çapı ve sürgün boyu gibi özelliklerin ölçümleri yapılmıştır.Dikim zamanı bakımından,1 aylık depolama sonrasında veya direk araziyedikim yapılmasının; aşı tutma oranı, genel gelişme ve fidan kalitesi açısından barizetkisi görülmemiştir. Aşı tutma oranlarında İngiliz aşısı Yonga aşıya göre dahabaşarılı olmuştur. Anaçlardan M26'nın kök çürüklüğüne M 9'dan daha duyarlıolduğu görülmüştür. Sonuç olarak Mart ayında aşılanan fidanlardan bir yıl sonrafidan elde edilmiştir. Bunun ölü sezon denilen bir zamanda yapılması atıl duran işgücü ve materyalin kullanılması imkanını sağlamıştır.
Türkiye'nin farklı ekolojilerindeki yabani badem genotiplerinde fenolojik, morfolojik ve pomolojik özellikler ile moleküler yapıların tanımlanması
Bu araştırmada Ülkemiz doğal florasında bulunan ve farklı özellikler gösteren yabani badem genotiplerinin fenolojik, pomolojik ve morfolojik özellikleri 3 yıl süreyle incelenmiştir. Moleküler tanımlamaları ise RAPD markırları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışılan yabani badem genotiplerinde bu güne kadar fazla bir araştırma bulunmadığından, bu çalışmada denemeye alınan genotiplerin özelliklerinin belirlenmesi ve bu özelliklerin ışığı doğrultusunda bu badem tiplerinin bilimsel çalışmalarda ve pratikte nasıl değerlendirilebileceği araştırılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda, Konya ? Ereğli'de İvriz bölgesinden 7, Ayrancı Barajı bölgesinden 7; Nevşehir'den Açık Hava Müzesi içerisinden 11 ve Göreme - Kayseri yolu civarından 10; Niğde ? Ulukışla bölgesinden 11; Gaziantep - Nizip yolunun 15. km'sinden 8, Küllü Yolu mevkiinden 2 ve İbrahim Şehri mevkiinden 5, Şanlıurfa ? Birecik ilçesinin Yukarı İncirli Yolu mevkiinden 2 ve Cennet Bahçesi bölgesinden de 6 olmak üzere toplam 69 adet yabani badem tipi seçilmiştir. Bu tipleri moleküler analizlerde karşılaştırmak üzere kültür bademlerinden Nonpareil ve Cristomorto badem çeşitleri ile ülkemizden selekte edilen Hacı Alibey (48-5), Gülcan-1 (101-23) badem çeşitleri ve 101-13 badem tipi kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, Konya-Ereğli, Nevşehir-Göreme ve Niğde'de doğal olarak yetişen yabani badem bitkilerinin gerek morfolojik, gerekse moleküler özellikler açısından benzer olduğu saptanmıştır. Gaziantep ve Şanlıurfa - Birecik ilçesinde bulunan yabani bademler ise morfolojik ve moleküler analizler sonucunda 2 grupta toplanmıştır. Bu iki gruba ait olan bitkiler birbirlerinden farklı olduğu gibi, her iki gruba ait bitkilerin İç Anadolu Bölgesi'nden seçilen yabani badem tiplerinden de moleküler analizler sonucunda farklı olduğu belirlenmiştir. RAPD analizleri sonucu çizilen dendogramda, kültür bademleri (Prunus dulcis L.) İç Anadolu Bölgesi'nden seçilen yabani badem tipleri ile aynı grup içerisinde yer almıştır.
Bazı turunçgil türlerinde embriyogenik kallusların in vıtro muhafazası ve genetik kararlılıklarının rapd markırları ile araştırılması
Bu araştırmada on farklı turunçgil genotipinden elde edilen embriyonik kallusların in vitro'da azaltılmış büyüme koşullarında muhafazası ve farklı muhafaza sürelerinde (30, 60, 90 gün) bu kalluslardan sürgün ve bitkicik elde etme olanakları araştırılmıştır. In vitro muhafaza sonrasında elde edilen sürgün ve bitkiciklerde moleküler analizler gerçekleştirilerek in vitro koşullarda muhafaza sırasında genetik yapılarında bir değişim olup olmadığı belirlenmiştir. Embriyogenik kalluslar tam çiçeklenmeden 2-8 hafta sonra kültüre alınan ovüllerden elde edilmişlerdir. Tez çalışması kapsamında kullanılan turunçgil türlerine ait kallus oluşum oranları değerlendirildiğinde; I. yıl denemelerinde, en fazla kallus oluşum oranı C. aurantium (% 52) ve P. trifoliata (% 40) türlerinde gerçekleşmiştir. En düşük kallus oluşturma oranı % 9 ile C. medica'da gerçekleşirken, C. ichangensis türünden kallus oluşumu gözlenmemiştir. II. yıl denemelerinde I. yıl denemelerinde olduğu gibi en yüksek kallus oluşturma oranı C. aurantium (% 52) türünden elde edilmiş, bunu % 40 kallus oluşturma oranı ile P. trifoliata (% 40) izlemiştir. En düşük kallus oluşturma oranı % 5 ile C. medica'da gerçekleşmiştir. C. grandis türünden kallus oluşumu gözlenmemiştir. Denemede yer alan genotiplerden elde edilen kallusların ağırlıkları değerlendirildiğinde birinci yıl denemelerinde en fazla kallus ağırlık ortalamaları C. aurantium (0.,90 g) ve P. trifoliata (0,85 g) türlerinde görülmüştür. Bu türlerin dışındaki diğer türler arasında istatistiksel olarak farklılık görülmemiştir. II. Yıl denemelerinde kallus ağırlıkları incelendiğinde C. aurantium (0,55 g), P. trifoliata (0.25 g) ve C. ichangensis (0,24 g) türlerinden en yüksek kallus ağırlıkları elde edilmiştir. Sürgün ve bitkiciğe dönüşüm oranları bakımından I. yıl denemelerinde E. glauca ve P. trifoliata'dan sırasıyla 30, 60, 90 günlük kalluslardan %60 (3/5), %90,5 (19/21), %100 (10/10) E. glauca'dan %75 (6/8), %100 (6/6), %91,7 (11/12) P. trifoliata 'dan sürgün ve bitkicik elde edilirken, diğer genotiplerden sürgün ve bitkicik elde edilememiştir. II. yıl denemelerinde E. glauca'dan sırasıyla 30, 60, 90 günlük kalluslardan 25, 27, 9 sürgün, P. trifoliata'dan 3, 3, 0 sürgün, C. reticulata'dan 3, 1, 0 sürgün, C. ichangensis'ten 1, 0, 2 sürgün elde edilmiştir. Çalışma sonunda yapılan RAPD yöntemi ile elde edilen bitkicik ve sürgünlerin genetik stabiliteleri saptanmış, ismine doğru oldukları ortaya konulmuştur. Toplam 21 RAPD primeri kullanılmış ve 8 primer istenilen amplifikasyonu vermediği için değerlendirilmeye alınmamıştır. Değerlendirilmeye alınan 13 primerden toplam 33 band elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Citrus, Embryogenik kallus, BAP, In vitro muhafaza, genetik kararlılık