15. century

140 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Osmanlı-Bizans kroniklerinde düğün ve ölüm

"Osmanlı-Bizans Kroniklerinde Düğün ve Ölüm" konulu tez çalışmasında XIV. ve XV. yüzyıl Osmanlı ve Bizans kaynakları kullanılarak Bizans ve Osmanlı hanedanı mensupları arasında düğün ve ölüm sonrası defin geleneklerinin oluşması incelenmiştir. Bu geleneklerin oluşmasının altında yatan sebepler ele alınmıştır. Müslüman ve Hıristiyan olan bu iki toplumun düğün ve ölüm adetleri gereği insan hayatının en önemli kesitleri olan düğün ve ölüm merasiminin nasıl ve ne şekilde yapıldıklarına ilişkin bilgilere ulaşılmaya çalışılmış farklılıklara vurgu yapılmıştır. Osmanlı ve Bizans düğünleri ile ölüm merasimleri hakkındaki bilgilere ulaşılarak değerlendirmeler yapılmıştır. Ölüm ve düğün olgusunun siyasi ve sosyal yaşantıdaki önemi ve etkileri hem ana kaynaklar hem de telif kaynaklardan yararlanılarak belirlenmiştir. Ölüm ve düğün olgusu üzerinden XIV. ve XV. yüzyıllarda Bizans imparatorluğu ve Osmanlı devletlerinin kendi aralarında olduğu kadar diğer hanedanlar ve devletler ile olan sosyal, kültürel ve diplomatik ilişkiler saptanmaya çalışılmıştır. Düğün olgusu evlilik ve sünnet üzerinden incelenmiştir. Siyasi ve diplomatik ilişkilerde imparatorlukların yahut hanedanların resmi nikahın ve evliliğin göstergesi olan düğün vasıtasıyla akrabalık bağı kurarak hâkimiyetlerini ve varlıklarını devam ettirme, toprak kazanma gibi amaçlar taşıdığı görülmüştür. Osmanlı devletinde dini bir ritüeli olan sünnet düğünleri de siyasetin ve diplomasinin bir aracı olarak kullanılmıştır. Bu sünnet düğünlerine kimlerin davet edileceği, sünnet düğünleri sırasında yeme, içme ve hediyeleşme protokolü ve gelenekleri belirlenmiştir. Osmanlı devleti ve Bizans imparatorluğu içerisinde tahta geçmiş imparatorlar ve ailelerinin evlilikleri kadar ölüm şekilleri ve defin yerleri de incelenmiştir. Ölen hanedan üyelerinin hangi sebeplerden öldükleri, nerede gömüldükleri ve cenaze törenlerinin nasıl gerçekleştirildiği araştırılmıştır. Hanedan mensuplarının düğün ve ölüm merasimleri üzerinden hareketle Bizans imparatorluğu ve Osmanlı devletinde oluşan düğün ve ölüm merasim gelenekleri belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bizans, Osmanlı, Düğün, Sünnet, Ölüm, XIV. ve XV. yüzyıllar.

14. yüzyıl15. yüzyılBizanslılar+5
Kübra Karakoç
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessEN

"She ys ded!": Loss and Transformation in Pearl, The Book of the Duchess and Orpheus and Eurydice

This study argues that in three selected medieval poems, Pearl by the Pearl-poet, The Book of the Duchess by Geoffrey Chaucer, and Orpheus and Eurydice by Robert Henryson, the personae experience profound introspective and spiritual transformation catalysed by their encounter with loss. Collectively, these poems illustrate a diverse array of emotional, spiritual, and psychological responses to loss. These responses caused by loss serve as potential catalysts for an inward and turbulent process, in which the personae engage in practices of reflection on the nature of loss and life that ultimately result in various types of transformations. The term loss in this study encompasses not only the death of a loved one but also the experience of being separated from them. As a result, it also extends to any profound emotional, spiritual, and existential cuts that disrupt the nature of the bereaved persona. On the other hand, transformation is defined by a dynamic process of change which is precipitated by the inward reflections on the nature of loss within the narratives that are specifically designed to facilitate transformation. Not all the transformations examined in the study are fully comprehensive or uniform, but essential for spiritual growth and understanding. In Pearl, the Dreamer is transformed through his reflections on the devotional aspect of loss. In The Book of the Duchess, Chaucer illustrates two representations of loss and transformation through the dreamer and the Black Knight who are transformed from passivity to re-enactment. In Orpheus and Eurydice, the bereaved Orpheus begins to comprehend his human limitations. This study proposes that each poet uniquely portrays these various representations of loss and transformation through their distinct approaches in the narrative. Thus, the method of this study is based on the textual analyses of the themes of loss and transformation in Pearl, The Book of the Duchess, and Orpheus and Eurydice.

14. century15. centuryChaucer, Geoffrey+2
Seher Aktarer
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

14-15. yüzyıl divan şiirinde renkler

Yedi bölümden oluşan bu tez, 14. ve 15. yüzyıllarda yazılmış divanlarda, mesnevilerde ya doğrudan söylenen ya da türlü benzetmelerle beliren renklerle ve onların anlattıklarıyla ilgilidir. Bu tezde, bazı renk adlarının karşılıkları ortaya konmaya çalışılmıştır. Kimi renklerin birbirlerinin yerlerine kullanılmalarının nedeni araştırılmıştır. Beyitlerde çoğunlukla birbirinin karşıtı olarak yer alan, ak ve kara renkli kişiler, olgular, eylemler ele alınmıştır. Şairlerce dile getirilen, hissettirilen bazı duyguların renkleri saptanmıştır. Ele alınan duygular ile saptanan renkler arasındaki ilişkiler ulaşılan bilgilerle açıklanmıştır. Bazı ulusların, toplulukların, peygamberlerin, dinî kişilerin, varlıkların renkleri tespit edilmiştir. Elde edilen veriler, bilgiler ve kanılar doğrultusunda yorumlanmıştır. Doğaya ait unsurların gerçekte hangi renkte veya renklerde bulundukları incelenmiştir. Bu unsurların şiirlerde hangi renkleriyle yer aldıkları, şairlere ne gibi hayaller kurdurdukları, benzetmeler yaptırdıkları tespit edilmeye, açıklanmaya çalışılmıştır. Masalların, ülkülerin getirdiklerinin, kutlamaların, kullanılan kimi eşyaların, yiyeceklerin, içeceklerin, insanoğluna özgü kimi durumların, olguların, olayların ve daha başkalarının renkleri belirlenmiştir. Bunların neden ve nasıl bu renkte oldukları araştırılmıştır. Göklerin, gezegenlerin, yıldızların, cennetlerin, cennettekilerin, cehennemin ve cehennemdekilerin eserlerde hangi renklerle yer aldıkları, betimlendikleri ortaya konmuştur. Bu renklerin yıldız bilimine, dinî metinlere, anlatılara uzanan kökenlerine değinilmiştir. Anahtar Sözcükler 14. yüzyıl, 15. yüzyıl, divanlar, mesneviler, renkler.

14. yüzyıl15. yüzyılDivan şiiri+4
Ayşe Ayaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

XV. yüzyıl Teselya bölgesine dair bir kaynak: H.871/m.1466-67 tarihli Tırhala sancağı İcmal Defteri

XIV. ve XV. yüzyıllarında Osmanlıların Rumeli'yi fethi ve fetih sonrası bölgede genişlemesi çok hızlı bir şekilde gerçekleşmiştir. 1386-1387 yılları arasında, önce Teselya'nın doğu ovası, daha sonra 1392 yılında Teselya'nın tamamı Osmanlıların eline geçmiştir. Bu sürecin yaşanmasında Gazi Evrenos Bey'in önemli katkıları olmuştur. Fetihten sonra Anadolu'dan Teselya'ya iskân hareketi yine Evrenos Bey'in önderliğinde iki aşamada gerçekleşmiştir. Buna göre ilk yerleşim akımı 1384-1402, ikinci yerleşim akımı ise 1423-1455 arasında olmuştur. Bu iskân hareketinin XV. yüzyıl ortasında Teselya bölgesinde yaşayan Müslüman nüfusun artışına önemli bir etkisi olmuştur. Teselya bölgesinin fethinde rol oynayan bir diğer önemli kişi, Turahan Bey'dir. Turahan bey ve ailesi bölgede camii, medrese, muallimhane, imaret, zaviye, kervansaray, çeşmeler, ağaç köprülerle beraber çok sayıda vakıf kurarak, bölgenin ekonomik ve sosyal olarak gelişimine önemli katkıda bulunmuşlardır. Fetihten sonra diğer bölgelerde olduğu gibi Teselya'da da timar sistemi uygulanmaya başlamıştır. Timar sistemi Osmanlı Devleti'nin askeri, idarî ve sosyoekonomik yapısı için büyük önem arz etmektedir. Bu sistemin işleyişine dair bilgi veren önemli kaynaklardan biri de tahrir defterleridir. Bu defterler, vergilendirilebilir nüfus ve gelir kaynaklarına dair önemli verileri içermesi bakımından oldukça mühimdir. Bu grupta yer alan defterlerden biri de icmal defterleridir. Bu çalışmanın temel amacı, yukarıda önemine değinilen tahrir defterlerinden biri olan ve XV. yüzyıl Osmanlı Teselyası'na ait önemli veriler içeren H. 871 tarihli Tırhala Sancağı icmal defterinde yer alan verilere göre Teselya'nın iskân hareketlerini ve nüfusunu incelemektir. Sözkonusu çalışmanın bu yönüyle bu alanda yapılan çalışmalara ve özellikle XV. yüzyıl Teselya bölgesinin tarihine önemli katkılar sağlayacağı temennisindeyim.

15. yüzyılDefterlerOsmanlı Devleti+5
Eftychia Maria Stamoulı
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dede Ömer Rûşenî'nin Asâr-ı 'Işk adlı mesnevisi'nin diliçi çevirisi

Bu çalışma, XV. yüzyılın ilk yarısında Dede Ömer Ruşeni tarafından yazılan Asar-ı Aşk adlı isimli manzum bir eseri incelemek üzere yapılmıştır. Eser, içerik itibariyle Miskin-nâme'deki şiirlerden oluşmakta olup, Divân, Ney-nâme ve Çoban-nâme'den de manzumeler içermektedir. Biz bu çalışmamızda eseri, daha önce yapılan çalışmalarıda görmediğimiz için, eseri tam metin ve detaylı olarak incelemeyi uygun bulduk. Çalışmamız iki bölümden terekküp etmektedir. "Giriş" bölümünde Dede Ömer Ruşeni'nin hayatı ve eseri/eserleri hakkında bilgiler vererek onları açıkladık. Tezimize "İkinci Bölüm"de ise, Asâr-ı Aşk'ın transkripsiyonlu metnini ve dil içi çevirisi verdik Anahtar Kelimeler: XV. yüzyıl, Dede Ömer Ruşeni, Asâr-ı Işk, Divan

15. yüzyılEski Türk edebiyatıMesnevi+2
Tolgahan Yalçın
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Togan Şeyh el-Eşrefî'nin Siyaset-i Şer'iyye anlayışı

Bu çalışmada, neşredilmiş bir eseri dışında hakkında herhangi bir araştırma yapılmamış, 15. yüzyılda Memlükler döneminde yaşamış, politik ve ilmi yönünün yanı sıra sufî bir âlim olan Togan Şeyh el-Eşrefî'nin siyaset-i şer'iyye anlayışı incelenmektedir. Togan Şeyh'in siyaset-i şer'iyye düşüncesi, bu alana dair yazdığı el-Burhân fî fadli's-sultân, Menhecü's-sülûk fî siretî'l-mülûk, el-Mukaddimetü's-sultâniyye fi's-siyaseti'ş-şer'iyye eserlerinin yazma nüshaları esas alınarak, İslam hukukunun teşekkülünden Memlükler döneminin sonlarına kadar kaleme alınmış siyaset-i şer'iyye ve ahkamu's-sultaniyye literatürünün temel metinleriyle mukayeseli bir biçimde bu metinlerle aralarındaki benzer ve farklı yönler tespit edilerek ele alınmaktadır. Memlüklerin çoğulcu yapısına uygun olarak dört mezhebe göre siyaset-i şer'iyye yazma iddiasıyla yola çıkan müellifin çabaları tetkik ve tenkit edilerek ortaya konulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Togan Şeyh, Memlükler, Siyaset-i şer'iyye, Ahkâmu's-sultâniyye, el-Burhân, Menhecü's-sülûk, el-Mukaddimetü's-sultâniyye.

15. yüzyılCeza HukukuMemlükler+5
Mesut Kulan
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Aristo'ya atfedilen anonimleşmiş baytarnâme (İnceleme, metin ve dizin)

Bu tez, Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi‟nin Bağdatlı Vehbi kısmında 1502 numarada kayıtlı Aristo'ya Atfedilen Anonimleşmiş Baytarname adlı eserin üzerinde yapılan bir dil çalışmasıdır. İslam kaynaklarında ilk baytarnāmenin, Aristo (MÖ 384-322) tarafından yazıldığı kabul görmektedir. Aristo‟ya atfedilen söz konusu eserin Abbasiler döneminde Yunancadan Arapçaya tercüme edildiği düşünülmektedir. Eserin daha sonra Arapçadan Farsça ve Türkçeye çevirisi yapılmıştır. Aristo'ya Atfedilen Anonimleşmiş Baytarname adlı eserimiz müstakil bir eser olup mütercimi ve tercüme tarihi belli değildir. Dil özelliklerine bakıldığında XV. yüzyılda tercüme edildiğini tahmin etmekteyiz. Eserin konusu at hastalıkları ve tedavi yöntemleridir. Çalışma, giriş dışında dört ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; baytarnâme hakkında kısaca bilgi verilerek çalışmanın ana konusu, amacı ve yöntemi belirtildi. Aristo‟ya Atfedilen Anonimleşmiş Baytarnāme adlı bölümde eserin ayrıtılı olarak incelemesi yapıldı. İnceleme bölümünde; dil incelemesi kapsamında metindeki ses ve şekil bilgisi özellikleri üzerinde duruldu. Metin bölümünde; eserin transkripsiyon alfabesi kullanılarak Latin harflerine aktarımı sağlandı. Dizin bölümünde; metnin dizini ve sözlüğü oluşturuldu. Son olarak ise tıpkıbasıma yer verildi. Anahtar Kelimeler: Aristo‟ya Atfedilen Anonimleşmiş Baytarname, Baytarnâme, Türk dili.

15. yüzyılAristotelesBaytarnameler+2
Nur Melik Peker
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Molla Arab (Ö. 901 / 1496) ve fetva mecmuasının incelenmesi

Bu çalışmada Molla Arab (ö. 901/1496)'ın şeyhülislamlık döneminde verdiği fetvaların derlenmesiyle ortaya çıkan fetva mecmuası tarihi bir metin olarak ele alınıp incelenmiştir. Bu mecmua şu ana kadar tespit edilen Osmanlı şeyhülislam fetva mecmuaları içerisinde en erken tarihli mecmua olma özelliğine sahiptir. Fetvanın unsurları, dili vb. biçimsel özellikleriyle XVI. yüzyıldan itibaren derlenen mecmualardan ayrılan bu mecmua Osmanlı fetva bürokrasisinin sistemli hale gelmeden önceki dönemini göstermektedir. Bu özelliğinden dolayı Molla Arab mecmuası fetva mecmuaları esas alındığında geçiş dönemi eseri olarak da nitelendirilebilir. Mecmuanın Osmanlıca-Arapça şeklinde iki dilli olması, fetvaların formu, cevapların uzunluğu ve konu başlıklarının sistemli bir şekilde verilmemesi geçiş döneminin izlerini yansıtan örneklerdir. Birincil kaynak üzerinden yapılan bu çalışmada mecmuanın Süleymaniye nüshası esas alınarak tamamı incelenmiştir. Molla Arab'ın hayatı, mecmuanın biçimsel özellikleri, fetvaların içeriği ve mecmuanın şahsiyeti bu çalışmanın ana bölümleridir. Mecmuanın şahsiyetini ortaya koyarken fetvalardaki tarihi figürler, mekan kullanımı, sosyal olaylar, ailevî mes'eleler ve iktisadî ilişkiler dikkate alınmıştır. Bu başlıklar altında verilen fetvaların mes'eleleri ve içerisindeki kavramlar yorumlanarak okuyucuya sunulmuştur. Bu çalışma neticesinde Osmanlı fetvası ve Osmanlı şeyhülislam mecmualarının XV. yüzyıldaki örneğini görmek mümkün olmuştur.

15. yüzyılFetva mecmuasıFetvalar+3
Gülsüm Gülsev Şanver
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Erken dönem Osmanlı tarihi'nde ilim ve tasnif anlayışı: Abdurrahman Bistâmî'nin el-Fevâʾihü'l-Miskiyye fî'l-Fevâtihi'l-Mekkiyye adlı eseri ve etkileri

Bu tez, erken Osmanlı tarihindeki ilim ve tasnif anlayışlarını II. Murad dönemini ve Abdurrahman Bistâmî'yi merkeze alarak incelemektedir. Nazarî/Amelî ve Zâhir/Bâtın olmak üzere iki ana başlık altında tespit edilen bu anlayışlar İslam düşüncesinin devamı niteliğinde olup mezkûr dönemde de varlıklarını devam ettirmişlerdir. Bu iki anlayış Abdurrahman Bistâmî'nin tasnifinde birleştirilmiş ve böylece siyasi olarak bütünlük arz etmeyen İslam dünyasında ilmî düşünce için bir zemin oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu zemin aynı zamanda özellikle XV. yüzyılda yaygınlaşan ve Bistâmî'de de gördüğümüz gizli ilimler marifetiyle geleceğe yönelik çıkarımlar yapmaya da olanak sunmaktadır. Kendi dönemindeki konumunun yanında Bistâmî'nin eserlerinin XVI. yüzyılda da dolaşımda olması ve hassaten Taşköprîzâde Ahmed Efendi ile olan irtibatının tespiti Osmanlı ilmî düşüncesindeki Bistâmî'nin yerini göstermesi açısından oldukça önemlidir.

15. yüzyıl16. yüzyılAbdurrahman Bistami+6
Faruk Akyıldız
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

15. yüzyıl divanlarında konuşma eğitimi

Bu çalışmada 15 yy divanlarında temel dil becerilerinden konuşma becerisine ilişkin beyitler tespit edilmeye çalışılmıştır. Tespit edilen beyitlerin Türkçe Dersi (6, 7, 8. sınıflar) öğretim programındaki kazanımlarla örtüşüp örtüşmedikleri konusunda fikir elde edilmeye çalışılmıştır. Araştırma tarama modeli ile 15. yy divanları içerisinde yer alan Çâkeri Divanı, Şeyhi Divanı, Ahmed Paşa Divanı, Ahmed-i Dâ'i Divanı ve Mesihi Divanında geçen konuşma becerisine ilişkin kavram, kelime, kelime grublarına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırma ile ilgili olduğu düşünülen beyitler fişlenmiştir.İlgili olmadığı düşünülen beyitler araştırmaya alınmamıştır. Elde edilen beyitler belirli başlıklar altında sınıflandırılmıştır.Konuşma becerisi ile ilgili olan beyitler konuşma kazanımlarıyla örtüşüp örtüşmedikleri kontrol edilmiştir.İnceleme sonucunda beyitlerin konuşma kazanımlarıyla uyuştuğu görülmektedir.Bu tür eserlerin eğitim öğretim programlarında yer alması faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu eserler sadeleştirme, basitleştirme gibi yöntemlerle kontrollü metin haline getirilerek okullarda okutulabilir. Böylece temel dil becerilerinin desteklenmesi sağlanır ve geçmişteki değerler günümüze taşınmış olur.

15. yüzyılDivan edebiyatıEdebiyat+5
Yağmur Pehlivan Coşkun
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya çini müzesinde bulunan 14 ve 15. y.y. ait milet işi seramiklerin kataloglanması

Anadolu Beylikleri dönemi ve erken Osmanlı dönemi üretimi olan ve "Milet İşi" olarak adlandırılan seramikler hakkındaki yapım tekniği, hamur, sır ve astar gibi bilgilere yapılan kazı ve çalışmalar sayesinde ulaşabilmekteyiz. Bu çalışmanın amacı Kütahya Çizi Müzesi'nde bulunan 14. ve 15. Yüzyıl erken Osmanlı Dönemi seramiklerinin kataloglanmasıdır. Bu nedenle, müzede bulunan bu gruptaki eserler incelenmiş ve erken Osmanlı Dönemi seramiklerine ait yapılan ve yayınlanmış çalışmalar referans alınarak ilerlenmiştir. Çalışma kapsamında 27 farklı eser incelenmiş, yapım tekniği, bezeme çeşitleri hakkında bilgi verilip çizimileri yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Milet işi, Seramik, Çini, Kütahya, Arkeoloji

14. yüzyıl15. yüzyılKütahya+5
Mehmet Yörür
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

(De)monstrating the other: Monstrosity as performance in middle English romances

This study argues that in the selected fourteenth and fifteenth-century Middle English romances, namely, Guy of Warwick (c. 1330), Richard Coer de Lyon (c. 1330), Sir Gowther (late 15th c.) Sir Gawain and the Green Knight (c. 1400), Sir Gawain and the Carl of Carlisle (c. 1400), The Wedding of Sir Gawain and Dame Ragnelle (c. 1500), the knights and their adversaries are not distinct from each other and the two are in fluid states of becoming monstrous or chivalrous at the moment of their encounters. In this study, monster is defined as a person who is the source of underserved harm to people around, the society and its institutions in general. The two sides' consequential performances during their interactions are analysed to determine their proclivity to either side. It is claimed that analysing monstrosity through the performative framework that relies on harm provides a fluid understanding of monstrosity that is compatible with the romances' larger concerns of segregation, violence, introspective criticism of knights. This study investigates romances that are set inside and outside England's geographical borders; borders in East during the crusading campaign; the Scottish and Welsh borders in the North. The instantaneous performances of the knights and their adversaries are analysed to demonstrate this emergent fluidity at the borders.

14. century15. centuryMonster+4
Ulaş Özgün
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Haza Kitabu İskender-name

Bu tez çalışması Vatikan Kütüphanesinde Türkçe Yazmalar bölümünde bulunan 145 numaralı, müellifi belli olmayan "Haẕa Kitābu İskender-nāme" adlı Arap harfli el yazması eserin ilk 45 varağı (90 sayfa) üzerinedir. Eserin yazılış tarihi belli olmamakla birlikte eserin dili incelendiğinde Eski Anadolu Türkçesinin son dönemine ait olduğu ve bundan dolayı eserin yaklaşık XV. yüzyılın sonu XVI. yüzyılın başında yazıya geçirildiği tespit edilmiştir. Bu tez çalışması Giriş, Dil İncelemesi, Transkripsiyonlu Metin ve Analitik Dizin bölümlerinde oluşmaktadır. Giriş Bölümünde İskendernameler konusu ele alınmıştır. Birinci bölümde eserin iç ve dış özellikleri yer almaktadır. İkinci bölümde eserin yazım özellikleri ve biçim özellikleri, Türkçenin tarihsel dönemleri ve günümüz Türkçesiyle, örnekler üzerinde karşılaştırılacaktır. Tezin üçüncü bölümü metinin transkripsiyon alfabesi ile Türkçeye aktarılmasından oluşmaktadır. Dördüncü bölümde eser içinde geçen sözcüklerin ve özel adların analitik dizinleri yer almaktadır. Tezde son olarak yararlanılan kaynaklar bulunmaktadır.

15. yüzyıl16. yüzyılAnadolu Türkçesi+4
Tansholpan Yessırkep
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Câmi'û't-Tevârîh-i Hasanî adlı Farsça eserin Moğollar ile ilgili kısmının tahlil-tenkid ve değerlendirmesi

Biz bu tezimizde; kısaca tarih biliminden, İranlı asıllı tarihçi ve şair İbn Şehâb'ın ve onun 857/1453'de tamamlamış olduğu, tarihi eseri olan Câmi'u't-tevârîh-i Hasenî bir kısmından bahsettik. Önsöz bölümünde; içeriği dair genel bilgiler verdik. Giriş bölümünde; Tarih bilimin Ortaya çıkışından ve Ortaçağda İslam dünyasındaki gelişiminden kısaca bahsettik. Tezimizi iki bölüme ayırdık. Birinci bölümde; İbn Şehâb'ın yaşamına ve eserlerine dair bilgi verdik. Câmi'u't-tevârîh-i Hasenî hem içerik bakımından önemli ve kullanışlı, hem de üslup bakımından anlaşılır, ve sade eserdir ve bu eser ile ilgili ayrıntılı bilgi verdik. İkinci bölümde ise; altıncı bölümün yedinci kısmında eserin Moğollar ile ilgili çevirisini yaptık. Anlaşılması güç olan ifadeleri daha rahat anlayabilmeniz için o kısımları; çeşitli kaynaklarla açıklamaya çalıştık. Nihayet anladık ki: Câmi'u't-tevârîh-i Hasenî, genel bir tarih olarak tarih bilimine dair konulardan bahsetse de; siyasi, kültürel, sosyal ve tarihi bilgiler veren değerli bir eserdir. Câmi'u't-tevârîh-i Hasenî, tarih bilimi açısından 15. Yüzyılın yazılan eserlerin içinde önemli bir yeri vardır. İbn Şehâb, İslam tarihinin Timurlu dönemin saygın bilim adamlarından bir tanesidir.

15. yüzyılCami-üt TevarihFarsça+5
Mohsen Leisi
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

XV. ve XVI. yüzyıllarda Prizren sancağı

Çalışmamızda, XV. ve XVI. yüzyıllarda; Prizren sancağının idarî, coğrafî, iktisadî ve sosyal yapısını ortaya çıkarılmıştır. Prizren sancağı Balkan coğrafyasının orta batı kısımlarında; Roma, Bizans, Bulgar ve Sırp ve hâkimiyetinde kalmış ve 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesiyle birlikte Osmanlı hâkimiyetine geçmiş bir idarî birimdir. Osmanlı Rumeli'sinin taşra yapısına katkıda bulunmak gayesiyle, temel idarî ünitelerden olan Prizren sancağı ele alınmıştır. Bu sancak çalışmasından hareketle, Osmanlının Rumeli coğrafyasında tatbik ettiği taşra idarî yapısını ortaya çıkarılmıştır. Diğer taraftan, bir coğrafî ünite olan sancak ayrıntısına inerek, bu coğrafyada yaşayan toplulukların sosya-ekonomik ve dinî yapısını ve belirli dönemler içerisindeki gelişimini belirlemeye çalışılmıştır. Araştırmada kullanılan temel kaynak külliyatını; yerli ve yabancı arşivlerdeki belirli belge ve defter koleksiyonları teşkil etmektedir. Osmanlı sancak çalışmalarında kuşkusuz en önemli kaynak külliyatını tahrir defterleri oluşturmaktadır. Bu defterlerde, bir bölgenin sosyal ve ekonomik yapısı hakkında ayrıntılı bilgiler mevcuttur. Bu tez çalışmamızda, döneme ait tahrir defterleri değerlendirilerek, defterde yer alan bilgiler çerçevesinde Prizren'e bağlı nâhiyeler ve bu nâhiyelere ait yerleşim birimleri ve buraların sosyo-ekonomik durumu tespit edilmeye çalışılmıştır. Keza arşivlerimizde bulunan diğer kaynaklardan; mühimme defterleri, ruznamçe defterler, vakıf defterleri ... gibi bir çok koleksiyondan da faydalanılmıştır. Prizren'e ait 1522 yılındaki tahrire göre sancak, üç kaza, on iki nâhiye halinde idarî birimlere ayrılmıştır. Bu nâhiyeler; Prizren, Bihor, Tırgovişte, Eflâkân, İstaviç, Gora, Opolye, Piştirik, Debri, Dumoştiçe, Rudine ve Radovine'dir. Bunun yanında Ma'den-i Jajna adında bir maden şehri de bulunmaktadır. 1530 tarihli muhâsebe icmâl defterinde de idarî yapı, Eflâkân Nâhiyesi hariç, 1522 tarihli tahrir defteri ile aynıdır. 1550 tarihli tahrir defterinde ise İstaviç'in nâhiyelikten çıkarıldığını ve buna karşılık Hoça'nın nâhiye olarak teşkilatlandırılarak Prizren sancağına bağlandığını görmekteyiz. 1570, 1580 ve 1590 tarihli tahrir yılında, sancağın idarî yapısını oluşturan nâhiyelerde bir takım değişiklikler göze çarpmaktadır. Buna göre 1550 tarihli tahrirde 11 olan nâhiye sayısı 1570, 1580 ve 1590 tarihli tahrirde 5'e inmiştir. Bu nâhiyeler Prizren, Hoça, Ma'den-i Jajna, Bihor ve Tırgovişte nâhiyeleridir. Çalışmamızda, bu nâhiyelerin nüfus miktarı, yapısı ve tahrir sayımlarına göre dağılım ve eğilimlerini ortaya çıkarmaya çalışılmıştır. Diğer taraftan, bu yerleşim birimlerinde meydana gelen; ziraî, ticarî ve sınaî faaliyetleri hakkında bilgi sunmak hedeflenmiştir. Çalışmamızda üzerinde durduğumuz esas noktalardan biri de Prizren sancağındaki üretim faaliyeti ve reâyanın vergilendirilmesidir. Bu manada, her tahrir sayımında sancağın hemen hemen bütün üretim alanları belirlendiği gibi, kimlerin ne kadar vergi verdikleri, hangi devlet görevlisinin ne kadar vergi toplamakla mükellef olduğu, yani dirlik dağılımı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tahrir Defteri, Prizren, Balkanlar, Sancak, Eyalet, Rumeli

15. yüzyıl16. yüzyılBalkanlar+5
Hanife Alaca
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

15. yüzyıla ait manzum bir hikâye mecmuasında dinî ve ahlaki tasavvur

Bu çalışma, Hz. Muhammed ve Hz. Ali'nin mûcizâtının ve gaza menkıbelerinin anlatıldığı 15. yüzyıla ait manzum bir dinî destan mecmuasında dinî ve ahlaki tasavvuru konu edinmektedir. Çalışmanın birincil amaçlarından biri daha ziyade müstakil olarak neşredilen bu destanları mecmuanın kendi tarihsel ve edebi bağlamında incelemek, şifahen tevarüs eden bu anlatıların Türkçenin yerelleşme dinamiği içinde nasıl bir dinî ve ahlaki tasavvur ürettiğini ve bu tasavvurun destan okur/dinleyicileri üzerinde hangi işlevleri yerine getirdiğini soruşturmaktır. Çalışmanın bir diğer önemli amacı da bu mecmuada yer alan Aksaraylı İsa'nın Dāsitān-ı İsmāʿīl adlı eserinin bilinen en eski nüshasını ve bu mecmuadan başka bir nüshasına tesadüf etmediğimiz anonim bir eser olan Mevt-i Muḥammed-nāme'nin transkripsiyonlu neşir ve incelemesini ortaya koymaktır. Bu bakımdan çalışmanın giriş bölümünde, destanların Türkçenin yerelleşme sürecindeki hususî rolüne ve kendisini bilhassa mitik anlatılar ve duyusal dil üzerinden gösteren semiyotik unsurların "dinî" anlamın aktarılması ve dinsel öznenin inşasındaki işlevine dair teorik bir çerçeve çizilmiştir. İkinci bölümde, destanların mecmua literatürü içindeki yeri ve kime hitap ettiği tartışılmış, daha önceki neşir ve özetlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, destan metinleri üzerine yakın okuma yapılmış, Hz. Muhammed ve Hz. Ali'nin destanlarda üstlendiği kutsal kahraman rolünün destan dinleyicilerine hangi ahlaki kodları aktardığı ve zımni olarak ne söylediği irdelenmiştir. Dördüncü bölümde ise Mevt-i Muḥammed-nāme ve Dāsitān-ı İsmāʿīl metinleri incelenmiş ve transkripsiyonlu neşri yapılmıştır.

15. yüzyılAhlakDergiler+6
Betül Sürücü
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kardinal Bessarion'un hayatı ve entelektüel kimliği (1403-1472)

XV. yüzyıl hem Osmanlı hem Bizans hem de Avrupa açısından oldukça önemli gelişmelerin yaşandığı ve güçler dengesinin değiştiği bir yüzyıl olmuştur. Özellikle Türk ilerleyişini engellemek adına gerçekleştirilen dini görünümlü siyasi bir girişim olan 1438 Ferrara-Floransa Konsili ve 1453 Konstantinopolis'in fethi dönemi karakterize eden önemli olayların başında yer almaktadır. Osmanlı Devleti'nin fetih politikaları bu değişimin siyasi taraflarından birini oluştururken yaşanan kültürel değişimler de Rönesans'a zemin hazırlamıştır. 1403 yılında Trabzon'da dünyaya gelen Bessarion, tüm bu siyasi ve kültürel değişimlerin merkezinde yer almış tarihi bir şahsiyettir. Yaşamının ilk yıllarını Trabzon, Konstantinopolis ve Mora'da geçiren Bessarion daha sonra 1438 Ferrara-Floransa Konsili heyeti içerisinde yer alarak İtalya'ya gitmiştir. Konsil sonrasında Papa IV. Eugenius tarafından kardinallik teklif edilmesiyle Bessarion, Ortodoksluktan Katolikliğe geçerek Türk ilerleyişini durdurmak maksadı ile siyasi faaliyetlerde bulunmuştur. Dönemin siyasi hayatına etkisinin yanı sıra entelektüel kimliği ile de ön planda yer alan Bessarion, çalışmaları ile Avrupa'yı düşünsel olarak da etkilemiştir. Bu çalışma, XV. yüzyılda siyasi ve entelektüel anlamda önemli bir figürün, dönemi karakterize eden olayların neden ve nasıl merkezinde yer aldığını, dönemini nasıl etkilediğini ve bu siyasi perdenin arkasında nasıl bir entelektüel kimliğe sahip olduğunu Bessarion'un hayatı üzerinden anlama çabasıdır. Süreç boyunca yaşamının ilk yıllarından itibaren nasıl bir eğitim aldığı, Türk ilerleyişine karşı gerek dini gerek siyasi faaliyetlerini nasıl yürüttüğü ve yaşamının entelektüel tarafının Avrupa düşünce dünyasını nasıl etkilediği sorularına cevap aranmıştır.

15. yüzyılBiyografiEntelektüel kimlik+7
Merve Canlı
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

15. YY.da yazılmış bir şiir mecmuası gramer-metin-dizin

XV.yy. Türk dili açısından önemli şair ve ediplerin yetiştiği bir dönemdir. Tasavvuf akımının etkili olduğu bu dönemde Anadolu coğrafyasında boy gösteren Yunus Emre, Şeyyad Hamza, Eşrefoğlu Rumi gibi kimi şairler verdikleri eserlerle Türk dilinin gelişimine önemli katkılar sağlamış, kalıcı eserler bırakabilmiştir. Bu şairler ve şiirlerin kimisi öne çıkarak sonraki nesillerce de tanınır, bilinir olmuş, kimileri ise fazlaca tanınmayıp geri planda varlığını sürdürmüştür. Geçmiş yüzyıllarda Türk diliyle yazılmış el yazması eserlerin günümüz diline aktarılması, edebiyat ve şiir gibi dil malzemesinin incelenmesi açısından uygun alanlarda dahi tümüyle gerçekleştirilememiştir. Dünyanın çeşitli yerlerindeki kütüphanelerde Türk dilinde yazılmış, varlığı bilinmekle birlikte henüz detaylı olarak incelenmemiş elyazması eserler bulunmaktadır. Bu eserlerden epey bir kısmı edebiyat ve dil araştırmacıları tarafından ortaya çıkarılmış, incelenmişse de bir kısım yazma eserler halıhazırda günümüz yazı çevrimine aktarılmayı ve incelenmeyi beklemektedir. Bu alandaki çalışmalar, yazmaların ait olduğu dönemin belirleyici özelliklerinin tespit edilmesi bakımından değerli olup, ayrıca örnek zenginliğine katkı sağlayacaktır. XV. yy.da yaşamış bir şair olan Halilî'nin yazdığı "Furkatname" adlı eserin Staatsbibliothek zu Berlin Preuβischer Kulturbesitz "Berlin Devlet Kütüphanesinde (Prusya Kültür Mirası) bulunan nüshası araştırmacılarca olarak incelenmiştir. Ancak söz konusu yazmanın sonunda Fürkatname bütünü dışında olduğu anlaşılan ve farklı şairlerin şiirlerinin bulunduğu bir ayrı bölüm daha vardır. Yapılan bu çalışmada bir bütün olarak söz konusu yazma sonundaki tüm şiirlerin üzerinde gramer çalışması ve dil incelemesi yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Türk Dili, 15. yy. Türk şiiri, Eski Anadolu Türkçesi, dil yapısı, gramer özellikler

15. yüzyılDergilerEski Türk edebiyatı+3
Muharrem Tekne
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Şeyhî'nin Husrev ü Şîrîn'i (İnceleme-metin-çeviri-dizin/sözlük)

Bu tez çalışmasında 15. yüzyılda Şeyhî (ö.1425'den sonra) tarafından yazılan Husrev ü Şîrîn mesnevisi ele alınmıştır. Nizamî-yi Gencevî'nin (1141-1209) 1177-1181 yılları arasında yazdığı aynı adlı eserinden çevrilerek Türkçeye kazandırılan eser, birebir çeviri bir eser olmaktan ziyade bir uyarlama niteliğindedir. Eser, Anadolu'daki ilk Türkçe olan Eski Anadolu Türkçesiyle kaleme alınmıştır. Eski Anadolu Türkçesinin son dönemlerinde, Arapça ve Farsça sözcük ve ibarelerin dilde epeyce kullanıldığı bir dönemde yazılan eser, döneminin dil karakteristiğini iyi yansıtması açısından hayli mühim bir eserdir. Eser hakkında genel bilginin yanı sıra eseri dil özellikleri açısından incelediğimiz çalışmamız altı ana bölümden oluşmaktadır: Giriş kısmında eserin yazar(lar)ının hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş, eserin yazılış tarihi, kendisinden önce yazılmış Husrev ü Şîrîn'ler kısaca tanıtılmış, yurt içinde ve yurt dışında bulunan yüzün üzerinde nüshası ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu nüshalar arasından bizim esas aldığımız nüsha hakkında da ayrıntılı bilgi verilmiştir. Hemen ardından çalışmada izlenilen yöntem alt başlığı altında çalışmada takip ettiğimiz yol anlatılmıştır. İkinci bölümde Dil İncelemesi başlığı altında metnin dil özellikleri ortaya konmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümü 6956 beyitten oluşan eserin yazı çevirimini yaptığımız Metin bölümüdür. Bu bölümde nüsha üzerinde yapılan düzeltmeler dipnotlar şeklinde verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümü metnin günümüz Türkçesine aktarıldığı Çeviri bölümüdür. Çeviri yaparken beyitte anlatılmak istenen ifade, yapılan telmihler mümkün olduğunca dipnotlarla kaynak göstermek suretiyle açıklanmıştır. Çalışmanın son ana bölümü metnin tüm söz dağarcığını ortaya koyan Dizin/Sözlük kısmıdır. Alfabetik olarak sözcükleri sıraladığımız bu bölümde her sözcüğün karşısına anlamı ve hangi beyitte ya da beyitlerde geçtiği yazılmıştır. Türkçe dışındaki sözcüklerin yanına geldiği dil belirtilmiştir. Sonuç kısmında ise bu çalışma sonunda ortaya çıkan bulgularımız ve görüşlerimiz özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Husrev ü Şîrîn, Şeyhî, Eski Anadolu Türkçesi, mesnevi, Ferhad u Şîrîn

15. yüzyılDilbilgisiDilbilim+5
Funda Şan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

XV. yüzyıl klâsik Türk şiirinde mevsimler

"XV. Yüzyıl Klâsik Türk Şiirde Mevsimler" adlı tez çalışmamızda bu yüzyılda yaşamış olan bazı şairlerden yola çıkarak, mevsimlerin ve mevsimi oluşturan unsurların şiire yansımaları ele alınmıştır. İnsan toplumdan, tabiattan ve zamandan hiçbir zaman ayrı olmamıştır ve olması da beklenemez. Bu noktada insanın her anında zaman olarak varlığını hissettiren mevsimlerden de şairler doğal olarak etkilenmişler ve bunu da şiirlerine yansıtmışlardır. Bizim tezimizin amacı da bu noktada XV. yüzyıl adına bu yansımaları bir bütün olarak sunmaktır. Tezimiz XV. yüzyıl Osmanlı sahasının tarihi sürecinin kısaca ele alınması ile başlamıştır. Devamında zaman ve mevsim kavramaları ele alınmıştır. Tezimizin bel kemiğini oluşturan ve divânların taranması ile elde edilen beyitlerin; bahâr, nevrûz, nevbahâr, hazân, yaz ve kış başlıkları altında incelenmesiyle tez çalışmamız tamamlanmıştır. Klâsik kalıplar içinde olmasına rağmen toplumdan kopuk olmayan, büyük bir hayal gücü ve zekâ birikiminin yansıması olan Klâsik Türk Şiirinin XV. yüzyıl dönemine mevsimler açısından, bu çalışma ile ışık tutulmuştur.

15. yüzyılDivan şiiriKlasik Türk edebiyatı+4
Gülçin Bektaş
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

XV.yüzyıl divan şiirinde İslam kaynaklı sözler

Divan şiirinin oluşumunda beslendiği ve gücünü aldığı kaynakların başında İslam gelmektedir. Bu çalışmada XV. Yüzyıl Divan Edebiyatı şairlerinin eserlerinde kullanmış olduğu İslami malzemenin, divan şiiri ve İslam inancındaki yeri ortaya konulmaya çalışılmıştır, bu nedenle tasavvuf ve İslam felsefesi gibi konulara dâhilolacak malzemeler çalışma alanı dışında bırakılmaya gayret edilmiş, âyet ve hadisler içerisinde yer bulmayan unsurlar genel olarak kullanılmamıştır.Çalışmada dönemin Analodu, Çağatay ve Azeri sahasının büyük şairleri ve hükümdar şairler başta olmak üzere, otuzdan fazla şairin, divanları öncelikli olarak,en az bir eseri üzerinde tarama yapılmıştır. Bu çalışmada XV. Yüzyıl divan şiiri örnekleri içerisinden tespit edilmiş İslami ifadeler ve İslami kültüre ait unsurlar, içinde geçmiş olduğu manzum parça ile birlikte gösterilmiş, tespit edilen İslami malzeme hakkında bilgi verilmiştir. Tespit edilen malzeme içerisinde birbirinin benzeri olan, diğer maddeler içerisinde hakkında bilgi verilmesi muhtemel olan, çalışmanın boyutlarını haddinden fazla arttıracak olan materyal listeye dâhil edilmemiştir. Tespit edilen unsurların âyet ve hadislerde ne anlamda kullanıldığı, başka İslami kavramlarla olan ilgisi, ne sıklıkla kullanıldığı ve kökeni hakkında bilgiler verilmeye gayret edilmiştir. Anahtar kelimeler: XV. Yüzyıl, Divan şiiri, İslam, Âyet, Hadis

15. yüzyılAnlatım diliAyetler+7
İrşad Habib Candemir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

13. ve 15. yüzyıllarda Osmanlı devlet yönetiminin toprak yönetimine etkileri

Dünyanın en köklü ve en işler yönetim mekanizmasına sahip olan Osmanlılar için toprağin dağıtımı, işletilmesi ve kullanımı çok önemli bir husustur. Hatta denilebilir ki Osmanlı devletinin yönetim sistemi toprak yönetimiyle doğrudan bağlantılıdır. Bir Ortaçağ devleti olarak Osmanlı İmparatorluğu kuruluş ve yükseliş dönemlerinde toprak sistemine büyük bir önem vermiştir. İşte bu çalışma 13.-15. Yüzyıllarda Osmanlı yönetim sisteminin esasını oluşturan toprak yönetiminin temel esaslarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı İmparatorluğu, Toprak Sistemi, Miri Arazi, Tımar

13. yüzyıl15. yüzyılDevlet idaresi+6
Gülşah İlknur Gündüz
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

15. yüzyıl klasik Türk şiirinde ah kavramı

Bu çalışmamızda XV. yüzyıl Klasik Türk şiirinde "ah" mazmununu incelemeye çalıştık. Araştırmamız sırasında konumuzla ilgili başvurduğumuz kaynakların çoğunluğu müstakil eserlerden ziyade sözlük, edebiyat tarihi ve ansiklopedi maddesi niteliğindeydi. Konumuz hakkında müstakil çalışmalar henüz bulunmuyor. Bu sebeple bu konu üzerinde çalışmak istedik. Çalışmamızda XV. yüzyıl Osmanlı coğrafyasında yaşamış divan sahibi şairleri tespit etmeye çalıştık. Tezkirelerde divan sahibi olarak geçmesine rağmen divanına ulaşılamayan şairler de bulunuyor. Biz çalışmamız esnasında XV. yüzyılda yaşayıp divan sahibi olan ve divanı günümüz harflerine aktarılan on beş şairimizin eserlerini "ah" mazmunu üzerinden incelemeye çalıştık. Divanlarda "ah" mazmunu ile sıkça kullanılan, kırktan fazla ana kavramın yanı sıra yardımcı kavram, sembol ve remiz tespit ettik. İlk bakışta "ah" mazmunu; beddua, âşığın gönül yangını, ateş vb. can yakıcı kavramların karşılığı olarak algılansa da bu mazmunun çok çeşitli kelime ve kavramlarla kullanıldığını görüyoruz. Bunlardan bazılarına kısaca değinirsek gözyaşı, hasret, firak, gurbet, od, nâr, duman, vefasızlık, sadâkat, yâr, ağyar, rakip, gök cisimleri, felek, mihr, mah, güneş ay, ok, yay, tir, navek, gibi çok kullanılanların yanı sıra zahir, batın, zaman gibi nadiren geçen kavramlara da rastlıyoruz. Çalışmamız esnasında tüm bu kavramları "ah" mazmunu açısından müstakil başlıklar hâlinde incelemeye ve tespitlerimizi kaydetmeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: XV. yüzyıl, Klasik Türk şiiri, "Ah" mazmunu

15. yüzyılAhDivan şiiri+4
Fatıma Zeynep Taşa
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Necâti Bey Divanı'nın söz varlığı

Necâti Bey 15. yüzyıl Türk edebiyatının Ahmet Paşa'dan sonraki en büyük şairidir. Necati Bey'in divanında kullanmış olduğu kelimeler, cümle tipleri ve bu kelimelerin ne sıklıkta kullanıldığı yazarın üslubunu, bakış açısını ve o dönemde kullanılan kelimelerin şekil ve biçim özelliklerini göstermesi açısından çok önemlidir. Bu çalışma Necati Bey divanının tümünü kapsamaktadır. Biz bu çalışmamızda 15. yüzyılın en önemli şairlerinden biri olan Necati Bey'in divanında sözcük türlerini, divanında kullanılan kelimeleri ve bu kelimelerin ne sıklıkta kullanıldığını belirterek Necati Bey'in söz varlığını ortaya koymaya çalıştık.

15. yüzyılDivan şiiriDivanlar+4
Nisa Oker
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects