20. yüzyıl

Bu konu başlığı altında 193 tez

Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

20.yy. resim sanatında popüler imge anlayışı

20. yüzyılın başlarından itibaren demokratikleşme ve endüstrileşme hareketlerinin etki alanını genişletmesiyle birlikte, popüler kültürün yükselişine eşlik eden artan oranda kitle iletişim imkanları, tüketimi özendirici politikalar, kitle kültürünün sanat alanındaki etkisi ve topluma yansımasıyla ortaya çıkan yeni bakış açıları, özellikle modern resim sanatı üzerinde etkisini göstermiştir. Bu çalışma, popüler kültürün ortaya çıkışıyla modern resim sanatında meydana gelen kaçınılmaz değişimleri analiz etmeyi ve resmi oluşturan imgenin 20. Yüzyılda ortaya çıkan sosyal, entellektüel ve kültürel hareketlerden ne şekilde etkilenerek bir değişime uğradığını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu hedefini gerçekleştirebilmek amacıyla, popüler kültürün dönüşümünü, kültürel çevreyi incelemekte ve imgenin farklı formlara dönüştüğü bu yolculuğunu Kübizm, Soyut Dışavurumculuk, Pop Art, Dadaizm, Yeni Dadaizm'in yanısıra; Video Art ve Dijital Art gibi yeni sanat ortamlarını ele almaktadır. Bu çalışmanın önemi, temel anlamda imgenin belirli bir süreç içinde uğradığı değişimleri analiz eden ve özellikle de geçtiğimiz yüzyılı hedef alan çalışmaların az miktarda olmasıdır.

20. yüzyılAmerikan pop sanatıModern resim sanatı+4
Bahar Oskay
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20. Yüzyıl başı kapsamında Arnold Schönberg'in op. 17 Erwartung Operası'nın incelenmesi

Bu çalışmada Klasik Batı Müziğinin önemli bestecilerinden Arnold Schönberg'in Op. 17 Erwartung Operası ele alındı. Çalışma tarihsel açıdan 20. Yüzyıl başı Modernizmi ile sınırlandırıldı. Bu sayede 20. Yüzyıl içinde oldukça farklılık ve çeşitlilik göstererek evrimleşen Modernizmin tüm özellikleri göz önünde bulundurularak Arnold Schönberg'in bu akım içindeki yeri ve önemi en kapsamlı haliyle gösterilmeye çalışıldı. Erwartung Operası müzikal ve dramatik yapıları bakımından incelenirken, Modernizmin 20. Yüzyıl başındaki durumu, özellikleri ve bu özelliklerin eser üzerindeki etkileri en ayrıntılı biçimiyle irdelendi. Bu kapsamda dönemin siyasi, ekonomik ve kültürel yapısı ve etkileşimlerine özel olarak değinildi. Çalışmada, nitel araştırma yöntemi kullanıldı. Bu sayede eserin sosyolojik bir bütünlük içinde incelenmesi sağlandı. Oldukça geniş ve kapsamlı bir kaynak taraması ve incelenmesi sonrası hazırlanan çalışma konu üzerine Türkiye'deki en zengin literatür taramasına sahip araştırmalardan biri olma özelliğindedir. Arnold Schönberg'in sanatını, yaşadığı dönem ve yer üzerinden değerlendiren bu çalışma, Erwartung Operası ile bestecinin ortaya koymayı amaçladığı müzik dilini ve bu yeni müzik dilinin beslendiği düşünce ve yaslandığı felsefe dolayısıyla ortaya çıkan sanat stilini en somut ve bütünlüklü haliyle anlatmayı hedeflemiştir. Çalışma sonunda klasik opera geleneği üzerine çeşitli araştırmalar olmasına karşın modern opera geleneği üzerine yeterince araştırma yapılmadığı, özellikle Türkiye'de hak ettiği ilgiyi görmediği ortaya çıkmıştır. Türkiye'deki opera sanatı ve opera eğitimi için önemli bir başvuru kaynağı olması amaçlan bu çalışma, aynı zamanda Türkçe literatürde modern opera sanatıyla ilgili ihtiyaç duyulan eksikliği biraz olsun gidermesi umuduyla tamamlanmıştır.

20. yüzyılBestekarlarBesteler+5
Duygu Küçük
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1338-1340 (1922-1924) Antalya Eytam Sandığına mahsus İdane Defterinin transkripsiyonel değerlendirilmesi

Çalışmamızın amacı, Eytam Sandıklarında tutulan İdane defterlerinden hareketle sandıkların işletim sistemi hakkında bilgi vermektir. Osmanlı Devleti Eytam Nezaretini, 1851 yılında yetimlere miras yolu ile kalan malların muhafazası ve değerlendirilmesi için kurmuştur. Bu nezaret bir yıl sonra (1852) müdüriyet seviyesine dönüştürülmüştür. Taşrada teşkilatlanması 1880'lerden itibaren yoğun bir şekilde yaygınlaştırılmaya başlanmış olup, 1910 yılına kadar devam etmiştir. Değişen şartlara uygun olarak tarihi süreç içerisinde sık sık Eytam İdaresinde nizamname değişiklikleri yapılmıştır. Sosyal Devlet anlayışı ile kurulan Eytam Sandıkları, din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı yapmadan ihtiyaç sahibi tüm bireylerin haklarını korumak için kanunun ve nizamnameler düzenlemiştir. Devlet bu kişilerin mal varlıklarını sandıklarda işletilerek onlara gelir sağlamıştır. Eytam Sandıklarından başta esnaf olmak üzere borç almak isteyenlere, belli bir karşılık alınarak para verilmiş böylece ekonomiye de katkı sağlanmıştır. İncelediğimiz 1922-24 tarihli Antalya Eytam Sandığına Mahsus Teminatlı İdane Defteri, toplam yüz sayfadan oluşmaktadır. Bir kişi sandıktan nasıl borç alabilir? Borç alırken, kefil nasıl gösterilir? İpotek olarak ne tür mal ve eşyalar gösterilmektedir? Bu tür sorulara idane defterinde cevap bulunabilmektedir. Çalışmamız beş ana başlıktan oluşmaktadır. Giriş kısmında, yetimlerin Türk ve İslam hukukundaki yeri ile ilgili tarihsel süreç ele alınmıştır. Birinci bölümde yetim ile ilgili hukuki terminoloji üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Eytam Nezareti'nin (Müdüriyeti) kuruluşu ve teşkilatlanması hakkında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde Sandıkların idaresi ve Antalya Eytam İdaresinin kuruluşu üzerinde durulmuş, Dördüncü bölümde, Antalya Eytam Sandığının 1922-1924 yılları arasında tutmuş olduğu defterin transkripsiyonu verilmiştir. Beşinci ve son bölümde ise Defterin genel bir değerlendirmesi yapılmıştır.

20. yüzyılAntalyaEytam İdaresi ve Sandıkları+2
Sibel Aksungur
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

20. yüzyıl tıp tarihinde hasta-hekim ilişkisinin fenomenolojik analizi

20. yüzyıl tıbbı, bilimsel ve teknolojik gelişmeler ile önemli ilerlemeler kaydetmiş olmasına rağmen, söz konusu yüzyılın tıbbi dünya görüşü, hastalık deneyiminin tam olarak anlaşılmasını engelleyen patolojik ve anotomik hastalık görüşüne bağlı olarak, hastalığın belli paradigmalar içerisinde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Hekimin bir teori içerisinde, hastayı teori nesnesi kılarak hastalığa yaklaşımı, hasta-hekim ilişkisinde birtakım sorunları açığa çıkarmıştır. Bu bağlamda çalışmada, felsefenin tıp tarafından ihmal edildiği modern tıp anlayışında, hasta-hekim ilişkisinin analizi için, fenomenolojik yöntem ve bu yöntemin günümüz tıbbında uygulanabilirliği ve bu uygulanabirliğin hangi boyutlarda olduğu/olabileceği konusu ele alınmıştır. Tıpta fenomenoloji, hasta olan-ın yaşadığı hastalık deneyimin, (birincil şahıs hastalık deneyiminin) betimlenmesine izin veren bir olanak olarak, tıp pratiğinde hastanın hastalığı yaşama şekli ile hekimin hastaya bakış açısının farklılığını ortaya koyma imkânıdır. Böylece tıbbi ilerlemelerdeki tüm olumlu gelişmelere rağmen, hastanın fiziksel bedenine indirgendiği bir tıp yaklaşımını eleştiren ve teori öncesi bir yöntem ve düşünme biçimine işaret eden fenomenoloji, tıbbi fenomenlerin, (hastalık, sağlık vb. gibi) deneyimleyenlerin perspektifinden keşfedilmesini sağlamaktadır. Tıpta felsefe bağlamında konu ile ilgili materyallerin incelendiği (doküman analizi) ve fenomenolojik yöntemin kullanıldığı çalışmada, tıbbi olay ve durumları anlamak için felsefi bir yöntem olan fenomenolojinin tıpta büyük bir olanak olduğu sonucuna varılmıştır.

20. yüzyılDoktor-hasta ilişkileriFelsefe+3
Tuğşat Güzeloğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20. yüzyılın ilk yarısında Türk resminde manzara ve Nazmi Ziya Güran

Bu araştırmada "20. Yüzyılın ilk yarısında Türk Resminde Manzara teması ile birlikte Nazmi Ziya Güran"ın üslubunu ve eserlerini incelemektedir. Araştırma; manzaranın Türk resminde tarihsel gelişim evreleri, çeşitli sanat grupları tarafından yorumlanması, Nazmi Ziya Güran'ın yaşamı, sanatı ve eserlerinin incelenmesi açısından önemlidir. Araştırma betimsel tarama modelinde desenlenmiştir. Geleneksel Türk manzara resmi minyatür sınırları içinde gelişme göstermiştir. Osmanlı Mühendishanesine resim dersinin eklenmesiyle minyatür resmi önemini yitirmiş, zaman içinde resim dersleri sayesinde gelişen manzara resmi Primitif ressamların daha sonra da asker ressamların tuvallerinde ele alınmıştır. Cumhuriyet'in kurulduğu yıllarda manzara resmi birçok sanat grubu tarafından işlenip yorumlanmıştır. Nazmi Ziya Güran, manzarayı bireysel eğilimle resimlerine konu edinmiştir. Sanat anlayışındaki üretkenlik, özgünlük ve seçtiği konulardaki kararlı tavır ile Türk resim sanatında yer edinen önemli manzara ressamlarından biri olmuştur. Nazmi Ziya, yaşadığı şehrin doğasını, kent ve sokaklarını, deniz ve çeşmelerini büyük bir kararlılıkla resmetmiştir. Günün değişen anlarının resimlerini yapan sanatçı ışığın, geçici hava tabakalarının ve güneşin peşine düşmüştür. Paletinden karanlık renkleri uzaklaştırarak kendine daha aydınlık tonlarda bir palet oluşturmuştur. Resimlerinde puantilist tekniği hakim kılmış, tuş tuş kullandığı renk parçacıklarını karıştırmadan kullanmıştır. Yaptığı tüm çalışmalarında doğayı salt bir güzellikle değil, kendi ruhundan ve özünden geçirerek resmetmiştir. Anahtar Kelimeler: Çallı Kuşağı, Nazmi Ziya Güran, Manzara, Minyatür, Türk Resmi

20. yüzyılGüran, Nazmi ZiyaManzara+3
Yasin Çakır
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20. yüzyılın ilk yarısında yüzey kurgulamada soyut resmin geometrik dönüşümleri

20. yüzyıl sanat ortamında teknolojinin baş döndürücü bir hızla insan hayatına girmesi ve toplumun hızlı bir değişim içinde olması dikkat çekicidir. Bu değişim sonucunda sanatın kendisinden önce devraldığı sanat biçimlerinden koparak farklı düşünceler ve anlatım biçimleriyle yeni bir oluşum içine girdiği görülmektedir. Özellikle 20. yüzyılın sanat ortamı içerisinde yer alan onlarca sanat akımının çağın gerekleri doğrultusunda yeni ifade biçimleri arayışında olmaları ve toplumsal yaşamın ivme kazanması, çoğu sanat ürünlerini ortak arayış noktasında birleştirmiştir. Bu doğrultuda, soyutlama ve soyut resme yöneliş sanatta meydana gelen yeni ifade biçimleri arasında en dikkat çekenler arasındadır. Nesnelerin soyut-düşünsel varlığının ön planda olduğu bu sanatsal ifade biçimlerinde sezgi-bilgi ikiliğinin yanı sıra geometri de ön plandadır. 1900–1950 yılları arasındaki süreçte soyut resmin ortaya çıkışına etki eden dönem ve sanat akımlarını irdelemeyi amaçlayan bu çalışma, soyut resim sanatının öncüsü olarak tanınan sanatçılar ve eserlerinin tarihsel akış içerisindeki değişimlerini, yüzeylerin kurgulanması ve geometrik olarak düzenlenmesi esasları üzerinden incelemiştir. Doğanın temsilinden giderek uzaklaşmayla başlayan yeni dönem sanat hareketi kısa sürede çağın sorunlarına ve sanat ortamına yeni kavramlar ve soluk getirmiştir.

20. yüzyılBatı resim sanatıBiçim+4
Ahmet Polat
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The rise of tragicomedy and its avatars in the 20th century European drama: Chekhov, Pirandello and Stoppard

The present thesis focuses on the rise of tragicomedy as a separate genre and its avatars in the 20th century European Drama namely in Chekhov?s The Seagull, Pirandello?s Six Characters in Search of an Author and Stoppard?s Rosencrantz and Guildenstern are Dead.The study consists of two main chapters in which the textual and theoretical analysis of the plays under consideration as modern tragicomedies are rendered after conveying various definitions of the genre. The first part of Chapter I includes the development of tragicomedy as a genre by pointing out the very essence of the genre and the influences on its emergence illustrated in various examples in European Drama and by providing diverse definitions of the term. In the second part of the Chapter, the basic information concerning the contribution of the aforementioned playwrights to the development of modern tragicomedy is pointed out with the illustrations from the plays.The core concern in Chapter II is to convey a comparative analysis of the plays applying theoretical, theatrical and comparative methods. In this respect, in the first phase of the chapter, the metatheatrical characteristics of the plays in question are examined after providing various definitions of the term ?metatheatre? by its inventor Abel and the drama critics namely Calderwood, Pavis and Hornby. In the lights of the definitions of metatheatre, the mentioned plays are examined considering the contribution of the term to the tragicomic response. In the second part of Chapter II, the theatrical devices in the plays such as language, stage directions, scenery and the costumes which reinforce the tragicomic effect on the audience are discussed in compare and contrast analyses applying theoretical techniques.In the conclusion part, in the light of the findings in the main body, and by comparing and contrasting these findings, the plays are compared as the examples of modern tragicomedy indicating the common and different techniques employed by Chekhov, Pirandello and Stoppard.Keywords: Tragicomedy, Chekhov, Pirandello and Stoppard, metatheatre

20. centuryComedyPirandello, Luigi+6
Sevda Karataş
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kütahya Şer'iye Sicilleri 108 numaralı Defterinin transkripsiyonu ve degerlendirilmesi

Tarihin en köklü ve en büyük devletlerinden biri olan Osmanlı Devleti, varlığını sürdürdüğü süre içerisinde üç kıtaya hakim olmuştur. Güçlü bir devlet geleneği üzerine kurulan Osmanlı Devleti tüm teşkilatlarını geliştirerek en üst seviyeye ulaştırmıştır. İzlediği hoşgörü politikası sayesinde her dilden, dinden, ırktan ve kültürden insanları yüzyıllar boyunca barış ve huzur içinde yaşatmayı kendine görev bilerek devlet yapısını güçlü bir adalet yapısı üzerine oturtmuştur.Osmanlı hukuk sisteminde adalet; toplumun sosyal hayatını düzenleyen en önemli kurumdur. İlk atanan devlet memurlarından birinin kadı olması bunun en güzel göstergesidir.Kadıların tutmuş oldukları Şer'iyye Sicilleri ise; tarih araştırmalarında önemi şüphe götürmeyen birinci elden kaynaklardır. Şer'iyye Sicilini incelemeden Osmanlı Devletinin siyasi, idari ve sosyal tarihini hakkıyla ortaya koymak mümkün değildir. Belli bölgelere ait olan bu siciller yerel farklılıkları ortaya koymasının yanı sıra, tümüyle incelendiğinde genel tespitlerin oluşmasına katkı sağlayacaktır.Araştırma konumuz olan ? 108 Numaralı Kütahya Şer'iyye Sicili? nin değerlendirilmesi ile kayıtların tutulduğu döneme ait Kütahya ve kazalarında yaşayan insanların örf adet ve geleneklerine, yer isimlerine, şahıs isimleri ve unvanlarına, me'mûr atamalarına ve o dönemde yaşanan meseleler hakkında bilgilere ulaşmaktayız.Çalışmamızın temel amacı; Kütahya'nın toplum hayatı ve siyasi varlığı hakkında bilgi sahibi olarak Osmanlı toplumunun genel yapısının araştırılmasına katkıda bulunmaktır.Anahtar Kelimeler: Şer'i, mazbata, bidayet, müttefikan

19. yüzyıl20. yüzyılKütahya+3
Hanife Mehtap Akdeniz
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20. yüzyıl Alman dışavurumcu resim sanatında Birinci Dünya Savaşı`nın etkileri

Dışavurumculuk, toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel varoluşların birbirlerini etkilemesi sonucu, politik istikrarsızlık ve ekonomik çöküntü ortamında mevcut düzene bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde 20. yüzyıl Alman Dışavurumcu Sanatının ortaya çıkmasına etken olan toplumsal koşullar ile dönemin sanatsal yaklaşımları değerlendirilerek Dışavurumcu sanatının tarihçesine kısaca yer verilmiştir.İkinci bölümde Dışavurumcu akımını oluşturan gruplar ve bu gruplar arasındaki farklılıklar ile grupların çalışmaları incelenmiştir.Üçüncü bölümde savaşın Dışavurumcu hareketine yansımaları araştırılmıştır. Dışavurum sanatçılarının çalışmalarındaki biçim bozmalar, renk kullanımları ele alınmıştır.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Çalışma, 20. yüzyıl Alman Dışavurumcu resim sanatında Birinci Dünya Savaşı'nın etkileri ile sınırlandırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Dışavurum, Savaş, Tepki, Şiddet, Akımlar.

20. yüzyılAlman resim sanatıAlmanya+4
Gülru Düzce
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

105 no'lu Şer'iyye Sicili transkripsiyonu

Çalışmamızın esasını teşkil eden Kütahya 105 Numaralı Şer'iyye Sicilini muhteva olarak şu şekilde özetleyebiliriz.105 Numaralı Şer'iyye Sicili klasik Şer'iyye Sicillerine benzememektedir. Bu defter (1914-1918) yılları arasında Kütahya ve çevresindeki mahkemelerde görevlendirilecek memurların atamalarını kapsamaktadır. Başkâtip, zabıtkâtibi, muhzır, mübaşir, müşavir, naib, mahkeme mümeyyizi (a'zalar), müftüler, noter, odacı gibi memur atamalarını anlatmaktadır.Defter Osmanlı Devleti'nin son yıllarındaki memur yaşamı hakkında kısmi bilgiler sunmaktadır. Ayrıca memurların almış oldukları ücretler ve görev değişimleri ile ilgili bilgi vermektedir. Savaş dönemi olması nedeniyle sık sık görev değişimi yaşanmıştır.Bu tarihler arasında mahkemeler iki derecelidir. Bidayet ve İstinaf Mahkemeleri kademeli olarak görev vermektedir. Bu mahkemelerin üzerinde Temyiz Mahkemeleri görev yapmaktadır.Anahtar Kelimeler: Şer'i, Bidâyet, İstinaf, Mahkeme Görevlisi

20. yüzyılKütahyaOsmanlı Devleti+2
Figen Ulukan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kütahya Şer'iyye Sicilleri 98 numaralı Defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Osmanlı Devletinin uzun zaman ayakta kalan bir devlet olması bu devletin çok güçlü bir idari, mali ve askeri sisteme sahip olduğunun göstergesidir. Bu nedenle Osmanlı Devleti sistemin en iyi şekilde işleyebilmesi için kayıt tutma arzusunu çok ileri bir düzeye getirmiştir.Şer'iyye Sicilleri bu kayıtların sadece hukuki boyutlu olanıdır. Ancak alınan kararların içeriği tamamıyla Osmanlı Sosyal hayatını aydınlatmak için bize gerekli bilgileri verir.Şer'iyye Sicilleri 15. asrın ortalarından, 20. asrın ilk çeyreğine kadar ki dönemde yargılama ve kamu hizmetlerini yürütme yetkisine sahip olan kadıların vermiş oldukları kararları, tutmuş oldukları zabıtları ve yazışmaları içeren birinci el kaynaklardandır. Bu çalışmamızda Miladi 1926 senesinde Kütahya da meydana gelen hukuki olayları ve bunun sosyal boyutlarını ele almaya çalıştık.Anahtar Kelimeler: Hakim, Kütahya, Mahkeme, Mecelle, Şer'iyye Sicili.

20. yüzyılKütahyaŞeriye mahkemeler+1
Murat Tufan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20. yüzyıl ikinci yarısı Türk resminde toplumsal gerçekçilik

Toplumun bir parçası olan sanatçı, yaşadığı çevrenin toplumsal özelliklerini, toplum yaşamında var olan olayları ve kültürü, figüratif bir eğilimle gerçekçi ifade biçimi olarak kendine konu almaktadır.Özellikle 19. yüzyılda Fransa, Almanya ve Rusya'da yaşanan sanayileşme ve demokrasiye geçiş hareketleri sonucunda; kültürel, siyasi, eğitim, din, sosyal yapı, sanatsal yönden yeniliklerden etkilenmiş ve toplumsal konulu çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.Türkiye'de cumhuriyetin ilan edilmesiyle birlikte toplumun yapısında meydan gelen değişim ile devletin desteğini gören sanatçılar, yurt gezilerinde toplumun yaşam biçimini yansıtan çalışmalar yapmışlardır. Türk resim sanatında Toplumsal Gerçekçi eğilim 1940'lı yıllardan itibaren, geleneksel formlar kullanmakla beraber konularında sıradan insanları ele alan ve konu bakımından devrimci bir yenilik getiren ?Yeniler Grubu? ile başlamıştır. 1950-1960'lı yıllarda bireysel çıkışlar ile ?Yeni Figüratif Eğilimler? içine giren sanatçılar, yeni figür denemeleriyle birlikte, 1970'li yıllardan itibaren galerilerde artan sergiler, ?Ulusal Sanat? bilincinin gelişmesindeki önemli adımlar olmuştur. 1980'li yıllardan itibaren teknoloji alanındaki gelişmeler, bir yandan toplumda tüketim kültürünün oluşmasına diğer taraftan bireylerin toplum ve yaşam gerçeklerinden uzaklaşarak sanal bir yaşama kapılmalarını ve iletişim kopukluklarının yaşanmasına neden olmuştur. Teknolojik değişimler, 1990'lı yıllardan itibaren daha da hız kazanarak günümüze kadar devam etmiş, bu değişimler paralelinde sanatçılar, daha fazla yurt dışı ve yurt içi etkinliğe katılma fırsatı bulmuş, sanat alanındaki değişimleri yakından takip etmişlerdir. Sanatçıların toplumsal değerlerdeki değişimlere duyarlı yaklaşımları sonucu, bireylerin ve toplumların yaşam biçimleri çalışmalara yansıtılarak, yaşanan olumsuz değişimler gerçekçi ya da eleştirel bir anlatımla izleyiciye aktarılırken, hem bilgilendirme hem de bir belge olma işlevi de üstlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Toplumsal Gerçekçilik, Türk Resmi, Sanat, Figüratif Eğilimler.

20. yüzyılFigüratif resimFigüratif sanat+3
Kamber Koç
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20. yüzyıl Türk resminde manzara

Manzara resmi, toplumun doğaya karşı oluşan tutkusunun bir yansıması olarak resim sanatı içerisinde yüzyıllar öncesinden bu yana yer almıştır. Türk Resim sanatında manzara teması ilk olarak minyatürlerde anlatımı güçlendirmek amacı ile fon olarak kullanılmıştır. Bu araştırmada, Türk resminde manzara olgusunun gelişim ve evrelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Sanatçıların kişisel üsluplarını ve sanatsal tavırlarını belirlemede etken olan manzaranın Türk resminde ve sanatçıların çalışmalarında ne kadar etkili olduğunun anlaşılması, sanatçıların yapmış olduğu örneklerin incelenmesi ve yorumlanması açısından önem taşımaktadır.Türk resminde manzaranın oluşum ve gelişim sürecini anlamak için hazırlanan bu çalışmada, 20. Yüzyıl Türk resminde manzara konusu tarihsel sürece bakılarak işlenmeye çalışılmıştır. Osmanlıdan başlayarak Türk toplumunun manzaraya bakış açısı dönemsel olarak grup hareketleri ve daha sonra gelişen bireysel eğilimler incelenmiştir. Manzaranın geçirmiş olduğu evrelere ve sanatçıların kullandıkları üslupsal dillere değinilmiştir. Bu araştırma; minyatürün manzara resminin gelişimi üzerindeki etkileri, Batı'dan gelen ressamların ve akımların etkileri, Sanayi-i Nefise öncesi asker ressamların doğaya yöneliş biçimi ve sonrası oluşan grup hareketleri ile 1950 sonrası bireysel manzara eğilimlileriyle sınırlıdır. Araştırmada tarama modeli desenlenmiştir.Anahtar Kelineler: Manzara, Türk Resmi, 1914 Kuşağı, Müstakiller, D Gurubu, Yeniler Gurubu, Siyah Kalem Gurubu.

20. yüzyılD grubuManzara+4
Irmak Pınar Can
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20. yüzyıl Avrupa resim sanatında dinsel simgeler

ÖZET 20. YÜZYIL AVRUPA RESİM SANATINDA DİNSEL SİMGELER ELMAS, Ali Osman Yüksek Lisans Tezi, Resim Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Lale ALTINKURT Temmuz, 2014, 139 Sayfa Bilinen en eski mağara resimlerinin anlamları, gizemini korusa da dinsel ve büyüsel amaçlarla yapıldıkları tahmin edilmektedir. Doğanın gücü karşısında insanlar kendilerini koruyabilmek, avını yakalayabilmek, ayakta kalabilmek için çeşitli ritüeller geliştirmişlerdir. Avcı ve toplayıcı kültürün ilk resimlerinin, bir ritüelin parçası olarak, verimlilik sembolleri olarak gerçekleştirilmiş olduğu söylenebilir. Çok tanrılı inanış, insanın doğayı anlamlandırmasında önemli bir rol oynamaktadır. Toplumsal düzenin sağlanmasına katkı sağlayacak dinsel kurumlar, toplumlar üzerinde büyük bir güce de sahip olmuşlardır. Bu kurallar ve ritüeller bütünü, bazen savaşların nedeni olmuştur. Dinler çeşitli kuralları, ritüelleri, merasimleri, sembolleri ile toplumlar tarafından benimsenmişlerdir. Toplumun bireyi olan sanatçı da yaşadığı çağının dinsel kurumlarından, kurallarından etkilenmiştir. Sanat Avrupa'da belirli dönemlerde dinsel kurumlar tarafından desteklenmiştir. Bu etkileşim sırasında diğer sanat alanları gibi resim de yeri geldiğinde daha şematik sadeleştirilmiş bir dile dönüşürken, bazen konu, teknik ve plastik dilin kullanılışı açısından abartıya varan, dinsel konulara, sembollere yer verilen bir nevi araca dönüşmüştür. Bu araştırma; endüstrileşme, modernleşme sürecinde Avrupa sanatında resimlerinde dinsel simgelere yer veren sanatçılar ve yapıtlarını ele almaya çalışmıştır. Araştırmada toplumların inanış sistemlerine kısaca değinilerek, simgenin tanımına, tarihsel sürecine ve sembolizm akımına değinilmiştir. Endüstrileşme süreci, bilimsel ve teknolojik yeniliklerin etkisi ile toplumsal yaşam, düşünsel yapının ortaya koydukları, bu durumda sanatçıların ortaya çıkan akımlar içinde dinsel sembolleri ele alışları incelenmeye çalışılmıştır. Modernleşme sürecinde resim, ortaya çıkan kalıplaşmış, klişeleşmiş düşüncelere ve akademikleşmiş anlayışa karşı bir tavır sergilemiştir. Fakat çağın sancılı ortamını soluyan sanatçıların yaşadıkları dünyayı anlamlandırmasında, klişeleşmiş olsa da dinsel simgelere yer verdikleri görülmüştür. Bu bazen Dinsel tavra karşı bir eleştiri taşırken, bazen de geçmişe gönderme yapmak için, en anlaşılır şekil olması yönüyle dikkat çekmektedir. Ayrıca Chagall ve Nolde gibi sanatçıların resimlerinde ana tema içerisinde dinsel sembollerin şiirsel bir dil içerisinde yer verdikleri görülmektedir. Resimler içinde geçen dinsel semboller mesaj vermeyi amaçlamaktan ziyade sanatçıların geçmiş yaşamları, düşlemleri içerisinde kültürünün bir parçası olarak yaralan unsurlar olarak göze çarpmaktadır. Anahtar Kelimeler: Simge, Dinsel Resim

20. yüzyılAvrupa sanatıBatı resim sanatı+4
Ali Osman Elmas
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kütahya şer`iye sicilleri 72 numaralı defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

II ÖZET Çalışma konusu olarak seçtiğimiz 72 Numaralı Kütahya Seriye Sicili Defteri, Hicrî 1322- 1323 / Milâdî 1904-1905 yıllarına ait Kütahya ve çevresinde hukuka intikal etmiş mahkeme kayıtlarını ihtiva eder. Çalışmamızda, tezkire, müzekkire, miras-tereke, resmi yazışmalar, vakıflar, Naiblik müessesesi, Kassamlık müessesi, vekil tayini gibi mahkeme kayıtlarının transkripsiyonu, değerlendirilmesi ve tasnif edilmesi yer almaktadır. Bilindiği gibi şer'iye sicilleri mahkeme kararları demektir. Osmanlı döneminden günümüze kadar intikal eden bu kararlar, toplumun sosyal siyasi ve ekonomik yapısı hakkında bize bilgi verirler. Örneğin, sicillere kaydedilmiş bilgilere bakarak halkın sosyal yapısını ve ikili ilişkilerini, miras ve tereke kayıtlarına bakarak ekonomik yapıyı, merkezden gönderilen kararnamelere bakarak merkezi idare ile taşra arasındaki ilişkilerin muhtevasını öğrenebiliriz. Bu belgeler üzerinde daha fazla çalışılması ve bu çalışmaların kamuoyuna sunulması, Osmanlı toplumundaki bilinmeyen ya da eksik kalan konulara açıklık getirecektir. Defterde Kütahya ve çevresinden mahkemeye intikal eden olayların her biri müspet ya da menfi bir karar halinde sonuçlanmıştır. Sonuçlanan bu kararların bir çoğunun altında "Şuhûdü'l- hâl" denilen ve o bölgenin ileri gelenleri arasından seçilen, aralarında önemli hukukçuların da yer aldığı şahitlerin olması bahsedilmesi gereken önemli bir konudur. Ayrıca cinayet ve hırsızlıkla ilgili kayıtların olmaması ya da çok az olması, halkın o dönemde bu konulardaki titizliğini göstermektedir.

20. yüzyılKütahyaOsmanlı Devleti+4
Arif Kolay
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

70 numaralı Kütahya Şer`iyye sicili transkripsiyonu ve kritiği

V ÖZET Osmanlı Devleti Dünya siyasi tarihinin muhakkak ki en büyük devletlerindendir. Sahip olduğu toprakların büyüklüğü ekonomik, askeri gücünün yanında esas takdire şayan olan yüzyıllarca değişik din, dil, ırk ve anlayışlara sahip milletleri bir arada huzur ve barış içinde yaşatabilmesidir ki, batılı tarihçilerin "Pax Ottoman" ( Osmanlı Barışı ) dedikleri bu sistem üzerinde halen araştırmalar yapılıp esasları anlaşılmaya çalışılmaktadır. Adalet toplumların temel direğidir. Adil olan yönetim ve yöneticilerin tarihteki başarılan sabittir. İşte Osmanlı Devleti'nin temel taşı da adalete verdiği önem olmuştur. İlk atanan devlet memurlarından birinin kadı olması adalete verilen değerin ifadesidir. Kadıların tutmuş oldukları Şer'iye Sicilleri Osmanlı tarihi hakkında içinde barındırmış olduğu önemli bilgiler açısından Osmanlı tarihinin en önemli kaynaklarından birisidir. Şer' iyye sicilleri sayesinde sicilin tutulduğu senelerde toplumun sosyal durumu, ekonomik durumu askeri ve adli durumu hakkında bilgi edinilmektedir. Aynı /.amanda Şer'iyyc Sicillerinde yer alan mekan isimleri de öğrenilebilmektedir'. Çalışma konumu/. olan "70 Numaralı Kütahya Şer'iyye Sicili "itin değerlendirilmesi sonucu o dönem Kütahya ve çevresinin; örf ve adetleri gelenekleri, mekan isimleri, şahıs isim ve unvanları, cemiyetin fikri yapısı, Müslümanlar ile gayri müslimlerin münasebetleri incelenebilir; aile hukuku, ceza ve miras hukukunun yapısı sergilenebilir. Çalışmamızın temel hedefi Kütahya toplumu hakkında bilgi sahibi olarak Osmanlı toplumu hakkında yapılacak araştırmalara katkıda bulunmaktır.

20. yüzyılAskeri yapıEkonomik durum+7
Ahmet Remzi Oran
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

182 numaralı Besni Şer'iyye Sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (R.1317-1323/M.1901-1907)

Şer'iyye sicilleri, Osmanlı Devleti'nin askeri, hukuki, iktisadi, dini ve idari müesseseleri gibi alanlarında önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Tarihi araştırmalarda önemli bir yere sahip olan ve bölgenin toplumsal yaşantısı hakkında ilgili verileri içinde barındıran şer'iyye sicilleri bu sebeple birinci elden kaynaklar konumundadır. Şehir tarihçileri için önemli bir yere sahip olan şer'iyye sicillerinde, köy ve mahalle isimleri; ticarî, cezaî ve her türlü hukukî kararlar; halkın geçim tarzı, ekonomik ve sosyal yaşamı ile ilgili bütün ayrıntılar bu defterlerde geniş bir biçimde yer almaktadır. Transkripsiyon ve değerlendirmesi yapılan 182 Numaralı Besni Şer'iyye Sicili 120 sayfa olup (R.1317-1323 / M.1901-1907) yılları arasını kapsamaktadır. Ayrıca deftere başka bir defterden eklendiği düşünülen 30 Teşrin-i Sani 1337 (M. 30 Aralık 1921) tarihli bir de tereke belgesi yer almaktadır. Belgelerin geneli evlenme-boşanma, nafaka, miras, alacak-verecek, borç tahsili, haksız gasp, hırsızlık, mülk satışı gibi davalardan ve nikâh akdinden oluşmaktadır. Dolayısıyla 182 Numaralı Besni Şer'iyye Sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi ile Besni'nin (R.1317-1323 / M.1901- 1907) yılları arasındaki siyasi, sosyal, ekonomik, idari, mali ve hukuki durumuna ilişkin somut bilgilere ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Şer'iyye Sicili, Besni, Tereke, Vekil

20. yüzyılAdıyaman-BesniOsmanlı Devleti+4
Benay Semir Bakır
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şişli-Osmanbey arası 19. yy-20. yy konut yapıları

İstanbul' un görece geç yerleşimlerinden biri olan Şişli 1800' lerin ortalarına doğru, yerleşim görülen bir bölgedir. Dönemin önemli saray mensupları ve zenginlerinin bahçe içindeki, büyük konakları, daha sonraları yerlerini Osmanlı tebaasının varlıklı ailelerinin oturduğu, bezemeli, süslü, batı tarzı apartmanlara bırakmışlardır. Bu apartmanlardan ancak bazıları günümüze dek ulaşabilmişlerdir. Tez kapsamında, bir kentin geçirdiği 'kentlileşme' sürecinin izlerini taşıyan Şişli bölgesinde, belirlenmiş bir alan içindeki 19. ve 20. yüzyıllara ait konut yapıları incelenmiştir. Bölgenin coğrafi konum ve özellikleri, fiziki ve tarihi gelişim süreci, 19. yüzyılın kendine özgü oluşumları ve bu oluşumların kent, kent insanı ve mimariye etkileri ve bu etkilerin bölgedeki yansımaları ele alınmıştır. Çalışma alanının mevcut durumu çeşitli analizler ve yerinde tespitlerle belirlenmiştir. Tespiti yapılan 19. ve 20. yüzyıl konut yapılarının biçimleniş özellikleri, binalarda görülen bozulmalar ve nedenleri çeşitli krokiler, envanter fişleri ve fotoğraflar, arşiv araştırmaları ve siluet çalışmaları ile ortaya konmuştur. Yapılan çalışmalar ve elde edilen bilgiler ışığında, tarihi nitelik taşıyan bu binaların ve içinde bulundukları bölgenin korunmasına yönelik öneriler sıralanmıştır. Anahtar Kelimeler: Şişli, 19. ve 20. yüzyıl, konut biçimlenişi, koruma sorunları, envanterler.

19. yüzyıl20. yüzyılKonut mimarisi+2
Vahide Büyükbaşaran
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2001
00
DoktoraAçık ErişimTR

20. yüzyılın ilk yarısında Çankırı

Bu tezde Osmanlı İmparatorluğu'nun son çeyrek yüzyılı ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk çeyrek yüzyılını kapsayan bir dönemde Çankırı şehri ele alınmıştır. Meşruti monarşi ve Cumhuriyet yönetim biçimi olarak farklı görünse de idari ve siyasal anlamda büyük bir değişiklik görünmez. Her iki dönemin paradigması modernleşme üzerine kurulmuştur. Hedeflenen Batı uygarlığı seviyesine ulaşmaktır. Bayındırlık, eğitim, siyasal sistem, gündelik hayat imparatorlukla ulus devlet formlarının sembolleriyle anlam kazanır. Bunların yirminci asrın başından yarısına kadarki süreçteki görünümü Çankırı'da modernleşmenin ne derece nüfuz alanı bulabildiğini gösterecektir. Mesela sinema gösterimi bunun örneklerindendir veya tiyatro. Bunların Cumhuriyet öncesinde bu şehirde henüz görünmemiş olması Cumhuriyet ile birlikte kültürel pratikler açısından fark edilir bir değişiklik olduğunu göstermektedir. Cumhuriyet öncesi dönem yoksul bir şehir olan Çankırı için uzun süren savaş olgusuna insan kaynağı vermenin dışında durağanlık göstergesidir. Kısa süren bu canlılık sürecinde görünen manzara bu araştırmanın konuları arasındadır. Sözlü tarih imkânları, arşiv ve arşiv dışı yazılı kaynaklar, bayındırlık ürünleri araştırmanın kaynakları arasında olmuştur. Anahtar Kelimeler: Çankırı, Şehir, Modernleşme

20. yüzyılCumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihi+3
Agah Dolay
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tanzimat'tan Birinci Dünya Harbi'ne Çankırı Sancağı (1839-1914)

Bu çalışmada, Tanzimat'tan I. Dünya Savaşı'na kadar olan yaklaşık 75 yıllık dönemde, Çankırı'nın idari, eğitim, ekonomi ve demografik yapısı ile bayındırlık ve doğal afetler konusunda yaşanan gelişmeler ele alınmıştır. Çalışmada, çeşitli arşiv kayıtları ve birincil elden kaynaklar doğrultusunda Çankırı merkez ve diğer bağlı kazâların idâri yapısında yaşanan değişiklikler ile idarecilerin tutum ve atama şekilleri tetkik edilerek, Osmanlı Devleti'nde bir sancağın nasıl idare edildiği ortaya konulmuştur. Çankırı'nın Müslüman ve gayrimüslim nüfus durumu ile bölgeye gelen çeşitli muhacir grupları ele alınıp, muhacirlerin mevcut nüfus ile entegre olmaları hususunda yaşanan bazı problemler tespit edilmiştir. Çankırı'daki klasik ve modern eğitim kurumları her yönüyle ele alınıp, öğretmen ve öğrenciler hakkında çeşitli bilgiler verilmiştir. Çankırı'da yapılan ekonomik ve ticari faaliyetlerin en önemlisi olan panayırlar konusu çalışılıp, bölgenin yer altı ve yer üstü gelir kaynakları araştırılarak, şehrin Osmanlı ekonomisine ne tür katkılarda bulunduğu tespit edilmiştir. Bayındırlık alanında yapılan çeşitli çalışmalar araştırılarak, Osmanlı'da yaşanan kurumsal modernleşmenin Çankırı'ya yansımalarının neler olduğu tespit edilmiştir. Son olarak, Çankırı'da meydana gelen çeşitli doğal afetler çalışılıp, halkın bu afetlerden ne derece etkilendiği ve bu konuda mahalli ve merkezi hükümetin aldığı tedbirlerin neler olduğu tespit edilmek suretiyle, merkezi hükümtin sosyal hizmetler görevini doğrudan üstlendiği anlaşılmıştır. Bu çalışmanın Osmanlı şehir tarihi çalışmaları ile Çankırı tarihine dair araştırma yapan ve yapacak olanlara katkı sağlaması ümit edilmektedir.

19. yüzyıl20. yüzyılDoğal afetler+7
Sıraç Aktürk
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Görsel kültür elemanı olarak 20. Yüzyıl'da afişin toplumsal süreçlere etkisi

Bu araştırma görsel kültür olgusu çerçevesinde üretilen afiş tasarımlarının toplumsal değişim süreçlerine olan etkisini incelemektedir. İncelenecek olan afişler günümüz kültürünü tanımlayan yaklaşımlar bağlamında ele alınacaktır.20. yy'da başlayan ve 21 yy'a doğru büyük ivme kazanan bir değişim olgusuyla birlikte entelektüel ve gündelik hayatımızda görsel düşünme olanaklarının hızla arttığı ve neredeyse yazınsal düşünmeyi gerekli kılan birçok yöntem ve koşulun çağdışı görülmeye başlandığına tanık olmaktayız. Bireyler artık daha hızlı algılamak ve daha çabuk çözümlemek istemekteler. Algılarımızı yönlendirmede artık görsel ortamlar ve olanaklar çok daha önemli hale geliyorsa bu yönlendirmelerin toplumsal süreçlere etkisi de daha güçlü oluyor diyebiliriz. ?Afiş?ler bu görsel ortamlara katkı sunan en önemli unsurlarından biri olarak bu toplumsal dönüşüm sürecinde nasıl bir işlev üstleniyorlar? Sorusu bu araştırmanının ana sorunsalını oluşturmaktadır. Bu sorunun cevabını afiş tasarımlarının geçmiş XX. yüzyıl afişleri ve toplumla etkileşimi incelenerek verilebilir. Bu sayede bizler afiş tasarımlarının ve grafik tasarımcıların gelecekte toplumları nasıl etkileyebileceğinin ve toplumların dönüşümündeki rolünün ne olduğunun bilgisine ulaşılabiliriz.Araştırmanın birinci bölümünde ?görsel ve ?görsel kültür? kavramları tanımlanmaya çalışılmış, farklı düşünürlerin bu kavramlara yaklaşımları incelenmiş, çeşitli söylem ve ideolojik yaklaşımlar bağlamında görsel kültürün toplumsal analizleri değerlendirilmiştir.İkinci bölümde, görsel ortamların en önemli araçlarından biri olan afiş, bir tasarım nesnesi olarak ele alınarak gerek teknik ve artistik gerekse içerik ve söylem bakımından incelenmiştir.Üçüncü bölümde, 20. yüzyılda bireylerin ve toplumların algısal değişim süreçlerinin politik, ekonomik ve sosyolojik özellikleriyle afişlere nasıl yansıdığı araştırılmış, toplumsal hayatın ürettiği yeni değerlerin afiş tasarım ölçütlerine etkilerine bakılmıştır.Dördüncü bölümde ise afişlerin toplumsal süreçlerin değişimine doğrudan ya da dolaylı etki yapıp yapmayacağı sorgulamasına ışık tutacak örnekler incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Görsel kültür, toplumsal süreçler, kitle kültürü.

20. yüzyılAfiş sanatıAfişler+7
Erol Çitci
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Selçuk Baran'ın romanlarına göstergebilimsel bir yaklaşım

Dünyadaki bilimsel, teknolojik ve toplumsal gelişmelere paralel olarak uyum sağlayan edebi eleştiri yöntemleri 20 yy.ın başlamasıyla çeşitlilik kazanır. 20. yy.dan önce bir yapıt eleştiri çatısı altında değerlendirilirken ?yapıt odaklı değil de- yapıtı ortaya koyan yazara, yazarın yetiştiği çevreye, eğitime vb. etmenlere göre bir değerlendirme yapılmakta idi. 20. yy.da akılcı düşünce ile hareket eden modernist sanatçılar eski sanat eleştirmenleri gibi yapıtı dışsal faktörlerle değerlendirme yerine, dil bilim ve dilbilgisi gibi kavramların ışığı altında değerlendirmeye başlarlar. Kazanılan bu anlayış da yapısalcılık ve post-yapısalcılık gibi yöntembilimlerini ortaya çıkarır. Yapısal kökenli olan göstergebilim ise göstergeleri temel alarak incelemeye ve eleştirmeye başlayarak kendi yöntembilimini ortaya koyar. 20. yüzyılın en önemli ve en önde gelen kuramı olan göstergebilim, mimariden sinemaya, reklamdan televizyona, antropolojiden dilbilime kadar pek çok sahada kendine uygulama alanı bulur ve zaman içinde edebî eserlerin anlaşılmasında da kullanılan bir metot olmaya başlar. Hangi metotla gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin göstergebilim incelemelerinin temel amacı insanı kuşatan anlamlar evrenini ve bu evren içindeki anlamların üretilme sürecini kavramaktır.İki ana bölümden oluşan çalışmamızın birinci kısmında göstergebilimsel eleştiri yönteminin temel ilkeleri açıklanmış ve ek olarak Selçuk BARAN'ın hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Selçuk Baran'ın Güz Gelmeden, Bozkır Çiçekleri ve Bir Solgun Adam adlı romanlarına göstergebilim eleştiri yöntemi uygulanmıştır.Anahtar Kelimeler: Göstergebilim, Selçuk Baran, Bir Solgun Adam, Bozkır Çiçekleri, Güz Gelmeden

20. yüzyılBaran, SelçukEdebiyat+3
Neslihan Kösedağ
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20. yüzyıl New Age akımı üzerine karşılaştırmalı bir analiz

Yirminci yüzyılda ortaya çıkmış, senkretik ve eklektik özellikler gösteren yeni dini, yarı-dini, spiritüel gruplardan birisi New Age (Yeni Çağ) akımıdır. Bu isim, benzer inanç, yönelim ve pratikleri olan ve 1980'lerde popüler hale gelen bir grup akım için de kullanılmaktadır. Herhangi bir değişmez, mutlak metin, dini kurum ve din adamları hiyerarşisinden yoksun olan bu akım daha çok meditasyon, kanal olma (channelling), reenkarnasyon, kristaller, psişik deneyim, holistik sağlık, reiki, yoga gibi konulara ilgi duyan alternatif ruhsal alt kültürleri tanımlamakta kullanılır. New Age akımı literatüründe 19. ve 20. yüzyılda ortaya çıkan dini, spiritüel, felsefi akımlardan ve doğu spiritüel geleneklerinden alınan terimler, benlik merkezli bir felsefi temelde yeniden yorumlanarak kullanılmaktaktadır. Bu terminolojide Tanrı, Tanrıça, Yüksek Benlik (High Spirituality), İçsel Çocuk (Inner Child), Mutlak Güç (Absolute Power) gibi ifadeler insanın iç potansiyel ve enerjilerini göstermektedir. New Age akımı özellikle şifa (healing) üzerinde durur. İnsanın içinde onun fiziksel ve psikolojik sorunlarının üstesinden gelmesini sağlayan kozmik bir güç vardır. Aynı güç evrende çeşitli güç merkezlerinden de enerji hatları ile yayılmaktadır. İnsanlar bilinçlerindeki gelişmeyle içlerindeki bu gücün farkına varacaklar böylelikle herhangi bir dışsal otoriteye (dini kurum, hiyerarşi, rehber vs) ihtiyaç duymadan bu güçlerini kullanacaklardır. Astrolojik olarak dünyanın Kova Burcu Çağı'na (Age of Aquarian) girmesiyle dünya genelinde ortaya çıkacak spiritüel uyanış, bu güçlerin daha etkin bir şekilde kullanıldığı, daha spiritüel, huzur dolu bir dünyanın habercisi olacaktır. Tezimiz yukarıda özellikleri kısaca verilen New Age akımının içerisinde yer alan farklı dünya dinlerinin mistik geleneklerinden alınan kavramları, pratikleri ve tekniklerini ortaya koymayı ve tanıtmayı amaçlamaktadır. Bu amacı gerçekleştirirken de bu akımın otorite olarak kabul ettiği kişilerin eserlerinden yani birinci el kaynaklarından yararlanılmıştır. Anahtar kelimeler: New Age, yeni dini akımlar, modern dinsellik, yoga, meditasyon.

20. yüzyılDini akımlarFikir hareketleri+5
Emre Uysal
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

20 yüzyıl hadis eksenli oksidentalizm çalışmaları- Fuat Sezgin örneği

Hz. Muhammed (s.a.v.), İslâm dininin iki kaynağı olarak Kur'ân ve sünneti bırakmıştır. Kur'ân, bu dinin ana kaynağıdır. Sünnet ise, Kur'ân'ın tefsir ve açıklaması durumundadır. Başlangıcından bu yana Müslüman ilim adamları, ağırlıklı olarak bu iki konu üzerinde çalışmalarda bulunmuşlardır. Haliyle İslâm'a inanmayanlar, onun aleyhinde çeşitli faaliyetleri sürdürmüşlerdir. Bunlar, özellikle batı dünyasında zamanla kurumsallaşarak oryantalizm adı altında faaliyetlerini organizeli bir şekilde sürdürmeye devam etmişlerdir. Batı kökenli oryantalizm kelimesi, şarkiyatçılık ve doğu bilimi olarak bilinmektedir. Onlar, günümüzde de çeşitli isimlerin altınde İslâm âleminin ve genel olarak doğunun her yönünü ele alıp incelemeketedirler. Oryantalizme karşı bir tepki niteliğinde ortaya çıkan çalışmalar, oksidentalizm olarak tanıtılmaktadır. Yine batı kökenli olan oksidentalizm, ğarbiyatçılık ve batı bilimleri diye bilinmektedir. Oksidentalizm, oryantalizm kadar organizeli bir şekilde faaliyet gösterememektedir. Çünkü oryantalizmin arkasında kilise ve batının kurumsal desteği bulunmaktadır. Oksidentalizmin arkasında ise böyle kurumsal bir destek bulunmamaktadır. Oksidentalizm hareketi, İslâm âleminde bireysel faaliyetler şeklinde gelişmeye devam etmektedir. Bu faaliyetler, çeşitli İslâm devletlerinde geliştiği gibi, Türkiyede de kendini göstermektedir. Aslında bu alandaki çalışmaların izlerine, dünyanın çeşitli yerlerinde rastlamak mümkündür. Oryantalist düşünce İslâm'ın çeşitli yönlerini hedef alıp saldırırken, özellikle hadis sahasına geniş yer vermektedir. Ona göre oksidentalizmde de, hadis savunusu önemli bir yer almaktadır. Bu nedenle günümüze kadar hadis oksidentalizmi alanında çeşitli eserlerin yazıldığına şahit olmaktayız. Muhammed Mustafa el-Azâmî ve M. Fuat Sezgin, bu alanda eser yazanların başında gelmektedir. İslâm bilim tarihi alanında kendisini kabul ettiren Sezgin, hadis oksidentalizmi konusunda da büyük bir boşluğu doldurmaktadır. Onun, hadis kültürünün şifâhî nakilden ziyade yazılı belgelere dayandığı ve senetlerde yer alan ravilerin birer yazılı belgeyi ifade ettiğine dair iddiası, oryantalistler tarafından incelenmeye devam etmektedir. Onun"Buhârî'nin Kaynakları Hakkında Araştırmalar" isimli eseri, bu konuda yapılmış önemli bir çalışmadır. Bu kitapta, rivayet kültürünün oluşum ve gelişimi hakkında bilgi verildikten sonra, dört bölüm işlenmektedir. Bu bölümlerin birincisinde, hadislerin ilk yazılı kaynakları, ikincisinde Buhârî'nin Kur'ân tefsiri ve filolojik kaynakları üzerinde durulmaktadır. Üçüncü bölümde, Buhârî'nin "el-Câmiu's-Sahîh" adlı hadis kitabının farklı rivayetleri, dördüncü bölümde ise bu hadis kitabının lahikaları incelenmektedir. Bu eserinde özellikle Buhârî ile ilgili ciddi tenkitlerde bulunan Sezgin'in de tekide açık çeşitli yönleri de bulunmaktadır. Sezgin'in bu alandaki çalışmaları, Türkiyede, İslâm âleminin diğer ülkelerinde ve batı dünyasında ele alınarak incelenmektedir. Bu nedenle onun hakkında çeşitli akademik çalışmaların yapıdığına şahit olmaktayız. Onun hadis oksidentalizmi alanındaki çalışmaları ilehadisin değişik konuları ile ilgili modern hadis tartışmaları devam etmektedir. Anahtar Kelimeler: Oryantalizm, oksidentalizm, hadis oksidentalizmi, Buhârî, Fuat Sezgin.

20. yüzyılHadisKur'an-ı Kerim+4
Ali Karakaş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00

İlgili konular